Bir Hayat, Bir Şiir, İ ki Kent Roni Margulies 21 Ekim 2009 http://www.obarsiv.com/e_voyvoda_0910.html OsmanlBankasAriv ve Arat rma Merkezi'nde yap lan konuma metni, arat rmac lar n kiisel kullan mlariçin web sayfam za konulmaktad r. Bu konuma metinleri, ticari amaçlarla çoğalt l p dağ t lamaz veya OsmanlBankasAriv ve Arat rma Merkezi'nin izni olmaks z n baka kurumlara ait web sitelerinde veya veritabanlar nda yer alamaz. Bir Hayat, Bir Şiir, İ ki Kent Roni Margulies Bu ak am kendi iirim ve Cahit Külebi hakk nda konu acağ m. Cahit Külebi yi seçmemin nedeni, onun Cumhuriyet dönemi Türk iirinin hakken az teslim edilen airi olduğ unu dü ünmem. Benim gözümde Türkiye deki anlat mc iir geleneğ inin, yani Abdülhak Hamit, Yahya Kemal, Naz m Hikmet, Edip Cansever ile gelen geleneğ in belki de be inci büyük önemli ismi Cahit Külebi; ama hiç kimse en sevdiğ i airler aras nda Cahit Külebi yi saymaz, çünkü 1980 lerden sonra Türkiye de çok yayg nla an, nas l tarif edeceğ imi tam bilemediğim bir iir anlay yerle ti: Güzel söz söyleyen, zekâ oyunlaryapan, kelime oyunlaroynayan, z rzopluk diye tabir edebileceğim bir iir anlay. Bu iir anlay nda bir iirin bir bütün olarak önemi yoktur. Mühim olan güzel bir dize yakalamak, birkaç güzel kelimeyi bir araya getirmektir. İ lhan Berk in ifadesiyle, bu anlay taki iir anlama dü man d r. İ lhan Berk bunun böyle olmasgerektiğinden söz ediyor; kendisini air olarak dü ünmememin nedenlerinden biri de bu. Böyle bir iir anlay n n Cahit Külebi ye çok olumsuz bakmasçok doğ al, çünkü onun iki tür iiri vard r; biri çok iyi, biri çok kötüdür. Ben, iyi olan ndan söz ediyorum. Türkiye de iç göç olgusu ciddi ölçekte ba lamadan önce 1930 larda Cahit Külebi göçü yazar; çünkü kendi hayat n n en temel eylemlerinden biri göç etmiolmakt r. Külebi 1928 doğ umludur ve san yorum 1930 lu y llar n sonlar nda göç etmi tir. Tokat n Niksar kasabas ndan kalk p İ stanbul a gelir ve öldüğ ü güne kadar yazd ğ bütün iyi iirlerin temasgöçtür. Kötü iirlerinin temasise Mustafa Kemal. 1
İki unsuru vardr iirinin: Biri, ayrldğyere, yani Niksar a duyduğu özlem, diğeri de geldiği yerde, yani büyük ehirde, göç etmibir köylünün hissettiği yalnzlk, yabanclk, çaresizlik, yavayavabütün büyük umutlarn boçkmas, arkadalklarn uzak ve kopuk olmas. Bunlar bir ölçüde hepimize çok tandk gelen eylerdir, ama Külebi nin iirini çok iyi bir iir klan udur: Bu ülkede göç çok önemli bir olgu. Bu konuda iir yazaym, ben de bu konuyu iirlerime yanstaym diye mekanik ve ezbere bir yaklamda bulunmaz. Dediğim gibi, daha Türkiye de göç önemli bir olgu değilken kendisi göç etmiolduğu için son derece kiisel bir yaklamvardr göçe. Cahit Külebi nin ilk kitabnn ikinci iiri olan İstanbul u okumak istiyorum: Kamyonlar kavun tar ve ben Boyuna onu düünürdüm, Kamyonlar kavun tar ve ben Boyuna onu düünürdüm, Niksar da evimizdeyken Küçük bir serçe kadar hürdüm. Sonra âlem değiiverdi Ayrsu, ayrhava, ayrtoprak. Sonra âlem değiiverdi Ayrsu, ayrhava, ayrtoprak. Mevsimler ne çabuk geçiverdi Unutmak, unutmak, unutmak. Anladm bu ehir bakadr Herkes beni aldattgitti, Anladm bu ehir bakadr Herkes beni aldattgitti, Yine kamyonlar kavun tar Fakat içimde arkbitti. 2
İstanbul un gerçekten Türk edebiyatnn en güzel iirlerinden biri olduğu kansndaym. Tam da bunu anlatmaya çalyorum Cahit Külebi nin iirinin mükemmel bir iir olduğundan söz ederken. Şu kadar basit: Şiirde hiçbir fiyaka, hiçbir caka, hiçbir dokuz heceli kelime, hiçbir kelime oyunu, hiçbir iir sanat/oyunu yok, ama her eyi anlatyor. Niksar da yaadğhayata, çocukluğuna duyduğu özlemi ifade ediyor air. İstanbul a geldiğinde hissettiklerini Herkes beni aldattgitti / Anladm bu ehir bakadr / Ayrsu, ayrhava dizeleriyle anlatyor ve bütün bunlarn sonucunda dünyann değimediğini söylüyor: Yine kamyonlar kavun tar / Fakat içimde arkbitti Bu kadar basit; adeta türkü sözü gibi... Bütün iyi iirlerinde becerir bunu Külebi. Tokat, Niksar, İzmir ve/veya İstanbul ve Ankara da bulunmu. Bunlarn arasndaki farkve doğduğu yerden uzak olmann kendi hayatna etkisini yazar. Göç etmiolsun veya olmasn, bu iirleri okuyan birinin bunu alglayamamasmümkün değil. Bir anda mesele göç olmaktan çkar ve İçimde arkbitti ye gelir. Bir diğer iirinde, Tokat a Doğru da da aynbasitliği, aynyalnlğgöreceğiz. Burada da bir dize var ki, gene İçimde arkbitti gibi okuyunca vuruyor insan. Çamlbelden Tokat a doğru Tozlu yollarn aktğrmak! Ben seni çoktan unuttum; Sen de unuttun mu, dön geri bak. Atlarn kuyruğu düğümlü, Bir yandan yağmur yağar slak; Bir yandan hamutlar ak ak eder, Bir yandan tekerler döner, dön geri bak. Orda, derenin içinde İki üç akça kavak, Tekerler döner, bam döner, Kavaklar yeeriyor, dön geri bak. Orda, derenin içinde İki üç çrlçplak 3
Alçack damdüündükçe Gözlerim yaaryor, dön geri bak. Irmaklar gibi uzaklar Bir türkü kadar uzak Tekerler iki çizgi brakr, Hamutlar ak ak eder, dön geri bak. Bu kadar basit bir iir, ama gözlerim yaaryor. Dön geri bak dizesinden daha anlam ve duygu yüklü bir dize yazmak bence zor. Şunu anlatmaya çalyorum: Şiir, insann kendi giydiği ayakkabnn vurduğu yerden yazldğzaman büyük iir olma ansnyakalyor. Şöyle iir yazmak mümkün değil bence: Ben sosyalistim; dolaysyla içi snfhakknda m, mücadele hakknda m, fabrikadaki içinin sorunlarhakknda miir yazmam gerekir? Belki gerekir; ama ben bunlaryaamyorum ki! Bunlar benim zihnimde olan eyler; kemiklerimde hissettiğim değil. Kemiklerimde hissetmediğim bir eyi Bunu yazmam gerekir, doğrusu budur diye düünüp yazdğm zaman ya ezber, ya klie, ya mekanik, hissedilmemi, sahici olmayan bir iir çkar ortaya. Sahici kelimesini çok önemsiyorum. Şiiri iir yapan bence sahiciliktir; Cahit Külebi yi bu kadar büyük air yapan da. Çok kötü bir iir olmakla birlikte Külebi nin bir de Çemikezek ya da Patnos gibi bir yer hakknda bir iiri vardr; buradaki köy imgeleri güzeldir. Ama sonunda der ki Çemikezekliler, Patnoslular; yurda dağln, Mustafa Kemal in öğretmenleri olun, yurdumuza k götürün. Bu, Cahit Külebi nin Böyle yapmaldr insan diye düünüp anlattğbir konu ama kendisi yapmam; yani o kadar da kemiklerinde hissedip hayatn yönlendirecek ölçüde hissettiği bir ey değil bu, ezbere bir iir. 23 Nisan müsamerelerinde okunacak tarzda ve o tempoyla, o ses tonuyla okunursa iyice komik olacak bir iir. Kendimden bahsetmeyi pek sevmem, ama 17 yanda liseyi bitirdim ve uçağa binip İngiltere ye üniversiteye gittim. 14 ila 17 yaarasnda herhalde bütün dünyadaki en güzel üç beyerden birinde, yani Bebek srtlarnda Robert College de lise okudum. Lise yllarzaten insann hayatndaki en güzel yllardandr. Hiçbir sorumluluk yoktur snav geçmek dnda, snav geçmek de çok zor bir ey değildir Türk eğitim sisteminde. Sorumluluk yoktur, ama aynzamanda beyin çok açk ve çok alcdurumda olduğu için okunan, aratrlan her ey 4
heyecan vericidir; yani hem eğlenceli, hem heyecanl, hem de sorumsuz bir dönemidir insan hayatnn lise yllar. Hayata atldktan sonra her ey biraz daha yokuaağgitmeye balyor. Bu üç yl, üstelik Feridun Fazl Tülbentçi Lisesi Türkçe öğretmenleri tarafndan değil de eğreti, aykrinsanlar sayldklariçin Amerika da yaamak istemeyip baka ülkelerde hocalk eden ve eğitime yaklamçok farklolan Amerikalöğretmenler tarafndan verilen derslere girince daha da bir heyecanloluyordu. Bütün bunlar Boğaz srtlarnda oluyordu. Dersten kendimizi attrmak için çok büyük çabalar sarf ederdik, çünkü dersten atldğmz takdirde Aiyan n hemen üstünde, Teras a sigara içmeye giderdik. O dönemin arkadalklarda çok zaman insann hayatnn sonuna kadar süren arkadalklard. Benim hâlâ iki üç en iyi arkadam lise arkadalarmdandr. Ksacas, böyle bir ortamdan çkp 17 yanda Londra ya gittim. Londra zaten büyük, zor bir ehir. İngilizler ulusal stereotipteki kadar soğuk insanlar değil, ama 17 yanda, biraz kendini beğenmi, biraz herkesi küçük gören bir delikanlnn oraya gidip kolayca sosyal çevrelere girip çkmasda mümkün değil. Dolaysyla gidip uzun yllar kalnca yalnzlk çekmemek imkânsz. Yllar geçtikçe İstanbul insann sadece doğup büyüdüğü kent olmaktan çkyor, simgesel hale geliyor. Neyin simgesi? Doğup büyünen yer; ama aynzamanda gençlik, aynzamanda lise, aynzamanda Robert Kolejli, kendini beğenmibir delikanlnn Ben dünyayfethedeceğim dediği yer. Ben o yüzden okumak için İngiltere ye gittim. Arkadalarma öyle söylediğimi hatrlyorum: Ben tarihin kysnda yaamak istemiyorum, tarih burada alnp taklit ediliyor, Bat da yaplyor. Ben tarihin yapldğyerde ve o sürecin bir parçasolarak yaamak istiyorum. Böyle iddialydm. Bugünlerde böyle düünmüyorum, artk ağzmn paynaldm. İstanbul bu hayallerin kurulduğu ehir; üstelik bu hayaller gerçeklememise, hayal edildikleri dönem daha da bir önem kazanyor insann hayatnda; yani çocukluk, gençlik, sorumsuzluk zamanlarnn geçtiği ve ayrca dünyayfethetmeye çalan bir çocuğun 10 yl, 20 yl, 30 yl sonra uzaktan gördüğü yer oluyor İstanbul. Ben 30 küsur yl Londra da kaldm; İstanbul a gelip gidiyordum. Gelip gidilmediği zaman belki daha hayalî ve afakî bir ey olacak İstanbul; ama Paskalya, Noel bayramlarnda ve yazn gelip gidince onun gerçekliği ve özlemi hiç kaybolmuyor. 35 yl hiç görmediğiniz bir yeri özlemek zordur ve o özlem biraz uçuk kalr. Somutluğunu giderek kaybeder, hayalî bir ey haline gelir; ama gidip gelince somutluğunu hiç kaybetmez. Benim durumumda da böyle oldu. 5
Gitmeden önce, ortaokulda iir yazmaya balamtm. Kaln bir klasörüm vard. O ilk yazdğm iirler duruyor, onlara bakmyorum; çünkü bir kere bakmtm, çok komik ve utandrcgelmiti bana. Bir daha bakmadm, ama atmadm da. Sanyorum Londra ya gitmeseydim ya vazgeçecektim bu iten ya da o kadar kötü iir yazmaya devam etmeyecektim... Ya yine öyle yazmaya devam edecektim demek üzereydim ki, o olamaz. İnsan yazmaya devam ettiği takdirde ustalk kazanyor. En azndan iin zanaat tarafn birazck daha iyi becermeye balyor; ama sonuç olarak onlar taklit, sahici olmayan iirlerdi. Kendi yaadğm herhangi bir eyden değil, okuduğum baka airlerden veya romanlardan, duyduğum eylerden çkarlmezbere iirlerdi. Büyük ölçüde öyle yazmaya devam ederdim herhalde. Anlattğm süreç sonucunda 17 yanda, cmbzla denizden alnp karaya atlan bir balk gibi hissettiğim zaman kendimi, ayakkabvurmaya balad. Hiç farknda değildim. Bunu o zamanlar bilinçli olarak düünmedim. Ama benim de artk yazabileceğim, kemiklerimde hissettirebilecek ölçüde actan bir ey vardhayatmda. Benim yazdğm hemen hemen her iir, görünürdeki konusu ne olursa olsun, bence bunun hakkndadr. Bunu çok uzun zaman sonra, imdiden çok uzak olmayan bir geçmite daha bilinçli bir ekilde düünmeye baladm. Söylei yapmaya geliyor gazeteciler ve u soruyu soruyorlar; Sizin iiriniz ne hakknda, neye önem verirsiniz? O zaman insan düünmeye balyor. Bir de Yahudi air misiniz? diye sorarlar. Konumuzla ilgisi yok, ama Değilim derim. Türk air misiniz? O da değilim. Bunlardüünüp bilinçli olarak farkna vardktan sonra, mesela son iir kitabmn adntk 1980 koydum. 1980, Türkiye de kendi bana anlamolan bir yl; hiç aklma gelmemiti. 12 Eylül diye düünüyor herkes, ama hiç alakasyok. TK 1980 Türk Hava Yollar nn İstanbul- Londra seferinin sefer saysve kitabn içindeki bütün iirler gidigelihakknda; 30 yl burada olmadktan sonra kendimi burada da evde ve vatanmda veya kendi toprağmda hissetmiyor olmak hakknda. Kitap tamamen İstanbul ile Londra arasndaki hava sahasyla ilgili; yani ne oral, ne buralolmakla, her iki yerde de kendini aynölçüde yabanc hissetmekle ilgili. İstanbul böyle bir ey olmutu artk benim için. 6
Bu noktada bir iir daha okuyalm. Bu, benim bu konuyu kabul etmeme yol açan iir. Ad İki Kentin Öyküsü Benim diğer iirlerime kyasla uzunca, Memleketimden İnsan Manzaralar na kyasla ise çok ksa bir iir. Otuz dört yama bastğm gün yllarmlondra'yla İstanbul arasnda eit paylatrmolduğum geldi aklma. Ve bu yl bir gün, krkmda, babodolarken Londra sokaklarnda, her köenin, otobüs durağnn, heykelin, nehrin her bir kvrmnn, her eyin, eski bir öykü anlattğnfark ettim bana. Konutuğumu fark ettim kentin her tayla (volta atarken bir kasabann anacaddesinde, selamlar gibi karma çkan herkesle). Elinde küçük bir çakyla yaramaz bir çocuk RM harflerini kazmsanki kentin her yanna. İte ilk sevgilimle Londra daki ilk ylmda, Parlamentonun gotik fiyakasnn yanbanda, güneli günlerde gelip oturduğumuz tahta sra ve her an eğilip nehre değecekmigibi duran demiryolu köprüsünün kenarndaki yaya yolu. Karda Fransz filmleri izlerdim bir bama. Bir yandan garip bir gurur, bir yandan korku, bir yandan da hüzün verirdi bana yalnzlğm (bir yemeğin tadgibi anszn hatrlanan bu duygu hâlâ yoklar beni zaman zaman). İte karköede yeil deri koltuklar ve ahap masalaryla The Swan bar: Hulusi ve Mehmet le gittiğimizin üzerinden daha bir yl geçmeden birini bir kadn, 7
birini pankreas kanseri almtelimden. İte Elsa yla son kez konutuğum telefon (ksa bir konuma, yanma kalmtson jeton). Ve ilk sosyalist gazetemi sattğm iyeri (yal, Hintli bir metal içisiydi: Benden, demiti, geçti ama, bir de siz deneyin haydi ). Bir gün babam Skntlyken içki içme demiti, keyifsizken daha kötü eder insaniçki. Haklym: Şurada her gece içmitim ölümünü beklerken. Sahilyolu nun kenarnda denizden yeni çkm tarihöncesi bir canavar gibi duran Cerrahpaa çocukluğumdan beri hep korkunç gelmitir bana. Şimdi de zaman zaman bir çocuk sanatçgibi, turnede gibi hissetmekten alamyorum kendimi: Bir sahne gibi geliyor Londra bana bazen, piyes İngilizce, oyuncularn çoğu Türkiyeli. O akam yalbir turist durdurdu beni, bir adres sordu, her gün geçtiğim önünden. Durakladm. Bilmem aklmdan neler geçti. Kusura bakmayn, dedim, Londraldeğilim ben. İki üç senedir, kürkçü dükkânna dönen tilki gibi dönmübulunuyorum İstanbul a. Londra da oturduğum yeri kapatmyorum. Hem komünist, hem Yahudi... BurasTürkiye, belli olmaz, kaçabilecek bir yer olsun diye; ama tersine çevirdim. Eskiden ylda iki üç defa bir aylğna buraya gelirdim, imdi ylda iki üç defa bir aylğna Londra ya gidiyorum. Yine kurtulamadm. Beikta ta bir daireye yerletim. Benim çeitli koleksiyonlarm vardr, onlar hep annemin yatağnn altnda, çekmecelerde filan dururdu. Örneğin, camaltkoleksiyonu. İlk defa duvara çktlar, ilk defa oturduğum yerden onlargörebiliyorum. Anlalan, yakn bir zamanda belki de Londra yözlemeye balayacağm. Henüz böyle bir ey yok, zaten özlem duygusunu kaybettim. Sanrm 35 yl bir ey özlendiği zaman artk o, o kadar doğal bir his oluyor ki, Şu anda İstanbul u özlüyorum diye düündüğüm bir an hiç 8
olmamtson yllarda. Londra yla ilgili böyle bir ey olmad; tahminen yaknda balayacaktr. Ondan sonra da ben İstanbul u çok iyi bildiğim, ama bir sorana Ben aslnda İstanbullu değilim, Londralym diyen bir iir mi yazacağm, bilmiyorum. Ama benim hayatmda ve iirimde bu iki ehir çok tayin edici oldu. Eğer sahici olmaybecerebiliyorsa iirim, bu iki ehir sayesindedir. 9