1. Basım: 2013 Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Recep Eren Kapak Baskı: Azra Matbaası; Sertifika No: 27857 Adres: Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok Kat: 3 No: 3/2 Topkapı, Zeytinburnu, İstanbul İç Baskı ve Cilt: Özal Matbaası; Sertifika No: 26699 Adres: Davutpaşa Cad. Emintaş Kazım Dinçol San. Sitesi No: 81/39 Topkapı, İstanbul 2. Basım: 1000 adet, Ekim 2014 ISBN 978-975-07-1913-4 Can Sanat Yayınları Ltd. Şti., 2013 Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. Can Sanat Yayınları Yapım, Dağıtım, Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Yayıncı Sertifika No: 10758 Hayriye Caddesi No. 2, 34430 Galatasaray, İstanbul Telefon: (0212) 252 56 75-252 59 89 Faks: 252 72 33 www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com
Bu kitabın sahibi:...
Aslı Tohumcu Almanya da doğdu. Bursa da, dedesinin dizinin dibinde komik masallar dinleyerek büyüdü. En büyük hayali çizgi film oyuncusu olmaktı. Oyunculuğa yeteneği olmadığından yazarlıkta karar kıldı. Şimdilerde, yazdığı kitaplarla rolden role bürünüyor. Günlerini, kızı Tomris le türlü yaramazlık yaparak geçiriyor. Yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitapları: ÜÇ, İKİİİ, BİRR, ATEŞ! 1, ÜÇ, İKİİİ, BİRR, ATEŞ! 2,
EKSİMUS SERÜVENLERİ 1 ÜÇ KİŞİLİK ORDU İçindekiler Tuhaf Bir Sabah, 11 Daha da Tuhaf Bir Kahvaltı, 20 Çocuktan Al Haberi, 24 Sürprizler Bitmek Bilmiyor, 29 Kaçakların Başı Dertte, 35 Acil Durum Protokolü Demek!, 38 Şifre: Çözmesini Bilene, 43 Herkes Bir Şeylerin Peşinde, 49 Tavan Arası, Geçmişin Eksik Yarısı, 55 Tüneller Yankı Yapar, 62 Eyvah, Korkulan Yaklaşıyor, 66 Bu Konuk da mı Nankör Çıkacak?, 69 Yerin Kulağı Vardır, 73 Beklenmedik Bir Dostluğun Başlangıcı, 78 Muhabbet Fazla Uzamıştı, 81 Kazdığı Kuyuya Düşebilir İnsan, 85 Üç Kişilik Ordu, 89 Kötülük Yola Çıkıyor, 97 Maske Düşer, Sır Çözülür, 101 Bir Ölü Daha Dirilmiş, Haberiniz Yok, 105
Sabah Sabah, Her Sabah Bir Olay, 108 Ya Canını Ya Torununu!, 112 Kin Tutanlar İçin İntikam Zamanı, 115 Nasıl Bir Film Çevriliyor Aşağıda?, 119 Yolcu Yolunda Gerek, 124 Anlat Anlat, Heyecanlı Oluyor, 129 Ne Derler Bilirsiniz, Dinsizin Hakkından..., 135
Canım, ciğerim Burcu Aktaş a, bir tanecik kardeşim Burak Turhan a..
Evin ahşabı korkunç bir çatırtıyla inliyor. Bu yorgun ev nelere şahit oldu yüz yıllık ömründe, ancak böylesini görmedi. Bu fırtına, bir başka art niyetli. Ev gözlerini kapatıp kendini dinliyor, bütün pencere ve kepenkleri, balkon kapıları örtük. Yaşlı da olsa cephesinde su geçirecek tek bir çatlak yok; bak işte bununla ne kadar övünse az. On yaz önce taşınan yeni sakinleri, dünyanın bütün fırtınaları kopsa korkacak tipler değiller. Bu yüzden, ailenin iki çocuğu da gökyüzü üstlerine yıkılmayacakmışçasına huzurlu, ancak nedense her zamankinden daha derin bir uykuda. Prize bağlı elektronik eşyalar, o prizlerden yanlışlıkla çakacak bir kıvılcım ihtimali olmasa ev rahat bir nefes alacak ama... Ah, eski dostunun, şu alıç ağacının gövdesinden çıkan tuhaf çatırtılar da var tabii... Çatıdaki rüzgârgülü o kadar hızlı dönüyor ki gri 9
Aslı Tohumcu ÜÇ KİŞİLİK ORDU bir lekeden farkı kalmamış. Ev, bu çatı çatıldığında rüzgârgülünün tepesine kondurulan paslanmış horozun dönen başı için çok üzülüyor. Çatının çürüğe çıkmış beş on kiremidi yıllardır mesken tuttukları yerden firar etti edecek; neyse ki bu kıyamette dışarıda gezinecek kadar akılsız kimse yok. Yok mu, hadi oradan! Bu sağanağın altında bile parıldayabilen şu siyah minibüsün kapısını açmış, hava günlük güneşlikmişçesine bekleyen karanlık görünüşlü tip kim o zaman? Ya minibüse doğru boynu bükük yürüyen, içlerindeki fırtına dışardakini bastıran bu iki yetişkin? Ah, hayır, onlar olamaz, lütfen onlar olmasın... Hey! Durun! Nereye böyle? Çocuklar... Çocuklar ne olacak? Onları bırakıp gidemezsiniz! 10
Tuhaf Bir Sabah Kutlu yattığı yerde gözlerini açmadan kedi gibi gerindi. Gerinirken de kendi kulaklarının bile güçlükle duyabildiği bir mırıltıyla saymaya başladı: On, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir, şimdi! Tam o anda yatak odasının kiraz ağacından, çift kanatlı kapısı, uğradığı hoyratlığa isyan edercesine gıcırdayarak sonuna kadar açıldı. İkiz kız kardeşi Umay ın canlı sesi odayı doldurdu: Kalksana tembel! Kutlu kendini bildi bileli her sabah aynı saatte böyle başlardı güne. Bu düzen sadece üç aylığına, o da Umay bisikletten düşüp ayak bileğini kırdığında bozulmuştu. Kutlu, ikizinin başına bir şey gelmesini asla istemese de o üç ay boyunca yaşadığı huzurlu sabahları sık sık anıyor, arıyordu. 11
Aslı Tohumcu ÜÇ KİŞİLİK ORDU Umay odanın pencerelerinden birini açmış kepenklerle boğuşurken, Gece acayip bir fırtına kopmuş oğlum, dedi. Annem boşuna, Top atsalar uyanmıyorsunuz, demiyor bize. Kutlu yeşil gözlerini nihayet açıp yatağında doğruldu. Umay ın açtığı kepenkten içeri giren gün ışığının tatlılığında, gece bir fırtınanın koptuğuna inanmak zordu. Pencereye yaklaşıp da bahçenin halini görünce şaşkınlıktan dili tutuldu. Babamın ektiği fideler, diyebildi ancak. Umay, Boşversene fideleri, diye atıldı. Güzelim alıç ağacı devrilmiş, fideler nasıl ayakta kalsın! Ardından ayağını sıkıntıyla yere vurarak, Görüyor musun, gene kaçırdık bütün eğlenceyi, diye yakındı. Kutlu, sevindiğini saklamaya gerek görmedi. İsabet olmuş bence. Hadi gel, kahvaltı edelim, kurt gibi acıktım. Umay, Neden şaşırmadım acaba! diye sırıttı. Çünkü ben hep kurt gibi acıkırım! Ama bu sabah ağzımda tuhaf bir tat var nedense. Pas gibi mi? diye sordu Umay. Kutlu somurttu. Dalga geçmek için sence de çok erken bir saat değil mi! Umay, Dalga geçtiğimi kim söyledi oğlum? Dişimi fırçaladım, hatta senin o iğrenç yeşil suyunla gargara bile yaptım ama bir türlü geçmedi o pas tadı, dedi kaşlarını kaldırarak. 12
Kutlu, Ee, dün yediğimiz bir şeydendir, diye kestirip attı ve kapıyı açarak koridora çıktı. Daha iki adım atmamıştı ki Umay, pijamasının üstünden çekerek onu durdurdu. Yine ne var? dedi Kutlu. Sabah sabah kardeşinin acayiplikleriyle uğraşmayı canı çekmiyordu. Sence de bir gariplik yok mu? diye sordu Umay. Kutlu evin sessizliğine kulak kabartmayı nedense istemedi. Kötü bir haberi ertelemeye çalışır gibiydi. Oysa annesiyle babasının her sabah horozlardan bile önce kalktığını pekâlâ biliyordu. Alt kattan gelmesi gereken sabah gürültülerini duyamamak sinirlerini gerdi. Sessiz... diye mırıldandı sıkıntıyla. Evet, ya! dedi Umay bilmiş bilmiş. Gel şunlara bir bakalım, yine ne işler çeviriyorlar acaba? Kutlu nun bir şey demesine kalmadan, Umay evin iki katını birbirine bağlayan merdivenin ahşap tırabzanına çıkıp kendini aşağı bırakmıştı bile. Bir araç kullanma şansın varsa bir yerden bir yere neden yürüyesin akıllım, diye kıkırdadı kız kardeşi, tırabzanın sonuna gelip ahşap zemine atlarken. Kutlu nun aşağı gelmesini beklemeden, merdivenin hemen sağındaki, eve sonradan eklendiği belli, beyaz Amerikan kapının koluna asıldı. Başını açtığı kapıdan içeri uzattığında, Yok artık! diye bağırdı. Kutlu bir aksilik olduğunu anlamış, basamakları Aslı Tohumcu ÜÇ KİŞİLİK ORDU 13