Eğitim. Resul KESENCELİ EĞİTİMDE



Benzer belgeler
OSMANLILAR Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLI MEDRESELERİ. Tapu ve evkaf kayıtlarına göre orta ve yüksek öğretim yapan medrese sayısı binden fazlaydı.

Osmanlı nın ilk hastanesi:

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

MEDRESELER VE OSMANLI MERKEZÎ YÖNETİMİ

50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /

Sonuç. Beylikler dönemi, Anadolu'da Türk kültür ve medeniyetinin gelişmesi

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

DEVRİNİ AŞAN ALİM ULUĞ BEY

OSMANLI ARAŞTIRMALARI

İsmail E. Erünsal, Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar, Timaş Yayınları, İstanbul 2013, 581 s.

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11

Beylikler,14.yy. başı BEYLİKLER DÖNEMİ

Proje Adı. Projenin Türü. Projenin Amacı. Projenin Mekanı. Medeniyetimizin İsimsiz Taşları. Mimari yapı- anıt

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI. (Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

s12 s14 s16 s18 s20 s26 s28 s36 s38

T.C MARMARA ÜNİVERSİTESİ Adalet Meslek Yüksekokulu

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar.

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

UŞAK'DA BIR KÖPRÜ KITABESI ÇANLı KÖPRÜ (H M. 1255)

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14

Bin Yıllık Vakıf Medeniyeti ve Vakıfların Eğitimdeki Yeri Sempozyumu

İN'ÂMÂT DEFTERİ ÇERÇEVESİNDE II. BAYEZİD DÖNEMİ İSTANBUL MEDRESELERİNE BAKIŞ

Bu doküman Kâtip Çelebi tarafından 1632 de yazılan ve İbrahim Müteferrika nın eklemeleri ile Matbaa-ı Amire de basılan Kitabı-ı Cihannüma nın

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi

Doğuda Kahramanmaraş ve Gaziantep, Batıda Mersin, Kuzeyde Niğde, Kayseri, Güneyde Akdeniz ile çevrilidir.

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

YÖNETMELİK. Trakya Üniversitesinden: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU HAZIRLIK EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

TEKNİK EĞİTİM VAKFI SENEDİ. Vakıf senedinin altında isim ve adresleri belirtilen şahıslar tarafından kurulan vakfın adı " TEKNİK EĞİTİM VAKFI" dır.

SORULARLA PROJE OKULU

TIP BAYRAMI DR. YAHYA R. LALELİ

MOLLA GÜRANİ ( ) (Ahmed bin İsmail bin Osman el Kuranî)

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM... 1 Genel Hükümler... 1 Amaç... 1 Kapsam... 1 Dayanak... 1 Tanımı... 1 İKİNCİ BÖLÜM...

İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

Cami Kavramı Üzerine Çözümleyici Bir Açılım Denemesi

KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ

II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

Osmanlıdan Günümüze Hamam Kültürü

Sultanım, müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini dolaşıp, mevcut suları bir inceleyeyim!.

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları)

T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak

TÜRK-İSLAM DEVRİ YAPILARINDA ESKİ ESER KAÇAKÇILIĞI TAHRİBATI, NEDENLERİ VE ÇARELER

Kültürümüzde ilme verilen önemi nasıl açıklarsınız?

VEFEYÂT. Doç. Dr. Musa Süreyya Şahin

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

Tel: / e-posta:

Aziz Ogan: Kültürel ve Tarihsel Hazinelerin İzinde Bir Arkeolog ve Müzeci

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ

SU KANALI PROJESİ - ETİYOPYA

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ SOSYAL HİZMET ÜNİTESİ 2015 YILI ÇALIŞMA RAPORU

Memlüklerin Son Asrında Hadis -Kahire Halit Özkan

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINDA ÜCRETSİZ VEYA BURSLU OKUTULACAK ÖĞRENCİ VE KURSİYERLER HAKKINDA YÖNETMELİK

RADYO VE TELEVİZYON TAMİRCİSİ

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

TARİH BOYUNCA ANADOLU

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ

Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Beylikler ve Anadolu Selçuklu Dönemi Mimari Eserleri. Konya Sahip Ata Cami Erzurum Ulu cami Saltuklar

T.C. YAŞAR ÜNİVERSİTESİ HAZIRLIK SINIFI ÖNLİSANS VE LİSANS ÖĞRENCİLERİ BURS VE EĞİTİM-ÖĞRETİM ÜCRETİ İNDİRİM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

Saray Mutfağının Halka Açılan Kapısı Doç. Dr. Zeynep Tarım Ertuğ 12 Mart 2008

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - ( )

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi Y. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1998

İçindekiler. xi Şema, Harita, Tablo ve Resimler xiü Açıklamalar xv Teşekkür xvü Önsöz

PATENT MEVZUATI YÖNÜNDEN ÜNİVERSİTE MENSUBU KAVRAMI VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE ÇALIŞANLARIN BULUŞLARI

Tel: (224) Tel iç hat: Faks: (224) Faks iç hat: temel terim, kavramlar.

BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM

HOPA NURİ VATAN ANADOLU LİSESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BRİFİNG DOSYASI

TOKAT IN YETİŞTİRDİĞİ İLİM VE FİKİR ÖNDERLERİNDEN ŞEYHÜLİSLAM MOLLA HÜSREV. (Panel Tanıtımı)

İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Beylerbeyi Özel Anaokulu, İlkokulu ve Ortaokulu Okul Aile Birliği Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN.

LABORATUVAR CİHAZLARI BAKIM ONARIM USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Sorumluluk ve Tanımlar

Zeytinburnu Belediyesi

İSLAM TARİHİ II DR. HALİDE ASLAN

T.C DİCLE ÜNİVERSİTESİ Adalet Meslek Yüksekokulu

Yeniçağ ın Hükümdarı Fatih ve Bilimin Özgürlüğü

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam)

TÜRKİYE PEYZAJI (FAKÜLTE)

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ

Transkript:

Eğitim Resul KESENCELİ EĞİTİMDE MEDRESE VE VAKIFLARIN ROLÜ Osmanlılar, medrese eğitimi ve dolayısıyla ilim ve bu sahanın adamlarına değer verdiklerinden, bunların tahsil ve eğitim konusunda karşılaşabilecekleri her türlü sıkıntıyı ortadan kaldırmaya çalışmışlardı. 22

Ilk dönem Osmanlı ilim hayatı hakkında bilgi veren D Ohsson a göre Osmanlı Devleti ndeki ilmi faaliyetler, daha Osman Gazi döneminde başlamıştı. O, bu konuda şu bilgileri vermektedir: Osman Gazi, Söğüt te yeni imparatorluğun temelini atarken hazine ve silah ile beraber ilmî ve kültürel faaliyetlere hususunda da gayet müteşebbis idi. İlmî yönden ilerlemeyi ve en azından eski medreseleri oldukları gibi muhafaza etmeyi arzu ederdi. Veliahdı ve oğlu Orhan Gazi, İznik te devletin kurumlarını yükseltirken orada bir de, bir asrı aşan bir zaman boyunca Osmanlı medreselerinin en yükseği olarak bakılacak olan bir medrese yaptırdı. Yeni kurulmuş (731/1330) ve kendi ismi ile adlandırılmış olan bu medresenin idaresi, Dâvûd-ı Kayserî ye verildi. Orta ve yüksek öğretimi gerçekleştiren Osmanlı medreselerinin ilki, Orhan Gazi tarafından 731/(1330) tarihinde İznik te açılmıştı. Orhan Gazi, bu medrese için vakıflar kurmuştu. Geliri, medrese, müderris ve talebeye tahsis edilen vakıf köyler, her türlü Tekâlif-i Örfiyye den (Örfi vergiler) muaf idiler. Nitekim Orhan Gazi den çok daha sonraki tarihlere uzanan 27 Cemayizelevvel 1136/(23 Şubat 1724) tarihli bir arz (arşiv belgesi), İznik e bağlı Kozluca Köyü nün, adı geçen medreseye vakfedildiğini göstermektedir. İznik, bir ilim merkezi olarak önemini XV. yüzyılda da korumuş ve bu yüzden şehre âlimler yuvası ünvanı verilmişti. İznik Medresesinin yetiştirdiği ünlü âlimlerden biri de Osmanlıların ilk Şeyhülislâmı Molla Fenarî dir. Osmanlıların, ilk bir buçuk asır içinde yaptırmış oldukları medreselerin derece ve sınıf itibariyle en mühimleri İznik, Bursa ve Edirne de idi. Devletin kuruluşu esnasında İznik Medresesi, beyliğin birinci sınıf medresesi idi. Bu medresede yapılan eğitim ve görülen öğretimin derecesi hakkında kesin bir bilgiye sahip olmamakla beraber, müderrisliğine (Öğretim Üyeliği ne) tayin edilmiş olan şahıslar, bunların hayatları ve eserleri, dolayısıyla ilmî kapasiteleri tedkik edilecek olursa bu medresenin oldukça yüksek seviyede bir eğitim ve öğretim kurumu olduğu düşünülebilir. Gerçekten Kahire de ihtisasını yapıp memleketine dönen ve orada birçok talebe yetiştiren Dâvûd-ı Kayserî (öl. H. 751/ M. 1350) nin şöhretini duyan Orhan Gazi, onu Kayseri den getirterek İznik te yaptırtığı medreseye müderris olarak tayin eder. İznik medresesinin ilk müderrisi olan Dâvûd-ı Kayserî, Muhyiddîn-i Arabî nin üvey oğlu Sadreddîn-i Konevî nin halifelerinden tefsir sahibi ve Muhyiddîn-i Arabî nin Fusûsu l-hikem adlı eserini şerheden Kemâleddin Abdurrezzâk el-kâşî nin (öl.1329) halifesi olup yüksek tahsilini Mısır da yapmıştı. Dâvûd un halefleri olan Taceddîn el-kürdî ve Alâeddîn el-esved de devrin büyük bilginleri arasında sayılıyorlardı. Bu nokta göz önünde tutulursa İznik Orhaniye Medresesi ni yüksek seviyeli eğitim ve öğretim veren bir müessese olarak kabul etmek gerekir. Devlet Merkezi / İlim Merkezi Bursa nın fethinden sonra orada da medreseler kurulur. Bundan dolayı İznik ikinci dereceye inerek Bursa daki Sultan Medresesi birinci dereceyi alır. Orhan Gazi den sonra oğlu Murad (Murâd-ı Hüdâvendigâr), Bursa Çekirge de eski kaplıca civarında bir cami, medrese ve imaret yaptırarak, bu konuda babasından aşağı olmadığını göstermişti. Yıldırım Bâyezîd, Hisar dışında bir cami ve medrese yaptırmakla Bursa nın bir ilim ve irfan merkezi haline gelmesini ve şehrin hisar dışına taşarak genişlemesini sağladı. Çelebi Sultan Mehmed in Bursa da kurduğu medrese, diğerlerine nazaran ayrı bir hususiyete sahiptir. Sultâniye Mederesesi denilen bu tahsil kurumunda ilk müderris Mehmed Şah Efendi (öl. 839/1435) dir. Molla Şemseddin Fenarî nin oğlu olan bu zatın ilk dersinde öğrencilerden başka Bursa nın belli başlı âlimleri de hazır bulunmuş, yeni müderris Mehmed Şah Efendi de medreselerde okutulan ilimlere dair sorulan suallere cevap vermişti. Bundan sonra, Sultâniye müderrislerinin, böyle umumî şekilde ders vermeleri bir gelenek haline geldi. Bilhassa Bursa Sultâniye si kurulduktan sonra İznik medresesi, ikinci dereceye düşmüştü. Buna karşılık bir ilim merkezi olarak Bursa ilk sıraya yükselmişti. Bu durum, Sultan 2. Murad ın Edirne de Üç Şerefeli Camii 23

ne verilmeyen yüz akçe yevmiye verilmeye başlar. Hâlbuki bundan önce İznik Medresesi müderrislerinin yevmiyesi otuz, Bursa daki Sultan Medresesi müderrislerinin ise günde (yevmiye) elli akçe idi. İlmin İtibarı yanındaki Saatli Medresesi ni kurmasına kadar devam eder. Edirne devlet merkezi olduktan sonra, 2. Murad zamanında, 841(1437) yılında başlanarak bazı arızalar sebebiyle 851(1447) senesinde tamamlanan Üç Şerefeli Camii yanındaki medrese ile Dâru l-hadîs, o tarihte Osmanlı ülkesindeki medreselerin üstünde yer almaya başlar. Böylece Bursa daki Sultâniye Medresesi, gerek eğitim ve öğretim, gerekse tahsîsâtı bakımından ikinci dereceye düşer. Üç Şerefeli Medrese müderrislerine o tarihe kadar hiçbir medrese öğretim üyesi- Osmanlılar, medrese eğitimi ve dolayısıyla ilim ve bu sahanın adamlarına değer verdiklerinden, bunların tahsil ve eğitim konusunda karşılaşabilecekleri her türlü sıkıntıyı ortadan kaldırmaya çalışmışlardı. Bu devlette ilim ve onun mensuplarına itibar edilip saygı gösterildiği için İran, Turan, Horasan, Dağıstan, Hindistan, Buhara, Halep, Şam, Mısır ve Karaman gibi birçok İslam ülkesinden bilginler İstanbul a akın etmişti. Bu akın sebebiyle devletin merkezi olan İstanbul, yavaş yavaş İslâm dünyasının ilim merkezi haline gelmişti. Osmanlılar, medreselerdeki eğitim ve öğretim faaliyetlerini vakıflar vasıtasıyla devam ettirdiler. Fatih Sultan Mehmed in, İstanbul u feth eder etmez Sahn-ı Semân medreselerini tesis ettirmesi ve bunların giderlerini sağlamak için vakıf kurmasından sonra, devlet merkezi olduğu gibi ilim merkezi haline de gelen İstanbul da, başta hükümdarlar olmak üzere sultanlar, vezirler, ilim adamları, bazı saray mensupları ve maddî durumu iyi olan halk tarafından pek çok medrese inşa olunmuştu. Yalnız Mimar Sinan ın baş mimarlığı sırasında İstanbul da inşa edilen medreselerin, 6 sı Süleymaniye medreseleri olmak üzere, 55 i bulmaktadır. XVII. asrın son çeyreğine girildiğinde ise İstanbul daki medrese sayısının 126 ya ulaştığı görülmektedir. Fetihten XIX. asra kadar İstanbul da inşa edilen medrese sayısı 500 ü aşmaktadır. XVI. asrın ortalarında Süleymaniye Medresesi nin açılması ile Türkiye, kesin şekilde, İslâm dünyasının en üstün eğitim veren müesseselerine sahip oldu. Sınıf usûlü yoktu. Softa veya talebe-i ulûm denilen medreseli, kabiliyetine göre bir basamağı, birkaç yılda da, bir ayda da bitirilebilirdi. 25 yaşında müderrisliğe çıkan kabiliyetler de az değildi. Her derece, o derece müderrisinin icazeti ile tamamlanırdı. Müderris, okuttuğu mevzuu öğrendiğine kanaat getir- 24

diği softanın, bir üst dereceye başlamasına izin verirdi. Müderrisin dersi, umuma açıktı. Softa olmaya lüzum yoktu. İsteyen her vatandaş, gelip dinleyebilirdi. Bu müderrislerin dersleri, bu yüzden çok kalabalık olurdu; bazan medresede yapılamaz avluya çıkılırdı. Okuyan softaya her türlü sosyal güvenlik sağlanmıştı. Bedava yer içer, yatıp kalkardı. Softanın yemeği ve yatacağı yerinden başka kitabı, mumu, odunu da sağlanmıştı. Fatih Medresesi nde softaların yatıp kalkması için 300 oda vardı. Her odada 4 veya 5 softa yatıp kalkardı. Gündüz devam eden talebenin de aynı sayıda olduğu kabul edilirse, yalnız Sahn-ı Semân Medresesi nde XVII. asır ortalarında 3000 e yakın talebenin bulunduğu anlaşılır. Süleymaniye Üniversitesi nin kapasitesi ise daha büyüktü. Fatih Üniversitesi (Sahn-ı Seman) nin her odası için hizmetkar biri vardı. Bu 300 hizmetkâr, temizlik, ısıtma gibi işlere bakardı. Müderrisler, softalardan ayrı bir salonda yemek yerlerdi. Medresenin 70 kubbeli muazzam bir mutfağı vardı. Mutfak, yalnız softalara değil, bütün fakirlere açıktı. Böyle muazzam teşkilatı olanlar yanında, mütevazı, bugünkü ortaokul seviyesindeki medreseler de pek çoktu. Tarikatlardaki mürşid-mürid geleneği, ulemây-ı rüsûmu yetiştiren medrese öğreniminde de vardı. Hoca-talebe münasebetleri, bugünkü gibi değildi. Hoca, talebesine her bildiğini verebilmek için çok büyük gayret gösterir ve yetiştirdiği talebe ile iftihar ederdi. Müderrisler Medreselerdeki müderrisler, bugün üniversitelerdeki öğretim görevlileri gibi, akademik kariyerde bulunan şahıslar idiler. Ortaöğretimde ders verenler, bugünkü tabirleriyle en az Araştırma Görevlisi veya Doktora; yüksek öğretimdekiler ise Doçent ya da Profesör statüsünde kabul edilirler. Eğitim öğretimin başarıya ulaşmasında birinci derecede ehemmiyetli olan müderrisler ya da genel anlamda hocalar, bilhassa ilk dönemlerde çok büyük iltifat görmüşlerdir. Osmanlı toplumunun karakteristik özellikleri olarak ilme ve âlime saygı duymalarından, müderrisler de kendilerine düşen payı almışlardır. Hem toplumda hem de devlet mekanizmasında ayrıcalıklı bir mevkie sahip olan müderrisler, içtimaî hayatta olduğu kadar, siyasî ve ekonomik hayatta da imtiyaz sahibi olmuşlardır. İlmiye sınıfına mensup olan müderrislerin, hemen bütün ihtiyaçları devlet, zengin kişiler veya vakıflar tarafından karşılanmıştır. Çok yüksek olan maaşlarıyla müderrisler, ilmî çalışma ve ders verme gibi konularda da serbest bırakılmışlardır. Yani müderrisler kendi yetişme biçimlerine, mensup bulundukları okullara ve talebelerin seviyelerine dikkat ederek istedikleri kitabları ve dersleri, vakfiyeyi de göz önüne almak şartıyla okutmakta serbesttirler. Bununla birlikte bu kadar saygıdeğer olan müderrislerin yetişmesi, medreseyi bitirip müderris olması çok kolay değildir. Bir müderris en yüksek dereceli okuldan mezun olurken imtihana tabi tutulduğu gibi, bir süre bekledikten sonra, herhangi bir medreseye atanırken de rüştünü ispat etmek zorundadır. Mesela; Sahn-ı Seman müderrisliklerinden boşalan bir yer için başvuran iki müderris, ilk önce çeşitli devlet erkânının huzurunda sorulan sorulara yazılı olarak cevap vermişler, bu cevaplar incelendikten sonra tekrar kendilerine gösterilmiş ve bunu müteakip de aralarında münazara yapıldıktan sonra kazanan kişi ehil olduğunu ispatlayıp müderris olabilmiştir. Vakfiyelerde müderrislerin bu işe liyakatli, kapasiteli ve bilgili olmalarına dair olan şartlar oldukça sık geçmektedir. Bununla beraber mezun olan bir müderris, ilk kademedeki medreseden başlayarak ancak bu şekilde terfi edebilirdi. Medrese-Vakıf İlişkisi Bu bölümde medreseleri anlamamızda bize yardımcı olması için, genel hatlarıyla, medrese vakıf ilişkisini İktisadî, idarî ve hukukî boyutta ele alacağız. İktisadî Durum: İlk başlarda da söylediğimiz gibi Osmanlı toplumunda içtimaî müesseseler padişah ve ailesi, devlet erkânı, zengin kişiler ve vakıflar vasıtasıyla yapılmaktaydı. Medreseye (veya müesseseye) bağışlanan her türlü menkul, gayrimenkul, para vs. gelirler va- 25

kıf mallarını teşkil etmektedir. Medresenin bütün ihtiyaçlarını (müderristen talebeye ve talebeden temizlikçisinin masrafına kadar her türlü harcamayı) karşılamayı vakıflar üstlenmişlerdir. Eğitim işinin ehemmiyetine binâen, eğitim öğretimin verimli bir şekilde yapılabilmesi Kasimiye Medresesi için medrese elemanlarının bütün istekleri karşılanmaya çalışılmıştır. Evliya Çelebi nin ifadesiyle her softanın yemeği ve yatağı ücretsiz olduktan başka odunu ve mumu da ücretsizdir; her oda için ayrı bir hizmetkâr vardır. Talebelere vakıf gelirinin günde belirli bir miktar harçlık ayrılmıştır ve vakıflar çok zengin niteliktedirler. Müderrisler için de aynı durum geçerlidir; onların maaşları da zamanın toplum yapısına göre en yüksek ücretleri yine vakıf gelirinden karşılanmıştır. Ayrıca yardımcıları, lojmanları, hizmetçileri ve kendilerine ait odaları vardır. Bu durumda hem talebeler, hem müderrisler hem de başka yerlerden gelen âlimler buralarda kalabildiği için, bir yandan müderris talebe arasındaki iletişim güçlenirken, diğer taraftan da misafir âlimlerden de istifade etme imkanı doğmakta idi. Her türlü ihtiyacın karşılanması konusunda vakfiyelerde bilhassa mevzu üzerinde durulmuştur. Eğitim konusunda çok çeşitli vakıfların varlığına şâhid olmaktayız. Öyle ki, bazı vakfiyelerde vakfın ya da birkaç vakfın bütün gelirlerinin bazen de mesela bir köy ya da beldenin gelirlerinin hepsinin sadece bir medreseye tahsis edildiğine sık rastlanmaktadır. Bazı vakfiyelerde vakfın gelirlerinin tamamının sadece medreselerdeki talebelerin yazın soğuk su ihtiyacını karşılamaya tahsis edildiğini, bir takım vakıfların da yaz aylarında talebelerin mesire yerlerine götürülerek temiz hava almaları için kurulduğu görülmektedir. İdarî Durum: Medreseler; medreseyi yaptıran kişi ya da kişilerin (Vâkıf) düzenledikleri ve bugünkü anlamda bir iç tüzük mahiyetinde olan, bir müessesenin nasıl çalışması ve hangi kurallara göre yürütülmesi gerektiğini gösteren şartlara göre, yani vakfiyelere göre yönetilirler. Bu belgede vâkıf, medreseyi ne için kurduğunu anlatır, hangi gelirleri tahsis ettiğini belirtir ve zamana göre hangi derslerin okutulması gerektiğini yazar. Vakfiyedeki (zamana ve topluma göre değişebilen) şartlar istikametinde medrese; vakfın Mütevelli si tarafından idare edilir. Bazan tek kişi de olabilirse de, çoğunlukla bir çeşit Yönetim Kurulu niteliğindeki bir heyet olan Mütevelli, medresede eğitimin lâyıkıyla yapılıp yapılmadığı, ihtiyaçların tesbiti gibi mevzularda vazifelidirler. Müderrislerin de bu kurulda yer alması, talebe müderris arasındaki yardımlaşma ve iletişimi sağlarken, çeşitli konularda idare ile ilgili meselelerin çıkmasına de mânî olunmuştur. Hukukî Durum: Medreseler; ders seçimi, metodoloji, zaman ayarlaması ve kitapların tesbiti gibi, konularda (vakfiyedeki kurallara uymak şartı, ancak zamanın ve ihtiyaçların durumuna göre şekillenmek koşuluyla) serbest bırakılmışlardır. Medresenin ekonomik bakımdan kendisine yetmesi bu durumu, yani serbestliği daha da kuvvetlendirmiştir. Böylece medresenin büyümesi ve gelişmesi, ilişki içinde bulunduğu unsurlarla (talebe, müderris, idare, halk, sosyokültürel hayat vs.) âzamî birlik ve bütünlük içinde hareket etmesinde oldukça faydalı olmuştur. Ayrıca bir eğitim müessesesi olarak medreselere, hem devlet hem de halk tarafından ihtimam gösterilmesi, bu müesseselerin fikrî hayatta, ilmîlik, sosyal ve kültürel yaşantıda olduğu kadar siyasî ve iktisadî alanlarda da ağırlığını koymasını ve söz sahibi olmasını sağlamıştır. Bibliyografya A. Çangaoğlu, Osmanlı Medresesine Eğitim Açısından Umumi Bir Bakış, Yeni Ümit Dergisi, Sayı: 35, Ocak-Şubat-Mart 1997. - Evliya Çelebi, Seyahatname, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayınları,. 2008. İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinde İlmiye Teşkilatı, Türk Tarih Kurumu Yay., c.i, 1988; İslam Ansiklopedisi, Vakıf Maddesi, c. XXIII s.153-172. Millî Eğitim Bakanlığı Yay. İstanbul 1982. M. Fuat Köprülü, Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu, Akçağ Yay., Ankara 2006. 26