SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 2 BAKİ SARISAKAL
SULTAN MEHMET REŞAT İSTANBUL DAN AYRILIYOR Dün İstanbul un büyük ve tarihi günlerinden biri idi. Bir gün ki ulviyet ve ihtişamı şahit zai iftiharı olanların ebediyen hafıza-i hürmetinde yer alacak, bir gün ki sayfa-i atiyeyi tarihiyemizi, tarihi Meşrutiyetimizi parlaklığıyla ebediyen tenviç edecektir. Sevgili Padişahımız Sultan Mehmet Han Hazretleri bir müddet muvakkate için İstanbul dan ayrılacak Rumeli nin saf afakını, hurriyetperveranesini, teşrifi hümayunları ile bahtiyar edecekti. İstanbul un mesaisi daha sabahtan bu büyük günün şeref ve ulviyetini tebcil için süratle donatılmış, bütün İstanbul ahalisi sahillere dökülmüştür. Herkes bekliyor, sevgili ve muhterem Padişahlarının İstanbul ufuklarına doğru atfedecek son nazire-i vedadan bir hisse ve iftihar almak için bekliyordu. Sarayburnu ile Üsküdar ciheti sahilleri sanki bir mahşer olmuştu. Bütün gözler her iki tarafta bir mihrak iştiyakta toplanmış, bütün kalpler aynı his ile zebran ediliyordu. Bu bir yığın halk arasındaki mektep talebesinin, küçük masumların okudukları neşide-i hürriyet, bu manzara-i ulviye içinde izleyicileri ağlatmamak kabil değildi. Osmanlılık kitle-i mahyasını teşkil eden rabıta-i hissiye ve tarihiye bütün kanlarda dolaşıyor, simalarda bir tecelli ulvi ile numayan oluyordu. Evet, Padişahımız, o muhterem ve ulvi büyük babamız, bugün İstanbul a veda edecek, bizleri yalnız bırakacaktı. Bunu düşünmek kalpleri titretiyordu. Lakin bu ayrılış bir müddet içindi. Osmanlılık ailesi ise sadece İstanbul dan ibaret değildi. Bizler nasıl samimiyet ve ulviyet ile padişahımıza bağlı bulunuyorsak, aynı suretle bütün Rumeli, bütün Anadolu da aynı bayrak altında yaşayan bütün vatandaşlarımızda o muhterem ve vücut mübareği görmeğe müstahak idi. Tebaa-i sadıkai hümayunlarının bu hissiyat samimiyesine vakıf olan halifei zişanımız, sevgili ve Meşrutiyetperver padişahımız şimdi Rumeli de, Kosova Sahralarında didarı mübareklerini görmek için canfedayane bekleyen muhterem kardeşlerimizi bahtiyar edecekti. Artık hareket vakti yaklaşıyor. Bütün gözler denizden ayrılmıyor. Herkes sabırsızlıkla bekliyordu. Kayıklar şuradan buraya, oradan öteye gidip geliyordu, vapurlar dolaşıyor, bayraklar bu saf bahar gününde, saf akşam güneşi altında dalgalanıyordu. Bütün dimağları yalnız bir fikir, bütün kalpleri yalnız bir ulvi hissi dolduruyordu. Dimağları işgal eden bu fikir, kalpleri imla eden bu his ne idi? Bu yalnız sevgili padişahlarının saadet ve selametle seyahat hümayunlarına muvaffak olması, didarı hümayunlarına müştak olan Rumeli ahali muhteremesini şeref mülakatlarıyla bahtiyar ettikten sonra yine selamet ve inayet buyurmaları temenni-i halisanesi idi. Bu kalbi temennilere karşı muhterem Padişahımızın kalbi hümayunlarının da o yolda mütehassıs olduklarına şüphe yoktu. Çünkü devlet ve millet ikisi de aynı günde mesut oldu. Aynı güne hürriyete kavuştu. Onlar devri sabıkın bütün felaketini beraber duydular. Beraber tahammül ettiler. Aynı elem ve ızdırabı çektiler. Nihayet yine beraber olarak Hürriyet ve Meşrutiyetin nimetlerinden yaralanıyorlar. Makamı Ali Hilafeti bir esarete tahvil eden devri istibdat bugün artık maziye karıştı. Bu gün Meşrutiyet muazzezimiz ile beraber o Makamı Mübeccel ve ulvide layık olduğu nimeti hürriyete mazhar olmuştur. İşte sevgili Padişahımız Efendimiz Hazretlerinin Kosova Sahralarında hatıra-i ihtişamları hala yaşayan şehriyari Hüdavendigar Han Gazi Hazretlerinin Meşhedi mübareklerine doğru iptida buyurdukları seyahat hümayunları bu hakikatin tarihiyesidir. Artık beklenen an geldi. Vapur hareket etti. Bütün dudaklardan, bütün kalplerden saf ve ulvi bir dua sesi yükseldi. İstanbul Limanı şimdi tarihi bir dakika yaşıyordu. Meşrutiyetperver Padişahımız gidiyor, toplar atılıyor, bütün vapurların bacalarından yüksek bir ahenk teşyii bütün hayatı umumiyeyi beldeyi istila ediyor, kalpler samimi dualar ile çarpıyordu. Nihayet vapur şehrimizden yavaş yavaş uzaklaştı. Şimdi o sultaniyet ve haşmet Marmara nın ağuşunda uzaklaşıp gidiyordu.
Sultan Mehmet Reşat Rumeli Seyahatine Başlamak İçin Saraydan Ayrılıyor Saat üç buçukta zatı şahaneyi teşyii eylemek üzere davet olunanlar teşrifatçılar tarafından istikbal olunarak Sarayı Hümayunun birinci kat salonuna kabul olunmuşlardır. Şahzedegan huzurasıyla yukarı kat salonuna, vükela, ayan, mebusan reisleri birinci kat salonuna, ricali ulemaya ve mülkiye alt katta büyük salonun sağ tarafına, erkan ve ümerayı askeriye mezkur salonun sol tarafına, rüesa-i ruhaniye Sadrazam odasına, sofra salon mahsusa kabul olunarak bir müddet istirahattan sonra saat dört buçukta güzergah şahanede bulunmak üzere teşrifat memurları vasıtasıyla ve tanzim edilen program mucibince şehzadegan hazretiyle sofra birinci kat salonunun merdiveni başında iki taraflı, vükela, ayan, mebusan, rüesa-i ruhaniye, memurin mülkiye, ricali askeriye, matbuat heyeti sarayın denize bakan kapısı önünde yer almışlardır. Padişah hazretleri 5 e doğru mübayun hümayunlarından çıkarak heyetin önünden aheste aheste geçişi esnasında nakibi ala Şeref Efendi tarafından bir dua kıraat edilmiş ve müteakiben huzurata hitaben zatı şahane: Hakkımda gösterdiğiniz ihtiramata teşekkür ederek cümlenizi Cenabı Hakka emanet eylerim. kelemat taltifanelerini irad buyurmuşlardır. Zatı Hazreti Padişahi saat tam beşte denize nazır olan kapının önünde teşrifi şahaneye muntazır olan yedi çifte kuşaklı kayığa binerek Barbaros Hayrettin Zırhlısına doğru hareket buyurmuşlardır.
Barbaros Hayrettin Zırhlısı Zatı Hazreti Padişahî nin saray rıhtımından ayrılmasıyla evvela Barbaros tan selam topu atılmış, bunu civarda bulunan karakol sefaini Avanale Zırhlısı, İstanbul Vapuru, İzzettin Vapuru Karadeniz Boğazına doğru hareket eden Rus sefaret maiyet vapuru taraflarından atılan toplar takip etmiştir. Bu sırada her tarafta büyük bir alkış sedası yükseliyordu. Barbaros un etrafında sandal ve şirket vapurları, Haliç Seyri Sefain Şirketi Vapurları tarafından ihta edilmişti. Bütün bu mahşer izdiham içinde yükselen alkışlar arasında Barbaros bulunuyordu. İstanbul
Bahriye baştanbaşa sancaklarla donatılmış, İstanbul Limanı milli bir bayram manzarası arz ediyordu. Galata ve İstanbul kalelerinde dahi sancaklar çekilmişti. Barbaros Zırhlısına Pdişah bindikten sonra Grandi Direğine Padişaha mahsus sancak keşide edilmişti. Padişah Efendimiz Hazretleri,Maarif Nazırı ile Dahiliye Nazırı tarafından istikbal buyrulmuşlardır. Zırhlıya Padişah Hazretlerinin binmesiyle Ertuğrul Zırhlısı tarafından Sultani Mrşı terennüm edilmiş ve beş buçukta Barbaros hareket etmiştir. Resmi selama Limanda bulunan tekmil sefaret maiyet vapurları iştirak etmişlerdir. Bundan sonra zatı şahaneye hamil bulunan Barbaros yavaş yavaş Marmara ya doğru harekete başlamış ve Kumkapı açıklarında donanmaya iltihak eylemiştir. Bütün İstanbul halkı zatı şahaneyi her taraftan alkışlara gark ettiği bu esnada donamadan toplar atılmaya başlamıştır. Böyle muhteşem bir suretle Padişahımız Efendimiz Hazretleri İstanbul afakından ayrılmıştır. Donanma Ayastafanos açıklarında 8 mil süratle harekete başlayacaktı. Gelibolu ahalisi tarafından izhar olunan arzu üzerine Padişahımız Sabahleyin Gelibolu önünden geçilmesini ferman eylemiştir. Çarşamba günü saat 8 de Selanik e muvasalat eylenecektir. Vakit geç olmak ve Zatı Hazreti Padişahi istirahatta bulunmak için o gün sadece erkanı vilayetten oluşan bir heyeti kabul edecektir. 1 Sultan Mehmet Reşat 1 Tanin 6 Haziran 1911