Berlin'e yapılan göç



Benzer belgeler
Göçmenlere olan bakışınızı değiştirecek 4 harita

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Türkiye İle Yabancı Ülkeler Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik Ve Spor Alanlarında Mevcut İşbirliği Anlaşmaları

ĠSVĠÇRE DE DĠL EĞĠTĠMĠ

2013 EKİM DIŞ TİCARET RAPORU

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2015 Nisan Ayı İhracat Bilgi Notu

TR 71 BÖLGESİ 2013 YILI İHRACAT RAPORU AHİLER KALKINMA AJANSI

SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU

2015 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU

Araştırma Notu 15/179

2014 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU

2018 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2015 Mart Ayı İhracat Bilgi Notu

2013 KASIM DIŞ TİCARET RAPORU

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

2014 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU

Dünya Mültecileri Hakkında Anahtar İstatistikler

2016 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2016 Mayıs Ayı İhracat Bilgi Notu

2014 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU

MEDRESE VE İSLAM KÜLTÜR MERKEZİ İNŞA PROJESİ- VİETNAM

2014 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU

2018 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU

ÇORAP SEKTÖRÜ 2016 YILI VE 2017 OCAK AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2017 TEMMUZ AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU. İTKİB Genel Sekreterliği Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi.

ALMANYA KUZEY REN VESTFALYA BÖLGE RAPORU

SN. YETKİLİ DİKKATİNE KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ

2015 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU

türkiye talep profili 2014

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü

2015 NİSAN DIŞ TİCARET RAPORU

Türkiye ve Avrupa Birliği

2014 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2015 Haziran Ayı İhracat Bilgi Notu

Berkalp Kaya KASIM 2018 TAŞIMACILIK İSTATİSTİKLERİ DEĞERLENDİRME RAPORU

2013 NİSAN DIŞ TİCARET RAPORU

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü

Beyin Gücünden Beyin Göçüne...

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar Ankara, Turkey

2019 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU

"AVUSTURYA'DAKİ BOSNALI VE TÜRK GÖÇMENLER" 1

OCAK-EYLÜL 2017 DÖNEMİ TAŞIMACILIK İSTATİSTİKLERİ DEĞERLENDİRMESİ

Dünya da ve Türkiye de İş Sağlığı ve Güvenliği

2017 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU

2017 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Ağustos 2018 İhracat Raporu

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Mart 2018 İhracat Raporu

EFA 2008 Küresel İzleme Raporu e Kadar Başarabilecek miyiz? Önemli Noktalar

2017 YILI TAŞIMACILIK İSTATİSTİKLERİ DEĞERLENDİRME RAPORU

2017 YILI İLK İKİ ÇEYREK BLOK GRANİT DIŞ TİCARET VERİLERİ

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

2016 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU

OİB Eylül 2017 İhracat Bülteni. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği İhracat Bülteni

2014 NİSAN DIŞ TİCARET RAPORU

TÜRKİYE TURİZMİ Değerlendirme Raporu

2015 KASIM DIŞ TİCARET RAPORU

OİB Ağustos 2018 İhracat Bülteni. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği İhracat Bülteni

TÜRKİYE İŞSİZLİKTE EN KÖTÜ DÖRT ÜLKE ARASINDA

Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2015 Yılı Eylül Ayı İhracat Bilgi Notu

2013 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU

DÖKÜM VE DÖVME ÜRÜNLERĠ DEĞERLENDĠRME NOTU (MART 2009)

2017 ARALIK DIŞ TİCARET RAPORU

Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2016 Yılı Ocak Ayı İhracat Bilgi Notu

A.ERDAL SARGUTAN EK TABLOLAR. Ek 1. Ek 1: Ek Tablolar 3123

MÜCEVHER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ MAL GRUBU ÜLKE RAPORU (TÜRKİYE GENELİ) - (KÜMÜLATİF)

Ülke de yaş arası işsizlerin toplam işsizlerin içerisindeki payı % 41 dir. Bu oranla dünya sıralamasında 11. sırada yer almaktadır.

2016 EKİM DIŞ TİCARET RAPORU

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2016 MAYIS AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU. İTKİB Genel Sekreterliği Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi

2018 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU

Deri ve Deri Ürünleri Sektörü 2017 Ekim Ayı İhracat Bilgi Notu

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU. A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

HALI SEKTÖRÜ. Eylül Ayı İhracat Bilgi Notu. TDH Ar&Ge ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği. Page 1

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

2010 YILI OCAK-MART DÖNEMİ TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

ERASMUS KOORDİNATÖRLÜĞÜ GENÇLİK DEĞİŞİM PROJELERİ

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

NİSAN-MAYIS VAN İLİ İSTATİSTİKLERİ 2014

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 OCAK AYI İŞSİZLİK RAPORU

DEĞERLENDİRME NOTU: İsmail ÜNVER Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU

2018 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU

2016 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU

TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ

2014 EYLÜL DIŞ TİCARET RAPORU

2013 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU

OCAK-AĞUSTOS 2017 DÖNEMİ TAŞIMACILIK İSTATİSTİKLERİ

2015 EYLÜL DIŞ TİCARET RAPORU

OİB Ekim 2017 İhracat Bülteni. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği İhracat Bülteni

2018 EYÜL DIŞ TİCARET RAPORU

Transkript:

Berlin'e yapılan göç 3,4 milyon Berlinlinin yaklaşık bir milyonu göçmen kökenlidir. Yani, kendileri veya ebeveynlerden birisi Almanya doğumlu değildir. Bu, Berlin için iyidir. Çünkü aktif ve özellikle hareketli insanların sürekli göçü ve bunun sonucunda oluşan çeşitlilik, toplumsal ilerleme için vazgeçilemez olan şehir toplumu dinamiğini harekete geçirmektedir. Henüz aşina olunmadık kalifikasyonlar, yeni kültürel heyecanlar, şaşırtıcı perspektifler; tüm bu üretici güçlerden hiç bir metropol vazgeçemez. Berlin'in kendine has özelliklerini anlamak isteyen, sadece güncel göç hususuna bakmakla yetinmemelidir. Bu, hızlıca anlatılabilir: Günümüzde yabancı kökenli Berlinliler toplam 186 devletten buraya gelmektedir. Bunun yaklaşık dörtte üçünü Avrupalılar oluşturmaktadır. Her sekiz kişiden biri Asyalı iken Amerikalıların oranı sadece yüzde 6 civarındadır. Afrika kökenlilerin oranı yaklaşık yüzde dörttür ve Avustralya ve Okyanusya'dan gelenlerin oranı ise yüzde 0,5'tir. Mali krizden bu yana İspanya'dan gelen göç artış göstermektedir. Avrupa Birliği içindeki serbest dolaşımdan dolayı, Polonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerden gelen göçmenlerin sayısında gözle görülür bir artış söz konusudur. Göçün bir şehir üzerinde ne kadar tesirli olduğu, sadece yasal olarak kaydını yaptırmış yabancıların sayısına bakarak belirlenemez. Uluslararası bir metropolde yüz binlerce insan hayatını sürdürebilir, ancak her zaman bunların nerede oldukları saptanamaz, çünkü bunlar iş icabı veya siyasi görevlerinden ötürü sadece kısa süreliğine, bir kaç aylığına veya bir kaç yıllığına şehirde bulunabilirler. 1

Daha iyi bir yaşam arayışı içinde yurtlarını süresiz olarak terk eden ve hayatlarını idame ettirdikleri yeni yurdun vatandaşları olan göçmenler, bir şehrin karakterini, kimliğini ve yaşama alanlarını kalıcı bir biçimde değiştirirler. Örneğin New York, Paris, Londra ve Berlin gibi şehirlerde kendilerine has özellikleri ortaya koyarak bu şehirleri değiştiren, örneğin Moskova, Varşova ve Belgrad gibi şehirlerden farklı kılan da yine kendileridir. Eski yıllardaki göçler: 1671 1850 17. yüzyılın ortalarında Mark Brandenburg'da bulunan Berlin'in fazla büyümüş bir köyden farkı yoktu. Burada sadece 4.000 insan yaşamaktaydı. Gelişmiş bir entelektüel ve iktisadi yaşam için bu çok azdır. Bu gelişim bu dönemde başka kentlerde kendini göstermekteydi. Paris ve İstanbul'da, Napoli'de, Londra ve Viyana'da. 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ''Büyük Elektör'' Friedrich Wilhelm, angaje bir biçimde göçmen ailelerini buraya çekmeye başladı. Özellikle Avrupa'da inançlarından dolayı kaçışa zorlananlar için Berlin, onlarca yıl boyunca cazip bir hedef haline geldi. 1671 yılında I. Leopold tarafından Viyana'dan sürülen elli Yahudi ailesi buraya geldi. Friedrich Wilhelm kendilerine ''ticaretin ve değişimin teşviki'' amacıyla Otuz Yıl Savaşları sırasında harabeye dönmüş Brandenburg'a yerleşmeleri önerisinde bulundu. Brandenburglu Yahudiler 1573 yılında, 300 yıllık zulüm sonucu ''sonsuza kadar'' Mark ve Berlin'den sürülmelerinden sonra yeniden Yahudi topluluğunu kurmuştur. Yahudi göçmenler 17. yüzyılda dönemin sınıfsal toplumun hukuki ve sosyal sisteminin dışında bir hayat sürmekteydiler. Loncalara katılmaları yasaktı ve her yıl bir koruma ücreti ödemek zorunda idiler; keza evlenmek istediklerinde yine ücret ödemek zorundaydılar. 2

17. yüzyılın sonlarına doğru ve 18. yüzyılın başlarında Viyanalı göçmenleri takiben Brandenburg Prusya'sından ve diğer Almanca konuşulan bölgelerden Yahudi göçmenler gelmiştir. İlk başlarda sinagog inşası kendilerine yasaklanmıştı; ancak 43 yıl sonra, yani 1714'de Berlin merkezinde ilk sinagog inşa edilebilmiştir. Fransa'da zulme uğrayan Protestanların (Huguenot) durumu biraz daha iyiydi. Kral naibi din kardeşlerini ayrıcalıklar, ücretsiz araziler, inşa malzemeleri ve ücretsiz vatandaşlık hakları ile Protestan Berlin'e çekmekteydi. 1685 ile 1700 yılları arasında 6.000'den fazla göçmen buraya gelmiş ve o zamanlar şehir nüfusunun yüzde 20'sini oluşturmuştur. 18. yüzyılda başka Protestanlar da buraya yönelmişti. Bu kez gelenler Böhmen'den idi. Günümüz Neukölln semtinde bulunan Böhmisch-Rixdorf bu göçmenler tarafından kurulmuştur. 1650 yılından 1850 yılına kadar Berlin nüfusu yavaş ama daimi bir biçimde 4.000'den 400.000'ne yükselmiştir. Doğudan gelen göçler: 1880'den 1933'e kadar 19. yüzyılın ikinci yarısında Berlin müthiş bir ekonomik kalkınma yaşamıştır. Tekstil endüstrisinin yanı sıra makine ve metal endüstrisinde patlama yaşanmış ve 1871 yılından itibaren özellikle elektronik ve kimya endüstrisi canlanmıştır. Dev fabrikalar kurulmuş ve yüz binlerce iş gücüne ihtiyaç duyulmuştur. Bu iş gücü akınlar halinde Brandenburg, Pomeranya, Doğu ve Batı Prusya, Poznan ve Silezya'dan Berlin'e gelmiştir. Ortaya çıkan kiralık apartman blokları ile birlikte artık şehrin çehresini değiştirmekteydiler. 1895 yılında, artık 1,7 milyon insan Berlin'de yaşıyordu. Bunun 290.000'i Alman kökenli değildi, bunların çoğunluğunu Lehler (130.000) ve Ruslar (90.000-100.000) oluşturmaktaydı. Bu, yabancı oranın yüzde 17 olduğunu gösterir, şimdiyse bu oran yüzde 14'tür. Sadece 25 yıl sonra Berlin nüfusu 3,9 milyonu bulmuştur. Bunun 3

yaklaşık yüzde onunu 1920 yılında Rusya'dan gelenler oluşturmaktaydı. Bunlar özellikle vatanlarında vuku bulan siyasi çalkantılar neticesinde buraya gelmişlerdir. 1881 ve 1914 yılları arasında yaklaşık iki buçuk milyon Yahudi Rusya'yı, Galiçya'yı ve Romanya'yı terk etmiştir. Nedeni: III. Alexander ve II. Nikola Çarları döneminde antisemitist pogrom dalgası ortaya çıkmıştır. Bu, basın tarafından desteklenmiş ve buna polis tarafından müsamaha gösterilmiştir. Yaklaşık 65.000 göçmen Almanya'ya yerleşmiştir, bunun yaklaşık 19.000'i Berlin'e yerleşmiştir. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve Ekim Devrimi (1917) sonrası tekrar Rusya'dan kitlesel bir göç meydana gelmiştir. Yaklaşık 700.000 Rusyalı, Almanya İmparatorluğuna sığınmıştır. 1923 Haziranda bunların en az 360.000'i Berlin'de yaşamaktaydı. Bu sayının içine birçok Yahudi dâhildir. 1923'te, enflasyon ve para birimi reformu sonrasında Rus kolonisinin büyük bir kısmı Berlin'i terk etmiştir, çünkü artık burada yaşam da diğer Avrupa metroplollerinde olduğu gibi pahalı bir hal almıştı. Beş yıl sonra, yani 1928'de, 360.000 Rus göçmenden yalnızca 75.000'i artık Berlin'de yaşamaktaydı. Berlin, 300 yıldan kısa bir süre içerisinde kesilmeyen göç sayesinde bir tarım şehrinden 1930 yılında 4,3 milyonluk bir nüfusa ulaşarak dünyanın en önemli metropellerinden birisi olmuştur. O zamanlar Berlin'in nüfusu günümüz Berlin'inden yaklaşık bir milyon fazlaydı. Zorunlu göçün kenti: 1933 1945 Berlin'e yapılan göçler, New York'a yapılan göçler gibi yüzyıllara yayılmış lineer bir gelişim seyri göstermemiştir. 4

30 Ocak 1933 yılında Adolf Hitler İmparatorluk Şansölyesi konumuna yükselince ve Nasyonel Sosyalistler tarafından devlet otoritesi devralınınca, Berlin'e yapılan göçlerin yapısında da kökten bir değişiklik meydana gelmiştir. İnsan göçü artık devlet tarafından ön görülen cebren uygulanan bir eyleme dönüşmüştü. 1933 ile 1945 yılları arasında 160.000 üyesi olan Berlin'deki Yahudi toplumunun yerinden edilmesi, sürülmesi ve yok edilmesi bu politikaların bir sonucudur. Yüz binlerce insanın sürülmesinin yanı sıra 20. yüzyılın kırklı yıllarında yine yüz binlerce insan Berlin'e göçe zorlanmıştır. Hiç bir zaman 1944 ve 1945 yıllarında olduğu kadar Almanya'da yabancı çalışan mevcut olmamıştır. Yirmi farklı Avrupa ülkesinden sekiz milyondan fazla yabancı sivil çalışan, Nazi toplama kamplarının hükümlüleri ve savaş esirleri 1944 yazında zorunlu olarak Almanya'da bulunan 30.000 kampta yaşamışlardır. 1944 Ağustosunda Berlin'de bulunan yaklaşık 380.000 yabancı ki bunlar zorla çalıştırılan ve zorla sürülen yabancılardı, tüm çalışanların yüzde 28'ini oluşturmaktaydı. Hatta bunların oranı 1944'te AEG'de çalışanların yüzde 60'ına ulaşmaktaydı. Bu, 1871 yılındaki imparatorluk kuruluşundan bu yana ulaşılmış en yüksek yabancı istihdam rakamıdır. Almanların kentleri: 1945 1964 1945 ve 1964 yılları arasında, savaş ve Holokost sonrasında Berlin'i tekrar tanımak mümkün değildi. 19. ve 20. yüzyılın başlarına ait izler tamamen silinmişti. 1685 yılı Tolerans Bildirgesi beyanından bu yana Berlin'de dini ve etnik azınlık ve yabancı nüfusu, 20. yüzyılın ellili ve altmışlı yıllarına göre daha az olmamıştır. Sovyet, Fransız, Amerikan ve İngiliz 5

mandalarını göz önünde buldurmazsak, kentin yabancı nüfus oranı o zamanlar yüzde birin altındaydı. Yüz binlerce Batı Berlinli kenti terk ederek Almanya Federal Cumhuriyetine yönelmiştir. Cephe kentlerinde yaşam katlanılmaz bir hal almıştı. Mesleki, siyasi ve ekonomik perspektifler belirsiz hale gelmişti. Aynı dönemde Doğu Prusya'dan, Oder ve Neiße nehirlerinin diğer tarafında bulunan ve Çekoslovakya'dan sürülen Almanlar kente sığınmakta idiler. 1950 yılında yaklaşık 150.000 insan Batı Berlin'de sürgün yaşamı sürüyordu. Ve yüz binlerce DAC vatandaşı Batı Berlin'e sığınmıştır. 1960 yılında 200.000 kişi Doğu Almanya'dan henüz açık olan sektör sınırı üzerinden Batı Berlin'e gelmiştir. Birçoğu daha da batıya yönelmiştir, sadece çok azı şehirde kalmıştır. (Batı) Berlin bir transit geçiş kenti haline gelmiştir. Duvarın inşası ve sonuçları: 1961'den 1991'e kadar 13 Ağustos 1961'de inşasına başlanan duvar sadece şehrin her iki tarafındaki insanlar üzerinde şok etkisi yaratmadı, aynı zamanda Batı Berlin ekonomisi de bundan etkilendi. Duvar inşasından dolayı Temmuz 1964 yılında çalışan sayısı 322.548'den 285.114'e gerilemiştir. Demir, makine ve cihaz üretim federasyonu (WEMA) 1964 yılında bir makalede Batı Berlin'deki iş gücü sorununu şöyle ele almakta: "Tüm sorumlu kurumlar, Berlin ekonomisinin iş gücü potansiyelini büyütme konusunda şimdiye kadar gösterdiklerinden daha fazla bir çaba göstermeliler. (...) Batı Berlin sanayisi için, özellikle Türkler ve Yunanlılar olmak üzere yabancı iş gücünün temin edilmesi zorunludur." Ama gelen iş gücü sadece bu ülkelerden değildi. 1955 ile 1970 yılları arasında Federal Almanya Cumhuriyeti aşağıdaki ülkelerle işçi alımı anlaşması yapmıştır: 1955 İtalya 1960 İspanya / Yunanistan 1961 Türkiye 1963 Fas 6

1964 Portekiz 1965 Tunus 1968 Yugoslavya 1970 Güney Kore Yeni bir göç sayfasının kapısı aralanmıştı. Akabindeki yıllarda Türkiye, eski Yugoslavya, Yunanistan, İspanya ve İtalya'dan binlerce göçmen işçi Batı Berlin'e akın etmiştir. Çoğu bir kaç yıl sonra tekrar yurtlarına döndü, ama bazıları burada kaldı. Toplumun hafızasına işlemiş olan ise 3000'in üzerinde Güney Koreli hemşirenin ülkeyi terk etmesi olmuştu. Bunlar 1970 sonrası yaşlı nüfusun fazla olduğu kentte bunların bakımı için elzemdiler. Bu göç olmasaydı, Batı Berlin'deki nüfus gerilemesi 350.000 kişi ile çok daha bariz bir biçimde 2,2 milyondan 1,85 milyona düşecekti. Yetmişli yılların sonu ile doksanlı yılların başlarında göçmen işçileri, kriz bölgeleri olan Lübnan, Afrika ve Balkanlardan gelen sığınmacılar takip etmiştir. Bu bağlamda, örneğin Neukölln'deki Sonnenallee çevresindeki sokak yaşamını günümüze değin şekillendiren Almayanın en büyük Lübnan-Filistin topluluğu Batı Berlin'e yerleşmiştir. Doğu Berlin'e yapılan göç ise başka bir seyir izlemiştir. Altmışlı yıllardan bu yana az sayıda da olsa Çekler, Lehler ve Macarlar kentte çalışmaktaydı. Ancak seksenli yılların başından itibaren DAC'de de iş gücü eksikliği hissedilmeye başlandı. Göçmen işçilerin DAC'de adlandırıldığı şekilde sözleşmeli işçi olarak istihdamları ise bir marjinallik olarak kalmıştır. Bunların çoğunluğu Angola, Küba ve Vietnam'dan gelmekteydi. Vietnamlı sözleşmeli çalışanlar dışında kalanlar Almanya'nın tekrar birleşmesinden sonra burayı terk etmek zorundaydılar. Doğu ve Batı Berlin'de bulunan Vietnam topluluklarının günümüze kadar birbirleri ile bir ilişkisi olmamıştır. Sözleşmeli çalışanlardan 7

birisi Hanoi tarafından 1989 öncesi ''sosyalist kardeş ülke'' Doğu Berlin'e gönderilmiştir. Boat-People olarak adlandırılan diğerleri 1975 yılından itibaren komünist Vietnam'dan acılarla dolu bir kaçış sonrası sığınma başvuruları kabul edilerek Batı Berlin'e gelmişlerdir. Federal Almaya Cumhuriyeti ve Batı Berlin'den farklı olarak siyasi sığınma hakkı DAC'de sadece komünist partilerin ve özgürlük hareketlerinin bazı çalışanlarına verilmiştir. Her iki Alman Devletinde göçe ilişkin farklı gelişimin rakamsal ifadeleri: 1990 yılında DAC'ın tamamında yaklaşık 180.000 yabancı yaşamaktaydı, Federal Cumhuriyette ise bunun 25 katı, yani 4,5 milyon yabancı. 2,2 milyon nüfusa sahip Batı Berlin'de yaşayan yabancı sayısı, 16 milyon nüfusa sahip DAC'ın tamamında yaşayan yabancı sayısının neredeyse iki katıydı. Yeni Berlin: 1991'den günümüze Her iki şehir yarısının tekrar birleşiminden ve dönüşümünden sonra da Berlin kendini yeniden bulmak isteyen insanlar için bir çekim merkezi oldu. Almanya'daki en büyük göçmen grubunun ne Türkler, ne Ruslar ne de Lehler olduğu söylendiğinde çoğu kişiler şaşırmaktadır. En büyük grup Alman dış muhacirlerdir. 1950'den bu yana beş milyon muhacir Sovyetler Birliğinden ve devamındaki devletler olan Rusya Federasyonundan, Kazakistan'dan, Ukrayna'dan, Kırgızistan'dan ve Romanya'dan, Polonya'dan ve eski Yugoslavya'dan Almanya'ya göç etmiştir. Bunlar, geride kalan yüzyıllarda özellikle de 18. yüzyılda, Doğu ve Güney Avrupa'ya göçen Alman göçmenlerin sonraki nesilleridir. Anayasaya göre bu insanlar ''Alman halkının bir parçasıdır''. Almanya'ya yerleşme ve Alman vatandaşlığını elde etme hakları 8

vardır. Burada söz konusu olanların, kendileri için yabancı olan bir ülkeye fiilen göç edenler olmasının buna bir etkisi bulunmamaktadır. 1991 yılına kadar göçmenler, Almanya'ya ulaştıktan sonra Batı Almanya eyaletlerine dağıtıldılar, 1992 yılından itibaren de Berlin'e. Günümüzde şehirde 160.000'den fazla göçmen yaşamaktadır. Ve 1990 sonrasında bir grup daha şehre göç etmiştir. Bunlar Sovyetler Birliğinden ve akabindeki devletlerden gelen Yahudilerdir. Holokost sonrası, Yahudilerin tekrar Almanya'ya yerleşeceklerini hiç kimse tahayyül edemezdi. 1933 yılında Berlin'de 160.000 Yahudi yaşamaktaydı. Dönüşüm yılı olan 1989'da bu sayı Batı Berlin'de 6.500, Doğu Berlin'de ise 200 idi. Bugün Yahudi yaşamı tekrar kent yaşamının bir parçası olmuştur. Almanya, özellikle de Berlin, duvarın yıkılmasından sonra kuvvetli bir Yahudi göçüne sahne olmuştur. Nedeni: Demokratik yollarla seçilen ilk DAC hükümeti 1990 yılının Temmuz ayında, yani yeniden birleşme öncesinde düzenlediği bir kanunla Doğu Avrupa'dan özellikle de Sovyetler Birliğinden gelen Yahudi göçmenlerin birçok sosyal hak ve garantiden faydalanmasını sağlamıştır. 1991 yılından itibaren eski Sovyetler Birliğinden ve BDT devletlerinden ve tekrar birleşmiş Almanya'dan gelen Yahudi göçmenler ''Kontenjanlı sığınmacılar'' olarak Almanya'ya giriş yapabilme olanağı elde ettiler. 1990 ve 2003 yılları arasında BDT devletlerinden kontenjanlı 220.000 Yahudi sığınmacı Almanya'ya ve bunların yaklaşık 30.000'i ise Berlin'e göç etmiştir. Göçmen işçiler, sözleşmeli çalışanlar, sığınmacılar, dış yerleşimciler ve kontenjanlı sığınmacılar; hepsi yeni Berlin'i şekillendirmektedir. Ama bununla göç kenti henüz tamamlanmış değildir. Bir de illegal olarak adlandırılan ve geçerli bir oturum hakkına sahip olmayan insanlar vardır. Bunların binlercesi, kısmen uzun senelerdir kentte yaşamaktadırlar. Bunlar, ucuz iş gücü olarak restoranlarda ve 9

dönercilerde, ev bakıcısı, inşaat işçisi, fırın işçisi, özel yaşlı bakıcısı, uyuşturucu satıcısı olarak ve seks ticaretinde çalışmaktadırlar. Her hangi bir yasal istatistikte yer almazlar ve ne sosyal hizmetlerden ne de sağlık sistemindeki haklardan faydalanırlar. Bunların hepsi iş piyasasının globalleştirilmesinin bir kısmıdır. Ve bunun üzerine pek de konuşulmaz. Bu çalışanlar, büyük göç dalgası sonrası bir kaç yıldan beri tamamen yasal olarak kente gelen tüm uluslararası uzman ve usta iş gücünün gölgesinde kalmaktadırlar. Bu iş gücü mimarlar, sanatçılar, bilgisayar uzmanları, kalifiye işçiler, basın mensupları, lobiciler, çalışanlar ve Erasmus öğrencileridir. Bunlar bilimsel kuruluşlarda, uluslararası şirketlerde ve sanat alanında faaliyet gösterirler. Bunlar klasik göçmen değildir, sadece çok azı süresiz olarak burada kalır, ancak yine de günümüz Berlin'inin şekillenmesine katkıda bulunurlar. Bu göçebe işçilerin geleceğin Berlin'ini geçmişin göçmen grupları gibi şekillendirip şekillendiremeyeceğini, gelecek gösterecektir. Metin: Eberhard Seidel Eberhard Seidel, doğ. 1955, 1977'den bu yana Berlin'de yaşamaktadır. Kendisi sosyolog ve gazetecidir. Aşırı sağ, İslamcılık, göç, gençliğin alt kültürleri gibi konularda makaleleri yayımlanmıştır. 2002 yılından bu yana ''Schule ohne Rassismus - Schule mit Courage'' ağının müdürüdür. 10