1. DÜNYA SAVAŞI NDA ERZİNCAN CEPHESİ İLE İLGİLİ YENİ BELGELER, BALABANLILAR ve 3. ORDU ARASINDAKİ BAĞLANTI (2) (TEMMUZ 1916-KASIM 1921)(1) Vatan ÖZGÜL NEW DOCUMENTS ABOUT 1.WORLD WAR AT ERZİNCAN FRONTLİNE, BALABAN TRİBE AND RELATIONS BETWEEN OTTOMAN S 3. ARMY (JULY 192 1-OCTOBER 1921) At the beginning of July 1916, the battle between Ottoman s and Russian Armies was carrying on at Erzincan front line. The leader of Balaban tribe called Gul Agha was still giving hand to Ottoman s 3. Army. The general of the 3. Army Vehip Pasha knew Gul Agha very well, conciuded frorn the new documents that are giyen with this article. Gul Agha serviced as a rnilitary officer, possessing a group of soldiers where be coilected them from his own tribe. They were cailed Mucahid Birliği, literally can be translated to fighter team. As a Kızılbash tribe in Dersim province, it is interesting to investigate that Balabans -with the Iiedership of Gül Agha- helped to Ottoman s Armies ilke some of the other Kizilbash tribes living around Dersim province since it is ordinarily known and thought different. Also a new document is presented here in this article about Seyid Riza a well known character and a leader in Dersim. A lot of discussions had been done on him in literature about Dersim history. Anahtar Kelimeler: Gülağa, Balaban, III. Ordu, Seyit Rıza, Mücahit Birliği ve Erzincan Haziran sonu ile Temmuz başı arasında, Gül Ağa nın bulunduğu cephede şiddetli çarpışmalar olur. Gül Ağa mücahideleriyle birlikte zor duruma düşer ve Mücahid Birliği nin başından ayrılmak istediğini söyler. Bu durumu bildirmek üzere Vehip Paşa ya bir mektup yazar. Vehip Paşa, o an için yardım kuvvetleri gönderemeyeceğini ancak birkaç güne kadar yardımcı kuvvetlerin cepheye geleceğini, dayanması gerektiğini, bu yüzden Mücahid Birliği nin başından ayrılmasını doğru bulmadığını bildirir. Bir hafta daha sabırlı olmasını, daha sonra kendisini (ve aşiretini) cephe gerisine aldıracağı sözünü verir(2). Nuri DERSİMİ nin aktarımlarına göre bu savaşlar sırasında Gül Ağa, aşiretinin büyük bir bölümünü yitirmiş, kendisi de yaralı olarak Erzincan a gelerek, 5 Temmuz da Munzur Dağları ndan Dersim e sığınmıştı(3). Nuri DERSİMİ, ordunun Gül Ağa yı yalnız bırakarak geri
çekildiğini iddia etmektedir(4). Gül Ağa yaralandığı için Mücahid Birliği nin başından ayrılmak istemiş olabilir. 1. Rus Kolordusu nun Erzincan istikametindeki ileri hareketi devam ediyordu. Bu durum karşısında 2. Mıntıka Komutanı Yusuf İzzet Paşa Erzincan ı boşaltmaya karar vererek birliklerine Kemah Boğazı-Çayır hattına çekilmeyi emretti. Bu emir başarı ile uygulanarak Ruslar ın kuşatıcı hareketlerinden sıyrılan birlikler Erzincan ın batısındaki dağlara çekilmeye başladılar(5). 26 Temmuz da Erzincan, Rusların eline geçti. Kemah ve Çardaklı Boğazı girişlerini tutan Osmanlı birlikleri direnişe devam ediyorlardı. 27 Temmuz da (Ruslar la birlik olan) Dersimliler in Kemah Boğazı bölgesindeki Osmanlı birliklerine saldırmışlar böylece Osmanlı birlikleri geri çekilmek zorunda kalmışlardı(6). Nuri DERSİMİ nin bu olayla ilgili yorumu şöyledir: Dersimliler, Osmanlı Ordu Kumandanlığı nın hilesiyle Kürtler in uğradığı felaket ve sefaletin intikamını almak istiyorlardı. Bu nedenle Kemah Boğazına doğru çekilmekte olan 28. ve 36. tümenlerin çekilme hattı Ovacık ve Gülap Aşiretleri tarafından kesilerek, karşı koymaya çalışan Osmanlı subayları öldürüldü ve tümenler teslim alınarak askeri malzemeleri ellerinden alındıktan sonra serbest bırakıldı(7). Bu noktada Vecihi TİMUROĞLU nun şiirine de bir göz atmak gerekli diye düşünüyoruz. Yaşamamız toprağındaydı Anadolu nun Ve ölümden güzeldi yarpuzun(8) tadı Aşiret dövüşlerinden(9) bin kalsa da Gül Ağa nın yüreği kitap kadar Rus tutmuşken Çardaklı Boğazı nı küsülmez Osmanlı ya bıyıklarımızın küslüğü yeter Özgürlüğe eşitliğe yürüyen bu çağda Gül Ağa nın kılıcında ışıltı Kırlangıcın akşama dalışından daha hızlı Çardaklı Boğazı nı tuttu aşiretler Yar/ava çıkan çocuklardan daha sevinçliydik, General Lahov un askerleri çekip giderken (10) 2 Ağustos tarihinde Gül Ağa ya telgraf çeken Elazığ Valisi Sabit Bey, geri çekilmekte olan Balabanlılar için Malatya ve Harput ta istenilen yerlerde iskan olmaları için hazırlıkların yapıldığını
bildirdi. Bunun için Hozat a gelinmesi gerektiğini, Hozat a geliş sırasında Seyit Rıza dan yardım almalarının yararlı olacağını vurguluyordu. Şöyle bir tabir kullanılmış:...şimdiye kadar din ve namusu ile hizmet eden Seyit Rıza.... Bu cümleden, en azından o ana kadar Seyit Rıza nın Osmanlı Ordusu aleyhinde bir girişimde bulunmadığını, aksine olumlu tavırları ile bilindiği sonucunu çıkartıyoruz. Ya da başka bir açıdan bakılacak olursa -Dersim de görev yapan bir devlet yetkilisi olarak- Elazığ Valisi Sabit Bey in Seyit Rıza ya şahsi açıdan, olumlu bir kanaat beslediği söylenebilir(11). Nuri DERSİMi, (1912 yılında) Hozat valisi Sabit in otoritesinin Seyit Rıza tarafından tanınmadığını, İttihat ve Terakki nin uygulamak istediği projeleri sonuçsuz bırakmak için Seyit Rıza nın bir hareket meydana getirdiğini ve Vali Sabit in bu hareketi bastırmaya çalıştığını iddia etmektedir(12). Ancak Dersim Raporu nda söz konusu olayı teyid edecek bir bilgi bulunmamaktadır. Buna karşılık 1914 yılında Kırgan Aşireti nin içinde bulunduğu harekete Seyit Rıza nın destek vermediği hatta bu harekete karşı tavır sergilediği iddia edilmektedir(13). *Seyit Rıza nın+(15) Hozat ın işgalden kurtarılmasında katkısı olmuştur(14). Telgrafın devamında Hozat a gelindikten sonra jandarma ve çevre tümenlerin korumasında Balabanlılar ın Hozat a gelişlerinin kararlaştırıldığı Gül Ağa ya bildirilmişti(16). Bu gelişmelerden sonra, Ağustos sonu itibariyle Balabanlılar ın Aşvan köyüne (Elazığ (17)) yerleşmiş olduklarını görüyoruz. Kasım 1917 ile Ocak 1918 tarihleri arasında gönderilmiş yazışmalardan, o sırada Malatya Akçadağ da Arga bölgesine göçmüş olduklarını anlıyoruz(18). Balabanlılar ın Aşvan dan Malatya ya göçünün, iklim koşullarından kaynaklanan sorunlardan dolayı gerçekleştiği iddia edilmektedir(19). Savaşta göstermiş oldukları yararlılıklardan dolayı bazı konuların çözümünde yöredeki Osmanlı bürokratları ve Ordu tarafından kolaylık gösterildiğini hatta para yardımı bile aldıklarını tespit ediyoruz. 3. Ordu Komutanı ile Gül Ağa arasında irtibatın devam ettiğini hatta ara sıra yüz yüze görüşmeler yapıldığını görüyoruz. Yazışmalardan Gül Ağa liderliğindeki Balabanlılar ın, bu zaman dilimi içinde bizzat savaşın içinde olmadıkları, daha çok cephe gerisinde orduya yardımcı olup yaşanı mücadelesi ile uğraştıkları kanısı uyandı(20). Hizmetlerinden dolayı Dersimliler in bir kısmına harp madalyaları verilmiştir(21). 28 Ocak 1918 de 3. Ordu tarafından Gül Ağa ya 5. rütbeden bir kıta mecidi nişanı(22) verilmiştir(23). Daha önce de Gül Ağa nın kardeşi Mehmet Ağa nın harp madalyası ile ödüllendirildiğini aktarmıştık(24). 1917 yılında 1. Dünya Savaşı na dahil olan ülkelerle Osmanlılar arasın da antlaşmalar oldu. Rusya da gerçekleşen Ekim Devrimi nin de etkisiyle doğu cephesindeki savaş Osmanlı nın lehinde işlemeye başladı. Ancak bu kaos ortamı içinde Ermeni sorununun ayyuka çıktığı ileri sürülebilir(25). 1. Dünya Savaşı nın sonlarına doğru Balabanlılar Erzincan a dönmüştür(26). Erzincan dan döndükten kısa bir süre sonra ise Gül Ağa vefat etmiştir(27). Nitekim daha sonraki yazışmalarda ve 1918 sonrasındaki olayların anlatıldığı kaynaklarda Gül Ağa nın ismine rastlayamıyoruz. Anlaşılan o ki Gül Ağa dan sonra Erzincan çevresindeki Balabanlılar ın liderliğini kardeşi Mehmet Ağa almıştır. - Daha sonraları ise Gül Ağa nın oğlu Kamer Ağa nın Balabanlıların liderliğine geçtiğini ancak hem Mehmet Ağa döneminde hem de Kamer Ağa döneminde Gül Ağa nın kardeşi Hüseyin (Paşa) Bey in de liderlik konusunda rol oynadığını görüyoruz(28). Hüseyin Bey ve Gül Ağa nın aynı anda liderlik (ağalık) görevi üstlenmiş olabilirler. Nitekim Dersim çevresindeki aşiretlerin tamamına yakınının birden fazla lideri *ağası+(29) vardı.
19 Mayıs 1919 da Samsun a gelen Mustafa Kemal Paşa, Havza ya oradan da Amasya ya geçer. 1 Temmuz da Rus ve Ermeni istilasından yeni kurtulmuş olan Erzincan a gelir. Müdafa-i Hukuk Cemiyeti nin Erzurum da düzenlediği kongreye katılmak üzere Erzurum a doğru yola koyulan Mustafa Kemal 2/3 Temmuz gecesi Tercan a ulaşır(30). Mustafa Kemal in Tercan a varışı sırasında, Mehmet Ağa(31) liderliğindeki Balabanlılar ın ve çevredeki diğer Alevi aşiretlerinin oluşturduğu milis kuvvetlerinin korumasında olduğu, hatta Mustafa Kemal in bu aşiret liderleriyle Tercan da görüştüğü iddia edilmektedir(32). Baki ÖZ, Balabanlıların bu yardımlarından ve milis gücü kurarak ulusal savaşıma katılmaları nedeniyle M. Kemal in, Mehmet Ağaya teşekkür yazısı gönderdiğini aktarmaktadır. Bu bilgiyi Gül Ağanın torunu olan Müslüm GÜLŞEN de teyid etmiştir. Müslüm GÜLŞEN, Mehmet Ağa nın çocuklarının bu emaneti daha sonradan kaybettiklerini bildirmiştir(33). 1919 yılında Paris te başlayan Barış Konferansı na Şerif Paşa nın başkanlığında bir Kürt Delagasyonu nun katıldığı ve çeşitli etkinliklerde bulunduğu değişik kaynaklarda yer almaktadır34. Şerif Paşa, Paris Barış Konferansı nı Kürtler lehinde etkilemek için bir dizi görüşmelerde bulunur. Bu etkinlikler ikili görüşmeler, yazışmalar, memorandumlar sunma ve konuşmalar halinde sürüp gider (35).Şerif Paşa nın Kürtler e ilişkin kapsamlı görüşleri 22 Mart 1919 tarihli bir memorandumda yer alır(36). Son memorandumda Kürt-Ermeni ilişkilerine değinen Şerif Paşa 22 Aralık 1919 tarihinde Ermeni temsilcisi Boghos Nubar Paşa ile bir antlaşma imzalar. Bu antlaşma Barış Konferansı nezdinde hem Ermeniler e hemde Kürtler e daha rahat hareket edebilme serbestisi kazandırır(37). Şerif Paşa ile Boghos Nubar arasındaki antlaşma, Türkiye de ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu daki halk arasında büyük gürültü koparır38. Bu olayla ilgili olarak Şubat 1920 den itibaren doğu daki bazı aşiret liderleri tarafından İstanbul a, Meclis e protesto telgrafiarı çekilir Erzincan dan gönderilen telgrafta Keçel, Aşuranlı, Demanlı, Abbasi, Beratlı aşiretleri liderleri ile birlikte Balabanlılar ın lideri Hüseyin (Paşa) Bey in de imzası bulunmaktadır. Yine aynı bağlamda 19-23 Şubat tarihlerinde Fransız Yüksek Komiserliği ne Erzincan, Van, Tercan, Hasankale ve Elazığ aşiret liderleri tarafından protesto telgrafları çekilir. Erzincan dan çekilen telgrafı imzalayanlar arasında yine Balabanlı Hüseyin (Paşa) bey in imzası bulunmaktadır(40). Temmuz-Ağustos 1920 tarihli yazışmalardan, Erzincan Kop Dağı civarında gelişen bir takım olayların mevcud Jandarma ile birlikte Balabanlı Mehmet Ağa nın başında bulunduğu birlikce çözüldüğünü tespit ediyoruz. 15. Kolordu Komutanı Kazım KARABEKİR tarafından Erzincan Mutasarrıflığı na gönderilmiş (ve anlaşıldığı kadarıyla oradan da Balabanlı Mehmet Ağa ya ulaştırılan) yazıdan erzak nakli sırasında saldırı gerçekleştirmiş olan eşkıya(41) nın ele geçirdiği malzemelerin geri alınmasında Balabanlılar ın, Selepür Jandarma takımına yardımcı olduğunu anlıyoruz(42). Burada kastedilen eşkiya, Ermeni çeteleridir. Bu tespiti, 18 Şubat 1918 den sonraki olayları aktaran Kazım KARABEKİR in notlarına dayanarak yaptık:...ermeniler bir devlet ordusuna yakışır mertçe hareket etmiyorlardı. Ellerine geçen silahsız halkı ve hatta kadın ve çocukları- memede süt emenlerine kadar- süngülüyorlar veya evlere doldurup yakıyorlardı. Bunun için düşman tabiri yerine eşkıya denilmesinin muvaffık olacağını ve bu tabirin ordumuzun maneviyatına da iyi tesir edeceği ordu kumandanı Vehip Paşa ya teklif ettim. Bu teklifim memuriyetle kabul olundu ve artık Erzincandan sonra emirlerde ve raporlarda Ermeni ordusu hakkında düşman yerine eşkıya tabiri kullanıldı43. Nitekim bahsettiğimiz belge Temmuz 1920 de yazılmıştır.
Bu gelişmelerin sonunda 10 Ağustos tarihli telgraftan, Erzurum Valiliği ve 15. Kolordu Komutanlığı nca, Selepür Takımı Kumandanı ve askerlerine ayrıca Balabanlı Mehmet Ağa nın müfrezesine takdir telgrafı gönderildiğini anlıyoruz(44). 2 ay sonra ise, Sansa Boğazı ndaki gayretinden ve Trabzon ili sınırları içinde gasp edilen hayvanları kurtardığından dolayı 15. Kolordu Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Kazım Bey (Kazım KARABEKİR) tarafından Balabanlı Mehmet Ağa ya takdirname yazısı gönderilmiştir. Bu esnada Mehmet Ağa nın Erzincan Hınzori (Pınarlıkaya(45)) Köyü nde bulunduğunu da tespit ediyoruz: Dipnotlar 1 Yardımlarından dolayı Ali AKTAŞ a, Müfit YÜKSEL e ve belgeleri kullanmam için veren Müslüm GÜLŞEN e teşekkür ederim. Temmuz 1916 öncesi Balabanlılar hakkında bilgi için bkz. Vatan ÖZGÜL, 1. Dünya Savaşı nda Erzincan Cephesi İle ilgili Yeni Belgeler, Balabanlılar ve 3. Ordu Arasındaki Bağlantı (1) (OCAK 1916- TEMMUZ 1916), Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 17. Sayı; Vatan ÖZGÜL, 1 Dünya Savaşı Öncesinde Balabanlılar, Osmanlı İmparatorluğu ve İttihat-Terakki ile İlgili Bazı Belgeler, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 16. Sayı; Vatan ÖZGÜL, 19. Yüzyıl dan Önce Balaban Aşireti, Hacı Bektaş Ve li Araştırma Dergisi, 14. Sayı. 2 bkz.ek 1 3 bkz. Nuri DERSİMİ, Hatıratım, s. 78 4 bkz. Nuri DERSİMİ, Kürdistan Tarihin de Dersim, s. 59 5 1. Dünya Savaşında Erzincan ve Dolaylarında Cereyan Eden Türk-Rus Muharebeleri, s. 13 6 a.g.e., s. 14 7 Nuri DERSİMİ, Kürdistan Tarihinde Dersim, s. 124 Bazı sözcükleri günümüz Türkçe sine çevirdim. 8 Yarpuz: Güzel kokulu bir bitki. (Türkçe Sözlük, Yarpuz Maddesi) 9 Şair, aşiretler arasında bazı sorunların varlığına değiniyor. Konuyla ilintili olması itibariyle bkz. EK 18 10 Vecihi TİMUROĞLU, Bir Sürgünün Ezgileri-Dersim in Ağıtı, s. 33-35. Vecihi TİMUROĞLU, Ruslar ın Erzincan a girişinden sonra Gül Ağa nın harekete geçtiğini zannediyor. 11 Bu belge ile ilgili yapılacak yorumlar ne olursa olsun hiç şühesiz ilgi çekici bir belge olduğunu, Dersimli Aşiretler ve zamanın devlet yetkilileri arasındaki ilişkilerin daha rasyonel ve nesnel anlamda irdelenmesi gerektiği düşünüyoruz. 12 bkz. Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, s.106
13 bkz. Dersim, Jandarma Genel Komutanlığı nın Raporu, s. 137 14 bkz. Kazım KARABEKİR, Kürt Meselesi, s. 95 15 Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, arka kapak. 16 bkz.ek2 1 7 bkz. Türkiye de Meskun Yerler Kılavuzu, s. 95 18 bkz. EK 4-EK12. Şerif FIRAT da bu bilgiyi doğrulamaktadır. Eylül 1917 de geçen bir olay sonrasında Balabanlı dayımız Gül Ağa bu sırada Malatya nın ova köylerinde idi şeklinde bir bilgi aktarıyor. (bkz. M. Şerif FIRAT, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, s. 151) 19 bkz. Nuri DERSİMİ, Kürdistan Tarihinde Dersim, s. 59 20 bkz. EK 4-EK 13 21 Nazmi SEVGEN, Zazalar ve Kızılbaşlar, s. 79 22 Mecidi Nişanı: Sultan Abdülmecid e hitaben ortaya çıkmıştır. İyi hizmet edenlere verilirdi. 1 den 5 e kadar farklı rütbeleri vardı. (Ayrıntılı bilgi için bakınız Mehmet Zeki PAKALIN, Os manlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, cilt 2, Mecidi Nişanı maddesi) 23 bkz.ek 12 24 bkz. Vatan ÖZGÜL, 1. Dünya Savaşı nda Erzincan Cephesi ile ilgili Yeni Belgeler, Balabanlılar ve 3. Ordu Arasındaki Bağlantı (1) (OCAK 1915-TEM MUZ 1916) 25 Ayrıntılı bilgi için bkz. Erdoğan ŞAHİN, Erzincan Tarihi 26 Nuri DERSİMİ, Ruslar ın Erzincan ı terkinden sonra olduğunu bildirmektedir. (bkz. Nuri DERSİMİ, Kürdistan Tarihinde Dersim, s. 59) 27 a.g.e. s. 59. Nuri DERSİMİ, Balabanlılar içersindeki bir söylentiye dayanarak Gül Ağa nın Erzincandaki Türk memurlar tarafından zehirlendiğini iddia etmektedir. (bkz. a.ge. s. 59) 28 bkz. EK 14-EK 19; Şeyhmus ELÇİ, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, s. 29,38; Baki ÖZ, Kurtuluş Savaşı nda Alevi-Bektaşiler, s. 38, 44; Nuri DERSİMİ, Kürdistan Tarihinde Dersim, s. 59; Dersim, Jandarma Genel Komutanlığı nın Raporu, s. 92 29 bkz. İbrahim YILMAZÇELİK, 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Dersim Sancağı, s. 143 30 bkz. Erdoğan ŞAHİN, Erzincan Tarihi, 2. cilt, s. 428, 429
31 Gül Ağanın kardeşi. (bkz. Mehmet Ali BALABAN, Balaban Aşireti Soy Seceresi s. 116) 32 bkz. Baki ÖZ, Kurtuluş Savaşı nda Alevi-Bektaşiler, s. 38 33 Müslüm GÜLŞEN, (yaş:66) 34 Rohat ALAKOM, Şerif Paşa-Bir Kürt Diplomatının Fırtınalı Yılları, s. 94 35 a.g.e. s. 96 36 a.g.e. s. 97 37 a.g.e. s. 98 38 bkz. a.g.e. s. 100; Şeyhmus ELÇİ, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, s.27; Erdoğan ŞAHİN, Erzincan Tarihi, s. 435-436 39 bkz. Rohat ALAKOM, Şerif Paşa-Bir Kürt Diplomatının Fırtınalı Yılları. s. 100; Şeyhmus ELÇİ, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, s. 27. Kürt milliyetçisi araştırmacı-yazarlar bu telgrafların sahte olduğunu, başkaları tarafından yazıldığını iddia etmektedirler. (bkz. Rohat ALAKOM, Şerif Paşa-Bir Kürt Diplomatının Fırtınalı Yılları. s. 100) 40 Şeyhmus ELÇİ, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, s. 29, 37, 38 41 Eşkıya Aslında Şaki nin çoğul halidir. (bkz. Ferit DEVELLİOĞLU, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat) Günümüz Türkçesi nde çoğu zaman tekil anlam da kullanılmaktadır. Bu karmaşa, veli evliya gibi sözcükler için de geçerlidir. 42 bkz.ek 14,15 s. 109 43 Kazım KARABEKİR, Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik-Erzincan ve Erzurumun Kurtuluşu-, Cilt 3, 44 bkz.ek14 45 Köyün yeni adı. (Adem KAPLAN, Tanyeri Ağarırken, s.47) Süvari Jandarma Alay Komutanı Binbaşı Şevket tarafından gönderilen yazıdan ayaklanmanın, civardaki ordu birliklerini oldukça yıprattığını anlıyoruz. Yine çoğunca bu ayaklanma sebebiyle ordu birliklerinin, Nisan 1921 den beri hükümetten gerekli malzemeyi temin edemediklerini ve Balabanlılar ın kısmende olsa ayaklanma sırasında orduya yardımcı olduğunu tespit ediyoruz. Binbaşı Şevket, Balabanlılardan oluşan müfrezenin kullanımı için tahsis edilmiş malzeme, yiyecek, içecek, v.s. nin 7 aydır yardım alamayan süvari alayına teberrü edilmesi ricasında bulunuyor KISALTMALAR a.g.e. :adı geçen eser
bkz. : bakınız s. : Sayfa KAYNAKÇA 1. KİTAPLAR: ALAKOM, Rohat, Şerif Paşa, Avesta Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 1 998. DERSİMİ, Nuri, Hatıratım, Doz Yayınları, İstanbul, Ekim 1997. DERSİMİ, Nuri, Kürdistan Tarihinde Dersim, Doz Yayınları, İstanbul, Ekim 1997. ELÇİ, Şeyhmus, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, Adım Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 1998 FIRAT, M. Şerif, Doğu İlleri ve Var to Tarihi, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları, 5. Baskı, Ankara 1983. KAPLAN, Adem, Tanyeri Ağarırken, Erzincan İli Tanyeri Nahiyesi Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Yayını, 1. Basım, İstanbul, Ocak 1997. KARABEKİR,Kazım, Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik-Erzincan ve Erzurumun Kurtuluşu-, Cilt 3, Yayına Hazırlayan: Faruk ÖZERGİN, 5. Baskı, İstanbul, Mayıs 2000. 1997. ÖZ, Baki, Kurtuluş Savaşı nda Alevi-Bektaşiler, Cumhuriyet Gazetesi Yayını, İstanbul, Ağustos SEVGEN, Nazmi, Zazalar ve Kızılbaşlar, Kalan Yayınları, 1. Basım, Ankara, Ağustos 1999 1987. ŞAHİN, Erdoğan, Erzincan Tarihi, Erzincan Hayra Hizmet ve Dayanışma Vakfı Yayını, Erzincan, TİMUROĞLU Vecihi, Bir Sürgünün Ezgileri-Dersim in Ağıtı, Kalan Yayın la rı, 3. Basım, Ankara, Ağustos 1999. YILMAZÇELİK,İbrahim, 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Dersim Sancağı, (Kendi Yayını), 3. Baskı, Elazığ, 1999. 2. MAKALE, BELGELER ve DİĞER KAYNAKLAR: Telgraf, mektup, vesika, vs.ler. Bunları Gül Ağa nın torunu Müslüm GÜLŞEN den temin ettik
1. Dünya Savaşında Erzincan ve Dolaylarında Cereyan Eden Türk-Rus Muharebeleri, Harp Akademileri Komutanlığı Yayınları, İstanbul, Şubat 1982. Dersim, Jandarma Genel Komutanlığı nın Raporu, Kaynak Yayınları, İstanbul, Ekim 1998. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Mehmet Zeki PAKALIN, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1993. 1988. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ferit DEVELLİOĞLU 15. Baskı, Aydın Kitabevi Yayınları, Türkiye de Meskun Yerler Kılavuzu, İçişleri Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1946. ÖZGÜL, Vatan, 19. Yüzyıl dan Önce Balaban Aşireti, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 14. Sayı, Ankara, Yaz 2000. ÖZGÜL, Vatan, 1.Dünya Savaşı Öncesinde Balabanlılar, Osmanlı İmparatorluğu ve İttihat- Terakki ile İlgili Bazı Belgeler, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 16. Sayı, Ankara, Kış 2001. ÖZGÜL, Vatan, 1. Dünya Savaşı nda Erzincan Cephesi İle İlgili Yeni Belgeler, Balabanlılar ve 3. Ordu Arasındaki Bağlantı (1) (Ocak 1916-Temmuz 1916), Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 17. Sayı, Ankara, İlkbahar 2001. 3. KAYNAK KİŞİ: GÜLŞEN, Müslüm, yaş: 66 EK 1 Muhterem Gül Ağa Mektubunu aldım. Maiyetinizle yaptığınız fedakârane muharebattan dolayı son derece memnunum. Düşmanın şu günlerde yaptığı baskın ve taaruzlar sizi kat iyyen müteessir etmesin. Birkaç güne kadar gelecek mühim kuvvetlerimizle düşmanı yine inşaallah tard edeceğiz. Müsterih olunuz. Senin şimdilik mücahidin başından ayrılmanı muvafık görmüyorum. Bir hafta daha sabır ediniz ve sonra sizi buraya aldıracağım. Cümlenizin gözlerinden öper ve selamı mahsus eylerim. 29 Haziran 1332 Ordu Kumandanı Mehmet Vehip Hamiyetli ve Fedakar Hemşehrim Gül Ağa ya
Allah yüzünüzü ak sa yinizi meşkur etsin. Kürtlerin pek... oldukları gibi sizin gibi büyük kalpli büyük fedakarlığınızın da bulunması şayanı şükrandır. İnşaallah son hesapta sizin mi yoksa o takımların mı hesabı doğru olduğu anlaşılacaktır. Sizin için gerek Malatya da gerek Harput ta arzu edilen yerde iskan için yer var ve hazırdır. Hozat a gelmek üzre şimdiye kadar din ve namusu ile hizmet eden Seyit Rıza ya malumat vererek onun muaveneti ile Hozat a kadar geliniz. Hozat ta gerek Jandarmadan ve gerek civardaki fırkadan muhafaza ile Harput a gelmeniz mukarrerdir. İnşallah Rusların on beş güne kadar Erzincan dan çekildikleri tebşiratını alırısınız. Olvakit ak yüzle karayüz tabii belli olur. Azizim ağam. 20 Temmuz 1332 Vali Sabit EK 3 Mamuretülaziz Vilayeti Tahrirat Kalemi Numara 355 Aşvan da Selepur Nahiyesi Müdürü Gül Ağa ya Bulunduğunuz Aşvan karyesi ve civarında firari ve bakayanın takip ve derdesti için gerek siz ve gerekse biraderleriniz memur tayin edildiğinizden bu hususta ibrazı faaliyeti ile takibat icrasına himmet eylemeniz tavsiye olunur. 31 Ağustos 1332 Elaziz Valisi EK 4 Numara 162 Erzurum muhacirlerinden olup Tercan harbinde 3. Orduya pek büyük fedakarlık eden Balaban Aşireti reisi Gül Ağa nın Elbistan dan kendi iaşeleri için mübayaa edecekleri erzakın Arga ya gelmesine hiçbir taraftan mümanaat ve müdahale edilmemesini mübeyyin ve sikadır. İtâ kılındı. 18/11/1333 EK 5 Malatya 23/11/1333 Balaban Aşireti Reisi Gül Ağa ya Efendim Vehip Paşa hazretleri tarafından gönderilen üçyüz lira geldi. Postahanededir. Cinsine baktırmadım. Ne olursa olsun size teslimi vazifemdir. Bir defa daha zahmet ederek Malatya ya
gelirseniz hem bu iş bitmiş olur ve hem de görüşürüz. Çünkü bana parayı Gül Ağa ya veriniz telgrafla bana yazınız emir buyurmuşlardı. Ben şimdi cevap vermek mecburiyetindeyim. Herhalde bugün yarın gelirseniz çok memnun bulunurum. Selamlar takdim eder ini. Talimgah Kumandanı Binbaşı Ahmet Ali EK 6 Telgrafn 3 ncü Ordu No:89 Kelimesi :50 14497 Malatya da Balaban Aşireti Reisi Gül Ağaya c. 28/11/1333 Elbistan, ordunun mıntıkası haricin de bulunduğundan mahalli meskürdan tedarik edilecek zahire için muktezi ve sikanın itâsı gayrımümkün bulunduğunun maalesef beyan eylerim. 1/12/1333 3. Ordu Kumandanı Ferik Vehip EK 7 Azizim Mektubunuzu aldım. Teşekkür ederim. Şeyhzade Necip Efendiye teshilat ibrazı hakkında Harput Vilaye tine yazılmıştır. Muhabbtele gözlerinizden öperim efendim. 30/11/1333 Üçüncü Ordu Kumandanı Ferik Mehmet Vehip EK 8 l5 Numara8.
Ordu 3 1083/20 3. Ordu Kumandanı 14779 Vehip Malatya da Balaban Aşiret Reisi Ali Bey e İhtiyacat-ı hazıranızın tehvinini bu kerrede Elaziz vilayetine yazılmıştır. 6/12/1333 3. Ordu Kumandanı Ferik Vehip EK 9 Telgraf Vasıta Merkezi: Malatya Tarih :3/10/1333 Saat: 8.35 Memur: Dursun Kafkas Grubu: 2448 saat: 6.35 Arga Kaymakamlığı Vasıtası ile Ba ıaban Aşireti Reisi Gül Ağaya Mahî Mart beşinci Cuma günü Malatya da bulunacağım. Görüşülmek üzere behemahal gelınız. 3/10/1333 4/M. Gül Ağa ya EK 10 3. Ordu 1267/30 Argada Balaban Aşireti Reisi Gül Ali Aga ya Temini iaşe ve esbabı istihrahatınız hususu Harput vilayetine yazılmıştır. 8/11/1332 3. Ordu Kumandanı
Vehip EK 11 Telgraf Sıra :9 Kelime:44 Üçüncü Ordu 141 5/60 Ağca Dağ da Viran Karyesinde Balaban Aşireti Reisi Gül Ağa ya Malatya talimgâh kumandanı Ahmet Ali Bey e üçyüz liranın tarafınıza ita olunması hususu yazılmıştır. Bilmüracaa ahziyle itası ve mebaliği mezkûr ile yaz mevsimine kadar idare olunma sı ve kafi gelmediği takdirde daha bir miktar gönderilmek üzere keyfiyetin işarı. 9/11/1333 3. Ordu Kumandanı Ferik Vehip Mehmet EK 12 Arga Ahzı Asker Şubesi Riyaseti Aliyesine Numara 162 Balaban Aşireti reisi Gül Ağa ya üçüncü ordu erkanı harbiyesi riyasetinin 13 Kanuni Sani 1334 tarih ve 338 numaralı tahriratıyla mevrut ye beşinci rütbe den bir kıta mecidi nişan-ı zişanı mercûdur. Mumaileyh Arga köylerinde iskan ettiği haber alınmış olduğundan mezkur nişanını alnıak üzre ya kendisinin veya hut mutemet bir adamının gönderilmesinin Gül Ağaya tebliğ ve tefhinıi maruz- dur. 28 Kanuni Sani 1334 Malatya Şube Reisi Hasan Hüseyin EK 13 Suret 268 Arga Şubesi ne
Akçadağ havalisinde muhacereten sakin bulunan Erzincan Balaban Aşireti efradından sinni mükellefiyet dahilinde bulunan eşhasın şimdilik taht-ı silaha alınması üçüncü ordu kunadanlığının iş arına atfen kol ordunun emri iktizasındadır. 4/Mart11 334 Fırka 18. Kalem Reisi Vekili Ziver EK 14 Erzurum 497 Erzincan Mutasarrıflığı na 10/7/1336 ve 1491 tele. Kop dağında menkub hayvanatın istirdatı hakkında muvaffakiyeti alileri mucibi teşekkürdür. Sahiplerinin livaya izamları mahallerine yazılmıştır. Mütebaki hayvanatında zahire ihracı için icabedenlere emir buyrulması mercudur. 7/8/1336 Vali Vekili Kazım Erzincan Jandarma Bölüğü Kumandanlığı Erzurum Vali vekaletinin teşekküratı ve 15. Kolordu Kumandanlığının takdiratını maalen iki kıta telgraf merbuttur. Selepur takımı kumandanı ve maiyeti efradile Mehmet Ağa müfreze sine tebliğ ve tefhimile iadesi... kılınır. 10/ Ağustos/1 336 Jandarma Taburu Kumandanı Binbaşı Adil Nisa Aslına uygunluğu tasdik olunur. 18/8/1336 Selepur Jandarma Tabur Kumandan EK 15 Erzurum adet 922/3513 294/100
Erzincan Mutasarrıflığına 1) 29/7/1336da Bayburttan ahali vesait ile Karabıyık a sevk edilen erzak kafilesine Kop Dağı üzerinde tecavüz ve erzakla hayvanatı gasp eden şakiler, Erzincan Selepür jandarma takımının ciddi takibatı sayesinde Mıtı köprüsün de müsademeye mecbue edilerek üç saat kadar devam eden müsademe neticesinde mezkûr kafile kiracılarının öküzleri ile Karakulak nahiyesinin yolcularına ait onaltı merkep ve yirmi bir öküzün istirdat edildiği anlaşılmıştır. 2) Fukarayı ahalimizin hukuk-i han melerine tecavüz eden şakilere iyi bir ders-i ibret vermek sureti ile ibrazı fedakâr eden mezkûr jandarma takımı zabit ve efradı ile Balaban Aşireti rüesasından Mehmet Ağa müfrezesine beyanı takdiran eylerim. Erzurum, Trabzon vilayetine Erzincan mutasarrıf lığına, Bayburt kaymakamlığına fırka 1 7 kalem riyesetine yazılmıştır. 15. Kolordu Kumandanı Kazım EK 16 Azizim Efendim Beyan-ı taziyeti hâvi keremnamenizi seri-l dest-i tevkire aldım. İbraz buyrulan muhabbet ve mevâlata amîk teşekkürle hatm-i güftar ederim efendim. 21/Mart11 338 Mustafa Paşa Oğlu Alişan EK 17 Selepür Nahiyesi Müdürü Kamer Efendiye Muhterem Kamer Efendi Aşiretinizin ve ecdadınızın insani fikirlerle hükümetimize sebkeden hizmeti vataniyesini işitmekle beraber geçenlerde en buhranlı bir devreye girmiş olan ekrahvali malumesinde aşiretinizin gösterdiği celadet ve hükümete karşı mutaavat mutlakasını görmekle aşiretinizi idare eden efrad-ı ailenize medyunu şükranız. İşte zat-ı alinize ve efrad-ı ailen izden muhterem ağalarımıza karşı hasıl olan itimada istinaden berveçhi zir hususatın temin ve istikmalini rica ederim. Yedi aydan beri teşekkül eden alayımız efradına bu ana kadar hükümet tarafından çarık, çorak, çamaşır, elbise gibi melbusat ve muktezi techizat verilmediği gibi yedi ayda bir maaş verilmiş olduğu malumunuz ve her gün gözünüzün önünde bulunan efradın perişanlığı meşhudunuzdur. Vatani hizmetleriniz meyanında alayımıza da bir muavenet-i insaniyede bulunmak üzre evvelce Sörperan, Çaykomu ve Sansa daki müfrezelerimiz aşiretiniz kurası tarafından tavizen verilen ve aynen ahaliye tevzi edilmek üzere iadesi mukarrer olan hububat vesairenin furuhtuyla alay efradına
yeksenak başlık yemeni imal ettirmek üzre ahali yedinde bulunan muzabıt miktarının alayımız namına teberru edilmesini ve keyfiyetin makama arzı ile beraber işbu hububat furuht ve efrada başlık imal ettirmek üzre bir hey etin buraya izamını rica eder ve muhterem ağalara hürmetler takdim eylerim. 16/Teşrin-i Sani/1337 Süvari Jandarma Alay Kumandanı Binbaşı Şevket EK 18 Hınzori Karyesinde Halil Ağazade Paşa Bey e Balaban Aşireti ile Abbas Uşağı aşireti efradı meyanında pek eski zamanda hadis ve cümlesi teecile uğramış ve kaiden mütevellit husumetin bugüne kadar devamı hükümet-i zailenin eseri ihamlidir. Buna hükümet-i cumhuriye katiyen kail değildir. Halkın meyanelerinde mütehaddis vekayi-i hal ve kendilerini teelif etmek köy ve hanelerinden ayrılanları yerlerine iade etmek hükümet-i cumhuriyenin şiarı ve en büyük arzusudur. Hükümetimizin bu arzuyu ailesine teban her iki tarafı kazanın Brastik karyesi civarındaki Bük mezrasında toplayarak teelif etmek istiyorum. Zatınızda bu arzuya ittibaen gelmenizi ümit ve rica ederim efendim. 23/9/1 928 Plümür Kaymakamı Y. Ziya Takdirname nin latin harfleriyle yazılışı: Onbeşinci Kolordu Kumandanlığı Erkanı Harbiyesi Hususi Numarası: 6157 Erzurum 17/10/1336 Onbeşinci Kolordu Kumandan Vekili Miralay Kazım Bey tarafından Takdirname Erzincan Hınzorı karyesinden Gül Ağa oğullarından aşiret reisi Halil oğlu Mehmet Ağa, otuz nefer maiyeti ile bir hüsnü ali dindarane ve cesurane bir gayret-i vatanperverane ile Sansa Boğazını temin ettiğinden ve Trabzon vilayeti dahilinde gasp edilen hayvanatı maiyeti müfrezesi tarafından
istirdat edildiğinden göstermiş olduğu gayret ve hamiyet şayani taltif ve tahsin ve evlat ve ahfadınca da bir yadıgar-ı kıymetdar gibi hıfzedilmek üzere işbu takdirname îtâ kılındı. Onbeşinci Kolordu Kumandan Vekili Miralay Kazım 1921 yılının ilkbaharında Koçgiri ayaklanması baş göstermişti. Bu aya lanmaya Koçgiri aşiretinin haricinde başka birkaç Dersim li aşirette Erzincan ve Plümür yönlerinden Dersim e katılmak üzere Kuzeydoğuya doğru yola çıkmıştı. Koçgiri li Haydar 24 Nisan 1921 tarihinde 2000 kişilik bir kuvvetle. Haydarın planı Kureyşan ve Balaban Aşiretleri içerisinden Plümür, Mamahatun geçitlerinden aşarak Dersim e girmekti. Nuri DERSİMİ nin iddiasına göre Haydar, Kureyşan lıların sınırına geldiğinde yardım görmeyi umuyordu Baki ÖZ de bu beklentinin varlığını teyid ediyor. Ancak olay Haydar ın umduğu gibi gerçekleşmiyor. Kureyşan lideri Kör Paşo Haydar ı engelliyor. Baki ÖZ, bu olaydaki Kureyşan liderinin Boybeyi Ağa olduğunu bildiriyor ve şöyle devam ediyor: Yörenin Alevi aşiretleri M. Kemal in ulusal hareketine bağlılıklarını korudular. Yöre aşiretleri bozlan Koçgiri ayaklanmacılarının Dersim e kaçmasını da önlemişlerdi. Fırat Köprüsünün hükümet güçlerince tutulması üzerine Balaban Aşireti Başkanı Mehmet (Muhsin) Ağa dan yardım istemişlerse de reddedilmişlerdi. Ancak bu dönem içinde Balabanlılar dan (büyük olasılıkla Mehmet Ağa tarafından) ayaklanmada adı geçen Koçgirili Mustafa Paşa oğlu Alişan Bey e yollanan bir telgrafta başsağlığı mesajı göze çarpıyor. Kimin ölümü üzerine bu başsağlığı mesajının gönderildiğini tespit edemedik. Gül Ağa nın oğlu Selepür Nahiyesi Müdürü Kamer Efendi ye, Koçgiri ayaklanması sonrasında (16 Kasını 1921 tarihinde) gönderilen yazıdan, Balabanlılar ın ayaklanma sırasındaki tutumunu net bir şekilde görebilmek mümkün.