1. above all: özellikle, her şeyden önce (in particular) 2. above sea level: deniz seviyesinin üstünde 3. along with:...yanı sıra,...e/a ilaveten (in addition to) 4. apart from:...den başka,...nın haricinde 5. as a consequence of:...nın sonucunda (as a result of) 6. as a last resort: son çare olarak 7. as a matter of fact: doğrusu, aslında (in fact) 8. as a means of: bir aracı olarak, vasıtası olarak 9. as a result of: sonucunda (as a consequence of ) 10. as for: söz...e/a gelince (as to, as regards) 11. as of today: bugün itibariyle, bundan sonra 12. as opposed to:...nın aksine,...e karşılık 13. as regards:...e dair,...e gelince (as for, as to) 14. as to:...e dair (as for) 15. as well as: yanı sıra, ilaveten (in addition to) 16. at a time: tek seferde, bir taşla iki kuş (in one go) 17. at all costs: ne pahasına olursa olsun 18. at any rate: her halükarda, yine de 19. at best: en iyi ihtimalle 20. at fault: hatalı kusurlu (in error) 21. at first sight/glance: ilk bakışta 22. at first: ilk etapta, öncelikle 23. at issue: söz konusu 24. at large: (1) serbest, firar etmiş (2) genel olarak 25. at last: sonunda, nihayet 26. at least: en az, en azından 27. at length: uzun uzadıya (in detail) 28. at odds with:... ile çelişen (at variance with) 29. at odds/variance with:... ile çelişen,...ile uyuşmayan 30. at once: hemen, derhal (suddenly) 31. at one s leisure: boş zamanlarında 32. at present: şu anda (at the moment) 33. at random: rastgele, tesadüfi 34. at risk: risk altında 35. at sea: denizde seyahatte olan 36. at the age of:...yaşında 37. at the end:...nın sonunda 38. at the latest: en geç (en geç yarın sabah 9 da vb) 39. at the mercy of:...nın insafına/merhametine kalmış 40. at the moment: şu anda (at present) 41. at the speed of light: ışık hızıyla 42. at the time: o anda 43. at this rate: bu hızla, bu gidişle, bu tempoda 44. at times: bazen, zaman zaman [from time to time] 45. at worst: en kötü ihtimalle 46. based on/upon:...e/a bağlı olarak (depending on) 47. by accident: kazara 48. by all means: her şeye rağmen 49. by and by: çok geçmeden, bir süre sonra 50. by and large: genel olarak, genel anlamda 51. by chance: şans eseri, tesadüfen (by coincidence) 52. by coincidence: şans eser, tesadüfen (by chance) 53. by far: şuana kadar, o ana kadar 54. by heart: ezbere 55. by law: kanunlara göre 56. by means of: vasıtasıyla, yoluyla (through) 57. by mistake: yanlışlıkla, istemeden 58. by nature: doğası gereği, yaradılışından dolayı 59. by no means: asla (never, on no account) 60. by the way: sözü gelmişken, bu arada 61. by then: o ana kadar 62. by virtue of:...den dolayı, nedeniyle (because of) 63. by walk: yayan olarak (on foot) 64. by way of: yoluyla, üzerinden, vasıtasıyla (through) 65. for a change: her zamankinden farklı olsun diye 66. for a while: bir süreliğine, belli bir müddet 67. for fear of: korkusuyla 68. for instance: örneğin, mesela (for example) 69. for once: bir defalığına mahsus, yalnızca bir kez 70. for pleasure: zevk için 71. for short: kısaca ( İbrahim ismini KISACA İBO ) 72. for the benefit of:...nın yararı için 73. for the purpose of:...mek/mak amacıyla 74. for the sake of: hatırına, uğruna 75. for the time being: şimdilik (at the moment) 76. free of charge: bedava, beleş 77. from all walks of life: hayatın her tabakasından 78. from now on: şuandan itibaren (as of now) 79. from time to time: zaman zaman, bazen (at times) 80. in a deep sleep: derin uykuda 81. in a hurry: aceleyle, telaşla (in a rush) 82. in a mess: darmadağın olmuş, düzensiz (untidy) 0 222 231 22 66 / Eskişehir - 1 - www.sistemdil.com
83. in a moment: birazdan, yakında (shortly) 84. in accordance with:...e göre (according to) 85. in addition to:...e/a ilaveten, yanı sıra (along with) 86. in advance of:...nın öncesinde 87. in agreement with: ile uyumlu (consistent with) 88. in aid of:...nın yararına,...için yardım 89. in an answer to:...e cevap olarak (in reply to) 90. in brief: özetle, kısacası (in short, in summary) 91. in captivity: esaret altında, tutsak 92. in case of: ihtimaline karşı,...durumunda 93. in cash: nakit/peşin para ile 94. in charge of :...den sorumlu 95. in common with: biriyle ile ortak noktası olmak 96. in compliance with:...e uygun/uyumlu olarak 97. in conclusion: sonuç olarak (lastly, finally) 98. in connection with:...ile bağlantılı 99. in consideration of: göz önüne alarak (considering) 100. in contrast to/with:...nın aksine/tersine (unlike) 101. in control of:...den sorumlu (in charge of) 102. in danger: tehlike altında 103. in debt: borçlu 104. in defiance of:...e karşı çıkarak,...hiçe sayarak 105. in demand: talep gören, rağbet gören, popüler 106. in detail: detaylı bir şekilde 107. in error: hatalı yanlış yapan (at fault) 108. in excess of: aşırı miktarlarda 109. in exchange for:...nın karşılığında (in return for) 110. in exchange for:...nın karşılığında (in return for) 111. in exile: sürgünde 112. in fashion: modaya uygun 113. in favour of: lehinde olan, yararına 114. in general: genelllikle (generally) 115. in honour of:...nın onuruna/şerefine 116. in hopes of: umuduyla 117. in light of:... nın ışığında 118. in line with:...ile paralel (in keeping with) 119. in line: kuyrukta bekleyen 120. in love with: aşık 121. in opposition to:...nın aksine/tersine (unlike) 122. in order: düzenli, tertipli, arızasız çalışan 123. in pain: acılar içinde kıvranan 124. in particular: özellikle (particularly, especially) 125. in person: şahsen, kişisel olarak (personally) 126. in pieces: paramparça olmuş 127. in place of:...nın yerine (instead of) 128. in practice: uygulamada olan 129. in preference to:...e/a tercihen, öncelikle 130. in preparation for:...e/a hazırlık olarak 131. in progress: devam etmekte olan, devam eden 132. in public: alenen, herkesin içinde 133. in pursuit of:...nın peşinde (in search of) 134. in reference to:... ile ilgili olarak 135. in relation to:...ile ilgili olarak,...e nispeten 136. in reply to:...e cevap olarak (in response to) 137. in return for:...nın karşılığında (in exchange for) 138. in search of:...nın peşinde (in pursuit of) 139. in short: özetle (in brief, in summary) 140. in sight of: gözle görülen, görüş mesafesinde 141. in silence: sessizce 142. in spite of:... e rağmen (despite) 143. in store for: gelecek olan,...i bekleyen 144. in summary: özetle, kısacası (in short = in brief) 145. in tears: ağlayan, gözyaşlarına boğulmuş 146. in terms of: açısından, bakımından 147. in terms of: açısından, bakımından (with respect to) 148. in the absence of:...nın yokluğunda 149. in the air: havada kalmış, tam anlaşılmayan 150. in the case of:...durumunda 151. in the course of:...esnasında (during) 152. in the end: en sonunda, nihayetinde (finally) 153. in the event of :...durumunda 154. in the face of:...karşısında 155. in the habit of:...alışkanlığına sahip 156. in the long run: uzun vadede 157. in the meantime: bu esnada, bu arada 158. in the name of:...nın adıyla,...nın emriyle 159. in the short run: kısa vadede 160. in the suburbs: şehrin varoşlarında 161. in touch with: ile irtibatı, bağlantısı olan 162. in trouble (with): ile başı belada 163. in tune: ahenkli, detone olmayan 164. in turn: sırayla, sırasıyla 0 222 231 22 66 / Eskişehir - 2 - www.sistemdil.com
165. in use: halen kullanılan, kullanımda olan 166. in vain: boşuna, nafile (futile) 167. in view of:...i göz önünde bulundurarak (in light of) 168. in/under the circumstances: normal şartlarda 169. off guard: gafil, habersiz (by surprise) 170. off duty: tatilde, izinde (on vacation = on leave) 171. of late times: son zamanlarda 172. on a cruise: denizde gezintiye çıkmış 173. on a diet: diyet yapan, diyette 174. on a large scale: büyük ölçüde, geniş çapta 175. on a regular basis: düzenli olarak, muntazaman 176. on a trip: yolculuk yapan 177. on account of: yüzünden,...den dolayı (because of) 178. on air: (radyo) yayında 179. on an expedition: keşif gezisinde 180. on and off: kesintili, zaman zaman 181. on average: ortalama olarak 182. on behalf of:...nın adına,...i temsilen 183. on board: (gemi, uçak vb) güvertedeki yolcu /eşya 184. on demand: talep/istek üzerinde 185. on display: sergide, sergilenmiş olan 186. on easy terms: uygun ödeme şartları ile / taksitle 187. on fire: yanmakta olan, yanan 188. on foot: yayan olarak (by walk) 189. on good terms with: ile iyi geçinen, arası iyi olan 190. on grounds of:...den dolayı, yüzünden (because of) 191. on guard: nöbette 192. on leave: izinde, tatilde (on vacation, off duty) 193. on line: hatta olan, telefona bağlanmış 194. on loan: ödünç verilmiş 196. on occasion: zaman zaman (from time to time) 197. on one s own: kendi başına, yardım almadan 198. on purpose: kasıtlı, bile bile yapılan (intentionally) 199. on sale: (1) indirimde olan (2) satılık (for sale) 200. on strike: grevde 201. on the assumption that: varsayımından yola çıkarak,... düşüncesine dayanarak 202. on the brink of extinction: nesli tükenmek üzere 203. on the decrease: azalmakta olan, gitgide düşen 204. on the hour: saat başı (haber vb) 205. on the increase: artmakta olan, gitgide artan 206. on the outskirts: şehrin eteklerinde 207. on the phone: telefonda 208. on the point of:...mek üzere olan (be about to do) 209. on the spot: derhal, hemen 210. on the strength of:...e dayanarak (on the basis of) 211. on the tip of: aklının/dilinin ucunda 212. on the way:...e doğru giderken 213. on the whole: genel olarak (in general) 214. on time: tam zamanında, dakik 215. on vacation: tatilde, izinde (off duty, on leave) 216. out of breath: nefes nefese kalmış 217. out of control: kontrolden çıkmış, kontrolü imkânsız 218. out of danger: emniyette, tehlike durumu olmayan 219. out of date: tarihi geçmiş, miadı dolmuş 220. out of debt: borcu olmayan, borçsuz 221. out of doors: açık alanda 222. out of fashion: demode olmuş, modası geçmiş 223. out of luck: şanssız, talihsiz 224. out of order: bozuk (radyo, asansöre vb) 195. on no account: asla, katiyen, zinhar 0 222 231 22 66 / Eskişehir - 3 - www.sistemdil.com
225. out of place: her zamanki yerinde olmayan, uzaydan gelmiş gibi duran 226. out of practice: uzun süredir pratik yapmamış 227. out of print: baskısı tükenmiş 228. out of reach: erişilmez, erişilemeyecek kadar uzakta 229. out of season: sezon dışı, normal yetiştiği mevsimin dışında yetişen (sebze, meyve vb) 230. out of sight: görünmez, gözden ırak (invisible) 231. out of the ordinary: sıra dışı, olağanüstü 232. out of the question: imkânsız (impossible) 233. out of use: artık kullanılmayan, eskide kalmış 234. out of work: işsiz 235. over and over again: tekrar tekrar, defalarca 236. prior to:...den önce (before) 254. with haste: telaşla, aceleyle 255. with no time to spare: acelesi olan (in a hurry) 256. with pleasure: zevkle, memnuniyetle 257. with regard to:... ile ilgili olarak (as regards) 258. with respect to: ile ilgili olarak (with regard to) 259. with the exception of:...nın haricinde (except for) 260. with time: zamanla 261. within reach: erişilebilir bir mesafede 262. without delay: gecikmeden, hemen (immediately) 263. without doubt: şüphesiz, kesinlikle 264. without fail: fire vermeden, güvenilir şekilde 265. without hesitation: tereddütsüz 266. without regard to:...e bakılmaksızın (regardless of) 267. without warning: ansızın, pat diye 237. to the point: konu ile ilgili olan/alakalı 238. under age: reşit olmayan, 18 yaşını doldurmamış 239. under guarantee: garanti altında 240. under pressure: baskı altında 241. under the disguise of:... maskesi altında 242. under the heading of:...başlığı altında 243. under the impression that:...izlenimi altında 244. under the influence of:...nın etkis altında 245. under the leadership of:...nın önderliğinde 246. under the pretext of:...bahanesiyle 247. under way: devam eden, işlemekte olan (in progress) 248. under/in the circumstances: normal koşullarda 249. up to date: şuana kadar (so far) 250. up to now: şuana kadar (so far) 251. up to the present time: şuana kadar (so far) 252. with a view to(wards) doing:...mek amacıyla 253. with ease: kolaylıkla 0 222 231 22 66 / Eskişehir - 4 - www.sistemdil.com