Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK KLASİK TÜRK EDEBİYATI Gezi-İnceleme Derleyen ve Yalınlaştıran: Refik Durbaş Resimleyen: Yalçın Çetin
Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK Derleyen ve Yalınlaştıran: Refik Durbaş Resimleyen: Yalçın Çetin
Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Düzelti: Fulya Tükel Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal Yurtoğlu 1. Basım: 2001 10. Basım: 1000 adet, Ekim 2014 ISBN 978-975-07-0130-6 Can Sanat Yayınları Ltd. Şti., 2001 Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayımcının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. Can Sanat Yayınları Yapım, Dağıtım, Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Yayıncı Sertifika No: 10758 Hayriye Caddesi No. 2, 34430 Galatasaray, İstanbul Telefon: (0212) 252 56 75-252 59 89 Faks: 252 72 33 www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Kapak Baskı: Azra Matbaası; Sertifika No: 27857 Adres: Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok Kat: 3 No: 3/2 Topkapı, Zeytinburnu, İstanbul İç Baskı ve Cilt: Özal Matbaası; Sertifika No: 26699 Adres: Davutpaşa Cad. Emintaş Kazım Dinçol San. Sitesi No: 81/39 Topkapı, İstanbul
Bu kitabın sahibi:...
Evliya Çelebi HUCKLEBERRY FINN İN SERÜVENLERİ ADEM LE HAVVA NIN GÜNCESİ yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitabıdır. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda yaşamış dünya gezgini ulu bir yazarımız. 30 yaşına kadar İstanbul da kalmış, çağının bilginlerinden dersler almış, sonra da dünyanın ünlü gezginlerinden biri olmuş. Gittiği gördüğü yerleri, tanıştığı kişileri, başından geçen olayları, edindiği izlenimleri hiç üşenmeden yazmış da yazmış. Böylece, ciltler dolusu o ünlü Seyahatname yani Gezi Günlüğü ortaya çıkmış. Refik Durbaş ise, Evliya Çelebi nin o yalın, içten, abartmalı anlatımını hiç bozmamaya çalışarak, o büyük Gezi Günlüğü nü taradı, seçtiği öyküleri yalınlaştırdı. Yalçın Çetin de kıvrak çizgileriyle bu kitapçığı resimledi, süsledi.
YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK İçindekiler Kuşbazlar, 7 Kuyruklu Yalan, 12 Müneccim Kuyusu, 23 Pişmiş Adamlar Ülkesi nde, 28 Sanatçının Beğenilen Becerileri, 35 Erdebil Kedileri, 41 Deniz Dalgıçları, 47 Abdal Han ın Bin Hünerliliği, 53
Kuşbazlar Kuşbazlar uğursuz kimselerdir. İstanbul çelebilerinin mirasyedileri, güvercinin altından elli kuruşa yumurtasını alıp kendi güvercininin altına kor. Güvercin, yavru çıkarınca, göklere uçup takla ata ata yere iner. Bazısı yere düşer düşmez ölür. Bu güvercinlerin birçok çeşidi vardır. Ama en beğenilen ve geçerli olanı taklabaz Bağdat güvercinidir ki, bu hayvanlar bir yere bir kez yuva 7
Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK yaptıktan sonra başka yere asla yuva yapmazlar. Aradan on yıl geçse de yine eski yuvalarını bulurlar. Dostlarımızdan birkaçı kuşbaz idi. Bu güvercinlerden birkaç tanesini Bursa dan salıverdi. Güvercinler o anda İstanbul a gelip yuvalarını buldular. Burada söze biraz ara verip bir hikâye anlatalım: Bursalı mirasyedilerden Sadizade, on bin kuruş harcayarak bin tane güvercin satın almıştı. Padişah dahil herkes bunu biliyordu. Güvercinlerini, misk içinde gecelemiş nar tanesi ile beslerdi. Bir gün güvercinlerini yuvalarından uçurdu. O anda gökyüzü kapkaranlık oldu, şimşekler çakmaya başladı. Karanlığın çokluğundan adam adamı göremez oldu. 24 saat sonra hava açıldı ama güvercinlerden eser yok... Sadizade nin aklı başından gitti.
Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK Bursa da duramadı, bir geziye çıktı. Yedi yıl dünyayı dolaştı. Sadizade, bir gün Cezayir de konuk kaldığı bir evde güvercinlerini gördü. Ev sahibine çıkarak bunların kendisine ait olduğunu söyledi. Ev sahibi de, Nereden bildin? Kanıtla, dedi. Bunun üzerine Sadizade derhal misk içinde nar taneleri hazırlayıp güvercinlere saçtı. Güvercinler nar tanelerini yedikten sonra uçup gözden kayboldular. Sadizade kuşların doğru Bursa ya gittiğini anladı. Bursa ya geldiği zaman bütün güvercinlerin yuvalarına döndüklerini gördü. Şurası kesin bir gerçek ki, Bağdatlı güvercinler vefalı kuştur. Ama güvercin beslemesi uğursuzdur. Hele kırmızı tepeli, ayağı çakşırlı kut güvercini olursa... 10
Kuyruklu Yalan Gezimin başından beri dokuz hükümdar, yetmiş vezir ile tanışıp hepsinin durumunu öğrendim. Gördüm ki vezirler, bakanlar, ileri gelenler ve büyükler, hoş söz söyleyenlere, şakacılara, gammazlara ve boşboğazlara karşı daha çok sevgi gösterirler. Bir gün Halep kentinde, Murtaza Paşa nın hünkâr bahçesinin havuzu kenarında oturuyorduk. Günlerini eğlenceyle geçiren kişilerle birlikteydik. Çoğu kez abartmanın aşırısına varıp yalan söylerlerdi. Söyledikleri sözlerin yalanı ve doğrusu da bence biliniyordu. Çünkü anlattıkları olayların çoğunda onlarla birlikte bulunmuştum. Ben onlarla tartıştıkça, Paşa Efendi, onların apaçık yalanlarını onaylayıp pohpohlardı. Hatta bir gün merhum Tabanıyassı Mehmet Paşa nın imamı Yahya Efendi, Şam daki görevinden alınmış olup Halep te 12
bulunuyordu. Murtaza Paşa nın kapı yoldaşı olması dolayısıyla özel toplantılarda onu eğlendiren görkemli bir mollaydı. Ama çok yalancı ve şakacıydı. Anlattığı hikâyelerden bir bölümü buraya yazıldı: Bir tarihte Revan Kalesi nde kuşatılmış olan Mur taza Paşa yı korumak için Tabanıyassı Mehmet Paşa, kırk bin askerle Revan üzerine gitmeye hazırlandı. O sırada Mehmet Paşa Erzurum da kışlıkta idi. Şah ın kaleyi kuşattığı haberi gelince, Erzurum dan kalkıp Murtaza Paşa nın kurtarılmasına gittik. Yolda bir mızrak boyu kar sökerek Erzurum a iki günlük olan Deveboynu denilen yere yedi günde güçlükle varıp kar üzerinde çadır kurduk. Geceyi tipi, boran ve kızıl kıyamette orada geçirdik. Sabahleyin kalktık. Ne görelim... bütün çadırları kar bürümüş... Herkes soğuktan tir tir titriyor... Üç bin garibin el ve ayakları donmuş... Yüzlerce at ve deve buz kesilmiş... Çadırları bozmaya ve atları çadırdan dışarı çıkarmaya kimsede güç kalmadığından Tabanıyassı Mehmet Paşa, bazı piyade ağalarını Hasankale ye ve öteki köy ve kasabalara göndererek on binden fazla eli kürekli çapa ve kazmalı köylü getirtip Deveboynu ndan yol açtırdı. O gece yine kar yağarak dere ve tepe beyaz kar ile ağız ağıza dolmuştu. Sabahleyin yine yollar onarıldıysa da sürekli kar yağışı bize on iki gün bu sıkıntıyı çektirdi. Bu durumdan usanan askerler, Mehmet Paşa nın üzerine yürüyerek, Behey Paşa! Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK 13
Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK Bizi kırar mısın? Revan Kalesi ni Şah alırsa, bahar günlerinde ister istemez geri alırız. Hemen kalk Erzurum a dönelim, dediler. Sonunu düşünen Paşa, Ya Padişah a ne söyleriz? diye karşılık verince, asker daha diretip hep birden bağırdı: Padişah a durumu biz anlatırız. Bizi Erzurum un bu soğuk cehenneminden kurtarın da hemen dönelim. Yoksa burada kırılıp öleceğiz. Sonunda Deveboynu aşılamadığından kaleye yardım gönderilemedi. Bütün askere geri dönme emri verilip o kadar hazine ve cephane kar altında kaldı. Tabanıyassı Mehmet Paşa nın ağalarından Mehmet Ağa, canından bezip kemerinde sakladığı iki bin altını, çadır yerini hançerle kazarak gömer ve gökyüzüne bakıp bir bulut parçasını nişan koyar. Sonra da düşe kalka Erzurum a gelir. Yedi ay kışladayken Avnik ve Ziyaüddin kaleleri dolaylarından Kürt beylerinin adamları, Revan Kalesi ni Murat Han yedi günde aldı. Şah ise yedi aydır dövüyor, alalı daha yedi gün oldu. Kaledeki halkı kılıçtan geçirip `Kale bana miras kalmıştır, diyor. Kaleye yetmiş bin asker yerleştirdi, diye korkunç haberler getirince Tabanıyassı Mehmet Paşa sorar: Revan Kalesi gitti ise cehenneme! Ama o Kara Murtaza nice oldu? Kürtlerden biri yanıtladı: 14
YAŞ 11 12 13 + Evliya Çelebi YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK Bir kitabın sırtında, dünyanın dört bucağına yolculuk! Elinizde tuttuğunuz kitap, bundan yaklaşık 400 yıl önce, atı Küheylan ın sırtında dünyayı gezmiş ve gördüklerini hem samimi hem de eğlenceli bir dille anlatmış Evliya Çelebi nin dev eseri Seyahatname nin yalınlaştırılmış halidir. Değerli şâirimiz Refik Durbaş ın derlediği öykülerde, Evliya Çelebi nin büyülü yolculuklarını, şaşırtıcı serüvenlerini ve biraz da abartılmış izlenimlerini bulacak, dünyaca ünlü gezginimizle tanışmış olacaksınız. ISBN 978-975-07-0130-6