Liselerde kontenjan sorunu yok Ağustos 13, 2013-3:11:52 Milli Eğitim Bakanı Avcı, genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi sürecine ilişkin, "Ciddi bir kontenjan sorunu yok" dedi. Bakan Avcı, Bakanlıkta basın mensuplarıyla bayramlaştı. Anadolu liselerinin düz liselere dönüştürülmesi sonrası SBS'yi kazanamayan 574 bin öğrencinin açıkta kaldığı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Avcı, "açıkta kalan öğrenciler" tabirinin doğru olmadığını söyledi. Okul türlerinin azaltılmasına ilişkin çalışmaların 3 yıldır devam ettiğini, bu kapsamda düz liselerin Anadolu ve meslek liselerine dönüştürüldüğünün hatırlatan Avcı, Anadolu lisesilerinin herkesin birinci önceliği olmadığını ifade etti. Anadolu liseleri dışındaki okulları tercih edenler için kontenjanların zaten bulunduğunu dile getiren Avcı, "Kamuoyunda şöyle bir algı uyandırılıyor ki o yanlış. 'Herkesin birinci önceliği Anadolu lisesi ama bu birinci önceliğini kazanamayan, geriye kalan, bütün ister istemez zorunluluktan dolayı meslek liselerine veya imam hatip okullarına gidecekler', böyle bir şey yok. Çünkü geçmiş yıllardaki uygulamalardan biliyoruz ki bütün öğrencilerin birinci önceliği Anadolu liseleri değil. Meslek liseleri ve imam hatip okulları, Anadolu liseleri kazanılamadığı için gidilen okullar değil. Tam tersine pek çok öğrencimiz için pek çok aile için meslek liseleri imam hatip liseleri pekala birinci öncelik" diye konuştu. Meslek liselelerine ilişkin düzenlemelerin bu okullara yönelik talebi artırdığını belirten Avcı, eğitim sanayi işbiliğinde açılan meslek liselerinin öğrenci profilinde ciddi bir yükseliş olduğunu belirtti. Meslek liselerinde eğitimin kalitesi ve özendirici tedbirler bakımından ciddi bir iyileştirmenin söz konusu olduğuna işaret eden Avcı, şunları kaydetti: "Kamuoyunda aslolan sadece Anadolu liseleriymiş onun dışındaki okullar ancak mecbur kalınırsa gidilebilinecek okullarmış gibi bir algının yaygınlaştırılması doğru değil. İmam hatip liseleri için de aynı
şey söz konusu. Halktan ciddi bir imam hatip lisesi talebi var, illerden. Ciddi manada imam hatip lisesi beklentii var. Özellikle kız imam hatip liseleri konusunda ciddi bir talep var. Ayrıca meslek liseleri konusunda da kız meslek liseleri konusunda da. Bazı aileler çocuklarını ancak böyle bir düzenleme içinde okula göndermeye razı oluyor. Dolayısıyla açık lise çözümü de aynı şekilde. Özellikle mevsimlik işci olarak çalışan ailerin çocuklarına önemli bir imkan sunuyor. Başka türlü okullaştıramadığımız gençlerimizi hiç değilse açık lise üzerinden okullaştırma imkanı sağlamış olduk. Dolayısıyla şimdi Anadolu liselerine kayıtlar bittikten sonra, diğer okullara zaten birinci tercihi o okul olduğu için yerleşen öğrenciler de yerleştikten sonra, gerek imam hatip okullarına gerek meslek liselerine, öğrenciler yerleştikten sonra görülecek ki bir kontenjan sorunumuz yok. Buna rağmen özellikle ilçelerden il merkezlerine gelip, düz liseden nakil olarak gelip il merkezinde kendilerine eşdeğer okullar bulamayacak öğrencilerimiz için illerimizde bu ihtiyacı da karşılamak üzere çok programlı lise sınıfları açıyoruz zaten. Dolayısıyla normal lisede, eski düz lise dediğimiz lisede okuyup, yer değiştiren öğrenciler geldikleri yerlerde eşdeğer bir okul bulamamalarına binayen biz onlar için de çok programlı sınıfları açıyoruz." Anadolu liselerine, tercihleri doğrultusunda meslek liselerine ve imam hatip liselerine, çalışma koşulları ya da yerleşim koşulları nedeniyle açık liselere veya çok programlı liselere yerleşecek öğrencilerin bulunduğunu vurgulayan Avcı, "Anadolu liselerine kaydolmamış 574 bin öğrencinin tamamının zorunlu olarak başka okullara yönlendirileceği iddiası tamamen yanlış" dedi. Özel sağlık meslek liselerine talep abartıldığı için öğrenci ve velileri uyarmak zorunda kaldıklarını anımsatan Avcı, meslek liselerine talebin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını söyledi. Avcı, meslek liselerinin ikinci sınıf eğitim kurumları olarak gösterilmesinden vazgeçilmesi gerektiğine dikkati çekti. 28 Şubat mağduru öğretmenler Bakan Avcı, 28 Şubat mağduru öğretmenlerin mesleğe dönüş sürecine ilişkin soru üzerine, bunların bir bölümünün bundan önce başta MEB olmak üzere değişik kamu kuruluşlarında görevlerine iade edildiğini anımsattı. Kamuda çalışan her 3 kişiden birinin MEB'de istihdam edildiğini bildiren Avcı, "O mağduriyet dalgası içinde en fazla mağdur olan kesim MEB camiası oldu. Bu çercevede daha önce de bin 800'ünün üzerinde öğretmenimiz bundan önceki dönemlerde son 10 yıl içerisinde göreve başladılar. Henüz bir şekilde göreve başlamamış, durumları netleşmemiş öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarına tekrar böyle bir hakları olduğunu hatırlatmak üzere böyle bir düzenleme yapıldı. Bu düzenleme çerçevesinde o dönemde mağdur edilmiş, haksızlığa ugramış, mesleklerini icra edemez duruma düşürülmüş öğretmenlerimiz ve çalışanlarımız tekrar görevlerine başlayabilecekler. Kesin bir sayı veremiyoruz. Çünkü bunların bir kısmı daha önce başlamıştı. Bir kısmı başka kurumlarda göreve başlamış olabilirler. Öyle olduklarını da biliyoruz. Öğretmenlikten ayrılmış ama başka bir görevde çalışıyor. Onların sayılarını tam olarak bilemediğimiz için kesin bir rakam veremem. Ama bugüne kadar bu çercevede göreve dönmüş olan bin 800'ün üzerinde öğretmeniz ve çalışanımız vardı zaten. Bir o kadar daha muhtemelen çıkabilir" şeklinde konuştu. TBMM tatile girmeden önce çıkan Torba Kanun'un düzenlemenin altyapısını oluşturduğunu, bu nedenle öğretmenlere bu duyuruyu yaptıklarını ifade eden Avcı, o dönemde herhangi bir şekilde görevden ayrılmış olanların ve haksızlık sonucu ayrıldığını düşünenlerin başvuruda bulunabileceğini kaydetti. Bakan Avcı, SBS'nin kaldırılmasına ilişkin soru üzerine, yaz boyunca paydaşlarla toplantılar yaptıklarını,
bunların en sonuncusunun da İstanbul'da gerçekleştirildiğini belirtti. SBS'nin yerine öğrencilerin önündeki 4 yılı etkileyecek tek bir sınav koymama konusundaki kararlılıklarının sürdüğünü vurgulayan Avcı, "Yeni bir sınav icat etmiyoruz. Sadece öğrencilerin yıl içerisinde zaten girdikleri yazılı sınavlardan bazılarını daha denetimli yaparak, notların daha güvenilir olmasını, bunların da liseye geçişlerde kullanılabilmesini sağlamak istiyoruz. Yaptığımız çalışma buna yönelik. Yani SBS'nin yerine yeni bir sınav, sınavlar icat etmiyoruz" diye konuştu. Okullarda yıl içinde belli derslerden yapılan yazılı sınavlardan bazılarını, Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde, gözetiminde ve değerlendirilmesinde gerçekleştirmeyi plandıklarını vurgulayan Avcı, hangi yazılıların MEB'in denetimde yapılacağını, bunların ağırlıklarının ne olacağını, toplantılarda elde ettikleri geri beslemeleri değerlendirdikten sonra duyuracaklarını söyledi. Dershanelerin kapatılması Ailelerin dershaneler konusunda acele etmemesi yönündeki uyarılarının hatırlatılarak, süreçteki son durumun sorulması üzerine Avcı, konunun uzun süredir kamuoyunun gündeminde olduğuna işaret etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da 3 yıldır bunu bazı toplantılarda açıkladığını anımsatan Avcı, dershanelerin kapatılmasından çok dönüştürülmesinden söz edilebileceğini kaydetti. Dershanelerin tek bir sınava yönelik, test becerileri kazandıran kurumlar olmaktan çıkarılıp, özel okul olması için öteden beri Milli Eğitim Bakanlığınca çalışmalar yürütüldüğünün altını çizen Avcı, şöyle konuştu: "Benim acele etmeyin deyişimin de sebebi şu, zaten biliyorsunuz ocak ayında dershaneler kayıtlara başlıyorlar. Gerekli izin işlemleri ocak ayında başlıyor. Dolayısıyla benim o açıklamayı yaptığım tarihte dershaneler öğrenci alımlarına başlamışlardı ve ruhsatları da yenilenmişti. O tarihte bugünkü mevzuat çercevesinde şöyle yapın böyle yapın diyemem demiştim. Çünkü ocak ayından itibaren dershaneler zaten Milli Eğitim Bakanlığından alınan izinler çercevesinde öğrenci kayıtlarını yapmışlardı. Bu kayıt olan öğrenciler, önümüzdeki 2014 Haziranı'na kadar herhalde kurslarına devam edecekler. Dershanelere kaydolmuş öğrenciler, büyük bir bölümü en azından 2014 Haziranı'na kadar muhtemelen ücretlerini ödediler ve kurslarına başladılar." Dershaneleri dönüştürme programının gerçekleşebilmesi için yasal düzenleme gerektiğine işaret eden Avcı, bunun ancak Meclis açıldıktan sonra söz konusu olabileceğini, Milli Eğitim Bakanlığının tek başına bir şey yapamayacağını kaydetti. Konunun Meclis'in tasarrufunda olduğunu vurgulayan Avcı, "Meclis açıldıktan sonra yapılacak bir düzenlemeyle dershaneler özel okula dönüşebilecek. O zaman demek ki bu ne zamana denk gelir, önümüzdeki yasama döneminde yapılacak böyle bir düzenleme ancak 2014-2015 ders yılından itibaren geçerli olur. Meclis açıldıktan sonra yapılacak bir yasal düzenlemenin uygulaması 2014-2015 ders yılına uzanır" ifadesini kullandı. Sektör temsilcilerinin, özel okula dönüşmek için süre ve imkan istediğini aktaran Avcı, Başbakan Erdoğan'ın açıklamasının üzerinden 3 yıl geçtiğini anımsatarak, "Bir yıl da buradan 2014-2015'e sarkacağına göre demek ki 4 yıllık bir geçiş süreci fiilen tanımmış oldu" şeklinde konuştu. Bazı köklü kuruluşların özel okula dönüşmeye başladığını anlatan Avcı, daha küçük kuruluşların kendi aralarında birleşerek benzer bir dönüşüm programı uygulayabileceklerini söyledi. Dershanelere bu süreçte arsa, kredi kolaylıkları gibi teşvikler de öngürüldüğünü vurgulayan Avcı, buralarda görevli öğretmenlerin, öğreticilerin ve çalışanların, milli eğitim sistemine, gerek özel okullar üzerinden gerek başka yöntemlerle entegre edilmeleri için hazırlıkların yapıldığını belirtti. Avcı,
öğrencileri, aileleri ve sektör çalışanlarını mağdur etmeyecek şekilde meseleyi çözmeye çalıştıklarını dile getirdi. Avcı, Ruhban Okulu'nun açılmasına ilişkin soru üzerine de konunun sadece MEB'i ilgilendirmediğini, MEB'in siyasi iradenin gösterdiği istikamette gerekli düzenlemeleri yapacağını ifade etti. YÖK'ün 29 yaşındaki erkeklerin üniversitelere kayıt olabileceği ancak askerliklerinin tecil edilmeyeceği yönündeki kararının hatırlatılması üzerine Avcı, konuyla ilgili YÖK'ün aydınlatıcı bir açıklama yapacağını söyledi. Okuma yaşının erkene çekilmesiyle derslik konusunda sıkıntı yaşanacağı iddialarına ilişkin soruyu da Avcı, "Geçen sene yeten derslik bu sene hayli hayli yeter. Bu sene işimiz daha kolay merak etmeyin sorun yok" diye yanıtladı. Liselerde kontenjan sorunu yok Ağustos 13, 2013-3:11:52 Milli Eğitim Bakanı Avcı, genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi sürecine ilişkin, "Ciddi bir kontenjan sorunu yok" dedi. Bakan Avcı, Bakanlıkta basın mensuplarıyla bayramlaştı. Anadolu liselerinin düz liselere dönüştürülmesi sonrası SBS'yi kazanamayan 574 bin öğrencinin açıkta kaldığı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Avcı, "açıkta kalan öğrenciler" tabirinin doğru olmadığını söyledi. Okul türlerinin azaltılmasına ilişkin çalışmaların 3 yıldır devam ettiğini, bu kapsamda düz liselerin Anadolu ve meslek liselerine dönüştürüldüğünün hatırlatan Avcı, Anadolu lisesilerinin herkesin birinci önceliği olmadığını ifade etti. Anadolu liseleri dışındaki okulları tercih edenler için kontenjanların zaten bulunduğunu dile getiren Avcı, "Kamuoyunda şöyle bir algı uyandırılıyor ki o yanlış. 'Herkesin birinci önceliği Anadolu lisesi ama
bu birinci önceliğini kazanamayan, geriye kalan, bütün ister istemez zorunluluktan dolayı meslek liselerine veya imam hatip okullarına gidecekler', böyle bir şey yok. Çünkü geçmiş yıllardaki uygulamalardan biliyoruz ki bütün öğrencilerin birinci önceliği Anadolu liseleri değil. Meslek liseleri ve imam hatip okulları, Anadolu liseleri kazanılamadığı için gidilen okullar değil. Tam tersine pek çok öğrencimiz için pek çok aile için meslek liseleri imam hatip liseleri pekala birinci öncelik" diye konuştu. Meslek liselelerine ilişkin düzenlemelerin bu okullara yönelik talebi artırdığını belirten Avcı, eğitim sanayi işbiliğinde açılan meslek liselerinin öğrenci profilinde ciddi bir yükseliş olduğunu belirtti. Meslek liselerinde eğitimin kalitesi ve özendirici tedbirler bakımından ciddi bir iyileştirmenin söz konusu olduğuna işaret eden Avcı, şunları kaydetti: "Kamuoyunda aslolan sadece Anadolu liseleriymiş onun dışındaki okullar ancak mecbur kalınırsa gidilebilinecek okullarmış gibi bir algının yaygınlaştırılması doğru değil. İmam hatip liseleri için de aynı şey söz konusu. Halktan ciddi bir imam hatip lisesi talebi var, illerden. Ciddi manada imam hatip lisesi beklentii var. Özellikle kız imam hatip liseleri konusunda ciddi bir talep var. Ayrıca meslek liseleri konusunda da kız meslek liseleri konusunda da. Bazı aileler çocuklarını ancak böyle bir düzenleme içinde okula göndermeye razı oluyor. Dolayısıyla açık lise çözümü de aynı şekilde. Özellikle mevsimlik işci olarak çalışan ailerin çocuklarına önemli bir imkan sunuyor. Başka türlü okullaştıramadığımız gençlerimizi hiç değilse açık lise üzerinden okullaştırma imkanı sağlamış olduk. Dolayısıyla şimdi Anadolu liselerine kayıtlar bittikten sonra, diğer okullara zaten birinci tercihi o okul olduğu için yerleşen öğrenciler de yerleştikten sonra, gerek imam hatip okullarına gerek meslek liselerine, öğrenciler yerleştikten sonra görülecek ki bir kontenjan sorunumuz yok. Buna rağmen özellikle ilçelerden il merkezlerine gelip, düz liseden nakil olarak gelip il merkezinde kendilerine eşdeğer okullar bulamayacak öğrencilerimiz için illerimizde bu ihtiyacı da karşılamak üzere çok programlı lise sınıfları açıyoruz zaten. Dolayısıyla normal lisede, eski düz lise dediğimiz lisede okuyup, yer değiştiren öğrenciler geldikleri yerlerde eşdeğer bir okul bulamamalarına binayen biz onlar için de çok programlı sınıfları açıyoruz." Anadolu liselerine, tercihleri doğrultusunda meslek liselerine ve imam hatip liselerine, çalışma koşulları ya da yerleşim koşulları nedeniyle açık liselere veya çok programlı liselere yerleşecek öğrencilerin bulunduğunu vurgulayan Avcı, "Anadolu liselerine kaydolmamış 574 bin öğrencinin tamamının zorunlu olarak başka okullara yönlendirileceği iddiası tamamen yanlış" dedi. Özel sağlık meslek liselerine talep abartıldığı için öğrenci ve velileri uyarmak zorunda kaldıklarını anımsatan Avcı, meslek liselerine talebin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını söyledi. Avcı, meslek liselerinin ikinci sınıf eğitim kurumları olarak gösterilmesinden vazgeçilmesi gerektiğine dikkati çekti. 28 Şubat mağduru öğretmenler Bakan Avcı, 28 Şubat mağduru öğretmenlerin mesleğe dönüş sürecine ilişkin soru üzerine, bunların bir bölümünün bundan önce başta MEB olmak üzere değişik kamu kuruluşlarında görevlerine iade edildiğini anımsattı. Kamuda çalışan her 3 kişiden birinin MEB'de istihdam edildiğini bildiren Avcı, "O mağduriyet dalgası içinde en fazla mağdur olan kesim MEB camiası oldu. Bu çercevede daha önce de bin 800'ünün üzerinde öğretmenimiz bundan önceki dönemlerde son 10 yıl içerisinde göreve başladılar. Henüz bir şekilde göreve başlamamış, durumları netleşmemiş öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarına tekrar böyle bir hakları olduğunu hatırlatmak üzere böyle bir düzenleme yapıldı. Bu düzenleme çerçevesinde
o dönemde mağdur edilmiş, haksızlığa ugramış, mesleklerini icra edemez duruma düşürülmüş öğretmenlerimiz ve çalışanlarımız tekrar görevlerine başlayabilecekler. Kesin bir sayı veremiyoruz. Çünkü bunların bir kısmı daha önce başlamıştı. Bir kısmı başka kurumlarda göreve başlamış olabilirler. Öyle olduklarını da biliyoruz. Öğretmenlikten ayrılmış ama başka bir görevde çalışıyor. Onların sayılarını tam olarak bilemediğimiz için kesin bir rakam veremem. Ama bugüne kadar bu çercevede göreve dönmüş olan bin 800'ün üzerinde öğretmeniz ve çalışanımız vardı zaten. Bir o kadar daha muhtemelen çıkabilir" şeklinde konuştu. TBMM tatile girmeden önce çıkan Torba Kanun'un düzenlemenin altyapısını oluşturduğunu, bu nedenle öğretmenlere bu duyuruyu yaptıklarını ifade eden Avcı, o dönemde herhangi bir şekilde görevden ayrılmış olanların ve haksızlık sonucu ayrıldığını düşünenlerin başvuruda bulunabileceğini kaydetti. Bakan Avcı, SBS'nin kaldırılmasına ilişkin soru üzerine, yaz boyunca paydaşlarla toplantılar yaptıklarını, bunların en sonuncusunun da İstanbul'da gerçekleştirildiğini belirtti. SBS'nin yerine öğrencilerin önündeki 4 yılı etkileyecek tek bir sınav koymama konusundaki kararlılıklarının sürdüğünü vurgulayan Avcı, "Yeni bir sınav icat etmiyoruz. Sadece öğrencilerin yıl içerisinde zaten girdikleri yazılı sınavlardan bazılarını daha denetimli yaparak, notların daha güvenilir olmasını, bunların da liseye geçişlerde kullanılabilmesini sağlamak istiyoruz. Yaptığımız çalışma buna yönelik. Yani SBS'nin yerine yeni bir sınav, sınavlar icat etmiyoruz" diye konuştu. Okullarda yıl içinde belli derslerden yapılan yazılı sınavlardan bazılarını, Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde, gözetiminde ve değerlendirilmesinde gerçekleştirmeyi plandıklarını vurgulayan Avcı, hangi yazılıların MEB'in denetimde yapılacağını, bunların ağırlıklarının ne olacağını, toplantılarda elde ettikleri geri beslemeleri değerlendirdikten sonra duyuracaklarını söyledi. Dershanelerin kapatılması Ailelerin dershaneler konusunda acele etmemesi yönündeki uyarılarının hatırlatılarak, süreçteki son durumun sorulması üzerine Avcı, konunun uzun süredir kamuoyunun gündeminde olduğuna işaret etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da 3 yıldır bunu bazı toplantılarda açıkladığını anımsatan Avcı, dershanelerin kapatılmasından çok dönüştürülmesinden söz edilebileceğini kaydetti. Dershanelerin tek bir sınava yönelik, test becerileri kazandıran kurumlar olmaktan çıkarılıp, özel okul olması için öteden beri Milli Eğitim Bakanlığınca çalışmalar yürütüldüğünün altını çizen Avcı, şöyle konuştu: "Benim acele etmeyin deyişimin de sebebi şu, zaten biliyorsunuz ocak ayında dershaneler kayıtlara başlıyorlar. Gerekli izin işlemleri ocak ayında başlıyor. Dolayısıyla benim o açıklamayı yaptığım tarihte dershaneler öğrenci alımlarına başlamışlardı ve ruhsatları da yenilenmişti. O tarihte bugünkü mevzuat çercevesinde şöyle yapın böyle yapın diyemem demiştim. Çünkü ocak ayından itibaren dershaneler zaten Milli Eğitim Bakanlığından alınan izinler çercevesinde öğrenci kayıtlarını yapmışlardı. Bu kayıt olan öğrenciler, önümüzdeki 2014 Haziranı'na kadar herhalde kurslarına devam edecekler. Dershanelere kaydolmuş öğrenciler, büyük bir bölümü en azından 2014 Haziranı'na kadar muhtemelen ücretlerini ödediler ve kurslarına başladılar." Dershaneleri dönüştürme programının gerçekleşebilmesi için yasal düzenleme gerektiğine işaret eden Avcı, bunun ancak Meclis açıldıktan sonra söz konusu olabileceğini, Milli Eğitim Bakanlığının tek başına bir şey yapamayacağını kaydetti. Konunun Meclis'in tasarrufunda olduğunu vurgulayan Avcı, "Meclis açıldıktan sonra yapılacak bir
düzenlemeyle dershaneler özel okula dönüşebilecek. O zaman demek ki bu ne zamana denk gelir, önümüzdeki yasama döneminde yapılacak böyle bir düzenleme ancak 2014-2015 ders yılından itibaren geçerli olur. Meclis açıldıktan sonra yapılacak bir yasal düzenlemenin uygulaması 2014-2015 ders yılına uzanır" ifadesini kullandı. Sektör temsilcilerinin, özel okula dönüşmek için süre ve imkan istediğini aktaran Avcı, Başbakan Erdoğan'ın açıklamasının üzerinden 3 yıl geçtiğini anımsatarak, "Bir yıl da buradan 2014-2015'e sarkacağına göre demek ki 4 yıllık bir geçiş süreci fiilen tanımmış oldu" şeklinde konuştu. Bazı köklü kuruluşların özel okula dönüşmeye başladığını anlatan Avcı, daha küçük kuruluşların kendi aralarında birleşerek benzer bir dönüşüm programı uygulayabileceklerini söyledi. Dershanelere bu süreçte arsa, kredi kolaylıkları gibi teşvikler de öngürüldüğünü vurgulayan Avcı, buralarda görevli öğretmenlerin, öğreticilerin ve çalışanların, milli eğitim sistemine, gerek özel okullar üzerinden gerek başka yöntemlerle entegre edilmeleri için hazırlıkların yapıldığını belirtti. Avcı, öğrencileri, aileleri ve sektör çalışanlarını mağdur etmeyecek şekilde meseleyi çözmeye çalıştıklarını dile getirdi. Avcı, Ruhban Okulu'nun açılmasına ilişkin soru üzerine de konunun sadece MEB'i ilgilendirmediğini, MEB'in siyasi iradenin gösterdiği istikamette gerekli düzenlemeleri yapacağını ifade etti. YÖK'ün 29 yaşındaki erkeklerin üniversitelere kayıt olabileceği ancak askerliklerinin tecil edilmeyeceği yönündeki kararının hatırlatılması üzerine Avcı, konuyla ilgili YÖK'ün aydınlatıcı bir açıklama yapacağını söyledi. Okuma yaşının erkene çekilmesiyle derslik konusunda sıkıntı yaşanacağı iddialarına ilişkin soruyu da Avcı, "Geçen sene yeten derslik bu sene hayli hayli yeter. Bu sene işimiz daha kolay merak etmeyin sorun yok" diye yanıtladı.