Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Bashar al-assad ın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Bayan Hayrünnisa Gül onuruna verilen Akşam Yemeği nde yapacakları konuşma 15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu
Türkiye Cumhurbaşkanı Ekselansları Abdullah Gül, Sayın Hanımefendi, Türk heyetinin değerli üyeleri, Baylar, bayanlar, Bu akşam biraraya gelmiş olmamız vesilesiyle şahsım, eşim ve Suriye halkının her ferdi adına Kardeşim Cumhurbaşkanı, Sayın Hanımefendi ve değerli heyet üyelerini, sizlere ve halkınıza içten sevgi ve kardeşlik duyguları besleyen bu ülkenin değerli konukları olarak selamlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. 2003 yılının başında Zat-ı Alileri ile Şam da gerçekleştirdiğimiz ilk görüşmeden bu yana, ikili ilişkilerimizde hayli büyük gelişmeler kaydedilmiş, bu zaman zarfında tüm alanlarda önemli adımlar atılmış, karşılıklı irade ve iki devlet ile ülke halkları arasındaki karşılıklı güven sayesinde, ilişkilerimiz, ülkeler arasındaki ilişkilerde örnek alınacak bir seviyeye ulaşmıştır. Son on yılda genelde tüm dünya, özelde ise bölgemiz siyasetine kara bulutların çökmeye başlamasıyla birlikte, bir şaşkınlık ve görüşlerde muğlaklık başgöstermiş, bu da birçok ülkenin, her geçen gün daha da kronik hale gelen meselelerde menfi bir yaklaşım içinde olmasına yolaçmıştır. Bu çerçevede, böylesine değişken ve çalkantılı bir haritada farklı ülkelerin pozisyonlarını tespit etmek kolay olmamıştır. Son olarak Irak savaşına hazırlık aşamasına geçişle birlikte, haritadaki sınırlar belirli bir hale gelmiştir. Türk parlamentosunun savaşa ve bağımsız bir ülkeyi hedef alan bir saldırıda Türk topraklarının ve hava sahasının kullanılmasına karşı çıkan tutumu, hiçbir yere bağımlı olmayan ve sadece halkın iradesini yansıtan onurlu bir tutumdur. Bu tutumun, hem Türkiye ve hem de Irak a komşu olan Suriye tarafından büyük bir takdirle karşılanması gayet tabidir. Türk halkı ve devletinin, İsrail in Gazze ye yönelik insanlık suçu işleyen bu son saldırısına ilişkin olarak takındığı tutum, Arap vatandaşlarının tümünü etkilemiş ve onlar tarafından aynı şekilde takdir edilmiştir. Öte yandan, başta İstanbul olmak üzere Türkiye nin birçok şehrinde kendiliğinden
ve tabii bir şekilde gerçekleşen protesto gösterileri, Türkiye nin takındığı siyasi tutumun ve kardeş Türk halkının yüksek insani duygularının en iyi ifadesi olmuştur. Güçlü işbirliğimiz sayesinde, aramıza ihtilaf sokmayı amaçlayan birçok girişime karşı durmayı başardık. Bu girişimlerden biri de Türkiye ye, geçtiğimiz yıllarda Suriye deki istikrarı bozmaya ve Suriye yi tecrit etmeye çalışan projelere dahil olması yönünde yapılan baskılardır. Dünyada birçok ülkenin baskılara boyun eğdiği bir dönemde, biz ilişkilerimize yeni bir ivme kazandırmayı başardık, böylece tutumlarımız birbirine daha da yakınlaştı. Zira aramızdaki ortak coğrafya ve tarih, ortak çıkarlar ve hissiyatlara dayanarak, birimizin hayrına olan bir durumun diğerinin de hayrına olduğunu anladık. Bu sebeple aramızda büyük bir güven oluştu ve bu güven de Türkiye nin geçtiğimiz yıl barış sürecinin başlatılmasında önemli rol oynayan tek ülke olmasını sağladı, ki bu durum herkesin birçok ülkenin başarısız olduğu bir konuda Türkiye nin başarılı olmasının sırrına dair sorular sormasına neden oldu. Bahsettiğim konu başlıkları sayıca az olmakla birlikte, büyük bir öneme sahiptir. Bu başlıklar, Türkiye ve Suriye nin bölgedeki önemli rolüne, keza iki ülke arasındaki işbirliğinin bölge istikrarına yaptığı olumlu etkiye işaret etmeye kafidir. Şayet aramızdaki bu işbirliği olmasaydı Ortadoğu nun zaten bulanık olan fotoğrafı daha da bulanık hale gelecekti. Bu işbirliğinin geliştirilmesi, ortak kazancı daha da arttıracak ve bu fotoğraftaki aydınlık noktaların daha parlak olmasını sağlayacaktır. Bağımsız irade, karar ve egemenliğe sahip olduğumuz sürece varacağımız nokta hiç şüphesiz bu olacaktır. Bu bölgenin gerçek sahipleri biz olduğumuz için, bu bölgenin sorunlarını çözmeye muktedir olan da başkaları değil,
bizzat bizleriz. Gerek Irak meselesi, gerek Suriye-Lübnan-Filistin in işgal altındaki toprakları meselesi çözülmediği sürece gelecek hususunda rahat olmamız mümkün değildir. Ortadoğu dışındaki ülkelerin bu meselelerin taşıdığı tehlikeyi anlamaya başladıkları bir ortamda, bizim etrafımızı kuşatan tehlikenin daha çok farkında olmamız gerekir. Bu nedenle, Irak toprak bütünlüğünün temelini teşkil eden ve son yabancı askerin çekilmesini sağlayacak olan uzlaşı sürecinin desteklenmesi ve bu suretle Irak ın eski iyi günlerine kavuşması amacıyla bu ülkenin yanında durmak hayati önem taşımaktadır. Barış konusuna ilişkin tutumumuza gelince; işgal altındaki topraklarımızın geri alınması ilkesine ne kadar bağlıysak, barış ilkesine de o kadar bağlıyız. Türkiye, bir muhatap bulunması halinde, ki şu anda mevcut değildir, gelecekte başlaması muhtemel her türlü barış sürecinde gözardı edilemeyecek temel bir aktör olacaktır. Golan a bağlılığımız, Kudüs ve mültecilerin yurtlarına dönmeleri de dahil olmak üzere, Filistin haklarının ve topraklarının iadesi konusundaki tutumuzla yakından bağlantılıdır. Sayın Cumhurbaşkanı, Sözlerimi bitirirken, sizleri ikinci vatanınız Suriye de tekrar selamlar ve artık yola çıkmış olan işbirliği treninin hiç durmadan yoluna devam edeceğine olan inancımın tam olduğunu belirtmek isterim. Sizlere ve dost Türkiye halkına, ülkenizin daima ilerlemesi ve refah içinde olmasını dilerim.