BANKALARIN İHRACAT İŞLEMLERİNDE ROLÜ İbrahim N. GÜRTAN Öğretim Görevlisi Bilindiği gibi Bankalar, Bankalar yasasına göre kurulmuş, verdikleri hizmet ve para satışından kâr eden Anonim Şirketlerdir. Bütün hakiki şahıslar gibi, hükmi şahıs statüsünde olan bankaların da işlemlerinde kendi kendilerine yetebilmeleri mümkün değildir. Bu nedenle gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında legal işlemlerine yardımcı olacak veya onun adına işlem yapacak olan muhabir ağına ihtiyaçları vardır. Bankaların muhabirlik anlaşması yapmış olduğu bankalar, T.C. Merkez Bankasının kontrolündedir, seçilen muhabir bu bankaca uygun görülmez ise muhabirlik anlaşmasının ve işlemlerin tasfiyesi gereklidir. İhracat işlemlerinde Bankaların üstlendiği role değinmeden önce, bankaların muhabir ağına göz atmak sanırım yerinde olacaktır. Bankaların iki tip muhabir çalışmasından söz edebiliriz, bunların aslı ve olması gerekeni hesap çalışmasıdır. Diğeri ise sadece işlemlerin yapılmasıdır. Günümüzde bankalar muhabirlik ağını mümkün olduğu kadar geniş tutmaktadır. Bunun nedeni de müşterilerinin taleplerini çekebilmek amacı ile onlara geniş bir yelpaze sunmaktır. Fakat bir de madalyonun öteki yüzü vardır. Bu da yurt dışı muhabir bankaların, hesapta bir miktar bakiye bulundurulmasını istemelerinden doğan atıl kapasitedir. Bahse konu olan muhabir ağı yüzün üzerinde bankayı içermektedir. Ve her bankada her an işlem yapılamayacağı düşünüldüğünde bu rakamın neden atıl bir kapasite olduğu ortaya çıkmaktadır. İşte bu düşünceden hareket eden Türk bankaları, belli başlı bankalarda 283
hesap açtırmaktadır. Tabii bu ilişki sadece hesap ile kısıtlı olmayıp teyit ve diğer kredileri de beraberinde getirmekte, bunun neticesi olarak da bankaların hesap muhabirleri belirlenmektedir. Bunların dışında kalan ve sadece SWIFT bağlantısı olan bankalar da muhabirlik ağı dediğimiz aysbergin, su altında kalan kısmını oluşturmaktadır. Bankaların bu muhabirlik ağı, işlemlere ve dolayısı ile firmalara nasıl yansımaktadır? Bunu ihracat açısından düşündüğümüzde, mal bedelinin Türk bankasının hesabına alacak kaydedilmesinin gecikebilmesi olarak ortaya çıktığını görürüz. Eğer ithalatçı firmanın bankası, Türk bankasının hesap muhabiri ise mal bedeli derhal hesaba geçer, bu banka sadece işlem bankası ise araya bir ödeme bankası gireceğinden mal bedelinin bu banka kanalı ile ödenmesi en az iki günlük bir gecikmeye neden olacaktır. İşte bu nedenle ihracatçı firmanın Proforma Fatura düzenleme aşamasında bankası ile mutlaka konuşup hesap muhabirlerinin ismini alması şarttır. Bu safha da ihracatçı - banka ilişkisinin atılacak olan ilk adımıdır. Bu ilişkinin ikinci adımı ise ihracatçının: Malımı gönderdim ama mal bedelini tam ve zamanında alabilecek miyim? sorusuna aradığı cevapta saklı olan ödeme şeklinin belirlenmesidir. Bu soruya üç cevap verebiliriz. Şöyle ki: a- Talep edilen tüm şartlara harfiyen uyulursa mal bedeli tam ve zamanında gelecektir. Bu cevapta belirlenen ödeme şekli akreditiftir. b- Mal gönderilsin, bedeli ödenmeden ithalatçının bu mala sahip olması önlenecektir. Bu cevapta belirlenen ödeme şekli de vesaik mukabilidir. c- Mal gönderilsin, ithalatçının önce malı çekmesine, mal bedelini ise bundan sonra ödemesine müsaade edilecektir. 284
Bu ödeme şekli ise mal mukabilidir. Bu ödeme şekillerinden en garantilisi ihracat akreditifidir. İhracatçılar da bu ödeme şeklini isterler. Akreditifli ödeme şeklinin alt gurubunu oluşturan geri dönülemez / teyitli (irrevocable / confirmed) akreditif ihracatçılar açısından özellikle talep edilen ödeme şeklidir. Ancak bankalar bu tip bir akreditifin daima bir risk teşkil edebileceği düşüncesindedirler. Bu düşüncenin başlangıç noktası teyit olayının bir kredi olması ve dolayısı ile bankaya risk oluşturmasıdır. Teyit işlemi, teyit bankasına üç tip riski yükler. Bunlar: a) Ülke riski, b) Banka riski ve c) Müşteri riski olarak düşünülmektedir. Bankacılıkta hiçbir zaman riskin sıfır olması beklenmemekle beraber bu risklerin minimum seviyede olması, bankaların müşterilerine gelen teyitli akreditiflere teyitlerini çok daha güvenle ilave etmelerine neden olur. İhracat işlemlerinde bankacı, esas işlevi olan bankacılığın yanında danışmanlık görevini de üstlenmektedir. Hangi ödeme şeklinde olursa olsun Türk Parası kıymetini koruma hakkındaki 32 sayılı karar ve ekleri gereğince ihracatçıya, ihraç etmiş olduğu mala ait dövizleri, belirlenmiş süreler içerisinde yurda getirme sorumluluğu yüklenmiştir. Bankalara ise bu sorumluluğu takip etme yükümlülüğü getirilmiştir. İşte bu nedenle bankalar, ihracat işlemini başından sonuna kadar daima takip etmektedirler ve gerektiğinde ihracatçı firmaya danışmanlık hizmeti vermektedirler. Bu danışmanlık hizmetlerinin başında, yukarıda da değindiğim gibi muhabir banka seçimi gelmektedir. Bir diğer adım ise özellikle ihracat akreditiflerinde kuşat mektubu tetkikinde atılmaktadır. Zira, bu talepte yapılacak en ufak bir hata mal bedelinin geç gelmesine veya 285
hiç gelmemesine neden olmaktadır. Gelen bu mesajın içeriğinde en önemli bölüm talep edilen vesaiktir. Çünkü Milletlerarası Ticaret Odasının yayımlamış olduğu 500 sayılı broşürün 4.cü maddesi, bankaların sadece vesaiki göz önünde bulundurarak işlem yapması gerektiğini belirtmektedir. Bankalar da bu maddeden hareketle olası bir rezervden ihracatçı firmayı korumak amacı ile kendilerine tevdi edilen vesaiki azami dikkat göstererek ve yine ICC 500 sayılı broşürün ışığı altında incelemektedir. İhracata yeni başlamış firmaların kendilerine gelen akreditifleri realize etmeden evvel hazırlayacakları proforma vesaiki, bankacısı ile beraber tetkik etmesi, gerekli düzeltmeleri yapması belki biraz yorucu ama olumlu sonuç doğuran bir işlemdir. Bu işlem ile amir bankanın yapacağı tetkikte, objektif ölçüler içinde bulabileceği rezervlerin önüne geçilmiş olur. Buna mukabil sübjektif ölçüler içerisinde bulunabilecek rezervlerin kesin dayanaktan yoksun oluşu, daima itiraz hakkını saklı tutacaktır. Ancak akreditifli ödeme şeklinde ihracatçılarımızın maalesef akreditif amiri olan ithalatçı ile telefon görüşmelerine rağbet etmeleri ve bu görüşmeye dayanarak yapmış oldukları değişiklikler, rezerv açısından kendilerini zor durumda bırakmaktadır. Bankaların diğer ödeme şekillerindeki yol göstericiliği ise çok daha gereklidir, zira burada doğrudan doğruya vesaikin gönderileceği muhabir bankanın güvenilirliği ve bunun yanında dikkatli, sağgörülü olması ön plâna çıkmaktadır. İşte tahsil vesaiki (Collection) dediğimiz diğer ödeme şekillerinde de a) Ülke riski ve b) Banka riski, bankaları ve buna paralel olarak ihracatçıları düşündüren bir etkendir. Bu işlemlerde riski minimize eden bankalar arası alınan ve 286
verilen işler (resiprosite) raporu ve önceki dönem çalışmalarıdır. Bu bilgilerin ışığı altında bankalar müşterilerine banka adları önerirler ve seçimi kendilerine bırakırlar, firma tarafından seçilen banka bu tahsil işleminin ibraz bankası olarak görev alır. Bankaların bir diğer- görevi de ihracatçıların finansman taleplerini, Bankalar Yasasının amir hükümlerine ve firmanın kredibilitesine göre, karşılamaktır. Bu krediler yapılmış veya yapılacak olan ihracatın finansmanı için verilmektedir. Dolayısı ile bankalar, ihracat bedeli dövizlerin kendi pozisyonlarına girmesini talep etmektedirler ve buna göre de faiz uygulaması yapmaktadırlar. İhracatçıların bunun aksine davranışlarını önlemek amacı ile de bir başka bankaya gelen dövizlere dayanarak Türk Lirası olarak bu çeşit kredilerin kapanmasını önlemek amacı ile değişik faiz talepleri olur. Bankaların ihracat işlemlerinde rol aldığı en önemli görev ihracat bedelinin verilen süre içinde yurda getirilmesini takip etmektir. Bu konunun olumsuz sonucu, süresi içinde getirilmeyen ve her bir gümrük beyannamesi bazında USD 50.000.'in üzerindeki ihracat bedeli dövizlerin akıbetinin yine verilen süre içerisinde kambiyo müdürlüğüne bildirilmesidir. Bankaların ihracat işlemlerindeki bir diğer rolü de takip ile mükellef olduğu mal bedeli dövizlerin yurda gelmesinden sonra başlamaktadır. Bu rol öncelikle dövizlerin geliş gününü tespit etmekle başlayacaktır, zira yapılacak olan işlem ilk 90 gün başka, ikinci doksan gün başka ve 180 ci günden sonra başkadır. Bu işlemin ikinci etabında ise gelen bu ihracat dövizine uygulanacak kur gündeme gelecektir. Bilindiği gibi, bankalar kendi pozisyonlarına 287
girecek tüm dövizler için meblağına bakılmaksızın serbest kur uygulayabilmektedir. Bunun için de ihracat dövizlerinin bozdurulması anında ihracatçı müşterisine günün hatta saatin ekonomik koşullarına göre ve ihracatçının kendisi ile çalışma durumuna göre belli bir favör tanıyarak, deklare edilmiş kurundan daha değişik bir serbest döviz alış kuru uygulayacaktır. Görüldüğü gibi Banka - Müşteri ilişkisi ihracat işleminin her safhasında vazgeçilmez bir şekilde uygulanmaktadır. Bankalar hizmet üreten ve ürettikleri bu hizmetlerden para kazanan müesseseler olduğuna göre, bu nedenle de başta danışmanlık hizmeti olmak üzere ihracatın her safhasında müşterilerinin yanında olmalı ve onların sıkıntılarını gidermeye çalışmalıdır. 288