MEHMET GÜNEŞ İbrahim Bey Oğlu Mehmet Güneş Güneş Ailesi veya tarihe mal olmuş ismiyle Torunlar, aristokratik ve idari bir aile olarak 120 yıl boyunca Transkafkasyadaki Müslüman toplulukları temsilen önemli görevler üstlenmişti. Küçük aile birliğinden hareketle gittikçe büyüyen ve güç kazanan, dev bir yönetim ağının başına oturan Torunlar ailesi, yöre halkının dilinde ve hafızasında hâlen, eski debdebeli yaşam ve güçlerinden fazla bir şey kaybetmeden yaşamaktadır. Gulicevher Ağa, Eleşref Bey, Hasan Bey, Mustafa Bey, Hamit Bey, Kerem Bey, Abdürrezak Bey, Enver (Güneş) Bey vs. gibi saygın isimleri ve liderleri içinden çıkarmış bu aile hakkında ne yazık ki şimdiye kadar tarihi anlamda ciddi bir araştırma yapılmamıştır. Bildiklerimiz, sözel anlatım ve hikâyeler şeklinde kuşaktan kuşağa aktarılarak bugüne kadar yaşatılmıştır. Dileğim, araştırmacı arkadaşların, bu alana yönelip, Torun Ailesi nin tarihi misyonunu, Çarlık Rusyası ve Kafkasya arşivleri ışığında değerlendirip yazmasıdır. Torunlar veya Toruna Mala Kosa Torun kelimesi Kürtçe Bey anlamına gelir. Bu ailenin kökeni ta Büyük Kürt Sultanı Selahattin Eyyubi zamanına kadar iner. O yıllar Şam da ikâmet eden aile, Sultan Selahattin le aralarında anlaşmazlık çıkınca, Şam ı terk edip kuzeye, Diyarbakır a gidip yerleşmişler. Uzun yıllar bu bölgede hüküm süren Torun ailesi, 18. yy sonlarına doğru tekrar kuzey yolculuğuna çıkarak, Sürmeli çukuruna gelip yerleşmişlerdi. Torun ailesinin ta Suriye den beri bağlı olduğu aşiretin adı Kosei dir. Bu yüzden bu aile halk arasında Toruna Mala Kosa olarak da bilinir. Mala Resul ve Mala Gulicevher Torun ailesi bugün kendi içinde iki ayrı aile şeklinde sınıflandırılmaktadır: Mala Resul yani Resul un Evi ve Mala Gulicevher yani Gulicevher in Evi Eleşref Bey, Hamit Bey ve oğulları, Hasan Bey vs gibi isimler Mala Gulicevher içinde yer alırlar. Bir zamanlar Halfeli yolu üzerinde, dört yol mevkiinde fabrikası olan Ali Bey (Uca) ve uzun yıllar Iğdır da lokanta işletmeciliği yapan Süphan Bey (Güneş), Mala Resul içinde yer alan önemli isimlerden birkaçıdır. Gulicevher Ağa (Cafer Bey) 18. yy sonlarına doğru (1780-1800) Diyarbakır üzerinden Sürmeli 712
Iğdır Sevdası Çukuruna gelip yerleşen Torun ailesinden Gulicevher Ağa, kısa sürede bölgedeki Kürt aşiretlerini kendisine bağlamayı becerdi. Bölge, üç imparatorluk -İran, Osmanlı ve Çarlık Rusyası- arasında kıyasıya bgüç gösterisine sahne olduğundan, Gulicevher Ağa, güç dengelerini iyi kullanarak 114 oba yani Kürt aşiret birimini yönetimi altında toplayıp Transkafkasya bölgesinde önemli bir askeri güç yani Han veya Bey tabir edeceğimiz bir yönetim birimi oluşturmuştu. Gulicevher Ağa nın Türk kaynaklarındaki adı Cafer Bey dir. Kürtçe ses uyumu ve telâffuz kurallarını dikkate alınırsa Cafer ismi Cevher olarak okunur. Gelelim Guli ön ekinin nereden geldiğine: Bu önek için iki farklı rivayet vardır. Birincisi; Gulicevher Ağa, soyluluk ve asalet belirtisi olarak saçlarını uzatır ve bunları kadın saçı gibi uzun kuyruk halinde örermiş. Kürtçe Guli kelimesi, Saç örgüsü, kadın saçlarının arka uzun kısmı anlamına geldiğinden, Cevher Ağa, zamanla Gulicevher Ağa olarak bilinir olmuştu. İkincisi; Gül kelimesinin Kürtçe karşılığı olan Gul kelimesine dayanır. Anlatıldığına göre, Gulicevher Ağa nın kışlağı ve merkezi Erivan şehri o zamanlar gül bahçelerinden geçilmezmiş. Ne zaman Çar veya Çariçe, Gulicevher Ağa yı başkente davet etse, Gulicevher Ağa, araba dolusu gülü başkente götürür, sokaklarda dağıtırmış. Böylece Gul öneki kendisine yakıştırılmış. Zor Yıllar ve Eleşref Bey Gulicevher Ağa nın Mahmut ve Eleşref adında iki oğlu vardı. Vefatından sonra oğlu Eleşref Bey, babasının Hanlık yönetimini üzerine aldı. Eleşref Bey in asıl adı Ali Eşref dir. Yine Kürtçe fonetik kuralları bu ismin Eleşref şeklinde telâffuzuna yol açmıştır. Eleşref Bey, general rütbesine sahipti. Kafkas bölgesindeki tüm Müslüman uyruğun Bey olarak liderliğini üstlenmişti. Bölgedeki tüm Kürt ağaları ve Müslüman halk, doğrudan Eleşref Bey in yetki alanı içindeydi. Erivan şehri onun yönetim merkeziydi. Yaz aylarında Orgof (Suveren) köyüne çekilirdi. 1917 Bolşevik İhtilali olunca bölgedeki dengeler alt üst oldu. Çok geçmeden ülkede iç savaş başladı. Beyaz ordu generalleri Kafkasya da örgütlenip güç topladıklarında, Troçki, bölgenin güçlü lideri Eleşref Bey i kendi tarafına kazanmak için elçiler gönderdi. Eleşref Bey in Troçki ye cevabı kesindi: Ben Müslüman ım. Komünist İdarenin içinde yer alamam. Ama söz veriyorum, Beyaz Ordu güçlerine de yardımcı olmayacağım Nitekim Eleşref Bey, söz verdiği gibi iç savaş boyunca tarafsızlığını korudu. Ancak çok geçmeden değişen koşullar onu istemediği yeni kararlar 713
Mehmet Güneş almaya zorlayacaktı. Genç Sovyet Hükümeti, Anadolu daki Milli Mücadele güçlerine sıcak bakıyor, bu yüzden Eleşref Bey üzerinde baskı oluşturarak, Kâzım Karabekir Paşa yla işbirliğine itiyordu. Eleşref Bey, istemeyerek de olsa, bir zaman Karabekir Paşa yla yazışarak, birlikte bazı stratejiler geliştirdiler. Dengelerin hızla değiştiği Kafkasya bölgesinde, Eleşref Bey, son bir kararla, generallik rütbesine ve asalet ünvanına dokunmamak kaydıyla Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşaması için Karabekir Paşa dan güvence aldı ve Ramazankent e yerleşti. Ancak çok geçmeden Anadolu İhtilâlinin göz bebeği Karabekir Paşa, gözden düşünce, Eleşref Bey in, hükümet nezdinde güvenebileceği kimse kalmamıştı. 1926 yılında Ağa ve Beyleri Sürgün Kanunu uygulamaya girince, gerçi Eleşref Bey sürgüne gönderilmedi ama asalet nişanları elinden alınarak mağdur edildi. Eleşref Bey, 1927 veya 28 yılında Ramazankent te maddi ve manevi bir mağduriyet içinde vefat etti. Eleşref Bey in Önsezisi Torun ailesi içinde bir gelenek oluşmuştu: Lider, vefatından önce bir Halef tayin ederdi. Çocuğu olmayan Eleşref Bey, bu görevi yaparken akrabaları içinde liderlik yönüyle ön plana çıkanları bir değerlendirmeye almıştı. Bunlar arasında Abdi Ağa nın oğlu Hasan (Hesen Beg) ve Mustafa Beyler yetenekleriyle ön plana çıkan iki isimdi. Hasan Bey, Bakü Hanı nın kızı Hüsniye Hanım la şatafatlı şekilde evlenmişti. Torun ailesinin gönlünü kazanmak isteyen Azeri Han, büyük servet harcayarak, Hindistan da imâl edilmiş elmastan mücevheratı çeyiz olarak vermiş, bununla yetinmemiş, düğün masraflarını üzerine almıştı. Dillere destan mücevherat ne yazık ki bilinmeyen şekilde ortadan kaybolacaktı. Hatta bir zamanlar Avrupa daki müzelerde dolaştığı rivayet edildi. Hasan Bey, Çar ın Kafkaslardaki en önemli dayanaklarından birisi idi. Ancak 19 yy ın sonlarına doğru Hasan Bey, içlerinde Lenin in ağabeyinin de yer aldığı Narodnik devrimci hareketine sempati duyar. Bu davranışı Çar - ın dikkatinden kaçmaz. Çar, Eleşref Bey e mektup gönderip, Moskova ve St. Petersburg da Nardonik hareketine sempati duyan tüm generalleri ordudan uzaklaştırdık. Sizden beklentimiz, Hasan Bey in yetkilerinin elinden alınıp, cezalandırılmasıdır şeklinde istekte bulunur. Eleşref Bey, Çar ın isteğine karşı durur. Çar iki kez Hasan Bey i azleder; ama her ikisinde de Eleşref Bey, Hasan Bey e destek olup onun prestijsisini yeniden kazanmasına yardımcı olur. 714
Iğdır Sevdası (1880 li yıllarda, H. F. B. Lynch isimli bir gezgin yazarın yolu Ağrı Dağı bölgesine düşer. Armenia isimli kitabının birinci cildinde ( sayfa 160) Hasan Bey le ilgili olarak şu bilgilere yer verir: Atlardan indiğimizde; zarif görünümlü, üzerinde kahverengi Çerkez gömleği, göğsünde pembe ipekten boyun bağı, gösterişli ve son derece cazibeli genç bir adam, Rus Çarına sadakat eden Ağrı Dağı bölgesindeki Kürtlerin lideri olarak bize tanıtıldı. Güneşten yanmış ten rengi, kahve rengi gözleri ve son derece kültürlü ve nazik davranışlarıyla bu genç adam bize eşlik eden Kazaklarla karşılaştırıldığında, bu iki ırk arasında göze batacak ölçüde kendini belli eden farkı kendi lehine koruyordu. Bu genç lideri aynı zamanda taşımış olduğu harikulâde öneme haiz unvanıyla da hatırlamak mümkündü. Şemdin Ağa olarak bilinen aile unvanı, etkileyici bir biçim alarak, Hasan Beg Şemsettinoff olarak resmi bir kimliğe bürünmüştü.) Mustafa Bey, lider olmanın tüm özelliklerine sahipmiş. Ama onun aleyhinde olacak tek kusuru sinirli bir yapıya sahip olmasıymış. Bu nedenle Çar, tam sekiz defa Beylik nişanını kendisinden geri almıştı. Hamit Bey, daha çok ticaretle ilgiliymiş. Farsça, Arapça, Türkçe gibi dilleri iyi konuştuğundan Hamit Bey, protokol nitelikli toplantı ya da yazışmalarda akla gelen ilk isimdi. Hamit Bey in oğlu Kerem Bey, Torun ailesinin yönetim felsefesine aykırı tarihi bir hata işlediğinden, Eleşref Bey, onu Halef olarak tayin etme konusunda ikircikli olmuştu. Eleşref Bey, kimin Halef olması gerektiğini yoğun şekilde düşündüğü bir gün, ani karar vererek, Torun ailesinin tarihi görevini tamamladığını, oluşan yeni dönemde aile fertlerinin başka bir yönelim içinde olmaları gerektiği sonucuna varmıştı. Bu şekilde Eleşref Bey, Halef tayin etmeyerek bir bakıma Torun şeceresini tek taraflı feshetmiş oldu. Ağa ve Beyleri Sürgün Yasası (1926) Sürgün ve Mecburi İskân Kanunu uygulamaya konduğunda Torun ailesinden Hamit Bey, Kerem Bey, Mustafa Bey ve Fettah Bey sürgüne gönderildi. Birey olarak sürgün edilen bu şahısların akrabalarıyla haberleşmeleri engellenmiş; buna karşın hizmetlerine yardımcılar verilerek kendilerine rahat yaşam temin edilmişti. Kerem Bey, Aydın; Fettah Bey, İstanbul; Hamit Bey, Manisa ve Mustafa Bey de Bursa ya gönderilmişti. 715
Mehmet Güneş Eyüp Paşa Torun ailesi mensubu Eyüp Paşa Osmanlı Devleti ne sığındığı için, Ağrı nın Küpkıran köyü kendisine hediye edilmiş ve Hamidiye Alay komutanlığıyla ödüllendirilmişti. Eleşref Bey uzun yıllar Eyüp Paşa ya karşı hiddet derecesinde kızgındı. Bu durum ta ki, Eyüp Paşa, 1912 yılında Zilan Deresi nde yerli ahaliye karşı uygulanan jenosit uygulamasına karşı gelip, direnmesine kadar devam etmişti. Eyüp Paşa, bu davranışından dolayı Eleşref Bey in tekrar sevgi ve sempatisini kazanır; aralarındaki güven ve beraberlik yeniden kurulur. Eleşref Bey, Hamidiye Alay komutanlarıyla hiçbir askeri veya idari haberleşme içinde olmamıştır. Eleşref Bey, çok kaba bulduğu ve kendi tabiriyle, Bir sofra düzeni dahi olmayan bu Kürt liderlerini hiçbir zaman kendi dengi saymamış, onlardan mümkün olduğu kadar uzak durmuştur. Eleşref Bey in, Hamidiye Alaylarına karşı bu denli hassas ve küçümser davranmasının asıl nedeni, Hamidiye Alaylarının oluşturulmasında izlenen yönteme bağlıydı. Sultan Abdülhamit in, yüzyıllardır Kürt halkının önderliğini yapmış ve onun güvenini kazanmış Kürt Beylerini atlayarak, aşiret ağalarını ön plana çıkarması, bu kaba saba insanları olağanüstü yetkilerle donatması, Eleşref Bey e göre Kürt toplumunun dejenerasyonunu hızlandıran önemli bir faktördü. Bu yüzden onlarla siyasi ve askeri beraberlik içinde olmak istememişti. Bu arada bölgedeki Kürt ve Azeri Beyleri arasındaki önemli farka dikkati çekmek isterim. Azeri Beyleri, belirli bir şehrin ya da bölgenin beyi olarak görev yapmış ve oradaki toprakların tartışmasız tek sahibi olmuştur. Örneğin Azeri beylerinden Xanbaba Bey, o yıllar Karabağ (Nahcıvan) ve Iğdır daki Sultanabat bölgesinin hem beyi hem de toprak sahibidir. Kısacası, tüm Azerilere önderlik eden bir Azeri Bey i yoktur. Bu durum Kürt Beyleri için farklı bir durum arz ediyordu. Kafkasya bölgesindeki tüm Kürt aşiretleri ve obaları tek bir yönetimde, yani Torun ailesinin liderliği altında birleşmişti. Bu yüzden, oluşan birlik mülkiyetten ziyade, oluşan bir aşiret konfederasyonunun sevk ve idaresini gerektirdiğinden, Torun Beyleri, siyasi ve askeri anlamda çok daha güçlü şekilde ön plana çıkmışlar; bu nedenle de Çar ın teveccühünü kazanarak sadece Kürt değil diğer uyruklar üstünde de yönetim hegemonyalarını pekiştirmişlerdi. Daha Gulicevher Ağa zamanında, Azeri ve Ermeni Beylerin, rekabet- 716 Kemal Kuş Iğdır lokanta geleneğinin önemli ismi
Iğdır Sevdası ten yorgun düşüp Erivan ı terk ettiklerini, Tiflis e yerleştiklerini tarihi bilgiler bize açık olarak göstermektedir. Burukan Aşireti Başkaldırısı Torun ailesi yönetimi altındaki aşiretler uzun yıllar büyük uyum ve beraberlik içinde olmuşlardı. Ancak ilk kez, Eleşref Bey zamanında, bilmediğim bir nedenden dolayı, Burukan aşireti liderleri, Torun ailesinin yönetimine karşı başkaldırı denebilecek türden şiddetli bir direniş göstermişlerdi. Aslında bu direniş de gösteriyor ki, yeni bir dönem kendini zorla kabul ettirmekte, var olan statükoyu derinden sarsmaktaydı. Bu hareketin başka aşiretlere sıçramasından veya onlara örnek olmasından çekinen Eleşref Bey, büyük sıkıntı içinde, dayanışma ruhu yüksek ve birbiriyle kolayca kenetlenen Burukan aşireti liderlerini ikna etmeye çalışmıştı. Cumhuriyet Döneminde Güneş Ailesi 1917 Bolşevik Devrimi ve Kafkasya bölgesinde oluşan yeni dengeler, deyim yerindeyse bir gecede Torun ailesinin tarihi misyonunu yerle bir etmişti. İleri görüşlü ve sağduyu sahibi lider Eleşref Bey bu gerçeği çok iyi anlamıştı. Tarihin bu zorlamasını ve Torun ailesinin engellenemeyen düşüşünü kabullenmekten başka çıkar yol yoktu. Nitekim de öyle oldu. Halef göstermeyen Eleşref Bey, aileyi yeni dönemde kendi kaderiyle baş başa bırakmıştı. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, gerek Sürgün Yasası sırasında veya sonrasında, Güneş ailesi tarihi sınavdan geçmiştir. O dönemi yaşayan kuşak, özveri ve kadirşinaslıkla, çoğu zaman siyasi ve maddi mağduriyet içinde, yeni kuşağı önlerindeki yeni hayata başarıyla hazırlamıştır. Aristokratik zevklerini kendi halinde devam ettiren Sait Bey, ticaret dünyasıyla haşir neşir olan Abdürrezak Bey ve diğer aile büyükleri, Torun ailesine yeni bir biçim verip, onların fazla ön plana çıkmadan, toplum içinde hak ettikleri saygın yeri devam ettirmesine büyük katkıları olmuştur. Torun Ailesi, bugün bölgedeki diğer aşiretlerle kız alıp vererek yeni akrabalık bağları oluşturmuştur. Bu türden evliliklerin ilklerinden olduğundan, örnek olarak, Şeyh Ailesinden Şêx Fetto Bey in oğlu Şêx Sutto nun, Hasan Bey in kızıyla yapmış olduğu evlilik gösterilebilir. Torun Ailesi nin değişmeyen özelliği: Tek evlilik Bin yıla yakın süredir, Torun Ailesi nin içinde yer aldığı yönetici kadro, evlilik konusunda hiç değişmeyen bir özellik sergilemiştir: Tek eşli evlilik. Torun Ailesi liderlerinin özel hayatları yakın incelemeye alınırsa bu gerçek çıplak şekilde görülür. Ancak, eşi vefat ettikten ya da boşandıktan sonra ikinci hanımı kendisine eş olarak getirmesi, bir prensip olarak, Torun ailesinin en belirgin bir özelliğidir. 717