Karışımların Kromatografi İle Ayrılması Hazırlayanlar: Cansu Çitlenbek Onur Kadoğlu Bora Yücel Begüm Şençağlar Cenkut Özdağlar Danışman Öğretmen: Rüçhan Özdamar
İÇİNDEKİLER Teşekkür...3 Projenin Amacı...4 Giriş....5 Kromatografi... 6 İnce Tabaka Kromatografisi...7 Deneysel İşlemler...10 Boyar Maddelerin Şekerden Ayrılması...12 Boyaların Kromatografi İşlemine Hazırlanması...12 Boyaların İnce Tabakaya Uygulanması...12 Sonuç ve Tartışma...14 Kaynakça...15 2
TEŞEKKÜR Bu çalışmamızda kromatografi işlemlerini yapmamızda yardımlarını esirgemeyen Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Organik Kimya kürsüsündeki öğretim görevlilerine, Üniversitede çalışmamız için bize verdiği destekten dolayı okul müdürümüz Yavuz Kahraman a teşekkür ederiz. Ayrıca proje sunumumuzu hazırlamada yardımlarını gördüğümüz arkadaşımız Alphan Dinç e ve değerli öğretmenimiz Rüçhan Özdamar a teşekkür ederiz. 3
PROJEMİZİN AMACI Biz bu çalışmada karışımları ayırma amacıyla kullanılan metotlardan kromatografi işlemini,nasıl uygulandığını ve hangi tür karışımları ayırmada etkili olduğunu ve hangi amaçlarla kullanılabileceğini araştırdık. Aynı zamanda kromatografi işlemini denemek amacıyla kromatografi metotlarından biri olan ince tabaka kromatografisini kullanarak şekerlerde kaç tür boyar madde kullanıldığını inceledik. 4
GİRİŞ İki ya da daha fazla maddenin bir arada olduğu çok bileşenli maddelere karışım denir. Karışımlar homojen ya da heterojen olabilirler.homojen karışımlarda bir madde diğeri içerisinde gözle görülemeyecek şekilde dağılmıştır.örneğin, hava azot ve oksijenin homojen karışımıdır.deniz suyu içerisindeki tuz suda homojen dağılmıştır. Pek çok karışım ise heterojendir. İnsanlar gereksinim duydukları maddeleri karışım içerisinden ayırıp saflaştırarak kendi amaçlarına uygun şekle getirip kullanırlar. Örneğin petrol bir karışımdır.yer yüzüne çıkarıldıktan sonra rafineride içerdiği bileşenlerine ayrıştırılır.çünkü her bileşenin niteliği özelliği ve kullanım alanı farklıdır.doğal gazdan benzine, kat-randan zift ve asfalta kadar her bileşen farklı amaçlara uygundur.zeytin yağı beslenme amacıyla tüketildiği gibi ilaç ve kozmetik ürünlerinde de kullanılabilen değerli bir maddedir ancak öncelikle zeytinden ayırıp saflaştırılması gerekir.içme suyunun az olduğu ülkelerde su deniz suyundan ayrıştırılır. Bazı kimyasal olayların havada gerçekleştirilmesi sakıncalıdır çünkü madde yanıcıdır.böyle durumlarda atmosfer olarak azot kullanılır.saf azot havadan oksijenin ayrıştırılması ile elde edilir.bazı bitkiler içerisindeki maddeler bir hastalığı iyileştirici özelliğe sahip olabilir.bu durumda bu etkili madde bitkiden ayrıştırılarak ilaç yapımında kullanılır. Örnekleri daha da çoğaltabileceğimiz düşünülürse karışımları ayırmanın ve saflaştırmanın önemi ve gereği ön plana çıkacaktır. Karışımları ayırmada pek çok metot kullanılabilir. Bazı metotları farkında olmadan günlük yaşantımızda zaten kullanıyoruz.tahmin edilebileceği gibi kullanılacak ayırma metodu karışımın özelliğine ve önemsediğimiz maddeye göre değişir.en uygun metot seçilmelidir..deniz suyundaki tuz gerekliyse sadece buharlaştırma yeterlidir.ancak deniz suyundaki su önemliyse sadece buharlaştırma yeterli olmayacaktır. Karışımları ayırmada basitten çok karmaşıklarına kadar çok fazla sayıda metot kullanılabilir: *Süzme:Bileşenleri birbiri içerisinde çözünmeyen sıvı katı karışımlarını ayırmada kullanılabilir.çamurlu su gibi * Buharlaştırma:Bileşenleri birbiri içerisine çözünen sıvı katı karışımlarını ayırmak için uygun bir metottur.tuzlu sudan tuzu ayırmada kullanılabilir. *Damıtma:Buharlaştırma ve yoğunlaştırma işlemlerini içeren bir metottur.tuzlu sudan suyu ayırmak için tercih edilebilir. *Ayırma hunisinde bekletme:bileşenleri birbiri içerisinde çözünmeyen ve özkütleleri farklı olan sıvı sıvı karışımlarını ayırmada uygundur.zeytinyağı su karışımını bileşenlerine ayırmakta kullanılabilir. *Çözünürlük farkından yararlanma:kum tuz karışımından tuz ya da kumu ayırmak için seçilebilir. *Kaynama noktaları farkından yararlanma:ayrımsal damıtma şeklinde adlandırılan bu metot sıvı sıvı homojen karışımlarını ayırmakta kullanılabilen en uygun metotlardandır.petrolün rafineride ayrımsal damıtma işlemleri ile bileşenlerine ayrılır. 5
Derslerimizde de incelediğimiz bu ve buna benzer pek çok metot dışında laboratuvarlarda kullanılan çok daha özel metotlar vardır ve bu metotlar ayrılacak karışıma göre geliştirilmiştir.bu metotlardan biri de kromatografidir. KROMATOGRAFİ Kromatografi, bir karışımda bulunan bileşenlerin birbirinden ayrılmasını gerçekleştiren ve bu sayede nitel ve nicel analizlerin yapıldığı yöntemlerin genel adıdır.bu yön-temlerde çalışma düzeneği temel olarak iki bileşenden oluşur. Bu bileşenlere sabit faz (stationary phase) ve hareketli faz ya da mobil faz (mobile phase) adı verilir. Hareketli fazın içerisinde yer alan bileşenler, sabit faza ait dolgu maddesiyle etkileşmeleri sebe-biyle, bir miktar tutulurlar. Bu tutulma, örnekteki farklı bileşenler için farklı miktarlarda olur. Böylece bileşenler sabit fazın sonlarına doğru, farklı hızlarda ilerledikleri için, bir-birinden ayrılmış durumda sabit fazı farklı zamanlarda terk ederler. Bu şekilde sabit fazdan çıkan bileşenlerin derişimleri uygun bir biçimde ölçülür ve zamana veya hareketli fazın kullanılan hacmine karşı kromatogram denilen grafikler elde edilir. Kromatografi terimi başlangıçta, örneğin bitkisel pigmentlerde olduğu gibi maddeleri renklerine göre ayırma işleminden kaynaklandı, ama zamanla uygulama alanı oldukça genişledi. Kromatografi günümüzde son derece duyarlı ve etkili bir ayırma yöntemi olarak kabul edilmektedir. Duruma göre iki temel mekanizma uygulanır: *Bileşenler ya iki sıvı evre arasında paylaşılır (bu durumda dağılım ya da paylaşım kromatografisinden söz edilir). *Hareket halindeki bileşenler hareketsiz katı bir evre yüzeyine bağlanır(bağlar yüzey-sel ve fiziksel bir nitelik taşıdığında yüzde tutma kromatografisinden, buna karşılık hareketli ve yüzde tutulan bileşenler arasında gerçek kimyasal bağlar oluştuğunda iyon değişimi kromatografisinden söz edilir). Yüzde tutma kromatografisi 'nde uygun biçimde seçilen bir katının, bir karışımın çeşitli bileşenlerine göre gösterdiği yüzde tutma farkından yararlanır.katının yüzünde tutamadığı bir çözücü içinde çözünen bu karışım, dikey kolona toz biçiminde konan yüzde tutucu bir maddenin içinden geçirilir.bu sırada yüzde tutulan madde diğerinden ayrılır. Çünkü karışımdaki bir bileşen ne kadar az bir kuvvetle yüzde tutulursa o kadar aşağıda bağlanır. Bu şekilde elde edilen bir kromatogram, çoğu kez kolon bölümlenerek tüm bileşenlerin ayrılmasını sağlayacak biçimde yürütülür.yukarıdan kolonun tepesinden dökülen uygun seçilmiş bir çözücü, karışımın bileşenlerini çözerek aşağıya doğru sürükler. 6
Kromatogram, kolonun tabanına doğru düzleşir, yeterli oranda seçen katılırsa karışımın bileşenleri kolon dibinde, seçen içinde çözelti halinde yeniden kazanılır. Yüzde tutma katıları alüminyum, kalsiyum karbonat, kömür, nişasta, selüloz vb. olmak üzere çok çeşitlidir.yüzde tutma katısının seçiminde her özel durum için ayrı özen gösterilir ve genellikle yüzde tutulacak ürünün türüne göre saptanır. Hayvansal yada bitkisel proteinlerin parçalanması sonunda oluşan amino asitlerin ayrılması, iyonik yüzde tutma kromatografisi'yle gerçekleştirilir. Bu amaçla karışım pek çok asit grubu içeren ve büyük moleküllü sentetik bir bileşik olan katyon değiştirici bir reçine üzerinden geçirilir.aminoasitin geçişi sırasında kimi ph sınırlarında katyonlar reçine tarafından tutulurken, H + iyonu çözeltiye geçer (katyon değiştiricisi). Bağlanma, aminoasitin türüne göre az yada çok kuvvetlidir. Bu nedenle bazik bir çözeltiyle yapılan bir seçme sonucu bir ayrılma sağlanır. Bir doğal su önce anyon ve daha sonra da katyon değiştirici reçineler üzerinden geçirilerek bileşiminde çözünmüş olarak bulunan mineral tuzlarından arındırılır. Bu reçineler doygunluğa ulaştığında kolayca yenilenir. Dağılım-Kromatografisi: Birbiriyle temas halinde bulunan,ancak karışmayan iki sıvı evre halinde ayrılacak karışımın bileşenlerinin çözünürlüklerinin farklı olmasından yararlanılarak yapılır. Bu nedenle bir maddenin, bir çözücüyle ayrılmasına benzer. Bu yöntemde sıvılardan biri hareketlidir ve ayrılacak karışımın çözücüsünü oluşturur, diğeri durağandır, kromatografi kolonunda yalnız taşıyıcı işlevi görev gözenekli bir katıda tutulur. Ayrılacak karışım kolondan geçirildiğinde çözeltide bulunan bileşenler iki çözücü arasında paylaşılır. Eşit hacimdeki durağan ve hareketli sıvı içindeki bileşenlerin kütlelerinin birbirine oranı olan dağılım katsayısı bileşenlere göre değişir, bu da belli bir ayrılmaya yol açar. Dağılım katsayısı en yüksek olan bileşen daha kolonun başında tutulurken, diğerleri giderek küçülen dağılım katsayılarına göre sıralanır. Gaz-Evreli-Kromatografi: Uçucu bir sıvıda ya da bir gaz karışımdaki bileşenleri ayırmak için bir karışım, taşıyıcı bir gaz işlevi gören hidrojen, helyum, azot, karbondioksit vb. gibi bir başka gaz içinde seyreltilir. Hareketli evre olarak adlandırılan bu karışım, hareketsiz yada durağan evreyi oluşturan bir maddeyle ya da aktif kömür gibi bir katı ya da çoğunlukla dövülmüş bir tuğla gibi hareketsiz katı taşıyıcıya emdirilmiş az uçucu bir sıvıyla dolu uzun bir kolon üzerine gönderilir. Soğurucu, katı bir madde olduğunda dağılım kolonundan söz edilir. Buhar evrede kolon başından herhangi bir çözünen madde gönderildiğinde, çözünen maddenin hareketsiz evre tarafından tutulan bölümü ile hareketli evrede bulunan bölümü arasında kolonun her noktasında tam bir denge oluşur. Birim hacimdeki durağan ve hareketli evrelerde dağılan, çözünenin buhar kütleleri arasındaki orana, dağılım katsayısı (K) denir. Kolona katılan çözünen, kolonu K 7
katsayısına bağlı olarak belli bir zaman diliminde kat eder. Farklı dağılım katsayıları olan ve kromatoğrafi kolonunun başından aynı anda karışıma katılan değişik çözünenler, kolonu farklı sürelerde kat eder ve böylece şu ya da bu oranda ayrılırlar, çıkışa, ayarlanmış uygun bir algılayıcı yerleştirildiğinde bileşenlerin hem tanınması sağlanır, hem de miktarları belirlenir. Çözünenin bir kolonu kat etmesi için gerekli olan süreye tutulma süresi denir.durağan evrelerin sınıflandırılması, çeşitli çözünenlerin kutupluğuna bağlı olarak yapılır, bu da kromatografik olarak ayrılacak bileşenlere göre durağan evreninin uygun bir seçimini gerektirir. Pelte Geçirimli Kromatografi: Pelte geçirimli kromatografiye kimi zaman pelte üzerinde süzme de denir. Pelte geçi-rimli kromatografi, sentetik polimerlerde olduğu kadar biyolojik ürünler alanında da önemli bir gelişme göstermiştir. Bu yöntemde moleküller,şişkin bir polimer peltesinin gözeneklerinden geçebilme özelliklerine bağlı olarak büyüklüklerine göre ayrılır. Farklı büyüklüklerdeki moleküller-den oluşan bir çözelti, bu tür pelteden geçirilmek istendiğin-de irilikleri belli bir boyutun altında olanlar, gözeneklere girer ve kolondan geçişleri böylece gecikir, buna karşılık diğer moleküller polimer tanelerini ayıran aralıklardan çözücüyle birlikte sürüklenerek akıp gider. Böylece moleküller, en irilerinin en önce çıkması yoluyla büyüklüklerine başka bir deyişle kütlelerine göre ayrılır. İNCE TABAKA KROMATOGRAFİSİ İnce tabaka kromatografisi, yapılış tekniğine göre kağıt ve adsorpsiyon kromatografilerine benzer. Bu kromatografi çeşidinde, sabit faz olarak, silikajel, talk, alüminyum oksit, toz selüloz, diatomeli toprak gibi maddeler kullanılır. Bunlar suyla bulamaç haline getirilerek özel olarak hazırlanmış genellikle 20 x 20 cm boyutlarında cam ya da alüminyum levhalar üzerine ince bir tabaka halinde yayılıp kurutulurlar. Kurutma ya oda sıcaklığında ya da daha yüksekçe sıcaklıklarda yapılır. Oda sıcaklığındaki kurutmalarda söz konusu tabakanın üzerinde ince bir su filmi kalır ve ince tabaka kromatografisi kağıt kromatografisine benzer. Böyle bir kromatografi sıvısıvı kromatografisi olur. İnce tabaka yüksek sıcaklıklarda kurutulmuşsa, tabaka üzerinde su filmi kalmadığından kromatografi katı-sıvı (adsorpsiyon) kromatografisine dönüşür. Söz konusu analize göre her iki yola da baş vurulur. Hangisinin daha iyi olduğu ancak deneylerle tespit edilir. İnce tabaka kromatogtrafisi çoğu kez kağıt kromatografisi paralelinde gider ama ondan bazı yönlerden üstündür. Bu üstünlükler başlıca şunlardır: *Kağıt kromatografisinde adsorblayıcı veya sabit faz olarak yalnız kağıt kullanıldığı halde ince tabaka kromatografisinde çeşitli maddeler kullanılabilir. 8
* Miktarca daha az maddelerin ayrılması mümkün olur. *Sonuçlar daha kısa zamanda alınır. *Ayrılma daha iyi, lekeler daha kesindir. Adsorblayıcının düzgün bir cam ya da alüminyum üzerinde ince tabaka haline getirilmesi bu kromatografi cinsinde en önemli işlemlerden birisidir. Bu da başlıca şöyle yapılır: - Adsorblayıcı bulamaç haline getirildikten sonra püskürtücü tabancayla cam ya da alüminyum levha üzerine püskürtme - Adsorblayıcı bulamaç haline getirildikten sonra levha üzerine döküp düzgün bir bagetle yayma - Adsorblayıcı bulamaç haline getirildikten sonra cam levhayı içine daldırmakla yapılabilir.önemli olan levhanın her yerinde adsorblayıcının aynı kalınlıkta olmasını sağlamaktır.bu kaplamanın kalınlığı 1 2 mm gibi çok ince bir yapıdadır. Kromatografi ile ayrılacak madde kapiler bir boru ile tabakanın alt kısmından yaklaşık 2 cm yukarısına emdirilir.aynı tabaka üzerine aynı çözücü sistemi kullanılarak ayırmak istenilen birkaç karışım da yan yana uygulanabilir.bu durum aynı zamanda karşılaştırma kolaylığı da sağlar. Hazırlanan ince tabaka ayrımın yapılacağı kaba(tank) yerleştirilmeden önce tankın hazırlanması gereklidir.tanka tabandan yüksekliği 2 cm yi geçmeyecek kadar hareketli faz olarak kullanılacak çözücüden konularak, tankın ağzı iyice kapatılarak bir süre beklenir.böylece tank atmosferinin çözücü buharı ile doyurulması sağlanmış olur.bu işlem ince tabakada ayrımın daha da ayırt edici olmasını sağlar. Çözücü buharı ile doyurulmuş tanka hazırlanmış ince tabaka dik olarak yerleştirilip ağzı kapatılır.karışımdaki bileşenlerin hareketli faz ile birlikte sürüklenmesi beklenir.karışımdaki bileşenlerin moleküler yapılarının farklılığı sürüklenme hızlarının da farklı olmasını gerektirir.böylece sürüklenme hızları birbirinden farklı olan maddeler tabakada farklı bölgelerde lekeler oluşturur.bu lekelerin rengi normal ışıkta görünemiyorsa özel lambalar altında da gözlenebilir. Bu metotla bir karışımda kaç bileşen olduğunu saptamakta kullanılabileceği gibi bir karışımdaki bileşenlerin karışma oranı,hangi maddenin diğerlerine göre daha fazla ya da az olduğu saptanabilir. Çoğumuzun severek yediği şekerlere rengini veren boyar maddeler bilinen şeker boyaları ile aynı mı?tek renk görünen bir şeker acaba birden fazla boyanın karışımı ile mi elde edilmiş?biz bu ve benzeri soruların yanıtlarını bulabilmek için önce şekerden boyayı ayırıp,elde ettiğimiz boyayı ince tabaka kromatografisini kullanarak ayrıştırmayı denedik. 9
DENEYSEL İŞLEMLER Deneysel işlemlerimiz, *Şekerlerden boyanın ayrılması *Boyanın kromatografiye uygun duruma getirilmesi *Kromatografi işlemi için uygun çözücünün seçimi *Boyar maddelerin ince tabakaya uygulanması başlıkları altında sıralanabilir. BOYAR MADDELERİN ŞEKERLERDEN AYRILMASI Boyar maddeleri şekerden ayırabilmek için, işlemlerimizde kullandığımız öncelikli maddeler: Cam yünü: Adsorban(boyayı tutucu özelliğinden yararlandık) Asetik asit: (Ortam ph sini asitlendirmek için kullandık) Amonyak:(Ortam ph sini bazikleştirmek için kullandık) Uygulanan işlemler aşağıdaki sıra ile yapıldı: *Şekerleri renklerine göre gruplandırmak *Şekerleri parçalayıp,küçük boyutlara getirmek *Parçalanmış şekerleri suda çözmek *Elde ettiğimiz çözeltilere derişik asetik asit çözeltisinden ekleyerek ortamı asitlendirmek *Asidik şeker çözeltisine cam yünü atıp(şekil 1),cam yünü ile birlikte karışımı bir süre kaynatmak Bu aşama oldukça önemli,çünkü bu aşamada cam yünü, çözeltideki renk veren maddeyi şeker,aroma sağlayıcı maddeler gibi şekerdeki diğer bileşenlerden ayırıp kendi üzerinde topluyor(şekil 2).Bu işlemin çözelti renginin cam yününe geçene kadar sürdürülmesi gereklidir.çözelti rengindeki açılma izlenerek işlemin tamamlandığı çok rahatlıkla anlaşılabiliyor.cam yününün boyayı emme özelliği çözelti asidikse geçerli boyanın molekül yapısı cam yününe bağlanma özelliği kazanıyor. *Boyalı cam yününün çözeltiden çıkarılıp başka bir kaba almak *Boyalı cam yünü üzerine su ekleyip karıştırmak *Sulu ortamdaki cam yününe amonyak ekleyip bir süre ısıtmak Bu aşama da oldukça önemli, asit ortamın cam yününe boyayı emme özelliği kazandırdığı düşünülürse tam tersi bazik ortam ise cam yününe üzerindeki boyayı bırakma özelliği kazandıracaktır.bu işlem,cam yününün renginin tamamen açılması gerçekleşene kadar sürdürülmelidir(şekil 3). 10
Şekil 1:Boyanın sulu çözeltisinin asitlendirilmesi ve içerisine cam yününün atılması Şekil 2:Boyayı çekmiş cam yününün kavanozdan çıkarılması Şekil 3:Boyalı cam yününün üzerindeki boyayı bazik ortamda serbest bırakması 11
BOYANIN KROMATOGRAFİYE UYGUN DURUMA GETİRİLMESİ Pembe, sarı, mor, yeşil ve turuncu renkteki şekerlerden yukarıdaki işlemleri uygulayarak elde ettiğimiz beş ayrı örneği, düşük sıcaklıkta kuruluğa kadar buharlaştırıp, oldukça derişik çözeltiler elde ettik. Bu örnekleri deney tüplerine alıp ağzını kapattık. Bu örnekler ince tabakaya uygulanacak duruma gelmiş oldu. Şekerlerden ayırarak elde ettiğimiz örneklerdeki boyar maddelerle karşılaştırmak amacıyla, içeriği belli şeker boyaları edindik. Kırmızı, yeşil ve turuncu renkteki bu karşılaştırma boyalarını da şekerden ayırıyormuş gibi aynı işlemlerden geçirmek durumundaydık.çünkü kromatografiye uygulanacak örneklerde çözücü çok önemlidir.doğru bir karşılaştırma yapabilmek için tüm örneklerin boyar madde dışındaki içeriği aynı olmalıdır. KROMATOGRAFİ İŞLEMİ İÇİN UYGUN ÇÖZÜCÜNÜN SEÇİMİ Kromatografi uygulanan madde içerisindeki bileşenlerin hareketli faz ile birlikte farklı hızlarda yürümesi, bu şekilde birbirinden ayrılması esasına dayanmaktadır. Bu nedenle hareketli faz olarak kullanacağımız çözücünün iyi bir ayrım sağlayacak nitelikte olması gereklidir. Bu amaçla organik maddelerin kromatografide ayrılmasını sağlayacak, çok kullanılan ve bize önerilen çözücü sistemlerini deneyerek en uygun olanını bulup, değerlendirmelerimizi bu çözücüdeki durumu göz önüne alarak yaptık. Biz çözücü olarak metanol kullandık. BOYANIN İNCE TABAKAYA UYGULANMASI 10 x 10 cm boyutlarında silikajel ile kaplanmış hazır ince tabakanın alt ucundan 2 cm yüksekliğe bir çizgi çekip bu çizgi üzerine referans maddeleri ve şekerlerden elde ettiğimiz boyaları ayrı ayrı kapiler cam borular kullanarak silikajele emdirerek ince tabakayı kromatografiye hazırladık. Tabakaya uygun boyutlarda bir kromatografi tankı alıp,bu tankı önce hareketli faz olarak seçtiğimiz çözücü ile yıkadık, sonra aynı çözücüden 2 cm yüksekliği geçmeyecek şekilde tank içerisine döküp tankın ağzını kapatıp bir süre bekledik (şekil 4). Tankın çözücü buharı ile doyduğundan emin olduktan sonra hazırladığımız ince tabakayı dik olarak tanka yerleştirip bekledik.çözücünün silikajel tabakada yükselmesini gözlemledik(şekil 5).Tabakada yükselen çözücü üst uca yaklaşık 1 cm yaklaşınca işlemi bitirip,tabakayı tanktan çıkardık.hemen saç kurutma makinesi ile tabakayı kuruttuk.boyaların tabakada hangi noktalarda lekeler bıraktığı çıplak gözle görünmediği için ultra viole lamba altında lekelerin yerlerini işaretledik. 12
Şekil 4:Kromatografi tankı atmosferinin çözücü buharı ile doygun hal getirilmesi.bu işlem sayesinde kromatografide maddeler birbirinden daha iyi ayrılacaktır. Şekil 5:Silikajel tabaka tanka dik olarak yerleştirilir ve tankın kapağı sıkıca kapatılır.çünkü ince tabaka doygun çözücü buharında bekletilmelidir. 13
SONUÇ VE TARTIŞMA Slikajel tabaka üzerindeki boyar maddelerin oluşturduğu lekelerin ultra viyole lamba altıdaki görünümü şekil 6 daki gibi gözlenmektedir. Pembe boyanın referans kırmızı boya ile aynı yolu alması aslında şekere pembe renginin kırmızı boyanın seyreltilmiş şeklinin kullanıldığını düşündürmektedir.yeşil şekerin oluşturduğu lekenin referans yeşil şekerle aynı hizada yükselmesi şekerde bizim referans yeşil boyanın kullanıldığını göstermektedir.turuncu şekerin lekelerinin iki farklı yerde yoğunlaşması şekerin renginin iki farklı boyanın karışımı ile elde edildiğini düşündürmektedir.bu renk karışımında boyalardan biri bizim seçtiğimiz referans turuncu renk diğer bileşen ise sarı şeker boyası kullanılmış olabilir.mor şekerde ise rengi veren üç boyar maddenin karışımı kullanılmıştır.bu boyalardan biri referans olarak seçtiğimiz kırmızı boya olabilir.mor şekerdeki kullanılan diğer boyar maddeler bizim referans boyalar ya da diğer şekerlerdeki boyar maddelerden farklıdır. Şekil 6: Şeker boyalarının ve referanslarının kromatogramdaki görünümü Bu projede kromatografi işleminde seçtiğimiz çözücü sistemi üzerinde biraz daha çalışılması gerekmektedir.daha uygun bir çözücü bulunursa kromatogramda görülen sürüklenmeler olmayacak daha net lekeler oluşacaktır.bu durum açıklamayı ve yorumu daha güvenilir duruma getirecektir. 14
KAYNAKÇA www.kimya okulu.com İnstrumental Analiz Prof.Dr.Turgut Gündüz 1999 Kromatografik Yöntemler ve HPLC Yöntemi Doç.Dr.M.Emrah Kılınç Enstrumental Analiz Hacettepe Üniversitesi Yayınları A.Yıldız Ö.Genç Boyaların Kromatografik İncelenmesi Ege Üniversitesi Yayınları Dr.Sema Sert 15