ahmet kiral Kübra bitmez naime demir
KONU İÇERİĞİ :) AŞIK EDEBİYATI AŞIK EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ AŞIK EDEBİYATI TEMSİLCİLERİ VE ESERLERİ
AŞIK HALK EDEBİYATI Âşık Halk Edebiyatı, âşıkların ortaya koyduğu eserlerin oluşturduğu halk edebiyatı içinde yer alan bir kol. Halk diliyle ve hece vezniyle meydana getirilen, saz eşliğinde söylenen şiirlerden oluşan geleneksel edebiyatımızın adıdır. Anonim ürünlerin dışında kalan şiirlerin (koşma, destan, semâî, kalenderî v b.) oluşturduğu toplam, böyle adlandırılır. Kimi âşıkların başından geçen ve yaygınlaşıp ünlenen hikâyeler de âşık edebiyatı içinde incelenir.
Âşık Edebiyatı geleneğini sürdüren şairlerimize âşık denildiği için bu edebiyata da Âşık Edebiyatı denilmiştir. Âşık Edebiyatı'nın kökü Orta Asya'ya kadar dayanır. Bu akımı temsil eden âşıklar, Orta Asya Türk şiir geleneğine bağlı kalıp ellerinde sazları ile diyar diyar dolaşarak sanatlarını icra ederler. Âşıklar halk arasında yetişir, duygu ve düşüncelerini saz çalarak dile getirirler. Böylece kendi şarkılarını Âşık Edebiyatı'na uygun olarak söylerler.
Aşık veya ozan denilen kişilerin, saz eşliğinde söyledikleri şiirlerden oluşur. Genelde sözlü olmasına rağmen şairler, şiirlerini "cönk" dedikleri defterlerde toplamışlardır. Şairler, sazlarını omuzlarına alarak köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaşmışlardır. Şiirlerde anlatım içten, canlı ve yalındır. Şairler, halkın içinden çıktığından halk dilini kullanmışlardır. Bu sade dil 18. ve 19. yüzyıllarda bazı şairler tarafından Divan Edebiyatı'nın etkisinde kalmasıyla eski ağırlığını kaybetmiştir. Nazım birimi dörtlüktür. Koşma, semai, destan, varsağı gibi nazım şekilleri kullanılmıştır.
Hece ölçüsünün 7'li, 8'li ve 11'li kalıplarına ağırlık verilmiştir. Aşk, tabiat, gurbet, ayrılık, ölüm, özlem, kıskançlık, yiğitlik, toplumun sorunları, insan davranışları, bunlarla ilgili eleştiriler konu olarak işlenmiştir. Şiirlerin son dörtlüğünde şairin adı veya mahlası geçer. Göz kafiyesi anlayışı yerine, kulak kafiyesine ağırlık verilmiştir. Yani kafiye için aynı sesin kullanılmasına gerek yoktur. Genellikle yarım ve cinaslı kafiye kullanılmıştır. Benzetme (teşbih) ve kişileştirme (teşhis) dışında edebi sanatlara fazla yer verilmemiştir.
Bazı ürünlerde yöresel özellikler görülür. Şiirler genellikle hazırlık olmaksızın irticalen yani içe doğduğu gibi söylenir. Divan Edebiyatı daha çok düşünceye önem verdiği için soyut bir edebiyattır. Halk Edebiyatı'nda ise şair gördüğünü, yaşadığını anlatır. Bu nedenle Aşık Edebiyatı, somut bir edebiyattır. Şiirler, işlenen konulara göre "koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt" gibi adlar alır. Âşık Edebiyatı hayali olaylardan çok, gerçekçiliğin ön plana çıktığı bir edebiyattır.
16.YÜZYIL AŞIKLARI Bahşi Musli Hayali Köroğlu Kul Mehmed Çırpanlı Geda Öksüz Dede
17.YÜZYIL AŞIKLARI Bu yüzyılda yetişen âşıklar toplumun her kesimini temsil etmektedirler. Karaca Oğlan göçebe, Âşık Ömer ve Gevheri şehir, Kul Deveci, Kul Mehmet ve Kul Süleyman ise ordu muhitinde yetişmişlerdir. Bu yüzyıl âşık edebiyatının en güçlü olduğu dönemdir.
Bu yüzyılın âşıkları hece vezninin yanında aruz vezniyle de şiirler yazmışlardır, Hatta âşıklar arasında divan sahibi olanları bile vardır. XVII. yüzyılda yaşayan âşıklar; koşma, destan ve semai türlerinin yanı sıra, aruzlu türlerden divanî, semai, kalanderi vb. dallarında da eserler vermişlerdir. XVI. yüzyıldan itibaren âşıkların hayatları etrafında oluşan halk hikâyeleri, bu yüzyılda oluşumunu devam ettirmiştir.
KARACAOĞLAN Karacaoğlan'ın şiiri aşk ve doğa üzerinde kuruludur. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm en çok değindiği konulardır. Şiirlerinde sıkça adları geçen Elif, Zeynep ve İsmikan adlı kadınların sevgilileri olduğu sanılıyor. Duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır.
BAŞLICA ESERLERİ ANNACINA ALMIŞ KOCA BERİD İ BAĞLANDI YOLLARIM, KALDIM ÇARESİZ BANA KARA DİYEN DİLBER BİR AYRILIK BİR YOKSULLUK BİR YİĞİT GURBETE GİTSE BİTTİ M OLA, ŞAM İLİNİN HURMASI ÇIKIP YÜCESİNE SEYRAN EDERKEN DİNLE SANA BİR NASİHAT EDEYİM DÖNDÜR BOYNUN BENDEN YANA EĞLEN HOCAM EĞLEN, BİR SUALİM VAR ELÂ GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER HASTA DÜŞTÜM HEY AĞALAR İLLERİ VAR BİZİM İLE BENZEMEZ İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR İZİN VER HEY AĞAM BEN DE GİDEYİM SANA DEDİM, ALLI GELİN HAS GELİN ŞOL DERGÂHTAN DÖNSÜN YÜZÜM ŞU GÖNLÜM EĞLENMEZ OLDU, VARAYIM ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ ÜRYAN GELDİM GENE ÜRYAN GİDERİM VARA VARA VARDIM OL KARA TAŞA YALANA DA DELİ GÖNÜL YALANA YEŞİ BAŞLI GÖVEL ÖRDEK Bana kara diyen dilber Gözlerin kara değil mi Yüzünü sevdiren gelin Kaşların kara değil mi Güzel, ben seni isterim Seni koynumda beslerim Yüzünü, güzel, göreyim Zülüfün kara değil mi Boyun uzun, belin ince Yanakların olmuş gonca Salıverirsin kolunca Beliğin kara değil mi
KAYIKÇI KUL MUSTAFA Kayıkçı Kul Mustafa; divan şiirinin etkisinden uzak, halk zevkine bağlı, doğal bir söyleyişle, 17. Yüzyılın ilk yarısında geniş bir üne kavuşur. Bağdat kuşatmasında, kaleden atılan oklarla yaralanıp Dicle'ye düşerek boğulan ve IV. Murat'ın hayranlığını kazanan Genç Osman için yazdığı destan, şiirlerinin en tanınmışıdır.
"Genç Osman" destanı kısa sürede bütün Anadolu'ya yayılmış, büyük ün kazanmıştır. Bugün bile "Genç Osman Destanı"nın etkisinin tümüyle silindiği söylenemez. Kul Mustafa'nın yeniçeri âşıklarından oluşu, şiirlerinin özellikle askerler arasında, sınır boylarında sevilip tanınmasını kolaylaştırmıştır. Kahramanca söyleyişi, nazım kusurlarını kapatır. Şiirlerinde kimi söylemelerde zorlamalar görülüyorsa da, döneminde halk beğenilerini zorlamayan, yalınlığı, içtenliğiyle geniş etki bırakmış, ozanları da bir ölçüde bu etki altına alabilmiştir. ESERLERİ Arzıhâl Eylesem Ettiğin Cevri Bugün Ben Bir Güzel Gördüm Canım Sen Güzel Olmağa Çünkü Dilber Bana Meylin Yoğ İdi Eğer Sorarsan Hâlimden Gece Gündüz Uyku Girmez Gözüme Gele Dilber Gel Alllahı Seversen Genç Osman İptida Bağdad'a Sefer Olanda Kara Gözlü Dilber Lebin Lezzeti Koşma-2 Koşma Kuşlar İçinde Bir Ak Kuş Sabâ Selâm Eyle Gül Yüzlü Yâre Sevdasını Başımızda Yücesi Dumanlı Boranlı Dağlar
ESERLERİ Beyaz Göğsün Bana Karşı Bir Elâ Gözlüden Şikayetim Var Bizden Selam Olsun Gül Yüzlü Yare Bugün Ben Bir Bağa Girdim Bugün Ben Bir Güzel Gördüm Bülbül Ne Yatarsın Yaz Bahar Oldu Dağlara Gel (Ozan Erhan Çerkezoğlu ve Grup Yorum Seslendirmiştir) Dila Gör Bu Cihan İçre Ey Benim Nazlı Cananım Ey Peri Cihana Sen Gibi Dilber Garip Turna Bizi Senden Sorana Hey Ağalar Bir Sevdaya Uğradım Hey Ağalar Zaman Azdı Mecnun'a Dönmüşüm Bilmem Gezdiğim Sözün Bilmez Bazı Nadan Elinden Şunda Bir Dilbere Gönül Düşürdüm Bulunmaz GEVHERİ
AŞIK ÖMER Ömer aruz ve hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Divan şairlerinden oldukça etkilenmiştir. Şiirlerinde ilk başta divan şairlerine özenerek "Adli" mahlasını kullanmış daha sonrasında ise "Ömer" mahlasını tercih etmiştir. Heceyle yazdığı şiirleri aruzla yazdıklarına nazaran daha başarılı olduğundan dolayı hece şiirleriyle tanınmıştır.bu alanda çağdaşı Kayıkçı Kul Mustafa'dan etkilendiği görülür. Ayrıca binin üzerinde şiir yazmış olup, aşık edebiyatının en fazla eser bırakan sanatçısıdır.
ESERLERİ Bugün Ben Bir Güzel Gördüm Dedim Dilber Yanakların Kızarmış Ela Gözlerine Kurban Olduğum Ey Şahin Bakışlı Yükseğe Bakma Gam Yükleri İle Yükümüz Tuttuk Garip Bülbül Kılur Zârı Gel Dilberim Kan Eyleme Göz Süzüp De Sakın Kaşın Kurulalı Neler Çekmiş Salınıp Seyran Yerine Şita Hengâmının Şiddeti Geçti Şu Karşıdan Gelen Dilber Yine Bâd-ı Sabâ Esti
ERCİŞLİ EMRAH ESERLERİ 100 BİN MİHLET İLE BİR BAĞ SEHERDE UĞRADIM BEN BİR GÜZELE AĞALAR GURBETTEN GELDİM BİR YİĞİT GURBETE ÇIKSA TUTAM YAR ELİNDEN TUTAM UCA DAĞLARIN BAŞINDAN
18. YÜZYIL AŞIKLARI AŞIK ABDİ AŞIK HALİL AŞIK BAĞDADİ AGAHİ
19.YÜZYIL AŞIKLARI Önemli simaların yetiştiği yüzyıl oldu. Halk şairleri Gevheri ve Aşık Ömerin etkisinde kalarak aruzla semai, selis, kalenderi ve satranç olarak isimlendirdikleri şiirler yazdılar. Önceki yüzyıllarda ki aşıklara nazaran bu yüzyıla mensup aşıklar hakkında daha objektif bilgilere sahibiz. Bu yüzyılda hece vezni yine vazgeçilmez oldu. Aşk konusunun yanında toplumsal konularda işlendi.
DADALOĞLU Osmanlı Devletinin Anadolu Türkmenlerini iskan politikasına tepki olarak tanınmış bir halk ozanıdır. Aslımı sorarsan Avşar soyundan Her sabah seyran gezerken Yedi iklim dört köşeyi dolandım
BAYBURTLU ZİHNİ Hem divan hem de halk şiiri türünde ki yapıtlarıyla tanınmış bir şairdir. Asıl adı Mehmet Emin dir. Aruzla yazdığı şiirler ölümünden sonra Divan ı Zihni adıyla yayımlandı. Başından geçen serüvenleri şiir, yergi ve destanlar biçiminde Sergüzeştname de anlatmıştır.
ERZURUMLU EMRAH Erzurum un tambura köyünde doğduğu ve Niksar da öldüğü bilinir. Hem Aruz hem de Hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Divan şiirini en iyi bilenler arasındadır. Emrah ın tek eseri Divan ıdır.
20.YÜZYIL AŞIKLARI Aşık şiirinin çok güçlü olduğu bir dönemdir Bu yüzyılın en önemli özelliği şairler hakkında yazılan makale, bildiri ve kitaplar olmasıdır. Bu da onlar hakkında daha sağlıklı bilgiler edinmemizi sağlıyor. Pek çok il, ilçe ve beldelerin yöneticileri tarafından şölenler düzenlenmiştir. Bu yüzyılın aşıkları çeşitli iletişim araçlarıyla geniş kitlelere ulaşmışlardır.( plak, kaset,cd)
MURAT ÇOBANOĞLU AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU AŞIK OSMAN(TAŞKAYA) FEYMANİ AŞIK REYHANİ ŞEREF TAŞLIOVA NEŞET ERTAŞ MAHZUNİ ŞERİF
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas ın Şarkışla ilçesinde, Sivrialan köyünde doğdu.21 Mart 1973 te öldü. Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Tekniği gösterişsiz ve neredeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikler umutsuzluk şiirleriyle içiçedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince göndermeler de bulunduğu şiirleri de vardır.
ESERLERİ Anlatamam derdimi Arasam seni gül ilen Atatürk e ağıt Beni hor görme Beş günlük dünya Birlik destanı Dostlar beni hatırlasın Güzelliğin on par etmez Kara toprak Murat Sazım Sekizinci ayın yirmi ikisi Ne ötersin dertli dertli Uzun ince bir yoldayım Yaz gelsin Yıldız( Sivas ellerinde) Gönül sana nasihatim Gel ey aşk Cümle alem senindir
AŞIK MURAT ÇOBANOĞLU Türkiye nin her yerinde bilinen tanınan Çobanoğlu, yıllarca radyo programları yaptı. Halk edebiyatı ve aşıklık geleneği üzerine çeşitli seminerler verdi, şiirleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Türkiye dışında 1971 yılında Kars ta açtığı, her alanda aşıklık geleneğinin sürdürülmesinde katkısı olan Çobanoğlu Halk Ozanları kahvesi yörenin aşıklar merkezine dönüştü.
ESERLERİ GÜVENEMEM İNSAN DEDİKLERİ İREVAN IN DİK YOKUŞU, İSTER BENDEN KURBAN OLDUĞUM MEVLAM EMREYLERSE GÖKTE GÜNEŞE ÖĞRETMEN ŞİİR KAFAM YAKAR MI YAKAR TÜRKİYEM CENNET GİBİDİR YAR OYNAMASIN YARADAN GİT DESEN DE SELAMIN OLUR
AŞIK FEYMANİ( OSMAN TAŞKAYA) Bir otobiyografi kitabındaki kendi açıklaması şöyledir; Küçük yaşta mecazi bir aşka tutuldum. Bu aşk 15 yaşıma kadar devam etti.ilk yıllarda Çoban Osman mahlasıyla şiir yazar,türkü söylerdim. 1964 ün sonbaharında ve 1965 in ilkbahar ve yaz aylarında birkaç defa rüyamda nurani bir zatı görmüştüm. Bana hep Feymani diye seslenmişti. Bu yüzden bu adı mahlas olarak aldım. 1972 de evlendim dört çocuğum oldu. Halen azaplı köyünde oturuyorum.
Karacaoğlanın etkisiyle türkülü halk hikayeleri söylemiş şiirlerinde sevgiden tasavvufa kadar birçok konu işlemiştir. Şiirlerinin büyük bir bölümü Ahu Gözlüm adlı kitapta toplamıştır.
KAYNAKÇA www.turkedebiyati.org www.diedebiyat.net Tonguç akademi/ Talha Doğan Turkoloji.cu.edu.tr tr.m.wikipedia.org
DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.