PASCAL BRUCKNER Romanc, denemeci ve filozof Pascal Bruckner 1948 y l nda Paris te do du. Paris Üniversitesi nde ö renim gördü. Felsefe yüksek lisans n n ard ndan, edebiyat doktoras yapt. 1986 y l nda California daki San Diego Eyalet Üniversitesi nde, 1987-1995 y llar aras nda da New York Üniversitesi nde konuk ö retim görevlisi olarak ders verdi. Paris in entelektüel çevrelerinin ilgi çekici bir simas olan Bruckner, 1987 den beri Nouvel Observateur e katk da bulunuyor. Yazar, La Tentation de l innocence adl kitab yla 1995 te Médicis Deneme Ödülü ne, Les Voleurs de beauté (Güzellik H rs zlar, çev.: Mustafa Balel, Ayr nt Yay nlar, 2004) adl roman yla da 1997 de Renaudot Ödülü ne de er görüldü. Yap tlar : Fourier (Seuil, 1975), Allez jouer ailleurs (Le Sagittaire, 1976; Gallimard, 1986), Nostalgie express: le voyage transsiberien (Editions Des Autres, 1978), Au coin de la rue, l aventure (Seuil, 1979; Alain Finkielkraut la birlikte), Lunes de fiel (Seuil, 1981), Le sanglot de l homme blanc: tiers monde, culpabilité, haine de soi (Seuil, 1983), Parias (Seuil, 1985), Le palais des claques (Seuil, 1986), Qui de nous deux inventera l autre (Gallimard, 1988), Allez jouer ailleurs (Gallimard, 1989), La mélancolie democratique (Seuil, 1990), Le divin enfant (Seuil, 1992; Do mad Kutsal Çocuk, çev.: Esin Talu Çelikkan, Telos Yay., 1997), La tentation de l innocence (Grasset, 1995), Le nouveau désordre amoureux (Seuil, 1997), Les ogres anonymes (Grasset, 1998; Ads z Devler, çev.: Ifl l Özcan, Ayr nt Yay nlar, 2004), L euphorie perpétuelle (Grasset, 2000), Misère de la prospérité (Grasset, 2002).
Ayr nt : 482 Edebiyat dizisi: 143 H nç Aylar Pascal Bruckner Frans zcadan çeviren Mustafa Balel Yay ma haz rlayan Alev Özgüner Kitab n özgün ad Lunes de Fiel Éditions du Seuil/1981 bas m ndan çevrilmifltir. Éditions du Seuil, 1981 Bu kitab n Türkçe yay m haklar Ayr nt Yay nlar na aittir. Kapak illüstrasyonu Sevinç Altan Kapak düzeni Arslan Kahraman Düzelti Ayten Koçal Bask ve cilt Sena Ofset (0 212) 613 38 46 Birinci bas m 2006 Bask adedi 2000 ISBN 975-539-477-X AYRINTI YAYINLARI Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. No: 3 Ca alo lu - stanbul Tel.: (0 212) 512 15 00 Faks: (0 212) 512 15 11 www.ayrintiyayinlari.com.tr & info@ayrintiyayinlari.com.tr
Pascal Bruckner H nç Aylar
E D E B Y A T D Z S GÜLÜNES AfiKLAR/Milan Kundera Ë KALEC N N PENALTI ANINDAK END fies /Peter Handke Ë YÜZBAfiI VE KADINLAR TABURU/Mario Vargas Llosa Ë B Z/Yevgeni Zamyatin Ë KES K B R BAfi/Iris Murdoch Ë YE- N TANRILAR/Alberto Vasquez-Figueroa Ë NFAZA ÇA RI/Vladimir Nabokov Ë EVET AMA, B R LOKOMOT F BUNU YAPAB L R M BAKALIM?/Woody Allen Ë ÇALI HOROZU/Michel Tournier Ë BANYO/Jean-Philippe Toussaint Ë BALKON/Jean Genet Ë GÜNEfi MPARATORLU U/J.G. Ballard Ë BEYAZ ZENC LER/Ingvar Ambjörnsen Ë S YAH MADONNA/Doris Lessing Ë KAPANDA ÜÇ KAPLAN/G. Cabrera Infante Ë ZAMANIN KIYI- SINDAK KADIN/Marge Piercy Ë ANARfi N N KISA YAZI/Hans Magnus Enzensberger Ë FOTO RAF MAK NE- S /Jean-Philippe Toussaint Ë GÜLÜN GÜNLÜ Ü/Ursula K. LeGuin Ë HOTEL DU LAC/Anita Brookner Ë AZ Z- LER ve ÂL MLER/Terry Eagleton Ë VEDA YEME /Michel Tournier Ë ORLANDO/Virginia Woolf Ë UTANÇ B T- T /Anja Meulenbelt Ë YAKIN GELECE N M TOSLARI/J. G. Ballard Ë KARANLI IN SOL EL /Ursula K. LeGuin Ë A /Iris Murdoch Ë WATT/Samuel Beckett Ë EKOTOPYA/Ernest Callenbach Ë GECEY ANLAT BANA/Djuna Barnes Ë NSAN POSTUNA BÜRÜNMÜfi KÖPEK/Ingvar Ambjörnsen Ë CUMA/Michel Tournier Ë AFRO- D T N BAfiKALDIRISI/Lawrence Durrell Ë GÜNDEL K MUTLULU A ALIfiMA/Anja Meulenbelt Ë MURPHY/Samuel Beckett Ë MASAL MASAL Ç NDE/Khimaira/John Barth Ë ZEN VE MOTOS KLET BAKIM SANATI/Robert M. Pirsig Ë PARFÜMÜN DANSI/Tom Robbins Ë SINIRSIZ RÜYALAR D YARI/J. G. Ballard Ë FRANSIZ TE - MEN N KADINI/John Fowles Ë BEYAZ OTEL/D.M. Thomas Ë MYRA/Gore Vidal Ë DALGALAR/Virginia Woolf Ë ATLANT K ÖTES /Witold Gombrowicz Ë HAYRANLIK/Anja Meulenbelt Ë FERDYDURKE/Witold Gombrowicz Ë MELEKLER ZAMANI/Iris Murdoch Ë PAULINA 1880/Pierre Jean Jouve Ë EfiEKARISI FABR KASI/Iain Banks Ë ROCK LANET /Iain Banks Ë KAYIP ZAMAN/Anja Meulenbelt Ë SEN Ç ME GÖMDÜM/Andrew Jolly Ë BAfiTAN ÇIKARICININ GÜNLÜ Ü/Søren Kierkegaard Ë KONFIDENZ/Ariel Dorfman Ë ALTIN DAMLA/Michel Tournier Ë B R GAR P VAKA: MATMAZEL P./Brian O Doherty Ë NIETZSCHE A LADI INDA/Irvin D. Yalom Ë KIZILA AÇLAR KRALI/Michel Tournier Ë A LEDE B R ÖLÜM/James Agee Ë KUTSAL BÖLGE/Carlos Fuentes Ë KALPS Z AMANDA/Jurek Becker Ë 62-MAKET SET /Julio Cortázar Ë ÇARPIfiMA/J.G. Ballard Ë ÜÇLEME-Molloy-Malone Ölüyor-Adland r lamayan/samuel Beckett Ë DUR B R MOLA VER/Tom Robbins Ë HIRSIZIN GÜNLÜ Ü/Jean Genet Ë KÜÇÜK DE fi MLER/Marge Piercy Ë LILA/Robert M. Pirsig Ë ERG N- L K YAfiI/Michel Leiris Ë AfiKSIZ L fik LER/Samuel Beckett Ë ES RGEYEN GÖKYÜZÜ/Paul Bowles Ë YA- LANCI JAKOB/Jurek Becker Ë D VAN/Irvin D. Yalom Ë PORNOGRAF /Witold Gombrowicz Ë MERCIER LE CAMIER/Samuel Beckett Ë B R ERKE E NASIL TECAVÜZ ED L R?/Märta Tikkanen Ë BENDEN Z VE MARCO POLO/Paul Griffiths Ë DO MAMIfi KR STOF/Carlos Fuentes Ë RÜYA SAK NLER /Iris Murdoch Ë H Ç Ç N MET NLER ve Uzun Öyküler/Samuel Beckett Ë DUYGU YOLCULU U/Laurence Sterne Ë BETTY BLUE/Philippe Djian Ë A AÇKAKAN/Tom Robbins Ë ANARfi ST/Tristan Hawkins Ë BAKAKA /Witold Gombrowicz Ë PORTNOY UN FERYADI/Philip Roth Ë 10 1/2 BÖLÜMDE DÜNYA TAR H /Julian Barnes Ë SUN TENEFFÜS/Ricardo Piglia Ë MANfi ÖTES /Julian Barnes Ë ADA/Aldous Huxley Ë GÜLÜN MUC ZES /Jean Genet Ë MÖS- YÖ/Jean-Philippe Toussaint Ë Ç ÇEKLER N MERYEM ANASI/Jean Genet Ë BAfiUCU O LANI/Alison Fell Ë YARATIK/John Fowles Ë SEN SEVM YORUM/Julian Barnes Ë ZENC LER/Jean Genet Ë TÜNEL/Ernesto Sábato Ë KARA PRENS/Iris Murdoch Ë KARNINDAN KONUfiANIN ÖYKÜSÜ/Pauline Melville Ë TANRI NIN A - ZINDAN EVREN N H KÂYES /Franco Ferrucci Ë HAYATIN VE AfiKIN YASALARI/Connie Palmen Ë KAHRA- MANLAR VE MEZARLAR/Ernesto Sabato Ë KAYNAK VE ÇALI/Michel Tournier Ë CENNETE B R KOfiU/J.G. Ballard Ë D fi ADAM/Joanna Russ Ë FLAUBERT N PAPA ANI/Julian Barnes Ë ALDATMA/Philip Roth Ë KOKA N GECELER /J.G. Ballard Ë ACABA NASIL?/Samuel Beckett Ë MANTISSA/John Fowles Ë KOLEKS - YONCU/John Fowles Ë BENJAMIN: DAR GEÇ TTEK AYDIN/Jay Parini Ë METEORLAR/Michel Tournier Ë ARKADAfiLIK/Connie Palmen Ë AfiK VESA RE/Julian Barnes Ë S R US TAN GELEN KURBA A/Tom Robbins Ë BAYAN GULLIVER CÜCELER ÜLKES NDE/Alison Fell Ë GELECEKTEN ANILAR/William Morris Ë BEN MLE TANIfiMADAN ÖNCE/Julian Barnes Ë NG LTERE NG LTERE YE KARfiI/Julian Barnes Ë Y fi/david Lodge Ë Y T K RUHLAR IRMA I/Connie Palmen Ë TERAP /David Lodge Ë ÖLÜRKEN/Jim Crace Ë GÜZELL K HIRSIZLARI/Pascal Bruckner Ë SÜPER KENT/J.G. Ballard Ë SISKA BACAKLAR/Tom Robbins Ë BETON ADA/J.G. Ballard Ë LK AfiK, SON TÖRENLER/Ian McEwan Ë GILLES LE JEANNE/Michel Tournier Ë B R KOMÜN STLE EVLEND M/Philip Roth Ë KIZILDER L N N fiarkisi/james Welc Ë S NEMA MÜDAV M /Walker Percy Ë KARANLIKLARIN EFEND S /Ernesto Sabato Ë METROLAND/Julian Barnes Ë B Z NEDEN TERK ETT N SAYIN BAfiKAN?/François Vigouroux Ë DÜfiÜNCE BALONLARI/David Lodge Ë M LENYUM NSAN- LARI/J.G. Ballard Ë MÜNECC M KRALLAR/M. Tournier Ë BEYAZDAK KARA/Maggie Gee Ë KAYBOLUfi/G. Perec Ë HINÇ AYLARI/P. Bruckner
Erkek ya da kad n, bir baflkas n n kiflili inde yok olmamaya dikkat et. Scott Fitzgerald
Brigitte için
Birinci gün: Do makta olan e ilimlerin büyüsü. Sonsuzluk, bay m, benim için bir temmuz akflam Montparnasse ile Lilas Kap s aras nda mekik dokuyan 96 numaral otobüste bafllad. Dört y l önceydi. Odéon kavfla nda, f rf rl siyah bir etek giymifl, bald rlar n uzun beyaz çoraplar saran bir genç k z gelip karfl ma oturdu. An nda gözlerim üzerine dikiliverdi. Nefesimi tutarak seyretti im bu yüz tam anlam yla gözlerimi kamaflt rd. Onda beni en çok çeken neydi, bilmiyorum: Sütle yo rulmufl hamura benzeyen yanaklar ya da bir yandan patavats zca göz iflaretlerine engel olurken öte yandan yeflil gözleri okflayan kirpikleri. Onu görmüyordum, basiretim ba lanm flt, hipnotize olmufltum ve düflündü üm tek bir fley vard : Ona yanaflmak. Ama çekip gitmesinden de fena halde 9
korkuyordum. Hayranl m konusunda ölçüyü kaç rm fl olmal yd m. Çünkü meçhul k z az sonra sinirli bir iç çekiflle bafl n çevirdi ve bir an yer de ifltirecek diye korktum. Ama içinde incelik buldu um bu çekingen tav r onun gözümdeki de erini daha da art rd. Otobüs deyip geçmeyin: Y ld r m aflk için seçilmifl isabetli bir yer de il. Rastlant ya inan l rsa bir otobüs bile cennetin bekleme odas olabiliyor. Ben tesadüfen karfl laflt m kimseleri her zaman dostlar taraf ndan tan flt r lanlara tercih etmiflimdir: Çünkü birleflmemizi düzenleyen yazg, san r m, gizemli bir biçimde onu zenginlefltirmeyi sürdürecektir. Ve hesapta olmayan olay hayata s cakl k verebilecek tek güç olarak kal yor. fiu halde korkum sessizli i bozacak tek bir sözcük bulamamaktan, bu h zl bafl bafla kalma f rsat na zarar vermekten kaynaklan - yordu. nsan bir yandan her zaman birbirinin benzeri olan ilk sözcükleri kullanmaktan kaç n rken, öte yandan nas l zarif, özgün, çekici, bafltan ç kar c görünebilir ki? San r m, Yarat l fl n son akflam fieytan n sordu u bu soru çok çetin bir soruydu. Bereket bir biletçi yard mc oldu bana: flbirli inden dolay RATP a * ne kadar teflekkür etsem az! Biletlerimizi istedi. Güzel komflum biletinin yere düflüp kayboldu unu ileri sürüyordu. Hepimiz e ilmifl, çöplerin aras nda küçük sar karton parças n ar yorduk. Görevli çoktan tutana n haz rlamaya bafllam flt bile. K z utançtan pancar gibi k - zarm fl, bak fllar n yere dikmiflti: Anlad m ki yalan söylüyordu. Yaflad bu sars nt içime iflledi. Kimseye çakt rmadan, biraz önce biletçiye gösterdi im kendi biletimi avcuna sokuflturuverdim. Bir an bir flaflk nl k yaflad, ard ndan gülümsedi. Biletçi uzaklaflt. Kurtulmufltum: Ortak bir hikâyemiz vard. Bu olanlardan sonra toplu tafl ma araçlar n n bedava olmas na neden karfl ç kt m anlars n z. Bizim madrabaz k z, elimi s karak teflekkür etti ama acemilik edip biletimi geri verirken durumu çakt rd. Gözlerini üzerimize dikmifl olan bir kad n, saçlar ondüleli fliflko bir kokana numaram z anlay p biletçiye seslendi. Otobüs Saint-Paul de yeni durmufltu: Bizi ihbar eden kad na nanik yap p otobüsten inecek zaman zor buldum. Kendimi kaybetmifltim, öfkeden neredeyse a layacakt m: Suçorta- * RAPT: Paris te kent içi ulafl m n tümünden sorumlu flirket. (ç.n.) 10
ma el kol hareketleriyle bir fleyler anlatmaya çal flt m ama tafl t az sonra onu benden kopard. Cehennem azab çekerek bafl bofl dolan yordum: Paris büyük de il ama insanlar orada bir kuyuda kaybolurmuflças na kaybolabiliyor. Tek bir arzum vard art k: Ne olursa olsun, yaz buna ay rmak pahas na da olsa onu yeniden görmek. Bana bu sözleri aktaran adam yan mda, Akdeniz in ortas nda bir geminin kamas nda bulunuyordu. Vakit geceydi. Bacaklar n n üstünde bir skoç battaniye, bir koltu a oturmufl, ara s ra benim gözlerime de çevirdi i endifleli ve hareketli bak fllar n etrafta gezdiriyordu. Bakt n zda kaç yafl nda oldu unu kolay kolay kestiremedi iniz, ama bu arada gençlikten de birtak m izler tafl yan bozulmufl bir yüzü vard. Tüm kiflili i garip bir telafl, d flavurulmam fl bir sinirlilik hali yay yordu. O akflam, her ne kadar mesafeliysem de çünkü daha birbirimizi gördü ümüz andan itibaren Franz dan üzerimde uygulad nüfuzla orant l bir kinle nefret ettim, bu sapk n adam n duygular n kestirebilmifl de ildim henüz. Sadece cümlelerinin düzenli bir biçimde aktar l fl tarz n, bir çaydanl n hüzünlü u ultusunun efllik etti i g c rt l bir sürgü sesini and ran sesini dinliyordum. Ama izninizle kendisiyle ne koflullarda karfl laflt m z belirtmeliyim. Otuzuma yeni basm flt m ve eflim Béatrice ile Hindistan a gidiyordum. Bir gerçe in önü s ra gitmekte oldu umuzdan emin, mutluyduk. Tarih 28 Aral k 1979 idi. Napoli-Venedik-Pire üzerinden Fransa- stanbul aras ndaki son deniz ba lant s n sa layan Türk feribotu Truva gemisiyle o sabah Marsilya dan ayr lm flt k. Malum nedenler bizi de erini yitirmifl bir mesle in ben Paris te bir lisede edebiyat ö retmeniydim, Béatrice ise talyanca ö retmeni s k nt - lar ndan birkaç ay uzaklaflmaya itiyorsa da, özellikle Do u nun çekimine kap lm fl kaç yorduk. fiu Do u sözcü ünde beni hayran b - rakan ince bir alt n tozu görüntüsü, fl l fl l parlayan bir hale vard. Onun kendini ele vermeyen göz kamaflt r c l karfl s nda titriyordum ve bu uzak topra a olan önyarg m, san r m, tutkuya benziyordu. Gözümde vazgeçilmez olmayan her fleyden uzaklaflmak için Avrupa n n art k bana sunmad kutsal bir curcunaya kavuflmak 11
amac yla Asya ya gidiyordum. Uzun zamandan beri haz rland - m z bu yolculuk için Milli E itim Bakanl ndan bir y ll k ücretsiz izin alm fl ve yaz boyu bir sigorta flirketinde çal flm flt m. Hindistan a küçük konaklamalarla varma arzusu, uzun bir deniz yolculu- unun bafl nda biraz vakit kaybetme iste i bizi gemiyi seçmeye itmiflti. Kald ki ucuz ve konforlu olmayan bu sefer ortadan kaybolmaya çok elveriflliydi. Umut ortam n gözünüzün önüne getirin, bir deniz yolculu unun bafl ndaki belirsizlik ortam n... Bir yolcu gemisi, ne kadar mütevaz olursa olsun, yaln zca bir ulafl m arac anlam na gelmez: Bir ruh hali. Merdiveni ç kar ç kmaz dünyan n görüntüsü de iflir, kapal bir alan olan ve sakinlerinin tümünü gelip geçici insanlar n oluflturdu- u özel bir cumhuriyetin vatandafl oluverir insan orada. Koridorlar n gürültüleri bo ma tarzlar n ve orada hâkim olan deniz ve k zg n lastik kokusunun kar fl m ndan oluflan a r kokuyu hemen sevmifltim. Türkler taraf ndan elden geçirilerek yeniden sefere konmufl Norveç yap m eski bir uzun yol gemisi olan Truva n n, omurgas - na oturtulmufl ters dönmüfl bir yüksü ü and ran küçük bacas yla devasa bir gemi denilecek hiçbir yan yoktu. ki metal bölme aras na s k flm fl olan kamaram z ranza ve minnac k bir lavaboyla donat lm fl dar bir dolaptan farks zd. Tanr m, ne hofl mezarl k, demiflti Béatrice içine girdi inde, sen üstteki lahdi al, ben de alttakini. Difllerimizi f rçalarken kulland m z bardak lavabonun metal armatürüne de ip titriyor ve küçük kamaram z n tamam motorun sars nt s yla titreflip duruyordu. Kamaram z mütevaz yd ama hofl bir aflk yak nlaflmas düflüncesi bizi lüks yoklu u ve alan darl konusunda teselli ediyordu. Üstelik bir lomboz vard ve ben oldum bittim lombozda özel bir çekicilik bulmuflumdur: Kimse sizi görmezken sizin her fleyi görebiliyor olman z n verdi i büyü. Bir süre sonra denizin gizemlerini keflfedece iniz, tuzlu canavarla tehlikesizce karfl laflaca n z, suya karfl çevrilmifl iyi bir dolaba flahit olaca n z küçük bir anahtar deli idir bu. Uçsuz bucaks zl a ulaflmak için bu pencereye ihtiyaç var, pencere perdeler oldu unda daha heyecan verici oluyor ve kamaraya bir bebek evi havas veriyor. Ve göz siperliklerinin her birinin geri- 12
sinde bir bar nak, canl varl klar, birbiriyle kesiflen binlerce yaflam var. Zaten yola ç kt m z sabah Marsilya da, mucizevi güzellikte bir hava vard : Günefl gemi gövdesinin yanlar na vuruyordu ve boyalar pul pul kavlam fl gemimiz güneflin yak c fl klar alt nda bir fleker parças gibi par ld yordu. Mutluydum, fl n, yani tanr lar n onay - n alm flt k ve bunda yolculu un kalan k sm n n iyi geçece ine dair belirtiler görüyordum. Karadan esen rüzgâr n t rl bitkilerin ve çam ormanlar n n kokusuyla doldurdu u havan n flerbet k vam ndaki donduruculu unun tad n ç kar yorduk. Uzakta, beyaz oyuncaklar and ran öteki yolcu gemileri ufkun ipek fleridini kesiyorlard. Hayat mda hiç böylesine büyük bir mutluluk yaflamam flt m. Kat ks z duygularla sars lm fl, Fransa k y lar n n bir fl k bulutu içerisinde siliniflini seyrederek, bazen yine bir hayalin oyunca olmaktan çekinerek, coflkunlu umu frenlemekte güçlük çekiyordum. Befl gün sürmesi tasarlanan bir gemi yolculu unun bu ilk günü bende b rakt mutlu bir boflluk izlenimiyle ola anüstü oldu. Herkes bir gemi güvertesinde bafl na bir fley gelmeyece ini bilir, ama insan orada mutlulu a benzer mükemmel bir can s k nt s duyar. Béatrice ile benim aramdaki en ufak baya l k yola ç kt m z anda t ls m de eri kazan yordu. Bu yolculuk ruhumuzu dinlendiriyordu ve uzun düz güvertelerde, gözümüz kimseyi görmeden, akl m z tamamen birbirimizde, bol bol sohbet ediyorduk. Birlikte yaflamakta oldu umuz befl y ldan bu yana bu bizim günlük yaflamdan ilk kaç - fl m zd : Yafl m z ileri falan de ildi ama okudu umuz yüzlerce kitaptan edindi imiz bir dolu fley sayesinde çok yaflam fl gibiydik. Biz kar koca bir kütüphaneydik, kitaplar m z bizim gözümüzde çocuklar n ve yolculuklar n yerini dolduruyordu. Ve en de erli al flkanl klar m z allak bullak eden, uzak ülkelere yapaca m z bu geziye ç kmaya kalk flmadan önce uzunca bir süre karars z kalm flt k. Béatrice Anglosakson bir kad n n çarp c güzelli ine sahipti ve benimle yafl t oldu u halde bir yeniyetme çekicili ini koruyabilmiflti. Bedeni de k z çocu uyla kad n aras nda bocal yordu ve iç aç c, bazen ciddi bir yüzü çevreleyen k z l ms saçlar n n flelaleler oluflturarak dalga dalga omzuna dökülüflüne bak nca insan en fazla yirmi yafl n- 13
da oldu unu düflünürdü. Kendisine nasibim diyordum ve herkesin bildi i ama kimsenin duymas n istemedi imiz küçük s rlar birbirimizin kula na f s ld yorduk. Ö le yeme inde kalabal k de ildik, gemiyi enlemesine oldu u gibi kaplayan ve en az ndan iki yüz kifli alabilecek panoramik bir lokantada otuz kifli ancak vard k; dört masaya s k flt r lm fl küçük grup çabucak yak nlafl verdi. Yemekler deniz yolculuklar n n en büyük e lenceleridir: Bu yemekler s ras nda, yol arkadafllar n z n kim olduklar, ne yapt klar, onlarla neler yapabilece iniz konusunda gözlemlerde bulunursunuz. Bir tür hapishane yaflam ndan farks z olan bu yolculuklarda en afl r ilgi toplayanlar tan nmayan insanlard r ve yolcular n kafalar nda onlarla hofl bir karfl laflma arzusu dolan r durur. Paralar n n sa lad refah sonucu yollara dökülmüfl Alman ve Hollandal lar n oluflturdu u zorunlu kontenjan n d fl nda, bir ngiliz çift, iki Frans z daha, birkaç talyan ile Yunanl ve Türk ö rencilerin oluflturdu u küçük bir grup vard. Akdeniz in birbiriyle s n r bulunan her ülkesinden bir örne in yer ald bir gemide yol almakta oldu uma inan yordum. Nas l iletiflim kuraca m z bilemeyip birçok Latin dilini denedikten sonra ngilizcenin ortak dil olarak seçilmesi uygun görüldü. Bu dili do ru dürüst konuflan çok azd. Bunun sonucu olarak da sözcükleri telaffuz ederken uzun gecikmeler yaflan yor, yanl fl anlamalar herkesi kahkahaya bo uyordu ve her birimiz son dura a kadar bir daha kimseye yiyecek içecek verilmeyecekmifl gibi ha babam yiyip içiyorduk. Ben, kendimi birbirimizi keflfetmenin hofllu una kapt rm fl, yar n belki de hepimiz birbirimize küçük adlar m zla seslenecekmifliz gibi, gözlerimle de olsa, tüm bu insanlar tan maya bak yordum. Yeme i bitirdi imizde Béatrice kendisini iki dakika kad nlar tuvaletinin önünde beklememi istedi. Dönmekte gecikiyordu; istemeyerek de olsa ben de süzüldüm içeri. Onu yanaklar gözyafllar n n ak tt boyalarla siyahlaflm fl bir k z n üzerine e ilmifl halde buldum. Ne oluyor? Esrar fazla kaç rm fl, dedi Béatrice. Elimde olmadan omuz silktim. 14
K z n h çk r klar daha da art yordu. Üzerinde içi kürklü bir anorak ve bir blucin vard. Onu ö le yeme inde görmemifltik. S zlanmalar beni sinirlendiriyordu. Merak m z onu rahats z ediyormufl gibi, sordu umuz sorulara tek heceli sözcüklerle yan t veriyordu. Bu da n k sözcüklerden anlafl ld na göre öfkesi gemide olmaktan kaynaklan yordu ve bir an önce gemiden ayr lmak için sab rs zlan - yordu. Bize ad n n Rebecca oldu unu söyledi. Bu öfke onu, her türlü görünüm kayg s n n sona erdi i bir sersemlik haline sürüklemiflti. Nereye gidiyorsunuz? diye gevelemeyi baflard yavan bir sesle. Önce stanbul, sonra Hindistan, ard ndan da belki Tayland. Hindistan n tamamen modas geçti ama! Onun bu sözünü sarhofllu una verip hiç ses etmedim. Seni kamarana götüreyim, dedi Béatrice k za. Sen... çok naziksin... saçlar n bana fleyi hat rlat yor... Roch Hachanah n ball pastas n. Güverteye gel, aç k hava iyi gelir. Koridor boyunca ona destek olmak zorunda kald m; günefl vurunca, boynundaki bir zincirle bir pandantif fl l fl l parlad : Kem gözlere sokulan iki parmak. Yeniden say klamaya koyulmufltu, a larken bir bak yorsun gülmeye bafll yor, sonunu getirmedi i cümleler geveliyor, bu yapt na kendisi de kat la kat la gülüyordu. Utan yordum ve bizi onunla bir arada görmelerinden çekiniyordum. Béatrice sak nd m fark edip kibarca kendilerini yaln z b rakmam istedi. Döndü ünde, denizin ortas nda bu zavall Huchette ve Saint- Michel * çocuklar na rastlaman n ac l üzerine külyutmaz bir yorumda bulundum. Öyle deme, Didier, güzel bir k z ve çok mutsuz görünüyor. Mutsuzlu u beni ilgilendirmiyor, güzelli i de hiç dikkatimi çekmedi. Bir dizi öpücükle bu olay kapand ve sabahki kadar sakin, büyüleyici bir ö leden sonra bafllad. Kitap ben Bhagavad-Gîtâ y, Béatrice ise Mircea Eliade n bir roman n okumak için uzand m z * Paris te sakinlerini ço unlukla ö renci ve ayd nlar n oluflturdu u bulvar. (ç.n.) 15
küçük güverte gökyüzünden usturayla kesilmifl gibi duran gerçek bir terast ve vapur bacas oray rüzgârdan koruyordu. Gemi gövdesine çarpan suyun uzaktan gelen flap rt lar n ve makinelerin solumas n kar m n kitab n sayfalar n çevirirken ç kard ses bölmekteydi sadece. Tüm irade zay fl yordu, beyaz çelikten bu uçsuz bucaks z saray n üzerinde pruvadan pupaya seken fl kla uyuflmufl bir halde s cakta büzülüp kal yorduk. Günefl bat p da buz gibi so uk bir akflam inerken, yüklükten farks z kamaram zda kat ks z bir flehvet an n n tad n ç kard k. O flehvet an n n ard ndan, o kadar heyecan doluydum ki, Béatrice akflam yeme inde kendisine efllik etmem konusunda srar etmemifl olsayd, vurur kafay yatard m. Genifl yemek salonu do ru dürüst dolmad halde, d flar n n sakinli iyle k yasland nda, ar kovan gibi u ulduyordu. Ve geminin titreyen duvarlar aras na gizlenmifl salonu flenlendiren bu insanlar kaynaflma ve birbirine ba lanma gücünü denizin so uk düflmanl ndan al yorlard sanki. Masada geminin tek Hintli yolcusuyla tan flt k ngiliz vatandafll na geçmifl bir Sih, Londra da yaflayan ve bir akupunktur kongresi için stanbul a giden bir hekim. Raj Tiwari, ad buydu, beni koltu umun alt nda Bhagavad-Gîtâ ile görünce bir kahkaha patlatt. Biliyor musunuz, art k bunu Hindistan da kimse okumuyor. Nostalji merakl lar d fl nda. Ama kültürünüzün temeli ona dayanm yor mu? Sizin kültürünüz ne kadar Kutsal Kitap üzerinde temelleniyorsa bu da öyle, hepsi o kadar. Hem sonra dikkatinizi çekerim: Tanr - lar d flsat ma pek tahammül edemezler. Kalküta daki korkunç Tanr sal varl k Kali Paris teki alç bir heykelden farkl de il art k. Didier bir aflram a * çekilmek istiyor, dedi Béatrice flakac ktan. Bütün gün inek sa mak için mi? Sizin gibi güzel kar s olan bir insan n böyle bir fleyi düflünmesi ne tuhaf! Üçümüz de güldük ve konuflma baflka konuya kayd. Tüvit bir tak m elbise giymifl olan Raj Tivari düzgün bir ngilizce konufluyordu ve olgun Hintlilere özgü yüz çizgilerine sahipti. Hindistan için * Aflram: Brahmanizmde ruhani önderin ö rencileriyle birlikte yaflad ve manevi al flt rmalar n yap ld keflifl kulübesi. (ç.n.) 16