FİL SÛRESİ Nuzul 20 / Mushaf 105 Surenin Adı: Fil adını ilk âyetinden alır. Gözünde canlandırabilirmisin, Rabbinin Fil Ordusu na nasıl muamle ettiğini (1) Kur an da adını muhtevasındaki hayvanlardan alan 5 sure vardır. Bakara Nahl Ankebut Neml Fil Elemtera diye de anılmıştır. Buhârî de sûreyi Elemtera adıyla anar. Kurtubî nin naklettiği bir rivayette de sûre aynı adla anılır. Surenin Nuzul Yeri ve Zamanı: Sûre Mekkîdir.
MEKKE Mina Müzdelife Arafat KABE Ünlü tertipte Kâfirûn sûresinden sonra gelir ki bu da 2. yıla tekabül eder. Kureyş ile bu sûre arasında konu bütünlüğü vardır. Surenin Konusu: Sûre, tarihi Fil Vakası üzerinden ahlâksız gücün ibretlik akıbetini anlatır. İşgalci Fil Ordusu (eshabu l-fîl), egemen gücün her çağda görülen örneğidir. Güçlüyüm, o halde haklıyım mantığıyla hareket eder. Bu mantıkla hareket eden er-geç hüsrana uğrar. Sûre fil-ebâbîl zıt kutupları üzerine oturur. En iri hayvan olan fil büyük ama haksız olanı, ebabil ise küçük ama haklı olanı temsil eder. Allah, tek ve gerçek büyüktür. Güce tapınan her ahlâksız güç er ya da geç gazaba uğrar. Sûrenin tarihi bağlamı özetle şudur: Çağın iki süper gücü İran ile Bizans rekabet halindedir. Miladi 6. yüzyılın ikinci yarısı bu rekabetin kızıştığı yıllardır. Bu rekabetin gölgesi Mekke ye de düşer. Nüfuzlu kabileler Mutayyibin ve Halif adıyla iki guruba ayrılırlar. Birinciler İran (Pers), Diğerleri Bizans yanlısıdır. Pers ler o günün egemen güçleriydiler. Saray entriklarıyla zayf düşen Bizanslılar karşısında tek üstün güç idiler. Bu nedenle Bizans müttefikler aramaktadır. En yakın nufuz alanı Habeşistan ve Yemen dir.
Hicaz bölgesi ne Pers lerin ne de Bizans ın nufuz alanında değildi. Güney Kuzey arasındaki ticaretten aslan payını alan tüccarlar, sık sık baş gösteren sorunlarını çözmek ve güvenlik ihtiyacını karşılamak için egemen güçlerden birinin himayesi altına girme ihtiyacı hissetmektedirler. Haşimoğulları Bizansın müttefikidirler. Bunlara Halifler denir. Haşimoğulları karşısında güçlü olmak için Ebu Sufyan ve ataları Ümeyyeoğulları ile Ebu Cehil ve ataları Mahzumoğulları Pers lerin yanında yer aldılar. Bunlar da Mutayyibin olarak adlandırılmaktadır. Bu iki hizip arasındaki rekabet Vahyin gelişinden sonra da devam etti. Hz Peygamber ile yapılan savaşların arka planında hep bu ezeli rekabetin bilinçaltındaki izleri var. Medine İslam devletinin Mekke site devleti üzerindeki egemenliği, aynı zamanda Pers in Hicaz daki müttefiklerinin kaybettiği anamına geliyordu. Hılfu l-fudul ü Halif akdetmiştir. 570 lere doğru Mekke de güçler dengesi İran yanlılarının eline geçer. O sırada, Yemen de yönetimi ele geçiren Ebrehe (İbrahim?) isimli biri, vergi taahhüdü karşılığında Hıristiyan Habeş Krallığının, dolayısıyla Bizans ın desteğini arkasına alır. Kuzey-Güney ticaretinden aslan payını Mekke almaktadır. Ebrehe, ticaretin eksenini Mekke den San a ya kaydırmak ister. Bunun için Kâbe ye rakip olacak bir kilise (Kulleys) yaptırır. Kilise ye karşı yapılan bir sabotajı bahane ederek, Kâbe yi yıkmak için fillerle donatılmış bir orduyla Mekke ye gelir. Ashab-ı Fil
Ashab-ı Fil Fil Ordusu, mahiyeti Allah a malum bir felakete uğrayarak amacını gerçekleştiremeden kırılır. Bu olay Mekke nin ticaret potansiyelini kat kat artıran bir dönüm noktası olur ve Mekkeliler diğer Araplarca Ehlullah (Allah ın ev halkı) diye anılırlar. Sûre işte bu başarısız seferi Mekkeli müşriklere hatırlatarak, onları Hz. Peygamber e karşı Ebrehe nin rolünü oynamamaya davet eder. Allah a karşı güç gösterisine kalkışmanın sonucu bellidir: Yenilmiş bir ekine dönmek (5) ve sap gibi ortada kalmaktır. Diğerlerinin aksine bu kıssanın tekrar edilmemesinin Birinci nedeni, helâkin temelinde bir peygamberi yalanlamanın olmayışı, İkinci nedeni müşrikler bundan kendilerine pay çıkarmaya kalkışmasınlar diyedir.
ب س م للا ح ن م ا ر ح ن م م RAHMÂN RAHÎM ALLAH IN ADIYLA ح م ت م ك ف ف ع ل م ب ك ب ا ص اب ح ف ل ١ 1 GÖZÜNDE canlandırabilir misin Rabbinin Fil Ordusu na nasıl muamele ettiğini? (1) (1) Sûrenin girişinde özetlediğimiz saldırı, en ünlü rivayete göre kameri aylardan Muharrem e denk gelen miladi 570 yılının şubat ayında, Hz. Peygamber in doğumundan 50 gün önce gerçekleşmiştir (Süheylî, Ravd l- Unf). Nesi geleneği hesaba katıldığında bu tarih 569 a denk gelir. Cemel Savaşı isimlendirmesinde olduğu gibi, ordunun başında bir fil bulunduğu için bu orduya fil eshabı denilmiştir. Filin orduya değil ordunun file izafe edilmesinde nükte vardır. Kâbe ye saldırmaktan ısrarla kaçınan fil, ordudan ve onun komutanından daha akıllıydı imasını taşır. ح م ج ع ل ك د ه م فى ت ض ل ل ٢ 2 Başlarına geçirmedi mi onların ince tasarlanmış haince hilesini? (2) (2) Keyd kelimesi, Fil Ordusu nun saldırı gerekçesi ne kadar tumturaklı olursa olsun, gerçekte onun arkasında hiç de hoş olmayan sinsi amaçlar yattığını ifade eder. Hud a dan farkını ortaya koymak için böyle çevirdik.
و ح م س ل ع ل ه م ط م ح ح ب اب ل ٣ 3 Onların üzerine katar katar bilinmeyen nitelikte uçan taşıyıcı varlıklar saldı; (3) (3) Ebâbîl, sıfat olarak katar katar, sürüler halinde anlamına gelir. Kelimenin kökeni ve tekili olup olmadığı konusunda farklı görüşler vardır. Zayıf bir ihtimal olmakla birlikte, bülbül den türetilmiş olması da mümkündür. Tayr, kuştan sineğe, görünenden görünmeyene varana dek bir yerden bir yere havada/hava ile intikal eden her hareketli varlık için kullanılır. Tayr ın ille de kanatlı olması şart değildir, zira En âm 38 de kanat" ayrıca zikredilir. Bu veriler ışığında tayr kelimesi, volkanik bir püskürtünün yakıp kavuran lavlarıdır yorumunu da, buna benzer başka yorumları da dışlamaz. Her halükarda kesin olan, orada ve o anda ilâhi bir müdahalenin varlığıdır. Göklerin ve yerin bütün orduları Allah ın emrine âmâdedir (Fetih: 4) ve Rabbinin ordularını O dan başka kimse bilmez (Müddessir: 31) âyetleri ışığında zımni anlam şu olur: Allah ın kimsenin akıl fikir erdiremediği ordularından bir ordu, Fil ordusunu perişan etti. ت م ا ه م ب ج ا م ة ا ر س ج ل ٤ 4 Onlara taş kesilmiş balçık türü (4) tanımlanamayan (şeyler) (5) atıyorlardı. (6) (4) Veya tescil köküne nisbetle: kayıtlı, adrese teslim, güdümlü ; ya da kova mânasındaki secl den kovalar dolusu bela (Âlûsî). Zımnen: Allah onların üzerine katar katar bela elçileri saldı. Tercihimiz Lût kavmi hakkında nâzil olan min siccîl i (Hûd: 82) min tîn olarak açıklayan Zâriyât 33 e dayanmaktadır. Bunlar bölgede bolca bulunan yanmış volkan kalıntıları olan yumurta büyüklüğündeki sülfür taşları olabilir. (5) Hicaratin ve siccîlin kelimelerindeki birbirini teyit eden belirsizlik çeviriye..türü tanımlanamayan şeyler olarak yansımıştır. (6) Veya ramiyun e nisbetle yağdırıyorlardı. Bir rivayette İkrime, taşların isabet ettiği askerlerin çiçek hastalığına yakalandığını, o günden ne önce ne de sonra bir daha bu hastalığın bölgede görülmediğini söyler (Taberî). Bu olaydan sonra bölgenin bitki örtüsü değişmiştir (İbn İshak). Ebrehe, olay yerinde hastalanmış, etleri lime lime dökülerek San a da ölmüştür. Hz. Aişe, filin iki seyisini kör ve kötürüm bir halde dilenirken gördüğünü söyler. ف ج ع ل ه م ك ع ص ف ا ا ك ول ٥ 5 Derken (Rabbin) onları, yenil(erek delik deşik edil)miş yapraklara benzetti. (7) (7) Asf ın yaprak anlamı için bkz. Rahmân: 12. Çevirimiz ve parantez içi açıklamalar ke- asfin me kûl ün açılımıdır. Bu olay, Allah ın, Rasulüne doğumundan önceki yardımı olarak değerlendirilebilir. Zira, Mekke nin fethinden sonra çevre Arap kabileleri Kâbe yi o gün koruyan bu gün niçin korumadı? sorusunu sorarak iki olayı karşılaştırmışlar, sonuçta Fethi Rasulullah ın peygamberliğinin delili olarak görüp teslim olmuşlardır. (Nuzul 41 / Mushaf 55 : Rahman 12 Aşağıdadır.) و ح ب ذ و ال ع ص ف و ح ن م ار ١٢ 12 Ve filizlenen danelerle hoş kokulu çiçekler verdi(10)