BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1
ÂYETLERİN AÇIKLAMALI MEÂLİ : و ي س ل ون ك ع ن ا ل ب ال ف ق ل ي ن س ف ه ا ر يب ن س ف ا 501 105. Sana dağlardan sorarlar (sa), deki : Rabbim onları kökünden söküp atar/toz duman edip savurur. Ey Muhammed! Kıyameti ve âlemin harap olacağını inkâr eden kâfirler 1 sana dağları, kıyamet gününde dağların durumunun ne olacağını sorarlarsa onlara de ki : Rabbim onları kökünden söküp atacak, toz duman edip savuracaktır. ف ي ذ ر ه ا ق اع ا ص ف ص ف ا 501 106. Onları (n yerlerini) dümdüz edilmiş (girintisi çıkıntısı olmayan) açık ve geniş bir ova/alan haline getirecektir. Rabbim o dağları yerinden koparıp bir kum yığını haline getirecek, rüzgârlarla savurup yerlerini dümdüz bir ovaya çevirecek, bomboş bırakacaktır 2. Yerlerini dümdüz edecektir. 1 Konyalı Mehmed Vehbî, Hülâsatü l-beyân fî Tefsîri l-kur ân, Üçdal Neşriyat, İstanbul, ts., VII, 3345. 2 A.y. 2
ل ت ر ى فيه ا ع و ج ا و ل ا م ت ا 501 107. Sen orada ne bir kıvrım ve ne de bir tümsek göremezsin. Sen dağların un ufak olup savrulmasıyla dümdüz bir ovaya dönüşen yerlerinde (yeryüzünde) bir eğrilik (alçaklık, iniş) ve yükseklik (engebe, yokuş) göremezsin. ي و م ئ ذ ي ت ب ع ون الد اع ي ل ع و ج ل ه و خ ش ع ت ا ل ص و ات ل لر ح ن ف ل ت س م ع ا ل ه س ا 501 108. O gün kendisine muhâlefet etmeksizin davetçiye tâbi olurlar. Rahman dan dolayı sesler kısılmıştır, sen yalnız bir fısıltı işitirsin. O gün insanlar mahşer yerinde toplanmak üzere çağrıldıklarında çağırana (sûra üfüren İsrâfil e) derhal uyarak hiçbir yöne sapmaksızın ona doğru koşacaklar. Yine o gün Rahmân ın heybetinden sesler kısılacak. İşte o zaman hışıltıdan, fısıltıdan başka bir ses işitmeyeceksin 3. Yüce Allah ın sözüne kulak vermek ve dinlemek için dehşet ve korkudan dolayı sesler kesilmiş olacaktır. Sen ancak çok yavaş ve fısıltı halinde bir ses duyabileceksin 4. ي و م ئ ذ ل ت ن ف ع الش ف اع ة ا ل م ن ا ذ ن ل ه الر ح ن و ر ض ي ل ه ق و ل 501 3 4 Tefsîrü l-münîr, VIII, 506. 3
109. O gün Rahmân ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. O günün dehşetinden dolayı başkasından medet umma eğilimi içinde şefaatçi arayacak olan insanlara Rahmân ın şefaat etmesine izin verdiği ve şefaat hususunda söyleyeceği sözlerden râzı olacağı kimselerin dışında hiç bir insanın bir başkasına yapacağı şefaat fayda vermez 5. ي ع ل م م ا ب ي ا ي ديه م و م ا خ ل ف ه م و ل ي يط ون به ع ل م ا 550 110. O, onların önlerindekilerini de arkalarındakilerini de bilir. Onların ilmi ise asla bunu kavrayamaz. Allah, insanların geçmiş ve gelecekle ilgili her şeylerini bilir. Ama insanlar Allah ın sınırsız ilmini kavrayamazlar 6. İnsanların dünya ve âhiretle ilgili her türlü hallerini; dünyadaki amellerini, âhiretteki sevap ve günahla ilgili hususzları yalnız Allah bilir. O bilgisiyle bütün kâinatı kuşatmıştır; yaratılmışların bilgisi O nun zâtını, sıfatlarını ve ilmini asla idrâk edemez 7. و ع ن ت ال و ج وه ل ل ح ي ال ق ي وم و ق د خ اب م ن ح ل ظ ل م ا 555 111. Yüzler Hayy ve Kayyûm olana baş eğmiştir. Ve muhakkak ki, zulüm yüklenen kimse hüsrana uğramıştır. 5 Tefsîrü l-münîr, VIII, 506. 6 7 Tefsîrü l-münîr, VIII, 507. 4
Kıyamet günü herkes ezelî ve ebedî hayat sahibi olan (el- Hayy) ve varlığı hiçbir şeye bağlı bulunmayan (el-kayyûm) Allah a boyun büküp teslim olacaktır. Allah a eş ve ortak koşanlar tam anlamıyla hüsrana uğrayacaktır 8. Bütün varlıklar zilletle O na boyun eğmiş, teslimiyetlerini arz etmiş olacaktır. O bütün varlıkları görüp gözeten, işlerini çekip çevirendir. Zâlimler ve müşrikler hüsran içinde olacaktır. Âyette yüzler ifadesinin kullanılması, zillet içindeki boyun eğmenin orada açığa çıkıp görülmesi sebebiyledir 9. و م ن ي ع م ل م ن الص ا ل ات و ه و م ؤ م ن ف ل ي اف ظ ل م ا و ل ه ض م ا 551 112. Mümin olarak sâlih ameller işleyen kimse zulüm ve eksiltmeden korkmaz. Mümin olarak iyi/hayırlı işler yapanlar ise o gün herhangi bir haksızlığa uğrama ve/veya yaptıklarının karşılığını alamama endişesi taşımayacaktır 10 ; günahlarının artırılmasından, sevaplarının eksiltilmesinden yana bir tasası olmayacaktır. و ك ذ ل ك ا ن ز ل ن اه ق ر ا ن ا ع ر ب ي ا و ص ر ف ن ا فيه م ن ال و عيد ل ع ل ه م ي ت ق ون ا و ي د ث ل م ذ ك ر ا 551 113. Biz onu böylece, Arapça bir Kur an olarak indirdik ve onda tehdîd âyetlerini tekrar tekrar dile getirdik ki, 8 9 Tefsîrü l-münîr, VIII, 507. 10 5
umulur ki onlar sakınır, ya da o, kendileri için bir hâtıra/ibret oluşturur. Ey Muhammed! İşte biz bu vahyi sana Arapça okunup tebliğ edilen bir hitâbe olarak indirdik ve bu vesileyle uyarı mesajlarımızı tekrar tekrar dile getirdik ki müşrik/kâfir halk Allah a ortak koşmaktan sakınsın yahut Kur an onların ibret alıp gafletten uyanmalarına vesil olsun 11. Müjde, uyarı ve kıyâmete dair âyetleri indirdiğimiz gibi, biz sana anlasınlar diye Kur ân ı bütünüyle Arapça indirdik. O gayet fasih, açık-seçik, hiçbir karışıklığı ve zorluğu bulunmayan Arap diliyledir. Kur ân ın özellikle tehditkâr âyetleri müşrik muhatapları için bir ibret ve öğüt olsun diye onları tekrar takrar dile getirdik 12. ف ت ع ا ل الل ه ال م ل ك ا ل ق و ل ت ع ج ل ب ال ق ر ا ن م ن ق ب ل ا ن ي ق ض ى ا ل ي ك و ح ي ه و ق ل ر ب ز د ي ع ل م ا 551 114. el-melik, el-hak olan Allah yüceler yücesidir. Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur an da acele etme! Ve de ki : Rabbim, ilmimi artır 11 12 Tefsîrü l-münîr, VIII, 510. 6
Mülkünde mutlak otorite sahibi olan eşsiz yönetici 13 ; mutlak gerçek, hakikatin eşsiz benzersiz kaynağı 14 Allah yüceler yücesidir. Cebrâil sana getirdiği vahyi tamamlamadan önce Kur ân ı okumakta acele etme. Bundan önce Kur ân ı okumaya kalkışma. Melek onu okumayı bitirdikten sonra artık sen ondan sonra Kur ân ı oku. Onu acele (ezber) etmek için onunla dilini kıpırdatma. Çünkü onu toplamak ve onu okutmak bize düşer. O halde biz onu okuduğumuz vakit sen onun okumasına uy! ( ) 15. 13 İslamoğlu, Mustafa, Kur an a Göre Esmâ-i Hüsnâ, Düşün Yayıncılık, İstanbul, (I-III), 2011, I, 545. 14 Age., II, 1249. 15 Kıyâme, 16-19. 7