Özel okulların örgün eğitimindeki payını artıracağız Ocak 26, 2012-5:49:55 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldikleri günden beri özel okulların desteklenmesi ve özel sektörün finansal gücünün eğitime aktarılmasına önem verdiklerini belirtti. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldikleri günden beri özel okulların desteklenmesi ve özel sektörün finansal gücünün eğitime aktarılmasına önem verdiklerini belirterek, ''Ancak bu hususta kayda değer bir artış yaşayamadık ve özel sektörün örgün eğitim içindeki payı yaklaşık yüzde 3'tür'' dedi. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği'nin düzenlediği''dijital Çağda Eğitimde Fırsatlar ve Sorumluluklarımız'' konulu 11. Geleneksel Sempozyum, Sheraton Otel'de başladı. Sempozyuma katılan Bakan Dinçer, açılışta yaptığı konuşmada, her yıl düzenlenen bu sempozyumlarda eğitimin farklı sorunlarının mercek altına alındığını, bu tartışmalardan da rehberlik edecek sonuçlar doğduğunu belirtti. Bakan Dinçer, sempozyumun ana temasının şubat ayında pilot olarak uygulanacak FATİH Projesi ile örtüşmesinin hoş bir süpriz olduğunu ifade ederek, ''bilişim çağı, bilgi çağı, dijital çağ'' gibi kavramlarla ifade edilen dünyanın yönelimlerini bilişim teknolojilerinin oluşturduğunu söyledi. Bilgisayarın öneminin giderek artacağını vurgulayan Dinçer, bilişim çağının becerilerini kazanmanın çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de önemli olduğunu belirtti. Dinçer, ''Tüm dünyanın yeni işler, beceriler konusu üzerine yoğunlaştığı, hayat boyu öğrenmeye önem
verdiği bir ortamda çok katı ve statik eğitim sistemi içerisinde kalmanın o toplumu uluslararası rekabet alanında nerede tutacağına dair tartışmaları sizlere bırakıyorum'' diye konuştu. ''Pek çoğunun modeli eskiyor'' Hayat tarzında yaşanan değişimlerden örnekler veren Dinçer, daha önce film izlemek için sinemalara gidildiğini ama artık film izlemek için bilgisayarlardan yararlanıldığını belirtti. Dinçer, şunları kaydetti: ''Müzik dinlemek için eskiden müzik hollere, türkü evlerine gitmek zorundaydınız. Daha sonra radyoda dinlemeye başladınız, ardından bilgisayarlarda dinliyorsunuz. Youtube'da istediğiniz müziğe bir kaç saniyede ulaşıyorsunuz. Eş dostlarınızla sohbet etme ihtiyacındaysanız birbirinizin evine giderdiniz ama şimdi önce telefonla görüşmeye, bilgisayarla konuşmaya başladınız. Mesela futbol oynamak için sahaya çıkmak durumundaydınız. Bugün bilgisayardan oynayabilirsiniz.'' Bilgi teknolojilerini kullanmak için yatırımlar yapmaya çabaladıklarını belirten Dinçer, okullara halen bilgisayarlar gönderildiğini belirtti. ''Zenginleştirilmiş kitap çalışmaları sürüyor'' FATİH Projesi'nin şubat ayında pilot uygulamasının başlanacağını, dört yıllık süre içinde öğrencilerin bilgisayarlara kavuşacağını, bilgisayar okur yazarı haline geleceklerini söyledi. Proje kapsamında kullanılacak akıllı tahtanın Türkiye'ye özgü olduğunu ifade eden Dinçer, akıllı tahtada geleneksel yöntemlerin de mevcut olduğunu ifade etti. Dağıtılacak tablet bilgisayarların e-içeriklerinin hazırlanmasının önemine değinen Dinçer, ''Önümüzdeki eylül ayına kadar kitapların zenginleştirilmesi amacıyla 10. 11. ve 12. sınıflar için de çalışmalar yapıyoruz'' diye konuştu. Bilgi teknolojilerinin fırsatlarını değerlendirirken olumsuz etkilerine karşılık da tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan Dinçer, maddi gelişim ile manevi gelişim arasındaki mesafenin açılmamasına önem gösterilmesi gerektiğini kaydetti. FATİH Projesi'ne yönelik özel okulların tespitlerinden faydalanacaklarını ifade eden Dinçer, ''Göreve geldiğimizden beri özel okulların desteklenmesi ve özel sektörün finansal gücünün eğitime aktarılması önem verdiğimiz konulardan birisidir. Ancak bu hususta kayda değer bir artış yaşayamadık ve özel sektörün örgün eğitim içindeki payı yaklaşık yüzde 3'tür'' diye konuştu. Özel okullarda 494 bin 887 öğrenci olduğunu ve son 9 yılda bu sayının yüzde 124 arttığını ifade eden Dinçer, bu durumun resmi okullardaki artışla değerlendirildiğinde önemli olduğunu kaydetti. Özel okullarda yaklaşık 60 bin öğretmenin görev yaptığını belirten Dinçer, özel okulların öğretmen istihdamına yaptıkları katkılara dikkati çekti.
Son yıllarda özel okullarda öğrenci sayısının artırılması için girişimlerde bulunduklarını anımsatan Dinçer, ''Maalesef değişik sebeplerle bu girişimler netice vermedi. Ancak özel sektörün eğitime teşvik edilmesi ile ilgili çalışmalarımıza son vermiş değiliz. Bu konuyla ilgili çalışmalara devam ediyoruz. Özel öğretimin payının artırılmasına yönelik çalışmalar önümüzdeki süreçte daha da hızla devam edecek. Bu kapsamda Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ile özel öğretimin teşviki ile ilgili devam edecek'' diye konuştu. ''İki farklı yöntem ortaya koyacağız'' Özellikle eğitimde özel sektörün payını artırmak ve Türkiye'deki eğitimin alt yapısının gelişmesi için uygulamaya koyacakları iki farklı yöntem olduğunu belirten Dinçer, şöyle devam etti: ''Onlardan bir tanesi özellikle okul kiralama yöntemi olarak isimlendirdiğimiz bir yöntem olacak. Özellikle büyük şehirlerde kamulaştırma bedellerini ödeyemediğimiz için veya bir takım miras problemleri olması sebebiyle birçok arsamız boş olduğu halde eğitim yatırımı yapamıyoruz. Bu tip yerlerde arsa sahiplerinin veya o arsaya bedelini ödeyerek okul yapmayı düşünecek sermaye sahiplerinin o binaların yerlerine okullar yapmalarına izin veren ve bize kiralamalarına imkan veren bir çalışma yürütüyoruz. Diğer bir yöntem ise kamu özel ortaklığı yöntemi. Belirli il veya ilçelerde oranın eğitim sorununu çözebilmek için oralardaki arsaların yine ilgili yatırım sahibine devrederek okullar yapıldığı hizmetlerin sunulduğu kamu özel ortaklığı yöntemi. Şu ana kadar kullandığımız mevcut devletin kendi bütçesinden kaynak ayırarak yatırım yapması, hayırseverlerimizin bize verdikleri desteklere ilave olarak kiralama yöntemini ve kamu özel ortaklığı uygulamalarını eğitim sistemindeki yeni yöntemler olarak yakında sizlere duyuracağız.'' Özel sektörün tüm eğitim sistemi içindeki payının artırılması amacıyla yeni teşvikler için hazırlık yaptıklarını bildiren Dinçer, bu konu ile ilgili olarak sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapıldığını söyledi. Bakanlığın yeniden yapılandırma çalışmalarına değinen Dinçer, bakanlığın eskisine göre daha esnek ve etkili bir yönetim yapısına kavuştuğunu kaydetti. Dinçer, ''İki yıl sonra teknolojiyi en iyi kullanan, sizin de tanıyamayacağınız bir bakanlık olarak hazırlıklarımızı yapıyoruz'' dedi. Dinçer, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneğince düzenlenen 11. Geleneksel Sempozyum'a verilen arada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin ''Okullarda andımızın kaldırılması ile ilgili bir çalışma var mı-'' sorusu üzerine Dinçer, ''Başka bir soru var mı- Herhangi bir çalışma varsa olduğu zaman da yine paylaşacağım'' karşılığını verdi. Dinçer, Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasına ilişkin soru üzerine, bakanlığın müfredatın sadeleştirilmesi ve daha etkin bir yöntemle sunulması konusunda çalışmalar yaptığını belirterek, ancak bununla ilgili çalışmalar neticelenince bir sonucun çıkacağını kaydetti. ''Liselerdeki eğitim sisteminin değişeceği yönünde bir çalışma var mı-'' sorusuna karşılık Dinçer, şöyle konuştu:
''Eğer belirli bir yönü belirler, ona yönelik çalışma yaparsanız yaptığınız çalışma belirli bir çalışmayı gerekçelendirme olur. Neden öyle bir şey yapalım. Dünyaya bakıyoruz, dünyanın bu işi nasıl yaptığını inceliyoruz. Biz de ona göre yapılması gereken değişiklikleri yapacağız. İnceliyor, analiz ediliyor. Toplumsal ihtiyaç değişikliğine göre yapacağız. Adı konulmuş bir değişiklik yapmayacağız, analiz ediyoruz. Her zaman söylüyorum dedikodular ve tahminler yerine sizlerle paylaşırım.'' Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni yaklaşım tarzında stratejinin belirlendiğini, kaynakların ona göre tahsis edildiğini belirterek, yeni stratejiler çıktıkça paylaşacağını vurguladı. ''Aynı kategoride değiller'' ''Azınlık okullarının da FATİH Projesi kapsamına alınmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Dinçer, azınlık okullarının ücretle eğitim yapan bir kurum olmadığını belirterek, bu okullara kitapların ücretsiz dağıtıldığını anımsattı. Dinçer, şöyle devam etti: ''Bu açıdan bakılınca aynı kategori değil. Değerlendiririz ama şunu düşünüyorum. Kamu okullarına dağıttıktan sonra özel okullara vermek gibi strateji izlersek özel okulların buna 4 yıl bu işi sabırla bekleyeceğini sanmıyorum. Onlar şu anda bile daha hızlı bu işe geçiş yapacaklardır, bizden beklemeyeceklerdir.'' Özel okulların örgün eğitimindeki payını artıracağız Ocak 26, 2012-5:49:55 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldikleri günden beri özel okulların desteklenmesi ve özel sektörün finansal gücünün eğitime aktarılmasına önem verdiklerini belirtti.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldikleri günden beri özel okulların desteklenmesi ve özel sektörün finansal gücünün eğitime aktarılmasına önem verdiklerini belirterek, ''Ancak bu hususta kayda değer bir artış yaşayamadık ve özel sektörün örgün eğitim içindeki payı yaklaşık yüzde 3'tür'' dedi. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği'nin düzenlediği''dijital Çağda Eğitimde Fırsatlar ve Sorumluluklarımız'' konulu 11. Geleneksel Sempozyum, Sheraton Otel'de başladı. Sempozyuma katılan Bakan Dinçer, açılışta yaptığı konuşmada, her yıl düzenlenen bu sempozyumlarda eğitimin farklı sorunlarının mercek altına alındığını, bu tartışmalardan da rehberlik edecek sonuçlar doğduğunu belirtti. Bakan Dinçer, sempozyumun ana temasının şubat ayında pilot olarak uygulanacak FATİH Projesi ile örtüşmesinin hoş bir süpriz olduğunu ifade ederek, ''bilişim çağı, bilgi çağı, dijital çağ'' gibi kavramlarla ifade edilen dünyanın yönelimlerini bilişim teknolojilerinin oluşturduğunu söyledi. Bilgisayarın öneminin giderek artacağını vurgulayan Dinçer, bilişim çağının becerilerini kazanmanın çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de önemli olduğunu belirtti. Dinçer, ''Tüm dünyanın yeni işler, beceriler konusu üzerine yoğunlaştığı, hayat boyu öğrenmeye önem verdiği bir ortamda çok katı ve statik eğitim sistemi içerisinde kalmanın o toplumu uluslararası rekabet alanında nerede tutacağına dair tartışmaları sizlere bırakıyorum'' diye konuştu. ''Pek çoğunun modeli eskiyor'' Hayat tarzında yaşanan değişimlerden örnekler veren Dinçer, daha önce film izlemek için sinemalara gidildiğini ama artık film izlemek için bilgisayarlardan yararlanıldığını belirtti. Dinçer, şunları kaydetti: ''Müzik dinlemek için eskiden müzik hollere, türkü evlerine gitmek zorundaydınız. Daha sonra radyoda dinlemeye başladınız, ardından bilgisayarlarda dinliyorsunuz. Youtube'da istediğiniz müziğe bir kaç saniyede ulaşıyorsunuz. Eş dostlarınızla sohbet etme ihtiyacındaysanız birbirinizin evine giderdiniz ama şimdi önce telefonla görüşmeye, bilgisayarla konuşmaya başladınız. Mesela futbol oynamak için sahaya çıkmak durumundaydınız. Bugün bilgisayardan oynayabilirsiniz.'' Bilgi teknolojilerini kullanmak için yatırımlar yapmaya çabaladıklarını belirten Dinçer, okullara halen bilgisayarlar gönderildiğini belirtti. ''Zenginleştirilmiş kitap çalışmaları sürüyor'' FATİH Projesi'nin şubat ayında pilot uygulamasının başlanacağını, dört yıllık süre içinde öğrencilerin bilgisayarlara kavuşacağını, bilgisayar okur yazarı haline geleceklerini söyledi.
Proje kapsamında kullanılacak akıllı tahtanın Türkiye'ye özgü olduğunu ifade eden Dinçer, akıllı tahtada geleneksel yöntemlerin de mevcut olduğunu ifade etti. Dağıtılacak tablet bilgisayarların e-içeriklerinin hazırlanmasının önemine değinen Dinçer, ''Önümüzdeki eylül ayına kadar kitapların zenginleştirilmesi amacıyla 10. 11. ve 12. sınıflar için de çalışmalar yapıyoruz'' diye konuştu. Bilgi teknolojilerinin fırsatlarını değerlendirirken olumsuz etkilerine karşılık da tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan Dinçer, maddi gelişim ile manevi gelişim arasındaki mesafenin açılmamasına önem gösterilmesi gerektiğini kaydetti. FATİH Projesi'ne yönelik özel okulların tespitlerinden faydalanacaklarını ifade eden Dinçer, ''Göreve geldiğimizden beri özel okulların desteklenmesi ve özel sektörün finansal gücünün eğitime aktarılması önem verdiğimiz konulardan birisidir. Ancak bu hususta kayda değer bir artış yaşayamadık ve özel sektörün örgün eğitim içindeki payı yaklaşık yüzde 3'tür'' diye konuştu. Özel okullarda 494 bin 887 öğrenci olduğunu ve son 9 yılda bu sayının yüzde 124 arttığını ifade eden Dinçer, bu durumun resmi okullardaki artışla değerlendirildiğinde önemli olduğunu kaydetti. Özel okullarda yaklaşık 60 bin öğretmenin görev yaptığını belirten Dinçer, özel okulların öğretmen istihdamına yaptıkları katkılara dikkati çekti. Son yıllarda özel okullarda öğrenci sayısının artırılması için girişimlerde bulunduklarını anımsatan Dinçer, ''Maalesef değişik sebeplerle bu girişimler netice vermedi. Ancak özel sektörün eğitime teşvik edilmesi ile ilgili çalışmalarımıza son vermiş değiliz. Bu konuyla ilgili çalışmalara devam ediyoruz. Özel öğretimin payının artırılmasına yönelik çalışmalar önümüzdeki süreçte daha da hızla devam edecek. Bu kapsamda Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ile özel öğretimin teşviki ile ilgili devam edecek'' diye konuştu. ''İki farklı yöntem ortaya koyacağız'' Özellikle eğitimde özel sektörün payını artırmak ve Türkiye'deki eğitimin alt yapısının gelişmesi için uygulamaya koyacakları iki farklı yöntem olduğunu belirten Dinçer, şöyle devam etti: ''Onlardan bir tanesi özellikle okul kiralama yöntemi olarak isimlendirdiğimiz bir yöntem olacak. Özellikle büyük şehirlerde kamulaştırma bedellerini ödeyemediğimiz için veya bir takım miras problemleri olması sebebiyle birçok arsamız boş olduğu halde eğitim yatırımı yapamıyoruz. Bu tip yerlerde arsa sahiplerinin veya o arsaya bedelini ödeyerek okul yapmayı düşünecek sermaye sahiplerinin o binaların yerlerine okullar yapmalarına izin veren ve bize kiralamalarına imkan veren bir çalışma yürütüyoruz. Diğer bir yöntem ise kamu özel ortaklığı yöntemi. Belirli il veya ilçelerde oranın eğitim sorununu çözebilmek için oralardaki arsaların yine ilgili yatırım sahibine devrederek okullar yapıldığı hizmetlerin sunulduğu kamu özel ortaklığı yöntemi. Şu ana kadar kullandığımız mevcut devletin kendi bütçesinden kaynak ayırarak yatırım yapması, hayırseverlerimizin bize verdikleri desteklere ilave olarak kiralama yöntemini ve kamu özel ortaklığı uygulamalarını eğitim sistemindeki yeni yöntemler olarak yakında sizlere duyuracağız.''
Özel sektörün tüm eğitim sistemi içindeki payının artırılması amacıyla yeni teşvikler için hazırlık yaptıklarını bildiren Dinçer, bu konu ile ilgili olarak sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapıldığını söyledi. Bakanlığın yeniden yapılandırma çalışmalarına değinen Dinçer, bakanlığın eskisine göre daha esnek ve etkili bir yönetim yapısına kavuştuğunu kaydetti. Dinçer, ''İki yıl sonra teknolojiyi en iyi kullanan, sizin de tanıyamayacağınız bir bakanlık olarak hazırlıklarımızı yapıyoruz'' dedi. Dinçer, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneğince düzenlenen 11. Geleneksel Sempozyum'a verilen arada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin ''Okullarda andımızın kaldırılması ile ilgili bir çalışma var mı-'' sorusu üzerine Dinçer, ''Başka bir soru var mı- Herhangi bir çalışma varsa olduğu zaman da yine paylaşacağım'' karşılığını verdi. Dinçer, Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasına ilişkin soru üzerine, bakanlığın müfredatın sadeleştirilmesi ve daha etkin bir yöntemle sunulması konusunda çalışmalar yaptığını belirterek, ancak bununla ilgili çalışmalar neticelenince bir sonucun çıkacağını kaydetti. ''Liselerdeki eğitim sisteminin değişeceği yönünde bir çalışma var mı-'' sorusuna karşılık Dinçer, şöyle konuştu: ''Eğer belirli bir yönü belirler, ona yönelik çalışma yaparsanız yaptığınız çalışma belirli bir çalışmayı gerekçelendirme olur. Neden öyle bir şey yapalım. Dünyaya bakıyoruz, dünyanın bu işi nasıl yaptığını inceliyoruz. Biz de ona göre yapılması gereken değişiklikleri yapacağız. İnceliyor, analiz ediliyor. Toplumsal ihtiyaç değişikliğine göre yapacağız. Adı konulmuş bir değişiklik yapmayacağız, analiz ediyoruz. Her zaman söylüyorum dedikodular ve tahminler yerine sizlerle paylaşırım.'' Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni yaklaşım tarzında stratejinin belirlendiğini, kaynakların ona göre tahsis edildiğini belirterek, yeni stratejiler çıktıkça paylaşacağını vurguladı. ''Aynı kategoride değiller'' ''Azınlık okullarının da FATİH Projesi kapsamına alınmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Dinçer, azınlık okullarının ücretle eğitim yapan bir kurum olmadığını belirterek, bu okullara kitapların ücretsiz dağıtıldığını anımsattı. Dinçer, şöyle devam etti: ''Bu açıdan bakılınca aynı kategori değil. Değerlendiririz ama şunu düşünüyorum. Kamu okullarına dağıttıktan sonra özel okullara vermek gibi strateji izlersek özel okulların buna 4 yıl bu işi sabırla bekleyeceğini sanmıyorum. Onlar şu anda bile daha hızlı bu işe geçiş yapacaklardır, bizden beklemeyeceklerdir.''