Halk Bilimi Çalışmaları BİTLİS YÖRESİ İSTANBUL ÇAĞDAŞ TURİZM FOLKLOR GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ Sarayardı Cad. Saray Apt. No: 34/634718 Kadıköy - İstanbul / Türkiye www.istanbulcagdas.com Tel: 02163463838
ÖNSÖZ İstanbul Çağdaş 26.Dönem çalışmaları kapsamında öğrendiğimiz yörelere ait figürlerin ve kostüm detayı dahil arkasındaki hikayenin öğrenilmesinin halk oyunlarının tamamlayıcısı olacağından hareket ederek yeni dönemde Halk Bilimi konusunda yaptığımız çalışmaların ikincisi ile karşınızdayız. İkinci çalışmamız olarak Bitlis Hocamız Ali İhsan TAKMAZ ın katkısıyla BİTLİS YÖRESİ hazırlanmıştır. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Ayrıca, yazının akıcılığını sağlamak adına gerçekleştirdiği sihirli dokunuşları için F.Anzeli GÜRÇAY a teşekkür ediyoruz. Halk Bilimi Kurulu Mart 2014
BİTLİS İN TARİHÇESİ Doğu Anadolu yu Mezopotamya ya bağlayan en kısa ve en kolay aşılan doğal yol olan Bitlis Çayı Vadisi nin biraz genişlediği bir yerde 1400-1450 metre yükseklikte kurulmuş olup, Yukarı Fırat ve Yukarı Murat bölümlerinin sınırı üzerinde bulunan bir ilimizdir. Geçmişi M.Ö. 2000'li yıllara dayanan Bitlis il sınırları içinde Urartu, Pers, Makedonya Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerine ait izlere rastlanmaktadır. 17, 18 ve 19. yüzyıllarda bölgenin kültür ve sanat merkezi olmuş, dönemin medrese, cami, külliye, han, hamam gibi yapıları Bitlis in geçmişteki o parlak döneminin göstergesi olarak hala ayakta durmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde monografisini çizdiği dört ilden biri Bitlis'tir. Bitlis, Birinci Dünya Savaşı yla beraber Anadolu da işgal edilen iller içinde 8 Ağustos 1916 da bağımsızlığına kavuşan ilk şehirdir. Milli Mücadelenin ilk kıvılcımı Bitlis in bağımsızlığıyla başlamıştır. Bitlis; kadınlar ve erkekler arasında Müdafaa-i Vatan Cemiyeti nin kurulduğu ilk ilimiz olup, Merkezi Sivas ta olan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti nin ilk temel taşlarını Bitlis oluşturmuştur. Bitlis in isminin nereden geldiğine dair tarihte birçok söylem vardır. Bunlardan en bilineni Makedonya Kralı Alexondros un (Büyük İskender) anlında boynuza benzeyen iki et parçası çıkmış, bunu gizlemek için sürekli boynuzlu miğfer kullanmak zorunda kalıyormuş. Şifasını Bitlis in çevresinde ki sularda bulduğundan dolayı bu bölgede bir kale yaptırılması emrini vermiş. Bitlis in adının bu kaleyi yaptıran komutan Badlis ten geldiği rivayet edilmektedir. Zamanla bazı harf değişikliklerine uğrayan bu isim, günümüzde BİTLİS adını almıştır. Bitlis Ulu Kümbet Nemrut Krater Gölü
BİTLİS HALK OYUNLARI Bitlis yöresi halk oyunları renkliliği ve özgünlüğüyle Doğu Anadolu Bölgesi halk oyunları içerisinde önemli bir yeri vardır. Yöre insanının zor koşullar içindeki sevdaları ayrılıkları, ölümler, doğa olayları karşısındaki duygulanışları halk oyunlarına yansımıştır. Oyunlar genelde insanın mertlik, birlik-beraberlik ve insan sevgisi duygularını ifade eder. Bitlis te halk oyunlarını kadınlar ayrı erkekler ayrı oynarlar, birlikte oynamazlar. Ancak halayda oynayanların yakın akraba olması halinde aile içinde kadın erkek birlikte oyun oynayabilirler. Oyunlar, koreografik düzenleme yönünden çeşitlilik gösterir. Sıralarda bağlantılar, çeşitli biçimlerde olur. Değirmenci'de, Govenk'te, Nare'de, Temirağa'da oyuncular, birbirlerini parmaklarından tutar, Hımhimi'de kol kola girer, Tenzere'de parmaklar kenetlenir. Barlarda eller taraklanır. Düz halayda oyuncular birbirlerine sarılır. Yallı'da tutuşmalar omuzdandır. Tiringo, Papuri oyunlan kadınlı, erkekli karma oynanır. Karma oyunlarda kadınlı erkekli dizilişler değişik olur. Nanaylar'da iç içe halkalar oluşturulur. Erkekler, çoğunlukla iç halkadadır. Oyunlar çabuk ve karmaşıktır. Devinimler zengindir. Yöre oyunlarında rastlanan bir özellik de, değişik biçimlerdeki el vuruşmalardır. Mutki Harkuştası'nda, Çiftler yan yana dururken el vuruştururlar. Meryem Harkuştası'nda ise ters yönden gelen çiftler birbirlerini bir boy geçtikten sonra dönüp ellerini vuruşturur, sonra elleri yukarda giderler. Tüm oyunlar yerel giysilerle davul, zuma, bağlama, kaval, tef eşliğinde oynanır. Bazılarında oyuncular, müziğe sözle katılır. Halay başı halayı mendille idare ettiği gibi nara atarak da halayı idare eder. Bitlis te halay çekilirken atılan naralar bir başkadır. Genelde halay başının tey, tey, hopba, yallah naralarına halayda bulunan oyuncular hep birlikte habress narası ile tıssi fısıltısıyla katılırlar. Bu naralar figür geçişlerinde ve oyun bitirişlerinde atılır.
BİTLİS YÖRE OYUNLARI Gövenk (Güvenk) Yöre insanının ağır başlılığını, vakur ve ciddiyetini, hareketlerle en güzel anlatan oyunlardandır. Düğünlerde gelin ve damadın birlikte oynadıkları tek oyundur. Oyun gelinle güvey (damat) ailesini tanıştırmayı amaçlar. Bu oyunun sade ve ağır havası damadın en sevinçli anında bile ağır başlılığını gösterir. Bu aile kültürü ve geleneklerin sergilenmesinde çok şeylerin anlatıldığı bir görüntüdür. Çünkü; Bitlis te gelinle damat düğüne, hatta gerdek gecesine kadar birbirlerini hiç görmezler. Gelin ve damat düğün sonrası evlerine atla veya yaya olarak getirildiklerinden dolayı yorgun olmaları, gelinin de evine yabancı olması nedeniyle oyun bu yüzden çok ağır oynanmaktadır. Kadınlar karşılama biçiminde oynadığı gibi, karma olarak da oynanmaktadır. Halay türü bir oyundur. Meyroki Meyroki oyununda, ileri gidişlerde düz bir gidiş yerine önce sağa doğru bir yürüyüş sonra sola doğru bir yürüyüşle yay çizilir. Bu, sarhoşların fazla içtikten sonra yolda yürümelerini andırır. Bunun için oyuna mey: içki, ro: yol ve ki tamlama eki ile içki yolu anlamını taşıyan bir isim konulmuştur. Meyroki oyunu için ikinci bir rivayet vardır. Meyroki oyununa konu olan meyro adı cinsi isim bozmasından meydana gelmiş bir kahramandır. Meyro nun asıl adı Meyrem dir. Ama halk kolaylık olsun diye Meyrem i Meyro olarak çevirir. Meyro, meydanda davul zurna çalınca köy delikanlıları ile birlikte kendinden geçer, kendinden değişik figürler katarak oyunlar oynar. Bu, halkın çok hoşuna gider. Herkesin dilinde Meyro nun oyunları vardır. Halk her seferinde Meyro nun oynadığı oyunlar manasında Meyroki deyip geçer. Bu isim böylece günümüze kadar gelir. Hem kız hem erkekler arasında oynanır. Sertlik göstermez. Daha çok titreme ve gösteriş oyunudur.
Garzane Halay bölgesi karakteristik oyunlarından olan halaya Bitlis te GARZANE denir. Önemli özellikleri; sürekli omuz titretme, sert ayak figürleri ve yumuşak baş devinimleridir. Burası da Garzan denilen bölgeye yakın olduğu için orada yaygın bir oyun olduğu için bölgenin ismine hitaben GARZANE adı verilmiştir. Harkuşta Düğünlerde bütün köy halkı ve civar köylerden gelenler köy meydanında toplanırlar. Bu alanda durup dinlenmeden, bıkıp usanmadan saatlerce oyunlar oynanır. Bu arada köyün bekar delikanlıları civar köylerden ve kendi köylerinde bulunan yetişkin kızlara kur yapmak isterler. Harkuşta vuruş anlamındadır. Oyunlar içinde sertlik hakimdir. İki tarafa ayrılan gençler sanki bir savaş meydanındaymış gibi karşısındakine düşman gibi bakarak, müziğin ritmine uyarak kıran kırana bir gösteri yaparlar. Sert vurma ve vurulan ellerden ses çıkarma kızlar arasında çok rağbet görür. Ve oyunun başlıca özelliğidir. Oyunda tamamen sertlik ve ciddiyet hakimdir.
Seppe (Sepê) Seppe olarak yazılmasına karşın halk diline sepê olarak yerleşmiş olup daha çok bu şekilde telaffuz edilmektedir. Halay yöresi oyunlarının en karakteristik oyunu olup; Bitlis yöresinin tek figürlü geçiş veya giriş oyunudur. Erkek oyunudur. Se :üç pê ayak anlamına geldiğinden oyunun adı üç ayak olarak da kullanılır. Üç ayak oyununun başlıca özelliği; sağ ayağın öne doğru sallanmasından sonra, bir es yapıp sol ayakla bir duraklama yapılması ve sonra hemen yine sağ ayağın üçlemesine geçilmesidir. Oyunda tutuşmalar omuzdandır. Tiringo Ellerde kırmızı ve beyaz mendiller vardır. Mendiller sallanarak sağa sola, ayaklar sağa-sola çapraz atılarak oynanır. Erkek oyunudur. Tiringo'nun bitimi Papuri'nin başlangıcını teşkil eder. Pappori (Papuri) Pappori genellikle ayak figürleriyle oynanan bir oyun olduğu için Pappo: ayak, -:ismin i hali ve r: kaynaştırma harfidir. Bütün figürler ayakta toplandığı için bu ismi almıştır. Kısaca ayak oyunu anlamında kullanılır. Karma bir oyundur. Diğer oyunlar arasında nare, çarşıda atlas, memoş, bolağ attım havaya, temirağa, dello, botane, adley, gezai ve dokuz ayak yer almaktadır.
BİTLİS KOSTÜMÜ Tamamen el dokuması olan erkek giysileri, Gej denilen tiftik kılından dokunan kumaşla yapılır. Halkoyunlarında olduğu gibi yöresel giysilerde de bir zenginlik ve çeşitlilik bulunmaktadır. Bitlis halkı, yöresel giysilerini çok yönlü düşüncelerle seçmiş ve kullanmıştır. Kadın Giysileri: Kadın giysileri oldukça geniş bir zenginlik gösterir. Giyilen giysiden kadının evli mi, bekar mı, zengin mi, nişanlı mı olduğunu anlamaya yarayan özellikler mevcuttur. Kadınların kullandığı giysiler kısaca şunlardır: 1 Baş Kofi: Başa geçirilen fes benzeri, kenarları çuhaya benzeyen kumaşla çevrilmiş, tepe kısmı ipek veya benzeri ipliklerle elde işlenmiştir. Kofinin çevresinden sırta ve omuzlara doğru sarkan püsküller bulunur. Alın tarafına gelen kısmına ise Tikme adı verilen küçük altınlar (genellikle çeyrek altın) dizilir. Merheme (Leçek Laçik): Saçlar görülmeyecek şekilde boydan boya başa örtülen ince, beyaz ve sık dokunmuş örtüdür. Etrafı elle örülmüş oyalar veya pullarla çevrelidir. Puşu: Serpuş da denilen bu giysi, başın çevresine alından geçirilmek Suretiyle merheme üzerine sarılır. Sol tarafta düğümlenerek aşağıya doğru sarkıtılır. Bazı yörelerde birden fazla olduğu da görülmektedir. Hızma: Tek burun deliğine veya burnun iki tarafına madenden yapılma (genellikle gümüşten), içten vidalı veya geçmeli olarak takılan bir çeşit süs eşyasıdır.
Tikme: Kırmızı veya siyah renkli, kofiden daha kısa kenarlı olup başa giyilen bir giysidir. Bu giysi, alın hizasında olup üzeri, Hamidiyelerle süslü, zenginlerin giydiği bir başlık şeklidir. 2 Boyun Özellikle genç kızların boyunlarına bol miktarda ve değişik şekil ve renklerde boncuk asılır. Bu adet köylerde yapılmakta ve halen de devam etmektedir. Zengin olanlar, bunların dışında ip şekline getirilmiş olan kumaşın üzerine kulplu altın takarlar. 3 Vücut Fistan: Genellikle kadife veya satenden yapılmış elbisedir. Bu elbiselerin üzerine renkli işlemelerle çeşitli motifler veya sırma işlemeler yapılır. Kolları uzun, belden aşağısı geniş ve uzundur. Cepken: Fistan üzerine giyilen, kadife veya diğer kumaşlardan yapılan yarım boy giysi veya yelektir. Cepken değişik renklerde olduğu gibi, uzaktan bakıldığında göz alıcı bir şekildedir. Kemer: Fistanın üzerinde takılan, kalın deriden yapılan ve palaska adı verilen kemerdir. Fistanın, ön taraftan iki ucu bu kemerin altına sokulur. Nedeni; hem uzun olan eteğin yere sürünmesini önlemek, hem de iç kısma giyilen diğer elbiselerin görünmesini sağlamaktır. 3 Ayaklar Köy kadınları ayaklarına yünden örünmüş değişik renkteki çorapları giyerler. Ayakkabı olarak Trabzon adı verilen lastik ayakkabı, aynı tipte yapılmış renkli naylon ayakkabı veya ender de olsa Harik giyilir. Eski tarihlerde köy kadınları ayaklarına halhal takarlardı.
Erkek Giysileri 1 Baş Puşu: Kadınlarda olduğu gibi erkekler de bu giysiyi kullanmaktadırlar. Özel kumaştan yapılarak, renk ve dokunuşlarına göre isimlendirilirler. Siyah, mavi, mor, beyaz, kırmızı puşu, altuniye ve desenli puşu şeklinde isimlendirilirler. Egal: Erkeklerin kış aylarında başlarına bağladıkları, yün ve pamuktan dokunan, siyah ve mor renkli giysilerdir. 2 Vücut Köynek: Erkeklerin iç kısma giydiği, desenli kumaştan yapılan düğmeli bir giysidir. Şal: Tiftik yününden yapılmış özel pantolondur. Her tarafı bol paçalı olup, ayağın üzerine kadar uzanır. Bele, pamuk ipliğinden yapılmış uhçur la bağlanır. Kemer takılanlara rastlamakta mümkündür.
Şapik: Gej (tiftik keçisinin kılları ile dokunan, mekik sayısına göre kalitesi değişen, kışın sıcak, yazın serin tutmasıyla özellik gösteren, yöreye mahsus bir kumaş) adı verilen özel kumaştan yapılır. Ceket gibi kullanılan düğmesiz bir giysidir. Önü ve kol altları açıktır (yaz aylarında giyildiğinde hava almayı sağlar). Kol ağızları geriye doğru kıvrık olup, renkli kumaştan yapılır. Bu giysiler; el tezgahlarında, yün ve tiftikten dokunur. Kollarda ayrıca Cellahi adı verilen, bir metre boyunda, beyaz kumaştan yapılmış ve kola pazu kısmından bağlanan kol bağı bulunur. Şapikin içine yarım dik veya yakasız iç gömleği giyilir. Bu gömleğin kollarında 50 60 cm. uzunluğunda, beyaz kumaştan yapılmış, 3 5 cm. eninde bir ek kumaş bulunur. Salte adı verile bu ek parça, şapik giyildikten sonra geniş olan kolların devamlı olarak aşağıya doğru düşmemesini, yapılan işe mani olmaması için şapikin üzerine sarılarak dirsek hizasında bağlanır. Bu yeleğin her iki yanı işlemelidir. Yine yeleğin her iki yanında el işiyle yapılmış cep bulunur. Aba: Keçi derisinden yapılmış, kolsuz ve tüylerle kaplı, kış aylarında soğuktan korunmak amacıyla giyilen bir giysidir. 3 Ayak Harik: Üstü keçi tüyünden örülmüş, altı ise kendir ipinden dokunan bir ayakkabıdır. Serin tutması nedeniyle genellikle yaz aylarında giyilir. Çorap: Düz beyaz, renkli, veya desenli olarak yünden örülür. Çarık: Manda derisinden yapılır. Kadın ve erkekler dört mevsimde de giyerler. Uzun deri ip bağları ile bileğe bağlanırlar. Anadolu nun yabancı olmadığı bir giyecektir. YARARLANILAN KAYNAKLAR T.C. M.E.B. Yayınları Bitlis il Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bitlis Valiliği HALK BİLİMİ KURULU Eşref GÜNDOĞDU Burcu AKÇİL Turgut Kenan ÇATALKAYA Koyunlu Ohin Beldesi