Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3, Sayı 3 (Eylül 2006) Mak. #39, ss. 7-21 Telif Hakkı Ankara Üniversitesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Molla Nasreddin Dergisi nde Felyetonlar Erdoğan Uygur Ankara Üniversitesi ÖZET İlk kez Fransa da matbuat sahasında ortaya çıkan felyeton (1800), başlangıçta tiyatro eleştirilerini konu alan bir tür olarak dikkatleri çeker. Daha sonra türün kapsamı genişleyerek tiyatro eleştirilerinin yanı sıra edebî ve bilimsel görüşlerin sergilendiği bir zemin hâline gelir. Gazetelerin ana sayfasının altında siyah bir çizgiyle ayrılan bölümde sanat, edebiyat, bilim, sosyal hayat veya politika konularında düzenli olarak yayımlanan felyetonlar kısa bir süre içinde diğer Avrupa ülkelerinde de görülmeye başlanır. Rusya aracılığıyla Azerbaycan matbuatına ve edebiyatına da taşınan bu türün Azerbaycan daki en önemli uygulayıcısı, yirminci yüzyılın başlarında yayım hayatına başlayan Molla Nasreddin (1906-1931) dergisidir. Dönemin etkili şair, yazar ve eleştirmenlerinin katkılarıyla dergide yayımlanan felyetonlar, toplumsal sorunları hiciv ve ironi yoluyla ifşa ederler. Cehaletin ve geri kalmışlığın sebeplerini teşhis etmeye ve sebepleri ortadan kaldırmaya yönelik düşünceler bazen komik, bazen alaycı ve iğneleyici, kimi zaman da sert bir üslûpla dile getirilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Felyeton, matbuat, edebiyat, Azerbaycan, Molla Nasreddin Dergisi ABSTRACT Feuilleton, appeared first in the French press (1800), was initially considered as a prose type dealing with theatre critics. Then its content have broadened and converted to a base in which literal and scientific views have been proposed besides theatre critics. Feuilletons, which have been published on the issues such as art, literature, science, social life and politics in a part separates by a black line under the main pages of newspapers, were seen in the other European countries in a short time. The most important prior of this prose type that was conveyed to the Azerbaijan literature by the
8 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 Russia is the journal of Molla Nasreddin (1906-1931) started publishing in the first years of 20 th century in Azerbaijan. Feuilletons, which were contributed by the effective authors and criticizers of that period, revealed the societal problems via humour and irony. Thoughts attempting to define and terminate the reasons of illiteracy and scholastic thinking were expressed sometimes in a comic, sometimes in a sarcastic and sometimes in a harsh manner. KEY WORDS Feuilleton, the press, literature, Azerbaijan, The Journal of Molla Nasreddin 1. Felyetonun Ortaya Çıkışı Felyeton, Fransızca feuille yaprak kelimesini boyutu bakımından küçülten bir anlam taşıyan feuilleton kelimesinden gelir. Feuilleton ilk kez 1790 da Encyclopédie méthodique de Panckouke da görülür ve genellikle matbaa kâğıdının üçte biri ebadında sekiz yapraklı küçük defter anlamında bir matbaa terimi olarak kullanılır. Kâğıt sektöründe ise sert ve kalitesiz karton kâğıt anlamındadır; ancak, 1796 dan itibaren basında küçük seri broşür anlamında da kullanılmaya başlanır. 1800 yılına gelindiğinde Louis François Bertin (1766-1841) idaresindeki Journal des Débats (1789-1944) adlı gazete Feuilleton du Journal des Débats başlıklı edebî bir ek yayımlamaya başlar. Ekin içeriği tiyatro eleştirileri üzerine kaleme alınan makalelerden oluşur (Carvalhal). Öte yandan gazetenin ana sayfasının altında siyah bir çizgiyle ayrılan bölümde sanat, edebiyat, bilim, sosyal hayat veya politika konularında düzenli olarak yazılar yayımlanır. Böylece, rez-de-chaussée zemin olarak adlandırılan gazete sayfalarının alt kısmı ayrı bir hüviyet kazanır. Bu bölümde önce tiyatro eleştirileri, daha sonra da edebî ve bilimsel görüşler yer almaya başlar. Kaynaklarda bu türün ilk uygulayıcısının Geoffroy Saint-Hilaire (1772-1844) olduğuna dair açıklamalar vardır: O zamana kadar, edebî izahlar gazetenin ana kısmında yer almaktaydı. Geoffroy, tiyatro eleştirisini Journal des Débats nın zeminine yerleştirerek yaptığı yenilikle okuyucuların dikkatini çeker. Bunun üzerine, diğer gazeteler de aynı şeyi yapma yoluna giderler. Fikirleri bu şekilde ifade etme yöntemi 1811 den itibaren diğer basın-yayın organlarında da yaygınlaşmaya başlar. Bu uygulama o kadar tutar ki, yapılmaması hâlinde çoğu zaman gazetenin eksik kaldığı bile düşünülür. (Nouveau Larousse Illustré, 4 e : 507). Görüldüğü üzere ilk feuilleton un bir tiyatro eleştirisi olduğu anlaşılmaktadır. Dönemin Journal des Débats, Mercure, Moniteur universel, Presse, Siècle, Pays, Temps gibi gazetelerinde bu tür eleştiri yazıları kaleme alan tanınmış yazar, düşünür ve edebiyat adamları arasında Dussault, Féletz, Michaud ve Châteaubriant gibi isimleri saymak mümkündür (Larousse du XX e siècle, tome 3 e : 469). Dolayısıyla edebiyat ve tiyatro
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 9 eleştirilerinin yapıldığı bu kısımda, gazeteler arasında kıyasıya bir rekabet söz konusu olur. Fransız basınında 1831 yılı, gazete zemininin bir başka türe ev sahipliği yaptığı tarih olarak kayıtlara geçer. 1831 de Balzac, eserlerini kitap hâlinde yayımlamadan önce, bu bölümde tefrika şeklinde yayımlamaya başlar. Okuyucu kitlesi bu yeni uygulamaya büyük bir teveccüh gösterir ve dönemin gazeteleri süratle feuilletonroman denilen tefrikaya yönelirler. Bu terim asıl olarak gazete sayfalarının alt tarafında veya gazetenin ekinde bir romanın düzenli olarak yayımlanan kısım veya bölümü, bir başka deyişle tefrika anlamında kullanılır. Genelde ise gazetede bölümler hâlinde yayımlanan roman anlamına gelir. Benzer şekilde feuilleton illustré basında numara sırasına göre veya bölüm bölüm yayımlanan fotoromanlara denilir. 1915 te ise Les Mystères de New- York Fransa da ilk feuilleton-cinéma olarak ortaya çıkar (Larousse du XX e siècle, tome 3 e : 469). Feuilleton kelimesi Bu hikâye tefrikaya döndü veya Hayat gerçek bir tefrika cümlelerindeki anlam dâhilinde sonu hiç gelmeyen olaylar için de kullanılmaktadır. 2. Felyetonun Özellikleri Fransız basınında edebî bir tür olarak ortaya çıkan feuilleton kısa sürede İngiltere, Almanya, İtalya, Türkiye, Rusya gibi ülkelerin gazete ve dergilerinde de yer almaya başlar. Edebî akımların ve türlerin Batıdan Azerbaycan a geçmesinde köprü vazifesi gören Rusya da felyeton, temelinde gerçeklik olgularının yattığı sanatsal kısa gazete yazısı olarak tanımlanır. Bir başka deyişle, felyeton, toplumsal ve güncel konuları içeren, mizahî-hicvî değeri olan, gazetecilik canlılığı özelliği taşıyan bir türdür (Ergenç 1995:75). Bu bakımdan, sürükleyici bir biçimde kaleme alınmış herhangi bir makale, yazı veya haberin de felyeton olarak kabul edildiği görülür (Slovar Literaturovedçeskih Terminov 1974: 434). Edebî türün Fransa daki örneklerinde genellikle mizah, hiciv ve istihza yer almazken, Rusya ve Azerbaycan daki örneklerinde bunların düşünceye ve yazıya hayat veren unsurlar oluşu dikkati çekmektedir. Azerbaycan daki felyeton anlayışının bu çerçevede şekillenmesi kuşkusuz Üzeyir Hacıbeyov (1885-1948), Mirze Celil Memmedguluzade (1866-1932), Mirze Elekber Sabir (1862-1912), Ebdurrahim Bey Hagverdiyev (1870-1933), Memmed Seid Ordubadi (1872-1950), Eli Nezmi (1878/81-1946) gibi edebiyat adamlarının başlıca esin kaynağı olan Mirze Feteli Ahundof (1812-1878) un mizah anlayışıyla yakından ilgilidir. Azerbaycan ın Batı dünyasıyla kurmayı tasarladığı kültürel ve edebî ilişkilerde Rus kültürünü ve edebiyatını aracı olarak kullanmayı salık veren ve Batıda Türklerin Molière i (Gasımzade 1960: 84) adıyla sözü edilen Ahundof, Azerbaycan tiyatrosunun sadece ilk örneklerini vermekle kalmamış,
10 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 aynı zamanda güldürürken düşündürmek ve eğitmek anlayışının ürünü olarak mizah ve komediye de müracaat etmiştir. Sorunları güldürü, mizah ve eleştiri aracılığıyla ifşa etme anlayışını felyeton yazarları da benimsemiş ve düşüncelerini bu şekilde ifade etme yoluna gitmişlerdir; ancak Azerbaycan da her felyetonun mutlak surette mizaha dayandığını söylemek her zaman mümkün değildir. Zaman zaman gergin dinî konularda fanatizmi eleştiren çok sert bir üslûp kullanıldığı da görülür. Sosyal, siyasal ve güncel sorunların irdelendiği bu edebî türde mizah ve istihza önemli yer tutmakla birlikte, eleştiri mutlak surette gerçek olayları gündeme getirmeli; eksiklikleri ve yanlışlıkları ifşa etmekle yükümlü olmalıdır. Dolayısıyla felyeton yazarı gözlem ve mizah yönü güçlü, olayları somut ve nesnel bir şekilde vurgulayabilme yeteneğine sahip olmalıdır. İfşa kavramı felyetonun amacıyla yakından ilgilidir. Felyetonda, felyeton yazarının kişiliği ve aktarılan olaya bakış açısı kolayca fark edilir. Ele alınan ana temanın yanı sıra, ana temayla bağlantılı bir ya da birkaç bütünleyici yanal temanın bulunması türün en belirgin biçimsel özelliklerindendir (Slovar Literaturovedçeskih Terminov 1974: 434). Özelliği itibariyle toplumsal düşünceyi etkileme ve topluma yön verme amaçlı kaleme alındığı için, daha ziyade siyasî mücadelelerin veya toplumsal değişikliklerin olduğu dönemlerde gelişme gösterir. Konularına göre siyasî, sosyal, edebî ve ahlâkî olurlar (Ergenç 1995: 75). Özellikleri bu şekilde belirlenen felyetonun Azerbaycan daki ilk örnekleri Mirze Celil Memmedguluzade nin yayımladığı Molla Nasreddin (1906-1931) dergisinde görülmeye başlanır (Şerif 1986: 364). Dergide yayımlanan felyetonlarda sadece Azerbaycan daki değil, çevre ülkelerdeki toplumsal sorunlar da irdelenerek Müslüman toplumların sosyal durumlarını ortaya koymak amaçlanır. Cehaletin ve geri kalmışlığın sebeplerini teşhis etmeye ve sebepleri ortadan kaldırmaya yönelik düşünceler bazen komik, bazen alaycı ve iğneleyici, kimi zaman da sert bir üslûpla dile getirilir. 3. Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar (1906-1907) Geniş bir sahada hayat bulan felyeton eğitimden adalete, gelenek ve göreneklerden inançlara, yoksulluktan üretime, dilden yabancılaşmaya kadar pek çok konuda görüş beyan edilen edebî bir türdür. Kısaca, toplumsal gelişimi olumsuz etkileyen her ne varsa felyetonun konusuna dâhil olmuştur. Azerbaycan toplumunu cehaletten kurtararak aydınlatmak ve bilinçli bir toplum hâline getirmek görevini üstlenen Molla Nasreddin dergisi zengin bir içeriğe sahiptir. Dergide sohbetler, atmacalar, felyetonlar, nükteli şiirler, nükteli telgraflar, satirik hikâyeler, lâtifeler, posta kutusu, nükteli ilânlar, şahsî ilânlar, karikatür ve resimler vardır (Ahundov 1959: 6). Dergide felyeton genellikle tek sayıda, kısa ve çarpıcı örnekler aracılığıyla yer almakla birlikte, zaman zaman art arda gelen sayılarda veya
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 11 farklı sayılarda yayımlanarak devam ettiği de görülür. Yazının, bu hâliyle bir tür tefrika görüntüsü verdiğini söylemek mümkündür. Dergide yayımlanan yazılarda, yazarların Çarlık yönetiminin polisiye tedbirlerinden korunabilmek amacıyla gerçek adları yerine çeşitli mahlaslar kullandıkları görülür. Celil Memmedguluzade Molla Nasreddin; Ebdürrehim Hagverdiyev Lağlağı, Xortdan, Mozalan, Süpürgesaqqal; Mirze Elekber Sabir Hop-hop; Memmed Seid Ordubadi Herdemxeyal (Ahundov 1959: 58-62) imzalarıyla düşüncelerini ifade etme yoluna giderler. Mahlaslar zamanla irdelenen konuyla özdeşleşir ve üslûp özellikleri belirgin hâle gelir. Derginin birinci ve ikinci sayısında Lağlağı imzasıyla yayımlanan Dellek (sayı 1906/1-2) 1 adlı felyetonda hastalıklara yanlış bir şekilde çare aranması, bâtıl inançlar ve bunları istismar konusu ele alınır. Burun kanaması durmayan çocuğunun ilâcını berberde arayan cahil babanın berber tarafından din aracılığıyla istismar edilişi komik bir şekilde tasvir edilir. Berber, babanın saçlarını kestirmediği için iyi bir Müslüman olamadığını ve bundan dolayı çocuğun burun kanamasının durmadığını söyleyerek kendisine menfaat sağlamaya çalışır. Felyetonda neden-sonuç çerçevesinde cehalet kaynaklı sorunlardan menfaat sağlama çabasında olanlar istihzalı bir şekilde ifşa edilirler. Mirze Celil Memmedguluzade nin kaleme aldığı Niye Meni Döyürsünüz (1906/4) adlı felyetonda molla kesiminin düşünce ve davranışları örnekler verilerek eleştirilir. Buna göre derginin kendisiyle mollalar arasındaki isim benzerliğinden yola çıkılarak kaleme alınan yazıda, kendisinin ve mollaların topluma bakış açısı ortaya konularak aradaki farklılıklar gözler önüne serilir (Memmedov): A mollalar, niye meni döyürsünüz? Olmaya menden qorxursunuz? Olmaya Qorxursunuz ki, eyilib camaatın qualağına bir neçe söz pıçıldayam, bir neçe metleblerden agah edem? Bizim tefavütümüz bir neçe qismdir: Evvela: Men molla ola-ola müselman qardaşlarıma ve z eden vaxt deyirem: Bir Allah a sitayiş edin, bir de peyğembere ve imamlara iteet edin. Amma siz deyirsiniz: Allah a da sitayiş edin, peyğembere de, imamlara da, mollalara da, dervişlere de, ilan oynadanlara da, fala baxan, tas quran, dua yazan, cadukün, hemzad, ecinne, Kelile-Dimne, şeytan, bunların cümlesine sitayiş edin. İkinci: Men de mollayam, siz de molla. Amma men müselman qardaşlara deyirem: Ey müselmanlar, gözünüzü açın mene baxınız, amma siz mollalar 1 Felyetonlarla ilgili alıntılar Turan Hesenzade nin düzenlediği Molla Nesreddin, cilt 1 (1906-1907) (Azerneşr: Bakı, 1996) baskısından yapılmıştır.
12 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 deyirsiniz: Ey müselmanlar, gözünüzü yumunuz, mene baxınız. Üçüncü: Men bir müselman uşağı küçede görende deyirem: Bala, burnunun fırtlığını sil ve haman uşaq arxalığının sol qolu ile başlayır burnunu silmeye. Amma siz mollalar haman uşağı görende deyirsiniz: Gede, qırışmal, qaç atana de ki, ve de elediyini bu gün gördermese, bir ele bed dua oxuyaram ki, yeridiyi yerde daşa döner. Molla Nasreddin Toplumu bilinçlenmeye ve mücadeleye davet eden bu sözlerle Mirze Celil bir yandan dini istismar eden kesimlere karşı cephe açarken, diğer yandan bunları ifşa ederek etkilerini ve nüfuzlarını yok etmeyi amaçlar (Celal ve Hüseynov 1982: 29-30). Niye Men Dersden Qaçdım (sayı 1906/7-8) adlı felyetonda okullarda falakanın yanı sıra bir takım bâtıl inançlar ve boş uğraşlar eleştirilir. Çocukların okullarda maruz kaldığı her türlü istismar eğitim görmeye duyulan arzu ve isteği kösteklemekte, çocuğun okuldan soğumasına sebep olmaktadır. Yazıda, eğitimde dayağa başvurulmasının tipik sonucu olarak çocuğun eğitimi reddetmesine dikkat çekilir ve dayağın kaldırılması istenir: Me lumdur ki, dersden qaçmağa neçe sebebler olur. Görürsen on üç yaşında bir uşaq ne qeder ki, qemişten at qayırıb minib küçeleri o teref bu terefe kişniye-kişniye çapır, sağ ve selametdir, amma derse geden kimi biçarenin Şeki alması kimi qırmızı yanaqları başlayır solmağa. Uşağın atası gedib Hacı Kerim hekime ehvalatı deyir ve hekim uşağın üzüne baxan kimi ona bir dua yazır ve uşağın atasına deyir ki, oğluvun heç özge naxoşluğu yoxdur, mehz falaqqadan qorxub ve uşaq bu sözleri eşidenden sonra dexi dersden qaçır. Hop-hop Aynı sayıda Mozalan imzalı Teze Ufa Xanımlarımız (sayı 1906/7) adını taşıyan kısa felyetonda Ünasiyye mektebinden mezun olan hanımların Musabeyova, Sultanova, Nerimanova, Efendiyeva gibi adlarla anılması eleştirilir ve bir sonraki aşamada bunların İvanova, Petrova, Urusova, Varansova, Daşkova gibi adlarla anılacağı endişesi dile getirilir. Bu felyeton Rus kültürünün ve eğitiminin Azerbaycan toplumunun üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan önemli bir eleştiri örneğidir. Mirze Celil ve derginin diğer yazarları Avrupaî tarzda eğitim yapan okulları ve yabancı dil öğrenilmesini her zaman teşvik etmiş olmakla birlikte, yabancılaşmaya karşı katı bir tutum içindedirler. Dolayısıyla isimlerin yabancılaşmaya başlaması dilin, kültürün ve toplumun dejenere olacağının en somut işaretlerinden biri olarak değerlendirilir ve toplum uyarılır. Meclisi-Müşavire (sayı 1906/9) adlı imzasız bir felyetonda da din adamlarının kendilerini hedef alan dergi, gazete ve yazarlara karşı mücadele etme niyetleri dile getirilir; hatta Molla Sefder in ağzından Müslümanların çıkardığı gazetelerin
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 13 kapatılması salık verilir. Mollaya göre bu gazeteler toplumu bozmaktadırlar, zira toplumu kendilerine karşı kışkırtmaya çalışmaktadırlar. Yazıda din istismarını itibar, nüfuz ve geçim kaynağı olarak gören mollaların toplumsal bilinçlenme sürecinin baskısı altında oldukları ve bu durumdan kaygı duydukları görülür. Teze Te lim Kitabı (sayı 1906/10, 12) adlı felyetonda eğitimin sorunları kapsamında öğrencilerin okullardan soğuması ve falakanın yanı sıra çok eşlilik, çalışma hayatı, hileli gıda üretimi, feodalizm, paylaşım, dil ve bâtıl inançlar istihzalı sorular aracılığıyla masaya yatırılır: Nömre 4) Yeri buynuzları üste saxlayan öküzün bir buynuzu Şamaxı zelzelesinde dibinden qırıldı İndi haman öküzün neçe buynuzu qalır? Nömre 6) Rusiyada camaat vekilleri iki aydır çalışıb bir iş görebilmirler Bu hesabla on iki il çalışsalar ne qeder iş göre bilerler? Nömre 7) Molla bir uşağın ayaqlarını falaqqaya qoyanda on bir çubuq sındırır Yeddi uşağa ne qeder çubuq gerek hazır ede? Nömre 8) Tebriz bazarında satılan çöreyin bir hissesi un ve üç hissesi torpaqdır Bu hesab ile Azerbaycan vilayetinin çölleri ve dağları neçe ilin müddetinde fövt ola biler? Nömre 10) Ekinçi ekdiyi buğdanın otuzdan on hissesini verir mülkedara, on hissesini verir molla ve dervişe (yuxu te biri, qızdırma duası ve qeyri zehmetlerin evezinde), on hissesini de qlava ve pistava rüşvet ve divan xerci Ekinçinin özüne ne qeder buğda qaldı? Nömre 15) Müselman uşağı dörd il rus dersi oxuyub evine qayıdanda anası ile rusca danışır. Bu hesabla cavan on dörd il oxuyandan sonra ne dilde danışacaq? Molla Nasreddin Bu felyetonu ana temanın yanal temalarla beslenmesine ve zenginleştirilmesine güzel bir örnek olarak göstermek mümkündür. Felyetonda her türlü olumsuzluğa yataklık eden cehaleti ortadan kaldırmayı amaçlayan çağdaş eğitime duyulan özlem dile getirilir. Dil, Celil Memmedguluzade ve arkadaşlarının üzerinde hassasiyetle durdukları bir konudur. Dolayısıyla Molla Nesreddin dergisinde bu konuyla ilgili pek çok yazının kaleme alındığı görülür. Memmedguluzade nin Anamın Kitabı (1919) adlı piyesinde sergilediği toplumun ortak diline ait sorunlar, Hop-hop imzasıyla Müselman Meclisi (sayı 1906/11) adlı kısa felyetonda da söz konusu edilir. Mecliste Rusça, Arapça veya Farsça konuşan üyelerin aralarında iletişimi sağlayamadıkları hâlde bundan rahatsız olmadıkları; ancak kurulması düşünülen kulüpte içki içmenin yasak edilmesi teklifi üzerine topluca tepki gösterdikleri eleştirilir ve toplum önderlerinin gerçek sorunlar karşısında duyarsız kalışları hicvedilir.
14 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 Ahund İle Keşişin Ve zi (1906/14) felyetonu Müslüman ve Ermeni din adamları arasındaki farklı düşünceleri ve idealizmi ortaya koyması bakımından ilginçtir: Keşiş uca sesle kendlilere bu sözleri deyirdi: Ermeni milletinin dünyada üç sevgili balası var: veten, millet ve dil ve ne qeder ki, biz hemin üç sevgili balaların yolunda feda olmağa qadirik, ne Osmanlının hemidiyye esgeri ve kürdleri, ne Rusiyanın Qalisinleri ve ne zemanenin qeyri bir teqazası ermeni milletinin beqasına xelel yetire bilmeyecekler. Keşişin bu sözlerinden sonra Qurbanqulunun sesi geldi. Molla kitabdan bu sözleri oxuyurdu: Babiheftüm: Eger bir şexs yata, yuxusunda hecemet göre, haman şexs dünyada heç bir belaya ve naxoşluğa giriftar olmayacaq. Keşişin bele sesi gelirdi: Ey menim qardaşlarım, ne qeder ki, millet, dil ve veten yolunda feda olmağa biz gadirik, cemi dünyanın tayfaları müttefiq olub bizim üstümüze hücum getireler, biz gene onların qabağında dayanıb dilimizi ve vetenimizi mühafizet ede bileceyik. Yaşasın veten yolunda feda olan ermeni milleti, yaşasın millet uğrunda şehid olan qardaşlar. Molla Qurbanqulu kendlilere deyirdi: Ağacın altında suyun qırağına böl etmek yaxşı deyil, cünki hemzad, ecinne, şeyatin insana zerer yetirer. Çaharşenbe, şenbe ve tek günü qebristana ve hamama getmek olmaz, çünki bu günlerde ecinne ve divler qebristana ve hamama cem olub qonaqlıq ederler ve hemin günler bunların bayramıdır, insanı görseler zerer yetirerler. Eger bir kesin bele bir qeza başına gelse, durmayıb gelsin menim yanıma, vaxt iken ona heft heser duası yazım. Lağlağı Yazıda Ermeni keşiş vatan, dil, millet konularında kendi toplumunu bilinçli hareket etmeye davet ederken, ahund bâtıl inançları pekiştirerek cin, ifrit, şeytan, muska gibi malzemelerle kendisine çıkar sağlamak niyetindedir: Hop-hop imzasıyla yayımlanan Abirin ve Kilab (sayı 1906/21) başlıklı felyetonda Türkiye deki aydınların Osmanlıca adı altında Arapçaya duydukları hayranlık eleştirilir. Rus yazar Krilov un kaleme aldığı Yolcular ve İtler adlı eserin Türkiye deki bir gazetede Abirin ve Kilab şeklinde tercüme edilmesi eleştirilir. Bu durum, daha sonra derginin 1909 yılının 29. sayısında... Dünyada Türk dilini Araplaştıran bir yer varsa o da İstanbul dur (Talıbzade 1966: 313) açıklamasıyla sürecek ve İstanbul daki aydınlar Türkçeye Arapça ve Farsça unsurları sokmaya çalışmakla suçlanacaktır. Molla Nasreddin imzalı Orucu Batil Eleyen Şeyler (sayı 1906/30) adlı uzun felyetonda toplum ve istismarcı din adamları kıyasıya eleştirilir. Adam öldürmek, kumar oynamak, tefecilik yapmak, hırsızlık, sahtekârlık, cincilik gibi toplumu derinden sarsan fiillerle; gazete, dergi ve kitap okumak arasında yapılan kıyaslamalarda hangi eylemlerin orucu geçersiz kıldığı sorusuna cevaplar aranır ve İslâm peygamberinin adını anarak yalan söylemekten çekinmeyen çıkarcı din
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 15 adamlarından bahisle din ulemasının büyük çoğunluğunun boş yere oruç tuttuğu ifade edilir. Yazıda asıl amaç, olumsuzlukları ortaya koyarak güzel ahlâkı özendirmek ve yüceltmek şeklinde özetlenebilir. Meymunlar (sayı 1906/31) başlıklı felyetonda dil, kültür ve kimlik konusu ele alınır. Bu konularda toplumun içine düştüğü bunalım çarpıcı tezatlarla ortaya konulur: Men indiyedek heç bir yanda görmemişem ki, iki obrazovannı müselman bir-birile görüşende müselmanca danışsınlar, -amma hökumetin qanun qerardadlarının içinde heç bele bir qerardad yoxdu ki, iki müselmanın bir-biri ile müselmanca danışmağına mane olsun. Pes bunu kim qoymur? Bir saatlığa tutaq ki, hökumet qoymur. Pes kim bizi öz dilimizden utanmağa ve öz dilimiz ile danışmağı ar bilmeye vadar edir? Meger bunu da hökumet edir? Bir Tebrizli Tiflis e gelib bir hefte burada qalmaqnan adının axırına of qondarır. Meger bunu da hökumet edir? Ne vaxt hökumet qaradovoy ya pristav gönderib ki, get gör filan müselman oğluna ne ad qoyub ve qızına ne ad qoyub ve hökumet ne vaxt müselmanı mecbur edib qızının adını Fatma evezine Fatya qoysun, oğlunun Hesen adını deyişdirib Qasanka elesin? Dil baresinde hökumet Ermenilere etdiyi reftarın ondan bir hissesini bize etmeyib. 1884-cü ilde bağlanan ermeni mektebleri ancaq bir neçe il bundan ireli açıldılar. Amma bunile bele heç kes indiye kimi görmeyib ki, iki oxumuş ermeni birbirile rusca danışsın. İndi gel müselman alemine. Gedirsen bir refiqin qapısını döyürsen. Bir balaca qız çıxır. Soruşursan: Ağan evde? Qız papa deye-deye qaçıb atasını çağırır. Girisen içeri ve qızın kefini soruşub deyirsen: Maşallah, Münevver xanım, ne yeke qız olmusan? Görürsen qız qaşqabağını saldı. Sonra me lu olur ki, qıza gerek Varya deye idin, Münevver dedin acığı geldi. Molla Nasreddin Yazıda insanların meclislerde, toplantılarda ve kendi aralarında ana dili yerine Rusça konuşmayı tercih etmeleri; isimlerinin sonuna of eklemeleri, hatta Rus isimleriyle değiştirmeleri mizah yapılmadan eleştirilerek mecazî bir şekilde maymunlaştıkları ifade edilir. Aynı sayıda Herdemxeyal in kaleme aldığı Bir Adam Lâzımdır adlı yazıda
16 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 Müslümanlar arasındaki tefrika eleştirilir; Şii-Sünnî şeklinde ayrımcılığı körükleyen din adamları lânetlenir. Mozalan imzasıyla yayımlanan Seçgi felyetonu Duma ya vekil gönderme ve buna bağlı olarak ülkedeki Müslümanlar arasında dayanışma konularıyla ilgilidir. Birlik ve beraberliği sağlamanın ve sürdürmenin önemli bir unsuru olarak görülen dayanışma hayata geçirilemediği takdirde yılan-kurbağa örneği verilerek Müslümanların yok olup gideceği vurgulanır. Doquz Yaşında (sayı 1906/37) adlı felyetonda, kız çocuklarının sekiz-dokuz yaşından itibaren kocaya verilmeleri ciddi anlamda bir insanlık ayıbı olarak görülür ve bunun din adamlarıyla ilişkisi irdelenir: Ay hacı, balalarına qurban olum, sabahkı günü xeber çıxdı ki, cenab axundun evine bir kelle qend ve yarım girvenke çay gönderibsen ki, bu işi tezlikle düzeltsin ve sonra eşitdim ki, cenab axund qızın atasını çağırıb ve sonra da eşitdim ki, qızın anası deyib: vallah, axund ağa, Sekinenin ağlamaqdan gözleri kor olub Ay hacı, qadan alım, bin gün gene men senin akoşkavun qabağından keçirdim, gördüm ki, bir qız uşağının ağlamaq sesi senin evinden gelir ve eşitdim ki, qız uşağı ağlaya-ağlaya sene deyir: ay emi, seni hezret Abbas, meni ötür gedim evimize, indi dayıqızım gelib bize meni gözleyir ki, men gedim qecemedaş, beşdaş oynayaq Qadan alım, ay hacı, sonra çox sözler eşitdim Eşitdim ki, daşlar ağlayır, quşlar yas qurub, çöller qara geyib, dünya ve alem matem tutub Sonra gene çok sözler eşitdim Deli Herdemxeyal in kaleme aldığı Ana Dili (1907/4) felyetonunda din adamlarının Farsça ve Arapçaya yönelmeleri söz konusu olur. Bunların dile yabancı unsurları sokmaya çalışmaları eleştirilir. İletişimi zorlaştıran, hatta imkânsız kılan bu teşebbüslere karşı toplum duyarlı olmaya davet edilir: Herdenbir menim xeyalıma bir bele şey gelir: Men universitet, ye ni darülfünundan teze qurtarıb vetenimize gelen günü şeherimizin qazisi Axund Molla Sebzeli geldi bizim eve menim görüşüme. Evimizde heç kes yox idi, anamdan savayı. Bu övret de çıxdı o biri otağa ve qazi ile biz başladıq söhbeti. Demeyinen yazıg anam da qapının dalında durub qulaq asırdı. Qazi içeri giren kimi men qabağa yeridim ve dedim: Salam meleyk. Canab qazi mene cavab verdi: Ay esselamü eleyküm, ay xudahafiz, ehvali-şerif, enasiri-letif, maşaallah, maşaallah exevizade, neçe müddetdi münterizi-
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 17 vücudi-zicudunuz ve müştaqi-didarınız idim, inşaallah zati-alinizin mezacimübarekleri salimdir. Men bir şey başa düşmeyib dedim: Da. Cenab qazi bir qeder baxdı menim üzüme ve gene başladı: Exevizade, tehsilifünunuzu encama yetiribsiniz ya dübare tekmili-nöqsan üçün darülelme övdet etmelisiniz? Men gene bir şey başa düşmeyib dedim ki, cenab axund, yaxşı panimat elemirek ki, ne erz edirsiniz. Axund soruşdu: nece? Men dedim: çto? Söhbetimiz ele bu cür qurtardı ve axund başmaqlarını geyib çıxdı getdi. Anam girdi içeri ve mene dedi: balam, mollaynan ne dil danışırdınız ki, men heç başa düşmedim? Dedim: ana, mollaynan biz ana dili danışırdıq. Anam başını saldı aşağa ve bir qeder fikre gedib dedi: Yazıq ana dili. Herdemxeyal Mozalan imzalı Qezetler (1907/10) felyetonu Azerbaycan da kadının sosyal konumunu genel anlamda ortaya koyan çarpıcı bir örnektir. Felyetonda okumayazma bilmeyen kadının dünyadan habersiz olması, hesaba aklının ermemesi ve parmaklarıyla hesap yapmaya çalışması ironik bir şekilde hicvedilir. Öte yandan, erkeğin cahil kadını küçümseyen tavırları, toplumdaki kronikleşmiş bir sorunu ortaya koyarken kadının aydınlanmasını ve bilinçlenmesini de tetikleyecek bir özellik arz eder: Her gün poctalyon qapımızı döyüb qezetleri getirende bizim, ayıb olmasın, ev adamı, ye ni ayıp olmasın, bizim Fuadın anası (ye ni ayıb olmasın, bizim arvad) gelib keser başımın üstünü ve başlar yalvarmağa ki, sen Allah oxu görek qezetlerde ne xeber yazırlar. Men evvel acıqlanaram avradın üstüne ki, itil cehenneme, arvad hara, qezet hara? Bir az keçib gene geler ve gene yalvarar. Kefim gelende oxuram, qulaq asar, gelmeyende qovaram, qaçıb geder. Heç hövselem olmayanda da ağzının üstünden bir şile de vuraram. Başlayıram özge xeberleri oxumağa: İrevan milyonçuları Zengezur aclarına on dörd manat iane yığıb gönderibler. Burada, ayıb olmasın, bizim ev adamı menden soruşur: On dörd manat ne qeder pul eler? Men cavab verirem ki, on dörd manat bir on manat eler, bir de dörd manad. Burada, ayıb olmasın, bizim Fuadın anası başlar evvel sağ elinin barmaqlarını saymağa, olar beş, sonra başlar sol elinin barmaqlarını
18 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 saymağa: altı, yeddi, sekkiz, doqquz, on Sonra barmaqlarını havada saxlayıb mene deyer ki, sen de barmaqlarını say görüm on dörd ne qederdi? Men de başlaram sağ elimin barmaqlarını saymağa: on bir, on iki, on üç, on dörd. Mozalan Herdemxeyal in kaleme aldığı Qayırma Hadisler (1907/18) felyetonunda hadislerin sahih olup olmadığına dair düşünceler dile getirilir. İslâm peygamberinin doğum ve vefat tarihlerinin dahi kesin olarak bilinmemesine rağmen peygambere atfen söylenen her sözün sorgulanmadan hadis olarak kabul edilmesi ve hayatın buna göre düzenlenmesi eleştirilir. Yemeği elle yedikten sonra parmakları yalamanın çok feyzi vardır şeklinde verilen hadis örneğinin sahih olup olmadığının bilinmediğinden yola çıkılarak pek çok hadisin uydurma olabileceğine dikkat çekilir. Bâtıl inançları eleştirmek amacıyla aynı sayıda Miskin imzasıyla yayımlanan Bayquş felyetonunda evin yakınına konan baykuşun ev ahalisine ölüm getirdiği inancı ifade edilir. Bu uğursuzluğun Kur an, ayna ve dua ile önlenmeye çalışılması din-cehalet-bâtıl inançlar etkileşimini vurgulamaya yöneliktir. Mozalan ın Yağış (sayı 1907/26) felyetonu da bâtıl inançları eleştirmek amacıyla kaleme alınır. Yazıda mollaların esnaftan para toplayarak bir kısmını zimmetlerine geçirmeleri, kalan kısmıyla da nevale alarak yağmur duasına çıkmaları ve yaptıkları yağmur duasının sonuç vermemesi üzerine gülünç duruma düşmeleri söz konusu olur. Gız Uşağı (sayı 1907/25) adlı imzasız felyeton, kız çocuklarının dünyaya gelişinden duyulan mahcubiyet ve henüz sekiz yaşındayken yaşlı kocalara verilmesi üzerine kaleme alınır. Yazı, adeta Doquz Yaşında (sayı 1906/37) felyetonunun tekrarı gibidir. Dergide Qızdırmalı imzasıyla yer alan Ceferin Anası (sayı 1907/28) başlıklı felyetonda, Mozalan ın Qezetler (sayı 1907/10) felyetonuna benzer şekilde, kadının cehalet ve aydınlanma teşebbüsleri karşısında duyarsız kalarak çeşitli gerekçelerle muskaya yönelmesi hicvedilir. Yazıda Petersburg daki genç kızların yüksek öğrenim görmek amacıyla üniversiteye dilekçe vermelerine atıf yapılması Azerbaycan da da bu tür hareketlerin özlemini dile getirme amaçlı olmalıdır. İbadet alanlarının bakımsızlığı ve mescit mallarının tarumar edilmesi de derginin ele aldığı konulardan biridir. Yine, Qızdırmalı imzasıyla yayımlanan Komediya (1907/29) da yazar, Şuşa civarına yaptığı seyahatte tanık olduğu bir olayı aktarır. Mescite ait bağların Müslümanlar tarafından adeta yağmalanması, ağaçların odun yapmak amacıyla kökünden kesilmesi; ibadet yerlerinin harabe bir hâlde olması eleştirilir. Yazının adından da anlaşılacağı üzere Müslüman toplumun davranışları, eylemleri ve amaçlarıyla bir komediye neden olduğu ifade edilir. Derginin aynı sayısında Hamile Övret felyetonunda Mozalan, kinaye yoluyla kocanın hamile
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 19 karısını ne şekilde dövmesi, nerelerine vurması gerektiği; kadının kaçınması gereken yiyecekler ve neleri yiyebileceği hakkında tavsiyelerde bulunur. Yazı, kadın-erkek eşitsizliğini ve kadının erkeğin nezdindeki yerini eleştirmeye yöneliktir. Demdemeki nin Veba Duası (1907/35) felyetonunda veba hastalığına dua ile çare bulunduğuna dair ironi dikkati çeker. Rusya da hekimlerin yaptığı bilimsel araştırmaların işe yaramadığı; buna karşılık, Bakü de bir mollanın yazdığı muskalar sayesinde insanların vebadan korunduğu ve bu muskaların pazar yerinde satılmakta olduğu bildirilir. Felyeton tam anlamıyla din istismarının ve cehaletin örneğidir. Demdemeki, yazısında, bilim-hurafe çatışmasına dikkatleri çekerek hastalıklara ancak bilimin çare bulabileceğini; hurafeye itibar edilmemesi gerektiğini ihtar eder. Ana (1907/36) felyetonunda, Mozalan kadın-erkek eşitsizliğini ve ailede kocanın kadını yok sayarak tek başına kararlar vermesini eleştirir. Yazıda, kadının muhalefetine rağmen kocanın ikinci eş alması, oğlunu veya kızını evlendirmesi, hatta pazardan hangi tür ihtiyaç malzemesinin tedarik edileceğine dahi kadına sorulmadan kocanın karar vermesi hicvedilir. Bununla birlikte, çocukların okula gönderilmeleri ve eğitim almaları söz konusu olduğunda, kocanın çok istemesine rağmen kadının buna izin vermediği şeklindeki beyanı ailede erkeğin adaletsizliğini ve zulmünü ortaya koyması yanında riyakârlığını da gözler önüne serer: Biz görürük ki, müselman her bir iş tutsa övretinden izn almaz, övreti ile meslehetleşmez, onun re yini soruşmaz ve onun razı ve narazı olmamağına baxmaz. Amma Amma bir iş var ki, övretin izni olmasa müselman o işi başlaya bilmez. Övretin razılığı olmayınca heç bir müselman oğlunu yainki qızını derse göndermez. Birisi isteyir ki, qızını göndersin mektebe, gedib övretine deyir. Övret söz yox ki, razı olmur, kişi de bunu görüb başını salır aşağı ve deyir: cehenneme, gora ve çıxıb gedir işine. Küçede, bazarda ve şeherlerde ve kendlerde her bir müselmana rast gelib deyesen uşağını qoy derse deyecek baş üste. Ele bilmeyin ki, bu kişi yalan danışır. Xeyr, bunun sözü doğrudur ve çox isteyir ki, uşağını qoysun derse. Amma övreti razı olmur. Mozalan 1907 yılının son sayısı olan 49. sayıda Süpürgesaqqal imzalı Cemiyeti-Xeyriyye adlı felyeton Mirze Celil Memmedguluzade nin Anamın Kitabı piyesinde epizot olarak yer verdiği hayır cemiyetleri üzerine kaleme alınır. Mirze Celil, hayır cemiyetinin
20 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 3. Sayı 3. Eylül 2006 yoksullara ve muhtaç insanlara yardım etmek yerine cemiyet yöneticilerine ve üyelerine çıkar sağlamak gibi kuruluş amacına uygun olmayan icraatlarda bulunmasını eleştirir. Felyetonda da benzer şekilde, ülkedeki varlıklı insanlar tarafından kurulan hayır cemiyetlerinin, sadece kendi üyelerine yardım ettikleri ve kurdukları cemiyetler aracılığıyla büyük bir dayanışma içinde olan Ermeniler kadar bile olamadıkları hicvedilir. Sonuç 1905 İhtilâlinin ardından Rusya nın hâkimiyeti altındaki diğer ülkelerle birlikte Azerbaycan da da kısmî bir özgürlüğün ortaya çıkması toplumdaki çarpıklıkların daha kolay dile getirilmesine zemin hazırlar. Böylece, 1906 yılında yayım hayatına başlayan Molla Nasreddin dergisinin toplumu ilgilendiren her tür sorunu sayfalarına taşımaya başladığı görülür. Ortaya konulan bu sorunlar, dergide görev yapan aydınların mizah yetenekleriyle ilişkili olarak çoğu zaman güldürü aracılığıyla ve keskin ifadelerle ifşa edilir. Din istismarının engellenmesi, bâtıl inançlar, dil, eğitim, kadın hakları, kadının özgürlüğü ve toplumun bilinçlenmesi konuları felyetonların ana temaları olarak büyük kitlelerin ilgisini çeker. Zira, felyetonlar genellikle toplumun mizah anlayışıyla örtüşen bir biçimde ve derginin yayın politikasına uygun olarak anlaşılır bir Türkçe ile kaleme alınırlar. Bu durumun yanı sıra, felyetonlara malzeme olan çarpıklıkların haklı gerekçelerle ve toplumcu söylemlerle ifade edilmesi derginin sürekliliğini sağlayan en temel unsurlardan biri olur. Buna karşılık, felyetonun Azerbaycan da edebî bir tür olarak kabul görmesinde ve özelliklerinin daha belirgin hâle gelerek gelişmesinde Molla Nasreddin dergisi mutlak surette öncü bir rol oynar. Kaynaklar AHUNDOV N. (1959) Molla Nesreddin Jurnalının Neşri Tarihi. Azerneşr: Bakı. CARVALHAL T. F. Emergence du feuilleton http://www.ditl.info/art/definition.php?term=4078 (26.02.2006) CELAL M., F. HÜSEYNOV (1982) XX. Esr Azerbaycan Edebiyatı. Maarif: Bakı. ERGENÇ L. (1995) Bulgar Edebiyatında Felyeton Gündoğan Edebiyat, Güz 1995, Ankara. GASIMZADE F. S. (1960) XIX Esr Azerbaycan Edebiyyatı Tarihine Dair Tedgigler. B. İ. Lenin adına APİ nin Neşriyyatı: Bakı. HESENZADE T. (1996) (Tertipleyen) Molla Nesreddin, cilt I (1906-1907). Azerneşr: Bakı. Larousse du XX e siècle en six volumes. tome 3 e, Librairie Larousse: Paris. MEMMEDOV A. Molla Nesreddin Jurnalı Xalq Heyatının Aynası İdi http://sabir-turkce.blogspot.com/2004_11_01_sabir-turkce_archive.html (20.12.2005). Nouveau Larousse Illustré. tome 4 e, Librairie Larousse: Paris.
Molla Nasreddin Dergisinde Felyetonlar Erdoğan Uygur 21 Slovar Literaturovedçeskih Terminov. Prosveşçeniye:Moskova, 1974. ŞERİF E. (1986) Molla Nesreddin Nece Yarandı. Azerbaycan Dövlet Neşriyatı: Bakı. TALIBZADE K. (1966) XX Esr Azerbaycan Edebi Tengidi (1905-1917-ci İller). Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı: Bakı. Erdoğan Uygur Dr., Ankara Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksek Okulu Fransızca öğretim elemanı. Yoğunlaştığı araştırma alanı Azerbaycan Türklerinin yeni ve modern dönem edebiyatı. Adres: Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 06100 Sıhhiye/Ankara Tel.: 0505 368 30 97 E-posta: uygur@humanity.ankara.edu.tr Yazı bilgisi : Alındığı tarih: 15 Kasım 2005 Yayına kabul edildiği tarih: 10 Şubat 2006 E-yayın tarihi: 29 Eylül 2006 Çıktı sayfa sayısı: 15 Kaynak sayısı: 14