Y I L : 6 S A Y I : 2 3 2 0 1 4 Dicle Üniversitesi nde Dünya-Ahiret Dengesi Sempozyumu Genç Saidler İstanbul da Buluştu Güneydoğu Asya da Risle-i Nur Coşkusu 12 16 Bediüzzaman ın Düşüncesinde Manevi Cihad Anlayışı 18 Risale-i Nur un Ana Temaları Eğitimi 20 Erzincan da Bediüzzaman Ne Yapmak İstemişti? Paneli Uluslararası Sempozyum Seminer Uluslararası Katılımlı Eğitim Panel TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 1
İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI Yıl: 6, Sayı: 23, Temmuz 2014 Editör Hakan GÜLERCE... Grafik - Dizgi Melik YALÇİN... Katkıda Bulunanlar Yücel YARAY İhsan ALTINTAŞ Fatih GÖK Halil ALTINTAŞ... Tel: 0212 527 81 81 www.vakifyayinlari.com... Adres İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Kalenderhane Mh. Dedeefendi Cd. Cüceçeşmesi Sk. No: 6 Vefa Fatih / İSTANBUL Tel: +90 212 527 81 81 Faks: +90 212 527 80 80... e-mail iikv@iikv.org... web www.iikv.org Baskı- Cilt Mega Basım Cihangir Mah. Güvercin Cad. Baha İş Mrk. A Blok No:3/1 Kat.2 Haramidere Avcılar / İSTANBUL Tel: 0212 412 17 00 İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Bülteni kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. içindekiler 03 Dicle Üniversitesi nde, Risale-i Nur Perspektifinden DÜNYA-AHİRET DENGESİ Sempozyumu 12 Güneydoğu Asya da Bediüzzaman Rüzgarı 14 Gontor Medreseleri Ziyareti 16 Bediüzaman ın Düşüncesinde Manevi Cihad Anlayışı 18 Risale-i Nur un Ana Temaları Eğitimi ne Uluslararası İlgi 20 Bediüzzaman Ne Yapmak İstemişti? 23 Vakıf Yayınları 33. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarında 24 6. Genç Akademisyenler Konferansı (İngilizce) 27 Risale-i Nur Eğitimi Amerika da Ders Kredisi 28 6. İslam Dünyası Genç Akademisyenler Konferansı (Arapça) 34 Vakfımıza Uluslararası İlgi @iikvorg /iikvorg /iikv /iikv 2 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
SEMPOZYUMLAR Dicle Üniversitesi nde, Risale-i Nur Sempozyumu Diyarbakır Dicle Üniversitesi nin ev sahipliğini yaptığı Risale-i Nur Perspektifinden Dünya-Ahiret Dengesi konulu sempozyum, geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Üstad Bediüzzaman ın talebelerinden Mehmet Fırıncı Ağabeyin de katıldığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve HASEV Vakfı nın katkılarıyla düzenlenen Risale-i Nur Perspektifinden Dünya- Ahiret Dengesi konulu sempozyum, üniversitenin konferans salonunda geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Programa, Dicle Üniversitesi Rektörü Ayşegül Jale Saraç, İlahiyat Fakültesi Dekanı Abdülkerim Ünalan, Hasev Başkanı Adnan Budak, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Faris Kaya, Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Rıza Akçalı ve kalabalık izleyici topluluğu katıldı. İnşallah her sene bir şehri dolaşacağız. Diyarbakır Ulu Camii Baş İmamı Hafız M. Emin Mülayim Hoca nın okuduğu Kur an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, açılış konuşması yapan İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Faris Kaya, yurt dışında 40 ı aşkın ülkede yüzlerce üniversitede, uluslararası katılımlı, Bediüzzaman ın fikir dünyası üzerine sempozyumlar düzenlediklerini söyledi. Kaya, 2015 senesinin sempozyumunun konusunu şu anda veremiyorum. Ama Allah nasip ederse her sene bir şehri dolaşmak üzere, bütün Türkiye nin 4 tarafını dolaşmış olacağız. ifadelerini kullandı. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. HASEV adına bir konuşma yapan Başkan Adnan Budak ise, faaliyetlerinin temelini İman ve Kuran hizmeti oluşturduğunu belirterek, 1950 den beri, Diyarbakırlı talebelerin maddi manevi ihtiyaçlarını temin etmek amacıyla merkezler tesis ettiklerini dile getirdi. Budak, İlim adamlarının ve araştırma kabiliyetli insanların istikrarı ve eğitimi için araştırma merkezleri açtık. İlimiz ve bölgemizde birçok sosyal, kültürel eğitim ve iman hizmetlerinde bulunmuş yüzlerce gönüllü kardeşimizle, geçmişte olduğu gibi bugün de geleceğe ümitle bakabilme kararlılığını Risale-i Nur dan aldığımız Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. düsturunu ilke edindik. ifadelerini kullandı. Mahiyet itibarıyla her şey ilme bağlıdır. Dicle Üniversitesi adına bir konuşma yapan ve aynı zamanda sempozyumun onursal başkanı olan Rektör Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç ise, Üstad Bediüzzaman ın Sözler isimli eserinden, Demek, insan bu âleme ilim ve duâ vâsıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidad itibâriyle her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esâsı ve mâdeni ve nuru ve ruhu, mârifetullahtır. Ve onun üssü l-esâsı da imân-ı billâhtır. ifadelerini okuyarak Bediüzzaman ın ilme verdiği değere işaret etti. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 3
SEMPOZYUMLAR Daha önce katılacağı belirtilen Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise programa katılamayarak sempozyum düzenleme kuruluna aşağıdaki mesajı gönderdi: 2 Mayıs 2014 tarihinde, yani bugün Dicle Üniversitesi nde düzenlemiş olduğunuz RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN DÜNYA AHİRET DENGESİ konulu sempozyumun açılışına şeref duyarak icabet edeceğimi zatıalinize bildirmiştim. Ancak aynı saatlerde Genel Merkezimizde yapılacak olan ve çok önemli konuların ele alınacağı olağanüstü MKYK toplantımız sebebiyle büyük teessür duyarak aranızda olamayacağımı arz ediyorum. dertlerimizin birçoğuna Risale-i Nur eczahanesinden devalar bulabileceğimizin idrak ve şuuruyla bu sempozyumu düzenleyen vakfınıza, Diyarbakır merkezli Hasev Vakfı nın mütevelli üyelerine, bu anlamlı sempozyuma ev sahipliği yapan Dicle Üniversitesi ne, üniversitenin çok değerli rektörü sevgili kardeşim Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç Hanımefendiye, İlahiyat Fakültesi dekanına ve emeği geçen herkese en içten şükranlarımı sunuyorum. Toplantılarda bildiri sunacak tüm arkadaşları tebrik ediyor, sempozyumun başarılı ve verimli geçmesi dileğiyle tüm katılımcılara selam ve saygılar sunuyorum. Bu vesileyle, asrın müceddidi, büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini rahmet ve minnetle anıyorum. Bugünkü 4 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
SEMPOZYUMLAR İlmi Oturumlar TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 5
SEMPOZYUMLAR Dünya-ahiret dengesi konusunun, önemli İslam âlimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi nin Risale-i Nur u perspektifinde, Kur an-ı Kerim ve Peygamberimiz (SAV) in çizgisinde anlatılacağı bilimsel toplantıya hepiniz hoş geldiniz. Dünya-ahiret dengesi Hz. Âdem ile başlayıp Peygamber Efendimiz (SAV) ile son bulan vahyin en önemli konularından biridir. İnsanlara rol Prof. Dr. Ayşegül Jale SARAÇ model olarak gönderilen ilk örnek Dicle Üniversitesi Rektörü Hz. Âdem (AS) dır. Bu modellik Peygamber Efendimiz (SAV) ile en üst düzeye ulaşır ve beşeriyet ona kavuştuğu için sonsuz şükürlere medyundur. Ancak, Hz. Âdem den Hz. Peygamber (SAV) e yetişene kadar beşeriyet birçok buhranlı fetret dönemleri yaşamıştır. Bu buhranlı dönemler günümüzde de, modern dünyanın bunalımı olarak tezahür eder ve sadece batı toplumlarını değil, Müslümanları da etkisi altına alır. Günümüzde sekülerizm denen bu buhranlı hayattan kurtuluş için mefkûre insanları bir çare arar. Bunu hayatının gayesi edinen ve en büyük çareyi Kur an ve Sevgili Peygamberimizin (SAV) çizgisinde bulan büyük İslam âlimlerinden biri de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleridir. Saygı değer konuklar, İslam dininin temel referans kaynağı olan Kur an-ı Kerim ve hadis-i şeriflere göre Müslüman; denge insanı ve istikamet yolcusudur. Bunun en güzel örneği; hayatının en önemli hedefi olarak belirlediği sırat-ı mustakimi, günde neredeyse kırk kez namaz içerisinde Allah tan niyaz etmesidir. İşte Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, İşarat ül İcaz isimli eserinde Fatiha suresinin tefsiriyle bu dengeyi anlatır. Bir Müslümanın dünyaahiret dengesini anlatan sırat-ı mustakimi; iffet, şecaat ve hikmetin birleşiminden oluşan adalet kavramıyla açıklar. Böylece öncelikle his dünyasında bu dengeyi yaşar ve anlatır. Bütün hayatı ve mücadelesi de bunun bir yansıması gibidir. Said Nursi Hazretlerinin bu mücadelesi, yanlış bir düşünce tarzının izale edilmesine yönelik olarak devam eder. Neredeyse 1700 lü yıllarda başlayıp 1900 lü yılların başına kadar devam eden, müslüman toplumların ilimden ayrı kalışı ve dünya yaşamını önemsiz addedişlerine şiddetle karşı çıkar. Sözler isimli eserinde bu zamanda her şeyin, mahiyeti itibariyle ilme bağlı olduğunu söyleyerek şunu vurgular: Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidad itibariyle her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulum-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu, marifetulahtır. Ve onun üssül esası da iman-ı billahtır. Tarihçe-i Hayat isimli eserinde de bu zamanda her şeyin maddeten terakkiye bağlı olduğunu yani İslam dünyasındaki gerileme ve bozulan dengenin; ilim, sanat, teknik vb. konularda çağı yakalamakla aşılacağını anlatır: Her bir mü min, îla-i Kelimetullah ile mükelleftir; bu 6 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
SEMPOZYUMLAR zamanda en büyük sebebi, maddeten terakki etmektir. Zira ecnebiler; fünun ve sanayi silahıyla bizi istibdad-ı manevileri altında eziyorlar. Biz de, fen ve sanat silahıyla, İlah-i Kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilaf-ı efkâra cihad edeceğiz. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri; Hutbe-i Şamiye isimli eserinde, Müslümanlarda dünya-ahiret dengesinin yok oluşunu altı hastalık ile izah eder. Bunlar; -Ye sin, ümitsizliğin; içimizde hayat bulup dirilmesi -Sıdkın, hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi -Adavete muhabbet -Ehl-i imanı birbirine bağlayan nurani rabıtaları bilmemek -Çeşit çeşit sari hastalıklar gibi intişar eden istibdat -Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek Bu altı dehşetli hastalığın ilacını da; hayat-ı içtimaiyemize, eczahane-i Kur aniye den ders aldığı altı kelime ile beyan eder. Eserlerini yazarken bir taraftan asrın ilmi usullerini esas alır, diğer taraftan mevcut hastalıkların çarelerini Kur an ve Sünnet ışığında ortaya koyar. Hem vahyin hukukunu korur, hem de vahiy ile bilim arasındaki dengeyi ortaya koyar. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin üçüncü ve tüm bunları özetleyen dünya-ahiret dengesinin en önemli evresi, sekülerist, her şeyi meşrulaştıran ve ahireti gölgede bırakan, dünya yaşamını sürekli güncel tutan moda kültürüne karşı sergilediği Müslümanca net tavırdır. Bu tavırda da Kur an ve Sünnete uygun bir dünya-ahiret dengesi görülür. Öncelikle Mesnevi-i Nuriye eserinde dünyayı kesben değil, kalben terk etmek gerektiğini söyler. Dünya-ahiret dengesinin; sadece bir Müslüman için değil, aynı zamanda aklını kullanan her insan için ihtiyaç olduğundan bahsederek şöyle der: Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiğine mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan! Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri dünya-ahiret dengesini anlatırken, daima Kur an ve Sünnet hassasiyetini gözetir. Bilhassa yaratılış olarak insanın fıtratına konulan yeteneklerinin açılımını gündeme taşır. Sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor ve sempozyumun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Saygılarımla. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 7
SEMPOZYUMLAR Pek muhterem Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri, sayın bakanım, sayın valim, Dicle Üniversitesi nin değerli rektörü, pek kıymetli akademisyenler, hanımefendiler, beyefendiler, ülkemizin geleceği sevgili gençler! RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN DÜNYA AHİRET DENGESİ temalı 2. Ulusal Bediüzzaman Sempozyumu nun açılış programına hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bu sempozyumu düzenleme fırsatını Prof. Dr. Faris KAYA bizlere ihsan ettiği için Allah a İstanbul İlim ve Kültür Vakfı şükrediyoruz. Malumunuz olduğu İcra Kurulu Başkanı üzere İİKV yurt içinde ve bilhassa yurt dışında çok sayıda ilmî - akademik toplantıya ev sahipliği yapmaktadır. Ancak ikincisini yapmakta olduğumuz bu sempozyum farklı bir formatta, ülkemizin köklü bir üniversitesi ve mahallî bir vakıfla ortaklaşa, yapılıyor. Allah kısmet ederse hedef her sene başka bir üniversite ve o ildeki mahallî bir vakıfla ortaklaşa yapılacak sempozyumlarla bütün Türkiye yi dolaşmak. Geçen sene, yani 2013 yılında, RİSALE-İ NUR UN TECDİDİ YÖNLERİ konulu sempozyum İİKV, Harran Üniversitesi ve Urfa daki Haliliye Vakfı ile ortaklaşa yapılmıştı. O sempozyumun tebliğler kitabı Harran Üniversitesi yayınlarından çıktı. Açılışını yapmakta olduğumuz bu sempozyumun kitabı da inşaallah Dicle Üniversitesi Yayınları arasından çıkacaktır. Bu sempozyuma ev sahipliği yapan ve sempozyumun en güzel bir şekilde yapılması için elden gelen tüm gayretleri sarf eden paydaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Başta rektörümüz Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç hanımefendi, İlahiyat fakültesi dekanımız Prof. Dr. Abdulkerim Ünalan hocamız, üniversitemizin genel sekreteri Prof. Dr. Sabri Eyigün Bey, yine HASEV yetkililerine çok teşekkür ediyorum. Her faaliyetin olmazsa olmazı, görünmeden iş yapan gizli kahramanlar var. Onlara da teşekkür ediyorum. Elbette kıymetli tebliğcilere de ayrıca teşekkür ediyoruz. Tüm sponsorlarımıza da teşekkür ediyoruz. Destekleri için Allah razı olsun. Siz uzaktan yakından bu sempozyumu izlemek üzere gelen ve salonu dolduran gönül dostlarımız sizlere de teşekkür ediyoruz. Sağ olun, var olun. Açılışını yapmakta olduğumuz bu sempozyumun ana teması: RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN DÜNYA AHİRET DENGESİ KISACASI DÜNYEVİLEŞMENİN GETİRDİĞİ PROBLEMLERE Üstad Nursi nin Risale-i Nur da sunmuş olduğu çözümler. Konunun detaylarını yarın sunulacak 25 i aşkın tebliğe bırakmanın doğru olduğuna inanıyorum. Yine de konuya ilişkin birkaç cümle ile âcizane Risalelerden anladıklarımı arz etmek istiyorum. Malumunuz bugün artık her şey gibi Risaleler de elektronik ortamda. Merak ettim. Acaba dünya ve ahiret kavramlarını Üstad Hazretleri nasıl kullanmış. Ne gibi sıfat ve tamlamalar ile ifade etmiş diye merak ettim. Bilgisayara bir tıklayınca hayrete düştüm. Neredeyse dünya kelimesi hiç yalnız kullanılmamış. Ekseriya MİSAFİRHANE kelimesi ile birlikte kullanmış. Yani dünyanın geçici kalınan bir yer olduğunu ve esas mekânın da ahiret yurdu olduğunu ısrarla vurgulamış. Neredeyse Risalelerin tamamı DÜNYANIN MİSAFİRHANE OLDUĞU kurgusu üzerinedir dense mübalağa olmaz. Birkaç örnek verelim: Sani-i Hakimin misafirhane i dünyası Dünya denilen muvakkat misafirhane Mihmandar ı Kerimin muvakkat misafirhane i dünyası Bir kaç günlük misafirhane Gelip giden yolcular için yol üzerinde kurulmuş misafirhane Muvakkat, temelsiz misafirhane Misafirhanedeki muvakkat nüzhetgahlar Misafirhane-i dünya ve devamsız meydan ı imtihan Dünya bir misafirhanedir ve insan ise onda az duracak vazifeleri çok bir misafirdir. Kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeyi burada kazanacaktır. Güyâ cism-i hayvanî ve insanî, hatta nebâtî, terbiye dersini almak için gelenlere bir misafirhane, bir kışla, bir mektep hükmündedir. Güneşi o misafirhaneye bir mumdar yani aydınlatıcı lamba ve ayı bir takvim olarak ifade eder. Dünya misafirhanesinin safasını çok gördüm, azcık cefasını görsem yine şükredeceğim der. Şu fani dünya ve şu muvakkat misafirhane Dünya her gün dolar boşanır bir han ve muvakkat bir misafirhane, gelip geçenlerin yolu üzerinde kurulmuş bir ticarethane Hatta talebelerine yazmış olduğu mektupların başlığına varıncaya kadar, O, dünyanın muvakkat, fani ve geçici bir misafirhane olduğu üzerinde durmuştur. Bakınız: Aziz sıddık kardeşlerim ve bu dünya denilen misafirhanede medarı tesellilerim! 8 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
SEMPOZYUMLAR Aziz sıddık kardeşlerim ve bu misafirhane-i dünyada samimi arkadaşlarım! Acaba O niçin bu kadar dünyanın faniliği ve geçiciliği üzerinde durmuştur ve MİSAFİRHANE kelimesine vurgu yapmıştır? O bir yerde der ki İnsan bu dünya da misafirdir ve misafir olan kimse beraberce getirmediği şeye kalbini bağlamaz. İstikametli ve dengeli bakışını şu ifade ne güzel anlatır: Dünyayı kesben değil kalben terk etmek lazım. Yine bu bağlamda der ki: Dünyanın üç yüzü var: -Biri esma-i İlahiyeye bakar. Yani dünya üzerinde tecelli eden esma-i hüsna ile bize Rabbimizi tanıtır. Çamurdan çıkan bir bitki, bir meyve ağacı veya bir çiçek o sahnenin arkasında olup bize kendini tanıttıran Zatı gösterir. -İkincisi de dünya ahiretin mezrasıdır yani tarlasıdır. Yani ahiret burada kazanılacaktır. İnsan, ibadetleriyle Allah rızasına uygun hareketleriyle SAADET-İ EBEDİYEYİ burada kazanacaktır. -Üçüncüsü de insanın hevesatına bakan çirkin yüzüdür. İşte bu yüzden dolayı hadis-i şeriflerde DÜNYA cife yani pislik olarak tesmiye edilmiştir. Ki bu mana bir hadis i şerifin başka bir ifadesidir: Hubbu dünya resi külli hatiatin yani dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Yani eğer dünyanın fanî lezzetlere ve hevasata bakan yönü esas alınırsa. İşte Bediüzzaman Hazretleri 6000 sahifelik Risale-i Nur Külliyatı nda üzerinde durduğu ve bilhassa hayatında bizzat yaşadığı dünyayı doğru olarak algılamak, hayatı hesap verebilirlik esasına göre yaşamak, dünyada vazifeleri çok bir misafir olarak ticaretini yapıp dar-ı saadet olan ebedî âleme göçmektir. O dünyayı muvakkat bir misafirhane telakki ederek hayatı farkında olarak yaşamış ve bizlerin de farkında olarak yaşamamız için hayatını bu işe vakfetmiştir. Bediüzzaman ın yaptığı bizi dünyadan soğutmak ve dünyayı bütün bütün terk ettirmek değil. Dünya ve ahiret saadeti açısından hayatı ebedî değerlere dikkat ederek yaşamak. Hayata dair farkındalık oluşturmaktır. Nitekim o dengeli, başarılı ve mutlu bir dünya hayatı için fezleke olarak üç esastan bahseder: MESAİLERİN TANZİMİ TEAVUN DÜSTURUNUN TESHİLİ EMNİYETİN TESİSİ Ve der ki bunlar da zaten dinî emirlerdir. Dünya muhabbetinin ölçüsünü de şu sözü ne güzel özetler: Helal dairesinde kanaatkarane çalışmak, mütefekkirane ve müteşekkirane tüketmek. Onun eserleri dikkatlice incelendiğinde -bu sempozyumda belli ölçüde yapılacaktır- görülecektir ki bizlere dengeli bir bakış açısı anlatmıştır. Her ne kadar O bir lokma ile yaşamış ve yüz yamalıklı bir cübbe arkada bırakmış olsa bile. Allah ondan ve çilekeş talebelerinden razı olsun. Bu sempozyumu düzenlerken ümid ediyoruz ki Allah bunu bir dua olarak kabul etsin ve insanlığın dünyevî ve uhrevî saadetine bir nebzecik faydası olsun. Bu duygu ve düşünceler ile hepinizi en derin hürmetlerimle selamlıyorum. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 9
SEMPOZYUMLAR Değerli konuklar! Dünya hayatının geçici olduğu, bu hayatın ölümle sonuçlandığı, bu hayattan sonra ahiret hayatı dediğimiz sonsuz bir hayatın var olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Her gün binlerce insanın dünya hayatından ahiret hayatına göç ettiğini müşahede etmekteyiz. Dünya hayatı insan ömrü ile sınırlı olan geçici bir hayat, ahiret hayatı ise zamanla ölçülemeyecek kadar milyarlarca seneyi kapsayan sonsuz bir hayattan ibarettir. Bu iki hayat döneminin önemi sahip oldukları Prof. Dr. Abdulkerim ÜNALAN Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı zaman süreleri ile doğru orantılıdır. İnsanoğlu ahiret hayatını dikkate alsın ya da almasın o hayatı düşünsün veya düşünmesin mutlaka ölümün tadını alacak ve bu sonsuz hayata geçişi gerçekleşecektir. Aklıselim olan her insan bu iki hayatı da taşıdıkları önem kadar dikkate almak zorundadır. İnsanoğlu sekülerizm dediği bir anlayışla fiilen yaşadığı dünya hayatını ön plana çıkartarak asıl önem verilmesi gereken ahiret hayatını arka plana itmekte, Allah inancını ve ahiret hayatını düşünmenin dünyevi zevkleri kaçırdığını düşünerek Allah ı ve ahireti düşünmemek istemekte, inanan insanlar da inançlarının gereğini yerine getirmemekte ve ömürlerinin büyük bir kısmını dünya hayatı ve zevkleri ile geçirmektedir. Dünyevileşmenin yani ahireti dünyaya feda etmenin vahametini gören Bediüzzaman Hazretleri insanları ve Müslümanları bu inançsızlığın tehlikesinden kurtarmak ve onları Allah a ve ahirete yöneltmek için Risale-i Nur denilen nevine münhasır Kur an tefsirini yazarak insanoğluna ithaf etmiştir. Said Nursi Hazretleri Risale-i Nur u yazarken işin vahametini şöyle anlatmıştır: Bir tek gayem vardır: O da, mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda bolşevik baykuşlarının seslerini işitiyoruz. Bu ses, âlem-i İslâmın imân esaslarını zedeliyor. Halkı, bilhassa gençleri imansız yaparak kendisine bağlıyor. Ben bütün mevcudiyetimle bunlarla mücâdele ederek gençleri ve Müslümanları imana dâvet ediyorum. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum. Bu mücahedemle inşaallah Allah huzuruna girmek istiyorum. Bütün faaliyetim budur. Bediüzzaman hiçbir engeli tanımamış. Savaş cephesinde, at sırtında, esarette, zindan köşelerinde, münferit hapislerde, sürgünlerde, kâğıt bulamadığı zaman kibrit kutuları üzerinde bu risaleleri yazmış. Onun fedakâr Nur talebeleri de Üstadlarını yalnız bırakmamışlar, hapishaneleri de medrese-i Yusufiye ye çevirerek İslam literatürüne yeni bir kavram kazandırmışlardır. Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur da iman ve inanç üzerinde durmakta her şey ile Yaratıcı arasında bir bağlantı kurmakta ve her şeyin Allah ın varlığına ve birliğine delalet ettiğini ispatlamaktadır. İnsanı yöneten ve yönlendiren, rotasını çizen inançtır. Bediüzzaman bütün varlıkların hepsini Yaratıcıya, Allah a bağlamaktadır. Çünkü merkezde iman var, merkezde Allah var. Örneğin; cansız, akılsız, bilgisiz ve yeteneksiz olan topraktan onlarca mühendisin dahi beceremediği muhtelif tat, koku ve renklerde meyve çiçek ve ağaçların güvermesinin Allah ın varlığını ve birliğini 10 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
SEMPOZYUMLAR nasıl gösterdiğini tasvir ve tahlil eden Bediüzzaman adeta insan aklını büyülemektedir. Said Nursi nin habbe, zühre, şule, şemme, zerre, katre gibi unsurları da birer risalede tahlil etmesi ve bunları Halıkı Zülcelalin varlığına ve birliğine nasıl delalet ettiklerine açıklama tarzı da insan aklını hayretler içerisinde bırakmaktadır. Bediüzzaman günlük hayatta haşir neşir olduğumuz durumları farklı bir şekilde, farklı bir üslupla anlatıyor. Risale-i Nur u okuyan bir insan bastığı toprağı artık farklı görüyor. Örneğin bir toprağa onlarca ayrı ayrı tohum atıyorsunuz ve attığımız o tohumlarda çizilmiş İlahî projeye göre bu toprak, farklı bir şekilde çiçek, ağaç, meyve vs. o tohumun içindeki projeye göre onu yetiştiriyor. Bediüzzaman bunu izah ediyor ve bunu anlamak için mühendis olmaya da gerek yok. Herkes bunları görüyor ve herkes biliyor ve Bediüzzaman ın bu izah tarzını kavrayabiliyor ve anlayabiliyor. Risale-i Nur u okuyan biri bunları taş toprak vs. olarak görmüyor, bunları sanat eseri olarak görüyor. Risale-i Nur daima Allah ı ispata yönelik bir tefsirdir. Çünkü insan Allah a yönelirse, Allah ı tanırsa dolaylı olarak ahirete de inanmış olacak, ahiretin sonsuzluğunu yaşamış olacak ve sadece Yaratıcısına ve ahiretine yönlenmiş olacaktır. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 11
SEMPOZYUMLAR Güneydoğu Asya da Risale-i Nur Sempouzyumu İstanbul İlim ve Kültür Vakfı nın Cakarta da düzenlediği Risale-i Nur Işığında Medeniyetin Canlanışı konulu sempozyumda, Said Nursi nin İslam a olan hizmeti detaylı bir şekilde tartışıldı. Dünyanın en büyük Müslüman ülkesi Endonezya, Bediüzzaman Said Nursi yi konuştu. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı nın (İİKV) başkent Cakarta da Endonezya Şerif Hidayetullah İslam Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği Risale-i Nur Işığında Medeniyetin Canlanışı konulu sempozyumun açılışında konuşan Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Betaina Muflih, Bediüzzaman ın iman hakikatlerini temel alarak kaleme aldığı eserlerinin Müslümanlara yol gösterdiğini söyledi. İslam âleminin 19. yüzyıldan itibaren bilim, kültür ve teknoloji eliyle iman hakikatlerinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Muflih, Risale-i Nur un buna geçmişten bugüne güçlü bir şekilde karşı koyduğunu vurguladı. Bediüzzaman ın kullandığı iletişim teknikleri, iman hakikatlerinin toplumun tüm katmanları tarafından kolaylıkla anlaşılmasını sağlıyor diyen Muflih, Öğrenilen bu hakikatler, Bediüzzaman ın yaşadığı devirde karşılaştığı güçlüklerle birlikte ele alındığında, günümüzdeki sorunlar karşısında güçlü durabilmemizi sağlıyor dedi. Toplumsal Bütünleşme Bediüzzaman hakkında sunum yapan Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi nden Seyid Muhammed Muhsin de, Risale-i Nur un toplumda ayrışmayı değil bütünleşmeyi hedeflediğinin altını çizerek, Bediüzzaman ın toplum içinde ayrışmaya neden olabilecek her türlü davranıştan uzak durulmasını istediğini söyledi. Sempozyum boyunca Risale-i Nur penceresinden İslam medeniyeti, adalet, refah ve ümmet konularında birçok oturum gerçekleştirildi. 12 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
SEMPOZYUMLAR TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 13
SEMPOZYUMLAR GONTOR MEDRESELERİ ZİYARETİ İİKV nin İkinci Evi İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, Endonezya ya ilk olarak 15 yıl önce Bediüzzaman ın talebelerinden Mustafa Sungur un da içinde olduğu bir heyet ile adım attı. İki ülke arasında bugüne kadar onlarca proje hayata geçirilirken bu projelerden sonuncusu ve en önemlisi ise Endonezya nın en büyük İslami eğitim kurumu olan Darusselam Gontor ile oluşturuldu. Gerçekleştirilecek projeye göre İhsan Kasım Salihi nin Arapça ya kazandırdığı Risale-i Nur Külliyatı Endonezya çapında 19 kampüste 20 bini aşkın öğrenciye derslerde özel olarak okutulacak. 14 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 15
İİKV SEMİNERİ BEDİÜZZAMAN IN DÜŞÜNCESİNDE MANEVİ CİHAD ANLAYIŞI Dr. Colin TURNER Durham Üniversitesi, İNGİLTERE Hepiniz vakfa hoş geldiniz. Bu vakıfta bulunmak her zaman güzel. Biz bu vakfa her geldiğimizde daima biz evimize geldik deriz. Bu içerisinde bulunduğumuz haftanın bizim için farklı bir anlamı ve farklı bir manası var. Biz bu hafta okuyoruz. Dünyanın değişik yerlerinden profesyoneller, akademisyenler ve araştırmacılar ile buradayız. Darü l Erkam dayız ve bu Darü l Erkam da Said Nursi nin kitaplarını okumaya ve onu anlamaya çalışıyoruz. Çünkü Said Nursi imanî kurtuluşun okumakta olacağını ortaya koymuştu ama bu herhangi bir okuma değil. Acaba bunun ne gibi bir anlamı var, sorusunu sorduruyor. Said Nursi ye göre okuma özel bir varoluşa göre yapılmalıdır. Özel manevi bir atmosferde, özel bir çerçevede olmalıdır. Said Nursi ye göre okuma eğer Allah adına olursa bir anlam kazanır. Bunun ne anlamı var? Bunu şöyle anlayabiliriz. Efendimiz (s.a.s) e ilk vahiy geldiği zamanı yani o vahyi akla getirirsek daha iyi anlayabiliriz. Efendimize gelen ilk söz Oku! idi. Peygamber Efendimiz: Ben nasıl okuyayım? Okuma yazma bilmiyorum demişti. Cebrail (as) dan cevap gelmişti: اق ر أ ب اس م ر ب ك ال ذ ي خ ل ق (Yaratan Allah ın adıyla oku!) Bunun anlamı neydi? Allah ın adıyla okumak ne anlama geliyor? İngilizcede okumanın başka bir manası da yorumlamak, tercüme etmektir. Dolayısıyla biz gelen bu ilk vahiyden Allah ın adıyla yorumla anlıyoruz. Neyi yorumlayacağız? Said Nursi diyor ki: Kâinat kitabını, Allah ın yarattığı kâinat kitabını Allah adıyla yorumla. Dolayısıyla okuduğumuz fizik, kimya, biyoloji vs. ilimler sadece okumak için okunmamalıdır. Allah ı anlamak ve Allah ı tanımak için olmalıdır. Said Nursi ye göre bu kâinat kitabının bir yazarı olursa bir anlam ifade eder. Yoksa herhangi bir anlam ifade etmez. Eğer kâinat kitabını mana-i harfi ile okursak karşımızdaki her şey canlanır, hayat bulur. Cansız, hayatsız olan varlıklar eğer Allah adına okunursa anlam kazanmaya ve bize bir takım manalar fısıldamaya başlarlar. Kâinattaki bütün mahlûkat bir kitap gibi bir mektup gibi bize kendi yazarını anlatıyor. Eğer bir insan mana-i harfi yerine mana-i ismi ile bakarsa yani elmaya elma olarak bakarsa, bir çiçeğe bir çiçek olarak bakarsa işte o zaman Allah ile bağları kopar ve karanlığa gömülür. Dolayısıyla inançsızlığa düşer. Yani mana-i ismi ile mahlûkata ve kâinata bakmak bizi veya bakanları inançsızlığa götürür. Kâinata ve içindekilere bakarken acaba onlar adına mı onlara bakıyoruz yoksa onları yaratan, onlara hayat veren, onlara renk veren, onlara can veren, onlara süs veren vs. adına mı bakıyoruz. Yani bu iki nokta kâinatta yolun ayrılma noktasıdır. Bu bakış açısı, bize 16 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
İİKV SEMİNERİ iki galeriyi gösterir. Bu galerilerin bir tanesinin içerisinde yansımalar, esma ül hüsnanın tecellileri, sıfatları, gücünü, güzelliklerini, ihsanlarını görmek ki bu bizi imana götürür. İkincisinde mahlûkata mahlûkat adına baktığımızda kâinat o mahlûkata indirgenmiş olur. Bu ikincisinde her şey kendi kendine kör tesadüfün, serseri tesadüfün ürünü veya mahsulü olarak görülür. İkinci perspektiften bakıldığında bütün kâinat o mahlûkatın fiziği ve kimyası içerisinde ne varsa onların içerisine indirgenmiş oluyor. Bir insan eğer Allah a inanmıyorsa o hiçbir şeye inanmıyor demek değildir. İnsan muhakkak ki fıtratı gereği bir şeye inanmak zorundadır. Allah a inanmayan kendine, nefsine inanıyordur veyahut ibadet ediyordur. Kendi isteklerine arzularına inanıyordur. Allah a inanmayan, Allah a istinat etmeyen, kendi kendisini nokta-i istinat yapacaktır. Öyle bir dünya ki biz hem zayıfız, hem fakiriz, hem aciziz. Öyle bir dünya ki burada ne gaye var, ne maksat var. Geçmiş de karanlık, gelecek de karanlık. Sonuç olarak büyük bir ümitsizlik. Eğer bizim vizyonumuz İlahî merkezli değilse, Allah merkezli değilse o zaman nefis merkezli olacaktır. Allah a inanmayan için herkesin kendisi kâinatın merkezidir. Ben kâinatın merkeziyim demesi, o insanın, ben koskocaman kâinata değerim demesi anlamına gelir. İşte o zaman da insanın ilah olması lazım. Dolayısıyla kâinatı mana-i harfi ile okuyamayan bir insan hayatının merkezine yaratanı değil de yaratılanları almak zorunda kalır. Dolayısıyla inanmayan insan, sorumluluklardan, ibadetlerden, helal haram ayrımından kendisinin hür olduğunu düşünür ve istediği gibi keyfi sefa bir yaşam sürer. Bu şekilde olan bir insan Allah a bağlı olmaktan Allah a ibadet veya itaat etmekten belki kurtulur. Ama mahlûkatlar adedince ilahlara ibadet etmek zorunda kalır. Bir insan kendisini kâinatın merkezine koysa kendisi dışındaki her şeyi de mecburi olarak oraya koyacaktır. Kendisinin haklı olduğunu gösterebilmek için bu inançsızlık inancında sadece kendi değerleri önünde eğilmeyecek, sair mahlûkatın da önünde eğilecektir. Dolayısıyla kendi egosunu tatmin etmeye çalışmayacak başka egoları da tatmin etmeye çalışacaktır. Dolayısıyla kâinatta milyarlarca sebep var. Biz onların esiri haline geliriz. Said Nursi nin bu manadaki mücadelesi yani manevi mücadelesi bir hedefe bir maksada yöneliktir. İnsana doğru okumayı, doğru yorumlamayı öğretmeye çalışmıştır. Mahlûkata, manalı, anlaşılması gereken bir kitap olarak bakmayı öğretmeye çalışmıştır. O kâinat kitabına, onun yazarı adına, yaratıcısı adına bakmayı öğretmiştir. Yani anlamsız, kaosun hâkim olduğu, karmakarışık, serseri tesadüf oyuncağı bir kâinat tasavvuru yerine, kâinata, Yaratıcının eseri olan İlahî bir kitap olarak bakmayı öğretmiştir. Oyunun iki sonucu vardır: inanmak veya inanmamak. Bunlardan hangisini tercih ediyoruz? İnanmayı mı? İnanmamayı mı? Bu da bizim gerçek manada insan olup olmadığımızı ortaya koyar. Said Nursi diyor ki: İman insanı insan eder; belki insanı sultan eder. Mademki durum böyle insanın esas maksadı, gayesi, hedefi iman ve duadır. Diğer taraftan inançsızlık insanı gayet aciz, canavar bir hayvan eder. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 17
İİKV EĞİTİMLERİ Risale-i Nur un Ana Temaları Eğitimi Pakistan, ABD, İngiltere, Zimbabwe, Güney Afrika, Malezya ve Hindistan gibi ülkelerden gelen öğrenci ve akademisyenlere Dr. Colin Turner tarafından 21-27 Nisan 2014 tarihleri arasında bir haftalık Risale-i Nur un Ana Temaları konulu Risale-i Nur eğitimi verildi. Toplam 16 öğrenci ve akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilen bu yoğunlaşmış Risale-i Nur eğitiminde Dr. Colin Turner, Gerlach Press den yeni çıkan Risale-i Nur un ana temaları üzerine kapsamlı bir eser olan kitabını esas alarak dersler verdi. Programda işlenen konular şöyleydi: Tevhid, Vücud ve Varlıklar, Tabiat ve İlliyet, Gaybın Veçheleri: Hayat, Ruh ve Melekler, Kâinat içinde İnsan: Nursi ve Ene, Vahiy ve Peygamberlik, Kur an-ı Kerim ve Hz. Muhammed, Ahiret, İman ve Küfür, İbadet ve Salih Amel, Maneviyat, Kader ve Cüzî İrade, İhlas ve Uhuvvet, Muhabbet, Ameli Hikmet ve Teoloji, Medeniyet, Siyaset ve Cihad. 18 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
İİKV EĞİTİMLERİ Eğitim Programı Kapsamında Fırıncı Ağabey ile Rüstempaşa Medresesinde Buluşma. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 19
ULUSAL FAALİYETLER BEDİÜZZAMAN NE YAPMAK İSTEMİŞTİ? İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve Erzincan Gündüzalp Kültür ve Eğitim Vakfı nın ortak organizasyonu ile Erzincan 13 Şubat Spor kompleksinde Bediüzzaman Ne Yapmak İstemişti konulu panel yoğun bir katılım ile gerçekleştirildi. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, dünya genelinde ve Türkiye de Bediüzzaman ve Risale-i Nur üzerine yaptığı faaliyetlere bir yenisini daha ekledi. Erzincan Gündüzalp Kültür Eğitim Vakfı nın ortak organizasyonu ile Bediüzzaman Ne Yapmak İstemişti? konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak katılan akademisyenler, Bediüzzaman ın hayat tarzı ve insanlık için verdiği mesajları ele aldı. Mehmet Fırıncı Ağabey, Erzincan Belediye Başkanı Cemalettin Başsu ya Plaket Verirken Mehmet Fırıncı Ağabey, Erzincan Valisi Abdurrahman Akdemir e Plaket Verirken 13 Şubat Spor Salonu nda düzenlenen panel, Kur an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Erzincan Gündüzalp Kültür Eğitim Vakfı Başkanı İsmet Yıldırım ın selamlama konuşmasının ardından söz alan Erzincan Müftüsü Galip Akın, alimin bulunduğu toplumda, yaşadığı çağdan ve asırdan sorumlu olduğunu ifade etti. Akın, Âlim, hep bunun derdiyle dertlidir. Böyle olmalıdır. Dünyanın gidişatından, insanlığın derdinden haberdar olmadan ilim ehli olunmaz. Derdi nedir, bu çağda hangi dert varsa o dertle iştigal etmesi âlimin bir borcudur. İşte biz bunları Bediüzzaman ın yaşantısında görüyoruz ve yazdıklarını okuyoruz. dedi. Bediüzzaman ın yaşamına dair bilgiler veren Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy, Bediüzzaman Said-i Nursi büyük bir alimdir, büyük bir düşünürdür, büyük bir ilham sahibidir. Büyük bir iman ve dava adımıdır. Onun davası sadece sözler ve yazdığı eserlerden ibaret değildir, onun davası söylediği gibi, yazdığı gibi hâsılı inandığı gibi yaşamak ve başkalarının aynı iman ve şuurla yaşamasını temin etmektir. Bediüzzaman imanını, fikirlerinin, ilminin gereğini her zaman yaşantısıyla sözleriyle, eserlerine yerine getirmiştir. açıklamasında bulundu. 20 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
ULUSAL FAALİYETLER Üstad Said Nursi Hazretleri ni anlayabilmek için onun yaşadığı günleri, yılları iyi tahlil etmek lazım diyen AK Parti Milletvekili Sebahattin Karakelle ise Bediüzzaman ı bir hizmet ve gönül adamı olarak değerlendirdi. Karakelle, O bir asrın adamı. O aynı zamanda bir vatanperver, bir milliyetperverdir. Bediüzzaman ı anlayabilmek için, onun hayatını iyi tahlil etmek, günümüzden kıyamete kadar İslam alemine İslam ın nurunu saçan eserlerini okumak ve anlamaya çalışmakla mümkün olacaktır. O hayatının hiçbir döneminde, hiçbir zamanında İslam ın nurundan istifade edememişlerle olmamıştır. O hep mazlumlarla birlikte olmuş. Hep onların sesi, nefesi olmuştur. Hayatının merkezine bunlarını yerleştirmiştir. dedi. Erzincan Valisi Abdurrahman Akdemir ise panelimizde şu görüşlerini sundu: Asrımızda gerçekten dinimizin nasıl samimi bir şekilde yaşanacağını, en somut şekilde yaşantısıyla, eserleriyle gösteren Üstad Bediüzzaman Hazretleri ni ve öğrencilerini rahmetle anıyorum. Onu hayatı hep sıkıntılar içinde, hapishanelerde ve mahkeme salonlarında geçmiş, sürgünlerden sürgünlere gitmiş, ama hiçbir zaman şikayet etmeden derdini ve davasını seven büyük bir İslam alimi olarak tanıyoruz. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 21
ULUSAL FAALİYETLER İkinci Erzincan Bediüzzaman Günleri Kapsamında Bediüzzaman Sergisi Açılırken Bediüzzaman Hazretleri nin talebelerinden Mehmet Fırıncı da salondaki davetlilere kısa bir selamlama konuşması yaptıktan sonra Üstad Bediüzzaman Said Nursi nin yaşamından birkaç kesit anlattı. Açılış konuşmalarının ardından, başkanlığını Prof. Dr. Faris Kaya nın yaptığı Bediüzzaman Ne Yapmak İstemişti? konulu panele geçildi. Panele konuşmacı olarak; Erzincan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Dölek, Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Küfrevioğlu, İngiltere Durham Üniversitesi nden Prof. Dr. Colin Turner ve Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Göktaş katıldı. Katılımın yoğun olduğu panelde panelistler, Bediüzzaman Hazretleri nin yaşadığı yıllarda çektiği sıkıntılar ve o zamandan günümüze verilen mesajlar konusunda bilgiler aktardı. 22 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
KİTAP FUARI Vakıf Yayınları 33. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarında Vakfımız iktisadi işletmesine ait Vakıf Yayınları, her yıl Ramazan ayında Beyazıt Meydanında kurulan Türkiye Kitap ve Kültür Fuarında (bu yıl ilk defa) yer aldı. 27 Haziran 23 Temmuz 2014 tarihlerinde açık kalan standımızda Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursi üzerine yayınlanan eserler sergilenmiş, satışı yapılmış ve ayrıca vakfımızı ve dünya genelindeki hizmet haberlerini içeren Vakıf Bültenler ve CD ler ücretsiz olarak hediye edilmiştir. Ayrıca Vakıf faaliyetlerini anlatan sinevizyon gösterimi fuar boyunca standımızda özel bir ekranda sürekli dönmüştür. Fuar boyunca standımız yerli ve yabancı ziyaretçilerin akınına uğramıştır. Özellikle standımızda vakfımıza gönül vermiş ve İngilizce, Arapça ve Kürtçe dillerine hakim genç kardeşlerimizin nöbetleşe stantta görev almaları bizi fuar alanında diğer katılımcılardan ayırmıştır. Örneğin; İngilizce bilen bir turist ya da yabancı ziyaretçi fuar alanına geldiği zaman diğer katılımcılar ve kuruluşlar bu kişileri vakfımız standına yönlendirmekteydi. Sürekli aktif ve ziyaretçilerimizin bulunduğu standımızda sadece kitap satışı ya da broşür dağıtımı değil, Risale-i Nur ve Said Nursi üzerine sorulan sorulara da makul cevaplar ve yönlendirmelerde bulunuldu. Sonuç olarak bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz bu fuar çalışmasında bir kez daha şunu anladık ki ekilen tohumlar filizlenip meyve vermektedir. Bu anlamda yapılan çalışmalar her ne kadar yeterli olmasa da hizmetlere vesile olmaktadır. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 23
KONFERANS 6. GENÇ AKADEMİSYENLER KONFERANSI 2009 dan itibaren her yıl düzenlenen Uluslararası Genç Akademisyenler Konferansı nın bu yıl altıncısı 14-15-16 Haziran 2014 tarihlerinde, İstanbul da gerçekleştirildi. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı nın düzenlediği konferansta, dünya genelinde Risale-i Nur ve Said Nursi üzerine çalışma yapan doktora ve master öğrencileri ile değerli bilim insanları buluştu. İngilizcesi düzenlenen konferansın Arapçası ise 20-24 Haziran 2014 tarihlerinde İstanbul ve Bursa da yapılacak. İngilizce konferansa Amerika, İngiltere, Hindistan, Sri Lanka, Pakistan, Malezya, Güney Afrika ve Türkiye den Nursi Çalışmaları alanında master veya doktora yapmakta olan 60 ı aşkın genç akademisyen katıldı. Bu genç akademisyenlere yol gösterici mahiyette Nursi Çalışmaları alanında uzman profesörler de birer sunum yaparak akademik makalelerin nasıl yazıldığını anlattılar. Nursi Çalışmaları alanında başka örneği olmayan bu konferansta genç akademisyenler, Said Nursi ve Risale-i Nur ile ilgili çalışmalarına dair tebliğler sunarken; Amerika Birleşik Devletleri Virginia İlahiyat Okulu ndan Prof. Dr. Ian Markman, İngiltere Durham Üniversitesi nden Prof. Dr. Colin Turner ve Yıldız Teknik Üniversitesi nden Prof. Dr. M. Sait Özervarlı, Singapur Milli Üniversitesi nden Prof. Dr. Farid Alatas, Kayseri Erciyes Üniversitesi nden Prof. Dr. Ahmet Kayacık ve Süleyman Demirel Üniversitesi nden İsmail Latif Hacınebioğlu gibi bu alanda uzmanlaşmış bilim adamları, öğrencilere akademik anlamda yol gösterebilmek için seminerler verdiler. 3 gün süren konferansta, her gün sabah ile öğleden sonra olmak üzere ikişer öğrenci sunum yaptı. Tüm sunumların yanı sıra, tartışma bölümleri de İngilizce olarak yapıldı. 24 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
KONFERANS Sunumların bazılarının başlıkları şöyle idi: Anna Mary Taylor, Nimatullahi Sufi Order School of Thought, İNGİLTERE Nissalı Gregory, Nursi, Rumi ve Nimatullahi Tarikatının Kesişen Ahlaki Düşünceleri Mehraj ud Din Butt, University of Kashmir, HİNDİSTAN Bediüzzaman Said Nursi ye Göre Dinî Çoğulculuk Muhammed Sayyed Muhsin, International Islamic University, MALEZYA Said Nursi nin Esaretteki Girişimleri: Çağdaş Müslümanlar için Şümullü Bir Yol Gösterici Shumaila Majeed, University of Punjab, PAKİSTAN Eğitim Sisteminin İhya Edilmesi: Bediüzzaman Said Nursi nin Hayat Boyu Süren Mücadelesi Salih Sayılgan, The Catholic University of America, ABD Nursi nin Pastoral Teolojisini Keşfetmek: Mahkûmlar Örneği Muhammad Akram Ummu Rooman, South Eastern University, SRİ LANKA Sri Lanka da Azınlık Olan Müslümanların Sorunlarına İmam Bediüzzaman Said Nursi nin Hutbe-i Şamiye sinden Çözümler Zübeyir Nişancı, Loyola University, ABD Sekülerizmin Felsefi Esaslarına Said Nursi nin Cevabı İhsan Altıntaş, Jawaharlal Nehru University, HİNDİSTAN Hindistan da Gelişen Charvaka Materyalizminin Eleştirel Analizi ve Said Nursi nin Görüşleri Ali Ağcakulu, Yıldız Teknik Üniversitesi, TÜRKİYE Bediüzzaman ın Medreset-üz Zehra Projesi İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından geleneksel olarak düzenlenen bu konferans sonrası gala yemeği, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Rüstempaşa Medresesi nde yapıldı. Gala yemeğinde akademik camiadan, iş dünyasından ve daha birçok sektörden bu işe gönül vermiş insanlar bir araya geldi. Bediüzzaman Said Nursi nin yaşayan talebelerinden ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı nın mütevelli heyet başkanı olan Fırıncı Ağabey in Tüm Tebliğleri de bir konuşma yaptığı yemek programında icra kurulu başkanı Prof. Dr. Faris Kaya ve diğer akademisyenler de birer konuşma yaptı. Bunun yanı sıra Amerika dan misafir olarak gelen 15 kişilik bir grup da programa iştirak ettiler. Risale-i Nur üzerine uzmanlaşmış akademisyenler de birer konuşma yaptılar. Genel olarak verdikleri mesaj; bütün dünyanın Kur an-ı Kerim in tefsiri olan Risale-i Nur a ihtiyaç duyduğuydu. Kanalımızdan izleyebilirsiniz. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 25
KONFERANS Genç Akademisyenerin Ardından; Nur Shakeenah Thomas, Malezya Nursi güzel eserler kaleme almış. Böylesi kelimeler ancak zeki bir dimağın, latif bir ruhun eseri olur. Şu anda doktora tezimi Said Nursi nin Ahlak a Olan Yaklaşımı üzerine yapıyorum. Bu çalışmamda ümit ediyorum ki Said Nursi ve Nur toplumu hakkında daha çok şey öğreneceğim. Anees Ahmad, Malezya Risale-i Nur, her soruna bilhassa Müslüman âleminin sorunlarına ışık tutmuştur. Nursi nin fikirlerini neşretmemiz bunları nasıl eyleme dökeriz hususunu da titizlikle düşünmemizi gerektirir. Fikirleri sayesinde sorunlarımızı bir şekilde çözeriz. Mesele icraatta. Birçok konferans yaparız; fakat daha fazlasını yapmalı bu fikirleri eyleme geçirmeliyiz. Rosalie Sroczynski Smith, ABD Farklı bir dini kimliği tanımaya çalışmakta ve aynı zamanda dinlerin ortak yönlerini öğrenmekle harika bir iş yapıyorlar. Buradaki insanlar, ABD deki birçok insanın negatif, eğitimsiz bakış açısından ziyade birbirleri hakkında güzel düşünmeyi teşvik ediyorlar. Buraya gelişimizin ilk akşamı, vakıf civarında çok küçük ve eski bir camiye gittik. Derin duygular yaşadım. Çok iyi karşılandık. O akşam namaz kılmaya gittiler. Harika bir başlangıç oldu. Nazema Ahmad, Güney Afrika Stephen Wayne Gentle, ABD Aydınlanmak, Türkiye, Nursi ve İslam ı öğrenmekle ilgili beklentilerim yüksekti. Hem çok öğrendim hem de Türklerin benim gibi insanlara duyduğu büyük muhabbet ve alakayı da gördüm. Misafirperverliğiniz, ağırlamanız ve güzel örnek olduğunuz için Vakfa minnettarım. Türklere büyük muhabbet duyarak, İslam ı tanıyıp ona hayran kalarak ABD ye dönüyorum. Büyük bir umut içerisindeyim ki Allah güzel şeyler nasip edecek. Formatı çok sevdim. Sunumlara zaman ayrılması güzel. Bu formatın araştırma sürecinin gelişmesine uygun bir zemin olduğunu ve diğer fikirlere değer katacağını düşünüyorum. Çünkü Risale-i Nur engin bir derya. Safiya Ataya Samman, ABD Müslüman ım ve ABD de bir çalışma grubundayım. Eşsiz bir formatta hem Hıristiyan hem de Müslüman bay bayan kardeşlerimle konuşma fırsatı bulmam çok önemli. ABD de Hıristiyan arkadaşlarımla her gün beraberim, fakat bu deneyim hepimiz için çok ilham verici ve eğitici oldu. 26 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
STUDY TOUR Risale-i Nur Eğitimi Amerika da Ders Kredisi İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve Virginia Theological Seminary tarafından organize edilen, Washington Theological Consortium bünyesinde Engaging in a World of Difference - Study Tour to Istanbul, Turkey konulu eğitim programı kapsamında Amerika Birleşik Devletleri nden çeşitli ilahiyat okullarından öğrenciler ve akademisyenler Türkiye de İslam ı ve Risale-i Nur u tanımak üzere İstanbul a geldiler. Bu yıl ikincisi yapılan ve her yıl düzenli olarak gerçekleştirilmesi planlanan eğitime yaklaşık 20 Müslüman ve Gayrimüslim ilahiyatçı akademisyen ve öğrenci katıldı. Bu program kapsamında öğrenci ve akademisyenlere çeşitli günlerde Prof. Dr. Ian Markham, Prof. Dr. Colin Turner, Dr. Şükran Vahide, Prof. Dr. Faris Kaya, Ercüment Asil ve Zübeyir Nişancı birer seminer verdiler ve Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi ve vakfımız başkanı Mehmet Fırıncı Ağabey de bir konuşma yaptı. Ayrıca program kapsamında İstanbul Müftü yardımcısı Sabri Demir katılımcıları makamında ağırlayarak Türkiye de Din Devlet İlişkileri konulu bir seminer verdi. Öğrenciler, okullarında 3 ders kredisi olarak kabul edilen bu eğitim turunda gördükleri ders ve seminerleri dikkat ve ilgiyle takip ettiler. Bu programa katılan öğrenciler ayrıca 14-16 Haziran tarihlerinde bu yıl altıncısı düzenlenen Risale-i Nur üzerine master ve doktora yapan genç akademisyenler programına da katıldılar. İstanbul Müftülüğü Ziyaretinden... Eğitim Programı Kapsamında Çeşitli Camiler ve Tarihi Mekanlar da sziyaret Edildi. (Eyüp Sultan Ziyaretinden Bir Kare) TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 27
KONFERANS 6. İSLAM DÜNYASI GENÇ AKADEMİSYENLER KONFERANSI 2009 dan itibaren her yıl düzenlenen Uluslararası Genç Akademisyenler Konferansı nın bu yıl altıncısı 20-24 Haziran 2014 tarihlerinde, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve Bursa Kültür Vakfı sosyal tesislerinde gerçekleştirildi. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve Bursa Kültür Vakfı nın ortaklaşa düzenlediği konferansta, dünya genelinde Risale-i Nur ve Said Nursi üzerine çalışma yapan doktora ve master öğrencileri ile değerli bilim insanları buluştu. Bu sene de ilk yıllardan farklı olarak konferans tamamen Arapça yapıldı. İngilizce konferans, 14-15-16 Haziran 2014 tarihlerinde bir hafta öncesinden yapıldı. Arapça konferansa Malezya, Hindistan, Cezayir, Fas, Sudan, Irak, Mısır, Nijerya, Suriye, Yemen ve Türkiye de Nursi Çalışmaları alanında master veya doktora yapmakta olan 30 u aşkın genç akademisyen katıldı. Bu genç akademisyenlere yol gösterici mahiyette Nursi Çalışmaları alanında uzman profesörler de bu öğrencilere rehberlik yaparak akademik makalelerin nasıl yazıldığını anlattılar. Nursi Çalışmaları alanında eşsiz olan bu konferansta genç akademisyenler, Said Nursi ve Risale-i Nur ile ilgili çalışmalarına dair tebliğler sunarken; Prof. Dr. Aşrati Süleyman (Cezayir), Prof. Dr. Mamoun Jarar (Ürdün), Prof. Raad (Irak), Prof. Dr. Nejeeb Soudi (Yemen) ve Dr. Aşraf Raffa (Mısır) gibi Arap dünyasının çeşitli ülkelerinden bu alanda uzmanlaşmış bilim insanları, öğrencilere akademik anlamda yol gösterdiler. 5 gün süren konferansta, her gün sabah ile öğleden sonra olmak üzere ikişer oturum düzenlendi. Tüm sunumların yanı sıra, tartışma bölümleri de Arapça olarak yapıldı. 28 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
KONFERANS TEBLİĞLER VE KONU BAŞLIKLARI 1- Suad Duzfani Risale-i Nur un İslam Medeniyetini Canlandırmada Rolü; Türkiye ve Malezya Tecrübeleri 2- Abdusselam El Enisi Said-i Nursi nin Dini Hitap Hatları 3- Rabhi Ali Risale-i Nur Yoluyla Nursi Hikmeti; Sözler Örneği 4- Abdulkadir Lebiz Said Nursi nin Sosyal Çalışmayı Canlandırma Yöntemi 5- Abu Iruh Bekir Said-i Nursi nin Risale-i Nur Yoluyla Astronomiye Katkısı 6- Mohamed Mendil Bediüzzaman da İhtilaf Kavramları ve Kuralları 7- El Emrani El Edrisi Said-i Nursi nin Risale-i Nur Yoluyla Davet Yöntemi 8- Moh Amed Musa El Seyid Said-i Nursi nin Hürriyet Kavramı ve Şekli 9- Salim Hasan Zubyeni Said Nursi nin Kazanç ve Lütuf Hakkında Davet Stratejisi 10- El Edrisi Abduleziz Said Nursi de İnsan Yapısı 11- Mehasin Elbedevi Bediüzzaman ın Davet Çabası 12- Adem Ahmad Mohamed Ibni Fuda En Niceri Telifleri ve Said-i Nursi nin Yoluyla Güvenli Korumada Kuran Yöntemi Arasındaki Mukayese 13- Mohamed Osman Said-i Nursi nin Eserlerinde 20.Yüzyılda İslam Fikrinin Tecdidi 14- Bişru Abdullah Said Nursi Sözler Risalesinde İman Terbiyesi 15- Isra Salih Said-i Nursi Şahsiyetinin Oluşmasında Kur an ın Etkisi 16- Huda Leğzavi Said-i Nursi nin Islah Projeleri Tüm Tebliğleri Kanalımızdan izleyebilirsiniz. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 29
KONFERANS Bursa Kültür Vakfı Sosyal Tesislerinde İki Günlük İlmi Oturumlar İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve Bursa Kültür Vakfı tarafından geleneksel olarak düzenlenen bu konferans sonrası gala yemeği, Bursa da düzenlendi. Gala yemeğinde akademik camiadan, iş dünyasından ve daha birçok sektörden bu işe gönül vermiş insanlar bir araya geldi. Bediüzzaman Said Nursi nin yaşayan talebelerinden Ali Çakmak Ağabey ve Mehmet Fırıncı Ağabeyin de birer konuşma yaptığı yemek programında misafir akademisyenler de birer konuşma yaptı. 30 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
İslam Dünyası Genç Akademisyenerin Ardından; Isra Salih, Sudan KONFERANS Kur an ın Nursi nin şahsiyetine etkisi dair araştırmalar, iyi bir İslam toplumu yetiştirmede ailenin rolünün önemine dikkat çeker. Nursi 10 yaşından önce Kur an a talebe olur. Bu iyi aile ona, Kur an eğitimi ve İslami ilimlerin temellerini atmıştır ve nasıl dengeli bir karaktere sahip olunacağını öğretmiştir. Onun gençliğinde de cihad ve fedakârlık görülür. Muhammed Mendil, Fas Nursi ye göre İslam daki farklılıkların hedefi, tıpkı orduda olduğu gibi, tanıştırmak ve kaynaştırmaktır. Ayrıştırmak değildir. Ordu da alt bölümlere ayrılmıştır ama esasında birdir. İslam toplumunun durumu da böyledir. Bu, düşmanlık demek değildir. Bu, her grubun belli bir görevi yaptığında tüm parçaların bütünleşip tek bir görevi yapmasını sağlamak demektir. El Emrani El Edrisi, Fas Nursi Risale-i Nur un hakikatini şöyle açıklıyor: Risale-i Nur un kaynağı Kur an ayetleridir ve kaynağını doğunun ya da batı ilim ve sanatından almamıştır. Bilakis o Kur an ın manevi bir mucizesidir. Özellikle de bu zamanda Risale-i Nur imanî ve Kur anî bir okul kurmayı başarmıştır ve insanların çoğunu şaşkınlıktan, kaybolmaktan ve cehaletten kurtarmıştır. Prof. Dr. Aşrati Süleyman, Cezayir Abdulhamid in veya Sultan Vahidettin in son Osmanlı padişahı olduğunu düşünmüyorum onlardan sonra buraya büyük ve ruhi bir sultan gelmiştir ki o da Said Nursi dir. Endonezya, Cakarta, Cezayir ve İngiltere de minaresi olan büyük bir camiye girdiğimde, biliyorum ki bu yapının bir mimarı var. Risale-i Nur, bu büyük camiler gibidirler ve asrımızın mimarı da Said Nursi dir. Prof. Dr. Raad, Irak Said Nursi ve talebelerinin sürgün yılları ve hapishanelerdeki günleri ve çektikleri acılar ve tüm hayat boyu maruz kaldıkları zulümler bizim içindir. Bu güzel anlarımız içindir. Onların yaptıkları, bizim yaşadığımız ve hissettiğimiz iman selameti içindir. İnanıyorum ki Allah onlara sevap verecektir. Ben öyle hissediyorum ki şu anda Türkiye nin güzel günleri, istikrarı ve umutlu geleceklerinin müsebbibi Nursi nin çabaları ve Risale-i Nur dur. Herkes özellikle de Türkler, biz Müslümanlar onu hissetmeliyiz. Çünkü ancak Risale-i Nur la kaybettiğimiz Kur anî hayata yeniden dönebiliriz. TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 31
VAKFIMIZDA RAMAZAN VAKFIMIZDA RAMAZAN İFTARLARI İstanbul İlim ve Kültür Vakfı nın Merkez Vefa binası ile Rüstempaşa Medresesi nde geleneksel hale gelen iftar programlarına bu sene de katılım yoğun oldu. İftar programlarında, Risale-i Nur un doğuş ve neşir yıllarını anlatan ve nadir olarak bulunan orijinal el yazma risale örneklerinin sergilendiği Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi ve Rüstempaşa Medresesi nde bulunan Bediüzzaman Müzesi ziyaret edildi. Kur an tilaveti ile başlayan iftarlarımızda yemekten sonra İstanbul İlim ve Kültür Vakfı nın ilmî, akademik, sosyal ve kültürel faaliyetlerini tanıtan sinevizyon gösterisi izlendi. Programlara katılan Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi ve vakfımız başkanı Mehmet Fırıncı Ağabey ile Risale-i Nur dersleri yapıldı. Kardeş Vakıflar, İş Dünyası, Mezun Öğrenciler, Bursiyer Öğrenciler, Hanımlar, Sivil Toplum Kuruluşları, Akademisyenler, Yazarlar, Doktorlar ve Hukukçular gibi çeşitli gruplara ayrı ayrı zamanlarda verilen iftarlarda, vakıf hakkında görüşleri alınan katılımcılar, geleceğe yönelik proje ve çalışmalarından bahsettiler. Aynı zamanda Risale-i Nur merkezli faaliyetler konuşuldu. 32 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
VAKFIMIZDA RAMAZAN TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 33
MİSAFİRLERİMİZ VAKFIMIZA ULUSLARARASI İLGİ Malezya dan Misafirlerimiz Malezya dan Misafirlerimiz İngiltere den Misafirlerimiz Malezya dan Misafirlerimiz Cezayir den Misafirlerimiz 34 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014
MİSAFİRLERİMİZ Irak tan Misafirlerimiz Irak tan Misafirlerimiz Fas tan Misafirlerimiz Malezya dan Misafirlerimiz Fas tan Misafirlerimiz Fas tan Misafirlerimiz Malezya dan Misafirlerimiz TEMMUZ 2014 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ 35
Bediüzzaman Müzesi ni Ziyaret Ettiniz mi? RÜSTEMPAŞA MEDRESESİ Sururi Mah. Medrese Sok. No:2 PK: 34120 Eminönü Fatih İstanbul TÜRKİYE Tel: +90 212 527 81 84 Türkiye Finans Katılım Bankası EMİNÖNÜ ŞUBESİ (118) TL IBAN TR37 0020 6001 1801 0511 1700 01 EUR IBAN TR26 0020 6001 1801 0511 1701 02 USD IBAN TR53 0020 6001 1801 0511 1701 01 BANKA HESAP NUMARALARIMIZ AlBaraka Türk Katılım Bankası LALELİ ŞUBESİ (071) TL IBAN TR32 0020 3000 0208 7193 0000 01 EUR IBAN TR32 0020 3000 0208 7193 0000 03 USD IBAN TR32 0020 3000 0208 7193 0000 02 Vakfımızın Sosyal Ağları 36 İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI BÜLTENİ TEMMUZ 2014 @iikvorg /iikvorg /iikv /iikv /iikvorg /iikvorg