Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Dr. Aytekin Keleş Son yirmi yılda dünya hızla global bir ekonomik yapı haline dönüşmektedir. Her bir ülkenin ekonomisi ve ekonomik değişimleri birçok ülkeyi direkt ya da dolaylı olarak etkisi altına almaktadır. Günümüzde serbest ticaret anlaşmaları, gümrük tarifelerinde gerçekleştirilen indirimler, şirketlerin üretim ve satış ağlarının birçok ülkeye yayılması her bir ülkenin ekonomisinin birbirleri ile bağlantılı hale gelmesine yol açmıştır. 2007 yılında ABD de başlayan ve daha sonra birçok ülkeyi etkileyen küresel krizin Yunanistan ekonomisine negatif etkileri olmakla birlikte Yunanistan da yaşanılan ekonomik krizin temel nedenlerini Yunanistan ekonomisinin yapısal sorunlarında aramak çok daha doğru bir yöntem olacaktır. Yunanistan AB ne 1981 yılında üye olmuştur. Üye olduğu ilk yıllardan itibaren gerek GSYH gerekse diğer ekonomik göstergeler açısından AB içersindeki en zayıf ekonomilerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada Yunanistan AB içersinde ekonomik ve sosyal uyum için sağlanan fonlardan en çok faydalanan birlik üyelerinden biri olmuştur. Gerek bu fonlar ile Yunan ekonomisine aktarılan bazıları karşılıksız bazıları ise çok uygun koşullarda olan fonlar; gerekse ortak para kriterlerinin sağlanması için uygulanan sıkı para politikaları Yunanistan ekonomisinde dışarıdan bakıldığında bir büyüme veyahut olumlu gidiş havası vermiştir. Oysa Yunanistan ekonomisinin yapı taşlarına dikkatle bakıldığında bugün yaşanmakta olan krizin çok belirgin ve hızlı bir şekilde kendini göstere göstere geldiği görülmektedir. 2000-2010 yılları arasında Yunanistan ekonomisinde borç stoku GSYH nın yüzde yüzünün üzerinde olduğu görülmektedir. Bu oran diğer Birlik üyesi ülkelerin borç stoklarının olukça üzerindedir. Yunanistan da merkezi hükümet harcamaları hızla artarken merkezi hükümetin sağladığı vergi gelirlerindeki artışın çok düşük oranlarda olduğu görülmektedir. Yunanistan halen etkin bir vergi politikasını oluşturamamıştır. IMF raporlarına göre Yunanistan da serbest meslek sahiplerinin yüzde yetmişe yakını gelirlerini çok daha düşük vergi dilimlerinde beyan etmektedirler. Yunan Hükümeti gelir vergisini etkin bir şekilde tahsil edemediği için ürünlerin üzerindeki KDV oranlarını arttırmaya gitmekte bu durum ülke içersinde kayıt dışını arttırdığı gibi başta turizm olmak üzere pek çok sektörün uluslararası rekabet gücünü azaltmaktadır. Yunan ekonomisine dikkatle bakıldığında ihracat gelirlerinin son 10 yıl içersinde hızla azaldığı ve buna bağlı olarak cari açığın hızla büyüdüğü görülmektedir. Yunanistan en önemli gelir kaynaklarından birisi olan turizm alanında yüksek maliyet artışlarından dolayı Türkiye, Mısır ve Tunus gibi turistlere çok daha uygun koşullarda tatil olanakları sunan ülkelerle rekabette zorlanmış ve turizm gelirlerinde ciddi düşüşler yaşamıştır. Yunanistan ekonomisinin bir diğer önemli gelir kaynağı yine turizme bağlantılı olan liman gelirleriydi. Fakat gerek yüksek vergiler gerekse de Yunanistan Hükümetinin getirdiği bir takım yasal zorunluluklar deniz taşıma şirketlerinin seyahat güzergahlarını başta Đstanbul olmak üzere başka daha uygun maliyetli limanlara yönlendirmelerine neden olmuştur. 2009 yılı Yunanistan için belirleyici bir yıl olmuştur. Göreve gelen yeni hükümet daha önceki hükümetler döneminde yayınlanan ekonomik göstergelerin hatalı olduğunu belirtmiş ve başta bütçe açığı olmak üzere ekonomik rakamları revize etmiştir. Bu durum Yunanistan ekonomisindeki sorunların yüzeye çıkmasına ve gerek ülke içersinde gerekse uluslararası piyasalarda Yunanistan ekonomisi için soru işaretlerinin belirmesine neden olmuştur.
Yunanistan hükümeti kamu harcamalarında yaklaşık beş milyar Euro kısıntıya giden bir programı yürürlüğe sokmaya karar vermiş ve uygulamalara başlamıştır. Bu durum ülke içersinde çok yoğun tepkilere ve ülke çapında gösteriler düzenlenmesine neden olmuştur. AB Maliye Bakanları ve ekonomi kurmayları gerek Yunanistan hükümetinin ortaya koyduğu programın yetersizliği gerekse söz konusu programın uygulanmasında ortaya çıkan ciddi sıkıntılar üzerine Yunanistan a kırk milyar Euro ya yakın mali yardımda bulunma kararı almışlardır. Bu noktada AB üyesi ülkeler içersinde krizin yayılmasından endişe edildiği için başka ülkelerde mali destek sağlanması kararı alınmış ve Birlik fonları yetersiz kaldığından IMF den kaynak konusunda destek istenmiştir. Bu durum gerek Yunanistan da gerekse uluslararası finans çevrelerinde hararetle tartışılmaktadır. Yunanistan ın kısa vadede para döngüsünü devam ettirebilmek için AB ve IMF fonlarına gereksinmesi olduğu ve hatta bu fonlar gelmediği takdirde ülkenin iflasa gideceği de gerçektir. Fakat ekonomiye fon transfer edilmesi sorunu dondurmanın ötesinde hiçbir etki yaratmayacaktır. Yunanistan ekonomisindeki yapısal sorunların sadece fon sağlanarak yada uygulanabilecek sıkı para politikaları ile nihai surette çözülmesi mümkün değildir. Yapılması gereken,toplumsal uzlaşının sağlanması ile Yunan ekonomisinde yapısal reformlara gidilmesidir. Bu reformların hangi oranda ve ne surette uygulanacağı ülke içindeki dinamiklerin uzlaşısı ile belirlenmelidir. Bugüne baktığımızda AB den ya da IMF den gerek vergilerin arttırılması gerekse de maaşların düşürülmesine yönelik talep ve öneriler ise Yunan halkını olumsuz etkilemek suretiyle ülke içersinde protesto gösterilerinin hızla artmasına neden olmaktadır. Bu durum gerçekçi yapısal reformların uygulanmasını da olanaksız kılmaktadır. Geçmişte başta Türkiye, Arjantin, Rusya ve Brezilya olmak üzere pek çok ülke farklı boyutlardada olsa benzer ekonomik krizlerle karşılaşmışlardır. Bu krizlerin aşılmasında gerek yerel ülke dinamikleri, gerek AB ve IMF gibi kurumların ortak bir yol belirlemesi ve ortak bir program üzerinde uzlaşma sağlayıp hızla uygulamaya geçmesi gerekmektedir. Bugün Yunanistan Hazine Bonolorı pek çok Avrupa Bankasının portföylerinde bulunmakta, pek çok uluslararası şirketin Yunanistan da yatırımları bulunmaktadır. Dolayısı ile günümüz global ekonomik düzeninde hiçbir ülke tek başına kendisinden sorumlu olan bir noktada değildir. Yunanistan örneğinde olduğu gibi tek bir ülkede ortaya çıkan krizin başka ülkeleri ve piyasaları da olumsuz etkilemesinden önce gerekli önlemlerin uzlaşı ile süratle alınması gerekmektedir. AB ülkeleri Yunanistan da ortaya çıkan bu sorun üzerinde ciddiyetle durmakta ve sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. Yunanistan hükümetinin çok zorda kalması durumunda kendi para politikalarını bizzat belirlemek amacı ile Euro bölgesinden çıkacağını ilan etmesi riski tüm AB üyesi ülkeleri endişelendirmektedir. Bu tür bir çözümün kendi para politikalarını bağımsız olarak beliryemediklerinden şikayetçi olan diğer AB üyesi ülkeler için örnek teşkil etmesinden korkulmaktadır. Başta Yunanistan olmak üzere birkaç AB üyesi ülkenin Euro bölgesinden ayrılma kararı vermesi tek Avrupa hayallerinin uygulamada sona ermesi anlamına gelecektir. Bugün AB nin tek Avrupa oluşturma projesinin en temel noktası üye ülkeler arasında parasal birliğin sağlanması ve Euro bölgesinin oluşturulmasıdır. Bu noktada bir diğer endişe Yunanistan Hükümetinin iflasını açıklaması durumunda ellerinde çok miktarda Yunanistan bono ve tahvili bulunduran AB bankalarının uğrayacağı yüksek maddi kayıplardır. Gerek bu kayıplar gerekse de bir AB ülkesinin bu noktada kurtarılamadığının ortaya çıkması şu an durumlarından endişe edilen Đspanya, Portekiz ve Đtalya gibi ülkeler üzerinde ki risk katsayısının ve endişelerin artmasına yol açacaktır. Ekonomik krizin bu ülkelere de yayılması tüm AB ekonomilerini tehdit eden bir risk olarak karşımıza çıkacaktır.riskin AB ülkelerine yayılması ihtimali aynı zamanda global ölçekte bir krizin ortaya çıkacağı endişelerini arttıracaktır. Bu tehlikeyi gören diğer AB üyesi ülkeler Maliye Bakanları ve IMF; Yunanistan da ortaya çıkan riski daha fazla zarar
vermeden çözmeye çalışmaktadırlar. Şu an için yapılan Yunan ekonomisinin sadece batmasının önlenmesidir. Oysa Yunanistan ekonomisinde bulunan yapısal sorunlar aynen devam etmektedir. Gerek IMF gerekse AB üyesi ülkeler Yunanistan a sadece fon aktararak sadece günü kurtarmaktadırlar. Yapılması gereken Yunanistan içersinde gerek hükümet, gerek siyasi partiler gerek sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile ortak bir uzlaşının sağlanması, bir ekonomik program belirlenmesi ve bu program için AB üyesi ülkeler, IMF ve Dünya Bankası ndan destek fonlarının sağlanmasıdır. Bugün Yunanistan da yaşanan sorunun benzeri başta Đtalya, Đspanya ve Portekiz ekonomilerinde de bulunmaktadır. Yapısal eksikliklerin bu ülke ekonomilerine ve bağlantılı olarak global bir ekonomik krize yol açmadan gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Kriz dönemlerinde uygulamaya konulan para politikaları sadece günü kurtaran geçici çözümlerdir. Gerçek anlamda çözüm yapısal reform kararlarının toplumsal uzlaşı ile hızla alınması ve uygulamaya konmasıdır. Bugünün global ekonomik düzeni içersinde hiç bir ülke sadece kendisinden sorumlu değildir. Dr. Aytekin Keleş Mart 2013