Sinan ın Sanatında İnovasyon



Benzer belgeler
FETİH SONRASI OSMANLI MİMARLIĞINDA KLASİK DÖNEM

Araştırma Makalesi / Research Article MİMAR SİNAN CAMİLERİNDE MODÜLER SİSTEM

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.

Mimar Sinan ve Osmanlı Cami Mimarisinin Gelişimindeki Rolü

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

12. Hafta : Klasik Dönem Osmanlı Sanatı. Klasik Dönem Osmanlı Sanatı. Yıldız Demiriz

Mimar Sinan'ın Eserleri

CAMİ MİMARİSİ EMEVİLER EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ OSMANLI MİMARLIĞI

MĠMAR SĠNAN VE KLASĠK DÖNEM

SİNAN VE AKUSTİK TEKNOLOJİSİ. Ferhat ERÖZ 09/03/2014

PROF. DR. İLKER ÖZDEMİR YRD. DOÇ. DR. OSMAN AYTEKİN

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

MİMAR SİNAN. Hazırlayan : Doç. Dr. Yavuz Unat. Mimar Sinan

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Osmanlı Mimarisi ARCH 594 bahar

Mimar Sinan ve İstanbul un Silueti Prof. Dr. Suphi SAATÇİ

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ

Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Muhammed ERKUŞ. Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK

Yer İle Yalın Bir İlişki

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Prof. Dr. Ayşe Gülçin Küçükkaya

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ

SANAT TARİHİ NOTLARI OSMANLI MİMARİSİ-CAMİLER

Mimarlık ve Sanat Tarihi III (ICM 321) Ders Detayları

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 3 FATIMİLER-GAZNELİLER

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE VE RESTORASYON

Her güzelin bir kusuru var

Fotoğrafta kompozisyon fotoğraf çerçevesinin içine yerleştireceğimiz nesneleri düzenleme anlamına gelir.

Beylikler,14.yy. başı BEYLİKLER DÖNEMİ

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

1. MANSİYON; BORUSAN MANNESMAN ÖZEL ÖDÜLÜ;

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Mimarlıkta Dönüşüm ARCH 517 1/ Yard.Doç.Dr.Emiliano Bugatti

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN TÜRBESİ

SÜLEYMANİYE YENİLEME ALANI, 2. BÖLGE, 562 ADA, 11 PARSEL RESTİTÜSYON AÇIKLAMA RAPORU

mimariye giriş BaÜ mimarlık / 2005

Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması

Türk Sanat Tarihi (ICM 376) Ders Detayları

TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE ve RESTORASYON DERSİ. Restitüsyon Rölöve Restorasyon Rehabilitasyon Renovasyon

OSMANLI CAMİLERİNDE MEKAN KURGUSU AÇISINDAN KARE TABANLI BALDAKEN VARYASYONLARI ( YY.)

Dersin Amaçları Dersin İçeriği. Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Hafta Konu Ön Hazırlık Öğretme Metodu

Eskiz Defterlerimden Osmanlı Mimarisi

1.SINIF 1. YARIYIL 2. YARIYIL

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

4. HAFTA TEMELLER, DUVARLAR, KEMERLER, TONOZLAR VE KUBBELER

MİM IS 101 İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ I NORMAL MİM 211 MİMARİ TASARIM II * MİM 111 ÖZEL ÖZEL

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER

Roma mimarisinin kendine

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ

ERKEN OSMANLI SANATI. (Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar) Yıldız Demiriz

Mimarlık Tarihi ve Kuramı I (MMR 517) Ders Detayları

GEÇ DÖNEM OSMANLI MıMARİSİ. Yıldız Demiriz

FOSSATİ'NİN "AYASOFYA" ALBÜMÜ

MİMAR SİNAN'IN KÜÇÜK AMA

SWOT Analizi. Umut Al BBY 401, 31 Aralık 2013

Rönesans Heykel Sanatı

MODERN ÇİZGİLERİN ÇEKİCİ YANSIMASI

Tarih Boyunca Kent, Ticaret, Mekan (MMR 446) Ders Detayları

MİMAR SİNAN IN İLK YİRMİ BEŞ YILLIK DÖNEMİNDE ( ) İNŞA EDİLMİŞ, BAZI İSTANBUL CAMİLERİ NDE BULUNAN MAHFİLLER

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

BAKU OLİMPİK STADYUMU

Kente katbekat değer katan uzmanlık:

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ

İÇ MİMARLIK VE ÇEVRE TASARIMI BÖLÜMÜNDE ÇAP YAPACAK TÜM BÖLÜMLERİN ÖĞRENCİLERİ İÇİN ÇAP DERS PLANI

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ JANDARMA KARAKOLU

ÖZGEÇMİŞ. 2 Ünvanı : Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

Kurşunlu Camii. Kayseri deki Sinan. Kurşunlu Camii, klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri deki özgün eserlerinden biridir. 16.

Selimiye. Camii. M imar Sinan ın ustalık eseri. Yazı, fotoğraf ve resimler : Y. Müh. Mimar Bülent ÇETİNOR

Cumhuriyet Dönemi nde ;

Osmanlı mimarisinin oluşumuna etki eden faktörler nelerdir? Osmanlı mimari eserlerinin ihtişamlı olmasının sebepleri neler olabilir

Giriş: Temel Adımlar YAZILIM GELİŞTİRME YAŞAM DÖNGÜSÜ. Belirtim Yöntemleri. Belirtim Yöntemleri

Muhteşem Pullu

TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ VE SİT ALANLARININ KORUNMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ PROJELER VE PLANLAR NELERDİR?

Günümüzde 1. tepede Topkapı Sarayı, 2. tepede Nuruosmaniye Camisi, 3. tepede Süleymaniye Camisi, 4. tepede Fatih Camisi, 5. tepede Yavuz Sultan Selim

Taşıyıcı Sistem İlkeleri

Uzay kafes sistemlerin tarihsel gelişimi, deniz kabuklusunun geometrik yapısına duyulan hayranlıkla başlamıştır. Deniz kabuklusundaki logaritmik

Bitkilerle Alan Oluşturma -1

MMR 101 MİMARLIKTA TEMEL TASARIM I. Güz Dönemi Atılım Üniversitesi GSTMF Mimarlık Bölümü Lisans Programı 1.Yıl

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ. Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı

SİNAN KUBBELİ YAPILARINDA MEKAN ÖRTÜ SİSTEMLERİNİN YAPISAL DAVRANIŞI. Hüseyin BİLGİN 1

Temel Tasarım I (ICM 101) Ders Detayları

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR...

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

AKADEMİK YILI MÜFREDATI. 1. Dönem (Güz) 25 saat 2.Dönem (Bahar) 25 saat. Kodu Ders KREDİ AKTS Kodu Ders KREDİ AKTS

ANADOLU SELÇUKLU MİMARİSİ

TEMEL GRAFİK TASARIM AÇIK-KOYU, IŞIK-GÖLGE

Doğada ki en belirgin özelliklerine; İnsan vücudunda Deniz kabuklarında Ağaç dallarında rastlanır.

Lüleburgaz Sokollu Mehmed Paşa Camii nde oran strüktür ilişkisi

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ

Transkript:

Tasarım: Metin Keskin Sinan ın Sanatında İnovasyon Mimar Sinan, Türkiye deki mimarlık tarihi çalışmalarının yaklaşık yarısına konu oluşturan bir sanatçıydı. Mühendislikle birleştirdiği mimarlık yeteneği, yarım yüzyıllık kariyerinde bugün çoğu ayakta olan 400 dolayında eser bırakmasını sağladı. Onu Sinan yapan, yalnızca eserlerinin estetik değeri ya da sonu gelmez yeni biçim arayışı değildi. Sinan ın yapı teknolojisine armağan ettiği yeni çözümler de onu dünya mimarlık tarihinde ayrıcalıklı bir yere getirdi. Ona yenilikçi diyebilmemizi sağlayan, yapısal katkılarının kendisinden sonraki kuşakları, hatta günümüz mimarlarını bile etkilemesiydi. Oysa Sinan'ın 16. yüzyılda kullandığı yapım tekniği, kendinden önce var olandan farklı değildi. Ama konuştuğu mimarlık diline kattığı ve bu dili geliştiren işlevsel, biçimsel ve yapısal birçok yeni sözcük vardı. Peki, neydi bu sözcükler? Ya da Sinan ın getirdiği çözümlerden hangileri inovasyondu? BiLiMveTEKNiK 54 Kasım 2008

Sözlüklere en basit anlamda ortaya yeni bir şey koymak olarak giren, Türk Dil Kurumu tarafından Türkçe karşılığı yenileşim olarak verilen ama dilimizdeki kullanımı şimdilik çok da yaygın olmayan bir sözcük inovasyon. İnovasyon çalışmalarının ölçümü ve yeterliliğinin saptanması için OECD ve Eurostat ın birlikte hazırladığı ve son basımı 2005 te yapılan Oslo Kılavuzu na göreyse tanımı şöyle: Yeni ya da önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin, yeni bir pazarlama yönteminin ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyon yönteminin uygulanması. Süleymanname de yer alan ve Mimar Sinan ı Kanuni nin türbesinin inşaatının başında, elinde zira (mimarların kullandığı metre) ile gösteren minyatürden ayrıntı. Brunelleschi nin Floransa da 1436 yılında tamamladığı Duomo Katedrali nin kubbesi de mimari açıdan inovasyon niteliğindedir. bir bina tasarlamak, önceki yapılarda görülen sorunları giderebilmek, planda yapılacak değişikliklerle mekânsal sorunları çözmek ve işlevselliği artırmak inovasyon sayılabilir. Ancak dikkatli olmak gerek; çünkü kimi tasarımların yalnızca estetik değeri olduğunu ve bunları teknolojik bir yenilik olarak görmenin mümkün olmadığını belirtmeliyiz. Bu yazıda Sinan ın inovasyonlarını saptarken, yazılarında ve kitaplarında bu noktaya dikkat çeken mimarlık tarihçilerinden yararlandığımızı belirtelim. Başta Rowland Mainstone un Mimaride Yapı: Tarih, Tasarım ve İnovasyon adlı çalışması olmak üzere Jale Erzen, Godfrey Goodwin, Doğan Kuban, Gülru Necipoğlu gibi yazarların işaret ettiği noktaları inovasyon süzgecinden geçirerek buraya aktardık. Ancak bu noktalara geçmeden, Sinan ın eserlerini verdiği 16. yüzyıl öncesine göz atmakta yarar var. Çünkü onun Osmanlı ve Dünya mimarisine katkıları ancak bu şekilde anlaşılabilir. Sinan dan Önce İslam Mimarisi Sinan ın sözünü söylediği alan genel olarak mimarlık ve mühendislikti. Ancak bu alanlardaki katkısını incelerken özel olarak İslam mimarisinin gelişimine bakmak ve onun bu gelişimde durduğu noktayı belirlemek gerekir. Çünkü Sinan, eserlerini yaparken çağdaşı Rönesans mimarlarından daha farklı amaçlar güdüyordu. Örneğin Floransa Katedrali ya da Vatikan daki Saint-Pier Kilisesi nde mimarlar özellikle tek kubbeye vurgu yaparken Sinan ve öncellerinin cami yapımında temel kaygısı bölünmeyen, geniş bir mekân oluşturmaktı. İslam mimarisi 7. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar çok yol almıştı. Bu geleneğin en önemli mimari yaratısı cami olmuş, işlevi aynı olsa da biçimi, yapısı İnovasyonun tanımı da zaman içinde değişiyor ve yenileniyor; bu nedenle günümüzde bile hangi teknolojik etkinliğin inovasyon sayılabileceğini saptamak o kadar kolay değil. Teknoloji tarihi söz konusu olduğunda bu saptama daha da zorlaşıyor; çünkü hem koşullar çok farklı hem de o dönem için yeni olanın ne olduğunu bilmek gerekiyor. Örneğin, avuçların su içmek için çukurlaştırılmasını taklit ederek yapılan ilk kil çömlekler bir inovasyon olarak kabul edilebiliyor. Mimarlıkta inovasyonu tanımlamak da güç. Kullanılan malzemenin ya da yapım tekniğinin değişmediğini düşünürsek ki incelediğimiz dönem olan 16. yüzyılda Sinan, geleneksel malzeme ve yapım tekniğini kullanmıştır statik açıdan, önceki binalara göre daha güçlü Sinan öncesi önemli eserlerden İstanbul Bayezid Camisi nde iç mekanı oluşturan birimler tam bir bütünlük içinde değildir. Bunun nedeni birincil (kubbe altı) ve ikincil mekânların (kubbeyi çevreleyen bölümler) birbirine eklenmiş gibi tasarlanmasıdır. Kasım 2008 55 BiLiMveTEKNiK

Sinan ın Yapısal İnovasyonları Sinan, eserlerini oluştururken istediği sonuca ulaşabilmek için ilk başta yapıyı ele alıyor ve her eserinde farklı bir yapısal çözüm ortaya atıyordu. Eserlerinin önemli çoğunluğunu oluşturan camilerinin yapısal özelliklerine bakıldığında, tüm bu çözümlerin belli bir noktadan kaynaklandığı görülüyordu: çift çeper (cidar) sistemi. Ortadaki çardak ya da baldaken denilen çekirdek yapıyı çevreleyen ikincil öğeler, kemer ve payandalarla bu çekirdeğe bağlıdır. Sinan ın eselerinin en Sinan ın inşa ettiği ilk büyük cami olan Şehzade de mekan, ortadaki tam kubbeyi çevreleyen dört yarım kubbeyle dört yöne doğru genişler. ve büyüklüğü; farklı kültürlerin elinde farklı biçimler almıştı. Başlarda çok sayıda sütun üstünde taşınan düz bir örtü sistemi, 11. yüzyılda Persler in katkısıyla bir kubbeye kavuşmuştu. Selçuklu dönemi, aynı büyüklükteki küçük boyutlu kubbelerin yan yana yer aldığı ulu cami tipinin Anadolu daki yorumunu oluşturmuştu. Osmanlı dönemine geçilirken kubbe sayısı azalmış ve merkezdeki kubbeye vurgu artmıştı. Ayasofya dan ve Bizans geleneğinden de etkilenen Osmanlı mimarları, özellikle Edirne ve İstanbul da verdikleri örneklerde, artık tümüyle merkezi kubbe düşüncesini ele almaya başlamışlardı. Çünkü en iyi böyle bir örtü, camiye gelenleri enine uzun ve bölünmemiş bir çatı altında toplayacaktı. Bu tipteki camilerin Sinan dan önceki son önemli örneklerinden İstanbul Bayezit Camisi nde hâlâ çözüme kavuşmamış bir yapısal sorun, tam da bu noktada ortaya çıkıyordu. Yapının birimleri tam bir bütünlükten yoksundu. Örneğin yarım kubbeler ana kubbe üstüne eklenmiş gibi duruyordu; ortadaki tam kubbeyi taşıyan askı kemerleri de yarım kubbelerin altındaki bir düzeyde yer alıyordu. Bu da onları ortadaki mekândan soyutluyordu. Oysa Sinan ın ilk büyük camisi olan Şehzade, mekânı oluşturan parçaların bütünleşmesine iyi bir örnek oluşturuyordu. İşte bu noktada Sinan öncellerinden ayrılıyor ve mimarlık tarihindeki ayrıcalıklı yerini belli etmeye başlıyordu. Ortaya çıkan, tek kelimeyle inovasyondu. Süleymaniye Camisi planında 3 ile gösterilen kemer payanda sistemi sayesinde yapıyı ayakta tutan iç (1 ile gösterilen fil ayakları, askı kemerleri ve merkezdeki kubbe) ve dış (2 ile gösterilen payandalar, kemerler, dışarıdaki ayaklar ve bunları örten kubbeler) çeperler birbiriyle kenetlenmiştir. Aynı plan şemasına sahip Bayezid Camisi nde birbirine bu şekilde kenetli bir çift çeper sistemi yoktur. Çardak ya da baldaken olarak anılan merkezdeki çekirdek yapının görüldüğü Süleymaniye Camisi ne ait bir model. Tasarım: Tuğrul Yazar Kaynak: http://forum.arkitera.com BiLiMveTEKNiK 56 Kasım 2008

işlevsel değer taşıyan, ancak yine de inovasyon olarak kabul edilebilecek, öteki gelişmelere göz atacağız. Sinan ın çıraklık eserim dediği Şehzade Camisi, bütünleşmiş mekan düşüncesine mantıklı bir çözümle (merkezdeki kubbeyi çevreleyen dört yarım kubbe) bir çırpıda ulaştığı, tamamen simetrik bir plana sahip bir eserdir. önemli niteliği yapısal öğelerin birbirine kenetlenmiş olmasıdır. Dıştaki kabuk içteki kabuğu sarar, ona bağımlıdır, onu destekler; ama ona eklenmiş gibi durmaz. Bu şekilde kubbenin yükü duvarlara binmez, kemer-payanda sistemiyle aşama aşama yere iner. Bu da iç mekânı gereksiz duvarlardan arındırır. Böylece yalnızca kesintisiz bir alan yaratılmış olmaz, aydınlanma da önemli ölçüde artar. Sinan la ortaya çıkan bu yenilik, onun en önemli inovasyonudur. Şimdi, Sinan ın inovasyonlarını, gözle görülür sonuçları üzerinden giderek ele alalım. Ancak unutulmamalıdır ki ele alınacak tüm yapısal gelişmeler, yukarıda sözü edilen çift çeper sistemine dayanır. Yazının ikinci bölümünde de yapısal olmayan, daha çok biçimsel ve Mekânın Genişlemesi ve Bütünleşmesi Cami yapımının en önemli amacı, ibadet için bölünmemiş ve enine geniş bir mekân sağlanmasıdır. Bu nedenle bu noktada ortaya çıkacak bir gelişme inovasyon adayıdır. Yukarıda da değinildiği gibi Sinan, yaptığı ilk büyük cami olan Şehzade de, tam kubbenin dört yanına yerleştirdiği yarım kubbelerle bu gelişmeyi bir hamlede gerçekleştirir. Ayasofya da ve onu izleyen Bayezid Camisi nde iki yarım kubbeyle uzunlamasına genişletilen iç mekân, Sinan ın bulduğu çözümle enine de büyür ve ortaya hem içte hem de dışta ideal biçimin yakalandığı simetrik bir plan çıkar. Sinan ın sonraki eserleri, bu genel amaca yönelik özgün çözümlere sahne olur. Kare ve altıgen plan şemasını kullandığı camilerden sonra, başyapıtı Selimiye Camisi nde, daha önce küçük camilerde denemesini yaptığı, sekizgen Sinan ın vardığı son nokta: Geniş ve kesintisiz iç mekanıyla Edirne Selimiye Camisi. Kasım 2008 57 BiLiMveTEKNiK

Sinan ın ustalık eserim dediği Selimiye Camisi planı önceki camilerinin planlarıyla karşılaştırıldığında, iç çeperin dış çepere yaklaştığı ve bu sayede ikincil mekanların ana mekanla tamamen bütünleştiği görülür. şemayı kullanır. Ayasofya yla hemen hemen aynı genişlikteki kubbeyi sekiz ayak üstüne oturtur ve onu çevreleyen sekiz küçük yarım kubbeyle geniş ve kesintisiz bir iç mekân yaratır. Aslında Sinan bu noktaya bir seferde ulaşmaz; kariyerinin sonlarına doğru yaptığı Selimiye den önceki iki büyük sultan camisinde (Şehzade de ve Süleymaniye de) yapısal öğeleri irdelemiş ve iç çeperi dış çepere yaklaştırmıştır. Selimiye de bu yakınlık iyice artar ve ikincil mekânlar ana mekânla tümüyle bütünleşir. Denebilir ki Sinan, en başta saydam bir çardak oluşturduktan sonra ikincil öğeleri bunun çevresine bütünselliği bozmayacak şekilde ekler: Tıpkı bir su damlasının suda yarattığı iç içe halkalar gibi. Özetle, Sinan ın bina planı ve yapısı üzerine çalışmaları, her eserinde daha da geliştirdiği bir inovasyona dönüşmüş, bunun sonucu olarak da bütünlüğünü koruyan ve geniş bir iç mekân çıkarmıştır ortaya. Sinan ın camilerinin içi genel olarak aydınlıktır. Fakat Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi, bu konuda başı çeker. Bunun nedeni de yine Sinan ın yapısal çözümlerinde gizlidir. Sinan ın en iddialı yapılarından bir olan Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi nin yarım kubbelerle desteklenmeyen kubbesini, duvarların içine ustaca gizlenmiş dört fil ayağı taşır ve bunların uzantısı olan ağırlık kuleleri kubbeyi çevreler. Bu sayede duvarlar, içeriyi ışıkla doldurmak için açılmış çok sayıda pencereye kavuşur. Fotoğraf: Reha Günay kaynak: http://archnet.org Aydınlanmadaki Artış Sinan ın cami mimarisinde gerçekleştirdiği yapısal gelişmelerin bir başka sonucu da iç mekânın aydınlanmasındaki artış olmuştur. Yapının sorunsallarını mantıklı adımlarla çözerken daha çok gün ışığının bina içine girmesini sağlayabilmiştir. Başka bir deyişle, örtü sisteminin yükünü doğrudan sütun ve fil ayaklarına bindirerek mekânın bütünselliğini korumakla kalmamış, pencerelerden içeriye süzülecek ışığın önüne duvar gibi engellerin çıkmasını da önlemiştir. Sinan ın eserleri arasında Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi nin, aydınlanma söz konusu olduğunda, ayrıcalıklı bir yeri vardır. Öteki camilerde payanda görevi de gören yarım kubbeler, bu camide yerini daha çok ışığın içeri girmesini sağlayacak pencerelerin yer aldığı perde duvarlara bırakmıştır. Kubbenin ağırlığını duvarların içine ustaca gizlenmiş dört fil ayağı taşır. Bunların uzantıları olan ağırlık kuleleri kubbeyi çevreler. Öteki Sinan eserlerinden farklı olarak tek çeperlidir ve bu nedenle de oldukça iddialıdır. Hatta denebilir ki bu eser, eşsiz yapısıyla dönemi için hem devrimci bir çıkıştır hem de cüretkâr bir inovasyondur. Çünkü yapısal bir buluş daha çok ışık gibi iş- BiLiMveTEKNiK 58 Kasım 2008

Sinan ın Osmanlı mimarisine en önemli katkılarından biri, ilk örneği Şehzade Camisi nde görülen yan galerilerdir. Kubbenin ağırlığını yere kadar ileten payandaların devamı niteliğindeki bu yapılar, cepheye hareketlilik de katar. levsel bir sonuca dönüşmüştür; binanın estetik açıdan eşsizliği de cabası Mimar Sinan ın 16. yüzyılda cesaret ettiği dört fil ayağı ve dört askı kemeri üzerine kubbeyi oturtma düşüncesi, 18. yüzyıla kadar denenemez. Sinan, bu camiyi yaparken daha çok ışığa ulaşmak istemiş ve kendinden sonrakilere de örnek oluşturacak şekilde bunu başarmıştır. Her Sinan eserinde sizi şaşırtacak bir nokta vardır; bu yapıya girdiğinizde sizi ilk karşılayansa, ışık olur. Mihrimah Sultan da aydınlanmanın zirveye varmasının yapısal bir çözüme dayandığını söylemiştik. Binayı ve kubbeyi taşıyan düşey taşıyıcı elemanların alanının caminin toplam alanına oranına baktığımızda da bu açıkça görülür. Şehzade ve Süleymaniye camilerinde %18 olan bu oran, Selimiye de %14 e düşer. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi ndeyse %12 ye kadar iner. Görüldüğü gibi Sinan yük taşıma işini doğrudan merkezi çardağa bırakmış, bu sayede en dıştaki duvarlarda istediği kadar pencere açma şansını yakalamıştır. Edirne Selimiye Camisi nde sadece yan cephelerde değil, kıble cephesinde de galeriler kullanılmıştır. Yapının üst bölümlerindeki payandalar aşağıya inildiğinde galerilere dönüşür. Bir Sinan Buluşu: Yan Galeriler Sinan ın Osmanlı mimarisine en önemli katkılarından biri de ilk örneği Şehzade Camisi nde görülen yan galerilerdir. Bunların yapısal etkisinin en iyi gözlenebileceği yer, yana itmelerin aşama aşama yere aktarılmasını payandalarla birlikte sağladıkları Süleymaniye Camisi dir. Aslında bu galeriler, yukarıda sözünü ettiğimiz ikincil çeperin bir parçasıdır. Yapısal rolünün dışında estetik ve işlevsel roller de üstlenen bu galerilerin etkili bir şekilde kullanımına en iyi örnek, Selimiye dir. Çünkü burada ilk kez, kıble duvarı tarafında da galerilere yer verilir. Daha önce hiçbir camide görülmeyen bu öğeler kemer payanda görevi üstlenmiştir. Sinan ın inovasyon niteliğindeki bu buluşu, Ayasofya yı da tehdit eden yana itmeleri çözümlemekle kalmaz, payandaların yerini alıp estetik olarak da cami cephesine hareket katar. Mimarlık tarihçisi Goodwin tarafından Rönesans cephelerini andırdığı ileri sürülen bu öğeler, İtalyan yapılarındaki localara benzetilir ve eseri kubbe ve duvarlardan oluşan tekdüze anlatımdan kurtardığı vurgulanır. Bunlar daha sonra, 17. Kasım 2008 59 BiLiMveTEKNiK

Yapısal bir inovasyonun işlevsel dışa yansımasını Süleymaniye Camisi nin yan galerilerinin alt kısmına taşınan çeşmelerde görmek mümkündür. Bu galeriler, İtalyan yapılarındaki localara da benzetilmektedir. Sinan ın inşa ettiği en büyük kubbe olan Selimiye kubbesi, sekiz dayanaklı cami tipolojisinin vardığı son nokta olarak değerlendirilir. Kubbeyi çevreleyen dört minare de kubbenin anıtsallığını destekler. yüzyılda Sultanahmet Camisi nde ve Yeni Cami de de Sinan ın öğrencilerince yinelenip kullanılmıştır. Bu yapısal inovasyonun işlevsel izdüşümüyse cami avlusunda yer alan şadırvanın evresine dizilen çeşmelerin ilk kez caminin yan cephelerine, bu galerilerin alt bölümüne taşınmasıdır. Görüldüğü gibi Sinan ın çözümleri birbiriyle iç içedir: Eserlerini tasarlarken kurguladığı yapısal yön, estetiğe ve işlevselliğe de uzanır. Sinan ın Elinde Sonlanan Prototip Çalışması: Kubbe Sinan ın Osmanlı mimarisine katkıları değerlendirildiğinde bir nokta vurgulanmayı özellikle hak eder: Geçmiş dönemlerin kubbe yapım tekniklerinin sentezlenmesi ve kubbe yapısının gelenekselleşecek hatlarının çizilmesi. Bu katkıyı, sonraki kuşakların örnek alacağı bir prototip oluşturmak şeklinde okumak da olası. Sinan, yaşamı boyunca yaptığı büyüklü küçüklü 10.000 e yakın kubbede değişik plan şemalarını usanmadan deneyerek bu konuda söylenecek çok da söz bırakmamıştır geriye. Kuşkusuz, Sinan ın inşa ettiği kubbeler arasında en ayrıcalıklı yeri Seli-

miye ninki alır. Ayasofya nın çapını niceliksel olarak geçemese de onunkinden daha geniş bir iç mekân duygusu yaratır. Bunda kubbeyi çevreleyen ikincil öğelerin merkezdeki çekirdekle bütünleşmesinin katkısı büyüktür. Kubbenin dıştan yarattığı anıtsal etki de olabilecek en iyi örtü sisteminin bulunduğunun başka bir işaretidir. Sinan ın kubbeleri üzerine yaptığı karşılaştırmalı çalışmada İ. H. Güngör, bu yapıların geçirdiği evrimi plan şemalarıyla birlikte gözler önüne sererken şu sonuca varır: Sinan kubbeyi en önemli uzamsal öğe olarak ele alır ve bunu yapının toplam kütlesine uyacak farklı şekillerde yerleştirmeyi dener. Kare şeklindeki alt yapının, önce altıgene, daha sonra sekizgene evrildiği bu planlarla en büyük açıklığa ve bütünselliğe Selimiye de ulaşır. Sinan ın gerçekleştirdiği şey, bir inovasyondur. Öteki mimarlık tarihçilerine göre de Selimiye sıradan bir mühendislik işi değildir. Ancak Sinan ın Selimiye den önce ve sonra yaptığı daha küçük çaplı diğer kubbeler de yapısal ve uzamsal organizasyonun, farklı mekânlardaki yaratıcı uygulamalarıdır. Bu nedenle Sinan ın yarattığı farklı plan şemalarının sonraki yıllarda da yinelendiği göz önüne alınırsa, yüzyıllardır teknolojisi değişmeyen kubbe yapımının, onun ellerinde yapısal ve estetik açıdan kusursuzluğa ulaştığı söylenebilir. Sinan, Selimiye den sonra inşa ettiği daha küçük çaplı camilerde de yapısal ve uzamsal organizasyonun, farklı mekânlardaki yaratıcı uygulamalarını sergiler. Azapkapı daki Sokollu Camisi, sekiz dayanaklı planıyla bunlardan biridir. İmparator Justinian ın 6. yüzyılda yaptırdığı Ayasofya, Osmanlı camilerini de etkileyen büyük bir mimari atılımdır. Ancak bünyesinde taşıdığı yapısal sorunlar, kubbesinin günümüze kadar birkaç kez çökmesine neden olmuştur. Sinan, İstanbul daki başyapıtı Süleymaniye de Ayasofya planını (ortadaki kubbeyi iki yandan destekleyen yarım kubbe) kullanırken bu eserin yapısal analizini yapar, sorunlarını giderir.

Süleymaniye nin planı her ne kadar Ayasofya ya benzese de Sinan ın birincil öncelik verdiği yapısal kurgunun çok farklı olması, hem içeride hem de dışarıda bambaşka bir görünüm yaratır. Mimarinin her dönemi için küpten küreye geçiş, bu iki farklı geometrik şeklin yol açtığı gerilimleri çözmek gerektiğinden zorlu olmuştur. Oysa Sinan için bu estetik sorunun çözümü yine yapısal buluşlarda gizlidir. Örtü sisteminde yapılan bir değişiklik taşıma sistemindekilerle dengelenir. Ayrıca eserlerinin iç yapısı dışarıdan, dış yapısı da içeriden algılanabilecek bir yalınlıktadır; çünkü yapının temel öğeleri son derece saydamdır. Sinan ın kubbeli yapılar konusunda gerçekleştirdiği inovasyonun sırrı da burada saklı olmalıdır. Ayasofya nın büyük kubbesini destekleyen payandaların hantal görünümünün yerini Süleymaniye de kubbeler şelalesi almıştır. Ağırlık en yukarıdan en aşağıya kadar kademe kademe aktarılırken, yapı bir piramit gibi öne çıkar. Ayasofya nın Yapısal Eleştirisi: Süleymaniye Sinan ın İstanbul daki başyapıtı Süleymaniye, birçok mimarlık tarihçisi tarafından Ayasofya yla karşılaştırılır ve Sinan ın yapıtı, teknik ve estetik yetkinliğiyle pek çoklarınca övülür. Bu iki eserin karşılaştırılma nedeni, planlarındaki benzerlik kadar (her ikisi de merkez kubbeyi karşılıklı destekleyen yarım kubbelerden oluşur) Süleymaniye nin Ayasofya ya bir yanıt olarak görülmesidir. Sultan Süleyman, baş mimarından kendi adına bir cami yapmasını isterken bu eserin Justinian ın Ayasofya sından daha görkemli olduğu kadar, daha dayanıklı olmasını da istiyordu. Sinan da bu eserinde benzer bir plan kullanmış ama yüzlerce yıl içinde birkaç kez kubbesi çöken ve bünyesinde hâlâ bazı sorunlar barındıran Ayasofya nın yapısal analizini başarılı bir şekilde yaptığını da belli etmiştir. Sinan ın Süleymaniye de gerçekleştirdiği inovasyon, önceki yapılarda görülen yapısal sorunların giderilerek BiLiMveTEKNiK 62 Kasım 2008

ortaya özgün ve statik açıdan güçlü yeni bir eserin çıkarılması olarak değerlendirilebilir. Mimarlık tarihçisi Gülru Necipoğlu na göre bu yapı Ayasofya nın yapısal eleştirisini ve rasyonalizasyonunu yaparken aynı planda yepyeni bir mekân kurgusunu da ortaya çıkarır. Caminin destek sistemi, Ayasofya nın en büyük sıkıntısı olan yana itmeleri ustaca dengeler. Merkezdeki çardakla bütünleşen ikincil mekânlar, Ayasofya da gözlenen bazilika havası yerine, enine genişlemiş bir mekân hissi yaratır. Bu noktada, aslında Süleymaniye -hem içeriden hem de dışarıdan- Ayasofya dan çok farklı görünür çünkü Sinan ın birincil öncelik verdiği yapısal kurgu daha farklıdır. Rowland Mainstone da Mimaride Yapı: Tarih, Tasarım ve İnovasyon adlı eserinde Ayasofya yla Süleymaniye nin karşılaştırmasına büyük yer ayırır. Sinan ın aynı kubbe yapım geleneği içinde ve benzer malzemelerle amacına en uygun eseri yarattığını, yönteminin yapısal eleştiriye dayandığını, bunun da bir inovasyon olduğunu ileri sürer. Bu eleştirinin ve inovasyonun en önemli sonucu da mekândaki bütünleşmedir. Öte yandan yapılan karşılaştırmalarda, Ayasofya nın büyük kubbesini destekleyen payandaların hantal görünümü estetik olarak kusurlu bulunurken Sinan ın bu sorunu kubbeler şelalesi ile çözdüğü vurgulanır. Bu da Sinan ın inovasyonunun bir başka yansımasıdır. Sinan ın eğimli bir arazi üzerine inşa ettiği Kadırga Sokollu Külliyesi, yapı-alan ilişkisi kurmadaki ustalığının en iyi örneklerinden biridir. Sinan ın Öteki İnovasyonları Sinan ın yapısal olmayan ama biçimsel, işlevsel ya da estetik değeri yenilikçilikle birleştiği için inovasyon olarak değerlendirilebilecek katkılarını, ayrı bir başlık altında incelemek daha doğru olur. Sinan ın buraya kadar incelenen katkıları, doğrudan yapıyı ayakta tutan öğelerin geliştirilmesine yönelik olduğu için yapı teknolojisinde inovasyon olarak incelenebilir. Ancak bu bölümde ele alınacaklar, daha çok yapıların bütününe ve hem kendi içinde hem de birbiri arasındaki ilişkiye yönelik olduğu için yapısal olmayan inovasyonlar olarak görülebilir. Eğimli araziler, Sinan için bir zorluktan çok bir avantajdı. Kurduğu güzel yapı-alan ilişkilerine bir başka örnek de Üsküdar daki Mihrimah Sultan Külliyesi dir. Kasım 2008 63 BiLiMveTEKNiK

Sinan ın İstanbul a katkısını gösteren bu haritada Sinan dan önceki cami ve külliyeler siyah noktayla, Sinan ın inşa ettikleriyse siyah halkayla gösterilmiş. (Kaynak: Gülru Necipoğlu, The Age of Sinan ) Yapı-Alan İlişkisinin Kurulması İstanbul Eminönü ndeki Rüstempaşa Camisi, Sinan ın farklı mekânlar için bulduğu özgün çözümlere güzel bir örnektir. Yapı, alt kattaki ticaret merkezine yer sağlamak için bir teras üzerinde inşa edilmiştir. Sinan ın eserlerinin başka bir ayırt edici özelliği de yapılarla şehrin topografyası arasındaki uyumdur. Onun eserlerinde dik yokuşlar ya da eğimli yamaçlar bir zorluk olmaktan çıkar, eseri daha da vurgulayan bir etki sunmaya başlar. Ama bunun başarılabilmesi için hem iyi bir mühendislik bilgisi hem de her yapıya ve yapının inşa edileceği alana özgü yaratıcı çözümler gerekir. Sinan ın eserlerinde yaşam bulan bu bireşimin sonucu, mimarlık için bir inovasyondur. Süleymaniye Camisi nin İstanbul un üçüncü tepesi üstündeki konumu kadar, minarelerinin avlu çevresine yerleştirilişi ve ana kütleyle ilişkisi de eşsizdir. BiLiMveTEKNiK 64 Kasım 2008

Sinan ın en çok eser verdiği şehir olan İstanbul un topografyasının zorluğu ve yüz yıldır süren yeni yerleşme çalışmaları nedeniyle uygun inşaat alanlarının azalması, Sinan ın yaratıcılığını tetikliyordu. Bu bağlamda en çarpıcı eserlerinden biri olan İstanbul Kadırga daki Sokollu Külliyesi, dehasının dinamik bir örneği olarak görülür. Sinan avluyu ve medrese hücrelerini de içeren revakları böylesi eğimli bir araziye yapmak için bir payanda duvarı yapmıştır. Ana girişle avlu arasında 5 m, bu girişle arkadaki tekke arasındaysa 4 m seviye farkı vardır. Bu da Sinan ın yapı-alan ilişkisi kurmadaki ustalığını -tıpkı Süleymaniye, Zal Mahmud Paşa ve Üsküdar Mihrimah Sultan külliyelerinde olduğu gibi- gösterir. Bu külliyelerin öğeleri arasındaki ilişki de organik denebilecek kadar canlı ve hareketlidir. Düzgün olmayan topografya olduğu gibi korunmuş, külliye yapıları ve bunların arasındaki mekânlar üç boyutlu bir etki yaratmak için tasarlanmıştır. Yeri geldiğinde Azapkapı Sokollu ve Rüstem Paşa Camilerinde olduğu gibi bina bir teras üzerinde yükseltilmiştir. Burada da amaç, hem nemi azaltmak hem de alt kattaki ticaret merkezine gerekli alanı verebilmektir. Sonuç olarak her esere yönelik özgün çözümlerle ortaya çıkan şey, mimari bir inovasyondur. Sinan ın Alan Düzenlemeleri ve Şehir Planlamasına Katkıları Sinan ın yaptığı külliye düzenlemeleriyle şehir planlamasına katkısı da bu alanda inovasyon değeri taşır. Çünkü Sinan, elli yıl boyunca sürdürdüğü saray baş mimarlığı görevi boyunca şehir planlamasındaki tüm ayrıntılardan (su ve kanalizasyon işlerinin yönetiminden yangın söndürme çalışmalarına kadar, devlete ait binaların onarımından yapılacak her yeni yapının tasarlanmasına kadar) sorumluydu. Bu nedenle, özellikle İstanbul da inşa edilen her yapı için seçilen yer, bu yapıların birbirine göre konumları ve şehirde yaşayanlarla kurduğu ilişki, inovasyonun Sinan ın sanatındaki başka bir yansımasıydı. Çünkü Sinan, yalnızca caminin geleneksel yapısını ve biçimini yenilemekle Sinan, minarenin cami mimarisindeki ve şehir siluetindeki önemini kavramış ve bunu eserlerinde çarpıcı bir etki yakalamak için kullanmıştır. Piyale Paşa Camisi nin sıra dışı mimarisi ve minarenin konumlandırılışı bunun güzel örneklerinden biridir. Sinan ın başyapıtı Selimiye Camisi nin cephe düzenlemesi, yeni bir cami tasarımının başlangıcı olarak görülür. Klasik kalıpları yıkan ve bir saray cephesini andıran böylesi bir düzenleme, sonraki kuşaklara da örnek olmuştur. Sinan ın inşa ettiği su yollarının önemli adımlarından biri olan Mağlova Su Kemeri, teknik başarısı kadar heykelsi görünümüyle de eşsizdir. Kasım 2008 65 BiLiMveTEKNiK

Sinan ın eserlerini şehrin içine ustaca yerleştirmesi ve onların şehirle diyalog içinde olmasını sağlamasının en iyi örneği, İstanbul un pek çok yerinden görünen ve İstanbul un pek çok yerini gören Süleymaniye dir. kalmamış, onun şehir içinde yerleştirilmesinde de yepyeni bir dil geliştirmiştir. Osmanlı nın en görkemli döneminde başkentin başlıca yaratıcısı olmuş, ona mimari anlamda imparatorluk biçimini ve anlamını vermiştir. Külliye öğelerinin kendi içindeki ilişkileri göz önüne alındığında, Sinan ın geliştirdiği dilin bu anlamda da işlevsel ve biçimsel inovasyonlar içerdiği görülür. Örneğin Kadırga Sokollu ve Edirnekapı Mihrimah Sultan Külliyeleri nde medrese odaları ilk kez avlu çevresine yerleştirilir. Bu düzenleme medrese-cami ilişkisini ön plana çıkarırken medrese öğrencilerini sıklıkla kullandıkları camiye yakınlaştırarak işlevsel bir amaca hizmet eder. Sinan benzer bir alanda da yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkar. Osmanlı mimarisindeki önemli sorunlardan biri de minarenin nereye yerleştirileceğidir. Mimarlık tarihçisi Doğan Kuban a göre Osmanlı deneyimi Sinan la minarenin bağımsız bir kule geleneği etkisinden kurtulmuş, minareyi tümel cami kompozisyonunun bir parçası yapmıştır. Örneğin daha önceki Fatih ve Bayezid Camilerinde, ana yapıyla bütünleşemeyen minareler, Sinan ın ilk büyük camisi Şehzade de, ilk kez kullanılan yan galeriler sayesinde camiyle bütünleşmiştir. Süleymaniye nin minarelerinin avlu çevresine dağılımı ve ana kütleyle ilişkisi eşsizdir. Selimiye nin dört uzun minaresi ağırlıklarıyla yapısal bir rol oynadıkları gibi, dört taraftan ortadaki büyük kubbeyi vurgular. Özetle Sinan, minarenin cami mimarisindeki ve şehir siluetindeki önemini kavramış ve bunu eserlerinde çarpıcı bir etki yakalamak için inovatif bir yaklaşımla kullanmıştır. Sinan camilerinin planları incelendiğinde, minarelerin yerleştirilmesine benzeyen başka inovasyonlar da görülür. Küçük boyutlu camilerin içine yerleştirdiği ve ek kullanım alanı yaratan galeriler; ilk kez Sinan la ortaya çıkan ve Türkiye deki dini mimarinin cephe düzenlemesinde attığı son adım olarak klasikleşen mihrap çıkıntısı; Azapkapı Sokollu ve Piyale Paşa camilerinin özel durumu nedeniyle girişteki yığılmayı azaltmak için denediği, tek bir merkezi kapı yerine yanlarda iki kapı. Sinan bu katkılarının her biri için alan ve hacimlerle ustaca oynamış, sonuçta plan üzerinde gözlenen ve işlevselliği ön planda olan buluşlar yapmıştır. Sinan ın Büyükçekmece deki küçük adacıklar üzerine temellerini ahşap kazıklarla sabitleyerek inşa ettiği 636 metrelik köprü, güzelliğiyle bir ulaşım yolu olmaktan öteye geçiyor. Sinan ın Heykelleri Mimar Sinan heykel de mi yapmıştı? diye bir soru geliyor akla bu başlığı görünce. Oysa Osmanlı da heykel yapımına izin verilmediği bilinen bir gerçek. Ancak Sinan ın eserleri, kent içindeki konumlandırılışı ve anıtsallıklarıyla birer heykelden farksızdır. Bu nedenle Sinan ın bu yasağı, tasarladığı yapıların ulaştığı heykelsilikle aştığı söylenebilir. BiLiMveTEKNiK 66 Kasım 2008

Bu başlığın vurgusu daha çok estetik alanda olduğu için bir inovasyondan söz etmek biraz güç. Yine de mimaride, estetik değeri ön planda olsa da döneminde yenilikçi sayılabilecek yapılar için bu tanımlama kullanılabilir. Zaten mimarlık tarihçileri de Sinan ın eserlerinin estetik değerinden övgüyle söz ederken bunların yenilikçi, klasik kalıpları yıkan ve sonraki kuşakları etkileyen yönünün de altını çiziyorlar. Örneğin Selimiye Camisi nin cephe düzenlemesi yeni bir cami tasarımının başlangıcı olarak görülüyor. Ya da yapıtlarının dinamik bir düzenlemeyle önceki dönemlerden ayrıldığı ve tekil öğeleriyle olduğu kadar bütünselliğiyle de plastik bir etki bıraktığı dile getiriliyor. Bu plastik etki ve estetik yetkinlik, tümüyle işlevsel amaçlarla yapılmış su kemeri, köprü gibi yapılarında da çıkıyor karşımıza. Sinan ın İstanbul ve Edirne de yaptığı su yollarının teknik başarısı bir yana, bu eserlere kattığı heykelsi etki eşine az rastlanır cinstendir. Mağlova Su Kemeri, bunun en güzel örneğidir. Yine Büyükçekmece de küçük adacıklar üzerine temellerini ahşap kazıklarla sabitleyerek yaptığı 636 m lik köprü, güzelliğiyle bir ulaşım yolu olmaktan öteye geçer. Sinan ın şehir siluetine katkısına yukarıda da değinmiştik. Buradaysa, eserlerinin şehir içine yerleştirilişinin eserlerin anıtsallığıyla birlikte ortaya çıkardığı etkinin de bir inovasyon olduğunu söyleyeceğiz. Yine tek bir eserden, Süleymaniye den yola çıkılabilir. Bu külliyenin, tarihi yarımadanın üçüncü tepesi üzerindeki şehre hakim konumu, onu sanki şehirle bir diyalog içine sokuyor, hatta şehrin simgesi kılıyor. Buradan, birçok başka Sinan eseri görülebildiği gibi, bu eserlerden de Süleymaniye görünüyor. Ayrıca aynı yarımadanın öteki tepelerinde ve sahil şeridinde yer alan Sinan eserleri, bugün İstanbul silueti olarak bildiğimiz manzaranın büyük bir bölümünü oluşturuyor. Ömür Boyu Süren Bir Ar-Ge Çalışması Sinan ın Edirne deki heykeli ve arkada Selimiye Camisi. Sinan ın sonu gelmeyen yeni biçim arayışları, yenilikçi yapısal denemeleri ve her eseri için bulduğu özgün çözümler bir bütün olarak değerlendirildiğinde ömür boyu süren bir Ar-Ge çalışmasına benzetilebilir. Bu Ar-Ge çalışmasının amacı, en işlevsel, en dayanıklı ve en güzel yapıları ortaya çıkarmaktı. Bu nedenle Sinan ın, geçmişin mimari birikimini yaratıcılığıyla harmanlarken izlediği çözümleyici yöntem, yarım yüzyıllık çalışmalarını ayrıcalıklı bir yere taşır. Böylesi bir çaba da -Frascati Kılavuzu nun da işaret ettiği gibi- inovasyon değerindedir. Yalnızca yaptığı camilere bakıldığında bile küpten küreye geçiş için bulduğu farklı yapısal kombinasyonların tümüyle özgün planlarla desteklendiği görülür. Yapısal inovasyonlar başlığı altında değindiğimiz Sinan ın kubbeli yapılardaki en önemli inovasyonu olan çift çeper sistemi, yaşamı boyunca birçok denemeyle geliştirdiği ve Selimiye Camisi nde en ideal şekline ulaşan bir katkıdır. Günümüzün araştırma ve geliştirme etkinliklerinden elbette farklı bir çabadır bu; ancak bölünmemiş ve geniş bir mekân yaratma amacına aşama aşama ulaşan bir çaba. Özetle belirtmek gerekirse, Sinan ın yapı teknolojisine sunduğu tekil katkılarının dışında kariyerinin bütünündeki çabaların toplamı da çok değerlidir. Üstelik bu süre boyunca birçok mimar yetiştirmiş, onları görevlendirmiş ve başkentten uzaktaki inşaat çalışmalarını da organize etmiştir. Yazının başında yer verdiğimiz Oslo Kılavuzu nun inovasyon tanımına göre bu kadar büyük çaplı ve başarılı bir organizasyon da inovasyon olarak değerlendirilmeyi hak etmektedir. Sinan ın sanatındaki inovasyonların sırrını şöyle ifade edebiliriz belki de: Geçmişteki biçimlerin yapısal eleştiri yöntemiyle sentezlenip geliştirilmesi ve estetik olarak kusursuzlaştırılması. Sinan ın kullandığı sözcükler yeni değildi ama kurduğu cümleler, kendine yeni bir gramer yarattığı için, bambaşkaydı. İşte, onun yarattığı bu yeni gramerin günümüzdeki adı, inovasyondur. Yazı ve Fotoğraflar: Muzaffer Özgüleş Kaynaklar Ali İhsan Ünay, Tarihi Yapıların Depreme Dayanımı, Ankara: ODTÜ, 2002 Aptullah Kuran, Mimar Sinan, İstanbul: Hürriyet Vakfı Yayınları, 1986 Doğan Kuban, Osmanlı Mimarisi, İstanbul: YEM Yayın, 2007 Doğan Kuban, İstanbul Yazıları, İstanbul: YEM Yayın, 1998 Doğan Kuban, The Style of Sinan s Domed Structures, Muqarnas: An Annual of Islamic Art and Architecture, Vol.4, ed. Oleg Grabar, Leiden: E.J. Brill, 1987. Erhan Karaesmen, Sinan Teması Üzerine Çeşitlemeler, Ankara: İnşaat Mühendisleri Odası Yayınları, 2008 Godfrey Goodwin, Sinan and City Planning, Environmental Design: Journal of the Islamic Environmental Design Research Centre, 1987 Godfrey Goodwin, A History of Ottoman Architecture, London: Thames and Hudson, 1971 Gülru Necipoğlu Kafadar, The Emulation of the Past in Sinan s Imperial Mosques, Uluslararası Mimar Sinan Sempozyumu Bildirileri, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1996 Gülru Necipoğlu Kafadar, The Age of Sinan: Architectural Culture in the Ottoman Empire, Princeton and Oxford: Princeton University Press, 2005. Hans G. Egli, Sinan: An Interpretation, İstanbul: Ege Yayınları, 1997 İ. H. Güngör, The Dome in Sinan s Work, in Environmental Design: Journal of the Islamic Environmental Design Research Centre, 1987 http://archnet.org/ http://www.sinanasaygi.com/ Jakop Bronowski, The Ascent of Man, Boston: McGraw-Hill, 1973 Jale Nejdet Erzen, Mimar Sinan: Estetik Bir Analiz, Ankara: Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı Yayınları, 1996 Jale Nejdet Erzen, Sinan as Anti-Classicist, Muqarnas: An Annual of Islamic Art and Architecture, Vol.5, ed. Oleg Grabar, Leiden: E.J. Brill, 1988 Muzaffer Özgüleş, Fundamental Developments of 16th Century Ottoman Architecture: Innovations in the Art of Architect Sinan, Yüksek Lisans Bitirme Projesi, Danışman: Prof. Dr. Jale Nejdet Erzen, ODTÜ, 2008 OECD, Oslo Manual: Guidelines for Collecting and Interpreting Innovation Data, Paris 2005 OECD, Frascati Manual: Proposed Standard Practice for Surveys on Research and Experimental Development, Paris 2002 Rowland Mainstone, Structure in Architecture: History, Design and Innovation, Norfolk: Ashgate Publishing, 1999. Rowland Mainstone, Developments in Structural Form, Cambridge: MIT Press, 1973 Kasım 2008 67 BiLiMveTEKNiK