Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Resimleyen: Meltem Şahin
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 Resimleyen: Meltem Şahin
www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Son Okuma: Egem Atik Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal Yurtoğlu 1. Basım: 1000 adet, Kasım 2014 ISBN 978-975-07-2425-1 Can Sanat Yayınları Ltd. Şti., 2014 Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. Can Sanat Yayınları Yapım, Dağıtım, Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Yayıncı Sertifika No: 10758 Hayriye Caddesi No. 2, 34430 Galatasaray, İstanbul Telefon: (0212) 252 56 75-252 59 89 Faks: 252 72 33 Kapak Baskı: Azra Matbaası; Sertifika No: 27857 Adres: Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok Kat: 3 No: 3/2 Topkapı, Zeytinburnu, İstanbul İç Baskı ve Cilt: Türkmenler Matbaacılık; Sertifika No: 12584 Adres: Merkez Efendi Mah. Gümüşsuyu Cad. No: 18 Topkapı, İstanbul
Bu kitabın sahibi:...
Selçuk Ceylan Yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitabı: RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 1 1985 yılında İstanbul da dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca evinin bulunduğu sokakta arkadaşlarıyla eğlenceli oyunlar oynadı. Büyüyünce İstanbul Üniversitesi nde felsefe okudu. Ardından Marmara Üniversitesi nde Reklamcılık ve Halkla İlişkiler bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Masal yazmaya başlamadan önce çeşitli dergiler için editörlük, reklam ajansları için yazarlık, birkaç grup için gitaristlik, kısa/ uzun metraj filmler için senaristlik ve sadece kendi zevki için çizerlik yaptı. Bugün eğlenceli oyunlarını dünya sokaklarında oynuyor.
RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 İçindekiler Güzel Bir Kahvaltı, 7 Bugün Değil, 66
Güzel Bir Kahvaltı Ninemin evinde geçirdiğimiz en sıkıcı zamanlardan biriydi. Dört gündür yağan yağmur ve fırtına yüzünden evde kapalı kalmıştık. Evet, ilk günler eğlenceliydi. Oyunlar ürettik, annem ve ninemin pazarda yaşadıkları komik olayları dinledik. Güzel zaman geçirdik. Kitap okumak için de müthiş bir fırsattı ama kendimizi öyle kaptırdık ki bir süre sonra kardeşim kendini yastıkların kralı sanmaya başladı. İşte o an evden çıkma zamanımızın geldiğini fark ettim. Ancak bırakın evden çıkmayı camlara dahi yaklaşamıyorduk. Çünkü devamlı şimşek çakıyor ve yıldırım düşüyordu. Yıldırımdan çok korkuyorum. Korkmana gerek yok. Çünkü yıldırım yüksek yerlere düşer. Biz de yüksekte sayılırız. 7
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 Ama etrafımızda bir sürü ağaç var. Bizi korurlar merak etme. Kaç gündür dışarı çıkmıyoruz biz? Sanırım bu beşinci gün. Ama radyoda dün söylediler, yarından sonra hava ısınacakmış. Nasıl bilebiliyorlar ki? Bir ansiklopedide okumuştum. Havanın kaç derece olacağını hesaplıyorlarmış. Bir oda dolusu bilgisayar düşün! Kocaman istasyonlar düşün! Bazıları çöllerin ortasında, bazıları okyanusların... Hepsi de havanın fotoğraflarını çekiyormuş. Onları birleştirince havanın derecesi ortaya çıkıyormuş. İstasyon mu? Evet, neredeyse gökyüzüne değen dev binalar. Dışarı çıkmalıyız. Annem, ilkbahar başladığında ninemin bahçesini düzenlemek ve mevsimin son meyvelerini satmak için terziliğe ara verirdi. Gün doğmadan önce topladıkları meyveleri ninemle kamyonete yükler ve pazara doğru yola çıkarlardı. Bazı sabahlar annem ve ninemin topladığı meyvelerin kokusuyla uyanırdık. Mutfağa indiğimizde her zaman harika bir kahvaltı beklerdi bizi. Taptaze ekmek, kurabiye ve süt, bazen de yumurta, domates ve peynir... Kiraz, dut ve çağla, belki biraz ceviz... Kardeşimle yarışırcasına yerdik hepsini. Annemler gittikten sonra zamanımızın çoğunu 8
ya iskelede ya da kıyısında ninemin bahçelerinin de bulunduğu Mena Gölü nde geçiriyorduk. Mena, etrafı dağlarla çevrili bir göldü. Çevresindeki ağaçlarda her çeşit kuşu bulabilirdiniz. Birbirinden güzel manzaralara sahip tepeleri ve en önemlisi verimli toprakları vardı. En azından ninem böyle söylüyordu. Akşamlarımız ise radyo dinlemek, kitap okumak ya da resim yapmakla geçiyordu. Mor yok benim suluboyamda. Yok mu? Yok. Şu mor değil, değil mi? Kahverengiyi gösteriyordu. Hayır. O kahverengi. Kahverengi mi? Mor yok demek. Yani ben resim yapamayacak mıyım? Kardeşim suluboya takımını muhteşem bir özenle kullanırdı. Hiçbir renk diğerine karışmazdı. Bu yüzden her zaman tertemiz ve düzenliydi. Boyaların karışmasını ona anlatmamın zor olduğunu bildiğim için şansımı bir kez de olsa denedim. Yavaş yavaş uyusak mı? Ama o boynunu büktü ve her küstüğünde yaptığı gibi cevap vermedi. Bu uyuyamayacağı anlamına geliyordu. Yapılacak bir şey kalmamıştı. Sana mor elde etmeyi öğreteceğim. Ama ne dersem yapacaksın. Anlaştık mı? Ne dersen mi? Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 9
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 Evet. Ama mutfaktan bir şey almaya inmem. Tamam. Anlaştık. Şimdi fırçanı yavaşça ıslat. Kırmızıya sür biraz. Şimdi suya sokmadan maviye sür. SUYA SOKMADAN MI? Evet. Yapmak zorundasın. Ama o zaman kirlenir. Kirlenmeyecek. Kardeşimin yüzü, kıpkırmızı yaptığı fırçasını maviye daldırdığı anda önce buruştu. Kafasını kaldırıp bana baktı. Ben kendimden emin bir şekilde devam etmesini işaret ettim. Kardeşime bir renk öğretiyor olmak bana mutluluk veriyordu. Tekrar suluboyasına döndüğünde yüzünde bir gülümseme oluşmuş ve fırçasını havaya kaldırmıştı. Mor bu! Sana demiştim. Bir anda ayağa fırladı. Boya takımını ve fırçasını da yanına alarak odadan çıktı. Nereye gittiğini anlayamadım önce. Ardından boya takımını ve fırçasını yıkamış bir şekilde geri geldi. Bir şey demesini bekliyordum ama konuşmuyordu. Fırçasını kırmızıya sürdükten sonra kâğıdına bir daire çizdi. Sonra fırçasını suya batırarak iyice temizledi. Sonra maviye sürdü fırçasını. Ardından kırmızı daireyi bu sefer mavi ile boyadı. Daire beklendiği gibi mor olmuştu. 10
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 11
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 Boyalarımı kirletmeme gerek yokmuş. Diyecek sözüm kalmamıştı. Ona gülümsedim ve resim yapışını izlemeye başladım. İncir çiziyordu. Yanına bir muz ve birkaç tane de elma çizdi. Eserini tamamlamıştı. Resmini ve boya takımını masanın üzerine koydu. Koşarak yatağına girdi. Kardeşimin karanlıkla arası pek iyi olmadığı için ışığı kapatma görevi bana aitti. Işığı kapattım ve yatağıma girdim. Rüyamda bir sürü meyve vardı. Sabah kamyonetin sesiyle uyandım. Annem ve ninem henüz yola çıkmışlardı. Bu, saatin 6 olduğu anlamına geliyordu. Dışarıda bulutlu ama mavi bir gökyüzü vardı. Biraz daha kestirmeye karar verdim. Bir süreliğine dalmıştım ki kardeşim gelip yanı başıma oturdu. Uyandırmaya çalışmıyordu. Sadece oturuyordu. Ben de uyuyor numarası yapıyordum. Sonra burnuma dokundu. Dayanamadım. Ne yapıyorsun? Yağmur yağmıyor. Güneş in veya Ay ın etrafındaki halenin büyümesi ve karıncaların çok daha hızlı hareket etmesi kısa zaman içerisinde yağmur yağacağı manasına gelir. Gece ya da gündüz fark etmez, saat yediden önce yağan yağmur, saat on birden önce havanın düzeleceğini gösterir. Geceki kırmızı gökyüzü havanın düzeleceğine, sabahki kırmızı gökyüzü havanın bozacağına 12
alamettir. Bacalardan çıkan dumanlar, göğe doğru yükseliyorsa, sabahleyin bitkiler üzerinde çiğ taneleri görülüyorsa, kuşlar yüksekten uçuyorsa, yaz gecelerinde ufukta şimşekler çakıyorsa, güneş doğmadan önce tanyerindeki bulutlar kırmızı renkliyse havanın iyi olacağı tahmin edilir. Kuşlar alçaktan uçuyorsa, bacalardan çıkan dumanlar yere doğru alçalıyorsa, Güneş te büyük lekeler varsa, çok uzaklardaki gemiler rahatlıkla görülebiliyorsa havanın bozulacağı tahmin edilir. Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 Televizyonun altında duran ansiklopedide okumuştum bunları. Kardeşim gelip yağmur yağmadığını söyleyince karıncalara bakmaya gittik. Ansiklopedinin dediği gibi karıncaların hızında gözle görülür bir değişiklik var mı yok mu diye kontrol edecektik. Yağmur yağmıyor olmasına rağmen yine de yağmurluklarımızı giydik. Ninemin evinin yakınlarında bir karınca yuvası bulmak zordu. Çünkü deniz kenarında yaşıyordu. Evin arka tarafındaki deponun yakınlarında bir karınca yuvası olabileceğini düşündük. Haklıydık da. Epeyce büyük bir karınca yuvası keşfetmiştik. Şimdi ansiklopedinin doğruluğunu ölçme vakti gelmişti. Yuvaya daha da yaklaştık ve tıpkı ansiklopedinin dediği gibi hepsinin normalden daha yavaş hareket ettiğini gördük. Biz çocuklar, karıncaların ortalama hızlarını biliriz. 13
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 Bir kez de yağmur yağarken görmek lazım. Ama net bir şekilde daha yavaş olduklarını söyleyebiliriz. Kardeşim de hak vermişti bana. Bir kez daha ansiklopedideki bir bilginin doğru olduğunu görmek mutlu hissettirmişti. Her zaman ninemizin deniz kenarındaki evi iyi bir oyun alanıydı. Evin içerisi de öyle. Her köşede bir müzik enstrümanı bulabilirdiniz. Duvarlarda mandolinler, kemanlar ve gitarlar; her köşede mutlaka bir vurmalı çalgı vardı. Piyano ise dedem öldükten sonra hiç kullanılmamıştı. Biz o zaman çok küçüktük ama hâlâ hatırlıyorum, ninem ve dedem beraber şarkılar çalıp söylerlerdi. Ninemin upuzun gri saçları vardı. Bir gözünü mısır patlatırken kaybetmiş ve siyah bantla kapamış olmasına rağmen yuvarlak gözlükleri her zaman gözündeydi. Şarkı söylerken saçlarını savuruşuna hep beraber gülerdik. Şimdi saçları her zaman toplu ve beyaz. Upuzun saçlarını en son ne zaman açık bırakmıştı hatırlamıyorum bile. Ninemin evine yazları da geliyorduk ama ilkbaharda her şey çok farklıydı. Bazı günlerde sabah güneşli akşam yağmurlu, bazılarında ise tam tersi oluyordu. Ancak bugün olduğu gibi güzel sabahlarda deniz kenarında olmak en iyi seçenekti. Belki iskeleye de giderdik. Zaten vakit geçirecek bir şeyler mutlaka buluyorduk. 14
Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 15
YAŞ 7 8 9 + Selçuk Ceylan RÜYA DALGIÇLARI İÇİN MASALLAR 2 En iyi arkadaşım! İki kardeş, sabah gözlerini açtıkları andan gece yatana kadar her dakikalarını birlikte geçirir. Yaşadıkları doğa onlara her gün yeni bir macera sunduğu için kendilerini çok şanslı hissederler. ISBN 978-975-07-2425-1