Doğan Gündüz KAÇAN UYKULARIN PEŞİNDEN Resimleyen: Elif Deneç
www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Recep Eren 1. Basım: 2013 2. Basım: 1000 adet, Eylül 2014 ISBN 978-975-07-1806-9 Can Sanat Yayınları Ltd. Şti., 2013 Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. Can Sanat Yayınları Yapım, Dağıtım, Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Yayıncı Sertifika No: 10758 Hayriye Caddesi No. 2, 34430 Galatasaray, İstanbul Telefon: (0212) 252 56 75-252 59 89 Faks: 252 72 33 Kapak Baskı: Azra Matbaası; Sertifika No: 27857 Adres: Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok Kat: 3 No: 3/2 Topkapı, Zeytinburnu, İstanbul İç Baskı ve Cilt: Özal Matbaası; Sertifika No: 26699 Adres: Davutpaşa Cad. Emintaş Kazım Dinçol San. Sitesi No: 81/39 Topkapı, İstanbul
Bu kitabın sahibi:...
Doğan Gündüz Çocukluğumu, İstanbul un henüz beton ve asfalt istilasına boyun eğmediği yıllarda, adı gibi yaşantısının da köy olduğu Firuzköy de doya doya yaşadım. Kırda, çayırda, ağaçların ve su kenarlarındaki sazlıkların arasında karşılaştığım börtü böcek, kuşlar, kurbağalar, kaplumbağalar hatta yılanlar ve daha niceleri arkadaşlarım oldu. Büyüdüğümde önce üniversitede okumak sonra da hayatımı kazanmak için büyük şehirleri kendime mesken tuttum. Bugünlerde zamanın, dönüşü olmayan yolculuğun sesli tanıkları mekanik saatlerin serüvenini araştırıyorum.
KAÇAN UYKULARIN PEŞİNDEN İçindekiler Nedir Uykuların Kaçmasının Sebebi?, 9 Emirgan da Şenlik Vaaar!, 11 Galata Kulesi mi? Onu Nerede Buluruz?, 14 Bir Yanımsa Hep Dizimin Dibinde Oturmanızı İstiyor, 17 N olur Eve Dönelim, 20 Ağaçların Hiçbirinde Kuş Yuvası Yok, 23 Burası Yıldız Parkı Olmalıydı, 27 Her Şeyi Kendilerine Ait Sanıyorlar, 31 Sevmek, Sevilmek Herkesin İhtiyacıydı, 34 İyi ki İnsan Olarak Doğmamışız, 37 Sizi Bekliyordum, Buyurun Yanıma Gelin, 39 Görmekle Anlamak, Bilmek Farklı Şeyler, 43 Dayanılmaz Bir Gürültü Yükseliyordu, 46 Bu Kadar Hoyrat Bir Yaşamda Uykuya Yer Kalır mı?, 49 Ama Şimdi Onlar Üstün Irk Oldu, 54 O Kayıp, Gizli Bahçe ye Geldiklerini Düşündüler, 57 Ben Senin Bir Parçanım Tarçın, 63 Şehrin İçine Çaresizce Hapsolmuş Bizleri Doğadan Saymıyorlar, 67
Artlarında Bıraktıkları Bebeklere, Çocuklara Tıpatıp Benziyorlardı, 73 Yaşasın! Artık Evimize Dönüyoruz, 77 Başka Bir Şehir Mümkün Olabilir miydi?, 81 Ben Dönmeyeceğim, Burada Kalacağım, 83 Gelişinizle Herkesin Kafasını Karıştırdınız, 88 Onlara Yardım Edemedim, 91 Ne Yapacaklardı?, 94 Sivri Ada nın Şenliği Başladı, 96 Birlikte Hareket Edersek Her Şeyi Başarabiliriz, 100 Hep Birlikte Bir Plan Yaptılar, 102 Sanki Hepsi Onlara Gülümsüyordu, 105 Nasıl da Güzel, Bebek Gibi Uyuyorlar, 107
Evlerinden, oyunlarından, sokaklarından ve arkadaşlarından sürgün edilen Sulukule nin çocuklarına
Nedir Uykuların Kaçmasının Sebebi? Tarçın, atkestanesinin güvenli kollarında koştu koştu, sonra bir sıçrayışta havalanıp salkımsöğüdün incecik dallarına tutunuverdi. Çok ama çok çevik bir sincaptı. Lalelerin, şakayıkların, şebboyların arasında dolaşırken bir anda bir meşe palamudunun, bir akasyanın veya bir dişbudağın tepesinde beliriveriyordu. Kırıldı kırılacak körpecik dalların üzerinde korkusuzca geziyor, bazen daha da fazlasını yapıp bir ağacın gövdesinden koşarak baş aşağı bile inebiliyordu. Onu böyle tehlikeli hareketler yaparken gören dostlarının yürekleri, Tarçın ha düştü ha düşecek! diye hop hop ediyordu. Emirgan Korusu nun en hızlı, en akrobatik, en iyi sıçrayan sincabı olarak ünü dört bir yana yayılmıştı. Tarçın, tutunduğu dalların ucundan yavaşça kendini yere bıraktı. Şadırvanın damlayan musluğundan 9
Doğan Gündüz KAÇAN UYKULARIN PEŞİNDEN su içen kardeşi, can yoldaşı, biricik arkadaşı Kimyon un yanı başına iniverdi. Şüphelenmekte haklıyım, dedi. Uzaktaki ağacı gösterdi: Bak, şu ihtiyar meşenin altında piknik yapan aile de bebeklerinin uyuyamamasından şikâyetçi. Bu işte bir gariplik var. Kimyon, kız kardeşine döndü: Haklı olabilirsin Tarçın, dedi. Minik parmaklarıyla saymaya başladı: Güney, Lina, Bulut, Ekin, Zeynep, sonra Hayganuş, Rodi, Elif, Ali, Eleni Şimdi de bu bebek eklendi uyuyamayanlar kervanına. Ben de merak etmeye başladım, nedir uykuların kaçmasının sebebi?
Emirgan da Şenlik Vaaar! Tarçın ile Kimyon ikiz kardeştiler. Bundan tam tamına iki yıl önce, baharın gelişinin şenliklerle kutlandığı hıdrellez günü dünyaya gelmişlerdi. O gün Emirgan Korusu nun piknikçilerinde ayrı, Koru nun sakinleri olan ağaçlarda, otlarda, çiçeklerde, sincaplarda, kargalarda, saksağanlarda, kirpilerde, arılarda, uçuç ve tayyare böceklerinde ise apayrı bir telaş vardı. Korunun üzerinden Boğaz a doğru süzülen martılar aşağıdaki cümbüşü görüp Boğaz da yüzen balıklara çığlık çığlığa, Emirgan da şenlik vaaar! diye haber veriyorlardı. Küçük çocuklar salıncaklarda havalara havalara uçuyor, büyükler bir gün önce gül ağaçlarının dibine bırakılan çömleğin içinden yüzük, toka, kalem, misket, anahtar, çakıl taşı, çay kaşığı, düğme, boncuk, bozuk para ve daha neler neler, çeşit çeşit, rengârenk, irili ufaklı nesneleri çıkarıp birbirle- 11
Doğan Gündüz KAÇAN UYKULARIN PEŞİNDEN rine gösteriyor, maniler okuyorlardı. Korunun içinde kovalamaca oynayanlar mı istersin, top oynayanlar mı, ip atlayanlar mı kimler yoktu ki? Herkes sevinç içinde baharın gelmesinin mutluluğunu yaşıyordu. Çiçekler, ağaçlar, otlar, böcekler, kuşlar, hele hele insanlar öylesine sevinçli öylesine neşeliydi ki sanki bahar Emirgan Korusu ndan tüm İstanbul a çağıl çağıl çağlıyordu. Tüm bu şenliğin biraz kıyısında, İstanbul un en güzel ağaçlarından bir erguvan ile yine onun kadar güzel sarmaşıklarından bir morsalkım sarmaş dolaş yaşayıp gidiyordu. Neredeyse yüz yıldan uzun süredir bir arada olan bu iki arkadaş birbirlerine o kadar sarılmış, o kadar kaynaşmışlardı ki dışarıdan görenler ikisini tek ağaç sanırdı. Baharın coşkusuyla en güzel renklerine bürünen bu iki dostun gözlerden uzak, morsalkım ve erguvan çiçekleriyle gizledikleri kuytu bir kovuğunda ise bambaşka bir telaş vardı. Kızıl Sincap minik mi minik, yumuk mu yumuk, şirin mi şirin, kızıl mı kızıl, biri kız, biri oğlan iki bebek dünyaya getirmişti. Anne sincap yavrularına sevecenlikle sarılmış, kaç kuşaktır içinde güvenle barındıkları, sadece onları değil daha nice canlıyı koruyan, kollayan, karınlarını doyuran, çok sevdiği ve müteşekkir olduğu Morsalkım ve Erguvan dan bebeklerine isim koymasını istemişti. İki kadim dost böylesine anlamlı bir sorumluluk kendilerine verildiği için çok 12