Perspektif. Sünneti Öğrenmek

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Perspektif. Sünneti Öğrenmek"

Transkript

1 Perspektif FEBRUAR / ŞUBAT 2011 Jg./Yıl: 17, Nr./Sa yı: 194 İslam Toplumu Millî Görüş Aylık Yayın Organı Sünneti Öğrenmek

2 Kontakt: Jugendorganisation Stichwort: KFÖ Boschstr Kerpen Mobil: Fax: Informationen zum Inhalt und zur Bewerbung unter

3 editör Selamların en güzeli ile HALKIN ÖFKESİ İlk olarak Tunus da başlayan halk öfkesi en çok Mısır da yankı buldu. Ürdün, halkın öfkesinin daha da yaygınlaşmasını önlemek için hükümeti değiştirdi. Yemen de hareketli günler yaşanırken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad da reform yönünde adımlar atmaya başladı. Mısır da çok dramatik bir hâl alan gelişmeler, aynı zamanda Batı dünyasına karşı bir tepkiyi de gözler önüne serdi. Halk sadece bir yönetime değil, bu rejimleri ayakta tutmak isteyen uluslararası iradeye de tepkili idi. Pankartlar ve sloganlar bu tepkiyi açıkça ortaya koydu. Batı dünyası, bu tepkileri yerli yerinde değerlendirmek durumundadır. Bu konudaki gelişmeleri gelecek sayımızda inceleyeceğiz. Bu arada Türkiye Devlet Bakanı Sayın Faruk Çelik in geçen ay gerçekleşen Avrupa ziyareti, bu coğrafyada yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye deki seçimlerde oy kullanabilmeleri, ikamet, aile birleşimi ve çifte vatandaşlık gibi sorunlarını tekrar gündeme getirdi. Berlin de sivil toplum kuruluşları ile yapılan ve Genel Başkanımız Yavuz Çelik Karahan ın da katıldığı toplantıda bu konulardaki hassasiyetlerimizi Sayın Bakan a yeniden aktardık. Öte yandan, son aylarda Avrupa da camilere ve göçmenlere yönelik saldırıların artmasını büyük bir endişe ile izliyoruz. Elinizdeki sayımızda bu saldırıları değerlendiren bir yazıya yer veriyoruz. Kamuoyunun bu konudaki sessizliğini ise mânidar buluyoruz. Sudan da yaşananlar ve yapılan referandum hakkında bir değerlendirme yazısını da okuyucularımıza sunuyoruz. Bu sayımızda ayrıca Şubat ayı içerisinde eda edeceğimiz Mevlid kandili vesilesiyle Efendimiz in (s.a.v) sünneti ve onu öğrenmenin önemi üzerinde durduk. Okullar için hazırlanan rehber kitapçıklarla ilgili bir değerlendirmeyi de bu sayımızda okuyabilirsiniz. Ayrıca değerli İslam araştırmacısı Annemarie Schimmel hanımefendiyi vefat yıldönümü vesilesiyle yâd ediyoruz. Geçen ay ele almaya başladığımız küreselleşme konusunu bu sayımızda kültürel boyutu ile irdeliyoruz. Hollandaca yazılmış bir hadis kitabının yazarı ile söyleşinin yanı sıra Almanya da oluşan yeni kimliklere değinen bir yazıyı da ilginize sunuyoruz. Gelecek sayımızda buluşmak üzere, Allah a emanet olun. Oğuz ÜÇÜN CÜ Pers pek ti f IGMG AY LIK YA YIN OR GA NI FEBRUAR / ŞUBAT 2011 Yıl/Jg.: 17, Sayı/Nr.: 194 Boschstr , D Kerpen Tel.: 02237/ Fax: 02237/ YA YIN CI HE RA US GE BER Is la misc he Ge me ins chaft Mil lî Gö rüş IGMG e.v. Amt sge richt Bonn, VR 6621 Vertreten durch den Vorstand: Osman Döring, Vorsitzender; Oguz Ücüncü, Generalsekretär; Ali Bozkurt, stellv. Vorsitzender Genel Yayın Yönetmeni / Chefredakteur: Oğuz Üçün cü (V.i.S.d.P) Dizgi-Layout: İlhan BİLGÜ Baskı Druck: Ya vuz söh ne-du is burg Ya yın la nan ma ka le ve fi kir ya zı la rı nın so rum lu luk la rı ya zar la rı na ait tir. Die in der Zeitschrift veröffentlichten Meinungen binden die Autoren, nicht die IGMG İLAN SER Vİ Sİ AN ZE IGEN SER VI CE: Tel.: 02237/ Fax: 02237/ E-Ma il: ta nit ABO NE SER VİSİ ABON NE MENT: Is la misc he Ge me ins chaft Mil lî Gö rüş Lasts chrif tab tei lung: Boschstr , D Ker pen Tel.: 02237/ Fax: 02237/ E-Ma il: mitg li Yıl lık abo ne üc re ti: 59,-EU RO Jah re sa bon ne ment: 59,-EU RO IGMG Ge nel Mer kez Üye le ri ne Üc ret siz dir Für Ve re ins mitg lie der der IGMG kos ten los Der Be zugs pre is ist im Mitg li eds be it rag ent hal ten HE SAP NO BANK VER BIN DUNG: BANK AUSTRIA: IBAN: AT SWIFT: BKAUATWW

4 içindekiler gündem Önemli Bir Şey Yok Özel Muamele Gerekli mi? 5 6 teşkilat Üniversiteliler Tarih ve Sanat Seminerlerinde Buluştu 8 IGMG, Avrupa da Müslümanların Siyasal ve Toplumsal Katılımını Ele Aldı 10 islam ve hayat Sünneti Anlamak Sünnet: Çağlar Üstü Örneklik ÖZEL MUAMELE GEREKLİ Mİ? Hollandaca Hadis Literatürüne Bir Katkı 18 toplum Tire Kimlikler 20 Kültürel Küreselleşme 22 dünya Bilinmeyen bir dilde konuşmuştur 24 Referandum Sonrası Sudan Nereye Gidiyor? Irak KÜLTÜREL KÜRESELLEŞME kültür Annemarie Schimmel ( ) Dünya Gezegeni, Yer Bilimi, Doğa Olayları islam und leben Die Sunna verstehen 34 aktuell Muslime in der Schule kein Sonderfall 36 Nichts von Bedeutung? ANNEMARIE SCHIMMEL

5 gündem Önemli Bir Şey Yok Avrupa da Camilere Saldırılar Çoğalıyor İlhan Bilgü Strasburg daki bir camiye yapılan kundaklama girişimi sonrasında Strasburg daki Müslümanlar, polisin Önemli bir zarar olmamış, o kadar da üzerinde durmayın yönlü açıklamasını bir teselli mi, yoksa terkedilmişlik mi olarak anlayacaklar? Dünyanın her tarafında herhangi bir dinî kuruma, özellikle de mabed özelliği olan mekânlara yapılan saldırılar herzaman nefretle kınanmışlardır. Bu mekânlar arasında mezarlıkların müstesna bir yeri vardır. Çünkü, ibadet mekânları doğrudan, o mabedin temsil ettiği dini ve o dine mensub olan insanları sembolize ederken mezarlıklar ise, hem yaşayanları hem de geçmişte yaşamış olanları temsil eder. Bu gibi mekânlara yapılan saldırılar, umumî bir nefreti göstermesi bakımından da önemlidir. Son aylarda yine Avrupa daki camilere yönelik kundaklama saldırılarına şahit olduk, en çok da Almanya nın başkenti Berlin de. Berlin deki saldırıların en dikkat çekici özelliği ise, camilerin sadece bir ay içerisinde 7 kere saldırıya uğramaş olmaları. Örneğin Berlin in en eski minareli camilerinden biri olan Şehitlik Camii bir ayda iki kez saldıraya maruz kalmış durumda. Bu saldırıların Müslümanları nasıl bir güvensizlik psikolojisine sürüklediğini açıklamaya gerek yok. Bundan daha üzücü olan yönü belki de, bu saldırıların kamuoyunda hak ettiği tepkiyi görmemiş olmasıdır. Müslümanların terkedilmişlik, saldırılara karşı emniyetsizlik ve huzursuzluk duygusuna kapılması, saldırılardan ziyade saldırı sonrası kamuoyu ve yetkililerin ilgisizliği ile daha da derinleşmektedir. Bu arada, kamuoyunun olanca suskunluğuna rağmen Federal Hükümetin İnsan Hakları Sorumlusu, FDP li Markus Löning ve Hristiyan Birlik Partileri Meclis Grubu Kilise ve Dinî Cemaatler Sorumlusu Dr. Maria Flachbarth ile Yeşiller Partisi eski eş başkanlarından ve Berlin Eyalet Başbakan adayı Renate Künast ın kamuoyunda hakim suskunluğa uymayıp tepki göstermesini, güvenlik güçlerinin içinde bulundakları zaafiyeti bırakıp saldırıların önlenmesi için daha çok tedbir almasını istemelerini de takdirle karşılıyoruz. Öte yandan, Strasburg daki bir camiye yapılan kundaklama girişimi sonrasında, Strasburg daki Müslümanlar, polisin önemli bir zarar olmamış, o kadar da üzerinde durmayın yönlü açıklamasını bir teselli mi yoksa bir terkedilmişlik mi olarak algılamaları gerektiği ise ayrı bir soru olarak durmaktadır. Polisin tespitince bu saldırılar sonucunda önemli bir maddî zarar olmayabilir fakat bu saldırıların Müslümanların güven duygularında açtığı yaranın büyüklüğünün hiç mi önemi yok? Nitekim, maddi zararın pek yüksek olmadığı bu saldırılar son bulmuş değildir ve Strasburg daki başka cami ve göçmen kökenli vatandaşlara ait dernek ve işyerleri de saldırıya uğramaya devam etmektedir. Türk Öğrenci Kongresi Derneği ile Fas Havayolları nın büroları bu saldırıların en son örnekleri olarak hafızalardaki yerlerini koruyor. Önemli bir zarar olmamış, o kadar da üzerinde durmayın diyen polis, varlık sebebi olan güven telkin etme konusunda aslında ne kadar başarılı olmuş oluyor? Berlin örneğine baktığımızda, saldırıları kimin düzenlediğine dair herhangi bir ize ulaşılabilmiş değil. Nasıl oluyor da, sadece bir ayda 7 kere saldırıya uğrayan camilerin, daha doğrusu bu camilerin temsil ettiği Müslümanların bir daha saldırıya uğramaması için her hangi bir tedbir alınamıyor ve saldırganlar, istedikleri zaman yeniden saldırıda bulunabiliyorlar? Bu soruya bizler, Müslümanlar olarak duygularımızı da işin içine katarak mâkul olmayan cevaplar bulabiliriz. Ancak emniyetimizden sorumlu olan güvenlik güçlerinin daha mâkul cevaplar bulmasını beklemek de en doğal hakkımızdır. Aksi takdirde, güvenlik güçlerinin bu saldırılara bir cevap bulma girişiminde dahi olmadıklarını telkin eden suskunlukları bizleri daha da derinden yaralayacak, saldırganları ise aynı ölçüde cesaretlendirecektir. Bu tutumun yanısıra, dile getirilmesi gereken bir diğer rahatsızlık, siyasetçiler ve hükümet yetkililerinin, Berlin de entegrasyon tartışmaları ile Müslümanları rencide edip toplumda Müslümanlara yönelik nefreti kışkırtacak sözlerine dikkat etmek durumunda olmalarıdır. FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 5

6 gündem Özel Muamele Gerekli mi? Eyaletlerin Okullar İçin Hazırladıkları Rehber Kitapçıklar Üzerine Bir Değerlendirme Ali Mete 2008 yılı başında Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti Entegrasyon Sorumlusunun yayımladığı Eğitim Kurumlarında Sorunlar ve Fırsatlar (Herausforderungen und Chancen in Bildungseinrichtungen), 2010 yılında da Berlin Eğitim, Bilim ve Araştırma Senatörü tarafından yayımlanan İslam ve Okul (Islam und Schule) kitapçığının ardından, bugünlerde Rheinland-Pfalz Eyaleti de Okulda Müslüman Çocuk ve Gençler (Muslimische Kinder und Jugendliche in der Schule) başlıklı okulda Müslümanlarla ilişkilerde nasıl davranılması gerektiğine ilişkin rehber bir kitapçık yayımladı. Her şeyden önce bu tür yayımlardaki tavsiyelere gerçeklikle bağlantısı açısından ancak sınırlı olarak itibar edilebileceğini belirtmeliyiz. Bunun sebeblerinden birincisi, yayımlarda yer alan tavsiyelerin her hangi bir tecrübeden yoksun olması, ikincisi ise, İslamî dinî cemaatlerin sürece dahil edilmesinde yaşanan sorunlardır. Daha da önemlisi ise, bu tür rehber niteliğindeki kitapçıkların yayınlanmasının gerçekten gerekli olup olmadığı sorusudur. Çünkü bu yayımlarda sözü edilen Müslüman öğrenciler sanki başka bir iklime ait ve burada yaşamayan canlılar, ya da özel muamele gerektiren öğrenci grubu imiş gibi lanse ediliyor ki, bu da bazı tereddütlere yol açabiliyor ya da eleştirilerin önünü açıyor. Daha önce benzer yayımlarda sayfa 6 Perspektif Rheinland-Pfalz Eyaleti nde hazırlanan rehber kitapçık, kısa olması hasebiyle okul için gündelik hayatta pratik tavsiyeler bağlamında bir işlev görmek yerine, eyaletin siyasî duruşunu göstermeye hizmet ediyor. olduğu gibi sözünü ettiğimiz son kitapçığı da memnuniyetle karşılayanların yanında reddedenler, eleştirenler de oldu. Tepkiler bağlamında, Rheinland-Pfalz Eyaleti nin CDU Başkanı Julia Klöckner in kitapçığı dünyadan bihaber olarak niteleyip, geri çekilmesini istediğini hatırlayalım. Benzer bir eleştiri, Berlin de yayınlanan kitapçık için Eğitim ve Bilim Sendikası ndan (GEW) gelmiş, spor ve yüzme derslerinin kız erkek ayrı yapılması teklifi, dünyadan bihaber olmak sözleri ile değerlendirilmişti. Öte yandan, aksi yönde sesler de yükselmiş, kitapçığın hazırlanmasında katkıları da olan Rahib Albrecht Bähr, Klöckner in eleştirisine, Göçmenlerin sırtından seçim taktiği politikası ve Burada mesele dersin Müslümanlaştırılması değil sözleri ile cevap vermişti. Rheinland-Pfalz Eyaleti nde hazırlanan kitapçık, kısa olması hasebiyle okul için gündelik hayatta pratik tavsiyeler bağlamında bir işlev görmek yerine, eyaletin siyasî duruşunu göstermeye hizmet ediyor gözükmesine rağmen, şimdiye kadar bu yönde yapılan yayımların en başarılısı gibi gözüküyor. Bunun altında yatan temel sebep ise kanunî düzenlemeleri dikkate alarak onlara dayanması, kanunlarda belirtilenden ne eksik ne de fazla taleplerde ya da tavsiyelerde bulunmamış olmasıdır. Bu yaklaşımın sonucu olarak kitapçık hazırlanırken ideolojik gerekçeler ve yaklaşımlardan mümkün olduğunca kaçınılmış intibası veriyor. Doğal olanın da bu olduğu, dolayısıyla bu yaklaşımın zaten normal olduğu düşünülebilir. Oysa, örneğin, Kuzey Ren Vestfalya nın kitapçığında cinsiyetlere yüklenen roller, Berlin de de okulda namaz konusunda yazılanların ideolojik yaklaşımlar içerdiği düşünüldüğünde, maalesef doğal olan yaklaşımın her zaman benimsenmediği de bir gerçektir. En son yayımlanan kitapçıkta dinle doğrudan irtibatı olmayan tereddütler kavramının kullanılması da olumlu de-

7 ğerlendirilmelidir. Çünkü, NRW nin yayınlandığı kitapçıkta kökeni muhtemelen dinî aidiyetlerde bulunan sorunlar (s. 3) Berlin dekin de ise dinî olarak gözüken çatışmalar (s. 6-7) gibi ifadeler ile meseleler doğrudan din ile irtibatlandırıyordu. Son kitapçıkta kullanılan tereddüt kavramı ise daha kapsamlı ve tarafsız olması nedeniyle daha uygun duruyor. Bu nedenle de tereddüt tabiri ile ilgili, aynı zamanda yayının gayesine de uygun olarak başka dinî inançlardan doğan olgulara da uyarlanabilir, denilmekte, doğrudan İslam ile irtibat kurulmamaktadır. Ancak bu yaklaşımın da tutarlı bir şekilde sürdürülmek istenmesi halinde, her dinî, kültürel ve etnik gruba kendileriyle ilişkilerde oluşan tereddütler nedeniyle özel bir muamele gerekecektir. Oysa okulun günlük akışında Müslümanlara ya da diğer azınlıklara özel bir muameleye ihtiyaç duyulması sözkonusu değildir. Aksi halde bu durum sadece yerinde olmayan tavsiyelere yol açacak ve daha fazla kafa karışıklığını beraberinde getirecektir. Yazımızın konusu olan Rheinland- Pfalz daki kitapçıkta, okulların ergenlik çağından itibaren spor ve yüzme derslerinin tüm imkânlar kullanılarak kız erkek ayrı düzenlenmesi ile yükümlü tutulmasının önerilmesini memnuniyetle karşıladığımızı belirtmekle beraber, böyle bir çağrının zaten varolan kanunî düzenlemenin öngördüğünü yinelemesi nedeniyle,esasen gereksiz olduğunu da hatırlatmalıyız. Tüm bunlara rağmen öğretmenlere Müslüman kızlar için spor ve yüzme derslerinde onlar için özel hazırlanmış ( Burkini gibi) kıyafetlerin çatışmanın çözümüne yardımcı olabileceği gibi tavsiyeler edildiğinde ise sözünü ettimiz kanunun hiçbir işlevi olmayacaktır. Bu tür özel sayılabilecek sorunlardan ziyade, ifade edilmesi elzem olan hususlardan biri de bahsi geçen sorunların sadece Müslümanların sorunları olmadığı gerçeğidir. Bu nedenle yetkililerin, genel anlamda okul ve öğrencilerin sorunları ile ilgilenmeleri daha mantıklı olacaktır. Müslümanlar, Ramazan ayında oruç tutarlar ve kendilerini duruma göre ayarlayabilirler. Fakat tüm yıl boyunca yeterli bir kahvaltı yapmadan okula giden nice öğrenci vardır? Öte yandan okul gezileri öncesinde ailelerle yapılan Rehber kitapçıkların en büyük handikapı, yerinde tavsiyelerde bulunabilmek için empirik zeminden yoksun olmalarıdır. Eyaletler, kitapçıklardaki tavsiyeleri neye dayanarak yapıyorlar? toplantılar ya da cinsel bilgiler dersi gibi konular da Müslümanların bu ülkeye yerleşmelerinden sonra ortaya çıkmış değildirler. Çocukların okul gezilerinde günlerce ya da hafta boyunca ailelerinden uzak olması gibi önemli meseleler, sadece Müslümanların endişesini taşıdığı konular da değildir. Nitekim Berlin de yayımlanan kitapçıkta bu konuda haklı olarak Alkol, uyuşturucu kullanımı ya da cinsel ilişkiler konularında göçmen olmayan aileler de endişe taşıyorlar (s. 16) denilmektedir. Rehber kitapçığında yer alan İhtiyaca binaen okuldaki günlük akışı uygun bir şekilde biçimlendirmeye çalışan duyarlı öğretmen, aile ve cemiyetler ifadelerine katılıyor, temelinde eyaletler ve federal yapının siyasi talepleri olmaksızın gidilen bu yolda kararlı olunması gerektiğini düşünüyoruz. Rehber kitapçıkların en büyük handikapı ise, yerinde tavsiyelerde bulunabilmek için empirik zeminden yoksun olmalarıdır. Eyaletler, kitapçıklardaki tavsiyeleri neye dayanarak yapıyorlar? Şüphesiz okullardan ve öğretmenlerden gelen beyanlara dayanıyorlar. Fakat bunlar bir kitapçık halinde tavsiyeler olarak yayımlanmadan önce nerede ve nasıl toplanıyor? Müslüman cemaatler bu sürecin neresinde ve nasıl şayet yer alıyorlarsa tabii bulunuyorlar? Tipik Müslüman sorunları gibi gösterişli ifadeleri kullanmadan önce, kitapçıklarda ekseriyetle karşılaştığımız siyasî ve ideolojik yaklaşımları bertaraf etmek için, tavsiyelerin üzerine bina edileceği geniş bir empirik zemine ihtiyaç vardır. Her şeyden önce, ki bunu ifade ederken özellikle Kuzey Ren Vestfalya ve Berlin deki kitapçıkları baz alıyoruz, dinî konular da (Bayram günlerinin tespiti, oruç, namaz vb.)müslüman cemaatlerin, kendi kaidelerini belirleme hakları ve yetkilerinin tanınması gerekmektedir. Populist yaklaşım sergileyenlerin argümanları ancak bu şekilde ortadan kaldırılabilir. Aynı şekilde okulda günlük akışın normalleşmesi de ancak öğrencilerin varolan sorunlarını İslamîleştirmek gibi bir yanlışa düşmeden ya da kültürel farkları yok sayan bir perspektifden bakılmadan sağlanabilir Tercüme: Ömer Faruk Altıntaş FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 7

8 teşkilat Üniversiteliler Tarih ve Sanat Seminerlerinde Buluştu Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Birimi, yaklaşık kırk üniversiteliyi yatılı eğitim programı çerçevesinde Kerpen de ağırladı. Misafir hocalarımız İbrahim Zeyd Gerçik İletişim ile Yönetim Psikolojisi ve İnsan Kaynakları ve Dücane Cündioğlu Sanatın Işığında Bilim ve Felsefe konularında seminerler verdiler. Ayrıca Osmanlıca, Yakın Tarih, Ömer Nesefi Akaidi dersleri ve öğrencilerin kendi sunumları da programda yer aldı. Öğrenciler ayrıca film akşamları düzenleyip Kitap Kulübü ne ziyarette bulundular. IGMG Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan, Genel Sekreter Oğuz Üçüncü, Gençlik Başkanı Mesud Gülbahar da farklı zamanlarda üniversitelilerle biraraya geldi. Genel Başkan Yavuz Çelik Karahan, öncelikle üniversitelilerin eğitimine verdikleri önemi belirtti. Onlara, gerek üniversiteli olarak, gerek ise bir kul olarak en iyiler arasında olmalarını öğütlerken, Allah ve Rasulünü her şeyden çok sevmek gerektiğinin ve bunların sıkıntısız olmayacağının da altını çizdi. Gençlik Başkanı Mesud Gülbahar ise üniversitelilere, genelden özele giden bu eğitimin kıymetini bilmelerini, gençleri bu tür eğitime kazandırmalarını ve üniversite sonrası akademisyenler için projeler hazırlamaları öğüdünde bulundu. Seminer süresince, Mehmet Küçükerdoğan ın verdiği Osmanlıca dersinde Hayati Develi nin Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1-2 kullanılırken, Ömer Nesefi (ö. 537/1142) Akaidi derslerinde orijinal metnin tercümesi işlendi. Ersin Kocakaya nın verdiği Nesefi Akaidi dersinde öğrenciler genel hatlarıyla: bilmeden yargılamamalı, tanımadan tanımlamamalı, hakkıyla eleştirmek için aynı konumda veya daha üstünde olmalı, haddini aşan, zıddına inkılâp eder, nefsini eleştiren kemale erebilir gibi tavsiyelerinden ve özellikle ilmi, zihni ve sosyal hiyerarşimiz bozuldu, yok oldu tespitlerinden faydalandılar. Kocakaya konuşmasına, İlim zâtı için istendiğinde ilim olur ve görünürde veya zihinde doğru olan, doğrulanabilir olan, hakikatte yanlış olabilir cümleleriyle başladı ve sözlerine devamla, zihni veya bedensel rahatsızlıklar, uyuşturucu etkisi, dil kullanımı, farklı sosyalleşme, olgulara yüklenen öznel/ferdi mânalar, ferdi çağrışımlar (iltizam) göz önünde bulundurularak, mümkün olduğu kadar bunlardan bağımsız bir şekilde, ön kabuller eşliğinde ilimin ve düşüncenin üretilmesi ve tartışılması gerektiğini açıkladı. Kocakaya akabinde, ön kabulsüz düşünce yoktur ve bilimle temelindeki ön kabuller tartışılmaz dediklerinde, bilimi kutsamış oluyorlar tespitlerini de sözlerine ekledi. Kocakaya, metafiziğimizi yani nazariyemizi kaybettiğimize, klasik fizik ile ilintili olarak İslami yorumların Osmanlı da var olduğuna, fakat izafilik teorisi çerçevesinde henüz İslami yorumların gelişmediğine dikkat çekti. Üniversitelilere önce kavram dünyalarını genişletmelerini, bilgi edinmelerini, fikir geliştirmelerini, daha sonra iddialarını ifade etmelerini ve yaymalarını, akabinde ise bu fikirler hakkında tartışmalarını ve iddialarını savunurken geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu. İbnu l Ekfani nin Tasnifu l Ulum kitabından bahseden Kocakaya; artık Müslümanların ilmi alanda zayıf olmaktan ve kendini savunanlar olmaktan çıkıp, soru soran, sorgulayan, eleştiren ve tanımlayan olmaya başlamaları gerektiğinin de altını çizdi. Yakın Tarih dersi veren Üniversiteliler Başkanı Celal Tüter, Cemil Aydın ın (2007) Emperyalizm Karşıtı Bir İmparatorluk: Osmanlı Tecrübesi Işığında 19. Yüzyıl Dünya Düzeni ile Avigdor Levy nin (1983) Osmanlı Uleması ve Sultan II. Mahmud un Askeri Islahatı makalelerini okutarak, üniversitelilerle bu makaleler üzerine müzâkereler gerçekleştirildi. Dücane Cündioğlu ise dersinde Heinrich Wölfflin in (1915) Kunstgeschichtliche Grundbegriffe (Sanat Tarihinin Temel Kavramları) isimli eserini ve Erwin Panofsky nin (1936) İkonografi ve İkonoloji eserini temel alarak resim tarihine istisnaî, kendine has bir özet ve bakış sundu. Batılı görsel sanatlar arasında bulunan resim sanatının Rönesans, Klasik, kısmen Maniyerizm, Barok, Rokoko, Neo-Klasik, Ön-Raffaelloculuk, Desenizm, Kolorizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Kübizm gibi isimler altında tarif edilen akım ve dönemlerini nasıl fark ve ayırt edebileceğimizi, nasıl anlamamız gerektiği- sayfa 8 Perspektif

9 ni, bu sanat akımlarının dini, siyasi veya bilimsel etki altında kaldığını nasıl yorumlayabileceğimizi açıkladı. Cündioğlu özellikle Klasik dönemi Barok dönem ile karşılaştırdı. Anlaşılırlığı sağlama açısından Klasik-Barok, çizgi-renk, kemal-zeval, detay-dağınıklık, idealizm-realizm, biçim-içerik, belirlilikbelirsizlik, kesinlik-dinamizm, düzgünlük-düzensizlik, mutlaklık-değişkenlik, sebat-izafet, şekil-öz, tasvir-tahlil, phenomen-essence, monarşi-demokrasi, alışılmış-yeni, Medrese- Tekke, Fıkıh-Tasavvuf gibi kelime çiftlerini kullanan Cündioğlu, Klasik bir eser olan Leonardo da Vinci nin Son Akşam Yemeği ile başlattığı seminerlerini, Ön-Raffaellocular dan (Preraphaelist) sayılabilecek Leighton un Alma Taderna sı ile bitirdi. Yorumlarken de ilmi gelişmelerin (fizik, anatomi gibi), siyasi rejim ve görüşlerin (savaşlar, Fransız İhtilalı gibi) ve burjuvanın oluşmasının sanat üzerindeki etkilerinden bahsetti. Müslümanlar olarak siyasi, toplumsal, sanatsal veya bilimsel alanlarda Batı daki gelişmelere müdahil olabilmek için, yani dünyayı, insanları, hayatı güzelleştirebilmek için, önce sahici temasın, sonra ise anlama ve yorumlamanın gerekliliğini vurguladı. Bunun için ise (ebru, çini, nakş, minyatür, tasvir, hat veya mimari kısmen ilgilenilmiş olsa da) görsel sanatlar ile fazla ilgilenmemiş olan Doğu topluluklarından gelen bizlere, görmeyi öğrenmeliyiz çağrısında bulundu. Cündioğlu sözlerine şöyle devam etti: Doğulular olarak bizlerin, edebiyat ve şiir, biraz da musiki asıl sanat alanlarımız iken, bir yüzyıl içinde televizyonla, kamerayla, resimle, modayla, tasarımla vs. birdenbire karşılaştığımız, tamamıyla görmeye odaklı bir dünyada, görmeyi öğrenmeliyiz. Avrupa da düşünce üretebilecek yegane kesim olan üniversitelilere, bu süreci bizzat başlatma görevi düştüğünü hatırlatan Cündioğlu na göre, gelecek nesiller için görsel sanatlar hakkında bilgi sahibi olmanın ve yaşamı güzelleştirme yolunda kullanmanın doğal olacağının altını çizdi. İbrahim Zeyd Gerçik ilk seminerinde, Bir Yönetim Modeli Mimar Sinan ve Süleymaniye konusunu işledi. Bizlerin eskiyi bünyemizde taşıdığımızı ama yeni çağın nesilleri olduğumuzu açıklayan Gerçik, geçmişin tecrübelerinden istifade ederek, Mimar Sinan gibi kendimizi ve görüşümüzü dünyaya ancak ardımızda bırakacağımız eserlerle ifade edebileceğimizi ve hatırlatabileceğimizi söyledi. Osmanlı nın başarısının kaynağında ilim, edep, sadakat, adalet, güven, insana kıymet verme, emanet duygusu gibi hususi değerlerin yattığına dikkat çekti ve sözlerine Şeyh Edebali örneği ile devam etti. Osmanlı da yapılan işin en iyi şekilde yapılması ilkesi Süleymaniye misalinde öne çıkıyorken, o zamanki eğitim sisteminin Sinan ı taş ustalığında çıraklık gibi kaba ve alçak bir işten başlatıp, en ince ve yüksek sorumluluklara kadar taşıdığını vurgulaması da konuşmasının önemli kısımlarındandı. İletişim Psikolojisi ve İnsan Kaynakları konusunda ise, öğrenme üzerine konuşan Gerçik, tekrarın, azimle odaklanmanın ve hususi olarak çocuklar için tekrarlanan telkinlerin önemine işaret etti ve sözlerine bunlar, öğrenilmeye çalışılan şeyin gün içinde insanda bir davranış alışkanlığına veya kişilik özelliğine dönüşmesini sağlar şeklinde devam etti. Gerçik e göre: Alışılanı terk etmek ise zordur, zira değişim için farkındalık, rahatsızlık ve bahsedilen gün içinde dirençlere karşı kararlılık şarttır ki, alışkanlık değişebilsin. Herhangi bir kişideki hoş olmayan bir alışkanlık değiştirilmeye çalışıldığında, kişiye seçim hakkı tanımak ve iyi niyetle dahi olsa zorla biçimlendirmeye çalışmadan rehberlik yapmak kaçınılmazdır ki, bu ailede başlar. Ancak bu şekilde samimi, eleştirebilen ve eleştiriyi kabul edebilen fertler yetişir. Son olarak ailevi konularda birçok hayati bilgi aktaran Gerçik, ehliyet sahibi liderlerin, liderler yetiştirmesi gerektiğini de vurguladı. Katılımcı üniversitelilerden biri dolu dolu geçen bu dokuz günü, Avrupa da yaşıyoruz, burada olup bitene bir mana vermeye çalışmanın yanısıra, kendi meselelerine yorum ve çözüm üretmek, geçmişte kaleme alınmış ciddi bir eseri anlamaya çalışmak, hatta adını dahi duymak bize daha güçlü bir kimlik kazandırıyor. Artık ciddi sorumlulukların yüklenildiği bir yola çıkmış durumdayız. Sözleri ile değerlendirdi. FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 9

10 teşkilat IGMG, Avrupa da Müslümanların Siyasal ve Toplumsal Katılımını Ele Aldı IGMG Bölge Tanıtma, Basın-Yayın ve Dış İlişkiler Başkanları nın katılımlarıyla Kerpen de düzenlenen toplantıda, Avrupa da yaşayan Müslümanların siyasal ve toplumsal katılımı müzâkere edildi. IGMG Genel Sekreterlik birimi tarafından organize edilen koordinasyon toplantısında, Genel Sekreterlik bünyesinde yürütülen çalışmalarda ilk olarak vatandaşlık ve dernekler hukukunda yaşanan gelişmeler aktarıldı. Daha sonra Hukuk Bürosu Ayrımcılıkla Mücadele Birimi sorumlusu Ümit Hazar, 2010 yılındaki gelişmeler hakkında bilgi verdi. merkez ve bölge çalışmaları da ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan İlhan Bilgü, Avrupa da yaygınlaşan İslam düşmanlığından hareketle, yapılan dış ilişkiler, tanıtma ve basın yayın çalışmalarının önemini hatırlattı. Cami saldırıları ile iyice açığa çıkan İslam düşmanlığına karşı gösterilen tepkilerin ölçülü, programlı ve geleceği hesaba katarak yapılması gerektiğine değinen Bilgü, bu tür tepkilerin organizeli bir biçimde yapılması ile ancak faydalı sonuçlar elde edilebileceğini vurguladı. Toplantının ilk gününde Hannover Bölge Tanıtma Başkanı Hacı Davut Toklu nun Hannover bölgesiyle ilgili sunumunun ardından, bölgelerde ve merkezde yapılan hizmetler ele alındı. Genel Sekreterlik bünyesinde yürütülen çalışmalarda ilk olarak vatandaşlık ve dernekler hukukunda yaşanan gelişmeler aktarıldı. Daha sonra Hukuk Bürosu Ayrımcılıkla Mücadele Birimi sorumlusu Ümit Hazar, 2010 yılındaki gelişmeler hakkında bilgi verdi. Hazar, genel olarak okul, işyeri, hapishane ve gençlik daireleri gibi alanlarda ayrımcı uygulamaların söz konusu olduğunu ifade etti. Ayrımcılıkla Mücadele Birimi ne okulda yaşanan ayrımcı uygulamalar nedeniyle başvuruların yapıldığını kaydeden Hazar, bu alanların yüzme dersi, spor dersi, sınıf gezileri, okulda namaz ve başörtüsünden oluştuğunu bildirdi. Hazar, konuşmasında ayrıca, gelecekte yapılması hedeflenen çalışmalara da değindi. Bu bağlamda ayrımcılıkla mücadele çalışmasında psikoloji ve sos- sayfa 10 Perspektif

11 yal pedagoji gibi alanlarda uzman kişilere ihtiyaç olduğunu hatırlattı. Basın Takip Sorumlusu Yusuf Küçük ise, Avrupa da yayın yapan Türk basınında IGMG hakkında çıkan haberler konusunda bölge birim başkanlarını bilgilendirdi. Toplantının sonraki bölümünde Açık Cami Günleri Genel Koordinatörü Ali Mete, 3 Ekim 2010 tarihinde gerçekleştirilen Açık Cami Günü programıyla ilgili sonuç raporunu aktardı. Mete, IGMG nin Almanya da toplam 134 cemiyette düzenlediği Açık Cami Günü için farklı materyaller hazırlandığını söyledi. Bu etkinlik için Almanya Müslümanları Koordinasyon Kurulu bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Mete; afiş, broşür ve site çalışmalarının bu bünyede gerçekleştirildiğini aktardı. Mete, son olarak organizasyonun Almanya dışına taşınması gerektiğini, üretilen materyallerin tercümeyle Almanya dışı bölgelerde kullanılabileceğini hatırlattı. Ali Mete ayrıca, Genel Sekreterlik, Gençlik Teşkilatı ve Kadınlar Geçlik Teşkilatı tarafından düzenlenen Dış İlişkiler Eğitim Kursu (DİEK) hakkında bilgi verdi. Mart ayında başlayacak olan kursun amacının, bölgelerde dış ilişkiler alanında ihtiyaç duyulan kişileri eğitmek olduğunu ifade eden Mete, kursun ayda bir seminer olacak şekilde, bir yıllık bir kurs olarak planlandığını hatırlattı. Abdulgani E. Karahan Toplantının ikinci gününde Avrupa daki Müslümanların Siyasal Katılımı konusunda müzâkere yapıldı. Engin Karahan müzâkereye giriş maksadıyla yaptığı konuşmada siyasal katılımdan siyaset bağlamında dar bir alanın anlaşılmaması gerektiğini; medya, basın ve bilim camiasıyla ilişkilerin geliştirilmesinin de bu alana girdiğinin altını çizdi. Bölge birim başkanları ise, Avrupa ülkelerinde ve Almanya bölgelerinde yapılan yerel hizmetler hakkında bilgi verdiler. Ayrıca Fransa İslam Konseyi seçimleri ve Avusturya Diyanet seçimleri toplantıda gündeme gelen gelişmelerdi. Buna ek olarak Belçika Bölgesi Dış İlişkiler Başkanı Mustafa Akyüz, devlet tarafından tanınan camilere yönelik devlet desteği hakkında kapsamlı bilgi verdi. Ayrıca, Almanya bölgelerinde, Bremen 2010 Entegrasyon Haftası, Dortmund Yabancılar Haftası ve Bielefeldt Abraham Fest gibi etkinliklere katılımın gerçekleştiğine dikkat çekildi. Toplantının ikinci gününde Avrupa daki Müslümanların Siyasal Katılımı konusunda müzâkere yapıldı. Engin Karahan müzâkereye giriş maksadıyla yaptığı konuşmada siyasal katılımdan siyaset bağlamında dar bir alanın anlaşılmaması gerektiğini; medya, basın ve bilim camiasıyla ilişkilerin geliştirilmesinin de bu alana girdiğinin altını çizdi. Karahan, genel merkezin çalışmalarını bu anlayışla yürüttüğünü ve toplumun her katmanıyla ilişkilerin geliştirilmesi için çaba sarfedildiğini söyledi. Yapılan müzâkerede Avrupa ülkelerinde Müslümanları siyaset alanında temsil maksadıyla şekillenen oluşumlar da ele alındı. Toplantı, kapanış Kuran ı Kerim inin okunmasıyla son buldu. FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 11

12 islam ve hayat Sünneti Anlamak Sünneti anlamak ve yaşamak, dini anlamak ve yaşamak demektir. Çünkü Sünnet, Kur ân la gelen hükmü destekler ve güçlendirir; açıklanmaya muhtaç olan Kur ân âyetlerini beyan eder, açıklayıcı hükümler getirir ve Kur ân da bulunmayan meseleler hakkında hükümler getirir. Hulusi Ünye sayfa 12 Perspektif Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın, Hac ile ilgili ibadetlerinizi benden alın hadis-i şerifleri sözlü olarak O nun fiili sünnetine işaret etmektedir. Bazen Hz. Peygamber (sav), görüp işittiği halde yapılan işlere karışmaz ve karşı çıkmazdı. Sünnet, sözlük anlamı itibariyle yol, gidiş, tabiat, şeriat, yüz, yüzün görünen yeri, alışılmış yol manalarına gelir. Dini ıstılahta ise, Hz. Peygamber (sav) Efendimizin söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eden bir terimdir. Çoğulu ise, sünen dir. Sünnet, Fıkıh ilminde hüküm elde etme konusunda Kur ânı Kerim den sonra ikînci temel kaynaktır. Âllah a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının, (Mâide Suresi, [5:92]) Kim Rasûle itaat ederse, Allah a itaat etmiş olur (Nisâ Suresi, [4:80]). Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah tan korkun. Çünkü Allah ın azabı çetindir (Haşr Suresi, [59:7]). De ki: Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (Âl-i İmrân Suresi, [3:31]) ayetleri bunun delilidir. Hz. Peygamber (sav) in çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu sözleri, sözlü sünneti oluşturur. Âmeller ancak niyetlere göredir ve herkese niyetinin karşılığı vardır 1 hadisi gibi. Hz. Peygamber (as) ın namaz kılış ve haccediş şekilleri O nun fiili sünnetine misaldir. Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın, 2 Hac ile ilgili ibadetlerinizi benden alın 3 hadis-i şerifleri sözlü olarak O nun fiili sünnetine işaret etmektedir. Bazen Hz. Peygamber (sav), görüp işittiği halde yapılan işlere karışmaz ve karşı çıkmazdı. Onun o işe karşı çıkmamış olması onu kabullenmesi demekti. Çünkü Peygamber (as), bir iş yapılırken veya bir söz sarfedilirken orada hazır olur da yapılan işe veya söze müdahele ederek düzeltme veya reddetme yoluna gitmezse, bu durum onun o işi veya sözü uygun bulması ve doğru olduğunu hâl dili ile bildirmiş olması demektir. Örneğin Peygamber Efendimiz (as), kabir ziyareti yapan kadınları gördüğü halde onları bundan menetmemiştir. Bu da takriri sünnetin örneği olmuştur. Sünnet, rivayet yani zamanımıza ulaşması yönü ile de, Mütevatir, Meşhur ve Âhad olmak üzere ayrıca üç kısma ayrılır. Ahad sünnetin alt bölümleri de vardır ki, böyle bir yazıda o kısımlara inmek istemiyoruz. Ayrıca Sünnetin Kur an a nisbetle yeri ve fonksiyonu konusunu da bir başka yazıya bırakıyor ve yazımızı sünnetin gerekliliğine ve onu anlamanın lüzumuna hasrediyoruz. Peygamberler, Allah tarafından seçilen ve gönderilen, tevhid elçileridir ve de getirmiş oldukları tevhid mesajına insanları itaate çağırırlar. Dolayısıyla peygamberlerin iki önemli görevi vardır. Birincisi, Rabbimizden almış oldukları vahyi, insanlara ulaştırma, yani risalet görevi, ikincisi ise, vahiy kaynaklı mesajın yaşanması konusunda, insanlardan itaat edilmesi istenen uygulamaları biz-

13 Sünneti öğrenme ve yaşatma noktasında ev, aile, cami ve medrese (okul) ortamları da çok önem arzetmektedir. İslamı daha canlı yaşayan ailelerde, sünnete uygun yaşama biçimi daha küçük yaşlardan itibaren çocuklara da öğretilmekte ve bir yaşama biçimi olarak sünnet ebediyyen onların hayatında yer bulmaktadır.. zat tatbik etmeleri, yani iman edenlere bizzat yaşantılarıyla örnek teşkil etmeleridir. Yani Peygamberler, tebliğ etmiş oldukları vahiy bilgilerini eylemleştirme konusunda ilk örnek olmuşlar ve onların örneklikleri kesintisiz devam etmiştir. Sünneti anlamak ve yaşamak dini anlamak ve yaşamak demektir. Çünkü Sünnet, Kur ân la gelen hükmü destekler ve güçlendirir; açıklanmaya ihtiyaç duyulan Kur ân âyetlerini beyan eder, açıklayıcı hükümler getirir ve Kur ân da bulunmayan meseleler hakkında hükümler getirir. Elbette biz dinimizin temel pek çok hususunu, Kur an dan öğreniriz. Ancak Kur ani bir ahlakın ve dış müdahele ile mücadele tarzımızın oluşmasında ve Kur an ın bildirdiği hükümlerin uygulanmasında, Peygamberimizin örnekliği bizi yakinen ilgilendirir; bizim için en temel önceliği oluşturur. Bütün bunlardan dolayı sünneti öğrenmeli, anlamalı ve yaşamalıyız. Çünkü dinimizin bugün bize ulaşmış olan şekli, bilhassa sünnetle yoğrulmuş şeklidir. Temelini Kur an da bulan birçok ibadet ve insanlar arası ilişkilerin yaşam biçimi olarak ortaya çıkması, sünnetle olmuştur. Sünneti aradan çıkarırsak birçok ibadeti yerine dahi getiremeyiz. Örneğin, namaz kılamayız, zekat veremeyiz, faiz gibi bir yasağı kavrayamayız, şirket, vakıf gibi birçok kuruluşun yönetim prosedürünü uygulayamayız. Yani sünnet sayesinde dini daha iyi anlar ve onu hayatımızda tatbik ederiz. Sünnet bilgisi, bize çeşitli kanallardan ulaşmaktadır. Bugün elimizde yüzbinlerce Peygamber sözünü sayfaları arasında cemetmiş, hadis eserleri mevcuttur. Yani yazılı kaynaklarla sünnet bilgisine ulaşmaktayız. Son zamanlarda Arapça aslından Türkçe ye de kazandırılan metin ve şerhleri içeren hadis eserleri, insanımızın sünnetten yararlanması adına büyük imkânlar sunmaktadır. Bu eserler vasıtasıyla, karşımıza çıkan problemleri çözme noktasında büyük kolaylıklar edinilmiş durumdadır. Ayrıca sünneti öğrenme ve yaşatma noktasında ev, aile, cami ve medrese (okul) ortamları da çok büyük önem arzetmektedir. İslami hassasiyetleri daha kuvvetli olan ailelerde, sünnete uygun yaşama biçimi daha küçük yaşlardan itibaren çocuklara da öğretilmekte ve bir yaşama biçimi olarak sünnet ebediyyen onların hayatında yer almaktadır. Yemede, içmede, giyim ve kuşamda, helal ve haramı her merhalede göz önünde bulundurmada sürekli ve tek ölçü, sünnete uygun yaşama kaygısıdır. Bir de beraber yaşanılan toplum içinde gözetilmesi gereken uygulamaların cereyan ettiği yerler vardır ki, bunların başında camiler gelir, bu mekanlarda da sünnet bizim en önemli ölçümüzdür. Sünnet eğitiminde belki en temel ve metodlu eğitim camilerimizde yapılan dersler sayesinde gerçekleşmektedir. Onun için de bilhassa gençliğimizin camilerimizde verilen Kur an ve Sünnet derslerine katılmalarına gerektiğince dikkat etmemiz gerekmektedir. Çocuklarımız ve gençlerimiz, Kur an bilgisinin yanında, O nun eksiksiz bir uygulaması olan Sünnet sayesinde, kendi kültürlerini bütünüyle içselleştirip, içinde yaşadıkları kültür ikliminin zararlı etkilerinden, kendilerini, Allah ın inayet ve keremiyle muhafaza etmiş olacaklardır. 1 Buhârî, Bed ü l-vahy, I; İmân, 41; Müslim, İmâre, Buhârî, Ezân, 18; Edeb, 27; Âhad, I 3 Ahmed b. Hanbel, III, 318, 366 FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 13

14 islam ve hayat Sünnet: Çağlar Üstü Örneklik Hz. Peygamber in (s.a.v), Allah tan aldığı vahyi insanlara tebliğ ederken gerekli hâllerde onu açıklama ve uygulayarak gösterme görevi, sünnetin esasını teşkil ettiği için, İslam bilginleri dinin anlaşılması ve yaşanmasında hadis ve sünnetin işlevsel değerini üç kısımda ele almışlardır: Kur an doğrultusunda hüküm getiren, Kur an ı açıklayan ve Kur an dışında yeni hükümler koyan sünnetler. Ahmet Arslan genel kavramı altında ifade edildiği için tüm bunları konu edinen ilim dalına da Hadis adı verilmiştir. İslam dininin temel kaynaklarından biri olan sünnet, özel anlamıyla, bu dini tebliğ eden Hz. Muhammed in (s.a.v), inananlar için örnekliğini ifade eden bir kavramdır. Arapçada fiil olarak, yeni bir şey ortaya koymak, iyi veya kötü çığır açmak anlamlarına gelen sünnet, isim olarak âdet, gidişat, davranış tarzı, kural gibi anlamlar içerir. Hz. Peygamber in (s.a.v), İslam dininin öğretilerini açıklamak, uygulamak, dinî ve ahlakî açıdan müminlere örnek olmak için ortaya koyduğu söz, tatbikat ve takrirlerin (onayların) genel adıdır. İslam dininin Kur an dan sonraki ikinci kaynağı olarak sünnet in ıstılahi (terimsel) bir anlam kazanması ise Hz. Peygamber in (s.a.v) vefatından sonradır. Hicrî üçüncü asırdan sonra hadis ve sünnet terimleri genellikle eş anlamlı olarak kullanılmış ve sünnet, kavlî (sözlü), fiilî ve takrirî (onaylı) olarak üçe ayrılmıştır. Nebevî söz ve uygulamaların aktarıldığı şifahî rivayetler ve yazılı metinlerin hepsi hadis sayfa 14 Perspektif Hz. Peygamber in (s.a.v) sünnetinin önemli bir bölümü Kur an ı açıklama ve yorumlama şeklindedir. Bu görev bizzat Allah (c.c.) tarafından kendisine verilmiştir. Sünnetin İşlevleri Hz. Peygamber in (s.a.v), Allah tan aldığı vahyi insanlara tebliğ ederken gerekli hâllerde onu açıklama ve uygulayarak gösterme görevi, sünnetin esasını teşkil ettiği için, İslam bilginleri dinin anlaşılması ve yaşanmasında hadis ve sünnetin işlevsel değerini üç kısımda ele almışlardır: Kur an doğrultusunda hüküm getiren, Kur an ı açıklayan ve Kur an dışında yeni hükümler koyan sünnetler. Hz. Peygamber in (s.a.v), Kur an da yer alan ilahî buyrukların ve ahlakî kuralların yerine getirilmesini ashabından istemesi birinci grup sünnete girmektedir. Örneğin, Hz. Peygamber in(s.a.v), Kur an da bildirilen ibadetlerin yerine getirilmesini ashabına emretmesi, onları Allah a ortak koşmaktan, yalancılıktan, ana-babaya isyandan, haksız yere insan öldürmekten, içki, kumar ve zinadan menetmesi bu tür sünnetlerdendir. Bunlar bir bakıma Kur an ın tebliği sayılabilir. Hz. Peygamber in (s.a.v), çeşitli vesilelerle ashabına, kendi ifadeleriyle yaptığı bu açıklamalar, Kur an metninden farklıdır. Ancak bunlar Kur an a dayandıkları için hüküm olarak aynen Kur an gibidir. Örneğin, Kur an da, Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda

15 batıl yolla yemeyin. (Nisâ Suresi, [4:29]) buyrulmuş, Hz. Peygamber (s.a.v) de buna uygun olarak Rızası olmadan bir kimsenin malının başkasına helal olmayacağını ifade etmiştir. Kur an ın tebliğcisi ve açıklayıcısı olan Hz. Peygamber in (s.a.v) pek çok söz ve uygulamasının Kur an ayetleriyle benzerlik göstermesi doğaldır ve bu konuda çok sayıda örnek göstermek mümkündür. Hz. Peygamber in (s.a.v) sünnetinin önemli bir bölümü Kur an ı açıklama ve yorumlama şeklindedir. Bu görev bizzat Allah tarafından kendisine verilmiştir: Sana da Zikri (Kur an ı) indirdik ki düşünüp öğüt almaları için kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. (Nahl Suresi, [16:44]) (Kendilerine indirileni) açıklasın diye biz her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik. (İbrâhîm Suresi, [14:4]) Ashap, inen ayetlerden anlayamadıkları yerleri Hz. Peygamber e (s.a.v) sorarlar, o da bunlarla ne kastedildiğini açıklardı. Örneğin, Kur an da namazın kılınması emredilmiş ancak kaç rekât olduğu ve nasıl kılınacağı açıklanmamıştı. Bu konuda bilgi almak isteyen arkadaşlarına Hz. Peygamber (s.a.v), beni namaz kılarken gördüğünüz gibi kılınız, buyurmuştur. Hac ve zekât ibadetinin nasıl ve ne şekilde yerine getirileceğini açıklayan hadisler de böyledir. Hz. Peygamber (s.a.v) bazı durumlarda Kur an da bulunmayan hükümler de koymuştur. Peygamberliğinin yanı sıra toplumun lideri ve yöneticisi olması onu, bazı problemlerin çözümünde bir tür içtihada yöneltmiştir. Bu hükümlerde aklî muhakemesini kullanmasının yanı sıra, içinde bulunduğu toplumun örf ve ihtiyaçlarını da dikkate almıştır. Örneğin, kadınların özel hâllerinde namaz ve oruç ibadetlerini yerine getirmemeleri de sadece Hz. Peygamber in (s.a.v) beyanına dayanmaktadır. Hz. Peygamber Hz. Peygamber (s.a.v) bazı durumlarda Kur an da bulunmayan hükümler de koymuştur. Peygamberliğinin yanı sıra toplumun lideri ve yöneticisi olması onu, bazı problemlerin çözümünde bir tür içtihada yöneltmiştir. (s.a.v), özellikle bazı ticari ve toplumsal ilişkileri düzenleyen kurallarda, içinde bulunduğu toplumun örf, âdet ve uygulamalarını esas almıştır. Alışverişte şart koşma özgürlüğü (muhayyerliği), şuf a (önalım hakkı) kuralları ve diyet (malî ceza) hükümleri buna örnek verilebilir. Hz. Peygamber in (s.a.v) Kur an dan bağımsız hüküm koyamayacağını ileri süren bazı bilginler varsa da, bu görüş isabetli değildir. Çünkü evrensel bir din olan İslam ın kıyamete kadar canlılığını sürdürmesi, gelişen ve değişen şartlara göre yeni hükümler verilmesiyle mümkündür. Dinin temel ilkelerini referans alacak bu tür yeni hükümleri vermede fakihlere, müçtehidlere tanınan hakkın bu dinin peygamberine tanınmaması düşünülemez. Bu yüzden, İslam tarihinde Hz. Peygamber (s.a.v) ve arkadaşlarından başlayarak her dönemde İslam bilginlerince Kur an da olmayan ama özü itibarıyla ona ters düşmeyen çok sayıda hüküm verilmiştir. Sünnetin Müslümanlar İçin Bağlayıcılığı Kur an-ı Kerim, Hz. Muhammed in (s.a.v) hem mübelliğ (tebliğ eden, duyuran), hem de mübeyyin (açıklayan) olarak gönderildiğini belirtirken, ona itaatin Allah a itaatla eşdeğer olduğunu vurgulamış, müminleri onu dinlemeye ve itaat etmeye çağırmıştır. Ayrıca bazı ayetlerde onun ahlakî yüceliğine, meziyetlerine ve güzel örnekliğine atıfta bulunulmuştur. Hz. Muhammed in(s.a.v) ilk muhataplarına yönelik bu hitapların sadece onlarla sınırlı olamayacağı açıktır. Sünnet, meşruiyetini ve kaynaklık değerini Hz. Peygamber in (s.a.v) müminler karşısındaki konumuna işaret eden bu ayetlerden almaktadır. Hz. Peygamber in (s.a.v) söz ve eylemlerinin bağlayıcılık yönünden değerlendirilmesi, hadis ve fıkıh bilginlerini uğraştıran önemli bir konu olmuş, tarihî süreç içinde bir FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 15

16 islam ve hayat hayli tartışılan bu konuyla ilgili birçok eser kaleme alınmıştır. Sünneti bağlayıcılık açısından değerlendirmede sahâbe döneminden beri süregelen başlıca üç yaklaşım söz konusudur. Bunlar, zahirî, fıkhî ve içtihadî yaklaşımlardır. Zahirî tir. Çoğu kez Hz. Peygamber in (s.a.v) kendisinin olumlu ya da olumsuz bir görüş belirtmediği bir davranışın farz mı, vacip mi ya da mendup mu olduğu özellikle fakihlerin değerlendirmeleriyle tespit edilmiştir. yaklaşım, Hz. Peygamber in İslam bilginleri genellikle, Hz. Kur an-ı Kerim, (s.a.v) sözlerinin zahirine sarılarak, Peygamber in (s.a.v) söz ve eylemlerini dinî ve dünyevî olmak üze- onları lafzî ve harfî (literal) anlayan, Hz. Muhammed in (s.a.v) davranışlarına ise daha çok şeklî ve üstün ahlakî kişiliğine, re iki temel ayırıma tâbi tutmuşlardır. yüzeysel yaklaşan bir eğilimdir. insanî erdemlerine değindiği Buna göre, Hz. Peygamber in Fıkhî yaklaşım, Hz. Peygamber in hâlde, onun fizikî özelliklerine, giyim-kuşamına, yeme- (s.a.v) dinle ilgili söz ve eylemleri (s.a.v) söz ve davranışlarının kaynağının, gerekçesinin ve maksadı- müminleri için bağlayıcı kabul edilmiş, dünyevî tutum ve davranışları bağlayıcı sayılmamıştır. Burada nın ne olduğunu, onu hangi ortam içmesine, dünyevî becerilerine ve şartlarda söylediğini, bağlayıcı olup olmadığını kavramaya çalışan yaklaşımdır. İçtihadî yaklaşım ise, bazı yönetici sahabilerin Hz. Peygamber in (s.a.v) vefatından sonra değişen şartlar karşısında sünneti ele alış tarzları, yeni problemlere çözüm bulmaları, hakkında nebevî talimat ve tatbikat bulunan bazı konularda içtihatlarına dayalı farklı tasarruflarını ifade etmektedir. Konuyla ilgili çalışmalarda örnekleri verilen bu yaklaşımlardan fıkhî ve içtihadî olanların, İslam toplumunun sosyal gerçekliğine, gelişme temas etmemiştir. dinî-dünyevî ayırımı, Hz. Pey- gamber in (s.a.v) söz ve eylemlerinin kaynak ve niteliğini anlamak için yapılmıştır. Yani Hz. Muhammed in (s.a.v) bir davranışının kaynağı vahye mi; yoksa kendi bilgi ve tecrübesine mi dayanmaktadır? Bu davranış, dinin inanç ve ibadet alanıyla veya diğer kurallarından biriyle mi ilgilidir yoksa bireysel veya toplumsal hayatla ilgili rutin insanî bir davranış mıdır? Aslında İslam dinine göre insanın bütün söz, eylem ve tutumlarının dinî bir değeri vardır. Dinin amacı ve ilerlemenin temel dinamiklerine daha uygun olduğu açıktır. Zahirî yaklaşımın sonraki asırlarda şekillenmiş en katı biçimini temsil eden Zahiriyye mezhebi, gerçekliğe uymadığı için kısa sürede ortadan kalmıştır. Hz. Peygamber in (s.a.v) vefatının üzerinden henüz on yıl dahî geçmeden, onu en iyi anlayan arkadaşlarından Hz. Ömer, sünneti maksadına uygun yorumlayarak, şeklen Hz. Peygamber in (s.a.v) tatbikatından farklı ama özü itibarıyla aynı olan birçok uygulamaya imza atmış, Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde mevcut olmayan 150 civarında meseleye içtihatta bulunarak çözüm üretmiştir. Müslümanların sünnet anlayışlarının şekillenmesinde sahâbe ve tâbiîn nesliyle onları takiben ortaya çıkan ekollerin büyük rolü olduğu şüphesizdir. Neyin sünnet olup olmadığı, sünnetse hangi ölçüde bağlayıcı olduğu, onların bakış açıları ve değerlendirmeleriyle belirlenmişğuna insanın dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak oldu- göre, bütün insanî eylemlerin iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, günah-sevap, helal-haram gibi dinî değerlendirmelere tâbi tutulması doğaldır. Ancak kendine itaat edilmesi ve örnek alınması Allah (c.c) tarafından emredilen bir peygamber, hangi yönüyle örnek alınacak ve insanlara model olacaktır? Kur an-ı Kerim, Hz. Muhammed in (s.a.v) üstün ahlakî kişiliğine, insanî erdemlerine değindiği hâlde, onun fizikî özelliklerine, giyim-kuşamına, yeme-içmesine, dünyevî becerilerine temas etmemiştir. Örneğin Kur an da onun yüce bir ahlâk sahibi olduğu (Kalem Suresi, [68:4]), müminlere karşı şefkatli ve merhametli olduğu (Tevbe Suresi, [9:128]), utangaç olduğu (Ahzâb Suresi, [33:53]), nazik ve yumuşak kalpli olduğu (Âl-i İmrân Suresi, [3:159]) ifade edilmiş, ancak sıradan beşerî faaliyetlerinden fazla bah- sayfa 16 Perspektif

17 sedilmemiştir. Kur an ona itaat edilmesini isterken peygamberlik misyonuna, onu örnek gösterirken de ahlâki meziyetlerine dikkat çekmiştir. Bu durumda Hz. Muhammed (s.a.v) in söz ve eylemlerinin bağlayıcılık yönü, O nun (s.a.v) peygamberlik görevi ve ahlakî kişiliğiyle sınırlı olmaktadır. O hâlde, Hz. Peygamber in (s.a.v) Allah tan (c.c) alıp insanlara tebliğ ettiği vahiy çerçevesindeki açıklamak, uygulamak, öğretmek, tavsiye etmek, emretmek, yasaklamak şeklinde tezahür eden hadis ve sünneti bağlayıcıdır. Örneğin inanç ve ibadet konularında yaptığı açıklamalar ve uygulamalar bağlayıcı fakat tıp, ziraat, ticaret, sanat vb. konularda yaptığı birçok tasarruf bağlayıcı değildir. Böyle bir ayırımı bizzat Hz. Muhammed (s.a.v) in yaptığı, hadis kaynaklarında yer almaktadır. Misal olarak hurma aşılama hadisi olarak meşhur olan bir rivayete göre Hz. Muhammed (s.a.v), Medine ye geldiğinde hurma aşılayan bazı kimseleri görerek ne yaptıklarını sormuş, onların aşılama yaptıklarını söylemeleri üzerine yapmasanız daha iyi olacağını umarım demiştir. Bunun üzerine aşılamayı bırakan çiftçilerin hurmaları olgunlaşmadan dökülmüş, durum kendisine iletilen Hz. Muhammed (s.a.v), Ben ancak bir beşerim. Size dininizden bir şey emredersem uyun, kendi görüşümden bir şey söylersem ben de insanım şeklinde karşılık vermiştir. Rivayetin başka bir şeklinde ise, Siz (kendi) dünyanızın işini daha iyi bilirsiniz ifadesi vardır. Bu rivayetten anlaşıldığına göre tarıma elverişli bir bölge olmayan Mekke de yetişen Hz. Muhammed (s.a.v), Medine ye geldiğinde, fazla tecrübesi olmadığı bir konuda tahminde bulunmuş, tahmininin doğru çıkmaması üzerine de gerekli açıklamayı yapmıştır. Hz. Peygamber in (s.a.v) fiillerinin müminler için bağlayıcı olan ve olmayan şeklinde bir ayırıma tâbi tutulması, esas itibarıyla, onun sünnetinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanan zorunlu bir durumdur. O (s.a.v), Allah tan aldığı kutsal görevi yerine getirir ve insanları Allah ın dinine davet ederken, ahlakî kişiliği, ilkeli, tutarlı, azimli, sabırlı, fedakâr ve hoşgörülü tutumuyla toplumun her kesimine önder ve örnek olmuştur. Sonuç Olarak Hz. Peygamber in (s.a.v) vefatından sonra onun misyonunu iyi kavrayamayan bazı kimseler, bir yandan insanüstü nitelikler atfederek O nu (s.a.v) her şeyden haber veren bir kâhin gibi algılamışlar, diğer yandan, peygamberlerin her şeyin en üst bilgisine sahip oldukları varsayımından hareketle Hz. Muhammed (s.a.v) in her alanda rehberlik edebilecek bilgi ve beceriyle donanımlı olduğu düşüncesine kapılmışlardır. Buna göre Hz. Muhammed (s.a.v) Allah ın elçisi olmasının yanı sıra, örneğin, en iyi tabip, en başarılı tüccar, en bilgili çiftçi gibi tasavvur edilmiştir. Hâlbuki Hz. Peygamber in böyle bir iddiası olmadığı gibi, bunlar O nun (s.a.v) peygamberlik görevinin zorunlu unsurlarından da değildir. O (s.a.v), Allah tan aldığı kutsal görevi yerine getirir ve insanları Allah ın dinine davet ederken, ahlakî kişiliği, ilkeli, tutarlı, azimli, sabırlı, fedakâr ve hoşgörülü tutumuyla toplumun her kesimine önder ve örnek olmuştur. Hz. Peygamber in (s.a.v) sünneti, nasıl başarılı bir tüccar ya da çiftçi olunacağının değil, nasıl iyi bir insan ve olgun bir Müslüman olunacağının reçetesi niteliğindedir. O nedenle, Hz. Peygamber in (s.a.v) bir beşer olarak kişisel zevk ve tercihlerine göre ortaya koyduğu davranışlarıyla, içinde yaşadığı toplumun örf ve âdetlerine tâbi olarak yaptığı eylemleri bağlayıcı sünnet kapsamında yer almamıştır. Hz. Peygamber e (s.a.v) itaat etmenin ve ona tâbi olmanın, onu taklit etmekle değil, örnek almakla mümkün olacağının bilinmesidir. Çünkü örnek almak, bilinçli, istemli ve öze ilişkin bir faaliyetken, taklit bilinçsiz ve yüzeysel bir davranıştır. Kaynak: İslam a Giriş, Ana Konulara Yeni Yaklaşımlar; Komisyon, DİB Yay. 653, Nisan 2007 Ankara, ISBN: Y FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 17

18 islam ve hayat Hollandaca Hadis Literatürüne Bir Katkı Inleiding tot de Hadithwetensachap (Hadis İlmine Giriş) Kitabı Hakkında Özcan Hıdır İle Söyleşi Ali Mete Sayın Hocam, yakın zamanlarda Inleiding tot de Hadithwetenschap adlı Hollandaca dilinde hadis metodolojisi, hadis ilimleri ve hadis tartışmalarına dair bir kitap kaleme aldınız. Niçin böyle bir kitabın neşrine ihtiyaç duydunuz? Özcan Hıdır: Kitabın önemini birkaç açıdan ifade etmem mümkündür. Birincisi, Hollanda da yaşayan yaklaşık bir milyon müslümana İslâmî terim, terminoloji, anlayış ve hakikatleri Hollandaca anlatmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Aslında bu ihtiyaç Almanca da da ihtiyaçtır. İkincisi, Avrupa da yaşayan özellikle üçüncü ve dördüncü nesil artık Türkçe anlamada zorlanıyor. Onlara İslâmî terimleri Hollandaca ve dahi diğer Avrupa dillerinde anlatacak eserler yazmak veya yazdırmak, burada yaşayan müslümanların önemli vazifeleri arasındadır. Üçüncüsü, genel olarak Batı da özelde de Hollanda da Kur ân-ı Kerîm bilinmekle birlikte İslâm ın ikinci kaynağı olan hadis ve sünnete dair ilimler pek bilinmiyor. Çoğu zamanda hadisler ve sünnet, bilinçli veya bilinçsiz olarak adet-gelenek ile karıştırılıyor. Dolayısıyla kitap, İslâm ın bu ikinci kaynağı hakkında Hollandalı okuyuculara da akademik perspektiften derli toplu bir bilgi vermeyi amaçlıyor. Zira Hollanda da İslami araştırmaların oldukça köklü bir geleneği var. Biz bunlara oryantalistik çalışmalar diyoruz. İstedim ki giriş tarzı olan bu eser, hem genel anlamda hadis ilimlerini Hollandaca okuyucuya takdim etsin hem de özellikle Kur an ve hadise dair oryantalistik çalışmaların ve bu çalışmalardaki görüş ve iddiaların bir değerlendirmesini yapsın. Kitapta klasik hadis metodolojisi eserlerinde bulunamayacak bazı konuları da ele aldık. Buna göre Hollanda da hadislerin önemi, Şia, Mu tezile, Haricîlik ve Zeydîlik gibi mezheplerin hadise bakışları, Ehl-i Kur an-kur ancılık, Ahmedîlik ve Selefîlik gibi modern dönemdeki akımların ve Fazlur Rahman gibi düşünürlerin hadis ve sünnet algılamaları da kitapta ele alınıyor. Ayrıca Ebû Hanîfe nin hadis anlayışına dair öteden beri yapılan tenkitler de değerlendiriliyor. Kitabın içeriği, en önemli hususiyetleri ve kitabı hazırlarken yaşadığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz? Özcan Hıdır: Kitap her şeyden önce adı üzerinde olduğu gibi, inleiding-giriş tarzı bir eserdir. Kitap, temel hadis terimleri, hadis usûlü, hadis ilimleri, hadislerin oluşum tarihi, temel hadis kitapları ve hadis âlimleri hakkında çok derinlemesine olmayan bilgiler içeriyor. Son bölümünde ise 18. Yüzyıldan itibaren başta Ignaz Goldziher, Snouck Hurgronje, Jospeh Schacht, G.H.A. Juynboll ve Harald Motzki olmak üzere Batılı islamologların hadis ve sünnete yönelik tenkitlerini ortaya koyuyor. Ardından da, Muhammed Mustafa el-a zami ve Fuat Sezgin başta olmak üzere, müslüman oksidentalistler veya daha doğru tabirle hadis oksidentalistleri olarak isimlendirdiğim âlim ve araştırmacıların Batılı islamologların hadis ve sünnete yönelik değerlendirmelerini konu ediniyor. Dolayısıyla kitap, en temel özellik olarak Ehl-i sünnet bakış açısıyla, Müslüman bir araştırmacının kaleminden Batı da ve özellikle de Hollanda da yaşayan müslümanlar ile Hollandaca konuşan insanlara hadis ilimlerini, hadis terimlerini, içerisinde yaşanılan konteksi de göz önünde tutarak, uygun bir dil ve üslûpla anlatmak gibi bir temelden hareket ediyor. Oryantalist terimi yaygın olarak bilinir ama bahsettiğiniz Oksidentalistler kimlerdir? Özcan Hıdır: Müslüman olmayıp İslâm ı ve İslâmî kaynakları araştıranlara biz oryantalist diyoruz. Buna göre Müslüman olup da Batı yı araştıran Batı nın kaynaklarına yönelik esaslı değerlendirmelerde bulunanlara da ben Cemil Meriç ve Hasan Hanefî gibi düşünürlerin kullandıkları müstağrip ifadesinden hareketle oksidentalist diyorum. Her ne kadar Cemil Meriç bunu o dönemin konjonktürü dolayısıyla daha ziyade negatif anlamda kullanmışsa da ben Hasan Hanefi nin tanımını esas alıyorum. Dolayısıyla benim nazarımda sayfa 18 Perspektif

19 Hadislerin 9 temel hadis kitabındaki orijinal kaynaklarını bulmada bütün dünyada kullanılan 8 ciltlik Concordance-el-Mu cemü l-müfehres adlı eser, Leiden Üniversitesi bünyesindeki bir heyet tarafından hazırlanmıştır. oksidentalist bir çeşit dinî -entelektüel lider dir ve günümüzde içerisinde yaşadığımız ülkelerde bu tür insanlara şiddetle ihtiyaç duymaktayız. Peki kitabınız kamuoyunda nasıl karşılandı? Özcan Hıdır: Çoğunlukla takdir gördüğünü söyleyebiliriz. Tabii ki ister istemez eleştiriler de oldu. Şu ana kadar Hollandaca hıristiyanlara ait iki dergide tanıtım yazısı çıktı. Bu yazılarda büyük bir takdir olmakla birlikte, eserin Ehl-i sünnet bakışıyla Batılılar ortadoks diyorlar ele alındığını ifade ediyorlardı ki, böyle bir eleştiriyi bekliyordum ve normal karşıladım zaten. Kitabı kendilerine gönderdiğim Hollanda nın belli başlı oryantalistleri/islamologları da tebrik ve takdir içeren mailler gönderdiler. Bunlar arasında Prof. Harald Motzki, Prof. Koningsveld, Prof.J.J.Witkam ve Prof. Karel Steenbrink gibi şarkiyatçılar mevcut. Zira Avrupa da yaşayan müslüman entellektüellerden bu tür katkılar her zaman bekleniyor ve usulüne uygun yapılırsa da takdir görüyor. Bu islamologların eleştirdikleri noktalar da oldu, tabiatıyla. İslamı kendi terminolojisiyle Hollandaca anlatmaya ihtiyaç bulunduğunu söylediniz. Geleneksel İslami terminoloji ile hollandaca karşılıkları noktasında zorluklar var mıydı, bu anlamda karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Özcan Hıdır:Tabiatıyla var. Aslında bu sadece Hollandaca için değil genel olarak bütün Batı dilleri için geçerlidir. Her şeyden evvel Batı dillerindeki dini terminolojiler, genelde hıristiyan kültürü içerisinde ve Latince ve Yunanca kökenli oluşmuş. İslami ilimler ise Arapça gibi zengin bir dilde oluşmuş. Siz bu terimleri tercüme ederken hıristiyan arka plana dayanan bazı terim ve anlayışları kullandığınız zaman başka bir problemle, kullanmadığınız zaman ise, anlatmaya çalıştığınızı uygun bir terimle anlatamama gibi, daha başka bir problemle karşılaşıyorsunuz. Bu itibarla aslında hemen her Batı dilinde İslami terim ve terminolojilerin kullanımına dair bir çalışma yap(tır)mak elzemdir. Bu yapılmadığı zaman ferdi çalışmalarda oldukça farklı terimler kullanılıyor ve bu durum, İslam ile alakalı çok daha fazla kafa karışıklığına yol açabiliyor. Buna birçok örnek verilebilir ama bu aslında başlı başına bir röportaj konusudur. Dolayısıyla İslami cemaatler ve kurumlar bu işlerde öncülük etmelidir. Bu eserinizin Batı dünyasına özelde Hollanda toplumuna- sizin tabirinizle oksidentalist bir katkı sağladığını söyleyebilir miyiz? Özcan Hıdır: Öyle olduğunu düşünüyor ve umuyorum. Zira hadis ve sünnetin müslümanların davranış kodları, günlük yaşayışları üzerindeki tesirini çok önceden keşfeden Batılı araştırmacılar, yaklaşık yıldan bu yana ortaya koydukları çalışmalarında İslam ın temel kaynakları hakkında pek çok iddia ortaya atmışlar ve teoriler geliştirmişlerdir. Ayrıca Hollanda, özellikle hadis araştırmaları bağlamında, önemli bir geçmişe sahiptir. Şöyle bir misal vermek bunu açıklayıcı olur: Hadislerin 9 temel hadis kitabındaki orijinal kaynaklarını bulmada bütün dünyada kullanılan 8 ciltlik Concordance-el-Mu cemü lmüfehresadlı eser, Leiden Üniversitesi bünyesinde 1936 yılında çalışmalarına başlayan Hollandalı islamolog Arent Jan Wensink başkanlığındaki bir heyet tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışma 1980 li yılların sonlarında tamamlanabilmiş ve daha sonra da el- Mu cemü l-müfehres adıyla Arapçaya tercüme edilmiştir. Yani burada şuna vurgu yapmak istiyorum ki, Hollanda aslında hadis ve hadis ilimlerine şu veya bu saikle katkısı olan bir ülkedir. Ne var ki entellektüel ve bilimsel anlamda böyle bir geçmişe sahip olsa da günümüzde hadis Hollanda toplumunda pek az biliniyor. Altı senedir, Hollanda da bulunduğum süre zarfında zaman zaman katıldığımız toplantı ve panellerdeki sorulardan bu durum hemen anlaşılıyordu. Hocam, son olarak neler söylemek istersiniz? Özcan Hıdır: Son olarak şunu ifade etmek isterim ki, İslâm Dîni nin temel kaynaklarına ve temel İslâm bilimlerine dair Hollandaca dilinde referans kitaplarına önemli gördüğüm şu iki sebeple ihtiyaç var: Birincisi, yukarıda da söylediğimiz gibi, müslüman nesillerin buna ihtiyacı var. Zira bu ihtiyacı Türkçe dilinde karşılayabilmek zordur. İkincisi de İslâmî meselelere ilgi duyan gayr-i müslimlerin, müslümanların anlatımıyla olan bu tür çalışmalara ihtiyacı var. Teşekkür ediyor, kitabınızın hayırlı olmasını, amaçladığınız hedeflere ulaşmasını temenni ediyoruz. FEBRUAR ŞUBAT 2011 sayfa 19

20 toplum Tire Kimlikler Çift Kültürlü Kimlik Algısı Ünal Koyuncu Her yenilik bir takım düşünce ve kavramları beraberinde getirir. Bu durum aynı zamanda bir söylem çatışmasının habercisidir. Nitekim yenilik, boş bir alanda değil, eskininöncekinin var olduğu bir ortamda vuku bulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Avrupa ülkelerinde göç ve İslam konularında yaşanan çatışmalar doğal toplumsal gelişmelerdir. Çünkü bu unsurlar, yakın dönem Avrupa tarihi göz önünde bulundurulduğunda, adı geçen coğrafyada yaşayan nüfus için yeni gelişmelerdir. Bu sebepten Avrupa ülkelerinin kimlik tanımlamaları, halkların benlik algısı, Avrupa ya göçün başlamasıyla birlikte gündemde yer alan konulardandır. Zeez Sternhell in Le Monde diplomatique de yayınlanan makalesinde sorduğu sorular, tam da bu noktada konuya farklı yaklaşımlar getiren iki tarafı tanıma noktasında ipuçları vermektedir....bir ulusun kimliği neden oluşmaktadır? Bir ulusal topluluk, siyasi ve hukuki olarak mı tanımlanır, yoksa tarihi ve kültürü üzerinden mi? Şayet ikinci durum söz konusuysa, dinin kültür içerisindeki konumu nedir? Bir insanın hayatı için önemli olan nedir: Ortak noktalar mı yoksa onu diğerlerinden farklı kılan mı?... 1 soruları bir tarafta ulusalcı kanadı diğer tarafta da çokkültürlü bakış açısını hatırlatmaktadır ki, dikkat çektiği konular sadece çoğunluğa mensup kişiler için değil, göç kökenli nüfus için de önem taşımaktadır. Ancak soruları, bu kesime mensup kişilerin biyografileri hesaba katılarak yeniden formüle etmek gerekir. Bu durumda şu noktalar üzerinde düşünmek, onların benlik algısını çözümlemede bir sayfa 20 Perspektif Batı Avrupa ülkelerine göç eden ilk neslin kendisini tek dil ve kültür üzerinden tanımlamasına karşın, üçüncüdördüncü nesiller ise çift boyutlu kimlik tecrübesini yaşamaktadırlar. başlangıçtır: Göçmen insanların kimliklerini oluşturan şeyler nelerdir? Özellikle de yaşadıkları ülkeyle hangi çerçevede kimlik bağı kurmaktadırlar? Siyasi-hukuki çerçevede mi, yoksa tarih-kültür çerçevesinde mi? Yeniden şekillenmekte olan kimlik unsurlarında etnik ve kültürel kökenin konumu nedir? Göçmenlerin kimliğine yönelik bu sorgulama, yukarıda değindiğimiz eski ile yeni arasında yaşanan gerginliğin ortaya çıkardığı bir durumdur. Batı Avrupa ülkelerine göç eden ilk neslin kendisini tek dil ve kültür üzerinden tanımlamasına karşın, üçüncü-dördüncü nesiller ise çift boyutlu kimlik tecrübesini yaşamaktadırlar. Bu nesiller doğum sonrası sosyalizasyon sürecinde öncelikle aile içerisinde anadili-kültürü öğrenmiştir. Sonrasında, anaokula veya ilkokula başlandığında ikinci bir dili öğrenme ortamına girer. Bu yeni durum aynı zamanda bir diğer kültürle tanışma imkânını sunar. Hayat, sonraki dönemlerde sürekli iki dil-kültür arasında yaşanılır. Aile hayatı daha çok köken dilin-kültürün yaşandığı alan iken, okul ve iş hayatı ise ikinci dilin-kültürün belirgin olduğu alanlardır. Sözünü ettiğimiz hayat tarzı, biyografisinde göçmen kökenli olma özelliğini barındıran kişinin karakteristik özelliğidir. Peki, çift boyutlu gelişen kimlik olgusunu nasıl tanımlamak gerekir? Soru, bu toplumsal gelişmenin öznesi olan kişilerin üzerinde durması gereken bir noktaya işaret etmektedir. Zira maksadı, içinde yaşadığı topluma her alanda katılımı gerçekleştirmek olan göçmen kesim için, reel çabanın yanı sıra, bu realiteyi izah eden söylemlerin geliştirilmesi de önemlidir. Ya göç kökenli kişinin yaşadığı durumu izah eden ve böylelikle onu, kimliğinin her iki boyutuna da yabancılaştırmayan kavramlar geliştirilecek, ya da asimilasyon veya marjinalleşmeyi içinde barındıran yaklaşımlar bu alanda hâkim olacaktır. Göç eden veya göç kökenli bir kişinin aidiyyetini sadece etnik kökeni üzerinden değilde, yaşadığı ülke üze-

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanları, Değerli Katılımcılar, Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nu sunmak

Detaylı

Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları

Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları Murat Demirbaş 1, Mustafa Bayrakci 2, Mehmet Polat Kalak 1 1 Kırıkkale University, Education Faculty, Turkey 2 Sakarya University, Education Faculty,

Detaylı

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Ali Aslan Almanya son on yıllarda her şeyden önce Müslüman ağırlıklı devletlerden gelen göçmenler yoluyla dini ve kültürel

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii GİRESUN 2014 İslami İlimler Fakültesi; 08 Eylül 2012 tarih ve 28405 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu nun 25 Temmuz 2012 tarih ve 2012/3527 Sayılı Kararı ile Giresun Üniversitesi

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 CCE Hakkında bir sivil toplum kuruluşudur; 1994 yılında kurulmuştur; demokratik devletlerde gerekli olduğu düşünülen vatandaşlık bilgi ve becerilerini

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi,

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, TÜRKÇE dersinde, Kişisel Gelişim ve Okuma Kültürü temalarına bağlı olarak çeşitli metinler ve Düşünceler

Detaylı

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s.

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt: 20, Sayı: 2, 2011 s. 209-213 Kitap Tanıtımı Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. Hanifi ŞAHİN

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

IGMG Gençlik Teşkilatı

IGMG Gençlik Teşkilatı IGMG Gençlik Teşkilatı Sosyal Hizmetler Birimi Okul Çantası Kampanyası Gençlerden gençlere, eğitimle geleceğe... Biz kimiz? IGMG Gençlik Teşkilatı (GT), Müslüman gençlerin islami bir kimlik ve toplumsal

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

BEYOĞLU ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ STRATEJİK PLANI 2012 YILI EYLEM PLANI

BEYOĞLU ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ STRATEJİK PLANI 2012 YILI EYLEM PLANI HEDEFLER 1 Tüm sınıflarda mesleki formasyon kazandırmak. 1. Kur'an-ı Kerimi tecvid kurallarına uygun bir şekilde yüzüne okuyabilmek, İmam- Hatip'lik yapacak düzeyde ayet ve sureleri ezberlemek. 2. Kur'an-ı

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

Alan: Sosyal Psikololji. 04/2007 10/2008 Yüksek Lisans Humboldt Üniversitesi Berlin

Alan: Sosyal Psikololji. 04/2007 10/2008 Yüksek Lisans Humboldt Üniversitesi Berlin Yrd. Doç. Dr. Leyla ÖZDEMİR Holtur Evleri 2. Etap A Blok Daire 24 Boztepe/Trabzon Mail: leyla-oezdemir@hotmail.com Doğum Tarihi: 12.01.1980 Eğitim Bilgileri 10/2008 12/2012 Doktora Humboldt Üniversitesi

Detaylı

İstanbul Kent Güvenliği Projesi Seminerleri- II, III, IV

İstanbul Kent Güvenliği Projesi Seminerleri- II, III, IV İstanbul Kent Güvenliği Projesi Seminerleri- II, III, IV Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu OKUL VE OKUL ÇEVRESİNDE ŞİDDETİN VE MADDE BAĞLILIĞININ/ KULLANIMININ ÖNLENMESİ - 19-20.03. İçindekiler:

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

ARBEIT & LEBEN ggmbh. Sürekli gelişen iş ve yaşam dünyanızdaki yolculuğunuzda sizlere eşlik ediyor ve destek oluyoruz. - 3 -

ARBEIT & LEBEN ggmbh. Sürekli gelişen iş ve yaşam dünyanızdaki yolculuğunuzda sizlere eşlik ediyor ve destek oluyoruz. - 3 - ARBEIT & LEBEN ggmbh Sürekli gelişen iş ve yaşam dünyanızdaki yolculuğunuzda sizlere eşlik ediyor ve destek oluyoruz. - 3 - KURUM ARBEIT & LEBEN ggmbh 1973 senesinden beri Rheinland Pfalz Eyaleti Eğitim

Detaylı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı Evrak Ana. Üni. Tarih Evrak ve Sayısı: Tarih 14/06/2016-E.5655 ve Sayısı: 15/06/2016-E.37386 T. C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı *BD8107914312* Sayı :76144028-821.99-

Detaylı

Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı

Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı Adı Soyadı: Mustafa KARATAŞ Ünvanı: Doç.Dr. Ana Bilim Dalı: Hadis Ana Bilim Dalındaki Konumu: Öğretim Üyesi E-Posta: mkaratas@istanbul.edu.tr Web: www.mustafakaratas.com ÖĞRENİM DURUMU VE AKADEMİK ÜNVANLAR

Detaylı

Lisans Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1994. Y. Lisans S. Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler /Temel İslam Bilimleri/Hadis 1998

Lisans Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1994. Y. Lisans S. Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler /Temel İslam Bilimleri/Hadis 1998 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı ve Soyadı :Muammer BAYRAKTUTAR 2. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. 3. Görevi : Öğretim Üyesi/Dekan Yrd. 4. Görev Yeri : Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 5. İletişim : muammerbayraktutar@hotmail.com

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku 2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN AMACI VE GEREKÇESİ Etnik, dini ve siyasi

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

1 von 5 21.11.2013 22:24

1 von 5 21.11.2013 22:24 Anasayfa Hamburg GEZİ + POLİS + ORUÇ = İFTAR Tarih : 2013.07.27 17:17:32 Hamburg Sivasspor Taraftar Derneği nin iftar yemeğinde, Gezi Parkı ve Hamburg polisinin Türk gençlerine karşı baskılı tutumuna yönelik

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

TOPLANTI/KİTAP TANITIMI C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XIII/1-2009, 341-345

TOPLANTI/KİTAP TANITIMI C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XIII/1-2009, 341-345 TOPLANTI/KİTAP TANITIMI C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XIII/1-2009, 341-345 Tefsir Anabilim Dalı VI. Koordinasyon Toplantısı Günlüğü İsmail ÇALIŞKAN * İlahiyat Fakülteleri Tefsir Anabilim Dalları VI.

Detaylı

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Yrd.Doç.Dr. Gülçin Tan Şişman Eğitim Programları ve Öğretim İletişim "Ne kadar çok bilirsen bil, söylediklerin karsındakinin anlayacagı kadardır."

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri KİŞİSEL BİLGİLER Adı-Soyadı: İlyas CANİKLİ Unvan: Yrd. Doç. Dr. Doğum Yeri ve Yılı: Samsun-Terme/ 1966 Bölüm: Temel İslam Bilimleri Tel: 0530 9576891 E-Posta: icanikli@mynet.com; ilyascanikli@gmail.com

Detaylı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 1) Ne & Niçin? Şubelerde Gençlere özel İrşad Proğramları Ramazan ayı içerisinde şube gençlik teşkilatlarında, o şubenin Camii'sine ibadet etmek üzere gelen gençlere yönelik

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

2015-2016 YILINA AİT ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERS KİTAPLARININ KURUM BAZINDA DAĞITIM LİSTESİ

2015-2016 YILINA AİT ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERS KİTAPLARININ KURUM BAZINDA DAĞITIM LİSTESİ VAN İPEKYOLU 9991168 ÖZEL DOĞA İLKU HAFIZİYE MAH. CAMBAZOĞLU 1. SOKAK NO:3 VAN Kurum Telefon: 43178800 43178800 100010 Pamuk Şekerim 1 Eğitim Aracı 60 10000 Pamuk Şekerim Eğitim Aracı 60 100110 Müzik 1-3

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER I. GİRİŞ Eğitim, Kosova nın toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişmesinin etki alanını temsil eder. Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (EBTB) savaşın bitiminden sonra başlayan, en gelişmiş uluslararası

Detaylı

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11.

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11. MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ İÇEL TV-YÖRÜK FM PROGRAM TABLOSU Cami ve Gençlik ( gençlerin camiye ilgisi,hz peygamber ve gençlik (kaynak : DİB cami-gençlik sayfası) İsraf duyarlılığı ya da Tüketim Ahlakı (Hasan

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 02/2014 devam etmekte: Yrd.Doç.Dr.; Avrasya Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi

ÖZGEÇMİŞ. 02/2014 devam etmekte: Yrd.Doç.Dr.; Avrasya Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Leyla AYDEMİR 2. Adres Sancak Mah. Adnan Kahveci Cad. No: 59 B Blok Kat 6 No:21 Yomra/Trabzon 3. Doğum Tarihi 12.01.1980 4. E-Mail: leyla-oezdemir@hotmail.com 5. Öğrenim Durumu 10/2008

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan Dersi I UAD 8001 Uzmanlık Alan Dersi-II TİB 5660 Hadiste Sened ve Metin Tenkidi TİB 5190 Mukayeseli Hadis

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR 2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR Elazığ İl Müftülüğü Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosu görevlilerinden İl

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR /

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / Çıra Yayınları, İstanbul, 2006/240 sayfa Tanıtan: Muzaffer BARLAK 1 İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Yüce Allah, ilahi hitabının birçok yerinde

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

14.30-16.00: II. OTURUM GÖÇ KONULARINDA KAMU GÜVENİ İNŞA EDİLMESİ OTURUMU GENEL KONUŞMA NOTU

14.30-16.00: II. OTURUM GÖÇ KONULARINDA KAMU GÜVENİ İNŞA EDİLMESİ OTURUMU GENEL KONUŞMA NOTU 14.30-16.00: II. OTURUM GÖÇ KONULARINDA KAMU GÜVENİ İNŞA EDİLMESİ OTURUMU GENEL KONUŞMA NOTU 1 SAYIN BAKANLAR, KIYMETLİ TEMSİLCİLER; ÖNCELİKLE BURADA BULUNMAKTAN DUYDUĞUM MEMNUNİYETİ İFADE ETMEK İSTİYORUM.

Detaylı

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Genç Derneği'nden Afrika'ya 85 gönüllü

Genç Derneği'nden Afrika'ya 85 gönüllü On5yirmi5.com Genç Derneği'nden Afrika'ya 85 gönüllü Uluslararası Genç Derneği 2015 yılı Ramazan ayında 85 gönüllüyü Sivil Toplum ve Gönüllülük temasıyla Afrika nın çeşitli ülkelerine gönderiyor. Başvuru

Detaylı

V. Din Şûrası Programı

V. Din Şûrası Programı T.C. BAŞBAKANLIK Diyanet İşleri Başkanlığı V. Din Şûrası Programı Günümüzde Yeni Dini Anlayışlar; Dini Bilgi, Eğitim ve Din Hizmetleri 08-10 Aralık 2014 Ankara Bilkent Otel ve Konferans Merkezi 1. GÜN:

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

eğitim ücretsiz yönlendirme dil bütünleşme rota Yeni gelenleri karşılama

eğitim ücretsiz yönlendirme dil bütünleşme rota Yeni gelenleri karşılama ücretsiz rota yönlendirme dil eğitim bütünleşme Yeni gelenleri karşılama 21 Uyum sağlamak ne demek? Sıkca göçmenlerin entegrasyonundan bahsediyoruz, ne demek istiyoruz? Ilk olarak iki yönlü bir süreçtir:

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Mezhepler, bir dinin mensupları için alt kimlik ifadeleridir. Mezhepler beşeri nitelikli oluşumlardır; din ile özdeştirilemezler.

Mezhepler, bir dinin mensupları için alt kimlik ifadeleridir. Mezhepler beşeri nitelikli oluşumlardır; din ile özdeştirilemezler. İSLAM DÜŞÜNCE TARİHİNDE MEZHEPLER Prof. Dr. Mehmet Saffet Sarıkaya RAĞBET YAYINLARI TANITIM: Mezhep, insanların yaşadıkları sosyal çevrede sinin ana kaynaklarını anlama ve uygulamada ortaya çıkan farklılıkların

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU 18 EKiM 2014 Uluslararası Çocuk Buluşması, İHH İnsani Yardım Vakfı nın dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiği yetim çalışmalarını Türkiye halkına anlatmak

Detaylı