Ankara Numune Dünyaya Açıldı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ankara Numune Dünyaya Açıldı"

Transkript

1 Bilgiyle, Güvenle, Sağlıkla... YIL:1 SAYI:3 MART 2010 ÜCRETSİZDİR MİLLİ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU: NUMUNE GAZETESİ BAŞARILI OLMUŞ 3 Ankara Numune Dünyaya Açıldı SAĞLIK BAKANI PROF. DR. RECEP AKDAĞ: SAĞLIĞINIZ İÇİN SUYA SABUNA DOKUNUN 4 14 MART TIP BAYRAMI HASTANEMİZDE COŞKUYLA KUTLANDI ULUSAL STD FORUMU ANKARA DA YAPILDI ANKARA DA GENÇLER ARASINDA EROİN KULLANIMI HIZLA ARTIYOR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uluslararası Hastaneler Birliği ne Türkiye den kabul edilen ilk hastane oldu Dünyada 100 den fazla ülkenin ve yüz binlerce sağlık personelinin temsil edildiği Uluslararası Hastaneler Federasyonu na (IHF) Türkiye den kabul edilen ilk hastane Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. Hastanemiz, Fransa başta olmak üzere Avrupa Birliği üyesi ülkelerin desteğini alarak IHF ye kabul edildi. Üyeliğin Getirdiği Avantajlar IHF nin uluslar arası düzenlediği bilimsel ve sosyal aktivitelerine indirimli katılım. Diğer birlikler ile sağlık hizmetleri uygulamalarında ortak çalışma, ikiz proje ve program düzenleme imkânları. Üye birlikleri Hastanelerin verilerine ulaşma. Uluslararası hastanelere mesleki gezi ve etkinlik koordinasyonluğu. Diğer birliklerin sağlık kurumları veya üye hastaneler ile uluslararası sağlık ortaklığı. sayfa 9 da SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Dr. Hasan Çağıl: Acile gelen her hasta şartsız kabul edilmektedir Bugün ülkemizde tüm tedavi kuruluşlarının, acilin kapısından giren herkesi prim ödeyip ödemediğine bakmaksızın, hatta sigorta kaydı bile olup olmadığına bakmaksızın kabul etmek zorunda olduğunu belirten Dr. Hasan Çağıl, bunun sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğunu belirtti. sayfa 5 de YANIK YARALANMALARINDA BAKIM... 2 ENFEKSİYON HEMŞİRELERİ EĞİTİMİ... 3 KEMOTERAPİ HEMŞİRELİĞİ KURSU... 4 TÜRKİYE DİYABET ÇALIŞTAYI... 6 ZEHİRLENLERDE EVDE YAPILMALI... 7 BEHÇETHASTALIĞI NEDİR ÇOK GÜL VE UZUN YAŞA EŞTEN ORGAN NAKLİ İÇİN 2 YIL KRONİK HEPATİTLER DR. MÜNİF İSLAMOĞLU Doç. Dr. Nurullah Zengin Baþyazý Sağlık Hizmetlerinin Maliyeti Hiç şüphesiz sunulan her hizmetin ve her icraatın bir maliyeti vardır. Sağlık hizmetleri de bu kuralın dışında değildir. Dahası, dünya genelinde sağlık hizmeti maliyet artışının pek çok hizmete göre daha fazla olduğu, ülkelerin gelişme hızları da aştığı kabul edilmektedir. sayfa 9 da

2 02 Mart 2010 Numune Gazetesi HABERLER Yanık Yaralanmalarında Hastane Öncesi Bakım Nasıl Olmalıdır Yanık yaralanmaları toplumda sık rastlanan acil travma nedenleri arasında yer almaktadır ve % 90 kadarını engellenebilir nedenler oluşturmaktadır. Bu tür yaralanmalar hem oluşumları hem tedavi süreçleri hem de hastane sonrası dönemleri ile özel önem arz eden yaralanmalardır. Yanık olgularında pek çok hata yaralanmaya neden olmakla birlikte, yanığın oluşumunu takiben hastaneye başvuru öncesinde yapılan pek çok hata da erken ve uzun dönemde daha iyi sonuçların alınmasını engellemektedir. Yanık yaralanmasını takiben yapılacak ilk müdahaleler hastanın hastaneye yatışı ve sonrası dönemde yapılacak tedavileri ve tedavi sonuçlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Diğer yaralanmalarda olduğu gibi, yanık hastada da öncelik hayatı tehdit eden durumların (solunum varlığı, kan kaybı durumu, diğer yaralanmalar) değerlendirilmesi olacaktır. Daha sonrasında ise yanık yaraları ile ilgilenmek gerekmektedir. Yanık Yaralanmalarında evde uygulanan yanlışlar Günlük yaşamın her yönünde olabildiği gibi, yanık yaralanmaları için de toplumda yaygınlaşmış çeşitli yaklaşımlar mevcuttur. Bunlara örnek olarak yanık yarasına oluşumunu takiben diş macunu, salça, yoğurt, vs. maddelerin sürülmesi verilebilir. Bu tür yaklaşımlar, maalesef yanık yarasının derinleşmesine ve daha kötüye gitmesine neden olmaktadır. Yanıklı sahalara uygulanması tıbben hatalı bu tür yaklaşımlardan kaçınılmalıdır. Yine sık rastlanan bir konu da yanık yaralarına buz tatbik edilmesidir. Yanık yarası, yüksek sıcaklık nedeniyle hasar oluşturmaktadır. Karda, buzda veya düşük ısı ortamlarında, korunmasız olarak kalan insanların ellerinde veya ayaklarında, tıbben donuk olarak adlandırılan yaralanmaların olduğunu bilmekteyiz. Yüksek sıcaklık nedeniyle oluşan yaraya bir de aşırı düşük sıcaklık (buz) tatbik edilmesi, sıcaklık hasarının üzerine bir de soğuk hasarının eklenmesi anlamına gelmektedir ki bu da yara iyileşmesini zorlaştırmaktadır. Yanık yaralanmalarında sık rastladığımız bir husus da hastaların yaralanmayı takiben en kısa zamanda hastaneye ulaştırılması için, yol üzeri pek çok sağlık biriminin atlanarak doğrudan merkezimize getirilmesi çabası ile yapılan hatalardır. Burada bilinmesi gereken, yanık hastaların acilen ve kontrolsüz bir şekilde hastanemiz yanık tedavi merkezine ulaştırılmasına değin geçen sürede, yapılması gereken işlemlerin ihmal edilmesinin de tedavi sonrası sonuçları etkilediğidir. Hastalar bu süreçte susuz kalmakta, yaralarının soğutulması atlanmakta, kimi yaralar ise açık bırakılarak enfeksiyon oluşumu kolaylaştırılmaktadır. Oluşumları ve tedavi süreçleri ile çok zor bir yaralanma çeşidi olan yanık olgularında, iyileşmeyi takiben yara yerinde kabarma, renk farklılığı, eklem hareket kısıtlılıklarına bağlı fonksiyon kayıpları bugün için dahi çok sık rastlanan sorunlar içindedir. Bunların azami şekilde engellenmesi için yanık yaralanmasının oluşumunu takiben yanık merkezine ulaşana değin geçen süre mutlaka çok iyi değerlendirilmelidir. Yanık Yaralanmalarında evde uygulanması gereken doğrular Doç. Dr. A. Çınar YASTI Genel Cerrahi Uzmanı Yanık Tedavi Merkezi Sorumlu Hekim Bütün bu toplumsal ve büyük bir kısmı yanlış öğretiler yanında yapılması gerekenlerin neler olduğunu özetlemek gerekir ise, ilk olarak yapılması gereken bireyin yakıcı ajandan derhal uzaklaştırılması olacaktır. Bu esnada kurtarıcı kendi sağlığını riske atmamalı ve çok dikkatli olmalıdır. Elektrik yanıklarında şalter kapatılmalı veya yalıtkan bir malzeme ile kişi akımdan uzaklaştırılmalıdır. Kimyasal madde ile temasta da kurtarıcı, temizlik yaparken kendini korumalıdır. Yine yangın durumlarında kontrolsüz bir şekilde kazazedeye müdahale edilmemelidir. Hastanın güvenli bir ortama alınmasını takiben yanık bölge soyulmalı ve yanık yarası ortaya konulmalıdır. Sık rastalan sıcak sıvı yaralanmalarında ve alev yanıklarında hastanın yanıklı alanı derhal normal çeşme suyu altına tutulmalıdır. Suyun normal oda sıcaklığında olması önemlidir. Yaralı, akan çeşme suyunun altında 20 dakika, sabırla, bekletilmelidir. Bu işlem yanığı takiben ilk dakika içinde yapılmaz ise etkisi azalmaktadır. Soğutma işlemi yanık yarasının derinleşmesini engellemektedir ki bu iyileşme süresini ve sonuçlarını doğrudan etkilemektedir. Yaralı soğutulurken vücut ısısının fazlaca düşmesini engellemek için sağlam yerler battaniye benzeri giysiler ile kapatılarak genel vücut ısı kaybı azaltılmalıdır. 20 dakika sonunda yanık yaralarının temiz bir pamuklu bez veya kumaş ile kapatılması hastaneye ulaşana değin koruma ve tedavinin ilk basamağını sağlayacaktır. Yaralının çeşme suyu ile yanık alanının soğutulması esnasında hastaneye nakli için gerekli girişimler yapılmalı, ilkyardım servisleri (112 ambulans servisi gibi) aranmalıdır. Bu sağlanamıyor ise, kazazede en yakın sağlık birimine ulaştırılmalıdır. Burada yapılacak müdehale ile hastanın ağrısı dindirilir, yaralarına tıbbi pansuman uygulanır, damar yolları açılıp uygun serumlar takılarak susuz kalmaları engellenir ve hastalar ancak bu şekilde ileri takip ve tedavilerinin yapılacağı yanık birimlerine ulaştırılır. Yanık yaraları akan çeşme suyu ile soğutulduktan sonra yaralar temiz pamuklu kumaşlar ile kapatılarak, en yakın yanık tedavi birimine değil, en yakın sağlık birimine ulaştırılmalıdır. Aysun PALALI Yarın Engelliler mi, Nerdeler?.. Ülkemizde 8,5 milyon engelli olduğunu duymak, bazılarımız için çok yeni bir bilgidir. Hatta görünürde engelli olmayan bazılarımıza göre bu rakam gerçek olamayacak kadar yüksektir. Etrafımıza baktığımızda bu engelli vatandaşlarımızı çok fazla görememekteyiz, nerde bu kadar engelli diyebilirsiniz Fakat bu görememek onların var olduğu gerçeğini değiştirmez. Onları yaşamımızın etrafında çok fazla göremiyoruz, doğrudur Çünkü engelli olmayan bizler, onları sosyal hayatın dışına ittik. Onları bizlerden uzağa ittik, kazara göz göze geldiğimizde bakışlarımızı kaçırdık, o anlarda farklı düşünceleri kurguladık kafalarımızda. Engellilerin sosyal hayatı, kendi çabaları ile kurabildikleri sınırlı bir yaşam alanından ibaret kaldı sadece Şubat 2010 tarihlerinde Avrupa Komisyonu nun davetlisi olarak Brüksel de düzenlenen Engelli insanlar için sosyal hizmetlerin sağlanması konulu bir fikir üretme toplantısına katıldım. Bu toplantıda onlarca ülkenin temsilcileri olarak engellilerin toplumsallaşması için sağlıklı vatandaşa düşen sorumlulukları tartıştık. Orada da gördük ki, bu dışlayıcı yaklaşım yaşam algılamaları tüketime endekslenmiş tüm ülkelerin vatandaşları olarak hepimizin sorunu, bir dünya sorunu Ülkemizde her geçen gün engelliler için yeni düzenlemeler yapılıyor. Fakat bu düzenlemeler sorunların çözümünde tek başına yeterli olmuyor. Çünkü bu konuda en önemli etken, toplumsal bilinç ve duyarlılığın eksik olmasıdır. İşte burada bizlere düşen görev, toplumsal duyarlılık bağlamında engellilerin bireysellikten kurtulmaları ve sosyalleşmeleri için aktif görevler üstlenmektir. Herkes kendi sosyal yaşamında engelliler için küçük katkılar sağlayabilir. Engellileri görmezden gelerek, sorunların yok olduğunu düşünmeye çalışmak, modern devekuşu olmaktan öteye geçmez Avrupa Birliği'ne üye olmaya çalışan ülkemiz bu kapsamda oldukça yol almıştır. Fakat daha çok yol almamız gerekmektedir. Bunun için yarına karşı kendini sorumlu hisseden tüm vatandaşlarımızın bugünden itibaren el ele vermesi gerekmektedir. Çözüm bizim dışımızda değildir, aksine çözüm sadece biz diyebilen ben lerdedir. Lütfen duyarlı olalım

3 Numune Gazetesi HABERLER Mart Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu: Numune Gazetesi ni Doç. Dr. Hürrem BODUR Editörden başarılı Antibiyotikleri doğru kullanmak buldum Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hastanemizi ziyaret etti. Bakan Çubukçu ziyaretinde hastanemiz başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin ile hastanemizdeki atılımlar ve gelecekte uygulanması planlanan projeler hakkında sohbet etti. Bakan Nimet Çubukçu, gazetemizi detaylı bir şekilde inceleyerek, hastane yönetiminin halkı doğrudan bilgilendirmeyi amaçlayan ve hastalara ücretsiz olarak ulaştırılan böyle bu yayını başarılı bulduğunu belirtti. Numune Gazetesi nin sağlık alanında bilgilendirme yaparken aynı zamanda eğitim de yapan yayın çizgisinin devamlılığının önemini belirten Bakan Çubukçu, Gazetemizin yayın hayatının uzun soluklu olmasını, bu başarılı çizgisini hep devam ettirmesini temenni ettiğini söyledi. gereksiz bilgiler :) BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? Meşe ağaçlarının elli yaşına gelmeden meşe palamudu vermediklerini. Bukalemunların dillerinin kendi vücutlarından 2 kat daha uzun olduğunu. Değerli taşların çoğunun birkaç elementten oluşmasına rağmen, pırlantaların tamamen karbondan oluştuğunu. Yusufcuk böceğinin (helikopter böceğinin) tane gözü olduğunu. Yengeçlerin altındaki keselerinde yüzlerce yengeç yavrusu olduğunu. Enfeksiyon Hemşireleri Hastanemizde Eğitim Aldılar Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Kontrol Birimi (UHASKB) kurulmasıyla birlikte tüm ülke genelinde Enfeksiyon Kontrol Hemşireliği Eğitimleri başlamıştı. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak bizde de Doç. Dr. Hürrem BODUR başkanlığında Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Eğitim Merkezi olarak bu süreçte aktif olarak yer almaktayız. Hastanemiz içerisindeki eğitim merkezimizde toplam 26 hemşire Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Eğitimine katılmıştır. Hastanemizde eğitim alan hemşirelerin % 95 i Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen sınavda başarılı olarak sertifika almaya hak kazanmıştır. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak bilginin paylaştıkça çoğaldığına inanmakta ve bu tür meslek içi eğitimlere her zaman aktif katkıda bulunmaya devam edeceğiz lı yıllarda penisilinin kullanıma girmesi ile tıp alanında bir çığır açıldı. O güne kadar basit bir enfeksiyon nedeni ile kaybedilen hayatlar antibiyotikler sayesinde kurtarılacaktı. Yavuz Sultan Selim gibi bir padişahın ölümüne sebep olan Şir-i pençe artık ölümcül olmayacaktı. Tarih boyunca, kitlesel ölümlere, göçlere, bazen zafere yaklaşan bir ordunun tifüs e yakalanması sonucu savaşın kaybedilmesine neden olmuştur salgınlar. İnsanlık tarihi boyunca çeşitli ağıtlara, şiirlere, şarkılara güfte olmuş, filmlere senaryo, romanlara konu olmuş; verem, kuşpalazı, boğmaca, kolera, tifo, dizanteri, kızıl, menenjit gibi birçok hastalığa umut olmuştu antibiyotiklerin keşfedilmesi ve insanlığın hizmetine sunulması Peki, beklentilere cevap verdi mi antibiyotiklerin keşfi? İlk antibiyotiğin kullanıma girmesinin ardından çok geçmedi ki mikroplar bu antibiyotikten ölmemenin çaresini çoktan bulmuşlardı. Antibiyotiklere direnç denilen kavramı öğretti bize bu mikroorganizmalar. Ardından yeni antibiyotiklerin keşfi ve bu yeni antibiyotiklere yeni direnç mekanizmaları atağı ile cevap verdi mikroorganizmalar. Artık insanoğlu ile mikroskopla ancak görülen mikroorganizmalar arasında adı konmamış bir savaş ilan edilmiş oldu. Keşfedilen her yeni antibiyotiğe karşı bir yolunu bulan mikro kozmozun minik canlıları nesillerini devam ettirmenin bir yolunu buluyorlardı. Günümüzde belki eskiden olduğu gibi çok fazla salgınlara sebep olamıyordu minik düşmanlarımız. Ancak bu sefer de hastanelerde, bebek ölümleri, yoğun bakım salgınları ile adlarını duyurdular, Hastane mikrobu kavramını öğrettiler bize; MRSA, VRE ve diğerleri. Anladık ki mikroorganizmalara karşı yeni silahlar geliştirerek galip gelemeyeceğiz. Elimizdeki silahları doğru, gerektiğinde ve etkili olanları kullanmamız gerektiğini öğrendik. Gerekmedikçe, doktorumuz önermedikçe, komşu veya akraba tavsiyesi ile nezle grip olduğumuzda antibiyotik kullanmamamız gerektiğini öğrendik. Gerekmedikçe silaha başvurmamalıyız. İşte biz buna antibiyotikleri doğru kullanmak diyoruz. Önce kendimizi ve hastalarımızı mikrop bulaşmasına karşı korumayı, hastalanmamayı öğrenmeliyiz.

4 04 Mart 2010 Numune Gazetesi HABERLER Sağlığınız için suya sabuna dokunun Doç. Dr. Celil GÖÇER Beyaz Köşe Hekim Dilinde Değil, Hasta Dilinde Konuşmalı Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, "Sağlığınız için lütfen başta çocuklarımız olmak üzere suyu ve sabunu bol kullanın' dedi. Sağlık Bakanlığı, topluma düzenli el yıkama alışkanlığı kazanmanın önemini anlatmak ve hijyen konusunu tüm Türkiye'nin gündemine almak amacıyla "Sağlığınız için suya sabuna dokunun, hastalıklardan korunun' adıyla yeni bir kampanya başlattı. Kampanyanın tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Bakan Akdağ, alanlarının anne karnından kabre kadar giden yolda insan sağlığıyla ilgili olduğunu hatırlattı. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi nin ev sahipliğinde dönüşümlü olarak Onkoloji Hemşireliği Derneği tarafından verilmekte olan Kemoterapi Hemşireliği kursu gerçekleştirildi. Eylül 2005 tarihinden itibaren gerçekleştirilmekte olan kursun 17. geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Kemoterapi Hemşireliği sertifika Kursuna Ülke genelinde Onkoloji, Hematoloji, Kemoterapi Bireyin daha sağlıklı olmak için nasıl yaşaması gerektiğini ve buna göre de davranışlarını değiştirmesi halinde toplumun da daha sağlıklı bir hale geleceğini belirten Akdağ, "Bugün bütün toplumumuza yeni bir mesaj veriyoruz. Diyoruz ki 'Suya sabuna dokunun'. Biz bütün vatandaşlarımıza diyoruz ki, lütfen suya sabuna dokunun, daha fazla dokunun. Çocuklarınıza bu alışkanlığı kazandırın, sabunu kullanın. İster sıvı ister katı sabunu daha çok kullanın ama lütfen suyu ve sabunu daha fazla kullanın' dedi. Bakan Akdağ, eller yıkanırken iyice köpürtülmesi, parmak aralarını, üstünü, içini ve bilekleri sabunla iyice ovaladıktan sonra suyla durulanması gerektiğini ifade etti. 17. Kemoterapi Hemşireliği Sertifika Kursu Hastanemizde yapıldı Üniteleri v.b. gibi kemoterapi uygulayan 542 hemşire katılmış ve sertifikalandırılmıştır. 17. Kemoterapi Hemşireliği kursunu, 1 5 Mart 2010 tarihlerinde hastanemiz Dr. Müfit İslamoğlu Konferans Salonu nda ülke genelinden gelen 42 hemşire sertifika kursunu başarı ile tamamlamışlardır. Hastanemizde kemoterapi uygulanan hastalara kemoterapi hemşireliği sertifikası olan hemşireler tedavi uygulamaktadır. Kurs süresi 5 iş günü olup, ön test ve son test yapılmaktadır. Kemoterapi Hemşireliği Sertifikası Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Onkoloji Hemşireliği Derneği o- naylıdır. Onkoloji hemşireliğine verdiği eğitim ve diğer sosyal desteklerinden dolayı Onkoloji Hemşireliği Derneği yaptığı açıklama ile hastanemiz başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin e teşekkür ettiler. Sağlık Bakanı Recep Akdağ: Ellerimi günde en az 10 defa yıkıyorum Prof. Dr. Recep Akdağ, "Basınımızdan da destek istiyorum. Bu meseleyi televizyon haberlerinin ön sıralarına taşımak için gayret gösterin. Gazete editörlerine de sesleniyorum. Lütfen bu meseleyi önemseyin. Birinci sayfalarınıza taşıyın." dedi. Toplumda el yıkama farkındalığının arttırılarak salgın hastalıkların yayılmasının engellenmesi için böyle bir kampanyaya başlandığını ifade eden Sağlık Bakanı, kendisinin de ellerini günde en az 10 defa yıkadığını söyledi. Prof. Dr. Recep Akdağ hastalıklardan korunmak için, pandemik grip sürecinde pekiştirdiğimiz, el yıkama alışkanlığımızı kaybetmeden devam etmemiz gerektiğini belirtti. Kemoterapi Nedir? Yaşlı nüfusun artması ile kanserli hasta sayısı her yıl giderek artmaktadır. Kanserli hasta sayısının artması ile onkoloji klinikleri ve gündüz kemoterapi üniteleri sayısında ülke genelinde son yıllarda başta büyük iller olmak üzere artış gözlenmektedir. Kemoterapi, cerrahi tedavi, radyoterapi, kanser tedavilerinde tedavi elde etmek için uygulanır. Ancak kür elde edilemediği durumlarda hastayı rahatlatmak amacı ile kemoterapi uygulanır. Tanı koyma aşaması, tanı koyma ve tedavi uygulama ve sonrasında hasta / yakınları içinde olmak üzere multi disipliner yaklaşımla hasta tedavi edilir. Kemoterapi uygulaması kemoterapi hemşiresi ve hekimin sorumluluğunda uygulanır. Kemoterapi hemşiresinin sertifikalı olması tedavide ve hastanın yaşam kalitesi yönünden önemlidir. Hasta ve çalışan güvenliği kemoterapi hazırlama uygulama ve semptom yönetimine yaklaşım, hem hasta hem de çalışanın sağlığını korumada kemoterapi hemşiresinin rolü önemlidir. Kemoterapi tedavisinde hastaların ve yakınlarının tedavinin etkileri, yan etkileri konusunda bilgilendirilmeleri tedavi sonrası yaşanabilecek olası yan etkileri azaltmada ve yaşam kalitesi üzerinde azımsanmayacak derecede önemlidir. Almanların bir özdeyişi vardır: Bir ulusun değerini atasözleri ile ölçün. Günlük yaşantımızda kullandığımız sözcük sayısı, özdeyiş ve atasözleri ne kadar fazla ve çeşitli olursa mana dünyamız da o kadar zenginleşir. Hekimlerin mesleklerini icra ederken muha taplarının insan olması nedeniyle muhatabını iyi anlamaları veya vermek istedikleri mesajları iyi ve doğru iletmeleri gerekir. Veciz ifade, zenginliği ve sanatı yansıtır. Hekimin hastası ile iletişim kurarken beden diline hakim olması ve sözel iletişimin inceliklerini kullanması gerekir. Sözel iletişim monolog değil sohbet tarzında yapılmalıdır. Sözel iletişimde mümkün olduğunca mesajın özünü aktaracak öykü, atasözü, deyim veya fıkralardan faydalanmak gereklidir. Sözel iletişimde hastanın anlayış seviyesine uygun olarak yöresel ifadelerden de faydalanılmalıdır. Hastalarımızın sıkca şikayetlendiği doktorların dilinden bir şey anlaşılmıyor dedikleri tıbbi terminoloji mümkün olduğunca az kullanılmalıdır. Hekim özellikle uzmanlık sahası ve hasta profiline uygun olarak paramedikal bilgiye de sahip olmalı, o konularla ilgili güncel paramedikal gelişmeleri de takip etmelidir. Bu yazımda hastalarımızla iletişimde kullanabileceğimiz sağlıkla ilgili hatırlayabildiğim atasözü ve özdeyişi burada sizinle paylaşmak istiyorum: Sağ baş yastık istemez. Mide hastalığın evi, perhiz tedavinin başıdır. Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir. Hasta yatan ölmez eceli yeten ölür. Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma. Sağlık varlıktan yeğdir. Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin. Ayağı yürüten baştır. Hasta olmayan sağlığın değerini bilemez. Hastanın yaşı değil, hastalığın yaşı önemli. Ağacı kurt, insanı dert yer. Hekimden sorma, çekenden sor. Neşe sindirimi kolaylaştırır. Derdini saklayan derman bulamaz. Bir ulusun kaderi, başbakanın sindirim organlarının iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Hastalık hissedilir de, sağlık hissedilmez. İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını harcarlar. Duvarı nem, yiğidi gam yıkar. Hergün yürümek sağlığınızın yolunu uzatır. Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane. Altın kusanın kan kusana ne faydası var. At tırnaktan insan kulaktan kapar. Esvap yamaya can hekime düşmesin. Sağlığı bozmak hastalığı tedavi etmenden kolaydır.. Ve son olarak dil adamı beyan eder. Sağlıcakla kalın

5 Numune Gazetesi RÖPORTAJ Mart SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Dr. Hasan Çağıl: Acile gelen her hasta şartsız kabul edilmektedir Numune Gazetesi: SGK kuruluşunu ve amaçlarını anlatır mısınız? Dr. Hasan Çağıl: Sosyal Güvenlik Kurumu; Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü nü aynı çatı altında toplayan Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile kurulmuştur. Kurumumuz; devlet memurları, hizmet akdine göre ücretle çalışanlar, tarım işlerinde ücretle çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve tarımda kendi hesabına çalışanları kapsayan beş farklı emeklilik rejiminin, aktüeryal olarak hak ve yükümlülüklerin eşit olacağı tek bir emeklilik rejimine dönüştürülmesi amacıyla kurulmuştur. Numune Gazetesi: Kamu sigorta kuruluşlarının tek çatı altında toplanması sağlık hizmeti sunumunda neyi değiştirdi ve gelecekte ne bekleniyor? Dr. Hasan Çağıl: Sizlerinde bildiği gibi, geri ödeme sistemi Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve SSK olmak üzere üç farklı kurumdan oluşuyordu. Ödeme sistemlerinin parçalı yapıda olması finansal anlamda verimsizlikler yaratıyordu. Sigortacılıkta hep böyledir, ne kadar geniş bir portföyünüz varsa o kadar finansal olarak verimli bir fon yönetimi yapabilirsiniz. Bundan da öte, bu geri ödeme sistemlerinin teminat paketleri kapsamı da birbirinden farklıydı. Bu sistemlerin tek çatı altında toplanması, hakkaniyetli bir geri ödeme sisteminin oluşturulmasındaki büyük ve gerekli adımlardan birisidir. Bugün ülkemizde tüm tedavi kuruluşlarının, acilin kapısından giren herkesi prim ödeyip ödemediğine bakmaksızın, hatta sigorta kaydı bile olup olmadığına bakmaksızın kabul etmek zorunda olduğunu belirten Dr. Hasan Çağıl, bunun sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğunu belirtti. Dr. Hasan Çağıl: Yeni dönemde, ülke genelindeki sağlık hizmet talep eğilimlerini, ilaç ve hizmetlere yönelik etkililiklerini ölçülmesi sağlayabilecek veri tabanlarından daha etkin biçimde faydalanarak, sağlık hizmetlerinin planlanmasına katkıda bulunmak ve ödeme etkinliğinin arttırılmasını amaçlıyoruz. Aslında bu bir dönüşüm. Bildiğiniz üzere dönüşümler zaman alıyor. Ama şimdi aktörlerin rolleri daha netleşmeye başladı. Herkes kendi primer işini üstlenmeye başladı. Örneğin, SSK hastaneleri, Sağlık Bakanlığına devredildi. Çünkü Sosyal Güvenlik Kurumunun misyonu hastane işletmek değil. Aslına bakarsanız bildiğiniz üzere mecliste tasarı olarak bekleyen "Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı" ile Sağlık Bakanlığı da hastane işletmeciliğinden ziyade sağlık hizmet sunumunu kurallarını koyan, denetleyen, kontrol eden bir yapıya doğru gidiyor. Doğru olan, kurumların temel misyonlarına odaklanması. Numune Gazetesi: Genel Sağlık Sigortası ne demektir? Dr. Hasan Çağıl: Genel sağlık sigortası, sigortalılarına teminat paketi çercevesinde sağlık hizmetlerinin finansmanının sağlanması anlamına gelir kısaca. Ancak bu kadar kısa ifade ettiğimiz yapı özünde daha karmaşık. Sağlık sigortası kavramsal olarak ödenen primlerin bir sandıkta toplanması ve tedaviye ihtiyaç duyan bireylerin tedavilerinin bu sandıktaki fonla karşılanması şeklindedir. Bir yardımlaşma sandığıdır. Bu devasa boyutlardaki yardımlaşma sandığında toplanan fonun yönetilmesindeki en önemli unsurlardan birisi de teminat paketlerinin kapsamıdır. Kavramsal çerçevenin aksine, ülkemizde hem teminat paketlerinin kapsamı oldukça geniş, hem de primler sağlık harcamasının yaklaşık yarısını karşılayabilmektedir. Sosyal devlet anlayışı gereği topladığımız primlerin ne kadar olduğuna bakmaksızın, sigortalılarımızın sağlık hizmeti almasını finanse ediyoruz. Aslında sadece sigortalılarımızın da değil. Bugün ülkemizde tüm tedavi kuruluşlarımız, acilin kapısından giren herkesi prim ödeyip ödemediğine bakmaksızın, hatta sigorta kaydı bile olup olmadığına bakmaksızın kabul ediyor, etmek zorunda. Bunlar sosyal devlet anlayışının gereği. Bu portföyle, özel sağlık sigortası yönetmek kolay. Hesaplamalarınızı yaparsınız, bütçenize göre teminat paketlerini yani poliçelerinizin kapsamını belirlersiniz ve fonu yönetirsiniz. Ama genel sağlık sigortasında amacınız kar maksimizasyonu olmadığı için durum farklı. Mesela bir özel sağlık sigortası intihara teşebbüs etmiş bir sigortalısının sağlık harcamalarını üstlenmek zorunda olmayabilirken, genel sağlık sigortası hizmetlerin finansmanın da buna benzer kısıtlamalar getirmemektedir. Numune Gazetesi: Türkiye deki sağlık harcamaları ile ilgili rakamlar verebilir misiniz? Bu rakamların diğer ülke rakamları ile kıyaslamaları nasıl? Sağlıkta maliyet artışı ve bunun sunulan hizmetlerin sürdürülebilirliğine etkisi tüm dünyada tartışılıyor. Bu konuda ülkemizin durumu nedir? Dr. Hasan Çağıl: Sizleri rakamlara boğmak istemem, bu bakımdan sizlere makro sağlık göstergeleri ve diğer ülkelere ilişkin birkaç rakam ve kıyaslama vereyim. Bildiğiniz gibi 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı, sağlık harcamasında en önemli faktörlerden birisidir. Türkiye'de bu oran 2008 yılı için 6,8 iken, ilaç harcamalarının GSYİH içerisindeki oranı % 1,8 dir. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı ülkemizden oldukça fazla olan AB ülkeleri ortalaması ve OECD ülkeleri ortalamasının üzerindedir. Bu bizlere bazı harcamalarda çarpıklıklar olduğunu göstermektedir. Bu çarpıklıkları giderebilmek içinde kısıtlamalardan ziyade sonuca sistematik ve kanıta dayalı önlemler almak oldukça önemli. Numune Gazetesi: Kurum olarak önümüzdeki dönem planlarınız ve bunların vatandaşlarımızı nasıl etkileyebileceği konusunda bilgi verebilir misiniz? Dr. Hasan Çağıl: Sadece Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü olarak değil, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak tüm yaklaşımlarımız vatandaş odaklı. Sonuçta bizlerin görevi vatandaşın en uygun bir biçimde hizmete erişmesi. Yeni dönemde, ülke genelindeki sağlık hizmet talep eğilimlerini, ilaç ve hizmetlere yönelik etkililiklerini ölçülmesi sağlayabilecek veri tabanlarından daha etkin biçimde faydalanarak, sağlık hizmetlerinin planlanmasına katkıda bulunmak ve ödeme etkinliğinin arttırılmasını amaçlıyoruz. Vatandaşlarımızın hekimi erişimi konusunda ciddi yol katedildi, ancak vatandaşlarımızın tedavi olmalarını sağlamak istiyoruz. Hekime erişim, tedaviye erişim anlamına gelmiyor. Özetle, hacim odaklı değerlendirmelerden ziyade katma değer odaklı yaklaşımlar geliştirmek istiyoruz. Örneğin hekimin senede kaç kez ziyaret edildiği, kaç kutu ilaç kullanıldığı yerine kaç kişiyi tedavi ettiğimizi önemsiyoruz. Ödeme sisteminin etkinliği demekte bu zaten. Bildiğiniz üzere kamu personeli de SGK şemsiye altına girdi. Primsiz ödeme diye ifade ettiğimiz yeşil kartında SGK şemsiyesi altına girmesi yönünde çalışmalarımız sürüyor. Yeşil kartında SGK kapsamına katılması ile nüfus bağlamında kapsama alanımız neredeyse %100 ulaşacak. Bu sistemi hakkaniyetle ve mümkün olabildiğince verimli yürütmek en büyük amacımız. Numune Gazetesi: Bizlere vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Dr. Hasan Çağıl: Tamamen halk sağlığına hitap eden, sağlık alanında halkı doğru bilgilendiren böyle bir yayını çıkarmış olduğunuz için sizleri tebrik etmek isterim. Ve bu yayınla halka direkt ulaşma, bilgilerimizi paylaşma imkanı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

6 06 Mart 2010 Numune Gazetesi RÖPORTAJ Türkiye Diyabet Kontrol Programı Uzm. Dr. Fikri AK Ak Köşe Çalıştayı yapıldı Camdan Bakan Hastanın Hayal Dünyası Geçmiş vakitlerin birinde bir hastanede, aynı rahatsızlık nedeniyle yatağa mahkum yatan iki adam aynı odayı paylaşıyorlardı. Bu iki hastanın biri odanın cam kenarında, diğeri ise duvar kenarında yatıyordu. Cam kenarındaki adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı; Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım. Çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin İki salıncak dolu, iki salıncak boş. Dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, el ele tutuştular, ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Bu bahar erguvanlar ne kadar güzel açmış, her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleri ile onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzel de dalıyorlar suya Cam kenarındaki hasta aylarca duvar kenarındaki hastaya dışarıdaki dünyayı anlatıyor, dışarısı ile aralarında bir bağ kuruyordu. Duvar kenarındaki hasta dışarıyı görmenin kendisinin hakkı olduğunu düşünüyordu, doktorlara cam kenarında kendisinin yatmak istediğini söylemiş ama kabul ettirememişti. Türkiye Diyabet Kontrol Programı geliştirme çalışması Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde ve Sağlıkta Dönüşüm ve Sosyal Güvenlik Reformu Projesi kapsamında sürdürülmektedir Şubat 2010 tarihlerinde Ankara da düzenlenen Türkiye Diyabet Kontrol Programı Çalıştayı ile ülkemizin diyabet, komplikasyonları ve risk faktörlerine yönelik mücadele stratejisini ve eylem planlarını geliştirme yolunda önemli bir mesafe katedilmiş bulunmaktadır. Çalıştayın açılış töreninde Hastanemiz doktorlarından Klinik Şefimiz Doç. Dr. Serdar GÜLER (Ulusal Diyabet Koordinatörü), Dr. Hasan ÇAĞIL (SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü), Prof. Dr. Necdet ÜNÜVAR (Milletvekili) ve Prof. Dr. Cevdet ERDÖL (TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı) birer konuşma yaptılar. Çalıştayda, Prof. Dr. Cevdet ERDÖL (TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı), Prof. Dr. Necdet ÜNÜVAR (Milletvekili-Eski Sağlık Bakanlığı Müsteşarı), Dr. Seraceddin ÇOM (Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü), Dr. Hasan ÇAĞIL (SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü) ve hastanemiz doktorlarından Klinik Şefimiz Doç. Dr. Serdar GÜLER (Ulusal Diyabet Koordinatörü) birer konuşma yaptılar. Çalıştay üçer günlük iki devre halinde devam ettirilmiş olup toplam 16 çalışma Günler böyle geçip gidiyordu. Bir gün cam kenarındaki hasta ani gelişen bir kriz geçiriyordu, o anda odada iki hastadan başka kimse yoktu. Cam kenarındaki hastaya aniden bastıran kriz hemşire düğmesine dahi uzanmasına müsaade etmiyor, sesi dahi çıkamıyordu. Bu durumu gören duvar kenarında yatan hasta elinin altında hemşire düğmesi olduğu halde düğmeye basmadı, kimseye seslenmedi. O anda yılların biriktirdiği kıskançlıkla oda arkadaşı hastanın ölmesini ve aylarca sadece dinleyebildiği dışarıdaki hayatı izlemek için, artık kendisinin cam kenarında yatmasını istedi. Hemşireleri çağırmayarak cam kenarındaki hastanın ölümünü neden oldu. Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görebilecekti. Başını kaldırdı, pencereden baktı ve gözlerine inanamadı. Baharın güzelliklerini, dalgaların dansını, insanların gezintilerini görmesi gereken dışarıda sadece simsiyah bir duvar vardı. İşte o an açgözlülüğün aslında elimizde var olanları da nasıl tükettiğini gördü. Artık onun için baharın, denizin, insanların anlatımları da bitmişti, bundan sonraki yaşamını simsiyah bir duvarla paylaşmak durumunda kalmıştı. grubu faaliyet göstermiştir. Çok sektörlü olarak planlanan bu gruplarda Bakanlığımız birimleri yanı sıra diğer kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör dahil tüm paydaşlardan temsilciler görev almıştır. İlk üç gün için 110, ikinci üç gün için ise 101 katılımcı davet edilmiş olup toplam 58 katılımcı Ankara dışından gelmiştir. Ülkemizin değişen demografik ve sosyoekonomik özellikleri ile değişen yaşam tarzları paralelinde bulaşıcı olmayan (kronik) hastalıklar ve risk faktörlerinin (obezite, fizik hareketsizlik, tütün ürünleri kullanımı) sıklığı da artmıştır. Buna paralel olarak sağlık gündemimiz bulaşıcı ve aşı ile önlenebilir hastalıklardan bulaşıcı olmayan hastalıklar ve komplikasyonlarına doğru değişmektedir. Sağlık Bakanlığı, diyabet de dahil, bulaşıcı olmayan hastalıklar ve komplikasyonlarından kaynaklanan mortalite ve hastalık yükünü kontrol altına alma amaçlı çalışmalarına hız vermiş bulunmakta olup bu hastalıklar ve risk faktörleri ile mücadele stratejileri belirlenmekte ve bu stratejiler paralelinde hedefe yönelik etkili faaliyetler yürütülmektedir. Diyabetin tahminlerin üstünde bir yükselme kaydeden sıklıkları karşısında ilgili mücadele çalışmalarına önem verilmekte, saha araştırmalarına, çeşitli hizmet içi ve halk eğitimi faaliyetleri ile sağlığın teşviki faaliyetlerine destek sağlanmaktadır. Dünden Bugüne Sara (Epilepsi) Hastalığı Hemen hepimiz sokak ve caddelerde, kalabalık ortamlarda veya işyerlerimizde aniden yere düşen, vücudunda yaygın kasılma ve titremeler gözlenen, ağzından tükürük benzeri köpüklü salgılar çıkaran kişiler görmüşüzdür. Gerçekte sara dediğimiz rahatsızlık, tıp diliyle epilepsi adı verilen beyindeki sinir hücrelerinden bir bölümünün diğerleri ile koordineli olarak çalışmayarak kendiliklerinden bir takım uyarılar üretmeleri sonucu oluşan bir sinir sistemi hastalığıdır. Tıp tarihinde hiçbir hastalığın tarihçesi, epilepsi kadar eski tarihlere götürülemez. İlkçağlardan kalma çok sayıda işaretler, bu hastalığın insanlığın başlangıcından beri var olduğunu gösterir. Eski çağlarda kutsal hastalık olarak isimlendirilen sara hastalığı ile ilgili ilk kitap M.Ö. 400 yıllarında Hipokrat tarafından yazılmıştır. Eskiden olduğu gibi bugün de bu hastalık en sık görülen müzmin hastalıklardan biridir. Bugün dünyada, yaklaşık olarak 50 milyon, Türkiye'de ise 800,000 epilepsi hastası olduğu söylenmektedir. Geçmişte epilepsi 'kutsal hastalık' olarak görüldüğü gibi, insan bedenine giren şeytanın ya da kötü ruhların eylemi olarak da nitelenmiştir yılında iki papaz, 'Cadı Avı El Kitabı' adlı bir kitap yazmışlar, sara nöbeti geçirenleri 'cadı' olarak damgalamışlardır. Bu kitap temel alınarak, Avrupa'da 200,000 kadın yargılanmış, işkence görmüş ve öldürülmüştür. Sara nöbeti denince çoğu kişinin aklına, bilinç kaybı ile birlikte, tüm vücutta kasılmanın olduğu, hastanın ağzından köpüklerin geldiği gürültülü tablo gelir. Ancak bu denli gürültülü tablodan farklı olarak, kimsenin fark edemediği, hafif nöbet çeşitleri de vardır. Öyle ki bunlar, vücudun bir bölgesinde anlık uyuşmalar, yine vücudun bir bölgesine sınırlı, kısa süreli istemsiz hareketler, buruna kötü koku (yanmış lastik kokusu gibi) gelmesi, vücut bölgesinin bir kısmının büyüdüğünün veya küçüldüğünün sanılması, kimsenin fark etmediği, hastanın, çok kısa süreli, çevre ile iletişiminin kopması şeklinde nöbetler de olabilir. Bu durumlar bazı hastalarda epilepsi tanısının konulmasını güçleştirebilir. Bazen ise başka bozuklukların neden olduğu belirtiler yanlışlıkla epilepsi tanısı konmasına neden olabilir. Bu durumdaki bir kişinin karşı karşıya olduğu en büyük tehlike, hava yolunda gelişebilecek bir tıkanma yüzünden solunum durması ve kasılmalar sırsındaki istemsiz kas hareketleri yüzünden vücuttaki hareketli organlarda yaralanmalar meydana gelmesidir. Bu nedenle hastayı yan yatırıp hava yolunu açık tutmak, eğer çene kaslarındaki kasılma yüzünden çenesi kilitlenip kapanmadıysa ağız içine sert olmayan bir cisim yerleştirmek (kaşık vb.), ancak çene kilitlendiyse açmak için zorlanmamalıdır. Etraftaki kesici delici cisimleri uzaklaştırarak kol ve bacaklarını yaralamasını önlemek gereklidir. Epilepsi nöbeti başladığı gibi kendiliğinden sonlanır. Nöbet sonrası kişi gevşemiş ve bilinci bulanık halde olur. Nöbet bittikten sonra kişiyi en yakın sağlık kurumuna götürmek veya 112 yi arayarak sağlık ekibinin olay yerine gelmesini sağlamak doğru bir davranıştır. Bu tür olaylarda, etrafta toplanan insanların nöbet geçiren kişinin ağzına kaşık, anahtarlık, tahta cisimler sokmaya çalışması, soğan koklatması, kişiyi suyla ıslatması, kol ve bacaklarına bastırarak kasılmaları önlemeye çalışması sık karşılaşılan ama hiçbir faydası olmayan hatalı davranışlardır. Epilepsinin düzenli ve uygun takip ve ilaç uygulaması ile tedavi edilebilir bir hastalık olduğu unutulmamalıdır.

7 Numune Gazetesi HABERLER Mart Zehirlenmelerde evde yapılabilecek ilk yardım uygulamaları Dr. Abdulkadir ÖZBEK Empati nelerdir Hasta Güvenliği ve Getirdikleri Yapılan araştırmalarda kazaların büyük çoğunluğunun evlerde meydana geldiği ve oluşan kazalarda çocukların daha çok zarar gördüğü tespit edilmiştir. Önlemlere rağmen kaza olmuşsa kazadan sonra yapılacak küçük bir müdahale, kazanın en az zararla atlatılmasına yardımcı olacaktır. Hastanelerde sunduğumuz hizmetlerin gelişmesi ve hastaların haklarını öğrenmesinin sonucu olarak, sağlık hizmeti sunumunda çeşitlilik ve kalite unsuru giderek öne çıkıyor. Bu öne çıkan konuların en önemlilerinden birisi de hasta güvenliği. Evdeki Güvenliğiniz İçin Vazgeçmemeniz Gereken Hazırlıklar Neler Olmalıdır? Hazırlıklı olun! Acil merkezlerle ilgili tüm telefon numaralarını telefonun yanında görünebilir bir yerde bulundurun! (155 Polis İmdat, 110 İtfaiye, 112 Hızır Acil) Kendinize ve ailenize ait önemli sağlık bilgilerini kolayca görülebilir bir yere yazın (kan grubu, alerji, şeker, böbrek nakli, by-pass, hemofili, hipertansiyon, kalp yetmezliği.) Sağlık kontrolleriyle ilgili hiçbir belgeyi atmayın, dosyalayın. İlk yardım kurallarını öğreniniz ve sık sık tekrarlayın. Gerekli olduğunu düşünüyorsanız sivil veya resmi kuruluşların düzenlediği ilk yardım kurslarına katılabilirsiniz. Üniversiteler, yerel idareler, acil tıp dernekleri bu gibi kursları periyodik olarak düzenlemektedirler. Ev veya apartman numaranız dışarıdan kolayca okunabilmelidir. Kronik bir hastalığınız varsa buna ait bilgileri yakınlarınıza bildirin, künye veya cüzdanınızda taşıyın. Sürekli olarak kullanmak mecburiyetinde olduğunuz insülin, kalp hipertansiyon, hormon ilaçlarını; kanama probleminiz var ise bunu tedavi etmek için kullandığınız ilaçları kolayca anlaşılabilir bir şekilde sağlık dosyanıza kaydedin. Zehirlenmelerde Yapılacak İlk Müdahale Zehirlenme ne ile ve nasıl olursa olsun, zehirlenen kişinin Sağlık Kuruluşunda bir süre Doktor kontrolünde tutulması gerekir. Zehirlenmelerde genel durumu iyi gibi görülen kazazede aniden fenalaşabilir hatta ölebilir. Zehirlenmede kazazede en kısa sürede en yakın sağlık kuruşuna nakledilmelidir. İlaç ve Besin Zehirlenmelerinde İlk Müdahale Kazazede baygınsa ve sorulara cevap vermiyorsa; Kazazedeyi yan yatırın. Rahat nefes alabilmesi için ağzını açarak dilini temiz bir bezle tutup öne doğru çekin. Ağzında nefes almasını engelleyecek yabancı cisim varsa çıkarın Kazazedeyi çok kısa bir sürede en yakın Sağlık Kuruluşuna nakledin. Sağlık Kuruluşunda yapılacak olan tedaviyi kolaylaştıracağından, zehirlenmenin, ne ile ve ne zaman olduğunu öğrenin. Varsa zehirlenenin kusmuğundan bir miktar sağlık kuruluşuna götürün. Zehirlenen kişi sorulara cevap veriyorsa ve istediğiniz hareketleri yapabiliyorsa Midedeki zehirli maddeyi dışarı atmak için tuzlu su içirerek kusturmaya çalışın. Kusamıyorsa parmağınızı ağzına sokarak kusmasına yardımcı olun. Zehrin vücutta emilmesini geciktirmek için bol süt içiriniz. Zehirli madde 4-5 saatten daha önce alınmışsa zehir barsaklara geçmiş olacağından kusturmayın. Müshil (Hint yağı, zeytin yağı) vererek barsaklarda emilmeden dışarı çıkmasına yardımcı olun. Tendürdiyot içerek zehirlenenlerde; Bir litre suya 30 gram nişasta koyarak pelte yapıp yediriniz. Sonra kusturunuz. Kusmuk mavi renkte olacaktır. Kusmuğun rengi mavi olmayıncaya kadar pelte yedirip kusturmaya devam ediniz. Gazyağı, Benzin, Tiner Zehirlenmelerinde İlk Müdahale Bu tür zehirlenmelerde KESİN- LİKLE KUSTURMAYINIZ. Birkaç bardak zeytinyağı, süt veya diğer sıvı yağlardan içirin. Kemerini, yaka düğmelerini çözün. Temiz havaya çıkararak oksijen almasını sağlayın. Ev kazalarını aşağıdaki gibi sınıflayabiliriz: Zehirlenmeler Düşme ve çarpmalar Burkulma, kırık ve çıkıklar Kulak, burun, boğaz ve göze yabancı cisim kaçması Isırıklar Yanıklar Kesikler En yakın sağlık kuruluşuna götürün. Deri ve Solunum Yolu Zehirlenmelerinde İlk Müdahale Şofben, soba, mangal, ocak, zirai ilaçlar, haşere ilaçları ve DDT türü ilaç zehirlenmeleri bu gruba girer. Bu tür zehirlenmelerde; Kazazedeyi zehirli ortamdan uzaklaştırıp temiz havaya çıkarın. Eğer zehirlenme deri yoluyla gerçekleşmişse elbiseleri de zehirli olacağından hastayı hemen soyun ve vücudunu bol suyla yıkayın. Kazazedeyi yürütmeyiniz ve koşturmayın. Açık ortamda düz bir yere yatırarak bol oksijen almasını sağlayın ve en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna götürün. Zehirlenmelerde Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar Zehirlenen kişiye buradaki açıklamalar dışında hiçbir müdahalede bulunmayınız. Şuuru bulanık olanları, asit içerenleri ve 6 aylıktan küçük bebekleri KUS- TURMAYINIZ. Zehirlenme DDT içerek olmuşsa yağlı sıvılar vermeyiniz, bol su içiriniz. Zehirlenmenin türü ne olursa olsun, bir taraftan açıklanan bu müdahaleyi uygularken bir taraftan da vakit geçirmeden en yakın bir sağlık kuruluşuna götürülmesine yardımcı olun. Hasta güvenliği kavramı asayiş anlamında kullanılan güvenlik ile karıştırılmaktadır. Halbuki asayiş, hasta güvenliği kapsamının içerisinde küçük bir alan olarak vardır. Peki, bu kavramda güvenlikten kastedilen nedir? Burada tıbbi hatalardan ve hataları ortaya çıkarabilecek sebeplerden arındırılmış bir sağlık bakımının sağlanması, hastanın kendini güvende hissetmesi ve güvende olmasını anlamalıyız. Tüm dünyada pozitif tıp biliminin kurucusu, nam-ı diğer Tıbbın Babası olarak bilinen Hipokrat da önce zarar verme derken hekimin tedavi sırasında hastaya zarar verme potansiyelini ifade etmiştir. Hekim, bir kişinin vücuduna, geleceğine ve yaşamına müdahale edebilme yetkisine sahiptir. Eski dönemlerden kalma mistik bir anlayışa göre Hekimler, yeryüzünde Tanrı nın şifa dağıtan elleridir. Hastalar, kendilerine şifa sunan bu yarı tanrısal varlıklara karşı daima şükran ve minnet duyguları beslemelidirler. Hekime hesap sormak, hekim karşısında hak dava etmek bahis mevzuu bile olamaz. Halbuki -hesap verebilir olma- hekimi daha dikkatli olmaya zorlar. Hastaya zarar vermekten, hata yapmaktan korkmayan, yaptığı hatalardan ötürü hesap verme endişesi olmayan hekim, daha fazla hata yapacaktır. Bilindiği üzere, en fazla hata yapanlar, genellikle hata yapacağına ihtimal vermeyenlerdir. Oluşabilecek hataları ön görüp tedbir almak, çoğu kötü olayı engelleyecektir. Hataların nerelerden kaynaklandığı, hangi iş ve işlemlerin hataya yol açtığı, hataların ne kadar önemli olduğu ve nasıl önlenebileceğine dair bilinç oluşturulmalıdır. Bu amaçla, hasta güvenliği kültürünü oluşturmak ve bunun devamlılığını sağlamak gerekmektedir. Hastanemizde, hasta güvenliği kültürünün boyutlarını ölçmek için, klinikler ve polikliniklerde hastalarımıza uyguladığımız anketleri kullanmaktayız. Bu anketleri 6 ayda bir tekrarlayarak sonuçlarını izliyor ve değerlendirmeye alıyoruz. Ülkemizde hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanması ve korunmasına dair uygulama ve esaslar bir tebliğ şeklinde yayımlanmıştır. Bu çalışma devletimizin hasta güvenliği konusunu ne kadar önemsediğinin bir göstergesidir. Fakat bu kültürün oluşturulabilmesi için, sevgili sağlık çalışanlarına ve değerli hastalarımıza büyük pay düşmektedir. Sağlıcakla kalın

8 08 Mart 2010 Numune Gazetesi HABERLER 14 Mart Tıp Bayramı Hastanemizde Coşkuyla Kutlandı 14 Mart Tıp Bayramımız 12 Mart 2010 Cuma günü hastanemizde Vali Yardımcıları Mehmet Büyüktaş, Dr. Celal Dinçer, Ankara Sağlık Müdürü Sayın Uz. Dr. Mustafa Aksoy, Hastanemiz Başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin ve hastane çalışanlarının yoğun katılımı ile kutlandı. Törenden önce hastanemiz içerisinde bulunan ve tamamen yenilenen Eğitim Merkezi içinde bulunan Dr. Münif İslamoğlu Konferans Salonu ve 4 eğitim salonunun açılış töreni yapıldı. Başhekimimiz Zengin, hastanemizde yapılacak olan eğitim çalışmalarının daha verimli olması için yaptırılan bu tesislerin hayırlara vesile olması dileğinden sonra Vali Yardımcılarımız, Sağlık Müdürümüz, Başhekimimiz ve Eğitim Koordinatörümüz Uz. Dr. Levent Albayrak alkışlar arasında açılış kurdelesini kestiler. 14 Mart Tıp Bayramı Ulu Önder Atatürk, kaybettiklerimiz ve Elazığ depreminde yitirdiklerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın kabulünün yıldönümünde coşkuyla hep bir ağızdan söylenmesi ile başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Ankara İl Emniyet Müdürü Orhan Özdemir ve Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürü Sayın Hikmet Çolak ın 14 Mart Tıp Bayramımızı kutlayan mesajları okundu. Daha sonra asistan hekimler adına Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği nden Dr. Nilay Çınar ve uzman hekimler adına 2. Göz Hastalıkları Kliniği başasistanı Op. Dr. Mehmet Önen konuşmalarını yaptılar. Her iki doktorumuzda neden ve nasıl doktor olduklarını, Numuneli olmanın kendileri için ne ifade ettiğini ve içten duygularını bizimle paylaştılar. Hastanemiz Başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin ise konuşmasında 14 Mart Tıp Bayramının çıkışına kaynaklık eden tarihi atmosferi anlattıktan sonra, bu günün anlamı hakkında bilgi verdi. Başhekimimiz Dr. Münif İslamoğlu Konferans Salonu ve 4 eğitim salonunun yenilenmesinde emeği geçen Ankara Sağlık Vakfı na (ANSAV) ve duyduğu mutluluğu dile getirdi ve her türlü problemimizin halledilmesi, sorunlarımızın çözülmesi için yirmi dört saat yanımızda olduklarını belirterek Tıp Bayramımızı kutladı. Hastanemize büyük emek vererek emekli olan klinik şefleri Uz. Dr. Aysel Uzuner, Uz. Dr. Mustafa Esen, Uz. Dr. Metin Yücel, Op Dr. Yamaç Taşkın, Prof. Dr. Ömer Şensöz, Prof. Dr. Atilla Korkmaz ve klinik şef yardımcıları Uz. Dr. Servet Erbaşı, Op. Dr. Yusuf Işık, Doç.Dr. Oğuzhan Sarıyüce ve Doç. Dr. Halit Akmansu ya şükran plaketleri alkışlarla takdim edildi. Bu sırada duygusal anlar yaşandı. Daha sonra 2009 yılı içinde Doçent ünvanı alan hastanemiz doktorlarından Doç. Dr. Sinan Sarıcıoğlu, Doç. Dr, Arife Polat Düzgün, Doç. Dr. Cebrail Kısa, Doç. Dr. Ümit Yener Tekdoğan, Doç. Dr. Barış Zülfikaroğlu, Doç. Dr. Cem Nuri Aktekin (mazereti nedeniyle katılmadığından hocası Doç. Dr. Ali Biçimoğlu na,) ve Doç. Dr. Ali Titiz e (mazereti nedeniyle katılamadığından hocası Doç. Dr. Adnan Ünal a) başarı plaketleri Başhekimimiz ve klinik şeflerimiz Op. Dr. Hikmet Hasıripi, Doç. Dr. 14 Mart Tıp Bayramının Tarihçesi 14 Mart Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya Savaşı sonunda, İstanbul un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi, işgale karşı bir başkaldırı olarak 1919 yılında kutlandı. "Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. İşgale karşı tepkilerini direkt olarak haykırmaları kanunsuz olan o ortamda, Tıp öğrencileri, mesleki bir günü kendilerine bayrak edinerek kendi aralarında birlikteliği pekiştirmiş, İstanbul halkına birlik olunmak için ortaya çıkıldığında sonuç alınabileceğini göstermiş ve memleketlerinin işgaline kayıtsız kalamayacaklarını göstermişlerdir. Sosyal olgu olarak bu olayı incelediğimizde, Mustafa Kemal in henüz Samsun a çıkmadığı o günlerde İstanbul daki bu olay, Türk Milletinin kendisine inanacağı bir lideri bulduğunda nasıl kenetleneceğini, ucunda ölüm de olsa esarete sonuna kadar direneceğinin işareti gibidir. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr. Fevzi Paşa, Dr. Besim Ömer Paşa, Dr. Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmışlardır. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, Sağlık Haftası olarak kutlanmaktadır. Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etti. Daha sonra Ankara Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Aksoy konuşmasını yaptı. Aksoy konuşmasında, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi nin Türk tıbbındaki yeri ve önemine vurgu yaptı, yeni konferans salonunun hastaneye çok yakıştığını, bakanlık ve sağlık müdürlüğü olarak sağlık çalışanı eğitimine büyük önem verdiklerini ve bu konuda son yıllarda önemli gelişmeler olduğunu, bundan sonra hastane içi seminerlere de önem verilmesi gerektiğini belirtti. Ankara Sağlık Müdürü Aksoy, Ankara da iki sağlık kompleksinin ve sağlık personeli yetiştiren bir sağlık üniversitesinin açılmasının önemini vurgulayarak tüm sağlık çalışanların Tıp Bayramını kutladı. Vali Yardımcısı Dr. Celal Dinçer konuşmasında Türkiye de tıbbın son 30 yılda geldiği noktayı, hizmet kalitesinde, eğitimde ve tıp teknolojisindeki gelişmeleri örneklerle anlattı ve sağlıktan sorumlu Vali Yardımcısı olarak Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte çalışmaktan Faruk Çoşkun, Doç. Dr. Erol Göka, Doç. Dr. Ali Atan tarafından verildi. Tıp Bayramımızın son bölümünde hastanemize yirmi yıl emek vermiş olan Doç. Dr. Bahadır Külah kemanıyla, Başhekim Yardımcımız Dr. Necdet Aydın akordeonu ile bize Türk sanat müziği ziyafeti çektiler. Başhekimimiz kendilerine birer teşekkür buketi verdi. Daha sonra kokteyle geçildi. Önce konuklarımız ve Numuneliler birlikte bayram pastamızı kestiler ve neşeli bir ortamda Tıp Bayramımız sona erdi.

9 Numune Gazetesi HABERLER Mart Ulusal STD Forumu Ankara da yapıldı Doç. Dr. Erol GÖKA Buradan Bakınca Kanıta Dayalı Tıp Derneğinin organize ettiği ve Bilimsel Kurul Başkanlığını Hastanemiz Başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin in yaptığı 2. Ulusal Sağlık Teknolojilerinin Değerlendirilmesi (STD) Forumu Ankara da gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Kanıta Dayalı Tıp Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Rabia Kahveci nin yaptığı fiyatlandırma ve geri ödemede kanıt temelleri, STD nin olası rolü ana temalı toplantıya katılım büyük oldu. Hastanemiz Başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Murat Uğurlu, SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Dr. Hasan Çağıl, SB İlaç Eczacılık Genel Müdürü Dr. Saim Kerman yaptıkları konuşmalarda, Kanıta Dayalı Tıp ve STD ile ilgili temel kavramları paralelinde sağlık harcamalarındaki mevcut durum, fiyatlandırma ve geri ödeme politikalarında geldiğimiz nokta ve geri ödeme, fiyatlandırma politikalarında esneklik yaratacak alternatif metotlara duyulan ihtiyaçları anlattılar. Forumun daha sonraki bölümlerinde ise; kamu hukukçuları, akademisyenler ve sektör temsilcileri ile geri ödeme ve fiyatlandırma politikalarının sağlık hukuku açısından yansımaları ve bu süreçte paydaşların rolü detaylarıyla tartıştılar. Forumun son bölümünde ise Hastanemiz Endokrinoloji ve Metabolizma Klinik Şefi Doç. Dr. Serdar Güler oral antidiyabetikde karşılaştırmalı etkililik ve maliyet konusunda bir sunum yaptı. Niçin SDT?.. Sağlık Teknolojileri Değerlendirme (STD) raporları sağlık politikası kararlarının kanıta dayalı alınması sürecinde sağlık politikacılarına destek olmak üzere hazırlanır. Amacı politik kararlara bilimsel destek sağlamaktır. Hedef teknoloji ve mukayese edilecek teknolojiler tıbbi, ekonomik, hukuki, sosyal, etik ve organizasyonel yönlerden değerlendirilerek önerilerle birlikte politik kararlara destek olmak üzere sağlık politikacılarına sunulur. Özellikle Kuzey Amerika ve Batı Avrupa da uzun süredir kullanılmakta olan bu araç artık diğer ülkelerde de büyük bir hızla kabul görmekte ve alanın gelişimi desteklenmektedir. Ülkemizde de son yıllarda bu ihtiyaç hem sağlık politikacıları, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşları hem de endüstri tarafından hissedilmektedir. Hekimler Arasındaki Farkı Fark Ediyor Musunuz? Bilmiyorum katılır mısınız, iki tip hekim tutum ve davranış örüntüsü gözlüyorum ben. Bir grup meslektaşımız var ki, onlar için hekimlik adeta hayatlarını baştanbaşa kaplamış gibi. Hastanede, evde, sokakta, her yerde hekimlik kimliklerini en öne çıkarıyorlar. "hekim-hasta" ilişkisi dışında başka bir insan ilişkisi onların ajandasında yok; eşine de çocuğuna da hekim gibi davranıyorlar genellikle. Kimliklerine "eş", "ebeveyn" gibi tanımlar pek yer bulup giremiyor. Hayatlarına asla başka uğraş, hobi sokmuyorlar; tıbbi olanlar dışında kitap okumuyorlar; sporla ancak bir takımı tutacak kadar ilgileniyorlar; eğlence kültürleri olmadığı gibi eğlenceye de karşılar. Ama tartışmasız biçimde işlerinde çok iyiler, hayatlarında en çok sınav zamanlarını seviyorlar ve en çok başarılı sınav sonralarında mutlu oluyorlar. Diğerleri, başka meslekten kimseler ve hekim arkadaşları onlara baktıklarında biraz kabından taşmış kendine güven algılıyorlar, bazen onları "havalı" bulup uzak durdukları da oluyor. Belki biraz karikatürize ettiğim bu hekim tipinin sosyal ve ekonomik kökeni, Anadolu'nun birçok şehrinin de içinde yer aldığını düşündüğüm "kırsal" kesime dayalı. Bu arkadaşlarımızın hekimlik mesleğine ve kimliğine böylesine yapışmalarının temelinde de bu sosyoekonomik pozisyonları var. Ailenin en akıllısı ve en çalışkanı bu arkadaşlarımız genellikle ve doğal olarak aile de "kurtarıcılık" misyonunu onlara yüklemiş. Çoğu zaman ailelerinin dolduruşuyla ilk ve ortaöğrenimlerini büyük bir başarıyla tamamlayan meslektaşlarımız, daha kendilerine ne isteyip istemediklerini soramadan tıp fakültesinin önünde bulmuşlar kendilerini. Sonra zorlu tıp eğitimi ve gecesini gündüzüne katmalar, ailenin yüzünü kara çıkarmamak için fakülte yılları boyunca dersten başka bir şey düşünmemeler... Fakülte yıllarının sonlarına doğru dikkatini uzmanlık eğitimine vermeler, zaten çalışmak dışında bir şey bilmedikleri için çok çabuk kazanılan hoca takdirleri... Uzmanlık eğitimi boyunca da hep devam eden başarılar ve "başarılarınızın devamını dilerim"ler... Araya bir yere sıkıştırıverilen ve genellikle başka meslekten birileriyle tanışma fırsatı olmadığından bir meslektaşla yapılan "evlilik"ler... Yalnızca hastalarla dolu, feda edilmiş, daha öğrenilemeden yitirilmiş bir hayat... İşinde usta ama hayatta aceminin acemisi bir garip insan... İşe yaramayan doğrular Üç arkadaş balonla dünya turuna çıkmışlar. Bir kaç hafta sonra, rotayı kaybedip, rüzgarın da etkisiyle savrulmaya başlamışlar. Bir süre sonra, yere yakın bir bölgede gördükleri adama, içlerinden biri heyecanla sormuş: Heey arkadaş, şu anda biz neredeyiz? Şu anda siz, yerden 30 metre yükseklikte, bir balonun içindesiniz. Onu sormak istemedim ya neyse. Demek istiyorum ki bulunduğumuz yer neresi? Şu anda altınızda çayırlık bir tarla var. Siz onun tam ortasındasınız ve hava da çok açık durumda... Yanıtı duyan balondakilerden biri dayanamamış; Arkadaş sen iktisatçı mısın?'' Nerden bildiniz? Çünkü söylediklerinin hepsi doğru ama hiçbiri işe yaramıyor... Kızılderililer ve Hava Durumu Servisi Kış yaklaşırken kızılderililer şeflerine bu kışın soğuk geçip geçmeyeceğini sormuşlar; Herhangi bir fikri olmayan şef, kışın soğuk geçeceğini ve hazırlanmak için odun toplamaları gerektiğini söylemiş. İyi bir önder olan şef, en yakın telefon kulubesine gittikten sonra Hava Durumu Servisi'ni arayıp sormuş; Kış soğuk mu geçecek? Telefondaki adam; Evet, bu kış epey soğuk olacak. Şef, köye geri dönüp odun toplama işini hızlandırmış. Bir hafta sonra, tekrar Hava Durumu Servisi'ni aramış; Kış soğuk mu geçecek? Telefondaki adam; Evet, bu kış gerçekten oldukça soğuk olacak. Böylelikle şef geri dönüp adamlarına bulabildikleri bütün odun parçacıklarını dahi toplamalarını söylemiş. Bir hafta sonra, tekrar Hava Durumu Servisi'ni aramış; Bu kışın çok soğuk geçeceğine kesinlikle emin misiniz? Telefondaki adam; Kesinlikle eminim, çünkü kızılderililer deli gibi odun topluyorlar... Bütün bunlar olup biterken en çok göğüsleri kabaran ve gururla dolanlar, bu arkadaşlarımız değil, onların başta ebeveyni olmak üzere yakınlarıdır genellikle. Onlar bir taşla iki kuş vurmuşlardır üstelik. Hem çocukları başarılı olmuş kendini ve hatta ailenin geleceğini kurtarmıştır hem de hepsinin her zaman göneneceği bir aile anıtı kazanmışlardır. Hekimlerin yakınlarının gururu, en çok bir tanıdıklarını aileden bir hekimle tanıştırırken hele hele onun muayenesini istediklerinde iyice kendini belli eder. Ne yalan söyleyeyim benim içimin acıdığı bir tablodur bu: Kendisini ailesi ve diğerleri için feda etmiş ve birçok acıya ve zorluğa katlanmış hekim yorgun argın bir vaziyetteyken bir aile üyesi yanında bir tanıdığıyla birlikte yaklaşırlar ve aile üyesi, hekimden bu tanıdığı muayene etmesini ister. Hiçbir şekilde reddetme şansı yoktur. Hekimin yüzünde sahte bir gülümseme, aile üyesi ve onun tanıdığı ise memnun mesut... Birinin işi görülmüştür birisi de işi gördürmüştür. Hekimse mutluluk için tek azığı olan "işe yarama duygusu"yla kalakalmış bir vaziyette... Bilmem anlatabildim mi meslektaşlarımızın büyük çoğunluğunu oluşturan ilk hekim grubunu?

10 10 Mart 2010 Numune Gazetesi HABERLER Behçet Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Doç. Dr. Mahir ÖZMEN Görünen Köy Tedavisi Nasıldır? Çanakkale Savaşları - İstiklal Marşı - Tıp Bayramı Doç. Dr. Aşkın Ateş Romatoloji Kliniği Mart ayı önemli günler ve olaylar açısından oldukça zengin. Köşemize bir çok olaydan bizce önemli gördüklerimizi konuk edeceğiz. Behçet hastalığı (BH), damar iltihabına neden olan hastalıklar (vaskülitler) içinde yer alan ve birden fazla organı tutabilen kronik iltihabi bir hastalıktır. Behçet hastalığı ilk defa 1937 yılında Türk dermatoloji profesörü olan Hulusi Behçet tarafından tekrarlayıcı özellikte ağız ve cinsel bölgede yaralar (aft, ülser) ve gözde iltihaba yol açan kronik bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Ancak, daha sonraları bu hastalığa cilt lezyonlarının, eklem ve damar iltihabının, sindirim sistemi, beyin ve omurilik, akciğer ve kalbe ait çeşitli bulguların da eşlik edebileceği anlaşılmıştır. Nedeni ve kimlerde daha sık görülür? Behçet hastalığı nın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Behçet hastalığı gelişiminde bağışıklık sistemi bozukluğunun yanı sıra, kalıtımsal nedenlerin ve çevresel faktörlerin (mikropların) duyarlı kişilerde hastalığı başlatabileceği düşünülmektedir. Behçet hastalığı genellikle yaşları arasında ortaya çıkar. Türklerde hastalık erkeklerde iki kat daha fazla görülür. Hastalık belirtileri ortaya çıktıktan sonra ilerleyen yıllarda hastalık yatışma eğilimi gösterir. Hastalığın görülme sıklığı (prevalans) tarihi ipek yolu üzerindeki, Akdeniz den Japonya ya kadar uzanan bölgede yüksektir. Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkeleri (Japonya, Çin, Kore, İran, Türkiye) hastalığın en sık görüldüğü ülkelerdir. Behçet hastalığı nın ülkemizde görülme sıklığı 10,000 de 37 olarak bildirilmiştir. Belirtileri nelerdir? Behçet hastalığı nın en önemli belirtisi olan tekrarlayan ağız yaraları (aft, ülser) hemem hemen tüm hastalarda görülür. Dudak içinde, yanaklarda ve dilde görülebilen ağrılı ülserlerdir. Genellikle 2 haftadan kısa bir sürede iz bırakmadan iyileşirler, ancak çok sık tekrar ederler. Cinsel bölgede (genital) yaralar (ülserler), görüntü olarak ağız yaralarına benzerler. Ancak, ağız yaralarına göre daha geniş ve daha derindir, daha seyrek nüks eder ve daha zor iyileşirler. Birkaç hafta ile ayda kendiliğinden iyileşen genital yaraların yerinde iz kalır. Erkeklerde torbalarda (skrotumda), kadınlarda sıklıkla cinsel organın dudaklarında ve daha seyrek olarak rahim ağzında görülür. Genital ülserler hastaların % 80 inde görülür. Göz tutulumunda en sık görülen gözün üvea dokusundaki iltihabi değişiklikler (üveit) dir. Gözlerde ağrı, kanlanma ve bulanık görme en önemli belirtilerdir. Hastaların % inde göz tutulumu görülür. Hastalık başlangıcından itibaren ilk 2-3 yıl içinde ortaya çıkar. Göz tutulumu tedavi edilmediği takdirde görmede azalmaya ve hatta geri dönüşümü olmayan körlüğe neden olabilir. Behçet hastalığı nda görülen cilt lezyonları, akne diye bilinen başı iltihaplı sivilceler ve değişik büyüklükte ağrılı, sert kızarıklıklar (eritema nodozum benzeri lezyonlar) diye iki ana sınıfa ayrılır. İltihaplı sivilceler, yüz, sırt, kalça, kol ve bacaklarda görülürken, eritema nodozum benzeri lezyonlar daha çok bacaklarda görülür. Bazı hastalarda kol ve bacağın yüzeyel damarlarında şerit şeklinde ağrılı kızarıklıklar ve bazı erkeklerde yumurtalarda (testis) ağrılı şişlik (epididimit) olabilir. Behçet hastalarının % 25 inde damar tutulumu görülür. Damar tutulumunda, her boyda ve genişlikte atar ve toplar damarlarda tutulum görülebilir. Erkeklerde göz ve damar tutulumu daha sık ve ağır seyreder. Behçet hastalığı nda damar tutulumunda özellikle toplar damarlarda pıhtılaşmaya bağlı tıkanıklığa neden olur. Eğer genç bir erkekte bacaklarda toplar damarlarda pıhtılaşmaya bağlı tekrarlayan tıkanıklıklar oluyorsa mutlaka bir romatoloji hekimine başvurmalıdır. Kanlı balgam yakınması ile kendini gösterebilen ve hastaların % 1 inde görülen akciğerde atar damarın balonlaşması (pulmoner anevrizma) ölüme neden olabilir. Hastaların yarısında diz, el ve ayak bileklerinde ağrı ve şişlik gelişebilir. Genellikle eklemleri tahrip etmez ve birkaç hafta içinde iyileşir. Az sayıda hastada görülen beyin tutulumunda baş ağrısı, çift görme, konuşma bozukluğu, dengesizlik, vücudun sağ ve Prof. Dr. Hulusi Behçet sol yarısında güçsüzlük gelişebilir. Beyini saran zarların iltihaplanmasına bağlı menenjite neden olabilir. Ülkemizde çok nadir görülen barsak tutulumunda, karın ağrısı, bazen kanlı ishal ve barsak delinmesi görülebilir. Hastalığın tanısında paterji testinden yararlanılabilir. Fakat bu test hastaların ancak % ında müspet saptanır. Paterji testi, hiç kullanılmamış bir enjektör iğnesinin ön kol derisine, 45 derecelik açı ile girdiği bölgede saat sonra sivilce benzeri bir çeşit deri reaksiyonu oluşmasıyla karekterlidir. Tedavisi nasıldır? Behçet hastalığında tedavide amaç, iltihabın baskılanması ile geri dönüşümü olmayan organ tahribatının engellenmesidir. Hangi ilacın seçileceği ve tedavinin süresi tutulan organlara ve hastalığın şiddetine, erkek cinsiyete ve yaşa bağlı olarak değişir. Topikal (yerel, bölgesel) tedavide kortikosteroid ve ağrı kesici kremler ve tetrasiklin solüsyonu, ağız ve cinsel bölge yaralarının iyileşmesi ve ağrının ortadan kaldırılması için kullanılır. Ağız yaraları ile ağız florası arasında yakın ilişki olduğundan ağız ve diş temizliğine özen gösterilmelidir. Kolşisin tedavisinin genital yaralar, eritema nodozum ve eklem iltihabının iyileşmesinde etkili olduğu ve bu etkinin kadınlarda daha belirgin olduğu gösterilmiştir. Genç erkek hastalar göz ve damar tutulumları açısından risk taşıdıklarından hastalığın erken döneminde azatiyopirin gibi bağışıklık sistemini baskılayan (immünosüpresif) ilaçlar verilebilir. Eklem, göz, damar, beyin ve sindirim sistemi gibi organ tutulumlarında ağızdan alınan ilaçlardan prednizolon gibi kortikosteroidler, azatiyopirin, siklosporin gibi immünosüpresif ilaçlar kullanılır. Eğer bu ilaçlar etkili olmazsa siklofosfamid, metotreksat veya interferon-alfa gibi diğer ilaçlar verilebilir. Son yıllarda tümör nekroz faktör-alfa engelleyici ilaçların da özellikle göz ve sindirim sistemi tutulumlarının tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir. Çanakkale savaşları, ulusal kurtuluş mücadelesinin başlayış ateşinin yakıldığı ve bu ruhun tüm ulusa yayılarak vatan topraklarının düşmandan temizlendiği, uğrunda ölen oldukça ancak toprak parçalarının vatan olacağının anlı şanlı kanıtı Çanakkale şehitlerine adanan Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor dizelerinin unutulmaz şairi Mehmet Akif Ersoy un 20 Şubatta yazdığı ve Kahraman Ordumuza ithafıyla başlayan şiirinin 12 mart 1921 de Meclis de oylanarak istiklal marşı olarak kabulünün de 89. yıl dönümü Bu şiire önce Ali Rifat Çağatay ın yazdığı beste uygun görülüyor ve yılları arasında bu şekilde çalınıyor. Ancak 1930 da bu bestenin yerini cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası şefi Zeki Üngör ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste alıyor Çanakkale savaşları Türk askerinin yürekliliğinin, özveri ve kendine güveninin canlı göstergesiyse, Mehmet Akif in istiklal marşı da, ordunun bağrından çıktığı Türk ulusunun bağımsızlığına, vatanına ve inançlarına bağlılığının ifadesidir 14 Mart 1827'de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması ülkemizde modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir ve okulun kuruluş günü olan 14 Mart, bugün de "Tıp Bayramı" olarak kutlanır. İlk Tıp bayramı kutlaması da, 1919 yılının 14 Mart'ında işgal altındaki İstanbul'da gerçekleşmiş. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış devrin ünlü doktorları da onlara destek vermişler. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır. Çanakkale de, Kafkasya da, Kurtuluş Savaşı ndaki bir çok cephede görev yapan, şehit ya da gazi olan tüm hekimler ve hekim adayları, bugün üzerinde yaşadığımız bağımsız topraklarda, tüm heybetiyle ayakta duran modern tıbbın öncüsü ve kurucusu sayılırlar. Bu bayram aslında bilimsel bağımsızlık ve özgürlüğün de bayramı. Bize bu ortamı sağlayanlara minnettarız. İşgal altında bilimsel gelişme olmaz

11 Numune Gazetesi HABERLER Mart Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uluslar arası Hastaneler Birliği ne kabul edildi Ankara Numune Doç. Dr. Nurullah ZENGİN Başyazı Dünyaya Açıldı Sağlık Hizmetlerinin Maliyeti Dünyada 100 den fazla ülkenin ve yüz binlerce sağlık personelinin temsil edildiği Uluslararası Hastaneler Federasyonu na (IHF) Türkiye den kabul edilen ilk hastane Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. Hastanemiz, Fransa başta olmak üzere Avrupa Birliği üyesi ülkelerin desteğini alarak IHF ye kabul edildi. Uluslararası Hastaneler Federasyonu (International Hospital Federation-IHF), 1929 yılında kurulan Uluslararası Hastaneler Birliği nin devamı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İlk Hastaneler Birliği Kongresi Amerika Birleşik Devletleri, Atlantic City de gerçekleştirilmiştir yılında sekreterliğini İngiltere nin sürdürdüğü merkez 2002 yılında Voltaire, Fransa ya taşınmıştır. Merkez hala Fransa dadır. Federasyon 100 farklı ülkeden temsilci organizasyonların katıldığı uluslararası bir oluşumdur. Yalnız hastanelerin değil sağlık alanında diğer kurumlarında üye olabildiği bu federasyonda ülkemizin hastaneleri temsil edilememiştir. Günümüze değin Federasyonla herhangi bir bağlantı kurulmamıştır. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi nin (ANEAH) üyeliği 25 Ocak 2010 tarihinde onaylanmıştır. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uluslararası Platformda bir ilki başararak, Türkiye adına temas hastanesi olarak (contact hospital) seçilmiştir. ANEAH başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin, yalnız tam üye ülke delegelerinin katılabileceği, A.B.D. de 1 3 Haziran 2010 tarihleri arasında, Chicago da düzenlenecek olan Hospital and Healthcare Associations Leadership - Liderler ve Liderlik adlı toplantısına davet edilmiştir. IHF nin 3 tip üyeliği mevcuttur Tam Üyelik (Full Member): Herhangi bir ülkedeki hastanelerin bir araya gelerek oluşturdukları birliklerin üye olabildikleri üyelik şeklidir. Ancak burada hastaneler bireysel olarak üye olamazlar. Bir ülkede bulunan hastanelerin çoğunluğunun temsil şeklidir. Çok gül ve uzun yaşa ABD'de yapılan bir araştırma sonuçları, "ne kadar çok gülünürse o kadar uzun yaşanacağını" ortaya koydu. Amerikan beyzbol ligi oyuncularının 1952'de çekilen 230 fotoğrafını inceleyen Amerikalı uzmanlar, araştırma sonuçlarını "Psychological Science"ın bu haftaki sayısında açıkladı. Fotoğraflardaki ifadeleri doğrultusunda sporcuları, "hiç gülmeyen", "az gülen" ya da "çok gülen" olarak 3 kategoriye ayıran Wayne State Üniversitesi araştırmacıları, ilk gruptaki sporcuların ortalama 72,9 yaşında, ikinci gruptakilerin 75, üçüncü gruptakilerin de 79,9 yaşında öldüğünü saptadı. Dergide yayımlanan makalede, "Bu araştırmanın sonuçları, duyguların akıl sağlığı, fiziksel form ve uzun yaşamakla pozitif bir ilişkide bulunduğunu gösteren diğer araştırma sonuçlarıyla örtüşmektedir" denildi. Makalede ayrıca araştırmaların mutluluk ya da üzüntü gibi temel duyguların fiziksel ya da zihinsel reaksiyonlar ve uzun yaşam üzerinde etkisi olduğunu daha çok ortaya koymaya başladığına da işaret edildi. Birlik Üyeliği (Associate Member) Hastanemizin ülkemiz adına kabul edildiği üyelik şeklidir. Bu üyelikte hastanelerin birlik olması gözetilmez ancak ortak olarak çalışması ve bir araya gelmesi önem taşımaktadır. Onursal Üyelik (Honorary Member) Kişilere, hastanelere veya sağlık kurumlarına gösterdikleri üstün başarı ve katkılarından dolayı özel olarak sağlanan üyelik şeklidir. IHF nin gelişiminde ve ilerlemesinde katkıda bulunan herhangi bir birey ya da kurum bu üyeliğe aday olarak gösterilip, üyelikten yararlanabilir. Üyeliğin Getirdiği Avantajlar IHF nin uluslar arası düzenlediği bilimsel ve sosyal aktivitelerine indirimli katılım. Diğer birlikler ile sağlık hizmetleri uygulamalarında ortak çalışma, ikiz proje ve program düzenleme imkânları. Üye birlikleri Hastanelerin verilerine ulaşma. Uluslararası hastane gezi ve etkinlik koordinasyonluğu. Diğer birliklerin sağlık kurumları veya üye hastaneler ile uluslar arası sağlık ortaklığı. Bu program gelişmiş ülke ekonomisine sahip olanlar ile gelişmekte olan, düşük gelirli ülkelerin üyeleri ve ilgili gruplarının ortaklığı göz önüne alınarak gerçekleştirilen bir uygulamadır. Ayrıca federasyon aşağıdaki birliklerle ortaktır ve beraber çalışmaktadır. Uluslararası Sağlık Hizmetleri ve Kalite Güvenliği Birliği Uluslararası Hemşireler Birliği Dünya Diş Hekimleri Birliği Uluslararası Eczacılık Federasyonu Hiç şüphesiz sunulan her hizmetin ve her icraatın bir maliyeti vardır. Sağlık hizmetleri de bu kuralın dışında değildir. Dahası, dünya genelinde sağlık hizmeti maliyet artışının pek çok hizmete göre daha fazla olduğu, ülkelerin gelişme hızları da aştığı kabul edilmektedir. Bütün bu gerçekler sağlık alanında eldeki kaynakların verimli kullanılmasını zorunlu kılmıştır ve Sağlık Ekonomisi günümüzde her geçen gün önemi artan bir bilim olmuştur. Ülkemizde sağlık hizmetlerine ulaşmanın son dönemde kolaylaştığı, bunun beraberinde bir maliyet artışını da getirdiği bir gerçektir. Bu sürecin beklenen bir gelişme olduğunu kabul etmek mümkündür. Ancak önümüzdeki dönemde bu artış eğilimi ne düzeyde olacaktır? Daha önemlisi maliyet artışını dengeleyerek, makul düzeyde tutarak sağlık hizmeti sunma kalitesini artırabilir miyiz? Bu ve benzeri sorular günümüzde geçmişte olduğundan daha sık soruluyor ve üzerinde daha fazla değerlendirme yapılıyor. Yakın dönemde gerçekleştirilen ve gazetemizin bu sayısında detaylarını bulabileceğiniz Sağlık Teknolojilerini Değerlendirme Forumu benzer soruların tartışıldığı önemli toplantılardan biri olmuştur. Toplantıya hem sektörden hem de Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ndan geniş bir katılımın olması ve tartışmaların seviyeli ve canlı geçmesi gerçekten sevindiricidir. Sağlık hizmeti sunumunda iyileştirme yapma şüphesiz önemli bir başarıdır. Ancak esas başarı maliyet faktörünü de dikkate alarak bu iyileştirmelerin sürdürülebilir olmasını sağlamaktır. Bu noktada görev, sadece karar alıcı yetkililerde ve bürokratlarda değildir. Sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınların da bu konuda yapabilecekleri, aslında yapmaları gereken çok şey vardır. Önümüzdeki yazılarımızda bu konulara zaman zaman değineceğiz. Şimdilik şu kadarını söyleyelim; gereksiz tetkik, gereksiz işlem ve gereksiz reçete gibi durumlarda sağlık çalışanları, hasta ve hasta yakınları daha duyarlı davranmalıdır. Önceki yazılarımızda hastane olarak dünyada bilinen en iyi tedavileri hastalarımıza sunmayı amaçladığımızı ifade etmiştik. Bu amacımızı bir kez daha tekrar ederken, bunun gerçekleşmesinin ve sürekli olmasının maliyetler ve gereksiz işlemler konusunda duyarlı olmaktan geçtiğini de ifade etmek istiyorum.

12 12 Mart 2010 Numune Gazetesi HABERLER Burkulma, Kırık ve Çıkıklarda evde yapılabilecek ilk müdahale nedir? Gebelikte Beslenme Doç. Dr. Ferit SARAÇOĞLU Üreme Sağlığı Kaza geçiren bir kişide kırık çıkık veya burkulmadan hangisinin olduğuna ancak bir hekim karar verir. Kırık varsa, kazazedeye yaptırılacak en ufak bir hareket bile kırığın açılmasına, kanamalara ve kısmi felçlere yol açıp, kırığın iyileşme süresini uzatır. Kırık ihtimali varsa kazazedenin elbiselerini çıkarmayın. Gerekirse keserek çıkarın. Çıkarmak için de önce sağlam tarafı sonra kırık tarafı çıkarın. Kırık eğer bacakta ise, fazla hareket ettirmeden topuktan kalçaya kadar uzanan bir tahtayı bacağın altına koyun. Geniş bir bez parçası veya kemer, kuşak gibi bir şeyle bacağı tahtaya bağlayarak hareketini önleyin. Kırık diz ekleminin üst kısmında, kalçaya daha yakın yerlerde ise, bacağın altına koyacağınız tahta bele kadar uzanmalıdır. Sağlam bacağı da içine alacak şekilde, her iki bacak birlikte tahta üzerine bağlanmalıdır. Belde bir kırık şüphesi varsa, kazazedenin altına boydan boya geniş bir tahta veya kapı koyun. Omuz hizasından, kalça hizasından ve diz hizasından geniş bir bezle tespit edin. Kafasının oynamaması için boynunun her iki tarafına yastık veya benzer bir şey yerleştirin. Kollarda olan kırıklarda kırık eğer el ile dirsek arasında ise, elden dirseğe kadar uzanan bir tahta yerleştirin. Kolu geniş bezlerle tahtaya tespit edin. Geniş bir bez parçası veya bir tülbentle kolu boynundan asılı vaziyette bağlayın. Kırık dirsekle omuz arasında veya omuz kemiklerinde ise, kırık tarafın koltuk altı kısmına pamuk veya çok küçük yumuşak bir yastık koyun. Kolu vücuda yapışık vaziyette, kırık olan kolun avuç içini kırık olmayan taraftaki omuz hizasına getirin. Geniş bir bez veya sargıyla dirsek hizasından omuz hizasına kadar kırık kolu vücuda tespit edin. Çıkıkları kendiniz yerine koymaya çalışmayın, yapacağınız yanlış bir hareketle dokulara zarar verebilirsiniz. Çıkıklar bir sağlık kuruluşunda hekim tarafından yerine koyulmalıdır. Burkulmalar genellikle ayak bileği, diz ve el bileklerinde görülür. Burkulan eklemi vücut seviyesinden yukarı kaldırın. üzerine naylon torba içine koyulmuş buz, buz yoksa soğuk suyla ıslatılmış bez parçası koyun ve bu işlemi birkaç kez tekrarlayın. Bu şişme ve ağrıyı önler. Burkulma, Kırık ve Çıkıklarda Dikkat Edilecek Durumlar Her burkulmada, kırık olabileceğini düşünerek müdahale ediniz. Açık kırık üzerinde kemik parçaları varsa kesinlikle almayınız. Kırık üzerinde yara varsa sadece temiz bir bezle kapatınız. Kırığa yapılacak yanlış bir müdahalenin, kemiğin eğri olarak kaynamasına, kısmi felçlere, kangren ve sonuçta kırık organın kesilmesine yol açabileceğini düşünerek mutlaka en kısa sürede bir SAĞLIK KURULUŞUNA gönderin. Düşme ve Çarpmalarda Yapılacak İlk Müdahale Kaza geçiren çocuk ağlamıyorsa, şuuru yerindeyse ve ellerini, kollarını normal hareket ettiriyorsa hiçbir müdahalede bulunmayın, fakat 24 saat gözleyin. Kazadan sonra 24 saat içerisinde kusma, dalgınlık, sürekli uyku hali, solunum sıkıntısı, karın ağrısı, renk solukluğu veya havale geçirme gibi bulgular olursa mutlaka bir sağlık kuruluşuna götürün. Yüksekten düşmelerde yukarıda sayılan belirtiler olmasa bile kırık çıkık veya bir iç kanama ihtimali olacağından en yakın sağlık kuruluşuna götürün. Kaza sonucu vücutta şişlik veya morluk oluşmuşsa üzerine buz veya soğuk suyla ıslatılmış bez koyarak daha fazla şişmesini önleyiniz. Gebelikte beslenme hem anne hem de bebek sağlığı açısından önem taşıyan bir konudur. Günümüzde bebeklerin anne karnındaki beslenme yetersizliklerinin ve kilolarının düşük olmasının ileride gelişecek kronik hastalıkların (yüksek tansiyon, koroner kalp hastalıkları, yaşlılık şekeri vb) habercisi olduğu bilinmektedir. İki canlı olma nedeniyle, gebelikte iki misli yemek yenilmesi söz konusu değildir. Normal bir gebenin günlük enerji ihtiyacı diyete 250 kalori ek yapılarak karşılanabilmektedir. Bu ise öğünlerde 3-4 kaşık daha fazla yemek anlamına gelmektedir. Gebelikte normal bir kadının ortalama kg kilo alması beklenmektedir. Normalde ilk 3 ayda 1-2 kg, ikinci üç ayda, ayda 1 kg daha sonra ise ayda en fazla 2 kg alınması hedeflenmelidir. Alınan kiloların % 40 ını bebek, bebeğin eşi, ve bebeğin içinde yer aldığı amnion sıvısı oluşturmaktadır. Geri kalansa vücutta toplanan sıvı, artan kan, memelerdeki ve rahimdeki büyümeye bağlı kilolar ve vücuttaki yağ dokusu artışıdır. Gebeliğin normal etkilerinden biriside sindirim sistemindeki değişikliklere bağlı hazımsızlık ve şişkinliktir. Bu nedenle gebelerin az ama daha sık yemek yemeleri önerilmektedir. Bu amaçla üç öğüne ek olarak 3 de ara öğün alınmalıdır. Ara öğünlerde taze meyva ve sebzelerden faydalanılabilir. Böylece mide bulantıları ve asit kaçakları da (reflü) daha az görülecektir. Gebelerin düzenli beslenmeye, aç kalmamaya ya da fazla yemek yememeye dikkat etmeleri gerekmektedir. Gebelikte iyi beslenmek için yeterli miktarda et, süt, yumurta, mercimek, nohut vb baklagillerin (beyin, kas, kemik, diş gelişimi ve kan yapımını sağlamak için protein ve demir kaynağı), süt ve süt ürünlerinin (kemik, diş gelişimi ve büyüme için protein ve kalsiyum kaynağı), sebze ve meyvelerin (vitamin ve mineral kaynağı), tahılların (B grubu vitaminler ve kalori kaynağı), günlük 3-4 adet ceviz yada bademin (Omega 3 kaynağı) tüketilmesi gerekmektedir. Gebelerin bolca balık tüketmeleri hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığı açısından önemlidir. Kullanılan gıdaların içerisinde katkı maddelerinin olmamasına, mümkün olduğunca taze gıdalarla beslenmeye dikkat edilmelidir. Gereksiz kalori alımından kaçınmak için şekerli, yağlı ve unlu besinlerin fazla tüketilmemesi gerekmektedir. Gebelerin fazla tuz tüketmeleri de uygun değildir. Ancak doktorun önereceği özel durumlar dışında tuz kısıtlaması da yapılmamalıdır. Gebelerin günde en az 2 litre (8 su bardağı) sıvı tüketmeleri gerekmektedir. Bu sıvının tümünün su olması şart değildir, limonata, ayran, ıhlamur vb içeceklerle de gerekli olan sıvı alınabilir. Musluk sularının arıtıldıktan ya da kaynatılıp dinlendirildikten sonra kullanılması uygundur. Kafein içermelerinedeniyle kolalı içeceklerin, çay ve kahvenin, fazla miktarda tuz içermesi nedeniyle maden sularının fazla tüketilmemesine dikkat edilmelidir. Gebelikte hem annede hem de bebekte kan yapımı için gerekli olan demir ihtiyacı artmaktadır. Bu amaçla gebelerin demir içeren gıdaları (kırmızı et, balık, yumurta, karaciğer, üzüm, pekmez, baklagiller vb) daha fazla tüketmelerine ilaveten ilaç olarak da demir almaları gerekmektedir. Demirin aç karnına ya da C vitamininden zengin gıdalarla birlikte alınması vücuda girişini artırmaktadır. Gebeliğin başında istenen testlerden biriside Toksoplazma parazitinin aranmasıdır. Bu parazitle daha önce karşılaşmamış gebelerin diğer önlemlerin (kedilere dokunmamak, sebze ve meyveleri iyi yıkamak, elleri yıkamak vb) yanında gebelikleri sırasında çiğ et yememeleri zorunludur. Tüm gebelerde haftalar arasında gebeliğe bağlı şeker gelişip gelişmediğinin araştırılması gerekmektedir. Gebeliğe bağlı şeker hastalığının takip ve tedavisinde diyetinde ayarlanması gerekmektedir. Diyetin ayarlanması ve hastanın eğitimi hastanemiz diyetisyenlerince yapılmaktadır. Bu hastaların doğum sonrası da beslenmelerine özen göstermeleri gerekmektedir. Gebelikte şeker gelişen kadınların yaklaşık yarısı 10 yıl içerisinde şeker hastası olmaktadır. Gebelikte sigara ve alkol tüketimi son derece zararlı olup derhal bırakılması gerekmektedir. Tatlandırıcı ya da tatlandırıcı içeren gıdalar, zengin A vitamini içeriği nedeniyle fazla balık yağı ve karaciğer tüketilmemelidir. Fast food tarzı yiyeceklerden, az pişmiş yada çiğ etlerden de kaçınılmalıdır.

13 Numune Gazetesi HABERLER Mart Eşten organ nakline iki yıl evlilik şartı Uzm. Dr. Erdal ESKİOĞLU Merhaba Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl fiilen birlikte yaşama şartı getirdi. Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, bugünkü Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik değişikliğiyle akraba dışı canlıdan organ nakli ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Buna göre, canlıdan organ nakli, alıcının en az iki yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi, dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dahil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilecek. Söz konusu canlı verici olabileceklerin haricinde canlıdan nakil yapılabilmesi için; naklin yapılacağı ilde oluşturulacak etik komisyonunun verici ile alıcı arasında, bu yönetmeliğe ve diğer ilgili mevzuata aykırı herhangi bir hususun bulunmadığını ve etik açıdan organ bağışının uygunluğunu onaylaması gerekecek. Nakil için alıcı ve verici, il sağlık müdürlüğü aracılığıyla şu belgelerle birlikte öncelikle komisyona başvuracak: Alıcı ve vericinin T.C. kimlik numarası, Vericinin mümeyyiz olduğuna dair rapor, Veriden alınmış, en az iki tanıklı hekim onaylı, muvafakat belgesi, Verici ve alıcının hekim onaylı bilgilendirme formu, Verici ve alıcının nakile uygunluğunu bildiren sağlık raporu, Einstein ve Şoförü Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a; "Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar... O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim." Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp: "Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş: "Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak." Alıcı ile vericinin yakınlığının nereden kaynaklandığını gösteren dilekçe ve mevcut ise belgelendirmesi, Alıcının ve vericinin gelir düzeyini gösteren beyan, Vericinin borcunun olup olmadığına dair beyan, Alıcının ve vericinin ikametgah beyanı, Komisyon gerekli görmesi halinde bu belgeler dışında bilgi ve belgeler de talep edebilecek. Etik komisyon İl Sağlık Müdür Yardımcısı başkanlığında şu üyelerden oluşacaktır: Valilikçe görevlendirilecek il emniyet müdür yardımcısı ya da kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele şube müdürü, Naklin yapılacağı hastane haricindeki kamu hastanesinden bir tabip, Naklin yapılacağı hastane personelinden olmayan bir psikiyatri uzmanı, Baro tarafından görevlendirilecek bir avukat, Valilikçe görevlendirilecek bir sosyal hizmet uzmanı. Komisyonun sekretaryası il sağlık müdürlüğünce yürütülecek. Başvurular, naklin gerçekleştirileceği hastane başhekimliğince il sağlık müdürlüğüne yapılacak. Komisyon, 15 günde bir tüm üyelerin en az üçte iki çoğunluğuyla toplanacak, gerekli gördüğü takdirde verici ve/veya alıcıyı ve akrabalarını dinleyecek. Komisyona sunulan bilgi ve belgelerin doğruluğunu araştıracak, alıcı ve verici arasında etik ve yasal olmayan bir durumun bulunmadığı kanaati hasıl olduğunda naklin etik açıdan uygunluğuna karar verecek. Kararlar tam üye sayısının üçte iki oy çoğunluğu ile alınacak. Acil nakil gereken hasta için başvuru olması halinde komisyon ivedilikle toplanıp karar alacak. Alternatif Tıp Hastalarımıza, ya da hasta yakınlarına hastalarının iyileşmeyecek bir hastalığı olduğunu söylediğimizde; birkaç gün sonra bize gelip hastalarına ısırgan otu veya zakkum v.s. gibi bazı bitkileri veya şifalı kişilerce bunlardan çıkarılmış özsuları içirdiklerini veya içirseler iyi olup, olmayacağını sorduklarına hepimiz şahit olmuşuzdur. Umutsuz kişilerin umutsuzluklarından faydalanıp, bu yolla çok para kazanan çok kişi vardır. Bu kişiler her gün televizyon ekranlarında boy göstermektedir. Bunların bazıları yurt dışında villalar alıp, torunları ile sefa sürmekteler. Peki, bu işin aslı nedir? Acaba bir davul tozu, minare gölgesi hikayesi mi? Yoksa bu umutsuz insanlara umut vererek umut tacirliği yapmak mı? Bu bizde nasıl olmaktadır? Her gün şehirlerimizde yeni otçu (Herb İngilizcede ot anlamına gelmektedir) dükkanları açılmaktadır. Bazıları bunların yoksulluktan olduğunu söylemekteyse de, bunlar için harcanan paraların ne kadar olduğunu öğrenince insanda bir otçu dükkanı açma isteği uyanıyor. Bir portakaldan alacağı antioksidan etki için, eskiden hayvanlar için yem olarak kullanılan bir kilo üzüm çekirdeği çiğnenmesi bana komik geliyor. Bilimsel olarak alternatif tıp nasıl tanımlanmaktadır? Alternatif tıp veya tamamlayıcı tıp; doğal bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkları tedavi etme yöntemidir. Başka usullerle de yapılmaktaysa da bizim konumuz bitkisel olan kısmıdır. Çağdaş tıp biliminin hastalık tedavisinde yetersiz kaldığı durumlarda başvurulması gereken ve çağdaş tıp yöntemlerini destekleyici bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda çağdaş tıp tedavilerini destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi amacıyla uygulanabilen tedavi yöntemidir. Buna rağmen hiçbir ilacın reklamı yapılmazken televizyonlarda her gün yeni yüzler çıkmakta ve birçok hastalığı tedavi ettiğini söylemektedir. Bunlara hiçbir yasal işlem yapılmadığı görülmektedir. Bir ilacın piyasaya sürülmesi için 10 yıla yakın süre geçmektedir. İlacın önce hammaddesi elde edilmekte daha sonra hayvan, sağlıklı insan, sonra hasta insan üzerinde denenmekte, çalışmalar sonrasında hastalara yararlı olduğu ispat edilirse ilaç piyasaya sürülebilmektedir. Bu otlar sanki bir ilaç gibi sunulmakta ve insanlar yanıltılmaktadır. Hastaların kullandığı otların, ne kadar kullanılacağı, nasıl kullanılacağı ve ne için kullanılacağı gibi konularda ilaçlarda olduğu gibi kesin prospektüsler olmadığı için hastalar kendilerine göre kullanmaktadır. Bu nedenle acil servislere ve acil dahiliye kliniklerine başvuran hastalarda ileri derece organ hasarı olan, hatta hayatını kaybedenler olmaktadır. Bu kadar yatırım yapılmış bu dükkanların bir sisteme sokulması, buralarda sattıkları otlar konusunda yeterli bilgi sahibi olan sertifikalı kişilerin çalışması, sattıkları otlarla oluşan etki ve yan etkilerin sorumluluklarını almaları, umut tacirliği ile para kazanmalarının önüne geçilmesi kanısındayım. Dileğimiz, hastalarımızın eğer bu tür tedavilere hiç muhtaç olmamaları, muhtaç olacaklarsa da aldıkları maddeler hakkında yeterli bilgi sahibi olduktan sonra kullanmalarıdır.

14 14 Mart 2010 Numune Gazetesi BASINDAN Doç. Dr. Selda SEÇKİN Mikroskop Gözüyle Türk Patolojisinin Kurucusu: Prof.Dr.Hamdi Suat Aknar ve ilk kadın Patologlar: Prof.Dr.Kamile Şevki Mutlu, Dr. Perihan Çambel Patolojiyi yurdumuzda modern anlamda bilim dalı olarak kuran Hamdi Suat Hoca dır de Harput da doğan Hamdi Suat,1899 da yüzbaşı rütbesi ile Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane den mezun oldu ve eğitim amacı ile 1900 yılında Almanya ya gönderildi. Hamdi Suat Almanya da dönemin seçkin bilim adamları ile çalıştı, bilimsel araştırmalar yaptı. Patolojide Alman ekolünü öğrenen Hamdi Hoca bu öğrendiklerini ülkesinde uygulama ve öğretme isteği ile dolu olarak 1904 de İstanbul a döndü. Darülfünun Tıp Fakültesi patoloji hocalığı görevini 1933 yılına dek sürdürdü. Hamdi Suat ülkemizde en temelden patoloji bölümünü kurmuş ve geliştirmiştir. Eğitim sisteminde pratik uygulamalara, bilimsel araştırmalara ağırlık vermiş ve ülkenin içinde bulunduğu savaş yıllarında büyük özverilerle çalışmıştır. Hoca kürsüdeki görevi sırasında dünya tıp literatürüne giren çalışmalar yapmıştır. Almanca ve Fransızca olarak yazıp yayınladığı 40 makalesi vardır. Özellikle deri hastalıkları ve kanserlerinin patolojisi üzerine çalışmış, bitki ve hayvan dokularında gelişen tümörleri incelemiştir. Ayrıca öğrencilere ders kitabı niteliğinde 2 kitap yazmıştır. Bu kitapları Latin harflerinin kabulünden sonra yeni harflerle yazan ve yayınlayan ilk üniversite hocası olmuştur. Hamdi Suat bu çalışmaları ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti nde Atatürk ün önderliğinde çeşitli alanlarda reformlar yapılırken, siyasi ve sosyal anlamda batılı ülkeler seviyesine ulaşmak için çalışılırken büyük hizmetler vermiştir. Büyük Atatürk ün izinde yılmadan yokluklara ve güç koşullara rağmen çalışmış ve gençlere örnek olmuştur. Hamdi Suat çalışmaları ile Avrupa patoloji dünyasında tanınmış ve dönemin önde gelen patologları arasında yer almış ve ülkesini başarı ile temsil etmiştir. Prof.Dr.Hamdi Suat Aknar fakültede ilk kez kadın asistan doktoru kürsüsüne kabul eden hoca olmuştur. İstanbul Darülfünun Tıp Fakültesinden ilk kez 1928 de mezun olan kadın doktorların o yıllarda kamu görevi bulmaları kadar fakülteye asistan olmaları da hocaların çekimser davranışları nedeni ile mümkün olmuyordu. Bu konuda ilk uygar cesareti gösteren Hamdi Suat, Dr. Semiramis Rifat Tezel i ihtisasını yapmak üzere kürsüye kabul etmiştir. İstanbul Tıp Fakültesi 1930 yılı mezunlarından Dr. Kamile Şevki Mutlu ve Dr. Perihan Çambel de önce Hamdi Hoca nın öğrencisi olmuşlar sonra patoloji ihtisası yapmışlardır. Sonrasında Dr. Mutlu ve Dr. Çambel patolojinin yaygınlaşması, kurumsallaşması konusunda başarılı çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Dr. Kamile Şevki Mutlu Almanya da çalışmış, önemli bilimsel araştırmalar yapmıştır. Yurda döndüğünde Üniversite yerine genç Türkiye Cumhuriyeti nin başkentini tercih etmiş, Ankara Numune Hastanesi nde Patoloji Laboratuarını kurmuş ve 10 yıl süre ile çalışmıştır ( ). Daha sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi nde Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünü kurmuştur. Dr. Perihan Çambel önce Vakıf Gureba Hastanesi nde patoloji uzmanı olarak çalışmış, ardından ABD de kanser üzerine bilimsel araştırmalar yapmıştır. Daha sonra uzun yıllar Ankara Numune Hastanesi nde görev yapmış, bu sırada da kanserle ilgili deneysel araştırmalarını sürdürmüştür. Dr. Mutlu ve Dr. Çambel in Hamdi Hoca nın araştırmalara, deneysel çalışmalara olan ilgisinden ve çalışmalarından fazlasıyla etkilendiği, genç Türkiye Cumhuriyeti nde çalışkan, azimli, modern Türk kadını kimliği ve duruşu ile öncü rol oynadıkları ve önemli görevler yaptıkları bilinmektedir. Aynı zamanda, kendilerini yetiştiren örnek aldıkları hocalarını unutmamışlar, Hamdi Hoca nın ölümünden sonra anma toplantıları, adına konferanslar düzenlenmesini sağlamışlar, hakkında yazdıkları yazıları yayımlamışlardır. Dr. Kamile Şevki Mutlu nun önerisi ile TÜBİTAK 1974 yılı Hizmet Ödülü Hamdi Suat a verilmiştir de kurulan Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu tarafından her yıl kanser haftasında Hamdi Suat Aknar Konferansları düzenlenmekte ve bu çok değerli hocamız saygıyla anılmakta, genç kuşaklara tanıtılmaktadır.

15 Numune Gazetesi HABERLER Mart Suyu doğru zamanda için, sağlıklı olun Romatizma Üzerine -3 - Romatizmanın Tarihi Prof. Dr. Yaşar KARAASLAN Pencere Su içmek deyip geçmeyin. Yapılan bir araştırma doğru zamanda su tüketmenin daha yararlı olduğunu ortaya çıkardı. En temel yaşamsal ihtiyaçlardan biri olan suyu ne kadar tükettiğiniz kadar ne zaman tükettiğiniz de önem taşıyor. Yapılan bir araştırma su içiminin doğru zamanlamasının, bedenimizin etkinliğini en üst düzeye çıkardığını ortaya koydu. İşte, suyun doğru zamanda içilince sağladığı yararlar: Günde 2 bardak su uyandıktan sonra iç organları uyandırır (etkinleşmesine yardımcı olur), Günde 1 bardak su yemeklerden 30 dakika önce sindirime yardımcı olur, Günde 1 bardak su banyodan önce tansiyona yardımcı olur, Günde 1 bardak su uykudan önce kalp krizinden, inmeden korunmak için. General Zeki Doğan Mahallesi nde İNŞAATTAN SATILIK LÜX DAİRELER Kalite ve estetiğin birleşimden oluşan yatırıma uygun yaşam alanı... Konutlarımız belirli sayıdadır. Arayın fiyat avantajlarını konuşalım... PALALILAR inşaat& otomotiv Satış Ofisi: Süleyman Ayten Cad. No: 65/B Tuzluçayır - ANKARA Tel: (0312) Romatizmal hastalıklar ile uğraşan romatoloji bilim dalının tıbbın en yeni bilim dallarından biri olmasına karşın, romatizmal hastalıkların tarihi insanlık tarihinden bile daha eskidir. Bürüksel de bulunan 85 milyon yıl öncesine ait dinazorların ayak bileklerinde osteoartroz yani kireçlenme tipi romatizma bulgularına rastlanmıştır. İnsanlarda bilinen ilk romatizma-artrit bulguları ise Amerika Birleşik Devletleri nde Tennessee de bulunan milattan önce 4500 li yıllara ait iskeletlerde tespit edilmiştir. Amerikan yerlilerine ait bu iskeletlerde romatoid artrit bulgularına rastlanmıştır. Tıbbın babası olarak kabul edilen, milattan önce altıncı yüzyılda yaşamış olan Hipokrat romatizmal hastalıklar ile yoğun olarak uğraşmıştır. Eklemlerdeki ağrılara beyinden eklemlere akan kötü sıvının neden olduğunu düşünerek bu hastalıklar için eski Yunan dilinde akan sıvı anlamına gelen rheuma kelimesini kullanmıştır. Bu kelime romatizma kelimesinin kökü olup dünyanın bir çok bölgesinde yüz yıllardır yaygın olarak kullanılmaktadır. Hipokrat ayak baş parmağında ağrı, şişlik ve kızarıklık ile kendini gösteren akut gut krizini de Yunanca ayak anlamına gelen podos ve nöbet anlamına gelen agra kelimelerinin birleşimi ile oluşan podogra kelimesi ile tanımlamıştır. Diz artriti için ise Yunancada diz anlamına gelen gonos kelimesinden türetilen gonagra kelimesini kullanmıştır. Çocuklardaki artritin tamamen düzelebildiğini söyleyerek muhtemelen boğazda beta-hemolitik streptokok adı verilen bakteri enfeksiyonu sonrası gelişen ve 6 hafta içinde düzelen akut romatizmal ateşe işaret etmiştir. Hipokrat ayrıca histerik kadınlarda yaygın ağrı ile seyreden bir romatizma da tanımlamıştır. Bu romatizma dinlendirmeyen uyku, yaygın vücut ağrısı ve yorgunluk ile karakterize fibromiyaljidir. Bu hastalığa uzun yıllar psikojenik romatizma ismi verilmiş ise de fibromiyalji daha doğru bir isimdir ve günümüzde bu hastalığı tanımlamak için yaygın olarak bu isim kullanılmaktadır. Hipokrattan günümüze kadar ulaşan bu bilgiler yüz yıllarca önce yaşayan insanların da günümüz insanları gibi çeşitli romatizmal hastalıklardan muzdarip olduklarını göstermektedir. Biraz da romatizma çeken meşhur tarihi şahsiyetlerden söz edelim. Osmanlı padişahlarının bazılarında romatizma olduğunu biliyoruz. Bunlardan en önemlisi şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman dır. Osmanlı İmparatorluğunun bu en kudretli padişahında kralların hastalığı ve hastalıkların kralı da denilen gut hastalığı vardı. Bu Haşmetli Büyük Sultan a şu çok meşhur sözü söyleten de bu hastalıktır. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Osmanlıca da nikris hastalığı denilen bu hastalık için Osmanlı nın meşhur hekimi Hacı Paşa maraz-ı ömür yani ömür boyu süren hastalık deyimini kullanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman ın nikris hastalığının ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle beraber tarihi kaynaklar Nahçıvan seferinde Sokulu Mehmet Paşa nın padişah rahat etsin, ayaklarının üzerine basmasın diye tahtırevan yaptırdığını yazmaktadır. Garip bir tesadüf olarak Kanuni nin Akdeniz in öbür ucundaki rakibi İspanya Kralı ve Kutsal Roma İmparatoru II. Filip de aynı hastalıktan muzdaripti. Kanuni ömrünün son 15 yılını o dönemde tedavisi olmayan nikris hastalığıyla geçirmiş ve son seferi olan Zigetvar kuşatmasında 72 yaşında vefat etmiştir Romatizmadan muzdarip meşhur tarihi şahsiyetlerden biri de Christopher Columbus tur yıllarında yaşayan bu Cenova lı kaşif denizcide romatizma olduğu iyi bilinmektedir. Birinci yolculuğunu anlattığı uzun kitabında Columbus, özellikle bacaklarında yoğunlaşan eklem ağrılarından söz etmektedir. Üçüncü yolculukla ilgili yazılarında oğlu Fernand babasının guta bağlı ağrıları olduğunu aktarmaktadır. Dördüncü yolculuk sırasında Columbus iyice kötürüm hale gelmiştir ve yürüyememektedir. Bu büyük kaşif hayatının son dönemlerinde artan hastalığı nedeni ile yazı da yazamaz hale gelmiştir. Romatizmanın tarihinin bu kadar eskilere uzanmasına karşın, modern romatoloji biliminin kuruluşu 100 yıldan daha kısadır ve romatizmal hastalıklar ile ilgili önemli gelişmelerin de çoğu son yıl içinde gerçekleşmiştir. Yerimiz bittiği için burada keselim. Gelecek sayılardan birinde de Romatoloji nin tarihinden ve dünyadaki ve Türkiye deki durumundan söz etmek üzere ağrısız, sağlıklı, verimli bir ay geçirmenizi dilerim.

16 16 Mart 2010 Numune Gazetesi HASTALIKLARI TANYALIM Kronik Hepatitler Doç. Dr. Esragül Akıncı Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Genel Tanım: Hepatit, karaciğer iltihabı olarak tanımlanan bir hastalıktır. Çoğunlukla virüsler hepatite neden olurlar. En sık rastlanan hepatit virüsleri, Hepatit A, B, C, D ve E virüsleridir. Karaciğerdeki iltihabi olayın 6 aydan uzun sürmesine kronik hepatit denir. Hepatit virüsleri arasında, Hepatit B, C ve D virüsleri kronik hepatite yol açarlar. Hepatit D (Delta) virüsünün enfeksiyon yapabilmesi için Hepatit B virüsünün de vücuda alınmış olması gereklidir. Yani, Hepatit B virüsü olmadan Hepatit D virüsü enfeksiyon yapamaz. Bulaşma Yolları: Hepatit virüsleri kan ve vücut sıvıları ile bulaşır. En sık rastlanan bulaşma yolları şunlardır: Kan nakli, iğne batması, damar yolundan uyuşturucu kullanımı, iyi steril edilmeyen malzemelerle yapılan diş tedavisi ve cerrahi işlemler, hemodiyaliz, cinsel temas, doğum sırasında anneden bebeğe bulaş, aile içi yakın temas, ortak eşya kullanımı (tırnak makası, traş bıçağı, diş fırçası vb), kulak deldirtme, akupunktur, dövme vb. Hepatit B, C ve D virüsleri el sıkışma, öpüşme, öksürme, hapşırma, yiyecek ve içeceklerle bulaşmaz. Hepatit B ve C için risk grubunda olan kişilerin ELISA testi yaptırmaları önerilmektedir. Test yaptırması önerilenler şunlardır: Damar içi uyuşturucu kullananlar, sık kan nakli yaptıranlar, 1990 yılından önce kan nakli yapılmış olanlar (hepatit C için), hepatit geçiren kişilerin diğer aile üyeleri, hemodiyaliz hastaları, riskli teması olanlar, sağlık personeli, HIV pozitif hastalar. Semptom ve Belirtileri: Kronik hepatitler genellikle belirtisizdir. Çoğu kez başka bir nedenle yapılan kan tetkikleri sırasında tespit edilmektedir. En sık görülen belirtisi yorgunluktur. Nadiren iştahsızlık ve karnın sağ üst tarafında ağrı şikayeti olabilir. Hastalığın akut alevlenmelerinde ve son dönemde siroz geliştiğinde sarılık, idrar renginde koyulaşma ve kaşıntı ortaya çıkabilir. Tanı: Kronik hepatitlerin tanısı kanda bakılan laboratuvar testleri ile konulur. Bu amaçla karaciğer enzim testleri, ELISA testi ve kandaki virüs miktarını belirleyen PCR testi yapılır. Bu tetkikler kronik hepatit ile uyumlu geldiğinde, şartlar uygunsa ve risk yoksa karaciğerden parça alınabilir (karaciğer biyopsisi). Karaciğerden alınan parçanın incelenmesi ile hastalığın karaciğerde yaptığı hasarın derecesi belirlenir ve kesin tanısı konur. Bu sonuç tedaviye başlama kararını da etkiler. Hastalığın Seyri: En önemli risk, hastalığın ilerleyerek siroz ve karaciğer kanseri gelişmesidir. Siroz gelişmesi için yıl gibi uzun bir sürenin geçmesi gerekir. Tedavi ile bunun ortaya çıkmasının engellenmesi amaçlanır. Enfeksiyonu ileri yaşta alanlarda, şişmanlarda, karaciğer yağlanması olanlarda ve alkol tüketenlerde siroz riski yüksektir. Karaciğerdeki hasarın ileri düzeye ulaşması durumunda karaciğer nakli gerekebilir. Taşıyıcılık: Taşıyıcılık hepatit B geçiren hastalarda görülür. Bu kişiler kanında Hepatit B virüsü taşıdıkları halde karaciğerde hastalık belirtisi yoktur, yani virüs uykudadır. Ancak ileride hastalık aktifleşebilir ya da tamamen iyileşebilir. Bu nedenle belli aralıklarla doktor kontrollerinin yapılması gerekir. Taşıyıcılar da hastalığı başkalarına bulaştırabilirler. Gebelik ve Hepatit: Tüm gebe kadınlar hepatit B için ELISA testi yaptırmalıdır. Test sonucu pozitif çıkan gebeler bu konuda uzman bir doktora başvurmalıdır. Hepatit B virüsü taşıyan kişilerin bebeklerine doğumdan hemen sonra hepatit B aşısı ve hepatit B serumu yapılması gereklidir. Bu yapılmaz ise enfeksiyon bebeğe bulaşabilir. Hepatit C için ise böyle bir aşı ya da serum yoktur. Zaten Hepatit C virüsünün anneden bebeğe geçişi nadirdir. İdeal olarak gebe kalmadan önce hepatit testlerine bakılmalıdır. Hepatit etkeni saptanan kişiler gebeliğe karar vermeden önce uzman bir doktora başvurmalıdır. Hepatit B ve C anne sütü ile bulaşmadığından bebeğin emzirilmesinde sakınca yoktur. Tedavi: Kronik hepatitler tedavi edilebilir hastalıklardır. Ancak tedavi için bazı şartların sağlanması gerekir. Bu şartları sağlayan hastalara tedavi verilir. Tedavi için uygun olmayan hastalar ise belli aralarla takip edilir. Tedavinin amacı kandan virüsün temizlenmesini sağlamak ve karaciğer hasarını durdurmaktır. Tedavide ağızdan kullanılan ilaçlar veya deri altına yapılan iğneler (interferon) kullanılır. İlaç seçimine, hasta ve hastalığın durumuna göre doktor karar vermektedir. Bu ilaçların, özellikle interferonların, ciddi olabilecek yan etkileri vardır. Bu nedenle tedavi alan hastaların sürekli doktor kontrolünde olması gereklidir. Tedaviye cevap alınıp alınmadığına kan tetkikleri sonucu karar verilir. Tedavi alan tüm hastalarda cevap almak mümkün değildir. Tedavi ile hastaların sadece bir kısmında başarı sağlanırken bir kısmında tedaviye cevap alınamamakta ya da iyileştikten bir süre sonra hastalık tekrarlayabilmektedir. Tedavi başarısında, hepatit virüsünün tipi, kandaki virüs miktarı, virüsün alındığı yaş, cinsiyet, hastalığın şiddeti ve derecesi, hastanın yaşı, başka hastalıklarının olması, tedaviye uyum gibi faktörler rol oynamaktadır. İlaçların düzenli ve uygun dozda kullanılması tedavi başarısında çok önemlidir. Kronik hepatiti olan hastaların özel bir diyet yapmasına gerek yoktur. Sadece, alkol kullanımından kaçınmaları gerekir. Kronik hepatit tedavisinde yararlı olduğu bilimsel olarak ispatlanmış bir bitki ya da yiyecek bulunmamaktadır. Bu amaçla vitamin kullanılması da önerilmemektedir. Kronik hepatit nedeniyle günlük aktivitelerde kısıtlama yapmaya gerek yoktur. Bu kişiler normal günlük işlerine devam edebilirler. Ağrı kesici, doğum kontrol hapı gibi bazı ilaçlar karaciğer için zararlı olabilir. Bu nedenle başka nedenlerle doktora başvurulduğunda hepatit taşıyıcısı veya hepatit hastası olduğu belirtilmelidir. Korunma: 1. Aşı en önemli korunma yollarından biridir. Kronik hepatit virüsleri arasında sadece Hepatit B virüsü için aşı mevcuttur. Risk grubunda olup Hepatit B ye bağışık olmayanlar veya hepatit B hastalığı kendisine bulaşmamış olan kişiler Hepatit B aşısı ile aşılanmalıdır. Bu kişilere ve yenidoğanlara sağlık ocaklarında ücretsiz Hepatit B aşısı yapılmaktadır. Risk grupları şunlardır: Sağlık çalışanları, devamlı kan nakli yapılan kişiler, diyaliz hastaları, hepatit B taşıyıcısının yakın aile bireyleri, hepatit C infeksiyonu olanlar, yetiştirme yurdu ve hapishanede kalanlar, uyuşturucu kullananlar, genelev kadınları. Hepatit B hastalığı ya da taşıyıcılığı olan kişilerin aile üyeleri doktora başvurarak ELISA testi yaptırmayı ihmal etmemelidirler. 2. Hepatit hastasının enfekte kanı ile bulaşma riski olduğundan traş bıçağı, tırnak makası, diş fırçası gibi kişisel araç ve gereçler ortak kullanılmamalıdır. Hepatit B cinsel yolla bulaştığından bağışıklığı olmayan kişiler için cinsel korunma (kondom vb.) gereklidir. Hepatit C ise cinsel yol ile çok nadir bulaşır. Ancak birden çok cinsel eşi olan kişilerde bulaş riski artar. Tek eşlilerde cinsel korunma önerilmezken birden çok eşi olanlarda cinsel korunma (kondom vb.) önerilmektedir. Kronik hepatitler tabak, çatal, kaşık gibi eşyalarla bulaşmadığından bunların ayrılmasına gerek yoktur. Dr. Ecz. A. Alper ŞAHİN Bizim Eczane SDP ve E-Reçete Sağlık Bakanlığımızca, sağlık politikaları ve kamu yönetimi reformunu ilgilendiren, bir takım temel sağlık hedefleri belirlenmiş ve bu hedefler doğrultusunda bazı programlar hazırlanmıştır. Bu programlardan birisi de Sağlıkta Dönüşüm Projesi dir. Projede sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve uygun bir şekilde organizasyonu, finansmanının sağlanması ve sunulması amaçlanmıştır. İlk olarak, Sağlıkta Dönüşüm Projesi nin (SDP) üç temel bileşeni üzerinde durulmuştur. Bunlar; sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması, aile hekimliğinin yürürlüğe geçirilmesi ve genel sağlık sigortası uygulamasıdır. Ayrıca, hekim reçetelerinin Akılcı İlaç Kullanımı ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi, sağlık mevzuatı sorunlarının ortaya konması ve sistematik çalışmalar yapılmasının sağlanması, mevcut veri sistemlerinin analiz edilerek geliştirilmesi gibi konular hedeflenmiştir. Bu kapsamda eczacılıkla ilgili doğrudan ilişkili bir proje ilaçların elektronik reçetelendirilmesidir. Sağlık Bakanlığımız Türkiye nin kişi başına ilaç harcaması açısından AB ortalamasının oldukça altında kalmasına rağmen, toplam sağlık harcamaları içinde ilacın payının, gelişmiş ülkelerin bile üzerinde olduğunu belirtmiştir. Bakanlığımızca eşdeğer ilaç uygulamasına geçilmesinin ve Akılcı İlaç Kullanımının yaygınlaştırılmasının önemi vurgulanmıştır. Elektronik sağlık hizmeti ve reçete uygulamasında birincil hedef, vatandaşların doğumdan ölüme kadar ve hatta ölüm sonrasında sağlık verilerini güvenli bir şekilde tutmak suretiyle, sağlık bilgisine erişimi kolaylaştırıp hizmet kalitesini artırmaktır. E-reçete adı da verilen uygulamayla, sağlık görevlileri ve sosyal güvenlik kurumu, ilacı, konulan teşhisi ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen tedaviyi anında takip edebilecektir. Kısaca E-reçete, bilgisayar teknolojileri kullanılarak, reçetelerin girişi, düzeltilmesi, gözden geçirilmesi anlamını taşımaktadır. Hekimlerin reçeteleri elle yazmaları yerine, elektronik ortamda hazırlamalarını, yönetmelerini ve imzalamalarını kapsamaktadır. Temel reçete giriş işlevlerine ek olarak elektronik reçete tanımı, klinik karar desteği (gerekli uyarılar, reçeteleme hatalarını önleme, uygunluk konusunda tavsiyeler vs), hekimler, eczacılar, geri ödeme kurumları arasındaki elektronik iletişimi, hastalar ve hekimler için eğitim materyali sağlama sürecini kapsamaktadır. Günümüzde, Karekod adlı sistemin uygulamaya geçmesi e-reçete programının başlangıcı olarak kabul edilebilir. Ancak tüm bu uygulamaların hassasiyetle ve tam kapsamlı bir analizle gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sağlıkta dönüşüm programının işleyişinde, ulusal ve uluslararası sermayenin sağlık hizmetlerinden daha fazla pay almayı hedeflediği göz önünde tutulmalı, sağlık alanında toplumun gereksinimlerinin tam olarak karşılanabileceği bir sistem oluşturulmalıdır.

17 Numune Gazetesi HABERLER Mart Ankara da gençler arasında eroin kullanımı hızla artıyor! Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM e başvuran gençler arasında son 2 yılda eroin kullanımı hızla artmaktadır. 2 Yıl öncesine kadar hastanemize müracaat eden bağımlı gençler arasında hemen hemen hiç görülmeyen eroin bağımlılığı, gençlerimizin içerisinde bulunduğu tehlikenin vahametini ortaya koymaktadır. Basında son günlerde sık sık yer alan haberlere göre, gençlerin örnek aldığı rol model olan ünlüler arasında uyuşturucu madde kullanımının hızlı bir artış göstermesi tehlikenin boyutlarını gösteren başka bir veri olarak kabul edilmelidir. Ankara da bağımlı gençler arasında uçucu madde ve esrar hala ilk sıralarda olmasına rağmen diğer uyuşturucu madde kullanımları da yaygınlaşmaktadır. Ankara gibi Büyükşehirlerde gençlerin uyuşturucuya ulaşımının giderek kolaylaştığı dikkate alınırsa burada büyük görev ailelere düşmektedir. Anne Babalar Dikkat Gençleri tehdit eden büyük tehlike yanı başınızda olabilir. MADDE KULLANIM İŞARETLERİ NELERDİR Alkol Almanın Genel İşaretleri: Ağızda sürekli bir alkol kokusu, konuşmada kayma, motor kontrolünün kaybı, zayıf yargılama, saldırganlık ve vahşi davranışlardır. Esrar Kullanım İşaretleri: Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar ekmek kafa olarak adlandırılır. Eroin Kullanım İşaretleri: Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu, değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır. Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar. İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur. Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde ya da bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır. Aile ve Yakın Çevre Dikkatli Olmalıdır Gencin içinde bulunduğu aile, okul, yakın çevre alkol kullanan, bağımlı olan genci ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olmaya çalışırsa, gencin bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar. Bu nedenle, erken teşhis belirtilerinin bilinmesi çok önemlidir. Teşhis Ecstasy Kullanım İşaretleri: Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şevkat hareketleri gösterebilir. Kokain Kullanım İşaretleri: Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar. Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir. İnhalanlar (İçe Çekilen Maddeler) Kullanım İşaretleri: İçe çekici madde kullanan (tiner, uhu, eter, nitrat v.b. gibi) bir kimsenin gösterdiği belirtiler aşırı alkol tüketimindeki belirtilere benzemektedir, sarhoş veya karmaşık davranış, konuşmanın kayması, rahatsızlık, ve ertesi gün rahatsızlığı. Ek olarak içe çekici madde kullanan kişilerin ağızlarında ve kıyafetlerinde kimyasal koku, boya lekeleri mevcuttur. belirtileri fiziksel ve ruhsaltoplumsal olarak iki grup içinde toplanır. Bunların birkaçının bir araya gelmesi alarmı harekete geçirir. Gençler Madde Kullanmaya Nasıl Başlıyor? Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadır. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir. Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Gencin kendini kanıtlama güdüsü ile bir de buna merak eklenince kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, "hayır" diyebilmesi çok önemlidir. Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önlemi bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bu sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir. Madde; İnsanın, yaşamı için kullanma zorunluluğu olmamasına rağmen kullandığı her türlü kimyasallardır. Bunlar, kullanımı yasal ve kullanımı yasa dışı olarak iki ayrı sınıfa ayrılmaktadırlar. Sigara, alkol, uçucu maddeler ve reçete ile yazılan sakinleştirici ilaçlar yasal maddeler sınıfında yer alırken, esrar, kokain, eroin, sentetik haplar gibi uyuşturucular ise yasa dışıdır. Ülkemizde ise en çok kullanılan yasadışı maddenin esrar olduğu gözlemlenmektedir. Madde Kullanan Kişi Nasıl Anlaşılır? Madde kullanan kişiyi anlamak için kesin bir ölçü yoktur. Kişilerde görülen davranış değişikliklerini hemen uyuşturucu kullanımına bağlamak yanlış olur. Unutulmamalıdır ki; ergenlik döneminde de bedensel değişiklikler görülür. Uyuşturucu madde kullanan kişilerde görülen davranış değişiklikleri şöyle özetlenebilir: Arkadaş çevresi değişir. Aile ilişkileri azalır, odasında yalnız kalmayı tercih eder. Okul başarısı ve okula devamı azalır. Daha fazla para harcamaya başlar. Bazen neşeli, sakin, bazen öfkeli, saldırgan davranışlar gibi ruhsal değişimler gün içinde gözlenir. Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Anlarsanız Bu Konulara Dikkat Edin! 1- Paniğe kapılmayınız, 2- Öfke ile hareket etmeyiniz, 3- Sorunu görmezden gelmeyiniz, 4- Durumu gözlemleyiniz, 5- Çocuğunuzun sosyal çevresini inceleyip, sorunun kaynağını tespit etmeye çalışınız, 6- Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini gözden geçiriniz, 7- Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanmasının sebeplerinin arasında, sizin de eksik ve yanlış davranışlarınızın olduğunu göz ardı etmeyiniz, 8- Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayınız, onu suçlamayınız, 9- Uzman bir hekimin bilgisine başvurunuz. 10- Uzman hekimin tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediniz, 11- Çocuğunuzu sıkmadan, sevgi ve şefkatli bir yaklaşımla ona daha fazla zaman ayırınız, 12- Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip, güçlendirmeye çalışınız.

18 18 Mart 2010 NUMUNELİ YAZARLARDAN... EROL GÖKA 1959 yılında Denizli'de doğdu te "Tıp Doktoru", 1989 yılında Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı 1992 yılında Doçent" olmaya hak kazandı de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi oldu. Psikiyatrinin birçok alanında yapılan bilimsel çalışmalarda yer almasına rağmen ilgisi, daha çok psikiyatrinin sosyal bilimlerle ve felsefe ile kesişim noktalarında yoğunlaştı. İnsanın dinamik özelliklerine ve grup-varlığına olan ilgisi onu psikodinamik yönelimli klinik uygulamalara ve grup psikoterapilerine yöneltti. Yayınlanmış 26 kitabı arasında en çok öne çıkanlar "Psikiyatri ve Düşünce Dünyası arasında Geçişler" "Varoluşun Psikiyatrisi", "Bilimlerin Vicdanı Psikiyatri", Kadınlar Erkekler Aşıklar, Ölme: Ölümün ve Geriye Kalanların Psikolojisi olarak sıralanabilir. Numune Gazetesi KÜLTÜR - SANAT Uzun zamandan beri Türklerin tarih boyunca değişmeyen tutumlarını anlamaya yönelik çabaları ve çalışmaları sonucu "Türk Grup Davranışı, Türklerin Psikolojisi, Türklerde Liderlik ve Fanatizm ve Türklerin Göçebe Ruhu isimli kitapları ortaya çıktı. "Türk Grup Davranışı" kitabıyla, Türkiye Yazarlar Birliği 2006 yılı Yılın Fikir Adamı Ödülü ne layık görüldü. Ayrıca 2008 yılında, ilmi çalışmalarıyla Türk milletinin ufkunu açan eserler ortaya koyması dolayısıyla, Ziya Gökalp/ Türk Ocakları İlim ve Teşvik Armağanı na layık bulundu. Doç. Dr. Erol Göka, evli ve 4 çocuk babası olup halen hastanemiz Psikiyatri Kliniği Şefi olarak görev yapmaktadır. Yayınlanmış Kitapları: 1. Bilimlerin Vicdanı Psikiyatri 2. Varoluşun Psikiyatrisi 3. Önce Söz Vardı (Yorumsamacılık Üzerine Bir Deneme) 4. Psikiyatri ve Düşünce Dünyası Arasında Geçişler 5. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği 6. Aile Eğitim Kılavuzları Cilt:7 Çocuk ve Çevre 7. Çocuk ve Çevre 8. Uygarlığın Yeni Yolu Avrasya 9. Yeni Bir Psikoloji 10. Sana Ruhtan Soruyorlar Psikiyatri ve Antipsikiyatri Üzerine Yazılar 11. Buradan Böyle (Gündelik Hayatın Psikopatolojisi) 12. Uluslararası İlişkilerin Psikolojisi 13. Psikiyatriden Psikiyatriye Bakışlar 14. Türkiye Vardır 15. Topluluklar ve Zihniyetleri "Grup-Varlık Olarak İnsan" 16. Türk Grup Davranışı 17. İnsan Kısım Kısım ("Topluluklar ve Zihniyetleri" Genişletilmiş 2. Baskı) 18. Türklerin Psikolojisi 19. Hayata ve Aşka 20. Kadınlar Erkekler Aşıklar 21. Türklerde Liderlik ve Fanatizm 22. Psikiyatri ve Felsefe 23. Felsefe ile Psikiyatri 24. Hayatın İçindeki Psikiyatri 25. Ölme: Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi 26. Türk'ün Göçebe Ruhu İZ BIRAKANLAR Uz. Dr. Münif İSLAMOĞLU ( ) Dr. Münif İslamoğlu hocamız 1917 Çine (Aydın) doğumludur yılında İstanbul Tıp Fakültesi nden mezun olmuş, genel dahiliye ihtisasını tamamladıktan sonra Kastamonu Verem Hastanesi Başhekimi olmuştur yılında Kastamonu Milletvekili seçilmiştir. Hocamız 1968 yılında Ankara Numune Hastanesi Başhekimi ve I. Dahiliye Kliniği Şefi olmuştur. Başhekimliği döneminde hastanemize çok önemli katkıları olmuştur li yıllarda hastanemizin bina ve yatak kapasitesi verdiği hizmete yetemez hale gelmişti. Ameliyat masası sayısı da yeterli değildi. Değerli hocamız zamanında bugünkü büyük ameliyathanenin de bulunduğu A-Blok yerindeki Asistan Dairesi ile yine bugünkü C-blok yerinde bulunan Refik Bey Pavyonu yıkılarak yerlerine 7 şer katlı binalar inşa edilmiş ve 1973 yılında hizmete açılmıştır. Dr. Münif İslamoğlu ayrıca Radyosyon Onkolojisi binasını, Numune Camii ni ve C-Blok altındaki kreşi hastanemize kazandırmıştır. Hocamız hem disiplinli, çalışkan bir başhekim, hem şefkatli bir doktor, hem de iyi dahiliye uzmanları yetiştirmiş değerli bir Dahiliye Klinik Şefi idi yılında Kastamonu Senatörü olmuş, 1979 yılında ise Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak sağlık alanındaki hizmetlerine devam etmiştir yılından sonra siyasetten ayrılmış, yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı görevini yürütmüştür. Kıymetli hocamız 1998 yılında vefat etmiştir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Hastanemize büyük hizmetlerinden dolayı hastanemizdeki büyük konferans salonunu 1992 yılında Dr. Münif İslamoğlu Konferans Salonu olarak isimlendirilmiştir Yılında ise bu konferans salonu adeta yeniden inşa edilmiş, donanımları ve teknik altyapısı ile modern bir konferans salonu olarak aynı isimle hastanemiz çalışanlarına hizmet etmeye devam etmektedir.

19 Numune Gazetesi ÇENGEL BULMACA Mart Adalet Bir tahıl ölçeği Gemi odası Oksijenin Kalsiyumun Çelik para dolabı Potasyumun Uzaklık anlatır Yeterli miktarda olmayan Saldırı aracı Gerçek Kiloamperin kısaltması Küçük para torbası Trityumun Tek TMBB Sağlık Kom. Başkanı Olmamış kavun Demirin Resimdeki eski Sağlık Bakanı Pencere Bir organımız Eski Yunanda şehir Tefeci Bir uzunluk ölçüsü birimi Yazma aracı Hidrojenin Bir nota Eksiksiz Mantık Ummaktan emir Hile Azerbaycanlı ünlü yazar SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü (Resimdeki) Mitolojik hikaye Öz su Bir ilin en üst yöneticisi Ekleme İlave Derviş selamı Kanun Erler Bulmaya çalışmak İsim Öğe, unsur Yarık, çatlak Bir tahıl hastalığı Yapılan iş, fiil Karışık renkli Güç Dalga geçme Potasyumun Emme, soğurma Topla oynanan bir İngiliz oyunu Epilepsi hastalığı Ceylan Gelecek Bayrak Bir ekin biçme aracı Şebeke Tümör Birden fazla renkli Faiz Tok olmayan Mesafe Bir nota Akla, gerçeğe aykırı Trityumun Türkü, şarkı Yoğun disk Halk Kıldan yapılmş kaba dokuma Haberci Bir nota Boyun bağı Ak, beyaz Allah, Rab Rey Angstrom uzunluk birimimin kısaltmasın İntikam Bilgiçlik taslayan Tahıl saklanan yer Müzik aleti Bir mevsim Abadan yapılmış ceket Matematik Oyuncunun yaptığı Asyada bir sıradağlar Behçet hastalığı kaşifi Alan Seciye, karakter Memnu Takımın gözde oyuncusu Şehzadelerin eğitmeni Hekimlik Bir işi yapma, yerine getirme Gelincik (hayvan) Söylenti Casus Para birimimiz Kükürtün Kalın ip Anadolu Ajansı Ağı, sem Söz, lakırdı Azotun Etrafı sularla çevrili kara parçası Kanun Fukara, yoksul Ay, kamer Arıtım Kahveye bakıp geleceği bilme Bir kümes hayvanı Baston Eder Bayındır İtriyumun (Tersi) Mevcut olan Rusçada evet Güney Amerika devesi Karavanın ortası Bağışlama Anne Saha Avuç içi İcar Kara Eski dilde su Bir süt hayvanı (Tersi) Beyaz Temel bir besin maddesi Akünün ortası Efor Toplumda kişinin durumu Yakışır, yerinde, uygun Cet, soy Numune Gazetesi Mart 2010 Yıl:1 Sayı:3 Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adına Yayın Kurulu Başkanı Doç. Dr. Nurullah ZENGİN (Başhekim) Genel Yayın Yönetmeni Doç. Dr. Hürrem BODUR (Başhekim Yrd.) Haber Koordinatörü Uzm. Ecz. Aslıhan BEYAN Yayın Kurulu 1. Doç. Dr. Hürrem Bodur 2. Uzm. Ecz. Aslıhan Beyan 3. Doç. Dr. Celil Göçer 4. Dr. Abdulkadir Özbek 5. Elvan Salman (Baş Hemş.) Bilimsel Danışma Kurulu 1. ABAYLI Ekrem 2. AK Fikri 3. ALLI Nuran 4. ALTIPARMAK Emin 5. ATAN Ali 6. AVŞAR Fatih 7. AYDOĞDU Sinan 8. BALABAN Neriman 9. BELEN Ahmet Deniz 10. BİÇİMOĞLU Ali 11. BODUR (ÇOLAKOĞLU) Hatice 12. CENGİZ Ömer 13. COŞKUN Faruk 14. ÇETİNKAYA Mesut 15. DEDE Doğan 16. DERE Hacı Hüseyin 17. DİKMEN Bayazit 18. DİLBAZ Nesrin 19. DOKUZOĞUZ (KUT) Başak 20. ERDOĞAN Bülent 21. ERYILMAZ Adil 22. ESKİOĞLU Erdal 23. GÖĞÜŞ Nermin 24. GÖKA Erol 25. GÜÇTEKİN Ali 26. GÜL Ülker 27. GÜLER Serdar 28. GÜVENER Engin 29. HASIRİPİ Hikmet 30. HENGİRMEN Süleyman 31. KAMA Nuri Aydın 32. KARAASLAN Yaşar 33. KARADEMİR Mehmet Alp 34. KOCA Yüksel 35. KOÇ Mahmut 36. KOPARAL Salih Suha 37. KULAÇOĞLU Sezer 38. KURAL Gülcan 39. MEMİŞ Ali 40. ODABAŞ Ali Rıza 41. ÖZBAKIR Şenay 42. ÖZDEM Cafer 43. ÖZET Gülsüm Gülistan 44. ÖZKARA Adem 45. ÖZMEN Mehmet Mahir 46. PEKSOY İrfan 47. SAKINCI Ünal 48. SARAÇOĞLU Ömer Ferit 49. SEÇKİN (ERARSLAN) Selda 50. TABAK Abdullah Yalçın 51. TÜMÖZ Mehmet Ali 52. TÜMÖZ Mübeccel 53. UÇANER Ahmet 54. ULUSOY Feridun Vasfi 55. ÜNAL Adnan 56. YILDIRIMKAYA Mustafa Metin 57. YÜKSEL Enis Aysun Yayıncılık Matbaacılık Reklam İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aysun PALALI Genel Yayın Koordinatörü Cumali KÖKTAŞ Haber Merkezi Taşkın Palalı Ayça Gülşen Karahan Hukuk Danışmanı Av. Çiğdem Altınışık Mizanpaj AVEC Reklam Organizasyon Yayın Türü Yaygın Süreli Yayın Yönetim Adresi: Mahatma Gandi Caddesi No:105/3 G.O.P. / Çankaya ANKARA Tel: Fax: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi : Tel: Numune Gazetesi Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Ücretsizdir, para ile satılmaz. Numune Gazetesi nin tüm içeriği, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanmakta olan bir sağlık gazetesidir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir. Numune Gazetesinde yayınlanan makale ve haberler kaynak belirtilmek suretiyle alıntı yapılabilir. Baskı: Başak Matbaacılık Tanıtım Hiz. Ltd. Şti. Anadolu Bulvarı No:5/15 Gimat-Yenimahalle Ankara Tel: ( )

20 Bilgiyle, Güvenle, Sağlıkla... YIL:1 SAYI:3 MART 2010 SAĞLIK ALANINDA ÖNEMLİ TELEFONLAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hızır Acil Servis 112 Sağlık Bakanlığı iletişim Merkezi (SABİM) 184 TC Sağlık Bakanlığı Ankara İl Sağlık Müdürlüğü (Rüzgarlı) Kızılay Kan Merkezi Hıfzısıhha Ulusal Zehir Merkezi (Ücretsiz ) Alo Yangın 110 Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeni ile çocuğun orta öğrenimi kesintilere uğramıştır. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası. Çocuk bütün gece oturup, günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazar. Hayalini en ince ayrıntılarına kadar anlatır. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizer. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterir. Krokiye 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekler. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesidir İki gün sonra ödevi geri alır. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir 0 ve Dersten sonra beni gör uyarısı vardır. Neden sıfır aldım? diye merakla sorar hocasına çocuk.. Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal der, hocası.. Paran yok Gezgin bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman Siz Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı? lazım. Damızlık hayvanlarda alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız ve ekler: Dost MEVLANA Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm. Çocuk evine döner ve uzun uzun düşünür. Babasına danışır. Oğlum der, babası Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim! Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra, ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürür hocasına Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin der Ben de hayallerimi.. Dost dediğin; radikal olmalı; Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli Sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı Dayanılmaz biri olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı Dost dediğin; fanatik olmalı; Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli, O, orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine Bak dedi, sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın. Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında seninle ağlamalı Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmalı; Sevinci çarpmalı Üzüntüyü bölmeli Geçmişi çıkarmalı Yarını toplamalı Kalbin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı Ve her zaman, bütün parçalardan daha büyük olmalı İşi bitince seni bir tarafa atmamalı Hizmetlerimiz Kırtasiye Poster Baskı Plotter Baskı Dijital Baskı Fotokopi Laser Çıktı Tarama (Scanner) Ciltleme (Laminasyon) Ozalit ve Plan Kopya Çekimi Ofis ve Bilgisayar Sarf Malzemeleri Kartuş Dolumu Kaşe Yapımı Dünyanın renklerini ayağınıza getiriyoruz... MERKEZ : Ahmet Mithat Efendi Sokak No: 18 / A ÇANKAYA - ANKARA Tel : (pbx) Fax : ŞUBE 1 : Uğur Mumcu Caddesi (Köroğlu) No: 53 / A G.O.P. - ANKARA Tel : (pbx) Fax : ŞUBE 2 : Mustafa Kemal Mahallesi (Eski 47) Sokak No: 64 / B SÖĞÜTÖZÜ - ANKARA Tel : Fax :

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU (AİLE HEKİMİ, AİLE SAĞLIĞI ELEMANI, TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ HEKİMİ, TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ SAĞLIK PERSONELİ) Prof.

Detaylı

İLKYARDIM TEMEL EĞİTİMİ TEORİ SINAV SORULARI-1

İLKYARDIM TEMEL EĞİTİMİ TEORİ SINAV SORULARI-1 İLKYARDIM TEMEL EĞİTİMİ TEORİ SINAV SORULARI-1 1) Aşağıdaki durumlardan hangisinde turnike uygulanır? a) Çok sayıda yararı varsa ilkyardımcı tek ise b) Yaralının güç koşullarda bir yere taşınması gerekiyorsa

Detaylı

Acıbadem Sağlık Grubu. Hemşirelik Hizmetleri Direktörlüğü 2010 Hemşirelik Haftası Etkinlikleri

Acıbadem Sağlık Grubu. Hemşirelik Hizmetleri Direktörlüğü 2010 Hemşirelik Haftası Etkinlikleri Acıbadem Sağlık Grubu Hemşirelik Hizmetleri Direktörlüğü 2010 Hemşirelik Haftası Etkinlikleri ASG hemşirelik haftası etkinlikleri 12-17 Mayıs 2010 tarihleri arasında kutlandı. 12 Mayıs ta Acıbadem Kadıköy

Detaylı

Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni

Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni Değerli Meslektaşlarımız, İki yılda bir düzenlediğimiz 8. Ulusal Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireliği Kongresi, 21-24 Kasım 2013 tarihlerinde Kuşadası

Detaylı

Op. Dr. Tonguç SUGÜNEŞ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü

Op. Dr. Tonguç SUGÜNEŞ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Op. Dr. Tonguç SUGÜNEŞ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Sosyal Güvenlik Reformu Reform öncesi Türkiye de sağlıkta geri ödeme, 3 farklı sigorta sistemiyle

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

ENFEKSİYON KONTROL HEMŞİRELERİNE YÖNELİK EĞİTİM FAALİYETLERİMİZ ÖZDEN DURUHAN İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ

ENFEKSİYON KONTROL HEMŞİRELERİNE YÖNELİK EĞİTİM FAALİYETLERİMİZ ÖZDEN DURUHAN İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ ENFEKSİYON KONTROL HEMŞİRELERİNE YÖNELİK EĞİTİM FAALİYETLERİMİZ ÖZDEN DURUHAN İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği 11.08.2005 R.G. Sayısı:25903

Detaylı

Başkan Acar 4. Ulusal Sağlık Kurultayına Katıldı

Başkan Acar 4. Ulusal Sağlık Kurultayına Katıldı Başkan Acar 4. Ulusal Sağlık Kurultayına Katıldı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -BÜTÇEDEN SAĞLIK HARCAMALARINA 2012 YILINDA 47,8 MİLYAR LİRA AYRILDI -TÜRKİYE DE 3 MİLYON 447 BİN 166 KİŞİ DİYABET

Detaylı

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 18 EYLÜL 2014 1 GENEL MÜDÜRLÜĞÜMÜZE BAĞLI FAALİYETTE BULUNAN KURUMLAR Özel Okullar Okul öncesi İlkokul Ortaokul Lise MTSK (3.437) Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ 22 Şubat 2013 Prof. Dr. Behzat ÖZKAN İzmir Güney Bölgesi

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

15.04.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

15.04.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 15.04.2013 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Asistan hekimlerin haftada 80 saatin üstünde çalışaması yasaktır Eğitim ve seminer

Detaylı

http://www.haber18.com

http://www.haber18.com http://www.haber18.com Haberin Ayrıntıları: 5 Haziran Dünya Çevre Günü Karatekin Parkı nda Çankırı Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen programla kutlandı. Programa Valimiz Vahdettin

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan 3. Yaş Baharı Kongresine Katıldı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: - SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

Detaylı

OKUL KAZALARINDAN KORUNMA YOLLARI

OKUL KAZALARINDAN KORUNMA YOLLARI OKUL KAZALARINDAN KORUNMA YOLLARI Ana Sayfa /Çocuk/Okul Dönemi Eğitimi/Okul kazaları nasıl önlenebilir? OKUL KAZALARI NASIL ÖNLENEBİLİR? OKUL KAZALARININ ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER... 25.10.2011

Detaylı

9-ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM

9-ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM 9-ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM ZEHİRLENMELER Zehirlenme nedir? Vücuda zehirli (toksik) bir maddenin girmesi sonucu normal fonksiyonların bozulmasıdır. Vücuda dışarıdan giren bazı yabancı maddeler, vücudun

Detaylı

Bayındır Hastanesİ Söğütözü Genel Yoğun Bakım Zİyaretçİ Kılavuzu

Bayındır Hastanesİ Söğütözü Genel Yoğun Bakım Zİyaretçİ Kılavuzu Bayındır Hastanesİ Söğütözü Genel Yoğun Bakım Zİyaretçİ Kılavuzu Bu broşür, Bayındır Hastanesi Söğütözü (BHS) Genel Yoğun Bakım (Reanimasyon) süreci hakkında sizi aydınlatmak amacıyla hazırlanmıştır.

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI İZMİR EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ 22 Şubat 2013 Prof. Dr. Behzat ÖZKAN İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri

Detaylı

10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü ile 'Obeziteyle Mücadele' işbirliği protokolü İzmir

Detaylı

Kanıt Temelli Semptom Kontrolü Sn. Prof. Dr. Leman Birol Sn. Uzm. Saliha Koç

Kanıt Temelli Semptom Kontrolü  Sn. Prof. Dr. Leman Birol Sn. Uzm. Saliha Koç Onkoloji Hemşireliği Derneğinin Kurucusu, Türkiye nin Florence Nightingale i Sn. Prof. Dr. Leman BİROL un Onursal Başkanlığında Onkoloji Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu 17 Aralık 2010 da Gerçekleşti!

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

Evde Sağlık Hizmeti, Evde Fototerapi ve Ek Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Tanıtımı

Evde Sağlık Hizmeti, Evde Fototerapi ve Ek Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Tanıtımı Evde Sağlık Hizmeti, Evde Fototerapi ve Ek Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Tanıtımı T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM, ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Evde Sağlık

Detaylı

Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni

Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni Türk Cerrahi ve Ameliyathane Hemşireleri Derneği Bülteni Yardımcısı Değerli Meslektaşlarımız Derneğimizin olağan genel kurul toplantısı..tarihinde yapıldı. Yönetim Kurulu (2012-2014) () Filiz ÖĞCE ( Yardımcısı)

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

Bir hastanın mektubundan...

Bir hastanın mektubundan... Bir hastanın mektubundan... Değerli Meltem Hocam; Size bu satırları büyük bir yorgunluk ve zorlu bir nefes alıp verme gayreti içinde yazmaya çalışıyorum. Bu gün sizin beni evde ziyaretinizden sonra size

Detaylı

1-GENEL İLKYARDIM BİLGİLERİ

1-GENEL İLKYARDIM BİLGİLERİ 1-GENEL İLKYARDIM BİLGİLERİ Ne zaman değil 2 Nerede değil 3 Her zaman ve her yerde Herkes için ilkyardım 4 İLKYARDIM HAYAT KURTARIR TÜM KAZALARDA ÖLÜMLERİN YÜZDE 10 U İLK BEŞ DAKİKADA, YÜZDE 50 Sİ İLK

Detaylı

İNDİKATÖR ADI ACİL SERVİSE 24 SAAT İÇERİSİNDE AYNI ŞİKAYETLE TEKRAR BAŞVURAN HASTA SAYISI VE ORANI İNDİKATÖR KARTI

İNDİKATÖR ADI ACİL SERVİSE 24 SAAT İÇERİSİNDE AYNI ŞİKAYETLE TEKRAR BAŞVURAN HASTA SAYISI VE ORANI İNDİKATÖR KARTI Sayfa No 1/17 ACİL SERVİSE 24 SAAT İÇERİSİNDE AYNI ŞİKAYETLE TEKRAR BAŞVURAN HASTA SAYISI VE ORANI İNDİKATÖR KARTI Acil servise 24 saat içinde aynı şikâyetle tekrar başvuran hasta sayısı ve oranının tespiti

Detaylı

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü SAĞLIK POLİTİKASI VE PLANLAMASI TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Bölüm Hedefi *Bu derste; Türkiye de genel

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

EK-5 MEMNUNİYET ANKETLERİ UYGULAMA REHBERİ. Hastane (Kamu, Üniversite ve Özel)

EK-5 MEMNUNİYET ANKETLERİ UYGULAMA REHBERİ. Hastane (Kamu, Üniversite ve Özel) EK-5 MEMNUNİYET ANKETLERİ UYGULAMA REHBERİ Anket Uygulama Yöntemi Kurumlar, yüzyüze, internet, telefon, posta yolu gibi yöntemler ile anket uygulayabilirler. Anket Uygulanmayacak Kişiler 16 yaşından küçükler

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM I

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM I Sağlık Bülteni ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN İLKÖĞRETİM OKULU Kasım 2013 İLK YARDIM BÖLÜM I Hayatımız boyunca çeşitli nedenlerle yaralanmalar veya hastalıklarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Yaşamımızın çeşitli

Detaylı

HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ

HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ HASTA VE YAKINLARININ EĞİE ĞİTİMİ Hazırlayan Cihan Arabacı Eğitim Hemşiresi PROSEDÜRÜ 1 HASTA VE YAKINLARININ EĞİTİMİ Hasta ve yakınlarının tedavi ve bakım süreçlerine katılımı, hem hastanın kendisini

Detaylı

81 İl Müdürü Ankara da (1)

81 İl Müdürü Ankara da (1) 81 İl Müdürü Ankara da (1) SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -PERSONELİMİZ OLMADAN BİZİM GERÇEK BİR BAŞARIYA ULAŞMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL. PERSONELİMİZE DEĞER VERMEMİZ GEREKİYOR -CEZALANDIRMA,

Detaylı

EVDE BAKIM HİZMETLERİ. Ayşe Güler Aralık 2004

EVDE BAKIM HİZMETLERİ. Ayşe Güler Aralık 2004 EVDE BAKIM HİZMETLERİ Ayşe Güler Aralık 2004 Tanım Bireylere yaşam siklusu içinde, kendi yerleşim alanlarında sağlık hizmeti sağlayan, sağlık bakım sunum sisteminin geniş ve bütüncül bir parçasıdır. Diyabet

Detaylı

T.C. PLATO MESLEK YÜKSEKOKULU TIBBİ DÖKÜMANTASYON VE SEKRETERLİK PROGRAMI

T.C. PLATO MESLEK YÜKSEKOKULU TIBBİ DÖKÜMANTASYON VE SEKRETERLİK PROGRAMI T.C. PLATO MESLEK YÜKSEKOKULU TIBBİ DÖKÜMANTASYON VE SEKRETERLİK PROGRAMI 2013-14 Bahar Yarıyılı Dersin adı: İLK YARDIM Dersin Kodu: TDS 108 Dersin Şubesi: ALT AKTS Kredisi: 4 1. yıl 2. yarıyıl Zorunlu

Detaylı

Sağlık Sektörü -SWOT Analiz-

Sağlık Sektörü -SWOT Analiz- Sağlık Sektörü -SWOT Analiz- Strength Weakness Opportunities Threads TREASURY M. Emre ELMADAĞ Deniz ERSOY M. Uğur TOKSARI Strength İnsan Sağlığı Çocuklardaki aşılama oranlarında gözle görülür iyileşmeler

Detaylı

İLKYARDIM. www.hiasd.org

İLKYARDIM. www.hiasd.org İLKYARDIM www.hiasd.org Misyon & Vizyon Plan İlkyardım tanımı İlkyardım malzemeleri Haberleşme Kırık-çıkık Kanama Yanık Sara Hayvan dostlarımız Zehirlenme Duman zehirlenmesi Elektrik çarpması Kalp krizi

Detaylı

Uzm. Dr. Salih Kenan Şahin SSK İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürü

Uzm. Dr. Salih Kenan Şahin SSK İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürü Uzm. Dr. Salih Kenan Şahin SSK İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürü Enfeksiyon Kontrol ve Tedavi Standartlarının tl Uygulanmasında Geri Ödeme Kurumlarının Rolü Sempozyum konusu Sağlık Kuruluşlarında Toplam

Detaylı

TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI

TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI 1 AB de Özel Sağlık Sigortası Uygulamaları Geçtiğimiz dönemlerde sağlık harcamalarında kaydedilen artış, kamu sağlık sistemlerinin sürdürülmesinde sorun yaşanmasına

Detaylı

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1 1. Hayata Destek Derneği (HDD), Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı (MAG), Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MK) bir araya gelerek Sivil Toplum Afet Platformunu (SİTAP) kurmak üzere çalışmalara

Detaylı

İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ İLK YARDIM EĞİTİM MERKEZİ SERTİFİKALI TEMEL İLK YARDIM EĞİTİMİ

İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ İLK YARDIM EĞİTİM MERKEZİ SERTİFİKALI TEMEL İLK YARDIM EĞİTİMİ İstanbul Üniversitesi bünyesinde İstanbul Tıp Fakültesi İlk Yardım Eğitim Merkezi olarak faaliyet göstermemiz, T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü nün 27/01/2010 tarih ve 2545

Detaylı

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI Türkiye İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre, ülkemizde yaklaşık 8,4 milyon

Detaylı

Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması

Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması Doç. Dr. Onur POLAT Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması Öğrenim Hedefleri; Genel durumu bozulan ve resüsitasyon gereksinimi duyacak

Detaylı

SAĞLIK HİZMET SUNUMUNDA MESLEKLERİN TANITIMI 22 Mayıs 2014. Acil Tıp Teknisyeni Oğuzhan ÖZER 112 Paramedik

SAĞLIK HİZMET SUNUMUNDA MESLEKLERİN TANITIMI 22 Mayıs 2014. Acil Tıp Teknisyeni Oğuzhan ÖZER 112 Paramedik SAĞLIK HİZMET SUNUMUNDA MESLEKLERİN TANITIMI 22 Mayıs 2014 Acil Tıp Teknisyeni Oğuzhan ÖZER 112 Paramedik PARAMEDİK? Her ne sebep ile olursa olsun, acil tıbbi bakıma ihtiyacı olan hasta ve yaralılara,

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: İLKYARDIMIN TEMEL İLKELERİ

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: İLKYARDIMIN TEMEL İLKELERİ İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: İLKYARDIMIN TEMEL İLKELERİ I. İLKYARDIMIN TEMEL UYGULAMALARI...3 A. İLKYARDIM İLE İLGİLİ KAVRAMLAR...3 1. İlkyardımın Tanımı...3 2. Acil Tedavinin Tanımı...3 3. İlkyardım ve

Detaylı

Avrupa hastanelerinde

Avrupa hastanelerinde Avrupa hastanelerinde mesleki katılım Baş hekimler ve hemşireler için anket (PTE1) Baş hekimler ve hemşirelerin hastanede yönetici rolü oynadıkları düşünülmektedir. Aynı zamanda resmi yönetim rolleri de

Detaylı

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM HEMŞİRESİ

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM HEMŞİRESİ REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Eşit Tevfik Candan Öngün Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/5 1. ÇALIŞTIĞI BÖLÜM

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

YÜKSEK HEMŞĐRE KADROSU HĐZMET ŞEMASI

YÜKSEK HEMŞĐRE KADROSU HĐZMET ŞEMASI YATAKLI TEDAVĐ KURUMLARI DAĐRESĐ YÜKSEK HEMŞĐRE KADROSU HĐZMET ŞEMASI Kadro Adı : Yüksek Hemşire Hizmet Sınıfı: Paramedikal Hizmetleri Sınıfı Derecesi : III (Đlk Atanma Yeri) Kadro Sayısı : 120 Maaş :

Detaylı

Sağlık Reformunun Mali Sürdürülebilirlik Açısından Değerlendirilmesi. A. Tuncay Teksöz Pfizer,Türkiye Sağlık Politikası Koordinatörü

Sağlık Reformunun Mali Sürdürülebilirlik Açısından Değerlendirilmesi. A. Tuncay Teksöz Pfizer,Türkiye Sağlık Politikası Koordinatörü Sağlık Reformunun Mali Sürdürülebilirlik Açısından Değerlendirilmesi A. Tuncay Teksöz Pfizer,Türkiye Sağlık Politikası Koordinatörü T.Teksöz, K.Helvacıoğlu ve Y.Kaya Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle

Detaylı

20 MART DÜNYA ORAL SAĞLIK GÜNÜ HAKKINDA BASINDA YAYINLANAN HABERLER 2013

20 MART DÜNYA ORAL SAĞLIK GÜNÜ HAKKINDA BASINDA YAYINLANAN HABERLER 2013 20 MART DÜNYA ORAL SAĞLIK GÜNÜ HAKKINDA BASINDA YAYINLANAN HABERLER 2013 EN YAYGIN İKİNCİ HASTALIK http://www.hurriyet.com.tr/saglik/22849234.asp Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Başkanı Prof. Dr. Taner

Detaylı

Stratejik Plan 2015-2019

Stratejik Plan 2015-2019 Stratejik Plan 2015-2019 Bu Stratejik Plan önümüzdeki beş yıl Bezmiâlem in gelmesini umut ettiğimiz yeri ve buraya nasıl geleceğimizi anlatan bir Vizyon Belgesidir. 01.01.2015 Rektör Sunuşu Sevgili Bezmiâlem

Detaylı

MAHIR KAYNAK VEFAT ETTI

MAHIR KAYNAK VEFAT ETTI MAHIR KAYNAK VEFAT ETTI Portal Adres : www.yenisafak.com.tr İçeriği : Gündem : http://yenisafak.com.tr/gundem/mahir-kaynak-vefat-etti-2081631 Tarih : 15.02.2015 1/3 MAHIR KAYNAK VEFAT ETTI 2/3 MAHIR KAYNAK

Detaylı

PERİYODİK MUAYENE. - Dosyası olan toplam kişi sayısı 3170

PERİYODİK MUAYENE. - Dosyası olan toplam kişi sayısı 3170 PERİYODİK MUAYENE - Dosyası olan toplam kişi sayısı 3170 2013 Periyodik Tetkikler Antineoplastik hazırlayanlara 79 hemşire + 3 personel 126 Tıbbi Biyokimya (Hepatit seroloji) 175 dozimetre taşıyana hemogram,

Detaylı

S. Ü. TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ

S. Ü. TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ S. Ü. TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ I. Eğitim Biriminin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Eğitim Birimi hastanemizin kurulmasıyla beraber 2009 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Başlangıçta çalışan

Detaylı

KOCAELİ DERİNCE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ HALKLA İLİŞKİLER KOMİSYONU

KOCAELİ DERİNCE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ HALKLA İLİŞKİLER KOMİSYONU KOCAELİ DERİNCE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ HALKLA İLİŞKİLER KOMİSYONU KOCAELİ DERİNCE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ HAZIRLAYANLAR Metinler Uz. Dr. Rabia TERZİ Metin Editör Leyla ERALP Resimler Tasarım

Detaylı

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR, FETHİYE DE KATI ATIK TESİSİ YAPIYOR

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR, FETHİYE DE KATI ATIK TESİSİ YAPIYOR MUĞLA BÜYÜKŞEHİR, FETHİYE DE KATI ATIK TESİSİ YAPIYOR Büyükşehir in Çevre Dostu Muğla İçin Yatırımları Sürüyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde Çevre Dostu Muğla hedefi doğrultusunda yatırımlar

Detaylı

Kuruca, Sanayici ve İşadamlarıyla Biraraya Geldi

Kuruca, Sanayici ve İşadamlarıyla Biraraya Geldi Kuruca, Sanayici ve İşadamlarıyla Biraraya Geldi SGK BAŞKAN YARDIMCISI MUSTAFA KURUCA: - SİSTEM ETKİSİNİ, 2048 YILINDA TAM OLARAK GÖSTERECEK - EĞER BÜTÇENİZ SAĞLAM DEĞİLSE 'BEN BU BÖLGENİN LİDERİYİM' DEMEK

Detaylı

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU Hastanın Adı, Soyadı: TC Kimlik No: Baba adı: Ana adı: Doğum tarihi: Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi,

Detaylı

Kayıt Dışı İstihdamla İlgili Proje Ödülleri Sahiplerine Verildi

Kayıt Dışı İstihdamla İlgili Proje Ödülleri Sahiplerine Verildi Kayıt Dışı İstihdamla İlgili Proje Ödülleri Sahiplerine Verildi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA İLGİLİ HER BİREYİN VE TOPLUMUN BİR TAKIM ÇALIŞMALARDA BULUNMASI

Detaylı

TTB nin Olağandışı Durumlarla İlgili Çalışmaları

TTB nin Olağandışı Durumlarla İlgili Çalışmaları TTB nin Olağandışı Durumlarla İlgili Çalışmaları 1990 yılında Körfez Krizi sonrasında Kuzey Irak tan sığınmacı akını 17 Ağustos 1999 Marmara depremi TTB ODSH Kolu Yönergesi çerçevesinde, TTB ODSH Kolu

Detaylı

İBB EŞREFPAŞA HASTANESİ EVDE BAKIM HİZMETLERİ

İBB EŞREFPAŞA HASTANESİ EVDE BAKIM HİZMETLERİ EVDE BAKIM HİZMETİ Teşhis,tedavi veya bakım sürecinde, İhtiyaç sahiplerine kendi ortamlarında sağlık hizmeti verilmesini, Hasta ve yakınlarının desteklenmesini Yaşam kalitesinin arttırılmasını hedefler

Detaylı

Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri

Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri Eczacıbaşı Topluluğu kuruluşlarından Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri, Türkiye nin yerinde sağlık ve bakım çözümleri sunan ilk ve en büyük kuruluşudur.

Detaylı

Başkan Gökalp İlhan 12. Türkiye Eczacılık Kongresi nde

Başkan Gökalp İlhan 12. Türkiye Eczacılık Kongresi nde Başkan Gökalp İlhan 12. Türkiye Eczacılık Kongresi nde SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -2008 YILINDA TOPLAM 10 MİLYAR 717 MİLYON LİRA OLAN İLAÇ HARCAMALARI 2013 YILINDA YÜZDE 46 ORANINDA

Detaylı

Türkiye de Özel Sağlık Sigortası

Türkiye de Özel Sağlık Sigortası Türkiye de Özel Sağlık Sigortası Dünya da ekonomi ve sağlık sektörü açısından gelişmişliğin bir göstergesi olan ve gelişmiş ülkelerde neredeyse nüfusun büyük bölümüne sirayet eden Özel Sağlık Sigortalı

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 29 Nisan 2015 17. Hafta (20-26 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 17. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

TÜYAK ÇALIŞMALARI SEMPOZYUM

TÜYAK ÇALIŞMALARI SEMPOZYUM TÜYAK HAKKINDA TÜYAK; Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı ve Yangından Korunma Derneği olmak üzere iki farklı tüzel kişilik altında fakat ayni amaçlara odaklanmış olarak faaliyette bulunmaktadır.

Detaylı

T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. Mesleki Gelişim Programı ALAN ALT ALAN KODU. (Özel)

T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. Mesleki Gelişim Programı ALAN ALT ALAN KODU. (Özel) T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Mesleki Gelişim Programı ALAN ALT ALAN KODU Yönetim Bilimleri Ġdari Ġşler (Özel) 4.02.02.0.09. ETKĠNLĠĞĠN ADI İş Sağlığı ve

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

Prof Dr Candan Gürses İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji AD. 08 Mayıs 2014 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi

Prof Dr Candan Gürses İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji AD. 08 Mayıs 2014 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi Prof Dr Candan Gürses İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji AD 08 Mayıs 2014 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi YANLIŞ İNANIŞLAR: Epilepsisi (sarası) hastalar Cinli, Perili DEĞİLDİR Akıl hastası

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 ) Prof. Dr. Behzat ÖZKAN İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 20 Mayıs 2015 20. Hafta (11-17 Mayıs 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 20. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Engelliler ve Sosyal Güvenlik

Engelliler ve Sosyal Güvenlik Engelliler ve Sosyal Güvenlik ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKAN YARDIMCISI HALİL ETYEMEZ: -ASLINDA HER İNSAN BİR ENGELLİ ADAYI -KAMUDA ENGELLİ İSTİHDAMI SON 10 YIL İÇERİSİNDE YÜZDE 500 ORANINDA ARTTI SGK

Detaylı

Eğiticilerin Sınıf Yönetimi Yeterliklerinin Geliştirilmesi. Doç.Dr. Ali E. Şahin Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Eğiticilerin Sınıf Yönetimi Yeterliklerinin Geliştirilmesi. Doç.Dr. Ali E. Şahin Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğiticilerin Sınıf Yönetimi Yeterliklerinin Geliştirilmesi Doç.Dr. Ali E. Şahin Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi İçerik Sınıf ve sınıf yönetimi kavramları Sınıf yönetiminin boyutları Düzeni oluşturma

Detaylı

Diş Hekimliği Sempozyumu

Diş Hekimliği Sempozyumu Diş Hekimliği Sempozyumu Diş Hekimliği Fakült esi İlk Sempozyumuna İmza At t ı Mustafa Kemal Üniversitesi ve Hatay Diş Hekimliği Odası işbirliğiyle Atatürk Konferans Salonu nda Mustafa Kemal Üniversitesi

Detaylı

Mobil SGK Araçları Yollarda

Mobil SGK Araçları Yollarda Mobil SGK Araçları Yollarda ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -SOSYAL GÜVENLİKTEKİ GÜVENSİZLİK DÖNEMİNİ KAPATIP, SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİ YENİDEN İNŞA ETMİŞ BULUNMAKTAYIZ -HEDEFİMİZ CUMHURİYETİMİZİN

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

TURHAN DOĞRU NEFES ALMAK:

TURHAN DOĞRU NEFES ALMAK: Mustafa TURHAN A sınıfı İşgüvenliği Uzmanı mturhan.isg@gmail.com DOĞRU NEFES ALMAK: Solunum Koruyucuların Farklı Sektörlerde Kullanımı 1 Doğru Nefes Almak ne demek? Tehditler İmkanlar Solunum koruyucular

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRıZINDE ILK MÜDAHALE Kalp krizi tıbbi bir acil durumdur. Erken tanı ve hızlı tedavi oldukça hayati

Detaylı

DERNEKLERi FEDERASYONU

DERNEKLERi FEDERASYONU AiLE HEKiMLERi DERNEKLERi FEDERASYONU AHEF YÖNETİMİ 1 YIL FAALİYET RAPORU Değerli Meslektaşlarımız, Bugün 22 Ekim 2012, görevdeki AHEF yönetim kurulunun bir yılı doldu. Göz açıp kapayıncaya dek geçen,

Detaylı

TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN İLK YARDIM EĞİTİMİNİN ÖNEMİ. Dr.Alpaslan Türkkan

TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN İLK YARDIM EĞİTİMİNİN ÖNEMİ. Dr.Alpaslan Türkkan TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN İLK YARDIM EĞİTİMİNİN ÖNEMİ Dr.Alpaslan Türkkan İlkyardım Hastalık ya da kaza ile sağlığı tehlikeye girmiş kişi ya da kişilere; Hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak, Yaralının durumunun

Detaylı

Editörler. Doç.Dr.Hicran Yıldız & Dr.Emine Çatal İLK YARDIM

Editörler. Doç.Dr.Hicran Yıldız & Dr.Emine Çatal İLK YARDIM Editörler Doç.Dr.Hicran Yıldız & Dr.Emine Çatal İLK YARDIM Yazarlar Prof. Dr. Sakine Boyraz Doç.Dr.Hicran Yıldız Doç.Dr.Neriman Akansel Yrd.Doç.Dr. Evrim Çelebi Yrd.Doç.Dr. Funda Çetinkaya Yrd.Doç.Dr.

Detaylı

SHKS (SAĞLIK HİZMET KALİTE YAPILAN ÇALIŞMALAR

SHKS (SAĞLIK HİZMET KALİTE YAPILAN ÇALIŞMALAR SHKS (SAĞLIK HİZMET KALİTE STANDARTLARI). KAPSAMINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR SAĞLIK HİZMET KALİTE STANDARTLARI KAPSAMINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR. SHKS (Sağlık Hizmet Kalite Standartları) zorunlu dokümanları oluşturuldu.

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Derece Bölüm/Program Üniversite Mezuniyet Yılı. Lisans Hemşirelik Bölümü Hacettepe Üniversitesi 2004

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Derece Bölüm/Program Üniversite Mezuniyet Yılı. Lisans Hemşirelik Bölümü Hacettepe Üniversitesi 2004 ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ Adı Soyadı: Candan DELİDUMAN Doğum Tarihi: 15.08.1979 E-Posta: candancandan2012@gmail.com Derece Bölüm/Program Üniversite Mezuniyet Yılı Lisans Hemşirelik Bölümü Hacettepe Üniversitesi

Detaylı

ĠSTANBUL TIP FAKÜLTESĠ ĠLK YARDIM EĞĠTĠM MERKEZĠ

ĠSTANBUL TIP FAKÜLTESĠ ĠLK YARDIM EĞĠTĠM MERKEZĠ ĠSTANBUL TIP FAKÜLTESĠ ĠLK YARDIM EĞĠTĠM MERKEZĠ 26-27 ARALIK 2013 VE 28-29 ARALIK 2013 TARĠHLĠ SERTĠFĠKALI TEMEL ĠLK YARDIM KURSU NA KATILMAK ĠSTEYENLERE DUYURULUR.. Kurs Programı "Ġlkyardım Yönetmeliği"

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı