BOSNA SMANLICA GÖNÜLLÜLÜK ADANMIŞLIK DEMEKTİR. ULKESi SUDAN. insanlığı Yeniden inşa Etme Sanatı. SiYAHLAR. KONUK YAZAR HATiCE GÖRMEZ. Av.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BOSNA SMANLICA GÖNÜLLÜLÜK ADANMIŞLIK DEMEKTİR. ULKESi SUDAN. insanlığı Yeniden inşa Etme Sanatı. SiYAHLAR. KONUK YAZAR HATiCE GÖRMEZ. Av."

Transkript

1 Aylık Kadın ve Yaşam Dergisi ISSN : Ocak-Şubat 2015 Sayı: 141 Fiyat: 8 TURUNCU OCAK-ŞUBAT BAKIŞ AÇINIZI DEĞiŞTiRiN ECDATTAN EVLADA SMANLICA TÜRGEV VAKFI Başkanı Av. Arzu Akalın: GÖNÜLLÜLÜK ADANMIŞLIK DEMEKTİR insanlığı Yeniden inşa Etme Sanatı SİBEL ERARSLAN: Ne kadar İnsansak O kadar gönüllüyüz SiYAHLAR ULKESi SUDAN İÇTEN BİR HOŞ GELDİN BOSNA KONUK YAZAR HATiCE GÖRMEZ

2

3

4 YAPIM EKİBİ PRODÜKSİYON ADINA İMTİYAZ SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ Zahide CEYLAN SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Zahide Ceylan REDAKTÖR Rabia NUR DUMAN KURUCULAR KURULU Halise ÇİFTÇİ, Zahide CEYLAN, Güzin CANAN, Taciser İÇYER, Nilgün KARABULUT, Ayşenur GÜN, Sema KARABULUT YAYIN KURULU Ayşe KEŞİR, Ayşe UYAR, Hatice BİLİCİ, Latife Özbek, Esra Yerebakan, Gaye Ergezen, Ümmügülsüm Tat, Gülfem KELEŞ, Betül ŞATIR GÖRSEL YÖNETMEN Şerife AKYOL KURT MARKA İLETİŞİMİ YÖNETİCİSİ Şenay BUYURMAN İSTANBUL KOORDİNATÖRÜ Gülay KURT BURSA SORUMLUSU Zehra BAYRAKTAR KONYA SORUMLUSU Didem KÜÇÜKKÖY TURUNCU DERGİSİ MERKEZ OFiSi Ufuk Üniversitesi Cad Sk. No: 24/17 Çukurambar / Çankaya / Ankara TELEFON: WEB: www. BASKI TURKUVAZ MATBAACILIK Akpınar Mah. Hasan Basri Cad. No: 4 P.K Sancaktepe / Kartal / İstanbul TEL: FAKS: SES Dergisi, yerel süreli aylık yayındır. Basın yayın ilkelerine uymayı kabul eder. Basılan ilanların tüm sorumluluğu ilan sahibine, yazılan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kurum ve kuruluşlar için kargo dahil fiyatı 20 TL dir. Sevgili Turuncu okurları 2015 yılının ülkemize, milletimize, tüm okurlarımıza ve çalışanlarımıza; sağlık, afiyet ve huzur getirmesini temenni ediyorum. Bunun yanı sıra 2015 yılı, Turuncu dergisi için güzele doğru bir evrim yılı olacaktır. Bu sayımızı elinize aldığınızda yeni bir Turuncu ve yeniden bir Turuncu nun oluşumunu siz de görecek ve hissedeceksiniz. Sizler için; daha geniş kapsamlı, daha çok konu başlığını içinde barındıran, verimliliği daha yüksek; daha profesyonel tasarım, basım, dağıtım ve daha profesyonel bir ekip ile Turuncu nun size sımsıcak bakan yüzünü göreceksiniz. Okuyucunun fikir ve önerilerini göz önünde buldurmak en önemli düsturumuz olacaktır. Özellikle ahlâk, kültür, insana saygı ve toplum değerlerine saygı çerçevesinde her alanda size bilgi aktaracağına, yaşama dair bir yol rehberi olacağına ve daha sonra arşiv vazifesini de üstlenerek kaynakça olarak kütüphanenizde yer alacağına gönülden inanıyorum. Dergimiz bu sayıdan itibaren D&R/ İDO/ otuz büyükşehir, dört yüz kütüphane ve bunların dışında bazı noktalarda da rahatça bulunabilecektir. Dergimize sosyal medyada Twitter ve Instagram hesabı olarak ulaşabileceğiniz gibi ayrıca web sayfası ve e-dergi olarak da ulaşabileceksiniz. Bu da okuyucularımıza gösterdiğimiz ihtimamın göstergesidir. Sizin Turuncu ya verdiğiniz gönüllü desteğe karşılık, bizlerin de sizlere sunduğu emek ve hizmettir. Ocak ve Şubat sayımızı; gönüllü olmak ve gönülden vermenin önem ve ciddiyetini anlatmak için, gönülden emek veren yazar kadromuz ve konuk yazarlarımızla birlikte, gönlünüze misafir olmak istedik. Sizin en hayırlınız insanlığa faydalı olanınızdır. (Hadis-i Şerif ) diyen bir dinin mensupları olan biz Müslümanlar; hayırda yarışmayı, hayırda ömür tüketmeyi ve hayırda buluşmayı ve bunun neticesinde de hayır ile gönüllere girmeyi düstur edinmeliyiz. mesajını veren bu sayımızda vermenin hikmetlerine bir kez daha şahit olduk. Aktüel dosyamız Osmanlıca ile de devam ettik. Türkiye Cumhuriyeti nin kurulması ve kısa sürede gerçekleşen Harf Devrimi (1928) ile Latin Alfabesi kullanılmaya başlanarak halk, bir gecenin sabahı cahil olarak uyanmış ve bu zorbalığın acısını yılarca yaşamıştır. Dedelerimiz ve ninelerimizin heceleyerek okumaya çalışması, bizim şaşkın çocuk bakışlarımız sebebiyle açıklama ihtiyacı duymaları ve bunu dile getirme çabaları hâlâ kulaklarımızda. Oğul, biz bir gecede cahil olduk. diyen mahzun seslerini hâlâ duyar gibiyiz. Ecdadımızın torunları bizler; gönül birliği, fikir birliği ile evlerinize konuk olmak için kapınızı çalıyor ve misafir olmak istiyoruz. Kabul buyurun lütfen. Sağlıcakla kalın Zahide Ceylan TURKUVAZ DAĞITIM PAZARLAMA A.Ş. tarafından dağıtılmaktadır. facebook.com/ihhtr twitter.com/ihhinsaniyardim

5 ICINDEKILER GÖNÜLLER SULTANINA RÂM OLMAK: GÖNÜLLÜLÜK Bütün gönüllerin tek sultanı Rahim ve Latif olan Rabbimizdir. Eğer kalbimizde Sultanlar Sultanı Rabbimiz varsa o gönül olur... Hatice Görmez NE KADAR İNSANSAK O KADAR GÖNÜLLÜYÜZ İstanbul da pek çok ev kadını, yaptıkları küçük desteklerle, Afrika da su kuyusu açtırmayı başardılar sözgelimi... SİBEL ERARSLAN VAKIFLARIN KADINDAN KANATLARI Aslında Müslüman kadınların vakıf geleneği Hz. Hatice yle başlar. Kadın vakıflarının kapısını bir valide, eş, hemşire olarak o açmıştır. NEDEN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI? Bir toplumun gelişmişlik seviyesinin en sağlıklı göstergelerinden birisi, kaç tane sivil toplum kuruluşuna sahip olduğudur. TÜRKİYE NİN KENYA DAKİ DOSTLUK ELİ TİKA tarafından, Batı Kenya da Küçükbaş Hayvancılığı Destekleme Projesi ile kırsal kalkınma adına önemli bir adım atıldı ECDADIN MİRASI SMANLICA 56 GÖNÜLLÜLÜK DEMEK ADANMIŞLIK DEMEKTİR TÜRGEV Başkanı Av. Arzu Akalın, amaçları, misyonları ve faaliyetleri ile ilgili soruları Turuncu Dergisi ne içtenlikle yanıtladı ECDADIN DİLİ EVLADIN DİLİ DEĞİLSE KÜRESELLEŞEN EĞİTİM HİKÂYE Harf inkılabıyla birlikte, kendi geçmişine yabancılaşan bir toplum profili oluştu. BİR DEVİN ANATOMİSİ Topkapı Sarayı Mutfakları, arşiv kaynaklarında geçen ismiyle Saray-ı Cedide-i Amire nin Madbah-ı Amire si saray yaşamının 350 yılına ayna tutuyor SANAT: FİLOGRAFİ Ortadoğu da doğmuş, ancak yapımının zor olduğu düşüncesiyle yok olmaya yüz tutmuş, çivi ile telin maharetli ellerde şekillendiği bir el sanatı: Filografi. İÇTEN BİR HOŞGELDİN: BOSNA Bosna yı ziyaret eden Türklerin büyük kısmı hiç yabancılık çekmediklerini söylüyorlar. Beyaz tenli, pembe yanaklı bu insanların bir kısmı Türkçeyi hala kullanıyor iyi DEKORASYONDA OSMANLI ESİNTİLERİ Osmanlı tarzı ev dekorasyonu için kolları sıvadıysanız hemen ihtişamlı Osmanlı saraylarının aklınıza gelmesi doğaldır. SİNEMA: INTERSTELLAR Yazarımız Gülay Kurt, Interstellar filmini okuyucular için yorumladı 82 işler AYVA VE AYVA TATLISI Güneşin yalnızca sarısını değil şifasını da kendine toplayıp kış aylarına taşıyan Ayva nın anavatanlarından biri Kuzey Anadolu. JOAN MİRO Sakıp Sabancı Müzesi nde ziyarete açılan Joan Miró 3 Mart 2015 e kadar ziyaretçileri kabul edecek Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 AYŞE KEŞİR İN YAZISI SAYFA 21 HANDEGÜL TERKEN İN YAZISI SAYFA 26 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 7

6 KONUK YAZAR Gönüller Sultanına Râm olmak: Hatice GörMEZ Gönül, beden ülkesinin sultanıdır. (Hadis-i şerif) Gönüllülük bu sultana râm olmaktır. Bütün gönüllerin tek sultanı ise Rahim ve Latif olan Rabbimizdir. Eğer kalbimizde Sultanlar Sultanı Rabbimiz varsa o gönül olur. Aksi takdirde sıradan bir et parçası olur Türkçe yürek kelimesiyle karşılanabilen gönül; Farsça dil, derûn; Arapça kalb, hâtır kelimeleriyle ifade edilir. Hadis ilminin fatihası Ameller niyetlere göredir. hadisidir. Sözlükte çekirdek manasına gelen niyet, insan iradesinin tohumudur. Onun yegâne merkezi ise kalptir, gönüldür. Gönül, beden ülkesinin sultanıdır. (Hadis-i şerif ) Gönüllülük bu sultana râm olmaktır. Bütün gönüllerin tek sultanı ise Rahim ve Latif olan Rabbimizdir. Eğer kalbimizde Sultanlar Sultanı Rabbimiz varsa o gönül olur. Aksi takdirde sıradan bir et parçası olur. Amellerimize yön veren niyet sadece Gönüller Sultanı nın rızası için olursa, yaptığımız işler de gerçek anlamda gönüllülük olur. Gönüllülük kavramı, gönülden ve kalpten yapılan çalışmaları kapsar. Kuran-ı Kerim i incelediğimizde, bu bağlamda önemli kavramlar olduğunu görürüz: Min vechillah, rıza-i bâri, fıtrat, şefkat, rahmet, merhamet, ihsan, isar gibi. Gönüllülüğü anlamak için öncelikle bunların farkında olmak gerekir. Bu kavramların en temeli olan Allah rızası ile alakalı, Kuran da birçok ayet yer almaktadır: Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Bakara; 272 O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar). (Leyl;17-21) Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. (Nisa;114) Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. (Rad;22 ) Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. (Al-i imran;92) Kâinattaki bütün nimetler ve imkânlar gibi, insanlardaki merhamet duygusu da Allah ın insanlığa lütfudur, rahmetidir. İşte bu yüzden Allah ın Rahman ismiyle gönül arasında bir münasebet vardır. Rahmân kalp yufkalığıdır, merhametin zirve noktasıdır. Gönül de yaygın olarak rahmet ve yumuşaklık anlamlarında kullanılır. Bu durum, gönülde Rahmân isminin tecellisi bulunduğunu gösterir. Kalp, iman nuru ile dolduğunda gönül olur. Râgıb el-isfahânî, rahmet kavramının temel manasını Sıkıntı içinde olan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. şeklinde açıklar. Gazzâlî ise bir kimsenin gerçek anlamda merhametli sayılabilmesi için onun, kişinin ihtiyacını gücü ölçüsünde karşılaması, bunu da hür iradesiyle yapması gerektiğini ifade eder. İşte böyle bir durumda acıma duygusu, ahlâkî bir değer taşır ve gönüllülüğe dönüşür. Esasen şefkat ve merhamet gibi duygular Allah ın insanların içine koyduğu birer iyilik aracı olup asıl amaç muhtaç ve çaresizlere yardım edip sıkıntılarını gidermektir. Merhamet; insanlar arasındaki duygu birliğinin, dayanışma ve paylaşmanın başta gelen âmillerindendir. İnsanın doğuştan sahip olduğu bütün özelliklerini ifade eden bir terim olan fıtrat, ilk yaratılış sırasında Allah ın insan tabiatına bahşettiği yaratanını tanıma eğilimi, ruh temizliği gibi olumlu yetenek ve yatkınlıkları ifade eder. İnsanın fıtratının temeli iyilik ve güzellik olduğu için gönüllülük bir anlamda fıtrattır, iyiliği ve iyi işleri tabiat hâline getirmektir. İyi ve hayırlı işler; ya ilahi veya beşeri kanun korkusuyla ve vazife ahlakı gereği veya desinler, insanlar beğensinler diye yapılır. Ama tüm bunların dışında hayırlı işler mahza iyilik olduğu için yapılır ki bu fıtrata daha uygundur. Hem Allah ın rızasına hem de iç huzuruna vesile olan iyilik budur. İyilik ve lutufta bulunmak, bir işi en güzel şekilde yapmak, Allah a ihlâsla kulluk etmek anlamlarında kullanılan ihsanın da gönüllülükle çok sıkı bir ilişkisi vardır. Bir insanın gerçekleştirdiği işin ihsan seviyesine ulaşabilmesi için hem neyi, nasıl yapması icap ettiğini iyi bilmesi hem de bu bilgisini en güzel biçimde eyleme dönüştürmesi, gönüllü olarak icra etmesi gerekir. Hz. Ali, İnsanlar işlerini ihsanla yapmalarına göre değer kazanır. derken bunu kastetmiştir. Allah ın yarattığı her şeyi ihsanla yarattığını bildiren âyette de (es-secde 32/7) ihsan kavramı bu anlamdadır. Ahlâk literatüründe ihsan genellikle, İyiliklerde farz olan asgari ölçünün ötesine geçip isteyerek ve severek daha fazlasını yapmak. manasında kullanılır. Bazı İslâm âlimlerince de paylaşılan düşünceye göre ihsan adaletin üstünde bir derecedir. Adalet, borcunu vermek, alacağını almak; ihsan ise üstüne düşenden daha fazlasını vermek, alması gerekenden daha azını almaktır. İhsan kavramı, insana nisbet edildiği âyet ve hadislerde iki bağlamda kullanılır: a) Yaptığını güzel yapmak. şeklinde özetlenen anlamına uygun olarak kulun Allah a karşı hissettiği derin saygı, bağlılık ve itaat ruhunu ve bu ruh hâlinin ürünü olan iyi davranışları kapsar. Hz. Peygamber (sav) Cibrîl hadisi diye bilinen hadiste İhsan; Allah ı görür gibi kulluk etmendir, çünkü sen O nu görmesen de O seni görmektedir. buyurarak ihsanı en güzel şekilde tanımlamıştır. b) İhsan; kişinin başta annesi ve babası olmak üzere diğer insanlar ve hatta diğer varlıklar karşısındaki sevgiye dayalı özverili tutumunu ifade eder ki bu da gönüllü hizmetlerle doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda Muhakkak ki Allah adaleti ve ihsanı emreder. âyet-i kerimesi (en-nahl 16/90) İnsanın hem Allah a hem de yakın ve uzak çevresine hatta tabiata karşı yaklaşımında adalet ölçüsünün, farz ve vâcip sınırlarının ötesine geçerek kulluğun, özverinin ve erdemin en yüksek seviyesine ulaşması. anlamlarına gelecek şekilde yorumlanmıştır. İşte bundan dolayıdır ki Muhsin olan gönüllü olandır. 8 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 9

7 KONUK YAZAR Başkaları için özveride bulunma anlamında bir ahlâk terimi olan İsar; bir kimsenin, kendisi ihtiyaç içinde bulunsa bile sahip olduğu imkânları gönüllü olarak başkalarının ihtiyacını karşılamak üzere kullanması, başkasını kendisine tercih edebilecek bir ahlâk anlayışına ve irade gücüne sahip bulunması demektir. İslam âlimleri bu anlayışın din kardeşliğinin en ileri derecesi olduğunu belirtir. Îsârın en büyük temsilcileri hicret etmek zorunda kalan Hz. Peygamber i ve diğer muhacirleri şefkatle kucaklayıp sahip oldukları her şeyi onlarla paylaşmaktan çekinmeyen Medineli müslümanlardır. Ensar, Kuran-ı Kerim de de övgüyle anılmakta, onların şahsında Müslüman toplumun gönülden vermek gibi temel mânevî ve ahlâkî özelliklerine temas edilmektedir. Buna göre; bugünün Müslümanları da öncelikle imanı ve Allah rızasını gönüllerine yerleştirmeli, muhacirler gibi zor durumda kalıp kendi beldelerine gelenleri sevmeli ve onları Rahman ın emaneti ve misafirleri olarak görmeli, din kardeşlerine karşı içlerinde kıskançlık duymamalı, nihayet ihtiyaç içinde olsalar dahi onları kendilerine tercih edip şahsî menfaatlerinden- zevklerinden fedakârlıkta bulunmalıdır. İslâm ülkelerinin toplum ve kültür hayatında önemli rol oynayan ve gönüllülüğün müesseseleşmiş hâli olan vakıflar ise, hukukî bir işlemle kurulur ve İslâm medeniyetinin önemli unsurlarından birini teşkil eder. Kur ân-ı Kerîm de vakıf kavramını ve kurumunu doğrudan çağrıştıracak bir ifade yer almamakla birlikte Allah yolunda harcama yapmayı, fakir, muhtaç ve kimsesizlere infak ve tasaddukta bulunmayı, iyilik yapmada ve takvada yardımlaşmayı, hayır ve yararlı işlere yönelmeyi öğütleyen birçok âyet, Müslüman toplumlarda vakıf anlayış ve uygulamasının temelini oluşturmuştur. Bunların içinden özellikle, Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe ulaşamazsınız. ayeti oldukça önemlidir. İslâm tarihinin ilerleyen dönemlerinde, müslüman toplumlarda, vakıf uygulamaları giderek artmıştır. Bizim tarihimiz ve kültürümüz bunun farklı alanlarda pek çok güzel örnekleriyle doludur. Sağlık alanında yapılan darüşşifalar; eğitim alanında medreseler, külliyeler, mescit ve camiiler; hizmet alanında yollar, köprüler, çeşmeler, yetimhaneler, darülacezeler, ahilik ve hisbe teşkilatı gibi localar hatta hayvan hastaneleri, kuş evleri gibi tüm varlıklara karşı bir sorumluluk bilinciyle yapılan iyilik hareketleriyle, gönüllülüğün doğurduğu müesseselerle ecdadımız bizlere müthiş bir miras bırakmıştır. Osmanlı toplumunda vakıf o kadar önemli ve itibarlı bir müessesedir ki gönüllülük hizmetinde kadın ve erkek ayırımı, zengin ve fakir ayırımı söz konusu olmamış; bu bir insani vazife addedilmiştir. Medeniyet tarihimiz gönüllü olarak insanlara faydalı olmaya çalışan kadınların kurdukları birçok vakıf ve gönüllü hizmet veren müesseselerden bahsetmektedir. Camiler, medreseler, şifahaneler, gelirleri vakfedilen ticarethaneler ve daha niceleri gönüllü hizmet adına yapılan müesseselerdir. Bize düşen, bunlarla sadece övünmek değil, iyilik yapmayı bir fıtrat hâline getirerek bu yolda hizmet gönüllüleri olarak devam edebilmektir. Velhasıl gönüllülük; Kim var. diye seslenildiğinde, sağına ve soluna bakmadan, fert fert Ben varım! cevabını verebilmek ve kendisini gönüllü kılan bir dava ahlâkını şiar edinebilmektir. Çünkü gönüllülükte sadece Ben varım. demek yetmez. Gönüllülük Canım isterse, müsait olursam yaparım. denilen bir alan değildir. Tam aksine ihtiyaç duyulan her zaman ve zeminde insanın kendisinde sorumluluk hissetmesi; taşın altına elini, bedenini, yüreğini koymasıdır. Gönüllülük; çözümü başkasından beklemek değil, bireysel gücünü çözüm bulmak için kullanmaktır. Bu bağlamda Hz. Hacer, Hz. Hanne, Hz. Meryem, Hz. Fatıma düşer zaman zaman gönlümüze. Toplumun ihtiyacı olduğu her alanda, gönüllü ve koruyucu ailelik alanında, sevgi ve şefkat kanatlarıyla nasıl varoldukları ve nasıl var ettikleri... Nene Hatunlar, Hayme Analar, Kurtuluş Savaşı nda evlatlarını, eşlerini şehit veren nice isimsiz koca yürekli hanımefendiler bize sorumluluklarımızı hatırlatırlar. Gönüllülük; bebek Musa nın azgın sulardan alınıp Hz. Asiye nin elinde büyütülmesidir. Hem de canı pahasına... Hz. Musa nın Hz. Asiye ye teslimi ilk koruyucu anne örneğidir tarihte. Gönüllülük; Hz. Zekeriyya (as) nın, annesi tarafından mescide adanmış olan Hz. Meryem in bakımını üstlenmesi ve Kuran ın ifadesiyle onu nadide bir çiçek gibi yetiştirmesidir. İşte ben varım. diyerek, bu toplumda yaşayan bir Muhsin olarak duyarlılığını ortaya koymuştur Hz. Zekeriyya. Gönüllülük; öz çocuklarıyla birlikte, Hz. Hatice nin Acaba etrafta başka aç kalan, açıkta kalan, ağlayan bir çocuk, bir yetim var mı? diyerek tüm kalbiyle malını bu uğurda sarf edip, İşte ben varım. diyebilmesidir. Gönüllülük; öz evladı olmayan Hz. Aişe nin, nice erkek ve kız evlatların sorumluluğunu üstlenip onları yetiştirip evlendirmesidir. Böylece O, tüm ümmetin şefkat ve merhamet timsali, bilge annesi olmuştur. Bir odacık evini, âdeta koruyucu aile merkezi hâline getirmiştir. Velhasıl şahsiyetleri ve hayatları ile tarihe mâl olmuş nice analar, babalar, kadınlar ve erkekler vardır. Nice gönül insanı vardır örnek almamız gereken. Günümüzde de hayrı devam ettirmek ve iyiliği örgütleyebilmek için gönüllülük konusunu gün yüzüne çıkarmak, farkındalık oluşturmak, gönüllüğü disipline etmek, sürdürülebilir kılmak ve kurumsallaştırmak gerekir. Gönüllülük, kurtuluş reçetelerimizdendir ve geleceğe güvenle bakabilmektir. Gönülden muhabbetlerimle Doğu Karadeniz bölgesinde yetiştirilen çaylar, ekolojik iklim şartları nedeniyle, kış aylarında kar altında kaldığından çay tarımında zirai ilaç kullanılmaz. Bu durum ülkemizi sağlıklı çay üretimi için ideal ülke konumuna getirmektedir. Bu nedenle, tarımında zirai ilaçlama, üretiminde katkı maddesi kullanılmayan tüm ürünlerimizi gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz. 10 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015

8 KONUK YAZAR Ne kadar İnsansak, O kadar gönüllüyüz... SİBEL ERASLAN Sivil toplum, yardım kuruluşları, öğrenci birlikleri, gençlik heyetleri, ümmetin geleceği adına selamet için düşünmeli ve harekete geçmeli. Özellikle savaş, işgal, doğal afet ve yoksulluk gibi ağır şartlar altından hayati tehlikeyle yüzyüze kalmış insanlığın kurtuluşu ve hakikati artık sadece siyasilerin öngörüsüne terkedilemeyecek çaptadır. Ülkemizin dünya üzerinde en çok yardım gerçekleştiren üçüncü dünya ülkesi olduğu da düşünüldüğünde, gönüllülük meselesi, bizde toplumsal bir sorumluluk olduğu kadar ferdi bir bilinç hadisesidir de diyebiliriz. İstanbul da pek çok ev kadını, yaptıkları küçük desteklerle, Afrika da su kuyusu açtırmayı başardılar Şayet kuraklık ve içsavaşlar bu şekilde devam ederse, önümüzdeki on yıl içinde siyah ırk için tümden yokoluşa evrilecek bir korkunç sona doğru adım adım yaklaşıyoruz. Siyasilerin bu konuda yapacağı dünya çapında işler var elbette ama bizlerin, küçük ve sıradan insanların dünyasından da gönüllü çıkışlar gerçekleşebilir. İstanbul da pek çok ev kadını, yaptıkları küçük desteklerle, Afrika da su kuyusu açtırmayı başardılar. Sözgelimi, yüzlerce çocuk katarakt ameliyatı oldu. Bunun için büyük servetlere sahip olmak da gerekmiyor. Mantı, börek yapıp kermeslerde satarak veya sokak başlarında şişe suyu satarak biriktirdiğini Afrika ya gönderen yüzlerce isimsiz gönüllüyü tanımaktan şeref duyuyorum de Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Somali ye gitmiştik. Günlüğümden bazı notları sizlerle paylaşmak istedim gönüllülük dendiğinde. Somali, Afrika Boynuzu ismi verilen bölgede, okyanusa en uzun sahili olan ülke. (3300km) 1960 lara kadar Kuzey kısmını Fransızlar, Orta kısmını İngilizler, Güney kısmını ise İtalyanlar sömürge olarak iktisap etmişler. Bizleri yöresel şarkıları ile karşılamaya gelen Somali nin en yaşlı (altmış yaşlarındalar) on kadını, iyi derecede İngilizce ve İtalyanca konuşuyordu. Aslına bakarsanız Somali de ihtiyar bir kimseye rastlamak neredeyse imkansız, savaş ve kuraklık, ölümcül şartlarda geçen son elli yıl, ortalama yaşam süresini oldukça aşağı çekmiş, bebek ölümleri ise kritik yaşam seviyesinin altında. Somali de dahil olmak üzere, Doğu Afrika da, altı dakikada bir bebek hayatını kaybediyor. Yirmili yaşlarını sürebilen hayatta kalmış nüfusun iç savaş öncesine kadar okula gidebilmiş genç fertleri ise, Arapça ve İngilizce konuşuyor. Hiç konuşmayanlarsa binlerce, yüzbinlerce... Çünkü başkent Mogadişu için aslen büyük bir mülteci kampı demek belki en doğrusudur. Pek çok yerde olduğu gibi en ağır yük yine kadınların sırtında. Mogadişu da tanıştığım Hamza adlı kız öğrenci, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nde okuyor. Afet bölgelerinden çıkarak çölde kilometre yürüyerek, yardım istasyonlarına ulaşmak için ölümcül yürüyüşlere çıkan anneler, çocuklarını sırtlarında taşımak zorundalar. Hamza nın dediğine göre, her birisi de bu ağır yükün altında boyun ve bel fıtığına düçar oluyorlarmış, tabii bunlar hayatta kalabilenleri kadınların. Hamza; Mogadişu daki kadınların çocuk dünyaya getirirken, hiç olmazsa belki birisi yaşar diye umutlandığını söylüyor... Afrika Boynuzu ismi verilen bölgedeki Doğu Afrika ülkeleri son yılların en büyük kuraklığını yaşıyor. Aslında Doğu Afrika, 1925 ten 2011 yılına kadar kıtlık ve kuraklık nedeniyle 18 büyük felaket yaşadı. Bölgedeki kuraklığın sebebini yalnızca küresel ısınma ile açıklamak ise sorunu anlamak için yeterli olmaz. Çünkü hem coğrafi konum itibarıyla üzerinde bulunduğu iklim koşulları hem de savaşlar, yaşanan kuraklıkların etkisini artırmakta. Doğu Afrika daki son kuraklığı en yoğun şekilde ve en büyük kayıplarla yaşayan ülke ise, Somali , , , , , ve en 2011 de büyük insani kayıplar yaşayan Somali, tüm dünyanın gözü önünde ölmeye devam ediyor. Mogadişu daki Cuma namazını Diyanet İşleri Reisimiz kıldırdı. Namazın akabinde yapılan yağmur duasından sonra, inanamayacaksınız ama harika bir şey oldu. Yağmur yağmaya başladı. Sevinçten ağlayarak dışarı fırladık. Gökyüzünden düşen her bir yağmur tanesi, harikulade birer melekle iniyordu yeryüzüne sanki, o saatleri hayatım boyunca unutamayacağım. Bir tek yağmur tanesinin taşıdığı dirim sırrına hayran oluyorsunuz. İhrama girermişçesine giriliyor Somali ye, tenlerini kefenleri gibi taşıyan silüetler arasındayız... Nefesler ve halen atabiliyorsa, nabızdan ibaret hayat... Büyük bir mülteci kampına dönüşmüş başkent Mogadişu da, gerçekğe dair tüm bildiklerinizi unutup yeni baştan öğrenmek zorundasınız. Çünkü burada her şey sürreal; yemeden, içmeden ve kilometrelerce yürünen çöl yollarının içinden geçerken saatin kaç olduğunu, günleri, renkleri, kokuları tamamen bırakmış insanların arasında, hayat ve ölüm birbirine girmiş durumda. Somali Cumhurbaşkanlığında tek bir bilgisayar var o da hediye Somali nin yaşadığı insanlık dramı hakkında; kuraklıktan kaynaklanan kıtlığın temel nedenleri arasında ekolojik faktörler, tarım ve doğal bitki örtüsüne zarar veren küçükbaş hayvanların yetiştirilmesi, siyasi istikrarsızlık, Afrika nın en zayıf pazar ekonomisinin bu bölgede olması, göçebe ve yerleşik hayat yaşayanların iç savaşlar nedeniyle sık sık karşılaşmaları, sıcağa dayanıklı bitkilerin yetiştirilmemesi, bölgede sanayinin yeterince gelişmemiş olması gibi nedenler gösteriliyor. Tabii tüm bunlar, insani yardım kurumlarının verdiği genel raporlar. Zira, Somali de her şey için yok diyebiliriz. Elektrik, su, yol, telefon, internet, hiçbirşey yok Mogadişu da. Pek çok savaş kenti gördüğüm halde, Mogadişu yu ne Bosna ya ne Irak a, Kosava ya, Pakistan a benzetmem, nispet etmem imkansız. Çünkü burada iç savaş, taş üstünde taş bırakmamış, Parlamento binası dedikleri yer kolonlardan ibaret, Cumhurbaşkanlığı binasının tek bilgisayarını İHH hediye etmiş. Üç metre ötedeki tuvaletlere bile geçemiyorsunuz güvenlik sorunu dolayısıyla. Konvoyumuzdan ayrılan gönüllü yardım ekipleri, bir tank ve iki zırhlı cipe binerek gittiler merkezlerine. Somali nin başkenti Mogadişu da yaşayanlar başta olmak üzere Somali halkının %61 i kuraklıktan etkilenmiş durumda. İç savaş nedeniyle sivil toplum örgütleri bölgede çalışma yapmakta zorlanıyorlar. Yirmi bir yıldır Somali ye yapılan ilk resmi ziyaret, (gayrı resmi ve nezaket ziyaretleri dışında.) Türkiye Başbakanı ve eşliğinde gelenlerinkiydi. Dünya Gıda Programının bildirdiğine göre Kasım ayına kadar devam edeceği öngörülen kıtlık, Somali de toplu ölümleri, bir tür insanlık dramına dönüştürebileceği rapor ediliyor. Cumhurbaşkanlığı binasında Türkiye heyetine hizmet eden görevlilerden birisi, Kevser Elitaş ile birlikte Kur an okuduğumuzu fark edince, bize Müslüman mısınız? diye sordu. Çok heyecanlanmıştı, beyaz ve Müslüman kadınları işittiğini, ama ilk kez gördüğünü söyledi. Beyazlara karşı ciddi bir kırgınlık ve güvensizlik hissettiklerini fark ettim. Her ne kadar bölgede on beş yıldır çalışmakta olan İHH ve Kızılay gibi kurumlar başta olmak üzere, zihinlerdeki menfi beyaz izlenimini sökme konusunda önemli başarılar kaydetmişlerse de yılında Somali de görev yapan Çevik Bir başta olmak üzere, çok uluslu güç ün ve dolayısıyla beyaz ların şiddete dair feci hatıraları üzerinden felaket hatıralarını silebilmek elbette kolay değil. Ne ki dünya değişiyor. Yardımlaşma ve gönülllülük konusunda tüm dünyada sesini duyuran Türkiye mizin gerek yöneticileri gerekse sivilleri olarak başlattıkları iyilik ve hizmet hareketi, geçtiğimiz bin yılın kan, savaş ve güç denklemi üzerinden giden varoluş algısını (Aslında yokoluş algısıdır.) değiştirecek çaptadır. Tüm dünya, adaletin ve iyiliğin kuracağı yeni bir değerler zeminine yürüyor. Bu yüzden Sayın Recep Tayip Erdoğan ın, Mogadişu dan yaptığı konuşmaya, Tüm dünyaya sesleniyorum diye başlaması oldukça manidardı. Burada insanlık ve vicdani değerlerin test edildiği bir yerdeyiz dedi Erdoğan... Bindiğimiz uçağın kanadı kırılmadan evvel gördüğüm Somali nin ilk silüeti de bana Sır at Köprüsü nü hatırlatmıştı. Kumsala çakıldıktan sonra, çarnaçar indiğimizde, yanımıza koşuşan yardım ekiplerine iftiharla baktık. Başta Kızılay ve TİKA olmak üzere, İHH, Cansuyu, Deniz Feneri, Yardım Eli, Yeryüzü Doktorları ve daha ismini bilemediğim ama melekler dediğim pek çok iyi insan; orada dayanışmanın, Allah rızası için sevmenin, ebrardan olabilmenin destanını yazıyorlar. İşte Somali,tam da bu sarp yokuşun üzerinde, bir Sırat Köprüsü gibi tartıyor hepimizi Ben hayatımda ilk kez ağlayan bir doktor gördüm. Mogadişu daki Hodan Mülteci Kampı nda, derisi kol kemiklerine yapışmış inleyen çocuğa serum takamadıktan sonra, çaresizlikten ağlayan bir doktor... Yan yana yatırılmış hasta ve yorgun çocukların, ağlamayı çoktan bitirip birer çığlığa döndüğünü şayet sizler de görseydiniz, tüm ezberlerinizi unuturdunuz benim gibi. Kamptan henüz ayrılırken aldığımız haber: Az evvelki bebeğin ölümüyle ilgili... Şaşırmak yok, hem de hiç. Çünkü burada altı dakikada bir bebek, açlık ve susuzluktan ölüyor. Yüce Rab, Beled suresinde sarp yokuş u çıkabilmenin sırlarını veriyor bize: Köleleştirdiğimiz kişilere özgürlüğünü vermek, açlık gününde açı doyurabilmek, bize yakınlık duyan bir yetime, yerlerde sürünen yoksula sahip çıkabilmek. İşte Somali tam da bu sarp yokuşun üzerinde bir Sırat Köprüsü gibi tartıyor hepimizi. Bunlar bir gazetecinin tuttuğu günlükten sayfalardı. Hepimizin kalbinde tuttuğumuz bir günlük var oysa. Gönlüllülüğün insan oluşla ilgili bir duyarlılık olduğunu düşünüyorum. Ne kadar insanız, o kadar gönüllüyüz... Hazreti Hacer: Zemzem in Annesi Sibel Eraslan, Cennet Kadınlarının Sultanları na Hazreti Hacer romanını ekliyor bu kez. Hazreti Hacer in hayatını zaman değişse de insanlığın değişmez kavisleriyle anlatıyor. Hepimizin büyükannesi olan Hazreti Hacer in hayatını okurken aşk, ayrılık, sadakat, esaret ve özgürlük üzerine yeniden düşüneceksiniz. 12 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat

9 BEN-Ü SEN DEĞİŞMENİN VE KALKINMANIN ÖNEMLİ BİR GÜCÜ: GÖNÜLLÜLÜK Gönüllülük; gönlüne estiğinde değil, O ihtiyaç duyduğunda yanında olabilmektir. AYGÜL FAZLIOĞLU Kalkınma sadece ekonomik büyüme ile ölçülemez, insanların genel refahı ile ilgili olup sürdürülebilir olması için bireylerin sürece dahil edilmesi gereklidir. Bireylerin, kalkınma süreçlerine dahil edilmesinde en iyi yöntem gönüllülüktür. Gönüllülük, dünya üzerinde her toplumda görülen bir olgudur. Köklü ve tarihi geleneklerden doğan; yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygularına dayanan gönüllülük, insan davranışının en temel ifadelerinden biridir. Birey-toplum ilişkilerinin temel bir dışavurumudur. Türkiye de gönüllük, birçok paydaşın çalışmalarının bir araya gelmesinin bir ürünü olup vatandaş olmanın bir ifadesi ve içinde bulunduğumuz insani ilişkilerin ayrılmaz bir parçasıdır. Gönüllü çalışmalar ortak çıkar ve ilgi birliği, ortak politik ve toplumsal tutumlara sahip grup ve grupların varlığını gerektirmektedir. Bu tür çalışmalar, toplumun bütünleşmesinde gönüllüler ya da doğrudan işlev gören yapılar aracılığıyla sosyalleşme ve karar alma süreçlerinde rol alarak toplumun sosyo ekonomik gelişimine katkıda bulunmaktadır. Bunun sonucunda da çok sayıda gönüllü örgüt ve çalışma meydana gelmektedir. Tarihsel süreç içinde farklı toplumsal koşullarda, farklı gönüllü çalışmalar ortaya çıkmıştır. Kırsal alanda var olan toplumsal dayanışma, birincil ilişkiler, aile ve akraba bağlarının güçlü olması; kentsel yaşam ile birlikte zayıflamakta, ikincil ilişkiler ortaya çıkmakta, aile bağları, sosyal kontrol ve dayanışma zayıflamakta, alt gruplar oluşmakta ve böylece geleneksel toplumsal dayanışma ağları erimektedir. Bu koşullar içinde insanlar kendilerini bir topluluğa ait hissetmek, hedeflerine ve amaçlarına ulaşmak için kendileri ile benzer çıkar ve düşünceleri olan kişiler ve/veya gruplarla birlikte olmaya başlamaktadır. Toplumbilimcilere göre, eski kurumlarının yerine yenilerini koyma gereksinimi gönüllü örgütlerin ortaya çıkışına neden olmuştur. Ünlü Fransız sosyolog E. Durkheim, toplumlarda organik dayanışmanın teknolojik gelişme ve buna bağlı olarak ortaya çıkan iş bölümü sonucu yerini mekanik dayanışmaya bıraktığını savunur. Ona göre, bu türden bir yapı içinde, insanlar artık organik bir dayanışmanın kendilerine verdiği sıcaklık, yakınlık ve güven duygusunu bulamamakta ve kendilerini yalnız hissetmekte; bunun sonucunda da ortak amaç, hedef ve çıkarları olan gruplara yönelmektedir (Atauz, 1987: 100). Böylece gönüllü çalışmalar bütün olarak toplumun uyum içinde olmasına katkıda bulunmaktadır. Gelenek açısından baktığımızda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde hayır yapma inancıyla şekil bulan vakıf anlayışı, gönüllülük kavramıyla muhtaçlara yardım etmenin dünyadaki ilk örneği olmuştur. Daha sonra tüm dünya ülkelerinin gıpta ederek tanımladıkları bu gelenek Türkiye Cumhuriyeti nde de devam etmiştir. Dünyada, özellikle de batıda, modern anlamda sivil toplum hareketi ve gönüllülük hareketlerine paralel olarak, Türkiye de de gönüllülüğün gelişimi, genel anlamıyla sivil toplum ve vatandaş katılımı, 1980 li yıllardan beri yaşanan dönüşümün bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Özellikle 1990 ların başında Türkiye de sivil toplumun gelişiminin hız kazanması ile birlikte toplumdaki bireysel gönüllülük çalışmaları, organizasyonel düzeyde yürütülmeye başlanmıştır. Farklı alanlarda çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları yürütmekte oldukları faaliyetler kapsamında gönüllüleri organize edip, ihtiyaç duyulan alanlarda eğitim, sosyal haklar, çevre bilinci gibi konularda bilgilendirme ve yardım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Gönüllülüğün Farklı Tanımları Gönüllülük ile ilgili pek çok tanımlamayı literatürde görmekteyiz. Ancak bu konuda, dünya çapında, kapsamlı ve karşılaştırmalı çalışmalar oldukça sınırlıdır. Genellikle, gönüllülük kavramı tanımlarında öne çıkan özellikler arasında bireyin sorunlu alanlarda bir toplumsal sorumluluk bağlamındaki çalışmalar içinde aktif olması anlatılmaktadır. Gönüllülük; bir bireyin maddi karşılık beklemeden ya da başka bir çıkar beklentisi içinde olmadan, ailesi ya da yakın çevresi dışındaki bireylerin yaşam kalitesini artırmak ya da genel olarak toplumun yararına olduğu düşünülen bir hedefe ulaşmak için, yalnızca içinden gelerek ve doğru olduğuna inanarak, bir toplumsal girişime destek olmasıdır (ASPB, 2012: 5). Gönüllülük; kişinin herhangi bir çıkar beklentisi olmadan kendi yakını olsun olmasın herkesin, yaşam şartlarını üst seviyeye çıkarmak veya her türlü toplumsal refah için tamamen kendi özgür iradesi kapsamında toplum içinde oluşan veya bir sivil toplum kuruluşu içinde yapılan faaliyetlere destek olma biçimi olarak tanımlanabilir. Gönüllüler; tecrübe, anlayış, paylaşma, olumlu insani ilişkiler, eğitimli olma gibi özelliklere sahip olanların yanında bu özellikte olmasalar da içinde yaşanılan toplumda bir şeyler yapma isteğinde olan kişilerden de oluşabilir. Bu çerçevede samimiyet, çok önemli bir yere sahiptir (Güder, 2006). Gönüllülük; insan ilişkilerinin temel bir dışavurumudur. İnsanların içinde yaşadıkları topluma iştirak etme ve diğerleri için önemli olduklarını hissetme ihtiyaçlarıyla ilgilidir (BM, 2011: XX). Gönüllülük; toplumsal bütünlüğün ve refahın sağlanmasında bireylerin ve kurumların gerek tüketici-üretici, gerekse vatandaşlar olarak çevreye, içinde yaşadıkları topluma ve parçası oldukları çağdaş dünyaya karşı duyarlı olmalarıdır. Birleşmiş Milletlerin (2001) tanımında yer alan gönüllü faaliyetin üç temel özelliği vurgulanmaktadır: Birincisi; yasanın, bir sözleşmenin veya akademik bir gerekliliğin dayattığı bir yükümlülük olarak değil, kişinin kendi özgür iradesi çerçevesinde gerçekleştirilmesidir. İkincisi; bu faaliyetin finansal bir ödül için yapılmaması dır. Üçüncü özellik ise; bu faaliyetin kamu yararına olmasıdır. Zira gönüllü olarak çalışma esası sivil toplum kuruluşlarının var oluşunun temel unsurlarındandır. Gönüllülük, sivil toplum kurumlarının amaçlarını somut hâle dönüştüren bir eylemdir. Gerek sivil toplum örgütlerinde gerekse kamu kuruluşlarında gönüllük temelindeki çalışmalar; kurumsal olarak, kurumun faaliyet alanının çeşitlenmesini, yeni ortaklıkların kurulmasını ve kurumsal kapasitelerinin ve insan kaynaklarının güçlenmesini sağlamanın yanında kişisel olarak bu çalışmanın içinde olan bireyin de gönüllü olarak yapılan etkinlikler sonunda bir kazanç beklentisi güdülmese de, bireye çeşitli nitelikler kazandırmaktadır. Gönüllü çalışma bireyin sosyal bir çevre edinmesi, kişisel yalnızlık/ dışlanmışlık duygularının azalması, farklı sosyal gruplar hakkındaki ön yargılarının kırılması ve iletişim becerilerinin gelişmesi gibi faydalar sağlamaktadır. Gönüllü çalışma bireye çok şey kazandırır, fakat para değil. vurgusu oldukça önemlidir. Herkesin her zaman bir diğeri için yapabileceği/ hatta sadece o kişinin yapabileceği çok ama çok güzel ve özel bir şey olabilir. 14 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 15

10 BEN-Ü SEN Neden Gönüllü Olunur? İnsanlar, yaşadıkları toplumda bireysel veya kitlesel olarak birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Çevreden sağlığa, afetlerden insani yardıma kadar geniş bir alanda ortaya çıkan bu gelişmeler duyarlı insanları bu alanlarda bir şeyler yapma ihtiyacına yöneltmektedir. Gönüllü olma gerekçeleri, toplum yapısı ve kişisel özellikler doğrultusunda çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitliliği kişiler özelinde anlamak; iyi bir iletişim ve işbirliği içinde gönüllü hizmet sunumu ve alımındaki en önemli unsurlar içindedir. Gönüllülük, vermek kadar almaya da yönelik bir etkinliktir. Gönüllülük ile iletişim becerileri, organizasyon yeteneği, kendini keşfetme, karşılıklı öğrenme ve uzmanlık becerileri gelişmektedir. Gönüllü olma gerekçelerini kişi ve toplum odaklı nedenler olarak iki temel kategoride ele almak mümkündür. Örneğin: Kişi odaklı nedenler; Bir inanca bağlılığını göstermek, Hayatına değişiklik katmak, Başkalarına yardım ederek kendini iyi hissetmek, Sahip olduklarını paylaşmak, Bilgi, beceri ve deneyimleri paylaşmak, Başkalarına örnek/model olarak takdir ve övgü kazanmak, Belirli bir konuda yetki ve yetkinlik kazanmak, Kendisini ihtiyaç duyulan birisi olarak görmek, Sosyal bir çevre ve konum edinmek, Aidiyet duygusunu yaşamak, Ekip çalışmasının parçası olmak, Kendini geliştirmektir. Toplum odaklı nedenler; Toplumsal bir soruna çözüm bulmak, Kamu yararı faaliyetlere katkıda bulunmak, İnandığı ve güvendiği bir çalışmayı veya kuruluşu desteklemek, İnsan kaynağı ihtiyacına katkı sağlamak, Temsil ettiği kurumun/ toplumun/ grubun tanıtımına aracı olmaktır. Gönüllüler Neden Önemlidir? Kurumların/sivil toplum kuruluşlarının gönüllülerden destek alması başarı göstergesi olup tanınırlıklarını artırır. Devlet ile toplum arasında köprü görevi görürler. Devlet ile toplum arasında birer iletişim aracıdırlar. Mevcut hizmet ve çalışmaların toplum tarafından görülmesini sağlarlar. Yapılan çalışmaların başarısını artırırlar. Hizmetlerin sunum ve kullanımının daha etkili olmasını sağlarlar. Profesyonel olarak çalışan ekibe moral oluştururlar. İnsan kaynaklarının güçlendirilmesine katkı sağlarlar. Toplum kalkınmasındaki çalışmalarda katılım ve katkı, kalkınmanın sürdürülebilirliğini sağlarlar. Gönüllülükte Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler Yapılması gerekenler; sahip olduğu bilgi birikimini, zamanını, fiziki gücünü sunabilecek durumda olan ve bunun karşılığında maddi beklentisi olmayan kişi olan gönüllülerin var olması ve kurumlar/sivil toplum örgütleri için çalışmaları, kurumları güçlendiren süreçleri beraberinde getirmektedir. Toplumsal kalkınma için gönüllülerin kırılgan/hassas nüfus kesimlerine yönelik çalışmaların içinde bulunması, zamanını, bilgisini, birikimini ve enerjisini paylaşması son derece önemlidir. Gönüllü çalışmanın esası olan sosyal ilişkiler, bireyin ve topluluğun refahı için kritik öneme sahiptir. Dahası; gönüllülük genelde yoksulluğun, marjinalleşmenin ve eşitsizliğin diğer biçimlerinin sonucu olan sosyal dışlanmayı azaltmaktadır. Aynı zamanda gönüllülük; kadınlar, gençler, yaşlılar, engelliler, kent yoksulları, topraksızlar, az topraklılar gibi sıklıkla dışlanan nüfus gruplarının topluluğa dahil olmasının da bir yoludur. Özellikle kırılgan/hassas nüfus gruplarının topluma entegrasyonlarında gönüllülük ve gönüllü kişilerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Gönüllü çalışmalara katılan bireyler, hem kendilerinin hem ailelerinin hem de içinde yaşadıkları sosyal çevrenin sahip olduğu tüm olanaklarını (Bilgi, beceri, sosyal ağları, lojistik vb.) toplumun yararına olan çeşitli alanlarda kullanabilme fırsatı bulabileceği gibi bu yolla, yaşadıkları topluluğun ve/veya toplumun yaşamında söz sahibi olabilmektedirler. Yapılmaması Gerekenler; gönüllülerin toplumsal sorunlara duyarlılığı ve toplumsal sorunlara yönelik çözüm önerileri bugünün ve geleceğin inşasına, toplumun tüm farklılık ve zenginliklerini keşfetmeye, bir arada ve birlikte yaşayabilme becerilerimizin gelişmesine büyük fırsat yaratmaktadır. Dolayısıyla gönüllüler, gönüllü çalışmayı plansız, programsız, sorumluluk üstlenmeden, istendiği zaman vazgeçilecek bir lütuf olarak görmemelidir. Ancak kurumlar/ sivil toplum kuruluşları da gönüllüleri istedikleri her şeyi yaptırabilecekleri, ellerin altında, ücretsiz işgücü olarak algılamamalıdır. Böyle bir yaklaşım, gönüllünün kendisini mekanik bir araç gibi görmesine ve bir süre sonra toplumsal çalışmalardan uzaklaşmasına yol açabilmektedir. Gönüllüğün Önündeki Engeller Ülkemizde gönüllü çalışmalara katılımda toplumun en dinamik ve enerjisi en yüksek kesimini oluşturan gençlerin yanı sıra emekli olmuş, belli bir alanda birikimi olan ancak bunu kullanmayan/kullanılmayan çok büyük bir potansiyel söz konusudur. Gönüllü katılımın önündeki engellerin başında; bireylerde oluşan gönüllülük algısının ağırlıklı olarak maddi yardım sağlama veya çıkar bekleme olarak oluşması, dolayısıyla insan kaynağı olarak gönüllü katılımın göz ardı edilmesi, bireylerin gönüllük faaliyetlerine nasıl ve nereden başlayacakları hakkında bilginin yetersizliği ve katkı sağlanabilecek alanlara yönlendirilmelerinin eksikliği gelmektedir. Ayrıca kamu ve sivil toplum örgütlerinin önündeki en önemli kısıtlayıcı faktörler arasında insan kaynaklarına ilişkin sorunlar ve sürdürebilir bir finansman sağlama da yetersizlik yer almaktadır. Köklü bir medeniyetin bize mirası olan GÖNÜLLÜLÜK veren elin alan elden üstün olduğu bir inancın eseridir. SON SÖZ Ekonomiye ve sosyal kalkınmaya çok büyük katkıları olan gönüllülük, hiçbir zaman devlet hizmetlerinin yerini alacak bir şey değildir. Dünyada kırsal alandan kentsel alana, her yaşta, her meslek grubunda, her ırkta, her dinde ve her sosyal katmandaki bireyler bir şekilde gönüllü çalışmaların içinde yer almaktadır. Gönüllülük her ne kadar Türkiye de artış göstermekte ise de, genel anlamda gönüllülüğün gelişimi sınırlı gönüllü altyapısı nedeniyle sekteye uğramaktadır. Bu konuda daha çok bilgi ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca gönüllülük hakkında oluşmuş yanlış hükümlerin kırılması gerekmektedir. Bize düşen, ülkenin dört bir yanından gönüllü potansiyelini harekete geçirmek, gönüllüleri gündeme getirmek, daha ciddi bir biçimde ele alıp hedeflere doğru yönelmek, Daha fazla gönüllülük nasıl geliştirilir? Daha fazla gönüllü nasıl seferber edilebilir? gibi konular üzerinde yoğunlaşmaktır. Diğer önemli bir konuda ulusal ve uluslararası anlamda karşılaştırılabilir olmasını sağlamak amacıyla minimum standartlar ve metodoloji üzerinde çalışmalar yürütülmeli, böylece gönüllük anlayışı için ortak kabule dayalı yöntemler oluşturulmalıdır. Gönüllülük; emek vermektir, sorumluluktur ve empati kurabilmektir. Kaynaklar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB). (2012), Gönül Elçileri El Kitabı, Ankara, Atauz. S. (1987), Gönüllü Örgütlere İlişkin Yaklaşım ve Kurumlara Eleştirel Bir Bakış TODAi, Cilt 21, Sayı 2. Sf BM. (2011) Dünyada Gönüllülüğün Raporu.Güder, N. (2006), STK lar için Gönüllülük ve Gönüllü Yönetimi Rehberi, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Yayınları, Ankara. 16 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015

11 YAZAR Yakınında Olunması Gerekİrken UzaĞında Kalınan Sİvİl Toplum KuruluŞları AHMET FİDAN Tarihte ve günümüzde kalkınmış ve ileri ülkelerin devlet yapısı iki temel üzerine tesis edilmiştir: Formel (Resmi), informel (Gayri resmi). Resmi yapı kuvvetler ayrılığı; yasama, yürütme ve yargıdan meydana gelmektedir. Yasama, kanun yapma görevi TBMM ye aittir. Millet iradesi ile teşekkül etmektedir. Yürütme, eski adıyla icra, Bakanlar Kurulu eliyle görevini ifa etmektedir. Yasama ve yürütme arasında ihtilaf hâlinde devreye yargı erki girmektedir. Yargı, bağımsızdır ve Türk milleti adına hüküm tesis etmektedir. Birde sistemin ikinci temel unsuru olan gayri resmi organları bulunmaktadır. Batılıların non guvarnemantal, eskilerin gayri resmi dediği; şimdilerde sivil toplum kuruluşları denilen kesim bulunmaktadır. Bilim adamları sivil toplum teşkilatlanmasını Fert ve grupların kendi iradeleriyle, ihtiyaç duyarak, kamuoyu yaratmak amacıyla, hür kararlarıyla kurdukları ve geliştirdikleri demokratik baskı grupları olarak tanımlamaktadırlar. Bunlar dernek ve vakıflar olarak karşımıza çıkarlar. Sivil toplum kuruluşları, resmi kanal dışı bir teşkilatlanmadır. Bu bakımdan, hükümet ve devlet güdümünde, resmi sıfatlı şahısların yönetiminde olan veya milletlerarası kuruluş ve vakıfların güdümünde dıştan yönetilen, dış maddi destekli kuruluşlar, sivil toplum hareketi içine alınamaz. Çünkü burada hür ve bağımsız irade söz konusu değildir. Hür ve bağımsız irade ipotek altına alınmış olmaktadır. Sivil toplum kuruluşları uzun, zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Özellikle büyük ve azametli bir medeniyete sahip Müslümanların, sivil toplum kuruluşları yönünden örnek ve muhteşem bir mazisi bulunmaktadır. Selçuklular da Ahilik tarihte bir emsali, benzeri gösterilemeyen bir STK örneğidir. Osmanlı Medeniyeti aynı zamanda bir vakıf medeniyeti, sivil toplum kuruluşu, gönüllülük esasına dayanması sebebiyle altı yüz yıl ömür sürmüştür. Sivil toplum kuruluşları, yaptıkları işlev ve üstlendikleri görevler itibariyle beş kısımda ele alınabilir veya incelenebilir; vakıflar, sendikalar, dernekler, meslek kuruluşları ve siyasi partiler. Aslında siyasi partiler bir STK mı, değil mi tartışmalıdır. Bu konuyu şimdilik başka bir yazıya bırakalım. Cumhuriyetin kuruluşundan 1950 li yıllara gelene dek, gerek formel ve gerekse informel yapı, dolayısı ile kuvvetler ayrılığı temel ilkeleri ve gerekse STK lar tekelde temerküz ettiği için bir demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı o dönemde, sistem kendine has STK lar da tesis etmiştir. Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Hava Kurumu, Yardım Sevenler Derneği dönemin resmi kimlikli STK larıdır. GerçeĞİ Yetkilerin tek elde toplandığı o dönem, Türkiye nin en fakir ve geri kalmış dönemidir. Resmi prosedür ve uygulamalar, sonraki nesillerde, çok yönlü STK kavramının gelişmesini engellemiştir. Son on yıl süresince uygulamalar STK ların kalkınması ve gelişmesi yönünde olsa da insanlar STK lara ilgisizdir. İçişleri Bakanlığı nın resmi verilerine göre hâlen, doksan altı bin kadar sivil toplum kuruluşu faaliyettedir. Ülke nüfusunun 78 milyon olduğu göz önüne alındığında, sayı yeterli değildir. Demokratik ve kalkınmış ülkelerin çok gerisinde bulunmaktayız. Kaldı ki söz konusu istatistikte yer alan birçok dernek, vakıf tabeladan ibarettir. İnsanların STK lara karşı ilgisizliğini iki başlık altında incelemekte yarar var. Öncelikle, sistem hâla kendisinin Baba olduğunu düşünmekte, kendisinden başkasının olmasını istememektedir. Tek parti döneminin bir alışkanlığı sürmektedir. İkincisi, her on yılda bir tekrar eden askeri darbelerin önceliği STK lar üzerinde olumsuz algı oluşturmuştur. Gece yarısı idareyi ele alan zaptiyelerin ilk işi STK ları kapatmak, menkul ve gayrimenkullerine el koymak, üye ve yöneticilerini içeri almak olmuştur. STK üzerinde oynanan son derece çirkin bu oyun, insanların STK la yönelmesine engel olmuştur. O sebeple batıda ülke nüfusunun iki, üç hatta dört katı STK bulunurken, Türkiye de yüz bine bile ulaşmamış, üye sayısı üçte bir oranında bir STK dan söz edilmektedir. STK lara karşı ilgisizliğin önemli bir diğer sebebi ise bizzat kendilerinden kaynaklanmaktadır. Yakın zaman önce tarihimize Karabasan olarak geçen 28 Şubat sürecinde, bir kısım STK lar sindirilirken, bir kısmı darbecilerin yanında yer almıştır. Mahşerin beş atlısı olarak nitelenen STK lar, baskı ve zulümlere karşı durmak yerine, darbecilerin değirmenine su taşımışlardır. Hâlbuki STK lar, demokrasilerde halkın hukukunu korumak için tesis edilmiş baskı grubu olarak bilinmektedir. Sözün burasında antiparantez bir gerçeğin altını çizmekte yarar var; Türkiye o karanlık dönemi yine STK eliyle aşmasını bilmiştir. STK konusunda altı çizilmesi gereken önemli bir gerçek; ülkenin maddi ve manevi kaynaklarının otuz beş yıldan beri heba edilmesine sebep olan PKK terörü ile mücadele yönteminde büyük bir hata yapılmıştır. PKK terörünün tohumları, altmışlı yıllarda kilisenin, zamanın ABD Devlet Başkanı olan Kenedy nin büyük desteğini alarak örgütlediği Barış Gönüllüleri eliyle atılan fitne ve ayrılık tohumları yine bir başka STK eliyle önlenebilirdi. Bugün başta Afrika olmak üzere dünyanın pek çok yerinde bize ait STK lar mazlumların yanında ve onlara yardıma koşmaktadır. Özellikle AB ülkelerinde bize ait STK lar önemli görevler üstlenmektedir. Yeterli mi? Sosyal gelişmişlik, ekonomik gelişmişlikten daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Ekonomik gelişmeyi ve büyümeyi içine aldığı gibi; nüfusun nitelik olarak iyileşmesinin de bir göstergesidir. Küreselleşmenin artan etkileriyle önü açılmış milli devletlerde, mahalli seviyedeki yönetimler veya dıştan kumandalı bazı sivil toplum kuruluşları desteklenerek merkezi devlete karşı siyasi baskı unsuru olarak kullanıldıkları görülmektedir. Bir başka ifadeyle; mahalli yönetimler (belediyeler) ve bazı sivil toplum kuruluşları, küresel gücü elinde bulunduranların yararına alternatif egemenlik alanları doğurmaktadır. Bu alanlar, o milli devletle küresel güç ve blokların pazarlık gücünü artırmaktadır. Bu durum, önü açılmış ve gelişmekte olan milli devletlerin çıkarlarını korumalarını zorlaştırmakta, milli direnci zayıflatmaktadır. Demokratik şartların daha ileri gitmesi, içte ve dışta güçlü olabilmenin yolu STK lardan geçmektedir. Fert fert herkesin asgari düzeyde birkaç dernek, vakıf, kısaca STK ya üye olma zarureti bulunmaktadır. Özellikle gençlerin STK da görev almaları, hayata hazırlanması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Uzağında kaldığımız STK ların bizzat içinde bulunmanın tam zamanı. 18 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ

12 ARAŞTIRMA Sınıflı Toplumun Yeni Geçişkenlik Aracı: ÜÇÜNCÜ SEKTÖR YOLUYLA GERÇEKLEŞEN YURTTAŞLIK İmece, vakıf medeniyeti, yardımlaşma olarak kodlarımızda var olan kadim değerleri, bugünün diline dönüştüremeyince, üçüncü sektör adıyla, batıdan yeniden öğrenir olduk. Kaynaklara göre, Anadolu da vakıf medeniyetin ilk varlık gösterdiği zamanlar, Malazgirt ten öncesine, Yesevi nin Horasan Erenleri ne kadar uzanıyor. Orta Çağ da akıl hastaları cadı avı ile yakılırken, Orta Asya dan bize miras olarak Anadolu da vakfiye şifahaneler, akıl hastalarına müzikli terapi ile şifa dağıtıyordu. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde kayıtlı (Osmanlı döneminden), vakıf bulunmaktadır. Bu kayıtlarda 2309 Osmanlı kadının ismi, 1044 kadının da vakfiyesi mevcuttur. Bugün vakıf sayısının yaklaşık olduğu Ayşe Keşir bilinmektedir. Vahşi kapitalizm ve vahşi modernizm içinde insanlığımızı ancak gönüllü çalışmalar ile yeniden inşa edebiliriz. Gerçi reel sektör veya ikinci sektörün sosyal sorumluk anlayışıyla ürettiği projeler, sonuçta yine kapitalizme hizmet ediyor olsa da gönüllülüğün görünür olması açısından önemlidir. ABD de ve Avrupa da, eğitim ve sağlık alanında üçüncü sektörün varlığını gördüğümüz birçok örnekten bahsetmek mümkün. Peter F. Drucker, 2000 yılında yazdığı Yeni Gerçekler kitabında, üçüncü sektör alanında özellikle ABD ve İngiltere örneklerine geniş yer veriyor: Bu kuruluşlar arasında Amerikan hastanelerinin çoğunluğu, okulların büyük bir bölümü ve yüzde olarak kolejlerle üniversitelerin daha da geniş bir kısmı yer almaktadır. Vahşi kapitalizm ve vahşi modernizm içinde insanlığımızı ancak gönüllü çalışmalar ile yeniden inşa edebiliriz. Üçüncü sektör kuruluşları başka ülkelerin tanımadığı kuruluşlar değildir. İngiliz eğitimi içinde üst kademeler de yer alır -özel hazırlık okulları ve iki prestij üniversitesi Oxford ve Cambridge sayesinde-. Üçüncü sektör, ülkenin fiilen en büyük işvereni durumundadır ancak istatistiklerde ne bu sektör içindeki işgücü ne de bunların gerçekleştirdiği verim görünmektedir. Her ergin Amerikalı dan birinin (Bu toplam olarak 90 milyon kişi etmektedir.), üçüncü sektörde gönüllü olarak çalıştığı tahmin ediliyor. Çoğu da bunu ücret karşılığı çalıştıkları işlerine ek olarak yapmaktadır. Bu gönüllülerin yaptıkları çalışma, tam gün çalışmayla 7.5 milyon iş yılına karşılık gelmektedir. Kendilerine para ödense, yılda 150 milyar dolar eder ama tabii ki ödenmemektedir. Üçüncü sektörün varlığı, ABD de neden vergilerin Avrupadaki nden daha düşük olduğunu da açıklamaktadır. ABD de kamuya ve topluluğa yönelik amaçlar için yapılan harcamaların miktarı gerçekten de epey yüksektir ancak bunun oldukça büyük miktarı -GSMH nin % 15 ine ulaşan oranı- vergiler kanalıyla gelmemektedir. Bu miktar; verilen ücretler biçiminde, sigorta pirimleri biçiminde, yardım amaçlı katkılar biçiminde devlete ait olmayan üçüncü sektör kuruluşlarına doğrudan gider. GÖNÜLLÜ PROFESYONELLER Gönüllüğün zaman zaman keyfiyet olarak algılanması, gönüllü çalışmaların aksamasının en büyük nedenidir. Yeni dünyanın gönüllü kuruluşları, bu anlamda kurumsallaşmayı da tamamlamak zorundadır. Performans ölçümleri, fon kullanımı, proje yazımı, uygulama vb. yöntemler ile artık gönüllü profesyonellerden söz etmek mümkün olmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının hayır amacıyla çıktıkları bu yolda, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında akredite olabilmek için kurumsallaşmayı gözetmeleri gerekmektedir. Drucker ın, adı geçen kitabında, bu yaklaşımı Artık gönüllüler yok. şeklinde ifade etmesi beni her ne kadar rahatsız etse de verdiği örnekleri kayda değer buluyorum. İyi işleyen bir üçüncü sektörde artık gönüllüler yok. Yalnızca ücret almayan görevliler vardır. Salvation Army, Filorida da kendi gözetiminde şartlı tahliye edilmiş kişiyi sıkı bir denetim altında tutarlar. Oysa bu işle görevlendirilmiş 160 elemanları vardır. Bunlar gönüllüleri denetleyip eğitirler ve işler sarpa sardığı durumda gerekeni yaparlar. Asıl işi dolayındaki ücretsiz elemanlar yürütmektedir. Piyasada bir daralma olduğu sırada Kız İzciler Örgütü nün üye sayısını olduğu gibi koruyabilmesi, gönüllü sayısında meydana gelen epey büyük bir artış sayesinde olmuştur. Sayı den e çıkmıştır. Yeni gönüllülerin çoğu -en azından şimdilik- kendi çocuğu olmayan ama hafta içinde ve hafta sonlarında bir-iki akşam yalnızca kadınların bulunduğu ortamda ve çocuklarla bir arada olma ihtiyacını duyan, meslek sahibi genç kadınlardır. Onları buraya çeken şey, sırf, yaptıkları işin profesyonelce olmasıdır. Haftada birkaç saat eğitim görmeleri ya da yeni gelenleri eğitmeleri istenir. Aslında üçüncü sektör kuruluşları içinde daha önce ücretli elemanlar tarafından yapılan işler, giderek artan bir oranla ücretsiz elemanlar tarafından üstlenilmektedir. SINIFLI TOPLUMUN YENİ GEÇİŞKENLİK ARACI Gönüllü çalışmaların yaygınlaşması, modern hayatın körüklediği sınıflı toplumda, sınıflar arasında kayda değer bir geçişkenlik sağlayabilecek önemli bir araçtır. Site şehirler, özel okullar, iş merkezleri, AVM ler ile oluşan yeni yaşam alanı anlayışı; bir yandan sınıflı toplumu ve sınıflar arası çatışmayı kışkırtmaktadır. Modern gettolar oluşurken, kendini muhafazakar olarak tanımlayanlar dahi bu yeni duruma Ben in haklarının kutsandığı bir dünyada, biz in haklarını hatırlamak için geç kalmamalıyız. kayıtsız kalamamakta ve direnememektedir. Yalnızlaşan dünyada, kapitalizm daha kolay sömürebilmek için bize yalnızlığı dayatsa da dayanışma, yardımlaşma ve sosyal sorumluluğu hatırlamak, sosyal yaraları sarabilmenin en önemli yoludur. Yeni nesil için, gerek ailede ve gerekse ilk eğitim yıllarından itibaren projeler yoluyla deneyimlenecek olan gönüllülük, içimizdeki insanlığı yaşatabileceğimiz önemli bir araç olarak karşımızda durmaktadır. Ben in haklarının kutsandığı bir dünyada, biz in haklarını hatırlamak için geç kalmamalıyız. Sağlınız yerinde mi? Oturacak bir eviniz var mı? Eğitim aldınız mı? Bir aileniz var mı? Akşam yemeğiniz dolabınızda mı? Bu soruların birine veya birkaçına cevabınız evet ise, siz Allah ın sevgili ve şanslı kullarındansınız. Peki ya diğerleri, sizin kadar şanslı olmayanlar... Siz şanslı ama borçlu doğanlar Üzerinde yoksulun hakkı olan zenginler Her malın zekâtı kendi cinsindendir, unutmayınız! 20 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 21

13 DOSYA VAKIFLARIN Elif Ayla Kadın eli değmiş vakıfları anlatacağız şimdi sizlere. Neden mi? Çünkü en az bir hanımefendinin kalbi kadar naif hikâyeleri var onların. Şimdilerde magazin konusu oladursun tarih sahnesinin kadınları. gelin biz onların hayırlarından konuşalım; hayır söyleyip hayır bulalım! Safiye Sultan tarafından başlanıp, altmış küsur yıl sonra Hatice Turhan Sultan tarafından bitirilen Yeni Cami... Üsküdar Gülfem Camii, yalnızca kadınların ibadetine açık olan, uğruna bir can feda edilen pek sevgili bir eserdir. Son günlerde tarihte kadın meselesi, sahiden bir mesele hâline geldi. Bu aslında iyi bir şey belki de. Sular bulanmadan durulmaz derler; mevzu konuşulacak, konuşuldukça da anlaşılacak. Bir sahnenin arkasındaki fısıltıları dinliyoruz sanki. Oysa keşke haremin kadınları çıksa sahneye; işte o zaman Biz gerçek harem hanımları... diye başlasalar konuşmaya. Ben Hürrem. dese ilki, Hani şu kötü bildiğiniz Hürrem. Ben Ayşe Sultan., Ben Esma Sultan. Böyle böyle anlatsalar kendilerini. Kendilerini ve dönemlerini Haremin bir eğlence yuvası olmadığını, içinde çocukları da barındıran bir hane özelliği taşıdığını, aynı zamanda tıpkı bugünün Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı gibi bir kurum olduğunu anlatsalar. Bu köklü, köklü olduğu kadar da sorumlulukları olan kurumun, dünyanın farklı coğrafyalarına uzattığı yardım ellerini anlatsalar sonra. Aslında Müslüman kadınların vakıf geleneği Hz. Hatice yle başlar. Kadın vakıflarının kapısını bir valide, eş, hemşire olarak o açmıştır. Mekke de üç yıl gibi bir boykot süresince ve devamındaki yıllarda, zengin bir kadın olan Hatice nin gücü tartışmasız bir denge unsurudur. Zengin doğup yoksul ölmüş olan bu sevgili valide, hâlâ hayırlarıyla gönüllerin valide sultanı değil midir? SU GİBİ AZİZ BİR HANIM Bugün bir lider eşi olarak hatırlanması gereken kadınların başında Harun Reşit in karısı Zübeyde gelir. Her daim dik durmuş, vakar ve merhamet sahibi bu kadın da halef ve selefleri gibi pek çok hayra, vakıf eserine imza atmıştır. Hac yolunda olan Müslümanlar istifade edebilsin diye pek çok suyolu ve kemer inşa ettiren Zübeyde, misliyle de kuyu açtırmıştır. Bu kuyu ve suyollarının onarım ve bakımları Osmanlı İmparatorluğu zamanında da yapılarak kullanımı devam ettirilmiştir. Kim bilir, belki hâlâ yolcularına su dağıtan birileri anıyordur Zübeyde yi. Dönemin parlak ve siyasi isimlerine göz attığımızda, karşımıza Zübeyde nin kayınvalidesi Hayruzan Hanım da çıkar. Oğullarının iktidar mücadelesinde haklı ya da haksız adı geçen bu kadın, belki de adını ölümsüzleştirecek bir işe imza atmıştır: Darü l-erkam üzerindeki haklar kendisine geçince etrafındaki tüm mülkleri satın alan Hayruzan, Müslümanların ilk defa bir araya geldikleri bu kutlu mekânı yeniden inşa ettirmiştir. YENİ CAMİ NİN 70 YILLIK YAPIMI Gelelim Osmanlı hareminin hanımlarına. Bugün pek çok saray kadını için hakaretamiz bir biçimde dillendirilen dönme sıfatı, basit bir İstanbul gezisiyle söyleyenini utanca boğacaktır! Hatta vakıf, cami, külliye, çeşme ve kütüphane dolu bu turun sonunda görülecektir ki bazı devasa eserler tek bir hanım tarafından bitirilememiş, kendisini takip eden kadınlar tarafından tamamlanabilmiştir. Safiye Sultan tarafından başlanıp, altmış küsur yıl sonra Hatice Turhan Sultan tarafından bitirilen Yeni Cami buna güzel bir örnektir. Zamanında çok ses getirmiş caminin inşaatının kâhyalığına kızlar ağasının kethüdası tayin edilir. İnşaatın sorumluğu sadrazama verilir. Tüm bunlar, sarayın camiye verdiği önemi ve işin ne kadar büyük çaplı olduğunu göstermektedir. Ancak padişahın vefatıyla birlikte valide sultanlıktan ayrılan Safiye Sultan, inşaata da son vermek zorunda kalır. Eskimeye başlayan binayı IV. Murat tamamlamak istemişse de, ona da nasip olmamıştır bu kadın eli değmiş ibadethaneyi açmak. Yetmiş yıla yakın bir zaman sonra Turhan Sultan inşaatı yeniden başlatır. Oldukça külfetli olan bu caminin yapımını, sultanın hünkâr mahfiline koridorlarla bağlı bir köşkten izlediği bilinir. Böylelikle Yeni Cami, kadınlar tarafından inşa edilen ilk selâtin cami olma özelliğini de kazanarak uzun, çok uzun yıllar sürecek İstanbul şehadetine başlar. GÜLFEM İN ÖMRÜNE BEDEL Yeni Cami Galata Köprüsü nün altından akan berrak suyu seyrededursun, biz yönümüzü İstanbul un mütemmim cüzü Üsküdar a çevirelim. Üsküdar Gülfem Camii, yalnızca kadınların ibadetine açık olan, uğruna bir can feda edilen pek sevgili bir eserdir. Rivayet odur ki, çok güzel bir cariye olan Gülfem in ikbalde gözü yoktur (Bununla birlikte Gülfem in yüksek bir maaşının olduğu, kethüdalık gibi bir makam sahibi olduğu varsayımlar arasındadır.). Saray kadınları arasında yükselmek, valide sultan olmak gibi hayaller kurmamaktadır. Kendini hayır işlerine vermiş Gülfem in en büyük arzusu bir cami yaptırmaktır. Bunun için para biriktirmektedir. Padişahın kendisini çağırdığı bir gece sırasını bir başka cariyeye satar. Böylece camisi için daha fazla para biriktirebilecektir. Fakat bunu öğrenen sultan çok hiddetlenir. Yapılan hareketi şahsına değil, devlete hakaret olarak görür. Bir söylenceye göre Gülfem öldürülür. Fakat gerçek öğrenilince cami padişah tarafından tamamlanıp, ibadete açılır. Gerçek böyle midir, bilinmez. Tarih efsaneleri sever. Efsaneler arasında Gülfem in Şehzade Bayezid i tuttuğu için sonu ölüme giden bir yola girdiği söylense de, bu bahtsız cariyenin öyküsü de adı da bugün hâlâ unutulmaz. Bu cami yanında bir okul, imaret ve çeşme varsa da hangilerinin cariye tarafından, hangilerinin sonradan başka hayırseverler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Gülfem Hatun ayrıca sağlığında Karacaahmet Sultan Türbesi ni tamir ettirmiştir. Yine rivayete göre; rüyasında her gece Karacaahmet Sultan ı gören cariye, türbeyi ziyaretinde harap vaziyeti görür ve burayı inşa ile tavanı yaptırır. Türbenin içine de Karacaahmet Sultan ın sancağını, devetüyü hırkasını ve tesbihlerini koydurur. Bu hayırsever kadın Manisa da çeşme de yaptırmış, vakfiyesi için Manisa dan otuz dükkânını bağışlamıştır. Gülfem Hatun, Ebussuud Efendi imzası taşıyan bir vakıf kurmuş, bu vakıf çatısı altında pek çok hayra imza atmıştır. İdam edilmiş olduğu kesin olan bu talihsiz cariyenin eserlerinden günümüze yalnızca camisi kalmıştır ki bu cami de bir yangın geçirmiş, yeniden yapılmıştır. Cami dışında kalan mektep, çeşme ve karbansaray geçen yıllarla birlikte yol çalışmalarına feda edilmiştir. Yolumuz Üsküdar a düşmüşken Gülnûş Emetullah Valide Sultan dan bahsetmeden geçmek olmaz. Gülnûş Emetullah Valide Sultan, bugün hemen her İstanbullu nun tanıdığı bir simadır. Üsküdar daki güzel camisi ve yanındaki üstü açık türbesiyle bu hanım sultan, validesi olduğu iki padişahtan (II. Mustafa ve III. Ahmet) belki daha çok bilinir, yâd edilir. Bugün hâlâ yaşayan camisinde bir kütüphane oluşturan Sultan, Galata da da bir cami yaptırmış fakat yazık ki o caminin ömrü günümüze kadar vefa etmemiştir. 22 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 23

14 DOSYA Ülke savunmasına dair çalışan hanımlardan biridir Turhan Sultan. Çanakkale Boğazı nın iki yanında yıkık vaziyette bulunan kaleyi onararak yeniden açılmasını sağlayan valide hakkında padişahın sır kâtibi Abdi İbrahim Paşa yazdığı kasidesinin bir bölümünde şöyle der: Boğazın iki yakasına iki kale yaptırarak müminlerin topraklarını düşmana karşı emniyetli kıldı. Şimdiye kadar hiçbir valide sultan dünyaya böyle saygın bir anıt dikmeye layık olamamıştı. Kösem Sultan Hürrem Sultan KÖSEM VE HÜRREM SULTANLAR Osmanlı saray kadınlarından söz ederken adı anılmadan geçilemeyecek güçlü kadınlardan biri kuşkusuz Kösem Sultan dır. Osmanlı Tarihi nin çetrefilli zamanlarının kadınlarındandır o. Üzerine çok şey konuşulmuş, yazılmışsa da en yanlış anlaşılan hanım sultanlardan biri odur kuşkusuz. Kösem, gizli hayırlarda bulunuyor, yetim kızları evlendiriyor, onların çeyiz ve ev ihtiyacını görüyor, giydirip bakımlarını sağlıyordu. Bunların pek çoğu el altından yapılıyor; Sultan tebdil-i kıyafet çıkıyor, ihtiyaç sahiplerini yokluyordu. Bir diğer yanlış tanınan padişah kadını da Hürrem Sultan olmalı. Hürrem Sultan adına Kanuni nin yaptırdığı eserler bir yana, Hürrem Sultan ın bizzat yaptırdığı vakıflar da onun hayırsever kişiliğini ve güçlü şahsiyetini vurgular. Sultan ın İstanbul daki külliyesi, Mekke ve Medine deki külliyeleri ile İstanbul daki büyük hamamı bugün için de büyük ölçekli yapılardır. Sultanın Mekke, Medine ve Kudüs te yaptırdığı külliyelerde her gün yoksullara aş dağıtıldığı bilinir. Bu mutfaklarda günde 80 kilo pirinç kullanıldığına dair kayıtlar, dağıtılan yemeğin miktarına dair fikir vermektedir. Diğer yandan Kudüs teki vakıf, 1944 yılına kadar ihtiyaç sahiplerine yemek vermeye devam etmiştir. Hâlâ bir hanım sultanın ekmeğini yiyip duada olanların varlığını bilmek, bugüne bir şey söylemiyor mu? KİTAPLARA DEĞEN KADIN ELİ Tüm bunların yanında, hanım vakıflarında önemli bir yeri kütüphaneler ve okullar almıştır. Okullar arasında belki de bugün en bilineni Pertev Nihal Valide Sultan ın yaptırdığıdır. Bugün lise olarak hizmet veren bina, vakıf işlevini hâlen sürdürmektedir. Pek çok yetime annelik ettiği bilinen bu sevgili valide, yaptırdığı camisine de 1000 civarı kitap bağışlamıştır. İstanbul a kütüphane yaptıran ilk kadın II. Selim in eşi ve Kanuni nin gelini olan Nurbanu Sultan dır. Külliyeye bir Topkapı Sarayı Harem Bölümü medrese ile darülhadis ekleten sultan, bu ilim yuvasının talebeleri için kütüphane bağışlamış, o günün şartlarında kütüphane memuruna günde 3 akçe yevmiye bağlamıştır. Kütüphane zamanla başka sanat ve hayırseverlerin ilgisine mazhar olmuş, zengin bir kitap koleksiyonu oluşmuştur. Nurbanu Sultan, yetiştirdiği evladına da aynı muhabbeti vermiş ki kızı İsmihan Sultan da hem vakıf geleneğini sürdürmüş hem de Eyüp teki medresesinde bir kütüphane oluşturmuştur. Bugünden bakılınca kütüphane oluşturmak belki basit görünüyor fakat dönemde büyük bir ihtiyacı karşılıyor, büyük maddi imkânlar ve emek gerektiriyordu. KALELERİ ONARAN KADINLAR Osmanlı kadınlarının görünen hayratları yanında bir de görünmezleri vardır ki belki de asıl hikâyeler onlarda gizlidir. Ülke savunmasından silah alımına, askerlerin bakımından at ihtiyacına kadar uzanan bu liste sahiden dikkatle incelenmeyi hak eder. VE BİR KADININ BÜTÜN SERVETİ Yalnızca yaşarken değil, vefatıyla bile hayra vesile olmayı başaran pek çok hanım arasından yazık ki azına yer verebildik, kısa bir girizgah yaptık. Mesela; Nurbanu Sultan, öldüğünde kölelerinden 150 sinin azat edilip her birine 1000 er altın verilmesini vasiyet etmişti. Sultan III. Murad ın kızı Ayşe Sultan da ölümünden sonra Müslüman esirlerin satın alınıp azad edilmesi, özellikle de kadın esirlere öncelik tanınması yönünde bir vasiyet bırakmıştı. Bu uzun bahsin kısa girizgâhının nihayetini, son dönemde çokça hatırlanan Fatma Pesend Hanım ile yapalım: Hür bir kadın olarak saraya giren Fatma Pesend Hanım, Sultan II. Abdülhamid in kadınlarındandır. Eğer tarih farklı bir biçimde seyretseydi, bugün biz Midilli Adası nın adını bu hanımın vakfı olarak kadın vakıflarının en başına yazıyor olacaktık. Fatma Pesend Hanım, kendinden evvelkiler içinde belki de en fedakâr olanıydı. Bu zeki hanım, bir zamandır kederini izlediği padişahın derdine derman olmak ister. Fransızlar, Osmanlı borçlarının bir kısmı için Midilli Adası nı işgal etmişler, ellerindeki senet tutarını faiziyle alamamaları hâlinde adaya el koyacaklarını bildirmişlerdir. Ne tesadüftür ki bir İsrail inşa etmek arzusuyla ziyarete gelen Herzl in de teklif ettiği rakam aynıdır. Eşinin derdini bilen Fatma Pesend Hanım, bütün servetini eşine vererek sıkıntıyı gidermeyi teklif eder. Kendi geleceğinden ümitsiz padişah teklifi reddeder, pek genç olan bu hanımefendiye müstakbel azlinden sonra lazım olabilecek bu servetin ehemmiyetini anlatır. Hanımından aldığı cevap manidardır: Bu devlete benim borcum yok mu? KaynakÇA: e Pierce, Harem-i Hümayun Önder Kaya, Kültür Dergisi Osmanlı da Kadın Özel Sayı Doç. Dr. Tahsin Özcan, Üsküdar Sempozyumu KÖLELER DE VAKIF KURABİLİYORDU Vakıflar Hür bir kimsenin herhangi bir malını yahut malının gelirini kamu yararına bağışlaması. şeklinde vücut bulmuş olmakla birlikte, bazen varlığıyla kendisini bir değere adamış köleler de ibretlik eserleriyle hâlen hatırlanmaktadır. Kölelerin kurduğu vakıflar ayrı bir araştırma konusu olsa da, Türk Edebiyatı Vakfı tarafından kullanılmakta olan Cevri Kalfa Mektebi nden söz etmeden bu bahis geçilmez: Kalfa, Sultan II. Mahmut un hayatını kurtarmış yürekli bir köledir aslında. Sultan III. Selim i tahttan indirmek isteyen yeniçerilerin saraya saldırısı sırasında mangaldaki köze ellerini sokup yeniçerilerin yüzüne atan kalfa, genç şehzadenin hayatını kurtarmıştır. Şehzade onun sayesinde dama çıkabilmiş, böylece bir katliama girişmiş olan yeniçerilerin ellerinden kurtulmuştur. Sade bir köle olan kalfa, yalnızca bir hayat kurtarmamış, tarihin seyrini değiştirmiştir. Genç padişah tahta geçtiğinde Cevri Kalfa yı unutmamış, kendisini ihsanıyla mutlu etmiştir. Kalfa ise kendisine hediye edilen Çamlıca daki köşkün içindeki suyu şehre indirerek, ahalinin kullanımına açarak vakfetmiştir. Sultan Mahmut un kalfa adına yaptırdığı okul yıllarca sıbyan mektebi olarak kullanılmış, daha sonra kız mektebi olmuş, yıllarca da Anadolu ya tayin olunan genç öğretmen namzetlerine verilen güzel konuşma derslerine ev sahipliği yapmıştır. ZEYNEP HANIM İLE KAMİL PAŞA NIN ARMAĞANI: ZEYNEP KAMİL HASTANESİ Kavalalı Mehmet Ali Paşa nın kızı Zeynep Hanım ve Yusuf Kamil Paşa, henüz paşanın memuriyetinin başında tanışmış, evlenmişlerdir. Evlilikleri o dönemde nadir görülen aşk evliliklerindendir. Fakat mutlu evlilik bir zaman sonra araya giren siyasi hesaplaşmaların kurbanı olmuş, Yusuf Kamil Bey, eşini boşamak zorunda bırakılmıştır. Sultan Abdülmecid ve Sultan II. Abdülhamid dönemi bu ayrılıkla sonuçlanmış aşk hikayesine sahne olmuş, her iki sultan da âşıkları birleştirmek için uğraşmıştır. Artık paşa olan Yusuf Kamil Bey ile Zeynep Hanım, Sultanın girişimiyle ikinci defa evlenirler. Ancak kader onlara bir evlat nasip etmez. Çocuk özlemiyle yanıp tutuşan çift, kalplerindeki yangını söndürmenin yolunu kendilerini hayır işlerine adamakta bulur. Birbirine pek tutkun çift, kendi mülkleri üzerinde hastane inşa eder. Aynı zamanda ilk özel teşebbüs hastane olmak özelliğini de taşıyan Zeynep Kamil Hastanesi, yüz yılı aşkındır yeni doğan bebeklerin sesleriyle çınlamakta, her yeni doğan bebek hastanenin bahçesindeki türbede yatmakta olan karı-kocaya cennet kokuları getirmektedir. Gülfem, Nihal, Zübeyde ve daha nice isimlerle Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 25

15 YAZAR GönüL Köprüsüne Bağ Olmak İslam dini bir gönüllülük dinidir. Hayrın bir alt sınırı, zorlaştırıcı bir çizgisi yoktur. Gülümsemek sadakadır. Gülümsemek, gönülden gönüle kurulan köprünün ilk harcıdır. Birçok coğrafyada mazlum insanlar sadece yanında bir şefkat elinin olduğunu hissetmeye ihtiyaç duymaktadır. Gönüllü, bu sese kulak veren kişidir. Gönüllülükte Neredeyiz? Dünya Değerler Araştırması sonuçlarına göre Türkiye, gönüllülük çatısı altında, dünyada aralarında ABD, İsveç, Hollanda, Yunanistan, İtalya, Bosna gibi ülkelerin olduğu 55 ülke arasında sonuncu olmuştur. Bunun nedenleri araştırıldığında, gönüllülük faaliyetlerine katılmamanın en önemli iki gerekçesinin para ve zaman kısıtlılığı olduğu belirlenmiştir. Türkiye de bu araştırmaya katılan kişilerin %70,1 i gönüllülük faaliyetlerine ayıracak yeterli zamanları olmadığını, %65,8 i de gönüllülük faaliyetlerine katılacak maddi olanakları olmadığını belirtmiştir. Gönüllü Olmak Sosyal Bir Eylemdir İnsanların bağlı oldukları toplumlarda diğer insanlara, kurumlara ya da hareketlere çıkar gözetmeksizin, zorunlu olmadıkları hâlde yardım etmeye çalışmaları gönüllülük eyleminin sosyal bir eylem kabul edilmesindeki en önemli etkendir. Gönüllülüğün sosyal bir eylem olmasının yanı sıra, psikolojik etkenlerinin de olduğunu göz ardı edemeyiz. Bir insanın herhangi bir çıkar gözetmeden bir başkasına yardım ettiği düşünüldüğünde, yardım eden kişinin de kendini ne kadar iyi hissettiği inkâr edilemez. Psikolojik etkilerinin yanında, sosyolojik olarak da bakarsak, gönüllülüğün insanın çevresine yabancılaşmasını azalttığı çıkarımına varılabilir. Yapılan bir araştırmaya göre gönüllülük eylemi içinde bulunan insanların sosyal çevreleri tarafından daha çok kabullenilip sevildiği görülmüştür. Bu da insanın bulunduğu çevreye yabancılaşmasını engelleyen bir faktör olmasının yanı sıra kişinin kendine olan güvenini de pekiştiren önemli bir etkendir. Aynı araştırma, bu tip psikolojik ve sosyal etkilerin gönüllülük eyleminde bulunan kişinin, gönüllü olmayanlara göre hayattan daha çok tatmin olduğu sonucuna varmıştır. Neden Sivil Toplum Kuruluşları? Neden bazı insanların gönüllülük faaliyetlerine diğerlerine göre daha meyilli olduğu, Penner isimli araştırmacı tarafından bir teoriyle açıklanır. Bu teori, insanların olumlu sosyal davranışlar göstermesinin tamamen kişisel bir seçim olduğunu ve bu seçimin insanların belli karakteristik özellikleri sayesinde belirlendiğini öne sürer. Bu karakteristik özelliklerden biri empatik düşünebilmek yani başkasının hislerine, düşüncelerine onun gözünden bakabilmek ve diğeri de yardımsever olmaktır. Kısacası bahsettiğimiz yardımsever olmak ve empatik olabilmek yetilerine sahip olan insanlarda, gönüllülük eylemine eğilim zaten vardır. Bu eylemin sonucu olarak da kendi iç dünyalarında kazanımlar elde ederler; kendilerine güven duygusunun artması gibi... Bu durumda diyebiliriz ki gönüllülük eylemi başkasına yardımcı olmak dışında, insanın kendisine bakışını da olumlu yönde etkileyebilmektedir. Elbette insanlar gönüllülük faaliyetlerini tek başlarına yapmaktansa belli gönüllü kuruluşlar aracılığıyla yapmayı tercih ediyorlar. Bu durum, gönüllülük hareketlerinin daha yaygın ve sistemli olmasında çok etkili olmaktadır. Buradan yola çıkarak, 2014 yılında Türkiye Diyanet Vakfı, Gönüllülük Sistemi ni faaliyete geçirerek, hisse kurban bağışının kesimi için ciddi bir organizasyon ile 69 ülkede ve yurt içindeki birçok bölgede gönüllü desteğine başvurdu. Gönüllülük sisteminin devreye alınmasından sonra, 2013 yılı Kurban Organizasyonu nda 10 olan gönüllü katılımı, 2014 yılında 108 e yükseldi. Bu sene ilk defa 4 bayan gönüllümüzden 2 kişi Ruanda da ve 2 kişi de Tanzanya-Zanzibar adasında görev alarak bu alanda bayanların da aktif çalışabileceklerini ispat ettiler. Ayrıca 21 öğrencimiz, aileleri ile bayram geçirmek yerine kriz, savaş, afet bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerinin durumuna bizzat şahit olmak ve yardımları kendi elleri ile ulaştırmayı ve onlara gönül elini uzatmayı tercih ettiler. Türkiye Diyanet Vakfı olarak, bu konudaki açığın kapatılması, toplumumuzda aslında var olan yardımlaşma ve sosyal dayanışma bilincinin harekete geçirilmesi ve ihtiyaç sahipleri ile hayır sahipleri arasında bir Gönül Köprüsü kurmak için, kimi zaman Somali de bir okul açmak için ya da şehrimizde yanmayan bir sobaya kömür atmak için, en çok da sıcak bir tebessüm için adresindeki gönüllü aday formunu doldurarak, hayra ortak olmaya davet ediyoruz. Faydalanılan Makaleler: Melis Kısmet- Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı HANDEGÜL TERKEN Allah(c.c.) ın emri ile kimi zaman malından infâk eden, kimi zaman vaktini hayra ayıran; kimi zaman enerjisini, gücünü, aklını iyilik yolunda ortaya koyan kişidir Gönüllü. Tüm dünyada gittikçe büyüyen bu iyilik ordusunun karşılık beklemeyen bir neferidir. Ensar olup, ihtiyaç sahibine evini kalbini açmaktır. Mümin; Gönüllüdür. İlle de maddi yardım değildir gönüllü olmak. Bu konuda Tirmizi de rivayet edilen bir hadiste sadaka konusuna şöyle açıklık getirilmektedir: Ebû Zerr (r.a.) den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kardeşinizin yüzüne gülmeniz size sadaka sevâbı kazandırır. İyi şeyleri emredip kötülüklerden sakındırmak sadaka sevabı kazandırır. Yabancısı bulunduğu bir bölgedeki kimseye yol gösterip yardımcı olmak sadaka sevâbı kazandırır. Gözünden rahatsız olan bir kimseye yardımcı olmanız sizin için yine sadaka sevâbı kazandırır. Yollardan insanların gelip geçmesine engel olabilecek taş, kemik, diken gibi şeyleri kaldırmak da yine sadaka sevâbı kazandırır. Kendi kabından, ihtiyacı olan bir kimsenin kabına bir şeyler boşaltıvermek de yine sadaka sevâbı kazandırır. (Tirmizî) Buradan anlaşılacağı gibi İslam dini bir gönüllülük dinidir. Hayrın bir alt sınırı, zorlaştırıcı bir çizgisi yoktur. Gülümsemek sadakadır. Gülümsemek, gönülden gönüle kurulan köprünün ilk harcıdır. 26 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 27

16 Neden? ARAŞTIRMA FATMA KALKAN Dünya genelindeki yetimlere ve fakirlere gelişmiş ülkelerdeki STK lar ile yardım ulaştırılmakta. STK lar, uluslararası veya ulusal sorunları göz önüne getirip çözümün parçası olmayı amaçlar Bir toplumun gelişmişlik seviyesinin en sağlıklı göstergelerinden birisi, kaç tane sivil toplum kuruluşuna sahip olduğudur. Örnek verecek olursak; Amerika Birleşik Devletleri nde 1,5 milyon, Rusya da 277 bin, Hindistan da 2 milyondan fazla STK vardır. Genelde eğitim seviyesi yükseldikçe buna orantılı olarak toplumdaki STK ların sayısı da artış gösterir. STK ları; devletin kurduğu STK lar, devletin kurmadığı STK lar olarak iki ana guruba ayırabiliriz. Bizim burada incelemek istediğimiz, devletin kurmadığı STK lardır. Bunlar birçok sektör için kurulabilir. Örnegin: Kadın hakları, insan hakları, işçi hakları, sağlık servisi, bulaşıcı hastalıkları önleme (Ebola, sıtma, kolera, vb.), çevreyi koruma, doğayı koruma, bataklıkları kurutma, mayınları temizleme, bir bölgenin halkına sosyal imkanlar tanıma, tanıtım, eğitim, politika, ekonomik sorunları aşma, yardım kuruluşları, savaş bölgesindeki halklara yardım... gibi insani ve toplumu ilgilendiren her alanda STK kurulabilir. Bugün Hindistan da sağlık hizmetlerinin çoğu STK lar yardımı ile verilebiliyor. Dünya genelindeki yetimlere ve fakirlere gelişmiş ülkelerdeki STK lar ile yardım ulaştırılmakta. STK lar, uluslararası veya ulusal sorunları göz önüne getirip çözümün parçası olmayı amaçlar. Devletten ödenek beklemeleri gerekmediği için daha hızlı ve özgür hareket etme yetenekleri vardır. Ayrıca kâr amacı gütmedikleri için ve vergiden muaf oldukları için özgürce hareket etme kabiliyetindedirler. 28 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 29

17 Neden? HABER 800 Nezaket Elçisi karne aldı Ak Parti Hükümeti yönetime geldiği ilk yıllarda, AB ile görüşmelere başladığında, AB yetkililerinin Türkiye de gördükleri en büyük eksikliklerden birisi yeterince STK olmaması idi. Ve her fırsatta, Ak Parti Hükümeti nden bu konuda kendimizi geliştirmemiz istenmiş; AB kriterlerine uyum sağlamamız, AB standartlarında bir ülke olmamız açısından Türkiye ye milyonlarca Euro yardım yapılmıştır. Bizim eskiden vakıflar (STK ların eski ismi.) aracılığı ile verdiğimiz servisler, sosyalist CHP Hükümetleri nin Her şeyi devlet yapacak. dayatması ve tek partili İnönü Hükümetleri ile Türkiye de büyük bir sekteye uğramıştır. Osmanlı Devleti sırasında yüz binlerce sayıda olan STK lar birer birer yok olmuştur. Teşvik ve ilgi olmadığı için yerine yenileri kurulmamıştır. Fakat aslında hiçbir devlet halkının ihtiyaçlarına yüzde yüz cevap veremez. Eksik kalan alanları, çatlakları, halk STK lar vasıtası ile doldurur. Böylece halk, devlet yönetimine aktif bir destek sağlar. Halk önce bu boşlukları tespit eder, sonra biraraya gelerek STK lar kurar ve hizmet vermeye başlar. Bu açıdan STK lar bir toplumun taşlarını birbirine bağlayan çimentoya benzer. Bu yapılanma, halkı güçlü ve etkin kılar. Dinamik bir toplum STK lar ile sağlanır. Halk -STK lar aracılığı ile- kendisini çaresiz, mağdur durumdan; sorunu veya yetmezliği tespit eden, devleti denetleyen ve soruna çözüm üreten muktedir konuma yükseltir. Devlet yönetimine dolaylı yoldan aktif olarak katılmayı STK lar aracılığı ile başarır. Bu anlamda toplum özgürleşir, serpilip gelişir. Yönetimdeki hükümetler, yaptıkları icraatların toplum hayatına yansımaları konusunda devamlı bilgi edinme imkanına, STK lar yardımı ile birinci elden kavuşmuş olur. Hükümet, toplumun değişik kesimlerine direkt olarak açılan bir kapı aralar ve icraatlarındaki eksiklikleri görür. STK lar bu açıdan denetleme görevini de yüklenmiş olur. Halk, bir konuya aktif olarak katılma imkanına STK da çalışarak ulaşır ve bilgi sahibi olur. Ve bir yandan da çözüm üretir. Çözümler maddi destek, eğitim desteği, aktif gönüllü iş gücü şekillerinde olabilir. STK lar yerel, ülke içi ve ülkeler arası düzeylerde yapılanır. Bir sonraki, bir öncekinden destek alarak gelişir ve daha geniş sayıda insana hizmet vermeye muktedir olur. Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerdeki STK ların iyi yönetildikleri takdirde yardımları gerekli noktalara daha sağlıklı ve süratli ulaştırdıkları gözlemlenmektedir. Bunu, şu metafor ile örnekleyebiliriz: Bir hastaya ilaç tedavisi ile yardım yerine iğne tedavisi ile yardımcı olmak gibi diyebiliriz. Birleşmiş Milletler in yardımlarının net transferi konusunda STK ların ikinci sırada yer aldığı tespit edilmiştir. Dünya genelinde bakıldığında insani yardım ve barış gücü hizmetlerinde STK lar büyük rol oynamışlardır ve buna halen devam etmektedirler lardan sonra STK lar toplumu ilgilendiren konuların ve bunların çözümlerinin tespitinde önemli bir rol yüklenmişlerdir. Ülkemizdeki eğitim seviyesinin her geçen yıl daha iyiye gitmesiyle doğru orantılı olarak STK ların sayılarının sevindirici bir şekilde arttığını görüyoruz. AB den gelen maddi yardımlar da bu gelişmeyi kolaylaştırmış ve hızlandırmıştır. Ülkemizdeki bu pozitif gelişme aynı zamanda dünya genelindeki STK ların artışı ile de örtüşen bir durumdur. STK ların, üstün ve çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmamızda büyük katkısı olmaktadır. Öte yandan, her mevzuda olduğu gibi STK lar konusunda da bazen sorunlar yaşanmaktadır. STK ların bazen olumsuz etkileri de olabilir. Çözümün parçası olmak yerine probleme sebep olan veya sorun üretme makinesi gibi çalışan STK lar da malesef mevcuttur. Genelde bunlar yönetimdeki hükümetlere karşı politik olarak yapılanan STK lardır. Topluma enerji vermek yerine toplumun enerjisini, oksijenini emer. Amaçları, muhalefet partisinin boşluklarını doldurmak olduğundan muhalefet partilerinin uzantısı gibi çalışırlar. Ülkemizdeki bazı STK lar, sosyalist eski taammüllerin etkisinde olan kişilerce kurulup çözüm değil sorun üretip her güzel icraata siyah gözlüklerin ardından bakarak Yapmaz ve de yaptırmayız. mentalitesi ile, sorunların büyümesine sebebiyet verirler. Bu çeşit STK ların etkisi, karşıt STK lar kurularak minimuma indirgenebilir. Buna örnek bir metafor verelim: Negatif STK ları vücuda giren mikroba benzetirsek, Pozitif STK ları bu mikroba karşı savunma görevini yüklenen akyuvarlara benzetebiliriz. Unutulmamalıdır ki negatif ve pozitif, doğada her zaman birlikte bulunur. Bu bir gerçektir. Fakat birkaç negatif STK ya bakarak yüzlerce, binlerce pozitif STK nın faydası inkâr edilmemelidir. Pozitif STK ları olanca gücümüzle desteklemek yerelde, ülkemizde ve uluslararası ölçeklerde duyarlı, eğitimli, samimi insanların yapabileceği erdemli işlerin başında gelmektedir. Türkiye nin Nezaket Elçilerini yetiştiren Pursaklar Belediyesi Nezaket Okullarında eğitim gören 800 öğrenci düzenlenen coşkulu bir törenle karne ilk defa heyecanı yaşadı. Yarıl yıl belgelerini ise Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin verdi. Pursaklar Belediyesi Selçuklu Kültür ve Kongre Merkezi nde düzenlenen 1. Dönem Belge Töreni ne Belediye Başkanı Selçuk Çetin, Başkan Yardımcısı Nedim Erçetin, Nezaket Okulları Müdürü Hazım Öztürk, belediyenin birim müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı. Bin kişilik salonu tıklım tıklım dolduran veliler de öğrencilerin heyecanına ortak oldu. Çetin: Geleceğin Nezaket Elçilerini yetiştiriyoruz Belge töreninde konuşan Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin Bugün burada hep birlikte bu mutluluğu yaşıyoruz. Öncelikle bu güzel yavrularımıza teşekkür ediyorum. Emeği geçen öğretmenlerimize, personelimize ve bizlere güvenerek çocuklarını gönderen değerli hemşerilerime teşekkür ediyorum. Pursaklar Belediyesi olarak geleceğin nezaket elçilerini yetiştirmeye devam edeceğiz dedi. Pursaklar Belediyesi Hanım Evleri üyeleri başlattıkları sosyal sorumluluk projeleriyle ihtiyaç sahiplerine ulaşarak yüzleri güldürüyor. Hem Pursaklar Belediyesi Tebessüm Çarşısı hem de hanım evleri üyeleri el ele vererek ilçedeki ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürüyor. Açıldığı günden beri birçok sosyal sorumluluk projesine imza atan Tebessüm Çarşısı ve hanım evleri, imkanlar ölçüsünde ihtiyaç sahibi aileleri tespit edip, onlara yardım eli uzatıyor. Başkan Yardımcısı Nedim Erçetin ise geride bırakılan dönemin verimli bir şekilde geçtiğini belirterek, Her bilgisayarın kendi işlektim sistemi vardır. Çocuklarımız da bilgisayar gibi kendi işletim sistemini oluşturuyor. dedi. Minikler yetenekleri ile göz doldurdu Belgelerin dağıtılmasının ardından folklor gösterisi yapan ekip, salonu coşturdu. Şiir okumaları, orta oyunu ve tiyatro gösterisi ile minikler doyasıya eğlendi. Yaklaşık iki saat süren programın koordinatörlüğünü yapan Nezaket Okulları Müdürü Hazım Öztürk, Velilerimize, bizlere güvenerek çocuklarını emanet ettikleri için teşekkür ediyoruz. diye konuştu. Pursaklarlı hanımlardan sosyal sorumluluk projesi Sosyal sorumluluk projeleriyle mahallede komşuluk ilişkilerini de geliştiren hanımlar, ailelerin mutluluğuna ve hüznüne ortak oluyor. Sosyal sorumluluk projesi sadece Pursaklar la da sınırlı kalmıyor. Hanımlar bu proje kapsamında toplamış oldukları hikâye, roman, test kitapları gibi çok sayıda kırtasiye malzemesini Kars taki Düzgeçit İlkokulu nda eğitim gören öğrencilere de göndererek örnek bir davranışa imza attı. Belediyenin bu hizmeti de halk tarafından takdir edildi. 30 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 31

18 ARAŞTIRMA Ayşegül Yeşim K. Hollywood u bilirsiniz, dünyanın en büyük algı kumpanyası. Klişelerini ise ezberlemişsinizdir. Özellikle de kurtarılacak bir dünya varsa Dünya zor durumdadır. İnsanlık yok olma tehlikesi altındadır. Uzaylılar, savaşlar, doğal afetler, doğal olmayan afetler her şey insanlığın köküne kibrit suyu dökmek üzeredir. İnsanlar bunu bazen hak etmiştir, kendi elleriyle sonlarını hazırlamışlardır; bazen de masum köylüler olarak yok olacaklardır. Ta ki kahramanımız ufukta görünene kadar Kahraman (Genellikle yakışıklı ya da güzeldir.) -kimi zaman kendi canını hiçe sayarak kimi zaman en yakınlarını kaybetme pahasına- dünyayı, cehennemin dibini boylamaktan son anda kurtaracaktır. Kahramanımız, yüce bir duyguyla başkalarının hayatları için çalışarak, savaşarak, yaralanarak ve hatta canından olarak insanlığın geleceğini güvence altına almıştır. O bir kurtarıcıdır. O bir seçilmiş kişidir. O bir Neo dur. Ulvi bir amaç uğruna gönüllü olmuştur. Christopher Nolan ın son filmi İnterstellar ı da izlediğinizde bu tür duygularla ayrılıyorsunuz sinemadan. Christopher Nolan düğün videosu çekse izlerim. diyenlerin merakla bekledikleri bir filmdi İnterstellar. Bu filmde de bir kahraman var, gerçek bir kahraman Bu defa kahramanımız dünyayı kurtaramıyor ama insanlığın bekası için başka bir dünya buluyor yine kendini ve ailesini feda ederek. Aslında film bizi ilgilendirmiyor. Konumuz Nolan Reyiz yine döktürmüş. geyiği yapmak değil. Filmin çağrıştırdıkları daha çok çekim alanımızda. Hollywood un bu en dip klişesinin insanın fıtratından bir cüz olması, bizim dikkatimizi yönelttiğimiz nokta. Yani başkalarının iyiliği, huzuru ve mutluluğu için bir şeyler yapma güdüsü, kendinden başkasına faydalı olma isteği... Bu tip filmler, bu isteği özdeşlik kurma metoduyla tatmin ettikleri için bu derece başarılılar belki de. Bunu, işin uzmanlarına havale etmek lazım ki incelesinler. Ama uzmanların inceleyip ortaya çıkardıkları birtakım bilgiler mevcut zaten. Cem Yılmaz ın ifadesiyle Yapılmışı var. Bilimsel araştırmalar; kişilerin kendi mutluluğu için karşılıksız birtakım fedakârlıklarda bulunmasının, mutluluğun formülündeki en önemli etkenlerden biri olduğunu söylüyorlar. Psychological Bulletin de yayınlanan araştırmaya göre, kendimiz için değil de başka insanlar için para harcamak, çabalamak, onların hayatlarını kolaylaştırmaya çalışmak bize kendimizi daha iyi hissettiriyor. En mutlu insanların, en büyük vericiler olduğunu ortaya koyan araştırmaya göre; bağış yaparak ve başkalarına yardım ederek mutluluğu yakalayabiliyoruz. Semavi dinlerin hemen hepsinde salık verilen de bu değil mi? Bir kişiyi kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak gibidir. der, bizim kutsal kitabımız. Meselenin psikolojik ve bilimsel tarafına dini boyutu da eklemek istersek Allah ın rızasını kazanmak arzusu da başkaları için bir şeyler yapmayı gerekli kılar. Peki nasıl? Elimizden ne gelir ki? Bizim kendimize hayrımız yokken başkasına ne verebiliriz ki? Onca iş güç, onca koşuşturma arasında vakit mi var ki? Vakit olsa, nakit mi var ki? Aslında bunun cevabı etrafa bakmayı bilmekte ve 7 büyük günah tan tembelliği ve ataleti üzerimizden atmakta saklı. Sivil toplum kuruluşları gibi örgütlü yapıların yanında, tek başına, bireysel olarak da eliyle düzeltebileceğini eliyle, düzeltemeyeceğini diliyle, onunla da düzeltemeyeceğini kalbiyle buğz ederek yapabilir buna istekli olanlar yani gönüllüler. Mevzu gönülle alakalı. Maksat tarafın belli olması; niyetin hayr, akıbetin hayr olması. Üstelik insanın birilerine bir şey yapması için çok büyük imkânları olmasına da gerek yok, sağlığı yerinde olan hemen herkes başkalarının küçük ya da büyük bir ihtiyacını karşılayabilir. Tıpkı rahmetli Seyfettin Amca nın yaptığı gibi Her gün evden çıkıp hastanelerde kimsesiz hastaları ziyaret ederek, hâl hatır sorarak moral verebilir belki. Ya da Afrika nın sömürülmüşlüğünün acısını, ortaklaşa açılan kuyudan bir damla su ile giderebilir. Dünyanın öte tarafında dininden bihaber, Kur an-ı Kerim e ulaşamamış ama ona ulaşmayı arzu eden, görmeyen kardeşleri için yine bir görmeyen öğretmen Selahattin, dertlenir ve sırf onlara Kur an ı ulaştırıp öğretebilmek için gece gündüz çalışır. Üniversite öğrencisi Gökçe, tek başına, 40 Suriyeli ailenin geçimini sırtlanır, derdine derman olmaya çalışır. Tıp fakültesi öğrencisi Serkan, Çocuklar sokakta solmasın. diyerek tıp fakültesindeki nöbetlerinin ertesinde sokak çocuklarına ders çalıştırır, halı saha maçı yaptırır. Birkaç doktor bir araya gelip Gazze de gözlerine katarakttan perde inen insanların perdelerini kaldırır. Fatma Öğretmen, çocuk yuvasındaki kimsesiz, sahipsiz ve engelli bir çocuğa anne olur. Özden Teyze kadınları bir araya toplar, mantı yaptırır, dolma sardırır, burs verir, yetimhane açar. Kimi sokak sokak dolaşıp kedileri köpekleri doyurur, kimi de yol ortasındaki bir taşı alıp kaldırır. Elden ne geliyorsa, güç neye yetiyorsa yapılır. Amaç Allah ın rızasını kazanmaktır. Allah hepimizi birbirimize muhtaç yaratmıştır. Bu toplumun çarkları ancak birbirimizin eksiğini tamamladığımız ölçüde teklemeden çalışır. Binaenaleyh akla şöyle bir soru da takılabilir: Bütün bunları ben yapacaksam devlet neden var, neden vergi veriyorum? Her şeyi devletten beklemek gerçekten de çok konforlu ve kolay. Ancak uygulanabilir derecede pratik değil. Sosyal devlet politikalarını destekleyip, eksikler konusunda talepkâr olmak ve daha fazla yatırım ve işbirliği için devleti teşvik etmek gerekir elbette. Bu da yine teşkilatlanmış bireylerin istekleri ve baskılarıyla şekillenecektir. Devlet, sivil toplum kuruluşlarına her türlü kolaylığı ve desteği verecek ortamı hazırlamak durumundadır. Sivil örgütlenmelerin yetmediği alanlarda ise bizzat müdahil olarak sosyal devleti işlevsel hâle getirmelidir. Devletin bundan kaçışı hiçbir şart ve durum altında kabul edilemez. Yine unutulmaması gereken bir diğer husus, mevzunun devletlerarası boyutudur. Normal şartlar altında, devletler kişiler gibi refleksler göstermez. Devletler kendi çıkarları üzerinden hareket eder. Kısa vadeli çıkarlar bazen bir çevre felaketine, bazen başka bir ülkenin insanlarının açlıktan ölmesine, bazen de silah lobisinin itelemesiyle kadın, yaşlı, çocuk demeden ölümlerin yaşandığı kanlı savaşlarına sebep olabilir. Bu politikaların üstündeki güç ise ancak birlikte yaşadığımız bu dünyanın daha da yaşanabilir bir yer olması ve hâl-i hazırda işlevlerini idame edebilmesi için halkların ortak hareket etmesidir. Bu da ancak uluslararası sivil toplumun gücüyle gerçekleşebilir. Devletlerin dönemsel çıkarları için kavga etmesine, güçlü sivil inisiyatifler dur diyebilir. Kayıtsız şartsız üst bir bilinç ve vicdanla uluslararası sorunların hepsinin üstünden gelinir. Globalleşen dünyada artık bu durum hiç de zor değildir. Farklı ülke insanları, farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde aynı amaç uğruna birlikte mücadele edebilir yahut yardımlaşabilirler. Arada oluşan gönül bağı ise istikbalimizin garantisidir. Hâsılı, filmlerde olduğu gibi, dünyayı tek bir kahraman değil sivil toplumun örgütlü vicdanları kurtaracaktır. Dünyanın nasıl kurtulacağı Rachel Corrie nin öldüğü gün belli olmuştur. Kim bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur. (Maide,32) 32 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 33

19 ETKİNLİK BAKIŞ AÇINIZI DEĞiŞTiRiN İnsan doğasının kabullenemediği birçok olumsuz gelişme, toplumda şiddet olarak tezahür ediyor; bu durumdan en çok da kadın etkileniyor. BETÜL ŞATIR 16 Kasım Pazar günü Kadına karşı şiddet e dur demek için Etkin Kadınlar Derneği #bakışaçınızıdeğiştirin sloganıyla, üzerine düşen vazifeyi yaptı. Medyanın değerli kalemlerini ve basının önde gelen simalarını Safranbolu da ağırlayan Etkin Kadınlar Derneği, çalışmasını kısa film ve kitapçık hazırlığı ile genişletti. Kadın sorunlarına genel bakış ve çözümler içeren kapsamlı bir panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü Zeynep Türkoğlu üstlendi. Konuşmacılar, Şiddetin Kökenine İnmek ve Çözümler Üretmek başlığı altında değerlendirmelerde bulundu. Eğitimci yazar Ayla Ağabegüm, Medya Sofa Yönetim Kurulu Başkanı Belkıs İbrahimhakkıoğlu, yazar Yıldız Ramazanoğlu ve Kadın ve Aile Bakanlığı ndan Daire Başkanı Dr. Sevim Can Hanımefendi konuşmacılar arasındaydı. Ayla Ağabegüm, geçmişten güzel örnekler sunarak konuşmasına başladı. Siyasilerin, yöneticilerin; halka çok yakın olmak, barışa-kültüre içten destek vermek şeklinde şiddetin önlenmesine katkıda bulunacaklarını söyledi. Okumayazma oranlarının artması ile şiddetin azalmamasının şaşırtıcı olduğunu belirtirken Öyleyse kaybedilen öz benliğimizin geri kazanılması gerektiğini düşünüyorum. dedi. Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Her şeyden önce dilimizi kaybettik. diyerek sözlerine başladı. Eskilerde dilimizin hikmet dili olduğunu ama şimdilerde yazarken, konuşurken, düşünürken şiddet ve lanet dilini kullandığımızı ve bu kötü özelliğimizin şiddetin artmasına büyük katkı sağladığını belirtti. Habil ile Kabil kıssasında şiddetin nereden ateşlendiğini fikir olarak edinebileceğimizi anlattı. İnsanın kendi özüne dönmesiyle çözümlenebileceğini hatırlattı. Gücü yetenin yetmeyene şiddet uyguladığı bir topluma dönüşmeye başladığımızı, sokak ortasında çocuklarını döven annelerin olduğunu, insanların çok çabuk lanetleşebildiğini, şeref kavramının ayaklar altına düştüğünü güzel mesellerle ifade etti. Dr. Sevim Can, şiddetin rakamlara yansıyan yönünü sırasıyla anlattı. Yüzdelerle, rakamsal verilerle anlattığımız olayların, arazide insanı nasıl dehşete düşürdüğünü tecrübeleriyle aktardı. Kadın konuk evleri hakkında geniş bilgi verdi. Bu konuda bakanlığın gayretlerinden bahsetti. Yıldız Ramazanoğlu şiddetin kaynağını, ekolojik dengenin bozulmasıyla ilişkilendirdi. İlk olarak, Hoşgörü sözünde bile bir şiddet temayülü olduğunu hatırlattı. İnsanın doğaya, insanın insana, insanın hayvana sürekli zarar verdiğini bunların sonunda şiddetin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Sit alanı, çevrecilik gibi kavramlara Asr-ı Saadet ten örnekler getiren Ramazanoğlu, bu duyarsızlığa değinirken doğu-batı uygulamalarını ülkemizle kıyasladı. Yeşil alanların yok edilmesinin, binaların düzensiz ve fütursuz ilerlemesinin, plansız şehirleşmelerin, insan doğasının kabullenemediği birçok olumsuz gelişmenin, toplumda şiddet olarak tezahür ettiğini; bu durumdan en çok da kadının etkilendiğini belirtti. Şiddete farklı bir bakış açısı getirdiği için, dinleyenlerin ufkunu açmaya yardımcı oldu. Siyasilerin, yöneticilerin dikkatle dinlediği tespitlerin hayırlı neticeler oluşturması temennisini sözlerine ekledi. Safranbolu nun şiirsel güzelliği, duyarlı bir gündemi tüm ülkenin gündemine taşımış oldu. Emeği geçen birçok isim vardı. Basın camiasına iki gün boyunca çok güzel ev sahipliği yapan birbirinden değerli hanımlar tanıdık. Başta Etkin Kadınlar Derneği nin gayretli Başkanı Hatice Bilici olmak üzere Müzeyyen Uzun Hanım, Hülya Karataş Hanım, Mihriban Saraç Hanım ve sürekli gülümseyen gencecik Betül Kocabaş kardeşimiz gönüllerinin zenginliği ile bizleri şaşırttılar. Sakem Müdürü Münevver Esen Hanım kimsesizlere, işsizlere, aşsızlara neler yapılabileceğinin cevabını veren güçlü ve fedakâr kadınlardan biriydi. Sonbahar bütün ağaçları yoruyordu yine. Yapraklar kırılganlıkla yerlere dökülüyordu, kırmızı ve sarı arasında muazzam bir renk skalası ile tabiatı örtüyordu. Gelen misafirlerini safran çayıyla ağırlıyordu şehir. Lokumlar neşelendiriyordu acı kahveleri ve bazı kahvelerin hatırı kırk yıldan fazla sürecekti şüphesiz. Sedef çiçekleri saydam yapraklarında, dostluğu ve tebessümü yansıtıyordu. Bakan gözler; taş örülü duvarlarında, kahverengi cumbalarında, taze badana kokan odalarında, insanı ezmeyen binalarında, Arnavut kaldırımlarında vefayı, diğerkâm bir selamı anımsıyordu. Tarihin nefes aldığı şehirde güzel şeyler oluyordu. Etkin Kadınlar Derneği ve Sakem aralıksız çalışıyor ve kadına sahip çıkıyordu. Safranbolu dan bir el uzandı bu sefer kadınların yaşadığı güçlüklere. Yaşayamadıkları çocukluklarına, mahallede-işte-evde dayatılan haksızlıklara, kırılmış kalplerine, kanayan yaralarına Hakikatli, sahici, içtenlikli yardımlar etkin ellerden geçerek projelendiriliyordu, hayata geçiriliyordu. Evet. Bu, dünyada güzel şeyler de olduğunun bir göstergesiydi. Karabük Valisi nin ve değerli eşinin konağında Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan ve kıymetli eşi Turuncu Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Zahide Ceylan la birlikte içilen çayla, Medya Sofa Safranbolu gezisi son bulmuş oldu. 34 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 35

20 DOSYA SOGLA: Sosyal Girişimci Genç Liderler Akademisi yılında, Dünya Bankası tarafından hazırlanan Yaratıcı Kalkınma Fikirleri yarışmasında Türkiye nin Yaratıcı Kalkınma Fikri seçilen bir gençlik kuruluşu olarak seçilmiştir. Beşinci yaşını kutlayan SOGLA nın kurucusu Timur Tiryaki, kuruluşun gelişiminden ve değişiminden oldukça ümitli. Siz okurlarımız için SOGLA dan kuruluşlarını anlatmalarını istedik. Bundan beş yıl önce, birkaç hayalperest biraraya gelerek yaşadıkları çevredeki sosyal sorunlara gençler aracılığıyla yenilikçi çözümler üretebilmek için bir fikir ortaya attılar. Sosyal girişimciliği üniversite öğrencileri ve genç profesyoneller arasında yayarak; gençlerin toplumsal değer üretebilecekleri fikirlerini gençler aracılığıyla ortaya çıkarmak, geliştirmek ve desteklemeyi amaç edinerek Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden seçtikleri ilk 22 SOGLA Öncüsü ile yola koyuldular. Türkiye de şimdilerde tanımı ve nitelikleri açısından hâlâ tartışma konusu olan sosyal girişimciliği, henüz hiç duyulmamış bir coğrafyada tanıtmaya çalışmak, başlı başına bir meydan okumaydı. bu gençlik kuruluşunun beş yıllık başarılı serüveninin ardında yatan kültür, birlikte üretmemiz İçİn bugün her birimize İlham veriyor Bunun yanında, SOGLA Öncüsü seçilen gençler, SOGLA Mentorları ndan aldıkları eğitimlerle birlikte, sosyal bir sorunu çözmek amacıyla, kendi projelerini üretmeleri ve ürettikleri projelerin finansal sürdürülebilirliğini ise kendileri sağlamaları gerekiyordu. SOGLA bugün beş yaşında. Yaş ortalaması yirmilerde olan, 30 yaş altı gençlerin inisiyatifi ile yürütülen, her yıl kuruluş amacını koruyarak çağın gerekliliklerini kültürü hâline getirebilen, gençlerin gençlere hizmet ettiği bir yoldaşlık ağı. Sosyal girişimcilik odaklı SOGLA Konferansı ile 1500 ü aşkın fiziksel katılımcıya ulaşmış; İzmir den Bartın a, Anadolu da kendi yerellerinde fark yaratan 20 harika genç sosyal lidere SOGLA Öncüleri programıyla destek vermiş, sosyal girişimcilik ekosistemine her yıl SOGLA Akademi aracılığıyla, Okan Üniversitesi nin de desteğiyle yepyeni oyuncular katan bu gençlik kuruluşunun beş yıllık başarılı serüveninin ardında yatan kültür, birlikte üretmemiz için bugün her birimize ilham veriyor. Peki bu kültür hangi değerli başlıklardan oluşuyor? Kişisel Gelişim Bugün SOGLA nın kişisel gelişim kültürünü, Düşün ve Zengin Ol (Altın Kitaplar) adıyla, SOGLA nın kurucusu Timur Tiryaki nin ön sözüyle yayınlanan kitaplar oluşturuyor. SOGLA Takımı nda yer alan ya da SOGLA Temel Etkinlikleri nden herhangi birine katılan genç sosyal girişimciler, amaçlarını vizyona çevirmeyi ve vizyonlarını hedeflendirerek gözle görülür hâle getirmeyi SOGLA yolculukları boyunca, akranlarından öğrenebiliyorlar. En önemlisi de bu kültürün sürekli hatırlattığı yaklaşımı içselleştirme yolculuğuna da adım atmış oluyorlar: İnsanlığa hizmet ederek büyümek. Koçluk ve Liderlik Bizler herhangi birimizin diğerinden daha iyi olduğuna değil, her birimizin içinde ortaya çıkarılması ve keşfedilmesi gereken özgün amaçlar olduğuna inanıyoruz. Bu sebeple SOGLA olarak koçluğu, akranlarımıza ve bizden yaşça büyüklere karşı, onların özleriyle iletişim kurmak için kullanıyoruz. Özetle, koçluk bizlere; bireylerin, kalplerindeki sesin liderliğinde, akıllarıyla ilerlemeleri için kolaylaştırıcılık yapma imkan sunuyor. SOGLA Mentorluk Yaklaşımı Her bireyin yaşam yolculuğunun üç farkındalık sürecinden oluştuğuna inanıyoruz ve bu üç adımı SOGLA Mentorluk Yaklaşımı olarak tanımlıyoruz: Ben Olmak: Bireyler önce kendilerini keşfederler. Hayatta bulunma sebeplerinin, varoluş amaçlarının farkına varırlar. İnsanlığa hizmet ederken diğerlerinden daha iyi yapabilecekleri şeyi bulurlar. Yeteneklerinin, duygularının, düşüncelerinin kontrolü bu aşamada bireyin kendisindedir. Biz Olmak: Birey EGO sunun farkındadır. Onu gelişim alanı olarak kabul eder ancak asla ona hizmet etmeyi yücelik olarak kabul etmez. Biz Olmak diğer insanlarla ve doğanın kendisiyle olan bağı hissedebilmekten geçer. Biz olabilen birey, profesyonel bir dinleyicidir. Empati konusunda ustalaşmıştır. Diğerleriyle birlikte yürümeye hazırdır. Biz le Üretmek: Yaşamın ve insanlığın devamı için biz olmak yeterli değildir. Birbirimizin ihtiyaçlarını ve sorunlarını fark edebilmemiz ve bunlar için sürdürülebilir yenilikçi modeller tasarlamamız gerekmektedir. Bizle üretirken, bireyler arasında bir bağ vardır. Güven ise bu bağın âdeta yapıştırıcısıdır. Bireyler birbirleri için üretirken, insanlığa da gözle görülür hizmetler ortaya koymaya çalışırlar. Daha fazla uzağa gidebilmek için birlikte yürümeyi seçmişlerdir. Tasarım Odaklı Düşünme ve Sürdürülebilirlik SOGLA Mentorluk Yaklaşımı nı doğal olarak ortaya çıkaran, aşamalarından geçerek aşamaları içselleştiren SOGLA 3.0 adını verdiğimiz yeni bireylerden oluşan yürütme ekibi Sürdürülebilir Sosyal Değişim yaklaşımını da odağına aldı: Sosyal, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik. Sosyal Sürdürülebilirlik: SOGLA nın temel etkinlikleri aracılığıyla birlikte yürümekten keyif aldığımız genç sosyal girişimlerin, odaklandıkları ve üzerinde çalıştıkları sorunların öz sorun olup olmadığına özen gösteriyoruz. Özellikle SOGLA Mentorluk Kampı aracılığıyla, arkadaşlarımıza kök sorunları farketmeleri için tasarım odaklı düşünme yaklaşımıyla destek veriyoruz. Çevresel Sürdürülebilirlik: SOGLA Akademi ve SOGLA Mentorluk Kampı nda, sosyal iş modelleri tasarlarken, tüm işleyişin doğa ile dost olmasına önem vererek arkadaşlarımızın iş modellerinin daha yeşil tasarlanması için onlara destek oluyoruz. Ekonomik Sürdürülebilirlik: Türkiye de sosyal girişimcilik kavramının, sosyal sorumluluk gibi kavramlarla karıştırılmasının da önüne geçmek amacıyla, bir sosyal girişimin finansal sürdürülebilirliğinin sosyal fayda yaratan ürün, hizmet, servis ya da mekan tasarımı aracılığıyla gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Sosyal Girişimcilik Yaklaşımımız Sosyal girişimciliği; kâr amacı gütmeyen, ticari ve/veya kamusal sektörler içinde gerçekleşebilen sürdürülebilir, yenilikçi, sosyal değer yaratan faaliyetler olarak tanımlıyoruz. Sosyal girişimciliği, herhangi bir sosyal faaliyetten ayıran dört temel bileşen mevcuttur. Sosyal Etki Yaratma: Sosyal girişimciliğin temelinde kişilerin ya da paydaşların servetini arttırmaktan ziyade sosyal değer yaratma gerçeği ve önceliği yatmaktadır. Bir faaliyetin sosyal olarak kabul edilebilmesi için sürdürülebilir gelişim ihtiyacını karşılaması gerekmektedir. (Örn: sağlık, barınma, eğitim, insan hakları vb.) Sosyal Etki Yaratacak Fırsatları Görme: Türkiye de ve tüm dünyada görülmektedir ki sosyal girişimleri oluşturan sosyal fırsatlar, sosyal girişimcilerin bu gereksinimleri karşılayabilme kapasitelerini fazlasıyla aşmış durumdadır. Bu sebeple, yepyeni modellere ve faaliyetlere, yepyeni oyunculara ihtiyaç duyulmaktadır. Yenilikçi Olma (İnovasyon): Sosyal girişimler, toplumun karşılanmayan bir ihtiyacını, yeni bir pazar değeri de yaratarak giderirler. Kaynak Yaratma & Sürdürülebilir Olma: Bir faaliyetin sosyal girişim olarak tanımlanması için; sürdürülebilirliğini tamamıyla gönüllü bağışlarına bağlamamalı, kendi sosyal sermayesini üretebileceği bir gelir akışı modeline sahip olmalıdır. Bir dönüm noktasındayız. Dünyayı dönüşü olmayan bir tercih yapmanın eşiğine kadar getirdik. Yalnız yürümekle birlikte yürüme arasında, eski dünya ile yeni dünya arasında, korku ile sevgi arasında, para kazanmak ile gönül kazanmak arasında, saklamakla paylaşmak arasında, yok etmek ile yeniden tasarlamak arasında ve bir beş yıl daha gençlerin bu ülkeyi dönüştürebileceklerine olan inancı sıcak tutabilmek için bugün hepinizle birlikte yürümeye ihtiyacımız var. 36 Turuncu Dergİ / Ocak-Şubat 2015 Ocak-Şubat 2015 / Turuncu Dergİ 37

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU 18 EKiM 2014 Uluslararası Çocuk Buluşması, İHH İnsani Yardım Vakfı nın dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiği yetim çalışmalarını Türkiye halkına anlatmak

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü Küreselleşmenin etkisi Devlet bir çok sosyal alandan çekilmiştir Küresel ekonomi sürecinde özelleştirmeler ile eşitsizlik,

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

Biz Gönüllüyüz Ya SİZ?

Biz Gönüllüyüz Ya SİZ? T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı TOPLUM KALKINMASINDA GÖNÜL ELÇİLERİ PROJESİ Biz Gönüllüyüz Ya SİZ? 19 Aralık 2012, Ankara Bir gönüllünün taşıması gereken ilk ve vazgeçilmez nitelik samimi olarak

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak BİZ KİMİZ? Dağ Ortaklığı bir Birleşmiş Milletler gönüllü ittifakı olup, üyelerini ortak hedef doğrultusunda bir araya getirir.

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Stratejik Plan 2015-2019

Stratejik Plan 2015-2019 Stratejik Plan 2015-2019 Bu Stratejik Plan önümüzdeki beş yıl Bezmiâlem in gelmesini umut ettiğimiz yeri ve buraya nasıl geleceğimizi anlatan bir Vizyon Belgesidir. 01.01.2015 Rektör Sunuşu Sevgili Bezmiâlem

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması. Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum,

5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması. Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum, 5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum, Beşinci yılını dolduran Suriye Krizi, küresel bir meseledir doğudan batıya; güneyden kuzeye hepimizi

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

18 Ocak 2002 de STK olarak kuruldu. 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 no lu Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü kazandı.

18 Ocak 2002 de STK olarak kuruldu. 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 no lu Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü kazandı. YETİM RAPORU 18 Ocak 2002 de STK olarak kuruldu. 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 no lu Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü kazandı. Bakanlar Kurulu nun 6 Şubat 2007 tarihli

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gönül Elçileri İletişim Stratejisi Gönül Elçiliği tanımı Gönül Elçiliği: İnsana ve insanlığa hizmet için karşılık beklemeden emek veren kişi ve gruplar için kullanılan

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar,

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar, Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu nun desteğiyle, Enerji

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Hayırların babası olarak anılan,

Hayırların babası olarak anılan, Rukiye ÖZ Koruyucu Aile Bu Çocuklar Bizim Değerlerimiz Hayırların babası olarak anılan, kimsesizlere sahip çıkan 2. Murat ın Döneminde Halka hizmet, Hakk a hizmettir anlayışı ile güzel hayırların yapıldığı

Detaylı

Sevgili Beyoğlulular,

Sevgili Beyoğlulular, Sevgili Beyoğlulular, Övünebileceğimiz değerlerimizden biri de yardımlaşma konusunda gösterdiğimiz hassasiyettir. Bugüne kadar millet olarak ihtiyaç sahibi olan herkesin yardımına koştuk. Dayanışmanın

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Dr. Hüseyin Emin SERT. www.eminsert.org

Dr. Hüseyin Emin SERT. www.eminsert.org Dr. Hüseyin Emin SERT SASAM İstanbul Temsilcisi www.eminsert.org heminsert@gmail.com Strateji Bakış Kültürel kodlarımızı dikkate alan, İnsanımızın ihtiyaç ve beklentisine uygun, disiplinlerarası İnsanî

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Öncelikle KalDer in kuruluşundan bu yana varlığının sürdürülmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Öncelikle KalDer in kuruluşundan bu yana varlığının sürdürülmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim. KalDer de yeni bir dönem Bu yıl KalDer in 20 nci yılını doldurduğu tarihi bir süreci yaşıyoruz. Bu nedenle 29 Nisanda yapılan genel kurulumuzu çok önemli ve anlamlı bir toplantı olarak değerlendiriyorum.

Detaylı

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1 1. Hayata Destek Derneği (HDD), Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı (MAG), Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MK) bir araya gelerek Sivil Toplum Afet Platformunu (SİTAP) kurmak üzere çalışmalara

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor Reel Sektörün Çarkı Faktoring, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin in katıldığı sempozyumda değerlendirildi. Faktoring sektörü

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² )

CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² ) CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² ) İHH Projeler Birimi PROJENİN KONUSU Bu proje, Çad ın başkenti N'Djamena'daki Diguel semtinde 200 m² büyüklüğünde bir cami ve imam evi inşa edilmesini kapsamaktadır. ÇAD

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

IGMG Gençlik Teşkilatı

IGMG Gençlik Teşkilatı IGMG Gençlik Teşkilatı Sosyal Hizmetler Birimi Okul Çantası Kampanyası Gençlerden gençlere, eğitimle geleceğe... Biz kimiz? IGMG Gençlik Teşkilatı (GT), Müslüman gençlerin islami bir kimlik ve toplumsal

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Her birinize hoş geldiniz

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

T.C. 19 MAYIS KAYMAKAMLIĞI ATATÜRK ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. 19 MAYIS KAYMAKAMLIĞI ATATÜRK ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ T.C. 19 MAYIS KAYMAKAMLIĞI ATATÜRK ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ İYİLİK YAP İYİLİK BUL; KİM KAZANMIŞ KÖTÜLÜKTEN PROJESİ HAZIRLAYANLAR Onur GÜNDÜZCÜ-Okul Müdürü Recep YILMAZ-Müdür Yardımcısı Mesude BAYRAM-Din Kültürü

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

ALT YAPI SİSTEMLERİNDE MALZEME KALİTESİ VE DENEYİMLER

ALT YAPI SİSTEMLERİNDE MALZEME KALİTESİ VE DENEYİMLER ALT YAPI SİSTEMLERİNDE MALZEME KALİTESİ VE DENEYİMLER AĞA KENGER AYDIN İL ÖZEL İDARESİ SU VE KANAL HİZMETLERİ MÜDÜRÜ Email adresi???? GİRİŞ VE BİLGİLENDİRME GÖREV ve YETKİ ALANI Müdürlüğümüz hizmet sahasında;

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS PROGRAMI (II.Öğretim) 101 İktisada Giriş I 2 0 2 4 102 İktisada Giriş II 2 0 2 4 103 Genel Muhasebe I 2 0 2 4 104 Genel Muhasebe II 2 0 2 4 105

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI rt O ku ao l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - ARALIK 2015 ÇOCUK HAKLARI 10 Aralık 1948 de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nin kabulüyle birlikte 10

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

Belediyenin gelirleri

Belediyenin gelirleri Belediyenin gelirleri a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d)

Detaylı