GELiBOLU Rüzgarı Dergisi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GELiBOLU Rüzgarı Dergisi"

Transkript

1 GELiBOLU Rüzgarı Dergisi 3 AYLIK KÜLTÜR SANAT DERGİSİ YIL: 4 SAYI: 15 MAYIS 2014 İMTİYAZ SAHİBİ GELİBOLU DERNEĞİ ADINA SÜLEYMAN TAŞ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ SÜLEYMAN TAŞ GENEL YAYIN YÖNETMENİ CELALETTİN KALKAN GENEL YAYIN YÖNETMEN YARDIMCILARI DUYGU KÜÇÜKYELKENCİ ALPER BURCU ERDEM DERGİ KOORDİNATÖRÜ GÜNSELİ BAŞEL YAYIN KURULU MUSTAFA BAŞEL - AFET KORU AYALP AYKUT ULUPINAR - EMİN ERDOĞAN YALÇIN BAĞATIR GRAFİK-TASARIM c.a.n YEREL TEMSİLCİLER GELİBOLU: EROL OKUYUCU ÇANAKKALE: ENDER ÇERDİK BASKI-CİLT BÜYÜK ANADOLU MEDYA GRUP LTD.ŞTİ. İstanbul Cad. Elİf Sk. No: 7/188 İskitler - ANKARA YAYIN İDARE MERKEZİ Muciburrahman Cad. Özçelik İmaj İş Merkezi No: 94 Kat:5 No: 3 ÇAYYOLU - ANKARA İLETİŞİM TEL: /1860 FAX: WEB ELEKTRONİK POSTA 3 Aylık, Yerel, Süreli Yayın Basım Tarihi : Mayıs 2014 GELİBOLU DERNEĞİ NE BAĞIŞLARINIZ İÇİN BANKA HESAP NO. İNGBANK Ümitköy/ANKARA Şb. İBAN - TR DERGİDE YAYINLANAN YAZILAN SORUMLULUĞU YAZARIN KENDİSİNE AİTTİR. ISSN: X EDİTÖRDEN / BİR KISA ÖYKÜ / BEN HARİÇ Celâlettin KALKAN TARİH / ÇANAKKALE ZAFERİ NİN 99.NCU YILI Tufan ERSOY MAKALE / HAYALİMDEKİ GELİBOLU... Afet KORU AYALP TARİH / HISTORY / ORTAK BELLEĞİ VE TARİHİ İNŞAA ETMEK / BUILDING COLLECTIVE MEMORY AND HISTORY Haldun SOLMAZTÜRK ARAŞTIRMA / TÜRK KÜLTÜRÜNÜN KUDRETİ Mustafa BAŞEL KİTAP / KARDEŞİMİN HİKÂYESİ Begün DİNDAR KUTLU TARİH / HISTORY / HAYDİ BİRLİKTE ÖĞRENELİM / LET S COME TO KNOW TOGETHER ANI / AH O ESKİ GÜNLER!.. Sara KARA GÜNCEL / GELİBOLU DA SEÇİM Yalçın BAGATIR ARAŞTIRMA / EY AŞŞŞKK!.. Günseli BAŞEL MAKALE / NEREYE GİDERSEM GİDEYİM? M. Eser EKEN TANITIM / GELİBOLU OSMANLI MUTFAĞI LOKANTASI Emin ERDOĞAN TURİZM / GELİBOLU DA YAPMANIZ GEREKEN 34 ŞEY Emin ERDOĞAN SANAT / AMAN HAAA!.. Burcu ÖZERGENE KÜLTÜR / KÜLTÜR VE AHLÂK Tevfik UMUT SERGİ / GELİBOLU KADINLAR DERNEĞİ ÇİNİ ESERLERİ SERGİSİ Afet Koru AYALP KÖYLERİMİZ / CEVİZLİ KÖY Nihat ENGİN DUYURU / 18 MART ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ ETKİNLİKLERİ VE OKUYUCULARA DUYURU NOSTALJİ / ESKİMEYEN DEFTER ŞİİR / GELİBOLU YA GEL Gülhan GÜLER 36 HABER / DERNEKTEN HABERLER 38 GELİBOLU MUTFAĞI / CİĞER SARMA Halime GETİR Kapak Fotoğrafı :

2 EDİTÖRDEN HER İŞİN İÇİNE BEN KATMAYIN Bir yaz daha yakalamak üzereyiz. Daha nice yazlar yakalayabilmek dileğiyle hepinize gönüllerce selamlar sevgiler sunarak başlıyorum sevgili gençler. Yalnızca gençler değil; Dergimizi ve Derneğimizi izleyen her yaştan tüm dostlarımız çok iyi biliyorlar ki, sadece vermeye gönüllü olanların, hiç kimseden hiçbir şey koparmaya, tırtıklamaya niyeti olmayanların buluşma yeri olan bu hareket, GELİBOLU DERNEĞİ, işte bu karakterine olan güveniniz sayesinde her geçen yıl gönüllerde büyüyor, gücü katlanıyor. Şükürler olsun ki bu yıl da öyle oldu. Hareketin eksikliklerini, zayıflıklarını da tartıştığımız gelenekselleştirilmiş konsept toplantılarını her ayın üçüncü Pazar günü Ankara da gerçekleştiriyoruz (sadece paramız yok şimdilik ve başka bir eksiğimiz bulunmamakta hamdolsun). Gelibolulu olan / olmayan (ama gönlünde mutlaka yoğun bir Gelibolu birikimi yaşatan) sınırlı ama değerli bir kadro ile buluşuyoruz. Orada, en üst dereceden akademik unvanlara sahip ama son derece mütevazi güzel insanlar, çok güçlü bilimsel donanımı olan bilim insanları, bize, Geliboluluğa birikimlerini sunuyorlar. Orada, devlette, kamuda ve özel sektörde geçmişte ve halen yüksek düzeylerde yöneticiliklerde bulunmuş insanlar, cömertçe birikimlerini sunuyorlar. Katılımcıların hepsi de, işin içine hiçbir BEN katılmamış dupduru yaklaşımlarıyla, karınca kararınca, GELİBOLULUK üretimine mütevazi katkılar sağlamaya çalışıyorlar. Hatta laf aramızda, hareketin ihtiyaç duyduğu tüm mali desteği de özveriyle sadece onlar karşılıyorlar. Bunları neden mi anlatıyorum? Şundan. Geçenlerde bir dostumla, kadim bir Gelibolulu dostumla sohbetteyken, konu döndü dolaştı, geldi GELİBOLU DERNEĞİ nin neler yaptığı sorusu eşliğindeki inceden bir dokundurmayla, hareketin eleştirisine oturdu. Onunla da kalmadı, sadece hareketin kurumsal eleştirisine değil; harekete gönül vermiş bir takım isimlerin kişisel eleştirisine de geldi oturdu. Hem de lök gibi affedersiniz. Ama bu haksızlıktı. Gerçeklerle bağdaşmıyordu. Hiçbir şey vermeden almak için yaşayanların konseptiydi bu yaklaşım. Ne yazık ki öyle işte. Ben ci ve insafsız. Eleştirme gibi gösterilen bozuculuk diyeceğim ama dilim varmıyor. Üzüldüm. Dahası utandım dillendirdiği yanlışlardan. Çünkü Geliboluluda vardır utanma. Söylemeden edemeyeceğim ama, biliyor musunuz, sonunda, yanımdan ayrılırken ben değil kendisi utandı o dostum. Sarılıp kucaklaştık hepsi bitti gitti. Geçen yayın döneminin yerel seçim atmosferinde geçirilmiş olmasından da kaynaklanan nedenlerle, DERNEK ve DERGİ ile kendince hesaplaşma ihtiyacı duyan bir takım insanlar oldu. Hoş gördük. Ama, içlerinden bazıları, DERNEĞİN böyle bir ihtiyaç halinde olmadığını görünce, belli ki bu hareketten gelecekte bir zarar görecekleri vehmine kapıldı. Halbuki DER- NEĞİN siyasal hareket olmadığı, bir GELİBOLULUK hareketi olduğu tüm sayılarımızın içeriğinde görülür. Yanlış anlaşılmasın, hareketimiz siyasete ve siyasetçiye karşı değildir. Siyasi uğraşlar ülkeye, yöreye hizmet etme sevdası içerir ve kutlanası insanlardır siyaset insanları. Dediğimiz şu ki, BİZ bu hareketin içinde olduğumuz sürece SİYASETİN İÇİNDE OLMAYACAĞIZ. Budur. Gelibolu nun güzel insanları, lütfen BEN ci olan ve olmayanları ayırt etmekte özenli olmayı, GELİBOLULU DURUŞU nuzu güçlendirmeyi ısrarla sürdürün. İnsanların öğrenme hakkını ve keyfini kullanmaya çalışırken karşılaşabileceği en insafsızca tuzağın yanlışların doğruymuş gibi ittirilmesi tuzağı olduğunu akıldan çıkarmayın. İçine yanlış gizlenmiş doğrular, tamamen yanlış olanlardan katbe kat daha zehirlidir. Çünkü, yanlışı fark etmek çok zor değildir ama, doğrunun içine gizlenmiş yanlışı benim diyen kolay beri fark edemez. Yeterince gençseniz ki ne güzel bir şey öyle olmak -, gençliğinde bu tuzağa düşenlerden, büyüklerinizden, canlı tanıklardan, bu tuzağın GELİBO- LULUĞA verdiği zararları bir ara dinleyin, öğrenin. Sevgili gençler, GELİBOLU nun, artık onlardan, o büyüğünüz olan kişilerden, anne ve babalarınızdan ve de onların anne ve babalarından daha çok ve fazla olarak SİZİN HAKKINIZ olduğunu bilin. Ortaya konan çabaların, sürdürülen tüm gayretlerin, bunlar her ne kadar gençlik haklarını sizden daha önce kullanmış yaştakilerce dile getiriliyorsa da, SİZİN İÇİN, gelecekteki sizin GELİBOLUNUZ için yapılmakta olduğunu görmezden, bilmezden gelmeyin. Özgür ve özgün olmaya ömrünüzce özenin. Paylaşımcı olun. HER İŞİN İÇİNE BEN KATMAYIN. BİZ in de epeyce zevkli keyifli olduğunu tadın. Tadın, bırakamayacaksınız. Dergimizin bu sayısındaki yazımı, ümidimiz, gururumuz, geleceğimiz olan GELİBOLU GENÇLERİNE adıyorum. Sadece 19 Mayıslarda değil; yılın her gününde yüreklerinizde yaşattığınızı bildiğim 19 MAYIS ATATÜRKÜ ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINIZI bir kere daha gönülden kutluyorum. Gözlerinizden öperim sevgili gençler. Celâlettin KALKAN 2

3 ANILAR VE KÜLTÜR SİNEMA SEYRETMEK BÜYÜK ZEVKTİR Yazan : Süleyman TOKGÖZ Em. Gazeteci. Basın Şeref Kartı sahibi Ömrümün 65 yılında ilçede 4 çeşit iş yaratmak için çaba sarf ettim.. Matbaa, yerel gazete, spor ve sinemacılık..57 sene matbaa ve gazetecilik, 30 sene sinema 20 sene futbol Fırıncıoğlu Matbaası ile ilçede ilk matbaayı, Yeni Gelibolu Gazetesi ile ilk yerel gazeteyi, Hürriyet sineması ile ilk yazlık sinemayı açtım. Geliboluspor da ise kalecilik yaptım O zamanlar her yeniliğe şüphe ile bakıldı, bu insanların sayısı 100 kişiyi belki geçmiyordu, sinek küçük ama mide bulandırır misali.. Ben aldırmadım bunlara. Çünkü siz yeter ki yapacağınız iyi işlere gönül verin ve çalışın o işler bütün zorluğa rağmen gelişir yılında Yazlık Hürriyet sinemasını açtım(şimdi Salomon un oğlu Rahmi nin mağazasının olduğu yer). Yerel yönetim izin vermemişti. Dönemin 2 nci Kor. Kur. Bşk. Albay Semih Sancar a çıktım. Kendisi ihtilal döneminin Kaymakam Vekilliğini yapıyordu, Hancı Ali nin kiracısı idi. Bizim mahallede oturuyordu. Bana sinemayı aç ismini de (Hürriyet) koy demişti. 30 yıllık sinemacılık hayatım böyle başladı. Gümrükten çektiğim dönemin en iyi sinema oynatıcı makinasına sahiptim. Sinema bileti 50 krş ama Belediye bilet başına 20 krş vergi alırdı. Sinema ilçede çok tutuldu. Para kazanamadım bu yüzden. Sinemayı Mayısın ortasında açar, Okulların açılmasına yakın kapatırdık. Filmleri bir hafta gösterimde tutmak suretiyle kiralardık. Hava yağışlı oldumu bu sizin için zarar demekti. Bu yüzden gözümüz hep bulutlarda idi. Hürriyet sineması, O dönemi yaşayan insanların hatıralarında bence önemli yer tutuyordur kişilik sinemada hafta sonları 2 film birden oynatırdık ve sinema dolardı. Sezonun en güzel filmlerini İstanbul seyircisi ile aynı zamana seyrettirdik. Sinema dışında İstanbul dan gelen tiyatrolar ve ses sanatçılarına konser için sinemamı tahsis ederdim. Hiç unutmam, bir keresinde 50 sanatçı THM ve TSM den sabaha kadar süren konser vermişti. Bir süre sonra ilçede öncülüğünü yaptığım bu alanda birçok sinemalarda açıldı. (Doğan,Mehtap, kışlık İkizler, Orduevi yazlık, kışlık Atmaca v.b) Ama Hürriyet sineması Trakya nın bile en güzel ve ferah sineması idi. Çünkü amfi sistemi gibi basamaklı yapmıştım. Birçoğu akabinde kapandı ama Hürriyet sineması 1985 yılına kadar ayakta kaldı. Sonra sinemacılığı kışlık kapalı mekanlarda sürdürdüm. Bu arada gazete çıkarmaya da devam ediyordum den sonra ilçede sinema kalmamıştı yılında özel gayretlerim ile Tekirdağ daki bir işletmeciye sinema salonu açtırdım. 2 yıl sürdü ve kapandı.benim bu hayat öykümde yanımda hep TAŞ ailesin çocukları vardı. En büyük yardımcılarım onlardı. Rahmetli şehit Astsb Halit Taş ile başlayan bireylerden Em. Asb. Soner Taş, Em. Kur. Alb. Süleyman Taş ve Em. Hv. Alb. Ahmet Taş ın yardım ve gayretlerini hiç unutmam. Onlardaki saygı, sevgi, ustalığı ve işe bağlılığı çok takdir etmişimdir. Dönelim yine sinemaya. Son 20 yılda Amerikan ve Avrupalı film yapımcıları Türkiye deki sinema salonlarını kiraladılar veya satın alarak sektöre hakim oldular. Bir süre Türk sineması bu yüzden zor duruma düştü. Kısıtlı bütçelerle çektikleri filmleri oynatacak salon bulamadılar. Bilet fiyatları da çok yükselmişti. Halen de yüksektir. Bu pahalı biletlere rağmen sinema seyircisi artıyor. Türk sineması da geliştikçe bu pastadan daha çok pay almaya ve kaliteli film üretmeyi başardı. Sinema özellikle her kesim için önemli eğlence ve kültür arenasıdır. Bu nedenle, Her ilçede 2-3 sinema salonu olması gerekiyor. Nihayet ilçemizde Belediye Başkanımız Mustafa Özacar ın gayreti ile daha çok yeni olarak bir sinemaya kavuştuk. İlçemizde eski Halkevi sineması da açılmalı (Şimdiki Kız Meslek Lisesinin Salonu).. Bu konuyu yetkililerin dikkatine sunmak istedim. İlçemde yaptığım hizmetler karşısında daima saygı ve sevgi gördüm. Bu nedenle değerli Gelibolulu hemşehrilerime minnettarım. 3

4 ANILAR VE KÜLTÜR Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV Shakespeare On ikinci Gece adlı oyununda oyunculardan birini şöyle söyletir: Özlem er ya da geç sallanır, eskir ve yiter gider. Gelibolu deyince, bende öyle olmadı. Gene Shakespeare Antonius ve Kleopatra da der ki: İçimde hiç bitmeyen bir hasret var. İşte, şimdi oldu! Az sayıda dünya kenti kahraman sıfatı kazanmıştır. Gelibolu bunlardan önde geleni. Ben kahramanlığı bize şan vermiş, ama karşımızdakilere karabasan olmuş bu kentte doğdum. Eski nüfus cüzdanıma babam şöyle yazmış: 24 Nisan 1932 de, sabah, fenere bakan odada Ancak, ben daha doğmadan, görevle Gelibolu ya gelen (Atatürk ün İçişleri Bakanı ve CHP Genel Müfettişi) Şükrü Kaya bizim evde hamile gördüğü anneme oğlan olursa adını benimkiyle kafiyeli Türkkaya koyun demiş Babamın işleri nedeniyle ben altı yaşındayken o kentten çıktık. O günden bugüne denizden girişte çift limanı, yokuş boyunca çarşısı, sağında Yahudi mahallesi, ileride Fransız gömütlüğü, eşi olmayan Hamza Bey Koyu, üstü açık namazgâh, Bolayır a giden yol, beyaz boyalı Belediye, yakınında (benim üçüncü sınıfı okuduğum) Namık Kemâl İlkokulu, güzel bahçeli Büyük Cami ve tam karşısında bizim (fener yakınındaki evden çıkıp) dört yanı bahçe içinde iki katlı yeni evimiz, aşağı mahallede akrabalarımız (mühendis Ersin Arıoğlu ve televizyonun başarılı sunucusu Erkan Oyal la kardeş torunlarıyız), yukarıda göçmen evleri ve daha bir sürü görüntü ikide-bir aklıma gelir. Yeni evin arka pencerelerinden Yaz-Kış köpüklü deniz, ardında Çardak la Lapseki görünürdü. Lapseki de eski Helen in köle-doğmuş ünlü Stoik düşünürü Epiktetos un bir okulu varmış. Önemli olan şu ki, derslere kadınların da katılmasında ısrarlıymış Evimizin hemen dışında koca çeşmenin bir yanında Piri Reis anıtı, ötesinde yoğurtçu Azmi de tadına doyum olmayan peynir helvası Konserve sardalyenin öncüsü Alaeddin Bey i şimdi kaç kişi anımsayabilir? Ama ben bugün de onun adını taşıyan konserve balığı alırım. Ailenin işinde otuz yılı aşkın çalışmış (ve beni de gece yarıları uzakta demirlemiş olan gemilerin merdivenlerinden kucağında Gelibolu özlemim Savaş olasılığına karşı Gelibolu ya gelerek savunma önlemlerini denetleyen Maraşal Fevzi Çakmak ın bu fotoğrafını Orduevine doğru yürürken teyzem (sonra Avukat) Şukufe Hanımla birlikte çekmiştik. taşımış olan) olan İhsan ağabeyin adını da hemen anmalıyım. Gelibolu ya, ikinci kez, evlendikten hemen sonra eşimle birlikte ve birkaç yıl sonra da, ben kırk üçümü sürerken anneleriyle iki küçük kızımızı da alarak gelebildik. Evlendikten sonraki gelişte, hemen Hamza Bey Koyu na. Çok küçükken sık gittiğimiz yerdi. Masayı, sandalyeleri kur, karpuzları havuza at. Ne soran var, ne eden. Ancak, yıllar sonra, çevresi kapatılmış; içi bol ağaçlı ama, kapısında silâhlı bir er giremezsiniz diye dayatıyor. Ne var ki, (SBF den eski öğrencimiz) Gelibolu Kaymakamı ve (yedek subayken birliğinin Adapazarı ormanındaki manevrasında) tercümanlık görevini yapmış olduğum korgeneral beni uzaktan hemen tanıyıp çağırınca, sorun çözüldü Bir atasözünü biraz değiştirerek derim ki: Dağların dumanı gider, bu özlem yok olmaz. Bu özlemi bir ya da birkaç yazıya sığdıramam. Eğitimimin önemli bölümü İstanbul da ve sonra Amerika da geçti; dönüşte A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi ne girdiğimden, bunca yıldır da Ankara dayım. Ama ilkokula daha gelmeden önceki ilk birkaç yılım Gelibolu nun maviliğinde geçti. Göğü ve denizi hep açık ve duru anımsıyorum. Ancak, birkaç Ramazan ayının art arda Kışa rastladığı da aklımda. Okula Gelibolu da değil, İstanbul da Cağaloğlu nda Birinci İlkokulda başladım. Ama Gelibolu da hem öğretmenlerin, hem ordunun bir tür maskotuydum. Namık Kemâl İlkokulunda beşinci sınıfı okutan Sabahat öğretmen benim de o sınıfa kayıt yaptırmadan devam etmemi istedi. Beş yaşında bile değildim ama, her sabah Cami-i kebir Mahallesi, 1 sayılı evden siyah önlük ve beyaz yakayla evden çıkar, yürüyerek yakındaki okula gider, öğretmenin tam karşısında ilk sıradaki yerimi alır, ders dinler kalk, bir şiir oku dendiğinde isteneni hemen yapardım. Evde anneannem bana okuma-yazma ve biraz hesap öğrettiği için, İstanbul da bir sınava girip birinci sınıfı atladım ve doğrudan ikiye yazıldım. Bu nedenle, eğitimimin sonuna değin, sınıf arkadaşlarımdan sürekli olarak en az bir yaş küçüktüm. İlk öğretmenim olan anneannem Rafet Hanım ve onun annesi (Kafkasya göçmeni Hurşit Kaptan ın eşi) Sabriye Hanım Gelibolu doğumludurlar. Eve her gün Cumhuriyet gazetesi alınırdı; hafta 4

5 ANILAR VE KÜLTÜR 3.Bir ulusal bayramda beyaz boyalı Belediye Başkanlığı balkonunda şiir okurken Gelibolu yılları sonları da benim için Yavrutürk dergisi. Bu yüzden, ilk söküp okuduğum sözcük başlıktaki Cumhuriyet tir. İlk kitap da Namık Kemâl in Vatan yahut Silistre si. Anneannem Yaz-Kış çırpıntılı ve uzaktan yer yer beyaz köpüklü Çanakkale sularına bakan mutfağımızda yemek yaparken, bu yapıtı bana baştan sona sesli okutmuştu. Gönüllü zabit İslâm Bey in savaşta kılıcı kırılır, sorardı bana: Acaba neden? 1931 baskılı bu kitap hâlâ bendedir. Şinasi ve Ziya Paşa nın adını da ilk oradan öğrendim. Namık Kemâl in şiirlerini okula yazılmadan önce kendi kendime ezberliyordum. Örneğin, Namus ile irfanı yetişmez mi mükafat?/ İkbâl yolu gerçi Kemâl in kapanıktır/ Çok ak göremezsen de saçında, sakalında/ Elminnetülillâh yüzü ak, alnı açıktır. Ozanın mezarı yakında Bolayır daydı. Oraya birkaç kez atla gittim. Atı sağlayan (yıllar sonra, eski Milli Birlikçilerden Numan Esin in kayınpederi olacak olan ve) dedemin yeğeni (o zaman) genç üsteğmen Ekrem Bey di savaşının başlama olasılığı karşısında, ordumuzun önemli bölümü Trakya ya kaydırılmıştı. Tehlike olsa olsa Avrupa dan, Hitler nazizmi ile Mussolini faşizminden gelebilirdi. Bu yüzden, Trakya subay ve askerlerimizle doldu taştı. Gelibolu da askerle kaynıyordu. İçlerinden Zihni üsteğmen beni neredeyse evlât edindi. Ailenin izniyle elimden tutar, lokantaya götürür, beni konuştururdu. Genç bekâr subayların belki de tümü Gelibolu da evlendiler. Büyük teyzemi de tanıdığım en kibar ve düşünceli kişilerden biri olan (Trabzonlu) üsteğmen Saffet Bey istedi. Mareşal Fevzi Çakmak la İsmet Paşa yı da ilk kez Gelibolu da gördüm. Kara ordusunun başarısını manganın iyi yetişmesinde gören Mareşal korugan denilen mitralyöz yuvalarının yerlerini kendi saptamak için gelmişti. Kaldığı yeri bildiğimizden, küçük teyzemle birlikte evin önüne gidip fotoğrafını çekmiştik. İnönü de geldiğinde, tüm Gelibolular iki limanın çevresine doluştular ve onu getiren küçük bir araç eski gümrük binasının önüne gelinceye değin halktan çıt çıkmadı, ama sürücünün yanından gri bir manevra elbisesiyle çıkıp görününce, yer yerinden oynadı. Savaş endişesi nedeniyle, Gelibolu bir asker kenti oluverdi. O zaman (Arapçadan toplantı yeri anlamına) mahfil denen orduevi aynı zamanda bir 5

6 ANILAR VE KÜLTÜR kültür ve kaynaşma merkeziydi. Böylesine başka bir merkez de hemen karşısındaki halkeviydi. Ben ilk filmi oralarda gördüm, ilk tiyatro yapıtını oralarda seyrettim. Her ikisinde de kitaplık, balo ve bilardo salonları vardı. Bahçelerinde nişanlar, düğünler olurdu. O birlikteliğin birinde ön sırada oturan bir üsteğmen 1965 lerde Genel Kurmay İkinci Başkanı oldu. Sonraki Genel Kurmay Başkanlarından Nuri Yamut u, o zaman Tümgeneral Muzaffer Tuğsavul u ve Tuğgeneral Cevdet Bilgişin i Gelibolu da tanıdım. Beni oradaki ordunun maskotu yaparak asker terzisinde teğmen elbisesi diktirip ulusal bayramlarda bana gece gündüz demeden şiir okutan onlardı. Alıp beni birliklerine götürür, (tabancadan mitralyöze değin) silah talimi yaptırırlardı. Yıllar sonra, Bilgişin in kızı ve ailesiyle tanıştığımda, generalin ayrıca çok iyi bir suluboya ressamı olduğunu duvarlarındaki örneklerden anladım. Benim meslekten ilgi alanım Uluslararası İlişkiler olmakla birlikte, Türk resmi üstüne (çoğu yabancı dilde ve yurt dışında olmak üzere) on bir kitabım yayımlandı. Gelibolu da her zaman daha dünmüş gibi anımsayacağım bir anım tüm isteyenlere ev ev dolaşıp gazete ve dergi dağıtan Gelibolulu satıcının eşsiz Atatürk ün hastalığı sırasında, bir ara iyileştiğinde Ailece Bolayır da Namık Kemal mezarı başında. Ön sırada ninem, ben ve ablam arkada babam, teyzem, en arkada annem. Sağdaki çift Gelibolunun doktoru. Orduevi ile Halkevi arasındaki meydanda, bir ulusal bayram nedeniyle şiir okurken, Arkadaki kişi şiiri yazmış olan Ortaokul öğretmeniydi. bu haberi sevinerek ve sokaklarda bağıra bağıra açıklayarak koşuşturmasıdır. O sesi bugün de duyuyorum. Çarşının yukarıdan başladığı yerde dolaşarak beyaz leblebi satan biri vardı. Biz çocuklar, yani ben, yakın komşumuz Haşmet Bey le Nedret Hanım ın oğlu (cin gibi akıllı) Engin ve Mektep Sokağının sonundaki komşumuz Avni Bey in oğlu Ercan leblebicinin yakınından geçerken, cebimize biraz leblebi koyar, para almazdı. İstese de, bizde para yoktu zaten. Paraya gereksinim de duymazdık. İlk altı yılım böyle bir Gelibolu da geçti. Her ailenin bir misafir günü vardı; bizimki Pazartesiydi. Tanıdıklar gece yatıya da gelirlerdi. Bir geceliğine değil, 3-4 günlüğüne, ya da haftalığına; gerçekte, uzakta da oturmazlardı, kimi zaman bir öteki sokakta. Biz eski Gelibolulular böyle komşuluğa alıştık. Hele bir evde evlenecek kız varsa, çeyizi için birkaç hanım gider ve orada günlerce yorgan işlerlerdi. Bu gibi işlerde iki kız kardeş Finnuriler çok özveriliydiler. Gelibolu Balkan faşizminden kaçan Türk ve Müslüman ailelerin ilk uğrak yerlerindendi. Bulgaristan, Romanya ya da Yunanistan da tüm varlıklarını bırakıp yalnız canlarını kurtarma derdinde olduklarından, hiçbir şeyleri yoktu. Kimine göçmen evleri verildi. Bakamadıkları çocuklarını göreceli olarak varlıklı yerli ailelere emanet ederlerdi. Bize de Gülsün, Gülter ve Fatma adlarında ilki Romanya dan ve öteki ikisi Bulgaristan dan üç küçük kız çocuğu bıraktılar. Ben onlarla büyüdüm. Ayrı odalarda yatarlar, mutfak işinde yardımdan başka bir şey yapmazlardı. En büyükleri olan Gülsüm ü Gelibolu da (genç ve yakışıklı) bir polis istedi, verdiler. Biz ailece Gelibolu dan çıkarken, bizim evin eşyalarını da onun evine yollatmışlar Benim gözümde tutan Gelibolu budur. 6

7 GELİBOLU HAYALCİSİ Sevgili memleketlilerim Öncelikle hepimize Bunları size anlatmamdaki geçmiş olsun. Büyük deprem kapımızda ve kapımızı sebebim, ailelerin ço- cuklarının meslek seçiminde çalmaya başladı. Bizler yanlarında olmaları. Öncelikle geçmişimizden ders almayı bilsek ne ala yoksa temel konularda eğitim alma- kalıcı meslekler seçmelerinde, bu sarsıntının ana deprem larında, ana dillerinin yanında olduğunu ve artçıların bizi muhakkak bir lisanı cok iyi öğrenmelerini sağlamalıyız. rahatlattığını düşünüp yaşamaya devam ederiz. Ükemin kanayan yarası Tabi bizim gibi düşünenler vede konuşanlar hal- özel Üniversite tuzağına düşmemelerini özellikle tavsiye kı galyana getiren ve de ederim.buralar tam bir para korkutanlar oluyor. Varsın olsun, belki içinizden biri tuzağı aman dikkatli olun. Çocuklarınızı geçmişi olan köklü kulak asar da yaşam alanını ve ortak yaşam alanlarını okullara yönlendirmeliyiz. Hazırlık yılında muhakkak des- depreme karşı korunaklı hale getirir. İşte ozaman tek aldırın.ailenin mesleğine ne mutlu bize ve bizim gibi devam etmesine dikkat edin. düşünenenlere. Okuduğu yıllarda muhakkak Gelelim ana konumuza.. bir büroda sıtaj yapmasını Gençlerin meslek seçi- mi ve de üniversite sınav sağlayın, bunun için okuduğu şehirde bu imkanı olmalı. sonuçlarının değerlendirilmesi Kalacağı yerde uygun olmalı, hakkında yazacak- bunun için en uygunu tanıdık larıma. Ben sizlerin içinden GELİBOLU LİSE sinden Afet KORU AYALP gençler sonrada sizler karşı çı- bir aile yanı desem öncelikle mezun oldum. Mesleğimi karsınız ama yine de siz bir düşünün. Aile değerlerini yaşaması başka nasıl sağlanır?. sevgili kuzenimin yönlendirmesi ile seçtim. İlk seçimim tam anlamıyla uçuk kaçık Çocuklarımızın illa doktor mühendis olması gerekmiyor. bir seçimdi. İş böyle olunca aile konuyu ele aldı iyide etmiş. Ben gencin kendi başına bir seçim yapabileceğine Her meslek takdiri gerektirir, lakin dikkatli olmalıyız.iş imkanı olan meslekler her zaman geçerlidir. Kasabamın kuşkuyla bakarım nede olsa tecrübem var. Çiftçi bir aileden gelen yöremin kızı botanikçi olmak ister hele birde hangi meslek gurubunda meslek sahibine ihtiyacı var araştırması muhak ki kasabamın görevlileri taraından idealist ise. Ver elini doğu ilinde bir üniversite. Nerede yapılmıştır.bu araştırmaların sonucunu dikkate almalıyız. yatılır? Nerede kalınır? Oralarda nasıl yaşanır? Tabi bunu düşünmek başında kavak yelleri esen lise mezunu için hayal bile değil. Çalışır kazanır, bursumla okurum diyorsunuz da olmuyor. Bu idealist düşünce bana tam bir yıla keresini yapmanız ve ona göre karar vermeniz en iyisi, Sevgili ebeveynler bir araya gelip konunun müza- mal oldu. İkinci sınavın sonunda sevgili kuzenim bana yoksa diplomalı işsizler kervanına katılan çocuklarınız mimarlığı uygun gördü ve tercih sıralamamı yaptı. için üzülmek malesef para etmiyor. İnanın mimar olarak sadece MİMAR SİNAN ı bilen Kısacası yine elele vermenin tam zamanı. Açık mesleklere çocuklarımızı yönlendirin ki kasabamızdan be- ben, mesleğin okuluna başladığımda konuda kör cahildim. Birde okulların açılmasından epey sonra derslere yin göçü olmasın. Ben kendi mesleğimle ilgili tüm sorulara başlamam tam bir komediydi. Gelin görün ki bugün mesleğimi severek yapıyorum. cevap vermeye hazırım.mutlu zamanlar sevgili memleketlilerim. 7

8 KÜLTÜR DÜNYAMIZ ANNELER GÜNÜ!... Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadınların ve annelerin eseridir!...atatürk. Bu sabah gazetede bütün duygu dünyamı altüst eden bir reklam gördüm; Anneniz için en güzel hediyeler bizde!.. diyordu. İnsanların duygularının sömürüldüğü ve incitildiği bu tür sunumlara hep karşı çıkmama rağmen, bu reklam benim çok ilgimi çekti. Reklamı yapılanlar gerçekten çok hoş objelerdi ve beni yıllar öncesine, annemle, ana-kız ilişkisini dolu dolu yaşadığım o korunaklı, mutlu, cıvıltılı, sırtımda dünyaları taşırım nasılsa annem var özgüveni içinde olduğum günlere götürdü. Annem de hep çok güzel şeyleri severdi, bakımlı bahçeler, şık giysiler, çiçekli porselenler, özenle dikilmiş perdeler, mobilyalar.. Oysa yaşam ona, var olma telaşı ve çocuk yetiştirme gayreti içinde olan bütün annelere olduğu gibi, çok sevdiği bu güzelliklerin ne yazık ki çok az bir kısmını sunmuştu. O da bunu asla dert etmeden, elde edebildiğinin daha fazlasını, biz çocukları için dilemişti ve hep bu dileğin gerçek olması için çırpınıp durmuştu. O yıllarda doğum gününden başka böyle özel günler, kutlamalar çok az oluyordu galiba. Ama, zaafları kullanarak tüketimi körükleyen ekonomik düzen henüz bu kadar etkili değildi sanırım. Bahçelerden toplanmış bir demet çiçek bile insanların, ayrıcalıklı olmanın keyfini ve mutluluğunu yaşamasına yetiyordu!.. Annem için de en güzel hediye, evlatlarının mutluluğu ve iyi olmaları tanrının inayetiyle sunulmuş bir lütuftu. Bizim analı-kızlı olan yaşantımız da, hiçbir çıkarı, karşılığı olmaksızın, sırf vermeye dayalı ama ne yazık ki çoğu zaman tek taraflı- dünyanın en yalın, en büyük sevgisiyle sarmalanmış, başkaları gibi yaşadığımız, sıradan ve çok acıdır ki - hep burnumun direği sızlar- kısacık ömürlü bir ortaklıktı. Zamanı geri çeviren bir düzeneğim olsa, biran bile duraksamadan onun; hadi kızım, okula geç kalacaksın, kalk kahvaltını yap! diye hala kulağımda ünleyen sesinin olduğu o sabahlara dönerim. Hem de bazen arkadaşım Sevinç in de katıldığı, annemin gürül gürül yanan kuzinesinde hazırladığı o dünyalara bedel orta halli kahvaltıların sabahına. Ve ona derim ki; Anne seninle konuşacak ne kadar çok şey var biliyor musun?.. Hala sana söyleyemediklerim ama kimselere de söyleyemeyeceklerim mesela derim. Ayrıca, bir de sırf senin için olan ama senin asla duyamayacağının Günseli BAŞEL acı gerçeğiyle bütün dünyaya duyurmak istediklerim.. Ve anne derim: Sen benim; Sabır taşımda sert çeliğimsin, acıdığımda can ilacım,sevdalarımda beyaz sütüm, adak mumum, çerağım, iki gözümsün! Ağustosta kurumuş topraklara yağan bereketim, yaprağımda her sabah terim, çöl gönlümde yediverenim, sedefim, ak incim, bitmez hazinemsin! Kış ayazında boynuma doladığım yün şalımsın, seymenin yeleğindeki nakışım, iğnenin ucundaki oyamsın!... Karacaoğlan dan Güzelleme m, nihavendim, dokuz-sekizlik tınım Bolerom, 9.senfonim, İstanbul um, Ohri m Türkiyemsin!... Güllü lokumum, acı çikolatam, mavi rengim, billur kahkaham; canım annemsin!.. Sensiz geçen 30 yıl Ahh..seninle paylaşmak istediğim neler var neler!... Sana ilkönce ama ben daha büyümedim ki!.. derim. 8

9 KÜLTÜR DÜNYAMIZ Sen olmayınca hala yol ayrımlarında nereye sapacağımı kestiremiyorum, bocalıyorum derim. Anne, hani o yedi kral var ya, senin hep kendinden fedakarlık edip, boyun eğerek barışık durduğun, ben hala onların kimisiyle bazen küsüyorum ya derim, ben senin kadar sert çelik değilim, hala tökezlediğim oluyor, derim.. Ama gözün arkada kalmasın be annecim derim, tökezleyince de bana uzanan eller var O ellere sımsıkı sarılıp, dimdik kalkabiliyorum bak, derim...ben de senin gibi kahkahaları seviyorum, deniz kıyılarını, dost meclislerini, güzel giysileri, sinemayı... Senin yaşayamadığın bazı kolaylıklar da var benim yaşantımda derim, sen de; E e, çağın gereği be kızım!.. dersin, üstelik sevinirsin bilirim. Bir de derim ki; Anne bana o kuzinede bir dilim ekmek kızart, ama üstüne senin kokun sinsin. Birde o yemeklerinin tarifini, sahi onların içine ne katıyordun, sevgini değil mi?.. Zaman yolculuğunu yapamadım ama gönlüm rahat verir mi hiç? Şimdi bir Ankara- Çayyolu sabahının, ha gayret! bir öğlene dönüvereyim dediği kuşluk vaktinde, elimde az şekerli bir kahve, sanki karşımda oturuyormuşcasına; anne diyorum, seninle bir yerlere gidip, şöyle ana-kız, karşılıklı, hiç keyif yaptık mı?.. Pek anımsamıyorum, ama ben arabanın direksiyonundayken seni, o ne giyse yakışır hallerinle yanıma oturtturuyorum bazen, doğru deniz kıyısına Haydi diyorum; hani senin sevdiğin gibi şöyle bakımlı, şık bir mekanda, karşılıklı bir kahve içelim!.. Senin elinden çıkan gibi olmaz eminim ama biz yine de öyleymiş gibi yapalım, ha bu arada benim sana bir ufacık hediyem var!.. Senin bana yaşattığın mutlu ve korunaklı çocukluğumun her bir demini ilmek ilmek dolayarak ördüğüm minnet ve hasret şalını, izin ver senin omuzlarına örteyim!.. Sonra da fincandan çıkan buğuda belli belirsiz gördüğümü sandığım senin hayaline bakarak ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN! diyorum (*) Kurtuluş Savaşında İnebolu dan, çocuğunun üstündeki yorganı alıp, yağan kardan zarar görmesin diye kağnılarla taşıdığı cephaneyi örterek, vatanın kurtuluşu için çocuğunu feda eden Şerife Bacı ve tüm kahraman kadınların anısına!... (*)Gelibolu fotoğrafları arkadaşlarımın arşivinden. Gelibolulu Deprem Gerçeğini Unutma-Tedbirini Al 9

10 BAŞKENTTEN-SANAT GELİBOLU SENFONİSİ GELİBOLU SENFONİSİ E. Tuğg. Haldun Solmaztürk Senfoniler, bilindiği üzere, belli bir biçimi ve tek bir müzik karakteri olmayan, genelde orkestralar için bestelenen uzun yapıtlardır. Avustralya ve Yeni Zelanda devletlerinin ortak girişimi olan Gelibolu Senfonisi on bölümden oluşuyor. Tümüyle ilgili ülkelerin milli bütçelerinden finanse edilen bu iddialı eserle ilgili çalışmalar yıllar önce başladı. Amaç, 2015 yılında, yani Gelibolu muharebelerinin yüzüncü yılında, bu muharebelerde ölenlerin anısına sıradışı bir müzik eseri hediye etmek.. zac koyunda yapılan Şafak Törenlerinde oluyor yılında tamamlanmış olacak senfoni, önce Avustralya, Yeni Zelanda ve Türk müzisyenlerinden oluşan bir karma orkestra tarafından, yine Anzac koyunda sahnelenecek, sonra da üç ülkede turnelere çıkacak.. Geçtiğimiz 28 Nisan akşamı, Avustralya Büyükelçiliğinin davetlisi olarak Gelibolu Senfonisinin dokuzuncu bölümünü Ankara Palas ta dinleme, gözlem yapma ve ilgililerle sohbet fırsatı buldum. Büyükelçiler James Larsen ve Taha MacPherson ve eşleri misafirleri kapıda karşıladılar. Büyükelçi Larsen henüz Mart ayında Türkiye ye geldiğinden Yeni Zelanda Büyükelçisi Sayın Taha MacPherson Bu projeyi Avustralya Muharip Gaziler Bakanlığı yürütüyor.. (Evet, Avustralya da böyle bir bakanlık var.) Senfoni, Avustralya, Yeni Zelanda ve Türk müziğinin örneklerini birbiriyle uyumlu bir şekilde birleştirmeyi hedefliyor. Kolay değil ama yapılmaya çalışılan bu.. Üstelik tek tip milli müzik olmadığı gibi, yerel Maori, Aborjin gibi alt müzik kültürlerini de temsil eden parçalara, örneklere yer verilmeye çalışılıyor. Çalışmanın müzik direktörü Avustralyalı Christopher Latham; ayrıca üç ülkeden toplam on besteci görev almış; Türkiye den Demir Demirkan, Kamran İnce ve Ömer Faruk Tekbilek var. Senfoninin, 2006 yılından başlayarak her yıl bir bölümü besteleniyor ve sahneleniyor. İlk dinletiler 25 Nisan sabahları Gelibolu yarımadasındaki Anonun için bu bir ilkti.(1) İki büyükelçi ve Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Naci Koru, geleneksel gaydacının arkasından birlikte salona girdiler ve konserden önce birer konuşma yaptılar. Bu senfoniden söz ederken sıkça kültür diplomasisi ifadesi kullanılıyor. Herşeyden önce bu kavramın tabiatı, başarılı olabilmesi için, en azından kamuoyuna açık ortamlarda, kendisinden mümkünse hiç söz etmeden uygulanmasını gerektiriyor. Umarım bu dostça uyarı bazı kulaklara ulaşır ve duyulur, anlaşılır. İkincisi, yine bu kavrama bağlı olarak, yapılan uygulamanın, güdülen amaca ne 1. Avustralya nın Ankara Büyükelçiliği Türkçe web sayfasında hala görünen Büyükelçi Ian Biggs Mart 2014 te görevini Büyükelçi James Larsen a devretti. 10

11 BAŞKENTTEN-SANAT GELİBOLU SENFONİSİ kadar hizmet ettiğinin zaman zaman irdelenmesi ihtiyacı.. Geçen yılki sekizinci bölüm konserden sonra Gelibolu da 1915 teki muharebeler sırasında ara bölgede meydana gelen bir olayın aktarılış şekline ilişkin hoşnutsuzluğumuzu Avustralya Büyükelçiliğine duyurmuştuk. Bu yıl, o derece olmasa da rahatsız edici bir başka gelişmeye şahit olduk. Türk müziği olarak klasik bir arabesk, ve de sadece arabesk, sunuldu. Bu tip müziğin Türkiye de ve hatta Ortadoğu nun farklı coğrafyalarında kabul gördüğünün ve milyonlarca seveninin olduğunun elbetteki farkındayım ve insanların tercihlerine saygı duyuyorum. Ama Türkiye de 1960 larda, 1970 lerde büyük şehirlere göç eden kitlelerin devasa sorunlarından kaçış limanı olarak sığındığı; kendine acıma, hayata küsme, kadere boyun eğme, hayatın güçlükleri karşısında acziyetini kabul ve pes etme eğilimlerini, tevekkülü, babalara biatı, sağlıksız hayranlığı temsil eden bu müzik türünün Türk müziği olarak tanıtılması ve alkışlanmasının bu konsere katılan bir çok Türkü, benim gibi, son derece rahatsız ettiğini gördüm. Yabancıların zaten Arap imajıyla örtüşen Türk imajını destekleyen bu performansla bir sorunları olmadığını, hatta çok beğendiklerini tahmin edersiniz. Bu önde gelen bestecileri ve müzik türlerini kimler seçti, hangi meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleriyle koordine edildi, yardımlaşıldı, Türk hükümeti ve Dışişleri Bakanlığının bir rolü oldu mu, bunları bilmiyoruz. Avustralya Büyükelçisi Sayın James Larsen Çünkü Avustralya Büyükelçiliği sadece, her yıl aynı cümlelerle, kısa ve yetersiz basın açıklamaları yapıyor, bilgi paylaşmıyor. İkincisi doğrudan bizle ilgili.. Sayın Bakan Yardımcısının konuşması(2) görüleceği üzere sadece ondört satırdan oluşuyor. İlgili iki ülke on yıl önce böyle bir karar almışlar, projeye kaynak ayırmışlar, başlatmışlar ve uygulamanın son aşamasına gelmişlerken, Türk hükümetinin ne yapmayı düşündüğünü, 2014 yılının ortasına gelmiş olmamıza rağmen hiç kimse bilmiyor. Sayın Büyükelçiden duymayı umuyorduk, ama sıradan, üstün-körü bir konuşma yaptı ve konserden sonra, herhalde sorulara muhatap olmamak için, hemen ayrıldı. Gelibolu nun bizim için hiç mi önemi yok? Biz ne yapıyoruz? Gelibolu Senfonisi, Avustralya ve Yeni Zelanda nın, elbette öncelikle kendi milli ihtiyaçları için, 2015 e dönük olarak, milli bütçelerinden ayırdıkları kaynaklar ve bu maksatla oluşturdukları kurumlar ve kadrolar eliyle yürüttükleri projelerden sadece biridir. Bunların örneklerini Gelibolu Rüzgarı nda defalarca verdik, yazdık. Kendi ülkemizde, ürettiğimiz ve çok sınırlı kaynaklarımızla yürütmeye çalıştığımız bu tür projeler için muhatap bile bulamamak çok üzücü.. (2)http://www.mfa.gov.tr/speech-delivered-by-deputy-minister-of-foreign-affairs-of-turkey_-ambassador-naci-koru-atthe-gallipoli-symphony-and-the-galli.en.mfa 11

12 ANILAR Gelibolu da yaz mevsimi anıları SON OLTACI Çocuk iken bazen denk gelir görürdüm. Bir ipe dizil- geliyor. amcamızın oğlu Türkay Beyde miş farklı cinsten balıkları Keyifli, içi dolu dolu konuşmalarla Şehrin her yerini orada gezerek satanları. Bunlar OLTA BALIKCILARIYDI. görebiliyorsunuz. Ben orta tahsilimi Sanat Tavsiyem Kamil Ulubay ın çayından sizde için. Okulunda yaptım. Okulumuz aşağı mahallede deniz kenarında idi. (Şimdi o binada Görme adamı: Kadeş Süleyman (SÜLEY- Bu kahvenin bir başka özel Engellileri Okulu var) Okul Bahçesine çıkınca hemen kumsal Kadeş Süleyman Amcamız. MAN Zeyrek) olan sahil başlardı. İyi havalarda, Bu yazıya isim veren son oltacı. küçük bir sandal içersinde olta (Geçen sayımızda Eski Defter ile balık tutanlar ile serpme denilen ağ ile balık avlayanları gömıştık) sayfamızda fotoğrafını yayınlarürdük. Sonraları bizim okulun Süleyman amca, yılların yorgunluğu vücuduna aksetmiş, en önü de dâhil olmak üzere sahil Emin ERDOĞAN ( yalı) dolduruldu şimdi gezinilen yer haline geldi. Tabii bu iş- Çanakkale ile Gelibolu Yardım Her gün Sefanın kahvesine Su ve İnşaat Mühendisi eski Gelibolu lardan. lemler sırasında Yalı İskelesi yok ve Dayanışma Derneği Kurucusu geliyor.,ilerlemiş yaşına rağmen oldu ve civarındaki balıklar da Çanakkale Derneği Onursal Başkanı Balık tutmak için gerekli olta takımları yapıyor. SON OLTACI. başka yerlere gittiler. Dolayısıyla Olta ve serpme ağ atan balıkçılarda yok oldu. yanına gelip muhakkak sohbet eden birde, Emekli Süleyman Amcanın her gün Bu yaz Gelibolu da iken Sefa Beyin kahvesine Havacı Hasan Akan var. gider oldum. Bu sohbetlerinde bende bazen bulundum. Sefa nın kahvesini bilmem bilirmisiniz. Gelibolu Hasan Akan a Süleyman Amca yı anlatalım, nasıl olta bağlar, kaç çeşit olta var, eski oltacılar kimler, ya giderseniz muhakkak sade kahvesini ve Rize den özel getirdiği çaydan demlediği çayını muhakkak hangi olta, hangi balığı yakalar. Bizim konuşmamız içiniz ve Koruk Suyunu Şurubunu da tadınız. halk ağzı bilimsel bir yanımız yok bu konuda, ama; Kahve, dibek kahvesi ayarında İpekimsi içimli. tecrübe var onu konuşturacağız. Hasan Akanla, Çay, ağzınızda rahiya bırakan türden. Önce niye Kadeş Süleyman derler sana diye sorduk. Koruk suyu, ise tam organik. Bahçesine oturduğunuzda, tepenizde sallanan koruklardan yapılma. Bilenler bilir. Bizim Gelibolu iskelesine gelen Kadeş Vapurumuz vardı. Kadeş vapurunun burnu diğer Ayrıca tam organik kavun ve karpuz da var. Sefa Beyin kendi yetiştirdiği. gemilere göre daha uzunmuş. Süleyman Amcamızı Bu yaz kahvenin bahçesinde keyifli sohbetler da Kadeş vapuruna benzetmişler ve Kadeş lakabını oldu. Şöyle; Bir masa var, oturunca çay ve kahve içmek serbest. Para vermiyorsunuz. Bu masa Kamil Ulubay ın masası. Ne içerseniz içiniz ödentiyi o yapıyor. O yokken de Selçuk Kemerli yapıyor ödemeyi. Size ödettirmiyorlar. Bir nevi, Anadolu tabiri ile Ahiler masası. Bu masada Gelibolu için günün konularını da konuşuyorsunuz. Çünkü kenti iyi bilenlerle oturuyorsunuz. Kim bu masa müdavimleri; Mustafa Ulubay amcamızın oğlu Hukukcu Kamil Ulubay, Alaaddin Kemerli Amcamızın Torunu Selçuk Kemerli, Askeri Hakim Rıfat abinin torunu Ercüment Bey, Selahattin Kemerli abimizin kızı, Dalgıç Recai amcanın oğlu Aktemur Bey ve diğer hemşeriler, ara sıra Behçet Eceli 12

13 ANILAR ismine eklemişler. Niye Amca diyorum. Süleyman Amcamız, 1.Ağustos.1927 Gelibolu doğumlu ve hep Gelibolu da.13 yaşından beri de Gelibolu civarı denizlerinde. Bize oltalar konusunda anlattıkları: 1- Sinek oltası; İzmarit, İstavrit, İsparya tutulur. 2- Kısa Palalı Çapraz İğne Oltası; Mercan, Karagöz, Çupra, Sinarit.( Pullu ve yassı balık tutar); 3- Lüfer Oltası ; (Uzun Palalı düz. Çapraz değil) Lüfer, Palamut, Torik. Tutar, 4- Çapari Oltası;( Uzun Palalı Düz iğne) İstavrit, Lüfer, Palamut, Uskumru, Kolyoz.. (Çapari oltası çok çeşitli olurmuş. Sıfırdan başlar 4noya kadar gider. İğne adedine göre adlandırılır. En az 10 lu olur. En çok (arzuya göre) 100 lü bile olabilir. Çok iğneli çapari oltasını kullanmak için marifet istendiğini söyledi, Süleyman Amca. Hasan Akan da 35 li çapari oltasını hep dolaştırdığını ve kullanmanın zor olduğunu ifade etti. 5- Parakat Takımı; Kalkan Kırlangıç, Mecan Sinarit, Levrek ve köpek Balığı, Parakat takımı levrek için bir kulaç suya atılırmış.(bir Kulaç 185 Cm dir) 6- En derin parakat oltası; Mercan ve Snarit ile Mezgite atılır. ( 10 kulaçtır.) Köpek Balığıda bu oltaya gelirmiş. 7- Kaşık Oltası : Rapala Lüfer, Sinarit, levrek, 8- Kıbrıs Takımı; 10 lu Sinek veya Kısa Palalı oltalar aralıksız yan yana bağlanır Kefal, levrek bu takıma gelirmiş.bizim bildiğimiz oltalar, eksikleriyle bunlar. DEDİ ;Ve devam etti Kadeş Süleyman Balığı yakalamak için şimdi misina var.biz misinasız zamanlarda da Balık yakaladık. Neydi misinamız? Gelibolu da, Katanalar vardı. Askerin ağır toplarını çeken. Bu katanaların kuyruklarının kökünden çekilen kılları büküp ( Bu kılı bükecek özel çıkrıklar vardı) önce 3 kat bükülür. Tekrar 3 kat bükülürdü, 18 kata kadar bükülen bu kıllardan uzun kıl sicimler yapılır. Balık avlanırdı. Birde İngiliz sicimi vardı. Ucunda misina vardı. Bize Japonya dan geliyordu. Bu İngiliz sicimleride belli güne dayanırdı. Pahalı idi. Biz bulursak Katana kıl sicimleri tercih ederdik. Sonraları Misinalar gelmeğe başladı rahat ettik.süleyman Amca ya şunu da sorduk. En büyük balığı nerede yakaladın diye Kğ.lık LAGOS yakalamış,saroz da. Çardak ve Gelibolu nun Çankaya burnunda ve Çamurlu Fener Civarında ise 15 Kğ.lık SİNARİT almış. En iyi AKYA nın (LÜFER cinsi) Çankaya Burnunda olduğunu söyledi. Ama şimdi SİNARİT yok, AKYA yok. Yok bu balıklar derken, üzüntüsünü tarif edemem, Sanki evladı gibi, bu balıklar. Eski oltacıları SORDUK. O da şöyle sıraladı. Bu oltacılar kürekli sandallarda oltacılık yaparlarmış. Hatırladıkları; ŞEVKİ DAYI, GAZİ MEHMET DAYI, KARA ALİ DAYI, NAZMİ DAYI, Dayı lakabı Gelibolu için önemli bir lakaptır. Ruhları şad olsun. Sayın okur; Bir sanatın, bir ekmek teknesinin, son elemanı olarak Kadeş SÜLEYMAN I Sefanın Kahvesi nde görebilirsiniz. Olta bağlar. Gönlü gani. Size ya çay ya kahve veya soğuk koruk suyu ikram edecektir. O bir devrin son temsilcisi son fonomeni gibi. Yok olan bazı şeyleri hatırlatması bakımından da çok mukaddes. Saygılarımla. 13

14 DİPLOMASİ İNGİLTERE MİLLİ ANILAR ARBORETUMUNDA ANZAC GÜNÜ Gelibolu Derneğinin partneri Gallipoli & Dardanelles International ın bazı üyeleri, (İngiltere) Gallipoli Derneği gibi başka bazı kuruluşların da üyeleriyle birlikte, İngiltere Milli Anılar Arboretumundaki(1) (MAA) Anzac Günü törenine katılmak üzere Staffordshire a gittiler. Gelibolu Anıtındaki bu tören her sene, on yıl önce bu Haldun Solmaztürk anıtı tasarlayan ve inşa eden Nadir İmamoğlu(2) tarafından düzenlenir. Arboretumlar, kelime anlamı olarak sadece ağaçlardan oluşan bir ağaç müzesidir. Fakat zaman içinde ağaçlara ilave olarak başka bazı objeleri de içerecek şekilde gelişmişlerdir. MAA nın kurucusu, bir dönem Ankara da da görev yapmış olan David Childs dır. İngiltere de yaşayan bir Türk mimar, Sayın İmamoğlu, yıllar önce burada Sumatra Demiryolu temalı anıtı tasarlamak için davet edildiğinde kendisine Gelibolu için de ayrılmış bir yer olup olmadığını sorar. Gerçekten de bu maksatla ayrılmış bir yer vardır, hemen bu anıtı tasarlamak için gönüllü olur. Genç nesillerin ilgisini çekmek için (İmamoğlu 2014) modern malzemeleri kullanır ve ziyaretçilere Gelibolu yarımadasının tam olarak nerede olduğunu, yerini, arazi yapısını, bitki örtüsünü anlatmayı hedefler. Gelibolu Anıtında, Gelibolu yarımadasının üçlü yayvan çerçevelere oturtulmuş cam mozaikten bir haritası ve yazılı dört plaket (birinde Atatürk ün 1934 yılındaki affetme mesajı vardır), savaşan askerleri temsilen 9 ölü meşe ağacı, dünyanın dört bir tarafından gençleri buraya Bu kadar huzurlu bir yerde kanlı bir savaşa, Türk gençleriyle savaşmak için getiren kaderi temsilen ağaçları birbirine bağlayan bir zincir vardır. Gelibolu nun yerel bitkilerinden dokuz meşe de (pırnal meşesi), her bir ölü ağacın arkasına umudu ve affetmeyi temsilen dikilmiştir. Anıt, 25 Nisan 2004 te, İngiltere Kraliçesi IInci Elizabeth ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer in mesaj gönderdikleri bir törenle resmi olarak açıldı. Türk soprano Müge Özel de Yunus Emre den bir ilahi okudu. Gallipoli ANZAC DAY AT THE NATIONAL MEMORIAL ARBORETUM IN BRITAIN Simon Kleinig A number of members of the Gallipoli & Dardanelles International, partner association of Gelibolu Dernegi, along with members of other associations such as Gallipoli Association (of the United Kingdom) travelled up to Staffordshire in England to commemorate Anzac Day at the National Memorial Arboretum (NMA)(1). This event is held each year by Nadir Imamoğlu(2) at the Gallipoli Memorial which he conceived and designed ten years ago. Arboretums, in the strict sense of the word, are collections of trees only. But they have evolved in time to include also other objects in addition to trees. The founder of the NMA is David Childs who once worked in Ankara. Mr. Imamoglu, a Turkish architect who has been living in UK, when he was invited there to design the Sumatra railway some years ago, asked him if there was plot put aside for Gallipoli (Imamoglu 2014). There was one and he volunteered to design the Gallipoli Memorial there. He used contemporary materials to draw the attention of younger generations he explains, and wanted to tell the visitors where exactly the Gallipoli peninsula was, its location, layout and landscape. The Gallipoli Memorial is composed of a treble arched frame which holds a glass mosaic map of Gallipoli peninsula, four different plates each containing different messages (including Ataturk s speech of forgiveness of 1934), 9 dead oak trees representing soldiers who fought there, a chain running between these trees representing fate which brought young men from all over the world to fight young Turkish men in a deadly conflict at such a peaceful location. Nine holm oaks, native of Gallipoli peninsula, were planted behind each dead tree to represent hope and forgiveness. The memorial was formally opened, with messages from H.M. The Quenn and the Turkish President Ahmet Necdet Sezer, on 25th April A Turkish hymn from Yunus Emre was sung by Turkish soprano Mrs. Müge Ozel. Gallipoli & Dardanelles International was there on 25th April 2014, ten years after (1) (2) Gelibolu Anıtı hakkında ayrıntılı bilgi için bknz. The Gallipoli Memorial at the National Memorial Arboretum by Nadir Imamoglu (2014). (1) calendar-of-events/anzac-day-service/ (2) For details on the Gallipoli Memorial at NMA please see The Gallipoli Memorial at the National Memorial Arboretum by Nadir Imamoglu (2014). org/search-results?s=nadir%20imamoglu 14

15 DİPLOMASİ & Dardanelles International, açılışından on yıl sonra, 25 Nisan 2014 te oradaydı. Kötü havaya ve tören boyunca devam eden sağnak yağmura rağmen, büyük bir kalabalık anıtın önünde vakur bir şekilde durdu. Nadir İmamoğlu, Jan ve Roger Pepper in yardımlarıyla, Gelibolu nun öneminden söz etti, Mustafa Kemal Atatürk ün sözlerini okudu. Bir borucu, gelenek olduğu üzere, the Last Post ve Reveille parçalarını çaldı, iki dakikalık saygı duruşu yapıldı ve anıta çelenkler bırakıldı. G&DI adına çelengi Başkan John Crowe koydu. Sonrasında, katılımcılar Ziyaretçi Merkezinin çatısı altında, sıcak ve dostça bir ortamda çay, kahve içtiler ve ikram edilen Anzac bisküilerinden yediler. Arboretum daki 2014 Anzac Günü gerçekten tam anlamıyla uluslararası bir etkinlikti. Ortak bir ilgi alanının birleştirdiği, İngiltere, Kanada, Türkiye, Yeni Zelanda ve Avustralya dan insanlar sıcak bir dostluk ortamında bulunmaktan mutluydular. Çok uzaklarda, İngiltere nin ortasında bir yerlerde, bir çok insanın uzun bir yola çıkmayı göze aldığını, soğuğa ve yağmura rağmen, neredeyse yüz yıl önce Gelibolu da ölenleri andıklarını bilmek, insanı etkiliyor ve yüreğini ısıtıyor. Bu durum, yani bu muharebelerin anılarına adanmışlık duygusu, daha güzel ve daha barışçı bir dünyanın kurulabilmesi için bizleri birbirimize bağlıyor. its opening. Despite inclement weather which saw rain showers persist throughout the service, a large crowd attended the Memorial in the solemnity of the occasion. Nadir Imamoglu, assisted by Jan and Roger Pepper, spoke of the importance of Gallipoli and recited the words of Mustafa Kemal Atatürk. A bugler, as usual, played the Last Post and Reveille and a two-minute silence was observed and wreaths were laid at the memorial. President John Crowe laid a wreath on behalf of G&DI. Afterwards, the crowd retired to the warmth and shelter of the Visitor Centre where tea, coffee and Anzac biscuits were served in a friendly atmosphere. Anzac Day 2014 at the Arboretum was a truly international affair, with people present from Britain, Canada, Turkey, New Zealand and Australia all enjoying the warm fellowship of a shared common interest. It is very heart-warming and moving to know that many people, far away, somewhere in the middle of the United Kingdom, cared for traveling long distances and stood the rain and cold weather to remember all those fell almost a hundred years ago at Gallipoli. This dedication to the memory of this campaign is the link which connects us to build a better, more peaceful world. 15

16 YAKIN TARİHİMİZDEN NURİ YAMUT ANITI E. Alb. Nihat ENGİN Nuri YAMUT Anıtı, Ecabat İlçesi Alçıtepe Köyüne yaklaşık 3 km mesafede, Zığındere nin bir kolu olan Keçi Deresi batısında Silahendaz yamaçlarındadır. 28 Haziran 5 Temmuz 1915 tarihlerinde İngilizlerle yaşanan Zığındere Muharebeleri, Çanakkale muharebelerinin en kanlı çarpışmalarını teşkil etmiştir. Anıtın bulunduğu Keçi Deresi civarında çok şiddetli çarpışmalar meydana gelmiş, bu çarpışmalarda Türk birlikleri şehit ve yaralı olmak üzere askerini kaybetmiştir.1.5 km.genişlikteki bir bölgede 5 tane tümenle muharebe eden Alman Weber Paşa, Liman Von Saders in taarruz ısrarlarına yeterince cevap veremediğinden görevinden alınmış ve yerine Esat Paşa nın kardeşi Vehip Paşa getirilmiştir. Bölgede hayatını kaybeden askerlerimizden çoğunun bedenleri, ön hatlar arasındaki insansız bölgede açıkta kalmıştır. Şehitlerimiz, Düşman Kara birlikleri Komutanı (Britanya Seferi Kuvvetler Komutanı) General Hamilton burada gerçekleşen savaşlar sırasında ateşkes yapma teklifimizi geri çevirdiği için muharebelerin sona erdiği 9 Ocak 1916 tarihine kadar savaşın etkisinden dolayı toplanıp gömülememişlerdir. General Hamilton 3 Temmuz tarihli günlüğünde Düşman subayları(türk subayları); çok üstün vasıflı kişiler, ellerinde kılıçları erlerinin önünde bize doğru koşuyorlar ve birliklerinin cesaretini perçinliyorlar. Fakat ateşimize dayanamayıp çok zaiyat veriyorlardı. Geri çekildiklerinde arazinin üzeri iki sıra Türk cesetleriyle doluydu demektedir. Arazide bulunan kimliği meçhul şehitlerimize ait bu kemikler, 1943 yılında 2.nci Kolordu Komutanlığı yapan Nuri YAMUT Paşa tarafından toplatılmış ve bunları toplu halde gömdürerek üzerlerine bir anıt yaptırılmıştır. Anıtın mimarı Asım KÖMÜRCÜOĞLU dur. Kaidesi 17x15 m. ebatlarındadır. Dış çevre duvarı 41.80x37.20 m.ebatlarında ve m2 alana sahip- tir. Yüksekliği 8.5 m. olan Anıt, Saroz Körfezine hakim bir yerde ve bahçesi büyük çam ağaçlarıyla kaplıdır. Savaşın üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen maalesef defnedilemeyen ve bu bölgede mevcut haliyle kalan şehitlerimizin çürüyen kısımlarından geriye kalan kemikleri, 1943 yılında şehitlerimizle birlikte Çanakkale de savaşan, onların silah arkadaşı olan zamanın 2 nci Kolordu Komutanı Nuri YAMUT tarafından verilen emirle araziden toplananarak anıtın ortasında bulunan mermer lahitin altına gömülmüştür. Savaş öncesi Rum köyü iken boşaltılan ve 1935 li yıllarda Bulgaristan ve Romanya dan bölgeye gelip yerleşen Alçıtepe(eski ismi Kirte) köylülerinin ifadelerine göre, harmanda demet taşıma işinde kullanılan kanatlı öküz arabaları ile 80 araba şehit kemiği toplanmış ve bu anıtın altına gömülmüştür. Anıtın içindeki mermer kapak,kemiklerin konduğu yerin üstüdür. Anıt bulunduğu yer nokta itibari ile müttefik kuvvetlerinin en sağ noktasını teşkil ediyordu. Ayrıca bu bölge Seddülbahir bölgesinde siperlerin birbirine en çok yaklaştığı nokta olmakla beraber lağım faaliyetlerinin de en çok olduğu bölgedir. Zaten anıtın karşısında ki tarlada İngilizlerin erken patlatmış olduğu lağımın çöküntüsü de görülmektedir. Bu anıt yarımada Cesarettepe deki 19 ncu Tüm. Anıtı ndan(şimdiki adı Mehmet Çavuş Anıtı) sonraki ilk özel anıttır. Nuri YAMUT Paşa nın bu anıtı yaptırmak için İstanbul daki iki evini sattığı söylenir. 99 yıl önce vatanı ve milleti için canından olan ve bu uğurda analara evlat acısı yaşatan çocuklarını 16

17 YAKIN TARİHİMİZDEN babasız, eşlerini kocasız bırakan bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.ruhları şad olsun. Ayrıca 2009 yılında bu Anıtın doğu yanına, 10 dönümlük alana Şehitler Sırtı Şehitliği ile onun güney kısmına Sarı Tepe Şehitliği yapılmıştır. Nuri Yamut Paşa Kimdir: 1890 da Selanik te doğdu,1908 yılında teğmen rütbesi ile Harp Okulu ndan mezun oldu. Manastır 6 ncı Kolordu 50 nci Alay 3 ncü Bölükte iken 1912 yılında Balkan Savaşında esir düştü. Esaret dönüşü, 1913 te Harp Akademisi ne girdi. 1 yıl okuduktan sonra tahsili bırakarak Orduya katıldı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı na katıldı da tekrar başladığı akademi tahsilini 1920 de bitirerek Kurmay oldu. Aynı tarihte Anadolu ya geçerek Kurtuluş Savaşı nda yer aldı. İstiklal Savaşı na katıldı ve İstiklal Madalyası kazandı yılına kadar çeşitli karargâh ve birlikler ile Afganistan da görev yaptı yılında tuğgeneral, 1936 yılında tümgeneral, 1939 yılında korgeneral ve 1945 yılında orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile 9 ncu Tümen Komutanlığı, Tümgeneral rütbesi ile 9 ncu ve 57 nci Tümen Komutanlığı, Korgeneral rütbesi ile 2 nci ve 12 nci Kolordu Komutanlığı, Orgeneral rütbesi ile 2 nci ve 1 nci Ordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. 3 Ocak 1949 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı na atandı. 1 Temmuz 1949 tarihine kadar aynı zamanda Genelkurmay Başkan Vekilliği görevini de yürüttü. 6 Haziran 1950 tarihinde atandığı 6 ncı Genelkurmay Başkanlığı görevinden 10 Nisan 1954 tarihinde kendi isteği ile emekli oldu. TBMM X. ve XI. Dönem İstanbul Milletvekiliği yaptı. Milletvekili iken 27 Mayıs Darbesi sonrası tutuklandı. Tutuklamayı yapan subaylar tarafından dövüldü. Daha sonra Yassıada Yargılamaları sırasında kendisine yapılan işkencelere daha fazla dayanamayarak 5 Haziran 1961 de vefat etti. Gelibolulu Deprem Gerçeğini Unutma-Tedbirini Al 17

18 YAKIN TARİHİMİZDEN KIBRIS BARIŞ HAREKATI BİR YIL DÖNÜMÜ-BİR ANI BENİ BIRAKMA KOMUTANIM! Temmuz 1974 Kıbrıs 20 Barış Harekatı na, Üsteğmen rütbesiyle Bolu Komando Tugayı nda Komando Bölük Komutanı olarak katıldım. Harekatın üçüncü günüydü. Beşparmaklar ve kuzey eteklerinde şiddetli çarpışmalar sürüyor, düşman hakim arazide olduğu için, birliklerimizi yoğun havan ve topçu atışlarıyla tesir altına alıyordu. Hele Beşparmaklar üzerindeki 1023 rakımlı tepede bulunan ileri gözetleyiciyle bütün bölgeyi kontrol edebilecek konumdaydı. Zaman zaman, tek timi bile hedef seçip, sıçramalarını ateş kaydırarak takip ettikleri bile görülmüştür. Gecenin karanlığından yararlanarak, gerekli taktik düzen içerisinde Beşparmaklar dan kuzeye, eteklere indik. Sabahleyin, gün doğmadan başlayacak taarruzun saatini bekliyoruz.zaman ölü,zaman durgun!..o her vakit sel gibi akan zamanı gösteren saatin yelkovanı bile dönmüyor sanki.. Derken,taarruz zamanı geldi Bölüğüm büyük bir sessizlik içerisinde ilerlemeye başladı.güneşin ilk ışıkları yüksek tepelere vurarak,ışık gölge oyunları ile sessizliği daha da korkunç hale getiriyordu. Ama böyle bir anda bile herkes tek vücut olmuş ve tek bir şey düşünüyordu; Daha önceki görevler gibi bunu da başarmak, yeni görevler için hayatta kalmak! Muharebe; bazen zamanın durduğu, bazen da durmasını çok istediğimiz zamanın inadına akıp gittiği bir olaylar zinciri Öyle bir an geliyor ki, sessizlikten eser kalmıyor Her yanı silah sesleri sarıyor. Kulakları sağır eden, sinirleri yıpratan havan,top ve makineli tüfek sesleri Koşan, duran ve bağıran;vurulan,düşen ve haykıran insan sesleri Bundan sonra sesler değil,sessizlik ürkütücüdür artık Çünkü; her sesin ayrı bir anlamı vardır muharebede. Havan mermisinin havada çıkardığı ses başka, topunki başka, makineli tüfeğinki daha başkadır. Düşmanını alnından vuran askerin sevinç narası başka,arkadaşının vurulup düştüğünü gören askerin kin dolu haykırışı ise bambaşkadır! Zaman bir sel gibi aktığından, öğle olduğunu, güneşin bir çöl güneşi gibi tepemize dikildiğini neden sonra anlıyoruz; çünkü fırsat bulup da atıştırılan peksimet ve keçiboynuzundan ötürü susuzluk (E) Albay Mustafa BAŞEL iyice kendini hissettirmektedir. Yaz aylarında Kıbrıs çok sıcaktır. Kuyular bile kurur bu mevsimde Hele Temmuz ve Ağustos aylarında,sıcaklık adeta bir alev dalgası gibi yalar yüzleri.buna uçakların napalm bombalarıyla çıkarttığı yangınlar da eklenince, Anadolu nun serin yaylalarından gelenlerin alışması da bir hayli zor olur. **** Asıl hedefe m. mesafe kalmıştı. Hedef Top Mevzii adını verdiğimiz, içinde çok sayıda Rum cephaneliğinin bulunduğu, oldukça hakim bir tepe üzerine konuşlanmış Mavromadis Kampı idi. 3.KOMD.BÖLÜK KOMUTANI ÜSTEĞMEN MUSTAFA BAŞEL 18

19 YAKIN TARİHİMİZDEN GAZİ ONB. CEMİL VE ARKADAŞLARININ YZB. MUSTAFA BAŞEL İ İLK ZİYARETİ (20 TEMMUZ 1976/BOLU) Ray üzerinde hareket edebilen bir topun bile olduğu bu tepe, çepeçevre hazırlammış irtibat hendekleri ve beton mevzilere yerleştirilmiş 12.7 mm. uçaksavar makinalı tüfekleriyle çok iyi korunmaktaydı. Hem de Cenevre Savaş Sözleşmesi ne göre bu makineli tüfeklerin canlı hedeflere karşı kullanılması kesinlikle yasaklanmışken Biz hedefe yaklaştıkça düşmanın ateş baskısı iyice artıyor, havan ve makineli tüfek atışları daha da şiddetleniyordu. Uçaksavar mermilerinin etkisi ise korkunçtu, isabet ettiği yaşlı keçiboynuzu veya zeytin ağaçlarından şırrak! diye el kadar büyük yongalar kopartıyor,üstelik manevra yapan takımlarımızı da yan ateşine alıyordu. Bu cehennemde, biz hedefe adım adım yaklaştıkça,hedef bizden uzaklaşıyordu sanki Güneş tepemizde olanca yakıcılığı ile dikilmiş,alev alev sıcaklık salıyor,susuzluk ve yorgunluğa patlayan mermilerin ve yanan ağaçların sıcaklığı da ekleniyordu... Kolumdaki saat ü gösteriyor Hedefin ele geçirilmesi an meselesi diye düşünüyorum. Takımlarımla yaptığım telsiz görüşmelerinden gelişmenin sevindirici, başarının yakın olduğunu anlıyorum. Bir huzur kaplıyor içimi Şimdi 1.nci KomandoTakım bölgesinde, hedefe bir dil gibi uzanan tepeciklerden birinin üzerindeyim. Buradan daha iyi görüyorum gelişmeleri. Emirler veren, astlarını gayrete getiren, onlarla aynı şartları yaşayan subaylarım, astsubaylarım Emirleri yerine getirmek için heyecanla koşan,sıçrayan,mevzi değiştiren ve gözünü budaktan esirgemeyen askerlerim Hedefte hala mavi renkli bir bayrak dalgalanıyor Daha da kabarıyor hedefi ele geçirme isteğim Çünkü burada;barış ve özgürlük adına şanlı Ay-yıldızlı Albayrağım dalgalanmalıydı!... **** Ah!...Yandım!.. diye bir ses duyuyorum. O da ne?.habercim iki büklüm yere yıkıldı.karnından vurulmuştu Onbaşı Cemilim Yarası da oldukça ağırdı.ilk yardım yapılırken teselliye çalıştım. Sırtındaki telsizi başka bir ere verdim. Görev devam etmeliydi. Görev;belirtilen zaman içinde hedefin ele geçirilmesiydi. Komşu birliklerin emniyeti de bu görevin başarılmasına bağlıydı Hafif yaralı bir eri yanına bırakıp; Arkadaşın karnından yaralı, sakın su içirme!... diye sıkı sıkı tembih ettim. Oradan uzaklaşırken Cemil in; Beni burada bırakma Komutanım!. diyen sesini duydum. Beni burada bırakma komutanım,bolu da, dağda, bayırda hep senin yanındaydım, ben seni hiç bırakmadım, sen de beni bırakma Belli ki büyük bir panik içindeydi, onu bırakırsam yalnız öleceğini sanmış, bu duyguyla acısını bile unutmuştu. Oracıkta, birlikte olduğu ve babasının yerine koyduğu komutanının,yani benim, o ölüp giderken yanında olamıyacağımı sanmıştı belki de. Oysa biz hep bir kaderi paylaşmamış mıydık, hepimiz birimiz birimiz hepimiz için diye andiçmemiş miydik?.. Ancak,benim ilgilenmem gereken 200 tane daha Cemil im vardı.. Yoluma devam etmek zorundaydım ve öyle yaptım.kısa bir süre sonra sedyeci erlerin gelip Cemil i ve diğer yaralıları tahliye ettiklerini öğrendim. Ancak, Onbaşı Cemil in beni bırakma!. diyen sesi hala kulaklarımdaydı; komutanım,beni bırakma!.. Bölüğümün üstün gayretiyle hedefimiz ele geçirilmişti.biliyorduk ki; Zafer gayrete aşıktır!... Aradan günler geçti Yaralılarımız oldu, şehitlerimiz oldu Ama Cemil in sesi bir türlü gitmiyordu kulaklarımdan!... Acıyla kıvranan,boncuk boncuk terleyen bir yüz ve hep Beni bırakma komutanım! diyen acı dolu bir ses Aradan çok kısa bir zaman geçmişti.o çok direnen tahkimli mevzi bizimdi artık.rum bayrağını indirip yerine çektiğimiz ay-yıldızlı şanlı bayrağımızın VE MAVİ BAYRAK YERİNE AY-YILDIZLI AL BAYRAĞIMIZIN ÇEKİLİŞİ!.. 19

20 YAKIN TARİHİMİZDEN dalgalanışını görmek ise büyük bir mutluluktu. Ancak bizim için buruk bir başarıydı. Bedeli; ne yazık ki,üç şehit,dokuz yaralıydı **** Sahi,Cemil ne olmuştu?.. Ağır yaralı olarak Anavatan a gönderilen Cemil den değişik haberler geliyordu. Bir gün kurtulmuş diye gelen haber bir müddet sonra bitkisel hayata girmiş diye geliyor, başka bir gün de kaybettik diye Aslında kurtulmuştu ve Ankara GATA da yatmaktaydı Cemil **** Sanırım 4-5 ay sonra görevli olarak Anavatan a geldim. Ankara ya iner inmez ilk işim Gülhane ye gitmek oldu. Onbaşı Cemil i buldum. Çaycı yapmışlar Haber vermeden giriyorum çay ocağına, yavaşça kulağından tutuyorum Ve Ben seni hiç bırakır mıydım Cemil? diyorum Beni karşısında gören Cemil şaşkın, Cemil sevinçli Cemil ne yapacağını bilemez durumda Ellerime sarılıyor, ellerimi öpüyor. Gözyaşlarıyla ıslanan elimden ağladığını hissediyorum. Kesik kesik devam ediyor; Acıdan acıdandı komutanım Acıdan ne söylediğimi bilemedim Beni bağışla komutanım Sen benim büyüğümsün Sen benim babamsın ve hep öyle kalacaksın!... **** 20Temmuz 1976 Bolu Habercim sivil bir ziyaretçimin olduğunu haber veriyor. Gelmesini söylüyorum. Ve uzun saçlarıyla tertemiz giyimli çakı gibi bir delikanlı saygıyla giriyor odama Karşımda Rizeli Onbaşı Cemil! Yalnız değilmiş,özellikle bu günü BNB.MUSTAFA BAŞEL E TSK.KIBRIS ÜSTÜN CESARET VE FERAGAT MADALYASI (ALTIN) TEVDİ TÖRENİ ( 1984-LEFKOŞA/KIBRIS ) seçmişler, arkadaşlarıyla birlikte ziyaretime gelmişler; Adapazarı ndan Beytullah ve Salih, Konya dan Cengiz,İstanbul dan Hüseyin,İzmit ten Çetin,Sivas tan Kadir..Mersin den Yunus,Kayseri den Himmet Dokuz kişiyle başlayan sevgi, saygı ve ahde vefa yüklü bu anlamlı ziyaretler aradan 40 yıl geçmesine rağmen- her yıl artarak devam etmektedir. Ulu önder Atatürk; Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha saf,seninkinden daha temiz bir askere rastgelinmemiştir!.. diye Mehmetçiği tarif etmemiş miydi?... KIBRIS GAZİLERİNİN EMEKLİ.ALB.MUSTAFA BAŞEL İ ZİYARET ANISI (25 NİSAN 2014/BOLU) 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015 KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gazete msjı, sms ve anons metni hazırlandı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Türk Kadınlar Birliği tarafından

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI EYLÜL / 2014 ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : 1 EYLÜL / 2014 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 1 EYLÜL 2014-2015 Eğitim Öğretim yılı Öğretmen Seminerlerinin Başlaması

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği 13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL A.A Nursel Gürdilek İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği Türkiye ile İsrail arasında bir yılı aşkın süredir devam eden "işitme engelli çocuklara daha iyi bir

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT Şeffaf altın su temizlik simgesi hamam sanatla uyumunu zenginleştirdi Küçük Mustafa Paşa Hamamı sanatla dirildi 15 Eylül - 13 Ekim 2013 tarihleri arasında

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

UZAYLILAR OLMASIN ABİ!

UZAYLILAR OLMASIN ABİ! 2700 Yıllık 800 Heykelin Gizemi UZAYLILAR OLMASIN ABİ! Haydi gelin benim şu deli aklıma uyun, sizlerle yüzlerce heykel arasında gizemli bir yolculuk yapalım Üstelik asırlık bir ağaç gölgesinde, içinde

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

ayat, tüm doğallığıyla sizi çağırıyor...

ayat, tüm doğallığıyla sizi çağırıyor... H ayat, tüm doğallığıyla sizi çağırıyor... PROJE ORTAKLIĞI B ir yudum değil, doya doya mutluluk... İnsan ilişkilerinin sıcaklığını özlüyoruz hepimiz Küçük, kendi halinde mahallelerde, sıcak komşuluk ilişkileri

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

MAMMA MIA. Lise İngilizce Drama Kulübü nden bir ilk daha

MAMMA MIA. Lise İngilizce Drama Kulübü nden bir ilk daha MAMMA MIA Lise İngilizce Drama Kulübü nden bir ilk daha Her yıl geleneksel olarak bir oyun çıkarmayı hedeflediğimiz kulübümüzde bu sene dünyanın en ünlü müzikali olma özelliği taşıyan MAMMA MIA yı sergiledik.

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

* * * Mevsim tatilini fırsat bilip, Cemre ile birlikte hem Yunan adaları turu yaptık, hem de Bodrum'd an Kekova 'ya kadar denizden dolaştık.

* * * Mevsim tatilini fırsat bilip, Cemre ile birlikte hem Yunan adaları turu yaptık, hem de Bodrum'd an Kekova 'ya kadar denizden dolaştık. Gazeteci, yazar ve TV yönetmeni Mehmet Ali Birand, tatilini geçirdiği Ege de gördüklerini yazdı. Bir tarafta Yunan adaları, diğer yanda Türk kıyıları.. Neler gördü, nelerden etkilendi? İki günlük yazılarında

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı)

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) 12.11.2011, Şişli-İstanbul 108 Dursun Ali Yaz Özgeçmiş PTT çalışanı olan babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Adapazarı nda 1949 yılında doğdu.baba tarafından

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU

MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU PROJE : A Trip Across Europe TOPLANTI NO : 5 TOPLANTI YERİ : Chaumont-FRANSA TOPLANTI TARİHİ

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

HÜSEYİN GÜRKAN ANADOLU LİSESİ NDE GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNE UYGUN PROGRAM DÜZENLENDİ

HÜSEYİN GÜRKAN ANADOLU LİSESİ NDE GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNE UYGUN PROGRAM DÜZENLENDİ HÜSEYİN GÜRKAN ANADOLU LİSESİ NDE GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNE UYGUN PROGRAM DÜZENLENDİ Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu, büyük devlet adamı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 76. yıl dönümünde tüm yurtta

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

.~ ". EXPO . \J. f ~ ~ ~ c... ~ ı5-2 ı Mayıs 2015 tarihleri arasında kutlanacak olan programı ekte sunulmuştur. .:~. :... T.C.

.~ . EXPO . \J. f ~ ~ ~ c... ~ ı5-2 ı Mayıs 2015 tarihleri arasında kutlanacak olan programı ekte sunulmuştur. .:~. :... T.C. r: ~ c... ~ f ~ ~ \i it " TC Vii '1. GENeLıI( VE ~POR };tl ~AKA"LlG'LP '-?~ T.C. MANAVGAT KAYMAKAMLIGI Gençlik Hizmetleri ve Spor ilçe Müdürlüğü :....:~.. \J..~ ". EXPO Sayı: 190613431 146 Konu: Gençlik

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Kıbrıstaki Eviniz Premium.indd 1 20.08.2015 11:34:20

Kıbrıstaki Eviniz Premium.indd 1 20.08.2015 11:34:20 Kıbrıstaki Eviniz Premium.indd 1 20.08.2015 11:34:20 Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizlersiniz. Mustafa Kemal Atatürk Premium.indd 2 20.08.2015

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT ANASINIFI FAALİYET TAKVİMİ

SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT ANASINIFI FAALİYET TAKVİMİ ANASINIFI SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT ANASINIFI FAALİYET TAKVİMİ 21 Eylül Veli Toplantısı Anasınıfı Zümresi Okul İçi 10 Ekim Malatya Park AVM Anasınıfı Zümresi Okul Dışı 26 Ekim Aileler

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

14 Kasım 2014 Cuma. 2. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlyas DOĞAN. 3. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlhan YILDIZ

14 Kasım 2014 Cuma. 2. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlyas DOĞAN. 3. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlhan YILDIZ 14 Kasım 2014 Cuma 2. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlyas DOĞAN 9:00-10:00 Kayıt 10:00-11:00 Açılış ve Protokol Konuşmaları 14:00 14:20 Osmanlı Dönemi Ahıska Tarihi Yrd. Doç. Dr. Ayna ASKEROĞLU ARSLAN,

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

çok ders biyolojiden köken almaktadır.biyoloji ile arası iyi olanların zorlanmayacağı bir bölümdür.

çok ders biyolojiden köken almaktadır.biyoloji ile arası iyi olanların zorlanmayacağı bir bölümdür. 1 1) Veterinerlik ile ilgili görüşleriniz nelerdir? C.1) Veterinerlik herkesin yapabileceği bir meslek değil. Gerçekten severek ve isteyerek yapılması gereken bir meslektir. Çünkü uğraştığımız şeyler bir

Detaylı