İstanbul Cad. Dereli İş Hanı No: 16/5 Bakırköy / İstanbul Tel: (0212) Faks: (0212)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İstanbul Cad. Dereli İş Hanı No: 16/5 Bakırköy / İstanbul Tel: (0212) 583 12 33 Faks: (0212) 570 90 14"

Transkript

1

2 Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin! HAZIRLAYANLAR Av. Hale Akgün Av. Nülifer Ay İLLÜSTRASYON Oya İnan KAPAK KONU TASARIM Hale Akgün kadın hakları merkezi İSTANBUL BAROSU KHM İLETİŞİM MERKEZ İstiklal Cad. Orhan Apaydın Sok. Baro Hanı Kat: 3/304 Beyoğlu / İstanbul Tel: (0212) Dahili: ( ) Faks: (0212) istanbulbarosu.org BAKIRKÖY İstanbul Cad. Dereli İş Hanı No: 16/5 Bakırköy / İstanbul Tel: (0212) Faks: (0212) GAZİOSMANPAŞA Merkez Mah. Eyüp Yolu Ecla Sok. No: 7 Gaziosmanpaşa / İstanbul Tel: (0212) Faks: (0212) KADIKÖY Bahariye Cad. 82/7 Kadıköy / İstanbul Tel: (0216) Faks: (0216) KARTAL Orhantepe Mah. Derya Sok. No: 3 Kartal / İstanbul Tel: (0216) Faks: (0216) ÇAĞLAYAN ADLİYESİ KHM Tel: (0212) Faks: (0212) BASIM / TASARIM / CİLT Ege Reklam ve Basım Sanatları Ltd. Şti. Esatpaşa Mah. Ziyapaşa Cad. No: 4/1 Ataşehir / İstanbul Tel: (0212) Bu broşür İstanbul Barosu Yönetim Kurulu kararıyla beş bin adet basılmıştır.

3 2 5 8 KAPAK KONUSU SİMURG 4 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ Av. Aydeniz Alisbah Tuskan/ İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi/ KHM Koordinatörü TOPLUMSAL CİNSİYET VE POZİTİF AYRIMCILIK Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi/ KHM Koordinatörü TOPLUMSAL CİNSİYET BAKIŞ AÇISINDA GÜÇ İSTENCİNİN YERİ Av. Hale Akgün İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı 11 KADIN VE SİYASET Av. NazanMoroğlu, İKKB Koordinatörü/ Öğretim Görevlisi 14ÖNCÜ KADINLAR İLE RÖPORTAJLAR 1- Prof. Dr. Aysel Çelikel / Av. Nülifer Ay-İstanbul Barosu KHM Başkan Yardımcısı 20 KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ KAVRAMI NEDEN ANLAŞILAMIYOR? Av. Bahar Ünlüer Öztürk- İstanbul Barosu KHM Yürütme kurulu üyesi 23 Av. Elif Turnacı Çavuş KHM Genel Sekreteri KADINA ŞİDDET ARTTI MI?/ GÖZ ÖNÜNE Mİ SERİLDİ? 25HAYATTAN HİKAYELER 27 Kadın Mektupları Av. Elif Turnacı Çavuş KHM Genel Sekreteri Okuma-Yazma Kurslarından Ayşegül Kaçdı Çakır 29 İÇİNDEKİLER YİTİRİLEN UMUDLARIN PEŞİNDEN İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu Sorumlusu TEDBİR KARARLARINA AYKIRILIK AV. Ş. İNCİ GÖKTEPE Okuma-Yazma Kurslarından 32 Kadın Mektupları KADINLARIN ADALETE ERİŞİMİNE AÇILAN KAPI: İSTANBUL BAROSU ADLİ YARDIM BÜROSU Av. Aylin Moralıoğlu İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu Sorumlu Avukatı Av.TENNUR KOYUNCU İLE RÖPORTAJ 39 Av.Afet Gülen Köse KHM Genel Sekreteri BU ÜLKEDE KADIN OLMAK Av. Özge Savcıoğlu-KHM Yürütme Kurulu Üyesi 41 Ceza Kanunu nda Kadınla İlişkili Hükümlerin Değerlendirilmesi (Prof.Dr. Ayşe Nuhoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi-Dekan) 45 Av. Sibel Kama KHM Yürütme kurulu üyesi MUHAFAZAKARLAŞTIRILAN TOPLUM VE ARTAN KADINA YÖNELİK ŞİDDET KÜRTAJ NEDEN KADININ KARARIDIR? 50 Av.Afer Gülen Köse -KHM Genel Sekreteri RIZA VARDA BİZ Mİ BİLMİYORUZ? Av.Sibel Kama KHM Yürütme kurulu üyesi ÇOCUK GELİNLER! EVLİLİK YAŞI SORUNSALI 55 Av. F.Nazan Sönmez KHM Yürütme kurulu üyesi ÜÇ ÇOCUKTA YAPACAKMIŞIZ KARİYERDE Av.Filiz Saraç 56 MAVİ PAPUÇ- ŞİİR Baha Çıtakoğlu Adli Yardım Bürosu 58 ÖNCÜ KADINLAR İLE RÖPORTAJ 2 - Prof.Dr. Necla Arat /3- Prof.Dr Nermin Abadan Unat Av.Nülifer Ay KHM Başkan Yardımcısı 66 Av.Afet Gülen Köse KHM Yürütme kurulu üyesi EVLİLİKTE EŞLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU VE KANUN YOLLARI MUSTAFA KEMAL İN KIZLARI Av. F. Nazan Sönmez MERKEZ FAALİYETLERİMİZ

4 SİMURG / ZÜMRÜD-Ü ANKA Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır... Simurg u beklemekten vazgeçerek, Şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, Kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için, Kendimizi yakmadıkça, Her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça, Bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız! 1 Olağanüstü güç ve büyüklükte, ihtişamda bir kuş farklı isimlerde neredeyse tüm inanç sistemlerinde, efsanelerde mevcuttur.o ulaşılması güç bir idealdir. 2 Sümerlilerin İmdugud kuşu, Akatlılarda Anzu, Arap larda Anka, Zümrüdü Anka, İran da Simurg, Hindlilerde Garuda, Batıda Phoenix,Türklerde Hüma adları altında çeşitli efsanelere konu olarak sürmüştür. İranlılar buna Sireng veya Simurg diyorlar. Araplar da adı Anka, Züm rüd-ü Anka. 3 Kaynağı eski Mısır inançlarında bulunmakla birlikte Çin den İran mitolojisine ve Müslümanlıktan, Hiristiyanlığa kadar geniş bir inanç alanında yer alan bir kuştur. Bazı anlatılarda ölümüne yakın kendini yakıp küllerinden yeniden doğuşu rivayet edilir MART 13

5 Bir İran masalı; mantuk al tayr/ kuş dili; Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg, bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir... Kuşlar Simurg a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında herşey ters gittikçe onlar da Simurg u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler Ancak Simurg un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan kaf dağı nın tepesindeymiş. oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. hepsi birbirinden çetin yedi vadi... Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş. İsteği ve sebatı az olanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş... Aşk denizi nden geçmişler önce.... Ayrılık vadisi nden uçmuşlar.... Hırs ovası nı aşıp, kıskançlık gölü ne sapmışlar... Kuşların kimi Aşk denizi ne dalmış, kimi Ayrılık vadisi nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle... Önce bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp... Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış). Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış. Baykuş yıkıntılarını özlemiş. Balıkçıl kuşu bataklığını. Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış....ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen altıncı vadi şaşkınlık ve sonuncusu yedinci vadi yokoluş ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Simurg un yuvasını bulduklarında berrak bir gölle karşılaşmışlar ve gölde kendilerini görmüşler... Simurg un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; Simurg - otuz kuş demekmiş. Onların hepsinin ve her birinin simurg olduğunu anlamışlar. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur. 5 Bizimde bilge ve yol gösteren simurglarımız var. Onların varlığını biliyoruz. Onların yaşamlarından ders çıkarark uçuyoruz gökyüzünde. Yedi dipsiz vadiyi aşmak için, bizlerden de simurglar olacak. Bırakınız vazgeçenler ve geride kalanlar bilgiye a, özgürlüğe muhtaç, tüneklerinde tünesinler, bataklıklarında ve de kafeslerinde yaşasınlar. Onlar da ileride tekrar simurg tüylerinden bulurlar ve otuzu daha katılır simurglara. İleriy, daima ileriye ve daha yükseğe. Gün ola harman ola. Gelecek umut dolu. Muazzez İlmiye Cığ. 6 Mitoloji Hakkında: Sözlüklerde, usture nin, tarih, haber, hikaye, rivayet anlamında kullanılan history veya story kelimeleriyle aynı kökten geldiği belirtilir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde; ilkel insanlar ve insanüstü varlıkların başlarından geçen masalsı olayları inceleyip anlatılmasını konu edinen efsane bilimi anlamıyla açıklanır. Mitolojik rivayetler, ilkel ve erken dönemlerde aktarılan, evrenin yaradılışı, varlık evreni, insan yaradılışı, hayvanlar ile bitkilerin var edilişi, iyiliği ve kötülüğü temsil eden doğa unsurlarının serüvenleri ve benzeri başka konuları ele alır. Mitolojik ögeler doğal yaratıklar değildir. Mitolojik anlatımlar insanoğlunun dünyayı tanıma çabalarını, doğa olaylarıyla değişik açılardan ilişkilerini, ilkel çağlarda verdiği yaşam mücadelesini göstermektedir. Tarih gerçek olayların yaşandığı alan iken, mitolojide, bir milletin gerçekleşmemiş ulusal arzularına, mutlaka gerçekleşmesi gereken ideallerine yer verilir. Mitoloji bilimi bakış açısından, mitolojik rivayetler, metafizik olayların kahramanları aracılığı ile gerçek dünyanın kendilerini mutlu edemediği, ideallerine erittiremediği durumlarda insanların kaybettiklerini hayallerinde aradıkları anlatımlardır. 7 5-http://www.toplumdusmani.net/modules/wfsection/article.php?articleid= İran Mitolojisi: Prf.Dr.Nimet Yıldırım, Pndan Yayıncılık 34 İnceleme dizisi 2012 Derleyen Av. Hale Akgün 8 MART 13 3

6 8 MARTLARI YİNE KUTLAYAMIYORUZ... Av. Aydeniz Alisbah Tuskan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi 8 Mart lar, kadın erkek eşitliğinin sağlanması, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın kaldırılması için her konuda kadın sorunlarına çözüm önerilerinin bir kez daha dile getirildiği gündür. 8 Mart, 1857 de Amerikalı kadınların bir tekstil atölyesinde düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek üzere başlattıkları eşitlik mücadelesinde, grev sırasında çıkan yangında, hakları uğruna can verdiği gündür. Türk Kadını kurtuluş mücadelesinde vatan mücadelesini haklarının üstünde görmüş ve bu uğurda can vermiştir. Bu nedenle Cumhuriyeti Kuranlar onun bu kahramanlığını Kadın Devrimi yaparak ödüllendirmiştir. Bu nedenle Cumhuriyeti kuranlara bir kez daha minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Ancak Cumhuriyet in kuruluşunun 86. yılında Türkiye de kadın istenilen yere getirilebildi mi? Günümüzde Türkiye de ; Eğitimde fırsat eşitliği yok, kadınların % 19 u okuma yazma bilmiyor, Birçok kadının sağlık ve sosyal güvencesi yok, Kadın istihdamı % 24 lerde, karar mekanizmalarında kadınlarımız yok gibi, TBMM de %14 kadın milletvekili ile Dünya sıralamasında Türkiye 190 ülke arasında 88. sırada, yerel yönetimlerde yok denecek kadar az, Namus adına işlenen kadın cinayetleri; son yedi yılda yüzde 1400 arttı. Her 3 kadından biri aile içi şiddet mağduru, Muhafazakârlaşma daha da artarak kadınların önüne her alanda engeller çıkarılıyor. Pozitif ayrımcılık her konuda hayata geçirilmiş değil. Kadın erkek eşitliği açısından kararlı bir devlet politikası uygulanmadıkça, çözüm üretilmedikçe, yapılan çalışmaların sınırlı kalacağını biliyoruz. Kadın-erkek eşitliği sağlanmadığı takdirde demokrasinin ve insan haklarının çağdaş uygarlık seviyesine çıkamayacağını görüyoruz. Kadın erkek eşitliğinin, aileden başlayarak toplumsal yaşamın her alanında, eğitimde, çalışma yaşamında, siyasette çağdaş koşullarda yasalarda yer almasını diliyoruz. Ailede, iş yerinde, sokakta kadına yönelik ekonomik, fiziksel, sözel, cinsel ve psikolojik şiddete son verilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını, yasaların hayata geçirilmesini istiyoruz. Bu 8 Mart ta da yine ; Kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine son demek için, Çocuk gelinler olmasın demek için, Kadının sağlık ve sosyal güvencesi olması için, Siyasette eşit temsil için, Kesintisiz temel eğitim için 8 Mart ların Kadınlar Günü olarak kutlanacağı günlere ulaşmak dileğiyle eşitlik mücadelemize devam edeceğiz. 4 8 MART 13

7 TOPLUMSAL CİNSİYET VE POZİTİF AYRIMCILIK Av. Aydeniz Alisbah Tuskan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir kişi ya da grup hakkında yapılan genellemeler toplumun toplumsal cinsiyet konusundaki bakış açısını ortaya koymaktadır. Kadına uygun görülen ve görülmeyen rolleri toplumlara göre değerlendirmek gerekir. Nüfusumuzun yarısını teşkil eden kadınların yasalarda eşitlik olmasına rağmen bu güne kadar çağdaş ve hak eşitliğine dayalı bir statü kazanamamasının en temel sebebi kadının toplumdaki algılanma biçimidir Kadın-erkek eşitliği ve o toplumun uygarlık düzeyini belirten en önemli kriter toplumda kadının durumudur. Toplumsal cinsiyet toplumun kadına verdiği görev ve sorumluluklar, toplumda kadının nasıl görüldüğü, algılandığı ve beklentileri ile ilgili bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet üzerine yapılan araştırmaların çoğu kadınların erkeklerle kıyaslanması şeklinde yapılmaktadır. Toplumsal cinsiyet kişinin kültürel, toplumsal rolü, ruhsal-içsel tanımlanması ve onların temsil edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Cinsiyeti doğa belirlerken toplumsal cinsiyeti kültür belirlemekte ve toplumsal cinsiyet kimliği hakkındaki anlayışlar cinsel eğitim ve tutum erken yaşlarda oluşmaktadır. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi nin 1. maddesi toplumsal cinsiyette eşitlik sağlanmasını ve ayırımcılık yasağını ortaya koymuştur. Toplumsal cinsiyet ayırımcılığına maruz kalan kadınlar siyasal, yasal, sosyal ve ekonomik haklara sahip olmada, bu haklarını kullanmada toprak ve sermaye gibi kaynaklara sahip olmada eşitsizliklere uğramışlardır. ( *) Kadınların erkeklere göre daha güçsüz daha değersiz görülmesi, ayırımcılığa yol açan geleneksel yaklaşımlar, kız çocuklarının eğitime bile ulaşmasını zorlaştırmaktadır.her alanda eşitsizliğe uğrayan kadınlar aile reisliği, malları yönetme, yürütme, iş kurma gibi konularda erkeklerle eşit değildir. Kadınlar ailede, kayıt dışı sektörlerde, geçici, gündelik, kötü koşullu, ücret karşılığı olmayan şekillerde çalıştırılmaktadır. Kadın anadır, doğurgandır. Ancak tarih boyunca da kadın bu üstün özelliğine rağmen horlanmış, ezilmiş, sömürülmüştür. Cinsel kimliğinin istismar edilmesiyle birlikte kadın her konuda ezilmiş ve sömürülmüştür. Kadının yeri evidir anlayışı nedeniyle kadın istihdamı engellenmekte ve kadın iş gücünün % 71 i kayıt dışına itilmektedir. Kadınların % 85 i genellikle ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır. Karar organlarındaki kadın oranları % 7 dir. Hamilelik, doğum ( *) CEDAW BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, çocuk bakımı vs. durumlardan dolayı kadınların çalışma hayatında üretim kaybına neden olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle kadınlar hizmet sektöründe ve kayıt dışı alanlarda çalıştırılmaktadır. Her 4 kadından 3 ü işsizdir. Türkiye deki kadın istihdamının istatistikleri % 24 lerde seyretmektedir. Kadınlar toplumsal olarak desteklenmedikleri için güçsüz kaldıklarında annelik rollerini de gereği gibi yerine getiremezler. Kadınlar anneliğin yanı sıra evin idaresinden de sorumludurlar. Ev işleri görülmez işlerdendir ve maddi karşılığı yoktur. Ev kadınlarının sosyal güvencesi olmayıp, geçinmek için eşine bağımlı olması onu geri plana itmektedir. Kadınların namusu toplumun ve ailenin namusu olarak görülmektedir. Bu nedenle eğitime ve çalışmaya katılma- 8 MART 13 5

8 ları, faaliyetlerde bulunmaları engellenir, engellenmediğinde de çok sıkı bir denetim altında tutulur. Töre ve namus gibi gerekçelerle okuyamayan kız çocukları çok küçük yaşlarda evlendirilmekte, bağımsız ve eşit bir yurttaş olarak toplumsal yaşama katılamamakta,eğitimi olmadığı için şiddete uğrama ihtimali de artmaktadır. Çalışmak kadının dünyaya bakışını değiştirmektedir. Bu durumla toplumsal statüsü yükselerek erkeğin arkasında değil yanında onunla eşit olarak topluma katılması sağlanır. Erkekler hem aile düzeyinde hem de toplum düzeyinde karar verici olarak görülmektedirler. Toplumların kalkınmasında bireylerin statülerinin yüksek olması önem arz etmektedir. Kadınların toplum içindeki yeri zaman içinde farklılıklar göstermiştir. Üretim sektöründe kadının yer almasının arttırılması kadının özgürleşmesi, kadına yapılan ayrımcılığın azaltılması, kalkınmada kadının yerini yükseltmeye çalışmıştır yıllarında toplumsal cinsiyet ve kalkınma ortaya çıkan bir yaklaşım olmuştur. Bu yaklaşımla kadının yaşamı ve üretim içinde yeri yeniden ele alınmış, toplumsal cinsiyet etnik yapı ve kalkınma ilişkisinin kadın hayatındaki yerinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Dünya ekonomisindeki değişiklikler ve hayat şartlarının ağırlaşması kadının iş yaşamına katılımını gerekli hale getirmiştir. Ülkenin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamadaki başarısını ölçerken 3 temel noktaya dikkat etmek gerekir. - Kadın ve erkeğin yaşama süreleri - Yetişkin kadın ve erkek okur yazarlık oranları - Kadın ve erkeklerin okullaşma oranları Toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme endeksini aşağıdaki durum belirlemektedir. ; - Parlamentodaki kadın oranı - Karar mekanizmalarındaki kadın oranı - Mesleki ve teknik işlerde çalışan kadın oranı Toplumsal cinsiyetle statü arasında ilişki tartışılırken göstergelerde yer alan öğrenim durumu, gelir getiren bir işte çalışma ve siyasi yaşama katılım önemlidir. Kız çocuklarının eğitime ulaşmasındaki zorluklar günümüze kadar devam etmektedir. Türkiye de 2000 yılında yetişkin okur yazarlık oranı erkelerde % 95,7, kadınlarda % 81,1 dir. Bu durum ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı olmayan bir eğitim politikası uygulandığını göstermektedir. Kadınlar meslek yaşamlarında erkek rakipleriyle yarışmalarının yanı sıra kadın rollerini de aksatmamaya çalışmaktadırlar. Kadınların öncelikle evdeki sorumluluklarının paylaşılması, bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bakım olanaklarının sağlanması ve iş yaşamında ayrımcılığın giderilmesi gerekmektedir. Siyasi yaşama kadının katılımı ülkemizde % 9,1 oranındadır. Bu oran son derece düşük olduğu gibi dünyanın bir çok ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkını elde eden ülkemizde kotanın uygulanmasının bu sorunu belirli sürede çözeceğini düşünüyoruz yılında yapılan son Medeni Kanun değişikliğinde evli kadının yasal olarak durumunda değişiklikler yapılmış, erkeğin aile reisliği durumu ortadan kaldırılmıştır. İkametgahı artık 186.maddeye göre eşler birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce yönetirler, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıklarıyla katılırlar maddeye göre de eşler bu birliğin mutluluğunu el birliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Birliğin temsili artık eşitlenmiştir. Tüm bu yasal değişiklikler yapılmış ancak toplumsal eşitlik anlayışı değişmediği için hala kadına yüklenen toplumsal bakış değiştirilememiştir. Bu nedenle bir anlayış değişikliği gerekmektedir. - Kadınların eğitilmesi - Sağlık, siyaset ve kamu yaşamına katılmada kadınlara öncelik tanınması - Kadınların rol ve sorumluluklarına ilişkin olumsuz kalıp ve yargılarla mücadele edilmesi - Sorumlulukların birlikte paylaşılması - Aile içinde kararların birlikte alınması - Hak ve sorumluluklarda eşitlik - Ailedeki kız ve erkek çocuklarının eşit davranılarak yetiştirilmesi - Kadınların toplumda görev almasını sağlamak ve desteklemek, istihdamını arttırmak, kadının çalışma hayatıyla iş hayatının örtüşmesini sağlamak - Kadınların şiddete uğramasını engellemek 6 8 MART 13

9 - Ayrımcılığın yasaklanması ve ayrımcılıkla mücadele konusunun geliştirilmesi - Eşit fırsatlar sağlanması - Olumlu ayrımcılığın uygulanması Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yapılması gerekli konulardan bazılarıdır. Kadınlara biçilen rolün ortadan kaldırılmasıyla ilgili olarak sadece kadınların eğitilmesinin önemli olmadığı erkek farkındalığının yaratılması ve erkeklerin eğitilmesinin toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli olduğunu düşünüyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve toplumda kadına biçilen rollerin değiştirilmesi için tüm toplum olarak kadınların önüne çıkarılan engelleri kaldırarak, onları eşit birey olarak kabullenip toplumda hak ettikleri yeri almaları sağlanmalıdır. Bunun yapılabilmesi için en önemli etkenlerden biri de pozitif eylem, toplumsal cinsiyet kotaları ve AB Hukukunda eşitsizliklerin uygulamada ortadan kalkmasına katkı sağlayan her türlü önlem olarak tanımlanmıştır. Pozitif eylem bir kavramdan çok bir süreçtir. Ayrımcılık kavramının benzer durumlarda farklı kurallar uygulanması veya farklı durumlarda aynı kuralların uygulanması olarak tanımlanabilir. AB Hukukunda pozitif ayrımcılık bir ayrımcılıktır, Eşit muamele direktifinin ( 1976/207 madde 2 ) herhangi bir ön yargı olmaksızın özellikle kadınların eşit fırsatlara erişiminin önünde mevcut eşitsizlikleri ortadan kaldırmak suretiyle kadınlar ve erkekler için fırsat eşitliğini teşvik edecek önlemlerin alınması gerekliliğini içeren bir durum olduğu ve pozitif eylem konusunda bir kapının açıldığı ortadadır. Çalışma hayatında erkekler ve kadınlar arasında uygulamada tam eşitliği sağlamak için eşit muamele ilkesi, mesleki kariyerlerin dez avantajlarının engellenmesi veya kolaylaştırmaya yönelik belirli avantajların tanınması pozitif eylemin en önemli örnekleridir. Cinsiyet kotaları konusunda AB üyesi ülkelerde faaliyet gösteren şirketlerin yönetim kurullarının % 40 nın kadınlardan oluşacağı eşitlik gereği kotaya riayet edilerek kadın-erkek çalışanların sayılarını dengelemek zorunda oldukları ortadadır. Bu eşitlik kurallarının cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli olduğunu görüyoruz. İş dünyasında kadın erkek eşitliğinin sağlanması etnik köken, ırk, din, cinsel yönelim farkı gözetmeksizin eşit muamelenin temini konusunda AB Hukukunda ilkeler ve normlar oluşturulmuştur. Siyasette ise kota uygulamasının kadın erkek eşitliğini sağlayacağı ortadadır. Bu konuda bütün Avrupa Birliği Ülkeleri kadının siyasete katılımı için geçici önlemler uygulamış ve kadınlar parlamentoda % oranlarında yer almıştır. Pozitif ayrımcılığın uygulanması işte bu eşitliğin sağlanmasına kadardır. Eşitlik sağlandıktan sonra geçici önlemlerin uygulanmaması gerekir. O zaman eşitsizliğe geçilmiş olur. Her ne kadar bazı kesimler kotaya da eşitsizlik olarak bakmaktaysalar da diğer konularda olduğu gibi siyasette de kadının hak ettiği yeri alması ve eşitliğin sağlanması bakımından aradaki mesafenin kapatılması için özel önlemlerin gerektiği çok açık görülmektedir. Ama tüm bu uygulamalarda bir erkek direnişiyle karşı karşıya kalmaktayız. Bu direniş bu eylemleri eşitsizlik olarak niteleyerek engel oluşturmaktadır. ( *) ( *) AB 2006 YILI Eşit Muamele Direktifi ( *) Eşitlik Yasası Artık Avrupa Ülkeleri bu eşitliği sağlamaya yaklaşmış, hak ve özgürlüklerin çatışmasını önlemek için eşit muamele direktiflerini ve eşitlik yasaları çıkararak yasaları uygulamaya koymuştur. Sonuç olarak Ülkemizde de toplumda kadın erkek eşitliğinin tam olarak sağlanması ve uygulanması için Eşitlik Çerçeve Yasasının gündeme konulması ve konuyla ilgili yasanın çıkarılması ayrımcılığın önlenmesi ve kaldırılması bağlamında çok önemli bir yol açacaktır. Bu konuda TBMM Fırsat Eşitliği Komisyonumuza önemli bir görev düştüğü tüm açıklığıyla ortadadır. Ancak tabiî ki bu konuda eşitlik anlayışındaki siyasetçilere daha çok ihtiyacımız olduğunu belirtmekte yarar var olduğunu düşünüyoruz. 8 MART 13 7

10 TOPLUMSAL CİNSİYET BAKIŞ AÇISINDA GÜÇ İSTENCİNİN YERİ Av. Hale Akgün İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Görsel Oya İnan Erkek, insanın doğasından gelen güç istencini sistemden kazandığı haksız üstünlük ile iyilik ve güzellikleri gerçekleştirecek güç istenci yerine, topluma yansıtacağı üstünlük tutkusuna çevirerek İKTİDAR KURMA aracı olarak kullandı. Evrenin her türlü devinimindeki en temel istenç; İnsanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez, aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Elimizde güç olmadığı sürece özgürlük isteriz; fakat elimizde güç olunca üstünlük isteriz. Başarı kazanamazsak adalet, yani eşit güç isteriz. Friedrich W. Nietzsche Nietzsche, tüm insanlığın eylemlerinin 1 Nietzsche: Güç İstenci güç istenci dürtüsü ile değişik şekillerde ortaya çıkan güç ve iktidar istemi tarafından yönlendirildiğini söyler. Bu istenç gücü göstermek için duyulan bir arzudur ve yaşamın her alanda kendini gösterir, beslenme, üreme, aile, insan ilişkileri, gelenek, örf, adet, toplum, devlet, her tür otorite. Her canlı kendi gücüyle erişebildiği yere kadar daha güçsüz olanı ezer. İnsanın içindeki bu temel arzu kontrol altında tutulması gereken bir dürtüdür. Tabiat kurallarına doğal seleksiyon hakimdir. Güçlü olan, zor şartlara dayanan ayakta kalır. Hayvanlar aleminde de güçlü olanın yaşama şansı bulunmaktadır. Ancak hayvanlar yaşamlarının devamı için ihtiyaçlarını sağlayacak kadar ve korunacak kadar güçlerini kullanırlar. Gelecek kaygısıyla da günlük ihtiyaçlarını sağlayacak kadar ve korunacak kadardan fazlasını hedeflemezler, amacı bunlar olmayan güç gösterisi içinde de bulunmazlar. Doğal seleksiyona karşı her canlı gibi insanoğlunun da bir güç istemi ve savaşımı hep vardır. En ilkel çağlardan beri insanoğluna güçlü olmak gereksinimi duyduğu mutlaktır. Ancak insanlık tarihine baktığımızda gücü ele geçirenin genelde bunu, diğer insanlara veya toplumlara hükmetmek için kullandığını görmekteyiz. Öyle ki insanlar güçlerini birleştirerek topluluklar oluşturarak, üstünlük kurmaya çalışmıştır. Gücü elinde bulunduran topluluklar yöneten konumuna gelmiş, topluluk içinde de ayrıca sınıflar oluşturularak güçlünün otoritesi hak görülmüştür. Oysa insan; aklı, bilgisi, bilimsel yeteneği ile doğanın yasalarını çözmüş, canlılar içinden sıyrılarak ayrı bir yere sahip olmuştur. Aklıyla ömrünü iki katına çıkarabilen ve hala daha uzun yaşayabilmek için uğraşan insanlığın bu çabası güç isteminden mi gelir? Kesinliğini bildiğimiz tek şey olan «bir gün öleceğimiz» gerçeğine karşılık bu güç istemi neden? Bunlar tartışılan ve hep tartışılacak konulardır. Şu da bir gerçektir ki güç gereklidir! Sorun güç isteminde değil bunun sınırında ve kullanımındadır. Gücü iyiye kullanma yetisini kendinde göremeyenin güç istemi ve elde edişindedir. Tek başına tutkulara, kötülüklere, haksızlıklara yol açan güç, insanlık yönünde kullanıldığında yarar getirir. Çünkü iyilik ve güzellikler ancak bunları yansıtacak güç olduğu zaman değerlendirilebilir. Gücü olmayan iyilik ve güzelliklerin bir etkisi de olamayacaktır. Bu nedenle gücü tümden kötüleyemeyiz. Tabi bahsettiğimiz güç kaba güç de olmadığı sürece. Zira kaba güç sadece üstünlük sağlama amaçlı ezmeye, yıkmaya, yok etmeye yöneliktir. Bu güç istenci hükmetme istemi ile karıştırıldığı zaman kaba gücüde beraberinde getirecektir. Hükmetme istemi başkalarına yöneliktir, güç istenci ise bireyseldir. İnsanlık yolunda yol alacak gücü istemek 8 8 MART 13

11 insanlığa hükmedecek gücü istemek farklıdır ( ki tarihte Nietzsche nin güç istenci ve içinde iyilik ve güzellik barındıran yetkin insan kastı olan üstün insan savının dahi bireysel güç istenci ile kötüye kullanımıyla milyonlarca insanın katledildiği bilinen gerçektir). Ahlakbilimi bu nedenle günümüze kadar güç arzusunu da kontrol altında tutmayı hedeflemiştir. Kızılderili ihtiyar adam her gün çadırının önünde biri beyaz, diğeri siyah iki köpeğini boğuşturuyormuş. Sonra da karşılarına geçip köpeklerinin boğuşmalarını uzun uzun seyrediyormuş. Bir gün bunu gören torunu; - Dede neden her gün bu köpeklerin boğuşmasını seyrediyorsun diye merakla sormuş. İhtiyar adam torununa bakarak; - Evlat demiş, Bu hayvanlar benim için çok önemli şeyleri temsil eder. Küçük çocuk tekrar sorar; - Neymiş onlar, Dedesi cevap vermiş; - Siyah olan beni daima kötülüğe, çirkinliğe zorlayan nefsimi, beyaz ise iyi, güzel şeyleri ilham eden vicdanımı temsil ederler. Ben de her gün içimdeki bu boğuşmayı temsil eden bu iki hayvanı hep böyle boğuştururum. Torun tekrar sormuş: - Peki, bunların hangisi galip gelir? demiş. İhtiyar adam uzaklara bakarak cevap vermiş; - Hangisini daha fazla desteklersem o galip gelir evlat demiş. Evet sorun kimi desteklediğimizdedir. İnsanların güç sahibi olup diğer insanların haklarını gasp etmelerinin temelinde, kendilerini diğer insanlardan üstün tutmaları da yatmaktadır ki ego zor kullanarak kontrol altına alır. Üstünlük tutkusu, psikolojide aşağılık kompleksinden kurtulmanın kolay, ama onun kadar patolojik yolu olan, üstünlük kompleksine sığınmaktır. Adler e göre Aşağılık duygusu, soydan gelen veya çevresel etkileşim sonucu ortaya çıkan organ yetersizliğidir. Freud ise aşağılık duygusunu, üstün olma isteğidir diyerek nitelemiştir. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık ve adalet güçsüz kaldı. B. Pascal Tüm bunlardan yola çıkarak, toplumsal cinsiyet bakış açısı ile güç istenci etkileşimine gelir isek; Toplumsal cinsiyet bakış açısı, kültürel ve sosyal olarak belirlenen cinsiyet rollerine karşılık gelir. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye edilmesine Dair Sözleşmede bu; -CEDAW- Madde 5/a Her iki cinsten birinin aşağı veya üstün olduğu veya erkekler ile kadınların basmakalıp rollere sahip oldukları düşüncesine dayanan bütün önyargılar ve gelenekler ile her tür uygulamayı tasfiye etmek amacıyla erkelerin ve kadınların sosyal ve kültürel davranış tarzlarını değiştirmek şeklinde belirtilmiştir. Günümüzde pek çok uluslararası sözleşme ve kararlar devletlere, toplumların kadın ve erkeğe yüklediği toplumsal rollerin cinslerin üstünlüğüne dayanmasını engelleme görevi vermiştir. Ne var ki; insanlığın ilkel bir eşitlik üzerine kurulu komün al toplumlarında kadınlar ve erkekler arasında eşitlik üzerine kurulu bir düzen mevcutken mülkiyetin gelişimi ile ataerkil düzene geçişle bu eşitlik bozulmuştur. Egemenlik, mülkiyet savaşları erkek egemenliğini güçlendirmiş, üretim dengeleri, üretime katkı erkeklerin lehine gelişmiştir. Bu düzen eşitliğe dayanmaz, güce ve gücü elinde bulunduranın hegemonyasına dayanır. Bu yeni düzende bir takım eski düşünürler de açıkça erkeğin kadın üzerindeki hiyerarşik üstünlüğünü! doğadan gelme olarak kabul ettiler. Bunlardan Aristo ruh beden üzerinde, akıl duygular üzerinde, erkek kadın üzerinde egemendir demiştir. Yine Spinoza kadınların kocalarının hakimiyeti altında olması doğaları gereğidir. Durum doğal zayıflıklarındandır demiştir. Ataerkil toplum yapısı içinde güç ve iktidar ilişkileri kadını erkeğin egemenliği altına itmiş, bir cinsin üstünlüğü anlayışını toplumsal cinsiyet bakış açısı olarak getirmiştir. Bu durum erkeklerde, tüm insanların özünde olan güç istencini, kendini geliştirme ve bunu topluma iyilik, güzellik ve yarar olarak yansıtma şeklinde olması gereken bireysel yönünden, hükmetme şeklinde toplumsal yöne kaydırdı. Kadın toplum dışına itildi. Hükmetme şeklinde gelişen erkeklerin güç istencinin altında ezildi. Erkek, insanın doğasından gelen güç istencini sistemden kazandığı haksız üstünlük ile iyilik ve güzellikleri gerçekleştirecek güç istenci yerine, topluma Görsel Oya İnan 8 MART 13 9

12 yansıtacağı üstünlük tutkusuna çevirerek İKTİDAR KURMA aracı olarak kullandı. Ve onun bu çarpıtılmış güç istenci ataerkil toplum destekli olarak yakınındaki diğer cinsi kadını ezdi ve ezmekte. Bu ona daha da üstünlük duygusu kazandıran kısır duyguya dönüşmekte. Erkek kendine gücü sağlayan toplumun bu ataerkil yapısını koruma amacıyla güçsüz olanı ezerken, toplumca kendi üzerinde kurulan gücünü koruma baskısını ise fark edemedi. İnsanın doğasından gelen GÜÇ İS- TENCİ toplum tarafından toplumsal bilinç ile kötü yönde desteklendiği sürece güçlü olan güçsüz olanı ezecektir. Toplumsal bilinç toplumsal yaşamın manevi yanıdır. Toplumsal yaşamı belirleyen bir güçtür. Toplumsal bilinç bireysel bilinci de belirler yoksa bireysel bilinçler toplumsal bilinci oluşturmaz. Bireysel bilinçler toplumsal yaşamın ürünüdür. Toplumsal koşullara göre yeni düşünce ve bilinçler oluşur. İnsanların düşünce biçimleri yaşam biçimleri sonucu şekillenir. Ruhsal olarak insan olmak doğanın verisi değil, sosyal bir kazanımdır. Hepimiz duymuşuzdur, Hindistan da bulunan kurtlar tarafından büyütülen iki çocuk tüm çabalara karşın sonradan tam eğitilememişlerdir. Çünkü beyin insanca işleyişi sosyal ortamda öğreniyor. Toplumsal bilinç değiştikçe insan bilinci de değişir. Değişen toplumsal bilinçler toplumsal yaşamı da oluşturur değiştirir. Bu nedenle toplumsal cinsiyet bakış açısı değişmedikçe kadın hakları sorunu özellikle kadına şiddet değişmeyecektir demekteyiz. Hiyerarşik düzenler eşitliği bozma çabasını kabul etmez. Güç istenci kendini sadece direnişlere karşı gösterebilir, kendine direnenleri arar. Ne var ki; Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil, o güce karşı koydukları için yükselirler. «W. Churchill» Ouroboros; Kendini yaratmayı sembolize eden kuyruğunu yutmuş bir yılan şeklidir. evrensel döngüyü, kendini yenilemeyi, kaosu dışarıda bırakmayı, dişil-eril prensipleri temsil eder. Görsel Oya İnan Kendi kuyruğunu yiyen yılan geçmiş (kuyruk), gelecek ağız sembolü ile ve tekrar kendinden doğarak sonsuz bir döngüyü ifade eder. İnsanlıkta bir dönüşüm ve devinim içindedir. Her yeniden doğuşu belirlemek ise bir kısır döngü değildir, değişim özgür irade ile insanların kendi elindedir. Kısır döngüler ancak öğrenilmiş çaresizlikten güç alır. Değişmeyecek tek şey değişimdir. Yeter ki geleceğe umutla, cesaretle bakalım MART 13

13 SİYASET: KADINLARA KAPALI BİR ARENA Av. Nazan Moroğlu İKKB Koordinatörü/ Öğretim Görevlisi Nüfusun yarısını oluşturan kadınların karar alma süreçlerine katılamaması, siyasette eşit oranda temsil edilememesi, herşeyden önce bir demokrasi meselesi. Bilindiği gibi, demokrasinin temel unsurlarından olan eşit temsil ve katılımın kadınlar açısından yaşama geçirilememesi, bir kadın erkek eşitsizliği sorunu olmasının ötesinde, aynı zamanda bir demokrasi sorunudur. Ancak, demokrasi tüm siyasal tartışmaların odak noktasını oluşturduğu halde, kadınların eksik temsili konusunda gözardı edilmekte, kadınsız demokrasi doğal karşılanmaktadır. Aslında, ayrımcılık yapılmaksızın kadın erkek herkesin eşit haklardan yararlanması demokrasiyle yönetilen laik hukuk devletlerinin temel ilkesidir. Ancak, demokrasi ve insan hakları açısından gelişmiş ülkelerin birçoğunda bugün bile kadınlar siyasette ve karar alma süreçlerinde eşit olarak yer alamamaktadırlar. Günümüzde birçok alanda eğitim, meslek seçimi, çalışma koşulları açısından daha iyi konumda olsalar da, siyasal yaşam kadınlara kapalı bir arena olmaya devam etmektedir. Bir ülkede karar alma süreçlerinde nüfusun yarısı temsil edilemiyorsa, o ülkede alınan kararların demokratik ve çoğulcu olduğundan söz edebilmek mümkün değildir. Bu bakımdan, hem demokratik yaşamın güçlendirilmesi hem de cinsiyete dayalı eşitsizliklerin kaldırılmasında daha etkin olunabilmesi için kadınların siyasette eşit oranda veya ilk adım olarak kritik eşik olarak kabul edilen en az % 30 oranında yer almaları sağlanmalıdır. Kadınların siyasette az sayıda yer almalarının, diğer bir ifadeyle eksik temsilinin nedenleri dünyada yaklaşık bütün ülkelerde benzerlik gösterir. Her ne kadar eksik temsilin nedenlerini kadınların siyasete ilgisizliği; toplumsal ve kültürel yapı; siyasal sistem ve partilerin yapısı; eğitim; ekonomik nedenler gibi belli başlıklar altında toplamak mümkünse de, bütün bunların temelini tarih boyunca egemen olan ataerkil bakış açısı oluşturmaktadır. Ataerkil ideoloji doğa-kültür ayrımına dayanarak kadınları doğa ile özdeşleştirmiş, buna karşılık, erkeklerin, uygarlığı ve kültürü temsil ettiğini kabul ederek;, kadınların kamusal alanın dışına itilmelerini ve siyasete katılamamalarını meşru olarak göstermektedir. Bu gerekçeyle erkeklerin işi kültür ve uygarlık yaratmak, kamusal alanda otorite kullanmak ve yönetmek, yani siyaset yapmak; kadınlarınki ise ev ve aile içinde kalıp çocuk doğurmak olarak belirlenmiştir. Bu erkek egemen anlayış, tek tanrılı dinlerin değişmez sayarak kutsadığı bu varsayım olarak kabul edilerek daha da pekiştirilmiştir. Kadınlar bu varsayımı ve ondan doğan sonuçları, 17. ve 18. yüzyıllara gelindiğinde açıkça sorgulamaya başlamışlardır. Bilindiği gibi, erkek egemen bakış açısı 1789 tarihli (Déclaration des droits de l homme et du citoyen) İnsan Hakları Deklarasyonu nda eşitlik ve özgürlük kavramlarına yer verilirken de etkisini göstermiş, eşitlik kadın - erkek eşitliği bakımından gözardı edilmiştir. Nitekim, devrim sürecine destek veren kadınların 1789 tarihli İnsan Hakları Deklarasyonu nunda yer alan homme yerine homme - femme (erkek-kadın) yazılması talepleri kabul edilmemiş, bu nedenle devrimci kadınlar da 1791 tarihinde Kadın ve Yurttaş Hakları Beyannamesini ilan etmişlerdir. Ancak, devrim sürecine büyük destek verenlerden Olympe de 8 MART 13 11

14 Gouges 1793 yılında doğa kurallarına başkaldırması nedeniyle giyotine mahkum edildiğinde, kararı veren Devrimci Mahkeme nin idam gerekçesi, başka söze gerek bırakmayacak kadar açıktır; Olympe de Gouges kendi cinsine yaraşmayacak şekilde politikayla ilgilendiği için ve ölümü diğer kadınlara ibret olsun diye mahkum edilmişti! Görüldüğü gibi, daha sonraki yıllarda da, kadın erkek herkesin yasalar önünde eşit olduğu İnsan Hakları Bildirgelerinde, ülkelerin Anayasalarında kabul edildiği halde, insanların toplumsal konumları yüzyıllardır erkek egemen ideoloji tarafından biçimlendirildiğinden, kadın erkek eşitsizliği günümüzde de farklı alanlarda ve boyutlarda sürmektedir. Siyasal yaşam ise dünyada ve ülkemizde kadın erkek eşitsizliğinin cinsiyet ayrımcılığının en belirgin olarak görüldüğü alandır. Erkeği güçlü akıllı - yöneten, kadını güçsüz, duygusal - korunması gereken yönetilen olarak gören ataerkil zihniyet, kadınların siyasete katılımının önünde aşılması zor bir engel oluşturmaya devam etmektedir. Batıda sanayi devrimiyle birlikte üretim sürecine katılan kadınlar, öncelikle ekonomik ve sosyal haklarını talep etmişler, 19. yüzyılın sonlarına doğru siyasal haklarını gündeme taşımışlardır. Bu çabaları sonucu, 20. yüzyılın ilk yarısında birçok ülkede kadınlar erkeklerle eşit olarak seçme seçilme hakkını kazanmışlardır; ancak, bu haklarını kullanabilmeleri için engelleri aşmaları kolay olmamıştır. Türkiye de Kadının Siyasete Katılımı Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşunu izleyen ilk on yılda Atatürk ün önderliğinde çağdaş uygarlığa ulaşma amacıyla yapılan devrimler, kadın haklarının geliştirilmesinin temelini oluşturmuştur. Bu dönemde başta Medeni Kanunun kabulü olmak üzere zamanın koşullarına uygun yurttaş hakları eşit olarak tanınmış, devrimlerin en ileri halkasını oluşturan kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesiyle kadın haklarında hedeflenen süreç tamamlanmıştır. O yıllarda sadece yasaların çıkarılmasıyla yetinilmemiş, aynı zamanda devrim yasalarının etkin bir şekilde yaşama geçirilmesi için kararlı adımlar atılmıştır. Türk kadını 3 Nisan 1930 da belediye seçimlerine, 1933 de muhtarlık seçimlerine katılma hakkını kazanmış, 5 Aralık 1934 tarihinde de milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir Anayasasının Onsekiz yaşını ikmal eden her erkek Türk mebusan intihabına iştirak etmek hakkını haizdir hükmünü içeren 10. maddesi, Milletvekili seçmek, yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk ün hakkıdır şeklinde değiştirilmiş; 11. maddesinde de Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk milletvekili seçilebilir şeklinde değişiklik yapılarak, 1934 e kadar sadece erkeklerin sahip olduğu seçme ve seçilme hakkı kadınlara da tanınmıştır. Böylece Türkiye de kadınlar, birçok batı ülkesinden önce seçme seçilme hakkına sahip olmuşlardır; bu hak kadınlara İtalya da 1948, Fransa da 1944, İsviçre de 1971, Japonya da 1950 yılında tanınmıştır yılında kadınlara milletvekili seçme seçilme hakkının verilmesinden sonra 1935 yılında yapılan seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisine 18 kadın milletvekilinin seçilmesi, günümüzde kullanılan kavramıyla özel önlemler veya fırsat eşitliği tanıma yöntemini çağrıştıran ilk örnektir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin ve BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin Seçim yılları ve kadın milletvekili sayısı * milletvekilinin 18'i kadın milletvekili. (Yüzde 4.6) * milletvekilinin 16'sı kadın milletvekili.(yüzde 3.7) * milletvekilinin 3'ü kadın milletvekili. (Yüzde: 0.6) * milletvekilinin 7'si kadın milletvekili (Yüzde 1.1) * milletvekilinin 8'i kadın milletvekili. (Yüzde 1.8) * milletvekilinin 6'sı kadın milletvekili (Yüzde 1.3) * milletvekilinin 8'si kadın milletvekili (Yüzde 1.8) * milletvekilinin 22'si kadın milletvekili. (Yüzde 4.0) * milletvekilinin 24'ü kadın milletvekili. (Yüzde 4.4) * milletvekilinin 50'si kadın milletvekili. (Yüzde 9.1) * milletvekilinin 79 u kadın milletvekili. (Yüzde 14.1) (CEDAW), henüz ufukta bile olmadığı o yıllarda TBMM de kadın milletvekili oranının % 4.6 ya ulaşması Cumhuriyet devrimlerinin yaşama geçirilmesindeki kararlılığın göstergesidir. Kadınlara o dönemin koşullarına göre çağdaş ve ileri siyasal haklar yasal olarak verilmiş ve yaşama geçirilmiş olmasına rağmen, ne yazıkki sonraki yıllarda bu kararlılık sürdürülememiştir. Anayasa da ve Siyasi Partiler Kanununda seçme ve seçilme hakkında kadın erkek arasında bir eşitsizlik yoktur. Buna rağmen, Türkiye 2013 yılında TBMM de ve Yerel Yönetimlerde kadın siyasetçi sayısı ile dünya sıralamasında 135 ülke arasında 121. sırada yer almaktadır. Oysa 1935 yılında siyasette kadın temsili ile Türkiye dünyada 2. sırada bulunmaktaydı. Yandaki tabloya baktığımızda, Türkiye de siyasette kadının adı yok diyebiliriz. Ülkemizde kadınların siyasal yaşamda yer alamamaları, siyasette cinsiyet ayrımcılığının kökleşerek kısır döngü halinde 12 8 MART 13

15 devam etmesine ve geniş açıdan baktığımızda da gerçek demokrasinin yaşama geçirilememesine yol açmaktadır. Bu bakımdan, seçim sistemimizin temel ilkesi olan temsilde adalet (Anayasa 68.md) yaşama geçirilememiş olmaktadır. Kadının siyasette eksik temsili kadın sorunu olmaktan öte bir demokrasi sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Bugün parlamentolarında %40 ların üzerinde kadınların yer aldığı ülkeler, bu haksızlığın telafisi için kararlı bir eşitlik politikası uygulayan ülkelerdir. Son onbeş yıldanberi birçok ülkede, üzerinde önemle durulup, gerçek demokrasinin gereği olarak değerlendirilen kadınların siyasete eşit katılımı özel önlemlerle ve yöntemlerle desteklenmiş, yerel ve merkezi yönetimlerde belli oranlarda yer almaları sağlanmıştır. Örneğin, Belçika, Arjantin, Uganda, Brezilya, Fransa, İspanya kadınların siyasete (kritik eşik olan en az %30 veya) eşit Yerel yönetimlerde Kadın Temsili 16 Büyükşehir Belediyesi Başkanının tamamı erkek (%100) 3379 İl Genel Meclisi üyesi nin 3269 u erkek (%96,49) İl Genel Meclisi üyesi nin 110 u kadın (%3,51) önlemler uygulaması giderek yaygınlaşmaktadır. Bangladeş de de 2004 yılında parlamentodaki sandalye sayısı 300 den 345 e artırılarak, 2005 seçimlerinde bu 45 sandalye sadece kadınlara ayrılmıştır, bu uygulama (CEDAW 4. madde kapsamında) yasa değişikliğiyle yapılmıştır. Cinsiyet Kotası = Eşitsizliğin Kaldırılmasının Anahtarı Siyasete katılımın artırılması için birçok ülkede uygulanan cinsiyet kotası çok tartışılmış ve tartışılmaktadır; ayrımcılığın giderilmesinde bir anahtar mı, yoksa kadınlara tanınan bir ayrıcalık mı? Siyasette cinsiyet kotası, kanımca en doğru ifadesiyle, yüzyıllardır süren haksızlığın telafisi olup, günümüzde siyasi katılımda kadınlara karşı ayrımcılığın kaldırılmasının anahtarıdır. Kadınların siyasette eşit ve etkin temsilinin önündeki en büyük engel, geleneksel işbölümünün yarattığı toplumsal eşitsizlik ve erkek egemen siyasi kültür olduğuna göre; bu engellerin kadınlar yasalar önünde eşittir, siyaset kapısı kadınlara açıktır, isteyen katılsın anlayışıyla aşılabilmesi mümkün değildir. İl, ilçe ve beldelere seçilen 2948 Belediye Başkanı nın i erkek (%99,10) 2948 Belediye Başkanı nın sadece 27 si kadın (% 0,90). Seçim kampanyalarında ve söylemde ön planda katılımını Belediye sağlayacak Meclisi eşit üyesinin haklara si sahip erkek tutulan (% kadınlar, aday listelerinde en alt olma 95,46). ilkesi ; olumlu ayrımcılık ; kota sıralara konulmaktadır. gibi özel Belediye önlemleri Meclisi anayasalarına üyesinin ı veya kadın (% yasalarına 4,54). koymuşlardır. Bazı ülkelerde Kadınlara aday olmaya cesaret edin de siyasi partiler tüzük değişikliği yaparak belli oranda cinsiyet kotası kabul et- kaçmayın elinizi taşın altına koyun de- erkekler gibi mücadele edin rekabetten mişlerdir. Son yıllarda kota veya özel nilerek siyasette yer almalarını söylemek, yaşam gerçeğiyle bağdaşmamaktadır. Çünkü (milletvekilliği veya belediye başkanlığı için) adaylaştırmak sadece Parti Başkanının yetksindedir. Parti içi demokrasinin olmadığı bir yerde kadınların yer alması da mümkün olamamaktadır. Bu nedenle,başlıca çözüm cinsiyet kotasının bir an önce parti tüzüklerine konulması, Seçim Kanununda ve Siyasi Partiler Kanununda bu yolda değişiklik yapılmasıdır. Türkiye nin 1985 yılında onaylayarak taraf olduğu, uygulamayı taahhüt ettiği BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 4. maddesinde kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamak ve bu süreci hızlandırmak için anayasa ve yasalarla geçici özel önlemler alınması gerektiği ve bunun yasa önünde eşitlik ilkesiyle çelişmediği kabul edilmiştir. Aslında özel önlem olarak siyasette kota uygulanması uluslararası taahhütlerin ve Anayasanın 10. maddesindeki..kadın erkek eşitliğinin yaşama geçirilmesi yükümlülüğünün yerine getirilmesi anlamına gelecektir. Ne yazıkki, Türkiye eğitimli, donanımlı ve konularında yetkin kadın potansiyelinden yararlanamamaktadır. Herşeyden önce ülkemizde demokrasinin sağlıklı işlemesi ve Türkiye nin çağdaşlaşma, değişim ve kalkınması bakımından kadınların katkısına ve bakış açısına gereksinimi vardır. 8 MART 13 13

16 ÖNCÜ KADINLAR İLE RÖPORTAJLAR 1- PROF.DR AYSEL ÇELİKEL Av.Nülifer AY İstanbul Barosu KHM Başkan Yardımcısı GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER YASA- LARINI EŞİTLİK ÖLÇÜSÜ İÇERİSİNDE GELİŞTİRMİŞ OLSALAR DAHİ, KÜLTÜR- LERİNİ GELİŞTİREMEDİKLERİ İÇİN YİNE AYNI ATAERKİL KÜLTÜRÜN EMRİ AL- TINDA YAŞAMAKTADIRLAR. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar günü öncesinde; öncü kadınlarımızdan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nin ilk kadın Dekanı ve ilk kadın Adalet Bakanı da olan, Sayın Prof.Dr. Aysel Çelikel ile Genel Başkanı olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde, kadına bakışı konuşmak üzere buluştuk. Teklifimizi kabul ettiği için öncelikle kendisine teşekkür ediyoruz. 1- Sayın Aysel Çelikel, Dünyada ve Türkiye de çocukluğunuzdan günümüze kadına ilişkin genel değerlendirmeniz nedir? Tarih boyunca kültürü oluşturan politikaların ekseninde hep kadınlar var olmuştur. Kadınlar farklı kültürlerden gelseler dahi, ortak kaderleri bağımlılık ve ikincil konumda olmak olmuştur. Ataerkil kültür, kadınların farklı biyolojik yapılarının olduğu ve bu sebeple farklı kimlikler taşıdıklarını ve aynı zamanda da toplumda ve ailede farklı roller üstlendiklerini ve bu rolleri devam etmeleri gerektiğini söylemeye devam ediyor. Bu ataerkil kültür bugün de yaşıyor ve kadını ev kadınlığı modeline hapsetmek amacını taşıyor. 1 Nietzsche: Güç İstenci Kadınların giyimi, kuşamı, örtünme biçimi, sokağa çıkıp çıkmayacağı, kaç çocuk doğuracağı, çalışıp çalışmayacağı hep bu ataerkil kültür tarafından kocalarına yüklenmiş bir görev olarak görülmüştür. Demokratik batı ülkeleri, demokrasi ve insan hakları kültürünün gelişmesiyle ve yasalara da yansımasıyla birlikte kadın haklarında, kadının insan hakları olarak büyük bir aşama kaydetmiştir. Kadınların özgürlüğü, insan haklarının korunması, eşitlik içerisinde, ayrımcılık yasağına uyarak gelişmiş batı ülkelerinin hedefi, amacı olarak görülmüştür ve bunda başarı da sağlanmıştır. Ama gelişmekte olan ülkeler yasalarını eşitlik ölçüsü içerisinde geliştirmiş olsalar dahi, kültürlerini geliştiremedikleri için yine aynı ataerkil kültürün emri altında yaşamaktadırlar. Türkiye ye gelince; Türkiye bilindiği gibi 600 yıllık bir din eksenli monarşiden doğmuş, o monarşiden sonra hayata geçmiş bir cumhuriyet rejimi olarak ele alınmalı diye düşünüyorum. Çünkü din eksenli, şeriatın kurallarına tabi olan kadınların hangi durumda olduklarını söylemeye gerek görmüyorum, ama yine de 2. Meşrutiyet Döneminde İstanbul da eğitimli bir avuç kadının bu konuda büyük gayretler sarf ettiğini ve kadınların eşit boşanma hakkına sahip olması, eşit miras hakkına sahip olması konusunda mücadeleler verdiklerini biliyoruz. Evlenmede tek eşlilik için verdikleri mücadele de bilinmektedir, ama bu hiçbir şekilde başarıya ulaşamamıştır. Cumhuriyetle birlikte büyük Atatürk ün cumhuriyet için bir hedefi var, bir toplumsal bakış açısı vardı. Bunun içerisinde de kadınlar da yer alıyordu. Bu demokratikleşmeye açılan bir kapıydı ve hemen şunu söyleyeyim, devrimler -ki devrimlerin özü laikliktir- ve laiklik çağımızın en başarılı özgürleşme, demokratikleşme, aydınlanma ve modernleşme projesidir. Bu proje, demokratikleşmenin ilk ışıklarını ortaya koymuştur. Böyle olunca kadınlar da bundan yararlanmışlar ve laiklik bağlamında özgür kadın tipi ortaya çıkmıştır MART 13

17 Ben, benden önceki kadın nesli, benden sonraki genç kadınlar, sizler, sizin nesliniz hep Atatürk ün bu cumhuriyette kadınlara layık gördüğü, daha doğrusu kadınların hakkı olan devrimlerin yetiştirdiği kuşaklar olduk. Türk Medeni Kanunu demokratik laik hukukun ilk halkasıdır ve ben hep şöyle diyorum: Toplumun yüz akı olmuştur yıllar boyunca ve uygarlığa açılan bir kapı görevini görmüştür. Bir kere laik hukuk olmasıyla bir güzellik taşır. Din kurallarının değişmez kurallar olduğunu, halbuki hayatın yürüdüğünü, yürüyen bu hayat içerisinde ihtiyaçların da değiştiğini, kavramların ve düşüncelerin ortaya çıktığını; bu sebeple de insan ilişkilerini, aile ilişkilerini düzenleyen kuralların da değişmesi gerektiğini, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt önsözünde açıkça ifade etmiştir. Bu çerçeve içerisinde biz eşit kişilik sahibi, eşit evlenme şartları sahibi, eşit miras hakkına sahip, eşit boşanma hakları uygulayan bir sistemin sahibi olduk. Ama bu bildiğimiz gibi sadece kadın-erkek eşitliğine yer veren bir sistemdi, ama aile içinde yine o zamanın kültürüne bağlı olarak kocaya üstünlük tanıyan bir sistemi getirmişti; zaten Avrupa da da öyle bir sistem vardı o tarihlerde. Aradan geçen uzun yıllar içerisinde kadın örgütlerinin yaptığı gerçekten önemli bilimsel çalışmalar sonunda medeni kanunda ailede de eşler arasında ve eşlerin çocuklarla ve mallarla ilişkisi açısından eşitliği getiren bir sistemi kabul etti. Ama bunun yürürlüğe girişi 1 Ocak 2002 tarihi olmuştur. Hatta hemen şunu söyleyeyim: Bu Medeni Kanun değişikliği bu kadar kolay olmadı. Ben kadın sorunlarıyla, doğrudan uğraşmaya başladığım 90 lı yıllardan sonra, İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma Merkezini kurduk. Gerek eşler arasındaki kişisel ilişkiler, gerekse mali ilişkileri eşitliğine dayalı bir sistemi getirmek için, bu konuda bir taslak hazırladık; bu taslak 100 bin kadının imzasıyla meclise geldi, ama 10 yıl mecliste bekledi. Biz kadınlar olarak, örgütler olarak, toplumun gündeminde tutmayı başardık, unutturtmadık ve sonunda Avrupa Birliği adaylık sürecinin o sırada gerçekleşmesi nedeniyle medeni kanun kabul edildi. Türkiye de çok hızlı bir kadın hakları özgürleşmesini yaşadık ama toplumun kültürel yapısı yasalar kadar hızlı gelişmedi. Kadın hakları her zaman liberal demokratik ortamlarda, insan haklarına saygılı ortamlarda hızla gelişir. İşte biz bu demokratikleşme ve insan haklarına saygı dönemini henüz daha yeni aşamasındayız. O sebeple de kadın haklarımız açısından toplumun kadına bakış açısı henüz daha eşitlik derecesinde değil. 2- Sayın Çelikel, Bir Türk kadını olarak hayatınızda hep öncü oldunuz. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin İlk kadın dekanı, ilk kadın adalet bakanı Bir kadın olarak hiç cinsiyetçi engellemelerle karşılaştınız mı? Nasıl üstesinden geldiniz? Hukukçular genelde biraz tutucu olurlar ve alıştıkları kültürü kolay kolay aşamazlar, gibi bir algı vardır toplumda. Ben takdirlerinize çok teşekkür ediyorum ama İstanbul Hukuk Fakültesinde 16 yıllık dekanımızın, İlhan Akın ın emekli olmasından sonra bir dekan seçimi yapılması söz konusuydu. 4 kişi aday olduk, ben tek kadın olarak girmiştim bu işe. Bundan evvel kadınlar hiç böyle bir önemli göreve aday olmayı düşünmemişlerdi. Çünkü nasılsa seçilmeyeceklerini biliyorlardı. Yalnız ben seçilebileceğimi düşünüyordum. O sırada kamuoyunda da sosyal olarak bazı etkinliklerin içindeydim ve çok iletişimim güçlüydü fakültede. Gerçekten seçimde en çok oyu alan da ben oldum. Bu benim için tabii çok onurlu bir görevdi. Çünkü İstanbul Hukuk Fakültesi bütün hukuk fakültelerinin hem anası hem babasıdır. Yani bütün fakültelerin öğretim üyesi kadrosu oradan kaynaklandı. Şimdi engelle karşılaştım mı? Şöyle söyleyeyim, beni engelleyecek çok ciddi bir olayın olduğunu söylersem haksızlık olur ama zorluk fakülteye girişteydi. O yıllarda kadın araştırma görevlisi çok azdı; bir de profesör vardı, birkaç asistan vardı. Benim başvurum sırasında gazeteye ilan çıkmıştı ve ben de ilandan sonra başvurdum, Prof. Hıfzı Timur notlarımı gördü, dosyama baktı ve almaya karar verdi. Ben hiçbir zaman kamuoyunda bilinen bir soyadı sahibi ya da çok özel okullarda imtiyazla yetişmiş biri olmadım. Ben herkes gibi devletin okullarından mezun oldum ve devletin de liseleri o tarihlerde güçlü liselerdi, iyi eğitim veren liselerdi ve kamu görevi yaptım. Kamusal alanda büyük bir eşitsizlik yine o tarihlerde olmuyordu. Yani istemeseler de eşitlik esası olduğu için şartlar yerine geliyorsa kadınları da alıyorlardı göreve. Adalet bakanlığına atanmam belki bir şans oldu, öyle demem lazım. Sayın Ecevit i tanırdım. Anayasa gereği bağımsız bir bakanın getirilmesi gerekiyordu. O da beni önerdi. Adalet bakanlığı görevini 3,5 ay kadar devam ettirdim. Aynı şekilde yine kamuoyunda, medyada yer almam nedeniyle 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer beni takip ediyormuş. Hiç tanıdığım bir kişi değildi. Beni YÖK üyeliğine atadı o sırada. Zannediyordu ki üniversite sorunlarına benim gibi 4-5 kişi 8 MART 13 15

18 daha atamıştı tarafsız ve demokratik üniversite isteyen, özerk üniversite isteyen 5-6 arkadaşımızı daha atamıştı. Türkan Saylan bunlardan biriydi. Burhan Şenatalar, İlker Asman, böyle biz hep beraber göreve geldik. Fakat o kadar kolay değildi sistemi değiştirmek. Yasayı değiştirmemiz lazımdı. Yasayla birlikte zihniyeti değiştirmemiz lazımdı ve bunu başaramadık. Ama münferit bazı olaylarda ağırlığımızı koyarak haksızlıkların yapılmasını önlemiş olduk. Ben neden başarılı oldum? Şimdi bir kere Osmanlı kadını olan annemin eğitime ve iyi bir meslek sahibi olmam konusunda kararlılığı vardı ve çocukluğumdan itibaren bana hep onu telkin etmişti. Ben çok özgüven sahibiydim, her şeyi yapabileceğimi zanneden bir yapıyla hayata başladım. İkinci olarak da eğer evliyseniz eşinizin de sizinle aynı paralelde düşünmesi gerekiyor ve sizin gibi kadınlara demokratik destek vermek konusunda bir bakış açısının olması gerekiyor. Ben bundan da çok iyi şekilde yararlandım. Ama çalıştığım kurumlarda veya hayatımda her zaman benden kuvvetli olanların haksızlıklarına karşı durmayı bildim. Buna karşılık zayıfları korumayı da çok iyi bildim. Görevimi tevazu içinde yaptım, üretken oldum, ilkeli oldum ama limiti aşmamayı da bildim. Nereye kadar gidebilirim, nerede durmam gerektiğini de iyi bildim. Tabii çok çalıştım. Herkes tatil yaparken, herkes keyif yaparken ben hep stres içinde bir şeyler yetiştirmeye çalıştım. Çocuklarımı bırakıp bilimsel araştırmalar için yurtdışına aylarca gitmeyi göze aldım. Bütün bunlar beni bir yere götürdü. Belki şansım da vardı veyahut da şöyle diyeyim, o dönemde daha çok imkanlar vardı. Ama diyebilirsiniz ki: Neden bir sürü kadın vardı da onlara da olmadı? Bu bir bakış açısıydı hayata. Benim bakış açım zayıfların elinden tutmak oldu, haksızlığa uğrayanlarla beraber olmak oldu. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini de zaten bu amaçla hep beraber, arkadaşlarımla beraber kurduk. 3- Sayın Çelikel, Kadınlar erkeklere oranla iş ve yaşamda fırsat eşitliği yakalama açısından sizce hangi noktalarda? Türk kadının toplum, siyaset ve iş dünyasından daha fazla sesini duyurması için önerileriniz nelerdir? Bugün Türkiye de kadınlarımız yasalar çerçevesinde eşit görünüyorlar. Aynı zamanda uluslararası sözleşmelere de hiç bekletmeden katılmayı çok iyi bildik; uygulamamayı çok iyi bildiğimiz için onlara da taraftarız. Aslında meseleler yasalarla çözülmüş olsaydı bizim hiçbir sorunumuz olmazdı. Ben de zaten ilk defa kadın sorunuyla uğraştığım zaman bir hukukçu olarak medeni kanuna el attım. Zannettim ki medeni kanundaki çağdaşlığı yakalayabilirsek, ceza kanunundaki çağdaşlığı yakalayabilirsek sorunlarımız biter. Aslında olayın icebergin görünen yüzü olduğunu, esas meselenin, kültürel sorunun, eğitim sorununun çok derinlerde olduğunu yıllar içerisinde gördüm. Kadınlarımız, tabii biraz evvel söylediğim belirli bir kültürün kuşatması altında yaşadıkları için ve eğitim çizgileri de çok aşağıda olduğu için, genelde basit işlerde çalışırlar. Ama bir grup kadın da prestijli işlerde, prestijli mesleklere sahip olarak çalışmalarını sürdürürler. Daha doğrusu Türkiye de çok yüzlü kadın var. Bu çok değişik tipteki kadınların büyük kısmı cumhuriyetin tanıdığı olanaklardan yararlanarak meslek sahibi olmuş ve iş hayatına, prestijli mesleklerde çalışanlar olmuştur. Bunlar hatta 1975 li yıllarda; o mesleğin yüzde 30 unu oluşturuyordu. Avukatların, doktorların, öğretmenlerin yüzde gibi dünyada çok yüksek bir rakamdı. Ancak, göçle birlikte gecekondulara ve büyük şehirlere sığınan kadınlar, kırsal kesimde yaşayan kadınlar, onlar kendilerini aşamadılar. Bunun da nedeni çok basit. Mesela 25 yaş üstü toplumun eğitim yılı 6 yıl. Yani Türkiye de yaşayan insanlar 6 yıl eğitim görmüş görünüyorlar. Hiç eğitim görmeyenlerle, çok eğitim görenlerin ortalaması 6 yıl olan bir toplumdan nasıl bir kültürel gelişme beklersiniz. Bu ortalama aslında 3-4 yıldı da son 10 senede 5-6 yıl oranı çıktı. Bu gelişme için yapılacak çok şey vardı, fakat hükümetler bunu önemsemediler. Sadece yasayı yaparak topluma demokratikleştiklerini söylemek istediler. Ama öyle olmadı. Bir kadın konusunda bir devlet politikası oluşturulmadı. Bu devlet politikası bütün kamu kurumlarına ana arterden başlayarak eğitim olarak yayılmalıydı. Türkiye nin bütün coğrafyasında, en ücra birimlere kadar devletin kolları uzandığına göre, eğitimi de uzanmalıydı. Bu eğitim yapılmadı. Yapılmadığı için şöyle oldu: Eğitimsiz kadınlar, çoğunlukla mesleksiz kadınlar sigortasız çalışıyorlar, kayıt dışı sektörde, düşük ücretli işlerde sigortasız çalışıyorlar. Türkiye deki kadınların yüzde 58 inin sigortasının olmadığı söyleniyordu geçen yıl. Bugün de aynı, değişik değil. Demek ki kadınlar genelde ikinci sınıf işlerde ve ailelerindeki işleri de beraber yürüterek yapmaya çalışarak, büyük bir yük altında, yıpranarak ömürlerini tüketiyorlar. Çünkü hem ev işlerini hem de çocuğu büyütmeye çalışıyorlar ki çocuk büyütmek çok büyük olay. Kreş yok, ka MART 13

19 dının ödeyebileceği gücü içinde çocuk yuvası yok. Ve bu şekilde çocuklarını, komşulara, akrabalara bırakıp gündelik işlerle uğraşmaktalar ve tabii ki çabuk yıpranmaktalar. Bunları düzeltmek için bir kere toplumun eğitim seviyesini yükseltmek gerekiyor. Kadının eğitim alarak meslek sahibi olması ve daha kaliteli, daha sigortalı, daha hukuka bağlı işlerde çalışabilmesi gerekiyor. Bunun için de mesleki eğitim ve eğitim gereklidir. Bunun yanında kadınların çocuklarını bırakabilecekleri işyerlerinde çocuk yuvaları ve kreşler vardı. özellikle çocuk yuvaları vardı. Yeni iş kanunu devreye girerken bu kreşler kaldırıldı. Yani işverenler de çok memnun kaldılar bunun kaldırılmasından ama belirli sayıda kadın işçi çalıştıran fabrikalar, emzirme odası ve kreş açmak zorundaydı. Bu zorunluluk bugün yok, bunun olması lazım. Ayrıca belediyelerin kamu hizmeti verirken çalışan kadınlar için ucuz fiyatla kreş açmaları lazım; maliyetine olan, kâr etme esasına dayanmayan kreşler açılmalı. Kadının en önemli sorunu çocuğunu bırakacağı yerdir. Her ne kadar muhafazakar bir toplum oluşturmaya çalışılsa da Türkiye de, yine de gündelik ihtiyaçların önüne geçmek mümkün değil. Kadınlar çalışmak zorundalar, ailelerine destek olmak zorundalar. Çünkü her çalışan kadın evine bir miktar ekonomik destek götürdüğü için, çocukları daha iyi eğitim görmekte, çocukları daha iyi beslenmekte, sağlıklarını daha iyi koruyabilmekte ve belki aile mutluluklarını da daha iyi sağlayabilmektedirler. Bunu sağlayacak birtakım tedbirler, ama buna önce inanmak lazım. Ama derseniz ki: Siz 3 çocuk, 5 çocuk doğurun. Kadın zaten 2 çocukla bile çalışamaz. Ancak tek çocuğu varsa çalışabiliyor. İki çocuğu varken bir kısmı çalışıyor, bir kısmı işten ayrılıyor. 3 oldu mu asla çalışamaz. Çünkü o kadar çocuğa bakacak, yaşlılara bakacak; yani öyle başka yükümlülükleri de var kadınların. O bakımdan kadınlar ikincil olmaktan medeni kanun değişti ama kurtulamadılar. 4- Sayın Çelikel, Kurucusu ve yöneticisi olduğunuz birçok sivil toplum örgütü bulunmakta. En son Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanlığı yapmaktasınız. Müthiş bir yaşam enerjiniz var. Önce bir kadın olarak gelecek yıllara ilişkin projeleriniz nelerdir? Bu enerjiyi nasıl çoğaltıyorsunuz? Başarı enerjiyi getiriyor, bunu bilmek lazım. İnsan başardıkça daha güçlü oluyor, çünkü mutlu oluyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin başkanı olduğumdan beri kendimi daha da güçlü hissediyorum. Çünkü burada elinden tuttuğunuz çocuklar ve gençler var. Onlar taşıyamayacakları yükler altında ezilme tehlikesindeyken, çocuk gelinler olarak birden bire eğitim fırsatını ellerine geçiriyorlar. Bize mektuplar yazıyorlar, biz o mektuplarla onların ruh hallerini düzeltiyoruz, onlara ekonomik destek, eğitim desteği veriyoruz. Biraz şimdi eğitim ağırlıklı bir çalışmaya döndük. Bütün yapılan bu çalışmalar insan onuruna saygıdan kaynaklanıyor ve sizi daha çok mutlu ediyor. Onun için de ben enerjimi bu yaptığım gönüllü işten alıyorum diyorum. Bundan sonra ne yapacağım? Bundan sonra benim yaşım kıdem olarak fazla. Bunu ne kadar götürürüm bilemiyorum, yani ben her an da bırakabilirim ama bırakmamam uygun oluyor. Ben şimdi kitap yazıyorum. Bu kitap da, bu benim için önemli bir kitap. Bütün enerjimi biraz da ona ayırmak istiyorum. Bu benim yaşadığım çok dönem; 3 tane darbe yaşadım. Her darbeyle birlikte birtakım büyük olaylar da geldi. Onların anıları ve bu arada çeşitli konulardaki bakış açımı O dönemdeki hukuksal aksaklıklar, adalet bakanıyken olan aksaklıklar, eğitimdeki sorunlar, üniversite sorunları, kadın sorunları; bunları da anılarla beraber yazıyorum. Bu kitap benim hayatım ama biraz da Türkiye nin hayatı olacak. Şimdiye kadar ciltler halinde topladığım belgeler var. Ne kadar çok beyanat vermişiz, ne kadar çok konuda görüş beyan etmişiz? O zaman da medya da bizi çok desteklemiş. Ben onları görünce, bunlar böyle kalmamalı, onlardan yararlanarak gelecek kuşaklara bir şey aktarmalıyım, benimle gitmesin diyorum. Hatta zaman zaman şöyle oluyor: hukuk fakültelerinde artık kıdemli hoca pek kalmadı, çünkü çok fakülte var ve dağıldı hocalar. Bir kısmı da emekli oldu ve çok hızlı öğretim üyesi yetiştirme heyecanı da var. Beni arada sırada asistanlar, oradaki kıdemli hocalar davet ediyorlar sohbet etmek için. Diyorlar ki: Öğrencilerimiz şöyle kıdemli bir hoca görsün. Kitapları görüyorlar ama hocayı tanımıyorlar. Onun için ben üniversitelere de gidiyorum, hukuk öğrencileriyle tanışıyorum, neler yapmaları gerektiğini onlarla konuşuyorum. Bizim gençlerimizin de sohbete ihtiyacı var. Gençler hep arayış içindeler. Neyin doğru, neyin doğru olmadığını hep kafa yoruyorlar. Karşılıklı sohbet biraz daha onları aydınlatıyor, netleştiriyor. Böyle bir önemli görevim olduğunu hissediyorum. 8 MART 13 17

20 5- Sayın Çelikel, Adalet Bakanlığı da yapmış bir kadın olarak son yıllarda artan şiddete dur demek için önerileriniz, tavsiyeleriniz nelerdir? Toplumun kadına bakış açısı, toplumdaki kadın imajı, şiddetin de nedenini oluşturuyor diye düşünüyorum. Çok güzel yasalar yaptık. Kadın Bakan Fatma Şahin iyi bir çizgi gösteriyor, mücadele ediyor kadın hakları için, ama onun yaptıkları hep geçici tedbir niteliğinde olanlar. Şimdi tedbir olarak kadın şiddete uğruyorsa nasıl tedavi edelim veya nasıl önleyelim, sonra nasıl tedavi edelimle ilgili hükümler var mevzuatımızda. Bir uluslararası Avrupa Konseyi Sözleşmesini imzaladık. Çok önemli bir sözleşme, ama hayata geçirmek büyük bir bütçe istiyor, inanç istiyor, kararlılık istiyor. Onun bir kısmını da yasamıza aldık, ama hiçbir şey değişmedi. Yasa çıkalı 1 yıl oluyor, yönetmeliği de çıktı. Kadın cinayetlerinde hiçbir azalma olmadı, ayrıca şiddette de bir azalma olmadı. Bu benim inancıma göre toplumun kadın-erkek eşitliğine inanmasından geçiyor. Çünkü şiddet ayrımcılıktır. Şiddet eşitsiz güç ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Bunu ben söylemiyorum, bunu uluslararası sözleşmeler söylüyor, bilimsel çalışmalar söylüyor. Eğer siz eşitliği bir ölçüde gerçekleştirebilirseniz, büyük ölçüde gerçekleştirebilirsiniz, şiddet de aynı ölçüde azalacaktır. Ama şu soru akla geliyor: Gelişmiş batı ülkelerinde şiddet yok mu? Var, çünkü şiddet güçlünün güçsüzü ezmesi biçiminde gelişen bir olay. Fiziki gücü olan her zaman daha zayıf olana şiddet uyguluyor. Gelişmiş batı ülkelerinde de şiddet oluyordur ama ölçü, miktar, oran bu çok önemli, bu oran Türkiye de çok yüksek. Şiddetin yüzde 40 gibi olduğu söyleniyor. İşin kötü tarafı -hep kültürden bahsediyorum- kadınların bir kısmı da bu kültürü maalesef benimsemiş durumda. Çünkü kabahat yaptığım için beni dövdü, haklıdır diyen büyük bir kadın oranı var. Yemeği yaktı dayak, çocuk düştü dayak, izinsiz sokağa çıktı dayak, annesinin babasının evini ziyarete giderken kocasından izin almadan sokağa çıktı diye dayak Bütün bunların hepsi kültürel sorunlar. İşte bu şiddetin artmasında biraz da kadınların haklarının bilincine varması rol oynamış olabilir. Belki bir şeyde endişeliyim. Ailenin korunmasına dair bir kanun çıkardık 1998 de. İşte o kanunu geliştirerek bugün yeniden kanun çıkardık. Fakat bu kanunda kocaların, kültürü geliştirmeden kadın haklarının anlamı, insan haklarının anlamı, kadınların insan haklarının ne olduğunu anlatmadan insanlara birdenbire kocayı 6 ay uzaklaştırıyorsunuz. 6 ay evden uzaklaşan koca muhitinde küçük düşüyor, rezil oluyor, evini kaybediyor; kalacak yatacak yeri var mı, yok mu ne oluyor? 6 ay sonra büyük bir kinle, nefretle eve döndüğü zaman ıslah mı olmuş oluyor? Olmuyor, daha sert tedbirler alıyor. Ben öldürülen kadınlara bakıyorum, işte kocası 6 aydır uzaklaştırılmıştı, tekrar eve döndü, ama olmadı. Az gelişmiş toplumlarda erkeklerin onuru çok fazla yüksek oluyor, gururları yüksek oluyor. Evden uzaklaştırma ters bir tepki yapıyor mu? diye Bakan Hanımın, bir sosyolojik araştırma, yaptırması lazım. Bu cesaret isteyen bir şey bence. Maalesef, şiddet artıyor, azalmıyor. Şiddetin nedenleri var, nedenler aynı zamanda tedbirleri. Bence en büyük 18 8 MART 13

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER ÇÖZÜMLERİ VE KADINLARIN ADALETİ ERİŞİMİNDE İSTANBUL BAROSU NUN ROLÜ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER ÇÖZÜMLERİ VE KADINLARIN ADALETİ ERİŞİMİNDE İSTANBUL BAROSU NUN ROLÜ TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER ÇÖZÜMLERİ VE KADINLARIN ADALETİ ERİŞİMİNDE İSTANBUL BAROSU NUN ROLÜ Av. Aydeniz Alisbah Tuskan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi * İnsanların bir biçimde

Detaylı

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ CİNSİYET TEMELLİ AYRIMCILIK VE TOPLUMDA KADININ YERİ ONLİNE KİTAPÇIĞI Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Gençlik Topluluğu 2015-2016 İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Kadın Dostu Akdeniz

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ 2011 YILI FAALİYET RAPORU

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ 2011 YILI FAALİYET RAPORU İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ 2011 YILI FAALİYET RAPORU 4 Şubat 2011 Kadir Has Üniversitesinde KASEV in düzenlediği 4 Şubat 2011 Kadir Has Üniversitesinde KASEV in düzenlediği Yaşlı Hakları konulu

Detaylı

Türkiye de Kadının İnsan Hakları Women s Human Rights in Turkey

Türkiye de Kadının İnsan Hakları Women s Human Rights in Turkey Türkiye de Kadının İnsan Hakları Women s Human Rights in Turkey 30 Nisan 2010 Boğaziçi Üniversitesi Nazan Moroğlu, LL.M Yeditepe Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi For Equal Rights PEACE is a must. To

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ

KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ Av.Aydeniz Alisbah Tuskan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ Cumhuriyetimizin 88. yılında biz Türk Kadınları olarak Cumhuriyet İlkelerinin, Cumhuriyet Devriminin kadınlara kazandırdığı

Detaylı

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU 1- Kadın istihdamı özendirilmeli Sorun: Gelişmiş ülkelerin çoğunda kadınların işgücüne katılım oranları yüzde 60-80 aralığında. Gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ 2011-2012 YILLARI FAALİYET RAPORU

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ 2011-2012 YILLARI FAALİYET RAPORU İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ 2011-2012 YILLARI FAALİYET RAPORU 4 Şubat 2011 Kadir Has Üniversitesinde KASEV in düzenlediği 4 Şubat 2011 Kadir Has Üniversitesinde KASEV in düzenlediği Yaşlı Hakları

Detaylı

C E D A W KADINLARA KARŞI HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ SÖZLEŞMESİ. Prof. Dr. Feride ACAR

C E D A W KADINLARA KARŞI HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ SÖZLEŞMESİ. Prof. Dr. Feride ACAR C E D A W KADINLARA KARŞI HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ SÖZLEŞMESİ CEDAW Nedir? CEDAW sekiz temel Birleşmiş Milletler insan hakları sözleşmesinden biridir. BM İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMELERİ Medeni ve Siyasi

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı Gülşah Özcanalp Göktekin Uzman Sosyolog / İş ve Meslek Danışmanı Liderlik Enstitüsü Eğitim ve İstihdam Hizmetleri Çalışma Evrensel Bir Haktır İnsan

Detaylı

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu.

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu. AVUKAT HATİCE CAN Av.haticecan@hotmail.com Atatürk cad. 18/1 Antakya 0.326.2157903-2134391 AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA FETHİYE DOSYA NO : 2011/ 28 KATILAN : B. S. KATILMA İSTEYEN Türkiye Barolar

Detaylı

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ BODRUM KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ 25 KASIM KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN BÜLTENİ: Mirabel kız kardeşler,

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkındaki kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur. Gereğini

Detaylı

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR III. Sınıf Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Risk Gruplarına Yönelik Sosyal Politikalar Dersi Notları-VI Doç. Dr. Şenay GÖKBAYRAK İçerik Engellilere

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma Elli-dokuzuncu Oturum Üçüncü Komite Gündem maddesi 98 Kadınların Konumunun Geliştirilmesi Almanya, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı,

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ANAYASASI

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ANAYASASI İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ANAYASASI Türkiye'deki Tek Üniversite İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ANAYASASI Biz, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi nin paydaşları; gelecek kuşaklara daha yaşanabilir

Detaylı

KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ HAZIRLAYAN MELEK YAĞCI EĞİTİM HEMŞİRESİ

KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ HAZIRLAYAN MELEK YAĞCI EĞİTİM HEMŞİRESİ KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ HAZIRLAYAN MELEK YAĞCI EĞİTİM HEMŞİRESİ 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Bu amaç çerçevesinde Yükseköğretim Kurumları aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmayı taahhüt ederler:

Bu amaç çerçevesinde Yükseköğretim Kurumları aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmayı taahhüt ederler: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ TUTUM BELGESİ Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yer alan üniversiteler ve diğer bütün kurumlar çerçevesinde toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine duyarlı

Detaylı

KADINLARA KARŞI ŞIDDETIN TASFIYE EDILMESINE DAIR BILDIRI. Genel Kurulunun 20 Aralık 1993 tarihli ve 44/104 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

KADINLARA KARŞI ŞIDDETIN TASFIYE EDILMESINE DAIR BILDIRI. Genel Kurulunun 20 Aralık 1993 tarihli ve 44/104 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 1.3.9. KADINLARA KARŞI ŞIDDETIN TASFIYE EDILMESINE DAIR BILDIRI Genel Kurulunun 20 Aralık 1993 tarihli ve 44/104 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. BAŞLANGIÇ Genel Kurul, Eşitlik, güvenlik, özgürlük, bütün

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

2013 YILI Faaliyet Raporu

2013 YILI Faaliyet Raporu 222 YILI Raporu YILI YILI R a proayili rpuo r u 223 İçindekiler 8 Mar t Dünya Emekçi Kadınlar Günü 10 Kasım Atatürk ü Anma G ı d a G ü v e n l i ğ i Pa n e l i ( 1 9 O c a k 2 0 1 3 ) P l a s t i k K a

Detaylı

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR ANAYASANıN TEMEL ILKELERI 2 1. madde Türkiye devleti bir cumhuriyettir. 2. Madde Cumhuriyetin nitelikleri Cumhuriyetçilik Başlangıç ilkeleri Atatürk

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım

bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım Temel haklar Santé Belçika herkese vatandaşlık ve İnsan Haklarına saygıyı temin eden Demokratik Devlet hakka saygıyı temin eder. Devlet, sadece

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME Dr. Günay SAKA HALK SAĞLIĞI ANABİLİM DALI 1 Dersin amacı Bu bir saatlik dersin sonunda Dönem III öğrencileri, Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili bilgi sahibi olacaklardır.

Detaylı

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet ANAYASAL ÖZELLİKLER Ulus devlet, belirli bir toprak parçası üzerinde belirli bir nüfus ve egemenliğe sahip bir örgütlenmedir. Ulus-devlet üç unsura sahiptir: 1) Ülke (toprak), 2) Nüfus, 3) Egemenlik (Siyasal-Yönetsel

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR...XXI TABLOLAR

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

ŞEFFAFLIK VE ETİK KÜLTÜRÜN GELİŞTİRİLMESİ

ŞEFFAFLIK VE ETİK KÜLTÜRÜN GELİŞTİRİLMESİ ŞEFFAFLIK VE ETİK KÜLTÜRÜN GELİŞTİRİLMESİ Doç.Dr. Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN omur@hacettepe.edu.tr Hacettepe Universitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü 1 Şeffaflık Şeffaflık, en basit anlamıyla, devletin

Detaylı

Genel Yayın Sıra No: 221 2013 / 2 ISBN No: 978-605-5316-42-6 Yayıncı Sertifika No: 12457. Baskı

Genel Yayın Sıra No: 221 2013 / 2 ISBN No: 978-605-5316-42-6 Yayıncı Sertifika No: 12457. Baskı Genel Yayın Sıra No: 221 2013 / 2 ISBN No: 978-605-5316-42-6 Yayıncı Sertifika No: 12457 Baskı Ege Reklam Basım Sanatları Ltd.Şti. Esatpaşa Mah. Ziyapaşa Cad. No: 4 / 1 Ataşehir - İSTANBUL Tel: (0216)

Detaylı

SÖKE KENT KONSEYİ ÇOCUK MECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

SÖKE KENT KONSEYİ ÇOCUK MECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar SÖKE KENT KONSEYİ ÇOCUK MECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AMAÇ Madde 1- Bu yönerge, Söke Kent Konseyi Çocuk Meclisi nin oluşumunu, organlarını, görevlerini ve çalışma

Detaylı

Cumhuriyet in 90. yılı konferansı..

Cumhuriyet in 90. yılı konferansı.. Cumhuriyet in 90. yılı konferansı.. Prof.Dr.Dilek GÖZÜTOK / Prof.Dr.Ahmet SALTIK Ankara Üniv. Öğr. Üyeleri 29 Ekim 2013, Salı, saat 17:00 Yüksek Ticaretliler Derneği, Mithatpaşa Cad. 16/2, Ankara 1 CUMHURİYET

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

İLTİCA HAKKI NEDİR? 13 Ağustos 1993 tarihli Fransız Ana yasa mahkemesinin kararı uyarınca iltica hakkinin anayasal değeri su şekilde açıklanmıştır:

İLTİCA HAKKI NEDİR? 13 Ağustos 1993 tarihli Fransız Ana yasa mahkemesinin kararı uyarınca iltica hakkinin anayasal değeri su şekilde açıklanmıştır: İLTİCA HAKKI NEDİR? 27 Ekim 1946 tarihli Fransız Ana yasasının önsözü uyarınca özgürlük uğruna yaptığı hareket sebebiyle zulme uğrayan her kişi Cumhuriyet in sınırlarında iltica hakkına başvurabilir. 13

Detaylı

Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır

Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır Nisan 23, 2012-10:12:04 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ülkesinin çocuklarına, gençlerine gerekli yatırımı yapmayan, gereken sorumluluğu ve özeni yerine

Detaylı

2) 2820 SAYILI SİYASİ PARTİLER KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

2) 2820 SAYILI SİYASİ PARTİLER KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KADIN KOMİSYONUNUNUN (TÜBAKKOM) TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASI AMACINA YÖNELİK OLARAK, SİYASİ PARTİLER KANUNU VE SEÇİM KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz

Detaylı

3.2. Projenin Hedefleri: Söz konusu projemiz ile,

3.2. Projenin Hedefleri: Söz konusu projemiz ile, HAMİ VEKİL PROJESİ 1. Projenin İsmi: Hami Vekil Projesi 2. Proje Özeti: Siyaset, genç soluğa ihtiyacı olan bir mecradır. Son yıllarda siyasi mücadelede yer alan gençlik, siyasete dinamizmi, yeni fikirleri

Detaylı

EV İÇİ ŞİDDETE KARŞI HUKUK EĞİTİMİNDE NELER YAPILABİLİR? ÇALIŞTAYI

EV İÇİ ŞİDDETE KARŞI HUKUK EĞİTİMİNDE NELER YAPILABİLİR? ÇALIŞTAYI EV İÇİ ŞİDDETE KARŞI HUKUK EĞİTİMİNDE NELER YAPILABİLİR? ÇALIŞTAYI 8 MART 2011, ANKARA ÇALIŞTAY RAPORU GİRİŞ Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ev İçi Adalet Birimi tarafından organize edilen çalıştay,

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA. Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA. Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları Aile içi Şiddetle Mücadele İçin Kadın Konukevleri Projesi nin açılış

Detaylı

2-) Türkiye de tek dereceli seçim ilk kez hangi seçimlerde uygulanmıştır? A) 1942 B) 1946 C) 1950 D) 1962 E) 1966

2-) Türkiye de tek dereceli seçim ilk kez hangi seçimlerde uygulanmıştır? A) 1942 B) 1946 C) 1950 D) 1962 E) 1966 1-) 1921 Anayasası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Milli egemenlik ilkesi benimsenmiştir B) İl ve nahiyelerde yerinden yönetim ilkesi kabul edilmiştir. C) Yasama ve yürütme kuvvetleri

Detaylı

İYİ İDARE YASASI İÇDÜZENİ. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. İKİNCİ KISIM İyi İdarenin İlkeleri

İYİ İDARE YASASI İÇDÜZENİ. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. İKİNCİ KISIM İyi İdarenin İlkeleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle Kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA

FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ/SİYASET BİLİMİ ANABİLİM DALI FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA Doktora Tezi

Detaylı

Eğitim Örgütlerinde Değişim Yönetimi

Eğitim Örgütlerinde Değişim Yönetimi ÖN SÖZ İçinde bulunduğumuz çağ bilgi çağı olarak nitelendirilmektedir. Bilginin geçmiş dönemlere göre çok hızlı artışı ve teknolojik gelişmeler toplumların sosyokültürel, ekonomik, siyasal yapılarını da

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 5-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 5- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 5- Değerlendirme Raporu Doğrudan ve Temsili Demokrasi Merkezi ve Yerel Yönetimler Şeffaflık www.tkmm.net 1 2 ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ (Halk konuşuyor, TBMM dinliyor) Türkiye

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX BIRINCI BÖLÜM ANAYASA HUKUKUNUN KISA KONULARI 1. 1961 Anayasası ile 1982 Anayasası nın Hazırlanış ve Kabul Ediliş Süreçlerindeki Farklılıklar...1 2. Üniter, Federal ve Bölgeli

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

T.C. INKILÂP TARİHİ ve ATATÜRKÇÜLÜK

T.C. INKILÂP TARİHİ ve ATATÜRKÇÜLÜK T.C. INKILÂP TARİHİ ve ATATÜRKÇÜLÜK SORU BANKAM İLKÖĞRETİM 8 ( 1.KİTAP ) Genel Koordinatör Osman BULKAN Yazarlar Cengiz AYSEL OKUL istik Dizgi ve Grafik Gülçin KAYTAN Caner ÇAVUŞ Baskı Cilt : Umut Matbaacılık

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

İdari Yargının Geleceği

İdari Yargının Geleceği İdari Yargının Geleceği Av. Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ* * Ankara Barosu. İdari Yargının Geleceği / SİRKECİOĞLU DÖNMEZ Ülkemiz Hukuk Fakültelerinde iki Ana Bilim dalı vardır: Özel Hukuk ve Kamu Hukuku. Özel

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 08/03/2007 tarihli ve 5597 Sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun İle Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ Mehmet Uçum 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri a. Tartışmanın Arka Planı Ülkemizde, hükümet biçimi olarak başkanlık sistemi tartışması yeni

Detaylı

KADIN DOSTU KENTLER - 2

KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENT NEDİR? KADINLARIN Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere İstihdam olanaklarına Kaliteli, kapsamlı kentsel hizmetlere (ulaşım, konut vb) Şiddete maruz kaldıkları takdirde

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek

81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek 81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek TEPAV, 2014 2 Neden bu çalışmaya ihtiyaç duyduk? Kadınların durumunu il düzeyinde ortaya koyacak cinsiyete duyarlı verinin

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

ÖZETLE. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem

ÖZETLE. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem ÖZETLE Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem MiLLETiN ONAYIYLA Mevcut Anayasa da Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin başıdır. Sistemin işleyişi, devletin bekası ve vatanın bütünlüğü, Türkiye

Detaylı

MEHMET UTKU ÖZTÜRK 1961 KURUCU MECLİSİ

MEHMET UTKU ÖZTÜRK 1961 KURUCU MECLİSİ MEHMET UTKU ÖZTÜRK 1961 KURUCU MECLİSİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX GİRİŞ...1 1. DEMOKR AT PARTI İKTIDARININ SONUNA DOĞRU...9 1.1. DP nin Muhalefete Karşı Tutumu...9 1.1.1.

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 5393 Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. Gereğini arz ederiz Umut Oran İstanbul Milletvekili (2)

Detaylı

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00 Türkiye de siyaset yalnızca oy kaygısı ile yapılıyor Siyasete popülizm hakimdir. Bunun adı ucuz politika dır ve toplumun geleceğine maliyet yüklemektedir. Siyaset Demokrasilerde yapılır. Totaliter rejimler

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE 2 KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 11 Mayıs 2011 tarihinde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa

Detaylı

Türkiye de Seçim Uygulamaları/ Sorunları Işığında Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İlkelerinin İşlevselliği

Türkiye de Seçim Uygulamaları/ Sorunları Işığında Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İlkelerinin İşlevselliği Türkiye de Seçim Uygulamaları/ Sorunları Işığında Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İlkelerinin İşlevselliği Erol TUNCER Seçim sistemlerinin belirlenmesinde temsilde adalet ve yönetimde istikrar (fayda)

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Mekanizması: Normlar, Standartlar, Göstergeler. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Mekanizması: Normlar, Standartlar, Göstergeler. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Mekanizması: Normlar, Standartlar, Göstergeler İzleme değerlendirme neden önemlidir? Kazanımlarımızın kurumlar içinde anlamından boşalmış bürokratik yapılara dönüşmesine

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 2030 Sonrası Kalkınma Gündemi

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 2030 Sonrası Kalkınma Gündemi Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 2030 Sonrası Kalkınma Gündemi Musa Rahmanlar Ankara/2016 Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Dairesi/Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü İçerik 1. Sürdürülebilir

Detaylı

ÖĞRENCİLERE ENGELLİLER İLE İLGİLİ TOPLUMSAL BİLİNÇ OLUŞTURULMASI

ÖĞRENCİLERE ENGELLİLER İLE İLGİLİ TOPLUMSAL BİLİNÇ OLUŞTURULMASI Faaliyet Ve Proje Bilgileri Özürlülük sadece belli bir kesimin çalışma konusu değildir, tüm toplumun her alanını ilgilendiren sosyal bir konudur. Özürlü bireyleri ihtiyaç sahibi olarak değil, eşit haklara

Detaylı

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar,

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı; Yüksek Yargı Kurumlarının çok değerli Başkanları; Sayın Büyükelçiler; Avrupa Konseyinin çok değerli temsilcileri; Uluslararası Kuruluşların değerli temsilcileri

Detaylı

Ombudsman (Kamu Denetçisi) ve Türkiye deki Tartışmalar

Ombudsman (Kamu Denetçisi) ve Türkiye deki Tartışmalar Ombudsman (Kamu Denetçisi) ve Türkiye deki Tartışmalar Kemal ÖZDEN OMBUDSMAN (KAMU DENETÇİSİ) ve TÜRKİYE DEKİ TARTIŞMALAR Ankara 2010 Ombudsman (Kamu Denetçisi) ve Türkiye deki Tartışmalar Kemal ÖZDEN

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları TEMEL HUKUK Sosyal Düzen Kuralları Toplum halinde yaşayan insanların yerine getirmek zorunda oldukları ödevleri ve kullanacakları yetkileri belirten kurallara, sosyal düzen kuralları veya sadece sosyal

Detaylı

E İTLİK VE ÇALI MA YA AMINDA KADINLAR

E İTLİK VE ÇALI MA YA AMINDA KADINLAR E İTLİK VE ÇALI MA YA AMINDA KADINLAR Prof. Dr. Yıldız Ecevit ODTÜ Kadın Çalışmaları ABD Başkanı ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Denizli Sanayi Odası,D&S for DWE AB Hibe Projesi Meslek Sahibi kadınlar

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Mitoloji ve Animizm, Fetişizm. Dr. Süheyla SARITAŞ 1

Mitoloji ve Animizm, Fetişizm. Dr. Süheyla SARITAŞ 1 Mitoloji ve Animizm, Fetişizm Dr. Süheyla SARITAŞ 1 Animizm Canlıcılık olarak da bilinin animizmin mitolojinin gelişmesinde önemli rolü vardır. İlkel devirde, eski insanlar her bir doğa olayının, eşyanın,

Detaylı