ERGĠN YILDIZOĞLU VE ANATOMĠ DERSLERĠ: ANLAMAYI ANLAMAK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ERGĠN YILDIZOĞLU VE ANATOMĠ DERSLERĠ: ANLAMAYI ANLAMAK"

Transkript

1 ERGĠN YILDIZOĞLU VE ANATOMĠ DERSLERĠ: ANLAMAYI ANLAMAK Zikrullah KIRMIZI, 2010 Fotoğrafları Çeken: Ergin Yıldızoğlu Fotoğraf için kaynak: Metin boyunca kullanılan fotoğraflar, amacı bu metinle sınırlı olarak, Sayın Ergin Yıldızloğlu ndan izin alınmadan, fotoğraflarını sergilediği, adresi yukarıda verilmiģ blogundan aktarılmıģtır. Haklı olarak karģı çıkıldığında metinden kaldırılacaklardır. AĢağıdaki metin fotoğraf üzerine bir yazıdan çok fotoğraf üzerinden bir yazı olarak anlaģılmalıdır. Yüksel Arslan üzerine yazımın giriģinde belirttiğim gibi, yapıt açıklanmaz, yapıtla yankılanır ancak. Yapıttan yapıt çıkar. Bu yazı da fotoğrafa karģı fotoğraf olarak algılanmaya çalıģılmalı. Böyle anlamlı olabilir. Fotoğraflar için teknik ayrıntılar ve diğer bilgiler (tarih, adlama, vb.) ilgili blogda verilmiģtir. Burada yinelemeyeceğim. GiriĢ Önce, Ergin Yıldızoğlu bir fotoğraf sanatçısı değil. Ama fotoğraf çekmeyi bir fotoğraf sanatçısının kaygısıyla yaptığı belli Belki de eğer bir başka sanat dalıyla, örneğin resim gibi, uğraşmıyorsa, fotoğraf çekmek onun asıl yapmak istediği şey, gönlünde yatan aslan da olabilir. Bilmiyoruz. Sonra, onu bir insan olarak nitelemem gerekirse, iktisatçı (kuramcı, yorumcu) ile şair arasında bocalıyorum. Her iki kimliğinden de etkilenmiş biri olarak böyle bir durumda seçim yapmamak en iyisi. Ekonomi çözümlemelerini şiirle, şiiri de dünyayı kavrama niyetiyle ortaya getirdiğine göre, fotoğraflarını şiirlerinden ya da dünyayı içinde yaşayanlarıyla kavrama eğiliminden ayırmasak iyi olacak. Buna değil ama tersine niyetim var. Kanıt gerektirmeyecek denli açık bir gerçek zaten bu. Umarım bunu anlatmayı başarabilirim. Artık küçülmüş (ne demekse ve kimin içinse?) yerküremizde sayısız ve sınırsız etkiler altında kılavuz arayışımızın doğal olması bir yana, günceli hiç hafife almadan, yine de bunca kirliliğe karşın, kuzeyi yitirmeyen bir pusulanın verdiği güven ve umudu, hemen hemen aynı yaşlarda olduğumuzu sandığım Ergin Yıldızoğlu bana her satırı, tümcesi, sözcüğüyle aktarmış, vermiş birisidir. Onun dünyaya amatör gözlerle bakışı ve algılayışı bile ciddi bir fotoğraf okuma çabasına fazlasıyla değer. Kaldı ki ortaya koyduğu kişisel örnektir belki de, asıl önem taşıyan. O örnek şudur: Anlamak için gerekirse kendinden vazgeç, sonuna değin git, sapere aude. Son olarak kendimden söz etmek zorundayım. Ben yalnızca Ergin Yıldızoğlu nun çektiği 300 dolayında fotoğrafa bakan ve onun anlama tasarısını anlamaya, okumaya çalışan biriyim. Anladığım da, bilirbilmezliğimle (Bouvard ile Pecuchet, Gustave Flaubert 1881) aşağıda. 1

2 Fotoğraf Çekerken Neyleriz? Sahi, nedir fotoğraf çekmek? Neden fotoğraf çekeriz? Bedenimizin en gelişmiş parçası, duyu aracı gözlerimizle bakıyor, görüyoruz ya. Gördüğümüzü belleğe kaydetmek yerine dış ortama kaydetmek mi saptama, derleme çabamızın, bitmez tükenmez bu uğraşımızın nedeni? Sanırım kağıt üzerine görünenin geçirilmesinin başlangıcı popüler kitle kültürüyle ilgili olmalı. Resim ne olsa uygulanabilirlik açısından seçkinci tahtından sokaklara pek inemedi. Sonra bu kitleselleşme kendi içinde katmanlaştı, ayrıştı ve tüm kitlesellik biçimlerinde olduğu gibi süzülen, ayrışan, özneleşen bakışın aracı ortamına dönüşebildi. Yani sanat sokaktan, kitlenin elinden oyuncağını yine kendi estetik sorgulamaları için kapıverdi. Ara Güler, tarihin bir yerinde, inatla, hayır, fotoğraf bir sanat değildir, dedi. Bunu da belirtelim. Sanat neydi ki? Bir şey, bir edim ve onun ürünü nesne, hangi damıtma işlemlerinden, imbikten geçerse karşımıza, önümüze, yok yahu! dedirtse de, sanat nesnesi olarak geliyordu? Bunun yeri elbette burası değil. Ayrı bir konu. Ürünün (patates değil yapıt), kapalı devre dolaşımının ve aynı dalda, aynı biçimde, aynı ses perdesinde gaklayanların ilgi odağında yer almasının sanatsallığına katkısını küçümseyemem (Bu da sanatın toplumbilimine girer). Bu doğal. Ama yetmez. Ya anımsatma. Anımsatıyor oluşu, hem yalnız bana değil yanımdakine de, ortak köke(ne) ilişkin göndermeleri. Belli belirsizliğe, alacakaranlığa dikkat burada... Bu, ürünü sanat yapar mı? Gaston Bachelard ın imge (hatta kök imge, psişik imge diyebilir miyiz?) çözümlemeleri sanırım yeterli desteği vermeyecek. Sanatsal ürün derken, fotoğraf düşündüğümüzü belirtmem gerekir mi burada? Yıldızoğlu nun fotoğraflarındaki belirsiz ama yeğin çağrışım gücü, belki de bu yargıyı destekler. Ama büyük, gereksiz bir sıçrama yaptık ve şimdilik veremeyeceğimiz bir yargıyı dolaylı olarak vermiş olduk: Ergin Yıldızoğlu nun fotoğrafları sanat yapıtıdır. Yok, bunu en azından şimdilik düzeltmem gerekir. Yanıt kısa: bir şeyin kişisel ya da toplumsal belleğe çağrı çıkarması için sanat yapıtı olması gerekmiyor. O zaman tanıklık diyelim. Ama biraz kavramsal bir emek harcayıp, buna örneğin sahici bir tanıklık diyelim. Bu sahici sözcüğünün arkasına nelerin sıkış tepiş doldurulduğunu bir bilseniz Ucu etiğe çıkabilir. Ne yani estetiğin ucu etik mi? Açıkçası bilmiyorum. Zamanın (tarih, diyelim) büyük anlarına, sonsuzluğu taşıdığını sandığımız, buna inandığımız anlarına tanıklık, tanıklığımızı ve kullandığımız düzenleme biçimimizi (kompozisyon) yüceltir, yüceleşmişlik sanatı güvenceler mi? Bu yücenin fenomenolojisi yapılmış mıdır acaba? Ama sanırım tanık olurken, içimizdeki yüce dehşet, tanık olduğumuz şeyle gelen görkem de yetersizdir. Çünkü yine bütün bunları deneyimlemek için sanat yapıtı (diyebileceğimiz şey) koşul ya da zorunlu sonuç değildir. Ayrıca genel olarak insanın en umarsız, özneliğinden en çok sıyrıldığı andan söz ediyoruz. İyi de Allahaşkına, nedir bu sanat yapıtı? Yani sulu götürüp susuz getirmekten vazgeçip, sadede gelsek nasıl olacak? Yazı bir çıkmaza doğru sürükleniyor. Soru, benim harcım değil kuşkusuz. Ussal çıkarsama ile varacağımız yer tüm tezlerin çürütüldüğü yer olacak bu gidişle. Gerçi zaten tezler 2

3 çürütülmek içindir. Sanırım buralarda bir yerlerde bir (diyalektik) sıçrama gerekiyor, ama nerede? Genellikle önümüze 20. yüzyılın büyük fotoğrafları olarak gelenler büyük anların fotoğrafları, yani büyük tanıklıklar. Neden olmasın? Zamanın tini geçmiş içlerinden. Zaman tarihselliğiyle kendini ele veriyor bu soy yapıtlarda işte, arkadan gelerek tabii. Peki, yüzyılı anımsayınca ne oluyor? Bunu da Theo Angelopoulos a sormalı? Wellek/Warren ci bir didikleme, ayıklamadan, öyküyü (anlamı değil) kapı dışarı ettikten sonra, elimizde ne kaldı? Gereç ikincil, bunu geçiyorum. Yapı ve biçim deyince orada biraz duralım. Sanatçının tini ne denli devrededir? Onun içinden geçen toplum hangi toplum? Bu sorular ikna olmak için. Ya algıya, onun zamana ve zemine uygun artık, yeniden üretimine ne demeli? Bunlar mayınlı arazide dolaştıracaktır bizi. Sanat yapıtını bu göreli, geçici etkilerin dışında ele verecek, varlığından ayrıştırılamayacak, nereye gitse aynı niteliği, etkiyi taşıyacak değişmez tözü (hatta bir özü) var mı, ne olabilir? Milyarlarca fotoğraftan birkaçını nasıl olup da diğerlerinden ayırabilir, ona sanat işi deriz? Antik çağdan beri genel, evrensel ulamlar (kategori) üzerine düşünülmüştür. Sanırım işin ucu mathem e geldi dayandı (Lacan tinbilimi için bile yaptı bunu). Tini formülle sokuşturuverdi görüntünün (diyelim sinema) çözümlemesine. Umarım yanlış bir şey söylemedim. Matematik (geometriyi de içine alıyorum) ne(dir)? Bilimsel tümcenin estetik tümceyle çakıştığı yer mi? Ben kümelerden, dizilerden, kombinasyonlardan, sonsuz yakınsama ya da ıraksamalardan söz etmeyeceğim. Bunun sonu iki terimli sınırsız anlatım olanağıdır, iki tabanlı sayma dizgesi (iki neden birden önemli, bu bir fikir verebilir). Öteki terim, diğer terim olmadan biri kavrayamayız. Dijitten, 01 den söz ediyorum. Diğer sayma dizgeleri türevdir. Yani yerleşme, konumdan. Sonra, bir bağlamdan. Peki kim, nereye yerleşiyor? Örneğin insan, kümenin içinde somut olarak yer alsa da, küme dışında tanımlansa da, bir küme öğesidir (eleman). Bu fotoğrafı çeken, fotoğrafa bakan ya da aktarandır. Onun durduğu yerin geometrisi (geometrik noktalardan biridir) Çoğul kullanmamın nedeni en yetkin dizge, sonsuz kümenin bile bir yerinden delik olduğu, sızdığı, boşaldığı, kanadığı gerçeğidir. Kendi üzerine kapanıp kendini kilitleyen dizge yok, öyle olsaydı sonsuzluk kavramıyla başımız iyiden derde girerdi. Zaten sanat dediğimiz şey ancak böyle olanaklıdır. Dizge kendi üzerine kapa(kla)ndığında bir yeri açıkta kalır ve oradan üşütür (differencia: Derrida). Oysa geleneksel matematik monisttir, tek bir geometrik yer tanır, o da Tanrıdır. Ama sanat buna, Tanrıya sığmaz, kaçtıkça ondan, sanatlaşır. Sanat, nereden üşütüldüğü ayrı bir konu ama, bir soğukalgınlığıdır, sapmadır, düşmedir (meleğin düşmesi). Bu sapma sözcüğü yerine ay(ıl)ma sözcüğünü de kullanabilirdik. Konuyu uzattım ama ne demek istediğim de anlaşıldı kanımca. Öğenin küme, bağlam içerisinde durduğu yer bir şeydir, ama her şey (sanat) midir bakalım? Bence değil, hatta hiçbir şeydir, ne zaman ki, bir konum diğeriyle ilişkilenir, açılanır, iki öğe birbirine bakar, oradan bir çatışma (drama) ve anlatı (mimesis, öykü, direniş, ölüm) çıkar. Öyleyse sanat, öğenin diğerine göre konumuna bağlı bir yas ya da sevinç (çoğu kez haz) deneyimi mi? Belki de kökenlerde bundan başka şey yoktur, ama şimdi bunca şeyden sonra bunu söyleyemeyiz. Öyleyse demek biz bu fotoğrafa bakarken çekenin yaptığı yerleştirmeye bakıyor, yeni bir yerleştirme çağrısı (davet) umuyor, bekliyoruz. 3

4 Sanırım, baktığım şu fotoğraf benim içimdeki beni kımıldattı, tüm bir yaşamımı kaldırdı, yeniden konuşlandırdı, yaşamım dediğim şeyin içine sızdı ve o olmadan kendi yaşamımı anla(ya)maz oldum şimdi. Öte yandan öğeler dizilir ya da dört boyut içerisinde istiflenir. Sanat söz konusu olduğunda düz ya da tersten, çaprazdan eğretileme (metafor, metonimi) kaçınılmazdır. Dünyanın varlığı sanat yapıtında yinelenmez (tekrarlanmaz), yeniden yer almaz. Başka şey, başka varlıktır. Kökünde ise ana (temel) değişmece, zamanın uzamla yer değiştirmesi yer alır. Yani zaman uzam diliyle, uzamda zamanın diliyle aktarılır. Gerisi koca bir edebiyattır (sanat). Bu oyunun durduk yerde (durduk yerde mi?) nasıl başladığı hâla daha şaşırtıcıdır. Bütün sınırsız küme öğeleri (eleman) zaman ve uzamın göstergelerini bir monad gibi üzerlerinde taşır, aktarırlar. Artık bağlam içerisinde kendi olarak değil, kendi olmayan (her) şey olarak im(ge)leşir, anlam üretecine dönüşürler. Peki soralım şimdi. Yinelenme (ritim) bir şeyi sanat yapar mı? Yoksa kristalografiden (billur ya da mineralbilimi) bildiğimiz gibi, evren kusursuz figürasyona izin vermeyeceğinden (öteki, düşman, anti yüzünden) bu yinelenmenin kesilmesi, kesme yüzey ve açıları mı, o tadına doyulmaz, çünkü yarım kalmış (kalakalmış) belirsiz imgeyi sanat yapıtının yüreğine yerleştirir, kopuk, uçuk, kesik yapı geometrisi diyebileceğimiz, şey gibi diye bizi düşündüren, merakımızı kışkırtan nesne çıkar ortaya? Kesintisiz süreçten çıkmaz sanat, sürecin kesilmesinden, yüzeyleşmesinden çıkar. Sanatın anlamı eksiğinde, kusurundadır, öyle bir kusur ki içindeki tamın, tümün, eksiksizin, yokülkenin (ütopya) vaadi gibi durur (Jameson). Aynı şeyi etikin, hatta inançların da kökünde görebilir miyiz? Tanrı varlığını, boşluğa, kusura, günâha nece borçlu acaba? Bütün bunlardan bir ağ kuramı türetmek gerekli mi? Gerçeği örten, bilinemez kılan, dalgalanan bir ağ. İçinden bir balık (fotoğraf) sıçradığında belli belirsiz sezgilediğimiz varlık. Sanat, biricik varlık deneyimi mi? Bunlar tartışılabilir şeyler. Ritmin kendisi değil demek (bana göre) onun engellenmesi, yapı, kompozisyon için bir çıkış, yaklaşım noktası olabilir. Ritim, konum tamam da yansılara, yankılanmalara, gölgelere ne diyeceğiz. Bunun renkle, lekelerle, sınırlanmış (grafize) alan ve oylumlarla ayrı ayrı ilişkisi var, değil mi? Yüzeyin tensel izlenimi kuşkularımızı daha derinleştirecektir. İyi ama sanatçının öne getirme/bastırma düzeneği daha mı az önemlidir? Bir şeyleri vurgulayıp küme içerisinde, altını çizerek ütopyasının imlerini, ipuçlarını sezdirir. Seçmiş, bu imgeleri ilişkili ve kasıtla ilişkisiz kılmış, ötekileri silmiş, yok saymış, hatta bize yalvarmış, başka şey düşünmeyelim, anımsamayalım diye. Bir iç derinlik, çevren (perspektif) yaratmış, bakışımızı diplere, arkalara yollamıştır. Bizi, bakan gözü kandırmak, aldatmak, ülkesine taşımak istemektedir. Her şeyi bu amaca göre ve uygun düzenlemiş, biz fotoğrafa girip yürüdükçe adımlarımızın gideceği yolu döşemiştir oraya (fotoğrafının içine). Sanatçımız ona bakanla saklambaç oynamaktadır sanki. Bazen de saklandığını, saklanabildiğini sanmaktadır (Devekuşu örneklerini unutmayalım). Bakan (fotoğrafa bakan) bu tuzağa düşme konusunda, ikircimlidir. Eşsiz bir deneyim mi olacak bu Alice kuyusu, yoksa karabasan mı? İyi bakar (okur), yapıta ve arkasındaki sanatçı bakışına direnir. Kendini kolay vermez. İşbirliğine, uzlaşmaya yatkın değildir sayısız nedenle. Onca koşul(lanma) aşılacak da Ama bir şey, bir kıpı vardır, fotoğrafın bir yerlerinde, açık seçik olmayan bir ses, 4

5 bir çağrı ya da bir iç ağrısı (Yıldızoğlu). Hişt, hişt! (Sait Faik). Sanki fotoğrafın içinden biri göz kırptı, bir vaat mi, kimin gözüydü? Etrafıma bakıyorum, bu fotoğrafa bakan benden başka kimse yok. Demek, bana seslenmiş, göz kırpmış o o şey (Ne ise?) Ben bu fotoğrafın seçtiği kişi, insan olabilir miyim? Çünkü çağıran sesi izlersem bugüne değin hiç olmadığımca mutlu olabilirmişim gibi bir kabarma, bir duygu filizleniyor içimde. Ben kimim ki bana seslenildi, yol arkadaşlığı önerildi, davet edildim, oradaki şenliğe ya da yasa. Ne olduğunu bilmiyorsam nasıl geçerim öte yana? Hangi cesaretle? Ama ya kardeşlik (Fratres, Arvo Part)? Ya beraberlik duygusu. Birlikte yapıp etmek, işlemek, yürümek; eksileni, öleni anında bağışlayan, gideren, aşan tümlük? Sanırım fotoğraf her zaman ve koşulda fotoğrafçısının fotoğrafıdır, bunun için evrenin tüm atomaltı parçacıklarını kullanmış, tümüne başvurmuş olsa da. Fotoğrafı sanat yapan, evrensel bileşime girenle çıkan arasındaki fark, artıdeğerdir. Bunun da matematiği Marx ta var bildiğimce. Öykü yine de bağlam içidir, bizim öykümüzdür. Çünkü ne yapsak, sakınımlıdır özdek (madde). Pek bir şey söylemiş olmadık, sonuç olarak. Bir fotoğrafı ötekilerden ne ayırır, sorusunun yanıtı yok ya da bunu anlatmak yerine en iyisi fotoğrafa bakmak. İçimizde taşıdığımız evren sayısınca ayırma şansımız olacaktır, ayırdıklarımız aynı köşede birikirse oradan bir ders (sonuç, yargı) çıkarırız. Daha önemlisi ölçütlerimizi de Hiçbir şey değilse bile, ölçütlerimiz (en kuramsalı, en soyutu) tarihseldir. Birileri açısından üzünçle, kendim ve benim gibi düşünenler açısından sevinçle durumu bilgilerinize sunuyorum. 5

6 Dünyanın KeĢfi Bu fotoğrafların arkasındaki güdüyü, niyeti anlamak istedim öncelikle. Hangi neden, kaygı böyle fotoğraflar çekerdi? Bu soruşturma beni Ortaçağa, zamanda geriye bir yolculuğa çıkardı ister istemez. Yenidendoğuş (Rönesans) kuşkusuz kimi tarih kitaplarının yazdığı gibi belli bir tarihle, olayla başlamaz. Dünyanın yuvarlaklığı bulunmadan önce, dünyanın yuvarlaklığı düşüncesi mayalanıyordu bir yerlerde. Ortaçağ Yenidendoğuşun perdesi daha açılmadan, kendi cadısını, simyasını, kendi yeraltını (olumsuzunu) üretmiş, erk (iktidar) gerçekte bunların üzerinden de erkleşmiştir. Galileo nun, Bruno nun, Kepler in adını biliriz, tıpkı Kolomb u, Magellan ı bildiğimiz gibi. Ama onların arkasındaki sayısız yitik insanın adları bilinmez, anılmaz. Sanırız ki, de Vinci, Rembrandt bir tansık gibi çıkıvermişlerdir zamanın bir yerinden. Merak sanırım Pandora Kutusunun kötülüklerinden biriydi. Düşünülürse, gerçekten kötülüktü. Onunla bilinmeze yolalınırdı çünkü, bundan, umudun ikizidir merak. Tek tek kişiler merak eder mi, yoksa toplumsal-tinsel bir durum mudur bu? Neden merak ederim? Soru bu. Çünkü öğrenmek isterim. Neden öğrenmek isterim? Çünkü yaşamak isterim. Neden yaşamak isterim? Evrimin biyogenetik düzgüsüne bağlı olduğumdan. Öyleyse diğer canlılarla insanın evrimi neden ayrıştı, neden tüm canlı varlık tepkisel öğrenmeyle yetinmedi, neden insan aynı zamanda merak etti? Bunun da (düşünce ve kültürün kaynağı da) evrimsel seçilimle ilgili, anlık (zihin) da yanıtın bir parçası. Nöral sıçrama, merakı soyun sağkalması için bir avadanlığa, silaha dönüştürdü. Kuşkusuz rastlantının (ne kadar?) zorunluluğudur sonuç. Ama biz Ortaçağda filizlenen meraka dönelim. Daha önceki merak (örneğin Antik Yunan) nitelik değiştirmiş, içselleştirilip aşılma yönünde zorlanmaktadır bir süredir. Yoksunluk dibe vurmuştur ama soru da yükselmektedir. Tek odaklı, göksel açıklama sefaleti yok edemediğine, bu ya da öte dünyaya ilişkin sözler (vaad) tutulamadığı, gerçekleştirilemediğine göre ya Tanrı bu değil başka bir Tanrı olmalıydı ya da belki de olmamalıydı. Bu kuşkuların bedeli çok ağır ödendi (Bir örnek anlatı: Zenon, 1968, M. Yourcenar) Ama reformasyon ve Rönesans kaçınılmazdı. Dönüşümün altyapısı sokaklarda, mezarlıklarda, kadavra ticaretinde, mahzenlerde gizli ilkel deneyliklerde, uzak ticaret gemileri ve onların arkasında yatan hırslı yeni zenginlikler arayıp bulma tutkusunda gerçekleşiyordu. Bu insan yeni bir insandı. Ona söylenene boyun eğmek işine yaramamıştı. Üstelik kulağına gelen söylentiler başka dünyaların, yaşamların olanaklı olduğunu fısıldıyordu. Zaten eski saltanat ve varlıklı dönemler de geride kalmıştı. Vebadan göz açılamıyordu. Bu yeni insan doğrudan ya da dolaylı kendine açtığı özgür alanlarda (eşitler arasında birincinin ve sarayının desteğini de arkasına alarak) ölçmeye, kesip biçmeye, karşılaştırmaya, toplamaya, sergilemeye açık ya da gizli tüm bu sapkınlıkları yaşamaya hevesliydi. Sonuç uzamın ve zamanın içinde yapılan yolculuktu (seyahat). Tanrının yasası yetmiyordu günlük yaşamın döngüsü için, daha evrensel, kullanışlı ussal yasaların bulunması gerekiyordu. Yasa yapmayı öğrenmek, yordamını bulmak gerekiyordu. Olguları titizce derlemeli, dizmeli, tanımlamalı, tümünü kapsayacak açıklamayı yapmalıydı (Medici ler, Bacon). Algı yanılabilirdi, görünenin ardında başka ve doğru bir gerçek olabilirdi. Bunu gidermenin yolu bakmak, ama daha çoğu gözlem yapmaktı. Bunu yaparken aynı ortamın sürekli sağlanabilmesı önemliydi. Deney yinelenebilmeliydi. Üstelik o zamana değin insanlık 6

7 yaşamadığı bir hazzın tadına varıyordu: Buluş, keşif. Merak sonuna değin kışkırtılmıştı, evrenin harikaları keşfedilmeyi bekliyordu. Çok uzattım ve bu nedenle kesiyorum. Sonuç, bu filizlenmiş anlama merakının o gün bugün sürdüğüdür, tüm inanç kabarmaları, sarsıntıları ve sonsuz dönüşlerine karşın. Yani usun yenidendoğuşu gerçekte, o büyük devini sürmektedir. Bitmemiştir. Ergin Yıldızoğlu nun fotoğraflarına (kuşkusuz diğer çalışmalarına da bakınca) insanın tüm bunları düşünmemesi olanaksızdır handiyse. Neredeyse tümünde aynı yöntembilimi (metodoloji) devrededir. Hiçbir fotoğrafı yok ki, kendi tikel ve geçerli gerekçelerinin ötesinde, anlama çaba ve genel çerçevesi üzerine de oturmuş olmasın. Bu onun fotoğraflarının başat (egemen) özelliğini oluşturmaktadır. Onun fotoğraf makinesinin arkasında ussal bir eşeleme, evrene ayıklanmış, arınık bir bakış, bağlam içinde doğru yere yerleştirme, bir tür yanlışlama tasarı (proje) yatmaktadır. Bu bir doğal, kendiliğinden tutumdur olasılıkla, bir araştırmanın uygulanma aşamalarıyla, niyetle ilişkisizdir. Orada öyle biri olmakla ilgilidir. Başka türlü olunamazdı (Nasılsa öyle olmak). Bu tutumu yalnızca doğanın yakın plan çekimlerinde değil, insanlı olsun olmasın genel planlı görüntülerde de izliyoruz. Altında ne yatıyor bunun? Biraz düşününce, titizlik kaygısından, gerçeği bulandırmamak tasasından kaynaklanan bir soğukkanlılığın fotoğraflara damgasını vurduğunu anladım. Bu bilim adamının tutumuydu ama o andaki konusu bilim yapmak olmayan bir bilim adamanın tutumu. Duygu ve geçici etkilerin çarpıtmasından ürken, bunlar yüzünden göremez olmaktan, ussuzlaşmaktan gizli bir ürküntü duyan bir seçik soğukluk, serinlik, uzaklık. Melodram (öykü) belleğe alınan dünyayı kirletmemeliydi. Günümüzde ister sanatsal olsun, ister olmasın, yaygın egemen eğilime ters ve sivri görünebilecek bir tutum bu. Ama bu yüzden değerli ve önemli. Bunun bir stratejik altbaşlık olduğunu anlamalıyız. Bu belli belirsiz genel fotoğrafçı tutumu, fotoğrafı sanat yapıtı yapmaya yetmez belki. Çünkü sanat kavramı ve nesnesi de, bugün hiç olmadığınca kirlidir (önce beyazlar kirlenir). Şok, anlamayı bastırır. Sanatsa anlamanın, usun yolunu açmalı, aydınlatmalı bana (da) kalırsa. Çünkü bunu yapabilir. Bu saptamadan doğanın ve onun olgusunun karşısında bilim adamının saygılı duruşu ve nezaketinin de gelmesi beklenir. Öyledir de. Fotoğraflar konularına bakanı etkileyecek kerte saygılıdır. Hemen duyumsanır bu. Sanki bu fotoğraflarla, görüntüye alınan nesneye teşekkür edilmiştir, edilmektedir. Sabır, özen ve dikkat sökün eder. Bilimsel doğruluk fotoğrafları kavrayan genel ulam(kategori) olmasına karşın doğruya bağlılık görünüyü kayıt altına almanın başka dayanak ve gerekçelerini yok etmiyor, bastırıp sindirmiyor üstelik. Çünkü onlara baktığımız zaman, anlamayı aşan bir şeyin varlığını hemen ayrımsıyoruz. Başka şeyler de gözetilmiş, dikkate alınmıştır belli ki. Örneğin renk, özellikle karşıtlık temelinde anlatının güçlendirici bir öğesi olarak özellikle kullanılmıştır. (Kendine bağışlanmış zevki, amatörlüğün keyfini, Epiküryenliği de göz ardı etmemeliyiz). Burada dil, geleneğe kaçtığından terimlerde tutmazlık olsa da, saptama derken nesnelemeyi kastettiğim umarım anlaşılmıştır. Düğmeye bastıktan sonra, bu yana geçen, berileşen, buralılaşan nesne (çiçek, mantar, damla,vb.) fotoğrafın önerdiği nesnedir, başka varlıklar evreninin parçasıdır. O, biz ona baktıkça anımsatacaktır yalnızca, tam olarak kesinleyemeyeceğimiz bir şeyi Derleyici meraklı, derlediği ve 7

8 yeniden düzenlediği şeyin yalnızca bir kelebek ya da pul, fosil, mineral örneği olmadığını, büyük bağlama işaret eden bir gösterge-kavram, bir taşıyıcı im olduğunu bir noktadan sonra bilir. Bunun bilindiği, bilince çıkarıldığı an soyutlamanın da başladığı andır. Bu bölümde olgu derken yalnızca doğal ve algıya ilk elden kendini veren nesneyi değil, bir anı, anımsanan şeyi, diyelim çocukluk ya da özlem türünden bir içsel yaşantıyı da kastettiğimi belirtmem gerek. Anatomi Dersleri: TeĢrih Gözlem ve sonsuz anlama girişimi aynı zamanda bir hesaplaşma, bir başkaldırı etiğini de kaçınılmaz kılar. Anlama (teşrih) için bir dizi ve sıralı işlem gerekir. Uygun sıralama ve özdenetim önemlidir. Yanlış öğrenme ve anlama her an olasıyken hem de. Gözlemci gözlemlediği olgunun bütünüyle avucuna düşmesini (onu tüketebilmeyi) umar, ister ama bilir ki hiçbir olgu kendisiyle özdeş değil. Kendisiyle birlikte başka bir şeyi de taşır. Aynı zamanda bir göndermedir olgu. Kendini silme eğilimi içindedir sürekli. Gözlemci (fotoğrafçı) böyle bir durumda ne yapacaktır. 8

9 Bilim adamının bilgeleştiği bir yer, sınır olmalı (Heidegger olsaydı buna Zenleşme, belki de Genleşme sınırı der miydi?) İki yanı uçurum olan o yok-duvarın üzerinde tükenmeyen bir sabır (hiçleme) işbaşındadır. Oyun, şenlik, ağır geleneklerle baş edebilir. Boşluk hoşlukla da ilişkilidir, ayraç içinde. Anlam hiç olsa da, anlam arayışı nedir bilmiyoruz ve arayış aranan şeyden ayrı mıdır, bunu da. Ama olgu, algıya çarpan olgu böyle bir şey. Çift yanlı bıçak Bisturi bedeni boydan boya biçer, biçmeli. Tenin ardından çıkan teni de, en alttaki teni de, tensizliğin yerini ve anını buluncaya değin. Sonuna dek inmeli bisturi. Yüzülmüş tenle gidene, ten altı ten içre kalan bedene davranmalı. Neden? Neden yanıt vermemiz gerekiyor? Yanıt vermemiz gereken soru neden önümüze, buraya, beriye düşüyor ikide bir? Onu nasıl oluyor da bir soru gibi algılıyoruz? Hangi alışkanlık, hangi deneyim, hangi bilgi, bir sorunun soru olduğunu öğretiyor bize. Merakın kökü, anlatmak zorunda oluşumuzla mı ilgili? Eğer anlatamazsak, çukura, uçuruma, hiçe yuvarlanacak mıyız? Anlatmak, varlık dürtüsü mü? Anlatmanın çimenliğinde masum kuzulardan, elimiz kanlı cinayet üstündeyken bile, masum kuzulardan başka şey değil miyiz? Bunların tümü bir yana, olmak olmamak meselesi bu, öyleyse kadavra çalışmasını sürdüreceğiz. Ölü bedenin kitaplaştığı, varlığın gizlerini açtığı, anlamanın kendisinin estetik hazza dönüştüğü bir deneyim bu. Eşikten geçtikten sonra, içinizde tutkuya dönüştüğünü göreceksiniz. Anlamak için vermeyeceğiniz şey yoktur, yaşamınız da içinde olmak üzere. Biz bu işleme derin kaygı ve ürküntü içinde bakıyoruz. Gösterilen işlemi indirgemekten, kolay algı kalıpları (şablonları) üzerine uygulamaktan yanayız. Bakmayı sürdürürsek yine de huzurumuz kaçacak, belli bu. Ne yapmalıyız? Sanırım, algının değişmecesel (metaforik) düzeneklerine başvurabilir, değişmecenin değişmecesine başvurarak, aslında onu değil bunu, olsa olsa böyle, türünden çarpık yansılamalara sarılabiliriz. Yanımızda ne denli çok insan varsa, onca güvenli (konformizm), onca das Man ızdır. Uyarla(n)ma işinden genellikle başarıyla çıkarız. İyi de resim, fotoğraf yine de orada tüketilmemiş, bitmemiş haliyle duruyor. Şimdi ne yapacağız? Yenidendoğuşun olguya güvenen ve şimdi kolay görünen tesellisinden de yoksunuz çok uzun bir süredir. Serüvene, yolculuğa neden atılırız? Kesinlik mi (güven) çeker bizi, belirsizlik mi? Bunun yanıtı verilmiş olabilir mi? Gerçekte hem mikro, hem makro evrende bildiğimiz şeyi azımsayabiliriz (Ditfurth). İnsan, her şeyin ölçüsü değil, demeliydik çoktan ama yine de zorlanıyoruz. Öyküyü biz anlatmasaydık ve aynı anda öyküyü biz dinlemeseydik, zorlanmazdık bu denli. İnsanı geçtik, doğada, evrende bir ölçü(lebilirlik) var mı? İçkin bir amaç, tasar, kurgu? Anatomik merak, bunun peşine düşmüş olabilir mi? Yalnızca ayrı ayrı bakışlar üzerinde uzlaşmalar ve bunların sınanmışlıkları var yalnızca ve sınamayı sürdürüyoruz. Dünyaya amacı yükleyen (şarj eden akü) biziz. Ergin Yıldızoğlu da bu sınama çabasını fotoğrafla bile sürdürüyor kanımca. Deney ortamını bilim adamı titizliğiyle, tüm etkileri elden geldiğince yok ederek, hazırlıyor. En küçük bir yanlışa göz yumulmayacak, insanlık ne biriktirdiyse, bu teşrih masasında, bu fotoğraf anında, devreye sokulacak, hiçbir şey atlanmayacak, 9

10 yalnızca sor(g)u biraz daha geliştirilmiş olacaktır. Üstelik bunu yapmanın tek gerekçesi zevk (amatörlük) olacaktır. Öyle ya da böyle anatomi dersi özeni, atılan, seçilmeyen, çekilmeyen sayısız görüntüden bellidir. Seçilmişin özgünlüğünden çıkarıyorum bunu, bir şey bildiğimden değil. Çektiği her fotoğrafı karşılayan belki en az beş çekilmemiş fotoğraf vardır, diyorum (Laf ola!) Benim geleceğim yer şu. Bu tutum iyi bir başlangıçtır, her zaman bir başlangıç düşüncesi taşımasa da. İyi bir örnektir. Kendini hemen fotoğraf ustası, sanatçısı saymadan önce iki kez düşünmeye çağırmaktadır. Önce ekmesini, terlemesini, çalışmasını bilmeliyiz. En eski, en geçerli etik ilke bu mu? Peki bu soğukkanlı bilim adamı tutumu sanat için koşul mu? Buna hemen hayır diyemiyorum. Çünkü nesnesini anlamadan sanatçı olunamaz gibi geliyor bana. En azından gerekçem, bu tutumun baştan varsaydığı dürüstlük, sahicilik ve cesaret. Bu kaçınılmazdır. Sanatçı olgusu, nesnesi karşısında bu cesareti taşımalı. Seçili Tanıklık: Bir Sevinç Deneyimi Belki seçme, seçicilik ve bunun (algının) kaynakları üzerinde (Arnheim) biraz daha durabiliriz. Yıldızoğlu fotoğraflarını doğru anlamak için gerekebilir. Bilimsel de olsa yeryüzünün tüm anlatıları seçicidir, kurgusaldır. İş bunun yordamında, neyin neden seçilip seçilmediğindedir. Bunun çetelesini tutmak da kimsenin haddi değildir. Fotoğrafçının ağırlıklı olarak neyi seçtiğini, neleri elediğini az çok kestirebiliriz kuşkusuz. Kasıtlı bir yanıltma çabası içinde olsa bile. Yalnız bu değil, bütün tinbilimi (psikoloji) bile, nedenlerinden ve sonuçlarından ayrı olarak şimdi, şu anda, burada (fiilen) olan edime indirgenebilir. Kuram anın içinden çıkar. Baştan yargımı vereyim. Yıldızoğlu nun seçimi sevinç deneyimiyle ilgili bir oydaşma, uyum (armoni), kök kardeşlik deneyimidir. Olumlu, politik bir özü kaçınılmazca taşırlar içlerinde. Yine de sağduyu ve eleştirellik elden bırakılmaz, onda fotoğraf adanmışlık çağrışımı yapmaz. Ama önce seçim üzerinde birkaç söz söylemem gerekiyor. Politika bu ayıklamanın sonucu zaten. Önüne çıkan görüntüye hemen kendisini vermediği kanısındayım onun. O görüntü, beni çek, diye önüne çıksa ve hatta ona yalvarsa da, temkinlidir. Çekmecesinin tüm benzer imgelerini anlığının film şeridinden o kısacık anda geçirmeden, kararını güçlendirmeden ona seslenen görüntünün şansı yok görünüyor. Bellek hesaplaşmalarını yapmış, çekmeyeceklerine karar vermiş, elemesini yapmıştır artık. İş bununla bitse iyi, rafine bir kompozisyon kaygısı hemen devreye girmiştir bile, ardında sanat(çıl) kaygıları taşımasa da. Bunun için doğal çekimleri bile stüdyo izlenimi taşır. Dünya onun objektifine poz vermek için bu anı beklemiştir sanki. Oysa böyle olmamıştır. Dünyanın bunu yapması için hiçbir anlaşılır neden yoktur. Poz veren, fotoğrafçının içinden dışarı sızan, taşan, dışarılaşan dünyadır. Dünyanın teni Yıldızoğlu na yapmak istediği şey için gerekli imgeyi veremeyecek. Anlığı (zihni) içinde, çekmecesinde duran fotoğrafın tenidir dünyaya giydirdiği. Bunun iyi olacağını ummuştur, bunun denemeye değer olabileceğini varsaymıştır. Anlığı, içindeki fotoğrafı dışa verir ya da dışarısı, dünya onun anlığındaki fotoğraf çeker. Seçicilik derken, onun dünyaya aktardığı kendi birikimini kullanma biçiminden söz etmek istemiştim. Üstelik hiç kimse doğuştan, bir dünya ve yedek fotoğraflar getirmez kendi 10

11 içinde. Ama merakıyla her şeye bulaşmış insan, seçenek dünyasını çok erken üretmeye başlamıştır dünyanın karşısında. Nesne (olgu) böylece kavramla yeniden ilişkilendirilir, başka bir biçimde buluşturulur. Sınama dediğim budur, çekilmiş görüntü içeride bir yapı taşına dönüşür seçenek evrenin. Şimdi şu var. Bataklığa gömülebilir, olgular çöplüğünde soluksuz kalabilirdik. Buna şablonculuk demeden önce gerçekten uzun düşünmeliyiz. İçimizdeki Tanrıdan değil, zamanın tozundan söz ediyoruz. Ergin Yıldızoğlu rengi, renkte karşıtlığı, insanın ayak basmadığı yerlerde nesneleri, öteki kenti, başka sesleri ve sessizliği seçmiştir. Çünkü ifadecilik, dışavurum (kendisiyle ilgili) önemlidir, çünkü kavramsal seçicilik, ayrışmış, sınırlarıyla betimlenmiş varlığın yüze çıkarılması, bir tür arınma ve arıtma girişimidir, çünkü dünyanın uğultusu uyumsuzdur (disharmonik). Bu seçicilik hangi katmanlarda, kaç boyutlu çalışır? Bunu kestirmek zor. Neredeyse tüm ifade biçimlerini kavrayan, içselleştirmiş bir ifadedir söz konusu olan. Belleğin örüntüleri, kakışmalı örtüşümleri, çözülüp yeniden ilişkilenmeleri, tüm bir geçmiş deneyim, yaşamın amacının en genelleştirilmiş görüntüsünü anımsatır zaman zaman bilince. Biz bu belirsiz, akışkan, kayan görüntü izleriyle yaralı, tedirgin bakar ve onu orada, Üsküdar da bir sokağın başında, bir vitrin düzenlemesinde apansız çırılçıplak görüveririz. Yanılıyor olabilir miyiz? Bu bizim ömrümüzce taşıdığımız şey (imge) miydi? Hep bunu mu aramış, özlemiştik? Bütün yargıları, bütün kurguları, bütün yapı ve biçimleri, sözceleri bir bir ayıklar, köke ulaşmaya çalışır, karanlık dünyaya yolculuğa bırakırız kendimizi, kaçınılmazdır neredeyse bu (Orphee nin öbür dünyaya yolculuğu). O görüntüyü, yani Anna nın (Karenina) ve Madam Bovary nın ölümden önce karşılaştıkları o görüntüyü ilk kez apaçıklığı, ele gelirliği içinde günışığına çıkarma şansımız doğmuştur ve bir daha olmayacaktır bu. Fotoğrafın varsa bir anı, bu olmalı. İçimizdeki şeyin kımıldanma, bize kendini anımsatma anı. O zaman ağaç, orman, bulut değil, içimizde kımıldayan o şeydir derdimiz (Bergman ın Tanrısızlığı, şu karanlık kütledir o, diyebilir miyiz ya da kendinde-varlık). Öyleyse kendini hemen ele vermeyen, karanlık yapılardan, anlatılardan mı dem vuruyoruz? Hayır. İlgisi yok. Bir sezgi, bu içerideki kütlenin ortaklaşa paylaştığımız 11

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ 1.Sanatsal düzenleme öğeleri Çizgi: Çizgi, noktaların aynı veya değişik yönlerde sınırlı veya sınırsız olarak ardı arda dizilmesinden elde edilen şekildir. Kalemimizle

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Beş önemli kritik nokta 1. Bir kez, hedef çizim NUMARASINI yazdığınızda, hemen ardından, AŞAMA 1 deki, sağ üst köşedeki

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 www.durugrup.biz Sayfa 1 Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Beş önemli kritik nokta 1. Bir kez, hedef çizim NUMARASINI yazdığınızda, hemen ardından,

Detaylı

KARTVİZİT. www.diversotour.com. Ceren ANADOL ceren@diversotour.com. tour. tour

KARTVİZİT. www.diversotour.com. Ceren ANADOL ceren@diversotour.com. tour. tour Diverso Firmanız tarafından verilen sözlü brief de de belirtildiği üzere Diverso farklı anlamına gelen İtalyanca bir kelimedir. Marka olarak diverso nun tercih edilmiş olması aynı zamanda oluşturulmak

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009

Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009 Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009 Bu sunum, İFSAK Temel Fotoğraf Semineri Ders Notları esas alınarak hazırlanm rlanmıştır. 2005 yılında y www.fotokritik fotokritik.com internet sitesinden

Detaylı

Ek 3. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU

Ek 3. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ Okul Adı : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU Tarih : MAYIS AYI Yaş Grubu (Ay) : 36-66 AY Öğretmen Adı : AYLAR MAYIS

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Aslı Zülal Çizim: Ayşe İnan Alican

Aslı Zülal Çizim: Ayşe İnan Alican Aslı Zülal Çizim: Ayşe İnan Alican Bilim Çocuk dergisinin 158. sayısının ekidir. Yalnızca Fotoğrafları Kullanarak Bir Öykü Anlatın Yalnızca fotoğrafları kullanarak bir öykü anlatmaya ne dersiniz? Söz gelimi

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

Prof. Şazi SİREL 13.12.2005 2 / 6

Prof. Şazi SİREL 13.12.2005 2 / 6 AYDINLATMA Aydınlatma konularında bir yazı dizisine başlarken, önce, bu sözcükten ve aydınlatma tekniği kavramından, bu gün ve en azından altmış yıldır, ne anlaşıldığını ve ne anlaşılması gerektiğini açıklığa

Detaylı

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn rem dizayn Hayal Edebileceğiniz Herşey Gerçektir... HAKKIMDA PROJELER REFERANSLAR İLETİŞİM Değerli Olan iyi Yaptığın Değil, Yapmaya Değer Olandır... İrem ERGENE

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

Oturum aç butonuna tıklayın.

Oturum aç butonuna tıklayın. Adım 1 Oturum açın. Oturum aç butonuna tıklayın. Adım 1 Oturum açın. Kullanıcı adınızı ve şifrenizi yazın. İpucu: Eğer şifrenizi hatırlayamazsanız, Şifrenizi mi unuttunuz? istemini kullanın. Adım 2 Profilinizi

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam

Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam NOTA YAZISI Müziğin Kodları Kendine özgü bir kod sistemi olan, her işaretin bir anlamı

Detaylı

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı aracılığıyla Avustralya Hükümeti tarafından

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Chromium B.S.U. 'Gelene Vur Gidene Vur' Oyunu. Doruk Fişek (dfisek@fisek.com.tr)

Chromium B.S.U. 'Gelene Vur Gidene Vur' Oyunu. Doruk Fişek (dfisek@fisek.com.tr) Chromium B.S.U. 'Gelene Vur Gidene Vur' Oyunu Doruk Fişek (dfisek@fisek.com.tr) Toz ve Gaz Bulutu 2000 yılının Temmuz'unda, oyunun müstakbel yazarı Mark B. Allan, LinuxGames sitesinde eski bir DOS "gelene

Detaylı

Cümle, bir düşünceyi, bir dileği, bir haberi ya da duyguyu tam olarak anlatan, bir veya birden çok sözcükten oluşmuş anlatım birimidir.

Cümle, bir düşünceyi, bir dileği, bir haberi ya da duyguyu tam olarak anlatan, bir veya birden çok sözcükten oluşmuş anlatım birimidir. CÜMLENİN ÖĞELERİ Cümle, bir düşünceyi, bir dileği, bir haberi ya da duyguyu tam olarak anlatan, bir veya birden çok sözcükten oluşmuş anlatım birimidir. Cümle içindeki sözcüklerin tek başlarına ya da

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Temel plastik sanat eğitimi I Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (x ) Uzaktan

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Bırakın doğa evinize gelsin!

Bırakın doğa evinize gelsin! Unica Class Bırakın doğa evinize gelsin! Gerçek malzemeler ile doğal tasarım 444 30 30 www.schneider-electric.com.tr Doğal bir özlem Modern hayat genellikle varlığımızın orijinal, gerçek ve saf yapıtaşlarını

Detaylı

BÖLÜM 1 SINAVLARA HAZIRLANMAK

BÖLÜM 1 SINAVLARA HAZIRLANMAK İÇİNDEKİLER GİRİŞ... XI BÖLÜM 1 SINAVLARA HAZIRLANMAK 1 Sınav Süreci...3 Giriş...3 Neden Sınav Oluruz?...4 Sınav Süreci...5 Sınavlara Hazırlanmak...6 Sınava Girmek...7 Sınavlara Rağmen Öğrenmek...8 Değişik

Detaylı

REHBERLİK SERVİSİ BÜLTENİ HAZİRAN 2013

REHBERLİK SERVİSİ BÜLTENİ HAZİRAN 2013 REHBERLİK SERVİSİ BÜLTENİ HAZİRAN 2013 TATİLDE NELER YAPALIM? Tatil, çocuklar için her gün yapmak zorunda kaldıkları işlerden uzaklaşmak için bir fırsattır. Tatil döneminde her çocuk anne ve babası ile

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

HAZİRAN AYI AYLIK PLAN

HAZİRAN AYI AYLIK PLAN Okul dı : Tarih : HZİRN Yaş Grubu (y) : Öğretmen dı HZİRN YI YLIK PLN KZNIMLR VE GÖSTERGELERİ H Z İ R N BİLİŞSEL GELİŞİM Kazanım 1. Nesne/durum/olaya dikkatini verir. Göstergeleri: Dikkat edilmesi gereken

Detaylı

SHAPYY. HEDEF 2. Belirtilen şekillere ait kartı bulur

SHAPYY. HEDEF 2. Belirtilen şekillere ait kartı bulur SHAPYY HEDEF -1. Oyunu ve kurallarını tanır. 1-1 Oyunun adını doğru söyler 1-2 Oyunun bir grup uygulaması olduğunu belirtir. 1-3 Oyuna ait parçaları tanır. 1-4 Uygulamaya başlamak için gerekli parçaları

Detaylı

ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS 0RTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ 7. SINIFLAR YILLIK PLANI ETKİNLİKLER / KONULAR AÇIKLAMALAR

ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS 0RTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ 7. SINIFLAR YILLIK PLANI ETKİNLİKLER / KONULAR AÇIKLAMALAR KASIM EKİM EYLÜL HAFTA KUŞAK: DÜZEN KUŞAĞI ODAK NOKTASI : BİRİMDEN BÜTÜNE ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS 0RTAOKULU 1. Teknoloji ve Tasarım kavramlarını kavratmak 2.Teknoloji ve Tasarım Dersinin Genel Amaçlarını

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ PROF. DR. EMRAH CENGİZ Bilim Tanımı, Nitelikleri ve Temel Kavramlar Bilim Tanımı Bilimsel

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

OKULUN ADI: DERİN DÜŞLER ANAOKULU YAŞ GUBU: 48 60 AY E K İ M

OKULUN ADI: DERİN DÜŞLER ANAOKULU YAŞ GUBU: 48 60 AY E K İ M AYLAR E K İ M 2 0 1 2 PSİKOMOTOR ALAN AMAÇ 1- Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme. 1- Sözel yönergelere uygun olarak ısınma hareketleri yapar. 10- Belli bir yükseklikten atlar. 12- Pedal

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) "Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır?"

Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır? Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) "Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır?" Eğitişim Dergisi. Sayı 15. Mayıs 2007. CANLILAR NEDEN GENELLİKLE YUVARLAKTIR? Kardelen Dudular Prof.

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati GİRİŞ Yapısı ve uğraşı alanı ne olursa olsun tüm dersler, insan için ve insanlık adına sevgi, saygı, dayanışma ve rahat yaşama için

Detaylı

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ KAVRAMLAR *Büyük küçük orta *Sivri-küt *Önünde-arkasında *Alt-üst-orta *Altında-üstünde-ortasında *Arasında *Renk kavramı: Kahverengi, gri *Sayı

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

Yaşamımızdaki Referans,

Yaşamımızdaki Referans, istiklâl Aylık siyaset, ekonomi, toplum dergisi Mayıs 2011, Sayı: 20 www.istiklaldergisi.com Yaşamımızdaki Referans, SIFIR NOKTASI İstiklal Dergisi ne ücretisiz abone olun, her sayı e-posta adresinize

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ

3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ 3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ TEMA Kim Olduğumuz ÜNİTE ADI Bütünün Parçasıyım TARİH 28 Ekim 6 Aralık 2013 SORGULAMA HATLARI Ait Olduğumuz Gruplar İnanç ve Değerler İnanç ve Değerlerin Davranış

Detaylı

Tasarım Aşaması. Eksiksiz Fonksiyonel Tanımlamalar

Tasarım Aşaması. Eksiksiz Fonksiyonel Tanımlamalar Tasarım Aşaması Bu aşama üretici ve alıcının niyet mektubu ya da geliştirme anlaşmasını imzalamaları ile başlar. Tasarım son tasarım planı, son bütçe ve taraflar arasındaki kesin anlaşmaya dayanan kati

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

1, 2, 3, 4, 5, 14,16. Haftalık Konular. Konular

1, 2, 3, 4, 5, 14,16. Haftalık Konular. Konular Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. SİNEMADA ANLATIM YÖNTEMLERİ Ulusal Kredi Öğretim planındaki AKTS 213032000000504 3 0 0 3 6 Ön Koşullar : Bu dersin ön koşulu ya da yan koşulu bulunmamaktadır. Önerilen Dersler

Detaylı

MAYIS 2014 BÜLTENİ. Merhaba! Mayıs ayı boyunca yaptığımız etkinlikleri bulabileceğiniz. bültenimizi sizinle paylaşmanın sevinci ve gururu. içindeyiz.

MAYIS 2014 BÜLTENİ. Merhaba! Mayıs ayı boyunca yaptığımız etkinlikleri bulabileceğiniz. bültenimizi sizinle paylaşmanın sevinci ve gururu. içindeyiz. MAYIS 2014 BÜLTENİ Merhaba! Mayıs ayı boyunca yaptığımız etkinlikleri bulabileceğiniz bültenimizi sizinle paylaşmanın sevinci ve gururu içindeyiz. DOĞUM GÜNLERİMİZ Şirinlerden Arda, Elif Sena ve Kerem

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

28.03.2013. Algılama üzerinde etkilidir. Hareketi ve yönü belirleyici etki yaratırlar. Ayırma amaçlı. Kalın çizgiler daha etkilidir.

28.03.2013. Algılama üzerinde etkilidir. Hareketi ve yönü belirleyici etki yaratırlar. Ayırma amaçlı. Kalın çizgiler daha etkilidir. Hazırlayan ve sunan: Süleyman Nihat ŞAD 2 Kontrast/ Zıtlık ÇİZGİ ALAN-BOŞLUK DOKU Çizgi; gözü, belirli bir alanda ya da bir alan etrafında hareket ettirerek dikkatleri çeken tek boyutlu bir araçtır. ŞEKİL-FORM

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

LEGOLİNO. HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma

LEGOLİNO. HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma LEGOLİNO HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma 1-1 Oyunla ilgili dikkatini toplar. 1-2 Anlatılanları dikkatle dinler. 1-3 Parçaları kendisinin çıkarıp tekrar toplaması gerektiğini bilir. 1-4 Uygulama kutusunu

Detaylı

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta Ġnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 2 Düşünen ve Hisseden Varlık İnsan Birinci Kısım: Ġrrasyonel Ġnsan Geçen Hafta GEÇEN HAFTA Çevresel Faktörler BU HAFTA İrrasyonel İnsan Beyin

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı