Ludwig van BEETHOVEN. Kazım ÇAPACI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ludwig van BEETHOVEN. Kazım ÇAPACI"

Transkript

1 Kazım ÇAPACI Ludwig van BEETHOVEN bir duyarlılıkla yüklü, yapabileceklerinden fazlasını sezen, yalnız ve sorunlarla boğuşan büyük bir sanatçıyı açıklar. Eserleri, soluk aldığı havaya giderek egemen olan romantizm ögeleriyle karışmış koyu bir klasik mizacı ortaya koyar. Beethoven, araştırmacı ve yazarlar için her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Bunun bir nedeni de hakkında oldukça fazla malzeme olmasıdır. Beethven in en eskisi 1819 tarihli olan ve günümüzde Berlin Müzesi nde korunan, on bin sayfanın üzerindeki konuşma defterleri günlük yaşamının ipuçlarını verir. Yine de besteci Beethoven in ve büyük sancılar yaşayan bir çağın gerilimine sözcülük eden eserlerinin yeterinde açıklanıp açıklanmadığı tartışılabilir. Joseph Karl Stieler tarafından yapılan portre, Aralık Mart Alman klasik müzik bestecisi. Bach, müziğin matematikçisiydi, Mozart şairi, Beethoven ise filozofu Ludwig van Beethoven Bonn da 8 oğlu olan, fakat bunların hepsinin de kendisi gibi engelli olduğu bir ailenin çocuğudur. Adı, bütün XIX. yüzyıla egemen olmuştur. İki çağ arasında, önemi tartışılamayacak bir köprü olmuştur. Kendisinden sonra gelenlere zengin bir model oluşturmuştur. Beethoven hakkındaki araştırmalar, psikolojik zıtlıklar üzerinde odaklanır: şefkatli ve kaba, hassas ve öfkeli, idealist ve maddeci, insan kardeşliğine inanmış bir münzevi, aristokrat dostlarının sunduğu ayrıcalıkları gocunmadan kabule den kavgacı bir hürriyet aşığıdır Gerçekte bu özellikler birbiriyle sıkıca ilgilidir ve derin 13 yaşındaki Beethoven 1

2 Beethoven, bir dahi çocuk değildi. Delikanlılık çağında da öyle kimseye benzemeyen bir hava taşımıyordu. Öğretmenleri de ondan pek memnun değildiler. Ona bestecilik öğretmekte olan Albrechtsberger Beethoven, şimdiye kadar bir şey öğrenemedi. Bundan sonra da öğreneceği yok. Besteci olarak ben onda en küçük bir ümit dahi göremiyorum. demişti. Beethoven a bir süre armoni dersleri veren Haydn bile öğrencisinin yeteneklerini fark edememişti. Aslında Beethoven, öğretmenlerinin anlayamayacakları derecede büyük hayallerin peşindeydi. Ama henüz bunları açıklayacak zemini bulamamıştı. İlk senfonisini ancak 30 yaşında besteleyebilmişti. Ama piyanosunun başına geçtiğinde her şey değişiyordu. Daha küçük yaşta iyi bir piyanist olacağını kanıtlamıştı. Kısacık, küt parmaklarıyla piyanonun tuşları üzerinde harikalar yaratabilmekteydi. ona Bach, Mozart, Haydn ve Clementinin olağanüstü dünyalarını açarken bir yandan da burs araştırmaktadır. Fransa nın komşuluğu Beethoven in çok genç yaşta, Ren ötesinde doğan Cumhuriyetçi düşünceyi tamamlamasını sağlamış, böylece demokrasi, yaşamı boyunca politik ideali olmuştur. Daha önce müzik, imtiyazlı sınıfların tekelindeydi. Oysa Beethoven, müziğinde insanlığın soluğunu topladı ve gerekli gördüğü yerde kuralları bozmaktan çekinmedi. Pudralı peruk çağından uzaklaşan ilk besteci olarak tanımlanan Beethoven, yüreğinde gerçek ve insan sevgisi, günlüğüne şöyle yazıyordu: Gücü yettiğince iyilik yapmak, her şeyden çok hürriyeti sevmek, bir taht önünde bile olsa, gerçeği değiştirmemek İlk müzik öğretmeni babası Johann van Beethoven dir. Prenslik Kilisesi nde tenor olan babası, erdemden çok hatadan nasibini almış bir adamdı. İçkiye düşkünlüğü yüzünden ailesini geçindirecek kadar parası hiç olmuyordu. Annesi, sevecenliğiyle, mutsuz çocukluğunun tek parıltısı oldu. Alkolik bir müzisyen olan babasının Beethoven a piyano eğitiminde çok sert ve acımasız davrandığı bilinir. Mutsuz bir çocukluk geçiren Beethoven, küçük yaşlarda ailesinin geçimine katkıda bulunmak için kilisede piyano çalarak çalışmaya başlamıştır. Ludwig in müzik yetenekleri oldukça erken belirince, Mozart örneği nin çekiciliğine kapılan babası, 1778 de onu altı yaşındaki piyano virtüözü olarak sahneye çıkardı. Aslında sekiz yaşındaydı. On üç yaşındayken ilk eserleri yayınlandı. Bunlar, iyi bir öğretmen gözetiminde yapılmış çalışmalardan öteye geçmez. Ancak yaşı konusunda yine yanlışlık yapılmıştır. Öğretmeni Christian Neefe, bir yandan Öğretmeni Neefe nin çabaları sonuçsuz kalmadı yılında Mozart'la çalışmak umuduyla Bonn da ayrılarak Viyana'ya gitti. Viyana da kendisini Mozart a dinleten genç müzisyen, bu fırsattan gereğince yararlanamadı. Mozart ile bir süre çalışma fırsatı bulsa da, gelecek için kararlarını alamadan, annesinin hastalığı nedeniyle Bonn'a döndü. Birkaç gün sonra, 2

3 vereme yakalanmış olan genç kadın oğlunun kollarında öldü. 1792'de Viyana'ya geri döndüğünde Mozart'ın ölmüş olduğunu öğrendi. Bu adama dikkat edin. O, günün birinde dünyada kendisinden söz ettirecek. Bu sözü, Mozart 1787 yılında söylemişti. Beethoven, genç bir adam olarak Viyana ya gittiğinde verilmiş bir tema üzerine serbest çeşitlemelerle büyük besteciyi etkilemişti. Uluslararası bir virtüöz olma rüyasından vazgeçmek zorunda kaldı. Doğduğu yerde bir görev almaya hazırlanıyordu ki, İngiltere den dönerken yolu Bonn a uğrayan Joseph Haydn la karşılaştı. Bütün arzuları bir daha yatışmamak üzere uyandı. Mozart'ın çalışmaları Beethoven in üzerinde etki bırakmıştır. Bu duruma örnek olarak; Beethoven in Mozart'ın 40. Senfoni 'sinden bir pasajı çalışma defterine kopya etmesi ve bu pasajı kendisinin 5. Senfoni 'sinde kullanması verilebilir. Annesinin ölümünden sonra ailevi durumu daha da çekilmez oldu. Baba Beethoven kendisini iyice içkiye vermişti. Evin bütün yükü Beethoven in omuzlarındaydı. Babasından başka, iki küçük kardeşi Anton Carl ile Nikolaus Johann ın bakımı da Beethoven a kalmıştı. Gündüzleri evin işlerini de yapmak zorundaydı. Sağlık durumu onu endişelendiriyor, evin işleri, ekmek parası kazanma derdi bunaltıyordu. Son derece aksi ve sinirli biri olmuştu. Çevresindeki insanların ondan çok daha rahat ve mutlu yaşayabildiklerini düşününce öfkeleniyor, herkese düşman kesiliyordu. Arkadaşlarıyla konuşurken onlara sürekli kötü sözler sarf ediyor, en küçük fırsatta kavga çıkarıyordu. Saçı başı darmadağınık dolaştığı için herkes ona Çılgın İspanyol diyordu. Yine de her şeye karşın bir çok dostu da vardı. Çevresindekiler bu kavgacı ama dürüst delikanlıyı seviyorlardı. Onun, hayatın gerçekleri karşısındaki davranışları da hoşa gidiyordu. Kalabalık salonlarda, arkadaş toplantılarında daima yabancı kalıyordu ama bu toplantılarda da herkes sadece onunla ilgileniyor, herkes onunla konuşmak için sabırsızlanıyordu. Bu çirkin, atlet vücutlu, inatçı adamda herkesi çeken gizli bir kuvvet vardı sanki. Avusturyalı Kont Waldstein, ona yeni bir Viyana yolculuğu hazırladı. Tavsiye mektupları yanında şu öğüdü ilgi çekicidir: Azizim Beethoven, uzun zamandır savaştığınız arzularınızın gerçekleşmesi için Viyana ya gidiyorsunuz. Orada, Mozart ın ilham perisi gözdesinin ölümüne ağlıyor. O, güçlü Haydn ın yanında barınacak yer buldu. Eğer, aralıksız ve dikkatli çalışırsanız, Haydn ın ellerinden Mozart ın ruhunu alacaksınız yılında Viyana ya giden Beethoven klasik müziğin ünlü bestecisi Joseph Haydn ın yanında çalışmaya başladı. Beethoven, gerçekten Mozart ın ilham perisini aradı mı bilinmez. Ama Haydn ın yanında onu bulamadı. İki kuşağı, bir uçurum ayırıyordu. Hem, yaşlı Haydn ın genç Beethoven a verdiği dersler sayılı oldu. Ancak, bu ikinci Viyana yolculuğundan başlayarak Beethoven in ciddi bir şekilde çalıştığını biliyoruz. Derslerin kısalığına karşın, Joseph Haydn kısa sürede Beethoven ın üstün 3

4 yeteneğini fark etti ve her konuda ona destek oldu. Haydn ın usta yazısı ve senfonilerinin sağlam modeli Beethoven e çok şey söylemiştir. Viyana da artık ellerinin ustalığı sayesinde kendi ayaklarının üzerinde duracak hale gelmişti. Piyanoda gösterdiği başarı sayesinde Prens Carl Lichnowski ile eşinin de dikkatini çekti. Avusturyalı aristokratlar müziğe çok meraklıydılar. Asil kar-koca Beethoven i yanlarına aldılar ve ona yılda altı yüz florin (üç bin TL ye yakın) ödemeyi taahhüt ettiler. Bu arada, genç müzisyenin Viyana sosyetesinde de tanınmasına yardımcı oldular. Beethoven bir süre neşeli, kayıtsız bir insan olmayı denedi. Hatta kendine bir atlı araba almayı düşünecek kadar da lükse merak sardı. Parlak renkli kumaşlardan elbiseler yaptırıyor, dans dersleri alıyor ve etrafındaki kızlarla dostluk kuruyordu. Viyana sosyetesinin bir numaralı erkeği olmuştu. Her yere davet, ediliyor, gittiği her yerde ilgi görüyordu. Ama çok geçmeden bütün bunlar, asi ruhlu bestecinin sinirine dokunmaya başladı. Soyluların ona yakınlık göstermeleri öfkelenmesine neden oluyordu. Mutluluk bana yaramıyor diye durumunu açıklamaya çalışmıştı. Gerçekten de dehasını geliştirebilmek için yalnızlığa gereksinimi vardı. Ben dünyaya mutlu, kaygısız bir yaşam sürmek için değil, büyük eserler yaratmak için gelmişim diyordu. Bunları düşünerek sosyeteden elini eteğini çekti. Kaba davranışları iyi kalpli prens ve eşinin de sabrını tüketiyordu. Yine de sanatın her şeyden önce geldiğine inanan Prens, onun şımarıklıklarına ve huysuzluklarına boyun eğiyordu. Hatta bir keresinde hizmetkarlarından birine, şayet Beethoven seni benim çağırdığım sırada çağırırsa önce onun yanına gidip emirlerini yerine getirmelisin demişti. Beethoven, annesinin ölümünden sonra hastalık korkusundan bir türlü kendini kurtaramamıştı. Vücudunun hep ağrılar içinde olduğunu sanıyor, kendisine hasta süsü veriyordu. Herkesin onu iyi bir piyanist, kötü bir besteci olarak tanımasından da yakınıyordu. İlk eserleri, güzel çalan ama güzel eserler aratmaktan aciz bir bestecinin eserleriydi. Oysa Beethoven her şeyden çok yaratıcılığa önem veriyordu. Tek isteği, güzel eserler bestelemekti ama otuz yaşına yaklaştığı halde ilgi çekici bir eser ortaya koyamamıştı. Arkadaşlarının ona cesaret vermemeleri Beethoven i ümitsizliğe düşürmedi. Dehasının er geç anlaşılacağından emindi. Nitekim 1800 yılında tamamladığı 1. Senfoni si ileride bir şeyler yapabileceğini haber vermesi açısından önemliydi. Bu eserde besteci, kendisinden önce yaşamış bestecilerin etkisi altında kaldığını göstermişti. Yine de bu eser, ileriye doğru atılmış önemli bir adımdı. Müzik eleştiricileri, Beethoven in yenilikler peşinde koşmaktan vazgeçip, eski usulde eser bestelemesini önerdiler. Beethoven, 2. Senfonisi ile adeta eleştirmenlere meydan okudu. Bu senfoninin largetto temposundaki ikinci bölümünde orkestranın çeşitli sazları bir melodiyi karşılıklı tekrarlayarak bir tür notalı dedikodu yapıyorlardı. İki ayrı grubun aynı melodileri karşılıklı tekrarlamasından sonra üçüncü 4

5 bir grup araya karışıyordu. Eleştirmenlerden biri Beethoven in bu eserini dinledikten sonra, bu gidişle bizim orkestralar sazlı dedikodu dernekleri haline gelecek demişti. Beethoven, bu sözleri de duymazdan geldi. Birkaç sineğin ısırması, yarışı kazanmaya azmetmiş bir atı durduramaz diyordu. Eleştirmenler ise Beethoven in sadece bir konuşmadan ibaret olmayıp, gramer yanlışlarıyla da dolu olduğunu belirttiler. Onların görüşlerine göre bu konuşma, cahil bir adamın konuşmasından farksızdı. Beethoven, bu sert saldırılara da aldırmadı. Eserler, düşüncelerinin tartışmasız birer kanıtıdır. Coriolan, Egmont, Prometheus, hürriyet savaşının bu sembolleri ona uvertürlerini ilham ettiler. Üçüncü Senfonisi (Eroica) ni, Avrupa ya demokrasiyi getirdiği için, Fransız İhtilali nin kahramanı Napolyon Bonapart a adadı. İnsanlığın kurtarıcısı, saltanatın düşmanı oalrak tanıdığı Napolyon a hayrandı. Bestelediği üçüncü senfoniyi ona adamaya karar vermişti. Tam eserin müsveddelerini Paris e göndermeye karar verdiği sırada Napolyon un fedakâr bir kahraman kimliğinden sıyrılıp kendisini imparator ilan ettiğini duyunca çok sinirlendi. Napolyon, imparatorluk tacını taktığı zaman ithafı öfkeyle karaladı: O halde bu da sıradan bir adam! İnsan haklarını çiğneyecek, bütün öteki zorbaların yaptığı gibi tutkusunun peşinden gidecek. O da diğer diktatörler gibi insan kalplerini zedelemekten başka bir şey bilmiyor!.. Bir imparatorluk kenti olan Viyana için alışılmadık sözlerdi bunlar. Yine de Prens dostları ona sadık kaldılar, anlamaya ve yardıma çalıştılar. Üçüncü senfonisini Napolyon a adamaktan vaz geçti. Eserine Eroica (Kahraman) adını koydu ve vücudu hala yaşadığı halde ruhu çoktan ölmüş olan büyük bir adamın anısına saygıyla kelimelerini ekledi. Eroica nın kapak sayfası. Napolyon a ithaf yazısının üzeri karalanmıştır. Beethoven, Haydn dan başka, Albrechtsberger (Johann Georg, ) ve Antonio Salieri ( ) den de dersler aldı. Beethoven, başlarda besteci olarak değil piyanist olarak adını duyurdu. Waldstein Kontu nun tavsiye mektupları sayesinde Beethoven, Viyana nın en gözde saraylarında ilgiyle karşılandı. Demokrat ve ihtilalci Beethoven, öyle başına buyruk, öyle garip huylu ve o kadar kötü eğitilmiş bu yabancı, saraylarda büyük senyörlerin maddi ve manevi desteği ile karşılanıyordu. Onların arasında gerçek dostlar buldu. Düşüncelerini saklamıyordu. Bir gün, öğrencisi Archiduc Roudolphe a şöyle dedi: Hürriyet ve gelişme işte sanatın amacı. Daha sonra yaptığı bestelerle klasik müziğin XIX. yüzyılın sonuna kadar yaşayan tüm müzisyenlerini etkiledi. Viyana daki ilk konserini 1795 te verdi. Ertesi yıl, Beethoven in varlığını değiştirecek sürekli bir dert baş gösterdi: sağırlık. Bu durum, zaten melankoliye eğilimli olan tabiatını daha da kararttı. Onu intiharın ve deliliğin eşiğine kadar götüren ilk krizden sonra mücadeleye girişti. Bu, mutsuzluğa karşı kahramanca bir direnişti. 5

6 Hiç kimsenin önünde eğilmeyen, kimsenin sözünü dinlemeyen bu inatçı ve kibirli adam, her gün yeni bir gönül macerasının esiri oluyordu. Ancak evli kadınlarla hiçbir zaman ilgilenmemeyi ilke edinmiştir. Ama Beethoven, bir kadının gönlünü kazanmak için gerekli olan özelliklerin hepsinden yoksundu. Üstelik son zamanlarda kulakları da ağır işitmeye başlamıştı. Bestecinin ilgilendiği kadınlar onun durumuna üzülüyor, genç adama acımaktan kendilerini alamıyorlardı. Sağırlık onu cemiyetten, insanlardan uzaklaştırmakla kalmıyor, çalışmalarını da zorlaştırıyordu. Bir ara hayatına son vermeyi de düşünmedi değil. Fakat eserler besteleyebilmek için daha yaşaması lazımdı. Yıllar geçtikçe Beethoven in huzursuzluğu da artıyordu. Arkadaşlarına bağırıp çağırıyor, hizmetçilerine kitap, çanak fırlatıyor, hatta patronlarına da hakaret ediyordu. Bir keresinde Prensin sarayına Napolyon ordusuna mensup subayların geldiğini görünce o gece piyano çalmaktan vaz geçmişti. Prens, konuklarımın huzurunda piyano çalmazsan, savaş esiri olarak şatoda hapsedileceksin diye uyardı. Beethoven bu sözler üzerine hiçbir şey demeden şatodan dışarı çıktı, şiddetli yağmur altında üç millik yolu yürüyerek kasabaya geldi. burada araba beklerken prense de bir mektup yazdı: "Prens, sen bugünkü halini doğuşuna ve şansına borçlusun ben ise kendi kendimi yetiştirdim. Bugüne dek binlerce prens geldi ve geçti, bundan sonra da binlercesi yaşayacak. Fakat yeryüzünde sadece bir tek Beethoven vardır. Beethoven, öğrencilerine de çok sert davranoyor, onlara hiç durmadan egzersiz yapmaları gerektiğini söylüyordu. Bayan öğrencilerinin yanında bile öfkesini gizlemek zahmetine katlanmıyordu. Bazen günlerce ortadan kayboluyor, onu aramaya çıkanlar da ormanda, bir ağaç altında ellerini şakağına dayamış bir durumda buluyorlardı. Onu sakinleştiren tek yer ormanda, ağaçların yanıydı. Hasretini çektiği insan sevgisini ağaçlarda arıyordu. Sağlığının her gün biraz daha bozulmasına karşın, bestelediği eserlerin sayısı da günden güne artıyordu. Dördüncü senfonisini neşeli bir aşk senfonisi olarak bestelemişti. Bestecinin 3. ve 5. Senfonilerinin yanında 4. Senfoni biraz sönük kalmaktadır. Bu arada, Fidelio poerasını da bestelemeye başlamıştı (1804). Boully adındaki yazarın Leonore adlı eserinden aldıpı operanın bestelenmesi oldukça uzun sürdü. Beethoven, insan seslerini sevmediği için onlara göre bir eser yaratmakta zorluk çekiyordu. Mozart için müzik şairi diyenler, Beethoven için müzik filozofu demektedirler. Kader Senfonisi adıyla anılan 5. Senfoni sinde, felsefesini en ince noktalarına kadar anlatır. İnsanların kaderleriyle yaptıkları savaşın öyküsüdür bu. Başlangıçta, insanoğlu kadere karşı açtığı savaştan galip çıkacak gibi görünmekteyse de, son zafer yine kaderin olacaktır. Beethoven in yaşamının en önemli olaylarından biri de ünlü şair Goethe ile tanışmasıdır. Besteci, geçirdiği şiddetli bir krizden sonra dinlenmek, biraz da kendini toplamak için Teplitz e gelmişti. Burada ünlü şair Goethe ile karşılaştı. Hayli yaşlanmış olan şair, genç besteci üzerinde derin bir iz bırakmıştı. Teplitz deki yaz tatili boyunca iki 6

7 sanatçı sık sık buluşma fırsatını yakaladı. Beethoven in sağırlığı iki ünlünün rahatça konuşmasını önlüyordu. Fakat birbirlerinden çok hoşlandıkları için sık sık ormanda yürüyüşe çıkıyorlar, bazen de hiç konuşmadan dakikalarca yürüyorlardı. Bazen de aralarında fikir ayrılıkları beliriyor, şiddetli tartışmalara girişiyorlardı. Goethe, asaleti her şeyden üstün tutuyordu. Beethoven, onun aksine demokrat ruhluydu. Bir gün dolaşırken krala rastladılar. Beethoven, karşıdan gelenlere hiç aldırmadan başı yukarıda yoluna devam etti. Goethe ise yanındakilere saygıda kusur etmedi. Sonra da yaptığı kabalıktan dolayı Beethoven i azarladı. Bu yüzden iki dostun arası açıldı. gösteriyordu. Bir süre onu yanında sekreter olarak da çalıştırdı. Caspar öldükten sonra da o tarihte dokuz yaşında olan oğlu Carl ı yanına alıp onu manevi evlat edindi. Küçük Carl ın bakımını üzerine almakla omuzlarına pek ağır bir yük yüklemiş oluyordu. Carl ın annesi zengin bir ailenin kızıydı ve kocasının kardeşine çocuğunu vermek istemiyordu. Mahkemelik oldular ve dava yıllarca sürdü. Beethoven in maddi durumu iyice kötüleşmiş, mahkemenin verdiği heyecan ve üzüntü sağlığını da bozmuştu. Her şeye karşın sevgili yeğeninin eğitimi için kenara bir miktar para ayırdı ve kendi ihtiyaçlarından fedakarlık yaparak varını yoğunu Carl a ayırmaya koyuldu. Yeğeninin de bir gün iyi bir besteci olacağına inanıyordu. Fakat onu büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu. Carl, asi ruhlu, idaresi zor bir çocuktu. Okulda ders çalışmaktansa bilardo salonlarında oyun oymayı yeğliyordu. Amcasından aldığı harçlık masraflarına yetmediği gibi bir sürü de borca girmişti. Carl, bir keresinde, aklınca dertlerinden kurtulmak için, başarısız bir intihar girişiminde bulunduktan sonra Beethoven kendini bir türlü toparlayamadı. Carl, sonradan iyi bir insan oldu, amcasının müziğiyle de gururlandı. Ama Beethoven, haylaz yeğeninin akıllandığını göremedi. Beethoven, akrabalarına karşı da dostlarına yaptığı gibi kaba davranıyor, beslediği sevgiyi sert davranışlarıyla gizlemeye çalışıyordu. Küçük kardeşlerinden Johann, ilaç yapımı üzerinde çalışmış, başarılı bir işadamı olmuştu. Her zaman başarılarıyla üvünmekten hoşlanıyordu. Büyük bir arazi satın aldığını herkesin öğrenmesini istiyordu. Bir gün abisini ziyarete gittiğinde kartvizitine Johann van Beethoven Akıl sahibi kelimelerini yazmayı ihmal etmemişti. Besteci, kardeşi Caspar a daha fazla yakınlık 7

8 Çeşitli sıkıntılar ve artan sağırlık Beethoven in gerektiği kadar fazla çalışmasına olanak tanımıyordu. Sekiz senfonisini de 1815 ten önce, yani Carl ı evlat edinmeden önce bestelemişti. Dokuzuncu senfonisini ise 1824 ten önce tamamlayamadı. Dokuz yıl süren ıstırap, büyük bir neşeyle son bulmuştu. Dokuzuncu senfonisi, o güne kadar bir benzerine daha rastlanmamış, inanılmayacak derecede güzel bir eserdi. Beethoven, eserin son bölümüne ünlü Alman şairi Schiller in Neşeye Övgü (An die Freude) adlı eserini de koro parçası olarak besteleyip eklemişti. Eseri dinleyenler kulaklarına inanamıyorlardı. Bu muazzam eser, ilk kez 7 Mayıs 1824 te Viyana Kraliyet Tiyatrosu nda çalındı. Kulakları artık iyice sağırlaştığı halde, besteci eserin idaresini başkasına bırakmak istememişti. Bageti eline aldıktan sonra, konseri başından sonuna kadar hiçbir aksaklığa neden olmadan idare etti. Fakat konser bitip da halkın çılgınca alkışları salonu inletmeye başladığı zaman Beethoven yaşamının en acı dakikalarını yaşadı. Zavallı besteci, çevresinde olup bitenlerden habersizdi. Alkışlara karşılık olarak halkı selamlamasını ona işaretle anlatmaya çalıştıkları zaman da bestecinin üzüntüsü çok fazla oldu. Dehşet içinde iki eliyle kulaklarını kapadı. Kader, Beethoven a en büyük darbesini indirmişti. Ölümü de yakındı artık. Konser gecesinden sonra yatağa düşen Beethoven, aylarca ölümle pençeleşti. Son mücadelesi de iki gün sürdü. Artık kendini bilmez halde yatıyordu. Dışarıda korkunç bir fırtına vardı. Şimşekler çakıyor, rüzgar uğuldayarak esiyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Bir ara şimşek çakmasıyla ölümsüz besteci de gözlerini açtı, sağ yumruğunu havaya kaldırdı ve boşlukta hafifçe salladı. Sonra başı geriye düştü. Ölmüştü Beethoven in dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, bir piyano, keman ve çello için üçlü konçerto, otuz iki piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. Sadece bir opera, Fidelio, bestelemiştir. İlk senfonisini 1800 yılında yapmıştır. 9. senfoni ise en çok bilinen ve bugün Avrupa Birliği marşı da olan en çarpıcı senfonisidir. Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi. Müziği, ifade gücü ve teknik olarak çok üst seviyedeydi. Haydn ve Mozart tan devraldığı prensipleri geliştirdi, daha uzun besteler yazdı ve daha tutkulu, dramatik eserler oluşturdu. Özellikle Op. 109 piyano sonatıyla Klasik müziğin Romantik Dönemini başlatmıştır. Bütün yalnızlar gibi, sürekli olarak benzerlerine açılma gereksinimi duyuyordu tarihli Heiligenstadt vasiyetnamesi, yüreğindeki inanılmaz duygusal birikimin kanıtıdır. Seçkin entelektüellerin gittiği en parlak salonların ona açık olduğu bir dönemde Beethoven, kendini yavaş yavaş fakat kesin olarak sosyal yaşamdan çekti. Daha haşin, hatta daha vahşi 8

9 oldu. Ne çağdaşlarının rezilce unutuşlarından doğan Mozart ın yalnızlığı, ne de düşman bir ortamda yaşayan Schubert in yalnızlığıdır onunkisi. Günlüğüne şöyle yazmıştı: Senin için bahtsız, dış mutluluklar yok. Her şeyi kendin yaratmak zorundasın. Ancak gerçek olmayan bir dünyada dost bulabilirsin. dönemlere rastlar. Oysa bu tür ilişkiler yaratma olayını her zaman açıklayamaz. Sözgelimi 9. Senfoni nin finalini ele aldığımızda görürüz ki, böylesine coşkun bir yürek duruluğunun, neşenin ve insanlık sevgisinin parladığı sayfalar, Beethoven in en trajik döneminin ürünüdür. Bütün yalnızlar gibi doğaya tapıyordu. Onun için dinin yerini tutuyordu doğa Derin bir şekilde inançlıydı. Fakat bu inanç, Bach ınkinden çok farklıdır. Yazın, bir orman kenarında ya da bağ ortasında küçücük bir evde oturmaya gidiyordu. Sayfiyede geçirilen bu günlerde pek çok eser ve Heiligenstadt vasiyetnamesi doğdu. Pastoral Senfoni, bu doğa aşkını yepyeni bir Fresk gücüyle ifade eder. Bununla beraber, unutulmamalıdır ki, senfonilerinde ormanın mırıltısı, ırmağın sesi, kuş cıvıltıları, kulağının henüz onları fark ettiği mutlu dönemlerin melankolik anılarından başka bir şey değildir. Yaşamı boyunca sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 de işitme problemleri yaşamaya başlamış ve 1817 de tamamen sağır olmuştur. Bu dönemden sonra sağırlığı müzik yaşamını hiçbir şekilde etkilememiştir. 9. senfoniyi sağırlık döneminde bestelemiştir. Bazı biyograflar, Beethoven in eseri ile yaşamını birleştirirler. Onlara göre, iyimser eserleri başarılı ve sağlığının yerinde olduğu döneme, trajik eserleri ise sağlığının sarsıldığı, maddi endişelerle bunaldığı Yıldan yıla Beethoven in fiziksel rahatsızlığı arttı ve giderek daha derin bir yalnızlığa gömüldü. Napolyon Savaşları Viyana ya büyük değişiklikler getirmiş, aristokratların çağı kaybolmuştu. Vals kralları günün ilahları oldular. Geçimi, aristokratların cömertliğine bağlı olan Beethoven in durumu kötüleşti. Ölümler, dost çevresinde gedikler açtı. Yeni zenginler, eski yönetici sınıfın kültür düzeyine ulaşamadılar. Viyana halkı artık İtalyan operasını ve yeni valsleri tutuyordu. Böyle bir ortamda Rossini Beethoven in yanına saygılarını sunmaya gittiğinde, kendisini tamamen sağır, öfkeli ve hüzünlü bir adamın karşısında buldu. Beethoven i hırçınlaştıran sadece Rossini değildi. Vals bestecileri Johann Strauss ve Lanner, günün kahramanlarıydı. Her savaşın bitiminde olduğu gibi, insanlar yalnızca dans etmeyi düşünüyorlardı. Yokluk, Beethoven in evine yerleşti. Günlüğünde, üzüntülerinin nedenlerini açıkça belirtmiştir. Artık hiç 9

10 kimseye güveni kalmamıştır. Yeğeni Karl için endişeleri, para sıkıntısı, ev derdi, hastalıklar hepsi günü gününe, oraya yüzlerce müzik sayfasını dolduran aynı elle not edilmiştir. Bu sayfalardan her biri, gelecekten yeni bir kopmadır. Her ölçü, henüz bulunmamış bir yol arar. Artık yeni düşünceler, Haydn ve Mozart ın kullandığı ölçülü biçimlerde hapsolmazlar. Beethoven, ilk eserlerinde henüz varlığı hissedilen Barok la, yakın geleceğin Romantizmi arasında şaşırtıcı bir köprü oluşturmuştur. O zamana kadar katışıksız bir çalgı müziği olan senfoniye insan sesini katması, piyano sonatlarının bölümlerini gerekli gördüğü tarzda genişletip daraltması, sonat formuyla yazılan eserlerde menüet yerine scherzo kullanması getirdiği başlıca yenilikler arasındadır. İkinci sonatından (op.2., No.2) başlayarak Beethoven da artık bir daha menuet ye rastlamayız. Bazen yalnız menuet kaldırılmış ve sonatlar üç bölüme indirgenmiştir. Beethoven in sonat biçiminde yaptığı değişiklik yalnızca bu kadarla kalmaz. Sonatın esprisini de etkilemiştir. Ondan önce sonat, salonlara, dost toplantılarına renk veren soylu bir müzik icrası ndan öteye gitmemişti. Beethoven la sonat bizi saray ya da salon inceliklerinden uzaklaştıran güçlü bir kişiliğe büründü. Artık bu divertisman (operada araya konan, kısa ve eğlendirici oyun) değil, bestecinin yüreğini ortaya koyduğu, tutkulu, kahramanca, trajik ya da neşeli bir şiirdir. Dörtlülerinde, artık tekniği aşmış, bütün kuruluş zorlamalarından sıyrılmış yüce ve soylu bir felsefeyi adım adım izleriz. Burada, yaratıcı dehası ile dinleyici arasında hiçbir engel kalmamıştır. Wagner in Tristan ının habercisi olan yaylılar, başka bir dünyadan gelen çağrı gibidir. Bunlar, armoni, melodi ve ritim dwğişiklikleriyle XX. yüzyıla ulaşırlar. Schumann a göre Beethoven in oda müziği eserleri, aklın ve ruhun ulaşılabileceği son sınırdır. Hiçbir neden olmadığı halde onları BAc ın eserleri ile karşılaştırır. Daha sonra, ünlü orkestra yöneticisi Hans von Bülow da Bach ve Beethoven arasındaki bağı sezecekti: Clavecin bien temperé, eski vasiyetnamedir. Der. Beethoven in sonatlarının, yenisi olduğu gibi Birine olduğu kadar ötekine de inanmak zorundayız. Wagner de Dokuzuncu Senfoni nin etkisinde şöyle diyordu: Allah a, Mozart a ve Beethoven a inanıyorum. Beethoven için yazmak bir savaştı. Yazacağı zaman herkesten kaçardı. İçindeki tanrıyla savaşmak ve ondan gerçeği çekip alabilmek için Elleri titrer, yüzü solardı. Bilirdi ki, ya başarmak, ya mahvolmak vardı. Yaratış, kendisini borçlu bildiği kutsal bir görevdi te, sağırlığını gizleyerek son konserini verdi. Bundan 8 yıl sonra, Fidelio Operası nın genel provasını yönetmeye kalkıştı. Hasta sinirlerinin bütün gerilimine karşın başaramadı. Sahnedeki şarkıcılarla, orkestra müzisyenleri arasında hiçbir ilgi kuramadı. Sanatçılar, dehşet içinde, soran gözlerle birbirlerine ve hiçbir şey fark etmeden ölçüleri vurmakta devam eden şefe bakıyorlardı. Dostu Schindler, küçük bir kâğıda karaladığı iki satırla onu uyardı: Yalvarırım devam etmeyin. Evde size nedenini açıklayacağım. Beethoven, orada bulunanların gözlerinden her şeyi bildiklerini anladı. Bu olay, son günlerine kadar onu üzen bir anı olarak kaldı. Aslında Fidelio nun ilk seslendirilişi 1805 te yapılmıştı. Bu dramın kötü bir şansı vardı. Beethoven ona birbiri arkasından üç uvertür yazdı: Leonore I, Leonore II ve Leonore III. Sonra da bir dördüncüsünü. Bu da Fidelio adını taşıyordu. İlk seslendirilişinde 10

11 halkın karşılayışı soğuk oldu. Üçüncü geceden sonra da temsil kaldırıldı kışında Beethoven sonunun geldiğini hissetti. Gururla şöyle diyordu: Eserim tamamlandı. Can çekişme, 24 Mart 1827 de başladı. İki gün sonra, kar fırtınası kenti kapladığı sırada ruhu, bu altüst olmuş vücudu terk etti. 56 yaşındayken dünyaca tanınan bir besteci olarak öldü. Bir yabancı, Anshelm Hüttenbrenner adlı bir müzisyen gözlerini kapadı. Beethoven in gömülüşü ile Mozart ınki arasında büyük bir zıtlık vardı. Bütün Viyana ayaktaydı. Tabutunu 8 ünlü müzisyen taşıdı. Cenazesine otuz bine yakın insan katıldı. Avusturya nın en büyük şairi ölüm nutkunu yazdı ve bir aktör tarafından okundu arasında yer alan ikinci dönem, Eroica senfonisi ile başlar. Beethoven, bu eserle yabancı etkilerden arınmıştır. 4. ve 5. piyano konçertoları, Op. 53 den başlayan piyano sonatları (Op.101 i de içine alan sekiz sonat), Op. 59, Op. 74 ve Op. 95 katalog numaralı beş yaylılar dörtlüsü, Do majör missa, Koral Fantezi, Fidelio Operası, Op. 61 keman konçertosu, Coriolan ve Egmont uvertürleri, 3-8. Senfonileri ile bazı trioları bu dönemin ürünleri arasındadır. Üçüncü dönem, son on yılını içerir. Missa Solemnis, 9. Senfoni, Op.127, Op.130, 131, 132, 122, 135 yaylılar dörtlüleri, son piyano sonatları (Op ) son yaratıcı dönemini taçlandırır. / Yüzünün kalıbı örnek alınarak Hugo Hagen tarafından yapılan büst. Beethoven in yaşamı, üç yaratıcı dönemde incelenir: Birinci dönemde Haydn ve Mozart geleneğine bağlıdır yıllarını kapsayan bu dönemin ürünleri arasında Pathetique, Moonlight, Waldstien gibi çok sayıda piyano sonatı, ilk altı yaylılar dörtlüsü, keman-piyano için Kreutzer sonatı, Prometheus balesi, piyano için ilk üç konçertosu ve ilk iki senfonisi dikkati çeker. Beethoven in ikinci yaratıcı döneminden (1802) başlayarak, kişisel üslubu ve romantik eğilimleri açıkça kendini gösterir. Halk, onu anlamakta zorluk çekmektedir. Yenilikleri, müzisyenler için bile anlaşılmaz görünür. Yedinci yaylılar dörtlüsünün 11

12 icrasında kemancı Schuppanzigh, birkaç ölçü çaldıktan sonra durur ve Beethoven in şaka yaptığını sanarak kahkahalarla gülmeye başlar. Günün modasına uymak artık Beethoven i ilgilendirmemektedir. Bununla beraber, eserlerinin genel planı, oranları, simetrileriyle gelenekseldir. Fidelio nun uğradığı başarısızlığın ardından, 1806 yılında gittiği Troppan da, Brunswick lerin yanında 4. Senfoni yi yazar. Eserin iyimserliğinde, Therese von Brunsvick e duyduğu ilginin etkisi var mıdır bilinmez. Ancak Apposionata (1807) ile Op.78 piyano sonatı ve Pastoral Senfoni arasında belli bir bağ vardır. Beethoven in Therese ile evlenme isteği, 1800 yılında soylu bir ailenin kızı olan, piyano öğrencisi Giulietta Guicciardi ile evlenmesini engelleyen aynı nedenlerle, mesleğinin ve sınıf ayrılığının yarattığı olumsuzluk nedeniyle gerçekleşmedi. Ancak ikisi, ölene dek sadık birer dost olarak kaldılar. Beethoven in 1816 da yazdığı altı lied lik Uzaktaki Sevgiliye (An die Ferne Geliebte) şarkı destesi böylece doğdu. Beethoven hiç evlenmedi, ama çevresinde kendisine yakınlık gösteren epeyce kadın vardı. Öldükten sonra çekmecesinde Ölümsüz Sevgiliye ait bir mektup bulundu. Kimdi bu Ölümsüz Sevgili? Bestecinin 1816 da yayımladığı Uzaktaki Sevdiğime adlı yapıtından ve müzik öğretmenine umutsuz bir aşktan söz edişinden yola çıkan uzmanlar, üç ad üzerinde durdular: Antonie Brentano, Josephine Deum ve Dorothea Ertmann. Bunlar arasında en güçlü aday ilkidir yılında Diabelli Çeşitlemeleri ni ona adadı. 57 yaşında öldüğünde hala Ölümsüz Sevgilisi ne duyduğu sonsuz aşkı yüreğinde değerli bir sır olarak saklıyordu. (Ay Işığı Sonatı nı Giuletta ya adamıştı.) 12

13 Ölümsüz Sevgiliye Mektup Ezeli Yarim, Yatakteyken bile düşüncelerim üzerinize üşüşüyor. Bazen sevinçle, bazen hüzünle. Yazgı nın dualarımızı işitmesini bekliyorum. Bu yaşama göğüs gerebilmem için, ya tümüyle sizinle birlikte olmalıyım ya da sizi hiç görmemeliyim. Evet, kollarınıza uçup, göğsünüzde gerçek barınağımı bulduğumu söyleyene ve kollarınız arasında ruhumu kutsal ruhlar aleminde savrulmaya bırakılana kadar, yaban ellerde bir avare olma azmindeyim. Heyhat, ne yazık ki bu böyle olmak zorunda. Dinginliğe ereceksiniz, size olan sadakatimden emin olduğunuzda bu dinginliğiniz daha da büyüyecek. Şunu iyice bilmelisiniz ki, sizden başka hiçbir kadın bu yüreğin sahibi olamaz. Asla asla! Ah Tanrım, insan böylesine değerli bir kadınla neden hicranı yaşamak zorunda! Şu anda Viyana daki yaşamım sefilce. Aşkınız beni fanilerin hem en mutlusu, hem de en mutsuzu kıldı. Bu yaşta, artık yaşamımda bir düzene ve dengeye gereksinim duyuyorum. Yaşamakta olduğumuz ilişkide bu iki duygu bir arada olabilir mi? Meleğim, az önce postanın gideceğini duydum. Dolayısıyla bu mektubun eline hemen ulaşabilmesi için burada kesmem gerekiyor. Sakin olun. Beni sevin. Bugün... dün.. ne gözyaşartıcı bir özlem size duyduğum.. size.. siz.. hayatımherşeyim.. size en içten dileklerimi sunuyorum. Ah n olur beni sevmeye devam edin, bu aşığınızın sadık yüreğini kesinlikle yanlış değerlendirmeyin. Hep sizin Hep benim Hep ikimizin 1817 de başlayan Üçüncü Dönem de Beethoven, yepyeni bir üslupla ortaya koyar kendisini. Dış dünyadan tamamen uzaklaşarak kendi içine çekilmiş, gösteriş ve beklentiden uzak, acıya katlanabilen, dehasından emin, sıcak ve gülümseyen bir Beethoven dir bu eserlerde yakaladığımız. Üçüncü dönem eserleri, bestecinin inşa sorunlarını önemsemediği izlenimi verir gibidir. Bilgisi ve anlatımı, bütün teknik güçlüklerin üstünde ve amaca yöneliktir. Bütün büyük sanatçıların olgunluk döneminde olduğu gibi, ne biçim zorlaması, ne teknik sorunların varlığı sezdirilmez. Carl Traugott Riedel tarafından yapılan portre Bu davranış biçimi Beethoven de önce ezgi yapısında ortaya çıktı. Cümle ve priodun dayandığı ölçü sayısında dört ya da dördün katları kuralına uymamaya başladı. Op.106 piyano sonatında tema, 25 ölçülüktür. Op.126 No. 6 Bagatelle inde kuruluş şeklindedir. Bazen kurala uyar. Ancak bu kez de cümle aralarına koyduğu, 9. Senfoni sinin adagiosunda ve 15. Yaylılar Dörtlüsü ndeki gibi sekiz ya da on altı ölçülük eklerle biçimi maskeler. Beethoven in ezgi yapısında gözlenen bir başka yeniliği de cümle kadanslarını bir kararla sona erdirmeyip, cümle sonlarını askıda bırakmasıdır. 13

14 Böylece, ileride Wagner in sonsuz ezgi diyeceği tarzın yaratıcısı olmuştur. Bu uygulama onu, karışık ifadeleri anlatmada olağanüstü başarılı kılar. 9. Senfoni sinin adagiosunda ve Op.109 piyano sonatının adagiosunda olduğu gibi Op.101 piyano sonatında scherzo yerine marş yazmıştır. Son piyano sonatlarının yarısından çoğunda füg tarzını ya da füg lü üslubu kullanır. J.S. Bach tan sonra unutulan fün yazısını yeniden canlandıran Beethoven, Büyük Çeşitleme tarzının da yaratıcısıdır. Daha önce çeşitleme yazan bestecilerde, ana tema her zaman asıl özelliğini korurdu. Oysa Beethoven in Büyük Variation unda temayı tanımak çok zorlaşmıştır. Genel çizgiler aynı kalmak koşuluyla ritim tam anlamıyla değişir. Küçük motiflerden yeni malzemeler türetilir. Tema ritminin bir parçacığı, armonik dokunun küçük bir bölümü tutularak yeni bir yaratmaya konu olabilir. Beethoven, özellikle 1815 den başlayarak Haydn ve Mozart tan alabildiğine uzaklaşmıştır. Bütün bu nedenlerle Beethoven, müzikte romantizmi hazırlayan, geleceğin büyük bestecileri için tükenmez bir örnek oluşturan, devrimci olduğu kadar güçlü bir klasik olarak benimsenir. Bu bakımdan, onun müzik tarihindeki yerini kesin çizgilerle tanımlama ve belirli bir döneme bağlama çabasından vazgeçmekte yarar vardır. Eserlerinin benzersiz başarısı Beethoven in duygusal yaşamın bütün nüanslarını anlatmada ilk olduğunu gösterir. Kompozisyonları, sarsıcı olayların, bireyciliğin gelişmesinin ve kişisel özgürlük arzusunun kanıtlarıdır. Eseri, Avrupalı insanın bu iç devriminin sözcüsüdür ve yeni çağların habercisidir. Beethoven in elinden çıkan bütün bu sayfalar, derin hassasiyeti, şefkati, enerjisi ve dramatik gücüyle dikkati çekerler. 14

15 Anton SCHİNDLER 13 Haziran 1795, Medlov, Moroviva 16 Ocak 1864, Bockenheim, Frankfurt Beethoven in sekreteri ve ilk biyografisinin yazarıdır. Ölümünden birkaç yıl sonra Beethoven, kahramn meraklıları tarafından tam anlamıyla aziz ilan edildi. Schindler, yeni mesihin ilk vaiziydi. Babası, memleketi Maehren, Meedl-Neustadt kilisesinde koro şefi ve öğretmendi. Schindler, daha çocukluk yaşlarında müzikle uğraşıyor ve keman çalıyordu. Çok genç yaşlarda Viyana Üniversitesi ne gitti, hukuk okudu ve amatör bir orkestrada coşkuyla keman çaldı. Beethoven la 1814 te kemancı Schuppanzigh kendisinden büyük besteciye bir mektup götürmesini rica ettiğinde tesadüfen tanıştı. Daha bu yılın sonunda 29 Kasım ve 2 Aralık taki Beethoven konserlerinde keman çalıyordu te Schindler, üniversitedeki yıkıcı etkinlikleri nedeniyle tutuklandı ve hapse atıldı. Serbest bırakıldıktan sonra Beethoven in sekreteri ve sağ kolu oldu de Beethoven in evine taşındı. Daha sonra Josefstaedler Tiyatrosu nda orkestra şefi oldu ve Beethoven in eserlerni kendi yönetiminde yorumladı te, 23 Mayıs taki Beethoven konseri başarısızlığa uğradıktan sonra, araları geçici olarak bozuldu. İki yıllık dargınlıktan sonra, Beethoven Gneixendorf tan Viyana ya ölmek üzere geldiğinde, 1826 Aralık ayında Schindler ustasının evine döndü ve saygı dolu bir özveriyle ölümüne dek Beethoven e hizmet etti. Son günlerin ayrıntıları hakkında Moscheles e birçok mektup yazdı ve Breunun le birlikte Beethoven den kalan kağıtlarla uğraştı. Breuning in iki ay sonra ölümünün ardından Beethoven in tüm kağıtları Schindler e geçti. İlk Beethoven biyografisini 1840 ta yayımladı, bunu 1845 te bazı eklemelerle genişletilmiş ikinci baskı izledi, üçüncü ve son baskı 1860 ta yayımlandı. Schindle bize açık sözlülükle Beethoven in yaşamındaki tüm tatsız epizotları sükutla geçiştirdiğini anlatmaktadır. Tatsız olayların atlanamadığı yerlerde Schindler, bunları küçük göstermeye çalışıp arkadaşlarını karalayarak Beethoven in yükünü hafifletmeyi başarmıştır. Onun için Beethoven haksız hiçbir şey yapamayacak bir mesihti ve mesihinin Tanrısal niteliğini kuşkuya dşürecek her iddia Tanrı ya küfür etmekti. Büyük adamlar hakkında her şey ama her şey söylenebilir, bunun onlara bir zararı olma. Dediği için Ferdinand Ries ile de bozuşmuştu. Wegeler ve Ries i birçok çirkin gerçeği açığa vurdukları ve 1819/20 de Beethoven in parasal sıkıntılarını anlattığı, kendilerine yönelmiş mektupları yayınladıkları için de şiddetle eleştirmişti. Ona göre böyle mektupların ortaya dökülmemesi gerekirdi. Bunlar onun dostları Wegeler ve Ries tarafından gizli tutulmalıydı. Çünkü o mektupların içeriği, Beethoven in yalnızca para için beste yaptığı izlenimini doğurabilirdi. Schindler tarihi bildirme konusunda garip şekilde kayıtsız kalmıştı, tarihler çoğunlukla yanlıştır. Anlaşılan bunları önemsememiştir. Tüm bunlara karşın Schindler, Beethoven le ilgili paha biçilmez bir bilgi kaynağıdır. Ustanın günahlarını sevgiyle örtmek istediğinde farkına varmadan baklayı ağzından çıkarmaktadır. Ne zaman ustanın lehine yalan söylemeye kalksa ayrıntılara girmekte ve boşboğazlık edip lafı kaçırmakta, her defasında hiç farkına varmadan bize gerçek durum hakkında değerli işaretler vermektedir. Beethoven in ilk biyografi yazarı olan Schindler, kendisi için tipik, Beethoven i savunmasına yarayan, sır küpü zekasıyla Beethoven in aşırı siyasal görüşlere eğilimli olduğunu ve yeni fikirlere sempati duyduğunu söylemektedir. 15

16 Alexander WHEELOCK 22 Ekim 1817, Massachusets, ABD 15 Temmuz 1897, Trieste, İtalya. Beethoven in önemli biyografi yazarı A.W. Thayer ortaya çıktıktan sonra Beethoven in biyografisi bir sıraya konulamayan efsanelerden oluşan melodram havasında bir karmaşaya dönüşmüştür. Thayer, 1843 te Harward Üniversitesi nde hukuk diploması aldı. Kısa bir süre üniversite kütüphanesinde çalıştı. Beethoven in yaşamıyla ilgilenmeye bırada başladı. Verdiği birkaç kısa aranın dışında tüm yaşamını ustanın eleştirel bir biyografisini yazmak için kaynak araştırmasına adadı. 1907) metni sözcüğü sözcüğüne çevirmek zorunda kalmıştı, ancak ona kendi kanısınca eldeki belgeler izin verdiği ölçüde tümüyle özgür biçimde devam etme hakkı verilmişti. Birinci cilt yıllarını kapsıyordu; Weber tarafından Berlin de 1866 da yayımlandı. İkinci cilt ( ) 1872 de; üçüncü cilt ( ) 1879 da. Dördüncü cilt, Thayer öldüğünde tamamlanmamıştı. Deiters yapıtı yeniden gözden geçirdi ve tamamladı, ancak 1901 de yayımlanan birinci cildi gözden geçirdikten sonra öldü. Grossmehlra dan Dr. Hugo Riemann ( ) dördüncü cildi 1907 de, beşinci ve son cildi 1908 de tamamladı ve yeniden gözden geçirilmiş ikinci ve üçüncü ciltleri de yayımladı. Henry Erdward Krehbiel in ( ) İngilizce çevirisi New York taki Beethoven Derneği tarafından 1921 de yayımlandı; bu, yukarıda belirtilen kitaplardan kısaltılmış bir metindi. Thayer sayesinde, Tanrılaştırılan Beethoven yeniden insan yapılmış ve göklerden yere geri indirilmiştir. Thayer daha da ileri gitmiştir. O zamana kadar genel olarak Beethoven in aldatılan kahraman olduğu ve tüm çevresinin alçak kişilerden oluştuğu kabul edilirdi. Thayer, gerçeğe çok daha fazla yaklaşan ve bambaşka bir şeyi, yani Beethoven in tüm diğerlerini aldatan kişi olduğunu tanıtlayan belgeler sunmuştur. Çalışmalarının sonucu, eleştirel bir bakışla incelenmiş belgelerden oluşan anıtsal bir koleksiyondu. Thayer in çalışmaları başlangıçta Almanca yazılmış beş kalın cilt oluşturuyordu : Ludwig van Beethoven in Yaşamı. Tüm ciltlerin basıldığını görecek kadar yaşamadı, üçüncü cilt yayımlandıktan sonra öldü. İlk üç cildin yayımcısı olan Bonn dan Dr. Hermann Deiters (

17 Beethoven in Mektupları Beethoven in mektuplarından en önemlileri şunlardır: 1) 411 mektuptan oluşan Dr. Ludwig Nohl dakiler (Sutugard, 1865) 2) Dr. A.C. Kalischer^dekiler (Berlin/Leibzig ). Dipnotları ve açıklamalarıyla beraber 1220 mektuptan oluşan beş ciltlik eleştirel baskı; Kalische koleksiyonunun Theodor von Frimmel tarafından yeniden gözden geçirilmiş ikinci baskısı ( ). 3) 1474 mektup içeren Emerich Kastner ve Julius Kapp ınkiler (Leibzig 1923) 4) Thayer den başka mektuplar. Beethoven in mektupları bize en önemli bilgileri vermektedir. Bunlar, yayımlanmak üzere yazılmamıştır. Beethoven bunlarda düşüncelerini dile getirmekte ve sanki hiç izleyicisi yokmuş gibi davranmaktadır. Beethoven in bir sabah düşüncelere dalmış halde, açık pencerenin önünde çırılçıplak durduğunu, pencerelerin altından geçen sokak çocuklarından giderek büyüyen bir sürünün onu çın çın öten yaygaralarla selamladığını ve Beethoven in buna çok şaşırdığını Ignaz Moscheles ( ) den öğreniyoruz. Beethoven in mektuplarının genel olarak hiçbir edebi değerinin olmadığı iddiası kaba bir küçümsemedir. Ne var ki bunların çoğunun kayda değer birşeyler içermediği, uşağı ve hizmetçilerine yazdığı kısa notlar olduğu da doğrudur. Yine de geriye olağanüstü, ateşli, tutkulu ve kısa Beethoven düzyasısından Alman edebiyatının şaheserlerinden sayılabilecek kadar iyi bir koleksiyon oluşturacak sayıda mektup kalmıştır. Görüşme Defterleri Beethoven in sağırlığının başlangıcından beri, konuklarıyla yalnızca yazılı olarak görüşebildiği genel olarak bilinmektedir. Evde haberler bir kara tahtaya yazılır ve usta bunları okuduktan sonra hemen silinirdi. Beethoven kahve ya da lokantaya gittiğinde ise yanında ceket cebine sığabilecek büyüklükte boş bir defer taşırdı. Sonra bu defter elden ele geçer ve Beethoven in dostları bauna soru ya da yanıtlar yazarlardı. Beethoven in kendisi ise sohbete konuşarak katılır, defteri ancak arada sırada, sesine güvenemeyeceğini sandığında kullanırdı. Yazılanlar saklanmak istendiğinde bazen evde de kara tahta yerine defter kullanılırdı. Bu tür görüşme defterlerinden yaklaşık 400 ü Schindler e kaldı. Schindler, ustaya duyduğu bağlılıktan 263 defteri ortadan kaldırdı ve 1845 yılında sayfa tutarındaki 137 defteri Berlin Kraliyet Kütüphanesi ne bağışladı. Thayer, bunların tamamını kopya ederek kendi biyografisinde kullandı dan 1820 ye kadarki süreyi kapsayan görüşme defterleri Walter Nohl un eleştirel yorumuyla 1923 te Münih te Rect tarafından yayımlandı. Görüşme defterlerinde sohbetler bulmak umulmamalıdır. Beethoven çoğunlukla sessiz kalmış ve arkadaşlarını konuşturmuştur. Ayrıca, bu görüşmeler yayınlanmak amacıyla yapılmamıştır, hele Beethoven in yaşamına kaynak olacağı hiç düşünülmemiştir. Schindler bunları temizlemiş ve ustaya layık bulmadıklarını yok ettikten sonra geriye kalanları yayınlamıştır. Bundan, görüşme defterlerinin elimizdeki kaynakların en yetersizi olduğu ve ancak büyük bir dkkatle kullanılması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Ama yine de görüşme defterleri ilginç ve değerlidir. Bunlar bize Beethoven in yaşamının son sekiz buçuk yılında nelerle uğraştığı konusunda genel bir izlenim vermektedir. Kaygılarının başında, yeğeni Carl ile olanlar gelmektedir; bu konuda defterler 17

18 dolmuştur. Diğer bir kaygısı sağırlığı ve kronik ishalidir. Yufka yürekli konukları ona en son tıbbi bilgileri ve tedavi yöntemleri hakkında haberler getirmekteydiler. Defterlere dağılmış olarak dönemin olayları, maddi sorunlar, borsa haberlerine ilişkin notlar, politika, devrim, Napolyon, din, edebiyat, müzik, tiyatro, ev, uşaklar, şarap, dul hanımlar, genç kızlar ve kitaplarla ilgili düşünceler bulunmaktadır. Kitaplar büyük yer tutmaktadır ve Beethoven in el yazısıyla kitabın adı, yazarı, yayınevi, fiyatı ve alınabileceği kitabevi yazılmıştır. Son olarak da tek tük Beethoven in kişisel düşünceleri yer almaktadır. Eksik görüşme defterlerinden yapılan dikkatli değerlendirmeler Beethoven in yaşamı, dönemi ve Viyana daki çevresi hakkında ayrıntılı bir görüntü edinebilmemiz için değerli işaretler almamızı sağlamaktadır. Çağdaşlarının İzlenimleri Beethoven in ölümünden kısa bir süre sonra onunla ilişkisi olmuş herkes az çok ayrıntılı izlenimlerini ve onun hakkındaki efsanevi bilgilerin çoğalmasına yardımcı olmuştur. Çağdaşlarının tanıklıklarından en önemli koleksiyonlar Ludwig Nohl 1877, Albert Leitzmann 1921, Theodor von Frimmel 1923, G. Schirmer in 1926 da yayımladıklarıdır. Bu anıların çoğu fıkra türündedir ve bu nedenle çok dikkatli kullanılmalıdır. Çirkin Beethoven Tüm kahramanlar masal prensleri gibi yakışıklıdır. Bu inatçı efsanenin yıkılması gereklidir. Beethoven in kahraman hayranı sanatçıların düş gücünden kaynaklanan kahramanımsı resimlerine rastlanmaktadır. Gerçekte ise Beethoven oldukça çirkindi. Ufak tefek, esmer, çiçek bozuğu yüzlü, iri, yassı burunlu, çekik, güçsüz gözlü, fırlak dişli, siyah, kabarık saçlı, küçük elli, tombul parmaklıydı. SChinler bile buna boyun eğmekte ve ustanın görüntüsünü güzelleştirmeye çalışmamaktadır. Beethoven la yıllarca yakın ilişkisi olmuş Ries, Breuning, Holz ve Moscheles inkileri özenle değerlendirmek gerekir. Büyük adamlar hakkında herşey ama herşey söylenebilir, bunun onlara bir zararı dokunmaz sözünü kaydeden Ries dir. Böylesine gerçekçi bir değerlendirmede Ries, çok önemli olayları gizlemeyi uygun gören Schindler ve Thayer den çok daha üstündür. 18

19 Hasta Beethoven Tüm kahramanlar Herkül e benzerler. Bu da yıkılması gereken bir başka efsanedir; onlar öyle değillerdir. Yaşamı boyunca hep hasta olduğunu kendisi anlatmaktadır: Hep hastalıklı bir adam olmadım mı?. Çocukken gözlerini ve yüzünü bozan çiçek hastalığı geçirmiştir. Mektuplarında durmaksızın, işitme kusurları, miyopluk, astım, gut, romatizma, sancılar ve barsaklarından yakınmaktadır. Yaşamının son yıllarında sağırlığı ve kronik ishali yüzünden hemen hemen hareketsizliğe mahkum olmuş, sonunda da sirozdan ölmüştür. Ayrıca gençliğinde yakalandığı ve mezara kadar çektiği frengiye ilişkin belirtiler vardır. Viyana dan Dr. Bertolini, Thayer e bu konuda gizli bilgiler vermiş ve Grove de işaret edilen kayıtlarını göstermiştir. Thayer, bunları doğrudan kullanmamış ve soruyu şu üstü kapalı işaretlerle açık bırakmıştır: Beethoven kesin temizlik emrini çiğnediği için alışılmış cezayı çekmiştir a ait görüşme defterlerinin başında Beethoven in kendi el yazısıyla zührevi hastalıkların tanısı ve tedavi yöntemleriyle ilgilendiği ve bunları ele alan Lagunan ın kitabını satın almak istediğine ilişkin bir kayıt bulunmaktadır (L. Von Lagunan. Tüm zührevi hastalık çeşitlerini tanıma, iyileştirme ve kendini bu konuda güvenceye alma sanatı, Erfurt). Newman ve Grove, Beethoven in frengiye yakalandığını kabul ederler. Schauffler e göre bu olası, ancak kesin değil dir. Dr. Schweisheimer, bu konuda hiçbir şey yayınlanmadıkça imalara güvenmemektedir. Ayyaş Beethoven Sadık Schindler, ustanın içme alışkanlığını şöyle tanımlamaktadır : Beethoven in yeğlediği içki, yazın aşırı miktarda içtiği taze kaynak suyudur. Şaraplardan çeşitli sert tipleri severdi. Ne yazık ki özellikle de zayıf organlarına büyük zarar veren karıştırılmış şaraplar. Ancak uyarılar sonuçsuz kalırdı. Ama bu da Beethoven in doktoru Dr. Wawruch un belirttiği gibi bir ayyaş olmadığının en iyi kanıtıdır. Burada da Schindler in ustayı maruz gösterme eğiliminin tipik bir örneği görülmektedir. Beethoven in bir ayyaş olduğu kabul etmekte, ama bir yandan da onu bu suçlamadan kurtarmaktadır. Onun verdiği ayrıntılar karakteristiktir. Bütün alkolikler gibi Beethoven de daha fazla alkol içeren ve bu nedenle daha fazla ateş veren şarapları yeğliyordu. Beethoven in sekreterlerinden biri ve el ulağı Carl Holz da doktorun sözlerini doğrulamaktadır. Yemek ve içmekte Beethoven i neredeyse Gargantua ya benzetmektedir. (Gargantua: Fransız masal dünyasının devi, müthiş bir obur ve ayyaş). Çok ve besleyici yemekler yerdi. Sofrada çok şarap içerdi. Schindler, Holz a karşı çıkar ve onun zavallı, masum ustayı lokantalara, içki alemlerine sürüklediğini ve sonra da onun Beethoven in aşırı şarap içmekten hastalandığını ortalığa yaydığını iddia eder. Evet doğrudur, diye sözlerine devam eder mazur göstererek Schindler, Beethoven 1825 ve 1826 da çok açık biçimde şarap tanrısının egemenliğini kabul etmiştir, ancak bu aşırılıktan tamamen Holz sorumludur. Schindler yine ayrıntılara dalarken çelişkiye düşmektedir. Dolayla ancak net bir şekilde Beethoven in yaşamının son yıllarında ölesiye içtiğini belli etmektedir. Ölüm nedeni olan ödem ve karaciğer sirozu büyük olasılıkla aşırı alkol alımının bir sonucudur. Schindler in Beethoven in alkolizminin suçunu Holz a yüklemesi çocukçadır. Beethoven a olan saygısından dolayı Beethoven in ayyaş olmadığı konusunda Schindler ile uyuşan Thayer bile Holz u temize çıkarmakta ve şunları eklemektedir: Beethoven gençliğinden beri şarap içmeye alışıktır. Bu yüzden, 19

20 hastalandığında ona şarabı yasaklamak doktorlara güç gelmiştir. Beethoven in kalıtsal olarak da yüklü olduğu açıktır; çünkü babası ve babaannesi de iflah olmaz alkoliklerdi. Beethoven in mektuplarında ve sohbetlerinde sık sık her türlü şarap adına değiniliyordu: Ren şarapları, Mosel şarapları, Rüdesheimer, Ruster, Melniker, Gumpoldkirchner, Grinziger, Erlauer, Adelsberger, Nessmüller, Steicher, Seideler, Ofener, Vöslauer, Sankt Georger, Tokaier. Beethoven sert ve ucuz olan kırmızı Macar şaraplarını yeğliyordu. Macar kontesi Erdödy nin zengin ziyafetlerinde şişeleri peş peşe boşaltıyor ve doğal olarak da ertesi gün hasta oluyordu. Macar şarabı kendisini hasta ettiğinde şifayı şampanyada arar ve köpüklü Fransız şarabından esin umardı. Bundan geriye sadece baş ağrısı kalırdı. Usta, Kuhlau ya şöyle yazmaktadır: Böyle şeylerin enerjimi arttırmak yerine baltaladığını bir kez daha deneyimle öğrendim. Ancak pişmanlığı pek uzun sürmezdi ve hemen arkasından Holz a şunları yazmaktaydı: Bugün Pazar. Haydi kendimize bir Pazar ziyafeti çekelim. İkisi de ayyaş olan Baron Zmeskall ve Holz, Betthoven in içki alemlerine katılırlardı. Bir keresinde Beethoven onlara şu açıklamayı yapmıştı: İçki aleminden ancak bu sabah saat dörtte geldim orada çok gülmüştüm, ama bugün bir o kadar da ağlayacağım. Anlaşılan Holz bu ekibin elebaşıydı. Zira Holz un sıkı bir ayyaş olduğunu Beethoven bile kabul etmek zorunda kalmıştı. Beethoven in konuklarından bir yemekte üç şişe boşaltmalarını beklediğini öğrendiğimizde, onun sıkı bir ayyaş ile neyi kastettiğini anlayabiliriz. Bazen de Beethoven konuklarıyla içki içme yarışına girerdi. Sir George Smart böyle bir içki aleminde onu yenmişti. Herhalde Malfatti ölüm döşeğindeki besteciye sağlık çaylarıyla eziyet etmeyi anlamsız buluyordu ve ona buzlu punç verdi. Beethoven bunu hırsla içti, sarhoş oldu, uykuya daldı ve düşünde Talut ve Davut oratoryosunu bitirdiğini gördü. Yeniden uyandı, daha fazla şarap istedi; Malfatti nin yaşamını kurtardığına inanıyordu. Bu, gerçekten de Beethoven in tam da gereksinim duyduğu ilaçtı. Bu durumda hemen eski dostu Baron Pasqualati ye yazarak ondan biraz şarap, şampanya, Grinziger ve özellikle de eski Gumpoldkirchner istedi. Pasqualati, istenenden fazlasını gönderdi. Pasqualati nin şampanyası enfesti, ancak baron şampanya kadehi göndermeyi unutmuştu ve gerçek bir şarap düşkünü için şampanyayı yanlış kadehten içmek en büyük günahtı. Bu durumda Beethoven yeniden yazıp daha fazla şampanya ve uygun bir kadeh rica etti. Aynı zamanda Mainzlı Schott dan birkaç şişe hakiki Ren şarabı ister ve oda hemen şişelerce yollar. Terbiyeli Schinler gönderileni tam zamanında alıp ölmekte olan ustanın yatağının yanındaki masaya iki şişe Rüdesheimer koyabilmiştir. Usta bunlara bakmış ve şöyle demişti: Ne yazık, ne yazık, çok geç! Bunlar son sözleriydi. Schindler in bildirdiğine göre Beethoven in ölmeden önce içtiği son şey, birkaç kaşık Rüdesheimer şarabıydı. Beethoven, son nefesine kadar şarap tanrısı Baküs e sadık kaldı. Ölüm döşeğinde şöyle haykırıyordu: Yalnıza Malfatti nin bilimi beni kurtarabilir. Dr. Waruch onu yalnızca sağlık çayı içmeye zorluyordu. Dr. Malfatti ise istediği kadar şarap içmesine izin vermişti. Hatta ona birkaç şişe eski Gumpoldkirchner de göndermişti. 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayatın kendisi müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildir. Eğer söz konusu olan

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Franz LISZT. Kazım ÇAPACI. üzere tüm Avrupa yı gezerek piyanoyla konser vermiştir. 22 Ekim 1811, Macaristan ö.31 Temmuz 1886, Bayreth, Almanya.

Franz LISZT. Kazım ÇAPACI. üzere tüm Avrupa yı gezerek piyanoyla konser vermiştir. 22 Ekim 1811, Macaristan ö.31 Temmuz 1886, Bayreth, Almanya. Kazım ÇAPACI Franz LISZT 22 Ekim 1811, Macaristan ö.31 Temmuz 1886, Bayreth, Almanya. Müzisyen, besteci, piyanist, orkestra şefi, müzik öğretmeni. XIX. yüzyılın en önemli piyanistlerinden birisi, senfonik

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam

Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam NOTA YAZISI Müziğin Kodları Kendine özgü bir kod sistemi olan, her işaretin bir anlamı

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ Adı - Soyadı: Kutup Ata Tuncer Doğum Tarihi: 22/02/1980 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Sanatta Yeterlik/Doktora Türk Müziği Haliç Üniversitesi Tez Aşaması Yüksek Lisans Eğitim

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

MEF İLKOKULU MART-NİSAN AYI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI

MEF İLKOKULU MART-NİSAN AYI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI MEF İLKOKULU MART-NİSAN AYI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen projede mart ve nisan ayı Değerler Eğitimi konusu: Empati Öğrencilerimiz mart ve nisan ayları

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar Çocuklardan Tanrıya Mektuplar ABD de ilkokul öğrencilerine, Tanrıya ne söylemek isterdiniz şeklinde bir teklif sunulmuş. Bu cevaplarda, o yaştaki öğrencilerin kafalarındaki tanrı algısı ve tasavvuru ortaya

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi TED MERSİN ÖZEL ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖĞRENCİ TANIMA ANKETİ ÇOCUĞUN TC KİMLİK NO : 2-Cinsiyeti 3-Doğum yeri ve tarihi 4-Geldiği okul 5-Okula geliş nedeni 6-Velinin Adı-Soyadı ve Yakınlık

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

DUYURULAR VE AİLEYE ÖNERİLER

DUYURULAR VE AİLEYE ÖNERİLER Sevgili Velimiz Denizatı Sınıfı olarak Aralık ayında duyu organlarımız, vücut organlarımız ve sevgi konusu üzerine ağırlık verdik. Bu konularla ilgili bol bol çalışmalar yaptık. Sevginin hayatımızda çok

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ SU- BİTKİLER Su ile ilgili bildiklerimiz kavram haritası oluşturduk. Su çeşitlerini listeledik. Suyu kullandığımız yerlere göre grupladık.

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI

KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI Kontes Ada Lovelace, İngiliz şair Lord Byron un kızıdır. Mekanik bilgisayar fikrinin öncüsü C. Babbage ile birlikte programlama fikrinin temelini attı. Kontes

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: Bu anket durumunuz hakkında bilgi edinmede bize yardımcı olacaktır. Bu anket sorununuza uygun yaklaşımda yardımcı olacaktır. Cevaplarınız gizli tutulacaktır. Lütfen

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi pişirdik. Topla tanışma oyunları oynadık. Heykel ol, adını

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi.

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Çağdaş Dünya Sanatı 1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Bu genç ressamlar, şekilciliği reddedip doğadan

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz,

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz, Sevgili Velilerimiz, Bizler çocuklarımızla birlikte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nı okulumuzda coşkuyla kutladık. Onlara vatan, millet sevgisini birliği, bütünlüğü yaşlarının alabildiği ölçüde aktarmaya

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı