Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu"

Transkript

1 Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 1 / 93

2 Bu rapor, Türkiye nin 2012 Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi (Bundan sonra Ulusal Rio+20 Süreci olarak anılacaktır.) kapsamında öncelikle son on yılda Türkiye de sürdürülebilir kalkınma alanında yaşanan gelişmeleri derlemek üzere hazırlanmıştır. Rapor, akademik bir çalışma olması yerine, olabildiğince sürdürülebilir kalkınma konusunda politika geliştiren ve uygulamada yer alan kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve akademinin tecrübelerine dayanan bilgilerle hazırlanmış olup temel olarak süreçte yer alan katılımcıların görüşlerini yansıtmaktadır. Rapor, ekonomi, çevre ve sosyal politikalar konusunda dinamik bir süreçten geçen Türkiye de sürdürülebilir kalkınma ile doğrudan veya dolaylı alakalı bütün politika ve mevzuat ile uygulamaların bir envanterini çıkartmak yerine, genel görünüm ve eğilimleri görünür kılmayı hedeflemektedir. Raporda yer alan veri ve göstergeler, faydalanılan kaynakların farklı nitelik ve dönemselliklere sahip olması nedeniyle yılları arasındaki gelişmeleri yıllık bazda vermek yerine dönemsel olarak ortaya koymaktadır. Raporda yapılan değerlendirmeler, sürdürülebilir kalkınma gibi çok boyutlu ve çok paydaşlı bir konuda teknik detaylara odaklanmak yerine makro ölçekte ve politika düzeyinde yapılmaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 2 / 93

3 İÇİNDEKİLER Giriş... 4 Birinci Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınma... 6 İkinci Bölüm: Son 20 Yılda Türkiye nin Genel Görünümü... 9 Üçüncü Bölüm: Yoksulluğun Giderilmesi Dördüncü Bölüm: Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Beşinci Bölüm: Sürdürülebilir Doğal Kaynak Yönetimi Altıncı Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınmanın İşlevselleştirilmesi Sonuç ve Değerlendirmeler EKLER Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 3 / 93

4 Giriş 1. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Raporu, Kalkınma Bakanlığı sorumluluğunda ve BM Kalkınma Programı kolaylaştırıcılığında yürütülen Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi kapsamında ulusal hazırlıkların bir parçası olarak hazırlanmıştır. 2. Türkiye de sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumun belirlenmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi için somut ilerlemelerin sağlanması gereken konular (1) Yoksulluğun giderilmesi, (2) Sürdürülebilir üretim ve tüketim, (3) Sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi olarak belirlenmiştir. Bu konular aynı zamanda Johannesburg Uygulama Planının da en önemli üç başlığını oluşturmakta olup Rio+20 Zirvesinde tartışılacak konulara paralellik göstermekte ve yeşil ekonomi kavramı içerisinde anlam kazanmaktadır. 3. Ulusal hazırlıklar kapsamında ele alınacak bu üç öncelikli konu ile proje kapsamında gerçekleştirilecek çalışmaları geniş bir paydaş kitlesine anlatmak ve görüşleri almak üzere bir dizi toplantı düzenlenmiştir: 14 Ekim 2011: Türkiye de bulunan Birleşmiş Milletler örgütlerinin temsilcileri 20 Ekim 2011: Kalkınma Bakanlığı temsilcileri 31 Ekim 2011: Paydaşlar Toplantısı 4. Daha sonra sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumunu ortaya çıkarmak için yapılacak çalışmalarda ele alınacak çerçevenin belirlenmesine yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışması (1) Yoksulluğun giderilmesi, (2) Sürdürülebilir üretim ve tüketim, (3) Sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi başlıkları altında ele alınacak konuların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. 5. Sonrasında farklı paydaşların katılımıyla iki çalıştay gerçekleştirilmiştir: Birinci Çalıştay - 31 Ekim 2011: İlgili konularda mevzuat ve politika çerçevesi (plan, program, strateji, eylem planı vb.) ile mali mekanizmalar ortaya konulmuştur. İkinci Çalıştay Aralık 2011: Birinci çalıştayda ortaya konan sürdürülebilir kalkınmayla alakalı politika ve mevzuatın uygulanmasında karşılaşılan zorluklar, çatışma alanları, sorunlar ve sorunların nedenleri ile bu zorluk ve çatışmaları olumluya çevirebilecek somut ve yapılabilir çözüm önerileri geliştirilmiştir. Çalıştayda aşağıdaki temel sorular ele alınmıştır: 1. Mevcut mevzuat ve uygulamalara dair zorluklar nelerdir? 2. Mevcut mevzuat ve uygulamalara, diğer sektör ve mevzuattan olumlu veya olumsuz etkiler var mıdır? 3. Uygulama zorluklarını ve dışsal etkilenmeleri olumluya çevirecek ve sürdürülebilir kalkınmaya hizmet edecek ihtiyaçlar ve somut çözümler neler olabilir? 6. Katılımcıların Sorunlar ve bu sorunların nedenleri başlığı altında yaptıkları katkılar, politika, mevzuat, planlama, uygulama, izleme ve denetleme, işbirliği ve koordinasyon, finansman mekanizmaları, yönetişim, insan kaynakları ve kurumsal kapasite, araştırma ve geliştirme ile bilinç başlıkları altında gruplanmış ve yorumlanmıştır. 7. Çalıştaylar sayesinde, belirlenen konularda iyileştirme, yaygınlaştırma ve odaklanmanın nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiğine dair sorgulamalar yapılabilmiştir Rio Zirvesinden sonra kaydedilen ilerlemeyi tarihsel derinliği içerisinde özetleyebilmek için Türkiye de sürdürülebilir kalkınma konusunda doğrudan veya dolaylı eserlerin incelemesi ve ilgili verilerin ve göstergelerin derlemesi yapılmıştır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 4 / 93

5 9. Bu Mevcut Durum Raporu, sekiz ana bölümden oluşmaktadır: Birinci Bölümde sürdürülebilir kalkınmaya yönelik çerçeve tanımlanmaktadır. İkinci Bölümde son yirmi yılda Türkiye nin kalkınmasına dair genel durum özetlenmektedir. Üçüncü Bölümde yoksulluğun giderilmesi konusunda kavramsal çerçeve verilmekte, konuyla ilgili ana başlıklar halinde gelişmeler ele alınmakta ve konunun mevcut durumuna dair çalıştayların çıktıları özetlenmektedir. Dördüncü Bölümde sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda kavramsal çerçeve verilmekte, konuyla ilgili ana başlıklar halinde gelişmeler ortaya konulmakta ve konunun mevcut durumuna dair çalıştayların çıktıları özetlenmektedir. Beşinci Bölümde sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi konusunda kavramsal çerçeve verilmekte, konuyla ilgili ana başlıklar halinde gelişmeler ortaya konulmakta ve konunun mevcut durumuna dair çalıştayların çıktıları özetlenmektedir. Altıncı Bölümde sürdürülebilir kalkınmanın işlevselleştirilmesi ve yönetişimine dair değerlendirmeler özetlenmektedir. Sonuç bölümünde ise, sürdürülebilir kalkınmanın mevcut durumuna dair yapılan bütüncül değerlendirmeler sunulmaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 5 / 93

6 Birinci Bölüm: Sürdürülebilir Kalkınma 10. Sürdürülebilir kalkınma, en genel anlamda iki temel kavramı içermektedir: (i) Sürdürülebilir, yani bir şeyin sürekli olması, (ii) Kalkınma yani büyümeden farklı olarak, niceliksel bir değişmenin, ilerlemenin ve iyileşmenin aynı zamanda niteliksel olması lerde hazırlanan ve çok eleştirilen Büyümenin Sınırları adlı raporun, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma kavramının temelini attığı söylenir. Raporun temel iddiası, o dönemlerdeki mevcut endüstriyel kalkınma anlayışının doğanın taşıma kapasitesinin üstüne çıkmakta olduğu, eninde sonunda bu eğilimin insanın kendisine yönelik olumsuz etkileri olacağı ve büyümenin vakit geçirilmeden sıfırlanması gerektiğidir. 12. Daha sonra hem sivil toplum kuruluşları hem de Birleşmiş Milletler öncülüğünde gerçekleştirilen zirvelerde olgunlaşan düşünce, sıfır büyüme yaklaşımından sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınma/koruma çabalarının bir bütün olarak ele alınmasına ve temel olarak gelecek nesillerin haklarını korumaya dayanan bir bakış açısına dönüşmüştür yılında Çevre ve Kalkınma Üzerine Dünya Komisyonunun raporunda (Brundtland Raporu) sürdürülebilir kalkınma; Günümüzün ihtiyaçlarının gerektirdiği kalkınmanın, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama kabiliyetlerini ortadan kaldırmayacak şekilde gerçekleşmesi olarak tanımlanmıştır Rio Zirvesinde katılımcı ülkelerin de kabul ettiği şekliyle sürdürülebilir kalkınma kavramı, aslında o dönemin şartları içerisinde felsefesini büyük ölçüde tamamlamış ve kavramın kurumsallaşması için önemli adımlar atılmıştır. 15. Daha sonraları ekolojik krize dair düşünürlerin ve bu alanda çalışanların gözlemlerine dayanarak daha gelişmiş tanımlar yapılmıştır. World Conservation Union (IUCN), BM Çevre Programı (UNEP) ve World Wide Fund for Nature (WWF) ortaklığının hazırladığı bir raporda sürdürülebilir kalkınma, Yaşam kalitesinin, çevredeki yaşamı destekleyici doğal sistemlerin taşıma kapasitesi içerisinde kalacak şekilde iyileştirilmesi olarak tanımlanarak güncel bakış açısını yakalamıştır. 16. Sürdürülebilir kalkınma düşüncesinin gelişimi 17. Bu raporda da ele alındığı şekliyle, kapsayıcı bir bakış açısıyla sürdürülebilir kalkınma; yoksulluğun giderilmesi ile dezavantajlı grupların sosyal ve ekonomik yaşamla bütünleştirilmesi; şu anki ve gelecek nesiller arası fırsat eşitliğinin sağlanması; ekonomik büyümenin sosyal ve beşeri kalkınma ile doğal Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 6 / 93

7 kaynak temelinin korunmasına destek olacak şekilde ele alınması ve yurttaşların yaşam kalitesinin yükseltilmesi için kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşımı ifade eder. 18. Sürdürülebilir kalkınmaya temel olan sürdürülebilirlik ifadesi kendisine çok farklı boyutlarda yer ve anlam bulmaktadır: Sektörel ve ekonomik boyut: Mekansal / Coğrafi boyut: Sürdürülebilir ulaştırma Küresel Sürdürülebilir tarım Bölgesel (Uluslararası) Sürdürülebilir turizm Ulusal Sürdürülebilir kentleşme Bölgesel (Ulusal) Sürdürülebilir avcılık Yerel Sürdürülebilir üretim Su Havzası Sürdürülebilir lojistik Kıyı Alanları Doğal kaynak yoğun sektörler Dağlık Alanlar Finans sektörü Arazi Kullanımı Kirletici sektörler vb. Teknoloji yoğun sektörler Emek yoğun sektörler Enformel sektörler vb. Sosyal boyut: Kent Topluluk İş dünyası Aile Birey Dezavantajlılar Kadınlar vb. Zamansal boyut: Nesiller arası Sosyal ve çevresel değişimleri gözleyebilmek ve ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla uzun vadeli planlama (yatırım/etki vs.) vb. 19. Bu durum, farklı coğrafi, sosyal, sektörel yaklaşımlarda ortak vizyon, bilinç, paydalar, ilkeler etrafında farklı/özgün uygulamaları gerektirir. Sürdürülebilir kalkınma, sektörel boyutta (yatay düzey olarak tanımlanan entegrasyon) sektör içi ve sektörler arası olumsuz etkilenmeleri de azaltacak şekilde karar verme, planlama ve uygulamalarda göz önüne alınmayı gerektirir. Coğrafi boyutta (dikey düzey olarak tanımlanan entegrasyon) ulusaldan yerele doğru karar verme, planlama ve uygulamalarda birbirini bütünleyici ve destekleyici olarak göz önüne alınmayı gerektirir. Bütün bu yatay ve dikey ilişkiler ve etkileşimlerin de bir veya birkaç resmi ve/veya gayri resmi eşgüdüm sistemiyle izlenmesi, kolaylaştırılması ve yönlendirilmesi gerekir. 20. Bunların yanı sıra, sürdürülebilir kalkınma için her politikada olduğu gibi, üst düzey politik sahiplenme olmalı ve ortak bir anlayış ile bir vizyon belirlenmelidir. Belirlenen vizyon; stratejik hedefler ve bu hedefler çerçevesinde oluşturulmuş uygulama mekanizmaları ile işlevselleştirilmelidir Rio Zirvesinin bir çıktısı olan Gündem 21 belgesinde de altı çizildiği gibi katılımcılık ilkesi çerçevesinde farklı paydaş grupları, farklı düzeyler ve yöntemlerle (bilgilendirici, karar almaya yönelik ve danışma), sürdürülebilir kalkınma politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına dahil edilmelidir. 22. Bu vizyon ve bilinç çerçevesinde sürdürülebilir kalkınma; Ekonomik açıdan dünya piyasalarıyla rekabet edebilen, insanların temel ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılandığı (barınma, eğitim, sağlık, sağlıklı içme suyu gibi), refah düzeyini yükseltici, Toplumsal açıdan hakkaniyetçi, eşitlikçi, dezavantajlı grupları kapsayıcı ve yaşam kalitesini yükseltici (temel hizmetlere erişebilirlik, sağlıklı çevre, gibi), Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 7 / 93

8 Çevre açısından çevre kirliliğini önleyici ve yaşamı destekleyici doğal sistemlerin (ekosistem hizmetleri) korunacağı şekilde birbirini destekleyici ve bütünleyici nesiller içi ve nesiller arasında dengeli bir planlama, uygulama ve yönetme sürecidir. 23. Günümüzde, sürdürülebilir kalkınma doğal kaynaklar ile ekosistem hizmetlerinin (doğal yapıların insan ve diğer canlıların hayatlarını idame ettirmeleri için sağladığı su döngüsü, azot döngüsü, suyun ve havanın temizlenmesi, gıda temini gibi işlev ve süreçlerin bütünü) korunması, ekonomik gelişmenin sosyal refaha katkı yapması ve fırsat eşitliğinin sağlanması gibi konulara dair vurgularıyla temel kalkınma yaklaşımlarından en önemlisi olma konusunda gündemdeki yerini korumaktadır yılında gerçekleştirilen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı (Rio veya Dünya Zirvesi) ve 2002 yılında gerçekleştirilen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde (Johannesburg Zirvesi) bugün tartışılan birçok konuyla alakalı prensip kararları, sözleşmeler ve uygulama planları üzerinde görüş birliğine varılmıştır: Gündem 21 Belgesi, Sürdürülebilir Ormancılık Prensipleri, Küresel Çevre Fonunun ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonunun yapısı 1992 Rio Zirvesinde oluşturulmuştur. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi de Zirvede tanıtılmış ve imzaya açılmıştır. 25. Johannesburg Zirvesinde sürdürülebilir kalkınmanın ana çerçevesi içerisinde kalan konuları kapsayan bir Uygulama Planı kabul edilmiştir. Bu Planda üç konunun, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi açısından gerekliliğine vurgu yapılmaktadır: 1. Yoksullukla Mücadele 2. Sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim kalıplarının değiştirilmesi 3. Doğal kaynakların ekonomik ve sosyal kalkınmayı destekleyecek şekilde korunması ve yönetilmesi BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20) na ulusal hazırlıklar, Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi yardımıyla yürütülmektedir ve hazırlanan bu raporda da, yukarıda bahsedilen bu üç eksen etrafında şekillendirilmiştir. 27. Bu başlıklar, Rio+20 nin öncelikli konularına doğrudan atıfta bulunmaktadır Haziran 2012 tarihlerinde, Brezilya Rio de Janeiro da yapılan 1992 Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Konferansının (UNCED) 20. yıldönümü ve 2002 de Johannesburg da yapılan Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinin (WSSD) 10. yıldönümünde gerçekleştirilecek olan Rio+20 nin hedefleri (1) Sürdürülebilir kalkınma konusundaki politik kararlılığa yeniden vurgu yapılması, (2) Sürdürülebilir kalkınma konusundaki başlıca zirvelerin çıktıları konusundaki gelişmelerin ve eksiklerin ortaya konması, ve (3) Yeni ve yükselen tehdit ve fırsatların belirlenmesidir. Konferansta tartışılacak konu başlıkları (1) Sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun azaltılması çerçevesinde yeşil ekonomi ve (2) Sürdürülebilir kalkınmanın kurumsal çerçevesidir. 28. Konferansa, devlet başkanları, hükümet temsilcileri gibi en üst düzeyde katılım öngörülmektedir. Konferansın politik düzeydeki bir belgeyle sonuçlanması beklenmektedir. Sonuç belgesinde yeşil büyümeye geçişle alakalı olarak ülkelere yol gösterecek şekilde kamu ve özel sektör için gerçekçi ve uygulanabilir önerilerin oluşturulması ve bu önerilerin üye ülkeler tarafından benimsenmesi için zemin oluşturacaktır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 8 / 93

9 İkinci Bölüm: Son 20 Yılda Türkiye nin Genel Görünümü yılında oluşturulan BM Çevre ve Kalkınma Komisyonu çerçevesinde, 1987 yılında Ortak Geleceğimiz Raporu nun (Brundtland Raporu) yayımlanmasıyla birlikte kalkınma politikalarının sürdürülebilirliği konusu önemli bir gündem maddesi olmuştur yılında Rio da yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı yıllarını kapsayan Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine rastlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma konusundaki küresel eğilimler, bu dönemde ekonomik büyüme ile çevresel değerlerin korunması arasındaki bağın, yavaş yavaş şekillenmeye başlamasını da beraberinde getirmiştir. Altıncı Planda; ekonomik ve sosyal faaliyetlerin yürütülmesinde, beşeri ve doğal kaynakların israfının önlenmesi ve çevrenin korunmasının esas alınması benimsenmiş ve böylece Planın temel amaç ve politikalarında sürdürülebilir kalkınma anlayışına yer verilmiştir. 30. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine girerken AB ile tam üyelik hedefi doğrultusunda gümrük birliği sürecini başlatan Türkiye, bölgeselleşme ve küreselleşmenin avantajlarından yararlanabilme fırsatına sahip olmuştur. Bütün bu açılardan bakıldığında, dönemini kapsayan Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının hazırlık çalışmaları yapılırken, dünyadaki hızlı yapısal değişimler ve bunların ortaya çıkardığı rekabet ortamı ve uluslararası bağımlılık sürecinde, Türkiye çağı yakalamak için köklü yapısal değişim ve toplumsal dönüşümlere zorlanmıştır. Bu çerçevede Plan, ekonomik ve sosyal sektörlerin gelişme hedef ve politikalarında yapısal değişiklikler içermektedir. Çevre konusunun başlı başına bir yapısal değişim projesi olarak değerlendirilmiş olması, Yedinci Plan döneminde 1992 Rio Zirvesi ve sonrasındaki gelişmelerden etkilenilmiş olduğunu göstermektedir. 31. Türkiye nin genel olarak kalkınma, özel olarak da sosyal ve çevresel politikalar, başta 1992 Rio ve 2002 Johannesburg Zirvesi nin çıktılarından ve zirvede imzaya açılan uluslararası sözleşmelerden etkilenmiş ve halen etkilenmektedir. Türkiye sürdürülebilir kalkınma politikalarını etkileyen bu belgeler, doğrudan 1992 Rio Zirvesinin çıktısı olan Gündem 21 belgesi ile zirvede imzaya açılan BM Çölleşme İle Mücadele Sözleşmesi (BMÇMS), BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (BMBÇS) dir. 32. Türkiye BMÇMS i 1994 yılında imzalamış ve 2005 yılında da Ulusal Eylem Programı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Türkiye BMBÇS yi 1992 yılında Rio Zirvesi nde ilk imzalayan ülkelerden biri olmuştur. Resmi gazetede yayınlanmasından sonra 1997 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı (UBSEP) 2001 yılında hazırlanmış ve 2007 yılında da güncelleştirilmiştir. Türkiye, BMİDÇS ye 2004 tarihinde, BMİDÇS ye Yönelik Kyoto Protokolü ne de 2009 yılında taraf olmuştur. 33. Dünyada o dönem, sürdürülebilir kalkınma dengesinin temel unsurunu oluşturan çevre konusunun üretim, istihdam ve ticaret alanlarında dikkate alınmasının önemi artmış ve bu yönde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Türkiye de bu gelişmelerin yansıması olarak, Yedinci Plan döneminde çevre politikalarının tespitine ve çözüm önerilerine yönelik dikkati çeken ve önemli bir çalışma olan Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planını(UÇEP) hazırlamıştır. 34. Bu süreçte Türkiye için önemli bir başka eşik de, Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliğine talebi ve bu çerçevede yaşanan gelişmelerdir. Bilindiği üzere, Avrupa Birliği Konseyi Helsinki Zirvesinin 11 Aralık 1999 tarihinde açıklanan Sonuç Bildirgesi ile Türkiye ve AB ilişkilerinde yepyeni bir döneme girilmiştir. Nitekim Türkiye nin AB ye adaylık sürecinin başlamasıyla birlikte, siyasi ve ekonomik kriterlere uyum, Topluluk mevzuatının üstlenilmesi ve bu kapsamda gerekli idari ve kurumsal uyumun sağlanması ile uygulamanın iyileştirilmesi öncelikle ele alınan hususları oluşturmuş ve bu konular geleceğe yönelik hazırlanan ulusal kalkınma strateji ve politika belgelerine yansımıştır/yansımaktadır. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 9 / 93

10 35. Kendi mevzuatını oluşturmak için BM süreçleri ve zirvelerini yol gösterici çerçeveler olarak alan Avrupa Birliği (AB) ne entegrasyon süreci de Türkiye nin sürdürülebilir kalkınma politikalarına dair itici güçlerden biridir. Örneğin Dokuzuncu Kalkınma Planı ile Büyüme ve İstihdam başlığını taşıyan AB Lizbon Stratejisinin benzerlikler gösterdiği bilinmektedir. Bunun yanında, AB mevzuatı ile uyum kapsamında çok sayıda düzenleme yapılmıştır. 36. Bu çerçevede hazırlanan ve dönemini kapsayan Uzun Vadeli Gelişme Stratejisi, zaman dilimini iki dönemde tanımlamıştır. Buna göre Türkiye nin (i) AB ye tam üyelik sürecinde ekonomik ve toplumsal yeniden yapılanması ve bilgi toplumuna dönüşerek, 2010 larda bölgesel güç olarak etkinliğini daha da artırması ve (ii) 2020 lerde küresel düzeyde etkili bir dünya devleti olması hedeflenmiştir. Uzun Vadeli Gelişme Stratejisi ile tespit edilen temel amaca ulaşmak için öncelikli sektör ve temalarda yol haritalarının belirlenmesi amacıyla, gelişme stratejilerinin hazırlanması ihtiyacı doğmuş, nitekim 2001 yılı itibariyle bir çok sektör ve alanda strateji belgeleri hazırlanmıştır/hazırlanmaktadır. Uzun Vadeli Stratejide dünyada ekonomilerin küreselleşmesi ve piyasa ekonomilerinin yaygınlaşması, dış ticaret, rekabet, fikri haklar ve çevre gibi alanlarda yeni norm ve standartların getirilmesi, teknoloji ve bilgi yoğun hizmet üretiminin önemi dikkate alınarak, Türkiye nin 21. yüzyılda etkili ve başarılı bir ülke konumuna gelmesi hedeflenmiştir. 37. Gündem 21 ve bununla bağlantılı olarak oluşturulan Yerel Gündem 21, yönetişim ve yerel yönetimlerde önemli yaklaşım değişikliklerinin önünü açmıştır. Yerel yönetim alanında 1992 Rio Konferansı nın ana çıktılarından Yerel Gündem 21 Türkiye de başarıyla uygulanmıştır. Yerel Gündem 21 programının ana hedefi, karar alma sürecinde sivil toplum katılımını arttırarak ve yerel yatırımları etkileyerek yerel yönetimi güçlendirmek olmuştur. Program, ağ kurma ve işbirliğine dayanan merkezi olmayan bir yaklaşım içermektedir. Kamu kurumları, yerel otoriteler ve sivil toplum kuruluşlarını içermektedir. Başlıca karar alma ve uygulama mekanizmaları Kent Konseyleri şeklinde oluşturulmuştur ve, kadın ve genç konseyleri, çocuklar ve yaşlılar için platformlar ve engellilerin oluşturduğu çalışma grupları tarafından desteklenmektedir. Türkiye Yerel Gündem 21 Programı, 2001 yılında en iyi uygulama örneği olarak seçilmiş ve 2002 de Johannesburg daki Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi nde küresel iyi örnek olarak tanıtılmıştır de Belediye Kanunu na Kent Konseylerinin oluşumu dahil edilmiş ve 2006 da da işleyiş mekanizmalarını düzenleyen Kent Konseyleri Yönetmeliği çıkartılmıştır. Bu sayede Yerel Gündem 21 süreci, Kent Konsey lerinin kurulması ile kurumsallaşmıştır yıllarını kapsayan Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde, dünyada köklü ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşanırken Türkiye de de yapısal sıkıntılar varlığını sürdürmüştür. Bu Plan döneminde Türkiye nin belirgin bir şekilde dünyadaki gelişmeler ve küreselleşme sürecinden etkileniyor olması ile AB adaylık sürecinin başlamış olması gibi önemli faktörler nedeniyle, Sekizinci Planın diğer planlardan daha farklı bir arayış ve yöntemle hazırlanmasına sebep olmuştur. Sekizinci Planın temel amacı; Türkiye nin dünya hasılasından daha çok pay alması, AB üyeliği perspektifinde dünya ile bütünleşmenin hızlandırılması ve toplumun yaşam kalitesinin artırılması olarak özetlenebilir. Burada esas olan Plan döneminde kesintisiz bir büyüme sürecini gerçekleştirmektir. Bu çerçevede Planda, ekonomide etkinliği artıracak kurumsal ve yapısal reformların zamanında yapılması öngörülmüştür. Planda, Türk sanayinin dış pazarlarda rekabet gücü kazanabilmesi için; teknoloji üreten, Ar-Ge ye önem veren, çevre normlarına uygun üretim yapan, tüketici sağlığını ve tercihlerini gözeten, yerel kaynakları harekete geçiren, nitelikli işgücü kullanan, küreselleşmenin avantajlarını yakalayabilecek şekilde çağdaş işletmecilik ve üretim yöntemlerini uygulayabilen, özgün tasarım yapan, marka yaratabilen ve zaman içinde bilgi ve teknoloji yoğun alanlara kaymasına olanak sağlayan bir yapıya kavuşturulması hedeflenmiştir. 1. Burada çevre ile ilgili alınacak önlemlerin, ilk kez ekonominin rekabet gücünün artırılması ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Bu durum Dokuzuncu Kalkınma Planında daha da netleşecektir. Nitekim Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının 1 Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ( ), s DPT, Haziran 2000, Ankara. Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 10 / 93

11 makroekonomik hedef, tahmin ve politikalarına ayrıntılı olarak bakıldığında; benimsenen çevre politikalarının sürdürülebilir büyüme politikaları içindeki yeri açıkça görülmektedir. Sekizinci Planın hedefleri arasında sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının ele alındığı bir başka bölüm, insan kaynaklarının geliştirilmesi ile ilgili bölümüdür. Bu bölümde;...sürdürülebilir kalkınma hedefi ile uyumlu bir nüfus yapısına ulaşmak amacıyla, her yaş grubundaki nüfusun niteliklerinin geliştirilmesi esas olacaktır. denilmektedir. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının Çevre bölümünde ekonomik ve sosyal gelişmeyi gerçekleştirirken insan sağlığını, ekolojik dengeyi, tarihi ve estetik değerleri korumak esastır denilmektedir. 39. Bu dönemde Johannesburg Uygulama Planında önerildiği gibi ekonomik, sosyal ve çevresel kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışı ile kullanılmasını; sürdürülebilir kalkınma yaklaşımını ilgili bütün tarafların katılımıyla plan, program ve stratejilere entegre edilmesini ve ülkemiz özelliklerine uygun, dinamik bir sürdürülebilir kalkınma göstergeler seti oluşturulmasını ve izlenmesini sağlamak amacıyla Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu (USKK) 2004 yılında kurulmuştur. USKK başkanı DPT Müsteşarlığı Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürüdür. USKK (i) İçişleri Bakanlığı temsilcisi, (ii) Dışişleri Bakanlığı ve (iii) Çevre ve Orman Bakanlığı temsilcisinden oluşmaktadır. USKK nın görevleri : a) Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisinin hazırlanması sürecinde koordinasyonu sağlamak, b) Sürdürülebilir kalkınma alanında ulusal ve uluslararası gelişmelerin etkin izlenmesi için sorumlu kuruluşların aktif katılımını sağlamak, c) Sürdürülebilir kalkınma faaliyetlerinin izleme ve değerlendirilmesini yapmak, bunun için gerekli mekanizmaların kurulmasını ve etkin bir şekilde işlemesini sağlamak, d) Komisyon çalışmalarının yürütülmesinde ülke önceliklerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda çalışma grupları oluşturulmasına karar vermek, e) Sürdürülebilir kalkınma çalışmalarının yerel düzeyde de yaygınlaşmasını ve uygulanmasını teşvik etmektir yıllarını kapsayan Ön Ulusal Kalkınma Planında gelişme eksenleri ve öncelikleri olarak (a) İşletmelerin rekabet gücünün artırılması, (b) Bölgesel gelişme ve kırsal kalkınma, (c) İnsan kaynaklarının geliştirilmesi ve istihdamın artırılması ve (d) Altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi ve çevrenin korunması belirlenmiştir. Ön Ulusal Kalkınma Planında yer alan gelişme eksenleri temel stratejik amaçları tanımlamakta ve kalkınma planlaması yaklaşımında daha önceki sektör temelli planlamadan farklılık göstermektedir. Çevrenin korunmasının sosyal ve ekonomik konularla birlikte temel stratejik hedeflerden bir tanesi olarak belirlenmesi, Ön Ulusal Kalkınma Planının sürdürülebilir kalkınma bakış açısını yakaladığı görülmektedir yıllarını kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı, AB ye uyum süreci ile paralellik açısından, Türkiye nin en güncel kalkınma politika belgesidir. Dokuzuncu Kalınma Planının Türkiye nin AB adaylık sürecinin gerektirdiği strateji, politika, program ve planların temel dayanağını teşkil etmesi ve tüm çalışmaları yönlendirici bir işleve sahip olması açısından ayrı bir önemi vardır. Dokuzuncu Plan, diğer kalkınma planlarından farklı olarak beş yıllık bir dönem için değil, yedi yıllık bir dönem için hazırlanmıştır. Dokuzuncu Kalkınma Planının vizyonu, İstikrar içerisinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, Avrupa Birliğine üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye olarak belirlenmiştir. Planın temel ilkelerinden biri olan Doğal ve kültürel varlıklar ile çevrenin gelecek nesilleri de dikkate alan bir anlayış içinde korunması esastır ilkesi, gelişme eksenlerinden Rekabet Gücünün Artırılması kapsamında değerlendirildiğinde, her ne kadar temel ekonomi politikalarıyla ilişkilendirme sağlandıysa da, çevre politikalarının Planda, daha çok kentsel altyapının geliştirilmesi ağırlıklı hedefleri ile özdeşleşmekte olduğu görülmektedir. Dokuzuncu Kalkınma Planında politika oluşturma açısından bakıldığında sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin bütünleştirilmesi açısından ilerleme kaydedilmiş olduğu görülmektedir. Ancak altı çizilmesi gereken noktanın, uygulama düzeyine inildiğinde görülmekte Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 11 / 93

12 olduğu ve uygulamalarla öngörülen politika hedeflerinin zaman zaman örtüşmemekte olduğu ifade edilmektedir Nüfus, nüfusun yapısı ve dinamiği ile nüfus hareketleri, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik politika ve uygulamaları yönlendiren başlıca değişkenlerdendir. Sürdürülebilir Kalkınma, nüfusun yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve bu yaşam kalitesinin tüm toplum kesimleri için hakkaniyetli bir şekilde yaygınlaştırılmasını temel alır. Nüfus büyüklüğü, ister doğal ister ekonomik olsun kısıtlı kaynakların dağılımını ve yeterliliğini belirler. Nüfusun yapısı ve dinamikleri üretilecek politikalarda gençler, yaşlılar, yoksullar, kentte veya kırda yaşayanlar, kadınlar gibi ağırlıklı olarak hangi toplumsal gruplara ağırlık verileceğini belirler. Göç olarak da tabir edilebilecek nüfus hareketleri ise göçün başladığı ve bittiği mekanlarda yine özelleşmiş politikaların belirlenmesine yardımcı olur. 43. Türkiye de son 20 yılın nüfus yapısı ve dinamiklerine bakıldığında 1990 larda 60 milyon olan ülke nüfusunun, 2010 yılında 70 milyonu geçmiş olduğu görülür. Nüfusun yapısına bakıldığında da çoğunluğun 2000 yılında ve 2010 yılında da yaşları arasında kaldığı görülmektedir ların başında kent nüfusu toplam nüfusun %51 ini oluştururken 2010 yılında nüfusun %71 i kentsel alanlarda yaşamaktadır döneminde nüfusun %11 ini teşkil eden 6,7 milyon kişi göç etmiştir döneminde ise 81 ilden 23 ünün iller arası net göç hızları pozitiftir. Otuz beş yıllık sürede iller arası net göç hızları pozitif olan bu illerin tamamına yakını Türkiye nin batısında yer almaktadır. Otuz beş yıllık sürede iller arası net göç hızları negatif olan illerin büyük çoğunluğu ise Türkiye nin orta ile doğusundaki bölgelerde yer almaktadır döneminde 81 ilden Antalya, Şanlıurfa ve İstanbul nüfus artış hızı en yüksek olan iller arasında ilk üç sırada yer alırken, 15 ilin nüfus artış hızı azalan bir eğilim göstermiştir. Nüfus artış hızı azalan 15 ilin başında Tunceli ve Ardahan illeri yer almıştır yılları arasında göç edenlerin % 9,4 ü istihdam edilememektedir Toplam nüfus artış hızındaki azalışa paralel olarak kentleşme hızı zaman içinde azalmış, döneminde %5,22 olan kentleşme hızı 2000 yılında %2,89 a gerilemiştir.2000 yılında toplam nüfusun %57 sini oluşturan 38,7 milyon kişi kentlerde yaşarken yılı itibariyle toplam nüfusun %70 i kentlerde yaşamaktadır yılına gelindiğinde ülke genelinde okuma-yazma bilmeyenlerin oranı nüfusun %5 inden azdır. Toplumsal cinsiyet açısından okuryazarlığa bakıldığında ise bu oran içerisinde kalan kadınlarda okuma-yazma bilmeyenlerin oranı çok daha yüksek olduğu görülmektedir (erkeklere oranla 10 kat). 47. Ülke içerisindeki nüfus hareketleri yanında, Türkiye ülke dışından göçmen ve mülteciler için bir geçiş bölgesidir 8. Türkiye özellikle; Afganistan, Bangladeş, Irak, İran ve Pakistan dan gelenlerin batıya geçmek için kullandıkları bir güzergah olması yanında, Doğu Avrupa dan, eski Sovyet ülkelerinden gelenler için iş imkanları sağlayan bir konumdadır. Yakın bir gelecekte özellikle iklim değişikliği kaynaklı çevresel bozulmalar ve bunun sosyoekonomik yapıya etkileri ile ülkelerdeki politik 2 Sürdürülebilir Kalkınma Durum Değerlendirme Raporu, Dr. Nuran Talu, Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi, DPT, İstatistik Yıllığı, TÜİK 4 Kentleşme Şûrası 2009Kentsel Yoksulluk, Göç ve Sosyal Politikalar Komisyonu Raporu, Ankara, Nisan Faruk Taşçı, Bir Sosyal Politika Sorunu Olarak Göç, Kamu-İş; C:10, S:4/ Kentleşme Şûrası 2009, Kentsel Yoksulluk, Göç Ve Sosyal Politikalar, Ankara, Nisan Kalkınma Bakanlığı, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ) 8 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 12 / 93

13 çalkalanmalar nedeniyle özellikle Türkiye nin güneyi ve doğusundan göç alabileceği ifade edilmektedir Gelişen AB-Türkiye tam üyelik süreci çerçevesinde yıllarını kapsayacak ve sürdürülebilir kalkınmanın temel prensiplerini politika ve mevzuat çerçevesine bütünleştirilmesini de içerecek şekilde AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi (UÇES) hazırlanmıştır. Türkiye ayrıca 2003 yılından itibaren Avrupa Çevre Ajansına tam katılım sağlamaktadır dönemde Türkiye ekonomisine bakıldığında ilk on yıl, ekonomik açıdan sıkıntılı geçen bir dönemi temsil ederken, ikinci on yıllık dönem ekonomik performans açısından başarılı bir dönem olmuştur. Özellikle bu dönemlerde yaşanan ekonomik ve finansal krizlerden alınan derslerin uygulamaya yansıtılması ekonomik yapının güçlenmesini sağlamıştır. 50. Dokuzuncu Kalkınma Planında benzer ifadelere rastlanmaktadır. Planda, Ülke genelinde hızlı nüfus artışının neden olduğu olumsuzlukların azalmasına rağmen, istihdamın artırılması ve işsizliğin azaltılması ile eğitime ilişkin sorunların çözülemediği ve eğitim-istihdam arasındaki ilişkinin yeterince kurulamadığı vurgulanmıştır. Aynı planda, bir önceki dönemle ilgili yapılan yorumda Türkiye de ekonomik büyümenin istihdam üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı belirtilmiş, yaratılan istihdam, çalışma çağı nüfusunun ve işgücünün gerisinde kaldığı değerlendirmesi yapılmıştır yılında kabul edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri açısından Türkiye deki gelişmelere bakıldığında, Türkiye nin birçok yönden, Binyıl Kalkınma Hedeflerini başarma yolunda olduğu, ancak ülkede özellikle toplumsal cinsiyet ve coğrafyaya bağlı olarak belirgin yapısal eşitsizlikler ile birlikte, yoksulluk gerçeğinin sürdüğü ifade edilmektedir 10. O dönemde Türkiye nin önemli zorlukların ve yapısal engellerin olduğu alanlar Hedef 1 (yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılması), Hedef 3 (toplumsal cinsiyet eşitsizliği), Hedef 4 (çocuk ölümleri), ve Hedef 5 (anne ölümleri) olarak belirtilmiştir yılında yayımlanan Türkiye Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporunda güçlenen ekonomik yapı ve büyüme rakamlarının ülke içerisinde gelir dağılımının iyileştirilmesi ve ekonomik büyümenin yeterince istihdam yaratamamasından yani sosyal politikalara henüz beklenen ölçüde yansımadığı ifade edilmektedir Son 20 yılda Türkiye önemli ekonomik/finansal krizler yaşamış veya dış krizlerden etkilenmiştir. Bunların arasında Nisan 1994 krizi, Kasım 2000, Şubat 2001 krizleri ve 2007 yılı Ağustos ayında başlayan Türkiye de de etkisini gösteren mortgage krizi sayılabilir. Krizlerin ekonomik sektörleri ve yapısını etkilemesi yanında sosyoekonomik kalkınma ve yoksulluk gibi sürdürülebilir kalkınmada önemli olan hususlara da olumsuz etkileri olmuştur. Özellikle istihdam, tüketim, eğitim, sağlık gibi göstergeler ve bunlara bağlı olarak kalkınma, toplumsal adalet, yoksulluk ve gelir dağılımı gibi toplumsal yapı öğeleri krizlerden etkilenmiştir Enflasyon düzeyi (TÜFE), ekonomik krizlere bağlı olarak dalgalanmalar göstermekle birlikte, 1992 yılında % 66 değerindeyken, 2010 yılında % 6,4 e düşmüş 13, 2011 yılında da % 10,4 olarak gerçekleşmiştir Foresight: Migration and Global Environmental Change (2011) Final Project Report, The Government Office for Science, London 10 Türkiye Binyıl Kalkınma Raporu, Türkiye Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, Ekonomik Krizlerin Yoksulluk Üzerine Etkileri, T.C. Başbakanlık Sosyal Yardımlar ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardım Uzmanlık Tezi, Orhan Bilge, Kalkınma Bakanlığı, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ) 14 TÜİK Tüketici Fiyatları Endeks Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 13 / 93

14 54. Türkiye en son 2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizden etkilenmekle beraber, yıllarını kapsayan Katılım Öncesi Ekonomik Programda Küresel kriz döneminde ciddi bozulma gösteren Türkiye işgücü piyasasının, 2010 yılı boyunca hızlı bir toparlanma sergilediği, güçlü istihdam artışlarına paralel olarak, krizle birlikte tarihsel olarak en yüksek seviyelerine çıkan işsizlik oranı hızlı bir gerileme kaydetmiş olduğu ifade edilmektedir. 55. Avrupa Komisyonunun Ekim 2011 tarihinde açıkladığı 2011 yılı İlerleme Raporunda Türkiye ekonomisinin krizden çıkış stratejisine değinilerek Türkiye nin para ve maliye politikası bileşimini kriz süresince başarılı bir şekilde yürüttüğü ifade edilmiştir. Raporda, Türkiye nin, küresel mali krizden olumsuz etkilenmiş olmasına rağmen, önceki dönemlerde hayata geçirilen denetleyici ve düzenleyici reformların neticesinde, güçlü büyüme performansını hızlı bir şekilde tekrar yakalamış olduğu vurgulanmıştır. Buna paralel olarak, ekonomideki güçlü toparlanmanın, istihdamda ciddi oranlarda artışları ve işsizlik oranında önemli bir gerilemeyi beraberinde getirdiği belirtilmiştir. Diğer taraftan, güçlü iç talebin, ithalatı ve dolayısıyla cari açığı artırarak ekonominin dış şoklara karşı duyarlılığının artmasına sebep olduğu ifade edilmiştir. 56. Küreselleşen dünyadaki ticaret ve finans bağlantıları nedeniyle ülke ekonomilerinin birbirini etkileme potansiyeli, Katılım Öncesi Ekonomik Program ( ) da küresel ekonomide belirsizliklerin ve risklerin arttığı, güven ortamının bozulduğu ve büyüme üzerinde aşağı yönlü risklerin baskın olduğu, özellikle AB bölgesinde artan kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıların yoğunlaştığı ve gelecek döneme ilişkin kırılganlığın ve belirsizliklerin halen sürdüğü bir ortamda hazırlanmıştır denerek vurgulanmış ve kırılganlığın dış piyasalarla bağlantısına da değinilmiştir li yıllarda Türkiye de, hem iç, hem de dış dinamiklerin etkisiyle kamu yönetiminin ve yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasına odaklanan bir kamu yönetimi reformu yapılması gündeme gelmiştir. Bu durum, Türkiye nin merkeziyetçi yönetim yapısının saydam, hesap verebilir ve katılımcı bir kamu yönetimine dönüşmeye başlaması ve merkezi yönetimin küçültülerek yerel yönetimlere görev, yetki ve sorumluluk devri ön plana çıkmasıyla yerelleşmesini hızlandırmıştır 15. Bu sayede belediye ve büyükşehir belediyeleri ile il özel idarelerinin yetkileri düzenlenmiş ve genişletilmiştir. Kalkınma Ajanslarının kuruluşu da merkez-yerel ilişkilerinin tanımlanmasında yönetişimin dikey (mekansal) boyutu açısından önemli bir adım olmuştur. 58. Türkiye de son yıllarda sürdürülebilir kalkınma açısından önem arz eden birçok yapısal ve yönlendirici değişim programı uygulanmış, düzenlemeler yapılmıştır. Bu dönüşümler sağlık (Sağlıkta Dönüşüm Programı), sosyal güvelik (Sosyal Güvelik Reformu), eğitim (zorunlu temel eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkartılması), enerji (yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği) ile kırsal ve bölgesel kalkınma (Kırsal Kalkınma Planı ( ), kalkınma ajansları kuruluşlarının tamamlanması) gibi alanlarda kendini göstermektedir. 59. Küreselleşme, bilgi ve ulaşım teknoloji ve araçlarındaki gelişme, uluslar arası ve ulusal ticaret bağlantılarının kolaylaşması, rekabetçilik anlayışının ve etkinlik kavramlarının gelişmesi, yerelleşme gibi faktörlerin etkisi, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının rolleri hem ulusal hem de uluslararası düzeyde dinamik bir hale gelmiştir. Bir yandan kalkınma çabalarında kamunun görevleri, özel sektör tarafından desteklenirken, ister ekonomik, ister sosyal isterse çevresel açılardan kalkınma talebi sivil toplum örgütleri tarafından daha belirgin bir şekilde dillendirilmeye başlanmıştır. 60. Üretimin ve hizmetlerin sunulmasının temel aktörü olan özel sektörün sürdürülebilir kalkınma konusundaki bakış açısı ve sorumlulukları küresel/bölgesel/yerel rekabet edebilirlik ve tüketici eğilimlerinden etkilenerek gelişmiştir. Doğal kaynakların korunmasına da elverecek şekilde girdi 15 İyi Yönetişim El Kitabı, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, 2008 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 14 / 93

15 maliyetlerini düşürerek, ürün verimliliğinin artırılması temel hedeflerden bir tanesi olmuştur. Bölgesel politikalar da özel sektörü, üretim ve tüketim zincirinde, çevreye ve toplumsal tercihlere daha duyarlı bir anlayışla hareket etmeye sevk etmektedir yılı Johannesburg Dünya Zirvesinin temel hedeflerinden biri de, iş dünyası ve sanayinin sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına katılımı olmuştur. Zirveden çıkan kararlar doğrultusunda Türkiye de sürdürülebilir kalkınmanın kilit aktörlerinden olan özel sektörün yeni bakış açıları ile bu alanda birçok çalışmayı başlattığı ya da geliştirmekte olduğu gözlenmektedir. Türk iş dünyası bir yandan yer aldığı sektörde ekonomik sürdürülebilirliği sağlarken ve yeni küresel koşullar çerçevesinde ulusal ve uluslararası rekabet ve üretim gücünü arttırma noktasında faaliyet gösterirken, öte yandan çevresel ve sosyal sorumluluk anlayışıyla yeni uygulamalar içerisinde yer almaktadır. 62. Son yıllarda Türk şirketlerinin rekabet edebilirlikleri güçlenmiştir. Küresel Rekabet Edebilirlik Endeksinde Türkiye 139 ülke içerisinde 61. sırada yer almaktadır. Bu durum sürdürülebilir kalkınma için bir fırsat olarak değerlendirmek ve ülke içerisindeki üretim ve tüketim yaklaşımları daha sürdürülebilir bir hale dönüştürmek mümkündür. Çünkü artık küresel rekabet edebilirliğin temel koşullarından bir tanesi sosyal ve çevresel sorumlulukların yerine getirilmesidir Marmara depremi, yaşanan can kaybı yanında ülke çapında ekonomik anlamda da etkili olmuştur vatandaşın yaralandığı Marmara depreminde konut ve işyeri yıkılmış veya ağır hasar almıştır konut işyeri orta derecede, konut ve işyeri ise hafif derecede hasar görmüştür yılında Van da yaşanan depremin can ve mal kayıpları açısından yerel kalkınmaya ciddi etkileri olmuştur. 64. Türkiye, tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topoğrafyası ve meteorolojik özellikleri gibi nedenlerle, her zaman doğal afet riskine sahip olan bir ülkedir. Türkiye coğrafyası, deprem, sel, heyelan, kuraklık gibi doğal afetler açısından riskli bir bölgedir. Kentleşme yaklaşımlarının doğal afetlerde karşılaşılan can ve mal kayıplarında başat bir etkisi olmaktadır. Bununla birlikte ; çarpık kentleşme, afet altyapısının yetersiz oluşu, özellikle seller açısından üst havzalardaki arazi bozulmaları ve erozyon ve çölleşme doğal afetlerden etkilenebilmeyi artırmaktadır. Doğal afet riski olan bir coğrafyada yaşamanın getirdiği risk yönetimi kavramı giderek önem kazanmaktadır. 65. Doğal afetlerin oluşturduğu risk düzeyini etkileyen bir husus da iklim değişikliğidir. Aynı zamanda iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması açısından da gelecek dönemde üzerinde durulması gereken hususlardan bir tanesidir. İklim değişikliği, afet risklerinin mekânsal dağılımı ve sıklığını etkilediği gibi, diğer birçok sosyoekonomik ve çevresel değişken üzerinde de etkili olmaktadır. 66. İklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma için en büyük tehditlerden birisidir yılında hazırlanan Türkiye nin İklim Değişikliği Birinci Ulusal Bildiriminde; iklim değişikliğinin Türkiye deki etkilerinin; artan yaz sıcaklıkları, batı illerinde azalan kış yağışları, yüzey sularının kaybı, artan sıklıkta kuraklık, toprak bozulması, kıyı erozyonu ve sel şeklinde olacağı belirtilmektedir. Türkiye de iklim değişikliğinin yaratacağı etkilerin gelecekte ciddi bir tehdit oluşturacağı görülmekle birlikte, iyi planlandığında bu etkilerin bazı fırsatları da beraberinde getireceği öngörülmektedir. Bu durumun başta su kaynakları olmak üzere; doğal kaynaklar üzerindeki baskılar ile iklim bağımlı sektörlerin gelişmesindeki engeller ve fırsatlar açısından ele alınması gerektiği ifade edilmektedir Sekizinci Kalkınma Planı 17 Türkiye nin Ulusal İklim değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak), Kasım 2011, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 15 / 93

16 67. IPCC Dördüncü Değerlendirme Raporunda, Akdeniz Havzası nda genel sıcaklık artışının 1-2 C ye ulaşacağı, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve özellikle iç kesimlerde sıcak hava dalgalarının ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı ifade edilmektedir. Türkiye de yıllık ortalama sıcaklığın gelecek yıllarda 2,5-4 C artacağı, Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri nde 4 C yi, iç bölgelerinde ise bu artışın 5 C yi bulacağı tahmin edilmektedir. 68. Bu durumun; gıda üretimi ve güvencesi için elzem olan su ve toprak kaynaklarının üzerinde ve dolayısıyla kırsal alanda kalkınma öngörüleri üzerinde olumsuz etkiler yaratması ve bu etkilerin şiddetinin giderek artması beklenmektedir. 69. İklim sisteminin ne şekilde değişeceği ve buna bağlantılı olarak da etkileri nasıl gerçekleşeceği konusunda belirsizliklerin halen sürmesi, risk yönetimini ve bu anlayışın sigortacılık sektöründen tarımsal politikalara, afet politikasından su politikasına kadar sosyoekonomik kalkınmanın temel bileşenlerine, ihtiyatlılık ilkesi çerçevesinde bir risk faktörü olarak eklenmesi gerekmektedir. Bu durum hem Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planında hem de Taslak İklim Değişikliğine Uyum Stratejisinde ifade edilmektedir. 70. Türkiye, komşu bölgelerinde daha huzurlu ve istikrarlı bir ortam oluşturulmasına katkı sağlama politikasıyla uyumlu olarak, bölgesel ve küresel istikrarın aktif bir paydaşı konumundadır. Türkiye, bölgesel çatışmalarda arabulucu rol üstlenerek resmi kalkınma yardımlarını çatışmalardan ve doğal afetler gibi diğeri istikrarsızlık kaynaklarından etkilenen ülkelerin yararına artırmıştır. Türkiye nin döneminde yıllık ortalama resmi kalkınma yardımı hacmi 700 milyon ABD Dolarının üzerinde gerçekleşmiştir. Küresel ekonomik krize rağmen, Türkiye'nin 2009 yılında toplam resmi kalkınma yardımı 707 milyon ABD Doları olmuştur yılında, Türkiye'nin resmi kalkınma yardımı 966 milyon ABD Dolarına ulaşmıştır 18. Bu durum, Türkiye nin Binyıl Kalkınma Hedeflerinden sekizincisi olan kalkınma için küresel ortaklık konusunda dikkat çekici düzeyde ilerleme sağladığını göstermektedir. 18 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 16 / 93

17 Üçüncü Bölüm: Yoksulluğun Giderilmesi 71. Yaşam kalitesinin artışı için temel hizmetlere (eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim gibi altyapılara ve su, toprak kaynakları gibi doğal kaynaklara) erişimin artırılması ve insani gelişmenin sağlanması için fırsat eşitliği ile hakkaniyete dayalı (gelirlerin dengeli bölüşümü, insana yaraşır iş olanakları gibi) ve toplumun tüm kesimini kapsayıcı bir sosyal ortamın oluşturulması sürdürülebilir kalkınma yaklaşımında esastır. Bu çerçevede ele alındığında yoksulluk, sürdürülebilir kalkınmaya ulaşma konusunda çözülmesi gereken en büyük zorluklardan biri olarak görülmektedir. 72. Bireyin toplum içerisinde sağlıklı ve üretken bir yaşam sürebilmesi ve sağlıklı seçimler yapabilmesinin altyapısının hazırlanması, sürdürülebilir kalkınmada temel anlayıştır. Sağlık, gelir, cinsiyet veya yaşam koşulları açısından, toplumun diğer kesimlerinden daha az kaynaklara veya imkanlara sahip olan bireylerin sosyal açıdan toplumla bütünleştirilmesi ve seçim yapabilecekleri fırsatların oluşturulması bu açıdan önemlidir. 73. Yoksullar aynı zamanda ekonomik (krizler, istihdam dalgalanmaları gibi) ve çevresel (kirlilik, kronik ve bulaşıcı hastalıklar) değişimlere karşı toplumun diğer kesimlerine kıyasla daha kırılgandır. Bu tür dalgalanmalardan etkilenmelerini azaltacak imkanları ve becerileri daha kısıtlı olduğundan, kendi şartları içerisinde özelleşmiş politikalarla güçlendirilmesi gerekir. Örneğin kentsel bölgelerde kentsel yoksulluğu azaltacak istihdam politikalarının yürütülmesi, ile kırsal alanda geçim kaynaklarını çeşitlendirerek doğal ve/veya doğal olmayan risklerden etkilenebilirliklerinin düşürülmesi gibi. 74. Dolayısıyla bu temel haklarının sağlanması yanında, toplumun geneli için de geçerli olacak şekilde ancak özellikle dezavantajlı gruplar olarak nitelendirilen ve yoksulluğun farklı şekillerini yaşayan çocuklar, kadınlar gibi toplumsal grupların bu haklarını tehdit edebilecek doğal ve/veya doğal olmayan risklerin, lehlerine olacak şekilde yönetilmesi de gereklidir. 75. Johannesburg Uygulama Planında Yoksulluğun ortadan kaldırılması, günümüzde dünyanın karşı karşıya geldiği en büyük küresel sorun ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kalkınma için kaçınılmaz bir gerekliliktir Gelişmekte olan ülkelerin, Yerel Gündem 21 gibi uluslararası yoksullukla ilgili hedefler ve göstergeler, diğer Birleşmiş Milletler konferanslarının ilgili çıktıları ve Birleşmiş Milletler Binyıl Deklarasyonunda belirtilen sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için her düzeyde ortak ve somut önlemler gerekmektedir 19 denerek konunun önemine vurgu yapılmaktadır. 76. Bu Planda yoksulluğun giderilmesi konusunda sıralanan başlıca politika önerileri arasında aşağıdakiler vardır: Üretkenlikle ilgili hizmetlere erişim (kamu hizmetlerine/kurumlarına, toprak, su, istihdam olanakları, kredi, eğitim, sağlık) Yoksulluğu azaltma stratejileri; yerel/toplumsal kalkınma programları; Yoksulların ve yoksulluğun giderilmesiyle uğraşan kuruluşlarının güçlendirilmesi Karar alma süreçlerine kadınların eşit katılımı; toplumsal cinsiyet eşitliği; şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi; ekonomik olanaklara erişim; kadının statüsünün güçlendirilmesi Temel kırsal altyapının geliştirilmesi; ekonominin/geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi; ulaşım altyapısının iyileştirilmesi; piyasalara erişim; tarım ve kırsal kalkınma için krediler Çölleşme ile mücadele; kuraklık ve sellerin etkilerinin hafifletilmesi Sanitasyon şartlarının iyileştirilmesi; başta çocuklar olmak üzere eğitim ve bilinçlendirme Güvenilir ve karşılanabilir enerji hizmetlerine erişim; yenilenebilir enerji kullanımında artış; enerji verimliliği; desentralize enerji sistemleri; kırsal bölgelerde elektrik enerjisine erişebilirlik Yoksulluğun azaltılmasında endüstriyel gelişimin rolünün arttırılması, 19 Johannesburg Uygulama Planı Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 17 / 93

18 Sürdürülebilir geçim kaynakları yaratmaya yönelik doğal kaynak yönetimi Gecekondusuz şehirler; Yeterli ve güvenli konutlar için düşük maliyetli ve sürdürülebilir inşaat malzemeleri Güvenceli istihdamın arttırılması, kentsel alanlardaki yoksullara kredi ve gelir sağlanması En kötü haldeki çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi Genel Görünüm 77. Türkiye nin 2010 yılında yayımlanan Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 2005 yılında yayımlanan ilk raporla karşılaştırıldığında, belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesinde önemli bir mesafe kat edildiği görülmektedir. Raporda Her ne kadar önemli bir oranda kır-kent ve bölgesel gelişmişlik farklılıkları ile toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri görülse de, Türkiye yoksulluğun azaltılması, herkesin temel eğitime ulaşması, anne ve çocuk ölümlerinin azaltılması ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması konularında önemli bir gelişme göstermiştir. denilmektedir yılları için TÜİK tarafından hazırlanan Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri 20, sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutuna dair Türkiye nin genel görünümünü yansıtacak verileri içermektedir: Nüfusun yarısının yoksulluk ya da dışlanma riski altında olduğu ifade edilmektedir. Sosyal transferler sonrası yoksulluk riski 2006 yılında % 28 iken 2009 yılında % 24 e gerilemiştir. Yaş grubuna göre yoksulluk oranlarına bakıldığında 25 yaş ve öncesi nüfusun üçte birinin yoksul olduğu görülmektedir. Kira ve faturaların ödenmesi, evin ısınma ihtiyacının yeterince karşılanması, beklenmedik harcamaların karşılanması, her iki günde bir et, balık ya da protein eşdeğeri gıdaların tüketilmesi, evden uzakta bir haftalık tatil masrafının karşılanması, arabaya, çamaşır makinesine, renkli TV ye veya telefona sahip olma kriterlerinden en az 4 ünü karşılayamayan ve bu sebeple şiddetli maddi yoksunluk içinde bulunan kişilerin sayısı 30 milyon civarındadır. En yüksek gelirli yüzde 20'lik dilimin toplam gelirden aldığı payın, en düşük gelirli yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı paya oranı ise 2002 de % 10,8 iken 2009 da % 8,5 e düştüğü görülmektedir. İşsizlik süresi, iş arama süresi veya en son çalışılan işten ayrıldıktan sonra geçen süre (eğer bu süre iş arama süresinden daha kısa ise) 12 ay ve daha fazla olan nüfusun oranı (uzun dönem işsizlik oranı) 2000 yılında % 1,3 iken 2009 yılında % 3,5 a yükselmiştir. 65 yaş ve üstü yaşlı bağımlılık oranı, 2000 yılından 2009 yılına kadar yaklaşık % 10 düzeyinde sabit kalmıştır. Cinsiyete göre sağlıklı yaşam ve doğumda beklenen yaşam süresi; 2000 yılında kadınlarda 73, erkeklerde 69 iken, 2009 yılında kadınlarda 76 ya, erkeklerde 71 e yükselmiştir. 79. Türkiye de son yıllarda istihdam ve sosyal güvenlik politikaları çerçevesinde işgücü becerilerini artırma ve yaşam boyu öğrenme gibi aktif işgücü politikalarının geliştirilmesi ile işsizlik sigortasının başlatılması ve sosyal sigortalar sistemindeki iyileştirmeler gibi sosyal güvenlik düzenlemeler hayata geçirilmiştir. 80. Gelir dağılımı özellikle 1980 li yıllarda giderek daha dengesiz bir duruma gelmiştir. Gelir bölüşümünün giderek daha eşitsiz bir özellik göstermesi nedeniyle, hazırlanan Kalkınma Planlarında gelirin dengesiz dağılımının önlenmesi hususuna yer verilmiştir 21. Gelir dağılımı yaşanan ekonomik krizler ve uygulanan yapısal uyum programları ile daha da derinleşmiş olup, 2001 yılı sonrasında ulaşılan yüksek büyüme oranlarıyla düzelme gösterse de hâlâ Avrupa Birliği ortalamalarının gerisinde kalmaktadır. Gelir dağılımını ölçmek için kullanılan Gini katsayısı 1987 de 0,43 e kadar düşmüştür. Ancak TÜİK, Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri, Dokuzuncu Kalkınma Planı Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2007 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 18 / 93

19 yılına gelindiğinde gelir dağılımında ciddi bir bozulma meydana gelmiş ve 0,49 değerini almıştır yılı için hesaplanan Gini katsayısında ise tekrar 1987 yılı seviyesine bir geri dönüş yaşanmıştır ve 2004 yıllarında sırasıyla 0,42 ve 0,40 a gerileyen Gini katsayısı, 2005 yılında 0,38 e düşerek son kırk yılın en iyi seviyesine ulaşmıştır yılından 2008 yılına kadar en yoksul yüzde 20 lik grubun tüketimdeki payı Türkiye genelinde ve kentsel alanlarda artış gösterirken, kırsal alanda söz konusu pay 2005 yılına kadar artış, sonrasındaysa düşüş göstermiştir. Buna paralel olarak Türkiye genelinde ve kentsel alanlarda en zengin grubun payında düşüş gözlenmiştir. Bu gelişmelere karşılık, en zengin yüzde 20 lik kesimin tüketim düzeyi en yoksul yüzde 20 lik kesimin tüketim düzeyinin yaklaşık dört katıdır. 82. TÜİK tarafından gerçekleştirilen 1994, 2003, 2006 ve 2007 anketlerine ait veriler gelir dağılımında bölgeler arası önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır Hanehalkı Bütçe Anketleri (HBA) ya göre, Türkiye nin batısı, nüfus (% 28,1) göz önüne alındığında daha yüksek bir gelir payına sahip iken (% 39,7) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri toplam nüfus içindeki paylarına göre (% 23,5) daha düşük bir gelir payına sahiptir (% 13,4). Benzer bir bulgu gelirin bölge içindeki dağılımında da göze çarpmaktadır. 83. Türkiye de gelir sadece ülke genelinde değil, bölge ve yerleşim yeri düzeyinde de dengeli dağılmamaktadır yılında gelirin en adil dağıldığı bölge 0,35 Gini katsayısı ile Doğu Karadeniz Düzey 1 bölgesi, en adaletsiz dağıldığı bölge ise 0,43 Gini katsayısı ile İstanbul Düzey 1 bölgesidir yılı sonuçlarına benzer olarak yıllarında da bölgelerin kendi içindeki gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu görülmektedir yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (GYKA) sonuçlarına göre, gelirin en adil dağıldığı bölge 0,32 Gini katsayısı ile Batı Marmara Düzey-1 bölgesi iken, en adaletsiz dağıldığı bölge 0,42 Gini katsayısı ile Akdeniz Düzey-1 bölgesidir. Akdeniz Bölgesini 0,41 düzeyindeki Gini katsayısı ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi takip etmektedir. Batı Marmara dan sonra gelirin en adil dağıldığı bölge ise Orta Anadolu Bölgesidir yılı Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporunda bu durum Türkiye de gelir ve yoksulluk düzeylerindeki bölgesel farklılıklar ülke için önemli bir zorluk olarak kalmaya devam etmektedir denerek vurgulanmıştır. 84. Bölgesel gelişmişliğin İnsani Gelişme Endeksine göre değerlendirmesi yapıldığında; kişi başına düşen ortalama gelir, ortalama yaşam ve eğitim değişkenleri sonuçları bölgeler arasında önemli farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ülkenin batısında yer alan bölgeler, doğusunda yer alan bölgelere göre daha yüksek endeks değerlerine sahiptirler. En yüksek insani gelişmişlik endeksi değerlerinde; Doğu Marmara, Ege, Batı Marmara Bölgeleri 23 ilk sıralarda yer alırken, Güneydoğu, Ortadoğu ve Kuzeydoğu Anadolu Bölgeleri son sıralarda yer almaktadır Öte yandan Türkiye de kayıt dışı istihdam sosyal politikalar açısından önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. TÜİK verilerine göre Türkiye de 2009 yılı Ocak ayı rakamlarına göre istihdam edilen nüfusun yaklaşık % 40,8'i kayıt dışı çalışmaktadır. Kayıt dışı istihdamın % 51,8 i tarım kesiminde, % 48,2 si tarım dışı sektörlerde yer almaktadır. Dolayısıyla çalışan nüfusun yarıya yakını iş güvencesinden ve sosyal sigorta sisteminin korumasından uzak bulunmaktadır. 86. Türk hukukunda sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler alanını düzenleyen pek çok yasa ve bu yasalar uyarınca faaliyette bulunan pek çok kurum bulunmaktadır. Sosyal koruma mekanizmaları içerisinde 22 Türkiye Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu 2010, T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı 23 Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Birinci Düzey Bölgeleri: TR1: İstanbul, TR2: Batı Marmara, TR3: Ege, TR4: Doğu Marmara, TR5 Batı Anadolu, TR6: Akdeniz, TR7: Orta Anadolu, TR8: Batı Karadeniz, TR9: Doğu Karadeniz, TRA: Kuzeydoğu Anadolu, TRB: Ortadoğu Anadolu, TRC: Güneydoğu Anadolu 24 Çiğdem Ünal, İnsani Gelişmişlik Endeksine Göre Türkiye nin Bölgesel Farklılıkları, Coğrafi Bilimler Dergisi, 2008, 6 (2), Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 19 / 93

20 sosyal sigortalar (SGK), sosyal hizmetler (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu-SHÇEK); işsizlik (İŞKUR) ve sosyal yardım programları (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, SHÇEK, Belediyeler) sayılabilir Sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler alanında, yoksulluğun yanı sıra sosyal dışlanma ile mücadele perspektifi yasal düzenlemelerde ve uygulamalarda yeterince yer almamaktadır. Sosyal yardımların hak olarak düzenlenmemiş olması, mevzuatımızın eksikliklerinden birisidir Sosyal içerme, sosyal dışlanmaya maruz kalan birey veya grupların ekonomik ve sosyal hayatta yer almalarına engel olan faktörlerin ortadan kaldırılarak yaşam seviyelerinin toplumda kabul edilebilir bir düzeye getirilerek, toplumla bütünleşmelerini sağlamayı hedeflemektedir. Kadınlar, korunmasız grupların başında gelmektedir 27. Toplam nüfusun yarısını oluşturan kadınlar çalışma hayatı, eğitim, siyaset, ticaret gibi çeşitli toplumsal yaşama katılım alanlarında engellerle karşılaşmaktadır. Engelliler ve yaşlılar da korunmasız gruplar içinde önemli bir yer oluşturmaktadır yılında, ülkemizde toplam nüfusun % 12,3 ünü oluşturan 8,4 milyon engelli bulunmaktadır. Ortopedik, görme, işitme, konuşma ve zihinsel özürlüler bu oranın % 2,6 sını, süreğen hastalığı olanlar % 9,7 sini oluşturmaktadır yılında toplam nüfus içinde her on kişiden yaklaşık bir kişi okuma yazma bilmemekte iken; bu sayı, süreğen hastalığa sahip olanlarda iki kişiye; ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engelli olanlarda dört kişiye çıkmaktadır Engellilerin işgücüne katılım oranı % 21,7 olup, bu oran erkeklerde % 32,2, kadınlarda % 6,7 olarak belirlenmiştir yılında engellilerin işsizlik oranı; ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engellilerde % 15,46, süreğen hastalığa sahip olanlarda % 10,77 dir. Bu oranların 2002 yılı işsizlik oranının olan % 10,3 ün çok üzerinde olmayışının nedeni engellilerin işgücüne katılma oranının düşük olmasıdır. Her 5 engelliden yalnızca 1 i işgücüne katılmaktadır. Bu durumu iyileştirmek için yıllarını kapsayacak şekilde bir Özürlülerin İstihdamı Eylem Planı hazırlanmıştır Engellilerin % 65 i sosyal güvenlik hizmetlerinden faydalanabilmektedir 32. Ayrıca, sosyal güvenlik mevzuatı gereğince; engelliler sosyal güvenliği olan anne ve babalarının hak sahibi olarak ömür boyu sosyal güvenlik yardımlarından faydalanabilmektedir. Özel eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezlerinde sunulan hizmetlerden yararlanan engelli çocukların ailelerine Sosyal Güvenlik Kurumunca nakit olarak devlet yardımı yapılmaktadır. 94. Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Ulaşılabilirlik Stratejisi ve Ulusal Eylem Planı ( ), 2010 tarihinde yayımlanmıştır. Bu çerçevede ülkemizde özürlülerin yapılı çevrede ulaşabilirliğinin sağlanması için çeşitli mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. İmar mevzuatı ile yapılı çevreye ilişkin her türlü çalışmada, tüm kamusal alanlarda ve toplu taşım araçlarında özürlüler için 25 Ülker Şener, Yoksullukla Mücadelede Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım Mekanizmaları ve İş Gücü Politikaları, TEPAV Politika Notu, Şubat Dokuzuncu Kalkınma Planı Sosyal Güvenlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Türkiye nin 2005 ve 2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 28 Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, Türkiye Özürlüler Araştırması İkincil Analizi, Türkiye Bilimsel Ve Teknik Araştırma Kurumu, 2006 Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu, 2012 Sayfa 20 / 93

YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI

YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI SOSYAL SEKTÖRLER VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 ISBN 978 975 19-4115 - 5 (basılı nüsha) Bu Çalışma Devlet Planlama Teşkilatının

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014)

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) GİRİŞ Son bir yıllık dönemde dünya ekonomisinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrışmanın belirginleştiği, uluslararası ekonomik ve finansal politikalarda

Detaylı

TÜRKİYE DE EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONLANDIRILMASI: 2014 HEDEFİNE DOĞRU YOL HARİTASI

TÜRKİYE DE EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONLANDIRILMASI: 2014 HEDEFİNE DOĞRU YOL HARİTASI TÜRKİYE DE EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SONLANDIRILMASI: 2014 HEDEFİNE DOĞRU YOL HARİTASI Dr. Şule Çağlar KISALTMALAR...4 ÖNSÖZ...5 GİRİŞ...6 ULUSLARARASI ÇERÇEVE...8 ULUSAL ÇERÇEVE... 12 ELDE

Detaylı

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi Alanında En İyi Uygulamalar Başvuru ve Seçim Süreci

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi Alanında En İyi Uygulamalar Başvuru ve Seçim Süreci Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi Alanında En İyi Uygulamalar Başvuru ve Seçim Süreci İçindekiler Önsöz... 2 Genel Bilgiler... 3 Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi... 3 Uluslararası

Detaylı

Yenilenebilir Enerji Kanunu

Yenilenebilir Enerji Kanunu I II Antalya nın Karbon Ayakizi Envanteri ve Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı konulu Antalya Büyükşehir Belediyesine ait proje, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen TR61/13/DFD referans

Detaylı

YEREL GÜNDEM 21 ELKİTABI

YEREL GÜNDEM 21 ELKİTABI TÜRKİYE YEREL GÜNDEM 21 PROGRAMI YEREL GÜNDEM 21 UYGULAMALARINA YÖNELİK KOLAYLAŞTIRICI BİLGİLER ELKİTABI Hazırlayan: Sadun EMREALP TÜRKİYE YEREL GÜNDEM 21 PROGRAMI YEREL GÜNDEM 21 UYGULAMALARINA YÖNELİK

Detaylı

BECERI 10. UzmanlaşmışMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. UzmanlasmisMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. Her beceri bir altın bilezik...

BECERI 10. UzmanlaşmışMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. UzmanlasmisMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi. Her beceri bir altın bilezik... BECERI 10 Beceri Beceri kazandirma kazandırma ve ve meslek ve iş edindirme seferberligi... seferberliği... UzmanlaşmışMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi UzmanlasmisMeslekEdindirmeMerkezleriProjesi Her beceri

Detaylı

TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ HEDEF 2023 HEDEF 2023 Çalışmadan, üretmeden rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikbâllerini

Detaylı

Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu

Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu Değerli Okur, Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) kavramının durumunu incelemeyi ve KSS konusunda Türkiye için bir dayanak noktası tanımlamayı

Detaylı

2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu. Interim Report Summary page 155. Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar

2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu. Interim Report Summary page 155. Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar Performans Göstergeleri İstatistikler 2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu Interim Report Summary page 155 2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu Doküman

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016)

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) GİRİŞ ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) 1. Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) 2 Temmuz 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Onuncu

Detaylı

OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 1 2 OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI ÖNSÖZ Turizm sektörü son yıllarda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için giderek daha büyük bir önem kazanmaktadır.

Detaylı

TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM Yıldız Ecevit Uluslararası Çalışma Ofisi - ANKARA Copyright Uluslararası Çalışma Örgütü 2007 Birinci baskı 2007 Uluslararası Çalışma Ofisi yayınları,

Detaylı

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE MUHTEMEL ETKİLERİ Kasım 2004 İÇİNDEKİLER GİRİŞ 1 A- HUKUKİ DURUM 4 1. Türkiye-AB İlişkileri 4 B- SİYASİ KONULAR 7 1. Siyasi Kriterlere

Detaylı

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi YÖNETİM VE EKONOMİ Yıl:2006 Cilt:13 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. MANİSA Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi Neslihan

Detaylı

İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI

İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI 1 İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI 2 İŞGÜCÜ PİYASASINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EL KİTABI Yıldız Ecevit Şubat 2010 Hazırlayan: Yıldız Ecevit Tasarım: TORNA Tasarım (www.tornatasarim.com)

Detaylı

ONUNCU KALKINMA PLANI (2014-2018) Temmuz 2013 ÖZET RAPOR

ONUNCU KALKINMA PLANI (2014-2018) Temmuz 2013 ÖZET RAPOR ONUNCU KALKINMA PLANI (2014-2018) Temmuz 2013 ÖZET RAPOR 1. Giriş... 2 2. Plan Öncesi Dönemde Türkiye de Ekonomik ve Sosyal Gelişmeler... 2 3. Planın Temel Amaçları ve İlkeleri... 3 4. Küresel Enerji Sisteminde

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ

AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ 2009-2013 STRATEJİK PLAN 3 COUNTRY İÇİNDEKİLER CONTEXT 1- BAKAN SUNUŞU...5 2- GENEL SEKRETER SUNUŞU...7 3- STRATEJİK PLANLAMA EKİBİ SUNUŞU...9 4- STRATEJİK PLAN ÇALIŞMALARINDA

Detaylı

T.C. Sayıştay Başkanlığı. Türkiye'de Atık Yönetimi. Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi. Performans Denetimi Raporu

T.C. Sayıştay Başkanlığı. Türkiye'de Atık Yönetimi. Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi. Performans Denetimi Raporu T.C. Sayıştay Başkanlığı Türkiye'de Atık Yönetimi Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi Performans Denetimi Raporu Ocak 2007 Türkiye'de Atık Yönetimi Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama

Detaylı

Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve Belgeler

Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve Belgeler Derleme/Review Article Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve Belgeler Derya Çamur*, Songül A. Vaizoğlu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD, Ankara *Derya Çamur, Hacettepe Üniversitesi Tıp

Detaylı

Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif

Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği-Türkiye Birlemiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Doğa Koruma Merkezi Yaşama Dair Vakıf Yazarlar: Çağrı B. Muluk Bahtiyar Kurt Ayşe Turak Arda Türker Mehmet

Detaylı

KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi

KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi ÖNSÖZ Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Plan, küresel düzeyde geleceğe

Detaylı

DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI

DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI Cenevre Zirvesi Aralık 2003 Tunus Zirvesi - Kasım 2005 DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI Bilgi Toplumu Dairesi Ocak 2008 DÜNYA BİLGİ TOPLUMU ZİRVESİ NİHAİ DOKÜMANLARI

Detaylı

2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI BİLGİ TOPLUMU DAİRESİ BAŞKANLIĞI Aralık 2014 T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI Aralık 2014 Ankara İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1

Detaylı

ULUSAL GENÇLİK VE SPOR POLİTİKASI BELGESİ

ULUSAL GENÇLİK VE SPOR POLİTİKASI BELGESİ ULUSAL GENÇLİK VE SPOR POLİTİKASI BELGESİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 1 YASAL DAYANAK... 1 YÖNTEM... 2 GENÇLİK POLİTİKALARI... 4 1. GİRİŞ... 4 1. 1. Gençlik Tanımı... 4 1. 2. Neden Gençlik Politikası... 5 2.

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI EKİM 2008 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 4 1. GİRİŞ... 6 2. KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ... 7 3. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ... 9 3.1.

Detaylı

VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz.

VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz. VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ Temmuz. 2003 Ankara İÇİNDEKİLER: ÖNSÖZ PANEL ÜYELERİ PANELİN YAPISI, ÇALIŞMA PROGRAMI ve YÖNETİCİ ÖZETİ 1 ULAŞTIRMA: 1. GİRİŞ 5 1.1.

Detaylı

2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak)

2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak) 2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak) Mayıs 2014 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1 ŞEKİLLER LİSTESİ...2 TABLOLAR LİSTESİ...2 KUTULAR LİSTESİ...3 KISALTMALAR...4 I. GİRİŞ...9 II. BİLGİ TOPLUMU

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) A İLİŞKİN ÖZET NOT

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) A İLİŞKİN ÖZET NOT ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) A İLİŞKİN ÖZET NOT Ekim 2011 Ankara YÖNETİCİ ÖZETİ Ülkemizin refah seviyesinin artırılması temel amacı çerçevesinde, 2012-2014 yıllarında izlenecek makro ekonomik politikalar

Detaylı

KALKINMA AJANSI UYGULAMASININ GELİŞMİŞ VE AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ÖRNEKLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI

KALKINMA AJANSI UYGULAMASININ GELİŞMİŞ VE AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ÖRNEKLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı KALKINMA AJANSI UYGULAMASININ GELİŞMİŞ VE AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ÖRNEKLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI Ayşenur SEZGİN Yüksek Lisans Tezi Çorum

Detaylı