T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2630 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1598 SİYASAL İLETİŞİM. Yazarlar

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2630 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1598 SİYASAL İLETİŞİM. Yazarlar"

Transkript

1 T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2630 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1598 SİYASAL İLETİŞİM Yazarlar Öğr.Gör. Bilge SANDIKÇIOĞLU (Ünite 1) Öğr.Gör.Dr. Atılım ONAY (Ünite 2) Arş.Gör. Fuat ÖZDİNÇ (Ünite 3, 4) Prof.Dr. Nejdet ATABEK (Ünite 5) Arş.Gör. Ömer KUTLU (Ünite 6, 7) Yrd.Doç.Dr. Yasemin ÖZGÜN (Ünite 8) Editörler Prof.Dr. Ferruh UZTUĞ Yrd.Doç.Dr. Yasemin ÖZGÜN ANADOLU ÜNİVERSİTESİ i

2 Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları Anadolu Üniversitesine aittir. Uzaktan Öğretim tekniğine uygun olarak hazırlanan bu kitabın bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz. Copyright 2012 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic tape or otherwise, without permission in writing from the University. UZAKTAN ÖĞRETİM TASARIM BİRİMİ Genel Koordinatör Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Genel Koordinatör Yardımcısı Doç.Dr. Hasan Çalışkan Öğretim Tasarımcıları Yrd.Doç.Dr. Seçil Banar Öğr.Gör.Dr. Mediha Tezcan Grafik Tasarım Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Öğr.Gör. Nilgün Salur Kitap Koordinasyon Birimi Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Grafiker Gülşah Yılmaz Dizgi Açıköğretim Fakültesi Dizgi Ekibi Siyasal İletişim ISBN Baskı Bu kitap ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Web-Ofset Tesislerinde adet basılmıştır. ESKİŞEHİR, Temmuz 2012 ii

3 İçindekiler Önsöz... iv 1. Tarihsel Gelişim Süreci içinde Siyasal İletişim Siyasal İletişimin Tanımı ve Temel Kavramları Siyasal İletişim ve İdeoloji Siyasal İletişim, Siyaset ve İktidar Kamuoyunun Oluşumu Siyasal Kampanya Süreci Türkiye de Siyasal Kampanyalar ve Seçmen Analizi Yeni Medya ve Siyasal İletişim iii

4 Önsöz Siyaset, insanlık tarihinin tüm birikimlerine etki eden bir olgu olarak her zaman düşünce ve uygarlık tarihinin temel bir parçası oldu. Günümüz dünyasında da bu etkin ve belirleyici rolü çok boyutlu olarak sürüyor. İnsan ve toplum etkileşiminin, yöneten ve yönetilenler ilişkisinin her açıdan ilgilendiği bir alandan söz ediyoruz. Siyaset tarihi kitle iletişimin gelişimine paralel farklı bir seyir izledi. Matbaanın keşfiyle başlayan süreçte iletişimin toplumsal hayat üzerinde etkisi farklı bir görünüm kazandı. Bugün, yöneten yönetilen ilişkisi bağlamında demokrasi bilincinin hayata geçmesinden, seçim kampanyalarına kadar uzanan çok geniş bir yelpazede iletişim olgusu siyasetin merkezine yerleşti. Günümüzde haber medyası, internet, sosyal medya gibi kavram ve olgular toplumsal hayatın içindeki işlevini artırdıkça siyasetin fikri ve uygulama biçimleri de değişiyor. Bu açılardan bakıldığında iletişimin yönetilmesi ve sürdürülmesi siyasetin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Siyaset ve iletişim ilişkisini farklı boyut ve biçimlerde çok yönlü tanıtmayı amaçlayan kitap, günümüz dünyasını anlamlandırma konusunda da bakış açılarımızı zenginleştirmeyi hedefliyor. Siyasal iletişim; insanın toplumsaldaki varlığı ve iletişimin kendisi kadar uzun bir geçmişe sahiptir. Yüzyıllardır toplumsal ilişkilerde, yönetenler kendi başarılarını vurgulamak, pekiştirmek için çeşitli yollar denemişlerdir. Bu yöntemlerin hepsi yönetilenleri yönetirken, yöneten konumunu sürdürmek amaçlı yönetilenlerin ikna edilmesi için yapılan faaliyetlerdir. Hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının gelişimi ve bu araçların çok sayıdaki insana mesaj taşıması, iletişim, ikna, yönetim yaklaşımlarını ve kullanılan yöntemleri de derinden etkilemiştir. Elinizdeki kitap uzaktan eğitim ilklerine göre kendi kendinize öğrenme açısından tasarlandı. Üniteler içindeki yönlendirmeler, kitap dışı kaynaklar, farklı okumalar konulara ilişkin kavrayışlarınızı daha da zenginleştirecektir. Bu çalışma biçimiyle hem akademik anlamda daha başarılı hem de entelektüel birikiminizi güçlendireceksiniz. Bu kitabın ortaya çıkmasında başta yazarları olmak üzere farklı farklı bir çok kişinin emeği var. Yazarlarımızın özverili katkılarının yanı sıra burada ismini anamadığımız bir çok çalışana teşekkür ederiz. Editörler Prof.Dr. Ferruh UZTUĞ Yrd.Doç.Dr. Yasemin ÖZGÜN iv

5

6 1 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Siyasal iletişim kavramını tanımlayabilecek, Siyasal iletişimle ilgili ifadeleri anlatabilecek, Siyasal iletişimin gelişim dönemlerini sırasıyla aktarabilecek, Her bir siyasal iletişim döneminine ait özgün koşulları betimleyebilecek, Siyasal iletişimin her bir dönemindeki gelişmeyi açıklayabilecek, Elektronik iletişim mecralarıyla siyasal iletişim dönemini yorumlayabilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar İdeoloji Yöneten-Yönetilen İktidar Meşrutiyet Devletin İdeolojik Aygıtları Kitle İletişim Araçları Kamuoyu Parlamenter Sistem Propaganda Aday İmajı Seçmen Seçim Sistemi İletişim Kampanyası Siyasal Parti Baskı Grupları Sivil Toplum Tüketim Toplumu İkna İçindekiler Giriş Siyaset ve Siyasal İletişim Siyasal İletişimin Gelişim Dönemleri 2

7 Tarihsel Gelişimi İçinde Siyasal İletişim GİRİŞ İnsanlar temelde dil aracılığıyla etkileşim ve iletişim ortamları yaratırken; bulundukları ortamda da bu şekilde var olmaktadırlar. İnsanlar diğerleriyle bir araya gelerek maddi ve manevi anlamda çeşitli üretimler gerçekleştirirler. Gerek maddi gerekse manevi anlamda gerçekleştirilen bu üretimler insanların, dolayısıyla da toplumların yaşamlarının biçimlenmesine yön verirken aynı zamanda da onların kültürlerinin oluşmasına temel oluşturmaktadır. İnsan yaşayışına değinen, hemen her türlü yayında, yöneten ve yönetilen ilişkisi temel konu olarak yer almaktadır. Siyaset bilimi dilinde, yönetenlere, iktidar adı verilmektedir. İktidar, yönetme gücünü meşru kılar, yönetilenlere uygular. Sözkonusu gücün niteliği, nasıl meşru hale geldiği, nasıl uygulandığı, siyasal sistemin ne olduğu kadar oradaki insanların, o sistemi nasıl algıladığıyla da ilgilidir. Bugün, insanın yaşam hakkı adına yapılanlara ve söylenenlere bakıldığında; yaşama hakkı adına insanın yaşam hakkının önemsenmediği durum ve olayları görebilmemizin nedenlerinden biri de, bizlerin algılama biçimlerinden yani; değer yargıları, inançları, geçmişi, inanışları, deneyimi, eğitimi, kültürü, zekâ düzeyi, kişilik tipi, gibi özelliklerimizdir. Dolayısıyla, yöneten ya da yönetilen olsun ya da olmasın; içinde bulunduğu yer ve koşulları her ne olursa olsun her insanın bakışı, görüşü, davranışları şu ya da bu şekilde birbirinden farklıdır. Siyaset bilimi dilinde, her insanın hayatını kendi algılama biçimine göre yaşadığını; kendine has özne ile kurduğu iletişim şekli, onun gücünü meşru bir şekilde devamlı kılan bir araç işlevini görmektedir. İdeoloji kuramları, her türlü iletişimin ve tüm anlamların toplumsal-siyasal bir boyutu olduğunu ve bunların toplumsal bağları dışında anlaşılamayacaklarını vurgulamaktadır. Bu ideolojik işleyiş, daima verili düzeni kayırır; çünkü iktidarı elinde bulunduran sınıflar, yalnızca malların değil aynı zamanda fikirlerin ve anlamların da üretimini ve dağıtımını kontrol etmektedirler (Fiske, 2003;226). Demokrasi, yönetenlerin siyasal kararlara katılımını sağlayacak yöntemlerin bulunmasını gerekli kılmaktadır. Demokrasi kuramına göre siyasal katılım, her türlü toplumsal hedefi ve bunları gerçekleştirmek için kullanılacak yolları belirleyen bir süreci temsil etmektedir. Siyasal iletişim; insanın toplumdaki varlığı ve iletişimin kendisi kadar uzun bir geçmişe sahiptir. Yüzyıllardır toplumsal ilişkilerde, yönetenler kendi başarılarını vurgulamak, pekiştirmek için çeşitli yollar denemişlerdir. Bu yöntemlerin hepsi yönetilenleri yönetirken, yöneten konumunu sürdürmek amaçlı yönetilenlerin ikna edilmesi için yapılan faaliyetlerdir. Hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının gelişimi ve bu araçların çok sayıdaki insana mesaj taşıması, iletişim, ikna, yönetim yaklaşımlarını ve kullanılan yöntemleri de derinden etkilemiştir. Özellikle, siyasal iletişimin ağırlığı ve yoğunluğu artmıştır. Endüstri Devrimi sonrasından itibaren siyasal partilerin yapılanması nasıl zaman içinde değişiklik geçirdilerse, iktidara gelme çabalarında önemli rol oynayan yöntemlerde de değişiklik görülmüştür. Siyasal partilerin, yönetime talip olarak halk tarafından oy kulanarak seçilerek, iktidar olabilme ve yönetme etkinliklerinde, siyasal iletişimle gerçekleştirilen ikna önce propaganda yaklaşımıyla uygulanmış daha sonra, propagandaya, reklamcılık, halkla ilişkiler, lobi gibi farklı yaklaşım ve yöntemler eklenmiştir. Siyasal mesajları seçmenlere ve yönetilenlere ulaştırmak isteyen siyasal partiler, iletişim aracı olarak, partizan gazeteler, gazete ve broşürler, afişlerle kamuoyu oluşturmak ve bayraklar, filamalar, rozetler, düğmeler, eşarplar, fularlar dağıtarak seçmenlere ulaşmak yoluna gitmişlerdir. Siyasal partilerin seçmenleri 3

8 kendilerine oy vermeye ikna etme bakımından, yemek vermeleri, sohbet toplantıları düzenlemeleri, mitingler, törenler düzenlemeleri, seçmenlerin partileri desteklemeleri için eğlendirici ortamlar sunmaları; siyaset anlayışından siyasal iletişime yansıyan, temelinde insanın toplumda, toplumdaki kişilerin organizasyonunda etkili unsurlardaki farklılaşmadan kaynaklanmaktadır. Kitabımızın ilk ünitesinde Siyasal İletişimin başlangıcından bugüne kadar olan yolculuğunu; siyaset, toplum temelinde, yöneten ve yönetilenler ekseninde, ikna, ikna yöntemleri, iletişim, ikna edici iletişim, kitle iletişim araçları, iletişim kuramları, ikna kampanyaları, ikna edici iletişim kampanyaları; kampanya yöntemleri, ilgili kavramlar, örnek olaylarla birlikte açıklayacağız. İnsan-toplum ilişkisinde, siyasetin gerçekleştirilme biçiminde de, iletişim olmazsa olmaz, temel unsurdur. SİYASET VE SİYASAL İLETİŞİM Eskiçağdan günümüze kadar düşünürler toplum hayatı, yönetim biçimleri ve en iyi yönetim biçiminin hangisi olduğu gibi konularda farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bu düşünürlerin toplum hayatının esasları, çeşitli yönetim sistemleri, en iyi yönetim şeklinin hangisi olduğu ya da olabileceği konularında sistemli bir şekilde ortaya koydukları değişik görüşler, bugün siyaset felsefesi olarak adlandırılan disiplini meydana getirmiştir ve bu felsefe altında toplanan siyasal fikirler ve siyaset teorileri uzun süre politika biliminin başlıca konusunu ve temelini oluşturmuştur (Kapani,2002;22-23). Şimdiki zamanın ufku dil aracılığıyla kurulur. Bu dil geçmişin izini taşır. Dil şimdiki zamanda olan geçmişteki yaşamdır ve geleneğin var olmasını kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamaktadır. Aslında herhangi bir topluluğu meydana getiren;,insanların bir araya gelme nedeninin temelinde yer alan dil oyunları; dilin bir yandan geleneği sürekli kılarken bir yandan da gelenek temelinde bir araya gelen topluluğun hem kendisini hem de geleneği yaşatmasının nedenidir. Wittgenstein a göre dil oyunları, dilsel kurallar, nesneler, durumlar ve yaşam tarzları arasındaki birbirinden ayrılamaz birliktir (Wittgenstein, 1953; akt. Mouffe, 2010;35). Bu bakış açısıyla, siyaset, söz konusu bir geleneğin anahtar terimlerine uygun yeni kullanımlar yaratması ve bu yaratılmış olanların; yeni, farklı yaşam tarzlarını olanaklı kılan yeni dil oyunlarındaki kullanımları aracılığıyla anlaşabilen imaların izlenmesidir (Mouffe, 2010;35). Habermas a göre: Her türlü medya ile 20.yy da şekillenen dünya, yalnızca görünüşte bir kamusal alandır. Burjuva kamusal alanı yapıları değiştiğinden, siyasal işlevleri de değişime uğramıştır. Siyasal partiler, kamuoyunu medya teknikleriyle güdüp yönlendirerek, seçmenleri görüşler arasında değil, parti liderleri arasında bir seçim yapmaya zorlamışlardır (Tokgöz, 2008;151). Seçmen tercihlerinin belirlenmesinde önemli bir etmen olan bir diğer husus da hiç şüphe yok ki, siyasal iletişim ve politik psikoloji çalışmalarının kesişme noktalarından biri olan kamuoyudur. Siyaset bilimcilerin kamuoyunu, kanıların toplanması ve açığa çıkması ya seçim sonuçları ya da kamu siyasasının isteği doğrultusunda belirlenmesi şeklinde açıkladıkları görülmektedir. Buna karşılık sosyal bilimciler, psikologlar, sosyologların kamuoyunu açıklamak bakımından ortak noktaları, kanıların biçimlendirilmesi, yoğunluğu ve etkisidir. Kamuoyu ise, iletişim bilimcileri de ilgilendiren bir kavramdır. Siyaset bilimciler için kamuoyu demokrasi bakımından ön planda yer alırken; sosyologlar kamuoyuna bir grup olarak, sosyal psikologlar ise kişisel olarak bakmaktadırlar (Tokgöz, 2008;182). İktidarın sürekliliğinin sağlanması için, iktidar kavramıyla birlikte gelen güç, otorite, kontrol gibi yetkilerin ve bizatihi iktidarın kendisinin yeniden üretilmesi gerekmektedir. Althusser in (2006) iddia ettiği gibi iktidar, baskı aygıtları ile zor kullanarak bu işlevi yerine getirebileceği gibi ideolojik aygıtlar la ve bir anlamda rıza üretimine dayalı olarak da iktidarın devamlılığını sağlayabilir. Enformasyonla örülü post-endüstriyel toplumlarda, bilgi ve bilginin dağıtımına bağlı olarak kurulan iktidar ve güç ilişkileri günümüzde baskıdan ziyade ikna etme stratejisini gerektirmektedir. Çünkü bilginin dağıtımına hükmetmek ve bilginin içeriğinde belirleyici olmak neticede bilgiyi kontrol edenlerin bilgi sinin güvenilir ve geçerli olmasında etkili olmaktadır. Böylelikle bilginin kontrolü, beraberinde gücün elde bulundurulmasının teminatı haline gelmektedir. 4

9 Burada bilgi; ikna nın, bilinç ve rıza üretiminin bir aracı/parçası olmaktadır. İktidar ve güç ilişkilerinin/çatışmalarının insanlığın var olduğu günden beri toplumsal hayatın bir parçası olduğu göz önünde tutulursa sosyal yapı itibariyle değişen bir şey yoktur. Değişen sadece yöntemler ve elde edilen neticelerdir. Tarihsel olarak bakıldığında iktidarı elde etmek ve sürekliliğini sağlamak adına çeşitli yöntem ve stratejiler geliştirilmiştir. Günümüzde ise, özellikle enformasyonun hayatın akışını yönlendirdiği bir çağda, enformasyona ve dolayısıyla kitle iletişim araçlarına dayalı siyasal iletişim stratejileri belirleyici bir rol oynamaktadır. Siyasal iletişimin bir alt yöntemi/uygulaması olarak kabul edilen ve propaganda ile reklamcılık anlayışlarının bir bileşkesi olarak ortaya çıkan siyasal reklamcılık, bu anlamda değerlendirildiğinde hem iktidar üreten bir etkinlik hem de iktidarın sürekliliğinde rol oynayan bir iletişim faaliyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü siyasal reklamlar, hem bir fikrin tanıtılmasında, açıklanmasında ve topluma yayılmasında işlevsel bir öneme sahipken aynı zamanda ideolojik bir araç olarak; meşrulaştırma, örtme, doğrulama, kınama, rasyonalize etme, ötekileştirme, yandaş kazanma ve yol gösterme gibi bazı işlevleri de taşımakta ve yerine getirmektedir. Demokrasi, yönetenlerin siyasal kararlara katılımını sağlayacak yöntemlerin bulunmasını gerekli kılmaktadır. Demokrasi kuramına göre siyasal katılım, her türlü toplumsal hedefi ve bunları gerçekleştirmek için kullanılacak yolları belirleyen bir süreci temsil etmektedir. Siyasal katılım yollarının bireysel düzleminde ortaya çıkan haklardan biri oy kullanmadır. Halk egemenliği kavramına dayanan oy hakkı, halkın kendi iradesini aracısız ve doğrudan açıklama olanağı sağlamaktadır. Bireyler, yöneticilerini seçme ve doğrudan ya da dolaylı yönetim kararlarında etkili olabilme olanağını oy hakkı ile elde edebilmektedir. Yöneticilerin, yönetilenlerce belirlenmesini sağlayan hukuki bir işlem olarak seçim, oy hakkının kullanılmasının temel aracını oluşturmaktadır. Seçimler sadece yönetim erkinin liderlere ya da partilere devredilme aracı olmayıp aynı zamanda yönetim biçiminde duyulan güveni artırıcı ve pekiştirici bir işlevi de yerine getirmektedir. Seçimler yönetilenlerle yöneticiler arasında bir iletişim biçimi olarak da kabul edilebilir. David Easton un siyasal sistem modeli içinde yer alan geri besleme süreci, bu tür bir değerlendirmenin temelini oluşturmaktadır. Geri besleme, iletişim sürecinde kaynağın gönderdiği iletiye hedef kitlenin verdiği tepki ya da cevap olarak kavramsallaştırılabilir. İletişimin başarısı geri beslemenin gözetlenip; doğru şekilde kullanılması ile doğrudan ilgilidir. İletişim sürecindeki temel kavramsal siyasal sistem içinde de karşılıklarını bulur. Bu süreç kabaca yönetenlerin kaynak, yöneticilerin alıcı olduğunun kabul edilmesine dayanır. Easton un siyasal sistem modelinde kullandığı temel kavaramlar girdi, çıktı ve geri beslemedir. Siyasal sistemin çıktıları olarak siyasal otoriteler tarafından gerçekleştirilen faaliyetler gösterilebilir. Siyasal otoritelerin karar vermelerini tesadüfi olmaktan çıkararak, siyasal faaliyetlere sistematik bir görüntü kazandıran en önemli değişken ise geri beslemedir. Geri besleme süreci, sistemin varlığını sürdürebilmesinde son derece yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu durumda seçim, iki taraf arasında iletişim; değiş-tokuş kavramlarıyla çözümlenebilir hale gelmekte ve yöneticilerle yönetenler arasında iletişimi sağlayarak, siyasetçilere siyasaları ve uygulamalarıyla ilgili seçmenlerin tepkilerini ulaştıran bir geri besleme süreci olarak değerlendirilmektedir (Cotteret ve Emeri, 1995). Siyasal partiler, ortak görüşü paylaşan insanların örgütlü olarak halk adına iktidarı kullanması bakımından; seçimler ise oy verme davranışlarını, oyların güvenilirliğini, siyasal adayların belirlenmesini ve demokratik ortamın geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır (Kavanagh, 1983: 76,9). Halkın işlevi, demokratik değerlere bağlı, yetenekli, uzman liderler ile seçkinleri seçmek, kararları alacak ve tercihleri yapacak olan azınlığı oylarıyla iş başına getirmektir. Politik kadrolar da, politikalarını meşrulaştırmak ve halka onaylatmak amacıyla çeşitli ikna metotlarına başvurmaktadırlar (Oktay, 1993;77). Halk adına, ülkeyi yönetecekleri ve kitleleri temsil edecekleri belirlemede başvurulan bir yol olan seçim, oy hakkının kullanılmasının da temel amacını oluşturmaktadır (Kışlalı, 2000;220). Seçimler sırasında kullanılan bilgilerin önemli bir gövdesi de siyasal kampanya lardır. Çağdaş demokratik sistemlerde seçimler, siyasal faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir. Seçim dönemleri, yönetilenler ile siyasal otorite arasında etki-bilgi akışının yoğunlaştığı ve geri besleme çemberlerinin genişlediği dönemlerdir. Bu dönemlerde üretilen çıktıların seçmenlere, seçmenlerin ürettiği çıktıların da siyasal otoriteye iletilmesinde ve yorumlanmasında aracı çevre kuruluşları diyebileceğimiz siyasal birimler, siyasal iletişim kanalarını oluşturmaktadır (Nedimoğlu, 1990). Yönetenler ve 5

10 yönetilenler arasında etki-bilgi akışını, diğer bir değişle iletişimi sağlayan birimler olarak haber medyası, profesyonel iletişim ajansları vb. çağdaş demokrasilerde yaşamsal bir öneme sahiptirler. Bu bağlamda, her zaman siyasal süreçte bulunan iletişim, seçim dönemlerinde daha da yoğun olmaktadır. Siyasal iletişim kampanyalarıyla siyasi partiler daha fazla oy toplayabilmek ve kararsız seçmenleri kendilerine çekebilmek için en etkili yöntemleri kullanmaya çalışmaktadırlar. Amaç, hedef kitleyi istenilen noktada eyleme geçirmeye yöneliktir. Yeni siyaset koşullarının eskisine göre, iki temel farklılığı içerdiği belirtilmektedir: Bu farklılıklardan ilki, siyasetin bir sanat olmasından çok bir bilim olmasıdır. Siyasi partiler ya da adaylar seçmenlerinin kendilerinden neler beklediklerini masa basında yapılan tahminlerle belirleme kolaylığını yitirmislerdir. Bu ve benzer konularla ilgili kararların ancak sağlıklı araştırmalar sonucunda elde edilmis bilgilerden yararlanılarak alınması gerekmektedir. Günümüz siyasi kosullarının, geçmişteki koşullarla karsılaştırıldığında ortaya çıkan ikinci farklılığı, siyasi parti ya da adayların seçmenleriyle iletişim kurmada kitle iletisim araçlarını yoğun bir sekilde kullanmalarıyla açıklanmaktadır (Uztuğ, 2002: ). 20. yüzyılın kitle iletişim araçlarında tür ve sayı bakımından artış, siyasal iletişimde önemli değişikliklere neden olmuştur. Tarihsel açıdan 1950 li yıllara kadar egemen olan propaganda tabanlı seçim stratejileri, hızlı bir değişimle siyasal iletişim mantığı içerisindeki siyasal kampanyalara dönüşmüş, adaylardan partiye, ideolojiden inanca geniş bir yelpazede değerlendirilen, seçim stratejileri ve taktikleriyle üretilen kampanyalarla şekillendirilmiştir (Aktaş, 2004: 17). Bu boyutuyla yönetilenlerle yöneticiler arasında bir iletişim biçimi olarak değerlendirilen seçim, geliştirilecek ve uygulanacak olan siyasaların onayının yönetilenlerce verilmesi sürecinde temel bir rol oynamaktadır. Karar verici olarak seçmenler, seçenekleri değerlendirmede bilgiye gereksinim duymakta; kararlarını oluşturtururken, farklı kaynaklardan gelen bilgileri değerlendirmektedirler. Sözkonusu bilgiler, seçim döneminin öncesinden başlayarak seçim dönemine kadar uzanan uzun bir iletişim zinciriyle seçmenlere ulaşmaktadır. Farklı mecralarda, başta iktidar ve muhalefet partileri olmak üzere, seçime katılan partilerin birbirlerine yönelik eleştirileri yer almaktadır.. Bu nedenledir ki basın, denetleyici bir rolü de üstlenerek dördüncü kuvvet nitelendirilmesi ile demokrasinin vazgeçilmez bir ön koşulu olma rolünü farklı sosyal mecra kanallarına rağmen kısmen korumaktadır. Siyasal partiler nasıl zaman içinde değişiklik geçirdilerse, iktidara gelme çabalarında önemli rol oynayan yöntemlerde de değişiklik görülmüştür. Siyasal partilerin iktidar olma çabalarında günümüzde önemli bir konumda olan siyasal propaganda ve reklamcılık da zaman içinde evrim geçirmiştir. Siyasal mesajları seçmenlere ulaştırmak isteyen siyasal partilere, partizan gazeteler, gazete ve broşürlerle destek verirken, siyasal partiler bayraklar, flamalar, rozetler, düğmeler, eşarplar, fularlar dağıtarak seçmenlere ulaşmak yoluna gitmişlerdir. Siyasal partilerin seçmenleri kendilerine oy vermeye ikna etme bakımından, yemek vermeleri, sohbet toplantıları düzenlemeleri, mitingler, törenler düzenlemeleri, çeşitli şarkıları eğlendirici olmanın ötesinde siyasal açıdan önem taşır. Demokrasiler, vatandaşlarla siyasi adaylar arasında kurulan bir diyalogdur. Seçim kampanyaları ise bu diyalogun en bariz ve en sesli kısmını oluştururlar. Renkli ve büyük bir çekişmeye sahne olan kampanyalar vasıtasıyla adaylar; seçmenleri, kendilerine oy vermeleri ve davalarını desteklemeleri için ikna etmeye çalışmaktadırlar (Lau & Pomper, 2002: 47). Kitleleri iknaya dayalı bu iletişim şekli öncelikle propaganda olarak adlandırılırken, kitle iletişim araçları ve uygulamalarının giderek yaygınlık kazanmasıyla birlikte siyasal reklamcılığa dönüşmüştür. Siyasal iletişim, bir ikna stratejisi olarak hem propagandanın tarihsel deneyiminden faydalanmakta hem de reklamın tüketiciler nezdinde elde ettiği başarıları ve yöntemleri kullanmaktadır. Siyasal iletişim yöntem ve yaklaşımları, günümüzde özellikle de seçim dönemlerinde giderek yaygınlaşırken, siyasi çıkar odaklarının uygulamalarının haklılaştırılmasında ve meşrulaştırılmasında ideolojik bir araç olarak kullanılmaktadır. Günümüzde özellikle, siyasi partiler tarafından seçim dönemlerinde gerçekleştiren siyasal iletişim, pazarlama iletişimindeki, kampanya yaklaşımıyla gerçekleştirilmektedir. Buna göre; siyasal iletişim kampanyası, sayı, yaşanan coğrafya gibi demografik ya da psikografik özelliklere göre saptanmış hedef kitleye (siyasal parti için seçmen), kitle iletişim araçları yoluyla belirli bir amaçla ve 6

11 program dâhilinde, konusunda uzman kişiler tarafından hazırlanan mesajların, yine bir plan dâhilinde, belirli bir zaman aralığında, aktarıldığı/uygulanarak geribildirimin takip edilip- ölçüldüğü, hedef kitlenin ikna olması için yürütülen, iletişim faaliyetleri dir. İçinde yaşadığımız yüzyıl bakımından siyasal iletişim yazılı, basılı, elektronik ortamlardaki uygulamalarla sürdürülmeye devam edilmekteyken; aynı zamanda da, bilgisayar ve internet teknolojisi; internet ve internetteki sosyal mecralar daki uygulamaların yer aldığı; sanal ortam daki iletişim faaliyetlerini de eklemek gerekmektedir. SİYASAL İLETİŞİMİN GELİŞİM DÖNEMLERİ Belirli bir toplumsal ortama doğan insanın orada toplumsallaşması ve içine doğduğu toplumun koşullarına hazırlanmasında temel araçlardan biri yine dildir. İnsanın, içine doğduğu toplumun koşullarına uyumlanması demek, o toplumda geçerlilik gösteren kuralları, simgeleri, imgeleri algılaması, öğrenmesi ve kavramasıdır. Bu da ancak dil aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Buna göre dil ile toplumsallaşma süreci arasında doğrudan bir ilişki vardır. Daha doğrusu dil, toplumsallaşmanın önemli bir öğesidir. Basit şekillerde gerçekleştirilen anlatımlarla birlikte insanoğlu, yaşamında kullanmaya başladığı simgelerle unutkan, kapasitesi sınırlı olan belleğini genişletmeye yönelmiştir. Hiç kuşkusuz, bu süreç, insanoğlunun artan ulaşım ve iletişim olanaklarına bağlı olarak, daha sonraları mekânın sınırlayıcı engellerini kırmaya doğru yol almıştır. İletişim teknolojileri olarak yazı, basım teknikleri, kitle iletişim araçları, bilgisayar ve internet, yazılı, basılı, elektronik ve sanal ortamda kendilerine zamanla yer bulurlarken, aynı zamanda güç/iktidar, pazar ve piyasa ilişkilerine de yön vermişlerdir. İnsan topluluklarında, savunma ve güvenlikle ilgili toplumsal düzeni sağlamak, temel ihtiyaçtır. Ticaret bunlardan sonra yer almaktadır. Söz konusu, üç ihtiyacın karşılanması için din/inançla ilgili tanrı ve tanrıların söylediklerini kutsal bir niteliğe kavuşturarak; bunları insanların kolayca benimsemesi ve nesilden nesile aktararak; kalıcı hale getirmekle ilgili çeşitli yaklaşımlar sergilenmiştir. İnsanoğlunun hayatını sürdürmesine ilişkin tecrübeleri; topluma yön veren kişiler -yöneticiler- ve bunlara bağlı kayıtlar; insanoğlunun doğa ile kurduğu ilişkide merkezi bir rol oynayan insanüstü ve doğaüstü varlıklar, tanrılar ile kurulan ilişkileri anlatan efsaneler, yazı ile kayıt altına alınır olmuştur. Yazının bulunması ile kültür aktarımı için, bilgi nin, kaydedilmesi mümkün hale gelmiştir. Yazının, MÖ 3000 li yıllarda bulunduğu varsayılmaktadır. Toplumsal yaşamda, tarım ve hayvancılıkla ilgili kayıtların tutulması gerçeğinden hareketle, yazıya ve sayılara gereksinim artmıştır Siyasal iletişimin rolü ve önemi işte bu dönemlerde belirlenmiştir. Çünkü insanlar ve topluluklar dâhilinde de olsa güç/iktidar ilişkilerinin nasıl yapılanacağı sorunu ön plana çıkmaya başlamıştır. Adam Ferguson un unutulmaz sözünde tarih, insan eyleminin bir sonucudur ama insan tasarımı sonucu meydana gelmemiştir. Çağdaşı olan Adam Smith, beşeri olayları şekillendiren görünmez bir el den söz etmektedir. Yarım yüzyıl sonra Hegel, tarih içinde özgürlüğün ilerleyişini açıklamak için aklın kurnazlığı na başvurmaktadır. Yaklaşık aynı dönemde Tocqueville benzer bir iddia ortaya koyarak demokrasinin ilerleyişinde, demokrasinin başarısı için çalışanlar kadar demokrasinin hizmetinde asla hayal etmeyenler, demokrasi için savaşanlar kadar onun düşmanı olduğunu ilan edenler, yani herkes rol almıştır demektedir. Birkaç yıl sonra Marx, insanların kendi eylemlerine yabancılaşma sından söz etmiştir: Kendi üzerimizde maddi bir güç olarak ürettiğimiz bu birlik kontrolden çıkmakta, beklentilerimizi önlemektedir, hesaplarımızı sıfıra çekmekte olan sosyal etkinliğin bu katılaşması bugüne kadarki tarihi gelişmelerin baş faktörlerinden biridir (Elster, 2010: ). Siyasal iletişim uygulamaları, insanoğlunun toplum yaşamında kendini ve çevresini savunması, toplumdaki ilişkileri düzenlemesi; din le ilgili kutsal söylemi oluşturması, ticaretin işleyişi ve ticareti yapılan ürünlerin belirlenmesi bakımından kayıt tutması, paranın kullanımı ve bunlarla bağlı diğer faaliyetlerle ilişkilendirerek değerlendirilebilecek bir kavramdır. Siyasal iletişim faaliyetleri asker, din, ticaret zeminlerinde yükselen; üçlü saç ayağı üzerinde konumlanmaktadır. Siyasal iletişim uygulamaları ile anlatılmak istenen nedir? 7

12 Siyasal iletişim uygulamaları, insanoğlunun toplum yaşamında kendini ve çevresini savunması, toplumdaki ilişkileri düzenlemesi; din le ilgili kutsal söylemi oluşturması, ticaretin işleyişi ve ticareti yapılan ürünlerin belirlenmesi bakımından kayıt tutması, paranın kullanımı ve bunlarla bağlı diğer faaliyetlerle ilişkilendirerek değerlendirilebilecek bir kavramdır. Siyasal iletişimin ön plana çıkması ile ilişkili gelişme ve bunun siyasal iletişim açısından önemini açıklayınız. Bir toplumun var olmasının ön koşulu dilin varlığıdır. Nitekim insanlar toplumsal bir ortam içerisinde bir araya geldiyse ve böylece toplumsal dediğimiz büyük yapının oluşması mümkün olduysa, kaynağı; dil dir. Sözcüklerle konuşmanın gelişimi bilgilerin bellekte saklanması ve toplumun üyeleri tarafından paylaşılmasını olanaklı hale getirmiştir. Sözel İletişim, Konuşma İnsanın toplumsal ortamdaki varlığını sözel ve sözel olmayan biçimlerde gerçekleştirmesi, iletişim i belirlemektedir. Sözel olan iletişimle kastedilen, insanın, konuşması dır. Yazının bulunmasından önce insanoğlu, kültür aktarımını sesle-konuşma yoluyla sağlamaktaydı. Sonradan kâğıda geçireceği sözcüklerle konuşması; insanları, toplumla birlikte yaşayan varlıklar olarak ileriye taşımış ve onlara toplumu oluşturarak, birlikte üretme/yok etme olanağını sağlamıştır. İnsanlık, konuşması sayesinde, kültür ünü; tarihini hikâyeler, masallar, mitler ya da efsaneler biçiminde nesilden nesile aktarmayı başarmıştır. Böylece, her nesil ateşi yeniden keşfetmek zorunda kalmamıştır. Resim 1.1: İnsanoğlu konuşan sözcükle kendini ifade etme ve toplumdaki insanlarla ilişki kurma olanağı sağlamıştır. İletişim açısından ideoloji: geniş ve kapsamlı iletişim ağları içinde biçimlendirilen simgeler ve simgeleştirme kümesidir. Belli, ortak bir kültürel çevreden gelen bireylerin, belirli bir nesneyi, olayı algılama ve tanıma biçimlerinde, belli bir yakınlık vardır. Bir başka deyişle, paylaşılmış yaşam ortamları (bireylerin nesneleri, olayları tanımlamakta kullandıkları zihinsel haritalar arasında da benzerlik yaratmaktadır. Bu aynı zamanda ideolojinin de bir paylaşımıdır (İnceoğlu, 2010;90). Toplumun üyeleri olarak; bir arada yaşayan insanların oluşturduğu köyde/kabilede hayatta olan en yaşlı kişi; topluluğun geçmişini ve deneyimlerini yeni nesle aktarma görevini üstlenmektedir. Yaşanmışlık bilgisine sahip olan, yaşı en büyük olan kişi olduğundan; uzun yaşamak kişiye güç sağlayan bir araç olmuştur. Toplumlar, yaşlı üyelerine itaat davranışı geliştirmişler ve onlara farklı biçimlerde saygı göstermişlerdir. 8

13 İletişimin yazının bulunmasından önce; sözel olarak, konuşma yoluyla sağlandığı topluluklarda, güçlü ve itaat edilen insan neye göre belirlenmektedir? Walter J. Ong ın 1982 de söylediği gibi konuşulan sözcük bugün de vardır ama geçmişteki sözlü kültürlerde olduğu gibi değildir. Sözlü kültürler ve daha sonrası için konuşulanlar birer deneyimdir, birer olaydır. Bugün ise, bu sadece insan zihninde ve hafızasında bir devamlılık göstermekte ve sadece tekrar edildiğinde yeniden yaşama imkânı bulmaktadır. İnsanoğlunun simgesel düşünme ve mantık yürütme yeteneğini geliştirmesi, kendileri için önemli buldukları doğa olaylarını, bu olaylarla ilgili inançları, belki de büyüyle karışık bir şekilde korkularını ifade etme yollarını aramasıyla mümkün olmuştur. Yaşadığı dönemin teknolojisini kullanma yönünden sözden yazıya geçiş ise, insanoğlunun kendi sözlerini, korkularını, sevinçlerini paylaşmak, toplumsal yaşamı derleyip toplamak, düzene koymak, deneyimlerini geleceğe aktarmak için gerçekleştirilmiştir. Yazı nın Bulunması ve Yazılı Dil İnsanoğlunun yaşamında yazı, aslında söz uçtuktan sonra kalan tortuya benzetilebilir. Resimle anlatımın temelini oluşturan simgelerin kullanımı, insanoğlunun sözlü iletişim aşamasına resim ise daha sonra yazıyla iletişim aşamasına taşınmasını beraberinde getirmiştir. MÖ 3000 den itibaren yazı, hiç kuşkusuz, insanoğlunun yaşamında önemli bir toplumsal gelişim çizgisini oluştururken; yazıyı yazabilme, yazıcı diye adlandırılan aracıların toplumsal yaşamda varlıklarının tanınmasıyla mümkün olabilmiştir. Resimle anlatım ya da görsel nitelikli ilk metinlerin içerikleri, yazıcıların kendilerine göre, doğada bulunan nesneleri bir anlam bütünlüğü oluşturabilmek bakımından yan yana getirmeleriyle ortaya çıkmıştır. Resimle anlatım temeli, anlamının ne olduğu şekillere ve simgelere dayanırken, yazıcılar tarafından sahip oldukları bilgi, beceri üzerinden ayrıcalık kazanma, belki de bilgi tekeli diye adlandırılabilecek bir depolama mekanizmasının oluşturulmasını beraberinde getirmiştir. Yazıcılar, adı konmayan siyasal iktidarın bir parçası olurken siyasal iletişim açısından önemli roller üstlenmeye yönelmişlerdir. Eski Mısır uygarlığında mısırlı yazıcıların başı ve aynı zamanda Yazı Tanrısı Thot un yazıcılara okuma yazma yeteneğini bahşetmesiyle, yazıcıların konumu daha açık hale gelmiştir. Aslında, bu durum Eski Mısır da rahip sınıfının iktidarlarını nasıl uzun süre koruduğuna da açıklık getirmektedir (Törenli, 2005, 24). Yazı hem iktidarın taşıyıcısıdır hem de iktidarın kuruluşuna hizmet etmektedir. İktidarın kuruluşuna temel oluşturan yazı, aynı zamanda egemenlik ilişkilerinin sündürülmesinde ve meşru gösterilmesinde rol oynamaktadır. Siyasal iletişim bakımından güç/iktidar ilişkisinin hangi yönde olduğunu göstermesi bakımından yazı önemli bir göstergedir. Güçlü olan, bilgi kaynaklarına da sahiptir. Bilgi kaynaklarını ve bilgiyi, herkesin kullanımına sunuyor mu, yoksa bilgi kaynaklarını denetimi altına alarak, sadece belirli bir zümrenin mi bunlara erişimine olanak tanıyor, vb. sorular; iktidar ve niteliği hakkında görüşlerimizin temelini oluşturmaktadır. Yazılı dilin kullanımının siyasal iletişim açısından önemini açıklayınız. Bugün alfabe adını verdiğimiz simgeler fonetik yazının temelini oluştururken alfabe MÖ yıllarından itibaren yaşama geçirilmiştir. Alfabe, yazılı dilin öğrenilme sürecini hızlandırmış, anlatım sınırlarını genişletmiş, içerik kaydetme ya da taşıma kapasitesini artırma konusunda arayışlara önemli bir adım oluşturmuştur (Törenli, 2005; 25-26). Alfabe, hiyeroglifte olduğu gibi görsel özellikler taşımaz. Alfabe ile kişi bilgiyi toplamakta ve saklamaktadır. Biriktirilen farklı niteliklerdeki bilgiler ile daha öncekilerin ne yapmaya çalıştıkları ve nasıl yapmaya çalıştıkları anlaşılmaya çalışılmaktadır. Yazılı sözcükler daha karmaşık yasal sistemler geliştirmemizi ve gücü merkezileştirmemizi sağlamıştır. Bilginin sahibi olmak günümüzde olduğu gibi, geçmişte de güç ün sahibi olmak anlamına geliyordu. Batı Uygarlıkları özelinde; söz konusu güç sadece ve sadece yazılı sözcükleri kullananların elinde birer araç olma özelliklerini uzun süre korumuşlardır. Bu araçları kullanma hakkına sahip olanlar, Batı Uygarlığı nda, krallar, imparatorlar, feodal lordlar ve kilise olmuştur. 9

14 Eski Yunanistan ve Roma da az sayıda insan okuma ve yazma bilmekteydi ve bunlar kaynakları geniş, her türlü imkâna sahip, zengin insanlardı. Günümüzde de hala tartışılmakta olan sorunların temeli o günlerde atılmıştır. Maddi kaynaklara sahip olan, bilgiye de sahip olur ve onu da kendi özel mülkiyeti sınırları içine alarak istediği şekilde kullanır. Dolayısıyla, bilgi, sahip olunan ve diğerleriyle paylaşılmayan bireysel mülk tür düşüncesi çoğunluk tarafından da kabul edilir hale gelmiştir. Elbette, çoğunluktan kastımız; bilgiyi özel mülkü haline getirenlerin oluşturduğu çoğunluktur. Bilgi, güçtür. Tarihin her döneminde, düzeyi ve kullanma yöntemi birbirinden farklılık göstermekle birlikte, bilgi, yönetenin, hükmedenin hakimiyetinde ve kontrolündeki diğer maddi kaynaklardan birisi olmuştur. Çünkü, geçmişe dönük olarak, bu durumla ilgili tavır araştırıldığında, bilgiyi özel mülkü haline getirenlerin çoğunluğu oluşturduğu gözlenmektedir. Dün olduğu gibi bugün de bilginin, sahip olunan ve diğerleriyle paylaşılmayan bireysel bir mülk olması devam etmektedir. Krallar iktidarlarını, kendi kurallarını, yasalarını sözlü olmaktan çıkararak, yazılı hale getirerek kurmuşlardır. Bu şekilde, yazıda sadeleşme sürecini başlatmışlardır. Özellikle, krallar yazıcılarla, din adamları sınıfı arasındaki kesimlerden, askerlerden, özgürleşmiş kölelerden yeni üyelerin eklenmesini sağlamışlardır. Din adamları arasında yer alan yazıcıların egemenliğini kurabilmişlerdir (Törenli, 2005, 29). Yazı nesneleşmiş sözün yerini alırken Eski Roma da iktidarın dikilen anıtlarla somutlaştırılması bakımından kullanılmıştır. Bu bağlamda yazı, kamu yöneticilerinin ilk ve güçlü biçimleriyle, imparatorluklarda yer alan kayıt altına alma, bürokratik kuralları bir sonraki döneme aktarma, insan belleğinin kısıtlamalarını aşma, zamanın mekânın denetimini ele geçirme, ekonomik ve siyasal yönetimde denetimi etkinleştirme gibi amaçlarla kullanılagelmiştir. Siyasal iletişim uygulamaları olarak nitelenebilecek yukarıdaki uygulamalar, günümüzde de farklı biçimlerde süregelmektedir. Harold Innis, yazının, iletişim tarihi bakımından yapılan değerlendirmelerde önemli bir yeri olan iktidarın bir parçası haline geldiğine değinerek böylece yazının iktidarın kuruluşuna temel oluşturduğuna işaret etmektedir. Aynı zamanda, egemenlik ilişkilerinin sürdürülmesi ve meşru gösterilmesinde yazının oynadığı rolü dikkatten uzak tutmamaktadır. Nitekim erken dönemlerden itibaren, yazıyla birlikte, kültürel malzemenin elle çoğaltılması siyasal iktidarın korunmasına ilişkin olarak, din ve hukuk açısından, içerik açısından denetim mekanizmasına yönelmeyi de beraberinde getirmiş bulunmaktadır. Sansür uygulamasının ilk örneğine MÖ 443 tarihinde Roma da rastlanılmaktadır (Törenli, 2005, 31). Eski Roma da Senato nun aldığı kararların halka duyurulması bakımından, şehrin en işlek yerlerine yazılı kitabeler halinde ilan edilmesiyle birlikte yazı, Roma iktidarların meşrulaştırılması aracı olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Roma da resmi gazete niteliğindeki Acta Diurna ile Senato tutanaklarından olan Acta Senatus un MÖ 50 li yıllarda, Konsül sıfatıyla Jul Sezar tarafından yayınlattırılması, MÖ 443 ten itibaren başlayan gelişmelerin bir devamı niteliğinde görülebilir. Eğitim ve eğlence aracı olarak okuma yazmanın yaygınlaşmasına kitaplar katkıda bulunmuşlardır. Kitapların hazırlanmasında kullanılan parşömenin rolünden de söz etmek gerekir. Parşömen yazı yüzeyi olarak, merkezi yönetim dışındaki yerel nitelikteki yapılanmalarda, dini oluşumlar olan manastırlarda birbirinden kopuk birimlerin iletişimine özgü sorunları aşarak bütünleşmelerine katkıda bulunmuştur. Henüz, bir deneyim olarak sözcük, yazının bulunduğu toplumlarda sürüyor. Ong un (1967) söylediği gibi: Eski İbraniler ve Hıristiyanlar sadece konuşulan sözcüğü değil alfabeyi de biliyorlardı...fakat onlara ve ilk zamanlardaki bütün insanlara göre, sözcük, yazılı olduğunda bile, normal olarak 20.yy teknoloji insanına göre konuşulan sözcüğe daha yakındı. Bugün, sözcüğün hala konuşulan sözcüğün kökünde olduğunun farkındalığını yeniden kazanmak için çoğu kez uğraşmak zorundayız. Eski insanların böyle bir problemi yoktu: Sözcüğü yazılı olduğunda bile sesteki başlıca bir olay olarak hissetti. Böylece, sözcük, yazılı olduğunda bile, deneyimsel bir fenomen olarak kalarak; yine fenomen olarak algılanmaya devam etti. 10

15 Yazılı Dil: Kâğıda Geçirilen Sözcük Yazıyı çoğaltmak için kalıpların hazırlanmasında kâğıdın kullanılması siyasal iletişim açısından önemli bir aşamayı gösterir niteliktedir. Kâğıt ilk kez MÖ 105 te Çin de kullanılmaya başlanırken, merkezîleşmeyi hedefleyen bir bürokrasinin gereksinimlerini karşılamak amacıyla devreye girmiştir. Aynı zamana kâğıt, Çin de imparatorluk döneminde sözlü kültür yerine daha basit ve anlaşılır bir iletişim sistemi olan yazılı kültüre geçiş sürecini de hızlandırmıştır. Bununla birlikte Çin de kâğıdın bulunuşu rastlantı değildir. Kâğıt, önce Çinliler tarafından üretilirken; zaman içinde Müslüman Araplar üretici konuma gelmişlerdir. Semarkand da başlayıp zamanla Avrupa ya kadar uzanacak olan İpek Yolu aracılığıyla, kâğıt talebi karşılanmış; kâğıt değerli bir mal olarak talep görmüştür. Müslüman dünyasının Uzakdoğu ile coğrafi yakınlığı, ticari ilişkileri, İslam dininin öğrenmeye verdiği değer gibi nedenlerle, Müslümanlar kâğıt üretimini kendilerine göre yönlendirmişlerdir. Bağdat ta kurulan kâğıt değirmenlerinin kâğıt üretiminde aşama kaydetmesinin ardında çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bağdat bir kere parşömen yapılan kaynaklara uzakta yer alırken, ikinci önemli neden parşömen yapımında kullanılan domuz derisinin İslamca haram sayılmasıdır. Moğol istilasından sonra Bağdat ın kâğıt üretimi bakımından üstünlüğü kırılmıştır. Bu durum, kâğıt üretiminde uzmanlaşmış işgücünün Avrupa nın hem kâğıt üretimiyle tanışmasını hem de kâğıt üretimini ele geçirilmesini beraberinde getirmiştir. Kâğıt üretiminin Avrupa da yaygınlaşması, yaklaşık olarak 1275 te başlayan ticaret devrimi yanında birçok alanda görülen gelişmelere de yön vermiştir. Bugün dahi kâğıt kullanımı bankacılılıkta sigorta ve poliçe için kullanılan belgelere duyulan güvenin artmasına katkıda bulunurken, yerel dillerde yazılmış dini kitapların temin edilmesinde, posta pullarının devreye girmesinde kolaylık sağlamıştır. Avrupa da manastırlarda kâğıdın devreye girmesi el yazmacılığına ivme kazandırırken, dini kurumlar yanında eğitim kurumlarının sayısının artmasını beraberinde getirmiştir. Yazılı Dil: Basım ve Basım Tekniklerinin Devreye Girmesi Kâğıt ve elyazmaları yanında ayrıca yine Uzakdoğu da Çin ve Kore de devreye giren basım işlemlerinin öneminden söz etmek gerekir. Basım teknikleri, elle çoğaltma işlemlerini mekanik hale getirerek üretim süresini kısaltırken emek yoğunluğunu azaltmıştır. Baskı teknikleri, MS 11. yüzyılda Çin den sonra Kore ve Japonya da da yaygınlık kazanmıştır. On üçüncü yüzyılda Çin de çeşitli geziler yapan gezgin Marco Polo, 1295 te Çin den dönerken blok baskıda kullanılan tahta kalıpları beraberinde getirmiştir. Resim 1.2: İnsan yazıyla kültürü nesilden nesile aktararak, güçlü konuma gelebilmiştir. 11

16 Blok baskının Avrupa da 16. yüzyıla kadar kullanıldığı söylenebilir. Jan Gutenberg ise, üzüm sıkmak için kullanılan tahta baskı makinesinden geliştirdiği baskı makinesiyle kâğıt üzerinde baskı almayı başarmıştır. Kimine göre 1450, kimine göre 1456 da Gutenberg in devreye soktuğu tahta baskı makinası, insan gücü yanında mekanik gücün basım işinde kullanımını sağlamıştır. Gutenberg in gerçekleştirdiği baskı makinesi, belirli bir zaman süresinde Avrupa da yaygınlık kazanmıştır. Yazı insanoğlunun yaşamında nasıl önemli bir kültürel olguysa, siyasal iletişim açısından basım insanoğlu için o denli önemlidir. Basım teknikleri, insanın düşüncelerinin, fikirlerinin çoğaltılarak kalıcı hale gelmesine, saklanabilmesine yeni bir boyut eklemiştir. Yazı insanın örgütlenmesi ve toplumsal düzenleme yönünden temel değişikleri beraberinde getirmiş, toplumda işbölümünün hızlanmasına neden olmuştur. Yeni sınıflar ve meslekler toplumsal yaşamda yazıyla birlikte oluşmaya başlarken, basım işlemleriyle elle yazılmış metinleri elinde bulunduranların önemini azaltmıştır. Baskı işlemleri, yazılı metinler bakımından denetimin artık yazarın kendisine ait olmasını sağlamıştır. Yazıcı yerine artık yazar ön plana çıkarken, baskı teknikleriyle birlikte siyasal iletişim açısından yeni açılımlar görülmeye başlanmıştır. Yazının hiç kuşkusuz en temel özelliği iletişim sürecindeki iki temel özelliği değiştirebilmesidir. Yazardan zaman ve mekân olarak uzak olana izleyici öğesini yazı oluştururken, soyut kavramları özümleme ve değerlendirme bakımından deneyim sahibi olmayan toplumların katmanlarına bilgiyi enformasyon olarak iletilebilmiştir. Bir şey yazılı hale gelince, bunun birleşimi ne olursa olsun, artık her tarafa yayılmaya başlamakta, eşit olarak anlayanların da, anlamayanların da eline geçebilmektedir diyen Socrates i anmak belki bu noktada yerinde olacaktır. Basım işlemleri, toplum katmanları arasında okuryazarlığın yayılmasında en önemli aracı olan yazılı metinlerin kolaylıkla hazırlanmasında ve dağıtılmasında fazlasıyla işlevsel olmuştur. Rönesans ve Reform hareketleri birlikte insanlığa yeni bir yön verirken, Avrupa da yeni bir görünüm de ortaya çıkmaya başlamıştır. Baskı teknolojileri kullanarak toplanmış bilgiyi basma ve dağıtma işlemleri, kral, prens, imparator ve kilisenin halkın neyi bilmesi gerektiği konusunda denetim uygulamalarına başvurmalarına neden olmuştur. Daha doğru deyişle, halkın üzerinde yönetimi elinde tutanlar, kendi siyasal iktidarları için basımevini ve burada basılan metinleri tehlikeli olarak görmeye başlamışlardır. Uyguladıkları denetim yöntemleriyle, kendilerine göre halkın düşünce ve inanç açısından uyanması yönünde engeller getirmeyi uygun görmüşlerdir. Getirilen engeller, uygulanan denetimler, daha sonraları halkın halklar ve özgürlükler mücadelesini gündeme getirecektir. Gazetenin/Yazılı Basının Doğuşu On dördüncü yüzyıldan başlayarak Avrupa da Hollanda, Almanya İtalya da tüccarlar ve bankerler kendileri için istihbarat sağlamak için haber mektuplarının yayınlanması yolunu seçmişlerdir. Buna karşılık Avrupa da krallar ve prensler kendi durumlarıyla ilgili haberleri halka duyurmak için haber kâğıtları dağıtmak yoluna gitmişlerdir. Haber mektuplarında genelde ticaret, savaş haberleri yer almakta ve parayla satılmaktadır. Haber kâğıtları, kralın tahta çıkması, evlenmesi, ölümü, çocuğunun olması, salgın hastalıklar, cadıların yakılması, turnuvalar hakkında yayınlanmışlardır. 17. yüzyılda haber kâğıtları ve haber mektupları ilk gazetelerin yayınlanmasına kadar işlevlerini sürdürmüşlerdir. Yazı, baskı makinesi, yönetim/yönetilen ilişkilerinde olduğu gibi, kilise gelişen ticaret üzerinde etkili olmuştur. Görülen bu etki ise, siyasal iletişim uygulamaları bakımından gelişmeleri ve yenilikleri beraberinde getirmiştir (Tokgöz, 2006, 59-61). Yüzyıllar boyunca düzenli iletişimi kendi denetiminde ve tekelinde tutan merkezi yönetimler; prenslikler, krallıklar, imparatorluklar ve kilise, aydınlanma geleneği içinde biçimlenen yeni iletişim araçları olan kitap, gazete, dergiyi denetim altına almak için büyük çaba göstermişlerdir. 12

17 Aristokrasinin yanında ekonomik iktidara aday olan burjuvazinin gelişmesi, Amerikan Bağımsızlık Savaşı, Fransız Devrimi, aristokrasi, hatta kilise için demokratik yönetim seçeneğinin kabulünün zorunluğunu beraberinde getirmiştir. Endüstri devrimiyle birlikte ekonomik gücü elinde bulundurmaya başlayan, daha sonra kapitalist diye adlandırılacak tüccarların siyasal iktidara aday olma istekleri, basın üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, basına daha fazla özgürlük tanınması yönünde olmuştur. 19. yüzyılın başından itibaren İngiltere de Endüstri Devriminin yanında ulaşım, iletişim, gazetecilik yönünden devrimler, 17. yüzyıldan beri seçkinci bir anlayışla yayınlanan gazeteler bakımından önemli değişikliklerin gerçekleşmesine ön ayak olmuştur. Gazeteler endüstri devrimiyle birlikte 1830 lardan itibaren her türlü katmana dönük haber verme/yapma anlayışını benimsemişlerdir. Halka dönük gazetecilik anlayışı devreye girerken gazeteler kitle gazetesine dönüşmüşlerdir. İletişimde devrimi simgeleyen telgraf, telefonla birlikte gazetecilik bugün de kullanılan haber yazma kurallarını kullanmaya yönelmiştir. Vurgulanması gereken diğer bir önemli nokta ise, gelişen iletişim teknolojisinin gazetecilik bakımından günümüzde önemi yadsınmayacak olan haber ajanslarını yaşama geçirmesidir. Gelişen iletişim teknolojileri, gazetenin teknolojik kurum olarak toplumda yer almasını sağladığı gibi gazeteciliğin öne çıkan bir meslek olmasını da gündeme getirmiştir. Böylelikle gazete toplumda hem teknolojik hem de toplumsal bir kurum olarak yerini almıştır. Endüstri devrimi sadece kapitalist sosyo-ekonomik yapılanma açısından üretim teknolojisini elinde bulunduran sermayedar sınıfın yükselişini değil, aynı zamanda toplumsal sınıflar arasındaki ilişkilerin değişmesini hızlandırmıştır. Bileşenleri arasında girişimcilik, yönetim, teknoloji becerilerinin bulunduğu beceriler kümesini kullanan sermayedar sınıf, güçlü sermaye gereksinimi nedeniyle, üretim araçlarının tekeller bünyesinde toplanmasına, nüfusun büyük kentlerde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Üçüncü temel iletişim yeniliği, 1400 lerin sonunda Gutenberg in buluşu olan, baskıda kullanılan hareketli harflerdir. Sıradan insanlar için yazılı kelimelerin gücünün dağılmasının büyük etkileri oldu. Kısa bir zaman içinde bu gücün ortaya çıkmasını Rönesans izledi. Çünkü bilgi yayılabildi ve paylaşılabildi, bilim hızla ilerledi. Bilim insanları birbirlerinin yazdıklarını okudu ve bu kişilerin yaptıkları üzerine kendi çalışmalarını inşa etti. Din, baskı makinesiyle büyük oranda etkilendiği halde, bilgi papazlar için sınırsızdı. Baskı makinesinden önce, kilise dışından birkaç insan okuyup yazabiliyordu. Kitaplar çok pahalıydı ve bilgi kilisenin içine aldığı bir güçtü. İncil, diğer kitaplar, broşürler ve dini makaleler ucuz ve doğru olarak yeniden basıldığı zaman bu güç yayıldı. Rönesans gibi Reform da bu güç ve bilginin yayılmasının kaçınılmaz bir sonucudur. O dönemde insanlar Martin Luther in yazdıklarını okuyabilirdi ve baskı makinesi olduğundan, Luther in kilise uygulamasının belli özelliklerine karşı itirazları çoğaltıldı ve birçok insana dağıtıldı. Bu süreç Protestan dininin çeşitli biçimleri için grup bölümlemeleri ile devam etti. Hükümetler bilginin yayılması konusunda hazır değildi ve yakın zamanda çoğu, gücü kontrol etmede ve bilgiyi korumada kendilerine yardım etmesi için bir sansür politikası oluşturdu. Amerikan kolonilerinde yer alan bir Alman matbaacı olan John Peter Zenger, basın özgürlüğü fikrini oluşturan Britanya Kolonisi Valisi hakkında bir makale eleştirisi basarak kargaşa yaratmaya çalıştı. Tuhaf olan, Zenger eleştirinin yazılması için değil, basılması için çalıştı. Britanya Hükümeti her matbaacıyı gayri resmi bir sansürcü haline sokacak bir etki içinde, matbaacıları yayınladıklarından şeylerden sorumlu tuttu. Zenger, bir daha kışkırtıcı broşürleri bile okuyamadı. Politik kampanya iletişiminde televizyon radyo ve gazete dışında mesaj içeriklerinin taşındığı bir diğer medya seçeneği olarak açık hava, temel olarak afiş ve bilboard gibi araçlarını kullanımı karşımıza çıkmaktadır. Televizyonun çok vurucu ve etkileyici olmasına karşılık, açık hava reklam aracı olarak nitelendirilen afişte hem vuruculuk hem de bir ölçüde süreklilik bulunmaktadır. Televizyon belirli bir zamanın kendisine ayrılmasını gerektirirken, afiş seçmene kendini zorla kabul ettirmektedir. Hiç beklenmeyen anda, bir otobüs ya da dolmuş beklerken karşılaşılmaktadır (Topuz, 1977:102). Konuşulan kelimelerin gücü gibi, yazılı kelimelerin gücü de belli oranda azalmıştır. 13

18 Basılı sözcüğü, yöneten ve yönetilen açısından farklı açılardan değerlendirmek mümkündür. Basılı sözcük; bir yandan; insanların fikir ve düşüncelerini önceki dönemlere nazaran, göreceli olarak daha açık olarak belirtebilme ve paylaşabilme yolunu etkileyen, okur yazarlığa katkı sağlamıştır. Böylece insanlar düşünebildiği, sorgulayabildiği ve düşüncelerini yazabildiği, bunları diğer insanlarla daha kolay paylaşabildiği için; Rönesans ve Reform Hareket lerinin etkisine benzer ama ondan daha üst düzeyde; insanın yaratıcı dehasını gözler önüne sermiştir: Bilim adamları bilgili toplumlarla deneylerinin sonuçlarını paylaşabilmişlerdir. Sanatçılar enerjilerini artık yalnızca dini konulara ayırmaya ihtiyaç duymuyordu müzikal konular ucuz ve doğru olarak basılabildi ve bir başkasının çalışmalarından öğrenen besteciler arasında değiştirilebildi. Özellikle birinci Dünya Savaşı öncesinden itibaren işlerlik kazanarak; günümüze kadar uzanan; kitlesel kültür ortamında, bir toplum, topluluk ya da grup içindeki bireylerin benzer kültürel göstergelere maruz bırakılması, buna bağlı olarak da algılamalarının büyük ölçüde benzeşmesi söz konusu olmaktadır. Adorno ve Horkheimer in deyimiyle kültürün kitlesel nitelikte üretilmesine ve tüketime sunulmasına elverişli bir ortam olan kültür endüstrisi ve bilinç endüstrisi ortamında asıl amaç, insanların bilinçlerinin belli bir doğrultuda ve yönde biçimlendirilmesidir. Bu da genelde kitlesel nitelikteki kültür endüstrisinin de içinde biçimlendiği piyasa ekonomisinin egemenliğini elinde bulunduranların istek, amaç ve beklentileri doğrultusunda bir yönlendirme olmaktadır. Dolayısıyla da kitle kültürü ortamında ortaya çıkan kültürel göstergeler genelde bu amaca uygun yapısal ve işlevsel özellikler taşırlar. Öyle ki kültür endüstrisinin üretim ve tüketim ilişkileri ortamında biçimlenen ve gündelik yaşamın, beslenmeden, giyinmeye, çalışmadan eğlenceye hemen tüm kesitlerini kuşatmış bulunan kitle kültürü, toplumdaki insanların tümünü belli beğeni düzeylerinde, belli haz arayışlarında ve algılayışlarında, belli tüketim alışkanlıklarında, kısacası belli bir yaşam biçimi içerisinde buluşturma, dolayısıyla da aynılaştırma amacına uygun bir ortamdır. Bu da beraberinde, insanların birbirlerinden farklı yaşam deneyim alanlarının zamanla kesişmesi ve benzeşmesi, buna bağlı olarak da onların algılama biçimleri arasındaki farklılıkların zamanla azalması, hatta ortadan kalkması sürecini getirmektedir. Bu durum da yukarıda belirtildiği gibi piyasa ekonomisini, dolayısıyla da kültür endüstrisini elinde bulunduran kesimlerin bu yöndeki iktidar alanlarını genişletme amaçlarına uygun bir yönelim olarak değerlendirilebilir (İnceoğlu, 2010: 90-91). Elektronik İletişim Teknolojilerinin Devreye Girmesi Yazılı ve basılı ortamda sürdürülen siyasal iletişim uygulamaları yanında, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren; elektronik ortam sunan teknolojiler de söz konusu uygulamaları nitelik ve nicelik yönünden etkilemiştir. Elektronik iletişim teknolojileri, yirmi birinci yüzyılda da kitle iletişimin de etkinliğini korumaktadır. Bu uygulamalara günümüzde sanal ortamda gerçekleşenleri eklemek yanlış olmayacaktır. Elektronik sözcük, ilk kez,1844 yılında telgrafla birlikte doğmuştur. Telgraf gönderilirken çizgi ve nokta olarak kodlanan, telgrafçının anahtarına çeşitli sinyallerle harf ve boşluklar halinde gelip giden elektriksel iletilerle kullanılmaktadır. Bunun yerini daha sonra, 1876 da konuşulan kelimeleri elektronik iletilere dönüştüren telefon almıştır. Kısaca, bundan sonra radyo ya da yazılan ve daha sonra da söylenen sözcükleri elektronik olarak ses dalgalarına dönüştüren telsiz telgraf geldi. Telgraf, radyo, telefon gibi elektronik sözcüklerin yaşam tarzlarında nasıl etki ettiğini kavrayabilmek için bu gelişmelere yüz yıllık bir perspektiften bakarak incelemek gerekmektedir. Telgraf uzak mesafeler arasındaki iletişim sürecini oldukça hızlandırmıştır. Telgraftan önce, başka bir ülkeden bir mesajı en erken on gün içinde alabiliyorken; bu süre, telgrafla birkaç dakikaya inmiştir. Bir anlamda elektronik sözcükler uzaklığı yok etmekle kalmamış, aynı zamanda süre, zaman kaybı sorununu da kısmen ortadan kaldırmıştır. Telgraf kapitalist sistemin askeri üstünlük kurma, askeri araştırma-geliştirme gereksinimleri yoluyla askeri-endüstri işbirliğini besleme, sivil kullanıma uygun ürünlerinde zamanı geldiğinde (telsiz, uydu, internet ve diğerlerini) ticari kullanıma açma ve bu yolla endüstriyel ticari başarı sağlama ilkesi çerçevesinde el ele yürüyen yapılanmaları olanaklı kılan bir teknoloji olarak karşımıza çıkmaktadır. 14

19 Telgraf, telefon, bunlara ait yerüstü ve denizaltı kablolar pazar/piyasa mekanizması üzerinde etkili olmuştur. Aynı zamanda telgraf ve telefon, gazete, dergi, yirminci yüzyılda radyo gibi habercilik yapan kitle iletişim araçlarının etkinliğini artırırken; toplanan haberlerin basım yerlerine hızla iletilmesini sağlamışlardır. Bu durum, ayrıca, günümüzde de hâlâ önemini koruyan haber ajanslarının toplumda yerlerini alması bakımından da önemlidir. Avrupa da Havas, Reuter, Wolff, ABD de Assosiated Press gibi haber ajanslarının devreye girmesinde, kurumsal anlamda haberlerin toplanmasında, dağıtılmasında, ulusal/uluslararası ölçekte haber dağıtımının gerçekleşmesinde telgraf ve telefonun katkıları yadsınamaz. Telgraf, telefon, telsiz, telsiz telefon yanında daktilo, hesap makinası, klişe işlemleri, asansör gibi çeşitli bürolara özgü yeni buluşlar, sadece gazetecilerin değil, haber ajanslarının daha etkin bir biçimde çalışmalarına katkıda bulunmakla kalmamış, ulusal, uluslararası şirketlerin gereksinim duyduğu zaman ve mekâna olduğu kadar işgücünün esnek kullanımına dayalı örgütsel uygulamalara da kapıların açılmasını sağlamıştır lardan itibaren radyo yoluyla iletişim açısından denemeler sürmekle birlikte, radyonun bir kitle iletişim aracı olarak devreye girmesi Birinci Dünya Savaşı ndan sonra gerçekleşmiştir. Fazlasıyla can ve mal kaybının olduğu Birinci Dünya Savaşı ndan sonra, Avrupa da Almanya ya tamirat borçları ödettirilirken maddi ve manevi bakımından yıkılmış bulunan insanlara eğlence amaçlı yayın yapan radyonun devreye girmesi ilaç gibi gelmiştir. Halka eğlence içerikli yayınlar sunan radyonun yayınında, 1930 lu yıllarda hem sözlü hem de yazılı yayın yapabilecek televizyonun deneme yayınları başlamıştır. 20. yüzyılın kitle iletişim araçlarında tür ve sayı bakımından artış, siyasal reklamcılıkta ve propaganda da önemli değişikliklere neden olmuştur. Gazetelerde parti ve adaylar için siyasal reklamların kullanılması, radyonun propaganda amaçlı kullanımı, gazeteler yanında siyasi haberlerin önce radyoda daha sonrada televizyonun siyasal reklamlara ve siyasal tartışmalara açılması, siyasal kitle iletişim açısından seçmenlerin karşılaştıkları mesajların artışını göstermektedir. Radyo söylenmiş sözcükleri elektronik ortamda çoğaltmaya yönelirken televizyon hem sözel hem de görsel bir kitle iletişim aracı olarak devreye girmiştir. Radyonun sözlü kültür bağlamında, yazılı kültür karşısında önemli olması bir yana, ilk kez deneme aşamasındaki radyo yayınları Rus-Japon Savaşı nda kullanılmıştır. Birinci Dünya Savaşı ndan sonra radyo, eğlence amaçlı olarak kullanılması bir yana, propaganda aracı olarak kullanılagelmiştir. Radyo reklam ve halkla ilişkiler uygulamalarının, seçim kampanyalarının hem arananı hem de vazgeçilmezi olmuştur. Radyo, Birinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD de başkanlık seçimleri kampanyalarında da kullanılmıştır. Almanya da Nazilerin iktidara gelmesinde, Latin Amerika da ABD nin CIA örgütü tarafından solcu liderlere karşı yürütülen siyasal karalama kampanyalarında radyo önemli rol oynamıştır. Ayrıca radyo, bir yandan eğlence kültürüne hizmet etmekle kalmamış hem Nazilerce Almanya da, hem de ABD de reklam ve halkla ilişkiler uygulamalarının temel araçlarından biri olmakta gecikmemiştir. Radyo yayınlarında, siyasal aday ses özelliğiyle ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda adayın kendi sesini kullanması, seçmenlerle daha samimi iletişim kurulmasını sağlamaktadır. Ancak, adayın sesinin mikrofona uygun olmaması istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir. Sözsüz iletişim içinde dilin sözsüz yönlerinden en önemlisi olan sesin, adayın inanılırlığını, güvenirliğini, kendine duyduğu güveni ya da güvensizliği, heyecanlarını alıcılara geçirebileceği unutulmamalıdır (Uztuğ, 1999: 185) yılında İngiltere de BBC tarafından gerçekleştirilen ilk düzenli televizyon yayınları, İkinci Dünya Savaşı nın çıkmasıyla fazla ilerleme ve ivme kazanamamıştır. İkinci Dünya Savaşı ndan sonra televizyon yayınları düzenli olma yolunda önemli aşamalar kat etmiştir den itibaren dünyada televizyon yayınlarının yaygınlık kazandığını söylemek mümkündür. Böylelikle, radyo yayıncılığı yapan kuruluşlara yönelen reklamlar, İkinci Dünya Savaşı ndan sonra ağırlıklı olarak televizyon yayınlarına kaymıştır. Gazete, dergi, radyo, televizyon birlikte çalışıp birebirleri ile rekabet eder hale gelmişlerdir. 15

20 On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren gazeteler teknolojik olanakları kullanarak, gün içerisinde birden fazla gazete basarak halkın üzerindeki zaman sorunun aşmaya çalışmışlardır. Hafta sonu ekleriyle okuyucu kitlesi çeşitlendirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca gazetelerin dağıtımı bakımından coğrafi engelleri aşmak, pazar ölçeğini genişletme çabaları hızlandırılmıştır. Bütün bunlar yapılırken on dokuzuncu yüzyıldan başlayarak gazetecilikte sermaye/teknoloji yönünden ticari tekeller oluşmuştur. Tekellerin oluşması, kâr sağlamak noktasında gazetelerin kapitalist sistemdeki konumunu belirlemiştir. Tekelci yapılanmanın giderek artması gazetelerin ekonomik endişelerin ya da çıkarların ön planda olduğu bir alan olarak görülmesini beraberinde getirmiştir. Gazetecilik günümüzde halen tekellerle birlikte kârlılık ölçüsüne göre yoluna devam ederken, eğlence mecrası olarak düşünülen, fakat zamanla habercilik yapmaya yönelen radyo ve televizyonda tekeller egemen olmaya başlamıştır. Çağdaş toplumların medya demokrasilerinde, bireyin algılamalarının kendi haline bırakılamayacağı gerçeği, daha 1930 lu yıllarda fark edilmiştir. Walter Lippmann 1922 de yayınladığı kitabında kamuoyu, imaj, demokrasi gibi kavramlardan söz ederken birilerinin, küçük azınlıkların çoğunluklar adına düşündüklerinden, birtakım imgeler ve imajlar oluşturarak onlara sunduklarından ve onların da bunları aynen alıp kullanmaya yönlendirildiğinden söz etmektedir. Lippmann, özellikle de o yıllarda kitlesel bir niteliğe bürünmeye başlamış olan gazete, radyo ve sinema gibi kitle iletişim araçları yoluyla insanlara, kendilerinin olmayan, kendi yaşamlarında yeri bulunmayan birtakım gerçekliklerin, başkalarının yaşamlarına ilişkin birtakım kesitlerin sunularak insanların, bunları, kendi gerçeklikleri gibi algılamalarının sağlanmasına çalışıldığına dikkat çeker. Lippmann ın dikkat çektiği ve çoğunlukla da kitle iletişim araçları yoluyla aktarılan yaşamların, yaşam deneyimlerinin, pratiklerin, onları ancak bu araçlar yoluyla tanıyan, algılayan insanların yaşamında gerçek anlamda bir yerleri yoksa temsili gerçeklikler olmaktan öte bir anlam taşımaları mümkün değildir. Bu da söz konusu yaşam kesitlerinin, pratiklerin ve deneyimlerin simgesel bir algı ortamında ve temsili anlamda paylaşılması demektir (İnceoğlu, 2010: 74). İkinci Dünya Savaşı ndan sonra siyasal iletişim alanında yapılan uygulamalar, gerçekleşen olayların temasının, ilk olarak gazete ve radyo arasındaki karşılıklı olarak gerçekleşen, daha sonra aralarına katılan televizyon ile üçü arasında gerçekleşen bir rekabetten kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Yaşanan kapışmaların ise siyasal iletişim açısından değerlendirilmesinin yapılması gerçekten önemlidir (Innis, 1986). Gazeteler, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Birinci Dünya Savaşı nın sonrasına, hatta 1920 lerin sonlarına kadar halkı haberli kılma, bilgilendirme hakkını, olanağını, hatta ayrıcalığını elinde tutan toplumsal ve teknolojik kurumlar olagelmişlerdir. Önce radyo, daha sonra televizyon gazeteciliğin tahtını sarsmış olmakla birlikte, gazetecilik bir kurum olarak toplumdaki konumunu ve siyasal iktidarla olan ilişkisini sürdürmüştür. Gazete; televizyonla mücadelesini sürdürürken kablolu televizyonun, uydu teknolojisinin, bilgisayarların, internetin devreye girmesine tanık olmuştur/olmaktadır. Buna karşın, yeni teknolojilerin kapitalizmin verimlilik ve birikimi artırma yönündeki arayışlarıyla ilişkili olarak uygulamalarda ortaya çıkan gereksinmeleri gidermek amacıyla devreye sokulduklarını, gazeteninse, ortaya çıkış nedeninin muhalefet etmek, yönetilenlerin çıkarlarını korumak amaçlı olduğu unutulmamalıdır. Televizyon gerek gündem belirlemesi, insanların tutum ve düşüncelerine yön vermesi; gerekse de adayların görüntülerini seçmenlerin oturma odasına kadar götürmek suretiyle aday imajı oluşturması özelliğiyle (Kaid, 1997: ; Atkin ve ark, 1973: 211; Oktay, 2002: 163), siyasal iletişim kampanyaların en vazgeçilmez aracı olarak kabul edilmektedir (Kalender, 2003: 31). Televizyonlarda siyasal reklamcılığın yapılması hem yeni bir aracın siyasal reklamcılığa açılması hem de siyasal reklamcılıkta tercih edilen kitle iletişim aracının televizyona olması açısından önemlidir. Televizyon sahipliği ve kullanımı yaygınlaştıkça, gerek siyasal reklamcılık, gerekse gazetecilikte görülen değişim bakımından, siyasal iletişimle televizyon ilişkisi üzerinde durulmaya başlamıştır li yıllarda Amerikan televizyonundaki gelişmelerle birlikte, siyasal partiler de bu yeni iletişim aracından yararlanmaya başlamışlardır. Ne var ki özel TV ortaklıkları adaylara ancak ücret karşılığı konuşma imkânını tanımışlardır. Partiler piyasaya yeni çıkmış bir ürünü tanıtır gibi ücret ödeyerek 16

EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR

EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel kavramları, insan ve toplum yaşamında

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104)

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104) VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104) Yazar: Doç.Dr. İ. Hakkı CEDİMOĞLU S1 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi TEMEL KAVRAMLAR Eğitim Öğrenme Öğretme Ortam Teknoloji Araç - gereç Öğretim materyali Eğitim teknolojisi Öğretim teknolojisi İletişim EĞİTİM: Davranışçı yaklaşıma göre eğitim, bireyin davranışında kendi

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

Bölüm 10 Pazarlama Fonksiyonu. I) Pazarlama Stratejilerine Giriş

Bölüm 10 Pazarlama Fonksiyonu. I) Pazarlama Stratejilerine Giriş Bölüm 10 Pazarlama Fonksiyonu I) Pazarlama Stratejilerine Giriş Pazarlama Nedir? Pazarlama: Müşteriler için değer yaratmayı, bunu tanıtma ve sunmayı; örgütün ve paydaşlarının yararına olacak şekilde müşteri

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI. Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL

KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI. Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL I KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL II Yay n No : 1668 flletme Ekonomi : 186 1. Bask - A ustos 2006 - STANBUL ISBN 975-295 - 561-4 Copyright Bu kitab n bu bas

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER I-II

HALKLA İLİŞKİLER I-II Editörler Yrd.Doç.Dr. Gonca Yıldırım & Seçil Utma HALKLA İLİŞKİLER I-II Yazarlar Yrd.Doç.Dr.Gonca Yıldırım Yrd.Doç.Dr.İlker Özdemir Hasan Çiftçi Hatice Aydoğmuş Özcan Kahraman Koktürk Melis Yalçın Seçil

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

Öğrenme Örnekleri Hazırlama

Öğrenme Örnekleri Hazırlama Modül 4 Öğrenme Örnekleri Hazırlama Bu Defter Intel Öğretmen Programı Çevrimiçi kapsamında kullanılacaktır. Tüm kurs boyunca, düşüncelerinizi çevrimiçi araçlara veya bu deftere kayıt edebilirsiniz. Bu

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 1. 1. Bölüm: SİYASAL İLETİŞİM OLGU VE SÜRECİ... 3 1.1 Siyasal İletişimin Tanımı... 3 1.2 Siyasal İletişim Olgusu ve Süreci...

İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 1. 1. Bölüm: SİYASAL İLETİŞİM OLGU VE SÜRECİ... 3 1.1 Siyasal İletişimin Tanımı... 3 1.2 Siyasal İletişim Olgusu ve Süreci... İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 1 1. Bölüm: SİYASAL İLETİŞİM OLGU VE SÜRECİ... 3 1.1 Siyasal İletişimin Tanımı... 3 1.2 Siyasal İletişim Olgusu ve Süreci... 5 2. Bölüm: SİYASAL İLETİŞİMİN DİĞER DİSİPLİNLER VE ALANLARLA

Detaylı

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI BÖLÜMÜ Günün Menüsü Görsel İletişim Tasarımı nedir? Görsel İletişim Tasarımcısı ne yapar?

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

PAZARLAMA İLETİŞİMİ (PZL304U)

PAZARLAMA İLETİŞİMİ (PZL304U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. PAZARLAMA İLETİŞİMİ (PZL304U) 1 KISA

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

Makine Mühendisliği Bölümü

Makine Mühendisliği Bölümü Makine Mühendisliği Bölümü Neden Makine Mühendisliği Teknolojiyi kullanan, teknoloji üreten ve teknolojiye yön veren, toplum yararına bilimsel bilgi sağlayan günümüz ve yarınların problemlerine çözüm arayan

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Kurumlarda Terminoloji Politikası ve Terminoloji Planlaması

Kurumlarda Terminoloji Politikası ve Terminoloji Planlaması Kurumlarda Terminoloji Politikası ve Terminoloji Planlaması Doç. Dr. Ender Ateşman Hacettepe Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü Gündem Dil Politikası Terminoloji Politikası Dil Planlaması Terminoloji

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Farklı Kütüphane Türlerine Yönelik Pazarlama Stratejileri

Farklı Kütüphane Türlerine Yönelik Pazarlama Stratejileri Farklı Kütüphane Türlerine Yönelik Pazarlama Stratejileri Kütüphaneler kullanıcılarının gereksinimlerini anlamak ve bu gereksinimleri karşılamada etkin bir rol üstlenebilmek amacıyla pazarlama stratejilerinden

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI Stratejik İletişim Planlaması -1 İletişim temelinde, plan ve strateji vardır. Strateji bilgi üretimine dayanır. Strateji, içinde bulunduğumuz noktadan

Detaylı

BİLGİ BELGE MERKEZİ VE YAYIN HİZMETLERİ

BİLGİ BELGE MERKEZİ VE YAYIN HİZMETLERİ BİLGİ BELGE MERKEZİ VE YAYIN HİZMETLERİ Teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte değişen günümüz toplumu, bireylerin yoğun bilgi tüketicisi ve paylaşıcısı olmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü yaşanan gelişim

Detaylı

TURİZM PAZARLAMASI REKLAM

TURİZM PAZARLAMASI REKLAM TURİZM PAZARLAMASI Turizm Pazarlamasında Tutundurma REKLAM Reklâm; belirli bir ücret karşılığında ve ücretin kimin tarafından ödendiği bilinecek biçimde; bir turizm işletmesinin ve turizm bölgesinin ürünlerinin

Detaylı

İLETİŞİM TASARIMI UZMANI

İLETİŞİM TASARIMI UZMANI TANIM Kurum, kuruluş ve işletmelerin politikaları doğrultusunda, teknoloji kullanımını tasarım becerisiyle birleştirerek etkili mesaj hazırlayan ve bu mesajı sunan kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ,

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

Üsküdar Üniversitesi

Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ Ders İçerikleri BİRİNCİ YARIYIL (1. Sınıf, Güz Dönemi) İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

GİRİŞİMCİLİK. Dr. İbrahim Bozacı. Örnekler ve İş Planı Rehberli. Kırıkkale Üniversitesi, Keskin Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi.

GİRİŞİMCİLİK. Dr. İbrahim Bozacı. Örnekler ve İş Planı Rehberli. Kırıkkale Üniversitesi, Keskin Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi. Dr. İbrahim Bozacı Kırıkkale Üniversitesi, Keskin Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi GİRİŞİMCİLİK Örnekler ve İş Planı Rehberli İş Fikri Küçük İşletme Pazarlama Aile İşletmeleri İnsan Kaynakları Hedef Kitle

Detaylı

ELEKTRİK MAKİNELERİ (MEP 112) Yazar: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Turan S1

ELEKTRİK MAKİNELERİ (MEP 112) Yazar: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Turan S1 ELEKTRİK MAKİNELERİ (MEP 112) Yazar: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Turan S1 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

ÇALIŞMALARIMIZ. Saygılarımla Sebahattin Dilaver Ankara /2013

ÇALIŞMALARIMIZ. Saygılarımla Sebahattin Dilaver Ankara /2013 ÇALIŞMALARIMIZ Öğrenme ve Düşünme Becerilerini Geliştirme Projesi tamamlandı. Görsel algıyı mükemmelleştiren, kendi kendine öğrenmeyi, doğru akıl yürütmeyi, üretken ve yaratıcı düşünmeyi gerçekleştiren

Detaylı

www.maviperde.com Elektronik ticaret e-ticaret

www.maviperde.com Elektronik ticaret e-ticaret www.maviperde.com 1995 li yıllardan sonra Dünyada ve Türkiye'de elektronik ticaretin ön plana çıkmasıyla ve gelecek yıllarda mekanik perde sistemi pazarının çoğunu elektronik ticaretle olacağı varsayımı

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Kurumsal İçerik ve Bilgi Yönetimi Kapsamında Web 2.0 Teknolojileri: Enterprise 2.0

Kurumsal İçerik ve Bilgi Yönetimi Kapsamında Web 2.0 Teknolojileri: Enterprise 2.0 Kurumsal İçerik ve Bilgi Yönetimi Kapsamında Web 2.0 Teknolojileri: Enterprise 2.0 Tolga ÇAKMAK Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tcakmak@hacettepe.edu.tr On Dokuz Mayıs Üniversitesi Samsun, 2010 İçerik Kurumsal

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER: TEORİK ÇERÇEVE...

HALKLA İLİŞKİLER: TEORİK ÇERÇEVE... İÇİNDEKİLER 1. Bölüm: HALKLA İLİŞKİLER: TEORİK ÇERÇEVE... 1 1.1. HALKLA İLİŞKİLERİN TANIMI... 1 1.1.1. Halkla İlişkilerin Farklı Tanımları... 2 1.1.2. Farklı Tanımlarda Halkla İlişkilerin Ortak Özellikleri

Detaylı

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2002 Sayfa No: İÇERİK Kapak İçerik 1. AKEV Hakkında 2. Mütevelli Heyeti 3. Özet 4. Faaliyetler ve çıktılar 5. Genel Başarı Göstergeleri 6. Kurum Hedeflerine ulaşımın

Detaylı

ELEKTRONİK TİCARET (OSP254) Yazar: Öğr.Gör. Hakan TUNAHAN S1

ELEKTRONİK TİCARET (OSP254) Yazar: Öğr.Gör. Hakan TUNAHAN S1 ELEKTRONİK TİCARET (OSP254) Yazar: Öğr.Gör. Hakan TUNAHAN S1 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan

Detaylı

İş Birlikli Öğrenme Teknikleri ve Türkçe Öğretimi

İş Birlikli Öğrenme Teknikleri ve Türkçe Öğretimi İş Birlikli Öğrenme Teknikleri ve Türkçe Öğretimi İlköğretim II. Kademe İçin Örnek Etkinlikler DR. ABDULLAH ŞAHİN Dr. Abdullah Şahin İş Birlikli Öğrenme Teknikleri ve Türkçe Öğretimi (İlköğretim II. Kademe

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

ÜÇ BOYUTLU KADASTRO VE EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ

ÜÇ BOYUTLU KADASTRO VE EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ ÜÇ BOYUTLU KADASTRO VE EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ Yük. Müh. Celalettin BİLGİN 1 2 Turkey, 20-24 April 2015. 1 KADASTRO KAVRAMI VE GELİŞME SÜRECİ İnsanoğlu - toprak ilişkisini düzenleyen, kalkınmanın temeli

Detaylı

BIP116-H14-1 BTP104-H014-1

BIP116-H14-1 BTP104-H014-1 VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Bir başka benzer model ise DAGMAR dır. Tüketicinin benzer aşamalardan geçtiğini varsayar.

Bir başka benzer model ise DAGMAR dır. Tüketicinin benzer aşamalardan geçtiğini varsayar. İletişim mesajlarına gösterilen tepkiler açısından; amaçlar değişik modellerle açıklanmaya çalışılmıştır. A.I.D.A modeli olarak da adlandırılan bu model dört aşamalıdır.[8] 1. 2. 3. 4. Dikkat İlgi Arzu

Detaylı

Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış

Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış Satıcılar Hizmetlerini Nasıl Farklılaştırırlar? Wilson Learning in beş farklı kuruluşla yaptığı araştırmanın amacı, satıcıların farklılık ve rekabet avantajı yaratmadaki

Detaylı

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey. GT Türkiye İşletme Risk Hizmetleri Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.com İşletme Risk Hakkında Risk, iş yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır ve kaçınılmazdır.

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

İletişim: Bir düşüncenin, bilginin, haberin veya mesajın kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı değiş tokuş sürecidir.

İletişim: Bir düşüncenin, bilginin, haberin veya mesajın kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı değiş tokuş sürecidir. PAZARLAMA İLETİŞİMİ İLETİŞİM NEDİR? İletişim: Bir düşüncenin, bilginin, haberin veya mesajın kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı değiş tokuş sürecidir. -SÖZLÜ -SÖZSÜZ *İletişimden Söz Edebilmek

Detaylı

Namık Kemal Üniversitesi SÜREKLĠ EĞĠTĠM MERKEZĠ

Namık Kemal Üniversitesi SÜREKLĠ EĞĠTĠM MERKEZĠ Namık Kemal Üniversitesi SÜREKLĠ EĞĠTĠM MERKEZĠ 2009 Yılı Kurumsal Değerlendirme Raporu Sürüm no. 2.0 Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Tekirdağ, Ocak 2010 1. SunuĢ Bu

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

Bilgiye Erişim Merkezi

Bilgiye Erişim Merkezi Bilgiye Erişim Merkezi 90 BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Ülkeler ana örgütlenme ve politikaları yanında kurum ve kuruluşlarıyla bir bütündür. Kurum ve kuruluşların hizmet ya da üretim olarak yapıp etmeleri o ülkenin

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ

HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri alanı, küreselleşen dünya içinde kurum ve kuruluşlar için bir ihtiyaç olarak

Detaylı

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme Giriş Öğretim bir sanattır ve her sanat dalında olduğu gibi öğretim alanında da incelikler vardır. Disiplinler arası

Detaylı

30.12.2010 HALKLA İLİŞKİLER YÖNETİMİNDE ARAŞTIRMA. SBR 215 Halkla İlişkiler ve İletişim

30.12.2010 HALKLA İLİŞKİLER YÖNETİMİNDE ARAŞTIRMA. SBR 215 Halkla İlişkiler ve İletişim SBR 215 Halkla İlişkiler ve İletişim HALKLA İLİŞKİLER YÖNETİMİNDE ARAŞTIRMA Kamu kurumunun halkla ilişkiler uygulamasındaki aşamalar ile özel sektördeki aşamalar farklı ve değişik amaçlıdır. Özel kesimde

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

Doğruların buluştuğu adres...

Doğruların buluştuğu adres... M E D I A Doğruların buluştuğu adres... İletişim Sanattır Firmaların kıyasıya rekabet ettikleri Etnik Pazar sürekli yeniliklere açıktır. Reklam stratejileri yapılırken hedef kitlenin doğru bir şekilde

Detaylı

İlkokuma Yazma Öğretimi

İlkokuma Yazma Öğretimi İlkokuma Yazma Öğretimi Günümüzün ve geleceğin öğrencilerinin yetiştirilmesinde, ilk okuma-yazma öğretiminin amacı; sadece okuma ve yazma gibi becerilerin kazandırılması değil, aynı zamanda düşünme, anlama,

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

Pazarlama Taktikleri Kut 470, 16 Mart 2005. Pazarlama Taktikleri. Umut Al H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü umutal@hacettepe.edu.

Pazarlama Taktikleri Kut 470, 16 Mart 2005. Pazarlama Taktikleri. Umut Al H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü umutal@hacettepe.edu. Pazarlama Taktikleri Umut Al H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü umutal@hacettepe.edu.tr Pazarlama Taktikleri Halkla ilişkiler Doğrudan posta Telepazarlama Reklam (Walters 1992) Internet Halkla İlişkiler

Detaylı

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I)

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızına erişilemez gelişme ve ilerlemelerin sonucunda özellikle

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI UNESCO YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ ULUSAL SİSTEMLERİ NİN, SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN YAŞATILMASINA VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASINA

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com

YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com Bilginin hızla yenilenerek üretildiği çağımızda birey ve toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretme

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci)

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İşletmenin uzun dönemde yaşamını devam ettirmesine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamasına yönelik bilgi toplama, analiz, seçim, karar ve uygulama

Detaylı

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir]

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Danimarka Halk Okulları İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Folkeskole Danimarka daki devlete bağlı olan ilköğretim ve ortaokul sistemidir. Bir yıl hazırlık sınıfı ile

Detaylı

TUTUNDURMA PAZARLAMA İLETİŞİM MODELİ 09.05.2013

TUTUNDURMA PAZARLAMA İLETİŞİM MODELİ 09.05.2013 TUTUNDURMA PAZARLAMA İLETİŞİM MODELİ Tutundurma, mal ya da hizmetleri satışını arttırabilmek için, alıcıları satın almaya ikna edebilmeye yönelik satıcı tarafından başlatılan tüm çabaların koordinasyonu

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 KISIM I:

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 KISIM I: İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 KISIM I: Halkla İlişkiler ve İmaj Mühendisliği Kavramı... 2 1. Halkla İlişkilerin Tanımı... 3 2. Halkla İlişkiler Kavramının

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Dünyada Ana D l Öğret m

Dünyada Ana D l Öğret m Dünyada Ana D l Öğret m -Program İncelemeler - Editör Yazarlar Yrd. Doç. Dr. Bekir İNCE Elif AYDIN Nuran BAŞOĞLU Tuğba DEMİRTAŞ Üzeyir SÜĞÜMLÜ Zekeriyya KANTAŞ Zeynep AYDEMİR Editör: DÜNYADA ANA DİLİ ÖĞRETİMİ

Detaylı