Temmuz 92'de MERHABA. 1 Merhaba. 8 A lamamayı Ö ren/suna ipek. 11 Solmayan Çiçekler/Pınar Arda. 12 Resim Sanatımız/Avni Memedo lu

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Temmuz 92'de MERHABA. 1 Merhaba. 8 A lamamayı Ö ren/suna ipek. 11 Solmayan Çiçekler/Pınar Arda. 12 Resim Sanatımız/Avni Memedo lu"

Transkript

1

2

3 Temmuz 92'de 1 Merhaba 2 Devrim ehitlerini Anarken/Hazal Tunç 4 Renkler ve Zevkler/ brahim Karaca 7 Karanlıktan Do an Yıldızlar/ Ertan Ya mur 8 A lamamayı Ö ren/suna ipek 11 Solmayan Çiçekler/Pınar Arda 12 Resim Sanatımız/Avni Memedo lu 18 Beritan Göçebeleri/Zozan Evindar 21 Nisan/Sadun Can 27 Nasıl A larım Ardından/Hayati Azim 30 Röportaj: Susmak Onaylamaktır/ Tavır 34 Elazı Notlan/AGHS 36 Kurt ninde Kuzu Olmak-Öykü/ Özer Çetin 40 Direni.Ölüm,Ya am-oyun/ stanbul Cezaevleri Devrimci Tutsakları 46 Haber/Yorum Ön Kapak: Turan Kutlu Arka Kapak Foto rafı: FOSEM Hayat, yürüdükçe büyük, geni MERHABA meydanlara açılan bir yol seriyor önümüze. Yürüdükçe çiçeklenen da lan, kırları getiriyor bize. Adım attıkça yıkılan her köhnemi duvann yerinde, tu laları, kavganın alevinde pi irilmi, harcına halkın öfkesi, co kusu ve alınterinin katıldı ı, yeni insanin ellerinde ekillenen bir yapı yükseliyor. Adım attıkça verimli topraklan, ovalan; vadilerinde mitralyöz seslerinin yankılandı ı da lan, da ların ardından kızararak beliren afa ı müjdeliyor hayat. Tünelin a zına, gün ı ı ına, e siz ve engin e itliklerin topra ına açılan yoldur yürünen. Ku kusuz bu en kestirme, en zahmetsiz yol de il. Bilinçle tercih edilmi "engebeli, dolambaçlı ve sarp" bir yoldur. En iyilerimizi veriyoruz tek tek topra ın rahmine. Bire bin veren tohumlar olup açsın ba ımsızlık, demokrasi ve sosyalizm kavgasında diye. Ya anan katliamların sonrasında gö e dikilip kusturulan kara namlular, amigo sloganları, "beynini da ıttık", "kökünü kazıdık" açıklamalarının ardından görülen; Eylül fırtınalarında sınanmı, Haziran'da Ölüm Oruçları'ndan geçmi, 12 Temmuz ve daha nice ate li sınavları a mı da ıtılamayacak bir beyin, ülke topraklannda derinliklere uzanan, yı ınların devinimini, yürek vuru larını damarlarında hisseden asla kazınamayacak köklerdir. Yediverenlerin, kardelenlerin, phoenix efsanelerinin cisimle ti i bir gelenektir bu. Bu gelenek, postal, mi fer, i kence tezgahı ve demagojiyle suskun ve karanlık bir ülke yaratmak isteyenlerin kar ısına beden beden, hücre hücre, mermi mermi dikilip dirençle aydınlı ı ço altanlar, "Karanlıktan Do an Yıldızlar"ca ta ındı. Bu gelenek, stanbul'da tankıyla, topuyla, tüfe iyle saldıran karanlık güçlere meydan okurcasına kentin gökyüzüne salınan özgürlük sembolünü ülkenin dörtbir yanında dalgalandıran "Solmayan Çiçekler" ce ta ınıyor. Bu gelene i anlamak, hayatı anlamaktır. Bu gelene i ta ımak, hayatı co kuyla savunmak, zorun zorbalı ın kar ısında cesareti bayrakla tırmaktır. CESARET, eskimi, alı ılmı, tükenmi olanın yerine yeniyi, zor olanı, gelecek vaadedeni yaratmaktır. CESARET, ataklık ve atılganlıkla, "nerede bir do um sancısı, atları oraya sürebilmek" tir. CESARET, sabırlı, an ve yakıcı yeraltı sularını, co kun, parıltılı yeryüzü ça layanlarına -dönü türmektir. Gelecek, yalan ve demagojiden ba ka kendilerini ayakta tutacak dayanaktan kalmayanların de il, halkın güvenini ve umudunu ta ıyanların halkın adaletini simgeleyenlerin olacaktır. "Nisan, Bahar Serinli inde Sevdayı, Kavgayı ve Ölümü Güzeleyleyenlerin Adı Olacak". Baskının oldu u her yerde direnmek-her tür aracı kullanarak direnmekme rudur. Askı, falaka, elektrik tezgahlarının arasında çı lıkla an, onurun, direni in sesidir artık. Suna pek i kencehanelerden sıcaklı ını, sevecenli ini yitirmeden seslenen bir teyzenin diliyle yazıyor."a lamamayı Ö ren". Ö reniyor... Çocuklar, gençler, analar bütün bir halk nasıl ki i kence görenin katledilenin ardından a lamamayı ö reniyorsa; i kencenin, i birlikçinin, ihbarcının ardından da a lamamayı ö reniyor. "Nasıl A larım Ardından" Geçen sayıda yer alan bir çok dizgi hatası, sanıyoruz hepinizin dikkatini çekmi tir. Bu hatalann büyük bir bölümü bizim dı ımızdaki olgulardan kaynaklansa bile okuyucularla aramızda böyle bir gerekçenin geçerli olmadı ını dü ünüyoruz. Bu hatalar için okuyucularımızdan özür dileriz. Bu hataları a makla gerçek anlamda bir özele tiri verebilece imize inanıyoruz. Dostlukla! T A V I R 1

4 DEVR M EH TLER N ANARKEN Hazal TUNÇ zgür, adil ve güzel bir dünya için ölenler bahar aylarında çe itli etkinliklerle anılır. ehitler, u runa can verdikleri mücadele içinde ya arlar. Ancak devrimciler devrim tarihindeki önemli dönemeçlerin, atılımların hazırlayıcısı olan günlerin yıldönümlerini egemen güçler için korku sendromlarına dönü türmekten de geri durmaz. Kızıldere'yi ya atan gelenek acılı ve yoksul hakın omuzlarında yeni mücadele günleri yaratarak ilerliyor. dam sehpalarına nice fidanlar veren emekçi sınıflar her eyin bitti inin sanıldı ı günlerde bile ı ıksız ve topraksız bir dünyaya kar ı karanfiller büyütmesini bilerek yılmadan, yorulmadan tırmanıyor bu uzun yoku u. Deniz Gezmi, Hüseyin nan ve Yusuf Aslan'ın idam edilmesinden bu yana yirmi yıl geçti. Ba ımsızlık, demokrasi ve sosyalizm ve ulusal kurtulu mücadelesi önemli mevziler kazandı ı ehir ve kır gerilla sava ını sürdürüyor. Kürdistan'ın ve Karadeniz'in da ları mayalandı. Hayat kendinden yana olmayanları ayırıyor. Baskıya, sömürüye, onursuz ya amaya boyun e enler, edilgenli in, suskunlu un dipsiz kuyusunda susuzluklara gömüldüler. Ama böyle günlerde devrimci de erleri yozla tırmaya, anlamsızla tırmaya çalı an koroya da katılıyorlar. "Popüler" sanat yanlısı "Evrensel Kültür" dergisi Denizleri sadece "do ruluk, is- yan ve hayat kavramları ekseninde yorum"layarak övüyormu gibi görünüp en önemli özelliklerini yok sayarak kendini avutmaya mı Çalı ıyor? 72'de Kızıldere'de, idam sehpalarında ba layan, i kencehanelerde, Ölüm Oruçları'nda, sava alanlarında süren Temmuzlar'da, Nisan Direni leri'nde bayrakla an devrimci kararlılı ı, devrim yapma azmini görmezden geliyorlar. Hem de egemen sınıfların amansızca saldırısına kar ı ya ayan Denizlerin sava haykırı larının yeri gö ü çınlattı ı bu günlerde... Devrim yorgunları kendi girdaplarında çalkalanıp dururken en içten sözlerle sevinçli bir gelecek için ölüyor bizimkiler. ehitler sava anların gönlünde berekettir. E itli in, karde li in, özgürlü ün uzun yürüyü çülerinin ehitlerine "devrim" sözü var. Bu sözün co kusuyla, azmiyle ve sevgiyle anıyorlar onları. Belirsizlik içindekiler, bezginler, karamsarlar yakı mıyor Denizler'e "kaldırıyor ba ını bir çiçek bulantısını gö üslüyor yel altında bir o yana bir bu yana dönmenin" Ölenler topra a karı tılar, toprak oldular; çimene, çiçe e besin oldular. Ama gönülde ve bilinçte ya ıyorlar, yüre e co ku, bedene güç, dü ünceye kıvam oluyorlar... A ıza haykırı ; ele, aya a direnç oluyorlar. Sava anlarda korku yok! Yönlerini a ıranlar; bir o 2 T A V I R

5 yana bir bu yana sallananlar yele kaptırdı kendilerini. "Cesaretiniz varsa gelin" diye sesleniyor halk topra ında yeraltındakiler. Gö e asılı onur, kararlılık ve kazanacak cesaret var yeraltında. Yeraltındakiier halkın parlayan yıldızını kanlarıyla yazıyor duvarlara. sallanıyor sa a sola kaldırıyor ba ını bir çiçek az ötesinde mermerin üç fidan açmı gömütün yanıba ında üç fidan savrulur yel altında savrulur durmadan a ır bur sis aralanır sonradan sonraya onca zamanın ardından..." Onları gömütlüklerde, toprak yı ınlarının altında, mermerlerle çevrilmi alanlarda aramayın. Onlar üniversite anfilerinde, Mayıs alanlarında... Güne vurmayan, çamurlu sokakların, dar kaldırımların, rutubetli duvarların ardında onlar; ter ırmaklarında, direnç pınarlarında. Karanlıkları yararak akan yıldızlarla solgun ovalardan, kuytuluklardan ı ıklar saçarak, sava arak geliyorlar. Mücadele bunca yıl süresince darbeler de yedi, zulmün kalelerini dö erken acılara da dü medik de il ancak sis dü medi hiç bir zaman gözlerimize. Sizler ellerinizle ördü ünüz a larla hapsetmi ken yüre inizi, gencecik bedenlerimizle direniyorduk fa izme kar ı. Gün geldi a ır duvarlar, par- maklıklar ardında ölüme yattık; gün geldi yerin derinliklerinden özgürlü e ula tık. ehitlerimizin ölümü kararlılıkla kucaklayan gelecek güzel günlere olan inançları mücadelemizin zorlu yolunu geçilir kılıyor; çiçekliyor. Gittikçe silikle en ya antı nıza alet etmeye çalı mayın onları. Denizlerin inançtan u runa ölebilmelerinin anla mı yine inançlarındadır. Sos yalist inanç mücadeleyle canlı tutulabilir. Yorgun in sanların Denizler'e "...yi itlerin yi idi... de erlile rin en de erlisi..." gibi övgü ler düzmesi adlarının arkası na saklanıp "... ya am tarz ları ve siyasi tercihleri ne olursa olsun, pek çok insanı bir yerde bulu turma" çaba sıyla; ilkesiz, gündelik çıkar çabasıyla açıklanabilir. De nizler onlara yakı mıyor. T A V I R 3

6 RENKLER VE ZEVKLER b r a h i m KARACA ir toplumu tanıyabilmek, o toplumun kentlerini, gökdelenlerini, i lek caddelerini ve bu caddelerde dola an lüks otomobillerini seyretmekle olmuyor. Ba ta ekonomik ve siyasal sistemin i leyi ini, toplumsal sınıfları, devletin yapısını, kültürel biçimlenmeyi ve toplumsal çeli kilerini de gözden geçirmek gerekiyor. Bu da ancak, bilimden bilimsellikten yana taraf tutabilen insanların i idir... Önyargılardan yoksun veya önyargılarını en aza indirgemi bir insanın, ya adı ı toplumu ve ça ı gerçekten anlamaya yönelmesi, onu ister istemez, ya amın gerçekli i kar ısında sınıfsal bir tavır almaya zorlar. Ya amın gerçekli i bunu dayatır. Ama insan, toplumu ve ça ı anlamaya yönelirken yalnızca aklı ve ya amın çeli kileriyle ba ba a de ildir. Daha ba ından beri, dünyaya bakı ı ve onu algılayı ı etki altındadır. Bu etki önce ailede ba lar. Anne ve babalar çocuklarını büyütürken, toplumun kendilerine verdi i biçimle çıkarlar onların kar ısına. Toplumun aileye verdi i e itim ve kültürel biçim, yine aile tarafından çocuklara ta ınır. Bu biçim, toplumsal düzenin ço unlukla onayladı ı (kendine aykırı bulmadı ı) biçimdir.. Çocuk, aileden aldı ı bu "uysal" birikimle topluma karı ır, orada tekrar onaylanır. lk te- mel atılmı tır artık... Toplumdaki ailelerin acaba yüzde kaçı, çocuklarının kendilerinden ayrı ve ba ımsız bir kimlik-ki ilik geli tirebilece ini dü ünür. kinci bir kültürel etki okul döneminde gelir. Daha nüfus kâ- ıdının ne oldu unu bile bilmeyen çocuk, okumayı sökmeye ba ladı ında dinsel kimli ini de heceler... Bu daha önce aile tarafından sözlü olarak verilmi tir zaten.. lerki ya larında, diride baskının olmadı ı hep söylenecektir, hatta kendisi de belki bunu söylecektir, ama daha ba tan onun adına bir din seçilmi ve nüfus kâ ıdına yazılmı tır. Tıpkı anne-babasına yıllar önce yazıldı ı gibi.. Söylenmek istenen udur sanki: Bir dinsel kimli in olacak, ve o da, nüfus kâ ıdına yazdı ımızdır ancak.. Bunun yanında verilen her ey, toplumsal düzendeki egemen ideoloji ve onun yaydı ı kültürel, ahlaksal, dü ünsel yapıya ili kindir. Egemen ideoloji nasıl bireyler yeti tirmek istiyorsa, önce aile aracılı ıyla, sonra da e itim kurumlan ve kitle ileti im araçlarıyla "milli" adımlarla ilerler... lk kaygısı, kendini onların gözünde tek me ru kurum olarak benimsetmektir.. Öyle bir noktaya gelinir ki, bu genç insanların de er yargıları, anlayı ları ve davranı ları egemen ideolojinin yaratmak istedi i nsan tipiyle aynıla ır, topluma ve ça a bakı ları egemen ideolojinin açtı ı bu pencereden biçimlenir.. Ne de olsa, "a aç ya iken e ilir"... Sonra bir bakarsınız ki, toplumun yarısı e ilmi -bükülmü kırılmı fidanlarla dolu bir ormana dönü mü.. Çocukluktan itibaren ailede, yeti tirme yurtlarında, e itim kurumlarında ve askerde dayakla "e itilen" insan yı ınlarının demokrasi bilincinin ve duyarlılı ının, açık veya örtülü emir komuta zinciri içinde "elde sopa" yöntem ve yönetimlerinin boyunduru una bu kadar kolay (tepkisizce) girmesi, boyun e mesine de a ırıp kalmamak gerekir herhalde... Daha fazlasını söylemek sosyologların i i olsa gerek... Onaltı-yirmi ya arası, gençli in asi ve bunalımlı dönemi diye adlandırılır. Neden? Çünkü gençlik, az ya da çok, bu ya larda kendi kendine o zamana kadar sormadı ı soruları sormaya ba lar. Bakar ki, önce aileden sonra da e itim kurumlarından almı oldu u birikim, ya amın gerçe ini açıklamakta yetersiz kalıyor, yeni arayı lara yönelir. Aile ile bozu malar, okul veya çevre ile farklıla malar bu döneme rastlar ço unlukla. Farkında olmadan bilinç altında ki ilik olu turma depremleri ya ar. Duygusal düzeyde de olsa, ilk sınıfsal-siyasal yöneli ler bu dönemde uç verir. Din ile ili kisi olmayan dindar, dindar olan ise daha çok bu dönemlerde dinden uzakla ır... Bu deprem ne kadar sürer? Bilinç altında yeni bir denge kuruluncaya kadar.. Bu yeni kimlik arayı ı onu biçimlendiren topluma bir tepkidir.. Var olana (veya egemen olana) muhalif olmak, tek ba ına çok ey ifade etmiyor. Çünkü gericiler de bu düzene muhalif olduklarını söylüyorlar... Toplumların kültürel geli im seyrine baktı ımızda, bu konuda altı nokta göze çarpıyor: 1-) Bütün olumlu ya da olumsuz yönleriyle var olan yapıyı benimseyen, ondan yana dü- ünen 2-) Var olanı benimsemekle birlikte, onu göze batan bazı 4 T A V I R

7 olumsuzluklarından arındırma (reformize etme), onu yutulur duruma getirme yönünde dü ünen 3-) Var olan yapıdan ho nut olmayan, ama yerine koyacak bir dü üncesi de olmayan, sonuçta var olan içinde eriyen 4-) Var olan yapıdan ho nut olmayan, ama yerine egemen olandan da geri bir yapıyı dü ünen 5-) Var olan yapıdan ho nut olmamaktan öte, onu tamamiyle inkâra yönelen, bütün de erlerini yok sayan (bir anlamda - füturist) ve olu turulacak yenide eskinin kırıntısının bile olmaması gerekti ini dü ünen. 6-) Var olan yapının en olumlu unsurlarını almak ko uluyla onu daha insani, ilerici-devrimci bir yapıya dönü türmeyi dü ünen.. Benimsenen her yol, yöntem ve dü ünce, kendi nesnel gerçekli ini yansıtmasa da benimseyen tarafından do ru kabul edilir.. Burada bir saptama yapmak zorundayız: Kendi nesnel gerçekli ini yansıtmasa da, benimsenen bir dü ünce veya yöntem nasıl do ru kabul edilir? Bu, olsa olsa, kabul edilen de il, kabul ettirilendir. Ve bu kabul ettirmek anlık bir olay de- ildir, ya amın belli bir kesitini kapsar.. Sonuçta söylenen ey ki inin a zından çıksa da, söyleten kendi bilinci de ildir. Yabancıla tırma ve yanlı kültürlendirme (yanlı kültürü dayatma) söz konusudur.. Örne in, i ten atılan bir i çinin, i ini kaybetmesini artan maliyetlere ve sektördeki dönemsel durgunlu a ba laması, tepkisiz kalması, ve "kriz" atlatıldı ında yeniden i inin ba ına dönme dü ü kurması ba ka ne ile açıklanabilir? çinin böyle dü ünmesi de, i ini kaybetmesi de bir sonuçtur. Birincisi edinilen kültür ve sınıf bilinci eksikli inin, ikincisi ise ekonomik sistemin do rudan sonucudur.. Bu tarz bir kültür ve bilinç, i çiyi, ekonomik sistemin i leyi inde bir vida somununa indirgemeye yarar.. Burada bir istisna akla geliyor: Burjuva aileden gelen bir insan i çiden yana tavır koyamaz mı? Böyle bir davranı onun üyesi bulundu u sınıfın nesnel gerçekli ini yansıtmıyor olabilir. Bu tamamiyle insanlık adına dürüstlük kavramıyla açıklanabilir... nsanı biçimlendirmenin çe itli araçları vardır ve bunların en etkilisi kültürel araçlardır.. Sınıflı toplumlarda her ey ikili bir karakter ta ır. Egemen sınıf veya sınıflar, kendi ideolojik veya kültürel de erlerini topluma egemen kılmaya, baskın konuma getirmeye; sınıf bilincinde olan halk ise kendi kültürünü (dolayısıyla kendini) korumaya ve geli tir* meye çabalar.. Egemen sınıflar bunu yaparken, "milli kültür", "birlik ve beraberlik" paravanını sıkça kullanırlar.. Çünkü bu laflar yıllardan beri kutsal ve tılsımlı bir söylem eklinde insanların kafasına idealize edilmi tir.. Oysa milli kültürden anladıkları ey; toplumda egemen kılmaya çalı tıkları suskunluk, dura anlık, asimilasyon ve sınıf gerçeklerinden uzakla tırmaya yönelik çabalardır. Yunus, Pir Sultan, Karacao lan ve son zamanlarda Nazım Hikmet'i telaffuz etmeye ba lamaları, onları benimsediklerinden de il, içlerini bo altarak etkisizle tirmek, salt bazı "ho duygular" uyandırmalarına indirgemek içindir.. Her söylevde milli kültürden ve birlik-beraberlikten bahsedilmesi, dolaylı olarak sanki halk kültürüne sahip çıkmak, demokratik-devrimciinsani özünü yakalamak, onun böyle bir Öz katmak ve geli tirmenin "yasadı ı" oldu u imajını da yerle tirmeye yöneliktir. Çünkü onların kalıplarına uymayan her ey yasadı ıdır... Bugün, kültür ile tekelci burjuvazi egemenli i arasında do rudan ba ıntılar vardır. Ba ta tekelci burjuvazi ve onun ittifakları, çe itli tahakküm araçlarıyla, kitleleri kendi çizdikleri çerçevenin içinde tutmaya çalı ırlar. Bu araçların kimisini kendileri üretmi, kimisini de. kendine zarar vermeyecek ekilde eritmi tir. Yabancıla tırma öyle bir yere vardırılmı tır ki, kültür denince "çok bilmi tik", arkı, türkü, sinema, tiyatro denince "e lence" anla ılır T A V I R 5

8 olmu tur. Sonuçta kitleler, çevreye baktıklarında kültür ve sanat adamı olarak saatlerce anla ılmaz eyler konu an eli pipolu tipleri; arkı, türkü, müzik adına göbek havaları, taverna, arabesk ve en az onlar kadar yoz yerli ve yabancı disko; tiyatro ve sinema adına ya sululuk ya da vurdu kırdılı-porno oyun veya filmleri görürler.. "Okusunlar efendim, kendilerini ça da, modern insanlar gibi yeti tirsinler, kültürlerini geli tirsinler" türündeki söylevlere ise artık sadece gülüp geçmek gerekiyor... Basit bir soru soralım: Piyasaya çıkacak olan arabesk ya da benzeri bir müzik kasetine kaç milyon ki i "abone"dir, bu kasetler kaç adet satar ve kaç ki i tarafından dinlenir? Olu an kültür endüstrisine uygun kapitalist mantık geçerlidir burada. nsanları önce afyon ba ımlısı yapacaksın sonra da bu bir arz-talep sorunudur diyeceksin.. nsanlar bir kez çembere alınmı lardır.. Hem kendileri, hem de dü ünce (ve zevk)lerinin bu çemberi kırması zordur. Umut bile umutsuzca i lenir. Kültür adına uygulanan kültürsüzle tirme, tekelci sermaye aracılı ıyla kültür emperyalizminin etkisini de yo unla tırmı tır. Çünkü kültür emperyalizminin bir ülkede etkinlik sa layabilmesi, önce ulusal düzeyde bir kültür erozyonu yaratılmasını gerektirir. Bu erezyonla olu turulan bo luk, kültür emperyalizminin ayak basaca ı ilk zemin (ilk üs) dir ve ulusal motifler ta ımak zorundadır. Bu noktadan sonra tekelci burjuvazi, ülke içinde emperyalizmin i birlikçisi olarak çalı ır. Çünkü kültür, son çözümlemede tüketim kültürüne indirgenmi tir. Kültürel planda amaç, gerici ve yoz kültürel de erleri korumak, yenilerinin olu masına yardımcı olmak, bunu yaparken de bilinçli ve ilericidevrimci kültürel de erlerin etkisini azaltmak, gücünün yetti i yerde de bo mak, yoketmektir. Nerede sessiz bir ço unluk varsa, burjuvazi orada iyi çalı mı demektir. Laiklik ilkesinin bile içini bo altıp yozla tırarak hem kendinin hem de toplumun aydınlanma atılımını ertelemi tir... Kültür emperyalizminin amacı, yöneldi i ülkeyi batılıla tırmak de il, onu kendine ba lamaktır. Kültür emperyalizmi, ekonomik ve siyasal emperyalizmin önünü açar.. Girdi i ülkenin egemen ve gerici kültürüyle uzla ır, onunla eklemle erek ülke insanlarının bilincine bir ideoloji olarak oturur, içselle ir, Öyle bir oturur ki, "milli" kültürden ya da "milli" çıkarlardan bahsedilince emperyalizm kar ıtı söylevler bile emperyalizmin a zıyla çekilir.. Tersinin olması zaten onun ve ülke içindeki uzantılarının do- asına aykırıdır... Buraya kadar sözünü etti imiz ve toplumu yoz, dura an, statükodan yana tavır alan lümpen kalabalıklara dönü türmeye yarayan kültürün adı "kitle kültürü"dür.. Kültür bunalımı ve kültürel çürümeyi ifade eder. Bunalımın içinden çıkar, onun sonucudur, ama onu a maya de il me rula tırmaya, sürdürmeye ve onun çı ırtkanlı ını yapmaya yarar... Bu aslında burjuvazinin savundu u ya da savunmak zorunda oldu u kültür de ildir.. Olmamalıdır da.. Kendi öz (sınıfsal) kültürel de erlerini bile geli tirmekten aciz, cahil ve görgüsüz burjuvazi, öyle ya da böyle, uyutmak istedi i halk kitleler ile kitle kültürü zemi ninde bulu mu tur.. Belki böyle bir kültürle de il de tamamiyle burjuva özellikler ta ıyan bir kültüne kitleleri etkisi altına almayı ye lerdi, ama bu her zaman bir dü olarak kalacaktır.. Çünkü tek ba ına iktidara bile sahip olamayan; parlamentoyu bile, tasfiye etmesi gereken toprak a aları ve onun uzantılarıyla payla an burjuvazinin kendine has bir burjuva kültürünü kitlelere götürmesini, benimsetmesini dü ünmek hayal olurdu zaten.. Gönül rahatlı ıyla savundu u bir tek Osmanlı saray kültürü vardır bugün. Ona sı ınmı tır.. ttifaklarına dayanmadan ayakta duramayan burjuvazi, bu özelli iyle kendi kuyru unu da yemeye devam edecektir... Acılı-acısız arabeskle ve bin- be eryüz bölümlük Brezilya dizileriyle uyu turulan; gazeteleri kupon yada bilezik da ıttıkları için alan; yılda bir kitap bile zor okuyan; televizyonda "birlik ve beraberlik" adına verilen yalan yanlı haber ve yorumlarla biçimlenen; daha ilkokula bile ba lamadan önce dinsel dayatmalar altına alınan; böyle insanlardan ve bu insanların seçtikleriyle dolan parlamentoda, parlamentonun ne oldu unu bilmeyen, bilenleri ve dü ünce üretebilenleri kürsülerden yaka paça indiren; demokrasiyi dört yılda bir oy vermeye indirgeyen; en demokratik istemleri iddetle bastıran; kâr hanesi milyarları a ıp trilyonlara varan bilançolarını gazete sayfalarında gö üs gere gere açıklayan, ama ücretli çalı an i çi ve memuruna "zırnık" koklatmayan; "paran kadar konu " diyen; önce aç, sa lıksız ve sonra dü kün bırakıp öldüren, daha sonra da bu yoksul ölüleri hastahane morglarında rehin tutan; asimilasyonun, korkunun, yargısız infazların ve gözaltında kaybolma olaylarının cirit attı ı ve daha saymakla bitmeyecek bir sürü olumsuzlu u içinde ta ıyan ve bu çeli kilere yönelik tespitler yapıp onları a maya yönelik sınıfsal çözümler üreten örgütlü-örgütsüz insanları "terörist" ya da "potansiyel terörist" olarak kabul eden; "kontra" lar besleyen çürük bir toplumsal düzenin hangi egemen de erlerine saygı duyacak insanlar ve hangi de erleri kendi ba ımsız iradeleriyle benimseyeceklerdir? Ya da bugün benimsedikleri de erlerin hangileri bu gerici ve yoz kültürel biçimlendirmelerden nasibini almamı tır acaba? Kültür, sanat, tiyatro, sinema, resim, türkü, arkı, bilim, moda, maç, evlilik, boyalı gazete, renkli TV, pembe dizi, kitap, iir, seçme, seçilme... Hepsi birbirine benzetilmi aynı kalıba dökülmü tür... Bo zamanları de erlendirme, tesettür, transparan milli aile, özel zevkler, hobiler... sonra da bir slogan: "Renkler ve zevkler tartı ılmaz..." 6 T A V I R

9 Sizinki öyle bir karanlık ki: politikacı askerin postalını giyer asker egemenin holdinginde müdür olur egemen polisin silahını ku anır polis sorgusuz sualsiz infaz eder. KARANLIKTAN Üniforma giyip, silah ku anan egemenin zulmüyle sade ekmek parasına çalı maya ve ancak ba ını sokabilece i bir barınakta ya amaya mahkum edilen emekçi halkın böylesi bir karanlıktan do urttu u yıldızlardır devrimciler. Bizimki öyle bir aydınlık ki: gelece e köprü atmanın onuru yüre imizde gün gelir yaramıza bastı ımız pu iyle alınterimizi sileriz gelece in kendisi olmanın bilinciyle gün gelir ehitlerimizi sardı ımız bayra ı dünyanın tepesine dikeriz. Devrimciler meydanlarda haykıran yumruklarla, ölüm oruçlarında çıplak bedenleriyle, mevzilerde silah sesleri arasından yükselen gür sesleriyle "Cesaretiniz varsa gelin" diye haykırarak kanıtlarlar türküleri yapanların yasaları yapanlardan daha güçlü oldu unu. Mahpushaneyi direni in ilk mevzisi eyleyen devrimciler bilinçlerini bedenlerinden arındırıp ölüme kafa tutarak durdular ölüm orucuna. Ölümü haftalar öncesinden kurdukları sımsıcak ba da larla kar ıladılar, dimdik. Kafalarında sömürünün olmadı ı bir dünya, halk ve yolda ları... Yumdular gözlerini, yumdular birer birer güne li günlere.. Öteki, öldürülen yolda larının acısını topra a, umutlarını yüre ine gömüp çoluk çocu a karı an bile ölüm oruç- DO AN YILDIZLAR larından gelen direni ate inin gür sesine ses vererek silkindi yılgınlıktan, direni ate ini gelenek eyleyerek sundu yüre ini meydanlara. Meydanlar kalabalıktı. Meydanlar alev alev. Çıplak yumruklarıyla ve topraktan söküp aldıkları ta larla sosyalizm duvarında tunçtan briketler oldular. O duvar, i kencenin konu turamadı ı duvar oldu. Kolluk kuvvetleri o duvarı a amayacak. Biri kurak topraklardan çıktı yola uzun ve ta lı yamaçlardan yücelere do ru. afak sökmeden, güri ı ımadan solgun evlerin toprak damlarının sıcaklı ını ta ıyarak ayrıklı köyden, son kez bakarak ırgatlık yaptı ı tarlaya. Yeraltında ya adı ı süre içinde emekçi bayramında halkı kur unlayanları "en yüksek mertebeye" eri tirdikten sonra, bir ak amüstü uzanmı kitap okurken di- Ertan YA MUR vanda, infazcı kolluk kuvvetleri çevirdiler hücre evini bir di erinin. O da teslim olmadı. Oda oda, kapı kapı savundu mevzisini son kur unu da bitene dek. Ölmeden önce gülümseyen gözlerinde üniversite koridorları, fabrika avluları, uzun bacalar ve omuz omuza, yürek yüre e çatı acakları zamanlar vardı kafasında, gelecek mutlu günler. Bahar Mayıs'ta gelirmi inanmayın dostlar Memleketimize bahar 17 Nisan'da kan tomurcuklarıyla geldi Ku lar bizim türkümüzü söyler oldu Çiçekler bize durdu en güzel renkleriyle oda oda kapı kapı savunulan mevzilerden gelen zafer sesleri bahar oldu açtı memleketime. T A V I R 7

10 A LAMAMAYI Ö REN Suna PEK ebe im, Onbe gündür seni görmeye neden gelmedi imi sormu sun annene. Kaçamak yanıtlar vermek istemiyorum sana. Yalan söylemektense olup biteni yazmaya çalı- aca ım. Üstelik bu devrimci bir sorumluluk da. imdi de devrimci sorumlulu un ne demek oldu unu soracaksın annene. Sana sevgiden söz etmek isterdim. Çıkarsız sevgilerden. nsan sevgisinden yani, emekten yana... Biraz daha büyüdü ünde hayal kırıklı ına u ramanı da istemem. Sevgiyi hiç tanımamı insanların var oldu unu da bilmelisin. O gün, Nuri amcanla birlikte evden alındıktan sonra siyasi ubeye götürüldük. Ah bebe im, adını bile hiç duymamı olsaydın i kencenin. Arabadan tek tek indirdiler bizi. Onlar ne derse ben tersini yapıyordum. nat olsun diye öyle davrandı ımı sanma sakın. Onlara boyun e memek için. "Elimize dü tünüz, artık size istedi imizi yaptırırız" diyerek yıldırmaya çalı tılar, rastgele vurdular. Sana yazmaya utandı ım küfürler dökülüyordu dillerinden. çlerinde iyilik mele i rolüne bürünenler de vardı: "Poliste devrimci tavır sökmez, burada bırakacaksın devrimci tavrı." "Devrimci tavır her yerde vardır. Siz i kencecisiniz. Size ifade vermiyorum. Susma hakkı kulla- nıyorum. Avukatımı istiyorum." Bu konu malardan sonra sürükleyerek i kence odasına aldılar. "Soyun!" "Hayır!" Giysilerimi parçalayarak çıkarıp askıya aldılar. Küfürleri bitmeyecek kadar çoktu. nsanlık dı ı yaratıklardan insanlık beklemek, merhametli olmalarını beklemek mümkün mü?! "Or... imdi görürsün sen. Bülbül gibi öttürücem seni" Askıda sürekli elektrik verdiler. Ne kadar kaldım orada hatırlamıyorum. Hatırladı ım tek ey, nefes almaya bile zaman bulamadı- ım. Bir süre sonra falakaya yatırdılar. Sana uçurtmalardan söz etmek isterdim. Bilirim seversin onları. Çok sürmez, gelece im. Rüzgârlara bırakaca ız sarı kırmızı uçurtmaları. Ayaklarımda sopalar patlıyor pe isıra. "Konu, arkada ların her eyi anlattı. Biz her eyi biliyoruz. Ama sana da söyletece iz. Bu memleketi sen mi kurtaracaksın?" yilik mele im i kenceyi durdurmalarını söyledi: "Marksist-Leninist dü üncelere saygılıyım kızım. Herkes istedi i gibi dü ünmekte özgürdür. Fakat polise gelince konu mak lazım. Bildiklerini bize anlatmak senin dü üncelerini de i tirmez ki. Anlatacak mısın?" "Ben Marksist-Leninist'im, siz de i kencecisiniz. Size ifade vermem. Nuri amcanı dü ündüm sonra. Ona da aynı i kenceleri yapmı lar. Soyma, askı, elektrik verme, falaka, so uk su dökme ve zıplatma gibi. Parma ına ve cinsel organına ba lamı lar kabloları. "Öldürece im seni, hadım edece im... Konu! Sorumlun kim?" Nuri amcan tüm bunlara sloganlarla kar ılık veriyordu. " kence yapmak erefsizliktir!.. nsanlık onuru i kenceyi yenecek!.." Zıplatamayınca, so uk su döküp ayaklarının altındaki i likleri copla ezmeye ba lamı lar. Nuri amcanın erkeklik gururunu kırmak, benimse kadınlık onurumla oynayarak ihanet etmemizi sa lamaya çalı salar da daha buraya geldi imiz gün ba lamı tık açlık grevine. Çöl ortasında kalmı ca susuzluk çekerken "su ister misin?' dediklerinde bile hayır dedim. Tüm giysilerim sırılsıklam ıslaktı. "Kuru çama ır verelim ısınırsın" deyip kahkahalar attılar. O gece hücrede öylece yattım. Sana karanlık gecelerde yıldızlardan sözetmek isterdim. Sayılamayacak kadar çok.. Karanlıkların gücü yetmez onları söndürmeye. Karanlık yo unla tıkça daha bir kızılla ır yıldızlar. Ertesi gün yine i kence odasındaydım. i kenceciler çözme umudunu yitirmemi lerdi henüz. Ben de "bitti" deyip kendimi bırakıvermemi tim zaten. Bir insana gö üslerinden elektrik verilmesini anlatamıyorsun de il mi? Arada bir de elektri i durdurup vücudumu ezmeye çabalıyorlar. Tüm bunlara sizlerin gelece i, halkı bu i kenceci ve katiller sürüsünden kurtaracak olan kavgamızın güçlenmesi için dayandım. Ya bu tanımlaması güç alçaklıklara katlanacak ve direnecektim ya da bir anlık bir zaafla teslimiyete ilk adımı atacaktım. "Kahrolsun fa izm, ya asın mücadelemiz. Alçaklıklarınızın hesabını vereceksiniz" diye haykırdım yüzlerine. kenceciler tüm güçleriyle saldırırken arkada larıma okudu- um dizeler geldi usuma. " imdi artık sava zamanıdır. Bırakıp sevdamızı kadife tenli zamanlara Ellerimiz ellerimizin sıcaklı ını 8 T A V I R

11 kaybetmeden Sarılıp so uk tenine silahın O kutsal ate in sıcaklı ını hissetmeliyiz tüm benli imizle..." "Biz kimleri çözmü adamız. Ama sana onlardan daha çok saygı duyuyoruz, onlar bu kadarına dayanamamı lardı. Ama konu acaksın. Öyle toplumsal olaylardaki gibi 'ifade vermiyorum' deyip çekip gitmek yok." imdi de arkada larıma olan inancımı sarsmak için yalan söylüyorlardı. Onların söylediklerini duymuyor, kendimi dı arıdaki yolda larımın mücadelesi içinde dü ünüyordum. Bizleri bekleyen daha nice zorlukları... Kendimi ve yolda larımı korumak için etten, kemikten bir duvardım küfürlerin ve i kencenin kar ısında. I kencehaneler de bir mücadele. alanıydı. Biliyorum burada ölebilirim. Aynı ey dı arıda da olamaz mı? Küfürdüler... coptular... elektriktiler. Güçlü bellemi lerdi kendilerini. "Konu!" Acizliklerini, zavallılıklarını vurdum yüzlerine. "Konu turamazsınız!" a ırdılar önce. Sonra hepbirden saldırıya geçtiler. Kudurmu lardı. "Ulan or... sen kim oluyorsun da burada meydan okuyorsun. "Sıradan üstünden geçeriz." Ellerindeki coplara saldırıp almak istedim. Ayak ökçeleri, coplar vücudumda patlıyorken parmakla cinselli ime saldırıyorlardı. " kencecilerden hesap soraca ız!" Sana namus, ahlak kavramlarını anlatmak isterdim. Direnmene kar ın ve iraden dı ında yapılan saldırılar kısanı küçültmüyor. Sadece saldırıları yapanın insan olmaktan ne kadar uzakta oldu unu kanıtlıyor. Benim için namussuzluk kendi halkına, sınıfına, yolda larına, kurtulu kavgasına yapılan ihanettir bebe im. "Bırakın beni ezeyim bu or...nun böbreklerini." "Karnına vurun, karnına! Çocu- u varsa dü sün. Sonra da gazeteye çıkıp ikayet etsin." Bu saldırılar sürerken iyilik mele im geldi yine. "Tamam kızım sana saygı duyuyoruz. Artık senden hiçbir ey istemiyoruz. Sadece bizim bildiklerimizi kabul et yeter." kence kar ısında kazanılmı zaferin ilk mu tusuydu bu, yeniktiler. " fade vermeyece im." "Ulan or... çocu u! Ben gidiyorum. E er bundan sonra konu- ursan seni öldürürüm." Artık bir ço unun gözlerinde aynı korkuyu okuyabiliyorum. Yaptıklarının hesabının sorulaca ının korkusuydu bu. Ölümün so uklu u nefesleri kadar yakındı. "Beni dı arıda görsen ne yaparsın?" "Di erlerine ne yaptıysak." "Siz infaz edilecektiniz kızım, bana ükredin." Polemi e girmek istemiyordum. Sustum. Vücudum so udukça acıları daha bir depre iyordu. Kula ıma ula an sloganlarla birlikte duvarlara tutunarak sloganlara karı tım. Umut ye eriyor Yürekleri sarıyor Al silahını öfkeni ku an da gel Kavga seni ça ırıyor. te bebe im onbe günüm böyle geçti. Mahalleler, semtler, denizler var aramızda. Görüyorum yine de bunca uzaklardan gözya larını. Sana çocukların a lamadı ı bir dünyadan sözetmek isterdim. Atlıkarıncadan, salıncaklardan... A lamamayı ö ren bebe im, a lamamayı. T A V I R 9

12 KU ATMA Soka ın bir yanında sa ır yüzlü adamlar Uzak bir kıtadan ferman buyurdular Ne varsa büyütülen insanlık adına Birer birer gülüm kırdılar Kaç bin yılın öfkesiydi bu kaç bin yılın hesabı Soka ın bir yanında sa ır yüzlü adamlar Su diye kanla ellerini yudular Kafesler yaptılar göklere sı mayan insana Bu a açlar bu da lar yalnızla tı Kurtlar uludu her yerde Çiçekler bahara varmadan Ve canlar halaya durmadan vuruldular Soka ın bir yanında sa ır yüzlü adamlar Korlanmı yüreklerdeki türküyü duydular Anlayamadılar topra ın do urganlı ını Suların nehirle ti ini bilemediler Söylenmi ti gülüm kaç bin kez Bu ezgiye kafesleriniz dayanmaz diye Soka ın bir yanında yok oluyor sa ır yüzlü adamlar Bir yanında gürül gürül nehirle en insanlar var imdi yürekler daha çok sınanıyor bıçak ucunda imdi sesler daha gür Botan'dan Küçükarmutlu'ya Parçalanıyor ihanet daha sık dokunuyor öfke Canlar daha bir halaya duruyor Ve çiçekler daha inat büyüyor bahara Soka ın bir yanında do uyor güne Bir yanında ço alıyor ölüm ya amak için... KENAN SENCER 10 T A V I R

13 eni tanıyan, anlatacak olan çok insan var, biliyorum. Dostların gibi dü manların da tanıyordu seni. Ama ben de anlatayım diyorum. Oysa ko. lay mı? Neyi, nasıl söylesem... Erdemlerini, inancını. lk görü te bile hemen ayırdedilebiliyordun. Davranı ların, konu man ve kıyafetlerin... Hep farklıydı. Bitmeyen gülü lerinle ifade ederdin dü üncelerini. Sorardın, sorgulardın. Kolay ikna olmaz, ikna edinceye kadar canımızı çıkarırdın. "Hanım kız" de ildin, tuttu unu koparırdın. Özverili dostlu unla çevrendeki insanların sevgisini kazanmı tın. Dı arıdan bakan için hep bir giz vardı ya amında. lkelerinden taviz vermezdin. Dostlukları dejenere edenlere kapardın kapılarını, "Adam olsun, öyle gelsin" derdin. Sonradan duyduk ki gelece i ku anmak için yola çıkanların safına katılmı sın. Oysa rüzgâr daha yeni esmeye ba lamı tı Ankara'da, yapraklar henüz kıpırdanmaya ba lamı tı. a ırmı "O da mı?" demi tik sadece. Hep yanıba ımızdaydın oysa. Ancak kurallar dostluklardan daha önemliydi. Ailene politika ile ilgilenece ini söyledi inde onların "Buraya gel, hem partilerde de tanıdıklarımız var" cevabına kar ılık mücadeleni, devrimci politikanı anlatıp bilinmeyen adresler için yola koyulmu tun. "Yeraltındakiler"in büyük haz duydu u garip tesadüflerden birinde son kez yüzyüze görü mü tük. "Sen ne arıyorsun burada?" sözcü ü sıcak sohbetlerle sürmü gecenin tadını çıkarmı tık. Ne kadar inatçıydın. Etek giydi ini görmemi ti hiç kim- SOLMAYAN Ç ÇEKLER P ı nar ARDA se ama "Etek giymezsen bir daha ki randevuya gelme" dendi inde en güzel bluzunla ve ete inle gelmi tin. Mücadele ya amının kurallarına ba lıydın. Ö rencilerinin arasından koparılıp DAL'a alındı ında hücreden hücreye sesleniyorduk birbirimize. Gülü ün sürgülü kapılar, kalın duvarlar ardında da yankılanıyordu. Tutsaklık sonrasında kaldı ı yerden sürdürdün mücadeleyi ve sava arak öldün. Ölümden sonrası için de geçerlidir andımız. Bayraklarımızın gö ü saran dalgalanı ındadır ismin, alanlarda, solu umuzdadır sesin. Fırtınalar içindeki ormanı- mızda, çatırtılarla devrilip gübrele en fidanlardan biri oldu unu ö rendi imiz sabah yüre imiz daha hızlı çarpıyordu. Yanımdaki arkada a seni anlattım, mücadelemizi... Anlattım, anlattıkça daha çok güçlendim. Bilincimiz, inancımız gü lü leri miz, inatçıiı ım ız yüreklerimiz, sloganlarımız halaylarımız, türkülerimiz Dü man üzerinde/ KARA BULUT gibi/ dola an adaletimiz Ve solmaz çiçeklerimizle Sürüyor kavgamız... T T A V I R 11

14 RES M SANATIMIZIN HORLANAN ACI GERÇE VE SOSYAL ST REAL ZM Avni MEMEDO LU "Sanat olmayan her eyle sava ım vermek SANAT ADAMLARINA dü er." Cengiz Aytmatov vet 22 Kasım 1983 günlü CUMHUR YET gazetesinde kendi siyle yapılan bir söy le ide (Röportaj'da) böyle diyordu- Sovyetler Birli i yazarlarından-de erli Kırgız sanatçı. Bu tümcesiyle neyi belirtmek istiyordu? Kapitalizmin Bunalım Dönemini ya adı ımız u karanlık günlerde, Sanat adına Burjuvazinin tüm pisliklerini yansıtan, bir Veba yahut Aids Virüsü gibi insanlı a sayrılık a ılayan,yoz ve Dejenere "MODA SANAT'a kar ı gelmeyi mi ö ütlüyordu gerçek sanatçılara? Yoksa toplumların ve bireylerin e itiminde, yani yücelme, yükselme ve geli mesinde çok büyük etkinli i olan SANAT'ın önemini mi belirtmek istiyordu? Bence Aytmatov her ikisini, her iki görü ü de dile getirmek istiyordu ve bu savında haklıydı. Kendisiyle tanı mak ve sanat söyle ilerinde (Sohbetlerinde) bulunmak üzere atölyeme ça ırmak için Marmara Etap Ote- li'nde TÜYAP'ın düzenledi i Kitap Fuarı'na gitti imde, ça nlı oldu u halde bilinmez nedenlerden ötürü (!) imza günlerine katılamayaca ını ö renmi, çok üzülerek geri dönmü tüm. O günün ak amı daktilomun ba- ına geçip kendisine aynı ça rı mı yineleyerek içteni bir mektup dö- endim. Kalmı oldu u kesin adresi ö renemedi im için postaya veremedim. Birçok de eri yazarımız yanında, bir o kadar da öhret ve kariyer dü künü çömezlerin çöreklendi i YAZARLAR SEND - KASI'na u radı ımda oradaki barajı a ıp Cengiz Aytmatov'a ula amadım. imdi gelelim ba lıktaki - mesle im olan- resim sanatımıza ve onun Acı Gerçe ine veya gerçeklerine: Yıllardan beri gerek açtı ım sergilerde, halkımıza sundu um tablolarımın sosyal içeri inden, gerekse bazı dergi ve gazetelerde çıkan mesle e de gin yazılarımdan ötürü, BURJUVA SANAT ÇEVRELER 'nin ve onların çıkarlarını korumakla yükümlü tüzel kurulu ların boy oda ı olmaktan kendimi kurtaramadım. Bu, geri kalmı sınıflı bir toplumda, diya- lekti in do al sonucu olmasa üzülmemek elde mi? Ne yazık ki Dünya Emperyalist Tekelleri'nin sultasından kurtaramadı ımız "Bu cennet, bu cehennem" ülkemizde, imdiye dek daha nice ve nice sanatçımız kutsal acılara tutsak edilmi lerdir. Kimileri mapuslara tıkılmı, kimileri de yaban ülkelere, yadellere göçe zorlanmı lardır, dün ve bugün oldu u gibi... Buna kar ın onlar yurdunun ve halkının sevgi ve özlemiyle, öfkelerinin gözya larını yüreklerine akıta akıta fırçalarından ve kalemlerinden ödün vermeden, sanat ya amlarını sürdürmü ler, sürdürüyorlar ve ürünler veriyorlar. Bunlar yurtsever, ilerici ve devrimci sanatçılardır. Yani gerçek sanatçılardır. Ça ımızın gelsen DÜNYA ÖLÇE NDE ba lı bulundukları EKOL'ün adı SOS- YAL ST REAL ZM... nsanlı ın ve insanlık onurunun kurtulu u olan Sovyetler Birli- i'nde gerçekle tirilen 1917 Ekim devrimiyle tüm toplumsal kurumlarda (Sosyal, çtimaî Müesseselerde) varılan olumlu (Pozitif) geli me ve a amalar gibi, Güzel Sanatlar Kurumunda da varılan en son, en iteri, en yeni ve en olumlu anlayı olan SOSYAL ST 12 T A V I R

15 Avni Memedo lu REAL ZM'i kısaca özetleyelim: Sosyalist Realizm çi Sınıfı deolojisinin ve Bilimsel Gözlemcili- in ı ı ı altında, gerçekçi ve somut bir SÜJE (Konu) kavrayı ı ve algılayı ıyla (Idrakiyle) slogancılı- a ve didaktizme kaçmadan, yaratıcı lı ı "Sanatta Temel Öge" olarak benimseyerek, ulusal ve yöresel tema, biçem (üslup) ve yöntemler içerisinde, iyimser bir dinamizmle EVRENSEL BOYUT- LARA varmaktır. Sosyalist Realizm daha anla ılır bir deyi le: Sanatçının yurduna, halkına ve insanlı a, tüm " nsan karde li ine" kar ı yükümlülüklerini estetik uyum ve ölçüler içerisinde sunan, en dinç ve canlı bir sanat anlayı ıdır. Sonsuza dek i levin] sürdürecek, ku aktan ku- a a vanp gidecek üretken ve yapıcı bir dünya görü ünün ES- TET K EKOLÜDÜR. Cengiz Aytmatov'un yazımın ba ına aldı ım tümcesinde belirtmek istedi i dü ünceyi biraz daha açmak gerekirse öyle diyebiliriz: Ressam yalnızca övalesinin (Sehpası'nın), yazar daktilosunun, müzisyen piyanosunun ba ına oturup becerisini ortaya kor, ondan sonra görevi bitmi tir, diyemeyiz. Çünkü hiç bir ressam yaptı ı tabloyu herkese gösteremez, ancak sergisine gelen sınırlı bir kesime sunabilir. Bir ozan veya yazar iirini, kitabını herkese okutamaz, ancak kitabı alanlar okuyabilir. Müzi i konsere giden- ler, yahut o parçanın plak ve bandını alabilenler dinleyebilirler. Radyo ve televizyon MÜZ daha geni kitlelere yayma olana ını getirmi ise de, radyo ve televizyon programları da belli amaçlarlasınırlıdır. özellikle sınıflı toplumlarda her ey GÜÇ'e ve ADAM KAYIRMA ilkelli ine dayandı ı sürece, olumlu ve haklı yolda olan sanatın, olumsuz ve yoz sanat dü üncesine kar ı sava ımını kim verecek? Dü ün alanında böyle bir sava ım gerekli de il midir? Ku kusuz gereklidir ve bu bir VAR OLMA gere idir. Kim yapacak bu sava ımı? Sanat teorisyenleri, Sanat tarihçileri, Estetikçiler ve Ele tirmenler yapar diyebilir miyiz? Hayır! Resimi en iyi bilen ve savunacak olan RESSAMDIR, iiri en yi bilen ve savunacak olan da OZANDIR, müzi i en iyi bilen ve savunacak olan MÜZ SYEND R Ku kusuz gerçek ressam, gerçek ozan ve gerçek müzisyenden söz ediyoruz.. Gerçek sanatçıdan yani.. öhret budalası, dengesiz, ki ili i saça-sakala ve moda giysilere takılmı, ço u burjuva ve Küçük burjuva kökenli, alkolik, sapık, egoist, bireyci, megaloman, sorumsuz, nemegerekçi kısacası sıradan ve niteliksiz, sözümona sanatçı geçinen ASALAK Ö ELERDEN (Unsurlardan) sözetmiyoruz. Yeni yeti- en tertemiz ku aklara, (Sanat kültürü öyle dursun) en ilkel bilgilerden bite - Bilinçli olarak (Kasten)- yoksun bırakılmı suçsuz (Masum) halkımıza, her türlü be eniden (Zevkten) yoksun, baya ı ve olumsuz duygu ve dü ünceler a ılayan bu SA- NAT SÖMÜR- GENLER NE ilk kar ı tepki ku kusuz gerçek sanatçılardan gelmelidir. Çöküntü dönemini ya arken her türlü koku mu lu u insanlı ın bünyesine a ılamaktan çekinmeyen acımasız BURJUVA EMPERYAL ZM uyuyan Halk Kitlelerine kar ı, diktatoryasını, saltanat ve hegemonyasını biraz daha sürdürebilmek amacıyla: Yıpranmı, tükenmi bu tür kompleksi ki ilerin kusuntu ürünlerini, büyük paralarla finanse ederek, Dünya halklarını ve özellikle bizim gibi geri kalmı uydu ülkelerin halklarını hızla demoralize etme çabası içerisindedir. Kapitalist emperyalizm, bugün yüzyılımızın ba- ında ele tirilip, bilimsel gerekçelerle çürütülmü ' ve ıskartaya çıkarılmı olan SANAT SANAT Ç ND R zırvasını yeniden hortlatarak "Sanat ve Sanatçı Özgürlü ü" demagojisi ve aldatmacasıyla, bir yandan yukarıki satırlarımızda ki iliksiz ki iliklerini belirtmi oldu umuz Hâvarileri aracılı ıyla vurdum duymazlık tohumlarını ekerken, beri yandan da EVRENSELL K MASKES altında sanatta ÖYKÜNMEC L, Batı Aktarmacılı ını ve Kozmopolitizm'i yaygınla tırmaya çalı maktadır. Amaç apaçık ortada: Halkları kendi ulusal kültürlerinden koparmak, özkaynaklı kültürleri yok etmek, halk kitlelerini kendi köklerinden soyutlayarak sosyal karakterden yoksun, niteliksiz dangalaklar sürüsü düzeyine dü ürüp, istedi i yönde gütmek, gerekirse kolayca bölüp parçalayarak, evire çevire sömürmek.. Bu KÜLTÜR EMPERYAL ZM T A V I R 13

16 POL T KASI günümüzde özellikte Amerika Birle ik Devletleri'nde üretilerek Siyonist tekerlerin deste i ile geli memi ülkelere paketlenip sürümlenmektedir (ihraç edilmektedir).. Gelelim Ülkemize: Kültür ya- amımız slâm Skolasizm'inden "Tanzimat Hareketiyle" Batılıla mayı amaçlayarak- kurtulmayı planlarken; Batı kültürünü olu turan teknolojiyi ve o teknolojinin biçimlendirdi i Üretim li kilerini ve bu üretim ili kilerinin yarattı ı yeni toplumu, toplumsal ili kileri ve üretilen YEN KÜLTÜRÜ -nedensellikleriyle- kavrayamadıklarından Tanzimatçılar, Kültür üretme yerine, Batıdan Kültür Dı alımı (Kültür ithali) yoluna gitmi lerdir. Feodalizmin ideolojisi olan D N ve BA NAZLIK (Taassup) Batı kültürünü yaratan teknik ve Özellikle sınıflı toplumlarda her ey GÜÇ'e ve ADAM KAYIRMA ilkelli ine dayandı ı sürece, olumlu ve haklı yolda olan sanatın, olumsuz ve yoz sanat dü üncesine kar ı sava ımını kim verecek? Dü ün alanında böyle bir sava ım gerekli de il midir? Ku kusuz gereklidir ve bu bir VAR OLMA gere idir. teknolojinin. Ülkeye girmesini yüzyıla yakın bir süre engellemi tir. Bu nedenledir ki Tanzimat Osmanlı ülkesinde küttür ve sanat sınırları içerisinde kalmak ko uluyla BATIYA ÖZENT Y ancak ba arabilmi tir. Kültür ve Sanat ya amımızda özellikle ALAFRANGACILI IN ve KOZ- MOPOL T ZM'in ba langıcı olmu tur Tanzimat. Ku kusuz Ekonomik, Politik ve Sosyal yapısallı ın do al sonucu olarak... Bugün köklü bir TOPRAK RE- FORMU'nun yapılamadı ı YARI FEODAL, yerli Komprador tekellerin kıskacında, KAP TAL ST EMPERYAL ZM'in güdümünde bir tür YARI SÖMÜRGE olan Türkiye Cumhuriyetinde de Kültür ve Sanat etkinlikleri Emperyalizm ve yerli i birlikçilerin denetiminde, onların ortak çabalarıyla, yürekler acısı bir YOZLU UN BATAKLI I- NA daha da yo un ve hızlı bir biçimde sürüklenip gitmektedir. Hele sekiz, on yıldan bu yana kendilerini ÇA DA TÜRK SA- NATÇILARI, ÖNCÜ TÜRK RES- SAMLARI gibi adlarla nitelendiren bir yı ın aymaz, arlatanlıklarını, utanmazlık ( irretlik) düzeyine kadar vardırmı lardır. Bu zıpçıktılar, züppeler kimlerdir? RES M'in temel ö esi olan DESEN'i do ru dürüst çizemeyen, ortaya koydukları -klâsik ölçü ve disiplinden yoksun- çarpık ve çirkin (Estetik dı ı), kolay ve ucuz karalama ve boyamalarıyla insanlarımızı kandırmaya çalı an bu ANAR- STLERE Ça da lık, Öncülük niteliklerini (Vasıflarını) kim yakı tırmı? Hangi pozitif ölçütlere (Kıstaslara) göre? Sanat adına yapılan bu kötücülü ü ( haneti) Holdinglerimiz, Galeriler açarak, milyarlarca parayı bu tür KALP ürünlerine ne hakla yatırırlar? - Kurmu oldukları SANAT VA- KIFLARININ ve Sergi salonlarının Sanat Danı manları kimlerdir? Evet sanat adına yapılan bu spekülâsyonlara katılıp, göz yuman bu danı manlar, tüm yarı malarda jüri üyeliklerinde de er biçen de ersizler kimlerdir? En üstün ve kalıcı yapıtları yarı a bite sokmayan, kafaları ve yürekleri apı aralarında, Emperyalizmin ajanları kimlerdir? Bilmek gerekiri Ayrıca bu holding ve tekellerin korumacılı ı ve denetimi artında çıkan sözüm ona Sanat Dergilerine, bu dergilerde (Sen ben, Bizim o lan, ahbap çavu oyunlarıyla) yakınlarını, yanda larını sorumsuzca överek göklere yücelten kiralık kalemlere ne demeli? Sanat ya amımın en acı aymazlı ı (Gafleti) saydı ım, galerisinde 19851e Ondördüncü sergimi açmı oldu um (Tanınmı, sanat piyasamıza oldukça etkin biçimde egemen, holdinglerle ha na fi neli i, sanat simsarlı ı ile bilinen, ayrıca bazı ölmü ressamların tablolarını kopya ettirerek bazı ki- ilere satan, bu nedenle mahkemelere verilen) Zatı na erif'e ser- gi hazırlı ımız sırasında resim ele tirmeni olarak tanınan üç dört isimden söz ederek "Onları da sergi kokteyline getirebilir, resimlerim hakkında görü lerini yazdırabilirsen mutlu olurum" dedi imde bana: "Bu gün Dünyada ve Bizde resim piyasasına Mafia bile el atmı durumdadır, biz galeri sahipleri onlara da meram anlatmak zorundayız. Seni ve sergini yara ık oldu un biçimde duyurmak kolay i, tasalanmana gerek yok, o sözünü etti in ele tirmenlere yirmi erbin Iirayı sıkı tırdım mı istedi im yazıyı yazdırabiliyorum" dedi i an a kına dönmü, vazgeçmesini istemi tim. Aslında kendisi de bir Mafia olan bu galeri sahibiyle aramızda çok üzücü olaylar geçmi, adam benim do rulu umdan ve temiz amaçlılı ımdan (Hüsnü niyetimden) yararlanarak 14 tane yapıtıma elkoymu, binbir u ra tan sonra resimlerimi kurtarabilmi tim. Bu sergim apayrı ö renek (ibret) dolu bir olaydır. lerde RE- S M P YASAMIZ VE SANAT GA- LER LER M Z ba lı ı altında kaleme alaca ım yazımda ayrıntılarını sunaca ım. Gerçek bir sanatçı için en dayanılmaz ey, SANATA YAPILAN KÖTÜCÜLÜK'tür ve gene en olanaksız, istenç dı ı ( rade harici) ey bu kötücülük kar ısında susmak, haykırmamak, kar ı çıkmamak.. Gerçek sanatçı için bundan daha onur kırıcı bir tutum olmaz ve olamaz. Susmak, görmemezlikten gelmek suça katılmı olma eyleminden ba ka nedir? Dokuz köyden kovulma pahasına da olsa do ruları yazmak önce bizlere dü mektedir. Sonsuz bir sevi ile (A kta) ba lı bulundu um mesle imin sorunları üzerine, dost ve meslekda larımla söyle irken co kumu frenleyemedi im anlar olur. Onlar dü ünce ve inançlarımda ne kadar içtenli oldu umu bildikleri için yadırgamazlar. Ama u satırları okuyan ve beni tanımayanlar hakkımda: Benim "Sanat ve Yayın çevrelerinde fazla güleryüz ( ltifat) görmemi " bir Ressam oldu um yanılgısına kapılmı olabilirler. Hemen belirtmi olayım ki 6 yıllık Akademi ö rencilik süreciyle birlikte 51 yıllık sanat ya amım boyunca, ülkemizde gerçek sanatı savunan en tanınmı yazarlar ve ele tirmenlerce dergi ve gazetelerde övülmü, saygı 14 T A V I R

17 ila yüceltilip onurlandırılmı bir sanatçıyım. Bu konuda fazlasıyla doyumsamı (Tatmin olmu ) bir Ressamım ve de bugüne dek hakkımda çıkan olumlu övgü ve ele tiri yazılarının hiç bir meslekda ıma yönetilmedi ini, gö sümü gere gere söyleyebilirim. Ama tanıdıkların bildi i üzere her sergimde bir iki tablodan fazla yapıtım satılmaz. Sanat piyasamızı elinde tutan, üstelik kendi BURJUVA KÜLTÜRÜ'nden bile yoksun, be eni düzeyi dü ük bir egemen sınıfın sanat adına yaratmı oldu u simsarlar borsasında, ki ili inden ödün vermeyen devrimci sanatçıların payına kaç kuru dü er? Bu çirkin pazarın dı ında kalan bizler "Acıyı baleylemesini" biliriz. Gün olacak Sosyalist Türkiye'nin müzelerinde bizlerin yapıtları kendilerine yara ık onurlu yerlerine asılacaklardır. (O gün gelecek, vakit yakındır-bulutlar pembe, pembe- Bak artık gün do mada...) 1986 Sanat Sezonuna kadar sergilerimi halkın, gençlerin ve üniversitelilerin gelip izleyebilecekleri galerilerde açmayı ye lerdim. Bu nedenle stanbul'da Taksim'den yukarılarda, sosyetinin yo un oldu u yörelerdeki galerilerde sergi açmamı tım. 1986'da alaca ım sonucu a a ı yukarı kestirdi im halde "Denemede yarar vardır" diyerek Maçka'da iki galeriyle ili kiye girdim ve Vali Kona ı Caddes'indeki bir galeride 16'ncı sergimi açtım. Günlerden bir gündü. Sergiye ık mı ık, orta ya larda, kürk mantolu iki hatuncuk geldi. Birisi IR- GAT adlı tablomun önünde epeyce durdu, öbürü de YUVAYA HAZIRLIK adlı güvercinlerimin kar ısında uzun uzun bakakaldı. Sonra aralarında alçak sesle konu maya ba ladılar. Galeri küçük oldu undan söyle* nen her konu ma kolayca i itilip anla ılıyordu. Bu ık bayanlardan Güvercinlerin önünde duran öbürüne: Güvercinler çok, çok güzel almak istiyorum ama salonun perdelerine pek gitmez, renkler uymuyor.öbürü: Ben de u Orak biçen Irgat'ı alayım diyorum, çok güçlü bir tablo, ama mobilyalara ters dü üyor, onlarla uyum sa lamaz. Bu denli bilgisizlik ve ilkellik kar- ısında o kadar öfkelendim ki, bu iki sosyete maskarası, eskin (Zavallı ) yaratı a kar ı sanatçı inceli- ini (Centilmenli ini) a ıp, kabalık etmemek için kendimi galeriden dı arı zor attım. Onlar çekip gidene kadar pasajdaki Çayoca- ında iki bardak çay içip oyalan- dım. O anlarda çay içerken, bu tür ve böylesine ilkel insanların barınabildi i ve barındı ı bir toplumda, bir sanatçı olarak ya amanın a ısını (Zehirini) yudumluyordum sanki.. Sergimin üçüncü günüydü o gün.. Be inci günü sergim dolayısıyla ça rılmı oldu um stanbul Radyosu'nda "Resim Sanatı hanım efendilerin ve beyzadelerin lüks salonlarını Süsleyen bir mobilya aksesuvarı de ildir" diye sözüme ba lamı tım. Bu sergimde bir tek ya lı boya resim satılmadı. Yalnızca 50' er bin lira fiyat koydu um 4 tane Desenim satıldı. Galeri sahibesi 85 bin Ura galeri ücreti kestikten sonra bizi Güle-Güle etti. Mart T A V I R 15

18 ayının 17'sinde biten bu sergiden sonra da Nisan ayının 15'inde gene Maçka'nın oldukça SAV'lı ( ddialı), açılı larında hippi kılıklı ENTEL'lerle, sosyete KOKET'lerinin hava attıkları galeride düzenlenen kapsamlı bir KARMA SERG 'ye 4 tabloyla katıldım. Bu sergide de bir tek tablom satılmadı. Galeri sahibesiyle birlikte 2 milyon be yüzbin lira fiat koydu umuz 125x97 boyutundaki ÇUKUR OVADA SEL adlı tabloma kendisi istekli (Talipi çıktı ve 250 bin lira veririm dedi, hem de iki taksitle. Parasızlıktan çok bunalmı tım. ki aylık atölye kiram birikmi ti. Dünyalar kadar sevdi im karım çok hastaydı, gerekli besini ve ilâcı sa layabilecek gücüm kalmamı tı. Bir tencere YEMEKLE üç gün idare ediyorduk. Umarsız (Çaresiz) bu öneriye (teklife) içim kan a layarak EVET demek zorunda kaldım. 1952nin Aralık ayında Çukurova'da korkunç bir SEL olmu tu. Bir çok Çukurova köyünün büyük ve a ır yıkımına (Felâketine) neden olan bu do a olayı, beni derinden sarmı tı. s- tanbul'da da o sene kı erken ve a ır bastırmı tı. Beyazıt'ta, Patrana Hamamı'nın yanında üç katlı, çok eski, ah ap bir evin tavanarasında kiracı olarak katıyordum. Bu evin yerinde imdi Elektrik Yönetimi'nin betonarme, kaba bir ünitesi oturtulmu. te Çukurova'da Sel adlı tablomu o ah ap evin, so uk rüzgârın a ulu ok gibi bedenime saplandı ı, sobasız tavan arasında, tam üç ayda bitirmi tim. Do anın acımasızlı ı kar ısında köylülerimizin onurlu direni lerini simgelemeye çalı mı tım o tabloda. Renk müzikalitesi a ır basan ORKESTRA gibi bir yapıttır o tablom. En iyi yapıtlarımdan birisidir diyebilirim. Böylece Ressam olarak benim SOSYETE SERÜVEN M i te bu kadar. Komprador Burjuvazi'mizin bugün Ülke Gerçeklerini içerip yansıtan sanata kar ı nasıl ilgisiz, duyarsız ve yabancı kaldı ını, bu acı serüvenimle do rudan ya ayarak gözlemlemi oldum. Bundan çok yıllar öncesiydi, 'lı yıllarda mıydı kesin olarak anımsayamıyorum. Ulus Gazetesi'nde Falih Rıfkı Atay'ın bir yazısını okumu tum: O dönemin varsıllarından bir i adamımız Bo- aziçi'nde lüks bir KÖ K yaptırmı tır. Plân ve projesi bir talyan mimarına çizdirilmi. Kö kün açılı ı dolayısıyla verilen kokteyl ve resepsiyonuna o günün ünlü ki ileri (Ordu, Vilâyet ve Belediye erkânı), Basın büyükler), tanınmı Yazar-Çizerler ve do al olarak Falih Rıfkı bey de ba ça rılılardan.. Yazısında diyor ki Falih Rıfkı: Mimarîsi gerçekten güzeldi kö kün. Mobilya ve dekorasyonu gene öyle. Günün talyan sanat stiline göreydi. Tüm aksesuvar en güzel biçimde seçilmi ve yerle tirilmi idi. Antika vazolar, avize ve biblolar, tütün tablalarına varana dek hepsi birer sanat ürünüydüler. Mutfak-Banyo araç ve gereçleri, büfeler, portmanto- laf, gardroplar, hepsi ve her ey eksiksiz (Mükemmel) denecek düzeyde dü ünülmü olan bu görkemli KÖ K te aradım taradım bir OKUMA ODASINA (Kütüphaneye), K TAPLI A ratlayamadım. Atay yazısını öyle bitiriyordu: te bizim varsılımız (Zenginimiz), i te yanlızca gösteri e önem veren varlıktı insanımız!!.. Aradan 50 yılı a kın bir süre geçti, bu gün bizim YERL BUR- JUVA'nın elli yıl öncekine göre tek ayrımı var: Artık kö klerinde Kitaplıklar da yok de il. Raflarında yaldız kaplamak kitaplar da dizi dizi... Ama bu kitapların tek bir tanesinin üzleri (sayfaları) kesilip açılmamı tır. Resim Sanatım, Holdinglerinin tecimsel çıkartan için bir Reklâm aracı olarak kullanan, ressam di ye bir takım kökü dı arda, hasta ruhtu ovmenleri öhret yapan yerli burjuvazimize söyleyecek tek sözüm yoktur. Yalnız çocuk lu umda bizim köyün acımasız a asına, Anamın ellerini dizlerine vurarak yaptı ı KARGI 'ı kendi lerine yönelterek yazımı bitirmek istiyorum: S Z K TAP ÇARPSIN emi??.. 16 T A V I R

19 T A V I R 17

20 rtado u'nun dört parçaya bölünmü ülkesinde ya amın bilinmeyen yanlarından biri... Bahar güne leri dü meye ba ladı Diyarbakır'ın üstüne. Sabahın ilk saatlerinde foto raf makinelerimizi ve not defterlerimizi alarak uzakla ıyoruz ehirden. Ucu buca ı görünmeyen tarlalar boyunca gidiyoruz. Ergani'ye varmadan, epey beriden ayrılıyor yolumuz, ana yoldan. Ova boyunca uzanan toprak yola dü üyoruz. Ekinler so uk kı aylarının ardından yeni yeni çıkmaya ba lıyor. Ovanın tüm tarlalarını kaplayan Karacada 'dan fı kırmı ta larla sava halindeler adeta, yeryüzüne çıkabilmek için. Yerle gö ün birle mi gibi gözüktü ü yerde, tel; ba ına bir a aç gö sünü gere gere duruyor. O an Nazım ustanın dizeleri geliyor aklımıza. "Ya amak bir a aç gibi tek ve hür/ Ve bir orman gibi karde çesine" Unutulmu luk havası veren bir tren istasyonunun yanından geçtikten sonra bir köy görüyoruz. Mavi önlüklü ilkokul ö rencileri ba ına toplanmı lar, ö retmenlerini, dinliyorlar. Alçak damlı evlerin duvarları, çamurla birbirine tutturulmu ta larla örülmü. Yolboyunca ba larında çobanları ve çoban köpekleri ile, ta ların arasından bir tadımlık ot koparmaya çalı an koyun sürüleri görüyoruz öbek öbek. Çobanlarla selamla ıyoruz. Çoban köpekleri ko turuyor ardımızdan. Çadırlar çıplak gözle görünmeye ba ladı. Yava yava yakla ıyoruz arabamızla. lk BER TAN GÖÇEBELER Zozan EV NDAR önce birkaç tane kıl çadır, ardından birkaç naylon çadır li iyor gözümüze. Arkasını arıyoruz ama iki gün önce geleneksel göçleri ba lamı. Gör- düklerimiz geride kalanlar. Ovanın ortasında etrafı ta larla çevrilmi, kendirlerle topra a çakılı kazıklara ba lanmı çadırların önünde çocukların ve kadınların ku kulu bakı larıyla kar ıla ıyoruz. Orta ya lı bir Beritan'lı yakla ıyor, el sıkı ıp çadırlara do ru yöneliyoruz. Çadırların örtüne bir keçe seriyorlar, yastıklar konuluyor. Kadınlar oca a çay bırakıyorlar, önümüze getirdikleri bir tahtanın üzerine kendi yapımları, peynirleri ve ekmeklerini koyuyorlar; kahvaltı yapmamızı is- tiyorlar. Yol yorgunlu umuzu giderdikten sonra kendimizi tanıtıyoruz. Ya amlarını belgelemek ve. di er insanlara günümüzün yabancıla tı ı bu ya amı anlatmak için gözlem ve inceleme yapmaya geldi imizi söylüyoruz. Belgelemek istiyoruz bu ya amı. Belgeleyip sunmak kısanlara. Ortaça ı çoktan geçip 21. yy.'a girdi imiz bir dönemde, Ortado u'nun dört parçaya bölünmü ülkesinde ya amın bilinmeyen yanlarından biri: Beritan'lılar... Çadırları geziyoruz. Girdi imiz bir kıl çadır ortasından ayrılmı. Bir tarafında kadınlar yemek yapıyorlar (ortada koca tepsinin içinde bulgur pilavı) ve üzeri kilimle örtülmü yataklar, kapkacak hepsi iç içe. Çadırın di er bir bölümü ise koyunların ahırı. 18 T A V I R

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği kazanmıştır. Özel mülkiyet ilişkilerine dayalı düşünce biçimi

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ 1-2 Kasım 2013 tarihlerinde TED Okulları nda görev yapan müdür yardımcılarına yönelik olarak Antalya da bir hizmet içi eğitim gerçekleştirilmiştir. 25 TED Okulu ndan

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Ortaköy. yeni yıl. 22:00'da ise sahneye. Belediyesi'nin. dedi. Ortaköy. giren çocuklar da vardı. Çocuklar,

Ortaköy. yeni yıl. 22:00'da ise sahneye. Belediyesi'nin. dedi. Ortaköy. giren çocuklar da vardı. Çocuklar, 2 OCAK 2013 Ortaköy'de yeni yıl Belediyesi'nin organizasyonunda, Ortaköy Meydanı'dna kutlamalar için özel platform kuruldu. Boğaz manzarasında yeni yıla girecek vatandaşlar, yılbaşı kutlamalarına erken

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan. 23 nisan şiirleri, 23 nisan ile ilgili şiirler, çocuk bayramı şiirleri, ulusal egemenlik şiirleri, 23 nisan, şiirler, 23 nisan şiirleri, ulusal egemenlik ve çocuk bayramı, en güzel 23 nisan şiirleri, 23

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

Puslu Manzaralar. Yazar Volkan DURMAZ Cuma, 16 Ağustos 2013 09:35 - Son Güncelleme Cuma, 16 Ağustos 2013 09:44 1 / 9

Puslu Manzaralar. Yazar Volkan DURMAZ Cuma, 16 Ağustos 2013 09:35 - Son Güncelleme Cuma, 16 Ağustos 2013 09:44 1 / 9 1 / 9 2 / 9 "Ağır ağır hiçliğe giden bir salyangozum." Yazar: Volkan Durmaz Yunan Yönetmen Theo Angelopoulos un 1988 yapımı filmi Landscape in the Mist-Puslu Manzaralar [1], belirsizlik içerisinde beliren

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Görevlerimizi Bilmek ile ilgili sohbet ediyorum. Görevlerimizi yerine getirme konulu sohbet ediyorum.

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınların Yaşam Koçu Tuğba Güneş, kadına şiddetti ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldıracak önlemler alınması gerektiğini söyledi. Kahramanmaraş ın tek yaşam ve wellness

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

ANADİL ETKİNLİKLERİ. Etkinliğimiz: Dost adlı ayıcığımızı sıra ile evimize misafir ediyor, ertesi gün getiriyoruz. KAVRAM GELİŞİMİ AKIL OYUNLARI

ANADİL ETKİNLİKLERİ. Etkinliğimiz: Dost adlı ayıcığımızı sıra ile evimize misafir ediyor, ertesi gün getiriyoruz. KAVRAM GELİŞİMİ AKIL OYUNLARI ANADİL ETKİNLİKLERİ KAVRAM GELİŞİMİ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili sohbet ediyoruz, konu ile ilgili film ve sunumları izliyoruz. 23 Nisan şiirleri öğreniyoruz. Barış Çarkı oluşturuyoruz.

Detaylı

ŞİİR. 23 NİSAN Nasıl sevinmez insan? Bugün 23 Nisan Bak süslenmiş dört bir yan Yaşasın 23 Nisan

ŞİİR. 23 NİSAN Nasıl sevinmez insan? Bugün 23 Nisan Bak süslenmiş dört bir yan Yaşasın 23 Nisan ŞARKILAR İĞNE VE BALON İğne balona demiş ki Sen şişmansın Ben sivri Oynayalım bir oyun Balonu önüme koyun Balona pıt yapalım Balonu patlatalım Paaaaat. 23NİSAN Sanki her tarafta var bir düğün Çünkü en

Detaylı

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z.

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. Bizler ortak hareket etme hedefi ile bir araya gelen sa k çal anlar n temsilcileri olarak sa k alan nda gerçekle tirilen her türlü

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI HAZIRLAYANLAR 4C SINIFINDAN YAĞMUR ÇEVİK KAAN FANUSÇU ÖZGÜR ARDA ÖNDER BEGÜM ÖNSAL EREN ERTAŞ AYŞENAZ İPEK PROJE DANIŞMANI ASLI ÇAKIR 2009 Ç NDEK LER 1. Giri...

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun.

Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun. DEĞERLİ VELİLER Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun. Bayram tatilinde verilen bu ödevlerin günlük olarak(üzerindeki tarihe göre) yaptırılmasını rica ediyorum. Ödevleri öğrendiğimiz konuların

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin bakımını

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan önce çok sayıda bilgi, beceri ve tutum kazandığı, hayata hazırlandığı kritik bir dönemdir. Bu yıllarda kazanılan bilgi, beceri ve tutumlar

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp.

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp. Sezen Aksu 2 Onaylayan Administrator Pazar, 20 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org Çok Ayýp Söz - Müzik: Sezen Aksu Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun

Detaylı

Ferit Edgü YARALI ZAMAN BÝR DOÐU YOLCULUÐUNDAN NOTLAR

Ferit Edgü YARALI ZAMAN BÝR DOÐU YOLCULUÐUNDAN NOTLAR 1 2 Ferit Edgü YARALI ZAMAN BÝR DOÐU YOLCULUÐUNDAN NOTLAR 3 Can Yayýnlarý: 1658 Türk Edebiyatý: 475 Ferit Edgü, 2007 Can Sanat Yayýnlarý Ltd. Þti., 2007 1. basým: Eylül 2007 2. basým: Kasým 2007 Kapak

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 04 Ekim 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu tarafından organize

Detaylı

İTÜ BiRLiK ARALIK 2015 OCAK 2016 BÜLTENİ

İTÜ BiRLiK ARALIK 2015 OCAK 2016 BÜLTENİ İTÜ BiRLiK ARALIK 2015 OCAK 2016 BÜLTENİ Değerli Üyemiz; Aralık ayındaki önemli günlerle ilgili www.itubirlik.org.tr web sayfamızdaki kutlama mesajlarımız aşağıdadır 3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Engellilerin

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK DANIġMAN: Faik GÖKALP SOSYOLOJĠ ALANI ORTAÖĞRETĠM ÖĞRENCĠLERĠ ARASI ARAġTIRMA PROJE YARIġMASI BURSA TÜRKĠYE BĠLĠMSEL VE

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU ANKARA MAMAK MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Ankara, 2014 Hazırlayan: Mustafa KATLANÇ 2 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Mehmet Çekiç Ortaokulu Sayfa 1 / 10 Mustafa

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ ΙV ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70013 Γ) HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK DİNLEYELİM

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Dil ve Oyun Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Biliyor muydunuz? Günlük ev işlerinizi yaparken çocuğunuza konuşmak veya şarkı söylemek çocuğunuzun yeni kelimeler ve alışkanlıklar öğrenmesine

Detaylı

ÖZEL VEGA OKULLARI OYUN SANDIĞIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA

ÖZEL VEGA OKULLARI OYUN SANDIĞIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA ÖZEL VEGA OKULLARI OYUN SANDIĞIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA KENDİMİZİ İFADE ETME BİÇİMİMİZ: Düşünceleri duyguları, doğayı, kültürü, inançları, değerleri keşfetme ve ifade etme yollarını

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

İÇİNDEKİLER- haziran 2015

İÇİNDEKİLER- haziran 2015 on arka kapak.indd 1 6/2/15 2:55 AM İÇİNDEKİLER- haziran 2015 Sahibi Tavır Yayınları adına Bahar Kurt 3 gün haziran kokuyor 27 Sorumlu Yazı işleri Müdürü Yeliz Yılmaz Genel Yayın Yönetmeni Gamze Mimaroğlu

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak Günlük GüneşlIk Şarkılar Ali Çolak Alý Ço lak; 1965 yýlýnda Na zil li de doð du. Ga zi Üni ver si te si Teknik Eði tim Fakülte si nde baþ ladýðý yüksek öðre ni mi ni, Do kuz Eylül Üni ver si te si Bu ca

Detaylı

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 Hazırlayan: Sümer ÖZVATAN sumerozvatan@yahoo.com Ahmet BOZKURT önderliğinde iki araç ile yola çıktık. Bu defa rotamız Çamlıdere ilçesinin güneyi.

Detaylı

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek!

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! A c d r söylemesi, bunca ülke gördüm, bunca insan tan d m, ülkemde gördü üm kadar çok yalanc y hiçbir yerde görmedim. Do u ya az gittim, ama Bat da gitmedi im yer kalmad desem

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015 Medya İslam ı ile karşı karşıyayız Batıda tırmanışa geçen İslamofobinin temelinde yatan ana unsurun medya olduğu düşünülüyor. Çünkü medyada yansıtılan İslam ve Müslüman imajı buna zemin hazırlıyor. Sosyal

Detaylı

Merhaba Genç Yoldaþlar;

Merhaba Genç Yoldaþlar; Merhaba Genç Yoldaþlar; Yeni bir sayýmýzla yine sizlerleyiz. Dünya halklarýnýn devrime yürüdüðü bir dönemdeyiz. Mýsýr ve Tunus devrimlerinin etkileri hala devam ediyor. Emperyalist güçler Libya ya düzenledikleri

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir?

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir? Televizyon kültürü hayatımıza girdi gireli, toplumuzun genetik kodlarında ciddi hasarlar meydana geldi. Bugün, televizyon, değerlerimize ait hiçbir şey bırakmamacasına büyük bir yıkım gerçekleştiriyor.

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi NOSACQ-50- Turkish skandinav mesleki güvenlik ortam anketi Bu anketin amac bu i yerindeki güvenlikle ilgili görü lerinizi almakt r. Cevaplar n z bilgisayara i lenecek ve güvenilir biçimde tutulacakt r.

Detaylı

SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN DUYURU

SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN DUYURU SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN DUYURU İstanbul Üniversitesi KYK (Rektörlük) bursuna başvurmak isteyen ön lisans- lisans, yüksek lisans (hazırlık sınıfı hariç) öğrencilerimiz burs başvuru formu ve

Detaylı

SOSYAL DESTEK PROGRAMI (SODES) 2012 YILI PROJELERİ

SOSYAL DESTEK PROGRAMI (SODES) 2012 YILI PROJELERİ SOSYAL DESTEK PROGRAMI (SODES) 2012 YILI PROJELERİ Sıra no Proje Adı Başvuran Proje Türü Nihai Destek Tutarı (TL) 1 GİRİŞİMCİ KADINLAR -2 TOPLUMSAL DEĞİŞME VE KADIN DERNEĞİ (TODEK) Sosyal İçerme 80.000

Detaylı

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme 8. SINIF Sevgili Ö renciler, SBS nin kald r lmas ile bunun yerine yaz l s navlar n merkezî bir uygulamayla yap lmas n esas alan bir sistem getirilmifltir.

Detaylı

DĠL ve KONUġMA GELĠġĠMĠ DESTEK EĞĠTĠM SETĠ KULLANMA KILAVUZU (15 ünite ve 30 kategori)

DĠL ve KONUġMA GELĠġĠMĠ DESTEK EĞĠTĠM SETĠ KULLANMA KILAVUZU (15 ünite ve 30 kategori) DĠL ve KONUġMA GELĠġĠMĠ DESTEK EĞĠTĠM SETĠ KULLANMA KILAVUZU (15 ünite ve 30 kategori) Set, toplam 15 alt ünite ve 30 kategoriden oluşmaktadır. Her sette ortalama 90 ile 120 arasında kart bulunmaktadır.

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

İşletme Gelişimi Atölye Soruları

İşletme Gelişimi Atölye Soruları İşletme Gelişimi Atölye Soruları Şemsettin Akçay Satış Pazarlama ve İnovasyon Mühendisi İşletmenizi Başarıya Götüren 50 Soru! Bir gün küçük kızımız Lara (o zaman 3.5 yaşındaydı): Baba deniz gölgesi nedir,

Detaylı