Merhaba Dostlar, Hayret in 2. Sayısında telif ve çeviri. EDİTÖR Sümeyra Söken. Akademik Danışma Kurulu YAYIN KURULU YAYINA HAZIRLAYANLAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Merhaba Dostlar, Hayret in 2. Sayısında telif ve çeviri. EDİTÖR Sümeyra Söken. Akademik Danışma Kurulu YAYIN KURULU YAYINA HAZIRLAYANLAR"

Transkript

1 EDİTÖR Sümeyra Söken Akademik Danışma Kurulu Yrd. Doç. Dr. Fuat Tanhan Yrd. Doç. Dr. Halil Rahman Açar Yrd. Doç. Dr. Kemal Kaya YAYIN KURULU Gülsüm Kocakaya Zübeyde Süllü Zeynep Güler YAYINA HAZIRLAYANLAR Gülfem Keleş Yasemin Teke Mehlika Yurt Sakarya Cad. İnkılap Sok. Deniz Apt. (4) Kat: 5 No: 10 Kızılay/ANKARA Tel : 0 (312) Fax: 0 (312) e_posta: Merhaba Dostlar, Hayret in 2. Sayısında telif ve çeviri birçok çalışmayı bulacaksınız. Üçüncü sayıdan itibaren üç aylık dönemlerle çıkarmayı planlıyoruz. Kendinize ait çalışmalarınızı adresine gönderebilir ve dergiyi arkadaşlarınıza önerebilirsiniz. Hoş ve esen kalınız. EDİTÖR Dergideki yazı ve resimler kaynak gösterilerek kullanılabilir. Dergideki fotoğraflar kullanılamaz. 1

2 DENEMELER GÖRÜNTÜLÜ EĞLENCE ARAÇLARI Bu yazı denememde, her alanda değil, görüntülü eğlence araçlarındaki hızlı gelişmeleri temel alarak bu araçların çocuklar üzerindeki etkilerinden bahsetmeye çalışacağım. Bill Gates Her eve ve her masaya bir bilgisayar dediğinde yer yer kahkahalarla karşılaşmıştı. Lakin 30 sene gibi kısa bir süre sonunda (bilgisayar bilimlerinde 30 sene çok uzun bir süredir) öngörüsü büyük oranda gerçekleşmiş oldu. Artık bilgisayar günlük bir ihtiyaç haline geldi, bilgisayar girmeyen eve huzursuzluk girmeye başladı. Genel olarak oyun oynamayı seven küçük beyinlerin ailelerine yaptıkları baskıyı ve ailenin de onlara hediye olarak bilgisayar almasını buna sebep olarak gösterebiliriz. Yazımızın başlığı Görüntülü Eğlence Araçları olduğundan, burada bilgisayar adıyla genellediğimiz araçların içerisine Play Station, Nintendo, Xbox gibi oyun konsollarını ve artık masaüstü bir bilgisayar gibi çalışan cep bilgisayarlarını ve cep telefonlarını da dâhil ediyoruz. Bir eğlence aracı olması sebebiyle de televizyon da yazımızın konusuna dâhil oluyor. Gelişen teknoloji, bilgisayar kullanıcılarına günden güne daha büyük imkânlar sunuyor. Olmayan bir dünyayı grafik teknolojilerinin yardımıyla sanki içindeymişçesine kullanıcıya gösterebiliyor. Oyun sektörünün para kazanma hırsı da işe karışınca, oynayan kişinin saatlerce başından kalkamayacağı oyunlar, itinayla her eve servis ediliyor. Çocuklarımız da bu uğraşı çoğunlukla bayıla bayıla yerine getiriyorlar. Oyun oynamak -oyunun çeşidine göre değişerek- oyuncuya geniş bir hayal gücü kazandırabilir. Sorun çözmede pratiklik kazandıracağı da muhakkaktır. Ancak, her oyun bu kadar masum, bu kadar faydalı olmayabiliyor. Çoğunlukla kan ve vahşet oyunların ana teması haline geldi. Cinsellik artık çoğu oyunda -sinema ve dizi sektöründe olduğu gibi- ön plana çıkmaya başladı. Çocuklarımız, artık bilgiye, ulaşmaları gereken vakitten çok daha erken ulaşıyorlar. Bunların yanında, çocukların fiziksel gelişimlerini sağlamaları gereken bir çağda bilgisayar başında saatlerce vakit geçirmeleri -şüphesiz- son derece olumsuz etkiler yaratır. Sosyal ilişkilerine de büyük darbe vurur. Saatlerce konuşmadan bilgisayara bakmak, çoğunlukla İngilizce olan oyunlarda söylenenleri anlamadan bir şeyler yapmaya çalışmak toplumsal ilişkilerde büyük eksiklikler meydana getirecektir. Çocuğu daha içe kapanık hale getireceğinden, eğitim hayatını da etkileyecektir. Şimdiye kadar bahsedilenler, tek kişilik olarak oynanan, ikinci bir oyuncuya ihtiyaç duyulmayan oyunlara yönelikti daha çok. Her evde, her masada bilgisayar meselesini aşıp artık internetsiz evin kalmayacağı zamanlara yaklaştığımız bu günlerde, çocuklarımızın bilgisayar başında geçirdiği vaktin bir kısmı da internette geçiyor. Internet üzerinden oynanabilen flaş oyunları, herkes arasında moda haline gelen sosyal paylaşım siteleri, onların ilgisini çekmekten geri kalmıyor. Flaş oyunları da yukarıda bahsettiğimiz kategoriye, tek kişilik oyunlar sınıfına dâhil edebiliriz; fakat sosyal paylaşım siteleri üzerinde ayrıca durmamız gerekmektedir. Çocuklarımızın yetişme döneminde aile içindeki ortam kadar, yetiştikleri çevrenin de önemi hepimizin malumudur. Aile içerisinde çocuğa ne kadar ihtimam gösterilirse gösterilsin, okullarda önlerine konulan sokak kültürü bu eğitime genelde zıt düşer ve evde öğretilen her şeyi yerle bir etme gücüne de sahiptir. Çocukların gün boyunca beraber oldukları arkadaşlarının söyledikleri, onlara anne babanın söylediklerinden daha cazip Görüntülü Eğlence Araçları, M. Tarık YURT, Hayret, Sayı: 2, s. 2-4, Yıl:

3 DENEMELER gelebilir. Bu durumun iki etkisi vardır: eğer onunla başa çıkabilecek donanıma sahiplerse çocukları yaşadıkları çevreye dirençli hale getirebilir veya onların zihninde bambaşka doğrular yaratarak aileden uzaklaşmasına sebep olabilir. Anne-babanın evvelki akşam çocuğuna öğrettiği, küfretmenin yanlış olduğu düşüncesi, ertesi gün okul tuvaletinde büyük çocukların arasında geçen konuşmaya şahit olmasıyla yerle bir olabilir. Bu nedenle, bahsedilen ikinci durumu daha çok göz önüne almamız gerekir. Çocukların birbirlerine aktarım yoluyla edindiği bu sokak kültürü, önceleri okulda ve sokak aralarında alınırken, şimdi sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla akşamları evde de alınıyor. Birbirleriyle internet üzerinden iletişim üzerinde olan çocuklar, okulda veya sokakta sürdürdükleri konuşmaları aynı şekilde internet üzerinden de sürdürüyorlar. Bu sefer, işin içerisine salt konuşmadan ziyade görsel medya da giriyor: videolar, fotoğraflar, muhtelif sitelere referanslar bu konuşmaların ayrıyeten tuzu biberi oluyor. Bu tip sitelerde vakit geçirmenin yanında, internet üzerinden çok sayıda oyuncuyla oynanan oyunlar da günümüz gençliğinin ve çocuklarımızın ilgi odağı durumunda. MMORPG 1 olarak adlandırılan bu tip oyunların ortak birkaç özelliği şunlar: oyunu gerçekten çok sayıda insan oynuyor, oyunu hakkıyla oynayabilmek için aylık bir ücret ödemek gerekiyor ve oyunlarda kesinlikle nihai bir amaç yok. İlk ikisi bir yana, asıl üzerinde durulması gereken özellik sonuncusu. Çünkü bu tip bir etkinlikte hiçbir yere varılmaz. Tek amaç vardır: en iyi ve en güçlü olmak. Oyunu oynayanlar arasında en güçlü olmak için oyuncular gece gündüz oyundaki durumlarını iyileştirmeye çalışırlar. Bu durum ise oyuna büyük bir bağlılık ve çok büyük bir vakit kaybı getirir. Çocukların okulda düşündükleri tek şey akşam gidince oyunda neler yapacakları olur. Derslerine odaklanamama, sosyal etkinliklerden ve ailevi ilişkilerden gün geçtikçe uzaklaşma, vakti değerlendirememe ve nice olumsuz etkileri burada zikretmeye lüzum görmüyoruz. Buraya kadar açıkçası bilineni tekrar ettik. Peki, bunları bertaraf etmek için ne yapılabilir? Bunun çözümünün sistemin içerisinden olmasına şu an için imkân yok. Gün gelir de bilgisayar sektörünü kontrolümüz altına alabilirsek ancak o şekilde içeriden bir çözüm olarak Oyunların bu tip içeriklerini değiştirelim diyebiliriz. Şu an için ancak dışarıdan çözüm üretebiliriz. İlk aklımıza gelense Bilgisayarı yasaklayalım! oluyor. Salonun ortasında duran bir bilgisayar Sürekli yanından geçen ve her geçtiğinde bilgisayar başında geçirdiği keyifli dakikaları hatırlayan bir çocuk Bilgisayarın açılması için gerekli şifreyi bilmediği için bilgisayarı açamıyor. Bilgisayar başında aldığı hazzı evde alamadığı için akla ilk olarak Evde oynayamıyorsak, dışarıda oynarız! geliyor ve internet kafe yolunu tutuyor. Bu satırları yazan bir bilgisayar mühendisi öğrencisi olarak problem çözmeye yönelik dersler alıyorum ve dersini aldığımız hocalarımızdan birinin klasikleşmiş sözünü burada iktibas etme gereği duyuyoruz: Aklınıza gelen ilk çözümü uygulamayın! Mutlaka önce onu sorgulayın, daha iyi hale getirin ve çözümlemesini yapın. Ondan sonra, en iyi çözümü ürettiğinizi düşünüyorsanız onu uygulayın. Bilgisayarı hemen yasaklamak, çocuğu kendi çözümlerini üretmeye yöneltecektir. Burada yapılması gereken, kanaatimizce, çocuğun gereksinimlerini göz önüne alarak 1 Devasa çok oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunları (Massive Multiplayer Online Role -Playing Games) Daha geniş bilgi için: Görüntülü Eğlence Araçları, M. Tarık YURT, Hayret, Sayı: 2, s. 2-4, Yıl:

4 DENEMELER bilgisayar oyunlarının ve televizyonun yerini alacak aktivitelerin çocukla birlikte icra edilmesidir. Özellikle, en çok ihtiyacı olan şeyi, yani ilgiyi ona vermek oldukça mühimdir. Yoğun iş tempomuz buna müsait olmayabilir; lakin çocuk sahibi olmak ve onu yetiştirmek de bir fakülteyi bitirecek kadar özen ve çaba gerektirir. Eğer çocuğumuza karşı kendimizi sorumlu hissediyorsak, yapmamız gereken fedakârlıklar vardır ve zaman ayırmak da bunların en öncelikli ve en önemli olanıdır. Oyunlardan alınan keyif, oyuncuyu onlara çeken en büyük etkendir. Keyif alınırken oyunların aslında ne kadar zarar verdiği çocuğa anlatılmalıdır. Bunun yerine, muhtelif faaliyetlerde daha çok keyif alacağı, yaşıtlarıyla birlikte spor yaptığında daha çok eğleneceği, gerçek hayatın sanal yaşamdan daha güzel olduğu düşüncesi çocuklarımıza kazandırılmalıdır. Kazandırılmakla kalmamalı, bu düşünceler bizzat aile tarafından fiiliyata geçirilmelidir. Çocuğun fiziksel gereksinimlerini karşılayacak alışkanlıklar ona kazandırılmalıdır. En azından bir spor dalı ile uğraşması teşvik edilmelidir. Aileyle birlikte yapılacak düzenli ve keyifli sportif etkinlikler de hem aile içi ilişkilere, hem de çocuğa büyük katkı sağlayacaktır. Çocuğun toplumsal kişiliğini kazanması için, onun insanların bulunduğu ortamlarda konuşmaya teşvik edilmesi, yanlışlarının güzel bir üslupla düzeltilmesi uygun bir davranıştır. Bahsettiğimiz sosyal paylaşım siteleri ve çevrimiçi oyunlara burada ayrı bir bölüm açmamız gerekiyor. Çocukların yaşlarından önce bu tip sitelerde hesaplarının bulunmaması onların iyiliğinedir. Ayrıca, internetin tehlikeli boyutlarda bilgi içerdiği bugünlerde, internette sosyalleşeceğiz diye her türlü kişisel bilginin internette yayınlanmasının tehlikeli olduğu hepimizce farkına varılması gereken bir gerçektir. Bizler de küçük yaşlarımızda bahsettiğimiz çevrimiçi (MMORPG) oyunlarda bol bol vakit harcadık. Bahsi geçen olumsuz özelliklerin birçoğunu bizzat müşahede ettik, hala sonuçlarının etkisindeyiz. Şimdi ise daha faydalı bir uğraşta bulunmadığımız için açıkçası biraz kendimize, biraz da bizi uygun bir yöntemle yönlendirmediği için ailemize kızıyoruz. Adı geçen eğlence araçlarından tam bir yalıtım bugünün şartlarında hayaldir. Bu nedenle, ailenin bilgisayara ve türevlerine atfettiği önem ve bunun çocuğa yansıtılış üslubu büyük bir önem arz eder. Bilgisayarın çocuğa bir ödül olarak sunulması, çocuktaki bilgisayar algısını olumsuz etkiler. Bilgisayarın sadece ihtiyaç duyulduğunda açılması gereken, can sıkıntısında açılıp vakit geçirilecek bir şey olmaması gereken bir araç olduğu düşüncesi çocuğa kazandırılmalıdır. M. Tarık YURT Görüntülü Eğlence Araçları, M. Tarık YURT, Hayret, Sayı: 2, s. 2-4, Yıl:

5 HAYATIN ANLAMI Dün 5. sınıf öğrencilerinin bir kısmı ile fevkalade bir ders yaptım. Yılın ilk dersi, ben, felsefenin ne olduğundan ve bir kimseyi niçin ilgilendireceğinden söz ettim. M. Lipman ın Harry Stotlemeier in Keşfi isimli eserini III. Bölümünü okumayı planlamıştım. Muhtemelen düşünceler ve düşünme üzerine konuşacaktık. Bu sınıf, esnekliğin olduğu sınıflardan biriydi. Felsefeden genel olarak bahsetmeye başladığımda, bir öğrenci elini kaldırıp ve Bir sorum var. Niçin bu kadar çok çalışıyoruz? Ve para hakkında bu kadar endişeleniyoruz? Bir gün öldüğümüzde işi, yiyeceği ve barınağı ne yapacağız? Esas, mesele sorun ne? Öğrenciden gelen servete ilişkin belirtilen sorular aşağıdadır: Niçin paraya ihtiyaç duyuyoruz? Niçin değiş tokuş takas yapmıyoruz? Zaman nedir? Niçin onu bölümlüyoruz, dilimliyoruz? Her şey nasıl başladı? İnsanlar için yeryüzü nasıl bu kadar mükemmel? Niçin yazarak iletişim kuruyoruz? Tüm bu kelimeler nasıl icat edildi? İsimleri nerden gelir? Hangi sorudan tartışmayı başlatacağımıza dair oylama yapmayı önerdim. Çoğunluk, Her şey başlangıçta nasıldı? sorusunda karar kıldılar. Bizler de, bu soru ve bununla ilgili konuları ele alan Lipman ın eserinin 13. Bölümünü okuyarak başlamayı kararlaştırdık. Birkaç sayfada okuduktan sonra, öğrenciler yoktan bir şeyin meydana gelip gelmeyeceğini merak etmeye başladılar? Dünyanın bir başlangıcı varsa, bir noktada mevcut olmaması gerekirdi ve nasıl hiçten bir şey meydana gelebilmektedir? Bazı öğrenciler de başlangıç için tahayyül edilmesinin güç olmadığını düşündüler. Bir öğrenci sayılarının başlangıcı ve sonunu olmadığına işaret etmesine rağmen bazı öğrenciler, Allah ın dünyayı yarattığını fakat Allah ın nereden geldiği problemini bu görüşün çözmediğini ileri sürdüler. Tartışma halkasındaki diğer bir öğrenci; yaşamıma ilişkin düşündüğüm iki sorum var: 1. Öldüğümüz zaman ne olur? 2. Bir gün ölüp gideceksek yaşamın önemi ne? Diğer öğrenci; ölümden sonra vuku bulan suret ve mekanlarda, öldükten sonra hatıralara sahip olabilmek için yaşandığını düşündüğünü belirtti. Bir diğer öğrenci sessizce elini kaldırarak: Bizler Allah ın birer tecrübeleriyiz. Allah, ne yapacağımızı görmek için insanları yarattı: gezeğene ve kendimize zarar vereceğimize veya vermeyeceğimize. Bizler (olumsuz işleri yaparsak), Allah başka yerlerde başka varlıklar yaratır ve daha iyi işler yapıp yapmayacaklarını görür. Bu noktada bizler, zamanın dışındayız ve bizler Tüm bildiklerimiz, yaşadıklarımız ise ve sonra öleceksek, esas mesele ne? sorusuyla gelecek dersimizi başlatma konusunda anlaştık. Jana Mohr Lone Türkçesi: Rahman Rehāvī Yaşamın Anlamı Nedir?, Jana Mohr Lone, Hayret, Sayı: 2, s. 5, Yıl:

6 KURBAĞA PRENS(ES)LER YA DA ÇOCUK YETĠġTĠRMENĠN ĠNCELĠKLERĠ Giriş Çocuk yetiştirmek deyimi, farklı bir bakış açısıyla insan yetiştirmek olarak da ifade edilebilir. Ancak çocuk yetiştirmek deyimi, insan yetiştirmek değimine nazaran görece anne babalara daha çok hitap ettiği hissini uyandırır. Nihayetinde herkes kendi çocuğunu yetiştirmekten sorumludur. Fakat ifade edilen sorumluluk alanının nasıl anlamlandırılacağı net değildir. Her anne baba doğru bildiği yollarla/yöntemlerle çocuk yetiştirme noktasında yüklendiği sorumluğu yerine getirmeye çalışır. Çoğunlukla sosyal öğrenme yollarıyla (geleneksel) gelen ve üzerine düşünülmeden olduğu gibi uygulanan bu yollar/yöntemler, genellikle çocuk yetiştirme sürecinde anne babayı çocuğu için hedeflediği doğrulardan epey uzağa götürebilmektedir. Bu çalışma kapsamında anne babaların, çocuk yetiştirme sürecinde, ortaya koydukları davranışlar eleştirel bir gözle irdelenmeye çalışılacaktır. Başlıkta yer alan kurbağa prens ifadesi Transaksiyonel Analiz (TA) kuramının kurucusu Eric Berne ye aittir. Transaksiyonel Analiz (TA), bir kişilik kuramı olduğu kadar, bir iletişim kuramı ve bir psikoterapi kuramıdır da. Bu açıdan kurbağa prens ifadesi aslında kişilik oluşumunun ironik bir ifadesi olduğu kadar, çevremizle nasıl iletişim kurduğumuzun ve kişilik ile iletişim sürecinin arızlarını gidermenin yollarını da kendi içinde barındırmaktadır. Kişiliğin Oluşumu veya Ego Durumlarının Biçimlenmesi TA ya göre insan kişiliği üç ego durumunu barındırır. Bunlar ebeveyn, yetişkin ve çocuk ego durumlarıdır. Ebeveyn ego durumu kişiliğin, eleştiren, yol gösteren, yardım eden, suçlayan ve koruyan yönüdür. Yetişkin ego durumu, kişiliğin bilgi alış verişiyle ilgilenen kısmıdır; nedenleri ve sonuçları anlamaya çalışır. Çocuk ego durumu ise kişiliğin ihtiyaç ve duygularıyla ilgilenen kısmıdır. Bu ego durumu, kabullenici, asi, doğal ve itaatkâr yönlere sahiptir. Kişiliğin bu üç yönünü daha iyi anlayabilmek için ego durumlarının ne türden bir iletişim sürecini ürettiklerini gösterir Tablo 1 aşağıdadır. Tablo 1: Ego durumlarının özellikleri ve iletişim dilleri Kişiliğin Ego Durumları Sahip Olduğu Yönler İletişim Kurma Biçimi Ebeveyn ego durumu Yetişkin ego durumu Çocuk ego durumu Koruyucu, Eleştirel, Yol gösterici, Suçlayıcı, Yardım edici, Tehdit edici Bilgi alış verişi İhtiyaç ve duygularla ilgili. Asi, kabullenici, doğal, itaatkar - Sen bırak ben yaparım. - Niye ders çalışmadın. - Bu çocuk adam olmayacak. - Ben sana çalış demedim mi? - Her gün iki saat ders çalışmalısın. - Akşam yemeğinde ne yapmamı istersin? - Saat kaç? - İngilizce bilmenin yararı nedir? - Dengeli beslenmek sağlıklı beslenmektir. - Bu yaz tatile gidecek miyiz? - Ders çalışmak istemiyorum. - Bu gün dışarıda yemek yiyelim. - Tamam, ödevlerimi hemen yapıyorum. - Keşke tatile çıksak. - Onsuz yaşayamam. Kurbağa Prens(es)ler ya da Çocuk Yetiştirmenin Prensipleri, Fuat Tanhan, Hayret, Sayı: 2, s. 6-10, Yıl:

7 TA ya göre sağlıklı bir birey, sahip olduğu ego durumlarını yerine ve zamanına göre kullanmayı bilen kişidir. Ancak, durum her zaman böyle olmayabilir. Başka bir ifadeyle bir ego durumu öne çıkarak diğer ego durumlarını baskılar. Çocuğun yetişme durumuna göre, ebeveyn egonun ya da çocuk ego durumunun öne çıkması mümkündür. Ebeveyn egonun baskın olması durumunda ya sürekli eleştiren, suçlayan ya da sürekli yardım eden, yol gösteren bir kişilik sergilenmektedir. Çocuk ego durumun baskın olması durumunda ise ya sadece kendi ihtiyaçlarını önemseyen doğal ve asi bir kişilik sergilenir ya da her şeyi kabullenen, itaatkâr bir kişiliğe sahip olunur. Ebeveyn ya da çocuk ego durumunun baskın hale gelmesi sağlıklı bir kişilik örüntüsüne sahip olunmadığını göstermektedir. Yere, zamana ve koşullara göre üç ego durumundan birinin sergilenmesi sağlıklı bir kişilik örüntüsü için vazgeçilmezdir. Prens(es) Kurbağalar: Kişiliğin Biçimlenmesi Anne babayla kurulan iletişim, çocuğun gelişimi açısından oldukça önemlidir. Her insanda olduğu gibi anne ve baba da bir birey olarak üç ego durumuna sahiptir. Anne baba sahip oldukları ego durumlarını kullanma biçimlerine göre çocukların kişilikleri biçimlenir. Çocuğun kişiliğinde, ebeveyn, yetişkin ve çocuk ego durumlarından hangisinin baskın olacağı ve/veya baskın egoda hangi yönünün öne çıkacağı, çocuğun anne babasıyla kurduğu ilişki belirleyicidir. Çocuğun anne babayla kuracağı ilişki biçimi TA ya göre kişiliğin oluşumu ve kişiliğin yönü açısından belirleyicidir. Çocuğun kişiliğinin oluşmasında anne babayla kurduğu iletişimin belirleyici iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan ilki, anne babanın ego durumlarını kullanma biçimidir. Yani anne baba ego durumlarını yere ve zamana göre mi kullanıyor, yoksa baskın bir ego durumu var mı? Bu durum çocuğun anne babayı rol model alırken öğreneceklerini, ego durumlarını, bariz bir biçimde belirleyecektir. Anne babayla kurulan iletişimde belirleyici olan ikinci yön ise, anne babanın çocuğun hangi davranıģlarını ödüllendirip ödüllendirmediğidir. Başka bir ifadeyle, anne baba tarafından hangi davranışlar cezalandırılmakta, hangi davranışlar ödüllendirilmekte ve hangi davranışlar görmezden gelinmektedir? Böylelikle anne baba tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak ödüllendirilen, pekiştirilen davranışlar çocukta kalıcı tesir bırakabilir. Kurbağa Olmaktan Kaçış İstisnalar dışarıda tutulduğunda, her çocuk doğduğunda cinsiyetine göre anne babasının prensi ya da prensesi olarak doğmaktadır. Prens ya da prenses olunduğu sürece sevilmekte, değer görmekte ve istekleri yerine gelmektedir. Ancak, bazen çocuğun istekleri, beklentileri, talepleri yerine getirilemeyebilir. Hatta bazen böyle olması yayarlı olabilir. Fakat hangi gerekçeyle olursa olsun, çocuğun isteklerinin yerine getirilmemesi çocuk açısından istenmeyen bir durumdur. Böylesi durumlarda içsel bir algılamaya bağlı olarak çocuk, prens ya da prenses olmaktan çıkıp kurbağaya dönüşmektedir. TA ya göre, birey kendisini en iyi hissettiği duruma geri dönmek ister. Bu nedenle çocuk kendisi için hoş olmayan, isteklerinin yerine getirilmediği, yeterince sevgi görmediğini düşündüğü, kurbağa olma durumundan kurtularak, sevildiği, isteklerinin yerine getirildiği, önemsendiği, takdir gördüğü, kendini iyi hissettiği prens/prenses durumuna dönebilmek amacıyla her türlü yola başvuracaktır. Çocuğun kurbağalıktan prenses/prensesliğe Kurbağa Prens(es)ler ya da Çocuk Yetiştirmenin Prensipleri, Fuat Tanhan, Hayret, Sayı: 2, s. 6-10, Yıl:

8 geçebilmek için deneyeceği bütün yollar çocukluk yıllarında anne babasıyla kurduğu iletişim sürecinde öğrenir. Kurbağalaşan çocuk, tekrardan prens/prenses olmak için anne babayla kurduğu iletişimde öne çıkan iki yöne bağlı olarak bazı davranışlar sergileyecektir. 1- Pekiştirilen davranışın tekrarı: Çocuğun hangi davranışı yapacağı, yaptığı davranışlardan hangilerinin anne baba tarafından ödüllendirildiğiyle yakından ilişkilidir. İstediği bir şey yerine getirilmediğinde çocuğun ağlaması buna örnek olarak verilebilir. Kurbağa olmaktan kurtulmak isteyen çocuk, yetiştirilme sürecinde anne babasından öğrendiği davranış örüntülerinden en çok ödüllendirileni, bir başka ifadeyle en çok işe yarayanı sıklıkla kullanmaya başlar. Örneğin, çocuğumuzla çıktığımız bir alışverişte (çocuk prens/prenses), çocuğumuz dondurma diye tutturduğunda bunu ilk başta almak istemediğimizde çocuk ağlamaya başlar (pers/prenses olmaktan çıkıp kurbağaya dönüştü). Çocuğun ağlamasına dayanamayıp çocuğa istediği dondurmayı aldığımızda (kurbağa olmaktan kurtulup, tekrar prens/prenses oldu), çocuğun ağlaması dondurmanın alınmasını sağlamış olacaktır. Örnekte yer alan çocuk bir kız çocuğu olsun ve bu kız çocuğu evlenmiş olsun. Bir gün eşinden isteği bir istek yerine gelmediğinde kurbağaya dönüşmüş olacaktır. İşte böyle bir durumda çocukluğunda ağlama davranışı işe yaramış olacağından ağlayarak isteğini eşine kabul ettirmeye çalışacaktır. Ancak, eşi tarafından gözyaşları dikkate alınmazsa, bu defa kurbağa olarak kalmaya devam edecektir. Böylesi bir durumda da bu kişi, yeni yollar bulmaya ve yeni yollar denemeye çalışacaktır. 2- Anne babanın davranışlarının taklit edilmesi: Bu durumda çocuk hangi davranışları yapıp hangi davranışları yapmayacağını anne babasına bakarak öğrenir. Örneğin, kaba kuvvetle isteklerini yerine getirmeye çalışan bir babanın bu davranışı işe yarıyor ise, çocuğu da kendi isteklerini aynı yolla yerine getirmeye çalışacaktır. Fakat bazen kaba kuvvet işe yaramayabilir. Böyle bir durumda alternatif davranışlar aranabilir. Ancak seçilecek her davranış ana davranışın türevi olacaktır. Başka bir ifadeyle temel kişilik örüntüsüne bağlı olarak üretilen her davranış, bir izdüşümü olarak değerlendirilebilir. Başka bir ifadeyle örtük olarak birçok davranışı dolaylı ya da doğrudan yaşantılar yoluyla öğreniriz. Örneğin, çocuğun yanında anne babanın yaptıkları bir davranış ya da söyledikleri bir söz veya anlattıkları bir masal bu türden davranışların öğrenilmesinde bir zemin oluşturur. Burada unutulmaması gereken temel nokta şudur; farkında olarak ya da olmayarak anne babanın her davranışı, her yaptığı doğrudan ya da dolaylı olarak çocuk kişiliği ve davranışları üzerinde etkili olabilmektedir. Bu nedenledir ki bazen iyi bir şey yapmaya çalışırken de çocuğun kişiliği üzerinde olumsuz etkiler bırakılabilir. Çocuklara anlatılan masallar böyledir. İyi bir şey yapmaya çalışırken (örneğin çocuk uyutulmaya çalışıldığında anlatılan masallar), masalların taşımış olduğu örtük mesajlardan dolayı, çocuk kişiliği üzerinde farkına varmadan anne babalar olumsuz etkilere neden olabilmektedirler. Pamuk Prenses veya Külkedisi Masallarının Örtük Mesajları Pamuk Prenses Masalı ile Külkedisi Masalı anne babaların sıklıkla anlattıkları çocuk masallarındandır. Pamuk Prenses oldukça güzeldir. Üvey annesi onun güzelliğini Kurbağa Prens(es)ler ya da Çocuk Yetiştirmenin Prensipleri, Fuat Tanhan, Hayret, Sayı: 2, s. 6-10, Yıl:

9 kıskanmış ve onu öldürtmeye karar vermiştir. Üvey annenin Pamuk Prensesi öldürmek için görevlendirdiği kişi, Pamuk Prensesi öldürmeye kıyamayarak, onun yerine bir ceylanın kalbini çıkarır ve Pamuk Prensesin kalbi diyerek üvey anneye götürür. Pamuk Prenses de ormanda bir kulübeye sığınır. Bu küçük kulübenin içi oldukça düzensiz ve kirlidir. Öyle ki tencereden çorap çıkmaktadır. Pamuk Prensesin sığındığı kulübe yedi cüceler olarak adlandırılan yedi erkek cüceye aittir. Pamuk Prenses kulübeyi temizler, yemekler yapar, kulübeyi derler toplar. Bu Yedi Cüce evlerine geldiklerinde gördükleri manzaraya şaşırırlar. Yedi Cüce, Pamuk Prensesi evlerinde misafir etmekle, göndermek arasına bir karara varmak için kendi aralarında tartışırlar. Pamuk Prenses, onlar ormanda çalıştıkları saatte evi derleyip toparlayacağı ve yemekler yapacağı gerekçesine dayanarak onun kulübelerinde kalmalarına razı olurlar. Zamanla Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler birbirlerine alışırlar. İyi kalpli Pamuk Prensesin ölmediğini, ormanda Yedi Cücelerle birlikte yaşadığını öğrenen üvey anne, cadı kılığına girerek Pamuk Prensesi öldürür. Ancak, Yedi Cüceler, Pamuk Prensesin güzelliğine kıyamayarak onu toprağa koymak yerine cam bir fanusun içine koyarlar. Bir gün oradan geçen bir prens, Pamuk Prensesi öper ve Pamuk Prenses canlanır. Böylece Pamuk Prenses ve prens ömürlerinin sonuna kadar birlikte mutlu yaşarlar. Kısaca hatırlatmaya çalıştığım bu masalda ne gibi örtük mesajlar var, birlikte bulmaya çalışalım. 1- Güzelsen, annen bile olsa, kızlar seni sevmez, kıskanır. 2- Kadınsan güzel olmak zorundasın. 3- Erkek olmak, kendi başına bir üstünlük sağlar. 4- Prenses dahi olsan gittiğin evde yerleri silip, bulaşıkları yıkayıp, yemekler yapmalısın. 5- Bir erkeğin evinde kalmanın yolu, güzel olmak, temizlik yapmak ve iyi yemek yapabilmekten geçer. 6- Güzelsen iyi kalplisin, çirkinsen kötü. 7- Güzel olmak bir kadın için yeterli bir erdemdir. Başka bir özelliğe gerek yoktur. 8- Güzelsen, bir gün mutlaka bir prens gelip seni bulacaktır. 9- Bir kadını her türlü kötülükten ancak bir erkek/prens kurtarabilir. Külkedisi üvey annesi ve üvey kız kardeşleriyle yaşamaktadır. Kendisi iyi kalpli ve çok güzeldir. Kral bir gün ülkedeki tüm geç kızların katılacağı bir davet verir. Külkedisi de bu davete katılmak ister ama üvey annesi, öz kızlarını partiye götürmek istediğinden buna izin vermez. Partinin yapılacağı akşam, üvey anne ve kız kardeşler partiye gitmelerinden sonra ortaya bir peri çıkar, Külkedisini partiye gitmek için hazırlar. Farelerden atlar yapar, bal kabağından araba yapar, Külkedisini bir güzel giydirir ve partiye gönderir. Ancak bir koşulu vardır perinin, gece yarısı olmadan mutlaka eve geri dönmelidir Külkedisi. Aksi takdirde tüm büyü bu saatten sonra bozulacaktır. Külkedisi kabul eder, partiye gider ve kralla tanışır. Kral Külkedisine âşık olur. Gece yarısını geçiren Külkedisi apar topar eve dönmeye çalışır ancak ayakkabısını düşürür. Kralda bu ayakkabıdan Külkedisi ni bulur ve masal mutlu sonla biter. Bu masada saklı örtük mesajlar ise şöyle ifade edilebilir; 1- Kimse karşılıksız, hesapsız bir iyilikte bulunmaz. 2- Güzel olmak, eninde sonunda mükâfatlandırılır, çirkin olmak ise cezalandırılır. Kurbağa Prens(es)ler ya da Çocuk Yetiştirmenin Prensipleri, Fuat Tanhan, Hayret, Sayı: 2, s. 6-10, Yıl:

10 3- Bir kadının tekbir hedefi vardır, bir prensle evlenmek. Bunun için her şeyi yapması mubahtır. 4- Çirkinler kötüdür ve üvey anneler çirkindir. 5- Bir prensle evlenebilmenin tek koşulu güzel olabilmektir, o zaman güzel olmak için her yol meşrudur. Sonuç Çocukların kişiliklerinin biçimlenmesinde anne baba davranışlarının öneminin altının çizilmesi, iyi niyete dayalı birçok anne baba davranışının özünde çocuk kişiliği üzerinde olumsuz etkiler bırakma olasılığına dikkat çekilmesi bu çalışmanın özünü oluşturmaktadır. Verilen massallardan çıkarılan örtük mesajlara yenileri de eklenebilir. Örtük mesajların azlığı ya da çokluğu değil, niteliği ve nasıl verildiği önemlidir. Özetlemek gerekirse; 1- Çocuğun kişiliğini belirlemede anne baba başat bir rol oynamaktadır. Çoğunlukla anne babalar bu rollerinin farkında olmalarına karşın bunu nasıl yapacakları konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. 2- Evrensel bir biçimde iyi kalplilik her şeyin önüne geçirilmektedir. İçki, kumar vb. birçok olumsuz davranışa sahip olmasına karşın, kendisini iyi kalplilikle niteleyerek davranışlarına meşruluk kazandırmaya çalışmaktadır. Bunun dışında iyi kalplilik aynı zamanda bu dünyada bir panzehir olarak, iyi kalpliysen eninde sonunda kazanırsın, sunulmaktadır. Bu nedenle, doğru davranış olmadan iyi kalplilik iyi bir insan olmak için yeterli görülmektedir. Tüm bunlar doğru olsa dahi, iyi kalplilik rölatif bir durumdur ve iyi kalpliliği belirleyecek bir araç henüz keşfedilmiş değildir. 3- Güzellik bir kadın için vazgeçilmez değerdedir. Güzelsen eninde sonunda bir prens/şans gelip sizi bulacaktır. Bir kadının tek bir hedefi olmalıdır, bir prens le evlenebilmek. Bu yüzden ne olursa olsun güzel olunmalıdır. Yıllık milyar dolarlın güzellik sektöründe dönüyor olması boşuna değildir. Güzelliğin tescil edilmesi, hedeflenen prensin bulunmasını hızlandıracaktır, bu nedenle de her güzellik yarışmasına girmek gerekir. 4- Kadınsan eğer, ister Pamuk Prenses ol, isterse de Külkedisi, eninde sonunda yemek pişirip bulaşık yıkayacaksın. Zaten tek hedef de bir prens ile evlenmek olduğundan bir kadının bilgi sahibi olması, okuması, kendini geliştirmesi gerekmez. Gelişecekse de temizlik yapmak, bulaşık yıkamak, yemek yapmak, iyi kalplilik ve güzellik konusunda kendini geliştirmelidir. Yrd. Doç. Dr. Fuat TANHAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü PDR Anabilim Dalı Kurbağa Prens(es)ler ya da Çocuk Yetiştirmenin Prensipleri, Fuat Tanhan, Hayret, Sayı: 2, s. 6-10, Yıl:

11 BİR YAŞAM BİÇİMİ OLARAK FELSEFE İlk dersimizde, bu kış döneminde beraber felsefe yapıyor olduğumuz 5. sınıf öğrencilerine felsefenin tanımı hakkında ne düşündüklerini sordum. Bir öğrenci kendi isteğiyle felsefenin bir yaşam yolu olduğunu düşündüğünü söyledi. Tabii ki, ben, bu çok bilgiç cevabı sevdim ve bu görüşü savunan felsefeciler de vardır. Merak etmeye ve kesin olarak bunun ne anlama geldiğini düşünmeye başladım. Her hangi birinin Sosyoloji veya Antropolojinin (her ne kadar Sosyoloji ve Antropolojinin anlamı üzerinde sosyologlar ve antropologların az çok tartışmaları bulunsa da) bir yaşam biçimi önerdiklerini sanmıyorum. Öyleyse, niçin bu iddia felsefe için makul görünüyor? Pek çok profesyonel felsefeciler, felsefenin ilim adamları topluluğunda uygulanan hususi bir disiplin olduğunu ileri sürdüler ve bir kısım felsefeciler kolej öncesi öğrencilerle yaptığım uğraşının gerçek bir felsefe olduğunu düşünmediklerini bana söylediler. Kesinlikle, felsefe; bir tarihi, bilgi hakkında felsefeyi geleneğin derinlikleriyle birlikte felsefi sorular hakkında düşünmeyi genişleten bir disiplindir. Kolej öncesi öğrencilerle yaptığım gerçekte felsefi sorunların tartışmaları üzerine yoğunlaşmaktır: hakikat, doğru nedir?, iyi bir yaşamın temel öğeleri nelerdir?, dünyaya ilişkin ne bilebiliriz?, işte tüm bunlar felsefe çalışmasına yaklaşımın yollarıdır. Fakat bir yaşam yolu olarak felsefe hakkında ne düşünüyorsunuz? Fransız felsefeci Pierre Hadot, felsefeden bir görme yolu/tarzı ve dünyada varlık olarak bulunmak olarak bahseder. Felsefe, diyalog yoluyla geliştirilen ve kendini gözden geçirmek ve sorgulamakla sürdürülen iyinin sevgisidir. Böylece felsefe bir yaşama yolu olarak anlamayı araştırmaya ve sorgulamaya adanmış bir yaşam biçimidir. İşte bu, bana göre, öğrencinin felsefeye bir yaşam yolu diye gönderme yaptığında ne kast ettiği ile aynıdır. Felsefe, ilgi çekici bir düşüncedir. Benim gerçekte gençlere yaşam yollarına yardımcı olma işim; onları eleştirel düşünürler kılmak ve insanları dünyayı anlama işlevinde etkin kılmaktır. Fakat ey felsefeciler! Herkes, sorgulama ve kendini gözden geçirme yoluyla doğru yolu anlamayı arayan kimseler midirler? ve yine herkes insan varlığının temel sorunlarını diğerleriyle diyalog içinde kalarak düşünmeye çalışan kimseler midirler? Jana Mohr Lone Türkçesi: Rahman Rehāvī Bir Yaşam Biçimi Olarak Felsefe, Jana Mohr Lone, Hayret, Sayı: 2, s. 11, Yıl:

12 SINAV DENİLEN BELA Öyle yaralar vardır ki onlar deşmekten korkarız. Onların varlığını düşünmek bile istemeyiz. İşte imtihan, sınav yarası böyle bir yaradır. Ne de olsa imtihan, sınav deşilmesi gerekli olan bir eğitim yarasıdır. İmtihan kelimesi Arapçadır. Minnet den gelir. Minnet, sınama, yorgunluk azap, felaket demektir. Biz onu Osmanlıcada, Arapçada olduğu gibi, sınama karşılığı olarak kullanmışızdır. İmtihan sözünde insanı sıkan, ürküten bir şey vardır. Okul dilinde sınav, öğrencilerin bilgisini, bilgi kazancını yoklamak, anlamak için yapılan denemedir. Bu da iki türlü oluyor: sözlü, yazılı. Sınavlar sözlü olsun, yazılı olsun şu özellikleri taşırlar: 1. Sorular sorulur, bunların karşılığı istenir. 2. Sorular kısadır, basmakalıptır. Bazen da karanlıktır. 3. Sorular oradan buradan, gelişi güzel sorulur. 4. Soruların arasında önemli olanları da vardır, önemsiz olanları da vardır. 5. Soruların karşılıkları arasında kolayca hatırlananlar da vardır, güçlükle hatırlananalar da vardır. 6. Soruların karşılıkları belli bir süre içinde alınmak istenir. 7. Sınav, sınanmak istenilen konunun tümünü değil, yalnız bir, ya da birkaç parçasını sınar. 8. Sınav, tesadüfe en büyük rolü veren bir yoklamadır. 9. Sorulan sorulara karşılık veren her öğrenci konuyu öğrenmiş değildir. 10. Sorulan sorulara karşılık veremeyen her öğrenci de konuyu öğrenmemiş değildir. 11. Sınav, sınamanın en objektif şekli değildir. Öğrenci sınava nasıl hazırlanır? Bunu, sınav geçirmiş olanlar ya da okulda çocuğu bulunanalar çok iyi bilirler. Sınava hazırlık şöyle olur: 1. Öğrenci oturur. Kitabı, notları önüne kor. Sesli, sessiz okumaya başlar. Bu okuma saatlerce, günlerce, haftalarca sürer. Sonunda metni ya olduğu gibi ezberler, ya da az çok değişik olarak ezberler. 2. Öğrenicinin bütün bu çalışmaları metni anlamaktan çok metni ezberlemek içindir. Öğrenci bu sonucu elde etmek için ezber tekniğinin bütün araçlarını kullanır. Not almak, şemalar çizmek, tekrarlamak, yüksek sesle okumak, sallanmak gibi. 3. Öğrenci ölü metinlerde geçen adları, tarihleri, rakamları, şekilleri hatırda tutmak zorluğunu yenmek için akla gelmeyen çarelere başvurur. Ezberleme zorunda olduğu adları başka adlara benzetmek, adlara uydurma anlam vermek, tarihleri hiçbir ilintisi olmayan başka tarihlerle karşılaştırmak gibi. Hangi öğrenme şekli bu ezbercilik kadar acıklıdır. Okullarda sınav odası, sınav salonu diye bir yer ayırırlar. Bu odada bir masa bulunur. Bu masanın üzerinde bir zil ile tersine çevrilmiş bir numara kağıdı vardır. Masanın başında dersin öğretmeni ile mümeyyiz oturmaktadır. Buraya giren öğrenci, mahkemeye giren sanık gibidir. Sorguya çekileceğini bilir, sonunun ne olacağını bilmez. Onun için korkar. Sınav odasına giren kim olursa olsun o andaki ruh durumu aşağı yukarı budur. Sınav Denilen Bela, İsmayil Hakkı Baltacıoğlu, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

13 Öğrenci bu sorucuların karşısındaki sandalyeye oturur. Gözlerini sorucuların gözlerine diker. Ne soracaklar acaba, bildiğim yerden mi, bilmediğim yerden mi diye büyük bir heyecan içinde bekler. Derken öğretmen ya da mümeyyiz sormaya başlar. Bu soruların kendilerine göre özellikleri vardır. Kısadırlar, yalındırlar, damdan düşer gibi, birden bire, gelişi güzel sorulan sorulardır: İngiltere nin nüfusu ne kadardır, Mataban Burnu nerededir, Arşimet Kanunu nedir, Meşrutiyet ne zaman ilan edildi gibi. Bunlara imtihan soruları derler. Bu gibi başıboş sorular öğrenciyi sarsar. Öğrenci bu gibi sorular karşısında bir an nefes alamaz gibi olur. Sonra kendini toplar. Bütün dikkatiyle belleğinin üzerine çullanır. Belleğini yoklar, onu çalıştırmaya başlar. Böylelikle sorunun karşılığını doğru olarak, ya da doğruya yakın olarak vermek ister. Ya verir, ya veremez. Verebilirse büyük bir ferahlık duyar. Onun durumu, büyük bir kazadan kurtulmuş bir insanın sevinçli durumudur. Sıkıntı içinde parçalanmış olan kişiliği, derlenip toplanmaya başlar. Veremezse hayal kırıklığı, büyük üzüntü başlar. Soruyu karşılamak için derlenen benlik yine parçalanmaya başlar, eski yapıcı benlik yerine yıkıcı bir benlik doğar. Bu sırada gidin diye bir ses işitilir. Sınav bitmiştir. Sınıfa dönen öğrenci aşağılık duygusu kazanır. Onun bulantısı, hayat boyunca uzar gider. Bu bulantının kendini öldürmeye kadar vardığı bile görülmüştür. Bugünkü sınav sözü yerli yerindedir, güzel bir sözdür. Ancak, şaşılacak şey, kelimelerin de kendilerine göre verasetleri vardır. Kendilerinden önce gelmiş yaşamış olanlardan bir şeyler alırlar. Sınav kelimesi de öyle. Bu kelime imtihan kelimesinden çevirmedir. Onun için imtihan anlayışından bir şeyler taşımaktadır. Adına ister imtihan deyin, ister sınav deyin, konusu ne ise kelime de odur. Yeniliği yapacak olan dil değil, düşündürdüğü gerçektir. İmtihan düşüncesi sorgu düşüncesidir. Öğretmen kendini sorgu hakimi yerine koyar, sorar. Şu gerçeklerin üzerinde durmalıdır: 1. İmtihan, sınavın tek amacı öğrencilerin olgunluk derecesini anlamaktır. 2. Soru sormak sınamanın tek çaresi değildir. 3. Hiç sormayarak, yalnız dinleyerek de sınamak eldedir. 4. Bir konuyu inceletmek, eleştirmek de sınamaktır. 5. Her öğrenciden aynı çözümleme, tümleme gücü beklenemez. 6. Her insan ancak edinebileceği olgunluğu edinebilir. Okullarda derse kaldırarak, sınav yaparak, öğrencilerin bilgi birikimini ölçmek isterler. Bu ölçü ile de onların çalışkanlık derecesini öğrenmek isterler. Hiç doğru değildir. İnsanların öğrenme, bilgi kazanma kabiliyetleri bir değildir. Az emekle çok bilgi kazananalar olduğu gibi, büyük emekle pek az bilgi edinebilenler de vardır. Burada ölçülecek, değerlendirilecek olan bilginin miktarı değil, sarf edilen gücün derecesidir. Bunun için de çalışanın vardığı noktadan önce, harekete başladığı noktanın bilinmesi gerekmektedir. Sınavı, sorulan sorulara karşılık beklemekten ibaret basit bir yoklama işi olarak düşünürüz. Öyle midir? Bir kere soran insanın ruhi durumu var. Sonra kendisine sorulan insanınki. Üçüncü olarak da tesadüfen sorulan sorunun, soru sorulanda birdenbire yaptığı tepki var. Bütün bunlar sınavı sarsıcı, korkutucu bir olay haline getirmektedir. Onun için sınav günleri çocuklar, gençler için hayatlarının en heyecanlı, en buhranlı günleridir. Sınav Denilen Bela, İsmayil Hakkı Baltacıoğlu, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

14 Sınava giren insanın psikolojik durumu bambaşkadır. Bu insanın belleği şiddetli bir heyecanın etkisi altındadır. Bu durum normalüstü bir durumdur. Bir şeyi anlamak başkadır, o şey üzerine uygun karşılık vermek başkadır. Şu olay hiç hatırımdan çıkmaz. Vefa İdadi sinde öğrenci iken Vehbi adında çok çalışkan, çok zeki bir arkadaşımız vardı. Bizden birkaç yaş da büyüktü. Anlamadığımız konuları kendine sorardık, anlatırdı. Günün birinde bir dersten imtihan oluyorduk. Bu derste onun bize yardımı olmuştur. İmtihan odasının kapısında sıra beklerken bile dersin orasını burasını anlatıyordu. Sevmediğim bu dersi hiç ezberleyemiyordum. Onun için üç numara da alsam razı idim. İçeri girdim. Bütün bildiğim yerleri sordular. Çok iyi cevap verdim. Çok iyi numara almıştım. Benim arkamdan Vehbi girmiş. O da çok fena bir numara almıştı. Çünkü hep bilmediği yerlerden sormuşlardı. Bu imtihan usulüne adil bir usul denilemez. Sınavla ilgili olan dikkate değer bir gerçek de şudur. Sınav biter bitmez öğrencinin kafasında decharge, boşalma başlar. Sınav için ezberlediği ve kafasında taşımak istemediği bütün o metinler, adlar, rakamlar öğrencinin kafasından dışarıya dökülmeye başlar. Bunun günlerce, aylarca sürüdüğü olur. Sıkıntı bu boşalma ile de sona ermez. Hastalık korkusu, düşman korkusu gibi bir de sınav korkusu vardır. Bu korku sınava girmeden önce başlar. Sınavın sonu ne olursa olsun, hayat boyunca bilinçaltında sürüp gidebilir. Darülfünun fen şubesinden diploma alalı yıllar olmuştu. Yine de sık sık rüyamda imtihan olurdum. Bu rüyalarımda cebri alâ profesörümüz Yusufyan Efendi ayakta tahta başında durur, bana sorular sorardı. Bu rüyayı gördüğüm geceler çok bunalırdım. Döneceğim diye çok korkardım. İşte yıllarca rüyalarımda beni sarsan korku bu imtihan korkusu idi. Aşağıdaki yazı parçasını 17 Haziran 1937 günlü Yeni Adam gazetesinden alıyorum: İmtihanların bir kısmı bitti. Bir kısmı da bitmek üzeredir. Talebenin bir kısmı geçecek, bir kısmı da dönecektir. Geçenler sırat köprüsünden geçmiş gibi olacaklar, dönenler için de azap saatleri başlayacaktır. Elimizi vicdanımızın üzerine koyup düşünelim, niçin döndüler? Çünkü diyoruz, sorduğumuz sorulara cevap veremediler. Tekrar soralım: Niçin cevap veremediler? Çünkü diyoruz, çalışmadılar, çalışmak istemediler. Bu durumda 0, 1, 2, 3, numara neyi anlatıyor? Derse çalışma, dersi öğrenme, dersi hatırda tutma, sorulan suallere cevap verme vazifelerine âsi olan, karşı koyan, kafa tutan bir çocuk yahut genç adam iradesini. Bu anlayışla haklı olan hoca, talebenin verdiği cevaplara göre numara veren hocadır. Ancak, öğretmenlik işi bu kadar basit bir iş değildir. Çünkü muammanın anahtarı niçin cevap vermediler? sualinin cevabında değil, niçin çalışmadılar? sualinin cevabındadır. Bu yazıda hep şu tezi ileri sürüyoruz: çalışmak, anlamak, öğrenmek de yemek, hazmetmek gibi tabiat olaylarındandır. Eğer tabiî şartlar varsa çalışmamak, öğrenmemek elden gelmez. Tabiî şartlar içinde tekâmül, bayağı bir zaruret olur. Bir mühim nokta daha... Biz çocuklarımızı okula, yalnız öğrensinler diye değil, kendi iradeleri teşekkül etsin diye gönderiyoruz. Hâlbuki çalışmadıklarından, yani iradesizliklerinden dolayı da döndürüyoruz! Doğru mu? Bu sonuç gösteriyor ki çalışmadılar diye döndürdüğümüz bu çocukların iradelerini teşkil edememişiz. Yani ödevimizi yapamamışız. Burada cezalandırılması gereken varsa öğrenciler değil, öğretmenlerdir. Sınav Denilen Bela, İsmayil Hakkı Baltacıoğlu, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

15 Olan oldu. Öğrencilerin bir kısmı döndü. Bunların bir kısmı ikmal imtihanına girecek. Bunun için onlara kısa bir mühlet veriyoruz. Bu zaman içinde çocuk ne olacak? Ya olağanüstü bir devrimle değişmiş olacak ya da hiç değişmiş olmayacak. İkmale girdiği zaman öğretmen, çocuğu aynı durumda bulacak, ya döndürecek yahut çok defa olduğu gibi bu kadar cefa yeter deyip geçiriverecektir. Doğru olan bunlar değil. İlk sebeplere kadar çıkıp, tabiatta kökü olan zaruretleri kavramaktır. İşte size bir misal: Hekime bir hasta müracaat eder. Hekim apandisit bulur. Bu teşhis üzerine hekim hastaya ameliyat olacaksınız, kör bağırsağınız çıkarılacak, der. Fakat hekimin bu apandisit olayı karşısında kızıp, hastasına ceza verdiği hekimlik tarihinde görülmemiştir. Deli olduğu için, beş, on adam öldüren adama karşı yapılacak iş kızmak değil, onu tedavi etmektir. Apandisit, delilik olaylarına kızmayıp, sadece tedbir alıyoruz da, çalışmamak, anlamamak, aklı almamak, öğrenmemek, sorulan sorulara cevap verememek olaylarına neden kızıyoruz? Bu hastalardan numara kırmak, döndürmek şeklinde neden intikam alıyoruz? Açık söyleyeyim, sebebi şudur: Dikkatsizlik, bilgisizlik! Bir çocukta, bir tarih nefreti ile karşılaştım. İlk mektep beşinci sınıfta, on iki yaşlarında idi. Nefretini hemen sevgiye kalbedebileceğimi iddia ettim. Ve bu işte tam başarı kazandım. Çünkü o ikinci defa müzakereye gelmedi. Tarihi anladığını söyledi. Bu çocukta, ne Miladi fikrinin ne de Rönesans fikrinin teşekkül etmemiş olduğunu görmüştüm. Bütün saati bu iki fikrin kurulması için sarfettim. Bütün bu üzüntülerden, korkulardan sonra elde kalan nedir? Yazılı metinleri ezberlemek alışkanlığı değil mi? Metotlu, şüphe ile, kontrol ile, insanın kendi görüşü ile ilgisi olamayan bir alışkanlık! Böyle olunca sınav kendinden beklenilen seçme, ayırma, arıtma görevini yapmış olmuyor. Çünkü sınavda tesadüfün rolü pek büyüktür. Onun için dünyanın her yanında sınav bir hak, bir adalet işinden çok bir tesadüf ve talih işi olarak belirmektedir. Piyango işinde olduğu gibi talihliler kazanıyor. Talihsizler kaybediyor. Ben sınava karşı değilim, sınavın bu kötü şekline karşıyım. Soru sormayı sınamanın tek vasıtası olarak alan, tesadüfe en büyük rolü veren, korkulara karışan böyle bir görenek, sınav adına layık değildir. Onun için sınavı kaldırmak, onun yerine yoklama, seçme, arıtma işini gerçekten yapan bir organı koymak gerekiyor. Yaşam boyunca gördüklerimiz bu düşüncenin doğruluğunu göstermektedir. Okul sınavlarında en çok başarı kazananlar sosyal ödevlerini en iyi yapanlar mıdır? Sınıf dümencileri hep geri insanlar mıdır? Demek ki sınavlar okul pedagoglarının anladıkları gibi bir selection, arıtma aracı değildir. İmtihan, sınav bir türlü bellek tipine gerektiğinden çok değer veren bir usuldür. Bütün bunları gördükten sonra insan kendi kendine şu soruyu soruyor: görünüşte parlak olan, gözleri oyalayan maarif teşkilatını bu verimsizliğe sürükleyen hangi inanç, hangi düşünce, hangi örnektir? Besbelli ki Avrupa maarifi, Avrupa pedagojisi için Tanzimat tan beri gelip geçen maarifçilerin, eğitimcilerin ortak olarak taşıdıkları şu eğitim prensipleridir: 1. Eğitim ve öğretim yalnız okullarda verilebilir. 2. Okullarda verilecek eğitimin, öğretimin tek vasıtası kitaptır. 3. Eğitim ve öğretim okuma, yazma, ezberleme ile olur. Sınav Denilen Bela, İsmayil Hakkı Baltacıoğlu, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

16 Şimdi maarifçilere soralım: böyle bir maarif teşkilatının eseri, okuma yazma öğretmekten, hafızası kuvvetli olan öğrencileri sivritmekten, hafızası zayıf olanları da kırmaktan, sonunda da memlekette bir değer buhranı, bir değer anarşisi yaratmaktan başka ne olabilir. Maarif ıslahatçılarının zaman zaman başvurdukları bilgi kaynaklarından biri de Avrupa, Amerika maarifidir. Onları incelemeyi, onları örnek edinmeyi büyük bir kazanç sayarlar. Bu türlü temasların sonunda raporlar verilir. Sonra bu raporlar komisyonlara havale edilir. Sonra da bu komisyonların kararları maarif çevrelerinde görüşülür. Böyle yaparlar çünkü teknikte, endüstride, ticarette o kadar ileri olan bu memleketleri eğitim ve öğretim işlerinde de o kadar ileri sanırlar. Avrupa, Amerika maarifi deyince Montaigne, Rabelais, Rousseau ların pedagoji gerçeklerini uygulayan ileri, üstün bir maarifi düşünürüz. Bu anlayış doğru mudur? Avrupa, Amerika maarifi de bizim maarifimiz gibi hasta, geri bir maarif değil midir? Yanlışlık şurada: ıslahatçılar teknikte, endüstride, ticarette o kadar ileri olan Avrupa, Amerika memleketlerini eğitim işlerinde, okulculukta, pedagojide de o kadar ileri sanıyorlar. Dikkat! Avrupa okullarının göreneklerini değil, Avrupa nın bilimini alın. Bu bilim çoğumuzun sandığı gibi pedagoji denilen, ne olduğu belli olmayan sübjektif düşünceler değil, gerçek bilimin kendisi, eğitim sosyolojisi ile eğitim psikanalizidir. Dikkat! Türkiye de bu bilimleri taşıyan insanlar, sosyologlar, psikologlar vardır. Elverir ki Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa ya, Amerika ya eğitim işleri, eğitim bilimi ile ilgisi olmayan yirmi otuz kişilik heyetler gönderip aylarca dolaştıracağına memleketin bilim otoritelerini seçmeyi bir denesin. Elverir ki yine bu Bakanlık, Batının göreneklerini benimseyip duracağına bu yerli değerleri tanıma yolunu tutmuş olsun. Batının bilimleri ile yetinmek de doğru değildir. Türklerin eğitim konusundaki mâşerî, kamu sezgilerine de başvurmak gerekir. Psikolojik, estetik, pedagojik gerçek sezgileriyle dolu olan atasözlerimizi, masallarımızı, efsanelerimizi bir kere gözden geçirmek gerekir. Köpek suya düşmedikçe yüzme öğrenmez diyen millet Türk milletidir. Bu sözde eğitimin büyük prensiplerinden biri olan muhit prensibi yok mudur? Bu zengin kamu kaynaklarından da yararlanmayı bilmeliyiz. İsmayil Hakkı Baltacıoğlu Pedagojide İhtilâl, İstanbul 1964, s Sınav Denilen Bela, İsmayil Hakkı Baltacıoğlu, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

17 Tevhid, Hayret, Sayı: 2, s. 17, Yıl:

18 ENGELLİ ÇOCUK İÇİN EĞİTİMİN ÖNEMİ Bu makalemde özel eğitimin ne olduğuna, kimlerin özel eğitimden yararlandığına, Türkiye de özel eğitimin geliģim sürecine değineceğim ve özel eğitime gereksinim duyan çocuklar için özel eğitimin önemine vurgu yapacağım. Çoğumuz çevremizde görmeyen, iģitemeyen, yürüyemeyen, konuģurken kekeleyen, bazı derslerde güçlükleri olan ya da herkesten farklı bir ilgi alanı olan veya daha küçük yaģlarda kendi kendine okuma yazma öğrenen çocuklarla muhakkak karģılaģmıģızdır. Bu çocukların bizden birçok yönüyle farklı olduğuna da tanıklık etmiģizdir. Dolayısıyla bu tarz özellikler gösteren çocuklar, özel eğitime gereksinim duyan çocuklar olarak tanımlanır. Bunlara normal eğitim kurumlarında uygulanan standart programlar uygulanmaz. Özel eğitim programları uygulanması gerekir. Bu bireylerin varlığı, insanlık tarihi kadar eski olmakla beraber, çağdaģ anlamda eğitimleri ve eğitim Ģekilleri yenidir. Dolayısıyla özel eğitim, anlayıģ ve uygulama olarak değiģik aģamalardan geçmiģ olsa da son yıllarda genel eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Özel eğitim, yetersizlikten etkilenmiģ çocuklara sunulan, üstün özellikleri olanların yetenekleri doğrultusunda kapasitelerinin en üst düzeye çıkmasını sağlayan, yetersizliği engele dönüģtürmeyi önleyen, engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma kaynaģmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatan eğitimdir. Özel eğitim, mevcut eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak görülür. Diğer taraftan öğretmen öğrenci oranları, sınıf ortamının büyüklüğü ve çocuğun bu ortama yerleģtirilmesi, hizmet verecek personelin öğrenciye göre dağılımı ve türleri, ne kadar kaynak sağlanması gerektiği gibi yönetimsel konuları da kapsar. Ayrıca toplumsal politikaları oluģturma yaklaģımında özel eğitim, bireyin vazgeçilmez temel insan hakkı olarak yorumlanmaktadır. Yetersizliği olan bireye karģı değiģmesi gereken tutumları ön plana çıkartılması gerektiğine iģaret edilmektedir. Dolayısıyla, özel eğitim temelde iki farklı görevi üstlenmektedir: Birincisi, bir müdahale biçimi olarak özel eğitim. Ġkincisi, öğretim biçimi olarak özel eğitim. Her ikisini özetleyecek olursak: 1- Bir Müdahale Biçimi Olarak Özel Eğitim: Özel eğitim her Ģeyden önce yetersizliği olan bireylere yapılan amaçlı bir müdahaledir. BaĢarılı bir müdahalenin; yetersizliği olan bireyin öğrenme ortamına, okul ve topluma etkin katılımına ket vuran tüm engelleri ortadan kaldırması, o engellerden bireyi koruması ya da o engellerin üstesinden gelmesini sağlaması gerekir. Müdahalenin bu bağlamda üç temel uygulanma biçimi bulunmaktadır. Birincisi önleyici; önemsiz problemlerin potansiyel oluģturmasına ve yetersizliğe dönüģmesine müdahale etmek. Ağır derecede yetersizliği olan çocuklara ne kadar erken müdahale edilirse, yetersizliğin çocuğun geliģimi üzerinde oluģturabileceği olumsuzluklar da o kadar erken önlenir. Ġkincisi iyileştirici; öğretim yoluyla yetersizliğin etkilerini ortadan kaldırmak. ĠyileĢtirici müdahalenin hem eğitimsel hem de rehabilitasyon (iyileģtirme) boyutu bulunmaktadır. Bu iki alanın ortak amacının yetersizliği olan bireyin yaģamını daha nitelikli ve bağımsız hale getirmek için onu gerekli becerilerle donatmak ve yaģama uyumunu sağlamaktır. Üçüncüsü ise ödünleyici; bireyin yetersizliğine rağmen baģarılı olabilmesini sağlayacak becerilerin ve araçların nasıl kullanılacağını ona öğretmek. Bu müdahale, yetersizliğine rağmen bireye uygun (ödünleyici) yeni becerilerin öğretilmesini kapsar. Ödünleyici müdahale ile yetersizliği olan bireye, o bireyin Engelli Çocuk İçin Eğitimin Önemi, Abdurrahman Mengi, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

19 yetersizlikten dolayı sınırlı olan yaģantısını zenginleģtiren ve kolaylaģtıran becerilerin öğretilmesi kastedilmektedir. 2- Öğretim Biçimi Olarak Özel Eğitim: Özel eğitimi, genel eğitimden farklı kılan ve onu özel yapan, kimi kapsar? Neyi öğretir? Nasıl öğretir? Nerede uygulanır? Sorularının yanıtında yatmaktadır. Özel eğitim, özel gereksinimi olan, bu özelliğinden dolayı farklı eğitim gereksinimi duyan ve bireysel olarak planlanmıģ öğretim programlarıyla karģılanabilen çocukları kapsamaktadır. Bu açıklamalardan sonra ülkemizde özel eğitimin genel durumuna biraz değindikten sonra, özel eğitimden yararlanan çocukların tanılama, değerlendirme, yerleģtirmesine ve bunlar için özel eğitimin önemine değinmemizin konunun anlaģılması için iyi olacağı kanaatindeyiz. Türkiye de özel eğitim 1951 yıllından bu yana örgün eğitim hizmetleri arasında yer almıģtır (Özsoy, 1996:2). Ġlk kez 1983 yılında çıkarılan 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu nda, özel eğitime muhtaç çocukların yetiģtirilmelerine dair esaslar belirlenmiģtir. Türkiye de özel eğitimin bu kadar erken baģlamıģ olmasına rağmen ancak, 1997 yılından sonra tam anlamıyla özel eğitim yapılmaya baģlanmıģtır. Çünkü 1997 yılında 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname nin çıkması ile engellilere iliģkin özel eğitim esasları belirlenmiģtir yılında ise, sayılı resmi gazetede yayınlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmenliği nin yürürlüğe girmesinden sonra, gerçek anlamda özür gruplarına ve her engelliye özel eğitim verilmeye baģlanmıģtır. Günümüzde özel eğitime gereksinim duyan çocukların tanılanması, değerlendirmesi ve uygun özel eğitim ortamlarına yerleģtirilmesinden illerde bulunan Rehberlik ve Araştırma Merkezleri sorumludur. Bu çocukların uygun kurumlara yerleģtirmesi ise, il özel eğitim kurulu kararıyla yapılır. Özel gereksinimli çocukların, mümkün olduğu kadarı eğitim sürecinin her aģamasına dâhil edilmesi gerekir. Hatta birçokları için hayat boyu eğitim zorunludur. Ancak bu bireylerin alacakları eğitim, normal eğitim kurumlarında verilmemektedir. Gerçi son zamanlarda bu kurumların bünyesinde özel eğitim sınıfları açılmıģ bulunmaktadır. Fakat bu sınıflarda sadece hafif zihinsel engeli öğrenciler veya kaynaģtırma öğrencileri eğitim alabilirler. Ülkemizde eğitim öğretim yılı verilerine göre, tüm engelli çocuklar için açılmıģ bulunan 1164 özel eğitim sınıfı bulunmaktadır (Sucuoğlu, 2009:229). Özel Eğitim Rehberlik ve DanıĢma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün eğitim öğretim yılı verilerine göre, Türkiye de tüm engel gruplarına yönelik açılan 700 özel eğitim okul ve bu okullarda özel eğitim alan öğrenci bulunmaktadır. Diğer taraftan normal eğitim veren ilköğretim okulunun bünyesinde açılmıģ olan özel eğitim sınıfında öğrenci özel eğitim almaktadır ilköğretim okulunda ise sınıfta toplam öğrenci kaynaģtırma eğitimi almaktadır ortaöğretim okulunda ise sınıfta öğrenci kaynaģtırma eğitimi almaktadır. Kısacası Türkiye de eğitim öğretim verilerine göre 700 okul, sınıfta toplam öğrenci özel eğitim görmektedir. Bu sayıya rehabilitasyon merkezlerindeki, özel eğitim sınıfları dahil değildir. Yukarıda verilen sayılar sadece Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Okullarının bünyesinde bulunan sınıfları ifade etmektedir. Özel eğitim ile uzaktan yakından ilgisi olan herkesin tereddütsüz anlaģtığı bir husus da özel gereksinimli çocuklarda erken tanı ve erken yaģta eğitimin çok önemli olduğudur. Engelli Çocuk İçin Eğitimin Önemi, Abdurrahman Mengi, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

20 Sağlıklı bir Ģekilde konulan erken tanı, erken yaģta eğitim Ģansını artırır. Erken yaģta eğitim alan çocukların büyük aģamalar kaydettiği birçok bilim insanı tarafından ortaya konulmuģtur (Kayaoğlu-Görür, 2008: 25). Aynı zamanda tıp biliminde erken tanı, tedavinin olumlu sonuç vermesi açısından ne kadar önemliyse, özel gereksinimli çocuklarda da erken tanı o denli önemlidir. Çünkü erken tanı ile çocuğa gerekli eğitim geciktirilmeden verilmeye baģlanır. Dolayısıyla özel gereksinimli çocukların tedavisinde erken tanı ve tedavi, hastalığın seyrini değiģtirmek ve çocuğun daha yüksek bir beceri düzeyine ulaģmasını sağlamak bakımından önemlidir. Ayrıca özel eğitimin bir an önce baģlatılması için önemlidir. Erken tanı konan özel gereksinimli çocuklarla yapılan çalıģmalarda özellikle sosyal, duygusal ve dil alanında büyük geliģmeler sağlanmıģtır (Özbey, 2005: 25). Erken tanı ya da eğitsel tanı ile çocuğun, neyi bilip bilmediğini, hangi becerilere sahip olup olmadığını belirlemek için çeģitli testler ve çocuğun bireysel özelliklerine uygun diğer ölçme araçlarıyla geniģ çaplı bir değerlendirme yapılarak çocuğun eğitim öncesi hazır bulunmuģluk düzeyi belirlenir. Bu tanılamada çocuğun tıbbi değerlendirme raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal geliģim öyküsü, tüm ihtiyaçları, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel geliģim raporu dikkate alınır (Birkan, 2009: 510). Buna performans düzeyin belirlenmesi ya da eğitim öncesi değerlendirme de denir. Bu değerlendirmenin amacı çocuğun eğitimine nereden ve hangi kurumda baģlanılacağını belirlemektir. Bu değerlendirmenin sonunda Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu ve Eğitim Planı hazırlanarak, çocuk kendisine uygun eğitim kurumuna yerleģtirilir. Ayrıca çocukların algılama düzeyleri, dikkat süreleri, beceriyi kavrama yetenekleri, var olan becerileri ve bu becerileri kullanabilme düzeyleri birbirinden farklı olduğu için, bütün özel eğitime gereksinim duyan çocuklara uygulanabilen standart bir eğitim programı da yoktur. Bu nedenle her bir çocuk için Bireysel Eğitim Programı denilen program hazırlanılarak eğitimine baģlanılır (Özbey, 2005: 77) Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ne göre, özel eğitim gereksinimli çocuklar kendileri için uygun eğitim ortamlarına yerleģtirilmektedirler. YerleĢtirme sürecinde, öncellikle engelli olmayan akranlarının devam ettikleri sınıflar (en az sınırlandırılmıģ ortam) olmak üzere, özel eğitim sınıfları, özel eğitim okulları (en çok sınırlandırılmıģ ortam) gibi ortamlarda eğitim görmelerini sağlayacak Ģekilde karar alınır. YerleĢtirmede çocuğun yetersizliğinin türü ve derecesi, tüm akademik ve akademik olmayan alanlardaki performansı, eğitimsel gereksinimleri ile ilgi ve istekleri temel alınarak evine en yakın okula ya da engellilik durumuna en uygun kuruma yönlendirilir (Sucuoğlu, 2009:232). YaĢıtlarından farklı özellikler gösteren bu çocuklar için eğitimin amacı; yetersizliklerin üstesinden gelmelerini sağlamak, davranıģ problemlerini azaltmak, öz bakım becerilerini geliģtirmek, akademik beceriler kazandırmak, yaģamda mümkün olduğu kadar bağımsız yaģam becerilerine sahip olmak olarak sıralanabilir. Bu amaçlar doğrultusunda, eğitime mümkün olduğu kadar erken baģlanması, çocuğun birçok temel beceriyi bir an önce kazanarak aile ve toplum yaģantısına uyum sağlamasının kolaylaģtırması açısından yararlı olacaktır. Günümüzde özel gereksinimli çocuklar için erken tanı ne kadar önemliyse tedavisi için eğitimin de aynı oranda önemli olduğu kanıtlanmıģtır. Özel eğitim, özel eğitime gereksinim duyan çocukların her türlü iletiģim sorununda, geliģim duraklamalarında etkili Engelli Çocuk İçin Eğitimin Önemi, Abdurrahman Mengi, Hayret, Sayı: 2, s , Yıl:

İsmayil Hakkı Baltacıoğlu Pedagojide İhtilâl, İstanbul 1964, s. 41-50 MAKALELER

İsmayil Hakkı Baltacıoğlu Pedagojide İhtilâl, İstanbul 1964, s. 41-50 MAKALELER SINAV DENİLEN BELA Öyle yaralar vardır ki onlar deşmekten korkarız. Onların varlığını düşünmek bile istemeyiz. İşte imtihan, sınav yarası böyle bir yaradır. Ne de olsa imtihan, sınav deşilmesi gerekli

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

ŞİMDİ LYS ZAMANI FEM YAYINLARI REHBERLİK KOORDİNATÖRLÜĞÜ

ŞİMDİ LYS ZAMANI FEM YAYINLARI REHBERLİK KOORDİNATÖRLÜĞÜ ŞİMDİ LYS ZAMANI FEM YAYINLARI REHBERLİK KOORDİNATÖRLÜĞÜ Asıl puan LYS lerde gelecek YGS yi hedeflediği gibi sonuçlandıran adaylarda bir rahatlama gözlenirken sınavı hedeflediği biçimde sonuçlanamayan

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

REHBERLİK POSTASI -1

REHBERLİK POSTASI -1 ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI -1 TARİH: 02.11.2012 Sayın Velimiz, Anaokullarımızda, öğrencilerimizin katılımlarıyla renklenen, çeşitli branş dersleri,

Detaylı

Verimli Çalışma. Edinilmiş çalışma alışkanlıkları

Verimli Çalışma. Edinilmiş çalışma alışkanlıkları Verimli Çalışma Edinilmiş çalışma alışkanlıkları Bir üniversite öğrencisi olarak sizden beklenilen, bağımsız bir öğrenci olmanızdır. Kimse nasıl çalışmanız gerektiğini sizden daha iyi bilemez, ancak size

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak.

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak. Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Kardeş Kıskançlığı hakkındadır. Sizlere çocuğunuza bu süreçte nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. KARDEŞ KISKANÇLIĞI Neler olduğunu hiç anlamıyorum!

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Okulöncesi eğitim çevresini merak eden, öğrenmeye ve düşünmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini yönetme, teşvik etme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir.

Detaylı

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI HASTA EĞİTİMİ DERSİ KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI Kullanıcı Deneyimi Araştırması Raporu 03 Örgün Öğrencilerin Aldıkları Uzaktan Eğitim Dersi Hakkındaki HASTA EĞİTİMİGörüşleri DERSİ KULLANICI DENEYİMİ

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi TED MERSİN ÖZEL ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖĞRENCİ TANIMA ANKETİ ÇOCUĞUN TC KİMLİK NO : 2-Cinsiyeti 3-Doğum yeri ve tarihi 4-Geldiği okul 5-Okula geliş nedeni 6-Velinin Adı-Soyadı ve Yakınlık

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI 4

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI 4 ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI 4 22 Mart 2013 Sayın Velimiz, Dördüncü rehberlik postamızda sizlerle, Davranış ve Değerler Eğitimi Programı kapsamında

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Biraz düşünelim... Alışverişe gittiniz; her zaman akıllı ve anlayışlı olan oğlunuz istediği oyuncağı alamayacağınızı söylediğinizde

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ VELİ BÜLTENİ MAYIS -2012 ÇOCUK VE KİTAP "EĞİTİM YAŞAM İÇİNDİR" 2 ÇOCUK VE KİTAP Önceleri çocuk için kitap bir oyuncaktır.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

DERS 7. Kadın İşi, Erkek İşi: Cinsiyetçi İşbölümü. DÜZEY: 6. Sınıf

DERS 7. Kadın İşi, Erkek İşi: Cinsiyetçi İşbölümü. DÜZEY: 6. Sınıf DERS 7 Kadın İşi, Erkek İşi: Cinsiyetçi İşbölümü DÜZEY: 6. Sınıf Kazanımlar: 1. Toplumsal cinsiyet rolleri üzerine düşünür. 2. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin nedenlerini ve sonuçlarını sorgular. SÜRE:

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ VERİMLİ DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ Çalışma becerileri zaman kullanımı, algılama, bilgiyi düzenleme, motive olma ve sorumluluk alma gibi geniş davranış alanı ve tutumları içerir. Okul başarısı, doğuştan sahip

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

MÜHENDİSLİK KARİYERİ Mühendislik Kariyeri Mezun olduktan sonra çalışmak için seçtiğiniz şirket ne olursa olsun genelde işe basit projelerle başlayacaksınız. Mühendis olmak için üniversitede 4 yıl harcamanıza

Detaylı

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 03.11.2013-Bloomberg Businessweek BASINDA GeniuSpy Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 2/6 27.08.2013-www.milliyet.com.tr Çocuğunuz dikkatsiz mi emin misiniz?

Detaylı

OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI

OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ Her anne baba çocuğunun sosyal duygusal ve bilişsel anlamda iyi yetişmesini arzu eder ve bunun için elinden geleni yapmaya çalışır.

Detaylı

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yabancı dil öğreniminde kelime ve anlamını ezberleme oldukça önemli bir yere sahiptir. En sık kelime ezberleme yöntemi ise tekrardır. Yani sık sık kelimenin ve anlamının tekrar edilmesidir. Bu kelimelerin

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri Bu yazının birinci bölümünde sizi hayal kırıklığına uğratmış olabilirim, çünkü okurun bu tür yazılara genellikle kısa yolun kısasını bulmak için baktıklarını biliyorum. Fakat bu konuda verimli ve nispeten

Detaylı

LİSE REHBERLİK SERVİSİ

LİSE REHBERLİK SERVİSİ LİSE REHBERLİK SERVİSİ Verimli Ders Çalışma Ders çalışma konusunda bir çoğunuz da çeşitli şikayetler vardır. Bir kısmınız ders çalışmaya başlamakta güçlük çekerken Bir kısmınız çalışma esnasında derse

Detaylı

1/23/2015. Karne Ne Anlatır. Ocak 2015. Beylikdüzü A.K.Koleji Rehberlik Servisi Veli Paylaşımı

1/23/2015. Karne Ne Anlatır. Ocak 2015. Beylikdüzü A.K.Koleji Rehberlik Servisi Veli Paylaşımı 1/23/2015 Karne Ne Anlatır Ocak 2015 Beylikdüzü A.K.Koleji Rehberlik Servisi Veli Paylaşımı Başarılı Çocuklarımızı kutluyoruz. Kendilerini gerçekleştirme yolculuklarına tanıklık etmekten kıvançlıyız. Sözde

Detaylı

İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER. 1.Giriş

İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER. 1.Giriş İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER 1.Giriş Son dönemde Türkiye ile Makedonya arasında her alanda iş birliği gelişti ve bunun neticesi

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İletişimin Öğeleri SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ 31.05.2014. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir.

İletişimin Öğeleri SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ 31.05.2014. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Bilgi ve duygu üretme, aktarma ve anlamlandırma sürecidir.

Detaylı

Nasıl Daha İyi Öğrenirim?

Nasıl Daha İyi Öğrenirim? Nasıl Daha İyi Öğrenirim? Farklı Öğrenme Yöntemleri Öğrenciler farklı yöntemlerle öğrenirler. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir: okuyarak ve okuduğunu hatırlayarak, önemli bölümlerin altlarını çizerek,

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

ZEKA Oyunları Turnuvaları

ZEKA Oyunları Turnuvaları 2013 / 2014 SAYI: 8 Oyunları Turnuvaları ZEKA Oyunları Turnuvaları Haftanın Bazı Başlıkları Uzlaşı Sanatı KOÇ Üniversitesi Okulumuzu Ziyaret Etti ZEKA Oyunları Turnuvaları Beslenme ve Çocuk Semineri ile

Detaylı

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Cahit Kişioğlu, İzmir 9 Eylül Lions Kulübü ÖZET: Lion ve Leo iletişiminde kullanılan eleştirel veya koruyucu yetişkin tarzını yetişkin boyutuna taşıyarak, Lion - Leo

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ ÇALIŞMA METODLARI

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ ÇALIŞMA METODLARI VERİMLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ ÇALIŞMA METODLARI Etkili olduğu görülmüş çalışma formülleri vardır. Bunlara formül diyoruz çünkü izlenecek belirli işlemleri kapsar. Değişik çalışma işlemlerinin

Detaylı

Intel Eğitim Çözümleri. En İleri Teknolojilerle, Dijital Eğitimde Yeni Bir Döneme Geçin

Intel Eğitim Çözümleri. En İleri Teknolojilerle, Dijital Eğitimde Yeni Bir Döneme Geçin Intel Eğitim Çözümleri En İleri Teknolojilerle, Dijital Eğitimde Yeni Bir Döneme Geçin Intel Eğitim Çözümleri Gelişmiş Öğrenci ve Öğretmen Sınıf Yönetim Yazılımı GELIŞMIŞ ÖĞRENCI VE ÖĞRETMEN ETKILEŞIMI

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

ÇOCUĞUMUN OKUMA ALIġKANLIĞINI VE DÜġÜNME BECERĠSĠNĠ DESTEKLĠYORUZ

ÇOCUĞUMUN OKUMA ALIġKANLIĞINI VE DÜġÜNME BECERĠSĠNĠ DESTEKLĠYORUZ Sayfa1 ÇOCUĞUMUN OKUMA ALIġKANLIĞINI VE DÜġÜNME BECERĠSĠNĠ DESTEKLĠYORUZ Çocuğunuzun Planlı ÇalıĢmasını Destekleyiniz. Bu amaçla, oyun ve çalışma saatlerini önceden düzenleyiniz. Çalışma kadar dinlenmenin

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 Bölüm 2 Clarke Bu programda D218 ya da bir başka derse çalışmak için en önemli becerilerden birini konuşacağız. Konumuz, not tutmak.

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

İnternet ve BİT Kullanım Kuralları

İnternet ve BİT Kullanım Kuralları ANKARA MAMAK MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU 1.6. BİT Nİ KULLANIRKEN 1.6. BİT Nİ KULLANIRKEN ETİK ve SOSYAL DEĞERLER Ankara, 2014 ETİK ve SOSYAL DEĞERLER Hazırlayan: Mustafa KATLANÇ www 1.6.1. İNTERNET ve BİT KULLANIM

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI YAZ TATİLİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI YAZ TATİLİ se Li ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI YAZ TATİLİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - HAZİRAN 2015 YAZ TATİLİ 2014-2015 eğitim-öğretim yılını 12 Haziran Cuma günü tamamlayacak olan öğrencilerimizi, uzun

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ 6 Eğitimde iletişim, eğitimin en önemli ögesidir. Bir eğitimcinin görevini iyi yapabilmesi için az da olsa eğitim psikolojisiyle ve iletişim kuramlarıyla ilgili bilgi

Detaylı

Zorbalık Türleri Nelerdir?

Zorbalık Türleri Nelerdir? Zorbalık Türleri Nelerdir? Fiziksel İlişkisel Sözel Siber Siber Zorbalık elektronik iletişim araçları yoluyla tehdit etmek ve kötü sözler içeren mesajlar göndermek internet ortamında dedikodu yapmak ya

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

1-1-2015 SLAGELSE BELEDIYESININ GÜNLUK SLAGELSE BELEDIYESI BAKIMINA HOS GELDINIZ. Yayınlayan Nordbycentret Kierulffsvej 2 Günlük bakim merkezi

1-1-2015 SLAGELSE BELEDIYESININ GÜNLUK SLAGELSE BELEDIYESI BAKIMINA HOS GELDINIZ. Yayınlayan Nordbycentret Kierulffsvej 2 Günlük bakim merkezi 1-1-2015 SLAGELSE BELEDIYESI SLAGELSE BELEDIYESININ GÜNLUK BAKIMINA HOS GELDINIZ. Yayınlayan Nordbycentret Kierulffsvej 2 Günlük bakim merkezi Danimarka da çoğu çocuk 6 yaşından önce, okula başlayana kadar

Detaylı

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız!

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız! Çocuklar Tatilde! Biten ders yılının ardından, çocukların sabırsızlıkla ve özlemle beklediği yaz tatili başlıyor. Tatil dönemleri çocuklara dinlenmek, eğlenmek ve yeni deneyimler kazanmak için harika fırsatlar

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

uzman yaklaşımı sınıf yönetimi Branş Analizi Uzm. İrfan UYGAR

uzman yaklaşımı sınıf yönetimi Branş Analizi Uzm. İrfan UYGAR Branş Analizi sınıf yönetimi Sınıf yönetimi ile ilgili sorular önceki yıllarda öğretim yöntem ve teknikleri soruları kapsamında yer almaktaydı. Soru sayısı 1-2 arasında değişmekteydi. ÖSYM 2013 yılında

Detaylı

BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNİN PROGRAMI. Page 3

BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNİN PROGRAMI. Page 3 BİLSEM Page 2 BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNİN PROGRAMI Page 3 Okullarda uygulanan örgün eğitim programı: İlköğretim ve bir dereceye kadar ortaöğretim programları öncelikle çoğunluğun bulunduğu ortam ve çevresinde

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları 2014 / 2015 SAYI: 12 Haftanın Bazı Başlıkları Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi Akran Eğitimi Çalışmaları Başladı! İngilizce Münazaralarımız Devam Ediyor Atık Piller Teslim Edildi Salyangozlar Sosyal

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI Bu rapor dört alt başlık altında düzenlenmiştir. İlk başlık genel katılım hakkında bilgi vermektedir. İkinci alt başlıkta performans ortalamaları

Detaylı

DAVRANIŞI BİÇİMLENDİRME TEKNİKLERİ

DAVRANIŞI BİÇİMLENDİRME TEKNİKLERİ DAVRANIŞI BİÇİMLENDİRME TEKNİKLERİ Prof.Dr.Binnur YEġĠLYAPRAK Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ( Türk PDR-DER BaĢkanı)2008 Davranışçı Yaklaşım Temel Önermesi:Çevre koģulları,uyarıcılar denetlenerek

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar 2013 / 2014 SAYI: 22. Haftanın Bazı Başlıkları

Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar 2013 / 2014 SAYI: 22. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 22 Haftanın Bazı Başlıkları 25 Kent, 25 Kolej Projesi Ziyaretleri 25 Kent 25 Kolej Minik Salvador Dali'ler Seramik Kaplumbağalar Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Bilgisayarın Yararları ve Zararları

Bilgisayarın Yararları ve Zararları BİLGİSAYAR NEDİR? Bilgisayarın Yararları ve Zararları ŞEYDA BETÜL KÖSE UFUK TAŞDURMAZLI 1 www.bilgisayarnedir.net 2 Bilgisayarın Yararları ve Zararları Bilgisayarın Yararları ve Zararları Nelerdir? 2006

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI?

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? Bireyin iç ve dış dünyasını algılayıp, yorumlamasında etkili olan tüm faktörlere paradigma yani algı düzeneği denilmektedir. Bizim iç ve dış dünyamızı algılamamız,

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi Görüşlerini ifade etmek ve kendisiyle ilgili kararlara etki edebilmek

Detaylı

Mehmet Teber m.teber@yahoo.com

Mehmet Teber m.teber@yahoo.com Tutarlı olmak için hepimiz bilinçli ya da bilinçsiz bir çaba gösteriyoruz. Bir davranışımızın diğer davranışımızla, bir sözümüzün diğer bir sözümüzle çelişmemesi için dikkat ediyoruz. Tutarlı olmak, biz

Detaylı

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ 3-6 yaş arasını kapsayan ve okul öncesi dönem adını verdiğimiz süreç çocukların gelişimi açısından oldukça önemlidir. Okul öncesi dönem çocukta büyümenin ve gelişimin en hızlı

Detaylı