TEKNOLOJiK GELiŞME: NEOKLASiK VE EVRiMCi KU RAMLAR AÇlSlNDAN BiR DEGERLENDiRME

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TEKNOLOJiK GELiŞME: NEOKLASiK VE EVRiMCi KU RAMLAR AÇlSlNDAN BiR DEGERLENDiRME"

Transkript

1 EKONOMIK Y AKLAŞIM TEKNOLOJiK GELiŞME: NEOKLASiK VE EVRiMCi KU RAMLAR AÇlSlNDAN BiR DEGERLENDiRME 93 ALKANSOYAK 1. lltisat yazınında, statik-kararlı denge durumunda iktisadi olguları analiz eden geleneksel neoklasik kuramın yerini, dinamik rekabete dayalı, dengesizlik ve belirsizlik durumlarında analizlerini gerçekleştiren, evrimci kuram almaya başlamıştır. Temelde fikirleri neoklasik büyüme kuramma bir tepki olarak gelişen ve buna karşı bir evrimci alternatif sunan yazarlar, bazı akademik dergilerde boy göstermektedir. Özellikle, R.Nelson, S.Winter, K.Arrow, J.Dosi, J.Stiglitz ve Atkinson gibi yazarlar, 1980'lerin sonundan itibaren Journal of Evolutionary Economics ve Journal of Economic Literatuı e gibi dergilerde yoğun bir evrimci kuram kampanyasına girişmişlerdir. 1. Bu yazının amacı, gelişmekte olan evrimci kuramı tanıtmak değildir. Fakat iktisatta yaşanan bu paradigma değişimiyle birlikte, bazı olgular da taitışılmakta ve açıklığa kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Bu olgulardan biri, hatta en önemlisi teknolojik gelişmedir. Aslında evrimci kuram, neoklasik büyüme kuramının teknolojik gelişmeye olan bilinmezci yaklaştınma bir tepki olarak ortaya çıkmış ve ivme kazanmıştır. Bu anlamda, piyasa ekonomileri içinde teknolojik gelişmelerin doğası, nasıl ortaya çıktıkları ve nelerden etkilendikleri gibi sorunların yanıtı da, teknolojik gelişmeyi ekonomiye endojen olarak kabul eden evrimci büyüme modelleri doğrultusunda çözüme kavuşmuştur. Dolayısıyla yazının amacı da, teknolojik gelişme olgusuna neoklasik ve evrimci bakış açılarını eleştirel olarak tanıtınaktır. Böylelikle iktisatta yaşanan bu gelişmenin, Azgelişmiş Ülkelere (AGÜ) ne tür uzanımlar sunduğunu gözler önüne serrnek mümkün olabilecek ve daha da önemlisi AGÜ'lerdeki teknolojik gelişme sürecini açıklamaya çalışan bazı yaklaşımların dayandığı kuramsal temeller de belirlenmiş olacaktır. *Ara~tırma Görevlisi Dr., Marmara Üniversitesi, IIBF, iktisat Bölümü Ekonomik Yakla~ım, Cilt 6, S. 15, Kı~ 1995

2 ... - l' l)4 ALKANSOYAK /. NEOKLASiK iktisad/n TEKNOLOJiK GELiŞMEYE YAKLAŞlMI 1.7 TEMEL VARSA YIMLAR VE KURAMSAL ÇEVRE Neoklasik iktisactın teknolojiye yaklaşımını imiayabilmek için dayandığı temel varsayımları açıklamak gerekir (Soyak, I 994: 4-6). Neoklasik kuraında teknoloji, üretim fonksiyonu ile ele alınır ve aynı emek ve sermaye gibi bir üretim faktörü olarak kabul edilir. Teknolojik gelişme ise, üretim fonksiyonunda yukarıya doğru sürekli bir kaymayla açıklanmakta ve bunun nedenlerinin ekonomi dışı olduğu dabul edilmektedir. Üretim fonksiyonu üzerindeki hareketin nedeni girdi artışlarına bağlanırken, üretim fonksiyonundaki kaymanın girdi artışlarına atfedilıneyen kısmı (residual) teknolojik gelişme olarak yorumlanmaktadır. Diğer yandan, teknolojik bilginin ekonomik sisteme egzojen olarak geliştiği ve kamusal nitelikte olduğu varsayılır. Bu durum teknolojinin rahatlıkla çözülebildiği ve dolayısıyla firmadan firınaya transferinin bir çaba ve maliyet gerektirmeyen bir yapıda kabul edildiğini göstermektedir. Ayrıca firmalar, açık olarak belirlenen girdi bileşimierinden -tekniklerdcn- kendilerine en uygun olanları seçerler ve bu tekniklerin kullanıcısı olurlar. Ekonomide kararlı ve statik bir denge varsayıldığından, bu teknikleri geliştirme yoluna gitmezler. Ekonomide tam rekabet koşullarının geçerli olduğu varsayılmakta ve tüm bu varsayımlar doğrultusunda, firmaların aynı üretim fonksiyonu üzerinde hareket ettikleri kabul edilerek yönetimin emirlerini harfiyen yerine getiren birer makine gibi tasarlandıkları görülmektedir TEKNOLOJi~ GE~~ŞMENiN TANIMI VE MODELLEŞTIRIL/ŞI Neoklasik kuramda teknolojinin tanımı, üretim tekniği ilc yakından ilişkilidir. Üretim tekniği belirli bir miktar üretimde bulunmak için gerekli olan farklı emek ve sermaye bileşinıleri anlamına gelir. Bu bağlamda neoklasik kuraında teknoloji, üretim. teknikleri dizini olarak kabul edilmektedir (Goınulka, 1990: 4-5). Tanım, özü itibariyle kısıtlayıcı bir yapıya sahiptir. Bu dar tanımla teknoloji, girdileri çıktılara dönüştüren fiziksel bir süreç olarak ele alınmakta ve üretim fonksiyonu ile

3 EKONOMIK Y AKLA~IM 95 temsil edilmektedir. Standart ders kitaplarında ise daha öğretici olması amacıyla, eş-ürün eğrileri yaklaşımı da kullanılmaktadır. Neoklasik kuramda üretim teknolojisi, üretim fonksiyonu ilc gösterildiği için, teknolojik gelişme de üretim fonksiyonundaki katsayıların -girdiler ile çıktılar arasındaki ilişkinin- değişmesiyle ilişkili bir süreçtir. Neoklasik kuramda teknolojik gelişme iki biçimde modelleştirilir: içerilmiş ve içcrilmcmiş teknolojik gelişme. İçerilmemiş teknolojik gelişme "yatırım ve biri~iın olgularından bağımsız olarak, mevcut sermaye stoku ve emeğin etkinliğinin, yani belirli bir girdi bileşiminden elde edilen çıktı miktarının zaman içinde sürekli olarak artması" şeklinde tanımlanabilir (Akyüz, 1980: 433). Neolasik kurarn içinde teknolojik gelişmenin içerilmemiş olarak ölçülmesinde öncü sayılabilecek (Solow, 1970). çalışına Solow'un çalışmasıdır. Solow' a göre ölçeğe göre sabit getiri ve nötr teknolojik gelişme varsayımları altında Q= f(k, L, t) biçiminde formüle edilen üretim fonksiyonu, Q= A(t) ve f (K,L) biçiminde parçalanabilir (Solow, 1970: 402). Bu noktada sermaye birikimini etkileyen faktörler ile teknolojik gelişmeyi etkileyen faktörler birbirinden ayrılmaktadır. Solow'un analizinde teknolojik gelişme aynı girdi bileşiminde üretim fonksiyonunun sürekli olarak kaymasıyla temsil edilir. Zaman içinde gerçekleşen üretim artışı, girdi miktarındaki artış ile firmaların üretim fonksiyonu üzerinde hareket etmelerinin sonucunda ve özellikle de teknolojik gelişme nedeniyle ortaya çıkar. Üretim faktörlerinde zaman içinde meydana gelen artış ve firmaların üretim fonksiyonu üzerinde yapmış oldukları hareketin büyümeye atfedilen kısmı çıktıktan sonra kalan artık -resiclual- teknolojik gelişme olarak yorumlanır. Solow'uıı analizinde, teknolojik gelişme gökten inme -mannafrom heaven- bir nitelik taşımaktadır. A faktörü -artık-, emek ve sermaye girdilerinin artışından kaynaklanan katıkiarı içermeyip, daha iyi organizasyon, eğitim gibi ekonomi dışı olguları kapsamaktadır. Böylelikle, teknolojik bilginin egzojcn olarak sürekli arttığı ve tüm üretim faktörlerine maliyetsiz bir biçimele uygulandığı görülmektedir. (Coombs vd., 1987: ). Solow'un bu çalışınasından sonra yapılan eleştirilerin çoğu, büyüme sürecinde serma'yenin eski rolünün geri verilmesine yönelik olarak ortaya çıkmıştır. (Nelson, 1981: 1032). İçerilmi~ teknolojik gelişme yaklaşımı ilc birlikte sermaye birikimi ve teknolojik geli~ıne arasındaki bağlar tekrar kurulmaya çalışılmıştır. Bu modellerde en son teknolojik bilgi düzeyi ancak o dönem için yapılan yatırımlar tarafından i-

4 l)6 ALKANSOYAK çerilnıektedir. İçerilmi~ yaklaşınıla birlikte, yatırım, kar gibi değişkenierin de model'e dahil edilmesi, bu yakla~ımların teknolojik bilgiyi egzojen almadığı izlenimini verebilir. Gerçekten de içerilmi~ yakla~ıında yeni yatırımlar, teknolojik gelişmenin tekerleği görevini üstlenmektcdir Önceden yapılan yatırımlar ile karşılaştırıldığında, teknolojik geli~me en son yapılan yatırımların verimliliğini, diğerlerine göre yükseltmektedir. Dolayısıyla, finııa için artık farklı yaş -vintage- ve etkinlikte makinalar sözkonusudur. Böylece üretim fonksiyonunun homojen yapısın da bozulacaktır Hahn ve Matthews, 1970: I 56) Fakat bu durum yaklaşımda teknolojik bilginin endojen bir nitelik ta~ıdığı anlamına gelmez. Bu yaklaşımda da t döneminde yapılan bir makina (t- I) dönemindeki bir makinadan daha üstün bir teknolojiyi göstermektedir. Dolayısıla teknolojik gelişme, içerilmiş yaklaşımda da zamanın geçmesine bağlıdır. Birinci ınodellcştirmeden tek farkı ise, gökten i nen kutsal şeyin tüm makinalar değil, yalnızca son makina üzerine düşmesidir (Yıldırım, I 973: 156). Dolayısıyla bu modelde de firmalar yatırım yaptıkları sürece, dışsal olarak gelişen yeni teknolojik bilgiyi üretim sürecine sokmaktadırlar. Yani teknolojik bilgi bu modelde de egzojen ve kamusal nitelikte varsayılmaktadır. Firmalar ise ancak yatırımdan kaçındıkları sürece, teknolojik olarak farklılaşırlar. Her iki ınodelleştirme biçiminden de anlaşılacağı gibi, teknolojik bilgi, neoklasik kuranıda ekonomi dışı bir olgu olarak yoruınlanmakta ve firmaların bu bilgiden yararlanabilmeleri için, birinci yakla~ımda zamanın geçmesi, ikinci yaklaşımda ise yatırım yapmak yeterli olmaktadır. Dolayısıyla bu yaklaşım, firmaların seçmiş oldukları tekniklerin yalnızca kullanıcısı olduklarını varsaymakta, bunları geliştirmek için herhangi bir faaliyette bulunmadıklarını zımnen kabul etmektedir. Bu noktada, tüm firmaların aynı üretim fonksiyonu üzerinde faaliyette bulunduğuna dair bir çıkarsama yapmak yanlış olmayacaktır. Buna karşın neoklasik kuraının teknolojik geli~meye yakla~ımının eksikliğini ortaya çıkaran ve evrimci yakla~ıının geli~iıninde önemli rolü olan temel bir olgu sözkonusudur. Bu da ülke, firma gibi karar birimleri arasında teknolojik gelişme farklılıkları olduğu ve bunun, homojen üretim fonksiyonuna dayalı neoklasik kuramca açıklananıadığıdır. (N el son, I 98 I: I 035). Nelson ve Winter'a göre, bunun nedeni neoklasik büyüme kuramında aranmalıdır; "Neoklasik büyüme kuraını ~u temel varsayıma dayanır: Firmalar veri bir zamanda çeşitli girdi ve çıktı alternatif setleriyle kar~ ı karşıyadır. V eri dı~sal ko ~ullarda firmalar maksimum karı elde edebilecek şekilde seçimlerini yaparlar. Sektörde denge varsayıldığından, hiçbir firma kendi durumunu ileriye götürmek is-

5 EKONOMIK Y AKLAŞIM 97 tenıez. Zaman içinde üretim faktörlerinin arzında ve üretim setincieki geni~lemenin artması nedeniyle sistemde büyüme ortaya çıkar. Artık (residual), yani üretimdeki artışın temel üretim faktörlerindeki artı~a atfedilen kısmı çıktıktan sonra kalan kısım, teknolojik gelişme kabul edilmi~ ve kuranı bu şekilde korunnıu~tur. Kalite iyileştirmenin nasıl olduğu veya bu faktörlerin büyümeyi nasıl etkilediğini açıklamadan, büyüıneyi farklı faktörlerin kalitesindeki gcli~ınc olarak açıklamaya çalışırsak, aynı şeyleri tekrar eeliyoruz clcıncktir" (Nclson ve Wintcr, 1974: X86-87 ). Alıntıdan da anlaşılacağı gibi, neoklasik kuraında, enclüstride kararlı denge sözkonusu olduğundan, firmaların tekniklerini geliştirmek anlamına kendi durumlarını iyileştirıııeye yönelik faaliyetlerde bulunmalarına bir neden yoktur. Buna karşın evriınci kuramda rekabetçi üstünlük, firmalararası asinıctriyc dayalıözellikle teknolojik bilginin asimctrik dağılması nedeniyle- farklı teknolojik gelişme faaliyetlerine yönelik kararlı denge dışındaki durumlarda ortaya çıkar. Dolayısıyla teknolojik gelişmc/yenilik de bulunmayan ve/veya bunları takip etmeyen firmaların dinamik rekabetle birlikte piyasadan ayıklanmasına yönelik bir doğal e leme mekanizması, yapısal değişitnde merkezi rol oynar. Bu anlamda cvrinıci teknolojik gelişıne/yenilik anlayışının temelinde Schumpetcr' in kavramsal çerçevesi bulunınaktadır. 2 Schumpetcr'in kavramsal çerçevesi ise; "... zayıflayan sektörlerin yaratıcı yıkımı ilc ortaya çıkabilen, ckononıiclcki yeni tcknolojilcrin ve yeni eııdüstrilcrin oluşumunu içeren ve evrimsel bir slircç içinde, ekonomik büyüme ve yapısal clcği~im ilc tanımlanan teknolojik yenilikler ik bağlantılıdır" (.lustnıan ve Teubal, 1991: 1168). Evrinıci kuramla birlikte, teknolojik geli~mcııiıı olu~uınunda ve yayılınıında firmalar ön plana çıkmaktadır. Bu durumun olu~umunda kuranısal olarak Schumpeter'in görü~lerinden etkilenilcliği kadar, son 20 yıl içerisinde teknolojik geli~menin mikrockonomik doğasına yönelik olarak yapılan ara~t.ırmaların da payı büyüktür. ll. EVRiMCi KURAMIN TEKNOLOJiK GELiŞMEYE YAKLAŞlMI ll. l. TEKNOLOJiK BiLGiNiN ÖZELLiKLERi VE KURAMSAL ÇERÇEVE Evrinıci kuramın teknoloji yakla~ımı, neoklasik kuramın yanıtsız bıraktığı firmalararası teknolojik farklılıkları açıklanıaya yönelik olarak gcli~cıı bir yakla~ımdır. Bu yak!a~ınıııı tcmclleriııde, teknolojik gcli~nıc sürecinin mikrockonomik doğasına yönelik olarak yapılan çalı~ınaların bulguları vardır.

6 ALKANSOYAK Evrimci kuramanöre teknoloı.ik oelisme ve teknoloı.ik biloi belirli kurumlar i- b '. b '. b çinde ortaya çıkar. Bu kurumlar, yeni bilgiyi yaratan üniversiteler ve özel-devlet a- raştırma kurulu~ları olabileceği gibi, temel faaliyetlerinde yeni bilgiyi hem kullanan hem de yaratan firıııa.lar olabilir (Cooınbs vd., 1987: 6). Teknolojik bilginin yaratılması sürecinin iki önemli özelliği sözkonusudur. İlk olarak yeni bir teknolojik bilgi yaratmaya yönelik faaliyetlerin getirisi, bu faaliyetlerin niteliği gereği belirsizdir. Yeni bilgi yan.ı.tma çabaları (Ar-Ge-Araştırma Geliştirm yatınmları gibi) başarılı ya da başarısız olabilir. İkinci olarak bilgi bir kez yaratıldığında, orjinal yaratıcılarının getirisini etkileyebilecek bir biçimde, diğer firmalara yayılabilir. Sonuçta teknolojik b~lginin hem yaratılması henı de yayılması asamalarında bir belirsizlik sözkonusudur. Bununla birlikte, belirsizlik du- ' rumundaki bilginin sıçraınası olgusunu, bilginin yaratılmasına sürekli kaynağın ayrıldığı artınısal niıclikli ilavelerden ayırmak gerekir. Bilginin yaratılmasına yönelik sürekli bir kayrıağın ayrıldığı durumlarda, teknolojik bilgi radikal ve sıçrama gösteren bir niteli~te teknlojik gelişmelere neden olmaktan çok, küçük-nıinör- ve artınısalnitelikli teknolojik gelişmelere yol açacaktır (Fransman, 1985: 575). Yukarıdaki özelliklere bağlı olarak teknolojik bilginin kamusal niteliği sonucu her karar birimi tarafından rahatlıkla anlaşılabilcn, elde edilebilen ve kullanılabilen, ve ekonomiye egzojen bir niteliktc gelişınesi söz konusu olmayacaktır. Teknolojik bilgi, zımni, firmaya ve bel iri i bir tekniğe özgü ve firma içinde yarat ılabilen bir bilgidir. Ayrıca problem <;özmc faaliyetine yönelik olarak ortaya çıkan teknolojik gel işınc/yenilik süreci, küçük nitelikli, artıınsal ve yığılımlı olarak ve belirli bir yöne doğru gelişir. Bu faaliyetlerin gittikçe karmaşıkla~an yapısından dolayı, firmalar kendi Ar-Ge birinılerinde yeni teknolojileri izlemek ve teknolojik bilgi gcli~tirınck zorundadırlar (Dosi, 1988: ). Son dönemlcı de yapılan çalı~mahır sonucunda, teknolojik geli~mc süreci ve teknolojik bilgini.n mikroekonomik doğasına yönelik olarak belirlenen bu özellikler, neoklasik kuraının sorgulanmasına ve cvriınci yaklaşımın, bu olgulardan etkilenen temellere dayalı bir kuraın olarak gelişmesine neden olmuştur. Böylelikle cvrimci kuranı ri rmalararası farklılıkları da içine alan ve temelleri teknolojik gelişme sürecinin mikrockonomik do1~asına yönelik bulgulara dayanan, endojen nitelikli bir tcknolujik gelişme yakla~ımı sunmaktadır. Bazı yazarlar bu süreci teknolojik sistem ad ı verilen çerçeve iç-erisinde açıklama cğiliınindcdirlcr, "... cvrinıci kuranıc.la, tüm ekonomik karar birimlerinin yeni fikirleri oluşturmada ve dışardan gelenleri benimse ıncdc aynı etkinlikte davranmaları sözkonusu değildir. Bu ekonomik fırsatları yaratma ve kullanma yeteneği ekonomik yeterlilik olarak tanımlanır. Bu ise, başarılı bir teknolojik yeniliğin oluşumunda temel bir rol oynayan, kıt ve c.~ itsiz dağılım~ bi ı: kaynaktır. J.:.'irınanın faaliyette bulunduğu

7 ıeı 11 Illit' m;ıen ~nw m, 11 t u nrnttntım mz mn 1 r 1T e ı 7 n. EKONOMIK Y AKLAŞIM 99 ekonomik çevre ile birlikte, ekonomik yeterlilik, teknolojik sistemi olu~turur, Kurumsal olarak teknolojik sistem, yeni teknolojilerin olu~umunu ve yayılımını kapsayan ve belirli bir kurumsal :.ıltyapı altında, ekonomik-endüstriyel alanda birbirleriyle bağlantılı olan ajanlar şebekesi olarak tanımlanabilir (Carlsson ve Stankiewicz, 1991 :94) TEKNOLOJiK GELiŞMENiN TAN/Ml VE TEKNOLOJiK GELiŞMENiN KA YNAGI OLARAK FiRMA Evrimci kuramın teknoloji tanımı açısından en önemli özelliği, teknolojinin yalnızca girdilerin çıkttiara dönüştürüldüğü fiziksel bir süreç olarak ele alınınanıasıdır. Fiziksel sürecin yanısıra, teknolojik bilginin niteliği, orgaııizasyonel ve işlemsel düzenlemeler de teknoloji tanımına dahil edilmektedir. Bu bir bakıma, firmayı yönetimin emirlerini otomatik olarak gerçekle~tireıı bir makina gibi ele a lan neoklasik teknoloji anlayı~ına kar~ı çıkı~ niteliğindedir. Bell'e güre teknoloji; "girdileri çıktılara dönüştüren fiziksel süreci ve girdi ve çıktıların ayrıntılı özellikleri ile bu dönüşümü sağlamak için gerekli organizasyonel düzenlemeleri içine alan bir süreçtir" (Beli vd., 1984: 17). şu Kalirajan' ın tanımı ise daha sistematik ve açıklayıcıdır. Buna göre, teknoloji üç unsuru içinde bulunduran bir süreçtir; i) fiziksel varlıklar-ticari marka ve patentlerin yanısıra makinalar ii) teknik ve ticari anlamda bilgi iii) yüksek düzeyde nitelikli emek. (Kalirajan, 1987:65). Bu tanımların ortak paydası, evrinıci -neo-schunıpcterci- teknoloji tanınıının niteliğini de ortaya koymaktadır. Teknoloji yalnızca fiziksel bir süreç olarak algılannıamakta, ayrıca ürünün niteliği ve yapısı, orgaııizasyonel ve i~lenısel düzenlemeler ile teknolojik bilginin niteliği de teknoloji kapsamına girmektedir. Bu baü-lamda teknoloı"ik uelisnıede nirdileri çıktılara dönüstünnede kullanılan biloi b '. b '; 'O \ O' işlemsel ve organizasyonel tarzlarda ortaya çıkan gelişme olarak tanımlanır (Dahlınan, 1989:14). Teknoloji ve teknolojik gelişmeye yönelik evriınci yakla~ım, neoklasik firma yakla~ımının da a~ıldığını göstermektedir. Firmanın tek bir karar alına merkezinin olduğunu kabul eden neoklasik yaklaşımın yerini, organizasyonel karmaşıklığa dayalı firma yaklaşımı alınıştır (Fransman, 1985: 590). \ 1 i. g 1 Teknolojik gelişmenin kaynağı olarak firmanın ön plana çıkartılınası ile birlikte, Ar-Ge faaliyetlerinin de yenilik sürecinin oluşumundaki önemi ortaya çık-

8 ı ( )() ALKANSOYAK ınaktadır. Neoklasik ürclinı fonksiyonu yakla~ınııııa Ar-Ge faaliyetini dahil eden çalı~malar olmakla birlikte, tüm firmaların aynı üretim fonksiyonu üzerinde hareket ettiğini varsayan bu yakla~ımların, Ar-Ge faaliyetini ele alı~ biçimleri tatmin edici olmaktan uzaktır.: 1 Buna kar~ın evriınci kuramın firmalararası asiınetriyc dayalı teknolojik yenilik anlayı~ı. Ar-Ge faaliyetini ele alı~ hiçimi açısından da neoklasik kuramclan üstün bir çerçeve sunar. Firmaların aynı üretim fonksiyonu üzerinde hareket ctıııecliklcri tenıciine dayalı olarak geli~en mikro düzeyli cvrimci yakla~ını,bunu iki temel argümana clayandırınaktadır (Nclson, 19R 1: ı 036- ı 037). l3u argünıanlardan ilki, karar alma süreciyle ili~kilidir. Neoklasik kuramda, firma, zimni olarak her komuta yanıt veren bir makina gibi tasarlannıakta, karar alma faaliyetinin sıkı bir hiyerarşik yapı altında ve yönetiminin kontrolü ile gerçekleştiği kabul edilıncktcdir. Neoklasik kuramın bu yakla~ınıına karşın, cvrimci kuraının karar alınada kabul ettiği davranı~sal yaklaşım, firınayı farklı grupların koalisyonu olarak yoruınlamaktaclır. Bu durumda, üretimi gerçekleştiren çalışanlar ilc firnıayı yöneten yönetici grupların amaçları her zaman ortak olmayabilir. Firmanın kar nıaksiınizasyonu yerine tatmin arayışı içinde olduğu kabul edilir. Firmada bulunan her grup kendi çıkarları doğrultusunda bir tatmin arayı~ı içindedir. Dolayısıyla davranı~sal yakla~ım ilc birlikte, firma üst yönetim tarafından pnıgr;ıııılanabilcn ve sıkı bir biçimele kontrol edilebilen bir makina olmaktan çıkmaktadır. Aksine yönetimin emirlerine yanıtsız kalabilen, hatta direnç gösterebilen IOJJ!umsal hir sisieni olarak tanımlanır. Bu yeni firma yönetim anlayı~ı, teknolojinin ele atını~ biçimini de deği~tirmi~tir. Buna göre, neoklasik açıdan, en iyi biçimele tasaraıınıı~ makinalar o larak tanımlanan teknoloji, ancak belirli sınırlar içinde ne yapılınası gerektiğini gösterebilir. Buna kar~ııı, çaba, elikkat ve birlik açısından önemli bir bo~luk vardır. Fiziksel olarak bir makina ne kadar mükemmel tasarlanırsa tasarlansın, firma organizasyonundaki aksaklıklar nedeniyle, etkinsiz kullanılabilir. Dolayısıyla, tüm firmaların homojen ve aynı üretim fonksiyonu üzerinde hareket etmesi beklencnıcz. Bu firmalar arasında asimetrinin olduğu temeline dayalı bir teknolojik gelişme yaklaşınıına olanak tanır. Evrinıci kuranıcla, firmanın toplumsal bir sistem olarak görülmesi, karar almada davranışsal yakla~ıının kabul edilmesiyle ele çakı~ınaktadır. Davranışsal yakla~ıma göre, firma herhangi bir zamanda, bir karar kuralları setine göre hareket eder. Firmanın bu karar kuralları, çevresel uyanlara bir tepki olarak gelişir. Firmanın karar kurallarından en önemlisi, kazanca yönelik araştırma veya problem çözme faaliyetini içermesidir. Firmaların hiyerarşik karar kuralları yapısında, farklı cllizcydc problem çözme ve kazanca yönelik ara~tırına faaliyetleri ortaya çı-

9 '""'"'''''"""'',.,_"' ''"'"""'""'"...,......,..., EKONOMIK Y AKLA~ im 101 kabilir. Bir firmanın Ar-Ge politikası yeni ürünler elde etmeye yönelik iken, aynı zamanda daha ileri derecelerdeki ara~tırma sürecine ula~mak biçimindeki bir k~rar kuralına da önem verilebilir. Karar alınada davranışsal yaklaşımın kabul edilmesiyle birlikte, teknolojik gelişme faaliyetleri, ekonomik çevre tarafından uyarılan, mevcut karar kurallarının yol açtığı tepki ve problemleri çözme çabasının bir sonucu olarak yorumlanmaktadır. Diğer taraftan firma, Ar-Ge gibi uzmaniaşma gerektiren bazı araştırma faaliyetlerine, tatmin edici olduğu sürece devam eder. Bu bağlamda, mikro düzeyli evriınci kuram, firma için doğal bir teknolojik gelişme/ yenilik tanıını -mevcut karar kurallarının piyasa uyarılarına göre değişimi- getirerek, neoklasik yaklaşımdan daha üstün bir çerçeve sunar. 4 Evrimci kuramın, firmaların ayııı üretim fonksiyonu üzerinde hareket cdemeyecekleri görüşünü destekleyen ikinci argüman, yeni teknolojilcrin oluşum süreci ve teknolojik gelişıne/yenilik sürecinin niteliği ilc ilişkilidir (Nelson, 1981: ı 046- ı 04 7). Evrinıci kurama göre, neoklasik kuram yeni teknolojilerin oluşum sürecindeki dört temel olguyu ihmal etmektedir; i) Yeni teknolojileri yaratılması süreci belirsizlikle kuşatılmış bir süreçtir ii) Ar-Ge faaliyetinin çok çeşitli taşıyıcıları olabilir. iii) Ar-Ge faaliyeti rekabetçi olduğu zaman, teknoloji ile ilgili mlilkiyet rejimi, bu faaliyetlere ilişkin uyarıları etkiler ve biçimini değiştirebilir. iv) Birçok sektör için yaparak öğrenme önemli bir olgudur ve Ar-Ge faaliyetinin yerine geçebilir. Öncelikle, yeni teknolojilerin yaratılması süreci belirsizlikle kuşatılmıştır. Firmaların tatmin edici bir tasarımı başarabilmek amacıyla harcaması gereken zaman ve katlanması gereken maliyet b<.dirsizdir. Bunun yanısıra, tasarımın alacağı nihai biçim ve teknolojinin oluşum biçimi de bilincmeyebilir. Bu noktada yeni teknolojilerin oluşum sürecinde yapılan Ar-Ge yatırımları bir şans oyunu niteliğindedir. Projelerin yürütülınesindeki bu raslantısallık unsuru çok yönlü Ar-Ge kararları alan birimler üzerinde etkili olabilir. İkinci olarak, Ar-Ge faaliyetinin çok çe~itli yüklenicileri olabilir. Bunlar, aynı endüstride faaliyette bulunan firmalar, ürün kullanıcıları, özel ara~tırrr.~ıcılar ile devlet laboratuvarları ve üniversitelcrdir. Bu çoğulcu Ar-Ge sistemi, bir proje poı1föyü anlamına da gelmektedir. Firmalar arasında bu proje portföyü açısından bazı benzerlikler olabileceği gibi, farklılıklar da olabilir. Bu durum Ar-Ge oyununda kazananlar gibi kaybedenierin de olabi~eceğini ve dolayısıyla her firmanın aynı derecede Ar-Gc'ye kaynak ayıranıayacağıııı vurgulaınaktadır.

10 102 ALKANSOYAK Üçüncü olarak, Ar-Ge faaliyeti önemli ölçüde mülkiyet rejiminden etkilenir. Firmalar için Ar-Ge faaliyetlerinin sürekililiği, firmanın yapmı~ olduğu teknolojik yeniliklerin taklit edilmesindeki gecikmeyle yakından ilişkilidir. Bu bağlamda, doğrudan taklicli önleyici bir patent sisteminin olduğu bir piyasada firmalar arasuıda Ar-Ge farklılıklarından kaynaklanan teknolojik asimetri ele kaçınılmazdır. Son olarak, birçok sektörele teknolojik yenilik sürecinde, yaparak veya kullanarak öğrenme önemli yer tutmaktadır. Bu noktada yaparak öğrenmeyi, otomatik öğrenme açısından teknoloji transferinin kolaylığı ilc cklemlcştirmek güçtür. Teknolojik bi lginin zınıni ve firmaya özgü olarak nitclennıcsi ilc, bir firma diğerinden teknolojiyi öğrenebilmekle birlikte, bazı maliyetlere katlanılması ve bir çaba sarfetmesi zorunlu olmaktadır. Neoklasik. kuramill aksine evrimci kuranıda öğrenme, ~ maliyetli ve belirli çaba gerektiren, otomatik olmayan bir yapıda kabul edilerek, yaparak öğrenmeelen farklılaşmaktadır. Bu dört unsur açısından değerlendirildiğinde, firmaların aym üretim fonksiyonu üzerinde hareket ettikleri temeline dayalı neoklasik teknolojik gelişme yaklaşımı geçerliliğini yitirıncktedir TEKNOLOJiK GELiŞMENiN MODELLEŞTiRiLiŞi: YERELLEŞMiŞ TEKNOLOJiK GELiŞME Bu bağlamda, evrimci kuramın teknolojik gelişmeyi modclleştirnıcyc başlama noktası, firmaların ortak bir üretim fonksiyonu üzerinde hareket etmediklerini kabul etmesidir. Bu yaklaşımda teknolojik bilgi, firmalar arasmda ne eşit olarak paylaşılır, ne de kolayca taklit ve transfer edilebilir. Teknolojik bilgi zımni ve çözülebilmesi güç olduğundan, hem teknolojik bilginin yaratılması sürecinde, hem de taklit ve transfer sürecinde, bir öğrenme çabası kaçınılmazdır. Böylelikle, belirli bir teknolojik üstünlüğün kazanılnıasında, firıııanın yatırım, çaba ve becerisinin ön plana çıkması söz konusudur. Aynı endüstriele faaliyette bulunan firmalar, diğer firmalara ilişkin benzer veya benzer olmayan teknikler hakkında bilgi sahibi olabilirler. Buna karşın, üretim fonksiyonu üzerinde tck bir nokta üzerinde yerleşmişlerdir. Fi,rnıalar ortak bir üretim fonksiyonu üzerinde değil, bir nokta ü zerinde hareket ederler. Firmanın kendi çabası eleneyimi ve becerisine dayalı olarak teknolojik gelişme, çeşitli derecelerele bu nokta etrafında ycrelleşir (Lall, 1992: 166). Yerellcşnıi~ teknolojik gelişme\ özellikle belirli bir teknik veya firmaya yönelik teknolojik gelişmenin, diğer teknikleri veya firmaların hiç etkilemediğini ve-

11 EKONOMIK Y AKLAŞIM 103 ya çok az etkilediğini kabul eder. Bu yakla~ınıa göre firma, üretim fonksiyonu üzerindeki farklı noktalardan -teknik- yalnızca biri üzerinde faaliyette bulunur. Dolayısıyla her.teknik aslında ayrı bir teknolojik bilgiyi, içinde barındırınaktadırı. Teknolojik geli~ıne belirli bir tekniğe ve/veya firınaya özgü olarak gcrçeklqiyorsa, üretim fonksiyonundaki kayma da genel değil, bir noktadan hareketle olacaktır. Böyle bir kayma, teknolojik bilginin kısmen mülkiyete konu olduğu, zımni ve firmaya özgü yapısmın ön plana çıktığı evrimci kuramda, firmaya özgü teknolojik geli~nıeyi temsil edebilmektedir. Firmaya özgü olarak tck bir nokta üzerinde yukarıya doğru hareketle temsil edilen teknolojik geli~medeıı, diğer firmalar ya hiç etkilennıemiş ya da sınırlı bir biçimde etkilenmiştir. Bu nokta firmaya özgü öğrenme çabası, deneyim ve Ar-Ge faaliyetinin yoğunla~tığı bir noktadır. Yerclleşıni~ teknolojik gcli~meylc birlikte firmaların ortak bir üretim fonksiyonu üzerinde hareket ettiği görüşü tcrkcdilip, belirli bir noktadan hareketle teknolojik geli~nıe temsil edilmeye ba~lannıı~tır. Böylelikle, teknolojik gelişme, e konomiye egzojen bir yapıda değil, firmaya özgü olarak piyasa uyarılarına bir tepki sonucunda ortaya çıkan karar kuralları değişimi biçiminde ifade edilebilmektedir. Bu aynı zamanda firınalararası asimetriye dayalı teknolojik gcli~me yakla~ınııııa olanak tanıyan bir ınodellc~tirnıc biçimidir. lll. KURAMSAL TARTIŞMALARDAN, AGÜ''LERE UZANIMLAR VE GENEL DEGERLENDiRME 7 Neoklasik teknolojik gelişme yaklaşımı hem varsayımları hem de teknolojiyi ele alış biçimi dolayısıyla gerçekçilikten uzaktır. Yaklaşınıda teknolojinin rahatlıkla çözünılenebilen, yönetimin emirlerine direnç göstermeden yanıt verebilen, mükemmel bir biçimde tasarlanmış makina gibi kabul edildiği görülmektedir. Aynı düşünce, neoklasik firına içinde geçerlidir. Firma da, hiçbir iç çekişmenin olmadığı, tck bir karar merkezinin bulunduğu ve kar maksimizasyonu amacıyla faaliyette bulunan bir yapıda ele alınmaktadır. Firmaların teknolojileri geliştirmek için hiç bir motivasyonlannın olmadığı, teknolojinin ekonomi dı~ı olarak modelleştirildiği bu yaklaşım, teknolojik bilginin mikrockonomik doğası üzerine yaı )ılan arastırnıalar > sonucunda sarsılmaya baslamıstır., > Aslında neoklasik kuramın teknolojik geli~me yakla~ımı kendi içinde tutarlıdır. Statik olarak optimum kaynak dağılımının lıedclkndiği bir büyüme kuramında, kaynakların ycnillcn dağılımında büyümeyi teşvik etmesi açısınllan, teknolojik yeniliğin önemi yoktur. Teknolojik yeniliğin nedenlerinin araştırılmadığı, yalnızca etkisi üzerinde llurulduğu bu kuraında, firmalara da teknolojileri kullanmaktan ba~ka bir görev atfedilıııeıııi~tir. Batı sisteminde teknolojik bilgiyi ve teknolojik gelişmeyi liretenıeınek gibi bir problem olmayınca, teknolojik gelişmenin nasıl olu~tuğu

12 104 ALKANSOYAK üzerinde değil, egzojen teknolojik geli~menin uzun dönemli kararlı denge üzerinde nasıl bir etki yaratacağı sorunu üzerinde durulımı~tur. Dolayısıyla teknolojinin kamusal niteliğinde, her karar birimi tarafından eşit ve aynı kolaylıkta anlaşılabileceğini varsayan, mülkcdincbilirliği ihmal eden, ülke ve firma gibi karar birimlerinin aynı üretim fonksiyonu üzerinde hareket ettiğini varsayan neoklasik yaklaşımın, AGÜ' leri n teknolojik gelişme süreci için söyleyeceği pek fazla bir şey yoktur. Çünkü bu yaklaşıma göre, karar birimleri arasındaki teknolojik farklılıkların sebebi teknolojik bilginin eşit dağıttimamasından değil, teknolojinin etkin yayılımının cııgelicnmcsindcn kaynaklanmaktadır. Böyle olunca uluslararası teknoloji ve sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi ve dışa açılma bağlaınında politika önerilerinin olması da kaçınılmazdır. Batı zaten teknolojiyi üretmcktedir, AGÜ'Icrc düşen ise bunu alıp zahmetsizce kullanmaktır. Ye!ıilik süresince özelliklerinelen hareketle, teknolojik gelişmeyi kuraınsallaştırınaya başlayan evrimci yaklaşım, temelde Batı sistemi için bir teknoloji yaklaşımı gcliştirınişse de AGÜ'Ier açısından da ilginç uzanınılar sunmaktadır. Teknolojik bilginin özel niteliktc olduğu, zınıni ve mülk edinilcbilir yapısının ön plana çıktığı, teknolojik yenilik sürecinin belirsiz olduğu, öğrenme ve teknolojik aktivitelerin (Ar-Ge gibi) belirli bir çaba ve nıaliyetc katianınayı gerektirdiği gibi temel dayanaklar üzerinde gelişen cvrimci yaklaşım, karar birinılerinin aynı nitelikte teknolojik gelişme faaliyetlerinde bulunamayacağını belirtmektedir. Böylelikle üretim fonksiyonuna dayalı teknolojik farklılıklara bağlı teknolojik gcli~nıc rcddcdilnıcktc, firmalararası (genelde karar birimleri arasında) teknolojik farklılıklara dayalı bir teknolojik gelişme yaklaşımına olanak tanınnıaktadır. Bu mikro düzeyli, kararlı denge dışı durumların analiz edildiği ve firmaların yenilik sürecinde ön plana çıktığı, yenilikde bulunmayan firmaların eleme mekanizması içinde piyasadan ayıklandığı, dinamik rekabete ve yapısal dcği~imli büyüme modeline dayalı ve ekonomik karar birimleri arasındaki ekonomik yeterlilik farklılıklarını da içine alan evrimci teknolojik geli~nıe yakla~ımının AGÜ'Ierc uygunluğu açısından bir problem vardır, "... evriıııci kuranılar, firmalar arasındaki süreç teknolojileri ve l.irün niteliğincieki farklılıklara dayalı, sürekli bir asimetrinin varlığını açıklayabilir... Fakat yenilikçi aı:aştırrna sürecindeki farklı etkinlikler ve farklı teknolojik birikim dcreecleri biçiminde ortaya çıkan farklı yenilikçi yetenekler de, bu asimetrinin nedeni olabilir. Bu durunıda evrinıci kuraının teknoloji tanınıının genişlctilnıcsi gerekir (Lall, 1992: 166). Bu genişletme, AGÜ'Icrin yapısal eksikliklerinden kaynaklanan bir zorunluluktur. Batıda teknolojik gclişnıclcr organize bir yatırım malları sektöründe

13 EKONOMIK Y AKLAŞIM 105 ortaya çıkarken. AGÜ'lerdc böyle bir yatırım malları sektörünün olmayı~ı, yeni süreç teknolojileri yaratma biçimindeki radikal teknolojik gcli~ıne faaliyetlerinin önemini azaltmaktadır. Batı firmaları arasında bu anlamda bir teknolojik farklılık olabilirken, AGÜ firmalarında ancak, dışardan gelen teknolojiyi etkin olarak benimsemeue bazı farklılıklar olabilir. Bu bağlamda, evriınci teknolojik gelişme/ yenilik tanımının geni~letilmesi sözkonusudur. Firma düzeyinde teknolojik geli~nıe, kısmen geçmi~teki nitelik ve bilgi birikimine, kısmen de dışsal girdiler tarafından belirlenen teknolojik bilginin yaratılması, masedilmesi biçiminde sürekli bir süreç olarak algılandığında, yenilik/teknolojik gelişme de, bu süreç içindeki (kliçük nitelikli de olsa) her türlü araştırma ve ilerietme çabalarını kapsayacak bir biçimde genişleyccektir. Böylelikle teknolojik gelişme ve firmalararası teknolojik farklılıklar. yalnızca radikal süreç teknolojilerini değil, aynı zamanda tekı1ölojik bilgiyi en etkin biçimde kullanma ve dışsal koşullara uyarlama biçimindeki küçük nitelikli yenilikleri de kapsayacaktır. Özellikle AGÜ' lerdeki firma düzeyinde teknolojik gelişme sürecinin niteliği ve bunları etkileyen unsurların araştırıldığı teknoü~jik yetenek (teknolojik bilginin ctkin kulanılabilnıe yctcrliliği) tartışmalarının temelinde bu tür bir teknoloji anlayışının yattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Sonuç olarak iktisat yazınında yaşanan evrimci hakimiyet, teknolojik gelişmenin ele alınış biçimini önemli ölçüele değiştirnıiş, firma düzeyinde ve mikro ölçekli araştırınaları zemin hazırlamıştır. Batı iktisat yazınında yaşanan bu gelişme, AGÜ'Ieriıı teknolojik gelişme süreçlerini de açıklamak amacıyla, gelişmekte olan ülkelere yönelik yazımı da sızmaya başlamıştır. Teknolojik gelişmeyi, piyasa mekanizmalarının işleyişi çerçevesinde değerlenclir~n ve AGÜ'lerdeki teknoloji sürecine devlet müdahalesi olgusunu da piyasa eksikliği kavramı doğrultusunda ele alan bu tür kuramlara, ideolojik temelini gözardı etmeden, ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Bu tarz bir yaklaşımın en haklı gcrekçesiııi, herhalele J.Robinson'un şu sözlerinde bulabilmek zor olmayacaktır, "Bir ideolojiyi oluşturan kavramlar ve düşünceler yığını içinde ekonomik yaşamla ilgili olanlar önemli bir role sahiptir ve iktisat daima, kısmen her dönemin egemen ideolojisinin bir aracı ve kısmen de bilimsel araştırmanın bir yöntemi olmuştur" (Robinson, 1984: 7).

14 106 ALKANSOYAK NOTLAR ı. Kendisini evrimci kurarn içerisine dahil eden bir grup çağdaş kalkıcının görüşlerini ucrlcycıı ve cvriınci kuraının ınctodolojisi ve temel fikirlerini tanıtan bir çalışına için l3b.. G.Dosi ve R.Nelsoıı. "'/\ıı lııtrouuction to Evolutionary Tlıcorics in Ecorıonıics'",.!ourn({/ of l:"ı'olutionury E conolnics. Vol. 4. No.3. 1 lj'j4. Böyle bir teknolojik gcli~nıc/ycnilik anlayışı, özellikle Schumpetcr'in ekonomik değişim ilc yenilik arasındaki bağlantılarını açıklayan g(irüşlcrindcıı ünemli ölçüde ctkilcnmiştir. Schumpctcr eı..:oııoıııik değişimin motoru olarak teknolojik gelişıııc/yenilik olgusunu görmektedir. Yeniliği yeni bir üretim l'onksiyonunuıı olu~turulınası olarak tanııniayan Schumpeter. bunun yeni bir ürünü ve üretim yöntemini kapsayabilcccği gibi. yeni bir organizasyon biçimini ve yeni piyasaların açılmasını da kapsayabileceğini il'auc etmektedir. 13u çerçevede girişiıncilere ve dolayısıyla firmalara atfedilen ve yenilikçi firma içinde olu~arı yenilik. kapitalist gcli~menin en iirıeınli unsurları ndan hi ri dir..l.sclıumpctcr. T!ıe Tlıeory o(/~conomic /)evelo!'llll'/11, New York: ()x ford University Press. 1 <J(ı 1, s.cı(ı. 3. Uyarılını~ yerıilik modelleri adı verilen hutartı~m<ı için 13kz. (Cooınbs. vd., ın7: 104-lOlJ) 4. (Nclsoıı lljh 1: H<J I-X'J4) ayrıca davranışsal firına yaklaşımı için Bkz. 1\.Koutsiyannis. Modem Mic(Deconomics. Second Ed., Hong Kong: The M ac M i lan Press. lljh ı, s.3h6-40 ı. 5. A.Atkiııson. J.Stiglihtz. "/\ New Vicw or Tcclınological Change" L"cononıic.loum{/l, Yol. 7H. (Scptcmhcr 1%9). s Ayrıca Bkz. J.Stiglitz, "Lcmııing to Lcarn, Localizcu Lcarniııg and Tcchnoloı;ical Progrcss" P.Dasgupta ve P.Stoneınan. (cd). l:"conomic Policy and Tecluiologica/ Per{ornwncc. Cambridge University Press. ı9h7, s.l (ı. Üretim tekniklerinin. tarihsel ve toplumsal koşullar doğrultusunda geli~tiğini ve tarihin bu anlamda teknolojik g:cli~ıııelcr aı,:ısıııuan çok üııcınli oluuğumı kabul eden bu ~örü~. yalnızca firmalar değ.il. ülkeler arasındaki tcknolujik farklılıkları da. bu teknoloji aıılayı~ı ilc aı;ıkl;ıy;ıbi 1 ıııckledir. 7. Çalı~nıanııı anıacı açısımlan AGÜ'Ierin teknolojik yeteneği ilc ilgili tartışmalara girilıncyeccktir. Yalnız ~u kad;ırı bilinmelidir ki. AGÜ'lerclc teknolojik yeteneği, yaparak öğrenmenin otomatik hir sonucuynıu~ gibi yorumlayanlar ilc, ınüdalıalcci tavrı kabul edenler arasında bir ayrım yapabilmek ıııüıııküııdlir. Bkz. (Soyak, 19'J4, 3(ı-37). Lal ( I'Jn). Teitcl ( lljh4), /\ıısal ( l!jhx), Coptey ( l'jljo). Dahiınan ( lljhlj), Fraıısınaıı ve King ( 19H4), 13cll ve Pavitt (llj93). KAYNAKÇA Akyüz. Y., (l'jxo). Sermaye, Bölüşüm. Büyüme, A.Ü. SIW yay.. Ankara. Ansal. ll ( 1 tjhx). "'Tcchnical Change in Turkish Tnıck Manuf<ıcturiııg lndustry"'. Atkirıson, A.. ve J.Stigliız. ( ı9cı!j), "A New View o!'tcclınological Change", l~conomic Journal. V ol. 7H, Septeınbcr. Beli. M.. ve K. Pavill. ( I'J'J3 ). "Accuımılaling Tcchnological Capahility in Dcvcloping Co u nt ri es". f 1 mcced i n gs of" i/w World /Jwık Anmwl Confe ren cc on JJevelopmenl Economics. llj92. March. Beli. M.. vd.. ( I'Jı-;4). "Assessiııg the Pcrforıııancc or Infant lndustries"..loumal o{!jeı'l'lotımt'nl l: cononıics. Vol. 16. Carlsson ve R.Stankicwicz. ( 1991 ). "On the Naturc. hınction and Coınposition of Tcclıııological Systeıııs"..lourno/ o{!:'ı,olutionary h'conomics, Vol. 1, No.2. Coonıbs. R.. vd.. ( lljx7). f:"cononıics and Tecluıologica/ Clımıgc. London: Mac Millan Press. Coplay, 13.. ( 19lJO ). '"Tcclıııical Change iıı Lati ıı A ıncricaıı Maııu facturi ng Firıns: Revicw and Syııtlıesis'". World Deı'do{JIIIl'lll. Vol. 1 X. No.l l.

15 'AK EKONOMIK Y AKLAŞIM 107 ı ve ve. E- ye ~ ler liği rürın ır ın ni- 8. ıd ~ı{ ı- Dah1man. C.. ( 1989). "Tcchnological Change in lndustry in Dcvcloping Countrics. Finwıcc and Development, Vol. 26. No.2. Dosi, G.. ( 1988), "Sources, Procedures and Microecononıic EITccts of Innovation", Journal r~f' Economic Literallirc, Vol.26. Dosi. G., ve R.Nelsoıı. ( 1994). "An Introduction to Evolutioııary Thcorics in Econoınics", Journal(}/' J::l'olutionmy /.;.'conomics, Vol. 4, No.3. Fransınarııı. M.. ( 1985). "Coııccplualising Tcchnica1 Change in the Third World in 1980s, an Intcrpretativc Survey"..loumal of' Development Studies, July. Fransman. M.. ve K. King. (1984). Tcclınological Capability in the Third World, London: Mac Millan Press. Goınu1ka, S.. ( 19lJO). The Theory of Techno1ogical Change and Econonıic Growth. London: Routledge Press. Hahn. F.~ ve R.Mallhews. ( 1970). "Growth and Tcchnological Progress: A Survey", A.Scn (cd.) Growtlı Econonıics içinde. Pcnguin Books. Justman, M.. ve M.Teubal, ( 1991 ), "A Structuralist Perspective on the Role of Technology in Ecoııoınic Growth and Development", World Development, Yol.l9, No. 9. Kalirajan. K., ( 1987). "South-South' Cooperation: Technology Transfer for Iınproviııg Productivity", Tlıe Ind ian Economic Journal. Koutsiyannis. A., ( 1981 ), Modem Microeconomics, Second Ed., Hong Kong: Mac lviilan Press. LalL S., ( 1992), "Tcchnological Capabilities and Industrializatioıı", World Development, Yol.20. No.2. Nclson, R.. ( 1981 ), "Research on Productivity Growlh and Productivity Differences: Dead eııds and New Departures", Joumal qf'eco/lomic Litcrature, Yol.l9. Nelson, R., VG S.Winlei ( 1974), "Neoclassical vs Evolutionary Theories or Econonıic Growth: Critiquc and Prospectus", I::cm.ıomic.Joımıal. Voi.H7. Deccnıher. Robinson. J.. (ı9h4). Iktisat Felsef'esi, Çev. V.Savaş, Ml) iibf yay. Schuınpeter, J.. (ı 96 ı), The Tlıeory q/ Econonıic /Jcvclotmu'nl, New York: O.rj'ord University Press. Solow, R.. ( 1970), Tcchnical Progress and Productivity Change. Growtlı Econo11ıics, A.Sen (cd.), Midd1escx: Pcnguin Books. Soyak, A.. ( 1994), Teknolojiyle q~lişnıe: Türk Telekomini kasyon,')'ektiiründe Teknolojik Yetenek, yayıınlaııınaını~ doktora tezi. MU Sosyal Bilimler Enstillisii, Istanbul. Stig!itz. J., ( 19~7). Lcunıiflg to team; Localizcd and Tcclınological Per{'omımıce, Cambridge University Press. Tcitel, S. ( 1984), Tcchnologica! Creation in S emi 1 ndustrial Econonıics, Journal r~j'development Econoınics. Yol.l6. Yıldırım. N., (1973), Neoklasik iktisaduı Tekıwlc~jik Geli 1 ~/ll(' Yaklaşımı, Ankara AÜ SBF yay.

Bölgesel Kalkınma da Ar Ge ve İnovasyonun Önemi: Karşılaştırmalı Bir Analiz

Bölgesel Kalkınma da Ar Ge ve İnovasyonun Önemi: Karşılaştırmalı Bir Analiz Bölgesel Kalkınma da Ar Ge ve İnovasyonun Önemi: Karşılaştırmalı Bir Analiz Nihat IŞIK Doç. Dr., Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, İ.İ.B.F., İktisat Bölümü nihatis@kmu.edu.tr Efe Can KILINÇ Arş. Gör.,

Detaylı

Türkiye için bir rekabet endeksi

Türkiye için bir rekabet endeksi Türkiye için bir rekabet endeksi EDAM ve Deloitte Türkiye ortak yayını Ocak 2009 2008 yılında kaybettiğimiz ve bu çalışmaya büyük emeği geçen Genel Sekreterimiz Gaye Eslen Özerkan anısına... Önsöz Günümüz

Detaylı

BİLGİ EKONOMİSİ VE İKTİSADİ BÜYÜME: OECD ÜLKELERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA KNOWLEDGE ECONOMY AND ECONOMIC GROWTH: AN APPLICATION ON OECD COUNTRIES

BİLGİ EKONOMİSİ VE İKTİSADİ BÜYÜME: OECD ÜLKELERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA KNOWLEDGE ECONOMY AND ECONOMIC GROWTH: AN APPLICATION ON OECD COUNTRIES Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (26) 2013, 21-54 BİLGİ EKONOMİSİ VE İKTİSADİ BÜYÜME: OECD ÜLKELERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA KNOWLEDGE ECONOMY AND ECONOMIC GROWTH: AN APPLICATION ON OECD COUNTRIES ÖZET Nihat IŞIK

Detaylı

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KALKINMASINDA ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN ETKİSİ Sonya SOLEYMANİ Yüksek Lisans Tezi İktisat Anabilim Dalı Prof. Dr.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KALKINMASINDA ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN ETKİSİ Sonya SOLEYMANİ Yüksek Lisans Tezi İktisat Anabilim Dalı Prof. Dr. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KALKINMASINDA ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN ETKİSİ Sonya SOLEYMANİ Yüksek Lisans Tezi İktisat Anabilim Dalı Prof. Dr. Alaattin KIZILTAN 2014 Her Hakkı Saklıdır T.C. ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

Uluslararası İnsan Kaynakları Yönetiminin Gelişimi

Uluslararası İnsan Kaynakları Yönetiminin Gelişimi Uluslararası İnsan Kaynakları Yönetiminin Gelişimi Nurgün Kul Parlak * Giriş Yirminci asır biterken teknolojide, iletişimde ve ulaşımda ortaya çıkan gelişmelerle, dünya ticaretinin artması küresel ekonomide

Detaylı

KOBİ LERİN TEMEL SORUNLARI VE SAĞLANAN DESTEKLER

KOBİ LERİN TEMEL SORUNLARI VE SAĞLANAN DESTEKLER T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI K O S G E B KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KOBİ LERİN TEMEL SORUNLARI VE SAĞLANAN DESTEKLER Yrd. Doç. Dr. Tahir AKGEMCİ Haziran

Detaylı

ON STRATEJİK YÖNETİM OKULU: BİÇİMLEŞME OKULUNUN BÜTÜNLEŞTİRİCİ ÇERÇEVESİ

ON STRATEJİK YÖNETİM OKULU: BİÇİMLEŞME OKULUNUN BÜTÜNLEŞTİRİCİ ÇERÇEVESİ Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (6) 2003, 73-122 ON STRATEJİK YÖNETİM OKULU: BİÇİMLEŞME OKULUNUN BÜTÜNLEŞTİRİCİ ÇERÇEVESİ TEN SCHOOLS OF STRATEGIC MANAGEMENT: THE INTEGRATIVE FRAMEWORK OF CONFIGURATION SCHOOL

Detaylı

BİLGİ EKONOMİSİ VE İŞGÜCÜ PİYASASI: EĞİLİMLER, FIRSATLAR VE RİSKLER

BİLGİ EKONOMİSİ VE İŞGÜCÜ PİYASASI: EĞİLİMLER, FIRSATLAR VE RİSKLER BİLGİ EKONOMİSİ VE İŞGÜCÜ PİYASASI: EĞİLİMLER, FIRSATLAR VE RİSKLER Mehmet Ali Kelleci İktisatçı, DPT Uzmanı Temmuz 2003 İ Ç İ N D E K İ L E R GİRİŞ...1 1. BİLGİ EKONOMİSİ, ÜRETİM YÖNTEMLERİ, İŞ ORGANİZASYONLARI

Detaylı

STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ VE FİRMA PERFORMANSI

STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ VE FİRMA PERFORMANSI STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ VE FİRMA PERFORMANSI Arş. Gör. Öznur YAVAN ÖZ İçinde bulunduğumuz bilgi çağında işletmelere rekabet üstünlüğü sağlamada tek ayırt edici güç olan insan kaynağının stratejik

Detaylı

TÜRKivE EKONOMisiNDE SON VILLARDA VASANAN VÜKSEK ORANLI BÜVÜME RAKAMLARıNıN ic PiVASA ÜZERiNDEKi ETKiLERi

TÜRKivE EKONOMisiNDE SON VILLARDA VASANAN VÜKSEK ORANLI BÜVÜME RAKAMLARıNıN ic PiVASA ÜZERiNDEKi ETKiLERi TÜRKivE EKONOMisiNDE SON VILLARDA VASANAN VÜKSEK ORANLI BÜVÜME RAKAMLARıNıN ic PiVASA ÜZERiNDEKi ETKiLERi TÜRKiYE EKONOMisi YAYıNLARı YAYıN NO: 2008-56 TÜRR:İYE EKONOMİsİNDE SON YıLLARDA YAŞANAN YUKSEK

Detaylı

Örgütsel Seçimlerde Küme Modeli : İnsan İlişkileri, Bilgi Yönetimi ve Örgütsel Öğrenmenin Ara Kesitinde İnsan

Örgütsel Seçimlerde Küme Modeli : İnsan İlişkileri, Bilgi Yönetimi ve Örgütsel Öğrenmenin Ara Kesitinde İnsan 1 Örgütsel Seçimlerde Küme Modeli : İnsan İlişkileri, Bilgi Yönetimi ve Örgütsel Öğrenmenin Ara Kesitinde İnsan Set Model by Organizational Choice: Human Relations, Knowledge Management and Human Element

Detaylı

TURİZM SEKTÖRÜNDE İLİŞKİSEL PAZARLAMA UYGULAMALARI: EDİRNE İLİNDE FAALİYET GÖSTEREN KONAKLAMA İŞLETMELERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

TURİZM SEKTÖRÜNDE İLİŞKİSEL PAZARLAMA UYGULAMALARI: EDİRNE İLİNDE FAALİYET GÖSTEREN KONAKLAMA İŞLETMELERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DÖNEM PROJESİ TURİZM SEKTÖRÜNDE İLİŞKİSEL PAZARLAMA UYGULAMALARI: EDİRNE İLİNDE FAALİYET GÖSTEREN KONAKLAMA İŞLETMELERİ

Detaylı

ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2846 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1803 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ Yazarlar Prof.Dr. Ramazan GEYLAN (Ünite 2, 6) Prof.Dr. Deniz TAŞÇI (Ünite 4, 5) Doç.Dr.

Detaylı

TEMEL YETENEK VE DIŞ KAYNAKLARDAN YARARLANMA TEKNİKLERİNE FELSEFİK BİR BAKIŞ: DİNAMİK BECERİLER VE İŞ MODELİ YAKLAŞIMLARIYLA İLİŞKİLENDİRME

TEMEL YETENEK VE DIŞ KAYNAKLARDAN YARARLANMA TEKNİKLERİNE FELSEFİK BİR BAKIŞ: DİNAMİK BECERİLER VE İŞ MODELİ YAKLAŞIMLARIYLA İLİŞKİLENDİRME TEMEL YETENEK VE DIŞ KAYNAKLARDAN YARARLANMA TEKNİKLERİNE FELSEFİK BİR BAKIŞ: DİNAMİK BECERİLER VE İŞ MODELİ YAKLAŞIMLARIYLA İLİŞKİLENDİRME Aygül TURAN Uzman Dr. Yıldız Teknik Üniversitesi ayturan@yildiz.edu.tr

Detaylı

TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. KÜRESEL EKONOMİDE KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTE İŞLETMELER VE REKABET SORUNLARI A. HAKAN ATİK Kd. Uzman GA-03-3-4 ARAŞTIRMA MÜDÜRLÜĞÜ Mart 2003 ANKARA İ Ç İ N D E K İ L E R Sayfa

Detaylı

DOSYA. Değişen Dünyayı Anlamak İçin Önemli Bir Kavram: Yönetişim. Süleyman Demirel Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü

DOSYA. Değişen Dünyayı Anlamak İçin Önemli Bir Kavram: Yönetişim. Süleyman Demirel Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü Değişen Dünyayı Anlamak İçin Önemli Bir Kavram: Yönetişim Doç. Dr. Murat Okçu Süleyman Demirel Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü GİRİŞ 1999 Marmara depremi hayatımızda çok ciddi acılar bıraktı. Ama bir

Detaylı

Bilgi Kamusal Bir Mal mıdır?

Bilgi Kamusal Bir Mal mıdır? Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (10) 2005 / 2 : 104-122 Bilgi Kamusal Bir Mal mıdır? İbrahim Güran Yumuşak Murat Aydın Özet: Bilginin pek çok açıdan önemli bir güç olduğu öteden

Detaylı

YÖNETİM VE ORGANİZASYON. Ders Notları METİN ARSLAN

YÖNETİM VE ORGANİZASYON. Ders Notları METİN ARSLAN YÖNETİM VE ORGANİZASYON Ders Notları METİN ARSLAN HARRAN ÜNİVERSİTESİ BİRECİK MESLEK YÜKSEKOKULU 2014 Yönetim Ve Organizasyon Önsöz Metin Arslan ÖNSÖZ İnsanlar diğer varlıklardan farklı olarak toplu olarak

Detaylı

T.C. KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERDE KRİZ YÖNETİMİ VE BİR ÖRNEK OLAY ANALİZİ

T.C. KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERDE KRİZ YÖNETİMİ VE BİR ÖRNEK OLAY ANALİZİ T.C. KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERDE KRİZ YÖNETİMİ VE BİR ÖRNEK OLAY ANALİZİ Hazırlayan Fatih ŞEN İşletme Ana Bilim Dalı İşletme Bilim Dalı

Detaylı

Kılavuz İlkeler FİRST. Yeniliğe yönelik şirket planlaması YENİDEN YAPILANMA İÇERİSİNDE OLAN MOBİLYA SANAYİ: SİSTEMLER VE ARAÇLAR

Kılavuz İlkeler FİRST. Yeniliğe yönelik şirket planlaması YENİDEN YAPILANMA İÇERİSİNDE OLAN MOBİLYA SANAYİ: SİSTEMLER VE ARAÇLAR FİRST YENİDEN YAPILANMA İÇERİSİNDE OLAN MOBİLYA SANAYİ: SİSTEMLER VE ARAÇLAR Kılavuz İlkeler Yeniliğe yönelik şirket planlaması AVRUPA BİRLİĞİ tarafından müşterek finanse dilmiştir. Avrupa Sosyal Fonu

Detaylı

OTEL İŞLETMELERİNDE İLİŞKİSEL PAZARLAMA ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR ARAŞTIRMA

OTEL İŞLETMELERİNDE İLİŞKİSEL PAZARLAMA ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR ARAŞTIRMA OTEL İŞLETMELERİNDE İLİŞKİSEL PAZARLAMA ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR ARAŞTIRMA Mehmet Oğuzhan İLBAN Balıkesir Üniversitesi Gönen Meslek Yüksekokulu Murat DOĞDUBAY Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği

Detaylı

INDUSTRIAL DEVELOPMENT, GLOBALIZATION AND MULTINATIONAL ENTERPRISES: NEW REALITIES FOR DEVELOPING COUNTRIES

INDUSTRIAL DEVELOPMENT, GLOBALIZATION AND MULTINATIONAL ENTERPRISES: NEW REALITIES FOR DEVELOPING COUNTRIES Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi Y.2008, C.13, S.2 s.415-443. Suleyman Demirel University The Journal of Faculty of Economics and Administrative Sciences Y.2008,

Detaylı

Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansı Eğitimi GENEL EKONOMİ MART 2004

Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansı Eğitimi GENEL EKONOMİ MART 2004 Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansı Eğitimi GENEL EKONOMİ MART 2004 Bu notlar; Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği tarafından () Lisanslama Sınavlarına kaynak oluşturmak amacıyla

Detaylı

DIŞ TİCARET, BİLGİ TAŞMALARI VE BÜYÜME *

DIŞ TİCARET, BİLGİ TAŞMALARI VE BÜYÜME * C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003 187 DIŞ TİCARET, BİLGİ TAŞMALARI VE BÜYÜME * Gene M. GROSSMAN ve Elhanan HELPMAN Özet Bu çalışmada, dış ticaret yapan ülkelerin içsel büyümeleri,

Detaylı

Öğrenen Kamu Örgütlerine Doğru

Öğrenen Kamu Örgütlerine Doğru Öğrenen Kamu Örgütlerine Doğru Serkan Bayraktaroğlu * Rana Özen Kutanis ** Özet: Yönetim yazınına baktığımızda başarılı olarak görülen örgütlerin çevresindeki değişimlere ayak uydurabilen örgütler olduğu

Detaylı

BÖLGESEL İNOVASYON MERKEZLERİ: TÜRKİYE İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ

BÖLGESEL İNOVASYON MERKEZLERİ: TÜRKİYE İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ BÖLGESEL İNOVASYON MERKEZLERİ: TÜRKİYE İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ Şirin Elçi İhsan Karataylı Selçuk Karaata Aralık 2008 (Yayın No. TÜSİAD-T/2008-12/477) Meşrutiyet Caddesi, No: 46 34420 Tepebaşı/İstanbul Telefon:

Detaylı

ÖRGÜTLERDE İŞ TATMİNİNİ ETKİLEYEN DEMOGRAFİK FAKTÖRLER VE VERİMLİLİK: KARAMAN GIDA SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA

ÖRGÜTLERDE İŞ TATMİNİNİ ETKİLEYEN DEMOGRAFİK FAKTÖRLER VE VERİMLİLİK: KARAMAN GIDA SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA T.C. KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖRGÜTLERDE İŞ TATMİNİNİ ETKİLEYEN DEMOGRAFİK FAKTÖRLER VE VERİMLİLİK: KARAMAN GIDA SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA Hazırlayan Serhat Sefa TOR İşletme

Detaylı

1.KÜÇÜK VE ORTA BOY İŞLETME KAVRAMI VE ÖNEMİ

1.KÜÇÜK VE ORTA BOY İŞLETME KAVRAMI VE ÖNEMİ YENİ REKABET KOŞULLARINDA KOBİ'LERİN DEĞİŞEN PAZARLAMA STRATEJİLERİ VE PAZARLAMA SORUNLARI:KONYA ÖRNEĞİ Yrd.Doç.Dr.Şemsettin USLU* Arş.Gör.Mutlu UYGUN* * ÖZET Küreselleşme sürecinin, teknolojik değişim

Detaylı

- 583 - * Yrd. Doç. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Meslek Yüksekokulu, Yönetim ve Organizasyon Bölümü.

- 583 - * Yrd. Doç. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Meslek Yüksekokulu, Yönetim ve Organizasyon Bölümü. - 583 - Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 7 Sayı: 32 Volume: 7 Issue: 32 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 KURUMSALLAŞMA KÜÇÜK İŞLETMELER

Detaylı

STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ BAĞLAMINDA ÖRGÜTLERDE İŞGÖREN MOTİVASYONU SÜRECİ

STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ BAĞLAMINDA ÖRGÜTLERDE İŞGÖREN MOTİVASYONU SÜRECİ STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ BAĞLAMINDA ÖRGÜTLERDE İŞGÖREN MOTİVASYONU SÜRECİ Adem ÖĞÜT * Tahir AKGEMCİ ** M. Tahir DEMİRSEL *** ÖZET Küresel rekabet ortamında örgütlerin rakip işletmelerin önünde

Detaylı