VİYANA OKULU. Derleyen: Ayhan Dereko, Viyana Okulu Nedir?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "VİYANA OKULU. Derleyen: Ayhan Dereko, 23.03.2000. Viyana Okulu Nedir?"

Transkript

1 VİYANA OKULU Derleyen: Ayhan Dereko, Viyana Okulu Nedir? Viyana Okulu, yeni olguculuk (neopozitivizm): 20. yy.'da Avusturya'da M.Schlick'in öğrencilerinin kurduğu "Viyana Okulu", "Viyana Çevresi" (Wiener Kreis) 'nde doğmuş olan felsefe akımı. "Mantıksal Olguculuk" olarak da adlandırılır. (Kısa sürede Avrupa ve Amerika'ya yayılmış ve gelişmiştir.) 1 Almanca Wiener Kreis, bilimsel dil ve bilimsel metodolojiyi sorgulamak üzere 1920'lerde Viyana'da düzenli aralıklarla bir araya gelen felsefeci bilim adamı ve matematikçinin oluşturduğu grup. Bu gruba özgü felsefi akım Mantıksal Olguculuk, Mantıksal Deneycilik, Bilimsel Deneycilik, Yeni Olguculuk yada Bilimlerin Birliği gibi değişik adlarla anılmıştır. 2 Viyana Çevresi yılları arasında yaşamıştır; fakat tesirleri büyük olmuştur. 3 Yeni Olguculuk (Os. Nev ispatiye, İspatiyyei cedide, İspatiyyei müteceddiye; Fr. Neo-positivisme, Al. Neupositivismus, İng. Neo-positivism): Felsefeyi dil çözümlemelerine indirgeyen, bilimi de dille sınırlayan idealist akım. 4 İçinde bulunduğumuz yüzyılın en verimli, en etkili deneyci doğrultusu "Viyana Çevresi" (Wiener Kreis) dir. Moritz Schlick ve öğrencilerinin kurduğu bu okul kısa sürede başka ülkelere de yayıldı ve gelişti. Politik nedenlerle bu okulun üyelerinin büyük bölümü Avusturya'dan göç etmiştir. Özellikle İngiliz ve Amerikan felsefesini büyük ölçüde etkilemiştir bu okuldan göç edenler. Bu ülkelerde bugün egemen olan analitik felsefe büyük bir kesimi ile daha önce Viyana Çevresinde oluşturulan düşüncelerin geliştirilmesinden doğmuştur. Bu okulun başlıca temsilcileri Schlick, Carnap, Wittgenstein ve Reichenbach'tır. 5 Başlangıçta "Viyana Çevresi" adıyla anılan, daha sonraları "Mantıkçı Pozitivizm", "Mantıkçı Empirizm", "Yeni Pozitivizm" gibi isimlerle anılacak olan bu felsefe ekolü, M.Schlick'in 1923 yılından itibaren Viyana'da bir grup bilim adamının katıldığı seminerler düzenlemesiyle doğmuştur. 6 Viyana Okulunun Üyeleri Düzenledikleri seminerlerde H.Hahn (matematikçi), O.Neurath (sosyolog), V.Kraft (tarihçi), F.Kaufmann (hukukçu), K.Reidmeister (matematikçi), P.Frank (fizikçi), E.Kalia (psikolog), K.Gödel (matematikçi) gibi veya E.Zilsel, H.Feigl, B.V.Juhos, H.Neider, R.Carnap, F.Waismann gibi çeşitli bilimlerle uğraşmış ve felsefeye ilgi duyan düşünürler yer almışlardır. Nitekim M.Schlick de doktorasını M.Planck'ın yanında yapmış bir fizikçi olup, felsefeyle de yakından ilgilenmiştir. 7 Çevrede F.Waismann, H.Feigl, R.Carnap, F.Kaufmann gibi matematikçi-mantıkçı filozoflar, H.Hahn, K.Gödel, O.Neurath gibi matematikçi ve sosyologlar vardı. Ayrıca L.Wittgenstein, B.Russel, P.Frank, L.R.Ougier H.Reichenbach ile irtibat kurdular, yahut bunlar çevre ile alakalandılar. Viyana Çevresi H.Reichenbach - ki memleketimizde bir süre hocalık yapmıştır - yoluyla Nusret Şükrü (Hızır) tarafından temsil edilmiştir. Sembolik mantıkla bugün daha çok Doç.Dr. Teo Grünberg ile Dr. Adnan Onart meşgul olmaktadır. 8 Grubun kurucusu ve önderi bilgi ve bilim felsefecisi Moritz Schlick'dir. Üyeleri arasında Gustav Bergmann, Rudolf Carnap, Herbert Feigl, Philipp Frank, Kurt Gödel, Otto Neurath ve Friederich Waismann sayılabilir. Aynı doğrultuda Berlin'de toplanan Deneysel Felsefe Derneğinin üyeleri arasıda da Carl Hempel ve Hans Reichenbach bulunuyordu. 9 Başlıca temsilcileri: Schlick, Carnap, Wittgenstein, Reichenbach'tır Felsefe Terimleri Sözlüğü, Bedia Akarsu. 2 Britannica da Viyana Çevresi maddesi. 3 Felsefi Doktrinler Sözlüğü, S.Hayri Bolay. 4 Felsefe Ansiklopedisi, O.Hançerlioğlu. 5 Çağdaş Felsefe, Bedia Akarsu. 6 Tarihselciliğin Sefaleti, Karl R. Popper. 7 A.g.e. 8 Bolay, a.g.e. 9 Britanica. 10 Felsefe Terimleri Sözlüğü, B.Akarsu. 1

2 Yeni olguculuğun temelleri Bertrand Russel, L.Wittgenstein, M.Schlick, R.Carnap, H.Reichenbach, A.Tarski, W.Quine, A.Pap, G.Ryle, A.Ayer tarafından atılmıştır. Öznel düşünceci yeniolguculuk, çağımızda, aynı yapıda olmak üzere, çeşitli adlar ve okullarla boy göstermektedir. Örneğin Avusturya'da M.Schlick'le öğrencilerinin kurduğu Viyana Okulu, İsveç'te Upsala Okulu, H.Reichenbach ve C.Hempel'le izdaşlarının oluşturduğu Berlin bilimsel felsefe derneği, Almanya'da ayrıca Münster grubu (Scholz), İngiltere!de Lengüistik felsefe grubu ve ayrıca Moore'u izleyen analitik düşünürler (Stebbing, Wisdom vb.) Lvov-Varşova okulu (özellikle K.Ajdukiewicz), Viyana grubuna bağlı olarak Alman mantıkçı olgucuları (Carnap, Neurath vb.), Amerika'da Pragmacı yeni olgucu akım (E.Nagel, H.Morgenau, W.Quine, Morris, Bridgman vb.) ve ayrıca bilimsel görgücülük (Fr. Empirisme Scientifique) adı altında toplanan pek çok düşünür yeniolgucudurlar. 11 Viyana Okulu Faaliyetlerinin Teknik Yanı Çevre düşünürlerinin seminerlerde üzerinde çalıştıkları belli bir metin veya program olmamıştır. Bu düşünürleri bir arada tutan ortak bir amaç ve zihniyet birliğinden bahsetmek gerekir. 12 Grubun yaklaşımları resmi olarak 1929!da "Dünyanın Bilimsel Kavranışı: Viyana Çevresi" bildirisiyle duyuruldu. Aynı yıl Prag'da bir kongreler dizisinin ilki toplandı. 1938'de II. Dünya Savaşının patlak vermesiyle gruba yönelik siyasi baskılar Viyana Çevresinin dağılmasına neden oldu. Üyelerinin bir çoğu ABD'ye, bir kısmı da İngiltere'ye kaçtı. 13 Çevre tartışmalı toplantılar ve popüler eserlerle kendini iyice tanıtmıştı ve 1929'da "bilgi" adlı dergiyi yayın organı olarak çıkarmak ihtiyacını duydu. V.Ç. bir çok ilmi ve felsefi kongrelere katılmış veya kongreler toplamıştır. 14 Magee- Viyana Çevresinden birinin adın andınız, Otto Neurath'ın. Biz bir grup insandan söz edeceğimize göre, önce bu grubun belli başlı üyelerinin kimler oldukları hakkında açıklığa kavuşabilir miyiz? Ayer- Çevrenin resmi önderi Moritz Schlick adlı bir adamdı. Aslında Almandı ve Viyana'ya 1920'lerin başında gelmişti, kendisi o sıralarda kırk yaşlarındaydı, hemen geldiği andan itibaren Çevreyi örgütlemeye başladı. Çoğu yada bir çoğu gibi, fizikçi olarak yetişmişti ve başlıca, fizik felsefesiyle ilgiliydi: nitekim, çevrenin önde gelen özelliklerinden biri doğa bilimlerine aşırı saygılarıydı. Schlick, o zaman, onların başkanıydı. Ondan sonra gelen en önemli kişi bir başka Almandı, Rudolf Carnap. Jena da büyük Alman mantıkçısı Frege nin öğrencisi olmuştu. Viyana ya Schlick ten birkaç yıl sonra 1920 lerin sonlarında geldi, ve 1930 ların başında Prag a gitmek üzere ayrıldı, ama yine de akımın içinde çok güçlü bir etki kaynağı olarak kaldı. Dergileri Erkenntniss e en çok yazı yazan kişiydi. Üçüncü kişiden daha önce söz ettim, Neurath: sanırım Avusturyalıydı. Siyasal olarak içlerinde en etkini oydu, hatta I. Dünya Savaşından sonra Münih teki devrimci Spartaküs Hükümetinde bir görev üstlenmişti. Marksistliğe çok yakındı pozitivizm ile Marksistliği birleştirmek istiyordu. Mantıkçı Pozitivizmin siyasal bir akım olması konusuna en çok o bilinçliydi, ve Mantıkçı Pozitivizmi siyasal olarak örgütlemek istiyordu. Neurath üçüncü büyük kişiydi: dördüncü (sanırım bu aşamada sözünü etmemiz gereken tek diğer insan) Gödel adlı çok daha genç bir adamdı, benden yalnızca birkaç yaş büyüktü. Biçimsel mantıkla ilgili devrimci buluşlar yaptı, fakat genel felsefeyle pek fazla ilgilenmedi. 15 Viyana Okulunun Fikirleri Bu düşünürler, E.Mach ın da ( ) etkisiyle felsefeyi metafiziğe karşı bir anlayış içinde ve doğrulanabilir yargılardan ibaret hale getirmek istemişlerdir. Diğer bir deyişle, felsefenin, bilimde olduğu gibi doğrulanabilir (verifiable) bir yapıda olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Çevre düşünürlerine göre doğrulanamayan bir yargı metafizik bir yargıdır ve anlamsızdır. Bilimi doğrulanabilir olmakla, metafiziği ise doğrulanamaz ve dolayısıyla anlamsız olmakla bir tutan bu görüş neticesinde, anlam nedir?, doğrulama nedir? soruları ön plana çıkmış ve çevre düşünürlerinin üzerinde durduğu problemleri oluşturmuştur. 16 Lojistiğin matematiksel düşünme yöntemleriyle felsefeye güvenilir yeni bir temel sağlama çabasındadır Hançerlioğlu, a.g.e. 12 Popper, a.g.e. 13 Britannica. 14 Bolay, a.g.e. 15 Yeni Düşün Adamları, Brain Magee. 16 Popper, a.g.e. 17 Felsefe Terimleri Sözlüğü, B.Akarsu. 2

3 Konulara yaklaşımları farklı olmakla birlikte, çevre üyelerinin yapıtlarının ortak noktası, öncelikle, herhangi bir bilimsel konunun bilimsel yapısının içeriğinden ayrı olarak tanımlanabileceği inancıyla, bilimsel kuramların biçimine verdikleri önemdir. İkinci ortak noktaları, bir önermenin anlamlılığının deney ve gözlem ile temellendirildiği savıyla oluşturdukları bir doğrulanabilirlik ilkesi ya da anlam ölçütüdür. Bu nedenle etik, metafizik, din ve estetik önermeleri anlamsız sayılır. Üçüncü ortak noktaları öteki iki noktanın bir sonucu olarak bir birleşik bilim öğretisini benimsemeleridir. Böylece fizik ve biyoloji bilimleri arasında ya da doğa ve toplum bilimleri arasında temel bir farklılık görülmez. 18 "Viyana Çevresi" denen filozoflar, deneyci ve ilmi felsefe anlayışına sahiptir. V.Ç. filozofları, pozitivizmin tesirinde olduklarından, bu harekete "Yeni Pozitivizm" de denmekte ise de esas "Empirisme Logique - Mantıkçı Ampirizm" adı verilmektedir. Bu isim daha isabetlidir. Çünkü üyelerin hemen hepsi yeni sembolik mantık taraftarı olup, hepsi de metafiziğe aleyhtar olarak tecrübecidirler (empiriste). V.Ç. ne göre felsefe bir doktrin değil, bir sistemdir. Bir etkinlik olarak felsefe, bilginin mantıki analizidir. Bu analizi ise ilmin analizi verecektir. Bu bakımdan felsefe, ilmin temellerini, çıkış noktalarını, metotlarını ve önermelerini mantığın imkanlarıyla incelemek, arındırmak ve ilim dışı unsurları atarak tutarsızlıktan kurtarma gayretidir. İlim ise deneye dayanır ve onunla temellenir. Akıl bu anlayışta yaratıcı değil sadece düzenleyicidir. Felsefe bir yandan deneyin uygun kullanılıp kullanılmadığını araştırır, bir yandan da düzenleyici vazifesini yerine getirip getirmediğini inceler. Bunu yapabilmek için de yeni bir alet'e (organa) ihtiyaç duyulmuş ve lojistik denen sembolik mantık geliştirilmiştir. V.Ç. matematiğin yapısı ve temellerinden, fiziğin temelleriyle ilgili problemlere, ihtimaliyetten, biyolojiden vitalizme, psikoloji, sosyoloji ve ahlaka kadar çok çeşitli sahalara ilgi duymuş ve bunların meseleleriyle uğraşmıştır. V.Ç. nin çoğu üyeleri metafiziği, formu bakımından manasız, vazifesi bakımından münasebetsiz vasıtalarla işlenmiş bir şiir olarak görmektedirler. 19 Günümüz felsefesinde deneyci akımların ortak çizgisi her türlü fizik ötesinin yadsınmasıdır. Fizikötesi derken de yalnızca duygusal olanı aşan nesneler ürerine bir öğretiyi değil, gerçekliğe ve kural koyucu anlatımlara önsel (a priori) yolla varmaya çalışan her tür felsefeyi anlarlar. Onlara göre fizikötesi, gerçeklik üzerine bilimle ilişki kurmadan yapılan temellendirmelerdir. Deneycilerin ortak kanısı şudur: Salt düşünme ile ve deneysel denetleme ya da gözlem yoluyla denetleme olmadan gerçek dünyanın nitelikleri ve yasaları üzerine bir açıklık kazanmak olanaksızdır. Bilimsel bilgi ya biçimsel bilim olan mantık ve matematik alanında ya da deneye dayanan gerçeklik bilimlerinde olur. Tek tek bilimlerin bilgisi ile yarışmaya girişen ya da onu aşmaya çalışan bir felsefeye burada yer yoktur. Felsefi bir gerçeklik bilgisi olmadığına göre, öyleyse felsefe araştırmaları mantık, bilgi - ya da bilim kuramı ve temel araştırmaları ile sınırlamalıdır kendini. Felsefe artık bilimlerin sultanı olmak savı ile çıkmaz ortaya; bilimsel bilginin hizmetçisi, yardımcısı olur. Felsefe araştırmalarının konusu da gerçek ya da düşüncel (real ya da ideal) nesneler ve olaylar değil, bilimsel olan önermeler ve kavramlardır. Bilim kuramına ilişkin araştırmaların ödevi, tek tek bilimlerin temel kavramlarını ve düşünme yollarını açıklığa eriştirmektir. Bununla da kuramların kuruluşunda gerekli olan mantıksal ve dilsel gereçleri bu bilimlere verirler; böylece de araştırıcıların düşünsel enerjilerini boş yere yanlış bir doğrultuda gitmekten kurtarırlar. Modern deneyciliğin temsilcileri için belirleyici olan, araştırmalarının tek tek bilimlerde olduğu gibi kesin, sağlam bilim niteliğinde olduğu savıdır. Bu bilimsellik, felsefenin fizik ötesi doğrultularının tersine, bütün ileri sürülen savların özneler-arası (intersübjektif) sınanabilir olmalarıyla gösterilebilir. Her felsefe savı için sınama ölçütü konulmasıyla, her felsefe sorusunun bilimsel tartışması da olanaklı kılınmış olur. Böyle bir ölçütün konamadığı durumlarda, bununla ilgili soru anlamlı felsefe sorularından çıkarılmış olur. Özneler-arası sınanamayan yanıtların verilebileceği sorular, felsefenin görüntü-soruları olarak kabul edilir. Yeni Olguculuk felsefesi, metafizik anlatımların denetlenemez olduğunu söylemekle kalmaz; metafiziğin kavramlarını eleştirir, metafizikçinin kullandığı adları, yüklemleri eleştirir; bu anlatımların özneler-arası anlaşmaya olanak verecek anlamları olmadığını öne sürer. Deney bilimlerinde yeni kavramların belli koşullarda deneyde karşılığını bulabiliriz; onların uygulanma alanı vardır. Oysa örneğin "evren temeli", "töz", "varlık ilkesi", "ruh" gibi sözcüklerin bir karşılığını bulamıyoruz uygulamada. Yeni Olguculuk, kuramsal kavramlar için bile empirik bir ölçüt verilebileceği kanısındadır. Böylece deneyci filozoflara göre bilimsel bilgi şu koşullarda gerçekleşir: Bilimde kullanılan kavramlar mantığın ve matematiğin biçimsel kavramları olmadıkça, empirik kavramlar olmalıdır. Empirik kavramlar uygulanmalarına yalnızca gözlemler yardımıyla karar verilebilen kavramlardır. Bu koşulu yerine getirmeyen kavramlar görüntükavramlardır, bu yüzden bilimden atılmalıdırlar. Ayrıca bilimsel kabul edilen bütün anlatımlar ya salt mantıksal temellendirilebilir olmalıdırlar ya da deneye elverişli, deneyle doğrulanabilir anlatımlar olmalıdırlar. Aslına bakılırsa, bu günümüz deneycilerine göre, bir anlamı olan fizikötesi önermeler, fizikötesi anlatımlar yoktur; hepsi de bu önermelerin anlamsız sözcük bağlantılarıdır. Metafizikçiler, onlara göre, dile gelmez şeyleri dile getirmek isterler. Bu da olanaksızı yapmak istemektir. Örneğin Wittgenstein'ın 18 Britannica. 19 Bolay, a.g.e. 3

4 "Tractatus"unda son söz olarak söylediği şudur: "Konuşamayacağı, dile getiremeyeceği şey üzerinde, insan susmalıdır." Günümüz deneycilerini eski felsefeden ayıran bir diğer nokta da bilim ile sanat ve dinin açık bir ayrılmasının zorunluluğuna inanmalarıdır. Deneycilere göre, şimdiye kadar ki felsefe bu ayırımı yapmamıştır. Eski felsefe yazıları yarı bilimsel yarı şiirsel ve dinsel yazılardır, bu yüzden de kuramsal içeriklerini yitirirler ve yaşantıları dile getirirler, bundan böyle ilkece eksik kalırlar. Yeni felsefe bu ayrılığı kesinlikle gerçekleştirmek ister. Filozof artık işini ciddiye almalı, bu deneycilere göre, eski metafizikçilerin yaptığı gibi "kavramlarla beste yapmaya, ya da resim çizmeye, ya da dua etmeye girişmemeli". Viyana Okulunun kurucusu olan Schlick!e göre, her şeyden önce önemli olan, bilgi kuramını kesin olarak yaşantı ve görü kavramından ayırmaktır. Bu ayırıma dikkat etmemek insanı felsefede en büyük yanılmalara götürür. Yaşantı ve algıda özne ile nesne karşı karşıyadır. Bilgide ise oldukça karışık bir bağlantı vardır; "insan bir nesneyi bilir" (algıladığı biçimde) demenin bir anlamı yoktur, tam tersine ancak şu söylenebilir: insan bir nesneyi "bir şey olarak" bilir. Bilgi bilen özne ile bilinen nesne arasında ikili bir bağlantı değildir; özne, nesne ve nesne olarak bilinen şey arasındaki üçlü bağlantıdır. Bilgiyi algıya benzeştirerek bilen özne ile bilinen nesne arasındaki bağlantı olarak görmek, Schlick'in "sezgicilik" (intuitionism) dediği felsefe doğrultularının yanılgısıdır, bunlar bilme ile tanıma arasındaki ayırımı göremiyorlar, ona göre. Schlick şunu göstermek ister: Bilinenin tanımış da olması zorunluluğu yoktur. Bilme ve tanımanın birlikte gitmesi gerekmez. Buna en iyi örnek kendi ben'imiz ve onun bilinç olaylarıdır, ki en iyi tanıdığım halde en kötü bildiğimiz şeydir; buna karşılık en az tanıdığımız fiziksel evren üzerine en iyi bilgilere varıyoruz. İçgüdüsel olarak ve açık bir bilinç olmadan uygulanan tümevarımsal mantığı gün ışığına çıkarmak ve sağın kurallar biçiminde formüllemek tümevarımsal mantığın ödevi olmalıydı, tıpkı Aristo'dan modern biçimsel mantığa kadar tümdengelimli çıkarımlar için yapıldığı gibi. Tümevarımlı çıkarımlarda sonucun güvenirlikle geçerli olmayışı dolayısıyla tümevarımlı mantığın temel kavramı da mantıksal çıkarım ya da vargı kavramı değil, olasılık kavramıdır. Tümevarımlı çıkarımlar olasılık-çıkarımlarıdır; tümevarımsal bir çıkarımın sonucu ancak belli bir olasılıkla geçerlidir. Carnap iki olasılığı önemle ayırır: istatistik olasılık (olayların olasılığı), tümevarımsal olasılık. Tümevarımsal olasılık istatistik olasılık gibi olayların ya da şeylerin özelliği üzerine bir şey söylemez, tersine o bir varsayımla belli deney-verileri arasındaki bağlantıyı içermektedir. Böylece tümevarımsal olasılık varsayımın deney-verileriyle pekiştirilme derecesini verir. Önermeler söz konusu olduğunda, bunların anlamlı olarak görülebilmeleri için, hangi koşullar altında doğru ve hangi koşullar altında yanlış olduklarını verebilme durumunda olmalıdır insan. Önermeler için doğruluk koşullarının formüllenmesi ilkin doğrulama yöntemi ile özdeşleştirildi. Wittgenstein bunu şöyle dile getirir: Bir önermenin anlamı onun doğrulama yönteminde bulunur. Bir kimsenin anlattığı bir şeyden ne kastettiği öğrenilmek istendiğinde, ona bununla ne kastettiğini sormanın pek bir yeri yoktur, bunu sormakla bir şey elde edilmez, çünkü başka anlatım açık değilse, sonradan verilecek yanıt da yine açık olmayacaktır. Onun için o soru yerine şunu sormalıdır: "Bu anlattığını nasıl doğrularsın?" Ancak ve ancak o zaman soru yöneltilen, bu soruya yanıt verebilecek durumda ise, söylediği şey anlamlı olarak kabul edilebilir. Bununla empirik anlam ölçütünün ilk ve temel tutumu belirmiş oluyor. Anlatılanın doğrulanabilirliği, onun empirik anlamlı olarak kabul edilebileceğinin zorunlu ve yeterli bir koşulunu oluşturur. Başka deyişle anlatılanın anlamlı olabilmesinin temel koşulu, onun doğrulanabilir olmasıdır. Doğrulanma olanağı olan önermeler ancak anlamlı olarak kabul edilebilirler; bütün öteki önermeler gibi görünen kuruluşlar görüntü-önermeler olarak bir yana bırakılmalıdır, dıştan bakıldıkta anlamlı önermeler biçiminde görünseler de. Doğrulama olanağı empirik anlamda değil, mantıksal anlamda anlaşılmalıdır. Bir önermenin doğrulanması, teknik nedenlerden olanaksız da olsa, mantıksal olarak düşünülebiliyorsa - örneğin başka bir gezegende yüksek canlı varlıkların varolabileceği sorusunda olduğu gibi - bu önerme, anlam ölçütüne göre, anlamlı olarak kabul edilmektedir. Fizikötesi anlatımları empirik anlam ölçütünü gerçekleştiremezler. Bundan dolayı anlamsız olarak gösterilmektedirler modern deneyciler ve mantıkçılarca. Metafizik önermeler anlamsızsa, bu metafizik dizgelerin boyuna kuruluşu ve bilimsel tartışmaların konusu oluşu nereden geliyor? Carnap'ın yanıtı şu: Bilim insanın tek düşünsel-tinsel uğraşı değildir; sanat da din de ayrıca uğraşılarıdır. Metafizik dizgelerse bu üç alandan oluşan açık-olmayan ve bu üç alanın karışımı olan kuruluşlardır. Metafizikçilerin "başsız-sonsuz bilmece" dedikleri o büyük sorunların durumu nedir öyleyse? Yanıt şu:bilimsel sorun olarak o sorunlar hiç yoktur. Çünkü bir sorun ancak şurada vardır: Bir önerme kurulur ve bu önermenin doğru mu yanlış mı olduğuna karar verme ödevi ile bağlanır. Önerme anlamsızsa, ona ilişkin sorun da aynı biçimde bir görüntü-sorundur. Bunun filozoflarca görülemeyişi, kuramsal sorunlarla pratik sorunların birbirine karıştırılmasındandır. Kuramsal sorunları yanıtlamakla yaşam sorunlarının da çözülebileceği sanılmamalıdır. Bütün anlamlı soruları yanıtlasak bile, yine de yaşam için çok az şey başarırız. Yaşam sorunları yaşamın kendisinde, bilimin dışında, egemendirler. 4

5 Deneyci filozoflar özellikle şu noktayı vurgularlar: Çalışmalarını öteki filozoflardan ilkece ayıran, kendilerinin hiçbir kesin, son doğruları öne sürme gibi savları olmayışı; tam tersine kavramları kesinliğe kavuşturma, sağın bir bilim dili kurma ve tek tek bilimlerin yöntemleri üzerine açıklık getirme denemesine girişmiş olmalarıdır. Her kazanılmış yeni görüş yeniden gözden geçirilir yada tutulan yolda çıkış görülmüyorsa büsbütün bırakılır. Böylece felsefe araştırmaları da bilimsel ilerleme sürekliliğine bağlı kılınmış olur. Kendi kuramını inanca dayalı bir dünya görüşü olarak sunan ve kendi kişiliğinin gücü ile bunu kabul ettirmeye çalışan bir filozofun empirist (deneyci) alanda yeri yoktur onlara göre. Carnap'a görüşlerini sık sık değiştiriyor diye itirazlar yapılmıştır. Carnap'ın kendisi bu tutumu anlamsız bulur ve felsefe sorunlarına karşı bilimsel olmayan bir tutum olarak niteler. Hiç bir zaman kesin bir sav öne sürmemiş, son sözü söyleme savında bulunmamıştır. Gerektiğinde eski görüşlerini hiç çekinmeden bırakmış ya da yeniden gözden geçirmiş ve düzeltmiştir. Bütün bilimsel felsefecilerin tutumu budur. 20 Viyana Okulunda bilim birliği düşüncesi özellikle ortaya atılmış ve içinde her bilimsel savın dile getirilebileceği bir bilimde dil birliği gereksinimi üzerinde durulmuştur. Böyle bir dilde iki şey yerine getirilmelidir: 1. Böyle bir dil özneler-arası bir dil olmalıdır, yani herkesin kullanabileceği ve göstergeleri herkes için aynı anlamı taşıyan bir dil. 2. Evrensel bir dil olmalıdır, bu dilde herhangi bir konu dile getirilebilmelidir. Carnap ile Neurath ancak fizik dilinin bu iki gereği yerine getirebileceği görüşündedirler. Bu yüzden de bu görüşe "Physikalismus" (fizikseleştiricilik) denmiştir. Fiziksel dil salt niceliksel dil olduğundan, bu dilde tüm önermelerde ancak ölçülebilir (metrik) kavramlar kullanıldığından, Carnap sonradan bu fiziksel savı daha yumuşatmıştır, burada artık niceliksel kavramlar yanında nesnelerin gözlemlenen nitelikleriyle ve nesneler arasındaki gözlemlenen bağıntılarla ilişkili olan niteliksel kavramları da içeren bir "şey" dili (Dingsprache) ya da "cisimler dünyası dili" söz konusudur. Buradaki fiziksellileştiricilikten yumuşatılmış olan sav anlaşılmalıdır. Her iki biçiminde de fizikselleştiricilik şunu ister: fiziksel yüklemler tek bilim dilinin temel yüklemi olmak zorundadır. Ama bütün yasalılıkların fiziksel yasalara geri götürülmeleri gerekir gibi bir savla hiçbir ilgisi yoktur bunun. Böyle bir şey söz konusu değildir burada, istenen yalnızca dil birliğidir. Magee- Şu, akla pek uzak olmayan bir basitleştirme olmaz mı? Mantıkçı Pozitivistlerin görüşüne göre felsefenin görevi, inanıla gelmiş olduğu gibi, dünyayı öğrenmek ya da betimlemek değildi. Bu alanın tümü, değimi uygunsa, bir arada alınan çeşitli bilimlerce kapsanmıştı ve felsefeye yer bırakılmamıştı. Dolayısıyla, felsefenin görevi bu bilimlerin yöntemlerini inceltmek - kullandıkları kavramları ve kanıtlama yöntemlerini açıklığa kavuşturmak olarak görmüşlerdi. Bu sonuncusu belki de en önemlisiydi: Bilimin kullanabileceği kanıtlama yöntemleri arasında meşru olanları meşru olmayanlardan ayırmak. Ayer- Doğru. Teknik olarak, felsefe ikinci-basamak bir konu olarak görülmeye başlandı diyebilirsiniz. Birinci-basamak konular dünyadan söz ediyorlardı: bu ikinci-basamak konu ise, onların dünyadan söz edişlerinden söz ediyordu. Böylece - Gilbert Ryle'ın deyimiyle - felsefe "söz etmekten söz etmek" olarak görülmeye başladı. Magee- Bu, felsefeyi şu duruma götürüyor. Birisi herhangi bir tür bildirimde bulunduğu zaman, onu hemen dilde formüllenmiş bir önerme olarak parçalamaya başlarsınız. Kullanılan kavramları aydınlatma yollarını arar, önermelerin içindeki terimlerin birbirleriyle olan ilişkilerini çözümler, mantıksal biçimini açıklığa kavuşturur ve benzeri şeyler yaparsınız. Ve felsefe az sonra tümceler ve sözcükler hakkındaymış gibi gözükmeye başlar. Gerçekten de, birçok felsefeci-olmayanlar, çoktandır felsefecilerin yalnızca dille ilgilendikleri görüşünü edinmişlerdir demek doğru olacaktır. Çoğu kez küçümseyerek, felsefeciler "sözcüklerle oynuyor" denir. Felsefeye karşı bu önyargının neden yanlış konulduğunun bir açıklamasını yapar mısınız? Ayer- Farklı söyleyiş türlerini ayırdettiği ve bazı dışavurum türlerini çözümlediği ölçüde, felsefenin önemli bir bölümü kuşkusuz dil hakkındadır. Bunun için özür dileyecek değilim. Ama bunun ötesinde, bence yanıt "dil hakkında" ile "dünya hakkında" arasındaki ayırımın o kadar keskin olmadığıdır, çünkü dünya bizim betimlediğimiz dünyadır, yani kavramlar dizgemizde biçimlendiği haliyle dünyadır. Kavramlar dizgemizi açımsamaya çalışırken, aynı zamanda dünyayı da açımsıyorsunuzdur. Bir örnek alalım. Nedensellik sorusuyla ilgilenildiğini düşünelim. Nedenselliğin dünyada olan bir şey olduğuna kuşkusuz inanıyoruz: Anofel sivrisineği tarafından ısırıldım, öyleyse sıtmaya tutulurum vb.: bir şey bir diğerine neden olur. Bunu "Nedensellik nedir?" biçiminde sorabiliriz. Ve bu pekala saygın ve önemli, hatta geleneksel, felsefi bir sorudur. Bu soruyu, "Nedensel önermeleri nasıl çözümleriz? Bir şey bir diğerine neden olur derken ne demek isteriz?" biçiminde de sorabilirsiniz. Þimdi bu durumda salt dilbilimsel bir soru sorar gibi gözükmekteyseniz de, gerçekte aynı soruyu sormaktasınız. Yalnızca bunu farklı bir biçimde sormaktasınız. Ve çoğu felsefeciler de bunun daha açık bir biçim olduğunu düşüneceklerdir. Magee- Sizin şimdi söyledikleriniz şuna dayanıyor: dili kullanımımızın soruşturulması, gerçekte insanlar tarafından yaşandığı gibi dünyanın yapısının soruşturulmasıdır Çağdaş Felsefe, Bedia Akarsu. 21 Magee, a.g.e. 5

6 Viyana Okuluna Yöneltilen Eleştiriler Yeni Olguculuğun ayırıcı niteliği, bilimsel terimlerin semantik çözümlemesine dayanmaktadır. Bu düşünceyse, örneğin amerikan semantikçisi S.Chase'in elinde "sömürme" teriminin dilden atılmasıyla sömürme olayının da ortadan kalkacağı sonucuna varmaktadır. Yeniolgucular, olay deyiminden, nesnel fenomenleri ve olguları değil, öznel duyumları ve tasarımları anlamaktadırlar. Onlara göre bilim sadece olaylarla uğraşacaktır, ama olayların nesnel gerçeklikleri yoktur, örneğin bir limonun gerçekten var olup olmadığı ve nasıl bir süreçle varlaştığı sorulamaz ve incelenemez. Limon, sadece dille anlaşılan tat, burunla duyulan koku, gözle görülen renk ve biçimden ibarettir ve yalnız bu nitelikleri bilimsel bir araştırmanın ve yargının konusu olabilir. Bilim, nesnel dünyayı asla bilemez. Yeniolgucular, böylece, felsefenin temel sorunlarını tümüyle yok ettikleri ve bilimi en ilkel aynından aldıkları halde, varsayımlarına bilimsel felsefe adını takmaktan çekinmemektedirler. Gerçekte yaptıkları iş, olay teriminden öznel duyumları ve tasarımları anladıklarına göre, yalın bir öznel idealizmden ibarettir. Yeniolgucular, töresel alanda da aynı özelliği gütmektedirler. Onlara göre töresel bir kanı, kişisel bir kanıdır ve başkalarını bağlamaz. Nesnel töresel kurallar yoktur. 22 Modern deneyciliğin ortaya çıkışı bir bakıma tek tek bilimlerdeki ilerleme ile felsefenin gidişi arasındaki karşıtlık sonucudur denebilir. Önceleri felsefe biricik gerçeklik bilimi idi. Zamanla tek tek bilimler felsefeden ayrıldılar. Gerçeklik alanı gittikçe özel bilimlerin yöntemleriyle araştırılır oldu; öyle ki sonunda felsefi bir gerçeklik öğretisinin geriye kalıp kalmadığı kuşkusu doğdu. Bu kuşku tek tek bilimlerdeki ilerlemeyi felsefenin gelişmesiyle karşılaştırınca büsbütün arttı. Matematiksel bilgilerde olsun, deney bilimlerinde olsun, giderek tarih ve insan bilimlerinde olsun bu bilgi ilerlemesi yadsınamaz. Oysa fizikötesi, varlıkbilim ve değer felsefesi alanlarında böyle bir bilimsel ilerleme çok söz götürür. Felsefe sorunlarında birlikli bir yanıt bulunamamış, felsefe akımları arasındaki karşıtlık giderek artmıştır. Bu ayırım neye dayanıyor? Şu söylenebilir: Matematiğin ve deneysel bilimlerin önermeleri bilimsel olarak denetlenebilir; oysa felsefenin anlatımları denetlenemez. Felsefede hayal gücü ürünü ile gerçek bilgiyi ayırma olanağı yoktur; çünkü böyle bir ayırma ancak özneler-arası bir gerçeklik ölçütü varsa yapılabilir. Oysa felsefe dizgeleri birbirleriyle çatışıyor, araştırıcılar arasında bir uyuşma görülmüyor. Bazı filozoflar deney bilimlerinin bazı kavramlarıyla fizikötesinin kavramları arasında keskin bir sınır çizmenin olanaksız olduğunu ileri sürüyorlar. Örneğin kuramsal fiziğin temel kavramı olan elektron un da gözlemlenebilir olması bakımından fizikötesinin bir kavramı olan mutlak arasında ilkece nasıl bir ayırım yapılacaktır. Ancak, örneğin bir Carnap bu görüşün karşısına çıkar. Deney bilimlerinin en soyut kuramsal kavramlarının bile görüntü-kavramlardan ayrılması gerektiğine inanır. Kuramsal kavramlar için bile empirik bir ölçüt verilebileceği kanısındadır. Fiziksel dilin evrenselliğini göstermek büsbütün güçtür. Ruhbilim ve kültür bilimlerinin bütün önermelerinin bu dilde anlatılabileceğinin kanıtlanması gerekir. Bu yüzden Carnap başkasının yaşantıları üzerindeki önermelerin başkasını davranışları üzerindeki önermelere, özellikle de belli bir uyarı karşısındaki tepkilerinde aldığı tavırlara çevrilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu sav, ancak nesnel-cisimsel olan şeyler üzerindeki önermelerin özneler-arası olabileceği savı ile bağlantılıdır. Ruhbilimsel anlatımların mantıksal içeriğinden bu anlatılana katılan başkasının yaşantıları üzerindeki tasarımları ayırmak gerekir. İnsanların, onlarda gözlemlenen bedensel olayların dışında, ruhsal yaşantıları da olduğu savı, özneler-arası bilimsel dilde formüle edilemez, bundan dolayı da anlamsız bir görüntü-önerme öne sürülmüş olur. Bundan dolayı davranışçılık (behaviorism) ruhbilim için olanaklı bir yol olmakla kalmaz yalnızca, bu bilimin mantıkça olanaklı biricik biçimidir, deneycilere göre. Doğa bilimsel varsayımların ve kuramların sınanması yöntemini çözümlemeye girişen Karl Popper ise şu sonuca varıyor: İlkin, kökten bir empirik doğrulama yalnızca metafiziksel önermeleri ortadan kaldırmakla kalmıyor, doğa bilimsel bilgileri de tümüyle yok ediyor; çünkü çoğu doğa bilim önermeleri doğrulanamazlar. İkinci olarak doğa bilimsel kuramların tümevarımsal (indüktif) bir doğrulanmasından söz edilemeyeceği gibi, varsayımlar üzerine yargılama yapmak için varsayım-olasılığı kavramı da bir araç olamaz; çünkü varsayımolasılığı tanımlanamaz. Üçüncü olarak, doğa bilimsel kuramlara karşı uygulanan sınama yolu, doğrulama kavramı kullanılmadan ve tümevarım ve varsayım-olasılığı kavramı kullanılmadan çözümlenmelidir. Popper tümevarım-çıkarımının düşüncesine karşıdır. Tümevarımsal çıkarımlar, bir tümevarım ilkesi, bir genel kural varolduğunda ancak olabilirler. Bu ilke de tümel bir önerme ile formüllenebilmelidir. Nasıl bir önerme olabilirdi bu? Analitik bir önerme olamazdı, çünkü o zaman çıkarım aslında tümevarımsal değil, tümdengelimli olurdu. Sentetik bir önerme söz konusu ise o zaman da deneyciliğin (empirizm) temel ilkesine göre deneye dayanmalıydı, deneyle desteklenmeliydi. Oysa burada tümel bir önerme söz konusu olduğundan bu 22 Hançerlioğlu, a.g.e. 6

7 destek doğrulamada geçerli olamazdı. Kısaca Popper şunu göstermek ister: Böyle bir tümevarım ilkesi ve buna dayanan tümevarım çıkarımları olamaz. Popper empirik kuramların sınanması için tümevarımsal yöntemin yerine tümdengelimli yöntemi koyar. "Varsayımlara ve bununla ilgili kuramlara nasıl varıyoruz?" sorusu ile "kuramları nasıl sınarız?" sorusunu ayırmak gerekir ona göre. İlk soru ruhbilimsel sorudur, bilimsel-mantıksal yapıda değildir. Kuramlar buluşlardır, bulgulamalardır, gözlemlerden kalkan akla dayalı bir yol, mantıksal bir yol bunlara götürmez. Ancak bir varsayım konduktan sonra, bunların sınanması sorunu ortaya çıkar. Bu sınama da, Popper'a göre, bu varsayımın yanlışlanmasına (yani burada bu varsayımla çatışan bir şey olduğunun gösterilmesine) çalışmakla olur. Varsayımları yanlışlama olanağı da, bunların "değildir" - "yoktur" - önermesi biçimini alabilen tümel önerme olmalarında bulunur. Popper'in bu kanıtlarına karşı Carnap tümevarımsal çıkarımlar kuramını daha da ayrıntılı olarak yeniden kurmuştur. Popper'in mantıksal araştırmaları çok etkili olmuş, Carnap'ı da empirik bilginin yapısını yeniden ele almaya ve düzeltmeye götürmüştür. Popper'in empirik önermeleri sınırlaması yalnızca yanlışlanabilen önermelerin empirik olarak anlam taşıyacağına vardırıyordu. Böylece bütün salt varlık-varsayımları, örneğin henüz gözlemlenemeyen yeni bir yıldızın varlığı varsayımı, deney bilimlerine kapatılıyordu; çünkü tümel önermelerin doğrulanamayacağı gibi, aynı şekilde genel bir vardır-önermesi de aynı nedenle yanlışlanamaz: Bir varlık-önermesini yanlışlamak için bütün evreni dolaşmak ve bu özellikte bir nesnenin var olmadığını saptamak gerekir. Böylece Popper'in tutumunda içinde "vardır" ve "bütün" olan bütün önermeler yasaklanacaktır. Bu biçim önermeler, açıkça, ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilirler. Ama yine de doğa bilimlerinde böyle karmaşık yapılı varsayımlar öne sürmek zorunludur. Bundan dolayı Carnap bu doğrulanabilir ve yanlışlanabilir kavramların yerine daha genel kavramlar koymuştur: önermelerin pekiştirilebilmesi ve sınanabilmesi. Carnap'ın bu kavramları tanımlaması son derece karmaşıktır, çünkü sağın kesin kurallara dayalı bir dil dizgesine oturtur bu çalışmasını. 23 Magee- Eğer deneysel bir önermenin bir anlamı olacaksa, doğru olma olanağı, dolayısıyla doğrulanabilme olanağı olmalı. Bütün bunlar yalnız iki tür anlamlı önermeden birine uygulanır, yani deneysel önermelere. Diğer tür, matematik ve mantıktaki türdür. Bir önerme bu iki türden de değilse, anlamsız olmalıdır. Mantıkçı Pozitivistler bu ilkeyi silah olarak kullanıp, sadece dinde, sadece siyasette değil, felsefede de ve dolayısıyla, yaşamın bütün diğer alanlarında geleneksel söyleşi alanlarının bütününü ölü ilan edebildiler. Ayer- Sanırım, bazı ruhçuluk biçimleri süregelebilirdi. Ama her yaşayan din anlamsız diye itildi. Tabii, bu arada bir çok geçmiş felsefe de.... Magee- Ama Mantıkçı Pozitivizmin gerçek kusurları olmuş olmalıydı. Þimdi geriye baktığınızda, bunların başlıcalarının neler olduğunu düşünüyorsunuz? Ayer- Bence, kusurlarının en önemlisi, hemen hemen tamamının yanlış olmasıydı. Magee- Sanırım, bu konuda biraz daha bir şeyler söylemeniz gerekir. Ayer- Belki de ona fazlaca acımasız oluyorum. Mantıkçı Pozitivizmin ruhunda doğru olduğunu hala söylemek istiyorum - tutum doğruydu. Ama ayrıntılı olarak bakıldığında... Birincisi, doğrulama ilkesi kendisini hiç doğru dürüst formülleştiremedi. Ben bir kaç kez denedim, ancak her keresinde içine ya çok az ya da çok fazla şey sokuyordum. Bugüne kadar mantıksal kesin bir formüllemeye ulaşamadı. İkincisi, indirgemecilik de işlemiyor. Bilimin daha soyut önermelerini bir yana bırakın, sigaralıklar, bardaklar, kül tablalarıyla ilgili sıradan basit önermeleri bile duyu verileri önermelerine indirgeyemezsiniz. Yani, Schlick'in ve Russel'ın ilk dönemlerinin gerçekten heyecan verici indirgemeciliği dediğim gibi, işlemiyor. Üçüncüsü, mantık ve matematikteki önermelerin ilginç bir anlamda çözümleyici olup olmadığı şimdi bana epeyce kuşkulu geliyor. Hatta, Quine gibi yakın felsefecilerin çalışmalarıyla tüm çözümleyici-bireşimci (sentetik) ayırımı soruşturulmaya başlandı. Ben hala onu bir biçimde korumaya çalışıyorum, ama itiraf etmeliyim ki, bu ayırım benim bir zamanlar düşündüğüm kadar açık seçik değil. Bir anlamda, açıkça matematikteki önermeler deneysel dünya hakkındaki önermelerden farklı. Ama, benim söylediğim gibi, bunlara "uylaşımca" doğru, demenin pek doğru olduğundan emin değilim - herhalde epeyce savunulması gerekir. Yine, geçmişe ilişkin önermelerin hale ilişkin önermelere tümden indirgenmesi ve onlar için geleceğin apaçıklığı yanlış. Bizim başka zihinler hakkındaki öğretimiz yanlıştı. Sanırım, çok kestirme olmakla birlikte, benim etik kuramım doğru yoldaydı. Yani ayrıntıya inerseniz, ortada pek az şey kalır. Tek kalan şey, yaklaşımın genel doğruluğudur. 24 Viyana Okulunu en çok eleştirenlerden Popper'in belli başlı fikirleri başlıklar halinde şöylece özetlenebilir: - Bilimin özelliği, doğrulanabilir değil, yanlışlanabilir olmaktır. 23 Çağdaş Felsefe, Bedia Akarsu. 24 Magee, a.g.e. 7

8 - Sınır-koyma bilimsel teorilerin temel özelliğidir. Her bilimsel teori birtakım olguları açıklarken birtakım olguları da kapsam dışında tutar. - Dogmatizm, kritisizm ile birlikte bilimsel gelişmenin kaynağını meydana getirir. - Bilginin ve bilimsel teorilerin temelinde dedüktif çıkarım vardır. Teori gözleme öncelik eder, teori olmadan gözlem tek başına bir işe yaramaz. - Popper bilimde anlam problemini değil, bilimsel bilginin gelişimini temel problem olarak ele alır. - Popper metafiziğe karşı değildir. Bir antimetafizikçi de anlamsız bir yargıda bulunabileceği gibi, bir metafizikçi anlamlı ve ile yarar bir yargıda bulunabilir (buna örnek olarak atomizm gösterilebilir). 25 Magee- Meseleyi şu biçimde koyarsam bana katılır mısınız? Geriye baktığımızda, Mantıkçı Pozitivizmde iyi gibi gözüken herşey hemen hemen bütünüyle olumsuz. Mantıkçı Pozitivizm ancak şimdi yeni mantık ve yeni bilimin mercekleriyle, onaylanamaz olarak gördüğümüz, o zamana dek akla yatkın gözüken, felsefe yapmayı kaldırdı. Epeyce bir alan temizlendi. Ama şimdi gerçekten başardıkları bütün işin sanki alanı temizlemek olduğu görülüyor: çünkü o alana inşa etmek istedikleri şey ortada yok. Ayer- Aslında yapılan ondan biraz daha fazla. Mantıkçı Pozitivizm oldukça özgürleştirici bir öğretiydi. Bir Mantıkçı Pozitivistin değil de, bir pragmacı olan William James in söylediği bir şeye dönebiliriz belki. (Çok daha önceleri başlayan, pragmacılık tabii birçok bakımdan Mantıkçı Pozitivizme çok yakındır.) William James in önermelerin parasal değer ini sorduğu bir deyimi vardı. BU çok önemlidir. İlk dönem Mantıkçı Pozitivistleri altın standardının hala korunabileceğini yani banknotlar verilirse altın alınabileceğini düşünmekle yanıldılar. Çünkü alamazsınız. Yeteri kadar altın yok. Ve çok fazla banknot var. Oysa her şeye karşın parayı destekleyen bir şeyler olmak zorunda. Biri bir bildirimde bulunduğunda, evet onu belki gözlem terimlerine çeviremezsiniz, ama yine de bunu sınama işine nasıl girişeceğiniz sorusu önemlidir. Hangi gözlemler uygundur? Bu, bence hala, geçerli bir soru. 26 Viyana Okulunun İlgi Alanları ve Felsefeye Katkıları Viyana Okulunda tartışılan sorunlar tek tek bilimlerin temel sorunsallığından geliştirilmiş sorunlardır. Bu modern bilimlerin ve modern matematiğin sorunları için geleneksel felsefenin kavramları ve yöntemleri yetmiyordu; bu yüzden modern temel araştırıcıları eski felsefeden büsbütün ayrıldılar. Günümüzün deneyci felsefesinin, analitik felsefenin temsilcileri modern mantığı geniş ölçüde kullandıklarından mantık araştırmaları ve matematiğin temel araştırmaları da gittikçe önem kazandı. Burada söz konusu olan yeni bir tür mantı değildir, Aristo mantığının yanında belirmiş yeni tip bir mantık değil, tersine geleneksel mantığın eksik olan yanlarını ortadan kaldırmayı deneyen, onun açıklarını kapamaya çalışan bir mantık söz konusudur. Mantığın bu modern biçimlendirilmesine çeşitli etkenler neden olmuştur: Belirgin bir etken, geleneksel mantığı bütünlemek, yani bu mantığın açık bıraktığı yerleri kapamak çabasıdır. Modern mantığın doğuşunda başka bir etken: Kesin bir dil kurma çabasıdır. Tam söylendikte: Mantıksal çıkarımlar için artık çok anlamlı deyimleri barındırmayan bir dil; oysa günlük dilde bu çok anlamlı deyimler pek çoktur. Günümüz deneycilerinde ve çözümleyici (analitik) felsefesinde mantık ve bilgi kuramı sorunları yanında mantıksal dil çözümlemeleri de (analizleri de) ilgi alanlarının başında gelir. Bir yandan modern mantık dizgelerinde (sistemlerinde) mantıksal kuralların tam ve kesin bir dizgesini kurma çabası, öte yandan anlambilimsel (semantik) araştırmalarda, yine anlambilimsel araçlarla, salt mantıksal olanın alanını (mantıksal doğruluk ve mantıksal çıkarım vargı gibi temel kavramlarla) kesin olarak sınırlama çabası ilgi alanlarının başında yer alır. Burada Leibnz in düşüncesi kesinlik kazanmıştır: Mantıksal doğruluklar, her olabilir evrende geçerli olan, doğru önermeleri oluştururlar. Dilsel çalışmalar alanında ağırlık bazen günlük dilin çözümlenmesine verilir (özellikle Wittgenstein ve ona bağlı olanlar) bazen da günlük dil mantıksal eksikliği dolayısıyla bir yana bırakılır da, bunun yerine yapma bir dil dizgesi (sistemi), kesin kurallara göre kurulmuş bir yapma dil dizgesi konmaya çalışılır (özellikle Carnap). Günümüz deneyciliğinde önemli bir rol oynayan modern mantık son yirmi yirmi beş yılda büyük bir gelişme yapmış, özellikle de yapma dilin dikkati çektiği yerlerde ön sıraya geçmiştir. Günümüz felsefesinde semantik çalışmalarıyla ilk olarak en çok dikkati çekenler Lesniewski ve A.Tarski gibi mantıkçılardır. Carnap ın semantik betimlemeleri de Tarski nin çalışmalarına dayanır. Modern deneycilerin empirik önermelerin doğrulanabilirliği ve tümevarımsal çıkarım kurallarının kesinliği üzerindeki çalışmalarının yanında anlambilimsel dizgelerin yapısı üzerindeki araştırmaları da çok 25 Popper, a.g.e. 26 Magee, a.g.e. 8

9 önemli sonuçlar vermiş, bu alanda çok değerli bilgiler elde edilmiştir. Özellikle Carnap ın öncü çalışmaları çok başarılı olmuştur. 27 Magee- Şimdi onların çalışmalarının devrimci niteliğinin nelerden oluştuğuna geliyoruz, şöyle ki, geleneksel düşünme biçimlerine, ya bunları yıkarak ya da yeniden formüle ederek, yeni mantık ve yeni bilimi uyguluyorlardı. Ayer- Evet. Söylemek istedikleri şey, eski felsefi sorunların ya anlamsız ya da yalnızca mantıksal tekniklerle çözülebilecek olduklarıydı. Magee- Bunu yaptıkları sırada geliştirdikleri başlıca olumlu öğretiler nelerdi? Ayer- Aslında üç tane vardı. Birincisi, her şey doğrulanabilirlik ilkesi denilen ve Schlick tarafından bir önermenin anlamı onun doğrulama yöntemidir diye özlü bir biçimde dile getirilen, ilkeye bağlıydı. Burada anlatılan pek açık değildir, biz o zamandan beri bunu daha kesin tanımlamaya çalıştık hiçbir zaman da tam başarılı olamadık ama bundan iki sonuç çıkmaktadır. Birincisi, deney ve gözlemle duyusal gözlemle doğrulanamayan her şeyin anlamsız olmasıydı. Buna zaten değinmiştim. İkincisi ise, önceleri Schlick in yorumladığı biçimde, bir önermenin anlamı onu neyin doğrulayacağını söyleyerek betimlenebilir olmasını gerektiriyordu. Böylece, bütün önermeler dolaysız gözlem önermelerine indirgenmiş olmaktadır. Öyleyse doğrulanabilirlik ilkesi de ilk öğreti oluyor. Bunun bir olumlu, bir de olumsuz yanı vardı: metafiziği dışlaması açısından olumsuz, anlamlı önermeleri çözümleme yolunu göstermesi açısından olumlu. İkinci olarak da, Mantıkçı Pozitivistler bir ölçüde Wittgenstein dan aldıkları, ama Schlick in de bu sonuca bağımsız olarak ulaştığına dair kanıtlar bulunan mantık ve matematik önermelerinin, hatta bütün zorunlu olarak doğru önermelerin, Wittgenstein ın eşsöz (totoloji) dediği şeyler olduğunu kabul etmektedirler. Magee- Bir başka deyişle, yüklem öznenin içinde zaten varolanı ortaya çıkarır bunun gibi, matematik veya mantıktaki en uzun çıkarım bile sadece öncüllerinin içeriğini ortaya çıkarır, bunları sonuçları olarak daha açık bildirir. Ayer- Evet, bu doğru. Bütün bekarlar evlenmemiş erkeklerdir yada Bütün biraderler erkektir demek gibi. Bütün mantık ve matematik Kant ın analitik dediği: yani, sizin de söylediğiniz gibi, zaten söylenmiş bir şeyin içeriğinin açılması diye kabul edilmişti. Üçüncü ana öğreti, felsefenin kendisine ilişkindi. Felsefenin, Wittgenstein ve Schlick in de aktardığı bir sözü vardır: Felsefe bir öğreti değil, bir etkinliktir. Felsefe bir doğru ya da yanlış önermeler bütününden oluşmamaktaydı, çünkü bu önermeler bilimlerce kapsanacaktı, sadece bir aydınlatma ve çözümleme, bazı durumlarda da, anlamsızlığı ortaya koyma etkinliğiydi, felsefe. Wittgenstein, Tractatus un sonunda, felsefenin doğru yönteminin, birisi metafizik bir şey söyleyene dek beklemek ve sonra, ona bunun anlamsızlığını göstermek olduğunu yazmaktadır (ki, bu da felsefeci için biraz olumsuz ve yürek kırıcıydı).... Magee- Mantıkçı Pozitivistler doğrulama ilkesini, bir tür Occam ım usturası gibi sağı solu kesip biçerek her şeyden kurtulmak için kullanmışlardır. Bunun, ondan etkilenenlerin dünyaya ve felsefeye bakışı üstüne düpedüz müthiş bir etkisi olmuştur değil mi? Ayer- Açış sözlerinizde de değindiğiniz bir etkisi, felsefecileri yaptıkları iş hakkında çok daha fazla benlik-bilinçli hale getirmesi olmuştur. Kendi etkinliklerini gerekçelendirmek zorunda kalmışlardır. Doğa bilimlerinin bütün alanı kapladıkları varsayımı üzerine, felsefeye yeni bir yer bulmak zorundaydınız felsefenin, böyle söylenebilirse, bilime rakip olmasına izin verilmiyordu. İnsanlar felsefenin ne hakkında olduğu sorusu üstünde çok fazla benlik-bilinçli oldular. Viyana Çevresi tek etki kaynağı değildi. Değişik nedenlerle buna hayli benzer görüşleri savunan, İngiltere de G.E.Moore gibi kimselerin etkileri de vardı. Örneğin, Moore kimi sağduyu önermelerinin kesinlikle doğru olduğuna ve bunun bilimlere de yaygınlaştırılabileceğinin gösterilebileceğine, her dalın kendi ayraçları bulunduğuna inanıyordu. Viyana Çevresinin etkisiyle, felsefeciler kendi işlevlerinin yalnızca çözümleme yapmak olduğunu düşünmeye başladılar. O zaman, çözümleme nedir sorusu ortaya çıktı. Nasıl yapılıyordu? Yöntemleri nelerdi? Ayraçları nelerdi? Magee- Bu uyarımla çözümleme teknikleri, o ana değin eriştiklerinden çok daha büyük bir inceliğe ulaştılar. Ayer- Bu doğru. Özellikle Viyanalılar açısından. Burada daha önce değindiğimiz bir nokta ortaya çıkıyor: mantığın kaynaklarıyla daha biçimsel bir şekilde çözümleme yapabilir hale geldik. İnsanlar yapacakları işin yalnızca ve alçak gönüllülükle bilim adamını izlemek ve yapmak istediği şeyi açıklamak değil, kullandığı kavramları olasılık, zaman ve uzaya ilişkin kavramlar gibi daha kesinleştirerek bilime hizmet etmek olduğunu gördüler. Sıradan sağduyusal kullanımları içinde belirsiz olan, ve hatta bilimsel kullanımları içinde de pek kesin olmayan kavramları alıp mantık uygulayarak bunları kesin ve böylece daha kullanışlı hale getirebileceklerini düşündüler. Carnap açıkça kendi asıl işlevini bunu yapmak olarak görmüştü. Magee- Yalnızca sizin kitabınız değil, fakat onun da bir parçası olduğu tüm Mantıkçı Pozitivist akımı ele alırsak, diğer alanlara etkisinin ne olduğunu düşünüyorsunuz? 27 Çağdaş Felsefe, Bedia Akarsu. 9

10 Ayer- Açıklı konusuna büyük bir vurgulama, bulanıklık diyebileceğimiz şeye de büyük bir karşı koyma getirdi. Olgulara bakmak, onları oldukları gibi görmek ve şarlatanlıktan kurtulmak için kesin bir uyarı çıkardı. Sizin giriş sözlerinizde belirttiğiniz Hans Andersen in masalındaki çocuk gibi, o sıralarda her yerde İmparatorun giysileri yok işte orada, resmi geçit yapıyor, ama adam çıplak diyordu. Bu adam çıplak düşüncesi herhangi bir konuyla ilgilenen gençler için çok heyecan verici ve çekiciydi. Bu, Victoria döneminin ikiyüzlülüğüne karşı genel bir tepkiye de uygundu sanırım Magee, a.g.e. 10

Viyana Çevresi 1922-1938 yılları arasında yaşamıştır; fakat tesirleri büyük olmuştur. 3

Viyana Çevresi 1922-1938 yılları arasında yaşamıştır; fakat tesirleri büyük olmuştur. 3 VİYANA OKULU Derleyen: Ayhan Dereko, 23.03.2000. Viyana Okulu Nedir? Viyana Okulu, yeni olguculuk (neopozitivizm): 20. yy.'da Avusturya'da M.Schlick'in öğrencilerinin kurduğu "Viyana Okulu", "Viyana Çevresi"

Detaylı

Viyana Çevresi 1922-1938 yılları arasında yaşamıştır; fakat tesirleri büyük olmuştur. 3

Viyana Çevresi 1922-1938 yılları arasında yaşamıştır; fakat tesirleri büyük olmuştur. 3 VİYANA OKULU Derleyen: Ayhan Dereko, 23.03.2000. Viyana Okulu Nedir? Viyana Okulu, yeni olguculuk (neopozitivizm): 20. yy.'da Avusturya'da M.Schlick'in öğrencilerinin kurduğu "Viyana Okulu", "Viyana Çevresi"

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel Yasa Kavramı Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel yasa her şeyden önce genellemedir. Ama nasıl bir genelleme? 1.Bekarla evli değildir. 2. Bahçedeki elmalar kırmızıdır 3. Serbest

Detaylı

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan FİLOZOF BEYİN Yücel KILIÇ İstanbul Kültür Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı Bilgisayar II: «Konular ve Sunumlar» İstanbul, 08-15 Nisan

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ PROF. DR. EMRAH CENGİZ Bilim Tanımı, Nitelikleri ve Temel Kavramlar Bilim Tanımı Bilimsel

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

FİZİK. Mekanik 12.11.2013 İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir?

FİZİK. Mekanik 12.11.2013 İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir? İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ 22.10.2013 MEKANİK ANABİLİM DALI Dr. Dilek OKUYUCU Mekanik Nedir? Mekanik: Kuvvetlerin etkisi altında cisimlerin davranışını inceleyen bilim dalıdır. FİZİK Mekanik

Detaylı

BİLİMSEL YÖNTEM SORUNUNA YÖNELİK FARKLI YAKLAŞIMLAR DIFFERENT APPROACH FOR THE PROBLEM OF SCIENTIFIC METHOD

BİLİMSEL YÖNTEM SORUNUNA YÖNELİK FARKLI YAKLAŞIMLAR DIFFERENT APPROACH FOR THE PROBLEM OF SCIENTIFIC METHOD Özet BİLİMSEL YÖNTEM SORUNUNA YÖNELİK FARKLI YAKLAŞIMLAR Yrd. Doç. Dr. Seda ÖZSOY Bu yazıda, bilim tarihinin ve bilim felsefesinin temel problemlerinden biri olan yöntem; DUHEM, QUINE ve POPPER ın katkıları

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

BK_ BĐLGĐ NOTU: ĐFADELERĐ DOĞRULAMANIN ŞARTLARI DOĞRULUK

BK_ BĐLGĐ NOTU: ĐFADELERĐ DOĞRULAMANIN ŞARTLARI DOĞRULUK DOĞRULUK Şimdi, geçen bölümün sonunda ortaya çıkan bazı problemlere cevap vermeye çalışacağız ve çeşitli ifadelerimizin doğruluk ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu göreceğiz. Bununla birlikte önce,

Detaylı

Yüklemler Mantığında Çözümleyici Çizelgeler (Çürütme Ağaçları)

Yüklemler Mantığında Çözümleyici Çizelgeler (Çürütme Ağaçları) Yüklemler Mantığında Çözümleyici Çizelgeler (Çürütme Ağaçları) Daha önce kanıtlamaların geçerliliği üzerine söylenenlerden hatırlanacağı gibi, bir kanıtlamanın geçerli olabilmesi için o kanıtlamadaki öncüller

Detaylı

(b) Bir kanıtlamadır. Burada (çünkü) bir öncül belirticidir ve kendisinden sonra gelen yargının öncül olduğunu gösterir.

(b) Bir kanıtlamadır. Burada (çünkü) bir öncül belirticidir ve kendisinden sonra gelen yargının öncül olduğunu gösterir. A-Grubu 1. Soru (B-Grubu 3. Soru ile aynı) Not: bu soruda öncül ve sonuçları sınavda istendiği gibi, verilen boş kağıda açıkça yazmayanlar ve soru kağıdı üzerinde altını çizmek vb. yöntemlerle gösterenlerin

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

FEN ÖĞRETİMİNDE LABORATUVAR YAKLAŞIMLARI. Burak Kağan Temiz (burak@gazi.edu.tr)

FEN ÖĞRETİMİNDE LABORATUVAR YAKLAŞIMLARI. Burak Kağan Temiz (burak@gazi.edu.tr) FEN ÖĞRETİMİNDE LABORATUVAR YAKLAŞIMLARI 1800 lerden günümüze Bilgi Bilginin Elde Ediliş Yöntemleri Demonstrasyon Bireysel Yapılan Deneyler Öğretmen Merkezli Öğrenci Merkezli Doğrulama (ispat) Keşfetme

Detaylı

FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı,

FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı, FARABİ DE BEŞ TÜMEL Yakup ÖZKAN Giriş Farabi (ö. 950) ortaçağın en önemli felsefecilerinden biridir. Eserlerinin arasında Mantık Bilimi ile ilgili olanları daha fazladır. Farabi, mantıkçı olarak İslam

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

Ailelerle bağlantılar kurmak. İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ni toplumunuzda yaşama geçirmek

Ailelerle bağlantılar kurmak. İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ni toplumunuzda yaşama geçirmek Ailelerle bağlantılar kurmak İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ni toplumunuzda yaşama geçirmek İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 2. ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ 2 ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ

Detaylı

Etik Karar Alma Modeli

Etik Karar Alma Modeli General Dynamics'te, neredeyse her gün iş etiğiyle ilgili kararlarla karşı karşıya geliyoruz. Bunların birçoğu çok açık ve çözüm için fazla düşünmek gerekmiyor: doğal bir tepki olarak doğru olanı yapıyoruz.

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı aracılığıyla Avustralya Hükümeti tarafından

Detaylı

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir?

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarakta gelişebilir. Kişinin herhangi

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ fizik güncesi MARMARİS KAMPÜSÜ Haftalık E-bülten Sayı: 3 / 13.03.2015 Hazırlayanlar Defne TÜRKER Herkes zekidir. Ancak bir balığı ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır.

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır. Panel Nedir? Özellikleri Nelerdir? Nasıl Yapılır? Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafında n tartışıldığı konuşmalara panel denir. Açık oturum ile

Detaylı

Bilim ve Bilimsel Araştırma

Bilim ve Bilimsel Araştırma Bilim ve Bilimsel Araştırma Bilim nedir? Scire / Scientia Olaylar ve nesneleri kavramak, tanımak ve sınıflandırmak üzere çözümleyen, olgular arasındaki nesnellik ilişkilerini kuran, bu ilişkileri deney

Detaylı

The European Social Survey

The European Social Survey ESS document date: 12/07/04 The European Social Survey SUPPLEMENTARY QUESTIONNAIRE F-2-F A (Round 2 2004) DENEK NO: VERSİYON NO: F-2-F A 1 ANKETÖRE: HERKESE SORUNUZ! HF1/HF2 KART A Bu bölümde kısaca bazı

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir.

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir. MESLEK SEÇİMİ Kişinin gelecekteki yaşam tarzını belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleğini seçmesi; doğru ve isabetli karar vermesi tüm hayatının kalitesini ve mutluluğunu etkiler. Kişinin mutluluğunda

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

NİCEL VE NİTEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

NİCEL VE NİTEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ NİCEL VE NİTEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TC AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ÇAY MESLEK YÜKSEKOKULU İŞLETME YÖNETİMİ PROGRAMI YÖNETİM VE ORGANİZASYON BÖLÜMÜ BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ DERSİ NİCEL VE NİTEL ARAŞTIRMA

Detaylı

YAZILIM KAVRAMINA BİR BAKIŞ. Gürcan Banger Elektrik Yük. Müh. ESOGÜ - 9 Nisan 2007

YAZILIM KAVRAMINA BİR BAKIŞ. Gürcan Banger Elektrik Yük. Müh. ESOGÜ - 9 Nisan 2007 YAZILIM KAVRAMINA BİR BAKIŞ Gürcan Banger Elektrik Yük. Müh. ESOGÜ - 9 Nisan 2007 YAZILIM ve DONANIM Bilgisayar kavramı, donanım ve yazılım olmak üzere iki ana bileşenden oluşuyor. Elektronik, mekanik

Detaylı

ÇOKLU ZEKA. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Servisi

ÇOKLU ZEKA. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Servisi ÇOKLU ZEKA Zekanın ne olduğu yıllarca tartışıldıktan sonra üzerinde anlaşılan bir kavrama ve sonuca ulaşıldı. Artık zekanın bir iki cümleyle özetlenemeyecek kadar karmaşık bir sistem olduğu kabul ediliyor.

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Önermelerin doğru veya yanlış olabilmesine doğruluk değerleri denir.

Önermelerin doğru veya yanlış olabilmesine doğruluk değerleri denir. A. MANTIĞIN ALANI ve İLKELERİ 1- Mantığın Tanımı Mantığın temel amacı (bilimsel dilden günlük dile kadar tüm alanlardaki) ifadeleri genel bir yöntemle inceleyerek doğruluk ya da yanlışlık yargısıyla değerlendirebilmektir.

Detaylı

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu:

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) dil öğrencilerinin bilgi beceri ve yeterlilik düzeylerinin belirlenmesinde standart

Detaylı

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI Öğretim Programı, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu nun 2. maddesinde ifade edilen Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları ile Türk Millî Eğitiminin

Detaylı

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5 Psikolojiye Giriş Bilişsel Gelişim Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5 2 Okuma raporu #1 Alkolizm için Freudyen bir açıklama getirin. Daha sonra da davranışçı bir açıklama getirin. Son

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

IV.Ünite: SEMBOLİK MANTIK: D - Çok Değerli Mantık Özet

IV.Ünite: SEMBOLİK MANTIK: D - Çok Değerli Mantık Özet ÇOK DEĞERLİ MANTIK Klasik mantık sistemleri, sadece belirli koşullarda oluşan, kesin doğruluk değerleri doğru ya da yanlış olan önermelerle ilgilenirler. Belirsizlikle ilgilenmezler. İki değerlikli bu

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

ANALİTİK GEOMETRİNİN TARİHÇESİ

ANALİTİK GEOMETRİNİN TARİHÇESİ ANALİTİK GEOMETRİNİN TARİHÇESİ Hazırlayanlar 10/A 131 Duygu ÇAM 10/A 63 Elif KANTAR 10/A 182 Kerem KANTAR 10/A 171 Mine YILDIRIM Rehber Öğretmen Belkıs ARGIT İÇİNDEKİLER Teşekkür Önsöz Analitik Geometride

Detaylı

Bilgi Kavramıyla Anlaşılan şey Nedir?

Bilgi Kavramıyla Anlaşılan şey Nedir? Bilgi Kavramıyla Anlaşılan şey Nedir? Bilgi edinme insanın en temel güdülerinden birisidir. İnsan bu özelliği sayesinde diğer canlılardan ayrılır. İnsan yalnızca varlığın sürdürebilme gereksinimiyle yaşamaz.

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

Spor Bilimlerinin Bilim Temelleri

Spor Bilimlerinin Bilim Temelleri Spor Bilimlerinin Bilim Temelleri Bilim Spor Bilimlerinin Gelişimi Gelişimi Etkileyen Faktörler Temel Kavramlar Türkiye de Spor Bilimlerinin Gelişimi ve Yapılanması Bilim Science (yöntemli bilgi) Olayların

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

The European Social Survey

The European Social Survey ESS document date: 12/07/04 The European Social Survey SUPPLEMENTARY QUESTIONNAIRE F-2-F B (Round 2 2004) DENEK NO: VERSİYON NO: F-2-F B 1 ANKETÖRE: HERKESE SORUNUZ! HF1/HF2 KART A Bu bölümde kısaca bazı

Detaylı

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı Dersin Adı: Rönesansta Felsefe Dersin Kodu: FEL 202 Dersin Şubesi: 01 AKTS Kredisi 5 2. yıl 4. yarıyıl

Detaylı

Öğrencilerimize bu ortamı hazırlamak bölüm olarak temel görevimizdir.

Öğrencilerimize bu ortamı hazırlamak bölüm olarak temel görevimizdir. Genel Bilgiler Bölümümüz, 2009 yılında Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulmuştur. Henüz yeterli sayıda öğretim elemanı bulunmadığı için bölümümüze öğrenci alımı yapılmamaktadır. Bölümümüzde

Detaylı

Tamamlanmamış Bir Proje Olarak Viyana Çevresi Felsefesi: Düşünsel - Tarihsel Bir Arkaplan Soruşturması E. Funda NESLİOĞLU SERİN*

Tamamlanmamış Bir Proje Olarak Viyana Çevresi Felsefesi: Düşünsel - Tarihsel Bir Arkaplan Soruşturması E. Funda NESLİOĞLU SERİN* Tamamlanmamış Bir Proje Olarak Viyana Çevresi Felsefesi: Düşünsel - Tarihsel Bir Arkaplan Soruşturması E. Funda NESLİOĞLU SERİN* Özet Viyana Çevresi, sunduğu program ve felsefe-bilim ilişkisine dair görüşleriyle

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

BİLİME YENİ POZİTİVİST BAKIŞ İstanbul Konferansları

BİLİME YENİ POZİTİVİST BAKIŞ İstanbul Konferansları BİLİME YENİ POZİTİVİST BAKIŞ İstanbul Konferansları Hans Reichenbach (1891, Hamburg 1953, Los Angeles);Viyana Çevresi nin önde gelen temsilcilerindendir. Berlin Mantıksal Olguculuk Okulu nun kurucusudur.

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

Değerler. www.danisnavaro.com 13 Ekim 2015. Page 2

Değerler. www.danisnavaro.com 13 Ekim 2015. Page 2 DEĞERLER Değerler 1. değerler var olan şeylerdir, var olan imkanlardır (potansiyeldir) 2. değerler, eserlerle veya kişilerin yaptıklarıyla, yaşamlarıyla gerçekleştiren insan fenomenleridir; 3. değerler,

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Hipotez Kurma. Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi. 4. Pazarlama Araştırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010

Hipotez Kurma. Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi. 4. Pazarlama Araştırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Hipotez Kurma Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi 4. Pazarlama Araştırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Hipotez Nedir? Araştırmacının ilgilendiği bir konuda ispatlanmamış bir önerme

Detaylı

ZAMAN SERİLERİNDE AYRIŞTIRMA YÖNTEMLERİ

ZAMAN SERİLERİNDE AYRIŞTIRMA YÖNTEMLERİ ZAMAN SERİLERİNDE AYRIŞTIRMA YÖNTEMLERİ 1 A. GİRİŞ Gözlemlerin belirli bir dönem için gün, hafta, ay, üç ay, altı ay, yıl gibi birbirini izleyen eşit aralıklarla yapılması ile elde edilen seriler zaman

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

Hayatı ve Çalışmaları

Hayatı ve Çalışmaları Hayatı ve Çalışmaları Hayatı Albert Einstein, 14 Mart 1879 da, Almanya nın Ulm şehrinde dünyaya geldi. Babası Hermann Einstein bir mühendis ve satıcıydı. Annesi Pauline Einstein müziğe oldukça ilgiliydi.

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

Muhammed ERKUŞ. Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK

Muhammed ERKUŞ. Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK Hazırlayan: Sunan: Muhammed ERKUŞ Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK 20047095 20043193 FİBONACCİ SAYILARI ve ALTIN ORAN Fibonacci Kimdir? Leonardo Fibonacci (1175-1250) Pisalı Leonardo Fibonacci Rönesans öncesi Avrupa'nın

Detaylı

Mantık ile Doğru Düşünme İlişkisi

Mantık ile Doğru Düşünme İlişkisi 1. ÜNİTE: MANTIĞA GİRİŞ I. DOĞRU DÜŞÜNME NEDİR? A. Temel Kavramlar B. Akıl İlkeleri 1. Özdeşlik İlkesi 2. Çelişmezlik İlkesi 3. Üçüncü Hâlin İmkânsızlığı İlkesi 4. Yeter Sebep İlkesi II. MANTIĞIN UYGULAMA

Detaylı

Sanat eseri, temelinde uygulama olan ve gözle görülür olarak ortaya çıkan olgulardır. Daha geniş bir çerçeveden sanat toplumsal,

Sanat eseri, temelinde uygulama olan ve gözle görülür olarak ortaya çıkan olgulardır. Daha geniş bir çerçeveden sanat toplumsal, SANATıN FELSEFİ AÇıDAN SINIFLANDIRILMASI Mutlu ERRAv- Sanat eseri, temelinde uygulama olan ve gözle görülür olarak ortaya çıkan olgulardır. Daha geniş bir çerçeveden sanat toplumsal, düşünsel, bireysel

Detaylı

22. Baskı İçin... TEŞEKKÜR ve BİRKAÇ SÖZ

22. Baskı İçin... TEŞEKKÜR ve BİRKAÇ SÖZ 22. Baskı İçin... TEŞEKKÜR ve BİRKAÇ SÖZ Eğitimde Rehberlik Hizmetleri kitabına gösterilen ilgi, akademik yaşamımda bana psikolojik doyumların en büyüğünü yaşattı. 2000 yılının Eylül ayında umut ve heyecanla

Detaylı

Yaşam Değerleri Envanterinin Faktör Yapısı ve Güvenirliği. Prof. Dr. Hasan BACANLI Doç. Dr. Feride BACANLI

Yaşam Değerleri Envanterinin Faktör Yapısı ve Güvenirliği. Prof. Dr. Hasan BACANLI Doç. Dr. Feride BACANLI Yaşam Değerleri Envanterinin Faktör Yapısı ve Güvenirliği Prof. Dr. Hasan BACANLI Doç. Dr. Feride BACANLI Rokeach İnsanların sahip oldukları değerler uzun zamandır psikolog ve sosyologların ilgisini çekmiştir.

Detaylı

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI HASTA EĞİTİMİ DERSİ KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI Kullanıcı Deneyimi Araştırması Raporu 03 Örgün Öğrencilerin Aldıkları Uzaktan Eğitim Dersi Hakkındaki HASTA EĞİTİMİGörüşleri DERSİ KULLANICI DENEYİMİ

Detaylı

A Tüm S ler P dir. Tümel olumlu. E Hiçbir S, P değildir. Tümel olumsuz. I Bazı S ler P dir. Tikel olumlu. O Bazı S ler P değildir.

A Tüm S ler P dir. Tümel olumlu. E Hiçbir S, P değildir. Tümel olumsuz. I Bazı S ler P dir. Tikel olumlu. O Bazı S ler P değildir. Yargı cümlelerinde sınıf terimler birbirlerine tüm ve bazı gibi deyimlerle bağlanırlar. Bunlara niceleyiciler denir. Niceleyiciler de aynen doğruluk fonksiyonu operatörleri (önerme eklemleri) gibi mantıksal

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Howard Gardner "Çoklu Zeka Kuramı" nı ortaya atmadan önce insanların zeki olup olmadığı matematik, geometri ve mantık sorulardan oluşan IQ testleri ile ölçülmekteydi. Fakat

Detaylı

Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler

Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Araştırması (TIMSS) Nedir? Neyi Sorgular? Örnek Geometri Soruları ve Etkinlikler Yard. Doç. Dr. Sinan Olkun Arş. Gör. Tuba Aydoğdu Abant İzzet Baysal Üniversitesi,

Detaylı

1. BÖLÜM. Prof. Dr. Lokman Ç L NG R

1. BÖLÜM. Prof. Dr. Lokman Ç L NG R 1. BÖLÜM B L M FELSEFES Prof. Dr. Lokman Ç L NG R BİLİM FELSEFESİ 1. Bilim Felsefesinin Temel Kavram ve Sorunları 1.1. Bilgi, Bilim ve Felsefe 1.2. Bilimin Yapısı, İşlevi ve Türleri 1.3. Bilimsel Süreç

Detaylı

Alkın Küçükbayrak alkin@superonline.com. Bilim Dalı Olarak ve Uygulamada "Yapay Zeka"

Alkın Küçükbayrak alkin@superonline.com. Bilim Dalı Olarak ve Uygulamada Yapay Zeka Alkın Küçükbayrak alkin@superonline.com Bilim Dalı Olarak ve Uygulamada "Yapay Zeka" Bir önceki yazımızda beyin simulatörlerinden bahsetmiştik. Beynin işlevlerini deşifre etmeye yönelik çalışmalardan biri

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Nesnellik. İdelerin Öznelliği

Nesnellik. İdelerin Öznelliği 3 Nesnellik İdelerin Öznelliği Nesnellik kavramını açıklığa kavuşturmak ve bir duyumun neden nesnel bir doğada olduğunu açıkça görmek için, Frege basmakalıp/tipik bir biçimde öznel olan şeylerin yani,

Detaylı

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD AÇIKLAMA 2009-2012 Araştırmacı: - Konuşmacı: Lundbeck İlaçları AŞ (2009, 2010) Danışman: - Olgu 1 - Bize ayrımcılık yapılıyor

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

Yeşilalım Projesi. Eğiticilerin Eğitimi. 12-14 Şubat 2013 Ankara

Yeşilalım Projesi. Eğiticilerin Eğitimi. 12-14 Şubat 2013 Ankara Yeşilalım Projesi Eğiticilerin Eğitimi 12-14 Şubat 2013 Ankara 1 Öğrenme Hedefleri Yetişkin öğrenenlerin özelliklerini öğrenmek; Yetişkinlere uygun çeşitli eğitim yöntemleri ile yaklaşımlarını uygulamak;

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

CARNAP, QUINE VE NATÜRALİZM

CARNAP, QUINE VE NATÜRALİZM CARNAP, QUINE VE NATÜRALİZM Fatih S.M. ÖZTÜRK ÖZET Carnap, metafiziği dışsal sorular a cevaplar bulmaya ve bu cevapları felsefi olarak temellendirmeye çalışan boş ve gereksiz bir girişim olarak belirler.

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO501 Eğitimde Program Geliştirme 3 0 3 8

Detaylı

Eğitişim Dergisi. Sayı: 23. Haziran 2009. çözüm, çözümsüzlük, sorun, fırsat, şans, imkân, barış, demokrasi

Eğitişim Dergisi. Sayı: 23. Haziran 2009. çözüm, çözümsüzlük, sorun, fırsat, şans, imkân, barış, demokrasi Eğitişim Dergisi. Sayı: 23. Haziran 2009 çözüm, çözümsüzlük, sorun, fırsat, şans, imkân, barış, demokrasi Ekonomik, tarihsel, bilimsel, toplumsal, siyasal artalan da ne olursa ve ne kadar güçlü ya da zayıf

Detaylı