MYANMAR - ARAKAN RAPORU
|
|
|
- Levent Ekren
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (GASAM) MYANMAR - ARAKAN RAPORU Aslan BALCI - Sadık ŞANLI MART Sayfa 1
2 İÇİNDEKİLER SUNUŞ 3 GENEL DEĞERLENDİRME 4 MYANMAR VE ARAKAN TARİHİ 6 OLAYLARIN ÇIKIŞ SEBEPLERİ 11 DEVLET ELİYLE TERÖR 13 KOMŞU ÜLKE BANGLADEŞ İN TAVRI 14 KAMPLARDAKİ HAYAT VE MÜLTECİLİK 16 KAMPLARDAKİ TEHLİKE 19 ETNİK VE DİNÎ AYRIMCILIK 20 POLİTİK VE EKONOMİK SEBEPLER 20 ASKERİ CUNTANIN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ HAK İHLALLERİ 21 VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMA 22 SEYAHAT YASAĞI 23 EVLENME YASAĞI 24 ÇOCUK SAHİBİ OLMA HAKKI 24 DİĞER İHLALLER 25 GÖZLEMLER VE ÖNERİLER 25 MYANMAR DA TÜRK ŞEHİTLİĞİ 27 Sayfa 2
3 SUNUŞ Güneydoğu Asya ülkelerinden Myanmar, Budist cunta yönetiminin on yıllar boyunca ülkedeki Müslüman azınlık Rohingyalılara uyguladığı sistematik asimilasyon ve tehcir politikalarının yanı sıra yaptığı zulüm ve katliamlarla gündeme geldi. Myanmar daki bu insanlık trajedisi, 2012 yılının Haziran ayında dünya gündeminin önemli başlıklarından birine dönüşünce, ülkede neler olup bittiğini yerinde gözlemlemeye ve gerek ülkedeki, gerekse katliamdan kaçarak komşu ülkelere sığınmış Rohingyalılara kulak vermeye karar verdik. Bu amaçla, Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) adına Myanmar, Bangladeş ve Tayland ı kapsayan bir dizi ziyaret ve temasta bulunduk. Bu üç ülkede gerçekleştirdiğimiz temaslar ve yaptığımız gözlemlerle elde ettiğimiz sözlü, yazılı ve görsel her türlü belge ve kanaati bir rapor halinde derleyerek, Türkiye ve dünya kamuoyu ile paylaşmanın gerekliliğine inandık. En başta şunu ifade etmeliyiz ki; Myanmar da bir savaş değil, katliam ve soykırım var. Savaşta en azından karşı tarafın elinde kendini savunacağı -basit de olsa- bir silah olur. Oysa, Myanmar da yalnızca Budist cunta yönetimindeki güvenlik kuvvetleri ve bunlara bağlı milisler silaha sahipler ve bu silahlarla masum, savunmasız Rohingyalı sivilleri öldürüyor, sürüyor ve mallarını yağmalıyorlar. Dolayısıyla ülkede yaşananların doğru kavramlarla adlandırılması ve Türkiye ve dünya kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından elde edilen sonuçların bir rapor şeklinde yayımlanması bir zaruret olarak ortaya çıktı. Buradan hareketle hazırladığımız raporda, Myanmar da yaşayan Rohingyalıların asırlar boyu süregelen çileli yolculuğuna yer verdik. Aslan BALCI Sayfa 3
4 GENEL DEĞERLENDİRME Myanmar, birçok kez isim değişikliğine uğramış bir ülke. İngilizler, sömürgeleştirdikleri bu ülkeye Burma ismini vermişlerdi. Ardından ülkeye gelen Fransızlar Birminya demişler, 1974 yılında resmî adı Birmanya Sosyalist Cumhuriyeti, 1988 de ise Birmanya Birliği olmuştu. Nihayetinde son olarak 1989 da yönetimi ele geçiren askeri cunta, ülkenin adını Birleşik Myanmar Cumhuriyeti olarak değiştirdi. Hâlihazırda Myanmar, Burma ve Birmanya olarak farklı şekillerde anılmaya da devam ediyor. Güneydoğu Asya da jeopolitik ve stratejik bir konuma sahip Myanmar; Bangladeş, Çin, Hindistan, Laos ve Tayland ile komşu. Ülkenin güneybatısı ise Hint Okyanusu üzerinde yer alan Bengal Körfezi ne açılıyor. Önemli yeraltı zenginliklerini topraklarında barındıran ülkede, özellikle sorunlu bölge olarak isimlendirilen Arakan eyaleti zümrüt, yakut, petrol, pirinç ve kereste bakımından oldukça zengin.ülkenin başlıca doğal kaynaklarını ise petrol, kereste, kalay, antimon, çinko, bakır, tungsten, kurşun, kömür, mermer, kireçtaşı, değerli taşlar, doğalgaz ve hidroenerji oluşturuyor. Uluslararası ticaretin işleyişi noktasında büyük bir stratejik öneme sahip Myanmar, kilometrekarelik yüzölçümü ile orta büyüklükte bir ülke. Myanmar, son yıllarda insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen anti-demokratik bir ülke. Ülkenin başındaki askeri cuntanın baskı ve zulüm politikalarından en fazla etkilenen insanlar ise ülkenin Arakan eyaletinde yaşayan ve Rohingyalılar olarak isimlendirilen Müslüman azınlık. Kendi öz yurtlarında esaret hayatı yaşayan Arakan Müslümanları, Budist cunta yönetiminin kendilerine uyguladığı asimilasyon, tehcir ve katliamlarla gündeme gelmektedirler. Eğitim, öğretim ve sağlık gibi en temel insani hakları ellerinden alınan Arakan Müslümanları nın kimlikleri, kültürleri ve vatandaşlık hakları yok sayılmakta, hiçbir demokratik toplumsal hareketlerine izin verilmemektedir. Güneydoğu Asya da esas olarak Myanmar ın Arakan (Rakhine) eyaletinde, mülteci olarak da Bangladeş, Pakistan, Malezya, Tayland, Avrupa ülkeleri ve Suudi Arabistan da yaşayan Rohingyalılar, İslam inancına sahip Sünni bir halk olmakla birlikte, konuştukları dil itibarıyla Hint Avrupa dil ailesinde yer almaktadır. Sayfa 4
5 Rohingyalı Müslümanlar son zamanların en kötü şartlarında yaşayan ve her türlü işkence ve travmaya tâbi tutulan bir halk. Çoğunluğunu Budistlerin oluşturduğu yaklaşık 70 milyon nüfuslu ülkede (rakam tam olarak bilinmiyor), nüfusun yüzde 4 5 ini Müslümanların oluşturduğu tahmin ediliyor. Müslümanlar içerisinde ise ülkenin batısındaki bulunan Arakan (Rakhine) eyaletinde yaşayan Rohingyalı Müslümanların nüfusunun 1,5 milyon civarında olduğu belirtiliyor. Bu sayının yaklaşık iki katını oluşturan 3 milyon Rohingyalı mülteci ise Bangladeş, Pakistan, Tayland, Malezya, Suudi Arabistan ve Avrupa topraklarında yaşıyor. Rohingyalı Müslümanların yaşadığı Arakan (Rakhine) eyaletinin başkenti, eski ismi Akyab olan Sittwe dir. Öte yandan, Arakan eyaletinin güneyinde, tarihsel olarak varlık süren Rakhine lerin (Maghlar da deniyor) çoğunluğu teşkil etmesi kadar, iç göçlerle bölgeye gelmiş yoğun bir Budist nüfusu bulunuyor. Myanmar devleti, Rohingyalıları bu isimle kabul etmiyor, hatta onları kendi vatandaşı saymıyor. Bu sebeple, Budist Rakhinelerden dolayı bölgeyi Rakhine olarak isimlendiriyor. Ülkede Arakanlıların dışında başka değişik milletlerden oluşan Müslümanlar da bulunuyor. Bu Müslüman gruplar arasında, Çin deki baskı rejiminden özellikle Çin in Yunnan şehrinden- kaçan Çinli Müslümanlar ile Burma nın kuzeyinde bulunan Shan eyaletinde konuşlanmış Panthay Müslümanları bulunuyor. Bu gruplar da ülke içinde dönemsel olarak ülkenin değişik bölgelerine zorunlu göçe tabi tutuldular fakat Arakan daki Müslümanlar kadar zulme uğradıkları söylenemez. 4 Ocak 1948 de bağımsızlığını kazanan ülkede, etnik azınlıklara siyasi karar süreçlerinde yer vermeme ve ülke içerisinde birlik tesisi önemli bir sorun olarak on yıllardır süregeliyor. Ülkenin kurucu aktörü olarak öne çıkan Aung San ın, devletin temellerinin ırk önceliğine değil, demokratik haklar üzerine inşa edilmesi gerekliliği üzerinde durması o dönem için dikkate değer bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak sonraki yıllarda iktidara gelen yönetimlerin politikaları nedeniyle, din ve etnik kimlik günümüze değin en öncelikli mesele olageldi. Sayfa 5
6 MYANMAR VE ARAKAN TARİHÎ Myanmar devlet yönetiminin iddiasına göre, Arakan da yaşayan Müslüman halk, bölgeye dışarıdan gelmiştir ve gelen bu insanları genel olarak Bangladeş ten gelen balıkçılar oluşturmaktadır. Bu iddia gerçek dışıdır. Rohingyalılar, üzerinde yaşadıkları 50 bin km2 lik toprakların esas sahipleridir. Tarihleri milattan önce 3. yüzyılda kurulan Vesalı Krallığı na dayanmaktadır. İslam la tanışmaları ise 8. yüzyılda gerçekleşmiştir. Irk olarak Hint (Avrupa Hint) ve Moğol (Avrupa Moğol) etkileşimleri çerçevesindedir ve dilleri Güney Bangladeş te kullanılan dile benzemektedir. Arakanlılar antropolojik özellikleri itibarıyla Indo-Mongoloid sınıflamasına girmektedirler. 15. yüzyıl da kurulan İslam Krallığı boyunca Arap alfabesini kullanmışlardır. Bölgedeki yer isimleri ve eşyaların adları gibi etimolojik olgular da bölgenin Budistlerden çok daha önce Müslümanların hâkimiyeti altında olduğunu göstermektedir. Günümüzde hem belli bir coğrafyayı hem de bu bölgede yaşayan halkı tanımlamak için kullanılan Arakan adı ise Rakhaing kelimesinin İngilizceleşmiş halidir. Arakan ya da Rohingya olarak isimlendirilen halk ve coğrafya, tarihte Roang, Rohang veya Roshang olarak biliniyordu. Bununla birlikte, Rohingya nın Arapça Raham kelimesinden türediğine dair görüşlere de rastlanmaktadır. Bu görüşe göre, 1300 yıl önce Yemen in Hadramevt şehrinden bölgeye gelen Arap- Müslüman tüccarlar aracılığıyla Arakanlılar İslam la tanışmışlardır. Müslüman Arap tüccarların gemilerinden biri, Arakan adalarından birinde kayalara çarparak parçalanınca mürettebattan sağ kurtulanlar kıyıya çıkmış ve kurtuluşun verdiği sevinçle hayat buldukları bu adayı Ardu rrahmeh/ Rahmet Diyarı olarak isimlendirmişler ve burada yaşamaya devam etmişlerdir. Yerel halkla evlenerek bölgenin yerli halkı arasına katılmışlar, böylece İslam dini de Arakan ın dört bir yanına yayılmıştır. Hatta Arap tüccarlar diğer komşu adalara ve ülkelere de İslam dinini yaymak için tebliğci olarak gitmişlerdir. İslam dini toplumda gittikçe kabul görmeye başlayınca, ülkenin kralı Narameikla da İslam ı seçerek Müslüman olmuştur. Böylelikle ilk kez 15. yüzyılda bölgede Arakan İslam Krallığı kurulmuştur. O tarihten bu yana, halkın çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen aynı halktan oluşan Budistler de vardır. Arakan ın iki yerli halkından Müslüman olanları Rohingya, Budist olanları ise Rakhineler (Maghlar) olarak isimlendirilmektedir. Arakan İslam Krallığı kendine ait paralar bastırmış, paraların üzerine kendi İslami kültürünü andıran figür ve yazılar nakşetmişler, Arap harfleri ile Kelime-i Şahadet yazdırmışlardır. Sayfa 6
7 Müslüman olmasalardı veya iddia edildiği gibi Budist olsalardı bu tür yazılar yazmaları mümkün olmazdı yılına kadar yaşayan Arakan İslam Krallığı, Burma lılarla girdikleri savaşlarda yenik düşmüşler ve ülkeleri işgal edilmiştir. Burma devleti işgal ettiği Arakan halkına büyük zulümler yaptığı için, bu topraklardan kaçışlar o zamanki komşulardan Hindistan ın değişik şehirlerine, daha çok sınır komşusu olan Bengal eyaletine gerçekleşmiştir. O dönem, aynı zamanda Hindistan topraklarının adım adım İngiliz sömürgesine dönüştüğü bir dönemdir. Ticari bir şirketle Hindistan a adım atan İngiltere, 1826 yılına gelindiğinde Güneydoğu Asya nın yakınını işgal altına almıştır. Bu işgalden Burma da nasibini almış ve toprakları 120 yıl boyunca İngiliz işgal kuvvetlerinin elinde kalmıştır. İngilizler Japonlar a 1943 de yenilince, Burma yı terk etmek zorunda kaldılar ve geride büyük bir kaos bıraktılar. Japonlar ülkeyi kısa süreliğine işgal etti. Arakan da işgale karşı direniş örgütleyecek bir lider çıkmadığı için, Müslümanlar aralarında birlik sağlayamadılar. Bu durumu fırsat bilen Japonya taraftarı Budistler 100 binlerce masum Rohingyalı yı kadınçocuk-yaşlı demeden hunharca katlettiler. O günden bu yana katliam asla durmadı. Budist Rakhineler yalnızca Japonya ya değil, öncesinde İngilizlere de her fırsatta yardım ettiler. Gönüllü asker oldular. İngilizlere pirinç satmakta bir beis görmediler. Ama Müslümanlar İngilizlere yardım etmediler; aksine vatanlarını geri almak için onlarla savaştılar. Bundan dolayı İngilizlerin bölgedeki en büyük düşmanı Müslümanlar oldu. Öte yandan, ülkenin bağımsızlığını kazanmasının öncesinde, 27 Kasım Ocak 1932 tarihleri arasında Londra da düzenlenen Burma Konferansı na katılan 24 delegasyon arasında Arakanlı Müslümanları temsilen kimse bulunmuyordu. Bununla birlikte, konferansta Arakan (Rhakin) bölgesinden etnik unsur olarak Budist Maghlardan oluşan bir heyetin varlığı dikkat çekiyordu. Konferans ta Burma yı temsil eden güçlerin Arakanlı Müslümanlara karşı ayrımcı tutum takınan Thakin Partisi nden olduğu dikkate alındığında, İngilizler ile Budist Burma elitleri arasında bir ortaklıktan söz etmek mümkündür. Budistlerin kurdukları Thakin Partisi ni İngilizler destekledi. Bu işbirliği sonrası, Müslümanlara karşı devamlı negatif propaganda yapılmaya başlandı. Hem silah desteği alan hem de lojistik destek gören Thakin Partililer, Müslümanlara karşı terör eylemleri yapmaya başladı. İngilizler, aynı etnik kökene ama iki ayrı dine mensup insanları birbirine düşman etti ve çatıştırmayı başardı. Sayfa 7
8 1937 yılında Burma Hindistan dan ayrıldı fakat hâlâ İngiliz sömürgesiydi. İngilizler ülkenin kuruluş görevini Müslümanlara yönelik terör eylemleri gerçekleştiren Thakin Partisi ne verdiler. Müslümanlar, Arakanlı Budistlerle eşit nüfusa sahip olmalarına rağmen azınlık olarak adlandırıldılar ve ülke yönetiminde söz sahibi olamadılar. İngilizler devamlı olarak Müslümanların Budistler için büyük bir tehlike olduğunun propagandasını yapıyorlardı. İlk olarak 28 Mart 1942 de Budist Rakhineli teröristler Minbya şehrinin Canbili köyünde yaşayan Müslümanlara saldırdılar. Köyde bulunanlar yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın ve bunun yanı sıra hayvanlar vahşice katledildiler. Müslümanları öldüren kişilere Müslümanların malları ve yerlerinin hibe edileceği haberi İngiliz destekli radyodan ilan edilince, çok kısa bir zamanda tüm Arakan da Müslümanlara yönelik katliamlar yayılmaya başladı. Sonuç olarak 150 binden fazla Müslüman bu katliamlar sonucu hayatını kaybetti. Katledilenler dışında, canını kurtarmak amacıyla bölgeden başka yerleşim yerlerine göç edenlerle birlikte Müslümanların Arakan da ki sayısal varlığı daha da azaldı ve gerçekten azınlık durumuna düştüler. Bu olaylar sırasında bölgede bulunan Hindistan asıllı Müslümanlar da bölgeden uzaklaştırılmaya başlandı. Tüm baskı ve katliamlara rağmen Arakan da kalmaya direnen yerli Rohingya Müslümanlarını bölgeden uzaklaştırmak için ise Bunlar da Hintli Müslüman dır tezi ortaya atıldı. Gerçekle hiçbir ilgisi olmayan bu tez, günümüze kadar güncelliğini korumayı başardı. Bugünkü katliamların temelini de oluşturan bu tez ortaya atıldıktan sonra, her iki dinin mensupları birbirini düşman olarak bildi ve husumet o zamandan günümüze süregeldi yılında İngiltere sömürgesi fiilen bitti. Yapılan antlaşmalarla Arakan bölgesi Burma ya bırakıldı. Bunun en temel sebebi; Burmalıların Taylandlılar gibi İngilizlere hem asker ve yiyecek temin etmeleri, hem de ajanlık yapmalarıydı. Böylece İngilizler Arakan ı Budist Burmalılara, Patani yi de Budist Taylandlılara bıraktılar. O zamandan beri bu iki İslam beldesinde Müslümanlara yönelik sistematik bir devlet terörü işlemektedir. İngilizlerin bölgeden çekilmesi sonrası kurulan yeni devletin anayasa hazırlıkları çerçevesinde, bağımsızlık sonrası Aung San liderliğinde Burma da farklı toplulukların statüleri meselesinin değerlendirilmesi için Pang Long da bir konferans düzenlenmesine karar verildi. Tarihi Pang Long Konferansı Ocak 1947 de yapıldı. Konferansa, Arakanlı Rohingyalar dışında ülkede yaşayan bütün halklar davet edilmişti. Konferans ta, etnik azınlıklara otonomi hakkı nı da içeren anayasa taslağı kabul edildi. Müslümanlar, Panglong da yer almamakla beraber, varlıkları Arakan daki Budist Maghların siyasi Sayfa 8
9 temsiliyetine devredildi. Söz konusu konferansta üzerinde uzlaşılan etnik unsurların otonom hakları meselesi, Burmalıların lideri olan Aung San ın bağımsızlıktan kısa bir süre önce aşırı Burma milliyetçilerince katledilmesiyle rafa kaldırıldı. Böylece, 1948 yılında gelen bağımsızlığın temelleri, demokrasi, eşitlik ve otonomi hakkına dayanan Panglong Konferansı ndaki kararlar doğrultusunda yazılan Anayasa ya değil, aşırı milliyetçilerin kaleme aldığı alternatif anayasaya dayanmaktadır. Bu anayasa, etnik unsurların varlığını tanımadığı gibi, ülkede etnik çoğunluğun baskı ve zulmünün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Burma bağımsız olduktan sonra, Arakanlı Müslümanlar devamlı olarak Burmalı Budistlerin baskı ve katliamına maruz kaldılar. İşkence ve zulme daha fazla dayanamayan Müslüman halk silahlanmak zorunda kaldı. Yaşanan çatışmalar sonrası her iki taraftan da büyük kayıplar verildiğini gören Burma devleti şeytani bir plan yaptı. Burma devlet başkanı Müslümanların güçlü olduğu Butidaung ve Maungdav şehirlerini ziyaret ederek Müslümanlara eşit vatandaşlık vaadi karşılığında Müslümanların silahlarını bırakmasını istedi. Müslümanlar bu yalan vaatlere kanarak silahlarını bırakıp teslim olunca, hepsi idam edildi. Yönetime karşı yeni bir mukavemette bulunacak kimse kalmayınca, Budist Burma devleti sistematik şekilde katliam ve şiddet uygulamalarına devam etti yılında General Ne Win başkanlığındaki askerler yönetime el koydular ama Arakan da yaşayan Müslümanlar açısından olumlu bir gelişme yaşanmadı. Hatta Müslümanlara yönelik zulüm politikaları daha da arttı. Müslümanların tüm mallarına ve mülklerine el konuldu. Daha sonra da kimlikleri yok sayıldı. Kimliği ve malı olmayan Müslümanlar vatandaş olarak kabul edilmemeye ve Bangladeş ten gelmiş kaçak balıkçı köylüleri olarak lanse edilmeye başlandı. Devlet dairelerinde çalışan tüm Arakanlı Müslümanlar görevlerinden uzaklaştırıldı. Bölgeye Bangladeş ten getirilen Budistler yerleştirilip, demografik yapıda değişim hedeflendi. Buda nın öğretisine göre insan öldürmek yasak olmasına rağmen, Budist din adamları Müslümanları öldürmenin dinen yasak olmadığı fetvası vermişlerdi. Askeri cuntanın baskısı ile Budist din adamları Müslüman kadınların kaçırılmaları ve tecavüze uğramaları için azmettirici beyanlar vermekten kaçınmadılar. Arakan eyaletinde yaşayan Müslüman halkın evlerine sıklıkla baskınlar düzenlendi. Halk canını kurtarmak için dağlara kaçıp, oralarda yaşamaya başladı. Budist Rakhineler her ne kadar Rohingyalı Müslüman öldürürse öldürsün, hiçbir şekilde suçlanmıyor ve ceza almıyorlardı. Devlet himayesindeki Budist milis güçler, toprak elde etmek için sürekli olarak Müslüman katletmeye başladılar. Sayfa 9
10 Milislerin yanı sıra, askeri cunta da değişik adlarla onlarca plan yaparak Arakanlı Müslümanları topraklarından atmak ve bölgeyi tamamen Budistlerin kontrolüne vermek maksadıyla baskı ve katliamlar yaptılar. Bu olaylar sonucu binlerce insan katledildi, milyonlarcası ise başka ülkelere göç etmek zorunda kaldılar. En fazla göç, komşu ülke Bangladeş e gerçekleşti. Müslümanlar, Burma ile Bangladeş arasında resmi bir sınır olmamasının avantajı ile botlarla ve sallarla Naf nehir yolunu kullanarak Bangladeş e rahatlıkla geçebiliyorlardı. Fakat bu geçişler sırasında da büyük katliamlar yaşandı. Naf nehrine kıyısı bulunan Burma yakınlarındaki Maumgdaw şehri ve nehirden 12 kilometre içerideki Bulhidaumg şehirlerinde sistematik bir şekilde Rohingya Müslümanları katledildi. Şiddet olayları 1990 lı yıllarda yine tırmanışa geçti. Yüz binlerce Arakanlı yine saldırıya uğrayıp evleri yakıldı, kadınları, kızları ve küçük çocukları kaçırılmaya başlandı. Çareyi yine göç etmekte bulan Müslümanlar, bu göçler sırasında yine ilkel sal ve botlarla Bangladeş e mülteci olarak gelmek zorunda kaldılar. Müslümanlardan boşalan yerlere ise yine dışarıdan getirilen Budistler yerleştirildi. Bölgeye yerleşen Budistlere devlet eliyle yapılan maddi yardımların yanı sıra, birçok da imtiyaz tanındı. Boşta olan çeşitli arazilere Budist tapınakları inşa edildi, Müslümanların mezarlıkları ve tarihi eserleri tamamen yok edildi. Böylelikle bu bölgenin Müslümanlara ait olduğunu kanıtlayacak tüm belgeler, deliller ve yapılar ortadan kaldırıldı. Yeni yapılan tapınakların hepsinin yapılış tarihi çok eski tarihler olarak gösterilmeye başlandı. Yer isimleri de kültür emperyalizmden nasibini aldı. İslam döneminden kalma tüm şehir ve köy isimlerinin adları değiştirildi; Arakan ın şimdiki başkenti olan Sitve şehrinin asıl adı Akyab ve daha bunun gibi yüzlerce yerleşim birimi bu uygulamadan payını aldı. Bölgede yaptığımız incelemeler sırasında tespit ettiğimiz rakamlara göre, cuntanın işbaşına geldiği 1962 yılından, milenyum başlangıcı olan 2000 yılına kadar Arakanlı Müslüman öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi ve Müslümanların tüm mal varlıklarına el konuldu. Devletin iletişim araçları İslam dini hakkında yalan ve iftiralar yaymak için kullanıldı. Arakan Müslümanları her yıl sistematik şekilde gerçekleşen baskılar sonucu evlerini terk ederek, komşu ülkelere mülteci olarak veya kaçak yollarda giriş yaptılar. Myanmar, 2007 yılında bir renkli devrim girişimine sahne oldu. Safran Devrimi adı verilen ve Budist rahiplerin büyük bir rol oynadığı bu girişim başarısız olmasına karşın, ülkede 2008 yılında ilan edilen yeni anayasanın ardından, 2010 yılında gerçekleştirilen seçimler sonucunda cumhuriyet rejimine geçiş yapıldı. Myanmar ordusunun desteğine sahip Birlik, Dayanışma ve Kalkınma Partisi nin seçimleri yüzde 80 lik bir oy oranıyla kazandığı Sayfa 10
11 ilan edildi. Bu sonuç, seçimlerde geniş çaplı usulsüzlüklerin yaşandığını iddia eden diğer siyasal hareketlerin itirazlarına karşın değişmedi. Cuntanın isteği dışında hareket eden veya düşünen her kim varsa, hepsi düşman olarak görüldü ve suçlu muamelesi yapıldı. Bu muameleden özellikle Arakan bölgesindeki Müslümanlar büyük bir pay aldılar, baskı ve soykırıma uğradılar. Müslümanların değişik aralıklarla uğradığı ve Arakan ı onlara yaşanmaz kılan baskı ve zulümler Haziran 2012 den sonra büyük bir ivme kazandı. OLAYLARIN ÇIKIŞ SEBEPLERİ Myanmar bağımsızlığını kazandığı 1948 yılından itibaren aralıklarla, 1962 yılından beri ise tümüyle askeri cunta yönetiminde kaldı. Ancak 2011 yılında yapılan parlamento seçimleri sonucu, askeri cunta etkinliğini büyük oranda kaybetti. Parlamentoya sivil siyasi isimler de girmeyi başardı. Bu seçimlerde, Arakan Müslümanları da başkent Yangon da bulunan parlamentoya, 46 temsilci göndermeyi başardı. Ancak askeri cunta buna müsaade etmedi, yalnızca 3 temsilcinin parlamentoya girmesine izin verdi. Gasp edilen 43 parlamento sandalyesi ise Budistlere verildi. Seçimler sırasında, Rohingyalılara kimlik verileceği açıklandı. 16 Ekim 2011 tarihinde Myanmar da kurulan yeni hükümet, kayıtlı Rohingyalı mültecileri geri almaya karar verdi. Bu büyük ve tarihi bir gelişmeydi. Eğer bir aksilik olmazsa ve askeri cunta değişik bir manevra yapmazsa, 2014 yılında Myanmar da yeni seçimler yapılması da karara bağlandı. Ancak, 2012 yılın sonlarına doğru seçmen kütüklerinin belirlenecek olmasının öncesinde Müslümanlara yönelik saldırıların başlaması, Myanmar yönetiminin Müslümanlara karşı tutumunda bir değişiklik olmadığını ortaya koyması ve Müslümanlara yönelik saldırıların altında yatan sebeplerin ardında nasıl bir hesabın yattığını göstermesi açısından dikkate değer. Çünkü seçimlerden önce Arakan daki Rohingya nüfusu azaltılarak, seçimlerde Budistlerin etkin olması hedeflenmişti. Bunun yanı sıra, son iki yılda Arakan eyaletinde ortaya çıkan doğalgaz rezervlerinin ekonomik değerinin oldukça büyük olması ve Myanmar yönetiminin bu rezervlerden Rohingyalıların yararlanmasını istememesi, olayların başlamasında diğer önemli bir etken olarak gösterilmektedir. Olayları tetikleyen asıl gelişme ise 2012 Mayıs ayının sonunda Ramri kentinde Budist bir rahibenin üç Rohingyalı Müslüman ın tecavüzüne uğradığı ve öldürüldüğü yalan haberinin Sayfa 11
12 yayılmasına dayanıyor. Bu haber tüm medya kuruluşlarınca flaş haber olarak verildi. Galeyana gelen ve namuslarını temizleyeceklerini dile getiren Budistler, intikam yeminleri eşliğinde sokaklara döküldü. Bunda, medyanın taraflı yayınları kadar, Tanrı nın emri gereği intikamın şart olduğunu sesli şekilde dillendiren Budist rahipler etkili oldu. 3 Haziran günü Umre ziyaretinden dönen Rohingyalı Müslümanların bulunduğu otobüse Budistlerce saldırı düzenlendi. Bu olay sonucu 10 Müslüman linç edilerek vahşice katledildi. Bununla yetinmeyen saldırganlar, Moungdaw daki Müslümanlara Cuma namazı çıkışı saldırdılar, evlerini ve işyerlerini yağmaladılar. Güvenlik güçlerinin adeta seyirci kaldığı bu saldırılar sonucunda onlarca Müslüman sokak ortasında katledildi ve cesetleri hemen toplanarak bilinmeyen bir yerde yakıldı. Böylece katliamın delilleri ortadan kaldırılmaya çalışıldı ve sonrasında olaylar dalga dalga tüm eyalete yayılmaya başladı. Nihayet eyalet başkenti Sitve ye (Akyab) sıçrayan olaylar sonucu 1,5 milyonun üzerindeki Müslüman a yönelik yoğun bir Budist saldırısı başlatıldı. Olaylar bu yönde cereyan ederken, basın yayın kuruluşları tam tersi haberler yapıyor, Müslümanların Budistlere saldırdığını ve öldürdüğünü iddia ediyorlardı. Bu yayınlarla ülke ve dünya kamuoyu yanıltılarak binlerce Müslüman tutuklandı. Camiler kuşatıldı, halka sokağa çıkma yasağı getirildi. Ancak Budist halk bu yasaktan muaftı. Devlet güçleri destekli Lon Thein milis teröristleri Müslümanların evlerini basarak katliamları artırdılar, evini yaktıkları Müslümanları da bölgeden göçe zorladılar. Halk ilkel botlarla Bangladeş e doğru kaçmaya başladı. Olayların kısa süreli ilk bilançosu korkunçtu. 6 binden fazla Arakanlı Müslüman katledildi, 13 bin kişiden haber alınamıyordu. İkinci katliam dalgası ise 24 Ekim 2012 de başladı. Kurban Bayramı arefesinde başlayan olaylar neticesinde de 1000 e yakın ev yakıldı, 3 bine yakın Rohingyalı Müslüman sivil katledildi. 3 Ocak 2013, Perşembe gecesi Başkent Akyab ta bulunan Müslüman tüccarlara yönelik yeni bir katliam dalgası başlatıldı. İşyerleri gece karanlığından yararlanılarak yağmalandı, 18 işadamı evlerinden alınarak kaçırıldı. Bunlardan bazıları, fidye istenerek serbest bırakıldılar ancak bazıları hâlâ kayıp. Devlet yetkilileri ise böyle bir olayın olmadığını belirtiyorlar. Sayfa 12
13 DEVLET ELİYLE TERÖR Myanmar da devlet destekli Lon Thein Budist teröristlerinin Müslümanların köylerine ve işyerlerine saldırıları doruk noktasına ulaştı. Budist teröristler tüm bölgeyi Müslümanlardan arındırmak için elinden gelen tüm zulmü Müslüman halka uygulamaktan çekinmiyor. Ülkedeki askeri cuntanın başı olan Thein Sein, yaptığı açıklamada, Tek çözümün Rohingyalı Müslümanların topluca ülkeden sürülmesi veya başka üçüncü bir ülkeye gönderilmeleri olduğunu açıkladı. Öte yandan Myanmar'ın Hong Kong elçisi Ye Nane Aung un Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği toplantısında diğer ülke yetkililerine ilettiği mektubun içeriği, Myanmar daki cuntanın ırkçı bakış açısını tam olarak yansıtıyordu. Mektupta, Rohingyalıların Myanmarlı olmadığı ileri sürülüyor ve ciltleri yumuşak ve pürüzsüz, yakışıklı Myanmarlıların aksine, Rohingyalıların fotoğraflarından onların teninin koyu kahverengi olduğunu görüyorsunuz ifadesi yer alıyordu. Burma'daki rahiplerin hazırladıkları bir broşürde ise Arakanlı Müslümanlar "vahşi doğalı" olarak nitelendiriliyordu. Hatta Budist rahiplerin lideri Ashin Htawara daha da ileri giderek, Londra'da düzenlediği bir toplantıda, Rohingyalılar için toplama kampları kurulmasını teklif ederek, hükümetinden Arakan Müslümanlarını "doğdukları topraklara geri göndermesini" istemekten çekinmedi. Sayfa 13
14 KOMŞU ÜLKE BANGLADEŞ İN TAVRI Bangladeş in Cox's Bazaar bölgesinde ve kamplarında 1,5 milyon Arakanlı Müslüman gayri resmi olarak, 30 bini ise mülteci olarak yaşıyor. Bangladeş 144 bin km2 lik küçük bir yüzölçümüne karşılık, 160 milyonluk devasa bir nüfusa sahip bir ülke. Ekonomik sıkıntılarla boğuşan Bangladeş te halkın büyük bir kesimi açlık sınırının altında yaşıyor. Doğal olarak, ülkenin dışarıdan gelecek yeni mültecilerin beslenme ve barınma ihtiyaçlarını giderecek imkânları yok. Bu sebeple, Bangladeş yönetimi yeni göçlere engel olmak amacıyla Arakan sınırını Haziran 2012 de kapattığını açıkladı. Böylece, Arakanlı Müslümanlar adeta ölüme terk edildi. On binlerce insan ilkel kayıkları ile aç, bitkin ve hasta bir şeklide geri dönmek zorunda kaldılar. Evleri ve kalacakları yerleri olmayan bu insanlar ormanlarda ve dere kenarlarında hayata tutunmaya çalışıyorlar. Ancak Bangladeş yönetimi, insani yardım kuruluşları ile koordineli bir şekilde çalışmış olsa, Arakanlı mülteciler onlara bir külfet değil aksine yeni bir ticaret kapısı dahi olabilirdi. Bunun gerçekleşmemesinin en temel nedenini ise Bangladeş yönetimini oluşturan Şeyh Hasina Vecid hükümetinin insani değerlerden daha çok kendi etnik milliyetçi değerlerine önem veren bir siyaset izlemesi oluşturuyor. Hükümetin bu politikası, kendi halkının çoğunluğunun ve dünya kamuoyunun tepkisini çekmesine rağmen, Vecid ve hükümeti herhangi bir geri adım atmıyor. Bangladeş yönetiminin bu tavra sahip olmasının sebebini ise yapılan şu açıklama oluşturuyor: Eğer biz kapılarımızı mültecilere açacak olursak, o zaman Arakan bölgesinde kimse kalmaz, herkes buraya gelir. Zaten Myanmar yönetiminin istediği de budur. Bu tablo, oraya yapılacak yardım çalışmaları açısından önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Arakan Müslümanlarına yönelik yapılacak her türlü yardım ve çalışma, Bangladeş teki kamplar için değil Myanmar ın Arakan bölgesine yapılmalıdır. Oradaki şartları iyileştirip Müslüman halkın göç etmemesini sağlamak ve onların yaralarını içerdeki kamplarda ve köylerde sarmak daha rasyonel bir hareket olacaktır. Şu bir gerçek ki; mevcut yükün altından Bangladeş tek başına kalkamaz. Ancak, Bangladeş yönetimi diğer İslam ülkelerinin yanı sıra, Arakan a ilgi gösteren tüm yardım kuruluşları ile irtibatı keseceğine daha da artırmalıdır. Kamplardaki hayatın iyileşmesinin önünde engeller oluşturan Bangladeş hükümeti bu uygulamasından vazgeçerek, eğitim, sağlık ve en azından temel haklar konusunda iyileştirmelere mutlaka gitmelidir. Kamplarda yapılacak iyileştirmelerin yanı sıra kamp sakinlerine çeşitli haklar verilirse ve yeni mültecilerin Sayfa 14
15 gelmesinden çekinen Bangladeş hükümetinin bu kaygısının giderilmesi yönünde çeşitli adımlar atılırsa kamplardaki hayat hızla normalleşebilecektir. Birleşmiş Milletler ve Müslüman ülkelerin büyükelçilerinin yaptıkları açıklamalara göre, ülke içinde sağlıksız koşullarda 4-5 adet kamp bulunuyor. Kamplarda yaşayan insanlara gıda, sağlık hizmetleri ve barınma için gerekli çadırlar ulaştırılamıyor. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, bazı yardım kuruluşları ve devletlerin bu trajedi karşısında hemen harekete geçtiğini ve insani yardımları hemen bu kamplara ulaştırmayı başardığını belirtmek gerekiyor. Özellikle Bangladeş teki kamplarda yaşayanlara bir şekilde yardım dağıtılıyor. Ancak Arakan bölgesinde açlık ve hastalıklarla boğuşan insanlara yardım götürülemiyor. Bazı yardım kuruluşlarının faaliyetlerini Bangladeş yasakladı. Myanmar devleti yardım taleplerine izin vermiyor. BM nin yaptığı yardımları ise kendi halkına dağıtıyor. Sayfa 15
16 KAMPLARDAKİ HAYAT VE MÜLTECİLİK Myanmar yönetimi asimilasyona tâbi tuttuğu Arakanlı Müslümanları her fırsatta kendi topraklarından atmayı ve onların yerlerine dışarıdan getirdiği Budistleri yerleştirmeyi milli bir politika haline getirdi. Bundan dolayı milyonlara varan Rohingyalı Müslüman değişik ülkelerde mülteci veya kaçak olarak yaşamaya mahkûm edildi. Hali hazırda Arakan dışında yaşayan ve mültecilik statüsü tanınmış ya da tanınmamış çok sayıda Arakanlı Müslüman bulunmaktadır. Tahmini rakamlarla; Suudi Arabistan da , Pakistan da , Avrupa nın değişik ülkelerinde , Malezya da e yakın Arakanlı Müslüman mülteci yaşamaktadır. En çok Arakanlı mültecinin bulunduğu ülke ise Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) nin de faaliyet gösterdiği Bangladeş tir. Bu ülkeye yıllarda sığınmış yaklaşık Arakanlı Müslüman bulunmaktadır. Resmî rakamlara göre 2005 yılı itibarıyla Bangladeş te BMMYK nın gözetiminde 33 bin ila 37 bin mülteci bulunmakta ve bu mültecilerin 12 bini Bangladeş in güneyindeki Nayapara da, 8 bini Kutupalong da, 13 bini ise Leda da bulunan mülteci kamplarında barınmaktadır. Ziyaret ettiğimiz ve adeta birer toplama kampını andıran bu kamplar, derme çatma kulübelerden oluşmakta ve fiziki şartları itibarıyla oldukça kötü ve sağlıksız durumdadır. Bu kamplardan Kutupalong olanı, gayri resmi olarak yaklaşık 100 bin kişiyi barındırmakla birlikte, BM tarafından tanınan resmi mülteci kampı hüviyetinde değildir. Bu kampta yaşayan mülteciler açlık ve yoklukla baş etmekte oldukça zorlanmaktadır. Bangladeş te kamplar dışında kalan ormanlık alanlarda ve köylerde ise yine 100 binin üzerinde kayıt dışı Arakanlı mültecinin hayatta kalma mücadelesi verdiği tahmin ediliyor. Bu kişilerin yaşadığı yüksek dağlara yardım kuruluşlarının gitmesine de Bangladeş hükümeti izin vermiyor. Elimizde bulunan bu rakamlar, yaşanan insani kriz ve trajedinin sadece görünen yüzü. Myanmar merkezli bu soruna evrensel boyutta bir tepki yükselmedikçe de bu insanlık trajedisi kaçınılmaz olarak devam edecek. Ölü ve yaralı sayısı daha da yükselecek, Bangladeş ve daha başka güvenli yerlere mülteci akınları sürecek. Diğer yandan, Bangladeş e kaçak yollarla gelen fakat resmi mülteci statüsünde olmadığı için kamplarda barınamayan insanlar, ya daha önce Bangladeş e gelen akraba ve dostlarının yanında yaşıyorlar ya da Bangladeşli toprak ağalarının çiftliklerinde kaçak işçi olarak Sayfa 16
17 çalışıyorlar. Kaydı olmayan bu yasadışı göçmenlerin sayısı Bangladeş basınına göre 200 bin dolayında, Arakan Tarih Topluluğu (Arakan Historical Society) rakamlarına göre ise yaklaşık 300 bin civarında. Bangladeş kamplarında çocuklar ortalama olarak 7 yaşını göremeden hayatını kaybediyor. Kadın ölümleri ise dünya standartlarının oldukça üstünde.kamplarda sağlıksız şartlarda yaşayan çocuklar değişik hastalıklarla daha küçük yaşlarda tanışıyor. Sağlıksız bir ortamda ve eğitim olanaklarından mahrum büyüyen bu çocukların geleceği daha şimdiden karanlık. Kamplardaki mültecilerin birçoğu oldukça fazla çocuğa sahipler. Her ailenin ortalama 9 ila 12 çocuğu var. Aşırı doğumdan dolayı kadın ölümleri dünya ortalamasının üstünde seyrediyor. Kadın ve çocuk ölümlerinin bir an önce durdurulması için acil tedbirler alınması ve kamplardaki insanlara gerekli eğitimlerin verilmesi gerekiyor. Bir başka sorun da, kızların küçük yaşta evlendirilmesi. Bunun değişik sebepleri var: Biraz büyüyüp ergenlik çağını geçen kızlar BM nin ve Bangladeş in kontrolündeki kamplardan kaçırılıyorlar. Aileler, kızlarının kaçırılmasını önlemek için çözümü erken yaşta evlendirmekte bulmuşlar. Öte yandan, Arakanlı Müslümanların çok çocuk yapmasının bir başka nedeni de fazla nüfusa sahip olmayı istemelerinden kaynaklanıyor. Ne kadar çocuk, o kadar güç! diye düşünüyorlar. Ancak sağlıksız ve kısa ömürlü fazla nüfus kime ne yarar getirebilir? Bangladeş te ziyaret ettiğimiz bir diğer bölge, Cox s Bazaar şehrindeki Teknaf sınır bölgesiydi. Buradaki kamplara yaptığımız ziyarette on binlerce mültecinin sağlıksız ve zor koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini gördük. BM kayıtlarına göre, buradaki kamplarda 30 bin civarında mülteci yaşıyor. Bu kamplarda en büyüğü m2 olan derme çatma barakalarda, ortalama nüfustan oluşan aileler yaşıyor. Kamplarda neredeyse hiç yaşlı insan görmedik. Çünkü insanlar ya açlığa ya da günümüzde basit sayılan hastalıklara kurban gidiyor. Yetersiz beslenmeye bağlı hastalıklar sadece çocuklarda değil, yetişkin insanlarda da yaygın olarak bulunuyor. Yıllar boyunca binlerce Rohingyalı, Bangladeş in yanı sıra diğer komşu ülke Tayland'a iltica etti. Güncel rakamlara göre, Tayland-Myanmar sınırında bulunan 9 kampta yaklaşık mülteci barınıyor. Ancak mülteciler, sıklıkla Tayland güvenlik güçlerinin kötü muamelesine uğruyor. Örneğin; Şubat 2009 da Tayland ordusunun 190 Rohingyalı mülteciyi botlara istifleyerek açık denizlere sürdüğü kayıtlara geçmişti. Mültecileri taşıyan toplam 5 bottan 4 ü Sayfa 17
18 batmış ve biri karaya oturmuştu. Tayland Başbakanı Abhisit Vejjajiva, 12 Şubat 2009'da yaptığı bir açıklamada, Bazı durumlarda Rohingya halkının, açık denizlere salındığını kabul etmiş ama bu vahşeti yapanlara hiçbir soruşturma açmamış ve sorumluları cezalandırma yoluna gitmemişti. Endonezya makamları tarafından kurtarılan bu mültecilerden bir grup, Tayland ordusuna bağlı askerlerce işkenceye uğradıktan sonra açık denizde terk edildiklerine dair üzücü hikâyeler anlatmışlardı. Resmî yardım olanaklarından çoğunlukla yararlanamayan, korunmasız hâlde ve çok zor koşullar altında yaşayan bu insanlar, kendilerini zorla geri göndermek isteyen Bangladeşli yetkililerin çeşitli fiziksel ve psikolojik baskılarıyla karşılaşmakta, geri dönmek istemeyen mülteciler gözaltına alınmakta, ardından geri dönmeyi kabul ettiklerine dair bir belge imzalamakta ya da tutuklanmaktadırlar. Geri dönmek istemeyen ailelerin yiyecek karnelerine el konulduğu, bazılarına işkence edildiği, bazılarının ise aniden kampın başka bölümlerine gönderildiği ya da barınaklarına zarar verildiği bilinmektedir. Ailelerin bu şekilde bölünmesinin sonuçları ise oldukça yıkıcı olmaktadır. Baskılar sonucunda birçok mülteci geri dönmek yerine kamptan kaçmayı tercih etmekte, aile reisi kamptan kaçtıktan sonra eş ve çocuklar tamamen çaresiz kalmaktadır. BMMYK ise olaylar karşısında sessizliği korumaktadır. Bangladeş, BMMYK ve Myanmar üçlüsü, Bangladeş teki mültecilerin durumuyla ilgili bugüne kadar bir anlaşmaya varamamış, bulunan çözümler uygulamaya konulamamıştır. Zira sunulan çözüm önerileri sorunun asıl kaynağına inememiş, aksine sorunları daha da içinden çıkılmaz hâle getirmiştir. Burada esas sorulması gereken soru şudur: Acaba sorun çözülmek isteniyor mu? Sayfa 18
19 KAMPLARDAKİ TEHLİKE Ziyaret ettiğimiz kamplarda sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veren Arakanlı Müslümanlar yeme, içme, barınma, eğitim, sağlık olanaklarının ne zaman düzeleceğini ve geleceklerinin ne olacağını, ne zamana kadar bu kampların ilkel koşullarında yaşayacaklarını bilmiyorlar. Fakirlik, cehalet ve kalabalık nüfus nedeni ile aile reisleri ailelerine tam anlamı ile gerekli ihtimamı gösteremiyorlar. Bundan dolayı da kamplarda yaşayanlar değişik art niyetli kişi, kurum ve devletler tarafından suiistimale son derece açık durumdalar. Gerek Myanmar, gerek ise Bangladeş te Arakanlı mültecilerin kaybolan küçük erkek çocukları ile kaçırılan genç kızlarının sayıları her geçen gün artmaktadır. Kızların fuhuş çetelerinin, erkek çocukların ise organ mafyasının eline düştüğü kaydediliyor. Bundan dolayıdır ki, dünyanın çeşitli bölgelerinde organ bekleyen hastaların, komşu ülkeler Tayland, Çin ve Hindistan gibi ülkelere organ nakli için yoğun olarak gittiği ifade ediliyor. Özellikle böbrek naklinin bu ülkelerde hem çok ucuz hem de çok revaçta olduğunu öğreniyoruz. Dünyada mülteci sorunu olan diğer ülkelerde olduğu gibi, bu bölgede de İsrailli bazı kişilerin organ nakli ile ilgilendiği ifade ediliyor. Bölge devamlı yağışlı olduğu için, yağmur ve nemden dolayı değişik hastalıklar hemen hemen herkesin ortak şikâyeti. Yokluktan dolayı adeta bir âdet haline gelen yalın ayakla gezme sonucu meydana gelen hastalıklar oldukça revaçta. Bölgedeki tek geçim kaynağı pirincin ekimi için oluşturulan çeltik tarlalarında yarı çıplak ve yağmur altında çalışmak zorunda kalındığı için, zatürree artık normal karşılanan bir hastalık durumunda. Vahşi hayvanların saldırıları ve çeşitli böceklerin sokması sonucu ölenlerin sayısı da hiç de azımsanmayacak bir yekûn tutuyor. Sayfa 19
20 ETNİK VE DİNÎ AYRIMCILIK Ülkede gerçekleşen insan hak ihlalleri hem dini hem de etnisite içerikli. Bunun yanı sıra, ülkenin ve bölgenin ekonomik değerinin olması başka bir etken. Budist yönetim ve Budist inancına sahip kanaat önderleri devamlı surette Rohingyalılara karşı halkı kışkırtmaktalar. Onların mallarını, canlarını ve hatta ırzlarının kendilerine bir hak olduğunu sürekli olarak ilan etmektedirler. Budistler, Myanmar ın çoğunluğunu teşkil eden halktan ten ve renk bakımından ayrı olan Rohingyalıları kendilerinin bir parçası olarak görmemektedirler. Onlara göre, ülkede Azınlık diye bir şey yoktur. Halk ya Myanmarlı dır veya değildir. Kendileri dışındaki yüzde 30 luk azınlığı yok saymaktadırlar. Sadece Müslümanlara karşı değil, diğer küçük azınlıklara mensup olan halklara da zulmetmektedirler. Myanmar askerî yönetimi, 64 yerli ırkın yaşadığı ve 200 farklı dil ve lehçenin konuşulduğu ülkede, etnik azınlıkları sistematik baskı ve ayrımcılık politikalarına maruz bırakmaktadır. Ülkenin yüzde 68 ini Burmalılar, yüzde 9 unu Şanlar, yüzde 7 sini Karenler, yüzde 4 ünü Budist Rakhineler, yüzde 3 ünü Çinliler, yüzde 2 sini Monlar, yüzde 2 sini Hintliler, kalan yüzde 5 ini ise aralarında Arakanlı Müslümanların (Rohingyaların) da bulunduğu diğer etnik gruplar oluşturmaktadır. Bu gruplardan Arakanlı Müslümanların, Şanların ve Karenlerin sistematik olarak Burma yönetiminin baskılarına maruz kaldıkları biliniyor. POLİTİK VE EKONOMİK SEBEPLER Ekonomik olarak bölgede son yıllarda çıkan doğalgaz ve petrolün rezerv değerinin yüksek olması, bölgeye olan ilginin artmasına da vesile oldu. Zaten daha önceden buralarda bulunan değerli taşların varlığı yeterince ilgi topluyordu. Bölgede Çin in önemli çıkarları bulunmaktadır. Gaz ve petrol, borularla bu bölgeden Çin e aktarılmak istenmektedir. Öte yandan ABD de de bu madenlerin yine borularla Bangladeş üzerinden kendi pazarlarına iletilmesi istemektedir. Dışarıda emperyalistlerin çıkar savaşı sürerken içerde bir azınlık yok edilmekte ve modern dünyanın gözleri önünde karanlık devirlerin işkenceleri yapılmaktadır. Sayfa 20
21 ASKERİ CUNTANIN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ HAK İHLALLERİ Burma nın İngilizlerden bağımsızlığını kazanmasının öncesinde ve sonrasında Arakan Müslümanlarına yönelik baskı ve şiddet sistematik olarak hep var olduğu gibi, 1962 de gerçekleşen askeri darbe döneminde daha da arttı. Rohingyalar, askerî yönetim altında sorgusuz tutuklanma, işkence gibi pek çok haksız ve hukuksuz muameleye maruz kaldı, tüm hak ve özgürlükleri ellerinden alındı. Yaşam ve hayat hakkı tanınmayan insanlar ormanlarda ilkel bir yaşama itildi. Ülkede Müslümanların ortaokul, lise ve üniversiteye gitmesi yasak. Cunta yönetimi, Müslümanların cahil kalması için her türlü yolu deniyor. Çocukların ancak ilkokul seviyesinde eğitim almalarına izin veriliyor. Ancak din değiştirip Budist olurlarsa o zaman yüksek öğretime devam edebiliyorlar. Müslümanların dini özgürlüğü oldukça kısıtlı. Kur an-ı Kerim i okumak ve başkalarına öğretmenin cezası idam. Camilerden yüksek sesle ezan okumak yasak. Ayrıca cemaatle namaz kılınması da yasaklanmış durumda. Camiler bir bahane bulunarak kapatılıyor ve yeni camilerin yapımına izin verilmiyor. Kapatılan camilerin bahçesine büyük ebatlarda Buda heykelleri dikerek, zamanla bu tür mekânları birer Budist tapınağı haline getiriyorlar. Arakan bölgesinde yüzlerce küçük Budist tapınağı inşa edilmiş durumda. Son 20 yılda ülkede hiçbir surette cami yapımına izin verilmediğini öğreniyoruz. Bölgede yeni ev yapmak da izne tabi. Yeni ev yapacaklar evlerini betonarmeden değil tahta ve keresteden yapmak zorundalar. Müslüman halk tarafından yaptırılan evler kendilerine değil, devlete ait sayılıyor. Eğer bir şekilde bu evlerde zarar oluşur veya yanarlarsa, ev sahibi sorumlu tutuluyor ve devletin evini yaktığı gerekçesiyle altı yıla kadar hapis cezasına çarptırılıyor. Bunu bilen Budist milis kuvvetleri ilk olarak köylere baskın yaptıklarında evleri yakıyorlar. Hem evi yakılmış hem de devlete karşı suçlu duruma düşen Müslümanlar eğer hâlâ hayatta iseler, kaçmaktan başka çare bulamıyorlar. Bir diğer yasak da kurban ibadetine yönelik. Kurban bayramında kurban kesimi resmi idarece yasaklanmış durumda. Kesenler yakalandıklarında hemen cezalandırılıyorlar. Kurban kesimi çok büyük gizlilik içinde yapılıyor. Öte yandan, vefat eden Müslümanlar İslami usullerle defnedilemiyor. Budist yönetim Müslümanların kendilerine ait mezarlık oluşturmalarına ve dini cenaze töreni düzenlemelerine izin vermiyor. Şayet gömülen kişi Müslümansa, zaten kimliksiz statüde olduğu için, naşı Sayfa 21
22 gömüldüğü yerden çıkartılarak, gömülmedi ise direkt güvenlik güçleri tarafından naşına el konularak bilinmeyen bir yerde yakılıyor. Ülkedeki Müslümanların hukuki hakları ticari hayatta da oldukça kısıtlı. Her ne kadar bazı Müslüman tüccarlar varsa da, bu tüccarların yeni bir işyeri açabilmek için mutlaka bir Budist le ortak olmaları gerekiyor. Ortak olunacak Budist vatandaş ise hiçbir sermaye koymadan şirketin yüzde ellisine ortak olabiliyor. Yoksa Müslüman tüccarlar işyeri açma ruhsatı alamıyorlar. Ülkede Müslümanların hiçbir sosyal ve hukuki hakkı yok. Gerek devlet yetkilileri ve gerekse Budistler bir Müslüman a bir suç isnat ettiyse, o suç sabittir. Müslüman ın itiraz ya da kendini savunma hakkı yoktur. Polis veya askeri güçler istediği zaman ve istediği şekilde Müslümanların evlerine baskın düzenleyebilir. Bu baskınlardan dolayı hiçbir şekilde suçlu bulunamazlar. Güvenlik güçlerinin Müslümanlardan istediği rüşvet veya herhangi bir talebinin geri çevrilme hakkı yoktur. Eğer görevliye itiraz edilirse, itirazda bulunan Müslüman en az 4 yıl hapisle cezalandırılır. VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMA Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Deklarasyonu nun 15. Maddesi ne göre Hiç kimse vatandaşlık haklarından mahrum edilemez. Ancak, Arakanlı Müslümanlar 1982 de askeri cunta tarafından çıkarılan bir kanun ile yasadışı ilan edildiler. Yüzyıllardır bu toprakların sahipleri olan bu topluluğun bireylerinin vatandaşlık hakları ellerinden alındı. Çıkarılan yeni Vatandaşlık Kanunu ile ulusallar kategorisinin dışında bırakılarak kendi topraklarında yabancı unsur olarak gösterilen Rohingyalar, o günden bugüne kadar hâlâ vatandaş statüsüne sahip değiller; adeta yaşayan bir ölü gibi sayılmaktalar ve hiçbir temel vatandaşlık hakkına sahip olmamaktadırlar. Yine devlet kademelerinde bulunan Müslümanlar da, aynı kanun yoluyla görevlerinden alınarak yerlerine Budistler yerleştirildi. Bugün, barınma ve var olma mücadelesi veren Arakan Müslümanlarının tekrar vatandaşlık hakkı elde edebilmeleri için başta İslam ülkelerinin Myanmar devleti ile ilişkiye geçmesi ve bu konularda çalışma yapmaları sağlanmalıdır. Bu çalışmaların acilen yapılması gerekmektedir. Çünkü vatandaşlık hakkı olmayan Arakanlıların sahip oldukları mal ve arazilere Budist yağmacılar el koyuyor. Devlet destekli yerel milisler Rohingyalılara baskınlar yaparak onları evlerinden ve yurtlarından kovuyorlar. Bazılarını esir alıyorlar. Kendi tarlalarında adeta köle olarak parasız olarak çalıştırıyorlar. En ağır sağlıksız koşullarda köle Sayfa 22
23 olarak çalıştırılan Müslümanlar, bu durumu Myanmar devlet birimlerine bildirse dahi işlem yapılmıyor. Çünkü şikâyetçi olabilmeleri için kimlik kartı ve vatandaşlık hakkına sahip olmaları, yanı ülkede yaşıyor olduklarını yasal olarak ispatlayabilmeleri gerekiyor. Fakat Arakanlılar insan yerine koyulmuyorlar; Siz aslında yoksunuz, siz yaşamıyorsunuz! muamelesiyle karşılaşıyorlar. Haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan Rohingyalı Müslümanlardan bir daha haber alınamıyor. Ölüp ölmedikleri ve nerede tutuldukları öğrenilemiyor. Hüküm cezası giyen pek kişinin olmadığı ama gidenlerin bir daha da geri gelmediği ifade ediliyor. İşkence gören veya zindanlarda tutulan çok sayıdaki Müslüman ın kimlikleri ve sayıları hakkında Myanmar devleti bir açıklama yapmaktan ve beyanat vermekten kaçınıyor. SEYAHAT YASAĞI Rohingyalı Müslümanların Arakan dışında Myanmar ın başka bölgelerine, şehirlerine gitmesi kanunla yasaklanmış durumda. Ama aynı halkın Budist olan insanları istedikleri yere özgürce gidebilmektedir. Bir yere gidilecekse, resmî makamlardan özel izin alınması gerekiyor. Bunun için bir dilekçe yazmak ve seyahat gerekçesini bildirmek gerekiyor. Eğer ziyaret sebebi görevli resmî makam tarafından onaylanırsa, seyahate izin çıkıyor. Bu işlemin ise minimum 2 ya da 3 aylık bir vakit aldığı belirtiliyor. Ülkeden yurtdışına çıkış da oldukça zor. Rohingyalı Müslümanların yanı sıra başka Müslümanlara da yurtdışına çıkış için pasaport verilmiyor. Eğer komşu ülke Bangladeş e geçmek veya Hac ca gitmek istenirse, o durumlarda bir belge düzenleniyor. Ancak bu belge de ilgili memurun keyfine bağlı olarak geri dönüşte kabul edilmeyebiliyor ve ülkesine dönen Arakanlılar yurtlarına kabul edilmiyor. Suudi Arabistan daki mülteci nüfusun pek çoğunu bu şekilde mülteci konumuna düşürülen Arakanlı nüfus oluşturuluyor. Sayfa 23
24 EVLENME YASAĞI Müslümanların nüfuslarının artmasını engellemek ve tamamını ülkeden çıkarmak için her türlü yol ve yöntem Myanmar devleti tarafından uygulanıyor. Bunlardan bir tanesini de, evlenme yasağı oluşturuyor. Evlenecek kişilerin önceden resmî makamlardan izin almaları gerekiyor. Bu izin alma işi de bayağı bir çaba sarf etmeyi ve para harcamayı gerektiren bir prosedüre tâbi. Yapılacak resmî işlemler sırasında istenen evraklar ve gösterilen muamele adeta Müslümanların evlenmesini imkânsız kılmaktadır. Yetkililer, evlilik izni almak isteyen çiftlerden yüksek miktarda vergi almakta, bu vergiler 50 bin ila 300 bin Kyat (800 $ $ ) arasında değişmekte, evlenecek her kadın ve erkek tarafından ödenmek zorundadır. Bu verginin peşin ödenmesi gerekmektedir. Eğer peşin ödenmezse o zaman evlenmelerine izin verilmemektedir. Ancak vergiyi peşin ödeyenlerin dahi evlenme garantisi yoktur. Budist yetkili keyfi olarak evlenmeyi iptal edebilir. Bu durumda ödenen vergi de geri iade edilmemektedir. Ayrıca evlilik izni çıktıktan sonra en az 2 ya da 3 yıl beklemek gerekmektedir. Bu nedenle bazı çiftler evlenmek için kaçak olarak Bangladeş e gitmektedir. Ayrıca evlenecek çiftleri de muayene adı altında rezilce ve onur kırıcı uygulamalara tâbi tutmaktadırlar. ÇOCUK SAHİBİ OLMA HAKKI Myanmar devletinden yukarda bahsedilen şartlarda evlenme izni alan çiftler en fazla 2 çocuk sahibi olabilirler. 2 den fazla çocuk yapan hem çok ağır vergiye tabi tutuluyor, hem de evlenme izni iptal ediliyor. Ülkedeki kanunlara göre evlenme izni olmadan yaşamak yasak. Bu yasak daha çok Müslümanların yaşadığı bölgelerde uygulanıyor. Sadece Arakanlı Müslümanlar değil, ülkedeki diğer Müslüman gruplar da bu yasağa tâbi. Bunu kontrol etmek için de, her yıl tüm aile bireylerinin toplu halde çektirdikleri bir fotoğrafı devlet yetkililerine teslim etmeleri zorunlu kılınmış. Her ölen ve yeni doğan çocuk için devlete vergi verme zorunluluğu bulunuyor. Sayfa 24
25 DİĞER İHLALLER Ülkede Arakanlı Müslümanlar arasında yapılacak evlilikler ağır vergilere tâbi. Bunun yanı sıra, yine Müslümanlar, doğan ve ölen çocuklarının dışında sahip oldukları her türlü hayvan için de ağır vergiler ödemek zorundalar. Deli Dumrul gibi Müslümanların her adımından vergi alan Myanmar devleti, Müslümanların devlet hastanelerinden ve diğer devlet birimlerinden yararlanma hakkını da ortadan kaldırmış durumda. Hasta olan kişiler ancak özel hastanelere gidebilir. Dolayısı ile hastane yüzü görmeden hayatını kaybeden binlerce Müslüman bulunmaktadır. Hasta olma hakları bile ellerinden alınan Müslümanların araç sahibi olma hakları da yok. Müslümanlara araç ehliyeti verilmiyor. Ayrıca sabit telefon ya da cep telefonu alma hakları da yok. İnternet zaten Arakan eyaletinde bulunmuyor. Olsa da, o haktan ancak Budistler yararlanabiliyor. Müslümanların interneti kullanmaları kesinlikle yasak. Ülkenin diğer bölgelerine elektrik verilirken, Arakan bölgesine günlük sadece 4-5 saat elektrik veriliyor. GÖZLEMLER VE ÖNERİLER Daha önce değişik ülkelerde, değişik atmosferlerde mülteci kampları gördük ancak Bangladeş diğerlerine nazaran çok daha farklı ve Arakanlı Müslümanlar çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyorlar. Kamplarda iyileştirme yapılamıyor. Buna Bangladeş devleti izin vermiyor. Eğer bu kamplarda hayat şartları iyi olursa, o zaman Myanmar daki Arakanlı Müslümanların kendi yerlerini rahatlıkla bırakıp Bangladeş e gelecekleri düşünülüyor. Bu sebeple, Bangladeş yönetimi kampları yaşanmaz hale getiriyor ki, gelen geri dönsün ve yeni gelecek olanlar da buralara gelmesin. Bu mantık tartışılır ama Bangladeş kendince haklı olduğunu iddia ediyor. Daha önce, uluslararası yardım kuruluşlarından Müslim Aid in mülteciler için kurduğu hastane sebebiyle, mülteciler az da olsa sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyorlardı. Ancak Haziran 2012 de patlak veren son olaylar nedeniyle hastanenin faaliyetlerine son verildi. Çünkü Bangladeş devleti kendi topraklarına gelen Arakanlıların rahat ettiğini ve hizmet gördüğünü gören diğer mülteciler gelmesin, Arakan bölgesi boşalmasın diye böyle bir yola gittiğini açıkladı. Şu an kamplarda bulunan hastaların tedavileri hiçbir yerde yapılamıyor. Myanmar devleti Arakanlı Müslümanlara baskı uygulayarak Arakan eyaletini tamamen boşaltıp, o yerleri Budistlere bırakmak istiyor. Bu toprakların boşaltılmaması için mücadele edilmesi ve Myanmar devletine diplomasi yolu ile baskı yapılması gerekiyor. Sayfa 25
26 Kimlikleri ve tüm hakları ellerinden alınan azınlık durumundaki Arakanlı Müslümanların vatandaşlık haklarının geri iadesi ve el konulan mallarının geri alınması için mücadele verilmesi gerekiyor. Ama her şeyden önce bu insanların bu ülkenin bir parçası olduğunun altının çizilmesi, haklarının anayasal güvence altına alınması için ise Myanmar yönetimine uluslararası baskı yapılması gerekiyor. Kamplara ve mültecilere yönelik yapılacak yardımlar günübirlik değil kalıcı ve ileriye dönük olmalı. Arakanlı Müslümanlara yönelik meslek kursları açılmalı, erkekler yapabilecekleri mesleklere; kadınlar ise el becerilerini geliştirebilecekleri mesleklere yönlendirilmeli. Bölgede yapılacak yardımlar ve eğitim çalışmaları sadece mültecilere değil, aynı zamanda yoksulluğun pençesinde kıvranan Bangladeşli vatandaşlara yönelik de yapılmalı. Çünkü bölgeyi ve insanlarını bir bütün olarak ele almak gerekiyor. Belli bir zaman sonra aynı sıkıntılara Bangladeşli Müslümanların duçar olacağı çok açık. Şimdiden kalıcı çözümler üretmek gerekiyor. Yabancı bazı kuruluşları bu tür kamplardan olabildiğince uzak tutmak, mültecilerle yalnızca yönetici bazında görüşme yapmalarına izin vermek gerekiyor. Çünkü bu kuruluşlardan bazıları insanları kobay olarak kullanıyor, organlarını almak için faaliyet gösteriyor. Çocuk ve kadın ölümlerinin önüne hızla geçilmesi gerekiyor. Mülteciler şartları iyileşinceye kadar- fazla çocuk yapmamaya teşvik edilmeli. Kamplardaki koşulların daha yaşanabilir hale gelmesi için hijyene dikkat edilmesi ve kanal sularının yollarının çadır kentlerin dışına taşınması için gerekli alt ve üst yapı çalışmalarının süratle yapılması gerekiyor. Kamplarda eğitim, öğretim ve hastane hizmetlerinin sağlıklı verilebilmesi için Bangladeş yönetiminin gerekli izinleri vermesi, gıda, çadır, gıda dışı ihtiyaçlar, giyecek, temizlik ürünleri, temiz ve içilebilir su imkânları, sağlık ekipmanları, rehabilitasyon ve psikolojik danışmanlık imkânlarının sağlanmasının önü hızla açılmalı. 28 Nisan 1992 de, Arakanlı mültecilerin güvenli ve gönüllü bir şekilde anavatanlarına dönebilmeleri için Myanmar ile Bangladeş arasında BM aracılığıyla bir anlaşma imzalanmıştı, ancak gerekli tedbirler alınmadığı için anlaşma hiçbir zaman uygulanamadı. Bu ya da benzer bir anlaşmanın uygulanabilmesi için BM nin daha aktif bir rol üstlenmesi sağlanmalı. Sayfa 26
27 Myanmar daki Nobel Barış Ödülü sahibi aktivist Aung San Suu Kyi ile irtibata geçerek, Arakanlı Müslümanların mevcut sorunlarının giderilebilmesi için aktif bir rol üstlenmesi sağlanmalı. (Kyi nin büyük bir ihtimalle Myanmar ın gelecekteki başbakanı olacağı ifade ediliyor. Böyle bir isimle gerçekleştirilecek lobi faaliyetlerine ihtiyaç bulunmaktadır.) Kamplarda çok fazla miktarda gözleri kör olmuş insan gördük. Acaba Myanmar tarafında kimsayal ilaç ya da silah mı kullanılıyor? Veya bazı kişiler bu insanların üzerinde değişik ilaçlar mı deniyor? Bunun araştırılması ve sonuçlarının uluslararası kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. MYANMAR DAKİ TÜRK ŞEHİTLİĞİ Myanmar da yıllardan beri Arakanlı Müslümanlara yönelik süregelen baskı, zulüm ve katliamlar ile hak ihlallerinin yanı sıra bizi ilgilendiren en önemli bir tarihî vakıaya şahitlik etmiş bulunuyoruz. Burada, yakın tarihimizin çok bilinmeyen bir gerçeğine kısaca ışık tutmak istiyoruz. Tarihte hiç savaşmadığımız, hatta sınır komşumuz dahi olmayan Myanmar da Osmanlı askerlerine ait mezarları bulunuyor. Thayet Myo Türk Şehitliği" olarak bilinen mezarlığın hikâyesi kısaca şöyle: Osmanlı ordusundaki Türk askerlerinin bir kısmı, Birinci Dünya Savaşı nda İngilizlere esir düştü. O dönemde İngiltere'nin bir sömürgesi olan Burma'ya getirilen bin dolayındaki Türk askeri, burada yol, demiryolu, köprü ve suni göl yapımında zorla işçi olarak çalıştırıldı. Başkent Yangon ile Thayet şehirleri arasındaki 300 millik (yaklaşık 483 kilometre) demiryolu esir düşen Osmanlı askerlerimiz tarafından yapıldı. Zor çalışma şartlarına dayanamayan yaklaşık 2 bin Türk askeri, hattın son durağı olan Thayet kampında şehit düştü. Bu kampta bulunan Osmanlı askerlerinin hepsi aynı mezarlığa defnedildi. Ayrıca, bu hat boyunca Türk askerlerinin yattığı başka mezarların olduğu da belirtilmektedir. Bunlardan bazıları, o dönemde Meiktila, Munklon ve Şivebo gibi adlarla kurulan kamplardaki mezarlıklardır. Bugün halen ayakta olan ama zorlukla okunabilen bu Şehitlik in kitabesinde, Birinci Dünya Savaş'ında Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz orduları Sayfa 27
28 arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere esir düşerek Burma'ya getirilen ve burada şehit düşen aziz Türk askerlerinin anısına. ifadesi yer almaktadır. Dönemin kayıtları incelendiğinde, Osmanlı Hükümeti nin, Basra da İngilizlere esir düşen Türk birliklerinden haftalarca haber alamadığı ve askerlerin nerede olduklarını, asker ailelerine Burma dan yollanan ve üzerinde POW - Prisoner of War yani Savaş Esiri damgası bulunan mektuplar sayesinde öğrenilebildiğini görüyoruz. Myanmar daki Osmanlı mezarlıkları hakkında ilk bilginin, 1961 yılında Yeni Delhi (Hindistan) Büyükelçiliği nden geldiğini öğreniyoruz. O dönemdeki adı "Birmanya" olan ülkeyi ziyaret eden Türkiye Büyükelçisi, Ankara ya Thayet Myo ve Mekthla da Türk askerlerine ait mezarlıklar bulunduğunu bildirmiş. Myanmar halkının büyük çoğunluğu Budist. Ülkede az sayıda bulunan Müslümanların liderleri, 1982 yılında Dakka Büyükelçiliği ne sadece Thayet Myo da 800 kadar Türk şehit mezarının olduğunu bildirmişler. Yeni Delhi Büyükelçiliği ise yıllar önce uzun uğraşlar sonucu Türk askerlerine ait olduğu kesinlik kazanmış 221 mezar taşı tespit etmiş. Yine aynı Büyükelçilik, Mekthla da 760 kabir bulunduğu, ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz ve Japon askerleri arasındaki çatışmalarda mezarların çoğunun tahrip edildiği bilgisine ulaşmış. Büyükelçilik, Shewoba da 100, Aungban da 20 Türk askerinin yattığını belirlemiş. Kyautse deki Müslüman mezarlığında ise Yusuf Efendi isimli şehit bir Türk subayın yattığı belirlenmiş. Mezarlıkların bulunduğu bölge şimdilerde tarım arazisi olarak kullanılıyor, mezar taşlarının sürekli eksildiği kaydediliyor. Mezar taşları yerlerinden sökülmekle birlikte, mezarlığı çevreleyen taş sınırın ve mezar taşlarının tropik iklimde yetişen yoğun bitki örtüsü altında okunamaması ve gittikçe korozyona uğraması sonucunda ileriki yıllarda tamamen kaybolması tehlikesi söz konusu. Bu sebeple, bu mezarlıkların onarımının derhal yapılsı gerekiyor. Türk Dışişleri Bakanlığı nın Myanmar Hükümeti nezdinde gerçekleştirdiği yoğun diplomasi sonucu gerekli restorasyon iznini alması son derece sevindirici ve umut vericidir. Bölgede detaylı bir araştırma yapılarak, bilinenlerin dışında başka yerlerde de Türk şehitlerinin olup olmadığı araştırılmalı ve bulunan yerlere kalıcı Şehitlik Abideleri nin ivedilikle dikilmesi aziz Türk şehitlerine ülke olarak insani ve vicdani bir sorumluluk ve görevimizdir. Sayfa 28
Temmuz Ayı Tekstil Gündemi
Temmuz Ayı Tekstil Gündemi 05.08.2016 Temmuz Ayı Tekstil Gündemi «Bangladeş de 5 yeni denim firması kuruluyor» «Etiyopya devasa endüstriyel tekstil parkı açacak» «Hindistan, İran tekstil pazarını keşfediyor»
İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI ARALIK AYI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU ARALIK 2012
İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI ARALIK AYI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 01 31 ARALIK 2012 M. SEZGİN TANRIKULU CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İSTANBUL MİLLETVEKİLİ GİRİŞ: Bugün 10 Aralık İnsan Hakları
Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi
Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi 1990 yılında Latin Amerika'nın ada ülkesinde bir grup Müslüman ülkedeki yönetimi ele geçirmek için silahlı darbe girişiminde bulunmuştu.
TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER
TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER Merve Nur Bulut, Kübra Sezgin www.improkul.impr.org.tr facebook.com/improkul @improkul [email protected] SURİYE KRİZİ VE TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER 2011
İLTİCA HAKKI NEDİR? 13 Ağustos 1993 tarihli Fransız Ana yasa mahkemesinin kararı uyarınca iltica hakkinin anayasal değeri su şekilde açıklanmıştır:
İLTİCA HAKKI NEDİR? 27 Ekim 1946 tarihli Fransız Ana yasasının önsözü uyarınca özgürlük uğruna yaptığı hareket sebebiyle zulme uğrayan her kişi Cumhuriyet in sınırlarında iltica hakkına başvurabilir. 13
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 1 MAYIS 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ETKİNLİĞİ SANATSAL ETKİNLİKLER
9TOPLUMSAL ETKİNLİKLER 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 1 MAYIS 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ETKİNLİĞİ SANATSAL ETKİNLİKLER 11111 260 01 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 11111 262 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR
Devrim Öncesinde Yemen
Yemen Devrimi Devrim Öncesinde Yemen Kuzey de Zeydiliğe mensup Husiler hiçbir zaman Yemen içinde entegre olamaması Yemen bütünlüğü için ciddi bir sorun olmuştur. Buna ilaveten 2009 yılında El-Kaide örgütünün
2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU
2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 1 Av.Dr. M. SEZGİN TANRIKULU İSTANBUL MİLLETVEKİLİ GİRİŞ 2015 yılı Ağustos ayından itibaren tekrar başlayan çatışmalar Türkiye tarihinde eşi az görülmüş bir yıkıma, sayısız
Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri
Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.
Değerli S. Arabistan Cidde Uluslararası Türk Okulu
Uzun yıllar boyunca baskıcı rejimler ve zorba yönetimlere sahne olan çift başlı kartalların ülkesi Arnavutluk, şimdi yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Özellikle dini ve kültürel açıdan büyük bir yıkımın
Arakanlı Şeyh Ebu Şemma Arakan ı anlattı
On5yirmi5.com Arakanlı Şeyh Ebu Şemma Arakan ı anlattı Arakanlı Müslüman topluluğun lideri Arakanlı Şeyh Ebu Eş Şemma bin Abdulmecid bin Muhammed Arakan'ı anlattı. Yayın Tarihi : 24 Temmuz 2012 Salı (oluşturma
ihh ArAKAn FAALİYET RAPORU AĞUSTOS 2012
ihh ArAKAn FAALİYET RAPORU AĞUSTOS 2012 İHH ArA k A n FAAlİyet raporu AĞUSTOS 2012 1 BÖLGE HAKKINDA GENEL BİLGİ Arakan da hâlihazırda yaşanan olaylar 28 Mayıs ta Ramri kasabasında Budist Rakhine bir kadının
ABD'nin iki seçeneği kaldı: Ya gücünü artır ya da Taliban'a göz yum
ABD'nin iki seçeneği kaldı: Ya gücünü artır ya da Taliban'a göz yum Kunduz'da yaşanan savaş ABD için iki seçeneği ortaya çıkardı; ya işgal güçlerini artıracak yada Taliban'ın ilerleyişine göz yummak zorunda
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA. Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi. Değerli Basın Mensupları,
07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi Değerli Basın Mensupları, Uluslararası Adalet ve Hürriyet Derneği`nin, 2015 Yılı İsrail tarafından
Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014
Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana
SAĞLIK TARAMA RAPORU
SAĞLIK TARAMA RAPORU Sağlık, sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil kişinin bedenen ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, sadece hastalıklardan
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ 07.11.2013 Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,
İÇİNDEKİLER EDİTÖR NOTU... İİİ YAZAR LİSTESİ... Xİ
İÇİNDEKİLER EDİTÖR NOTU... İİİ YAZAR LİSTESİ... Xİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ NİN SURİYE KRİZİNDEKİ TUTUMU... 1 Giriş... 1 1. BM Organı Güvenlik Konseyi nin Temel İşlevi ve Karar Alma Sorunu...
YABANCILAR ve ULUSLARARASI KORUMA KANUNU. Yayım tarihi: 11 Nisan 2013 Yürürlük tarihi: 11 Nisan 2014
YABANCILAR ve ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Yayım tarihi: 11 Nisan 2013 Yürürlük tarihi: 11 Nisan 2014 Diğer Mevzuat - Değiştirilen Hükümler 1950 tarihli 5682 sayılı Pasaport Kanun 2/7/1964 tarihli 492 sayılı
İnsanların, sadece insan olması nedeniyle sahip oldukları devredilemez ve vazgeçilemez haklardır.
İNSAN HAKLARI İNSAN HAKLARI İnsanların, sadece insan olması nedeniyle sahip oldukları devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Bu haklara herhangi bir şart veya statüye bağlı olmadan doğuştan sahip oluruz
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ Haklarımız, Özgürlüklerimiz 15 temel maddeyi içeren T-şörtler Haklarımız, Özgürlüklerimiz Madde 2 Yaşama hakkı İnsan hakları herkese aittir: her erkeğe, kadına ve çocuğa
Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı
DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,
KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ
KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADINLARA DESTEK MEKANİZMALARI ONLİNE KİTAPÇIĞI Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Gençlik Topluluğu 2015-2016 İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Kadın Dostu Akdeniz Projesi 3. Projenin
TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 2. KAMUDA ÇALIŞAN MÜHENDİS, MİMAR VE VE ŞEHİR PLANCILARININ ÜCRETLERİ VE ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİ, EMEKLİLERİN KOŞULLARI İNSANCA YAŞAM DÜZEYİNE ÇEKİLMELİDİR! TMMOB Maden
SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP
SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.
ULUSLARARASI FİLİSTİN ZİRVESİ 2018
VİZYON BELGESİ ULUSLARARASI FİLİSTİN ZİRVESİ 2018 Filistin de İsrail Yerleşimi ve Batı Şeria Duvarı ( 13-14 Eylül 2018, İstanbul ) Batı Şeria da İsrail yerleşimi günden güne genişlemekte olup daha önce
B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ
MYANMAR ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ 2 I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı Yönetim Şekli Coğrafi Konumu : Myanmar Birliği Cumhuriyeti : Cumhuriyet : Güneydoğu Asya ülkesi olan
MEDRESE VE İSLAM KÜLTÜR MERKEZİ İNŞA PROJESİ- VİETNAM
MEDRESE VE İSLAM KÜLTÜR MERKEZİ İNŞA PROJESİ- VİETNAM İHH Projeler Birimi ARALIK 2013 PROJENİN KONUSU Bu proje, Vietnam ın Hochiminh City bölgesinde 639,98 metrekare büyüklüğünde 3 katlı bir Medrese ve
KARDEŞ ÜLKE PAKİSTAN PAKİSTAN TEFRİŞAT PROJELERİ İPEKYOLU ASYA LAHOR KUR AN KURSU YENİ BİNAMIZ
KARDEŞ ÜLKE PAKİSTAN PAKİSTAN TEFRİŞAT PROJELERİ İPEKYOLU ASYA LAHOR KUR AN KURSU YENİ BİNAMIZ 11.12.2015 PAKİSTAN DAKİ KUR AN KURSLARIMIZ Derneğimiz Pakistan'ın eğitim alanında tanınmış Süleymaniye ICC
Dünya Mültecileri Hakkında Anahtar İstatistikler
Dünya Mültecileri Hakkında Anahtar İstatistikler Avrupa ve ABD'ye göç eden mülteciler nüfusu nasıl etkiledi? Avrupalıların, AB politikalarına bakışı nasıl? ABD halkının mültecilere bakışı nasıl? 29.06.2016
İkrime Sabri: Mescidi Aksa nın. Bir Karışından Bile Taviz Vermeyiz
İkrime Sabri: Mescidi Aksa nın Bir Karışından Bile Taviz Vermeyiz Mescidi Aksa hatibi Şeyh İkrime Sabri, Filistinlilerin Mescidi Aksa daki haklarına bağlı olduklarını, bunun bir karışından bile taviz vermeyeceklerini
Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Mücadeleye İlİşkİn. Sözleşmesi. İstanbul. Sözleşmesİ. Korkudan uzak Şİddetten uzak
Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Önlenmesİ ve Bunlarla Mücadeleye İlİşkİn Avrupa Konseyİ Sözleşmesİ İstanbul Sözleşmesi Korkudan uzak Şİddetten uzak BU SÖZLEŞMENİN AMACI Avrupa Konseyi nin, kadınlara
2016 YILI İLK 6 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2016 YILI İLK 6 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İ RAPORU -BİLANÇO- 21 TEMMUZ 2016 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ YAŞAM HAKKI İ ÖLÜ YARALI YARGISIZ İNFAZ (Keyfi Öldürme,
2 Kasım 2011. Sayın Bakan,
SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:[email protected],[email protected] 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1
AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ
AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:
Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.
İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan
Özet Rapor. Kürt Öz Yönetim Güçleri Tarafından Gerçekleştirilen Tutuklama Sayıları ve Zorla Kaybolma Vakalarındaki Artış. Pazartesi, Şubat 18, 2019
Özet Rapor Kürt Öz Yönetim Güçleri Tarafından Gerçekleştirilen Tutuklama Sayıları ve Zorla Kaybolma Vakalarındaki Artış Pazartesi, Şubat 18, 2019 1 Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) Haziran 2011 de kurulmuş
ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ
ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ Hazırlayanlar: Habib Hürmüzlü, ORSAM Danışmanı / Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı / Temmuz - Ağustos 2013 - Sayı: 27 15 Temmuz 2013: Tuzhurmatu olaylarının araştırılması
Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015
Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü
TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1
( STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Suudi Arabistan İlişkileri: Kapasite İnşası ( 2016, İstanbul - Riyad ) Türkiye 75 milyonluk nüfusu,
Afganistan'da Afyon Üretimi Dosyası (İnfografik)
Afganistan'da Afyon Üretimi Dosyası (İnfografik) Uzun yıllar süren iç savaşlar ve dış müdahaleler sonucu istikrarsızlaşan Afganistan, dünya afyon üretiminin yaklaşık olarak yüzde 90'ını karşılıyor. 28.04.2016
Filistin Sahnesinde Faal Olan Gruplara Karşı Filistin Halkının Tutumu (Anket)
Kamuoyu Yoklaması Filistin Sahnesinde Faal Olan Gruplara Karşı Filistin Halkının Tutumu (Anket) Vizyon Siyasi Kalkınma Merkezi Vizyon Siyasi Kalkınma Merkezi 2017 1 Filistin Sahnesinde Faal Olan Gruplara
EFA 2009 Küresel İzleme Raporu. Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim. EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar
EFA 2009 Küresel İzleme Raporu Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar EFA 2009 Raporu na göre; iyi bir yönetişim ile okula kayıt oranları artabilir,
İşsiz Kapıcılara AB Parasıyla Boya Badana Kursu Verilecek 26 Ocak 2005 Büyükşehirlerde doğalgazın yaygınlaşmasıyla apartmanların ısınma sorununun ortadan kalkması sonucu işinden olan kapıcı sayısı hızla
15 Ekim 2014 Genel Merkez
ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri
BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi
2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI
SU KANALI PROJESİ - ETİYOPYA
SU KANALI PROJESİ - ETİYOPYA İHH Projeler Birimi PROJENİN KONUSU Bu proje, Etiyopya nın Bale bölgesine bağlı olan Selke Deyu köyünün kuruluşundan bu yana temiz su ihtiyacını karşılayamamasından dolayı
ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ
209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.
SURİYELİ GÖÇMENLER ULUSLARASI ARAŞTIRMA PROJESİ: KİLİS ÖRNEĞİ
SURİYELİ GÖÇMENLER ULUSLARASI ARAŞTIRMA PROJESİ: KİLİS ÖRNEĞİ Mart 016 Proje Ekibi 1 Veri Toplama Süreci ve Yöntemi Araştırma için veriler 1 Mart 016 7 Mart 016 tarihleri arasında Kilis ilinde Arapça Çevirmen
GÖÇÜN GETİRDİĞİ SORUNLAR VE GÖÇ SONRASI TÜRKİYE
GÖÇÜN GETİRDİĞİ SORUNLAR VE GÖÇ SONRASI TÜRKİYE Vicdan KÖKSALDI MOTOR Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD, HATAY Göçmen- Mülteci- Sığınmacı- İltica
SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi
SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,
Göç ve Tüberküloz. Haluk C.Çalışır Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi
Göç ve Tüberküloz Haluk C.Çalışır Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Plan Göç / sığınma boyut Tanımlar Göçmen sağlığı genel Tüberküloz Türkiye/Suriye/Irak Sonuç Dünya genelinde tahmini göçmen sayısı:
Altın Ayarlı İslâmi Finans
Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ -AÇIKLAMA- Bu raporda yer alan veriler ve verilere
HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR
BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı
Beyin Gücünden Beyin Göçüne...
On5yirmi5.com Beyin Gücünden Beyin Göçüne... Beyin göçü, yıllardır pek çok ülkenin kan kaybı... Peki gençler neden ülkelerini tekederler? Hangi sebepler ülkelerin beyin gücünü kaybetmesine sebep olur?
Türkiye nin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Karnesi
Türkiye nin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Karnesi Özet Türkiye nin ILO Karnesi Zayıf! 31 Mayıs 2016, İstanbul Türkiye ILO lerini En Çok İhlal Eden Ülkelerden Uluslararası Çalışma Örgütü nün (ILO) 105.
Akçakale Sınırından Türkiye ye Sığınmacı Geçişi Gözlem Raporu. (16 Haziran 2015)
17.06.2015 Akçakale Sınırından Türkiye ye Sığınmacı Geçişi Gözlem Raporu (16 Haziran 2015) Necatibey Caddesi No:82 Kat:6 Daire:11/12 Demirtepe/Ankara Tel:+90 (312) 230 35 67-68-69 Fax:+90 (312) 230 17
Trans Olmak Suç Değildir!
Trans Olmak Suç Değildir! Anayasa ya göre herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet organları
TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı
RAMAZAN 2013 KENYA TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı Güneyinde Tanzanya, batısında Uganda, kuzeybatısında Sudan, kuzeyinde Etiyopya ve doğusunda Somali olan bir doğu Afrika ülkesidir. Hint Okyanusu na kıyısı
NEDEN. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem
NEDEN Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem YERLi VE MiLLi BiR SiSTEM Türkiye, artık daha büyük. Dünyada söz söyleyen ülkeler arasında. Milletinin refahını artırmaya başladı. Dünyanın en büyük altyapı
Alipour ve Hosseinzadgan / Türkiye. (6909/08, 12792/08 ve 28960/08) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI
Alipour ve Hosseinzadgan / Türkiye (6909/08, 12792/08 ve 28960/08) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI Aşağıdaki metin kararın resmi olmayan özetidir. Alipour dosyası Veteriner olan Başvuru sahibi 1999
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
2016 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2016 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO- 19 EKİM 2016 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ YAŞAM HAKKI İHLALLERİ ÖLÜ YARALI YARGISIZ İNFAZ (Keyfi
İsyanım. Suskunluğumda. Şiddetin. Başucumda ŞİDDET VERİLERİ
İsyanım Suskunluğumda Şiddetin Başucumda... 2014-2015 ŞİDDET VERİLERİ "Erkek şiddeti çetelesi"nden ne murat ettiğimize gelince: umarız çetelemiz kadın katline, fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete karşı
İç Savaş Suriye Ekonomisini Nasıl Etkiledi?
İç Savaş Suriye Ekonomisini Nasıl Etkiledi? Suriye ekonomisi, ülkedeki çatışmaların başladığı 2011 yılından bu yana yaklaşık yüzde 60 oranında küçüldü. 24.02.2016 / 15:25 Mark Lobel / BBC Orta Doğu Ekonomi
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 6 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO-
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 6 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO- 21 TEMMUZ 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ -AÇIKLAMA- Bu raporda yer alan veriler ve verilere
Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015
Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür
İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK
İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için
AYRIMCILIK ve NEFRET SUÇU
Mültecilerle Dayanışma Derneği Uğur Mahallesi 848 Sokak No:16 Konak - İzmir 0 232 483 54 21 / 0 549 483 54 21 / 0 549 483 54 22 0 232 483 54 21 [email protected] www.multeci.org.tr Bu broşür, ECHO (AB
İNSAN HAKLARI ARAŞTIRMASI
İNSAN HAKLARI ARAŞTIRMASI YOUTHOPIA PROJESİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI (N=403, Gazimağusa Gençler) Hazırlayan: Lipa Consultancy Kasım 2014 Araştırma Raporunun Sahibi Youthobia Projesi dolayısı ile MAGEM ve Youth
BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator
BURUNDİ Burundi, Orta Afrika'da, Büyük Göller bölgesinde yer alan küçük bir ülkedir. Tanzanya, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator
ARAKAN RAPORU EYLÜL 2012
ARAKAN RAPORU EYLÜL 2012 2 ARAKAN RAPORU Büyük Karaman Caddesi Taylasan Sk. No.3 Fatih - İstanbul - Türkiye ARAKAN RAPORU 1 Giriş Bu rapor, Haziran 2012 de Arakan da başlayan şiddet olaylarını, olayların
Mülteci topluluklarından herhangi birinde, evlerinden uzaklaşmış olan insanların yaklaşık yüzde ellisini kadınlar ve kız çocukları oluşturmaktadır.
Mülteci kadınların özel bir durum yaşadıklarını söylemek mümkün görünmektedir. Mülteci ve sığınmacı kadınlar, kadınlar açısından geçerli tüm göç nedenlerine ek olarak daha farklı nedenler yüzünden de göç
ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM
AVRUPA TERÖRLE MÜCADELEDE SAFLARI SIKILAŞTIRIYOR: ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM 62 EKONOMİK FORUM Melih ÖZSÖZ İKV Genel Sekreter Yardımcısı Son zamanlarda AB gündeminde yaşanan terör olaylarına
Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya
Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki
Körfez'in petrol zengini ülkesi: Kuveyt
Körfez'in petrol zengini ülkesi: Kuveyt Kuveyt, dünyada bilinen ham petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 10 una sahip ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliğinin (OPEC) 5. büyük petrol üreticisi konumunda.
ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2
ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi
2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO- 23 OCAK 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ YAŞAM HAKKI İHLALLERİ ÖLÜ YARALI YARGISIZ İNFAZ (Keyfi Öldürme,
Kadınlar kimsenin namusu değildir
Kadınlar kimsenin namusu değildir Son dönemlerde medyada namus cinayetlerine sıkça rastlanmaya başlandı. Kadınlarımız vahşice öldürüldü. Bu tür insan hakları ihlallerinin yapıldığı olaylar karşısında sessiz
KFAR KAMA -AA- İsrail'in kuzeyinde, Aşağı Celile bölgesindeki köylerden biri olan Kfar Kama'da (Kama Köyü) 3 bin Çerkes yaşıyor.
KFAR KAMA -AA- İsrail'in kuzeyinde, Aşağı Celile bölgesindeki köylerden biri olan Kfar Kama'da (Kama Köyü) 3 bin Çerkes yaşıyor. Çerkes adetlerinin geçerli olduğu ve Çerkescenin konuşulduğu köyde, Türkiye'den
Kafiristan nasıl Nuristan oldu?
Kafiristan nasıl Nuristan oldu? Afganistan'ın doğusunda Nuristan olarak anılan bölgenin Kafiristan geçmişi ve İslam diniyle tanışmasının hikayesi hayli ilginç. 10.07.2017 / 13:21 Hindikuş Dağları'nın güneydoğusunda
Riksgränsen deki mültecilerin hepsi İsveç e sığınma başvurusu yapmış. Ancak çoğu,
Kutup Mültecileri Kutup bölgesine yerleşen mülteciler hayatlarında ilk kez kar görüyor ve güneşin ortaya çıkmadığı günlerde namaz saatlerini nasıl saptayacaklarını keşfediyor. 31.05.2016 / 15:10 Kutup
kimdir? Nazif Kerem GÖZENER ÖZGEÇMİŞ
ÖZGEÇMİŞ kimdir? 21 Nisan 1971 de Malatya nın Arapgir ilçesinde dünyaya geldim. Maliyeci bir baba ve öğretmen bir annenin ilk çocuklarıyım. Memur bir ailenin çocuğu olduğum için, eğitim hayatıma, Malatya
İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU
18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran
İslam Dünyasından Darbe Girişimine Tepkiler
İslam Dünyasından Darbe Girişimine Tepkiler Dünya üzerindeki birçok İslami kurum, kuruluş ve şahsiyetler Türkiye'de yaşanan darbe girişimi hakkında mesajlar yayımladı. 16.07.2016 / 22:09 15 Temmuz gecesi
Cumhuriyet Halk Partisi
1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı
Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi
Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Irkçılık hepimizi ilgilendiriyor Ev yok, iş teklifi yok, sokakta hakaretler: Ayrımcılıkla ırkçılığın birçok
İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği ortak sınavlara ilişkin, "Sınav sonuçlarını, ocak ayının ilk haftası, hatta şunu söyleyebilirim, 2 Ocak Cuma 18.00'de
Suriye'den Mekke'ye: Suriyeli üç hacı adayının hikâyesi
Suriye'den Mekke'ye: Suriyeli üç hacı adayının hikâyesi Savaşın başından bu yana yedinci hac dönemi yaklaşırken hac ibadetini yerine getirmeyi çok isteyen, farklı şehirlerde yaşayan üç Suriyelinin hikayesi.
İÇİMİZDEKİ KOMŞU SURİYE
İÇİMİZDEKİ KOMŞU SURİYE Yazar: Dr. A. Oğuz ÇELİKKOL İSTANBUL 2015 YAYINLARI Yazar: Dr. A. Oğuz ÇELİKKOL Kapak ve Dizgi: Sertaç DURMAZ ISBN: 978-605-9963-09-1 Mecidiyeköy Yolu Caddesi (Trump Towers Yanı)
Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti
Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013
OECD 2013 EĞİTİM GÖSTERGELERİ RAPORU: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN (4) Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 5 Ocak 2014 Geçtiğimiz üç hafta boyunca 2013 OECD Eğitim Göstergeleri
ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ
BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek
