BİLGE ADAMLAR KURULU RAPORU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BİLGE ADAMLAR KURULU RAPORU"

Transkript

1 BİLGE ADAMLAR KURULU RAPORU RAPOR NO: 58 HAZİRAN 2013

2 BİLGESAM YAYINLARI RAPOR NO: 58 Kütüphane Katalog Bilgileri: Yayın Adı: Türk-Rus İlişkileri Yazar: Doç. Dr. Fatih ÖZBAY ISBN: Sayfa Sayısı: 0 Yayına Hazırlayan: Orhan DEDE Grafik Tasarım: Sertaç DURMAZ Baskı & Cilt: Ecem Basın Yayın Reklamcılık Hadımköy Yolu Mahallesi, San. 1 Bulvarı 169. Sokak No:3 Büyükçekmece-İSTANBUL Tel: Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Wise Men Center For Strategic Studies Mecidiyeköy Yolu Caddesi No:10 Celil Ağa İş Merkezi Kat:9 Daire:36 Mecidiyeköy / İstanbul / Türkiye Tel: Faks: [email protected] YAYINLARI Atatürk Bulvarı Havuzlu Sok. No:4/6 A.Ayrancı / Çankaya / Ankara / Türkiye Tel : Faks: Copyright BİLGESAM 2013 Bu yayının tüm hakları saklıdır. Yayın Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi nin izni olmadan elektronik veya mekanik yollarla çoğaltılamaz.

3 BİLGE ADAMLAR KURULU Başkan Salim DERVİŞOĞLU (E. Oramiral) Başkan Yardımcıları İlter TÜRKMEN (E. Bakan/Büyükelçi) Sami SELÇUK (Prof. Dr. / Yargıtay Onursal Başkanı) Kurul Üyeleri Kutlu AKTAŞ (E. Bakan/Vali) Özdem SANBERK (E. Büyükelçi) Sönmez KÖKSAL (E. Büyükelçi) Güner ÖZTEK (E. Büyükelçi) Necdet Yılmaz TİMUR (E. Orgeneral) Oktar ATAMAN (E. Orgeneral) Sabahattin ERGİN (E. Koramiral) Nur VERGİN (Prof. Dr.) Orhan GÜVENEN (Prof. Dr.) Ali KARAOSMANOĞLU (Prof. Dr.) İlter TURAN (Prof. Dr.) Çelik KURTOĞLU (Prof. Dr.) Ersin ONULDURAN (Prof. Dr.)

4 2. Körfez Savaşı nın 10. Yılında Irak SUNUŞ Türk-Rus ilişkilerinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Uluslararası politika bağlamında büyük önem taşıyan bu ilişkiler Asya ve Avrupa kıtalarında yaşayan milyonlarca insanın kaderini sürekli etkilemiştir. Uzmanlar Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik ilişkilerin 1492 yılında başladığını belirtmektedirler yılı itibariyle Türk-Rus ilişkilerinin tarihi 520. yılını doldurmuş durumdadır. Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında 1992 yılında başlayan ilişkiler ise 20 yılı geride bırakmıştır. Soğuk savaşın bitimiyle uluslararası ilişkilerde köklü değişiklikler yaşanmış, daha önce geçerli olan jeopolitik değerlendirme ve görüşler değişime uğramıştır ların başında yaşanan tarihsel olayların ve gelişmelerin etkisiyle uluslararası ilişkilerin temel parametreleri değişime uğramıştır. Bu sayede birçok ülke gerek iç gerekse de dış politikada kendilerini kısıtlayan yükümlülüklerden kurtularak, bağımsız hareket etme olanağına kavuşmuşlardır. Yapısal nitelikli bu değişim birçok ülkenin yanı sıra, Rusya ve Türkiye nin de dış politikalarının yeniden şekillenmesine yol açmıştır. Bunun sonucunda, daha önce geçerli olan jeopolitik değerlendirme ve görüşler değişime uğramış, iki ülke ilişkilerinde onlarca yıldır ulaşılmış sonuçlar ortadan kalkmıştır. Oluşmakta olan yeni koşullar ikili ilişkilerin şekillendirilmesine yönelik yeni yaklaşımların ortaya konmasını zorunlu kılmıştır. İki ülke arasındaki ilişkiler bu değişimden nasibini almış ve neticede iki tarafı da tatmin edecek işbirliği şekillerinin araştırılması, yeni ilkelerin belirlenmesi ve bunların iki tarafında yararına hayata geçirilmesi aşamasına girilmiştir. Günümüzde Türk-Rus ilişkileri bir taraftan tarihte görülmedik derecede yakınlaşma dönemleri yaşarken, diğer taraftan bazı meydan okumalar ve sınamalarla da karşı karşıya kalmıştır. Söz konusu değişimler ilişkilerin yeniden ele alınmasını gerektiren bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler sadece kendileri açısından değil, bölgede geniş çaplı ilişki içerisinde oldukları diğer ülkeler için de çok önemlidir. Barışın tesisi ve korunması açısından, tarihi, etnik ve kültürel bağlar ile coğrafik konumlarından dolayı Türkiye ve Rusya bölgede istikrar ve verimli işbirliği açısından çok önemli bir yer tutmaktadırlar. İki ülke arasındaki ilişkiler, ister istemez bölgede bulunan diğer ülkeleri uzun dönemde doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Bu yüzden, ilişkilerin yakın geçmişi, günümüzdeki durumu ve gelecekte alabileceği muhtemel yön sadece kendileri açısından değil diğer ülkeler için de çok önemlidir. Elinizdeki rapor yukarıdaki amaca binaen iki ülke ilişkilerinin durumunu ortaya koyma ve genel bir resim çizme adına hazırlanmıştır. Raporun karar mercilerine, akademisyenlere, Türk-Rus ilişkileri konusunda çalışanlara, ilgili kurum, kuruluş ve kişilere faydalı olmasını umuyorum. Raporu hazırlayan Doç.Dr. Fatih Özbay a, rapora değerli görüş ve önerileriyle katkı sağlayan başta (E) Oramiral Salim Dervişoğlu olmak üzere Bilge Adamlar Kurulu üyelerine ve raporun elinizdeki hale gelmesinde emeği bulunan tüm BİLGE- SAM çalışanlarına teşekkür ederim. Doç. Dr. Atilla SANDIKLI BİLGESAM Başkanı

5

6 TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ YÖNETİCİ ÖZETİ Soğuk savaşın bitimiyle uluslararası ilişkilerde köklü değişiklikler yaşanmış, daha önce geçerli olan jeopolitik değerlendirme ve görüşler değişime uğramıştır. Yapısal nitelikli bu değişim birçok ülkenin yanı sıra, Rusya ve Türkiye nin de dış politikalarının yeniden şekillenmesine yol açmıştır. İki ülke arasındaki ilişkiler bu değişimden nasibini almış ve neticede iki tarafı da tatmin edecek işbirliği şekillerinin araştırılması ve bu alanda yeni ilkelerin belirlenmesi aşamasına girilmiştir. Bunun sonucunda, daha önce geçerli olan jeopolitik değerlendirme ve görüşler değişime uğramış, iki ülke ilişkilerinde onlarca yıldır ulaşılmış sonuçlar SSCB nin dağılmasıyla ortadan kalkmıştır. Oluşmakta olan yeni koşullar ikili ilişkilerin şekillendirilmesine yönelik yeni yaklaşımların ortaya konmasını zorunlu kılmıştır. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD nin yanı sıra Rusya, Çin, Hindistan, AB gibi diğer aktörler de uluslararası sistemde etkin rol oynamaya başladılar ve küresel/bölgesel anlamda ABD nin rakipleri durumuna geldiler. Kısacası dünya çok kutuplu bir yöne gitmeye başladı ve dünyanın jeoekonomik, jeopolitik ve jeostratejik ağırlık merkezi Avrupa-Atlantik bölgesinden Asya-Pasifik yönüne kaymaya başladı. Güç ekseninin Batıdan Doğuya doğru kayması şeklinde özetleyebileceğimiz bu dönemde jeopolitik mücadelenin hammadde ve enerji kaynaklarınca zengin olan Afrika-Avrasya ekseni üzerinde yoğunlaştığını müşahede etmekteyiz. Söz konusu eksende enerji kaynaklarının ve güzergâhlarının önem kazandığı, dinamik ve çok aktörlü bir uluslararası yapının ortaya çıktığı görülmektedir. İkisi de Avrasya ülkesi olma özelliğine sahip, Balkanlardan Orta Asya ya, Afrika-Ortadoğu dan Kafkasya ya kadar geniş bir bölgede tarihsel, ekonomik, siyasi ve kültürel bağları bulunan, Hazar dan Karadeniz e, Akdeniz den Adriyatik denizine

7 kadar geniş bir coğrafyada çakışan ve birleşen çıkar algılamalarına sahip iki ülke olan Türkiye ve Rusya nın ikili ilişkilerinin yeni jeopolitik veriler ışığında tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir. Soğuk Savaş ın ardından iki ülke ilişkileri nitelik olarak farklı bir süreç içine girmiş ve kendine has bir özellik kazanmıştır lı yılların başında ikili ilişkilerde önemli ilerleme yaşanmış, fakat bu ilerleme politik değil, daha çok ekonomik ve ticari konuları kapsamıştır. Sonuçta Türkiye-Rusya ilişkilerinin ekonomik yönü önemli ölçüde gelişme gösterirken, politik ilişkilerde aynı ilerleme söz konusu olmamıştır li yıllar her iki ülkenin yakın geçmişten çıkardıkları derslerle aralarındaki güven ilişkisini güçlendirme yönünde arayış içerisine girdikleri yıllardır. Genel çerçeveden bakıldığında, bu yıllarda ilişkilerin alanının genişlediği, siyasi diyaloğun arttığı, toplumsal ilişkilerin yaygınlaştığı ve genel anlamda karşılıklı güvenin kuvvetlendirilmeye çalışıldığı gözlemlenmektedir lı yılların rekabet merkezli ilişkilerinden çıkartılan dersler ve 2000 li yılların ortaya çıkarttığı fırsatların yardımıyla karşılıklı ilişkiler bölgesel ve küresel ölçekte dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak yeniden şekillenmektedir. Günümüzde her iki ülkenin izlediği bölgesel ve küresel dış politika ve çıkar algılamaları ticaretten, ekonomiye, politikadan kültüre kadar çok boyutlu ilişkilerin arkasındaki itici güç haline gelmiş ve oldukça başarılı diyebileceğimiz siyasi diyalog kanalları kurulmuş durumdadır. Ankara ile Moskova nın uluslararası sorunlara yaklaşımlarında çoğunlukla benzerlik görülmekle birlikte, kimi konularda iki ülke arasında görüş farklılıkları dikkat çekmektedir. İran nükleer sorununun diplomatik yolla çözülmesi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Dağlık Karabağ sorununun diplomatik yollarla çözülmesi, Ortadoğu da barışın sağlanması, Suriye-Lübnan sorunu, Afganistan ve Irak ta güven ortamının tesisi gibi uluslararası konularda Rusya ve Türkiye yakın sayılabilecek politikalara sahiptirler. İki ülke ilişkileri genişletilmiş, çok boyutlu, derinleştirilmiş veya son yıllarda stratejik gibi kelimelerle tarif edilse de her iki ülke arasında yüksek sesle dillendirilmeyen bazı sorunların olduğu inkâr edilemez. Ekonomik, ticari, siyasi, turizm ve kültürel alanda ilişkileri çok boyutlu ortaklık seviyesine çıkaran Türk-Rus ilişkileri günümüzde Suriye üzerinden en ciddi dayanıklılık testinden geçmektedir. Rusya bütün gücüyle Esad ın kalması için çaba harcarken, Türkiye Esad sız bir Suriye planları yapıyor. Genel tabloya bakıldığında Rusya ve Türkiye, Suriye krizinin çözümünde Esad ın devre dışı bırakılması dışında benzer yaklaşımlara sahipler. Türkiye ve Rusya Suriye de iç barışın sağlanması, kan dökülmesinin sona erdirilmesi, toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye halkının kendi geleceğine kendilerinin karar vermesi konularında benzer yaklaşımlar sergiliyorlar. Suriye de kriz daha uzun yıllar sürebilir. Bu açıdan,

8 Suriye krizi Türkiye-Rusya ilişkilerini bir süre daha ciddi bir şekilde meşgul edebilir. İki ülkenin bu durumu ikili ilişkilerini olumsuz etkileyecek seviyeye getirmemeye dikkat etmeleri gerekmektedir. Siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda hızla gelişen ilişkiler Suriye krizi, füze kalkanı, uçak krizi, Arap Baharı ya da başka diğer sorunlarla yıpranmayacak kadar sağlam bir kurumsal yapıya dönüştüğünü ortaya koymuştur. Bavul ticareti, turizm, eğitim, karma evlilikler gibi toplumsal temaslarla daha da yakınlaşan Türkiye-Rusya ilişkileri yakaladıkları seviye ve içerik anlamında günümüzde oldukça mesafe kaydettiler. Ticari-ekonomik ilişkiler, enerji ilişkileri, turizm ilişkileri, kültürel ilişkiler, kimi bölgesel ve küresel sorunlarda izlenen benzer veya yakın politikalar, vizelerin karşılıklı kaldırılması, Karadeniz de sürdürülen işbirliği, iki ülke arasında üst düzey işbirliği konseyinin kurulması ve siyasi diyaloğun artması gibi noktalardan bakıldığında ilişkiler tarihte hiç olmadığı kadar iyi durumda diyebiliriz. Kıbrıs, Ermenistan, PKK, Dağlık Karabağ, Kosova, Arap Baharı ve Suriye krizi gibi konularda yaşanan görüş farklılığı, Güney Kafkasya da bir türlü bitmeyen rekabet gibi sorunlu alanların da bulunduğunu görmekteyiz. Günümüzde ulaşılan seviye Türkiye ve Rusya nın birçok konuda önemli mesafeler aldıklarını göstermektedir. İki ülke ilişkilerini daha da ileriye götürmek için üst düzey ziyaretlerle ilişkilerdeki güven ortamının sık sık tazelenmesi, olumlu havanın sıradan insanlara da yayılması için kültürel ilişkilerin canlandırılması ve bunun iki halkı da kapsayacak projelerle geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda vize muafiyeti devam ettirilmeli, tarih kitapları karşılıklı yeniden gözden geçirilmeli, medya organlarında olumsuz çağrışım yapan dil kullanımından kaçınılmalıdır. Halklar arası diyalog, ortak kültürel faaliyetler, eğitim işbirlikleri, karşılıklı sanat ve sinema çalışmaları, televizyon dizileri, spor desteklenmelidir. İki ülke arasındaki öğrenci ve öğretim görevlisi değişim programları geliştirilmeli, karşılıklı verilen bursların sayısı artırılmalı, yeni burslar ihdas edilmeli, ortak projeler desteklenmelidir. Toplumsal yakınlaşmayı hızlandıracak dil ve turizm gibi konularda teşvik edici programlar ve projeler hayata geçirilmelidir. Türkiye nin ortak ilgi ve etki alanlarına giren bölge ülkeleriyle ilişkilerini artıracak politikalar izlemesi ve bunu yaparken Rusya yı doğrudan karşısına alacak politikalardan uzak durması çok önemlidir. Rusya nın bu alandaki faaliyetleri de Türkiye tarafından dikkatle takip edilmelidir. Türk-Rus ilişkilerinin genel yapısı işbirliği ve rekabetin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğine işaret etmektedir. İlişkiler, ülkenin de çıkarlarına hizmet edecek pragmatist yapıda ilerlemelidir. İlişkileri değerlendirirken olabildiğince gerçekçi olmak

9 gerekmektedir. Gerçekçi olmak, ilişkilerde temkini elden bırakmamayı da gerektirmektedir. Rusya, güçlendikçe dış politikada zaman zaman sert güç kullanmaya meyleden bir ülke görüntüsü vermektedir. Türkiye ve Rusya nın farklı güvenlik algılarına sahip olması, ilgi ve etki alanlarının kesişmesi/çakışması ve bunlara dayalı olarak geliştirdikleri dış politika anlayışlarındaki ayrılma noktaları Soğuk Savaş sonrası adım adım gelişen çok boyutlu ilişkilerin yumuşak karnını oluşturmaktadır. Bunun farkında olarak güvenlik eksenindeki anlaşmazlıkların ikili ilişkilerde temel soruna dönüşmemesine gayret eden ve güven ilişkisini artırmaya dönük yapıcı ilişkiler devam ettirilmelidir.

10 GİRİŞ 1991 sonrası uluslararası sistem köklü değişiklikler geçirmiştir ve hala geçirmeye devam etmektedir. Soğuk Savaş ın sona ermesi ve SSCB nin tarih sahnesinden çekilmesi sonrasında uluslararası sistem yeni bir yapılanma dönemine girmiştir. Bu yeni dönemin ilk yıllarından itibaren üzerinde durulan konu, uluslararası sistemin yapısının yeni dönemde nereye doğru evirileceği ve güç mücadelesinin nasıl şekilleneceği üzerine olmuştur. Kimilerince Yeni Dünya Düzeni olarak adlandırılan bu dönemin tartışmaları ilk yıllarda tek kutupluluk, çok kutupluluk konularına yoğunlaşmıştı. Soğuk Savaş ın galibi olarak yeni döneme giren ABD nin dengelenmesi mümkün olamayan askeri, siyasi ve ekonomik gücünden dolayı uluslararası sitemin en güçlü aktörü konumuna gelmesiyle birlikte ilk yıllarda adeta tek kutuplu bir dünya imajı ortaya çıkmıştır. Bu süreçte iki kutuplu Soğuk Savaş döneminin süper gücü SSCB nin mirasçısı Rusya Federasyonu ekonomik, toplumsal ve siyasi alanlarda köklü değişiklikler geçirmekteydi. Dağılma sonrası ilk yıllarda şiddetli bir ekonomik ve siyasi çöküş sürecine giren Rusya hem içte hem dışta önemli sorunlar ile karşı karşıya kalmış durumdaydı. Dağılma sonrası ekonomik, siyasi ve askeri sorunlarla meşgul olan Rusya nın bu dönemde SSCB nin bir zamanlar söz sahibi olduğu bölgelerden hızlı bir çekilme dönemine girdiği görüldü. İçeride dağılma sonrası ekonomik sorunlarla, politik anlaşmazlıklarla ve etnik çatışmalarla meşgul olan Rusya, dışarıda ise NATO nun doğuya doğru genişlemesi, eski nüfuz alanlarından çekilmenin bıraktığı güç boşluğunun ortaya çıkarttığı tehditler ve eski süper güç pozisyonunu kaybetmenin psikolojik baskısı ile mücadele etmekteydi lı yılların ilk yarısında Rusya önce Batı yanlısı politikalarla içerisinde bulunduğu krizden çıkmayı denedi. Batıcılar ın ya da Atlantikçiler in etkin olduğu bu dönemde Batı ile uyum, işbirliği ve diyalog politikaları izlendi. Demokratikleşme, liberal ekonomi politikaları ve uluslararası sisteme entegrasyon öne çıkan konulardı. Rusya bu dönemde ABD nin uluslararası sitemde oynadığı lider rolüne herhangi bir karşılık veremedi. Rusya nın 1990 lı yılların başında bu yeni dönemin jeopolitik değişimlerine gösterdiği tepki ile eski nüfuz ve etki alanlarında uğradığı kayıp arasında ters bir orantı vardı. Rusya, SSCB nin dağılmasından sonra meydana gelen jeopolitik güç boşluğunu doldurmaya hazır değildi. Soğuk Savaş ın galibi olarak yeni döneme giren ABD nin dengelenmesi mümkün olamayan askeri, siyasi ve ekonomik gücünden dolayı uluslararası sitemin en güçlü aktörü konumuna gelmesiyle birlikte ilk yıllarda adeta tek kutuplu bir dünya imajı ortaya çıkmıştır. Rusya bu dönemde ekonomik krizlerle, çok hızlı üretim düşmeleriyle, işsizlik oranının hızlı artışıyla, çok büyük oranlı devalüasyon ve enflasyonla mücade- 1

11 le etmek durumunda kalmıştı. Rusya da politik istikrar bozulmuş ve hükümetler sık sık değişir olmuştu. Ülkede baş gösteren ayrılıkçı hareketlenmeler ve Çeçenistan daki savaş Rusya nın başını ağrıtan ciddi problemler arasındaydı. Rusya, bütün bu zorlu iç sorunlarla ve uluslararası değişimlerle mücadele ederken, bir taraftan bağımsızlıklarını kazanan eski SSCB Cumhuriyetleri ile olan ilişkilerini düzeltmeye, diğer taraftan sosyo-ekonomik ve diğer zorlukları aşmak amacıyla sınırlarındaki diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye uğraşıyordu. Rusya, belirlediği Yakın Çevre (Near Abroad) politikasıyla Kafkaslar ve Orta Asya yı stratejik çıkarları açısından kendisinin nüfuz alanı olarak ilan etmekteydi. Rusya nın 1990 ların ilk yıllarındaki Batı ile uyum politikası çok uzun ömürlü olmadı döneminde politik ve ekonomik reformlardan beklenen neticenin alınamamasından dolayı milliyetçi ve muhafazakâr çevreler dış politikaya dair hoşnutsuzluklarını yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Batı ile ilişkilerde yaşanan hayal kırıklığı ve sorunlar ülke içerisinde Avrasyacı diye tabir edebileceğimiz kanadı öne çıkarttı. Rusya, dağılmanın arkasından geçen birkaç yıllık Batı yanlılarının iktidarından sonra Avrasyacı ekibin Orta Asya ve Kafkasya ülkeleriyle aktif ilişkiler kurma, eski Sovyet bölgelerinde yeniden nüfuz kurma politikası sonrasında ilk iş, yeni bir dış politika ve askerî doktrin hazırlanması oldu. Dış Politika Doktrini 1993 yazında, Askerî Doktrin ise 1993 sonbaharında kabul edildi. Aynı yılın Kasım ayında Ulusal Güvenlik Doktrini yürürlüğe konuldu. Bu doktrinde Rusya, Yakın Çevre (Near Abroad) olarak belirlediği Kafkaslar ve Orta Asya yı stratejik çıkarları açısından kendisinin nüfuz alanı olarak ilan etmekteydi. Bu belgelerle Rusya, eski SSCB topraklarında hayati derecede çıkarları bulunduğunu ve bunları her hal ve şartta savunmaya hazır olduğunu teyit etmekteydi. Bu politikanın yürürlüğe konma nedenlerinden birisini, eski Sovyet cumhuriyetlerinde 25 milyon etnik Rus nüfusun yaşaması oluşturuyordu. Ayrıca Rusya, Hazar Denizi havzasının petrol ve doğal gaz kaynaklarının dünya piyasalarına ulaştırılmasında önemli rol oynamak istiyordu. Bu siyasetin hayata geçirilmesi için Rusya, Orta Asya ve Güney Kafkas ülkeleri ile çeşitli antlaşmalar yapmaya, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) sistemini yeniden örgütlemeye girişti lı yıllarda Rusya nın içinde bulunduğu durum, ABD nin dünya jeopolitiğindeki hareket serbestisini fazlasıyla arttırmış ve bu durum Rusya yı rahatsız etmeye başlamıştı yılında deneyimli diplomat Yevgeniy Primakov un Devlet Başkanı Boris Yeltsin tarafından dışişleri bakanlığı görevine getirilmesi Rusya nın bundan sonra uluslararası sistemde izleyeceği yolu belirlemesi anlamında önemli bir gelişme oldu. Primakov ile birlikte Rusya ABD nin uluslararası sitemde tek kutup gibi hareket etmesini kabul etmeyeceğinin ilk ciddi işaretlerini verdi. Bu anlamda Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından 1996 yılında oluşturulan Şangay Beşlisi bu politikaya 2

12 hazırlık mahiyetinde önemli bir adımdı. Rus dış politikası yavaş yavaş yönünü doğuya; Çin, Hindistan, İran gibi ülkelere çevirmeye başladı. Rusya da yaşanan 1998 ekonomik krizi ile birlikte Batı ile ekonomik entegrasyondan yana olanların konumları iyice sarsıldı. Rusya Federasyonu nun ilk devlet başkanı Boris Yeltsin 1999 yılı sonunda görev süresi dolmadan iktidarını Başbakan Vladimir Putin e bıraktı li yıllarda Putin ile birlikte dışarıda Batı ile mesafeli ilişkilere, içeride ise otoriter yönetime yönelen Rusya da 1990 ların başlarındaki görüntünün aksine Avrasyacılar egemen oldular. Vladimir Putin, ilk iş olarak Ocak 2000 de ulusal güvenlik doktrinini, Nisan 2000 de askeri doktrini ve Temmuz 2000 de yeni dış politika doktrinini kabul etti. Bu değişikliklerle birlikte Rusya nın yeni yönetiminin izleyeceği temel politikanın ana hatları ortaya konulmuş oldu. İçeride de federal reformlarla merkezi devletin Yeltsin döneminde kaybettiği gücü yeniden kazandırıldı. Kremlin politikalarına etki eden oligarklar teker teker kontrol altına alınmaya başlandı. Böylece Rusya içeride ve dışarıda sert politikalar izleyeceğinin mesajlarını verdi. Güçlü devlet ve ABD hegemonyasındaki tek kutuplu sistem yerine çok kutuplu bir uluslararası sistem düşüncesi Putin döneminin ayırt edici unsuru haline geldi. Avrasya da egemen güç ve lider olma, uluslararası terörizmle mücadele, Batı ile pragmatik ilişkiler, ekonomik bir güç haline gelmek bu dönemde Rusya nın öncelikli hedefleri oldu. Putin döneminin ilk yıllarında hızlı bir şekilde artan petrol ve doğalgaz fiyatları ekonomik anlamda Rusya nın elini çok güçlendirdi ve uluslararası arenada daha rahat hareket edebilme imkânı verdi. İdeolojik-askeri güç yerine ekonomik-diplomatik güç ön plana çıkmaya başladı. Enerji politikaları ve şirketleri dış politikada araç olarak kullanılmaya başlandı. Putin, Yeltsin döneminde kaybedilen Rusya nın prestij ve saygınlığını yeniden kazandırma ve Rusya yı yeniden bir büyük güç olarak uluslararası sistemde saygı gören bir aktör konumuna getirmek yönünde aktif bir dış politika izlemeye başladı. Kremlin politikalarına etki eden oligarklar teker teker kontrol altına alınmaya başlandı. Böylece Rusya içeride ve dışarıda sert politikalar izleyeceğinin mesajlarını vermekteydi. İç politikada ve ekonomide yaşanan toparlanma beraberinde dış politikanın etkin ve amacına uygun şekilde hayata geçirilmesinin yolunu açtı. Şangay Beşlisi 2001 yılında Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) adını aldı yılında Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Beyaz Rusya ve Ermenistan arasında askeri ittifak şeklinde Kollektif Güvenlik Örgütü Anlaşması imzalandı. AB ve özellikle Almanya ile ilişkiler geliştirildi. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında ABD nin önderliğinde bir tek kutuplu uluslararası yapının olamayacağı ortaya çıktı. 11 Eylül 2001 sonrası ABD ile ilişkilerde yakınlaşma dönemi yaşandı. Ancak, 2003 yılında ABD nin Irak ı BM 3

13 Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın ve uluslararası hukuka aykırı olarak işgal etmesine, Fransa ve Almanya nın yanında yer alarak, karşı çıktı. Bu dönemde NATO nun doğuya doğru genişlemesi Rusya nın tepkisini çekmeye devam etti. Eski Sovyet coğrafyasında ardı ardına meydana gelen renkli devrimler Rusya nın Batı ile özellikle ABD ile olan ilişkilerini gerdi. Putin, ABD nin tek kutup gibi hareket etmesine 10 Şubat 2007 de 43. Münih Güvenlik Politikası Konferansı nda yaptığı konuşmasında çok sert sözlerle tepki gösterdi yılında Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Beyaz Rusya ve Ermenistan arasında askeri ittifak şeklinde Kollektif Güvenlik Örgütü Anlaşması imzalandı. Kosova nın bağımsızlığının tanınmasına, Ukrayna ve Gürcistan ın NATO ya üyeliğinin gündeme gelmesine ve sınırlarındaki renkli devrimlere Ağustos 2008 de yaşanan Rusya-Gürcistan savaşıyla oldukça sert bir tepki gösterdi Rusya-Gürcistan savaşı her ne kadar bölgesel küçük çaplı bir savaş görünümü vermiş olsa da, uluslararası politika ve dengeler açısından çok önemli bir gelişme oldu. Savaşın doğrudan tarafları ile birlikte dolaylı aktörleri de birlikte düşünüldüğünde strateji ve güvenlik hesaplamaları yeniden gözden geçirildi diyebiliriz. 11 Eylül olaylarından sonra bu savaş ikinci kez ABD önderliğinde tek kutuplu bir dünya düzeninin olamayacağını göstermiştir. ABD nin Avrupa ya kurmaya çalıştığı füze kalkanı projesine Rusya sert tepki göstererek karşı çıktı. Diğer taraftan, Rusya tarafından İran ın nükleer çalışmalarına verilen destek, ABD ve Batı nın tepkisini çekti. Arap baharı ile birlikte Libya ya yapılan müdahaleye de tepki gösterdi. İran ve Suriye ye yönelik muhtemel müdahalelere ise kesinlikle karşı çıkacağını eylem ve söylemleriyle açıkça gösterdi. Putin sonrası iktidara gelen Dmitri Medvedev döneminde de dış politika genel hatlarıyla devam ettirildi. Günümüzde de Rusya aynı politikalarına devam etmektedir. TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ Her iki ülke için de diğerinin önemini arttıran bazı objektif faktörler vardır. Rusya açısından, Türkiye nin boğazları kontrol etmesi, Ortadoğu da stratejik bir konumda önemli bir ülke olması ve gelişen ticari ilişkiler sebebiyle Türkiye gözden çıkarılamayacak bir ülkedir. Türkiye için ise, ekonomisi için ihtiyaç duyduğu büyük çaplı ekonomik potansiyele ve enerji kaynaklarına sahip olan, BM Güvenlik Konseyi nin daimi üyesi, büyük bir askeri ve ekonomik güç ve önemli bir komşu ülke olarak Rusya gözden çıkarılamayacak bir ülkedir. Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Uluslararası politika bağlamında büyük önem taşıyan bu ilişkiler Asya ve Avrupa kıtalarında yaşayan milyonlarca insanın kaderini sürekli etkilemiştir. Tarihçiler, Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik ilişkilerin 1492 yılında 4

14 başladığını belirtmektedirler. Tesis edildiği 15. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başlangıcına dek geçen dönemde Karadeniz, Kafkaslar ve Balkanlar ı etki altına alabilmek için yaşanan keskin rekabet iki ülke ilişkilerine damgasını vurmuş ve bu rekabet sık sık savaşlarla sonuçlanmıştır. Bu yüzdendir ki gerek Rusya da gerekse de Türkiye de birbirleri ile ilgili görüş ve algılamalar pek de olumlu olmamıştır. 1. Dünya Savaşı sırasında Rusya ve Osmanlı imparatorlukları düşman koalisyonlarda yer almış ve Anadolu nun doğusunda birbirlerine karşı savaşmışlardır. Savaşta yenilen her iki imparatorluk çökmüş, içeride alevlenen devrimci hareketler bu ülkelerin iç yapısını ve uluslararası konumunu köklü şekilde değiştirmiştir Ekim Devrimi yle Rusya da Çarlık yönetimi yıkılmış, bu gelişmenin ardından Türkiye de Atatürk ün önderliğinde ulusal kurtuluş hareketi büyümeye başlamıştır yılında Türkiye Cumhuriyeti nin ilan edilmesiyle Osmanlı İmparatorluğu da tarih sahnesinden silinmiştir. Geçmişte yaşanan anlaşmazlıklara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti ni resmi olarak tanıyan ilk devlet Rusya Sovyet Sosyalist Federatif Cumhuriyeti olmuş, Atatürk dış politika alanındaki ilk girişimini Sovyet Rusya lideri V. İ. Lenin e yazdığı mektupla gerçekleştirmiştir. Bu mektupla Türkiye, iki ülke arasında dostluk anlaşması imzalamayı önererek maddi ve askeri konularda yardım talebinde bulunmuştur. Sovyet hükümeti Türkiye nin müracaatına hemen karşılık vermiştir yılında Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşunun ardından Türk-Rus ilişkileri giderek ivme kazanmaya başlamıştır. Böylece, düşman imparatorluklar döneminin ardından, 20. yüzyılın başında her iki ülkenin tarihinde yeni bir sayfa açılmıştır. SSCB ve Türkiye Cumhuriyeti arasında yakın işbirliği temeline dayalı ilişkiler 2. Dünya Savaşı nın bitimine dek devam etmiştir. Savaşın ardından durum keskin bir şekilde değişmiştir. Savaş bittikten sonra Sovyet hükümetinin ikili anlaşmaların iptali yönündeki beyanı ve Türkiye ye karşı öne sürdüğü toprak ve ortak üs talepleri SSCB-Türkiye ilişkilerinde krize neden olmuştur. SSCB gibi tehlikeli bir komşuya sahip olan Türkiye destek bulmak arzusuyla Batı ülkeleri, özellikle de ABD ile yakınlaşma politikaları izlemeye başlamış ve neticesinde 1952 yılında NATO ya katılmıştır. SSCB gibi tehlikeli bir komşuya sahip olan Türkiye destek bulmak arzusuyla Batı ülkeleri, özellikle de ABD ile yakınlaşma politikaları izlemeye başlamış ve neticesinde 1952 yılında NATO ya katılmıştır. Türkiye nin Batı bloğuna girmesiyle birlikte iki ülke düşman kamplarda yer almıştır. 20. yüzyılın ortalarında bozulmaya başlayan ikili ilişkilerde Soğuk Savaş dönemine girilmiştir. NATO üyesi olan Türkiye kuzey yönünde güvenliğin sağlanması görevini üstlenmiştir. Önemli jeopolitik konumu sayesinde Türkiye, Soğuk Savaş yıllarında Batı bloğu ve NATO nun başlıca düşman olan SSCB ye karşı mücadelesinde büyük stratejik öneme sahip olmuştur. 5

15 Bunun sonucu olarak on yıllar süren soğuk savaş döneminde Moskova ile Ankara arasındaki ilişkiler küresel boyuttaki SSCB-ABD mücadelesi çerçevesinde şekillenmiştir. Rus dış politikasında öncelikli amaç tek kutuplu bir sistem yerine çok kutuplu bir sistem kurmaya çalışmak, eski Sovyet coğrafyası başta olmak üzere Avrasya coğrafyasının lider ülkesi olmak, başta Almanya olmak üzere Batı ile diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmek ve ülkenin küresel güç pozisyonunu devam ettirmek olarak ifade edilebilir. Çoğu zaman Türk-Rus ilişkilerinin Soğuk Savaşın bitimiyle gelişmeye başladığı öne sürülmektedir. Türkiye ile SSCB arasındaki ilişkilerin yeniden canlanması döneminin 1960 lı yıllara dayandığı dikkate alınırsa, bu değerlendirmenin bütünüyle doğru olmadığı söylenebilir. Bu tarihten itibaren ikili münasebetlerde köklü değişiklikler yaşanmaya başlanmış, ekonomik ilişkilerde görülen canlanma diğer alanlara da yansımıştır. İşbirliği konusundaki ilk somut adımlar 1960 lı yılların ikinci yarısında atılmış, bu dönemde SSCB nin yardımıyla Türkiye de birçok sanayi tesisinin inşasına başlanmıştır li yıllarda Türk-Sovyet ilişkilerinde yeni ve daha aktif aşamaya girilmiştir. 40 yıl boyunca uluslararası düzene egemen olan iki kutuplu dünya sistemi 1980 li yılların ortalarından itibaren değişmeye başlamıştır. Bu gelişmelere paralel olarak, yeniden yapılanma süreci yaşayan SSCB ile komşusu Türkiye arasındaki ilişkiler de hızla gelişmeye başlamıştır. Bu gelişme ticari ve kültürel ilişkileri kapsarken, Sovyet kentlerinde Türk inşaat şirketlerinin faaliyeti giderek artış göstermiştir li yılların sonunda uluslararası ilişkiler sisteminde ortaya çıkan köklü değişimler uluslararası politika ve dünyanın siyasi haritasında da önemli değişikliklere neden olmuştur. Tüm bu tarihsel olayların etkisiyle uluslararası ilişkilerin temel parametreleri değişime uğramıştır. Bu sayede birçok ülke gerek iç gerekse de dış politikada kendilerini kısıtlayan yükümlülüklerden kurtularak, bağımsız hareket etme olanağına kavuşmuşlardır. Soğuk savaşın bitimiyle uluslararası ilişkilerde köklü değişiklikler yaşanmış, daha önce geçerli olan jeopolitik değerlendirme ve görüşler değişime uğramıştır. Yapısal nitelikli bu değişim birçok ülkenin yanı sıra, Rusya ve Türkiye nin de dış politikalarının yeniden şekillenmesine yol açmıştır. İki ülke arasındaki ilişkiler bu değişimden nasibini almış ve neticede iki tarafı da tatmin edecek işbirliği şekillerinin araştırılması ve bu alanda yeni ilkelerin belirlenmesi aşamasına girilmiştir. Bunun sonucunda, daha önce geçerli olan jeopolitik değerlendirme ve görüşler değişime uğramış, iki ülke ilişkilerinde onlarca yıldır ulaşılmış sonuçlar SSCB nin dağılmasıyla ortadan kalkmıştır. Oluşmakta olan yeni koşullar ikili ilişkilerin şekillendirilmesine yönelik yeni yaklaşımların ortaya konmasını zorunlu kılmıştır. Rusya nın genel politikası, yakın çevre olarak adlandırdığı eski Sovyet ülkelerinin bulunduğu bölgelerde yakın ilişkileri ve çeşitli entegrasyon projeleriyle etkisini devam ettirmek, uluslararası sistemde büyük güç konumunu korumak ve diğer büyük güçler ile istikrarlı ilişkiler geliştirmektir. Putin ile birlikte Rusya içeride devlet gücünü merkezileştiren, dışarıda ise Rusya yı eski gücüne 6

16 kavuşturmayı amaçlayan politikalar izlemeye başlamıştır. Putin in üçüncü döneminde de uygulanmaya devem edilen bu politikalar, Medvedev in başkanlığı sırasında da aynen sürdürülmüştür. Rus dış politikasında öncelikli amaç tek kutuplu bir sistem yerine çok kutuplu bir sistem kurmaya çalışmak, eski Sovyet coğrafyası başta olmak üzere Avrasya coğrafyasının lider ülkesi olmak, başta Almanya olmak üzere Batı ile diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmek ve ülkenin küresel güç pozisyonunu devam ettirmek olarak ifade edilebilir. Bu hedeflerine ulaşmak için ticari-ekonomik avantajlarını, enerji politikalarını, siyasi-diplomatik ağırlığını, BM Güvenlik Konseyi daimi üyeliğini ve gerektiğinde askeri-teknik üstünlüğüyle sert gücünü bir araç olarak kullanmaktadır. Rusya, eski süper güç pozisyonuna erişemese de küresel ve bölgesel çapta çok önemli bir aktör olmaya devam etmektedir. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD nin yanı sıra Rusya, Çin, Hindistan, AB gibi diğer aktörler de etkin rol oynamaya başladılar ve küresel/bölgesel anlamda ABD nin rakipleri durumuna geldiler. Kısacası dünya çok kutuplu bir yöne gitmeye başladı ve dünyanın jeoekonomik, jeopolitik ve jeostratejik ağırlık merkezi Avrupa-Atlantik bölgesinden Asya-Pasifik yönüne kaymaya başladı. Güç ekseninin Batıdan Doğuya doğru kayması şeklinde özetleyebileceğimiz bu dönemde jeopolitik mücadelenin hammadde ve enerji kaynaklarınca zengin olan Afro-Avrasya diye adlandırabileceğimiz Afrika-Avrasya ekseni üzerinde yoğunlaştığını müşahede etmekteyiz. Söz konusu eksende enerji kaynaklarının ve güzergâhlarının önem kazandığı, dinamik ve çok aktörlü bir uluslararası yapının ortaya çıktığı görülmektedir. İkisi de Avrasya ülkesi olma özelliğine sahip, Balkanlardan Orta Asya ya, Afrika-Ortadoğu dan Kafkasya ya kadar geniş bir bölgede tarihsel, ekonomik, siyasi ve kültürel bağları bulunan, Hazar dan Karadeniz e, Akdeniz den Adriyatik denizine kadar geniş bir coğrafyada çakışan ve birleşen çıkar algılamalarına sahip iki ülke olan Türkiye ve Rusya nın ikili ilişkilerinin yeni jeopolitik veriler ışığında tekrar değerlendirilmesi gereği hâsıl olmuştur. İlişkilerde 500 yıldır olmadığı kadar bir yakınlaşma, Orta Asya ve Kafkasya da ise çok ciddi bir rekabet yaşanmaktaydı. Soğuk Savaş ın ardından iki ülke ilişkileri nitelik olarak farklı bir süreç içine girmiş ve kendine has bir özellik kazanmıştır lı yılların başında ikili ilişkilerde önemli ilerleme yaşanmış, fakat bu ilerleme politik değil, daha çok ekonomik ve ticari konuları kapsamıştır. Sonuçta Türkiye-Rusya ilişkilerinin ekonomik yönü önemli ölçüde gelişme gösterirken, politik ilişkilerde aynı ilerleme söz konusu olmamıştır. Soğuk Savaş sonrası uluslararası politikada meydana gelen köklü değişmeler, Türk-Rus ilişkilerinde tabuların ve sınırların yıkılmasında en önemli faktör olarak karşımızda durmaktadır. Söz konusu köklü değişmeler iki ülke ve iki halk arasındaki ilişkilerin geniş çaplı ve derinlemesine ele alınmasını gerektiren yeni bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Çünkü, iki ülke arasındaki ilişkiler sadece kendileri açısından değil, bölgede geniş çaplı ilişki içerisinde oldukları diğer ülkeler için de çok önemlidir. Ger- 7

17 çekten de barışın tesisi ve korunması açısından, tarihi, etnik ve kültürel bağlar ile coğrafik konumlarından dolayı Türkiye ve Rusya bölgede istikrar ve verimli işbirliği açısından çok önemli bir yer tutmaktadırlar. Moskova ve Ankara yı yakınlaşma politikasına iten faktörlerin en önemlilerinden birisi de terörle mücadele sorunuydu. Rusya ve Türkiye Balkanlar, Kafkaslar ve Karadeniz havzasını kapsayan bölgelerde ekonomik ve politik açıdan en etkili iki ülke konumundadır. İki ülke arasındaki ilişkiler, ister istemez bölgede bulunan diğer ülkeleri uzun dönemde doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Aralarındaki rekabet veya işbirliğinin neticeleri hemen bulundukları bölgeye yansıyacaktır. Bu yüzden, ilişkilerin gelecekteki durumu ve alacağı yön sadece kendileri açısından değil diğer ülkeler için de çok önemlidir. Türkiye ve Rusya, Balkanlar, eski SSCB, Yakın Doğu ve Orta Doğuyu kapsayan geniş ve oldukça hassas olan bir bölgede çok önemli jeopolitik yere sahip iki büyük ülkedir. İki eski komşu olarak, Türkiye ve Rusya günümüzde ikili ve bölgesel-ekonomik temelli çoklu ilişkilerde hem işbirliği hem rekabet içerisindeler. Bu yüzden, aralarındaki ilişkilerin gelişiminin araştırılması ve anlaşılması, Türk-Rus ilişkilerinin gelecekte alacağı temel yönlerin daha çabuk ve kesin tespit edilebilmesine ve yeni işbirliği alanlarının ortaya çıkarılmasına yardımcı olacaktır LI YILLAR 1990 lı yılların başlarında iki ülke arasındaki ilişkileri tedbiri elden bırakmayan ölçülü bir yakınlık olarak nitelememiz mümkün. Türk-Rus ilişkilerinde temel bir çelişki göze çarpmaktaydı: Bir taraftan, Avrasya coğrafyasında her iki ülke de birbirini rakip olarak görürken, diğer taraftan, hızla artan ekonomik ilişkiler her iki ülkeyi de işbirliği yapmaya zorlamaktaydı. Bundan dolayı ilişkileri, iki ülkenin beraber yaşamak için düşündükleri işbirliği ve rekabetin bir kombinasyonu olarak tarif edebiliriz. İlişkilerde 500 yıldır olmadığı kadar bir yakınlaşma, Orta Asya ve Kafkasya da ise çok ciddi bir rekabet yaşanmaktaydı. Bu rekabeti kontrol edilebilir rekabet olarak adlandırabiliriz. İster istemez bu durum rakibin politik ilişkilerde hareket özgürlüğünü ve uzun süreli etkisini kısıtlamaktaydı. Diğer bir deyişle, rekabetin amacı rakibi oyun dışı bırakmaya odaklıydı. Hazar petrollerini Batı ya taşıyacak enerji boru hattının seçiminde, petrol yüklü tankerlerin Boğazlardan geçmesi konusunda, Kürt ve Çeçen sorunlarında görülen mücadele bu rekabetin en iyi örnekleridir. Kafkasya ve Orta Asya daki nüfuz mücadelesi, Rusya nın Güney Kıbrıs Rum Kesimi ne S-300 füzeleri satışı, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması tartışması da bunlar arasında sayılabilir. Türkiye nin Kafkaslar ve Orta Asya daki aktif politikası Rusya yı rahatsız etmeye başlamıştır. Rusya yı en fazla rahatsız eden şey Türk politikacı ve devlet 8

18 adamlarının milliyetçi içerikli söylemleriydi. Rusya çıkarları açısından Kafkasya ve Orta Asya yı kendi nüfuz alanı olarak görüyordu. Rusya 1993 yılında yayınladığı yeni dış politika ve askeri doktrini ile bu bölgeleri yakın çevre si olarak kesin bir şekilde ilan etmişti. Rusya, eski SSCB topraklarında hayati çıkarlarının olduğunu ve savunacağını duyurdu. Bu şekilde Rusya eski SSCB topraklarında kendisine rakip olarak başka bir ülkeyi görmek istemediğini belli etti. Türkiye ile Rusya arasındaki rekabet 1993 yılından itibaren iyice açığa çıktı. Kafkasya ve Balkanlardaki uluslararası ve etnik karakterli çatışmalarda Türkiye ve Rusya nın yaklaşımları birbirinden oldukça farklıydı. Bu farklılıklar uzunca bir süre gözlemlendi. Bosna Hersek, Dağlık Karabağ, Kosova ve Abhazya sorunlarında iki ülke genellikle birbirine zıt yaklaşımlar sergilediler. Kısacası, ilişkilerde adeta soğuk savaş ortamından soğuk barış ortamına geçiş yaşandı. Artık güncelliğini kaybetmiş jeopolitik kabullerden kaynaklanan rekabetten dolayı her iki ülke de işbirliğinin getireceği olanaklardan yararlanamadılar. Ancak bir alan vardı ki iki taraf da oldukça memnundu. Bu alan ekonomik alandı. Türkiye ve Rusya, bir zamanlar SSCB döneminde yaptıkları gibi, ekonomik ilişkilerini kullanarak politik ilişkilerine bir çeki düzen verme yolunu seçtiler lı yıllardaki Türk-Rus ilişkilerinin gelişiminde ekonomi faktörü çok önemli rol oynamıştır. Ekonomik faktör iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmış ve karşılıklı görüşmeler yoluyla politik sorunlar düzene sokulmuştur. Başka alanlarda da iki ülke arasındaki ilişkiler gelişmekteydi. Bunları Mavi Akım doğalgaz boru hattı, terörizmle mücadele alanında işbirliği, askeri-teknik ilişkiler ve Avrasya ölçeğinde işbirliği arayışları olarak sayabiliriz lı yılların sonundan itibaren ise Türk-Rus ilişkilerinde 500 yıl boyunca görülmedik bir normalleşme dönemine şahit olunmuştur lı yıllarda Türkiye ile Rusya arasındaki artan ekonomik bağlantılara politik ilişkiler de eklenmesine rağmen diyalog ve güven eksikliği yüzünden hükümetler ve halklar önyargı ve peşin hükümlerden tam olarak kurtulamamıştı. Bu durum zaman zaman Ankara ile Moskova arasındaki rekabette sorunların çözümüne zorluk çıkaran bir faktör oldu. Rusya Başbakanı Viktor Çernomırdin in Türk-Rus ekonomik ilişkilerinin rekor kırdığı 1997 yılının Aralık ayının sinde Ankara ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret ikili ilişkilerde yakınlaşmanın ilk somut neticesiydi. Her iki ülke de artan ekonomik ilişkilerin çıkarları doğrultusunda nasıl daha farklı alanlara yayılabileceğinin yollarını arıyordu. Karşılıklı ilişkilerde stratejik ortaklık ilk defa bu dönemde ifade edilmeye başlanmıştır. Mayıs 1998 de Türkiye Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı nın Moskova ziyareti de ilişkilere hâkim olan Soğuk Savaş havasının dağılmaya başladığının ilk işareti sayılabilir. Son yıllarda hızla artan ticaret hacmi, iki ülke liderleri arasında gerçekleşen birçok üst düzey ziyaret, vizelerin kaldırılması, turizm alanında yakalanan ivme ve nükleer alanda işbirliğine dair atılan karşılıklı imzalar ikili ilişkilerdeki gelişmelerin en bariz göstergeleridir. Soğuk Savaş döneminin kazan-kaybet denklemi, yerini artık kazan-kazan denklemine bırakmıştır. 9

19 Rekabet havasının işbirliği havasına dönüşünün özünde, uluslararası sistemde meydan gelen gelişmelerin iki ülke ilişkilerine ve Avrasya coğrafyasına yansımaları yer almaktaydı. Eski Varşova Paktı üyeleri, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya, Aralık 1997 de NATO üyeliğine giden yolda ilk adımları atmışlardı. Bu ise Rusya için kabul edilebilir bir durum değildi. Aynı dönemde Türkiye de Lüksemburg Zirvesi nde açıkça ortaya çıktığı üzere AB ile üyelik sürecinde ciddi sıkıntılar yaşamıştı. Yine 1997 ve 1998 yılları, iki tarafın ekonomik krizlerle boğuştukları bir dönemi işaret etmekteydi. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2012 yılı verilerine göre yaklaşık 27,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakamın, bazı sorunların da çözülmesiyle çok daha ileri düzeye, 100 milyar dolara çıkarılması planlanmaktadır. Ekonomik ilişkilerdeki gelişme iki ülke arasındaki politik problemlerin çözümü çabalarına olumlu katkı yaptı. Başka bir deyişle, ikili ticari-ekonomik işbirliği Türkiye-Rusya ilişkilerinde katalizör görevi gördü. Enerji, 20. yüzyılın 1990 lı yıllarındaki Rusya ve Türkiye arasındaki iki taraflı ilişkilerin merkezinde bulunmaktaydı. Bu konu, iki ülkenin zaman zaman paralel olan, zaman zaman da kesişen ticari ve jeopolitik çıkarlarını birleştirdi. Türkiye açısından Rusya çok önemli bir ekonomik ortak durumuna geldi ve bu durum iki ülkenin çatışan çıkarlarını dengeye oturttu. Gittikçe ortak çıkarlar ön plana çıkmaya ve iki ülke, ilişkilerini zorlaştıran yüklerden kurtulmaya başladı. Rusya ile Türkiye nin belirgin yakınlaşmasında çeşitli sebepler vardı. Moskova ve Ankara yı yakınlaşma politikasına iten faktörlerin en önemlilerinden birisi de terörle mücadele sorunuydu. Terörle mücadele konusunda başlatılan işbirliği iki ülke ilişkilerinin gelişiminde adeta bir dönüm noktası oldu. İki taraf da rekabetin sembolleri haline gelen ellerindeki kartları (Kürtler ve Çeçenler) bıraktılar. Türkiye ve Rusya nın ortak çıkarları iki ülkeyi politik ve ekonomik işbirliğine zorluyordu. Bu yıllar karşılıklı güvenin arttırılması ve stratejik işbirliği imkânlarının arandığı bir dönem oldu. Stratejik işbirliği arayışlarının merkezini ise Avrasya oluşturuyordu Lİ YILLAR Soğuk Savaş sonrası Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerde 2000 li yıllar birçok noktadan öne çıkmaktadır li yıllar her iki ülkenin yakın geçmişten çıkardıkları derslerle aralarındaki güven ilişkisini güçlendirme yönünde arayış içerisine girdikleri yıllardır. Genel çerçeveden bakıldığında, bu yıllarda ilişkilerin alanının genişlediği, siyasi diyaloğun arttığı, toplumsal ilişkilerin yaygınlaştığı ve genel anlamda karşılıklı güvenin kuvvetlendirilmeye çalışıldığı gözlemlenmektedir lı yılların rekabet merkezli ilişkilerinden çıkartılan dersler ve 2000 li yılların ortaya çıkarttığı fırsatların yardımıyla karşılıklı ilişkiler bölgesel ve küresel ölçekte dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak yeniden şekillenmektedir. Günümüzde her iki ülkenin izlediği bölgesel ve küresel dış politika ve çıkar algılamaları ticaretten, ekonomiye, politikadan kültü- 10

20 re kadar çok boyutlu ilişkilerin arkasındaki itici güç haline gelmiş ve oldukça başarılı diyebileceğimiz siyasi diyalog kanalları kurulmuş durumdadır li yıllarda her iki ülkenin karşılarına çıkan fırsatları iyi değerlendirdiklerini söyleyebiliriz. Her iki ülkede iş başında bulunan siyasi iradenin ortaya koyduğu kararlılık şüphesiz ilişkilerin gelişmesi konusunda önemli rol oynamaktadır. Rusya Federasyonu nda Vladimir Putin döneminin başlaması, Türkiye de de Adalet ve Kalkınma Partisi nin iktidara gelmesiyle birlikte Türk-Rus ilişkileri gözle görülür bir ivme kazanmaya başlamıştır. Turizm, ekonomi, enerji, bölgesel güvenlik konularında işbirliği ve ilişkileri çeşitlendirmeye dayanan yeni yaklaşım ile birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerde çeşitlilik ve derinlik öne çıkmaktadır. İlişkiler dünyadaki gelişmelere paralel olarak seyir değiştirmiş ve bu durum iki ülkenin karşılıklı algılarının yeniden şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Soğuk Savaş döneminin kazan-kaybet denklemi yerini artık kazan-kazan denklemine bırakmıştır. İlişkilerde yaşanan bu olumlu gelişmeler iki ülke halkı için olumlu sonuçlar doğurmuş; ilişkilerin sağladığı istikrar, güven ve refah doğrudan halkların yaşamı üzerinde etkili olmuştur. Son yıllarda hızla artan ticaret hacmi, iki ülke liderleri arasında gerçekleşen birçok üst düzey ziyaret, vizelerin kaldırılması, turizm alanında yakalanan ivme ve nükleer alanda işbirliğine dair atılan karşılıklı imzalar bu gelişmenin en bariz göstergeleridir. İki ülke arasında diplomatik ilişkilerin artması diğer alanlarda da ilişkilerin gelişmesine kolaylaştırmakta ve bu durum İmparatorluklar dönemi ve Soğuk Savaş sırasında oluşan karşılıklı negatif algılama sorununun ve güven bunalımının ortadan kalkmasına büyük katkı sağlamaktadır. Türk-Rus ilişkilerinde 2000li yıllarda yaşanan gelişmeleri hem Türkiye nin hem Rusya nın son yıllarda izledikleri yeni dış politikayla bağlantılı olarak değerlendirmek, özellikle de Türkiye nin son yıllarda izlediği dış politikanın doğal bir sonucu olarak görmek lazımdır. Değişiklikler hem Türk hem Rus diplomasisindeki yeniden yapılanma ile de bağlantılıdır. Türkiye açısından, çok boyutlu dış politika yaklaşımı ağırlık kazanmaya başlamıştır. Rusya, sahip olduğu tabii kaynaklar, ekonomik, politik ve askeri gücüyle küresel ve bölgesel manada büyük bir güçtür. Türkiye nin izlemeye başladığı ekonomik ilişkileri arttırma, bölgesel güvenlik, istikrar ve komşularla sıfır sorun anlayışına dayalı aktif dış politika yaklaşımında, hem küresel hem bölgesel güç olarak Rusya, zaten gündemin ilk sıralarında olmak zorundaydı. Mart 2003 teki Irak tezkeresinin reddiyle birlikte Rusya, Türkiye yi klasik ABD müttefiki algısından çıkartıp artık kendi çıkarları söz konusu olduğunda bağımsız kararlar alabilecek bir siyasi irade ortaya koyabilen güvenilir ve güçlü bir ülke statüsünde kabul etmeye başlamıştır. Türkiye nin son dönemde dış politikada benimsediği yeni tutum, iki ülke arasındaki ilişkilere de yansımış, böylelikle Rusya ile ilişkileri geliştirmenin ve bölgesel sorunların çözümünde iki ülke arasında işbirliği ihtimallerini değerlendirmenin yolu açılmıştır. Türkiye nin yeni dış politika yönelimi, Rusya ile ilişkileri geliştirmek için gerekli olan motivasyonu ve isteği sağlamaktadır. İyi 11

21 komşuluk ve sıfır problem politikalarını sınır bölgelerine uygulamanın önemine inanan Türkiye, Rusya ya da bu pencereden bakmaktadır. Rusya ile ikili siyasi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi Türkiye nin izlediği mevcut politika içinde öncelikli bir yere sahiptir. Yaşanan gelişmeler Türk Dış politikasının Rusya tarafından artık 10 yıl öncesine nazaran daha olumlu algılandığını ortaya koymaktadır. Enerji konusunu dış politika ve baskı aracı olarak kullanan ve tekel konumunu muhafaza etmek isteyen Rusya, kaynak çeşitliliğini arttıracak ve kendisini dışarıda bırakacak projelere karşı çıkıyor ve karşı hamle olarak kendisi projeler geliştiriyor. 20. yüzyılın sonuna doğru Rusya ve Türkiye ticari-ekonomik işbirliği alanında çok önemli tecrübeler edinmişlerdir. Karşılıklı ekonomik çıkarlar, Rusya nın bilimsel-teknik potansiyeli ve Türkiye nin piyasa ekonomisinin şekillendirilmesi alanında sahip olduğu zengin tecrübe bu sürece ivme kazandıran başlıca etkenlerdir. Komşu ülkeler olan Rusya ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin zaman içinde gösterdiği artış, tarafları karşılıklı ekonomik çıkarlara dayalı işbirliğinin geliştirilmesi yönündeki girişimleri yoğunlaştırmaya teşvik etmiştir. Türkiye ve Rusya ticari-ekonomik ilişkilerini artırarak ve çeşitlendirerek daha da geliştirmek suretiyle aralarındaki mevcut ve muhtemel politik sorunları daha kolay ve iki ülke açısından da uygun olan koşullarda çözebilme imkânına kavuşmuşlardır. Ticaret ve Turizm İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2012 yılı verilerine göre yaklaşık 33,3 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır yılında Rusya ya 6,7 milyar dolar ihracat yapılmasına karşın Rusya dan yapılan ithalat 26,6 milyar dolar olmuştur. Bu rakamın, bazı sorunların da çözülmesiyle çok daha ileri düzeye, 100 milyar dolara çıkarılması planlanmaktadır. Ticaret hacmi küresel ekonomik krizin ve gümrüklerde yaşanan sorunun etkisiyle 2009 yılında 22 milyar dolara kadar gerilemişti. Türkiye 2012 yılında turizmden yaklaşık 25 milyar dolar gelir elde etti. Toplam 30 milyon turistin 3,6 milyonu ise Rusya vatandaşı idi. Bu rakam önceki yıla oranla %3,8 daha fazla idi. İlk sırayı Almanlar (%15,8), ikinci sırayı ise Ruslar (%11,3) aldı. Rusya yı ziyaret eden Türkiye vatandaşlarının sayısı vizelerin kaldırılması sonrasında yavaş yavaş artmaya başlamıştır yılında Türk vatandaşı Rusya yı ziyaret etmişken, bu sayı 2012 yılında kişiye ulaşmıştır. Ancak 2012 yılında Rusya ya gelen yabancı ziyaretçi sayısının olduğu göz önüne alınırsa Türk vatandaşlarının toplamda çok az bir orana sahip olduğu görülmektedir. Bu durum iki ülke arasında karşılıklı turizm teşviklerinin yapılmasının gerekliliğine işaret etmektedir. 12

22 TURİZM İSTATİSTİKLERİ Kaynak: TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaynak: Rusya Federasyonu Kültür Bakanlığı 13

23 Rusya hala PKK yı terörist örgüt olarak kabul etmemektedir. Türkiye, PKK terör örgütünü terörist örgütler listesine alması için Rusya ya çağrılar yapıyor ancak şimdiye kadar olumlu cevap alabilmiş değildir. Yatırım İlişkileri Karşılıklı yatırımlar da bu dönemde artış göstermiştir senesi itibariyle Rusya da 3 bin dolayında Türk şirketi faaliyet gösterirken, Türk şirketlerinin Rusya da yaptığı doğrudan yatırım miktarı ise 7,3 milyar dolara ulaşmıştı. Türkiye ye yatırım yapan Rus sermayesi ise 6 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiştir. Türk inşaat sektörünün Rusya pazarında yüklendiği işlerin toplamı 25 milyar doları buldu. Türkiye kullandığı doğalgazın %63 ünü, petrolün ise %29 unu Rusya dan satın almaktadır. Enerji alanında işbirliğinin önemli kalemlerinden birisi de nükleer santral yapımı olacaktır. MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Kaynak: (subat%202013).xls Rusya Federasyonu Parlamentosu nun alt kanadı Duma, Ermeni diasporasının çabalarıyla sözde soykırımı 1995 ve 2005 yıllarında olmak üzere iki defa tanımıştır. İŞBİRLİĞİ ALANLARI VE SORUNLAR Ankara ile Moskova nın uluslararası sorunlara yaklaşımlarında çoğunlukla benzerlik görülmekle birlikte, kimi konularda iki ülke arasında görüş farklılıkları dikkat çekmektedir. İran nükleer sorununun diplomatik yolla çözülmesi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Dağlık Karabağ sorununun diplomatik yollarla çözülmesi, Ortadoğu da barışın sağlanması, Suriye-Lübnan sorunu, Afganistan, Irak ta güven ortamının tesisi ve Libya ya askeri müdahale gibi uluslararası konularda Rusya ve Türkiye yakın sayılabilecek politikalara sahiptirler. Ancak, Libya krizinin ilk günlerinde NATO nun Libya ya 14

24 müdahalesine karşı çıkan Türkiye bir süre sonra bir NATO ülkesi olarak Libya ya yapılan müdahaleye katılmıştır. Rusya, Türkiye nin AB üyeliğini, Türkiye Rusya nın İslam Konferansı Örgütü ne (İslam İşbirliği Teşkilatı) gözlemci statüsünde katılımını destekledi. Her iki ülke de Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü nün daha etkin hale getirilmesi için çaba harcamaktadırlar. İki ülke ilişkilerini etkileyen en önemli gelişme ise TBMM nin Mart 2003 teki Irak tezkeresini reddetmesi olmuştur. Tezkerenin reddiyle birlikte Rusya, Türkiye yi klasik ABD müttefiki algısından çıkartıp artık kendi çıkarları söz konusu olduğunda bağımsız kararlar alabilecek bir siyasi irade ortaya koyabilen güvenilir ve güçlü bir ülke statüsünde kabul etmeye başlamıştır. İlişkilere 1 Mart 2003 tezkeresinin reddinden sonra büyük ivme kazandıran ikinci nokta ise Rusya-Gürcistan savaşı olmuştur. Ağustos 2008 de yaşanan Rusya-Gürcistan savaşında Türkiye nin tarafsızlığı, barış için gösterdiği çaba, Montrö Anlaşmasını harfiyen uygulaması ve Kafkas İstikrar ve İşbirliği Paktı ile Rusya nın da takdirini kazanmıştır. Özellikle de Gürcistan a yardım götürme bahanesiyle NATO ve ABD gemilerinin Karadeniz e girmeleri sürecinde Türkiye nin takındığı tavır bölgedeki dengelerin önemli ölçüde değişmesini önlemiş ve savaşta Rusya nın elini rahatlatmıştır. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin gelişiminde Karadeniz faktörü önemli bir yer tutmaktadır li yıllarda iki ülkeyi birbirine yakınlaştıran önemli faktörlerden birisi ABD nin Karadeniz havzasını bir güvenlik boşluğu alanı şeklinde niteleyerek, boşluğun ortadan kaldırılması için dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi buraya da Amerikan askeri varlığının yerleştirilmesi gerektiğini tartışmaya başlamasıdır. Bu yaklaşım Rusya ve Türkiye yi Karadeniz in hâlihazırdaki statüsünü ve bu bağlamda Montrö yü savunma konusunda aynı safta birleştirmiştir. Karadeniz in küresel güçlerin yeni mücadele alanı haline gelmemesi konusu ikili ilişkilerin kuvvetli bir şekilde mutabık kalınan maddelerinden birisi haline gelmiş durumdadır. Bir diğer mutabık kalınan konu ise Montrö Sözleşmesi nin hiçbir şekilde değiştirilmemesi olarak ortaya çıkmaktadır. Hem Türkiye hem Rusya bu konuda kararlı olduklarını açık ve net bir şekilde ifade ediyorlar. Karadeniz in küresel güçlerin yeni mücadele alanı haline gelmemesi konusu ikili ilişkilerin kuvvetli bir şekilde mutabık kalınan maddelerinden birisi haline gelmiş durumdadır. Hem Rusya hem Türkiye Karadeniz ile ilgili konuların bu denize kıyıdaş olan ülkelerce işbirliği halinde ortak çözülmesini, yabancı güçlerin, üçüncü tarafların müdahil olmamasını istemektedirler. Türkiye, Karadeniz in terörle mücadele kapsamında bir NATO operasyonuna konu edilmesini gereksiz bulmakta, bunun yerine BLACKSEAFOR (Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu) ve KUH (Karadeniz Uyum Harekatı) kapsamında üye ülkelerle Karadeniz de gerekli Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler çok boyutlu, derinleştirilmiş, genişletilmiş, stratejik gibi kelimelerle tanımlansa bile gerçek anlamda stratejik ortaklık olmaktan henüz uzaktır. 15

25 müdahale ve operasyonların yapılmasını savunmaktadır. Bu politikası Rusya tarafından da destek görmektedir. Türkiye ile Tataristan arasında yapılan üst düzey karşılıklı resmi ziyaretler aslında bir taraftan da sembolik anlamda Türkiye ile Rusya arasında güven ilişkisinin ne kadar arttığı anlamına da geliyor diyebiliriz. Karadeniz e ait sorunlar dışarıdan gelecek güçlerin değil öncelikle Karadeniz ülkelerinin ilgi alanında olması gereken konulardır. Her ikisi de Karadeniz i kendileri açısından hayati önemde gören Türkiye ve Rusya açısından işbirliği, karşılıklı saygı ve güven çerçevesinde kurulacak ilişkiler çok önemlidir. Karadeniz özelinde yürütülen yakın ilişkiler ise bunun tesis edilmekte olduğuna işaret etmektedir. Bu sebeple, Türkiye-Rusya ilişkilerinde hızla artan ekonomik ilişkilerin ve sağlıklı siyasi diyalogun yanında Karadeniz faktörü de göz ardı edilemez derecede önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye nin, KEİÖ, BLACKSEAFOR ve KUH un kuruluşuna öncülük etmiş olması, bu örgütlere Karadeniz ülkelerinin katılımını başarması, Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu düşüncesini ortaya atması Karadeniz de oldukça etkili bir güç haline geldiğine işaret ediyor. Türkiye nin izlediği politika yaklaşımı Rusya tarafından artık yıl öncesine nazaran daha olumlu algılanıyor. Rusya nın Karadeniz havzasında Ukrayna, Gürcistan, Moldova gibi ülkelerle olan inişli-çıkışlı ilişkileri ve bu ülkelerdeki dondurulmuş sorunları, hassas dengeleri kullanma konusunda izlediği çatışmacı politikalar bölgedeki ülkelerin birçoğunda Rusya karşıtlığını güçlendirmekte ve bu durum Rusya yı bölgede zaman zaman yalnızlaştırmakta ve izlediği politikaları etkisizleştirmektedir. İzlediği yapıcı, barışçıl ve işbirliği odaklı politikalardan dolayı bölgede istikrarın anahtarı Karadeniz de en güçlü donanmaya sahip olan Türkiye haline gelmiştir. Bunun farkında olan Rusya, son yıllarda genel anlamda Türkiye ile oldukça olumlu çizgide sürdürdüğü ikili ilişkilerini Karadeniz e de yansıtmayı bir fırsat olarak görmektedir. Etrafında barış kuşağı oluşturma prensibini dış politikasının temel ilkelerinden birisi olarak kabul eden Türkiye açısından Rusya ile artan işbirliği bu prensibini gerçekleştirme açısından eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Bu açıdan Karadeniz Türkiye-Rusya ilişkilerinin geliştirilmesi yolunda katalizör görevi görmektedir. İki ülke ilişkileri genişletilmiş, çok boyutlu, derinleştirilmiş veya son yıllarda stratejik gibi kelimelerle tarif edilse de her iki ülke arasında yüksek sesle dillendirilmeyen bazı sorunların olduğu inkâr edilemez. Rusya ekonomik ilişkilerdeki avantajlı pozisyonunu kimi zaman baskı aracı olarak kullanmaktadır. Bu politikasını Ukrayna, Beyaz Rusya, Polonya ve Gürcistan gibi ülkelere uygulamaktan çekinmemiştir. Rusya bu şekilde politika izlediği ülkelere ilişkilerde hassas ve kırılgan olan tarafın kim olduğunu hissettirmek istemektedir. Kimi zaman bu politikasını Türkiye ye karşı kullanmaktan da çekinmemektedir. Rusya nın gümrüklerinde Türk mallarına uyguladığı zorlaştırıcı rejim hala hafızalarda taze olarak durmaktadır. Yaz ayları 16

26 geldiğinde iki ülke arasında neredeyse gelenekselleşen bir sebze-meyve krizi yaşanmaktadır. Türkiye nin en büyük eksikliği Rusya nın bu politikalarına cevap verebilecek eşdeğer politikalar geliştirememiş olmasında yatmaktadır. Diğer taraftan, Türkiye deki Rus yatırımlarının Moskova nın beklentilerinin çok altında bir seviyede olduğu görülmektedir. Rusya Türkiye nin enerji, askeri ve ulaşım ihalelerinde kendi firmalarına zorluklar çıkartıldığını ileri sürmektedir. Askeri amaçlı helikopter alımı ihalesinde Rus tarafının yaşadığı hayal kırıklığının izleri hala sürmektedir. Rusya, aynı hayal kırıklığını nükleer santral ihalesinde yaşayacağına dair ciddi endişeler taşıyordu. İhalenin Danıştay tarafından iptal edilmesiyle endişeleri kısmen doğru çıkmıştı. Ancak, Rusya ile ilişkilerini ileri bir seviyeye taşımak isteyen Türkiye, nükleer santral konusunu ihaleleri devreden çıkartıp devletlerarası anlaşma yoluyla Rusya ya vermeyi tercih ederek hem Rusya yı rahatlatmış hem bu konuda ne kadar kararlı olduğunu göstermiştir. Hem Türkiye hem de Rusya, Suriye de akan kanın durmasından, istikrar, barış ve güven ortamının kurulmasından yanadır. Türkiye nin Boğazların adeta bir petrol boru hattı gibi kullanılmasına çevre ve güvenlik endişelerinden dolayı karşı çıktığını da hatırlamamız gerekmektedir. Bu durum özellikle 1990 larda iki ülke arasında anlaşmazlıklara kaynak teşkil etti. Günümüzde geliştirilen alternatif geçiş yolları projeleriyle kısmen bu sorun arka plana atıldı diyebiliriz. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının devreye girmesiyle birlikte İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından geçen gemi sayısı azalmaya başlamıştır yılında İstanbul Boğazı ndan geçen gemi sayısı 50 bin 871 iken, Çanakkale Boğazı ndan geçen gemi sayısı ise 46 bin 686 olarak gerçekleşmiştir. İstanbul Boğazından 2010 yılında geçen 9271 adet tehlikeli yük taşıyan tanker sayısı ile toplam geçen gemi sayısı kıyaslandığında %18 inin tehlikeli yük taşıdığı anlaşılmaktadır. Yani neredeyse her beş gemiden birisi tehlikeli yük taşımaktadır. Bu durum Türkiye nin endişelerinin haklılığının bir göstergesidir. 17

27 TANKER TRAFİĞİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKİ BİLGİLER İstanbul Boğazında Tehlikeli Madde Taşıyan Tanker Sayısı Kaynak: TC Dışişleri Bakanlığı Tehlikeli Madde Miktarı (Ton) 18

28 Çanakkale Boğazında Tehlikeli Madde Taşıyan Tanker Sayısı Tehlikeli Madde Miktarı (Ton) 19

29 Yakın dönemde iki ülkenin karşı karşıya kaldığı en önemli kriz, Moskova nın Vnukova havaalanından kalkan Suriye havayolu şirketine ait Airbus A-320 tipi yolcu uçağının silah taşıdığı şüphesi ile 10 Ekim 2012 tarihinde Türkiye tarafından Ankara Esenboğa Havalimanı na zorunlu olarak indirilmesinin ardından yaşandı. İki ülke arasında Hazar havzası ve Orta Asya petrol ve doğalgazının dünya pazarlarına ulaştırılması için geliştirilen projeler konusunda da fikir ayrılıkları var. Enerji konusunu dış politika ve baskı aracı olarak kullanan ve tekel konumunu muhafaza etmek isteyen Rusya, kaynak çeşitliliğini arttıracak ve kendisini dışarıda bırakacak projelere karşı çıkıyor ve karşı hamle olarak kendisi projeler geliştiriyor. Kuzey Akım ve Güney Akım projeleri bu politikanın sonucu ortaya çıkmış olan projelerdir. Rusya, Türkiye nin taraf olduğu Nabucco projesine ekonomik olmayan politik bir proje olduğu gerekçesiyle olumsuz yaklaşıyor. Hazar enerji kaynaklarının Nabucco projesi ile açılan yeni bir Doğu-Batı koridorundan Avrupa pazarlarına ulaştırılmasını, Türkiye-Azerbaycan arasında yakın zamanda imzalanan TANAP gibi projeleri Rusya kendisinin bypass edilmesi olarak değerlendirmekte, ayrıca bu şekilde Türkiye nin kendisine güvenilir bir tedarikçi olarak yaklaşmadığını düşünmektedir. Diğer taraftan, Türkiye nin Güney Akım projesine Karadeniz deki münhasır ekonomik bölgesini kullandırma izni vermesi Türkiye nin bir jesti olarak Rusya ile olan ilişkilerine ne kadar önem verdiğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Rusya Başbakanı Vladimir Putin 2011 yılı sonunda Enerji Bakanı Taner Yıldız ı kabulünde, Türkiye yi tüm sözlerini yerine getiren güvenilir ortak olarak ilan etmiş ve Türkiye nin verdiği izni yılbaşı hediyesi olarak PLANLANAN VE MEVCUT DOĞAL GAZ BORU HATTI 20

30 değerlendirmişti. Güney Akım projesinin hayata geçirilmesi Rusya açısından çok önemliydi. Projeyle Karadeniz in altında inşa edilecek denizaltı hattıyla Rusya dan Bulgaristan a kadar uzanan 900 kilometrelik bir boru hattı inşa edilecek. Karadeniz in altından geçecek olan boru hattının bir kolu Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Slovakya ya, bir başka kolu ise Yunanistan ve Makedonya dan geçerek İtalya ya ulaşacak. Projenin 2015 yılında tamamlanması bekleniyor. Maliyeti 20 milyar doları bulan Güney Akım sayesinde Rusya Avrupa ya yılda 63 milyar metreküp doğalgaz satabilecek. Ayrıca, Mavi Akım doğalgaz boru hattına paralel ikinci bir boru hattı döşenmesini ise bizzat Moskova Ankara ya teklif etmektedir lı yıllardaki iki ülke arasındaki ilişkilere Çeçen ve Kürt sorunları damgasını vurdu. Türkiye deki Kafkas diasporası ile Rusya daki Kürt ve Ermeni diasporasının faaliyetleri iki ülkeyi zaman zaman karşı karşıya getirdi yılı sonunda iki ülke arasında imzalanan terörle mücadele anlaşması sorunu büyük oranda bitirdi. Fakat Rusya hala PKK yı terörist örgüt olarak kabul etmemektedir. Türkiye, PKK terör örgütünü terörist örgütler listesine alması için Rusya ya çağrılar yapmasına rağmen şimdiye kadar olumlu cevap alabilmiş değildir. Rusya, sadece Rusya toprakları içerisinde eylemler gerçekleştiren ve Rusya da bağlantıları olan örgütleri terörist örgüt olarak kabul etmektedir. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Mayıs 2012 de İstanbul da bir sivil toplum kuruluşu tarafından Kafkasya Forumu adıyla organize edilen bir toplantıyı Rusya nın toprak bütünlüğünü tehdit eden, vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye sokan ve iki ülke arasındaki ilişkileri gölgeleyen Rusya karşıtı bir toplantı olarak nitelendirip bu tür toplantıların Türkiye de yapılmasının kabul edilemez olduğunu açıklamıştır. Açıklamada bu tarz etkinliklerin iki ülke arasında mevcut ortaklık atmosferine gölge düşürdüğü ileri sürülmüş ve Türkiye nin bu tür organizasyonlara izin vermemesi istenmiştir. Diğer taraftan, Moskova ve başka şehirlerde PKK kontrolündeki Kürt sivil toplum kuruluşları konusunda Türkiye den Rusya ya ciddi düzeyde bir uyarı verilmediğini belirtmek gerekir. Günümüzde Rusya, Ermenistan ın en önemli müttefiki durumdadır ve gerek Türkiye ile Ermenistan arasında, gerekse Ermenistan ile Azerbaycan arasında arabuluculuk yapabilecek en etkili ülkedir. Erivan ın stratejik ortak olarak gördüğü Rusya, Ankara nın büyük beklentilerine rağmen, Ermenistan ın Batı ya yakınlaşmasından çekindiğinden Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde Ankara nın beklediği tavrı tam olarak göstermemiştir. Rusya nın Ermenistan daki askeri varlığının yanı sıra Ermenistan ekonomisinde de büyük yatırımları bulunmaktadır. Dünyanın en kalabalık Ermeni diasporası Rusya da yaşamaktadır. Rusya da eğitim, sanayi, ticaret gibi birçok alanda Ermeniler 21

31 1990 lı yıllar birçok alanda Türk-Rus ilişkilerinde rekabetin öne çıktığı yıllar olarak hafızalarda iz bıraktı li yıllar iki ülkenin aralarındaki güven ilişkisini güçlendirme yönünde arayış içerisine girdikleri yıllar olarak öne çıktı. Türkiye, PKK terör örgütünü terörist örgütler listesine alması için Rusya ya çağrılar yapmasına rağmen şimdiye kadar olumlu cevap alabilmiş değildir. etkin durumdadırlar. Ermenistan ile tarihi ve kültürel bağları bulunan Moskova açısından Erivan Güney Kafkasya daki en önemli müttefik konumundadır. Moskova, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecini desteklediklerini ve Dağlık Karabağ meselesinin çözümünü arzu ettiklerini ileri sürse de bu iki konunun birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesini istemektedir. Bir taraftan sorunun çözülmesinden çekinmekte, diğer taraftan sürecin dışında da kalmak istememektedir. Ayrıca, Rusya Federasyonu Parlamentosu nun alt kanadı Duma, Ermeni diasporasının çabalarıyla sözde soykırımı 1995 ve 2005 yıllarında olmak üzere iki defa tanımıştır. Kıbrıs meselesi Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin diğer sorunlu alanlarından birisidir. Moskova nın KKTC ile ilişki geliştirmesinin önünde kendi açısından haklı bazı engeller bulunmaktadır. Rusya nın Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile olan ilişkileri özellikle ticari-ekonomik alanda oldukça ileridir. Rus sermayesinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi ni (GKRK) off-shore bölgesi olarak kullandığı bilinmektedir. Rusya bu ilişkilerden dolayı GKRK ile politik ve ekonomik ilişkilerinin bozulmamasını istemektedir yılının Nisan ayında BM tarafından hazırlanan Annan Planı na ilişkin Kıbrıs referandumuna günler kala Rusya, Kıbrıslı Rumların güvenlik endişelerini hafifletmeyi amaçlayan bir kararı tarafların baskı altında bırakılmaması ve Rusya nın görüşlerinin alınmaması bahanesiyle veto etmiştir. Rusya, 24 Nisan 2004 te yapılan referandumdan sonra BM Güvenlik Konseyi nde Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesi için bir çağrı yapılmasını engellemiştir. Türkiye nin Suriye krizinden dolayı güvenlik endişeleri üzerine Türkiye-Suriye sınırına yerleştirilen Patriot füzeleri iki ülke ilişkilerini gerdi. ABD nin kurmaya çalıştığı füze kalkanının bir parçasının Soğuk Savaş yıllarında Rusya yı hedef alan Malatya-Kürecik radar üssünde aktif hale gelmesi Moskova yı endişelendirdi. Rusya füze radar sisteminin 1 Ocak 2012 den itibaren aktif hale gelmesini Rusya ile NATO arasında mevcut güç dengelerini bozduğu düşüncesiyle olumsuz karşıladı. Füze kalkanını sık sık gündeme taşıyan Rus yönetimi NATO nun füze kalkanı sistemine karşı önlemler alacağını beyan etti. Füze kalkanı projesine asimetrik ve etkili bir yanıt verilmeli diyerek askeri harcamaları arttırma ve orduyu modernleştirme sözü veren Rusya Başbakanı Putin, başkanlık görevine başladıktan sonra da konuyu gündemde tutmaya devam etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova nın Türkiye nin Suriye sınırına yerleştireceği Patriot füzelerine karşı çıkmadıklarını, Ankara nın meşru müdafaa hakkına engel olmak istemediklerini söyledi. 3 Aralık 2012 de Türkiye de temaslarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Patriotların bölgede tansiyonun yükselmesine neden olacağını kaydetmiş, Suriye yönetiminin Türkiye ye saldıracak potansiyele sahip olmadığını vurgulamıştı. 22

32 Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler çok boyutlu, derinleştirilmiş, genişletilmiş, stratejik gibi kelimelerle tanımlansa bile gerçek anlamda stratejik ortaklık olmaktan henüz uzaktır. İki ülke ilişkilerini henüz stratejik ortaklık olarak ifade edemesek de her iki ülke açısından ilişkilerde stratejinin başat rol oynadığını söyleyebiliriz. İki ülke arasındaki ilişkilerin bir bütün olarak stratejik olduğunu söyleyemeyiz belki ama enerji, ticaret gibi bazı alanlarda stratejik boyutta olduğu artık yadsınmamaktadır. Stratejik ortaklık hedefine doğru gidişte vizelerin kaldırılması anlaşması güven ilişkisinin kuvvetlendirilmesi açısından sembolik anlamda çok büyük önem taşıyor. Sorunlu alanlara rağmen, nükleer santral konusunda imzalanan anlaşma, vizelerin kaldırılması, iki ülke arasında Üst Düzey İşbirliği Konseyi nin faaliyete geçmesi, Türk-Rus ilişkilerini yepyeni bir boyuta taşımıştır. İlişkilerin stratejik ortaklığa dönüşmesinin yolu da bu konseyin çalışmalarından geçecektir. İkili ilişkilerde etkisi yadsınamaz bir başka faktör ise Batı faktörüdür. Rusya ile yakın ilişkiler Türkiye için Batı ile ilişkilerinden dolayı yaşadığı dışlanmışlık ve özgüven azalmasını telafi etmesi açısından oldukça önemli rol oynuyor. Rusya zaman zaman Batı tarafından anlaşılmama sorunu yaşıyor ve yalnızlaştırıldığını hissediyor. İki ülkenin bilinçaltında yatan bu dışlanmışlık hissi doğal olarak birbirlerine yaklaştırıyor. Hem Türkiye hem Rusya kendilerine yaklaşımlarda Batı dan kaynaklanan sorunlar olduğunu düşünmekte ve tepkisel politikalar geliştirmektedirler. Bu tepkisel politikalar bir anlamda Ankara ve Moskova nın ortak bir dil oluşturma ya da birbirlerini anlama çabalarını kolaylaştırmaktadır. Özellikle Türkiye-AB ilişkileri özelinde bu durumu gözlemlemek mümkündür. İlginç bir şekilde 1990 lı yıllarda AB nin Türkiye hakkında kritik kararlar aldığı toplantıların hemen öncesinde veya hemen sonrasında ya Rusya dan üst düzey bir heyet Türkiye yi ziyaret etmiş ya da Türkiye den üst düzey bir heyet Rusya yı ziyaret etmiştir. AB nin Türkiye ye sürekli olumsuz cevaplar vermesi, 1990 lı yıllarda Türk siyasi elitinde Rusya ve İran gibi ülkelerle alternatif jeopolitik açılımlar yapılması ve arayışlara girilmesi konusunda tartışmalar başlatmıştı. Günümüzde bu durum devam etmekle birlikte, her iki ülke de ilişkilerdeki Batı faktöründen çok ikili ortak çıkarlar doğrultusunda rasyonel ilişkiler ağı geliştirme yönünde başarılı bir politika geliştirmişlerdir ki konjonktürel gelişmelere endeksli olmayan sağlıklı bir ilişki yapısı için olması gereken de budur. Suriye konusunda iki tarafı da memnun eden bir kazan-kazan durumu yoktur, aksine birinin kazancının diğerinin kaybı anlamına geleceği sıfır toplamlı bir oyun vardır. Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu nun daveti üzerine Mayıs 2012 tarihlerinde Türkiye de resmi temaslarda bulundu. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün 2009 da ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın 2011 yılında Rusya ya yaptıkları ziyaret çerçevesinde Tataristan a da gittiklerini ha- 23

33 Türkiye ve Rusya, aralarındaki yüzlerce yıllık jeopolitik mücadeleyi jeoekonomik işbirliğine çevirmeye çalışmaktadırlar. İki ülke arasındaki ilişkilerde daha çok alınacak mesafe vardır ve sürecin kolay olması beklenmemelidir. tırlatarak, Minnihanov un Tataristan dan Türkiye ye resmi ziyaret düzenleyen ilk cumhurbaşkanı olduğunu söyledi. Türkiye ile Tataristan arasında yapılan üst düzey karşılıklı resmi ziyaretler aslında bir taraftan sembolik anlamda Türkiye ile Rusya arasında güven ilişkisinin ne kadar arttığı anlamına da geliyor diyebiliriz lı yıllarda bu türden ziyaretler Rusya tarafından pek olumlu karşılanmayabilirdi. İki ülke ilişkilerine olumlu anlamda etki eden bir başka önemli gelişme ise 2012 yılı ortasında yaşandı. Çin in Şanghay kentinde 1996 da toplanan Rusya, Çin, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan ın kurduğu Şanghay Beşlisi, 2001 de Özbekistan ın da dâhil olması ile Şanghay İşbirliği Örgütü ne (ŞİÖ) dönüştü. Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan ın gözlemci üye olduğu ŞİÖ, 2008 de aldığı kararla, gözlemci üye statüsünün yanı sıra diyalog ortaklığı statüsü de oluşturdu da Yekaterinburg da gerçekleşen zirvede Belarus ve Singapur örgüte diyalog ortağı olarak kabul edilmişlerdi. 6-7 Haziran 2012 de Pekin de yapılan ŞİÖ Devlet Başkanları Konseyi nin 12. toplantısında Türkiye ye de diyalog ortağı statüsü verildi. Rusya nın Türkiye ye bu konuda destek verdiğine dair çeşitli yorumlar yapıldı. Türk dış politikasına farklı bir açılım katan bu gelişme genel olarak olumlu karşılandı. TÜRKİYE-RF DIŞ TİCARETİNİN YAPISI Kaynak: (subat%202013).xls 24

34 TÜRKİYE-RF DIŞ TİCARETİNDE İLK 10 MADDE MADDE GRUBU İHRACAT İHRACAT % PAY 25

35 İTHALAT İTHALAT % PAY 26

36 Türk-Rus İlişkileri TÜRKİYE-RUSYA FEDERASYONU (RF) DIŞ TİCARETİ (mil. $) Kaynak: (subat%202013).xls RF NİN TOPLAM DIŞ TİCARETİ TÜRKİYE NİN TOPLAM DIŞ TİCARETİ (mil. $) Kaynak: Ekonomi Bakanlığı, Moskova Ticaret Müşavirliği, RF Federal Gümrük Servisi, TÜİK 27

37 Aynı dönemde, ekonomik krizi yavaş yavaş atlatan iki ülke arasındaki ticari-ekonomik ilişkiler de 2012 de artmaya devam etti yılı Türkiye nin ithalatında ilk sırayı 26,619 milyar dolarlık ithalat ile Rusya Federasyonu aldı. Rusya nın Türkiye nin ihracatındaki payı ise 6,683 milyar dolar oldu yılı iki ülke ticaret hacmi yaklaşık 33,3 milyar doları bulmasına rağmen 2009 yılında alınan ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkartma hedefinden çok uzakta kaldı. Ancak artan ilişkiler bu hedefin mümkün olabileceğinin işaretlerini de taşımaktadır. İŞKUR 2012 yılın Ocak-Ekim döneminde yurt dışına gönderilen işçi sayısı ile ilgili raporunu yayınladı. Yurt dışına gönderilen işçi sayısı 43 bin 47, bunlardan Rusya ya gidenler ise 11 bin 39 kişiydi. Ayrıca bin Rus vatandaşına Rusya daki Türk firmalarının istihdam sağladığı bilgisi açıklandı. Türkiye de çalışan Rusya vatandaşlarının sayısı az olarak görünmekle birlikte, turist vizesiyle alınan iki aylık ikamet süresini bazı Rus vatandaşlarının güney sahillerimizdeki turistik tesislerde tercüman, animatör, garson vs. gibi çalışarak değerlendirdiğini burada belirtmek gerekir. Ticari-Ekonomik ilişkilerde 2012 yılında yaşanan en dikkat çekici gelişmelerden birisi Rusya nın önde gelen bankalarından Sberbank ın Haziran 2012 de Denizbank ı 3,54 milyar dolara satın alması oldu. Türkiye ve Rusya için önemli ekonomik olaylarından bir diğeri ise Rusya nın Ağustos 2012 de Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliğini kazanması oldu. Rusya nın DTÖ ye üyeliği, Rus girişimciler ile yabancı girişimciler arasında eşit iş fırsatlarının oluşturulması, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve Rusya ekonomisinde yabancı sermayenin arttırılması anlamına geldiğinden Türkiye açısından da önem arz ediyordu. Ayrıca, Rusya 2013 te, Türkiye ise 2015 te G-20 de dönem başkanlığını yürütecekler. Bu durum da işbirliği perspektifini artırmaktadır. İlişkiler -eğer Suriye konusu sayılmazsa- gerçekten de çok iyi düzeyde seyretmektedir. Suriye krizinde genel olarak iki ülke farklı yaklaşımlar sergilemekteler. Türkiye Esad sız bir yönetim istemekte ve muhaliflerle görüşmektedir. Rusya ise Suriye de bir rejim değişiminden yana değildir. Rusya, Suriye ye yapılacak bir askeri müdahalenin veya Esad sız bir geçiş döneminin ülkede çok daha olumsuz gelişmelere yol açacağını ileri sürmektedir. Türkiye uluslararası toplumun dikkatini Suriye de yaşanan çatışmalara, mültecilere ve sivil kayıplarına çekerek BM kararıyla bu ülkeye daha sert bir politika izlenmesini istemektedir. Rusya ise Suriye ye yapılacak her türlü müdahaleye karşı olup her fırsatta Esad yönetimine desteğini göstermektedir. Suriye konusunda iki ülke arasındaki görüş farklılığının temelleri temelde iki ülkenin farklı dış politika hedeflerine dayanmaktadır. Suriye Rusya açısından Ortadoğu da vazgeçilemez derecede önemli bir müttefiktir. Türkiye açısından Suriye hem Or- 28

38 tadoğu politikasının önemli bir parçası olması hem de tarihsel, kültürel ve ticari bağları olduğu yakın bir komşusu olması nedeniyle önemli bir ülkedir. Ancak, Türkiye için Esad yönetiminde bir Suriye ile artık normal ilişkiler kurulması mümkün görünmemektedir. Son planda bakıldığında aslında iki ülke de Suriye de akan kanın durmasından, istikrar, barış ve güven ortamının kurulmasından yanadır. Her iki ülke de Suriye de bir geçiş döneminin olması gerektiği konusunda aynı görüşe sahip olmalarına rağmen bu durumun sağlanması için kullanılmasını savundukları yöntemlerde farklı yaklaşımlar sergilemektedirler. Suriye krizi ile alakalı olarak iki ülke arasındaki ilişkilerde baş gösteren ilk ciddi gerilim 22 Haziran 2012 tarihinde bir Türk savaş uçağının uluslararası sularda Suriye tarafından düşürülmesinin ardından yaşandı. Uçağın nasıl ve kim tarafından düşürüldüğü konusunda yapılan tartışmalarda, Suriye nin Tartus limanından Rus teknisyenlerce ateşlenen bir füzenin kullanılarak Türkiye ye mesaj verilmek istendiği iddiaları gündeme geldi. Bu iddialar Rusya tarafından yalanlandı, akabinde Türkiye tarafından da böyle bir ihtimalin hiç bir şekilde düşünülmediği açıklandı. Bu tür açıklamalar sorunun kriz boyutuna yükselmesini engelledi. Suriye krizine rağmen iki ülkenin ikili ilişkilerini krizden ayrı olarak planlanan şekilde yürütmek istedikleri müşahede edildi. İki ülkenin karşı karşıya kaldığı en önemli kriz ise Moskova nın Vnukova havaalanından kalkan Suriye havayolu şirketine ait Airbus A-320 tipi yolcu uçağının silah taşıdığı şüphesi ile 10 Ekim 2012 tarihinde Türkiye tarafından Ankara Esenboğa Havalimanı na zorunlu olarak indirilmesinin ardından yaşandı. Chicago Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmesi nin 35. Maddesine göre, bir devlet kendi hava sahasını kullanan uçaklarda savaş malzemesi, silah ya da araçların bulunduğu yönünde kuvvetli şüphe duyarsa müdahale hakkına sahipti. Askeri malzemelerin taşınması ancak hava sahası kullanılan ülkenin izni ile gerçekleşebiliyordu. Suriye uçağı ile ilgili gelişme Rus basınının ön sayfalarında yer aldı ve hararetle tartışıldı. Türkiye nin ise uçak incelemesine ilişkin yaptığı açıklamalarda Rusya ile ilgili dikkatli bir dil kullanması krizi derinleşmekten korudu. Uçağın kargosunda yapılan incelemenin ardından Türkiye silah parçalarına rastlandığını açıklarken, Rusya ise bulunan malzemeye resmen sahip çıkmaktan kaçınarak uçağın taşıdığı yükün askeri malzeme olmadığını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova dan Şam a giden Suriye Havayolları na ait uçağın Ankara da indirilmesinin Rusya-Türkiye ilişkilerine zarar vermeyeceğini açıkladı. Suriye uçağının indirildiği günün sonrasında 29

39 Rusya Devlet Başkanı Putin in Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşmesi beklenen Türkiye ziyaretinin ertelendiğinin açıklanması pek çok kesim tarafından Rusya nın Türkiye ye tepki mesajı olarak algılandı. Basında ziyaretin yeni tarihi konusunda tartışmalar sürerken Rusya dan ziyaretin 3-4 Aralık 2012 tarihinde gerçekleşeceği açıklaması geldi. Buna rağmen basında eğer silahlar iade edilmezse Putin in, Türkiye ziyaretini yeniden ve süresiz erteleyeceğine dair haberler yapıldı. Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen Rusya Devlet Başkanı Putin in Türkiye ziyareti 3 Aralık 2012 de gerçekleşti. Putin in 2012 yılı sonunda gerçekleşen Türkiye ziyareti kapsamında iki ülkenin şirket, kurum ve bakanlıkları arasında toplam 11 işbirliği anlaşması imzalandı. Ziyaret sırasında Türkiye-Rusya arasında gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısı, her iki ülke tarafından yapılan karşılıklı olumlu açıklamalar, imzalanan anlaşmalar bütün dünyaya iki ülke arasındaki ilişkilerin uçak krizinden etkilenmeyecek kadar güçlendiğini, derinlik kazandığını, istikrarlı ve sağlam bir şekilde devam ettiğini gösterdi. Bu tavırlarıyla birlikte, iki ülke Suriye krizinin başından itibaren ilişkilerde yaşanan bütün sıkıntılara rağmen ilişkilerin en az düzeyde etkilenmesi için maksimum çaba sarf ettiler. Bir anlamda Putin in ziyareti iki ülke arasında güven tazelenmesine ortam sağladı. SONUÇ VE ÖNERİLER 1990 lı yıllar birçok alanda Türk-Rus ilişkilerinde rekabetin öne çıktığı yıllar olarak hafızalarda iz bıraktı li yıllar iki ülkenin aralarındaki güven ilişkisini güçlendirme yönünde arayış içerisine girdikleri yıllar olarak öne çıktı yılında iki ülke karşılarına çıkan fırsatları iyi değerlendirdiler diyebiliriz. Ekonomik, ticari, siyasi, turizm ve kültürel alanda ilişkileri çok boyutlu ortaklık seviyesine çıkaran Türk-Rus ilişkileri günümüzde Suriye üzerinden en ciddi dayanıklılık testinden geçiyor. Bu testi geçerken Türkiye ve Rusya nın, Suriye üzerine farklı görüşlerine rağmen giderek yoğunlaşan ekonomik ve ticari ilişkilerinden doğan kazançlarına öncelik verdiği söylenebilir. Her ne kadar aralarındaki problemlerin bazılarını çözüme kavuşturamamış, kimisini arka plana atıp kimisini dondurmuş olsalar bile, her iki ülke son yıllarda bölgesel ve küresel planda birçok konuda yakın veya benzer duruş sergilemeye, en azından öyle görünmeye gayret ediyor. Bu iki tarafın da hem fikir olduğu bilinçli bir tercih olarak gözükmektedir. İki ülke Suriye krizi ile birlikte ilk kez bu kadar farklı bir yol çiziyorlar kendilerine. Bu durum ister istemez acaba Türk-Rus ilişkilerinin geleceği ne olacak soru- 30

40 sunu akıllara getiriyor. Bundan belki sene önce Moskova dan kalkan bir uçak Türk hava sahasından geçerken indirilip aransaydı Rusya nın tepkisi daha sert olabilirdi. Her şeye rağmen her iki ülke de Suriye konusunda istişareler yapabiliyorlar, görüş alışverişinde bulunabiliyorlar ve hatta birbirlerini eleştirebiliyorlar. Bu durum iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar güçlendiğinin göstergesidir. Bu yüzden Suriye yüzünden 500 yıldır ilk defa yaşadıkları bu altın çağı kolay kolay riske etmeyeceklerdir. İki ülke arasında konuşulacak sorunlar var ama yapılacak en akıllıca şey son yılda zorluklarla inşa edilen ilişkileri Suriye yüzünden sekteye uğratmamaya ve pragmatist olmaya çalışmaktır li yıllarda her iki ülkenin çabalarıyla ilişkiler sıfır toplamlı oyun olmaktan çıkartılıp her iki tarafın da fayda göreceği kazan-kazan boyutuna yükseltilmiştir. İlk defa Suriye konusunda taraflar farklı cephelerde bulunuyorlar. Rusya bütün gücüyle Esad ın kalması için çaba harcarken, Türkiye Esad sız bir Suriye planları yapıyor. Yani bu konuda iki tarafı da memnun eden bir kazan-kazan durumu yok, aksine birinin kazancının diğerinin kaybı anlamına geleceği sıfır toplamlı bir oyun var karşılarında. Tek ortak noktaları sorunun askeri olmayan yöntemlerle çözülmesini istemeleridir. Ancak, uluslararası bir müdahale olmadan Rusya Esad ı gitmeye ikna edebilirse iki ülkenin politikaları daha çok birbirine yakınlaşacaktır. Suriye krizinde uluslararası toplumun barışın sağlanmasına yönelik çabaları şimdiye kadar yetersiz kaldı. Krizin çözümüne dair atılan bölgesel adımlar, Arap Ligi, Annan Planı, Birinci Cenevre görüşmeleri bu tür başarısız girişimlerden sayılabilir. Haziran ayı içerisinde Suriye rejimi ve ve muhalefetin katılacağı ikinci Cenevre Konferansı krizin çözülmesine dair ikinci bir deneme olacak. İkinci Cenevre görüşmelerini Türkiye de Rusya da siyasi çözüm adına yeni bir fırsat olarak görmekteler. Genel tabloya bakıldığında Rusya ve Türkiye, Suriye krizinin çözümünde Esad ın devre dışı bırakılması dışında benzer yaklaşımlara sahipler. İkinci Cenevre Konferansı Türkiye nin sorunun çözüleceği yönündeki umutlarını yeniden güçlendirdi. Ancak, Esad yönetimine Cenevre konferansı ile başlatılması öngörülen geçiş sürecinde yeniden bir rol verilmesine Türkiye sıcak bakmıyor. Bütün bunların dışında Türkiye ile Rusya Suriye de iç barışın sağlanması, kan dökülmesinin sona erdirilmesi, toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye halkının kendi geleceğine kendilerinin karar vermesi konularında benzer yaklaşımlar sergiliyorlar. Rusya, Esad ın görevi bırakıp bırakmayacağına Suriye halkı karar versin, dış askeri müdahalede bulunulmadan kriz siyasi olarak çözülsün görüşünde. Cenevre görüşmeleri, Rusya nın dış askeri müdahale olmadan taraflar arasında diyalog yolu açılarak çözüme ulaşılması tezinin uygulamaya konulması açısından Moskova için oldukça önem arz ediyor. Burada dikkat çeken, Rusya nın Suriye 31

41 krizi konusundaki Cenevre görüşmelerine İran ve hatta Suudi Arabistan ın bulunmasını dile getirirken Türkiye den söz etmemesidir. Avrupa Birliği nin Mayıs sonunda Suriye ye yönelik silah ambargosunu kaldırması, arkasından Rusya nın Suriye ye S-300 füze savunma sistemlerini göndereceğini açıklaması Suriye de barışın çok kolay olmayacağının işaretlerini taşıyor. Cenevre görüşmelerinde de çözüm bulunamazsa Suriye de kriz daha uzun yıllar sürebilir. Bu açıdan, Suriye krizi Türkiye-Rusya ilişkilerini bir süre daha ciddi bir şekilde meşgul edebilir. İki ülkenin bu durumu ikili ilişkilerini olumsuz etkileyecek seviyeye getirmemeye dikkat etmeleri gerekmektedir. Türkiye ile Rusya arasında birçok alanda gelişen ilişkilerin varlığı ve iki ülke arasındaki üst düzey diyalog mekanizması siyasi alanda yaşanan sorunların ilişkileri ciddi derecede sarsacak krizlere dönüşmesinin önüne geçti. Bu durum bir taraftan da siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda hızla gelişen ilişkilerin Suriye krizi, füze kalkanı, uçak krizi, Arap Baharı ya da başka diğer sorunlarla yıpranmayacak kadar sağlam bir kurumsal yapıya dönüştüğünü ortaya koydu. Soğuk Savaş yıllarının güvenilmez NATO üyesi, 1990 lı yılların rakibi Türkiye bir anlamda günümüzde Moskova nın gözden çıkarmaya cesaret edemeyeceği bir ortak haline geldi. Bir zamanlar kuzeydeki büyük tehdit olarak görülen Rusya ise stratejik ortak olarak görülmeye başladı. Bavul ticareti, turizm, eğitim, karma evlilikler gibi toplumsal temaslarla daha da yakınlaşan Türkiye-Rusya ilişkileri yakaladıkları seviye ve içerik anlamında günümüzde oldukça mesafe kaydettiler. Türkiye nin son dönemde geliştirdiği sıfır sorun yaklaşımı belki Suriye, Irak, İran ve Ermenistan gibi ülkelerle olan ilişkilerde istenilen neticeyi veremedi ama Rusya ile olan ilişkilerde oldukça tatmin edici meyveler verdi da stratejik ortaklık ifadesiyle ilişkilerde yeni bir kapı aralandı ve her konuda rahatça konuşulabilen çok boyutlu ve kurumsal bir ilişki düzeyine geçildi. Türkiye kendi güvenliği ve istikrarı açısından Batı sistemi içinde yer almayı seçmiştir ve bunda ısrarla devam edecektir. Ancak bu durum Rusya ile çok yönlü ilişkiler kurmasının önünde bir engel değildir. Aksine, Rusya ile kuracağı güçlü ilişkiler Batı dünyası ile ilişkilerinde elini güçlendirecektir. Burada Türkiye nin dikkat etmesi gereken, Rusya ile ilişkilerini kontrolsüz rekabet ve çatışmaya götürmeden yürütmesidir. Türkiye ve Rusya aralarındaki yüzlerce yıllık jeopolitik mücadeleyi jeoekonomik işbirliğine çevirmeye çalışmaktadırlar. İki ülke arasındaki ilişkilerde daha çok alınacak mesafe vardır ve sürecin kolay olması beklenmemelidir. Unutmamak gerekiyor ki, iki ülke arasındaki rekabetin tarihi henüz işbirliğinin tarihinden daha zengindir. Türkiye nin ısrarlı takipçisi olduğu nükleer santral projesi ilişkileri geliştiren çok önemli bir adımdır lı yılların katalizörü ekonomik ilişkilerdi, 32

42 2000 li yılların katalizörü ise enerji ilişkileridir diyebiliriz. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde çerçeve ya da sınır oldukça hassastır ve ilişkilerdeki sınırları ya da çerçeveyi daraltmak da genişletmek de her iki ülkenin inisiyatifinde olan bir konudur. Madalyonun bir tarafından bakıldığında, ticari-ekonomik ilişkiler, enerji ilişkileri, turizm ilişkileri, kültürel ilişkiler, kimi bölgesel ve küresel sorunlarda izlenen benzer veya yakın politikalar, vizelerin karşılıklı kaldırılması, Karadeniz de sürdürülen işbirliği, iki ülke arasında üst düzey işbirliği konseyinin kurulması ve siyasi diyaloğun artması gibi noktalardan bakıldığında ilişkiler tarihte hiç olmadığı kadar iyi durumda diyebiliriz. Madalyonun diğer tarafından bakıldığında ise Kıbrıs, Ermenistan, PKK, Dağlık Karabağ, Kosova, Arap Baharı ve Suriye krizi gibi konularda yaşanan görüş farklılığı, Güney Kafkasya da bir türlü bitmeyen rekabet gibi sorunlu alanların da bulunduğunu görmekteyiz. Burada dikkat çekici olan, tarafların işbirliği alanlarını bilinçli bir şekilde öne çıkartırken sorunlu alanları ise yüksek sesle dillendirmemeye çalışmaları veya kapalı kapılar ardında başarıyla müzakere edebilmeleridir. İlişkilerin salt ekonomi boyutuna dayalı ilişkiler olmaktan çıkartılıp karşılıklı bölgesel ve küresel çıkarlar ile karşılıklı güvene ve saygıya dayalı ilişkiler bütünü haline getirilmesi yıllarca dile getirilmekteydi. Günümüzde ulaşılan seviye Türkiye ve Rusya nın bu konuda önemli mesafeler aldıklarını göstermektedir. Binlerce ortak aile ve her yıl gelen milyonlarca turiste rağmen Türk ve Rus halklarının henüz olması gerektiği seviyede birbirlerini tanıdığını söylemek zordur. Üst düzey ziyaretlerle ilişkilerdeki güven ortamının sık sık tazelenmesi, olumlu havanın sıradan insanlara da yayılması için kültürel ilişkilerin canlandırılması ve iki halkı da kapsayacak projelerle geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda vize muafiyeti devam ettirilmeli, tarih kitapları karşılıklı yeniden gözden geçirilmeli, medya organlarında olumsuz çağrışım yapan dil kullanımından kaçınılmalıdır. Halklar arası diyalog, ortak kültürel faaliyetler, eğitim işbirlikleri, karşılıklı sanat ve sinema çalışmaları, televizyon dizileri, spor faaliyetleri bu amaca dönük kullanışlı araçlardır ve desteklenmelidir. İki ülke arasındaki öğrenci ve öğretim görevlisi değişim programları geliştirilmeli, karşılıklı verilen bursların sayısı artırılmalı, yeni burslar ihdas edilmeli, ortak projeler desteklenmelidir. Toplumsal yakınlaşmayı hızlandıracak dil ve turizm gibi konularda teşvik edici programlar ve projeler geliştirilmelidir. Türkiye ve Rusya, Kafkaslardan Balkanlar a, Orta Doğu dan Orta Asya ya uzanan bir coğrafyada farklı bölgesel kimliklere ve çıkar algılamalarına sahiptir. Özellikle Orta Asya bölgesi Rusya açısından oldukça önemlidir. Bu bölgede Türkiye nin bir taraftan bölge ülkeleriyle ilişkilerini artıracak politikalar izlemesi ve Rusya yı doğrudan karşısına alacak politikalardan uzak 33

43 Türkiye ve Rusya nın farklı güvenlik algılarına sahip olması, ilgi ve etki alanlarının kesişmesi/çakışması ve bunlara dayalı olarak geliştirdikleri dış politika anlayışlarındaki ayrılma noktaları, Soğuk Savaş sonrası adım adım gelişen çok boyutlu ilişkilerin yumuşak karnını oluşturmaktadır. Aslında bu durumun iki ülke de çok iyi farkında. Yapıları ve bağlı bulundukları kurumlar itibariyle birbirlerinden farklı olsalar da bu durum aynı zamanda rahat hareket edebilmelerini kolaylaştıran bir faktör haline geliyor. durması çok önemlidir. Rusya nın 2012 yılında başlattığı Gümrük Birliği projesi ile 2015 yılında hayata geçirmeyi düşündüğü Avrasya Birliği projeleri Moskova nın çeşitli örgütlenmeler ve entegrasyon projeleriyle eski Sovyet coğrafyasında etkinlik ve nüfuzunu artırma yönünde çalışmalarına devam ettiğini göstermektedir. Eğer Rusya, böyle bir projeye Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan ile birlikte tüm Orta Asya cumhuriyetlerini katmayı başarabilirse Türkiye bu yeni durumda ekonomik ve politik anlamda bir takım sıkıntılarla karşılaşabilir. Bu açıdan Rusya nın bu yöndeki faaliyetlerinin dikkatle takip edilmesinde yarar bulunmaktadır. Bugünden böyle bir gelişmeye karşı Rusya ile gerginlik doğurmayacak politikalar geliştirmekte fayda vardır. Türk-Rus ilişkilerinin genel yapısı işbirliği ve rekabetin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğine işaret etmektedir. İlişkiler, ülkenin de çıkarlarına hizmet edecek pragmatist yapıda ilerlemelidir. İlişkileri değerlendirirken olabildiğince gerçekçi olmak gerekmektedir. Gerçekçi olmak, ilişkilerde temkini elden bırakmamayı da gerektirmektedir. Güvenlik söz konusu olduğunda iki ülke çıkarlarının mutlaka uzlaşacağı beklenemez. Tam anlamıyla bir güven ilişkisini kurduklarını söylemek için ise henüz erken. Önümüzdeki yıllarda da Türk-Rus ilişkilerinin genel yapısının çoğunlukla işbirliği ama bazı hassas konu ve alanlarda görüş ayrılığı veya kontrollü rekabet boyutunda devam edeceğini söyleyebiliriz. İki ülke çok geniş bir coğrafyada farklı kimliklere ve farklı çıkar algılamalarına sahiptir. Rusya, güçlendikçe dış politikada zaman zaman sert güç kullanmaya meyleden bir ülke görüntüsü vermektedir deki Rusya-Gürcistan savaşında ve yakın dönemde Suriye sorununda izlediği politikada bunu görmekteyiz. Türkiye ve Rusya nın farklı güvenlik algılarına sahip olması, ilgi ve etki alanlarının kesişmesi/çakışması ve bunlara dayalı olarak geliştirdikleri dış politika anlayışlarındaki ayrılma noktaları, Soğuk Savaş sonrası adım adım gelişen çok boyutlu ilişkilerin yumuşak karnını oluşturmaktadır. Aslında bu durumun iki ülke de çok iyi farkında. Yapıları ve bağlı bulundukları kurumlar itibariyle birbirlerinden farklı olsalar da bu durum aynı zamanda rahat hareket edebilmelerini kolaylaştıran bir faktör haline geliyor. Bunun farkında olarak güvenlik eksenindeki anlaşmazlıkların ikili ilişkilerde temel soruna dönüşmemesini zımnen kabul etmiş durumdalar. Birbirlerini olduğu gibi kabul eden ve bu durumdan maksimum fayda elde etmeye çalışan iki ülke profili çizmekteler. Her şeye rağmen aralarındaki güven ilişkisini artırma yönünde oldukça mesafe aldıklarını söyleyebiliriz. 34

44 BİLGE ADAMLAR KURULU ÜYELERİ ÖZGEÇMİŞLERİ Salim DERVİŞOĞLU, Oramiral (E), Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Bilge Adamlar Kurulu Başkanı Salim Dervişoğlu, 1936 da İzmit te doğdu yılında Deniz Harp Okulu ndan asteğmen rütbesi ile mezun oldu. Deniz Kuvvetlerinin çeşitli deniz ve kara hizmetlerinde bulundu yıllarında Deniz Harp Akademisi öğreniminden sonra Kurmay Binbaşı olarak Sultanhisar Gemisi ve bilahare Gayret Muhribi Komutanlığı yaptı yıllarında ABD de İşletme alanında yüksek lisans yaparak yüksek işletme mühendisi oldu yıllarında Brüksel deki NATO karargâhında görev yaptı yıllarında 3. Muhrip Filotillası komodorluğundan sonra çeşitli kara görevlerinde bulundu. 30 Ağustos 1981 yılında tuğamiral oldu. Deniz Kuvvetleri Personel ve Lojistik başkanlığı, Çıkarma Filosu, Hücumbot Filosu, Harp Filosu komutanlıkları yaptı. Dervişoğlu ayrıca Deniz Harp Akademisi Komutanlığı ve Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı görevlerini yürüttü. İtalya da (Napoli) da 2 yıl boyunca NATO görevlerinde bulundu. Dervişoğlu, Koramiral olarak Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Yardımcılığı, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı görevlerini yürüttü. Oramiral olarak yıllarında Donanma Komutanlığı yaptı ve yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yaparak emekli oldu. Bayan Türkan Dervişoğlu ile evli olan Dervişoğlu nun Mehmet ve Ahmet adlarında 2 oğlu vardır. Dervişoğlu, İngilizce ve Fransızca bilmektedir. İlter TÜRKMEN, Dışişleri Eski Bakanı Bilge Adamlar Kurulu Başkan Yardımcısı İlter Türkmen 1927 yılında İstanbul da doğdu. Galatasaray Lisesi ni bitirdi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nden mezun oldu. Türkmen, 1949 yılında Dışişleri Bakanlığı na girdi. İlter Türkmen, yılları arasında Washington Büyükelçiliğinde

45 Müsteşar, yılları arasında Dışişleri Bakanlığında Genel Müdür ve Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmıştır yıllarında Atina Büyükelçiliği görevini yürüten Türkmen, yılları arasında Türkiye nin Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimî Temsilcisi olmuştur yıllarında Birleşmiş Milletler Teşkilatında Genel Sekreter Yardımcısı, yıllarında ise Dışişleri Bakanı olmuştur yılları arasında tekrar Birleşmiş Milletler nezdinde Daimî Temsilci olarak görev alan Türkmen, yıllarında Paris Büyükelçiliğine getirilmiştir. Türkmen, yılları arasında Birleşmiş Milletler teşkilatında Genel Sekreter Yardımcısı ve Filistin Mültecilerine Yardım Örgütü Genel Komiseri görevlerini yürütmüştür. İlter Türkmen, Bilge Adamlar Kurulu Başkan Yardımcılığının yanında OBİV Dış ve Savunma Politikası Grubu Başkanlığını da yürütmektedir. Sami SELÇUK, Prof. Dr., Yargıtay Eski Başkanı Bilge Adamlar Kurulu Başkan Yardımcısı 1937 de Konya-Taşkent te doğmuştur te Konya Lisesi ni ve 1959 da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Ankara yargıç adayı olarak mesleğe başlayan Selçuk, sırasıyla Sütçüler, Akşehir, Yenice ve 1972 den sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulunmuştur tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Selçuk, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca, tarihinde ilk kez, tarihinde ikinci kez, tarihinde üçüncü kez Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Fransızca ve İtalyanca bilen Selçuk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doktora yapmış, 1986 yılında doçent olmuştur. Selçuk un kitap ve çeviri çalışmalarının yanında yerli ve yabancı dergiler ile günlük basında yayımlanmış Türkçe ve yabancı dilde; hukuk, dil, laiklik ve Atatürkçülük konularında makale ve denemeleri vardır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilen Doç. Dr. Sami Selçuk bu görevden tarihinde yasal yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılmıştır. Emekliye ayrıldıktan sonra Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinin öğretim üyeleri kadrosuna dâhil olmuştur ve Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığına seçilmiştir. Selçuk, Fakültede Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku dersleri vermektedir.

46 Kutlu AKTAŞ, İçişleri Eski Bakanı, Vali (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Kutlu Aktaş, 1962 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nden mezun olmuştur. Mezuniyetini müteakip 30 Temmuz 1962 tarihinde atandığı Çankırı Maiyet Memurluğunda Yumurtalık ve Küre Kaymakam Vekilliklerinde görevlendirilip staj süresini doldurmuş, Kaymakamlık kursu ile Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ünü (TODAİE) bitirdikten sonra 1964 te Darende Kaymakamlığına atanmıştır. 30 Eylül 1967 tarihinde Yahyalı, 30 Nisan 1970 tarihinde Çüngüş, 31 Temmuz 1972 tarihinde Bozcaada, 1976 tarihinde Simav Kaymakamlıklarına atanan Aktaş, 3 Ağustos 1976 tarihinde Mülkiye Müfettişliğine, 20 Ağustos 1976 tarihinde 1. sınıf Mülkiye Müfettişliğine, 4 Şubat 1977 tarihinde Mülkiye Başmüfettişliğine, 28 Mart 1979 tarihinde de Mülkiye Müşavirliğine atanmıştır. Kutlu Aktaş, 26 Haziran 1981 tarihinde Ağrı Valiliğine, 22 Aralık 1986 tarihinde Malatya Valiliğine, 21 Nisan 1990 tarihinde İzmir Valiliğine ve 15 Temmuz 1997 de ise İstanbul Valiliğine atanmıştır. Aktaş, 5 Ağustos Ocak 1999 tarihleri arasında İçişleri Bakanı olarak görev yapmıştır. Özdem SANBERK, Büyükelçi (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Özdem Sanberk, Dışişleri Bakanlığı memuru olarak Madrid, Amman, Bonn ve Paris Büyükelçiliklerinde ve İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Daimi Temsilciliklerinde çeşitli derecelerde görevde bulunduktan sonra, yılları arasında dönemin Başbakanı Turgut Özal ın dış politika danışmanlığını yapmıştır yılları arasında Avrupa Topluluğu nezdinde Büyükelçi Daimi Temsilci, yıllarında arasında Dışişleri Müsteşarı ve yılları arasında da Londra Büyükelçisi olarak görev yapmıştır yılında emekliye ayrılan Sanberk, 2003 Eylül ayına kadar Türkiye Ekonomik Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) Direktörlüğü görevinde bulunmuştur. Sanberk 2011 de, İsrail in Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırıyı müteakiben Birleşmiş Milletler in yürüttüğü soruşturma sürecinde oluşturulan Palmer Komisyonu nda Türkiye yi temsilen yer almıştır. Sanberk, Kadir Has

47 Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir. Özdem Sanberk, Sumru Sanberk ile evli olup Nazlı Sanberk in babasıdır. Sönmez KÖKSAL, Büyükelçi (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Sönmez Köksal, 8 Mart 1940 İzmir de doğdu. Köksal, Saint Joseph Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nden mezun oldu. Köksal, 1963 yılında Dışişleri Bakanlığı na girdi. Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliğinde, Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Ekonomik Sorunlar Dairesinde Şube Müdürü, Burgaz da Başkonsolos, Paris Büyükelçiliğinde Müsteşar, Siyaset Planlama Dairesi ve Orta Doğu ve Afrika Dairelerinde Başkanlık görevlerinde bulundu de Avrupa Ekonomik Topluluğu nezdindeki Türkiye Daimi Temsilci yardımcılığına atandı de Çok Taraflı Ekonomik İlişkiler Genel Müdür Yardımcılığını üstlendi yılında Bağdat Büyükelçiliği ne atandı da Avrupa Konseyi nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliği görevini üstlendi. Türkiye nin dönem başkanlığına rastlayan 1992 Nisan-Eylül ayları arasında 6 ay süre ile Avrupa Konseyi Bakan Delegeleri Komitesi ne başkanlık yaptı. Köksal, 1992 Ekim ayında Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı oldu Şubat ayında Paris Büyükelçiliği ne atandı. 1 Ağustos 2002 tarihinde kendi isteği üzerine emekli oldu. Sönmez Köksal, döneminde Işık Üniversitesi nde öğretim görevlisi olarak bulundu ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı görevini üstlendi. Güner ÖZTEK, Büyükelçi (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Güner Öztek 1935 yılında Çankırı da doğdu yılında St. Joseph Lisesi nden mezun oldu yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nden mezun oldu. Güner Öztek, tarihleri arasında Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği Özel Kaleminde Ataşe, tarihleri arasında Dışişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğünde 3 ncü Kâtip, tarihleri arasında Paris Büyükelçiliğinde 3 ncü ve 2 nci Kâtip ve tarihleri

48 arasında Dakar Büyükelçiliğinde 2 nci Kâtip ve Başkâtip olarak görev yapmıştır. Öztek, tarihleri arasında Dışişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğünde Başkâtip, tarihleri arasında Başbakanlık Özel Kalem Müdürü, tarihleri arasında Londra Büyükelçiliği Müsteşarı, tarihleri arasında Uluslararası Kuruluşlar Genel Müdür Yardımcılığı, Elçi, Genel Müdür Yardımcısı, tarihleri arasında Moskova Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı ve tarihleri arasında İkili Siyasi İşler Genel Müdür Yardımcısı görevlerinde bulunmuştur. Güner Öztek, tarihleri arasında Kuveyt Büyükelçisi, tarihleri arasında Dışişleri Müsteşar İdari İşler Yardımcısı, tarihleri arasında Belçika Krallığı nezdinde T.C. Büyükelçisi ve Batı Avrupa Birliği nezdinde Daimi Temsilci olarak görev yapmıştır. Güner Öztek, 1 Ocak 2001 den itibaren Ortadoğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Direktörü olarak görev yapmaktadır. Öztek, Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Necdet TİMUR, Orgeneral (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi 1937 yılında Şanlıurfa nın Siverek ilçesinde doğmuştur yılında Kara Harp Okulu ndan, 1960 yılında Muhabere Okulu ndan mezun olmuştur. Timur, 1968 yılında Kara Harp Akademisi nden mezun olmuş, ardından Kurmay Subay olarak, 1 nci Ordu Muhabere İşletme Bölük Komutanlığı, 2 nci Zırhlı Tugay Harekât Eğitim Şube Müdürlüğü, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, 1 nci Ordu Genel Sekreterliği Harekât Subaylığı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Harekât Eğitim Şube Müdürlüğü, Paris Kara Ataşeliği, 3 ncü Ordu Plan ve Harekât Şube Müdürlüğü ve Işıklar Askeri Lisesi Komutanlığı görevlerini yürütmüştür. Necdet Timur, 1983 yılında tuğgeneralliğe, 1987 yılında tümgeneralliğe terfi etmiştir. Timur, tümgeneral rütbesi ile Genelkurmay Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı, Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı görevlerini yürütmüştür yılında korgeneralliğe terfi ederek Genelkurmay Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı, 2 nci Kolordu Komutanlığı ve Harp Akademileri Komutan Yardımcılığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Başyardımcılığı görevlerinde bulunduktan sonra 1997 yılında

49 orgeneralliğe terfi etmiştir. Bu rütbede Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevini müteakip 1 nci Ordu Komutanlığı na atanmıştır. Fransızca bilen emekli Orgeneral Necdet Yılmaz Timur, Bayan Nezih Timur ile evlidir ve 1 çocuk sahibidir. Oktar ATAMAN, Orgeneral (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Oktar Ataman 1939 da İstanbul da doğmuştur yılında Kara Harp Okulu ndan topçu subayı olarak mezun olmuş, yılları arasında Kore Cumhuriyeti nde Askeri Ataşe Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler nezdinde İrtibat Subayı görevlerinde bulunmuş ve 1975 yılında Kara Harp Akademisi ni bitirerek Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığı na proje subayı olarak atanmıştır de İngiliz Kraliyet Kara Kurmay Koleji ne seçilen Ataman, mezuniyetini müteakip Kara Harp Akademisi nde üç yıl öğretim üyesi olarak, yıllarında ise Belçika da SHAPE Karargâhı Plan ve Prensipler Başkanlığı nda karargâh subayı olarak görev yapmıştır de tuğgeneral rütbesine terfi eden ve Genelkurmay Başkanlığı Plan Harekât Daire Başkanı olarak görev yapmaya başlayan Ataman 1992 de tümgeneralliğe terfi ederek Genelkurmay Başkanlığı Strateji ve Kuvvet Planlama Daire Başkanlığı na atanmıştır. Orgeneral Ataman, 1997 de korgeneral rütbesine terfi etmiş ve Genelkurmay Başkanlığı Harekât Başkanlığı na atanmıştır. Eylül 1998 den itibaren NATO Askeri Komitesi nezdinde Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı olarak görev yapan Orgeneral Ataman, yıllarında 6 ncı Kolordu Komutanı olarak görev yapmıştır de NATO Güneydoğu Avrupa Müşterek Kuvvetler Komutanlığı görevini devralan Ataman aynı yıl içinde orgeneralliğe terfi etmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet Madalyası ile taltif edilen Orgeneral Ataman, Bayan Nedret Ataman ile evli olup bir kız ve bir erkek çocuğu babasıdır. Sabahattin ERGİN, Koramiral (E) Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Emekli Koramiral Sabahattin Ergin 1926 da İstanbul da doğmuştur yılında İstanbul Belediye Konservatuarı piyano bölümüne devam ederek başladığı müzik yaşamını çeşitlendirerek sürdürmüştür. Sabahattin Ergin, 1983

50 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı nda sanatçı ve öğretim üyesi olmuştur. Ergin, İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı nda lisans, Sosyal Bilimler Enstitüsü nde yüksek lisans, sanatta yeterlik ve doktora programlarında Müzik Pedagojisi, Müzik Eğitimi Felsefesi, Çağdaş Müzik Eğitimi Yöntemleri ve Mukayeseli Müzik Tarihi gibi dersleri Türkçe ve İngilizce olarak vermiştir. İ.T.Ü. dışında, Türk Mûsıkîsi Vakfı, Anadolu Bilim ve Teknoloji Stratejileri Araştırma Enstitüsü ve diğer bazı kültürel ve bilimsel dernek ve kurumlarda, kurucu, yönetim kurulu başkanlığı ve kurucu üyelikler de yapmıştır. 42 yıl süren bir askerlik hizmetinde bulunan Ergin, Atatürkçülük ve jeopolitik konuları üzerinde çalışmalar yapmakta olup, meşgul olduğu çeşitli alanlarda ulusal ve uluslararası bilimsel etkinliklere; konuşmacı, bildiri sunucu ve panelist olarak katılmaktadır. İlgilendiği konular üzerine kaleme aldığı bazı çalışmaları kitap, makale ve tebliğ olarak basılmıştır. Nur VERGİN, Prof. Dr. Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Nur Vergin, 1941 de İstanbul da doğdu. Çocukluğunu ve gençliğini yurt dışında geçirdi. Paris-Sorbonne Üniversitesi nde Sosyoloji lisans ve yüksek programlarını tamamladıktan sonra aynı üniversitede Sosyoloji Doktoru unvanını aldı te Türkiye ye dönüp İstanbul Üniversitesi nde göreve başladı. Nur Vergin Bilkent Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi nde öğretim üyeliği görevinde bulundu. Vergin, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nden emekli olmuştur. Çeşitli uluslararası Sosyal Bilimler Derneklerine üye olan ve siyaset, kimlik ve din sosyolojisi üzerine çalışan Vergin in, Industrialisation et Changement Social en Milieu Rural (1976), Türkiye ye Tanık Olmak (1998), Din, Toplum ve Siyasal Sistem (2000) ve Siyaset Sosyolojisi: Kavramlar, Tanımlar ve Yaklaşımlar (2008) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.

51 Orhan GÜVENEN, Prof. Dr. Bilge Adamlar Kurulu Üyesi 1973 yılında OECD İstatistik Danışmanı olarak iş hayatına başlayan Prof. Dr. Orhan Güvenen, 1976 yılında Paris-Sorbonne Üniversitesi (EPHE) Öğretim Üyesi, yıllarında Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales de Öğretim Üyesi, yıllarında Paris Üniversitesi Araştırma Direktörü ve Ekonometri Profesörü olarak çalışmıştır. Prof. Dr. Güvenen, yıllarında T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı görevine atanmıştır yıllarında Büyükelçi olarak İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi olarak görev yapan Prof. Dr. Güvenen, 1996 yılında ABD, Case Western Reserve Univ., Systems Engineering Department bölümünde Misafir Profesör olarak görev yapmıştır yıllarında T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı ve yıllarında Büyükelçi ve Başbakan Başmüşavirliği görevlerine getirilmiştir. Güvenen, 2002 yılında UNESCO Yönetim Kurulu Türkiye Temsilcisi ve Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Milli Güvenlik Akademisi nde Uluslararası Ekonomi Profesörü ve Paris Üniversitesi nde Misafir Profesör olarak görev yapan Güvenen, 1988 yılında Dünya Sistemleri, Ekonomileri ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü nü kurmuş ve halen adı geçen Enstitü de Ekonometri ve Uluslararası Ekonomi Profesörü ve Başkan olarak görevine devam etmektedir. Ayrıca, Ağustos 2000 den itibaren, Bilkent Üniversitesi Uygulamalı Yabancı Diller Muhasebe Bilgi Sistemleri Bölüm Başkanlığı görevini sürdürmektedir. Ali KARAOSMANOĞLU, Prof. Dr. Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Uluslararası Hukuk doktorasını Lozan Üniversitesi nden almış olan Prof. Karaosmanoğlu, Stanford Üniversitesi Hoover Institution da, NATO da, Lahey Uluslararası Hukuk Akademisi nde ve Princeton Üniversitesi nde araştırma bursları kazanmış ve misafir öğretim üyesi olarak bulunmuştur. Bilkent Üniversitesi ne katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ de öğretim üyeliği yapan Prof. Karaosmanoğlu, Türk dış politikası, strateji ve güvenlik politikaları konularında çalışmalar yapmaktadır.

52 Yayınları arasında Les actions Militaires coercitives et non coercitives des Nations Unies (Droz); İç Çatışmaların Çözümü ve Uluslararası Örgütler (Boğaziçi Üniversitesi); Middle East, Turkey and the Atlantic Alliance (Dış Politika Enstitüsü, Editör); The Europeanization of Turkey s Security Policy (Dış Politika Enstitüsü, editör) başlıklı kitapları ve Foreign Affairs, Politique Etrangère, International Defense Review, Europa Archiv, Security Dialogue ve Journal of International Affairs gibi dergilerde basılmış makaleleri bulunmaktadır. Prof. Karaosmanoğlu, Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi üyesidir. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden 2010 yılında emekli olan Karaosmanoğlu, İhsan Doğramacı Vakfı na bağlı Dış Politika ve Barış Araştırmaları Merkezi nin başkanıdır. İlter TURAN, Prof. Dr. Bilge Adamlar Kurulu Üyesi 1941 yılında İstanbul da doğmuştur. Orta öğrenimini Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri nde tamamlamıştır yılında Oberlin Koleji nden (ABD) Siyasal Bilimler Lisansı, 1964 yılında Columbia Üniversitesi nden Siyasal Bilimler Yüksek Lisansı almıştır. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Siyaset İlmi Kürsüsü ne asistan olarak girmiştir. Aynı kürsüde 1966 yılında Doktor, 1970 yılında Doçent, 1976 yılında da Profesör olmuştur yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ne intisap etmiş, 1991 yılında aynı fakültede yeni kurulan Uluslararası İlişkiler Kürsüsü Başkanlığı nı üstlenmiştir yılında İstanbul Üniversitesi ndeki görevinden ayrılmış ve Koç Üniversitesi İdari Bilimler ve İktisat Fakültesi nde Siyasal Bilimler Profesörü olarak görev almıştır. Ekim yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi nin Rektörlük görevini üstlenmiştir. Hâlihazırda aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir. Prof. Dr. İlter Turan ın Mukayeseli Siyaset, Türk Siyasal Hayatı, Siyasal Davranış, Siyasal Kültür, Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika konularında yayımlanmış İngilizce ve Türkçe kitap ve makaleleri bulunmaktadır. Akademik mesleğine ek olarak muhtelif şirket ve vakıf yönetim kurullarında görev yapmakta, Dünya Gazetesi nde haftalık yazılar yazmaktadır.

53 Ahmet Çelik KURTOĞLU, Prof. Dr. Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Ahmet Çelik Kurtoğlu 1942 de Ankara da doğdu. Kurtoğlu, 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nden mezun oldu. İngiltere de Cambridge Üniversitesi nden lisansüstü derecesini alan Kurtoğlu, ABD de Yale Üniversitesi nde doktora sonrası çalışmalar yaptı. Kurtoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi nde İktisat Profesörlüğü görevinden 1995 yılında emekliliğe ayrıldı ve yıları arasında Galatasaray Üniversitesi nde ders verdi. Çelik Kurtoğlu, öğretim üyeliği yanında yılları arasında Dışişleri Bakanlığı na uluslararası ekonomi politikaları konusunda Danışmanlık yapmıştır yılları arasında İstanbul da bulunan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu nun (DEİK) Direktörü olarak görev yapan Çelik Kurtoğlu, 1998 yılında Kurdoğlu Danışmanlık A.Ş. yi 2002 yılında ise iyi şirket Danışmanlık A.Ş. yi kurmuştur. Kurtoğlu, halen bu iki şirket kanalı ile yatırım bankacılığı ve kurumsal yönetim konularında bilgi ve tecrübelerini paylaşmaktadır. Çelik Kurtoğlu, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi, Karadeniz Ekonomik İşbirliği İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi, TEMA Yönetim Kurulu Başkanı, Tekfenbank Yönetim Kurulu Üyesi, Avrupa Sanayiciler Yuvarlak Masası (ERT) Asosiye Üyesi dir. Ersin ONULDURAN, Prof. Dr. Bilge Adamlar Kurulu Üyesi Ersin Onulduran, 1945 yılında Bandırma da doğdu. Lisans eğitimini Claremont Men s College de Siyaset Bilimi dalında, Yüksek Lisans eğitimini California State University de Uluslararası İlişkiler bilimi dalında tamamladı. Doktora eğitimini University of Southern California da Siyaset Bilimi alanında yaptı yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. Aynı fakültede 1983 de Doçent, 1989 da Profesör oldu. Onulduran, Ankara Üniversitesi nde Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyeliği ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanlığı görevlerini yürüttü. Aynı zamanda Üniversitede Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü olarak görev yaptı.

54 Ersin Onulduran yılları arasında Türkiye-ABD Kültürel Mübadele Komisyonu (Fulbright Eğitim Komisyonu) Genel Sekreteri görevini yürüttü. Prof. Dr. Ersin Onulduran 2012 yılında Ankara Üniversitesi nden emekli oldu. Onulduran, evli ve bir çocuk babasıdır. Türk-Rus İlişkileri

55

56 BİLGESAM YAYINLARI Kitaplar Çin Yeni Süper Güç Olabilecek mi? Güç, Enerji ve Güvenlik Boyutları (Ed.) Doç. Dr. Atilla SANDIKLI Değişen Dünyada Türkiye nin Stratejisi Doç. Dr. Atilla SANDIKLI Türkiye nin Bugünü ve Yarını E. Bakan-Büyükelçi İlter TÜRKMEN Türkiye Cumhuriyeti nin Ortadoğu Politikası E. Bakan-Büyükelçi İlter TÜRKMEN Türkiye nin Vizyonu: Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri (Ed.) Doç. Dr. Atilla SANDIKLI İleri Teknolojiler Çalıştayı ve Sergisi (İTÇ 2010) Bildiri Kitabı Prof. Dr. M. Oktay ALNIAK IV. Ulusal Hidrojen Enerjisi Kongresi ve Sergisi Bildiri Kitabı Prof. Dr. M. Oktay ALNIAK Özgür, Demokratik ve Güvenli Seçim Kasım ESEN, Özdemir AKBAL Terörle Mücadele Stratejisi Bilge Adamlar Kurulu Raporu Hazırlayan: Doç. Dr. Atilla SANDIKLI Türkiye de Kürtler ve Toplumsal Algılar Dr. Mehmet Sadi BİLGİÇ, Dr. Salih AKYÜREK Teoriler Işığında Güvenlik, Savaş, Barış ve Çatışma Çözümleri (Ed.) Doç. Dr. Atilla SANDIKLI

57 Raporlar Rapor 1: Küresel Gelişmeler ve Uluslararası Sistemin Özellikleri Prof. Dr. Ali KARAOSMANOĞLU Rapor 2: Değişen Güvenlik Anlayışları ve Türkiye nin Güvenlik Stratejisi Doç. Dr. Atilla SANDIKLI Rapor 3: Avrupa Birliği ve Türkiye E. Büyükelçi Özdem SANBERK Rapor 4: Yakın Dönem Türk-Amerikan İlişkileri Prof. Dr. Ersin ONULDURAN Rapor 5: Türk-Rus İlişkileri Sorunlar-Fırsatlar Prof. Dr. İlter TURAN Rapor 6: Irak ın Kuzeyindeki Gelişmelerin Türkiye ye Etkileri E. Büyükelçi Sönmez KÖKSAL Rapor 7: Küreselleşen Dünyada Türkiye ve Demokratikleşme Prof. Dr. Fuat KEYMAN Rapor 8: Türkiye de Bağımsızlık ve Milliyetçilik Anlayışı Doç. Dr. Ayşegül AYDINGÜN Rapor 9: Laiklik, Türkiye deki Uygulamaları Avrupa ile Kıyaslamalar Politika Önerileri Prof. Dr. Hakan YILMAZ Rapor 10: Yargının İyileştirilmesi/Düzeltilmesi Prof. Dr. Sami SELÇUK Rapor 11: Yeni Anayasa Türkiye nin Bitmeyen Senfonisi Prof. Dr. Zühtü ARSLAN Rapor 12: Türkiye nin 2013 Yılı Teknik Vizyonu Prof. Dr. M. Oktay ALNIAK

58 Rapor 13: Türkiye-Ortadoğu İlişkileri E. Büyükelçi Güner ÖZTEK Rapor 14: Balkanlarda Siyasi İstikrar ve Geleceği Prof. Dr. Hasret ÇOMAK, Doç. Dr. İrfan Kaya ÜLGER Rapor 15: Uluslararası Politikalar Ekseninde Kafkasya Yrd. Doç. Dr. Fatih ÖZBAY Rapor 16: Afrika Vizyon Belgesi Hasan ÖZTÜRK Rapor 17: Terör ve Terörle Mücadele M. Sadi BİLGİÇ Rapor 18: Küresel Isınma ve Türkiye ye Etkileri Doç. Dr. İrfan Kaya ÜLGER Rapor 19: Güneydoğu Sorununun Sosyolojik Analizi M. Sadi BİLGİÇ, Dr. Salih AKYÜREK, Doç. Dr. Mazhar BAĞLI Müstecep DİLBER, Onur OKYAR Rapor 20: Kürt Sorununun Çözümü İçin Demokratikleşme, Siyasi ve Sosyal Dayanışma Açılımı E. Büyükelçi Özdem SANBERK Rapor 21: Türk Dış Politikasının Bölgeselleşmesi E. Büyükelçi Özdem SANBERK Rapor 22: Alevi Açılımı, Türkiye de Demokrasinin Derinleşmesi Doç. Dr. Bekir GÜNAY, Gökhan TÜRK Rapor 23: Cumhuriyet, Çağcıl Demokrasi ve Türkiye nin Dönüşümü Prof. Dr. Sami SELÇUK Rapor 24: Zorunlu Askerlik ve Profesyonel Ordu Dr. Salih AKYÜREK

59 Rapor 25: Türkiye-Ermenistan İlişkileri Bilge Adamlar Kurulu Raporu Yrd. Doç. Dr. Fatih ÖZBAY Rapor 26: Kürtler ve Zazalar Ne Düşünüyor? Ortak Değer ve Sembollere Bakış Dr. Salih AKYÜREK Rapor 27: Jeopolitik ve Türkiye: Riskler ve Fırsatlar Doç. Dr. Atilla SANDIKLI Rapor 28: Mısır da Türkiye ve Türk Algısı M. Sadi BİLGİÇ, Dr. Salih AKYÜREK Rapor 29: ABD nin Irak tan Çekilmesi ve Türkiye ye Etkileri Doç. Dr. Cenap ÇAKMAK, Fadime Gözde ÇOLAK Rapor 30: Demokratik Açılım ve Toplumsal Algılar Bilge Adamlar Kurulu Raporu Dr. Salih AKYÜREK Rapor 31: Ortadoğu da Devrimler ve Türkiye Doç. Dr. Cenap ÇAKMAK, Mustafa YETİM, Fadime Gözde ÇOLAK Rapor 32: Güvenli Seçim: Sorunlar ve Çözüm Önerileri Kasım ESEN, Özdemir AKBAL Rapor 33: Silahlı Kuvvetler ve Demokrasi Prof. Dr. Ali L. KARAOSMANOĞLU Rapor 34: Terör Önleme Birimleri Kasım ESEN, Özdemir AKBAL Rapor 35: İran, Şii Hilali ve Arap Baharı Doç. Dr. Atilla SANDIKLI, Emin SALİHİ Rapor 36: Yeni Anayasadan Toplumsal Beklentiler BİLGESAM

60 Rapor 37: Etnik Çatışma Teorileri Işığında Dağlık Karabağ Sorunu Yrd. Doç. Dr. Reha YILMAZ, Elnur İSMAYILOV Rapor 38: Çağcıl Hukuk Sistemlerinde ve Türkiye de Tutuklama Bilge Adamlar Kurulu Raporu Rapor 39: Afrika da Türkiye ve Türk Algısı BİLGESAM Rapor 40: Kaos Senaryolarının Merkezinde İran Doç. Dr. Atilla SANDIKLI, Bilgehan EMEKLİER Rapor 41: Ermenistan da Türkiye ve Türk Algısı Dr. Salih AKYÜREK Rapor 42: Yasa dışı Göç ve Türkiye Bilge Adamlar Kurulu Raporu Emine AKÇADAĞ Rapor 43: Kırgızistan da Türkiye ve Türk Algısı Dr. Salih AKYÜREK Rapor 44: Kazakistan da Türkiye ve Türk Algısı Dr. Salih AKYÜREK Rapor 45: Çatışma Çözümü ve Türkiye de Kürt Meselesi Doç. Dr. Atilla SANDIKLI, Erdem KAYA Rapor 46: Afganistan da Sivil Ölümleri Dr. Salih AKYÜREK, Nursema KIBRIS, Dilara ÜNAL Rapor 47: İran Nükleer Krizinin Türkiye ye Olası Etkileri Bilge Adamlar Kurulu Raporu Doç. Dr. Atilla SANDIKLI, Bilgehan EMEKLİER Rapor 48: Çağcıl Hukuk Sistemleri ve Türkiye de İşkence Erkam MALBELEĞİ

61 Rapor 49: Balkanlarda Türkiye ve Türk Algısı Dr. M. Sadi BİLGİÇ, Dr. Salih AKYÜREK Rapor 50: Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış Dr. Salih AKYÜREK, Prof. Dr. Cengiz YILMAZ Rapor 51: Terörle Mücadelede Toplumsal Algılar Dr. Salih AKYÜREK, Mehmet Ali YILMAZ Rapor 52: Bütün Boyutlarıyla Suriye Krizi ve Türkiye Bilge Adamlar Kurulu Raporu Doç. Dr. Atilla SANDIKLI, Ali SEMİN Rapor 53: İnsansız Hava Araçları: Muharebe Alanında ve Terörle Mücadelede Devrimsel Dönüşüm Dr. Salih AKYÜREK, Mehmet Ali YILMAZ & Mustafa TAŞKIRAN Rapor 54: Türkiye nin Dış Yardım Stratejisi Sorunlar ve Öneriler Hasan ÖZTÜRK, Sevinç ÖZTÜRK Rapor 55: 2. Körfez Savaşı nın 10. Yılında Irak Bilge Adamlar Kurulu Raporu Doç. Dr. Atilla SANDIKLI, Ali SEMİN, Tuğçe ERSOY ÖZTÜRK Rapor 56:Türk Silahlı Kuvvetlerine Toplumsal Bakış Dr. Salih AKYÜREK, Mehmet Ali YILMAZ Rapor 57:Çözüm Sürecine Toplumsal Bakış Dr. Salih AKYÜREK, Mehmet Ali YILMAZ, Esra ATALAY, Fatma Serap KOYDEMİR Demokratikleşme ve Sosyal Dayanışma Açılımı Bilge Adamlar Kurulu Raporu İleri Teknolojiler Çalıştayı ve Sergisi (İTÇ 2010) Sonuç Raporu BİLGESAM İleri Teknolojiler Çalıştayı ve Sergisi (İTÇ 2011) Sonuç Raporu BİLGESAM BİLGESAM Heyeti nin Çin Halk Cumhuriyeti Ziyareti Sonuç Raporu BİLGESAM

62 Dergiler Bilge Strateji Dergisi Cilt 1, Sayı 1, Güz 2009 Bilge Strateji Dergisi Cilt 2, Sayı 2, Bahar 2010 Bilge Strateji Dergisi Cilt 2, Sayı 3, Güz 2010 Bilge Strateji Dergisi Cilt 3, Sayı 4, Bahar 2011 Bilge Strateji Dergisi Cilt 3, Sayı 5, Güz 2011 Bilge Strateji Dergisi Cilt 4, Sayı 6, Bahar 2012 Bilge Strateji Dergisi Cilt 4, Sayı 7, Güz 2012 Bilge Strateji Dergisi Cilt 5, Sayı 8, Bahar 2013 Söyleşiler Bilge Söyleşi-1: Türkiye-Azerbaycan İlişkileri Doç. Dr. Atilla SANDIKLI ile Söyleşi Elif KUTSAL Bilge Söyleşi-2: Nabucco Projesi Arzu Yorkan ile Söyleşi Elif KUTSAL-Eren OKUR Bilge Söyleşi-3: Nükleer İran E. Bakan-Büyükelçi İlter TÜRKMEN ile Söyleşi Elif KUTSAL Bilge Söyleşi-4: Avrupa Birliği Dr. Can BAYDAROL ile Söyleşi Eren OKUR Bilge Söyleşi-5: Anayasa Değişikliği Doç. Dr. Atilla SANDIKLI ile Söyleşi Merve Nur SÜRMELİ Bilge Söyleşi-6: Son Dönem Türkiye-İsrail İlişkileri E. Büyükelçi Özdem SANBERK ile Söyleşi Merve Nur SÜRMELİ

63 Bilge Söyleşi-7: BM Yaptırımları ve İran Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI ile Söyleşi Sina KISACIK Bilge Söyleşi-8: Füze Savunma Sistemleri ve Türkiye Doç. Dr. Atilla SANDIKLI ile Söyleşi Eren OKUR Bilge Söyleşi-9: Gelişen ve Değişen Türk Deniz Kuvvetleri nin Bugünü ve Yarını E. Oramiral Salim DERVİŞOĞLU ile Söyleşi Emine AKÇADAĞ Bilge Söyleşi-10: Soru ve Cevaplarla Yeni Anayasa Kasım ESEN ile Söyleşi Özdemir AKBAL Bilge Söyleşi-11: Türk Hava Kuvvetleri nin Bugünü ve Yarını E. Hv. Korgeneral Şadi ERGÜVENÇ ile Söyleşi Emine AKÇADAĞ Bilge Söyleşi-12: Arap Baharı Süreci, Mısır Seçimleri, Türkiye-Suriye Krizi Doç. Dr. Atilla SANDIKLI ile Söyleşi Ali SEMİN Bilge Söyleşi-13: Esed Sonrası Suriye Halit Hoca ile Söyleşi Ali SEMİN & Tuğçe ERSOY ÖZTÜRK Bilge Söyleşi-14: Türk Kara Kuvvetleri nin Bugünü ve Yarını Orgeneral (E) Oktar ATAMAN ile Söyleşi Emine AKÇADAĞ

RUSYA DIŞ VE GÜVENLİK POLİTİKALARININ KÜRESEL AMAÇLARI VE BÖLGESEL YANSIMALARI

RUSYA DIŞ VE GÜVENLİK POLİTİKALARININ KÜRESEL AMAÇLARI VE BÖLGESEL YANSIMALARI RUSYA DIŞ VE GÜVENLİK POLİTİKALARININ KÜRESEL AMAÇLARI VE BÖLGESEL YANSIMALARI RAPOR NO:73 HAZİRAN 2017 BİLGESAM YAYINLARI Kütüphane Katalog Bilgileri: Yayın Adı: Rusya Dış ve Güvenlik Politikalarının

Detaylı

BİLGE ADAMLAR KURULU RAPORU

BİLGE ADAMLAR KURULU RAPORU BİLGE ADAMLAR KURULU RAPORU RAPOR NO: 58 HAZİRAN 2013 BİLGESAM YAYINLARI RAPOR NO: 58 Kütüphane Katalog Bilgileri: Yayın Adı: Türk-Rus İlişkileri Yazar: Doç. Dr. Fatih ÖZBAY ISBN: Sayfa Sayısı: 43 Yayına

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI

5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI 5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ Prof. Dr. Atilla SANDIKLI Karadeniz bölgesi; doğuda Kafkasya, güneyde Anadolu, batıda Balkanlar, kuzeyde Ukrayna ve Rusya bozkırları ile çevrili geniş bir havzadır.

Detaylı

İÇİMİZDEKİ KOMŞU SURİYE

İÇİMİZDEKİ KOMŞU SURİYE İÇİMİZDEKİ KOMŞU SURİYE Yazar: Dr. A. Oğuz ÇELİKKOL İSTANBUL 2015 YAYINLARI Yazar: Dr. A. Oğuz ÇELİKKOL Kapak ve Dizgi: Sertaç DURMAZ ISBN: 978-605-9963-09-1 Mecidiyeköy Yolu Caddesi (Trump Towers Yanı)

Detaylı

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER Türkmenistan da Siyasal Rejimin Geleceği: İç ve Dış Dinamikler Açısından Bir Değerlendirme Yazar: Haluk ALKAN Özet: Türkmenistan, çok yönlü özelliklere sahip bir ülkedir. Sahip

Detaylı

TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1

TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 ( STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Suudi Arabistan İlişkileri: Kapasite İnşası ( 2016, İstanbul - Riyad ) Türkiye 75 milyonluk nüfusu,

Detaylı

ULUSLARARASI KARADENİZ-KAFKAS KONGRESİ

ULUSLARARASI KARADENİZ-KAFKAS KONGRESİ STRATEJİK VİZYON BELGESİ ULUSLARARASI KARADENİZ-KAFKAS KONGRESİ Ekonomi, Enerji ve Güvenlik; Yeni Fırsatlar ( 20-22 Nisan 2016, Pullman İstanbul Otel, İstanbul ) Karadeniz - Kafkas coğrafyası, tarih boyunca

Detaylı

TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK GÜCÜ

TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK GÜCÜ Dr. Tuğrul BAYKENT Baykent Bilgisayar & Danışmanlık TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK GÜCÜ Düzenleyen: Dr.Tuğrul BAYKENT w.ekitapozeti.com 1 1. TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK KONUMU VE ÖNEMİ 2. TÜRKİYE YE YÖNELİK TEHDİTLER

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler

Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler Doç Dr. Atilla SANDIKLI Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler YAYINLARI İSTANBUL 2014 Kütüphane Katolog Bilgileri: Yayın Adı: Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler

Detaylı

Orta Asya daki satranç hamleleri

Orta Asya daki satranç hamleleri Orta Asya daki satranç hamleleri Enerji ve güvenlik en büyük rekabet alanı 1 Üçüncü on yılda Hazar Bölgesi enerji kaynakları Orta Asya üzerindeki rekabetin en ön plana çıktığı alan olacak. Dünya Bankası

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 27.12.2012 Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 000 Sinem KARADAĞ Gözde TOP Babasının denge siyasetini başarıyla yürüten İlham Aliyev, Azerbaycan ın bölgesel nitelikli

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - MALEZYA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme

VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - MALEZYA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - MALEZYA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Malezya ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR. Prof. Dr. Ýlter TURAN

TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR. Prof. Dr. Ýlter TURAN TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR Prof. Dr. Ýlter TURAN 63 TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR GÝRÝÞ Prof. Dr. Ýlter TURAN Türk-Rus iliþkileri tarih boyunca rekabetçi bir zeminde geliþmiþ,

Detaylı

TÜRKİYE - POLONYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - POLONYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - POLONYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Polonya İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2016 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 28 Nisan 2014 MALEZYA-TÜRKİYE STA VE VİZE ANLAŞMASI MALEZYA-TÜRKİYE İHRACAT KOMPOZİSYONU TÜRKİYE İHRACATI (2013) % MALEZYA İTHALATI (2013) 1 Motorlu

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI?

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? DIŞ POLİTİKA TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? HAZİRAN 2011 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ

Detaylı

Türkiye nin dış ticaret ve yatırım bağlantıları: Güçlü yönler

Türkiye nin dış ticaret ve yatırım bağlantıları: Güçlü yönler tepav türkiye ekonomi politikaları araştırma vakfı Türkiye nin dış ticaret ve yatırım bağlantıları: Güçlü yönler Prof. Dr. Serdar TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

Türkiye-Rusya ilişkilerinin son 16 yılı

Türkiye-Rusya ilişkilerinin son 16 yılı On5yirmi5.com Türkiye-Rusya ilişkilerinin son 16 yılı Türkiye ve Rusya arasında son 16 yıldaki ilişkiler, bazı anlaşmazlıklara rağmen tarihin en iyi dönemi olarak kayıtlara geçti. Yayın Tarihi : 4 Aralık

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Uluslararası İlişkiler Ana Gazi Üniversitesi 2004

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Uluslararası İlişkiler Ana Gazi Üniversitesi 2004 ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Fatma ÇOBAN Doğum Tarihi: 1983 Öğrenim Durumu: Doktora Yabancı Dil : İngilizce Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Uluslararası İlişkiler

Detaylı

Çepeçevre Karadeniz Devam Eden Sorunlar, Muhtemel Ortakl klar - Güney Kafkasya ve Gürcistan aç s ndan

Çepeçevre Karadeniz Devam Eden Sorunlar, Muhtemel Ortakl klar - Güney Kafkasya ve Gürcistan aç s ndan Çepeçevre Karadeniz Devam Eden Sorunlar, Muhtemel Ortakl klar - Güney Kafkasya ve Gürcistan aç s ndan Hasan Kanbolat 8 Ağustos ta Güney Osetya Savaşı başladığından beri Güney Kafkasya da politika üreten,

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 01 Haziran 2015, Sayı: 13. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 01 Haziran 2015, Sayı: 13. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 13 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu 1

Detaylı

BÖLGESEL SORUNLAR ve TÜRKİYE

BÖLGESEL SORUNLAR ve TÜRKİYE BÖLGESEL SORUNLAR ve TÜRKİYE Editörler: Atilla SANDIKLI Erdem KAYA İSTANBUL 2016 YAYINLARI I Editörler: Prof. Dr. Atilla SANDIKLI, Erdem KAYA Kapak ve İç Tasarım: Sertaç DURMAZ Mecidiyeköy Yolu Caddesi

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

Merkez Strateji Enstitüsü. Türkiye-Rusya İlişkileri Mevcut Durumu ve Geleceği

Merkez Strateji Enstitüsü. Türkiye-Rusya İlişkileri Mevcut Durumu ve Geleceği Merkez Strateji nstitüsü Türkiye-Rusya İlişkileri Mevcut Durumu ve Geleceği 1 Türkiye-Rusya İlişkilerinin Tarihsel Seyri: Savaş-Kriz-İşbirliği Savaş Kriz İşbirliği 16. yy 1917 1940 1990 2011 2015 2 Türkiye-Rusya

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

TÜRKİYE - GANA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme

TÜRKİYE - GANA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - GANA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Gana ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı

T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. DÜNYA TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI 10-11 NİSAN 2009 Boğazdan Körfeze Fırsatlar 1 SUNUM PLANI KÖRFEZ BÖLGE PROFİLİ KÖRFEZ ÜLKELERİ İLE İLİŞKİLER SONUÇ VE ÖNERİLER 2 Bölge Profili

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU Pınar ÖKSÜZ Dış Ekonomik İlişkiler ve Uluslararası Organizasyonlar Müdürlüğü MART 2011 1.GENEL BİLGİLER Ülke adı: Rusya Federasyonu Yönetim biçimi: Cumhuriyet

Detaylı

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK DIŞ POLİTİKA ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK NİSAN 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM:

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

TÜRKİYE - ÇİN STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme

TÜRKİYE - ÇİN STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - ÇİN STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Çin ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Güncel Jeo-Politik ve D-8 Cuma, 08 Aralık :55

Güncel Jeo-Politik ve D-8 Cuma, 08 Aralık :55 Dünya da politik dengeler dinamik bir yapıya sahiptir. Yüzyıllar boyunca dünyada haritalar, rejimler ve politikalar değişim içerisindedirler. Orta çağ Avrupa sı ve Fransız ihtilali ile birlikte 17. Yüzyılda

Detaylı

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan

Detaylı

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ 13 1.1.Türkiye Ekonomisine Tarihsel Bakış Açısı ve Nedenleri 14 1.2.Tarım Devriminden Sanayi Devrimine

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

TÜRKİYE - KATAR STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme

TÜRKİYE - KATAR STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - KATAR STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Katar ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek

Detaylı

Dimitri Medvedev in Türkiye Ziyareti ve Türk-Rus liflkilerinin Perspektifleri

Dimitri Medvedev in Türkiye Ziyareti ve Türk-Rus liflkilerinin Perspektifleri Dimitri Medvedev in Türkiye Ziyareti ve Türk-Rus liflkilerinin Perspektifleri Sinan OĞAN* Bundan çok değil, yaklaşık 10 yıl önce Türk ve Rus liderler arasında bir ziyaret, hatta bir telefon görüşmesi olduğunda

Detaylı

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2013 HAZİRAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Temmuz 2013 HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI

Detaylı

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2017 ŞUBAT AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2017 ŞUBAT AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2017 ŞUBAT AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU Hazırgiyim ve Konfeksiyon Şubesi Mart 2017 2 HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2017 ŞUBAT İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME

Detaylı

ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI

ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI Tarihte ilk kez bir imparatorluk(sscb) büyük bir savaş vermeden dağıldı. Bunun sonucunda SSCB den ayrılan devletler savaşmadan bağımsız oldular. Kendilerinin

Detaylı

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Rusya Federasyonu na ihracat yapan 623 firma

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

Yaşar ONAY* Rusya nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler

Yaşar ONAY* Rusya nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler Bilge Strateji, Cilt 7, Sayı 12, Bahar 2015, ss.17-21 Rusya nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler Yaşar ONAY* Adına Rusya denilen bu ülke, Moskova prensliğinden büyük bir imparatorluğa

Detaylı

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011 Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar Temmuz 2011 Görünüm Küresel ekonomide toparlanma sürüyor: Gelişmiş ülkelerdeki borç yükünün yarattığı kırılganlık sebebiyle toparlanma yavaş seyrederken, gelişmekte

Detaylı

AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te

AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te Mart 25, 2008-12:00:00 AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bölücü terör örgütüne yönelik

Detaylı

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Brezilya: Ülkeler arası gelir grubu sınıflandırmasına göre yüksek orta gelir grubunda yer almaktadır. 1960 ve 1970 lerdeki korumacı

Detaylı

Aralık 2014. Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak-Kasım Dönemi İhracat Bilgi Notu. Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği

Aralık 2014. Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak-Kasım Dönemi İhracat Bilgi Notu. Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği Aralık 2014 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak-Kasım Dönemi İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 12/2014 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2014 YILI KASIM AYI İHRACAT

Detaylı

ŞUBAT 2016. Sanayi Üretim Endeksi 2015 Kasım ayında 130 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %3,6 artış kaydetti. Endeksin bu

ŞUBAT 2016. Sanayi Üretim Endeksi 2015 Kasım ayında 130 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %3,6 artış kaydetti. Endeksin bu ŞUBAT 1 yılını 1, seviyesin- bitiren Reel Kesim 1de Güven Endeksi (RKGE), yeni yılın ilk ayında 13,3 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde endeksin gelişiminde, mal stok miktarı, son 3 aya dair sipariş miktarı

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Bahar Dönemi ZORUNLU DERSLER Uluslararası Ġlişkilerde Araştırma ve Yazma

Detaylı

TÜRK DIŞ POLİTİKASI II. Zorunlu Lisans 5 AKTS. Prof. Dr. Engin Berber Örgün. Türkçe Türk Dış Politikası I. Yok. Yok

TÜRK DIŞ POLİTİKASI II. Zorunlu Lisans 5 AKTS. Prof. Dr. Engin Berber Örgün. Türkçe Türk Dış Politikası I. Yok. Yok Dersin Adı DERS ÖĞRETİM PLANI Dersin Kodu 1303307 Dersin Türü (Zorunlu, Seçmeli) Dersin Seviyesi (Ön Lisans, Lisans, Yüksek Lisans, Doktora) Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati 3 Haftalık Uygulama

Detaylı

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSYON ÇALIŞMASI Tablo 1. Misyon Çalışması Sonuçları Konsolide Misyon Sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refahı arttırmak için, mali disiplin içerisinde, kaynakların

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "ÇİN İ ANLAMAK & ÇİN İLE İŞ YAPMAK-3 KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN ÇİN İ ANLAMAK & ÇİN İLE İŞ YAPMAK-3 KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "ÇİN İ ANLAMAK & ÇİN İLE İŞ YAPMAK-3 KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 11 Aralık 2015 İstanbul, Martı Otel Saygıdeğer Büyükelçim, Değerli Konuklar, Sevgili

Detaylı

AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ HAZİRAN. Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetlerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri

AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ HAZİRAN. Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetlerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetlerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri, doğrudan hizmet ihracatını gerçekleştirmenin yanısıra, mal ve servis ihraç eden birçok sektörün

Detaylı

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Uluslar arası İlişkiler Bölümü

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Uluslar arası İlişkiler Bölümü TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü Avrasya da Ekonomik İşbirliği İmkanları: Riskler ve Fırsatların Konsolidasyonu Mustafa Aydın Ankara, 30 Mayıs 2006 Avrasya Ekonomik

Detaylı

PETROL BORU HATLARININ ÇUKUROVA'YA KATKILARI VE ÇEVRESEL ETKİLERİ

PETROL BORU HATLARININ ÇUKUROVA'YA KATKILARI VE ÇEVRESEL ETKİLERİ Dosya PETROL BORU HATLARININ ÇUKUROVA'YA KATKILARI VE ÇEVRESEL ETKİLERİ Hüseyin ERKUL Yrd. Doç. Dr., İnönü Üniversitesi İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi Bölümü [email protected] Yeliz AKTAŞ POLAT Arş. Gör., İnönü

Detaylı

Ekonomik Entegrasyon, Ülkeler Arası Yakınlaşma (Yakınsama) ve Avrasya Ekonomik Birliği. Ahmet Burçin Yereli*, Mustafa Kızıltan**, Emre Atsan***

Ekonomik Entegrasyon, Ülkeler Arası Yakınlaşma (Yakınsama) ve Avrasya Ekonomik Birliği. Ahmet Burçin Yereli*, Mustafa Kızıltan**, Emre Atsan*** Ekonomik Entegrasyon, Ülkeler Arası Yakınlaşma (Yakınsama) ve Avrasya Ekonomik Birliği Ahmet Burçin Yereli*, Mustafa Kızıltan**, Emre Atsan*** Hacettepe Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü, Ankara, Türkiye

Detaylı

TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Fransa İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2016 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen ekonomisi

Detaylı

KAYSERİ SANAYİ ODASI RUSYA ÜLKE RAPORU

KAYSERİ SANAYİ ODASI RUSYA ÜLKE RAPORU KAYSERİ SANAYİ ODASI RUSYA ÜLKE RAPORU 05.11.2018 RUSYA- Ülke Raporu Resmi Adı : Rusya Federasyonu Kısa Şekli : Rusya Yönetim Biçimi : Federal Yarı Başkanlık Başkent : Moskova Nüfus : 142.257.519 (Temmuz,

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 113 Şubat 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜM AB VATANDAŞLARI İÇİN VİZESİZ TÜRKİYE Deniz SERVANTIE İKV Uzman Yardımcısı Deniz SERVANTIE 27 Ekim 2014 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr TÜM AB VATANDAŞLARI

Detaylı

Yükselen Güç: Türkiye-ABD İlişkileri ve Orta Doğu Tayyar Arı, Bursa: MKM Yayıncılık, 2010, 342 sayfa, 18,00 TL ISBN:

Yükselen Güç: Türkiye-ABD İlişkileri ve Orta Doğu Tayyar Arı, Bursa: MKM Yayıncılık, 2010, 342 sayfa, 18,00 TL ISBN: Alternatif Politika, Özel Sayı 1, 113-117, Kasım 2010 113 Yükselen Güç: Türkiye-ABD İlişkileri ve Orta Doğu Tayyar Arı, Bursa: MKM Yayıncılık, 2010, 342 sayfa, 18,00 TL ISBN: 978-605-5911-19-5 Veysel AYHAN

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU

İZMİR TİCARET ODASI AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU TEMMUZ 2016 ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ 1. ÖZET BİLGİLER Resmi Adı : Azerbaycan Cumhuriyeti Nüfus : 9,780,780 Dil :Resmi dil Azerice dir. Rusca ve Ermenice

Detaylı

BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK OLU

BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK OLU BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK OLU Kasım 29, 2006-12:00:00 BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Ocak 2010 1 İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ... 3 2. MEVCUT DURUM... 4 2.1. Dünya İş Makinaları Pazarı... 4 2.2. Sektörün Türkiye deki Durumu... 4

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: [email protected]. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: [email protected] EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Kafkasya da Etnik Grupların Boru Hatları Üzerindeki Etkisi

Kafkasya da Etnik Grupların Boru Hatları Üzerindeki Etkisi Kafkasya da Etnik Grupların Boru Hatları Üzerindeki Etkisi Onlarca etnik grubun yaşadığı Kafkasya bölgesi, kabaca Karadeniz ile Hazar Denizi arasında, İran, Türkiye ve Rusya nın kesiştiği bir noktada yer

Detaylı

Dr. Öğr. Üyesi İsmail SAFİ

Dr. Öğr. Üyesi İsmail SAFİ Dr. Öğr. Üyesi İsmail SAFİ Eğitim: Ph. D., Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Ankara Üniversitesi, 2005 M. Sc., Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ankara Üniversitesi, 1998 B. S, Kamu Yönetimi, Hacettepe Üniversitesi,

Detaylı

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ VİZYON BELGESİ (TASLAK) Türkiye 2053 Stratejik Lokomotif Sektörler MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ Millet Hafızası ve Devlet Aklının bize bıraktığı miras ve tarihî misyon, İstanbul un Fethinin

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Dış Ticaret Müsteşarlığı nca ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi amacıyla çeşitli stratejiler uygulamaya konmuş bulunmaktadır.

Dış Ticaret Müsteşarlığı nca ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi amacıyla çeşitli stratejiler uygulamaya konmuş bulunmaktadır. 1 CEM TOPBAŞ SUNUM- Giriş Dış Ticaret Müsteşarlığı nca ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi amacıyla çeşitli stratejiler uygulamaya konmuş bulunmaktadır. 2000 yılında Komşu ve Çevre Ülkeler

Detaylı

Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009. Yönetici Özeti

Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009. Yönetici Özeti Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009 Yönetici Özeti Avrupa da bugüne dek kayıtlara geçen en derin ve uzun süreli durgunluğun dip noktasının geçilmekte olduğuna

Detaylı

Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir.

Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir. Sevgili Meslektaşlarım, Kıymetli Katılımcılar, Bayanlar ve Baylar, Akdeniz bölgesi coğrafyası tarih boyunca insanlığın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine en çok katkı sağlayan coğrafyalardan biri

Detaylı