T.C. EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI"

Transkript

1 T.C. ADALET BAKANLIĞI EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI YARGI MEVZUATI BÜLTENİ Bültenin Kapsadığı Tarihler 0-5 Nisan 202 Yayımlandığı Tarih 5 Nisan 202 Sayı İÇİNDEKİLER Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair 202/2964 Esaslar (R.G. 03 Nisan ) Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair 202/2875 Sayılı Yönetmelik (R.G. 03 Nisan ) Bürokrasinin Azaltılması ve İşlemlerin Basitleştirilmesine Yönelik Başbakanlık,Bakanlıklar,Bazı Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ve Üniversitelere Ait 84 Adet Yönetmelik (R.G. 03 Nisan ) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği (R.G. 03 Nisan ) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği (R.G. 03 Nisan ) Danıştay Onbeşinci Dairesine Ait Kararlar (R.G. 03 Nisan Mükerrer) Bürokrasinin Azaltılması ve İşlemlerin Basitleştirilmesine Yönelik Bazı Bakanlıklara Ait Yönetmelikler (R.G. 04 Nisan ) Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu ile İlgili 202/9 Sayılı Başbakanlık Genelgesi (R.G. 04 Nisan ) Ilısu Barajı ve HES Projesi ile İlgili 202/9 Sayılı Başbakanlık Genelgesi (R.G. 04 Nisan ) Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (R.G. 04 Nisan ) Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşletDevret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunda ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (R.G. 04 Nisan Mükerrer) Van İlinde Meydana Gelen Deprem Felaketinden Etkilenen İşyerlerinde

2 - - - Uygulanan Kısa Çalışma Süresinin Uzatılması Hakkında 202/2992 Sayılı Karar (R.G. 05 Nisan ) Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Bazı Yönetmeliklerde Değişiklik Yapılmasına Dair 202/2958 Yönetmelik (R.G. 05 Nisan ) Sivil Havacılık İşletmeleri Yetkili Denetim Kuruluşları Yönetmeliği (R.G. 05 Nisan ) Anayasa Mahkemesinin E: 200/89,K: 20/79 Sayılı Kararı (R.G. 05 Nisan ) Anayasa Mahkemesinin E: 20/36, K: 20/8 Sayılı Kararı (R.G. 05 Nisan ) Anayasa Mahkemesinin E: 20/43, K: 202/0 Sayılı Kararı (R.G. 05 Nisan ) Adalet Bakanlığından Münhal Noterlik İlanları (R.G. 05 Nisan ) Genel Yönetim Malî İstatistikleri Genel Tebliği (Sıra No: 5) (R.G. 06 Nisan ) DÜZELTME (Basın Kartı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile İlgili) (R.G. 06 Nisan ) Sosyal Güvenlik Kurumu Asgari İşçilik Tespit Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 07 Nisan ) Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 07 Nisan ) Noterlik Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 07 Nisan ) Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3) (R.G. 07 Nisan ) Adalet Bakanlığından Çeşitli İlanlar (R.G. 07 Nisan ) Bölge Adliye Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik (R.G. 08 Nisan ) Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 08 Nisan ) 2/ Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ (Tebliğ No: 2008/48) de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Tebliğ No: 202/27) (R.G. 08 Nisan ) Adalet Bakanlığından Çeşitli İlanlar (R.G. 08 Nisan ) İl Özel İdareleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik (R.G. 0 Nisan ) Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

3 (R.G. 0 Nisan ) Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Yönetmeliği (R.G. 0 Nisan ) Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Üyelerinin Müşterilerinin Risk Merkezi Nezdindeki Bilgilerinin Kendilerine Ya da Onay Vermeleri Koşuluyla Belirledikleri Tüzel Kişilere Verilmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik (R.G. 0 Nisan ) İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6287 Sayılı Kanun (R.G. Nisan ) Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 6289 Sayılı Kanun (R.G. Nisan ) Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Dair 6290 Sayılı Kanun (R.G. Nisan ) Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ie Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 629 Sayılı Kanun (R.G. Nisan ) Türk Akreditasyon Kurumu nun Avrupa Birliği Bakanlığı ile İlgilendirilmesine Dair Tezkere (R.G. Nisan ) Resmi İlan Fiyatlarının Yeniden Tespiti Hakında 202/2967 Sayılı Karar (R.G. Nisan ) Anonim Şirket Esas Mukavelelerinde İmtiyaz Tesis Eden Hükümlerin Uyarlanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: İç Ticaret 202/) (R.G. Nisan ) Adalet Bakanlığından Münhal Noterlik İlanları (R.G. Nisan ) Adalet Bakanlığından Çeşitli İlanlar (R.G. Nisan ) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik (R.G. 2 Nisan ) Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 2 Nisan ) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 202/297 Sayılı Yönetmelik (R.G. 3 Nisan ) İşkolu Tespit Kararı (No: 202/8) (R.G. 3 Nisan ) İşkolu Tespit Kararı (No: 202/9) (R.G. 3 Nisan ) Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 4 Nisan ) Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 4 Nisan )

4 - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Bilirkişilik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 4 Nisan ) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Meslekî Denetim ve Asgari Ücret Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 4 Nisan ) Yükseköğretim Kurulu Milli Komiteler Yönetmeliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Yönetmelik (R.G. 4 Nisan ) Adalet Bakanlığından Çeşitli İlan (R.G. 4 Nisan ) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Aydoğan ve Diğerleri/Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Ayhan ERDOĞAN/Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Aziz Aydın ARSLAN/Türkiye Davası) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Bozlak ve Diğerleri/Türkiye Davası) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Devecioğlu/Türkiye Davası) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Erdal ÇALIŞKAN/Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Erten/Türkiye Davası) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Gani ÖZCAN/Türkiye Davası) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (Gencer/Türkiye Davası) BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 202/2964 6/6/978 tarihli ve 7/5754 sayılı Kararnameye ektir. Ekli Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar ın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 6/3/202 tarihli ve 2958 sayılı yazısı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre, Bakanlar Kurulu nca 2/3/202 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan YardımcısıBaşbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi Teknoloji Bakanı ve

5 F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik BakanıDışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı İ. N. ŞAHİN C. YILMAZ E. GÜNAY M. ŞİMŞEK İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı Ö. DİNÇER İ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su İşleri Bakanı R. AKDAĞ B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı ve SÖZLEŞMELİ PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA İLİŞKİN ESASLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR ESASLAR MADDE 6/6/978 tarihli ve 7/5754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslara aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Ek Madde 7 Sözleşmeli personel alımı başvurularında adaylardan istenecek bilgi ve belgeler şunlardır: a) Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası dışında adaylardan kimlik bilgilerine ilişkin olarak ayrıca bir bilgi veya belge istenmez. Ancak ilgili kamu kurum veya kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası beyanının teyidi amacıyla adaydan Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının da yer aldığı nüfus cüzdanı aslını göstermesini talep edebilir. b) Adres bildirimi, adli sicil ve askerlik durumlarına ilişkin olarak yazılı beyanları. Bu hususlarda adaylardan yazılı beyanları dışında bir belge talep edilmez. c) Sağlık durumlarına ilişkin olarak yazılı beyanları. Kamu kurum ve kuruluşları sözleşmeli personele verilecek görevin uygun yürütülmesi açısından zaruri görmeleri durumunda, personel ve insan kaynaklarına ilişkin mevzuatlarında açıkça belirtilmesi kaydıyla adaylardan sağlık durumlarına ilişkin rapor talep edebilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili mevzuat gereği adaylardan talep ettikleri belgelerin suretleri, asılları adaylarca ibraz edilmesi kaydıyla tasdik edilerek işleme alınır. Adayların kimlik ve adres bilgilerine ilişkin beyanlarının doğruluğu Kimlik Paylaşım Sistemi aracılığıyla araştırılır. Adayların adli sicil ve askerlik durumlarına ilişkin olarak yazılı beyanlarının doğruluğu ise yetkili adli ve askeri mercilerden alınacak bilgilerle teyit edilir. Personel alım işlemleri, adayların idareye beyan ettikleri bilgilerin teyidi sürecinin tamamlanması beklenmeksizin devam ettirilir. Gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem yapılacağı, atamaları yapılmış ise atamalarının iptal edileceği, idare tarafından kendilerine bir bedel ödenmiş ise bu bedelin yasal faizi ile birlikte tazmin edileceği hususları sözleşmeli personel alım ilanlarında kamu kurum ve kuruluşları tarafından belirtilir. Adaylardan başvuru sırasında istenen formlar kamu kurum ve kuruluşlarının kurumsal internet sayfalarında yayımlanır. Yabancı uyruklular için ilgili idare tarafından istenecek bilgi ve belgeler personel alım ilanında belirtilir. MADDE 2 Bu Esaslar yayımı tarihinde yürürlüğe

6 [R.G. 03 Nisan ] YÖNETMELİKLER Karar Sayısı : 202/2875 Ekli Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik in yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2/2/202 tarihli ve 28 sayılı yazısı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 27 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre, Bakanlar Kurulu'nca 20/2/202 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ Başbakan Yardımcısı Başbakan YardımcısıBaşbakan YardımcısıBaşbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELİK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik BakanıDışişleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı İ. N. ŞAHİN C. YILMAZ E. GÜNAY M. ŞİMŞEK İçişleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı Ö. DİNÇER İ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su İşleri Bakanı R. AKDAĞ B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı KAMU GÖREVLERİNE İLK DEFA ATANACAKLAR İÇİN YAPILACAK SINAVLAR HAKKINDA GENEL YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/3/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin 25 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Atamasının yapılması uygun görülen adaylar, atama işlemleri yapılmadan önce, kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan atama başvuru formunda kimlik, adli sicil, askerlik durum ve sağlık beyanında bulunurlar. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından kimlik, adli sicil, askerlik ve sağlık durumu hususlarında adaylardan yazılı beyanları dışında ayrıca bir belge talep edilmez. Adayların kimlik beyanlarının doğruluğu Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden veya doğrudan nüfus cüzdanı kontrol edilerek teyit edilir. Adayların askerlik ve adli

7 sicil beyanlarının doğruluğu idare tarafından yetkili askeri ve adli mercilerden teyit edilir. Adayların atama işlemleri, atama başvuru formunda belirtilen bilgilerin teyidi sürecinin tamamlanması beklenmeksizin devam ettirilir. Gerçeğe aykırı belge verdiği veya beyanda bulunduğu tespit edilenlerin atamaları yapılmaz, atamaları yapılmış ise iptal edilir, bu kişiler hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Gerçeğe aykırı belge verdikleri veya beyanda bulundukları tespit edilen adaylar hakkında yapılacak işlemler, atama başvuru formunda kamu kurum ve kuruluşları tarafından yazılı olarak belirtilir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. [R.G. 03 Nisan ] Başbakanlık (Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü) tan: BASIN KARTI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 23/3/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliğine aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Basın Kartı Başvurularında İstenen Belgelere İlişkin Uyulacak Usul ve Esaslar EK MADDE Basın kartı başvurularında başvuru sahiplerinden istenen belgelere ilişkin aşağıda belirtilen hususlar esas alınır: a) Başvuru sahibinin kimlik ve adres bilgilerine ihtiyaç duyulması halinde başvuru sahibinin T.C. kimlik numarası beyanı alınır ve başvuru sahibinin kimlik ve adres bilgilerine ilişkin olarak kendisinden ayrıca bir belge talep edilmez. Başvuru sahibinin kimlik ve adres bilgilerine kurum tarafından Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden erişilir. b) Basın Kartı başvuru işlemlerinde kullanılmak üzere istenen bir belgenin aslının getirilmesi hâlinde, bu belgenin fotokopisi, yetkilendirilen personel tarafından aslına uygunluğu kontrol edildikten sonra isim ve unvan yazılarak tasdik edilir. Başvuru sahibinin, yetkilendirilen personel tarafından tasdik edilmiş belgeyi teslim etmesi halinde, başvuru sahibinden bu belge haricinde ayrıca belge aslını veya noter onaylı suretini kuruma teslim etmesi istenmez. c) Başvuru sahibinin adli sicil bilgilerine ihtiyaç duyulması halinde başvuru sahibinden adlî sicil kaydı istenmez, bunun yerine yazılı olarak adli sicil beyanı istenir. Başvurunun beyanname kullanılarak yapıldığı hâllerde, beyannamede adlî sicil beyanı bölümü ayrılır. Kurum, beyanın doğruluğunu adlî sicil bilgilerini verebilecek mercilerden teyit eder. ç) Kurumun görevi gereği kendisinde bulunan bilgi ve belgeler ile daha önce başvuru sahibinden alınarak kurum kayıtlarına aktarılan ve değişmediği başvuru sahibi tarafından beyan edilen belgeler yeniden istenmez. d) Başvuru sahiplerinin sosyal güvenlik bilgilerine ihtiyaç duyulması halinde başvuru sahiplerinden sosyal güvenlik bilgilerine ilişkin belge istenmez. Bu bilgiler Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumundan elektronik ortamda alınır. Başvuru sahibinden elektronik ortama erişim için gerekli bilgiler istenir. Bu maddenin birinci fıkrası hükümleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanlar hakkında uygulanmaz. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinden bir ay sonra yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan yürütür.

8 Başbakanlık (Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü) tan: BAŞBAKANLIK BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6/8/997 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilatı Görev, Yetki, Sorumluluk ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin (f) alt bendinde yer alan ikamet ve öğrenim belgeleri ibaresi adres beyanı ve öğrenim belgeleri, olarak onaylı nüfus cüzdanı sureti ibaresi T.C. kimlik numarası, olarak sigorta kayıt ve dökümleri ibaresi sigorta kayıt beyanı olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan yürütür. Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: TARIM SİGORTALARI HAVUZU ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/5/2006 tarihli ve 2672 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Tarım Sigortaları Havuzu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı. b) Öğrenim belgesinin idarece onaylı örneği. c) Tebligata esas adres beyanı. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 8/5/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 22/9/ // Adalet Bakanlığından: HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN ZİYARET EDİLMELERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/6/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin 34 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 34 Hükümlü ve tutuklular ile görüşmek isteyen kan ve kayın hısımlarından, akrabalık durumlarını ve T.C. kimlik numaralarını beyan etmeleri ve T.C. kimlik numaralarının bulunduğu nüfus cüzdanı aslını ziyaret süresince ceza infaz kurumlarında yetkili görevlilere teslim etmeleri istenir. Ziyaretçilerin beyanlarının doğruluğu, ceza infaz kurumları tarafından Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden elektronik ortamda

9 araştırılmak suretiyle teyit edilir. Bu şekilde doğru beyanda bulunduğu tespit edilen ziyaretçilerden beyanlarına ilişkin olarak nüfus kayıt örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenmez. Kimlik paylaşım sistemi üzerinden elektronik ortamda kanuni yakınlığı tespit edilemeyenlerin veya hükümlü ve tutuklular ile görüşmek isteyen ancak T.C. kimlik numarası bulunmayan kan ve kayın hısımlarının akrabalık durumlarını, nüfus idarelerinden veya ilgili konsolosluklar tarafından verilen resmi belgeler ile ispatlamaları gerekir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür. Avrupa Birliği Bakanlığından: AVRUPA BİRLİĞİ EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMLARI MERKEZİ BAŞKANLIĞI PERSONELİNİN SEÇİMİNE İLİŞKİN SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/3/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Personelinin Seçimine İlişkin Sınav Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. e) T.C. kimlik numarası beyanı (iş talep formunda belirtilir), f) Adli sicil kaydına ilişkin beyanı, g) Erkek adayların askerlik durumu beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Avrupa Birliği Bakanı yürütür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLER YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6/6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin 7 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan işçilere ait kimlik bilgilerinin saklanması MADDE 7 İşveren veya vekili, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırdığı işçilerin adı, soyadı ve T.C. kimlik numaraları, doğum yeri ve doğum tarihlerini belirten bir listeyi saklayarak, bunları İş Müfettişlerinin her isteyişinde göstermekle yükümlüdür. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: YAPI DENETİMİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/2/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin dördüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (4) Yapı ruhsatının vizeler bölümüne yapı denetim kuruluşunun denetçilerinin imzaları alındıktan sonra ilgili bölüm idarece incelenir. İnceleme neticesinde eksik vize işlemi var ise bunlar yapı denetim kuruluşuna tamamlattırılır. Bunun dışında, hiçbir şekilde vize veya vize anlamına gelecek bir uygulamada bulunulamaz. (6) İnşaatın tamamlanmasını müteakiben tanzim edilen iş bitirme tutanağı ilgili idarece incelenerek, on beş iş günü içinde onaylanır veya var ise eksikliklerinin neler olduğu

10 belirtilerek, giderilmesinin gerektiği yazılı olarak bildirilir. Eksikliklerin giderilmesinden sonra verilen iş bitirme tutanağı iki iş günü içinde onaylanır. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile üçüncü fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına aşağıdaki (ç) bendi ve dördüncü fıkrasına aşağıdaki (r) bendi eklenmiştir. b) Proje ve uygulama denetçisi mimar ve mühendisler aracılığıyla, proje müelliflerince hazırlanan uygulama projelerinin ve hesaplarının, mühendislik ve mimarlık proje düzenleme esasları, imar planı, ilgili idarenin imar yönetmelikleri ile yürürlükte bulunan diğer yönetmelik, genelge, şartname ve standartlara uygunluğunu kontrol eder, proje müelliflerinin kayıtlı olduğu odaya üyeliklerinin devam edip etmediğini ve mesleki kısıtlılıklarının olmadığına dair beyanlarının olup olmadığını kontrol eder ve üyeliği devam etmeyen müellifin durumunu ilgili meslek odasına bildirir. c) Yapı ruhsatı vermeye yetkili idarelerin dışındaki kurumlar tarafından onaylanması gereken elektrik, telefon ve doğalgaz tesisat projelerini ilgili mevzuata göre inceler, zamanında ve usulüne uygun olarak onaylanmasını temin eder. b) Bakanlıkça onaylanmış yapıya ilişkin bilgi formunun aslını, yapının denetimini üstlendiği konusunda ek-5 te gösterilen form-3 e uygun taahhütnameyi, yapı denetim kuruluşunun yapı sahibi ile imzaladığı ek-6 da gösterilen form-4 e uygun sözleşmeyi ve projelerdeki eksikliklerin giderildiğini gösterir proje kontrol formunu ilgili idareye verir. Söz konusu belgelerde noter tasdiki aranmaz. ç) Elektrik, telefon ve doğalgaz tesisat projelerinin inşaat ruhsatının alındığı tarihi izleyen otuz gün içinde ilgili idare tarafından onaylanmasını temin eder ve onaya ilişkin belgeyi inşaat ruhsatı vermeye yetkili idareye sunar. Bu süre içinde söz konusu projelere ilişkin onaylar idareye sunulamadığı takdirde inşaat idarece durdurulur. r) Yapı ile ilgili olarak ısı ihtiyacı kimlik belgesinin, kanal bağlantısının yapıldığına ilişkin tutanağın, binanın yapı aplikasyon projesine uygun şekilde aplike edildiğini gösteren vaziyet planı ve bağımsız bölüm planını içeren belgenin, elektrik, telefon ve doğalgaz tesisatlarının, yangın algılama, tahliye ve söndürme sisteminin projelerine uygun şekilde yapılmasını denetleyerek bunlara ilişkin uygunluk belgelerini ve asansörün ilgili idarece tescilini temin eder. Bu işlemlerin usulüne uygun yapıldığına dair raporu ve yapının cephe fotoğraflarını iş bitirme tutanağına ekler. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Proje ve uygulama denetçisi mimar ve mühendisler tarafından, proje müelliflerince hazırlanan projelerin ihtisas alanlarındaki mevzuata uygunluğu, detay ve hesapların doğruluğu, ek-3 te gösterilen form- ile belirlenmiş asgari kriterlere uygunluğu ve proje müelliflerinin mesleki kısıtlılığı olmadıklarına dair beyanı kontrol edilir. Var ise, eksiklik ve hataların giderilmesi sağlanır. Eksikliği ve hatası bulunmayan projeler, ilgili denetçi mimar ve denetçi mühendis tarafından onaylanır. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Proje müellifi, yapı ruhsatına esas olan uygulama projelerini ve zemin etüdü raporları da dâhil olmak üzere her türlü etüde dayalı çalışmaları mevzuatına uygun olarak yapmak ya da yaptırmak ve incelenmek üzere ilgili meslek odasına kayıt belgesi ve mesleki kısıtlılığı olmadığına dair beyanı ile birlikte yapı denetim kuruluşuna vermek ile görevlidir. (3) İlgili meslek odasına üye olmayan veya mesleki kısıtlılığı olmadığına dair beyanı bulunmayan proje müellifinin projesi, yapı denetim kuruluşunca incelenmez. MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

11 Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2//985 tarihli ve 896 mükerrer sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir. 30. Siyah kot: İmar planında gösterilen yolun doğal zeminini ifade eder. 3. Kırmızı kot: İmar planında gösterilen yolun gerekli hesaplar yapıldıktan sonra kullanıma hazır halini ifade eder. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 57 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 57 Yapı ruhsatı işleri bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yeni inşaat, ilâve ve esaslı tadilât yapmak üzere parsele ait imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, kanal kotu tutanağı ve uygulama imar plânına esas onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun parselin bulunduğu alana esas bölümünü almak için; yapı sahipleri veya vekilleri başvuru dilekçelerine aplikasyon krokisini ve tapu kayıt örneği veya istisnaî hâllerde tapu kayıt örneği yerine geçen belgeleri ekleyerek ilgili idareye müracaat ederler. İlgili idare başvuru tarihinden itibaren imar durum belgesi (çap) ve onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun bir örneğini en geç iki iş günü; yol kotu tutanağı ve kanal kotu tutanağını en geç beş iş günü içinde verir. Kanal kotu tutanağı idare dışında ayrı bir su ve kanalizasyon idaresi tarafından düzenleniyor ise, bu süre üç iş günüdür. Bu belgelerin bu süreler içinde verilmemesi halinde gerekçesinin, başvuru sahibine aynı süreler içinde yazılı olarak bildirilmesi zorunludur. Tapu kayıt örneği yerine geçen belgeler; özel kanunlara göre tahsis yapılmış olmakla beraber henüz tapu siciline malik adına mülkiyet olarak kaydedilmemiş olan gayrimenkuller için özel kanunlarda mülkiyet belgesi yerine geçeceği hükme bağlanmış olmak kaydı ile ilgili kamu kuruluşlarınca verilmiş olan tahsis belgesi, mülkiyete dair kesinleşmiş mahkeme kararı ve bu mahkeme kararına dayalı olarak yetkili makamlarca verilen belge ve kesinleşmiş kamulaştırma kararlarıdır. Tapu kayıt bilgilerinin Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminde (TAKBİS) bulunması halinde bu bilgilere ilgili idare tarafından TAKBİS üzerinden elektronik ortamda doğrudan erişilir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce bu konuda gerekli tedbirler alınır. Yapı sahipleri veya vekillerinden ayrıca tapu kayıt örneği veya istisnai hallerde tapu kayıt örneği yerine geçen belgeler istenmez. Ancak, bu durumda, yapı sahipleri veya vekillerden, başvuru dilekçelerinde TAKBİS üzerinden parsele ilişkin kayıtlara erişim için gerekli bilgileri beyan etmeleri istenir. Yapı sahibi ve vekilince yukarıdaki fıkralarda sayılan belgelere göre ilgili kanun, plân, yönetmelik, Türk standartları, çevre şartları, fen, san at ve sağlık kurallarına ve ilgili bütün mevzuat hükümlerine uygun olmak üzere aşağıdaki projeler hazırlatılır. a) - Mimarî proje; mimarlar tarafından uygulama imar planına, parselasyon planına ve bu Yönetmelik esaslarına uygun olarak hazırlanan vaziyet plânı, kat irtifakına ve kat mülkiyetine esas paylaşım tablosu, metrekare cetveli, bodrum katlar dâhil olmak üzere bütün kat plânları, çatı plânı ile bunlara ilişkin en az iki adet kesit ve yeteri sayıda görünüş, toprak kazı hesabı, gerektiğinde sistem kesitleri ve nokta detayları bulunan avan proje ve tatbikat projeleri ile ilgili mühendislerce hazırlanan ısı yalıtım projesi veya raporu, yapı yaklaşma mesafeleri ve yapı projelerine göre hazırlanacak yapı aplikasyon projesi, yerleşme ve yapının özelliğine göre ilgili idarece istenecek peyzaj projelerinden meydana gelir. 2- Yapı aplikasyon projesi; parsele ait aplikasyon krokisine dayanılarak ve vaziyet planına göre yapının araziye aplikasyonunu sağlamak üzere, yürürlükteki imar planında gösterilen ya da planda belirtilmemiş ise bu Yönetmeliğin 8 inci maddesine göre belirlenen yapı yaklaşma mesafelerinin, yapı projelerine göre köşe koordinatlarının ve röper noktalarının

12 ülke koordinat sistemine işlenmek üzere harita mühendislerince hazırlanıp imzalanan projeyi ifade eder. b) Statik proje; mimarî projeye ve zemin etüdü raporuna uygun olarak, inşaat mühendislerince hazırlanan, ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen, betonarme, yığma, çelik ve benzeri yapıların türlerine göre taşıyıcı sistemlerini gösteren, bodrum kat dâhil olmak üzere bütün kat plânları, çatı plânları, bunların kesitleri, detayları ve hesaplarıdır. Statik projeye esas teşkil edecek zemin etüdü (jeoteknik etüt) raporu; - Yeraltının dinamik esneklik direnişleri ve yerin dayanımı, taşıma gücü, yer altı suyu varlığı, yer altı yapısı, deprem bölgelenmesi, yer kırıklıklarının hareketleri, oturma, sıvılaşma ve yer kaymalarının boyutları gibi zeminin fizikî özelliklerini belirleyen çalışmalar yönünden jeofizik mühendislerince, 2- Sondajlar, arazi çalışmaları, zemin ve kaya mekaniği, laboratuvar deneylerini ihtiva eden zemin-yapı etkileşiminin analizinde kullanılacak temel-zemin, zemin profili ve zemini oluşturan birimlerin fizikî ve mekanik özelliklerini konu alan çalışmalar yönünden jeoloji mühendislerince, 3- Zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplaması gibi çalışmalar yönünden inşaat ve jeoloji mühendislerince, mühendislik hizmetleri standartlarına uygun, detaylı olarak hazırlanan ve parselin bulunduğu zeminin durumunu yukarıda belirtilen çalışmalar ve analizler ile açıklayan, ilgili mühendislik disiplinlerine mensup mühendislerce, Bakanlıkça belirlenen formata göre hazırlanan ve imzalanan belgedir. c) Mekanik tesisat projesi; mimarî projeye uygun olarak, makina mühendisleri tarafından hazırlanan, ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen sıhhî tesisat, kalorifer, kat kaloriferi ve benzeri ısıtma, soğutma, havalandırma projeleri ve ısı yalıtım raporudur. İdare, yapının özelliğine göre bu projelerden gerekli olanları ister. ç) Elektrik tesisat projesi; mimarî projeye uygun olarak, elektrik mühendislerince hazırlanan, ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen kuvvetli ve zayıf akıma ilişkin elektrik iç tesisatı ile elektrik mühendisi ve makina mühendisince birlikte hazırlanan asansör projeleridir. İdare, yapının özelliğine göre bu projelerden gerekli olanları ister. Beşinci fıkrada sayılan projeler ile yapının özelliğine ve mahallin şartlarına göre idarece ek olarak istenen ilgili mühendislerce hazırlanan arıtma, otomatik kontrol tesisatı, yangın algılama, tahliye ve söndürme gibi proje, rapor ve belgelerin, Bakanlıkça kabul ve tespit edilen çizim ve tanzim standartlarına, Türk Standartları Enstitüsünce hazırlanan standartlara ve mevzuata uygun olarak hazırlanması gerekir. Projelerin ilk paftasında, arsanın yeri, tapu kaydı, pafta, ada ve parsel numaraları, arsanın alanı, var ise mevcut yapılar, yapının taşıyıcı sisteminin niteliği, kat adedi, emsal hesabına konu alanı, yapı inşaat alanı ve toplam yapı inşaat alanı, kullanım amacı, yapı sahibi, yapı müteahhidi, proje müellifleri ve proje denetimi yapan denetçi mimar ve mühendisler ile bunlara ilişkin kuruluşlar hakkındaki bilgileri ihtiva eden bilgi tablosu bulunur. Mimari proje altı takım halinde, beşinci ve altıncı fıkralarda sayılan diğer proje, resim, hesap ve raporlar beş takım halinde düzenlenerek ilgili idareye başvurulur sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna tabi yapılarda, kuruluşun ilgili denetçi mimar ve mühendislerince incelenerek projelere uygun görüş vermiş olması zorunludur. Bu projeler ilgili idare tarafından başvuru tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde incelenir, eksik veya yanlış yok ise uygun görüldüğü yapı sahibine yazılı olarak bildirilir. Bildirim tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde ulusal adres veri tabanı üzerinden yapı ruhsatı düzenlenmesi zorunludur. Yapının kamu adına denetimine ilişkin bütün fenni mesuliyetler mimar ve mühendisler tarafından üstlenilmeden yapı ruhsatı düzenlenemez.

13 İnceleme sonucu eksik veya yanlışlık tespit edilmesi halinde, tüm eksiklik ve yanlışlıkların gerekçeleri ile birlikte yazılı olarak açıkça belirtilmesi suretiyle projelerin tamamlatılmak üzere bu süre içinde ilgililerine iade edilmesi zorunludur. Belirtilen eksiklikler tamamlanıp, yanlışlıklar giderilmesi üzerine yapı sahibince yapılacak başvuruda, idarece daha önce belirtilenler dışında başkaca yeni bir eksiklik veya yanlışlık öne sürülemez ve sözkonusu eksikliklerin giderildiğinin tespit edilmesi halinde durum yazılı olarak yapı sahibine bildirilerek üst fıkrada yer aldığı şekilde yapı ruhsatı düzenlenir. Elektrik, telefon ve doğalgaz tesisat projelerinin yapı ruhsatı verilmesi aşamasında idareye sunulması zorunlu değildir. Bu projeler hazırlanıp yapı denetim kuruluşları veya fenni mesuller tarafından uygun oldukları onaylandıktan sonra ruhsat aşamasında diğer projeler ile birlikte yetkili idareye sunulur. Aynı projelerin ilgili kurumlarca onaylanması yapı denetim kuruluşu veya fenni mesul tarafından temin edilir ve yapı ruhsatının verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bu projelere ilişkin onaylar yapı denetim kuruluşu veya fenni mesul tarafından ruhsat vermeye yetkili idareye sunulur. Yapı ruhsatı verilmesine ilişkin işlemler sırasında ilgili yapıya ait numarataj bilgileri belediyelerin numarataj işleminden sorumlu birimleri tarafından ilgili idareye elektronik ortamda sunulur. Başvuru sahiplerinden numarataj işlemine ilişkin belge istenmez. Numarataj işleminden sorumlu birimler numarataj bilgilerini elektronik ortamda kayıt altına almakla ve ilgili idarelerle paylaşmakla yükümlüdür. Gelişme alanlarında kalanlar dışında harcamalara katılım payları içinde yer alan yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılım payları yapı ruhsatı verilmesi aşamasında idarece ön koşul olarak öne sürülemez, büyükşehir belediyelerince tahsil edilen kanal katılım payı ve yol katılım paylarına ilişkin bilgiler elektronik ortamda kayıt altına alınır ve bu bilgiler belediyelerle paylaşılır. Proje müellifliği ve yapım işlerinin denetimine dair fenni mesuliyet üstlenen mimarların ve mühendislerin, 27//954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca, ilgili meslek odasına kayıtlı olmaları, büro tescillerini yaptırıp her yıl için yenilemeleri gerekir. İlgili meslek odaları, hakkında süreli veya süresiz kısıtlılığı bulunan veya üyeliği sona eren üyelerini derhal elektronik ortamda merkez yapı denetim komisyonu ile bütün ilgili yerlere ve kuruluşlara bildirir. İdare yapı ruhsatı düzenleme aşamasında her proje için, proje müelliflerinden, fenni mesullerden ve şantiye şeflerinden mevzuata aykırı uygulama sebebiyle süreli veya süresiz olarak meslekî faaliyet haklarının kısıtlı olmadığına ilişkin ek- de yer alan sicil durum taahhütnamesini ister. İdareler sorumluluk alan mimar ve mühendislerin yaptıkları işlemlere ilişkin bilgileri her ayın ilk haftası içinde ilgili meslek odalarına bildirir. Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen mimar ve mühendislerin işlemleri tazmin ve hukuki sorumluluğu kendilerine ait olmak üzere iptal edilir ve bu kişiler hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği suç duyurusunda bulunulur. Gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar hakkında yapılacak işlemler oda sicil durum taahhütnamelerinde, idare tarafından yazılı olarak belirtilir. Yapım işlerinde yapı müteahhidi, taşeron ve şantiye şefi olarak görev alanlar aynı zamanda fenni mesul olarak görev üstlenemezler. İdare, projeleri incelerken 5/2/95 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygunluğu da gözetir. 394 sayılı Kanunun 38 inci maddesinde sayılan mühendisler, mimarlar ve şehir plâncıları dışında kalan fen adamlarının proje hazırlama ve uygulama yapmaya ilişkin yetki, görev ve sorumlulukları saklıdır. Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olup, bu kurum ve kuruluşlara ait projeleri yapan ve 7/6/938 tarihli ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun uyarınca mühendislik ve mimarlık hizmeti verme ehliyetine sahip mimar ve mühendisler, meslek odasına kayıt ve büro tescili hakkındaki yükümlülüklere tâbi değildir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 58 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

14 MADDE 58 Fenni mesuliyet hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgililerin sicillerinin tutulmasına dair esaslar aşağıda belirlenmiştir. Fenni Mesuliyet: Fenni mesuller, 57 nci maddede belirtilen esaslara göre düzenlenen ruhsat eki projelerin uygulanmasının denetimi için mal sahibi veya vekili tarafından belirlenirler ve ilgili idareye karşı görevli ve sorumludurlar. Proje ile ilgili sorumluluk proje müellifine ait olmak üzere yapının fenni mesuliyeti, konusu, ilgisi ve yapım aşamasına göre mimar, inşaat, makina ve elektrik mühendisleri tarafından ayrı ayrı yürütülür. Proje ile ilgili sorumluluğu bulunanların faaliyetleri ek-2, ek-4, ek-6, ek-7 ve ek-8 de yer alan formlar kullanılarak kayıt altına alınır. Ayrıca idare varsa ek projelerin fenni mesuliyetini, konusuna göre ilgili meslek adamlarının üstlenmesini ister. Fenni mesuller unvanına ve eğitimine göre, yapının kanuna, plâna, yönetmeliklere, ilgili diğer mevzuat hükümlerine, fen, san at, sağlık kurallarına, ruhsat eki projelerine, Türk Standartları Enstitüsü standartlarına, teknik şartnamelere uygun yapılıp yapılmadığını denetleyeceğine dair ek- de yer alan taahhütnameyi ilgili idareye vermek zorundadır. Taahhütnamede fenni mesul ile mal sahibi arasında yapılan sözleşmede belirlenen fenni mesuliyet bitiş süresine ilişkin bilginin yer alması gerekir. Ayrıca, noter tasdikli imza sirküleri, ek-5 te yer alan oda kayıt belgesi örneği, sosyal güvenlik numarası ve vergi kimlik numarası da idareye verilir. İdare; aynı zamanda, kanuna ve mevzuata aykırı uygulama nedeniyle süreli olarak faaliyetleri kısıtlanan fenni mesullerin bu durumu hakkında bilgilenmek ve aşağıda belirlenen inşaat alanı sınırlamalarının denetimini sağlamak üzere, ilgili fenni mesulce düzenlenen, sicil durum taahhütnamesini ve fenni mesuliyet üstlenilen işin adı ile fenni mesulün üzerinde bulunan fenni mesuliyete ilişkin inşaat alanını (m2) belirtir belgeyi ister. İlgili idareler fenni mesuliyet üstlenen mimar ve mühendislerin bir önceki ayda yaptıkları işlemlere ilişkin bilgileri her ayın ilk haftası içinde ilgili meslek odalarına bir liste halinde topluca bildirir. Meslek odaları, fenni mesuliyete ilişkin yapı inşaat alanı sınırlamasının kontrolünü bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten başlamak üzere kayıtlarına giren yapı ruhsatı ile bu ruhsata istinaden düzenlenen yapı kullanma izin belgelerini veya fenni mesul sözleşmelerini veya istifa dilekçelerini dikkate alarak yerine getirirler. Fenni mesulün, yapının bulunduğu il sınırları içinde ikamet etmesi esastır. Farklı bir ilde fenni mesuliyet üstlenilebilmesi için ilgili idarenin uygun görmesi ve yapı yeri ile fenni mesulün işyeri arasındaki mesafenin en fazla 200 km olması gerekir. Fenni mesullerden, mimar veya inşaat mühendisi m2'den, makina mühendisi m2'den, elektrik mühendisi m2'den fazla inşaatın, fenni mesuliyetini aynı anda üstlenemez. Üzerinde başka bir fenni mesuliyet bulunmamak koşulu ile bu miktarları aşan tek ruhsata bağlı inşaatlarda bu şart aranmaz. Tek ruhsata bağlı, yapı inşaat alanı 3000 m2'den fazla olan inşaatlarda yapı denetiminde fenni mesullere yardımcı olmak üzere uzmanlık konusuna göre birer fen adamı görevlendirilir. Bu fen adamlarından, aynı anda ve il sınırları içinde kalmak kaydıyla inşaatla ilgili fen adamı m2'den, tesisatla ilgili fen adamı m 2'den, elektrikle ilgili fen adamı m2'den fazla inşaatta görevlendirilemez. İşin konusuna göre ilgili fenni mesuller ve yardımcısı fen adamları yapı ruhsat formunda belirlenenler ile aşağıda belirtilen yapım aşamalarında yapı yerinde bulunmak ve aşağıda sıralanan işlerin yapılmış olduğuna ilişkin açıklamaları ek-3 te yer alan yapı denetim defterine işlemek zorundadır. a) Aplikasyon, b) Hafriyat ve zemin hazırlama ve zemin etüdü ve emniyet gerilmesi testlerinin yapımı, c) Temel inşaatın tamamlanması ve temel vizesi düzenlenmesi,

15 d) Temel ve çatı dahil her katın kalıp, demir, beton ve tesisat donanımı, e) Su ve ısı yalıtım vizesi, f) Malzemenin kullanımından önce Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygunluğunun denetimi, g) Tesisat, elektrik, kanalizasyon vizeleri. Bu maddeye göre istihdam edilen fen adamlarının bu görevi kabul ettiklerine dair taahhütnamenin ilgili idareye verilmesi zorunludur. Sicil: Fenni mesullerin sicilleri, ilgili meslek odalarınca, ilgili idareden alınacak iş bitirme belgeleri de dikkate alınarak tutulur ve yeni bir fenni mesuliyet üstlenilmesinde bu siciller dikkate alınır. Fen adamlarının sicilleri, belediye ve mücavir alan sınırları içinde, belediyelerin ilgili birimlerince tutulur ve bu sicillerin birer kopyaları her yıl sonunda valiliğe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) gönderilir. Belediye ve mücavir alan sınırları dışındaki yerlerde görev yapacak fen adamlarının sicillerinin tutulması valiliğe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) aittir. Sicil fişleri yapının inşaat ruhsatı alınmasından yapı kullanma izninin alınmasına dek geçecek süreyi, bu süreç içindeki faaliyetlerin hepsini içine alır. Fen adamlarının sicillerinin tutulmasında fenni mesullerin bildireceği görüş ve kanaatler esas alınır. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 64 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Yapı tamamlandığında tamamının veya kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığında bu kısımlarının kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye veya valilikten izin alınması zorunludur. Bu iznin alınması için ilgili idareye yapılan başvuru dilekçesi ekinde, fenni mesullerin veya yapı denetim kuruluşlarının yapının projelerine, fen ve sağlık kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını ve ilgili standartlara uygun malzeme kullanılıp kullanılmadığını belirten raporları ile yapıya ilişkin fotoğrafları yer alır. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 64 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. Yapı kullanma izinlerinde başvuru sahibinden bilgi ve belge istenmesine ilişkin esaslar MADDE 64/A Yapı kullanma izinlerine ilişkin başvurularda, başvuru sahibinin dilekçesi veya idare tarafından hazırlanmış matbu form ile yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğine ilişkin fenni mesul veya yapı denetim kuruluşu raporları dışında herhangi bir belge istenmez. Yapı kullanma izni vermeye yetkili idarenin görevi gereği kendisinde bulunan bilgi ve belgeler ile daha önce başvuru sahibinden alınarak kurum kayıtlarına aktarılan ve değişmediği başvuru sahibi tarafından beyan edilen belgeler yeniden istenmez. Diğer idarelerin elektronik ortamda paylaşıma açtığı bilgi ve belgeler, başvuru sahibinden istenmez. Ancak, bu bilgi ve belgelere kolayca erişim için gerekli bilgiler istenebilir. Yapı ruhsatına ilişkin bilgilerin Kimlik Paylaşım Sisteminde (KPS) bulunması halinde söz konusu bilgiler buradan temin edilir. KPS üzerinden erişilebilen bilgiler yapı sahipleri veya vekillerinden istenmez. Yapı kullanma izin belgesi verilmesine ilişkin işlemler sırasında ilgili yapıya ait numarataj veya kanal bağlantısı yapılmasına ilişkin bilgilere ihtiyaç duyulması halinde bu bilgiler belediyelerin numarataj veya kanal işlemlerinden sorumlu birim veya kurumları tarafından ilgili idareye elektronik ortamda sunulur. Başvuru sahiplerinden numarataj veya kanal işlemlerine ilişkin belge istenmez. Belediyelerin numarataj ve kanal işlemlerinden sorumlu birim veya kurumları söz konusu bilgileri elektronik ortamda kayıt altına almakla ve yapı kullanma izni vermeye yetkili idarelerle paylaşmakla yükümlüdür.

16 Yapı kullanma izni vermeye yetkili idarece, başvuru sahibinden kullanılan malzemenin irsaliye ve faturası, doğalgaz uygunluk belgesi, yangın güvenlik (itfaiye) raporu, sığınak raporu, emlak alım vergisi ilişik kesme belgesi, yapı denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen temel, toprak ve ısı yalıtım vizeleri başta olmak üzere herhangi bir vize işlemi için ilgili idarece hazırlanacak onay belgesi, çevre düzenine ilişkin yazı, işgaliye borcu olmadığına ilişkin yazı, vergi dairelerinden vergi borcu olmadığına ilişkin belge, belediye tarafından alınan vergi ve harçların makbuzları ve buna benzer belgeler istenmez. İlgili idareler, bu maddenin yayımından itibaren en geç bir yıl içinde bu maddede yapı kullanma izin belgesi için öngörülen elektronik ortamda veri paylaşımına ilişkin tedbirleri almak ve bu verileri yapı kullanma izni vermeye yetkili idarelerin erişimine açmakla yükümlüdür. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğe ekte yer alan ekler ilave edilmiştir. MADDE 7 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 8 Bu Yönetmelik hükümleri (...) Belediye Başkanı tarafından uygulanır. EK- FORM - PROJE MÜELLİFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Proje Müellifi Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Müellifliği Üstlenilen Proje İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Projenin Türü : Yukarıdaki bilgilere sahip projenin müellifliğini üstlenmemde 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu, 394 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında süreli veya süresiz olarak mesleki faaliyet haklarımda herhangi bir kısıtlılık bulunmadığını taahhüt ederim..../.../20... Proje Müellifi Adı-Soyadı Unvanı İmza Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve

17 bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 2 FENNİ MESUL MİMARLAR TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Fenni Mesul Mimar Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Fenni Mesuliyeti Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde, 394 sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuat hükümlerini eksiksiz uygulayacağımı, fenni mesuliyetini üstlendiğim yapıyı ruhsata ve eki projelere, standart ve şartnamelere uygun olarak denetleyeceğimi, Bu çerçevede yapılacak denetim hizmetlerinde imza yetkisine sahip olarak çalışacağımı, fenni mesuliyet görevini ifa ederken başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, Üzerimde başka bir fenni mesuliyet bulunmamak koşulu ile fenni mesuliyetini üstleneceğim tek ruhsata bağlı inşaatlar müstesna olmak üzere aynı anda fenni mesul olarak denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve mimar fenni mesul olarak görev yaptığım ilin sınırları dışında başka bir görev üstlenmeyeceğimi, Ayrıca iş bu görevimden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Fenni Mesul Adı-Soyadı Unvanı İmza

18 Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 3 FENNİ MESUL İNŞAAT MÜHENDİSLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Fenni Mesul İnşaat Mühendisi Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Fenni Mesuliyeti Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde, 394 sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuat hükümlerini eksiksiz uygulayacağımı, fenni mesuliyetini üstlendiğim yapıyı ruhsata ve eki projelere, standart ve şartnamelere uygun olarak denetleyeceğimi, Bu çerçevede yapılacak denetim hizmetlerinde imza yetkisine sahip olarak çalışacağımı, fenni mesuliyet görevini ifa ederken başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, Üzerimde başka bir fenni mesuliyet bulunmamak koşulu ile fenni mesuliyetini üstleneceğim tek ruhsata bağlı inşaatlar müstesna olmak üzere aynı anda fenni mesul olarak denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve inşaat mühendisi fenni mesul olarak görev yaptığım ilin sınırları dışında başka bir görev üstlenmeyeceğimi, Ayrıca iş bu görevimden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Fenni Mesul Adı-Soyadı Unvanı İmza

19 Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 4 FENNİ MESUL MAKİNA MÜHENDİSLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Fenni Mesul Makina Mühendisi Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Fenni Mesuliyeti Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde, 394 sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuat hükümlerini eksiksiz uygulayacağımı, fenni mesuliyetini üstlendiğim yapıyı ruhsata ve eki projelere, standart ve şartnamelere uygun olarak denetleyeceğimi, Bu çerçevede yapılacak denetim hizmetlerinde imza yetkisine sahip olarak çalışacağımı, fenni mesuliyet görevini ifa ederken başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, Üzerimde başka bir fenni mesuliyet bulunmamak koşulu ile fenni mesuliyetini üstleneceğim tek ruhsata bağlı inşaatlar müstesna olmak üzere aynı anda fenni mesul olarak denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve makina mühendisi fenni mesul olarak görev yaptığım ilin sınırları dışında başka bir görev üstlenmeyeceğimi, Ayrıca iş bu görevimden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Fenni Mesul Adı-Soyadı Unvanı İmza

20 Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 5 FENNİ MESUL ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Fenni Mesul Elektrik Mühendisi Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Fenni Mesuliyeti Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde, 394 sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuat hükümlerini eksiksiz uygulayacağımı, fenni mesuliyetini üstlendiğim yapıyı ruhsata ve eki projelere, standart ve şartnamelere uygun olarak denetleyeceğimi, Bu çerçevede yapılacak denetim hizmetlerinde imza yetkisine sahip olarak çalışacağımı, fenni mesuliyet görevini ifa ederken başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, Üzerimde başka bir fenni mesuliyet bulunmamak koşulu ile fenni mesuliyetini üstleneceğim tek ruhsata bağlı inşaatlar müstesna olmak üzere aynı anda fenni mesul olarak denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve elektrik mühendisi fenni mesul olarak görev yaptığım ilin sınırları dışında başka bir görev üstlenmeyeceğimi, Ayrıca iş bu görevimden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Fenni Mesul Adı-Soyadı Unvanı İmza

21 Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 6 ŞANTİYE ŞEFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Şantiye Şefi Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Şantiye Şefliği Üstlenilen Yapı İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Yukarıdaki bilgilere sahip yapının şantiye şefliğini üstlenmemde 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu, 394 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında süreli veya süresiz olarak mesleki faaliyet haklarımda herhangi bir kısıtlılık bulunmadığını taahhüt ederim..../.../20... Şantiye Şefi Adı-Soyadı Unvanı İmza Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 7

22 İNŞAATLA İLGİLİ YARDIMCI FEN ADAMLARINA AİT TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME İnşaatla İlgili Yardımcı Fen Adamı Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Yardımcı Fen Adamlığı Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde fenni mesullere yardımcı fen adamı olarak çalışacağımı, bu görevi ifa ederken, başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, İnşaatla ilgili yardımcı fen adamı olarak aynı anda denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve ikamet ettiğim il sınırları dışında denetim görevi üstlenmeyeceğimi, Ayrıca yardımcı fen adamlığı görevinden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman fenni mesullere ve idareye bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Adı-Soyadı Unvanı Oda Sicil No İmza Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 8 TESİSATLA İLGİLİ YARDIMCI FEN ADAMLARINA AİT TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME

23 Tesisatla İlgili Yardımcı Fen Adamı Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Yardımcı Fen Adamlığı Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde fenni mesullere yardımcı fen adamı olarak çalışacağımı, bu görevi ifa ederken, başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, Tesisatla ilgili yardımcı fen adamı olarak aynı anda denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve ikamet ettiğim il sınırları dışında denetim görevi üstlenmeyeceğimi, Ayrıca yardımcı fen adamlığı görevinden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman fenni mesullere ve idareye bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Adı-Soyadı Unvanı Oda Sicil No İmza Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK- FORM - 9 ELEKTRİKLE İLGİLİ YARDIMCI FEN ADAMLARINA AİT TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Elektrikle İlgili Yardımcı Fen Adamı Oda Sicil No : Unvanı :

24 Adresi Telefonu : : Yardımcı Fen Adamlığı Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın denetiminde fenni mesullere yardımcı fen adamı olarak çalışacağımı, bu görevi ifa ederken, başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmayacağımı, Elektrikle ilgili yardımcı fen adamı olarak aynı anda denetleyeceğim toplam yapı inşaat alanının m²'yi geçmeyeceğini ve ikamet ettiğim il sınırları dışında denetim görevi üstlenmeyeceğimi, Ayrıca yardımcı fen adamlığı görevinden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman fenni mesullere ve idareye bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Adı-Soyadı Unvanı Oda Sicil No İmza Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, ayrıca 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına bilgi verilecektir. EK-2 FORM - 0 KALIP VE DONATI İMALATI KONTROL TUTANAĞI ÖRNEĞİ İlgili İdare : Yapı Sahibi : Yapı Ruhsat Tarihi ve No : Yapının Adresi : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı İnşaat Alanı (m²) ve Cinsi : İlgili Fenni Mesul Oda Sicil No : Yukarıda belirtilen yapının...blok,...kat,...kotunda yapılan denetimde:

25 - Kalıp imalatında kullanılan malzemenin istenilen nitelikte, kalıp işçiliğinin iyi ve takviyelerinin yeterli olduğu, ölçü, kot, yatay ve düşey düzlemlere uygunluk açısından kalıbın projesine uygun olarak yapıldığı, 2- Betonarme demirlerinin projesinde gösterilen adet, çap ve boyda olduğu, projesine uygun olarak döşendiği, 3- Tesisat projelerine uygunluk sağlandığı tespit edilmiştir. Bu durumda beton dökülmesine izin verilmiştir. İş bu tutanak.../.../... tarihinde, bir nüshası yapı denetim kuruluşunca ilgili idareye verilmek üzere üç nüsha düzenlenmiştir. Fenni Mesul Mimar Fenni Mesul İnşaat Mühendisi Fenni Mesul Makine Mühendisi Fenni Mesul Elektrik Mühendisi Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza EK-2 Yapı Müteahhidi veya adına Şantiye Şefi Adı-Soyadı İmza FORM - BETON DÖKÜM TUTANAĞI ÖRNEĞİ İlgili İdare : Yapı Sahibi : Yapı Ruhsat Tarihi ve No : Yapının Adresi : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı İnşaat Alanı (m²) ve Cinsi : İlgili Fenni Mesul Oda Sicil No : Yukarıda belirtilen yapının... blok,... kat,... kotunda. ve.../.../... tarihinde gerçekleştirilen..m3 beton dökümü, projesine ve standartlarına uygun olarak yapılmıştır. Ayrıca beton ve beton elemanlarının numune alma ve deney metotlarına ilişkin standartlarına uygun olarak... adet beton numunesi alınmıştır. Laboratuvar deney sonuçlarına ilişkin raporlar, olumsuzluk halinde, tarafımdan düzenlenme tarihinden itibaren üç iş günü içinde ilgili idareye iletilecektir. İş bu tutanak, tarafımca ilgili idareye verilmek üzere üç nüsha düzenlenmiştir. Fenni Mesul İnşaat Mühendisi Adı-Soyadı İmza

26 EK-3 FORM 2 YAPI DENETİM DEFTERİ ÖRNEĞİ ÇALIŞILAN YER, YAPILAN İMALATLAR, GELEN MALZEME Tarihi ve Günü :../../20.., Hava Durumu: Yapı Müteahhidi veya adına Şantiye Şefi Adı-Soyadı İmza NOT: Her sayfası imzalı ve mühürlü olacaktır. Sayfa. İlgili Fenni Mesul Adı-Soyadı İmza

27 EK-4 FORM 3 İŞ BİTİRME TESPİT TUTANAĞI ÖRNEĞİ İŞ BİTİRME TESPİT TUTANAĞI İlgili İdare Yapı Sahibi Yapı Ruhsat Tarihi ve No Yapının Adresi Pafta/Ada/Parsel No Yapı İnşaat Alanı (m²) ve Cinsi : : : : : ; DÜZENLEYENLER Yapının Fenni Mesulü Mimar ve Mühendisler Adı-Soyadı Unvanı İmza Yapı Sahibi Adı-Soyadı İmza Yapı Müteahhidi veya adına Şantiye Şefi Adı-Soyadı İmza ONAY (İlgili İdare) BİNA MAHALLİNİ TETKİK EDEN TEKNİK GÖREVLİLER Adı-Soyadı Unvanı İmza Adı-Soyadı Unvanı İmza BELGEYİ TETKİK EDEN YETKİLİLER Adı-Soyadı Unvanı İmza Adı-Soyadı Unvanı İmza Adı-Soyadı Unvanı İmza ONAYLAYAN Adı-Soyadı Unvanı İmza Yukarıda özellikleri belirlenen yapı././20... tarihi itibariyle tamamlanmış ve 394 sayılı İmar Kanununun 28 inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca tanzim edilen işbu tutanak (3) nüsha olarak düzenlenmiştir.

28 EK-5 FORM 4 ODA KAYIT BELGESİ ÖRNEĞİ TMMOB.. ODASI.. ŞUBESİ Tarih : Sayı :.BELEDİYE BAŞKANLIĞINA / İL ÖZEL İDARESİNE Oda Sicil No Adı, Soyadı Baba Adı Doğum Yeri Doğum Tarihi Mezun Olduğu Okul Mezuniyet Tarihi Odaya Kayıt Tarihi Diploma Unvanı Kısıtlılık Durumu Fenni Mesulün m2 durumu : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : Yukarıda açık kimliği yazılı olan Odamız üyesi...,. Şubesine kayıtlıdır. Bu belge İdarenin isteği üzerine TMMOB Kanunun 33üncü maddesi uyarınca düzenlenmiştir. Oda Yetkilisi Adı-Soyadı Unvanı İmza

29 EK-6 FORM 5 SEVİYE TESPİT TUTANAĞI ÖRNEĞİ (FENNİ MESUL DEĞİŞİKLİĞİNDE) İlgili İdare : Yapı Sahibi : Yapı Ruhsat Tarihi ve : No Yapının Adresi : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı İnşaat Alanı (m²) : ve Cinsi İnşaatın Durumu /.../... tarihi itibariyle yukarıda özellikleri belirtilen yapıda fenni mesul değişikliği sebebiyle işbu tutanak üç nüsha olarak düzenlenmiştir. DÜZENLEYENLER Görevinden ayrılan Adı Soyadı : Görevi ve Unvanı : Oda Sicil No : İmzası : Görevi devir alan Adı Soyadı : Görevi ve Unvanı : Oda Sicil No : İmzası : Yapı Sahibi Adı-Soyadı Unvanı İmza EK-7 ONAYLAYAN İlgili İdare Yetkilisi Adı-Soyadı Unvanı İmza FORM 6 YIL SONU SEVİYE TESPİT TUTANAĞI ÖRNEĞİ

30 İlgili İdare : Yapı Sahibi : Yapı Ruhsat Tarihi ve : No Yapının Adresi : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı İnşaat Alanı (m²) : ve Cinsi İnşaatın Durumu /.../... tarihi itibariyle yukarıda özellikleri belirtilen yapıda yıl sonu inşaat durumunun tespit edilmesi amacıyla işbu tutanak üç nüsha olarak düzenlenmiştir. Fenni Mesul Mimar Fenni Mesul İnşaat Mühendisi Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza DÜZENLEYENLER Fenni Fenni Mesul Mesul Makine Elektrik Mühendisi Mühendisi Adı-Soyadı Adı-Soyadı İmza İmza ONAYLAYANLAR İlgili İdare Yetkilisi Adı-Soyadı Unvanı İmza EK-8 FORM 7 YAPI TATİL ZAPTI ÖRNEĞİ Yapı Müteahhidi veya adına Şantiye Şefi Adı-Soyadı İmza Yapı Sahibi AdıSoyadı İmza

31 T.C..... BELEDİYESİ / İL ÖZEL İDARESİ YAPI TATİL ZAPTI İL: İLÇE/BELDE: ADRES: PAFTA: ADA: MAL SAHİBİ: YAPI MÜTEAAHİDİ: PARSEL: RUHSATSIZ RUHSAT VE EKİ PROJELERE AYKIRI ZAPTIN TUTULDUĞU ESNADA YAPININ DURUMU VE AYKIRILIKLAR: Yukarıda bilgileri yer alan yapıda.../.../... tarihinde yapılan incelemede ruhsatsız/ruhsat eki projesine aykırı olarak gerçekleşen inşai faaliyetler tespit edilerek iş bu yapı tatil zaptı 394 sayılı İmar Kanununun 32 nci maddesi uyarınca bir nüshası yapı yerine asılmak, bir nüshası da muhtarlığa iletilmek, bir nüshası da İdarede kalmak üzere tarafımızca (3) nüsha olarak düzenlenmiş ve imza altına alınmıştır. Teknik Personel İdare Teknik Personel İdare Yapı Sahibi veya Şantiye Şefi veya Yapı Müteahhidi Tarih İdare Onay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü) ndan:

32 LİSANSLI HARİTA KADASTRO MÜHENDİSLERİ VE BÜROLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/5/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) T.C. kimlik numarası beyanı (Sınav başvuru formu veya dilekçesinde belirtilir.), d) Oda tarafından, başvuru yılı içinde düzenlenmiş üye sicil kayıt belgesinin aslı veya idarece onaylı örneğinin, e) Mühendis olarak en az 5 yıl çalıştığına dair ilgili kamu kuruluşundan, özel sektörde çalışanlar için odadan alınan belgenin aslı veya idarece onaylı örneğinin, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Erkek adayların askerlikle ilişiği olmadığına dair beyanı, c) Adli sicil kaydına ilişkin beyanı, MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Görev yapmaya engel oluşturabilecek vücut ve akıl hastalıkları bulunmadığına ve arazi şartlarında çalışmasına sakınca olmadığına dair sağlık kuruluşlarından sağlık raporu alması, MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakan yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 5/5/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/7/ Ekonomi Bakanlığından: TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ VE İHRACATÇI BİRLİKLERİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/9/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birlikleri İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Personel için bir özlük dosyası açılır. Bu dosyada, ilgilinin görev istek formu, T.C. kimlik numarası yazılı beyanı, adli sicil yazılı beyanı, öğrenim belgesinin aslı veya TİM ya da Birlik tarafından onaylı sureti, sağlıkla ilgili olarak görevini yapmaya engel bir durumu olmadığına ilişkin yazılı beyanı, erkek personelin askerlikle ilişiği olmadığına dair yazılı beyanı, başka kurum veya kuruluşta çalışmış ise hizmet belgesi, yabancı dilleri ve derecelerine ilişkin belgelerin asılları veya TİM ya da Birlik tarafından onaylı suretleri, disiplin kurulu kararları, denetim raporları, mahkeme kararları, performans değerlendirme formları, atama, yükselme, yer değiştirme, nakil, izin ve benzeri her türlü özlük işlemlerine dair her türlü onay, yazışma ve diğer belgeler bulunur. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Ekonomi Bakanı yürütür.

33 Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/9/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı /0/ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından: MADENCİLİK FAALİYETLERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6//200 tarihli ve 2775 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2) Şirketin bağlı olduğu vergi dairesi, ili ve vergi numarası beyanı, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek Form- 2 de yer alan çizelgedeki Tüzel Kişiler den istenilen belgelerden (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Şirketin bağlı olduğu vergi dairesi, ili ve vergi numarası beyanı, MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek Form- 9 da yer alan Ek Belgeler kısmındaki (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Bağlı olduğu vergi dairesi, ili ve vergi numarası beyanı, MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 6// Gençlik ve Spor Bakanlığından: TÜRKİYE SUALTI SPORLARI FEDERASYONU CANKURTARMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 28//2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Cankurtarma Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ibaresi Spor Genel Müdürlüğünün şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan Genel Müdürlük, Genel Müdür ve Spor Kulübü tanımları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Genel Müdürlük: Spor Genel Müdürlüğünü, Genel Müdür: Spor Genel Müdürünü, Spor Kulübü: 5253 sayılı Dernekler Kanununa göre kuruluşunu tamamlamış, Spor Genel Müdürlüğüne tescilli olan spor kulüplerini, MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan noter onaylı kopyaları ibaresi Federasyonca onaylı örnekleri olarak değiştirilmiştir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan ibaresi Gençlik ve Spor Bakanı olarak değiştirilmiştir. MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini Gençlik ve Spor Bakanı yürütür.

34 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: DENEYSEL VE DİĞER BİLİMSEL AMAÇLAR İÇİN KULLANILAN HAYVANLARIN REFAH VE KORUNMASINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/2/20 tarihli ve 284 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Deneysel ve Diğer Bilimsel Amaçlar İçin Kullanılan Hayvanların Refah ve Korunmasına Dair Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Kuruluş sorumlu yöneticisi olan veteriner hekim ile kuruluşta çalışacak olan diğer veteriner hekimlerin bulundukları meslek odalarından almış oldukları belgeye istinaden noterden yapılan sözleşmelerin, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak devlet memuru ve işçi statüsündeki personel için ise görevlendirme yazısının ve bu personelin diplomasının mülki idare amirliğince onaylı suretleri, d) Açılması istenen işyeri bir şirket ise şirketin kayıtlı olduğu ticaret sicil memurluğu adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket sözleşmesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise şirket sözleşmesinin yayımlandığı ticaret sicil gazetesinin kurumca tasdikli örneği istenir.), MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 28 () Genetiği değiştirilmiş olanlar hariç olmak üzere prosedürlerde kullanılan veya kullanılması amaçlanan hayvanların aile yanına verilmesi veya türlere uygun doğal bir ortama bırakılması veya çiftçilik sistemine iade edilmesine, aşağıdakilere uyulması halinde izin verilebilir. a) Hayvanın sağlık durumunun elvermesi, b) Halk sağlığına, hayvan sağlığına veya çevreye zarar vermeyecek durumda olması, c) Hayvanın afiyetinin korunması için uygun önlemlerin alınmış olması. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 29 () Hayvanların aile yanına verileceği durumlarda üretici, tedarikçi ve kullanıcı kuruluşlar hayvanların sosyalleşmesini sağlayan Bakanlıkça belirlenecek aile yanına verme programına uymaları zorunludur. Aile yanına verme ve çiftçilik sistemine iade işlemleriyle ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin onuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (0) Kuruluşlar bu maddenin birinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında belirtilen personel değişikliklerini bulundukları ildeki il müdürlüğüne bildirmekle, il müdürlükleri de kendilerine ulaşan personel değişikliklerini Genel Müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür. MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/2/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: HAYVAN HASTANELERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2/2/20 tarihli ve 2849 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Hayvan Hastaneleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

35 d) Hastane binasının mülk sahibi veya kiracısı olduğuna dair beyanı, e) Tüzel kişiler için tüzel kişinin kayıtlı olduğu ticaret sicil memurluğu adı ve ticaret sicil numarası beyanı (şirket sözleşmesi /0/2003 tarihinden önce yayımlanmış ise şirket sözleşmesinin yayımlandığı Ticaret Sicil Gazetesinin kurumca onaylı örneği istenir), imza sirküleri ve yönetim kurulu kararının kurumca onaylı örneği, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Sorumlu yönetici ve veteriner hekimler ile yapılmış bölge veteriner hekimler odası onaylı sözleşme, MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 2/2/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: KİMYEVİ GÜBRE DENETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 25/4/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kimyevi Gübre Denetim Yönetmeliğinin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Vergi kimlik numarası ile bağlı bulunan vergi dairesi adının beyanı, d) Kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğu adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket sözleşmesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise şirket sözleşmesinin yayımlandığı ticaret sicil gazetesinin kurumca tasdikli örneği istenir.), imza sirküleri ve yönetim kurulu kararının kurumca tasdikli örneği, e) İş yeri sahibinin T.C. kimlik numarası yazılı beyanı. İşyerinin şirket olması halinde T.C. kimlik numarası yazılı beyanı şirket yetkilisine veya müdürüne ait olacaktır. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: MERA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/7/998 tarihli ve 2349 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Mera Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Göçerler, otlatma mevsiminin başlamasından en az bir ay önce, otlatacakları hayvan sayısı, cinsi ile otlatmak istedikleri yeri bildiren bilgi, belgeler ve T.C. kimlik numarası yazılı beyanı ile birlikte, kiralamak istedikleri yerin Valiliğine başvururlar. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: HAYVAN SAĞLIĞI KABİNİ AÇILIŞ, ÇALIŞMA VE DENETLENME USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

36 MADDE 8/3/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Hayvan Sağlığı Kabini Açılış, Çalışma ve Denetlenme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (f) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (ç) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. a) Diploma veya mezuniyet belgesinin aslı veya kurumca onaylı sureti. b) T.C. kimlik numarası beyanı. c) Adli sicil kaydına ilişkin beyanı. f) Vergi kimlik numarası ile bağlı bulunan vergi dairesi adının beyanı. g) Kiracı veya mülk sahibi olduğuna ilişkin mülkiyet durum beyanı. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 8/3/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 5/0/ /2/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: SU ÜRÜNLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/3/995 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Su Ürünleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan nüfus cüzdanlarının bir örneğini ibaresi T.C. kimlik numarası yazılı beyanlarını olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Denizlerden ve iç sulardan avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerinin karaya çıkış noktalarından doğrudan su ürünleri toptan satış merkezine, su ürünleri haline veya işleme tesisine nakillerinde kullanılacak belgeler, bu belgelerin düzenlenmesi ve düzenlenmesinden istisna tutulacak miktar, tür ve yerler Tebliğ ile belirlenir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: EV VE SÜS HAYVANLARININ ÜRETİM, SATIŞ, BARINMA VE EĞİTİM YERLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/0/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ev ve Süs Hayvanlarının Üretim, Satış, Barınma ve Eğitim Yerleri Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğu adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket sözleşmesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise şirket sözleşmesinin yayımlandığı ticaret sicil gazetesinin kurumca tasdikli örneği istenir.), imza sirküleri ve yönetim kurulu kararının kurumca tasdikli örneği. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ç) Belediyeden alınmış işyeri ruhsatının il müdürlüğünce onaylı fotokopisi, MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

37 MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 8/0/ İçişleri Bakanlığından: POLİS MESLEK YÜKSEKOKULLARI GİRİŞ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/5/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 7/5/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 23/6/ /5/ İçişleri Bakanlığından: POLİS MESLEK EĞİTİM MERKEZLERİ GİRİŞ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/5/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 7/5/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/7/ /9/ // İçişleri Bakanlığından: POLİS AKADEMİSİ GÜVENLİK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

38 MADDE 25/4/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. h) Erkek adaylardan askerlik durum beyanı MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür. İçişleri Bakanlığından: POLİS AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI GÜVENLİK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ GİRİŞ VE EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/8/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Askerlikle ilişiği olmadığına dair yazılı beyan (Askerlik çağı geldi ise). MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 7/8/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 23/6/ İçişleri Bakanlığından: MEZARLIK YERLERİNİN İNŞAASI İLE CENAZE NAKİL VE DEFİN İŞLEMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 9//200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (3) Belediye tarafından mezar sahiplerine; bedel karşılığı alınan mezarların kullanım hakkının satın alan kişiye ait olduğunu, kullanım tahsisini varislerine devredilebileceğini ve bu mezar yerine yapılacak mükerrer defnin ancak varislerinin uygun göreceği kişilere ait olabileceğini belirtir, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-4 teki belge verilir. Mezar Yeri Kullanım Tahsis Belgesi verilirken başvuru sahiplerinin beyanı esas alınır ve işlemlerin tamamlanması sürecinde başvuru sahiplerinden nüfus kayıt örneği, nüfus cüzdanı sureti veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge talep edilmez. Belediyeler vermiş oldukları mezar yeri kullanım tahsis belgeleriyle ilgili bilgileri elektronik ortamda kayıt altında tutmakla yükümlüdürler. Cenazenin defin işlemleri sırasında daha önce mezar yeri kullanım tahsis belgesi almış olan cenaze yakınlarından bu belgeyi belediyeye yeniden ibraz etmeleri istenmez. Bu durumda cenaze yakınlarının mezar yeri kullanım tahsisi belgesinde belirtilen T.C. kimlik numarasını beyan etmeleri yeterlidir. Mezar sahipleri sahip oldukları arazi sınırları haricinde merdiven, basamak veya bunlara benzer şeyler yapamazlar. Belediye tarafından uygun görülmesi halinde mezarlıkta çeşme veya hayrat yaptırmak isteyen kişiler taleplerini, T.C. kimlik numaraları ve iletişim bilgilerini beyan ettikleri bir dilekçe ile ilgili belediyeye bildirebilirler. Bu başvuru dilekçesi dışında başvuru sahiplerinden kimlik bilgilerine ilişkin ayrıca bir belge istenmez.

39 MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (4) Gömme izin belgesi düzenlenirken cenazenin kimliğine ilişkin gerekli inceleme ve araştırma yapılır. Bu kapsamda cenaze yakınlarından ölen kişiye ait nüfus cüzdanı aslını gömme izin belgesini düzenleyen yetkililere göstermeleri istenir. Ölen kişinin nüfus cüzdanının bulunamaması durumunda ölen kişinin yakınlarından ölen kişinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarasının yazılı beyanı istenir. Ölen kişinin yakınlarından ölen kişinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarasının yazılı beyanı dışında nüfus kayıt örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenmez. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir. Ölüm olayları nüfus müdürlüğüne bildirilirken ölen kişinin nüfus cüzdanı aslı da nüfus müdürlüğüne gönderilir. Ölen kişinin nüfus cüzdanının bulunamaması durumunda ölen kişinin yakınlarından ölen kişinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarasının yazılı beyanı istenir. Ölen kişinin yakınlarından ölen kişinin T.C. kimlik numarasının yazılı beyanı dışında nüfus kayıt örneği veya kimliğe ilişkin başkaca bir belge istenmez. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir. Fakir veya kimsesizlerin cenaze işlemlerinde fakirliğin tespiti ile ilgili olarak cenaze yakınlarının sözlü veya yazılı beyanları esas alınır. Bu kişilerden cenaze işlemlerinin tamamlanması için beyanlarını belgeleyici fakirlik ve muhtaçlık belgesi veya fakirlik ve muhtaçlık durumuna ilişkin başkaca bir belge talep edilmez. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir. Fakir cenazelerinin nakli işlemlerinde fakirliğin tespiti ile ilgili olarak cenaze yakınlarının sözlü veya yazılı beyanları esas alınır. Bu kişilerden cenaze nakil işlemlerinin tamamlanması için beyanlarını belgeleyici fakirlik ve muhtaçlık belgesi veya fakir ve muhtaçlık durumuna ilişkin başkaca bir belge talep edilmez. MADDE 6 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı ve Sağlık Bakanı birlikte yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 9// İçişleri Bakanlığından: BELEDİYE SU VE KANALİZASYON HİZMETLERİNDE UYULACAK USUL VE ESASLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK Amaç MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, belediyeler veya bağlı kuruluşlar tarafından yürütülen su ve kanalizasyon hizmetlerinin basitleştirilmesi, su ve kanalizasyon hizmetlerinde bürokrasiyi azaltıcı tedbirlerin alınması ve e-belediyecilik uygulamalarının yaygınlaştırılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 () Bu Yönetmelik belediye ve bağlı kuruluşlarının su ve kanalizasyon hizmetlerinin basitleştirilmesine ilişkin hükümleri kapsar. Dayanak

40 MADDE 3 () Bu Yönetmelik, 4/2/985 tarihli ve 352 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci ve inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; a) Belediye: 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında olan belediyeler ile 0/7/2004 tarihli ve 526 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında olan büyükşehir belediyelerini, b) Bağlı Kuruluşlar: Belediyelere bağlı, ayrı bütçeli ve kanunla kurulan, kamu tüzel kişiliğini haiz su ve kanalizasyon hizmetleri yürüten kuruluşları, c) Sözleşme: Belediye ve bağlı kuruluşları ile başvuru sahipleri arasında yapılan su veya kanalizasyon hizmetlerine ilişkin sözleşmeyi, ifade eder. Başvuru sahibinden bilgi ve belge istenmesine ilişkin hususlar MADDE 5 () Belediye ve bağlı kuruluşları su ve kanalizasyon hizmetlerini yerine getirirken başvuru sahiplerinden bilgi ve belge taleplerine ilişkin işlemlerini aşağıdaki hususları dikkate alarak gerçekleştirirler: a) İlk su aboneliği, ilk atık su aboneliği ile bu aboneliklere ilişkin devir ve kapama işlemleri ve diğer su abonelik hizmetleri sırasında başvuru sahiplerinden T.C. kimlik numaraları ve diğer kimlik bilgilerini belediye veya bağlı kuruluşla yaptıkları sözleşmede belirtmeleri istenir. Başvuru sahiplerinin kimlik bilgilerinin doğruluğu belediye veya bağlı kuruluşlar tarafından Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden teyit edilir. Yetkili belediye ve bağlı kuruluş gerekli görmesi durumunda başvuru sahibinden T.C. kimlik numarasının yer aldığı bir kimlik belgesini yetkili personele göstermesini talep edebilir. Başvuru sahiplerinin kimlik bilgilerinin teyidi amacıyla kendilerinden nüfus cüzdanı fotokopisi, onaylı sureti veya kimliğe ilişkin başkaca bir belgeyi idareye teslim etmeleri istenmez. b) İlk su aboneliği, ilk atık su aboneliği ile bu aboneliklere ilişkin devir ve kapama işlemleri ve diğer su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin işlemler sırasında başvuru sahiplerinden mülkiyete, kira sözleşmesine ve mülkiyet ya da mülkiyetin gayri ayni hak sahibinin muvafakatine ilişkin bilgileri belediye veya bağlı kuruluşlarla yaptıkları sözleşmede belirtmeleri istenir. Başvuru sahiplerinin mülkiyet durumuna ilişkin olarak, sözleşmede belirttikleri yazılı beyanları esas alınır. Başvuru sahiplerinin mülkiyete ilişkin hususları belgelendirmeleri amacıyla kendilerinden kira sözleşmesi, tapu sureti veya başkaca bir belge talep edilmez. Buna karşın başvuru sahibinin beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunun idarece tespiti halinde, yetkili belediye veya bağlı kuruluşları tarafından başvuru sahibinden abonelik sözleşmesinde belirttiği tarihteki mülkiyet durum beyanını kanıtlayıcı kira sözleşmesi veya tapu sureti sunması istenir. Başvuru sahibinin mülkiyet durum beyanını teyit edici nitelikte bir kira sözleşmesi veya tapu suretini yetkili belediye veya bağlı kuruluşa sunmaması durumunda başvuru sahibinin abonelik sözleşmesi iptal edilir ve hakkında bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen işlemler uygulanır. c) İlk su aboneliği, ilk atık su aboneliği ile bu aboneliklere ilişkin devir ve kapama işlemleri sırasında işyeri sahibi olan başvuru sahiplerinden vergi kimlik numaralarını, bağlı oldukları vergi dairelerini, ticaret unvanı ve sicil numaraları ve kayıtlı oldukları ticaret sicil memurluklarını veya esnaf sicil memurluklarına ilişkin hususları belediye veya bağlı kuruluşla yaptıkları sözleşmede yazılı olarak belirtmeleri istenir. Başvuru sahiplerinin vergi mükellefiyet tesisi veya ticaret sicil bilgilerine ilişkin olarak başvuru sahiplerinden vergi levhası, ticaret sicil gazetesi veya başkaca bir belge talep edilmez. Belediye veya bağlı kuruluşlar gerekli görmeleri durumunda başvuru sahiplerinin vergi mükellefiyet beyanlarının doğruluğunu e-vergi levhası sorgulamasıyla teyit edebilirler. Belediye veya bağlı kuruluşlar gerekli görmeleri durumunda başvuru sahiplerinin ticaret sicil gazetesi bilgilerine Türkiye

41 Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğünün kurumsal internet sayfası üzerinden sorgulamayla teyit edebilirler. ç) Belediye veya bağlı kuruluşlar tarafından sunulan su ve kanalizasyon hizmetlerinden mevzuata göre istenen herhangi bir belgenin aslının başvuru sahibi tarafından getirilmesi hâlinde, belgenin fotokopisi aslına uygunluğu kontrol edildikten sonra ilgili görevli tarafından isim ve unvan yazılarak tasdik edilir. Başvuru sahiplerinin yetkili belediye veya bağlı kuruluşça görevlendirilen personel tarafından tasdik edilmiş belgeleri yetkili belediye veya bağlı kuruluşa teslim etmeleri durumunda, kendilerinden bu belgeler haricinde ayrıca belge asıllarını veya noter onaylı suretlerini teslim etmeleri istenmez. d) İlk su abonelik işlemi için yapı kullanma izni ve harcamalara katılım payının ödenmesi dışında başkaca bir şart aranmaz. İnşaat halindeki yerler için ilk su abonelik işlemlerinde, yapı kullanma izin belgesine sahip olma şartı yerine yapı ruhsatına sahip olma şartı aranır. Atık su abonelik işlemlerinde ise 27/0/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Atık Su Altyapı ve Evsel Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 9 uncu maddesi gereğince ayrıca kanal bağlantı ücreti istenir. e) Ön ödemeli (kartlı) su sayacı kullanan abonelerden güvence bedeli (depozit) tahsil edilmez. f) Başvuru sahiplerinin su ve kanalizasyon hizmetlerine başvuruları sırasında yapı kullanma izin belgesi ve yapı ruhsatı bilgilerine ihtiyaç duyulması halinde bu bilgiler yetkili belediye veya bağlı kuruluş tarafından Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden alınır. Yetkili belediye veya bağlı kuruluş, başvuru sahiplerine ait yapı kullanma izin belgesi veya yapı ruhsatı bilgilerine Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden erişim için gerekli bilgileri başvuru sahiplerinden talep edebilir. Yetkili belediye veya bağlı kuruluş başvuru sahiplerine ait yapı kullanma izin belgesi veya yapı ruhsatı bilgilerine Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden erişememesi durumunda yapı kullanma izin belgesi ve yapı ruhsatı belgesinin fotokopileri veya kurumca onaylı suretlerini başvuru sahiplerinden talep edebilir. g) Su ve kanalizasyon hizmetlerinde mevcut bulunan bilgi ve belgelerden güncel adresin doğru olarak tespit edilememesi nedeniyle ilgili yere ait numarataj bilgilerine ihtiyaç duyulması halinde, bu bilgiler belediyelerin numarataj işlemlerinden sorumlu birimleri tarafından elektronik ortamda sunulur. Başvuru sahiplerinden numarataj alanında görevli belediye biriminden ayrıca numarataj yazısı getirmesi istenmez. Belediyelerin numarataj işlemlerinden sorumlu birimleri, numarataj işlemleri ile ilgili verileri elektronik ortamda tutmakla ve bu verilere ihtiyaç duyan belediye birimleriyle elektronik ortamda paylaşmakla yükümlüdürler. ğ) Su ve kanalizasyon hizmetlerinin sunumu sırasında başvuru sahiplerinin mevzuat gereği ödemede bulundukları tutarları belgeleyen güvence makbuzu, kanal katılım makbuzu ve diğer ödeme makbuzları, başvuru sahiplerinden talep edilmez. Belediye veya bağlı kuruluş başvuru sahiplerinin mevzuat gereği ödemede bulunup bulunmadıklarına ilişkin bilgileri, başvuru sahibinin ödeme yaptığı belediye birimi veya belediye adına tahsilât yapan kurumdan elektronik ortamda alırlar. Başvuru sahibinin ödeme yaptığı belediye birimi veya belediye adına tahsilât yapan kurum, başvuru sahiplerinin mevzuat gereği ödemede bulunup bulunmadıklarına ilişkin bilgileri elektronik ortamda kayıt altında tutmakla ve bu bilgilere ihtiyaç duyan belediye veya bağlı kuruluşla paylaşmakla sorumludur. h) Belediye ve bağlı kuruluşun görevi gereği kendisinde bulunan bilgi ve belgeler ile daha önce başvuru sahibinden alınarak kurum kayıtlarına aktarılan ve değişmediği başvuru sahibi tarafından beyan edilen belgeler yeniden istenmez. ı) İşlemler vekil tarafından yürütülecek ise vekâletname, şirket için ise vekâletname ve imza sirküleri ibraz edilir. Noter onaylı vekâletname ve imza sirkülerinin aslı gösterilmesi

42 kaydıyla fotokopisi kurumca onaylanarak işleme alınır. Vekâletname ve imza sirkülerinin noter onaylı suretlerinin kuruma bırakılması istenmez. i) Başvuru sahibinin sözleşmede sehven yanlış adres beyan etmesi halinde belediye ve bağlı kuruluşun karşılaşacağı zarar başvuru sahibinden karşılanır. Bu husus sözleşmede belirtilir ve ayrıca sözleşme başvuru sahibince imzalanmadan önce belediye ve bağlı kuruluş tarafından görevlendirilen yetkili bir personel tarafından başvuru sahibine sözlü olarak da ifade edilir. j) Su ve kanalizasyon hizmetlerinde başvuru sahibinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı bilgilerine ihtiyaç duyulması halinde, başvuru sahibine ait işyeri açma ve çalışma ruhsatı bilgileri ruhsat vermeye yetkili idarelerin işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme işlemlerinden sorumlu birimleri tarafından elektronik ortamda sunulur. Bu kapsamda su ve kanalizasyon hizmetlerinde başvuru sahiplerinden işyeri açma ve çalışma ruhsatı sureti istenmez. Ruhsat vermeye yetkili idarelerin işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme işlemlerinden sorumlu birimleri, işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme işlemleri ile ilgili verileri elektronik ortamda tutmakla ve bu verilere su ve kanalizasyon hizmetlerinin sunumunda ihtiyaç duyan belediye birimleriyle elektronik ortamda paylaşmakla yükümlüdürler. Gerçeğe aykırı belge verilmesi veya beyanda bulunulması MADDE 6 () Gerçeğe aykırı belge verdiği veya beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri yapılmaz, işlem veya sözleşmeleri yapılmış ise iptal edilir. Gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem yapılacağı hususunda başvuru sahiplerinin bilgilendirilmesi için gerekli tedbirler alınır. Su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin verilerin elektronik ortamda tutulması MADDE 7 () Belediye ve bağlı kuruluşları, su ve kanalizasyon hizmetlerinin sunumu sırasında oluşturulan belgelere ilişkin bilgileri elektronik ortamda kayıt altında tutar, elektronik ortamda kayıt altında tutulan bilgilere ilişkin veritabanları oluşturur ve söz konusu veritabanlarını talep eden kamu kurum ve kuruluşlarıyla elektronik ortamda paylaşırlar. (2) Belediye ve bağlı kuruluşları ilk abonelik başvurusu, devretme, kapatma ve ödeme işlemlerinin internet yoluyla yapılması ve sonucun ilgilisine elektronik ortamda iletilmesine yönelik teknik ve idari tedbirleri alır ve hizmetlerin e-devlet Kapısına entegrasyonunu sağlar. (3) Başvuru sırasında istenen evrak ve sözleşme örnekleri belediye veya bağlı kuruluşların kurumsal internet sayfasında da yayımlanır. Yönetmeliğe uyum GEÇİCİ MADDE () Belediye ve bağlı kuruluşlar, bu Yönetmelikte öngörülen hususlara ilişkin gerekli her türlü idarî, teknik ve hukukî düzenlemeleri bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde gerçekleştirir. Yürürlük MADDE 8 () Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 9 () Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür. Kültür ve Turizm Bakanlığından: TAŞINIR KÜLTÜR VARLIĞI TİCARETİ VE BU TİCARETE AİT İŞYERLERİ İLE DEPOLARIN DENETİMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE //984 tarihli ve 8278 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Taşınır Kültür Varlığı Ticareti ve Bu Ticarete Ait İşyerleri ile Depoların Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Kanuni tebligat adresi beyanı,

43 d) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür. Kültür ve Turizm Bakanlığından: TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ ONARIMINA YARDIM SAĞLANMASINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/7/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. e) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. f) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür. Maliye Bakanlığından: İÇ DENETÇİ ADAYLARI BELİRLEME, EĞİTİM VE SERTİFİKA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/0/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan İç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Maliye Bakanı yürütür. Maliye Bakanlığından: MERKEZÎ YÖNETİM HARCAMA BELGELERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/2/2005 tarihli ve sayılı 3. Mükerrer Resmî Gazete de yayımlanan Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan nüfus cüzdanlarının onaylı suretleri ifadesi T.C. kimlik numaraları olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şeklinde değiştirilmiştir. a) Evlenme yardımı: Aile yardımı bildirimi (Örnek No: 4) ödeme belgesine bağlanır. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Maliye Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/2/ (3. Mükerrer) Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 22/7/

44 Maliye Bakanlığından: MALİ HİZMETLER UZMANLIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 25/8/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Mali Hizmetler Uzmanlığı Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Maliye Bakanı yürütür. Millî Eğitim Bakanlığından: OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "MADDE 2 Okul öncesi eğitim kurumlarına alınacak çocukların kayıt şartları, kayıtların başlayacağı tarihten 5 gün önce okulun uygun bir yerinde görülebilecek şekilde ilan edilir. Kayıt için istenen belgeler; a) Başvuru formu. b)varsa inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinde tercih sebebi sayılan belgeler. c) Dört adet fotoğraf. ç) Aşı kartı. Kayıt işlemleri sırasında çocuğun kimlik bilgilerine ilişkin olarak başvuru formunda belirtilen çocuğa ait T.C. kimlik numarası esas alınır. Başvuru formunda belirtilen T.C. kimlik numarasının çocuğa ait olduğunu teyit etmek amacıyla çocuğa ait nüfus cüzdanı aslının gösterilmesi istenebilir. Kayıt işlemleri sırasında çocuğun veya velisinin nüfus cüzdanı fotokopisi, yerleşim yeri belgesi gibi çocuğun veya velisinin kimlik ve adres bilgilerine ilişkin olarak herhangi bir belge talep edilmez. Ayrıca velilerden çocukların kişisel kullanımları dışında hiçbir malzeme ve araç istenmez." MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür. Millî Eğitim Bakanlığından: MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI TEFTİŞ KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/0/993 tarihli ve 277 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, b) Adli sicil beyanı, d) Askerlik durum beyanı, e) Yükseköğrenim diploma veya bitirme belgesi veya kurumca onaylı örneği, g) Kamu Personel Seçme Sınavı belgesinin aslı veya kurumca onaylı sureti, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür. Millî Eğitim Bakanlığından: ELEKTRİK TESİSATÇILARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK

45 YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/8/983 tarihli ve 829 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Elektrik Tesisatçıları Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, b) Öğrenim belgesinin Okul Müdürlüğünce onaylı örneği, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Örnek-, ekteki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür. ÖRNEK- ELEKTRİK TESİSATÇILIĞI YETKİ BELGESİ SÖZLÜ-UYGULAMALI SINAVLARINA KATILACAKLARIN VERECEKLERİ ÇALIŞMA BELGESİ Bu belge, aşağıdaki açıklamalar dikkatle göz önüne alınarak düzenlenecektir. Adı ve Soyadı Baba Adı Doğum Yeri ve Tarihi T.C. Kimlik Numarası FOTOĞRAF Öğrenim Durumu Adresi Mühür veya Kaşe Bağlı Bulunduğu Vergi Dairesi Adı Sosyal Sigorta veya Bağkur No. Yetkili Elektrik Tesisatçısı ise Sınıfı ve Belge Numarası

46 . BÖLÜM 2. BÖLÜM Yukarıda açık kimliği yazılı bulunan elektrik islerimizde / işlerimde. tarihinden.. tarihine kadar yardımcı/kalfa/usta durumunda çalışmıştır.. /. /. İmza Kaşe veya Mühür Belgeyi Düzenleyen İşyeri Sahibi veya Kurum Yetkilisinin Adı ve Soyadı : Resmi Adresi : Yukarıda açık kimliği yazılı tarihinden itibaren Derneğimiz / Odamız.. üye kayıt numarası ile kayıtlı olup serbest olarak elektrikçilik işlerini yapmaktadır.. /. /. İmza Kaşe veya Mühür Belgeyi Düzenleyen İşyeri Sahibi veya Kurum Yetkilisinin Adı ve Soyadı : Resmi Adresi : NOT Elektrik tesisatçılığı yetki belgesi isteğinde bulunan kişi bir işyerinde veya kurumda çalışıyorsa. Bölüm, Kamu kurumu niteliğinde olan Dernek veya Odaya (mesleki kuruluşlara) kayıtlı olarak mesleğini serbest olarak sürdürüyorsa 2. Bölüm doldurulacaktır. 2Sözlü uygulamalı sınavlara girmek isteyenler bu belgeyi diğer belgelerle birlikte ilgili okul müdürlüğüne teslim edecekler. Millî Eğitim Bakanlığından: ÖĞRETMEN VE EĞİTİM UZMANI YETİŞTİREN YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARINDA PARASIZ YATILI VEYA BURSLU ÖĞRENCİ OKUTMA VE BUNLARA YAPILACAK SOSYAL YARDIMLARA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3//990 tarihli ve 2039 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Öğretmen ve Eğitim Uzmanı Yetiştiren Yüksek Öğretim Kurumlarında Parasız Yatılı veya Burslu Öğrenci Okutma ve Bunlara Yapılacak Sosyal Yardımlara İlişkin Yönetmeliğin 7 nci maddesi madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Burs verilecek öğrencilerin tespiti MADDE 7 Bakanlıkça parasız yatılılık veya bursluluk kontenjanı ayrılan programları kazananların listesi Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinden, yetenek sınavını kazananların listesi de ilgili fakülte veya yüksekokullardan alınıp en yüksek puandan

47 başlayarak burs verilecek öğrenciler tespit edilir ve Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne bildirilir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek- yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür. Millî Eğitim Bakanlığından: MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MESLEKÎ AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 24/2/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Meslekî Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. a) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür. Millî Eğitim Bakanlığından: MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/7/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Meslekî ve Teknik Eğitim Yönetmeliğinin 38 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Kurumlara kayıt-kabulde; T.C. kimlik numarası ve 9 yaşını dolduran çıraklardan askerlikle ilişkisi bulunmadığına dair yazılı beyan ile diploma veya tasdikname, fotoğraf ve çıraklık eğitiminde ayrıca sözleşme istenir. Öğrenci velisinin kayıt sırasında beyan ettiği kimlik, adres ve iletişim bilgileri esas alınır, ayrıca öğrenciye ait nüfus cüzdanı fotokopisi ve ikamet belgesi istenmez. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür. Millî Eğitim Bakanlığından: MOTORLU TAŞIT SÜRÜCÜLERİ KURSU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/2/987 tarihli ve 936 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 9 Kurs açma izninin verilebilmesi için aşağıdaki belgeler istenir. - Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kurucu veya temsilcisinden; a) Form Dilekçe (EK-), b) T.C. Kimlik numarası beyanı, c) Ağır hapis gerektiren veya yüz kızartıcı bir suçtan mutlak surette yahut kasti bir cürümden dolayı altı ay veya daha fazla hapis cezası ile mahkûm edilmemiş olduğuna dair yazılı adli sicil beyanı, ç) Tüzel kişiliği haiz kuruculardan ise, form dilekçe ile birlikte vakıf veya dernekler için kurumca tasdik edilmiş tüzük veya ana sözleşme, şirketler için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmış veya kurumca onaylı şirket sözleşmesi, kurucu temsilcisi olduğuna dair noter tasdikli yönetim kurulu kararı, istenir. 2 - Özel kursun açılacağı binaya ait belgeler;

48 a) Özel kursun açılacağı binanın mülkiyet durum beyanı (kiracı veya malik veya intifa hakkına sahip olunduğuna dair yazılı beyan) ve adresine ilişkin beyan (Form dilekçede belirtilir) b) Tapu kütüğünde mesken olarak kayıtlı bir ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerinde açılacak kurslar için 23/6/965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince kat malikleri kurulu muvafakat belgesi, c) Bina iş yeri ise, belediye imar müdürlüğünden alınacak iş yeri belgesi. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. uyruklu adaylardan; ) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı (Kayıt esnasında kurs görevlisi tarafından nüfus cüzdanının aslı istenerek kontrol edilir.) 2) Öğrenim belgesi veya noter tasdikli sureti veya kamu kurum ve kuruluşlarından aldığı öğrenim durumunu bildiren tasdikli belge, 3) Dört adet vesikalık fotoğraf, 4) Sağlık Kurulu raporu, 5) Sürücü belgesi almasına engel teşkil edecek bir sabıka kaydının olmadığına dair yazılı beyanı. Adaylar kaydoldukları dönem sonuna kadar sağlık kurulu raporunu kurs müdürlüğüne vermek zorundadırlar. Bu süre içinde söz konusu belgeleri kurs müdürlüğüne vermeyenler sınavlara alınmazlar. Kurslara müracaat eden adayların, sürücü belgesi almasına engel teşkil edecek bir sabıka kaydının olmadığına dair yazılı beyanları Bakanlık tarafından yetkili adli mercilerden teyit edilir. Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen adaylar sınava alınmazlar, sınava alınmış ise sınavları iptal edilir. Bu kişiler hiçbir hak iddia edemezler. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 37 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan tasdikli ibaresinden önce kurumca ibaresi eklenmiştir. c) Öğrenim belgesi veya kurumca tasdikli örneği, d) Sabıka kaydı olmadığına dair adli sicil beyanı, MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-4 te geçen Nüfus cüzdanının tasdikli örneği ibaresi T.C. kimlik numarası beyanı şeklinde değiştirilmiş ve İkametgah belgesi ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür. Millî Savunma Bakanlığından: MUHTAÇ ERBAŞ VE ER AİLELERİNİN ÜCRETSİZ TEDAVİSİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/7/998 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Muhtaç Erbaş ve Er Ailelerinin Ücretsiz Tedavisi Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İl veya ilçe idare kurulunca kendilerine muhtaçlık belgesi verilen erbaş ve er aileleri; erbaş ve erin anne, baba, eş ve çocuklarına ait T.C. kimlik numaralarının yazılı beyanı ile birlikte, erbaş ve erin bağlı bulunduğu askerlik şubesine ya da başka yerde ikamet etmeleri halinde bunu beyan etmeleri kaydıyla yabancı askerlik şubesine başvurarak, Devlet ve üniversite hastanelerine yapacakları başvurularda kullanılmak üzere, kendilerine sağlık cüzdanı verilmesi için talepte bulunurlar. Yabancı askerlik şubesi başkanlıkları, kendilerine böyle bir başvurunun yapılması durumunda, yerli askerlik şubeleriyle en seri şekilde temas kurarak gerekli işlemleri yaparlar. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

49 MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Savunma, İçişleri, Maliye ve Sağlık Bakanları yürütür. Sağlık Bakanlığından: HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ UYGULANAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE /8/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Hiperbarik Oksijen Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan noterlikçe ibaresi Müdürlükçe olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-9 Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi Denetleme Formu nun 5 inci satırında yer alan noter ibaresi Müdürlükçe olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: OYUNCAKLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/5/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Oyuncaklar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan noter ibaresi Bakanlıkça olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: BİYOSİDAL ÜRÜNLERİN KULLANIM USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 27//2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Biyosidal Ürünlerin Kullanım Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan noter ibareleri Müdürlükçe olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNLER RUHSATLANDIRMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 9//2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinin 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin () numaralı alt bendi ile Ek- Tıbbi Ürün Ruhsat Başvurusunda Sunulması Gereken Bilgi ve Belgeler in Standart Ruhsat Başvuruları İçin Dosya Gerekleri bölümünün.2. Başvuru Formu kısmının ilk cümlesinde yer alan noter ibaresi Kurumca olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: SÜRÜCÜ DAVRANIŞLARINI GELİŞTİRME EĞİTİMİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

50 MADDE 4/9/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sürücü Davranışlarını Geliştirme Eğitimi Yönetmeliğinin inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) T.C. Kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık ve İçişleri Bakanları birlikte yürütür. Sağlık Bakanlığından: ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ UYGULAMALARI VE ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6/3/200 tarihli ve 2753 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2) Diploma, uzmanlık belgesi ve sertifikalarının aslı veya Müdürlükçe onaylı örneği, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin Ek-9 undaki Personel Değişikliğinde İstenen Bilgi ve Belgelerde yer alan Nüfus cüzdanı örneği ibaresi T.C. Kimlik numarası beyanı olarak, İkametgah belgesi ibaresi Adres beyanı olarak değiştirilmiş ve noter onaylı ya da ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 6/3/ Sağlık Bakanlığından: ÖZEL HASTANELER YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 27/3/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin (2) ve (5) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2) Türkiye de iki yılı kamu ya da özel hastanelerde olmak üzere, en az beş yıllık tabiplik yaptığını gösteren belgelerin aslı veya Müdürlükçe onaylı örneği, 5) Diploması ve var ise uzmanlık belgesinin Müdürlükçe onaylı birer örneği, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ek 4 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan noter ibaresi Müdürlükçe olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-0 Özel Hastane Açılışında İstenecek Belgeler Listesi nin (e) ve (h) bentlerinde yer alan noter ibaresi Müdürlükçe olarak, (ı) bendinin (), (2), (4), (5), (7) ve (9) numaralı alt bentleri ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ) Özel hastanede mesul müdür veya mesul müdür yardımcısı olarak çalışacağına ilişkin Müdürlükçe tasdikli mesul müdürlük sözleşmesi, 2) Türkiye de en az beş yıl tabiplik yaptığını gösteren belgelerin aslı veya Müdürlükçe onaylı örneği, 4) T.C. Kimlik numarası beyanı, 5) Diploması ile var ise, uzmanlık belgesinin Müdürlükçe tasdikli birer örneği, 7) Adli sicil kaydı beyanı,

51 9) Adres beyanı. MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ SUNULAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 4/0/999 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. f) Sağlık kuruluşu, adi şirket tarafından açılacak ise; tabiplerin veya diş hekimlerinin diplomalarının ve var ise uzmanlık belgelerinin müdürlükçe tasdikli suretleri ve sağlık kuruluşunun bağlı bulunduğu vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-7 Denetleme Formu nun 4 nolu satırında bulunan noter ibaresi İl Sağlık Müdürlüğünce olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: AYAKTA TEŞHİS VE TEDAVİ YAPILAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/2/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan noter ibaresi Müdürlükçe olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin EK-/a sının 3-Laboratuvar/Müessese Ruhsatname Başvurusu İçin İstenen Belgeler bölümünün F) Taahhütnameler kısmında yer alan noter tasdikli ibaresi Müdürlükçe tasdikli olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 5/2/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 23/7/ /3/ /2/ Mükerrer 40/3/ /8/ /9/ // /4/ /8/ /9/ /2/

52 Sağlık Bakanlığından: KAN VE KAN ÜRÜNLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 4/2/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kan ve Kan Ürünleri Yönetmeliğine ekli Ek-2/A Hizmet Birimi Ruhsatı Başvuru Formunun Doldurulmasına İlişkin Kılavuzun (4) Hizmet Birimi Bilgileri kısmının (c) Hizmet Birimi Sorumlusu bölümünde yer alan noter ibaresi İl sağlık müdürlüğünce olarak ve Altı aydan eski olmamak üzere onaylanmış nüfus cüzdanı örneği ibaresi T.C. Kimlik numarası beyanı olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğe ekli Ek-3 Geçici Ruhsat Başvurusu için Gerekli Bilgi ve Belgeler de yer alan noter ibaresi İl sağlık müdürlüğünce olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 4/2/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 4/2/ Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: TERSANE, TEKNE İMAL VE ÇEKEK YERLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/8/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yerleri Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Tüzel kişiler için bu Yönetmelik kapsamında faaliyet konusunu içeren ticaret sicil gazetesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası beyanı, b) Tüzel kişiler için imza sirküleri ile yetki belgesinin aslı veya idarece onaylı örneği, gerçek kişiler için noterden onaylı imza beyanının aslı veya İdarece onaylı örneği, c) Tahsis belgesi (kira, kullanma izni veya irtifak hakkı gibi) veya mülkiyete dair tapu örneğinin aslı veya İdarece onaylı sureti, ç) İmar planı sınırları içerisinde varsa binalar için Yapı Kullanma İzin Belgesi veya geçici yapılar için ilgili kurumundan alınmış izin belgesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, e) Onaylı tesis alanı organizasyonu ve yerleşim planı ile ilgili kurum ve kuruluşlardan alınmış üretim kapasite raporunun aslı veya İdarece onaylı örneği, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (e), (f), (g) ve (ğ) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Tüzel kişiler için bu Yönetmelik kapsamında faaliyet konusunu içeren ticaret sicil gazetesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası beyanı, b) Tüzel kişiler için imza sirküleri ile yetki belgesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, gerçek kişiler için noterden onaylı imza beyanının aslı veya İdarece onaylı örneği, c) Tahsis belgesi (kira, kullanma izni veya irtifak hakkı gibi) veya mülkiyete dair tapu örneğinin aslı veya İdarece onaylı sureti, ç) Kullanılacak binalar için Yapı Kullanma İzin Belgesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, e) İşyeri açma ve çalışma ruhsatının aslı veya İdarece onaylı örneği,

53 f) Yapı ruhsatı vermeye yetkili mercilerden alınmış; yangın söndürme, algılama ve tahliye projelerinin ve uygulamalarının 27//2007 tarihli ve 2007/2937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygunluk belgesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, g) Onaylı tesis alanı organizasyonu ve yerleşim planı ile kapasite raporunun aslı veya İdarece onaylı örneği, ğ) Tesisler için TS EN ISO 900 kalite, TS EN ISO 400 çevre ile OHSAS 800 iş sağlığı ve güvenliği belgelerinin aslı veya İdarece onaylı örneği, MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Tahsisle ilgili sözleşme metninin noter tasdikli örneğinin aslı veya İdarece onaylı sureti, b) Devir alan ya da alacak kişiliğe ait ticaret sicil gazetesinin aslı veya İdarece onaylı örneği, T.C. kimlik numarası beyanı, c) İmza sirküleri ve yetki belgesinin veya noterden onaylı imza beyanının aslı veya İdarece onaylı örneği, ç) Kira kontratının aslı veya İdarece onaylı örneği, d) İşyeri açma ve çalışma ruhsatının aslı veya İdarece onaylı örneği (Kısmi işletme izni olanlarda aranmaz). MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 0/8/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/2/ /2/ // Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: TÜRK ULUSLARARASI GEMİ SİCİLİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 23/6/2000 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türk Uluslararası Gemi Sicili Yönetmeliğinin EK-2 si aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK-2 TUGS NE TESCİL EDİLECEK GEMİLERİN İBRAZ EDECEĞİ BELGELER - Tescil Takip Başvurusu; 2- Geminin Adı; 3- Tonaj Sertifikası; 4- Satış Sertifikası; 5- Gemi İnşa Şahadetnamesi; (Yeni inşa edilen gemiler için) 6- Bayrak Şahadetnamesi; 7- Kütük Kayıt Örneği; (TMGS den nakil ile,tugs ne tescil edilecek gemiler için)

54 8- Terkin Belgesi; 9- Kayıt Harcı Ödendi Belgesi; 0- Tonaj Harcı Ödendi Belgesi; - Maliklik Belgeleri; Gerçek Kişilerde; Türk Uyruklu ise; -T.C. Kimlik numarası beyanı, -İkametgah adresi beyanı Yabancı Uyruklu ise; -İkametgah senedi (muhtar tasdikli); -Kimlik bilgileri (Konsolosluk veya noter tasdikli); -Oturma İzin Belgesi (İçişleri Bakanlığı veya Valilik tasdikli) -Çalışma müsaadesi; Tüzel Kişilerde; -Şirketin tescilini varsa tadilatlarını gösteren, Türkiye ticaret sicil gazeteleri; (aslı veya ticaret odası/tugs Memurluğu ve irtibat bürolarınca tasdikli örneği); -Faaliyet belgesi; -İmza sirküleri. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin EK-6 sı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK-6 YURT DIŞINDA TÜRK ULUSLARARASI GEMİ SİCİLİNE TESCİL EDİLECEK GEMİLERİN BAŞKONSOLOSLUKLARA, KONSOLOSLUKLARA VE YOKLUĞUNDA FAHRİ BAŞKONSOLOSLUK VEYA KONSOLOSLUKLARA İBRAZ EDECEĞİ BİLGİ VE BELGELER - Geminin Adı, 2- IMO Numarası, 3- Geminin Cinsi, 4- Bağlama Limanı, 5- İnşa Yeri ve Kızaktan İndiği Yıl, 6- Terkin Belgesi, 7- Tonaj Sertifikası, 8- Tescil Talebi, 9- Maliklik Belgesi, Hakiki Kişilerde; Türk Uyruklu ise; a) T.C. Kimlik numarası beyanı; b) İkametgah adresi beyanı Yabancı uyruklu ise (Türkiye de mukim); c) İkametgah Senedi (Muhtardan) d) Kimlik bilgileri (Konsolosluk veya Noter tasdikli) e) Oturma İzin Belgesi (İçişleri veya Valilik tasdikli) f) Çalışma müsaadesi Tüzel Kişilerde; g) Şirketin Tescilli olduğunu gösteren Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, varsa tadil gazeteleri (Aslı veya TUGS Memurluğu ve irtibat bürolarınca tasdikli örneği) h) İmza Sirküleri i) Faaliyet Belgesi MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı yürütür.

55 Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: KARAYOLLARI KENARINDA YAPILACAK VE AÇILACAK TESİSLER HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/5/997 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Durumu bu Yönetmelik hükümlerine uygun olan yerler için başvuru sahibine tebligat yapılarak; Geçiş Yolu Ön İzin Belgesi düzenlettirmek üzere, aşağıdaki evraklar istenecektir. - Tesis yapılacak yerin tapusu, 2- Çaplı tasarruf belgesi, 3- Zilyetlik ilmühaberi veya kira kontratından herhangi birinin aslı veya noter tasdikli bir örneği, 4- Vaziyet planı: Teknik elemanlarca hazırlanmış ve imzalanmış tesisin arazi üzerindeki konumunu, her türlü giriş çıkış yollarını gösteren ve arazideki hâlihazır durumun işlenmiş olduğu vaziyet planlarından beş adet, 5- Tesis yerinin belediye sınırı veya mücavir alan dışında olduğuna dair ilgili belediyeden alınmış resmi yazı. Tesis yerine ait müşterek veya iştirak halindeki mülkiyette, sahiplerinden her birinin noterden tasdikli onayları ayrıca istenir. Tesis yapılacak yerin tapusu, çaplı tasarruf belgesi, zilyetlik ilmühaberi veya kira kontratından herhangi birinin aslının ibraz edilmesi ve işlem bitiminde geri istenilmesi halinde, belgenin fotokopisi, aslına uygunluğu kontrol edildikten sonra ilgili görevli tarafından isim ve unvan yazılarak tasdik edilir ve işlem bitiminden sonra, elden veya bir yazı ekinde iade edilir. Gerekli belgelerin tamamlanmasını takip eden bir ay içinde ilgili kuruluşun Bölge Müdürlüğünce Geçiş Yolu Ön İzin Belgesi düzenlenerek, vaziyet planı onaylandıktan sonra bir örneği ön izin belgesi ile birlikte başvuru sahibine ve ilgili Valiliğe gönderilir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı yürütür. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: GEMİADAMLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/7/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gemiadamları Yönetmeliğinin EK-4 ünde yer alan noterden ibaresi Liman Başkanlıkları tarafından olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı yürütür. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: HAVAALANLARI YER HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ (SHY-22) NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 28/8/996 tarihli ve 2274 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Havaalanları Yer Hizmetleri Yönetmeliği (SHY-22) nin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan noter ibaresi kurumca olarak değiştirilmiştir.

56 MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan noterden tasdikli tebligat adresi ibaresi tebligata esas adres beyanları ile ikametgâh adresi beyanları olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı ve DHMİ Genel Müdürü yürütür. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: KILAVUZ KAPTANLARIN YETERLİKLERİ, EĞİTİMLERİ, BELGELENDİRİLMELERİ VE ÇALIŞMA USULLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 28//2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kılavuz Kaptanların Yeterlikleri, Eğitimleri, Belgelendirilmeleri ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmeliğin 0 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan nüfus cüzdanı sureti ibaresi T.C. Kimlik Numarası olarak, İngilizce yeterlik belgesi veya ibaresinden sonra gelen noter onaylı sureti ibaresi Kurumca onaylı sureti olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı yürütür. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından: TİCARİ HAVA TAŞIMA İŞLETMELERİ YÖNETMELİĞİ (SHY-6A) NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE /6/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Yönetmeliği (SHY-6A) nin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan noter tasdikli suretini ibaresi Genel Müdürlükçe onaylanan suretini olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı /6/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 9/3/ Toplu Konut İdaresi Başkanlığından: GECEKONDU KANUNU UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/0/966 tarihli ve 2428 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin () numaralı alt bendi ile (c) bendinin () ve (2) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmıştır. - Aile fertlerinin T.C. kimlik numaraları, - O belediye sınırları içinde devamlı ikamet ettiğine dair adres yazılı beyanı.

57 2- İstekli, emekli veya bunların dul veya yetim aile fertleri ise bu durumunu belirten yazılı beyan. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Toplu Konut İdaresi Başkanı yürütür. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığından: TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU İNSAN KAYNAKLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/7/2006 tarihli ve 2629 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 0 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Fona, ilk defa veya yeniden atanacaklardan, atama işlemi yapılmadan önce aşağıdaki belgeler istenir: a) T.C. kimlik numarası beyanı. b) Öğrenim belgesinin aslı veya kurumca onaylı örneği. c) 6 adet vesikalık fotoğraf. ç) Erkekler için; askerlik durumu beyanı. d) Adli sicil beyanı. e) Tebligata esas adres beyanı. f) Atanılacak kadronun özelliğine göre 26/0/994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümleri çerçevesinde istenebilecek güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasına ilişkin formlar. g) Mal bildirim beyannamesi. ğ) Görevini yapmasına engel bir sağlık sorununun olmadığına dair beyan. h) Atanılacak kadronun özelliğine göre istenilebilecek diğer belgeler. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Fon Uzman Yardımcılığı ve Fon Denetçi Yardımcılığına Giriş Sınavına girmek isteyenler; a) Destek Hizmetleri Daire Başkanlığından, Fonun irtibat bürolarından veya Fon internet sayfasından temin edecekleri İş Talep Formu, b) Öğrenim belgesinin aslı veya kurumca onaylı örneği, c) T.C. kimlik numarası beyanı (İş Talep Formunda belirtilir), ç) İki adet vesikalık fotoğraf, d) KPSS sonuç belgesinin aslı veya kurumca onaylı örneği ve gerekli görülecek diğer belgeler ile Destek Hizmetleri Daire Başkanlığına şahsen veya postayla başvururlar. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 2 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen olumlu sicil almak ibaresi disiplin cezası almamak şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Son üç yılda disiplin cezası almamış olması, MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin

58 Tarihi 5/7/2006 Sayısı 2629 Mesleki Yeterlilik Kurumundan: MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU PERSONEL YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2/4/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu Personel Yönetmeliğinin 7 nci maddesin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan nüfus cüzdanı onaylı kopyası ve sağlık raporu ibareleri T.C. kimlik numarası beyanı ve sağlık durumuna ilişkin beyanı olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 2/4/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/7/ Sosyal Güvenlik Kurumundan: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/8/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Yönetmeliğinin 2 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde geçen en az (C) düzeyinde belge ibraz ibaresi en az (C) düzeyinde puan aldıklarını gösterir belgenin aslını veya bilgisayar çıktısını ibraz şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 0/8/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 6/0/ // Türkiye İş Kurumundan: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA ESKİ HÜKÜMLÜ İŞÇİ ALINMASINDA UYGULANACAK USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

59 MADDE 9/9/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Eski Hükümlü İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin sonuna aşağıdaki dördüncü fıkra eklenmiştir. (4) İş başvurularında; adayın T.C. kimlik numarası beyanı, adli sicil kaydına ve askerlikle ilişiği olmadığına dair beyanı ve kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili mevzuat gereği adaylardan talep ettikleri belgelerin aslı veya aslını görmek kaydıyla Kurumca onaylı suretleri tasdik edilerek işleme alınır. Gerekli hallerde, ilgili kamu kurum ve kuruluşu, adayın T.C. kimlik numarasıyla ilgili beyanının teyidi amacıyla, T.C. kimlik numarasının da yer aldığı nüfus cüzdanının aslını göstermesini talep edebilir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 9/9/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 26/0/ Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünden: MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEFTİŞ KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 29//993 tarihli ve 2773 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliği nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. g) Müfettişlerden gelen raporları incelemek, eksikliklerinin giderilmesini sağlamak, raporda belirtilen kanaate ilişkin görüş birliğine varılmadığı hallerde Başkanlık görüşünü de ekleyerek Genel Müdüre sunmak, ilgili yerlere göndermek, ilgililerce alınacak tedbirleri ve yapılacak işlemlerin sonuçlarını takip etmek, alınması gereken tedbirlerle ilgili önerilerde bulunmak. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 inci maddesine aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir. Sınav Kurulu, yazılı sınav sorularını ve/veya sözlü sınav konularını hazırlar veya hazırlatır, sınavları düzenler, gerçekleştirir ve değerlendirir. Sınavların yönetim sorumluluğu sınav kuruluna ait olmak üzere sınav soruları gerektiğinde ÖSYM ye veya Üniversitelere hazırlatılabilir veya uygulatılabilir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f) ve (h) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, b) Yüksek Öğrenim bitirme belgesi veya Teftiş Kurulunca onaylı örneği, d) Askerlik durum beyanı, f) Adli sicil beyanı, h) Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) sonuç belgesinin aslı veya Teftiş Kurulunca onaylı örneği. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan F KOMPOZİSYON ve G KOMPOZİSYON ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 3 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 3 Yazılı sınavda başarılı sayılabilmek için her konudan 00 tam puan üzerinden 60 dan az olmamak üzere ortalama 65 puan almak gerekir.

60 Yazılı sınav sonuçları Genel Müdürlükçe ilan edilir ve Kurumun resmi web sayfasından duyurulur. ÖSYM tarafından yapılan Kamu Personel Seçme Sınavının (KPSS) giriş yazılı sınav olarak kabul edilmesi halinde adayın almış olduğu puan, yazılı sınav puanı yerine geçer. Yazılı sınavda başarı gösteren adaylar, sözlü sınava tabi tutulurlar. Sözlü sınavda başarılı sayılabilmek için sınav kurulu üyelerinin her birinin 00 tam puan üzerinden verdiği notlar ortalamasının 65 den aşağı olmaması şarttır. Giriş sınav notu; yazılı ve sözlü sınav notlarının ortalamasıdır. Sınavda başarı gösterenlerin sayısı kadro sayısından fazla olursa giriş sınav notu üstün olanlar tercih edilir. Sınav notlarının eşitliği halinde, yabancı dil notu üstün olan aday öncelik kazanır. Diğerleri için sınav sonuçları kazanılmış hak sayılmaz. Sınav sonuçları, sınav kurulu tarafından tutanakla belirlenir. Sınavı başaranlara kurul başkanlığınca gerekli duyuru yapılır. Aynı giriş sınavında başarı gösterenlerin atamaları sınavdaki derece sırasına göre yapılır. MADDE 6 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 Bu Yönetmelik hükümlerini Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürü yürütür. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğünden: TÜRKİYE PETROLLERİ ANONİM ORTAKLIĞI TEFTİŞ KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2//993 tarihli ve 2756 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürü yürütür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: ELEKTRİK PİYASASI MÜŞTERİ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 25/9/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Başvuruda bulunan mülk sahibi ve/veya sahipleri veya vekili, mülk kiraya verilmiş ise yazılı beyan etmesi kaydıyla kiracı; a) Tapu kaydını ve onaylı elektrik projesini, b) İmar alanı içerisinde bulunanlar, 394 sayılı İmar Kanununun 30, 3 inci maddelerine göre yapı kullanma iznini, c) Köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda bulunanlar, 394 sayılı İmar Kanununun 27, 30 uncu maddelerine göre yapı kullanma iznini, d) İmar ve köy yerleşim alanları dışında bulunanlar, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden verilecek yapı kullanma iznine ilişkin belgeyi, e) Ruhsat gerektirmeyen kullanım yerleri için mevzuat kapsamında ilgili mercilerden alınacak izin belgesini, f) İlgili mevzuatın gerektirmesi halinde istenecek diğer belgeleri, ibraz eder.

61 MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Bağlantı yapılacak binanın veya tesisin mülkiyetine ilişkin olarak üçüncü bir şahıs tarafından dağıtım şirketine bir şikayette bulunulması halinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından talep sahibinden bağlantı anlaşması yapıldığı tarihteki beyanını kanıtlayıcı bir belgeyi üç iş günü içerisinde sunması istenir. Talep sahibinin bağlantı anlaşması yapıldığı tarihteki beyanını kanıtlayıcı bir belgeyi dağıtım lisansı sahibi tüzel kişisine sunmaması halinde, bu kişilere gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında yapılacak işlemler uygulanır. Gerçeğe aykırı beyanda bulundukları tespit edilen talep sahiplerinin bağlantı anlaşmaları iptal edilir ve hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği suç duyurusunda bulunulur. Gerçeğe aykırı beyanda bulundukları tespit edilenler hakkında yapılacak işlemler bağlantı anlaşmasında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından yazılı olarak belirtilir. Talep sahibinin bağlantı anlaşmasında mülkiyet durumunu gerçeğe aykırı olarak beyan etmesi sonucu dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin karşılaşacağı zarar talep sahibinden karşılanır. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 0 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra aşağıda belirtilen fıkralar madde metnine eklenmiş ve mevcut fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. Müşteri olacak başvuru sahibinin perakende satış sözleşmesinde T.C. kimlik numarasını, kimlik bilgilerini, mülkiyetin kime ait olduğu ve elektrik kullanılacak yerin adresini belirtmesi istenir. İşyeri açan gerçek ve tüzel kişilerden perakende satış sözleşmesinde ayrıca ticaret unvanlarını, vergi kimlik numaralarını, bağlı bulundukları vergi dairesi adını, ticaret unvanlarını, ticaret sicil numaralarını ve ticaret sicil kaydını yaptıkları ticaret sicil memurluğunun adını belirtmeleri istenir. Perakende satış sözleşmesi işlemlerinde abone olacak gerçek ve tüzel kişilerden kimlik fotokopisi, ikametgâh belgesi, tapu fotokopisi, kira sözleşmesi, daha önce kullanımda bulunduğu yerde elektrik borcunun olmadığını gösterir Borcu yoktur belgesi, ticaret sicil gazetesi, vergi levhası veya vergi numarasını gösterir belge istenmez. Müşterilerin perakende satış sözleşmesinde belirttikleri kimlik bilgileri Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nün kurumsal internet sayfası üzerinden T.C. kimlik numarası doğrulaması yoluyla veya müşterinin nüfus cüzdanı istenip doğrudan kontrol edilerek teyit edilebilir. İşyeri açan talep sahiplerinin vergi kimlik numaraları Gelir İdaresi Başkanlığının kurumsal internet sayfası üzerinden e-vergi levhası sorgulaması yoluyla ticaret sicil bilgileri ise Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğünün kurumsal internet sayfası üzerinden ticaret sicil sorgulaması yoluyla teyit edilir. Perakende satış sözleşmesinde bahsi geçen binanın veya tesisin mülkiyetinin kime ait olduğu konusunda ise müşterinin beyanı esas alınır ve bu hususta ayrıca bir belge istenmez. Söz konusu bina veya tesisin mülkiyetine ilişkin olarak üçüncü bir şahıs tarafından perakende satış lisansı sahibi tüzel kişisine bir şikâyette bulunulması halinde perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi tarafından müşteriye perakende satış sözleşmesi yapıldığı tarihteki beyanını kanıtlayıcı bir belgeyi altı iş günü içerisinde sunması istenir. Müşterinin perakende satış sözleşmesi yapıldığı tarihteki beyanını kanıtlayıcı bir belgeyi perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiye sunmaması halinde, bu kişilere gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında yapılacak işlemler uygulanır. Gerçeğe aykırı beyanda bulundukları tespit edilen müşterinin perakende satış sözleşmeleri iptal edilir ve haklarında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği suç duyurusunda bulunulur. Gerçeğe aykırı beyanda bulundukları tespit edilenler hakkında yapılacak işlemler perakende satış sözleşmesinde dağıtım şirketi tarafından yazılı olarak

62 belirtilir ve müşteriye perakende satış lisansı sahibi tüzel kişisince yetkilendirilen bir görevli tarafından sözlü olarak da belirtilir. MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı yürütür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: DOĞAL GAZ PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/9/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Doğal Gaz Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 42 nci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinin () numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ) Tüzel kişinin ticaret siciline tescil edildiğine ilişkin başvuru tarihinden önceki son bir ay içinde alınan sicil kayıt belgesi ile tescilin ilan edildiği Ticaret Sicili Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı nüshaları, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğe ekli EK-3 ün 2 nci, 3 üncü maddeleri ile 4 üncü maddesinin (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2- Tüzel kişinin bağlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odasından, başvuru tarihinden önceki son bir ay içinde alınan sicil kayıt belgesinin aslı veya Kurumca onaylı sureti, 3- Tüzel kişilik ana sözleşmesinin, tüm tadiller işlenmiş son halinin, Ticaret Sicili Memurluğunca veya Kurum tarafından tasdiklenmiş bir nüshası veya tüzel kişilik ana sözleşmesinin ve tadillerinin ilan edildiği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nin aslı veya Kurumca ya da Ticaret Sicili Memurluğunca onaylı nüshaları, b) Sermaye paylarıyla birlikte en son ortaklık yapısının yer aldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı veya Ticaret Sicili Memurluğunca onaylı sureti ya da Ticaret Sicili Memurluğunca onaylanmış tescil evrakı ya da Ticaret Sicili Memurluğundan alınan ortaklık teyit belgesi veya Kurumca onaylı sureti, MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı yürütür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: ELEKTRİK PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 4/8/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıda belirtilen cümle eklenmiştir. Lisans Başvurusunda Sunulması Gereken Bilgi ve Belgeler Listesi 3/7/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 8 inci maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulur ve adli sicil belgesi dışında söz konusu Yönetmeliğin 8 inci maddesine aykırı belge talep edilmez. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 47 nci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinin () numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ) Tüzel kişinin ticaret siciline tescil edildiğine ilişkin sicil belgesi ile tescilin ilan edildiği Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği, MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı yürütür.

63 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: DOĞAL GAZ PİYASASI SERTİFİKA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 25/9/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Doğal Gaz Piyasası Sertifika Yönetmeliğinin inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. k) Vize süresi, geçerlilik tarihinden itibaren, yapım ve hizmet sertifikası için üç yıl, iç tesisat ve servis hatları sertifikası için bir yıldır. Kurum ve dağıtım şirketine yapılan vize başvuruları en geç onbeş gün içinde değerlendirilir. İlgili mevzuata uygun olarak yapılmadığı tespit edilen vize başvurularındaki eksiklik veya yanlışlıklar tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde giderilmediği takdirde başvuru yapılmamış sayılır ve başvuru evrakı iade edilir. Vize yaptırmayan sertifika sahibi, faaliyetine vize yaptırıncaya kadar devam edemez. Vizesiz faaliyette bulunan sertifika sahipleri hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır. Vize başvuruları sırasında aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler sunulur: ) Üzerinde firma kaşesi ile temsil ve ilzama yetkili kişi veya kişilerin imzası bulunan, örneği Kurumun internet sayfasında yayımlanan vize başvuru dilekçesi, 2) Yapım ve hizmet sertifikasındaki farklı her bir kategori için en az bir mühendisin, ilgili fakülte veya Kurumca onaylı diploma sureti, bu mühendislerden çalışanlar için, üzerinde sigortalının isim ve imzası, sosyal güvenlik numarası ile firma kaşesi ve yetkili imzaları bulunan beyan, 3) İç tesisat ve servis hatları sertifikasına ilişkin Makina Mühendisinin diploma ve yetkili mühendis belgesinin, tesisatçı, kaynakçı ve mesleki yeterlilik belgesinin aslı ya da dağıtım şirketince onaylı suretleri ile belgeleri sunulan personel için üzerinde sigortalının isim ve imzası, sosyal güvenlik numarası ile şirket kaşesi ve yetkili imzaları bulunan beyan, 4) Vize bedelinin yatırıldığına dair dekont, 5) Ekleriyle birlikte sertifikanın aslı. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi ile aynı fıkranın (m) bendinin ilk paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. l) İç tesisat ve servis hatları sertifikası sahipleri, doğal gazla ilgili faaliyetlerinde, çelik/polietilen boru kaynakçısı kadrolarında, MYK onaylı Doğal Gaz Çelik Boru Kaynakçısı (Seviye 3) ve Doğal Gaz Polietilen Boru Kaynakçısı (Seviye 3 veya Seviye 4) mesleki yeterlilik belgelerine veya akredite edilmiş kuruluşlarca düzenlenmiş belgelere sahip personel çalıştırmak zorundadır. İç tesisat ve servis hatları sertifikası sahibi, ayrılmış olan makina mühendisinin yerine yeni personel istihdam edinceye kadar faaliyete devam edemez. Aynı şekilde, ayrılmış olan mesleki yeterlilik belgesi sahibinin, kaynakçı veya tesisatçının yerine yeni personel istihdam edinceye kadar ayrılan personele ilişkin alanda faaliyette bulunamaz. Yeni personel istihdam edildiğinde, faaliyetine devam etme izin talebini içeren başvuru dilekçesi ve ekinde yeni istihdam edilen personele ait dağıtım şirketince onaylı belge suretleri ve üzerinde sigortalının isim ve imzası, sosyal güvenlik numarası ile şirket kaşesi ve yetkili imzaları bulunan beyan ile dağıtım şirketine başvuruda bulunur. Başvuru en geç beş gün içerisinde neticelendirilir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki Uygulama ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-, Ek- deki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3, Ek-2 deki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

64 GEÇİCİ MADDE 9 Bu maddenin yayımı tarihinde yapılan İç Tesisat ve Servis Hatları Sertifikası ile Yapım ve Hizmet Sertifikasındaki faaliyet konularına ilişkin değişiklikler sertifikanın vizesi sırasında gerçekleştirilerek sertifikaya kaydedilir. MADDE 7 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 8 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı yürütür. Ek- EK- YAPIM VE HİZMET SERTİFİKASI BAŞVURU DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ T. C. ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU BAŞKANLIĞINA Doğal gaz piyasasında aşağıda belirtilen konularda faaliyette bulunmak üzere on (0) yıl süreli yapım ve hizmet sertifikası verilmesini talep etmekteyiz. Başvurumuzun kabulünü ve sertifika verilmesini arz ederiz. Ekler: (EK-3 de belirtilen belgeler) Ticaret unvanı Temsil ve ilzama yetkili kişi veya kişilerin adı ve soyadı Temsil ve ilzama yetkili kişi veya kişilerin imzası ile firma kaşesi Tarih Doğal gaz tesislerine ilişkin talep edilen faaliyet kategorileri Doğal gaz tesislerine (istediğiniz faaliyet konusu karşısında belirlenen kategorilere ilişkin talep edilen faaliyet ait boşluklara X koyarak işaretleyiniz): konuları: Elektrik/ Zemin Arazi İnşaat Mekanik Elektronik Fizibilite-etüt Proje Müşavirlik Kontrol ve denetleme ========

65 Yapım ======== ====== Bakım ve onarım ======== ======= Servis ======== ======= ======== = Ek-2 EK-3 SERTİFİKA BAŞVURUSUNDA SUNULMASI GEREKEN BİLGİ VE BELGELER. Yapım ve hizmet sertifikası ile ilgili başvuru bilgi ve belgeleri şunlardır:. İşyerinin ve varsa şube ya da irtibat bürolarının adresi ile telefon, faks ve elektronik posta bilgileri yazılı beyanı (kaşeli ve imzalı),.2 Sanayi ve/veya Ticaret odasına kayıtlı olduğunu gösterir belgenin aslı veya noter/kurumca onaylı sureti,.3 Noter/Kurumca onaylı imza sirküleri,.4 Talep edilen faaliyet konuları ve kategorilere göre EK-6 da belirtilen mühendislik disiplinleri kapsamında firma sahibi, şirket ortağı ve çalışanı ile bu kapsamda işe yeni alınan personele ait en az dört yıllık yüksek öğrenim belgesinin ilgili fakülte veya /Kurumca onaylı sureti,.5 Yüksek öğrenim belgesi suretleri sunulan firma sahibi ve şirket ortağının bu durumunu gösteren belgenin aslı /Kurumca onaylı sureti ile, diğer yüksek öğrenim belgesi suretleri sunulan personel için üzerinde sigortalının isim ve imzası, sosyal güvenlik numarası ile şirket kaşesi ve yetkili imzaları bulunan beyan.6 Talep edilen faaliyet konuları ve kategorilere göre yapılan işlerle ilgili firmaya ait iş bitirme ve/veya iş durum belgelerinin ya da ilgili mühendislere ait iş deneyim belgelerinin aslı veya /Kurumca onaylı sureti; proje faaliyet konusunda ise projenin aslı veya ilgili kuruluş /Kurumca onaylı sureti, Yapılan işlerle ilgili iş bitirme/iş durum/iş deneyim belgeleri sunulabilecek konular, verilenlerle sınırlı olmamak üzere, aşağıda belirtilmiştir:.6. Fizibilite-etüt: Tesislerin yerleştirileceği arazide zemin etüdü ve rapor hazırlama, arazi üzerinde ölçme noktalarının tespiti ve ölçüm sonuçlarının derlenmesi, yapım faaliyetlerine ilişkin fizibilite çalışması ve rapor hazırlama,.6.2 Proje: Harita hazırlama, yapım faaliyetlerine ilişkin proje hazırlama,.6.3 Müşavirlik: Rapor hazırlama, rapor değerlendirme, proje değerlendirme, malzeme ve yapım şartnamesi, ihale dokümanı hazırlama,.6.4 Kontrol ve denetleme: Sahada yapılan işlerin proje, şartname, ilgili mevzuat ve diğer mevzuata göre kontrolü, malzeme onayı, NDT, test ve kabul işlemleri,.6.5 Yapım, Bakım ve Onarım.6.5. İnşaat: İçme suyu, yağmur suyu, kanalizasyon, sulama şebekesi, yol, hava alanı, Mekanik: İş bitirme/durumu (firmalar için): İçme suyu, ham petrol, lpg, rafineri, petrokimya, pompa istasyonu vb kaynak işçiliği olan çelik boru, çelik depolama tankı vb tesisler, İş deneyimi (çalışanlar için): Doğal gaz tesis ve tesisatları, petrol boru hatları, LPG tesisatı, petrokimya, rafineri, doğal gazla çalışan enerji santralları,

66 Elektrik/Elektronik: YG/OG/AG hatları, aydınlatma, katodik koruma, telekomünikasyon sistemi, SCADA, enerji santralı.6.6 Servis: Tesislerdeki ürünlerin servisini yapacak personele ait servis eğitim belgesi aslı yada Kurumca onaylı sureti ve imalatçı veya ithalatçı firmalardan alınmış yetkili servis belgesinin aslı veyakurumca onaylı sureti. 2. İç tesisat ve servis hatları sertifikası ile ilgili başvuru bilgi ve belgeleri şunlardır: Sertifika başvurusunun yapıldığı dağıtım şirketinin dağıtım bölgesi içindeki işyeri veya irtibat bürosunun adresi ile telefon, faks ve elektronik posta bilgileri yazılı kaşeli ve imzalı beyanı, 2.2 Sanayi ve/veya Ticaret Odası ya da 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununa göre kurulmuş bulunan ilgili meslek odasına kayıtlı olduğunu gösterir belgenin aslı veya / Dağıtım Şirketince onaylı sureti, 2.3 Asıl veya Dağıtım Şirketince onaylı imza sirküleri, 2.4 Firma sahibi, şirket ortağı veya çalışanı Makina Mühendisine ait, yüksek öğrenim belgesinin ilgili fakülte veya Dağıtım Şirketince onaylı sureti, 2.5 Yüksek öğrenim belgesi suretleri sunulan firma sahibi ve şirket ortağının bu durumunu gösteren belgenin aslı veya Dağıtım Şirketince onaylı sureti ile belgeleri sunulan personel için üzerinde sigortalının isim ve imzası, sosyal güvenlik numarası ile şirket kaşesi ve yetkili imzaları bulunan beyan, 2.6 Doğal gaz veya diğer sektörlerde yapılan işlerle ilgili Makine mühendisine ait iş deneyim belgeleri ya da firmaya ait iş bitirme veya iş durum belgelerinin aslı veya Dağıtım Şirketince onaylı sureti, 2.7 Faaliyet konularına göre temin edilecek belgeler: (asıl veya Dağıtım Şirketince onaylı suret olarak sunulur) 2.7. Proje; Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış Doğal Gaz İç Tesisatı Mühendis Yeterlilik Belgesi, Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış Endüstriyel ve Büyük Tüketimli Tesislerin Doğal Gaza Dönüşümü Mühendis Yeterlilik Belgesi, Müşavirlik; Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış Doğal Gaz İç Tesisatı Mühendis Yeterlilik Belgesi ile Endüstriyel ve Büyük Tüketimli Tesislerin Doğal Gaza Dönüşümü Mühendis Yeterlilik Belgesi, Firmanın doğal gaz iç tesisatı ve servis hattı veya doğal gaz tesisi yapımı ya da mühendislik ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin iş bitirme veya iş durum belgeleri ya da firma çalışanı Makina mühendisinin doğal gaz iç tesisatı ve servis hattı veya doğal gaz tesisi yapımında ya da mühendislik ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin çalıştığına dair iş deneyim belgeleri, Kontrol-Denetim; Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış doğal gaz İç Tesisatı Mühendis Yeterlilik Belgesi ile Endüstriyel ve Büyük Tüketimli Tesislerin Doğal Gaza Dönüşümü Mühendis Yeterlilik Belgesi, MYK onaylı Doğal Gaz İşletme Bakım Operatörü (Seviye 4) mesleki yeterlilik belgesi, Firmanın doğal gaz iç tesisatı ve servis hattı veya doğal gaz tesisi yapım veya kontrol ve denetimine ilişkin iş bitirme veya iş durum belgeleri ya da firma çalışanı Makina mühendisinin doğal gaz iç tesisatı ve servis hattı veya doğal gaz tesisi yapımında veya kontrol ve denetiminde çalıştığına dair iş deneyim belgeleri İç Tesisat Yapım, Bakım-Onarım;

67 Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış Doğal Gaz İç Tesisatı Mühendis Yeterlilik Belgesi, Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış Endüstriyel ve Büyük Tüketimli Tesislerin Doğal Gaza Dönüşümü Mühendis Yeterlilik Belgesi, Sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre düzenlenmiş Doğal Gaz ve Sıhhi Tesisatçılık Ustalık Belgesi veya Isıtma ve Doğal Gaz İç Tesisatçılığı Ustalık Belgesi veya doğal gaz tesisatçılığına ilişkin İşyeri Açma Belgesi ya da MYK onaylı Isıtma ve Doğal Gaz İç Tesisat Yapım Personeli (Seviye 3) mesleki yeterlilik belgesi, Akredite edilmiş kuruluşlarca verilen çelik boru (eksen 45o eğimli) kaynakçı sertifikası veya MYK onaylı Doğal Gaz Çelik Boru Kaynakçısı (Seviye 3) mesleki yeterlilik belgesi, Akredite edilmiş kuruluşlarca verilen Polietilen boru (geçme ve semer-mesnet elektrofüzyon) kaynakçı belgesi veya MYK onaylı Doğal Gaz Polietilen Boru Kaynakçısı (Seviye 3) mesleki yeterlilik belgesi, Servis Hattı Yapım, Bakım-Onarım; Makina mühendisine ait akredite edilmiş kuruluşlardan alınmış Endüstriyel ve Büyük Tüketimli Tesislerin Doğal Gaza Dönüşümü Yetkili Mühendis Belgesi, MYK onaylı Doğal Gaz Altyapı Yapım ve Kontrol Personeli (Seviye 4) mesleki yeterlilik belgesi, Akredite edilmiş kuruluşlarca verilen Polietilen boru (geçme ve semer-mesnet elektrofüzyon) kaynakçı belgesi veya MYK onaylı Doğal Gaz Polietilen Boru Kaynakçısı (Seviye 3) mesleki yeterlilik belgesi, Akredite edilmiş kuruluşlarca verilen çelik boru (eksen 45o eğimli) kaynakçı sertifikası veya MYK onaylı Doğal Gaz Çelik Boru Kaynakçısı (Seviye 3) mesleki yeterlilik belgesi, 2.8. Faaliyet konularına ilişkin olarak Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından yayımlanan meslek standartlarında belirtilen ve faaliyetlerin yürütülmesi için gerekli tüm araç, gereç ve ekipmanın temin edileceğine dair başvuru sahibinin yazılı beyanı. Açıklamalar;. Sertifika başvurusunda asıl olarak sunulan belgelerin suretleri Kurum veya Dağıtım Şirketi tarafından onaylanarak işleme konulur ve başvuru sahibinin beyanı dışındaki asıllar iade edilir. Başvuru sahibinin talebi halinde noter onaylı belge suretleri için de aynı işlem uygulanır. 2. Talep edilen faaliyet konuları ve kategorilere göre doğal gaz ve diğer sektörlerde yapılan işlerle ilgili iş bitirme ve/veya iş durum belgeleri bulunmadığı taktirde, firma sahibi, şirket ortağı ve/veya şirket çalışanı dört yıllık yüksek öğrenim belgesi sahiplerinin yaptıkları işi, konusunu ve süresini gösterir, ilgili işveren tarafından düzenlenmiş doğal gaz, altyapı veya sanayi tesisleriyle ilgili iş deneyim belgelerinin aslı veya Kurumca onaylı sureti temin edilir. 3. Yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı şirketler sertifika başvurularından önce 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu doğrultusunda Türkiye de şirket kurarak veya şube açarak tescil olunur. Bu kişiler için, EK-3'te yer alan bilgi ve belgelere ilişkin yurt dışından temin edilecek belgeler, ilgili ülkenin yetkili makamlarınca veya Türkiye'nin söz konusu ülkedeki konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan ve 6/9/984 tarihli ve 857 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine uygun biçimde düzenlenir ve belgelerin yeminli tercüme bürolarınca yapılmış tercümeleri başvuruya eklenir. 4. Sertifika alma/tadil/vize başvurusunda sunulan personele, firma sahibi veya ortağına ait belgeler, söz konusu personel firmada çalıştığı, ortak veya sahibi olduğu süreçte diğer bir sertifika alma/tadil/vize başvurusunda kullanılamaz. 5. Kurumdan Proje; Mekanik, Kontrol ve Denetleme; Mekanik, Yapım/Bakım ve Onarım; Mekanik faaliyet konuları ve kategorilerinde yapım ve hizmet sertifikası alan

68 firmalar, bu konulara karşılık gelen Proje, Müşavirlik, Kontrol-Denetim ve/veya İç Tesisat Yapım, Bakım-Onarım faaliyet konularında iç tesisat ve servis hatları sertifikası başvurusunda bulunmaları halinde, EK-3 ün 2 nci fıkrasının 2.6 ncı alt bendi kapsamındaki belgeleri sunmazlar. 6. Sertifika alma, tadil ve vize başvurusunda sunulan bilgi ve belgeler; tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulur. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU İNSAN KAYNAKLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2/2/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e), (f) ve (ı) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, b) Diplomasının veya çıkış belgesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği; öğrenimini yabancı ülkelerde yapmış ise denklik belgesiyle birlikte diplomanın Kurumca onaylanmış sureti, d) Erkek adaylar için askerlikle ilişiği olmadığına dair beyanı, e) Adli sicil kaydı beyanı, f) Tebligata esas adres beyanı, ı) Görevi yapmasına engel bir durumunun bulunmadığına dair sağlık durum beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU YERLİ VE YABANCI UZMAN İSTİHDAMINA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2/2/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Yerli ve Yabancı Uzman İstihdamına İlişkin Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (e), (f) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) T.C. kimlik numarası beyanı veya pasaport örneği, c) Diplomasının veya çıkış belgesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği; öğrenimini yabancı ülkelerde yapmış ise denklik belgesiyle birlikte diplomanın Kurumca onaylanmış sureti, e) Yerli erkek uzmanlar için; askerlikle ilişiği olmadığına dair beyanı, f) Yerli uzmanlar için adli sicil kaydı beyanı, g) Tebligata esas adres beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: PETROL PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

69 MADDE 7/6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra aşağıda belirtilen cümle eklenmiştir. Petrol Piyasasında Lisans Başvurusu ve Bildirim Açıklamaları uyarınca sunulması gereken belge ve bilgileri 3/7/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 8 inci maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulur ve söz konusu Yönetmeliğin 8 inci maddesine uygun olarak belge ve bilgi talep edilir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6/9/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra aşağıda belirtilen cümle eklenmiştir. Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasasında Lisans Başvurusu ve Bildirim Açıklamaları uyarınca sunulması gereken belge ve bilgileri 3/7/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 8 inci maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulur ve söz konusu Yönetmeliğin 8 inci maddesine uygun olarak belge ve bilgi talep edilir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür. Spor Genel Müdürlüğünden: ÖZEL BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR TESİSLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/0/999 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ibaresi Spor Genel Müdürlüğünün şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan Genel Müdürlük ve İl Müdürlüğü tanımları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve İl Başkanlığı tanımı yürürlükten kaldırılmıştır. Genel Müdürlük: Spor Genel Müdürlüğünü, İl Müdürlüğü: Gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğünü, MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan gençlik ve spor il başkanlığına ibareleri il müdürlüğüne şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (g) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. b) Tesis işletmecisinin T.C. kimlik numarası, c) Tesis sahibi veya vekâlet edecek olan tesis sorumlusunun açık adresi ile adli sicil beyanı, d) Adres beyanı, MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

70 b) Tesis sorumlusu veya vekâlet edecek olan tesis amirinin açık adresi ve adli sicil beyanları, g) Tesis açmak isteyen tüzel kişilerin şirket ise unvanı ve ticaret sicil numarası, dernek tüzüğü veya vakıf senedinin yayınlandığı gazetenin bir nüshası. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan il başkanlığına ibaresi il müdürlüğüne şeklinde; il başkanlığının ve il başkanının ibareleri valinin şeklinde; üçüncü fıkrada yer alan gençlik ve spor il başkanlığına ibaresi il müdürlüğüne şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinde yer alan il başkanlığının ibaresi valinin şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde yer alan gençlik ve spor il başkanlıklarınca ibaresi il müdürlüklerince şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan gençlik ve spor il başkanlıkları ibaresi il müdürlüğü şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 0 Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinde yer alan il başkanlığınca ibaresi il müdürlüğünce şeklinde değiştirilmiştir. MADDE Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin başlığı Tesislerden il müdürlüğünün yararlanması şeklinde; madde metninde geçen Gençlik ve spor il müdürlüğü ibareleri İl müdürlüğü şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 inci maddesinde yer alan gençlik ve spor il başkanlıklarından ibaresi il müdürlüğünden şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan il başkanlığı ibaresi valinin şeklinde; ikinci fıkrasında yer alan il başkanı ibaresi vali şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinde yer alan Gençlik ve spor il başkanlığından ibaresi İl müdürlüğünden şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 3 inci maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürü ibaresi Spor Genel Müdürü olarak değiştirilmiştir. MADDE 7 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 8 Bu Yönetmelik hükümlerini Spor Genel Müdürü yürütür. Spor Genel Müdürlüğünden: GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SPOR KONTROLÖRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2/7/990 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Kontrolörlüğü Yönetmeliği nin adı Spor Genel Müdürlüğü Spor Kontrolörlüğü Yönetmeliği olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin inci, 2 nci, 5 inci, 6 ncı, 27 nci ve 32 nci maddeleri ile Geçici Madde de yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ibareleri Spor Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ibaresi Spor Genel Müdürlüğünün olarak değiştirilmiştir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünü ibaresi Spor Genel Müdürlüğünü olarak değiştirilmiştir.

71 MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) ve (j) bentlerinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce ibareleri Spor Genel Müdürlüğünce olarak değiştirilmiştir. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı, b) Öğrenim belgesinin aslı veya kurumca onaylı örneği, d) Askerlikle ilişkisi bulunmadığına dair beyan, f) Adli sicil beyanı, MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürü ibaresi Spor Genel Müdürü olarak değiştirilmiştir. MADDE 8 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 9 Bu Yönetmelik hükümlerini Spor Genel Müdürü yürütür. Spor Genel Müdürlüğünden: SPORCU LİSANS, TESCİL, VİZE VE TRANSFER YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/2/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sporcu Lisans, Tescil, Vize ve Transfer Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ibaresi Spor Genel Müdürlüğünün şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan Genel Müdürlük, Genel Müdür, Federasyon, İl Müdürlüğü, İlçe Müdürlüğü ve Spor Kulübü tanımları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Genel Müdürlük: Spor Genel Müdürlüğünü, Genel Müdür: Spor Genel Müdürünü, Federasyon: Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan spor federasyonlarını, İl Müdürlüğü: Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğünü İlçe Müdürlüğü: Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğünü Spor Kulübü: Spor Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilmiş spor kulübünü, MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan Özerklik verilen ibaresi Bağımsız şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Özerk ibaresi Bağımsız şeklinde, aynı fıkranın (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) T.C. kimlik numarası beyanı ile 2 adet fotoğraf. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürü ibaresi Spor Genel Müdürü olarak değiştirilmiştir. MADDE 7 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 8 Bu Yönetmelik hükümlerini Spor Genel Müdürü yürütür. Spor Genel Müdürlüğünden: GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SPORCU EĞİTİM MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 28//200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sporcu Eğitim Merkezleri Yönetmeliğinin adı, Spor Genel Müdürlüğü Sporcu Eğitim Merkezleri Yönetmeliği olarak değiştirilmiştir.

72 MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ibaresi Spor Genel Müdürlüğünün şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c), (ç), (e), (f), (g), (ğ) ve (h) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Federasyon: Spor Genel Müdürlüğü bünyesindeki federasyonlar ile bağımsız spor federasyonlarını, ç) Genel Müdürlük: Spor Genel Müdürlüğünü, e) Vali: İlin valisini, f) İl Müdürlüğü: Gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğünü, g) İl Müdürü: Gençlik hizmetleri ve spor il müdürünü, ğ) Kaymakam: İlçenin kaymakamını, h) İlçe Müdürü: Gençlik hizmetleri ve spor ilçe müdürünü, MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Başkan: Gençlik hizmetleri ve spor il müdürü, MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ç) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 2 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan il başkanının ibaresi il valisinin şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 32 nci maddesinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürü ibaresi Spor Genel Müdürü olarak değiştirilmiştir. MADDE 9 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 0 Bu Yönetmelik hükümlerini Spor Genel Müdürü yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 28// Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 25/2/ Spor Toto Teşkilat Başkanlığından: SPOR TOTO TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI İSİM HAKLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 4/3/2009 tarihli ve 2769 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Spor Toto Teşkilat Başkanlığı İsim Hakları Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan nüfus cüzdan suretlerinin ibaresi T.C. kimlik numaralarının beyanlarının olarak ve üçüncü fıkrada yer alan nüfus cüzdanı suretinin ibaresi T.C. kimlik numarası beyanının olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Spor Toto Teşkilat Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı

73 4/3/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 28/7/ Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumundan: TÜTÜN EKSPERLERİNİN GÖREV, YETKİ VE MESLEKİ SORUMLULUKLARI İLE İLGİLİ USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 24//2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Tütün Eksperlerinin Görev, Yetki ve Mesleki Sorumlulukları ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan adli sicil belgesini ibaresi adli sicil kaydına ilişkin beyanını olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 24// Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünden: MİLLİ PİYANGO İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEFTİŞ KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE /0/993 tarihli ve 275 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. e) Görevini her türlü iklim ve yolculuk koşulunda devamlı olarak yapmaya engel bir durumu bulunmamak, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 2 Müfettiş Yardımcılığı sınavına girmek isteyen adaylar; a) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı, b) Aday başvuru formu, c) KPSS sonuç belgesinin aslı veya bilgisayar çıktısı ya da Kurulca onaylı örneği, ç) Yükseköğrenim diploması veya çıkış belgesinin aslı veya aslı gösterilmek şartıyla Kurulca onaylı örneği, d) İki adet vesikalık fotoğraf, ile şahsen Kurula müracaat ederler. Yazılı sınavı kazanan adaylardan, sözlü sınava girmeden önce aşağıdaki belgeler istenir. a) Sağlıkla ilgili olarak görevini devamlı yapmaya engel bir durum olmadığına dair yazılı beyanı, b) Erkek adayların askerlikle ilişiği olmadığına dair yazılı beyanı, c) Adli sicil yazılı beyanı, ç) Kendi el yazısı ile yazılmış özgeçmişi, d) Dört adet vesikalık fotoğraf.

74 İstenen belgelerde gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar ile gerçeğe aykırı belge verenlerin sınavları geçersiz sayılır ve atamaları yapılmaz, yapılmış olsa dahi iptal edilir. Bu kişiler hiçbir hak talep edemez ve haklarında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü yürütür. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden: SİVİL HAVA ULAŞIMINA AÇIK HAVAALANLARINDA YER ALAN TERMİNALLER İLE SIHHİ İŞYERLERİ İÇİN İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK (SHY-33B) TE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/9/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sivil Hava Ulaşımına Açık Havaalanlarında Yer Alan Terminaller ile Sıhhi İşyerleri İçin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin (SHY-33B) 26 ncı maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendinde yer alan nüfus cüzdanı örneği ibaresi T.C. kimlik numarası beyanı olarak değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sivil Havacılık Genel Müdürü yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 0/9/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 20/4/ /7/ /0/ Karayolları Genel Müdürlüğünden: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEFTİŞ KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/8/993 tarihli ve 2662 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Karayolları Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan KPSS Sınav Sonuç Belgesinin aslı veya onaylı sureti ibaresi KPSS Sınav Sonuç Belgesinin fotokopisi veya bilgisayar çıktısı olarak ve dördüncü fıkrasının (a), (b), (c) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. Kimlik numarası beyanı, b) Görevini yapmaya engel bir sağlık durumunun olmadığına dair beyan, c) Askerlik durumu beyanı, e) Adli sicil beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Karayolları Genel Müdürü yürütür. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden: KIYI EMNİYETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

75 MADDE 2/3/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı Kuruluş ve Görev Yönetmeliğinin 24 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) T.C. kimlik numarası beyanı MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Kıyı Emniyeti Genel Müdürü yürütür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünden: POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PERSONELİ ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE /2/2007 tarihli ve 2677 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ç) T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürü yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı /2/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 0/7/ Gaziantep Üniversitesinden: GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KAYIT KABUL İŞLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 28//989 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gaziantep Üniversitesi Öğrenci Kayıt Kabul İşleri Yönetmeliğinin inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir. Ön lisans ve lisans programlarına kayıt için istenen belgelerin aslı veya Üniversite tarafından onaylı örneği, lisansüstü programlarda ise başvuru ve kayıt için istenen belgelerin aslı veya ilgili enstitü tarafından onaylı örneği kabul edilir. Askerlik durumu ve adli sicil kaydına ilişkin olarak ise adayın beyanına dayanılarak işlem yapılır. Ayrıca, lisansüstü programlarda kesin kayıt hakkını kazanan adaylardan, başvuru sırasında teslim ettiği belgeler tekrar istenmez. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gaziantep Üniversitesi Rektörü yürütür. KTO Karatay Üniversitesinden: KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6/2/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan KTO Karatay Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

76 () Adaylar başvurularını istenilen belgelerle ve ilan edilen süre içinde Enstitüye yaparlar. Kayıt için istenilen belgelerin aslı veya Enstitü Müdürlüğü tarafından onaylı örneği kabul edilir. Askerlik durumu ve adli sicil kaydına ilişkin olarak ise adayın yazılı beyanına dayanılarak işlem yapılır. Enstitü Yönetim Kurulu, ilgili bölüm kurulunun görüşünü alarak başvuruları incelemek ve değerlendirmek üzere en az üç öğretim üyesinden oluşan bir komisyon kurar. Komisyonun, adayların daha önceki eğitim ve başarı durumlarını göz önünde tutmak ve ALES puanı ile bölümlerin uygun göreceği diğer kriterlere göre gösterdikleri performansı değerlendirmek suretiyle yapacağı kabul ya da ret önerileri, Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile kesinleşir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini KTO Karatay Üniversitesi Rektörü yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 6/2/ KTO Karatay Üniversitesinden: KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/2/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan KTO Karatay Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Adaylar başvurularını istenilen belgelerle ve ilan edilen süre içinde Enstitüye yaparlar. Kayıt için istenilen belgelerin aslı veya Enstitü Müdürlüğü tarafından onaylı örneği kabul edilir. Askerlik durumu ve adli sicil kaydına ilişkin olarak ise adayın yazılı beyanına dayanılarak işlem yapılır. Enstitü Yönetim Kurulu, ilgili bölüm kurulunun görüşünü alarak başvuruları incelemek ve değerlendirmek üzere en az üç öğretim üyesinden oluşan bir komisyon kurar. Komisyonun, adayların daha önceki eğitim ve başarı durumlarını göz önünde tutmak ve ALES puanı ile bölümlerin uygun göreceği diğer kriterlere göre gösterdikleri performansı değerlendirmek suretiyle yapacağı kabul ya da ret önerileri, Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile kesinleşir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini KTO Karatay Üniversitesi Rektörü yürütür. [R.G. 03 Nisan ] Adalet Bakanlığından: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin yargılama ve yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esasları düzenlemektir.

77 Kapsam MADDE 2 () Bu Yönetmelik, 2//20 tarihli ve 600 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP ın kullanılmasına dair usul ve esasları kapsar. Dayanak MADDE 3 () Bu Yönetmelik, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası, 37 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 386 ncı maddesi, 445 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 449 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Yönetmelikte geçen; a) Avukat Bilgi Sistemi: Avukatların internet üzerinden UYAP a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi, b) Bakanlık: Adalet Bakanlığını, c) Bilirkişi Bilgi Sistemi: Bilirkişilerin internet üzerinden UYAP a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi, ç) Bilişim sistemi: Bilgisayar, çevre birimleri, iletişim altyapısı ve programlardan oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistemi, d) Daire başkanı: Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi başkanını, e) Dış birim: UYAP sistemine dâhil olmayan diğer kamu kurumları ve özel kuruluşları, f) Elektronik ortam: Bilişim sistemi ve bilişim ağından oluşan toplam ortamı, g) Elektronik veri: Elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan veya saklanan kayıtları, ğ) Erişim: Bir bilişim sistemine bağlanarak kullanım imkânı kazanılmasını, h) Hukuk dairesi: Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesini, ı) Kanun: Hukuk Muhakemeleri Kanununu, i) Kayıt: Fizikî veya elektronik ortamda üretilen ya da bu ortama aktarılan veya taşınan, bilgi, belge ve verinin saklanmasını, j) Kurum Bilgi Sistemi: Tüzel kişilerin internet üzerinden UYAP a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi, k) Ön büro: Davanın açılmasından başlamak üzere yargılama ile ilgili bütün işlemler ile mahkemelere sunulan veya mahkemelerden talep edilen her türlü evraka ilişkin işlemlerin yapıldığı, genellikle adliyelerin giriş kısımlarında bulunan ve tüm hukuk mahkemelerine hizmet veren yazı işleri birimini, l) Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS): UYAP Bilişim Sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı ses ve görüntü bilişim sistemini, m) Tevzi bürosu: Dava ve işlerin mahkemelere gönderilmesi işleminin yapıldığı yeri, n) Tevzi kriteri: Dava, istinabe ve işlerin mahkemelere dağılımının ne şekilde yapılacağını gösteren usul ve esasları, o) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP): Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan yargı bilişim sistemini, ö) Vatandaş Bilgi Sistemi: Vatandaşların internet üzerinden UYAP a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapmalarını sağlayan sistemi, p) Veri: Bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değeri, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Genel Esaslar UYAP ın kullanılması

78 MADDE 5 () Mahkemeler ve hukuk dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir. (2) Daire başkanı, hâkim, üye, yazı işleri müdürü ve diğer personel iş listesini günlük olarak kontrol etmek ve yargılamanın bulunduğu aşamanın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. (3) Mahkemelere ve hukuk dairelerine fizikî olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir. (4) Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukuk dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler. (5) Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden mahkeme veya hukuk dairelerine gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin onayını gerektiren evrak hâkimin iş listesine yönlendirilir. (6) Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez. (7) Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları mahallinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortama aktarılması imkânsız olan belgeler ise fiziki ortamda saklanır ve gerektiğinde fizikî olarak gönderilir. (8) UYAP üzerinden hazırlanmış ve güvenli elektronik imza ile imzalanmış evrakın dış birimlere elektronik ortamda gönderilememesi halinde; belge veya kararın fizikî örneği alınır, güvenli elektronik imza ile imzalanmış aslının aynı olduğu belirtilerek altı hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanmak sureti ile gönderilir. (9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmaması açısından saat 00:00 a kadar yapılması zorunludur. (0) Fizikî ortamda yapılan işlemlerde süre mesai saati sonunda biter. Yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi MADDE 6 () Mahkemelerde ve hukuk dairelerinde bir yazı işleri müdürü, yeterli sayıda zabıt kâtibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler bulunur. (2) Yazı işleri hizmetleri ilgisine göre mahkeme hâkimi veya daire başkanının denetimi altında, ilgili yazı işleri müdürü ve onun yönetiminde zabıt kâtibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler tarafından yürütülür. (3)Yazı işleri müdürünün görevleri şunlardır: a) Mahkeme yazı işlerini denetlemek. b) Talep halinde gerekçeli kararın tebliğini sağlamak. c) Harç tahsil müzekkerelerini yazmak ve kesinleştirme işlemlerini yapmak. ç) Zabıt kâtipleri arasında iş bölümü yapmak. d) Dava dilekçesini ve havalesi gereken evrakı havale etmek. e) Yönetimi altında bulunan zabıt kâtipleri ve diğer memurları yetiştirmek. f) Hukukî başvuru veya kanun yolları incelemesi için dosyayla ilgili gerekli işlemleri yapmak ya da yaptırmak. g) Bilirkişilere fiziki ortamda teslimi gereken dosyalarla ilgili işlemleri yerine getirmek.

79 h) Harcın hesaplanması ve hukuk mahkemeleri veznesi bulunmayan yerlerde tahsiline ilişkin işlemleri yapmak. ı) Dosyaya ait kıymetli evrak ve değerli eşyanın uygun yerde muhafazasını sağlamak. i) Yargılamanın bulunduğu aşamanın gereklerini yerine getirmek. j) Arşivin düzenli tutulmasını sağlamak. k) Teminatın iadesi gereken hallerde gerekli işlemleri yerine getirmek. l) Mevzuattan kaynaklanan veya hâkim tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek. (4) Zabıt kâtibinin görevleri şunlardır: a) Duruşma ve keşiflere katılmak, hâkim tarafından yazdırılanlar ile doğrudan yazılmasına izin verilen beyanları tutanağa yazmak. b) Ara kararları yerine getirmek. c) Gerekçeli kararları hâkimin bildirdiği şekilde yazmak. ç) Yargılaması devam eden dosyaları düzenli ve eksiksiz bir şekilde muhafaza etmek. d) Tamamlanıp kesinleşen dosyaları arşive kaldırtmak. e) Tarafların dosyaları incelemesine nezaret etmek ve dosya inceleme tutanağını düzenlemek. f) Karar ve tutanakları dikkat ve itina ile yazarak imzasız bırakmamak. g) Cevabı gelmeyen müzekkerelerin tekidini yapmak. ğ) Dizi pusulası düzenlemek. h) Mevzuattan kaynaklanan veya hâkim ya da yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek. (5) Mübaşirin görevleri şunlardır: a) Kâtip tarafından hazırlanan ve duruşması yapılacak dosyaları incelenmek üzere duruşma gününden önce hâkime götürmek. b) Günlük duruşma listesini yapmak ve görülebilecek bir yere asmak. c) Duruşma sırası gelenleri duruşma salonuna davet etmek. ç) Duruşmaya alınanların salondaki yerlerini göstermek ve buna uyulmasını sağlamak. d) Yemin verilmesi ve kararın açıklanması başta olmak üzere, duruşma ve keşif esnasında izlenmesi gereken davranış kurallarını taraflara ve ilgililere açıklamak. e) Müzekkereler ve tebligatların ilgili kurum ya da kişilere ulaşmasını sağlamak üzere posta ve zimmet işlemlerini yerine getirmek. f) Duruşmanın gizli yapılması kararı alındığında salonu boşaltmak. g) Hâkimin uygun bulduğu kişilerin dosyadan fotokopi almasına yardımcı olmak. ğ) Ertelenen duruşma tarihini yazarak taraflara vermek. h) Arşive gitmesi gereken dosyalar ile arşivden çıkarılması gereken dosyalara ilişkin işlemleri yapmak ve arşivi düzenli tutmak. ı) Fiziki ortamda sunulan evrakı en kısa sürede dosyasına düzenli bir şekilde takmak. i) Hâkimin ve yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek. (6) Hizmetlinin görevleri şunlardır: a) Mahkemeye ait alanları tertipli, düzenli ve temiz halde tutmak. b) Mübaşirin olmadığı ya da yetersiz kaldığı zamanlarda ona ait işleri yapmak ve yardımcı olmak. c) Hâkimin ve yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek. İş bölümü ve denetim MADDE 7 () Yazı işleri müdürü, ilgisine göre hâkimin veya daire başkanının onayını alarak, zabıt kâtibi, memur, mübaşir ve diğer görevliler arasında iş bölümü yapar. Yazı işleri bürosunun birden fazla hâkime bağlı çalıştığı ilk derece hukuk mahkemelerinde tüm hâkimlerin onayı alınır.

80 (2) Yazı işleri müdürü, hizmetlerin verimli ve düzenli bir şekilde yürütülmesi için zabıt kâtipleriyle, memur ve diğer görevlilere işlerin öğretilmesi de dâhil olmak üzere her türlü tedbiri alır. İlgili yazı işleri müdürü ve personel işin birikmesi veya gecikmesinden birlikte sorumludur. (3) Yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesinde gerektiğinde hukuk dairesi başkanı üyelere görev verebilir. Hâkim ve savcı adayları ile avukat stajyerlerinin yazı işleri hizmetlerinde çalıştırılması MADDE 8 () Avukat stajyerleri ilgisine göre hâkim veya daire başkanının uygun görmesi ile uygulama bilgilerini geliştirmek amacıyla yazı işleri hizmetlerinde çalıştırılabilir. Ancak bir defa yapmakla öğrenebilecek işler devamlı yaptırılamaz. (2) Hâkim ve savcı adayları, /6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adayları ile İdari Yargı Hâkim Adaylarının Staj Dönemi ile Staj Mahkemelerine İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre yazı işleri hizmetlerinde çalıştırılabilir. İKİNCİ KISIM Mahkemeler ve Hukuk Daireleri Yazı İşleri Hizmetleri BİRİNCİ BÖLÜM Kayıtlar, Tahsis Amacı ve Kullanılış Şekli Tutulacak kayıtlar MADDE 9 () Mahkemeler ve hukuk dairelerinde aşağıda gösterilen kayıtların UYAP ta tutulması zorunludur. Bu kayıtlar tarih, sıra numarası, hazırlayan veya onaylayan kişiye göre sorgulanabilir şekilde tutulur. Tutulacak kayıtlar şunlardır: a) Esas kaydı. b) Karar kaydı. c) İstinaf kaydı. ç) Temyiz kaydı. d) İstinabe kaydı. e) Değişik işler kaydı. f) Duruşma günleri kaydı. g) Keşif günleri kaydı. ğ) Taşra istinaf veya temyiz kaydı. h) Satış talep edilen ortaklığın giderilmesi dosyalarının kaydına mahsus esas kaydı. ı) Ortaklığın giderilmesi satış paralarının kaydına mahsus kasa kaydı. i) Tereke esas kaydı. j) Tereke karar kaydı. k) Tereke kasa kaydı. l) Mirası ret kaydı. m) Posta mutemet kaydı. n) Tevzi kaydı. o) Zimmet kaydı. ö) Harç tahsil müzekkeresi zimmet kaydı. p) Vakıf tescil kaydı. r) Vesayet ad kaydı. s) Kıymetli evrak ve eşya kaydı. ş) Sosyal inceleme-görüşme kaydı. t) Muhabere kaydı. u) Hakem kararları saklama kaydı. Esas kaydı MADDE 0 () Davaların aşamalarının işlendiği kayıttır.

81 (2) Esas kaydı; sıra numarası, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerinin ad ve soyadları, T.C. kimlik numarası, varsa ticaret sicil numarası veya merkezi tüzel kişi kimlik numarası, davanın konusu, davanın aşaması, nihai karar ve tarihi, kanun yolları işlemleri ve düşünceler sütunlarını içerir. (3) Davanın aşaması sütununa davanın dilekçeler, ön inceleme ve tahkikat aşamalarına ilişkin bilgiler yazılır. Karar kaydı MADDE () Mahkemece verilen kararlara ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. (2) Karar kaydı; karar sıra numarası, karar tarihi, dosya esas sıra numarası, kararı veren hâkim veya daire başkanı ve üyelerin ad ve soyadları ile sicil numaraları, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, karar sonucu ve davanın konusu sütunlarını ihtiva eder. (3) Dava sonunda esas, hakem, tereke, değişik iş dosya türlerinden verilen hüküm ve kararlar, tarih sırası ve sıra numarası ile elektronik ortamda görüntülenir. İstinaf kaydı MADDE 2 () Mahkemece verilen hükümler aleyhine yapılan istinaf başvurularına ilişkin olarak tutulan kayıttır. (2) İstinaf kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, istinaf yoluna başvuran tarafın sıfatı, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, aleyhine istinaf yoluna başvurulan tarafın sıfatı, adı ve soyadı, istinaf dilekçe tarihi, davanın nev i, karar tarihi ve numarası, aleyhine istinaf yoluna başvurulana tebliğ tarihi, istinaf şartlarının yerine getirilip getirilmediği, dosyanın hangi bölge adliye mahkemesinin hangi hukuk dairesine gönderildiği, gönderilme tarihi, dosyanın istinaf incelemesinden döndüğü tarih ve neticesi ile düşünceler sütunlarını içerir. Temyiz kaydı MADDE 3 () Mahkemece veya ilgili hukuk dairesince verilen hükümler aleyhine yapılan temyiz başvurularına ilişkin olarak tutulan kayıttır. (2) Temyiz kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, temyiz yoluna başvuranın taraf sıfatı, adı ve soyadı, aleyhine temyiz yoluna başvurulanın taraf sıfatı, adı ve soyadı, temyiz dilekçe tarihi, davanın nev i, karar tarih ve numarası, aleyhine temyiz olunana tebliğ tarihi, temyiz şartlarının yerine getirilip getirilmediği, dosyanın Yargıtay ın hangi dairesine gönderildiği, gönderilme tarihi, dosyanın temyiz incelemesinden döndüğü tarih ve neticesi ile düşünceler sütunlarını içerir. İstinabe kaydı MADDE 4 () Başka yer mahkemelerinden veya ilgili hukuk dairelerinden dava ve işlerle ilgili olarak gönderilen istinabe taleplerine ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. (2) İstinabe kaydı; sıra numarası, müracaat ve tevdi tarihi, dosyadaki taraflar, talebin nev i, tarihi, gönderen mahkeme veya hukuk dairesinin adı ve dosya esas sıra numarası, muamele neticesi, iade tarihi ve düşünceler sütunlarını içerir. Değişik işler kaydı MADDE 5 () Yukarıda sayılan kayıtlarda tutulması gerekmeyen ihtiyatî tedbir, delil tespiti gibi karar ve işlemlerin tutulduğu kayıttır. (2) Değişik işler kaydı; sıra numarası, talep tarihi, talep eden ile varsa karşı tarafın, adı ve soyadı ya da unvanı, T.C. kimlik numarası, varsa ticaret sicil numarası veya merkezi tüzel kişi kimlik numarası, talep konusu, karar numarası, kararın özeti ve tarihi ile düşünceler sütunlarını içerir. Duruşma günleri kaydı MADDE 6 () Mahkemelerin ve hukuk dairelerinin iş durumlarına göre duruşma yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dâhilinde raporlanabildiği kayıttır.

82 (2) Duruşma günleri kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, duruşma gün ve saati, tarafların ad ve soyadları, davanın türü, duruşmanın bırakıldığı tarih, karar numarası ve işlem sonucu sütunlarını içerir. Keşif günleri kaydı MADDE 7 () Mahkemelerin ve hukuk dairelerinin iş durumlarına göre keşif yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dâhilinde tutulduğu kayıttır. (2) Keşif kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, keşif gün ve saati, davanın türü, tarafların ad ve soyadları ve işlem sonucu sütunlarını içerir. Taşra istinaf veya temyiz kaydı MADDE 8 () Başka yer mahkemeleri veya hukuk daireleri ile ilgili olarak gönderilecek istinaf veya temyiz başvurularının tutulduğu kayıttır. (2) Taşra istinaf veya temyiz kaydı; sıra numarası, gönderilecek yer mahkemesi veya hukuk dairesinin adı, evrak özeti, dilekçe tarihi, dosya numarası, düşünceler sütunlarını içerir. Satış talep edilen ortaklığın giderilmesi dosyalarının kaydına mahsus esas kaydı MADDE 9 () Satış talep edilen ortaklığın giderilmesi dosyalarının kaydının ve geçirdiği safahatın tutulduğu kayıttır. (2) Bu kayıt; sıra numarası, satış kararını veren mahkemenin adı, dosya esas sıra numarası, karar tarihi, karar numarası, hissedarların ad ve soyadları, satış talebi tarihi, satış memurunun adı ve soyadı, dosyayı aldığı tarih, satışı müteakip dosyanın mahkemeye tevdi tarihi, banka hesap numarası, satıştan elde edilen paranın hissedarlara tevziine dair muameleler ve netice sütunlarını içerir. Ortaklığın giderilmesi satış paralarının kaydına mahsus kasa kaydı MADDE 20 () Satıştan elde edilen para için tutulan kayıttır. Hak sahiplerine dağıtılacak bu paralar için bankada ayrı bir hesap açtırılır. (2) Bu kayıt; sıra numarası, işlem türü, işlem tarihi, parayı yatıran veya çekenin adı ve soyadı, sicil numarası, birim adı, dosya esas sıra numarası, makbuz numarası, miktar sütunlarını içerir. (3) İşlem türü sütununa işlemin tahsilât veya reddiyat olduğu yazılır. Tereke esas kaydı MADDE 2 () Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük Kapsamında Tutulacak Defterler, Özel Kütük, Dosyalar, Tutanaklar ve Diğer Evrakın Düzenlenmesine Dair Yönetmelik gereğince tutulan ve ayrıca tereke mallarının korunması, defterinin tutulması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak için tutulan kayıttır. (2) Tereke esas kaydı; sıra numarası, varsa ilgili dosya esas numarası, davanın açıldığı tarih, başvuranın, miras bırakanın ve varsa veli, vasi veya kayyımın adı ve soyadı, adresleri ve T.C. kimlik numaraları, başvuru tarihi, miras bırakanın ölüm tarihi, hükmün sonucu, tarih ve numarası, kanun yollarına başvurma sütunlarını içerir. Tereke karar kaydı MADDE 22 () Tereke dosyalarına ilişkin mahkemece verilen kararların tutulduğu kayıttır. (2) Tereke karar kaydı; sıra numarası, karar tarihi, dosya esas sıra numarası, kararı veren hâkimin adı ve soyadı ile sicil numarası, başvuranın, miras bırakanın ve varsa veli, vasi veya kayyımın adı ve soyadı, karar sonucu ve davanın konusu sütunlarını içerir. Tereke kasa kaydı MADDE 23 () Terekeye ait bankaya yatırılan ve çekilen para için tutulan kayıttır. Bu para için bankada her dosya bakımından ayrı bir hesap açtırılır. (2) Bu kayıt; sıra numarası, işlem türü, işlem tarihi, parayı yatıran veya çekenin adı ve soyadı, sicil numarası, birim adı, dosya esas sıra numarası, makbuz numarası, miktar sütunlarını içerir.

83 Mirası ret kaydı MADDE 24 () Mirasçıların mirası ret etmesi halinde tutulan kayıttır. (2) Mirası ret kaydı; miras bırakanın adı ve soyadı, ölüm tarihi, mirası ret için başvuru tarihi, reddedenin adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası, reddedenin ikâmet adresi, ret beyanını içeren tutanağın tarihi, tereke esas numarası, mirasçılık belgesini veren mahkemenin adı ile esas ve karar numarası ve düşünceler sütununu içerir. (3) Reddeden mirasçıya mirası ret ettiğine dair belge verilmiş ise bu husus düşünceler sütununda belirtilir. (4) Reddeden mirasçıya talebi halinde, mirası ret kaydı numarasını içeren, mahkeme mührü ile mühürlenmiş ve zabıt kâtibi tarafından imzalanmış mirası reddettiğine ilişkin bir belge verilir. Posta mutemet kaydı MADDE 25 () Havale yoluyla gelen paraya ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. (2) Bu kayıt; havalenin çıkış yeri, numarası, tarihi, cinsi, miktarı, gönderenin adı ve soyadı, dosya numarası, posta görevlisinin adı ve soyadı, kasa kayıt tarihi ve numarası, tahsilât makbuzunun tarihi ve numarası sütunlarını içerir. (3) Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır. Tevzi kaydı MADDE 26 () Tevzi bürosunca dava veya işlerin hangi mahkemeye veya hukuk dairesine gönderildiğine ilişkin tutulan kayıttır. (2) Tevzi kaydı; sıra numarası, dağıtım yapılan mahkemenin veya hukuk dairesinin adı, dosyanın esas numarası ile esas numarasının verildiği tarih ve saati, tarafların adı, soyadı veya unvanı ve davanın konusu sütunlarını içerir. Zimmet kaydı MADDE 27 () Mahkemelerden veya hukuk dairelerinden çeşitli mercilere gönderilen evrakın işlendiği kayıttır. (2) Zimmet kaydı; sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı ve evrakı alanın imzası sütunlarını içerir. (3) Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır. Harç tahsil müzekkeresi zimmet kaydı MADDE 28 () Mahkemelerden veya hukuk dairelerinden gönderilen harç tahsil müzekkerelerinin işlendiği kayıttır. (2) Zimmet kaydı; sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı ve evrakı alanın imzası sütunlarını içerir. (3) Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır. Vakıf tescil kaydı MADDE 29 () Mahkemece vakfın sicile tesciline ilişkin tutulan kayıttır. (2) Vakıf tescil kaydı; sıra numarası, vakfın adı, sicil tarihi ve tescili yapan taraf, lehine tescili yapılan taraf, tescil yapılma sebebi, tescil tarihi ve düşünceler sütunlarını içerir. Vesayet ad kaydı MADDE 30 () Vesayet altına alınan veya kendilerine kayyım tayin olunanların alfabetik sırayla adlarının tutulduğu defterdir. (2) Vesayet ad kaydı; sıra numarası, esas numarası, karar numarası, kısıtlı, vasi, kayyım veya gaibin adı ve soyadı, T.C. kimlik numaraları, işi, adresi, ikametgâhı, vesayet altına alınma sebebi, vesayet altına alındığı tarih, vasi veya kayyımın tayin edildiği tarih, göreve başlayış tarihi, görevin bitiş tarihi, malın devir ve teslim edildiği tarih ve düşünceler sütunlarını içerir.

84 Kıymetli evrak ve eşya kaydı MADDE 3 () Mahkeme, hukuk dairesi, tereke hâkimliği, ortaklığın giderilmesi satış memurluğu veznesince alınan döviz cinsinden paralar ile diğer kıymetli evrak ve eşyaların işlendiği kayıttır. (2) Kıymetli evrak eşya kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, verilen makbuzun tarihi ve numarası, kıymetli evrakın sahibinin adı ve soyadı, kıymetli evrakın cinsi, âdeti, numarası, takdir edilen kıymeti, satılmış ve paraya çevrilmişse bedeli, aynen iade olmuşsa iade tarihi, iade alanın adı, soyadı ve imzası, nerede saklandığı ve düşünceler sütunlarını içerir. Sosyal inceleme-görüşme kaydı MADDE 32 () Mahkemece veya hukuk dairesince sosyal incelemecilerin raporlarına ilişkin tutulan kayıttır. (2) Sosyal inceleme-görüşme kaydı; sıra numarası, ilgili dosya esas numarası, tarafların ad ve soyadları, uzmanların ad ve soyadları, dosyanın veriliş tarihi, dosyanın geldiği tarih ve rapor özeti sütunlarını içerir. Muhabere kaydı MADDE 33 () Yukarıdaki maddelerde düzenlenen kayıtlara işlenmesi gerekenler dışında gelen ve giden evrak ile başka yer mahkemeleri veya diğer kurumlara gönderilmek üzere verilen dilekçelere ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. (2) Muhabere kaydı; sıra numarası, evrakın tarih veya numarası, gönderilen veya gönderen mahkeme, hukuk dairesi veya kurumun adı, geliş veya gönderilme tarihi, evrakın özeti, düşünceler sütunlarını içerir. Hakem kararları saklama kaydı MADDE 34 () Hukuk Muhakemeleri Kanununun 436 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece saklanacak hakem kararlarına ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. (2) Hakem kararları saklama kaydı, sıra numarası, kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin ad ve soyadları, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, T.C. kimlik numarası, davanın konusu, nihai karar ve tarihi ile düşünceler sütunlarını içerir. Yeni kayıt eklenmesi ve sorgulama MADDE 35 () Bu Yönetmelikte düzenlenen kayıtlara gerek görüldüğünde Bakanlık tarafından yeni kayıtlar veya mevcut kayıtlara yeni sütunlar eklenebilir. (2) Bu kayıtlardaki verilerin bir veya birkaçı bir arada sorgulanıp raporlanabilir. İKİNCİ BÖLÜM Davanın Açılması ve İşlerin Kaydı Davanın açılması MADDE 36 () Dava dilekçesi, tevzi bürosu, ön büro veya tevzi işiyle görevlendirilen yazı işleri personeline teslim edilir. (2) Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansı, harca tabi değilse gider avansı tahsil edildikten sonra tevzi edilir ve tevzi formunun bir örneği başvuru sahibine verilir. (3) Tevzi işlemi tamamlandığında, dosya hangi mahkemeye gönderilmiş ise o mahkemenin esas kaydından numara alır ve sistem tarafından aynı anda tevzi formu düzenlenir. Tevzi formu, dava veya işlerin hangi mahkemeye veya hukuk dairesine gönderildiğini gösteren ve başvuru sahibine verilen alındı belgesidir. Tevzi formu, dağıtım yapılan mahkemenin adını, dosyanın esas numarası ile esas numarasının verildiği tarih ve saati, dosya türünü, tarafların ad ve soyadlarını, davanın konusunu ve varsa ilişkili dosya numarasını içerir. (4) Başka yer tevzi bürosundan açılan davalarda da yukarıdaki fıkralar uygulanır. Başka yer tevzi bürosu, ilgili mahkemeye doğrudan tevzi yapar ve teslim aldığı evrakı elektronik

85 ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. Posta ve havale masrafı düşüldükten sonra, gider avansından kalan miktar ilgili mahkemenin hesabına aktarılır. (5) Dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. (6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması halinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fiziki ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda dava, söz konusu tutanağın düzenlendiği tarihte açılmış sayılır. (7) Fiziksel ortamda gelen tüm belgeler derhal elektronik ortama aktarılır. (8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden dava açabilmeleri için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişilerin elektronik ortamda açacakları davaların yargılama harçları ve gider avansı elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarılır. Bu işlemlerin kredi kartı ve benzeri ödeme araçları ile de yapılması sağlanabilir. Dava, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir tevzi formu oluşturulur. (9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılabilir. Bu işler için ayrıca el ürünü imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden dava açabilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Yargılama harçları ve gider avansı davanın açılması esnasında avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin baro kartı veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Dava, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir tevzi formu oluşturulur. (0) Dava, fiziksel ortamda mesai saati, elektronik ortamda ise saat 00:00 a kadar açılabilir. Basit yargılama usulünde dava ve cevap dilekçesinin verilmesi MADDE 37 () Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçeyle olur. (2) Basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçeleri UYAP Bilgi Sistemlerinde yer alan dava ve cevap dilekçesi formları doldurulmak suretiyle de verilebilir. (3) Dava dilekçesi formunda aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının T.C. kimlik numarası ile varsa ticaret sicil numarası veya tüzel kişi kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanunî temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukukî sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanunî temsilcisinin veya vekilinin imzası. (4) Cevap dilekçesi formunda aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davalı yurt dışında ise açılan dava ile ilgili işlemlere esas olmak üzere yurt içinde göstereceği bir adres. c) Davalının T.C. kimlik numarası ile varsa ticaret sicil numarası veya tüzel kişi kimlik numarası. ç) Varsa, tarafların kanunî temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.

86 d) Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. e) Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. f) Dayanılan hukukî sebepler. g) Açık bir şekilde talep sonucu. ğ) Davalının veya varsa kanunî temsilcisinin yahut vekilinin imzası. (5) Dava veya cevap dilekçesi formu, fizikî ortamda tevzi bürosu ya da ön bürodan temin edilerek doldurulması suretiyle verilebilir. (6) Dava ve cevap dilekçesi formlarının elektronik ortamda verilebilmesi için güvenli elektronik imza sahibi olunması gerekir. Aksi halde dava ve cevap dilekçesi formları elektronik ortamda doldurulduktan sonra alınacak çıktısı el ile imzalanır. Dava ve işlerin tevzii MADDE 38 () Dava, istinabe evrakı ve diğer işler puanlama yöntemine göre mahkemelere tevzi edilir. Her mahkemeye eşit puanda dava ve iş gönderilmesi sağlanır. Puanlama kriterleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir. (2) Dava ve işlerin tevziinden kaynaklanan uyuşmazlıklar başvuru üzerine ilgisine göre, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanı veya bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu başkanı tarafından tevzi kriterleri esas alınarak karara bağlanır. Havale, dilekçe ve belgelerin alınması MADDE 39 () Dava ile ilgili mahkemeye veya hukuk dairesine sunulan her türlü dilekçe ve belge ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir. Dilekçe veya belgenin alındığına ve elektronik ortama aktarıldığına dair başvuru sahibine ücretsiz olarak bir alındı belgesi verilir. Bu belge aynı zamanda havale yerine geçer. (2) Fiziken teslim alınıp elektronik ortama aktarılan veya doğrudan elektronik ortamda gelen dilekçe veya belge, hâkim veya görevlendireceği personel tarafından incelendikten sonra dosyasına aktarılır. Tensip tutanağı MADDE 40 () Davanın açılmasından sonra, dilekçeler aşamasının başında her dosya için bir tensip tutanağı düzenlenir. Tensip tutanağında yer alacak hususlar hâkimin takdirinde olmak kaydıyla; tensip tutanağının başına mahkemenin adı, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hangi sıfatla görev yaptığı, hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, tarafların kimlikleri ile T.C. kimlik numaraları, varsa kanunî temsilcileri ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri yazıldıktan sonra aşağıdaki hususlara yer verilebilir. a) Dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 9 uncu maddesinde düzenlenen unsurları taşıyıp taşımadığının tespiti ile eksiklik bulunması halinde ne gibi işlemin yapıldığı. b) Davanın türü. c) Davanın tabi olduğu yargılama usulü. ç) Karşılıklı dilekçelerin ve eklerinin tebliği ile gerekli işlemlerin yapılması. d) Tarafların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 inci maddesi ve 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince delil olarak gösterdikleri belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermeleri ile başka yerden getirilecek belgelere ilişkin gerekli bilgileri vermeleri, davacının delilleri için gider avansının kullanılacağı, davalının gerekiyorsa tespit edilecek delil avansını da yatırması, tarafların bu hususları yerine getirmedikleri takdirde, basit yargılama usulüne ilişkin hükümler saklı olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununun 40 ıncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince ancak ön inceleme aşamasında bu eksiklikleri tamamlayabilecekleri, aksi halde bu delillerinden vazgeçmiş sayılacakları.

87 e) Dilekçelerin tamamlanmasından sonra ön incelemenin duruşmalı yapılıp yapılmayacağına karar verileceği, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilmesi halinde duruşma tarihinin dilekçelerin tamamlanmasından sonra belirleneceği ve avanstan karşılanarak bildirileceği. f) Ön incelemede yargılamaya devam edilmesine karar verilmesi halinde, ön incelemenin sonunda ya da daha sonra tahkikat duruşması için gün verileceği. g) Dosyanın durumuna göre gerek görülen diğer hususlar. (2) Tensip tutanağının düzenlenmesinden sonra ilgili her aşamada gerekli kararlar verilerek işlemler yerine getirilir. Ön inceleme MADDE 4 () Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasına geçilir. Ön inceleme aşamasının sonunda aşağıdaki hususları içeren bir ön inceleme tutanağı düzenlenir. a) Ön incelemenin duruşmalı yapılıp yapılmadığı, ön inceleme duruşmalı yapılıyorsa duruşmaya taraflardan hangisinin katıldığı ya da mazeretinin bulunup bulunmadığı. b) Dava şartlarının mevcut olup olmadığı, eksiklik varsa ne tür işlem yapıldığı. c) İlk itiraz bulunup bulunmadığı ve varsa ne tür işlem yapıldığı. ç) Davacının iddialarının ve bunların dayanaklarının özetle neler olduğu. d) Davalının savunmalarının ve bunların dayanaklarının özetle neler olduğu. e) Tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla nelerden ibaret bulunduğu. f) Tarafların sunmadıkları belgelerin neler olduğu, dilekçelerinde belirttikleri tüm belgeleri sunup sunmadıkları, ayrıca başka yerden getirilecek delillere ilişkin bilgi vermedikleri bir hususun bulunup bulunmadığı ve bu konuda ne şekilde işlem yapıldığı, bu aşamada karar verilmişse gerekli delil avansını yatırmaları. g) Ön incelemede yapılması gereken diğer işlemlerin yapılıp yapılmadığı. ğ) İddia ya da savunmasını genişleten taraf olup olmadığı, bu konuda karşı tarafın açık muvafakatinin bulunup bulunmadığı. h) Tarafların sulhe teşvik edildikleri ve sonuçlarının ne olduğu. ı) Eğer ön inceleme duruşması sonunda tahkikat için duruşma günü verilebiliyor ise duruşma günü, duruşma günü verilemiyor ise tahkikat için duruşma gününün sonradan bildirileceği ya da duruşma günü vermeden tahkikata geçileceği. (2) Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat işlemleri yapılamaz. Basit yargılama usulünde ön inceleme ile tahkikat duruşması birlikte yapılabilir. Yazılı yargılama usulünde de, hâkim ön incelemeyi tamamlayıp gerekli kararları verdikten sonra, aynı duruşmada tahkikata geçerek gerekli kararları verebilir. Ön inceleme ile tahkikat duruşmasının birlikte yapılması halinde, yargılama aşamaları tutanakta ayrı ayrı belirtilir. (3) Hâkim tarafından Ek de yer alan Örnek Ön İnceleme Kontrol Formu kullanılmak suretiyle ön inceleme tutanağı düzenlenebileceği gibi ön inceleme tutanağı re sen de düzenlenebilir. Ek de yer alan veya hâkim tarafından re sen oluşturulan form elektronik ortamda doldurulup güvenli elektronik imza ile imzalanarak kaydedilir ve ön inceleme tutanağına eklenir. Dosyaların incelenmesi ve örnek alma MADDE 42 () Zabıt kâtibinin gözetimi altında taraflar veya fer î müdahil, dava dosyasını inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla hâkimin ya da bu konuda yetkilendirdiği yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilir. (2) Avukatlar ve stajyerler, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını zabıt kâtibinin gözetiminde her zaman inceleyebilirler. İncelemenin yapıldığına dair düzenlenen dosya inceleme tutanağı avukat veya avukat stajyeri ile zabıt kâtibi tarafından imzalanarak dosyasında saklanır.

88 (3) Davacı, davalı, fer i müdahil ve vekilleri dava dosyasındaki veya elektronik ortamdaki bütün tutanak ve belgelerin onaysız fotokopi ya da çıktısını harçsız olarak alabilirler. Avukatların belge örneği alabilmeleri için vekâletnamelerinin bulunması zorunludur. (4) Gizli olarak saklanmasına karar verilen belge ve tutanakların incelenmesi hâkimin açık iznine bağlıdır. (5) Taraf vekilleri UYAP Avukat Bilgi Sistemi vasıtasıyla dava dosyalarını inceleyebilir ve örnek alabilirler. (6) Taraflar elektronik imza sahibi olmak koşuluyla UYAP Vatandaş veya Kurum Bilgi Sistemi vasıtasıyla tarafı oldukları dava ve işlere ait tüm evrakı inceleyebilir, örnek alabilirler. Elektronik imza sahibi olmayan taraflar sadece dava ve işlerin kapak bilgilerine ulaşabilirler. Dizi listesi MADDE 43 () Dava dosyasının fiziksel olarak diğer bir mahkeme veya mercie gönderilmesi gerektiğinde, zabıt kâtibince dosya içerisindeki her türlü belgeyi gösteren bir dizi listesi yapılır ve altı imzalanır. Gönderilen dosyanın son duruşma tutanağının bir örneği ile dizi listesinin bir sureti alınarak geçici bir dosya açılır. Duruşma listesi MADDE 44 () Duruşmalı işlerde mahkemenin adı, dosya esas sıra numarası, tarafların ad ve soyadları, duruşma tarih ve saati bir liste halinde duruşmadan önce ilgililerin erişimine sunulur. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yargılama Giderleri Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi MADDE 45 () Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (5) Delil avansının ödenmesine, hâkim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilir. (6) Harç, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tahsil edilmesi gereken avans ve para cezaları elektronik ortamda tahsil edilebilir. Tahsil işlemi bankalar aracılığıyla olabileceği gibi Barokart, kredi kartı ve benzeri araçlarla da yapılabilir. (7) Gider ve delil avansı olarak tahsil edilen paraların, mutad ödemeler dikkate alınarak belirlenecek olan günlük ihtiyaçtan fazlası Bakanlıkça belirlenen bankaya yatırılır. Harçların ve para cezalarının tahsili

89 MADDE 46 () Harçların ve para cezalarının tahsili için gereken müzekkereler yazı işleri müdürü tarafından yazılır. Her yıl bütçe kanunu ile belirlenen terkin sınırının altında kalan harçlarla ilgili müzekkere yazılmaz. (2) Harç tahsil müzekkereleri karar tarihinden itibaren en geç iki ay onbeş gün içinde yazılmak zorundadır sayılı Kadastro Kanununun 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca harç tahsil müzekkereleri hükmün kesinleştiği tarihten itibaren onbeş gün içinde yazılır. Yargılama giderlerinin iadesi MADDE 47 () Yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iade edilir. Hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir. (2) Geçici hukukî koruma talebi için alınan yargılama giderinin kullanılmayan kısmı verilen karardan sonra talep üzerine iade edilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Kanun Yolu İşlemleri Kanun yoluna başvuru işlemleri MADDE 48 () Kanun yoluna başvuru dilekçesi, ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir. (2) Kanun yoluna başvuru dilekçesi harca tabi değilse hemen, harca tabi ise harç ödendikten sonra kaydedilir ve başvuru sahibine ücretsiz alındı belgesi verilir. (3) Alındı belgesi, kanun yolu dilekçesinin sisteme kaydedilmesi üzerine verilen belgedir. Alındı belgesi, mahkemenin adını, dosyanın esas ve karar numarasını, karar tarihini, tarafların ve varsa müdahillerin ad ve soyadlarını, davanın konusunu, başvurulan kanun yolu merciini, başvuru tarih ve saatini içerir. (4) Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. (5) Başka yer mahkemesine verilen kanun yoluna başvuru dilekçelerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Başka yer yazı işleri müdürü veya görevli personel teslim aldığı dilekçe ve eklerini elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. (6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması halinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fiziki ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda kanun yolu başvuru dilekçesi tutanağın düzenlendiği tarihte verilmiş sayılır. (7) Fiziksel ortamda kanun yolu başvurusu mesai saatleri içinde yapılır. (8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçeleri gönderebilmeleri için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişiler elektronik ortamda yapacakları kanun yolu başvurusunun harcını elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarırlar. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme

90 kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (0) Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat 00:00 a kadar yapılabilir. () Kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir. BEŞİNCİ BÖLÜM Çekişmesiz Yargıda Mühürleme, Deftere Geçirme ve Yemin Tutanağı Düzenlenmesi Usulü Mühürleme MADDE 49 () Mühürleme, taşınır malların koruma altına alınması amacıyla bir yerde tutularak kullanılmasının önlenmesi veya bir taşınmazın kullanılmasının, değiştirilmesinin önlenmesi ya da belirli bir faaliyetin durdurulmasıdır. (2) Taşınır mallar deftere geçirildikten sonra bir torba veya kapalı bir yere konularak muhafaza altına alınır ve uygun araçlarla mühürlenir. (3) Taşınmazlarda mühürleme işlemi, taşınmaza giriş ve çıkışın engellenmesi veya bir faaliyetin önlenmesi şeklinde gerçekleştirilir. (4) Mühürleme işlemleri yazı işleri müdürü veya görevli personel tarafından yer, gün ve saat belirtilip tutanağa bağlanarak imzalanır. Defter tutma MADDE 50 () Defter tutma, taşınır ve taşınmaz mallar ile borç, alacak ve hakların kayıt altına alınmasıdır. (2) Defter tutma işlemleri, yazı işleri müdürü, yazı işleri personeli veya bilirkişi eliyle yaptırılabilir. (3) Defter tutma işleminde, taşınır malların sıra numarası, cinsi, adeti, miktarı, nerede bulundukları, değeri; taşınmaz malların sıra numarası, tapu veya diğer tanım bilgileri, değerleri; borç, alacak ve hakların sıra numarası, niteliği, vadesi ve miktarı, borçlu, alacaklı ve hak sahibinin kimlik bilgileri, kayda geçirilir. (4) Defter tutma işlemleri elektronik ortamda yapılır. Zorunlu hallerde fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. (5) Defter tutma işlemi fizikî ortamda yapıldığı takdirde defterin her sayfası ayrı ayrı numaralandırılır, imzalanır ve mühürlenir. Defterin sonu görevli personel veya bilirkişi tarafından imzalanır. (6) Elektronik veya fizikî ortamda tutulan defter ilgili hâkim tarafından güvenli elektronik imza ya da el ile imzalanarak onaylanır. Yemin tutanağı MADDE 5 () Yemin tutanağı, mevzuat uyarınca hâkim huzurunda yemin etmeleri gereken kamu görevlileri, bilirkişiler ve diğer kişilerin yapacakları yemine ilişkin düzenlenen tutanaktır. (2) Yemin tutanağında, mahkemenin veya hukuk dairesinin adı, hâkimin ve zabit kâtibinin adı ve soyadı, sicili, imzası; yemin eden kişinin adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası, unvanı, imzası; yeminin yapıldığı yer, tarih ve saat; yeminin metni yer alır. (3) Yemin tutanağı yaptırılan yeminin niteliğine göre taşıması gereken diğer kayıtları da içerir. (4) Yemin tutanağı elektronik ortamda düzenlenir. Zorunlu hallerde fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. ÜÇÜNCÜ KISIM Çeşitli Hükümler Tebligat işlemleri

91 MADDE 52 () Tebligat işlemleri /02/959 tarihli ve 720 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fizikî ya da elektronik ortamda yapılır. Ara kararların yerine getirilmesi MADDE 53 () Ara kararlar gereğince yapılması gerekli işlemler derhal yerine getirilir. Ara kararının yerine getirildiği veya yerine getirilememe nedeni zabıt kâtibi tarafından tarih belirterek şerh verilir. Müzekkerelerin gönderilme şekli MADDE 54 () Mahkemelerce yazılan ve fizikî ortamda gönderilmesi gereken yazılar posta yoluyla ya da mübaşir vasıtasıyla gönderilir. (2) Bu yazılar, hâkimin izniyle elden takip amacıyla iş sahibine veya varsa vekiline ya da kanunî temsilcilerine imza karşılığında teslim edilebilir. Elden teslim edilen yazılar mahkeme mührüyle mühürlenir ve bir zarfa konularak ağzı kapatılır. Tanıkların çağrılması, ücret ve giderlerinin ödenmesi MADDE 55 () Tanıklara gönderilecek davetiyede; a) Tanığın adı, soyadı ve açık adresi, b) Tarafların ad ve soyadları, c) Tanıklık yapacağı konu, ç) Hazır bulunması gereken yer, gün ve saat, d) Mazeret bildirmeksizin gelmediği takdirde zorla getirileceği, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve miktarı belirtilmek suretiyle Kanunda gösterilen disiplin para cezasına hükmolunacağı, e) Duruşmaya gelmesine rağmen kanunî bir sebep göstermeden tanıklıktan çekinir, yemin etmez veya göstermiş olduğu sebep mahkemece kabul edilmemesine rağmen tanıklık yapmaktan çekinirse miktarı belirtilmek suretiyle Kanunda gösterilen disiplin para cezasına ve bu yüzden doğan giderleri ödemesine hükmolunacağı, f) Bakanlık tarafından hazırlanan tarife gereğince ücret ve giderlerinin ödeneceği, yazılır. (2) Tanıklık ücreti ve giderleri, tanıklık görevi yerine getirildikten sonra tanığın talebi üzerine, yazı işleri müdürü veya görevlendireceği personel tarafından ödenebileceği gibi, tanık tarafından hesap numarası bildirildiği takdirde banka hesabına da aktarılabilir. Aksi halde masrafları içinden alınarak PTT merkez ve işyerleri aracılığıyla adreste ödemeli olarak gönderilir. Hükmün korunması MADDE 56 () Elektronik ortamda hazırlanan hüküm, hükme katılan hâkimler ve zabıt kâtibi tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP veri tabanında saklanır. Ayrıca hükmün çıktısı hükme katılan hâkimler ve zabıt kâtibi tarafından imzalanıp mahkeme mührüyle mühürlenerek karar kartonunda muhafaza edilir. Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler MADDE 57 () Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh halinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez. İlam ve suretlerin verilmesi, kesinleşme kaydı ile harçların tahsili MADDE 58 () Hâkimin re sen harekete geçtiği haller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi olmadıkça hüküm tebliğe çıkarılmaz. Taraflardan birinin talebi halinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilir, bir nüshası da diğer tarafa tebliğe çıkarılır. (2) Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır. (3) Tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının farklı olması hâlinde karar kartonundaki esas alınır.

92 (4) Taraflar, harcın ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler. (5) Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına, kanun yollarına başvurulmasına ve hükmün kesinleştirilmesine engel teşkil etmez. (6) Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve daire başkanı veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir. (7) Suretler yazı işleri müdürü tarafından aslına uygunluğu belirtilip onaylanarak verilir. Teminatların iadesi MADDE 59 () İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz taleplerinde teminat olarak yatırılan para, banka mektubu, tahvil veya benzeri evrakın iadesinin istenmesi halinde yazı işleri müdürü teminatın iadesi için kanunî şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırıp bu hususu belgelendirerek görüşü ile birlikte dosyayı hâkim ya da daire başkanına sunar. Teminat gösterilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalktığının anlaşılması halinde mahkemece, teminatın iadesine karar verilir. Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası ve diğer usulî işlemler MADDE 60 () Mahkeme veya hukuk dairesi, tarafların rızası olmak şartıyla, kendilerinin veya vekillerinin, SEGBİS veya benzeri sistemlerle aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine izin verebilir. (2) Tarafların rızası olmak kaydıyla, mahkeme veya hukuk dairesi tanığın, bilirkişinin, uzmanın veya bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmalarına izin verebilir. Dinleme, SEGBİS veya benzeri sistemler vasıtasıyla ses ve görüntü olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilir. (3) Yemin edecek taraf, mahkeme veya hukuk dairesinin bulunduğu yerden başka bir yerde oturuyor ise SEGBİS veya benzeri sistemler vasıtasıyla aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkündür. (4) SEGBİS veya benzeri sistemlerle elde edilen ses ve görüntü verileri de Kanunun 99 uncu maddesine göre elektronik belge hükmündedir. (5) Kimlik tespiti ve dinleme işleminin yapıldığına dair UYAP Bilişim Sisteminde veya zorunluluk nedeniyle haricen tutulan tutanak, dinleme işlemi sırasında hazır bulunan tüm ilgililerce duruma göre güvenli elektronik imza ya da el ürünü imza ile imzalanır. Tutanakta, dinlenenlerin ad ve soyadları, dinlemenin başlangıç ve bitiş zamanı, dinlemenin süresi, hazır bulunanlar ve varsa sunulan deliller gibi hususlar belirtilir. (6) Elektronik ortamdaki tutanak aynen, fizikî olarak tutulan tutanak ise taranıp, elektronik imza ile imzalanmak suretiyle dinleme talep eden makama UYAP üzerinden gönderilir. Belge asılları mahallinde saklanır. (7) SEGBİS veya benzeri sistemlerle duruşmaya katılan tarafların beyanlarının imzalanması gerektiğinde, dinlemenin yapıldığı yer mahkemesince talepte bulunan mahkemece tutulan tutanağın bir çıktısı alınarak imzalatılır, imzalanan tutanak tekrar elektronik ortama aktarılır ve tutanağın aslı mahkemesine gönderilir. (8) Bu maddede hüküm bulunmayan hallerde 20/9/20 tarih ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Kıymetli evrak ve belgelerin saklanması MADDE 6 () Kıymetli evrak ve saklanması lüzumlu görülen sair belgeler yazı işleri müdürünün sorumluluğunda mahkemenin kasasında muhafaza edilir. Resmi mühür ve beratının saklanması MADDE 62 () Mühürlerin teslim alındığına ilişkin yazı ve berat yazı işleri müdürünün sorumluğunda mahkemenin kasasında muhafaza edilir. Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasında yapılacak işlemler

93 MADDE 63 () Birleştirilmelerine karar verilmiş olan davaların esas kayıtlarında bu durum belirtilir. Başka bir dava ile birleştirilmesine karar verilen davanın karar numarası birleştirme kararına yazılır ve bu durum mahkemede verilen son kararda gösterilir. (2) Bir davada ayırma kararı verilirse ayrılan dava veya davalar o mahkemenin esasına ayrıca kaydedilir ve eski kayıt ile yeni kayıt birbiriyle ilişkilendirilir. İlk kayıt o dosyada kalan kısma münhasır olur. Ayrılan davanın dosyası ilk dosyada bu kısımlara ait yazıların tamamının onaylı suretleri konularak yeniden oluşturulur. Ayrılan davalar bakımından daha önce tek karar ve ilam harcı alınmış ise her biri için ayrıca harç alınır; daha önce alınan harç ayrılmış davaları da kapsıyorsa yeniden harç alınmaz. Ayrılıp yeni esas numarası alan her dava için başvuru harcı alınır. (3) Ayırma işlemleri için yapılan masraflar ile ayrılan dosyanın duruşma gününün tebliği için gerekli olan masraf ana dosyanın gider avansından karşılanır. Gerektiğinde gider avansı tamamlattırılır. Bilirkişilerin elektronik ortamda işlem yapması MADDE 64 () Bilirkişiler UYAP Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden de işlem yapabilirler. Bunun için bilirkişilerin elektronik imza sahibi olmaları gerekir. (2) UYAP Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden bilirkişi veya bilirkişiler görevlendirilebilir. Bilirkişi listesinde yer alan bilirkişiler tespit ve teslim tutanağını, dosyanın iş listesine düşmesinden itibaren en geç bir hafta içinde güvenli elektronik imza ile imzalayarak mahkemeye göndermek ya da Hukuk Mahkemeleri Kanununun 275 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haber verme yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Bu tutanaklar, bilirkişi tarafından imzalanmadan dosya erişime ve incelemeye açılamaz. Bilirkişi dosyayı inceledikten sonra elektronik ortamda düzenlediği raporunu güvenli elektronik imzayla imzalayarak mahkemesine gönderir. Birden fazla bilirkişi görevli ise düzenlenen rapor tüm bilirkişiler tarafından güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra mahkemeye gönderilir. Bilirkişi listesinde yer almayan bilirkişilerin ise bu işlemleri yapabilmeleri için öncelikle mahkeme huzurunda yemin etmeleri gerekir. (3) Bilirkişilere ödenmesi gereken ücretler de Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden banka hesaplarına aktarılabilir. (4) Raporunu sunan bilirkişi hakkında, hâkim tarafından UYAP ta yer alan performans değerlendirme formu doldurulabilir. DÖRDÜNCÜ KISIM Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 65 () Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlük MADDE 66 () Bu Yönetmeliğin, elektronik ortamda yapılması öngörülmüş olup henüz UYAP uygulamalarında bulunmayan işlemlere ilişkin hükümleri, gerekli yazılım çalışması tamamlanıp uygulama güncelleme duyuruları yapıldıktan sonra, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 67 () Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür. EK - ÖRNEK ÖN İNCELEME KONTROL FORMU Ön İncelemenin Duruşmalı Yapılıp Yapılmadığı

94 Ön inceleme duruşmasız yapılmıştır (HMK m. 38 deki durumda duruşma açılmayabilir) Ön inceleme duruşmalı yapılmıştır Ön İncelemede Yapılan İşlemler A) Dava Şartları Bakımından. Türk mahkemelerinin yargı hakkı mevcut mu? Mevcut Mevcut değil Kısaca yapılan işlem 2. Yargı yolu caiz mi? Caiz Caiz değil Kısaca yapılan işlem 3. Mahkeme görevli mi? Görevli Görevli değil Kısaca yapılan işlem 4. Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkeme yetkili mi? Kesin Yetki Yok Yetkili Yetkili değil Kısaca Yapılan işlem 5. Taraflar, taraf ehliyetine sahip mi? Taraf ehliyeti var Taraf ehliyeti yok Kısaca Yapılan işlem 6. Taraflar dava ehliyetine sahip mi? Dava ehliyet var Dava ehliyeti yok Kısaca Yapılan işlem 7. Kanunî temsilci atanması gereken hallerde bunun gereği yerine getirilmiş mi ya da temsilci gerekli niteliğe sahip mi? Kanunî temsilci söz konusu değil Temsilcide eksiklik yok Temsilci de eksiklik var Kısaca Yapılan işlem 8. Dava takip yetkisinin söz konusu olduğu hallerde bu tamam mı? Dava takip yetkisi sorunu yok Dava takip yetkisi sorunu var Kısaca Yapılan işlem 9. Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekil davaya vekâlet ehliyetine sahip mi ve usûlüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesi mevcut mu? Vekil Yok Vekâlet ehliyetinde sorun yok Vekâlet ehliyetinde sorun var Kısaca Yapılan işlem 0. Davacı yatırması gereken gider avansını yatırmış mı? Gider avansı yatırılmış Gider avansı yatırılmamış Kısaca Yapılan işlem

95 . Teminat gösterilmesi gerekiyor mu, bu karar yerine getirilmiş mi? Teminat göstermek gerekmiyor Teminat gösterilmiş Teminat gösterilmemiş Kısaca Yapılan işlem 2. Davacının, dava açmakta hukuki yararı mevcut mu? Hukukî yarar mevcut Hukukî yarar mevcut değil Kısaca Yapılan işlem 3. Aynı dava, daha önceden açılmış ve hâlen görülüyor mu (derdest mi)? Derdestlik yok Derdestlik var Kısaca Yapılan işlem 4. Aynı dava hakkında daha önce verilmiş kesin hüküm var mı? Kesin hüküm yok Kesin hüküm var Kısaca Yapılan işlem 5. Özel dava şartı mahiyetinde başkaca bir dava şartı var mı? Özel dava şartı yok Özel dava şartı var ve dava şartı mevcut Özel dava şartı var ve dava şartı mevcut değil Kısaca Yapılan işlem B) İlk İtirazlar Bakımından. Yetki itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir? Yetki itirazı yok Yetki itirazı var ve mahkeme yetkili Yetki itirazı var mahkeme yetkisiz Kısaca Yapılan işlem 2. İşbölümü itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir? İşbölümü itirazı yok İşbölümü itirazı var ve dava mahkemenin işbölümünde İşbölümü itirazı var ve mahkemenin işbölümünde değil Kısaca Yapılan işlem 3. Tahkim itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir? Tahkim itirazı yok Tahkim itirazı var ve itiraz yerinde Tahkim itirazı var ve itiraz yerinde değil Kısaca Yapılan işlem C) Tarafların İddia ve Savunmaları ile Uyuşmazlık Noktaları Bakımından Davacının iddiaları özetle tutanağa geçirilmiştir Davalının savunmaları özetle tutanağa geçirilmiştir Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlık noktaları somut olarak tutanağa geçirilmiştir D) Tarafların Sulh Olup Olmadıkları ve Sonucu Bakımından Taraflar sulh olmamışlardır

96 Taraflar sulh olmuşlardır E) Esasa İlişkin Süreler Bakımından (Süreler bakımından sorun olup olmadığı tespit edilip, bu konudaki karar ise ilk tahkikat duruşmasının başında verilecektir) Hakdüşürücü süre veya zamanaşımı def i söz konusu değildir Hakdüşürücü sürenin incelenmesi gerekmektedir Zamanaşımı def i vardır ve incelenmesi gerekmektedir Hâkimin İmzası [R.G. 03 Nisan ] Orman ve Su İşleri Bakanlığından: ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığında 4/7/965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan personelin görevde yükselme ve unvan değişikliklerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Kapsam MADDE 2 () Bu Yönetmelik, Orman ve Su İşleri Bakanlığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan personelden şube müdürü ve daha alt unvanlı görevlere, görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsar. Dayanak MADDE 3 () Bu Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 29/6/20 tarihli ve 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 5/3/999 tarihli ve 99/2647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Yönetmelikte geçen; a) Alt görev: 27/9/984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha alt hiyerarşi içindeki görevleri, b) Aynı düzey görev: Hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı grupta ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta gösterdikleri görevleri, c) Bakanlık: Orman ve Su İşleri Bakanlığını, ç) Bakanlık teşkilatı: Orman ve Su İşleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatını, d) Birim: 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan merkez teşkilatı hizmet birimleri ile taşra teşkilatı bölge müdürlükleri, e) Görevde yükselme eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak görevlerin özelliklerine göre verilecek hizmet içi eğitimi, f) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların tabi tutulacağı yazılı sınavı, g) Hizmet grupları: Aynı düzeydeki unvanların gruplandırılmasını,

97 ğ) Hizmet süresi: Ücretsiz izinli geçen süreler hariç, muvazzaf askerlik süresi dahil olmak üzere, Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde sayılan süreleri, h) İş günü: Ulusal bayramlar ile genel ve hafta sonu tatil günleri hariç diğer günleri, ı) Personel: Orman ve Su İşleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışanları, i) Unvan değişikliği: En az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin görevlere yapılan atamaları, j) Unvan değişikliği sınavı: En az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin görevlere atanabilmek için eğitime tabi tutulmaksızın yapılan yazılı sınavı, k) Üst görev: 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha üst hiyerarşi içindeki görevleri, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine İlişkin Esaslar Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi hizmet grupları ve kadrolar MADDE 5 () Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir. (2) Görevde yükselmeye tabi kadrolar: a) Yönetim hizmetleri grubu; ) Şube müdürü, 2) Şef. b) Teknik hizmetler grubu; ) Başmühendis. c) Hukuk hizmetleri grubu; ) Hukuk müşaviri. ç) Araştırma ve planlama hizmetleri grubu; ) Uzman, sivil savunma uzmanı, araştırmacı. d) İdari hizmetler grubu; ) Ayniyat saymanı, sayman, 2) Bilgisayar işletmeni, mutemet, daktilograf, koruma ve güvenlik görevlisi, memur, anbar memuru, orman muhafaza memuru, santral memuru, sekreter, şoför, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, veznedar, rehber. e) Destek hizmetleri grubu; ) Aşçı, bekçi, bahçıvan, dağıtıcı, hizmetli, kaloriferci, teknisyen yardımcısı. (3) Unvan değişikliğine tabi kadrolar: Arkeolog, biyolog, ekonomist, fizikçi, hemşire, jeolog, jeomorfolog, jeofizikçi, kimyager, kütüphaneci, laborant, mimar, mühendis, avukat, mütercim, programcı, sağlık teknikeri, sağlık teknisyeni, şehir plancısı, tekniker, teknisyen, tercüman, veteriner hekim ve istatistikçi. Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar MADDE 6 () Bu Yönetmelikte belirtilen kadrolara görevde yükselme suretiyle atanabilmek için; a) En az iki yılı Bakanlıkta geçmiş olması kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet süresine sahip olmak, b) Yapılacak görevde yükselme sınavında başarılı olmak, gerekir. Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak özel şartlar MADDE 7 () Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda genel şartların yanında aşağıdaki özel şartlar aranır.

98 a) Merkez ve taşra birimlerinde şube müdürü (teknik) unvanlı kadrolara atanabilmek için; ) Sınav tarihi itibariyle Bakanlıkta, mühendis, mimar, şehir plancısı, jeolog, jeomorfolog, jeofizikçi, fizikçi, istatistikçi, biolog, veteriner hekim, kimyager, ekonomist, kütüphaneci, arkeolog kadrolarında toplam iki yıl çalışmış olmak, 2) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, b) Merkez ve taşra birimlerinde şube müdürü (idari) unvanlı kadrolara atanabilmek için; ) Sınav tarihi itibariyle Bakanlıkta, APK uzmanı, uzman, sivil savunma uzmanı, şef, sayman, ayniyat saymanı, mütercim, tercüman, rehber, programcı, tekniker, memur, anbar memuru, santral memuru, mutemet, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, daktilograf, sekreter, veznedar ve orman muhafaza memuru kadrolarında toplam iki yıl çalışmış olmak, 2) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, c) Başmühendis kadrosuna atanabilmek için; ) Fakültelerin orman mühendisliği veya orman endüstri mühendisliği bölümlerinden mezun olmak, 2) Mühendis kadrosunda iki yıl çalışmış olmak, ç) Hukuk müşaviri kadrosuna atanabilmek için; ) Hukuk fakültesi mezunu olmak, d) Uzman, sivil savunma uzmanı ve araştırmacı kadrosuna atanabilmek için; ) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, e) Şef kadrosuna atanabilmek için; ) Sınav tarihi itibariyle Bakanlıkta memur, anbar memuru, santral memuru, mutemet, daktilograf, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, veznedar, sekreter, orman muhafaza memuru, şoför kadrolarında toplam en az iki yıl hizmet süresine sahip olmak, 2) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunları için en az dört yıl, diğer yüksekokul mezunları için en az altı yıl hizmeti bulunmak, f) Sayman ve ayniyat saymanı kadrosuna atanabilmek için; ) Sınav tarihi itibariyle Bakanlıkta memur, anbar memuru, santral memuru, mutemet, daktilograf, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, veznedar, sekreter, orman muhafaza memuru, şoför kadrolarında toplam en az iki yıl hizmet süresine sahip olmak, 2) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunları için en az dört yıl, diğer yüksekokul mezunları için en az altı yıl hizmeti bulunmak, g) Memur, anbar memuru, santral memuru, mutemet, daktilograf, veznedar, sekreter ve orman muhafaza memuru kadrolarına atanabilmek için; ) En az lise ve dengi okul mezunu olmak, ğ) Bilgisayar işletmeni ve veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrolarına atanabilmek için: ) En az lise ve dengi okul mezunu olmak, 2) Milli Eğitim Bakanlığı onaylı bilgisayar işletmenliği sertifikası veya yüksek öğrenim sırasında bilgisayar dersi gördüğüne dair transkript belgesine sahip olmak, h) Şoför kadrosuna atanabilmek için: ) En az (B sınıfı) sürücü belgesine sahip olmak, 2) En az lise ve dengi okul mezunu olmak, şartları aranır. Unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aranacak şartlar MADDE 8 () Unvan değişikliğine tabi kadrolara atanabilme şartları aşağıda belirtilmiştir.

99 a) Mühendis, mimar, şehir plancısı, jeolog, jeomorfolog, jeofizikçi, fizikçi, istatistikçi, ekonomist, kimyager ve arkeolog kadrolarına atanabilmek için; ) Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, b) Tekniker ve laborant kadrolarına atanabilmek için; ) En az iki yıl süreli mesleki veya teknik yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, c) Teknisyen kadrosuna atanabilmek için; ) Endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi ve/veya dengi diğer teknik liselerin ilgili bölümlerinden mezun olmak, ç) Programcı kadrosuna atanabilmek için; ) En az iki yıl süreli mesleki veya teknik yüksek okulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, 2) En az bir bilgisayar programlama sistemini bildiğini belgelemek, 3) Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviyesi Tespit Sınavı (KPDS) nda en az (D) düzeyinde başarılı olduğunu belgelemek, d) Tercüman, mütercim ve rehber kadrolarına atanabilmek için; ) Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, 2) Sınav tarihi itibariyle son beş yıl içerisinde Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviyesi Tespit Sınavı (KPDS) nda en az (B) seviyesinde veya uluslararası geçerliliğe sahip bir sınavdan buna denk puan almış olduğunu belgelemek, e) Veteriner hekim, biyolog kadrolarına atanabilmek için; ) Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, f) Sağlık teknikeri kadrosuna atanabilmek için; ) En az iki yıl süreli mesleki veya teknik yüksek okulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, g) Hemşire, sağlık teknisyeni kadrolarına atanabilmek için; ) En az orta öğretim düzeyinde eğitim veren okulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, ğ) Kütüphaneci kadrosuna atanabilmek için; ) Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak, h) Avukat kadrosuna atanabilmek için; ) Hukuk fakültesinden mezun olmak, 2) Avukatlık stajını yapmış olmak, şartları aranır. Görevde yükselme eğitimi MADDE 9 () Bu Yönetmelik kapsamında bulunan personelin görevde yükselme mahiyetindeki atamalarının yapılabilmesi amacıyla, inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerinde yer alan ders konularından en az otuz ve (g) bendinde belirtilen ders konularından en az kırkbeş saat olmak üzere toplam en az yetmişbeş saat olarak düzenlenecek olan görevde yükselme eğitimi programına katılmaları gerekir. Ancak, ilgili mevzuat uyarınca verilmesi zorunlu olan izinler süresince eğitime katılma şartı aranmaz. Aylıksız izinde bulunanlar, eğitim programı ile öngörülen toplam sürenin en az yarısı kadar eğitime katılmaları kaydıyla, bu eğitim sonunda düzenlenecek görevde yükselme sınavına girebilirler. (2) Birinci fıkradaki izinler dışında, zorunlu olduğu belgelendirilen hallerde, eğitim süresince izin kullanmamış olan personele on saate kadar izin verilebilir. Duyuru ve görevde yükselme eğitimine alınma MADDE 0 () Görevde yükselme veya unvan değişikliği suretiyle atama yapılacak kadrolar sınavlardan en az kırkbeş gün önce Bakanlık personeline duyurulur. Başvuru süresi en az beş iş günü olarak belirlenir. İlan edilen kadrolar için belirlenen başvuru tarihinin son

100 günü itibariyle aranan nitelikleri taşıyan personel, duyuruda belirtilen şekilde Bakanlığa başvuruda bulunabilir. Aylıksız izinde bulunanlar da dâhil olmak üzere, ilgili mevzuat uyarınca verilmesi zorunlu olan izinleri kullanmakta olan Bakanlık personelinin, görevde yükselme eğitimi ve sınavına katılmaları mümkündür. Ancak, başvuru tarihinin son günü ile sınav tarihi arasındaki sürede yıllık izin kullanılamaz. Duyurudan önce yıllık izinde bulunanlar, en geç eğitimin başlangıç tarihine kadar izinlerini sona erdirmek kaydıyla, başvuruda bulunabilirler. (2) Görevde yükselme eğitimine katılacakların sayısı, duyurulan boş kadro sayısının üç katını geçemez. Üç katından az istekli bulunması halinde, başvuru şartlarını taşıyan başvuru sahibi tüm personelin eğitime alınması sağlanır. Duyurulan kadro sayısının üç katından fazla personelin başvurması halinde, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin ekinde yer alan EK- sayılı Personel Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde puanlama yapılmak suretiyle, toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere duyurulan kadro sayısının üç katı kadar personel belirlenerek eğitime alınır. Ancak, yapılan puanlama sonunda eşitlik olması hâlinde, sırasıyla; a) Hizmet süresi fazla olanlara, b) Daha üst öğrenimi bitirmiş olanlara, c) Üst öğrenim mezuniyet notu yüksek olanlara, öncelik verilir. (3) Görevde yükselme eğitimini tamamlayanlar, görevde yükselme sınavına katılmaya hak kazanırlar. (4) Görevde yükselme eğitimi programları, Bakanlık tarafından düzenlenebileceği gibi, bu eğitime alınacakların sayısı, atama yapılacak görevler ve eğitim programı bir ay önceden Devlet Personel Başkanlığına bildirilerek uygun görüş alınması halinde Devlet Personel Başkanlığı veya anılan Başkanlıkça uygun bulunacak kamu kurum ve kuruluşları tarafından müşterek görevde yükselme eğitimi programları düzenlenebilir. Görevde yükselme eğitiminin konuları MADDE () Görevde yükselme eğitimi aşağıdaki konuları kapsar; a) T.C. Anayasası; ) Genel esaslar, 2) Temel hak ve ödevler, 3) Devletin temel organları. b) Atatürk ilkeleri ve inkılâp tarihi, ulusal güvenlik, c) Devlet teşkilatı ile ilgili mevzuat, ç) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuat, d) Türkçe dil bilgisi ve yazışma ile ilgili kurallar, e) Halkla ilişkiler, f) Etik davranış ilkeleri, g) Görevde yükselme suretiyle atama yapılacak kadrolara ait görevin alanı ve niteliği ile ilgili konular. (2) Düzenlenecek eğitim programlarında (g) bendinde belirtilenlere ilişkin eğitim ve soruların ağırlığı yüzde altmışın altında olamaz. (3) Görevde yükselme eğitiminin ortak konularına ilişkin sınav sorularının hazırlanmasında, Devlet Personel Başkanlığınca bu konularla ilgili belirlenen ders notları esas alınır. Görevde yükselme sınavı MADDE 2 () Görevde yükselme sınavı yazılı olarak yapılır. Sınav, Bakanlık tarafından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Genel Müdürlüğüne veya yükseköğretim kurumlarından birine yaptırılır.

101 (2) Görevde yükselme eğitim programının tamamlanmasından itibaren bir ay içinde sınavın yapılması için birinci fıkrada adı geçen kurumlardan birisine başvurulur. (3) Bu sınavda 00 üzerinden 70 ve daha fazla puan alanlar başarılı sayılırlar. (4) Bu sınava herhangi bir sebeple katılmayanlar ile başarısız olan veya başarılı olup da iki yılı aşmamak üzere, müteakip sınava kadar atanmamış olanlar aynı unvanla ilgili düzenlenecek eğitim ve sınava ilişkin bütün usul ve esaslara tabidir. Unvan değişikliği sınavı MADDE 3 () Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen unvan değişikliğine tabi kadrolara, bu unvanları en az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz etmiş bulunan personelin atanması, bu bölümde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde eğitime tabi tutulmaksızın yapılacak unvan değişikliği sınavı sonucundaki başarısına göre gerçekleştirilir. (2) Unvan değişikliği sınavları, görev alanları ve atama yapılacak görevin niteliğine ilişkin konularda yazılı olarak yaptırılır. (3) Bu sınavda 00 üzerinden 70 ve daha fazla puan alanlar başarılı sayılırlar. (4) Bu sınavlara katılacaklarda, Bakanlıkta veya öğrenim durumları ile ilgisi bulunmayan görevlerde belirli süre hizmet yapmış olma şartı aranmaz. (5) Unvan değişikliği sınavı kapsamındaki görevlere, sadece Bakanlığın kendi personeli başvurabilir. (6) Bu Yönetmelik kapsamındaki personelden doktora öğrenimini bitirmiş olanlar, unvan değişikliği sınavına katılmaksızın öğrenimle ihraz edilen görevlere atanabilirler. Sınav Kurulu MADDE 4 () Sınav Kurulu; Bakanın Onayı ile bir Müsteşar Yardımcısının başkanlığında; Personel Dairesi Başkanı ve en az bu düzeyde olmak üzere ilgili birimlerin yöneticilerinden olmak üzere toplam beş kişiden oluşur. Aynı usulle yedek üye de belirlenir. (2) Kurul, başkan ve üyelerinin tamamının katılımı ile toplanır ve kararlar oy çokluğu ile alınır. Çekimser oy kullanılamaz. (3) Sınav Kurulunu teşkil eden üyeler görevde yükselme sınavına alınacak personelden, öğrenim ve ihraz ettikleri unvan itibariyle daha düşük seviyede olamazlar. (4) Sınav kurulunun başkan ve üyelerinin görevde yükselme sınavına eşlerinin, ikinci dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve kayın hısımlarının katıldığının tespit edilmesi halinde, bu üye veya üyeler sınav kurulu üyeliğinden çıkartılır ve bunların yerine yeni üye veya üyeler görevlendirilir. (5) Kurulun sekretarya hizmetleri Personel Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Sınav Kurulunun görevleri MADDE 5 () Sınav Kurulu, görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavlarına katılacaklar için inci maddeyle öngörülen, Bakanlıkça belirlenecek görev alanları ve atama yapılacak görevin niteliği ile ilgili konuları ihtiva eden notların hazırlanması, hazırlattırılması ve ilgili personele verilmesinin sağlanması, sınav sonuçlarının ilanı, yapılacak itirazların sonuçlandırılması ve sınavlara ilişkin diğer işleri yürütür. Bakanlık, gerekli hazırlıkların yapılabilmesi için eğitim tarihinden en az iki ay önce sınav kurulunu bilgilendirir. Sınav kurulu, bu fıkrada öngörülen sınav konularına ilişkin notların, görevde yükselme suretiyle atanacaklar için eğitimin başlayacağı tarihe kadar, unvan değişikliğine tabi görevlere atanacaklar için ise sınav tarihinden en az bir ay önce, ilgili personele verilmesini sağlar. inci maddedeki ortak ders konularına ilişkin ders notları, ilgili personel tarafından temin edilir. Sınav sonuçlarının açıklanması MADDE 6 () Sınav Kurulu, kendisine intikal ettiği tarihten itibaren beş iş günü içerisinde sınav sonuçlarını ilan eder ve ilgililere yazılı olarak bildirilir. Sınavların ertelenmesi ve geçersiz sayılması

102 MADDE 7 () Yazılı sınav, deprem, sel ve benzeri doğal afetler veya soruların sınav öncesi çalındığının tespiti hallerinde ertelenebilir. (2) Sınavın yaptırıldığı kurum tarafından düzenlenecek bir tutanakla sınavı geçersiz sayılanlar hakkında ayrıca disiplin işlemi de uygulanır. (3) Sınava girecek adayın yerine başka bir kişinin sınava girdiğinin anlaşılması halinde, ilgilinin sınavı geçersiz sayılır ve bu husus bir tutanakla belirlenir. Ayrıca her iki kişi hakkında da kanuni işlem yapılır. Sınav sonuçlarına itiraz MADDE 8 () Sınav sonuçlarının ilgililere yazılı olarak bildiriminden itibaren beş iş günü içinde sınav sonuçlarına itiraz edilebilir. İnceleme sonuçları ilgililere on gün içinde yazılı olarak bildirilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. (2) Yapılan sınavlarda hatalı sorulara tekabül eden puanlar eşit şekilde diğer sorulara dağıtılır. Ancak, soruların yüzde beşinden fazlasının hatalı olduğunun birinci fıkrada belirtilen süre içinde yapılan itirazlar üzerine veya herhangi bir şekilde tespit edilmesi hâlinde, sınav iptal edilir ve en kısa sürede yeni sınav yapılır. Sınavı kazananların atanması MADDE 9 () Görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı sonucunda başarılı olanlar arasından, üç ay içinde başarı sıralamasına göre duyurulan boş kadro sayısı kadar atama yapılır. Puanların eşit olması halinde, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin ekinde yer alan EK- sayılı Personel Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde puanlama yapılmak suretiyle, toplam puanı en yüksek olandan başlamak üzere atama yapılır. Ancak, yapılan puanlama sonunda eşitlik olması durumunda, sırasıyla; a) inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendine ilişkin puanı yüksek olanlara, b) Hizmet süresi fazla olanlara, c) Daha üst öğrenimi bitirmiş olanlara, ç) Üst öğrenim mezuniyet notu yüksek olanlara, öncelik verilir. Aylıksız izinde olanlar dâhil, atanmaya hak kazandıkları kadroya ilişkin görevlerine mevzuatla öngörülen süre içinde başlamayanların söz konusu atanma hakları sona erer. (2) Duyurulan kadrolardan; a) Atanma şartlarını taşımadıkları için sınavların geçersiz sayılması veya bu sebeple atamaların iptal edilmesi, atanılan göreve geçerli bir mazeret olmaksızın süresi içinde başlanılmaması ya da atanma hakkından vazgeçilmesi, b) Emeklilik, ölüm, memurluktan çekilme veya çıkarılma, başka unvanlı kadrolara ya da başka bir kuruma naklen atanma, suretiyle boş kalan veya boşalanlara, görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı tarihinden itibaren iki yıllık süreyi aşmamak üzere aynı unvanlı kadrolar için yapılacak müteakip sınava kadar, sınavı kazandıkları halde kadro yetersizliği nedeniyle ataması yapılamayan personelin başarı sırasına göre atamaları yapılabilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Görev grupları arasında ve aynı grup içerisindeki geçişler MADDE 20 () Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan görev grupları arasında görevde yükselme mahiyetindeki geçişler ile aynı görev grubunun alt grubundan üst grubuna geçişlerde görevde yükselme eğitimi ve sınavı şartı aranır. (2) Aynı görev grubunun alt görev grubu içinde sayılan unvanlar arasındaki geçişlerde ise atanılacak kadronun gerektirdiği nitelikleri taşımak kaydıyla eğitim ve sınav şartı aranmaz. (3) Unvan değişikliğine tabi kadrolara geçişler ile bu kadrolar arasındaki geçişler, ilgili unvan için düzenlenen unvan değişikliği sınavına tabidir.

103 (4) Bu Yönetmelik kapsamında bulunan ve doktora öğrenimini bitiren personelden, atanılacak görev için aranan toplam hizmet süresine sahip olmaları ve mevzuatla aranan öğrenim şartını taşımaları kaydıyla uzman veya aynı düzeydeki görevler ile daha alt görevlere yapılacak atamalarda bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz. Naklen atamalar MADDE 2 () Diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlardan, bu Yönetmelikte belirtilen aynı unvana veya bu unvanın bulunduğu aynı alt gruptaki diğer unvanlara veya daha alt unvanlara genel hükümlere göre naklen atama yapılabilir. Ancak, bu şekilde atanacaklarda bu Yönetmelikte o kadro veya unvan için öngörülen şartlardan Bakanlıkta belli bir süre çalışmış olmanın dışındaki tüm şartlar aranır. (2) Diğer personel kanunlarına tabi olanların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi görevlere atanmalarında, ihraz ettikleri unvanlar, aynı unvanın olmaması halinde öğrenim durumu ve ihraz ettiği unvanla birlikte atanacağı unvan ve Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşü dikkate alınır. Özelleştirilen kuruluşlardan atama MADDE 22 () 24//994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi hükümlerine göre yapılacak ilk atamalarda bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz. Kazanılmış haklar MADDE 23 () Bu Yönetmelik kapsamındaki görev gruplarında belirtilen unvanlara asaleten atanmış olanların kazanılmış hakları saklıdır. Hüküm bulunmayan haller MADDE 24 () Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik hükümleri uygulanır. Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 25 () 22/5/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Çevre ve Orman Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. Öğrenim düzeyi GEÇİCİ MADDE () 8/4/999 tarihinde görevde bulunanlardan aynı tarih itibarıyla iki yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar, diğer koşullara sahip oldukları takdirde 7 nci maddenin birinci fıkrasının uygulanması bakımından dört yıllık yükseköğrenim mezunu kabul edilirler. 8/4/999 tarihinde Bakanlıkta görevli personel hakkında unvanlar itibariyle belirlenmiş bulunan öğrenim düzeylerinin bir alt öğrenim düzeyi uygulanır. Yürürlük MADDE 26 () Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 27 () Bu Yönetmelik hükümlerini Orman ve Su İşleri Bakanı yürütür. [R.G. 03 Nisan ] Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2942 Karar No : 20/3325 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu

104 No:6 Maslak / İSTANBUL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/09, K:2009/04 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6003, K:200/58 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/09, K:2009/04 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6003, K: 200/58 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Davalı Vekili

105 Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/09, K:2009/04 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6003, K: 200/58 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/09, K:2009/04 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6003, K:200/58 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil

106 Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/09, K:2009/04 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6003, K:200/58 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8.

107 maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka

108 devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2940 Karar No : 20/332 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Ayşe Yasemin Yalazı SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/97, K:2009/093 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6635, K:200/508 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/97, K:2009/093 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6635, K: 200/508 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank

109 değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/97, K:2009/093 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6635, K: 200/508 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/97, K:2009/093 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6635, K:200/508 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır.

110 Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

111 Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/97, K:2009/093 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6635 K:200/508 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır.

112 Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2937 Karar No : 20/3323 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/93, K:2009/089 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6645 K:200/499 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın

113 Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/93, K:2009/089 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6645, K: 200/499 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/93, K:2009/089 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6645, K: 200/499 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

114 İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/93, K:2009/089 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6645, K:200/499 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde

115 herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/93, K:2009/089 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6645, K:200/499 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

116 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

117 Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2956 Karar No : 20/3326 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Ayşe Yasemin Yalazı SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/, K:2009/06 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6639, K:200/532 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/, K:2009/06 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6639, K: 200/532 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede

118 yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/, K:2009/06 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6639, K: 200/532 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/, K:2009/06 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6639, K:200/532 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından

119 doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/, K:2009/06 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6639, K:200/532 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

120 Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği,

121 sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2957 Karar No : 20/338 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/00, K:2009/096 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6653 K:200/50 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 433 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/00, K:2009/096 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6653, K: 200/50 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde

122 de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/00, K:2009/096 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6653, K: 200/50 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 433 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/00, K:2009/096 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6653, K:200/50 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi

123 mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir.

124 Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/00, K:2009/096 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6653 K:200/50 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 433 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi

125 talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2944 Karar No : 20/3306 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/02, K:2009/098 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan

126 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/665 K:200/527 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 4862 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/02, K:2009/098 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/665, K: 200/527 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/02, K:2009/098 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/665, K: 200/527 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA

127 Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4862 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/02, K:2009/098 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/665, K:200/527 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür.

128 Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/02, K:2009/098 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/665, K:200/527 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4862 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim

129 yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen

130 davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2954 Karar No : 20/330 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Ayşe Yasemin Yalazı SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/92, K:2009/088 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6646, K:200/524 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 4953 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/92, K:2009/088 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6646, K: 200/524 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine

131 devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/92, K:2009/088 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6646, K: 200/524 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4953 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/92, K:2009/088 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6646, K:200/524 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci

132 maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/92, K:2009/088 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6646, K:200/524 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı,

133 davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4953 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı

134 devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2959 Karar No : 20/334 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/07, K:2009/365 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6637, K:200/59 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/07, K:2009/365 sayılı karar ile bu kararı

135 onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6637, K: 200/59 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/07, K:2009/365 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6637, K: 200/59 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/07, K:2009/365 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6637, K:200/59 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır.

136 Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim

137 gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/07, K:2009/365 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6637, K:200/59 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin

138 alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2947 Karar No : 20/332 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

139 Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/04, K:2009/00 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6649 K:200/525 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/04, K:2009/00 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6649, K: 200/525 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/04,

140 K:2009/00 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6649, K: 200/525 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/04, K:2009/00 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6649, K:200/525 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri

141 devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/04, K:2009/00 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6649, K:200/525 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

142 Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında,

143 tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2949 Karar No : 20/3320 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/08, K:2009/03 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/5954 K:200/537 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 4957 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/08, K:2009/03 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/5954, K: 200/537 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır.

144 Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/08, K:2009/03 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/5954, K: 200/537 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4957 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/08, K:2009/03 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/5954, K:200/537 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya

145 iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/08, K:2009/03 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare

146 Mahkemesi nin tarih ve E:2009/5954 K:200/537 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4957 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

147 Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2939 Karar No : 20/335 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/94, K:2009/090 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6643 K:200/533 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı

148 işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/94, K:2009/090 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6643, K: 200/533 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/94, K:2009/090 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6643, K: 200/533 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/94, K:2009/090 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

149 Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6643, K:200/533 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir.

150 Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/94, K:2009/090 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6643, K:200/533 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir

151 teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2943 Karar No : 20/336 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş.

152 Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/95, K:2009/09 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6644, K:200/534 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 436 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/95, K:2009/09 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6644, K: 200/534 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır.

153 Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/95, K:2009/09 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6644, K: 200/534 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 436 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/95, K:2009/09 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6644, K:200/534 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim

154 Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/95, K:2009/09 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6644, K:200/534 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 436 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya

155 işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu

156 devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2938 Karar No : 20/3305 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Ayşe Yasemin Yalazı SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/99, K:2009/095 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6654, K:200/503 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/99, K:2009/095 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6654, K: 200/503 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

157 Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/99, K:2009/095 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6654, K: 200/503 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/99, K:2009/095 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6654, K:200/503 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü

158 takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır.

159 Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/99, K:2009/095 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6654, K:200/503 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın

160 sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2950 Karar No : 20/33 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/98, K:2009/094 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6636 K:200/509 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın

161 Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 4954 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/98, K:2009/094 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6636, K: 200/509 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/98, K:2009/094 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6636, K: 200/509 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4954 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

162 İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/98, K:2009/094 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6636, K:200/509 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde

163 herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/98, K:2009/094 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6636, K:200/509 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4954 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

164 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

165 Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/294 Karar No : 20/333 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/0, K:2009/097 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6652, K:200/500 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 435 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/0, K:2009/097 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6652, K: 200/500 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede

166 yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/0, K:2009/097 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6652, K: 200/500 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 435 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/0, K:2009/097 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6652, K:200/500 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından

167 doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/0, K:2009/097 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6652, K:200/500 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 435 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

168 Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği,

169 sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2946 Karar No : 20/339 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/05, K:2009/0 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6642 K:200/498 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 437 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/05 K:2009/0 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6642, K: 200/498 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde

170 de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/05, K:2009/0 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6642, K: 200/498 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 437 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/05, K:2009/0 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6642, K:200/498 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi

171 mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir.

172 Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/05, K:2009/0 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6642 K:200/498 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 437 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi

173 talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2948 Karar No : 20/3308 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/96, K:2009/092 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan

174 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6634, K:200/507 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 5690 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/96, K:2009/092 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6634, K: 200/507 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/96, K:2009/092 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6634, K: 200/507 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA

175 Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 5690 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/96, K:2009/092 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6634, K:200/507 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür.

176 Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/96, K:2009/092 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6634, K:200/507 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 5690 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim

177 yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen

178 davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2953 Karar No : 20/3307 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No: / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/06, K:2009/02 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/5365, K:200/536 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 438 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/06, K:2009/02 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/5365, K: 200/536 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine

179 devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/06, K:2009/02 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/5365, K: 200/536 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 438 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/06, K:2009/02 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/5365, K:200/536 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci

180 maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/06, K:2009/02 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/5365, K:200/536 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı,

181 davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 438 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı

182 devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/295 Karar No : 20/337 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/2, K:2009/07 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6640, K:200/497 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/2, K:2009/07 sayılı karar ile bu kararı

183 onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6640, K: 200/497 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/2, K:2009/07 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6640, K: 200/497 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/2, K:2009/07 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6640, K:200/497 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır.

184 Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim

185 gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/2, K:2009/07 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6640, K:200/497 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin

186 alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2958 Karar No : 20/3309 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

187 Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/9, K:2009/087 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6647, K:200/535 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 4952 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/9, K:2009/087 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6647, K: 200/535 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/9,

188 K:2009/087 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6647, K: 200/535 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4952 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/9, K:2009/087 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6647, K:200/535 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri

189 devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/9, K:2009/087 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6647, K:200/535 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4952 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

190 Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında,

191 tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2945 Karar No : 20/3322 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/03, K:2009/099 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6650 K:200/504 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 4956 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/03, K:2009/099 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6650, K: 200/504 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır.

192 Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/03, K:2009/099 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6650, K: 200/504 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4956 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/03, K:2009/095 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6650, K:200/504 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya

193 iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/03, K:2009/099 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare

194 Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6650, K:200/504 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 4956 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

195 Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/56 Karar No : 20/3298 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : Özgür Torun Vekili : Av. Akif Demirci İstanbul Cad. Ada Sok. Saim Sağ İş Merkezi Kat: No:6/03 - Meram / KONYA Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Birgül Ünlü Konya Sigorta İl Müdürlüğü - KONYA İstemin Özeti : Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığınca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : Konya Bölge İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Yılmaz Çimen Düşüncesi : İşyeri kayıtlarının verilmemesi nedeniyle, (mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 40. maddesinin (d) fıkrası uyarınca davacıya 6750 TL. idari para cezası verilmesi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan dava sonunda, Konya 2. İdare Mahkemesi hakimlerinden biri tarafından verilen ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin bulunan günlü, E:2007/909, K:2008/392 sayılı kararın, davalı idarenin itirazı

196 üzerine, 506 sayılı Yasa'nın 40. maddesi uyarınca idari para cezası kararına karşı idari itiraz yoluna başvurulmadan açılan davada idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçenin merciine tevdi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına ilişkin Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin günlü, E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu savıyla kanun yarına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren Konya 2. İdare Mahkemesi Başkanı'nın dilekçesi üzerine konu incelendi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına bozma" başlıklı 5. maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlemin oluşturulduğu tarih itibariyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 40. maddesinin, günlü, 5454 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle değişik dördüncü fıkrasında "İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler (Bu cümle, Anayasa Mahkemesi'nin günlü, sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan günlü, E:2006/75, K:2006/99 sayılı kararıyla iptal edilmiştir). Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kararı kesinleşir. Sulh ceza mahkemesinin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer alan ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır Yeni Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı sulh ceza mahkemesine başvuru üzerine verilen kararlar kesindir. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezaları, bu Kanunun 80. maddesi hükmüne göre tahsil edilir. İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idarî para cezasına karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. hükmü yer almaktadır. Sözü edilen düzenlemeye göre, 506 sayılı Yasa'nın 40. maddesi uyarınca, idari para cezasının, idari para cezası verilmesi yolundaki işlemin ilgilisine tebliğ edilmesi durumunda "tahakkuk edeceğinin", yani tahsil edilebilir aşamaya geldiğinin, diğer bir ifadeyle bu aşamada kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem niteliğini kazandığının kabul edildiği; diğer yandan ilgiliye, idari para cezasının tebliğinden itibaren onbeş gün içerisinde Kurumun ilgili birimine itiraz etme seçeneğinin tanınarak, bu yola başvurulması durumunda takibin durması esasının benimsendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla idari para cezasının takip ve tahsil edilebilir hale gelmesi, ilgilisinin idari makama itirazının sonuçlanması veya itiraz edilmesi için öngörülen sürenin geçmiş olması koşuluna bağlanmamıştır. Bu haliyle, 506 sayılı Yasa'nın 40. maddesinde gösterilen idari itiraz yoluna başvurulmasının zorunlu olmadığı; yani, idari itiraz yoluna başvurulmadan idari para cezası verilmesi yolundaki işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği ortadır. Nitekim bu nedenlerle Yasa hükmünde "...itiraz edilir." değil, "...itiraz edilebilir." denilerek, itiraz yolunun ihtiyari olduğu açıkça vurgulanmıştır. Belirtilen durum karşısında, Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin, 506 sayılı Yasa'nın 40. maddesi uyarınca idari para cezası kararına karşı idari itiraz yoluna başvurulmadan açılan davada idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçenin merciine tevdi gerektiği yolundaki

197 günlü, E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararında hukuka ve usule uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade eden günlü, E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacıya 6.750, 00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 0597 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Konya 2. İdare Mahkemesi'nce tek hakimle verilen tarih ve E:2007/909, K:2008/392 sayılı kararla; davacıdan defter ve belge ibrazının istenilmesine ilişkin yazının Tebligat Kanunu'nun 2. maddesine uygun olarak ilgilisine tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davalı idarece yapılan tebligata rağmen kayıt ve belgelerin yasal süresi içerisinde ibraz edilmediğinden bahisle 506 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca davacıya verilen idari para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu karara, davalı idare tarafından itiraz edilmesi üzerine Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararıyla; 506 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca idari para cezası kararına karşı idari itiraz yoluna başvurulmadan açılan davada idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçenin merciine tevdii gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Konya 2. İdare Mahkemesi'nin anlan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı, Konya Bölge İdare Mahkemesinin söz konusu kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk parağrafında, Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesinin 5655 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişik 4. fıkrasında; "İdari para cezaları ilgiliye teliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezası kesinleşir. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ödenmeyen idari para cezaları, bu Kanunun 80'inci maddesi hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. İdari para cezalarının, Kuruma itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idari para cezalarına karşı Kuruma itiraz etme veya yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak, Kurumca itirazın reddedilmesi veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarı, 80'inci madde hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir." hükmü yer almıştır.

198 Yukarıda belirtilen Kanun maddesinde, kurumca düzenlenen idari para cezalarına ilişkin işlemin "ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder" ve onbeş gün içinde "Kuruma ödenir" ibaresi ile kesin ve icrailiği ortaya konmuştur. Ayrıca, bu işleme karşı Kurumun ilgili ünitesine yapılabileceği belirtilen itiraz başvurusunun zorunlu bir başvuru yolu olmayıp, ilgililerin isteğine bağlı, seçimlik bir hak olduğu maddede yer alan "kuruma ödenir veya...", "itiraz edilebilir" ifadelerinden anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacı tarafından, kuruma itiraz edilmeksizin doğrudan dava açma iradesi ortaya konulduğundan, Konya 2. İdare Mahkemesi hakimlerinden biri tarafından davanın esasının incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın karara bağlanmasında usul hükümlerine aykırılık bulunmayıp, Konya Bölge İdare Mahkemesi'nce, idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçenin Kurumun ilgili ünitesince incelenmek üzere SSK Başkanlığı Konya Sigorta İl Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle anılan Mahkeme kararının usul yönünden bozulması yolunda verilen günlü, E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Konya Bölge İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2008/405, K:2008/77 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2449 Karar No : 20/5843 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : Medi Zinde Sağlık Hizmetleri A.Ş. Vekili : Av. Hasan Akbay Bahariye Cad. No:72/0 Kadıköy / İSTANBUL Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı / ANKARA (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) İstemin Özeti : Davacı şirkete ait İstanbul Medipol Hastanesi'nin tarihleri arasında TGRT logosuyla yayın yapan televizyon kanalında "Mediclup Medipol Sağlık Kulübü" adlı programda yer alan reklam ve tanıtımlarının 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı olduğundan bahisle aynı Kanun'un 25/8. maddesi uyarınca ve tekerrrür nedeniyle iki katı uygulanarak ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 0 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar veren Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2005/9, K:2006/895 sayılı kararının; davalı idarenin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcı : Tansel Çölaşan Düşüncesi : Medi Zinde Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketine 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6.maddesine aykırı şekilde reklam yaptığı ileri

199 sürülerek ve bu fiilin yıl içinde tekrarlanması nedeniyle reklam veren sıfatıyla adına iki kat TL tutarında para cezası ve reklamın durdurulması cezası uygulanmasına ilişkin tarih ve 242 sayılı Bakanlık Oluru ile onaylanan Reklam Kurulunun tarih ve 0 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesince söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen tarihli ve E:2005/9, K:2006/895 sayılı kararın, davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi: 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Yasa ile değişik 6.maddesinde, "Ticari reklâm ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır." ilkesine yer verildikten sonra, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklâm ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamayacağı belirtilmiş, aynı Kanunun anılan Yasa ile değişik 7.maddesinin.fıkrasında, "Ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilanları incelemek ve inceleme sonucuna göre 6.madde hükümlerine aykırı reklam ve ilanları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur" kuralına yer verilmiş, 25.maddesinin 8.fıkrasında, 6.maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya para cezası uygulanacağı ve bu aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezasının on katı olarak uygulanacağı, aynı maddenin son fıkrasında ise, yukarıdaki fıkralarda belirtilen para cezalarının, fiilin bir yıl içerisinde tekrarı halinde iki misli olarak uygulanacağı, 3.maddesinde ise Bakanlığın, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. 29 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 24.maddesinde, icrayı sanat eden tabiplerin, hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmalarının yasak olduğu kurala bağlanmıştır. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin olay tarihindeki 60.maddesinde "Özel hastaneler tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan yanlış yönlendiren, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette reklam ve tanıtımlar yapamazlar. Özel hastaneler, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamaz ve böylece faaliyet gösteremezler. Rekabetin korunması ve haksız rekabet ile ilgili diğer mevzuat hükümleri saklıdır." hükmü yer almış, anılan maddenin tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değişik 60.maddesinde " Özel hastaneler; tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette tanıtım yapamazlar. Özel hastaneler, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamazlar. Özel hastaneler tarafından; sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapılabilir. Bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer verilemez..." denilmiştir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8.maddesinde, tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemeyeceği, tabip ve diş tabiplerinin her ne

200 suretle olursa olsun,yazılarında kendi reklamını yapamayacağı belirtilmiş, 9.maddesinde, tabip ve diş tabibinin, gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine göre kabul edilmiş olan ihtisas şubesini, akademik ünvanını ve muayene gün ve saatlerini yazabilecekleri kuralına yer verilmiştir. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60.maddesi hükmünün, 29 sayılı Kanunun 24. ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8. ve 9.maddeleri ile 4077 sayılı Kanunun 6.maddesinde yer alan kurallarla birlikte değerlendirilmesinden, özel hastanelerin, tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına uygun olarak hastaların bilgi ve tecrübe noksanlığından yararlanarak onları istismar etmeksizin ve diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratmayacak şekilde yaptıkları tıbbi faaliyetleri tanıtabilecekleri sonucuna varılmaktadır. Ankara 7.İdare Mahkemesince verilen karar ile, söz konusu reklamın hastanenin sunmakta olduğu hizmete yönelik tanıtıcı ve halkı bilgilendirici türde olduğu, mevzuatta öngörülen ilke ve kurallara aykırı nitelikte bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait Mediclup Medipol Sağlık Kulübü adı altında İstanbul Medipol Hastanesine ait olduğu sonucuna ulaşılan ve tarihlerinde TGRT logosu ile yayın yapan televizyon kanalında yayımlanan Hep genç kalın benim gibi. başlıklı reklamın, Reklam Kurulunun tarih ve 0 sayılı toplantısında incelendiği ve söz konusu reklamda yer alan ibarelerin 29 sayılı Kanunun 24.maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8 ve 9.maddeleri ile Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60.maddesi ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5.maddesinin (a), (b), (e) bentleri ile 7.maddesinin (a) bendine aykırı olduğu yönünde değerlendirmeler yapılarak, 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 7.ve 25/8.maddeleri uyarınca ülke düzeyinde idari para cezası ve durdurma cezası önerisinde bulunulmasına oyçokluğu ile karar verildiği ve yapılan bu değerlendirmelerin Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğünce uygun görülerek tarih ve 2004/242 sayılı işlemle davacı şirket hakkında TL tutarında iki kat idari para cezası ile söz konusu reklamların durdurulması cezası uygulandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa konu olan, "Hep genç kalın benim gibi" başlıklı reklamın, veriliş biçimine göre, "prostat" rahatsızlığının "Greenlight" yöntemi ile tedavisi açıklandıktan sonra; bu yöntemin kamuoyunda tanınmış kişilerin görüntülerinden hareketle genç kalmanın yolu olarak tanıtılmasının; Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60.maddesinde yer alan "Özel hastaneler;... diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette reklam ve tanıtımlar yapamazlar...." hükmüne ve bunun sonucu olarak 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6.maddesi hükmüne aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, söz konusu reklamın mevzuat hükümlerine aykırı olmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 7.İdare Mahkemesince verilen günlü ve E:2005/9, K:2006/895 sayılı kararın, hukuka aykırılığı nedeniyle, 2577 sayılı Kanunun 5.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması için temyizi gerekli görülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü: tarih ve sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi:

201 Dava; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 0 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 7. İdare Mahkemesi'nce; davacı şirketin TGRT logosuyla yayın yapan televizyon kanalında tarihleri arasında yayınlanan "Hep Genç Kalın Benim Gibi" başlıklı tanıtımlarının reklam mahiyetinde olduğu, ancak söz konusu reklamın yanıltıcı, yanlış yönlendirici ve haksız rekabete yol açıcı nitelik taşımadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesinde; ticari reklam ve ilanların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmalarının esas olduğu; tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilanlar ve örtülü reklam yapılamayacağı hükme bağlanmış; Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (a) bendinde; reklamların, yasalara, genel ahlaka uygun, doğru ve dürüst olması; (b) bendinde; her reklamın, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde iş hayatında ve kamuoyunda kabul gören dürüst rekabet ilkelerine uygun olması gerektiği düzenlemesi yer almıştır. Anılan Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde; Kanunda öngörülen para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmayacağı ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı, itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu kuralına yer verilmektedir. 29 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 24. maddesinde; "İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur." hükmü, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. maddesinde, "Tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemez. Tabip ve diş tabibi, yapacağı yayınlarda tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olup, her ne suretle olursa olsun, yazılarında kendi reklamını yapamaz." hükmü yer almaktadır. Öte yandan, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin "Bilgilendirme ve Tanıtım" başlıklı 60. maddesinde ise; özel hastanelerin; tıbbî deontoloji ve meslekî etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamayacakları ve bu mahiyette tanıtım yapamayacakları, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamayacakları, sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapabilecekleri, bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer veremeyecekleri; hizmet alanları ve sunacağı hizmetler ile açılış bilgileri ve benzeri konularda toplumu bilgilendirmek amacıyla tanıtım yapabilecekleri, özel hastaneler tarafından oluşturulan internet sitelerinde; yer alan her türlü sağlık bilgisi, alanı ile ilgili bilgi ve tecrübeye sahip sağlık meslek mensupları tarafından verilmesinin zorunlu olduğu ve bu siteler aracılığıyla hiçbir şekilde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler verilemeyeceği,

202 internet sayfalarında verilen bilginin, son güncelleme tarihinin açıkça belirtilmesi gerektiği ve belirtilen esaslara uymayan özel hastane sahipleri ve mesul müdürleri hakkında ilgili mevzuat hükümlerindeki müeyyideler uygulanacağı kuralı öngörülmüştür. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait İstanbul Medipol Hastanesi'nin tarihleri arasında TGRT televizyon kanalında yayınlanan "Hep genç kalın, benim gibi" başlıklı reklamlarında, "Her işin başı sağlık. Prostat tedavisinde narkozsuz ve kanamasız GreenLight buharlaştırma teknolojisiyle cinsel fonksiyon kayıpları olmamakta, hasta aynı gün taburcu edilebilmektedir. GreenLight şimdi Türkiye'de." şeklinde ifadelerin yer aldığı ve reklamda yer alan danışma hattı ile adresli internet sitesinin anılan hastaneye yönlendirilmiş olduğu ileri sürülerek söz konusu reklamın, 29 sayılı Kanun'un 24. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. ve 9. maddeleri ve Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi ve Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda hükümlerine yer verilen Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde, özel hastanelerin tanıtım ve reklamlarının ne şekilde yapılacağı, yasak olan haller belirtilmek suretiyle düzenlendiğinden, yayınlanan söz konusu reklamların, öngörülen yasaklar kapsamında olup olmadığının somut bir şekilde belirlenerek tespiti gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu reklamların yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinden; reklamda, anılan hastaneye ticari görünüm kazandıran ifadelere yer verildiği, reklamın tercih edilirliği artırmaya ve talep yaratmaya yönelik olduğu ve Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi kapsamında izin verilen sınırların dışında kaldığı, bu şekilde sağlık hizmetlerinin tanıtımına yönelik mevzuat ve 4077 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu reklam nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, söz konusu reklamın hastanenin sunmakta olduğu hizmete yönelik tanıtıcı ve halkı bilgilendirici türde olduğu ve mevzuatta öngörülen ilke ve kurallara aykırı nitelik taşımadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir. Temyiz edilen kararın, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmına gelince; 4077 sayılı Kanun'un, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesi uyarınca, idarî para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararlar kesin olup, idarî para cezası ile beraber Kanun'da öngörülen diğer idarî yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararların, para cezası dışındaki kısımlarına karşı temyiz yoluna gidilebilmesi mümkündür. Bu açıdan; tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2005/9, K:2006/895 sayılı kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, temyize konu kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmı açısından kanun yararına bozma isteminin incelenmeksizin reddine, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay

203 Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2444 Karar No : 20/4434 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : AKS Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Vekili : Av. Berrin Tunç Köroğlu Cinnah Caddesi Hava Sokak Hava Apt. No:2/4 Çankaya / ANKARA Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı / ANKARA (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) İstemin Özeti : Davacı şirkete ait "Show TV" logosu ile yayın yapan televizyon kanalında yayınlanan "Popstar" isimli programda örtülü reklam yapılarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 05 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar veren Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının; davalı idarenin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan Eryat Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Tansel Çölaşan Düşüncesi : AKS Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine (Show TV) 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesine aykırı şekilde reklam yaptığı ileri sürülerek TL tutarında para cezası ve reklamın durdurulması cezası uygulanmasına ilişkin tarih ve 4 sayılı Bakanlık Oluru ile onaylanan Reklam Kurulu'nun tarih ve 05 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesi'nce söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen günlü ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının, davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi sayılı Kanun'un. maddesinde, bu Kanunun amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu belirtilmiş, Kapsam başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun,. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı vurgulanmış, Tanımlar başlıklı 4822 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin (e) bendinde, tüketicinin; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi, (n) bendinde tanımlanan mecra kuruluşunun ise; ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel

204 kişiyi, ifade edeceğinin vurgulandığı, aynı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik Ticari Reklamlar ve İlanlar başlıklı 6. maddesinde, Ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır. Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamaz. Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabilir. Reklam veren, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür. Reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdürler. hükmünün yer aldığı, Kanunun Ceza Hükümleri başlıklı 25. maddesinin 8. fıkrasında ise, 6. maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya... para cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. 6. maddeye aykırılık, ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezası on katı olarak uygulanır. hükmüne yer verilmiştir tarihli, 2538 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin Temel İlkeler başlıklı 5. maddesinde, Ticari reklam ve ilânlarda esas alınacak temel ilkeler sayılmış, maddenin (d) bendinde bu esaslardan biri de, Biçimi ve yayımlandığı mecra ne olursa olsun, bir reklamın "reklam" olduğu açıkça anlaşılmalıdır. Bir reklam haber ve yorum öğeleri içeren bir mecrada yayımlandığında, "reklam" olduğu kolaylıkla algılanacak biçimde belirtilir. Örtülü reklam yapılamaz. biçiminde belirtilmiştir sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un. maddesinde, bu Kanun'un amacı, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir, denilmiş, 2. maddesinde Kanun'un kapsamı, her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim altında olursa olsun elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve dışına yapılan radyo ve televizyon yayınları ile ilgili hususlar olarak belirtilmiş, 4. maddesinde, radyo, televizyon ve veri yayınlarında uyulması gereken yayın ilkeleri açıklanmış, maddenin (j) bendinde yayın ilkelerinden birinin de, Yayıncılığın haksız bir amaç ve çıkara alet edilmemesi ve haksız rekabete yol açılmaması, ilân ve reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanması, bir basın organının özel çabalarla yarattığı ürünün kendi ürünüymüş gibi sunulmaması, ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilmesi., (m) bendinde ise, Halkı aldatacak, yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun Görev ve Yetkiler başlıklı 8. maddesinin (h) bendinde, Radyo-televizyon yayınlarını izleme sistemleri kurarak, yayınların 4. maddeye ve bu alanda Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmalara uygunluğu açılarından denetlenmesini yapmak, (ı) bendinde ise, Yayın kuruluşlarının, bu Kanun hükümlerine aykırı yayın yapması ve tahsis şartlarına uymaması halinde, gerekli müeyyideleri uygulamaya karar vermek hususları Üst Kurulun görev ve yetkileri arasında sayılmış, Kanunun Reklamların Yerleştirilmesi başlıklı 2. maddesinin 5. fıkrasında, her türlü yayında gizli reklam yapılmasının yasak olduğu hükmüne yer verilmiş, Program Desteklenmesi başlıklı 23. maddesinde ise, Bir program veya dizi tamamen veya kısmen mali destek görmüşse, bu husus programın başında ve/veya sonunda uygun ibarelerle belirtilir. Destekleyen taraflar, programın içeriğine ve yayınlanış biçimine, yayıncının sorumluluğunu ve bağımsızlığını etkileyecek hiçbir müdahalede bulunamazlar. Desteklenen programlarda, destek verene veya üçüncü bir kişiye ait mal ve hizmetlere atıfta bulunulması ve bunların alınması, satılması ve kiralanması teşvik edilmeyecektir. Programlar yirmiikinci

205 maddede yasaklanmış olan mal ve hizmetlerin üretimi veya satışıyla iştigal eden özel veya tüzelkişilerce desteklenemez. Haber ve güncel programlarda mali desteğe izin verilemez. hükmü yer almıştır tarihli, sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmeliğin Reklam ve Tele-Alışveriş Yayınlarının Biçim ve Sunuşu başlıklı. maddesinde, Reklam ve tele-alışveriş yayınları, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırt edilebilecek ve görsel ve/veya işitsel olarak program hizmetinden ayrılığı reklam yayını olduğu fark edilecek biçimde yayınlanır. Reklam yayınlarının başında ve sonunda reklam müziği ile birlikte televizyonlarda REKLAMLAR yazısı izleyicinin okuyabileceği şekilde ve yeterli bir süre dahilinde ekrana getirilir; radyoda ise reklam ifadesine de yer veren reklam müziği (jingle) dinleyicinin anlayabileceği biçimde kullanılır. Alt yazı, logo ve çerçeveler kullanılarak yapılan reklamlar, programdan kolaylıkla ayırt edilebilecek bir şekilde ve ekranda reklamın yer aldığı bölümde REKLAM ibaresiyle birlikte yayınlanır. denilmiş, Yönetmeliğin Gizli reklam başlıklı 4. maddesinde ise, Programlarda, açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler, reklam amacını taşıyan şekilde sunulmamalıdır. Belli markaların veya ürünlerin veya hizmetlerin puanlanmak suretiyle yarışmalara konu yapılıp program hizmeti olarak yayınlanması, bu programların reklam niteliğini ortadan kaldırmaz. Ancak, yarışmanın konusunun ticari mal ve hizmetlere yönelmediği hallerde, yarışma sonucunda yarışmacılara verilen ticari mal ve hizmet niteliğindeki armağanların sadece marka, model ve değerlerinin görsel ve işitsel olarak belirtilmesi için ayrılan süre, reklam süresi olarak kabul edilir. Sportif, sanatsal ve kültürel nitelikli toplumsal etkinliklerin, bunların yayıncı tarafından düzenlenmemiş olması kaydıyla ve sanal reklamlar hariç, yapıldıkları mekanlarda yer alan reklam panoları ve afişleri reklam sayılmaz. Sigara, tütün ürünleri ya da alkollü içki markalarını veya bunları çağrıştıracak her türlü görüntü ve sese, her ne surette olursa olsun, hiçbir program içerisinde yer verilemez., Program Desteklemesi başlıklı değişik (5/2/2005 tarihli, sayılı Resmi Gazete) 20. maddesinin. fıkrasında da, Yayın Kuruluşları, program, konulu film veya diziler için gerçek veya tüzel kişilerden tamamen veya kısmen mali destek alabilir. Yayınlanan herhangi bir programa tamamen veya kısmen mali destek sağlandığı taktirde, destek verenlerin kimliği programın başında ve/veya sonunda görsel ve/veya işitsel unsurlarla, televizyonda yazıyla, radyoda ise sözle toplam en fazla 0 saniye, reklam kuşakları ile program tanıtımı kesintilerinin sonunda toplam en fazla 5 saniye süre ile belirtilebilir. Desteklenen programların tanıtımlarında destekleyen gerçek ve tüzel kişilere atıfta bulunulamaz ve destekleyen firma ismi program adının bir parçası olarak kullanılamaz. hükümleri yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait Show TV logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 2004 yılı Mart-Haziran ayları arasında yayımlanan, Likidgaz ve Milangaz marka tüpleri piyasaya süren şirket tarafından program desteklemesine tabi hükümlere göre desteklediği anlaşılan Popstar isimli programda, Milangaz ve Likidgaz ın sunduğu popstar heyecanı devam ediyor şeklinde programın başında, sonunda, reklam kuşaklarına girerken ve çıkarken sponsor firmaya atıfta bulunulduğu, oylama sırasında yarışmacıların sonucu bekledikleri sıcak oda diye adlandırılan odanın duvarlarında Milangaz-Likidgaz yazılarının rahatlıkla okunabilecek şekilde yerleştirildiği, ayrıca odanın bir köşesinde büyük boy tüp maketinin bulunduğu, seyircilerin ellerinde destekledikleri yarışmacıların fotoğrafları bulunan kartların üzerinde büyük harflerle yazılmış MilangazLikidgaz yazısının bulunduğu, adaylar şarkılarını söylerken ve sonrasında jüri üyelerinin yorumları alınırken, ekranın altında verilen adayların SMS numaraların yanında dönen tüpün üstünde Likidgaz ve Milangaz markalarının gizli/örtülü reklamının yapıldığından bahisle 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin Temel İlkeler başlıklı 5.

206 maddesinin (d) bendi hükmüne aykırılıktan hareketle 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ve 25. maddesinin 8. fıkrası uyarınca davacı şirket adına TL idari para ve durdurma cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesi tarafından; bir televizyon kanalı olan davacı yayın kuruluşunun, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun kapsamında olması nedeniyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayınları denetleyerek gizli reklam yapıldığını ve Kanun'da belirtilen ilkelere aykırılığının saptanması halinde gerekli yaptırıma tabi tutulması gerekmekte olup, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca ticari reklam ve ilanlara ilişkin kurallar bakımından reklam ve ilan sahipleri hakkında, ancak, 4077 sayılı Kanunun amaçlarına uygun olarak işlem tesis etmesi mümkün olup televizyon yayınlarının yayın ilkelerine ve mevzuatı ihlalleri nedeniyle denetlenmesi olanağının bulunmaması karşısında, 3984 sayılı Kanun kapsamında radyo ve televizyonların yayınları ve faaliyetleri ile ilgili denetim yetkisi bulunmayan davalı idarenin tesis ettiği yaptırım uygulama niteliğindeki dava konusu işlemde isabet bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptal edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu işlem; Reklam Kurulunca verilmiş olan tarihli, 05 sayılı karar olup Show TV kanalında yayımlanan Popstar adlı yarışma programında MilangazLikidgaz logolarının değişik yöntemlerle program içinde de gösterilmesi suretiyle kullanımının gizli/örtülü reklam anlamına geldiği ve mecra kuruluşu sıfatıyla davacı şirketin tüketiciyi istismar eden bu fiilinin 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi hükmü ile Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (d) fıkrası hükmüne aykırı olması nedeniyle davacı şirket adına, mecra kuruluşu sıfatıyla ve 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ve 25. maddesinin 8. fıkrası uyarınca uygulanan durdurma ve idari para cezasında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki; cezaya konu fiilin, 3984 sayılı Kanunun 2. maddesinin 5. fıkrası ve 23. maddesi ile Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmeliğin., 4. maddeleri ve 20. maddesinin. fıkrasına aykırılık oluşturması halinde, bu alanda yetkili Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından anılan madde hükümleri uyarınca ayrıca cezai işlem uygulanabileceği mümkün olduğundan, Mahkeme tarafından, fiilin, salt 3984 sayılı Kanun kapsamında olduğu biçiminde yaptığı değerlendirme suretiyle işlemin, anılan Kanunun. maddesi, 4. maddesinin (j), (m) ve 8. maddesinin (h) ve (ı) fıkralarından bahisle iptal edilmesinde isabet bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin günlü ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının, hukuka aykırılığı nedeniyle, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: tarih ve sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi: Dava; davacı şirkete ait "Show TV" logosu ile yayın yapan televizyon kanalında yayınlanan "Popstar" isimli programda örtülü reklam yapılarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 05 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

207 Ankara 7. İdare Mahkemesi'nce; davacı yayın kuruluşunun 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun kapsamında olması nedeniyle, yayınların denetlenerek örtülü reklamın saptanması halinde yaptırım uygulama yetkisinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na ait olduğu, davalı idarenin 4077 sayılı Kanun uyarınca reklam ve ilan sahipleri hakkında tüketicinin korunması amaçları doğrultusunda işlem tesis etmesinin mümkün olduğu ve televizyon yayınlarını yayın ilkeleri kapsamında denetleme yetkisi olmayan davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un. maddesinde; Kanun'un amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu, 2. maddesinde; Kanun'un. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağına yer verilmiştir. Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde; "Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın/hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı, içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek ya da tüzel kişiyi", (m) bendinde; "Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişiyi", (n) bendinde; "Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi" ifade ettiği belirtilmiştir. Kanun'un 6. maddesinde; ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulu'nca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmalarının esas olduğu, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamayacağı, aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabileceği, reklam verenin, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlü olduğu, reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşlarının bu madde hükümlerine uymakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. Kanun'un 7. maddesinde ise; ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilânları incelemek ve inceleme sonucuna göre, 6. madde hükümlerine aykırı reklam ve ilânları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında Reklam Kurulu'nun görevli olduğu düzenlenmiştir. Diğer taraftan, anılan Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde; Kanun'da düzenlenen her türlü para cezasının idarî nitelikte olduğu, bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği ve itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu hükmü yer almaktadır. Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinin (g) bendinde de; "Mecra" kavramının, reklam ve tanıtım mesajını ileten ve o

208 mesajı alma durumunda olan kişi, grup ya da topluluğun buluştuğu yeri, ortamı (televizyon, her türlü yazılı basın, internet, radyo, sinema gibi iletişim kanalları ile açık hava, basılı işler gibi reklam taşıyan malzemeler) ifade ettiği belirtilmiştir. İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un. maddeside; Kanun'un amacının, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu, 5. maddesinde; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek amacıyla kurulduğu belirtilmiş; tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yüyürlüğe giren 62 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un (3984 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldırmıştır). maddesinde; Kanun'un amacının; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idarî, malî ve teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun kuruluşu, teşkilâtı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, 34. maddesinde de; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri sektörünü düzenlemek ve denetlemek amacıyla, idarî ve malî özerkliğe sahip, tarafsız bir kamu tüzel kişiliği niteliğinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun kurulmuş olduğu hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait "Show TV" logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 2004 yılı Mart-Haziran ayları arasında yayınlanan, Milangaz ve Likidgaz marka tüpleri piyasaya süren şirket tarafından program desteklemesine tabi hükümlere göre desteklendiği anlaşılan Popstar isimli programda, Milangaz ve Likidgaz"ın sunduğu Popstar heyecanı devam ediyor şeklinde programın başında, sonunda, reklam kuşaklarına girerken ve çıkarken sponsor firmaya atıfta bulunulduğu, oylama sırasında yarışmacıların sonucu bekledikleri sıcak oda diye adlandırılan odanın duvarlarında Milangaz-Likidgaz yazılarının rahatlıkla okunabilecek şekilde yerleştirildiği, ayrıca odanın bir köşesinde büyük boy tüp maketinin bulunduğu, seyircilerin ellerinde destekledikleri yarışmacıların fotoğrafları bulunan kartların üzerinde büyük harflerle yazılmış MilangazLikidgaz yazısının bulunduğu, adaylar şarkılarını söylerken ve sonrasında jüri üyelerinin yorumları alınırken, ekranın altında verilen adayların SMS numaraların yanında dönen tüpün üstünde Likidgaz ve Milangaz yazılarının verildiği, bu şekilde anılan markaların örtülü reklamının yapıldığından bahisle 4077 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 25. maddesi uyarınca tesis edilen ,00 -TL idari para cezası verilmesine ve anılan reklamın durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 4077 sayılı Kanun'un, tüketicinin uğrayabileceği her türlü olumsuzluğa karşı önlem alınması, bu amaçla tüketicinin sağlık, güvenlik ve ekonomik çıkarlarının korunması, aydınlatılması, eğitilmesi ve uğradığı zararların tazmin edilmesi gibi çok geniş bir etki alanının bulunduğu, bu kapsamda tüm mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin korunmasının amaçlandığı, bu amacın etkin bir biçimde sağlanabilmesi için de Reklam Kurulu'nun kurulmuş olduğu görülmektedir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun ise radyo ve televizyon hizmet sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesiyle görevlendirildiği, bu sektöre yönelik belirlenen ilkelere aykırılık halınde yaptırım uygulayabildiği, anılan kuruma düzenleme, denetleme ve yaptırım uygulama görev ve yetkisinin 62 sayılı Kanun uyarınca kendisine verilen görev ve yetkilerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Tüketicinin korunması gereken en önemli alanlardan biri de reklam ve ilân sektörüdür sayılı Kanun'da reklamın, reklam verenin, reklamcının ve mecra kuruluşunun tanımları yapılmış olup; mecra kuruluşunun, ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiracısı olarak tanımlandığı, yukarıda anılan yönetmelikte ise "mecra" kavramı açıklanırken reklam veye tanıtımın iletildiği,

209 televizyon, her türlü yazılı basın, internet, radyo, sinema gibi iletişim kanalları ile açık hava, basılı işler gibi reklam taşıyan malzemelerin bu kapsamda sayıldığı görülmektedir sayılı Kanun'un amaç ve kapsamından hareketle, Reklam Kurulu'na tüm mecralardaki ticari reklam ve ilânlara ilişkin inceleme yaparak gerekli müeyyideleri uygulama yetkisi verilmiştir. O halde, Reklam Kurulu radyo ve televizyon sektöründe yayınlanan ticari ilân ve reklamları da inceleyebilecek ve gerekli gördüğü hallerde yaptırım uygulanmasına karar verebilecektir. Radyo ve televizyonda yayınlanan bir programın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenmesi ve yaptırım uygulanması kendi mevzuatı çerçevesinde değerlendirileceğinden, aynı programın 4077 sayılı Kanun kapsamında Reklam Kurulu tarafından incelenerek yaptırım uygulanmasına hukukî bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda, işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davalı idarenin, 3984 sayılı Kanun kapsamında olan radyo ve televizyon yayınları ve faaliyetleriyle ilgili denetim yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir. Temyiz edilen kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmına gelince; 4077 sayılı Kanun'un, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesi uyarınca, idarî para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararlar kesin olup, idarî para cezası ile beraber Kanun'da öngörülen diğer idarî yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararların, para cezası dışındaki kısımlarına karşı temyiz yoluna gidilebilmesi mümkündür. Bu açıdan; tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, temyize konu kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmı açısından kanun yararına bozma isteminin incelenmeksizin reddine, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/279 Karar No : 20/5725 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : Saray Sağlık Hizmetleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. Vekili : Av. Yaşar Yavuzyılmaz Halitağa Caddesi Yeni Yol Sokak No:3/4 Kadıköy / İSTANBUL Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı / ANKARA (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) İstemin Özeti : 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve sayılı

210 Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar veren Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2005/200, K:2006/95 sayılı kararının; davalı idarenin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan Eryat Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Tansel Çölaşan Düşüncesi : Saray Sağlık Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketine 4077 sayılı Kanun'un 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesine aykırı şekilde reklam yaptığı ileri sürülerek ve bu fiilin yıl içinde tekrarlanması nedeniyle reklam veren sıfatıyla adına iki kat TL tutarında para cezası ve reklamın durdurulması cezası uygulanmasına ilişkin tarih ve 247 sayılı Bakanlık Oluru ile onaylanan Reklam Kurulunun tarih ve sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 4. İdare Mahkemesince söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen tarihli ve E:2005/200, K:2006/95 sayılı kararın, davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi: 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanun ile değişik 6. maddesinde, "Ticari reklâm ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır." ilkesine yer verildikten sonra, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklâm ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamayacağı belirtilmiş, aynı Kanunun anılan Yasa ile değişik 7. maddesinin. fıkrasında, "Ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilanları incelemek ve inceleme sonucuna göre 6. madde hükümlerine aykırı reklam ve ilanları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur" kuralına yer verilmiş, 25. maddesinin 8. fıkrasında, 6. maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya para cezası uygulanacağı ve bu aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezasının on katı olarak uygulanacağı, aynı maddenin son fıkrasında ise, yukarıdaki fıkralarda belirtilen para cezalarının, fiilin bir yıl içerisinde tekrarı halinde iki misli olarak uygulanacağı, 3. maddesinde ise Bakanlığın, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. 29 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 24. maddesinde, icrayı sanat eden tabiplerin, hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmalarının yasak olduğu kurala bağlanmıştır. Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin olay tarihindeki 60. maddesinde "Özel hastaneler tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan yanlış yönlendiren, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette reklam ve tanıtımlar yapamazlar. Özel hastaneler, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamaz ve böylece faaliyet gösteremezler. Rekabetin korunması ve haksız rekabet ile ilgili diğer mevzuat hükümleri

211 saklıdır." hükmü yer almış, anılan maddenin tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değişik 60. maddesinde " Özel hastaneler; tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette tanıtım yapamazlar. Özel hastaneler, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamazlar. Özel hastaneler tarafından; sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapılabilir. Bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer verilemez..." denilmiştir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8. maddesinde, tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemeyeceği, tabip ve diş tabiplerinin her ne suretle olursa olsun,yazılarında kendi reklamını yapamayacağı belirtilmiş, 9. maddesinde, tabip ve diş tabibinin, gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine göre kabul edilmiş olan ihtisas şubesini, akademik ünvanını ve muayene gün ve saatlerini yazabilecekleri kuralına yer verilmiştir. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60. maddesi hükmünün, 29 sayılı Kanunun 24. ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8. ve 9. maddeleri ile 4077 sayılı Kanunun 6. maddesinde yer alan kurallarla birlikte değerlendirilmesinden, özel hastanelerin, tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına uygun olarak hastaların bilgi ve tecrübe noksanlığından yararlanarak onları istismar etmeksizin ve diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratmayacak şekilde yaptıkları tıbbi faaliyetleri tanıtabilecekleri sonucuna varılmaktadır. Ankara 4.İdare Mahkemesince verilen karar ile, söz konusu reklamın hastanenin sunmakta olduğu hizmete yönelik tanıtıcı ve halkı bilgilendirici türde olduğu, mevzuatta öngörülen ilke ve kurallara aykırı nitelikte bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait Medical Park Hospital e ait olan ve tarihli Sabah gazetesi ve tarihli Vatan gazetesinde, 500 Çifte Umut Doğuyor; 24 Ocak ta ; Bilgi , Medical Park Sağlık Kulübü, tarihli Vatan ve Akşam gazetelerinde 500 Çifte Umut Doğuyor; 24 Ocak ta ; Tüp Bebek Aileleri Büyüyor, Bilgi , Medical Park Sağlık Kulübü, ayrıca, adresli internet sitesi reklamlarında, toplulumuzun en büyük özlemine çare olmayı amaçlayan sizlere özel bir kampanyadır Çekiliş sonucunda 500 çift ise %45 indirimli olarak Medical Park Hospital Tüp Bebek Merkezi nde Tüp Bebek uygulamaya hak kazanacaktır, başlıklı reklamların ve söz konusu reklamlarda yer alan danışma hattı telefon numarasının ve internet site adresinin Medical Park Hastanesine yönlendirilmiş olduğunun tespiti üzerine belirtilen reklamların, Reklam Kurulunun tarih ve sayılı toplantısında incelendiği ve söz konusu reklamlarda yer alan ibarelerin 29 sayılı Kanunun 24. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8 ve 9. maddeleri ile Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60. maddesi ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (a), (b), (e) bentleri ile 7.maddesinin (a) bendine aykırı olduğu yönünde değerlendirmeler yapılarak, 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 7.ve 25/8. maddeleri uyarınca ülke düzeyinde idari para cezası ve durdurma cezası önerisinde bulunulmasına oybirliği ile karar verildiği ve yapılan bu değerlendirmelerin Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğünce uygun görülerek tarih ve 2004/247 sayılı işlemle davacı şirket hakkında TL tutarında iki kat idari para cezası ile söz konusu reklamların durdurulması cezası uygulandığı anlaşılmıştır.

212 Uyuşmazlığa konu olan, "500 Çifte Umut Doğuyor; 24 Ocak ta ; Tüp Bebek Aileleri Büyüyor " başlıklı reklamlar ile bu reklamlarda yer alan danışma hattı telefon numarasının ve internet site adresinin Medical Park Hastanesine yönlendirildiği, bu yönlendirmede toplumumuzun en büyük özlemine çare olmayı amaçlayan sizlere özel bir kampanyadır Çekiliş sonucunda 500 çift ise %45 indirimli olarak Medical Park Hospital Tüp Bebek Merkezi nde Tüp Bebek uygulamaya hak kazanacaktır, biçiminde yer alan ibareler nedeniyle Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60. maddesinde yer alan "Özel hastaneler;... diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette reklam ve tanıtımlar yapamazlar...." hükmüne ve bunun sonucu olarak 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi hükmüne aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, söz konusu reklamın, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı ve istismar edici nitelikte bulunmadığından mevzuat hükümlerine aykırı olmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen günlü ve E:2005/200, K:2006/95 sayılı kararın, hukuka aykırılığı nedeniyle, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü: tarih ve sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi: Dava; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce; söz konusu reklamın, çocuk sahibi olmayan dar gelirli vatandaşlara tüp bebek tedavisi konusunda daha indirimli hizmet sunulacağını bildiren mahiyette olduğu, bu haliyle tüketiciyi yanıltıcı, aldatıcı ve istismar edici nitelik taşımadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesinde; ticari reklam ve ilanların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmalarının esas olduğu; tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilanlar ve örtülü reklam yapılamayacağı hükme bağlanmış; Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (a) bendinde; reklamların, yasalara, genel ahlaka uygun, doğru ve dürüst olması; (b) bendinde; her reklamın, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde iş hayatında ve kamuoyunda kabul gören dürüst rekabet ilkelerine uygun olması gerektiği düzenlemesi yer almıştır. Anılan Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde; Kanun'da öngörülen para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın idarece verilen cezanın yerine getirilmesini

213 durdurmayacağı ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı, itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu kuralına yer verilmektedir. 29 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 24. maddesinde; "İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur." hükmü, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. maddesinde, "Tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemez. Tabip ve diş tabibi, yapacağı yayınlarda tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olup, her ne suretle olursa olsun, yazılarında kendi reklamını yapamaz." hükmü yer almaktadır. Öte yandan, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin "Bilgilendirme ve Tanıtım" başlıklı 60. maddesinde ise; özel hastanelerin; tıbbî deontoloji ve meslekî etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamayacakları ve bu mahiyette tanıtım yapamayacakları, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamayacakları, sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapabilecekleri, bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer veremeyecekleri; hizmet alanları ve sunacağı hizmetler ile açılış bilgileri ve benzeri konularda toplumu bilgilendirmek amacıyla tanıtım yapabilecekleri, özel hastaneler tarafından oluşturulan internet sitelerinde; yer alan her türlü sağlık bilgisi, alanı ile ilgili bilgi ve tecrübeye sahip sağlık meslek mensupları tarafından verilmesinin zorunlu olduğu ve bu siteler aracılığıyla hiçbir şekilde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler verilemeyeceği, internet sayfalarında verilen bilginin, son güncelleme tarihinin açıkça belirtilmesi gerektiği ve belirtilen esaslara uymayan özel hastane sahipleri ve mesul müdürleri hakkında ilgili mevzuat hükümlerindeki müeyyideler uygulanacağı kuralı öngörülmüştür. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait "Medical Park Hospital" isimli hastanenin tarihli Sabah Gazetesi ve tarihli Vatan Gazetesi'nde 500 Çifte Umut Doğuyor; 24 Ocak ta, Bilgi , Medical Park Sağlık Kulübü, ifadelerine yer verildiği, tarihli Vatan ve Akşam Gazetelerinde 500 Çifte Umut Doğuyor; 24 Ocak ta ; Tüp Bebek Aileleri Büyüyor, Bilgi , Medical Park Sağlık Kulübü, ifadelerinin yer aldığı, ayrıca adresli internet sitesi reklamlarında, toplulumuzun en büyük özlemine çare olmayı amaçlayan sizlere özel bir kampanyadır Çekiliş sonucunda 500 çift ise %45 indirimli olarak Medical Park Hospital Tüp Bebek Merkezi nde Tüp Bebek uygulamaya hak kazanacaktır başlıklı reklamların ve söz konusu reklamlarda yer alan danışma hattı telefon numarasının ve internet sitesi adresinin Medical Park Hastanesi'ne yönlendirilmiş olduğunun tespiti üzerine belirtilen reklamların, 29 sayılı Kanun'un 24. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. ve 9. maddeleri, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda hükümlerine yer verilen Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde, özel hastanelerin tanıtım ve reklamlarının ne şekilde yapılacağı, yasak olan haller belirtilmek suretiyle düzenlendiğinden, yayınlanan söz konusu reklamların, öngörülen yasaklar kapsamında olup olmadığının somut bir şekilde belirlenerek tespiti gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu reklamların yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinden; reklamda, anılan hastaneye ticari görünüm kazandıran ifadelere yer verildiği, reklamın tercih edilirliği artırmaya ve talep yaratmaya yönelik olduğu ve Özel

214 Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi kapsamında izin verilen sınırların dışında kaldığı, bu şekilde sağlık hizmetlerinin tanıtımına yönelik mevzuat ve 4077 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu reklam nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda; söz konusu reklamın, çocuk sahibi olmayan dar gelirli vatandaşlara tüp bebek tedavisi konusunda daha indirimli hizmet sunulacağını bildiren mahiyette olduğu, bu haliyle tüketiciyi yanıltıcı, aldatıcı ve istismar edici nitelik taşımadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir. Temyiz edilen kararın, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmına gelince; 4077 sayılı Kanun'un, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesi uyarınca, idarî para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararlar kesin olup, idarî para cezası ile beraber Kanun'da öngörülen diğer idarî yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararların, para cezası dışındaki kısımlarına karşı temyiz yoluna gidilebilmesi mümkündür. Bu açıdan; tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2005/200, K:2006/95 sayılı kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, temyize konu kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmı açısından kanun yararına bozma isteminin incelenmeksizin reddine, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2437 Karar No : 20/4435 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : Medi Zinde Sağlık Hizmetleri A.Ş. Vekili : Av. Hasan Akbay Bahariye Cad. No:72/0 Kadıköy / İSTANBUL Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı / ANKARA (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) İstemin Özeti : 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 07 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar veren Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2004/280, K:2006/950 sayılı kararının; davalı idarenin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan Eryat

215 Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcı Vekili : Mine Asmaz Düşüncesi : Medi Zinde Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ne 4077 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı şekilde reklam yaptığı ileri sürülerek TL para cezası verilmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen günlü ve E:2004/280, K:2006/950 sayılı kararın, davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi sayılı Kanun'un 4822 sayılı Kanun ile değişik 6. maddesinde, "Ticari reklâm ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır." ilkesine yer verildikten sonra, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklâm ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamayacağı belirtilmiş, aynı Kanunun anılan Yasa ile değişik 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilanları incelemek ve inceleme sonucuna göre 6. madde hükümlerine aykırı reklam ve ilanları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur" kuralına yer verilmiş, değişik 25. maddesinde 6. maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya para cezası uygulanacağı ve bu aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezasının on katı olarak uygulanacağı, 3. maddesinde ise Bakanlığın, bu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. 29 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 24. maddesinde,icrayı sanat eden tabiplerin, hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmalarının yasak olduğu kurala bağlanmıştır. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin olay tarihindeki 60. maddesinde "Özel hastaneler tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan yanlış yönlendiren, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette reklam ve tanıtımlar yapamazlar. Özel hastaneler, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamaz ve böylece faaliyet gösteremezler. Rekabetin korunması ve haksız rekabet ile ilgili diğer mevzuat hükümleri saklıdır." hükmü yer almış, anılan maddenin tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değişik 60. maddesinde "Özel hastaneler; tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette tanıtım yapamazlar. Özel hastaneler, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamazlar. Özel hastaneler tarafından; sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapılabilir. Bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı,

216 doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer verilemez..." denilmiştir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8. maddesinde, tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemeyeceği, tabip ve diş tabiplerinin her ne suretle olursa olsun,yazılarında kendi reklamını yapamayacağı belirtilmiş, 9. maddesinde, tabip ve diş tabibinin,gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine göre kabul edilmiş olan ihtisas şubesini, akademik ünvanını ve muayene gün ve saatlerini yazabilecekleri kuralına yer verilmiştir. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60. maddesi hükmünün, 29 sayılı Kanunun 24. ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8. ve 9. maddeleri ile 4077 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan kurallarla birlikte değerlendirilmesinden, özel hastanelerin, tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına uygun olarak hastaların bilgi ve tecrübe noksanlığından yararlanarak onları istismar etmeksizin ve diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratmayacak şekilde yaptıkları tıbbi faaliyetleri tanıtabilecekleri sonucuna varılmaktadır. Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen karar ile, söz konusu reklamın hastanenin sunmakta olduğu hizmete yönelik tanıtıcı ve halkı bilgilendirici türde olduğu, mevzuatta öngörülen ilke ve kurallara aykırı nitelikte bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait İstanbul Medipol Hastanesine ait ve tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanan "Hep genç kalın! Benim gibi" başlıklı reklamının Reklam Kurulu'nun tarih ve 04 sayılı toplantısında incelendiği ve söz konusu reklamda yer alan ibarelerin 29 sayılı Kanun'un 24. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8 ve 9. maddeleri ile Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60. maddesi ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (a), (b), (e) bentleri ile 7. maddesinin (a) bendine aykırı olduğu yönünde değerlendirmeler yapılarak, 4077 sayılı Kanunun 25/8. maddesi uyarınca idari para cezası önerisinde bulunulmasına karar verildiği ve yapılan bu değerlendirmelerin Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğünce uygun görülerek tarih ve 7877 sayılı işlemle davacı şirketin TL idari para cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu olan, "Hep genç kalın! Benim gibi" başlıklı reklamın, veriliş biçimine göre, "prostat" hastalığının "Greenlight" yöntemiyle basit bir biçimde sorunsuz şekilde tedavi edildiği intibaını yarattığı görülmekte olup anılan reklamda verilen bilgi ve mesajın,bilimsel bilgilere uygun olup olmadığının, abartılı şekilde düzenlenip düzenlenmediğinin, insanları yanıltıcı ve yanlış yönlendirici niteliği bulunup bulunmadığının konunun uzmanı kurum ve kuruluşlardan araştırılıp bu duruma göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gereklidir. Bu itibarla, İdare Mahkemesi'nce yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın işlemin iptal edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen günlü ve E:2004/280, K:2006/950 sayılı kararın, hukuka aykırılığı nedeniyle, 2577 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması için temyizi gerekli görülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü: tarih ve sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından,

217 Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi: Dava; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete ,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 07 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce; söz konusu reklamın hastanenin sunmakta olduğu hizmete yönelik tanıtıcı ve halkı bilgilendirici türde olduğu ve mevzuatta öngörülen ilke ve kurallara aykırı nitelik taşımadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesinde; ticari reklam ve ilanların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmalarının esas olduğu; tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilanlar ve örtülü reklam yapılamayacağı hükme bağlanmış; Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (a) bendinde; reklamların, yasalara, genel ahlaka uygun, doğru ve dürüst olması; (b) bendinde; her reklamın, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde iş hayatında ve kamuoyunda kabul gören dürüst rekabet ilkelerine uygun olması gerektiği düzenlemesi yer almıştır. Anılan Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde; Kanunda öngörülen para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmayacağı ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı, itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu kuralına yer verilmektedir. 29 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 24. maddesinde; "İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur." hükmü, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. maddesinde, "Tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemez. Tabip ve diş tabibi, yapacağı yayınlarda tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olup, her ne suretle olursa olsun, yazılarında kendi reklamını yapamaz." hükmü yer almaktadır. Öte yandan, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin "Bilgilendirme ve Tanıtım" başlıklı 60. maddesinde ise; özel hastanelerin; tıbbî deontoloji ve meslekî etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamayacakları ve bu mahiyette tanıtım yapamayacakları, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamayacakları, sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapabilecekleri, bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer veremeyecekleri; hizmet alanları ve sunacağı hizmetler ile açılış bilgileri ve benzeri konularda toplumu bilgilendirmek amacıyla tanıtım yapabilecekleri, özel hastaneler tarafından oluşturulan internet sitelerinde; yer alan her türlü sağlık bilgisi, alanı ile ilgili bilgi ve tecrübeye sahip sağlık meslek mensupları tarafından verilmesinin zorunlu olduğu ve bu siteler aracılığıyla hiçbir şekilde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler verilemeyeceği,

218 internet sayfalarında verilen bilginin, son güncelleme tarihinin açıkça belirtilmesi gerektiği ve belirtilen esaslara uymayan özel hastane sahipleri ve mesul müdürleri hakkında ilgili mevzuat hükümlerindeki müeyyideler uygulanacağı kuralı öngörülmüştür. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait İstanbul Medipol Hastanesi'nin ve tarihli Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanan "Hep genç kalın, benim gibi" başlıklı reklamlarında, "Her işin başı sağlık. Prostat tedavisinde narkozsuz ve kanamasız GreenLight buharlaştırma teknolojisiyle cinsel fonksiyon kayıpları olmamakta, hasta aynı gün taburcu edilebilmektedir. GreenLight şimdi Türkiye'de." şeklinde ifadelerin yer aldığı ve reklamda yer alan danışma hattı ile adresli internet sitesinin anılan hastaneye yönlendirilmiş olduğu ileri sürülerek söz konusu reklamın, 29 sayılı Kanun'un 24. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. ve 9. maddeleri ve Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda hükümlerine yer verilen Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde, özel hastanelerin tanıtım ve reklamlarının ne şekilde yapılacağı, yasak olan haller belirtilmek suretiyle düzenlendiğinden, yayınlanan söz konusu reklamların, öngörülen yasaklar kapsamında olup olmadığının somut bir şekilde belirlenerek tespiti gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu reklamların yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinden; reklamda, anılan hastaneye ticari görünüm kazandıran ifadelere yer verildiği, reklamın tercih edilirliği artırmaya ve talep yaratmaya yönelik olduğu ve Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi kapsamında izin verilen sınırların dışında kaldığı, bu şekilde sağlık hizmetlerinin tanıtımına yönelik mevzuat ve 4077 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu reklam nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, söz konusu reklamın hastanenin sunmakta olduğu hizmete yönelik tanıtıcı ve halkı bilgilendirici türde olduğu ve mevzuatta öngörülen ilke ve kurallara aykırı nitelikte taşımadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir. Temyiz edilen kararın, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmına gelince; 4077 sayılı Kanun'un, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesi uyarınca, idarî para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararlar kesin olup, idarî para cezası ile beraber Kanun'da öngörülen diğer idarî yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararların, para cezası dışındaki kısımlarına karşı temyiz yoluna gidilebilmesi mümkündür. Bu açıdan; tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2004/280, K:2006/950 sayılı kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, temyize konu kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmı açısından kanun yararına bozma isteminin incelenmeksizin reddine, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay

219 Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/270 Karar No : 20/3442 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davalı : Ankara Valiliği Davacı : Tepe İnşaat Sanayi A.Ş. Vekili : Av. Erol Yıldırım Özveren Sok. No:5/7 Demirtepe/ANKARA İstemin Özeti : Davacı şirket tarafından düzenlenen kampanyalı konut satışına ilişkin sözleşmelerde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesine aykırı olarak, satış bedelinin Türk Lirası olarak belirlenmemesi ve kampanya bitiş tarihinin yazılmaması nedeniyle aynı Kanun'un 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 67 sözleşme için toplam 9.573,63-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 30 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemi yetki yönünden iptal eden Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2007/328, K:2007/778 sayılı kararının; davalı idarenin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Fatih Işık Düşüncesi : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesinde öngörülen şartlar bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Tansel Çölaşan Düşüncesi : Tepe İnşaat Sanayi A.Ş. tarafından, kendisine 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 25. maddesinin 2. fıkrası gereğince toplam YTL idari para cezası verilmesine ilişkin Ankara Valiliği Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün günlü, 30 sayılı kararı ve buna istinaden tesis edilen günlü, 822 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen ve dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin bulunan günlü, E:2007/328, K:2007/778 sayılı kararının, davalı Ankara Valiliğince hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi: 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasında, kampanyalı satışın; gazete, radyo, televizyon ilanı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satım olduğu, ikinci fıkrasında, kampanyalı satışların Bakanlığın izni ile yapılacağı, Bakanlığın hangi tür satışların izne tabi olacağını, ön ödeme, taksit miktarı, teslim süresi, üretici firma garantisi, yatıralacak teminat ile kampanyalı satışlarda uyulması gereken usul ve esasları tespit edeceği, beşinci fıkrasında, kampanyayı düzenleyenin, kampanyalı satışlarda düzenlenecek yazılı sözleşmede, 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek olarak "kampanya bitiş tarihi" ve "mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli"ne ilişkin bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorunda olduğu,"ceza Hükümleri" başlıklı 25. maddesinin ikinci fıkrasında, 7 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklerden herbirine aykırı hareket edenlere... Türk Lirası idari para cezası verileceği, "Cezalarda Yetki, İtiraz ve Zamanaşımı" başlıklı 26. maddesinde ise 25 inci maddenin birinci, dördüncü, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu fıkralarındaki idari yaptırımlara Bakanlık tarafından, diğer

220 fıkralarındaki idari para cezalarına mahalli mülki amir tarafından karar verileceği öngörülmüştür sayılı Yasanın 3 inci maddesi ile bu Yasanın 4822 sayılı Yasa ile değişik 6/A ve 7 inci maddelerine dayanılarak hazırlanan Kampanyalı Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde sözleşme zorunluluğu, 7. maddesinde kampanyalı satışlara ilişkin ilan ve reklamlar, 0. maddesinde Bakanlık iznine tabi mallar,. maddesinde ise kampanyalı satış izin belgesi düzenlenmiştir sayılı Kabahatler Kanununun 8. maddesinde, organ veya temsilcilik görevi yapan yada organ veya temsilci olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idari yaptırım uygulanabileceği, 22. maddesinde ise kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkca gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlilerinin yetkili olduğu, idari kurulu makam veya kamu görevlilerinin ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkili oldukları belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Merkezi Ankara'da bulunan davacı şirketin, İstanbul ili, Maltepe ilçesinde inşaatını yürüttüğü "Narcity Konutları Projesi" ile ilgili olarak; Zeynep Salman isimli kişinin, şirket adına, müşteriler ile görüşmeye, satışa çıkan bağımsız bölümleri tesbit edilen satış bedelleri ile dilediği kişi yada kurumlara satmaya, satış vaadinde bulunmaya, tanıtım yapmaya, sözleşmeleri tanzim ve imzaya, satış bedellerini ilgili projenin havuz hesaplarına yatırılmasını temin etmeye, şirketin doğmuş yada doğacak haklarını korumaya Ankara 43.Noterliğinin günlü, 4859 sayılı Vekaletnamesiyle vekil tayin edildiği, anılan vekaletname kapsamında imzalanan "Gayrimenkul İnşaat ve Satış Sözleşmelerinin.maddesinde satıcının "Tepe İnşaat A.Ş., Beytepe Köyü Yolu, No:5, Bilkent/ANKARA" şeklinde belirtildiği, 0.8.maddesinde, tarafların sözleşmede yazılı adreslerinin kanuni tebligat adresleri olduğunu... bu adreslere yapılacak yazılı bildirimlerin kanunen geçerli tebligatın bütün hukuki sonuçlarını haiz olacağını kabul ettiklerinin,.maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun hüküm altına alındığının, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğünün günlü oluru ile aralarında davacı şirketinde bulunduğu firmalar hakkında 4077 sayılı Yasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde denetim için kontrolör görevlendirilmesine karar verildiği,yapılan inceleme sonucu düzenlenen günlü, 6 sayılı inceleme raporunda, davacı şirketin Ankara İlinde faaliyet gösterdiğinin,şirketin İstanbul İli, Maltepe İlçesinde Narcity Projesi olarak isimlendirilen 00 konutluk bir proje yürütmekte olduğunun, söz konusu projeye ilişkin satışların "kampanyalı satış" usulüyle yapıldığının,bakanlıktan tarihli Kampanyalı Satış İzin Belgesinin alındığının, konut satışına ilişkin bazı sözleşmelerde satış bedelinin yabancı para karşılığı Yeni Türk Lirası olarak kararlaştırıldığının,yine sözleşmelerde kampanya bitiş tarihinin yer almadığının, sonuçta şirketin uyarılmasının uygun olacağının belirtildiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının günlü yazısıyla, inceleme raporunda saptanan hususlar belirtilmek suretiyle bunların giderilerek hazırlanacak yeni sözleşme örneğinin yedi gün içinde gönderilmesinin istenildiği, davacı şirketin günlü yazısıyla altı aydan az olmamak üzere süre uzatımı talebinde bulunduğu, daha sonra tarihinde tanzim edilen Tespit Tutanağı ile bazı kampanyalı satış sözleşmelerinde kampanya bitiş tarihinin yazılı olmadığının,bazılarında ise satış bedelinin yabancı para cinsinden yazıldığının tespit edildiği,anılan tespitlere istinaden Ankara Valisi tarafından imzalanan, Ankara Valiliği Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün günlü, 30 sayılı ceza kararıyla, davacı şirkette yapılan denetim sonucunda, 4077 sayılı Yasanın 7/5 maddesine aykırılık tespit edildiğinden bahisle toplam YTL para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu kararın günlü, 882 sayılı yazı ile davacı şirkete bildirildiği, anılan işlemlerin

221 iptali istemiyle açılan davada, Ankara 5.İdare Mahkemesince satış sözleşmelerine göre alıcıların İstanbul'da mukim olduğu, satış işlemlerinin merkeze bağlı Marmara Yatırım Projeleri Koordinatörlüğünde yürütüldüğü, bu koordinatörlüğün İstanbul'da bulunan Narcity Konutları şantiyesi içinde hizmet verdiği, bu hususların, satış sözleşmelerinin konutların yapıldığı İstanbul İlinde imzalandığı sonucunu doğurduğu, bu durumda cezaya esas eylemlerin anılan İl'de gerçekleştiği, yer itibariyle İstanbul Valisi tarafından uygulanması gerekirken Ankara Valisi'nin onayı ile tesis olunan cezalandırma işleminde yetki yönünden hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen mevzuat ve olayın birlikte değerlendirilmesinden; şirket merkezi Ankarada bulunan ve verilen vekaletname ile şirket adına imzalanan Gayrimenkul İnşaat ve Satış Sözleşmelerinde satıcı sıfatıyla taraf olan davacı şirket adına, kampanyalı satış sözleşmelerinde 4077 sayılı Yasanın 7. maddesinin beşinci fıkrasına aykırılıklar tespit edildiğinden bahisle aynı yasanın 26. maddesi uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mülki amiri olan Ankara Valisi tarafından imzalanan ceza kararına istinaden verilen idari para cezasında yetki yönünden hukuka aykırılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Ankara 5. İdare Mahkemesinin günlü, E:2007/328, K:2007/778 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü: Dava, davacı şirket tarafından düzenlenen kampanyalı konut satışına ilişkin sözleşmelerde 4077 sayılı Kanun'un 7. maddesine aykırı olarak, satış bedelinin Türk Lirası olarak belirlenmemesi ve kampanya bitiş tarihinin yazılmaması nedeniyle aynı Kanun'un 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 67 sözleşme için toplam 9.573,63-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 30 sayılı Ankara Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce; dava konusu para cezasına ilişkin işlemin, davacı şirketin genel merkezinin Ankara'da olması ve konut satış sözleşmeleri ile şirket kayıtlarının şirket merkezinde bulundurulması, sözleşmelerin İstanbul'da imzalandığına dair bir kanıt bulunmaması nedeniyle şirket merkezinin bulunduğu yer mülki amiri Ankara Valiliği'nce tesis edilmiş ise de, dava dosyasına sunulan inceleme raporu ve eklerinin incelenmesinden, satış sözleşmelerine göre alıcıların İstanbul'da mukim olduğu, satış işlemlerinin Merkeze bağlı Marmara Yatırım Projeleri Koordinatörlüğünde yürütüldüğü, bu Koordinatörlüğün İstanbul'da bulunan Narcity Konutları şantiyesi içinde hizmet verdiği, bu hususların, satış sözleşmelerinin konutların yapıldığı İstanbul ilinde imzalandığı sonucunu doğurduğu, cezaya esas eylemlerin İstanbul'da gerçekleştiği anlaşıldığından, davaya konusu işlemin fiilin gerçekleştiği yer itibariyle İstanbul Valisi tarafından tesis edilmesi gerekirken Ankara Valisi'nin onayı ile tesis olunan işlemde yetki yönünden hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca anılan kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinde, idare mahkemelerince "kesin olarak verilen" kararların da kanun yararına temyiz olunacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, kanun yararına bozmanın amaç ve işlevi dikkate alındığında idare mahkemesince verilen kesin kararların da kanun yararına temyiz olunabileceğine karar verilerek, esasa geçildi: 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesinin beşinci fıkrasında; kampanyayı düzenleyenin, kampanyalı satışlarda düzenlenecek yazılı sözleşmede,

222 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek olarak "kampanya bitiş tarihi" ve "mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli"ne ilişkin bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorunda olduğu, 25. maddesinin ikinci fıkrasında; 4. maddenin altıncı fıkrasında, 5. maddede, 6. maddenin altıncı fıkrasında, 6/A maddesinde, 6/B, 6/C maddeleri uyarınca Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslarda, 7. maddenin beşinci fıkrasında, 9. maddede, 9/A maddesinde, 0. maddede, 0/A maddesinde, 0/B maddesinde, /A maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında, 2., 3., 4. ve 5. maddelerde belirtilen yükümlülüklerden her birine aykırı hareket edenlere ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verileceği, 26. maddesinin birinci fıkrasında ise; 25. maddenin birinci, dördüncü, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu fıkralarındaki idarî yaptırımlara Bakanlık tarafından, diğer fıkralarındaki idarî para cezalarına mahallî mülkî amir tarafından karar verileceği kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; merkezi Ankara'da bulunan davacı şirketin, İstanbul ili, Maltepe ilçesinde inşaatını yürüttüğü "Narcity Konutları Projesi" ile ilgili olarak; Zeynep Salman isimli kişinin, şirket adına müşteriler ile görüşmeye, satışa çıkan bağımsız bölümleri tesbit edilen satış bedelleri ile dilediği kişi ya da kurumlara satmaya, satış vaadinde bulunmaya, tanıtım yapmaya, sözleşmeleri tanzim ve imzaya, satış bedellerini ilgili projenin havuz hesaplarına yatırılmasını temin etmeye, şirketin doğmuş yada doğacak haklarını korumaya Ankara 43. Noterliği'nin günlü, 4859 sayılı vekâletnamesiyle vekil tayin edildiği, anılan vekâletname kapsamında imzalanan "Gayrimenkul İnşaat ve Satış Sözleşmelerinin. maddesinde, satıcının "Tepe İnşaat A.Ş., Beytepe Köyü Yolu, No:5, Bilkent/ANKARA" şeklinde belirtildiği, 0. maddesinde, tarafların sözleşmede yazılı adreslerinin kanuni tebligat adresleri olduğu, bu adreslere yapılacak yazılı bildirimlerin kanunen geçerli tebligatın bütün hukuki sonuçlarını haiz olacağını kabul ettiklerini,. maddesinde, uyuşmazlıkların çözümünde Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun hüküm altına alındığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'nün tarihli oluru ile aralarında davacı şirketin de bulunduğu firmalar hakkında 4077 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde denetim için kontrolör görevlendirilmesine karar verildiği, yapılan inceleme sonucu düzenlenen tarih ve 6 sayılı inceleme raporunda, davacı şirketin Ankara İlinde faaliyet gösterdiği, şirketin İstanbul İli, Maltepe İlçesinde Narcity Projesi olarak isimlendirilen 00 konutluk bir proje yürütmekte olduğu, söz konusu projeye ilişkin satışların "kampanyalı satış" usulüyle yapıldığı, Bakanlıktan tarihli Kampanyalı Satış İzin Belgesi'nin alındığı, konut satışına ilişkin bazı sözleşmelerde satış bedelinin yabancı para karşılığı Türk Lirası olarak kararlaştırıldığı, sözleşmelerde kampanya bitiş tarihinin yer almadığı, şirketin uyarılmasının uygun olacağının belirtildiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tarihli yazısıyla, inceleme raporunda saptanan hususlar belirtilmek suretiyle bunların giderilerek hazırlanacak yeni sözleşme örneğinin yedi gün içinde gönderilmesinin istenildiği, davacı şirketin tarihli yazısıyla altı aydan az olmamak üzere süre uzatımı talebinde bulunduğu, daha sonra tarihinde düzenlenen Tespit Tutanağı ile bazı kampanyalı satış sözleşmelerinde kampanya bitiş tarihinin yazılı olmadığının, bazılarında ise satış bedelinin yabancı para cinsinden yazıldığının tespit edildiği, anılan tespitlere istinaden Ankara Valisi tarafından imzalanan, Ankara Valiliği Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü'nün tarih ve 30 sayılı ceza kararıyla, davacı şirkete yönelik yapılan denetim sonucunda, 4077 sayılı Kanun'un 7. maddesinin beşinci fıkrasına aykırılık tespit edildiğinden bahisle toplam 9.573,63-TL para cezası uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin merkezi Ankara'da bulunmakla beraber, "Narcity Konutları Projesi" adı altında düzenlenen kampanyalı konut satışında, satış işlemlerinin Merkeze bağlı Marmara Yatırım Projeleri Koordinatörlüğünde yürütüldüğü, bu Koordinatörlüğün İstanbul'da bulunan Narcity Konutları şantiyesi içinde hizmet verdiği ve satış sözleşmesi örneklerinden

223 sözleşmelerin konutların yapıldığı İstanbul ilinde imzalandığı, dolayısıyla Kanun'a aykırılığın İstanbul'da gerçekleştiği anlaşıldığından, dava konusu işlemi yetki yönünden iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2007/328, K:2007/778 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı'nca kanun yararına yapılan temyiz isteminin reddine, kararın bir örneğinin Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/472 Karar No : 20/467 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Vekili : Av. Sevda Ar Süleyman Seba Cad. No:48 BJK Plaza A/88 Beşiktaş / İSTANBUL Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı / ANKARA (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) İstemin Özeti : Davacı şirkete ait "Formsante Dergisi" ile birlikte ek olarak verilen "Acıbadem Güncel Sağlık Dergisi"nin 2003 yılı Mart-Haziran sayısında, Acıbadem Hastanesi'ne ilişkin olarak, "Acıbadem Sağlık Grubu yurt dışından hasta transferini yaptı" ve "Anne karnında genetik tanı" başlıklı yazılarda ve derginin tamamına yakın bölümünde yer alan buna benzer yazılarda, anılan hastaneye ve doktorlara yönlendirme yapıldığı, bazı tıbbi uygulamaların ilk defa bu hastane ve bu hastanedeki doktorlar tarafından gerçekleştirildiği şeklinde ifadelere yer verilerek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesine aykırı davranıldığından bahisle TL idari para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 27 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar veren Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2004/2550, K:2005/826 sayılı kararının; davalı idarenin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan Eryat Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Zafer Kantarcıoğlu Düşüncesi : Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ne 4077 sayılı Kanunun 6. maddesine aykırı şekilde reklam yaptığı ileri sürülerek TL para cezası verilmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 8. İdare Mahkemesince söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen günlü ve E:2004/2550, K:2005/826 sayılı kararın, davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 6. maddesinde, "Ticari reklâm ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır." ilkesine yer verildikten sonra, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici

224 reklâm ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamayacağı, reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşlarının bu madde hükümlerine uymakla yükümlü oldukları belirtilmiş, aynı Kanunun değişik 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilanları incelemek ve inceleme sonucuna göre 6. madde hükümlerine aykırı reklam ve ilanları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur" kuralına yer verilmiş, 25. maddesinde 6. maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya para cezası uygulanacağı ve bu aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezasının on katı olarak uygulanacağı, 3. maddesinde ise Bakanlığın, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkili olduğu hükme bağlanmış, 4822 sayılı Kanun ile değişik 3. maddesinde, "mecra kuruluşu; Ticari reklam veya ilanı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiracısı olan gerçek veya tüzel kişiyi" ifade edeceği kurala bağlanmıştır. Ankara 8. İdare Mahkemesince verilen karar ile, davacı şirkete ait Formsante dergisi ile birlikte ek olarak verilen Mart-Haziran 2003 dönemine ilişkin "Acıbadem Güncel Sağlık" dergisinde yer alan yazılardan "Acıbadem Güncel Sağlık" yayınının sorumlu olduğu gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı Şirkete ait Formsante dergisinin Mart sayısı ekinde ücretsiz olarak verilen Acıbadem Güncel Sağlık Dergisinde yer alan "Acıbadem Sağlık Grubu yurtdışından hasta transferi yaptı" ve "Anne karnında genetik tanı" başlıklı yazılar ve derginin tümüne yakın bölümlerinde yer alan yazılarla ilgili yapılan inceleme sonucunda Reklam Kurulunun tarih ve 05 sayılı toplantısında alınan kararla, anılan yazılarla, hastanede görev yapan doktorların isimlerine ve görüşlerine yer verilmek suretiyle söz konusu Hastaneye ve doktorlarına yönlendirme yapıldığı, bu durumun; 29 sayılı Kanun'un 24., Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8. ve 9., Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 60., Ticari Reklam ve İlanlara ilişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Tebliğin 4/a., 4/b., 4/e., 6/g. maddeleri hükümlerine ve 4077 sayılı Kanun'un değişik 6. maddesine aykırı olduğuna ve reklamı yayımlayan davacıya idari para cezası verilmesine karar verildiği, sözü edilen karar doğrultusunda tarih ve 27 sayılı Bakanlık oluru ile davacıya TL idari para cezası uygulandığı anlaşılmıştır. Davacı ile Acıbadem Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında; davacı şirketin, Acıbadem Hastanesi'nin sahibi olduğu Güncel Sağlık Dergisinin Kasım 2002, Mart 2003 ve Temmuz 2003 sayılarını hazırlayacağı, 3 sayının herbiri için adet olacak şekilde çoğaltacağı ve bu miktarın adedinin Formsante Dergisi ile birlikte dağıtacağı konusunda sözleşme imzalandığı, anılan sözleşme hükümlerine göre hazırlanan Acıbadem Güncel Sağlık Dergisinin Mart-Haziran 2003 sayısının davacı şirkete ait Formsante dergisi ile birlikte tüketiciye ücretsiz olarak verildiği görülmektedir. Bu durumda, Acıbadem Güncel Sağlık Dergisinin Mart-Haziran sayısının Formsante Dergisi ile birlikte tüketiciye ulaştırılması nedeniyle davacı şirketin Acıbadem Güncel Sağlık Dergisinde yer alan reklam ve ilanlar yönünden kanununda tanımlanan mecra kuruluşu olduğu dolayısıyla anılan yazılardan dolayı 4077 sayılı Kanunun 6. maddesi bakımından sorumluluğun bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen günlü ve E:2004/2550, K:2005/826 sayılı kararın,hukuka aykırılığı nedeniyle, 2577 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA

225 Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar, Danıştay Onuncu Dairesi'nce verilen tarih ve E:2006/647, K:200/6266 sayılı kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görüldüğünden, kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesi'nin anılan kararı kaldırılarak kanun yararına temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü: tarih ve sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi: Dava; davacı şirkete ait "Formsante Dergisi" ile birlikte ek olarak verilen "Acıbadem Güncel Sağlık Dergisi"nin 2003 yılı Mart-Haziran sayısında, Acıbadem Hastanesi'ne ilişkin olarak, "Acıbadem Sağlık Grubu yurt dışından hasta transferini yaptı" ve "Anne karnında genetik tanı" başlıklı yazılarda ve derginin tamamına yakın bölümünde yer alan buna benzer yazılarda, anılan hastaneye ve doktorlara yönlendirme yapıldığı, bazı tıbbi uygulamaların ilk defa bu hastane ve bu hastanedeki doktorlar tarafından gerçekleştirildiği şeklinde ifadelere yer verilerek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesine aykırı davranıldığından bahisle TL idari para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin tarih ve 27 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce, Acıbadem Sağlık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi'ne ait Güncel Sağlık Dergisinde hastanenin reklamının değil, tanıtımının yapıldığı, kaldı ki bu konudaki sorumluluğun, derginin hazırlanmasından sorumlu olan adı geçen şirkete ait olduğu, olayda davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (n) bendinde, "Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi İfade edeceği" belirtilerek, anılan Kanun'un 6. maddesinde, "Ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır. Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamaz. Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabilir. Reklam veren, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür. Reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdürler." hükümlerine yer verilmiş; 25. maddesinin sekizinci fıkrasında ise, 6. maddeye aykırı hareket edenler hakkında reklam ve ilanın durdurulması ve/veya düzeltme ve/veya para cezası uygulanacağı öngörülmüştür. Anılan Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde; Kanunda öngörülen para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmayacağı ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı, itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu kuralına yer verilmektedir.

226 29 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 24. maddesinde; "İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur." hükmü, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 8. maddesinde, "Tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemez. Tabip ve diş tabibi, yapacağı yayınlarda tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olup, her ne suretle olursa olsun, yazılarında kendi reklamını yapamaz." hükmü yer almaktadır. Öte yandan, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin "Bilgilendirme ve Tanıtım" başlıklı 60. maddesinde ise; özel hastanelerin; tıbbî deontoloji ve meslekî etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamayacakları ve bu mahiyette tanıtım yapamayacakları, ruhsatında kayıtlı ismi dışında başka bir isim kullanamayacakları, sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapabilecekleri, bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik açıklamalara yer veremeyecekleri; hizmet alanları ve sunacağı hizmetler ile açılış bilgileri ve benzeri konularda toplumu bilgilendirmek amacıyla tanıtım yapabilecekleri, özel hastaneler tarafından oluşturulan internet sitelerinde; yer alan her türlü sağlık bilgisi, alanı ile ilgili bilgi ve tecrübeye sahip sağlık meslek mensupları tarafından verilmesinin zorunlu olduğu ve bu siteler aracılığıyla hiçbir şekilde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler verilemeyeceği, internet sayfalarında verilen bilginin, son güncelleme tarihinin açıkça belirtilmesi gerektiği ve belirtilen esaslara uymayan özel hastane sahipleri ve mesul müdürleri hakkında ilgili mevzuat hükümlerindeki müeyyideler uygulanacağı kuralı öngörülmüştür. Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerine göre, reklam ve ilânların mevzuata, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine uygun, dürüst ve doğru olması gerektiği, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı reklam yapılamayacağı belirtilerek, bu yükümlüğün gereğinin yerine getirilmesinden; reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları ayrı ayrı sorumlu tutulmuşlardır. Başka bir ifade ile, 6. madde öngörülen yasağın anılan kişilerce ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde, reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları hakkında Kanun'un 25. maddesinin sekizinci fıkrasına göre ayrı ayrı işlem yapılacağı kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; bir mecra kuruluşu olan davacı şirkete ait Formsante Dergisi ile birlikte ek olarak verilen ve Kanun'a göre reklam veren statüsünde bulunan Acıbadem Sağlık Hizmetleri Tic. A. Ş.'ne ait Acıbadem Güncel Sağlık Dergisinin 2003 yılı Mart-Haziran sayısında, Acıbadem Hastanesi'ne ilişkin olarak, "Acıbadem Sağlık Grubu yurt dışından hasta transferini yaptı" ve "Anne karnında genetik tanı" başlıklı yazılarda ve derginin tamamına yakın bölümünde yer alan buna benzer yazılarda, hastanede görev yapan doktorların isimlerine ve görüşlerine yer verilmek suretiyle hastaneye ve doktorlara yönlendirme yapıldığı, bazı tıbbi uygulamaların ilk defa bu hastane ve bu hastanedeki doktorlar tarafından gerçekleştirildiği şeklinde ifadelere yer verildiğinden, söz konusu reklamın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesine aykırı olduğundan bahisle reklamı yayınlayan mecra kuruluşu olarak davacı şirkete, reklam veren sıfatıyla Acıbadem Sağlık Hizmetleri Tic. A. Ş.'ne ayrı ayrı idari para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin işlemin tesis edilmesi üzerine, davacı şirket tarafından sözü edilen işlemin kendisine ait kısmının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesindeki ''...talep yaratmaya yönelik... diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu mahiyette tanıtım yapamazlar...'' yönündeki yasağın ihlal edilmek suretiyle bir özel hastanenin

227 reklamını yayınladığı anlaşılan davacı şirket hakkında 4077 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir. Temyiz edilen kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmına gelince; 4077 sayılı Kanun'un, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesi uyarınca, idarî para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararlar kesin olup, idarî para cezası ile beraber Kanun'da öngörülen diğer idarî yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararların, para cezası dışındaki kısımlarına karşı temyiz yoluna gidilebilmesi mümkündür. Bu açıdan; tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2004/2550, K:2005/826 sayılı kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, temyize konu kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmı açısından kanun yararına bozma isteminin incelenmeksizin reddine, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/6 Karar No: 20/3443 Kanun Yararına Temyiz Eden: Danıştay Başsavcılığı Davacı : Medi Zinde Sağlık Hizmetleri A.Ş. Vekili : Av. Hasan Akbay Bahariye Cad. No:72/0 Kadıköy / İSTANBUL Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı / ANKARA (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) İstemin Özeti : 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete 50.02,20-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 25 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar veren Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2007/22, K:2007/940 sayılı kararının; davacı şirketin başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Fatih Işık Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Tansel Çölaşan Düşüncesi : Davacı Medi Zinde Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili Av.Hasan Akbay tarafından, tarihli Vatan Gazetesinde yayımlanan "Prostat Kanseri Tedavisinde Brakiterapi" başlıklı reklamın 4077 sayılı Kanunun 6. maddesine aykırılık teşkil

228 ettiği gerekçesiyle aynı Kanunun 25/8 maddesi uyarınca 50.02,20 TL idari para cezası verilmesine ilişkin günlü, 55 onay sayılı işlemin iptali istemiyle Sanayi ve Ticaret Bakanlığına karşı açılan davada, Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen ve davacıya tarihinde tebliğ edilen idari para cezasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle özel Kanun olan 4077 sayılı Kanunun 26.maddesi uyarınca tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 7 günlük dava açma süresi içinde en geç tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra tarihinde İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçeyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine ilişkin bulunan günlü, E:2007/22, K:2007/940 sayılı kararın, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40.maddesinin ikinci fıkrasında, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır" hükmüne yer verilmiştir. Anayasa hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, 9.maddesinde ise çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde,bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin,danıştaya idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği öngörülmüştür günlü, 2222 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun işlem tarihinde yürürlükte olan 26.maddesinin ikinci fıkrasında,kanunda düzenlenen her türlü para cezasının, idari nitelikte olduğu, bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği belirtilmiştir günlü, mükerrer sayılı Resmi gazetede yayımlanan Kabahatler Kanununun 3. maddesinde, Kanunun genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı öngörülmüş iken, söz konusu düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin günlü, E:2005/08, K:2006/35 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, 3. madde, günlü, 5560 sayılı Yasanın 3. maddesi ile "Bu Kanunun; a) idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yine 5326 sayılı Yasanın 27. maddesinde, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği esası getirilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin bulunan ve tarihinde tebliğ edilen günlü ceza tebligatında; 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, söz konusu idari yaptırım kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğinin belirtildiği, İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi kayıtlarına tarihinde geçen dilekçe ile itiraz edildiği, adı geçen mahkemenin günlü kararıyla dosyanın Ankara Sulh Ceza mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Ankara

229 Sulh Ceza Mahkemesinin günlü kararıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine Kabahatler Kanununun 5560 sayılı Yasa ile değişik 3. maddesi ve 4077 sayılı kanunun 26. maddesine dayanarak itirazı görev yönünden reddettiği, davacı iddiasına göre bu kararın tarafına tarihinde tebliğ edildiğinden bahisle idare mahkemesi kayıtlarına tarihinde geçen dilekçeyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır günlü Resmi Gazetede yayımlanan Kabahatler Kanununun yürürlüğe girmesiyle, değişik kanunlara göre verilen idari para cezalarına karşı yapılacak itirazları incelemekle görevli yargı yerini belirleme konusunda bir tereddüt yaşandığı tabiidir. Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere idareler, tesis edilen işleme karşı ilgililere, hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracaklarını ve sürelerini bildirmek zorunda olup, olayda ise idarece bu yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmediği ve davacının yanlış yönlendirildiği açıktır. İdare Mahkemesince, davacının yanlış yönlendirildiği hususu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesi hükmü dikkate alınmak suretiyle dava açma süresinin hesaplanarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın süre yönünden reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Ankara 2. İdare Mahkemesinin davanın süre yönünden reddine ilişkin bulunan günlü, E:2007/22, K:2007/940 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: tarih ve sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün adı geçen Bakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi: Dava; 4077 sayılı Kanun hükümlerine aykırı davranıldığı belirtilerek davacı şirkete 50.02,20-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 25 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce; dava konusu işlemin tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiğinin görüldüğü, 4077 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca bu işleme karşı 7 gün içerisinde engeç tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra tarihinde açılan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5/-b maddesi uyarınca esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinde, idare mahkemelerince "kesin olarak verilen" kararların da kanun yararına temyiz olunacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, kanun yararına bozmanın amaç ve işlevi dikkate alındığında idare mahkemesince verilen kesin kararların da kanun yararına temyiz olunabileceğine karar verilerek, esasa geçildi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, 9. maddesinde ise çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adlî ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı

230 merciine başvurma tarihinin, Danıştay'a idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği kuralına yer verilmiştir sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinin ikinci fıkrasında; bu Kanun'da öngörülen para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmayacağı ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı, itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, Kanun'un genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı öngörülmüş iken, söz konusu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nin tarih ve E:2005/08, K:2006/35 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, 3. madde, 5560 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değiştirilerek; bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Reklam Kurulu'nun tarih ve 25 sayılı kararıyla 4077 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı reklam yapıldığından bahisle davacı şirkete 50.02,20-TL idarî para cezası verildiği, bu kararın tebliğine ilişkin tarih ve 678 sayılı işlemde idarî para cezasına karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 5 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine dava açılabileceğinin belirtildiği, kararın tarihinde tebliğ edilmesi üzerine tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle İstanbul Sulh Ceza Mahkemeleri'nde dava açıldığı, yetkisizlik kararıyla dosyanın Ankara Sulh Ceza Mahkemeleri'ne gönderildiği, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin tarih ve 2006/45 Müt. sayılı kararıyla İdare Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, bu kararın tarihinde tebliğ edilmesi ve temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile idare mahkemesinde dava açıldığı, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce, dava dilekçesinin idare mahkemesi kayıtlarına giriş tarihi esas alınmak suretiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İdare mahkemelerinin görevli olduğu konuda adli yargı makamlarında açılan davada görevsizlik kararı verilmesi üzerine, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin. bendi uyarınca 30 gün içerisinde idare mahkemelerinde dava açılabilecek olup, görevsiz yargı yerine başvuru tarihinin idare mahkemesine başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinden, uyuşmazlık konusu Reklam Kurulu kararının davacı şirkete tarihinde tebliğ edilmesi üzerine tarihinde görevsiz yargı yerine yapılan başvurunun davanın açılma tarihi olduğu tartışmasızdır. Bu durumda; dava konusu işlemin tebliği üzerine Kabahatler Kanunu uyarınca süresi içinde Sulh Ceza Mahkemeleri'nde dava açıldığı, Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesindeki değişiklik üzerine Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nce görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararı veren yargı yerine süresinde başvurulduğu ve görevsizlik kararı üzerine süresinde idari yargıda dava açıldığı görülmüş olup, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığından kanun yararına bozulması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2007/22, K:2007/940 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay

231 Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığından : Esas No : 20/2952 Karar No : 20/3324 Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : ING Bank A. Ş. Vekili : Av. Aydın Musaballı Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Köy Yolu No:6 Maslak / İSTANBUL Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. Nebahat Kavafoğlu SGK Kadıköy Sigorta Müdürlüğü Göztepe - Kadıköy / İSTANBUL İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2009/0, K:2009/05 sayılı tek hâkimle verilen kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6638 K:200/520 sayılı kararı Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Ali Aydın Düşüncesi : İstanbul 3. İdare Mahkemesi ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan Düşüncesi : Davacı şirkete 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün gün ve 434 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/0, K:2009/05 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6638, K: 200/520 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8'inci maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40'ıncı maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; Oyakbank Anonim Şirketi Yönetim Kurulunun günlü kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumunun hisselerinin tamamının ING Bank N.V. 'e devredildiği, sonrasında davacı Şirketin ticaret unvanının ING Bank değiştirildiği; değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edilerek günlü dilekçe ile davalı kuruma bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu idari para cezası, işverenin değişmesi veya işyerinin devredilmesi nedeniyle anılan Kanun hükmünde belirtilen bildirge verme yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiştir. İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin hisselerini başka birine

232 devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından; işveren değişikliği olarak nitelendirilemez.. Öte yandan; Türk Ticaret Kanununa göre, unvan değişikliği de, tüzel kişilikte değişiklik yaratan hallerden değildir. Nitekim; gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da, aynı hukuki gerçeğe dayanmaktadır. Bu bakımdan; olayda, bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, aksi yolda verilen ve hukuka aykırı bir sonuç ifade eden İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesince tek hakimli olarak verilen gün ve E:2009/0, K:2009/05 sayılı karar ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin gün ve E:2009/6638, K: 200/520 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5' inci maddesi uyarınca, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 434 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi nce tek hâkimle verilen tarih ve E:2009/0, K:2009/05 sayılı kararla; mülga 506 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nce gün ve E:2009/6638, K:200/520 sayılı kararla anılan mahkeme kararı onanmıştır. Danıştay Başsavcılığı'nca, İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 5. maddesinin ilk paragrafında, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanunun 8'inci

233 maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanunda belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Oyak Bank Anonim Şirketi nin sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumunun sahip olduğu hisselerin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun tarih ve 246 sayılı kararı ile ING Bank N.V. tarafından doğrudan, ING Group N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı devralınmasına izin verildiği, anılan karar uyarınca Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından ,00 YTL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V. 'e; er YTL nominal değerli 8 adet hissenin de kararda adı geçen diğer şahıslara devredildiği, Oyak Bank Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun günlü, sayılı kararı ile söz konusu hisse satışının Banka ortaklar defterine kaydedildiği; sonrasında davacı Şirketin Oyak Bank A.Ş. olan ticaret unvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun günlü işlemi ile tescil edildiği, davalı idarece davacı şirketin tarihinden itibaren sigortalı işçi çalıştırmaya başlamış olmasına rağmen işyeri devir bildirgesinin, 506 sayılı Kanunun 8. maddesine göre en geç sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihte Kuruma verilmediğinden bahisle dava konusu idari para cezasının düzenlendiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devir olunması halinde yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleri ile, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Uyuşmazlığa konu olayda ise, Oyak Bank A.Ş. nin Oyak grubuna ait hisseleri ING Bank N.V. tarafından satın alınmış ve böylece Oyak Bank A.Ş. nin pay sahipleri değişmiş, ancak şirketin tüzelkişiliğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, anonim şirketin hisse devri sonucunda mevcut tüzel kişiliğinin sona ermesi ve onun yerine başka bir tüzel kişinin işverenlik sıfatına sahip olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, olayda hukuken bir işyeri devrinden söz etmek olanaklı değildir. Öte yandan; işverenin unvan ve isim değişikliği de 506 sayılı Kanun uyarınca işyeri devir bildirgesi verilmesi yükümlülüğü doğuran hallerden değildir. Zira hisse devrinde olduğu gibi, unvan değişikliğinde de, değişiklik öncesi ve sonrasında ortada aynı ve tek bir tüzel kişi, dolayısıyla tek bir işveren bulunmakta olup sadece bu işverenin unvanı değişmiştir. Nitekim gün ve 2698 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35'inci maddesinin 3'üncü bendinde, işyerlerinde işletme adı değişikliklerinde işyeri bildirgesi verilmeyeceğinin; değişikliğin, Ticaret Sicil Gazetesinin de ekli olduğu bir yazı ile Kuruma bildirileceğinin kurala bağlanmış olması da sözü edilen hukuki durumu teyit etmektedir. Davacı şirketin ticari merkezi ile sicil numarasında her hangi bir değişikliğe gidilmeksizin ve tüzelkişiliği sona erdirilmeksizin salt Oyak Bank Anonim Şirketi olan eski unvanının ING Bank Anonim Şirketi olarak değiştirildiği İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun dosyada bulunan günlü ilan metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda bildirge verilmesini zorunlu kılan bir işveren değişikliği veya işyerinin devredilmesi söz konusu olmadığından, davacı şirkete verilen idari para cezasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi Hâkimliği nce verilen tarih ve E:2009/0, K:2009/05 sayılı kararı ile bu kararı onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nin tarih ve E:2009/6638, K:200/520 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin davacı,

234 davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. AZLIK OYU (X) Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 40. maddesine aykırı davranıldığından bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin tarih ve 434 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 8. maddesinde; işverenin, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlü olduğu; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işverenin bildirge vermesi gerektiği, bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlerinin devam edeceği; 40. maddesinde de; Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle; bu Kanun'un 8. maddesinde belirtilen bildirgeyi Kanun'da belirtilen tarihte Kuruma vermeyenlere, idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin devraldığı bankanın şubesine ilişkin işyeri bildirgesini süresinde vermediğinden bahisle, davacı şirkete idarî para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan hükümlerden; işyerinin devri halinde, Kanun'un 8. maddesindeki bildirim yapma yükümlülüğünün devralan tarafından yerine getirileceği, devralanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kendisine Kanun'un 40. maddesindeki idarî yaptırımın uygulanacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde işyerinin devralma işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Birleşme veya Devralma" başlıklı 7. maddesinde, bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu hükme bağlanmış, ayrıca maddede hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul'un, çıkaracağı tebliğlerle ilân edeceği belirtilmiş; anılan hükme dayalı olarak da Rekabet Kurulu tarafından 997/ sayılı "Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ" çıkarılmıştır. Nitekim olayda; Ordu Yardımlaşma Kurumu nun tamamına sahip olduğu Oyak Bank A.Ş. hisselerinin tamamının ING Bank N.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebiyle ING Bank N.V. tarafından Rekabet Kurumu'na başvurulduğu, Kurul tarafından Kanun'un 7. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak çıkarılan 997/ sayılı Tebliğ hükümlerine göre yapılan başvurunun incelendiği, tarih ve 07-69/ sayılı Rekabet Kurulu kararında, bildirim konusu işlem sonucunda, Oyak Bank ın kontrolüne ING Bank'ın sahip olacağından, buna göre, bildirimin 997/ sayılı Tebliğ in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemi olduğu belirtilerek, devralma işlemine izin verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere; Oyak Bank hisselerinin tamamının ING Bank tarafından devralınmasının hukukî geçerlilik kazanması Rekabet Kurulu kararıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, anılan Rekabet Kurulu kararından sonra, 54 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 8. maddesine dayalı olarak alınan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun tarih ve 246 sayılı kararı ile de, Oyakbank A.Ş. sermayesinin %00'üne tekabül eden Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun sahip olduğu hisselerin ING Bank tarafından doğrudan, ING Grup N.V. ve Stichting ING Aandelen tarafından dolaylı

235 devralınmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, buna dayanarak Oyakbank A.Ş. Yönetim Kurulu'nun tarih ve nolu kararı ile Ordu Yardımlaşma Kurumu tarafından, TL nominal değerli adet hissenin ING Bank N.V.'e birer TL nominal değerli birer adet hissenin de kararda belirtilen diğer şahıslara devredildiği ve pay devrinin uygun görülerek Banka ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği, sonrasında da Oyakbank A.Ş.nin ticaret ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiği ve bu hususun tarihinde tescil ve ilân edildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesinden; Oyakbank hisselerinin tamamının davacı şirket tarafından devralınması, Rekabet Kurulu'nca bildirim konusu işlemin bir devralma işlemi olarak nitelendirilmesi ve devir işlemine izin vermesi, bu devrin ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından da uygun görülmesi, sonrasında bankanın ticari ünvanının değiştirilmesi ve ünvan değişikliğinin tescil ve ilân edilmesi, pay devri ile bankanın yönetim ve hakimiyetinin devralan şirkete geçmesi, banka devir alındıktan sonra da işyerinde hizmetlerin aynı sigortalılar tarafından yürütülmesi karşısında ve Oyakbank A.Ş.nin işveren sıfatının sona erdiği hususu da gözönüne alındığında, tüm bu işlemlerin bir devralma niteliğinde olduğunun ve Oyakbank A.Ş.'nin davacı şirketçe devralındığının kabulü gerektiğinden, davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mülga 506 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği devraldığı bankaya ait şubeye ilişkin işyeri devir bildirgesi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirkete idarî para cezası verilmesine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. [R.G. 03 Nisan Mükerrer] YÖNETMELİK Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından: GERÇEK KİŞİLER VE ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİ İLE KAMU KURUM VE KURULUŞLARINCA AÇILACAK AİLE DANIŞMA MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 25/2/2009 tarihli ve 2752 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gerçek Kişiler ve Özel Hukuk Tüzel Kişileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Aile Danışma Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ğ) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ğ) Ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir ticaret sicil gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayımlanmışsa ticaret sicil gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği), bağlı bulunulan vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarası beyanı, noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 25/2/

236 Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 24/4/ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından: ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİ İLE KAMU KURUM VE KURULUŞLARINCA AÇILAN KADIN KONUKEVLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/5/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Özel Hukuk Tüzel Kişileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılan Kadın Konukevleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Mülk sahibi ise mülk sahibi olunduğuna ilişkin yazılı beyan veya kiracı ise kiracı olunduğuna ilişkin yazılı beyan, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı yürütür. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından: ÖZEL HUZUREVLERİ İLE HUZUREVİ YAŞLI BAKIM MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/8/2008 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (4) Ticaret şirketi şeklinde yapılanmış tüzel kişiler için şirket ilanının yayınlandığı kuruluşun açılış faaliyetleri kapsamında olduğunu gösterir ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir ticaret sicil gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayımlanmışsa ticaret sicil gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği), bağlı bulunulan vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarası beyanı, noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı örneği ile şirket temsilcisinin hissedarlar arasında olduğunu gösterir il müdürlüğü onaylı belge ve karar örneği istenir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 7/8/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 26/9/ /7/ /6/ /8/ /7/ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından: ÖZEL KREŞ VE GÜNDÜZ BAKIMEVLERİ İLE ÖZEL ÇOCUK KULÜPLERİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

237 MADDE 8/0/996 tarihli ve 2278 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2) Mülk sahibi ise mülk sahibi olunduğuna ilişkin yazılı beyan veya kiracı ise kiracı olunduğuna ilişkin yazılı beyan, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı yürütür. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından: MADENCİLİK FAALİYETLERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 6//200 tarihli ve 2775 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (b) bendinin () ve (3) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2) Noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti, ) Şirketin ticaret unvanı, ticaret sicil numarası ve kayıtlı olunan Ticaret memurluğunun adının beyanı; (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir ticaret sicil gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa ticaret sicil gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği), 3) Yönetimin noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğe ekli Ek Form 2 de yer alan Onaylı imza beyanı, ibareleri Noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti olarak, Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ibareleri Şirketin ticaret unvanı, ticaret sicil numarası ve kayıtlı olunan Ticaret memurluğunun adının beyanı; (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir ticaret sicil gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa ticaret sicil gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği) olarak, Şirketin bağlı olduğu vergi dairesi, ili ve vergi numarasını gösterir belge ibareleri Şirketin bağlı olduğu vergi dairesi, ili ve vergi numarası beyanı olarak, Yönetimin onaylı imza sirküleri ibareleri Yönetimin noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti olarak değiştirilmiştir. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 6// Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/4/ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından: MADEN KANUNUNUN I (A) GRUBU MADENLERİ İLE İLGİLİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/2/2005 tarihli ve 2576 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Maden Kanununun I (A) Grubu Madenleri ile İlgili Uygulama Yönetmeliğinin ekinde yer alan Ek Form-6 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Ek Form-6 I (a) GRUBU RUHSAT DEVRİ

238 ..VALİLİĞİNE (İl Özel İdare Müdürlüğü) Ruhsatın İli : Ruhsatın İlçesi : Madenin Cinsi : Ruhsat No : Ruhsat Yürürlük Tarihi : Yukarıda belirtilen ruhsatın, 323 sayılı Maden Kanunundan doğan tüm hak ve vecibeleri ile birlikte aynen ve tamamen Kanunun 5 inci maddesi uyarınca devir edilmesini onayınıza arz ederiz. RUHSATI DEVİR EDEN RUHSATI DEVİR ALAN: Tarih Adı Soyadı İmza Adres: Tarih Adı Soyadı İmza Adres: EK BELGELER: Devir eden ile ilgili ekler: Şirketlerde devir ile ilgili karar Devir alan ile ilgili ekler: Genel; a) Bağlı olduğu vergi dairesi, ili ve vergi numarası beyanı, b) Devir harcı makbuzu, c) Ruhsat teminat makbuzu, d) Noter onaylı imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti, e) Adres taahhütnamesi. Gerçek kişiler; a) T.C. kimlik numarası beyanı. Tüzel kişiler: a) Şirketin Ticaret unvanı, ticaret sicil numarası ve kayıtlı olunan Ticaret memurluğunun adının beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayımlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği), b) Şirketin devir ile ilgili kararı. Teminatımın..Banka şubesindeki hesabıma iadesini arz ederim. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİNİN TOPTAN VE PERAKENDE SATILMASI İLE DEPOLANMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/3/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

239 b) 6 ncı maddede belirtilen sınavda başarılı olduğuna ilişkin yazılı beyan (Başvuru dilekçesinde belirtilir), c) Bayi veya toptancılık yapılacak yerin veya deponun açık adresi (Başvuru dilekçesinde belirtilir), ç) T.C. kimlik numarası beyanı (Başvuru dilekçesinde belirtilir), MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 0/3/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: EV VE SÜS HAYVANLARININ ÜRETİM, SATIŞ, BARINMA VE EĞİTİM YERLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/0/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ev ve Süs Hayvanlarının Üretim, Satış, Barınma ve Eğitim Yerleri Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Tüzel kişiler için, ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği), imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti ve yönetim kurulu kararı. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 8/0/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 6// /4/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: GIDA İŞLETMELERİNİN KAYIT VE ONAY İŞLEMLERİNE DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/2/20 tarihli ve 2845 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmeliğin Ek-2 Perakende İşletmeler ile Taşıma ve Depolama Konusunda Faaliyet Gösteren İşletmelerin Kayıt Başvurusunda İstenilen Bilgi ve Belgeler in (3) numaralı satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 3- Meslek odası bulunan meslek mensupları için odadan alınmış belgenin aslı veya yetkili merci tarafından onaylı sureti, meslek odası bulunmayan meslek mensupları için meslek mensuplarının adı, soyadı, T.C. kimlik numaraları beyanı ile gıda işletmecisiyle yaptıkları sözleşmelerin başlangıç ve bitiş tarihlerini gösteren liste (Bu belge sadece Kanunun Ek- listesindeki hazır yemek, tabldot yemek ve meze üreten işletmeler için geçerlidir.). MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-3 Gıda Üreten İşletmecilerden Kayıt Başvurusunda İstenilen Bilgi ve Belgeler in (4) ve (6) numaralı satırları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

240 4- Gıda işletmecisi ticaret siciline kayıtlı ise, ticaret unvanı, ticaret sicil numarası ve kayıtlı olduğu ticaret sicil memurluğunun adına ilişkin yazılı beyan (Güncel bilgilerini içeren ticaret sicil gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya yetkili merci tarafından onaylı sureti); gıda işletmecisi esnaf siciline kayıtlı ise Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesinin aslı veya yetkili merci tarafından onaylı sureti. 6- Meslek odası bulunan meslek mensupları için odadan alınmış çalışma belgesinin aslı veya yetkili merci tarafından onaylanmış örneği, meslek odası bulunmayan meslek mensuplarının adı, soyadı, T.C. kimlik numaraları beyanı ile gıda işletmecisiyle yaptıkları sözleşmelerin başlangıç ve bitiş tarihlerini gösteren liste. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-7 Gıda İşletmeleri İçin Onay Başvurusunda İstenilen Bilgi ve Belgeler in (4) ve (6) numaralı satırları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 4- Gıda işletmecisi ticaret siciline kayıtlı ise ticaret unvanı, ticaret sicil numarası ve kayıtlı olduğu ticaret sicil memurluğunun adına ilişkin yazılı beyan (Güncel bilgilerini içeren ticaret sicil gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya yetkili merci tarafından onaylı sureti); Gıda işletmecisi esnaf siciline kayıtlı ise Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesinin aslı veya yetkili merci tarafından onaylı sureti. 6- Meslek odası bulunan meslek mensupları için odadan alınmış belgesinin aslı veya yetkili merci tarafından onaylanmış örneği, meslek odası bulunmayan meslek mensuplarının adı, soyadı, T.C. kimlik numaraları beyanı ile gıda işletmecisiyle yapacağı sözleşmelerin başlangıç ve bitiş tarihlerini gösteren liste. MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 7/2/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: KULUÇKAHANE VE DAMIZLIK KANATLI İŞLETMELERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 20/3/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kuluçkahane ve Damızlık Kanatlı İşletmeleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ç) İşletmenin kurulacağı arazinin aidiyetine ilişkin yazılı beyan (Dilekçede belirtilir.), MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (ç) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Teknik Müdür ve sorumlu veteriner hekimin meslek odalarından almış oldukları üyelik belgesinin aslı veya valilikçe onaylı sureti, ç) Teknik Müdür ve sorumlu veteriner hekimin adı, soyadı, T.C. kimlik numaraları ve sözleşme başlangıç ve bitiş tarihlerinin yazılı beyanı (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), e) Açılması istenilen işletme bir şirket ise şirketin ticaret unvanı, ticaret sicil numarası ve kayıtlı olunan ticaret memurluğunun adının beyanı; şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya valilikçe onaylı örneği; şayet şirket değil ise esnaf ve sanatkarlar odasından alınmış üyelik belgesinin aslı veya valilikçe onaylı sureti. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 Kuluçkahane ve Damızlık Kanatlı İşletmesinin Aidiyetini Gösterir Belgeler yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.

241 Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 20/3/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 22/5/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 29/6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliğinin ekinde yer alan EK-4 Ön İzin Verilmesi İçin Gerekli Diğer Belgeler in () ve (2) numaralı satırları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. - Şahıs malı ise mülk sahibi veya zilyet olunduğuna dair yazılı beyan (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), 2- Şahıstan kiralanacak ise, projenin ekonomik ömrü kadar süreli kiracı olunduğuna dair yazılı beyan (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: TOHUMCULUK SEKTÖRÜNDE YETKİLENDİRME VE DENETLEME YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/5/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı. ç) Başvuru sahibinin tohum ürettiği bitki grubuna ait gerekli bina ve depoda kiracı veya mülk sahibi olunduğuna dair yazılı beyan. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 0 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Başvuru sahibinin işletme binasında ve arazide kiracı veya mülk sahibi olduğuna dair yazılı beyanı. c) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesinin adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesinin adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı.

242 MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Doku kültürü üretimi için laboratuvar, donanım, iklim ve alıştırma odası ve diğer tesislerde kiracı veya mülk sahibi olunduğuna dair yazılı beyan. c) Başvuru sahibinin işletme binasında ve arazide kiracı veya mülk sahibi olduğuna dair yazılı beyanı. ç) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesinin adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Başvuru sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesinin adı ve vergi kimlik numarasının yazılı beyanı. MADDE 8 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 9 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 5/5/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: VETERİNER HEKİM MUAYENEHANE VE POLİKLİNİK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/0/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. e) Bağlı bulundukları bölge veteriner hekimler odasından alınan oda kayıt belgesinin aslı veya mülki idare amirliğince onaylı sureti. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: VETERİNER TEŞHİS VE ANALİZ LABORATUVARLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE /2/20 tarihli ve 2839 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Veteriner Teşhis ve Analiz Laboratuvarları Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Açılması istenen işyeri bir şirket ise, ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde /0/2003 tarihinden önce yayınlanmış ise Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya kurumca onaylı örneği), MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: VETERİNER TIBBİ ÜRÜNLER HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 24/2/20 tarihli ve 2852 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmeliğin 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

243 b) Adına satış izni düzenlenecek veteriner hekimin T.C. kimlik numarası beyanı, diplomanın aslı veya kurumca onaylı örneği, ikamet beyanı veya belgesi, telefon ve belgegeçer numaraları ile elektronik posta adresi, imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti, 4 adet vesikalık resmi, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 24/2/ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: ZİRAİ MÜCADELE ALET VE MAKİNELERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2/4/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Zirai Mücadele Alet ve Makineleri Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (ç) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen kişilere ait; ) Diploma veya mezuniyet belgesinin Genel Müdürlükçe onaylı sureti, 2) Aldıkları dersleri gösterir belgenin (transkript) aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti, 3) T.C. kimlik numarası beyanı (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), 4) Vesikalık fotoğraf (2 adet). b) İşletmenin faaliyet alanları arasında zirai mücadele alet ve makineleri imalatının bulunduğunu gösteren, aşağıda belirtilen belgelerden uygun olan herhangi biri, ) Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti, 2) Bağlı olduğu Mesleki Oda Kayıt Belgesinin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti, 3) Kuruluş bilgilerinin yer aldığı resmi bir belgenin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti, ç) İnşaatın yapıldığı veya işletmenin bulunduğu yerin açık adresi ve işletmecinin iletişim bilgileri (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), g) İşletmenin faaliyete başlayacağı tarih (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin inci maddesinin birinci fıkrasının (c), (ç), (e) ve (f) bentleri ile ikinci fıkrasının (c), (e) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Firmanın faaliyet alanları arasında zirai mücadele alet ve makineleri imalatının bulunduğunu gösteren; Ticaret Sicil Gazetesi veya İlgili Oda Kayıt Belgesi ya da kuruluş bilgilerinin içinde yer aldığı herhangi bir resmi belgenin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti, ç) İmal İzin Belgesinin Genel Müdürlükçe onaylı sureti, e) Bakanlıkça onaya esas, içinde bulunulan yıl için miktarı tespit edilen imal ruhsat harcının yatırıldığını gösterir makbuzun aslı veya makbuzda ürünün ticari adı belirtilmişse Genel Müdürlükçe onaylı sureti, f) Marka tescili olması durumunda, Marka Tescil Belgesinin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti (2 adet), c) Firmanın faaliyet alanları arasında zirai mücadele alet ve makineleri ile ilgili; imalat, ithalat, satış gibi hususların herhangi birinin bulunduğunu gösteren, Ticaret Sicil Gazetesi veya ilgili Oda Kayıt Belgesi ya da kuruluş bilgilerinin içinde yer aldığı herhangi bir resmi belgenin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti,

244 e) Bakanlıkça onaya esas, içinde bulunulan yıl için miktarı tespit edilen ithal ruhsat harcının yatırıldığını gösterir makbuzun aslı veya makbuzda ürünün ticari adı belirtilmişse Genel Müdürlükçe onaylı sureti. f) Marka tescili olması durumunda, Marka Tescil Belgesinin aslı veya Genel Müdürlükçe onaylı sureti (2 adet), MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin () ve (2) numaralı alt bentleri ile (b) bendinin (), (2) ve (3) numaralı alt bentleri ile (ç) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ) Diploma veya mezuniyet belgesinin il/ilçe müdürlüğünce onaylı sureti, 2) T.C. kimlik numarası beyanı (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), ) Ticaret Sicil Gazetesinin belgesinin aslı veya il/ilçe müdürlüğünce onaylı sureti, 2) Bağlı olduğu Mesleki Oda Kayıt Belgesinin aslı veya il/ilçe müdürlüğünce onaylı sureti, 3) Kuruluş bilgilerinin yer aldığı resmi bir belgenin aslı veya il/ilçe müdürlüğünce onaylı sureti, ç) Açık adres ve iletişim bilgileri (Başvuru dilekçesinde belirtilir.), d) Durumu 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen koşula uygun olan girişimciler için, satıştan sorumlu teknik elemanın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve iş sözleşmesi tarihi beyanı, MADDE 4 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 2/4/ Sağlık Bakanlığından: AKUPUNKTUR TEDAVİSİ UYGULANAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI İLE BU TEDAVİNİN UYGULANMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/9/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Akupunktur Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları ile Bu Tedavinin Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 0 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Sağlık kuruluşunda akupunktur uygulayacak hekimlerin diplomalarının varsa uzmanlık belgelerinin ve Bakanlıkça düzenlenen Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikasının Müdürlükçe onaylı örnekleri ile ikişer adet vesikalık fotoğrafları, e) Sağlık kuruluşunda akupunktur uygulayacak hekimlerin bölge tabip odasına kayıtlı olduğunu bildirir belgenin Müdürlükçe onaylı örneği veya T.C. kimlik numarası beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: AMBULANSLAR VE ACİL SAĞLIK ARAÇLARI İLE AMBULANS HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/2/2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin inci maddesinin (c), (ç), (e), ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

245 c) Yetkili birimden alınmış işyeri açma belgesinin Müdürlükçe onaylı örneği, ç) Yetkili birimle yapılan tıbbi atık sözleşmesinin Müdürlükçe onaylı örneği, e) Açılacak ambulans servisinde görev yapacak mesul müdürle yapılan sözleşmenin ve hekimlik diplomasının varsa uzmanlık belgesinin Kurumca onaylı birer örneği, mesul müdüre ait 2 adet vesikalık fotoğraf, T.C. kimlik numarası beyanı. f) Ambulans servisinde çalışacak hekim ve sağlık personelinin ambulans servisinde çalışmak istediklerine dair dilekçeleri, Kurumca onaylı diploma örnekleri veya mezuniyet belgeleri, bu Yönetmelikte belirtilen kurs sertifikalarının birer örneği, ikişer adet vesikalık fotoğrafları, T.C. kimlik numarası beyanı. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 7/2/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 4/2/ /0/ Sağlık Bakanlığından: DİŞ PROTEZ LABORATUVARLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/2/2005 tarihli ve 2606 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Diş Protez Laboratuvarları Yönetmeliğinin 0 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Laboratuvar şirket tarafından açılacak ise; şirketin diş protez hizmetleri ile ilgili kuruluş amacı ve faaliyet alanının yer aldığı, ortaklarının tamamının diş hekimi ve/veya diş protez teknisyeni olduğuna ilişkin beyan ve Ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya müdürlükçe onaylı örneği), MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: DİYALİZ MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/6/200 tarihli ve 2765 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin () numaralı alt bendi ile (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ) Merkezde mesul müdür olarak çalışacaklarına dair mesul müdürün adı, soyadı ve T.C. Kimlik numarası mesul müdür sözleşmesi tarihinin yazılı beyanı f) Kurucu gerçek kişi ise, T.C. kimlik numarası beyanı; vakıf ise, vakıf senedinin ve ticaret sicil gazetesi kaydının; şirket ise, sermaye durumunun ve şirket ortaklarını da gösteren Ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya müdürlükçe onaylı örneği) MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

246 Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 8/6/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 4/2/ Sağlık Bakanlığından: ECZA DEPOLARI VE ECZA DEPOLARINDA BULUNDURULAN ÜRÜNLER HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 20/0/999 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ecza Depoları ve Ecza Depolarında Bulundurulan Ürünler Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan EK- ECZA DEPOSU AÇILIŞINDA İSTENİLEN BELGELER aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK- ECZA DEPOSU AÇILIŞINDA İSTENİLEN BELGELER Dilekçe, nüfus cüzdanının il sağlık müdürlüğünce onaylı sureti ve öz geçmiş, Mes ul müdürün, mezuniyet belgesinin aslı ve diplomanın il sağlık müdürlüğünce onaylanmış sureti, var ise uzmanlık belgelerinin il sağlık müdürlüğünce onaylanmış suretleri, 697 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca eczacılık yapmaya engel mahkûmiyetin bulunmadığına dair yazılı adlî sicil beyanı, Yakın tarihte çekilmiş (4) adet fotoğraf, Mesleğini yapmayı engelleyecek derecede iyileşmez bedenî ve aklî hastalığı bulunmadığına dair sağlık raporu ve iki gözünün görmeden mahrum olmadığına dair uzman doktor raporu, Ecza deposunun adı, kurulacağı yerin açık adresi, onaylı imar plânı, Deponun teçhizatını ve bölümlerini gösterir şekilde krokisi (kroki, Kanun hükümlerine uygun olduğunun sağlık müdürlüğünce veya sağlık ocağı tabipliğince onaylı vaziyet plânını ve ölçümlerini gösterir şekilde olacaktır). Bir ticari şirket tarafından kuruluyor ise, Ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya il sağlık müdürlüğünce onaylı örneği), şirket ana sözleşmesinin il sağlık müdürlüğünce onaylı sureti (mes ul müdür ortaklardan biri olmalı, adı, adresi, amaç ve sermaye belirtilmelidir), Ruhsat harcının ödendiğini gösteren makbuz, Ecza deposu olacak yerin tamamının yangın güvenliği açısından uygun olduğuna dair ilgili makamdan alınmış onaylı belge, Mes ul müdür eczacının Türk Eczacıları Birliği nce onaylanmış meslekten yasaklama cezasının olup olmadığına dair Eczacı Odasından alınacak belge, Bu Yönetmeliğin 26 ncı maddesi uyarınca çıkarılan Kılavuz un okunup tebellüğ edildiğini belirten ve hükümlerine uyulacağı taahhüdünü ihtiva eden imzalı belge. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: EVDE BAKIM HİZMETLERİ SUNUMU HAKKINDA YÖNETMELİKTE

247 DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/3/2005 tarihli ve 2575 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Merkez olarak açılacak sağlık kuruluşu ticaret şirketi tarafından açılacak ise, ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Bakanlıkça onaylı örneği), MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: GENETİK HASTALIKLAR TANI MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/6/998 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğine aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Ek Madde Bakanlığın görevleri kapsamında yapacağı her türlü işlemde başvuru sahiplerinden talep edilen belgelerden, Bakanlık bünyesinde bulunan belgeler ile kurum ve kuruluşların altyapıları kullanılarak elektronik ortamda erişilebilen bilgilere yönelik belgeler talep edilmez. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: KAPLICALAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 24/7/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kaplıcalar Yönetmeliğinin 2 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. i) Tesisin kurulacağı alan mülk sahibinin ise mülk sahibi olunduğuna ilişkin yazılı beyan, tahsis belgeli ise tahsis belgeli olduğuna ilişkin yazılı beyan veya kiracı ise kiracı olunduğuna ilişkin yazılı beyan. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Mesul müdürün adı soyadı ve T.C. kimlik numarası ile sorumlu müdürün sözleşme tarihinin yazılı beyanı, MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: DOĞAL MİNERALLİ SULAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE /2/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Doğal Mineralli Sular Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan onaylanmış örneği ibaresi Kurumca onaylı örneği şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: OPTİSYENLİK MÜESSESELERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE

248 DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 27/9/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Optisyenlik Müesseseleri Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c), (d) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. c) Optisyenlik müessesesi bir ticaret şirketi tarafından açılacak ise ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği), d) Müessese sahibi ile mesul müdür arasında akdedilmiş hizmet sözleşmesinin il sağlık müdürlüğünce onaylı sureti, g) Mesul müdürün optisyenlik yapabileceğine dair sağlık durum beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: KORDON KANI BANKACILIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/7/2005 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Kordon Kanı Bankacılığı Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Kurucu gerçek kişi ise T.C. kimlik numarasının ibrazı; vakıf ise vakıf senedinin Kurumca onaylı örneği; şirket ise sermaye durumunun ve şirket ortaklarını da içeren ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği), f) Bankada çalışacak tüm hekim, teknisyen ve diğer görevliler için eğitim uygunluğunu gösterir diploma, uzmanlık belgeleri, sertifika gibi belgelerin aslı veya Kurumca onaylı örneği, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: ISMARLAMA PROTEZ VE ORTEZ MERKEZLERİ İLE İŞİTME CİHAZI MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 24/9/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ismarlama Protez ve Ortez Merkezleri ile İşitme Cihazı Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d), (e) ve (h) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Tüzel kişiliğin şirket olması halinde, şirket ilanının yayımlandığı ve merkezin açılışının faaliyetleri kapsamında olduğunu gösterir ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği), bağlı bulunulan vergi dairesi adı ve vergi kimlik numarası beyanı, imza sirkülerinin müdürlükçe onaylı örneği, e) Sorumlu müdürün mesleğini yapabileceğine dair sağlık durum beyanı, h) Sorumlu müdürün 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,

249 güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmadığına dair adli sicil durum beyanı, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. Sağlık Bakanlığından: İLKYARDIM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 22/5/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan İlkyardım Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Merkez, bir ticaret şirketi tarafından açılacak ise ticaret unvanı, kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarası beyanı (Şirketin kuruluş statüsünü ve son yönetimini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi /0/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği), c) Vakıf veya derneklerden tüzük veya ana sözleşmenin Kurumca onaylı bir örneği, MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. [R.G. 04 Nisan ] GENELGELER Başbakanlıktan: Konu : Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu. GENELGE 202/9 Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınmasını ve bu konuda uluslararası işbirliğinin sağlanmasını amaçlayan ve ülkemiz tarafından imzalanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 995 yılında, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ise 200 yılında yürürlüğe girmiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesinin ulusal düzeyde izlenmesi ve gerekli eşgüdüm çalışmalarının yürütülmesi amacıyla 2000/4 ve 2003/44 sayılı Başbakanlık Genelgeleri yürürlüğe konulmuş, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri ile çocuk hakları, bu hakların izlenmesi ve kullandırılması konularında kapsamlı düzenlemeler yapılmıştır. 3/6/20 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi ile; "Çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak sağlıklı gelişimini temin etmek üzere; ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesini koordine etmek, çocuklara yönelik sosyal hizmet ve yardım faaliyetlerini yürütmek, bu alanda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak" görevi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına verilmiştir. Bu itibarla; çocuk haklarının korunması, kullandırılması ve geliştirilmesine ilişkin konularda idari ve yasal düzenlemelere ilişkin çalışmalar yapmak, önerilerde bulunmak, kaydedilen gelişmeler hakkında kamuoyunun aydınlatılması amacıyla yapılacak çalışmaları

250 değerlendirmek, çocuk hakları konusunda alınabilecek önlemlere ilişkin tavsiyelerde bulunmak, bu konuya ilişkin strateji belgesi ve eylem planları hazırlatmak ve onaylamak, çocuk hakları konusunda kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonu sağlamak üzere "Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu" (Kurul) oluşturulmuştur. Kurulun; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı nın veya gerektiğinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında; Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Barolar Birliğinden üst düzey temsilcilerin ve Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü ve Çocuk Hakları Türkiye Çocuk Koordinatörleri ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı tarafından belirlenecek çocuklarla ilgili faaliyet gösteren diğer kurumlardan ve sivil toplum kuruluşlarından yeterli sayıda temsilcinin katılımıyla kurulması uygun görülmüştür. Kurulun çalışma usul ve esasları, yıllık toplantı sayısı ile toplantı zamanları Kurul tarafından belirlenecek, sekretarya hizmetleri, alınan kararların uygulanmasının takibi ve koordinasyonu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecektir. Kurul tarafından ihtiyaç duyulması halinde alt kurul, komite, danışma grupları ve geçici ve kalıcı çalışma grupları oluşturulabilecektir. İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek birlikleri ve özel sektör temsilcileri de Kurul toplantılarına davet edilebilecek, alt kurul ve komite çalışmalarında yer alabileceklerdir. Kurul tarafından alınan kararların il ve ilçe düzeyinde uygulanması, sonuçlarının izlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla il ve ilçe kurulları kurulmasına Kurulca karar verilebilecektir. İl ve ilçe kurullarının kimlerden oluşacağı, görevleri ile çalışma usul ve esasları Kurul tarafından belirlenecek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca ilgili kurumlara duyurulacaktır. Kurul çalışmalarının bir bütünlük içinde yürütülmesi, çocuk hakları konusunda kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonun sağlanması ve Kurul tarafından alınan kararların uygulanması için tüm bakanlık, kamu kurum ve kuruluşlarınca gereken destek ve yardım sağlanacaktır. /9/2003 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 2003/44 sayılı Başbakanlık Genelgesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bilgilerini ve gereğini rica ederim. Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan [R.G. 04 Nisan ] Başbakanlıktan: Konu : Ilısu Barajı ve HES Projesi GENELGE 202/0

251 Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü nce (DSİ) yürütülmekte olan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralı (HES) Projesi nin belirlenen süre içerisinde tamamlanabilmesi için aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür:. Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında, çevresel faaliyetlerin inşaat çalışmaları ile beraber yürütülmesi ve tamamlanması maksadıyla; proje ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasındaki işbirliği ve koordinasyon DSİ tarafından sağlanacaktır. Projenin ilerleyen sürecinde, gerektiğinde proje kapsamında yer alan kurumlar ve birimler DSİ Genel Müdürlüğünce yeniden belirlenebilecektir. Bu çerçevede yapılacak çalışmalara ilişkin DSİ nin talepleri, kamu kurum ve kuruluşları tarafından öncelikle yerine getirilecektir. 2. DSİ ile koordineli olarak, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından kurulacak ve bağımsız uzmanlardan oluşacak olan Bilim Komitesinin çalışmaları kapsamında yapılacak harcamalar, DSİ Genel Müdürlüğünce karşılanacaktır. Ayrıca Bilim Komitesi çalışmaları kapsamındaki bütün faaliyetlere ait gereken katkı ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından ivedilikle sağlanacaktır. 3. Proje kapsamında taşınmazların kamulaştırma işlemlerinde; devir, tahsis, irtifak, tescil, terkin ve ferağ işlemlerinin hızla sonuçlanması için bu konuda görevli kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli tedbirler alınacak ve söz konusu işlemler öncelikli olarak neticelendirilecektir. Proje sahasındaki bütün Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinin yeterli seviyede hizmet sunabilmesi sağlanacak, kamulaştırma planlarının hazırlanmasına ilişkin bilgi ve belgeler temin edilecek, gerekli kontroller ile tapudaki iş ve işlemler Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü birimlerince öncelikle neticelendirilecektir. 4. Proje kapsamında açılacak kamulaştırma davalarının kısa sürede neticelenebilmesi için DSİ nin ve mahkemelerin talep edeceği bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli özen gösterilerek derhal gönderilecektir. Proje sahasında yer alan taşınmazların kamulaştırma bedellerinin aksatılmadan ödenebilmesi için, Maliye Bakanlığı ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünce gerekli tedbirler ivedilikle alınacaktır. 5. Projeden etkilenen köy yolları, karayolları, köprüler, demiryolları, su, kanalizasyon, doğalgaz ve petrol boru hatları ile elektrik, haberleşme hatları ve diğer tesislerin göl alanı dışına taşınmasına ilişkin proje ve yapım işleri, kendi bütçelerine konulan ödenekten karşılanmak üzere, ilgili kurumlarca aksamaya meydan verilmeden zamanında gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda DSİ birimleri ve diğer kurumlar tarafından talep edilecek izin, onay, kabul gibi iş ve işlemler, öncelikle sonuçlandırılacaktır. Baraj göl alanında kalacak köy yollarının güzergah değişikliği için proje sahasındaki il özel idareleri ve valilikler tarafından gerekli çalışmalar zamanında yapılacak ve bu maksatla DSİ tarafından yürütülecek proje ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için gerekli bütün tedbirler alınacaktır. 6. Projenin yapımı için gerekli olacak kum-çakıl, ariyet, kil ve taş ocaklarının hammadde üretim izni ve bu kapsamda ilgili mevzuat gereği alınacak diğer izinlerin ve tahsis işlemlerinin süratle gerçekleştirilebilmesi için gereken işlemler, kamu kurum ve kuruluşlarınca acele olarak neticelendirilecektir. 7. Projenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan bütün altyapı ve üstyapı inşaatları için gereken tesislerin çevresel etki değerlendirmeleri yapılırken projenin, 7 Şubat 993 tarihinden önce yatırım programına alınmış olması durumu dikkate alınacak ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinden muafiyet hususu buna göre değerlendirilecektir. Proje için çevre mevzuatı uyarınca alınması gereken izinlere ilişkin talepler ile bu taleplere dayanılarak gerçekleştirilecek işlemler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bu hususta görevli diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle sonuçlandırılacaktır. 8. Proje kapsamında yapılması veya teknolojik olarak iyileştirilmesi gereken atık su arıtma ve düzenli katı atık depolama tesislerinin yapımına veya iyileştirilmesine öncelik verilecek; konuyla ilgili izinlerin, ödenek tahsis işlemlerinin ve diğer hususların ilgili kamu

252 kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimler tarafından süratle gerçekleştirilmesi çalışmalarının takibi ilgili valilikler ve kaymakamlıklar tarafından yapılacaktır. 9. Tarım arazileri su altında kalarak gelir kaybına uğrayacak hane halkının, iskân edildikleri yeni yerleşim yerlerinde, istemeleri halinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile diğer ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından gerekli gelir iyileştirme projeleri ve uygulamaları yapılacaktır. Havzadan kaynaklanan ve Ilısu Barajı su kalitesini etkileme ihtimali bulunan "tarımsal kökenli kirlilik"in azaltılması maksadıyla "iyi tarım uygulamaları" ve çiftçi eğitimine; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından öncelik verilecektir. 0. Proje sahasında ve baraj göl alanında kalacak taşınır veya taşınmaz kültür varlıklarına konu olan buluntulara rastlanılması halinde, konu ilgili Müze Müdürlüğüne bildirilecek olup; gerekli çalışmalar DSİ ve bu konuda görevli kamu kurum ve kuruluşlarınca, koordinasyon ve işbirliği içerisinde, ivedilikle gerçekleştirilecektir. Proje kapsamındaki konular, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu gündeminde öncelikle ve ivedilikle değerlendirilecektir. Bu konudaki Kurul çalışmalarına, sadece üyelere konu hakkında bilgi vermek üzere DSİ teknik elemanları da çağrılacak, projenin önemi de dikkate alınarak, herhangi bir gecikmeye meydan verilmeden çalışmaların sonuçlandırılması sağlanacaktır.. Proje kapsamında, baraj göl alanında veya su altında kalacak kültürel varlıkların (arkeolojik alanlar) ve anıt eserlerin taşınması ve/veya yerinde korunması ile ilgili her türlü çalışmanın, bu kapsamda DSİ tarafından hazırlanacak olan mühendislik projelerinin; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından oluşturulan Bilim Komisyonunun öneri ve görüşleri doğrultusunda, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun kararı çerçevesinde gerçekleştirilebilmesi için DSİ ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli tedbirler ivedilikle alınarak uygulamaya konulacaktır. 2. Yukarı Hasankeyf in jeolojik ve jeoteknik olarak güçlendirilmesine yönelik olarak DSİ tarafından hazırlanacak mühendislik ve koruma projeleri; Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulan Bilim Komisyonunun öneri ve görüşleri doğrultusunda, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun kararı çerçevesinde DSİ ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerçekleştirilecektir. 3. Hasankeyf in yeni yerleşim alanında, proje kapsamında taşınan kültür varlıklarının sergilenebileceği, tarihi ve kültürel yarımadada yapılacak açık ve kapalı müze projeleri; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak DSİ ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanarak uygulamaya konulacaktır. 4. Baraj göl alanında hazinenin kaynak kaybına sebebiyet veren, sonradan tesis edilen mütemmim cüzlerin (ev, sera, ağaç, kuyu vs.) önlenmesi için, valilikler, kaymakamlıklar ve belediyeler tarafından gerekli bütün tedbirler geciktirilmeksizin alınacaktır. Proje alanlarında; inşaat, kamulaştırma ve kültür varlıkları konusunda yapılan çalışmaların ve çalışanların emniyeti, proje sahasındaki valilikler tarafından ivedilikle sağlanacaktır. 5. Baraj projesinden etkilenecek yerleşim yerleri ve arazileri su altında kalacak olan ilçe ve köylerin yeniden iskânında, daha modern ve hayat standardı yüksek yeni yerleşim yerleri kurulması için, su tutma tarihinden önce yapılacak bütün yeniden yerleşim faaliyetleri, 5543 sayılı İskân Kanunu hükümlerine göre; DSİ Genel Müdürlüğü, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü arasında yapılan ve/veya yapılacak olan protokollere göre gerçekleştirilecektir. Ayrıca ihtiyaç halinde, batardo su kotundan etkilenen yerleşim yerlerinin iskânının ivedilikle yapılabilmesi için gerekli plan, proje ve inşaat faaliyetleri TOKİ Başkanlığına yaptırılabilecektir. 6. Proje sahasında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya il özel idarelerince yapılacak veya yaptırılacak toplulaştırma çalışmalarına öncelik verilecektir.

253 7. Yukarıda ifade edilen esaslar dışında; proje ile ilgili her türlü plan, proje, yapım ve detay çalışmaları sırasında işlerin hızlı ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi için DSİ merkez birimleri, DSİ Ilısu Projesi 6. Bölge Müdürlüğü, DSİ nin görev ve yetki vereceği diğer taşra birimleri ile idare adına iş yapan gerçek ve tüzel kişilere bütün kamu kurum ve kuruluşları tarafından işlerin hızlandırılması açısından gerekli yardım ve destek sağlanacaktır. Bilgilerini ve gereğini önemle rica ederim. Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan [R.G. 04 Nisan ] TEBLİĞ Sosyal Güvenlik Kurumundan: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ MADDE 25/3/200 tarihli ve sayılı mükerrer Resmî Gazete de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 3...A-2. numaralı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (6) Kurum gerekli gördüğü hallerde, Sağlık Bakanlığı dışındaki resmi sağlık hizmeti sunucularına doğrudan müracaatlara ilişkin ayrıca usul ve esas belirleyebilir. MADDE 2 Aynı Tebliğin 6.2..C-3 numaralı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir C-3-Abatasept () Romatoid artritli hastalarda, aktif romatoid artriti bulunan biri metotreksat olmak üzere en az 3 farklı hastalık modifiye edici antiromatizmal ilacı, en az 3 er ay kullanmış olmasına veya en az bir anti TNF tedavisine rağmen hastalığı kontrol edilemeyen (DAS 28 SKORU>5. olan) erişkin hastalarda metotreksat ile birlikte, yalnızca üniversite veya eğitim ve araştırma hastanelerinde içinde en az bir romatoloji, klinik immunoloji veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanının bulunduğu 3 ay süreli sağlık kurulu raporuna dayanılarak bu uzman hekimler tarafından reçetelenir. (2) İlaca başlandıktan 3 ay sonra yapılan değerlendirmede DAS 28 te 0.6 puandan fazla düşme olması halinde, bu durumun yeni düzenlenecek 3 ay süreli sağlık kurulu raporunda belirtilmesi koşulu ile 3 ay daha tedaviye devam edilir. (3) Bu raporun süresi sonunda DAS 28 te toplam,2 puandan fazla düşme olması halinde bu durumun yeni düzenlenecek 6 ay süreli sağlık kurulu raporunda belirtilmesi koşulu ile hastaların tedavisine devam edilebilir. (4) Tedavinin devamında DAS 28 kriterine 6 ayda bir bakılır, başlangıç ve yeni DAS 28 skorları her 6 ay süreli sağlık kurulu raporunda belirtilir. Tedaviye rağmen hastanın DAS 28 skorunda, başlangıç DAS 28 skoruna göre,,2 puandan fazla düşme gösterilemezse tedavi kesilir. MADDE 3 Aynı Tebliğin A numaralı maddesinin (2) numaralı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

254 MADDE 4 Aynı Tebliğin numaralı maddesinin (3) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (3) Ranibizumab; hasta anamnezi, FFA ve lezyona ait renkli resim 3 ay süreli sağlık kurulu rapora eklenerek birer ay arayla 3 kez yükleme dozuyla başlanır. Hastalar izlenerek göz dibi bulguları, görme keskinliği ve optik koherens tomografileri değerlendirilir ve tekrar tedavi gerekirse bu bulgular ve tedaviye devam kararı her uygulama için düzenlenecek yeni sağlık kurulu raporunda belirtilir. MADDE 5 Aynı Tebliğin numaralı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir Eczane Faturalarının Düzenlenmesi; () Eczaneler tarafından, her ayın ilk ve son gününü kapsayan döneme ait reçeteler, o ayın son günü tarihini taşıyacak şekilde sonlandırılır ve faturalandırılır. a) Yabancı ülkelerle yapılan sosyal güvenlik sözleşmeleri kapsamında kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan ve Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerince düzenlenmiş ve onaylanmış Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Göre Sağlık Yardım Belgesi (aslı veya fotokopisi) ile müracaat eden kişilerin reçetelerine ait faturalar ülke bazında ayrı ayrı olmak üzere manuel, b) Kurum bilgi işlem sisteminden hasta takip numarası/provizyon alınamamasına rağmen sağlık yardımları yeterli prim ödeme gün sayısı olmaksızın ve/veya prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın Kurumca karşılanacak olan; - İş kazasına uğrayan kişilere ait faturalar her hasta için ayrı ayrı (sadece iş kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedelleri ödenir) olmak üzere manuel, 2- Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında, yetkilendirilmiş özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarınca, ağır özürlü olduğu özürlü sağlık kurulu raporu ile belgelendirilen tıbben başkasının bakımına muhtaç kişilere ait faturalar her hasta için ayrı ayrı olmak üzere manuel, 3- Bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalık tespit edilen kişilere ait faturalar her hasta için ayrı ayrı olmak üzere manuel, 4- Acil haller nedeni ile sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilere ait faturalar her hasta için ayrı ayrı olmak üzere manuel, 5- Koruyucu sağlık hizmetleri nedeni ile sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilere ait faturalar her hasta için ayrı ayrı olmak üzere manuel, 6- Gebeliğin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonraki ilk sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise ilk on haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık halini kapsayan analık haliyle ilgili rahatsızlık ve özürlülük hallerinde sağlık hizmeti sağlanan kadınlara ait faturalar, her hasta için ayrı ayrı olmak üzere manuel, 7- Meslek hastalığına uğrayan kişilere ait faturalar her hasta için ayrı ayrı manuel, c) İş kazası, meslek hastalığı, trafik kazası ve adli vaka reçetelerine ait faturalar her hasta için ayrı ayrı olmak üzere, ç) Yatan hasta reçeteleri, günübirlik tedavi reçeteleri ve sağlık raporu ile temin edilen ilaç/ilaçları içeren reçetelere ait faturalar, d) Kan ürünü ve hemofili ilacı/ilaçları içeren reçetelere ait faturalar, e) İçeriğinde en az bir adet geçici karekod etiketli ilaç bulunan reçetelere ait faturalar, f) Eczanelerden ilaç teminine ilişkin mevzuatta ayrı faturalandırılmasına dair düzenleme yapılmış reçetelere ait faturalar, g) Yukarıdaki grupların dışında kalan reçetelere ait faturalar, ayrı ayrı üçer nüshalı (bir nüshası eczacı tarafından aslı gibidir onaylı fotokopi olabilir) alt gruplar halinde düzenlenir. (2) Birinci fıkranın (a), (b), (c), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen reçeteler hariç olmak üzere; içeriğinde en az bir raporlu ilaç, kan ürünü veya hemofili ilacı bulunan reçeteler,

255 ilgisine göre (ç) veya (d) bentlerinde belirtilen reçete grubuna dâhil edilerek faturalandırılacaktır. MADDE 6 Aynı Tebliğ eki Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesi nde (Ek-2) aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır. a) Kronik karaciğer hastalıkları başlıklı (6.4) numaralı alt maddesine aşağıdaki düzenleme (6.4.6) numaralı madde olarak ilave edilmiştir Antiviraller b) Demiyelinizan hastalıklar (lökodistrofi, multipl skleroz v.b.) başlıklı (0.5) numaralı alt maddesine aşağıdaki düzenleme (0.5.9) numaralı madde olarak ilave edilmiştir Dalfampridine* c) Nörojenik mesane başlıklı (5.) numaralı alt maddesine aşağıdaki düzenleme (5..7) numaralı madde olarak ilave edilmiştir Fesoterodin MADDE 7 Aynı Tebliğ eki Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi nde (Ek-2/A) Diğerleri başlıklı (3) numaralı maddesine aşağıdaki düzenleme (24) numaralı alt madde olarak ilave edilmiştir. 24 Asetilsistein KY (600 mg ın üzerindeki dozları uzman hekimlerince reçetelenir) MADDE 8 Aynı Tebliğ eki Sadece Yatan Hastalarda Kullanımı Halinde Bedelleri Ödenecek İlaçlar Listesi nin (Ek-2/B) (40) numaralı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 40. İntravenöz Anti Rh Preparatları (Ayaktan tedavide; SUT un B maddesi esaslarına göre) MADDE 9 Aynı Tebliğ eki Ayakta Tedavide Sağlık Raporu (Uzman Hekim Raporu/Sağlık Kurulu Raporu) ile Verilebilecek İlaçlar Listesi nde (Ek-2/C) aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır. a) (45) numaralı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Solifenasin, Tolterodine-L, Trospiyum, Darifenasin, Propiverin, Fesoterodin; Oksibutinine yanıt alınamayan ya da tolere edemeyen hastalarda tüm uzman hekimler tarafından, uzman hekimlerce düzenlenen rapora dayanılarak tüm hekimlerce reçete edilir. b) (52) numaralı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 0 Bu Tebliğin; a) 3 üncü maddesi 2/3/202 tarihinde, b) 4 üncü maddesi /2/202 tarihinde, c) 2, 6, 7, 8, 9 uncu maddeleri yayımı tarihinden 5 iş günü sonra, ç) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer. MADDE Bu Tebliğ hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür. [R.G. 04 Nisan ] KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU İLE BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUNDA VE KAMU İHALE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No Kabul Tarihi: 3/3/202

256 MADDE 25/0/984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 29 8/6/994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna göre yap-işlet-devret modeli çerçevesinde gerçekleştirilecek projeler ve 7/5/987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 7 nci maddesine göre Yüksek Planlama Kurulu tarafından kiralama karşılığı yaptırılmasına karar verilen sağlık tesislerine ilişkin projelerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ihale veya görevlendirme ilanı yayımlanmış ancak teklif alınmamış olanlar ile 3/2/2023 tarihine kadar ihale veya görevlendirme ilanı yayımlanacak olanların; ihale edilmesi ile görevlendirilen veya projeyi üstlenenlere yatırım döneminde proje kapsamında yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden müstesnadır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teklifleri alınmış ya da ihalesi veya görevlendirmesi yapılmış işlerde; görevli şirketin veya yüklenicinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde talepte bulunması halinde bu maddenin yürürlük tarihinden sonra birinci fıkra kapsamındaki mal teslimleri ve hizmet ifaları da katma değer vergisinden müstesna tutulur. Şu kadar ki, bu istisnanın uygulanabilmesi için görevli şirketin veya yüklenicinin proje nedeniyle yatırım döneminde yükleneceği katma değer vergisi tutarının, indirim yoluyla telafi edilebileceği tarihe kadar, projenin ana kredi finansman koşullarına göre oluşacak finansman maliyeti tutarı veya buna isabet eden sürenin, ilgisine göre; işletme süresi öngörülen projelerde işletme süresinden, kira öngörülen projelerde kira tutarından veya kira süresinden indirileceği hususunun bu şirketler tarafından, içeriği idarece belirlenecek taahhütname ile taahhüt edilmesi ve bu taahhüdün idarece kabul edilmesi gerekir. İndirimler, ilgili projelere ait sözleşmelerde öngörülen esaslar dikkate alınarak yapılır. Bu kapsamda yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler bu Kanunun 32 nci maddesi hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilir. Maliye Bakanlığı, istisna kapsamına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisna ve iadeye ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. MADDE 2 8/6/994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşletDevret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan genel bütçeli idarelerin ibaresi merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanuna inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki l/a maddesi eklenmiştir. Kredi Üstlenimi MADDE l/a Görevli şirket ile yapılacak sözleşmede, sözleşmenin feshedilerek yatırım ve hizmetin süresinden önce ilgili idare tarafından devralınması halinde, görevli şirket tarafından temin edilen dış finansmanın, gerçekleştirilmiş yatırım ve hizmetlere ilişkin kısmının idare tarafından üstlenilmesine, gerçekleştirilmemiş yatırım ve hizmetlere ilişkin kısmının ise idarenin talebine bağlı olarak kullanılabileceğine ilişkin hükümlere yer verilebilir. Genel bütçe dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı ortaklıklar ve mahalli idareler tarafından gerçekleştirilen yatırım ve hizmetlere yönelik sözleşmelerin feshedilerek yatırım ve hizmetin süresinden önce ilgili idareler tarafından devralınması halinde, yatırım ve hizmetlerin finansmanı amacıyla temin edilen dış finansmanı üstlenmeye söz konusu idare yetkilidir. Bu idarenin, özel bütçe kapsamında olması halinde, söz konusu dış finansmanın, ilgili idarenin bağlı olduğu Bakanlığın teklifi üzerine ilgili idare tarafından ya da ilgili idarenin bağlı olduğu Bakanın talebi Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın teklifi

257 üzerine Hazine Müsteşarlığı tarafından üstlenilmesine karar vermeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 3 Bu Kanunun /A maddesi hükümleri, uygulama sözleşmesi imzalanmış ancak finansman çalışmaları henüz sonuçlandırılmamış yap-işlet-devret modeli projeleri için de uygulanır. MADDE 5 4//2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü maddesine (r) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir. s) Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün bağlı ortaklıklarından yapacağı mal veya hizmet alımları, MADDE sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Ancak yaklaşık maliyeti 3 üncü maddenin (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde hizmet alımları için öngörülen üst limit tutarının dört katının altında kalan danışmanlık hizmetleri, hizmet alımı ihalesiyle gerçekleştirilebilir. MADDE 7 Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 8 Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 4/4/202 [R.G. 04 Nisan Mükerrer ] BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 202/2992 Van İlinde meydana gelen deprem felaketinden etkilenen işyerlerinde uygulanan kısa çalışma süresinin uzatılması hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 9/3/202 tarihli ve 7837 sayılı yazısı üzerine, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun ek 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 2/4/202 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ M. ŞİMŞEK B. ATALAY B. BOZDAĞ Başbakan YardımcısıBaşbakan Yardımcısı V.Başbakan YardımcısıBaşbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi Teknoloji Bakanı F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik BakanıDışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı İ. N. ŞAHİN C. YILMAZ E. GÜNAY M. ŞİMŞEK İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı ve ve

258 Ö. DİNÇER İ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su İşleri Bakanı R. AKDAĞ B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı 2/4/202 TARİHLİ VE 202/2992 SAYILI KARARMANENİN EKİ KARAR Süre MADDE () Van İlinde 23/0/20 ve 9//20 tarihlerinde meydana gelen deprem felaketinden etkilenen ve 30/4/202 tarihine kadar kısa çalışma başvurusunda bulunan işlerleri için; kısa çalışmanın başladığı tarihten itibaren altı ay geçmeyecek şekilde sürenin üç ay uzatılması, aynı kişileri kapsayan uzatma talepleri hariç diğer talepler için uygunluk tespiti yapılması ve sürenin işsizlik ödeneği süresinden mahsup edilmemesi kararlaştırılmıştır. Yürürlük MADDE 2 () Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 3 () Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. [R.G. 05 Nisan ] YÖNETMELİKLER Karar Sayısı : 202/2958 Ekli Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Bazı Yönetmeliklerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik in yürürlüğe konulması; Bakanlar Kurulu nca 2/3/202 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan YardımcısıBaşbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi Teknoloji Bakanı F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik BakanıDışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı İ. N. ŞAHİN C. YILMAZ E. GÜNAY M. ŞİMŞEK İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı Ö. DİNÇER İ. YILMAZ V. EROĞLU ve ve

259 Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su İşleri Bakanı R. AKDAĞ B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı

260

261

262

263

264

265

266

267

268

269

270

271 [R.G. 05 Nisan ] Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden: SİVİL HAVACILIK İŞLETMELERİ YETKİLİ DENETİM KURULUŞLARI YÖNETMELİĞİ (SHY-YDK) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, 4/0/983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ile 0//2005 tarihli ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü adına, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen yeterlik belgesi gerektiren personel ve işletmelerin iş ve işlemleri ile inceleme ve denetimlerini yapmak üzere bağımsız denetim kuruluşlarının yetkilendirilmesine, faaliyetlerine ve yetkilerinin iptaline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 () Bu Yönetmelik, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ile 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilen işletmeleri, Yönetmelik kapsamında yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarını, bu işletme ve kuruluşlarda görev alan ilgili personeli ve havacılık faaliyetlerini kapsar. Dayanak MADDE 3 () Bu Yönetmelik, 4/0/983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ile 0//2005 tarihli ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Yönetmelikte geçen; a) Genel Müdür: Sivil Havacılık Genel Müdürünü, b) Genel Müdürlük: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü, c) İşletme: Genel Müdürlük tarafından 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna göre yetkilendirilmiş havacılık kuruluşlarını, ç) Özel yetki: Hava taşıma işletmelerine tehlikeli madde taşımacılığı, iki motorlu uçaklar tarafından gerçekleştirilen uzatılmış menzil operasyonu, düşük görüş operasyonları, saha seyrüseferi, kuzey atlantik asgari seyrüsefer performans spesifikasyonları, azaltılmış dikey ayırma minimumlarında operasyon yapılabilmesi için verilen yetki ve onayları, d) Rehber: Ulusal ve uluslararası havacılık kuralları ve mevzuatlar esas alınarak hazırlanan, bağımsız denetim kuruluşunun sorumluluk ve faaliyetlerini tanımlayan dokümanı, e) Yeterlik belgesi gerektiren personel: Uluslararası sivil havacılık anlaşmaları ile diğer uluslararası ve ulusal mevzuatta belirtilen niteliklere sahip olan ve bu kapsamda Genel Müdürlükten yeterlik belgesi alması gereken personeli, f) Yetkili bağımsız denetim kuruluşu: Bu Yönetmelik kapsamında inceleme ve denetim hizmetlerini yerine getirmek üzere Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşunu,

272 ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Genel Esaslar İnceleme ve denetimin amacı MADDE 5 () Havacılık işletmelerinin sivil havacılık mevzuatı kapsamındaki faaliyetleri inceleme ve denetime tabi tutulur. İnceleme ve denetimin amacı, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununa göre yetkilendirilen işletmelerin uçuş, can ve mal emniyet ve güvenliğini sağlayacak şekilde faaliyetlerinin doğruluğunun, güvenilirliğinin, havacılık düzenlemelerine uygunluk derecesinin araştırılması ve sonuçlarının ilgili taraflara bildirilmesi amacıyla kanıt toplanması ve bu kanıtların değerlendirilmesi sonucunda görüş oluşturulması ve rapora bağlanmasıdır. (2) İnceleme ve denetim, havacılık işletmelerinin faaliyetleri ile bu işletmelerin kayıt ve belgeleri üzerinden yürütülür. Havacılık işletmeleri tarafından kurulan iç yönetim ve gözetim sistemlerinin etkinliği de bu kapsamda değerlendirilir. (3) İnceleme ve denetim uygulaması bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sivil havacılık mevzuatına göre yapılır. İnceleme ve denetim faaliyetinin yürütülmesi MADDE 6 () Denetim faaliyetleri, Genel Müdürlük tarafından verilen yetki kapsamında işletmelerin denetim sözleşmesi imzaladığı yetkili denetim kuruluşunun ilgili baş denetçisi başkanlığında, aynı yetkili bağımsız denetim kuruluşunca istihdam edilen denetim yetkisine sahip denetçiler tarafından Genel Müdürlükçe belirlenen denetim takvimine uygun olarak yürütülür. (2) Taslak denetim takvimi Genel Müdürlük tarafından her yıl için bir önceki yılın Ekim ayı sonuna kadar işletmelere bildirilir. (3) Genel Müdürlük ile denetim kuruluşları tarafından yapılacak denetimler yıllık denetim takviminde Genel Müdürlük tarafından belirlenir. (4) İşletmeler tarafından Genel Müdürlüğün denetim takviminde yer alan denetimlerden hangisinin yetkili bağımsız denetim kuruluşlarına yaptırılacağı bir önceki yılın Kasım ayı sonuna kadar Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirilir. (5) Genel Müdürlük, yapılan başvurulara göre tüm işletmeler için kesinleşen denetim planını bir önceki yılın Aralık ayı sonuna kadar işletmelere bildirir. (6) Genel Müdürlük, yetkili denetim kuruluşlarının yapacağı denetimlerde kendi personelini kısmen veya tüm denetim boyunca haberli veya habersiz olarak bulundurma, denetimi gözetleme hakkına sahiptir. (7) Yıllık denetim takviminde yer almayan plansız denetimler ile yapılacak ilave denetimler Genel Müdürlükçe yapılır. Bu denetimlerden ücret alınmaz. Genel Müdürlükçe yetkili bağımsız denetim kuruluşlarından hizmet almak sureti ile denetim yaptırılabilir. Bu denetimlerin ücreti ve şartlarına ilişkin hususlar yetkili bağımsız denetim kuruluşları ile Genel Müdürlük arasında mevzuat çerçevesinde ayrıca anlaşma ile belirlenir. (8) İnceleme faaliyetleri kapsamında, işletmelerin el kitabı, özel yetki, kiralama ve benzeri onay ve kabul işlemlerine yönelik gerekli incelemeler yetkili bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılarak inceleme sonuçları en geç yedi işgünü içinde Genel Müdürlüğe bildirilir. Denetçilerin yetkileri MADDE 7 () Genel Müdürlük tarafından teknik denetçi olarak yetkilendirilen yetkili bağımsız denetim kuruluşlarında görevli denetçiler 5/4/2006 tarihli ve 2640 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teknik Denetçilerin Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hususlarda Genel Müdürlük adına yetkilidir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

273 İlkeler Etik ilkeler MADDE 8 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri ve istihdam ettikleri denetçiler, 3/4/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile belirlenen ilkelere uymakla yükümlüdürler. Bağımsızlık ilkesi ve bağımsızlığı ortadan kaldıran haller MADDE 9 () Yetkili denetim kuruluşlarının ortakları, yönetim kurulu başkanı, üyeleri, denetçileri ve yöneticileri inceleme ve denetim faaliyetlerini doğruluk, tarafsızlık ve şüphecilik ilkeleri çerçevesinde yürütür. (2) Denetçiler, çalışmaları sırasında ortaya çıkabilecek menfaat ilişkisinden uzak kalmak, dürüstlük ve tarafsızlıklarını etkileyebilecek hiçbir müdahaleye imkân vermemek, denetim sonucunda ulaştıkları bulgu ve görüşlerini, kendilerinin ya da başkalarının doğrudan veya dolaylı menfaatlerini düşünmeksizin raporlarında açıklamak zorundadır. (3) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticiler ve denetçiler, denetlenen işletme ile veya işletmenin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettiği ortaklıklar ile denetimin etkin bir şekilde yapılmasını engelleyecek herhangi bir menfaat ilişkisine giremezler. (4) Denetçi, işletmenin ve işletmenin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettiği ortaklıkların yönetimi ile ilgili karar alma sürecine katılamaz, bu ortaklıklar ile bağımsızlık ilkesini zedeleyecek mali, ticari veya herhangi bir ilişki içinde ise inceleme ve denetim faaliyetinde görev alamaz. (5) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, aynı yetkili denetim kuruluşu ile hukuki bağlantısı olan Türkiye de yerleşik diğer kuruluşlar ile bu kuruluşların ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri ve istihdam ettikleri denetçileri denetledikleri işletmeye veya işletmenin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettiği ortaklıklara, inceleme ve denetim faaliyetleri haricinde başka hizmet veremez. (6) Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri veya iştirak ettiği ortaklıkları, yetkili denetim kuruluşu adına görev yapan denetçilerin yürüteceği inceleme ve denetim çalışmalarının bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyecek müdahalelerde bulunamaz. (7) Yetkili bağımsız denetim kuruluşlarının ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticiler ve istihdam ettikleri denetçiler, görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren asgari iki yıl geçmeden inceleme ve denetim yaptıkları işletme veya işletmenin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettiği ortaklıkların yönetiminde görev alamaz. (8) Yetkili bağımsız denetim kuruluşlarının ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, denetçileri, yöneticileri, işletmelerde imza yetkisine sahip veya yönetici düzeyindeki personel ile birinci derecede akrabalıklarının bulunması durumunda bu Yönetmelik kapsamında inceleme ve denetim faaliyetinde bulunamazlar. (9) Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, denetçileri ve yöneticileri bir havacılık işletmesinde yönetim kurulu başkanı, üyesi, genel müdür, sorumlu müdür, sorumlu yönetici personel veya imza yetkisini haiz işletme personeli olamaz. (0) Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun veya ortaklarının, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin, denetçilerinin, yöneticilerinin veya bunların birinci derece akrabalarının; a) İşletmeden veya işletmenin dâhil olduğu gruptan, doğrudan veya dolaylı olarak menfaat sağladıklarının ya da menfaat sağlamalarına yol açacak bir teklif veya vaatte bulunulmasına karşın bu durumun yetkili bağımsız denetim kuruluşuna ve Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirilmediğinin,

274 b) İşletme veya ortaklarıyla veya işletmenin yönetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu veya kontrolü altında bulundurduğu gerçek veya tüzel kişiler ile doğrudan veya dolaylı ortaklık ya da borç alacak ilişkisine girmiş olduklarının, c) Bu maddeye aykırı hareket ettiklerinin, tespiti halinde bağımsızlıklarının ortadan kalktığı kabul edilir ve verilmiş olan yetkileri iptal edilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Yetkili Bağımsız Denetim Kuruluşu Organizasyonu ve Yönetimi Yetkili bağımsız denetim kuruluşu organizasyonu MADDE 0 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşları bu Yönetmelik gerekliliklerini karşılayabilmek amacıyla bu Yönetmelik kapsamında kendisinden istenen bilgi ve belgeleri, en geç yirmidört saat içerisinde Genel Müdürlüğe sunmak zorundadır. Bağımsız denetim kuruluşu ayrıca, Genel Müdürlükçe yeterli görülecek bir organizasyon yapısı ile yönetim sistemi kurmak ve işletme faaliyetleri süresince aktif olarak muhafaza etmek zorundadır. Bu kapsamda; a) Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun tüm faaliyetlerinden sorumlu olmak üzere bir sorumlu müdür, b) Tüm organizasyonun sağlıklı bir yapıda olmasını ve sürekliliğini denetleme görevi üstelenebilecek kapasitede sorumlu müdüre bağlı sivil havacılıkta konusunda en az beş yıl tecrübeye sahip kalite yönetiminden sorumlu yönetici, olmak üzere asgari iki yönetici personel görevlendirilir. (2) Birinci fıkrada belirtilen yöneticilerin yeterlilikleri, Genel Müdürlük tarafından incelenerek uygun görülmesi halinde kabul edilir. Bu yöneticiler, görev aldıkları konularda yetkili bağımsız denetim kuruluşu yönetim kurulu ile birlikte Genel Müdürlüğe karşı sorumludurlar. (3) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları yöneticilerinden herhangi birisini değiştirmeyi planlaması halinde görev değişikliğinin gerekçelerini ve varsa dayandığı belgeleri ile yerine atayacağı yöneticinin ismini, özgeçmişini ve ilgili eğitim sertifikalarını, değişiklik yapılması planlanan tarihten en az on gün önce Genel Müdürlüğe bildirir. (4) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları bu Yönetmelik kapsamında Genel Müdürlükten alacakları denetim yetkileri kapsamı ve yapacakları denetim sayısı esas alınarak istihdam edecekleri başdenetçi ve denetçiler için asgari adam saat hesabına göre yeterli sayıda başdenetçi ve denetçi istihdam eder. Denetçilerin unvanları MADDE () Yetkili bağımsız denetim kuruluşunda çalışan ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile bu kanunlar uyarınca yayımlanan mevzuata göre denetim yetkisi verilecek bağımsız denetçilerin alabilecekleri unvanlar kıdem sırasına göre; başdenetçi ve denetçidir. (2) Başdenetçi ve denetçilerin unvanları ve hangi alanda denetçi oldukları yetkili bağımsız denetim kuruluşları tarafından verilecek kimlik kartlarında belirtilir. (3) Başdenetçi unvanının kazanılması için fiilen en az on yıl, denetçi unvanının kazanılması için fiilen en az beş yıl havacılık sektöründe yapılacak olan inceleme ve denetimle ilgili olarak deneyim şarttır. (4) Başdenetçi ve denetçi unvanı verilecek personel için gerekli diğer şartlar Genel Müdürlükçe belirlenir. Yetkili bağımsız denetim kuruluşu yönetimi MADDE 2 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşu en az aşağıda belirtilen hususları içerecek şekilde etkin bir yönetim sistemi kurmakla yükümlüdür.

275 a) Yetki talep edilen işleri yürütebilecek şekilde doküman yönetim ve kontrol sistemi kurmak ve faaliyetleri sırasında işler halde bulundurmak, b) Personel politikası oluşturmak, c) Kalite yönetim sistemi kurmak, ç) İnceleme ve denetim faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde koordine edilebilmesine ve yürütülmesine imkân sağlayacak nitelikte yeterli tesis, personel ve teçhizata sahip olmak, d) Arşiv ve veri muhafaza sistemi kurmak. Doküman yönetim ve kontrol sistemi MADDE 3 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşları yetkilendirildikleri konularda faaliyetlerini belirli bir düzen içinde ve mevzuata uygun şekilde yürütülmesine yönelik olarak işletme tarafından tüm dokümanların organizasyon içinde izlenebilir şekilde dağıtılması, saklanması ve güncellemesi için uygun bir doküman yönetim ve kontrol sistemi kurarak, rehber hazırlar, bu rehber Genel Müdürlük tarafından onaylanır. Personel politikası MADDE 4 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşu; a) Faaliyetleri sırasında tüm personelini, yetki aldığı alanlarla ilgili yeterli deneyim, yetkinlik, tecrübe, başlangıç ve tazeleme eğitimleri ile performanslarını değerlendirecek bir sistem kurup işletir. b) Personelin görevlendirildiği inceleme ve denetim türlerinde bu Yönetmelikte ve sivil havacılık mevzuatında belirtilen deneyim ile uzmanlığa sahip olması ve bunu sürdürmesini sağlayacak bir sistem kurar. c) Personelin teknik ve mevzuat değişikliklerini ve gelişmelerini yakından takip edecekleri ve kendilerini geliştireceği bir sisteme sahip olmak zorundadır. ç) Ortakları, yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, yöneticileri ve denetçileri dâhil tüm çalışanlarının inceleme ve denetime dair işlemlerde her türlü hiyerarşik, ekonomik baskı ve tesirden uzak kalacak şekilde görevlerini tam bir tarafsızlık ve etik kültür içinde yapacak şekilde bu Yönetmelikte belirtilen hususlara uygun bir sistem kurulacak ve bu durum yetkili bağımsız denetim şirketinin personeli ile yapılacak bir sözleşme ile karşılıklı taahhüt altına alınır. d) Faaliyetleri sırasında, kurulacak olan yönetim sistemleri ile mevcut ve yayınlanacak mevzuat değişikliklerine uyumu sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapar. Kalite yönetim sistemi MADDE 5 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşu, denetçilerinin etik ilkelere, ilgili düzenlemelere, kendisi tarafından belirlenen kalite yönetimi ilke ve uygulamalarına uygunluğunu ve hazırlanan denetim raporlarının gerçek durumu yansıttığını teyit edecek bir kalite yönetim sistemi kurar. (2) Yetkili bağımsız denetim kuruluşu, kalite yönetim sisteminden sorumlu olmak üzere, kalite yönetim sisteminin sağlıklı biçimde işlemesi ve bu sistemin etkinliğinin sürekli olarak izlenmesini sağlamak üzere yönetici personel görevlendirir. Kalite yönetimine ilişkin standartların yazılı hale getirilmesi, denetçilerin söz konusu standartlara erişiminin sağlanması, kalite yönetimine ilişkin ulusal ve uluslararası gelişmelerin takip edilmesi, olabilecek değişiklikler doğrultusunda standartların güncellenmesi ve denetçilere duyurulması, denetim sırasında etik ilkelere ya da yasal düzenlemelere uygunluğu zedeleyebilecek olağan ve olağanüstü durumlar için önlemler oluşturulması yetkili bağımsız denetim kuruluşu sorumluluğundadır. (3) Kalite yönetimine ilişkin politikalar belirlenirken aşağıdaki uygulamalar dikkate alınır: a) İnceleme ve denetim görevindeki tüm personel sorumluluklarını yerine getirirken bağımsız, dürüst ve tarafsız olmak, etik, gizlilik ve profesyonel davranış ilkelerine uygun davranmak, yeterlilik, güvenilirlik, dikkat v e özene sahip olmak zorundadır.

276 b) Herhangi bir inceleme veya denetim raporuna ilişkin olarak hazırlanmış çalışma kâğıtları ile inceleme ve denetim sonucunu etkileyen bilgileri içeren evrak, yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından en az beş yıl süre ile saklanır. (4) Yetkili bağımsız denetim kuruluşu, faaliyetlerini ulusal ve uluslararası mevzuatlarda belirlenen standartlara uygunluğunu sağlayacak TSE (Türk Standardları Enstitüsü), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü) veya CEN (Avrupa Standartlar Komitesi) standartlarında bir kalite güvence sistemi kurar ve Genel Müdürlük tarafından yetkilendirdiği tarihten itibaren en geç bir yıl içerisinde bunu gösterir belgeyi Genel Müdürlüğe sunar. Tesis MADDE 6 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşları yetkilendirildiği inceleme ve denetim türlerinin gerekliliklerini sağlayabilecek yeterli tesis ve kaynaklara sahip olmak zorundadır. Tesisler ile ilgili aşağıdaki şartlar aranır. a) Tesislerde çalışma ortamının, havalandırma, topraklama, aydınlatma, sıcaklık, nem ve gürültü yönlerinden yapılan işe uygun ve personelin verimli çalışmasını sağlayacak şekilde olması, b) Tüm tesislerde yangına karşı gerekli önlemlerin alınması, c) Çalışan personel sayısı ve faaliyet alanı kapsamına göre yeterli büyüklükte çalışma ortamının ve donanımının mevcut olması, ç) Tüm yönetim sistemi, planlama ve teknik kayıtlar için uygun arşiv sistemin mevcut olması, d) Tesislere girişin yetkili personel ile sınırlandırılması. Arşiv ve veri muhafaza sistemi MADDE 7 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşu; a) Yangın ve su baskınları ile sel ve deprem gibi doğal afetlere karşı yeterli emniyet tedbirlerine sahip ve izlenebilirliği olan bir doküman, veri kayıt ve depolama sistemi kurar. b) İnceleme ve denetim sonuçlarını, raporlarını, yazışmalarını, inceleme ve denetim ile ilgili her türlü bilgiyi Genel Müdürlük, ilgili işletme ve kanunen yetkilendirilmiş olanlar dışında kimse ile paylaşmayacak, başkaları tarafından bu bilgilerin izinsiz elde edilmesine imkân vermeyecek yeterli güvenlik önlemi alınmış bir sistem kurar. c) Doküman, veri kayıt ve depolama sistemine girişi yetkili personel ile sınırlandırır. BEŞİNCİ BÖLÜM Bağımsız Denetim Kuruluşlarının Yetkilendirilmesine İlişkin Esaslar Yetki belgesi zorunluluğu MADDE 8 () Bu Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmeyen bağımsız denetim kuruluşu, Genel Müdürlük adına herhangi bir faaliyet gerçekleştiremez. Yetki türleri MADDE 9 () Genel Müdürlük tarafından verilecek yetki grupları şunlardır; a) Uçuşa elverişlilik grubu, b) Uçuş operasyon grubu, c) Lisans grubu, ç) Sağlık grubu, d) Havaalanları grubu, e) Hava seyrüsefer grubu, f) Güvenlik grubu, g) Hava ulaşım grubu. (2) Uçuşa elverişlilik grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Sürekli uçuşa elverişlilik yönetim kuruluşu, b) Hava aracı uçuşa elverişlilik, c) Hava aracı bakım kuruluşları, ç) Bakım eğitim kuruluşları,

277 d) Hava aracı tasarım ve üretim kuruluşları. (3) Uçuş operasyon grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Ticari hava taşıma işletmeleri, ) Üs, 2) İstasyon, 3) Özel yetki, 4) Yol boyu uçuş, 5) SANA (Yerli Hava Araçlarına Yapılan Emniyet Değerlendirme Denetimi), 6) Kabin ekibi temel emniyet eğitimi denetimi. b) Genel havacılık işletmeleri, c) Çok hafif hava aracı işletmeleri, ç) Zirai mücadele ve yangın söndürme işletmeleri, d) Balon işletmeleri, e) SAFA (Yabancı Hava Araçlarına Yapılan Emniyet Değerlendirme Denetimi). (4) Lisans grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Uçuş eğitim organizasyonu, b) Tip intibak eğitim organizasyonu, c) Uçuş harekât uzmanı eğitim organizasyonu. (5) Sağlık grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Uçuş ekibi sağlık muayenesi gerçekleştiren yetkili sağlık kurumları. (6) Havaalanları grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Havaalanı işletmecileri, b) Terminal işletmecileri, c) Yer hizmetleri kuruluşları, ç) Heliport işletmecileri, d) Gayrısıhhi işyerleri, e) Sıhhi işyerleri. (7) Hava seyrüsefer grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Hava trafik, b) Haberleşme. (8) Güvenlik grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Havacılık güvenlik, b) Güvenlik eğitimi. (9) Hava ulaşım grubunda yer alan yetki türleri şunlardır; a) Uçuş izni denetimi. (0) Yetki başvurusunda bulunan kuruluşlar hangi denetim grup ve türünde yetki istediğini başvuru dosyasında belirtir. Yetkilendirilecek kuruluşlarda aranacak ortak şartlar MADDE 20 () Yetkilendirilecek kuruluşların; a) Asgari limited şirket şeklinde kurulmuş olması, b) Anonim şirket şeklinde kurulmuş olması halinde hisselerin tamamının nama yazılı olması, c) Ana sözleşmelerinde bağımsız sivil havacılık inceleme ve denetimi konularına yer verilmesi, ç) Ana sözleşmelerinin 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve bu Kanunlara dayanılarak çıkarılan mevzuatlara aykırı hükümler taşımaması, d) Bu Yönetmelik kapsamında inceleme ve denetim gerçekleştirebilecek ölçüde yönetim yapısına, yeterli sayı ve nitelikte denetçiye, gerekli teknik donanıma, belge ve kayıt

278 düzenine sahip olması, gerekli yönetim ile kalite yönetim sistemine ilişkin yapının ve yazılı politikaların oluşturulması, e) Verdikleri hizmetlerden doğabilecek zararları karşılamak amacıyla en az bir milyon ABD Doları sorumluluk sigortası yaptıracaklarını taahhüt etmeleri, f) Bu Yönetmelik kapsamında denetim yapma yetkilerinin iptal edilmemiş olması, g) Denetçilerinin %5 inin T.C. vatandaşı olması, ğ) Ödenmiş sermayesinin asgari yüzellibin ABD Doları karşılığı Türk Lirası olması ve yetkilendirilen her bir denetim yetkisi grubu için ilave onbin ABD Doları karşılığı Türk Lirası ödenmiş sermayeye sahip olunması, şarttır. (2) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından 487 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun kapsamında çalışma izni alınması ve denetçiler için belirlenen şartları taşımak koşuluyla toplam denetçi sayısının %49'unu geçmemek üzere yabancı denetçi çalıştırılabilir. Yetkilendirilecek kuruluş ortakları, yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, yöneticileri ve denetçilerinde aranacak ortak şartlar MADDE 2 () Yetkilendirilecek bağımsız denetim kuruluşlarının ortaklarının, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri ile denetçilerinin; a) Genel Müdürlükçe yetkilendirilen başka bir bağımsız denetim kuruluşunda ya da inceleme ve denetim hizmeti verilen işletmede veya bu işletmenin bağlı kuruluşlarında ortaklığının bulunmaması, yönetim kurulu başkanı, üyesi, ya da yönetici olmaması veya denetçi unvanı altında çalışmıyor olması, b) Yetkisi iptal edilmiş olan bağımsız denetim kuruluşlarında ortak olmaması veya yetki iptaline neden olan faaliyetlerde sorumluluklarının tespit edilmemiş olması, c) İnceleme, denetim, eğitim ve danışmanlık haricinde sivil havacılık ile ilgili ticari bir faaliyetinin bulunmaması, ç) Bağımsızlıklarını ortadan kaldıran ilişkilerinin ortaya çıkması halinde inceleme ve denetimden çekileceklerini ve denetim şirketindeki görevlerinden ayrılacaklarını taahhüt etmeleri, gereklidir. (2) Yetkilendirilecek bağımsız denetim kuruluşlarının tüzel kişi ortaklarının ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması bunların gerçek kişi ortaklarının birinci fıkrada belirtilen nitelikleri haiz olması gereklidir. (3) Yetkilendirilecek bağımsız denetim kuruluşlarının, yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, yöneticileri ve denetçilerine; a) Milli güvenliğin veya kamu düzeninin tehlikeye girebileceği durumlarda, b) Taksirli suçlar ile kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmiş veya aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca üç yıldan fazla hapis, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu gereğince hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmış olması veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunlar uyarınca basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçlarından, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, kara para aklama veya Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlardan, Devlet sırlarını açığa vurma, Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlardan, Devletin güvenliğine karşı suçlardan, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan, milli savunmaya karşı suçlardan, Devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 223 üncü maddesinde yer alan ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçlarından kesin hüküm ile mahkum olmuş olması halinde izin verilmez.

279 Yetki başvurusu sırasında gerekli olan bilgi ve belgeler MADDE 22 () Bu Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmek isteyen bağımsız denetim kuruluşları, aşağıdaki bilgi ve belgelerin eklendiği bir yazı ile Genel Müdürlüğe başvururlar: a) Bağımsız denetim kuruluşunun esas sözleşmesi ve varsa esas sözleşme değişikliklerinin yer aldığı ticaret sicili gazetelerinin aslı veya örnekleri, b) İlgili ticaret odasından alınacak faaliyet belgesinin bir örneği, c) Bağımsız denetim kuruluşunun merkezinin varsa şube ve/veya şubelerinin adresleri, telefonları ve belgegeçer numaraları, ç) Bağımsız denetim kuruluşunun başvuru tarihindeki bilançosu ve ödenmiş sermaye miktarının ABD Doları karşılığını gösteren Yeminli Mali Müşavir onaylı belgeler, d) Ortakların, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri ile denetçilerin; ) Tecrübelerini ve denetimle ilgili aldıkları eğitimlerini içeren ayrıntılı özgeçmişleri, sahip oldukları lisans, sertifika ve katılım sağlanan eğitim programlarına ilişkin bilgiler, T.C. kimlik numaraları, adres bilgileri, diploma örneği ve imza sirküleri, 2) Yönetici personel pozisyonunda görev yapan personel için yönetici kabul formu ve ekleri, 3) 2 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlardan hüküm giyilmediğine ilişkin yazılı beyanları, 4) Genel Müdürlükçe yetkilendirilen başka bir bağımsız denetim kuruluşunda ortaklığının bulunmadığına, yönetim kurulu başkanı veya üyesi, yöneticisi ile denetçisi ya da inceleme ve denetim faaliyeti ile iştigal eden personel olarak görev yapmadıklarına ve yetkisi iptal edilmiş olan bir kuruluşta veya Genel Müdürlükçe yetkilendirilen herhangi bir kuruluşta ortak, yönetim kurulu başkanı veya üyesi, yönetici olarak görev yapmadıklarına veya yetki iptaline neden olan faaliyetlerde sorumluluklarının tespit edilmediğine ve bu kuruluşlarda nitelikli paya sahip olunmadığına dair yazılı beyanları, 5) İnceleme, denetim, eğitim ve danışmanlık haricinde sivil havacılık ile ilgili ticari faaliyette bulunmadıklarına dair yazılı beyanları, 6) Bu Yönetmelikte belirtilen bağımsızlığı ortadan kaldıran hallerin ortaya çıkması durumunda inceleme ve denetimden çekileceklerine dair yazılı taahhütleri, e) Ortakların tüzel kişi olması durumunda tüzel kişi ortakların gerçek kişi ortaklarının bu Yönetmelikte belirtilen şartları haiz olduklarını gösteren belgeler, f) Bu Yönetmeliğe uygun şekilde organizasyon yapısının oluşturulduğu, gerekli yönetim sistemlerinin kurulduğunu teyit eden belgeler ile bu kapsamda görevlendirilecek sorumlu yöneticiler ile denetçilerin adı, soyadı ve tecrübelerine ilişkin bilgiler, g) Bu Yönetmelik kapsamında verilecek inceleme ve denetim hizmeti nedeniyle oluşabilecek zararların tazminini teminen asgari bir milyon ABD Doları tutarında sorumluluk sigortası yaptıracağına dair taahhütname. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgelerin hali hazırda faaliyet gösteren yetkili bağımsız denetim kuruluşlarında pay edinecek yeni ortaklar ya da görev alacak yeni yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri ve denetçiler tarafından da Genel Müdürlüğe sunulur. (3) Genel Müdürlük, yapılan başvuruları en geç otuz gün içinde değerlendirir, başvuruların değerlendirilmesi sırasında ek bilgi ve belge isteyebilir. Genel Müdürlükçe eksikliği tespit edilen veya ek olarak istenen bilgi ve belgeler, yetki başvurusunda bulunan bağımsız denetim kuruluşuna yazılı olarak bildirilir. Ek bilgi ve belge istendiğine ilişkin yazının tebliğini takip eden otuz gün içerisinde istenen bilgi ve belgeler Genel Müdürlüğe gönderilir. İstenilen bilgi ve belgelerin bu süre içerisinde gönderilmemesi halinde yetki başvurusundan feragat edildiği kabul edilir. (4) Yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerden istenilen belgelerin bu kişilerin yerleşik olduğu ülkede kayıtların tutulduğu bir merci ya da sistem olmaması nedeniyle temin

280 edilememesi durumunda, bu durum ilgili ülkenin yetkili mercilerinden alınacak bir belge ile Genel Müdürlüğe bildirilir. (5) Bu Yönetmelikte yer alan başvurularla ilgili olarak yurt dışından temin edilecek belgelerin ilgili ülkenin yetkili makamlarınca ve Türkiye nin o ülkedeki konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre onaylanmış olması ve başvuruya belgelerin noter onaylı tercümelerinin de eklenmesi şarttır. Yetki başvurularının değerlendirilmesi MADDE 23 () Yetki başvurusunda bulunan bağımsız denetim kuruluşlarına yönelik değerlendirme Genel Müdürün teklifi ve Bakanın onayı ile beş asil iki yedek üyeden oluşan komisyon tarafından yapılır. (2) Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları komisyonun asli üyesidir. Diğer üye ile yedek üyeler Ana Hizmet Birimi Daire Başkanları arasından Genel Müdür tarafından seçilir. Genel Müdür Komisyonun başkanıdır. (3) Komisyonun görev süresi bir yıldır. Komisyona seçilen üye, yeniden seçilebilir. (4) Asil üyelerden birinin bulunmaması halinde yedek üye, bulunmayan asil üyenin yerini alır. (5) Komisyon, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Komisyon kararlarını oyçokluğu ile alır. Her üyenin bir oy hakkı vardır ve çekimser oy kullanılamaz. Oyların eşitliği halinde Başkanın kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır. Komisyon kararına muhalefet şerhi koyan komisyon üyesi, gerekçesini yazılı olarak komisyon kararına ekler. Yetki verilmesi MADDE 24 () Ortakları, yönetim kurulu başkanı, üyeleri, yöneticileri ve denetçileri ile birlikte bu Yönetmelikte yer alan koşulları taşıyan ve gerekli belgelerle yazılı başvuruda bulunan bağımsız denetim kuruluşlarına, Genel Müdürlükçe faaliyet konularını yürütebilecek yeterliliğe sahip olduklarına karar verilmesi halinde bağımsız denetim kuruluşu yetkisi verilir. (2) Yetki verilen kuruluşların rehber kitapları, yönetici personel kabul formları ve denetçi onay belgeleri Genel Müdürlükçe onaylanır veya kabul edilir. (3) Genel Müdürlük, bu Yönetmelikte yer alan hükümler göz önünde bulundurularak yapılacak değerlendirmelere ilave olarak inceleme ve denetim yapma yetkisi almak için başvuran bağımsız denetim kuruluşu nezdinde, ilgili yeterlilik ve teknik donanımın yeterliliğinin tespitine yönelik yerinde inceleme yapmaya yetkilidir. (4) Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşları Genel Müdürlüğün internet sayfasında kamuoyuna duyurulur. (5) Bağımsız denetim kuruluşlarına verilen yetkiler bu Yönetmelikte yer alan koşulların taşınması koşuluyla bir yıl için düzenlenir ve Genel Müdürlükçe uygun görülmesi halinde her yılın sonunda yetkiler bir yıl daha geçerli olmak üzere uzatılır. (6) Genel Müdürlük, yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşunun faaliyetlerini, yazışmalarını, kayıtlarını ve benzer iş ve işlemlerini bu Yönetmelik ve ilgili talimatlarda belirtilen esaslara göre haberli veya habersiz olarak denetler. (7) Denetim yetkisi verilen kuruluşlar, Genel Müdürlük ve hizmet vereceği işletmeler ile inceleme ve denetimden elde ettiği bilgi ve belgeleri Genel Müdürlük ve ilgili işletme dışında kimse ile paylaşmayacağını, bilgileri koruyacağını ve buna dair sorumlulukları yerine getireceğini içeren bir gizlilik anlaşması imzalar. Yetkinin askıya alınması ve iptali MADDE 25 () Aşağıdaki hallerde yetkili bağımsız denetim kuruluşunun yetki belgesi Genel Müdürlük tarafından iptal edilir: a) Bu Yönetmelikte belirtilen kuruluş şartlarının kaybedilmesi,

281 b) Bu Yönetmeliğe uygun hareket edilmeksizin inceleme ve denetim faaliyetinin yapıldığının tespiti ile uygunsuzluğun giderilmesi için Genel Müdürlükçe tayin edilecek süre içerisinde uygunsuzluğun giderilmemesi veya aynı tip uygunsuzluğun ilk uyarıya rağmen tekrarlaması, c) Zorunlu olan sorumluluk sigortasının yenilenmemesi, ç) Bağımsız denetim kuruluşunun ihmal veya kasıt ile inceleme ve denetim raporunu kısmen veya tamamen yanlış veya gerçeğe aykırı hazırlaması, bilgi sakladığının tespit edilmesi, d) Kesintisiz olarak iki takvim yılı içinde Genel Müdürlük adına inceleme ve denetim faaliyetlerinde bulunulmaması, e) Bu Yönetmelik kapsamında devam eden inceleme ve denetim sözleşmesinin bulunmaması ya da bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde inceleme ve denetim sözleşmesinin feshedilmiş olması koşuluyla yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından yetki iptalinin talep edilmesi, f) İşletmelerden edinilen gizli bilgilerin Genel Müdürlük dışındaki üçüncü kişilere verilmesi. (2) Yetki iptali kararı verilmeden önce yetkili bağımsız denetim kuruluşunun yazılı görüşü alınır. Görüş istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde görüş verilmemesi halinde bu haktan feragat edildiği kabul edilir. (3) Genel Müdürlük, yetkili bağımsız denetim kuruluşunun ortaklarının, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, yöneticilerinin ya da denetçilerinin bu Yönetmelikle belirlenen şartları kaybetmeleri nedeniyle gerekli değişikliklerin yapılmaması, denetçiler tarafından kullanılan unvanların bu Yönetmelik hükümlerine uygun olmaması, Genel Müdürlüğe bildirilenler dışında denetçi görevlendirilmesi ya da bu Yönetmelikte belirtilen diğer usul ve esaslara uyulmaması nedeniyle Genel Müdürlük uyarı konusu yapılan hususların tekrar edilmesi halinde yetkili bağımsız denetim kuruluşunun bu Yönetmelik kapsamındaki yetkisini altı aydan fazla olmamak üzere geçici olarak kaldırır. (4) Genel Müdürlük, birinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen hususlarda sorumluluğu tespit edilen yetkili bağımsız denetim kuruluşunun ortaklarının, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin, yöneticilerinin veya denetçilerinin bir başka yetkili bağımsız denetim kuruluşunda çalışmasını yasaklar. (5) Genel Müdürlük tarafından iptali veya askıya alınması ve dördüncü fıkra kapsamındaki yasaklılık hali ve yetki iptaline ilişkin karar Genel Müdürlüğün internet sayfasında ilan edilir. (6) Yetkili bağımsız denetim kuruluşlarının yetki iptallerine ve yetkilerinin askıya alınmasına yönelik değerlendirme 23 üncü maddede belirtilen komisyon tarafından yapılır. (7) Yetkili bağımsız denetim kuruluşlarının yetkilerinin iptali durumunda bağımsız denetim kuruluşu çalışanlarına verilen teknik denetçi ve tüm meydanlar giriş kartları yedi gün içinde Genel Müdürlüğe iade edilir. (8) Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun yetkilerinin iptali durumunda yetki süreleri dâhilinde denetim kuruluşu ve çalışanları tarafından verdikleri hizmetler sırasında edindikleri bilgi, belgeler ve arşiv kayıtları süresiz olarak hiçbir şekilde bir başkası ile paylaşılamaz. Eldeki tüm bilgi ve belgeler yetki iptal tarihinden en geç bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe teslim edilir. Yetki kapsamı değişikliği MADDE 26 () Yetkilendirilen yetkili bağımsız denetim kuruluşları yetki kapsamlarında değişiklik yapmak istediklerinde, yetki almak istedikleri konulara ilişkin olarak bu Yönetmelik gerekliliklerine göre hazırlayacakları dosya ile Genel Müdürlüğe yazılı başvuru yaparlar. Denetçilerin yetkilendirilmesi

282 MADDE 27 () Yetki verilen bağımsız denetim kuruluşlarında görevli başdenetçiler ile denetçilere ilişkin değerlendirilme yapılarak ilgili ihtisas daire başkanlığının teklifi ve Genel Müdür onayı ile yetkilendirildikleri alanlarda sivil havacılık işletmelerinde inceleme ve denetim yapma yetkisi verilir. (2) Genel Müdürlük tarafından başdenetçi ve denetçi olarak görevlendirilen personel ile yönetici onay formu kabul edilen yöneticilere teknik denetçi kartı ile bir bağımsız denetim kuruluşunda çalışanlara ücreti karşılığında tüm havaalanları giriş kartı verilir. Denetçilere verilen yetkilerin iptali MADDE 28 () Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen başdenetçi ve denetçilerin yetkileri; a) Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun yetkilerinin iptal edilmesinde kusuru olması, b) İnceleme ve denetim faaliyetlerinde yönetmeliğe aykırı hareket etmesi ve uyarıya rağmen bunu tekrarlaması, c) Bu Yönetmelik ve sivil havacılık mevzuatına ağır ihmal ve kasıtla aykırı faaliyette bulunduğunun tespit edilmesi, halinde ilgili ihtisas daire başkanlığının teklifi ve 23 üncü maddede belirtilen komisyonun değerlendirmesi, Genel Müdürün onayı ile iptal edilir. Yetkileri iptal edilen denetçiler herhangi bir bağımsız denetim kuruluşunda görev alamaz ve havacılık işletmelerinde yönetici personel olamaz. (2) Yetkileri iptal edilen başdenetçi ve denetçilere verilen teknik denetçi kartları ve tüm havaalanları giriş kartları yedi gün içinde Genel Müdürlüğe iade edilir. (3) Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşunun yetkilerinin iptal edilmesinde kusuru olmayan denetçiler daha sonra başka bir bağımsız denetim kuruluşunda ya da havacılık kuruluşunda görev alabilir. ALTINCI BÖLÜM İnceleme ve Denetim Sözleşmesi Sözleşmesinin unsurları MADDE 29 () İnceleme ve denetim faaliyetleri, yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile işletme arasında yapılacak yazılı sözleşme çerçevesinde yürütülür. Sözleşme, yapılacak inceleme ile denetimin kapsam ve içeriği üzerinde taraflar arasında tam bir mutabakat sağlandığını ifade eder. (2) Sözleşme; 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve bu kanunlar uyarınca yapılan sivil havacılık düzenlemeleri, Genel Müdürlük tarafından yapılan duyurular dikkate alınarak hazırlanır. (3) Sözleşmeler de asgari olarak; a) İnceleme ve denetimin amacı, kapsamı, dönemi ve varsa özel nedenleri, b) Tarafların yükümlülükleri, c) Denetçinin uymakla yükümlü bulunduğu inceleme ve denetim standartları ve düzenlemeler, ç) Yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından sözleşme kapsamında verilecek hizmetler, d) İnceleme ve denetimle ilgili olarak istenen her türlü kayıt, belge ve diğer bilgilere sınırsız erişim imkânı sağlanacağı, e) İnceleme ve denetim ücreti, f) İnceleme ve denetim hizmetinin, bu Yönetmelik kapsamında verilecek hizmet nedeniyle oluşabilecek zararların tazminini teminen yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından yaptırılan asgari bir milyon ABD Doları sorumluluk sigortası kapsamında olacağı, g) Fesih,

283 ğ) Bilgilerin gizliliğinin muhafaza edileceği, aykırı hususların olması halinde sorumluluk, ile ilgili hükümler bulunur. İnceleme ve denetim ücreti MADDE 30 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşları ile işletmeler arasında imzalanacak sözleşme ücretleri Genel Müdürlük hizmet tarifesinde belirlenen inceleme ve denetim ücretini geçmemek ve %80'inden az olmamak üzere karşılıklı anlaşma ile belirlenir. Sözleşmenin yürürlüğü MADDE 3 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile yapılacak sözleşme en fazla üç yıl süre ile yapılabilir. Sivil havacılık işletmelerine eğitim ve danışmanlık hizmeti veren bağımsız denetim kuruluşları ilgili sivil havacılık işletmeleri ile bir yıl geçmeden inceleme ve denetim sözleşmesi yapamazlar. (2) Belirlenen süre sonunda aynı yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile tekrar inceleme ve denetim sözleşmesi imzalanabilmesi için en az bir yıl geçmesi zorunludur. (3) İşletmeler tarafından, işletmelerin inceleme ve denetimini gerçekleştirecek yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile sözleşme imzalanmasını müteakip yedi gün içinde Genel Müdürlüğe sözleşmenin bir sureti gönderilir. Sözleşmedeki değişiklikler MADDE 32 () İnceleme ve denetim sözleşmesinin şartlarında değişiklik yapılması istenildiğinde, yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile işletmenin yeni şartlar üzerinde mutabakat sağlaması ve yapılacak değişikliklerin sivil havacılık mevzuatına ve bu Yönetmeliğe aykırı olmaması gerekir. (2) Yeni sözleşmenin sureti, sözleşmenin yapıldığı/imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içinde Genel Müdürlüğe gönderilir. Sözleşmenin sona erdirilmesi MADDE 33 () Sözleşme süresi içerisinde, //20 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 3//20 tarihli ve 602 sayılı Türk Ticaret Kanununun amir hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin feshedilmesi ancak sözleşmelerinde buna uygun bir hüküm bulunması ve söz konusu fesih tarihinden en az iki ay önceden Genel Müdürlüğe bilgi verilmesi ile mümkündür. Sözleşmelere buna aykırı bir hüküm konulamaz. (2) Yetkili bağımsız denetim kuruluşu; inceleme ve denetim faaliyetlerinin denetlenen işletme tarafından, bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak sınırlandırılması, işletmenin faaliyetlerine ilişkin önemlilik arz eden bilgi ve belgelerin sağlanmaması ve benzeri durumlar söz konusu ise gerekçesi ile yapacağı başvurunun Genel Müdürlükçe kabul edilmesi halinde sadece ilgili işletmenin denetiminden çekilebilir. Çekilen yetkili bağımsız denetim kuruluşu, çalışma kâğıtlarını ve eki bilgileri, yerine geçecek olan yetkili bağımsız denetim kuruluşunun incelemesine imkân sağlamak ve istenilmesi halinde de kopyalarını vermekle yükümlüdür. (3) İnceleme ve denetim yöntemine ilişkin görüş ayrılıkları sözleşmenin sona erdirilmesi için gerekçe oluşturmaz. (4) Fesih sebepleri, fesih işlemlerinden önce Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirilir. (5) İşletme tarafından sözleşme süresi içinde yetkili bağımsız denetim kuruluşunun değiştirilmek istenildiği ya da yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından inceleme ve denetim sözleşmesine aykırı hareket edildiği ve/veya inceleme ve denetimin bu Yönetmelikte belirtilen esaslara göre yapılmadığı hallerde, durumun gerekçesiyle birlikte Genel Müdürlüğe bildirilmesi ve sözleşmenin feshedilebilmesi için Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınır. YEDİNCİ BÖLÜM Tarafların Yükümlülükleri İşletmenin yükümlülükleri MADDE 34 () İşletme, faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeler başta olmak üzere her türlü faaliyet, kayıt belge ve bilgi işlem sistemini inceleme ve denetime uygun ve hazır hale

284 getirmek zorundadır. İşletme, talep edilmesi halinde iç denetim raporlarının bir örneğini yetkili bağımsız denetim kuruluşuna verir ve denetçi ile işletme kalite ve emniyet denetçileri arasındaki işbirliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. (2) İşletme yönetimi, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenmesi ve bununla ilgili uygulamanın gözetilmesi, faaliyetlerin mevzuata uygunluğunun sağlanması, inceleme ve denetim sürecinde ortaya çıkabilecek olaylara ilişkin olarak gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. (3) Denetçiler ile işletme personeli arasında koordinasyonun sağlanması işletmenin sorumluluğundadır. (4) Genel Müdürlüğe karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmelere Genel Müdürlük tarafından, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun çerçevesinde yaptırımların uygulanması için gerekli işlemler yapılır. Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun yükümlülükleri MADDE 35 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun ortaklık yapısında ya da yönetim kurulu başkan ve üyelerinde değişiklik yapılması veya en az denetçi düzeyinde yeni bir denetçinin istihdam edilmesi halinde bu durum, ilgili bilgi ve belgeler ile birlikte yedi iş günü içinde Genel Müdürlüğe bildirilir. (2) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, ortaklarının, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, yöneticilerinin ve denetçilerinin bu Yönetmelik kapsamında bağımsızlıklarının ortadan kalktığı hallerde, ilgili işletme ile inceleme ve denetim sözleşmesi düzenleyemezler, düzenlenmiş ise inceleme ve denetimden çekilirler. Görevlendirilen denetçilerin bağımsızlığının ortadan kalktığı hallerde ilgili denetçinin değiştirilmesini sağlamaktan yetkili bağımsız denetim kuruluşu yükümlüdür. (3)Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, istihdam ettikleri denetçilerin uluslararası ve ulusal mevzuatta yer alan kriterlere göre Genel Müdürlük tarafından lüzumlu görülen eğitim programlarına katılmalarını sağlar. (4) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, yıllık faaliyetleri hakkında asgari olarak aşağıdaki hususları içeren ve sorumlu yöneticileri tarafından imzalanan bir raporu hazırlayarak her yıl Mart ayına kadar Genel Müdürlüğe gönderir. a) Yönetim ve ortaklık yapısına ilişkin açıklama, b) Kalite yönetim sistemine ve bu sistemin etkinliğine dair açıklama, c) Son bir yıl içinde inceleme ve denetime tabi tutulan işletmelerin listesi, ç) İnceleme ve denetim çalışmaları süresince bağımsızlık ilkesine uyulduğuna ve bu uygulamaların yetkili bağımsız denetim kuruluşunun kendi içinde incelemeye tabi tutulup tutulmadığına ilişkin taahhüt, d) İstihdam edilen denetçilerin uluslararası ve ulusal mevzuata göre eğitime tabi tutulmasına ilişkin izlenen politika hakkında açıklama. (5) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları bu Yönetmelik kapsamında gerekli yönetim sistemlerini kurmakla yükümlüdür. (6) İşletme tarafından inceleme ve denetime ilişkin bilgi ve belgelerin yetkili denetim kuruluşuna verilmemesi halinde bu durum yetkili denetim kuruluşu tarafından Genel Müdürlüğe ivedilikle bildirilir. (7) Yetkili bağımsız denetim kuruluşları, istihdam ettikleri denetçilerce bu Yönetmelik kapsamında düzenlenecek çalışma kâğıtlarını, inceleme ve denetime ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi istenildiğinde Genel Müdürlüğe gönderir veya Genel Müdürlüğün denetime yetkili personeline sunar. (8) Verilecek inceleme ve denetim hizmeti nedeniyle oluşabilecek zararların tazminini teminen asgari bir milyon ABD Doları genel şartları Genel Müdürlükçe ayrıca belirlenecek sorumluluk sigortası yaptırır.

285 (9) Genel Müdürlük, yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile anlaşma yaparak günlüğü ödenmek şartıyla denetçi alabilir. SEKİZİNCİ BÖLÜM Planlanma ve İş Birliği Denetim planı MADDE 36 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından her bir denetim için; a) İşletme faaliyetleri, önceki denetimlere ait çalışma kâğıtları ve denetim raporları ile ilgili belgelerin nasıl gözden geçirileceği, b) Denetim ekibinde yer alan denetçilerin sorumluluk, yeterlilik ve deneyimleriyle ilgili hususlara dikkat edilmek suretiyle, ekip içinde iş bölümünün ve koordinasyonun nasıl yapılacağı, c) Önceki dönemlere ait denetimin farklı bir yetkili bağımsız denetim kuruluşu tarafından yapılmış olması halinde, söz konusu denetim kuruluşunun denetim faaliyetlerine ilişkin çalışma kâğıtlarının incelenmesi ve önceki denetçiler ile görüşmeler yapılması gereğinin nasıl belirleneceği, ç) İşletme faaliyetlerinin coğrafi dağılımına göre denetim ekipleri arasında işbirliğinin nasıl sağlanacağı, d) İşletmenin hizmet aldığı kuruluşlar ile yapılan işlemlerin nasıl inceleneceği, e) Alınan destek hizmetlerinin işletmenin faaliyetleri üzerindeki etkileri, f) Sivil havacılık sektöründeki gelişmeler, uyulması gereken düzenlemeler ve diğer faktörlere ilişkin değerlendirmeler, hakkında yazılı bilgiler içeren bir denetim planı hazırlanır. (2) Yetkili bağımsız denetim kuruluşu her bir denetim için birinci fıkra kapsamında hazırlanan denetim planını denetlemeden üç işgünü önce denetlenecek işletmeye gönderir. (3) Birinci fıkra kapsamındaki bilgi ve belgeler yetkili denetim kuruluşunca, çalışma kâğıdı olarak ilgili işletmenin dosyasında saklanır. Denetçiler ile işletme kalite ve emniyet denetçileri arasında işbirliği MADDE 37 () Etkin bir inceleme ve denetim planlanması amacıyla denetçinin, işletmenin iç denetimi hakkında yeterli bilgiyi edinmesi ve iç denetim raporlarını incelemesi gerekir. (2) İşletmenin denetçileri, kendi raporları dâhil ihtiyaç duyulan bütün bilgileri istenildiğinde denetçilere verir. Genel Müdürlük ile yetkili bağımsız denetim kuruluşları arasında işbirliği MADDE 38 () Genel Müdürlük tarafından gerekli görüldüğünde inceleme ve denetime tabi tutulan işletme hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere yetkili bağımsız denetim kuruluşu ile toplantılar düzenlenir. (2) Denetçiler tarafından; a) İşletmenin işletmecilik yapma yetkisi için gerekli şartlardan birini yerine getirmediğini gösteren bilgilere sahip olmaları, b) İşletmenin faaliyet ve kayıt düzenine ilişkin mevzuata aykırı işlemler ile 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun ve 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ve ilgili mevzuat ile işletmenin ana sözleşmesi veya tüzüğünün ihlal edildiğine ilişkin bilgiler edinmeleri, halinde de durumu öğrendikleri anda Genel Müdürlük bilgilendirilir. (3) Genel Müdürlük bağımsız denetim kuruluşlarının gelişmesi için gerekli işbirliğinde bulunur. DOKUZUNCU BÖLÜM Rapor ve Bulgu Seviyeleri İnceleme raporu

286 MADDE 39 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun inceleme sonucunda hazırladığı raporun Genel Müdürlükçe incelenip onaylanmasını müteakip ilgili işletmeye gereği için gönderilmesi ile inceleme faaliyeti gerçekleşmiş olur. (2) Taslak inceleme raporlarının Genel Müdürlük tarafından onaylanması sırasında yetkili bağımsız denetim kuruluşları tarafından inceleme ücretinin %3 ü oranında Genel Müdürlüğe hizmet bedeli ödenir. (3) İnceleme raporunda tespit edilen hususların işletmeler tarafından giderilmesinin takibi Genel Müdürlükçe yapılır. Bu konuda işletmeler verecekleri cevapların bir kopyasını da incelemeyi yapan yetkili bağımsız denetim kuruluşuna gönderir. Denetim raporu MADDE 40 () Yetkili bağımsız denetim kuruluşunun denetim sonucunda hazırladığı raporun Genel Müdürlükçe incelenip onaylanmasını müteakip denetlenen işletmeye gereği için gönderilmesi ile denetim faaliyeti gerçekleşmiş olur. (2) Taslak denetim raporlarının Genel Müdürlük tarafından onaylanması sırasında yetkili bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetim ücretinin %3 ü oranında Genel Müdürlüğe hizmet bedeli ödenir. (3) Denetim raporunda tespit edilen bulguların işletmeler tarafından giderilmesinin takibi Genel Müdürlükçe yapılır. Bu konuda işletmeler verecekleri cevapların bir kopyasını da denetimi yapan yetkili bağımsız denetim kuruluşuna gönderir. (4) Denetim raporlarına yönelik diğer hususlar Genel Müdürlükçe belirlenir. Denetim bulgu seviyeleri MADDE 4 () Denetimlerde tespit edilen bulgu seviyelerine yönelik gerekli hususlar Genel Müdürlükçe belirlenir. ONUNCU BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Yönetmelikte hüküm bulunmayan haller MADDE 42 () Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu, 543 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır. Geçiş hükümleri GEÇİCİ MADDE () Yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşları için, /6/204 tarihine kadar sivil havacılık işletmeleri ile imzalanan sözleşmelerde 6 ncı maddede belirtilen denetim takvimine ilişkin usuller uygulanmayabilir. Yürürlük MADDE 43 () Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 44 () Bu Yönetmelik hükümlerini Sivil Havacılık Genel Müdürü yürütür.

287

288 [R.G. 05 Nisan ] ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı : 200/89 Karar Sayısı : 20/79 Karar Günü : İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE İPTAL DAVASININ KONUSU : günlü, 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan ve Hükümeti sözcüklerinin, Anayasa nın Başlangıcının ikinci paragrafı ile 2., 6. ve 04. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir. I- İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ İptal istemini içeren dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir: II. GEREKÇE tarihli ve 6004 sayılı Yasayla, Dışişleri Bakanlığının kuruluş ve görevleri yeniden düzenlenmiş ve tarihli ve 4009 sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmıştır sayılı Yasada büyükelçi, nezdinde görevli bulunduğu ülke veya ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Cumhurbaşkanını temsil ederken, 6004 sayılı Yasada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı ile birlikte Hükümeti de temsil eder durumu getirilmiştir. Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; Başlangıç ın ikinci paragrafında da, Türkiye Cumhuriyetinin dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olduğu belirtilmiştir. Anayasa nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa nın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasakoyucu, yasaların yalnız Anayasa ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, diğer ülkelerde temsili, Anayasanın bu temel ilkeleri doğrultusunda, evrensel hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleşmek zorundadır. Anayasanın 6 ncı maddesinde, Türk Ulusunun egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanacağı belirtilirken, egemenliğin kullanılmasının, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı; hiçbir kimse veya organın da kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı vurgulanmıştır. Yetkili organlar, Anayasanın 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerinde sayılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu yetkili organlarla birlikte, Anayasanın, Cumhuriyetin temel organları başlıklı üçüncü kısmında sayılan diğer anayasal kurumların bütününden oluşur.

289 Anayasanın 04 üncü maddesinde de Cumhurbaşkanı, Devletin başı olarak tanımlanmış ve kendisine, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil etme görev ve yetkisi verilmiştir. Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek görev ve yetkisi de yine 04 üncü maddeye göre Cumhurbaşkanına aittir. Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ve doğal olarak diğer ülkelerde Türkiye Cumhuriyetini Devletini temsil bu anayasal bütünlük içinde anlaşılması gerekir. Anayasada, bunun istisnaları gösterilmedikçe, bu temsil yetkisi başka organlar adına kullanılamaz. Kullanıldığı takdirde, bu yetki, kaynağını Anayasadan almayan bir yetki olur. Başbakan ve bakanlardan oluşan, Hükümet ise, dış ilişkilerle ilgili görev ve yetkileri bulunmasına karşın, diğer ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini sürekli temsil gibi bir anayasal görev ve yetkiyle donanmamıştır. Kaldı ki, Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil, Devlet organlarının bütününü temsil anlamına gelir. Bu görev ve yetki, Anayasa ile Cumhurbaşkanına verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Cumhurbaşkanını temsil, aynı zamanda Devlet politikalarını temsil anlamına gelir. Büyükelçilerin, Hükümeti de temsil etmesi halinde, Devlet politikalarını temsil eden büyükelçilerin, Hükümet politikaları ile sınırlandırılması ve bağlanması söz konusu olur. Uluslararası ilişkilerde, Hükümet politikaları her zaman Devlet politikası haline gelmeyebilir ve sorumlulukları farklıdır. Büyükelçilerin, Hükümeti değil de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanını temsildeki temel amaç, bu temsilde iç siyasi etkiden uzak kalınmasıdır. Anayasanın 90 ıncı maddesinde de uluslararası sözleşmeler Hükümetin kabulüne bırakılmamış, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla yapılacak sözleşmelerin onaylanması, TBMM nin onaylamayı bir yasayla uygun bulmasına bağlı kılınmıştır. Yine aynı maddeye göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Burada artık, hükümet politikası yerine devlet politikası söz konusudur. Uluslararası hukuk ve diplomatik gelenekler de büyükelçilerin devletlerini temsil etmesini öngörmektedir. TBMM tarafından tarihli ve 3042 sayılı Yasa ile uygun bulunan 96 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi, büyükelçinin nezdinde bulunduğu ülkede, kendisini gönderen devleti temsil ettiğini ve kabul eden devletin de büyükelçiyi bu sıfatla kabul ettiğini öngörmektedir (madde ve 3). Sözleşmenin 4 üncü maddesinde ise bir devletin göndereceği büyükelçi için kabul edecek devletten agreman istemesinin devlet adına yapılan bir işlem olması düzenlenmiştir. Gönderen devletin büyükelçisinin, kabul eden devletin devlet başkanına tevdi etmesi için düzenlenen güven mektupları da gönderen devletin devlet başkanı adına düzenlenmektedir. Bu uluslararası kurallara uygun davranmanın, Anayasanın Başlangıç ında belirtilen, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olma ve hukuk devleti ilkesi bakımından gerekliliği de açıktır. Açıklanan nedenlerle, tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun un 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan ve Hükümeti sözcükleri Anayasanın Başlangıç ının ikinci paragrafı ile 2 nci, 6 ncı ve 04 üncü maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. III. SONUÇ VE İSTEM Yukarıda açıklanan gerekçelerle, tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun un 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan ve Hükümeti sözcükleri Anayasanın Başlangıç ının ikinci paragrafı ile 2 nci, 6 ncı ve 04 üncü maddelerine aykırı olduklarından iptallerine karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz. II- YASA METİNLERİ A- İptali İstenilen Yasa Kuralı

290 günlü, 6004 sayılı Kanun un, iptali istenen sözcüklerin de yer aldığı 2. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: MADDE 2- (2) Büyükelçi unvanına ilişkin esaslar şunlardır: a) Büyükelçi, nezdinde görevli bulunduğu ve akredite edildiği ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Cumhurbaşkanını ve Hükümeti temsil eder. b) Büyükelçi, görev yaptığı ülkede büyükelçiliğe bağlı tüm birimlerin amiridir. c) Büyükelçiliğe hiyerarşik olarak bağlı bulunmamakla birlikte, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışındaki temsilcileri veya birimleri de yürüttükleri faaliyetler bağlamında büyükelçinin gözetimine tabi olup, bu faaliyetler hakkında büyükelçiyi bilgilendirir. ç) Meslek memurlarının 4 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre belirlenen dış temsilcilik gruplandırması gözetilmeksizin büyükelçi olarak atanabilmeleri için, merkez teşkilatında elçi veya yurtdışı teşkilatında elçi, elçi-müsteşar, elçi-daimi temsilci yardımcısı ve birinci sınıf başkonsolos unvanlarından biriyle, başarılı şekilde en az bir yıl görev yapmış olmaları gerekir. Bu unvanları henüz almamış birinci unvan grubundaki meslek memurları ile ikinci ve üçüncü derece kadrodaki meslek memurları dış temsilcilik gruplandırmasında sondaki üç grupta yer alan temsilciliklere büyükelçi olarak atanabilir. d) 657 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi çerçevesinde büyükelçi olarak atananlardan diğer kamu kurum veya kuruluşlarına mensup olanlar, merkeze döndüklerinde, hizmetlerine ihtiyaç duyulması halinde, Bakanlıkta çalışmaya ve bu görevleri süresince büyükelçi unvanını kullanmaya devam ederler. Bunlardan hizmetlerine ihtiyaç duyulmayanlar, Bakanlık ile ilişikleri kesilerek daha önceden bağlı bulundukları kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolarına iade edilir. B- Dayanılan Anayasa Kuralları Dava dilekçesinde, Anayasa nın Başlangıcının ikinci paragrafı ile 2., 6. ve 04. maddelerine dayanılmıştır. III- İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Engin YILDIRIM ın katılımlarıyla gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. IV- ESASIN İNCELENMESİ Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Dava dilekçesinde özetle, hukuk devleti bağlamında iptali istenen kuralın evrensel hukuk ilkelerine uygun olmadığı, egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı, hiçbir kimse veya organın da kaynağını Anayasa dan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı,türkiye Cumhuriyeti Devleti ni ve Cumhurbaşkanı nı temsilin, aynı zamanda devlet politikalarını temsil anlamına geldiği, büyükelçilerin hükümeti de temsil etmesi halinde, devlet politikalarını temsil eden büyükelçilerin, hükümet politikaları ile sınırlandırılması ve bağlanmasının söz konusu olacağı, büyükelçilerin hükümeti değil de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı nı temsilindeki amacın bu temsilde iç siyasi etkiden uzak kalınması olduğu belirtilerek kuralın Anayasa nın Başlangıcının ikinci paragrafı ile 2., 6. ve 04. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu

291 geliştirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa nın 6. maddesinde, Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. denilmiştir. Anayasa nın 04. maddesine göre, Cumhurbaşkanı Devletin başı olup, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Aynı maddede yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek, Cumhurbaşkanı nın yürütme ile ilgili görev ve yetkileri arasında sayılmıştır günlü, 6004 sayılı Kanunla Dışişleri Bakanlığı nın kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin esaslar yeniden düzenlenmektedir günlü ve 4009 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, 6004 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bakanlık teşkilatı açısından ve meslek memurlarının mesleğe başlarken ve daha sonraki meslek içi eğitimleri yönünden bazı yenilikler getirilmiş bulunmaktadır sayılı Kanun da büyükelçi, nezdinde görevli bulunduğu ülke veya ülkelerde Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Cumhurbaşkanını temsil edeceği belirtilmişken, 6004 sayılı Kanun la buna Hükümet de eklenmiştir. Uluslararası ilişkilerin hükümetler tarafından yürütülmesi asıldır. Evrensel hukuk ilkelerine saygılı bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti de dış ilişkilerini diplomatik teamüllere ve uluslararası hukuk sisteminin gereklerine uygun olarak yürütmektedir. Günümüzde uluslararası ilişkiler, diplomasi alanında önemli sonuçlar doğuran ve yaptırım gücü olan, egemen devletlerin uluslararası sözleşmelerle oluşturdukları ve uluslararası hukuk tüzelkişiliğine sahip Birleşmiş Milletler, NATO, AGİT, Avrupa Birliği, OECD gibi kuruluşların forumlarında taraf devletlerin hükümetlerinin aldığı kararlara göre şekillenmektedir. Bu gibi uluslararası forumlarda kararlar zaman zaman devlet veya hükümet başkanları veya dışişleri bakanları ya da konusuna göre ilgili bakanların katılımı ile alınmakta ve uygulanmaktadır. İkili çerçevede ülkeler arası ilişkilerin, her iki ülkenin hükümetleri tarafından dışişleri bakanlıkları veya yerine göre teknik konularda ilgili icracı (enerji, sağlık, maliye) bakanlıkların doğrudan işbirliği ile yürütüldüğü açıktır. Devlet başkanlarının ülkelerini temsildeki rolü ise daha çok diplomatik teamüllerden kaynaklanmakta ve protokoler nitelik taşımaktadır. Türkiye de büyükelçiler, günlü ve 245 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun un 2. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu kararnamesi ve Cumhurbaşkanı nın onayı ile atanmaktadırlar. Uluslararası hukukun teamüllerine göre Cumhurbaşkanı devlet başkanı sıfatıyla yabancı devletlere gönderilen büyükelçi ile birlikte güven mektubu gönderir. Bu mektup, kabul eden ülkenin devlet başkanına hitaben yazılmış, yeni büyükelçiyi kendi temsilcisi olarak takdim eden belgedir. Mektubun kabulünden sonra büyükelçi göreve başlamış kabul edilir. Aynı şekilde ülkemizde görevlendirilen yabancı büyükelçilerin güven mektuplarını da Cumhurbaşkanı kabul eder. Ülkemizde görevlendirilen yabancı büyükelçiler de göreve başlayıp, bundan sonraki temaslarını dışişleri bakanlığı ile yürütür. Anayasa nın 05. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, başbakan ve ilgili bakanlarla birlikte imzaladığı kararlardan dolayı sorumlu değildir. Bu kurala göre dış politika ile ilgili olarak da Cumhurbaşkanı nın sorumluluğu yoktur, sorumluluk hükümettedir. Dolayısıyla dış politika da sorumluluğu taşıyan hükümeti büyükelçilerin temsil etmesi doğal karşılanmalıdır. Cumhurbaşkanı Milli Güvenlik Kurulu ile gerektiğinde Bakanlar Kurulu na başkanlık etmektedir. Bu kurullarda dış politika ile ilgili önemli kararlar alınmakta, Cumhurbaşkanı bu suretle dış politikaya etki edebilmektedir. Ancak, Cumhurbaşkanı büyükelçiler ile doğrudan

292 bağlantı kurmamaktadır. Büyükelçilerin hiyerarşik olarak amirleri dışişleri bakanları ve dolayısıyla başbakandır. Büyükelçiler, Anayasa nın 28. maddesi kapsamında devletin, asli ve sürekli görevlerinden olan dış ilişkilerini yürütmekte olan üst düzey devlet görevlileridir. Doğrudan yürütmeye bağlı olup, bunun emir ve talimatları doğrultusunda hareket ederler. Hükümetten bağımsız olarak hareket edememesi yurtdışında hükümeti temsil görevinin gereğidir Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle uluslararası teamüllere ve Anayasa ya uygun olan bir duruma açıklık kazandırılmak istendiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa nın Başlangıcının ikinci paragrafı ile Anayasa nın 2., 6., 04. maddelerine aykırı değildir; iptal isteminin reddi gerekir. V- SONUÇ günlü, 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan ve Hükümeti sözcüklerinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Haşim KILIÇ Başkanvekili Serruh KALELİ Başkanvekili Alparslan ALTAN Üye Ahmet AKYALÇIN Üye Mehmet ERTEN Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Burhan ÜSTÜN Üye Engin YILDIRIM Üye Nuri NECİPOĞLU Üye Hicabi DURSUN Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Erdal TERCAN [R.G. 05 Nisan ] Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı: 20/36 Karar Sayısı: 20/8 Karar Günü: İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İzmir 3. İdare Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU : günlü, 394 sayılı İmar Kanunu nun, günlü, 5940 sayılı Kanun un 2. maddesiyle değiştirilen 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 32 ibaresinin, Anayasa nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir. I- OLAY Davacının ruhsat almaksızın yaptığı öne sürülen yapının 394 sayılı İmar Kanunu nun 32. maddesi gereğince yıkılmasına ve aynı Kanun un 42. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıya idari para cezası uygulanmasına dair belediye encümeni kararının iptali istemiyle

293 açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur. II- İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir: Davacı... vekili Av... tarafından, İzmir İli, Gaziemir İlçesi, Hürriyet Mahallesi, 060 Sokak, No:5 adresinde ve tapunun 553 ada, 2 parselde kayıtlı taşınmazda ruhsatsız yapıldığı öne sürülen inşaatın 394 sayılı İmar Kanunu nun 32. maddesi gereğince yıkımına ve davacının aynı Yasanın 42. maddesi uyarınca 9.39,2-TL para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Gaziemir Belediye Encümeni nin 02/2/200 günlü, 795 sayılı kararının iptali istemiyle Gaziemir Belediye Başkanlığı na karşı açılan davada, uyuşmazlığın konusu para cezasının dayanaklarından birisi olan 394 sayılı İmar Kanunu nun 09/2/2009 günlü, 5940 sayılı Yasa ile değişik 42. maddesinin 3. fıkrasının 8, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 4 inci maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir. şeklindeki hükmünde yer alan, aynı Kanunun 32. maddesini ifade eden, 32 ibaresinin Anayasa hükümlerine aykırı olduğu düşüncesi ile 2949 sayılı Yasanın 28. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesince somut norm denetimi yapılmak üzere Anayasa ya aykırılık itirazında bulunulması gerektiği sonucuna varılmakla işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından ruhsatsız olarak 2 m2 ebadında zemin üstü (kolon betonları dökülmüş, tuğla duvarları örülmüş, tabliyenin betonları dökülüyor vaziyette) 2. katının inşa edildiğinin //200 günlü Yapı Tatil Zaptı ile tespit edildiği ve yapının mühürlenerek inşaatın durdurulduğu, sonrasında dava konusu Gaziemir Belediye Encümeni nin 02/2/200 günlü, 795 sayılı kararı ile davacının, söz konusu eylemi nedeniyle 394 sayılı İmar Kanunu nun 5940 sayılı Yasa ile değişik 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanan 7.347,2-TL ve davacının yine aynı maddenin 3. fıkrasında atıf yapılan Yasanın 32. maddesine aykırı davrandığından bahisle 2.044,00-TL (yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanan tutar) olmak üzere toplam 9.39,2-TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Gaziemir Belediye Encümeni nin yıkım ve para cezasına konu 02/2/200 tarih ve 795 sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. 394 sayılı Yasanın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar ve kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar girmeden, idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan yaptırımlardır. 09/2/2009 günlü, 5940 sayılı Yasa ile değişik söz konusu maddenin 2. fıkrası hükmü, ruhsat alınmadan, ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki idarenin tespiti üzerine fıkrada belirtilen kıstaslar çerçevesinde para cezası verilmesini öngörmektedir. Anılan maddede para cezası kesilmesinin sebep unsurunu oluşturan davranışlar; ruhsat alınmadan yapı yapılması, ruhsat veya eklerine aykırı yapı yapılması ve imar mevzuatına aykırı yapı yapılması olarak sayılmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; 8, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 4. maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir. hükmü yer almaktadır.

294 Yukarıda yer verilen 42. maddenin 3. fıkrası hükmünde, 32. maddede belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmemek veya 32. maddeye aykırı davranmak hallerinin de ayrıca para cezası gerektirdiği ifade edilmektedir. 394 sayılı Yasanın Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar başlıklı 32. maddesinde; Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir. hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 32. maddesi hükmünde, aynı Yasanın 42. maddesinin 3. fıkrasında atıf yapılan 32. maddeye aykırı davranmak halleri; ruhsat alınmadan yapıya başlanılması veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması şeklinde ifade edilmiş, 32. maddede yer alan mükellefiyetler ise; (yapının ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlandığının tespiti üzerine tespit tarihinden itibaren en çok bir ay içinde) yapının ruhsata uygun hale getirilmesi veya ruhsat alınması olarak belirtilmiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde, 394 sayılı Yasanın 5940 sayılı Yasa ile değişik 2. ve 3. fıkralarında para cezası kesilmesini gerektiren davranışlar, ruhsat alınmadan yapı yapılması veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasa nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Yukarıda belirtildiği gibi hukuk devleti ilkeleri gereği kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve cezalandırılmaz. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının tespiti üzerine idare tarafından, ilgilisi ruhsat almadan veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yaptığı gerekçesiyle İmar Kanunu nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca para cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra itiraz konusu 3. fıkraya göre de aynı nedenlerle ayrıca bir para cezası ile cezalandırılması ihtimali ortaya çıkacaktır. Böyle bir olasılığın varlığı, 394 sayılı Yasanın 42. maddesinin 3. fıkrasındaki 8, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 4. maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para

295 cezası verilir. hükmünde 32. maddeye yönelik düzenlemeyi ( 32 ibaresini), Anayasanın hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2. maddesine aykırı hale getirmektedir. Nitekim, 5940 sayılı Yasanın, TBMM ne ait internet sitesinde yer alan madde gerekçelerinin uyuşmazlığa konu fıkraya ilişkin bölümünde, 32. maddeye atfen yapılan düzenlemeye yönelik bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Diğer yandan, İmar Kanunu nun 42. maddesinin 3. fıkrası, aynı Yasanın 32. maddesinde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen bir kişinin ayrıca para cezası ile cezalandırılacağını öngörmektedir. 394 sayılı İmar Kanunu nun 5940 sayılı Yasa ile değişik 42. maddesinin. fıkrasında; Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır. hükmü yer almaktadır. Söz konusu fıkra ile, aynı maddenin 3. fıkrası hükmünde öngörülen para cezasının da tespit tarihinden itibaren 0 iş günü içinde kesileceği kuralı getirilmektedir. Yasanın 42. maddesinin 3. fıkrasında, aynı Yasanın 32. maddesinde ifade edilen mükellefiyetlerin yerine getirilmemesinin para cezasını gerektireceği öngörülmekle beraber, 32. maddede, yapının ruhsata uygun hale getirilmesi veya ruhsat alınması şeklindeki mükellefiyetlerin tespit tarihinden itibaren en çok bir ay içinde yerine getirilmesi kuralı yer almaktadır. Bu haliyle, ruhsat alınmadan yapıya başlayan veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapan bir kişinin, ruhsat alması veya yapısını ruhsata uygun hale getirmesi için gerekli bir aylık süre dolmadan Yasanın 42. maddesinin. fıkrası uyarınca 0 gün içinde para cezası ile cezalandırılması şeklinde bir durum ortaya çıkacaktır. Diğer bir ifadeyle, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapan bir kişi, tespit tarihini takip eden 0 günün sonrasında bir aylık süre dolmadan ruhsat almak veya yapısını ruhsata uygun hale getirmek istese bile 42. maddenin. fıkrası uyarınca tespit tarihinden itibaren 0 iş günü içinde aynı maddenin 3. fıkrasında öngörülen para cezası ile cezalandırılması imkanı ortaya çıkacaktır. Bu durum, 394 sayılı Yasanın 42. maddesinin 3. fıkrasında, 32. maddeye atfen mükellefiyetlerini yerine getirmemek nedeniyle verilecek para cezasını aynı şekilde, Anayasanın hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2. maddesine aykırı hale getirmektedir. Açıklanan nedenlerle, 394 sayılı İmar Kanunu nun 5940 sayılı Yasa ile değişik 42. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; 32 ibaresinin iptali isteğiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, Anayasa nın 52. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 28. maddeleri uyarınca kararımız ile dava dosyasının onaylı bir örneğinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın bir örneğinin bilgi amacıyla taraflara tebliğine, 25/02/20 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. III- YASA METİNLERİ A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı 394 sayılı İmar Kanunu nun, 5940 sayılı Kanun un 2. maddesiyle değiştirilen 42. maddesinin, itiraz konusu ibareyi de içeren üçüncü fıkrası şöyledir: 8, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 4 inci maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir. B- İlgili Görülen Yasa Kuralı 394 sayılı İmar Kanunu nun ilgili görülen 32. maddesi şöyledir:

296 Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir. C- Dayanılan Anayasa Kuralı Başvuru kararında Anayasa nın 2. maddesine dayanılmıştır. IV- İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN ın katılımlarıyla günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. V- ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere ya da imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, 394 sayılı İmar Kanunu nun 42. maddesinin ikinci ve itiraz konusu ibareyi de içeren üçüncü fıkraları uyarınca iki ayrı idari yaptırım uygulanmasının, aynı eylem için mükerrer ceza tatbiki anlamına geldiği belirtilerek, kuralın Anayasa nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. İtiraz konusu kural, İmar Kanunu nun 32. maddesine yapılan yollamaya ilişkindir. Söz konusu maddede, ruhsat almadan yapıya başlayan veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yaptığı tespit edilen yapı sahibine bir ay içerisinde, yapı ruhsatsız ise ruhsat alma, ruhsat ve eklerine aykırı ise ruhsata uygun hâle getirme, bu iki şekilde hukuka aykırılık giderilmemiş ise yapıyı yıkma mükellefiyetleri öngörülmüş, bu yükümlülükleri yerine getirmemenin yaptırımı, anılan Kanun un 42. maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenmiştir. Söz konusu fıkrada geçen bu maddeye aykırı davrananlar ibaresi 32. maddede sayılan yükümlülükleri yerine getirmemeyi ifade etmektedir. Kanun un 42. maddesinin ikinci fıkrasında, ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere ya da imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fennî mesullere;

297 yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre nispi olarak idari yaptırım öngörülmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise bu fıkradan farklı olarak verilen süre içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyenler için maktu para cezası öngörülmektedir. Bu durumda ikinci fıkrada imar mevzuatına aykırı yapı yapılması cezalandırıldığı hâlde, üçüncü fıkrada verilen süre içerisinde saptanan aykırılığın giderilmemesi cezalandırılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, farklı eylemlere, şartları oluştuğunda ayrı ayrı ceza uygulanması mükerrer cezalandırma olarak nitelendirilemeyeceğinden kural, Anayasa nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. VI- SONUÇ günlü, 394 sayılı İmar Kanunu nun günlü, 5940 sayılı Kanun un 2. maddesiyle değiştirilen 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 32 ibaresinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Haşim KILIÇ Başkanvekili Serruh KALELİ Başkanvekili Alparslan ALTAN Üye Ahmet AKYALÇIN Üye Mehmet ERTEN Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Burhan ÜSTÜN Üye Engin YILDIRIM Üye Nuri NECİPOĞLU Üye Hicabi DURSUN Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Erdal TERCAN [R.G. 05 Nisan ] Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı: 20/43 Karar Sayısı: 202/0 Karar Günü: İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR : - Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 20/43) 2- Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 20/50) İTİRAZIN KONUSU : günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun a, günlü, 627 sayılı Kanun un 26. maddesiyle eklenen Geçici Madde 3 ün, Anayasa nın 2., 0., 36., 38., 38. ve 4. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

298 I- OLAY Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesine hırsızlık suçundan, Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesine sahtecilik suçundan açılan kamu davalarında, itiraz konusu kuralın Anayasa ya aykırı olduğu kanısına varan mahkemeler iptali için başvurmuşlardır. II- İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ A- Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesi nin başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir: Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğümüz maddede //204 tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz... denilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanununun 60/2. maddesinde Cumhuriyet savcısının yalnız şüphelinin aleyhine olan hususları değil lehine olan delilleri de toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu bildirilmiştir. Yapılan değişiklik ile sanıklar hakkında leh ve aleyhe olan delilleri toplayan Cumhuriyet savcısı duruşmanın devamı esnasında gelişmelerden ve davanın seyrinden bihaber kalacaktır. Ceza Muhakemesi Kanununun 88/. maddesinde, duruşmada hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması şart koşulmuştur. Ceza Muhakemesi Kanununun 220. maddesinde duruşma tutanağının başlığında Cumhuriyet savcısının (varsa denilmediğine dikkat edilmesi gerekir) adı ve soyadının yazılması gerektiği emredilmiştir. Çünkü Cumhuriyet savcısı iddia makamını temsilen ceza yargılamasının asli bir unsurudur. Kanunun genel sistematiğine bakıldığında ceza yargılamasının üç ana unsuru iddia, savunma ve karar mekanizması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç unsurdan birinin noksan olması halinde adil ve güvenli bir yargılama yapıldığından bahsetmek güçleşir. Anayasa Mahkemesi nin tarih ve 2000/48 esas, 2002/36 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere... Adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tamamlayan, birbirinden ayrılamaz sav, savunma, karar üçlüsünden oluşan yargıyla yaşama geçmektedir... Adalet kavramı evrensel ve yüce bir kavram olup ancak adil bir yargılama sonucunda tecelli eder. Adil bir yargılamadan bahsedilebilmesi için ise, birbirinden ayrılmayan ve hatta birbirini tamamlayan iddia, savunma, karar üçlüsünden oluşan bir yargılamanın mevcudiyeti şarttır. Sadece iddianame yazılarak iddia mekanizmasının gerçekleştiğinden söz etmek doğru olmaz. İddia makamının ağır ceza mahkemeleri yargılamasında olduğu gibi, yargılama platformuna aktif olarak katılması ve gerektiğinde sanığın (veya mağdur tarafın) lehine olan iddiaları da, yeni gelişme ve toplanan delillere göre bizzat yaşayarak hissederek ileri sürmesi gerekmektedir. İddia ve savunmanın duruşmada hazır bulunarak delilleri tartışmasının, hükmün kurulmasında ve çözüme gidilmesinde pratik bir fayda sağlayacağı kuşkusuzdur. Anayasa Mahkemesi nin tarihli kararında da belirtildiği üzere... niteliği ne olursa olsun kişiye yöneltilen bir suçlamaya karşı savunma ve adil yargılanma hakkının sağlanması bakımından suçların hafif ya da ağır veya sulh, asliye ve ağır cezalık olması gibi bir ölçüye göre farklılık oluşturulması kabul edilemez... İtiraz konusu kuralla, Asliye Ceza Mahkemelerine açılan veya halen derdest bulunan davalarda geçici bir süre için farklı bir yargılama uygulaması öngörülerek eşitlik ilkesi de ihlal edilmektedir. Bu nedenlerle 4/04/20 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 627 sayılı Kanunun //204 tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet

299 başsavcılığına gönderilir. şeklindeki Geçici 3. maddesinin Anayasanın 0. ve 36. maddelerine aykırı olduğu düşünüldüğünden iptali için Anayasanın 52. maddesi uyarınca keyfiyetin Anayasa Mahkemesine sunulmasına karar verildi. B- Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesi nin başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir: 627 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 4/04/20 gün ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve kanunlaşmıştır. Ancak zikrolunan Kanunun 26/3. fıkrasında düzenlenen Geçici Madde 3 başlığındaki cumhuriyet savcılarının duruşmalarda bulunmayacağına ve dosyaların gönderilmesine ilişkin düzenlemeler kanaatimizce T.C Anayasasının 2, 36/, 38/, 38/son, 4. maddelerine aykırıdır. Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26/ nci maddesi ile; 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 2- () Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz. GEÇİCİ MADDE 3- () //204 tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. GEÇİCİ MADDE 4- () Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete de ilan edilecek göreve başlama tarihinden altı ay sonra başlamak üzere üç yıl süreyle yapılacak kanun yolu incelemelerinde, bölge adliye mahkemelerinde ve Yargıtayda tebliğname düzenlenmesine ilişkin hükümler uygulanmaz. şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemedeki geçiçi 3 ncü maddesinin hem birinci cümlesinin ve hem ikinci cümlesinin ceza yargılamasına yansımasını özetledikten sonra düzenlemenin Anayasaya aykırılık teşkil ettiği kanaatinde olduğumuz noktalarına işaret edilecektir. İş bu düzenleme ile Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılmakta olan kovuşturmalarda, cumhuriyet savcılarının bulunmaması emredilmekte, ayrıca verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi için dosyanın cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi emredilmektedir. Yargılamanın en basit anlamda tarifi Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, muhakeme olduğu tartışmasız olduğu halde, bu en temel anlamından uzaklaşılarak ceza kovuşturmasında tartışmanın ortadan kalkması sonucunu tevlit edecek şekilde cumhuriyet savcılarının duruşmalardan uzaklaştırılması Türk ceza yargılaması açısından ehemmiyetli bir ceza usul hukuku eksikliği yaratmıştır. Keza bu eksikliğin sonuçlarını ortadan kaldırmak endişesiyle verilen karar cumhuriyet savcılığına tebliğ edilir şeklinde hukuki bir dil tercih edilecek yerde verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı kanun yollarına müracaat edilmesi amacıyla dosyanın cumhuriyet savcılığına gönderilmesi şeklinde usul kanunlarının dili dışına çıkan bir ibareyle, CMK.da hiç yer verilmeyen görüldü müessesesinin kanunlaştırılması cumhuriyet savcılarına kovuşturmanın tarafı olmaktan ziyade mahkemelerin kararını bir üst merci gibi inceleme yetkisi olan makam görüntüsü vermektedir. İş bu nedenlerle zikrolunan fıkradaki her iki düzenlemede Anayasaya aykırıdır. Zikrolunan maddenin tüm fıkraları Anayasaya aykırılık açısından incelendiğinde;

300 - Anayasanın 36/ nci maddesi Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. şeklindeki düzenlemesiyle herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu düzenlemiştir. Adil yargılama hakkı, temel insan haklarından biridir ve bu niteliği tartışmasızdır. Bu hak çeşitli uluslararası sözleşmelerle ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve ulus hukukları açısından bağlılığı karşı konulamaz hale gelmiştir. İddia ve savunma hakkı birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılması olanaksız olan bir temel hak olup, bu birbirinden ayrılmaz niteliği ile hak arama özgürlüğünün temelini oluşturmaktadır. Kuşkusuz adil yargılanma hakkı kişilerin kendilerine isnat edilen bir suçlamaya karşı kendilerini savunabilmenin en etkili ve güvenceli yolu olan yargı mercileri önünde dava hakkını kullanmak ve bu davada kullanabilecek kanıtları mahkeme önüne getirebilme imkanı sağladığı için temel bir haktır ve yargı mercilerine müracaat ve burada delillerini ileri sürebilmek adil yargılama hakkı nın temelini oluşturmaktadır. Mahkemelerin görev ve yetkileri Anayasanın 9. ve 38. maddelerinde düzenlenmiş olup, Anayasanın 9 ncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına sadece bağımsız mahkemelerce kullanılacağı, 38 nci maddesinde hakimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını, Anayasa, yasa ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceklerini, hiçbir organ, makam, merci ve kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremeyeceğini ve genelge gönderemeyeceğini, tavsiye ve telkinde bulunamayacağını emretmektedir. Mahkeme ve hakimler hukuka uygun karar verirken iç hukuk yanında Anayasanın 90 ncı maddesindeki düzenleme nedeniyle uluslararası hukuka uygun olarak karar vermeleri gerektiği izahtan varestedir. Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin III. Bölümünde yer alan Adil yargılama hakkı başlıklı 4. maddesinde; herkesin mahkemeler ve yargı yerleri önünde eşit oldukları, herkesin hakkındaki bir suç isnadının veya hak ve yükümlülükleri ile ilgili bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahip oldukları belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesini birinci fıkrasında yargılamanın kanunla kurulan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde, makul sürede, açık ve hakkaniyete uygun olarak yapılması gerektiği açık olarak düzenlenmiştir. Burada üzerinde durulması gereken husus hakkaniyete uygun yargılama kavramıdır. Bugün hakkaniyete uygun yargılama kavramı içerisine, yargılamanın çelişmeli yapılması, silahların eşitliği, gerekçeli karar sayılmaktadır. Çelişmeli yargılama ilkesi, iddia makamının ve savunma makamının yargılama esnasında mahkemenin kararını oluşturmasını temin zımnında delil sunması, bu delilleri tartıştırması, mütalaa sunması, bunları tartıştırması, sunulan ve tartışılan deliller hususunda yorum yapılması imkanının taraflara tanınmasıdır. Çelişmeli yargılama ilkesi, iddia ve savunma makamlarının hüküm makamı karşısında birbirinin eşiti olması ile yakından ilgili olup, bu eşitliğe ilişkin dengenin bozulması durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince adil yargılamanın ihlali olarak görülebilmektedir. Ülkemiz hukukumuzda çelişmeli yargılama sistemi nerede durmaktadır. CMUK.nın 24 ncü maddesi Mahkeme reisi dahi resen şahit ve ehlihibre celbine ve başkaca sübut sebeplerinin toplanmasına karar verebilir. şeklinde düzenleme getirmiş iken, aynı düzenleme CMK.ya alınmamıştır. CMK.nın hiç bir yerinde mahkeme hakiminin talep olmaksızın başka bir anlatımla resen delil toplayabileceği yönünde bir düzenleme yoktur. Bu durum gözetildiğinde Türk ceza yargılamasının çelişmeli yargılama sistemine doğru yol aldığını söylemek yanlış olmaz. Esasen suç, mağdurundan başkaca kamuya karşı işlenir ve suçu soruşturan kamudur. Mahkeme önüne götürende kamudur. Kamu kendisindeki düzen ve ahengin devamını sağlamak açısından suç işleyenin cezalandırılmasını talep etmektedir. Mahkemenin vereceği karar ile de toplumda düzen ve ahenk tesis edilmeye devam

301 edilmektedir. Bu hale göre kamu suç işlediği iddiasında olduğu kişinin eylemine ilişkin bütün delilleri soruşturma evresinde cumhuriyet savcıları vasıtasıyla toplamalı, kovuşturma evresinde de mahkemeye sunmalı ve tartıştırmalıdır. Suç işlediği iddia olunan kişinin cezalandırılması da ancak kamunun topladığı mahkemece kabul gören deliller nisbetinde olabilmelidir, olabilmektedir. Suçu işlediği iddia olunan kişi de kovuşturmada kamunun bu delillerine karşı deliller sunabilmeli, sunabilmekte, bunların toplanmasını talep edebilmeli, talep edebilmekte ve bunlarında yargılama sırasında tartışılması imkanı yaratılabilmelidir, yaratılabilmektedir. Hükmü verecek olan hakimin bu süreçte ifa edeceği görev tarihi süreç boyunca çokça değişmiş olmakla birlikte, bugün için artık talep olmadıkça ceza mahkemesi hakiminin hiç bir şekilde resen delil toplamaması gerektiği ifade edilir olmuştur. Zira ceza hakiminin resen delil toplaması ne kadar yargılamayı süratle sonlandırma hedefine ilişkin olursa olsun felsefi anlamda bir önyargıdır ve atılan adım hakiminin reyine ilişkin olarak işaret vermektedir. İş bu nedenle ceza hakimi tüm yargılama süreci boyunca duruşmada silik kalmalı, tarafların ileri sürdüğü delilleri ileri sürmelerine imkan tanımalı, yaratmalı, toplanılması istenilen delillerin toplanması kararını vermeli, bunları duruşmalarda tartıştırtmalı ve esas hakkındaki iddia ve savunmalardan sonra kararını açıklamalıdır. Bu iddia ve savunma makamının eşitliğine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin deyimiyle silahların eşitliğine en uygun olan yoldur. Böylece diyebilmekteyiz ki, ceza hakiminin vazifesi bugün için artık mutlak hakikati bulmak değil, eşit silahların sundukları delillere uygun, kanuna uygun, hakkaniyete uygun, vicdana uygun bir karar tesis etmektir. Bu karar her zaman mutlak hakikate uygun olmaz. Hatta mutlak hakikate uygun olmadığı büyük bir kesim tarafından bilinebilir ve söylenebilir. Hakikatin bu kadar açık ve kesin olarak bilindiği/tahmin edildiği hallerde bile ceza hakimi tarafların talebi olmadan o hakikati arayamamalı, bunun için adımlar atamamalıdır. Bu adımları atamaması dahi adil yargılama hakkının gereğidir ve bu adımları atamadan verilen ancak mutlak hakikata aykırı olan karar resen delil toplayarak verilecek mutlak adalete uygun karardan çok daha adil, vicdana ve hakkaniyete uygun olacaktır. Bu açıklamalardan sonra cumhuriyet savcısı duruşmadan çıkarıldığında delilleri iddianamede kalacak, kamunun delillerinin toplanmasını talep edecek bir merci duruşmada bulunmayacaktır. Kamunun ve devletin değil ama milletin hakimin olan ceza hakimi bu süreçte cumhuriyet savcısının duruşmada bulunmaması nedeniyle kamu cübbesini de sırtına giyecek ve kamunun talebi olmadığı halde, iddianamedeki kamunun sunduğu tüm delilleri toplamak zorunda kalabilecektir. Adeta kamu adına hareket edecektir. Böyle bir durum silahların eşitliğinde, hakimi kamunun yanında yeralır konumda bırakacaktır ki, bu durum hangi iyiniyetli düşünceler ile getirilirse getirilsin Türk ceza yargılaması açısından büyük bir eksikliktir, ceza yargılaması hukukumuzun üçüncü lige düşmesi ile eş anlamlıdır. Zira hakimin sırtından çıkartılmak için uğraşılan kamu cübbesi bu değişiklik ile rafa kaldırılmakta, adeta iki yanlı yargılamada ceza hakimi sanığın tam karşısında yer alır hale getirilmektedir. Biz ceza hakimleri olarak bugün cumhuriyet savcılarının kendi delillerini duruşmaya kendilerinin getirmesini ceza yargılamamızın bir üst seviyeye çıkması için elzem görür iken, yargının hızlandırılması ve cumhuriyet savcısı sayısında tasarruf için getirilen düzenleme gerçekten büyük bir eksikliğe sebebiyet vermiştir. İş bu nedenlerle Anayasaya aykırı olan düzenlemenin iptali ve öncelikle yürürlüğünün durdurulması elzemdir. Bugün Adalet Bakanlığı istatistikleri gözetildiğinde Asliye Ceza Mahkemelerinden verilen hapis cezasını içeren mahkumiyet süreleri karar bazında daha kısa süreli ise de, tüm asliye ceza mahkemelerinden verilen hapis cezalarının toplam sürelerinin ağır ceza mahkemelerinden verilen hapis cezalarının toplamının iki üç katı olduğu anlaşılmaktadır. Bazı hukukçularca sulh ceza mahkemelerinde yapılan yargılamanın bu ilkeyi ihlal ettiğine dair mahkeme kararı bulunmamasını örnek gösterip adil yargılanma ilkesinin ihlal edilmediğini savunmaları dinlenmemelidir. Zira sulh ceza mahkemelerinden çıkan çekilmesi gereken hapis cezasına ilişkin karar yok denecek kadar azdır ve bu niteliği nedeniyle de iş bu kararların

302 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınmamış olmaları sulh ceza mahkemelerinde adil yargılama yapıldığı sonucunu tevlit etmez. Hapis cezasını içeren binlerce asliye ceza mahkemesi kararında bundan böyle zikrolunan nedenlerle adil yargılanma hakkı ihlal edilecek ve bu durum bir dönem DGM.lerde askeri üyenin bulunmasından ötürü mahkum olduğumuz tazminat miktarlarından çok ötelerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde mahkumiyetimize sebebiyet verebilecektir. 2- Aynı fıkranın ikinci cümlesindeki Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. düzenleme dahi Anayasanın 36/ nci maddesine aykırıdır. Kuşkusuz düzen ve ahengin sağlandığı bir toplum isteyen kamunun bunun sağlanması için cumhuriyet savcıları vasıtası ile suç işlediği iddia olunan kişi hakkında soruşturma yapma hakkı tartışmasızdır ve soruşturmada üstün pozisyonda bulunmasına ses çıkarılmayabilinir. Ancak kamu davası ikame edildikten sonra yani, sanığın suç işlediğine ilişkin deliller bulunduğu iddianameye aktarılıp, sanığa bu sıfatı yüklendikten sonra, açılan kamu davasında kamunun sıfatı sadece taraftır. Ne kamuya ne savunmaya kamu davasında birbirine üstünlük sağlayacak haklar, yetkiler, menfaatler tanınamaz, tanınmamalıdır. Uygulanacak usul kuralları sanık için ne ise şikayetçi içinde o olmalı, kamu içinde aynısı uygulanmalıdır. Ne yazıkki kanunda açık düzenlemeler yok iken, cumhuriyet savcılarının soruşturmadaki sıfatları ile kovuşturma evresindeki sıfatları birbirine karıştırılarak, kovuşturma evresinde cumhuriyet savcıları için ya da kovuşturmadaki sıfatları ile iddia makamı için fiili ayrıcalık yaratıldığı görülmektedir. Mahkeme ödeneklerin bulunmaması, ödeneklerin cumhuriyet savcılığına gönderilmesi, mahkeme harcamalarının cumhuriyet savcılarınca yapılması, kağıt kalem ihtiyacının bile cumhuriyet savcılarınca karşılanması, mahkemelerin bulunduğu fiziki ortamların cumhuriyet savcılarınca belirlenmesi, belirlendikten sonra değiştirilebilmesi, duruşma salonunda cumhuriyet savcısının kovuşturmanın gereğine aykırı olarak hüküm kürsüsünde oturması, kanunun açıkça tebliğ edilir demesine rağmen mahkeme kararlarının cumhuriyet savcılıklarınca bir üst merci imiş gibi görüldü ye tabi tutulması, uyap sisteminde bir hakimin kovuşturması ile ilgili olarak bile başka bir mahkemenin dosyasını göremez iken hiç bir yasal dayanağı olmadığı halde Adalet Bakanının ve bu bakanlıktaki yüksek memurların soruşturma ve kovuşturma ve hatta arşivlik tüm dosyaları görebildikleri yönünde yargı camiasındaki söylenti, cumhuriyet savcılarının uyaptan aynı yer mahkeme dosyalarını görebilmeleri, bu fiili ayrıcalıklardan sadece çok küçük bir cüzüdür. İdarenin bu ayrıcalıkları görmezlikten geldiği, Türk yargılama geleneğinde oluşmuş hususlar diyerek lanse ettiği, bunlara karşı çıkan hakim sınıfından meslektaşlarında uyumsuz kişiler olarak görüldükleri, mesleğin içerisinde bulunanların bildikleri gerçeklerdir. Bunlar bizim gerçeklerimiz olmakla birlikte bu gerçekler bugüne kadar hiç bir şekilde belki de Yüksek Mahkemenin Anayasaya aykırı bularak iptal edeceğinden bunlara açıkça dur diyeceğinden korkulduğu için Kanuni düzenlemeye yansıtılmamış idi. Ama bu düzenleme ile belki maksat aşılarak yansıtılmıştır. Burada samimi olarak itiraf etmek gerekir ki 627 sayılı Yasa yargının iş yükünü azaltmak için son derece esaslı ve desteklediğimiz hükümler ihtiva etmektedir. Kanunu hazırlayanları ve çıkaranları alkışlıyor, samimi minnetlerimizi sunuyoruz. Ancak bu durum bu hükümdeki çapraşıklığın görülmesini engelleyemez. Zaten bu hükümler yeni oluşturulan HSYK.nın ilk defa olarak yapmış olduğu, hepimizin yürekten alkışladığı bölge toplantılarında hakim ve savcı meslektaşlarımızın görüş ve düşünceleri toplanıp rapor haline getirilip Adalet Bakanlığınca yüce meclise sunulan bir çalışmadır ve böylece kanunlaşmıştır. Ancak maalesef burada cumhuriyet savcılarının ısrarlı talepleri nedeniyle hiç iştirak etmediğimiz iş bu yasa maddesi de kanunlaşmıştır. Düzenleme; gerekçeli hükmün, tutuklamaya ilişkin kararların ve tahliye kararlarının cumhuriyet savcısının kanun yoluna müracaat incelemesini yapabilmesi için cumhuriyet savcısına gönderilmesini amirdir. Kovuşturma evresinde verilen kararların taraflara

303 bildirilmesi, ya tebliğ ile ya da tefhim iledir. Kovuşturmanın tarafı olan sanığa ya da katılana karar tefhim veya tebliğ ediliyor iken müdafiye ve vekile de tefhim ya da tebliğ ediliyor iken kovuşturmada sadece taraf olan ve diğer taraflardan hiç bir ayrıcalığı bulunmayan cumhuriyet savcısına kararın tebliğinden başkaca dosyanın gönderilmesi kovuşturma evresi için bir ayrıcalıktır. Kuşkusuz soruşturma yapan bir cumhuriyet savcısı incelemek istediği tüm mahkeme dosyalarını yapmış olduğu inceleme kapsamında ister ve inceler, ancak kovuşturmada cumhuriyet savcısı soruşturma yapmamaktadır ve sadece taraftır ve kovuşturmada cumhuriyet savcısına tanınan yasal görevler ve yetkiler adil yargılanma ilkesini zedelemeyecek nitelikte olmalı, silahların eşitliğine aykırılık oluşturmamalıdır. Zikrolunan düzenleme ile iş bu dava dosyasında verilecek son karar için dava dosyası cumhuriyet savcısına görüldü ye gönderilecektir. Bu hak ve yetki savunma makamı için yok iken iddia makamı için tesis edilmiş ise, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama sistemi ve giderek adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş olmaktadır. 3- İptali istenen kanun maddesinin her iki cümlesinin mahkememizde görülmekte olan iş bu kamu davasında uygulandığı ve uygulanacağı tartışmasızdır. Zira bu madde nedeniyle mahkememizin son celsesine cumhuriyet savcısı katılmamış ve yine bu madde nedeniyle son karar verildiğinde cumhuriyet savcısına karar tebliği ile yetinilmeyecek, dosya incelemeye gönderilecektir. İş bu nedenlerle zikrolunan maddeyi davada uygulanan madde olarak kabul etmek gerekir. Tüm bu nedenlerle anayasaya aykırı olduğu düşünülen 627 sayılı Yasanın 26/ nci maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3 ncü maddesinin iptaline, iptal davasının sonuçlanması zaman alacağından ve kanunun uygulanması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edilecek dava dosyalarında ülkemizin tazminat ödeme mükellefiyetini gündeme getirecek nitelikte olması nedeniyle telafisi imkansız durumlar yaratacağından maddenin öncelikle yürürlüğünün durdurulmasina karar verilmesi arz ve talep olunur. III- YASA METİNLERİ A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun un, günlü, 627 sayılı Kanun un 26. maddesiyle eklenen geçici 3. maddesi şöyledir: () //204 tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. B- Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru kararlarında, Anayasa nın 2., 0., 36., 38., 38. ve 4. maddelerine dayanılmıştır. IV- İLK İNCELEME A- 20/43 Esas Sayılı Başvuru İçtüzüğün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Erdal TERCAN ın katılımlarıyla günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir. B- 20/50 Esas Sayılı Başvuru

304 İçtüzüğün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Erdal TERCAN ın katılımlarıyla günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir. V- BİRLEŞTİRME KARARI günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun a, günlü, 627 sayılı Kanun un 26. maddesiyle eklenen geçici 3. maddesinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 20/50 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 20/43 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 20/43 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, gününde oybirliği ile karar verilmiştir. VI- ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararlarında, itiraz konusu kural ile asliye ceza mahkemelerinde yapılmakta olan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmamasının adil yargılama ilkesini ihlâl ettiği, adil yargılamanın ancak iddia, savunma, karar üçlüsünden oluşan bir yargılamanın mevcudiyeti ve yargılamanın çelişikliği ilkesinin gerçekleştirilmesi halinde mümkün olduğu, Cumhuriyet savcısının duruşmalara katılmamasının çelişmeli yargılama ilkesine aykırı olacağı, bir yargılamada mahkemenin kararının oluşturabilmesi için çelişmeli yargılama ilkesinin bir gereği olarak iddia ve savunma makamlarının delil sunması ve bu delillerin tartışılmasının gerektiği, Cumhuriyet savcısının bulunmadığı bir yargılamada çelişmeli yargılama gerçekleştirilemeyeceğinden adil yargılanma ilkesinin ihlâl edilmiş olacağı, Cumhuriyet savcısının şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplaması nedeniyle Cumhuriyet savcısının bulunmadığı bir yargılamada delil toplanmasına karar verecek bir makamın bulunmayacağı, tarafsız olması gereken hâkimin delil toplamak zorunda kalacağı bir durumun hâkim bağımsızlığı ilkesi ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa nın 2., 0., 36., 38., 38. ve 4. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa nın 9. maddesinde Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır ; 42. maddesinde Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir denilmekte; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 6. maddesinin birinci fıkrasında da her şahsın kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının dinlenilmesini isteme hakkı olduğu ifade edilmektedir. Yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesi, adil yargılanma ve savunma haklarının temelidir. Anayasa da ve uluslararası sözleşmelerde mahkeme kavramı için belirli bir şekil şartı aranmamakta, yasayla kurulmuş, bağımsız, tarafsız ve yargılama usulü güvencesine sahip yargı yeri, mahkeme olarak kabul edilmektedir. Bu ilkelere aykırı olmamak şartı ile yasa koyucunun mahkemelerin oluşum, kuruluş ve çalışma usullerini serbestçe belirlemesi mümkündür. Dolayısıyla Cumhuriyet savcısının duruşmalara katılmadığı bir yargı yeri, sırf bu yüzden mahkeme sıfatını kaybetmez.

305 Cumhuriyet savcısı, ceza muhakemesinin gayesini gerçekleştirmek için sanığın lehine ve aleyhine deliller ileri sürebilen, taleplerde bulunabilen, asıl amacı muhakeme diyalektiğinin sağlanması olan, kendine has statü içinde bir ceza muhakemesi süjesidir. Ceza muhakemesinin gayesi maddi gerçeği araştırmaktır. Ceza muhakemesi hukukunda hakikati araştırarak gerçeğe ulaşma, kolektif yargılama yöntemi ile sağlanmaktadır. Kolektif yargılama, hükmün verilmesine, iddia, savunma ve yargılama makamlarının birlikte katılmasını ifade eder. Kolektif yargılama yapmanın metodu, hüküm verme faaliyetine katılacakların düşüncelerini karşılıklı olarak bildirerek, bütün süjelerin birbirlerinin fikirlerini öğrenmeleridir. Günümüzde iddia, kolektif hüküm verme faaliyetinin ve bunun sonucunda maddi gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilmektedir. İddia makamı bu görevini yalnızca duruşmalara katılarak yerine getirmez. Bununla birlikte maddi gerçeğin araştırılmasını amaç edinen bir soruşturma yapılması, böyle bir soruşturmadan elde edilen, sanığın lehindeki ve aleyhindeki bütün delillerin hâkim veya mahkemeye sunulması, bu delillerin tartışılmasının sağlanması, kararlara karşı yasa yollarına gidilmesi suretiyle de iddia makamı fonksiyonunu yerine getirir. Diğer taraftan, ceza muhakemesinde mahkeme, dava açıldıktan sonra pasif konumda olmayıp, hüküm vermek için yeterli kanaate ulaşıncaya kadar maddi gerçeği araştırmaya devam etmek zorundadır. Resen araştırma ilkesi uyarınca mahkemeler, Cumhuriyet savcısının ortaya koyduğu delillerle bağlı olmadıkları gibi, savcı olmasa bile kendiliklerinden, hüküm için gerekli tüm araştırmaları yapmak ve tarafların haklarını korumak zorundadırlar. Anayasa Mahkemesi nin pek çok kararında vurgulandığı gibi, yasa koyucunun Anayasa nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağının belirlenmesinde takdir yetkisi bulunmaktadır. Yasa koyucu bu yetkisini Anayasa da öngörülen temel ilkelere ve güvencelere aykırı olmamak koşuluyla, kamu yararı ve kamu düzeni gibi nedenleri gözeterek kullanır. Yasama belgelerinden itiraz konusu kuralın, adaletin hızlandırılmak, makul süre içerisinde yargılamaları sonuçlandırmak, Cumhuriyet savcılarının soruşturmaları daha etkin ve süratli bir şekilde yürütebilmelerine imkân sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda..204 tarihine kadar asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmamasını ve katılma hususunda görüşünün alınmamasını öngören itiraz konusu kuralın, savunma hakkını kısıtlamadığı ve verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesine olanak sağladığı da gözetildiğinde, Anayasa nın 2., 36. ve 4. maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. İptal isteminin reddi gerekir. Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında itiraz konusu kuralın Anayasa nın 0., 38., ve 38. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir. VII- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun a, günlü, 627 sayılı Kanun un 26. maddesiyle eklenen Geçici Madde 3 e yönelik iptal istemi, günlü, E. 20/43, K. 202/0 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. VIII- SONUÇ günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun a, günlü, 627 sayılı Kanun un 26. maddesiyle eklenen Geçici Madde 3 ün Anayasa ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

306 Başkan Haşim KILIÇ Başkanvekili Serruh KALELİ Başkanvekili Alparslan ALTAN Üye Fulya KANTARCIOĞLU Üye Mehmet ERTEN Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Burhan ÜSTÜN Üye Engin YILDIRIM Üye Nuri NECİPOĞLU Üye Hicabi DURSUN Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Erdal TERCAN [R.G. 05 Nisan ] Adalet Bakanlığından: MÜNHAL NOTERLİK 20 yılı gayri safi geliri ,26.-TL. olan ikinci sınıf Ortaca Noterliği 28 Mayıs 202 tarihinde yaş tahdidi nedeniyle boşalacaktır. 52 sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BİRİNCİ SINIF VE İKİNCİ SINIF NOTERLERDEN bu noterliğe atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiş olan dilekçeler başvurma süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama işleminde nazara alınmaz. Keyfiyet Noterlik Kanununun 22 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ilan olunur. 2805/- MÜNHAL NOTERLİKLER Aşağıda 20 yılı gayri safi gelirleri ve isimleri yazılı olan birinci sınıf Konya Dokuzuncu Noterliği Haziran 202, Aydın Birinci Noterliği ve İzmir Otuzüçüncü Noterliği 3 Haziran 202 tarihlerinde yaş tahdidi nedeniyle boşalacaktır. 52 sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BİRİNCİ SINIF NOTERLERDEN bu noterliklere atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiş olan dilekçeler başvurma süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama işleminde nazara alınmaz. Keyfiyet Noterlik Kanununun 22 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ilan olunur. Sıra No 2 Noterliğin Adı AYDIN BİRİNCİ NOTERLİĞİ KONYA DOKUZUNCU NOTERLİĞİ 20 Yılı Gayrisafi Gelirleri ,04 -TL ,99.-TL.

307 3 İZMİR OTUZÜÇÜNCÜ NOTERLİĞİ ,70.-TL. 2806/- [R.G. 05 Nisan ] TEBLİĞ Maliye Bakanlığından: GENEL YÖNETİM MALÎ İSTATİSTİKLERİ GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 5) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE () Bu Tebliğin amacı, 0/2/2003 tarihli ve 508 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3 üncü maddesinde yer alan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri tanımından farklı olarak, uluslararası sınıflandırmalara uygun bir genel yönetim sektörü kapsamını, bu kapsamdaki kamu idarelerinin malî verilerinin derlenmesindeki usul ve esasları ve veri derleme sürecindeki yetki, sorumluluk ve yaptırımları belirlemektir. Kapsam MADDE 2 () 508 sayılı Kanunun 52 nci maddesi hükümlerine göre genel yönetim sektörü kapsamında sayılan ve Ek- deki listede merkezi yönetim, mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumları alt sektörleri altında sınıflandırılan birimler bu Tebliğ hükümlerine tabidir. (2) Muhasebe işlemlerini Muhasebat Genel Müdürlüğü say2000i sistemi üzerinden yürüten kamu idareleri ile malî verilerini Bakanlığın belirlediği yöntemi kullanarak doğrudan Bakanlığa aktaran diğer idareler sadece 5, 3, 4 ve 6 ncı maddelere tabidir. Dayanak MADDE 3 () Bu Tebliğ, 508 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 30, 52, 53 ve geçici 8 inci maddeleri ile 3/5/2005 tarihli ve 2005/8844 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinin 37 nci maddesi ve 0/3/2006 tarihli ve 2604 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 44 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Tebliğin uygulanmasında; a) Bakanlık: Maliye Bakanlığını (Muhasebat Genel Müdürlüğü), b) Birim: 2 nci maddenin ikinci fıkrasında sayılanlar hariç olmak üzere Ek- deki listede sayılan idareleri, c) Genel yönetim sektörü: Uluslararası standartlar esas alınarak belirlenen ve Ek- deki listedeki birimlerden oluşan sektörü, ç) İl kontrol görevlisi: İl sınırları dâhilindeki birimlere ait hesapların muhasebe birimi kontrol görevlileri vasıtasıyla derlenmesini ve incelenmesini koordine etmekle görevli defterdarlık muhasebe müdürünü, d) Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemi (KBS): Verilerin Bakanlığa aktarılmasında kullanılan sistemi, e) Kanun: 508 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununu, f) Mahalli idare birlikleri: 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu ve 8/3/20 tarihli ve 672 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu kapsamındaki birlikleri,

308 g) Muhasebe birimi kontrol görevlisi: Birimlere ait hesapların zamanında derlenmesini sağlamak, muhasebe tekniğine uygunluğunu kontrol etmek ve gerekli düzeltmeleri yaptırmak için il merkezinde muhasebe müdürünün önerisiyle Defterdar tarafından görevlendirilen defterdarlık uzmanını, ilçelerde malmüdürünü, ğ) Sosyal tesis: 4//96 tarihli ve 2 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 4/6/937 tarihli ve 320 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu ile 25/8/20 tarihli ve 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında olanlar dâhil olmak üzere Ek- deki listede sayılan kamu idarelerince işletilen eğitim, dinlenme ve spor tesisi, misafirhane, kreş, anaokulu, yemekhane, orduevi, askeri gazino, kışla gazinosu, dinlenme kampı, askeri kantin, çocuk bakımevi, öğretmenevi, öğretmen lokâli, öğretmen eğitim merkezi, tatil köyü, polis moral eğitim merkezi, polisevi, polis misafirevi ve lokali, eğitim ve dinlenme kampı, termal tesis ve benzeri sosyal tesisleri, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Genel yönetim sektörü kapsamının belirlenmesinin esasları MADDE 5 () Genel yönetim sektörü kapsamının belirlenmesinde, uluslararası standartlar çerçevesinde kamu idaresinin; a) Kurumsal birim olup olmadığı, b) Faaliyetlerini ekonominin diğer sektörlerinden zorunlu ve karşılıksız olarak aldığı vergi ve benzeri kaynaklarla finanse edip etmediği, c) Faaliyetlerinin gelirin yeniden dağılımına yönelik olup olmadığı, ç) Kamusal mal veya hizmet üretip üretmediği, d) Genel yönetime dâhil birimlerce kontrol ve finanse edilip edilmediği, yönetim ve fiyat politikalarının bu birimler tarafından belirlenip belirlenmediği, e) Piyasa için mal ve hizmet üreten birimlerin bunları ekonomik olarak önemli fiyattan satıp satmadığı, f) Piyasa için mal ve hizmet üreten ve ekonomik olarak önemli fiyat uygulayan birimlerin satış gelirlerinin cari giderlerinin %50 si veya daha fazlasını karşılayıp karşılamadığı, hususları esas alınmıştır. Malî verilerin derlenme biçimi ve kapsamı MADDE 6 () Birimler, hesap bilgilerine ilişkin veri girişlerini internet adresi üzerinden yapacaklardır. (2) Birimlerin sisteme girecekleri hesap bilgileri, il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri için Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hükümleri ile Mahalli İdareler Detaylı Hesap Planı çerçevesinde Bakanlıkça belirlenen ayrıntıdaki mizan bilgileri ve bütçe tahminleri ile finansmanın ekonomik sınıflandırması tablosuna ilişkin bilgilerden oluşur. Diğer birimler için ise Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde Genel Yönetim Detaylı Hesap Planına dönüşümü yapılmış ve Bakanlıkça belirlenen ayrıntıdaki mizan bilgilerinden oluşur. (3) Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri konsolide hesap bilgileri Spor Genel Müdürlüğü tarafından KBS ye girilir. (4) Sosyal tesislerin hesap bilgileri, ilgili bakanlık veya kamu idaresine bağlı tüm sosyal tesisler için konsolide edilmiş ve Genel Yönetim Detaylı Hesap Planına dönüşümü yapılmış olarak, bağlı bulundukları bakanlık/kamu idaresinin ilgili birimi tarafından KBS ye girilir. Birimlerce ihtiyaç duyulması halinde Bakanlıkça verilerin il düzeyinde konsolide edilerek girilmesine izin verilebilir. Veri giriş dönemleri ve birimlerce yapılacak işlemler

309 MADDE 7 () İl özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birliklerince, aylık dönemlerde oluşturulan kümülatif verilerin takip eden ayın sonuna kadar, yılın tamamına ait (Ocak-Aralık dönemi) kümülatif verilerin ise en geç takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar KBS'ye girişi yapılır. (2) İl özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri haricinde kalan birimlerce, Ocak-Mart dönemi, Ocak-Haziran dönemi ve Ocak-Eylül dönemi kümülatif verilerinin, dönemi takip eden ay sonuna kadar (Nisan, Temmuz ve Ekim); yılın tamamına ait (OcakAralık dönemi) kümülatif verilerin ise en geç takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar KBS ye girişi yapılır. (3) İl özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birliklerince ayrıca, ertesi yıla ve izleyen iki yıla ait bütçe gelir-gider tahminleri ile finansmanın ekonomik sınıflandırması tablosuna ilişkin bilgiler Eylül ayı sonuna kadar KBS'ye girilir. (4) Veri girişleri, KBS sistemine giriş yetkisi verilen veri giriş görevlilerince Bakanlıkça yayımlanan uygulama kılavuzu çerçevesinde yapılır. (5) KBS'ye giriş yetkisi ile ilgili şifre talepleri resmî yazıyla il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birliklerince ilgisine göre defterdarlık muhasebe müdürlükleri ve malmüdürlüklerine; üniversite sosyal tesislerince ilgili üniversitenin muhasebe birimine, kalkınma ajanslarınca defterdarlık muhasebe müdürlüğüne ve bunların dışında kalan merkezi Ankara da bulunan birimlerce ise ilgili bulundukları bakanlık merkez muhasebe birimlerine bildirilir. Sistem üzerinde gerekli tanımlama işlemi ilgili muhasebe birimlerince yerine getirilir. Söz konusu birimler, görevinden herhangi bir nedenle ayrılan ve yerine görevlendirilen kullanıcılarını bir sonraki veri giriş döneminden önce muhasebe birimlerine bildirirler. (6) Birimler, KBS'ye veri girişi sırasında karşılaştıkları sorunları muhasebe birimi kontrol görevlisine veya il kontrol görevlisine, e-posta yoluyla ise [email protected] adresine bildirirler. Valiliklerce yapılacak işlemler MADDE 8 () İldeki birimlerin malî verilerinin derlenmesi, Valiliklerin koordinasyonunda gerçekleştirilir. Valilerce bir vali yardımcısı bu işi koordine etmekle görevlendirilir. İl kontrol görevlileri birimler ile yazışmalarını Valilikler aracılığıyla yaparlar. (2) Koordinatör vali yardımcısı, defterdar ve il kontrol görevlisi en az üç ayda bir defa toplanarak ildeki veri giriş durumunu, Bakanlığın talep yazısına istinaden uygulanması gereken idari para cezalarının uygulanıp uygulanmadığını, veri göndermeyen birimlerle ilgili olarak birimlere yazılan uyarı yazıları ve düzenlenen eğitim faaliyetlerine ilişkin bilgileri, veri girişinin tamamlanması açısından gerekli kurumsal yapıyı oluşturamayan birimlerle ilgili olarak alınan tedbirleri ve genel yönetim malî istatistiklerinin önemi konusunda birimlerin üst yöneticilerine yapılan bilgilendirme faaliyetlerini değerlendirerek alınması gereken önlemleri belirlerler ve durumu tutanak altına alırlar. Bakanlıkça istenmesi veya koordinatör vali yardımcısı tarafından ihtiyaç duyulması halinde bu Tebliğ kapsamındaki faaliyetler hakkında rapor düzenlenerek Bakanlığa gönderilir. Defterdarlıklarca yapılacak işlemler MADDE 9 () Malî istatistiklerin mevzuatta öngörülen süre ve içerikte derlenmesi ve yayımlanması kanuni bir zorunluluk olduğundan, il defterdarınca veri derlenmesi işlemlerine özel önem verilir ve gerekli önlemler alınır. (2) İhtiyaç duyulması halinde, verilerin KBS ye doğru bir şekilde aktarılması ve muhasebe sisteminin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için KBS veri giriş görevlilerine yönelik olarak eğitim programı düzenlenir. (3) İl kontrol görevlileri ve muhasebe birimi kontrol görevlilerinin bu Tebliğde belirtilen sorumluluklarını yerine getirip getirmedikleri takip edilir. İl kontrol görevlilerince yapılacak işlemler

310 MADDE 0 () İl kontrol görevlileri, il sınırları dâhilindeki il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri, sosyal tesisler, kalkınma ajansları, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü ile belediye bağlı idareleri ve belediye şirketlerine ait veri giriş durumlarını KBS üzerinden anlık olarak takip ederler. İl kontrol görevlileri, verilerin zamanında ve doğru bir şekilde KBS ye girilmesini sağlamak üzere muhasebe birimi kontrol görevlileri ile koordineli olarak çalışırlar. (2) İl kontrol görevlileri, il sınırları dâhilindeki birimler tarafından KBS ye girilen verilerin, muhasebe birimi kontrol görevlilerince Bakanlıkça yayımlanan inceleme rehberine göre kontrol edilip edilmediğini takip ederler. (3) İl kontrol görevlileri, il sınırları dâhilinde yeni kurulan, taşınan, birleşen, adı değişen ya da kapanan birimlerin KBS sisteminde güncellenmesine yönelik olarak Bakanlığa bilgi verirler. (4) İl kontrol görevlileri, bu Tebliğ kapsamında yürütmüş oldukları faaliyetleri, muhasebe birimi kontrol görevlilerinden gelen bilgileri de içerecek şekilde vali yardımcısı koordinasyonunda düzenlenen toplantıda komisyonun bilgisine sunarlar. Muhasebe birimi kontrol görevlilerince yapılacak işlemler MADDE () Muhasebe birimi kontrol görevlileri, sorumluluk alanındaki birimlere ait veri girişlerinin zamanında tamamlanması için gerekli önlemleri alırlar. (2) Muhasebe birimi kontrol görevlileri, il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birliklerince KBS ye girilen verilerin Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hükümleri ile Mahalli İdareler Detaylı Hesap Planına uygunluğunu ve diğer birimlerin verilerinin Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hükümleri ile Genel Yönetim Detaylı Hesap Planına uygunluğunu Bakanlıkça yayımlanan inceleme rehberine göre kontrol ederler. (3) Muhasebe birimi kontrol görevlileri, sorumluluk alanındaki birimlerden verilerini bu Tebliğde belirlenen sürelerde KBS ye girmeyenleri uyarırlar ve buna rağmen veri girişi yapmayan birimleri il kontrol görevlisine bildirirler. (4) Muhasebe birimi kontrol görevlileri, veri derleme ve inceleme sürecinde yapılan faaliyetleri il kontrol görevlisine raporlar. Bakanlıkça yapılacak işlemler MADDE 2 () Hesap bilgilerinin zamanında ve doğru bir şekilde KBS ye girilmesinin takibi ve gerekli tedbirlerin alınması işlemlerinin genel koordinasyonu, (2) İl kontrol görevlileri ve muhasebe birimi kontrol görevlilerinin görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları sorunların çözümüne ilişkin gerekli çalışmaların yapılması, (3) Birimlerce veri girişi sırasında karşılaşılan teknik sorunlara ilişkin olarak gerekli önlemlerin alınması, (4) Ek- deki listede merkezi yönetim kapsamındaki bütçe dışı kurumlar ile sosyal güvenlik kurumları hesap bilgilerinin zamanında ve doğru bir şekilde KBS ye girilmesinin takibi ve veri girişlerinin zamanında yapılması için gerekli tedbirlerin alınması, (5) Birimlerin mizanlarında muhasebe tekniğine uygunluk açısından inceleme yapılması ve tespit edilen hataların il kontrol görevlileri aracılığıyla düzeltilmesi, faaliyetleri Bakanlıkça yürütülür. Birimlerin muhasebe işlemleri ve malî tablolarının denetimi MADDE 3 () Bu Tebliğ kapsamına dahil idarelere ait hesapların mevzuatla belirlenen ilke, esas ve usullere uygun olarak oluşturulmasının sağlanması ile birimlerden zamanında ve doğru veri elde edilmesi için Bakanlıkça veya Defterdarlıklarca, gerekli görülen birimlerin malî tabloları, muhasebe tekniğine uygunluk ve malî tablolardaki verilerin KBS ye doğru aktarılıp aktarılmadığının incelenmesi açısından denetim programlarına dâhil edilir. Defterdarlıklar tarafından yapılacak denetimler sonucunda ortaya çıkan hata ve noksanlıkların giderilmesi için, birimlerin muhasebe yetkililerine yönelik olarak Defterdarlıklarca eğitim düzenlenmesi dâhil gerekli tüm tedbirler alınır.

311 (2) İl kontrol görevlileri ve muhasebe birimi kontrol görevlilerinin bu Tebliğde belirtilen sorumluluklarını yerine getirip getirmedikleri merkez ve il denetim programlarına dâhil edilir. Hesap bilgilerinin süresinde gönderilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar MADDE 4 () Kanunun 53 üncü maddesinin son fıkrasında, genel yönetim kapsamına dâhil kamu idarelerinden, malî istatistiklerine esas verilerini süresinde göndermeyenlere, Bakanlıkça bir ay ek süre verileceği, verilen ek süre sonunda da verilerin gönderilmemesi halinde ise Bakanlığın talebi üzerine, ilgili kamu idaresinin üst yöneticileri tarafından malî hizmetler birimi yöneticisi ile muhasebe yetkilisine, her türlü aylık, ödenek, zam ve tazminat dâhil yapılan bir aylık net ödemeler toplamı tutarında idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Kanunda ayrıca, idari para cezası uygulanmış olmasının, bilgi verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı ve idari para cezalarının Kanunun 73 üncü maddesi hükümlerine göre tahsil edileceği de hükme bağlanmış bulunmaktadır. (2) Kanunun 73 üncü maddesinde ise Bu Kanunda belirtilen para cezaları, ilgili kamu idaresinin üst yöneticisi tarafından verilir. Para cezaları, karar verilmesini izleyen ay başından başlamak üzere ve herhangi bir hüküm almaya gerek kalmaksızın; ilgililerine yapılan her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dâhil bir aylık net ödemelerin dörtte biri oranında kesilerek tahsil olunur. hükmü yer almaktadır. (3) Anılan hükümler çerçevesinde, hesap bilgilerini bu Tebliğde belirtilen sürede göndermediği veya gönderilmiş olan hesap bilgilerinin mevzuat hükümleri çerçevesinde Bakanlıkça belirlenen mizan formatına uygun olmadığı Bakanlıkça ve/veya Defterdarlıklarca tespit olunanlara, bu Tebliğde belirlenen veri giriş süresi bitiminden itibaren ay ek süre verilir ve ilgili birimlere bildirilir. aylık süre bitiminde de hesap bilgilerini göndermeyen birimlere birinci fıkrada belirtilen idari para cezasının uygulanması ve sonucundan bilgi verilmesi doğrudan veya Defterdarlıkların talebi üzerine Bakanlıkça, birimlerin üst yöneticilerinden istenir. (4) Üst yöneticiler idari para cezasının uygulanıp uygulanmayacağı hususunda takdir yetkisine sahip değildir. Bu çerçevede üst yöneticiler, bu Tebliğ hükümlerine göre malî hizmetler birimi yöneticisi ile muhasebe yetkilisine verilmesi Bakanlıkça istenen idari para cezasını vermek, Kanunun ilgili maddesine göre tahsil etmek ve sonucundan Bakanlığa bilgi vermekle yükümlüdürler. Bütçe politikası, gelir ve giderlerin izlenmesi amacıyla istenecek veriler MADDE 5 () Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, genel yönetimin tüm gelir ve giderleri ile borç ve malî imkânlarının tespitinin ve takibinin yapılabilmesi amacıyla, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve merkezi yönetim bütçesinden yardım alan kurum, kuruluş, vakıf ve dernekler ile benzeri teşekküllerin; gelir ve gider tahminlerini, malî tablolarını, birbirleriyle olan borç ve alacak durumlarını, personel giderlerine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri, istenilmesi halinde Maliye Bakanlığına vermek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır. (2) Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde tanımlanan belediye bağlı idareleri, Bakanlıkça belirlenen mizan formatına uygun olarak aylık dönemlerde oluşturulan kümülatif verilerini takip eden ayın sonuna kadar, yılın tamamına ait (Ocak-Aralık dönemi) kümülatif verilerini ise en geç takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar KBS'ye girerler. 0/7/2004 tarihli ve 526 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 70 inci maddesi kapsamındaki belediye şirketlerine ait malî veriler ise aynı formatta bağlı oldukları belediye tarafından KBS ye girilir. (3) Kamu iktisadi teşebbüslerinin malî verileri ise Hazine Müsteşarlığınca birleştirilerek ikinci fıkrada belirtilen dönemlerde Bakanlığa verilir. Genel yönetim sektörü kapsamının gözden geçirilmesi

312 MADDE 6 () Bu Tebliğ ile belirlenen genel yönetim sektörünün kapsamı bu Tebliğin yayımlandığı tarihten itibaren her üç yılda bir Bakanlıkça incelenir ve ilgili idarelerin de görüşünün alınması suretiyle gerekli görülmesi halinde kapsam yeniden belirlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan tebliğler MADDE 7 () 25/0/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Genel Yönetim Malî İstatistikleri Genel Tebliği (Mahalli İdareler Malî Verileri) (Sıra No: ), (2) 4/2/2009 tarihli ve 273 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Genel Yönetim Malî İstatistikleri Genel Tebliği (Genel Yönetim Sektörünün Kapsamı) (Sıra No: 2), (3) 9/9/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Genel Yönetim Malî İstatistikleri Genel Tebliği (Genel Yönetim Sektörü Kapsamına İlk Defa Alınan Kamu İdarelerinin Malî Verileri) (Sıra No: 4), yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlük MADDE 8 () Bu Tebliğ //202 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 9 () Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür. EK- GENEL YÖNETİM SEKTÖRÜ I- MERKEZİ YÖNETİM ALT SEKTÖRÜ ABütçe İçi Kurumlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi 2. Cumhurbaşkanlığı 3. Başbakanlık 4. Anayasa Mahkemesi 5. Yargıtay 6. Danıştay 7. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 8. Sayıştay 9. Adalet Bakanlığı 0. Millî Savunma Bakanlığı. İçişleri Bakanlığı 2. Dışişleri Bakanlığı 3. Maliye Bakanlığı 4. Millî Eğitim Bakanlığı 5. Sağlık Bakanlığı 6. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 7. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 8. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 9. Kültür ve Turizm Bakanlığı 20. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2. Avrupa Birliği Bakanlığı 22. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 23. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 24. Ekonomi Bakanlığı 25. Gençlik ve Spor Bakanlığı

313 26. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 27. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 28. Kalkınma Bakanlığı 29. Orman ve Su İşleri Bakanlığı 30. Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 3. Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 32. Jandarma Genel Komutanlığı 33. Sahil Güvenlik Komutanlığı 34. Emniyet Genel Müdürlüğü 35. Diyanet İşleri Başkanlığı 36. Hazine Müsteşarlığı 37. Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı 38. Devlet Personel Başkanlığı 39. Türkiye İstatistik Kurumu 40. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 4. Gelir İdaresi Başkanlığı 42. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 43. Meteoroloji Genel Müdürlüğü 44. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 45. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 46. Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 47. Yükseköğretim Kurulu 48. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 49. İstanbul Üniversitesi 50. İstanbul Teknik Üniversitesi 5. Ankara Üniversitesi 52. Karadeniz Teknik Üniversitesi 53. Ege Üniversitesi 54. Atatürk Üniversitesi 55. Orta Doğu Teknik Üniversitesi 56. Hacettepe Üniversitesi 57. Boğaziçi Üniversitesi 58. Dicle Üniversitesi 59. Çukurova Üniversitesi 60. Anadolu Üniversitesi 6. Cumhuriyet Üniversitesi 62. İnönü Üniversitesi 63. Fırat Üniversitesi 64. Ondokuz Mayıs Üniversitesi 65. Selçuk Üniversitesi 66. Uludağ Üniversitesi 67. Erciyes Üniversitesi 68. Akdeniz Üniversitesi 69. Dokuz Eylül Üniversitesi 70. Gazi Üniversitesi 7. Marmara Üniversitesi 72. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 73. Trakya Üniversitesi 74. Yıldız Teknik Üniversitesi 75. Yüzüncü Yıl Üniversitesi

314 76. Gaziantep Üniversitesi 77. Abant İzzet Baysal Üniversitesi 78. Adnan Menderes Üniversitesi 79. Afyon Kocatepe Üniversitesi 80. Balıkesir Üniversitesi 8. Celal Bayar Üniversitesi 82. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 83. Dumlupınar Üniversitesi 84. Gaziosmanpaşa Üniversitesi 85. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 86. Harran Üniversitesi 87. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 88. Kafkas Üniversitesi 89. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 90. Kırıkkale Üniversitesi 9. Kocaeli Üniversitesi 92. Mersin Üniversitesi 93. Muğla Üniversitesi 94. Mustafa Kemal Üniversitesi 95. Niğde Üniversitesi 96. Pamukkale Üniversitesi 97. Sakarya Üniversitesi 98. Süleyman Demirel Üniversitesi 99. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 00. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi 0. Galatasaray Üniversitesi 02. Ahi Evran Üniversitesi 03. Kastamonu Üniversitesi 04. Düzce Üniversitesi 05. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 06. Uşak Üniversitesi 07. Rize Üniversitesi 08. Namık Kemal Üniversitesi 09. Erzincan Üniversitesi 0. Aksaray Üniversitesi. Giresun Üniversitesi 2. Hitit Üniversitesi 3. Bozok Üniversitesi 4. Adıyaman Üniversitesi 5. Ordu Üniversitesi 6. Amasya Üniversitesi 7. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 8. Ağrı Dağı Üniversitesi 9. Sinop Üniversitesi 20. Siirt Üniversitesi 2. Nevşehir Üniversitesi 22. Karabük Üniversitesi 23. Kilis 7 Aralık Üniversitesi 24. Çankırı Karatekin Üniversitesi 25. Artvin Çoruh Üniversitesi

315 Bilecik Üniversitesi Bitlis Eren Üniversitesi Kırklareli Üniversitesi Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Bingöl Üniversitesi Muş Alparslan Üniversitesi Mardin Artuklu Üniversitesi Batman Üniversitesi Ardahan Üniversitesi Bartın Üniversitesi Bayburt Üniversitesi Gümüşhane Üniversitesi Hakkari Üniversitesi Iğdır Üniversitesi Şırnak Üniversitesi Tunceli Üniversitesi Yalova Üniversitesi Türk-Alman Üniversitesi Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Bursa Teknik Üniversitesi İstanbul Medeniyet Üniversitesi İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Konya Üniversitesi Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi Erzurum Teknik Üniversitesi Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Savunma Sanayi Müsteşarlığı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Atatürk Kültür Merkezi Türk Dil Kurumu Türk Tarih Kurumu Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Türkiye Bilimler Akademisi Türkiye Adalet Akademisi Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Karayolları Genel Müdürlüğü Spor Genel Müdürlüğü Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Orman Genel Müdürlüğü Vakıflar Genel Müdürlüğü Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Türk Akreditasyon Kurumu Türk Standartları Enstitüsü Türk Patent Enstitüsü Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü

316 76. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 77. Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 78. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 79. GAP Bölge Kalkınma İdaresi 80. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 8. Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu 82. Meslekî Yeterlilik Kurumu 83. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 84. Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 85. Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 86. Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 87. Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 88. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 89. Türkiye Su Enstitüsü 90. Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu 9. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 92. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 93. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 94. Kamu İhale Kurumu 95. Rekabet Kurumu 96. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 97. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu B- Bütçe Dışı Kurumlar. Savunma Sanayi Destekleme Fonu 2. Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Destekleme Fonu 3. Özelleştirme Fonu 4. Başbakanlık Tanıtma Fonu 5. Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu 6. Döner Sermayeler 7. Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı 8. Merkezi İhale ve Finans Birimi 9. Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanlığı 0.Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu.Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATOPOL Tesisleri İşletme Başkanlığı 2.Türkiye Radyo Televizyon Kurumu 3.Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü 4.Kefalet Sandıkları 5.Sosyal Tesisler 6.Şeker Kurumu II- MAHALLİ İDARELER ALT SEKTÖRÜ. İl Özel İdareleri (Bozcaada ve Gökçeada İlçe Özel İdareleri Dâhil) 2. Belediyeler 3. Mahalli İdare Birlikleri 4. Kalkınma Ajansları 5. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri III- SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI ALT SEKTÖRÜ. Sosyal Güvenlik Kurumu 2. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü 3. İşsizlik Sigortası Fonu

317 [R.G. 06 Nisan ] DÜZELTME 3/4/202 tarihli ve sayılı Resmî Gazete nin 8 inci sayfasında aslına uygun olarak yayımlanan, Basın Kartı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik in inci maddesinde yer alan rakamı, 2435 olarak düzeltilmiştir. [R.G. 06 Nisan ] YÖNETMELİKLER Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ASGARİ İŞÇİLİK TESPİT KOMİSYONUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 27/9/2008 tarihli ve 2700 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Asgari İşçilik Tespit Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir; ç) Koordinatör il müdürlüğü: Bünyesinde asgari işçilik tespit komisyonu bulunduran sosyal güvenlik il müdürlüğünü, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin; a) 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki, 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki, 5 inci maddesinin birinci fıkrasındaki, 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki, 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki Daire Başkanlığı ibareleri koordinatör il müdürlüğü b) inci maddesinin birinci fıkrasındaki, 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki, 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki Daire Başkanlığına ibareleri koordinatör il müdürlüğüne şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin beşinci fıkrasındaki Kurumca ibaresi koordinatör il müdürlüğünce şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir; (6) Birden fazla koordinatör il müdürlüğünün mevcut olması halinde, komisyonlarda görevli komisyon başkanları ile konfederasyonlarca ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince görevlendirilmiş birer üyenin katılacağı istişare komisyonu toplantıları her ayın ilk haftasında yapılır. İstişare toplantılarında alınan kararlar tutanağa bağlanır ve komisyonlar açısından bağlayıcıdır. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 0 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki Komisyonca ibaresi 7 nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca oluşturulan istişare komisyonunca şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 27/9/

318 [R.G. 07 Nisan ] Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: ELEKTRİK PİYASASI SERBEST TÜKETİCİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 4/9/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıda şekilde değiştirilmiştir. Tedarikçisini değiştirmek isteyen bir serbest tüketici ikili anlaşma yapmadan önce bir önceki tedarikçisine olan yükümlülüklerini yerine getirdiğini yeni tedarikçisine belgelemek zorundadır. Başvuru sahibinin bir önceki tedarikçisinden, borcu olmadığına ilişkin belge talep etmesi halinde söz konusu belge, başvuru tarihini izleyen iki iş günü içerisinde başvuru sahibine verilir. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı yürütür. [R.G. 07 Nisan ] Türkiye Noterler Birliğinden: NOTERLİK KANUNU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/7/976 tarihli ve 5645 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (B) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 6 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yürütür. [R.G. 07 Nisan ] TEBLİĞ Maliye Bakanlığından: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA 6 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ

319 (SERİ NO: 3) 25/2/20 tarihli ve. Mükerrer sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 6 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapan 6274 sayılı 6 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun /2/202 tarihli ve 2820 sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir sayılı Kanunun inci maddesiyle yapılan değişiklik neticesinde 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrası () Bakanlar Kurulu, bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında öngörülen başvuru ve ilk taksit ödeme sürelerini bir aya kadar, yabancı ülkelerde de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden, Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkede faaliyette bulunan ve bu ülkedeki faaliyetleri nedeniyle durumları 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilenlerin, bu Kanun kapsamında alacakları yapılandırılan alacaklı idarelere mücbir sebep hallerinin devam ettiği süre içinde ödemeleri gereken taksitlerin ödeme süreleri ile 23 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere (alacaklı idarelere) doğal afetin vukuu tarihinden itibaren ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri, mücbir sebep halinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak üzere topluca veya ayrı ayrı bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir. şeklini almıştır. 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile Bakanlar Kuruluna, 23 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesine göre doğal afet nedeniyle Bakanlığımız tarafından mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlu olanlar (münhasıran bu yerlerdeki dairelere) ile Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen yabancı ülkede de faaliyette bulunan ve bu ülkedeki faaliyetleri nedeniyle durumları 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilen vergi mükelleflerinin, 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarının taksit ödeme sürelerini mücbir sebep halinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak üzere topluca veya ayrı ayrı bir yıla kadar uzatma hususunda yetki verilmiştir. Bakanlar Kurulu, bu yetkisini 7/3/202 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 202/294 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (Bu Tebliğde BKK olarak anılacaktır.) ile kullanmış olup karar metni aşağıda yer almaktadır. Doğal Afetler ve Olağanüstü Politik Risk Nedeniyle Meydana Gelen Mücbir Sebeplere İstinaden 6 Sayılı Kanunda Yer Alan Taksit Sürelerinin Yeniden Belirlenmesine İlişkin Karar Amaç ve kapsam MADDE () Bu Kararın amacı; 23 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü ve 5 inci maddeleri çerçevesinde doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkelerde de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden, durumları 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilenlerin, mücbir sebep hallerinin devam ettiği süre içinde 6 sayılı Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımları kapsamında alacakları yapılandırılan idarelere ödemeleri gereken taksitlerin ödeme sürelerinin yeniden belirlenmesidir. Doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerler MADDE 2 () 6 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/20 tarihinden sonra ülkemizde meydana gelen doğal afetler nedeniyle, Maliye Bakanlığınca 23 sayılı Kanunun 3 üncü ve 5 inci maddelerine istinaden;

320 a) Kütahya İli, Simav İlçesinde 9/5/20 ila 29/2/202 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil), b) Rize İli, Merkez İlçesinde 24/9/20 ila 3/2/20 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil), c) Van İli geneli ile Bitlis İli, Adilcevaz ve Ağrı İli, Patnos ilçelerinde ise bitim tarihi daha sonra belirlenmek üzere 23/0/20 tarihinden itibaren (bu tarih dâhil), mücbir sebep hali ilan edilmiştir. (2) Doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki borçluların münhasıran bu yerlerdeki dairelere (alacaklı idarelere) olan taksit ödeme süreleri bu Kararın 4 üncü maddesi çerçevesinde uzatılmıştır. Olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkeler MADDE 3 () 20 yılında Libya ve Suriye de meydana gelen olaylar nedeniyle bu ülkeler, Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği ülke olarak tespit edilmiştir. (2) Libya ve Suriye deki faaliyetleri nedeniyle durumları 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilen vergi mükelleflerinin, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan ve 6 sayılı Kanun kapsamında alacaklı tüm idarelere ödemeleri gereken taksitlerin ödeme süreleri, bu Kararın 4 üncü maddesi çerçevesinde uzatılmıştır. Ödeme süreleri MADDE 4 () Bu Kararın 2 nci maddesi kapsamında mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile 3 üncü maddesi kapsamında mücbir sebep hali kabul edilen borçluların, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan taksitlerinden (ödeme süresinin son günü mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe rastlayan taksitler dâhil) birincisinin ödeme süresi mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayda, diğer taksitlerin ödeme süreleri de bu ayı takip eden aylarda (toplam on iki ayda) birbirini izleyecek şekilde ödenmek üzere uzatılmıştır. (2) Mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan taksit sayısının on ikiden fazla olması halinde, fazla olan taksitler on ikinci taksitle birlikte ödenir. (3) Mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasında peşin veya defaten ödenmesi gereken tutarlar, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayda ödenir. (4) Bu Kararın yayımı tarihinden önce mücbir sebep hali sona eren yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile mücbir sebep hali sona eren borçluların, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan taksitlerinden birincisinin ödeme süresi, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen aydan itibaren bir yılı geçmemek şartıyla, bu Kararın yayımını takip eden aydan başlamak üzere, diğer taksitlerin ödeme süreleri ise bu ayı takip eden aylarda birbirini izleyecek şekilde ödenmek üzere uzatılmıştır. Yürürlük MADDE 5 () Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 6 () Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. Bu Tebliğde, BKK nın uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmektedir. I- 6 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ TAKSİTLERİN ÖDEME SÜRELERİNİ UZATAN HALLER 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesine göre bu Kanundan yararlanan borçluların taksit ödeme sürelerinin Bakanlar Kurulunca uzatılabilmesi için bu borçluların; - 23 sayılı Kanunun verdiği yetkiye istinaden Maliye Bakanlığı tarafından doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlu bulunması veya

321 - Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkede de faaliyette bulunuyor olması ve durumlarının 23 sayılı Kanun kapsamında mücbir sebep hali kabul edilmiş olması, gerekmektedir. Bakanlar Kurulu, yukarıda belirtilen her iki hal için de 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesindeki, taksitlerin ödeme sürelerinin uzatılmasına yönelik, yetkisini kullanmıştır. - Maliye Bakanlığı Tarafından Doğal Afet Nedeniyle Mücbir Sebep Hali İlan Edilen Yerler ve Süreler 6 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/20 tarihinden sonra ülkemizde meydana gelen doğal afetler nedeniyle 23 sayılı Kanunun verdiği yetkiye istinaden Bakanlığımız tarafından; a) Kütahya İli Simav İlçesinde 9/5/20 ila 29/2/202 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil), b) Rize İli Merkez İlçesinde 24/9/20 ila 3/2/20 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil), c) Van İli genelinde, Bitlis İli Adilcevaz ve Ağrı İli Patnos İlçelerinde ise bitim tarihi daha sonra belirlenmek üzere 23/0/20 tarihinden itibaren (bu tarih dâhil), mücbir sebep hali ilan edilmiştir. Doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere 6 sayılı Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımları kapsamında taksitlendirilmiş borcu bulunanların, bu dairelere (alacakları yapılandırılan tüm idarelere) olan taksitlerinin ödeme süreleri BKK ile uzatılmıştır. Dolayısıyla, BKK ile yapılan süre uzatımı, doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerin dışında bulunan dairelere 6 sayılı Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitleri kapsamamaktadır. Başka bir anlatımla, 6 sayılı Kanun kapsamında birden fazla daireye taksitlendirilmiş borcu bulunanların, doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere olan taksitlerinin ödeme süreleri BKK ya göre uzatıldığı halde, bu yerlerin dışındaki dairelere olan taksitlerinin ödeme sürelerinin uzatılması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Örnek - Van Vergi Dairesine ve Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Yeğenbey Vergi Dairesine olan borçları 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmış olan borçlunun, BKK gereğince Van Vergi Dairesine olan borçlarının taksit ödeme süreleri uzatılmış olmasına rağmen, doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelerden olmayan Yeğenbey Vergi Dairesine olan borçlarının taksit ödeme süreleri uzatılmamıştır. 2- Olağanüstü Politik Riskin Gerçekleştiği Tespit Edilen Ülkelerde de Faaliyette Bulunan ve Durumları Mücbir Sebep Hali Kabul Edilen Mükellefler Ekonomi Bakanlığı tarafından, 20 yılında meydana gelen olaylar nedeniyle Libya ve Suriye olağanüstü politik riskin gerçekleştiği ülke olarak tespit edilmiştir. Bakanlığımızca da Libya veya Suriye de de faaliyette bulunan ve bu ülkelerde meydana gelen olaylardan etkilenen mükelleflerin durumlarını ispat veya tevsik eden bilgi ve vesikalarla etkilendikleri süreyi de belirtmek suretiyle gelir/kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairesine müracaat etmeleri ve durumlarının değerlendirilmesi sonucunda, olaylardan vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak derecede etkilendiklerinin anlaşılması halinde, durumlarının mücbir sebep hali olarak kabul edileceği yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan BKK nın 3 üncü maddesiyle Libya veya Suriye de de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden, bu ülkelerdeki faaliyetleri nedeniyle durumları 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilenlerin, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan ve alacakları 6 sayılı Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımları kapsamında yapılandırılmış alacaklı tüm

322 idarelere/tahsil dairelerine ödemeleri gereken 6 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerinin ödeme süreleri uzatılmıştır. Örnek 2- Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Uludağ Vergi Dairesine ve İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Zeytinburnu Vergi Dairesine olan borçları 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmış olan borçlunun, Libya da meydana gelen olaylar nedeniyle mücbir sebep halinin kabul edilmesi durumunda, BKK gereğince hem Uludağ Vergi Dairesine hem de Zeytinburnu Vergi Dairesine olan borçlarının taksit ödeme süreleri uzatılacaktır. Diğer taraftan, olağanüstü politik riskin gerçekleştiği ülkede de faaliyette bulunan borçluların Bakanlığımız dışındaki idarelere olan taksit ödeme sürelerinin ilgili idarece uzatılabilmesi için borçlunun durumunun 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edildiğine ilişkin bağlı olduğu vergi dairesinden alacağı belgeyi alacaklı idareye ibraz etmesi gerekmektedir. Örnek 3- Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Ostim Vergi Dairesi mükellefi (A), Sosyal Güvenlik Kurumu Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan borçlarını 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmıştır. Mükellef (A) nın Libya da meydana gelen olaylar nedeniyle mücbir sebep halinde olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, mükellef (A) nın, Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne olan ve 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarının taksit ödeme sürelerinin BKK uyarınca uzatılabilmesi için mücbir sebep halinin kabul edildiğine ilişkin belgeyi bağlı olduğu Ostim Vergi Dairesinden alarak, anılan Müdürlüğe ibraz etmesi gerekmektedir. II- TAKSİT ÖDEME SÜRELERİNİN YENİDEN BELİRLENMESİ BKK nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkede de faaliyette bulunanlardan, 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre durumları mücbir sebep hali kabul edilen borçluların, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan taksitlerinin (ödeme süresinin son günü mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe rastlayan taksitler dâhil) ödeme süreleri; - birincisi, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayda, - diğerleri ise birinci taksitin ödenmesi gereken ayı takip eden aylarda (toplam on iki ayda) birbirini izleyecek şekilde, ödenmek üzere uzatılmıştır. Anılan fıkra ile BKK nın Resmî Gazete de yayımlandığı 7/3/202 tarihi itibarıyla mücbir sebep hali devam eden borçluların 6 sayılı Kanun kapsamında ödemeleri gereken taksitlerinin ödeme sürelerinin uzatılmasına yönelik düzenleme yapılmıştır. Buna göre, BKK nın yayımlandığı 7/3/202 tarihi itibarıyla; Van İli genelinde, Bitlis İli Adilcevaz ve Ağrı İli Patnos İlçelerinde doğal afet nedeniyle 23/0/20 tarihinden geçerli olmak üzere ilan edilen mücbir sebep hali BKK nın yayımlandığı 7/3/202 tarihi itibarıyla devam ettiğinden, bu yerlerdeki dairelere borçlu olanlar bu fıkra kapsamına girmektedir. Ayrıca, Libya veya Suriye de de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden kişisel başvurularına istinaden durumları mücbir sebep hali kabul edilenlerden bu halleri devam edenler de bu fıkra kapsamında değerlendirilecektir. Örnek 4- Van Vergi Dairesi mükellefi (B), bu vergi dairesine olan borçlarını 9 eşit taksitte ödeme seçeneğini tercih ederek 6 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırmış olup, mükellef mücbir sebep halinin başlangıç tarihi olan 23/0/20 tarihi itibarıyla 6 sayılı Kanun hükümlerini ihlal etmemiştir. 23/0/20 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle, Van İli genelinde bu tarihten başlamak üzere Bakanlığımızca ilan edilen mücbir sebep hali halen devam etmektedir. Konunun örneklenebilmesi için 30/6/202 tarihi, mücbir sebep halinin sona ereceği tarih olarak varsayılmıştır.

323 Buna göre, mükellef (B) nin mücbir sebep halinin başlangıç ve bitiş (23/0/20 30/6/202) tarihleri arasına rastlayan taksitlerinin yeni ödeme süreleri aşağıdaki şekilde oluşacaktır. Eski ödeme süresi Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Haziran 20 Temmuz 20 Eylül 20 Kasım 20 Ocak 202 Mart 202 Mayıs 202 Temmuz 202 Eylül 202 Yeni ödeme süresi (BKK ya göre) Haziran 20 Temmuz 20 Eylül 20 Temmuz 202 Ağustos 202 Eylül 202 Ekim 202 Temmuz 202 Eylül 202 Bu itibarla, mükellef (B) nin Kasım 20, Ocak 202, Mart 202, Mayıs 202 aylarında ödenmesi gereken taksitlerinin (4, 5, 6 ve 7 nci taksitler) ödeme süreleri, BKK gereğince mücbir sebep halinin sona erdiği kabul edilen Haziran 202 ayını takip eden Temmuz 202 ayından başlayacak şekilde uzamıştır. Bu durumda, 202 yılının Temmuz ayında iki (4 ve 8 inci taksitler), Ağustos ayında bir (5 inci taksit), Eylül ayında iki (6 ve 9 uncu taksitler) ve Ekim ayında da bir (7 nci taksit) taksit ödemesi yapılacaktır. Örnek 5- Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi mükellefi (C) nin, 2 eşit taksitte ödeme seçeneğine göre 6 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında borçları yapılandırılmıştır. Mükellef (C), Libya da meydana gelen olaylar nedeniyle 25/4/20 tarihinden itibaren mücbir sebep halinde olduğunu ve mücbir sebep halinin 3/3/202 tarihine kadar devam edeceğini gösterir bilgi ve belgelerle bağlı olduğu Başkent Vergi Dairesine müracaat etmiş, gerekli değerlendirmeler yapılarak bu mükellefe münhasıran 25/4/20 ila 3/3/202 tarihleri arasında mücbir sebep halinin varlığı kabul edilmiştir. Buna göre, mükellefin mücbir sebep halinin başladığı ve bittiği tarihler arasına rastlayan 6 sayılı Kanun kapsamında ödemesi gereken taksitlerinin ödeme süresi, BKK gereğince mücbir sebep halinin sona erdiği Mart 202 ayını takip eden Nisan 202 ayından başlayacak şekilde uzamıştır. Bu itibarla, mükellef (C) nin mücbir sebep halinin başlangıç ve bitiş (25/4/20 3/3/202) tarihleri arasına rastlayan taksitlerinin yeni ödeme süreleri aşağıdaki şekilde olacaktır. Eski ödeme süresi Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Taksit Haziran 20 Temmuz 20 Eylül 20 Kasım 20 Ocak 202 Mart 202 Mayıs 202 Temmuz 202 Yeni ödeme süresi (BKK ya göre) Nisan 202 Mayıs 202 Haziran 202 Temmuz 202 Ağustos 202 Eylül 202 Mayıs 202 Temmuz 202

324 9. Taksit 0. Taksit. Taksit 2. Taksit Eylül 202 Kasım 202 Ocak 203 Mart 203 Eylül 202 Kasım 202 Ocak 203 Mart 203 Öte yandan, 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile Bakanlar Kuruluna verilen ödeme süresi belirleme yetkisi mücbir sebep halinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak üzere bir yıl ile sınırlıdır. Bakanlar Kurulu kendisine verilen bu yetkiyi, 6 sayılı Kanuna göre ödenmesi gereken ve süre uzatımına konu olan her bir taksit için ayrı ayrı olmak üzere azami on iki aya kadar ödeme süresi belirleyerek kullanmıştır. Ancak, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan taksit sayısının on ikiden fazla olması halinde, fazla olan taksitlerin BKK ile belirlenmiş on ikinci taksit ödeme süresi içerisinde bu taksitle birlikte ödeneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 6 sayılı Kanun kapsamında ödenmesi gereken ve BKK ile ödeme süresi uzatılan taksitlerin ödeme sürelerinin tespitinde bu hususa da dikkat edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borçlar, Kanunun 8 inci maddesi gereğince borçlunun tercihine bağlı olarak ya peşin ya da taksitler halinde ödenebilmektedir. BKK da peşin ödenmesi gereken tutarların ödeme sürelerinin mücbir sebep halinin başladığı tarih ile sona erdiği tarih arasına rastlaması halinde bu tutarların, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayda ödeneceği belirlenmiştir. Örnek 6- Van İli Saray Mal Müdürlüğü mükellefi (Ç) nin 6 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamındaki borcu Ekim 20 tarihinde peşin ödenmek üzere anılan Kanun hükümlerine göre yapılandırılmıştır. 23/0/20 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle, Van İli genelinde bu tarihten başlamak üzere Bakanlığımızca ilan edilen mücbir sebep hali halen devam etmektedir. Konunun örneklenebilmesi için 30/6/202 tarihi, mücbir sebep halinin sona ereceği tarih olarak varsayılmıştır. BKK nın 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasında peşin veya defaten ödenmesi gereken tutarların, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayda ödenmesi uygun bulunduğundan, mükellef (Ç) nin Ekim 20 ayında peşin ödemesi gereken tutarın, örneğimizde Van İli genelinde mücbir sebep halinin 30/6/202 tarihinde bittiği varsayıldığından, Temmuz 202 ayında ödenmesi gerekecektir. Bakanlığımız dışında 6 sayılı Kanuna göre alacakları yapılandırılan idarelere defaten ödenmesi gereken tutarların ödeme sürelerinin mücbir sebep halinin başladığı tarih ile sona erdiği tarih arasına rastlaması halinde de bu tutarların, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayda ödenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde değişiklik yapan 6274 sayılı Kanunun inci maddesi 25/2/20 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı /2/202 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bakanlar Kurulu, anılan Kanunda yapılan değişiklikle kendisine verilen yetkiyi 7/3/202 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 202/294 sayılı BKK ile kullanmıştır. 6 sayılı Kanunun 68 inci maddesi değişikliğinin geçerlilik tarihi 25/2/20 tarihi olduğundan, BKK nın yayımlandığı tarihten önce mücbir sebep halinin sona erdiği haller için BKK nın 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenleme yapılmıştır. Söz konusu düzenleme, (4) Bu Kararın yayımı tarihinden önce mücbir sebep hali sona eren yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile mücbir sebep hali sona eren borçluların, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan

325 taksitlerinden birincisinin ödeme süresi, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen aydan itibaren bir yılı geçmemek şartıyla, bu Kararın yayımını takip eden aydan başlamak üzere, diğer taksitlerin ödeme süreleri ise bu ayı takip eden aylarda birbirini izleyecek şekilde ödenmek üzere uzatılmıştır. şeklindedir. Bu düzenlemeye göre, BKK nın yayımlandığı 7/3/202 tarihinden önce mücbir sebep hali sona eren yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile mücbir sebep hali sona eren borçluların, mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasına rastlayan taksitleri, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen aydan itibaren bir yılı geçmemek şartıyla Nisan 202 ayından başlamak üzere ödenecektir. Birinci taksitin ödeneceği ay olan Nisan 202 ayını izleyen aylarda ise diğer taksitler ödenecektir. Bu kapsamda, Rize İli Merkez İlçesi ile Kütahya İli Simav İlçesinde meydana gelen doğal afetler nedeniyle ilan edilen mücbir sebep hali sırasıyla 3/2/20, 29/2/202 tarihlerinde, BKK nın yayımlandığı 7/3/202 tarihinden önce, sona ermiştir. Buna göre, mücbir sebep halinin devam ettiği süreye rastlayan 6 sayılı Kanun kapsamında ödenecek taksitlerin ödeme süreleri, BKK nın 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre belirlenecektir. Örnek 7- Rize İli Yeşilçay Vergi Dairesi mükellefi (D), 9 eşit taksitte ödeme seçeneğini tercih ederek bu vergi dairesine olan borçlarını 6 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında yapılandırmıştır. Rize İli Yeşilçay İlçesinde meydana gelen doğal afet nedeniyle 24/9/20 ila 3/2/20 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) mücbir sebep hali ilan edildiğinden, 6 sayılı Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri BKK nın 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası da dikkate alınarak aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Eski ödeme süresi. Taksit 2. Taksit 3. Taksit 4. Taksit 5. Taksit 6. Taksit 7. Taksit 8. Taksit 9. Taksit Haziran 20 Temmuz 20 Eylül 20 Kasım 20 Ocak 202 Mart 202 Mayıs 202 Temmuz 202 Eylül 202 Yeni ödeme süresi (BKK ya göre) Haziran 20 Temmuz 20 Nisan 202 Mayıs 202 Ocak 202 Mart 202 Mayıs 202 Temmuz 202 Eylül 202 Örnek 8- Kütahya İli Simav Vergi Dairesi mükellefi (E), peşin ödeme seçeneğini tercih ederek bu vergi dairesine olan borçlarını 6 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırmıştır. Kütahya İli Simav İlçesinde meydana gelen doğal afet nedeniyle 9/5/20 ila 29/2/202 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) mücbir sebep hali ilan edildiğinden, 6 sayılı Kanun kapsamında mücbir sebep halinin başladığı tarih ile mücbir sebep halinin sona erdiği tarih arasında mükellefçe peşin ödenmesi gereken tutarların, BKK nın 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca BKK nın yayımlandığı Mart 202 ayını izleyen ay olan Nisan 202 ayında ödenmesi gerekecektir. III- BKK İLE ÖDEME SÜRESİ UZATILAN TAKSİTLERİN 6 SAYILI KANUNUN 9 UNCU MADDESİ KARŞISINDAKİ DURUMU Bilindiği üzere, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında () a) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit

326 tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 683 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır. b) Bu Kanunun 7 nci maddesinin; onuncu fıkrasının (b) bendi, onsekizinci, yirmibirinci, yirmiikinci ve yirmiüçüncü fıkraları hükümlerine göre ödenmesi gereken taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının bu fıkra hükümlerine göre izleyen taksit ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin bir takvim yılında en fazla iki defa ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme süresinin son taksitini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 683 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır. Aynı şekilde bir takvim yılında bir taksit ödemesi öngörülen yapılandırmalarda da taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının geç ödeme zammı ile birlikte izleyen taksit ile birlikte ödenmesi şartıyla 6 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılmaya devam edilecektir. Diğer taraftan; - Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi, - Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi, - Bir takvim yılında tek taksit ödemesi öngörülen hallerde ödenmeyen taksitin izleyen taksitle birlikte ödenmemesi, halinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir. 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmü BKK ile uzatılan taksitler için de uygulanacaktır. BKK ile ödeme süresi uzatılan taksitlerden sonuncusunun ödeme süresinin son gününün, 6 sayılı Kanundan yararlanmak için yapılan başvuru ile tercih edilen taksit seçeneğine göre ödenmesi gereken son taksitin ödeme süresinden sonraki bir tarihe rastlaması halinde, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uygulamasında BKK ile ödeme süresi uzatılan en son taksit esas alınacaktır. Bu çerçevede, mücbir sebep hali nedeniyle ödeme süresi uzamamış olan taksitlerin 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre geç ödeme zammıyla birlikte ödenebileceği sürenin tayininde de BKK ile ödeme süresi uzatılan en son taksit tarihi esas alınacaktır. Bununla birlikte, ödeme süreleri mücbir sebep halinin başladığı tarihten öncesine rastlayan dolayısıyla ödeme süresi değişmemiş olan taksitlerin, geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi durumunda tahsili gereken geç ödeme zammının hesabında mücbir sebep halinin devam ettiği sürenin bir etkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, bu taksitler için mücbir sebep halinin devam ettiği sürelere de geç ödeme zammı hesaplanacaktır. BKK ile mücbir sebep halinin başlangıç ve bitiş tarihleri arasına rastlayan 6 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerin ödeme süreleri uzadığından, borçluların ödeme süresi uzayan taksitlerini süresinde ödememeleri halinde, taksitlerin BKK ile belirlenen ödeme süreleri esas alınarak 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi gereğince geç ödeme zammı hesaplanacaktır. Bu nedenle, BKK ile ödeme süresi uzatılan taksitlerden, BKK nın yürürlüğünden önce, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre ödenen taksitler için tahsil edilmiş olan geç

327 ödeme zammı, borçlunun öncelikle diğer taksitlerine mahsup edilmek üzere red ve iade edilecektir. Diğer taraftan, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince hesaplanması gereken gecikme zamları için de yukarıda yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır. BKK ile yapılan ödeme süresi uzatımından borçluların yararlanabilmeleri için mücbir sebep halinin başlangıç tarihinden önce 6 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması gerektiği tabiidir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, Örnek 4 teki mükellefin ödeme alternatiflerine göre BKK karşısındaki durumu aşağıda değerlendirilmiştir. - Mükellef (B) nin mücbir sebep halinin başladığı 23/0/20 tarihi itibarıyla Van Vergi Dairesine olan yapılandırılmış borçlarının ilk üç taksitini ödememiş olması halinde, bu taksitler için BKK ile herhangi bir süre uzatımı söz konusu olmadığından, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre Kanundan yararlanma hakkı kaybedilmiş olacaktır. 2- Mükellef (B), inci taksiti süresinde ödediği halde, 2, 3 ve 4 üncü taksitleri ödememiştir. Böyle bir durumda, inci taksit süresinde ödendiğinden ve 4 üncü taksitin de ödeme süresi BKK ile uzatıldığından, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi kapsamında mükellefin 20 takvim yılında süresinde ödenmeyen iki taksiti olacaktır. Dolayısıyla, mükellefin BKK nın yayımlandığı tarih itibarıyla 6 sayılı Kanundan yararlanma hakkı devam etmektedir. 3- Mükellef (B), Haziran 20 ayında ödemesi gereken inci taksiti süresinde ödememiştir. Mükellef (B) nin başvuru sırasında tercih ettiği taksit seçeneğine göre, son taksitin (9 uncu taksit) ödeme süresi Eylül 202 ayı olmasına rağmen BKK ile 7 nci taksitin ödeme süresi Ekim 202 ayı olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre, mükellef (B), süresinde ödenmeyen inci taksitini Kasım 202 ayı sonuna kadar geç ödeme zammı ile birlikte ödemesi halinde, bu taksit için de 6 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. 4- Mükellef (B), 6 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmış borcunun ve 2 nci taksitini süresinde ödediği halde, 3, 4 ve 5 inci taksitlerini sürelerinden sonra Şubat 202 ayında geç ödeme zammı ile birlikte ödemiştir. BKK ile 4 ve 5 inci taksitlerin ödeme sürelerinin uzatılması nedeniyle, bu taksitlere ilişkin ödenmiş olan geç ödeme zamlarının mükellefin diğer taksitlerine mahsubu gerekmektedir. Ancak, 3 üncü taksitin ödeme süresi BKK ile uzamadığından bu taksite ilişkin tahsil edilen geç ödeme zammının red ve iadesi söz konusu olmayacaktır. 5- Mükellef (B) nin 6 sayılı Kanun kapsamında ödemesi gereken 4, 5, 6 ve 7 nci taksitlerinin ödeme süreleri BKK ile uzatıldığından, 202 takvim yılında bu mükellef tarafından toplam altı (4, 5, 6, 7, 8, 9 uncu taksitler) taksit ödemesi yapılacaktır. Buna göre, mükellef (B), 202 yılının Temmuz ayında iki (4 ve 8 inci taksitler), Ağustos ayında bir (5 inci taksit), Eylül ayında iki (6 ve 9 uncu taksitler) ve Ekim ayında da bir (7 nci taksit) taksit olmak üzere ödeme yapacaktır. Böyle bir durumda, 6 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi gereğince bir takvim yılında iki taksit ödememe halinin tespitinde her bir taksit ayrı ayrı değerlendirilecektir. Örneğin, mükellefin Temmuz 202 ayında ödenmesi gereken taksitleri (4 ve 8 inci taksitler) ödememesi halinde, iki taksitin ödenmemesi nedeniyle iki ihlal hakkı kullanılmış olacaktır. 202 yılında bu taksitlerin dışında başka bir taksitin daha süresinde ödenmemesi halinde 6 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir. IV- DİĞER HUSUSLAR - 6 sayılı Kanunun 8 inci maddesine istinaden başvuru sırasında tercih edilen taksit sayısı esas alınarak katsayı hesaplanmaktadır. BKK ile taksitlerin ödeme sürelerinin uzatılması katsayı hesabını etkilememektedir. Bir başka anlatımla taksitlerin ödeme sürelerinin uzatılması başvuru sırasında tercih edilmiş taksit sayısını değiştirmediğinden,

328 tercih edilen taksit sayısına göre hesaplanmış katsayılarda da herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır. 2- BKK ile 6 sayılı Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımları kapsamında yapılandırılan ve mücbir sebep hallerinin devam ettiği süre içinde ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri yeniden belirlenmiş olup, anılan Kanunda yer alan başvuru sürelerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bu nedenle, 6 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere süresinde başvuru yapmayan borçluların BKK ile yapılmış düzenlemelerden yararlanması söz konusu olmayacaktır. 3-6 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde 6274 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlu olanlar ile olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkede de faaliyette bulunan ve bu ülkedeki faaliyetleri nedeniyle durumları 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilenlerin, 6 sayılı Kanun kapsamında mücbir sebep hali devam ettiği sürece ödenmesi gereken taksitlerinin ödeme sürelerinin uzatılması mümkün olup, bunun dışında 23 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde sayılan diğer mücbir sebep halleri nedeniyle 6 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerin ödeme sürelerinin uzatılması Kanunen mümkün bulunmamaktadır. Tebliğ olunur. [R.G. 07 Nisan ] Adalet Bakanlığından: İHALELERE KATILMAKTAN YASAKLAMA KARARI. İhale Kayıt Numarası 20/22692 (İKN) 2. Yasaklama Kararı Adalet Bakanlığı Veren Bakanlık/Kurum 3. İhaleyi Yapan İdarenin Adalet Bakanlığı Bilgi Adı İl/İlçe Ankara/Yenimahalle İşlem Dairesi Başkanlığı İstanbul Yolu 3. Km. Hava Müzesi Karşısı Tel Adresi Şaşmaz Faks Yenimahalle/Ankara Posta bidb.proje.adalet.gov.tr Kodu 4. İhalelere Katılmaktan Yasaklanan Gerçek 5. Ortak ve/veya veya Tüzel Kişi Ortaklıkların Or-Bim Bilgi İşlem ve İletişim Hizmetleri Adı/Unvanı Ali Osman Oray Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İlkbahar Mahallesi 606. Rafet Canıtez Caddesi Adresi Sokak No: 30/ Akın-3 Blok 3/30 Çankaya/Ankara Oran/Ankara T.C. Kimlik No

329 Vergi Kimlik/ Mükellefiyet No. Kayıtlı Olduğu Ticaret/Esnaf Odası Ticaret/Esnaf Sicil No. 6. A Yasaklam ( y a Süresi Ankara Ticaret Odası ) 7. Yasaklamanın Yı () Dayanağı ve l Kapsamı c-2886 DİK Tüm İhalelerden Bakanlık İhalelerinden Kurum İhalelerinden ab ( ) KİSK KİK d-diğer ( ) Mevzuat (X Tüm ) İhalelerden Bakanlık ( ) İhalelerinden Kurum ( ) İhalelerinden (X ) ( ) (X ) ( ) ( ) 296/- İHALELERE KATILMAKTAN YASAKLAMA KARARI. İhale Kayıt Numarası 20/9798 (İKN) 2. Yasaklama Kararı Adalet Bakanlığı Veren Bakanlık/Kurum 3. İhaleyi Yapan İdarenin Adalet Bakanlığı Bilgi Adı İl/İlçe Ankara/Yenimahalle İşlem Dairesi Başkanlığı İstanbul Yolu 3. Km. Hava Müzesi Karşısı Tel Adresi Şaşmaz Faks Yenimahalle/Ankara Posta bidb.proje.adalet.gov.tr Kodu 4. İhalelere Katılmaktan Yasaklanan Gerçek 5. Ortak ve/veya veya Tüzel Kişi Ortaklıkların Or-Bim Bilgi İşlem ve İletişim Hizmetleri Adı/Unvanı Ali Osman Oray Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İlkbahar Mahallesi 606. Rafet Canıtez Caddesi Adresi Sokak No: 30/ Akın-3 Blok 3/30 Çankaya/Ankara Oran/Ankara T.C. Kimlik No Vergi Kimlik/ Mükellefiyet No.

330 Kayıtlı Olduğu Ticaret/Esnaf Ankara Ticaret Odası Odası Ticaret/Esnaf Sicil No Yasaklamanın A Yı Yasaklam ( ) () Dayanağı ve y l a Süresi Kapsamı c-2886 DİK Tüm İhalelerden Bakanlık İhalelerinden Kurum İhalelerinden ab ( ) KİSK KİK d-diğer ( ) Mevzuat (X Tüm ) İhalelerden Bakanlık ( ) İhalelerinden Kurum ( ) İhalelerinden (X ) ( ) (X ) ( ) ( ) 297/- İHALELERE KATILMAKTAN YASAKLAMA KARARI. İhale Kayıt Numarası 20/390 (İKN) 2. Yasaklama Kararı Adalet Bakanlığı Veren Bakanlık/Kurum 3. İhaleyi Yapan İdarenin Adalet Bakanlığı Bilgi Adı İl/İlçe Ankara/Yenimahalle İşlem Dairesi Başkanlığı İstanbul Yolu 3. Km. Hava Müzesi Karşısı Tel Adresi Şaşmaz Faks Yenimahalle/Ankara Posta bidb.proje.adalet.gov.tr Kodu 4. İhalelere Katılmaktan Yasaklanan Gerçek 5. Ortak ve/veya veya Tüzel Kişi Ortaklıkların Or-Bim Bilgi İşlem ve İletişim Hizmetleri Adı/Unvanı Ali Osman Oray Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İlkbahar Mahallesi 606. Rafet Canıtez Caddesi Adresi Sokak No: 30/ Akın-3 Blok 3/30 Çankaya/Ankara Oran/Ankara T.C. Kimlik No Vergi Kimlik/ Mükellefiyet No. Kayıtlı Olduğu Ticaret/Esnaf Ankara Ticaret Odası Odası

331 Ticaret/Esnaf Sicil No Yasaklamanın A Yı Yasaklam (6) ( ) Dayanağı ve y l a Süresi Kapsamı c-2886 DİK Tüm İhalelerden Bakanlık İhalelerinden Kurum İhalelerinden a(x b ) KİSK KİK d-diğer ( ) Mevzuat (X Tüm ) İhalelerden Bakanlık ( ) İhalelerinden Kurum ( ) İhalelerinden ( ) ( ) (X ) ( ) ( ) 298/- [R.G. 07 Nisan ] YÖNETMELİKLER Adalet Bakanlığından: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ADLİ YARGI ADALET KOMİSYONLARINCA BİLİRKİŞİ LİSTELERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, her yıl bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından bilirkişi listelerinin oluşturulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 () Bu Yönetmelik; bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından bilirkişi listelerinin düzenlenmesi, listelerin güncellenmesi, uzmanlık alanlarının belirlenmesi, başvurabilecek olanların nitelikleri, başvuru şekli, başvuruların değerlendirilmesi, listeden çıkarılma usul ve esasları ile bilirkişi listelerine kayıtlı olan ve olmayan bilirkişilerce uyulması gereken etik ilkeleri kapsar. Dayanak MADDE 3 () Bu Yönetmelik, 2//20 tarihli ve 600 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Yönetmelikte geçen; a) Bakanlık: Adalet Bakanlığını, b) Bilirkişi: Çözümü; uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü ya da yazılı olarak vermesi için başvurulan kişi veya kuruluşu, c) Bilirkişi Bilgi Sistemi: Bilirkişilerin internet üzerinden UYAP a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi, ç) Elektronik ortam: Bilişim sistemi ve bilişim ağından oluşan toplam ortamı,

332 d) Hukuk dairesi: Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerini, e) Kanun: Hukuk Muhakemeleri Kanununu, f) Komisyon: Bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonlarını, g) Liste: Bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonu tarafından her yıl için oluşturulan bilirkişi listesini, ğ) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP): Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan yargı bilişim sistemini, h) Yıl: Takvim yılını, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Uzmanlık alanlarının belirlenmesi MADDE 5 () Komisyon, her yıl 5 Eylül tarihine kadar, yargı çevresindeki hukuk daireleri ve hukuk mahkemelerinden hangi alanlarda bilirkişilik için müracaat edildiğini 30 Eylül tarihine kadar bildirilmesini ister. (2) Komisyon, topladığı bilgi ve başvurulardan yararlanmak suretiyle uzmanlık alanlarını belirler. Bu alanlar belirlenirken baro ve ilgili meslek kuruluşlarının görüşlerinden; Türkiye İstatistik Kurumu, diğer ilgili kurum ve kuruluşlar ile UYAP Bilirkişi Bilgi Sisteminin verilerinden yararlanılmak suretiyle uzmanlık alanı türlerinde ülke genelinde birliktelik sağlanır. (3) Yabancı hukuk, örf ve adet hukuku, yürürlükten kalkmış hukuk alanları ile hesap bilirkişiliği gibi alanlar dışında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda listelerde uzmanlık alanı belirlenemez. İlân MADDE 6 () Komisyon, bilirkişi sıfatıyla listeye kaydolmak isteyenlerin komisyon başkanlığına müracaat etmeleri konusunda en geç 5 Ekim tarihine kadar ilân yapar ve bu hususu yargı çevresindeki gerekli gördüğü kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve diğer ilgili yerlere yazıyla bildirir. (2) İlân, duyuru metninin bölge adliye mahkemesi ve yargı çevresindeki adliyelerin ilan panosuna asılması, mahallî bir gazetede yayımlanması ve Bakanlık ile bölge adliye mahkemelerinin internet sitelerinde yayınlanması suretiyle yerine getirilir. Bu konuda gerekirse diğer mutad vasıtalar da kullanılabilir. (3) İlânda, listeye kabul şartları ve başvuru için gerekli belgeler ile listeye kabul edilenlerin yemin için hazır bulunmaları gereken tarih ya da tarihler de gösterilir. Listeye kabul şartları MADDE 7 () Listeye kayıt olabilmek için aşağıdaki şartlar aranır: a) Başvuru tarihinde fiil ehliyetine sahip olmak, b) Bilirkişilik yapacağı alanda en az üç yıllık meslekî deneyime sahip olmak, c) Affa uğramış, ertelenmiş olsa dahi Devlete karşı işlenen suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflâs gibi bir suçtan veya kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından biriyle hükümlü bulunmamak, ç) Disiplin yönünden meslekten ya da memuriyetten çıkarılmamış olmak veya sanat icrasından geçici olarak yasaklı durumda olmamak, d) Daha önce kendi isteği dışında bir bilirkişi listesinden çıkarılmamış olmak, e) Komisyonun yargı çevresinde oturmak veya meslekî faaliyetini icra etmek, f) Başka bir komisyonun listesinde kayıtlı olmamak, g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranılan şartları haiz olmak,

333 ğ) Mesleğini icra edebilmek için herhangi bir meslek kuruluşuna kayıtlı olmak zorunda olanlar için, kayıtlı olunan meslek kuruluşunun mevzuatına göre bilirkişilik yapabilmek için uzmanlık alanını gösteren sertifika, uzmanlık belgesi, yetki belgesi ve benzerlerinin alınmasının zorunlu olduğu hallerde bu belgeye sahip olmak. Başvuru usulü MADDE 8 () Bilirkişi listesine kaydolmak isteyenlerin her yıl 3 Ekim tarihine kadar komisyona bir dilekçeyle başvurmaları gerekir. Bu tarihten sonra komisyona ulaşan dilekçeler değerlendirmeye alınmaz. (2) Başvurular, komisyona bizzat veya UYAP Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden yapılabileceği gibi, kayıtlı olunan oda, çalışılan kurum ve kuruluş aracılığıyla da yapılabilir. (3) Başvuru dilekçesine 9 uncu maddede belirtilen belgeler eklenir. Başvuru dilekçesinde ayrıca bilirkişiye ait banka hesap bilgilerinin belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine eklenecek belgeler MADDE 9 () Başvuru dilekçesine, başvuru sahibinin; a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için T.C. kimlik numarası, yabancılar için pasaport ve çalışma iznini gösteren belge, b) Komisyonun yargı çevresinde oturduğu ya da meslekî faaliyetlerini yürüttüğüne dair yazılı beyanı, c) Uzmanlık alanına ilişkin diploma, ruhsatname, sertifika veya yetki belgesi gibi belgelerin; bu belgeleri veren kurum, kuruluş veya komisyonca onaylı örneği, ç) Mesleğini icra edebilmek için herhangi bir meslek kuruluşuna kayıtlı olmak zorunda olanlar için, meslek kuruluşuna üye olduğuna dair son bir ay içerisinde alınmış oda faaliyet belgesi veya oda kayıt belgesi, d) Bilirkişilik yapacağı alanda en az üç yıllık meslekî deneyime sahip olduğunu gösteren belge, e) Disiplin yönünden meslekten ya da memuriyetten çıkarılma cezası almadığına ve sanat icrasından geçici olarak yasaklı durumda olmadığına dair kayıtlı olduğu meslek kuruluşu ya da çalıştığı kurum veya kuruluştan alacağı belge, eklenir. (2) Komisyonun bir önceki yıla ait listesinde kayıtlı olanlardan sadece birinci fıkranın (b), (ç) ve (e) bentlerinde belirtilen belgeler istenir. (3) Bilirkişi listesine girmek için müracaat edenlerin ve listede kalmaya devam edecek olanların arşiv kaydını da kapsayacak şekilde adli sicil kayıtları komisyon tarafından elektronik ortamda alınır. (4) Başvurular UYAP üzerinden de yapılabilir. Bu durumda başvuru dilekçesi ile dilekçeye eklenecek belgeler elektronik ortama aktarılıp güvenli elektronik imza ile imzalanır. Belgelerin asılları veya onaylı örnekleri ayrıca gönderilir. Başvuruların değerlendirilmesi MADDE 0 () Başvurular, komisyonca elektronik ortamda tutulacak kayda başvuranların adları, T.C. kimlik numaraları, bölüm ve uzmanlık dalları, varsa çalıştıkları kurum ve kuruluşların adları, açık adresleri ve iletişim bilgileri yazılmak suretiyle işlenir. (2) Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerin eksik olması halinde, başvuru sahibine belgeleri tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilir. (3) Başvurular komisyon tarafından 30 Kasım tarihine kadar değerlendirilir. Yapılan değerlendirme sonucu 9 uncu maddede belirtilen belgelerin ihtara rağmen tamamlanmamış olması ya da başvuru sahibinin 7 nci maddedeki şartları taşımadığının tespiti hâlinde talebin reddine karar verilir. Redde ilişkin karar ilgilisine tebliğ olunur. (4) Talepleri uygun görülenlerin adları ve uzmanlık alanlarına göre sınıflandırma yapılarak oluşturulacak liste en az yedi gün süre ile bölge adliye mahkemesi ilan panosuna asılır.

334 (5) Başvuru sahibi ret kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren, kabul kararına karşı da ilgililer listenin ilan panosuna asılmasından itibaren bir hafta içinde kararı veren komisyona yazılı olarak itirazda bulunabilirler. Komisyon bir hafta içerisinde itirazı kesin olarak karara bağlar. Yemin ve etik ilkeler MADDE () Listeye ilk defa kabul edilenler ile listeden kendi isteğiyle çıkarılıp yeniden kabul edilenlere, ilk derece mahkemesi il adli yargı adalet komisyonunca, daha önce belirlenen ve ilân edilen tarihlerde Kanunun 27 inci maddesi uyarınca yemin ettirilir. (2) Listeye kayıtlı olan bilirkişiler ile liste dışından görevlendirilen bilirkişiler görevlerini yaparken aşağıdaki etik ilkelere uygun davranmak zorundadırlar: a) Bağımsızlık, b) Tarafsızlık, c) Dürüst davranma ve doğruyu söyleme, ç) Görevini bizzat yerine getirme, d) Sır saklama, e) Eşitlik ilkesine uygun davranma, f) Mesleki davranış ilkelerine ve meslek etiğine uygun davranma, g) Ehliyet ve liyakatla hareket etme, ğ) Temel yargılama ilkelerine uygun davranma. Listelerin kesinleştirilmesi ve kaydı MADDE 2 () Yemin eden bilirkişiler, UYAP'a kaydedilir ve oluşan listenin bir örneği, 3 Aralık tarihine kadar hukuk dairelerine, komisyonun yargı çevresindeki ilk derece mahkemesi adlî yargı adalet komisyonlarına ve ilgili meslek kuruluşlarına gönderilir. (2) Komisyonca kesinleştirilen tüm listeler Bakanlık Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca UYAP'ta ulaşılabilir halde tutulur. Görevlendirme sınırları MADDE 3 () Görevlendirmeyi yapan mahkemenin yargı çevresinde yer aldığı komisyon tarafından hazırlanan listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunması hâlinde bir başka listeden veya liste dışından bilirkişi görevlendirilemez ve bu konuda talimat yazılamaz. (2) Bir bilirkişide, mahkemece verilen asıl veya ek süre dolduğu halde raporunu vermediği bir dosya bulunması halinde, raporunu verinceye kadar kendisine yeni bir bilirkişilik görevi verilmez. (3) Aynı bilirkişiye, listenin geçerli olduğu bir yıl içerisinde seri olmayan davalarda en fazla üç yüz; bunun haricinde seri davalarda ise en fazla bin iki yüz dosyada görevlendirme yapılabilir. Birden fazla davacı tarafından aynı davalıya karşı veya aynı davacı tarafından birden fazla davalıya karşı açılan konusu aynı olan davalar seri dava sayılır. (4) Bu maddenin uygulanmasında UYAP verileri esas alınır. Belirtilen dosya sayısının üzerinde görevlendirme yapılamaması için UYAP'ta gerekli düzenlemeler yapılır. Listeden çıkarılma sebepleri MADDE 4 () Listeye kayıtlı bilirkişinin; a) Listeye kabul şartlarını sonradan kaybetmesi veya listeye kabul tarihinde gerekli şartları haiz olmadığının sonradan tespit edilmesi, b) Kanunî bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınması veya raporunu belirlenen süre içerisinde vermemesi nedeniyle listeden çıkarılması isteminin komisyonca uygun bulunması, c) Bilirkişilik görevi ile bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan ve kendisine duyulan güveni sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunması, ç) Listeden çıkarılmayı talep etmesi, durumunda adı listeden çıkarılır.

335 Bilirkişilik görevini yapmaktan belirli bir süre yasaklama MADDE 5 () Raporunu süresi içinde vermeyen bilirkişi hakkında, mahkemece talep edilmesi halinde komisyon tarafından görevini belirli bir süre yapmaktan yasaklanmasına karar verilebilir. Yasaklama süresi üç aydan az bir yıldan çok olamaz. Listeden çıkarılma ve yasaklama usulü MADDE 6 () 4 ve 5 inci maddelerde sayılan yasaklama ve listeden çıkarılma sebeplerinin öğrenilmesi halinde, kendi isteğiyle çıkma dışındaki hallerde bilirkişiye savunmalarını yazılı olarak komisyona bildirmesi için bir haftalık süre verilir. Sürenin bitiminden sonra yapılacak inceleme sonucunda listeden çıkarılma ve yasaklama sebeplerinin gerçekleştiğinin anlaşılması hâlinde bilirkişinin adının listeden çıkarılmasına ya da belirli bir süre yasaklanmasına karar verilir. Karar bilirkişiye tebliğ edilir. (2) Bilirkişi, bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde kararı veren komisyona yazılı olarak itirazda bulunabilir. Komisyon bir hafta içerisinde itirazı kesin olarak karara bağlar. (3) Listeden çıkarılma veya yasaklama kararı 2 nci maddede belirtilen usule göre ilgili yerlere bildirilir. Listelerin yenilenmesi usulü MADDE 7 () Listeler, her yıl bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden düzenlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler GEÇİCİ MADDE () Kanunun geçici 3 üncü maddesi gereğince, bölge adliye mahkemeleri göreve başlayıncaya kadar bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonlarına bu Yönetmelikle verilen görevler ilk derece mahkemesi il adli yargı adalet komisyonları tarafından yerine getirilir. GEÇİCİ MADDE 2 () Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ilk derece mahkemesi il adli yargı adalet komisyonlarınca bu Yönetmelik hükümlerine göre bilirkişi listesi düzenlenir. GEÇİCİ MADDE 3 () Bölge adliye mahkemeleri göreve başladığında geçici inci madde uyarınca oluşturulan liste yıl sonuna kadar geçerliliğini korur. Bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonu bu Yönetmeliğe göre ertesi yılın listesini oluşturur. Yürürlük MADDE 8 () Bu Yönetmeliğin; a) Elektronik ortamda yapılması öngörülen, fakat henüz UYAP uygulamalarında bulunmayan işlemlere ilişkin hükümleri, gerekli yazılım çalışması tamamlanıp uygulama güncelleme duyuruları yapıldıktan sonra, b) Diğer hükümleri ise yayımı tarihinde, yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 9 () Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür. [R.G. 08 Nisan ] İçişleri Bakanlığından: KARAYOLLARI TRAFİK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 8/7/997 tarihli ve mükerrer sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ekinde yer alan 4 sayılı cetvelin İl Sağlık Müdürlüğünce

336 Yürütülecek Yetkilendirme İşlemi başlığı altında yer alan (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. b) Merkezde çalışacak kişinin psikolog unvanını (Üniversitelerin Fen-Edebiyat ve Edebiyat Fakültelerinin 4 yıllık Psikoloji Bölümü mezunları) taşıdığını belgeleyen diplomanın Müdürlükçe tasdikli örneği (Merkezde çalışacak psikologların birden çok olması durumunda her biri için ayrı belge istenir), MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri, Çevre ve Şehircilik ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanları birlikte yürütür. [R.G. 08 Nisan ] TEBLİĞLER Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: 2/ NUMARALI TİCARİ AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI DÜZENLEYEN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2008/48) DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 202/27) MADDE 2/8/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan, 2/ Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ (Tebliğ No: 2008/48) in 3 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (2) Lagünlerin ve dalyan kuzuluklarının çit aralıkları dik konumda; Akdeniz (Yardımcı Burnundan Suriye sınırına kadar olan) lagün ve dalyanlarında,7 cm., diğer lagün ve dalyanlarda 3 cm. den az olamaz. MADDE 2 Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Tebliğ hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. [R.G. 08 Nisan ] Adalet Bakanlığından: Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/33 Esas sayılı dava dosyası içinde bulunan Sincan 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/589 Esas, 2008/603 Karar sayılı dava dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosyalar için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 2903/- Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/33 Esas sayılı dava dosyası içinde bulunan Sincan 3. İcra Müdürlüğünün 2006/2467 Esas sayılı takip dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosyalar için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur.

337 2904/- Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/33 Esas sayılı dava dosyası içinde bulunan Sincan. İcra Müdürlüğünün 2006/2266, 2003/604 Esas sayılı takip dosyalarının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosyalar için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 2905/- Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/33 Esas sayılı dava dosyası içinde bulunan Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/2 Esas, 2008/56 Karar sayılı dava dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosyalar için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 2906/- Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesinin 200/328 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 2807/- Lüleburgaz 2. İcra Müdürlüğünün 200/7390 Esas sayılı takip dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 2908/- Lüleburgaz. İcra Müdürlüğünün 200/2797 Esas sayılı takip dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 2909/- [R.G. 08 Nisan ] YÖNETMELİKLER İçişleri Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Devlet Personel Başkanlığı) ndan:

338 İL ÖZEL İDARELERİ NORM KADRO İLKE VE STANDARTLARINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK MADDE 0/6/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan İl Özel İdareleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesine aşağıdaki ikinci fıkra eklenmiştir. (2) Yeni nüfus sayımı sebebiyle nüfuslarının değişmesi hallerinde özel idarelerin yeni alt grupları Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına göre yılda bir defa İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken tespit ve ilan edilir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Kapsama dahil özel idareler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesi ve 22/8/20 tarihli ve 20/292 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Merkezi Sınav ve Kura Usulü Hakkında Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi, 25/4/2009 tarihli ve 2720 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, 24/5/983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile 0/2/995 tarihli ve 95/6542 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Korunmaya Muhtaç Çocukların İşe Yerleştirilmesine İlişkin Tüzük hükümlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla kendileri için tespit edilen norm içerisinde yeterli sayıda boş kadroyu tahsis ederler. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK- aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK : ÖZEL İDARELER TASNİF CETVELLERİ (A) GRUBU İL ÖZEL İDARELERİ TASNİF CETVELİ (BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BULUNAN İLLERDEKİ ÖZEL İDARELER) A - ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Eskişehir Eskişehir İl Özel İdaresi Erzurum Erzurum İl Özel İdaresi Sakarya Sakarya İl Özel İdaresi A - 2 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Kayseri Kayseri İl Özel İdaresi Samsun Samsun İl Özel İdaresi A - 3 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Diyarbakır Diyarbakır İl Özel İdaresi Kocaeli Kocaeli İl Özel İdaresi Mersin Mersin İl Özel İdaresi Gaziantep Gaziantep İl Özel İdaresi Antalya Antalya İl Özel İdaresi

339 A - 4 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Konya Konya İl Özel İdaresi Adana Adana İl Özel İdaresi Bursa Bursa İl Özel İdaresi A - 5 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU İzmir İzmir İl Özel İdaresi Ankara Ankara İl Özel İdaresi A 6( ve üzeri ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU İstanbul İstanbul İl Özel İdaresi (B) GRUBU İL ÖZEL İDARELERİ TASNİF CETVELİ B - ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU 7442 Bayburt Bayburt İl Özel İdaresi Tunceli Tunceli İl Özel İdaresi B 2 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Ardahan Ardahan İl Özel İdaresi Kilis Kilis İl Özel İdaresi Gümüşhane Gümüşhane İl Özel İdaresi Artvin Artvin İl Özel İdaresi Çankırı Çankırı İl Özel İdaresi Iğdır Iğdır İl Özel İdaresi Bartın Bartın İl Özel İdaresi B 3 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Sinop Sinop İl Özel İdaresi Yalova Yalova İl Özel İdaresi Kırşehir Kırşehir İl Özel İdaresi Erzincan Erzincan İl Özel İdaresi Bilecik Bilecik İl Özel İdaresi Karabük Karabük İl Özel İdaresi Karaman Karaman İl Özel İdaresi Hakkari Hakkari İl Özel İdaresi Bingöl Bingöl İl Özel İdaresi Burdur Burdur İl Özel İdaresi

340 Bolu 2 Kırıkkale 3 Nevşehir Bolu İl Özel İdaresi Kırıkkale İl Özel İdaresi Nevşehir İl Özel İdaresi B 4 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Siirt Siirt İl Özel İdaresi Kars Kars İl Özel İdaresi Rize Rize İl Özel İdaresi Bitlis Bitlis İl Özel İdaresi Kırklareli Kırklareli İl Özel İdaresi Amasya Amasya İl Özel İdaresi Niğde Niğde İl Özel İdaresi Uşak Uşak İl Özel İdaresi Düzce Düzce İl Özel İdaresi Kastamonu Kastamonu İl Özel İdaresi Aksaray Aksaray İl Özel İdaresi Edirne Edirne İl Özel İdaresi B - 5 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Muş Muş İl Özel İdaresi Giresun Giresun İl Özel İdaresi Şırnak Şırnak İl Özel İdaresi Isparta Isparta İl Özel İdaresi Yozgat Yozgat İl Özel İdaresi Osmaniye Osmaniye İl Özel İdaresi Çanakkale Çanakkale İl Özel İdaresi Batman Batman İl Özel İdaresi Çorum Çorum İl Özel İdaresi Ağrı Ağrı İl Özel İdaresi Elazığ Elazığ İl Özel İdaresi Kütahya Kütahya İl Özel İdaresi Adıyaman Adıyaman İl Özel İdaresi B - 6 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Afyonkarahisar Afyonkarahisar İl Özel İdaresi Ordu Ordu İl Özel İdaresi Malatya Malatya İl Özel İdaresi Mardin Mardin İl Özel İdaresi Sivas Sivas İl Özel İdaresi Trabzon Trabzon İl Özel İdaresi Tekirdağ Tekirdağ İl Özel İdaresi Tokat Tokat İl Özel İdaresi Zonguldak Zonguldak İl Özel İdaresi

341 B - 7 ( ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Muğla Muğla İl Özel İdaresi Denizli Denizli İl Özel İdaresi Aydın Aydın İl Özel İdaresi B - 8 ( VE ÜZERİ) GRUBUNDA YER ALAN İL ÖZEL İDARELERİ NÜFUSU İL KURUMU Van Van İl Özel İdaresi 2 Kahramanmaraş Kahramanmaraş İl Özel İdaresi Balıkesir Balıkesir İl Özel İdaresi Manisa Manisa İl Özel İdaresi Hatay Hatay İl Özel İdaresi Şanlıurfa Şanlıurfa İl Özel İdaresi 2 (C) GRUBU İLÇE ÖZEL İDARELERİ TASNİF CETVELİ (BOZCAADA VE GÖKÇEADA ÖZEL İDARELERİ) C GRUBUNDA YER ALAN İLÇE ÖZEL İDARELERİ İLÇE KURUMU Bozcaada Bozcaada Özel İdaresi Gökçeada Gökçeada Özel İdaresi MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK 2: ÖZEL İDARELER NORM KADRO STANDARTLARI CETVELLERİ (A) GRUBU: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BULUNAN İLLERDEKİ İL ÖZEL İDARELERİ NORM KADRO STANDARTLARI CETVELİ A- A ADET ADET GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 DAİRE BAŞKANI 5 DAİRE BAŞKANI 6. HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 4. HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 5 MÜDÜR 6 MÜDÜR 8 UZMAN 7 UZMAN 8 ŞEF 32 ŞEF 36

342 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 6 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 6 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ MEMUR KADROLARI TOPLAMI 243 MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI 4 TOPLAMI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL 383 TOPLAM PERSONEL Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir A-3 A ADET ADET GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 DAİRE BAŞKANI 7 DAİRE BAŞKANI 8. HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 6. HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 7 MÜDÜR 2 MÜDÜR 24 UZMAN 9 UZMAN 0 ŞEF 42 ŞEF 48 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 6 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 6 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ

343 MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. A GENEL SEKRETER ADET GENEL SEKRETER YARDIMCISI DAİRE BAŞKANI 3 9 A ve üzeri GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI DAİRE BAŞKANI. HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 8. HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 2 MÜDÜR 27 MÜDÜR 30 UZMAN 2 UZMAN 4 ŞEF 54 ŞEF 60 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 8 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 8 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ 36 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI 4 ADET

344 TOPLAMI TOPLAM PERSONEL 859 TOPLAMI TOPLAM PERSONEL 98 Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. (B) GRUBU: İL ÖZEL İDARELERİ NORM KADRO STANDARTLARI CETVELİ B- B ADET ADET GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT MÜDÜR 0 MÜDÜR UZMAN 5 UZMAN 5 ŞEF 20 ŞEF 22 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 2 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 2 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL 29 MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. B ADET B ADET

345 GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 2 HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 2 MÜDÜR 2 MÜDÜR 3 UZMAN 6 UZMAN 6 ŞEF 24 ŞEF 26 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 2 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 2 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. B GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 B GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 3 HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 3 MÜDÜR 4 MÜDÜR 5 ADET ADET 2

346 UZMAN 7 UZMAN 8 ŞEF 28 ŞEF 30 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 2 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 2 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. B GENEL SEKRETER ADET GENEL SEKRETER YARDIMCISI 2 B VE ÜZERİ GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 4 HUKUK MÜŞAVİRİ AVUKAT 4 MÜDÜR 6 MÜDÜR 8 UZMAN 9 UZMAN 0 ŞEF 32 ŞEF 36 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 4 MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI 4 2 ADET 2 2

347 İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ 30 MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL Müdür Unvanları (I) Sayılı Listeden, İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. (C) GRUBU : (İLÇE ÖZEL İDARELERİ) NORM KADRO STANDARTLARI CETVELİ C GRUBU BOZCAADA VE GÖKÇEADA İLÇE ÖZEL İDARE MÜDÜRÜ ŞEF İDARİ PERSONEL TEKNİK PERSONEL SAĞLIK PERSONELİ YARDIMCI HİZMET PERSONELİ ADET MEMUR KADROLARI TOPLAMI SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARI TOPLAMI TOPLAM PERSONEL İdari Personel (II) Sayılı Listeden, Teknik Personel (III) Sayılı Listeden, Sağlık Personeli (IV) Sayılı Listeden, Yardımcı Hizmet Personeli (V) Sayılı Listeden seçilecektir. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK 3: ÖZEL İDARELER KADRO UNVANLARI LİSTELERİ (I) SAYILI LİSTE: MÜDÜR KADRO UNVANLARI

348 MÜDÜR KADRO UNVANLARI BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRÜ BİLGİ İŞLEM MÜDÜRÜ ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRÜ DESTEK HİZMETLERİ MÜDÜRÜ DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRÜ ENCÜMEN MÜDÜRÜ EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRÜ ETÜD PROJE MÜDÜRÜ HASTANE MÜDÜRÜ HUZUREVİ MÜDÜRÜ İMAR VE KENTSEL İYİLEŞTİRME MÜDÜRÜ İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRÜ İŞLETME MÜDÜRÜ İŞLETME VE İŞTİRAKLER MÜDÜRÜ KREŞ MÜDÜRÜ KÜTÜPHANE MÜDÜRÜ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRÜ MALİ HİZMETLER MÜDÜRÜ PLAN PROJE YATIRIM VE İNŞAAT MÜDÜRÜ PLAN VE PROJE MÜDÜRÜ RUHSAT VE DENETİM MÜDÜRÜ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRÜ STRATEJİ GELİŞTİRME MÜDÜRÜ SU VE KANAL HİZMETLERİ MÜDÜRÜ TARIMSAL HİZMETLER MÜDÜRÜ YOL VE ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRÜ VETERİNER İŞLERİ MÜDÜRÜ YATIRIM VE İNŞAAT MÜDÜRÜ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ YAPI KONTROL MÜDÜRÜ BÜTÇE MÜDÜRÜ (*) GELİR MÜDÜRÜ (*) MUHASEBE MÜDÜRÜ (*) SATINALMA MÜDÜRÜ (*) MAKİNA İKMAL BAKIM VE ONARIM MÜDÜRÜ (*) MÜDÜR (*) Bu müdür kadro unvanları sadece Daire Başkanlığı olarak teşkilatlanan (A) grubu il özel idareleri (büyükşehir belediyesi olan iller) nde sadece Daire Başkanlığının altında kullanılacak olup, (B) ve (C) grubu özel idarelerde bu müdür kadro unvanları kullanılamaz ve bağımsız müdürlük şeklinde oluşturulamaz. (II) SAYILI LİSTE: İDARİ PERSONEL KADRO UNVANLARI İDARİ PERSONEL KADRO UNVANLARI

349 ANBAR MEMURU ANTRENÖR AYNİYAT SAYMANI AYNİYAT MEMURU BALIK ADAM BİLGİSAYAR İŞLETMENİ ÇOCUK EĞİTİCİSİ ÇOCUK EĞİTİMCİSİ ÇOCUK REHBERİ VE GÖZETİMCİSİ ÇÖZÜMLEYİCİ DALGIÇ EĞİTMEN FOTOĞRAFÇI GEMİ ADAMI GİŞE MEMURU KONTROL MEMURU KAMERAMAN MEMUR MUHASEBECİ MUTEMET MÜTERCİM PROGRAMCI SİVİL SAVUNMA UZMANI ŞOFÖR TAHSİLDAR TERCÜMAN VERİ HAZIRLAMA VE KONTROL İŞLETMENİ VEZNEDAR (III) SAYILI LİSTE: TEKNİK PERSONEL KADRO UNVANLARI TEKNİK PERSONEL KADRO UNVANLARI SANAT TARİHÇİSİ ARKEOLOG DEKORATÖR DESİNATÖR EKONOMİST EV EKONOMİSTİ FİZİKÇİ GRAFİKER HEYKELTRAŞ HİDROBİYOLOG HİDROLOG İSTATİSTİKÇİ JEOFİZİKÇİ JEOLOG

350 JEOMORFOLOG KAPTAN KİMYAGER KÜTÜPHANECİ LABORANT MATEMATİKÇİ MİMAR MÜHENDİS ÖLÇÜ VE AYAR MEMURU PALEONTOLOG PİLOT PEYZAJ MİMARI RESSAM RESTORATÖR SOSYOLOG ŞEHİR PLANCISI TEKNİK RESSAM TEKNİKER TEKNİSYEN TOPOGRAF (IV) SAYILI LİSTE: SAĞLIK PERSONELİ KADRO UNVANLARI SAĞLIK PERSONELİ KADRO UNVANLARI ANTROPOLOG BAKTERİOLOG BAŞHEMŞİRE BAŞTABİP BAŞTABİP YARDIMCISI BİOLOG ÇOCUK GELİŞİMCİSİ DİŞ PROTEZ TEKNİSYENİ DİŞ TABİBİ DİYETİSYEN EBE ECZACI FİZİKOTERAPİST FİZYOTERAPİST HEMŞİRE KİMYAGER LABORANT ODYOLOG PEDAGOG PSİKOLOG RADYOTERAPİST SAĞLIK FİZİKÇİSİ

351 SAĞLIK MEMURU SAĞLIK TEKNİKERİ SAĞLIK TEKNİSYENİ SOSYAL ÇALIŞMACI SOSYAL HİZMET UZMANI TABİP TIBBİ TEKNOLOG UZMAN TABİP UZMAN (TAB. UZ. TÜZ. GÖRE) VETERİNER HEKİM VETERİNER SAĞLIK TEKNİKERİ VETERİNER SAĞLIK TEKNİSYENİ (V) SAYILI LİSTE: YARDIMCI HİZMET PERSONELİ KADRO UNVANLARI YARDIMCI HİZMET PERSONELİ KADRO UNVANLARI AŞÇI BAHÇİVAN BAKICI ANNE BEKÇİ ÇOCUK BAKICISI DAĞITICI GEMİCİ HASTABAKICI HAYVAN BAKICISI HAYVAN KESİCİSİ HİZMETLİ KALORİFERCİ MATBAACI SAĞLIK TEKNİSYEN YARDIMCISI TEKNİSYEN YARDIMCISI MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-4 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. EK 4: ÖZEL İDARELER KADRO KÜTÜKLERİ (I) SAYILI KÜTÜK: ÖZEL İDARELER MEMUR KADRO KÜTÜĞÜ ÖZEL İDARELER MEMUR KADRO KÜTÜĞÜ UNVAN EN ÜST EN ALT 657 SAYILI KANUNA TABİ MEMUR UNVANLARI SINIF KODU DERECE DERECE 7575 ANBAR MEMURU GİH ANTRENÖR GİH 860 ANTROPOLOG SH ARKEOLOG TH AŞÇI YH 5

352 AVUKAT AYNİYAT MEMURU AYNİYAT SAYMANI BAHÇİVAN BAKICI ANNE BAKTERİOLOG BALIK ADAM BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRÜ BAŞHEMŞİRE BAŞTABİP BAŞTABİP YARDIMCISI BEKÇİ BİLGİ İŞLEM MÜDÜRÜ BİLGİSAYAR İŞLETMENİ BİOLOG ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRÜ ÇOCUK BAKICISI ÇOCUK EĞİTİCİSİ ÇOCUK EĞİTİMCİSİ ÇOCUK GELİŞİMCİSİ ÇOCUK REHBERİ VE GÖZETİMCİSİ ÇÖZÜMLEYİCİ DAĞITICI DAİRE BAŞKANI DALGIÇ DEKORATÖR DESİNATÖR DESTEK HİZMETLERİ MÜDÜRÜ DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRÜ DİŞ PROTEZ TEKNİSYENİ DİŞ TABİBİ DİYETİSYEN EBE ECZACI EĞİTMEN EKONOMİST EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRÜ ENCÜMEN MÜDÜRÜ ETÜD PROJE MÜDÜRÜ EV EKONOMİSTİ FİZİKÇİ FİZİKOTERAPİST FİZYOTERAPİST FOTOĞRAFÇI GEMİ ADAMI GEMİCİ AH GİH GİH YH YH SH GİH GİH SH SH SH YH GİH GİH SH GİH YH GİH GİH SH GİH GİH YH GİH GİH TH TH GİH GİH SH SH SH SH SH GİH TH GİH GİH GİH TH TH SH SH GİH GİH YH

353 GENEL SEKRETER GENEL SEKRETER YARDIMCISI GİŞE MEMURU GRAFİKER HASTABAKICI HASTANE MÜDÜRÜ HAYVAN BAKICISI HAYVAN KESİCİSİ HEMŞİRE HEYKELTRAŞ HİDROBİYOLOG HİDROLOG HİZMETLİ İNCİ HUKUK MÜŞAVİRİ HUKUK MÜŞAVİRİ HUZUREVİ MÜDÜRÜ İÇ DENETÇİ İLÇE ÖZEL İDARE MÜDÜRÜ İMAR VE KENTSEL İYİLEŞTİRME MÜDÜRÜ İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRÜ İSTATİSTİKÇİ İŞLETME MÜDÜRÜ İŞLETME VE İŞTİRAKLER MÜDÜRÜ JEOFİZİKÇİ JEOLOG JEOMORFOLOG KALORİFERCİ KAMERAMAN KAPTAN KİMYAGER KİMYAGER KONTROL MEMURU KREŞ MÜDÜRÜ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRÜ KÜTÜPHANE MÜDÜRÜ KÜTÜPHANECİ LABORANT LABORANT MALİ HİZMETLER MÜDÜRÜ MALİ HİZMETLER UZMANI MALİ HİZMETLER UZMAN YARDIMCISI MATBAACI MATEMATİKÇİ MEMUR MİMAR MUHASEBECİ GİH GİH GİH TH YH GİH YH YH SH TH TH TH YH GİH GİH GİH GİH GİH GİH GİH TH GİH GİH TH TH TH YH GİH TH TH SH GİH GİH GİH GİH TH TH SH GİH GİH GİH YH TH GİH TH GİH

354 MUTEMET MÜDÜR MÜHENDİS MÜTERCİM ODYOLOG ÖLÇÜ VE AYAR MEMURU ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ PALEONTOLOG PEDAGOG PEYZAJ MİMARI PİLOT PLAN PROJE YATIRIM VE İNŞAAT MÜDÜRÜ PLAN VE PROJE MÜDÜRÜ PROGRAMCI PSİKOLOG RADYOTERAPİST RESSAM RESTORATÖR RUHSAT VE DENETİM MÜDÜRÜ SAĞLIK FİZİKÇİSİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ SAĞLIK MEMURU SAĞLIK TEKNİKERİ SAĞLIK TEKNİSYEN YARDIMCISI SAĞLIK TEKNİSYENİ SANAT TARİHÇİSİ SİVİL SAVUNMA UZMANI SOSYAL ÇALIŞMACI SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRÜ SOSYOLOG SOSYAL HİZMET UZMANI STRATEJİ GELİŞTİRME MÜDÜRÜ SU VE KANAL HİZMETLERİ MÜDÜRÜ ŞEF ŞEHİR PLANCISI ŞOFÖR TABİP TAHSİLDAR TARIMSAL HİZMETLER MÜDÜRÜ TEKNİK RESSAM TEKNİKER TEKNİSYEN TEKNİSYEN YARDIMCISI TERCÜMAN TIBBİ TEKNOLOG TOPOGRAF GİH GİH TH GİH SH TH GİH TH SH TH TH GİH GİH GİH SH SH TH TH GİH SH GİH SH SH YH SH TH GİH SH GİH TH SH GİH GİH GİH TH GİH SH GİH GİH TH TH TH YH GİH SH TH

355 UZMAN (TAB. UZ. TÜZ. GÖRE) UZMAN TABİP VERİ HAZIRLAMA VE KONTROL İŞLETMENİ VETERİNER HEKİM VETERİNER İŞLERİ MÜDÜRÜ VETERİNER SAĞLIK TEKNİKERİ VETERİNER SAĞLIK TEKNİSYENİ VEZNEDAR YAPI KONTROL MÜDÜRÜ YATIRIM VE İNŞAAT MÜDÜRÜ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ YOL VE ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRÜ BÜTÇE MÜDÜRÜ GELİR MÜDÜRÜ MUHASEBE MÜDÜRÜ SATINALMA MÜDÜRÜ MAKİNA İKMAL BAKIM VE ONARIM MÜDÜRÜ UZMAN SH SH GİH SH GİH SH SH GİH GİH GİH GİH GİH GİH GİH GİH GİH GİH GİH (II) SAYILI KÜTÜK: ÖZEL İDARELER SÜREKLİ İŞÇİ KADRO KÜTÜĞÜ ÖZEL İDARELERİ SÜREKLİ İŞÇİ UNVAN KODU MADDE 8 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 9 Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı ve Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakan birlikte yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete nin Tarihi Sayısı 0/6/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete nin Tarihi Sayısı /0/

356 [R.G. 0 Nisan ] Sağlık Bakanlığından: AMBULANSLAR VE ACİL SAĞLIK ARAÇLARI İLE AMBULANS HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 7/2/2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliğinin inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı; ambulans hizmetleri ve ambulans servislerinin kuruluş, işleyiş ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile ambulans, acil sağlık aracı ve hasta nakil araçlarının tıbbi ve teknik donanım özelliklerini düzenlemektir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 2 () Bu Yönetmelik; Millî Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, iktisadilik esaslarına ve özel hukuk hükümlerine göre çalışan kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ambulans hizmetlerini, ambulans, acil sağlık aracı ve hasta nakil araçlarının tıbbi ve teknik donanım özellikleri ile ambulans servislerinin kuruluş, işleyiş, personel, araç-gereç, ücret, denetim, devir ve uygunluk belgelerinin geri alınmasına dair usul ve esasları kapsar. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (k) ve (n) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki (ö) bendi eklenmiştir. a) Acil sağlık aracı: Ambulans ve acil sağlık hizmetlerinin sunumu esnasında ihtiyaç duyulan personel ve malzemeyi olay yerine en hızlı şekilde ulaştırmak veya olay yerinde acil sağlık hizmetlerini yürütmek üzere kullanılan kara, hava ve deniz araçlarını, h) Genel Müdürlük: Bakanlık Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünü, k) Mesul müdür: Kamu kurum ve kuruluşlarında başhekimleri veya sorumlu sağlık personelini, ambulans servislerinde idari işlerden bizzat, tıbbi işlemlerden ise hekimler ve sağlık personeli ile birlikte sorumlu olan hekim veya paramedik veya acil tıp teknisyenini, n) Sağlık personeli: Hekim, ambulans ve acil bakım teknikerleri (paramedik), anestezi teknikerleri, hemşireler, ebeler, toplum sağlığı memurları, acil tıp teknisyenleri ve anestezi teknisyenlerini, ö) Hasta nakil aracı: Nakil esnasında normal şartlarda tıbbi müdahale gerektirmeyen hastaların sağlık kuruluşlarına veya sağlık kuruluşundan evlerine götürülmesi amacıyla kullanılan araçları, MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin başlığı ile birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, bende aşağıdaki (4) numaralı alt bent eklenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Ambulanslar ve hasta nakil araçları 3) Yoğun bakım ambulansı: Hastaların nakil esnasında ileri seviyede izlenmesine ve tedavisine yönelik tasarımlanan, Yönetmeliğin Ek- ve Ek-2 sinde yer alan teknik ve tıbbi donanıma sahip kara aracıdır. 4) Özel donanımlı ambulanslar: Acil hasta veya yaralılara olay yerinde acil tıbbi yardımı sağlamak veya görev yaptığı bölgenin coğrafi özelliği ile taşıdığı hasta veya yaralıların yaşı, fiziki ve tıbbi durumlarına göre özel olarak tasarlanmış ve buna göre ekip ve ekipmanla donatılmış araçlardır. Özel donanımlı ambulansların ambulans uygunluk belgesi Genel Müdürlüğün belirlediği standartlara uygun olarak müdürlükçe düzenlenir. Yetkili trafik birimlerince tescil edilir. Yenidoğan hastaların nakli amacıyla kullanılacak ambulanslar; acil yardım ambulansının tıbbi ve teknik donanımlarını sağlamak kaydı ile ventilatörlü transport

357 kuvözü bulundurmak zorundadır. Bu ambulanslarda yetişkin hastalarda kullanılacak tıbbi donanım ve malzeme aranmaz. Arazi tipi kar paletli, çoklu hasta taşıyabilen, obez hasta taşıyabilen, hovercraft, medikal kurtarma ve motosiklet gibi özel donanımlı ambulansların ambulans olarak tescili; teknik ve tıbbi özellikleri bakımından Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınarak müdürlükçe düzenlenecek ambulans uygunluk belgesi ile yapılır. (2) Hasta nakil araçları kamu kurum ve kuruluşları ile özel sağlık kuruluşlarına bağlı olarak çalışır. Hasta nakil araçları için taşınacak hastaların özelliğine göre ihtiyaç varsa yatak, tekerlekli sandalye gibi donanımların sabitlenmesine yönelik gerekli tedbirler alınır. Türk Standartları Enstitüsünden araç tadilat belgesi alınıp müdürlükten hasta nakil aracı uygunluk belgesi alındıktan sonra yetkili trafik birimlerince tescil edilir. Bu araçlarda nakil esnasında en az bir sağlık personeli bulundurulur. Hasta nakil araçlarında asgari aşağıdaki donanımlar yer alır: a) Haberleşme cihazları (telsiz veya telefon), b) Aracın kullanım amacını belirten fosforlu yazı ve işaretler, c) Bir adet tansiyon aleti, bir adet portatif oksijen ünitesi, otomatik eksternal defibrilatör ve bir adet temel tıbbi malzeme çantası. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Acil sağlık aracı, olay yerinde teknik ve lojistik destek amaçlı kullanılır. Bu araçlar organ nakli aracı, mobil komuta kontrol aracı, mobil haberleşme aracı, mobil sağlık aracı ve benzeri araçlar olup hasta taşıma amaçlı kullanılmazlar. Bu araçlar aşağıda belirtilen genel özelliklere sahiptirler: a) Işıklı ve sesli uyarı sistemi, b) Haberleşme cihazları (telsiz, telefon), c) Aracın kullanım amacını belirten fosforlu yazı ve işaretler, ç) Aracın kullanım amacına uygun tıbbi ve teknik donanım. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Acil yardım ambulanslarında en az üç personelden oluşan bir ekip görev yapar. Ekipte en az bir hekim veya bir paramedik veya Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş modül eğitimlerini tamamlamış bir acil tıp teknisyeni ile diğer bir sağlık personeli ve bir şoför bulunur. Ambulansta sürücülük görevini öncelikle acil tıp teknisyeni veya zorunlu hallerde paramedik yürütebilir. Bu durumda şoför bulundurulmaz. Hekim bulundurulmayan acil yardım ambulanslarında hasta kabininde nakil esnasında hastaya müdahale etmek üzere görev yapan personelden en az biri paramedik olmalıdır. Hekim veya paramedik bulunmayan acil yardım ambulanslarında çalışacak acil tıp teknisyeni; temel modül, travma resüsitasyon, çocuklarda ileri yaşam desteği ve erişkin ileri yaşam desteği kurslarını başarı ile tamamlamış ve sertifika almış olmalıdır. c) Özel donanımlı ambulanslarda bir hekim veya bir paramedik ile bir sağlık personeli olmak üzere en az iki personel görev yapar. Ekipte şoför yerine bir paramedik veya acil tıp teknisyeni çalıştırılabilir. Yoğun bakım ambulanslarında çalışacak hekim ve sağlık personelinin; Bakanlıkça onaylanmış temel modül, erişkin ileri yaşam desteği ve travma resüsitasyon kurslarını, yenidoğan hastaların nakli amacıyla kullanılacak olan ambulanslarda çalışacak hekim ve sağlık personelinin ise Bakanlıkça onaylanmış temel modül ve çocuklarda ileri yaşam desteği kursunu başarı ile tamamlamış ve sertifika almış olmaları zorunludur. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (4) Kamu kurum ve kuruluşlarına hibe edilen ambulans ve hasta nakil araçlarında Genel Müdürlüğün onayı ile arka kapı şerit alt bölümünde 20 x 50 cm ebatlarını geçmemek

358 kaydıyla bağışta bulunan kişi, kuruluş veya bunların önerecekleri kişi veya kuruluşça bağışlandığına dair yazı ve ibare yer alabilir. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Hasta nakil, acil yardım ve yoğun bakım ambulanslarının tescili; Türk Standartları Enstitüsü veya yetkilendirdiği kurumlarca TS EN 789 sayılı Türk Standardına ve bu Yönetmeliğin Ek- ine göre yapılan muayene sonucunda Türk Standartları Enstitüsünce düzenlenen belge ve bu Yönetmeliğin Ek-2 ve Ek-4 ünde öngörülen çerçevede müdürlükçe yapılan muayene sonucunda müdürlükçe düzenlenen Ek-6 daki Ambulans Uygunluk Belgesine dayanılarak yetkili trafik birimlerince yapılır. Özel donanımlı ambulanslar ile acil sağlık araçlarının tescili müdürlükçe bu Yönetmelik esasları çerçevesinde yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda düzenlenecek belge ve Genel Müdürlükten alınacak uygunluk yazısına dayanılarak yetkili trafik birimlerince yapılır. MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin 0 uncu maddesinin iki ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. (2) Kara ambulansı işleten ambulans servisleri, en az iki adet kara ambulansı ve ekibini bulundurmak zorundadır. Ambulans sayısı beşin üzerinde olan ambulans servisleri, kullandıkları ambulanslardan herhangi birinin geçici olarak hizmet dışı kaldığı durumlarda kullanılmak üzere her beş adet ambulans için bir adet olmak üzere yedek ambulans bulundurabilir. Bulundurulan yedek ambulans için ayrıca personel gerekmez. Ancak yedek ambulansın hangi ambulansın yerine ve kaç gün süre ile kullanılacağı en geç bir gün önce müdürlüğe bildirilir. Bünyesinde iki adet kara ambulansı bulunduran ambulans servisleri, ambulanslardan birinin kaza veya arıza nedeniyle hizmet veremediği durumlarda en fazla otuz gün içerisinde hizmet vermeyen ambulansın yerine ambulans ikame etmek zorundadır. (4) Sağlık kuruluşları aynı adreste birden fazla ambulans bulundurdukları takdirde ambulans servisi uygunluk belgesi almak zorundadır. Bu kuruluşların mesul müdürü veya sorumlu hekimi, aynı zamanda ambulans servisinin de mesul müdürüdür. Hastaneler bünyelerinde birden fazla ambulans bulundurabilirler. Bu durumdaki hastanelerin ambulans servisi uygunluk belgesi alma zorunluluğu yoktur. (7) Ambulans servisleri kuruldukları il sınırları dışında başka illerde istasyon kurabilir. Bu durumda ambulans servisi tarafından inci maddenin birinci fıkrasının (a), (ç), (f), (g), (ğ), (h), (i) ve (j) bentlerinde istenilen belgelerle birlikte faaliyet göstereceği müdürlüğe başvuru yapılarak izin alınır. (8) Hava ambulans servisi olarak faaliyet gösterecek kuruluşlar bünyesinde en az bir ambulans hava aracını, deniz ambulans servisi olarak faaliyet gösteren kuruluşlar bünyesinde en az bir ambulans deniz aracını bulundurmak zorundadır. Sadece hava veya deniz ambulans servisi olarak faaliyet gösterecek kuruluşların kara ambulansı bulundurma zorunluluğu yoktur. MADDE 0 Aynı Yönetmeliğin inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (3) Ambulans servisleri için gerekli çağrı merkezi en az 20 metrekare olacaktır. Bu birim, en az dört kişinin çalışabileceği, havalandırma ve ısıtma sistemine sahip olacak şekilde düzenlenir. Çağrı merkezinde ayrıca aşağıda belirtilen asgari teknik ekipmanlar bulunur: a) En az dört hatlı telefon santralı, internet, faks cihazı ve sabit merkez telsizi, b) Çağrı raporlama ve yönetim sistemleri, c) Ses kayıt sistemi, ç) Araç takip ve coğrafi konum sistemleri, d) Jeneratör ve kesintisiz güç kaynağı.

359 MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (2) Özel ambulans servisleri ile diğer kamu ve özel kurum ve kuruluşlara ait ambulansların doğrudan başvuru üzerine vakaya çıkmaları durumunda derhal il ambulans servisi komuta kontrol merkezine bilgi verilir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 20 () Özel ambulans servislerinin çağrı merkezlerinde, hizmet verilen il e ait coğrafi numaralar kullanılır. Bu numaralar ve ambulans servisine ait diğer telefon numaraları, il ambulans servisi (2) komuta ve kontrol merkezine önceden bildirilir. (2) Çağrı merkezi, istasyonlar, ambulanslar ve ekiplerinde haberleşme amacıyla telsizler kullanılır. Ambulans servisleri ve özel hastane ambulansları tarafından kullanılan telsiz frekansı il ambulans servisi komuta ve kontrol merkezine bildirilir. Ambulans servisleri ve özel hastaneler tarafından kullanılan ambulanslarda araç takip cihazı bulunacak ve bu cihazlar il ambulans servisi komuta kontrol merkezinde kullanılan dijital operasyon yönetim sistemine entegre olacaktır. Hava ve deniz ambulanslarında uluslararası hava ve deniz haberleşmelerinde kullanılan haberleşme cihazları bulunur. (3) Bütün devlet-kamu, üniversite ve özel hastaneler bünyesinde; Bakanlık Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi (SAKOM) ve İl 2 Komuta Kontrol Merkezleri (KKM) ile doğrudan görüşme yapabilecek; başhekim adına yetkili nöbetçi idari şef ve/veya nöbetçi acil şeflerinin kullanımında olan, iki yönlü dış görüşmelere açık (gelen aramalara cevap verebilen, harici arama yapabilen), hastane santralinden ayrı, arayanı diğer birimlere yönlendirmeyen, doğrudan ilgili nöbetçi idari şef ve/veya nöbetçi acil şeflerine ulaştıran, 24 saat hizmet verecek şekilde açık tutulan bir telefon hattı tesis edilir. (4) Özel ambulanslarda dual band özellikli VHF/UHF araç telsizi bulundurulur. (5) Özel Ambulansa ihtiyaç duyulması halinde, bu talebin karşılanması amacıyla; özel hastaneler ve özel ambulans servisleri, devlet hastaneleri/il ambulans servisleri ile haberleşmek için öncelikle yukarıda belirtilen özelliklere haiz telefon sistemini kullanırlar. Telsiz haberleşmesine geçilmesi gerektiğinde, bu durum telefonla koordine edilir ve aynı anda telsiz sistemi açılarak telsiz haberleşmesi başlatılır. (6) Özel ambulans göreve sevk edildiği anda, özel ambulansta bulunan VHF/UHF dual band araç telsizi açılır ve haberleşme bu telsiz üzerinden yürütülür. Ambulans görevde olduğu sürece, görev bitimine kadar telsizi daima açık bulundurulur. (7) Özel ambulanslarda, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yetkilendirdiği Ortak Kullanımlı Telsiz Hizmeti (OKTH) işletmecilerinin bulunduğu illerde, bu hizmeti sağlayan işletmecilerden hizmet alımı ile telsiz haberleşme hizmeti sağlanır. OKTH işletmecilerinin bulunmadığı veya OKTH işletmecileri olmakla birlikte ihtiyacın karşılanamayacağı illerde ise BTK dan ilgili mevzuata göre alınacak izin kapsamında frekans tahsisi yapılarak telsiz haberleşmesi sağlanır. BTK dan alınan frekanslar her ilde il 2 KKM lerine bildirilir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 3 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine aşağıdaki cümle eklenmiştir. Hava ambulans servisleri havaalanları içerisinde uçağın konuşlandığı hangar veya tesis içerisinde yer alabilir. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin Ek- nin (a) ve (j) fıkraları ile (c) fıkrasında yer alan asgari araç ölçülerine ait tablo aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Araçlar, 3/0/983 tarihli ve 298 sayılı Karayolu Trafik Kanununa uygun olmalı ve ilk kez ambulans ruhsatı alacak araçlar beş yaşından fazla olmamalıdır. Daha önce ambulans ruhsatı almış ve beş yaşını doldurmuş olan araçlar her iki yılda bir Türk Standartları Enstitüsü veya yetkilendirdiği kurumlarca TS EN 789 sayılı Türk Standardı ve bu Ek e göre yapılan muayene sonucunda Türk Standartları Enstitüsünce düzenlenen belge ile birlikte bu

360 Yönetmeliğin Ek-2 ve Ek-4 ünde öngörülen çerçevede müdürlükçe yapılan muayene sonucunda, uygun olanların izinleri on beş yaşına kadar uzatılabilir. j) Ambulansların tasarımı ile donanımda kullanılacak tüm elektrik aksamı, cihaz ve malzemelerin montaj ve özellikleri TS-EN 789 standardı son versiyonuna uygun olmalıdır. Yeni tescil edilecek ambulanslar ile daha önce ambulans olarak kullanılan ve anılan standarda göre yeniden tadilat yapılan her ambulans için anılan standardın EK-C formu düzenlenerek muayene ve uygunluk işlemleri esnasında sunulur. HASTA NAKİL ACİL YARDIM YOĞUN BAKIM AMBULANSI AMBULANSI AMBULANSI GENİŞLİK 300 mm 400 mm 500 mm UZUNLUK 2000 mm 2400 mm 3000 mm YÜKSEKLİK 270 mm 600 mm 800 mm MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin Ek-2 si ekteki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin Ek-0/A sayılı tablosunda yer alan AMBULANS SERVİSİ DENETLEME FORMU nun () sıra numaralı satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (8) sıra numaralı satırdan sonra gelmek üzere aşağıdaki satırlar eklenmiştir. Ambulans Uygunluk Belgesi Yönetmeliğe uygun mu? Evet/ Hayır Süresiz Kapatılır Servise ait ambulanslar uygunluk belgesi 9 aldıkları il sınırları dışında izinsiz çalışıyor mu? Evet /Hayır 30 gün Yönetmeliğe aykırı başka uygunsuzluk hali var 20 mı? Evet /Hayır 7 gün 30 gün MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin Ek-0/B sayılı tablosunda yer alan AMBULANS/ACİL SAĞLIK ARACI DENETLEME FORMU nun () sıra numaralı satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (6) sıra numaralı satırından sonra gelmek üzere aşağıdaki satırlar eklenmiştir. Ambulans için; TSE tarafından düzenlenen belge ve müdürlükçe düzenlenen Ambulans Uygunluk Belgesi var mı? Evet /Hayır Süresiz 7 8 Acil sağlık aracı için; Müdürlükçe düzenlenen Acil Sağlık Aracı Uygunluk Belgesi var mı? Evet /Hayır Ambulansta bulundurulması zorunlu tıbbi cihazların yılda en az bir kez kalibrasyonu yapılıyor mu? Evet /Hayır 7 gün Yönetmeliğe aykırı başka uygunsuzluk hali var mı? Evet /Hayır 7 gün Süresiz Süresiz 30 gün MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin geçici inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. GEÇİCİ MADDE () Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce faaliyette olan ambulans servisleri ve ambulanslar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde ve 3 üncü maddelerdeki şartları yerine getirmek zorundadır. Bu süre içerisinde 9

361 gerekli şartları yerine getirmeyen servisler ile ambulansların faaliyetleri valilikçe süresiz olarak durdurulur. MADDE 20 Aynı Yönetmeliğin geçici 2 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Geçiş hükümleri GEÇİCİ MADDE 2 () Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tescil edilmiş ambulanslar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 inci maddeye göre oniki ay içerisinde muayene yaptırmak zorundadır. Bu süre içerisinde gerekli şartları yerine getirmeyen ambulansların faaliyetleri valilikçe süresiz olarak durdurulur. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 22 Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür. 23- Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete nin Tarihi Sayısı 7/2/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete lerin Tarihi Sayısı 4/2/ /0/ /4/ AMBULANSTA BULUNDURULACAK ASGARİ TIBBİ CİHAZ, ARAÇ- GEREÇ VE MALZEMELERİN NİTELİK VE MİKTARLARI SIR TIBBİ CİHAZ, ARAÇ- GEREÇ VE AMBULANS TİPİNE GÖRE A MALZEMELERİN ADI BULUNMASI GEREKEN No. SAYI HAST ACİL YOĞUN A YARDIM BAKIM NAKİL Ana sedye 2 Kombinasyon sedye 3 Vakum sedye 4 Faraş sedye 5 Sırt tahtası (Baş sabitleyici ile birlikte) 6 Traksiyon atel seti 7 Asgari 6 değişik parçalı şişme atel veya vakum atel seti 8 Boyunluk seti 9 KED kurtarma yeleği 0 Sabit oksijen tüpü ve prizi Portatif oksijen tüpü* 2 Transport ventilatör cihazı (erişkin ve pediatrik kullanımına uygun basınca [0-50 cmh2o] ayarlanabilir, PEEP valfli) 3 Mekanik ventilatör cihazı 4 Sabit vakum aspiratörü

362 Portatif aspiratör* Sabit tansiyon aleti (Steteskoplu) Portatif tansiyon aleti (Steteskoplu) Oksimetre* Termometre Diagnostik set (otoskop,oftalmoskop,rinoskop) Serum askısı 2 Enjektör pompası Defibrilatör (Monitörlü) Otomatik eksternal defibrilatör Kalp monitörü * Canlandırma ünitesi (Balon valf maske seti, laringoskop seti, portatif oksijen tüpü, entübasyon tüpleri, havayolu tüpü, oro/nazofaringeal kanüller, kolorimetrik cihaz) 27 Isı izolasyonlu kap 28 Oksijen maskesi (rezervuarlı) ve nazal kateterler (set) 29 Aspirasyon kateterleri (3 farklı boyda) 30 Muhtelif boyda idrar sondası ve torbası 3 Muhtelif ölçüde enjektör 0 32 Toraks drenaj kiti 33 Basınçlı infüzyon cihazı 34 Perikardiyal delme kiti 35 Merkezi (santral) ven sondası (kateteri) 36 Harici kalp atışı düzenleyici (eksternal pace maker) özelliği olan defibrilatör* 37 Acil doğum seti 38 Kan şekeri ölçüm cihazı 39 Kapnometri* 40 Yanık seti (Alüminyum veya jel esaslı yanık örtüsü, yanık sargısı ve kompresler) 4 Temel tıbbi malzeme çantası (yüzük kesme makası, turnike, steril spanç, kompres, kanama durdurucu materyal, sargı bezi, elastik bandaj ve plaster içermeli) 42 Serum seti ve kelebek set ile intraketler 5 43 Personel görev kıyafeti (Yansıtıcılı) 2 44 Cenaze torbası 2 (*) Bu cihazlar diğer cihazlar içerisinde bütünleşik ise ayrıca istenmez (**) Kullanıcıların isteğine bağlı olarak bulundurulabilir ** [R.G. 0 Nisan ] Türkiye Bankalar Birliğinden: TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ RİSK MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

363 Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezinin kuruluşuna, faaliyetine ve çalışmasına, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi yönetiminin oluşumuna, toplanmasına ve karar almasına, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine verilen bilgilerin kapsam, biçim ve içeriğine ve bunların paylaşılmasına, paylaşılacak bilgilerin kapsam ve içeriğine, ücretlendirilmesine ve üyelerce ödenecek aidatların belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 () Bu Yönetmelik, 9/0/2005 tarihli ve 54 sayılı Bankacılık Kanununun Ek inci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 3 () Bu Yönetmelikte yer alan; a) Asgari bildirim limiti: Toplanacak ve paylaşılacak bilgilerin alt sınırını, b) Finansal kuruluş: Kredi kuruluşları dışında kalan ve sigortacılık, bireysel emeklilik veya sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak veya Kanunda yer alan faaliyet konularından en az birini yürütmek üzere kurulan kuruluşlar ile kalkınma ve yatırım bankaları ve finansal holding şirketlerini, c) Kanun: 9/0/2005 tarihli ve 54 sayılı Bankacılık Kanununu, ç) Kaynak kuruluş: Üyeler haricinde, Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda bilgi talep ettiği özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarını, d) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu, e) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu, f) Kredi kuruluşu: Mevduat bankalarını ve katılım bankalarını, g) Merkez Bankası: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını, ğ) Müşteri: Risk Merkezinin kuruluş amaçlarına uygun olarak hakkında bilgi toplanan tüm gerçek ve tüzel kişileri, h) Risk Merkezi: Kanunun Ek inci maddesinde öngörülen; kredi kuruluşları ile Kurulca uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak ve söz konusu bilgileri bu kuruluşlar ile gerçek veya tüzel kişilerin kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla tüzel kişiler ile de paylaşılmasını sağlamak üzere Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezini, ı) Risk Merkezi Birimi: Risk Merkezi Yönetimi tarafından alınan kararları uygulamak üzere Türkiye Bankalar Birliği tarafından oluşturulan birimi, i) Risk Merkezi Yönetimi: Risk Merkezinin görev ve faaliyetlerini sevk ve idare etmek üzere oluşturulmuş olan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi yönetimini, j) Üye: Kredi kuruluşları ile Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine Kurul tarafından üye olması uygun görülen her bir finansal kuruluşu, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Risk Merkezi Yönetimi Risk Merkezi Yönetiminin oluşumu MADDE 4 () Risk Merkezi Yönetimi, Kurumun ve Merkez Bankasının personeli arasından belirleyeceği birer üye dâhil olmak üzere dokuz üyeden oluşur. (2) Risk Merkezi Yönetiminin Kurumun ve Merkez Bankasının kendi personeli arasından belirleyeceği üyeler dışındaki yedi üyesi, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından seçilir. Bu üyelerin beşi Türkiye Bankalar Birliği üyesi bankalar tarafından, biri Türkiye Katılım Bankaları Birliği tarafından, biri Risk Merkezine üye olması Kurul tarafından uygun görülen diğer finansal kuruluşların mesleki birlik, merkez birlik veya derneklerinin her

364 biri tarafından en fazla bir kişi olmak üzere önerilen aday veya adaylar arasından Türkiye Bankalar Birliği tarafından seçilir. Risk Merkezi tarafından yapılacak bildirimi takiben otuz gün içinde aday bildirilmesi zorunlu olup, bu süre içinde aday bildirilmediği takdirde Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu ilgili meslek grubundan doğrudan seçim yapar. Türkiye Bankalar Birliği üyesi bankalar arasından seçilen söz konusu beş üyeden bankalarda çalışanların farklı bankalarda çalışıyor olması şarttır. (3) Kurum ve Merkez Bankası üyeleri hariç, Risk Merkezi Yönetimi üyelerinin Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen şartlar ile 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında genel müdür yardımcılarında aranan şartları taşımaları şarttır. (4) Üyelerin görev süresi üç yıldır. Bir üyenin tekrar aynı göreve seçilmesi mümkündür. (5) Üyenin, taşıması gereken nitelikleri kaybetmesi, ölümü, vesayet altına alınması, üyelikten istifası, imza yetkisinin Kurul tarafından kaldırılması, Kurum ve Merkez Bankası üyesi dahil çalıştığı kuruluş ile ilişiğinin kesilmesi, çalıştığı kuruluşun faaliyet izninin iptal edilmesi veya geçerli mazereti olmaksızın bir takvim yılında toplam üç toplantıya katılmaması veya bir toplantıya katıldığı halde ilgili Risk Merkezi Yönetimi kararlarını süresi içinde imzalamaması veya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazılı olarak bildirmemesi hallerinde üyeliği sona erer. (6) Üyenin üyeliğinin sona ermesi durumunda, bu Yönetmeliğin ilgili maddelerine göre işlem yapılır. Risk Merkezi tarafından yapılacak bildirimi takiben otuz gün içinde aday bildirilmemesi halinde, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu ilgili meslek grubundan doğrudan seçim yapar. Bu üyenin görev süresi de üç yıldır. (7) Risk Merkezi Yönetimine üyeler arasından en az beş üyenin oyuyla bir Başkan, bir Başkan vekili seçilir. Seçimin ilk iki turda gerçekleştirilememesi halinde, ikinci turda en çok oyu alan iki adayla yapılacak üçüncü turda en çok oyu alan seçilmiş sayılır. (8) Başkan ve Başkan vekilinin toplantıya katılamaması halinde o toplantı üyelerin kendi aralarından seçecekleri bir kişi tarafından idare edilir. Risk Merkezi Yönetimi toplantısı, toplantı ve karar nisabı ve kararların uygulanması MADDE 5 () Risk Merkezi Yönetiminin, Risk Merkezi Yönetimi Başkanının daveti ile her ay en az bir kez toplanması esastır. Toplantı gündemine alınması talebiyle Risk Merkezi Birimine yapılan başvurular da dikkate alınarak oluşturulan toplantı gündemi, toplantıdan en az yedi gün önce yazılı olarak üyelere bildirilir. Ancak, olağanüstü durumlarda Risk Merkezi Yönetimi Başkanı tarafından yedi günlük süreye tabi olunmaksızın toplantı daveti yapılabilir. Gündem dışı konulara ilişkin toplantıda karar alınamaz. (2) Toplantı için en az altı üyenin hazır bulunması şarttır. Kararlar, en az beş üyenin aynı yöndeki oyuyla alınır. Her üye, yönetimde bir oy hakkına sahiptir. Çekimser oy kullanılması veya oy kullanılmaması ret olarak kabul edilir. (3) Risk Merkezi Yönetimi tarafından alınacak kararlar tarih ve numara sırasına göre Risk Merkezi karar defterine kaydedilir. Her karar üyeler tarafından karar tarihinden itibaren en geç bir ay içinde imza olunur. (4) Risk Merkezi Yönetimi tarafından alınacak kararların uygulanması Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde Risk Merkezi Birimi tarafından yerine getirilir. (5) Risk Merkezi Yönetimi üyelerinin huzur hakkı Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından belirlenir. Risk Merkezi Yönetiminin görev ve yetkileri MADDE 6 () Risk Merkezi Yönetimi; a) Üye kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerinin toplanmasını ve paylaşılmasını sağlamak,

365 b) Gerçek ya da tüzel kişilerin gerekçesini belirterek risk bilgilerinin kendilerine verilmesi için yazılı talepte bulunmaları ya da kredi kuruluşları ile Kurulca uygun görülecek finansal kuruluşlar dışındaki bir tüzel kişiye bu nitelikteki bilgilerin verilmesi için onay verdiklerinin ispat edilmesi halinde bahse konu bilgileri talepte bulunan tarafça karşılanacak belli bir ücret karşılığında vermek, c) Kuruluş amaçları doğrultusunda üye kuruluşlardan müşterileri ile ilgili her türlü bilgiyi istemek, ç) Üye kuruluşlardan talep edilen bilgilerin, süresinde gönderilmemesi, geç veya eksik veya kontrol hataları veya diğer bildirim hataları ile gönderilmesi hallerini tanımlamak, bu hallerde uygulanacak yaptırım olarak ilgili üye kuruluşa bilgi akışının durdurulma süresi ve kapsamına ilişkin esas ve usulleri belirlemek, uygulamak ve yaptırım uygulanan üyeleri gerektiğinde Kuruma bildirmek ve Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kuruluna bilgi vermek, d) Gerekli görülen hallerde, ücreti üye tarafından karşılanmak üzere, üye kuruluşlarda bağımsız denetim kuruluşlarına bilgi sistemleri konusunda denetim yaptırılmasını talep etmek, e) Risk Merkezinden temin ettiği bilgi ve belgelerin gizliliğinin sağlanmasına yönelik önlemleri almayan üye kuruluşa bilgi akışını durdurmak, f) Kuruluş amaçları doğrultusunda özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarından, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarından bilgi talep etmek, g) Kuruluş amaçları doğrultusunda özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarıyla Kurulun uygun görüşüne istinaden bilgi alışverişine yönelik sözleşmeler imzalamak, ğ) Topladığı her türlü bilgiyi, Kurum ve Merkez Bankasına belirlenen biçim ve sürede vermek, h) Tahsil edilecek aidat, komisyon, ek komisyon ve ücret tutarlarını belirlemek, ı) Nezdindeki her türlü bilgi alışverişinin Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en az beş banka tarafından kurulmuş şirketler aracılığı ile yapılacak olması halinde, ilgili şirketlerin seçimi ve bu şirketlerle imzalanacak sözleşmeler konularında Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kuruluna görüş vermek, imzalanan sözleşmelerin uygulamasını takip etmek, i) Gerek duyduğu konularda inceleme, araştırma ve değerlendirme yaparak öneri ve görüşlerinin alınmasını teminen çalışma usul ve esaslarını belirleyeceği çalışma grupları oluşturmak, j) Bu Yönetmelik ile kendisine düzenleme yapma yetkisi verilen konularda uygulamaya ilişkin genelgeler oluşturmak, k) Bu Yönetmelik ve Risk Merkezine ilişkin ilgili diğer düzenlemelerde değişiklik önerilerini Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kuruluna sunmak, l) Bu Yönetmelikte belirlenen başvuru yöntemlerine ilave olarak internet, otomatik vezne makinesi, çağrı merkezi ve benzeri alternatif dağıtım kanalları üzerinden de başvuru alınmasına ve ücret tahsilatı yöntemlerine ilişkin esas ve usulleri belirlemek, m) Müşteri onayının alındığına ve onayının içeriğine ilişkin bilgilendirmenin esas ve usullerini başvuru yöntemine göre belirlemek ile görevli ve yetkilidir. (2) Risk Merkezi Yönetimi faaliyetleri nedeniyle Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kuruluna karşı sorumludur. (3) Kurul ve Merkez Bankası tarafından uygun görülecek tedbirler Risk Merkezi Yönetimi tarafından ivedilikle yerine getirilir. Temsil

366 MADDE 7 () Risk Merkezi Yönetimi, biri Başkan veya Başkan vekili olmak üzere iki üyenin müşterek imzası ile birlikte temsil edilir. (2) Risk Merkezi, resmi makamlar, mahkemeler, üçüncü kişiler nezdinde Türkiye Bankalar Birliği tarafından temsil edilir. İç kontrol ve iç denetim sistemi kurulması MADDE 8 () Türkiye Bankalar Birliği, Risk Merkezi faaliyetlerinin doğru, güvenli ve aksamadan yürütülmesini teminen nezdinde etkin bir iç kontrol ve iç denetim sistemi kurar. Faaliyetlerin Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en az beş banka tarafından kurulmuş şirketler aracılığı ile yapılacak olması halinde, Türkiye Bankalar Birliğinin bu sistemi nezdinde kurma yükümlülüğü bulunmamakta olup, şirketler nezdinde iç kontrol ve iç denetim sistemi kurulmasını sağlar. İç denetim hizmeti dışarıdan da alınabilir. Ancak, Kanunun 73 üncü maddesi kapsamında yer alan banka veya banka müşterilerinin sırlarına vakıf olunması sonucunu doğuracak iç denetim hizmetinin bulunması halinde, şirketlerin bu hizmeti kendi bünyelerinde personel çalıştırmak suretiyle yerine getirmesi zorunludur. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Bilgi Paylaşımı Risk Merkezine üyelerce verilecek bilgilerin kapsam, biçim ve içeriği MADDE 9 () Risk Merkezine, a) Kredi limiti, Risk Merkezi Yönetimince belirlenecek asgari bildirim limiti ve üzerindeki gerçek ve tüzel kişilere tahsis edilen nakdi ve gayrinakdi kredi, fon ve faaliyetleri kapsamındaki alacaklarına ilişkin limitlerinin bildirim tarihi itibariyle tutarı müşteri bazında, b) Kredi riski, üye kuruluşlar tarafından müşterilerine fiilen kullandırılan veya kullanılmasına aracılık edilen nakdi ve gayrinakdi kredi, fon ve faaliyetleri kapsamındaki alacaklar, bunlara ait faiz ve kar payları ile ilgili bildirim döneminde açılan ve vadesi içinde kapanan nakdi ve gayrinakdi kredilerin, fon ve faaliyetleri kapsamındaki alacakların toplam adedi ve tutarı ile bunların Risk Merkezi Yönetimince belirlenecek gecikme bilgisi müşteri veya hesap bazında, c) //2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar için Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentleri gereğince donuk alacak niteliğindeki kredi ve diğer alacaklar müşteri bazında, ç) 20/7/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerince Alacakları için Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine uygun olarak Tasfiye Olunacak Alacaklar ve Zarar Niteliğindeki Alacaklar hesabında izlenen alacaklar ile Kurulca uygun görülecek diğer finansal kuruluşların benzer nitelikteki alacakları müşteri bazında, d) Üyelere karşı tasfiye olunacak borçları bulunan gerçek kişi müşterilerin kimlik bilgileri ve Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenecek diğer bilgiler, e) Risk Merkezi Yönetimince belirlenecek asgari bildirim limitinin üzerindeki ödememe protestoları senet bazında, bu limitin altında kalan protestolu senetler ise adet ve tutar olarak tek kalem halinde, f) Ödenen ve karşılıksız işlemi yapılan çekler ve hesap sahibiyle ilgili bilgiler, g) Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda Kurul tarafından belirlenen diğer bilgiler, ğ) Kurulun ve Merkez Bankasının uygun görüşlerinin alınması kaydıyla, Risk Merkezi Yönetimi tarafından Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda belirlenen diğer bilgiler bildirilir. (2) Risk Merkezi Yönetimi asgari bildirim limitinin olup olmayacağını ya da hangi tutarda olacağını tespit etmeye yetkilidir.

367 Risk Merkezi nezdindeki bilgilerin üyeler ile paylaşımı MADDE 0 () Kredi limiti ve kredi riski bilgileri müşteri bazında birleştirilerek bu müşteriler hakkında bildirimde bulunan üyelere bildirim dönemi itibariyle topluca bildirilir. (2) Müşteri bazında kredi limiti ve kredi riski bildirimi yapan üyeler, müşterisi olanlar hakkında sorgu bazında kredi limiti ve kredi riski bilgisini münferiden alabilir. Müşteri bazında kredi limiti ve kredi riski bildirimi yapan üyeler, müşterisi olmayanlar hakkında sadece 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinde yer alan bilgileri münferiden alabilirler. (3) Ödenen ve karşılıksız çek bilgileri ve ödememe protestoları dönemsel olarak üyeler ile paylaşılır. (4) Üyelere karşı tasfiye olunacak borçları bulunan gerçek kişi müşterilerin kimlik bilgileri müşteri bazında kredi limiti ve kredi riski bildirimi yapan üyeler ile paylaşılır. (5) Risk Merkezi Yönetimi, özel hukuk tüzel kişileri, kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarından aldığı bilgiler ile bilgi alışverişine yönelik imzalanan sözleşmeler kapsamında temin ettiği bilgileri, üyelerinin maruz kalacakları riskleri ölçmek, karşı tarafın malî gücünü düzenli olarak analiz etmek ve izlemek için ihtiyaç duydukları gerekli bilgileri dikkate alarak paylaşır. (6) Risk Merkezi, nezdinde toplanan verilerden yararlanarak kuruluş amacına uygun çeşitli ürünler, bilgi setleri veya raporlar üretip paylaşabilir. (7) Kurulun ve Merkez Bankasının uygun görüşlerinin alınması kaydıyla, Risk Merkezi Yönetimi, Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda paylaşılacak diğer bilgileri ve paylaşım yapılacak üyeleri belirlemeye yetkilidir. Risk Merkezince kaynak kuruluşlardan bilgi talep edilmesi MADDE () Risk Merkezi, Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda kanunlarda özel hayat ve aile hayatının gizliliğine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarından, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarından bilgi talep etmeye yetkilidir. Risk Merkezinin bilgi alışverişine yönelik sözleşme yapması MADDE 2 () Risk Merkezi, Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarıyla Kurulun uygun görüşüne istinaden bilgi alışverişine yönelik sözleşmeler imzalamaya yetkilidir. Söz konusu sözleşmeler uyarınca bahsedilen özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarıyla sadece müşterinin onay verdiği Risk Merkezi nezdindeki risk bilgileri paylaşılır. Bu kapsamda müşteriden alınan ve her türlü sözleşmeden ayrı olarak düzenlenen onayda, müşterilerin bilgisinin paylaşılmasını istediği özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları, paylaşılacak bilginin kapsamı ve süresi belirtilir. Gerçek veya tüzel kişilerin Risk Merkezine başvuru esasları MADDE 3 () Gerçek veya tüzel kişiler, kendilerine ait bilgilerin kendilerine ya da üçüncü kişilere verilmesine ilişkin başvurularını yazılı olarak Risk Merkezine yapar. (2) Gerçek veya tüzel kişilerin kendilerine ait bilgilerin kendilerine ya da onay vermeleri koşuluyla belirledikleri tüzel kişilere verilmesini teminen başvuru ve onay verme sürecine ilişkin esas ve usuller ayrı bir Yönetmelik ile düzenlenir. Kurum ve Merkez Bankasına bilgi verilmesi MADDE 4 () Risk Merkezi, topladığı her türlü bilgiyi Kurum ve Merkez Bankasına istenen biçim ve sürede verir. Kamuoyuna açıklanacak bilgiler

368 MADDE 5 () Risk Merkezi konsolide kredi limiti ve kredi riski, protestolu senet ile ödenen ve karşılıksız çeklere ilişkin istatistiki bilgiler ile Risk Merkezi Yönetiminin uygun gördüğü diğer istatistiki bilgileri dönemsel olarak kamuoyuna açıklar. Bilgi alışverişinin şirketler aracılığı ile gerçekleştirilmesi MADDE 6 () Risk Merkezi, nezdindeki her türlü bilgi alışverişini Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kurulmuş şirketler aracılığı ile gerçekleştirdiği takdirde; a) Şirketler tarafından yapılan bilgi alışverişi, başka bir alt hizmet sağlayıcı şirkete devredilemez. b) Şirketler, nezdlerinde iç kontrol ve iç denetim sistemi kurarlar. İç denetim hizmeti dışarıdan da alınabilir. Ancak, Kanunun 73 üncü maddesi kapsamında yer alan banka veya banka müşterilerinin sırlarına vakıf olunması sonucunu doğuracak iç denetim hizmetinin bulunması halinde, şirketlerin bu hizmeti kendi bünyelerinde personel çalıştırmak suretiyle yerine getirmesi zorunludur. c) Şirketlerin Risk Merkezi veritabanını kendileri veya başkaları yararına kullanmaları, yaymaları, vermeleri, aktarmaları yasaktır. Risk Merkezi nezdindeki bilgilerden yararlanılarak üretilen, geliştirilen her türlü yazılım, model, rapor ve benzeri ürünlerin hak, mülkiyet ve telif hakları Risk Merkezine aittir. ç) Şirketler, Risk Merkezine ilişkin bilgilerin toplanması, depolanması ve paylaşım sürecini kendi süreçlerinden ayrı tesis ederler ve bu ayrışmayı sağlamak amacıyla her türlü önlemi alırlar. (2) Risk Merkezi, sözleşme kapsamında yürütülen faaliyetler ile sınırlı olmak üzere şirketler nezdinde denetim yapma yetkisine sahiptir. (3) Risk Merkezinin, nezdindeki her türlü bilgi alışverişini Kanunun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kurulmuş şirketler aracılığıyla gerçekleştirmek istemesi durumunda söz konusu şirketlerin seçimi hakkında Kurulun olumlu görüşü alınır. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Sorumluluk Risk Merkezi üyelerinin sorumlulukları MADDE 7 () Üyeler; a) Risk Merkezi tarafından bu Yönetmelik kapsamında talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi zamanında, tam ve gerçeğe uygun olarak vermek, b) Risk Merkezi ile gizlilik sözleşmesi yapmak ve Risk Merkezinden temin ettiği her türlü bilgi ve belgenin gizliliğinin sağlanmasına yönelik her türlü önlemi almak, c) Risk Merkezinden temin ettiği bilgileri yalnızca kendi iç işlemlerinde kullanmak, diğer üyeler dahil herhangi bir gerçek ve tüzel kişi ile paylaşmamak, ç) Sorumluluklarının yerine getirilmesini teminen gerekli altyapıyı oluşturmak ve işlerliğinin sürdürülmesini sağlamak, d) Risk Merkezi tarafından talep edildiği takdirde, ücreti kendisi tarafından karşılanmak üzere bağımsız denetim kuruluşlarına bilgi sistemleri konusunda denetim yaptırmak, e) Risk Merkezi ile koordinasyonu sağlamak üzere kendisini temsilen en az bir sorumlu belirleyerek bunu Risk Merkezine bildirmek, f) Risk Merkezi Yönetimi üyesi mensubunun üye olabilme koşullarını takip etmek ve değişiklikleri bildirmek, g) Aidat, komisyon ve kendisinden talep edilen bilgilerin süresinde gönderilmemesi, geç veya eksik veya kontrol hataları veya diğer bildirim hataları ile gönderilmesi halinde ek komisyonu talep edilen sürelerde ödemek ile sorumludur. Risk Merkezinin sorumluluğu

369 MADDE 8 () Gerçek veya tüzel kişilerin Risk Merkezince paylaştırılan bilgileri ile ilgili itiraz ve şikayetlerinin muhatabı itiraz veya şikayet konusu bilgiyi sağlayan üye veya kaynak kuruluştur. Risk Merkezinin vereceği bu bilgiler nedeniyle üyeler, kaynak kuruluşlar ve üçüncü şahıslara karşı hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. (2) Risk Merkezinin, üyeleri veya kaynak kuruluşlar tarafından kendisine verilen bilgilerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğü bulunmamakta ve bu bilgilerden kaynaklanabilecek ihtilaflarda herhangi bir taraf sıfatı da bulunmamaktadır. Şu kadar ki Risk Merkezi, kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zararlardan dolayı üyeler, kaynak kuruluşlar ve üçüncü şahıslara karşı sorumludur. (3) Risk Merkezi edindiği her türlü bilgi ve belgenin gizliliğinin sağlanmasına yönelik her türlü önlemi almakla sorumludur. Gizlilik MADDE 9 () Risk Merkezinin tüm işlem ve kayıtları gizlidir. Risk Merkezinden temin edilen bilgiler yalnızca bilgiyi alan üyenin kendi iç işlemlerinde kullanılabilir, diğer üyeler dahil herhangi bir gerçek ve tüzel kişi ile paylaşılamaz. (2) Risk Merkezi nezdinde bulunan sır niteliğindeki bilgileri, bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkalarına açıklayanlar, hukuka aykırı olarak kendisi ya da başkası yararına kullananlar, yayanlar, verenler, aktaranlar veya ele geçirenler hakkında Kanunun 59 uncu maddesi hükümleri uygulanır. BEŞİNCİ BÖLÜM Aidat, Komisyon, Ek komisyon ve Ücretler Risk Merkezince talep edilecek aidat, komisyon, ek komisyon ve ücret MADDE 20 () Risk Merkezi faaliyet giderlerini karşılamak üzere, üyelerden aidat, komisyon, ek komisyon ile Risk Merkezi Raporu talep eden gerçek ve tüzel kişilerden ücret talep etmeye yetkilidir. (2) Risk Merkezinin, giderlerini karşılayacak kadar gelir elde etmesi esastır. Risk Merkezinin gelir ve giderleri Türkiye Bankalar Birliğinin gelir ve giderlerinden ayrı olarak takip edilir ve bir mali yılsonunda Risk Merkezi gelirlerinin giderlerini aşması durumunda, aşan tutar Risk Merkezinin bir sonraki yıl bütçesine aktarılır. Aidat MADDE 2 () Üye, Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenecek yıllık aidat tutarını ödemekle yükümlüdür. Risk Merkezi Yönetimi, üyenin aktif büyüklüğü, faaliyet alanı, bilgi alışveriş hacmi, sektör payı ve benzeri kriterleri dikkate alarak aidat tutarını farklılaştırmaya yetkilidir. (2) Aidat, her yılın Mart ayında Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenerek üyelere duyurulur. Aidatın Haziran ayı sonuna kadar yatırılması zorunlu olup, üyelerce süresi içinde yatırılmayan aidat kanuni yollara başvurularak tahsil edilir. Komisyon ve ek komisyon MADDE 22 () Üye, birim sorgulama maliyeti ve sorgulama sayıları esas alınarak Risk Merkezi Yönetimi tarafından aylık olarak belirlenecek sorgulama komisyonunu ödemekle yükümlüdür. (2) Üye, kendisinden talep edilen bilgileri, süresinde göndermemesi, geç veya eksik veya kontrol hataları veya diğer bildirim hataları ile göndermesi hallerinden kaynaklanan maliyetler için Risk Merkezi Yönetimi tarafından kendisinden talep edilen ek komisyonu ödemekle yükümlüdür. Ücret MADDE 23 () Gerçek ve tüzel kişilerin Risk Merkezi Raporunun kendilerine ya da onay vermeleri koşuluyla üçüncü kişilere verilmesinin talep edilmesi durumunda, uygulanacak ücretler bir önceki yılda gerçekleşen verilerden yola çıkarak bir sonraki yıla

370 ilişkin maliyet analizi çerçevesinde Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenir ve Risk Merkezinin internet sitesi aracılığı ile duyurulur. ALTINCI BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Huzur hakkı MADDE 24 () Risk Merkezi Yönetimi üyelerinin kurumlarından alınabilecek temsilcilerine huzur hakkı ödenmemesine ilişkin talepler yerine getirilir. İlk aidat ve ücretin belirlenmesi GEÇİCİ MADDE () Risk Merkezinin yılsonundan önce faaliyete geçmesi halinde, yıllık olarak belirlenen aidat kalan süreye bağlı olarak üyelerden tahsil edilir. (2) Risk Merkezi Raporu ücreti ilk yıl için tahmini maliyet esasına göre belirlenir. Geçmiş dönemlere ilişkin bilgi paylaşımı GEÇİCİ MADDE 2 () //2007 tarihinden Risk Merkezinin bilgi paylaşımına başladığı döneme ilişkin takvim yılına kadar, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının; a) (b) bendine göre bildirilen kullandırılmış ve kapanmış nakdi ve gayrinakdi kredi, fon ve faaliyetleri kapsamındaki alacaklar ile donuk alacakların (tasfiye olunacak alacaklar) toplam adedi ve tutarı, b) (f) bendine göre bildirilen karşılıksız işlemi yapılan çekler dışında kalan ödenen çeklerin toplam adedi ve tutarı müşteri bazında alınır ve ilgili üyeler ile paylaşılır. Üyelere karşı tasfiye olunacak borçları bulunan gerçek kişi müşterilerin bildirimi GEÇİCİ MADDE 3 () Geçici 2 nci madde kapsamında bilgilerin tamamlandığı dönemden itibaren yıl sonra, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (d) bendine göre, üyelere karşı tasfiye olunacak borçları bulunan gerçek kişi müşterilerin kimlik bilgilerinin alınması ve 0 uncu maddenin dördüncü fıkrası gereği paylaşılması uygulamasına son verilir. Ancak Risk Merkezi Yönetimince bu süre sonunda söz konusu uygulamaya son verilmesi halinde bilgi kaybı olacağının değerlendirilmesi durumunda, söz konusu eksikliğin giderilmesi amacıyla Risk Merkezi Yönetimi tarafından bu süre yıl daha uzatılabilir. Yürürlük MADDE 25 () Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 26 () Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Bankalar Birliği yürütür. [R.G. 0 Nisan ] Türkiye Bankalar Birliğinden: TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ RİSK MERKEZİ ÜYELERİNİN MÜŞTERİLERİNİN RİSK MERKEZİ NEZDİNDEKİ BİLGİLERİNİN KENDİLERİNE YA DA ONAY VERMELERİ KOŞULUYLA BELİRLEDİKLERİ TÜZEL KİŞİLERE VERİLMESİNE İLİŞKİN ESAS VE USULLER HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE () Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi üyelerinin müşterilerinin Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdindeki bilgilerinin,

371 kendilerine ya da onay vermeleri koşuluyla belirledikleri tüzel kişilere verilmesini teminen başvuru ve onay verme sürecine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 () Bu Yönetmelik, 9/0/2005 tarihli ve 54 sayılı Bankacılık Kanununun Ek inci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 3 () Bu Yönetmelikte yer alan; a) Finansal kuruluş: Kredi kuruluşları dışında kalan ve sigortacılık, bireysel emeklilik veya sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak veya Kanunda yer alan faaliyet konularından en az birini yürütmek üzere kurulan kuruluşlar ile kalkınma ve yatırım bankaları ve finansal holding şirketlerini, b) Güvenli elektronik imza: 5//2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında düzenlenen imzayı, c) Kanun: 9/0/2005 tarihli ve 54 sayılı Bankacılık Kanununu, ç) Kaynak kuruluş: Üyeler haricinde, Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda bilgi talep ettiği özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşlarını, d) Kredi kuruluşu: Mevduat bankalarını ve katılım bankalarını, e) Müşteri: Risk Merkezi üyesi nezdinde risk bilgisi bulunan tüm gerçek ve tüzel kişileri, f) Risk Merkezi: Kanunun Ek inci maddesinde öngörülen; kredi kuruluşları ile Kurulca uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak ve söz konusu bilgileri bu kuruluşlar ile gerçek veya tüzel kişilerin kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla tüzel kişiler ile de paylaşılmasını sağlamak üzere Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezini, g) Risk Merkezi Raporu: Risk Merkezi nezdindeki bilgiler kullanılarak Risk Merkezi Yönetimi tarafından içeriği belirlenen raporu, ğ) Risk Merkezi Yönetimi: Risk Merkezinin görev ve faaliyetlerini sevk ve idare etmek üzere oluşturulmuş olan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi yönetimini, h) Takvim yılı: Her yılın Ocak tarihinde başlayıp 3 Aralık tarihinde biten dönemini, ı) Üye: Kredi kuruluşları ile Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine Kurul tarafından üye olması uygun görülen her bir finansal kuruluşu, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Risk Merkezi Raporu Başvuru Usul ve Esasları Gerçek kişi müşterinin şahsen başvurusu MADDE 4 () Gerçek kişi müşteri, Risk Merkezi raporu için Risk Merkezine veya Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenmiş üyelerden birine şahsen başvurabilir. Risk Merkezine ve Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenmiş üyelere hangi adreslerde ve hangi gün ve saatlerde şahsen başvuru yapılabileceği Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenir ve Risk Merkezinin internet sitesi aracılığı ile duyurulur. Belirlenen adreslerin dışındaki adreslere yapılacak başvurular dikkate alınmaz. (2) Gerçek kişi müşterinin başvurusunda kişinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarası, adresi ve varsa telefon numarası, elektronik posta adresi ile Türk vatandaşları için bu bilgilere ilave olarak anne, baba adı ve T.C. kimlik numarası alınır. (3) Müşterinin beyan ettiği kimlik bilgilerinin doğruluğu; aslını ibraz ettiği; Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaporttan herhangi biri ile, Türk uyruklu olmayanlar için pasaport ile teyit edilir.

372 (4) Gerçek kişi müşterinin başvurusu, Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen başvuru formunu Risk Merkezi veya belirlenmiş üye yetkilileri nezdinde imzalaması ve Risk Merkezi raporunun ücretini ödediğine dair dekontu başvuru formuna eklemesi koşuluyla geçerli kabul edilir. (5) Risk Merkezi raporunun teslimi için bu Yönetmelikte belirtilen teslim yöntemlerinden hangisinin tercih edildiği başvuru formunda belirtilmek zorundadır. Gerçek kişi müşterinin posta yoluyla başvurusu MADDE 5 () Gerçek kişi müşteri, Risk Merkezi raporu için posta yoluyla sadece Risk Merkezine başvurabilir. (2) Posta yoluyla başvuruda bulunan gerçek kişi müşterinin başvurusu, 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen kimlik belgelerinden en az birinin noter tasdikli örneğini ve Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen ve imzası noterden onaylı başvuru formunu ve ayrıca Risk Merkezi raporunun ücretini ödediğine dair dekontu Risk Merkezine göndermiş olması koşuluyla geçerli kabul edilir. (3) Yurt dışında yerleşik T.C. vatandaşı gerçek kişi müşterinin posta yoluyla yaptığı başvuru, 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen kimlik belgelerinden en az birinin T.C. konsoloslukları tarafından onaylanmış örneği ile Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen ve imzası T.C. konsoloslukları tarafından onaylı başvuru formunu ve ayrıca Risk Merkezi raporunun ücretini ödediğine dair dekontu Risk Merkezine göndermiş olması koşuluyla geçerli kabul edilir. (4) Risk Merkezi raporunun teslimi için bu Yönetmelikte belirtilen teslim yöntemlerinden hangisinin tercih edildiği başvuru formunda belirtilmek zorundadır. Gerçek kişi müşterinin elektronik posta ile başvurusu MADDE 6 () Gerçek kişi müşteri, Risk Merkezi raporu için Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen başvuru formunu güvenli elektronik imzasıyla imzaladıktan sonra elektronik posta eki olarak Risk Merkezinin elektronik posta adresine göndererek başvuruda bulunabilir. (2) Güvenli elektronik imzası ile imzalamış olduğu başvuru formunu içeren elektronik posta ile başvuruda bulunan gerçek kişi müşterinin başvurusu, Risk Merkezi raporunun ücretini ödediğine dair dekontu aynı elektronik postanın ekleri olarak Risk Merkezine göndermiş olması koşuluyla geçerli kabul edilir. (3) Risk Merkezi raporunun teslimi için bu Yönetmelikte belirtilen teslim yöntemlerinden hangisinin tercih edildiği başvuru formunda belirtilmek zorundadır. Tüzel kişi müşterinin şahsen başvurusu MADDE 7 () Tüzel kişi müşterinin yetkilileri, Risk Merkezi raporu için tüzel kişinin noter tasdikli imza sirküleri ile birlikte Risk Merkezine veya Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenmiş üyelerden birine şahsen başvurabilirler. Risk Merkezine ve Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenmiş üyelere hangi adreslerde ve hangi gün ve saatlerde şahsen başvuru yapılabileceği Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenir ve Risk Merkezinin internet sitesi aracılığı ile duyurulur. Belirlenen adreslerin dışındaki adreslere yapılacak başvurular dikkate alınmaz. (2) Tüzel kişi müşterinin yetkililerinin başvurusunda kişilerin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarası, adresi ve varsa telefon numarası ile Türk vatandaşları için bu bilgilere ilave olarak anne, baba adı ve T.C. kimlik numarası alınır. (3) Tüzel kişi müşterinin yetkililerinin beyan ettikleri kimlik bilgilerinin doğruluğu; aslını ibraz ettiği/ettikleri; Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaporttan herhangi biri ile, Türk uyruklu olmayanlar için pasaport ile teyit edilir. (4) Tüzel kişi müşterinin yetkililerinin başvurusu, tüzel kişinin yetkililerinin Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen başvuru formunu Risk Merkezi veya belirlenmiş

373 üye nezdinde imzalaması ve Risk Merkezi raporunun ücretinin ödendiğine dair dekontu başvuru formuna eklemesi koşuluyla geçerli kabul edilir. (5) Risk Merkezi raporunun teslimi için bu Yönetmelikte belirtilen teslim yöntemlerinden hangisinin tercih edildiği başvuru formunda belirtilmek zorundadır. Tüzel kişi müşterinin posta yoluyla başvurusu MADDE 8 () Tüzel kişi müşterinin yetkilileri, Risk Merkezi raporu için tüzel kişinin noter tasdikli imza sirküleri ile birlikte posta yoluyla sadece Risk Merkezine başvurabilirler. (2) Posta yoluyla başvuruda bulunan tüzel kişi müşterinin başvurusu, yetkililerinin 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen kimlik belgelerinden en az birinin noter tasdikli örneği ile Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen ve yetkililerinin noterden onaylı imzalarını içeren başvuru formunun ve ayrıca Risk Merkezi raporunun ücretinin ödendiğine dair dekontun Risk Merkezine gönderilmiş olması koşuluyla geçerli kabul edilir. (3) Risk Merkezi raporunun teslimi için bu Yönetmelikte belirtilen teslim yöntemlerinden hangisinin tercih edildiği başvuru formunda belirtilmek zorundadır. Tüzel kişi müşterinin elektronik posta ile başvurusu MADDE 9 () Tüzel kişi müşterilerin, Risk Merkezi raporu için elektronik posta ile başvurmasına ve raporun teslim yöntemlerine ilişkin esas ve usuller Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenir. Diğer başvuru ve tahsilat yöntemleri MADDE 0 () Risk Merkezi Yönetimi, bu Yönetmelikte belirlenen başvuru yöntemlerine ilave olarak internet, otomatik vezne makinesi, çağrı merkezi ve benzeri alternatif dağıtım kanalları üzerinden de başvuru alınmasına ve ücret tahsilatı yöntemlerine ilişkin esas ve usulleri belirlemeye yetkilidir. Müşterilerin onay vermesi koşuluyla Risk Merkezi nezdindeki bilgilerinin belirledikleri özel hukuk tüzel kişilere verilmesi MADDE () Gerçek veya tüzel kişi müşterinin, Risk Merkezi raporunu özel hukuk tüzel kişisine verilmesini talep etmesi durumunda Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen Risk Merkezi raporunun üçüncü kişilere verilmesine ilişkin başvurusu ve onay belgesinin düzenlenmesi gerekmektedir. (2) Gerçek veya tüzel kişi müşterinin Risk Merkezi raporunun özel hukuk tüzel kişisine verilmesine ilişkin başvuru, bu Yönetmeliğin başvuruya ilişkin maddeleri hükümlerine tabidir. Bilgi alışverişine yönelik sözleşme yapılması durumunda onay verilmesi MADDE 2 () Müşterinin Risk Merkezi raporunun, imzalanan bilgi alışverişi sözleşmeleri kapsamında özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarına ve bunların üst kuruluşlarına verilmesi, müşterinin onayının alınması koşuluyla mümkündür. (2) Risk Merkezi raporunun özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarına ve bunların üst kuruluşlarına verilmesine ilişkin Risk Merkezinin internet sitesinde örneği verilen onay belgesinin alınmasına yönelik işlemler bu Yönetmeliğin kimlik tespiti ve onay vermeye ilişkin hükümlerine tabidir. Müşteriye onayının alındığının Risk Merkezi tarafından geri bildirimi MADDE 3 () Risk Merkezi, ve 2 nci maddeler uyarınca müşterinin onayının alındığı durumlarda, müşteri talep ettiği takdirde, müşteriye onayının alındığına ve onayının içeriğine ilişkin bilgilendirme yapar. Bu bilgilendirmenin esas ve usulleri başvuru yöntemine göre Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenir. Vekaletname ile başvuru MADDE 4 () Gerçek veya tüzel kişi müşterinin Risk Merkezi raporu başvurusunu vekil marifetiyle yapması durumunda; a) Vekaletnamenin noterden tasdikli olması,

374 b) Vekaletnamenin tarihinin başvuru tarihi itibariyle bir yıldan eski olmaması ve vekaletnamenin, vekaletten azlin Risk Merkezine bildirilmediği sürece geçerli olduğunun kabul edildiğine ilişkin ifadeyi içermesi, c) Vekaletnamede adına Risk Merkezinden bilgi talep edebilmesi ve kendisine bu bilgilerin verilmesi konusunda yetkilendirilmiş olması, ç) Risk Merkezi raporunun tüzel kişiye verilecek olması durumunda vekaletnamede ayrıca vekile bilgilerin bu tüzel kişiye verilmesi hususunda onay vermeye yetkili olduğu hususunun da yazılmış olması şarttır. (2) Vekaletname ile başvuruda, vekilin kimlik tespitinde bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen kimlik belgelerinden en az birinin başvuru yöntemine göre aslının veya noter tasdikli örneğinin ibrazı gerekir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Risk Merkezi Raporu Başvurusunun Sonuçlandırılması Başvurunun incelenmesi MADDE 5 () Başvurunun bu Yönetmeliğin İkinci Bölümünde belirtilen usul ve esaslar dahilinde yapılmaması halinde başvuru sahibine başvurusunun kabul edilmediği hususu en geç otuz gün içinde başvuru formunda belirtmiş olduğu iletişim yöntemiyle bildirilir. (2) Başvuru sahibi tarafından henüz sonuçlandırılmamış bir başvurusuyla ilgili olarak gerek kapsam gerek teslim yöntemleri çerçevesinde yapılan değişiklik talepleri kabul edilmez ve ilk başvurusunda belirtmiş olduğu şekilde ve koşullarda talebi sonuçlandırılır. (3) Başvuru sahibi, henüz sonuçlandırılmamış bir başvurusunu iptal etme hakkına sahiptir. Risk Merkezi raporunun düzenlenmesi ve teslim süreci MADDE 6 () Başvurunun geçerli kabul edilmesi durumunda Risk Merkezi raporu Risk Merkezi tarafından düzenlenir. (2) Raporun başvuru sahibine veya muvafakat verdiği tüzel kişiye tesliminde sadece elden teslim, posta yoluyla teslim, elektronik ortamda veya elektronik posta yoluyla teslim yöntemlerinden biri kullanılır. Başvuru sahibi başvurusunda bu yöntemlerden birini seçmek zorundadır. Başvuru sahibi bu yöntemler dışında bir yöntemle Risk Merkezi raporunun teslim edilmesini isteyemez. Elden teslim MADDE 7 () Başvuru sahibi, Risk Merkezi raporunun yazılı metin halinde kendisine veya muvafakat verdiği tüzel kişiye elden teslim edilmesini talep etmiş ise; Risk Merkezi raporu, mücbir sebepler hariç, başvurunun Risk Merkezine ulaştığı tarihi takip eden en geç otuz gün içinde hazırlanır ve teslim edilir. (2) Teslim sırasında başvuru sahibi gerçek kişi ise kendisinin, tüzel kişi ise yetkililerinin, rapor muvafakata istinaden tüzel kişiye teslim edilecek ise bu tüzel kişinin yetkililerinin kimlik tespiti yapılır. Beyan edilen kimlik bilgilerinin doğruluğu; aslını ibraz ettiği/ettikleri; Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaporttan herhangi biri ile, Türk uyruklu olmayanlar için pasaport ile teyit edilir. Posta yoluyla teslim MADDE 8 () Başvuru sahibi, Risk Merkezi raporunun yazılı metin halinde ve başvuru formunda belirtmiş olduğu kendisinin veya muvafakat verdiği tüzel kişinin açık adresine posta yoluyla gönderilmesini talep etmiş ise; Risk Merkezi raporu, mücbir sebepler hariç, başvurunun Risk Merkezine ulaştığı tarihi takip eden en geç otuz gün içinde hazırlanır ve Risk Merkezince postaya verilir. Elektronik ortamda teslim

375 MADDE 9 () Başvuru sahibi, Risk Merkezi raporunu elektronik ortamda almak isterse, Risk Merkezine veya üyeye yapmış olduğu şahsi başvuruda kendisine Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenmiş olan usul ve esaslar çerçevesinde kullanıcı kimliği ve şifre verilir ve başvuru sahibi, Risk Merkezinin internet sitesinde kullanıcı kimliğini ve şifresini kullanarak gerçekleştireceği bir işlem sayesinde Risk Merkezi raporunu dijital metin halinde edinebilir. Elektronik posta adresine teslim MADDE 20 () Başvuru sahibi, Risk Merkezi raporunun elektronik posta adresine gönderilmesini isterse, Risk Merkezine veya üyeye bildirmiş olduğu elektronik posta adresine, Risk Merkezi raporu, mücbir sebepler hariç, başvurunun Risk Merkezine ulaştığı tarihi takip eden en geç otuz gün içinde gönderilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Rapor Ücretine İlişkin Hükümler Risk Merkezi raporu ücreti MADDE 2 () Gerçek ve tüzel kişilerin risk bilgilerini kendilerine ya da onay vermeleri koşuluyla üçüncü kişilere verilmesinin talep edilmesi durumunda, uygulanacak ücretler bir önceki yılda gerçekleşen verilerden yola çıkarak bir sonraki yıla ilişkin maliyet analizi çerçevesinde ve başvuru, teslim yöntemi ve içeriği dikkate alınarak Risk Merkezi Yönetimi tarafından belirlenir ve Risk Merkezinin internet sitesi aracılığı ile duyurulur. (2) Belirlenmiş üye üzerinden yapılacak başvurularda üyenin vereceği hizmet için bedel talep etme hakkı saklıdır. (3) Bu maddenin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, bir gerçek kişi tarafından bir takvim yılı içinde yapılan ilk başvuru için Risk Merkezi raporu ücreti alınmaz. Ücret iadesi yapılmayacak haller MADDE 22 () Başvurunun yapılan inceleme sonucunda bu Yönetmelikte belirlenen başvuru şartlarını taşımadığının tespit edilmesi halinde, alınmış olan Risk Merkezi raporu ücreti iade edilmez. Müşteriden yeni başvurusu için ilgili Risk Merkezi raporu ücreti alınır. (2) Risk Merkezi nezdinde müşteriye ait hiçbir bilginin bulunmamış olması, alınmış olan Risk Merkezi raporu ücretinin iadesine gerekçe olmaz. (3) Başvuru sahibinin Risk Merkezi raporuna ilişkin talebinden vazgeçmesi durumunda; taleple ilgili işlemler durdurulur ancak, alınmış olan Risk Merkezi raporu ücreti iade edilmez. (4) Başvuru sahibinin, henüz sonuçlandırılmamış ve işlenmekte olan başvurusunda değişiklik yapma talebi kabul edilmez ve Risk Merkezi raporu ilk başvurusu çerçevesinde kendisine teslim edilir. Başvuru sahibinin söz konusu değişiklik talebinin reddedilmiş olması ücret iadesine gerekçe olmaz. BEŞİNCİ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Başvuruda talep edilen bilgi ve belgelerin üye tarafından kaydedilmesi ve saklanması MADDE 23 () Üye, bu Yönetmelik kapsamına giren taleplerle ilgili olarak kendisine yapılan başvurularda talep sahibinden almış olduğu başvuru formu, başvuru sırasında ibraz edilen kimlik fotokopisi, vekaletname örneği, onay metni, imza sirküleri, yetki belgesi ve sair belgeleri on yıl süresince muhafaza etmek ve Risk Merkezi talep ettiğinde en geç otuz gün içinde Risk Merkezine teslim etmek zorundadır. Risk Merkezinin sorumluluğu MADDE 24 () Risk Merkezinin, üyeleri veya kaynak kuruluşlar tarafından kendisine verilen bilgilerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğü bulunmamakta ve bu bilgilerden kaynaklanabilecek ihtilaflarda herhangi bir taraf sıfatı da bulunmamaktadır. Şu kadar ki Risk Merkezi, kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zararlardan dolayı üyeler, kaynak kuruluşlar ve üçüncü şahıslara karşı sorumludur. Uygulanacak düzenlemeler

376 MADDE 25 () Müşterinin Kanunun Ek Madde maddesi kapsamında Risk Merkezinden talep edeceği bilgilere ilişkin başvuru esas ve usulleri hakkında sadece bu Yönetmelik hükümleri uygulanır. Yürürlük MADDE 26 () Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 27 () Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Bankalar Birliği yürütür. [R.G. 0 Nisan ] KANUNLAR İLKÖĞRETİM VE EĞİTİM KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No Kabul Tarihi: 30/3/202 MADDE 5//96 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 3 Mecburi ilköğretim çağı 6-3 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 3 yaşını bitirip 4 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. MADDE sayılı Kanunun 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 7 İlköğretim; inci maddede belirtilen amacı gerçekleştirmek için kurulmuş dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir Milli Eğitim ve Öğretim Kurumudur. MADDE sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. MADDE sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan büyüklüğüne ibaresi İlkokullar ve ortaokullar birlikte veya ayrı oluşlarına, büyüklüğüne şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. EK MADDE 4 Bu Kanunun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre elde edilen gelirler, il özel idarelerince, ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılır. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE Bu maddenin yayımı tarihinde ilköğretim kurumlarının 5, 6, 7 ve 8 inci sınıflarında eğitim görenler eğitimlerini bu kurumlarda tamamlar. Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenir; Bakanlık bu maddenin uygulanmasıyla ilgili düzenlemeleri il, ilçe ve okul bazında yapmaya yetkilidir. MADDE 7 4/6/973 tarihli ve 739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 22 Mecburi ilköğretim çağı 6-3 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 3 yaşını bitirip 4 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter.

377 MADDE sayılı Kanunun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 24 İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. MADDE sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir. MADDE sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 26 Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir. MADDE 739 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 3 Zorunlu ortaöğretim eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Bakanlar Kurulu uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir. MADDE 2 5/6/986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. MADDE 3 6/8/997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici inci maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresi ilköğretim ve ortaöğretim şeklinde değiştirilmiş ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibareleri madde metninden çıkarılmıştır. MADDE 4 4//98 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 45 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Yükseköğretime giriş ve yerleştirme: MADDE 45 Yükseköğretime giriş ve yerleştirme aşağıdaki şekilde yapılır: a. Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır. b. Yükseköğretim kurumlarına esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî sınavlarla girilir. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınır. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü ikiyüzelli, en büyüğü beşyüz olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülür. Ortaöğretim başarı puanının yüzde onikisi yerleştirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan alınan puana eklenir. c. Ortaöğretim kurumlarını birincilik ile bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra Yükseköğretim Kurulu kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilir. d. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilir. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. e. Önlisans mezunları için, ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde onunu geçmeyecek şekilde Yükseköğretim Kurulu kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilir.

378 f. Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır. g. Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunca tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleştirilebilir. MADDE sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 6 Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler bakımından, bu kurumların mezunlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde merkezî sınavlardan almış olduğu puanlara ilave edilecek ortaöğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanır. MADDE sayılı Kanunun ek 2 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 8 28/3/983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun ek 9 uncu maddesinin başlığı ile birinci fıkrasında yer alan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ibareleri Bülent Ecevit Üniversitesi şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanunun ek 6 inci maddesinin başlığı ile birinci fıkrasında yer alan Rize Üniversitesi ibareleri Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesinin başlığı ile birinci fıkrasında yer alan Konya Üniversitesi ibareleri Necmettin Erbakan Üniversitesi şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanunun ek 30 uncu maddesinin başlığı ile birinci fıkrasında yer alan Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi ibareleri Abdullah Gül Üniversitesi şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 22 0/2/2003 tarihli ve 508 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (II) sayılı cetvelin Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri bölümünün 53, 6, 02 ve 03 üncü sıraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 53) Bülent Ecevit Üniversitesi 6) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 02) Necmettin Erbakan Üniversitesi 03) Abdullah Gül Üniversitesi MADDE 23 2/2/20 tarihli ve 6260 sayılı 202 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu, 2/9/983 tarihli ve 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 3/2/983 tarihli ve 90 sayılı Genel

379 Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede; Zonguldak Karaelmas, Rize, Konya ve Kayseri Abdullah Gül Üniversitelerine yapılmış olan atıflar Bülent Ecevit, Recep Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan ve Abdullah Gül Üniversitelerine yapılmış sayılır. MADDE 24 4//2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 3 Yurt içi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araştırma-geliştirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçiş hedefleriyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerindeki okulların dersliklerine bilişim teknolojisi donanımı, yazılımı, ağ altyapısı ve internet erişim imkânının sağlanması, dersler için çevrim içi ve çevrim dışı ortamlarda e-içerik temin edilmesi ve e-içerik altyapısının oluşturulması, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere ve örgün eğitim gören öğrencilere ekitap, tablet bilgisayar ve benzeri ihtiyaçların sağlanması amaçlarıyla Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 205 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, bu Kanun hükümlerine tabi değildir. Bu madde uyarınca yapılacak alımlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Kamu İhale Kurumunun görüşü alınarak Millî Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle, rekabete açık olacak şekilde düzenlenir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 20 Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet erişim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca 205 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde üst yöneticinin onayıyla 5 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişilebilir. MADDE 26 Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 27 Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 0/4/202 [R.G. Nisan ] KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No Kabul Tarihi: 4/4/202 MADDE 25/6/200 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun adı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanunun inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan her hizmet kolunda yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında yürütülecek toplu görüşmelere ilişkin esasları düzenlemektir ibaresi toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (ı), (j) ve (k) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Kamu görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini,

380 h) Toplu sözleşme: Bu Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere yürütülen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda mutabık kalınması durumunda taraflarca imzalanan sözleşmeyi, ı) Toplantı tutanağı: Toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda toplu sözleşme imzalanamaması halinde, tarafların uzlaştığı ve uzlaşamadığı konuların yer aldığı tutanağı, j) İşyeri sendika temsilcisi: Bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendikaca o işyerinden seçilen kamu görevlisini, k) Sendika işyeri temsilcisi: Bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendika dışındaki her bir sendika tarafından o işyerinden seçilen kamu görevlisini, MADDE sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan en az iki yıldan beri ibaresi madde metninden çıkarılmış, üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına durdurulması için ibaresinden sonra gelmek üzere ilgili valilik bir ay içinde ibaresi eklenmiştir. Sendikanın kurucuları; sendika tüzüğü ve kamu görevlisi olduklarını gösterir belge ile sendikayı ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin isimlerini kuruluş dilekçelerinin ekinde sendika merkezinin bulunacağı ilin valiliğine vermek zorundadırlar. Konfederasyon kurucuları, konfederasyon tüzüğü ile sendikaların konfederasyon kurulmasına ilişkin kurucular kurulu kararını ve konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin isimlerini konfederasyon merkezinin bulunacağı ilin valiliğine vermek zorundadırlar. Konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecekler, üyesi oldukları sendikaların zorunlu organlarına seçilmemişlerse, kamu görevlisi olduklarını gösterir belgeyi eklemekle yükümlüdürler. Valilik, tüzük ve belgelerin birer örneğini, onbeş işgünü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderir. MADDE sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (g), (k) ve (n) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. g) Genel kurulun görev ve yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve yeter sayıları ile yönetim, denetleme ve disiplin kurullarının oluşumu, bu kurulların görevleri ve toplantı usulü. k) Üyelik ödentisinin oranı. n) Tüzüğün değiştirilmesi usulü, yapılacak ilk genel kurula sunulması ve geçmişe etkili olmaması kaydıyla ilgili makamlarca veya mahkemelerce kanuna aykırı görülerek düzeltilmesi istenen tüzük hükümlerinin değiştirilmesi için yönetim kuruluna yetki verilebilmesi. MADDE sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasında yer alan, Devlet Personel Başkanlığına ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Sendika ve konfederasyonlar, birinci fıkrada belirtilen organların dışında da organlar kurabilir. Tüzüklerinde belirtilmesi kaydıyla genel kurul dışındaki organlar, görev, yetki ve sorumluluklarını kurulacak bu organlara devredebilir. MADDE sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Sendika şubesi genel kurulları ve üye sayısı bini aşan sendikaların genel kurulları delegelerle yapılabilir. MADDE sayılı Kanunun 0 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve sekizinci fıkrasına tüzük hükümleri gereğince ibaresinden sonra gelmek üzere altmış günü geçmemek kaydıyla ibaresi eklenmiştir. Olağan genel kurul toplantıları dört yılı aşmamak üzere tüzüklerde belirtilen sürede yapılır.

381 İki genel kurul toplantısı arasındaki döneme ilişkin faaliyet ve hesap raporu, denetleme kurulu veya denetçi raporu ile gelecek döneme ilişkin bütçe önerisi, genel kurula katılacaklara toplantı tarihinden en az onbeş gün önce yazılı veya elektronik ortamda gönderilir ve internet sitesinde ilan edilir. MADDE sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. h) Sendika şubesi açma, şubeleri birleştirme veya kapatma; sendika şubesi açma ve başlangıçtaki kuruluş şartlarını kaybeden şubeleri kapatma konularında yönetim kuruluna yetki verme. MADDE sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesine denetçiden oluşur ibaresinden önce gelmek üzere, en çok beş ibaresi eklenmiştir. MADDE 4688 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Çekilme, göreve son verilmesi veya sair nedenlerle kamu görevinden ayrılanların üyelikleri, sendika şubesi, sendika veya konfederasyon organlarındaki görevleri, farklı bir hizmet koluna giren kuruma atananlardan sendika üyesi olanların ise üyelikleri, varsa sendika şubesi ve sendika organlarındaki görevleri sona erer, ancak varsa konfederasyon organlarındaki görevleri devam eder. MADDE sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Sendika veya konfederasyonlar, tüzüklerinde gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası kuruluş kurabilir, amaçlarına uyan uluslararası kuruluşlara üye olabilir ve üyelikten çekilebilirler. Sendika ve konfederasyonlar ikinci fıkra kapsamına giren üyelik işlemlerini ve faaliyetlerini gerçekleşme tarihinden itibaren onbeş gün içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirir. Bildirime ilgili kuruluş tüzüğünün bir örneği de eklenir. MADDE sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına işyeri sendika temsilcisi ibaresinden sonra gelmek üzere, sendika işyeri temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ibaresi eklenmiş, aynı fıkrada yer alan haklı bir sebep olmadıkça ve ibaresi ile dördüncü fıkrasında yer alan seçildikleri tarihten itibaren otuz gün içerisinde ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü ve beşinci fıkralarına sırasıyla aşağıdaki cümleler eklenmiş ve altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Sendika yönetim kurulu üyelerinin, bu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için bağlı bulundukları sendikanın şube kurulması için öngörülen üye sayısına ulaşması, konfederasyon yönetim kurulu üyelerinin bu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için ise konfederasyona bağlı sendikaların toplam üye sayısının genel kurullarını delegelerle yapabilecek sendika üye sayısına ulaşması gerekir. Sendika şubesi bulunmayan il ve ilçelerde il ve ilçe temsilciliği kurulabilir. İldeki üye sayısı 00 ve daha fazla olan sendikanın il temsilcisi ile ilçedeki üye sayısı 50 ve daha fazla olan sendikanın ilçe temsilcisi haftada dört saat izinli sayılır. MADDE sayılı Kanunun Dördüncü Kısım başlığında yer alan İdarî Kurullar ibaresi Yönetime Katılma şeklinde değiştirilmiş, 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının (a) ve (h) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (g) bendine dinlenme yerleri, ibaresinden sonra gelmek üzere misafirhane ; ikinci fıkrasında yer alan doğrultusunda ibaresinden sonra gelmek üzere toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek ibaresi eklenmiştir. Kamu görevlileri sendikaları ile konfederasyonlar, bu Kanundaki hükümler çerçevesinde, toplu sözleşme görüşmelerinde taraf olmaya yetkilidir.

382 a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek. h) Yangın, su baskını, deprem gibi tabii afetlerin vukuunda, gerektiğinde üyelik şartı aranmaksızın nakit mevcudunun yüzde onunu aşmamak kaydıyla afete uğrayan bölgelerde konut, sağlık ve eğitim tesisleri yapılması amacıyla kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu kurum ve kuruluşlarına aynî ve nakdî yardımda bulunmak, afete uğrayan bölgelerde konut ve sağlık tesisleri yapmak. MADDE sayılı Kanunun Dördüncü Kısım İkinci Bölüm başlığı Yönetime Katılma şeklinde ve 2 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Kamu Personeli Danışma Kurulu MADDE 2 Kamu Personeli Danışma Kurulu, kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonları ile kamu idareleri arasında sosyal diyaloğun geliştirilmesi, kamu personel mevzuatının ve kamu yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesi, yönetimin daha iyi işleyen bir yapıya kavuşturulması için ortak çalışmalar yürütülmesi, kamu görevlilerinin yönetime katılımının sağlanması ve kamu yönetiminin karşılaştığı sorunlara çözümler geliştirilmesi amacıyla; Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, en çok üyeye sahip üç konfederasyonun genel başkanı ile her bir hizmet kolunda en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikasının başkanı ve Devlet Personel Başkanından oluşur. Kurula gündemde yer alan konulara göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri de davet edilebilir. 28 inci maddede belirtilen toplu sözleşme konuları ile kurumsal konular dışında kalan ve kamu personel sistemini ilgilendiren genel nitelikli konular, Kurulda değerlendirilir. Kurul, her yıl mart ve kasım aylarında toplanır. Kurulun sekretarya hizmetleri Devlet Personel Başkanlığınca yürütülür. MADDE sayılı Kanunun 23 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İşyeri sendika temsilcileri ve sendika işyeri temsilcileri MADDE 23 İşyerlerinde 30 uncu madde uyarınca yapılan tespite göre kamu görevlilerinden en çok üye kaydetmiş sendika, işyeri sendika temsilcisi seçmeye yetkilidir. İşyerindeki kamu görevlisi sayısı 200 e kadar ise bir, arasında ise en çok iki, arasında ise en çok üç, arasında ise en çok dört, 2000 den fazla ise en çok beş işyeri sendika temsilcisi seçilebilir. Bu temsilcilerden biri ilgili sendika tarafından baştemsilci olarak görevlendirilebilir. İşyeri sendika temsilcileri, işyerlerinde kamu görevlilerinin işveren veya işyeri ile ilgili sorunlarını dinlemek, ilgili yerlere iletmek ve kamu görevlileri ile işveren arasında iletişim sağlamak amacıyla işyerinden seçilir. İşyeri sendika temsilcileri bu görevlerini işyerinde, haftada dört saat olmak üzere yerine getirirler ve bu sürede izinli sayılırlar. Bir işyerinde en çok üye kaydetmiş sendikanın dışında faaliyette bulunan sendikalar da, bu Kanun kapsamına giren sendikal faaliyetlerin yürütülmesi açısından koordinasyon görevini yürütmek üzere o işyerinden sendika işyeri temsilcisi belirleyebilirler. Kamu işvereni, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlar. MADDE sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasına işyerinde herkesin görebileceği yerde ibaresinden sonra gelmek üzere ve kurumsal düzeyde duyurulabilecek diğer araçlarla ibaresi eklenmiştir. MADDE sayılı Kanunun Altıncı Kısım başlığı Toplu Sözleşme şeklinde ve 28 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Toplu sözleşmenin kapsamı

383 MADDE 28 Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz. Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerlidir. 8/6/949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre aylık ödenmekte olanların aylıklarının hesabında da toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayıları esas alınır. 3/5/2006 tarihli ve 550 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılık hali esas alınarak bağlanan yaşlılık, malullük veya ölüm aylıklarında yapılacak artışlar hakkında 550 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz ve bu aylıklar toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayılarındaki artış dikkate alınarak artırılır. MADDE sayılı Kanunun 29 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Toplu sözleşmenin tarafları ve imza yetkisi MADDE 29 Toplu sözleşme görüşmelerine kamu idaresi adına Kamu İşveren Heyeti, kamu görevlileri adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti katılır. Kamu İşveren Heyeti, Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve heyet başkanınca uygun görülen bakanlık temsilcileri ile Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığı temsilcilerinden oluşur. Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti, bağlı sendikaların toplam üye sayısı itibarıyla en fazla üyesi bulunan konfederasyonun Heyet Başkanı olarak belirleyeceği bir temsilci ile her bir hizmet kolunda en fazla üyeye sahip kamu görevlileri sendikaları tarafından belirlenecek birer temsilci, bağlı sendikaların üye sayıları esas alınmak kaydıyla toplam üye sayıları itibarıyla birinci, ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlar tarafından belirlenecek birer temsilci olmak üzere onbeş üyeden oluşur. Heyet Başkanı ve temsilciler, toplu sözleşme görüşmelerinin başlamasından onbeş gün önce konfederasyonlar tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Heyet Başkanlığı sıfatını haiz konfederasyon temsilcisinin toplu sözleşme görüşmelerine katılmaması veya görüşmelerden çekilmesi halinde Heyet Başkanlığı yetkisi, en çok üyeye sahip ikinci sırada bulunan konfederasyon temsilcisi tarafından kullanılır. Her bir hizmet kolunda en fazla üyeye sahip kamu görevlileri sendikaları tarafından belirlenecek temsilcinin toplu sözleşme görüşmelerine katılmaması veya görüşmelerden çekilmesi halinde aynı hizmet kolunda en fazla üyeye sahip ikinci sırada bulunan kamu görevlileri sendikası temsilcisi Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetine dahil edilir. Toplu sözleşmeyi imzalamaya kamu idaresi adına Kamu İşveren Heyeti Başkanı, kamu görevlileri adına sözleşmenin kamu görevlilerinin geneline yönelik bölümü için Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı ve hizmet kollarına yönelik bölümleri için ilgili sendika temsilcisi yetkilidir. Bu madde hükümlerine göre toplu sözleşmenin imzalanan bölümlerine ilişkin Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz. MADDE sayılı Kanunun Altıncı Kısım İkinci Bölüm başlığı Üye Sayılarının Tespiti ve Toplu Sözleşme Görüşmeleri, 30 uncu maddesinin başlığı Üye sayılarının tespiti şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrası yürürlükten

384 kaldırılmış, ikinci fıkrasında yer alan Yetkili sendika ve konfederasyonların ibaresi Sendika ve konfederasyonların üye sayılarının şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın son paragrafında yer alan her hizmet kolundaki yetkili ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Sonuçların yayımı tarihinden itibaren beş işgünü içinde kamu görevlileri sendikaları ile konfederasyonlarının üye sayılarının yanlışlığı iddiasıyla sendika ve konfederasyonlarca Ankara İş Mahkemesine itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı onbeş gün içinde karara bağlar. MADDE sayılı Kanunun 3 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Toplu sözleşme görüşmeleri MADDE 3 Toplu sözleşme görüşmeleri son rakamı tek olan yıllarda yapılır. Kamu görevlilerinin geneline yönelik toplu sözleşme teklifleri Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin konfederasyon temsilcisi üyeleri, her bir hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme teklifleri ise Heyetin ilgili sendika temsilcisi üyesi tarafından hazırlanır ve toplu sözleşme görüşmelerinin başlama tarihinden en az bir hafta önce Kamu İşveren Heyetine sunulmak üzere Devlet Personel Başkanlığına verilir. Toplu sözleşme görüşmelerinin başlangıcında Kamu İşveren Heyeti Başkanı ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı, Devlet Personel Başkanlığına verilen talepler esas alınmak suretiyle genel ve hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme görüşme gündemini belirler. Toplu sözleşme görüşmeleri, genel ve hizmet kollarını ilgilendiren taleplerin topluca görüşülmesi suretiyle yürütülür. Birden fazla hizmet kolunu ilgilendiren hususlar, kamu görevlilerinin geneline yönelik konular arasında görüşülür. Kamu İşveren Heyeti Başkanının belirleyeceği kurum temsilcileri ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin toplam sayısı onbeşi geçmemek üzere belirleyeceği temsilciler, toplu sözleşme görüşmelerine teknik heyet olarak iştirak edebilirler. Toplu sözleşme görüşmelerine, ağustos ayının ilk işgünü Kamu İşveren Heyeti Başkanınca belirlenen ve Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetine dahil konfederasyonlara görüşmelerin başlamasından en az bir hafta önceden bildirilen yerde başlanır. Toplu sözleşme süreci, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararının alınması da dahil olmak üzere en geç ağustos ayının son işgünü tamamlanır. Hafta sonu tatil günleri hariç olmak üzere resmî tatil günlerine rastlayan günlerde toplu sözleşme görüşmelerine ara verilir. Toplu sözleşme görüşmelerinin yürütülmesinde uygulanacak yöntem ve görüşme takvimi yönetmelikle düzenlenir. Toplu sözleşme görüşme süreci sonunda, kamu görevlilerinin geneline yönelik mali ve sosyal haklara ilişkin bölüm ile her bir hizmet koluna özgü mali ve sosyal haklara ilişkin bölümlerden ve tek metinden oluşan toplu sözleşme veya toplantı tutanağı imzalanır. Toplu sözleşmeye kurumsal hiyerarşiyi bozacak ve aynı veya benzer unvanlı kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları arasında kurumlar arası dengesizliğe yol açacak hükümler konulamaz. İmzalanan toplu sözleşme metinleri Resmî Gazetede yayımlanır. Toplu sözleşme görüşmelerine katılmaya yetkili hiçbir konfederasyon temsilcisinin toplu sözleşme görüşmelerine katılmaması veya toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanmasına rağmen tarafların Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurmaması halinde, kamu görevlilerine sonraki iki mali yıl boyunca uygulanacak mali ve sosyal haklar genel hükümlere göre belirlenir. MADDE sayılı Kanunun 32 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması MADDE 32 27/6/989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 5 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi

385 üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz. Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz. İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır. MADDE sayılı Kanunun 32 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm ve başlığı eklenmiş, 33 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve Altıncı Kısım Üçüncü Bölüm başlığı yürürlükten kaldırılmıştır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Uyuşmazlıkların Çözüm Usulleri Uyuşmazlık hali MADDE 33 Toplu sözleşme görüşme süreci sonunda toplu sözleşme imzalanamaması halinde, üzerinde uzlaşılan ve uzlaşılamayan konuları içeren toplantı tutanağı, tutanağın kamu görevlilerinin geneline yönelik bölümü Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı ve hizmet kollarına yönelik bölümleri ilgili sendika temsilcisi ile Kamu İşveren Heyeti Başkanı tarafından imzalanır. Toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması ve toplantı tutanağı imzalanamaması halinde Devlet Personel Başkanlığı tarafından görüşmelerin uzlaşmazlıkla sonuçlandığına dair tespit tutanağı tutulur. Toplantı tutanağı imzalanmasından veya görüşmelerin uzlaşmazlıkla sonuçlandığının tespit tutanağı ile belirlenmesinden itibaren üç işgünü içerisinde sözleşmenin ilgili bölümlerini imzalamaya yetkili olanlar tarafından imzalamaya yetkili oldukları bölümler için Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulabilir. Toplu sözleşme kapsamına girmeyen konulara ilişkin olarak Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz. MADDE sayılı Kanunun 34 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu MADDE 34 Kamu Görevlileri Hakem Kurulu her toplu sözleşme dönemi için; a) Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkan, Başkanvekili, Başkan Yardımcısı veya Daire Başkanları arasından Bakanlar Kurulunca Başkan olarak seçilecek bir üye, b) Kamu İşveren Heyeti Başkanınca Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığından görevlendirilecek birer üye, c) Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından belirlenecek iki, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlardan birer üye,

386 d) Üniversitelerin kamu yönetimi, iş hukuku, kamu maliyesi, çalışma ekonomisi, iktisat ve işletme bilim dallarından en az Doçent unvanını taşıyanlar arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir üye, e) Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından üç, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlar tarafından ikişer olmak üzere (d) bendinde belirtilen bilim dallarından en az Doçent unvanını taşımak kaydıyla, önerilecek toplam yedi öğretim üyesi arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir üye, olmak üzere onbir üyeden oluşur. Kamu İşveren Heyeti Başkanınca görevlendirilen üyeler, konfederasyonlarca belirlenen üyeler ile öğretim üyeleri, toplu sözleşme görüşmelerinin başlamasından iki hafta önce Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun Başkan ve diğer üyeleri, toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan önce belirlenir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Başkanı ve her bir üyesi için aynı usul ve esaslar çerçevesinde birer yedek üye görevlendirilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, Başkanın çağrısı üzerine Başkan dahil en az sekiz üyenin katılımı ile toplanır. Mazereti nedeniyle toplantıya katılamayacak üyelerin yerine yedekleri çağrılır. Çalışma programı, toplantı gündemi, toplantı veya tespit tutanağının inceleme usul ve esasları ile toplantıya ilişkin diğer hususlar Başkan tarafından belirlenir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, tarafların başvuru tarihinden itibaren beş gün içinde kararını verir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamazlar. Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır. Karara katılmayan üyeler, ayrı ayrı veya birlikte, karşı oy şerhini ve gerekçesini tutanağa yazdırır. Kurul kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Kurul kararları taraflara üç gün içerisinde yazılı olarak bildirilir ve Resmî Gazetede yayımlanır. Her toplantı günü için toplantıya katılan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Başkanına (5000), üyelere (4500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda toplantı ücreti ödenir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun sekretarya hizmetleri Devlet Personel Başkanlığınca yürütülür. Toplu sözleşme görüşmeleri ile Kamu Görevlileri Hakem Kurulu çalışmalarına katılacak olanların ağırlama, konaklama, yolluk ve gündelikleri ile diğer her türlü giderleri Devlet Personel Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. MADDE sayılı Kanunun 4 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (f) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. c) Kamu Personeli Danışma Kurulu ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun çalışma usul ve esasları, toplu sözleşme görüşmelerinin yapılma usul ve esasları ile bu Kanunun uygulanmasını göstermek üzere ihtiyaç duyulacak diğer hususlar, d) Sendika üye sayıları ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonların belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar, MADDE sayılı Kanunun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Yüksek İdarî Kurula ibaresi Kamu Personeli Danışma Kuruluna şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 202 ve 203 yıllarına ilişkin mali ve sosyal hakları belirlemek üzere yapılacak toplu sözleşme görüşmelerine, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde başlanır. Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet üyelerinin bildirimi, toplu sözleşme tekliflerinin verilmesi ve görüşmelerin başlama tarihinin bildirimi ile Kamu Görevlileri Hakem Kurulu üyelerinin belirlenmesine ilişkin 29, 3 ve 34 üncü maddelerde

387 öngörülen süreler dikkate alınmaz. Bu toplu sözleşme görüşmelerine katılacak sendika ve konfederasyonların belirlenmesinde 7/7/20 tarihli ve sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Gereğince Kamu Görevlileri Sendikaları ile Konfederasyonların Üye Sayılarına İlişkin 20 Temmuz İstatistikleri Hakkında Tebliğ hükümleri esas alınır. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 2 30 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen tespit 202 yılı için 5 Haziran 202 tarihi esas alınarak gerçekleştirilir ve en geç 29 Haziran 202 tarihine kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilir. Aynı fıkranın (b) bendi uyarınca yapılacak tespit ise 5 Haziran 202 tarihi esas alınarak yapılır ve 0 Ağustos 202 tarihine kadar Resmî Gazetede yayımlanır. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 3 4 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen yönetmelik bir ay içinde yürürlüğe konulur. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 4 5/3/202 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 5 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 3/2/205 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 3/2/205 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz. Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 5/3/202 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 5 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır. MADDE sayılı Kanunun; a) 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 35 inci maddesi yürürlükten kaldırılmış, b) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan 00 ve daha fazla kamu görevlisinin çalıştığı işyerlerinin en üst amirleri ile yardımcıları, ile (j) bendinde yer alan ile kamu kurum ve kuruluşlarının özel güvenlik personeli ibareleri madde metninden çıkarılmıştır. MADDE 32 27/6/989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan toplu sözleşme primi ibaresi toplu sözleşme ikramiyesi şeklinde değiştirilmiş ve ek 0 uncu maddesinin ikinci fıkrasına 28 inci ibaresinden sonra gelmek üzere, ek inci, ek 4 üncü ibaresi eklenmiştir.

388 MADDE sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir. EK MADDE 5 Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir. MADDE 34 Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 35 Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 0/4/202 [R.G. Nisan ] ADLİ SİCİL KANUNU İLE SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun No Kabul Tarihi: 5/4/202 MADDE 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan asliye mahkemelerinin bulunmadığı ilçelerde ibaresi metinden çıkarılmıştır. MADDE sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Arşiv bilgileri; a) İlgilinin ölümü üzerine, b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, 2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle, c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir. MADDE sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (2) Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 2 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır. (3) İkinci fıkrada sayılanlar dışında, birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir. MADDE 4 3/3/20 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun geçici inci maddesinde yer alan ; en üst futbol liginde bulunan

389 kulüpler tarafından bir yıl, diğer kulüp veya kuruluşlar tarafından ise ibaresi metinden çıkarılmıştır. MADDE 5 Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 0/4/202 [R.G. Nisan ] CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN İLE DENETİMLİ SERBESTLİK VE YARDIM MERKEZLERİ İLE KORUMA KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 629 Kabul Tarihi: 5/4/202 MADDE 3/2/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 05 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 05/A maddesi eklenmiştir. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı MADDE 05/A () Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla; a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren, b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarının oluşmasından itibaren en az altı aylık sürenin geçmiş olması durumunda, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler. (3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden; a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler, b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, sakatlık veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. (4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlülerin yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanmalarında, hak ederek tahliye tarihi esas alınır. (5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar; a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması, b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması, c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, d) Belirlenen programlara katılması,

390 yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. (6) Hükümlünün; a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir. (7) Hükümlü hakkında; a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtan dolayı 527 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 00 üncü maddesinde sayılan nedenlerle tutuklama kararı verilmesi, b) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi, c) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla olan kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılması, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimi tarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir. (8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. (9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 07 nci ve 08 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. (0) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 3 () Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla koşullu salıverilmelerine bir yıldan az süre kalan; a) Açık ceza infaz kurumunda bulunan, b) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan, iyi hâlli hükümlülerin talepleri hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilir. (2) Koşullu salıverilmelerine bir yıl kala açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını kazanan hükümlüler, bu infaz usulünden en fazla altı ay süreyle yararlanırlar.

391 (3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 05 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüne göre mahkûmiyet sürelerinin geriye kalan yarısı kamuya yararlı bir işte çalışmak suretiyle infaz edilmekte olan hükümlüler hakkında aşağıdaki şekilde işlem yapılır: a) Koşullu salıverilme süresini tamamlamayanların cezalarının infazına 05/A maddesi hükümleri uyarınca devam olunur. b) Koşullu salıverilme süresini tamamlayanların infaz dosyası 07 nci ve 08 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. MADDE sayılı Kanunun 05 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 4 3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 5/A maddesi eklenmiştir. Elektronik cihazların kullanılması suretiyle takip MADDE 5/A () Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir. (2) İzleme, gözetim ve denetime ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir. MADDE sayılı Kanunun 26 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 26/A maddesi eklenmiştir. Müdür ve müdür yardımcılığına atanma MADDE 26/A () Denetimli serbestlik müdürlüklerine, en az dört yıllık eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından yazılı ve Bakanlıkça yapılacak mülakat sınav sonucuna göre denetimli serbestlik müdür yardımcısı atanır. (2) Denetimli serbestlik müdür yardımcılığı yazılı ve mülakat sınavı ile denetimli serbestlik müdür yardımcılarının denetimli serbestlik müdürlüğüne, denetimli serbestlik müdürlerinin denetimli serbestlik müdür yardımcılığına atanmalarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. MADDE sayılı Kanunun; ) Adı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu, 2) inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan denetimli serbestlik ve yardım merkezleri ile koruma kurullarının ibaresi denetimli serbestlik ve koruma kurullarının, 3) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Danışma Kurulu ibaresi Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu, Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanlığı ibaresi Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı ve denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri ibaresi denetimli serbestlik müdürlükleri, 4) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi Danışma Kurulu: Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulunu, (e) bendi Daire Başkanlığı: Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığını ve (g) bendi Müdürlük: Denetimli serbestlik müdürlüğünü, 5) 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan şube müdürlüğünün ibaresi müdürlüğün, ikinci fıkrasında yer alan Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ibaresi Denetimli serbestlik müdürlüğü, 6) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanlığı ibaresi Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ibaresi denetimli serbestlik müdürlüğü ve ikinci fıkrasında yer alan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Danışma Kurulu ibaresi Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu, 7) 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan şube müdürlükleri ibaresi müdürlükler,

392 8) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (e) ve (f) bentlerinde yer alan Şube müdürlükleri ibareleri Müdürlükler ve (d) bendinde yer alan Şube müdürlükleri ibaresi Müdürlük, 9) İkinci Kısım Üçüncü Bölüm başlığı ve 0 uncu maddesinin başlığı Müdürlük, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan şube müdürlüğü ibareleri müdürlük, şube müdürlüğüne ibaresi müdürlüğe, ikinci fıkrasında yer alan Şube müdürlükleri ibaresi Müdürlükler, üçüncü fıkrasında yer alan Şube müdürlüklerinde bir şube müdürü ibaresi Müdürlüklerde bir müdür, dördüncü fıkrasında yer alan Şube müdürlüğüne ibaresi Müdürlüğe, Şube müdürlüğünden ibaresi Müdürlüklerden, şube müdürlüğüne ibaresi müdürlüğe, 0) inci maddesinin başlığı Müdürlüğün görevleri, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan Şube müdürlüğünün ibaresi Müdürlüğün, ) 2 nci, 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddelerinin birinci fıkralarında yer alan Şube müdürlüğünün ibareleri Müdürlüğün, 2) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürü ibaresi denetimli serbestlik müdürü, ikinci fıkrasında yer alan şube müdürlüğünce ibaresi müdürlükçe, 3) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan Şube müdürlüklerinden ibaresi Müdürlüklerden, 4) 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan Şube müdürlükleri ibaresi Müdürlükler, 5) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Danışma Kurulu ibaresi Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu ve ikinci fıkrasının (r) bendinde yer alan Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanı ibaresi Denetimli Serbestlik Daire Başkanı, 6) 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan şube müdürlükleri ibaresi müdürlükler, (c) bendinde yer alan Şube müdürlükleri ibaresi Müdürlükler, 7) 2 inci maddesinin başlığı Müdürlük personelinin özlük işleri, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan Şube müdürlüklerinde ibaresi Müdürlüklerde, 8) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan Şube müdürlüklerinin ibaresi Müdürlüklerin, 9) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan Şube müdürlüklerinde ibaresi Müdürlüklerde, 20) 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan şube müdürlüklerinin ibaresi müdürlüklerin, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan şube müdürlüğünün ibareleri müdürlüğün, 2) 27 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan şube müdürlükleri ibaresi müdürlükler, 22) Geçici inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şube müdürü ibaresi müdür, şube müdürlüklerine ibaresi müdürlüklere, 23) Geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan Şube müdürlüklerinin ibaresi Müdürlüklerin, 24) Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şube müdürlüklerinin ibaresi müdürlüklerin, üçüncü fıkrasında yer alan şube müdürlükleri ibaresi müdürlükler, Şube müdürlüklerinin ibaresi Müdürlüklerin, şube müdürlüklerine ibaresi müdürlüklere, şeklinde değiştirilmiştir. MADDE sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 4 () Adalet Bakanlığının boş memur kadrolarından 3490 adedine 202 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunundaki sınırlamalara tabi olmadan atama yapılabilir.

393 GEÇİCİ MADDE 5 () Diğer mevzuatta Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu na yapılmış atıflar Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu na, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ne yapılmış atıflar denetimli serbestlik müdürlüğü ne yapılmış sayılır. GEÇİCİ MADDE 6 () Bu Kanunla kadroları kaldırılan denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürleri, başka bir işleme gerek kalmaksızın denetimli serbestlik müdür yardımcılığı kadrolarına atanmış sayılırlar. Bu madde uyarınca atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (Bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır.); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir. MADDE 8 4/7/965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun (II) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 4. BAŞBAKANLIK VE BAKANLIKLARDA bölümünde yer alan Cezaevi Müdürü, ibaresinden sonra gelmek üzere Denetimli Serbestlik Müdürü, ibaresi eklenmiştir. MADDE 9 Ekli () sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 90 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış; denetimli serbestlik hizmetlerinde kullanılmak üzere ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir. MADDE 0 Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 0/4/202 () SAYILI LİSTE KURUMU : ADALET BAKANLIĞI TEŞKİLATI : TAŞRA İPTAL EDİLEN KADROLARIN SINIFI GİH GİH GİH GİH GİH UNVANI DERECESİ Şube Müdürü Şube Müdürü 2 Şube Müdürü 3 Şube Müdürü 4 Şube Müdürü 5 TOPLAM SERBEST KADRO ADEDİ (2) SAYILI LİSTE TUTULAN KADRO ADEDİ - TOPLAM

394 KURUMU : ADALET BAKANLIĞI TEŞKİLATI : TAŞRA İHDAS EDİLEN KADROLARIN SERBEST TUTULAN KADRO KADRO SINIFI UNVANI DERECESİ ADEDİ ADEDİ TOPLAM GİH Denetimli Serbestlik Müdürü GİH Denetimli Serbestlik Müdürü GİH Denetimli Serbestlik Müdürü GİH Denetimli Serbestlik Müdürü 4 GİH Denetimli Serbestlik Müdürü GİH Denetimli Serbestlik Müdür Yardımcısı GİH Denetimli Serbestlik Müdür Yardımcısı GİH Denetimli Serbestlik Müdür Yardımcısı GİH Denetimli Serbestlik Müdür Yardımcısı GİH Denetimli Serbestlik Müdür Yardımcısı TH Sosyolog TH Sosyolog TH Sosyolog TH Sosyolog TH Sosyolog SH Psikolog SH Psikolog SH Psikolog SH Psikolog SH Sosyal Çalışmacı SH Sosyal Çalışmacı SH Sosyal Çalışmacı SH Sosyal Çalışmacı EÖH Öğretmen EÖH Öğretmen EÖH Öğretmen EÖH Öğretmen EÖH Öğretmen TH Teknisyen TH Teknisyen TH Teknisyen TH Teknisyen TH Teknisyen GİH Şoför GİH Şoför GİH Şoför GİH Şoför GİH Şoför GİH İnfaz ve Koruma Memuru GİH İnfaz ve Koruma Memuru GİH İnfaz ve Koruma Memuru

395 GİH İnfaz ve Koruma Memuru TOPLAM [R.G. Nisan ] KURULUŞUNA BAĞLI VE İLGİLİ OLDUĞU BAKANLIĞIN DEGİŞTİRİLMESİ İLE İLGİLİ İŞLEM T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI 0 Nisan 202 B.0.0.KKB.0-08/D--220 BAŞBAKANLIĞA İLGİ : 5/4/202 tarihli ve B.02.0.PPG /2792 sayılı yazınız. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili bulunan Türk Akreditasyon Kurumu nun Avrupa Birliği Bakanlığı ile ilgilendirilmesi, 27/9/984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 9/A maddesi uyarınca uygun görülmüştür. Bilgilerini rica ederim. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI [R.G. Nisan ] BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 202/2967 Resmi ilan fiyatlarının ekli tarifede gösterildiği şekilde tespit edimesi ve 3//20 tarihli ve 20/275 sayılı Kararnamenin yürürlükten kaldırılması; Basın İlan Kurumu Genel Kurulunun teklifi üzerine, 2//96 tarihli ve 95 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 5/3/202 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN

396 Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Teknoloji Bakanı Sanayi ve F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor Bakanı Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı İ. N. ŞAHİN İçişleri Bakanı C. YILMAZ E. GÜNAY Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı H. YAZICI Gıda, Tarım ve M. ŞİMŞEK Maliye Bakanı Ö. DİNÇER İ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim BakanıMilli Savunma BakanıOrman ve Su İşleri Bakanı R. AKDAĞ B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı 5/3/202 TARİHLİ VE 202/2967 SAYILI KARARNAMENİN EKİ RESMÎ İLÂN FİYAT TARİFESİ Resmî ilânların fiyat tarifesi 95 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.. Resmî ilânların yayın ücreti, tek sütunda bir santimetrelik boy ile ölçülmek suretiyle tespit edilir. Ancak, birden fazla sütunu kapsayacak şekilde yayınlanan ilânların sütun sayısının belirlenmesinde; 0 puntoluk metin harfleri ile dizilen ilân metinleri için tek sütun genişliği 40 milimetre, 8 puntoluk metin harfleri ile dizilen ilân metinleri için tek sütun genişliği 36 milimetre olacak şekilde, kıyasen işlem yapılır. Tek sütun olarak yayınlanan ilânlarda ise sütun genişliği bu fıkra hükmündeki esaslar dâhilinde belirlenir. Anılan ilânların bu sütun genişliklerine göre ölçümlenebilmesi için, gazetelerin içeriklerindeki diğer yazı metinlerinin dizgisinde de yukarıda belirtilen punto büyüklüklerindeki metin harflerinin kullanılması asıldır. Resmî ilân başlıklarının 24 puntoyu geçmemesi ve bu başlıkların ilân metinleri ile mütenasip olması şarttır. Başlık dışında 0 puntoluk metin harfleriyle dizilen ilânların 5 santimetrelik kısmında en az 2 satır, 8 puntoluk metin harfleriyle dizilen ilânların 5 santimetrelik kısmında ise yine en az 4 satır yazı bulunur. İlân metinlerinde 8 puntodan küçük harfler kullanılmaz. Daha büyük puntolu harflerle ve daha dar sütuna dizilen ilânlar, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde kıyasen hesaplanır. 2. Resmî ilânların bir santimetresinin tek sütundaki yayın ücreti 7,9 TL'dir. Şu kadar ki, günlük fiili satış ortalaması, 0.000'den az olmayan gazeteler için 8,7 TL, 'den az olmayan gazeteler için 6,95 TL, 'den az olmayan gazeteler için de 29,50 TL'dir. Bu maddede belirtilen ücretlere KDV dâhil değildir.

397 3. Resmî ilânların tahmini bedelleri, Basın İlân Kurumunun tespit edeceği esaslara göre, ilânı verenler tarafından peşin olarak Kuruma ödenir ve fatura tanziminden sonra mahsup işlemi yapılır. Kanuni engeller sebebiyle tahmini ilân bedellerini peşin ödeyemeyen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, faturanın kendilerine ulaşması üzerine borçlarını derhal öderler. 4. Bu tarife, Resmî Gazete'de yayımını takip eden ay başından itibaren yürürlüğe girer. [R.G. Nisan ] TEBLİĞ Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: ANONİM ŞİRKET ESAS MUKAVELELERİNDE İMTİYAZ TESİS EDEN HÜKÜMLERİN UYARLANMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: İÇ TİCARET 202/) MADDE () 29/6/956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 40 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen esas mukavelelerin ikinci fıkraya uygun hale getirilmesine ilişkin süre 3/6/20 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 6 ncı maddesi ile verilen yetkiye dayanılarak 2/7/202 tarihine kadar uzatılmıştır. MADDE 2 () Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 () Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür [R.G. Nisan ] Adalet Bakanlığından: MÜNHAL NOTERLİKLER Aşağıda 20 yılı gayrisafı gelirleri ve isimleri yazılı olan BİRİNCİ SINIF NOTERLİKLER münhaldir. 52 sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BİRİNCİ SINIF NOTERLERDEN BU NOTERLİKLERE atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiş olan dilekçeler başvuru süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama işleminde nazara alınmaz. İlan olunur. SIRA NO 234- NOTERLİĞİN ADI ADANA ÜÇÜNCÜ NOTERLİĞİ ALTINDAĞ BİRİNCİ NOTERLİĞİ ANKARA ONİKİNCİ NOTERLİĞİ ANKARA ALTMIŞBİRİNCİ NOTERLİĞİ 5- BAKIRKÖY ONDÖRDÜNCÜ NOTERLİĞİ 6- BAKIRKÖY KIRKİKİNCİ 20 YILI GAYRİSAFİ GELİRİ ,99.-TL ,04.-TL ,88.-TL ,20.-TL ,94.-TL ,82.-TL.

398 NOTERLİĞİ BALIKESİR BİRİNCİ NOTERLİĞİ BEYOĞLU YİRMİNCİ NOTERLİĞİ BEYOĞLU KIRKALTINCI NOTERLİĞİ ERZURUM İKİNCİ NOTERLİĞİ EYÜP ALTINCI NOTERLİĞİ İSTANBUL OTUZUNCU NOTERLİĞİ SİNCAN İKİNCİ NOTERLİĞİ ,94.-TL ,89.-TL ,99.-TL ,88.-TL ,99.-TL. 5.22L,54.-TL ,66.-TL. 2952/- MÜNHAL NOTERLİKLER Aşağıda 20 yılı gayrisafı gelirleri ve isimleri yazılı olan İKİNCİ SINIF noterlikler münhaldir. 52 sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BİRİNCİ SINIF VE İKİNCİ SINIF noterlerden bu noterliklere atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiş olan dilekçeler başvuru süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama işleminde nazara alınmaz. İlan olunur. 20 YILI SIRA GAYRİSAFİ NO NOTERLİĞİN ADI GELİRİ - ADALAR NOTERLİĞİ ,87.-TL. 2- AFYONKARAHİSAR ALTINCI ,8.-TL. NOTERLİĞİ 3- AKSARAY BİRİNCİ NOTERLİĞİ ,34.-TL. 4- BOYABAT NOTERLİĞİ ,20.-TL. 5- CİHANBEYLİ NOTERLİĞİ ,28.-TL. 6- ÇİNE NOTERLİĞİ ,53.-TL. 7- DÜZCE İKİNCİ NOTERLİĞİ ,48.-TL. 8- KADİRLİ BİRİNCİ NOTERLİĞİ ,.-TL. 9- KARACABEY BİRİNCİ NOTERLİĞİ ,8.-TL. 0- KİLİS NOTERLİĞİ ,60.-TL. - KUŞADASI DÖRDÜNCÜ NOTERLİĞİ ,88.-TL. 2- MUĞLA İKİNCİ NOTERLİĞİ 25.8,45.-TL. 3- NİKSAR NOTERLİĞİ 38.06,62.-TL. 4- ORHANGAZİ İKİNCİ NOTERLİĞİ ,66.-TL. 5- TOKAT BEŞİNCİ NOTERLİĞİ ,05.-TL. 6- UZUNKÖPRÜ BİRİNCİ NOTERLİĞİ ,67.-TL. 7- VAN ALTINCI NOTERLİĞİ 43.54,27.-TL. 2953/- [R.G. Nisan ]

399 Adalet Bakanlığından: Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) 200/64 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 2954/- [R.G. Nisan ] YÖNETMELİKLER Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI PERSONELİNİN YER DEĞİŞTİRME SURETİYLE ATANMALARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE () Bu Yönetmelik; Çevre ve Şehircilik Bakanlığında görev yapan personelin yer değiştirme suretiyle atanmalarında hizmet gereklerini esas alarak atamayı belli kurallara bağlamak, görevde verimliliği artırmak ve yurdun değişik hizmet bölgeleri ve alanlarında görev yapmalarını sağlayarak hizmetin yaygınlaşmasını temin etmek amacıyla hazırlanmıştır. Kapsam MADDE 2 () Bu Yönetmelik, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında; a) Taşra teşkilatı birimlerinde görev yapan, çevre ve şehircilik il müdürü, çevre ve şehircilik il müdür yardımcısı, bölge temiz hava merkezi müdürü, bölge temiz hava merkezi müdür yardımcısı ve şube müdürü, b) Merkez ve taşra teşkilatı birimlerinde mühendis, mimar, şehir plancısı, veteriner hekim, jeomorfolog, fizikçi, kimyager, tekniker, biolog ve ayniyat saymanı, unvanlı personeli kapsar. Dayanak MADDE 3 () Bu Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 72 nci maddesi ile 9/4/983 tarihli ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 28 inci maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 () Bu Yönetmelikte geçen; a) Alt bölge: Bulunulan hizmet bölgesinin altındaki bölgeleri, b) Bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, c) Hizmet alanı: Hizmet bölgelerindeki görevin yapıldığı ili, ç) Hizmet bölgeleri: Bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK Hizmet Bölgeleri Tablosunda gösterilen illerin gruplarını, d) Taşra teşkilatı birimleri: Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerini, e) Üst bölge: Bulunulan hizmet bölgesinin üstündeki bölgeleri,

400 f) Yeniden atanma: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 92 nci maddesi kapsamında bulunanların yeniden memurluğa atanmasını, g) Yer değiştirme suretiyle atanma: Bu Yönetmelik kapsamına giren personelin, bu Yönetmelik ile belirlenen hizmet bölgelerine belirli süreler dâhilinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde atanmasını, ğ) Yönetici personel: Çevre ve şehircilik il müdürü, çevre ve şehircilik il müdür yardımcısı, bölge temiz hava merkezi müdürü, bölge temiz hava merkezi müdür yardımcısı ve şube müdürünü, h) Zorunlu çalışma süresi: Her hizmet bölgesinde zorunlu olarak çalışılması gereken süreyi, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaya İlişkin Genel Esaslar Temel ilkeler MADDE 5 () Bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili olarak aşağıda yer alan ilkelere uyulur. a) Yer değiştirme suretiyle atamalarda kadro imkânları ile hizmet ihtiyacı göz önünde bulundurulur. b) Yer değiştirme suretiyle atamalar, Bakanlık merkez teşkilatı ve sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılmak suretiyle oluşturulan bölgeler arasında yapılır. c) Yapılacak atamalarda aile birliğini muhafaza etmeye özen gösterilir. ç) Hizmet bölgeleri arasında, hizmetin gereği esas alınarak adil ve dengeli dağılım sağlanır. Hizmet bölgeleri MADDE 6 () Bakanlık merkez teşkilatı ve Türkiyenin ekonomik, sosyal, kültürel, coğrafi ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren illerin gruplandırılması suretiyle oluşturulan hizmet bölgeleri; 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) alt bentlerinde belirtilen unvanlar için altı hizmet bölgesine ayrılmak suretiyle, ekte yer alan EK Hizmet Bölgeleri Tablosunda gösterilmiştir. Zorunlu çalışma süreleri MADDE 7 () Bu Yönetmeliğe tabi unvanlarda görev yapan personel için, her hizmet bölgesinde zorunlu çalışma süreleri tabloda gösterilmiştir: Hizmet Bölgesi Zorunlu Çalışma Süresi (2) Yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda her hizmet bölgesinde zorunlu çalışma süresinin tamamlanması esas olup, bölgeler arasında belirli bir sıra takip etme zorunluluğu yoktur. Bu sürenin tespitinde atama döneminin başlangıcı olan Haziran tarihi esas alınır. (3) Aday memur statüsünde olan personelin nakli yapılamaz. Aday memur, 23 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen durum hariç 30 günden fazla geçici görevlendirilemez. (4) Bu Yönetmelikte belirtilen istisnalar dışında, görev yapılan bölgedeki zorunlu çalışma süresi tamamlanmadan diğer bölgelere atama yapılamaz.

401 (5) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan unvanlara ilk defa, yeniden, kurum dışı ve kurum içi nakil yolu ile atanan personel iki yıl süre ile yer değiştirme talebinde bulunamaz. (6) 2 nci maddede sayılan unvanların bir veya birden fazlasında, aynı hizmet alanında 25 yıl veya daha fazla çalışmış olan personel başka bir hizmet bölgesine atanır. Bu fıkra kapsamında yapılan atamalarda, bu Yönetmelikte belirtilen ilan ve tercihe dair hükümler uygulanmaz. (7) Altıncı fıkrada belirtilen çalışma süresinin belirlenmesinde, bu Yönetmeliğe tabi unvanlardan bir veya birden fazlasında fiilen görev yapılan sürenin toplamı esas alınır. Yer değiştirme halleri MADDE 8 () Yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi personelin görev yerleri; a) Personelin isteği, b) Hizmetin gereği, c) Özür durumu, ç) Görevde yükselme ve unvan değişikliği, d) Savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hal ve doğal afetler gibi durumların gerçekleşmesi, halinde değiştirilebilir. Personelin isteği üzerine yer değişikliği ve dönemi MADDE 9 () 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan kadro unvanları için, bulundukları hizmet bölgesinde 7 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilmiş olan zorunlu çalışma süresini tamamlayan personelden yer değişikliği talebinde bulunanlar için, yer değiştirme sureti ile atama yapılacak kadro unvanları ile başvuruların nereye ve ne şekilde yapılacağı, her yılın en geç Şubat ayı sonuna kadar Bakanlığın internet sitesinde duyurulur. (2) Yer değişikliği talebinde bulunacak personel, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 Yer Değiştirme Suretiyle Atanma Talep Formunu doldurarak Mart ayı içerisinde çalıştığı birime müracaat eder. (3) Bulunduğu hizmet bölgesinde zorunlu çalışma süresini tamamlayan personel ilanda belirtilen hizmet alanları için en fazla üç tercihte bulunur. (4) İlanda belirtilen hizmet alanındaki aynı unvana birden fazla başvuru olması durumunda, alt bölgede çalışma süresini tamamlayanlara öncelik verilir. (5) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan unvanlarda çalışan personelin, birinci fıkradaki ilan ve başvuru zamanına dair sınırlamalara bağlı kalmaksızın yer değişikliği talebinde bulunabileceği ve talebin değerlendirilebileceği diğer haller şunlardır. a) Fakülte veya yüksekokulların aynı bölümünden mezun olan ve aynı unvanı taşıyanların becayiş talebi. b) Üst hizmet bölgelerinde çalışanlardan bulunduğu hizmet alanında en az iki yıl süre ile görev yapmış olanların 5 veya 6 ncı hizmet bölgelerine atanma isteği. c) Bulunduğu hizmet alanında üç yıl görev yapmış olup, aynı veya daha alt hizmet bölgesindeki başka bir hizmet alanına atanma isteği. ç) Üç yıl hizmeti bulunanların merkez teşkilatına atanma isteği. (6) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile beşinci fıkranın (ç) bendi kapsamında yapılan atamalar hariç diğer atamaların Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yapılması esastır. Hizmetin gereği atama MADDE 0 () Bu Yönetmelik kapsamında bulunan personel, aşağıda belirtilen durumlarda bu Yönetmelikte belirtilen ilan ve yer değiştirme suretiyle atanma dönemlerine ilişkin hükümler uygulanmaksızın resen başka hizmet alanlarına atanabilir: a) Haklarında adli veya idari soruşturma yapılmış ve bu soruşturmalar neticesinde haklarında mahkumiyet kararı verilmiş veya yer değişikliği teklifi yapılmış olması halinde,

402 b) Disiplin soruşturması sonucunda uyarma ve kınama cezası hariç disiplin cezası almış olması halinde, c) Bulunduğu hizmet bölgesinde zorunlu çalışma süresini tamamlayanlardan; yer değişikliği talebinde bulunduğu halde talep ettiği yere ataması yapılamayanlar ile yer değişikliği talebinde bulunmamış olanların, hizmetini tamamladığı bölgeler hariç olmak üzere hizmetine ihtiyaç duyulan diğer bölgelerde Bakanlıkça belirlenen üç hizmet alanına tercihleri alınmak suretiyle veya tercih yapmamaları halinde resen atanmaları halinde, atanabilir. Özür durumuna bağlı yer değişikliği MADDE () Aşağıda belirtilen özürlerin belgelendirilmesi ve ilgililerin de talebi halinde, zorunlu çalışma sürelerini tamamlamış personel yerinde bırakılabileceği gibi, hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma sürelerini tamamlamadan da başka hizmet bölgelerine ve/veya alanlarına atanabilirler. (2) Özür grupları şunlardır: a) Sağlık durumu. b) Eş durumu. (3) Özür gruplarının değerlendirilmesinde 2 nci fıkrada belirtilen öncelik sırası esas alınır. (4) Sağlık durumu veya eş durumu özürleri nedeniyle başka hizmet alanına atanan veya yerinde bırakılan personel, özür durumunun devam ettiğini gösteren belgeleri, her yılın Ocak ayının ilk haftasında çalıştığı birime teslim eder. Bu belgeler, Ocak ayının sonuna kadar, birim amiri tarafından Personel Dairesi Başkanlığına gönderilir. Sağlık özrüne bağlı yer değişikliği MADDE 2 () 2 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen personelin sağlık özrüne dayanarak yer değiştirme veya yerinde kalma talebinde bulunabilmesi için; kendisinin, eşinin veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimselerden birinin sağlık durumunun bulunduğu yerde tehlikeye girdiğini veya görev yerinin değişmesi halinde tehlikeye gireceğini Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin ilgili madde hükümlerine göre tanzim edilecek sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi zorunludur. Eş durumu özrüne bağlı yer değişikliği MADDE 3 () 2 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen personelin eş durumu özrüne dayanarak yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için eşinin; a) 8/6/984 tarihli ve 27 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kurumlarda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında; memur, sürekli işçi, sözleşmeli statüde veya kendi mevzuatı gereği diğer unvanlarda çalıştığını görev yeri belgesi ve aile nüfus kaydı örneğini, b) 550 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdine tabi olarak veya (b) bendi kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı olarak faaliyette bulunması şartıyla en az iki yıl süre ile sigortalı olarak çalıştığını veya vergi mükellefi olduğunu ve müracaat tarihi itibarıyla son görev yaptığı yerde en az bir yıl süre ile prim ödediğini, belgelendirmesi gerekir. (2) Yer değiştirmeye tabi olan eşlerden ast durumunda olanın, görev yerinin üst durumda olana bağlı olarak değiştirilmesi esastır. (3) Aynı veya farklı kurumlarda çalışıp da, eşlerden birinin yer değiştirmeye tabi olması veya bu Yönetmelik hükümlerine göre yer değiştirmeye tabi olmaması hallerinde, yer değiştirmeye tabi olmayan veya özel yönetmeliklere göre yer değiştirmeye tabi olan eşin görev ve unvanı ile hizmet özelliği dikkate alınır. (4) İlgili mevzuatı uyarınca zorunlu yer değiştirmeye tabi personel, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subay ve astsubaylar ile hâkim ve savcılar hariç, birinci fıkranın (a)

403 bendinde sayılanların eş durumu nedeniyle yer değişikliği işlemleri ilgili kurumla koordine edilir. (5) Eş durumu nedeniyle atanma talebinde bulunan personelin talebi değerlendirilirken, atanmak istediği hizmet alanındaki personel mevcudu da göz önünde bulundurulur. Personelin atanmak istediği hizmet alanında, fakülte veya yüksekokulların aynı bölümünden mezun ve aynı unvana sahip personel ihtiyacı bulunmaması halinde, talepte bulunan personelin muvafakatı alınmak suretiyle, ihtiyaç olan başka hizmet alanlarına eş durumu gerekçesi ile atama yapılabilir. (6) Eş durumu nedeniyle atanmış olduğu hizmet bölgesinde zorunlu çalışma süresini tamamlayan ve başka birimlerde de hizmetine ihtiyaç duyulanlar, eşinin çalıştığı kurumla koordine edilmek suretiyle görev yapmadığı bölgelere atanabilir. (7) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan unvanlarda bulunanlardan, eşleri ile aynı hizmet alanında çalışmakta iken eşlerinin zorunlu yer değiştirme gerekçesi ile kurumlarınca başka bir hizmet alanına atanmasından dolayı eş durumu özründen nakil talep edenler hariç, ilk defa, yeniden veya kurumlar arası nakil yolu ile atanan personel, iki yıl süre ile özür durumuna bağlı yer değiştirme talebinde bulunamaz. Özrü ortadan kalkanların durumu MADDE 4 () Özür durumuna bağlı yer değişikliği yapılanlardan özürleri ortadan kalkanlar; a) Özür sebebiyle ayrıldıkları il e veya o ilin bulunduğu görev bölgesindeki bir başka il e eksik kalan bölge hizmetlerini tamamlamak üzere atanırlar. O bölgedeki zorunlu çalışma süresini tamamlamış ise görev yapmadığı başka hizmet bölgelerine atanır. b) Talepte bulundukları takdirde, daha önce çalışmış oldukları hizmet alanında en az üç yıl hizmetlerinin bulunması kaydı ile özürleri sebebiyle atandıkları hizmet alanında bırakılabilirler. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı sonucu atanma MADDE 5 () Görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı sonucu ataması yapılan personel, atandıkları yerde üç yıl çalışma süresini doldurmadan yer değişikliği talebinde bulunamaz. (2) Görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı sonucunda, aynı unvana ataması yapılan personel gerekli diğer şartları taşımaları kaydıyla, becayiş talebinde bulunabilir. Olağanüstü hallerde yer değiştirmeler MADDE 6 () Savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hal ve genel hayatı etkileyen doğal afetler gibi hallerde yer değiştirme işlemleri herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın yapılabilir. Yeniden, naklen ve mevzuat gereği atamalar MADDE 7 () Bu Yönetmelik kapsamında bulunan unvanlara: a) Yeniden veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarından naklen, b) 373 sayılı Terörle Mücadele Kanunu gereği, c) 24//994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesi uyarınca, ç) İlgili mevzuat gereği, zorunlu olarak, yapılacak atamalarda, bu Yönetmelikte belirtilen ilana ve yer değiştirme suretiyle atanma dönemlerine ilişkin hükümler uygulanmaz. (2) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan unvanlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta iken görevlerinden ayrılanlardan veya halen çalışanlardan askerlik hariç Devlet memuriyetinde on beş yıldan az hizmeti bulunanlar, 2//202 tarihli ve 2880 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde belirtilen aynı unvana veya bu unvanın bulunduğu aynı gruptaki diğer unvanlara veya daha alt gruptaki unvanlara söz konusu unvan için gerekli şartları sağlamak kaydıyla atanabilirler.

404 Yönetici personelin atanması MADDE 8 () Çevre ve şehircilik il müdürleri; a) Kendisinin nüfusa kayıtlı olduğu il e veya eşinin evlenmeden önce nüfusa kayıtlı olduğu il e, b) Nüfusa kayıtlı olmamakla birlikte, en az on beş yıl müddetle devamlı olarak ikamet ettikleri veya ekonomik bağlantısının olduğu illere, atanamazlar. (2) Yönetici personelin ilk görev yerleri, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK- Hizmet Bölgeleri Tablosunda belirtilen 5 veya 6 ncı hizmet bölgeleridir. Ancak, bu bölgelerde daha önce aynı unvanlarda iki yıl görev yapmış olanlar veya diğer unvanlarda en az dört yıl görev yapmış olanlar için bu şart aranmaz. 5 veya 6 ncı hizmet bölgelerine dâhil illerde boş kadro bulunmaması hâlinde, daha sonra bu bölgelere atanmak üzere diğer hizmet bölgelerindeki illere atama yapılabilir. (3) Yönetici personel, üç yıllık çalışma süresini tamamlayıncaya kadar 2 ve 3 üncü maddelerde belirtilen hükümlerden yararlanamaz. (4) Yönetici personelin atandıkları hizmet alanındaki azami çalışma süresi; a) Çevre ve şehircilik il müdürü unvanı ile atananlar için beş, b) Diğer unvanlar ile atananlar için sekiz, yıldan fazla olamaz. Bölge hizmetinden sayılacak süreler MADDE 9 () Bölge hizmetinden sayılacak süreler aşağıda gösterilmiştir: a) Yıllık, mazeret ve sağlık izinlerinin tamamı, b) Yılda toplam 90 günü geçmeyen geçici görev süreleri, c) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca bir görevin vekâleten veya aynı Kanunun Ek 8 inci maddesine göre geçici süreli görevlendirme ile yürütülmesi halinde bu sürelerin tamamı, ç) Görevden uzaklaştırılan ve görevleri ile ilgisi olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlar hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 üncü maddesinde sayılan durumların gerçekleşmesi halinde bu sürelerin tamamı, d) Hizmet içi eğitimde başarılı geçen sürelerin tamamı, e) Hizmetin gereği olarak Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Genel Müdürlüğünde ve Yabancı Diller Eğitim Merkezinde başarılı geçen eğitim sürelerinin tamamı, (a) fıkrasında belirtilen süreler, memurun görev yaptığı bölge hizmetinden, diğer fıkralarda belirtilen süreler ise bu sürelerin geçirildiği yerin bölge hizmetinden sayılır. (2) Merkez teşkilatında geçen hizmet süresi, Ankara İli nin bulunduğu hizmet bölgesinde geçmiş sayılır. Bölge hizmetinden sayılmayacak süreler MADDE 20 () 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 08 inci maddesi uyarınca aylıksız izin almak suretiyle geçirilen süreler bölge hizmetinden sayılmaz. Emeklilik hakkını kazanma durumu MADDE 2 () Bulunduğu bölgede zorunlu çalışma süresini tamamlamış olmaları nedeniyle yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi olacaklardan emeklilik hakkını kazanmış olanlar veya emeklilik hakkını bir sonraki yıl içerisinde kazanacak olanlar, emekli olacaklarına ilişkin en geç Mart ayı içinde talepte bulunmaları ve talebin Bakanlıkça uygun bulunması halinde, emekli olacakları tarihe kadar bulundukları hizmet alanında bırakılabilir. Bu şekilde talepte bulunup da yerlerinde bırakılan personelden emekli olma isteğinden vazgeçenler, yer değiştirme dönemi beklenmeksizin atamaya tabi tutulur ve ikinci kez bu madde hükmünden yararlanamaz. Gerçek dışı beyan

405 MADDE 22 () Özür gruplarına dayanarak yer değiştirme suretiyle atanması yapılanlar ile yerinde bırakılanlardan; özür belgelerinin gerçek dışı düzenlendiği tespit edilenlerin, atanmaları ve yerlerinde bırakılmaları için verilen onaylar iptal edilerek, yer değiştirme dönemi beklenmeksizin başka hizmet bölge ve alanlarına atanmaları gerçekleştirilir. Ayrıca haklarında adli ve idari soruşturma yapılır. Geçici görevlendirme MADDE 23 () 2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen personelin geçici olarak görevlendirilmesi aşağıdaki esaslara göre yapılır: a) Yürütülmekte olan bir projenin sonuçlandırılmasında, b) Genel hayatı etkileyen doğal afet neticesinde, c) Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında (A) veya (B) düzeyine denk gelen puan almış olanlar veya doktora eğitimini tamamlayanların merkez teşkilatına atanma talebinin bulunması halinde, ç) 90 iş gününü aşmayan hizmetlerin yürütülmesinde, merkez birimlerinde birim amirlerinin, taşra birimlerinde Valiliğin teklifi üzerine hizmetine ihtiyaç duyulan personel, geçici süreyle görevlendirilebilir. Ancak (a), (b) ve (c) bentleri için bu süre iki yılı geçemez. Hüküm bulunmayan haller MADDE 24 () Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır. Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 25 () 6/8/2009 tarihli ve 273 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. İntibak hükümleri MADDE 26 () İlk defa yer değiştirmeye tabi tutulan personelin bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce görev yaptıkları bölgelerde ve yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi görevlerde geçen süreleri, bu Yönetmeliğe tabi hizmet bölgelerine intibak ettirilir. Bakanlıkta geçen hizmet süresi GEÇİCİ MADDE () Mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığından Bakanlığa devredilen personel ile 4046 sayılı Kanun hükümleri gereği atanan personelin bu kurumlarda geçen hizmet süreleri, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümleri gereğince Bakanlıkta geçmiş sayılır. Yürürlük MADDE 27 () Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 28 () Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür. HİZMET BÖLGELERİ TABLOSU I. BÖLGE Adana II. BÖLGE Aydın III. BÖLGE IV. BÖLGE Afyonkarahisar Aksaray V. BÖLGE Adıyaman VI. BÖLGE Ağrı

406 2 Ankara 2 Balıkesir 2 Bolu 2 Amasya 2 Artvin 2 Ardahan 3 Antalya 3 Denizli 3 Çanakkale 3 Bartın 3 Batman 3 Bingöl 4 Bursa 4 Eskişehir 4 Çorum 4 Bilecik 4 Bayburt 4 Bitlis 5 Gaziantep 5 Hatay 5 Edirne 5 Burdur 5 Diyarbakır 5 Hakkâri 6 İstanbul 6 Manisa 6 Giresun 6 Düzce 6 Elazığ 6 Iğdır 7 İzmir 7 Sakarya 7 Isparta 7 Çankırı 7 Erzincan 7 Muş 8 Kayseri 8 Samsun 8 Kırıkkale 8 Karabük 8 Erzurum 8 Şırnak 9 Kocaeli 9 Tekirdağ 9 Kütahya 9 Karaman 9 Gümüşhane 9 Tunceli 0 Konya 0 Yalova 0 Ordu Mersin Osmaniye Kırklareli Kars 2 Rize 2 Kırşehir 2 Malatya 3 Trabzon 3 Kilis 3 Mardin 4 Uşak 4 Muğla 4 Siirt 5 Nevşehir 5 Sivas 6 Niğde 6 Şanlıurfa 7 Sinop 7 Van 8 Tokat 9 Yozgat 0 Kastamonu 0 K.Maraş 20 Zonguldak. EK-2 YER DEĞİŞTİRME SURETİYLE ATANMA TALEP FORMU - Yer değiştirme sureti ile atanma isteğinde bulunan memurun: A- Adı B- Soyadı C- Kadro unvanı Ç- T.C.Kimlik no D- Kurum sicil no E- Nüfusa kayıtlı olduğu il ve ilçe F- Öğrenim durumu G- Görev yeri Ğ- Medeni hali H- Eşinin çalışıp çalışmadığı I- Bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı : : : : : : : : : : :

407 2 - Özre dayalı yer değiştirme talebinde bulunması halinde: A- Sağlık durumu B- Eş durumu C- Eşinin görev unvanı ve mesleği : ( : ( : ( ) ) ) 3 - Memurun yer değiştirme suretiyle atanmak istediği hizmet alanı (Tercih sırasına göre): İmza Tarih ADRES : Not: Özür grubuna dayanarak istekte bulunanlar ayrıca gerekli belgeleri bu forma ekleyeceklerdir. [R.G. 2 Nisan ] Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünden: POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 0/7/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 4 () Bu Yönetmelikte geçen; a) Alt görev: 27/9/984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha alt hiyerarşi içindeki görevleri, b) Aynı düzey görev: Hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı grupta ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta gösterilen görevleri, c) Birim: Görev yeri itibariyle merkez teşkilatında Daire Başkanlıklarını, taşra teşkilatında ise Başmüdürlüklerin kısım müdürlükleri ile bağlı PTT merkez müdürlükleri, işleme ve dağıtım müdürlüklerini, ç) Genel Müdür: Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürünü,

408 d) Görev unvanı: Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan görev grupları içinde belirtilen görev unvanlarını, e) Görevde yükselme: Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan görevlere aynı veya başka görev gruplarından yapılacak atamaları, f) Görevde yükselme eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak görevlerin özelliklerinin gerektirdiği hizmet içi eğitimi, g) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme eğitimini tamamlayanlar için yapılacak olan yazılı sınavı, ğ) Hizmet süresi: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen süreleri, h) İnsan Kaynakları birimi: Merkez ve taşra teşkilatında; insan kaynakları işlemlerini yürütmekle görevli birimi, ı) İş günü: Ulusal bayram ile genel ve hafta sonu tatil günleri hariç, diğer günleri, i) Kuruluş: Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünü, j) PTT: Posta ve Telgraf Teşkilatını, k) Unvan değişikliği sınavı: En az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin görevlere atanabilmek için, eğitime tabi tutulmaksızın yapılan yazılı sınavı, l) Üst görev: 27/9/984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda belirtilen hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha üst hiyerarşi içindeki görevleri, ifade eder. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 5 () Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadro/pozisyonlar aşağıda gösterilmiştir. (2) Görevde yükselmeye tabi kadro/pozisyonlar: a) Yönetim Hizmetleri Grubu; ) Şube Müdürü, Müdür, 2) Müdür Yardımcısı, 3) Uzman, 4) Amir, 5) Şef, Koruma ve Güvenlik Grup Şefi, 6) Başdağıtıcı. b) Hukuk Hizmetleri Grubu; ) Hukuk Müşaviri. c) Teknik Hizmetler Grubu; ) Başmühendis, 2) Teknik Uzman, 3) Teknik Amir, 4) Başteknisyen. ç) Bilgi İşlem Hizmetleri Grubu; ) Çözümleyici, 2) Sistem Programcısı. d) İdari Hizmetler Grubu; ) Veznedar, Memur, 2) Koruma ve Güvenlik Görevlisi, 3) Dağıtıcı, 4) Şoför. e) Yardımcı Hizmetler Grubu; ) Aşçı, Hizmetli. (3) Unvan değişikliğine tabi pozisyonlar:

409 a) Mühendis, Mimar, Avukat, İstatistikçi, Mütercim, Programcı, Tekniker, Teknisyen, Hemşire. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (g) bendi eklenmiştir. g) Grup Başmühendisi pozisyonuna atanabilmek için; ) Başmühendis olarak en az iki yıl, toplamda en az sekiz yıl hizmeti bulunmak. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Bu Yönetmelikte belirtilen kadro/pozisyonlara görevde yükselme suretiyle atanabilmek için; a) Kuruluşta en az iki yıl fiilen çalışmış olmak, b) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki I sayılı cetvele tabi görevler için; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde aranan şartlara sahip olmak, c) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinde aranan şartlara sahip olmak, ç) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak, d) Görevde yükselme sınavının ilan edildiği tarihte, bu Yönetmeliğin 8 inci maddesi ile belirlenen özel şartlarda sayılan pozisyonlarda halen çalışıyor olmak, şartları aranır. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (ç), (d), (g), (j) ve (o) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (i) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. b) Şube Müdürü kadrosuna atanabilmek için; ) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, 2) Müdür Yardımcısı, Teknik Uzman, Uzman olarak en az bir yıl çalışmış olmak ve toplamda sekiz yıl hizmeti bulunmak veya, 3) Amir veya Teknik Amir olarak en az iki yıl çalışmış olmak ve toplamda sekiz yıl hizmeti bulunmak veya, 4) Şef olarak en az altı yıl çalışmış olmak veya, 5) Avukat, Mühendis, Mimar, İstatistikçi, Çözümleyici, Sistem Programcısı veya Programcı olarak en az sekiz yıl çalışmış olmak veya, 6) Veznedar olarak toplam on yıl çalışmış olmak. ç) Müdür kadrosuna atanabilmek için; ) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, 2) Müdür Yardımcısı, Teknik Uzman, Uzman olarak en az bir yıl çalışmış olmak ve toplamda sekiz yıl hizmeti bulunmak veya, 3) Amir veya Teknik Amir olarak en az iki yıl çalışmış olmak ve toplamda sekiz yıl hizmeti bulunmak veya, 4) Şef olarak en az altı yıl çalışmış olmak veya, 5) Avukat, Mühendis, Mimar, İstatistikçi, Çözümleyici, Sistem Programcısı veya Programcı olarak en az sekiz yıl çalışmış olmak veya, 6) Veznedar olarak toplam on yıl çalışmış olmak. d) Müdür Yardımcısı pozisyonuna atanabilmek için; ) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, 2) Teknik Uzman veya Uzman olarak çalışıyor olmak veya, 3) Teknik Amir veya Amir olarak en az bir yıl çalışmış olmak veya, 4) Şef olarak en az dört yıl çalışmış olmak veya, 5) Avukat, Mühendis, Mimar, İstatistikçi, Çözümleyici, Sistem Programcısı veya Programcı olarak en az altı yıl çalışmış olmak veya, 6) Veznedar olarak toplam sekiz yıl çalışmış olmak.

410 g) Şef pozisyonuna atanabilmek için; ) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, 2) Veznedar olarak en az üç yıl çalışmış olmak veya, 3) Mütercim, Başdağıtıcı veya Memur olarak en az dört yıl çalışmış olmak. j) Başmühendis pozisyonuna atanabilmek için; ) Mühendis veya Mimar olarak en az dört yıl çalışmış olmak veya, 2) Fakülte veya yüksekokulların mühendis veya mimarlık bölümlerinden mezun olmak kaydıyla Teknik Uzman veya Teknik Amir olarak iki yıl çalışmış olmak. o) Memur pozisyonuna atanabilmek için; ) En az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak, 2) Dağıtıcı veya Şoför olarak en az beş yıl çalışmış olmak veya, 3) Aşçı veya Hizmetli olarak en az sekiz yıl çalışmış olmak. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Görevde yükselme eğitim programları Eğitim Dairesi Başkanlığınca hazırlanır. Eğitim Dairesi Başkanlığı, görevde yükselme eğitimine çağırılacak personelin eğitime alınması ve programların hazırlanmasında İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı ile işbirliği yapar. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin üçüncü ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (3) Başvuru süresi en az beş iş günü olarak belirlenir. İlan edilen kadro veya pozisyonlar için ilan tarihi itibariyle aranan nitelikleri taşıyan personel, duyuruda belirtilen şekilde başvuruda bulunabilir. Aylıksız izinde bulunanlar da dâhil olmak üzere, ilgili mevzuatı uyarınca verilmesi zorunlu olan izinleri kullanmakta olan personelin, görevde yükselme eğitimi ve sınavına katılmaları mümkündür. Duyurudan önce yıllık izinde bulunanlar, en geç eğitimin başlangıç tarihine kadar izinlerini sona erdirmek kaydıyla, başvuruda bulunabilirler. (7) Daha önce görevde yükselme eğitimine katılıp, görevde yükselme sınavına girmeyen veya bu sınavda başarısız olan veya başarılı olup da sınav tarihinden itibaren iki yılı geçmemek üzere aynı unvana ilişkin müteakip sınava kadar atanmamış olanlar, aynı unvanla ilgili düzenlenecek eğitim ve sınava ilişkin bütün usul ve esaslara tabidir. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Sınav kurulu, merkez teşkilatında; Genel Müdürün görevlendireceği Genel Müdür Yardımcısının veya İnsan Kaynakları Daire Başkanının başkanlığında, en az dört üye olmak üzere, taşra teşkilatında ise; Başmüdürün başkanlığında insan kaynakları birimi sorumlusu ile Başmüdürün belirleyeceği üç kişi olmak üzere toplam beş üyeden oluşur. Aynı usulle yedek üyeler de belirlenir. (5) Sınav kurulunun sekretarya hizmetleri insan kaynakları birimlerince yürütülür. MADDE 0 Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (4) Haklarında atama şartlarının kaybedilmesini gerektirecek nitelikteki eylemlerinden dolayı adli veya idari bir soruşturma veya kovuşturma bulunanların atamaları, soruşturma veya kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilir. Sınavın yapılmasından önce ya da sınav yapıldıktan sonra atanma şartlarından herhangi birini kaybedenlerin atamaları yapılmaz, yapılmış ise iptal edilir. MADDE Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici 2 nci madde eklenmiştir. Özel güvenlik hizmet alımı

411 GEÇİCİ MADDE 2 () Kuruluşun güvenlik hizmetlerinin hizmet satın alma yoluyla teminine gidilmesi halinde açığa çıkacak olan koruma ve güvenlik personelinden öğrenim durumlarına göre dört yıllık ve daha üst düzeyde yüksek öğrenim mezunu olanların Memur, diğerlerinin ise Dağıtıcı pozisyonlarına resen atamaları yapılır. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürü yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 0/7/ [R.G. 2 Nisan ] YÖNETMELİK Karar Sayısı : 202/297 Ekli Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik in yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının /3/202 tarihli ve 276 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu nca 6/3/202 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ A. BABACAN Ö. DİNÇER B. BOZDAĞ Başbakan Yardımcısı Başbakan YardımcısıBaşbakan Yardımcısı V.Başbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi Teknoloji Bakanı ve F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor Bakanı Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı İ. N. ŞAHİN İçişleri Bakanı H. YAZICI Gıda, Tarım C. YILMAZ F. ŞAHİN M. ŞİMŞEK Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı V. Maliye Bakanı Ö. DİNÇER İ. YILMAZ V. EROĞLU ve

412 Milli Eğitim BakanıMilli Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı R. AKDAĞ B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı TÜRKİYE MUHASEBE STANDARTLARI KURULUNUN ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİĞİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 24/2/2004 tarihli ve 2004/6924 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. [R.G. 3 Nisan ] TEBLİĞLER Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: İŞKOLU TESPİT KARARI Karar No : 202/8 İşyeri : İl Emniyet Müdürlükleri Tespiti İsteyen : Hizmet-İş Sendikası İnceleme : Bakanlığımızca yapılan incelemede; İl Emniyet Müdürlüklerinde, fiili polislik hizmeti dışında yapılan yazı, hesap, haberleşme, kayıt, tescil ve sair işlerin büro işleri olduğu, 6 sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" çerçevesinde Adana, Gaziantep, İzmir, Samsun, Yozgat, Çankırı, Kırıkkale ve Mersin İl Emniyet Müdürlükleri ve bağlı işyerlerine devredilen işçilerin de genellikle hizmetli, şoför, garson, temizlik işçisi olarak çalıştırıldıkları ve yapılan işlerin asıl işe yardımcı iş niteliğinde olduğu, bu nedenle İşkolları Tüzüğü'nün 7 sıra numaralı "Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar" işkolunda yer aldığı tespit edilmiştir. Karar : Yapılan bu tespitin Resmî Gazete'de yayımlanmasına 282 sayılı Sendikalar Kanununun 4' üncü maddesi gereğince karar verilmiştir. [R.G. 3 Nisan ] Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: İŞKOLU TESPİT KARARI Karar No : 202/9 İşyeri : Merdan Sağlık Hizmetleri Bilgi İşlem Otomasyon Gıda Temizlik Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Sağlık Bakanlığı İstanbul Eyüp Devlet Hastanesi Sağlık Bakanlığı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tespiti İsteyen : T. Sağlık-İş Sendikası

413 İnceleme : Merdan Sağlık Hizmetleri Bilgi İşlem Otomasyon Gıda Temizlik Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'de Bakanlığımızca yapılan incelemede; söz konusu şirketin, Eyüp Merkez Mahallesi Silahtarağa Cad. No: Eyüp/İSTANBUL adresinde bulunan Sağlık Bakanlığı Eyüp Devlet Hastanesi işyerinde ihaleyle aldığı veri hazırlama kontrol işletmeni, karşılama-yönlendirme ve danışma elemanı hizmet alımı işi ile İkitelli Pik Dökümcüler Sanayi Sitesi A4 Blok No:4 Küçükçekmece/İSTANBUL adresinde bulunan İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hasta yönlendirme ve danışma elemanı hizmetini yürütmesi nedeniyle İşkolları Tüzüğü' nün 24 sıra numaralı "Sağlık" işkolunda yer aldığı tespit edilmiştir. Karar : Merdan Sağlık Hizmetleri Bilgi İşlem Otomasyon Gıda Temizlik Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. tarafından Sağlık Bakanlığı Eyüp Devlet Hastanesi ve Sağlık Bakanlığı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi işyerlerinde yapılan işlerin niteliği itibariyle İşkolları Tüzüğü' nün 24 sıra numaralı "Sağlık" işkoluna girdiğine ve yapılan bu tespitin Resmî Gazete' de yayımlanmasına 282 sayılı Sendikalar Kanununun 4' üncü maddesi gereğince karar verilmiştir. [R.G. 3 Nisan ] YÖNETMELİKLER Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: YAPI DENETİMİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 5/2/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki (e) bendi eklenmiştir. (b) Proje ve uygulama denetçisi mimar ve mühendisler aracılığıyla, proje müelliflerince hazırlanan uygulama projelerinin ve hesaplarının, mühendislik ve mimarlık proje düzenleme esaslarına, imar planına, imar yönetmeliklerine ve diğer mevzuata, şartname ve standartlara uygunluğunu kontrol eder, proje müelliflerinin ilgili meslek odasına üyeliğinin devam ettiğine dair taahhütnamesi ile mesleki kısıtlılığının olmadığına dair taahhütnamesinin olup olmadığını kontrol eder. İdareler sorumluluk alan mimar ve mühendislerin yaptıkları işlemlere ilişkin bilgileri her ayın ilk haftası içinde ilgili meslek odalarına bildirir. (e) Zemin ve temel etüdü raporunun hazırlanmasına ilişkin esaslara uygun olarak bir zemin etüdü raporunun olup olmadığını tespit ederek uygunluk görüşü verir. Raporun uygunluğunu tespit için, bünyesinde konu ile ilgili yeterli teknik eleman bulunmadığı hâllerde hizmet satın alabilir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Proje ve uygulama denetçisi mimar ve mühendisler tarafından, proje müelliflerince hazırlanan projelerin mevzuata, Ek-3 te gösterilen Form- ile belirlenmiş asgari kriterlere uygunluğu ve detay ve hesapların doğruluğu, kontrol edilir. Var ise, eksiklik ve hataların giderilmesi sağlanır. Eksikliği ve hatası bulunmayan projeler, ilgili denetçi mimar ve denetçi mühendis tarafından onaylanır. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. () Proje müellifi, yapı ruhsatına esas olan uygulama projelerini ve zemin etüdü raporları da dâhil olmak üzere her türlü etüde dayalı çalışmaları mevzuata uygun olarak

414 yapmak ya da yaptırmak, ilgili meslek odasına üyeliğinin devam ettiğine dair taahhütnamesi ile mesleki kısıtlılığı olmadığına dair taahhütnamesi ile birlikte, incelenerek uygunluk görüşünü bildirmek üzere yapı denetim kuruluşuna vermek ile görevlidir. (3) İlgili meslek odasına üyeliğinin devam ettiğine dair taahhütnamesi ve mesleki kısıtlılığı olmadığına dair taahhütnamesi bulunmayan proje müellifinin projesi, yapı denetim kuruluşunca incelenmez. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (3) Merkez Yapı Denetim Komisyonunca Kanunun uygulandığı her il için o ilde faaliyet gösterebilecek yapı denetim kuruluşu sayısı hesap edilir. Bu sayı hesap tarihi itibariyle; o ile dair her yıl için Türkiye İstatistik Kurumundan temin edilen bir önceki yılsonuna ait nüfus istatistiklerinin e bölünmesi ile elde edilir. Ancak bu sayının, toplam denetlenen inşaat alanının kuruluş yetki sınırı olan m 2 ye bölünmesi ile elde edilen sonucun %0 oranında artırılması ile belirlenen sayıdan az çıkması halinde, o ilde faaliyet gösterecek kuruluş sayısı toplam denetlenen inşaat alanına göre belirlenir. Küsuratlar bir üst sayıya tamamlanır. İldeki kuruluş sayısının; faaliyetin durdurulması cezası alınmış olmasından dolayı eksilmesi halinde, ildeki kuruluş sayısını belirlenen sayıya tamamlamak üzere yedekte bekleyen kuruluşlar yapı denetim izin belgesi almak için sırasıyla davet edilir. Yedekte bekleyen kuruluş yoksa yeni kuruluşa izin belgesi verilir. (4) Bir il için belirlenen yapı denetim kuruluşu sayısı o ilde faaliyet gösteren kuruluş sayısından fazla ise izin belgesi için yapılan başvurular, Merkez Yapı Denetim Komisyonunca değerlendirmeye alınır. Aksi hâlde, başvurular her il için sıraya konulmak suretiyle üçüncü fıkraya göre belirlenen kuruluş sayısının uygun olmasına kadar bekletilir. Belirtilen durumlar dışında, o il dâhilinde yeni yapı denetim kuruluşuna izin belgesi verilmez. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesine aşağıdaki altıncı fıkra eklenmiştir. (6) İldeki yapı denetimi faaliyetleri Valilik binası esas alınarak 200 km ye kadar mesafedeki diğer illerde bulunan yapı denetim kuruluşları tarafından yürütülebilir. Bu mesafeye göre ayrıca büro açmaksızın faaliyet gösterilebilecek diğer illerin listesi Bakanlıkça belirlenir. Kuruluşların diğer illerdeki faaliyetlerinde görev alacak personelden sadece uygulamayı denetleyen inşaat mühendisinin ve kontrol elemanı inşaat mühendisi veya mimarının veya yerine görev alan yardımcı kontrol elemanının faaliyet gösterilecek ilde ikamet etmesi mecburidir. Bu fıkra doğrultusunda yürütülecek faaliyetlerde bu maddenin diğer fıkralarındaki hükümler aranmaz. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici 0 uncu madde eklenmiştir. Müktesep haklar GEÇİCİ MADDE 0 Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Yönetmeliğin 2 nci maddesine göre yapılan hesaba göre yapı denetim izin belgesi almaya hak kazananlar ile yapı denetim izin belgesi olan yapı denetim kuruluşlarının toplam sayısının, bu Yönetmeliğe göre belirlenecek sayıdan fazla olması halinde bu kuruluşların müktesep hakları saklıdır. MADDE 7 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 8 Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 5/2/ Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/7/ /8/ /7/

415 4-3/4/ [R.G. 4 Nisan ] Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 2//985 tarihli ve 896 mükerrer sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin onbirinci fıkrası aşağıdaki şekilde ve ondördüncü fıkrasının üçüncü cümlesindeki şantiye şeflerinden ibaresi fen adamlarından, şantiye şefleri ile yapı müteahhitlerinden olarak değiştirilmiştir. Elektrik, telefon ve doğalgaz tesisat projelerinin yapı ruhsatı verilmesi aşamasında idareye sunulması zorunlu değildir. Ancak bu projeler yapı denetim kuruluşu veya projelerin uygulanmasının denetimine yönelik fenni mesuliyet üstlenen mühendisler tarafından ilgili kurumlara onaylatılarak yapı ruhsatının verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde ruhsat vermeye yetkili idareye verilir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Ayrıca, noter tasdikli imza sirküleri, sosyal güvenlik numarası ve vergi kimlik numarası da idareye verilir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin ekindeki EK-2 FORM-0 KALIP VE DONATI İMALATI KONTROL TUTANAĞI ÖRNEĞİ Ek- deki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin eklerine Ek-2 de yer alan EK- FORM-8 YAPI MÜTEAHHİTLERİNE AİT TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ eklenmiştir. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin ekindeki EK-5 FORM-4 ODA KAYIT BELGESİ ÖRNEĞİ yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 6 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür. Ek- EK-2 FORM 0 KALIP VE DONATI İMALATI KONTROL TUTANAĞI ÖRNEĞİ İlgili İdare : Yapı Sahibi : Yapı Ruhsat Tarihi ve No : Yapının Adresi : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı İnşaat Alanı (m²) ve Cinsi : İlgili Fenni Mesul Oda Sicil No : Yukarıda belirtilen yapının...blok,...kat,...kotunda yapılan denetimde: - Kalıp imalatında kullanılan malzemenin istenilen nitelikte, kalıp işçiliğinin iyi ve takviyelerinin yeterli olduğu, ölçü, kot, yatay ve düşey düzlemlere uygunluk açısından kalıbın projesine uygun olarak yapıldığı,

416 2- Betonarme demirlerinin projesinde gösterilen adet, çap ve boyda olduğu, projesine uygun olarak döşendiği, 3- Tesisat projelerine uygunluk sağlandığı tespit edilmiştir. Bu durumda beton dökülmesine izin verilmiştir. İş bu tutanak.../.../... tarihinde, bir nüshası inşaat mühendisi fenni mesul tarafından ilgili idareye verilmek üzere üç nüsha düzenlenmiştir. Fenni Mesul Mimar Fenni Mesul İnşaat Mühendisi Fenni Mesul Makine Mühendisi Fenni Mesul Elektrik Mühendisi Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza Adı-Soyadı İmza Yapı Müteahhidi veya adına Şantiye Şefi Adı-Soyadı İmza Ek - 2 EK- FORM 8 YAPI MÜTEAHHİTLERİNE AİT TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ TAAHHÜTNAME Yapının Müteahhidi Oda Sicil No : Unvanı : Adresi : Telefonu : Yetki Belge No: Yükümlülüğünü Üstlenilecek İş İl / İlçe : İlgili İdare : Pafta/Ada/Parsel No : Yapı Adresi : Yapı Sahibi : Yapı Sahibinin Adresi : Sözleşme Başlangıç Tarihi: Sözleşme Bitiş Tarihi : Yukarıdaki bilgilere sahip inşaatın yapımında yapı müteahhidi olarak görev alacağımı, müteahhitliğini üstlendiğim yapıda fenni mesul olarak görev almayacağımı, herhangi bir kısıtlılık halimin bulunmadığını, Yapıyı; tesisatı ve malzemeleriyle birlikte İmar Kanununa, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edeceğimi, Yapıda neden olduğum mevzuata aykırılığı gidermeyi, fenni mesulün denetimi olmaksızın inşai faaliyeti sürdürmeyeceğimi, inşaat ve tesisat işlerinde yetki belgesi olmayan usta çalıştırmayacağımı, Ayrıca yapı müteahhitliğinden herhangi bir nedenle ayrılacağım zaman fenni

417 mesullere, idareye ve yapı sahibine bildirimde bulunacağımı kabul ve taahhüt ederim..../.../20... Adı-Soyadı Unvanı Oda Sicil No İmza Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin işlemleri iptal edilecek ve bu kişiler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, mimar veya mühendis unvanına haiz olmaları halinde ilgili mevzuatı uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili Meslek Odasına ve Bakanlığa bilgi verilecektir. [R.G. 4 Nisan ] Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odasından: TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BİLİRKİŞİLİK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3/7/200 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Bilirkişilik Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Birinci fıkranın (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerindeki kısıtlar dikkate alınmaz, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (2) Birinci fıkrada sayılan nedenlerle görevden alınan bilirkişiler beş yıl süre ile bilirkişilik görevi yapamazlar. MADDE 3 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Yönetmelik hükümlerini Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 3/7/ [R.G. 4 Nisan ] Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odasından: TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI MESLEKÎ DENETİM VE ASGARİ ÜCRET YÖNETMELİĞİNDE

418 DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 23/5/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Meslekî Denetim ve Asgari Ücret Yönetmeliğinin 9 uncu maddesine aşağıdaki ikinci fıkra eklenmiştir. (2) Ancak bu ücret, her yıl ilan edilen asgari ücret tarifesindeki hesaplamalarla belirlenecek ücretten daha düşük olamaz. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 23/5/ [R.G. 4 Nisan ] Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından: YÜKSEKÖĞRETİM KURULU MİLLİ KOMİTELER YÖNETMELİĞİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK MADDE 30/2/2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yükseköğretim Kurulu Milli Komiteler Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Yükseköğretim Kurulu Başkanı yürütür. [R.G. 4 Nisan ] Adalet Bakanlığından: İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/60 (İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/739) Esas sayılı dosyası ile ekinde bulunan İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2008/5558 sayılı dosyasının zayi olduğu anlaşıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince işlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3084/- [R.G. 4 Nisan ] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları AYDOĞAN VE DİĞERLERİ/Türkiye*

419 Başvuru No. 4967/02 Strazburg 2 Aralık 2008 İKİNCİ DAİRE USUL T.C. vatandaşları Hasan Aydoğan, Türkan Özen, Hüseyin İşeri, Süleyman Evren, Ünsal Varol ve Hüseyin Öztürk ( başvuranlar ) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 7 Ekim 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 4967/02 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir. Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından M. Filorinali ve Y. Başara tarafından temsil edilmiştir. OLAYLAR I. DAVANIN KOŞULLARI Başvurunun yapıldığı zamanda, başvuranlar Aydoğan ve Özen, sırasıyla Tekirdağ ve Kütahya cezaevlerinde bulunmaktaydı. Diğer başvuranlar İstanbul da ikamet etmekteydi. DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) isimli yasadışı silahlı örgütün eylemlerine yönelik olarak yürütülen bir operasyon zarfında, başvuranlar 22 ve 23 Ekim 996 tarihlerinde yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır. 5 Kasım 996 tarihinde, başvuranlar, hakim önüne çıkmışlar ve hakim tutuklanmalarına karar vermiştir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Kasım 996 tarihli bir iddianamede, Aydoğan ve Özen i devletin anayasal düzenini bozma girişiminde bulunmakla suçlamış ve Ceza Kanunu nun 46/ maddesi uyarınca mahkumiyetlerini talep etmiştir. Çeşitli siyasi parti binalarına ve polis merkezlerine yapılan silahlı saldırılarda yer almak, Mehmet Ünlü nün ölümünden sorumlu olmak ve başka iki kişiye bedensel hasar vermekle suçlanmışlardır. Diğer başvuranlar, yasadışı silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık yapmakla suçlanmışlardır. Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu nun 69. maddesi uyarınca mahkumiyetlerini talep etmiştir. Belirli olmayan bir tarihte, başvuranlar hakkındaki cezai yargılama, bir askeri ve iki sivil hakimden oluşan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nde başlamıştır. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. 996 ve 997 yıllarının muhtelif tarihlerinde, İşeri, Evren, Varol ve Öztürk ün tutuksuz yargılanmalarına karar verilmiştir. 8 Haziran 999 tarihinde, Anayasa da değişiklik yapılmış ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri heyetlerinde görevli askeri hakimler sivil hakimler ile değiştirilmiştir.

420 7 Temmuz 999 tarihinde düzenlenen bir duruşmada, askeri hakimin yerine geçmesi için atanan hakim, birinci derece mahkemesi heyetinde ilk olarak yer almıştır. Bu duruşmada, Cumhuriyet Savcısı, esasa ilişkin önceki görüşlerini sürdürmüştür. Aydoğan, esasa ilişkin görüşlerini okumuştur. Mahkeme, Özen in avukatının, sanıklar hakkında devam etmekte olan diğer davaların sonuçları hakkında bilgi edinme ve görüşlerini hazırlamak için ek süre taleplerini kabul etmiştir. 0 Eylül 999 ve 9 Ekim 200 tarihleri arasında, mahkeme on bir duruşma düzenlemiştir. Bu duruşmalarda, hakimler, dava dosyasının tamamlanmasına ve bilhassa, temsilcilerinin sunmak için birkaç kez ek süre talep ettiği sanıkların nihai savunma ifadelerinin sağlanmasına ilişkin usuli konulara bakmışlardır. Mahkeme, başvuranların temsilcisini üç kez uyarmış ve 29 Kasım 2000 tarihinde düzenlenen bir duruşmada, davanın, başvuranların davanın esasına ilişkin nihai görüşlerini sunmamaları nedeniyle uzadığını belirtmiştir. Ancak, mahkeme, bir sonraki duruşmada, başvuranların temsilcisinin süre uzatma talebini kabul etmiştir. Avukat, güvenlik güçlerinin cezaevlerinde geniş çaplı operasyon yürütmeleri nedeniyle müvekkillerinin halen hayatta olup olmadıklarını bilmediğini belirtmiştir. 4 Nisan 200 tarihinde düzenlenen bir duruşmada, başvuranların temsilcisi, cezaevi yetkililerinin, temsilcinin üzerinde vekaletname olmadığı zaman müvekkilleriyle görüşmesine izin vermemek gibi davranışlarla savunmasını hazırlamasını güçleştirdiği konusunda şikayetçi olmuştur. Mahkeme, başvuranların avukatına, bu konuda Cumhuriyet Savcısı na ve Adalet Bakanlığı na şikayette bulunması için izin vermiştir. Bu süre zarfında, mahkeme, her duruşmanın sonunda, Aydoğan ve Özen in tutukluluklarının devamına karar vermiştir. 9 Ekim 200 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, dava dosyasında bulunan delilleri inceledikten sonra, Aydoğan ve Özen i iddia makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiş ve ölüm cezasına çarptırmıştır. Dava dosyasındaki deliller, olay yeri tatbikatının ayrıntılı raporunu, arama ve yakalama tutanaklarını, adli tıp raporlarını, başka bir devlet güvenlik mahkemesinde yargılanan diğer kişilerin ifadelerini ve birkaç tanığın ifadelerini içermiştir. Mahkeme, diğer başvuranlar hususunda, 466 sayılı Kanun a uygun olarak kesin cezanın infazının ertelenmesine karar vermiştir. 8 Nisan 2002 tarihinde, Yargıtay, Aydoğan ve Özen in davalarını usul ve esas açılarından inceledikten sonra, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Karar, başvuranların avukatının duruşma talebinde bulunmuş olmasına rağmen duruşmaya katılmamış olduğunu göstermektedir. Mahkeme, diğer başvuranlar hususunda, ilk derece mahkemesinin kararının temyize açık olmaması nedeniyle temyiz başvurusuna izin vermemiştir. 24 Eylül 2002 tarihinde, Aydoğan ve Özen in cezaları müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Sonraki gelişmelere ilişkin olarak taraflarca bilgi sunulmamıştır. HUKUK I. AİHS NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuranlar, kendilerini yargılayan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davalarının

421 hakkaniyete uygun olarak görülmediği konusunda şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı nın yazılı görüşünün kendilerine hiçbir şekilde tebliğ edilmediğini ve böylece karşı iddialarda bulunma imkanından yoksun kaldıklarını belirtmişlerdir. Buna ek olarak, başvuranlar, cezai yargılamanın başlangıç aşamalarında avukat yardımından mahrum bırakıldıklarını ileri sürmüşlerdir. Bu iddialarını AİHS nin 6. maddesine dayandırmışlardır. Söz konusu maddenin ilgili kısmı şöyledir:. Herkes,... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının... hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. 2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır. 3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:... b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak; c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek; A. Kabuledilebilirliğe ilişkin Aydoğan ve Özen e ilişkin olarak, AİHS nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetlerinin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, şikayetlerin başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle şikayetler kabuledilebilir niteliktedir. AİHM, İşeri, Evren, Varol ve Öztürk hususunda, cezai yargılamanın ertelemeden dolayı durdurulması halinde, kişinin, AİHS nin 6. maddesi uyarınca davanın hakkaniyete uygun olarak görülmesi hakkının ihlali sonucu mağdur konumda olduğunu iddia edemeyeceğini yinelemiştir (bkz., Koşti ve Diğerleri Türkiye, no. 7432/0, 3 Mayıs 2007). AİHM, başvuranların durumunun benzer olduğu görüşündedir. AİHM, 9 Ekim 200 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nin, 466 sayılı Kanun uyarınca, başvuranlar hakkındaki kesin cezanın infazının ertelenmesi kararını vermiş olduğunu gözlemlemiştir. Dolayısıyla, AİHM, yargılamanın şartlı ertelenmesi nedeniyle, AİHS nin 6. maddesi uyarınca yapılan şikayetlerin genel olarak gerektirdiği gibi yargılamayı bir bütün olarak değerlendirebilecek durumda değildir (bkz., Güneş Türkiye, no. 3843/02, Eylül 2005). AİHM, başvuranların yeni suçlamalarla karşılaşmadıkları ve böylece dava yeniden açılmadığı sürece, başvuranların, yargılamanın bu aşamasında, AİHS nin 34. maddesi anlamı dahilinde mağdur konumda olduklarını iddia edemeyecekleri görüşündedir (bkz., Sincar Türkiye, no. 4628/99, 9 Eylül 2002; F.A. Türkiye, no /97, Şubat 2005). AİHM, başvuranların bu başlık altındaki şikayetlerinin, AİHS nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir. B. Esas

422 . İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı Hükümet, 8 Haziran 999 tarihli ve 4388 sayılı Kanun ile devlet güvenlik mahkemeleri heyetinde askeri hakim bulunmaması için değişiklikler yapıldığını belirtmiştir. Bu bağlamda, somut davada, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde yer alan askeri hakimin, başvuranların avukatı davanın esasına ilişkin görüşlerini sunmadan önce zaten sivil hakim ile değiştirilmiş olduğunu ve başvuranların üç sivil hakimden oluşan bir devlet güvenlik mahkemesi tarafından mahkum edildiklerini işaret etmiştir. Başvuranlar bu konuya özel bir yorumda bulunmamışlardır. AİHM, devlet güvenlik mahkemeleri üyesi askeri hakimlerin statülerinin bazı yönlerinin yönetimden bağımsızlıklarını şüpheli kıldığı sonucuna sıklıkla varmaktadır (bkz., Incal Türkiye, 9 Haziran 998 tarihli karar; Çıraklar Türkiye, 28 Ekim 998 tarihli karar). AİHM, aynı zamanda, yukarıda anılan Öcalan Türkiye kararında, askeri hakimin, ilgili cezai yargılamada geçerli olmaya devam eden ara kararlardan bir veya birden fazlasına katılması halinde, söz konusu yargılama zarfında karar verilmeden önce askeri hakimin sivil hakim ile değiştirilmesinin başvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin endişesini gidermediği, bunun istisnasının DGM de bilahare devam eden dava sürecinin bu endişeleri yeterince ortadan kaldıracak şekilde gerçekleşmesi olduğu kararını vermiştir. Somut davada, AİHM, anayasal değişikliği müteakip, askeri hakimin sivil hakim ile değiştirildiğini ve Aydoğan ile Özen in yeni oluşturulmuş DGM tarafından mahkum edildiğini kaydetmiştir. Ancak, başvuranların yargılamasının iki yılı aşkın bir süreyle üç sivil hakimden oluşan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde devam etmesine rağmen, askeri hakimin değiştirilmesinin mahkemenin oluşumundaki kusuru gidermediğini gözlemlemiştir. Bilhassa, Hükümet in sunduğu duruşma tutanağından, başvuranlar hakkındaki adli takibatın bütününün, askeri hakimin değiştirilmesi öncesinde zaten temin edilmiş olan ve mahkemenin daha sonradan mahkumiyet kararını dayandırdığı tanık ifadelerini içeren bilgilere dayandığı anlaşılmaktadır. Esasında, AİHM, askeri hakim sivil hakim ile değiştirildikten sonra başvuranların nihai savunma görüşleri haricinde, önem taşıyan başka hiçbir ifadenin veya delilin dava dosyasına alınmadığını ve üç sivil hakimden oluştuğu dönemde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nin davanın esasına ilişkin bir karar vermediğini değerlendirmiştir. Özetle, özellikle başvuranların savunma haklarına ilişkin olarak önemli ara kararların alındığı yargılamanın büyük kısmı, askeri hakimin devlet güvenlik mahkemesinden alınmasından önce gerçekleşmiş ve askeri hakim sivil hakim ile değiştirildikten sonra bu işlemlerin hiçbiri yenilenmemiştir. Bu koşullarda, AHM, askeri hakimin değiştirilmesi öncesinde gerçekleşen adli muamelelerin önemini göz önünde bulundurarak, askeri hakimin değişmesinin, Aydoğan ve Özen in mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki haklı endişelerini gidermediğini değerlendirmiştir (bkz., Hıdır Kaya Türkiye, no. 2624/02, 9 Ocak 2007; karşıt olarak, Kabasakal ve Atar Türkiye, no /0 ve no /0, 9 Eylül 2006). Dolayısıyla, AİHS nin 6/ maddesi ihlal edilmiştir. 2. Yargılamanın hakkaniyete uygunluğu Dava olaylarını, tarafların görüşlerini ve 6. maddenin ihlali tespitini göz önünde bulunduran AİHM, AİHS nin 6. maddesi uyarınca ortaya konana temel hukuki sorunu ele

423 aldığını değerlendirmiştir. Dolayısıyla, Aydoğan ve Özen in bu hüküm uyarınca olan diğer şikayetlerine ilişkin ayrı bir karar vermenin gerekli olmadığı kararına varmıştır (bkz., örneğin, Benli Türkiye, no. 6575/0, 20 Şubat 2007; Getiren Türkiye, no. 030/03, 22 Temmuz 2008; Junkhe Türkiye, no. 5255/99, 3 Mayıs 2008). II. İDDİA EDİLEN DİĞER AİHS İHLALLERİ Başvuru evrakında, başvuranlar, ayrıca, tutukluluk sürelerinin 5/3 maddede öngörülen makul süre şartını aştığı konusunda şikayetçi olmuşlardır. Başvuranlar, AİHS nin 6. maddesi uyarınca, yargılama süresinin aşırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, son olarak, İstanbul dan uzak bir yerde tutuklu bulundurulmaları, avukatlarının cezaevinde aranması ve DGM ler önünde yargılanan suçlara ilişkin cezai kovuşturma ve cezaların infazındaki farklar nedeniyle ayrım gördükleri konularında şikayetçi olmuşlardır. Ek olarak, İşeri, Evren, Varol ve Öztürk, haklarındaki cezai kovuşturmanın ertelendiği ve bunun onları yargılanma ve beraat etme haklarından mahrum bıraktığı konusunda şikayetçi olmuşlardır. Aydoğan ve Özen hakkındaki cezai kovuşturma süresine ilişkin olarak, AİHM, beş yıl altı ay süren yargılamanın toplam süresini inceledikten ve davanın karmaşıklığını, sanık sayısını, davanın iki yargı aşamasında görüldüğünü ve temyiz aşamasında önemli bir gecikmenin yaşanmadığını göz önünde bulundurduktan sonra, somut davadaki yargılama süresinin aşırı olmadığını değerlendirmiştir. AİHM, bu bağlamda, askeri hakim değiştirildikten sonra yargılama süresinin uzamasından, nihai savunma görüşlerini gerekli sürede teslim etmeyerek başvuranların kendilerinin de kısmen sorumlu olduğunu dikkate almıştır. Ek olarak, yargı makamlarının önemli atalet süreleri gösterdiklerini ispatlamamışlardır. AİHM, başvurunun bu kısmının AİHS nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir. AİHM, İşeri, Evren, Varol ve Öztürk e ilişkin cezai kovuşturma süresine ilişkin olarak, söz konusu başvuranlar hakkındaki cezai kovuşturmanın, kovuşturmanın ertelenmesiyle birlikte 9 Ekim 200 tarihinde sona erdiğini (bkz., bilhassa, Koç ve Tambaş Türkiye, no /99, 24 Şubat 2005); ancak, bu şikayetin AİHM ye 7 Ekim 2002 tarihinde, yani altı aydan uzun bir süreden sonra, sunulduğunu kaydetmiştir. AİHM, başvurunun bu kısmının altı ay kuralına uyulmaması gerekçesiyle AİHS nin 35. maddesinin ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir. AİHM, ayrıca, elindeki tüm deliller ışığında, başvuranların yukarıda belirtilen diğer iddialarının AİHS veya Protokollerinde ortaya konan hak ve özgürlüklerin ihlalini oluşturmadığını değerlendirmiştir. Başvurunun bu kısımlarının da AİHS nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları gereğince açıkça dayanaktan yoksun olarak reddedilmeleri gerektiği kararını vermiştir. III. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI AİHS nin 4. maddesi şöyledir: Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.

424 A. Tazminat Aydoğan ve Özen, cezaevinde bulundukları altı yıl süreyle yaşadıkları gelir kaybına karşılık olarak, toplam Euro talep etmişlerdir. Ayrıca, toplam Euro manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Hükümet, bu miktarlara karşı çıkmıştır. AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı görmemiş ve bu nedenle bu talebi reddetmiştir. AİHM, Aydoğan ve Özen in maruz kaldığı her türlü manevi zarar için 6/ maddenin ihlali tespitinin başlı başına yeterli tazminat teşkil ettiğini değerlendirmiştir (bkz., yukarıda anılan, Hıdır Kaya Türkiye, no. 2624/02). AİHM, söz konusu davada olduğu gibi, bireyin, AİHS nin bağımsızlık ve tarafsızlık şartlarını karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edildiği durumda, istendiği takdirde, yeniden yargılamanın veya davanın yeniden açılmasının prensip itibariyle ihlali telafi etmenin uygun bir yolunu temsil ettiğini değerlendirir (bkz., yukarıda anılan Öcalan). B. Yargılama masraf ve giderleri İki başvuran Aydoğan ve Özen, ayrıca, yerel mahkemelerde ve AİHM de yapılan yargılama masraf ve giderlerine karşılık toplam Euro talep etmişlerdir. Hükümet, bu miktarlara karşı çıkmıştır. Başvuranlar Mahkeme İç Tüzüğü nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi yargılama masraf ve giderlerine ilişkin hiçbir gerekçe sunmadıkları için AİHM, bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir. C. Gecikme faizi Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir. BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE. Aydoğan ve Özen in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın hakkaniyete uygun olarak görülmesi haklarına ilişkin şikayetin kabuledilebilir; başvurunun kalanının kabuledilemez olduğuna; 2. Aydoğan ve Özen in İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayetlerine ilişkin olarak AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine; 3. Adı geçen başvuranların AİHS nin 6. maddesi uyarınca olan diğer şikayetlerini ayrı olarak incelemenin gerekli olmadığına; 4. Aydoğan ve Özen in maruz kaldıkları her türlü manevi zarar için ihlal tespitinin başlı başına yeterli tazminat teşkil ettiğine;

425 5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. Françoise Elens-Passos Katip Yardımcısı Françoise Tulkens Başkan AYHAN ERDOĞAN/Türkiye* Başvuru No /03 Strazburg 3 Ocak 2009 İKİNCİ DAİRE USUL Bu dava, T.C. vatandaşı Ayhan Erdoğan ( başvuran ) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 7 Eylül 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme nin ( Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS ) 34. maddesi uyarınca yapılan 39656/03 numaralı başvuru sonucu görülmektedir. Başvuran İstanbul Barosu avukatlarından Ş. Özdemir tarafından temsil edilmektedir. OLAYLAR DAVANIN KOŞULLARI 952 doğumlu başvuran İstanbul da ikamet etmekte ve avukatlık yapmaktadır. Başvuran, belirlenemeyen bir tarihte, müvekkili O.M. adına, İstanbul İdare Mahkemesi nde, Ümraniye Belediye Başkanlığı tarafından 0 Aralık 997 tarihli Akit gazetesinde ilanı verilen, 49 kişinin işe alınması için yapılacak sınavın durdurulması ve iptali için dava açmıştır. Başvuran dilekçesinde, diğer hususlar meyanında, 3 Haziran 994 tarihinde işten çıkarılan 37 işçiden inin idare mahkemesinde açtıkları davayı kazandıklarını, ancak buna rağmen görevlerine geri dönemediklerini ifade etmiştir. Başvuran bununla ilgili olarak, belediyenin işçilerden 20 sini, yer olmadığı gerekçesiyle belediyedeki görevlerine geri döndürmediğini belirtmiştir. Geri kalan 9 işçi ise, günlüğüne işe başlatılmış, ardından yeniden işten çıkartılmışlardır. Başvuran, 30 Mart 997 tarihli aynı gazetede 49 işçinin alınacağı sınavın ilan edilmesiyle ilgili, belediye hakkında derdest durumda diğer bir dizi idari kovuşturma olduğu halde, belediyenin boş kadroları doldurmayı

426 amaçladığından ve müvekkili de dahil olmak üzere işten çıkarılan işçiler lehine olan mahkeme kararlarının uygulanmasını imkansız hale getiren bu yeni sınav ilanını vermesinden şikayetçi olmuştur. Ayrıca iş ilanının Akit gazetesinin aynı gün İstanbul da dağıtılan normal baskısında değil, yalnız Refah Partisi yle bağlantısı olan çeşitli derneklere dağıtılan sayısında yayınlandığını iddia etmiştir. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. Ümraniye Belediye Başkanı ve Refah Partisi üyesi Bingöl 24 Nisan 998 tarihinde, başvuran hakkında, şerefine ve namusuna ciddi saldırılar gerçekleştirdiği gerekçesiyle tazminat davası açmıştır. Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi nde (bundan böyle Üsküdar Mahkemesi olarak anılacaktır) görülen dava sırasında, başvuranın mahkemeye sunduğu, dava konusu sözlerin çözümlenmesi için bilirkişi görevlendirilmesi ve birkaç tanığın dinlenmesi talepleri reddedilmiştir. Başvuran, yazılı görüşlerinde, diğer hususlar meyanında, ifadelerinin Bingöl e karşı saldırı teşkil etmediğini, yalnızca görüş teşkil ettiğini, Bingöl ün son beş yılda yasalara, Anayasa ya ve ahlaka ne derece uygun hareket ettiğine ilişkin belgeler bulunduğunu ileri sürmüştür. Bingöl ün, belediye başkanı olarak icraatlarıyla ilgili bazı suçlamalardabulunmuş, Bingöl ve yönetiminin pek çok kez medyanın odağı olduğuna atıfta bulunmuştur. Başvuran, dava konusu sözleri, savunma görevini ifa ederken kullandığını, Bingöl e hakaret etme amacı gütmediğini ifade etmiştir. Davacı için zalim sözünü, işten çıkarmaların 37 müvekkilinin hayatı üzerinde ciddi olumsuz etki yaratması nedeniyle kullanmıştır. Yobaz sözünü tahammülsüz kimseye atıfta bulunmak için kullanmıştır. Bu bağlamda, başvuran, Anayasa Mahkemesi nin Refah Partisi ni kapatmaya karar verdiğinde sunduğu gerekçelere de atıfta bulunmuştur. Başvuran ayrıca davacıyı ulusal mahkemelere yalan ifade vermek ve yanlış yönlendirmekle de suçlamıştır. Bingöl, yazılı görüşlerinde, diğer hususlar meyanında, başvuranın suçlamalarının yanlış ve temelsiz olduğunu, hakaretamiz sözlerini Üsküdar Mahkemesi nde de yinelediğini ve kişiliğine yönelik bu saldırının nesnel tartışmanın ölçü ve sınırlarını aştığını ileri sürmüştür. Üsküdar Mahkemesi 27 Eylül 999 tarihinde başvuranın Bingöl e, karar tarihinde geçerli olan yasal faiz oranıyla beraber Türk Lirası (TL - yaklaşık Euro [EUR]) ödemesine karar vermiştir. Üsküdar Mahkemesi, başvuranın kullandığı yobaz sözcüğünün dini inançları diğer kimselere rahatsızlık verecek boyutta olan tahrikçi, kaba ve yapmacık kişi anlamına geldiğini belirtmiştir. Sözcük günlük hayatta itici, cahil ve kaba kimseleri tanımlamak için kullanılır. Her koşulda, bütün olarak değerlendirildiğinde, başvuranın yazılı görüşünde sert ve ağır bir dil kullanılmıştır. Üsküdar Mahkemesi ne göre, başvuranın belediye başkanına hakaret etme niyetinin olup olmaması önemli değildir; önemli olan, halkın bu sözleri nasıl yorumlayacağıdır. Nihayetinde Bingöl bir milyon nüfuslu bir bölgenin belediye başkanı seçilmiştir. Başvuran karara itiraz etmiştir. 22 Şubat 2000 tarihinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi nde görülen duruşmada, Üsküdar Mahkemesi nin 27 Eylül 999 tarihli kararını, diğer hususlar meyanında, başvuranın tanıklarının dinlenmediği gerekçesiyle oy çokluğuyla bozulmuştur. Daire başkanı karşı oy kullanmıştır. Üsküdar Mahkemesi, 4 Aralık 2000 tarihinde, başvuranın tanıklarının dinlenmesinin ve idare mahkemesinin dava dosyasını incelenmesinin sonucu değiştirmeyeceği kanısıyla 27 Eylül 999 tarihli kararında ısrar etmiştir. Başvuran yine itiraz etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20 Mart 2002 tarihinde itirazı reddetmiş ve Üsküdar Mahkemesi nin 27 Eylül 999 tarihli kararını onamıştır. Mahkeme, diğer hususlar meyanında,

427 Bingöl ün yönettiği belediyenin bazı mahkeme kararlarını uygulamadığı konusunda tarafların mutabık olduğunu kaydetmiştir. Öte yandan, başvuranın idari kovuşturma sırasında kullandığı sözlerin meşru bir dayanağı olup olmadığının ve bu sözlerin Bingöl ün kişisel haklarına bir saldırı teşkil edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, başvuranın yobaz, zalim ve hukukun üstünlüğüne saygısı olmayan sözlerini kullanarak nesnel tartışmanın ölçü ve sınırlarını aştığı sonucuna varmıştır. Başvuran Bingöl ün kişisel haklarına saldırmıştır. Belediye başkanının sorumlu tutulduğu, mahkeme kararının uygulanmaması durumunun, yaptırımlarının da kanun yoluyla belirlendiği ve bunun, başvuranın yasal azami sınırları aşması ve sözkonusu sözleri kullanması için geçerli bir neden olamayacağı değerlendirilmiştir. Son olarak, tanıkları dinlemek ve idare mahkemelerinde görülen davaların dosyalarını incelemek sonucu değiştirmezdi. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, davayı, başvuranın tazminat meblağının haddinden yüksek olmasına ilişkin şikayetinin incelenmesi için Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ne iade etmeye karar vermiştir. Başvuranın bu kararın incelenmesine ilişkin talebi 24 Nisan 2003 tarihinde reddedilmiştir. Başvuran TL (yaklaşık EUR) borcu 27 Şubat 2003, 20 Mart 2003 ve 8 Mayıs 2003 tarihlerinde olmak üzere üç taksitte ödemiştir. HUKUK I. AİHS NİN 0. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuran, AİHS nin 0. maddesi ihlal edilerek, avukat sıfatıyla söylediği sözler nedeniyle tazminat ödemeye mahkum edildiğinden şikayetçi olmuştur. A. Kabuledilebilirliğe ilişkin AİHS nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde başvurunun geri kalanının dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir. B. Esas. Tarafların savları Hükümet, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahalenin, Borçlar Kanunu nun 49. maddesiyle Türk Ceza Kanunu nun 24. maddesine dayandığını, bu nedenle yasayla öngörülmüş olduğunu belirtmiştir. Üstelik müdahale, başkalarının hak ve itibarını korumak yönünde meşru bir amaç gütmüştür. Hükümet ayrıca müdahalenin gerekli olduğunu ileri sürmüştür. Bu bağlamda, Devletin takdir payına bağlı olarak, davanın olaylarını incelemiş olan ulusal mahkemelerin Bingöl ün şöhreti ile başvuranın ifade özgürlüğü arasındaki gerçek bir denge kurduğu kanısındadır. Hükümet başvuran hakkında ceza davası açılmadığına işaret etmiştir. Başvuran Hükümet in savlarına itiraz etmiştir. Özellikle davaya konu ifadelerin Bingöl e hakaret amacı taşımadığını, savunmanın bir parçası olarak adli takibat sırasında söylendiğini öne sürmüştür. Başvuran Hükümet in altını çizdiği sözcüklerin rastgele seçilmediğini belirtmiştir. Bu bağlamda, Bingöl ün hukukun üstünlüğünü hiçe sayarak mahkeme kararlarına uymayı reddettiğine işaret etmiştir. Zalim sözcüğü Bingöl ün müvekkillerini içine düşürdüğü zor durumu vurgulamak için, yobaz sözcüğü ise tutucu anlamında kullanılmıştır. Bu bağlamda başvuran, Bingöl ün, irticai eylemleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından Bu meblağ, enflasyon göz önünde bulundurulduğunda, kararın kabul edildiği tarihte EUR ya tekabül etmektedir.

428 kapatılan bir partiye üye olduğunu kaydetmiştir. Son olarak, dava konusu ifadeleri içeren dilekçesinin basında yer almadığını, ulusal mahkemelerdeki dosyalarda bulunduğunu vurgulamıştır. 2. AİHM nin değerlendirmesi Başvuranın ifade özgürlüğüne başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla yasayla öngörülmüş bir müdahalede bulunulduğu konusunda tarafların bir itirazı bulunmamaktadır. AİHM de başka türlü bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Bundan sonra müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığına karar vermek gerekmektedir.bu noktada, AİHM, 0. maddeye ilişkin kararlarında yerleşmiş temel ilkelere dayanmaktadır (özellikle bkz. Nikula - Finlandiya, 36/96; Pakdemirli - Türkiye, 35839/97; Cumpănă ve Mazăre - Romanya [BD], 33348/96; Steur - Hollanda, 39657/98 ve Lindon, Otchakovsky-Laurens ve July - Fransa [BD], 2279/02 ve 36448/02). Mevcut davayı bu ilkeler ışığında inceleyecektir. AİHM, denetleyici görevini ifa ederken, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin davanın bütünü, ilgili ifadeler, bu ifadelerin söylendiği ortam ve durumun içinde olan kişilerin özel koşulları ışığında incelenmesi gerektiğini yineler (bkz. Feldek - Slovakya, 29032/95). Davanın olaylarına ilişkin, bir yanda Bingöl ün şöhret ve haklarının korunması gerekliliği, öte yanda başvuranın avukat sıfatıyla ifade özgürlüğünün korunması arasında olması gereken adil dengenin gözetilip gözetilmediğinin ortaya konması gerekmektedir (bkz. mutatis mutandis, Kyprianou - Kıbrıs [BD], 73797/0). AİHM nin mevcut davada karar vermesinde olaylara ilişkin açıklama ile değer yargısı arasındaki ayrım özellikle etkili bir unsur olmuştur. Olguların varlığı ispatlanabilirken, değer yargısının gerçekliği kanıtlanamaz. Öte yandan, ifadenin bir değer yargısı taşıdığı durumlarda bile, dava konusu ifadeyi desteklemek üzere kullanılan ve hiçbir somut temele dayanmayan bir değer yargısı bile aşırı olabileceğinden, müdahalenin orantılılığı, dava konusu ifadenin yeterince somut bir temeli olup olmadığına bağlı olabilir (bkz. Turhan - Türkiye). Üstelik AİHM, kamuya mal olmuş bir kişi sözkonusu olduğunda, bu kişi bilerek ve kaçınılmaz biçimde kamu kontrolüne tabi olacağından, kendisine yöneltilen eleştirilere özellikle daha toleranslı olması beklenmekle birlikte, (bkz. Kuliś - Polonya, 560/02), bir siyasetçinin şöhretinin, tartışmalı bile olsa, AİHS de öngörülen korumadan yararlanması gerektiğini yineler (bkz. Lindon, Otchakovsky-Laurens ve July - Fransa [BD]). Öte yandan, AİHM nin daha önce işaret ettiği üzere, baro üyelerinin mesleklerinin özel niteliği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu kimseler, mahkemede görevli sıfatıyla, tutumlarıyla ilgili sınırlamalara tabidirler. Sağduyulu, dürüst ve vakur olmaları gerekir. Ayrıca, bir yargı alanından diğerine değişebilen özel hak ve imtiyazlardan da yaralanmaktadırlar (bkz. Steur - Hollanda) ki bunlar arasında mahkemede kullanılan ifadelere ilişkin belirli bir serbestlik tanınması da yer almaktadır. Mevcut davada başvuran müvekkili adına idare mahkemesine işçi alımının iptal edilmesi için belediye aleyhine bir dava açmıştır. Dava dilekçesinde iş ilanının yayımlanış biçimi ve bunun ardında yatan gerekçelerle ilgili suçlamalar bulunmaktadır. Başvuran ayrıca Bingöl e hukuk tanımaz, zalim ve yobaz yakıştırmalarında bulunmuştur. Ulusal mahkemeler başvuranın ifadelerini, özellikle de yobaz sözcüğünün kullanımını Bingöl ün kişisel bütünlüğüne hakaret olarak değerlendirmiş ve Bingöl e tazminat ödenmesine karar vermiştir.

429 AİHM sözkonusu dilekçeyi ve ulusal mahkemelerin başvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı göstermek için verdiği gerekçeleri incelemiştir. Başvuranın müvekkilinin davasını savunma yönündeki mesleki gerekleri ile şahsi hakaretten korunmak isteyen siyasetçi Bingöl e getirdiği eleştirileri özenle tartmıştır. Bu bağlamda AİHM, dava konusu dilekçede kullanılan, özellikle de ulusal makamların üzerinde durduğu, dil ve ifadelerin, kışkırtıcı ve kaba olduğu ve kanunen rencide edici olarak nitelendirilebileceği kanısındadır. Öte yandan bu ifadeler adli takibat sırasında hukuki temsilci sıfatıyla hareket eden başvuran tarafından ifade edilmiş ve bu takibatla ilişkili özel bir bağlamda ortaya konmuş değer yargılarıdır. Bu şekilde AİHM, bu sözlerin Bingöl e karşı yapılan keyfi bir kişisel saldırı olarak yorumlanamayacağı sonucuna varır. Başvuranın ifadelerinin, hisleri de işin içine girdiğinde, belediye başkanının itibarını sarsmaya yönelik olduğu ortadadır. Öte yandan, AİHM, bu bağlamda, kabul edilebilir eleştirinin sınırlarının siyasetçiler sözkonusu olduğunda, sıradan vatandaşla ilgili olduğundan daha geniş olduğunu yineler. Üstelik, başvuranın değer yargıları, müvekkilinin haklarının doğal olarak kuvvetle savunulduğu bir araç olan dilekçede dile getirilmiştir. Bu nedenle, bu ifadeler, örneğin basında dile getirilen üçüncü taraf hakkındaki eleştirilerin aksine, mahkeme salonundan dışarı çıkmamışlardır. Bu bağlamda, AİHM, dava dosyasında sözkonusu dilekçenin içeriğinin medyaya yansıyacağı yönünde bir risk olduğuna dair emare bulunmadığını gözlemler. Bu koşullarda, AİHM, başvuranın sözlerinin Bingöl ün şöhreti üzerindeki - varolabilecek herhangi bir - olumsuz etkisinin bu nedenle sınırlı olduğu kanısına varır. Bu nedenle AİHM, ulusal mahkemelerin davayı incelerken bu sözcüklerin yalnızca sözlükte geçen tanımlarını göz önüne aldıkları, bağlamla ve ifade ediliş biçimiyle bağdaştırmayı reddettikleri kanısındadır. AİHM, yukarıda belirtilenler ışığında, başvuranın ifade özgürlüğüne müdahalenin, şikayet konusu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunu göstermeye yetecek gerekçelere dayandırılmadığı kanısındadır. Bu bulgular, AİHM nin başvuranın davasında ödenmesine hükmedilen tazminat miktarının güdülen amaçla orantılı olup olmadığını belirlemek için incelemeye devam etmesini gereksiz kılmaktadır. Bu nedenle AİHS nin 0. maddesi ihlal edilmiştir. II. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI AİHS nin 4. maddesine göre: Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. A. Tazminat Başvuran maddi tazminat olarak toplam EUR talep etmiştir. Bu meblağ, faiziyle beraber, hakaret davasında başvuranın davacıya ödemesi gereken ve EUR olarak tespit edilen meblağın günlük değeri ile dava sırasında meydana gelen yargılama giderlerine tekabül etmektedir. Ayrıca davanın neden olduğu sıkıntı ve hayal kırıklığının sonucu olarak EUR manevi tazminat talep etmiştir. Hükümet başvuranın taleplerine itiraz etmiştir. AİHM, davanın koşullarında, başvuran, ulusal mahkemelerin kendisini ödemeye mahkum ettiği tazminat meblağına atıfta bulunduğundan, tespit edilen ihlal ile oluştuğu iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunduğu kanısındadır (bkz. Busuioc - Moldova, 653/00). Öte yandan, başvuranın talep ettiği miktarın haddinden yüksek olduğu sonucuna varmıştır. Buna göre, AİHM, başvuranın EUR maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

430 AİHM, ulusal takibatlardan doğan masraflarla ilgili olarak, başvuranın talebinin tazminat davasında ödemek durumunda kaldığı mahkeme masrafıyla ilgili olduğunu ve 500 EUR ederindeki ilgili faturaları sunduğunu kaydeder. AİHM talep edilen bu meblağın tümünün ödenmesi gerektiğini, başvuranın atıfta bulunduğu meblağın, AİHM nin tespit ettiği ihlali önleme girişimi sırasında meydana geldiği kanısındadır. AİHM başvuranı toplamda EUR maddi tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Manevi tazminat talebine ilişkin olarak, AİHM, başvuranın, davanın koşullarında, belirli ölçüde sıkıntı yaşamış biçiminde değerlendirilebileceği sonucuna varır. Hakkaniyete uygun biçimde değerlendirildiğinde, AİHS nin 4. maddesinin gerektirdiği biçimde, AİHM, bu başlık altında.000 EUR ödenmesine karar verir. B. Yargılama gideri Başvuran ayrıca AİHM de meydana gelen yargılama giderleri için 3. EUR talep etmiştir. Taleplerini desteklemek için, kendisiyle avukatı arasında varılan ücret anlaşmasını, İstanbul Barosu nun 2008 yılı için tavsiye ettiği asgari ücret çizelgesini ve çeviri masraflarına ilişkin faturayı sunmuştur. Hükümet, haddinden yüksek olduğu gerekçesiyle meblağa itiraz etmiştir. AİHM nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu belgelerdeki bilgiler, davanın karmaşıklığı ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, başvurana, AİHM de açılan takibatlar için 2. EUR tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır. C. Gecikme Faizi AİHM, Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiştir. BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE. Başvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna; 2. AİHS nin 0. maddesinin ihlal edildiğine; 3. (a) AİHS nin 44. maddesi nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Savunmacı Hükümet in ulusal para birimine çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından başvurana, izleyen meblağların ödenmesine; (i) 8800 EUR (sekiz bin sekiz yüz Euro) maddi tazminat ile ödenebilecek her tür vergi; (ii) 000 EUR (bin Euro) manevi tazminat ile ödenebilecek her tür vergi; (iii) 2 EUR (iki bin yüz on bir Euro) yargılama gideri ile başvuranın ödeyebileceği her türlü vergi; (b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına; 4. Başvuranın adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine KARAR VERMİŞTİR.

431 İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 3 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. Sally Dollé Zabıt Katibi Françoise Tulkens Başkan AZİZ AYDIN ARSLAN/Türkiye Davası* Başvuru No: 28353/02 Strazburg 2 Aralık 2008 İKİNCİ DAİRE USUL Davanın nedeni, T.C. vatandaşı Aziz Aydın Arslan ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne, 23 Mayıs 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme nin ( AİHS ) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 28353/02 sayılı başvurudur. OLAYLAR DAVANIN KOŞULLARI Başvuran, 957 doğumludur ve İstanbul da ikamet etmektedir. Başvuran, 988 yılında Türkiye Emlak Bankası A.Ş. ( banka ) tarafından işe alınmıştır. 99 de kredi kartlarından sorumlu müdür yardımcısı görevine getirilmiştir. Belirsiz bir tarihte, bankanın Topkapı şubesinde usulsüz işlemler nedeniyle bir teftiş yapılmıştır.. Başvuran aleyhindeki tazminat davası Banka, 27 Ocak 994 te, başvuran ile diğer yedi çalışan aleyhinde, yaptıkları usûlsüz işlemler nedeniyle bankaya verdikleri zararın tazmini için İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi nde dava açmıştır. Banka, Haziran 995 te, İstanbul 4. Ticaret Mahkemesi nde bir başka dava açarak daha fazla tazminat talebinde bulunmuştur. Belirsiz bir tarihte, bu iki dava İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi nde birleştirilmiştir.

432 8 Kasım 999 da, İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi, ratione materiae yetkisi olmadığını belirterek, davanın işverenle çalışanlar arasındaki bir anlaşmazlıkla ilgili olması nedeniyle iş mahkemelerinin yetkisi altına girdiğine hükmetmiştir. Bu karar Yargıtay tarafından 0 Mayıs 2000 de onanmıştır. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. 23 Ekim 200 de, İstanbul İş Mahkemesi, başvuran ile diğer altı çalışana herhangi bir suç atfedilemeyeceğinden dolayı davanın reddine karar vermiştir. Bununla birlikte, mahkeme, bankanın Topkapı şubesi müdürünün sözkonusu zarardan sorumlu olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, mahkeme sözkonusu şahsın bankaya belirli bir miktar tazminat ödemesine hükmetmiştir. 2. Banka Müdürü aleyhindeki cezai kovuşturma Bu arada, bankanın Topkapı şubesi müdürü ile diğer üç kişi aleyhinde yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle cezai kovuşturma başlatılmıştır. Başvuran ile banka, bu kovuşturmaya üçüncü taraf olarak katılmışlardır. 9 Temmuz 999 da, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle banka müdürünü suçlu bulmuş ve bir yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak, mahkeme diğer sanık hakkında beraat kararı vermiştir. Başvuran, banka müdürüne verilen cezanın hafif olduğunu ileri sürerek sözkonusu karara itiraz etmiştir. 29 Mayıs 200 de, Yargıtay yukarıda bahsi geçen kararı bozmuştur. 3 Aralık 2004 te, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle banka müdürü aleyhindeki cezai kovuşturmayı sonlandırmıştır. HUKUK I. AİHS NİN 6/ MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuran, tazminat davasının süresinin AİHS nin 6/ maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir. Dikkate alınması gereken süre 27 Ocak 994 tarihinde başlayıp 23 Ekim 200 yılında sona ermiştir. Dolayısıyla, tek aşamalı yargılama için geçen süre yaklaşık yedi yıl dokuz aydır. A. Kabuledilebilirlik Hükümet, başvuranın şikayetinin özünü yerel mahkemeler önünde dile getirmediği gerekçesiyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür. Başvuran, başvurunun kabuledilebilir olduğu yönünde karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

433 AİHM, daha önceki davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasıyla ilgili olarak Hükümet in benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatmaktadır (Karakullukçu / Türkiye, no /99). AİHM, bu başvuruda, yukarıda adı geçen davada vermiş olduğu karardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, iç hukuk yollarının tüketilmediği konusuyla ilgili olarak Hükümet in yapmış olduğu itirazı reddeder. AİHS nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir. B. Esas AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu ve sözkonusu anlaşmazlıkta başvuran için neyin tehlikede olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender / Fransa, no /96). AİHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, sıklıkla AİHS nin 6/ maddesinin ihlalini tespit etmiştir (Frydlender, yukarıda kaydedilen). Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca varması için Hükümet in ikna edici herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AİHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde bulundurarak, sözkonusu davadaki yargılama süresinin aşırı olduğuna ve makul süre şartına uymadığına karar vermiştir. Dolayısıyla, AİHS nin 6/ maddesi ihlal edilmiştir. II. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI AİHS nin 4. maddesine göre: Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. A. Tazminat Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 50,000 Euro talep etmiştir. Başvuran, ayrıca, yerel mahkemeler önündeki yargılama sırasında uğradığı maddi zarar için 2,000 Yeni Türk Lirası talep etmiştir. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir. Tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydeden AİHM bu talebi reddeder. Bununla birlikte, AİHM, başvuranın manevi zarar görmüş olabileceği kanaatindedir. AİHM, adil temellere dayanarak, başvurana bu başlık altında 6,000 Euro ödenmesine karar verir. B. Yargılama masraf ve giderleri Başvuran, AİHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 750 Euro talep etmiştir.

434 Hükümet, talep edilen miktarın dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür. AİHM nin içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM, sözkonusu davada, elindeki bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, AİHM önünde yapılan yargılama masraf ve giderleri için 600 Euro ödenmesine karar verir. C. Gecikme Faizi AİHM, Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir. BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna; 2. AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine; 3. (a)aihs nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası na çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 6000 Euro (altı bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için 600 Euro (altı yüz Euro) ödenmesine; (b)yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına; 4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir. İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. BOZLAK VE DİĞERLERİ/Türkiye Davası* Başvuru No: 34740/03 Strazburg 3 Ocak 2009 İKİNCİ DAİRE USUL T.C. vatandaşları Murat Bozlak, Bahattin Günel ve İsmail Arslan, (başvuranlar) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 20 Ağustos 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel

435 Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 34740/03 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından S. Kaya tarafından temsil edilmektedir. OLAYLAR I. DAVANIN KOŞULLARI Başvuranlar T.C. vatandaşı olup sırasıyla 952, 950 ve946 doğumludur ve Ankara da ikamet etmektedirler. Halkın Demokrasi Partisi nin yıllık olağan kongresi 23 ve 24 Haziran 996 tarihlerinde Ankara da yapılmıştır. 24 Haziran günü, maskeli bir grup kongrenin yapıldığı salona girerek yasadışı PKK örgütü lehine sloganlar atmıştır. Daha sonra, Türk bayrağını indirerek PKK afişi ile Abdullah Öcalan ın posterini asmıştır. Kongrenin bitiminde polis, aralarında başvuranların da bulunduğu birçok kişiyi gözaltına almıştır. 4 Temmuz 996 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi («Devlet Güvenlik Mahkemesi») nöbetçi hakimi önüne çıkarılan başvuranlar tutuklanmışlardır. 23 Ağustos 996 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, aralarında başvuranların da bulunduğu kırk bir kişiyi eski ceza kanununun 68. maddesi kapsamında yasadışı bir örgüte üye olmakla suçlamıştır. 25 Eylül 996 ile 4 Haziran 997 tarihleri arasında görülen on iki duruşmada DGM, sanıkların savunmaları ile tanıkların ifadelerini dinlemiş, davaları birleştirmiş ve birçok usuli işlem gerçekleştirmiştir. DGM, 4 Nisan 997 tarihli duruşmada başvuranların tahliyesine karar vermiştir. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. 4 Haziran 997 tarihli duruşma sonunda DGM, başvuranları yasadışı bir örgüte yardım ve yataklıktan suçlu bulmuş ve eski ceza kanununun 69. maddesi uyarınca Murat Bozlak isimli başvuranı altı yıl, Bahattin Günel ve İsmail Arslan isimli başvuranları ise dört yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. Yargıtay, yeteri kadar soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle 8 Haziran 998 tarihinde bu kararı bozmuştur. Yargıtay kararında özellikle Ankara ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görülmekte olan diğer davalarla ilgili dosyaların istenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Aynı gün, Anayasa nın 43. maddesinde yapılan bir değişiklikle Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetindeki askeri yargıçlar sivil yargıçlarla değiştirilmiştir. 22 Haziran 999 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemelerine ilişkin yasa da aynı yönde gerekli değişiklik yapılmıştır. Devlet Güvenlik Mahkemesi, bu değişiklikten sonra ilk duruşmasını 25 Ağustos 998 tarihinde gerçekleştirmiştir. Bu tarih ile 8 Ararlık 998 tarihi arasında görülen dört duruşma sırasında DGM, başvuranların da aralarında bulunduğu bazı sanıkların savunmalarını dinlemiş

436 ve orada bulunmayan diğer sanıkların ifadelerini istinabe yoluyla almıştır. 8 Aralık 998 tarihli duruşmada DGM, Ankara. ve 2. Devlet Güvenlik Mahkemeleri nde görülen beş davayla ilgili dosyaların kendilerine gönderilmesini istemiştir. Diğer taraftan, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nde görülen 995/23 ve 994/57 sayılı iki davayla ilgili dosyaları da istemiştir. 28 Ocak 999 tarihinde DGM, Ankara. Devlet Güvenlik Mahkemesi nin gönderdiği dosyaları aldığını, ancak Ankara 2. Devlet Güvenlik Mahkemesi nin yanlış dosya gönderdiğini bildirmiştir. Ankara 2. Devlet Güvenlik Mahkemesi ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nden tekrar doğru dosyaları göndermelerini isteyen mahkeme duruşmayı ertelemiştir. 8 Şubat 999 tarihli duruşma, aynı dosyaların gelmemesi nedeniyle yine ertelenmiştir. 6 Mart 999 tarihli duruşmada DGM, Ankara 2. Devlet Güvenlik Mahkemesi nden istenen dosyaların kendileri yerine başka bir mahkemeye gönderilmiş olduğunu tespit etmiştir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nden istenen dosyaları beklemek üzere duruşma ertelenmiştir. DGM, 22 Nisan 999 tarihli duruşmada, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nin 994/57 sayılı davayla ilgili yetkisizlik kararı alarak bu davayı İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi ne gönderdiğini tespit etmiştir. DGM ayrıca 995/23 sayılı dava dosyasının, öngörüldüğü üzere Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi ne gönderildiğini ve oradan da dosyanın Yargıtay a gittiğini belirlemiştir. DGM, hem İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi nde görülen dava dosyasını istemeyi ve hem de Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi ndeki dava dosyasının Yargıtay dan çıkıp çıkmadığını sormayı kararlaştırmıştır. DGM, Haziran 999 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi nde görülen davaya ait dosyanın kendilerine ulaştığını, ancak Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi nden gelen cevaba istinaden diğer davanın hâlâ Yargıtay da beklediğini bildirmiştir. Bu duruşmanın sonunda DGM, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi nde görülen dava dosyasının Yargıtay dan geri gelmesini bekleme kararı almıştır. 22 Temmuz 999 ile 4 Mart 2000 tarihleri arasında görülen beş duruşma da yine aynı şekilde Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi nde görülen dava dosyasının Yargıtay dan geri gelmesini beklemek üzere ertelenmiştir. 4 Mayıs 2000 tarihli duruşmada DGM, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi nden beklenen cevabın kendilerine ulaştığını bildirmiştir. DGM ayrıca, bu mahkeme tarafından verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiğini tespit etmiştir. DGM bu duruşmanın sonunda, mahkemenin dava dosyasını kendilerine göndermesini istemiştir. 29 Haziran 2000 tarihli duruşma bu dosyayı beklemek üzere ertelenmiştir. DGM, Ağustos 2000 tarihli duruşmada, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi nde görülen dava dosyasının tekrar Yargıtay a gönderildiğini tespit etmiş ve bu dosyanın geri gelmesini bekleme kararı almıştır. 5 Ekim 2000 ile 3 Temmuz 200 tarihleri arasında gerçekleştirilen altı duruşma, dosyanın Yargıtay dan gelmesini beklemek üzere ertelenmiştir.

437 Devlet Güvenlik Mahkemesi, 4 Eylül 200 tarihli duruşmada, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bilgilerin başka bir dosyaya ait olduğunu ve bu mahkemenin bildirdiği dosya numarasının da yanlış olduğunu tespit etmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi nden dava dosyasını bir kez daha isteyen DGM, 6 Ekim 200 tarihli duruşmayı bu nedenle ertelemiştir. 6 Aralık 200 tarihli duruşmada DGM, dava dosyasının tebliğ aşamasında olduğundan gönderilemediğini ve yalnızca kesinleşmeyen kararın bir kopyasının iletildiğini bildirmiştir. Cumhuriyet savcısı, iddianamesini 29 Ocak 2002 tarihinde sunmuştur. Bunu takip eden dört duruşma sanıkların savunmalarına ayrılmıştır. 4 Temmuz 2002 tarihinde, başvuranlara atılı suçların 466 sayılı kanunun uygulama alanına girdiğini göz önünde bulunduran Devlet Güvenlik Mahkemesi, zanlılar hakkında beş yıldır süren ceza davasını erteleme kararı almıştır. Başvuranlar, bilinmeyen bir tarihte temyize gitmişlerdir. Yargıtay, 5 Ekim 2002 tarihinde, ihtilaflı kararın temyize değil itiraza konu olduğunu değerlendirerek dosyayı Devlet Güvenlik Mahkemesi ne iade etmiştir. 3Ocak 2003 tarihinde, DGM itirazı reddetmiştir. Bu karar 4 Mart 2003 tarihinde başvuranlara tebliğ edilmiştir. HUKUK I. AİHS NİN 6/ MADDESİNİN İHLÂL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Başvuranlar, yargılama sürecinde «makul süre» ilkesinin ihlâl edildiğini ileri sürmektedirler. Başvuranlar, ayrıca yargılama sürecinin bir bölümünde bünyesinde askeri yargıç bulundurması dolayısıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi nin bağımsız ve tarafsız olamadığını iddia etmektedirler. Gözaltıları sırasında avukatlarının bulunmadığı bir ortamda alınan ifadelerinin delil olarak kullanılmasına itiraz eden başvuranlar, aynı zamanda başka mahkemelerde yargılanan yüzlerce kişinin ifadelerinin iddianamede yer aldığını ve bunların dosyada delil olarak gösterildiğini, oysa bu tanıkları sorgulamanın mümkün bile olmadığını iddia etmektedirler. Son olarak başvuranlar, 466 sayılı yasanın uygulanması suretiyle haklarındaki atılı suçlarla ilgili adli bir karar elde etme haklarının ihlâl edildiğini öne sürmektedirler. Başvuranlar bu temel hususlarda AİHS nin 6. maddenin. fıkrası ile 3c ve d fıkralarının ihlâl edildiğini düşünmektedirler. A. Kabuledilebilirliğe ilişkin Hükümet, ulusal mahkemeler tarafından ilgili şahıslar hakkında yürütülen ceza davasında duruşmaların ertelenmesi nedeniyle başvuranların mağdur oldukları iddiasına karşı çıkmaktadır. Başvuranlar bu iddiaya itiraz etmektedirler.

438 . Devlet Güvenlik Mahkemesi nin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve bu mahkemede adil yargılama yapılmadığı yönündeki iddialar AİHM, başvuranların ilk mahkûmiyetlerinin Yargıtay tarafından 8 Haziran 998 tarihinde bozulduğunu gözlemlemektedir. Daha sonra 4 Temmuz 2002 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, 466 sayılı yasadaki düzenlemeler doğrultusunda esasa ilişkin kararını beş yıl süreyle ertelemiştir. Dolayısıyla, dava hakkında kesinleşen karar sonrasında başvuranlar hiçbir mahkûmiyet almamışlardır (bakınız, Türkiye aleyhine Kaplan davası (karar), no 56566/00, 28 Eylül 2004). Mevcut dosya, erteleme süresi tamamen sona erdiği halde, daha sonraki sürecin gelişimi hakkında herhangi bir bilgi içermemektedir. Taraflar da bu konuyla ilgili olarak daha fazla bilgi sunmamaktadır. Bununla birlikte, eğer söz konusu erteleme kararı kesintiye uğrasaydı, başvuranlar zorunlu olarak sivil yargıçlardan oluşan bir Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yargılanacaktı. Diğer taraftan, eğer ilgili şahısların davası yeniden incelenseydi, adil yargılanmaya ilgili itirazlarını bu mahkeme önünde dile getirme imkânı bulabilirlerdi (bu anlamda bakınız Türkiye aleyhine Veysel Turhan davası (karar), no 53648/00, 7 Haziran 2004 ve Türkiye aleyhine Öktem davası (karar), no 74306/0, Eylül 2005). Sonuç olarak, başvuru dilekçesinin bu bölümü açıkça dayanaktan yoksun olup, AİHS nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir. 2. Yargılama süresi AİHM, yerleşik içtihadını anımsatarak, bir başvuranın lehine alınan bir karar veya önlemle mağduriyet durumunun tamamen ortadan kalkması için ayrıca ulusal makamların da bu mağduriyeti açıkça veya özünde kabul etmesi ve AİHS ihlâlini onarması gerektiğini vurgulamaktadır (Türkiye aleyhine Öztürk davası [GC], no 22479/93, prg. 73, CEDH 999VI). Ancak bu davada, 4 Temmuz 2002 tarihinde alınan karar, cezai yargılamanın uzaması yüzünden başvuranların doğrudan gördükleri zararı hiçbir şekilde telafi etmemektedir. Bu itibarla, Hükümet in bu şikâyetle ilgili iddiası reddedilmelidir (bakınız, gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Türkiye aleyhine Aslı Güneş davası (karar), no 5396/00, 3 Mayıs 2004). AİHM, bu şikâyetin AİHS nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca, bu şikâyetle ilgili başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır. B. Esasa ilişkin Değerlendirmeye alınacak dönem, başvuranların yakalanmasıyla 24 Haziran 996 tarihinde başlamakta ve ilgili şahısların mahkemenin duruşmayı erteleme kararına yaptıkları itirazın Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedildiği 3 Ocak 2003 tarihinde sona ermektedir. Mahkemenin davayı erteleme kararından sonraki süreçle ilgili olarak AİHM in kanaati şu şekilde gelişmektedir: yargılama her ne kadar teorik olarak beş yıllık erteleme döneminde yeniden yapılabilir olsa da, davanın ertelenmesi prosedürü ile esasa ilişkin yargılama, doğası gereği, bir tutulmamalıdır, zira gerçekçi ve makul bir gözle bakıldığında, ilgili şahıslara isnad edilen suçlamaların erteleme kararından sonraki dönemde de kendilerini olumsuz etkilemeye devam ettiği söylenemez (bakınız Türkiye aleyhine Koç ve Tambaş davası (karar),

439 no 46947/99, 24 Şubat 2005, Türkiye aleyhine Öktem davası (karar), no 74306/0, Eylül 2005, ve Birleşik Krallık aleyhine Withey davası (karar), no 59493/00, CEDH 2003-X). AİHM in değerlendireceği yargılama, beş mahkeme tarafından yürütülmüş ve yaklaşık altı yıl yedi ay sürmüştür. AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı ile başvuran ile ilgili makamların tutumu gibi içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bakınız, diğer birçokları arasından, Fransa aleyhine Pélissier ve Sassi davası [GC], no 25444/94, prg. 67, CEDH 999-II) Mevcut davada, ulusal mahkemeler başvuranların da aralarında bulunduğu kırk bir kişiyi yargıladıkları için ihtilaflı yargılama süreci oldukça karmaşık bir görünüm sunmaktadır. Başvuranlar, yetkisiz bir mahkemeye başvurmak suretiyle dava süresinin uzamasına katkıda bulundukları doğruysa da bunun aslında yargılamanın en fazla birkaç ay uzamasına neden olduğu görülmektedir. Ulusal makamların tutumu hakkında ise AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi ile Yargıtay önünde yürütülen yargılama süresinin ilk aşamasında eleştirilecek hiçbir unsur olmadığını tespit etmektedir. Ancak davanın iadesinden sonra ikinci kez Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yürütülen yargılama için aynı şey söylenemez. Aslında, bu mahkeme önünde görülen dava yaklaşık dört yıl sürmüştür. Bu sürecin neredeyse tamamı, özellikle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi nde bulunan dosya ile diğer dava dosyalarının istenmesine ayrılmıştır. Sadece bu yüzden on yedi duruşma ertelenmiş olup, iki buçuk yıllık bir yargılama süreci bu beklentiyle geçmiştir. AİHM, kendisine sunulan tüm unsurları ve konuyla ilgili yerleşik içtihadını inceledikten sonra, mevcut davada ihtilaflı yargılama süresinin aşırı olduğu ve «makul süre» ilkesine cevap vermediği kanaatine varmaktadır. Dolayısıyla, 6. maddenin. fıkrası ihlâl edilmiştir. II. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA A. Tazminat Başvuranlar Murat Bozlak ve İsmail Arslan ın her biri maddi tazminat olarak Euro, başvuran Bahattin Günel Euro talep etmektedir. Başvuranların her biri ayrıca Euro manevi tazminat talep etmektedir. Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır. AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AİHM bunun yanı sıra başvuranların belirli bir manevi zarara uğradıkları kanaatindedir. Bu bağlamda, hakkaniyete uygun olarak başvuranların her birine manevi tazminat olarak.000 Euro ödenmesini kararlaştırır.

440 B. Yargılama masraf ve giderleri Başvuranlar AİHM önünde yapmış oldukları yargı giderleri için Euro talep etmektedirler. Başvuranlar bu yönde herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıştır. Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır. AİHM nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında yargılama masraf ve giderlerine ilişkin bu talebi reddetmektedir. C. Gecikme Faizi AİHM, Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,. Yargılama süresinin uzunluğunun aşırı olduğu hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna; 2. AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine; 3. a) AİHS nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L. ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvuranların her birine manevi tazminat olarak.000 (bin) Euro ödenmesine; b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına; 4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine; KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 3 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

441 Sally Dollé Françoise Greffière Tulkens DEVECİOĞLU/Türkiye Davası Başvuru No. 7203/0 Strazburg 3 Kasım 2008 İKİNCİ DAİRE USUL Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 7203/03 no lu davanın nedeni T.C. vatandaşları Serhat Devecioğlu ve Feriha Devecioğlu nun ( başvuranlar ), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne 2 Mayıs 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi nin ( AİHS ) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur. Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından M. V. Dülger tarafından temsil edilmiştir. OLAYLAR I. DAVANIN KOŞULLARI Başvuranlar sırasıyla 967 ve 940 doğumludur ve sırasıyla Muğla ve İstanbul da yaşamaktadırlar. 926 da Hazine, Balıkesir de yer alan ve Yana Çiftliği adıyla bilinen arsayı bir şahsa satmış, daha sonra sözkonusu şahıs arsayı başvuranlardan önceki sahipleri olan Yavaş ailesine satmıştır. 2 Eylül 986 tarihinde Orman Kadastro Komisyonu, kadastro haritasında belirtilmeyen ormanlık arazilerin tespiti amacıyla bir tahdit çalışması yürütmüş, çalışma sonunda Komisyon Yana Çiftliği nin bir bölümünün kanunsuz olarak tarım arazisi olarak tahsis edildiğini tespit etmiştir. İlgili kısım ormanlık arazi olarak tekrar tanımlanmıştır. Bu nedenle Komisyon, sözkonusu arsanın tapusunun kısmen iptali talebiyle iptal davası açmıştır. Yavaş ailesi, arsalarının bir bölümünün ormanlık arazi olarak tanımlanmasına itiraz etmek amacıyla Marmaris Kadastro Mahkemesi nde Kasım 987 tarihinde bir dava açmış, tahdit çalışmasının sonuçlarının iptal edilip arsalarının ormanlık bölgenin dışına çıkarılmasını talep etmişlerdir.

442 Mahkeme, 24 Ekim 988 tarihinde orman, tarım ve kadastro mühendisliği alanında üç bilirkişi ile arsa üzerinde bir keşif yapmış, orman mühendisi çizdiği krokide arsayı A, B, C, D, E, F ve G adını verdiği parsellere ayırmıştır. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. 9 Ağustos 990 tarihinde Kadastro Mahkemesi A, B, C ve F parsellerine ilişkin olarak Yavaş ailesi lehinde karar vermiş, ancak devlet orman arazisi içinde olduğu gerekçesiyle D ve G parsellerine ilişkin talebi reddetmiştir. Orman Müdürlüğü kararı temyiz etmiştir. Yargıtay, Kadastro Mahkemesinin arsanın niteliği hakkındaki değerlendirmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle sözkonusu kararı 6 Mart 992 tarihinde bozmuş, bitki örtüsü tahrip edilmiş olsa bile arsanın orman arazisi olduğuna hükmetmiştir. Yargıtay ek olarak birinci derece mahkemesinin tarafların ibraz ettiği tapu senetlerine dayandığı ve sözkonusu arsanın alanının Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi nin 8 Eylül 960 tarihli kararı ile 8,000 m 2 den 8,640 m2 ye çıkarıldığını belirtmiştir. Ancak Orman Müdürlüğü nün o davada müdahil olmaması nedeniyle Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi kararının Yargıtay önündeki dava üzerinde bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, dava dosyasını yeniden incelenmek üzere Marmaris Kadastro Mahkemesi ne geri göndermiştir. 5 Haziran 994 tarihinde başvuranlar Yana Çiftliği ni Yavaş ailesinden satın almışlardır. Tapu sicilinde kayıtların tutulduğu bölümün ilgili sayfasında herhangi bir şerh bulunmamaktaydı. Başvuranların Yana Çiftliği ni satın almalarını müteakip, belirtilmeyen bir tarihte Marmaris Tapu Müdürlüğü başvuranları davaya müdahil olmaya davet etmiştir. Daha sonra mahkeme başvuranların davasını Orman Müdürlüğü nün açtığı dava ile birleştirmiştir. 8 Haziran 994 tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesi yeni bilirkişilerin katılımıyla ihtilaflı arsa üzerinde yeni bir keşif yapmış, hazırlanan raporda sözkonusu arsanın orman arazisi olduğu ve daha önce keşif yapan bilirkişilerin yanıldığı belirtilmiştir. 4 Mayıs 995 tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesi, sözkonusu bilirkişi raporuna dayanarak başvuranların davasını reddetmiştir. Mahkeme, krokide A parseli olarak belirtilen,06.9 m2 lik bölümün orman arazisi olarak Hazine adına kaydedilmesine karar vermiştir. Bu şekilde A parseli başvuranların sahip olduğu 2 no lu parselden ayrılmış ve Hazine ye ait orman arazisine dahil 3 no lu parsele eklenmiştir. Yargıtay, yeterli olay incelemesi yapılmadığı gerekçesiyle 2 Aralık 995 tarihinde sözkonusu kararı bozmuş, kendilerine intikal eden çiftliğin D ve G parselleriyle ilgili olarak başvuranların itiraz etme sürelerinin dolduğuna hükmetmiştir. Dolayısıyla taraflar D ve G parsellerinin devlet orman arazisine dahil olduğunu kabul etmişlerdir. Dava, Yargıtay ın incelemesi ve Marmaris Kadastro Mahkemesi nin davayı yeniden görmesi ile devam etmiş ve arsaya ait yeni bir kroki hazırlanmıştır. Yeni krokide D ve F adlı yeni parsellere yer verilmiştir. Son olarak, 24 Kasım 999 da, Marmaris Kadastro Mahkemesi, (A), (B), (C), (D), (F) ve (F) parsellerinin orman arazisine dahil olduğuna karar vermiştir. Bununla beraber, mahkeme, (C) ve (E) parsellerinin tarım arazisi olduğunu kaydetmiştir. Mahkeme, başvuranların davasını reddederek,06.9 metrekarelik (D) parselinin Hazine adına,

443 arsanın geri kalan 9, metrekarelik kısmının ise başvuranlar adına (her başvuran için arazinin yarısı) kaydedilmesine hükmetmiştir. Başvuranlar ile Orman Müdürlüğü temyize gitmiştir. 30 Ekim 2000 de, Yargıtay başvuranların temyiz başvurusunu reddetmiştir. Ancak, Orman Müdürlüğü nün temyizini yalnızca (F) parseli bakımından onamıştır. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin (F) parselinin orman arazisi olduğunu tespit etmesine rağmen bu parsel hakkında hükme varmadığını kaydetmiştir. 25 Aralık 2000 de, başvuranlar, (F) parseliyle ilgili yukarıda belirtilen kararın düzeltilmesi için Yargıtay a başvurmuşlardır. 3 Haziran 2002 de, Marmaris Kadastro Mahkemesi, (F) parselinin Hazine adına kaydedilmesine hükmetmiştir. Mahkeme, (A), (B), (C), (D), (D), (E), (F) ve (G) parselleriyle ilgili kararın zaten kesinleştiğini belirterek yeni bir karar vermeye gerek olmadığını kaydetmiştir. Yargıtay, 7 Mart 2002 de, başvuranların 25 Aralık 2000 tarihli karar düzeltme taleplerini reddetmiştir. Bu karar, Kasım 2002 tarihinde başvuranlara tebliğ edilmiştir. Başvuranlar AİHM önündeki şikayetlerini (F) parseli ile sınırlı tutmaktadırlar. HUKUK I. AİHS YE EK NO.LU PROTOKOL ÜN. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuranlar, yerel makamların herhangi bir tazminat ödemeksizin kendilerine ait arsanın bir kısmının orman arazisi olduğu yönünde karar verdikleri konusunda şikayetçi olmuşlar ve bu şikayetlerini AİHS nin No.lu Protokolü nün. maddesine dayandırmışlardır. C. Kabuledilebilirlik AİHS nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir. D. Esas. Tarafların İfadeleri (a) Başvuranların iddiaları Başvuranlar, yerel makamların herhangi bir tazminat ödemeksizin arsalarının bir kısmından ((F) parseli) kendilerini mahrum bıraktığını iddia etmişlerdir. Başvuranlar, ihtilaf konusu arsanın 926 yılında Devlet tarafından bir kişiye satıldığını ve o zamandan beri iç hukuka uygun olarak tarım arazisi olarak el değiştirdiğini kaydetmişlerdir. Tapu dairesi kayıtlarında, arsanın orman arazisi olduğunu gösteren veya satılmasını engelleyen hiçbir şerh bulunmamaktadır. Dolayısıyla, başvuranlar bu arsayı önceki sahibinden iyi niyetle satın almışlar ve tapu dairesi tarafından tutulan resmi kayıtlara güvenmişlerdir. Bununla birlikte, tapu kayıtları arsanın başvuranlara ait olduğunu kanıtlamasına rağmen, Komisyon ile yerel mahkemeler sözkonusu arsayı devlet ormanı olarak nitelendirmiş ve yapılan itirazları haksız

444 olarak reddetmiştir. Başvuranlar, ayrıca, sözkonusu arsanın aileleri için tek gelir kaynağı olmasından dolayı, arsanın ellerinden alınmasıyla yoksulluk içinde yaşamaya zorlandıklarını iddia etmişlerdir. (b) Hükümetin görüşleri Hükümet, konuya ilişkin AİHM içtihadına (bkz., Lami Daim Namlı ve Diğerleri Türkiye, no. 5963/99, 8 Mart 2005) atıfta bulunarak başvuranların No. lu Protokol ün. maddesi anlamı dahilinde söz konusu arsa üzerinde hiçbir zaman tartışmasız mülkiyet hakkına sahip olmadıklarını ileri sürmüştür. Bu bağlamda, başvuranların, arsayı, arsanın mülkiyetine ilişkin dava 987 tarihinden itibaren sürmekte olduğu için satıcının mülkiyet hakkının tartışma halinde olduğu bir dönemde satın aldıklarını kaydetmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranların, No. lu Protokol ün. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkından yoksun kalmadıklarını ileri sürmüştür. 2. AİHM nin değerlendirmesi AİHM, No. lu Protokol ün. maddesinin üç ayrı kural içerdiğini yinelemiştir: birinci paragrafın ilk cümlesinde ortaya konan birinci kural, genel nitelikte olup mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi ilkesini içermektedir; aynı paragrafın bir sonraki cümlesinde ortaya konan ikinci kural, mal ve mülkten yoksun bırakmaya ilişkin olup bunu belli koşullara bağlar; ikinci paragrafta belirtilen üçüncü kural, Sözleşmeci Devletlere, diğer hususların yanı sıra, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenleme hakkını tanır. Ancak, bu üç kuralın ayrı olması birbirleriyle bağlantısız oldukları anlamına gelmemektedir. İkinci ve üçüncü kurallar, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkına yapılan müdahalelere ilişkindir ve dolayısıyla birinci kuralın içerdiği genel ilke ışığında yorumlanmalıdırlar (bkz., diğer kararların yanı sıra, Bruncrona Finlandiya, no. 4673/98, 6 Kasım 2004 ve Broniowski Polonya [BD], no. 3443/96). AİHM, ayrıca, ikinci kural anlamı dahilinde mülkiyetten yoksun kalmanın söz konusu olup olmadığını karara bağlarken sadece mülkiyetin resmi şekilde alımının veya kamulaştırılmasının söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesinin değil; aynı zamanda, görünüşün arkasındaki gerçeklerin tespit edilmesinin ve şikayet konusu olayın gerçeklerinin araştırılmasının gerekli olduğunu yinelemiştir. AİHS uygulanabilir ve etkili hakları güvence altına almayı amaçladığına göre durumun fiili (de facto) kamulaştırmaya varıp varmadığının tespit edilmesi gereklidir (bkz., Brumărescu Romanya [BD], no /95; Sporrong ve Lönnroth İsveç, 23 Eylül 982 tarihli karar; Vasilescu Romanya, 22 Mayıs 998 tarihli karar). AİHM, Hükümetin söz konusu arsanın mülkiyetine ilişkin itirazı karşısında ilk olarak başvuranların No. lu Protokol ün. maddesi anlamı dahilinde mülkiyet sahibi olup olmadıklarını değerlendirmelidir. Bu bağlamda, taşınmazların kaydı ve devrine ilişkin tek yetkili makam olan Tapu Sicil Müdürlüğünde tutulan kayıtlara dayanarak başvuranların söz konusu arsayı eski sahibinden 994 yılında aldıklarını tespit etmektedir. İç hukuk ve uygulamaya göre, bu tip bir mülkiyete ilişkin kısıtlama tapu sicili kayıtlarına girilmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından tutulan kayıtlara dayanarak mülkiyet edinen kişilerin hakları korunmaktadır ve sözkonusu kayıtların tutulmasından kaynaklanan herhangi bir zararda Devletin sorumluluğu bulunmaktadır.

445 Bu durum karşısında AİHM, başvuranların, söz konusu arsanın bir kısmının orman alanı olduğunu bildiklerinin veya bilmiş olmaları gerektiğinin söz konusu olmadığını; zira, tapu sicil kayıtlarının ilgili sayfasının arsanın devrine ilişkin kısıtlama getiren herhangi bir şerh içermediğini kaydetmiştir. Dolayısıyla, arsayı iyi niyetle satın alan ve tapu edinen başvuranlar meşru olarak arsanın sahibi olduklarını iddia edebilir ve yerel mahkemelerde yargı yolunu izleyebilirler. Başka bir deyişle, arsanın mülkiyetini doğrulayan tapu senedinin sahibi olarak başvuranlar nihai mahkeme kararı ile mülkiyetten yoksun bırakılmalarına kadar herhangi bir kısıtlama olmadan No. lu Protokol ün. maddesi anlamı dahilinde mülkiyet sahibi olmuş olarak değerlendirilebilirler. AİHM, Hükümetin Lami Daim Namlı ve Diğerleri davasındaki kararına atfına ilişkin olarak, mevcut davanın farklı olduğunu kaydeder. Bahsedilen kararda, AİHM, başvuranların hiçbir zaman ihtilaflı arazinin yasal tapusuna sahip olmadıkları, bu nedenle, sözkonusu arazinin tartışmasız sahipleri olduklarına kesin inançları bulunmadığı kanısındadır. Öte yandan mevcut davada, arazinin satın alınmasının ardından, başvuranlara, tapu müdürlüğü tarafından, arazinin sahipleri olduklarını tasdik eden bir tapu verilmiş, bu nedenle başvuranlar sözkonusu arazinin tartışmasız sahipleri haline geldiklerine kesin kanaat getirmişlerdir. Başvuranların bu arazinin tartışmasız sahipleri olduklarının belirlendiği göz önünde bulundurulduğunda, AİHM, AİHS ye Ek No lu Protokol ün. maddesinin ilk fıkrasının ikinci bendi çerçevesinde,, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı haklarına mülkiyetten mahrumiyete eşdeğer bir müdahale olduğu kanısındadır. Daha önce kaydedildiği üzere, başvuranlar iyi niyet çerçevesinde (F) no lu parseli edinmişler, kendilerine geçerli tapu belgesi verilmiştir. Ancak başvuranlar bu araziyi kadastro haritaları, bilirkişi raporları ve iç hukuka dayanarak kamu ormanı olarak tanımlayan ulusal mahkemeler tarafından araziden mahrum bırakılmıştır. AİHM, AİHS de çevrenin genel olarak korunmasının teminatını veren madde bulunmamasına karşın, ne olursa olsun, günümüz toplumunda böyle bir korumanın giderek artan derecede önemli bir husus olduğunu kaydeder (bkz. Fredin - İsveç (no.)). Ayrıca AİHM, birkaç davada benzer soruları incelemiş, çevrenin korunmasının önemini vurgulamıştır (diğerlerinin yanısıra bkz. Taşkın ve Diğerleri - Türkiye, 467/99, Moreno Gómez - İspanya, 443/02; Fadeyeva - Rusya, 55723/00). Yukarıda anlatılanlar ışığında, ulusal mahkemelerin gerekçelerini göz önünde bulunduran, AİHM, başvuranların, doğa ve ormanların korunması adına kamu yararına mülklerinden mahrum edildiklerinin şüphe götürmez olduğu kanısına varır (bkz. Lazaridi - Yunanistan, 3282/04). Bu mahrum bırakmanın meşru bir amaç güttüğü anlaşılmaktadır. Şimdi, sözkonusu müdahalenin başvuranların çıkarlarıyla genel olarak toplumun çıkarları arasında adil bir denge kurup kurmadığı ortaya çıkarılmalıdır. İç mevzuat çerçevesindeki tazminat koşulları, itiraz konusu tedbirin zaruri adil dengeyi sağlayıp sağlamadığının ve özellikle de başvuranlara orantısız bir yük bindirip bindirmediğinin değerlendirilmesinde önemlidir. Bu bakımdan, AİHM, daha önce değeriyle orantılı olarak makul bir meblağ ödemeden mülkün alınmasının normal olarak orantısız müdahale teşkil edeceği ve hiç tazminat ödenmemesinin yalnız istisnai koşullarda AİHS ye Ek No lu Protokol ün. maddesi kapsamında haklı olabileceği kararına varmıştır (bkz. N.A. ve Diğerleri - Türkiye, 3745/97; Nastou - Yunanistan (no.2), 663/02; Jahn ve Diğerleri Almanya [BD], 46720/99). Mevcut davada, başvuranlar, uğradıkları zarar için Türk mahkemelerinde dava açmalarına karşın mülklerinin Hazine ye geçmesi nedeniyle herhangi bir tazminat almamışlardır. Başvuranların arazilerinden yoksun bırakılmalarının telafisi için iç hukuk

446 yollarının bulunmayışı, mülkiyet haklarından tam olarak yararlanmalarını sekteye uğratmıştır. Bu bağlamda, AİHM, Hükümet in, başvuranları ailelerini desteklemeleri için temel geçim kaynağı olan araziden mahrum bıraktığı için hiçbir tazminat ödememesini haklı çıkarmak üzere hiçbir istisnai ayrıntı belirtmediğini kaydeder. Yukarıdakiler ışığında, AİHM, başvuranların zararını telafi etmek için tazminata hükmedilmemesinin, mülkün korunmasıyla kamu çıkarının gerektirdikleri arasında kurulması gereken adil dengeyi bozduğu kanısındadır (bkz. N.A. ve Diğerleri). Buna göre AİHS ye Ek No lu Protokol ün. maddesi ihlal edilmiştir. II. AİHS NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuranlar ayrıca mülklerinden mahrum bırakılmaları karşılığında tazminat almak için başvurabilecekleri etkili iç hukuk yollarının mevcut olmadığından şikayetçi olmuştur. Şikayetlerini, AİHS nin 3. maddesine dayandırmışlardır. Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiştir. AİHM, sözkonusu şikayetin yukarıda incelenen şikayetle bağlantılı olduğunu ve bu nedenle, aynı şekilde, kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini kaydeder. Ancak, No lu Protokol ün. maddesini göz önüne alan AİHM, mevcut davada, AİHS nin 3. maddesinin ihlal edilip edilmediğini ayrıca incelemenin gerekli olmadığı kanısındadır (bkz., diğer hususlar meyanında, Kadriye Yıldız ve Diğerleri Türkiye, no. 7306/0). III. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI AİHS nin 4. maddesine göre: Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder. Başvuranlar, maddi tazminat olarak 760,927.5 Yeni Türk Lirası (YTL) (434, Euro) talep etmiştir. Yetkili makamların el koyduğu arsanın toplam alanının, 8, metre kare ve metrekaresinin piyasa değerinin 90 YTL (5.42 Euro) olduğunu açıklamışlardır. Başvuranlar ayrıca manevi tazminat olarak 50,000 YTL (28,57.42 Euro) talep etmiştir. Bu bağlamda, arsalarına yetkili makamlarca el konulması nedeniyle yokluk içinde yaşadıklarını kaydetmişlerdir. Birinci başvuran, vefat etmiş olan eşinin emekli maaşının bir kısmını ile yaşamaktadır ve başka geliri bulunmamaktadır. İkinci başvuran, mali durumunun iyi olmaması nedeniyle ülkeyi terk etmeye zorlanmış ve güç koşullar altında geçimini sağlamaya çalıştığı Amerika Birleşik Devletleri ne taşınmıştır. Başvuranlar, yargılama masraf ve giderleri hususunda, kendileri ve selefleri, ulusal mahkemeler ve AİHM önünde, 986 ve 2002 yılları arasında, altı sene süren mücadelelerinde kaydedeğer harcamalar yaptıkları halde, 30,000 Euro luk sembolik bir meblağın tazminat olarak ödenmesinin uygun olacağını ileri sürmüşlerdir. Hükümet, başvuranların talep ettiği meblağların spekülatif ve dayanaktan yoksun olduğunu belirtmiştir.

447 AİHM, mevcut dava koşulları altında, 4. maddenin uygulanması konusunun, henüz karara bağlanamayacağı ve Sorumlu Hükümet ile başvuranlar arasında anlaşma sağlanabileceği göz önüne alınarak, saklı tutulması gerektiği kanaatindedir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna; 2. No lu Protokol ün. maddesinin ihlal edildiğine; 3. AİHS nin 3. maddesi bağlamındaki şikayeti ayrıca incelemenin gerekli olmadığına; maddenin uygulanması hususunun henüz karara bağlanamayacağına; Dolayısıyla, (a) bu hususun saklı tutulmasına; (b) Hükümet ve başvuranların, AİHS nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde bu mesele hakkındaki görüşlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye davet edilmesine; (c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire başkanının izlenecek süreci belirlemeye yetkili kılınmasına KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 3 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. ERDAL ÇALIŞKAN/Türkiye* Başvuru No: 36062/04 STRAZBURG 2 Aralık 2008 İKİNCİ DAİRE USUL

448 Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (36062/04) no lu davanın nedeni Türk vatandaşı olan Erdal Çalışkan ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne (AİHM) 0 Haziran 2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. OLAYLAR Başvuran 955 doğumlu olup Ankara da ikamet etmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde başvuran, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu nda teknik uzman olarak görev yapmaktaydı. 7 Mayıs 995 tarihinde TRT Yönetim Kurulu eğitim seviyelerine göre personel maaşlarını yeniden düzenleme kararı almıştır. Böylece yüksek teknik öğrenimi gören personelin ücretine zam yapılmıştır. 3 Nisan 996 tarihinde, başvuranın maaşının artırılması ile ilgili olarak yapmış olduğu talep gerekli öğrenim şartına haiz olmadığı gerekçesi ile idare tarafından reddedilmiştir. 23 Mayıs 996 tarihinde, başvuran, 3 Nisan 996 tarihli ret kararı ile TRT Yönetim Kurulu nun 7 Mayıs 995 tarihli kararı hakkında Danıştay da iptal davası açmıştır. Başvuran, sözkonusu kararların, Anayasa nın 55. maddesi ile güvence altına alınan eşit işe eşit ücret hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 27 Aralık 999 tarihli bir karar ile mesnetten yoksun olduğu gerekçesi ile Danıştay, başvuranın davasını reddetmiştir. 28 Haziran 2000 tarihinde başvuran, temyize başvurmuştur. Danıştay Genel Kurulu nda başvuran, Yönetim Kurulu kararının Kurum da aynı işi yapan personel arasındaki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 20 Kasım 2003 tarihinde, Danıştay Genel Kurulu, kararı onamıştır. Sözkonusu karar başvurana 2 Ocak 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. ŞİKAYETLER AİHS nin 6/ ve 4. maddelerine atıfta bulunarak, başvuran, yalnızca kurum personelinin sadece öğrenim düzeyleri arasındaki farklılığa dayanarak farklı muamele yapıldığını ifade etmektedir. Başvuran, tamamen aynı işi ve sorumlulukları paylaştıkları sürece yüksek okul mezunu olan meslektaşlarının fazla ücret almasının haklı görülemeyeceğini iddia etmektedir. AİHS nin 3. maddesine atıfta bulunarak, başvuran yargılama süresinin uzunluğundan da şikayetçi olmaktadır. HUKUK I. Kabuledilebilirliğe ilişkin Belirli bir şikayete atıfta bulunmaksızın, Hükümet, başvuranın şikayetlerini ulusal merciler önünde dile getirmemesinden dolayı iç hukuk yollarının tüketilmediği kanaatindedir.

449 AİHM, dosyayı incelediğinde, başvuranın avukatı aracılığı ile kurum personeli arasında adaletsiz muamele yapıldığı kapsamındaki şikayetini en azından esas bakımından Danıştay Genel Kurulu nda sunduğu kanaatindedir. Yargılama süresinin uzun olması kapsamında yapılan şikayete ilişkin olarak Savunmacı Hükümet in başvuranın etkili iç hukuk yoluna sahip olduğunu ortaya koymaması nedeniyle AİHM, cezai yargılama süresi kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin olarak Hükümet tarafından yapılan benzer itirazları daha önce reddettiğini hatırlatmaktadır (Tendik ve Diğerleri-Türkiye, başvuru no: 2388/02, 22 Aralık 2005). Mevcut davada Hükümet tarafından sunulan görüşler, bu içtihattan faklı bir sonuca ulaşma imkanı sunmamaktadır. Dolayısıyla AİHM, Hükümet in sözkonusu itirazını reddetmektedir. Başvuran, AİHS ve eki Protokollerinde açıkça güvence altında alınmayan bir hak olan adaletli ücret hakkını ileri sürmekte ve Kurum personelinin öğrenim düzeyine dayanarak yapılan farklı muameleden şikayetçi olmaktadır. Sözkonusu şikayetin AİHS nin 4. maddesi kapsamında incelenebileceği farz edilse dahi, sözkonusu hükmün bağımsız mevcut olamayacağını ve AİHS ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan haklar ve özgürlüklerden faydalanma kapsamında belirtilebileceğini saptamak gerekmektedir (Johnston ve diğerleri- İrlanda, 8 Aralık 986). Ayrıca ihtilaf konusu fark ücretlilerin eğitim düzeyine ilişkin olup sözkonusu hükümle yasaklanan hiçbir unsura dayanmamaktadır. Başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHS nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. AİHM, dava konusu olayların hukuki niteliğinin değerlendirilmesi konusunda tek yetkili olarak başvuranlar veya hükümetler tarafından yapılan nitelendirmelere bağlı olmadığından yargılama süresinin uzun olması kapsamında yapılan şikayetin AİHS nin 6/ maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir (Remzi Aydın-Türkiye, başvuru no: 309/04, 20 Şubat 2007). AİHS nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir. II. AİHS NİN 6/ MADDESİNİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Başvuran, yargılama süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır. Bu bağlamda başvuran, AİHS nin 6/ maddesine atıfta bulunmaktadır. Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır. Dikkate alınacak dönem 23 Mayıs 996 tarihinde başlamış ve 20 Kasım 2003 tarihinde sona ermiştir. Sözkonusu dönem iki dereceli mahkemede yaklaşık yedi yıl altı ay sürmüştür. AİHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koşullarını takiben ve mahkeme yerleşik içtihatları, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasından Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96).

450 AİHM, daha önce birçok kez mevcut davaya benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHS nin 6/. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (sözü edilen Frydlender) Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AİHM, bu davada farklı bir sonuca ulaşmak için Hükümet in ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak AİHM, mevcut davada ihtilaflı yargılama süresinin çok uzun olduğu ve makul süre ilkesine riayet etmediği kanaatindedir. Dolayısıyla AİHS nin 6/ maddesi ihlal edilmiştir. III. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA A. Tazminat Başvuran, Euro maddi tazminat ve Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır. AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı bulunmadığını tespit etmekte ve başvuranın bu başlık altındaki tazminat talebini reddetmektedir. Buna karşın yukarıda tespit edilen ihlal göz önüne alındığında AİHM, başvurana, Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir. B. Yargılama masraf ve giderleri Başvuran, ücret makbuzları ve farklı masraflara ilişkin faturalar sunmakta ve yapmış olduğu yargılama masraf ve giderlerine ilişkin miktarı AİHM nin takdirine bırakmaktadır. Hükümet, AİHM ye sözkonusu talebi reddetmesi çağrısında bulunmaktadır. AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri için başvurana 500 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,. Başvurunun yargılama süresinin uzun olması kapsamındaki kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna; şikayetinin 2. AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine; 3. a) AİHS nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana: i. her türlü vergiden muaf tutularak, Euro (dört bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;

451 ii. her türlü vergiden muaf tutarak yargılama masraf ve giderleri için 500 Euro ( beş yüz Euro) ödenmesine; b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına; 4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine; KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. ERTEN/Türkiye Davası* Başvuru No: 0477/02 Strazburg 7 Temmuz 2008 ÜÇÜNCÜ DAİRE USUL Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 0477/02 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Hüseyin Erten in (başvuran) 25 Ocak 2002 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından I. Akın tarafından temsil edilmektedir. OLAYLAR DAVANIN KOŞULLARI Başvuran 946 doğumlu olup Ankara da ikamet etmektedir. Eylül 994 tarihinde hileli iflas nedeniyle başvuran hakkında dava açılmıştır.

452 Nallıhan Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tarafından 3 Ocak 996 tarihinde başvuran hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmıştır. Hakim adıgeçenin Nallıhan Cumhuriyet Savcısı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldığını fakat yaklaşık bir yıldan bu yana bulunamadığını tespit etmiştir. Başvuran 2 Haziran 996 tarihinde yakalanmıştır. Hakim tarafından dinlenen başvuran tutuklanmıştır. Başvuran itirazı üzerine 9 Ağustos 996 tarihinde serbest bırakılmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı (Ağır Ceza Mahkemesi) 30 Aralık 996 tarihinde başvuranı hileli iflasla suçlamıştır. 3 Mart 997 ve 5 Ekim 998 tarihleri arasında Ağır Ceza Mahkemesi dokuz duruşma gerçekleştirmiş, bunlar sırasında başvuranın savunmasını ve diğer iki tanığın beyanlarını dinlemiş ve Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi ndeki dosyalar ile icra dairesindeki belgeleri * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. talep ederek edinmiştir. Mahkeme davacı tarafı müdahil olarak kabul etmiş, 5 Ekim 998 tarihli duruşmada başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve bir yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırmıştır. Mayıs 2000 tarihinde Yargıtay, suçun tespitinde kullanılan muhasebe kayıtlarına ve diğer belgelere ilişkin bilirkişi görüşü alınmadığı gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi nin kararını bozmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi 29 Haziran 2000 tarihinde ifade vermek üzere başvurana celp göndermiştir. Mahkeme 28 Eylül 2000 tarihli duruşma sırasında celpnamenin gönderilmediğini tespit ederek duruşmayı ertelemiştir. Mahkeme 5 Kasım 2000 tarihli duruşmada celpnamenin alıcı adresinin yanlış olması dolayısıyla geri geldiğini tespit etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 20 Aralık 2000 tarihinde başvuranı dinlemiştir. Mahkeme Sulh Ceza Mahkemesi nden ve Nallıhan İcra Dairesi nden muhasebe kayıtları ile kimi belgelerin gönderilmesini istemiştir. Mahkeme 2 Mart 200 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesi nden gelen belgelerin eksik olduğunu tespit ederek tamamlanmasını istemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 2 Mayıs 200 tarihinde iadeli taahhütlü olarak sözü edilen belgeleri almış ve bunların bilirkişiye gönderilmesini kararlaştırmıştır. Haziran, 2 Temmuz ve 7 Ekim 200 tarihli duruşmalar bilirkişi raporunun beklenmesi için ertelenmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 5 Aralık 200 tarihinde dosyaya bilirkişi raporunu eklemiş ve Cumhuriyet Savcısı nın iddianamesini dinlemiş, bu duruşmada başvuranın beraatine karar vermiştir. Davacı taraf kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 28 Nisan 2003 tarihinde kamu davasının zamanaşımından düştüğüne itibar etmiştir.

453 HUKUK I. AİHS NİN 6/ MADDESİ NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Başvuran yargılamanın uzunluğunun AİHS nin 6/ maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir. Başvuran 2 Kasım 2007 tarihinde iletmiş olduğu başvurunun kabuledilebilirliği ve esası hakkındaki görüşlerinde ayrıca iddialarının yeterince dikkate alınmaması doğrultusunda yargılamanın hakkaniyete uygun görülmediğinden ve hakimlerin davanın başlangıcından beri kendisini suçlu olarak nitelendirmelerinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu yönde AİHS nin 6/ maddesini ileri sürmektedir. A. Kabuledilebilirlik hakkında. Yargılamanın adilliği AİHM başvuranın yargılamanın adilliğine dair şikayetlerini ilk kez 2 Kasım 2007 tarihli görüşlerinde dile getirdiğini not etmektedir. Oysa iç hukuktaki nihai karar 28 Nisan 2003 tarihinde alınmıştır. Başvuranın bu görüşleri dile getirdiği tarih kararın alındığı tarihten itibaren altı ay içinde dile getirilmemiştir. AİHM bu şikayetlerin gecikmeli olarak yapılması nedeniyle AİHS nin 35. maddesinin. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği görüşündedir. 2. Yargılamanın uzunluğu AİHS nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. B. Esasa dair Kaydedilmesi gereken dönem başvuranın yakalandığı 2 Haziran 996 tarihinde başlayıp, kamu davasının zamanaşımından düştüğü 28 Nisan 2003 tarihinde sona ermektedir. Her biri iki kez incelenen ve iki dereceli yargı sürecinden ibaret olan dava altı yıl on ay sürmüştür. AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı ile başvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94). AİHM bu başvurudakine benzer şikayetleri daha önce de incelediğini ve AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi kararı). AİHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarının incelediğini, Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına itibar etmektedir.

454 AİHM bunun yanı sıra iç hukuktaki mahkemelerin tek bir suçla itham edilen bir sanıkla ilgili davayı yönetmelerinin karmaşık bir yönünün olmadığına itibar etmektedir. Başvuranın tutumu davanın uzamasına etki etmemiştir. Hukuki mercilerin tutumu ile ilgili olarak AİHM, Ağır Ceza Mahkemesi nin ilk dava sürecinde eleştirilecek bir yönü bulunmadığını, öte yandan davanın iadesinden sonraki süreç için aynı şeyin söylenemeyeceğini belirtmektedir. Nitekim mahkemenin başvuranın ifadesini almaya karar vermesi ile başvuranın ifade vermesi arasında altı ay geçmiştir. Mahkeme önce celpnameyi göndermeyi unutmuş sonra da yanlış adrese göndermiştir. AİHM Ağır Ceza Mahkemesi nin daha ilk duruşmada istemesi gerekirken, Sulh Ceza Mahkemesi nden ve Nallıhan İcra Dairesi nden muhasebe kayıtlarını ve gerekli belgeleri 20 Aralık 2000 tarihli duruşmada talep ettiğini not etmektedir. İstenen tüm belgeler asliye hukuk mahkemesi tarafından gönderilmediğinden talebin yenilenmesi gerekmiştir. Son olarak bilirkişi raporu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından düzenlenilmesi istenilen tarihten yedi ay sonra hazırlanmış, bu yüzden pek çok duruşma ertelenmiştir. AİHM, yerleşik içtihadı ışığında, sözkonusu yargı sürecinin aşırı olduğu ve «makul süre» koşulunu karşılamadığı sonucuna varmaktadır. Bu nedenle AİHS nin 6/ maddesi ihlal edilmiştir. II. AİHS NİN 5. MADDESİ NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA AİHS nin 5/3 maddesine göndermede bulunan başvuran kırk sekiz günlük tutukluluk süresinin yasal olmadığından şikayetçi olmaktadır. AİHM, başvuranın 9 Ağustos 996 tarihinde serbest bırakıldığını ve mevcut başvuruyu altı aydan fazla bir sürenin ardından 25 Ocak 2002 tarihinde yaptığını not etmektedir. Bu şikayet gecikmeli olarak yapılmıştır ve AİHS nin 35. maddesinin. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir. III. AİHS NİN 4. MADDESİ NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN AİHS nin 4. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder. A. Manevi tazminat Başvuran Euro manevi tazminat talep etmektedir. Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır. AİHM başvuranın manevi zarara uğradığını ifade ederek adı geçene Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

455 B. Yargılama masraf ve giderleri Başvuran yargılama giderleri için Euro talep etmekte, bu yönde avukatlık sözleşmesini sunmaktadır. Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır. AİHM nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında yargılama giderleri için başvurana.000 Euro ödenmesine karar vermiştir. C. Gecikme Faizi AİHM, Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,. Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna; 2. AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine; 3. a) AİHS nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL. ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak (üç bin beş yüz) Euro ve yargılama giderleri için.000 (bin) Euro ödenmesine; b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına; 4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine; KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 7 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. GANİ ÖZCAN/Türkiye Davası* Başvuru No:89/04 Strazburg 4 Kasım 2008

456 İKİNCİ DAİRE USUL Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (89/04) no lu davanın nedeni T.C. vatandaşı Gani Özcan ın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne 5 Mart 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından H.N. Berker ve M. Yazıcı tarafından temsil edilmektedir. OLAYLAR I. DAVA KOŞULLARI Başvuran, 938 doğumludur ve Ankara da ikamet etmektedir. 8 Kasım 967 tarihinde başvuran, Çankaya da (Ankara) bulunan birçok taşınmaz almıştır. Sözkonusu taşınmazlardan bazıları halihazırda Cumhurbaşkanlığı Köşkü etrafında oluşturulan ve güvenlik bariyerleri ile çevrelenmiş olan güvenlik bölgesi içinde bulunmaktadır. Kasım 999 tarihinde kamulaştırmalara ilişkin 2942 sayılı yasanın 38. maddesine dayanarak, Milli Savunma Bakanlığı (idare), Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi nde başvuran hakkında tapu iptal davası açmıştır. İdare, sözkonusu taşınmazlar üzerindeki parsellerden birinin tapu kaydının idare adına tescil edilmesini talep etmiştir. Sözkonusu hisse, 5965 ada no lu parseli teşkil etmekteydi. 23 Ekim 2000 tarihinde, bu sefer de başvuran aynı mahkemeye başvurmuş ve de facto kamulaştırma nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde, başvuran, diğer parsellere ve hisselere ilişkin dava açma hakkını saklı tutmuş ve sembolik olarak ihtilaflı taşınmazın bir metre karesinin değerini talep etmiştir. 4 Temmuz 2002 tarihinde, başvuranın talebinin ardından ve başvuranın diğer parsel ve hisseler üzerindeki haklarını saklı tutuma isteğini göz önüne alarak, mahkeme, iki davayı birleştirmiş ve 28 Haziran 2002 tarihinde bilirkişi raporu düzenlenmesine hükmetmiştir. * Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir. 2 Temmuz 2002 tarihinde düzenlenen bir rapor ile Harita ve Kadastro alanındaki bilirkişi, Cumhurbaşkanlığı Köşkü civarındaki güvenlik bölgesinin parçası olarak taşınmazın 942 yılından itibaren Devlet tarafından kullanıldığına kanaat getirmiştir. Bilirkişi, ihtilaflı taşınmazın tapu kaydının idare adına tescil edilmesi yönünde görüş bildirmiştir. 22 Ekim 2002 tarihinde, mahkeme, idareyi haklı bulmuş ve mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle başvuranın tazminat talebini reddetmiştir. Mahkeme, taşınmazın yirmi beş yıldan fazla bir süreden beri Devlet tarafından kullanılması ve Kamulaştırma Kanunu nun 38. maddesinin karşılıksız olarak taşınmazı edinme imkanı sağlaması nedeniyle idarenin haklı olduğu kanaatine varmıştır.

457 3 Aralık 2002 tarihinde, başvuran temyize gitmiştir. 3 Mart 2003 tarihli bir kararla, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Bu süre zarfında, 0 Nisan 2003 tarihinde alınan ve 4 Kasım 2003 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan bir kararla, Anayasa Mahkemesi, 2942 sayılı yasanın 38. maddesinin Anayasa ya aykırı olduğunu ilan etmiş ve sözkonusu maddeyi iptal etmiştir. Anayasa nın ilgili maddelerine ve AİHM kararlarına atıfta bulunarak, Anayasa Mahkemesi, özellikle karşılıksız bir kamulaştırmanın, ne Anayasa nın hükümleri ile ne AİHS nin hükümleri ile bağdaştığı kanaatine varmıştır. 30 Mayıs 2003 tarihinde, başvuran karar düzeltme başvurusunda bulunmuştur. 6 Eylül 2003 tarihinde, Yargıtay, mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle, başvuranın talebini reddetmiştir. HUKUK I. NO LU EK PROTOKOL ÜN. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA A. Kabuledilebilirliğe ilişkin Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir. Hükümet, başvuranın, özü itibariyle dahi şikayetlerini ulusal merciler önünde ifade etmediğini, bu durumda iç hukuk yollarını tüketmiş kabul edilemeyeceğini savunmaktadır. Başvuran, sözkonusu argümana karşı çıkmaktadır ve de facto kamulaştırmadan dolayı tazminat davası açarak iç hukukta normal yolla müsait olan başvuru yollarını kullandığını ileri sürmektedir. AİHM, tapu sahibi olan başvuran hakkında idare tarafından bir dava açıldığını gözlemlemektedir. Başvuran da, de facto kamulaştırma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Davasının dayanaktan yoksun olduğuna kanaat getiren ulusal mahkemeler, idareyi haklı bulmuş ve karşılıksız olarak başvuranın tapusunu iptal etmiştir. AİHM, bir başvuranın etkili ve yeterli olan iç hukuk yollarını uygun bir şekilde kullanmış olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir başvuru yolu kullanıldığında, uygulamada sonucu aynı olacak başka bir başvuru yolunun kullanılması gerekli olmamaktadır (Patricia Raquel Real Alves-Portekiz, başvuru no: 9485/02, 9 Kasım 2004). AİHM, tazminat davası açan başvuranın, tapusunun iptal edilmesi nedeniyle tazminat elde edebilmek amacıyla iç hukuk yollarını tüketmek için kendisinden makul olarak beklenebilecek her şeyi yerine getirdiği sonucuna ulaşmaktadır (Bkz; mutatis, mutandis, Akıllı-Türkiye, başvuru no: 7868/0, Nisan 2006). Bu durumda AİHM, iç hukukun tüketilmediğine dair Hükümet in yapmış olduğu itirazı reddetmektedir. AİHS nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

458 B.Esasa ilişkin Başvuran, bir yandan karşılıksız olarak tapusunun iptal edilmesi nedeniyle diğer taraftan da Yargıtay ın Anayasa Mahkemesi nin kararını göz önüne almaması ve sözkonusu karar Resmi Gazete de yayımlanana kadar Yargıtay ın kararı incelemek için toplanmayı ertelememesi nedeniyle mallarına saygı haklarının ihlalinden şikayetçidir. Başvuran, bu bağlamda, No lu Ek Protokol ün. maddesine atıfta bulunmaktadır. Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır. AİHM, ihtilaflı taşınmazın tapusunun başvuran üzerinde bulunduğu hususunun taraflar arasında tartışma konusu olmadığını gözlemlemektedir. Ancak başvuranın tapusu idare tarafından açılan bir davanın ardından iptal edilmiştir. Yetkili mahkeme, de facto kamulaştırma nedeniyle açılan tazminat davasını incelemiş ve mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle başvuranın talebini reddetmiştir. AİHM, başvuran tarafından sunulan şikayete benzer bir şikayeti incelediğini ve No lu Ek Protokol ün. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (I.R.S. ve diğerleri; Akagün-Türkiye, başvuru no: 790/0, 5 Aralık 2006). AİHM, 38. maddenin uygulanması neticesinde, tapususun iptal edilmesi nedeniyle tazminat elde edebilmek için başvuranın her türlü imkandan yoksun bırakıldığını yinelemektedir. AİHM, her ne kadar olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan bir kanuna dayandırılmış olsa da kamu yararının gereklilikleri ile kişisel hakların korunması yükümlülüğü arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi sağlayabilen hiçbir tazminat davasının başlatılmaması nedeniyle bu türden bir müdahalenin yalnızca keyfi olarak değerlendirilebileceğini özellikle dile getirmiştir (I.R.S. ve diğerleri). AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet in bu davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir argüman sunmadığına kanaat getirmiştir. Bu durumda, No lu Ek Protokol ün. maddesi ihlal edilmiştir. IV. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA A. Tazminat Başvuran, haksız yere yıllarca taşınmazın işgal edilmesinin ardından, idare tarafından hukuki yolla sözkonusu taşınmazın karşılıksız olarak idare adına tescil ettirildiğini iddia etmektedir. Başvuran, haksız şekilde işgal edilmesine ek olarak taşınmazın piyasa değerine tekabül edecek şekilde zararının tazmin edilmesi gerektiği kanaatindedir. Başvuran, maddi zararının Euro değerinde olduğunu belirtmekte ve talebini desteklemek için özel bir gayrimenkul değerleme şirketi tarafından düzenlen bilirkişi raporu sunmaktadır. Manevi tazminata ilişkin olarak ise başvuran sembolik olarak Euro talep etmektedir. Hükümet, başvuranın taleplerine karşı çıkmaktadır. AİHM, I.R.S ve diğerleri-türkiye (adil tatmin) (başvuru no: 26338/95, 3 Mayıs 2005) kararında, tespit edilen ihlalin kaynağı, taşınmazların başvuranın elinden alınmasının hukuki değerlendirilmesi değil de tazminat ödenmemesi olduğundan, idarenin taşınmazların değerini tam olarak yansıtma zorunluluğu olmadığını beyan ettiğini hatırlatmaktadır. AİHM, mevcut

459 davada ulusal mahkemelerin sözkonusu taşınmaz hakkında hiçbir değer takdiri yapmadıklarını belirtmektedir. Ulusal mahkemeler sadece, başvuranın tapusunu iptal etmiş ve 2942 sayılı yasanın 38. maddesi uyarınca taşınmazın tapu kaydının karşılıksız olarak idare adına tescil edilmesine karar vermiştir. Karşılıksız olarak taşınmazın tescili AİHM nin ulaştığı No lu Ek Protokol ün. maddesinin ihlal edildiği tespitinin temelini oluşturmaktadır. Sonuç olarak, AİHM, tazminat elde etmek meşru beklentileriyle bağlantılı olarak mamelek değere mümkün olduğunca tekabül edecek bir götürü miktarı belirlemenin uygun olacağına hükmeder (Börekçioğulları (Çökmez) ve diğerleri-türkiye, başvuru no: 58650/00, 9 Ekim 2006). Bu bağlamda, AİHM, taraflar tarafından dosyaya sunulan belgelerin tamamını göz önünde tutacaktır. Sözkonusu unsurları göz önüne alarak AİHM, hakkaniyete uygun olarak başvurana Euro maddi tazminat ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir. Ayrıca AİHM, mevcut davada manevi zararın mevcudiyetini ortaya koyabilecek hiçbir özel durumun bulunmadığı kanaatindedir (I.R.S. ve diğerleri (adil tatmin)). B. Yargılama masraf ve giderleri Başvuran, ulusal mahkemeler önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için.000 Euro talep etmektedir ancak başvuran talebini destekleyecek hiçbir belge sunmamıştır. Hükümet, kesinlikle mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır. AİHM yerleşik içtihadına göre, AİHS nin 4. maddesi uyarınca, masraf ve harcamaların ödenmesi, gerçekliğinin, gerekliliğinin ortaya konulmasını ve miktarlarının makul oranda olmasını öngörmektedir (Iatridis-Yunanistan (adil tatmin), başvuru no: 307/96). AİHM, başvuranın yargılama masraf ve giderleri hakkındaki iddialarını desteklemek için gerekli belgeleri sunmadığını gözlemlemektedir. Bu durumda, sözkonusu talebin reddedilmesi uygun olacaktır. C. Gecikme faizi Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir. BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna; 2. No lu Ek Protokol ün. maddesinin ihlal edildiğine; 3. İhlal tespitinin kendisinin başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için yeterli adil tatmin oluşturduğuna;

460 4. a) AİHS nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından başvurana Euro (üç yüz bin Euro) maddi tazminat ödenmesine; b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına; 5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 4 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. GENCER/Türkiye Davası* Başvuru No. 388/02 Strazburg 25 Kasım 2008 İKİNCİ DAİRE USUL Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 388/02 no lu davanın nedeni T.C. vatandaşı olan Bedran Gencer in ( başvuran ) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne 22 Temmuz 2002 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin ( AİHS ) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, AİHM önünde Mardin Barosu avukatlarından H. Cangir tarafından temsil edilmiştir. OLAYLAR DAVANIN KOŞULLARI Başvuran 952 doğumludur ve Şanlıurfa da yaşamaktadır. 22 Kasım 984 tarihinde 3083 sayılı kanun yürürlüğe girmiş, kanunun 5. maddesine göre devlet arazilerinin ihtiyacı olan ve belli şartları haiz çiftçilere ( hak sahipleri ) kiralanması öngörülmüştür. Sözkonusu

461 kanunun 24/ maddesinde ise belli suçlardan hüküm giymiş olanların bu kanunun getirdiği haklardan faydalanamayacakları belirtilmiştir. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından başvuran, hak sahiplerini belirlemekle görevli Komisyona başvurarak Ceylanpınar da arazi talep etmiş, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ( Genel Müdürlük ) kendisine kira ödemesi karşılığında süresiz olarak arazi tahsis etmiş, başvuran geçimini bu arazide tarım yaparak sağlamıştır. Yürütülen bir güvenlik soruşturması sonucu Mayıs 2000 tarihinde başvuranın hak sahibi statüsü Genel Müdürlük tarafından iptal edilmiştir. Başvuran 3 Mayıs 2000 tarihinde yürütmenin durdurulması ve Genel Müdürlük kararının iptali talebiyle Gaziantep İdare Mahkemesi nde dava açmış, mahkeme başvuranın hak sahibi statüsünün iptali kararının gerekçelerini idareden talep etmiştir. Mahkeme başvuranın yürütmenin durdurulması talebini 2 Ağustos 2000 tarihinde reddetmiştir. Genel Müdürlük mahkemeye gönderdiği cevabi yazıda İdari Yargılama Usulü Kanunu nun 20/3 maddesine dayanarak talep edilen bilgi ve belgeleri devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin oldukları gerekçesiyle göndermeyi reddetmiştir. Gaziantep İdare Mahkemesi başvuranın hak sahibi statüsünün iptali ve Genel Müdürlüğün ilgili bilgi ve belgeleri göndermemesinin mevzuata uygun olduğuna hükmederek başvuranın davasını 7 Aralık 2000 tarihinde reddetmiştir. 5 Nisan 2002 tarihinde Danıştay başvuranın itirazını reddetmiş, karar başvurana 5 Temmuz 2002 tarihinde tebliğ edilmiştir. HUKUK I. HÜKÜMETİN ÖN İTİRAZLARI Hükümet, Danıştay kararının düzeltilmesi talebinde bulunmamış ve yürütmenin durdurulması talebinin reddine Gaziantep İdare Mahkemesi nde itiraz etmemiş olması nedeniyle başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur. Hükümetin itirazının ilk kısmına ilişkin olarak AİHM, daha önceki davalarda benzer itirazları inceleyip reddetmiş olduğunu hatırlatır (bkz. özellikle Dağtekin vd. Türkiye, no. 7056/0 ve Gök vd. Türkiye, no. 7867/0, 7869/0, 7339/0, 74858/0). Somut davada sözkonusu tespitinden uzaklaşmasını gerektirecek neden görmemekte, dolayısıyla Hükümetin itirazının bu kısmını reddetmektedir. Hükümetin itirazının ikinci kısmına ilişkin olarak ise AİHM, AİHS nin 35/ maddesine göre bir davayı ancak tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra inceleyebileceğini hatırlatır. Ne var ki iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı başvuranın sadece Sözleşme mağduriyetleri bağlamında etkili, yeterli ve erişilebilir hukuk yollarına başvurmasını gerektirir. Somut davada başvuranın şikâyeti kira sözleşmesinin haksız olarak iptal edilmesine ilişkindir. Başvuran bu bağlamda Genel Müdürlüğün Mayıs 2000 tarihli kararının iptali istemiyle idare mahkemelerinde dava açmış ve sözkonusu kararın yürütmesinin durdurulması için ara tedbir talebinde bulunmuştur. Ancak başvuranın talepleri Gaziantep İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. AİHM ye göre başvuranın yürütmenin durdurulması talebinin

462 reddine itiraz etmemiş olması önemli bir husus değildir, talebi usule ilişkin böyle bir şartı yerine getirmediği için reddedilmemiştir. Başvuranın davasının ulusal mahkemelerce incelenip bu konuda kesin ve bağlayıcı bir karar verildiği dikkate alındığında AİHM, başvuranın AİHS nin 35/ maddesinin gerektirdiği iç hukuk yollarını tüketmiş kabul edilmesi gerektiğine ve Hükümetin itirazının bu kısmının kabul edilmemesine karar verir. II. AİHS NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI. Yargılama süresi bakımından Başvuran AİHS nin 6/ maddesine dayanarak yargılama süresinin makul süre şartını yerine getirmediğini iddia etmiştir. AİHM, sözkonusu sürenin Mayıs 2000 tarihinde başlayıp 5 Nisan 2002 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Bu nedenle süre iki yargı aşamasında yaklaşık 2 yıldır. Bu nedenle AİHM, somut davadaki yargılama süresinin AİHS nin 6/ maddesinde belirtilen makul süreyi aşmış olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir. Başvurunun bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir. 2. Adil yargılama bakımından Başvuran Genel Müdürlüğün hak sahibi statüsünün iptaline ilişkin belgeleri ulusal mahkemelere göndermemiş olmasının AİHS nin 6/ ve 6/3 (a) ve (b) maddeleri bağlamında adil yargılanma hakkını ihlal etmesinden şikâyetçi olmuştur. Hükümet başvuranın iddiasına karşı çıkmıştır. İdari Yargılama Usulü Kanunu nun 20/3 maddesine göre istenen bilgi ve belgelerin devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin olması halinde Başbakan veya ilgili bakanın söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebileceğini ifade etmiştir. Hükümete göre somut davada idare, 3038 sayılı kanunun 24. maddesi ve Uygulama Talimatı nın 38. maddesi uyarınca kendisine tanınan takdir yetkisini kullanmıştır. Buna göre özellikle sözkonusu bölgenin güvenliğini göz önünde bulundurarak hak sahipleri listesinde değişiklik yapmıştır. AİHM, somut davada olayların üst üste gelmesi ve sadece ceza yargılaması alanında geçerli olan 6/3 maddesinin alt paragraflarının bazen hukuk davalarında birinci paragrafta belirtilen adil yargılama güvencesinin genel unsurları olarak kabul edilebilmesi nedeniyle başvuranın şikâyetlerinin bir bütün olarak AİHS nin 6/ maddesi bağlamında incelenmesini uygun bulmaktadır. A. Kabuledilebilirlik AİHS nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir. B. Esas AİHM geçmişte somut davaya benzer bir davayı (bkz. Dağtekin vd., yukarıda anılan) inceleyip AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine karar vermiş olduğunu kaydeder. O davada ulusal yetkililer bir güvenlik soruşturmasının ardından başvuranların Türkiye nin

463 güneydoğusunda çiftlik kiralama hakkını iptal etmiş, sözkonusu soruşturmanın sonuçları başvuranlar ya da ulusal mahkemelere tebliğ edilmemiştir. Ayrıca ulusal yargılamanın hiçbir aşamasında başvuranlara sözleşmelerinin iptal edilme nedenini öğrenme imkânı tanınmadığı için sözkonusu güvenlik soruşturmasının neticesinin başvuranlar için önemli sonuçları olmuştur. Hak sahibi statülerinin iptalinin kanuna uygunluğunu dile getirebilecekleri etkili bir yol da kendilerine tanınmamıştır. AİHM, somut davada farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. İhtilaf konusu güvenlik soruşturması nedeniyle başvuran, ailesinin temel geçim kaynağı olan çiftlik arazisinde tarım yapma hakkını kaybetmiş ve sözleşmesinin iptal edilmesine hiçbir gerekçe gösterilmemiştir. Sözkonusu güvenlik soruşturmasının sonuçlarının ulusal mahkemelere iletilmemiş olması nedeniyle hak sahibi statüsünün iptalinin kanuna uygunluğunu dile getirebileceği etkili bir yol da kendisine tanınmamıştır. Sonuç olarak başvuran yetkililer tarafından yapılan keyfi işlemlere karşı yeterli güvencelerden mahrum bırakılmıştır (bkz. Dağtekin vd., yukarıda anılan). Yukarıda belirtilenler ışığında AİHM, güvenlik soruşturması raporunun açıklanmamasının başvuranın AİHS nin 6/ maddesi bağlamındaki adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Dolayısıyla sözkonusu hüküm ihlal edilmiştir. III. AİHS YE EK NO LU PROTOKOLÜN. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuran ayrıca no lu Protokolün. maddesine dayanarak, ulusal mercilerden kiraladığı arsanın yine ulusal mercilerin adaletsiz kararları sonucunda elinden alınmasından şikâyetçi olmuştur. Hükümet, yetkililerin başvuranın hak sahibi statüsünün iptal edilmesinde keyfi davranmadıklarını ifade etmiştir. Ayrıca başvuranın no lu Protokolün. maddesi bağlamında bir mülkiyet i bulunmadığını savunmuştur. AİHM sözkonusu şikâyetin yukarıdaki şikâyetle bağlantılı olup aynı şekilde kabuledilebilir olarak ilan edilmesi gerektiği düşüncesindedir. Somut başvuruda dile getirilen temel Sözleşme sorunu, ulusal yargılamanın AİHS nin 6/ maddesi bağlamında adil olup olmadığıdır. Sözkonusu hükmün ihlal edildiğinin tespiti nedeniyle AİHM, başvuranın no lu Protokolün. maddesine dayanan şikâyetine ilişkin ayrı bir hüküm vermenin gerekli olmadığını değerlendirir (bkz. Dağtekin vd., yukarıda anılan). IV. AİHS NİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuran, aynı olaylara dayanarak AİHS nin 3., 4. ve 8. maddeleri ile korunan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, Hükümet iddialara karşı çıkmıştır. AİHM, dava dosyasında sözkonusu hükümlerin ihlaline işaret eden hiçbir delil bulamamıştır. Bu nedenle başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHS nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir. V. AİHS NİN 4. MADDESİNİN UYGULANMASI AİHS nin 4. maddesine göre:

464 Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. Başvuran adil tatmine ilişkin herhangi bir talepte bulunmamıştır. Bu nedenle AİHM kendisine herhangi bir ödeme yapılmaması gerektiğine karar vermiştir. BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE, Başvuranın adil yargılanma ve mülkiyet dokunulmazlığına saygı haklarına ilişkin şikâyetlerinin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının ise kabuledilemez olduğuna; Adil yargılamaya ilişkin olarak AİHS nin 6/ maddesinin ihlal edildiğine; Başvuranın no lu Protokolün. maddesine dayalı şikâyetinin ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığına; KARAR VERMİŞTİR. İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 25 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

465

466

YÖNETMELİKLER. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:

YÖNETMELİKLER. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: 3 Nisan 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28253 Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: YÖNETMELİKLER PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 1 2/11/1985 tarihli ve 18916

Detaylı

PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE

PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 3 Nisan 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28253 YÖNETMELİKLER Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 1 2/11/1985 tarihli ve 18916

Detaylı

Fen e ni mesu s l olan m ma m r m hen e disl s er e, uzma zm n a lılk al a an a lar a ı r n ı a göre; ya y pın ı ın ı, tesi s sat a ı ve

Fen e ni mesu s l olan m ma m r m hen e disl s er e, uzma zm n a lılk al a an a lar a ı r n ı a göre; ya y pın ı ın ı, tesi s sat a ı ve Fenni mesuller kamu adına denetim görevini üstlenmektedir. Fenni mesullerin zorunlu durumlar dışında istifa etmeleri mümkün değildir. Yapının tamamlandığı tarih, yapı kullanma izni düzenlenen tarihtir.

Detaylı

DOSYA NO : / /2016 KONU : Yapı Aplikasyon Projeleri ile Yapı Ruhsatları Hk.

DOSYA NO : / /2016 KONU : Yapı Aplikasyon Projeleri ile Yapı Ruhsatları Hk. DOSYA NO : 9310- / /2016 KONU : Yapı Aplikasyon Projeleri ile Yapı Ruhsatları Hk., 3194 sayılı İmar Kanunu nun 21. ve 22 maddelerinde yapı ruhsatının ne şekilde düzenleneceği, 28. ve 38.maddelerinde düzenlenecek

Detaylı

YAPI. inşaatı ile. yeraltı ve yerüstü bunların ilave değişiklik. içine alan tamirlerini sabit ve hareketli tesislerdir YAPI. Kuruluş veya kişilerce

YAPI. inşaatı ile. yeraltı ve yerüstü bunların ilave değişiklik. içine alan tamirlerini sabit ve hareketli tesislerdir YAPI. Kuruluş veya kişilerce karada ve suda, daimi veya geçici resmi ve özel YAPI yeraltı ve yerüstü bunların ilave değişiklik inşaatı ile içine alan tamirlerini sabit ve hareketli tesislerdir 1 YAPI Kuruluş veya kişilerce kendilerine

Detaylı

EK-1 FORM - 1 PROJE MÜELLİFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ

EK-1 FORM - 1 PROJE MÜELLİFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK TAAHHÜTNAME ÖRNEĞİ EK-1 FORM - 1 PROJE MÜELLİFLERİ TARAFINDAN İLGİLİ İDAREYE VERİLECEK ÖRNEĞİ Proje Müellifi : Müellifliği Üstlenilen Proje Projenin Türü : Yukarıdaki bilgilere sahip projenin müellifliğini üstlenmemde 6235

Detaylı

"d) Yurdun faaliyet göstereceği bina kurucuya ait ise malik olduğuna dair beyan.

d) Yurdun faaliyet göstereceği bina kurucuya ait ise malik olduğuna dair beyan. 2012/2958 KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA İŞÇİ ALINMASINDA UYGULANACAK USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK İLE BAZI YÖNETMELİKLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK Bakanlar Kurulu Karar Tarihi-No: 12/03/2012-2012/2958

Detaylı

SİMAV BELEDİYE BAŞKANLIĞI FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

SİMAV BELEDİYE BAŞKANLIĞI FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SİMAV BELEDİYE BAŞKANLIĞI FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI 1 Yapı Kullanım İzin Belgesi 2 Kart İrtifakı 3 Kat Mülkiyeti 4 İnşaat Ruhsatı İşleri BAŞVURUDA

Detaylı

Yapı Aplikasyon Projesi ve Teknik Uygulama Sorumluluğunda Düzenlenecek Evraklar

Yapı Aplikasyon Projesi ve Teknik Uygulama Sorumluluğunda Düzenlenecek Evraklar Yapı Aplikasyon Projesi ve Teknik Uygulama Sorumluluğunda Düzenlenecek Evraklar 1. Örnek Dilekçe.. (Ek-1) 2. HKMO dan alınan Yapı Aplikasyon Projelerinde yapı sahibi ile SHKM arasında imzalanan TİP-2 Sözleşme...

Detaylı

Yapı Denetim Kuruluşlarının Sınıflandırılması ile Çalışma Usul ve Esasları Yapı Denetim Kuruluşları

Yapı Denetim Kuruluşlarının Sınıflandırılması ile Çalışma Usul ve Esasları Yapı Denetim Kuruluşları Yapı Denetim Kuruluşlarının Sınıflandırılması ile Çalışma Usul ve Esasları Yapı Denetim Kuruluşları Madde 4- Yapı denetim kuruluşlarının ortakları; mimar, inşaat mühendisi, makina mühendisi ve elektrik

Detaylı

NİĞDE BELEDİYE BAŞAKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

NİĞDE BELEDİYE BAŞAKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU NİĞDE BELEDİYE BAŞAKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU Vatandaşa Sunulan Hizmetin Adı İmar Durumu İle İlgili Sözlü Başvurular İmar çapı İmar Kanununun 15. Ve 16. Madde Uygulamaları

Detaylı

SAMSUN - YAKAKENT BELEDİYESİ / İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

SAMSUN - YAKAKENT BELEDİYESİ / İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SAMSUN - YAKAKENT BELEDİYESİ / İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU S. No Hizmetin Adı 1 İmar Durumu Belgesi 2 Yazılı İmar Durumu Belgesi 3 İmar Plan Kopyası 4 5 6 Yer Seçim Belgesi

Detaylı

T.C. İNEGÖL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ (Planlama Birimi) HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

T.C. İNEGÖL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ (Planlama Birimi) HİZMET STANDARTLARI TABLOSU T.C. (Planlama Birimi) SIRA ADI 1 Bilgi Edinme -BİMER-CİMER 15-30 Gün 2 Plan Değişikliği 3 İmar Durum Değişikliği 4 Çıkma Talebi 1- İmar planı değişikliklerinde istenecek belgeler ek te sunulmuştur (Telefon

Detaylı

NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ

NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI 1 İmar Durumu 2 İnşaat Ruhsatı NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER Tapu, Çap Ve Ebatlı

Detaylı

KAMU HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA UYULACAK USUL VE ESASLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK Cuma, 31 Temmuz :49 -

KAMU HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA UYULACAK USUL VE ESASLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK Cuma, 31 Temmuz :49 - 31 Temmuz 2009 CUMA Resmî Gazete Sayı : 27305 YÖNETMELİK Karar Sayısı : 2009/15169 Ekli "Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönet melik"in yürürlüğe konulması ; 10/10/1984 tarihli

Detaylı

31 Mayıs 2013 CUMA Resmî Gazete Sayı : BAKANLAR KURULU KARARI

31 Mayıs 2013 CUMA Resmî Gazete Sayı : BAKANLAR KURULU KARARI 31 Mayıs 2013 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28663 BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 2013/4748 Ekli Kalkınma Ajansları Kalkınma Kurullarına Temsilci Gönderecek Kurum ve Kuruluşların Belirlenmesi ve Bazı

Detaylı

BOLU BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

BOLU BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU BOLU BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) 1- Tapu kimlik fotokopisi.

Detaylı

ZEYTİNBURNU BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

ZEYTİNBURNU BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU ZEYTİNBURNU BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (ENGEÇ SÜRE) 1 İmar

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2012/61 Ref: 4/61

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2012/61 Ref: 4/61 SİRKÜLER İstanbul, 22.03.2012 Sayı: 2012/61 Ref: 4/61 Konu: DOĞAL AFETLER VE OLAĞANÜSTÜ POLİTİK RİSK NEDENİYLE MEYDANA GELEN MÜCBİR SEBEPLERE İSTİNADEN 6111 SAYILI KANUNDA YER ALAN TAKSİT SÜRELERİNİN YENİDEN

Detaylı

NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ

NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) 1 İmar Durumu

Detaylı

MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 68 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 68 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2008 Resmi Gazete Sayısı: 26969 TOPLU YAPILARDA KAT MÜLKİYETİ VE KAT İRTİFAKI TESİSİNE DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

YAKUTİYE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

YAKUTİYE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI 1 Yapı Kullanım İzin Belgesi 2 Yapı Ruhsatı 3 Kat İrtifak İşlemi 4 Tadilat Ruhsatı YAKUTİYE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU BAŞVURUDA İSTENİLEN

Detaylı

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU 1 KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU EVRAK KAYIT BÜROSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ

Detaylı

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK TEPEBAŞI BELEDİYE MECLİSİNİN 08.10.2014 TARİH VE 159 SAYILI MECLİS KARARI İLE KABUL EDİLMİŞTİR. T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK

Detaylı

MEVZUAT BİLGİLENDİRME SERVİSİ

MEVZUAT BİLGİLENDİRME SERVİSİ 9 Şubat 2014 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28908 BAKANLAR KURULU KARARI Karar : 2014/5860 Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ve Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketinin görevlendirilmesiyle ilgili

Detaylı

4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR. 4- Yapı denetim kuruluşlarına ödenecek hizmet bedeli nedir?

4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR. 4- Yapı denetim kuruluşlarına ödenecek hizmet bedeli nedir? 4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR 1- Kanun kapsamı dışında kalan yapılar nelerdir? 2- Yapı denetim kuruluşlarının görevleri nelerdir? 3- Yapı denetim

Detaylı

FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (ENGEÇ SÜRE) 1 Çizimli

Detaylı

YAKUTİYE İLÇE BELEDİYESİ ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ EVLENDİRME SERVİSİ HİZMET STANDARTLARI 2 GÜN 2 SAAT 2 SAAT HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (ENGEÇ) SIRA NO

YAKUTİYE İLÇE BELEDİYESİ ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ EVLENDİRME SERVİSİ HİZMET STANDARTLARI 2 GÜN 2 SAAT 2 SAAT HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (ENGEÇ) SIRA NO 1 Nikâh işlemleri ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ EVLENDİRME SERVİSİ 1- Nüfus Cüzdanı 2- Nüfus Kayıt Örneği 3-4`er Adet Fotoğraf (Erkek ve Kadın İçin) 4- Sağlık Raporu 2 GÜN SIRA 1 Emlak Vergisi 2 ÇTV MALİ HİZMETLER

Detaylı

T.C. TRABZON BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

T.C. TRABZON BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU T.C. TRABZON BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU PLANLAMA MÜDÜRLÜĞÜ SIRA 1 İMAR PLANI BAŞVURU İŞLEMLERİ I. Başvuru Dilekçesi. 2. Güncel Tapu

Detaylı

NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER

NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER NİLÜFER BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) 1 İmar Durumu

Detaylı

İMAR VE ŞEHİRÇİLİK MÜDÜRLÜĞÜ

İMAR VE ŞEHİRÇİLİK MÜDÜRLÜĞÜ İMAR VE ŞEHİRÇİLİK MÜDÜRLÜĞÜ SIRA NO 1 2 3 4 HİZMETİN ADI İmar Durumu (İmar Durumu Birimi) Kitle Onayı (İmar Durumu Birimi) (Teknik Komisyon) Ön Olur Onayı Yeni İnşaat Ruhsatı İSTENEN BELGELER, Gerekiyorsa

Detaylı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: YAPI MÜTEAHHİTLERİNİN YETKİ BELGESİ NUMARALARININ İPTAL EDİLMESİ İLE ŞANTİYE ŞEFLERİ HAKKINDA YAPILACAK İŞLEMLERE İLİŞKİN USUL VE ESASLARA DAİR TEBLİĞ Resmi Gazete: 27

Detaylı

1- Dilekçe 2- Tapu 3- Tevhitli imar durumu taleplerinde hissedar muvafakati 4- ÇAP

1- Dilekçe 2- Tapu 3- Tevhitli imar durumu taleplerinde hissedar muvafakati 4- ÇAP FATĐH BELEDĐYE BAŞKANLIĞI ĐMAR VE ŞEHĐRCĐLĐK MÜDÜRLÜĞÜ HĐZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HĐZMETĐN ADI BAŞVURUDA ĐSTENĐLEN BELGELER HĐZMETĐN TAMAMLANMA SÜRESĐ(ENGEÇ SÜRE) 1 Çizimli Yazılı

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: 29218

Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: 29218 Resmi Gazete Tarihi: 27.12.2014 Resmi Gazete Sayısı: 29218 YAPI MÜTEAHHİTLERİNİN YETKİ BELGESİ NUMARALARININ İPTAL EDİLMESİ İLE ŞANTİYE ŞEFLERİ HAKKINDA YAPILACAK İŞLEMLERE İLİŞKİN USUL VE ESASLARA DAİR

Detaylı

KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU KARS VALİLİĞİ İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) 1 İMAR PLANI BAŞVURU

Detaylı

FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER

FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (ENGEÇ SÜRE) 1 Çizimli

Detaylı

BAKANLAR KURULU KARARI

BAKANLAR KURULU KARARI Şubat 2014 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28908 BAKANLAR KURULU KARARI Karar : 2014/5860 Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ve Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketinin görevlendirilmesiyle ilgili bazı

Detaylı

Resmî Gazete YÖNETMELİK

Resmî Gazete YÖNETMELİK 5 Şubat 2013 SALI Resmî Gazete Sayı : 28550 YÖNETMELİK Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: YAPI DENETİMİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 1 5/2/2008 tarihli ve 26778

Detaylı

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/04/20130410-18.htm

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/04/20130410-18.htm Sayfa 1 / 6 10 Nisan 2013 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 28614 Ekonomi Bakanlığından: TEBLİĞ YURT DIŞI MÜTEAHHİTLİK VE TEKNİK MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİ KAPSAMINDA YAPILACAK İHRACAT VE İTHALATA İLİŞKİN TEBLİĞ

Detaylı

YAPI DENETİM KANUNU (Tam Metin)

YAPI DENETİM KANUNU (Tam Metin) YAPI DENETİM KANUNU (Tam Metin) Yapı Denetimi Hakkında Kanun Kanun Numarası : 4708 Kabul Tarihi : 29/6/2001 Amaç, kapsam ve tanımlar Madde 1 - Bu Kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına,

Detaylı

DEFNE BELEDĠYE BAġKANLIĞI ĠMAR VE ġehġrcġlġk MÜDÜRLÜĞÜ HĠZMET STANDARTLARI TABLOSU

DEFNE BELEDĠYE BAġKANLIĞI ĠMAR VE ġehġrcġlġk MÜDÜRLÜĞÜ HĠZMET STANDARTLARI TABLOSU DEFNE BELEDĠYE BAġKANLIĞI ĠMAR VE ġehġrcġlġk MÜDÜRLÜĞÜ HĠZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO HĠZMETĠN ADI BAġVURUDA ĠSTENEN BELGELER 1 Ġmar Durumu(Ġmar Çapı) 2 Su Basman vizesi 3 4 Ġmar Planı DeğiĢikliği

Detaylı

EKONOMİ BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE

EKONOMİ BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE 17 Eylül 2011 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28057 KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME EKONOMİ BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK

Detaylı

Sayı : 3/B /04/2012. Konu : Müelliflik, Fenni Mesuliyet ve Yapı Denetim Uygulamaları

Sayı : 3/B /04/2012. Konu : Müelliflik, Fenni Mesuliyet ve Yapı Denetim Uygulamaları Sayı : 3/B15-704 19/04/2012 Konu : Müelliflik, Fenni Mesuliyet ve Yapı Denetim Uygulamaları T.C.... BELEDĐYE BAŞKANLIĞI'NA Türkiye genelinde faaliyet gösteren Serbest Harita Kadastro Mühendislik Müşavirlik

Detaylı

YAPI İŞLERİ ŞUBESİNİN İSTEMİŞ OLDUĞU EVRAKLAR İŞ BİTİRME EVRAKLARI

YAPI İŞLERİ ŞUBESİNİN İSTEMİŞ OLDUĞU EVRAKLAR İŞ BİTİRME EVRAKLARI YAPI İŞLERİ ŞUBESİNİN İSTEMİŞ OLDUĞU EVRAKLAR İŞ BİTİRME EVRAKLARI )SON HAKEDİŞ KAPAK SAYFASI SURETİ (ASLININ AYNIDIR YAPILMIŞ) )ASKİ KANAL VİZESİ 3)ADRES NUMARATAJ YAZISI 4)SSK İLİŞİKSİZLİK YAZISI 5)VERGİ

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2012/165 Ref: 4/165

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2012/165 Ref: 4/165 SİRKÜLER İstanbul, 03.07.2012 Sayı: 2012/165 Ref: 4/165 Konu: GELİR VERGİSİ KANUNU VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNU NDA YER ALAN BAZI TEVKİFAT KONU VE ORANLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPAN BAKANLAR KURULU KARARI YAYINLANMIŞTIR

Detaylı

(Resmi Gazetenin 10 Nisan 2012 tarih ve 28260 sayılı nüshasında yayımlanmıştır)

(Resmi Gazetenin 10 Nisan 2012 tarih ve 28260 sayılı nüshasında yayımlanmıştır) Türkiye Bankalar Birliği'nden: TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ RİSK MERKEZİ ÜYELERİNİN MÜŞTERİLERİNİN RİSK MERKEZİ NEZDİNDEKİ BİLGİLERİNİN KENDİLERİNE YA DA ONAY VERMELERİ KOŞULUYLA BELİRLEDİKLERİ GERÇEK VEYA

Detaylı

ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) 2- Tapu 3- Çap, aplikasyon krokisi veya

Detaylı

T.C. KONYA MERAM BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ

T.C. KONYA MERAM BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ T.C. KONYA MERAM BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR AMAÇ MADDE 1- Bu Yönetmeliğin amacı, Norm

Detaylı

KAŞ BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KAŞ BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU KAŞ BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU S. No Hizmetin Adı 1 İmar Durumu Belgesi 2 İmar Plan Kopyası 3 Yer Seçim Belgesi 4 Muvakkat İnşaat Taleplerinin Belgesi 2-Güncel

Detaylı

İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU ADI SÜRESİ (EN GEÇ) 1 PLAN DEĞİŞİKLİĞİ 2- PLAN DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİ (A Grubu Plancı İmzalı) 3- TAPU 4- NOTER VEKÂLETİ (gerektiğinde) 5- MUVAFAKATNAME (gerektiğinde) 6 AY 2 RESMİ İMAR DURUMU 3- ÇAP (gerektiğinde)

Detaylı

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDA YABANCI UYRUKLU PERSONEL ĠSTĠHDAMI HAKKINDA YÖNETMELĠK

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDA YABANCI UYRUKLU PERSONEL ĠSTĠHDAMI HAKKINDA YÖNETMELĠK DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDA YABANCI UYRUKLU PERSONEL ĠSTĠHDAMI HAKKINDA YÖNETMELĠK 29.08.2003 Tarih ve 25214 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe girmiştir BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumlulukları;

İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumlulukları; İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumlulukları; a) Belediye ve varsa mücavir alan sınırları içerisindeki tüm yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak,

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2013/113 Ref: 4/113

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2013/113 Ref: 4/113 SİRKÜLER İstanbul, 30.04.2013 Sayı: 2013/113 Ref: 4/113 Konu: VARLIK KİRALAMA ŞİRKETLERİ TARAFINDAN YURT DIŞINDA İHRAÇ EDİLEN KİRA SERTİFİKALARINA SAĞLANAN GELİRLER STOPAJ KAPSAMINA ALINMIŞ OLUP, STOPAJ

Detaylı

OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BAŞKANLIĞI KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) SIRA NO

OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BAŞKANLIĞI KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) SIRA NO OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BAŞKANLIĞI KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO HİZMETİN ADI İSTENİLEN BELGELER 1 Proje incelemesi 2 Röleve projeleri 3 Tadilat projeleri

Detaylı

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU 1 KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU YAPI DENETİM BÜROSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ)

Detaylı

İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ YAPI RUHSAT SERVİSİ HİZMET STANDARTLARI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER

İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ YAPI RUHSAT SERVİSİ HİZMET STANDARTLARI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER İMAR ve ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ YAPI RUHSAT SERVİSİ HİZMET STANDARTLARI SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ SÜRE) 1 Yeni İnşaat Ruhsatı (

Detaylı

ZEYTİNBURNU BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

ZEYTİNBURNU BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU ZEYTİNBURNU BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (ENGEÇ SÜRE) 1 İmar Durumu-İnşaat İstikamet- Kot

Detaylı

5-Talep Dilekçesi (Adres ve T.C. kimlik no belirtilmiş. 6-Zemin Etüd Ödendi Belgesi

5-Talep Dilekçesi (Adres ve T.C. kimlik no belirtilmiş. 6-Zemin Etüd Ödendi Belgesi HİZMET REHBERİ Sıra No İşlem Gerekli Evrak Listesi Süre 1-İmar durumu 2-Tapu 3-Kot-Kesit 1 Zemin Etüt Onayı 2 Tesisat Proje Onayı 4-İnşaat-istikamet rölevesi 5-Talep Dilekçesi (Adres ve T.C. kimlik no

Detaylı

KORKUTELİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU. 4-Değişiklik Dosyası(4 Takım)

KORKUTELİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU. 4-Değişiklik Dosyası(4 Takım) SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI KORKUTELİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ SÜRE ) 1 İmar

Detaylı

MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU İLE İLGİLİ BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN (1)

MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU İLE İLGİLİ BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN (1) 9947 MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU İLE İLGİLİ BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN (1) Kanun Numarası : 5544 Kabul Tarihi : 21/9/2006 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 7/10/2006 Sayı : 26312 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, 17.10.2012 Sayı: 2012/225 Ref: 4/225

SİRKÜLER İstanbul, 17.10.2012 Sayı: 2012/225 Ref: 4/225 SİRKÜLER İstanbul, 17.10.2012 Sayı: 2012/225 Ref: 4/225 Konu: YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI HAKKINDAKİ KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR YAYINLANMIŞTIR 13.10.2012 tarih ve 28440 sayılı Resmi Gazete

Detaylı

Ek: 18 Şubat 2014 tarih ve 28917 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 2014/5896 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı

Ek: 18 Şubat 2014 tarih ve 28917 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 2014/5896 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Sayı:Rehber.2014/005 Ankara,18.02.2014 Konu: Belediye Gelirleri Kanununda yer alan bazı maktu vergi ve harç tarifelerinin yeniden belirlenmesi 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan bazı maktu

Detaylı

Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Kapsamında Yapılacak İhracat ve İthalata İlişkin Tebliği

Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Kapsamında Yapılacak İhracat ve İthalata İlişkin Tebliği İstanbul, 04.04.2008 Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Kapsamında Yapılacak İhracat ve İthalata İlişkin Tebliği DUYURU NO:2008/35 Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından hazırlanan yurt

Detaylı

SONRADAN KONTROL VE RİSKLİ İŞLEMLERİN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ

SONRADAN KONTROL VE RİSKLİ İŞLEMLERİN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ SONRADAN KONTROL VE RİSKLİ İŞLEMLERİN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ Başbakanlık (Gümrük Müsteşarlığı) tan:27.10.2008 tarih ve 27037 sayılı R.G. Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1 (1) Bu

Detaylı

RESMİ GAZETE: TARİH : 13.07.2001 SAYI : 24461. 4708 sayılı yapı denetimi kanunu hangi tarihte resmi gazetede yayınlanmıştır?

RESMİ GAZETE: TARİH : 13.07.2001 SAYI : 24461. 4708 sayılı yapı denetimi kanunu hangi tarihte resmi gazetede yayınlanmıştır? SORU -1 RESMİ GAZETE: TARİH : 13.07.2001 SAYI : 24461 4708 sayılı yapı denetimi kanunu hangi tarihte resmi gazetede yayınlanmıştır? A) 13.07.2001 B) 13.07.2011 C) 17.03.2001 D) 17.03.2011 SORU -2 4708

Detaylı

BAŞVURUDA İSTENEN BELGELER. Resmi Yazı veya Dilekçe ile bildirim yapıldığında (3194 sayılı İmar Kanununun 39. ve 40.maddelerine göre; kesme yazıları

BAŞVURUDA İSTENEN BELGELER. Resmi Yazı veya Dilekçe ile bildirim yapıldığında (3194 sayılı İmar Kanununun 39. ve 40.maddelerine göre; kesme yazıları YUNUSEMRE BELEDİYESİ KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU (İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ) SIRA NO 1 2 HİZMETİN ADI Metruk Yapıların Yıkılması İşi Yanan Yıkılan Bina Formu Düzenlemesi BAŞVURUDA İSTENEN BELGELER

Detaylı

ÇALTI BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

ÇALTI BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU Asker Ailelerine Yapılan Yardımlar (409 Sayılı Kanun) 2 Nikah İşlemleri 3 Yaz Spor Okulları 4 Sosyal Yardımlar - Askerlik Şubesinden Alınan Resmi Yazı 2- Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği 3- Malmüdürlüğünden

Detaylı

TC. MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRE BAŞKANLIĞI Hizmet Standartları Tablosu. 1. Dilekçe 2. Halihazır Harita İşlem Dosyası

TC. MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRE BAŞKANLIĞI Hizmet Standartları Tablosu. 1. Dilekçe 2. Halihazır Harita İşlem Dosyası TC. MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRE BAŞKANLIĞI Hizmet Standartları Tablosu HARİTA ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ Sıra No. Hizmetin Adı Başvuruda İstenen Belgeler Hizmetin Tamamlanma Süresi (En Geç)

Detaylı

T.C. ARTVİN VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ İmar, İskan ve Kooperatifler Şube Müdürlüğü HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

T.C. ARTVİN VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ İmar, İskan ve Kooperatifler Şube Müdürlüğü HİZMET STANDARTLARI TABLOSU T.C. ARTVİN VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ İmar, İskan ve Kooperatifler Şube Müdürlüğü HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO 1 VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI Çevre Düzeni Planı ile İlgili Kurum

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, 10.09.2015 Sayı: 2015/146 Ref: 4/146

SİRKÜLER İstanbul, 10.09.2015 Sayı: 2015/146 Ref: 4/146 SİRKÜLER İstanbul, 10.09.2015 Sayı: 2015/146 Ref: 4/146 Konu: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE KORE CUMHURİYETİ ARASINDA İMZALANAN SOSYAL GÜVENLİK ANLAŞMASI 1 HAZİRAN 2015 DEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR

Detaylı

Yapı yıkım izni. İstinat duvarı izni. Ruhsat öncesi alınacak izinler. Hafriyat izni. Vaziyet planı onayı

Yapı yıkım izni. İstinat duvarı izni. Ruhsat öncesi alınacak izinler. Hafriyat izni. Vaziyet planı onayı YAPI İZİNLERİ Yapı yıkım izni İstinat duvarı izni Ruhsat öncesi alınacak izinler Hafriyat izni Vaziyet planı onayı Yapı yıkım izni; İmar kanunu kapsamında işlem gören yıkılacak derecede tehlikeli yapılar

Detaylı

AVCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

AVCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU AVCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU(01.03.2018 TARİHİ İTİBARİ İLE GÜNCELLENDİ) S I R A N O VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN

Detaylı

4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN VE UYGULAMARI

4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN VE UYGULAMARI 4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN VE UYGULAMARI Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Yapı Denetim ve Yapı Malzemeleri Şube Müdürlüğü 23.04.2015 tarihli ve 29335 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, 23.05.2013 Sayı: 2013/129 Ref: 4/129

SİRKÜLER İstanbul, 23.05.2013 Sayı: 2013/129 Ref: 4/129 SİRKÜLER İstanbul, 23.05.2013 Sayı: 2013/129 Ref: 4/129 Konu: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE AVUSTRALYA HÜKÜMETİ ARASINDA İMZALANAN ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASINA İLİŞKİN KARAR YAYINLANMIŞTIR 28.04.2010

Detaylı

B. ARINÇ A. BABACAN Y. AKDOĞAN N. KURTULMUŞ Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı

B. ARINÇ A. BABACAN Y. AKDOĞAN N. KURTULMUŞ Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 20 Haziran 2015 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29392 BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 2015/7726 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2017/094 Ref: 4/094

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2017/094 Ref: 4/094 SİRKÜLER İstanbul, 29.05.2017 Sayı: 2017/094 Ref: 4/094 Konu: SERBEST BÖLGELERDE ÇALIŞACAK YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİNE DAİR YÖNETMELİK YAYINLANMIŞTIR 27.05.2017 tarih ve 30078 sayılı Resmi Gazete de

Detaylı

AVCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU

AVCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU AVCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU S I R A N O VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN

Detaylı

T.C. BAYBURT VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ İmar, İskan ve Kooperatifler Şube Müdürlüğü HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

T.C. BAYBURT VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ İmar, İskan ve Kooperatifler Şube Müdürlüğü HİZMET STANDARTLARI TABLOSU T.C. BAYBURT VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ İmar, İskan ve Kooperatifler Şube Müdürlüğü HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞLARA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN

Detaylı

YABANCI UYRUKLU PERSONEL ÇALIŞMA ESASLARI

YABANCI UYRUKLU PERSONEL ÇALIŞMA ESASLARI YABANCI UYRUKLU PERSONEL ÇALIŞMA ESASLARI No : 1998/3 Yayım Tarihi : 02/06/1998 Yürürlüğe Girdiği Tarihi : 02/06/1998 Not : 2005/1 Sayılı Genelge ile Yapılan Değişiklikler İşlenmiş Olup, 1998/3 Sayılı

Detaylı

3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip Đmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip Đmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip Đmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (13.07.2000 tarih ve 24108 sayılı Resmi Gazete) Bayındırlık ve Đskan Bakanlığı MADDE 1-2/11/1985

Detaylı

EK-2 ANTALYA İL ÖZEL İDARESİ İMAR VE İNŞAAT DAİRESİ BAŞKANLIĞI. HĠZMETĠN ADI BAġVURUDA ĠSTENEN BELGELER HĠZMETĠN TAMAMLANMA SÜRESĠ (EN GEÇ)

EK-2 ANTALYA İL ÖZEL İDARESİ İMAR VE İNŞAAT DAİRESİ BAŞKANLIĞI. HĠZMETĠN ADI BAġVURUDA ĠSTENEN BELGELER HĠZMETĠN TAMAMLANMA SÜRESĠ (EN GEÇ) EK-2 ANTALYA İL ÖZEL İDARESİ İMAR VE İNŞAAT DAİRESİ BAŞKANLIĞI SIRA 21 Bina Aplikasyonu - Plankote ĠĢlemleri 1) Dilekçe 2) Aplikasyon krokisi 3) Plankote 22 Ġrtifak (Geçit) Hakkı Tesis Edilmesi ĠĢlemleri

Detaylı

GÜMRÜK SİRKÜLERİ Tarih: 30/06/2014 Sayı: 2014/27 Ref : 6/27

GÜMRÜK SİRKÜLERİ Tarih: 30/06/2014 Sayı: 2014/27 Ref : 6/27 GÜMRÜK SİRKÜLERİ Tarih: 30/06/2014 Sayı: 2014/27 Ref : 6/27 Konu: TEREFTALİK ASİT İTHALATINDA KORUNMA ÖNLEMİ UYGULANMASINA İLİŞKİN KARAR YAYIMLANMIŞTIR. A. Genel Bilgi 30/06/2014 tarihli ve 29046 sayılı

Detaylı

MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU İLE İLGİLİ BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN (1)

MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU İLE İLGİLİ BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN (1) 9947 MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU İLE İLGİLİ BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN (1) Kanun Numarası : 5544 Kabul Tarihi : 21/9/2006 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 7/10/2006 Sayı : 26312 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

ÇERKEZKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

ÇERKEZKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU ÇERKEZKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ(ENGEÇ SÜRE) 1 İmar Durumu 2 Kot Kesit Krokisi 3

Detaylı

DİLEKÇE KİMLİK FOTOKOPİSİ TAPU FOTOKOPİSİ DİLEKÇE DİLEKÇE KİMLİK FOTOKOPİSİ MAİLİ İNDİHAM RAPORU DİLEKÇE

DİLEKÇE KİMLİK FOTOKOPİSİ TAPU FOTOKOPİSİ DİLEKÇE DİLEKÇE KİMLİK FOTOKOPİSİ MAİLİ İNDİHAM RAPORU DİLEKÇE SIRA NO 1 2 3 HİZMETİN ADI 18. MADDE (ŞUYULANDIRMA)YA İTİRAZ 1975 ÖNCESİNE AİT OLDUĞUNA DAİR YAZI B.K.T.V.K.K. HAVALE İÇİN PROJE 4 B.K.T.V.K.K. KARARI 5 BASİT TAMİR TADİL YAZISI 6 ÇATI İZNİ 7 HİSSE SATIŞ

Detaylı

İŞLETME BELGESİ HAKKINDA YÖNETMELİK Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İŞLETME BELGESİ HAKKINDA YÖNETMELİK Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İŞLETME BELGESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAİR YÖNETMELİK Resmi Gazete Tarihi: 10.02.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28555 MADDE 1 4/12/2009 tarihli ve 27422 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan

Detaylı

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU 1 KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU EVRAK KAYIT BÜROSU SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ

Detaylı

CEZA LEMLER Ruhsat alınmadan in aata lanması, yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak in

CEZA LEMLER Ruhsat alınmadan in aata lanması, yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak in CEZA İŞLEMLERİ Ruhsat alınmadan inşaata başlanması, yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmesinin tespiti halinde ilgili idarece yapının o andaki inşaat durumu tespit edilir Yapı mühürlenir

Detaylı

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU 1 YAPI DENETİM BÜROSU SIRA NO 1 Yıkım ruhsatı 2 İskele ruhsatı VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER

Detaylı

Yapı (İnşaat) Ruhsatı

Yapı (İnşaat) Ruhsatı Yapı (İnşaat) Ruhsatı Yapı ruhsatı, mücavir alanlar içerisinde ruhsata tâbi olan herhangi bir yapının inşaatına başlanabilmesi için belediyelerce, mücavir alan sınırları dışında Valiliklerce verilen izindir.

Detaylı

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 3. HAFTA

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 3. HAFTA 3. HAFTA 1 İMAR KANUNU (1)(2) Kanun Numarası : 3194 Kabul Tarihi : 3/5/1985 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 9/5/1985 Sayı : 18749 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 24 Sayfa : 378 (1) Bu Kanunda,

Detaylı

FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI

FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ SÜRE) 1 İmar kanunun 23. Maddesi gereği teknik alt yapı bedeli

Detaylı

EK-1 HİZMET ENVANTER TABLOSU HİZMETİ SUNMAKLA GÖREVLİ/YETKİLİ KURUMLARIN/BİRİMLER HİZMETİN SUNUM SÜRECİNDE MEVZUATIN ADI VE MADDE NUMARASI

EK-1 HİZMET ENVANTER TABLOSU HİZMETİ SUNMAKLA GÖREVLİ/YETKİLİ KURUMLARIN/BİRİMLER HİZMETİN SUNUM SÜRECİNDE MEVZUATIN ADI VE MADDE NUMARASI 20.05.0987 tarih ve 3367 sayılı kanun Köyde İkamet eden veya edecek vatandaşlar İl si Genel İSTENEN BELGELER İÇ YAZIŞMALAR Müd.,D.S.İ, Çevre ve Orman Md.vb.) 8-10 Ay DIŞ YAZIŞMALAR 1 2 Köy Gelişim planı

Detaylı

İnşaat yapım prosedürleri hakkında ayrıntılı genel bilgiler

İnşaat yapım prosedürleri hakkında ayrıntılı genel bilgiler İnşaat Prosedürleri İnşaat yapım prosedürleri hakkında ayrıntılı genel bilgiler Aşağıdaki inşaata başlarken,karar verme aşamasından iskan alınmasına kadar geçecek aşamalar ve yapı prosedürleri için, firmamız

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME T.C. Resmî Gazete Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır 7 Şubat 2017 SALI YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ Sayı : 29972 Mükerrer KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA

Detaylı

EK 2 SÖĞÜT BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

EK 2 SÖĞÜT BELEDİYE BAŞKANLIĞI HİZMET STANDARTLARI TABLOSU Asker Ailelerine Yapılan Yardımlar (409 Sayılı Kanun) 2 Nikah İşlemleri 3 Yaz Spor Okulları 4 Sosyal Yardımlar - Askerlik Şubesinden Alınan Resmi Yazı 2- Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği 3- Malmüdürlüğünden

Detaylı

SİRKÜLER İstanbul, 18.03.2014 Sayı: 2014/058 Ref: 4/058

SİRKÜLER İstanbul, 18.03.2014 Sayı: 2014/058 Ref: 4/058 SİRKÜLER İstanbul, 18.03.2014 Sayı: 2014/058 Ref: 4/058 Konu: BAĞIMSIZ DENETİME TABİ OLMASI ZORUNLU ŞİRKETLERİN KAPSAMI 1 OCAK 2014 TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE GENİŞLETİLMİŞTİR 14.03.2014 tarih ve 28941

Detaylı

NOTERLERİN TARİHİNDE SONA EREN ARAÇ SATIŞ VE DEVİR İŞLEMİ KALICI HALE GETİRİLDİ

NOTERLERİN TARİHİNDE SONA EREN ARAÇ SATIŞ VE DEVİR İŞLEMİ KALICI HALE GETİRİLDİ Sirküler Rapor 04.01.2010 / 3-1 NOTERLERİN 31.12.2009 TARİHİNDE SONA EREN ARAÇ SATIŞ VE DEVİR İŞLEMİ KALICI HALE GETİRİLDİ ÖZET : Noterlerin 2009 yılı Bütçe Kanunu ile tescil edilmiş araçların satış ve

Detaylı

Trakya Kalkınma Ajansı. www.trakyaka.org.tr. Şirket Kurulması İşlem Basamakları

Trakya Kalkınma Ajansı. www.trakyaka.org.tr. Şirket Kurulması İşlem Basamakları Trakya Kalkınma Ajansı www.trakyaka.org.tr Şirket Kurulması İşlem Basamakları 2013 ŞİRKET KURULMASI İŞLEM BASAMAKLARI Anonim Şirket Kurulması (En Az 5 Ortak ve 50.000 TL Sermaye İle Kurulur) Şirket İsim

Detaylı

KAMU HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA UYULACAK USUL VE ESASLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK

KAMU HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA UYULACAK USUL VE ESASLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK KAMU HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA UYULACAK USUL VE ESASLARA İLİŞKİN YÖNETMELİK Bakanlar Kurulu Kararı : 2009,15169 Dayanak Kanununun Tarihi : 10/10/1984, No:3056 Yayımlandığı Resmi Gazete : 31/07/2009, Sayı:27305

Detaylı