ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ
|
|
|
- Ebru Fidan Kavak
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ Ahmet Numan ÜNVER Öz İslam hukuku literatüründe ilk dönemlerden itibaren önemli bir yere sahip olan zekât konusu, fıkıh ekolleri nezdinde bazı tartışmalara konu olmuştur. Tartışma noktalarından birini kimlerin zekât yükümlüsü olduğu meselesi teşkil etmiş ve buradaki en önemli gündem maddelerinden bir tanesini de buluğa ermemiş küçük çocukların mallarının zekâtı meselesi oluşturmuştur. Bu çalışmada çocukların hangi mallarının zekât mükellefiyeti açısından tartışıldığı, mezheplerin bu noktadaki tutumları ve bu tutumlarının altında yatan temel saikleri ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Zekât, Çocuk, İhtilâf, İbâdet, Mükellefiyet. The Issue Of Child's Zakah Abstract The issue of zakah (obligatory alms), which always has a substantial role in the literature of Islamic jurisprudence, is a matter of debate among the schools of fiqh (Islamic jurisprudence). One of the controversial issues is about who would be considered to be under an obligation to pay zakah. Regarding this issue, one of the agenda topics was the problem of zakah of the property of children under puberty. In this research, I will discuss which property of children was disputed in terms of obligation of zakah and I will also handle positions of schools of fiqh on this issue in conjunction with their motives for these positions. Keywords: Zakah, Child, Conflict, Worship, Liability. Giriş İslam yalnızca insanların Yaratıcı ile olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla gönderilmiş bir din olmayıp aynı zamanda insanlar arası ilişkileri de adalet ve hakkaniyet çerçevesine oturtmayı amaçlamaktadır. İslam hukukunda bu amaca yönelik pek çok hükme yer verilmiştir. İnfak kavramı da bu çerçevede ele alınması gereken, İslam ın mal ve servet sahipleri ile toplumun ekonomik açıdan zayıf kesimleri arasındaki ilişkilere bakışını temsil eden en önemli kavramlardan biridir. İnfâk en genel anlamıyla her türlü maddî yardımı ifade ederken bu üst kavram altında yer alan zekât ise daha özelde belirli şartları taşıyan Müslümanların yerine getirmekle yükümlü oldukları zorunlu mâlî ibadet i ifade eder. Zekât, İslam ın en önemli rükünlerinden biri olup Kurʹân da 32 yerde zikredilmiş, bunların 26 sında namazla birlikte, 6 sında da müstakil olarak zikredilmiştir. Hadis literatüründe de zekâtın çeşitli yönlerine işaret eden çok sayıda rivâyet bulunmaktadır. Arş. Gör., Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Hukuku Anabilim Dalı. ([email protected])
2 62 Ahmet Numan ÜNVER Hz. Peygamber (s.a.) dönemindeki zekât uygulaması, onun vefatı sonrasında ilk halife Hz. Ebu Bekir döneminde farklı bir gündem maddesi haline gelmiş ve merkezî otoriteye zekât vermekten kaçınan gruplar meselesi ortaya çıkmıştır. Müslüman toplumda hilâfet meselesi ve peygamberlik iddiasında bulunan yalancı şahıslar meselesinden sonra en temel sorunlardan birisi de, siyasal otoriteye başkaldırı noktasında çeşitli grupların ilk olarak kullandığı bir vakıa olan zekât vermekten kaçınma meselesi olmuştur. Kurʹân ı Kerîm ve hadislerde büyük oranda namaz ile birlikte zikredilmesi, siyasî iktidara itaatin bir göstergesi olması ve benzeri açılardan İslam geleneğinde önemli bir konuma sahip olan zekât, İslam hukukunda da bu önemine münasip bir yer bulmuştur. Fıkıh literatürünün çok büyük bir kısmında salât bölümünden hemen sonra ibâdât bölümlerinde ele alınmıştır. Zekât konusunda fıkıh ekollerinin temel tartışma noktaları zekât mükellefi, zekâta tabi mallar ve oranları, zekât alacaklısı ve zekâtın îfâ şartları noktalarında yoğunlaşmaktadır. Biz bu makalemizde zekât mükellefi kapsamında yer alan küçük çocuğun zekât mükellefi olup olmaması, bir başka deyişle küçük çocuğun malına zekât düşüp düşmeyeceği tartışmasını ele alacağız. Çocukların mallarına zekâtın düşüp düşmeyeceği ile ilgili tartışmalar fıkıh eserlerinde genel olarak yetimin malının zekâtı başlığı altında ele alınmaktadır. Bu ifadeyle, mûrisinin ölmesi sonucu kendisine miras kalmasıyla nisap miktarı mala sahip hale gelen yetim çocuk kastedilmiş, bununla zekât konusunda aynı manayı ihtiva ettiği için de genel manada henüz buluğa ermemiş çocuğun durumu işlenmiştir. Küçük çocukların mallarına zekât düşüp düşmeyeceği noktasındaki tartışmalar tek düzeyde seyretmemiş, bazı mallara zekât düşeceği noktasında ittifak edilirken bazı mallar hakkında ise ihtilâf edilmiştir. Zekâta konu olan mallara ve zekâtın toplanma usulüne dair farklı uygulamaya, Hz. Osman döneminde rastlanmaktadır. Hz. Peygamber döneminde zekâtın toplanması ve alacaklılarına ulaştırılması işini bizzat devlet organize etmiştir. Bu amaçla Hz. Peygamber etrafa zekât memurları göndermiş, zekâtın, öncelikle toplandığı bölgedeki yardıma muhtaç kimselere dağıtılması, daha sonra artan malın merkeze gönderilmesi sistemini uygulamıştır. Bu uygulamanın ilk iki halife döneminde de devam ettiği görülmektedir. Hz. Osman dönemine gelince ise zekât malları arasında bir ayrıma gidilerek, bundan böyle ileriki dönemlerde fıkıh literatüründe emvâl i zâhira şeklinde isimlendirilecek olan hayvanlar, bitkiler ve madenler gibi mallardan zekâtı devletin aldığı; buna karşılık yine sonraları emvâl i bâtıne olarak isimlendirilecek olan
3 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 63 paralar ve ticaret mallarından zekâtın ödenmesi işinin ise bizzat zekât mükellefinin inisiyatifine bırakıldığı görülmektedir. 1 Dört Sünnî fıkıh ekolü, küçüğün emvâl i zâhira kapsamında yer alan tarımsal ürünlerinden devletin zekât [öşür] alacağı konusunda ittifak etmiştir. İhtilaf ise Hanefilerin bazı malların zekâtında vergiden ziyade ibadet yönünün ön planda olduğunu iddia etmesiyle ortaya çıkmaktadır. Zira ileride ele alacağımız gibi zâhire bâtıne ayrımı gözetmeksizin Hanefiler gerek emvâl i zâhire kapsamındaki hayvanların zekâtında gerekse emvâl i bâtıne kapsamındaki paraların zekâtında ibadet vasfını ön plana çıkarmış ve buna bağlı olarak da küçüklere ait bu gibi mallarda zekât gerekmeyeceğini ileri sürmüştür. 2 Buna göre tartışmanın öşrü de içine alan genel anlamdaki zekât ile ilgili değil de dar/teknik anlamdaki zekât ile ilgili olduğu söylenebilir. Konu üzerinde genel olarak iki farklı görüş ileri sürülmüştür. Hanefîler buluğa ermemiş küçüğün malına zekât düşmeyeceği görüşünü benimserken; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler, onların zekâtla mükellef oldukları görüşünü benimsemiş ve velilerinin onların mallarından zekât vermelerinin gerekli olduğunu, şayet onların adına zekât vermediyse buluğa erince çocuğa bunun bildirilmesi suretiyle çocuğun geçmiş zekâtlarını vermekle yükümlü olacağını savunmuştur. İleride ele alınacağı üzere bu konudaki ihtilâflar belli başlı sebeplere dayanmaktadır. Bunların başında konu hakkında birbirine zıt yönde hüküm ifade eden rivayetler yer alır. Bu rivayetlerin doğrudan Rasûlullâh tan (s.a.) mı işitildiği yoksa sahabî kavli mi olduğu önem arz etmektedir. Bunun yanında zekâtın Allah ve kul hakları taksiminde hangi kısımda konumlandırıldığı, zekâtın ibadet yönünün mü yoksa ödenmesi gereken bir vergi/meûnet olmasının mı ağır bastığı, zekâtın edasında niyetin şart olup olmaması ve burada vekâletin mümkün olup olmaması gibi konular da önem arz etmekte, ihtilâflar da bu eksende sürmektedir. 3 Allah ve kul haklarına dair yapılan taksimat zekât konusunda önem arz etmektedir. Mezhepler zekâtın Allah haklarından olduğunu kabul etmekle birlikte Allah haklarına dair yapılan taksimatta ve bu noktada kimlerin mükellef olacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Hanefiler teknik anlamdaki zekâtı sırf Allah hakkı olarak kabul etmişler ve bunlarla yalnızca akil ve baliğlerin mükellef olduğunu savunmuşlardır. Zira sırf ibadet olan fiillerde 1 Kâsânî, Ebû Bekr b. Mes ûd, Bedâi u s sanâi fî tertîbi ş şerâi,beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 1986, II, 7. 2 İbn Rüşd, Muhammed b. Ahmed el Hafîd, Bidâyetü l müctehid ve nihâyetü l muktesid, thk: Ali Muhammed Muavvız ve Adil Ahmed, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 2007, s Erkal, Mehmet, Zekât, DİA, XLIV, 198.
4 64 Ahmet Numan ÜNVER tam eda ehliyeti şartır. 4 Ayrıca Allah haklarına dâhil olan mâlî konularda mükellefiyetin bizzat mal olmayıp eda etme fiili olduğu ve fiillerle de küçüklerin mükellef olmadıkları kabul edilmektedir. 5 Karşıt görüş sahipleri ise bedenî Allah hakkı olan fiillerle küçüklerin mükellef olmadığı hususunda Hanefilerle ittifak halindeyken malî Allah haklarında küçüklerin de baliğler gibi mükellef olduğunu savunmuşlardır. 6 Dolayısıyla birinci duruma göre küçük çocuk ibadet yükümlüsü olmadığı için velisi onun malının zekâtını vermek durumunda olmayacakken ikinci durumda küçüğün velisi onun malından vergi vasıflı bu zekâtı vermek durumunda olacaktır. Biz bu kısa açıklamalardan sonra çalışmamızda küçüğün zekâtını tüm yönleriyle ele almaktan ziyade ihtilâflar ekseninde ilerleyeceğiz. Mezheplerin bulûğa ermemiş çocuğun malına zekât düşüp düşmediği hususundaki ihtilâflarını incelerken, konuyu usulî ilkesel ihtilaflara da değinerek ele almanın gerek konunun daha anlaşılır hale gelmesi gerekse içtihâdî faaliyetlerin işleyişinin daha iyi görülebilmesi açısından uygun olacağı kanaatindeyiz. Bu sebeple ilk olarak mezheplerin konuyla ilgili aklî ve naklî delillerini kısaca serdedip sonrasında deliller üzerindeki tartışmaları tahlil ederek konunun farklı uzantılarına da değinmeye çalışacağız. I. Tartışmanın Temelini Teşkil Eden Deliller Küçüğün malının zekâtına dair mezheplerin ileri sürdüğü deliller farklılık arz etmiş, edille i erbaa dışında özellikle de sahâbe kavli ve uygulamaları ön plana çıkarılmıştır. Hanefîler küçüğün malının zekâtıyla ilgili doğrudan Sünnet ve icma delillerinin söz konusu olmadığını ileri sürerken diğer üç mezhep, görüşlerinin Kitab ve kıyasın yanında Sünnet ve icmadan da delilleri olduğunu iddia etmiştir. 4 Hanefilerin Allah haklarına dair yaptıkları sekizli taksim şu şekildedir: 1) Sırf ibadetler (iman gibi), 2) Sırf cezalar (hadler gibi), 3) Eksik cezalar (mirastan mahrumiyet gibi), 4) İbadet ve ceza özelliği olan haklar (kefaretler gibi), 5) Vergi niteliği de taşıyan ibadetler (fıtır sadakası gibi), 6) İbadet niteliği de taşıyan vergiler (öşür gibi), 7) Ceza niteliği de taşıyan vergiler (harac gibi), 8) Nev i şahsına münhasır haklar (ganimet malının 1/5 i gibi). Hanefiler bu taksimatta ibadetlerle ilgili olanlardan yalnızca ilk sıradaki sırf ibadet olanlar için bulûğu şart koşmuşlar, diğerlerinde tam ehliyeti gerekli görmemişlerdir. Bkz. Taftâzânî, Mesud b. Ömer, Şerhu t Telvîh ale t Tavdîh, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 1996, II, 316, Pezdevî, Ali b. Muhammed, Kenzü l vusûl ilâ ma rifeti l usûl, Karaçi: Matbaatü Câvid Beris, ty, s. 131; Serahsî, Ebû Bekr Şemsü l eimme Muhammed b. Ahmed b. Sehl, Usûlüʹs Serahsî, thk: Ebu l Vefâ el Afğânî, Beyrut: Dâruʹl Kütübiʹl İlmiyye, 1993, I, Mâverdî, Ebu l Hasen Ali b. Muhammed b. Muhammed, el Hâvi l kebîr, thk: Ali Muhammed Muavvız ve Adil Ahmed Abdulmevcud, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 1994, III, 153
5 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 65 A. Küçüğün Malına Zekât Düşmeyeceğini Savunanlar 1. Naklî Delilleri Onların mallarından zekât al ki, bununla onları temizleyesin ve arındırasın 7 ayeti Sahâbe ve tabiûndan nakledilen ve kimi yerde namazla kimi yerde de bulûğa erme ile ilişkilendirilen Yetimin malına zekât düşmez 8 sözü İbn Mes ud dan nakledilen 9 Çocuğun malının zekâtını hesapla ama onun zekâtını verme. Çocuk bulûğa erişince ona ver ve yaptığın hesabı da ona haber ver 10 şeklindeki rivâyet Rasûlullah ın (s.a.), Muaz ı (r.a) Yemen e gönderirken ona; gittiği yerde ilk olarak insanları Allah ve Rasûlüne şehadet etmeye çağırmasını, kabul etmeleri halinde onları namaza çağırmasını ve bunu da kabul ederlerse onların zekâtla mükellef olduğunu haber vermesini söylemesi 11 Hz. Ebu Bekir in Namazla zekâtı birbirinden ayıranlarla savaşacağım 12 sözü Üç grup kimseden sorumluluk kaldırılmıştır: Uyanana kadar uyuyan kimseden, büyüyene kadar çocuktan, aklı yerine gelene kadar aklını kaybetmiş kimseden. 13 hadisi Sahabenin çocukların zekâtla mükellef olmadığına dair icmâsı Aklî Delilleri Allah haklarından olan ibadetler bedenî ve mâlî olmak üzere iki kısımdır. Bedenîlerden küçükler ittifakla mükellef değildir. Mâlî olanlardan da olmaması 7 et Tevbe 9/ Şeybânî, Ebû Abdullah Muhammed b. el Hasen, el Hucce alâ ehliʹl Medîne, thk. Mehdî Hasen el Keylânî el Kâdirî, Beyrut: Âlemüʹl Kütüb, 1403, I, Bu görüş aynı zamanda Sevrî ve Evzâî ye de nispet edilmektedir. Bkz. İbn Kudâme, Abdullah b. Ahmed el Makdisî, el Muğnî, thk: Abdullah b. Abdulmuhsin ve Abdulfettah Muhammed, Riyad: Dâru Âlemi l Kütüb, 1997, IV, Şeybânî, el Hucce, I, 458. İbn Mes ud dan yapılan bu rivâyetin benzeri, sonunda (çocuklar bulûğa erince) dilerlerse bu zekâtı verirler, dilerlerse vermezler ilavesiyle nakledilmektedir. Mezkûr rivâyet için bkz. Abdurrezzâk b. Hemmâm es San ânî, el Musannef, thk. Habîbu r Rahmân el A zamî, Beyrut: el Mektebü l İslâmî, 3. bs., 1403, IV, Buhârî, Zekât, Buhârî, Zekât, 1; İ tisâm, 2, 28; Nesâî, Zekât, 3; Cihâd, İbn Mâce, Talâk, 15; Ebû Dâvûd, Hudûd, 16; Tirmizî, Hudûd, 1, Nesâî, Talâk, Mesela bkz. Aynî, Bedreddin Mahmud b. Ahmed, el Binâye şerhu l Hidâye, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 2000, III, 295; Gaznevî, Ömer b. İshak, el Gurretü l münîfe fî tahkîki ba zı mesâili l İmam Ebî Hanîfe, Beyrut: Müessesetü l Kütübi s Sekâfiyye, 1986, 50.
6 66 Ahmet Numan ÜNVER gerekir. Nitekim malî ibadetlerde Allah ın hakkı, söz konusu ibadeti yerine getirme fiilidir (fi lü l-edâ); doğrudan bizzat malın kendisi (aynü l-mâl) değildir. 15 Zekât, namaz ve oruç gibi bir ibadettir. Küçük çocuklar ise ibadetlerle yükümlü değillerdir. 16 Ayet ve hadislerde namaz ile zekât birlikte zikredilmektedir. 17 Zekât; fıtır sadakası, nafaka, öşür gibi yükümlülüklerin aksine mahza ibadet olan fiillerdendir. 18 B. Küçüğün Malından Zekât Alınacağını Söyleyenlerin Delilleri Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler bulûğa ermemiş çocukların mallarından da zekât alınması gerektiğini savunmuşlar ve bu görüşlerini genel olarak şu delillere dayandırmışlardır: 1. Naklî Delilleri Onların mallarından zekât al ki, bununla onları temizleyesin ve arındırasın 19 ayeti Rasûlullah a (s.a.) veya sahâbeye atfedilen ve farklı vecihlere sahip, Yetimlerin mallarını işletin ki zekât/sadaka onu yiyip bitirmesin yönündeki rivâyetler 20 Yetimin malına zekât düşer 21 hadisi İbn Mes ud dan nakledilen Çocuğun malının zekâtını hesapla ama onun zekâtını verme. Çocuk buluğa erişince ona ver ve yaptığın hesabı da ona haber ver 22 şeklindeki rivâyet 15 Pezdevî, Kenzü l vusûl, s. 131; Serahsî, Usûl, I, Kâsânî, Bedâi u s sanâi, II, 4; Mevsılî, Abdullah b. Mahmud, el İhtiyâr li ta lîli l Muhtâr, thk: Abdullatif Muhammed, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 2005, I, Şeybânî, Ebû Abdullah Muhammed b. Hasen, el Asl (el Mebsût), thk: Ebu l Vefâ el Afğanî, Beyrut: Âlemü l Kütüb, 1990, II, 11, 41, 60; Kudûrî, Ebu l Hüseyn Ahmed b. Muhammed b. Ca fer el Bağdâdî, et Tecrîd, thk: Muhammed Ahmed Sirâc ve Ali Cuma, Kahire: Dâru s Selâm, 2004, III, Kudûrî, et Tecrîd, III, 1223; Serahsî, Ebû Bekr Şemsü l eimme Muhammed b. Ahmed b. Sehl, el Mebsût, İstanbul: Çağrı Yayınları, 1982, II, et Tevbe 9/ Abdurrezzâk, el Musannef, IV, 67 69; Muvatta, Zekât, 12; Şâfiî, Muhammed b. İdris, el Ümm, thk: Rıfat Fevzî, yy: Dâru l Vefâ, 2001, III, 69; Tirmizî, Zekât, 15; Dârekutnî, Ebu l Hasen Ali b. Ömer, es Sünen, thk: Şuayb el Arnavut, Beyrut: Müessesetü r Risâle, 2004, III, 6; Beyhakî, Ebû Bekir Ahmed b. Hüseyn b. Ali, es Sünenü l Kübrâ, thk: Muhammed Abdulkadir Atâ, Beyrut: Dâruʹl Kütübiʹl İlmiyye, 2003, IV, Dârekutnî, es Sünen, III, Şeybânî, el Hucce, I, 458.
7 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 67 Hz. Âişe nin, iki yetim olan Kâsım b. Muhammed ile kardeşini kendi evinde barındırdığı ve onların mallarının da zekâtını verdiği yönündeki uygulaması 23 Hz. Ali ve İbn Ömer in uygulamaları 24 Küçüklerden zekât alınacağı görüşüne kimsenin muhâlefet etmemesi dolayısıyla icmâ benzeri bir fikir birliğinin bulunması Aklî Delilleri Bir fiil ile mükellef olmak için bazı durumlarda ayrım yapılmamış ve bulûğa ermeyenler de farzlarla mükellef tutulmuştur. 26 Allah hakları bedenî ve malî olmak üzere iki türlüdür. Bedenîlerle yalnızca bâliğler sorumlu iken zekât gibi malî olanlarla ise bâliğler ve bâliğ olmayanların tamamı sorumludur. 27 Zekâtta her ne kadar niyet önemli ise de zekâtın asıl amacı ihtiyacı gidermektir. Bu sebeple zekât bir ayrıcalık kazanarak niyet şartı olmadan da küçüklerin mallarından alınabilir. 28 II. Deliller Üzerinde Cereyan Eden Tartışmalar Yukarıda aklî ve naklî delillerine kısaca değinilen her iki görüş sahiplerinin argümanlarının, genel hatlarıyla şu noktalarda düğümlendiğini söyleyebiliriz. Küçüğün malına zekât düşüp düşmeyeceğine dair naklî delillerin sübut ve delâletinin doğurduğu ihtilaflar 23 Muvatta, Zekât, 13. Benzer rivâyetler için bkz. Abdurrezzâk, el Musannef, IV, 66, Şâfii, el Ümm, III, 74, 75; Sahnûn b. Saîd, el Müdevvenetü l kübra, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 1994, I, Buhûtî, Mansur b. Yunus, Keşşâfü l kınâ an metni l İknâ, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, ty, II, 169. Bu konuda gerek Hanefilerin gerekse diğer mezheplerin icmâ iddiaları pek tutarlı görünmemektedir. Zira her iki görüş de sahabe ve tabiûndan nakledilmektedir. 26 Şâfii, el Ümm, III, 71. Küçüğün malından zekât alınması gerektiği söylendiğinde bu zekâtı vermekle yükümlü kişi, bu küçüğün velisi olmaktadır. Veli bu zekâtı verirken şahit tutmalı ve kimin adına zekât verdiğini söylemelidir. Bu noktada veli ya da vasînin hangi durumlarda ne şekilde sorumluluğu altındaki küçüğün zekâtını vereceğine dair değerlendirmeler de yapılmıştır. Mesela velînin Hanefî olması durumunda, bu velînin velayeti altındaki küçüğün zekâtını vermesi gerekli olmaz. Bu ihtimaller için bkz. Şirbînî, Muhammed b. Ahmed, Muğni l muhtâc ilâ ma rifeti meânî elfâzi l Minhâc, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 1994, II, 123; Ruaynî, Muhammed b. Muhammed el Hattâbî, Mevâhibü l celîl li şerhi Muhtari l Halîl, thk: Zekeriyya Umeyrât, Beyrut: Dâru Âlemi l Kütüb, 2003, III, Mâverdî, el Hâvi l kebîr, III, Cüveynî, İmâmu l Harameyn Abdülmelik b. Abdullah b. Yusuf, Nihâyetü l matlab fî dirâyeti l mezheb, thk. Abdülazim Mahmud ed Dîb, Cidde: Dâru l Minhâc, 2007, III, 202; Şirbînî, Muğni l muhtâc, II, 123.
8 68 Ahmet Numan ÜNVER Zekâtın mahiyeti konusundaki görüş ayrılıkları: İbadet yönünün mü yoksa vergi yönünün mü ağır bastığı ve bu anlamda zekâtın namaza kıyas edilebilirliği Emvâl-i bâtınenin emvâl-i zâhiraya kıyas edilebilirliği Zekâtın diğer maddî yükümlülüklere (fıtır sadakası, nafaka, mal itlâfı vb.) kıyas edilebilirliği A. Naklî Deliller Nassların sübut ve delalet açısından farklı değerlendirilmesinin farklı içtihatların meydana gelmesinde büyük bir rolü vardır. Bu durumun bir örneği de incelediğimiz meselede tezahür etmektedir. Yukarıda delillerini ana hatlarıyla zikrettiğimiz her iki görüş sahiplerinin gerek kendi delillerinden istinbât etmeleri gerekse karşıt görüş sahiplerinin delillerini yorumlamaları, altında bir fıkıh geleneğini ve usulünü barındırmaktadır. Fıkıh literatüründe zikredilen delillerin büyük bir çoğunluğunun, doğrudan kendisinden söz konusu hüküm çıkarıldığı için mi yoksa o ekolde nakledilegelen görüşü desteklemek için mi zikredildiği noktasındaki tartışmalar bir kenara bırakılacak olursa; bu konu bağlamında ele alınan delillerin mezheplerce değerlendirilmesi, onların nasslara yaklaşımının ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. 1. Sübut Açısından Değerlendirmeler Hadislerin sübutu meselesi ve buna dair tartışmalar, furû meselelerinde kendini çokça göstermektedir. Bunun bir örneği de küçüklerin mallarının zekâtı meselesinde görülmektedir. Yukarıda zikrettiğimiz rivâyetler arasında merfû ve mevkuf nitelikte haberler yer almaktadır. Tartışmaların bir uzantısını daha ziyade Hanefîlerin vurguladığı işte bu husus oluşturur; bu meseledeki rivâyetler Rasûlullah tan (s.a.) mı rivâyet edilmiştir yoksa bunlar aslında sahâbe sözü müdür? Küçüklerin mallarına zekât düşeceği görüşünü benimseyenlerin ihticâc ettikleri merfû nitelikli hadislerle ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Hanefî fukahâsından Kudûrî, bu tarz rivâyetlerden bazılarının ravilerine dair değerlendirmelerde bulunmuş ve bunların kabul edilebilir rivâyetler olmadığını ortaya koymaya çalışmıştır. Ancak Kudûrî merfû şekilde rivâyet edilen tüm hadisler üzerinde aynı değerlendirmeleri yapmamış, sadece iki merfû rivâyeti ele almış ve gerek Malik in gerekse sahih veya sahihe benzer hadisleri topladığını iddia eden Ebû Davud un bu hadisleri eserlerine almadıklarını söylemiştir Kudûrî, et Tecrîd, III, Hadislerin sübutuna yönelik benzer tenkitler için bkz. Gaznevî, el Gurretü l münîfe, s. 50; İbnü l Hümâm, Kemaleddin b. Muhammed, Fethu l kadîr, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 2003, II,
9 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 69 Hanefîler çocuğun malına zekât düşüp düşmemesi meselesini merfû rivâyetler noktasında usul açısından da ele almıştır. Buna göre Hanefîlerin çocuğun malından zekât alınacağını ifade eden merfû rivâyetlerle amel etmemesinin bir sebebi de, bu rivâyetlerde manevi inkıta ın bulunmasıdır. Çünkü bu konuda sahâbe arasında ihtilaf ortaya çıkmasına rağmen, hiçbir sahâbî bu hadisleri delil olarak kullanmamıştır. Bu da söz konusu hadislerin Rasûlullah tan sabit olmadığını gösterir. Nitekim eğer sabit olsaydı, bu hadis aralarında yayılır ve ihtilaf ortaya çıktığında delil olarak karşı görüşte olanlara sunulurdu. 30 Hanefîlerin doğrudan Rasûlullah tan (s.a.) gelen böyle bir merfu hadisi kabul etmemelerinin, bu rivâyetlerin Hanefîlerce sahâbî kavli olarak kabul edildiğine işaret ettiğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte Hanefîlerin görüşlerini aktardıkları isimler yalnızca sahâbe ile sınırlı kalmamakta, tâbiûn sözlerine de sıkça atıfta bulunulmaktadır. Hanefîlerin, konuyla ilgili rivâyetleri birer sahâbe kavli olarak kabul etmesi, şüphesiz ki onların sahâbe kavli karşısındaki tutumlarının da göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. Hanefîlerin, sahâbe kavlinin Rasûlullah tan (s.a.) duyulmuş bir söz olma ihtimali üzerinde sıklıkla durmalarına karşın 31, mezkûr konudaki rivâyetlerin birbirine zıt manalar ihtiva etmesi, bu ihtimali zayıflatmakta veya tahsis, nesih vb. farklı ihtimalleri akıllara getirebilmektedir. Kanaatimizce çocuğun malına zekât düşüp düşmemesi meselesinin, hakkında nass bulunmayan ve sahâbenin kendi içtihadıyla çözüme kavuşturduğu bir mesele olduğu söylenebilir. 32 Nitekim Kudûrî de bu merfu hadisin Hz. Ömer e ait olduğunu, Rasûlullah tan (s.a.) böyle bir hadisin sahih bir kanalla gelmediğini söylemekte ve herkesi ilgilendiren bir konu olmasına rağmen Rasûlullah ın (s.a.) böyle bir sözü yalnızca tek sahâbîye söylemesinin düşünülemeyeceğini ifade etmektedir. 33 Ayrıca konuyla ilgili merfu rivayetlerin sabit olduğu ve fakat farklı bölgelere dağılan sahabîlere ulaşmadığı da akla gelebilecek ihtimallerdendir. Ancak küçüklerin zekâtla mükellefiyetine dair her iki görüşün de hemen her bölgedeki sahabe ve tabiûn fakihlerinden rivayet ediliyor olması, bu hadislerin belli bölgelere ulaşıp diğer bölgelere ulaşmadığı düşüncesinin uzak bir ihti 30 Serahsî, Usûl, I, Cessâs, Ebû Bekir b. Ahmed er Râzî, el Fusûl fi l usûl, thk: Uceyl Câsim Neşemi, Kuveyt: Vüzâratü l Evkâf ve ş Şüûni l İslâmiyye, 1994, III, 362; Serahsî, Usul, II, 105; Buhârî, Alâaddin Abdülaziz b. Ahmed, Keşfu l esrâr alâ Usûli l Pezdevî, Beyrut: Dâruʹl Kütübiʹl İlmiyye, 1997, III, İbnü l Hümâm, Fethu l kadîr, II, 167. Bu noktada çocuğun zekâtla mükellef olmadığına dair sahabenin icmâ ettiği yönünde nakiller bulunmaktadır. Gaznevi bununla ilgili olarak küçüklerin zekât mükellefi olduğu yönündeki sahabe kavillerinin sabit olsa bile icma mesabesinde olan diğer sahabe kavillerine muarız olacağını ifade etmektedir. Gaznevî, el Gurretü lmünîfe, s Kudûrî, et Tecrîd, III, 1221.
10 70 Ahmet Numan ÜNVER mal olduğunu hissettirmektedir. Bu da konunun nassa değil sahabe içtihadına dayalı bir mesele olduğunu destekler niteliktedir. Hanefîler, sahâbenin ihtilaf ettiği durumlarda sahâbe sözlerinin her birinin hüccet olmayacağını ifade etmiştir. 34 Böyle bir durumda sahâbe kavlinin hüccet kabul edilmesi aklen de mümkün değildir. Çünkü birinin sözü kabul edildiğinde diğerinin sözü terk edilmiş olacaktır. Bu durum tearuz şeklinde değerlendirilerek, sahabeden hiç kimsenin doğruyu bulamadığı düşünülemeyeceğinden bu görüşlerden birisi tercih edilir. 35 Buna bağlı olarak Hanefîler, zekât konusunda diğer mezheplerin görüşlerini benimsediği sahâbîlerin değil, başka sahâbîlerin görüşlerini benimsemiştir denilebilir. 2. Delalet Açısından Değerlendirmeler Küçüklerin mallarına zekât düşmesiyle ilgili gerek Hanefîler gerekse cumhur Onların mallarından zekât al ki, bununla onları temizleyesin ve arındırasın 36 ayetini delil kabul etmişler ve ayeti farklı şekillerde yorumlamışlardır. Küçüklerin zekât yükümlüsü olmadığını savunan Hanefîler, ayette maldan zekât alınmasının temizlenme ve arınma ile ilişkilendirildiğini, bu iki durumun ise günahkâr olmamalarından dolayı çocuklar için geçerli şeyler olmadığını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla ayet yalnızca bulûğa eren mükellefiyet sahibi kimseleri kapsayacaktır. 37 Cumhur zikrettiğimiz ayet ile ihticâc ederken ayetin umum ifade etmesinden yola çıkmışlar ve buna göre hüküm vermişlerdir. Temizlenme ve arınmanın bulûğ ve akıl olmadan da mümkün olduğu 38, dahası ayette ifade edilen temizlenme ve arınmanın zekâtın genel özelliği olduğu, bunun olmazsa olmaz bir şart olmadığı 39, ayette herhangi bir tahsise gidilmeksizin ne belirli bir malın ne de belirli bir kesimin zekât hususunda dışarıda bırakılmadığı 40 yönünde açıklamalar ile küçüklerin de zekâtla mükellef olduğunu savunmuşlardır. Hanefîlerin küçüklerin zekâtla mükellef olmadığına dair en çok vurgu yaptıkları delillerden bir tanesi de Üç grup kimseden sorumluluk kaldırılmış 34 Sadru ş Şerîa Ubeydullah b. Mes ud, et Tavdih li metni t tenkîh (et Telvîh şerhi ile), Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 1996, II, Apaydın, Yunus, Sahabi Sözünün Hukuki Değeri, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1990, sayı: 4, s et Tevbe 9/ Kudûrî, et Tecrîd, III, İbn Rüşd, Muhammed b. Ahmed, el Mukaddimâtü l mümehhidât, thk: Muhammed Huccî, Beyrut: Dâru l Ğarbi l İslâmî, 1988, I, Nevevî, Ebû Zekeriyya, el Mecmû şerhu l Mühezzeb li ş Şîrâzî, thk: Muhammed Necib, Cidde: Mektebetü l İrşâd, ty, V, Şâfiî, el Ümm, III, 68; Mâverdî, el Hâvi l kebîr, III, 152.
11 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 71 tır 41 hadisidir. Zira bu hadiste sayılan üç gruptan bir tanesi olarak da bulûğa erene kadar çocuk sayılmaktadır. Öyleyse çocuklar üzerinden zekât da dâhil tüm yükümlülükler kaldırılmıştır. 42 Karşıt görüş sahipleri ise söz konusu hadis ile ihticâc eden Hanefîlerin küçüklerin öşür ve nafaka gibi bazı zekâtlarla yükümlü olduğunu söylemesinin bir çelişki olduğunu söylemekte ve hadisteki sorumluluğun kaldırılması ifadesi ile sorumluluğun küçüğün malından değil bizzat kendisinden kaldırılmasının kastedildiğini, yani bunun günahlar ve bedeni ibadetlerle alakalı olduğunu savunmuşlardır. 43 Nassların delaletiyle alakalı diğer bir husus da bazı rivâyetlerde geçen sadaka onu yiyip bitirmesin 44 ifadesindeki sadaka lafzının zekât ı ifade edip etmemesidir. Bu bağlamda, karşıt görüş sahiplerinin esas aldıkları hadislerde geçen bu ifadenin zekât olarak değil, nafaka olarak anlaşılması gerektiği savunulmuştur. 45 Çünkü hadiste geçen sadaka nın malı yiyip bitirmesi malın tümüyle ilişkilendirilmiştir ve dolayısıyla malın tamamını yiyebilecek olan şeyin de zekât değil nafaka olması gerekir. 46 Zira zekât yalnızca malın nisap miktarını aştığı durumlarda söz konusu olabilmekteyken nafakada böyle bir alt sınır bulunmamaktadır. Söz gelimi koca fakir de olsa, karısı sırf kendisini kocasına teslim etmekle nafaka hakkına sahip olmakta ve kocanın fakir olup olmamasına bakılmamaktadır. Hatta koca fakir karı zengin olsa bile nafaka borcu kocanın üzerinde sabit olmaktadır. 47 Ayrıca Ma ruf olan her şey sadakadır 48 ve Kişinin kendisine ve ailesine infakta (nafaka) 41 İbn Mâce, Talâk, 15; Ebû Dâvûd, Hudûd, 16; Tirmizî, Hudûd, 1, Nesâî, Talâk, Kudûrî, et Tecrîd, III, 1214; Serahsî, el Mebsût, II, Şâfiî, el Ümm, III, 71; Mâverdî, el Hâvi l kebîr, III, 153; İbn Kudâme, el Muğnî, IV, 71. Tabi ki burada Hanefîlerin zekât ile diğer malî yükümlülükleri farklı kategorilerde değerlendirdiğinin göz önünde tutulması, onların mezhep içi tutarlılığı açısından önemlidir. Nitekim ibadet olma yönüyle namaz gibi görülen zekât, mükellefiyet şartları itibariyle vergi özelliği ön planda olan diğer sorumluluklardan ayrı değerlendirilmiştir. Bkz. Kudûrî, et Tecrîd, III, 1223; Serahsî, el Mebsût, II, Şâfiî, el Ümm, III, 69; Tirmizî, Zekât, 15; Dârekutnî, es Sünen, III, 5, Kudûrî de bu yönde değerlendirmede bulunarak sadaka nın, çocuğun malını yemesinin fıtır sadakası için geçerli olduğunu Hanefîlerin de kabul ettiğini, ancak hadislerdeki bu ifadenin, tüm sadakaları kapsamasını gerektiren bir şey olmadığını söylemektedir. Bkz. Kudûrî, et Tecrîd, III, Serahsî, el Mebsût, II, 163. Ayrıca bkz. Kudûrî, et Tecrîd, III, Kocanın nafaka yükümlülüğüne dair geniş bilgi için bkz. Erbay, Celal, İslam Hukukunda Evlilik ve Hısımlık Nafakası, İstanbul: Rağbet Yayınları, 1998, s Ayrıca burada nafakanın Allah hakkından ziyade kul hakkı kapsamına girdiği de unutulmamalıdır. Zira kul haklarından olan mâlî yükümlülüklerin ifasında ibadetlerdekinin aksine niyet şart olmadığından bunlarla küçükler de sorumlu olabilmektedir. Bu durumda koca küçük, karı bâliğa ise kocanın velisinden onun yerine nafakayı ödemesi istenebilir. Bkz. İbnü l Hümâm, Fethu lkadîr, II, Buhârî, Edeb, 33; Müslim, Zekât, 52; Ebû Dâvûd, Edeb, 68; Tirmizî, el Birr ve s sıla, 45.
12 72 Ahmet Numan ÜNVER bulunması sadakadır 49 gibi hadislerden de yola çıkılarak sadaka nın söz konusu rivâyetlerde nafaka anlamına geldiği ileri sürülmüştür. 50 Nevevî ise hadiste tüm malın değil, malın büyük kısmının sadaka tarafından tüketilmesinden bahsedildiğini ve sadaka lafzı ile de hem nafakanın hem de zekâtın kastedildiğini ifade etmiştir. 51 B. Aklî Deliller Ekoller görüşlerini ortaya koyma ve savunma noktasında yalnızca naklî deliller ile yetinmemişler, konuya farklı açılardan yorumlar yapmak suretiyle de görüşlerini desteklemeye çalışmışlardır. Bu tartışmalarda en önemli rolü, yukarıda değindiğimiz zekâtın niteliği ve zekâtın diğer bazı yükümlülüklere kıyas edilebilirliği meseleleri oynamaktadır. Küçüklerin mallarından zekât alınıp alınmamasına dair ileri sürülen argümanlara yukarıda ana hatlarıyla verdiğimiz ölçüde değinecek olursak ilk olarak Hanefîlerin nasslarda namaz ve zekâtın birlikte zikredilmesi, dolayısıyla sırf ibadet olma yönüyle namazla aynı konumda olduğu ve namazla mükellef olmayanların zekâtla da mükellef olmayacağı yönündeki görüşlerini zikredebiliriz. 52 Buna göre ibadetler yalnızca ihtiyar (kişinin kendi seçimi) olduğu durumlarda geçerli olacağından ve bulûğa ermeyen küçüklerin de henüz ihtiyarları oluşmadığından zekâtla mükellef olmayacaklardır. Nitekim ibadetler mükellefler için bir imtihandır (ibtilâ) ve kişinin imtihana tabi olması da ancak kendi ihtiyârı/seçimi ile geçerli olur; başkasının zorlaması ile olmaz. 53 Cumhur, Hanefîlerin namaz ve zekâtın nasslarda birlikte zikredilmiş olmasına dair yaptıkları açıklamaları kabul etmemiş ve nasslardaki bu kullanımın, namaz ve zekâtın farziyet noktasında birlikte zikredildiğini; yoksa zekât yalnızca namazın kendisine farz olduğu kimselere farzdır anlamının kastedilmediğini savunmuştur. 54 Söz konusu düşüncenin tutarlı olmadığının ortaya koyulması için Hanefîlerin farzların birlikte sabit olup birlikte zail olduğunu iddia ettikleri söylenmiş 55 ve buna uymayan örnekler zikredilmek suretiyle de bu görüşe karşı çıkılmıştır. Mesela zekâtla mükellef olmayan fakir kişilerin namazla mükellef olmaya devam edeceği, hayızlı kadının hayız süresince namazla mükellef olmamasına rağmen zekât hesaplamasın 49 Buhârî, İman, 39; Müslim, Zekât, 48; Nesâî, Zekât, Kudûrî, et Tecrîd, III, 1219; Kâsânî, Bedâi u s sanâi, II, Nevevî, el Mecmû, V, Şeybânî, el Asl (el Mebsût), II, 11, 41, 60; Kudûrî, et Tecrîd, III, Merğînânî, Burhâneddin, el Hidâye Şerhu Bidâyeti l mübtedi, Beyrut: Dâru l Erkam, ty, I, ; Aynî, el Binâye, III, Şâfii, el Ümm, III, 71; İbn Rüşd, el Mukaddimâtü l mümehhidât, I, Şâfii, el Ümm, III, 71.
13 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 73 da onların hayız sürelerinin havl i havelândan düşülmeyeceği vb. örnekler verilerek bu kuralın tutarlı olmadığı savunulmuştur. 56 Bununla bağlantılı olarak cumhurun Hanefilere yönelttiği eleştirel örnekler arasında bulûğa ermemiş çocukların yükümlü oldukları farzlar yer almaktadır. Söz gelimi kocası ölen kadının iddeti dört ay on gün olarak belirlenmiştir. Bu noktada Hanefîlerin kocası ölen küçük kızı da bu hükme dâhil etmesinin, küçüklerin farz ile de mükellef tutulabileceğini gösterdiği ve dolayısıyla Hanefîlerin kendileri ile çeliştiği iddia edilmiştir. 57 Ancak burada Hanefîlerce zekâtın sırf ibadet olma vasfının öne çıkarıldığı dikkate alındığında, zekât verme ve iddet beklemenin farzlığı hususunda mezhep içi tutarlılığın korunduğu söylenebilir. Zira Hanefilere göre zekât sırf bir ibadet olmasına karşın iddette durum böyle değildir; o, hukûkî bir olaydır. Dolayısıyla küçüklük durumuna ibadetlerde ve normal hukûkî olaylarda farklı hükümler bağlanması bir çelişki ifade etmeyecektir. Zekâtın farziyetinin nerede durduğunun tespiti, yer yer işaret ettiğimiz gibi tartışmada önemli bir paya sahiptir. Cumhurun haklara dair taksimi burada cumhurun meseleyle ilgili konumunu belirlemede önem arz etmektedir. Buna göre haklar Allah ve kul hakları şeklinde ikili bir taksime tabi tutulmuştur. Kul hakları da bedenî ve mâlî olmak üzere iki kısımda ele alınmış ve bedenî kul haklarından yalnızca mükellefin sorumlu olacağı, mâlî olanlardan ise mükellefler gibi küçüklerin de sorumlu olabileceği söylenmiştir. Konumuzla asıl ilgili olan Allah hakları da yine bedenî ve mâlî şeklide ikili taksime tabi tutulmuş, namaz ve oruç gibi bedeni fiillerden yalnızca mükelleflerin sorumlu olacağı, buna karşın zekât gibi mâlî haklarla sorumluluk noktasında mükellefler ve mükellef olmayan küçükler arasında bir fark olmadığı ifade edilmiştir. 58 Hanefîler ise böyle bir ayrımı kabul etmemiş, bedenî hakların bazı durumlarda gerek Allah haklarında (iddet bekleme gibi) gerekse kul haklarında (içki ve zina yasaklığı gibi) sabit olabildiğini söylemiştir. 59 Hanefîlerin bu konudaki en belirleyici taksimleri, söz konusu mükellefiyetlerin ibadet mi yoksa vergi mi olduğu yönündedir. Sırf vergi olan mükellefiyetlerde bulûğ şartı aramayan Hanefîler, ibadetleri de kendi içerisinde bir taksime tabi tutmuş ve sırf ibadet olanlar ile vergi yönü ön planda olan iba 56 Şâfii, el Ümm, III, 71, 72; İbn Rüşd, el Mukaddimâtü l mümehhidât, I, Şâfii, el Ümm, III, Mâverdî, el Hâvi l kebîr, III, 153. Karâfî de Mâlikîlerden bir grubun zekâtı diğer borçlara kıyas ederek zekâtta niyet şartının aranmayacağı görüşünü benimsediğini aktarmaktadır. Bkz. Karâfî, Şihâbeddin Ahmed, ez Zahîra, thk: Muhammed Huccî, Beyrut: Dâru l Ğarb, 1994, III, Kudûrî, et Tecrîd, III, 1226.
14 74 Ahmet Numan ÜNVER detleri farklı kategorilerde değerlendirmiştir. Sırf ibadet olanlarda tam eda ehliyetinin şart olduğu ifade edilirken ibadet vasfı yanında vergi vasfını da barındıran fiillerde tam ehliyetin şart olmadığı kabul edilmiştir. 60 Mesela fıtır sadakasının ibadet olmasının yanında barındırdığı meûnet (vergi) vasfından dolayı küçükler de bununla mükellef tutulmuştur. 61 Aynı şekilde öşür ve harâc da ibadet yönü bakımından zekâttan ayrılmaktadır. Çünkü bu ikisi, ürün veren arazinin vergisidir, yani bunların ibadet yönü değil vergi yönü baskındır. 62 Hatta Hanefiler harâcın ibadet vasfı olmadığını, ceza vasfı olan vergi kapsamında değerlendirileceğini kabul etmektedir. 63 Nafakanın ise Allah hakkından çok kul hakkıyla alakalı olması sebebiyle, nafaka da çocuğun malından alınabilir. Çünkü bu da kul hakkı olması dolayısıyla niyetin şart olmaması bakımından zekâttan farklıdır. 64 III. Konuyla İlgili Modern Dönemde Yapılan Değerlendirmeler Buraya kadar klasik literatür üzerinden ele aldığımız konuya son dönemin önde gelen bazı alimlerinin nasıl yaklaştığına bakmak da fayda sağlayacaktır. Mezheplerin konuyla ilgili görüşlerini delilleriyle ele alan ve bunlar üzerinde değerlendirme yapan Yusuf Karadâvî, cumhurun delillerini ve görüşlerini benimsemiş, doğrunun bu olduğunu savunmuştur. Zira nasslarda yaşlı küçük ayrımı yapılmamış olması, çocuğun malından zekât alınacağını ifade eden rivâyetlerin sıhhat açısından göz ardı edilemeyeceği, sahabenin önde gelenlerinin de çocukların mallarından zekât alınacağı görüşünde olması ve onların mallarından zekât alınmasının zekâtın teşri kılınma amacına daha uygun olacağı gibi argümanlar bu sonuca götürmektedir. Ayrıca zekât mal ile ilgili bir haktır ve kişinin küçük olması onun malındaki fakirlere ait bu hakkı düşürmez ve küçüğün velisinin bu zekâtı onun malından vermesi gerekir. 65 Vehbe Zühaylî de küçüklerin mallarından zekât alınması gerektiğini ifade ederken benzer düşünceler ileri sürmüş; bunun fakirlerin maslahatına 60 Taftazanî, et Telvîh, II, Kudûrî, et Tecrîd, III, 1223; Serahsî, el Mebsût, II, 163; Gaznevî, el Gurretü l münîfe, s Serahsî, el Mebsût, II, 163; III, 4; İbnü l Hümâm, Fethu l kadîr, II, 168; İbn Nüceym, Zeyneddin b. İbrahim, el Bahru r râik şerhu Kenzi d dekâik, Beyrut: Dâru l Kütübi l İslâmî, ty, II, 217. Bu konuda Hanefîler arasında da ihtilaf vardır. Nitekim Kudûrî, Hanefîlerden de çocuğun malından öşür alınmayacağı görüşünü benimseyenler olduğundan söz etmektedir. Bkz. Kudûrî, et Tecrîd, III, Taftazanî, et Telvîh, II, Serahsî, el Mebsût, II, 163; İbn Nüceym, el Bahru r râik, II, 217. İbadet mü ne/meûne (vergi) ayrımı Allah haklarıyla ilgili bir taksimdir. Burada söz konusu edilen nafaka ise kul hakkı kapsamında olduğu için bunun ibadet veya vergi kapsamına dâhil edilmesi söz konusu olamayacaktır. 65 Karadâvî, Yusuf, Fıkhu z zekât, Beyrut: Müessesetü r Risâle, 2.bs., 1973, I,
15 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 75 daha uygun olduğunu, ayrıca küçüğün malının korunması ve nefis tezkiyesi açısından da önem arz ettiğini zikretmiştir. 66 Bunların yanında Seyyid Sabık, Abdurrahman Cezîrî gibi önemli simalar da cumhurun görüşünü savunmuşlardır. 67 Aynı şekilde Yunus Vehbi Yavuz, Hayrettin Karaman gibi isimlerin yer aldığı çoğunluk da zekâttaki yardımlaşma ve muhtaçların ihtiyacını giderme vasfının ön planda olduğunu ileri sürerek küçüklerin zekâtının velilerince verilmesinin gerekli olduğunu savunmaktadırlar. 68 Son dönem müelliflerinin büyük çoğunluğu yukarıda görüşlerine yer verdiğimiz âlimler gibi cumhurun görüşünü benimsemişler ve fetvalarını buna göre vermişlerdir. Bu noktada yalnızca rivayet malzemesi ile konunun tatmin edici şekilde ortaya konulması pek mümkün olmamıştır. Dolayısıyla kimi istisnalar dışında modern dönemde konuya genelde rivayetlerden ziyade zekâtın işlevi ve amacı açısından yaklaşıldığı söylenebilir. IV. Genel Değerlendirme Zekât müessesesi Rasûlullah (s.a.) döneminden itibaren İslam dininde büyük bir öneme sahip olagelmiştir. İlk dönemde devlet kontrolünde idare edilen zekât müessesesi, onun vefatı sonrasında raşid halifeler döneminde bazı düzenlemelere tabi tutularak emvâl i zâhira ve emvâl i bâtıne şeklinde ayrılmış ve zâhira malların zekâtının toplanması yine devlet eliyle gerçekleştirilirken bâtıne malların zekâtı mükelleflere bırakılmıştır. İşte bu noktada zekâtla mükellef kimseler üzerinde mezhepler arasında yukarıda aktardığımız bazı ihtilaflar ortaya çıkmıştır. Söz konusu tartışmaların temelinde genelde bütün olarak zekâtın, özelde ise emvâl i bâtıne arasında yer alan altın, gümüş, para gibi malların zekâtının mahiyeti nedir? sorusunun yattığı söylenebilir. Zira gerek Hanefîler gerekse diğer üç Sünni mezhep, kimlerin zekâtla mükellef olacağına dair açıklama yaparken bu sorunun cevabından yola çıkarak hüküm vermişlerdir. Hanefîler gerek emvâl i bâtıne gerekse emvâl i zâhira arasında vergi veya ibadet yönü ön planda olan zekâtların varlığını kabul etmiş ve hayvanlardan, altın, gümüş ve paralardan alınan zekâtları sırf ibadet kapsamında değerlendirmiştir. Dolayısıyla bunlarla yalnızca diğer ibadetlerle sorumlu 66 Zühaylî, Vehbe, el Fıkhu l İslâmiyyi ve edilletühû, Dımeşk: Dâru l Fikr, 4. bs, ty, III, Seyyid Sabık, Fıkhu s sünne, Dâru l Kitâbi l Arabî, Beyrut, 1977, I, 335; Cezîrî, Abdurrahman, el Fıkhu alâ mezâhibi l erba a, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 2003, I, 536, Yavuz, Yunus Vehbi, İslam da Zekât Müessesesi, İstanbul: Ahmet Sait Matbaası, 1972, s. 336; Özek, Ali, vd., İbadet ve Müessese Olarak Zekât, İstanbul: Ensar Neşriyat, 1984, s. 31; Akyüz, Vecdi, Mukayeseli İbadetler İlmihali, İstanbul: İz Yayıncılık, 1995, III, 137.
16 76 Ahmet Numan ÜNVER olan kişilerin, yani âkil ve bâliğ kimselerin sorumlu olabileceğini ileri sürmüş, küçük çocukları mükellef saymamıştır. Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler ise kendisiyle mükellef olma şartı açısından zekâtı diğer ibadetlere kıyas etmenin ve neticesinde küçüklerden zekât yükümlülüğünü kaldırmanın hatalı olacağını ve zekâtın kendine has bir özelliği olduğunu savunmuşlardır. Buna göre ibadetlerin tamamı tek çatı altında değerlendirilemeyecek; namaz gibi bedenî ibadetlerle yalnızca bulûğa erenler sorumlu olacak iken zekât gibi mâlî ibadetlerle bulûğa eren ermeyen herkes gerekli şartlar oluştuğunda sorumlu olacaktır. Ayrıca son dönem âlimlerinin de genel olarak bu görüşü benimsediği söylenebilir. Bu görüş ayrılığının oluşmasında en büyük pay nasslara, bilhassa da ekollerin kabul ettikleri birbirine aykırı gibi görünen hadislere aittir. Zira tartışmalar ayetler ekseninde pek fazla yürütülmemiş, ayetlerle ilgili yorumlar neredeyse ilgili ayetin kapsamıyla sınırlı kalmıştır. Hadislere dair değerlendirmelerin küçüklerin mallarından zekât alınıp alınmaması hususundaki tartışmaların temelini oluşturduğu söylenebilir. Çoğunlukla sahâbe kavli ya da uygulaması şeklinde rivâyet edilen haberlerin bazı yerlerde doğrudan Rasûlullah tan rivâyet edildiği de görülmektedir. Bu noktada Hanefîler, söz konusu meseleyle ilgili merfû nitelikte sahih bir rivâyetin olmadığını savunmuşlar ve bu iddialarını da manevi inkıta teorisiyle desteklemeye çalışmışlardır. Zira çokça karşılaşılan (umûmü l belvâ) bir konu olan küçüklerin zekâtı ile ilgili doğrudan Rasûlullah tarafından kesin bir hüküm konulmuş olsaydı sahâbe arasında bunca kavlî ve amelî ihtilâf vuku bulmaz, mutlaka bu hüküm benimsenirdi. Kanaatimizce Hanefîlerin bu iddiası haklılık taşımaktadır. Zekât gibi böylesi önemli bir konu hakkında ashabın yalnızca birkaçının Rasûlullah tan gelen bir habere sahip olduğu, diğer sahâbîlerin ise bundan habersizce fetva verip uygulama yaptıkları düşünülemez. Farklı bölgelere dağılan sahâbîlerin bazı hadislerden habersiz olduğu ve bu sebeple de bu hadisler olmaksızın içtihatta bulundukları yönünde bir değerlendirme de küçüklerin zekâtı meselesi için doğru bir yaklaşım olmasa gerekir. Zira küçüklerin mallarından gerek zekât alınacağını gerekse alınmayacağını söyleyen sahâbe ve tabiûn fakihlerinin yalnızca belli bölgelerle sınırlı olmadığı; her iki görüşün de hemen hemen tüm bölgelerde savunucuları olduğu görülmektedir. Bu da söz konusu meselenin doğrudan Rasûlullah tarafından hükme bağlanan bir konu olmasından ziyade sahâbe ve tabiûn fetvalarına dayanan bir konu olduğu kanaatini güçlendirmektedir. Çocukların mallarından zekât alınıp alınamamasına dair bu araştırmamız neticesinde son olarak şunları söyleyebiliriz: Zekât toplumsal yardımlaşma
17 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 77 yı amaçlayan, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderme hususunda destek olan bir yapıya sahiptir. Bu açıdan kural olarak zengin olan herkes üzerine bir vecibedir. Ancak zekâtın toplumsal boyutu yanında ibadet yönünün de göz önünde tutulması gerekir. Zekât mallarının çalışmamıza konu edindiğimiz kısmı hakkında Hanefîlerin yaklaşımlarının doğruya daha yakın olduğu kanaatindeyiz. İbadet vasfı itibariyle niyet şartı namaz, oruç gibi ibadetlerde olduğu gibi zekâtta da vazgeçilmez bir unsurdur ve bu sebeple de eda ehliyeti ya hiç olmayan ya da eksik olan küçük çocukların bir ibadet olan zekâtla da yükümlü olmamaları gerekir. Bu noktada zekâttaki yardımlaşma özelliğinin öne çıkarıp niyetin gerekliliği noktasında zekâta diğer ibadetlerden farklı bir ayrıcalık tanınması gerektiği yönündeki yorumlar da göz ardı edilmeyecek niteliktedir. Lakin buna dayanılarak niyet unsurunun ortadan kaldırılması ihtiyatlı yaklaşmayı gerektiren bir durum olsa gerekir. Zira her ne kadar maslahat söz konusu olsa da bir şahsın mal varlığına kastı olmaksızın doğrudan müdahale söz konusu olmaktadır. Bu noktada İbn Mes ud un fetvası tercihe şayandır diyebiliriz. Nitekim o, velinin küçüğün malından zekât vermeyeceğini ancak yine de malına ne kadar zekât düştüğünü hesaplaması gerektiğini, çocuk bulûğa erdiğinde ona tutulan bu zekât hesabının bildirilmesi gerektiğini söylemiş, ancak zekâtı verip vermeme hususunda çocuğun muhayyer olduğunu söylemiştir. Burada velinin bulûğa erdiğinde çocuğa haber vermesinin zorunluluk ifade ettiğini gösteren bir delil bulunmadığından, bunun tavsiye mahiyetinde, mendub bir fiil olduğu söylenebilir. Böylece zekâtın ibadet yönü öne çıkarılmış, bulûğ öncesi için bir zorunluluk getirilmemiş, bununla birlikte zekâtın toplumsal yönü de gözetilerek ileriye dönük hesabı tutulmuş ve fakat bulûğa eren kişinin bu hesabı dikkate alarak geçmiş zekâtları vermesi, bulûğ öncesinde ibadet sorumluluğu olmaması hasebiyle, onun inisiyatifine bırakılmıştır. Doğruyu en iyi Allah bilir Kaynakça Abdurrezzâk b. Hemmâm es San ânî, el Musannef, thk. Habîbu r Rahmân el A zamî, Beyrut: el Mektebü l İslâmî, 3. bs., Akyüz, Vecdi, Mukayeseli İbadetler İlmihali, İstanbul: İz Yayıncılık, Apaydın, Yunus, Sahabi Sözünün Hukuki Değeri, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1990, sayı: 4, s Aynî, Bedreddin Mahmud b. Ahmed, el Binâye şerhu l Hidâye, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, 2000.
18 78 Ahmet Numan ÜNVER Beyhakî, Ebû Bekir Ahmed b. Hüseyn b. Ali, es Sünenü l kübrâ, thk: Muhammed Abdulkadir Atâ, Beyrut: Dâruʹl Kütübiʹl İlmiyye, Buhârî, Muhammed b. İsmail, el Câmi u s sahîhu l muhtasar, thk: Mustafa Dîb el Buğâ, Beyrut: Dâru İbn Kesîr, Buhârî, Alâaddin Abdülaziz b. Ahmed, Keşfu l esrâr alâ Usûli l Pezdevî, Beyrut: Dâruʹl Kütübiʹl İlmiyye, Buhûtî, Mansûr b. Yûnus, Keşşâfü l kınâ an metni l İknâ, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, ty. Cessâs, Ebû Bekir b. Ahmed er Râzî, el Fusûl fi l usûl, thk: Uceyl Câsim Neşemi, Kuveyt: Vüzâratü l Evkâf ve ş Şüûni l İslâmiyye, Cezîrî, Abdurrahman, el Fıkhu alâ mezâhibi l erba a, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Cüveynî, İmâmu l Harameyn Abdülmelik b. Abdullah b. Yusuf, Nihâyetü l matlab fî dirâyeti l mezheb, thk. Abdülazim Mahmud ed Dîb, Cidde: Dâru l Minhâc, Dârekutnî, Ebu l Hasen Ali b. Ömer, es Sünen, thk: Şuayb el Arnavut, Beyrut: Müessesetü r Risâle, Erbay, Celal, İslam Hukukunda Evlilik ve Hısımlık Nafakası, İstanbul: Rağbet Yayınları, Erkal, Mehmet, Zekât, DİA, XLIV, Gaznevî, Ömer b. İshak, el Gurretü l münîfe fî tahkîki ba zı mesâili l İmam Ebî Hanîfe, Beyrut: Müessesetü l Kütübi s Sekâfiyye, İbn Kudâme, Ebû Muhammed Abdullah b. Ahmed el Makdisî, el Muğnî, thk: Abdullah b. Abdulmuhsin, Abdulfettah Muhammed, Riyad: Dâru Âlemi l Kütüb, İbn Nüceym, Zeyneddin b. İbrahim, el Bahru r râik şerhu Kenzi d dekâik, Beyrut: Dâru l Kütübi l İslâmî, ty. İbn Rüşd, Muhammed b. Ahmed el Cedd, el Mukaddimâtü l mümehhidât, thk: Muhammed Huccî, Beyrut: Dâru l Ğarbi l İslâmî, İbn Rüşd, Muhammed b. Ahmed el Hafîd, Bidâyetü l müctehid ve nihâyetü l muktesid, thk: Ali Muhammed Muavvız ve Adil Ahmed, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, İbnü l Hümâm, Kemaleddin b. Muhammed, Fethu l kadîr, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Karadâvî, Yusuf, Fıkhu z zekât, Beyrut: Müessesetü r Risâle, 2.bs., Karâfî, Şihâbeddin Ahmed, ez Zahîra, thk: Muhammed Huccî, Beyrut: Dâru l Ğarb, Kâsânî, Ebû Bekr b. Mes ûd, Bedâi u s sanâi fî tertîbi ş şerâi, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Kudûrî, Ebu l Hüseyn Ahmed b. Muhammed b. Ca fer el Bağdâdî, et Tecrîd, thk: Muhammed Ahmed Sirâc ve Ali Cuma, Kahire: Dâru s Selâm, Mâlik b. Enes b. Mâlik, el Muvatta, thk: Muhammed Mustafa el A zamî, yy: Müessesetü Zâyid b. Sultân, Mâverdî, Ebu l Hasen Ali b. Muhammed b. Muhammed, el Hâvi l kebîr, thk: Ali Muhammed Muavvız ve Adil Ahmed Abdulmevcud, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Merğînânî, Burhâneddin, el Hidâye şerhu Bidâyeti l mübtedi, Beyrut: Dâru l Erkam, ty.
19 ÇOCUĞUN MALININ ZEKÂTI MESELESİ 79 Mevsılî, Abdullah b. Mahmud, el İhtiyâr li ta lîli l Muhtâr, thk: Abdullatif Muhammed, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Nesâî, Ahmed b. Şuayb, es Sünenü l kübrâ, thk: Hasen Abdulmün im, Beyrut: Müessesetü r Risâle, Nevevî, Ebû Zekeriyya, el Mecmû şerhu l Mühezzeb li ş Şîrâzî, thk: Muhammed Necib, Cidde: Mektebetü l İrşâd, ty. Özek, Ali, v.dğr., İbadet ve Müessese Olarak Zekât, İstanbul: Ensar Neşriyat, Ruaynî, Muhammed b. Muhammed el Hattâbî, Mevâhibü l celîl li şerhi Muhtâri l Halîl, thk: Zekeriyya Umeyrât, Beyrut: Dâru Âlemi l Kütüb, Sadru ş Şerîa, Ubeydullah b. Mes ud, et Tavdih li metni t tenkîh (et Telvîh şerhi ile), Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Sahnûn b. Saîd, el Müdevvenetü l kübra, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Serahsî, Ebû Bekr Şemsü l eimme Muhammed b. Ahmed b. Sehl, el Mebsût, İstanbul: Çağrı Yayınları, 1982., Usûlüʹs Serahsî, thk. Ebu l Vefâ el Afğânî, Beyrut: Dâruʹl Kütübiʹl İlmiyye, Seyyid Sabık, Fıkhu s sünne, Beyrut: Dâru l Kitâbi l Arabî, Şâfiî, Muhammed b. İdris, el Ümm, thk: Rıfat Fevzî, yy: Dâru l Vefâ, Şeybânî, Ebû Abdullah Muhammed b. Hasen, el Asl (el Mebsût), thk: Ebu l Vefâ el Afğanî, Beyrut: Âlemü l Kütüb, 1990., el Hucce alâ ehliʹl Medîne, thk. Mehdî Hasen el Keylânî el Kâdirî, Beyrut: Âlemüʹl kütüb, Şirbînî, Muhammed b. Ahmed, Muğni l muhtâc ilâ ma rifeti meânî elfâzi l Minhâc, Beyrut: Dâru l Kütübi l İlmiyye, Tirmizî, Muhammed b. İsa, es Sünen, thk: Ahmed Muhammed Şâkir vd., Beyrut: Dâru İhyâi t Türâsi l Arabî, ty. Yavuz, Yunus Vehbi, İslamda Zekât Müessesesi, İstanbul: Ahmet Sait Matbaası, Zühaylî, Vehbe, el Fıkhu l İslâmiyyi ve edilletühû, Dımeşk: Dâru l Fikr, 4. bs, ty.
20
Fıkıh Soruları Ramazan Bayramı Fitre ve zekâtlar bayram bittikten sonra da verilebilir mi?
Fıkıh Soruları Ramazan Bayramı Fitre ve zekâtlar bayram bittikten sonra da verilebilir mi? Zekatın ödenmesinin zamanı, aslî ihtiyaçlar ve borçlar düşüldükten sonra, nisap miktarı, zekâta tabi ve üzerinden
14. BÖLÜMÜN DİPNOTLARI
(1) En Nisa Sûresi: 11. (2) El Meydani-El Lübab fi Şerhi'l Kitab-Beyrut: 1400 C: 4, Sh: 186. Ayrıca El Mavsili-El İhtiyar fi Ta'lili'l Muhtar-İst: 1980 Çağrı Yay. C: 5, Sh: 84. (3) El Mavsili-A.g.e. C:
İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen
İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu
İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]
K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç
FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal
FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi
İLH107 HADİS TARİHİ VE USULÜ (ARAPÇA)
Ankara Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Açık Ders Malzemeleri Ders izlence Formu Dersin Kodu ve İsmi Dersin Sorumlusu Dersin Düzeyi İLH107 HADİS TARİHİ VE USULÜ (ARAPÇA) YRD. DOÇ.
İSLAM HUKUKUNDA MÛRİSİNİ ÖLDÜREN KİŞİNİN MİRASÇILIĞI THE HERITAGE OF THE KILLER WHO KILLS MUSLIMS IN ISLAMIC LAW Suat ERDOĞAN *
/ Nisan 2018 April 2018 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 http://dx.doi.org/10.17719/jisr.20185639063 Öz İSLAM HUKUKUNDA MÛRİSİNİ ÖLDÜREN KİŞİNİN MİRASÇILIĞI THE HERITAGE OF THE KILLER WHO KILLS
Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Günümüz Fıkıh Problemleri
Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Günümüz Fıkıh Problemleri -Ders Planı- Dersin konusu: islamda kadının giyim-kuşamı [tesettür- örtünme] Ön hazırlık: İlgili tezler: ismail yıldız nesibe demirbağ
Delilleriyle Şafii İlmihali (Shafii Catechism with Evidences)
Delilleriyle Şafii İlmihali (Shafii Catechism with Evidences) Alaaddin GÜNEŞ Seyda Yayınları, Diyarbakır, 2014, 740s. Tanıtan: Fatih KARATAŞ* Dinî görevler denince başta iman etmek, sonra imanın gereği
Hanefi Mezhebinde Mürsel Hadisin Delil Değeri * The Value of Mursel Hadith in Hanefi Tradition
Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Journal of Theology Faculty of Bülent Ecevit University ISSN: 2148-3728 e-issn: 2148-9750 BEUİFD, Haziran-June 2018, 5 (1): 151-156 Hanefi Mezhebinde
Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HUKUK DOKTORİNLERİ VE İSLAM HUKUKU
DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HUKUK DOKTORİNLERİ VE İSLAM HUKUKU İLH322 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Türkçe Lisans Dersin Türü Yüz Yüze
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : TÜRK DİLİ I Ders No : 00700400 : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim Tipi Ön Koşul
Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları Yayın No. 756 İSAM Yayınları 202 İlmî Araştırmalar Dizisi 90 Her hakkı mahfuzdur.
Mustafa Bülent Dadaş, Dr. 1979 da Adana da doğdu. Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ni bitirdi (2002). Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü nde Mecelle de Bulunan Hukuk-Dil İlişkisine Yönelik
LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)
Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,
Erken Dönem İslâm Hukukçularının Sünnet Anlayışı
Erken Dönem İslâm Hukukçularının Sünnet Anlayışı İshak Emin AKTEPE İnsan Yayınları, İstanbul 2010, 343 sayfa. Tanıtan: Mehmet Sait UZUNDAĞ* İslâm ın Kur an dan sonra ikinci kaynağı olan sünnetin mâhiyeti,
O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.
İslam çok yüce bir dindir. Onun yüceliği ve büyüklüğü Kur an-ı Kerim in tam ve mükemmel talimatları ile Hazret-i Resûlüllah (S.A.V.) in bu talimatları kendi yaşamında bizzat uygulamasından kaynaklanmaktadır.
Yrd. Doç. Dr., Düzce Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Fıkıh Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 1
Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 10 Sayı: 50 Volume: 10 Issue: 50 Haziran 2017 June 2017 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 İSLAM HUKUKUNDA
HADİS DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI HADİS DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI
HADİS DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI DİS DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI 46 5. HADİS DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ UYGULANMASI 5.1. HADİS DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ TEMEL FELSEFESİ VE GENEL AMAÇLARI Hadis; Peygamberimizin söz,
İÇİNDEKİLER. G r 17 I. YÖNTEM ve KONUNUN SINIRLANDIRILMASI 17 II. TERMİNOLOJİ 23
İÇİNDEKİLER KISALTMALAR 11 ÖNSÖZ 13 G r 17 I. YÖNTEM ve KONUNUN SINIRLANDIRILMASI 17 II. TERMİNOLOJİ 23 B r nc Bölüm KLASİK İSLÂMÎ PARADİGMA ve ORYANTALİST PARADİGMA 25 I. ORYANTALİST PARADİGMA ve KURUCU
Fıtır Sadakası ve Fıkhi Hükümleri Gönderen Kadir Hatipoglu - Ocak :05:46. Fıtır Sadakası ve Fıkhi Hükümleri
Fıtır Sadakası ve Fıkhi Hükümleri Gönderen Kadir Hatipoglu - Ocak 20 2013 10:05:46 Fıtır Sadakası ve Fıkhi Hükümleri Fıtır Sadakası ve Fıkhi Hükümleri Fıtr sözlükte "orucu açmak", fıtra da "yaratılış"
Soru: Kimlerin fitre vermesi gerekir? Hangi ürünlerden verilebilir?
Fitre/Fıtra Fıtrayı kimler verir Soru: Kimlerin fitre vermesi gerekir? Hangi ürünlerden verilebilir? İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın
ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : DİNLER ARASI İLİŞKİLER Ders No : 0070040203 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili
1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.
İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.
Konu Anlatımlı Diyanet Yeterlik Kitabı - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi
Kitap Yazarı: Ziya Şen Yayınevi: Tibyan Yayıncılık Yayın Yılı: 2011 Türü: Sınav Sayfası: 420 Satış fiyatı ve yerleri: Kitap Yurdu (18.14), Ziya şen (15.00), Alternatif (15.90), Arapça Dağıtım (15.00) Açıklama:
Eğitim Programları ANA HATLARIYLA İSLAM DİNİ
Eğitim Programları ANA HATLARIYLA İSLAM DİNİ Giriş Ana hatlarıyla İslam dini programı, temel sayılan programlardan sonra daha ileri düzeylere yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu programı takip edecek ders
İSLAM HUKUKUNDA AKIL HASTALARININ EVLİLİĞİ MESELESİ
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 31, 2018, s. 415-441. İSLAM HUKUKUNDA AKIL HASTALARININ EVLİLİĞİ MESELESİ Dr. Adem YENİDOĞAN * Özet: Her hukuk sisteminde olduğu gibi İslam hukukunda da şahısların
UYGULAMA VE DELİLLERİ AÇISINDAN DÖRT MEZHEBE GÖRE NAMAZDA ELLERİN DURUMU
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 28, 2016, s. 391-415. UYGULAMA VE DELİLLERİ AÇISINDAN DÖRT MEZHEBE GÖRE NAMAZDA ELLERİN DURUMU Prof. Dr. Şevket TOPAL, * Arş. Gör. Zahide KESKİN ** Özet: Namaz,
Hâmile kadın için haccın hükmü
Hâmile kadın için haccın hükmü ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid 0Terceme: 0TMuhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin 20-432 جم حج احلامل» اللغة الرت ية «مد صالح املنجد رمجة: مدد مسلم شاه
Türkçeye Tercüme Edilen Hadis Kitaplarında Geçen Zayıf Hadislerin Numaraları
Türkçeye Tercüme Edilen Hadis Kitaplarında Geçen Zayıf Hadislerin Numaraları Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace, Nesai, Edebu l-mufred, Muvatta, İbn Carud, Taberani (Mucemu s-sagir) İçindekiler 1- Sünenu İbn
Selamın Veriliş Şekli: Selam verildiği zaman daha güzeliyle veya aynısıyla karşılık vermek gerekmektedir. Allah
Arapça da barış, esenlik ve selamet gibi anlamlara gelen selam kelimesi, ilk insan ve ilk peygamber Âdem den (a.s.) beri vardır: Allah Ademi yarattığı vakit, git şu oturan meleklere selam ver, selamını
ŞİÎ-SÜNNÎ POLEMİĞİNDE EBÛ TÂLİB VE DİNÎ KONUMU. Habib KARTALOĞLU
e-makâlât Mezhep Araştırmaları, IV/2 (Güz 2011), ss. 179-183. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com ŞİÎ-SÜNNÎ POLEMİĞİNDE EBÛ TÂLİB VE DİNÎ KONUMU Halil İbrahim Bulut, Araştırma Yayınları, Ankara, Nisan 2011,
Oruç Keffâreti. Bir Beşerî Teşrî Faaliyeti:
18 Kitap ve Hikmet U USÛL Bir Beşerî Teşrî Faaliyeti: Oruç Keffâreti Dr. Fatih ORUM Fıkıh geleneğine göre biri Hanefî diğeri Şâfiî mezhebine mensup olduklarını düşünen iki arkadaş, bir Ramazan günü beraberce
Ayşe KOÇ * * Yüksek Lisans Öğrencisi, e-posta:
Ayşe KOÇ * İslam dininde aklın yeri, önemi, fonksiyonu gibi konular İslam düşüncesinde ilk dönemlerden itibaren üzerinde tartışılan meselelerden biri olmuştur. Usul ve fürû-i fıkıh perspektifinden bakıldığında
Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn
RAMAZAN GECELERİNDE KILINAN NAMAZIN CEMAATLE EDÂSININ MEŞRULUĞU ] ريك Turkish [ Türkçe Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin 2011-1432 وعية اجلماعة يف قيام رمضان»
İÇİNDEKİLER KISALTMALAR...10 ÖNSÖZ...12 GİRİŞ...16 I- İSRÂ VE MİRAÇ KELİMELERİNİN MANALARI...16 II- TARİH BOYUNCA MİRAÇ TASAVVURLARI...18 A.
İÇİNDEKİLER KISALTMALAR...10 ÖNSÖZ...12 GİRİŞ...16 I- İSRÂ VE MİRAÇ KELİMELERİNİN MANALARI...16 II- TARİH BOYUNCA MİRAÇ TASAVVURLARI...18 A. Eski Kavimlerde Miraç...18 1. Çeşitli Kabile Dinleri...19 2.
Teravih Namazı - Gizli ilimler Sitesi
Niçin Teravih Namazı denilmiştir? Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan namaz. "Teravih" kelimesi Arapça, "Terviha"nın çoğuludur ve "oturmak, istirahat etmek'" anlamına gelmektedir. Teravih namazı
EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ.
EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ www.almuwahhid.com 1 Müellif: Şeyhu'l-İslam İbni Teymiyye (661/728) Eser: Mecmua el-feteva, cilt 4 بسم هللا الرحمن الرحيم Selefin, kendilerinden sonra gelenlerden daha alim, daha
İSLAM AİLE HUKUKUNDA BİD Î TALAK MESELESİ
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 30, 2017, s. 337-363. İSLAM AİLE HUKUKUNDA BİD Î TALAK MESELESİ Doç. Dr. Ülfet GÖRGÜLÜ * Özet: Fıkhın boşanmayla ilgili hükümleri içinde en çok tartışılan konulardan
İslam hukukuna giriş (İLH1008)
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İslam hukukuna giriş (İLH1008) KISA
İçindekiler. Kısaltmalar 11 Yeni Baskı Vesilesiyle 13 Önsöz 15
İçindekiler Kısaltmalar 11 Yeni Baskı Vesilesiyle 13 Önsöz 15 Ebû Mansûr el-mâtürîdî 1. Hayatı 21 2. Siyasî ve İlmî Çevresi 25 3. İlmî Şahsiyeti 28 4. Eserleri 31 4.1. Kelâm ve Mezhepler Tarihi 31 4.2.
NAFAKA. Nafakasının yiyecek sınıfları ekmek veya un, tuz, yağ, sabun, odun ve her ihtiyaçta kullanılmak üzere laz
NAFAKA 1 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Hind, kendisini boşayan kocasından hamile olduğunu ifade edip, gebelik Açıklama: Kadın ister fakir isterse zengin olsun, ister Müslüman isterse ehl-i kitaptan bulunsun,
Borçlunun sadaka vermesinin hükmü
Borçlunun sadaka vermesinin hükmü ] رك Turkish [ Türkçe Muhammed b. Salih el-useymîn 3Terceme3T 3T: 3TMuhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2013-1434 ح م صدقة املدن» اللغة الرت ة «بن صالح العثم مد رمجة:
5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ
5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ Allah İnancı Ünite/Öğrenme Konu Kazanım Adı KOD Hafta Tarih KD1 KD2 KD3 KD4 KD5 KD6 Allah Vardır ve Birdir Evrendeki mükemmel düzen ile Allahın (c.c.) varlığı ve birliği
İLK DÖNEM HADİS- REY TARTIŞMALARI ŞEYBÂNÎ ÖRNEĞİ Mehmet ÖZŞENEL, İstanbul: İFAV, 2015 Ali SEVER
İLK DÖNEM HADİS- REY TARTIŞMALARI ŞEYBÂNÎ ÖRNEĞİ Mehmet ÖZŞENEL, İstanbul: İFAV, 2015 Ali SEVER İslâmî ilimlerin teşekkülünde Hicrî ilk asırlar farklı yönleriyle değerlendirmeye açık alan olması nedeniyle
T.C. VELÎ SEMPOZYUMU. Prof. Dr. Ali Rafet ÖZKAN KASTAMONU
T.C. ST MO U VE S TES III. ULUSL SI EY -I VELÎ SEMPOZYUMU E T Prof. Dr. Ali Rafet ÖZKAN E T Y IMCIL I Doç. Dr. Burhan BALTACI Ar. r. Be a A i e D C r. Do. Dr. A o an A DO DU Ar. r. Nuran SARICI 06-0 Ma
Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları
Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine
HADİS TARİHİ VE USULÜ
HDİS TRİHİ VE USULÜ DİKKT! Bu testte 25 soru bulunmaktadır. Cevaplarınızı, cevap kâğıdınızın Hadis Tarihi ve Usulü testi için ayrılan kısmına işaretleyiniz. 1. şağıdakilerden hangisi Esbabu Vürûdi l- Hadîs
Fıkıh Usulünde Fahreddin er-râzî Mektebi Tuncay Başoğlu İstanbul: İSAM Yayınları, 2014, 300 sayfa.
Fıkıh Usulünde Fahreddin er-râzî Mektebi Tuncay Başoğlu İstanbul: İSAM Yayınları, 2014, 300 sayfa. Günümüzde, akademik dünyayı İslâm medeniyetinin birikimi ile yüzleştirecek ve bu medeniyeti meydana getiren
Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid
Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme: Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 202-433 ح م ملسح القبعة والكوفية
İSLAM FIKHINA GÖRE KADINLARIN ÂDET VE LOHUSALIK GÜNLERİNDE MESCİTLERE GİRİŞ SORUNU
İSLAM FIKHINA GÖRE KADINLARIN ÂDET VE LOHUSALIK GÜNLERİNDE MESCİTLERE GİRİŞ SORUNU ALİ YÜKSEK * Women s going to the Mosque in case of Menstruating and Puerperal in Islamic Fiqh Abstract: It has been discussed
NİKAH-II (Rükün ve Şartları)
İSLAM HUKUKU-I DERS -8 NİKAH-II (Rükün ve ) Prof. Dr. Abdülaziz BAYINDIR & Doç. Dr. Servet BAYINDIR İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri DERSİN AKIŞI Rükünleri Rükünlerde Aranan Şartlar
BEDENÎ - MALÎ İBADET AYRIMININ İBADETLERDE NİYABETE ETKİSİ VE BEDEL HAC
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 29, 2017, s. 369-398. BEDENÎ - MALÎ İBADET AYRIMININ İBADETLERDE NİYABETE ETKİSİ VE BEDEL HAC Doç. Dr. İbrahim PAÇACI * Özet: İslâm bilginlerinin çoğunluğu, niyabetin
Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir?
Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir? Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir? Kısacası
zekat ve fitre rehberi
zekat ve fitre rehberi Sizin dostunuz ancak Allah tır, Resûlüdür ve Allah ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü minlerdir. (Maide 55) zekat ve fitre rehberi DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler
3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.
Yaşadığı dönemde çok önemli İslam düşünürleri yaşamış. Bunlardan birisi de hocası İbni Teymiyyedir.
13. yüzyılın başlarında dünyaya gelmiş 14. yüzyılda Memluklu Devletinde yaşamıştır. Başka bir ifade ile Hicri 691 (M.1292) yılında dünyaya geliyor ve 751 (M.1350) yılında vefat ediyor. Yaşadığı dönemde
İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ. Bu Beldede İlim Ölmüştür
İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ Bu Beldede İlim Ölmüştür Rivayet edildiğine göre Süfyan es-sevrî (k.s) Askalan şehrine gelir, orada üç gün ikamet ettiği halde, kendisine hiç kimse gelip de ilmî bir mesele hakkında
Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)
Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı
ICERIK. Salih amel nedir? Salih amelin önemi Zekat nedir? Zekat kimlere farzdır? Zekat kimlere verilir? Sonuc Kaynaklar
ICERIK Salih amel nedir? Salih amelin önemi Zekat nedir? Zekat kimlere farzdır? Zekat kimlere verilir? Sonuc Kaynaklar Salih amel nedir? Salih: dogru yolda olan, fesat icinde olmayan, faydalı ve yarayışlı
Yazar Yard. Doç. Dr. İbrahim PAÇACI. Grafik & Tasarım: Abdullah PAÇACI. Baskı: Ayrinti Basin Yayin ve Matbaa Hizmetleri San. tic. ltd.
Yazar Yard. Doç. Dr. İbrahim PAÇACI Grafik & Tasarım: Abdullah PAÇACI Baskı: Ayrinti Basin Yayin ve Matbaa Hizmetleri San. tic. ltd. şti 0(312) 394 55 90 1. Baskı Ankara 2015 ISBN 978-605-84024-0-9 Sertifika
ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:
ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz
İçindekiler. Önsöz 11 Kısaltmalar 15
İçindekiler Önsöz 11 Kısaltmalar 15 EBÛ MANSÛR EL-MÂTÜRÎDÎ 17 Hayatı 17 Siyasî ve İlmî Çevresi 20 İlmî Şahsiyeti 22 Eserleri 25 a. Kelâm ve Mezhepler Tarihi 25 b. Usûl-i Fıkıh 29 c. Tefsir ve Kur an İlimleri
Kelâle (Yansoy) Hısımların Mirasçılıklarıyla Alakalı Meşhur Bir Mesele: Müşerreke
Kelâle (Yansoy) Hısımların Mirasçılıklarıyla Alakalı Meşhur Bir Mesele: Müşerreke Abdurrahman Yazıcı Dr., İslam Hukuku [email protected] Öz Sahabe döneminden itibaren İslam miras hukukunda üzerinde
Zirai Masrafların Zekât Matrahından Düşürülmesi
ARAŞTIRMA VE İNCELEME Zirai Masrafların Zekât Matrahından Düşürülmesi İbrahim ÖZDEMİR a a İslam Hukuku AD, Bingöl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Bingöl Ge liş Ta ri hi/re ce i ved: 18.08.2015 Ka bul
ZEKÂT KİMLERE VERİLİR...13 34) Zekât ve sadaka-i fıtır kimlere verilir?...13 35) Zekât ve sadaka-i fıtır kimlere verilmez?...13 36) Sivil toplum
İçindekiler ZEKAT... 2 1) Zekât kimlere farzdır? Geçerli olmasının şartları nelerdir?... 3 2) Buluğ çağına ermemiş zengin çocukların malından zekât vermek gerekir mi?... 3 3) Babası ile birlikte oturan
Yüzük Takmaya Dâir Fıkhî Hükümler 1. Bölüm
Yüzük Takmaya Dâir Fıkhî Hükümler 1. Bölüm [quote width= auto align= left right none border= COLOR color= BLUE title= EDİTÖRÜN NOTU ]Hüsamettin Vanlıoğu Başkanlığında İsmailağa Fıkıh Hey eti tarafından
İMAMİYYE NİN İMAMET NAZARİYESİNİN TEŞEKKÜL SÜRECİ Metin BOZAN İSAM Yayınları, İstanbul 2009, 272 s. Harun TÜRKOĞLU
e-makâlât Mezhep Araştırmaları, IX/1 (Bahar 2016), ss. 131-135. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com Başvuru: 07.06.2016 Kabul: 20.06.2016 İMAMİYYE NİN İMAMET NAZARİYESİNİN TEŞEKKÜL SÜRECİ Metin BOZAN İSAM
FIKIH DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI
16 2. FIKIH DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ UYGULANMASI 2.1. FIKIH DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ TEMEL FELSEFESİ VE GENEL AMAÇLARI Fıkıh; en geniş anlamıyla kişinin hak, yetki ve sorumluluklarının bilincinde olmasıdır.
Yazar= Soner DUMAN. Soru:
Yazar= Soner DUMAN Soru: Bir ana-baba, çocuğuna karını boşayacaksın. Biz buna daha fazla dayanamayız, ya o ya da biz. Boşanmazsan hakkımızı helal etmeyiz diyor. Bu durumda çocuğun ana-babasına itaat ederek
3 Her çocuk Müslüman do ar.
TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,
İSLAM HUKUKU AÇISINDAN BEDENSEL ENGELLİLİK. Hilal ÖZAY, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 1. Baskı, Ankara 2012, (438 s.) ISBN:
İSLAM HUKUKU AÇISINDAN BEDENSEL ENGELLİLİK Hilal ÖZAY, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 1. Baskı, Ankara 2012, (438 s.) ISBN: 978-975-389-734-1 (Kitap Tanıtımı) Nazım BÜYÜKBAŞ * İslâm, hükümlerini, kolaylaştırma
ÖĞRETİM YILI. MÜFTÜLÜĞÜ KUR AN KURSLARI İBADET DERSİ DÖNEM DÜZEYE GÖRE DERS PLÂNI
EYLÜL EKİM KASIM İBADET VE MÜKELLEF T E M İ Z L İ K 1.İbadetin (Salih Amel) Tanımı 2.Amacı ve Önemi: İbadet Bize Ne Kazandırır? 4.Temizlik-İbadet İlişkisi 9 2 NAMAZ 1.DÖNEM 1. DÜZEY (KUR 1) 3. Temel İbadetler
ZEKÂT IN KELİME OLARAK; ARTMA ÇOĞALMA ARINMA BEREKET Bu anlamlara gelmektedir.
ZEKÂT IN KELİME OLARAK; ARTMA ÇOĞALMA ARINMA BEREKET Bu anlamlara gelmektedir. Zekât Terim Olarak İse; Dinen zengin sayılan Müslümanların yılda bir kez malının ya da parasının belli bir miktarını Allah
Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid
Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza
Mehir hakkında Dinimizin Bildirdikleri
Mehir hakkında Dinimizin Bildirdikleri Karabük ten Ali Kılınç: Mehirle ilgili dinimizin emirleri nelerdir? Düğün nişan gibi mesut günlerde hanım kızlarımıza erkek tarafından takılan takıların mülkiyeti
Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Tefsir II ILH
DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Tefsir II ILH 204 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü
Diyanet'in arşivinden daha neler çıktı neler
Diyanet'in arşivinden daha neler çıktı neler Mustafa Solak yazdı Diyanet İşleri Başkanlığı bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak tespit etmişti. Bu ifadenin tepki çekmesi üzerine
İslam Hukukuna Giriş
İslam Hukukuna Giriş DİKKAT! Bu testte 20 soru bulunmaktadır. Cevaplarınızı, cevap kâğıdınızın İslam Hukukuna Giriş testi için ayrılan kısmına işaretleyiniz. A 1. Fıkıh ilmi ile ilgili A) Kişinin haklarını
ÖZGEÇMİŞ YRD. DOÇ. DR. HALİL İBRAHİM KUTLAY
ÖZGEÇMİŞ YRD. DOÇ. DR. HALİL İBRAHİM KUTLAY 1. Adı Soyadı : Halil İbrahim KUTLAY. Doğum Tarihi : 0 / 10/ 197 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr.. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Yüksek
Zekât Nisabı ve Fitre Miktarının Çağdaş Parasal Değeri
Kur an Araştırmaları Vakfı KURAV Zekât Nisabı ve Fitre Miktarının Çağdaş Parasal Değeri [SEMPOZYUM TEBLİĞ VE MÜZAKERELERİ] 02-03 Ekim 2004 Hotel Montania, Mudanya-BURSA Editör Yunus Vehbi YAVUZ KURAV YAYINLARI
KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)
KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece
TEMİZLİK HAZIRLAYAN. Abdullah Cahit ÇULHA
TEMİZLİK HAZIRLAYAN Abdullah Cahit ÇULHA TEMİZLİK MADDİ TEMİZLİK MANEVİ TEMİZLİK İslam dini, hem maddî, hem de manevî temizliğe büyük bir önem vermiştir. Bu iki kısım temizlik arasında büyük bir ilgi vardır.
Ârif Halîl Ebu Îyd el-alâkâtü d-devliyye fi l-fıkhi l-islâmî
nusunda bir tartışma başlatmaktalar; fakat bu tartışma net bir sonuca varmaktan ziyade sadece eleştiri seviyesinde kalmaktadır. Konular gayet teorik bir zeminde ele alınmasına rağmen eserin dili açık ve
NAMAZI, MESCİT VEYA CÂMİDE CEMAATLE KILMANIN HÜKMÜ. Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid. Terceme edenler. Muhammed Şahin. Tetkik edenler Ümmü Nebil
NAMAZI, MESCİT VEYA CÂMİDE CEMAATLE KILMANIN HÜKMÜ حكم الصلاة مع الجماعة ] باللغة التركية [ Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid ألفه الشيخ: محمد صالح المنجد Terceme edenler Muhammed Şahin ترجمه: محمد
Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı
Adı Soyadı: Mustafa KARATAŞ Ünvanı: Doç.Dr. Ana Bilim Dalı: Hadis Ana Bilim Dalındaki Konumu: Öğretim Üyesi E-Posta: [email protected] Web: www.mustafakaratas.com ÖĞRENİM DURUMU VE AKADEMİK ÜNVANLAR
ZEKÂTIN DEVLET TARAFINDAN TOPLANMASININ
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 28, 2016, s. 417-434. ZEKÂTIN DEVLET TARAFINDAN TOPLANMASININ FIKHÎLIĞI Yrd. Doç. Dr. Suat ERDOĞAN * Özet: İslâm ın temel esaslarından mali bir ibadet olan zekât,
İÇİNDEKİLER ZEKÂT VE FİTRENİN TOPLANMASI VE DAĞITIMI 1. MESELE: ZEKÂT VE FİTRENİN AYNI OLUŞU 21
İÇİNDEKİLER ZEKÂT VE FİTRENİN TOPLANMASI VE DAĞITIMI ÖZET... 18 1. MESELE: ZEKÂT VE FİTRENİN AYNI OLUŞU 21 Zekât... 21 Fitre (Sadaka-i Fıtr)... 22 Sadaka... 22 Zekât ve Fitrenin Hikmeti... 22 Zekât ve
DAVACILARIN VARLIKLI OLMALARI DESTEK TAZMİNATI İSTEMELERİNE ENGEL DEĞİLDİR.
DAVACILARIN VARLIKLI OLMALARI DESTEK TAZMİNATI İSTEMELERİNE ENGEL DEĞİLDİR. (1) Ana babanın parasal durumları iyi olsa bile, ilerde birgün yardıma muhtaç olmayacaklarını önceden kestirmek olanaksız bulunmasına
İSLAM DÜŞÜNCESİNDE ÇOCUKLARIN DİNİ KONUMU. Mustafa AKÇAY, İzmir, Işık Akademi Yayınları, Ocak, 2012, s. 214.
İSLAM DÜŞÜNCESİNDE ÇOCUKLARIN DİNİ KONUMU Mustafa AKÇAY, İzmir, Işık Akademi Yayınları, Ocak, 2012, s. 214. Esra EKİNCİ İncelemek üzere elimizde bulunan eserin müellifi Sakarya İlahiyat Fakültesi Kelam
Question. Muhammed b. el-hasan el-saffar, müfevvizenin temsilcilerinden miydi?
Question Muhammed b. el-hasan el-saffar, müfevvizenin temsilcilerinden miydi? Answer: Muhammed b. el-hasan el-saffar ın gulat ve müfevvize olmadığını birkaç delil ve karineye dayanarak söyleyebiliriz:
Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla ne konuşur, ne onlara nazar eder, ne de onları günahlarından arındırır, onlara elim bir azap vardır:
Hayatımız başlangıçtan ölüm anına kadar seyr halindedir. Ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler seyir halindeki arabamıza yön veren işaret levhaları gibidir. Bazı işaretleri algılama, refleks haline dönüşmüşken
Bir kesim kadın erkeğe imamlık yapabileceğini iddia ediyorlar ve buna da delil olarak:
Soru: Bir kesim kadın erkeğe imamlık yapabileceğini iddia ediyorlar ve buna da delil olarak: 1. Ümmü Varaka(r.a) adlı sahabiyenin Peygamber Efendimiz tarafından namazda erkeklere imamlık yapmasına izin
RÜ'YET-İ HİLAL Hilal'in görülmesi.hilal; ay'ın batı tarafında göründüğü sıradaki halidir.ikinci ve üçüncü günü ay'a da aynı isim verilir. "Rü'yet" görme anlamındadır. Rü'yet-i hilal de bu hilallerin izlenerek
Kadın ve Yönetim Hakkı
Kadın ve Yönetim Hakkı İslam hukukunda kadının devlet başkanı, vali, kaymakam gibi yüksek düzey yönetici olmasının serbest olup olmaması tartışılmıştır. Fıkıhçılar bu konuda genellikle olumsuz görüş sahibi
