ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
|
|
|
- Özgür Birol
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ BILDIRCINLARDA BİREYSEL VE GRUP DÜZEYİNDE ERKEK KATIMINDA ERKEK/DİŞİ ORANLARININ DÖLLÜLÜĞE ETKİSİ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI ADANA, 2006
2 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BILDIRCINLARDA BİREYSEL VE GRUP DÜZEYİNDE ERKEK KATIMINDA ERKEK/DİŞİ ORANLARININ DÖLLÜLÜĞE ETKİSİ YÜKSEK LİSANS TEZİ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI Bu tez.../.../... Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri Tarafından Oybirliği İle Kabul Edilmiştir. İmza... İmza..... İmza... Prof.Dr. A. Nazım ULUOCAK Prof.Dr. Ahmet TESTİK Prof.Dr. Abdurrahman POLAT DANIŞMAN ÜYE ÜYE Bu tez Enstitümüz Zootekni Anabilim Dalında hazırlanmıştır. Kod No: Prof. Dr. Aziz ERTUNÇ Enstitü Müdürü İmza ve Mühür Bu çalışma Ç.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje No: ZF2004YL59 Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunundaki hükümlere tâbidir.
3 ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ BILDIRCINLARDA BİREYSEL VE GRUP DÜZEYİNDE ERKEK KATIMINDA ERKEK/DİŞİ ORANLARININ DÖLLÜLÜĞE ETKİSİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAK Yıl : 2006, Sayfa: 59 Jüri : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAK Prof. Dr. Ahmet TESTİK Prof. Dr. Abdulrahman POLAT Bu çalışmada; Japon bıldırcınlarının anaç sürülerindeki çiftleştirilmelerinde, farklı erkek/dişi oranlarının döllü yumurta verimi üzerine nasıl etkiler yaratacağının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma, tesadüf parselleri deneme planında 5 tekerrürlü olarak 1 er haftalık periyotlarda yürütülmüştür. Denemedeki muameleler farklı erkek/dişi oranlarında çiftleştirmelerden oluşmuştur. Deneme sonuçları, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında bireysel olarak yapılan çiftleştirmeler arasında döllülük açısından istatistiki olarak fark olduğunu (P<0.05) göstermiş olup, en yüksek döllülük oranının 1/1 erkek/dişi oranlarında ve daha sonra 1/4, 1/5 ve 1/2 de, en düşük döllülüğün ise 1/3 oranındaki çiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir. Yine aynı oranlarda grup düzeyinde uygulanan çiftleştirmelerde de istatistiki olarak fark olduğu (P<0.05) tespit edilmiş olup, en yüksek 1/2 ve 1/1, daha sonra sırasıyla azalarak 1/3, 1/4 ve 1/5 oranındaki çiftleştirmelerde daha düşük döllülük oranı elde edildiği gözlenmiştir. Ayrıca, bireysel ve grup halinde yapılan çiftleştirmeler arasında döllülük açısından fark olup olmadığı test edilmiş olup, yapılan çiftleştirmelerde istatistiki olarak fark olmadığı tespit edilmiştir (P>0.05). Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, Döllülük, Erkek/Dişi Oranları. I
4 ABSTRACT MSc THESIS THE EFFECT OF MALE/FEMALE RATIOS ON FERTILITY OF QUAIL DURING INDIVIDUAL AND GROUP LEVEL MATING DEPARTMENT OF ANIMAL SCIENCE INSTITUE OF NATUREL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAK Year : 2006, Pages: 59 Jury : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAK Prof. Dr. Ahmet TESTİK Prof. Dr. Abdurrahman POLAT The effect of different male/female ratios on fertil eggs efficency during the mating of The Japanese quail breeder were studied. The study was made 5 times with a period of one week. Different male/female mating ratios were used on this experiments. Trial results for 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 and 1/5 male/female ratios showed difference in terms of fertility (P < 0.05) at individual level. The higher fertility rates has been seen at 1/1 and 1/ 4 ratios and secondly at 1/5 and 1/2 ratios. The lower fertiliy rates has been seen at 1/3 ratios. Trial results for 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 and 1/5 male/female ratios also showed differences in terms of fertility (P < 0.05) at group level. The higher fertility rate has been seen at 1/2 and 1/1 ratios and descendengly at 1/3, 1/4 and 1/5 ratios. In addition, the differences in the fertility of bye comparing the individual and the groups of quials were also tested and there were no statistical difference. We have also tested the differences of the fertility by comparing the individual and groups of quails, according to this experiments we reached to statistical results as there is no differences (P > 0.05). Keywords: Quail, Fertility, Male/Female Ratios. II
5 TEŞEKKÜR Lisans üstü öğrenimim, deneme çalışmalarım ve tez yazımı süresince bilgi ve yorumlarıyla her zaman destek olan danışmanım sayın Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAK a; iyi bir çalışma ortamı sunan, bölüm olanaklarını kullanmama izin veren önceki bölüm başkanımız sayın Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLU ve şimdiki bölüm başkanımız sayın Prof. Dr. Osman TORUN a; istatistiki analizlerin yorumlanmasındaki yardımlarından dolayı sayın Prof. Dr. Tamer KAYAALP ve Dr. Soner ÇANKAYA ya; deneme süresince yardımlarını esirgemeyen Arş. Gör. Mustafa BOĞA ya; tezime maddi destek sağlayan Ç.Ü. Bilimsel Araştırma Fonu na; yabancı dil konusundaki yardımlarından dolayı ablam Nilsen ÖZEL ve eşi Can ÖZEL e; kardeşim Cem YURDAKUL a teşekkür ederim. Tüm hayatım boyunca bana hep güvendikleri ve hayatımın her döneminde maddi ve manevi desteklerini esirgemedikleri için Annem Ayten, Babam Nihat ve Kardeşlerim Esten, Nilsen, Nelli ve Cem YURDAKUL a şükranlarımı sunarım. Ayrıca, lisans ve yüksek lisans öğrenimimde her zaman bana destek ve yardımcı olarak başarılarıma katkısı olan, hayatı her yönden benim için kolaylaştıran sevgili eşim Zir. Müh. Aydın KÖRÜKÇÜ ye çok teşekkür ederim. III
6 İÇİNDEKİLER SAYFA ÖZ. I ABSTRACT. II TEŞEKKÜR.... İÇİNDEKİLER... ÇİZELGELER DİZİNİ.. ŞEKİLLER DİZİNİ... SİMGE ve KISALTMALAR DİZİNİ... III IV VI VII VIII 1. GİRİŞ ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR MATERYAL ve METOD Materyal Hayvan Materyali Yem Materyali Deneme Bölmeleri Metod Hayvanların Gruplandırılması Yumurtaların Toplanması Kuluçka Çalışmaları Döllülük Kontrolü Verilerin Toplanması Deneme Deseni ve İstatistik Analizler ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Döllülük Oranlarına Ait Bulgular I. Çıkış Döllülük Oranları II. Çıkış Döllülük Oranları 36 IV
7 III. Çıkış Döllülük Oranları IV. Çıkış Döllülük Oranları V. Çıkış Döllülük Oranları Bireysel Çiftleştirmelerde Döllülük Grup Düzeyinde Çiftleştirmelerde Döllülük İki Çiftleştirme Şeklinin Karşılaştırılması SONUÇ ve ÖNERİLER KAYNAKLAR 50 ÖZGEÇMİŞ. 59 V
8 ÇİZELGELER DİZİNİ SAYFA Çizelge 1.1. Bazı Kanatlılarda Optimum Erkek/Dişi Oranları 9 Çizelge 3.1. Denemede Kullanılan Kafeslerin Boyutları. 21 Çizelge 3.2. Denemede Kullanılan Yemliklerin Boyutları Çizelge 3.3. Denemede Uygulanan Çiftleştirme Oranları Çizelge 4.1. I. Çıkış Döllülük Kontrolü Çizelge 4.2. II. Çıkış Döllülük Kontrolü Çizelge 4.3. III. Çıkış Döllülük Kontrolü 37 Çizelge 4.4. IV. Çıkış Döllülük Kontrolü 38 Çizelge 4.5. V. Çıkış Döllülük Kontrolü. 39 Çizelge 4.6. Bireysel Çiftleştirmelerden Elde Edilen Döllülük Oranları.. 40 Çizelge 4.7. Grup Düzeyindeki Çiftleştirmelerde Döllülük Oranları 41 Çizelge 4.8. İki Çiftleştirme Şeklinde Döllülük Oranları 43 VI
9 ŞEKİLLER DİZİNİ SAYFA Şekil 1.1. Dişi üreme sistemi ve sperm depolama bölgeleri. 4 Şekil 3.1. Bireysel çiftleştirme kafesleri Şekil 3.2. Grup düzeyinde çiftleştirme kafesleri Şekil 3.3. Kuluçka makinesi (Ön gelişim bölümü) Şekil 3.4. Kuluçka makinesi (Çıkış bölümü) Şekil 3.5. Ana makinesi VII
10 SİMGELER ve KISALTMALAR DİZİNİ 1. E/D : Erkek/Dişi 2. BÇ : Bireysel Çiftleştirme 3. GDÇ : Grup Düzeyinde Çiftleştirme 4. UVJ : Uterus ile Vaginanın Birleşim Noktası 5. YT : Yapay Tohumlama 6. ME : Metabolik Enerji 7. HP : Ham Protein 8. : Erkek 9. : Dişi VIII
11 GİRİŞ 1. GİRİŞ Türkiye de kanatlı eti üretimini tavuk, hindi, bıldırcın, ördek, kaz ve devekuşu etleri oluşturmaktadır. Japon Bıldırcınları (Coturnix coturnix japonica) gerek üreme gücü ve gerekse generasyonlar arası sürenin kısalığı gibi biyolojik üstünlüklerinin yanı sıra, yoğun üretim biçimine uygun özellikleriyle de yetiştiriciler ve araştırıcılar tarafından tercih edilmektedirler (Uluocak, 1991). Dar alanda büyük yatırım gerektirmeden ve kısa sürede yüksek verim elde edilmesinden dolayı bıldırcın yetiştiriciliği giderek yaygınlaşmaktadır (İpek ve ark 2005). Etinin lezzetli oluşu, özellikle göğüste et randımanının yüksekliği ve besin değerinin yüksek oluşu bıldırcın etinin aranılır niteliklerinin başında gelmektedir. Bıldırcınlar değişebilen çevre faktörlerine çabuk adapte olabilmekte, gerek yaşamsal fonksiyonları ve gerekse üreme yeteneklerindeki değişim göz ardı edilebilecek kadar küçük olmaktadır. Yapılan bir çok deneme sonrası bıldırcınlarda selekte edilen özelliklerin gelecek generasyonlarda görülme yüzdesi yine yüksek çıkmakta ve böylece çeşitli araştırmalarda, kanatlı hayvanlar arasında materyal seçiminde öncelik almışlardır (Chail ve ark., 1975; Collins ve ark., 1970; Marks, 1980; Okamoto, 1981). Ülkemizde genetik araştırmalar için bıldırcınların kullanılmasına ilk kez 1960 lı yılların başında Ankara Üniversitesinde başlanmıştır. Bıldırcının et ve yumurta üretimi amacıyla tanıtımı ve geliştirilmesi çalışmaları ise ilk kez 1982 yıllında Ege Üniversitesinde gerçekleştirilmiştir. Akdeniz ve Çukurova Üniversitelerinde 1990 lı yıllarda hem araştırma hem de damızlık amaçlı üniteler oluşturulması yetiştiriciliğin gelişmesine katkı sağlamıştır (Koçak ve Özkan 1999). Kanatlı hayvan ıslahında bıldırcının bir deney hayvanı olarak kabul edilebilmekte, bu özelliğiyle ıslah çalışmalarında pedigrili yavru elde etmek için veya öz ve üvey kardeş grupları oluşturularak yapılacak olan denemeler için uygun bir deney hayvanı olmuştur (Colins ve ark., 1970). Her erkeğin yalnız bir tek dişiden birden fazla döl alınması halinde elde edilecek generasyon ana-baba-bir özkardeş familyalarını oluşturacaktır. Her familyada erkek ve dişi özkardeşler bulunacağına göre, erkekler dişi kardeşlerinin (yalnız dişilerde görülen karakterler bakımından) 1
12 GİRİŞ ortalamalarına göre değerlendirilebilecektir (Düzgüneş 1976). Aynı şekilde bir erkeğin birden fazla dişi ile çiftleştirilmesinde ise baba-bir üvey kardeş familyaları oluşacak ve her familyada erkek ve dişi üvey kardeşler bulunacaktır. Böylece damızlık hayvan seçileceği zaman, üvey kardeşlerine ait fenotipik değerlerinin ortalamalarından faydalanılabilecektir. Bu durumda üvey kardeş sayısının mümkün olduğunca fazla olması istenecek, buda erkek/dişi oranının azaltılmasıyla mümkün olabilecektir. Japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica), kuşak aralığının kısalığı, seleksiyon etkilerinin kısa sürede alınabilmesi, elde edilen bilgilerin tavuk ıslahına uyarlanabilmesi gibi nedenlerle kanatlı araştırmalarında model hayvan olarak kullanılmaktadır (Wilson ve ark., 1961). Bıldırcınlarda, diğer kanatlılarda olduğu gibi verimi etkileyen en önemli etmenlerden birisi üremedir. Biyolojik özellik olarak üreme gücünün artırılması, verimin ve ürünün artırılması ile eş anlamlı olmaktadır. Hayvancılıkta birey anaç başına yıllık döl verimi işletmelerin kârlığının ana göstergesidir. Birim anaç başına döl veriminin artırılmasında, özellikle kanatlılarda döllü yumurta sayısının artırılması kaçınılmazdır. Hayvansal üretimde yem, toplam girdinin yaklaşık %75-80 ni oluşturmaktadır (Kutlu ve Görgülü, 2001). Fazladan yetiştirilen bir erkek damızlığın bile tüketeceği yem hesaba katılınca, işletmeye maddi kayıp vereceği düşünülerek en uygun oranların tespit edilmesi yönelik birçok çalışmalar yapılmış (Hughes ve ark., 1980; Uluocak ve Okan, 1993; Asasi ve Jaafar, 2000), böylece en az erkek kanatlının elde tutularak üretim yapılması sağlanmaya çalışılmıştır. Üremede kullanılacak olan erkek ve dişi oranları özellikle kanatlılarda, dişi üreme sisteminin yapısından dolayı çok farklılık göstermektedir. Kanatlılarda tek bir kopulasyon (çiftleşme) veya yapay tohumlamada dişi üreme sistemine aktarılmış olan sperma, daha sonra kullanılmak üzere iki ayrı sperm deposunda depolanabilmektedir. Dişilerde üreme sistemi yumurtalık ve yumurta kanalından oluşmuştur (Şekil 1.1). Kanatlılarda yalnız sol yumurtalık ve yumurta kanalı gelişmiş olup, 2
13 GİRİŞ embriyonik gelişme sırasında sağ yumurtalık ve yumurta kanalı dumura uğramış ve işlevini yitirmiştir. Yumurtalık (ovarium), dişi üreme hücrelerini yani ovum üretir. Gelişmekte olan ve irili ufaklı folikülleri kapsayan bir üzüm salkımı görünümündedir. Yumurta kanalı ise yumurta oluşumundaki işlevlerine göre 5 bölgeye ayrılır (Şekil 1.1); 3
14 GİRİŞ Şekil1.1: Kanatlılarda Dişi Üreme Sistemi ve Sperm Depolama Bölgeleri (North, 1972). 4
15 GİRİŞ Infindibulum: Yumurtalığın tam altında olup, ovulasyonun ardından yumurta sarısını yakalar. Döllenmenin olduğu yerdir. Magmun: Albümin (yumurta akı) salgılayan bölgedir. Isthmus: Kabuk altı zarların salgılandığı yerdir. Uterus: Kabuk bezi olarak da isimlendirilir. Yumurta kabuğunun oluşturulduğu bölgedir. Vagina: Yumurta kanalının kloaka açılan bölümü olup, yumurtanın yumurtlanmasına yardımcı olur. Şekil 1.1 de birincisi Utero-Vaginal Junction UVJ (uterus ile vaginanın birleşim noktası), diğeri ise infindibulum ile magmunun birleşme noktasında ve oklarla belirtilmiş olan bölgelerde, iki tane tübular bez bulunmaktadır. Bu tübular bezler spermlerin depolandığı yerlerdir. Kanatlılarda üreme biyolojisinin en önemli özelliği, tek bir çiftleşme veya tohumlamadan sonra döllü yumurta üretiminin bir süre daha devam etmesidir (Altan, 1990). Yani spermler dölleme yeteneğini kaybetmeden bir süre dişinin yumurta kanalında yaşayabilmektedir. Çiftleşme veya yapay tohumlamadan kısa bir süre sonra spermler yumurta kanalına dağılmakta, ancak 24 saat sonra kanal incelendiğinde hiç sperm bulunmadığı görülmektedir. Daha sonra yumurta kanalında yalnız ovipozisyon ve ovulasyona yakın saatlerde az sayıda sperme rastlanmaktadır. Bu kaybolma sırasında yumurta kanalı içerisinde spermlerin bir kısmı uterus ile vaginanın birleşim noktasında ve bir kısmada infindibulum ile magmunun birleşme noktasında bulunan sperm depo bezlerinde depolanmış olmaktadır (Takeda, 1967). Spermatozoalar dişi kanatlının üreme organında uzun süre canlılığını muhafaza edebilmektedirler. Bezler içerisinde sperm dölleme kabiliyetini 32 gün kadar koruyabildiği söylenmekte olsa da, bu değer genel olarak gün arası değişmektedir. Çiftleşme döneminin ardından dişi bıldırcınlarla erkek bıldırcınlar birbirlerinden ayrılmalarına rağmen yapılan gözlemlerde gün sonrasında dahi dişilerin döllenmiş yumurta verdikleri tespit edilmiştir (Sıttmann ve Abplanalp, 1965). 5
16 GİRİŞ Tavuklarda doğal aşım veya yapay tohumlamadan sonra spermatozoalar 15 dakika içinde infindibuluma ulaşıp, ovule edilen yumurtayı dölleyebilmektedirler. Doğal aşımda ve vagina içine tohumlamalarda uterus-vagina (UVJ) bölgesindeki bezler bir filtre gibi iş görüp, ölü spermlerin taşınmasını önleyerek yalnızca canlı ve normal spermlerin geçişine izin vermektedirler (Atlan 1990). Bir sürüde, erkekler sürüden ayrıldıktan bir müddet sonra bile döllü yumurta elde edilebilmektedir. Bu döllülük her geçen gün düşme göstermekte, 4 veya 5. günden itibaren daha da hızlı azalmaktadır. Ancak araştırmalar, erkekler kümesten çıkarıldıktan sonra 4 haftaya kadar döllü yumurtaların görülebildiğini göstermektedir. Bir sürüdeki erkeklerin kümesten çıkarıldığı gün kümese yeni erkek damızlıklar bırakılacak olursa, ancak 3 gün sonra yeni erkek damızlıklara ait döllü yumurtalar elde edilebilmektedir (Özen, 1989). Erkek damızlıklar, günde kez çiftleşmeye teşebbüs etmektedir. Bu sayı kümesteki rekabet, dişi damızlık sayısı, erkek damızlık sayısı, erkek damızlıkların yaşı, sosyal düzen, sıcaklık ve havalandırma, aydınlatma durumu gibi bazı faktörler göre değişmektedir. Kanatlıların bu özelliğinden faydalanarak en düşük erkek/dişi oranının 1/10 yerine, yapılan bu çalışmada sadece 1/5 oranında tutulmasının sebebi de bu sayılan faktörler olmuştur. Kanatlılarda döllülüğe etkili olan etmenlerin başında erkek dişi oranı gelmekte olup, bıldırcınlarda döllülüğü etkileyen diğer etmenler; damızlık sürünün yaşı ve ağırlığı, damızlıkların sağlığı, genetik yapı, bakım-yönetim ve besleme koşulları olarak sayılabilir. Yapılmış olan bu çalışma ve bunun benzeri çalışmalarda veya bazı ıslah çalışmalarında döllülüğü etkileyen diğer etmenler de deneme sonucunu etkileyebilmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalarda birbirinden farklı sonuçlar elde edilebilmesinin bir sebebi de budur. Günümüze kadar yapılmış olan bazı çalışmalar, bıldırcınlarda erkek/dişi oranının döllülüğe etkisi olduğunu, en yüksek döllülüğün 1/2-1/5 E/D oranları arasında elde edildiğini göstermiştir (Narahari ve ark. 1988). Uluocak ve Okan (1993), bıldırcınlarda değişik erkek-dişi oranlarının kuluçka sonuçlarına etkisini araştırmak için yapmış oldukları çalışmada, işletme koşullarına bağlı olarak 1/2 ve 1/3 oranlarının döllülükte uygun bir erkek/dişi oranı 6
17 GİRİŞ olabileceğini, 1/4, 1/5 ve 1/6 oranlarındaki çiftleştirmelerin sonuçlarının ekonomik analizlerinin yapılarak değerlendirilmesi gereğini ortaya koymuşlardır. Woodard ve Abplanalp (1966), optimum çiftleştirme oranı, kuluçkaya konuş zamanı, döllülük süresi, döllülüğe yaşın etkisi ve toplu çiftleştirilmiş hayvan gruplarındaki genel çiftleştirme davranışlarını belirlemek için Japon bıldırcınlarıyla yaptıkları denemelerde; erkek/dişi oranı 1/2 olduğunda yüksek döllülük gözlendiğini ve ilk döllü yumurtanın erkekler kafese koyulduktan sonraki ikinci günde yumurtlandığını belirtmişlerdir. Tavuklarda, bir damızlık sürüde en uygun erkek/dişi oranı hayvanın tipine ve büyüklüğüne göre tespit edilmekte olup, 100 tavuk başına erkek damızlık sayısı olarak ifade edilmektedir. Bu oran ortalama olarak 8-11 arasında erkek damızlık hayvan olarak verilebilmektedir. Döllü yumurta elde etmek için erkek ve dişiler eşeysel olgunluktan önce eşleştirilerek kafeslere yerleştirilmelidir. Böylece erkek ve dişilerin birbirlerine alışmaları sağlanmış olmakta, aksi halde sık sık gagalama olayları görülebilmektedir. Bu da hem yumurta veriminin hem de döllülük oranının düşmesin neden olabilmektedir (Çetin ve Kırıkçı, 2000). Bir horoz başına düşen tavuk sayısı, hayvanların yaşı ve büyüklüğüne göre değişebilmekte; Leghornlar gibi hafif ırklarda bir erkek için tavuk hesaplanabilirken, Wyandotte gibi kombine verim yönlü ırklarda bu sayı, ve ağır ırklarda ise 8-10 tavuk kadar hesaplanabilmektedir (Erensayın, 2000). Hindi ıslahında baba hindi kullanmak daha uygun görülse de ekonomik olmamaktadır. Tek babalı yetiştirmede küçük tip hindiler için 1/20, orta büyüklükte olanlar için 1/18 ve büyükler için 1/16 iyi bir orandır. Sürü çiftleştirmelerinde ise aynı sırayla 1/17, 1/15 ve 1/13 oranları baz alınarak yapılacak yetiştiricilik optimum olacaktır (Çetin ve Kırıkçı, 2000). Tabii kuluçkada bir hindi 18 yumurtaya kuluçkaya yatabilir. Bu şekilde dişi hindeler kuluçkaya yatırılacaksa sürüde 10 dişi için 1 erkek bulundurulmalıdır. Devekuşu yetiştiriciliğinde; yarı açık, yarı kapalı yetiştiricilikte grup yetiştirme ile birlikte saf üretim yapılmasının daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Bu tip yetiştiricilikte 15 erkeğe 20 dişi verilmesi şeklinde bir yöntemin planlanması daha doğru olmaktadır. Kapalı sistem şeklinde devekuşu yetiştiriciliği yapılacak ise 7
18 GİRİŞ bir erkeğe iki dişi hesabı yapılabilmekte fakat yinede eldeki dişi sayısı kadar erkek bulundurulmasında yarar vardır. Çiftleşme döneminin yarısında gerekli görülürse erkekler değiştirilebilir. Bunun yanı sıra eğer hayvanların gezindikleri padoklar geniş ve rahat ise çiftlikte dişi kadar erkek bulundurulmasında yarar vardır. Aksi halde dişilerle karşılaşabilmek için erkeklerin devriye gezmeleri gerekecek ve bunun içinde geniş arazilere gereksinim duyulacaktır. Bu bakımdan devekuşu yetiştiriciliğinde arazi genişliği erkek-dişi yetiştirme oranını etkiler ve yetiştirilmesi gerekli miktarı belirler. Entansif yetiştiricilikte erkek keklikler çiftleşme başladıktan sonra 3 ay gibi bir sürede üstün bir fertilite performansı göstermektedir. Eğer yetiştiricilik kapalı kümeslerde yapılıyor ve suni aydınlatma uygulanıyor ise döllü yumurtalar çiftleşmenin başlamasından 2-3 hafta sonra beklenmeli, fakat tabii aydınlatma uygulanan sürülerde ilk elde edilen yumurtalarda döllü olabilmektedir. Keklikler tabiatta üreme dönemlerinde çiftler halinde yaşamalarına rağmen entansif yetiştiricilikte erkek dişi oranı 1/5 oranına kadar arttırılabilmektedir (Koçak ve Özkan, 1999). Kaya kekliklerinde, bir erkekle çiftleştirilen dişi sayısının artışı döllülük değerini olumsuz yönde etkilemesine rağmen, kuluçka verimlerini etkilememekte, dolayısıyla fazla sayıda erkek kekliğin damızlığa ayrılmasına gerek olmamaktadır (Çetin 2000). Ördeklerde grup şeklinde barındırıldıklarında soğuk havalarda 100 dişi için erkek ördeğe ihtiyaç olduğu halde daha sıcak havalarda 10 erkek yeterli olmaktadır. İyi kuluçkalık yumurtalar gereği gibi çiftleştirilmiş iyi şartlarda bakılmış sürülerden elde edilmektedir. Ördek yetiştiriciliğinde türüne bakılmaksızın yetiştiriciliğin en uygun yapılması üretimin tabii su kaynakları civarında olması hemen hemen bir zarurettir. Buralarda yapılan yetiştiricilik işçilikten kar etmekte ve döllenmenin arttığı görülmektedir (Çetin ve Kırıkçı, 2000). Pekin ördeklerinde de kuluçkadan yüksek verim elde edebilmek için yumurtaların döllülük oranının yüksek olması gerekmektedir. Bunun için en iyi E/D oranı; her 4 dişi ördek için 1 erkek ördek katımıdır. Erkek sülünlerin cinsel aktiviteleri oldukça yüksektir. Özellikle çiftleşme döneminde erkekler bir arada tutulmamalıdır. Genel bir prensip olarak halkalı 8
19 GİRİŞ sülünler 1/6 oranında çiftleştirilmekle beraber, bazı sülün ırklarında 1/8 E/D oranındaki çiftleştirmelerde de iyi bir döllülük oranı gerçekleştiği bildirilmektedir. Süs ve zevk amaçlı yetiştirilen diğer tür sülünlerde 1/1 veya 1/2 oranları aşılmamalıdır. (Koçak ve Özkan, 1999). Bütün bu anlatılanların ışığında, bazı kanatlı türlerinde optimum erkek/dişi oranları, ortalama olarak aşağıda çizelge haline getirilerek verilmiştir. Çizelge 1.1: Bazı Kanatlı Türlerinde Optimum Erkek-Dişi Oranları Tür Erkek Dişi Tavuk Bıldırcın Hindi Sülün Keklik Devekuşu Ördek Çalışma sonucunun, kanatlılarda döllülüğe etki eden diğer etmenlerden de olumlu veya olumsuz etkilenmiş olabileceği de gözardı edilmemelidir. Denemede, döllülüğe etki eden bu etmenler mümkün olduğu kadar dikkate alınmış, optimum koşullar sağlanmaya ve döllülüğe etki eden diğer etmenlerin etkileri minimum tutulmaya çalışılmıştır. Aşağıda kısaca, kanatlılarda döllülüğe etki eden etmenler belirtilmiştir. 1. Erkek-dişi oranı. 2. Erkek damızlıkların canlı ağırlıkları. 3. Sperm kalitesi. 4. Genetik yapı. 5. Bakım, yönetim ve besleme koşulları. 6. Kümes içi iklim koşulları. 7. Yerleşim sıklığı. 8. Damızlıkların yaşı. 9. Çiftleştirme şekli. 9
20 GİRİŞ Doğal çiftleştirme şekilleri; sürü bazında grup çiftleştirmesi (serbest çiftleştirme) ve bireysel çiftleştirme olarak uygulanabilmektedir. Yapılan bu denemede hem grup düzeyinde hem de bireysel çiftleştirme uygulanmıştır. Grup düzeyinde çiftleştirme (GDÇ); belirli sayıdaki erkeğe, gruptaki bütün dişilerle serbest olarak çiftleşme imkanı verilmesi şeklinde tanımlanabilmektedir. Bir erkeğe düşecek olan dişi sayısı belli oranlarda tutulmaktadır. Bireysel çiftleştirme (BÇ) yönteminde ise, bir bölmede grup halinde tutulan belli sayıdaki dişiler veya tek bir dişi sadece bir erkek ile çiftleştirilir. Bu yöntem özellikle ıslah çalışmalarında pedigrili çıkışlar yapılabilmesi, öz ve üvey kardeş elde edilmesi amaçlandığında daha fazla döl alınabilmesine yardımcı olmaktadır. Doğal çiftleştirmenin yanı sıra, yapay tohumlama (YT) tekniği de kanatlılarda başarıyla uygulanabilmekte ve üstün damızlık değere sahip erkeklerden daha fazla döl alınabilmektedir. YT; Teknik yöntemlerle ve eğitimli kişilerce, erkek damızlıklardan sağılan spermanın, özel araç ve gereç yardımı ile dişinin döl yatağına bırakılması işlemidir. Bu yöntem daha çok genetik ve ıslah çalışmalarında ebeveynleri bilinen bireylerin üretimini amaçlayan işletmelerde kullanılan önemli bir yöntemdir. Hemen hemen tüm kanatlılarda YT uygulanma çalışmaları yapılabilmektedir. Yapılan bu çalışmada, hangi oranların en yüksek döllülüğü verdiğinin yanında, yetiştiricilik acısından hangisinin daha ekonomik olacağını ve aynı zamanda ıslah çalışmalarına nasıl etkileri olacağını tespit etmek amaçlanmıştır. Hayvan yetiştirmede damızlık olarak selekte edilen bir hayvanın damızlıkta belirli bir kullanım süresi vardır ve bu sürenin sonunda hayvan damızlıktan çıkarılmaktadır. İşte bu dönem içerisinde damızlık hayvandan ne kadar fazla döl alınabilirse, onun olumlu özelliklerini gelecek jenerasyonlara daha fazla aktarması sağlanmış olunur. Fakat hayvanların, fizyolojik yapı gereği belirli bir orandan daha fazla çiftleşmede kullanılamayacağı da açıktır. Bunun için uygun erkek/dişi oranının sağlanması ve sürüde yeterli sayıda damızlık erkek hayvan bulundurmak zorunludur (Erensayın ve ark. 2002). Denemede bu amaçla, grup düzeyinde erkek/dişi oranları belirlenirken bireysel kafeslerde de aynı oranlarda çiftleşmelerde döllülüğün irdelenmesi yapılacaktır. 10
21 GİRİŞ Böylece grup ve bireysel çiftleştirmelerde kendi içinde erkek/dişi oranı belirlenirken iki katım şeklide tartışılmış olacaktır. Böylece Japon bıldırcınlarının anaç sürülerindeki çiftleştirilmelerinde, farklı erkek/dişi oranlarının döllü yumurta verimine nasıl etkiler yarattığı incelenecektir. 11
22 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Woodard ve Abplanalp (1966), Denemelerinde; optimum çiftleştirme oranı, kuluçkaya konuş zamanı, döllülük süresi, döllülüğe yaşın etkisi, çıkış gücü ve toplu çiftleştirilmiş hayvan gruplarındaki genel çiftleştirme davranışlarını belirlemek için Japon bıldırcınlarıyla çalışmışlardır. Erkek dişi oranının 1/2 veya daha az olduğunda yüksek döllülük gözlendiğini ve ilk döllü yumurtanın erkekler kafese koyulduktan sonraki ikinci günde yumurtlandığını belirtmişlerdir. Yumurta döllülüğünün erkek ve dişi her iki grupta 6 ay ve daha ileri yaştaki anaçlarda azaldığını, döllü yumurtanın çıkış gücündeki azalışın yaşlı dişilerde gözlenirken, erkeklerin yaşının etkilemediğini gözlemlemişlerdir. Erkeklerin yaşı dikkate alındığında, gençlerin daha sık çiftleştiğini bildirmişlerdir. Weinreiche ve Willeke (1972), yumurtacı damızlık tavuklarda, damızlıkların yumurtlama dönemlerinin ve sürünün büyüklüğünün yumurta verimi üzerine etkilerini araştırmak için yaptıkları çalışmalarında grup düzeyinde 1/8 ve 1/12 erkek/dişi çiftleştirme oranlarını kullanmışlardır. Bu çalışmanın sonucunda 1/8 ve 1/12 erkek/dişi oranı düzeninde 35 haftalık yumurtlama döneminde yumurta veriminin etkilemediğini, ancak grup büyüklüğü arttıkça yumurta veriminin azaldığını bildirmişlerdir. Wilson ve Holland (1974), Bobwhite Bıldırcınlarında 1/1, 1/2 ve 1/4 erkek/dişi oranının döllülük ve çıkış gücüne etkisini inceledikleri araştırmaları sonucunda döllülük ve çıkış gücünün 1/1, 1/2 ve 1/4 erkek/dişi oranlarından etkilenmediğini tespit etmişlerdir. Ayrıca aynı çalışmalarının sonucunda bireysel çiftleştirme kafeslerde 1/1 erkek/dişi oranında yetiştirilen bıldırcınlarının yumurta verimlerinin oransal olarak diğer çiftleştirme oranlarındakinden daha fazla olduğunu bildirmişlerdir. Chahil ve Johnson (1974), ıslah çalışmaları için Japon bıldırcınlarını kullanmışlardır. Yapmış oldukları çalışmada anaç döllerinin babalar içi regresyonunu bıldırcınlardaki 5. hafta canlı ağırlığının kalıtım derecesini tahmininde kullanmışlardır. Ölçümler için toplam 413 hayvandan 28 erkek ve 64 dişi seçerek 12
23 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR yaklaşık 1/2 E/D oranında grup düzeyinde çiftleştirme yapmışlardır. Kalıtım derecelerini anaçların dişi ve erkek dölleri regresyonundan sırasıyla 0,44±0,31 ve 0,24±0,22 olarak hesapladıklarını bildirmişlerdir. Janda (1975), bıldırcınlarla yaptığı çalışmasında; 1/2, 1/3, 1/4, 1/5 ve 1/6 erkek/dişi oranlarında yapılan çiftleştirmelerin döllülüğe ve çıkış gücüne olan etkilerini araştırmayı amaçlamıştır. Bu çalışmalarının sonucunda; 1/2, 1/3, 1/4, 1/5 ve 1/6 erkek/dişi oranlarında çiftleştirmelerin döllülük oranlarını sırasıyla %82.1, 61.4, 76.5, 64.5 ve 71.5 olarak; çıkış gücünü ise yine aynı oranlardaki çiftleştirmelerde sırasıyla %82.4, 79.9, 86.4, 78.2 ve 79.6 olarak tespit etmiştir. Çalışmalarının sonucunda elde ettiği bu tespitlerine göre en yüksek döllülüğün, erkek/dişi oranının 1/2 ve daha sonra 1/3 olduğunda; en yüksek çıkış gücünün ise erkek/dişi oranının 1/4 olduğunda elde edildiğini bildirmiştir. Panda ve ark. (1980), bıldırcınlarda 1/2 erkek/dişi oranında yapılan çiftleştirmelerde döllülük, çıkış gücü ve sürünün 27 günlük yaşta olduğu dönemdeki yumurta verim randımanını tespit etmeyi amaçlayan bir çalışma yapmışlardır. Yaptıkları bu çalışmanın sonucunda 1/2 erkek/dişi oranında çiftleştirmelerde döllülüğün %73.78, çıkış gücünün %76.87, yumurta veriminin ise %73.28 olarak tespit edildiğini bildirmişlerdir. Hughes ve ark. (1980), Japon bıldırcınlarında 1/1, 1/2 ve 1/3 erkek/dişi oranının döllülük, kuluçka randımanı ve yumurta verimi üzerine etkisini incelemişlerdir. Her biri dörder hafta süreyle beş dönem boyunca yaptıkları bu çalışmalarının sonunda 1/1, 1/2 ve 1/3 erkek/dişi oranlarının arasında döllülük, kuluçka randımanı ve yumurta verimi bakımından istatistiki olarak önemli bir fark olmadığını, birbirlerine yakın olan bu erkek/dişi oranlarının döllülük, kuluçka randımanı ve yumurta verimi üzerine etkisinin olmadığını bildirmişlerdir. Gulati ve ark. (1980), yaptıkları çalışmalarında 16 haftalık yaştaki bıldırcınları grup düzeyinde çiftleştirmek üzere 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında beş gruba ayırarak, erkek/dişi oranının kuluçka sonuçlarına etkisini incelemişlerdir. Bu denemede 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarındaki çiftleştirmelerde döllülük oranı sırasıyla %81.7, 82.4, 65.8, 62.5 ve 60.8 olarak tespit 13
24 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR edilmiştir. Denemenin sonucunda, 1/1 ve 1/2, erkek/dişi oranındaki döllülüğün 1/3, 1/4 ve 1/5 oranlarındaki döllülükten daha yüksek olduğunu, çıkış gücü bakımından ise bu erkek/dişi oranlarındaki çiftleştirmeler arasında önemli bir farklılık olmadığını bildirmişlerdir. Sreenivasaiah ve Ramappa (1985), Japon bıldırcınlarında 1/1, 1/2 ve 1/3 erkek/dişi oranlarının döllülük, kuluçka randımanı ve çıkış gücüne etkisini incelemek üzere çalışma yapmışlardır. Bu çalışmaları sonucunda, 1/1, 1/2 ve 1/3 erkek/dişi oranlarında döllülüğü sırasıyla % 92.25, ve 80.72; kuluçka randımanını yine aynı sırayla % 76.93, ve olarak tespit etmişlerdir. Böylece döllülük ve kuluçka randımanının farklı erkek/dişi oranlarından etkilendiğini, 1/1 erkek dişi oranında döllülük ve kuluçka randımanının diğerlerine göre önemli ölçüde daha yüksek düzeyde gerçekleştiğini bildirmişlerdir. Bunun yanında çıkış gücünün ise farklı erkek/dişi oranlarından etkilenmediğini bildirmişlerdir. Narahari ve ark. (1988), Japon bıldırcını yumurtalarının çeşitli özelliklerinin kuluçka özelliklerine etkilerini belirlemek için yaptıkları çalışmada 1/1, 1/2, 1/3, 1/4, 1/5 ve 1/6 E/D oranlarında çiftleştirme uygulamışlardır. döllülük ve çıkış gücünde en iyi sonucun 1/2-1/5 erkek dişi oranında olduğunu saptamışlardır. Düşük ağırlığa sahip anaçlardan orta derecede ağır olan anaçlara göre daha fazla döllü yumurta elde edilirken, orta ağırlıktaki bıldırcın erkeklerinin yüksek döllülük gösterdiklerini; orta ağırlıktaki dişilerin döllü yumurtalarının hafif dişilerin yumurtalarından daha düşük çıkış gücü gösterdiğini bildirmişlerdir. Ayrıca, döllülük ve çıkış gücünün, anaçların haftalık yaşlarında yüksek olduğunu, pik döllülük ve çıkış gücünün ise haftalık yaşlarda görüldüğünü ve yine döllüğün ve çıkış gücünün, yumurta ağırlığı ile direk orantılı olduğu bildirilmişlerdir. Testik ve ark. (1989), yaptıkları çalışmada Türkiye ye dışarıdan getirilen iki bıldırcın genotipi ile (Ege-Ankara) bölgede yetiştiriciliği yapılan yerli genotipin ebeveyn ve yavru düzeyindeki bazı verim özellikleri belirlemeyi amaçlamışlardır. Ege ve Ankara kökenli bıldırcınlarda 2 dönem gerçekleştirdikleri ve 1/2 oranında özel pedigri kafeslerinde çiftleştirmelerden elde ettikleri kuluçka çalışmalarında döllülük oranını % 83.9 ile %90.8 arasında, çıkış gücünü %61.6 ve %72.1, kuluçka randımanını ise %52.1 ile %72.1 değerleri arasında bulmuşlardır. Sonuç olarak 14
25 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR araştırmada, ebeveyn generasyonu düzeyinde, genel olarak genotipler arasındaki farklılık önemli bulunmuş ve Ege kökenli grup Ankara dan getirilenlerden daha hızlı gelişmişlerdir. Ege ve Ankara olarak adlandırılan bıldırcınlarda, cinsel olgunluk yaşı ve ağırlığı bakımından farklılıkların önemli, yumurta verimi ve yumurta ağırlığı ağırlığı bakımından farklılıkların önemsiz olduğunu bildirmişlerdir. Roiter ve Arutyunyan (1990), Beç tavuklarında yapmış oldukları çalışmada, 1/5, 1/6 ve 1/7 E/D cinsiyet oranlarının döllülük, kuluçka randımanı, yumurta verimi ve kuluçkalık yumurta oranı üzerine etkisini incelemişlerdir. Sonuç olarak döllülük, kuluçka randımanı, yumurta verimi ve kuluçkalık yumurta oranı üzerinde, birbirlerine yakın olan bu cinsiyet oranının önemli bir etkisinin olmadığını tespit etmişler ve Beç tavuklarında daha az erkek barındırılmasıyla sağlanabilecek ekonomik faydanın düşünüldüğü durumda 1/7 E/D oranının kullanılabileceğini bildirmişlerdir. Kaymak (1991), Japon bıldırcınlarında erkek/dişi oranı ve çiftleştirme döneminin döllülüğe etkisini araştırmak amacıyla yapmış olduğu bir çalışmada, 1/1, 1/2 ve 1/3 erkek/dişi oranlarını kullanmıştır. Çalışmalarının sonucunda 1/1 ve 1/2 erkek/dişi oranlarındaki çiftleştirmeler arasında döllülük açısından istatistiki olarak bir fark olmadığını, 1/3 erkek/dişi oranındaki çiftleştirmedeki döllülüğün ise diğer iki gruptan daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çiftleştirme döneminin 13 ve 16. haftalar arsında tüm oranlardaki çiftleştirmeler için en yüksek döllülüğün elde edildiğini bildirmiştir. Uluocak ve Okan (1993), Japon bıldırcınlarında değişik erkek-dişi oranlarında çiftleştirmelerin kuluçka sonuçlarına etkisini araştırmak amacıyla bir çalışma yapmışlardır. Bu amaçla erkek/dişi oranları 1/1, 1/2 ve 1/3 olarak ve gruplardaki birey sayıları eşit tutularak 3 değişik oranda grup oluşturmuşlardır. Kuluçka çalışmaları iki dönem yürütülmüş olup 11haftalık yaştaki ilk dönemde, döllülük oranlarını 1/1 de %86.0; 1/2 de %88.5 ve 1/3 de 88.4 olarak; 13 haftalık yaşta ise aynı oran sırasına göre %81.4; %94.0 ve %90.6 olarak tespit etmiş olup, en düşük döllülüğü 1/1 oranında saptamışlardır. Sonuç olarak; bu verilere göre bıldırcınların daha düşük erkek/dişi oranlarının da olumlu sonuçlar verebileceğini, 15
26 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR işletme koşullarına bağlı olarak 1/2 ve 1/3 oranlarının döllülükte uygun bir erkek-dişi oranı olabileceğini, 1/4, 1/5 ve 1/6 oranlarındaki çiftleştirmelerin sonuçlarının ekonomik analizlerinin yapılarak değerlendirilmesi gereğini ortaya koymuşlardır. Barkst ve Brillard (1995). Sürü şeklinde yetiştirilen tavuklarda E:D oranının döllülüğe etkisini araştırdıkları çalışmalarında, genç tavuk sürülerinde (40. hafta ve altı) horoz başına 9-12 arasında tavuk hesaplanmasını yeterli bulurken, yaşlı sürülerde horoz başına tavuk sayısının düşürülmesi gerektiğini bildirmişlerdir. Voronov ve Abdulkhalinov (1998), 17 haftalık yaşta denemeye aldıkları horoz ve tavuklarda 1/8, 1/9, 1/10, 1/13 ve 1/15 E:D oranlarında çiftleştirmelerin yumurta verimi, döllülük ve kuluçka randımanı üzerine etkilerini incelemişlerdir. Bu çalışmalarının sonucunda, 1/8, 1/9, 1/10, 1/13 ve 1/15 E:D oranlarında çiftleştirmelerde döllülüğü sırasıyla %93.2, 94.7, 94.3, 94.8 ve 92.5 olarak, kuluçka randımanını ise yine sırasıyla %87.0, 88.4, 88.1, 88.3 ve 90.1 olarak belirlendiğini bildirmişlerdir. Yine bu çalışmalarının sonucunda, 60 haftalık yaşta yumurta verimi bakımından önemli bir fark olmadığını tespit etmişlerdir. Break ve ark. (1998). Üretim dönemine iki farklı horoz:tavuk oranı ile başlamanın (15:100 ve 9:100) döllülük oranı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada; 9:100 değerinin uygulandığı grubun döllülük oranın, haftalar ile haftalar arasında önemli seviyede düştüğünü tespit etmişlerdir. Araştırmada, 21. haftada horoz:tavuk oranı 9:100 ve 15:100 olan gruplarda, 41. haftada bu oranların sırasıyla; 7 ve 11 olarak gerçekleştiği, özellikle horoz oranının 7 e inmesiyle döllülüğün önemli seviyede azaldığı belirlenmiştir. Türkmut ve ark. (1999), Japon bıldırcınlarında canlı ağırlık için yapılan seleksiyonun üreme performansı üzerine etkilerini incelemek amacıyla yaptıkları çalışmalarında, 4. hafta canlı ağırlıklarına göre bireysel seleksiyon uygulanarak 4 ayrı seleksiyon hattı oluşturulmuştur. Her seleksiyon hattında grup düzeyinde 1/3 erkek/dişi oranında çiftleştirme uygulanmış olup, döllülük oranları bu 4 hatta sırasıyla %67.70, 83.79, ve 84.64; çıkış gücü %57.65, 52.81, ve 48.36; kuluçka randımanı ise %39.44, 44.17, ve olarak tespit edilmiştir. Bu 16
27 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR çalışmadan, 1/3 erkek/dişi oranındaki çiftleştirmeler için döllülük oranının ortalama olarak %79.82 dolaylarında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Casanovas ve Wilson (1999), horoz/tavuk oranın döllülüğe etkisini araştırmak için çalışma yapmışlardır. Bu çalışmada 21. haftada döllülük oranının Horoz/tavuk oranı 5/100 olan grupta, 10/100 ve 20/100 olan gruplara göre önemli seviyede düşük olduğunu belirlemiş ve haftalar arasında en yüksek döllülük oranının, 10/100 değerinin uygulandığı gruptan elde edildiğini bildirmişlerdir. Özdemir ve Poyraz (2000), yüksek verimli hibritler üretmek amacıyla, bıldırcınlarda akraba hatlar oluşturma olasılıklarını, akrabalı yetiştirmenin üreme ve verim özellikleri üzerine etkilerini inceledikleri bir çalışma, üç generasyon akrabalı yetiştirme yapmışlardır. Rastgele seçilen 9 erkek ve 36 dişiyle, her erkeğe ait 4 aile oluşacak şekilde, yani 1/4 erkek/dişi oranında 9 grup oluşturulup bireysel kafeslere yerleştirilerek, denemenin ilk canlı materyal grubundan öz ve üvey kardeş elde edilmiştir. Başlangıç ve ilk üç generasyonda döllülük oranı; deneme grubunda sırasıyla %83.2, 51.8, 72.4 ve 72.2, kontrol grubunda %84.0, 79.5, 75.9 ve 74.2; çıkış gücü deneme grubunda %81.9, 60.9, 57.5 ve 55.7, kontrol grubunda %80.6, 67.0, 66.5 ve 66.3; kuluçka randımanı ise deneme grubunda %68.1, 31.5, 41.6, ve 40.2, kontrol grubunda %67.7, 53.3, 50.0, ve 49.2 olarak bulunmuştur. Akrabalı yetiştirme sonucunda yaşama gücü ilk iki haftada önemli oranda düştüğü, daha sonraki haftalarda da önemli olmayan düzeyde düşmeler olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bıldırcınlarda özellikle döl verimindeki ciddi olumsuz etkileri nedeniyle akrabalı yetiştirme oranının yavaş ve kademeli olarak artması gerektiği bildirilmiştir. Asasi ve ark. (2000), günlük yaştaki bıldırcınları farklı erkek-dişi oranlarında (1/1, 1/2, 1/3 ve 1/4) gruplara ayırarak yaptıkları bir deneme sonucunda, 1/1, 1/2, 1/3 ve 1/4 erkek/dişi oranlarında çiftleştirmelerden döllülük oranını sırasıyla % 93.3, 92.0, 62.0 ve 94.5 bulunmuştur. Kuluçka randımanı ise sırasıyla 1. dönemde % 76, 80, 60 ve 88, ikinci dönemde % 64, 54, 49 ve 62 olarak tespit edilmiştir. Bu araştırmacılar döllülük ve kuluçka randımanı değerlerinin, 3. grup hariç diğer gruplar arasında istatistiki olarak önemli olmadığını bildirmişlerdir. 17
28 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Çetin (2000), Kaya kekliklerinde farklı erkek/dişi oranlarında çiftleştirmelerin, yumurta verimi ve bazı kuluçka özellikleri üzerine etkilerini araştırmak amacıyla bir çalışma yapmıştır. Çalışmada erkek/dişi oranları 1:3, 1:4 ve 1:5 olarak belirlenmiş olup, bu guruplarda yumurta verimi, döllülük, kuluçka randımanı ve çıkış oranları sırasıyla % 40.53, ve 44.85, % 88.37, ve 81.95; % 69.70, ve ile % 78.97, ve olarak tespit edilmiştir. Grupların yumurta verimleri ve döllülük oranları arasındaki farklılık önemli (P<0.05) bulunurken; diğer özellikler arasında istatistiki bir farklılık bulunamamıştır. Araştırmanın sonucunda Kaya kekliklerinde bir erkekle çiftleştirilen dişi sayısının artışı döllülük değerini olumsuz yönde etkilemesine rağmen, kuluçka verimlerini etkilemediği, dolayısıyla fazla sayıda erkek kekliğin damızlığa ayrılmasına gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. Leeson ve Summers (2000), sürü bazında yerde yetiştirilen horozlarda saldırganlık davranışının nedenlerini inceledikleri çalışmalarında; önemli nedenlerden birinin sürü içerisindeki erkek/dişi oranının düşüklüğü olduğunu tespit etmişlerdir. Bunu çözüm olarak, genelde kullanılmakta olan 8/100 veya 10/100 erkek/dişi oranının yerine 12/100 erkek/dişi oranının tercih edilmesi gerektiğini bildirmişlerdir. Erensayın ve ark. (2002), yaptıkları çalışmalarında 9, 11 ve 13 haftalık Japon bıldırcınlarında 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarını kullanarak erkek/dişi oranının döllülük, çıkış gücü, kuluçka randımanı embriyo ölümler, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, yumurta verimi ve yumurta ağırlığı üzerine etkilerini incelemişler, erkek/dişi oranının döllülük, çıkış gücü, kuluçka randımanı ile erken ve geç dönem embriyo ölümleri arasındaki farklılıkları istatistiki olarak önemli bulmuşlardır (P<0.05). 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarındaki çiftleştirmelerde kuluçkalık yumurta oranını sırasıyla %83.35, 87.22, 80.41, ve 82.75; döllülük oranını yine sırasıyla %77.62, 84.17, 86.97, ve 77.65; çıkış gücünü %81.25, 77.35, 88.12, ve 83.11; kuluçka randımanını ise %63.37, 65.24, 76.80, ve olarak tespit etmişlerdir. En yüksek döllülük, çıkış gücü ve kuluçka randımanı ile en düşük erken ve geç dönem embriyo ölümleri 1/3 erkek dişi oranı grubunda gözlemlenmiştir. Döllülük oranı 1/1 ve 1/5, çıkım gücü 1/2 ve 1/4 oranlı gruplarda en düşük bulunmuştur. Araştırmada 1/3 oranında kafeslerde 18
29 ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Japon bıldırcınlarının barındırılmasının döllülük oranı, kuluçka randımanı, çıkım gücü ve embriyo ölümleri bakımından ekonomik açıdan uygun olacağı sonucuna varılmıştır. İpek ve ark. (2003), Japon Bıldırcınlarında canlı ağırlık, erkek/dişi oranı ve anaç yaşının yumurta ağırlığı ve kuluçka sonuçlarına etkisini araştırmışlardır. Bu araştırmada 6 haftalık dişi bıldırcınları ağırlıklarına göre üç gruba ayırmış, hafif ( g), orta ( g) ve ağır (>230 g) olarak sınıflandırmışlardır. Bunlarla eşleştirilecek erkek bıldırcınların ise g arasında canlı ağırlıkta olanlarını seçmişlerdir. Grupları çok katlı besi kafeslerine 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek dişi oranında yerleştirmişlerdir. Bu oranlardaki çiftleştirmelerin sonucunda döllülük oranları sırasıyla % 87.00±1.87; 94.44±2.12; 94.77±2.14; 90.88±1.98 ve 86.72±1.84 olarak tespit etmişlerdir. Yapılan çalışmada canlı ağırlık, erkek/dişi oranı ve anaç yaşının döllülük ve çıkış gücü üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0.01). En yüksek döllülük oranı, erkek/dişi oranının 1/2, 1/3 olduğu gruplarda, en düşük döllülük oranı ise erkek/dişi oranın 1/1, 1/5 olduğu guruplarda saptanmıştır. Şeker (2005), Japon bıldırcınlarında erkek/dişi oranının döl verimine etkisini araştırmış, bunun için uygun cinsiyet oranının sağlanması ve sürüde yeterli sayıda damızlık erkek hayvan bulunması gerektiği ve erkek dişi oranlarının 1/2 ile 1/5 arasında olduğu durumlarda kabul edilebilir döllülük oranları elde edilmiştir. Fakat 1/1 ve 1/6 gibi durumlarda döllülük çok düşük tespit edilmiştir. En uygun oranın 1/2, kafes alanının müsait olması halinde 1/3 olarak uygulanabileceği ifade edilmiştir. 19
30 MATERYAL ve METOD 3. MATERYAL ve METOD Bu çalışmada amaçlanan Japon bıldırcınlarının anaç sürülerindeki bireysel ve grup düzeyinde çiftleştirilmelerinde, farklı erkek/dişi oranlarının döllü yumurta verimi üzerine yarattığı etkileri, ayrıca bireysel ve grup düzeyinde yapılan çiftleştirmeler arasında döllülük açısından bir fark olup olmadığını incelemektir. Bu amaçla çalışmaya Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Bıldırcın Araştırma ve Deneme Ünitesinde, Ekim 2004 de başlanmış, Mart 2005 de sona ermiştir Materyal Hayvan Materyali Denemede kullanılan bıldırcınlar (Coturnix Coturnix Japonica), Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, Bıldırcın Araştırma ve Deneme Ünitesinde daha önce yürütülmüş olan TUBİTAK destekli TARP-2068 No lu Etlik Bıldırcın Ebeveyn Hatları Geliştirme adlı proje kapsamındaki anaçlardan elde edilmiş olan bıldırcın sürüsünün kuluçka çalışmalarından temin edilmiştir. Önce kuluçka çalışmaları yapılmış olup, bu kuluçka çalışması sonucu elde edilen günlük civcivler deneme için büyütülmeye başlanmıştır. Daha sonra ergin bıldırcınlardan 202 dişi, 77 erkek olmak üzere toplamda 279 adet bıldırcın denemeye alınmıştır. Ayrıca 5 hafta sürecek olan deneme süresi içerisinde herhangi bir sorun (ölüm, sakatlık vb.) olması ihtimali göz önüne alınarak 10 dişi ve 10 erkek bıldırcın ayrı kafeslerde yedek tutularak beslenmiştir Yem Materyali Denemede kullanılan hayvan materyali günlük civciv olarak alınarak büyütülmüştür. Bu bakımdan yemleme işlemi civciv büyütme yemi ile başlamış, sonrasında tavuklar için kullanılan yumurtlama dönemi yemi kullanılmıştır. Günlük 20
31 MATERYAL ve METOD olarak alınan civcivlere 5 hafta boyunca ME içeriği 2800 Kcal/kg, HP oranı ise %20 olan civciv büyütme yemi verilmiş olup, 5. haftadan sonrasında ise ME içeriği 2700 Kcal/kg, HP oranı ise %16 olan yumurtacı tavuk yemi kullanılmıştır. Bu denemede yem ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadığından hayvanlara günlük olarak sınırsız yemleme yapılmıştır Deneme Bölmeleri Deneme Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Bıldırcın Araştırma ve Deneme Ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Bu ünite, anaç hayvan besi bölümü, yumurta depolama odası, kuluçkahane, ana makinelerinin bulunduğu civciv büyütme bölümü gibi bölümlerden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan çiftleştirme kafeslerinin boyutları aşağıda tablo halinde verilmiştir. Çizelge 3.1. Denemede Kullanılan Kafeslerin Boyutları. Çiftleştirme Kafesleri Çiftleştirme oranları Boy x En x Yükseklik (cm) 1/1 BÇ 25x25x20 1/2 BÇ 25x25x20 1/3 BÇ 50x25x20 1/4 BÇ 50x25x20 1/5 BÇ 75x25x20 Tüm GDÇ 120x36x22 21
32 MATERYAL ve METOD Şekil 3.1. Bireysel Çiftleştirme Kafesleri Şekil 3.2. Grup Düzeyinde Çiftleştirme Kafesleri 22
33 MATERYAL ve METOD Tüm bu yetiştirme kafeslerinde yemleme ve sulama elle yapılmış olup, yemlik boyutları aşağıda tablo halinde verilmiştir. Çizelge 3.2. Denemede Kullanılan Yemlik Boyutları. Çiftleştirme Kafesleri İçin Yemlik boyutları Çiftleştirme oranları Boy x En x Yükseklik (Cm) 1/1 BÇ 23x7x4 1/2 BÇ 23x7x4 1/3 BÇ 46x7x4 1/4 BÇ 46x7x4 1/5 BÇ 69x7x4 Tüm GDÇ 100x10x4 Kullanılan yemlikler alüminyumdan, suluklar ise 120x8x5 cm. boyutlarında olup sert plastikten yapılmıştır. Kuluçka makineleri ön gelişim ve çıkış bölümleri olmak üzere iki ayrı kısımdan oluşmaktadır. Ön gelişim makineleri 15 günlük ön gelişim devresinin geçirildiği kısım olup, bu kısımda ortam sıcaklığı 37,6 0 C, nem ise % civarında tutulmaktadır. Yumurtalar özel tavalara dizilerek resimde görüldüğü gibi makineye yerleştirilmektedir. Tavalar makine içerisinde otomatik olarak her 2 saatte bir, 45 0 açı oluşturacak şekilde yukarı aşağı çevirme hareketi yapmaktadır. 23
34 MATERYAL ve METOD Şekil 3.3. Kuluçka Makinesi (Ön Gelişim Bölümü) Ön gelişim kısmında 15 gününü tamamlayan yumurtalar buradan son 3 gününü tamamlamak üzere çıkış makinesine aktarılır. Kendine özgü kafes ızgaraları olan bu makineye yumurtalar mümkün olduğunca hızlı bir şekilde nakil edilmiştir. Zaman kaybı yumurtaların sıcaklıklarının düşmesine, bu da yavrunun kabuk altında ölmesine neden olacaktır. Çıkış kısmında civcivler için istenilen sıcaklık 36,7 0 C, nem ise %60-70 oranındadır. Havalandırma çok önemlidir. Makine içersinde oluşan gazların dışarı atılması ve içeriye yeterli miktarda oksijen verilmesi gerekmektedir. Ön gelişim kısmından farklı olarak bu kısımda çevirme hareketine ihtiyaç duyulmamaktadır. Her iki makine içinde istenilen sıcaklık makine içerisine yerleştirilmiş olan ısıtıcılarla, nem miktarı ise makine içerisine yerleştirilen portatif tavalara konulan suyun sıcaklık etkisiyle buharlaşması ve fan sistemiyle makine 24
35 MATERYAL ve METOD içerisinde dağılması ile sağlanmaktadır. Bu değerler gün içerisinde düzenli olarak takip edilmişlerdir. Çıkış bölümündeki yumurtaların üçüncü gününü tamamlamasıyla yavrular çıkmaya başlayacaktır. Çıkış işlemi üçüncü günü başlayarak takip eden iki gün içerisinde son bulmaktadır. Şekil 3.4. Kuluçka Makinesi (Çıkış Bölümü) Günlük olarak çıkan civcivler cinsiyet ayrımı gözetmeksizin ana makinesine alınmıştır. Kullanılan ana makinesi 2 katlı olup her kat bölmesi 100x80x30 cm. ebatlarındadır. Bu bölüm civciv çıkışından önce hazırlanmakta olup, hazırlıklar sırasında alt kısma ortalama 2 cm kalınlığında talaş altlık serilmektedir. Çapları 30 cm olan plastik yuvarlak yemliklerden bölme başına düşen civciv sayısına göre 1-2 adet konulur. Suluklar yine plastikten yapılmış 120 cm uzunluğunda 5 cm çapındadır. Günlük çıkan civcivler soğuğa karşı aşırı duyarlı olduklarından dolayı ana makinesinin ısıtılması gerekmektedir. Denemede ise bu işlem elektrikli olarak yapılmış olup, her katta 100 er Watt lık ampuller ile 24 saat ısıtılması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Ampul sayısı her bölüme konulan civciv sayısına göre 2 ile 4 adet arasında değişmektedir. Isıtma işleminde kullanılan ampullerin yerleştirme 25
36 MATERYAL ve METOD işlemi dikkatle yapılmıştır. Ampullerin yerleştirme işlemi civcivlerin yeterince ısınmaları için iyi ayarlanmalıdır, aksi takdirde civcivler yeteri kadar ısınamayacak ve üşüyen yavrular ısınabilmek için birbirleri üzerine yığılma yapacak, bu da alta kalan civcivlerin ölmelerine veya sakat kalmalarına sebep olacaktır. Civcivler yerleştirildikten sonra son yapılan işlem ise ısının dışarıya yayılmasına engel olmak amacıyla kat bölmelerinin üstlerinin saçla kapatılması olmuştur. Civcivler bu bölümde 5 hafta barındırılmış, bu sürenin sonunda yetiştirme kafeslerine aktarılmışlardır. Şekil 3.5. Ana Makinesi 3.2. Metod Hayvanların Gruplandırılması Günlük civciv olarak temin edilen hayvan materyali 5 hafta boyunca ana makinesinde karışık olarak barındırılmış ve sınırsız yemleme ile büyütülmüştür. 5. haftanın sonunda bıldırcınlar öncelikle erkek/dişi ayrımına tabii tutulmuştur. 26
37 MATERYAL ve METOD Bıldırcınlarında erkek ve dişilerin ayırt edici özellikleri 2 veya 3. haftalardan sonra belli olur. Bu yaştan sonra eşeyler göğüsün üst kesimi ve boğaz tüylerindeki renk ayrımından anlaşılabilir. Erkeklerde kahverengi-kırmızı tüyler olmasına karşılık dişilerde siyah benekli gri tüyler bulunur. Ayrıca dört haftalık olduklarında kloak bezinin incelenmesi ile eşey belirlenebilir. Kloak bezi eşey yönden aktif olan erkeklerde şişkin ve irileşmiş bir yapı gösterir. Yapılan bu ayrıma göre dişi ve erkekler, deneme modeli göz önüne alınarak bireysel ve grup düzeyinde çiftleştirilmek üzere yetiştirme kafeslerine alınmıştır. Yapılan bu denemede hem grup düzeyinde hem de bireysel çiftleştirme uygulanmıştır. Grup düzeyinde çiftleştirme (GDÇ); belirli sayıdaki erkeğe, gruptaki bütün dişilerle serbest olarak çiftleşme imkanı verilmesi şeklinde tanımlanabilmektedir. Bireysel çiftleştirme (BÇ) yönteminde ise, bir bölmede grup halinde tutulan belli sayıdaki dişiler veya tek bir dişi sadece bir erkek ile çiftleştirilir. Hem bireysel hem de grup düzeyinde çiftleştirme şekillerinde bıldırcınlar, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 olmak üzere 5 ayrı erkek/dişi oranı baz alınarak gruplandırılmış olup, her grupta kaç hayvan bulunduğu belirtilmiştir (çizelge 3.1). Denemede, bireysel çiftleştirmelerde her kafeste tek erkek bıldırcın olduğu ve o erkeğin dölleme kabiliyetin olmaması, o dişiden hoşlanmayıp çiftleşme gerçekleştirmemesi veya dişinin döllü yumurta verememesi ihtimalleri göz önüne alınarak, yeterince döllü yumurta elde edilebilmesi için bireysel çiftleştirmeler 5 tekerrürlü yapılmıştır. Çizelge 3.3. de, iki çiftleştirme şeklinde de her erkek/dişi oranı için toplam kaç bıldırcın kullanıldığı ve yine aynı çizelgede, grup düzeyinde çiftleştirmelerde hangi erkek/dişi oranında, kaç erkek ve kaç dişi hayvan kullanıldığı belirtilmiştir. 27
38 MATERYAL ve METOD Çizelge 3.3. Denemede Uygulanan Çiftleştirme Oranları ve Toplam Hayvan Sayısı. Grup no Grup Düzeyinde Çiftleştirme Çiftleştir me oranı / Toplam bıldırcın Bireysel Çiftleştirme Grup no / tekerrür Toplam bıldırcın G1 1/1 18/18 36 B1 1/ G2 1/2 12/24 36 B2 1/ G3 1/3 9/27 36 B3 1/ G4 1/4 7/28 35 B4 1/ G5 1/5 6/30 36 B5 1/ Çiftleştirme kafeslerine alınan hayvanların 9. haftalık yaşlarını doldurmalarından itibaren 5 hafta boyunca 9. haftanın sonundan başlayarak 10, 11, 12 ve 13. haftaların sonlarında kuluçkaya yumurta konulması faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu kuluçka çalışmalarının sonuçlarına göre döllülük oranları tespit edilmiştir Yumurtaların Toplanması Bıldırcınlarda çıkış gücü, genotip özellikleri, bakım-beslenme, makine tipi ve diğer çevre koşullarına bağlı olarak çok farklılık göstermektedir. En önemli faktörlerden biriside yumurtaların kuluçka makinesine konmadan önceki depolama süreleridir. Yapılan bu çalışmada kuluçkalık olarak toplanan yumurtalar 1 hafta bekletilerek kuluçka makinesine koyulmuştur. Yumurtalar, önceden hazırlanmış olan kuluçka makinesinin yumurta tavalarına günlük olarak gerek bireysel, gerekse grup bazında hangi gruba ait oldukları tespit edilerek ayrı ayrı yerleştirilmiştir. Bu işlemde bütün yumurtaların sivri kısmının aşağı gelecek şekilde durmasına dikkat edilmiştir. Bu işlem bir hafta boyunca her gün tekrarlanarak, haftanın sonunda toplanmış olan yumurtalar kuluçka faaliyeti için kuluçkahaneye aktarılmıştır. Aynı işlemler 5 hafta boyunca tekrarlanmıştır. 28
39 MATERYAL ve METOD Bıldırcın yumurtalarının ortalama ağırlığı g arasında değişmektedir. Yumurtaların toplanması sırasında kırık ve çatlak olan, anormal şekillerde olan ve çok kirli olup kuluçkalık standartlarına uymayan yumurtalar denmeden çıkarılmıştır Kuluçka Çalışmaları Özellikle Japon bıldırcınlarında kuluçkaya yatma yani gurk olma özelliği ortadan kalkmıştır. Yani doğal kuluçka yöntemi üretim söz konusu olamamaktadır. Bu nedenle bıldırcınları çoğaltmak için gerekli koşullardan birisi de kuluçka makinesinin kullanılması zorunluluğu olmuştur. Kuluçkalık yumurta seçimi, kuluçkalık yumurtaların depolanması, kuluçkalık koşulları ve kuluçka süresi kuluçkada başarıyı etkileyen etmenler olmaktadır. Deneme çiftleşmelerinden elde edilen ve günlük olarak tavalara dizilen yumurtalar, tavalara dizildiği şekliyle kuluçkahaneye alınmıştır. Yumurtalar öncelikle ön gelişim makinesine yerleştirilmiştir. Makineye yerleştirilen yumurtalar ve kuluçka makinesi günde iki defa kontrol edilmiştir. Kontroller sırasında, kuluçka makinesinin sıcaklık ve çevirme ayarları ile makinenin nemini ayarlamak amacıyla yerleştirilen özel tavalara konulmuş olan su seviyesi de takip edilmiştir. Bu bölümde 15 gün bekletilen yumurtalar artık ön gelişimini tamamlamış olup çıkış makinesine aktarılmıştır. Aktarım işleminde kaybedilen zamanda yumurtalar sıcaklık kaybına uğrayacağından ve bu da kuluçka sonucuna etki edeceğinden dolayı mümkün olduğunca çabuk aktarılmaya çalışılmıştır. Aynı gruba ait yumurtalar yine grubu belli olacak şekilde çıkış bölümü ızgaralarına üzerlerine grup adları yazılarak aktarılmıştır. Çıkış bölümünde 3 gün kalan yumurtalardan, bu sürenin sonunda artık civciv çıkışlarının olduğu gözlenmiştir. Civcivler ortam sıcaklığının hızlı değişiminden etkilenmemeleri için tüyleri iyice kuruyuncaya kadar makinede tutulmuş ve sonrasında her bölmeden çıkışı gerçekleşen civcivler kayıt altına alınarak ana makinesine yerleştirilmiştir. Çıkış işlemi, üçüncü günü takip eden sonraki iki gün içerisinde de devam ettirilerek çıkan civcivler yine kayıt altına alınmış ve ana makinesine yerleştirilmiştir. 29
40 MATERYAL ve METOD Son olarak çıkış makinesinde kalan ve çıkış elde edilemeyen yumurtaların döllülük kontrolü yapılmıştır. Tüm bu işlemler 5 hafta boyunca tekrarlanmıştır Döllülük Kontrolü Yapılan bu denemede amaçlanan, grup düzeyinde ve bireysel kafeslerde aynı erkek/dişi oranlarında çiftleşmelerde döllülüğün irdelenmesidir. Böylece grup ve bireysel çiftleştirmelerde, kendi içinde hangi erkek/dişi oranında daha yüksek döllülüğün alınacağını ve iki katım şekillerinin hangisinin döllülüğü artırma açısından daha uygun olacağı belirlenecektir. Bunun en doğru şekilde tespit edilmesi için döllülük kontrollerinin doğru yapılmasına özen gösterilmelidir. Döllülük oranı; makineye konulan her yüz yumurtadan döllü olanların sayısı olup, % (yüzde) değer olarak belirtilmektedir. Kuluçka makinesinden canlı olarak alınan civcivlerden sonra geriye kalan ve kırılmamış olan yumurtalar tek tek kırılarak, döllü veya dölsüz oldukları, eğer döllü ise embriyonun hangi döneminde ölüm olduğu ve kabuk altı ölümleri tespit edilmiştir. Eğer kırılan yumurta, sanki akı ve sarısı birbirine karışmış sulu ve akışkan, rengi koyulaşmış, bozuk yumurta gibi ağır ve keskin bir kokuya sahipse dölsüz olduğu anlaşılmıştır. Döllü olup, erken dönem embriyo ölümü söz konusu olan yumurtalarda ise, yumurta sarısı daha az akışkan ve açık renkte olup, küçük beyaz bir leke gibi görünen embriyoyu tutan şalaz bağları belirgin hale gelmiştir. Bazen kan halkası ve embriyonun oluşumu rahatlıkla görülebilmektedir. Erken dönem embriyo ölümlerinde, yumurtaların depolanma dönemi süresi, sıcaklı ve nem koşullarının olumsuzlukları ve hastalıklar sebep olarak gösterilmektedir (Türkoğlu ve Elibol 1995). Geç embriyo ölümünde ise, artık civcivin vücut yapısı belirginleşmiş olup, henüz gaga, tırnak ve tüylenme belirgin olmamaktadır. Embriyo dışındaki yumurta sarısı vücut içine çekilmeye başlanmış olup embriyo, yumurtanın 2/3 ü kadar yer kaplamış ve çevresinde yumurta akının olduğu ıslak bir yüzey bulunmaktadır. Bu dönemde ölümler genelde yumurtaların, kuluçka makinesinin ön gelişim 30
41 MATERYAL ve METOD bölmesinden çıkış bölümüne aktarılması sırasında üşütülmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu embriyo ölümlerinden sonra son olarak kabuk altı ölümlerden bahsedilebilmektedir. Döllülük kontrolü sırasında kabuk altı ölümlerin tespiti diğerlerinden daha kolay olmaktadır. Çünkü bunlar yumurta kabuğunu kırmayı ve içinden çıkmayı başaramayıp ölen, tam bir civciv görünümünde tespit edilmişlerdir. Kabuk altı ölümlerde, kabuğunu kırmış ve canlı kaldığı halde çıkamamış ise çıkış makinesinde düşük nem olduğu; kabuğu kırıp ölmüşse yetersiz çevirme ve düşük sıcaklık olduğu anlaşılmaktadır (Türkoğlu ve Elibol 1995) Verilerin Toplanması Bilimsel bir araştırmanın sonucunun elde edilerek tartışılmasında en önemli faktör, araştırma verileridir. Elde edilen veriler istatistiki olarak karşılaştırılarak denemede ne tür bir sonucun ortaya çıktığına bakılmaktadır. Bu denemede, gruplara ayrılan anaç hayvanlara ait yumurtalar günlük olarak toplanarak kuluçka çalışmasından önce her gruba ait kaç adet yumurtanın kuluçka çalışmasında kullanılacağı tespit edilmiştir. Daha sonra kuluçka makinesine konulan yumurtalardan kaç adet canlı civciv çıkışı olduğu not edilmiş ve geriye kalan yumurtalar tek tek kırılmak suretiyle döllülük kontrolü yapılmıştır. Bu döllülük kontrolü sırasında her grubun kendi yumurtalarında elde edilen kabuk altı ölümleri, erken ölümler, dölsüz yumurta sayısı bu denmede kullanılan veriler olarak kayıt edilmiştir. Elde edilen bu verilerle, döllü yumurta sayısının kuluçkaya konulan toplam yumurta sayısına oranlanması ile her grubun döllülük oranları % değer olarak tespit edilmiştir. Döllülük Oranı = (döllü yumurta sayısı / toplam yumurta sayısı) x 100 Denemede 5 hafta boyunca kuluçka faaliyetlerine devam edilmiş olup, her kuluçkaya yumurta konulmasının ve canlı civciv alınmasının ardından döllülük 31
42 MATERYAL ve METOD kontrolleri yapılmıştır. Her döllülük kontrollünün yapıldığı haftanın verileri ayrı ayrı tespit edilmiştir Deneme Deseni ve İstatistik Analizler Çalışmanın sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 10.0 (SPSS for windows, Release Standart Version, SPSS Inc., Chicago IL, USA) paket programı kullanılarak yapılmış, ortalamalar arası farklılıkların karşılaştırılmasında Duncan Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Deneme kurulurken tesadüf parselleri deneme planı ile kurulmuş olup, bu planın matematik modeli aşağıda gösterilmiştir. Deneme planında erkek/dişi oranları muameleyi, haftalar ise tekerrür sayısını göstermektedir. Y ij = µ + α i +ε ij Bu modelde; Y ij = İncelenen özeliğe ait gözlem değerini, µ = Genel ortalamayı, α i = i inci erkek/dişi oranına ait etki payını, ε ij = Deneme hatasını göstermektedir. i = 1,,t j = 1,,r t = muamele sayısı r = tekerrür sayısı Bu matematik modeli bireysel çiftleştirme oranları ve grup düzeyinde çiftleştirme oranlarının kendi içlerindeki farklılıkların analizinde kullanılmış olup, bireysel ve gurup düzeyinde çiftleştirmelerin birbirleri arasındaki farklılık ise yine SPSS for Windows paket programında, t testi uygulanarak tespit edilmiştir. Bu şekilde iki ortalamanın karşılaştırılması yapılırken bireysel çiftleştirmelerde 32
43 MATERYAL ve METOD kullanılan her bir erkek/dişi oranı, aynı oranlarda ama grupsal olarak yapılan çiftleştirmelerin döllülük oranları ile karşılaştırılmıştır. 33
44 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA 4. ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Yapılan bu denemede, Japon bıldırcınlarının anaç sürülerindeki bireysel ve grup düzeyinde çiftleştirilmelerinde, farklı erkek/dişi oranlarının döllü yumurta verimi üzerine nasıl etkiler yaratacağı araştırılmıştır. Ayrıca aynı erkek/dişi oranlarında bireysel olarak yapılan çiftleştirmelerle grup düzeyindeki çiftleştirmeler arasında döllülük açısından bir fark olup olmadığı da incelenmiştir. Bu araştırmalar sonucu elde edilen, döllülük oranlarına ait bulgular, bireysel çiftleştirmelerde döllülük, grup düzeyinde çiftleştirmelerde döllülük ve iki çiftleştirme şeklinin karşılaştırılması ayrı ayrı sunulmuştur Döllülük Oranlarına Ait Bulgular Döllülük oranının düşük olduğu sürülerden elde edilen yumurtalarda, embriyo ölümlerinin daha fazla olduğu ve dolayısıyla çıkış gücünün düştüğü belirtilmektedir. Buna sebep olarak ise, dölsüz yumurtaların ısı üretmediği fakat çevrelerindeki döllü yumurtalardan ısı absorbe ettiği ve bu durumun da makine içinde sıcaklığın üniform olmasını engelleyerek çıkış gücünü olumsuz yönde etkilediği ileri sürülmektedir (Reis ve Soares, 1993). Ayrıca çıkış tablalarında döllü yumurtaların birbirleri ile temas ederek çıkış için birbirlerini uyardıkları ve çıkışı kolaylaştırdıkları, bu nedenle yüksek döllülük oranda çıkış gücünün de yüksek olacağı belirtilmiştir. Yapılmış olan bu çalışmada, beş hafta boyunca kuluçkaya yeni konuşlar yapılmış ve her çiftleştirme oranından toplam kaç yumurtanın kuluçkaya alındığı belirlenmiştir. Her konuşun üzerinden geçen 18 günün ardından gerçekleşen canlı çıkışlar sayılarak ana makinesine alınmıştır. Daha sonra çıkış gerçekleştirememiş olan yumurtalarda döllülük kontrolü yapılmış olup, her gruba ait döllülük oranları tespit edilmiştir. Döllülük kontrolleri sonucunda elde edilmiş olan veriler 5 çıkış için ve ayrı ayrı tespit edilmiştir. Her çıkışta kuluçkaya konan toplam yumurta sayısı, döllü yumurta sayısı, dölsüz yumurta sayısı ve döllülük oranı, her çiftleştirme şekli için belirlenmiştir. 34
45 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Birinci Çıkış Döllülük Oranları Çalışmanın amacına uygun olarak her çiftleştirme oranının yumurtaları kendi grubunda kuluçkaya alınmış ve kuluçka sonuçları değerlendirilmiştir. Çizelge 4.1. de ilk hafta koyulmuş olan yumurtaların kuluçka sonuçlarına göre elde dilen döllülük oranları verilmiştir. Çizelge 4.1. I. Çıkış Döllülük Kontrolü E/D Toplam Döllü Dölsüz Döllülük Gruplar oranları yumurta yumurta yumurta oranı (%) G1 18/ G2 12/ G3 9/ G4 7/ G5 6/ B1 1/ B2 1/ B3 1/ B4 1/ B5 1/ Bu çizelgeden anlaşılacağı gibi ilk hafta kuluçkaya konan yumurtalarda, en yüksek döllülük %89 oranıyla grup düzeyinde çiftleştirmede 1/2 E/D oranında görülmüştür. Bireysel çiftleştirmede ise %73 oranı ile 1/4 E/D çiftleştirme oranında en yüksek döllülük elde edilmiştir. En düşük döllülük ise grup düzeyinde %64 değeri ile 1/4 erkek/dişi oranında, bireysel çiftleştirme şeklinde ise yine %64 değeriyle, 1/3 erkek/dişi oranında tespit edilmiştir. Bu kuluçkaya ilk konuş yapılmasında, genel olarak döllülük oranının düşük ve toplam yumurta sayısının az olduğu dikkati çekmektedir. Buna sebep olarak, dişi bıldırcınların yumurtlama döneminin başında oluşu, erkek bıldırcınların eşeysel olgunluğu henüz girmiş olması ve erkek ve dişilerin henüz birbirlerine alışamamış olması söylenebilir. 35
46 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA İkinci Çıkış Döllülük Oranları İkinci hafta gerçekleştirilen kuluçka çalışmalarının sonucunda elde dilen döllülük oranları çizelge 4.2. de verilmiştir. Bu çizelgeden, kuluçkaya konan yumurta sayısında artış olduğu anlaşılmaktadır. Çizelge 4.2. II. Çıkış Döllülük Kontrolü E/D Toplam Döllülük Gruplar Döllü Dölsüz oranları Yum. oranı (%) G1 18/ G2 12/ G3 9/ G4 7/ G5 6/ B1 1/ B2 1/ B3 1/ B4 1/ B5 1/ İkinci hafta kuluçka çalışmalarının sonucunda, yüksek döllülüğün yine grup düzeyinde çiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir. En yüksek döllülük oranı %90 ile 1/1 ve %87 ile 1/2 erkek/dişi oranlarında elde edilmiştir. Bireysel çiftleştirmelerde ise en yüksek döllülük %83 değeriyle 1/1 erkek/dişi oranında tespit edilmiştir. En düşük döllülük ise %66 değeri ile 1/3 erkek/dişi oranındaki bireysel çiftleştirmede gözlenmiştir Üçüncü Çıkış Döllülük Oranları Kuluçka çalışmalarını 3. haftası ve bıldırcınların 11 haftalık yaşta olduğu dönemde elde edilen kuluçka sonuçlarına göre döllülük oranları çizelge 4.3. de verilmiştir. 36
47 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Çizelge 4.3. III. Çıkış Döllülük Kontrolü E/D Toplam Döllülük Gruplar Döllü Dölsüz oranları Yum. oranı (%) G1 18/ G2 12/ G3 9/ G4 7/ G5 6/ B1 1/ B2 1/ B3 1/ B4 1/ B5 1/ Bu çizelgeden döllülük oranının daha önceki haftalardan daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. En yüksek döllülük oranı %93 ile grup düzeyinde 1/2 erkek/dişi oranında elde edilmiştir. En düşük döllülük ise %71 değeri ile 1/3 erkek/dişi oranındaki bireysel çiftleştirmede gözlenmiştir. Her çıkış sonucunda en düşük döllülüğün aynı erkek/dişi oranında görülmesinden, erkek bıldırcının dişilerden biriyle hiç çiftleşmemiş olabileceği sonucunu çıkarılabilmektedir Dördüncü Çıkış Döllülük Oranları Bıldırcınların 12 haftalık yaşta olduğu dönemde yine aynı şekildeki kuluçka faaliyetlerinin sonucunda döllülük kontrolleri yapılmış olup, bu kontroller sonucu elde edilen veriler çizelge 4.4 de verilmiştir. 37
48 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Çizelge 4.4. IV. Çıkış Döllülük Kontrolü E/D Toplam Döllülük Gruplar Döllü Dölsüz oranları Yum. oranı (%) G1 18/ G2 12/ G3 9/ G4 7/ G5 6/ B1 1/ B2 1/ B3 1/ B4 1/ B5 1/ Kuluçka faaliyetlerinin dördüncü haftasında, özellikle grup düzeyindeki çiftleştirmelerde döllülük oranın daha da artmış olduğu tespit edilmiştir. En yüksek döllülük %96 gibi yüksek bir oranla, grup düzeyinde 1/1 E/D oranındaki çiftleştirmede gözlenmiştir. En düşük döllülük %72 oranı ile 1/3 E/D oranındaki bireysel çiftleştirmede gözlenmiştir. Kaymak (1991), Japon bıldırcınlarında erkek/dişi oranı ve çiftleştirme döneminin döllülüğe etkisini araştırmak amacıyla yapmış olduğu bir çalışmasının sonucunda 1/1 ve 1/2 erkek/dişi oranlarındaki çiftleştirmeler arasında döllülük açısından istatistiki olarak bir fark olmadığını, 1/3 erkek/dişi oranındaki çiftleştirmedeki döllülüğün ise diğer iki gruptan daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çiftleştirme döneminin 13 ve 16. haftalar arsında tüm oranlardaki çiftleştirmeler için en yüksek döllülüğün elde edildiğini bildirmekte ve bu sonucu desteklemektedir Beşinci Çıkış Döllülük Oranları Denemenin son kuluçka çalışması yapılan haftası ve bıldırcınların 13 haftalık yaşta oldukları dönemdeki konuş sonucunda elde dilen döllülük oranları çizelge 4.5. de verilmiştir. 38
49 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Çizelge 4.5. V. Çıkış Döllülük Kontrolü E/D Toplam Döllülük Gruplar Döllü Dölsüz oranları yum. oranı (%) G1 18/ G2 12/ G3 9/ G4 7/ G5 6/ B1 1/ B2 1/ B3 1/ B4 1/ B5 1/ Bu son haftada hem yumurta verimi artmış hem de yüksek döllülük oranları elde edilmiştir. Önceki çıkışlarda olduğu gibi genel olarak, grup düzeyinde yapılan çiftleştirmelerde döllülük oranları, bireysel çiftleştirmelerden daha yüksek görünmektedir. En yüksek döllülük %96 gibi yüksek bir oranla, grup düzeyinde 1/1 ve 1/2 E/D oranlarında, en düşük döllülük oranı ise bireysel çiftleştirmede 1/3 E/D oranında tespit edilmiştir. Beş hafta boyunca yapılan kuluçka faaliyetlerinin hepsinde en düşük döllülük oranın 1/3 erkek/dişi oranındaki bireysel çiftleştirme şeklinde gözlenmiştir Bireysel Çiftleştirmelerde Döllülük Deneme sonuçlarına göre, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında bireysel olarak yapılan çiftleştirmelerden elde edilen döllülük oranlar çizelge 4.6 da verilmiştir. Bu döllülük oranlarına göre yapılan istatistiki analizlerde 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi çiftleştirme oranları arasında döllülük açısından fark olduğu (0.014<0.05) tespit edilmiştir. 39
50 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Çizelge 4.6. Bireysel Çiftleştirmelerden Elde Edilen Döllülük Oranları (%) BÇ (i) 1/1 1/2 1/3 1/4 1/5 Hafta (j) Ortalama a ab b a ab a, b aynı satırda ayrı harflerle verilen döllülük oranları arası farklılık önemlidir (P<0.05). Bireysel çiftleştirmelerde en yüksek döllülük 84.6±4.44 değeriyle 1/1 oranında, 81.8±2.30 ile 1/4 oranında, daha sonra 77.1±2.53 değeriyle 1/5 ve 76.0±2.76 ile de 1/2 oranındaki çiftleştirmede görülmüş olup, en düşük döllülüğün ise 69.3±1.73 değeriyle 1/3 oranındaki çiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmanın sonucuna benzer olarak Baumgartner ve ark. (1979), en yüksek döllülük oranının 1/1 erkek/dişi oranında, en düşük döllülüğün ise 1/8 erkek/dişi oranında bulunduğunu belirmişlerdir. Narahari ve ark. (1988) en yüksek döllülüğün hangi haftalarda alındığı belirlemek için yaptıkları çalışmalarında en uygun erkek ve dişi oranı 1/2 olarak kabul etmiş ve bu oranı kullanarak kuluçka sonuçlarını değerlendirmişlerdir. Yine çalışmamızı destekler nitelikte; Wilson ve Holland 1974, kafes ortamında yetiştirilen bıldırcınlarda 1/1 E/D oranının diğer E/D oranlarına göre daha iyi sonuç verdiğini bildirmişlerdir. Ranade ve Desai (2005), Japon Bıldırcınları üzerinde yapmış oldukları araştırmalar neticesinde, bıldırcınlarda en ideal çiftleştirme oranını bireysel çiftleştirmelerde 1/2 veya daha az olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Erkek dişi oranlarının 1/2 ile 1/5 arasında olduğu durumlarda kabul edilebilir döllülük oranları elde edilmiştir. Fakat 1/1 ve 1/6 gibi durumlarda döllülük çok düşük tespit edilmiştir (Sandıkçıoğlu ve Şengör 1981). En uygun oran 1/2, kafes alanını müsait olması halinde 1/3 olarak uygulanabileceği ifade edilmiştir (Sharma ve Panda 1979). 40
51 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Peter ve ark. (2004), Japon Bıldırcınlarında yürütmüş oldukları çalışmaların ışığında, bıldırcınlarda özellikle bireysel çiftleştirmelerde erkek/dişi oranı 1/1 ile 1/4 arasında seçilebilir bulmuşlardır Grup Düzeyinde Çiftleştirmelerde Döllülük Yine deneme sonuçlarına göre, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında, her birine toplam 36 bıldırcın koyularak 5 ayrı kafeste yapılan grup düzeyinde çiftleştirmelerden elde edilen döllülük oranları ise çizelge 4.7 de verilmiştir. Çizelge 4.7. Grup Düzeyindeki Çiftleştirmelerden Elde Edilen Döllülük Oranları (%) GDÇ (i) 18/18 12/24 9/27 7/28 6/30 Hafta (j) Ortalama ab a ab b b a, b, aynı satırda ayrı harflerle verilen döllülük oranları arası farklılık önemlidir (P<0.05) Bu çizelgede belirtilen döllülük oranlarına göre yapılan istatistiki analizlerde, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında, grup düzeyinde yapılan çiftleştirmelerde de döllülük açısından istatistiki olarak fark olduğu (0.034<0.05) tespit edilmiştir. Grup düzeyinde en yüksek döllülük 92.59±1.65 değeriyle 1/2 ve 90.2±3.49 ile de 1/1 erkek/dişi oranındaki çiftleştirmelerde bulunmuş olup, daha sonra sırasıyla azalarak 81.6±3.47 değeriyle 1/3, 79.0±4.94 ile 1/4 ve 70.0±4.44 değeriyle de 1/5 oranındaki çiftleştirmelerde daha düşük döllülük oranları elde edildiği gözlenmiştir. Yapılan çalışmalarda genelde bir erkeğin çiftleştiği dişi sayısı arttıkça döllülük oranının düştüğü ifade edilmektedir (Koçak ve Özkan, 2000). Narahari ve 41
52 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA ark. (1988), değişik erkek/dişi oranlarında, döllülük oranlarının %86.4 ile %95.4 arasında değiştiğini ve en yüksek döllülüğün 1/2 ve 1/3 oranında çiftleştirme sonucunda elde edildiğini saptamıştır. Ayrıca Uluocak ve Okan (1993), bıldırcınlarda en yüksek döllülük oranının 1/2 ve 1/3 şeklindeki çiftleştirme gruplarında gözlendiğini, 1/1 erkek/dişi oranında daha düşük döllülük elde edildiğini bildirmişlerdir. İpek ve ark. (2003), Japon Bıldırcınlarında, bıldırcınları gruplayarak 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek dişi oranında yerleştirmişlerdir. Yapılan çalışmada canlı ağırlık, erkek/dişi oranı ve anaç yaşının döllülük ve çıkış gücü üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0.01). En yüksek döllülük oranı, erkek/dişi oranının 1/2, 1/3 olduğu gruplarda saptanmıştır. Şeker (2003), Japon bıldırcınlarında erkek/dişi oranının döl verimine etkisini araştırmış; erkek/dişi oranlarının 1/2 ile 1/5 arasında olduğu durumlarda kabul edilebilir döllülük oranları elde edildiği, 1/1 ve 1/6 gibi durumlarda döllülüğün çok düşük olduğu tespit edilmiştir. En uygun oranın 1/2, kafes alanını müsait olması halinde 1/3 olarak uygulanabileceği ifade etmiştir. Yapılmış olan bu çalışmanın sonucunu destekler nitelikte olup, 1/1 erkek/dişi oranını en yüksek döllülüğü verdiğini ortaya koymuş olan birçok araştırma bulguları da vardır (Vogt ve Steinke, 1970; Woodard ve ark, 1973; Narahari ve ark., 1988; Uluocak ve Okan 1993; Atlan ve Oğuz, 1993; Koçak ve Özkan, 2000) İki Çiftleştirme Şeklinin Karşılaştırılması Kuluçka sonuçlarına göre bireysel çiftleştirmeler ve grup düzeyinde yapılan çiftleştirmelerdeki döllülük oranları % değerleri şeklinde kendi aralarında karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Her erkek/dişi oranında elde edilen döllülük oranları, çiftleştirme şekillerine göre çizelge 4.8 de gösterilmiştir. 42
53 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Çizelge 4.8. İki Çiftleştirme Şeklinde Döllülük Oranları Çiftleştirme Oranları G.D.Ç. Döllülük Oranları (%) B.Ç. Döllülük Oranları (%) 1/ / / / / Her çiftleştirme oranında elde edilmiş olan döllülük oranları kendi aralarında bireysel ve grup düzeyinde eşleştirilmiş, daha sonra iki çiftleştirme şekli döllülük oranı açısından karşılaştırılmış ve istatistiki açıdan bir fark olmadığı tespit edilmiştir (P>0.05). Bu çizelgede sadece 1/2 erkek/dişi oranındaki bireysel ve grup düzeyinde çiftleştirmelerdeki döllülük oranları arasındaki fark biraz daha yüksek görünmekte olmasına karşın istatistiki açıdan bir fark olmadığı görülmemiştir. Yapılmış olan bu çalışmaya göre, ister bireysel olarak isterse grup düzeyinde çiftleştirmeler yapılsın, sonuçta döllülük oranı istatistiki olarak değişmeyecektir. Yine bu çalışmada, döllülük oranını etkileyenin çiftleştirme şekli değil, erkek/dişi oranı olduğu ortaya koyulmuştur. Crawford ve Proudfood, 1967; Woodard ve Abplanalp, 1967, bireysel kafeslerde barındırılan horoz ve hindilerin, yerde grup halinde barındırılanlara göre daha fazla sperm verdikleri, ancak döllülük açısından önemli bir fark olmadığını tespit etmişlerdir. Koçak ve Özkan (2000), bıldırcınlar üzerinde yapmış oldukları çalışmalar neticesinde genelde bir erkeğin çiftleştiği dişi sayısı arttıkça döllülük oranında düşüş olduğunu bildirmişlerdir. Bu durumda bireysel yetiştirmelerde her kafeste tek erkek bıldırcın olduğu ve o erkeğin dölleme kabiliyetin olmaması ihtimali de göz önüne alınmalıdır. Fakat ana babası belli pedigrili bir ıslah çalışması yapılacak ise bireysel çiftleştirme yönteminin kullanılması zorunlu olacaktır. Her erkeğin yalnız bir tek dişiden, birden fazla dölü alındığında elde edilecek olan generasyon, ana-baba-bir özkardeş familyalarını oluşturacaktır. Her familyada erkek ve dişi özkardeşler bulunacak ve böylece erkekler dişi kardeşlerinin (yalnız dişilerde görülen karakterler bakımından) ortalamalarına göre 43
54 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA değerlendirilebilecektir (Düzgüneş 1976). Aynı şekilde bir erkeğin birden fazla dişi ile çiftleştirilmesinde ise baba-bir üvey kardeş familyaları oluşacak ve her familyada erkek ve dişi üvey kardeşler bulunacaktır. Böylece damızlık hayvan seçileceği zaman, üvey kardeşlerine ait fenotipik değerlerinin ortalamalarından faydalanılabilecektir. Bu durumda üvey kardeş sayısının mümkün olduğunca fazla olması istenecek, buda bireysel çiftleştirmelerin yapılması ve erkek/dişi oranının azaltılmasıyla mümkün olabilecektir. Erensayın ve ark 2002, Bıldırcınlarda diğer kanatlı türlerinde olduğu gibi melez azmanlığından faydalanmak üzere yapay ya da saf hatlar kullanmak imkanı varken, mevcut verim düzeyinin çoğu kez ekonomik bir üretim için yeterli olarak görülmesi nedeniyle ve ıslah ya da kullanma melezi elde etme amaçlı damızlık hatların oluşturulması zaman ve özen gerektiren işlemler içerdiğini, bunun da Türkiye de genellikle uygulanmadığı belirtmişlerdir. Bu nedenle üretim sürüleri aynı zamanda damızlık olarak ta kullanılmakta, et üretimi amacıyla bıldırcın yetiştirmek isteyenler besiye alacakları yavruları kendileri üretmek zorundadır. Bu durumda damızlık ve kuluçka işletmelerinde kuluçkaya alınan yumurtalardan elde edilecek civciv sayısı işletme karlılığını doğrudan etkileyen faktörlerden biri olacaktır. 44
55 SONUÇ ve ÖNERİLER 5. SONUÇ ve ÖNERİLER Bir av hayvanı olarak bilinen bıldırcının bugün insan beslenmesinde etinden ve yumurtasından yararlanılan bir evcil hayvan durumuna gelmiştir. Uzun süren genetik ıslah çalışmaları sonunda verim özelliklerinde önemli ilerlemeler sağlamıştır. Ayrıca çeşitli bilim dallarında bir deney hayvanı olarak da geniş ölçüde kullanılmaktadır. Hayvan yetiştirmede damızlık olarak selekte edilen bir hayvanın da damızlıkta belirli bir kullanım süresi vardır ve bu sürenin sonunda hayvan damızlıktan çıkarılmaktadır. İşte bu dönem içerisinde damızlık hayvanımızdan ne kadar fazla döl alabilirsek, onun olumlu özelliklerini gelecek jenerasyonlara daha fazla aktarmasını sağlanmış olunur. Fakat hayvanların, fizyolojik yapı gereği belirli bir orandan daha fazla çiftleşmede kullanılamayacağı da açıktır. İşte bu oranı bilmek, bize maksimum seviyede kullanma olanağı sağlamış olacaktır. Ülkemizde de yapılan birçok bilimsel araştırmalar yerli ırklarımızın verim düzeylerini yükseltmek için üreticilere ışık tutmaktadır. Fakat bu denemelerde önemli olan iyi özelliklere sahip ebeveynler bulmak ve bu hayvanları en uygun yöntemler kullanarak üremelerini sağlamaktır. Yüksek damızlık özelliklere sahip hayvanlar, tür bazında seleksiyonlar uygulanarak seçilmekte ve bu hayvanlardan olabilecek en fazla sayıda döl alınmaya çalışılmaktadır. Hayvancılıkta gelişmenin temel taşlarından birisi de bu alanda yapılan genetik çalışmalarıdır. Genetik ve Islah çalışmalarının temel amacı üstün verimli ebeveyn hatlarında üstün populasyonlar oluşturabilmek ve genel anlamda türün verim düzeyini maksimize etmeye çalışmaktır. Bunu yapabilmek için yapılan birçok denemede en önemli araç, üstün özelliklere sahip erkek/dişi bireyler bularak bu hayvanların çiftleştirilmesi ile onlardan oluşacak olan yeni generasyonların da ebeveynleri kadar üstün özelliklere sahip olmasını sağlamak olacaktır. Gerçekleştirilen bu denemede elde edilen sonuçlar ve öneriler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. 45
56 SONUÇ ve ÖNERİLER 1. İlk hafta kuluçkaya konan yumurtalarda, en yüksek döllülük %89 oranıyla grup düzeyinde çiftleştirmede 1/2 erkek/dişi oranında görülmüştür. Bireysel çiftleştirmede ise %73 oranı ile 1/4 erkek/dişi çiftleştirme oranında en yüksek döllülük elde edilmiştir. En düşük döllülük ise grup düzeyinde %64 değeri ile 1/4 erkek/dişi oranında, bireysel çiftleştirme şeklinde ise yine %64 değeriyle, 1/3 erkek/dişi oranında tespit edilmiştir. 2. Yine ilk hafta yapılan kuluçka çalışmaları sonucunda, bıldırcınlarda 9 haftalık yaşta her çiftleştirme şeklinde ve erkek/dişi oranında döllülük oranının ve yumurta veriminin düşük olduğu, 10, 11, 12 ve 13. haftalarda hem döllülüğün hem de yumurta veriminin artığı gözlenmiştir. Bu durumun, dişi bıldırcınların yumurtlama döneminin başında oluşu, erkek bıldırcınların eşeysel olgunluğu henüz girmiş olması ve erkek ve dişilerin henüz birbirlerine alışamamış olmasından ileri geldiği söylenebilmektedir. 3. İkinci hafta kuluçka çalışmalarının sonucunda, yüksek döllülüğün yine grup düzeyinde çiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir. En yüksek döllülük oranı %90 ile 1/1 ve %87 ile 1/2 erkek/dişi oranlarında elde edilmiştir. Bireysel çiftleştirmelerde ise en yüksek döllülük %83 değeriyle 1/1 erkek/dişi oranında tespit edilmiştir. En düşük döllülük ise %66 değeri ile 1/3 erkek/dişi oranındaki bireysel çiftleştirmede gözlenmiştir. 4. Üçüncü hafta kuluçka çalışmalarının sonucunda, döllülük oranının daha önceki haftalardan daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. En yüksek döllülük oranı %93 ile grup düzeyinde 1/2 erkek/dişi oranında elde edilmiştir. En düşük döllülük ise %71 değeri ile 1/3 erkek/dişi oranındaki bireysel çiftleştirmede gözlenmiştir. Her çıkış sonucunda en düşük döllülüğün aynı erkek/dişi oranında görülmesinden, erkek bıldırcının dişilerden biriyle hiç çiftleşmemiş olabileceği sonucunu çıkarılabilmektedir. 46
57 SONUÇ ve ÖNERİLER 5. Kuluçka faaliyetlerinin dördüncü haftasında, özellikle grup düzeyindeki çiftleştirmelerde döllülük oranın daha da artmış olduğu tespit edilmiştir. En yüksek döllülük %96 gibi yüksek bir oranla, grup düzeyinde 1/1 E/D oranındaki çiftleştirmede gözlenmiştir. En düşük döllülük %72 oranı ile 1/3 E/D oranındaki bireysel çiftleştirmede gözlenmiştir. 6. Denemenin son kuluçka çalışması yapılan haftası ve bıldırcınların 13 haftalık yaşta oldukları dönemdeki konuş sonucunda hem yumurta verimi artmış hem de yüksek döllülük oranları elde edilmiştir. 7. Beş hafta boyunca yapılan kuluçka faaliyetlerinin hepsinde en düşük döllülük oranın 1/3 erkek/dişi oranındaki bireysel çiftleştirme şeklinde gözlenmiştir. 8. Denemede 5 hafta boyunca gerçekleştirilen çıkışlarda genel olarak, grup düzeyinde yapılan çiftleştirmelerde döllülük oranları, bireysel çiftleştirmelerden daha yüksek görünmektedir. Bireysel çiftleştirmelerdeki bu durum, bazen çiftlerin birbirlerinden hoşlanmaması, fakat tek erkek olduğu ve başka biriyle çifteleşme şansı olmayacağı için birbirleriyle hiç çiftleşmemelerinden kaynaklanabilmektedir. 9. Bireysel çiftleştirmelerde en yüksek döllülük 1/1 ve 1/4 oranında, daha sonra 1/5, 1/2 oranındaki çiftleştirmede görülmüş olup, en düşük döllülüğün ise 1/3 erkek/dişi oranındaki çiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir. 10. Grup düzeyinde en yüksek döllülük 1/2 ve 1/1 erkek/dişi oranındaki çiftleştirmelerde bulunmuş olup, daha sonra sırasıyla azalarak 1/3, 1/4 ve 1/5 oranındaki çiftleştirmelerde daha düşük döllülük oranları elde edildiği gözlenmiştir. 11. Yapılan bu çalışmada, bıldırcınlarda bireysel ve grup düzeyinde olmak üzere iki çiftleştirme şekli döllülük oranı açısından karşılaştırılmış ve istatistiki açıdan bir fark olmadığı tespit edilmiştir. 47
58 SONUÇ ve ÖNERİLER 12. Bireysel ve grup düzeyinde olmak üzere iki çiftleştirme şekli döllülük oranı açısından karşılaştırılmasında sadece 1/2 erkek/dişi oranındaki bireysel ve grup düzeyinde çiftleştirmelerdeki döllülük oranları arasındaki fark biraz daha yüksek görünmekte olmasına karşın istatistiki açıdan bir fark olmadığı görülmemiştir. Günümüze kadar yapılmış olan bir çok çalışmada, genelde bir erkeğin çiftleştiği dişi sayısı arttıkça döllülük oranının düştüğü ifade edilmektedir (Koçak ve Özkan, 2000; Narahari ve ark., 1988; Uluocak ve Okan 1993). Bıldırcın yetiştiriciliğinde diğer kanatlı hayvanlarda olduğu gibi, erkek hayvanlar bazı dişilerden, yada dişiler bazı erkeklerden hoşlanmayabilir ve bu çiftler birbirleriyle hiç çiftleşmeyebilirler. Bu durum döllülük oranında düşmeye neden olacaktır. Eğer sürü halinde çiftleştirme yapılırsa, aynı grupta birden fazla erkek bulunacağından eşlerin birbirlerini seçme şansları artmış olabileceği için, grup çiftleştirmesi yapılması daha uygun olacaktır. Bıldırcınlarda, diğer kanatlı türlerinde olduğu gibi melez azmanlığından faydalanmak üzere yapay ya da saf hatlar kullanmak imkanı varken, mevcut verim düzeyinin çoğu kez ekonomik bir üretim için yeterli olarak görülmesi nedeniyle ve ıslah ya da kullanma melezi elde etme amaçlı damızlık hatların oluşturulması zaman ve özen gerektiren işlemler içerdiğinden, ülkemizde genellikle uygulanmamaktadır. Bu nedenle üretim sürüleri aynı zamanda damızlık olarak ta kullanılmaktadır. Et üretimi amacıyla bıldırcın yetiştirmek isteyenler, besiye alacakları yavruları kendileri üretmek zorunda kalmaktadır. Bu durumda damızlık ve kuluçka işletmelerinde kuluçkaya alınan yumurtalardan elde edilecek civciv sayısı işletme karlılığını doğrudan etkileyen faktörlerden biri olacaktır. Kanatlılarda üretim sürüleri aynı zamanda damızlık olarak ta kullanılmakta, et üretimi amacıyla bıldırcın yetiştirmek isteyenler besiye alacakları yavruları kendileri üretmek zorundadır. Bu durumda damızlık ve kuluçka işletmelerinde kuluçkaya alınan yumurtalardan elde edilecek civciv sayısı işletme karlılığını doğrudan etkileyen faktörlerden biri olacaktır. 48
59 SONUÇ ve ÖNERİLER İyi bir damızlık hayvanın bu özeliklerini daha fazla yavrularına aktarabilmesi için optimum sayıda dişi ile çiftleştirilmesi ayrıca yetiştiricinin damızlık değeri düşük olan diğer erkek hayvanları da ekstradan beslemesi ile oluşabilecek maddi kayıplarında önüne geçilebilmesi, bu çalışmada sözü edilen oranlarda çiftleştirmeler yapılarak sağlanabilecektir. Ancak bu sonuçların tamamen hatasız kabul edilmesi ve kesin sonuçlar olarak değerlendirilmesi çok doğru olmayacaktır. Çünkü bu tür çalışmalarda, döllülüğü etkileyen diğer etmenler de sonucu olumlu veya olumsuz etkileyebilmekte, böylece yapılan çeşitli çalışmalarda birbirinden farklı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu çalışmada tüm kümes içi koşullar optimum tutulmuş olup, et veya yumurta üretimi amacıyla yapılan yetiştiricilikte bu koşullar farklı olabilmekte ve farklı verim alınabilmektedir. Ayrıca çalışmada kullanılan bıldırcın sayısının denemenin şartlarına göre tutulmuş olduğu, özellikle grup düzeyinde yapılan çiftleştirmelerde yeterince tekerrür uygulanamamış olduğu unutulmamalıdır. Bu durumda daha fazla bıldırcın üzerinde yapılacak çalışmalarda, daha kesin sonuçlar alınabilecektir. 49
60 KAYNAKLAR AKBAY, R., YALÇIN, S., CEYLAN, N., ORHAN, E., Türkiye Tavukçuluğunda Gelişmeler ve Hedefler. ( AKMAN, M. K., YILDIRIM, Z., Kuluçkalık Yumurtaların Saklanması ve Bunun Kuluçka Sonuçlarına Etkisi. VI. Hayvancılık ve Besleme Sempozyumu İzmir (Yayınlanmamış). AKPINAR, C., Yapay Tohumlama Uygulanan Kafes Tavukçuluğunda Uygun Tohumlama Dozu, Sıklığı ve Zamanının Saptanması Üzerine Bir Araştırma. Doğa Bilim Dergisi. Cilt 8. Sayı 2. ALTAN, Ö., Kanatlılarda Yapay Tohumlama. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No: 497. İzmir. ALTAN, Ö., OĞUZ, İ., Bıldırcınlarda (Coturnix coturnix japonica) Yaşın ve Erkek/Dişi Oranının Kuluçka Özellikleri ve Döllülük Üzerine Etkileri. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 30(1-2): ALTAN, Ö., OĞUZ, İ., SETTAR, P., Japon Bıldırcınlarında Yumurta Ağırlığı İle Özgül Ağırlığının Kuluçka Özelliklerine Etkileri. Tr. J. of Agriculture and Foresty. 19,4: ANONİM, (1), Yetiştirici Bilgileri, Hayvan Yetiştiriciliği ve Sağlığı, Bıldırcın Yetiştiriciliği. ( ANONİM, (2), Tarım Bakanlığı. Hayvancılık, Besicilik, Çiftlik, Hayvan Üretimi ve Yetiştiriciliği, Bıldırcın Yetiştiriciliği. ( ANONİM, (3), Ekonomik Önemi Olan Evcil Kanatlı Hayvanların Reprodüktif Özellikleri. Veteriner Hekim El Kitabı. ( ASASİ, K., JAAFAR, A. J., The Effect of Sex Ratio on Egg Production, Fertility and Hatchability of Japanese Quail. Pajouhesh-Va-Sazandegi. 4,45:
61 BARKST, M. R., BRILLARD, J. P., Mating and Fertility. World Animal Science C, Poultry Production Editor. P. Hunton. Elsevier. BAUMGARTNER, J., GROM, A., CSKA, J., ZEMONOVA, H., The Effect of Storage of Incubation Eggs on Hatchability, Growth and Egg Production of Japanese Quail. Animal Breed. Abst., 47: 5. BAYLAN, M., ULUOCAK, A. N., Bıldırcınlarda Değişik Yaşlardaki Canlı Ağırlığa Göre Seleksiyonun Verimliliği. VIV. Uluslararası Tavukçuluk Kongresi. 3-6 Haziran 1999, İstanbul. Bildiriler: BRAKE, J., PEAK, S. D., BRUZUAL, J. J., The Relationship Between Male/Female Ratio and Fertility in Broiler Breeders. Poultry Sci. Vol 77 Supp 1: 66. CAMCI, Ö., Entansif Bıldırcın Yetiştiriciliği. Teknik Tavukçuluk Dergisi, 75: CASANOVAVAS, P., WILSON, J. L., Spiking Males and Sex Ratio Effects. Poultry Sci., 78 (suppl. 1):119. CHAIL, P. S., JOHNSON, W. A., HUMES, P. E., Directional Selection for Growth at Two Ambient Tenperatures in Coturnix coturnix japonica. Br. Poultry Sci., 16: CHAIL, P. S., JOHNSON, W. A., Intra-Sire Regression of Offspring on Dam as a Measure of the Additive Genetic Variance for Five Week Body Weight in Coturnix coturnix japonica. Poultry Sci., 53: COLLINS, W. M., ABPLANALP, H., HILL, W. G., Mass Selection for Body Weight in Quail. Poultry Sci., 49: CRAWFORD, R. D., PROUDFOOD, F.G., The Effects of Cage Housing and Aggressiveness of Chicken Males on Semen Qualities. Poultry Sci., 46: 672. ÇETİN, O., Egg Production and Some Hatchability Characteristics of Rock Partridges (Alectoris Graeca) Mated at Different Rates. Department of Animal Science, Faculty of Veterinary Medicine, University of Selçuk, Konya/TURKEY. Turk J. Vet. Anim. Sci., 26 (2002):
62 ÇETİN, O., KIRIKÇI, K., Alternatif Kanatlı Yetiştiriciliği. Konya., Farklı Erkek/Dişi Oranlarında Çiftleştirilen Kaya Kekliklerinde Verim ve Kuluçka Özellikleri. I. Doğu Anadolu Kanatlı Yetiştiriciliği Sempozyumu Mayıs 2001, Yüzüncü Yıl Üniversitesi. Van. DENİZ, O., ÖZTÜRK, D., ULUOCAK, A. N., SERBESTLER, N., ÇALIŞIR, S., Enerji Düzeyleri Farklı Toz ve Pelet Yemlerin Broiler Piliçlerin Bazı Verim ve Karkas Özelliklerine Etkisi. Uluslar Arası Hayvancılık Kongresi Eylül 1999, İzmir DÜZGÜNEŞ, O., KESİCİ, T., GÜRBÜZ, F., Araştırma Deneme Metodları (İstatistik Metodları-II). Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayın No: Ders Kitapları No: 295, 381. ELİBOL, O., Broiler Damızlık Horozların Bakım ve İdaresine İlişkin Bazı Uygulamalar ve Bunların Döllülük Oranına Etkileri. Çiftlik Dergisi. Sayı: 220, ERENSAYIN, C., BAŞER, E., AKTAN, S., KÜÇÜKYILMAZ, K., Japon Bıldırcınlarında Erkek Dişi Oranının Üreme Performansı Üzerine Etkisi. Hay. Araş. Ens. Derg., 12,1: ERENSAYIN, C., Bilimsel-Teknik-Pratik Tavukçuluk. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara. Cilt No: 1, , Bilimsel-Teknik-Pratik Tavukçuluk. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara. Cilt No: 3, Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Ebeveyn Yaşının Döllülük, Embriyonik Ölüm ve Çıkım Gücüne Etkisi. Hay. Araş. Ens. Derg. 12,1: FASENKO, G. M., HARDİN, R. T., ROBİNSON, F. E., WİLSON, J. L., Relationship of Hen Age and Egg Sequence Position With Fertility, Hatchability, Viability and Preincubation Embriyonic Development in Broiler Breeder. Poultry Sci., 71 (8): GUALTI, D. T., PRAKASHBABU, M., AHUJA, S. D., AGARWAL, S. K., Influence of Mating Ratio on Fertility and Hatchability in Quails. Indian Journal of Animal Sci., 50,5:
63 HUGHES, B. L., JONES, J. E., RESSEGUİE, W. D., Effect of Male to Female Rations on Reproduction of Caged Coturnix D1 Breeders. Poultry Sci., 59,6: İPEK, A., ŞAHAN, Ü., YILMAZ, B., Japon Bıldırcınlarında Canlı Ağırlık, Erkek/Dişi Oranı ve Anaç Yaşının Yumurta Ağırlığı ve Kuluçka Sonuçlarına Etkisi. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi (1): İPEK, A., ŞAHAN, Ü., YILMAZ, B., Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Yetiştirme Sistemleri ve Yerleşim Sıklığının Gelişme Üzerine Etkisi ( JANDA, R., Some Opservations on The Performance of Japanese Quail. Chovatel. 14, 6: KAYMAK, Ü., Japon Bıldırcınlarında Yaşın ve Dişi/Erkek Oranının Döl Verim Özellikleri Üzerine Etkileri. Ege Üniversitesi. İzmir. 32. KOÇAK, Ç., ÖZKAN, S., Alternatif Kanatlı Hayvan Yetiştirme. Bıldırcın, Sülün ve Keklik Yetiştiriciliği. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, Yardımcı Ders Kitabı. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları, No: 538, KOÇAK, Ç., Bıldırcın Üretimi. Ege Zootekni Derneği Yayınları. Bornova/İzmir. Yayın No: 1, 31. KOÇAK, Ç., F. SEVGİCAN, Ö. ALTAN, Japon Bıldırcınlarının Çeşitli Verim Özellikleri Üzerinde Araştırmalar. Uluslararası Tavukçuluk Kongresi. İstanbul. Bildiriler: KÖRÜKÇÜ, A., ULUOCAK, A. N., Etlik Bıldırcın Hattı Melez Döllerinde Besi Performansı. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, Mezuniyet Tezi (Yayınlanmamış). KUTLU, H. R., GÖRGÜLÜ, M., Genel Hayvan Besleme. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Ders Notu. (Yayınlanmamış). MARKS, H. L., Reverse Selection in a Japanese Quail Line Previously Selected for Four Week Body Weight. Poultry Sci., 59:
64 NACAR, H., ULUOCAK, A. N., CEBECİ, Z., BAYLAN, M., İki Yönlü Seleksiyonla Elde Edilen Bıldırcın Hatlarının Karşılıklı Melez Döl Performansları. Uluslararası Hayvancılık 99 Kongresi Eylül 1999 İzmir. Bildiriler Cilt 1: NARAHARİ, D., MUJEER, A. K., THANGAVEL, A., RAMAMURTHY, N., VİSWANATHAN, S., MOHAN, B., MURUGANANDAN, B., SUNDARARASU, V., Traits Influencing The Hatching Performance of Japanese Quail Eggs. British Poultry Sci., 29: NEW, D. A. T., A Cricital Period for The Turning of Hen s Eggs. J. Embryol. Exp. Morph. 5: NORTH, M. O., Commercial Chicken Production Manual. Connecticut The Avi Publishing Company INC. OKAMOTO, S., Indirect Responses to Selection for 6 Week Body Weight in Japanes Quail, Coturnix coturnix japonica, Under Two Nutritional Environments. Bulletin of The Faculty of Agriculture, Saga University, No: 51, ORLOV, M. V., Biolgical Principles of Incubation. Poultry Sci. and Practice. Vol. 2: ÖZEN, N., Tavukçuluk-Yetiştirme, Islah, Besleme, Hastalıklar, Et ve Yumurta Teknolojisi. 19 Mayıs Üniversitesi Yayınları, No: 48. Samsun. ÖZDEMİR, E., POYRAZ, Ö., Bıldırcınlarda Akrabalı Yetiştirmenin Verim Özellikleri Üzerine Etkileri. Lalahan Hay. Araşt. Enst. Derg. 2000, 40 (1): ÖZKÜTÜK, K., GÖNCÜ, S., Üreme Biyolojisi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Genel Yayın No: 143. Ders Kitapları Yayın No: 46, ÖZTÜRKCAN, O., Anatomi ve Fizyoloji. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Genel Yayın No: 212. Ders Kitapları Yayın No: A-67, 399. PANDA, B., AHUJA, S. D., PRAKASHBABU, M., GULATI, D. P., Evaluation of a Quail Line for Some Importand Economic Traits. Indian Journal of Animal Sci., 50, 6:
65 PETER A. S., HENRY R. W., Florida University Ifas Extension Course Notes. ( REIS, M. L., SOARES, M., C., The Effect of Candling on The Hatchability of Eggs From Broiler Breeder Hens. J. Appl. Poultry Res. 2: ROITER, Y., ARUTYUNYAN, V., Selecting Guineafowls for a Nucleus Flock. Ptitsevodstvo. 12: SACHDEV, A. K., AHUJA, S. D., THOMAS, P. C., AGRAWAL, S. K., Effect of Egg Weight and Duration Storage on The Weight Loss, Fertility and Hatchability Traits in Japanese Quail. Indian Journal of Poultry Sci., 20, 1: SANDIKÇIOĞLU, M., ŞENGÖR, E., Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Değişik Çağlarda Uyarıcı Işıklandırmanın Canlı Ağırlık, Cinsel Olgunluk Yaşı, Yumurta Ağırlığı, Yumurta Verimi ve Yumurtlama Özellikleri Üzerine Etkileri. Doğa Bilim Dergisi, Vet. Hay. Tar. Orm. 5: SEKER, I., KUL, S., BAYRAKTAR, M., Effects of Storage Period and Egg Weight of Japanese Quail Eggs on Hatching Results (Short Communication). Department of Zootechny, Faculty of Veterinary Medicine. Firat University, Elazig, TURKEY. Arch. Tierz., Dummerstorf 48 (2005) 5: SELÇUK, E., AYKUT, İ., Bıldırcın Yetiştiriciliği, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı Merkez İkmal Müdürlüğü Basımevi. Ankara. SHARMA, G. L., PANDA, B Studies on Some Productive Traits in Japanese Quail. Animal Breed. Abst., SREENİVASAİAH, P. V., RAMAPPA, B. S., Influence of Mating Ratio and Pre-Incubation Storage on Fertility and Hatchability of Japanese Quail. World Review of Animal Production. 21: 3, 4, 5: SITTMANN, K., ABPLANALP, H., Duration and Recovery of Fertility in Japanese Quail. British Poultry Sci., 6, 3: ŞEKER, İ., Bıldırcınlarda Kuluçkalık Yumurtaların Döllülük Oranına ve Kuluçka Sonuçlarına Bazı Faktörlerin Etkisi. Fırat Üniversitesi Veteriner 55
66 Fakültesi, Zootekni Anabilim Dalı. Elazığ/Türkiye. Vetfakdergi, Dergi No: 2, ŞENKÖYLÜ, N., Modern Tavuk Üretimi. Trakya Üniversitesi Ziraat Fakültesi Hayvansal Üretim Bölümü. Tekirdağ. TAKEDA, A., Behavior of Spermatozoa in The Genital Tract of The Hen. IV. Persistance of Spermatozoa in Their Transport in The Hen s Oviduct Following Artificial Insemination, Jap. Poultry Sci., 44: TESTİK, A., ULUOCAK, A. N., SARICA, M., Değişik Genotipten Japon Bıldırcınlarının (Coturnix coturnix japonica) Bazı Verim Özellikleri. TÜBİTAK, Doğa Türk Veterinerlik ve Hayvancılık Dergisi. 17: , Değişik Genotipten Japon Bıldırcınlarının (Coturnix coturnix japonica) Performansları Üzerine Çalışmalar. TÜBİTAK VHAG, Proje No: 709 (Kesin Rapor). TIĞLI, R., YAYLAK, E., BALCIOĞLU, M. S., Ebeveyn Döl İlişkilerinden Yararlanılarak Japon Bıldırcınlarının Çıkıştan 6. Haftaya Kadar Olan Dönemde Canlı Ağırlıklarına İlişkin Kalıtım Derecelerini Tahmini. Uluslararası Tavukçuluk Kongresi. İstanbul TÜRKMUT, L., ALTAN, Ö., OĞUZ, İ., YALÇIN, S., Japon Bıldırcınlarında Canlı Ağırlık İçin Yapılan Seleksiyonun Üreme Performansı Üzerine Etkileri. Dfd - Tr. Journals of Veterinary and Animal Sciences. 23: SŒAďS@J 118- TÜRKOĞLU, M., ELİBOL, O., Kuluçka Problemleri ve Çözüm Yolları. Tavuk Yetiştiriciliği ve Hastalıkları. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi VI. Hayvancılık ve Besleme Sempozyumu 95 Ankara ULUOCAK, A. N., Çukurova da Hayvansal Üretimde Yeni Bir Kaynak, Bıldırcın. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi I. Çukurova Tarım Kongresi Ocak 1991, Adana. Bildiriler: , Kümes Hayvanları Yetiştiriciliği. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Ders Notu. (Yayınlanmamış). 56
67 ULUOCAK, A. N., OKAN, F., Bıldırcınlarda Değişik Erkek-Dişi Oranlarının Kuluçka Sonuçlarına Etkisi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. No: 8 (3), , Bıldırcınlarda Karkas Özelliklerinin Canlı Ağırlığa Göre Değişimi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. No: 8 (4), ULUOCAK, A. N., OKAN, F., NACAR, H., CANOĞULLARI, S., Bıldırcınlarda Damızlık Yumurta Ağırlığının Kuluçka Sonuçlarına, Çıkış Ağırlığına ve Çıkış Ağırlığının Besi Sonuçlarına Etkisi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. VAHG-625. ULUOCAK, A. N., OKAN, F., AYAŞAN, T., Yumurtacı Bıldırcınların Erkekli ve Erkeksiz Barındırılmalarının Yumurta Verim Özelliklerine Etkileri. Hayvancılık 96 Ulusal Kongresi Eylül 1996, İzmir. Bildiriler Cilt 1: ULUOCAK, A. N., NACAR, H., BAYLAN, M., Etlik Bıldırcın Ebeveynleri Geliştirme Çalışmaları. Yutav 97 Uluslararası Tavukçuluk Fuarı ve Konferansı Mayıs 1997, İstanbul. Bildiriler: ULUOCAK, A. N., CEBECİ, Z., BAYLAN, M., NACAR, H., İki Yönlü Seleksiyonla Elde Edilen Bıldırcın Hatlarının Karşılıklı Melez Döl Performansları. Uluslararası Hayvancılık 99 Kongresi Eylül 1999, İzmir. URSU, T. H., MUSCALU, G., STEFANESCU, M., BİANU, A., MATEİ, G., Selection and Performance of Lines Japanese Quails at The ICPCAM Balotesti Prod. Anim. Zootech. Medic. Vet., 37: VOGT, H., STEİNKE, L Beobochtungen Über den Einfluss Von Geschlechtsverhaeltnis unt Alter Auf Befruchtung unt Schlupffaehigkeit. Arch. Gefl, 1: 1-6, Sonderdruck. VORONOV, V., ABDULKHALINOV, R., Sexratio in Parent Flocks. Ptitsevodstvo. 2: 7-8. YILDIZ, N., BİRCAN, H., Araştırma ve Deneme Metodları. Atatürk Üniversitesi Yayınları No: 697. Ziraat Fakültesi No: 305. Ders Kitapları Serisi No: 57,
68 YURDAKUL, F., ULUOCAK, A. N., Etlik Bıldırcın Hattı Melez Döllerinde Besi Performansı. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü. Mezuniyet Tezi (Yayınlanmamış)., Kanatlılarda Erkek/Dişi Oranının Döllülüğe Etkisi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü. Yüksek Lisans Seminer Sunumu (Yayınlanmamış). YURDAKUL, F., ULUOCAK, A. N., Bıldırcınlarda Gaga Kesim Yaşının Besi Performansına Etkileri. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü. I.Ulusal Zootekni Öğrenci Kongresi Mayıs 2005, Adana. Bildiri Metinleri: WEINREICHE, O., WILLEKE, H., The Influence of Cage Floor Material, Mating Sistemy and Colony Size on Performance of HNL Parent Stock in Cages. Archiv fur Geflugelkunde. 36,5: WILSON, W. O., ABBO, U. K., ABPLANALP, H., Evaluation of Coturnix (Japanese quail) as a Pilot Animal for Poultry. Poultry Science., 40: WILSON, H. R., HOLLAND, M. V. J., Male to Female Ratios for Bobwhite Quail Breeders. Poultry Sci. 53, 4: WOODARD, A. E., ABPLANALP, H., The Effect of Mating Ratio and Age on Fertility and Hatchability in Japonese Quail. Poultry Sci. 46 : , Semen Production and Fertilizing Capacity of Semen From Broad Breasted Bronze Turkeyst Maintained in Cages and on The Flor. Poultry Sci. 46: 823. WOODARD, A. E., ABPLANALP, H., WILSON, W. O., VOHRE, P., Japanese Quail Husbandry in the Laboratory, Department off Avian Sci. University of California, Davis, C.A.,
69 ÖZGEÇMİŞ 1974 yılında Hatay ili Antakya ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Hatay ili Antakya ilçesinde tamamladı yılında başlamış olduğu Mustafa Kemal Üniversitesi Antakya Meslek Yüksek Okulunun İnşaat Bölümünden 1996 yılında mezun olup ön lisans öğrenimini tamamladı yılında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümünü kazanarak lisans öğrenimine başladı ve 2003 yılında mezun oldu. Aynı yıl Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalında Yüksek Lisans öğrenimine başladı yılında Çukurova Üniversitesi Kozan Meslek Yüksek Okulunda sözleşmeli olarak ders vermeye başladı ve halen devam etmektedir. 59
ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI
2.3.2. ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI : Yumurtlama Öncesi Tüy Dökümünün Yumurtacı Tavukların Performansına Etkisi : TUAM -Veteriner Fakültesi Birimi : Metin PETEK*, Faruk BALCI, Hasan BAŞPINAR Yayınlandığı Yer
Broiler Damızlık Sürülerinde Kümesler Arasında Horoz Değişiminin Döllülük Oranı Üzerine Etkisi *
TARIM BİLİMLERİ DERGİSİ 2007, 13 (3) 265-268 ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ Broiler Damızlık Sürülerinde Kümesler Arasında Horoz Değişiminin Döllülük Oranı Üzerine Etkisi * Mete GÜÇBİLMEZ 1 Okan
Hayvan Islahı ve Yetiştirme 2. ders
Hayvan Islahı ve Yetiştirme 2. ders Akin Pala [email protected] Seleksiyona cevap Et sığırlarında doğum ağırlığını arttırmak istiyoruz. Ağır doğmuş olan bireyleri ebeveyn olarak seçip çiftleştiriyoruz.
Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Canlı Ağırlık, Erkek Dişi Oranı ve Anaç Yaşının Yumurta Ağırlığı ve Kuluçka Sonuçlarına Etkisi
Ulud. Üniv. Zir. Fak. Derg., (2003) 17(1): 13-22 Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Canlı Ağırlık, Erkek Dişi Oranı ve Anaç Yaşının Yumurta Ağırlığı ve Kuluçka Sonuçlarına Etkisi Aydın
HİNDİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
2014 2015 HİNDİ YETİŞTİRİCİLİĞİ Hindilerin tavuklara göre daha dayanıklı, uzun ömürlü, karkas randımanı ve beslenme değerlerinin yüksek olması, yılbaşında tüketimi, etinin sucuk salam gibi ürünlerde dana
KAYA KEKLİĞİ (A. graeca) YUMURTALARINDA FARKLI DEPOLAMA SÜRESİNİN KULUÇKA SONUÇLARI ve BAZI YUMURTA KALİTE ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ
T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KAYA KEKLİĞİ (A. graeca) YUMURTALARINDA FARKLI DEPOLAMA SÜRESİNİN KULUÇKA SONUÇLARI ve BAZI YUMURTA KALİTE ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ Şamil GÜNHAN DOKTORA
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ Hacı Murat KILIÇ BILDIRCINLARDA BÜYÜTME DÖNEMİ SINIRLI YEMLEME UYGULAMASININ YUMURTLAMA DÖNEMİ VERİM ÖZELLİKLERİNE ETKİLERİ ZOOTEKNİ ANABİLİM
Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Çıkış Ağırlığının Gelişme ve Yumurta Verim Özelliklerine Etkisi
Ulud. Üniv. Zir. Fak. Derg., (2003) 17(1): 23-32 Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Çıkış Ağırlığının Gelişme ve Yumurta Verim Özelliklerine Etkisi Aydın İPEK * Ümran ŞAHAN ** Bilgehan
YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ
2014 2015 YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ Kanatlı Hayvan Yetiştiriciliği 1 YUMURTA TAVUKÇULUĞU Yumurta tavukçuluğu piliçlerde 20.haftadan sonra klavuz yumurta görülmesiyle başlar. Yumurta verimi 23. haftada
Tavuk Yetiştirme Tekniği
Tavuk Yetiştirme Tekniği Etlik Piliç Yetiştiriciliği Kasaplık piliç; 6-8 hafta besiye dayalı olan en kısa süreli tavuk yetiştiriciliğidir. Derin yataklı yer tipi kümeslerde yapılır. Kafes yetiştirmesinde
FARKLI KANATLI TÜRLERİNDE YUMURTA KALİTE ÖZELLİKLERİNİN SAYISAL GÖRÜNTÜ ANALİZİ İLE BELİRLENMESİ
T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FARKLI KANATLI TÜRLERİNDE YUMURTA KALİTE ÖZELLİKLERİNİN SAYISAL GÖRÜNTÜ ANALİZİ İLE BELİRLENMESİ Sema ALAŞAHAN DOKTORA TEZİ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI Danışman
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde Geliştirilen Beyaz Yumurtacı Ebeveynlerin Çeşitli Verim Özellikleri
Tavukçuluk Araştırma Dergisi 9 (1): 5-10, 2010 Basılı ISSN:1302-3209 - Çevrimiçi ISSN:2147-9003 www.turkishpoultryscience.com Ankara Tavukçuluk Araştırma İstasyonu Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde Geliştirilen
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
ZOOTEKNİ (VETERİNER) ANABİLİM DALI DOKTORA PROGRAMI
ZOOTEKNİ (VETERİNER) ANABİLİM DALI DOKTORA PROGRAMI I. YARIYIL D. KODU DERİN ADI Z/ Teo. Uyg. Top. Kredi VZD 101 Uzmanlık Alan Dersi Z 8 0 8 0 9 VZD 102 Tez Hazırlık Çalışması Z 0 1 1 0 1 eçmeli Dersler(eçmeli
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ ZOOTEKNİ BÖLÜMÜ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ ZOOTEKNİ BÖLÜMÜ AMACI Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü (ÇÜZFZB) et, süt, yumurta, deri, kıl ve yapağı gibi hayvansal ürünler üretiminini kaliteli
Spermatozoanın Dişi Genital Kanalındaki Hareketi. Üreme Biyolojisi ve Yapay Tohumlama Prof. Dr. Fatin CEDDEN
Spermatozoanın Dişi Genital Kanalındaki Hareketi Üreme Biyolojisi ve Yapay Tohumlama Prof. Dr. Fatin CEDDEN Döllenme Sperm hücresinin ovuma girip kaynaşması olayına (fekondasyon) Döllenme denir. Bu olgu
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
Süt Tipi Oğlakların Doğum, 30. Gün ve 60. Gün Canlı Ağırlıkları Üzerine Sistematik Çevre Etmenlerinin Etkileri
Ege Üniv. Ziraat Fak. Derg., 2002, 39 (2):73-78 ISSN 1018-8851 Süt Tipi Oğlakların Doğum, 30. Gün ve 60. Gün Canlı Ağırlıkları Üzerine Sistematik Çevre Etmenlerinin Etkileri Arzu DUMAN 1 Erdinç DEMİRÖREN
Japon Bıldırcınlarında Kuluçkalık Yumurta Ağırlığı ve Depolama Süresinin Kuluçka Özellikleri ve Civciv Çıkış Ağırlığı Üzerine Etkileri
Erciyes Üniv Vet Fak Derg 4() -6, 7 J Fac Vet Med Univ Erciyes 4() -6, 7 H.D. ORAL TOPLU, E. DERELİ FİDAN, Araştırma A. NAZLIGÜL Makalesi Research Article Japon Bıldırcınlarında Kuluçkalık Ağırlığı ve
Kanatlı Hayvan Hastalıkları
Kanatlı Hayvan Hastalıkları Kanatlı sektörü ile ilgili genel bilgiler 1930 Merkez Tavukçuluk Enstitüsü 1952 Saf ırkların ilk kez ithal edilmesi 1963 Damızlık (Parent stock) ithali 1970 Yatırımlarda artma
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
KEKLİK YETİŞTİRİCİLİĞİ
KEKLİK YETİŞTİRİCİLİĞİ Resim 1:Doğada keklik 1.Genel bilgiler ve özellikleri Eti ve yumurtası için beslenen kekliklerin eti çok lezzetli ve yağ oranı düşüktür. ABD, Fransa, İspanya, Macaristan, Slovakya
BAĞLI DURAKLI AHIRLARIN PLANLANMASI
BAĞLI DURAKLI AHIRLARIN PLANLANMASI Prof.Dr. A.Vahap YAĞANOĞLU Erzurum-2018 Tarımsal yapılar içerisinde özenle planlanması gereken hayvan barınaklarının (ahır, ağıl, kümes) yapımından güdülen amaç, hayvanları
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde Geliştirilen Beyaz Yumurtacı Ebeveyn ve Hibritlerin Çeşitli Verim Özellikleri
Tavukçuluk Araştırma Dergisi 7 (1): 17-22, 2007 Basılı ISSN:1302-3209 - Çevrimiçi ISSN:2147-9003 www.turkishpoultryscience.com Ankara Tavukçuluk Araştırma İstasyonu Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
Yerli ve Dış Kaynaklı Kahverengi Yumurtacı Hibritlerin Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması *
TARIM BİLİMLERİ DERGİSİ 2006, 12 (2) 182-187 ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ Yerli ve Dış Kaynaklı Kahverengi Yumurtacı Hibritlerin Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması * Ahmet N. FATHEL
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
Üreme Biyolojisi ve Yapay Tohumlama
Üreme Biyolojisi ve Yapay Tohumlama 4. Hafta Prof. Dr. Gürsel DELLAL Dişi üreme organları organları ve fonksiyonarı Dişi kanatlı hayvanların büyük çoğunluğunda, embriyonel dönemde salgılanan Anti Müllerian
Damızlık İnek Seçimi. Zir. Müh. Zooteknist. Tarım Danışmanı Fatma EMİR
Damızlık İnek Seçimi Zir. Müh. Zooteknist Tarım Danışmanı Fatma EMİR Süt sığırcılığını iyi seviyelere çıkarmak için seleksiyon ve çevre şartları önemlidir. Seleksiyon? Her yılın farklı dönemlerinde çeşitli
TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU
TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU Resim 1: Bakanlığımızca Geliştirilen Yerli Hibritlerimiz (ATAK S). 1. Kanatlı sektörü ile ilgili üretim, tüketim ve istihdam Bakanlığımız, 1930 lu yıllarda
Yer Yumurtasının Kontrolü Ve Çözüm Önerileri. Dr. Tolga Erkuş Ross Breeders Anadolu
Yer Yumurtasının Kontrolü Ve Çözüm Önerileri Dr. Tolga Erkuş Ross Breeders Anadolu Neden Önemli??? Yer yumurtası nedir? Temiz görünüşlü yer yumurtası nedir? Sanitasyon ne işe yarar? Yer yumurtasına nasıl
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
Islah Stratejileri ve Türkiye Ulusal Sığır Islah Programı
Islah Stratejileri ve Türkiye Ulusal Sığır Islah Programı Prof.Dr. Selahattin Kumlu Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antalya Islah Stratejileri Saf yetiştirme Melezleme a) Birleştirme
FARKLI SICAKLIKLARIN AVCI BÖCEK SCYMNUS SUBVILLOSUS (GOEZE) (COLEOPTERA: COCCINELLIDAE) UN ERGİN ÖNCESİ DÖNEMLERİNİN ÖLÜM ORANLARINA ETKİLERİ *
Ç.Ü Fen Bilimleri Enstitüsü Yıl:8 Cilt17-3 FARKLI SICAKLIKLARIN AVCI BÖCEK SCYMNUS SUBVILLOSUS (GOEZE) (COLEOPTERA: COCCINELLIDAE) UN ERGİN ÖNCESİ DÖNEMLERİNİN ÖLÜM ORANLARINA ETKİLERİ * The Effect Of
Türkiye de Kalkan Balığı Yetiştiriciliğinin Gelişimi
PROJE Türkiye de Kalkan Balığı Yetiştiriciliğinin Gelişimi Cennet ÜSTÜNDAĞ -SUMAE Birinci Dönem Ülkemiz, 6. beş yıllık kalkınma planında (1990-1994) balık üretiminin geliştirilmesi yolu ile iç tüketim
SERBERT OTLATMALI (FREE RANGE) SİSTEMDE YUMURTA TAVUKÇULUĞU
SERBERT OTLATMALI (FREE RANGE) SİSTEMDE YUMURTA TAVUKÇULUĞU Erol BİNTAŞ Ziraat Yük. Müh. Bahattin KOÇER Ziraat Müh. Gökhan EGE Veteriner Hekim Toplumda son yıllarda daha doğal ve sağlıklı besinler tüketme
Japon Bıldırcınlarında (Coturnıx coturnıx japonıca) Kuluçkalık Yumurtaların Anaç Yaşı ve Depolama Süresinin Kuluçka Sonuçlarına Etkisi
59 Uludag Univ. J. Fac. Vet. Med. 23 (2004), 1-2-3: 59-64 Japon Bıldırcınlarında (Coturnıx coturnıx japonıca) Kuluçkalık Yumurtaların Anaç Yaşı ve Depolama Süresinin Kuluçka Sonuçlarına Etkisi İbrahim
KANADA DAN İTHAL EDİLEN SAF HATLARIN HAT İÇİ SELEKSİYONLA ÜRETİLMESİ
T.C. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANALIĞI Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü KANADA DAN İTHAL EDİLEN SAF HATLARIN HAT İÇİ SELEKSİYONLA ÜRETİLMESİ PROJE NO: TAGEM-İY-97-13-03-009 Dr. HÜSEYİN GÖGER NİSAN 2003
Dr. Gökhan FİLİK* (İşletmeci-Ziraat Yüksek Mühendisi, [email protected] )
GIDA ATIKLARINDAN TEKNOLOJİK İŞLEMLER İLE ALTERNATİF YEM HAMMADDESİ GERİ KAZANIMI VE HAYVAN BESLEMEDE KULLANIM OLANAKLARI Dr. Gökhan FİLİK* (İşletmeci-Ziraat Yüksek Mühendisi, [email protected] ) Çukurova
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde Geliştirilen Kahverengi Yumurtacı Ebeveyn ve Hibritlerin Çeşitli Verim Özellikleri
çuluk Araştırma Dergisi 7 (1): 10-16, 2007 ISSN:1302-3209, www.turkishpoultryscience.com Ankara çuluk Araştırma İstasyonu Ankara çuluk Araştırma Enstitüsünde Geliştirilen Kahverengi cı Ebeveyn ve Hibritlerin
T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIÐI
T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIÐI TAVUKÇULUK ARAÞTIRMA ENSTÝTÜSÜ MÜDÜRLÜÐÜ www.arastirma.tarim.gov.tr/tavukculuk [email protected] TAVUKÇULUK ARAÞTIRMA ENSTÝTÜSÜ MÜDÜRLÜÐÜ TÝCARÝ KAHVERENGÝ
KANATLI HAYVAN BESLEME (Teorik Temel-Pratik Uygulama)
KANATLI HAYVAN BESLEME (Teorik Temel-Pratik Uygulama) -Ders Notu- Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Yemler ve Hayvan Besleme Anabilim Dalı Adana ADANA-2008 ÖNSÖZ Hayvan beslemenin
Tavuk yetiştiriciliği
Tavuk yetiştiriciliği Günümüzde tavukçuluk tüm dünyada yüksek verimli hibrit tavuklarla yapılmaktadır. Bir çok ülkede insanların tükettiği hayvansal proteinin yaklaşık 1/3-1/4 ü tavuk ve tavuk ürünlerinden
JAPON BILDIRCINLARINDA CANLI AĞIRLIK İÇİN YAPILAN İKİ YÖNLÜ SELEKSİYONUN VE CİNSİYETİN KARKAS VE BAZI ORGAN AĞIRLIKLARINA ETKİLERİ
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2006, 19(2),185-189 JAPON BILDIRCINLARINDA CANLI AĞIRLIK İÇİN YAPILAN İKİ YÖNLÜ SELEKSİYONUN VE CİNSİYETİN KARKAS VE BAZI ORGAN AĞIRLIKLARINA ETKİLERİ Halil
Kahverengi Yumurtacı Saf Hatların Yumurta Verim Özellikleri Bakımından Seleksiyonu. Selection for Egg Production Traits in Purebred Brown Egg Layers
Tavukçuluk Araştırma Dergisi 7 (1): 5-9, 2007 ISSN:1302-3209, www.turkishpoultryscience.com Ankara Tavukçuluk Araştırma İstasyonu Kahverengi Yumurtacı Saf Hatların Yumurta Verim Özellikleri Bakımından
Japon Bıldırcınlarında Çeşitli Ağırlık Ölçüleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Tr. Doğa ve Fen Derg. Tr. J. Nature Sci. 2014 Vol. 3 No. 1 Japon Bıldırcınlarında Çeşitli Ağırlık Ölçüleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Şenol ÇELİK *1, Hakan İNCİ 1, Bünyamin SÖĞÜT 1, M. Reşit TAYSI
Ruminant. Buzağıdan Süt Sığırına Bölüm ll: Sütten Kesimden Düveye Besleme ve Yönetim
Buzağıdan Süt Sığırına Bölüm ll: Sütten Kesimden Düveye Besleme ve Yönetim KONU İLGİ Düvelerin beslenmesi Sütten kesimden tohumlamaya kadar olan dönemde besleme ve yönetimsel pratikler TERCÜME VE DERLEME
Yarı-entansif sığır yetiştiriciliği
Yarı-entansif sığır yetiştiriciliği Bu yetiştirme şeklinde mevsim ve meraların uygun olduğu dönemlerde hayvanlar günün belli bir kısmında meralardan yararlanır. Diğer zamanlarında ise konsantre yem ağırlıklı
Çiftlik hayvanları endüstrisinin yapısı elit Çok yönlü ticari Kantitatif genetik formulleri özeti Temel genetik: Genel öneri: Genellikle iki yönlü tablo kullanılır Sorular sorudaki probleme ilişkin verilen
PİSİ BALIĞININ KÜLTÜRE ALINABİLİRLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI
PROJE PİSİ BALIĞININ KÜLTÜRE ALINABİLİRLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI İlhan AYDIN, SUMAE Pisi balığı Karadeniz ve Akdeniz den Beyaz denize kadar bir alanda dağılım göstermektedir. Eurohalin ve eurotermal olan pisi
Broyler Damızlık Sürü Yönetimi
Broyler Damızlık Sürü Yönetimi Yavaş Tüylenen damızlık cobb-vantress.com Giriş Cobb broiler sevk ve idare Kitapçığı, damızlık proramınızı oluşturmak için Cobb damızlık yönetim rehberi ve Cobb karma yem
MANİSA TİCARET BORSASI
MANİSA TİCARET BORSASI KANATLI SEKTÖR RAPORU 2015 EĞİTİM ARAŞTIRMA BİRİMİ TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nca Geliştirilen Yerli Hibritler (ATAK
Farklı Kafes Tiplerinin Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Bazı Yumurta Kalitesi Özellikleri Üzerine Etkileri
coturnix japonica) Bazı Yumurta Kalitesi Özellikleri Ali Karabayır Kerim Kılınç Hasan Helvacıkara Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, 17020, Çanakkale e-posta: [email protected]
Bıldırcınlarda Kuluçkalık Yumurtaların Döllülük Oranına ve Kuluçka Sonuçlarına Bazı Faktörlerin Etkisi
Bıldırcınlarda Kuluçkalık Yumurtaların Döllülük Oranına ve Kuluçka Sonuçlarına Bazı Faktörlerin Etkisi İbrahim ŞEKER Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Zootekni Anabilim Dalı, Elazığ / Türkiye ÖZET
Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 01330 Adana Bir ineğin kendisinden beklenen en yüksek verimi
DİŞİ DAMIZLIK BRONZ HİNDİLERDE CANLI AĞIRLIĞIN FARKLI DÖNEMLERDE YUMURTA VERİMİ, DÖLLÜLÜK VE KULUÇKA SONUÇLARINA ETKİSİ *
F.Ü. Sağlık Bil. Dergisi 2005, 19(2), 93-97 DİŞİ DAMIZLIK BRONZ HİNDİLERDE CANLI AĞIRLIĞIN FARKLI DÖNEMLERDE YUMURTA VERİMİ, DÖLLÜLÜK VE KULUÇKA SONUÇLARINA ETKİSİ * Zeki ERİŞİR 1 Nihat YILDIZ 2 1 Fırat
HALK ELİNDE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ. Dr. Bekir ANKARALI Daire Başkanı 06.03.2014
HALK ELİNDE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ Dr. Bekir ANKARALI Daire Başkanı 06.03.2014 1 HALK ELİNDE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ Halk elinde yetiştirilmekte olan küçükbaş hayvanların
Broyler Damızlık Sürü Yönetimi
Broyler Damızlık Sürü Yönetimi Hızlı Tüylenen damızlık cobb-vantress.com Giriş Cobb broiler sevk ve idare Kitapçığı, damızlık proramınızı oluşturmak için Cobb damızlık yönetim rehberi ve Cobb karma yem
24 MİNİ KULUÇKA MAKİNASI KULLANIM TALİMATI
24 MİNİ KULUÇKA MAKİNASI KULLANIM TALİMATI LÜTFEN TEKNİK SERVİSE BAŞVURMADAN ÖNCE KULLANIM TALİMATLARINI SONUNA KADAR OKUYUN VE GEREKLİ ŞARTLARI YERİNE GETİRDİĞİNİZDEN EMİN OLUN!!! MİNİ KULUÇKA MAKİNALARININ
ARAŞTIRMA. Anahtar Kelimeler: Saanen, Kıl keçisi, Melezleme, Büyüme, Yaşama Gücü
ARAŞTIRMA 2007: 21 (1): 21-26 http://www.fusabil.org Saanen X Kıl Keçisi F1 ve G1 Melezlerinde Büyüme ve Yaşama Gücü Özelliklerinin Araştırılması Ü. Gülcihan ŞİMŞEK Metin BAYRAKTAR Murad GÜRSES Fırat Üniversitesi
ÖZET Doktora Tezi SENTETİK BİR BROİLER DAMIZLIK HATTININ ORİJİNAL DAMIZLIK SÜRÜ İLE KULUÇKA VE BROİLER PERFORMANSI YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI Farshid
ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ SENTETİK BİR BROİLER DAMIZLIK HATTININ ORİJİNAL DAMIZLIK SÜRÜ İLE KULUÇKA VE BROİLER PERFORMANSI YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI Farshid MAZLOUM ZAVARAGH
Pamukta Muhafaza Islahı
Güven BORZAN DOĞU AKDENİZ GEÇİT KUŞAĞI TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ Bitkisel üretim; toprak, su,iklim gibi doğal kaynaklar ile kimyasal ve organik gübreler, pestisit, tarım makineleri, tohum
DAMIZLIK ANA ARI YETĠġTĠRĠCĠLĠĞĠ UYGULAMA ESASLARI TALĠMATNAMESĠ
DAMIZLIK ANA ARI YETĠġTĠRĠCĠLĠĞĠ UYGULAMA ESASLARI TALĠMATNAMESĠ 1. AMAÇ Ana arı yetiştiricilerinin larva kaynağı olarak kullanacakları ana hattı damızlık ana arılarını yetiştiren özel ve/veya tüzel işletmelerin
Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) Yavrularının İlk Dönemlerde Büyüme Performansı ve Ölüm Oranı Üzerine Tuzluluğun Etkisi
Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) Yavrularının İlk Dönemlerde Büyüme Performansı ve Ölüm Oranı Üzerine Tuzluluğun Etkisi Halim İbrahim ERBAŞ Nadir BAŞÇINAR Mehmet KOCABAŞ Şebnem ATASARAL
TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF Kolayaöf.com
Profoks Cihazından Üretilen Gazın Yumurtacı ve Etçi Tavuk İşletmelerinde Kullanılmasının Etkileri
Profoks Cihazından Üretilen Gazın Yumurtacı ve Etçi Tavuk İşletmelerinde Kullanılmasının Etkileri Uygulama 1. İşlerler Yumurta Üretim Tesisi, Burdur-Antalya karayolu 5.km Burdur. İşletmenin Özelliği: Yarı
ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ FARKLI KULUÇKA UYGULAMALARININ ÇIKIŞ GÜCÜ VE BROİLER PERFORMANSI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ FARKLI KULUÇKA UYGULAMALARININ ÇIKIŞ GÜCÜ VE BROİLER PERFORMANSI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Nezih OKUR ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI ANKARA 2008 Her hakkı saklıdır
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ Emine ALTINKAYA URUK ANKARA TAVUKÇULUK ARAŞIRMA ENSTİTÜSÜ NDE GELİŞTİRİLEN ÇEŞİTLİ TAVUK HATLARININ FENOTİPİK ÖZELLİKLERİNİN TANITILMASINA İLİŞKİN
AYDIN İLİ DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ OCAK 2016 KAYE EĞİTİM TOPLANTISI SEDA EMİNE PAYIK TEKNİK İŞLER ŞUBE MÜDÜRÜ
AYDIN İLİ DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ 24-29 OCAK 2016 KAYE EĞİTİM TOPLANTISI SEDA EMİNE PAYIK TEKNİK İŞLER ŞUBE MÜDÜRÜ KURULUŞ Türkiye de soy kütüğüne katkı sağlayacak nitelikte kayıt tutma
MİNİ KULUÇKA MAKİNASI KULLANIM TALİMATI
36-48-56 MİNİ KULUÇKA MAKİNASI KULLANIM TALİMATI LÜTFEN TEKNİK SERVİSE BAŞVURMADAN ÖNCE KULLANIM TALİMATLARINI SONUNA KADAR OKUYUN VE GEREKLİ ŞARTLARI YERİNE GETİRDİĞİNİZDEN EMİN OLUN!!! MİNİ KULUÇKA MAKİNALARININ
TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU TARAFINDAN DESTEKLENECEK YUMURTA ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERDE AB STANDARTLARI DENETİM FORMU
EK-5 TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU TARAFINDAN DESTEKLENECEK YUMURTA ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERDE AB STANDARTLARI DENETİM FORMU İşletme Sahibinin adı/soyadı Adresi Tel/Fax İşletme No İşletmenin
Eser Kemal GÜRCAN 1*, Özden ÇOBANOĞLU 2
YYÜ TAR BİL DERG (YYU J AGR SCI) 2012, 22(2): 85-90 Geliş Tarihi(Received): 13.03.2012 Kabul Tarihi (Accepted): 21.05.2012 Araştırma Makalesi/Research Article (Original Paper) Japon Bıldırcınlarında (Coturnix
Kekliklerde (A. graeca) Yumurtlama Zamanının Kuluçka Sonuçları ile Bazı Yumurta Özelliklerine Etkisi
Atatürk Üniversitesi Vet. Bil. Derg. Yıl 2008 Cilt: 3 Sayı:1 Sayfa: 11 17 Kekliklerde (A. graeca) Yumurtlama Zamanının Kuluçka Sonuçları ile Bazı Yumurta Özelliklerine Etkisi Orhan ÇETİN 1i Kemal KIRIKÇI
ÖZGEÇMİŞ DERECE (*) ÜNİVERSİTE ÖĞRENİM ALANI ÜNVAN ÜNİVERSİTE BÖLÜM Yard. Doç. Ankara Üniversitesi, Ziraat F. Zootekni
ÖZGEÇMİŞ. SOYADI : TÜRKOĞLU. ADI : MESUT. ÜNVANI : Prof. Dr.. DOĞUM TARİHİ, YERİ : 0.0., Beypazarı. MİLLİYETİ : T.C.. MEDENİ DURUMU : Evli, iki çocuk babası. ANABİLİM DALI : Zootekni BİLİM DALI: Hayvan
GİRİŞ I. PROJE ÖZETİ Projenin Genel Tanımı Giriş Projenin Amacı Projenin Kalkınma Planı ile İlişkisi...
İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 1 I. PROJE ÖZETİ... 2 1. Projenin Genel Tanımı... 3 2. Giriş... 3 3. Projenin Amacı... 3 4. Projenin Kalkınma Planı ile İlişkisi... 4 II. PROJENİN AYRINTILI TANIMI... 5 1. Proje Uygulama
Prof. Dr. Berna KENDİRLİ
Prof. Dr. Berna KENDİRLİ Seralar tarım işletmesinin tüm konumu içersinde diğer yapılarla uyum göstermelidir. Seraların iç ortamı yıl boyunca bitki yetişmesine uygun optimum çevre koşullarını sağlamalıdır.
Broiler Civcivlerin Karın Bölgesinde Görülen Tüylenme Bozukluğunun Performansa Etkisi
Veteriner Hekimleri Mikrobiyoloji Dergisi Elektronik Versiyonu Yıl 2002 Cilt 02 Sayı 2 Sayfa 1-5 (orijinal dergide sayfa 3-6) www.mikrobiyoloji.org/pdf/703020201.pdf Broiler Civcivlerin Karın Bölgesinde
KATALOG Küplüpınar Mah. İstanbul Caddesi No:15 Osmangazi/BURSA Tel Website.
KATALOG 2017 35 YILDIR TAVUKCULUK SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTERMEKTEYİZ ÜLKEMİZİN PEK ÇOK YERİNE SATIŞLAR BİZİM TARAFIMIZDAN YAPILMAKTADIR. BURSA GÖKÇE KÖY'DEKİ KULUÇKAHANEMİZDE ÖRDEK,HİNDİ,ETLİK VE YUMURTALIK
Güz Döneminde Besiye Alınan Hindilerde Askorbik Asit Uygulamasının Besi Performansı ve Bazı Karkas Özelliklerine Etkileri
Ulud. Üniv. Zir. Fak. Derg., (2003) 17(2): 1-8 Güz Döneminde Besiye Alınan Hindilerde Askorbik Asit Uygulamasının Besi Performansı ve Bazı Karkas Özelliklerine Etkileri Taşkın DEĞİRMENCİOĞLU * İbrahim
Kuzu üretim teknikleri:
Kuzu üretim teknikleri: [email protected] http://akin.houseofpala.com Koç katımında yoğun-ek yemleme:flushing Erken yaşta damızlıkta kullanma Kuzulama aralığının kısaltılması Hormon uygulama, embriyo transferi
İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM: DÜNYA KANATLI HAYVAN ÜRETİMİ 2. BÖLÜM: YEM HAMMADDE DEĞERİNİN SAPTANMASI VE YEM FORMULASYONU
İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM: DÜNYA KANATLI HAYVAN ÜRETİMİ 1. Dünya hayvan üretimi 2. Kanatlı eti üretimi 3. Yumurta üretimi 4. Kanatlı üretiminin geleceği 5. Dünya yem üretimi 2. BÖLÜM: YEM HAMMADDE DEĞERİNİN
Prof. Dr. Berna KENDİRLİ
Prof. Dr. Berna KENDİRLİ Sera tarımının amacı tüm yıl boyunca birim alanda kaliteli ve yüksek verim elde etmektir. Bunun için de sera içerisinde bitki gelişim etmenlerinin sürekli kontrol edilerek optimum
Tarımsal Meteoroloji. Prof. Dr. F. Kemal SÖNMEZ 23 EKİM 2013
Tarımsal Meteoroloji Prof. Dr. F. Kemal SÖNMEZ 2 EKİM 201 Prof. Dr. Mustafa Özgürel ve Öğr. Gör. Gülay Pamuk Mengü tarafından yazılan Tarımsal Meteoroloji kitabından faydalanılmıştır. Hava ve İklim ile
YYU Veteriner Fakultesi Dergisi, 2010, 21 (2), 77-81 ISSN: 1017-8422; e-issn: 1308-3651
YYU Veteriner Fakultesi Dergisi, 2010, 21 (2), 77-81 ISSN: 1017-8422; e-issn: 1308-3651 ORİJİNAL MAKALE Denizli Tavuklarında Kuluçkalık Yumurtaların Depolama Süresi ve Depolama Öncesi Isıtılmasının Yumurta
KATALOG Küplüpınar Mah. İstanbul Caddesi No:15 Osmangazi/BURSA Tel Website.
KATALOG 2018 35 YILDIR TAVUKCULUK SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTERMEKTEYİZ ÜLKEMİZİN PEK ÇOK YERİNE SATIŞLAR BİZİM TARAFIMIZDAN YAPILMAKTADIR. BURSA GÖKÇE KÖY'DEKİ KULUÇKAHANEMİZDE ÖRDEK,HİNDİ,ETLİK VE YUMURTALIK
SUMAE YUNUS Araştırma Bülteni, 4:3, Eylül 2004
HABERLER HABERLER Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğünün isteği üzerine Ordu İli Perşembe İlçesinde bulunan ağ kafeslerde alabalık ve levrek yetiştiren tesislerin sorunlarının giderilmesi amacıyla
Yerleşim Sıklığının Kafeste Yetiştirilen Japon Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Bazı Yumurta Kalite Özellikleri Üzerine Etkisi
Bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) Bazı Yumurta Kalite Özellikleri Üzerine Etkisi Ali Karabayır Onur Uzun Güner Çakır Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, 17020,
Modern tavukçuluk, tarım kesiminin en yüksek mekanizasyon olanağına sahip işletmecilik dalıdır. Çünkü;
6.3. Tavukçuluk Modern tavukçuluk, tarım kesiminin en yüksek mekanizasyon olanağına sahip işletmecilik dalıdır. Çünkü; - Özel tarım arazisine gereksinim yoktur. - Standart ve tekdüze yem yeterlidir. -
Geliştirilmekte Olan Yerli Ticari Yumurtacı Hibritlerin Verim Özelliklerinin Belirlenmesi
Tavukçuluk Araştırma Dergisi 8 (1): 5-9, 2009 ISSN:1302-3209, www.turkishpoultryscience.com Ankara Tavukçuluk Araştırma İstasyonu Geliştirilmekte Olan Yerli Ticari Yumurtacı Hibritlerin Verim inin Belirlenmesi
Doğum Sonrası (post-natal) Büyüme
Doğum Sonrası (post-natal) Büyüme Doğumdan ergin çağa kadar olan büyümedir. Neonatal (yeni doğan) dönemi Infancy (yavru) dönemi Puberty (ergenlik) dönemi Adölesan (gençlik) dönemi Adult (erginlik) dönemi
Dr. AKIN PALA. Zooteknist? Zootekni-Zooteknist? Zooteknist? Zooteknist? Islah, genotip-çevre
Zootekni- 200tekni? Verimleri ekonomiyi göz önüne alarak yükseltmek Zootekni Çevre ve genotipin verime etkisini bilerek işletmenin yararına kullanan eleman Zooteknist 1 2 Zootekni- Zooteknist şunlara karar
TARIMSAL YAPILAR. Prof. Dr. Metin OLGUN. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü
TARIMSAL YAPILAR Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, İklimsel Çevre ve Yönetimi Temel Kavramlar 2 İklimsel Çevre Denetimi Isı
JAPON BILDIRCINLARININ (Coturnix coturnix japonica) ÖNEMLİ VERİM ÖZELLİKLERİYLE İLGİLİ BAZI PARAMETRELER*
JAPON BILDIRCINLARININ (Coturnix coturnix japonica) ÖNEMLİ VERİM ÖZELLİKLERİYLE İLGİLİ BAZI PARAMETRELER* Turgut KIRMIZIBAYRAK ** Ahmet ALTINEL *** Some Parametres About the Important Yield Characters
T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI KAYA KEKLİKLERİ NİN (ALECTORİS GRAECA) YER VE KAFES SİSTEMLERİNDE BÜYÜME, BESİ PERFORMANSI VE KARKAS ÖZELLİKLERİ DOKTORA TEZİ GÖKÇE
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ ATAK-S YUMURTACI TAVUK HİBRİTİNİN ÇUKUROVA (ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA ÇİFTLİĞİ) KOŞULLARINDA PERFORMANSININ
: Bağımsız Araştırma. : TUAM-Ziraat Fakültesi Birimi
3.9. ZOOTEKNİ BÖLÜMÜ 3.9.1. BİYOMETRİ VE GENETİK ANABİLİM DALI Varsa Destekleyen Kurum : Türkiye Koyun Irklarında Arilesteraz, Seruloplazmin ve Amilaz Tipleri : U.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına Göre Düzey 2 (TRA1 ve TRA2) Bölgelerinde Büyükbaş Hayvan Varlığı ve Süt Üretiminin Karşılaştırılması
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına Göre Düzey 2 (TRA1 ve TRA2) Bölgelerinde Büyükbaş Hayvan Varlığı ve Süt Üretiminin Karşılaştırılması Rıdvan KOÇYİĞİT Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Zootekni
T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ BİGA MESLEK YÜKSEKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ DERS İÇERİKLERİ
BÖLÜM: Bitkisel ve Hayvansal Üretim T.C. PROGRAM: Büyük ve Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği I. YARIYIL 00101 Matematik I (2 0 2), Sayılar, Cebir, Denklemler ve Eşitsizlikler, Fonksiyonlar, Logaritma, Trigonometri,Geometri
Irkların Sınıflandırılması
Irkların Sınıflandırılması Gelişmişlik düzeyine göre İlkel yerli ırk Islah edilmiş yerli (geçit) ırk Kültür ırkları Verim yönlerine göre Tek verim yönlü ırklar Kombine verimli ırklar İlkel yerli ırk; Genellikle
