|
|
|
- Canan Yanki
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 1
2 KÜTAHYA - ESKİŞEHİR SAVAŞI Yunan Ordusu nun İnönü savaşlarında uğradığı başarısızlıklar, İngiltere nin Türkiye ye ilişkin planlarında önemli gedikler açmış, Türk Hükümeti nin bu yıl içinde Fransa ve İtalya ile kurup geliştirdiği ilişkiler, İngiliz Hükümeti için sorunu daha da güçleştirmişti. İngilizler, yalnızca Yunan kozunu oynayarak çıkmaza girmekten ve elde ettikleri üstünlükleri Fransa ve İtalya ya kaptırmaktan çekinir olmuşlardı. Haziran ayında bir araya gelen itilaf devletleri temsilcileri barış konusunu yeniden ele aldılar ve barış yolları sonuna dek zorlanmaksızın, Yunan Hükümeti nin askeri harekâtlara girişmesini hoş karşılamayacaklarını uygun bir üslupla dile getirdiler. Bu tutum, Anadolu harekâtını sürdürebilmek için yeni mali ve askeri desteğe ihtiyaç duyan Yunanistan için ağır bir darbe oldu. Yunan Hükümeti, itilaf devletlerinin takındığı bu yeni tutumu değerlendirip barış için adım atacağı yerde, yeni bir askeri maceraya atılmayı ve üçüncü kez şansını denemeyi tercih etti. Yunan halkı ve ordusu Kralcı ve Venizelos cu diye ikiye ayrılmıştı. Savaştan çekinen taraf, diğeri tarafından vatan haini olarak suçlanıyordu. Haziran Ayı sonlarında Kral ın başkanlığında Atina da toplanan Savaş Konseyi, Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir in işgali ve Anadolu daki Türk Ordusu nun yok edilmesi kararını aldı. Yunan komuta kademesi, İnönü savaşlarından gerekli dersi almışa benziyordu, artık aynı hataya düşmeyeceklerdi. Ellerinde bulunan bütün kuvvetleri savaşa sokacaklardı. Kuvvetlerinin büyük bir bölümünü Kütahya- Eskişehir bölgesinde bulunduran Türk Ordusu nu, zayıf Bursa Grubu ile oyalayarak, kuvvetli Uşak Grubu ile Ankara ya doğru çekilmesini fırsat vermeden, güneyden kuşatıp imha etmek, Yunan Genelkurmayı nın yeni stratejik planıydı. İkinci İnönü Savaşı öncesinde olduğu gibi, Yunan kuvvetleri karşısındaki Ordumuz, Garp (Batı) Cephesi birlikleriyle Eskişehir Bölgesi'nde, Cenup (Güney) Cephesi birlikleriyle de Kütahya'dan, Afyonkarahisar'a kadar olan bölgede bulunuyordu. Yeni şekillenmekte olan ve ulaşım araçlarıyla henüz yeterli derecede ikmal edilemeyen Ordunun, uzak bölgelerden itibaren, kesin sonuçlu bir savaşı kabul etmesi mümkün değildi. Yeter derecede ulaşım araç ve gereçlerine sahip olmayan Türk Ordusu'nun cephane ve yiyecek maddeleri, Türk kadın ve çocukları tarafından, kağnılarla taşınıyordu. İkinci İnönü Savaşı'ndan sonra geçen üç aylık zamanda, her gün yeni bir düşman taarruzu beklemek suretiyle de olsa, oldukça düzenli hazırlanmış programlar çerçevesinde askerlerin eğitimlerine devam edildi. Türk Ordusu'nun taarruz hazırlığı henüz tamamlanmamıştı ve asıl planı savunma amaçlıydı. İzmit'te bulunan iki Yunan alayı, 27 Haziran 1921 günü gecesi Kenti boşaltarak denizden Mudanya ve Gemlik yoluyla Bursa Bölgesi'ne geçti. Bursa Ovası'nda üç Yunan tümeni toplanmış olup, hazır olarak beklemektedir. Dumlupınar önlerinde ve Uşak'ta beş tümen toplanmıştır. Yunanlıların cephe 2
3 yakınlarında ulaşım araçlarını toplaması, birliklerini derli toplu tutması ve alınan istihbarat haberleri Yunan taarruzunun yakında başlayacağını göstermekteydi. Yunan Savaş Konseyi, Yunan Kralı Konstantin'in başkanlığında İzmir'de toplandı. Kral, Yunan Orduları Başkomutanlığı görevini üstlendiğini açıkladı. Savaş Konseyi, taarruzun 10 Temmuz 1921 günü Uşak Cephesinden başlatılmasını kararlaştırdı. 8 Temmuz 1921 günü Bursa Ovası nda bulunan Yunan tümenleri üç ayrı koldan taarruza geçtiler. Türk Ordusu'nun imha edilmesini ve Afyonkarhisar, Eskişehir, Kütahya gibi stratejik noktaların işgalini amaçlayan Yunanlılar, İnönü ve Kütahya tahkim edilmiş mevzilerine çatmak yerine, zayıf kuvvetlerle tutulmuş olan Türk Kuvvetlerini güney kanattan kuşatmak üzere harekâta başladılar. İki Yunan tümeni Bursa dan İnegöl istikametine yöneldi. İnegöl Yunan askerleri tarafından işgal edildi. Aynı gün bir Yunan tümeni Uşak, Gediz üzerinden hareketle Afyonkarahisar a doğru hareket etti. İnegöl den yola çıkan başka bir Yunan birliği de 13 Temmuz 1921 günü Domaniç i işgal etmiştir. Gediz üçüncü kez Yunanlılar tarafından işgal edildi. Yunanlılar Gediz de güvenlik için bir miktar kuvvet bıraktıktan sonra, kuzeye Kütahya istikametine yönelmişlerdir. Türk kuvvetleri de geri çekilmeyi bozgun halinde değil de bir düzen içinde yapıyorlardı. Bir yandan askerlerden ve yöre halkından kurulan işçi taburları mevzileri hazırlarken, bir yandan da gene halkın desteği ile oluşturulan akıncı kolları işgal edilen yerlere akınlar düzenliyorlardı. 12 Temmuz 1921 günü sabahleyin Yunan askeri, Dumlupınar dan ilerledi akşama doğru Altıntaş a iyice yaklaşarak, Altıntaş işgal edilmiştir. Yunan Genelkurmayı nın amacı, Yunan 12.Tümen ini Afyonkarahisar dan Seyitgazi ye ilerletmek ve Türk Ordusu nu Kütahya da çember içine alıp imha etmekti. Yunan kuvvetleri bir hilal şeklinde Kütahya Kenti çevresinde konuşlanmışlardı. Hilalin açık kanadı Porsuk vadisi boyunca Kütahya-Eskişehir demiryolu ile Alayunt-Seyitgazi karayolu idi. Yunan toplu taarruzunun dört günde önemli bir alanı işgal etmesinde, Eskişehir de bulunan Garp Cephesi karargâhının, taarruzun yönü konusunda yeterli bilgiye sahip olamamasının büyük payı vardı. Karargâhtaki görevli subaylar taarruzun ağırlık noktasının, daha önceki İnönü savaşlarında olduğu gibi Bursa- Eskişehir hattı olduğu kanısındaydı ve önlemler de buna göre alınıyordu. Bu nedenle Bursa dan gelen Yunan birlikleri fazla bir ilerleme gösterememekle birlikte, Uşak tan gelen birlikler oldukça hızlı yol almışlardı. Durum Kütahya nın güneyinde kritikleşmişti. Garp Cephesi Karargâhı tarafından çeşitli önlemler alındı. Yarbay Nazım Bey in komuta ettiği 4.Tümen in çok acele oraya gönderilmesi istendi. Ama 3.Grup Komutanı Albay Arif Bey, bu emri 12 saat sonra yerine getirecekti. 14 Temmuz 1921 günü Altıntaş tan ve Gediz den ilerleyen Yunan birlikleri Kütahya'nın güneyine Çöğürler'e doğru ilerliyorlardı. Albay Arif Bey in hareketini geciktirdiği Yarbay Nazım Bey in 4.Tümeni ancak öğleden sonra Çöğürler e gelebilmişti. Tümen yürüyüşe geçti. Yunan kuvvetleri, 15 Temmuz 1921 günü sabahleyin taarruza başladı. Tümen Komutanı, karargâh subaylarıyla beraber 40.Alay cephesinde keşif yaparken, aniden bir Yunan Müfrezesinin 3
4 saldırısına uğradı. Tümen Komutanı Yarbay Nazım Bey şehit oldu. Korkulan olmuştu, 40.Alay Yumruçal ı boşalttı, dağınık bir şekilde Çöğürler e doğru geri çekilmeye başladı. Taarruz eden Yunan tümeni mevzilerin bir bölümünü eline geçirdi. Gün boyunca akşama kadar Yunan taarruzları, karşı taarruzlarla önlendi. Gece muharebe boğuşma şeklinde bütün şiddeti ile devam etti. 16 Temmuz 1921 günü sabahleyin Yunanlılar tekrar taarruz ederek Yumruçal ın kuzeyindeki sırtları işgal ettiler ve Kütahya'ya doğru ilerlediler. İyice yıpranmış ve yorulmuş olan Türk birliklerinin geri çekilmesinin güvenli olarak gerçekleştirmesi için önlemler alınmıştı. Cephe derinlemesine yarılmıştı. Yunan 1.Kolordusu cephe yarığını genişleterek, geri çekilen birliklerin yollarını kesmek üzere Türkmen Dağı na ilerliyordu. Türk birliklerinin komutanları askerlerini, savaşın dişleri arasından çekip biraz gerilerde toplamak için gün boyu didindiler. İlk iş olarak Kütahya Havaalanı ndaki uçaklar Eskişehir e kaçırıldı. Garp Cephesi Karargâhı, cepheye yakın Eskişehir in güneyindeki Karacahisar a taşındı. Yunan Ordusu karargâhı da ilerleyen birliklerini izleyerek, Uşak tan, Afyonkarahisar ın kuzeyine geldi. Karacahisar da bulunan Türk Garp Cephesi Karargâhı ile Yunan Ordusu Karargâhı arasında, yalnızca 100 km mesafe kalmıştı. Geri çekilen birlikler, Yunanlıların yararlanmaması için bulundukları yerlerdeki demiryollarını bozup, köprüleri yıkıyorlardı. Türk Ordusu tehlikedeydi. Garp Cephesi Komutanlığı, saat da, bütün Ordunun Yunanlılarla teması keserek Karacahisar-Seyitgazi hattına çekilmesi emrini verdi. Ordu, bu yeni hatta toplanıp, toparlanarak savaşa devam edecekti. Garp Cephesi birlikleri, aldıkları çekilme emri gereği, 16 Temmuz 1921 gece boyu çekilmeyi sürdürdüler. Kütahya, gece boyu süren çalışmalar sonunda, sabaha karşı boşaltıldı. Bir tek Türk askeri kalmadı. Ayrıca Ankara Hükümeti adına görev yapan Kütahya Mutasarrıfı Rahmi Bey, resmi kurum amir ve memurları da askerlerle birlikte Kütahya yı terk ettiler. Kent te bulunan Rum ve Ermeniler de gece boyu Yunan askerlerini karşılama töreni için çalıştı. Evlerde ve terzi dükkânlarında Yunan bayrakları dikildi. 17 Temmuz 1921 günü de geri çekilme devam etti. Gediz yolunu takiben ilerleyen bir Yunan alayı Kütahya'ya girdi. Kütahya nın işgali Avrupa kamuoyunda da büyük yankı uyandırdı. Atina da halk sokaklara döküldü. Haberler buradan hızla Avrupa başkentlerine duyuruldu. Mustafa Kemal Paşa, durumu yerinde görmek için 17 Temmuz 1921 günü Karacahisar a, Garp Cephesi Karargâhı na geldi. İsmet Paşa ile geri çekilme konusunu görüştüler. Savaş kaybedilmişti. Bu koşullar altında Eskişehir in batısında Yunan kuvvetleri ile yeniden savaşa tutuşmak tehlikeliydi. Mustafa Kemal Paşa Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa ya, Sakarya Irmağı nın doğusuna, yani Polatlı önlerine kadar geri çekilmenin doğru olacağını ifade etti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi nde durumu açıklamak, gerekli önlemleri almak üzere Ankara ya geri döndü. Türk Ordusu, 18 Temmuz 1921 günü de Eskişehir e doğru geri çekilmesine devam etti. Bazı küçük aksaklıklar ve düzensizlikler olsa da genel 4
5 olarak gruplar düzenli bir şekilde çekilmelerini sürdürdüler. Karacahisar da bulunan Garp Cephesi Karargâhı, Eskişehir in doğusuna taşındı. 19 Temmuz 1921 günü Eskişehir boşaltıldı. Önce kentteki mahalli hükümet ve birlikler ayrıldılar. Eskişehir telgrafhanesinde Yunan askerleri kente yaklaşıncaya kadar bir subay ve bir telgrafçı bırakılarak haberleşmeyi sağlaması ve bunlar için muhafız verilmesi, diğer yandan Eskişehir-Ağapınar arasındaki demiryolunu ve Porsuk üzerindeki büyük demiryolu köprüsünü istihkâm askerleri tarafından Eskişehir den çıkacak son trenden sonra tahrip etmesi istendi. Bu çekiliş birlikler üzerinde moral çöküntüsü yarattı. Akşamüzeri Yunan birlikleri Eskişehir'e girdiler. 20 Temmuz 1921 günü, Türk Ordusu, Eskişehir doğusu-seyitgazi hattını tutarak savunmaya geçti. Bütün cephede çatışmalar oldu. Fakat durum değişmedi. 21 Temmuz 1921 günü, Yunanlılara karşı taarruza geçildi. Özellikle Eskişehir i geri almak hedefini güden bu taarruz, Eskişehir yönünde başarılı olmuş ise de kendini toparlayan Yunan kuvvetlerinin karşı taarruzunu durduramayan Türk kuvvetleri, tekrar geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Daha önce Mustafa Kemal Paşa nın, Ordunun Sakarya Irmağı nın doğusuna kadar geri çekilmesi önerisini, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa 22 Temmuz 1921 günü birliklerine bildirdi. Böylece Türk Ordusu düzenli bir şekilde ve fazla zarara uğramadan Polatlı önlerine kadar geri çekildi. 17 Şubat 2015, Eskişehir Cengiz ÇETİNTAŞ 11 TEMMUZ 1921: VEKİLLER HEYETİ REİSİ FEVZİ PAŞA NIN YUNAN TAARRUZU HAKKINDAKİ BEYANATI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 4.Birleşim, Gündem: /1) Meclisin bir önceki oturumda, Yunan zulmü için yapılan görüşmede, milletvekilleri çok heyecanlı ve bir o kadar da hiddetli konuşmalar yapmışlardı. Bu görüşme aynı şiddette bu oturumda da devam edecekti. Ama gündem birden değişti. Yunan kuvvetleri iki günden beri hareket halinde idiler ve cepheye doğru ilerliyorlardı. Hükümet adına Fevzi Paşa bu bilgiyi verince Meclisin havası birden değişti. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, malumunuz gündemde Yunan zulmüne dair Hükümetin beyanatı vardı. Paşa Hazretleri o zaman teşrif etmediklerinden dolayı tehir edilmiştir. Şimdi geldiler, beyanatta bulunacaklar, Efendim. 5
6 FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): Yunan zulmüne dair Hükümetin görüşünü arz etmeden evvel Yunanlıların aniden başlattıkları taarruza dair kısa bir bilgi vermek istiyorum. Malumunuz İtilaf devletlerine gönderdiğimiz teklif, Yunanlılar tarafından reddedildikten sonra taarruz etmeleri bekleniyordu. On beş gündür de buna dair emareler vardı. Bu müddet zarfında düşmanın geri hatlarında tahribat yapmak için akıncı müfrezelerimiz faaliyete geçtiler. Uşak, Alaşehir hattının iki yerden tahribine ve sevk defterlerinin elde edilmesine muvaffak oldukları gibi, Aydın, Nazilli demiryolu hattının dört köprüsünü de tahrip ettiler. Fakat son aldığımız malumata göre 7 Temmuz tarihinde Kral ın İzmir'den Uşak'a hareket ettiği anlaşıldı. Bunu müteakip 8 Temmuz tarihinde Bursa'da toplanmış olan kuvvetlerinden bir kısmı Bursa'nın güneyine doğru Orhaneli'ne taarruza başladı, 9 Temmuzda bu hareket Yenice yakınlarına kadar sürdü. Dün Bursa ve Uşak'ta toplanmış olan Yunan kuvvetleri harekete başladılar. Bursa'daki kuvvetleri bir koldan Yenişehir ve diğeriyle İnegöl istikametine hareket ederek bu noktalara ulaştılar. Güneye hareket eden kol da Yenice yi dün işgal etti. Bugün bu üç kol ile başlanan hareket, doğuya doğru ilerlemektedir ve ileri kıtaatımızla çatışma dünden beri başlamıştır. Aynı zamanda Uşak'ta toplanmış olan Yunan kuvvetleri dün Uşak'ın kuzeyinden Gediz istikametine hareket ettikleri gibi bir kol ile de Dumlupınar istikametinde doğuya doğru hareket ettiler. Bu suretle kuzeydeki Bursa Yunan gurubu ile güneydeki Uşak Yunan gurubu üç koldan harekete başlamış bulunuyorlar ve bugün de bu hareket daha çok doğuya doğru ve kuzeye doğru devam etmektedir. Yunanlılar geçen muharebede gayet geniş bir cephe üzerinde ve muhtelif hedeflere doğru dağınık bir hareket yaptılar ve bu hatalarını mağlubiyetleriyle ödediler. Bu seferki hareketleri geçen seferki hatalarını tamir eder gibi görünüyor, müşterek bir hedefe doğru oluyor. Bununla beraber, geçen sefer hareketlerinde büyük bir sürat görünüyordu. Bu seferki hareketleri daha yavaş ve dikkatli oluyor. Yalnız düşmanın bu defa başlamış olduğu hareketin neticesinin kati bir safhaya girmesi ihtimalinin dört, beş gün alacağı düşünülüyor ve bu muharebede düşman haberleşmelerinden aldığımız malumata göre belki bir ay kadar devam edecek bir hazırlığın takip edeceği anlaşılıyor. Ordumuz gerek bu müddeti takip edecek ve gerek birçok miktarda artıracak surette hazırlığını yapmıştır. (elhamdülillah sesleri) Allahın yardımıyla düşmanın bu son darbesine de karşı koyacağız. (inşallah sesleri, alkışlar) Yunanlıların bu defaki harekâtında Kral larının da beraberce bulunması, her halde muharebenin şiddetli olacağı kanaatini vermektedir. REFİK BEY (Konya): Ehlisalip süsü vermek için papazları da getirmişler. FEVZİ PAŞA (Devamla): Var ama bendeniz onu dikkate almadım. Kral ın şahsı ve mevkii, muharebeyi şiddetle yapmak arzusu, içine girdiği vaziyetin zaruretinden dolayıdır. Ancak şunu da arz edeyim ki Yunan tebliğlerini alıp okuyoruz. Bizim akıncı kollarımızın yaptıkları harekâtı gayet büyük bir şekilde tasvir ettiklerine göre (gülüşmeler) öyle zannediyorum ki İkinci İnönü'de yedikleri darbelerden dolayı biraz ürkmüşler ve korkmuşlar. (inşallah daha çok, sesleri) Şunu da arz edeyim ki 6
7 bu taarruz ufak muvaffakiyetimizle başlamıştır. Bugün bir tayyareleri düşmüş, iki de esir alınmıştır. NECİP BEY (Mardin): Nerede? FEVZİ PAŞA (Devamla): Denizli'de Efendim. Cumartesi günkü müzakeremizde Efendim, Yunan ordusunun zulmüne dair uzun uzadıya müzakereden sonra, teklifim üzerine ve Yüce Heyetinizin kararıyla, teklifleri alarak müzakere ettik. Yunan Ordusu her yediği dayaktan sonra harp meydanının acısını, gerideki masum, silahsız, çoluk, çocuk ve kadınlardan almayı adet edinmiştir. Hatta bendeniz şunu diyebilirim ki cephede ne kadar kayıp verirlerse o miktara karşılık geride çoluk çocuk öldürmesini adet edinmişlerdir. Fakat bizim Ordumuz, bilhassa Türk askerleri şimdiye kadar böyle cellatlık, kundakçılık ve yangıncılık yapmamışlardır. Ancak onlar, intikamı muharebe meydanlarında mertçe düşmanlarından almayı öğrenememişler ve asırlarca bunu tatbik etmişlerdir. Onun için Yüce Heyetinizden istirham ederim, düşmanlarımızın seviyesine inmeyelim. (bravo sesleri, şiddetli alkışlar) Ordumuzun, Milletimizin ve Dinimizin adaletini daima düşmana gösterelim. (alkışlar, bravo sesleri) Büyük bir düşmanlık âlemine karşı göstereceğimiz bu soğukkanlılık ve ağırbaşlılık emin olunuz ki bizim kazanacağımız davamızda en parlak bir misal olacaktır. (inşallah sesleri) Onun için Yüce Heyetinizden rica ederim, önergelerin birinde de beyan edildiği gibi, Hükümete salahiyet veriniz. Yüce Heyetinizin duygu ve düşüncelerini icap ettiği şekilde lazım gelen yerlere biz arz ederiz. Yalnız Batı ya değil, bütün insanlık âlemine bu Yirminci Asırda yapılan zulmü istediğiniz gibi izah etmeye gayret edeceğiz. (uygundur sesleri, alkışlar) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, bir önerge var. TBMM Başkanlığına Verilen izahat kâfidir. Gündeme geçilmesini teklif eylerim. Edirne Mebusu Mehmet Şeref DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Bu önergeyi kabul edenler ellerini kaldırsınlar. Kabul edilmiştir, Efendim. 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (11 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.11, s , 7
8 16 TEMMUZ 1921: İÇİŞLERİ BAKANI REFET PAŞA NIN, 4.TÜMEN KOMUTANI YARBAY NAZIM BEY İN ŞEHİT OLDUĞUNA DAİR BEYANATI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 51.Birleşim, Gündem: 8/1) Korkulan olmuştu ve Altıntaş ın düşmesinden sonra Uşak tan yola çıkan Yunan tümenleri kuzeye yönelerek Kütahya ya otuz kilometre uzaklığa kadar ilerlemişlerdi. Burada Yumruçal-Nasuhçal Hattındaki cephe yarılmış ve Yunanlılar Kütahya ve Seyitgazi istikametlerine doğru akmaya başlamışlardır. Cephenin bu kesimini savunan 4.Tümenin Komutanı Yarbay Nazım Bey şehit düştü. Ankara da bu haber duyulunca, Meclis Genel Kurulu bir anda kedere ve mateme büründü. REFET PAŞA (İçişleri Vekili): Efendiler bir saat sonra pek muhteşem ve pek milli bir vazife için Yüce Heyetinizi birkaç kelime ile rahatsız etmek isterim. Sevgili arkadaşlarımın hemen hepsinin tanıdığını zannettiğim, Dördüncü Tümenin cesur Kumandanı Yarbay Nâzım Bey son kavgaların birinde şehit olmuştur. (Allah rahmet etsin, sesleri) Kendisini çok eskiden tanıdığım ve bilhassa iki seneden beri en tehlikeli vazifelerde de beraber olduğum bu kıymetli arkadaşımın, bu kıymetli cesur askerin ruhunu Cenabı Hak saadet kılsın. (âmin sesleri) Orada çarpışan kahramanlardan bir tanesi düştü, Allah'ına kavuştu, mübarek cenazesi bugün geliyor. Bir saat sonra burada bulunacaktır. İlk evvel Yüce Heyetinize teklif edeceğim şey, mümkün olduğu kadar çok miktarda bu cenazeye iştirakinizdir. (hepimiz sesleri) hissettiğim büyük üzüntü beni fazla söylemekten alı koyuyor. Fakat bu üzüntüm bir sevgili arkadaşımın şehit olmasıdır ki bu büyük Milletin Nazım Bey ve onun gibi birçok şehitleri oldukça onların mukaddes kanıyla bu Milli Misak elde edilecektir. Onun için Ordumuzdan bu kadar kıymetli bir kahramanın düştüğünü görmekle, Ordu adına üzüntülerimi arz ediyorum. Cenazesi zannediyorum bu akşam istasyondan hastaneye naklolunacaktır. Yarınki vazifemizi Başkanlık Divanı tayin etsin. Bu Memleketin tarihinde namını ancak kanıyla kazanan bu Şehidimizi hastaneye yalnız olarak göndermeyelim. (hepimiz başımızda taşırız, sesleri) Bir istirhamım daha var. Söylesem kabul edilir mi acaba? Nâzım Bey iki seneden beri hizmetleri ile Ordunun tarihlerinde fedakarlıklar gösterdi ve bu Milli Mücadele tarihimizde kendisine mahsus müstesna bir yer yapmıştır. Yarbay Nâzım Bey, bugün acaba bu kahraman asker albay olur mu? Kanunun kendisine bahşettiği bir hak vardır ve esasen doğrudan doğruya basit bir muamele şeklinde yapılacaktır. BİR MEBUS BEY: Reis Bey müzakere etmeden kabul edelim. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Kabul edeceğinizden eminim. (kabul sesleri) HAMDİ NAMIK BEY (İzmit): Derhal Milli Savunma Vekâletine emir vermeliyiz. REFET PAŞA (İçişleri Vekili): Doğrudan doğruya bunu yapacak olan Yüce Heyetinizdir. (oylansın sesleri) Rütbesi henüz bir yarbay derecesindedir. Albay rütbesine yükseltilmesi hakikaten bir takdir rütbesi olur. 8
9 DOKTOR FUAT BEY (Bolu): Reis Bey rica ederim, bunu müzakeresiz kabul edelim. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Muhterem Şehit Yarbay Nazım Bey in rütbesinin albaylığa yükseltilmesini kabul edenler lütfen el kaldırsın. Oybirliği ile kabul edilmiştir. Hükümete şimdi tebliğ ederiz. REFET PAŞA (İçişleri Vekili): Şehidin ruhu daha da mesut olacaktır. SELAHATTİN BEY (Mersin): Arkadaşlardan Abdülkadir Kemali Bey bu sabah bir arzuda bulunmuştu. Pek önemli olduğu için bu vesile ile arz etmek isterim. REFET PAŞA (İçişleri Vekili): Onu da istirham edeceğim. Gerek ailesine taziye işi ve gerek cenaze merasiminin tertibini Başkanlık Divanı ayrıca düşünsün ve bunun için de ayrıca görüşelim. Cenaze geliyor veya gelmek üzeredir. İlk karşıladığımız zaman hakikaten kendisine lazım gelen hürmeti tamamıyla göstermiş olalım. Yarınki merasim pek parlak olsun. Onu Başkanlık Divanından istirham ediyorum. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Başkanlık Divanı yalnız mebusların iştirakini tayin ve takdir eder. Asıl cenaze merasimi Milli Savunma Vekâletince yapılacaktır. REFET PAŞA (İçişleri Vekili): Benim buradaki isteğim, doğrudan doğruya Yüce Heyetinizin oradaki temsili ile alakalıdır. Ayrıca Milli Savunma Vekâletinden rica ederiz. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Bendeniz Başkanlık Divanını toplayıp arkadaşlarımın katılacaklarına emin olarak rica edeceğim. Tayin olunacak saat gazete ile tabii ilan edilecektir. Cenazenin geleceği sırada hepimizin oraya gitmemizi münasip görüyorum. Yarın cenaze merasimine yine gidilecektir. O halde efendim, en iyisi öğle namazından evvel burada toplanalım, nereye gitmek lazım gelirse, oraya gideriz. Şimdi efendim, böyle durumlarda Meclisi tatil etmek hürmeten pek lazımdır. Onun için müzakereye, hürmeten devam etmeyelim. 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (16 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.11, s , 9
10 23 TEMMUZ 1921: GİZLİ OTURUMDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN KAYSERİ YE TAŞINMASINA DAİR GÖRÜŞME (1.Dönem, 2.Yasama Yılı,.54.Birleşim, Gün5dem: 2/1) Yunan ilerleyişi hız kesmeden devam etti. Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir art ardına işgal edildi. Mustafa Kemal Paşa cephedeydi. Onun talimatı üzerine Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Orduyu Alpu-Mahmudiye-Çifteler hattına çekti. Ankara nın güvenliği tehlikeye girmişti. Bir yandan Kentin çevresine siperler kazılırken, bir yandan da Hükümetin ve Meclisin Kayseri ye taşınması gündeme geldi. Bununla ilgili hazırlıklara hızlı bir şekilde başlandı. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Hükümetin bir teskeresi var. Okutuyorum. TBMM Vekiller Heyeti Kararı Hükümetin, Ankara dan Kayseri ye nakline karar verilmiştir. Vekâletlerimiz kısmen şimdilik Ankara da çalışacaktır. Vekiller bu maksatla, burada kalacak memurlar dışındaki daireleri ve memurları en seri bir süratte Kayseri de vazifeye hazır bulundurabilmek için, daha şimdiden bunları Kayseri ye sevk etmeleri emri verilmiştir. Bütün vekâletlerden, Meclis Başkanlık Divanından, Ankara Belediyesinden ve Müdafaayı Hukuk tan birer üye alınarak, Milli Savunma Müsteşarının başkanlığında bir nakliye komisyonu kurulacak ve İçişleri Vekâleti nden talimat alacaktır. Bu komisyon Pazartesi gününden itibaren nakliyata başlayacak, Kayseri de resmi daireler, mebuslar ve yabancı mümessiller için lazım gelen binaları bulacak, yollarda emniyet ve ihtiyaçları temin etmek üzere çalışacaktır. Şimdiden Ankara, Kırşehir, Kayseri ve daha yol üzerindeki kasabaların arabalarını nakliyata tahsis için tertibat alacaktır. Bu komisyon çalışmaları hakkındaki malumatı en geç yarınki Cumartesi günü öğleyin Hükümete bildirecektir. 22 Temmuz 1921 Hükümet Reisi ve Milli Savunma V. Fevzi Dışişleri Vekili Yusuf Kemal İktisat Vekili Mahmut Celal Din İşleri Vekili Fehmi Maliye Vekili Hasan Hüsnü Sağlık Vekili Doktor Refik Adliye Vekili Refik Şevket Maarif Vekili Hamdullah Suphi Genel Kurmay B. Fevzi DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Buyurun Fevzi Paşa Hazretleri. İçişleri Vekili Refet Bayındırlık Vekili Ömer Lütfi 10
11 FEVZİ PAŞA (Milli Savunma Vekili): Düşman şimdilik faaliyetine ara vermiştir. Fakat yakınlarda yine harekete başlayabilir ve on beş günde Ankara yı tehdit edebilir. Bunun için bendenizin bir teklifim vardır. Bu mesele bir hafta içinde halledilmelidir. Meclisin müzakere edecek bir kısmı burada kalır, diğer kısmı Kayseri ye Meclis binasını ve salonunu temin etmek üzere Kayseri ye gider. (gürültüler) Tehlike olmazsa Meclis yine burada kalır. Bunu karara sunuyorum. (gürültüler) Aileler naklolunur. Ailelerin ve eşyaların bir hafta içinde taşınacağını Hükümete tebliğ ederiz. Hükümet buna çalışır. Bunu teklif ediyorum. Efendiler, bendeniz Yüce Meclisinize teşekkür ederim. Gelelim taşınma işine. İçinizden hakaret görmek isteyen varsa dekovile binsin. Ben bu sabah gözümle gördüm. Yarın siz işe başladığınız dakikada emin olunuz ki tüfek dipçiği yiyeceksiniz. Bunun için Meclisin tayin edeceği üyeler bu işi yapmalıdır. Böyle olmazsa haydi bininiz, binemezsiniz. Nitekim Paşa Hazretleri emir verecekmiş. Dinleyen kim, göreyim Paşa emir versin. Bu benim başımdan dördüncü defadır geçiyor. Sonra biz kalırız. Bu acıyı dört defadır görüyorum. Onun için şimdi bu Meclis kendi mukadderatına hâkimdir. Ailelerini nakledecekse. Meclis kendisi nakledeceğinden yüz, yüz elli araba lazım. Yalnız Hükümet lazım olan arabaları size verecek ve başka bir şeye karışmayacak. Sözüm budur. ALİ ŞÜKRÜ BEY (Trabzon): Efendiler, Hükümetin Kayseri'ye nakli hakkında bir karar verildi. Fakat ne vakit nakledileceğine dair bir şey söylenmedi. Söz istemiştim, sıra da gelmedi. Şimdi eşyaların nakli talep olunuyor. Bu talep bu işle alakadardır. Onun için ufak bir şey hatırlatmak istiyorum. Bugün biz eşyalarımızı naklediyoruz. Yalnız bir şey var ki Hükümetin ve Meclisin bir tarafa naklinin yurtdışında yapacağı tesir pek güzel izah edildi ki bizim lehimizedir. Bir heyetin de izahat vermek üzere cepheye, Orduya gitmesi talep buyruldu. Şimdi demek ki Ordu üzerinde büyük bir tesiri vardır. Gerek Orduya ve gerek Millete Meclis nakletmiştir sözünü söylemeyiz. Hükümet de Meclis de burada bulunur. Gitmek isteyenler için vasıtalar hazır bulundurulur ve eşyalar gönderilir. NECATİ BEY (Saruhan): Nakli, daha ehemmiyetle ve daha serinkanlılıkla yapmalıyız. Meclis burada çalışmaya devam edecek ve aileler gidecektir. Aileler gittiklerinde vaziyeti izah ederek halkı aydınlatacaklardır. Bu suretle Memleket dâhilinde ailelerin nakli neden icap ettiği anlaşılacak. Burada arkadaşlarımızın büyük bir kısmı bekardır. Bu itibarla aileli arkadaşların evvela gitmesi lazım gelir. Nakliyat için Meclisçe lazım gelen komisyonları kuralım. Onlar bu işi yapsınlar. FEVZİ PAŞA (Milli Savunma Vekili): Şimdi Efendim benim teklifim, Necati Bey in teklif ettiği komisyonla, Hükümetin teklif ettiği komisyon birleşsin, beraberce iş görsün. Bendeniz bunu teklif ediyorum. Şimdi Efendim Hükümet vekâletlerin Müsteşarlarından bir komisyon teşkil eder. Bu komisyon, buradan Kayseri ye yapılacak nakliyatta vasıtaların tedariki, yolda yiyecek ve konaklamaların temini ile çalışır. 11
12 MUHİTTİN BAHA BEY (Bursa): Efendim, eğer Mecliste böyle bir komisyon kurulup ta bizim işlerimizle uğraştıracak olursa, halk diyeceklerdir ki bakınız kendileri için uğraşıyorlar. Bu davanın başında mebuslar vardır. Başımıza gelenlere sebep olanlar mebuslardır. Halbuki öncelikle mebuslar başkalarını düşünmeye mecburdurlar. Yani mesuliyeti omuzlarına alan mebuslar bir parça fedakarlık etmelidirler. Yalnız şeklini tespit etmek lazımdır. Bu zavallı halk Eskişehir'den, şuradan buradan gelmişlerdir. Biz Hükümete sormalıyız, bizim ihtiyacımızı biliyor musunuz? Memlekette ne kadar araba vardır? Bunların tespit edilmesi icap eder. Şimdi biz burada bu vazife ile uğraşacağı o vakit Hükümet gayri bu işle mesul olmayacak. Mebus ailelerini biz nakledeceğiz. Muhacir aileleri ne olacak? Bu, adalete uygun olur mu? Subay aileleri burada kalsın nasıl olur? Mebus ailelerini kurtardınız, subay ailelerini, ahaliyi, muhacirleri arkada bıraktınız demezler mi? Hükümet vazifesini yapsın. (gürültüler) MUSTAFA DURAK BEY (Erzurum): Efendim, bendeniz zannediyorum ki biz bir tehlikeli oyuna giriyoruz. Bu bizim için çok tehlikelidir. Her şeyi üzerimize almayalım. Bize lazım olan bir şey vardır kontrol vazifesini yapmak. Kaç araba lazımsa tespit edelim, bu işin içinden çıkalım. Kendileri kaçıyor dedirtmeyelim vesselam. Fakat şurası en mühim bir meseledir ki düşmanı mağlup edebilmek için köylerdeki mevcut hayvanları Ordunun istifadesine sunmak lazımdır. En çok bu düşünülmelidir. Düşmanı zorda bırakmak için ne lazımsa yapılmalıdır. Bendeniz burasını daha ehemmiyetli görüyorum. Şimdi Meclisin gidebilecek aileleri ve eşyaları için bir heyet olsun. Bu heyet aileleri göndermek için bir tedbir düşünür. Bu işi yapacak beş kişi toplansın ve Hükümete desin ki şu kadar araba lazımdır. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim müzakerenin yeterliliğini arz ediyorsanız reye koyayım. (kâfi sesleri) Efendim bu meseleye dair beş önerge vardır. Bunları arz edeceğim. Üç komisyon teklifi vardır. (ret, ret sesleri) Müsaade buyurun Efendim. Sonra bir de Hükümetin teklif ettiği komisyonla Meclisin teklif ettiği komisyon kurulsun deniliyor ki bu da Fevzi Paşa Hazretlerinin teklifidir. Dr. Suat Bey le arkadaşlarının teklifi vardır ki ailelerin sevk edilmeleri için... HAMDI NAMIK BEY (İzmit): Efendim beş dakika müsaade buyurunuz. Şimdi aileler, komisyon muvafık görülsün görülmesin kaç arabaya ihtiyaç varsa Hükümetten istiyoruz. Fakat ailelerle beraber Mebus arkadaşlarımız da aileleri başında gidecekse arkadaşlar beş defa göç etmiş bir adam sıfatıyla söylüyorum... DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim tekrar önergeler geldi. RASİM BEY (Sivas): Milli Savunmanın bir önergesi var, münasipse okunsun. HACI BEKİR EFENDİ (Konya): Böyle şeyleri burada görüşemeyiz. Yirmi kişilik bir mecliste bile bu görüşülemez. REFİK BEY (Konya): Efendim, benim bir önergem vardır. Lütfen reye koyunuz. (olmaz, olmaz sesleri) 12
13 DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim bu önergeyi kabul edenler lütfen el kaldırsın. Reddedilmiştir. MUHİTTİN BAHA BEY (Bursa): Yapacak zevat yaparım desin, çıksın. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim önergeler birer birer reye konur. Efendim, oylama usulüne dair söz istiyor musunuz? (istemiyoruz sesleri) Efendim, Azmi Efendi Meclisten seçilecek heyetin Divan tarafından seçilmesini teklif ediyor. Dr. RIZA NUR BEY (Sinop): Efendim kadınlar yalnız başına gidecekse kadınların hali malum. Telaş içinde gideceklerdir. Bünyeleri, mizaçları böyledir. Gittikleri mahallerde de telaşlarından daha doğuya göç başlayacaktır. İsterseniz Meclis kontrol vazifesini ifa eder. Herkesin aileleriyle beraber gitmesi lazımdır. Hem halka bilgi verirler. REFİK BEY (Konya): Zannederim ki bütün meseleler konuşuldu. Hükümete bizim şu kadara vasıtaya ihtiyacımız vardır denilsin. Hükümet onu düşünsün. (müzakere kâfi sesleri) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Birçok önergeler vardır Efendim. Refik Bey in bu teklifini reye sunuyorum. Kabul edenler lütfen ellerini kaldırsın. Kabul edilmiştir. Şimdilik mebusların aileleri ve Meclisin eşyaları Kayseri ye naklolunacaktır TEMMUZ 1921: GİZLİ OTURUMDA VEKİLLER HEYETİ REİSİ FEVZİ PAŞA NIN YUNAN TAARRUZUNA DAİR BEYANATI VE BAZI YERLERE İSTİKLAL MAHKEMELERİ KURULMASI HAKKINDA GÖRÜŞME (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 54.Birleşim, Gündem: 2/1) Türk Ordusu Kütahya da Yunan Ordusu tarafından çember içine alınıp imha edilmekten kurtulmuştu ve mümkün olduğu kadar düzen içinde Sakarya Irmağına kadar geri çekilmişti. Toplar, silahlar, cephane ve araç-gereçler çok az bir kayıpla kurtarılmıştı. Mecliste milletvekilleri, olanların çok azından haberdardı. Hükümet bu durumdan tedirgindi. Yunanlıların Ankara ya doğru daha da ilerleyecekleri endişesinin yanında, bazı fesatçıların tekrar isyanları başlatacakları endişesi vardı. FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): İçinde bulunduğumuz gayet ehemmiyetli bir halin muhtelif safhalarını arz ederken, buna karşı bazı tedbirler alınmasını Yüce Heyetinizden rica etmek isterim. Malumunuz Yunan taarruzu başladığı vakit, büyük bir kısmı güneyden Uşak tarafından ve diğer az bir kısmı da kuzeyden ve batıdan ilerlemeye başlamıştı. Buna karşı büyük miktarda kuvvetimizi güneye 1 TBMM Gizli Celse Zabıtları (23 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.2, s , 13
14 nakletmiştik. Düşman düşündüğümüz gibi, bütün gücüyle güneyden taarruza başladı. Sonunda sol kanadımızın açığından Seyitgazi den gerimize düşmek istedi. Bu manevrayı biraz açıklamak isterim. Düşmanın iki esaslı yolu vardır. Birisi Bursa'dan Eskişehir e diğeri Uşak'tan Afyonkarahisar'a doğrudur. Düşman her iki İnönü muharebesinde yaptığı hataları bu defa tekrarlamamıştır. Biliyorsunuz ki Birinci İnönü Muharebesinde yalnız Bursa'dan geldi. En kestirme yol ile Eskişehir'e inmek istedi ve Uşak ve Dumlupınar cephesinde hiç bir hareket göstermedi. Biz kuvvetlerimizi hemen toplayabildik ve mağlup oldu, çekildi gitti. İkinci muharebede de Bursa dan Eskişehir e doğru yürüdü. Buna ilave olarak Uşak tan Afyonkarahisar a doğru da yürüdü ve Afyon u işgale etti. Oradan Konya ya yürümek istedi, olmadı ve geri çekilmek zorunda kaldı. Bu defa bu hataları tekrarlamadı. Daha üstün kuvvetlerle İnönü de düşman kazandı. Bu defa Afyonkarahisar ı aldıktan sonra Konya ya doğru değil, Seyitgazi üzerinden Eskişehir in doğusuna yöneldi. Bütün kuvvetiyle güneyden gelerek Seyitgazi üzerinden Eskişehir'in gerisine düşüp Ordumuzu kuzeye atıp bizi perişan etmek istedi. Bu da bizim tarafımızdan sezildi. Malumunuz Afyon'da bizim iki tümenimiz vardı. Sonra 150 kilometrelik bir cephemiz vardı. Düşmanın muhtelif istila yollarını kapatacak şekilde tedbirlerimizi almıştık. Düşman evvela kuzeyden bir aldatma hareketi yaparak İnönü'ye kadar yaklaştı. Aynı zamanda üç tümen kuvvetle Gediz e geldiler. Bunun iki tümeni ile Afyon'a yürüdüler. Ardından dört beş tümen kadar kuvvetini Afyon la Altıntaş ın kuzeyinden sol kanadımızdaki tahkimat hattını geçerek Seyitgazi ye doğru ilerlemek istedi. Bizim için en tehlikeli manevra bu idi. Fakat biz bu manevrayı evvelce düşündüğümüz için, kuvvetli 57.Tümeni Afyon'da muharebeye sokmadık. Doğrudan doğruya getirdik, Kütahya nın 30 kilometre güneyinde Anasultan mevkiinde Seyitgazi yolunu tıkadık. Düşman tabii boş zannettiği yere birinci günü çaptı, muvaffak olamadı. İkinci günü diğer bir, iki tümenini de getirdi bu mevzie yeniden taarruz etti. Biz de takviye ettik bu mevkii. Fakat şüphesiz düşman daha kuvvetli olduğu için burada çok şiddetli muharebeler olabilir ve bu da bizim aleyhimize netice verebilirdi. Çünkü kuvvetlerimizi orada ezerdi. Ezdikten sonra büsbütün sol cenahımız açık kalırdı. Bunu takip eden düşman sol kanadımızdaki mevzilerimize çarptı. Bu sırada başka bir düşman kolu Afyona kadar ilerlediler. İki gün Döğer kuzeyinde ve iki gün de Döğer güneyinde cereyan eden dört günlük muharebe gayet kanlı olmuştur. Düşmanın beş altı yedi tümeni buraya girmiştir. Bizim de buna karşı altı yedi tümenimiz muharebeye girmişti. Daha fazla kuvveti, vasıtalarımız az olduğu için gönderemedik. Vasıtasızlığın yanın da pek de göndermek istemedik. Çünkü bütün kuvvetleri güneyde toplarsak, düşman Kütahya'dan beş tümeniyle ordusunun mühim bir kısmı ile gelip arkamızı kesebilirdi. Bu halde Ordumuzu büsbütün tehlikeye sokardık. Esasen efendiler böyle hayat memat mücadelesine girişmiş olan milletin ordusunun hayatı her şeyden öndedir. Çünkü Ordumuz maazallah elden çıkacak olursa yeniden bir ordu kurmak beş altı ay alır. Ordumuzu altı ay çalışma ile meydana çıkardık ve o çalışmanın da ne kadar büyük olduğunu bütün cihan takdir etmiştir, hatta cihanı hayrete düşürmüştür. Yine aynı çalışmayı yaparak aynı 14
15 orduyu hazırlama imkanı vardır. Fakat zaman meselesidir. Hatta altı ayda çıkardığımız orduyu üç ayda çıkaracağımızı tasavvur etsek dahi Anadolu boş kalacak, düşman istediği yeri istila edecekti. Bu sebeple yeni bir cepheye geri çekilme kararı verdik. Bu da Eskişehir ve Seyitgazi istikametidir. Biraz tafsilat vermek istiyorum, iyice anlaşılsın. (evet, anlaşılsın sesleri) Dumlupınar'dan Seyitgazi doksan, yüz kilometre kadar bir şeydir. Bu da iyi bir yürüyüşle üç günlük bir mesafedir. Geri çekilmemizi biraz geciktirip, belki Seyitgazi yi vermeyebilirdik. Buna rağmen, gene de geri çekilme mecburiyetinde kalırsak, ağır malzemelerimizi, cephanemizi orada bırakmaya mecbur olurduk. Cephanemiz bizim için pek kıymetlidir. Düşman üç dört günde gelebileceği bu yere, takriben on iki günde gelebilmiştir. Bu yedi, sekiz günlük gecikme Ordumuzu kurtarmıştır ve düşmanın yegane ümit bağladığı çevirme, çembere alma hareketine mani olmuştur. Düşman üç günde geleceği yere on günde geldiği için, bütün malzemelerimizi, kuvvetlerimizi muntazaman hiç bir şey dağılmaksızın Eskişehir hattına çekebildik. Demek ki Ordunun kurtarılması, Döğer ve Seyitgazi mıntıkalarında yedi gün, hatta geceli gündüzlü devam eden şiddetli muharebeler sayesinde mümkün olabilmiştir. Bu muharebelerde muzaffer olamadık. Fakat muvaffak olduk. Çünkü biz bu muharebeleri Ordumuzu yeni bir cephede, yeniden toparlayıp düzeltmek için yapıyorduk. Ordumuzun geri çekilme yolu tamamıyla kesilirse, Memleketi ikiye ayrılırdı. Bunu yapmada düşman muvaffak olamadı. Geri çekilmemiş muvaffakiyetle neticelenmiştir. Düşman muharebe sahasında gayet kuvvetli bulunuyorlar, istedikleri gibi cephane, mühimmat getirebiliyorlardı. Bu suretle fazla kuvvet ve fazla zayiat vererek bizi geri sürebilmişlerdir. Bizim geri hatlarımız emniyette idi. Sağ kanadımız henüz daha ciddi muharebeye girişmemiştir. Yalnız Kütahya'da bir gün muharebe oldu, bu ehemmiyetsiz bir şeydi. Bu esnada düşman, iki tümenini gösterilen faaliyet sebebiyle ayırmaya mecbur oldu. Birisi şimalden Kocaeli kıtaları taarruz ettiler. Bilecik i, Yenişehir i ve havalisini aldılar. Bazı otomobilleri de zapt ettiler. Bu suretle düşman, bir tümenini bu kanada ayırmaya mecbur oldu. Seyitgazi ile Eskişehir arasında, yüz kilometrelik bir hatta Yunanlılar dokuz on tümenle tekrar taarruza başladılar. Malumunuz burada iki hat vardı. Birisi demiryolu hattıdır ki bizim Ordumuzun nakliyesinin yapıldığı yegane hattır. Bu hattın üzerinde ve tabii bu hattan beslenecek olan Seyitgazi grupları zor durumda kaldılar. İkincisi, Seyitgazi hattıdır ki bu hatta yine düşman ilerlerse, demiryolu hattını alıp sağ kanadımızı tehdit ederdi. Demek ki bu vaziyette muharebeyi kabul eden bir ordu, daima geri hatlarından faydalanacağından ona göre muharebeyi idareye mecbur idi. Ordu kumandanının verdiği emirde bu durum dikkate alındı. En büyük kuvvetlerini Eskişehir le Seyitgazi arasında topladı. Sonra Seyitgazi den büyük bir çevirme hareketiyle arkasına düşmek için de süvari kuvvetlerini Eskişehir'in doğu ve güneyinde topladı. Muharebe başladığı sırada takriben bir fırka kuvvet Boz Dağı nda bulunan bizim kuvvetler tarafından mağlup edildi. Eskişehir e kadar takip edildiler. Boz Dağı ndan yapılan muharebede, iki tarafta mevziimizi muhafaza ettik. Bu suretle dengede kalındı. Güneydeki muharebede düşman bir gün evvel 15
16 taarruz etti, muvaffak olamadı çekildi, yine muhafaza edemedi. İki tümen ile taarruz etti, muvaffak olamadı, çekildi. Bizim orada bulunan büyük gruplarımız mukabil taarruza geçerek düşmanı Eskişehir e kadar attı. Biz solumuzdan ilerleyen kuvvetlerin gerilerine inerek onları kuşatıp muharebeyi kazanmak imkanını aradık. Fakat düşman yeniden çekildi. Sonra bizim kuvvet yeni kuvvetlerle takviye olundu. Tekrar taarruza geçti, Düşman geri çekildi, tekrar bizimkiler takviye olundu. Akşama kadar bu suretle gayet şiddetli muharebe oldu ve bizim kabul ettiğimiz hat üzerinde akşama kadar mevzilerimizi koruduk. Bu halde düşmanın büyük kısmı diyelim, hiç muharebeye girmemiş olan kuvvetlerinin, demiryolu hattı boyunca yapmış olduğu taarruz, muvaffakiyetle önlenmiştir. Bu sırada sol kanadımızda, yani Seyitgazi ile Eskişehir arasında Tahtalıbaba ve Seyitgazi nin daha güneyinden ilerleyen takriben üç dört düşman taburu şiddetli taarruzlara devam ediyorlardı ve burada cidden büyük ve kahramanca muharebeler cereyan etti. Süvarilerimiz, makineli tüfekler üzerine kılıç çekerek hücum ettiler. Su yok ve oralarda hararet gayet şiddetli ve asker hararetten düşüp bayılıyordu. Böyle iken düşmanın bu hücumlarına karşı konuldu. Fakat yedi günden beri devam eden muharebe askerimizi yormuştu. Burada düşmana hücum edilmesi emniyetli değildi. Düşman daima yeni, yeni takviye kıtaları çıkardığı için Seyitgazi den Mahmudiye ye doğru gelip, arkaya gelecek bir kuvvetin Eskişehir in doğusunda bulunan bütün kuvvetlerimizin arkasına geçip, bütün malzemelerimizi almak tehlikesi mevcut olduğu için bu muharebede fazla ısrar etmeyi münasip görmedik. Kuvvetlerimizi doğuya doğru çektik. Fakat öyle ümit ediyoruz ki düşman bu muharebede çok ağır darbeler almıştır. Çünkü bizi takip etmeyi hemen kesmiştir. Bu esnada Afyon karşısında bulunan kuvvetlerimizden bazılarını aldık ve bunları Aziziye den, düşmanın gerilerine Mahmudiye istikametine doğru sevk ettik. Düşman, kuzeyden de Bilecik istikametinde taarruz etmiştir. Orada kuvvetlerimizi ileri sevk ettik. Bilecik te takriben iki yüz otomobil ile erzak ve cephaneden mahrum kalmamak için düşman tekrar taarruz etti ve Bilecik i tekrar geri aldı. Buraya kadar anlattıklarımdan anlaşılacağı üzere muharebe devam ediyor. Fakat muharebenin birinci safhası bitmiştir. Düşmanın taarruzu, geri çekilmemize mani olamamış ve Ordumuz düşmanın taarruzlarına mani olmuştur. Bundan sonra yapılacak ikinci devre geliyor. Yorulmuş olan Ordumuzu biraz dinlendirmek ve takviye etmek ve kurtardığı silah ve cephaneyi düzeltmemiz için biraz zamana ihtiyacımız vardır. Gerilerden hâlâ kuvvetlerimiz geliyor. Onları da dinlendirmemiz lazımdır. Geriye doğru çekildiğimiz için Ordumuza kuvvet vermemiz düşmana göre daha kolaydır. Yeni ve kati bir darbe ile bir meydan muharebesiyle düşmanı mağlup edeceğimizi ümit ediyoruz. (inşallah sesleri) Şimdi Efendim, düşmanın bu harekâtı karşısında bazı tedbirler almamız lazım geliyor. Cephane ve silah zayiatımız az bir şeydir. On, on altı kadar mitralyöz, kalmıştır. Top zayiatımız azdır. Malumunuz silah ve cephanemiz Samsun'dan İnebolu'dan, Diyarbakır dan, Erzurum'dan gelmiştir. Cephane lazım olduğu kadar cepheye gönderiliyor. Bizim en çok malumat aldığımız kaynak, düşmanın resmi 16
17 tebliğleridir. Düşman en küçük bir şeyi büyültmek istiyor. On bir makineli tüfek aldım diyor, dört top aldım, bilmem yirmi sandık cephane aldım diyor. NUSRET EFENDİ (Erzurum): Biz, düşmandan bir şey almadık mı? FEVZİ PAŞA (Devamla): Biz düşmandan top almadık. Fakat bir kaç muharebede düşmandan biz de bir kaç tüfek, bir kaç sandık cephane aldık. Otomobil aldık ve onlar içinde birçok mühimmat aldık. İnsan kaybımız daha belli değil. Fakat bu uzun muharebeler neticesinde kaybımızın her halde beş altı binden aşağı olmayacağını sanıyorum. Lakin düşmanın kaybının da bu kadar, belki daha fazla olduğunu kabul edebiliriz. Çünkü düşman uzun yürüyüşler yapmış ve bazen ağır toplarımızın ateşine yakalanıp alayları perişan edilmiştir. Eskişehir muharebesinde ağır toplarımızın tesiri altında iki defa ağır zayiata uğramışlardır. Öyle ümit ediyorum ki düşmanın kaybı on binden az değildir. Kütahya mıntıkasında biz gayet hafif bir muharebe verdik. O muharebede yalnız bir tümenimizin kaybı, bir üç yüz kadar yaralı olabilir. Herhalde yüz kadar da esir verdik. Döğer in kuzeyinde yapılan muharebede Prens Andrea nın Tümeni dört yüz kayıp vermiştir. Dört yüz yaralıyı da buna ilave edecek olursak, demek ki bir alayı tamamen perişan olmuştur. Şimdi Efendim, biz Ankara'da bulundukça Ordu daima Ankara'yı emniyete almak mecburiyetindedir. Ordu Ankara'yı dikkate aldıkça düşman da manevrasını ona göre yapacaktır ve bizi daima bir noktaya bağlayacaktır. Şimdi Ordumuz Eskişehir'dekinden daha emin bir vaziyettedir. Çünkü hatlarımız çok. İstersek Kırşehir e doğru, Kızılırmak a Beypazarı na doğru bir cephe yapabiliriz. Biz burada Ankara'da bulundukça Ordu başka bir şey düşünemeyeceği için her halde Hükümetin yer değiştirmesi lazımdır. Bunun için Hükümet Kayseri yi münasip görmüştür. Kayseri, Anadolu'nun göbeği sayılır. Konya'ya yakındır. Adana'ya yakındır. Otomobil yolları üzerindedir. Orada barınacak binalar da vardır. Sonra Efendim, malumunuz düşman böyle ilerledikçe, bazı fesatçıların ortaya çıkması ihtimali vardır. Bunun için biz düşmanın en çok faaliyet yapmak istediği mıntıkalara bir iki İstiklâl Mahkemesi göndermeyi münasip görüyoruz. Mesela Konya'ya, Delibaşı Mehmet girmiştir. Bazı kuvvetler vererek çıkaracaklar, birtakım fenalıklar yapmak isteyecek. Bunlar olabilir. Bunun bir kaç adamı vardır. Adliyede normal mahkemede muhakeme edeceğiz. Bunun pek tesiri olamıyor. Burada bir İstiklâl mahkemesi bulunup da bir iki asi derhal cezalandırılırsa yapılacak fesadın önü kesilir. İkincisi de İzmit tarafından Ereğli, İnebolu da çok az kuvvetlerimiz vardır. Sinop u, Ereğli yi bombardıman ettiler. Orada da bazı fesatçıların Memlekete bir fenalık etmeleri ihtimali vardır. Demek Ordu Ankara havalisinde bulundukça denizden, İzmit'ten gelecek fesatçılara karşı bir İstiklal mahkemesi, güneyde Antalya'dan ve Karaman'dan birtakım fesatçıların Yunan Ordusunu takiben Memlekete gireceği ihtimaline karşı bir de Konya havalisinde bir İstiklâl mahkemesi bulunursa Ordumuz emniyette olur. Sonra Efendim geçenlerde bir Yunan gemisi Sinop a bir kaç mermi attı. RIZA NUR BEY (Sinop): Sinop topa mı tutuldu? 17
18 FEVZİ PAŞA (Devamla): Efendim beş altı top atıp gidiyorlar. Mesela Ereğli ye, Trabzon a bir kaç top atıp gitti. Böyle açık şehirlere bir şey bahane ederek top atıyor, gidiyor. Başka bir şey yok. Fakat bunlar nedir, Memleketin moralini bozmak ve oradaki bazı fesatçıları ayaklandırmak. Şimdi Efendim Hükümetin taşınması için bir karar vermeli ve hemen işe başlamalıyız. Ordu serbest olursa takip ihtimali o kadar çok olur. İnşallah bu kadar müşkül vaziyetten kurtulan Ordumuzun Memleketi kurtaracağına güvenimiz tamdır. MUSTAFA DURAK BEY (Erzurum): Efendiler, biz bu büyük davaya başladığımız gün elimizde ne böyle bir Ordu ve ne böyle bir silah vardı. Bunun için uzun boylu söz söylemeye lüzum görmüyorum. Bugün pek kuvvetli bulunuyoruz. Çünkü karşımızda azametli, kuvvetli bir Ordumuz mevcuttur. Biz hakikaten Ordumuzu kademe, kademe harp ettirirsek yüzde seksen, doksan ihtimal ile galip geleceğimizi kuvvetle ümit ediyorum. Tabii bu bendenize ait bir vazife değildir. Orduya ait bir vazifedir. Ancak bendenizin burada söyleyeceğim bir kaç nokta vardır. Bendeniz zannediyorum ki Hükümetin verdiği bu karar yanlıştır. Bu karar, Orduya aksi tesir yapar. Çünkü bütün Millet Ankara'da bulunuyor. Efendiler, bendeniz dün aşağıya inmemiştim. Bağlar'a tuhaf, tuhaf haberler geldi. İşte Mecliste toplandılar, karar verilmiş, Meclis kaçıyormuş, mebuslar kaçıyormuş gibi tuhaf, tuhaf sözler işittim. Şehre geldim, birçok yerlerle temas ettim, hakikaten moralleri bozuktur. Bendeniz diyorum ki Ordu kendine serbest bir program çizsin, biz müdahale etmeyelim. Ordu şehir bekçisi değil, Ordu İstiklal bekçisidir. Nerede canı isterse orada harbini yapar. İkinci meseleye gelince, Büyük Millet Meclisi buradan gitmemelidir. Yalnız Hükümet bir program çizmeli ve bize söylemeli, halkı serbest bırakmalı, aileleri serbest bırakmalı, ne varsa hepsi gitsin. Biz bugün burada öleceğiz, tam o gün gelmiştir. Büyük Millet Meclisi üyeleri birer tüfek alsınlar, burada top patlayıncaya kadar burada kalalım. Meclisin buradan gitmesi bütün Millette moral bırakmaz. Efendiler bugün size doğudan, batıdan iki yüz bin kişilik bir ordu hazır eden bu Millet... HAŞİM BEY (Çorum): Ölmek kolaydır. (gürültüler) MUSTAFA DURAK BEY (Devamla): Arkadaşlarımızın hiç birisinin çekinecek bir şeyi yoktur. Kanımızı, canımızı feda etmek için geldik. Hiç bir vakit korkmayalım. Büyük Millet Meclisinde... İnşallah o günleri göstermeyecektir. Biz bu kürsüyü bekliyoruz. Ankara yı bekliyoruz. (gürültüler) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Haşim Bey oturunuz. MUSTAFA DURAK BEY (Devamla): Büyük Millet Meclisinin böyle bir zamanda Ankara'dan çekilmesi hem ahaliye ve hem de Orduya pek büyük tesir edecektir. Meclisin taşındığını, geri çekildiğini Ordu duyarsa maneviyatı kırılır. Korkarım Orduda panik olur. Bendeniz burada düşüncemi söylüyorum. Müsaade ediniz bir şey arz edeyim. Soğukkanlılığımızı muhafaza edelim, mantıklı olalım. Birbirimize uzun boylu itiraz etmeyelim. İyisini alır, kötüsünü bırakırız. Ben tek bir adamım 18
19 hata edebilirim, herkes düşüncesini söylesin. Meclisin buradan gitmesi fena tesir yapar. Hükümet programını çizsin. Büyük Millet Meclisinin gitmesi lazım gelirse gitsin. Hükümet isterse bugün buradan hazinesini de kaldırsın, çeksin, biz burada toplanalım. İcap ederse bir kaç çadır alalım, Millet bahçesinde toplanalım. İcap ederse dağ başında toplanalım. Biz buradan karargah ile beraber ayrılacağız. Sonra efendiler, rica ederim. Hiç telaş göstermeyelim, heyecana düşmeyelim. Çünkü Millet bizi takip ediyor. Millet yüzümüze bakıyor. Eğer bizde bir heyecan ve telaş görürse herkesin maneviyatı gider. Millete biz heyecan vermeyelim, metin olalım, ölürsek ölürüz. Yedi senenin içinde milyonlarca insanımızı telef ettik, biz o milyonlarla insanlardan büyük değiliz. Biz de feda olalım. (gürültüler) Hükümet tedbirlerini alsın, programını çizsin, icabında Kayseri ye mi, Kırşehir e mi göndermek lazım geliyor, nereye göndermek lazım geliyorsa ve gidecek bir şehir varsa yavaş, yavaş gitsin. Büyük Millet Meclisi üyelerinin, Ordu Karargahı buradan çıkıncaya kadar, çıkması doğru değildir. Sonra bugüne kadar yaptığımız şeyler boşa gider. Her şey batar, gider. Bendeniz bu fikirdeyim. Sonra efendiler, ikinci bir teklifim daha var. Hükümette bulunan arkadaşlarımıza, bilmem kabul buyurur musunuz? Buhranlı bir zaman geçiriyoruz. Hükümette bulunan arkadaşlara hepimizin itimadı tamamdır. Fakat böyle şeylerin misalleri vardır. Az bir müddete ait olmak üzere içimizden Hükümete on kişi gönderelim. Bendeniz münasip görüyorum. Bunda itimatsızlık yoktur. (gürültüler) Katiyen itimatsızlık yok, memur olarak değil, müşavir olarak gönderelim efendim, rica ederim. (gürültüler) TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Reis bey müsaade ederseniz, bu o kadar derin bir müzakeredir ki bir birimize söz atıyoruz. Bu katiyen uygun değildir. Kendimizi zapt edelim. DURAK BEY (Devamla): Bendeniz kanaatimi söylüyorum. Kabul edip etmemek elinizdedir. Böyle söz arasında söz kesiyorsunuz. Siz de buraya çıkar söylersiniz. Ya kabul edersiniz, ya reddedersiniz. Bunun emsali vardır. Hükümetteki arkadaşlarımıza yardım etmek üzere on kişi seçeriz. Onlarla beraber müzakere ederler. Daha kuvvetli olur. Bunu siz isterseniz kabul eder, isterseniz etmezsiniz. Yalnız bir şey arz etmek istiyorum. Dışarıda nakliye vasıtaları için birçok heyecan var, vasıtaları tutuyorlar, bunun önüne geçilmelidir. Bu kararın bir saat evvel verilmesini istirham eylerim. Evet, Efendim şimdi Memlekette bir heyecan var, bu heyecanın önünü almak için de ne gibi karar vermek lâzım geliyorsa bunun kararını verelim. Uygun olup olmadığım sorarsanız, lehte mi, aleyhte mi anlaşılır? ABDULLAH AZMİ EFENDİ (Eskişehir): Efendim, her halde Paşa Hazretlerinin söylediği bir sözü dikkat etmek lazımdır. Ordunun çevrilmek, ezilmek ihtimalleri vardır. Binaenaleyh Meclis burada bulundukça, Ordu burayı korumak mecburiyetinde bulunacaktır. Bütün kuvvetler buraya geliyor. Binaenaleyh Meclis burada kalsın denildikçe bunu dikkate almak icap eder. Durak Bey'in sözlerinden bendeniz öyle anladım ki Millette büyük bir heyecan vardır. Burası elden çıkabilecek bir vaziyete girdiğinde Meclisi aldırmak durumunu da düşünmek 19
20 lazımdır. Yani söz söyleyecekler bunun ikisinin ortasını bulmak suretiyle bir fikir beyan etsinler. Ordu istediği yere hareket edebilir. Paşa Hazretlerinin sözlerini gayet mühim görüyorum. Sonra Meclisin vereceği bir karar Meclisin tehlikeye maruz kalması, kalmaması değil, elde bulunan Ordunun erimesine sebebiyet verebilir. Durak Bey in söyledikleri tamamıyla yanlış değildir. Neticesi Orduya kadar gidebilir. Biz gayemiz uğruna her türlü fedakarlığı göz önüne almış, buraya gelmişiz. Şimdi bizim bunları silkerek bırakıp gitmek yanlış olur, insanlığa sığmaz. Meclisin dışarı gitmesi demek, Ordunun Ankara ya kadar çekilmesi demektir. Tabii bundan başka mana anlaşılmaz. Bütün mebuslar ailelerinden bir müddet ayrı kalmalıdırlar. Bunlar içinde kendimiz tarafından bir hazırlık yapılmalıdır. Ordu Karargahının gerisinde Meclisin mevcudiyetini içeriye ve dışarıya karşı göstermek lazımdır. Herkes ailesini her hangi bir tarafa naklederler. Böylece Ordu Ankara önünde istediği manevrayı yapabilir. Bendeniz, ancak bunu düşünebildim. Evvela onu tatbik etmek lazımdır. Sonra bizim yüzümüzden batıdan gelen muhacirleri... (neden bizim yüzümüzden, sesleri) Çünkü biz Vatan için çalışanların başında bulunuyoruz. Onlara rehberlik ediyoruz. Onlar da bize uyuyorlar. Onların temsilcileri, bu işi benimseyenlerdir. Binaenaleyh evvela bunlar düşünülsün sonra mebusların aileleri bir heyet vasıtasıyla sevk ve idare edilsin. Bunun için de kargaşaya meydan vermemek için bir komisyon teşkil edilmeli ve bu komisyonu teşkil edecek kişilerin de bu işi idareye muktedir kimseler olarak içimizden seçilmesini uygun görüyorum. Aynı zamanda batıdan buraya göç eden muhacirleri de düşünmeliyiz ve Milli Savunmadan teşekkül edecek komisyon marifetiyle değil, Meclisin kendisinden teşekkül edecek bir heyet vasıtasıyla sevk ve idare edilmelidir. VEHBİ BEY (Karesi): Efendim bu işe başlayan bütün arkadaşlarımız, yani bu heyet, bu neticeleri önceden dikkate almıştı. Binaenaleyh şu vaziyetimiz fevkalade bir buhran değildir, bizim için. Fakat Memleket için büyük bir buhrandır. İki vaziyet karşısındayız, iki zarar vardır, bizim için. Bir kere Kayseri ye nakil etmek zarardır, burada oturmak da zarardır. Bu iki tarafın hangisinin daha az kötü olduğunu tetkik etmek lazımdır. Eğer buradan Kayseri'ye nakledecek olursak bunun Orduya, içeriye, dışarıya yapacağı tesirle ve burada kaldığımız zaman Meclisin mukavemet gösterememesinin tesirlerini mukayese edelim. Şimdi bunu şöyle bir tetkik edelim. Biz ailelerimizi göndererek, Polatlı'da son istasyonda harp olurken biz de hayvanlarımıza, arabalarımıza binerek ve toplu olarak buradan çıkabiliriz. Ordu bunu uygun buluyorsa en evvel yapılacak yol bu olacaktır. Fakat bu kürsüde bağırmak lazım gelirse bendeniz de bağırayım. Her felakete katlandıktan sonra Memleketin son ümidi bulunan bu Meclis dağılmaz. Fakat burada şimdi tatlı, tatlı söyleriz, biz bunun içinde bulunduk. Orduyu kaybetmeyeceğiz. Bizim de salahiyetimiz vardır. Evvela Ordu kumandanlarına itimadımız vardır. Bize, siz bildiğiniz yere gidiniz, bu Orduya tesir etmeyecektir derlerse buna uymak lazımdır. Neticede bizim burada dağılmak ihtimali mevcut ise burada görüşelim, karar verelim. (bravo sesleri) Eğer biz burada durabilecek isek bilahare buradan toplu 20
21 olarak çıkmaya muvaffak olacak isek bunu yapalım. (imkanı yok, sesleri) Yok bunu yapamayacak isek beyhude vakit kaybetmeyelim. TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Meclis hakkındaki düşüncenizi söyleyiniz. (karışma sesleri, gürültüler) VEHBİ BEY (Devamla): Efendim, kanaatimi söyledim zannedersem. Sonra Mebus ailelerine gelince, bunları nakledilmesini Hükümet yapmalı, zannederim. Filan yerdeki bir meseleyi tenkit etmek, kahvede, köşe bucakta tenkit etmemiz doğru değildir. Bu, memleketin felaketine sebep olur. Filan yerdeki muharebeyi tenkit etmemiz de doğru değildir. Binaenaleyh bizim için mukavemet göstermek zamanıdır. Ölümü de göze aldık. Başkasının söylemesine hacet yoktur. Biz en ziyade tenkit edecek noktalar bilhassa böyle anlarda, fakat şurada burada, mesela içimizde bir subay misafir bulunuyor. Her meslekten adam bulunuyor. Binaenaleyh buradaki sözü her yerde söylüyoruz. Sonra şunu arz edeceğim, istirham edeceğim ki şimdi karar verilecek ve bu karar burada kalacak. Binaenaleyh bu karara en çok muhalif olanlar dahi aynı düşünce ile müdafaa etmezlerse yine Memlekete felaket getirir. YAHYA GALİP BEY (Kırşehir): Efendim bendenizin fikrimce Meclisin burada kalması ile Kayseri'ye gitmesinde fark yoktur. (işitmiyoruz sesleri) Efendim Meclisin burada kalması ile Kayseri'ye gitmesinde bir fark görmüyorum. Her halde bir yer tayin etmek lazımdır. Meclis nerede olsa vazifesini yapar. Yalnız şimdi deniliyor ki Orduyu harekâtında serbest bırakabilmek için Meclisi Ankara'dan ileri bir yere götürmek icap ediyor. Ordu olabilir ki Ankara'yı terk eder, çekilir. O vakit Meclis de çekilir. Şimdi çekilmek ile sonra çekilmek meselesi var. Meclis derse ki gitmeyeceğim, Ankara'da kalacağım. Ne vakte kadar? Orduyu meşgul etmeyecek, sonra Meclis Ordunun gerisinde çalışır, Ordu çekileceği vakit ondan evvel Meclis buradan kalkar Kayseri'ye mi gidecektir, Kırşehir'e mi gidecektir? Serbest bir vaziyette olabilmek için evli olanlar ailelerini şimdiden nereye nakledeceklerse, Meclisin bir yer tayin etmesi lazımdır. Asıl meselenin mühimi Meclisin hareket edeceği yeri tayin etmek lâzımdır. O vakit ailesini oraya göndermek çaresini düşünür. Bazı arkadaşların dediği gibi, mebuslar kaçıyorlar gibi sözler başlayacaktır. Bir takım edepsizler vaziyet almaya başlayacaktır, bu aileler nakledilmeye başlanınca. Bu ailelerin iyi bir şekilde naklini temin etmek için mutlaka nakil olunacak yer için mebuslarının bununla alakadar olmaları lazım gelir. Mesela, Kırşehir, Yozgat, Çorum, Çankırı mebusları bununla alakadar olmalı, böyle buradan sekiz tane araba tutup sevk edilmelidir. En evvel yapılacak iş, Meclisin nakil edeceği yeri tayin etmek ve sonra haydi uğurlar olsun diye bunları göndermek lazımdır. Bu durumun dikkate alınmasını teklif ederim. HAKKI HAMİ BEY (SİNOP): Efendim Hükümet Reisi Fevzi Paşa Hazretlerinin beyanatını tamamı ile anlatmak lazımdır. Devam eden sükunet karşısında bugünkü vaziyet mühim olmakla beraber, Meclisin ilk toplandığı günkü kadar mühim değildir. Filhakika bir fevkaladelik var. Fakat endişe edecek bir vaziyet yok. 21
22 Böyle olmak beraber bazı tedbirlerin alınmasına lüzum olduğunu düşünüyorum. Ama düşündüklerim Hükümetin düşündüklerine tamamen uymuyor. Bir şartla uyabilir. Eğer Hükümet verdiği kararla, Meclis burada kaldığı halde Orduya kötü tesir yapmayacağı teminatı verirlerse, bendeniz Meclisin daha emniyetli bir yere gitmesine taraftarım. Fakat sekiz on senedir hepimiz birçok kötülüklere şahit olduk birçok muharebeler gördük, birçok göçler gördük. Onların Ordu üzerinde, ahali üzerinde tesirleri vardı. Ben korkarım ki bizim bu vereceğimiz karar sebebiyle bir kötü hal olursa maazallah korktuğumuza uğrarız. Efendiler, Yunanlılar İzmir'i işgal ettiğinin üçüncü günü İzmir' den kaçıp gelen bir iki askerin ve ahaliden kurtulup gelenlerin sözleri üzerine, 57.Tümenin mevcudu üçe inmişti. Buna sebebiyet veren, İzmir'e Yunan çıktı, Aydın'a Yunan geliyor sözlerini işiten ve tabii ki en çok tecavüze maruz kalması ihtimali mevcut olan subaylar ve memurlar ailelerini şuraya buraya göndermeye başladıkları dakikadan itibaren bu hal başlamıştır. Memleket dâhilinde öyle bir hale geldik ki ne mutasarrıfı komiser dinler ve ne komiseri polis dinler oldu. Bendeniz bunu iki sene evvel gördüm. Şimdi Meclislin burada kalmasında bir tehlike var, gitmesinde de bir tehlike var. Bunun hangisinin tercih edilmesi lâzım? Meclisin hem burada kalması, hem de hiç bir suretle heyecanda bulunmaması, hatta bütün Memleket dâhilinde asayişi temin etmesi lâzımdır. Ailesi bulunanlar vardır. Burada Meclisin çalışmasına mani olmamak şartıyla bir miktar üye ailelerini Kayseri'ye nakledebilirler. Fakat nakliyatta halk serbest bırakılmalıdır. Yerine getirdiğim vazifenin büyüklüğü karşısında ihtimal ki düşman buraya gelecektir. Size haber veriyorum, istediğiniz yere gidebilirsiniz, biz sonuna kadar çarpışacağız demeliyiz ve Millet anlasın ki bu Meclis kendisini Millet için yaptığı vazifeyi hakkıyla yaptığına inanırsa, emin olunuz o ahali de gitmeyecektir, arkamızda kalacaktır. Düşman o vakit gelemez, ihtimali yoktur. Mebus ailelerini nakledelim, fakat burada en son noktaya kadar Meclis vazifesine devam etsin. Bendenizin arz ettiğim gibi olursa daha isabet etmiş oluruz. Hükümet biz asayişi temin ederiz derse, bendenizce bu bir kuru laftan ibarettir. Memleket gittikten sonra kim mesul olacaktır, efendiler? Bendeniz korkarım ki Memleket elden gider, o zaman ne mesul edilecek şahıs meydanda kalır. Hissiyata kapılmayalım efendiler. Ciddiyet üzerine konuşalım, memleket elden gider ve bu gayet mühim bir meseledir. Bir de Müdafaayı Milliye Teşkilatı meselesi söylendi. Büyük Millet Meclisi kurulup, Hükümet teşekkül ettikten sonra artık bu teşkilatın devam etmesi uygun değildir. Hizmetten ziyade bazı yerlerde suiistimallere sebep oldu. Bazı yerlerde bir hükümet memurunu bulamadıklarından dolayı maaşlarını almak dolayısıyla vazifeye devam etmektedirler. Bizim bazı verdiğimiz emirlere karşı geliyorlar. Bir takım şikayetler oluyor. Biz buna göz yumuyoruz. Bana bugün bir muhasebeci yazıyor. Bu tarzda emir verenler, Müdafaayı Hukuk Cemiyetinde bulunanlar tamamıyla vatanperverlikten mahrum adamlardır. Üzülmeyiniz, emniyeti tesis etmek için bir devirde bunlar lüzumlu idi ama bugün değil. Efendiler, Müdafaayı Hukuk meselelerinden dolayı bendeniz daima, hatta arkadaşlarımdan bazılarından şikâayetler işittim. Efendiler, Müdafaayı Hukuk meselesinde, rica ederim, beni fazla söyletmeyiniz. Müdafaayı Hukuk şubelerinin hizmetleri gayet iyi 22
23 idi, gayet takdir ederiz. Muntazam bir teşkilat tesis ettikten sonra artık onların mevcudiyetlerine lüzum yoktur. ALÎ ŞÜKRÜ BEY (Trabzon): Efendim bendenizden evvel söz söyleyen arkadaşlar tabii vaziyeti gördükleri için olanca çıplaklığı ile arz ettiler. Temas olunan bazı noksanlar üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum. Arkadaşların ısrar ettikleri bir nokta var ki Hükümet ve biz de dâhil olduğumuz halde bugüne kadar esaslı bir şekilde işe sarılmış değiliz. Biz İstanbul daki idareyi aynen naklettik, hele bazıları aynen Babıâli gibi. FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): Efendiler, bir şaibeli mevkiden gelip izahat verdiğimden dolayı hissettiğim hicabı ifadeden aciz bulunuyorum. Son bir darbe ile düşmanı ezerek milli davamızı kazanacağımız ümidini arz etmiştim. Arkadaşlarımın ifadelerinden anladığıma göre, tereddütler hasıl olmuştur. Yalnız şunu arz edeyim ki istirahatımdan, rahatımdan pek çok fedakarlık yaparak çalıştım ve çalışmaktayım. Ancak çalışmanın iyi bir netice verip vermeyeceğini istikbal gösterecektir. Emin olunuz ki vücudumu siper edip bu vazifeyi görmeye çalışıyorum ve uğraşıyorum. Bu vazife katlanılması zor ve çok müşküldür. Bugünkü vaziyet biraz sinirlendirmiştir. Birinci İnönü ve İkinci İnönü muharebesinde kuvvetimizi artırdık ve iki üç misli kuvvet yaptık. Dumlupınar muharebesinde düşman son kurşununu atıyordu. Bu muharebeden sonra iki buçuk ay geçti. Üç tümen cepheye getirilmiştir. Sonra efendiler Yunan Ordusunun silah ve cephanesi çok ve büyük milletlerin parasına hâkim, demiryollarına hâkim. Biz kaçakçılarla ikmal yapıyoruz. Bugün İngilizler mani oluyor, Yunanlılar mani oluyor ve bugün bizim kendi adamlarımız cephaneyi koymuşuz. Müslüman içindekiler, İngilizlere teslim etmişler. Casuslardan bahsolundu, Efendim. Bizim düşman ordusunda onun da bizim ordumuzda casusları vardır. Uğraşacağı bir mesele vardır. Nitekim burada bir casuslarını yakaladık. Sonra, cephede bazı yerlerde su yoktur. Bunun için fıçı temin edilmektedir. Matara meselesi mühimdir. Subay ve askerin aileleriyle haberleşme mevzuu vardır. Bu sahra postaneleri açıldıktan sonra subay ve asker süratle muhabereye başladılar. Bir aya yakın devam eden harekât neticesinde şüphesiz ki bu sahra postaları da layıkıyla işleyememiştir. Namaz kılmak, kıldırmak hususu, tabur imamları vasıtası ile yerine getirilmektedir. Namaz kılmak yasaklanmamıştır. Silah meselesinden bahsettiler. Bir milyon silah alalım. Bir buçuk milyon dahi asker alalım. Emin olabilirsiniz ki birçok silah ve cephane gelmiştir. Rusya dan alıp cepheye yetiştirmişizdir. Geride, depolarda cephanemiz vardır. Lüzumu kadar cephaneyi getirmek üzere uğraşılmıştır. Fakat bu sırada birçok fenalıklar olur. Birisi biz parayı bankaya koyuyoruz, parayı geri alamıyoruz ve bu suretle muamele yaptığımızdan dolayı hem paramız zayi oluyor. NUSRET EFENDİ (Erzurum): Kâfi değildir. Paşa Hazretleri askerler bendenize müracaat ettiler. Askerin başlarında bulunmak şartı ile beş vakit namaz Cepheye gönderilirse düşmanı ezer. 23
24 (Bu gizli oturuma ait tutanak müsveddeleri numarasız, tarihsiz olarak birbirine karışmış olduğundan bazı eksiklikler ve atlamalar bulunmaktadır.) FEVZİ PAŞA (Devamla): Çadır, kaput meselesi, ısmarlanmıştır. Çadır ve kaput gelmekle beraber bir taraftan vasıta bulmak çok zor oluyor. Pantolon göndeririz, sabun göndeririz ve daha ziyade göndermeğe gayret ediyoruz. Şimdi de yemek için Sazak İstasyonundan odun göndereceğiz. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Gayrimüslimlerin istihdam edilmemesi hakkındaki önergesini kabul edenler. Kabul edilmedi. Mustafa Kemal Paşa nın önergesinin Hükümete havalesini kabul edenler (uygundur, sesleri) Kabul edildi. Nusret Efendinin önergesinin Milli Savunmaya havalesini kabul edenler, Kabul olundu. Abdurrahman Efendinin önergesini kabul edenler. Kabul edilmedi. Askere iki günde bir tütün verilmesine dair önergeyi kabul edenler. Kabul edilmedi. (Gizli oturumun sonu olduğu anlaşılıyor. Tutanağın devamı bulunamamıştır. Gizli oturuma son verildi ve açık oturuma geçildi.) 1 FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): İki haftadan beri düşman taarruzu devam ediyor. Düşmanın büyük bir kısmının Ordumuzun sol kanadını çevirmek üzere yaptığı taarruzlar Altıntaş'ın kuzeyinde ve doğusunda dört gün, dört gece devam eden kan akıtıcı muharebelerle durdurulmuş ve Ordumuz yeniden toparlanmaya başlamıştır. Seyitgazi-Eskişehir hattında, sol kanatta beş gün, sağ kanatta iki gün devam eden muharebelerde düşman bütün kuvvetini topladı. Soldan yapmış olduğu baskı üzerine Ordumuz Eskişehir'in doğusundaki mevzilere alınmıştır. Bu sebeple düşmanın Ordumuzu çekilme hattına iki defa da yaptığı taarruz tamamıyla önlenmiştir. Bu esnada gerek kuzey taraftan Bilecik e ve gerek güneyden Afyonkarahisar'a yaptığımız baskılar üzerine, düşmanın buralardaki kuvvetlerini durdurduk ve bazı yollarda çalışan otomobillerini de elde eyledik. Düşman buna karşı şüphesiz ileri harekâtını ümit ettiği surette yapamıyordu. Malumunuz düşmanın harekete başladığı Dumlupınar'dan Seyitgazi'ye kadar olan mesafe bir ordu için üç günde ilerlenebilecek mesafe iken, iki haftada ulaşabilmiştir. Bu, gerek cepheden yapılan muharebelerde, gerek yanlardan yapılan baskıdan ileri gelmiştir. Ordumuz varlığını tamamiyetini muhafaza etmekle beraber, düşman henüz taarruz ve hücumlarından vazgeçmiş değildir. Ama düşmanın, muharebenin ilk günlerinde gösterdiği şiddet ve azim kırılmıştır. Bununla beraber biz ümit ediyoruz ki düşman ilerledikçe bu azim en nihayet tamamıyla gevşeyecek ve Ordumuz geriden almakta olduğu kuvvetlerle düşmana üstün bir surette hakiki bir darbe indirecektir. (İnşallah sesleri) Bu sebepten düşmanın ilerlemesine karşı ortada dolaşan haberlere ehemmiyet verilmemelidir. Ordu elde kaldıkça, Memleketimizdeki imanı tam yürekler Orduya sahip çıktıkça, 1 TBMM Gizli Celse Zabıtları (23 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.2, s , 24
25 her halde gelecekte muvaffakiyet bizim olacaktır. (inşallah sesleri) Ordu şüphesiz ki Yüce Heyetinizin göstereceği desteğin pek büyük karşılığını muvaffakiyetle yerine getirecektir. (inşallah sesleri) Memleketi, böyle birtakım askeri ilerlemelerle içeride fesada sevk etmek teşebbüsleri hissediliyor. Bunun için faaliyetlerine son verilmiş olan İstiklal mahkemelerinden birini Ordunun sağ kanadında bulunan Kastamonu ya ve bir diğerini de Ordunun sol kanadında bulunan Konya ya gönderilmesini teklif ediyorum. Sırf bu düşmanın ilerlemesi halinde bazı fesat çıkaracak olanları menetmek ve suçluları şiddetle cezalandırmak lüzumuna dairdir. Şimdi Yüce Heyetiniz bunları seçer ve buralara gönderirse, kumandanlarımız emin olarak milli vazifelerine devam edeceklerdir. ŞEREF BEY (Edirne): Efendiler, pek güzel takdir buyuruyorsunuz. Bütün Dünya susmuş, her taraf Türk düşmanlığı ile kaynaşmış ve bütün İslam Âlemine kadar, Batı nın kindar ve intikam dolu nazarları dikilmiş iken, var olan bir milletin hâlâ var olduğunu ve hâlâ var olacağını bütün Dünyaya gösterdi. Batılılar Sevr Antlaşması adıyla ortaya attıkları süprüntüyü imzalamaya davet ettikleri vakit de milli vicdan birden isyan etmişti. Yunanlılar güya Avrupa medeniyetinin öncüleri imiş gibi Memleketimiz üzerlerinde bir vazife alarak mübarek yurtlarımıza doğru yürüdüler. Tabii bunları arkalarından iten, kakan başka varlık var. Hayır, efendiler göz dikilen yalnız Türklüğün varlığı değildir. Sebep nedir? Çünkü efendiler, Batı nın artık kokmaya yüz tutmuş eski esasları üzerine yeni esaslar kurmak isteyen insaniyet, doğrudan doğruya Doğu ya yönelmiştir. Medeniyet, insaniyet bütün bu iyi ve pak olanlar Doğu dan doğmuştur. İslam Âlemi kıpırdandı ve uyandı. İslâm Âleminin uyanması, Batı nın felaketi demektir. İşte Batı'nın başına bu felaketi getirecek olan efendi yaratılmış ve efendi yaşamış ve efendi yaşayacak Türk'ün azmidir. Türk'leri zincir altına almak isteyen Batı kapitalistleri kendilerine öncü olarak Yunanlıları sevk etmişlerdir. (kahrolsunlar sesleri) Bunlara karşı bir zavallı Mehmetçik, göğsünde atalarından miras imanından, elindeki süngüsünden başka hiçbir şeye güvenmeyen ve yalnız Allah ına dayanan ırkının şanlı tacını yaşatan Mehmetçik, Batı nın bütün donatılmış ordularına karşı gözünü kırpmadan atıldı. Yurdunu aslanlar, kahramanlar gibi müdafaa etti. (alkışlar) Fakat efendiler, Hükümet Reisi Paşa Hazretlerinin izah ettikleri gibi, biz şimdi bir buhran geçiriyoruz. Bakınız efendiler, maziye dönünüz ve tarihinizi görünüz. Bu Millet bundan daha beter günler yaşamıştır. Hiçbir yeri kalmamış, Anadolu isyan etmiş, İstanbul kapıları kapanmış, hatta Galata dakiler bile isyan etmişken, bu Millet yine Anadolu sesiyle kurtuldu. Yalnız, şu kadara dikkat edelim ki her vakit ve her zaman şehir kavgası yapmanın imkanı yoktur. Şehirler yanar, yıkılır, fakat iş, bir milletin ta göbeğinden doğan müdafaa kuvvetini ezebilmektir. Yunanlılar bizim kuvvetimizi ezebildiler mi? Türk süngüsü hâlâ dayanıyor. Şu kutsal kürsüden büyük ırkıma bağırıyorum ki hiçbir vakitte Türk Ordusunu ve Türk Milletini mağlup edecek bir kulu Allah yaratmamıştır. (alkışlar) Yalnız, dikkat ediniz efendiler, düşmanlarımız bilemediğiniz kanallardan birtakım dedikodular çıkarıyorlar. (bravo sesleri) İyi dikkat ediniz, karşımızda bulunan düşmanlar, biz bir arada buldukça bizi yıkacak 25
26 kuvvete haiz değildirler. Çünkü hak bizimle, Allah bizimledir. (alkışlar) Memleketin münevverlerinin vazifesi, Orduya olan itimadı artırmak ve Ordunun daima bu hakkı müdafaa edebilecek bir kuvvette olduğunu söylemek ve tereddüdü olanların karşısına geçmektir. İnkar etmeyelim ki efendiler, İstanbul'daki gafiller bizim üzerimize saldıran kahpe Yunana destek çıkıyorlar. Bundan daha beter, bundan daha sefil varlık olur mu? REFİK BEY (Konya): Onlar hiç şüphesiz Türk Milletinden değildir. ŞEREF BEY (Devamla): Onun için rica ederim, azim ve imanımız yerinde olduğu halde Ordumuza itimat edelim. Hükümetimize itimat edelim. Binaenaleyh, siz düşününüz, buraya geldiğiniz gün hiç yoktan yarattığınız varlığı, yine dişinizle, tırnağınızla sonuna kadar götüreceksiniz ve sonuna kadar gideceğiz. O düşman tepelenecek ve tepeleyeceğiz. Bütün topraklarımızı geri alacağız. Yeşil Bursa'da, güzel Edirne'de Yunan'ın ne işi var? Sevgili İzmir'imizde Yunan'ın ne işi var? Ne hakkı var, efendiler? Binaenaleyh, tekrar ediyorum, Allah bizimle, hak bizimle ve nihai zafer bizimledir. (alkışlar) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, Şeref Bey in bir önergesi vardır. TBMM Başkanlığına Meclisimizin Ordusuna itimadını beyan ve selamlarını göndermek üzere muhterem üyelerden bir heyetin meydana getirilmesini teklif eylerim. 23 Temmuz 1921 Edirne Mebusu Mehmet Şeref DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Bu teklifi kabul edenler, lütfen ellerini kaldırsın. Oybirliği ile kabul edilmiştir. (Bir sonraki oturumda Cepheye gidecek heyet için seçim yapılmış ve Selahattin B. (Mersin), Vehbi B. (Karesi), Rıza Nur B. (Sinop), Nusret Ef. (Erzurum), Abdülgafur Ef. (Karesi), Şeref B. (Edirne), Durak B. (Erzurum), Abdullah Azmi Ef. (Eskişehir), Mahmut Esat B. (İzmir), Vehbi Ef. (Konya), Hacı Mustafa Ef. (Ankara), Hüsrev B. (Trabzon), Ömer Lütfi B. (Karahisar), Sırrı B. (İzmit), Mustafa Ağa (Dersim) seçilmişlerdir.) 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (23 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.11, s , 26
27 28 TEMMUZ 1921: TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL PAŞA DAN CEPHE DURUMUNA DAİR GÖNDERİLEN TELGRAFIN OKUNMASI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 56.Birleşim, Gündem: 4/1) Türk Ordusu çekilebileceği son hatta kadar çekilmişti. Mecliste ve cephede moraller çok bozuktu. Mustafa Kemal Paşa nın ve cepheye giden Milletvekilleri Heyetinin gönderdiği telgraflar Meclis Genel Kurulunda okununca, durumun çok endişe verici olduğu anlaşılmıştı. Telgraflarda pek ayrıntıya girilmemiş ve pek bir şey anlatmamıştı. Ama bu bile çok şeyin anlaşıldığını belli ediyordu. Ordunun bozguna uğramadan, çok az bir zararla geri çekilmiş olması tek teselli idi. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, malumunuz cepheye giden Reis Paşa Hazretlerinden bir telgraf gelmiştir. Gazetelerde yayınlandığı için malumatınız olmuştur. Arzu buyurursanız telgrafı tekrar okuyalım. (hay hay, sesleri) TBMM Başkanlığına Garp Cephesi Karargâhına vardım, İsmet Paşa Hazretleriyle buluştum ve son vaziyet hakkında malumat aldım. Düşman Eskişehir yakınlarında durmuştur. Askeri vaziyetimiz sağlam ve emniyettedir. Meclise malumat verilmesini rica ederim. 26 Temmuz 1921 TBMM Reisi Mustafa Kemal DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, şimdi bir telgraf aldık. Malumunuz arkadaşlarımızdan bir heyet seçilerek Ordumuza Yüce Meclisin itimat ve selamlarını sunma vazifesi için gitmişlerdi. Şimdi o telgrafı okuyacağız. TBMM Başkanlığına Bu sabah cephe karargâhına geldik. Yaralı ve hasta gazilerimizi ziyaret ettik. Buradaki kanaatimiz fedakar Ordumuz, kumandanından erine kadar düşmana kesin darbeyi indirmek hususundaki sarsılmaz imanının devam ettiği merkezindedir. Sükunet ve emniyet içinde çalışılmaktadırlar. Geri mıntıkalarda, Vatanın her tarafında aynı itimat ve sükunetin ve aynı maksada uygun çalışmanın daha faal bir surette yerleşmiş olmasının teminini bilhassa Yüce Heyetinizden istirham eyleriz. Kıtaları ziyaret ettikçe arzı malûmat vereceğiz. 27 Temmuz 1921 TBMM Heyeti DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, şimdi gündeme geçiyoruz. 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (28 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.11, s , 27
28 30 TEMMUZ 1921: GİZLİ OTURUMDA VEKİLLER HEYETİ REİSİ FEVZİ PAŞA NIN CEPHEDE YAPTIĞI TEFTİŞE DAİR BEYANATI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 57.Birleşim, Gündem: 2/1) Mustafa Kemal Paşa, cepheden Ankara ya dönmüştü. Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa ya Orduyu daha da geriye, Sakarya Irmağını doğusuna Polatlı önlerine kadar geri çekmesini önerdi. Sakarya Savaşı öncesi iki orduda da bir dinlenme ve hazırlık dönemi başlamıştı. Bu arada Fevzi Paşa, cepheye giderek durumu bir de yerinde incelendi. Ankara ya döndüğünde Mecliste gizli oturumda, genel durum hakkında milletvekillerine açıklamalarda bulundu. FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): Geçen günkü açıklamamda Yunan Ordusunun Eskişehir i işgal ederek bizim kuvvetlerimizin Eskişehir in doğusunda bulunduğunu arz etmiştim. Son zamanlarda cepheye gidip bizzat dolaştım, tahkikatımı Yüce Heyetinize tafsilatıyla arz etmek istiyorum. Malumunuz Yunan kuvvetleri Ordumuzu bozguna uğratma maksadıyla Altıntaş'tan Seyitgazi istikametine taarruz etmişlerdi. Bu mıntıkada aralıksız denilecek bir surette muharebe devam etti. Diğer Yunan kuvvetleri Kütahya'da iki gün kadar muharebe ettiler. Eskişehir in batısında iki gün muharebe ettiler, doğusunda da iki gün kadar muharebe ettiler. Ordumuzun teftişinde şu vaziyeti öğrendim. Kuvvetlerimizin hemen hemen yarısı eski zindeliğini muhafaza ediyor. Diğer kuvvetler zayiat vermiştir ve bunların içinden iki tümen oldukça hırpalanmıştır. Bütün Ordunun zayiatı yüzde on civarındadır. Bu zayiatın az zamanda telafisi mümkündür. Düşmanın asıl hedefi Eskişehir i işgal etmek değildi. Asıl hedefleri Ordumuzu imha ederek bizi sulha mecbur etmekti. Buna da muvaffak olamadılar. Zaten Eskişehir in bizim için en mühim olan fabrikaları kısmen buraya nakledilmiştir. Demiryolları tahrip edilmiştir. Düşmanın kullanabileceği hiç bir şey bırakılmamıştır. Düşmanın vaziyeti ve meydana gelenler, tabiidir ki gazetelerin yazdığı gibi değildir. Bir bölüğümüzü dahi esir edememişlerdir. Yani tamamı tam olarak esir edilmiş bir birliğimiz yoktur. Halbuki ilk harekâtın henüz neticesi anlaşılmadan düşman, Ordumuzun mağlup olduğunu ve çembere alarak otuz bin askeri esir ettiklerini ilan etmişlerdir. Filhakika Ordumuz geri çekileceği yerde, bulunduğu hatlarda muharebeye devam etseydi, bu kadar deliliğe düşseydi, pek çok askerin esir düşmesi ve birçok silah ve cephanenin kaybedilmesi muhakkaktı. Öyle olsaydı belki de düşman, kısmen de olsa, hedefine ulaşacaktı. Arz ettiğim gibi düşmanın hedefi Eskişehir değildi, Ordumuzun mühim bir kısmımı esir almaktı, malzemesinden mahrum etmekti. Buna muvaffak olamamıştır. Yunanlılar Eskişehir muharebesinde kırk top ve mitralyöz aldık diye ilan ettiler. Halbuki daha evvelki muharebelerde tek tük bir iki top ve bazı yerlerde daha fazla top kalmıştır. Bunların tamamı on altıdır. Fakat düşman bunları Eskişehir muharebesinde aldım diye Avrupa'ya karşı bir muvaffakiyet ve bir muzafferiyet süsü vermek istiyor. Kendisinin durduğuna bakılacak olursa, askeri hedeflerine ulaşamadıkları anlaşılıyor. Bir topumuz düşman elime düşmüştür, fakat şu suretle olmuştur. 28
29 Düşman iki, belki üç misli kuvvetle cephemize taarruz ettiği sırada bir kanadı çevirmek istemiştir. Bu kanatta bulunan bir alayımız bir top ile beraber, düşmanın birkaç misli fazla kuvvetleriyle altı saat muharebe etmiş ve son zamanda süngü muharebesini kabul etmiştir. Bu top, son süngü muharebesine kadar ateşe devam etmiş ve Alay Kumandanı ile askerleri top başında şehit olmuşlar ve düşmanı da ağır zayiata uğratmışlardır. Bu topçu birliğin fedakârlığı sebebiyle diğer kuvvetlerimizin geri çekilmelerini sağlamışlardır. Bazı muharebelerde onlarca defa tekrar eder hücumlar olmuştur. Onlar almış, biz almışız, onlar almış, biz almışız. Bu sırada tek tük mitralyöz kaybı olmuştur ki bu da son zamana kadar mevziilerin müdafaasında gösterilen azmin neticesidir. Düşman, süvari hücumu ile Türk askerlerini yıldırdık, şeklinde haber yaymıştır. Bu da tamamıyla yanlıştır. Onların süvarileri perişan olmuşlar ve birçok hayvanları öldürülmüştür. Bilakis son zamanlarda sol kanadımızı tehdit eden bir piyade öncüsünün üzerine, makineli tüfekle kahramanca hücum edilmiştir. Bu muharebede bizim zayiatımız kırk kadar bulunduğu halde düşmanın zayiatı üç yüz kadardır. Düşman süvarisi hiç bir faaliyette bulunamamıştır. Sonra Efendim, yine düşman tebliğlerinden birinde, Eskişehir hakkında abartılı haberler veriliyor. Hakikat şudur ki Eskişehir'de düşmanın eline bir şey bırakılmamıştır ve köprüler tahrip edilmiştir. Demiryolları bir, iki ay içinde tamir olunmayacak bir vaziyete sokulmuştur. Malumunuz düşman kuzeyde pek faaliyet göstermedi. Halbuki biz daha başka türlü düşünüyorduk. Düşman kuzeyden de taarruz etseydi belki daha müşkül bir vaziyete düşebilirdik. İki kanattan, kuzey ve güneyden taarruz için kâfi kuvvet bulamadı. Bizim, geçende arz ettiğim gibi, Ordumuzun gerilerinde muharebe etmek istememizin sebebi, Düşmanı uzaklara çekerek, cephane ve malzeme tedarikini zorlaştırmaktır. Meclisimizi geriye, daha doğuya taşımak istememizin sebebi de budur. Bundan hiç bir suretle endişeye sebep yoktur. Kayıplarımızın telafisi mümkündür. Askerimizin manevi kuvveti mükemmeldir. Kumandanlarımız tamamıyla mağlup bir ordunun kumandanları değildirler. Yeni mevzilerimiz, arz ettiğim şartlar dahilinde düşmanın yeni bir mevzii almasına mani olmak üzere, cephenin ilerisi ve gerisinde emniyeti sağlayacak vaziyette olacaktır. Belki Yunalıların tekrar edecek taarruzu bir müddet daha gecikebilir. Geçende arz ettiğim gibi, hamle bertaraf edilmiştir. On beş gün içinde buraya gelmeleri muhtemeldir. Arz etmiş idim, yürümeğe başladıklarından itibaren yine bu müddetten evvel gelemez. Buna da bir hafta muharebe hazırlığını ekleyiniz. Üç haftaya kadar burasının tehdit akında kalmayacağı kabul edilebilir. Bu müddet zarfında biz Ordumuzu takviye ve yeniden gelen kuvvetlerle noksanlarımızı tamamlayacağımızı ümit ediyoruz ve bu hususa çalışıyoruz. İlerde yapacağımız muharebeyi Eskişehir'de verdiğimiz muharebeden daha önemli olacağını kabul edebiliriz. Düşmanda ise bu emniyet azalmaktadır. Düşmanın kuvvetlerini üç misli farz edecek olursak, mutlaka bir iki tümenini daha uzaktaki kanatlara mevzilendirmek mecburiyetinde kalacaktır. Üslerinden uzaklaşmaları, Yunan kuvvetlerinin daima aleyhinde olacaktır. Fakat biz geri çekildikçe, gerilerden gelen kuvvetlerimizle Ordumuz kuvvetleniyor ve düşman ilerledikçe kuvveti zayıflıyor. Bu vaziyette düşmanın güç kaybı gayet 29
30 normaldir. Bunun için teftişlerimde anladığım kadarıyla, Ordumuz yeni cephesinde muharebeyi büyük bir emniyetle kabul edecek kabiliyet ve kuvvette sahip olduğunu, Yüce Heyetinize arz ediyorum. Ufak tefek firar vakaları oluyor. Mesela Yunan geliyor, Hilafet Ordusu geliyor, gibi askerin maneviyatını bozacak şekilde konuşanlar hemen ele geçirtip en ağır cezaya çarptırıldıkça, bu firarların önü alınır. Ordumuzun muhabere zamanındaki kuvvetini tamamıyla muhafaza etmesi ve maneviyatının iyi olması, düşmanın maneviyatını kırıcı tesir icra edeceğinden, bunu gayet emin vaziyeti tutulması lazımdır. Bu hususta gerek cepheden, gerek gerilerden aldığım malumata göre, bugün için alınan tedbirleri kâfi görüyorum. Bu şüphesiz bir iki hafta içinde anlaşılacaktır. İkinci bir şey daha vardır ki onu da arz edeyim. Düşman bazı yerlere asker askeri birlikler çıkardıkları haberlerini yayıyorlar. Güya yirmi gemi asker toplamışlar, bu suretle Ordumuzun gerilerini tehdit edeceklerine dair birçok söylentiler çıkarıyorlar. Hatta köylerimize beş, on mermi atıyorlar. Bu suretle gerimizi tehdit etmek, manevi sarsıntıyı körüklemek istiyorlar. Bunun da ehemmiyeti yoktur. Yunan Ordusunun İzmit'te bir tümeni vardı. Son zamanda buradaki kuvvetinin bir kısmını ayırıp bazı limanlarımıza belki bir, iki bölük, bir tabur asker çıkarabilirler. Üçüncü bir şey daha vardır ki son aldığım bir telgrafta İstanbul'da yine hainlerden meydana gelecek bir kabine yaparak, ordular teşekkül edip bunlarla tabii geçen sene olduğu gibi Milleti birbirine kırdırmak isteyecekleri anlaşılıyor. Bu da gösteriyor ki Yunan Ordusu bu işi başlı başına yapamayacaktır. Çünkü bu Milletin hainleri baş tarafta bulunan beş, on kişiden ibarettir. Onların teşkil edeceği ordu her halde kalben bize bağlı olacağı için, onların ellerine silah ve cephane vermeleri, bizim Ordumuzu takviye etmekten başka bir netice vermeyecektir. Çünkü bugün İngilizler de anlamışlardır ki bunların ellerine verilen silah bizi takviyeden başka bir şeye yaramamaktadır. Ancak beş on tane şaki bulunabilir. Ortalığı karıştırmak isterler. Onun için bunun da korkulacak bir tarafı olmadığını zannediyorum ve Yüce Heyetinize arz ediyorum. Son olarak, İstanbul'daki hainler vasıtasıyla birtakım sahte fetvalarla fesat çıkarmak isteyebilirler. Bunların şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tesiri olamayacaktır. İstikbalden tamamıyla eminim. Başka Yüce Heyetinizin soruları varsa buyurunuz, cevaba hazırım. YASİN BEY (Gaziantep): İsmet Paşanın yaveri imiş bir kaç subay. Bu ne derece doğrudur ve hakikaten Orduda casus var mıdır? Geliyor, geliyor diye askerleri kaçmaya teşvik ediyormuş, bunlar ne gibi... FEVZİ PAŞA (Devamla): Efendim, bu gibi dedikodular her geri çekilmede olur. Çünkü herkesin kalbi aynı kuvvette değildir. Filhakika bu gibi icraatta bulunanlar, korkaklıklarından geriye doğru kaçarken, düşman geliyor diyerek teşvik ederler. Bunlara hain ve cani denemez. Ama Orduda casusluk yapan hainler çıkarsa, yakalanıp idam olunur. Şimdiye kadar Ordu içinde böyle bir şey görülmüş değildir. Mamafih hiç yoktur diyemem. Bizim düşman ordusunda bazıları olduğu gibi, düşmanın da aramızda bazı adamları vardır. Tevfik in arkadaşlarından biri yakalanmıştır. 30
31 FUAT BEY (Bolu): Paşa hazretleri bizim askeri kuvvetimiz kâfi değil mi? FEVZİ PAŞA (Devamla): Nakliye vasıtaları bakımından iyi değiliz. Vasıtalarımız yalnız kağnı arabalarından ibaret değildir. Elcezire den buraya otomobil getireceğiz. Fakat benzinimiz yok. Bu benzini Samsundan alıp kağnı arabalarıyla Eleezire ye sevk ediyoruz. Bu işe daha evvel başlanıldığı halde ancak şimdi getirtebiliyoruz. Silahı lazımdır, cephanesi lazımdır. Evvel emirde Birinci İnönü Muharebesinde bizim Ordumuz bugünkünün belki beşte biri yoktu. Düşman bunu gördüğü için, kuvvetini bu defa artırmıştır. Bu defa da fakat şüphesiz ki bu sefer ki muharebeye düşman daha hazırlıklı gelmiştir. Eski hatalarını düzelterek gelmiştir. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Bu defaki taarruzda düşman topçusu arasında İngiliz Topçuları var mıydı? FEVZİ PAŞA (Devamla): Efendim, bunlar bilhassa mitralyöz hücumu yapıldığı sırada hissedilmiştir ve Hintli olmaları muhtemeldir. Kelimeyi şahadet getirdi, dediler ve yüzleri Hintli yüzü gibi olması muhtemeldir dediler. Fakat biz bunu hakikat olarak muharebe eden askerin, tabii yüzü beyaz olmaz. Aldığımız düşman esirleri kısmen kelimeyi şahadeti bildikleri için İngiliz askeri bunu söylediklerini sanıyoruz. Malumat verilen kıtaatın yerlerinde yani takriben... SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat): Bendeniz düşmanın Seyitgazi tarafından üç tümen ile cepheyi geçmesini anlamak isterim. FEVZİ PAŞA (Devamla): Efendim, Seyitgazi'de düşmanın üç tümen askeri vardı. Fakat sonra yapılan tahkikatta bu askerin güneye doğru hareket ettikleri haberi alındı. Çay a ve Konya ya doğru yürüdükleri sanıldı. BİR MEBUS BEY: Efendim; planlama hatası var mıdır? FEVZİ PAŞA (Devamla): Efendim, planlama hatası demek, Ordunun bir kısmının ezilip, dağılması demektir. Şimdi ise Ordumuz bunu anladı ve güneyden taarruz beklemiyor, batıdan bekleniyor. Bu suretle bütün kuvveti buraya sevk edilerek, bütün kuvvetleriyle burada muharebe ederken cephenin hiç bir yeri boş bırakılmamıştır. TAHSİN BEY: Düşman Birinci İnönü Muharebesinden sonra, İkinci İnönü Muharebesinde elde ettiği netice üzerine, üç aydan daha fazla zaman geçmişti. İhtimal ki daha üç ay zaman vakit geçer. O halde biz bir kış muharebesini kabul mecburiyetinde kalıyoruz. Hazırlıklara şimdiden başlanmış mıdır? FEVZİ PAŞA (Devamla): Düşman ordusu, kış muharebesini kabul edersek şüphesiz ki bizim lehimizde. Çünkü o vakit yollar kullanılamayacaktır. Bu da bizden çok Yunanlıların aleyhinedir. Düşman kış muharebesinden bizden daha çok korkar. Bendeniz düşmanın iki, üç ay bekleyeceğini zannetmiyorum. Bütün ordusunu toplamıştır. Yollar kurudur, vesaiti İngiltere'den getirebiliyor. O halde önümüzde daha üç ay vardır. Bu üç ayda ağustos, eylül, ekim, üç ay vardır. Bu üç 31
32 ay zarfında yeni bir taarruzu ihtimal olarak bekleyebiliriz. Eğer bu üç ay zarfında bir şey yapamazsa İngiliz gazetelerinin de yazdıkları üzere Yunan davayı kaybetmiştir. Çünkü kış gelecek, bizim ordumuzu daha ziyade takviye edilecektir. RASİM BEY (Kastamonu): Paşa Hazretleri, Yunan Ordusu taarruz etmezden evvel Yunan Genel Kurmayı taarruzu aylarca tehir ettirirse, bizim vaziyetimiz ne olacaktır? Sonra Paşa Hazretleri, bu taarruz başlamazdan evvel veya başladıktan sonra istihbarat mükemmelen yapılabilmekte midir? FEVZİ PAŞA (Devamla): Şimdi efendim, Yunan Ordusu hakkında aldığımız malumat, on iki tümen olarak, dört bin kuzeyden, sekiz bin güneyden kuvvet geldiğini haber almıştık. Sonra Efendim, düşman bu sükuneti muhafaza ederse, bizim yapacağımız nedir? Biz, muharebeye başlamazdan evvel ne yapıyorsak yine onu yapacağız. Fakat fırsat bulursak onları imha etmeye çalışacağız. Düşmanın vaziyeti hakkında, keşif taarruzları, gerilerine akıncı kollarıyla hücumlar yapıyoruz. Büyük süvari kitleleri hücumları yapıyoruz. Tayyarelerimiz vasıtasıyla da istihbarat topluyoruz. (Fevzi Paşa Yunan taarruzu ile ilgili açıklamalarını ve sorulan sorulara verdiği cevapları tamamladı. Oturumun bundan sonraki kısmında söz alan milletvekilleri, Meclisin karamsar havasına uygun olarak görüşlerini aktardılar. Daha sonra açık oturuma geçildi.) 1 FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): Ordumuzun Eskişehir Seyitgazi doğusunda işgal ettiği yeni mevzileri dolaştık. Ordumuzu, muharebeden evvelki moralini muhafaza ettiğini gördük. Düşmanlarımız bize arzu ettikleri yerlerde muharebeyi kabul ettirmek istiyorlardı. Ordumuz, maharetli hareketlerle ve yer değiştirmelerle tamamıyla düşmanın bu harekâtını boşa çıkarmıştır. Ordumuz düşmanın arzu ettiği yerde değil, bizim arzu ettiğimiz yerde düşmanı kati muharebeye çekecek ve orada son darbesini vuracaktır. (inşallah, yaşasınlar sesleri, alkışlar) 2 (Türk Ordusu Sakarya Irmağının doğusuna, Polatlı önlerine kadar geri çekildi ve savunma hazırlıklarına hızla başladı. Yunan Ordusu Başkomutanı General Papulas, ordu karargahını Kütahya ya taşıdı. İzmir de bulunan Kral Konstantin, beraberinde Başbakan Gunaris, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile birlikte 22 Temmuz 1921 günü trenle Eskişehir e vardılar. Yunan askeri gücünün en üst rütbeli kişileri ile Eskişehir de bir toplantı yapıldı. Savaşın sürdürülmesi konusunda, Yunan Hükümeti ile Ordu Komutanı Papulas arasında öteden beri var olan ve Türk birliklerine, fazla kayıp vermeden Sakarya Irmağı nın doğusuna geçme ve hazırlanma olanağı veren anlaşmazlık, bu toplantı sırasında iyice açığa çıktı. Papulas yeni bir askeri harekâttan yana değildi. 1 TBMM Gizli Celse Zabıtları (30 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.2, s , 2 TBMM Zabıt Ceridesi (30 Temmuz 1921), 1.Dönem, c.11, s , 32
33 Türk Ordusu nun Sakarya nın batısında iken yok edilmesi fırsatının kaçırıldığını, bu koşullarda düzenlenecek bir taarruzun başarı şansının olmayacağını savunuyordu. Kral ve Yunan Hükümeti ise, her ne pahasına olursa olsun taarruzun sürdürülmesini istiyorlardı. Ancak savaşı sürdürecek komutanın buna karşı çıkması, harekâtı gittikçe geciktiriyordu. Bu nedenle savaşın sürdürülüp, sürdürülmemesi konusunda bir karar alınamadı. Ordu Komutanı General Papulas Kütahya ya döndükten bir gün sonra, 26 Temmuz 1921 günü Başbakan Gunaris ve beraberindekiler Kütahya ya geldiler. Yapılan gizli görüşmede Başbakan Gunaris, Kral ın başkanlığında yapılacak Savaş Konseyi ne sunulmak üzere Savaş Planını hazırlamasını istedi. Papulas görüşmede her şeyi tekrar açıkça ortaya koydu. Bu aşamada Türk Ordusu nu takip ve yok etmenin mümkün olamayacağını, Yunan Ordusu için bunun bir felaketle sonuçlanabileceğini ifade etti. Ancak Başbakan düşüncelerinden vazgeçmedi ve Papulas a manevi baskı yaptı. Papulas bu durumu istemeye istemeye kabul etmek zorunda kaldı. Kral Konstantin ve beraberindekiler, 27 Temmuz 1921 günü Eskişehir den Kütahya ya geldiler. Yunan Savaş Konseyi, 28 Temmuz 1921 günü toplandı. Toplantıda General Papulas "Türkler yok edilmemiştir, yalnız kayıpları çoktur. Eskişehir'den çekildikten sonra barış istemediler." diyerek gerçeği anlattı. Birçok Yunan generali Türk Ordusu'nun bozularak kaçtığını düşünürken, General Papulas, Türklerin düzenli bir şekilde çekildiklerini belirtiyordu. Papulas ın bu çekincelerine karşın, Yunan Savaş Konseyi Ankara seferinin sürdürülmesini oybirliği ile karar altına aldı. Yunan Başbakanı Gunaris bu kararı Atina ya Yunan Hükümeti ne bildirirken, Yunan Kralı Konstantin de Papulas ile birlikte ileri harekâtın başlangıç noktası olan Eskişehir e gitti. Ordu Karargâhı Kütahya dan Eskişehir e taşındı. Harekâtın Ağustos ortalarında başlatılması için hazırlıklara başlandı.) 33
34 İÇİNDEKİLER 11 TEMMUZ 1921: VEKİLLER HEYETİ REİSİ FEVZİ PAŞA NIN YUNAN TAARRUZU HAKKINDAKİ BEYANATI TEMMUZ 1921: İÇİŞLERİ BAKANI REFET PAŞA NIN, 4.TÜMEN KOMUTANI YARBAY NAZIM BEY İN ŞEHİT OLDUĞUNA DAİR BEYANATI TEMMUZ 1921: GİZLİ OTURUMDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN KAYSERİ YE TAŞINMASINA DAİR GÖRÜŞME TEMMUZ 1921: GİZLİ OTURUMDA VEKİLLER HEYETİ REİSİ FEVZİ PAŞA NIN YUNAN TAARRUZUNA DAİR BEYANATI VE BAZI YERLERE İSTİKLAL MAHKEMELERİ KURULMASI HAKKINDA GÖRÜŞME TEMMUZ 1921: TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL PAŞA DAN CEPHE DURUMUNA DAİR GÖNDERİLEN TELGRAFIN OKUNMASI TEMMUZ 1921: GİZLİ OTURUMDA VEKİLLER HEYETİ REİSİ FEVZİ PAŞA NIN CEPHEDE YAPTIĞI TEFTİŞE DAİR BEYANATI [email protected] Bu kitabın her hakkı Cengiz Çetintaş' a aittir. Bilgiler kaynak gösterilmek koşuluyla eposta, fotokopi vb yoluyla gönderilebilinir veya çoğaltılabilinir. Ancak bilgilerin tümü dergi, kitap veya benzer şekillerde yayımlanamaz. 34
İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... BELGELER III SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp Raporu... 1 2. Ali İhsan Paşa nın Güney
SAYFA BELGELER NUMARASI
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... SAYFA BELGELER NUMARASI 1. 27 Ekim 1922 tarihinde İsmet Paşa nın Dışişleri Bakanlığına ve Fevzi Paşa nın Batı Cephesi Komutanlığına atanması... 1 2. İstanbul daki mevcut
9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL
9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 Güzel İzmir imizin kurtuluşu, bugün doksan birinci yılına basıyor. Bu mutlu günü anarken, harp tarihinde eşi görûlmiyen Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki geniş
Resim-2 Genelkurmay başkanlığı, Eskişehir - Afyon hattına yerleşen düşmanın savunma ve berkitme faaliyetleri ile bulunduğu bölgede daha fazla
SAD TAARRUZ PLANI 23 Ağustos 13 Eylül 1921 tarihleri arasında çok kanlı ve çetin savaşların yaşandığı Sakarya Meydan Muharebesi nde taarruz azmi ve başarı umudu kırılan Yunan ordusu daha fazla kayıp vermeden
ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu
ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI
KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ *
ÇTTAD, X/23, (2011/Güz), s.s.187-232 Albüm KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ * Kurtuluş Savaşı nın bitmesinin hemen ardından, verilen bu büyük mücadeleyi kamuoyuna anlatmanın bir aracı
ksakarya Meydan Savaşı 6 Ay, 4 Hafta önce Karma: 0 Sakarya Savaşı
ksakarya Meydan Savaşı 6 Ay, 4 Hafta önce Karma: 0 Sakarya Savaşı admin Yönetici Gönderiler: 2 Kurtuluş savaşı sırasında Türklerle Yunanlılar arasında yapılan meydan muharebesi (23 ağustos- 13 eylül 1921).
KURTULUŞ SAVAŞINDA BİR VATANDAŞIMIZIN UÇAK BAĞIŞI
KURTULUŞ SAVAŞINDA BİR VATANDAŞIMIZIN UÇAK BAĞIŞI Süreyya Hami ŞEHİDOĞLU ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 24, Cilt: VIII, Temmuz 1992 Nafiz KOTAN İsmail Habip, Kurtuluş Savaşı nı anlatırken:...
MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com
MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA
1 Kütahya- Eskişehir Savaşı nda ordumuz Sakarya Nehri nin doğusuna çekilmişti. 2 TEKÂLİF-İ MİLLİYE NİN SAKARYA SAVAŞI NA ETKİSİ Tekâlif-i Milliye kararları daha uygulamaya yeni başlandığı için Sakarya
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
http://www.cengizcetintas.com/index.html
http://www.cengizcetintas.com/index.html 1 SAKARYA ZAFERİ Kütahya-Eskişehir Savaşından sonra Sakarya Nehri Doğusuna çekilmiş olan Türk Ordusu, güneyden kuzeye doğru yüz kilometre boyunca savunma durumuna
ANADOLU TOPRAKLARINDA MEHMETÇİĞİN İMZASI: SİPER HATLARI
ANADOLU TOPRAKLARINDA MEHMETÇİĞİN İMZASI: SİPER HATLARI Anadolu tarihi boyunca defalarca istilalara uğramış, toprakları üzerinde birçok savaşlar yaşanmıştır. Yapılan her savaş Anadolu topraklarında ve
KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER
KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ KURTULUŞ SAVAŞI DOĞU VE GÜNEY CEPHESİ DOĞU CEPHESİ Ermeniler XIX. Yy`a kadar Osmanlı topraklarında huzur içinde yaşadılar, devletin çeşitli kademelerinde
Cumhuriyet Halk Partisi
1 Cumhuriyet Halk Partisi 29 Ekim 1923, saat 20.30 Tarih : 28.10.2011 29 Ekim 1923, Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biriydi. TBMM de saat 20.30 u gösterirken Anayasa da gerekli değişiklikler yapıldı,
BÜYÜK TAARRUZ DA SUGÖREN KÖYÜ (12 30 AĞUSTOS 1922)
BÜYÜK TAARRUZ DA SUGÖREN KÖYÜ (12 30 AĞUSTOS 1922) İstanbul - Bursa karayolundan Sugören tabelası yönüne dönünce arabamın camlarını aralarım. Dışardaki deniz kokusuyla karışmış bol oksijenli dağ havasını
Sakarya Zaferi 97 Yaşında
Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı Sakarya Zaferi 97 Yaşında Hattı Müdafaa Yoktur Sathı Müdafaa Vardır. B atı cephesinde Yunan ordusuna karşı 13 Eylül 1921 de kazandığımız Sakarya zaferi kurtuluş
İÇİNDEKİLER... SUNUŞ III
SUNUŞ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... III BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 (1) Birinci Dünya Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti
Mustafa Kemal ile mükemmel
Atatürk ün Dünyası Cengiz Önal 77 İsmet Paşa nın Batı Cephesi Genel Komutanlığına Atanması Mustafa Kemal ile mükemmel sayılabilecek bir ilişki içinde bulunan Albay İsmet Bey, Birinci İnönü(6-10 Ocak 1921)
UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ
UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ Yrd. Doç. Dr. A. Poyraz GÜRSON Atılım Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. A. Poyraz Gürson, İlk-ortaöğretim ve liseyi İzmir Karşıyaka'da tamamlamayı müteakip
HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 9.Ders. Dr. İsmail BAYTAK III. HAÇLI SEFERİ
HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 9.Ders Dr. İsmail BAYTAK III. HAÇLI SEFERİ 3.HAÇLI SEFERİ (1189-1192) Sebepleri: 1187 yılında Selahattin Eyyubi nin Hıttin Savaşı nda Küdus Kralı nı yenmesi ve şehri ele geçirmesi
Başbakan Yıldırım, 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sonrası basın çadırını ziyaret etti
Başbakan Yıldırım, 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sonrası basın çadırını ziyaret etti Ekim 23, 2016-8:39:00 Başbakan Binali Yıldırım, "Peşmerge güçleri Başika kasabasını DEAŞ'tan temizlemek için
BÜYÜK TAARRUZ DUMLUPINAR ZAFERİ VE MUDANYA ATEŞKES ANLAŞMASI
1 BÜYÜK TAARRUZ DUMLUPINAR ZAFERİ VE MUDANYA ATEŞKES ANLAŞMASI İtilaf devletleriyle iki buçuk ay boyunca devam eden görüşmelerden ateşkes ve barış ile ilgili olumlu bir sonuç çıkmadı. Bütün barış yolları
Sarıkamış. Dersleri. Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı
Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı Sarıkamış Dersleri 103 yıl önce Birinci Dünya Savaşının başlangıcında Doğu (Kafkas) Cephesinde yaşanan olaylar her düzeyde alınacak çok acı derslerle doludur. Sarıkamış
American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line
American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line 25 Ağustos 2013 Pazar Brifing: Görev isminden de anlaşılacağı gibi hattı tutan bir birliğe bir diğerinin
ÇANAKKALE SAVAŞI NDA SAĞLIKÇILAR. Yrd. Doç. Dr. Burhan SAYILIR
ÇANAKKALE SAVAŞI NDA SAĞLIKÇILAR Yrd. Doç. Dr. Burhan SAYILIR Yaralıların Cepheden Sevki Cephe Yuva Sargıyeri Araba Durakları Seyyar, Harp, Menzil Hastaneleri Memleket Hastaneleri AÇIKLAMA Bu kartlarda
TSK'dan Sınır Ötesi IŞİD Operasyonu
TSK'dan Sınır Ötesi IŞİD Operasyonu TSK Müşterek Özel Görev Kuvveti ve koalisyon hava kuvvetleri tarafından Suriye'nin Cerablus bölgesinin IŞİD'ten geri alınması için operasyon başlatıldı 24.08.2016 /
SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 5
SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 5 BAKİ SARISAKAL SELANİK Selanik 26 Mayıs: Selanik Limanında Padişahın Gelişini Bekleyen Selanik Valisi İbrahim Bey ve Hükümet Erkânı Selanik Limanında Padişahı Bekleyen
"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."
Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir
Atatürk ve Ağustos Ayı
Yılmadan Yorulmadan Dr. Sıtkı Aydınel Atatürk ve Ağustos Ayı Büyük asker ve büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk 57 yıllık ömrünün tamamını vatanı ve milletine (hatta tüm insanlığa) hizmete adamış, çok
http://www.cengizcetintas.com/index.html
http://www.cengizcetintas.com/index.html 1 KUVA-YI SEYYARE İSYANI 1919 yılında İzmir in işgalinden sonra Yunan birliklerinin Ege içlerine doğru ilerlemeye başlaması sırasında Kuva-yı Milliye olarak adlandırılan
Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?
1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine
BİRİNCİ BÖLÜM HAREKÂT ALANININ COĞRAFİ VE TOPOĞRAFİK DURUMU, TARAFLARIN HAREKÂT PLANLARI, 5 İNCİ ORDU İLE 3 ÜNCÜ KOLORDU KARARGÂHLARINDAKİ FAALİYETLER
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM HAREKÂT ALANININ COĞRAFİ VE TOPOĞRAFİK DURUMU, TARAFLARIN HAREKÂT PLANLARI, 5 İNCİ ORDU İLE 3 ÜNCÜ KOLORDU KARARGÂHLARINDAKİ FAALİYETLER 1.
SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ
SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ BAKİ SARISAKAL SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ 1880 yılının başında Samsun da açıldı. Üçüncü Ordu nun sorumluluğu altındaydı. Okulun öğretmenleri subay ve sivillerdi. Bu okula öğrenciler
İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER III XI 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 2. Coğrafi Durum... 5 a. Çanakkale
Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k
Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son 10-11 senesinde bizim de katkılarımızın olması bizi her zaman çok mutlu ediyor çünkü Avrupa da yaşayan
KÜTAHYA MİLLİ ALAYI, SİMAV, DEMİRCİ VE GEDİZ MUHAREBELERİ
1 KÜTAHYA MİLLİ ALAYI, SİMAV, DEMİRCİ VE GEDİZ MUHAREBELERİ Yozgat İsyanını bastırdıktan sonra Çerkez Ethem Bey, Kuva-yı Seyyare ile Ankara'ya gelmişti. Mustafa Kemal Paşa, Genel Kurmay Başkanı Albay İsmet
ERENLER BELEDİYE MECLİSİNİN 06/04/2015 TARİHİNDE YAPMIŞ OLDUĞU TOPLANTISINA AİT TUTANAK ÖZETİ
ERENLER N 06/04/2015 TARİHİNDE YAPMIŞ OLDUĞU TOPLANTISINA AİT TUTANAK ÖZETİ G Ü N D E M : Bir evvelki Meclis Toplantısına ait Tutanağın okunarak kabulü 1-2014 Yılına Ait Denetim Komisyonu Raporu 2- Seçimlerin
TERCÜME-İ HALİMDEN BİR HÜLASA.
TERCÜME-İ HALİMDEN BİR HÜLASA TERCÜME-İ HALİMDEN BİR HÜLASA Vefatımda varislerim bu hûlâsadan küçük bir hûlâsa çıkarırlar. Arabi 1313, Rumi 1312 ve Miladi 1896 senesi Ramazan-ı Şerifin birinci gecesi
Osmaniye Belediyesi Osmaniye Kent Konseyi Eğitim, Kültür ve Sağlık Meclisi Sayfa 44
9- ATATÜRK OSMANİYE DE İKEN ÇEKİLEN RESİMLERİ BULMA YARIŞMASI PROJESİ Osmaniye Belediyesi Osmaniye Kent Konseyi Eğitim, Kültür ve Sağlık Meclisi Sayfa 44 ATATÜRK ÜN OSMANİYE DE ÇEKİLEN FOTOĞRAFLARINI BULMA
KURTULUŞ SAVAŞI ( ) Gülsema Lüyer
KURTULUŞ SAVAŞI (1919-1922) Gülsema Lüyer KURTULUŞ SAVAŞI (1919-1922) Mondros Mütarekesi ve Mütareke Sonrası Genel Durum İşgaller ve Kurtuluş Savaşı Hazırlık Evresi T.B.M.M. nin Açılması Düzenli Ordu Hazırlıkları,
4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe
DONEM : 21 ÇILT ; 1 YASAMA YILI: 1 4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe
DENETİM MESLEĞİNDE MEVZUAT PARADOKSU - YETKİ PAYLAŞIMI. Prof. Dr. Ünal TEkİNaLP. İhsan Uğur DELIkaNLI Yücel akdemir Nazmi karyağdi
4/28/11 12:00 PM Page 67 DENETİM MESLEĞİNDE MEVZUAT PARADOKSU - YETKİ PAYLAŞIMI Prof. Dr. Ünal TEkİNaLP kürşad Sait BaBUçcU İhsan Uğur DELIkaNLI Yücel akdemir Nazmi karyağdi GENEL OTURUM II 1 u?nal tekinalp:layout
http://www.cengizcetintas.com/index.html
http://www.cengizcetintas.com/index.html 1 İKİNCİ İNÖNÜ ZAFERİ 1921 Yılı nın Şubat ve Mart ayları sakin geçti. Türk Ordusu geçen zaman içinde gerek sayı ve gerekse nitelik yönünden Yunan Ordusu ile savaşabilecek
T.C. BAŞBAKANLIK Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı. Sayı : 89992713-770/E.23787 04.11.2015 : Sivil Savunma Uzmanları Hizmetiçi Eğitimi
1 / 6 Sayı : 89992713-770/E.23787 04.11.2015 Konu : Sivil Savunma Uzmanları Hizmetiçi Eğitimi DAĞITIM YERLERİNE İlgi : a) 5902 sayılı nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun. b) 7126 Sayılı Sivil Savunma
Şehir Savaşlarında Hayatta Kalmanın On Altın Kuralı
Şehir Savaşlarında Hayatta Kalmanın On Altın Kuralı 11 Mayıs 2016 Ercan Caner, BİTES Savunma, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Firması nda Proje Yöneticisi olarak çalışmaktadır. Türkiye Hava Sahası Yönetimi
İCRA VEKİLLERİ HEYETİ (Bakanlar Kurulu) KANUNU
1 İCRA VEKİLLERİ HEYETİ (Bakanlar Kurulu) KANUNU 23 Nisan 1920 tarihinde açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli egemenlik prensibini kendisine siyasi ve hukuki temel edinmiş, kuvvetler birliği esasına
Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal. Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü. Galiçya Cephesi ve
Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Galiçya Cephesi ve Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal altında tutarken, Türk askeri de, Avrupa sınırındaki
KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ
16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak
BATI CEPHESİ'NDE SAVAŞ
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 3. ÜNİTE Batı cephesinde Kuvâ-yı Millîye birliklerinin faaliyetlerini ve düzenli ordunun kurulmasını değerlendirir.türk milletinin Kurtuluş Savaşı
KORE DE TÜRK MUHAREBELERİ
T.C. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ANKARA KORE DE TÜRK MUHAREBELERİ 2. BASKI Genelkurmay Personel Başkanlığı Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları ANKARA GENELKURMAY BASIMEVİ
MILLET MECLISI TUTANAK DERGİSİ. 24 ncü Birleşim. 4. 12. 1975 Perşembe
DÖNEM: 4 CİLT: 14 TOPLANTI: 3 MILLET MECLISI e TUTANAK DERGİSİ 24 ncü Birleşim 4. 12. 1975 Perşembe İÇİNDEKİLER Sayfa I. Geçen tutanak özeti 222 II. Yoklama 222 III. Seçimler 222 1. Millet Meclisi Başkanı
KÜTAHYA MİLLİ ALAYI, SİMAV, DEMİRCİ VE GEDİZ MUHAREBELERİ
CENGİZ ÇETİNTAŞ TBMM Tutanaklarında Kurtuluş Savaşı: 8 TBMM Tutanaklarında KÜTAHYA MİLLİ ALAYI, SİMAV, DEMİRCİ VE GEDİZ MUHAREBELERİ (1920) http://www.cengizcetintas.com [email protected] 1 TBMM
http://www.cengizcetintas.com/index.html
1 http://www.cengizcetintas.com/index.html TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILIŞI VE BİRİNCİ TBMM HÜKÜMETİ İstanbul'un İtilaf askerleri tarafından resmi olarak işgal edildiğini öğrenen Mustafa Kemal
Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu
Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Ocak 05, 2017-4:11:00 Başbakan Binali Yıldırım, Keçiören Belediyesi önünde düzenlenen metro açılış töreninde yaptığı konuşmada, nüfusu
SİNAN MEYDAN: VATANIN BAĞRINA DÜŞMAN DAYADI HANÇERİNİ EBEDİ BAŞKOMUTAN Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları mutlaka yeneceğimize güven ve
SİNAN MEYDAN: VATANIN BAĞRINA DÜŞMAN DAYADI HANÇERİNİ EBEDİ BAŞKOMUTAN Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları mutlaka yeneceğimize güven ve inancım bir an olsun sarsılmamıştır. Şu dakikada bu kesin
Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek,
Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, geleceğimiz de o kadar teminat altında demektir. Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı 1 Ali
ERENLER BELEDİYE MECLİSİNİN 04/04/2016 TARİHİNDE YAPMIŞ OLDUĞU TOPLANTISINA AİT TUTANAK ÖZETİ
ERENLER N 04/04/2016 TARİHİNDE YAPMIŞ OLDUĞU TOPLANTISINA AİT TUTANAK ÖZETİ G Ü N D E M : Bir evvelki Meclis Toplantısına ait Tutanağın okunarak kabulü 1- Erenler Mahallesi 1085 Sokakta Bulunan Parka İsim
EĞİRDİR İHTİYAT ZABİTLERİ NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ
Eğirdir de Kurulan İlk Milli Şirket: EĞİRDİR İHTİYAT ZABİTLERİ NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ Eğitimci-Yazar : Recep Bozkurt Eğirdir in sosyoekonomik tarihindeki en önemli olay nedir diye sorulduğunda verilecek
B.M.M. Yüksek Reisliğine
SıraNQ 139 Askerî hastanelerde bulunan hasta bakıcıları ile hemşirelere bir nefer tayını verilmesi hakkında m numaralı kanun lâyihası ve Millî Müdafaa ve Bütçe encümenleri mazbataları T.C. Başvekâlet Muamelat
BASIN AÇIKLAMASI. Kamu Hastane Birlikleri 3. Yıl Değerlendirmesi: Kamu Hastane Birlikleri Sistemi Sınıfta Kalmaya Devam Ediyor
09.02.2016 BASIN AÇIKLAMASI Kamu Hastane Birlikleri 3. Yıl Değerlendirmesi: Kamu Hastane Birlikleri Sistemi Sınıfta Kalmaya Devam Ediyor Artık Sağlık Bakanlığı kaynakları da ifade etmeye başladılar. Kamu
Gazi Ahmet Muhtar Paşa
Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Cepheden Cepheye Koşan Komutan: Gazi Ahmet Muhtar Paşa O smanlı Devletinin son dönemlerinde, ordunun en önemli komutanlarından biri de, Gazi Ahmet Muhtar Paşa dır. Verilen
İnebolu' nun büyük tonajlı gemileri barındıracak büyük bir limanı yoku.
(İnebolu-Kastamonu-Çankırı-Ankara-Dumlupınar) 1918 yılı sonlarında Anadolu hem karadan hem denizden işgal kuvvetlerinin kuşatması ve saldırmasıyla karşı karşıya idi. Anadoluda işgale uğramamış, tek bölge
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ASKERLİK HAYATI
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 1. ÜNİTE Atatürk ün askerlik hayatı ile ilgili olay ve olguları kavrar. Örnek olaylardan yola çıkarak Atatürk ün çeşitli cephelerdeki başarılarıyla
29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi
29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk
Meteoroloji'den K.Maraş'a Yağış Uyarısı
Meteoroloji'den K.Maraş'a Yağış Uyarısı Meteoroloji Genel Müdürlüğünce yapılan son değerlendirmelere göre,türkiye genelinin parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara nın doğusu, Konya,Karaman ve Aksaray il
EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN
EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN BAKİ SARISAKAL EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN Muallimler Birliği Umumi Merkezi Reisi İzmir Mebusu Necati Bey Muallimler Birliği Müessislerinden Prag Sefiri
Evrensel Bakış Açısı. Fransız Taburunu Esir Alan
Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Fransız Taburunu Esir Alan 44 Kuva-yi Milliyeci Mustafa Kemal önderliğindeki Kurtuluş Savaşı nı küçümseyenler, Sadece Yunanistan ile savaşılmış derler. Böylelikle Yunanistan
BİRİNCİ İNÖNÜ ZAFERİ
CENGİZ ÇETİNTAŞ TBMM Tutanaklarında Kurtuluş Savaşı: 15 TBMM Tutanaklarında BİRİNCİ İNÖNÜ ZAFERİ (1920-1921) http://www.cengizcetintas.com [email protected] 1 TBMM Tutanaklarında Kurtuluş Savaşı:
Araç muayenesinde Ankara, İstanbul ve İzmir'de 15 Martta başlayan randevu sistemine rağmen pek çok vatandaş sıra beklemeyi tercih ediyor.
Araç muayenesinde randevu yerine sıra bekle ( Araç Muayene Randevusu almak ve Detaylı Bilgi için Tıklayınız ) A.A. Araç muayenesinde Ankara, İstanbul ve İzmir'de 15 Martta başlayan randevu sistemine rağmen
Eşsiz Bodrum Tanıtım TIR ı Zonguldak ta
Eşsiz Bodrum Tanıtım TIR ı Zonguldak ta Eşsiz Bodrum Tanıtım TIR ı Kocaeli nin ardından 11. durağı olarak Zonguldak a ulaştı. Uğur Mumcu Kavşağında bulunan TIR, Zonguldaklı vatandaşlar ile buluşuyor. Bodrum
KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN
3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun
TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME
TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih
Yunan, bu sefer de obüslerle Çanakkale yi hedef yaptı!..
Yunan, bu sefer de obüslerle Çanakkale yi hedef yaptı!.. Ahmet TAKAN [email protected] Ege de 18 ada ve 1 kayalığımızı işgal eden, Lozan ı kevgire çevirerek gayriaskeri statüde olan adaları silah ve cephane
TABLO-1. MERKEZİ YERLEŞTİRMEDEKİ EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR ( ORTAÖĞRETİM MEZUNLARI )
1573951 3 0 091.496 092.411 HEMŞİRE (BOLU) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ (Merkez) 1573953 29 0 093.232 096.492 KORUMA VE GÜVENLİK GÖREVLİSİ (ANKARA) ADALET BAKANLIĞI (Merkez) 1573955 11 0 092.813 093.230
Osmanlı, Titanic i böyle görmüştü
Osmanlı, Titanic i böyle görmüştü Titanic Faciası Osmanlı basınında da geniş yankı uyandırdı ve Osmanlı kamuoyunca da merakla takip edildi. 14.04.2017 / 10:47 Titanic Faciası Osmanlı basınında da geniş
SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 8
SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 8 BAKİ SARISAKAL SEYAHAT PROGRAMI Padişahımızın Seyahat Programı: Padişahımızın gerek Selanik teki ikamet ve gerek Kosova, Piriştina ve Manastır a seyahatlerinde
ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ
ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ Hazırlayanlar: Habib Hürmüzlü, ORSAM Danışmanı / Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı / Temmuz - Ağustos 2013 - Sayı: 27 15 Temmuz 2013: Tuzhurmatu olaylarının araştırılması
Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;
Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin
Harf üzerine ÎÇDEM. Numara
Harf üzerine ÎÇDEM A Numara Adliyenin manevi şahsiyetini tahkir... 613 G Ağır Tehdit 750 Aleniyet deyim - kavram ve unsuru... 615 Anarşistlik - kavram ve suçu 516 Anayasa Nizamı 558 aa Anayasa Nizamını
TABLO-2. MERKEZİ YERLEŞTİRMEDEKİ EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR ( ÖNLİSANS MEZUNLARI )
2751751 2 0 092.271 093.625 TEKNİKER (ANKARA) ADALET BAKANLIĞI (Merkez) 2751753 2 0 073.613 075.487 HEMŞİRE (AYDIN) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ (Merkez) 2751755 1 0 088.601 088.601 LABORANT (AYDIN) ADNAN
OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ
OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi
2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9
2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9 1. Mudanya Mütarekesi, Yunanlıların aslında Osmanlı Devleti nin paylaşımı projesinde bir alet olduğunu, arkalarındaki gücü İngiltere başta olmak üzere İtilâf devletlerinin
Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:
Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına
BÜYÜK TAARRUZ MEYDAN MUHAREBESİNİ ETKİLEYEN COĞRAFİ FAKTÖRLERİN CBS ORTAMINDA ANALİZ EDİLMESİ
19. Esri Kullanıcıları Konferansı 22-23 Ekim 2014 ODTÜ, Ankara BÜYÜK TAARRUZ MEYDAN MUHAREBESİNİ ETKİLEYEN COĞRAFİ FAKTÖRLERİN CBS ORTAMINDA ANALİZ EDİLMESİ Erdem GÜR [1] Afyon Kocatepe Üniversitesi /
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü BAKANLIK MAKAMINA
(1/419) TC eğl F Bekaıdğ Sayı :22671628 Konu : Atama mevzuat! konulu hizmet içi eğim semineri. T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü YÖNETIM HIZMETLERI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HIZMETIÇI EĞITIM
T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK
T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın
Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 4, Sayı: 30, Eylül 2016, s
Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 4, Sayı: 30, Eylül 2016, s. 650-658 Yayın Geliş Tarihi / Article Arrival Date Yayınlanma Tarihi / The Published Date 19.06.2016 10.09.2016 Özkan GİNESAR Kütahya,
BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi
2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI
Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız!
Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız! Havacılık sektörüne grev yasağı getiren yasa tasarısı mecliste onaylandı. Hava-İş Sendikası, yasa mecliste görüşülmeye başlanmadan
1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)'ne geçti.
1881 Mustafa'nın Selanik'te doğuşu 1893 Mustafa'nın Selanik Askeri Rştiyesi'ne yazılması, 1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları
ONUNCU BÖLÜM SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ VE BÜYÜK TAARRUZ 1. Yeni Yunan Genel Taarruzu Yunanlılar, Ankara Hükümeti nin reddettiği Sevr Antlaşması nı gerçekleştirmek amacıyla, 10 Temmuz 1921 günü, bütün Batı
Sayın Yönetim Kurulu Üyesi/ ve Meclis Üyesi Arkadaşlarım,/
1 Sayın Meclis Başkanım,/ Sayın Yönetim Kurulu Üyesi/ ve Meclis Üyesi Arkadaşlarım,/ 2018 yılının/ ilk meclis toplantısına hoş geldiniz diyor,/ sizleri saygılarımla selamlıyorum./ Sözlerime başlarken,/
AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin
AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin elindeki Posta Gazetesi ne takıldı gözüm.görevli hanımın gözü
olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.
MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel
http://www.cengizcetintas.com/index.html
http://www.cengizcetintas.com/index.html 1 KARS, ARDAHAN VE ARTVİN' İN KURTULUŞU, GÜMRÜ VE KARS ANTLAŞMALARI Birinci Dünya Savaşının başında 1914 yılında, karşı askeri blokta yer alan Çarlık Rusyası kuvvetlerinin
Skyros adasında Robert Brooke nin mezar taşındaki yazı
1 2 Skyros adasında Robert Brooke nin mezar taşındaki yazı Tanrının hizmetkarı, İngiliz Başbakanının oğlu Teğmen Asquith nin dostu,ingiliz Donanması asteğmenlerinden İstanbul un kurtarılması için ölen
BÜYÜK TAARRUZ DA TÜRK HAVACILARI
BÜYÜK TAARRUZ DA TÜRK HAVACILARI Selman YAŞAR Özet Başkomutan Atatürk ün Kocatepe den bizzat yönettiği Büyük Taarruz sonrasında 30 Ağustos Başkomutan Zaferi kazanılmış ve Türk Yurdu işgalden kurtarılmıştır.
Sezonu Yurtiçi Faaliyetleri Sirküleri
2016 2017 Sezonu Yurtiçi Faaliyetleri Sirküleri 1. GENEL BİLGİLER Türkiye haritası coğrafi kriterler ve geçmiş basketbol şampiyonalarındaki başarıları göz önünde bulundurularak 8 bölgeye ayrılmıştır. Erkek
