|
|
|
- Melek Nabi
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 1
2 KARS, ARDAHAN VE ARTVİN' İN KURTULUŞU, GÜMRÜ VE KARS ANTLAŞMALARI Birinci Dünya Savaşının başında 1914 yılında, karşı askeri blokta yer alan Çarlık Rusyası kuvvetlerinin Doğu Anadolu'ya doğru taarruzuyla Doğu Cephesinde muharebeler başlamıştı. Başlangıçta Ruslar yenilince biraz geri çekildiler. 22 Aralık 1914'te Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın çetin kış şartlarını rağmen Sarıkamış civarında Ruslara karşı yaptığı harekatta Üçüncü Ordu'ya mensup altmış bin asker donarak şehit oldu yılı baharında Ermenilerle birleşerek güçlenen Rus birliklerinin taarruzu başarılı oldu. Ruslar, Van ve Malazgirt'i aldılar ama karşı taarruzla tekrar geri çekildiler yılında Ruslar Kafkasya'daki kuvvetlerini artırarak yeniden taarruza geçtiler. 16 Şubat 1916 tarihinde Erzurum düştü. Trabzon'a da bir kolorduyla ilerlediler. Bitlis, Muş, Van, Hakkari de Ruslar tarafından işgal edildi. Hükümet, Çanakkale Bölgesinde bulunan İkinci Ordu'yu Kazım Karabekir komutanlığında Doğu Cephesine kaydırdı. Mustafa Kemal Paşa da Edirne'den Diyarbakır'a kaydırılan 16.Kolordu'nun komutanı olarak, Doğu Cephesinde göreve başladı. 8 Ağustos 1916 tarihinde Muş ve Bitlis Ruslardan kurtarıldı. Yıl sonuna kadar Ruslarla savaşa devam edildi. Birinci Dünya Savaşı nın sonlarına doğru meydana gelen gelişmelerle birbirlerine Türklerle Ruslar yaklaşmışlardır. Rusya da 1917 yılında meydana gelen ve o zaman adına Ekim Devrimi denilen Komünist İhtilal, Çar II. Nikola nın tahttan indirilmesi ve çarlık rejiminin ortadan kalkması ile sonuçlanmıştır. Çarın yerini önce Menşevik, ardından da Bolşevik Hükümetler almıştır. Bolşevik, çoğunluktan yana anlamına gelen Rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin İkinci Kongresinde Partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan Lenin yanlısı grup çoğunlukta olduğu için Rusça çoğunluk anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır. Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği'ni kuracaklardır. Yıl boyunca Rus birlikleri işgal ettikleri topraklardan çekildiler ve Doğu Anadolu'yu tamamen terk ettiler. Daha sonra Osmanlı Hükümeti ile Sovyet Hükümeti 3 Mart 1918 tarihinde Brest Litovsk Antlaşması imzalayarak Kars, Ardahan ve Batum'un Osmanlı İmparatorluğu'na bırakılması kararlaştırıldı. Rus birliklerinin geri çekilmesi üzerine, savaş sırasında kurulmuş bulunan Ermeni taburları Türk halkına saldırdı. Üçüncü Ordu Ermeni çeteleriyle savaşmak zorunda kaldı. Ermeni kuvvetleri bozguna uğratılarak 1918 Nisan ayı sonuna kadar, Kars, Ardahan, Batum kurtarıldı ve Gümrü'ye girildi. Güney Kafkasya nın 2
3 Ermeni ve Gürcü denetimine geçmesinden sonra 1919 yılında başlayan Kuva-yı Milliye eylemleri 1920 başlarında, 15.Kolordu nun desteği ile birlikte büyük bir yoğunluk kazandı. Ermeniler 1920yılı başında bölgeyi ele geçirmek için büyük bir taarruz başlatmış ve 17 Şubat ta Çıldır ve Arpaçay'a ulaşmışlardır. Bu gelişmeler üzerine 15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa hızla hazırlıklara girişti. Erzurum ve Van vilayetlerinde seferberlik ilan edildi. 28 Eylül 1920 tarihinde Kazım Karabekir Paşa Sarıkamış yönünde harekete geçti ve Ermenilerin direnişini kırarak Kars a girdi. Bu sıralarda Sovyet Kızılordu Birlikleri Ermenistan a girdiler. Ermeni Taşnak Hükümeti devrilerek yerine Ermenistan Sovyet Hükümeti kuruldu. Kızılordu nun harekâtı Gürcistan a yönelince, Gürcü Hükümeti Ankara ya başvurdu ve TBMM'nin desteğini istedi. Bu destek karşılığında Batum, Ardahan ve Artvin Türklere bırakılacaktı. Gelişmeler sonucunda Şubat 1921 de Ardahan ve Artvin Sancakları nın Gürcistan Hükümeti tarafından Türkiye ye bırakıldığı açıklandı. Doğu cephesi birlikleri de aynı gün harekete geçerek, bu iki şehri Türkiye ye kattılar. 16 Mart 1921 de Sovyet Hükümetiyle imzalanan Moskova Antlaşması ile Kars ve Artvin'in Sovyet Rusya ile olan sınırları belirlendi. Bu antlaşmaya göre, daha önce Türkiye'ye bırakılan Batum Türkiye sınırları dışında kaldı. Milli Mücadele süresince doğu cephesinde yeni bir askeri ya da siyasal gelişme olmadı. Bu cephenin birlikleri de, kısa bir süre sonra, Batı Cephesi ne gönderildi. 1 Şubat 2015, Eskişehir Cengiz ÇETİNTAŞ 3
4 14 AĞUSTOS 1920: MUSTAFA KEMAL PAŞA NIN DOĞU CEPHESİNİN DURUMU VE SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 48.Birleşim, Gündem: 5/3) Ermeni sorunu, Türkiye ile Sovyet Rusya arasında en önemli sorunlardan biri olmuştu. Sovyetler nasıl olsa ele geçirecekleri Ermenistan'ı en geniş topraklarıyla muhafaza etmek istiyor, Türkiye ise Ermenistan'a bir karış toprak vermeye yanaşmıyordu. Şiddetlenen Ermeni saldırıları karşısında Türk müdahalesi bir süreliğine ertelendi. Bu ertelemenin siyasi nedenleri vardı. Mustafa Kemal Paşa Mecliste bu nedenleri milletvekillerine açıklamak zorunda idi. CELALETTİN ARİF BEY (Başkan Vekili): Efendim, Şark Cephesi hakkında Hükümet ile Genel Kurmay tarafından verilecek izahat. Buyurun Paşa Hazretleri. MUSTAFA KEMAL PAŞA: Efendim, cephedeki seyahatim münasebetiyle burada bulunmadığım sırada üyelerde bazılarının verdiği önergede Şark Cephesi hakkında tafsilat arzu buyrulmaktadır. İhtimal bu önerge huzurunuzda okunmuştur. Fakat arkadaşlarımızın hatırlamaları bir defa daha okuyacağım. TBMM Başkanlığına Bu günlerde Şark Cephesinde, bilhassa Erzurum hudutlarında Ermenilerle Gürcülerin faaliyette olduğu, hatta Gürcülerin Erzurum'un kuzey hudutlarına ve Ermenilerin de doğu hudutlarında şiddetle taarruz ettikleri ve bu sırada bilhassa Oltu'nun da işgal edildiği haberleri geliyor. Diğer taraftan İslam Bolşevik Ordusu öncülerinin de Erzurum'a geldiği söyleniyor. Şark Cephesindeki kuvvetlerimizin, Ermeni ve Gürcülerin taarruzlarına mani olabilecekleri gibi, hatta taarruz ederek bütün memleketlerini istila edebileceğine inanıyoruz. Acaba orada bulunan kuvvetlerimizin karşılık vermemesi bir siyasi sebebin neticesi midir? Bu mesele hakkında Hükümetin bize acilen izahat vermesini talep ederiz. 2 Ağustos 1920 Erzurum Mebusu Mustafa Durak Erzurum Mebusu Süleyman Necati 4 Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Oltu Mebusu Yasin MUSTAFA KEMAL PAŞA: (Devamla): Efendiler, bu soruyu soran arkadaşlarımızın cidden hakkı vardır. Filhakika bir kaç aydan beri Kafkasya'da ve Şark Cephesinde karışık bir vaziyet vardır. 30 Mayıs ve 4 Haziran tarihlerinde Şark Cephesi Kumandanı tarafından Hükümete bir teklif verilmişti. Teklif şu idi, evvela Erzurum'da bulunan Delege Heyetimizin Kars ve Bakü üzerinden trenle Moskova'ya gidebilmesinin temin edilmesiydi. Sonra Ermenistan dâhilinde Müslüman ahaliye icra edilmekte olan katliamı durdurmak ve Ermenilerin ilk fırsatta Erzurum'u ellerine geçirmek için faaliyette bulunacaklarından, Ermeni Ordusuna karşı üstün bir vaziyet almak için, zaten Brestlitovsk ve Batum anlaşmaları ile bizim olan Elviyei Selâse dâhilindeki Sarıkamış, Soğanlı dağlarını ve Soğanlı dağlarının geçitlerini işgal etmek faydalı olacağı bildiriliyordu. Bu üç
5 istekten bilhassa sonuncusu, Hükümet tarafından uygun bulundu. Binaenaleyh, 6 Haziran tarihinde Şark Ordumuzun askeri harekât için hazırlanmasını emrettik. Ordu hazırlığıyla meşgul bulunduğu bir sırada, takriben on gün sonra, 16 Haziran tarihinde Moskova'ya gönderilmiş olan delegelerimizden birisi geri döndü. Bu arkadaşımız Sovyet Cumhuriyeti Dışişleri Nazırı Çiçerin in mektubunu getirdi. Bu mektup burada okunmuştur. Mektupta, Rus Sovyet Hükümetinin arabuluculuğuyla meselenin siyaseten halledilmesi mümkündür, deniliyordu. İşte bu sebepten bizim Ermenilere daha fazla taarruz etmemizi Rus Hükümeti arzu etmiyordu, uygun bulmuyordu. Fakat biz, Elviyei Selâse dâhilinde bulunan herhangi bir noktayı işgal etmek demek, Ermenistan'a taarruz demek olamayacağından, zaten karar vermiş olduğumuz askeri harekât hakkında bir muhalefet görmedik ve bunun üzerine Şark Ordusu Kumandanına harekâta devam etmesini emrettik. Fakat bundan birkaç gün sonra yeni gelen resmi bir haberde, Rus Elçilik Heyetinin Kars üzerinden trenle gelmekte olduğu bildirildi. Bunun üzerine 20 Haziran tarihinde askeri harekâtın durdurulmasını emrettik. Bu arz ettiğim mesele Türkiye'nin Bolşevik Hükümetiyle olan münasebetlerinde bir safhadır. Bunu daha iyi anlamak için baştan başlayarak vaziyeti daha tafsilatlı izah edeceğim. Arkadaşlar, Dünya Harbinin son senelerinde Rusya da meydana gelen inkılâp, çoğunluğu teşkil eden fakir halk içinde, bilhassa bu halkın en çok amele sınıfı içinde, eskiden beri mevcut olan sosyalistlik akımı ortaya çıktı. İnsanlığın emperyalist ve kapitalist idarelerin zalimce baskılarından kurtarılmasını bir hedef oldu. Ruslar, Çarın mutlak idaresi altında harp senelerinin sebep olduğu sefalet neticesinde bu akımın cazibesine kapıldılar. Memleketlerinin gayet büyük olması ve birçok elverişli şartlar Sebebiyle bütün dünyanın emperyalistlerine karşı harp etmekten çekinmediler. Batı emperyalistlerin bütün kuvvetleri, bütün kudretleri onların aleyhinde kullandıkları halde yaptıkları harekâtı, inkılâbı bugüne kadar başarılı bir şekilde yaşatmayı başardılar. İslamiyetin en yüce kaide ve kanunlarını ihtiva eden Bolşevizm in, bizim de mevcudiyetimize kastetmiş olan müşterek düşmanlarımız aleyhinde, bugün elde ettiği zafer, bizim için de teşekküre layık bir neticedir. Efendiler, Doğu Âleminin sahibi olmayı mağrur kafalarına sokmuş olan İtilâf devletleri, kendi hayat ve mevcudiyetlerinin devam etmesi için bunu şart olarak görmektedirler. Binaenaleyh başta İngilizler olmak üzere, bütün İtilâf devletleri, bir taraftan bizi mahvetmek, bizi ezmek için çalıştıkları bir sırada, diğer taraftan da bütün insanlığı kurtarmaya çalışan Bolşeviklerin, mazlum Milletimize el uzatamaması için yine servetlerini kuvvet ve kudretlerini sarf ederek uğraşmaktadırlar. Bolşevik Cumhuriyeti, hem kendi hayat ve mevcudiyetlerinin ehemmiyetini temin etmek, hem de Milletimize yardımcı olmak için gayret etmektedirler. Bolşevik Hükümetinin yaptığı teşebbüs efendiler, kuvvetlerini doğrudan doğruya Kafkasya'ya tahsis etmek oldu. Bu ordular, bizim tesirimiz ve hizmetimiz sayesinde, kolayca Kafkasya'yı geçtiler ve Azerbaycan a vardılar. Azerbaycanlılar da gelen Rus kuvvetlerini kabul ettiler. Bu ordular bir taraftan Ermenistan ve Gürcistan hudutlarında lazım gelen tedbirleri aldılar. Diğer taraftan da bizimle irtibata geçmeye karar verdiler. Tam bu sırada i Lehistan'da meydana 5
6 gelen hadisi, gittikçe Bolşeviklerin aleyhine olmaya başladı ve Bolşevik Hükümeti mümkün olduğu kadar çok kuvveti Lehistan cephesine sevk etmek mecburiyetinde idi. Bu sebeple Kafkasya'ya sevk etmiş olduğu kuvvetlerini oraya sevk etti. Bunun neticesinde Kafkasya da vaziyet Ermenilerin lehine değişti. Rus Kızıl kuvvetlerinin bu havaliden uzaklaşmasından, Azerilerin Kızıl kuvvetler aleyhine isyan etmesinden ve bizim askeri harekâtı siyasi sebepler yüzünden durdurmamızdan istifade ederek Ermeniler derhal 19 Haziran tarihinde, bir iki kolla Oltu Şurası aleyhine taarruz harekâtına başladılar. Ermenilerin bu hareketi üzerine, Dışişleri Vekilimiz tarafından Ermenistan Dışişleri Nezaretine ve Şark Ordumuz Kumandanı tarafından da Ermenistan Ordusu Kumandanına lazım gelen siyasi teşebbüsler yapılmakla beraber, Erzurum ve havalisinde zaten harekete hazır bulunan Ordumuz bazı tedbirleri almak mecburiyetini hissetti. Ermeniler Oltu ve Tuzla civarına kadar olan yerleri işgale muvaffak olabilmişlerdir. Ermeni kuvvetleri bugün için hareket halinde değildir. Binaenaleyh önergenin bir noktasına cevap vermiş oluyorum. Taarruz eden Ermeni kuvvetlerine karşı büyük ve kahredici hareket yapmadık ve henüz yapmıyoruz. Fakat Ermeni taarruzları durdurulmuştur. Bundan sonra Ermeniler zırhlı trenlerden istifade ederek güneye doğru ilerlemeye başladılar. Bu ilerleyen Ermeni kuvvetleri karşısında bizim hududu geçmiş bir müfrezemiz vardı. Bu müfrezeyi üstün düşman karşısında ezdirmemek için Aras'ın güneyine geçmesine emir verildi ve bu kuvvet de aldığı emir ve talimat dairesinde Ermenilerle ciddi muharebeyi kabul etmeksizin Aras'ın güneyine geçmiştir. Bu sırada Kafkasya da kalan az miktardaki Kızıl kuvvetlerin tekrar Nahcivan'a gelmesi üzerine Ermeniler geri çekildiler. 1 Ağustos tarihinde Rus Bolşevik Hükümetinin Kızıl Ordusuyla Büyük Millet Meclisinin Şark Ordusu Nahcivan'da birbiriyle birleşmiş oldu. (alkışlar) Burada birleşen iki Hükümet kuvvetleri diğer kuvvetler gelinceye kadar müştereken tedbirler almakla meşguldür. Efendiler, bütün bu tafsilatı tekrar özetlemek lazım gelirse, şu noktalara işaret koymak istiyorum. Anlaşılıyor ki Bolşevik Hükümeti bizimle irtibat ve temasta bulunmuştur. Ordu göndermiştir. Vaziyetin bir iki aydan beri neticelenememiş olması, Lehistan vaziyetinden ileri gelmiş oluyor. Kızıl Ordunun Lehistan'a gitmiş olmasıyla Ermenilerin, Gürcülerin, Azerilerin mahalli ve muhalif hareketleri buna sebebiyet vermiş oldu. Bütün bunlara rağmen, burada kalan Kızıl Ordu kuvvetleri yol, vasıta buluyor ve imkân buluyor ve Nahcivan'a kadar gelip bizimle teması arıyor ve buluyor. Diğer taraftan Gürcülerin harekâtı, bizim vaziyetimizi, kuvvetimizi, planımızı sarsacak bir şekilde değildir. Yalnız Batum'da bulunan dindaşlarımız biraz zulüm ve baskıya maruz kalmışlardır. En mühim nokta bu olabilir. Efendiler Bolşevikler, siyasi ve hatta sosyal olarak Avrupa ve Amerika nın tesirleri neticesi Ermenileri mazlum tanımışlardır. Ermenilere koruyucu bir siyaset takip eder görünmüşlerdir. Fakat bugün bu Ermeniler onlara da nankörlük etmiştir. (kahrolsun sesleri) Bu defa Sovyet Bolşevik Cumhuriyeti, artık bu küstah Milletin haddini bildirmek için sert ve katı kararını verecektir. Bu münasebetle efendiler, bir meseleden bahsedeceğim. Son günlerde Bakü'de milletlerarası bir kongre yapılmaktadır. Bizden de oraya temsilciler davet ediyorlar. Bu davetler doğrudan 6
7 doğruya halkımıza yapılıyor. Trabzonlulara, Erzurumlulara, her tarafa birtakım davet yazıları geliyor, gönderiliyor. Aldığımız malumata göre bazı yerlerden, katılanlar olmuş. Efendiler, biz Memleket ve Milletimizin mevcudiyetini ve istiklâlini kurtarmak için karar verdiğimiz zaman, kendi prensiplerimize göre hareket ettik. Hiç bir kimseden ders almadık, hiç kimsenin kandırmalarına aldanarak işe girişmedik. Bizim prensiplerimiz Bolşevik prensipleri değildir ve Bolşevik prensiplerini Milletimize kabul ettirmek için de şimdiye kadar hiç düşünmedik ve teşebbüste bulunmadık. Fakat esas itibariyle tetkik olunursa bizim prensibimiz halkçılıktır, kuvvetin, kudretin, hâkimiyetin, idarenin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. Yine şüphe yok ki bu Dünyanın en kuvvetli bir esası, bir prensiptir. Elbette böyle bir prensip Bolşevik prensipleriyle çatışmaz. Bolşevikler bize milliyetçiyiz derler, fakat biz öyle milliyetçiyiz ki, bizimle dost olan bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün milli prensiplerini tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz her halde bencil ve mağrur bir milliyetçilik değildir ve biz Müslüman olduğumuz için, bizim ümmetçiliğimiz vardır ki milliyetçiliğin çizmiş olduğu hudutların dışına bizi çıkarır. Bu sebeple bizim prensiplerimizin de Bolşevik prensiplerine benzediği düşünülebilir. Bolşevizm, millet içinde mağdur olan bir sınıf halkı dikkate alır. Bizim Milletimizin tamamı mağdur ve mazlumdur. Bu sebeple bizim Milletimiz himayeye muhtaçtır. Bunları söylemekten maksadım, bu noktayı açık, samimi ve katî olarak ifade ediyorum, Memleket ve Milletimizi kurtarabilmek için, Memleketin ahengini, intizamını muhafaza etmek lazımdır. Her tarafta çeşitli kafaların, fikirlerin teşebbüsü, Memleketin içinde çeşitli fikir akımları bulunabilir. Hâlbuki efendiler, biz her taraftan, çeşitli taarruzlara, hücumlara maruz bulunmaktayız. Bu vaziyet içinde bizim için esas olan birlik ve beraberliği muhafaza etmektir. Binaenaleyh falan yerde falan, filan ve filan yerlerde yapılan kongrelere bazıları davet olunabilir ve bunlar oraya gider ve orada tespit edilen prensipleri kabul eder, Memleket içinde tatbik etmeye başlarsa bu doğru bir istikamet olamaz. Biz kongrelere de gideriz. Her tarafa gideriz, her şeye katılırız. Yalnız biz gideriz, Millet gider, yani yalnız Milletin temsilcileri olan heyet gider ve yapılması lazım gelen şeyi o yapar. Ancak Yüce Meclisinizin salahiyetine sahip olanların her hangi bir kongrede, her hangi bir yerde, herhangi bir cemiyette, herhangi hükümette yapacağı temas, söyleyeceği söz, vereceği imza kabul edilir. Her halde biz bugün için, kendi prensiplerimize, Milletimizden, halkımızdan aldığımız hakiki kanaatlere göre hareket etmekteyiz. HULUSİ BEY (Karahisar): Paşa Hazretleri, Bakü deki kongre resmi mi, gayri resmi midir? MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Gayri resmidir Efendim. O resmi olsa tabii Millet Meclisini davet ederdi. Şark Cephesi hakkında verilen önergeye cevabım bundan ibarettir. Başka mevzuların da aydınlatılmasına lüzum ve ihtiyaç görüyorsanız, onlar hakkında da izahat verebilirim. 7
8 İSMAİL SUPHİ BEY (Burdur): Bizim kuvvetler ile Rus kuvvetleri ittifak edeli epey zaman olmuştur. O zamandan beni o kuvvetlerin buraya getirilmesi düşünülmüş müdür, böyle bir teşebbüse lüzum var mıdır? MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Neden dolayı böyle bir teşebbüs yapalım? Böyle teşebbüs var mıdır? Ne sebep vardır Efendim? Kızıl Orduyu bizim Memleketimize davet etmek teşebbüsünün bizce düşünüldüğüne siz inanıyor musunuz? İSMAİL SUPHİ BEY (Burdur): Efendim, soruyorum. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Yaptınız mı, yapmadınız mı diye soruyorsunuz rica ederim. Böyle bir soru sorabilmek için vaziyeti gayet iyi düşününüz, tahlil ediniz, ondan sonra soru sorunuz. Biz böyle bir şey düşünmedik ve düşünmek de istemiyoruz. İSMAİL SUPHİ EFENDİ (Burdur): Bu durumda fiili yardım ne şekilde olabilir? Bizim Delege Heyetimiz Moskova da Sovyetlerle müzakereye başlamış mıdır? MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Müzakerelere başlayıp, başlamadığına dair henüz bir haber almadık. Yalnız onların oraya ulaştıklarına dair iki telgraf aldık. Biz de merak ettik ve iki defadır telgrafla sorduk, niçin bize izahat vermiyorsunuz diye, cevap gelmedi. Biliyorsunuz ki Sosyalist Enternasyonal Kongresi toplandı. Belki de bizim delegelerimiz bu Kongreye katıldılar. Belki de müzakerelere başlandı. İSMAİL SUPHİ BEY (Burdur): Lehistan'da Bolşevik ordularının ilerlemesi üzerine İngilizler ve Fransızlar Lehlilere yardım için kuvvet gönderileceğine dair haber gelmesine rağmen hakikaten Bolşevik orduları muvaffak olabilirler mi? MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Beyefendi böyle bir şeyi halletmek için evvela Rus Bolşevik Ordusunun askeri kuvveti ve kuvvetin miktarı nedir? Kendisiyle doğrudan doğruya harp eden ve mağlup olan Leh kuvvetlerinin vaziyeti nedir? Oraya Fransız ve diğer İtilâf devletlerinin miktarı nedir? Bunların cevaplarını bilmek lazımdır. Bu cevapları Bolşevik Hükümeti Genel Kurmay Reisi bile bilemez. (gülüşmeler) 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (14 Ağustos 1920), 1.Dönem, c.3, s , 8
9 29 EYLÜL 1920: DOĞU CEPHESİNDE ERMENİLERE KARŞI ASKERİ HAREKÂTIN BAŞLADIĞINA DAİR KAZIM KARABEKİR PAŞA NIN TELGRAFLARI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 75.Birleşim, Gündem: 6/1) Haziranda yapılması planlanmış olan Harekât Sovyet Rusya Dışişleri Bakanı Çiçerin'in mektubu üzerine ertelenmişti. Ermenistan üzerine harekât için şartların uygun olduğuna kanaat getiren Ankara Hükümeti 20 Eylül'de taarruz kararı aldı. Ancak savaşı başlatmakla suçlanmak istemeyen Türkiye ilk davranışın Ermenilerden gelmesini bekledi. 24 Eylül 1920 tarihinde büyük bir Ermeni taarruzu başladı. Türk ordusunun cevabı, 28 Eylül günü karşı taarruz şeklinde oldu. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Şark Cephesinde Ermenilere karşı harekâta geçildiğine dair Kazım Karabekir Paşa dan telgraflar var. Okuyoruz. Genel Kurmay Reisliğine Ermenilerin şimdiye kadar yapmış oldukları taarruz ve tecavüz hareketlerine karşılık vermedik ve dostluk kurmanın yollarını aradık. Fakat Taşnak Ermenileri iyi niyet ve samimiyetle yapılan teklifimizi kabul etmediler. Her tarafta Müslüman ahaliye karşı öteden beri yapmakta olduktan tecavüzleri ve zulümleri daha da artırdılar. Askeri kıtalarımıza da tecavüz ve taarruzlarda bulundular. Son zamanlarda Kulp, Kağızman ve Oltu taraflarındaki Müslümanlara katliama başladılar. Bu hal ve vaziyet karşısında askeri vaziyetimizi ıslah ve müdafaamızı kuvvetlendirerek karşı bir hareket mecburiyetinde kaldık ve 28 Eylül 1920 tarihinde harekete geçtik. Kıtalarımız muharebe ile ve muvaffakiyetle hareketlerine devam etmektedir. 28 Eylül 1920, Saat Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Genel Kurmay Reisliğine Kıtalarımız 18,30 da Surp, Haçdağı, İzmin, Çoruh, Ayıderesi Dağı, Camardağı, Beldum Gediği, Şemlin, Taşdağı nı zapt etmiştir, Başarılı bir şekilde ileri hareket devam ediyor. Ermenilerden gece başlamada iki top, bir makineli tüfek alınmıştır, 28 Eylül 1920, Saat Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir 9
10 Genel Kurmay Reisliğine Kıtalarımız Surp, Haçdağı, Handere batı sırtlarını ve Hüseyinağa, Purfdağı, Gümrüdağı, Verişan, Başköy batı sırtları hattını gün batımına kadar işgal etmişlerdir. Şimdiye kadar Ermenilerden beş top, iki makineli tüfek elde edildi, Kıtalarımızın ileri harekâtı devam ediyor 28 Eylül 1920, Saat Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Genel Kurmay Reisliğine Kıtalarımızın tamamı Sarıkamış sırtları, Kumrudağı, Derişan, Başköy hattındadır. Daha ileriye keşif kolları gönderilmesi ve Sarıkamış ın kuvvetli keşif kolları tarafından işgali emredilmiş ise de henüz işgaline dair rapor alınamamıştır. Bugünkü muharebede temas edilen Ermeni kuvveti bin kadar tahmin edilmektedir. Ermenilerden iki esir alınmıştır. İki yüzden fazla Ermeni asker ölmüştür. Bizim kaybımız çok azdır. 28 Eylül 1920, Saat Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir (alkışlar) REFİK ŞEVKET BEY (Saruhan): Temenni ediyoruz ki doğuda başlayan zafer adımları, inşallah batıdaki düşmanlarımızı da ezecektir. FERİT BEY (Maliye Vekili): Efendim dün gece gelen habere göre Sarıkamış işgal edilmiştir (alkışlar) YASİN BEY (Oltu): Efendim, geçen celselerin birisinde İsmet Beyefendiye bendeniz bir soru sormuştum. Şark Cephesinde Ermeniler ellerinde bomba, bıçak olduğu halde her gün Müslüman ahaliyi katlediyorlar, bizim orada bulunan kuvvetlerimiz ne zaman harekete geçecekler, diye sormuştum. Bu soruma karşı tabii vicdanımı rahatlatacak bir cevap alamamıştım. Şimdi ve bugünkü telgraflarda anlaşılıyor ki Ordumuz harekâta başladı, inşallah orada bize karşı zulmeden düşmanlar mağlup olacak ve orada kırk iki seneden beri bekleyen Müslüman halk yine karşısında Türk askerini bulacaklardır. (inşallah sesleri, alkışlar) 1 (Bir gün sonra, 30 Eylül 1920 tarihindeki oturumda Kazım Karabekir Paşa dan gelen bir telgraf daha okundu.) 1 TBMM Zabıt Ceridesi (29 Eylül 1920), 1.Dönem, c.4, s.422, 10
11 HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Şark cephesinden bugün alınan harp raporu vardır, okunacak. Genel Kurmay Reisliğine Kıtaatımız 29 Eylül 1920 sabahı Sarıkamış ın doğusuna geçmiş, Ermeniler Nevo Selim istikametine çekilmişlerdir. İleri müfrezelerimiz Bozan, Cenah hattına kadar ilerlemişlerdir. Derişan, Başköy hattından ilerleyen kıtalarımızdan henüz rapor alınmamıştır. 29 Eylül 1920, saat Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Bugün elimize geçen telgraf bundan ibarettir. 1 9 EKİM 1920: GENEL KURMAY BAŞKANI ALBAY İSMET BEY İN ERMENİ KUVVETLERİNE KARŞI YAPILAN HAREKÂT HAKKINDA BEYANATI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 80.Birleşim, Gündem: 7/1) Haziran Ayında Yunan saldırısının başladığı sırada, bunu fırsat bilen Ermeniler taarruza geçtiler. Bu sırada Kızıl Ordu nun Kafkasya ya girmesi üzerine Kars ve çevresinin Ermenilerin eline geçmesi ve daha sonra da Kızıl Ordunun işgal etmesi tehlikesi baş gösterdi. Ankara Hükümeti taarruza karar verdi. 24 Eylül 1920 de Ermenilerin taarruza geçmesi üzerine Türk Ordusu da karşı taarruza başladı. Türk Ordusunun kazandığı başarılar Ermenilerin barış istemelerine neden oldu. VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim dinleyelim. Buyurun İsmet Bey. İSMET BEY (Genel Kurmay Reisi): Arkadaşlar, resmi tebliğlerde arz ettiğim gibi Eylül tarihlerinde Doğu Cephesinde kısa bir ileri harekâtı yaptık. (duymuyoruz sesleri) Bu salon da sigara içiliyor. OPERATÖR EMİN BEY (Bursa): Meclis Divanı yasaklasın Efendim. VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Mustafa Efendi sigarayı bırakın. İSMET BEY (Devamla): Eylül tarihlerinde Doğu Cephesinde kısa bir ileri harekâtı yaptık. Biz uzun müddetten beri Doğu Cephesinde hazırlık yapıyorduk. Bu vaziyet içerisinde Ermenilerin devamlı taarruzlarına maruz kaldık. Ağustos ortasından itibaren muhtelif hadiseleri arz edeyim. 12 Ağustos tarihinde yüz kişilik 1 TBMM Zabıt Ceridesi (30 Eylül 1920), 1.Dönem, c.4, s.449, 11
12 bir Ermeni kuvveti Oltu mıntıkasında Müslüman köylerini işgal ettiler. Malazgirt doğusundaki köyleri işgal ettiler. Çulagen Köyünü yaktılar. Yirmi Ağustosta yüz kadar Ermeni piyadesi Hüseyinağa Dağındaki mevkiimize baskın yaptılar. Gece bir Ermeni taburu (Oltu) mıntıkasında bizim bir müfrezemizin üzerine hücum etti, taarruz etti, geri atıldılar. Eylülde iki Ermeni tayyaresi mevzilerimiz üzerine bomba attı. Makineli tüfek ateşi yaptı. 7 Eylülde Kağızman ve Karip mıntıkasında muntazam Ermeni kıtası silahsız Müslüman ahali üzerine tecavüze başladılar. Kağızman da ahalinin nakliye vasıtalarını tamamen topladılar ve 9 Eylülde Kağızman etrafındaki köyleri işgal ettiler. Oradan kaçabilen ahali tamamen bizim arazimize geldi. 9 Eylülde Beyazıt karşısındaki Çığır mıntıkasında mevzilerimize ve ahalimize taarruz ettiler. Fakat karşı hareket üzerine geri çekildiler. Bu günlerde Kulp u işgal ettiler. 13 Eylülde beş yüz kişilik bir kuvvet de Beyazıt kuzeyindeki kıtaatımıza taarruz ettiler ve geri püskürtüldüler. Kulp tan güney istikametine ilerleyen Ermeniler kamasız bir topumuzu aldılar ve orada bulunan yerli milis kuvvetlerine hücum ettiler. Oltu müfrezemiz bu esnada kendisini daha fazla baskı yapan bir Ermeni taburuna karşı hareket yaptı. Sekiz top, iki makineli tüfek aldı. Ermeniler Kulp un güneybatısında göç etmekte olan Müslüman ahaliyi imha etmek için önlerini kestiler. Fakat silahlı olanların mukavemeti sayesinde ahalinin bir kısmı arazimize gelebildi. 16 Eylülde ekin biçen ahaliyi top ateşi altına aldılar. 22 Eylülde Merdenek İstikametinde bir kaç köyü yaktılar kıtalarımıza şiddetli taarruz yaptılar. Bu taarruzu püskürttük. Bir iki makineli tüfek aldık. Burada elde ettiğimiz istihbarata göre, Ermenilerin Erzurum a kadar ileri hareket yapmak niyetiyle bize taarruz ettiklerini gösteriyordu. Bu vaziyet karşısında hiç bir hareket yapmaksızın mütemadiyen Ermeni taarruzuna karşı koymak, zayıf noktalarımızı keşfettirmek için onlara fırsat vermek, sonra ahalimizi onlara teslim etmek mahiyetinde oldu. Onun için bunların hareketini takip etmek ve en fazla tehlikeye maruz bulunan hududumuzda bulunan ahaliyi seri bir hareketle kurtarmak mecburiyetinde kaldık. 28 Eylülde Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa Kars istikametine doğru kıtalarına ileri hareket emrini verdi. 28, 29 günleri devam eden kısa ve seri hareketlerle Ordumuz kırk kilometre kadar bulunduğu mevziden ileri gitmiş, burada bulunan Ermeni kıtaları toplarını bırakarak geri çekilmeye mecbur olmuşlardır. Diğer taraftan Kulp, Kağızman mıntıkasında faaliyette bulunan silahsız ahaliyi devamlı göçe mecbur eden Ermeni müfrezeleri de çekilmeye mecbur oldu. Bu şekilde gerek Kars istikametinde ve gerekse Kağızman-Kulp istikametinde en fazla baskıya maruz bulunan halkı kurtarmış bulunuyoruz. Doğuda sağ kanattan Aras a kadar kıtalarımız ilerlemiştir. Kars istikametinde Sarıkamış tarafımızdan işgal olundu ve kıtalarımız Sarıkamış'ın doğusuna geçti. Ermeni kıtaları sol kanadımızda Merdenek havalisinde bulunuyor. Burada Ermeniler karşı hareket yapıyor. Ermeniler bir kaç günden beri Merdenek civarında bulunan ahalimize ve kıtalarımıza taarruz ediyor. Fakat püskürtülüyorlar. Yaptığımız hareket, Müslüman ahaliye yapılan tecavüzleri ve kıtalarımıza aylardan beri bizim sakinliğimizden istifade ederek serbestçe yaptıkları taarruzları durduracak kısa bir hareket mahiyetindedir ve bu hareket intizam ve 12
13 muvaffakiyetle cereyan etmiştir. Bu hareket esnasında hayret derecede az zayiat vererek düşmandan bir iki günlük harekât esnasında on altı top aldık. Bir kaç düşman alayı, askerimiz ve ahalimizin de manen gösterdikleri üstünlük ve iman karşısında dağınık bir şekilde çekilmeye mecbur oldular. Harekâtın bugünkü safhasında emin ve hâkim bir askeri üstünlüğe sahip bulunuyoruz. (sürekli alkışlar) VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim on dakika teneffüs etmek üzere celseyi tatil ediyorum EKİM 1920: KARS IN KURTARILDIĞI HAKKINDA DOĞU CEPHESİ KOMUTANI KAZIM KAREBEKİR PAŞA NIN TELGRAFI VE GENEL KURMAY BAŞKANI İSMET BEY İN BEYANATI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 92.Birleşim, Gündem: 6/2) Kars 1877 yılında Ruslar tarafından alınmıştı. 1918'de Bolşevik İhtilalı nın ardından yapılan Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlılara geri verildi. Kısa bir süre sonra, önce Ermeni egemenliğine giren yöreyi daha sonra İngilizler ele geçirdi. Kars'ı daha sonra Ermenilere bırakan İngilizler buradan çekildi. Kazım Karabekir komutasındaki Doğu Ordusu, Sarıkamış ı geri aldıktan sonra, Kars ı kurtarmak için harekete geçer ve 30 Ekim 1920 günü Kars ı Ermenilerin elinden geri alır. HASAN FEHMİ (BEY (Gümüşhane): Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşadan Meclis Başkanlığına gelen telgrafı okuyacağım. Genel Kurmay Başkanlığına 30 Ekim 1920 günü sabahı Karakale'den Kars üzerine yapılan umumi taarruzda, Vezin ile Azadi köyleri civarlarında bulunan düşman kuvvetleri tarafımızdan iki gruba ayrılarak, Vezin Köyü ndeki Ermeni kuvvetleri kuzeybatıya ve Azadi Köyü ndeki Ermeni kuvvetleri de Fara mevkiine doğru atılmıştır. Saat 11,30 da kıtalarımızın Kars mevzilerine girdikleri görülmüştür. Daha fazla tafsilat akşam raporunda bildirilecektir. Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir (Şiddetli alkışlar) 1 TBMM Zabıt Ceridesi (9 Ekim 1920), 1.Dönem, c.5, s.5-6, 13
14 REFİK BEY (Konya): Efendim istiklal mücadelesinde Vatan ve Millet vazifesini hakkıyla yapan Şark Ordusu Kumandanlığına teşekkürlerimizin yazılmasını istirham eyleriz. (hay hay, uygundur sesleri) 1 (Meclis Başkanlık Divanı tarafından Kazım Karabekir Paşa ya bir teşekkür telgrafı çekildi. Beş gün sonra, 4 Kasım 1920 günü Kazım Karabekir Paşa dan iki telgraf daha geldi.) VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa dan gelen iki telgraf var, onları okuyacağız. TBMM Başkanlığına Kars'ın kurtarılması ve tarafımızdan işgali münasebetiyle şahsıma gösterilen teveccüh ve takdire kemdim ve Ordumun subay ve askerleri adına Büyük Millet Meclisi Muhterem mebuslarına şükranlarımı arz ve takdim eylerim. Milletin istiklali ve kurtuluşu yolunda sağlam bir azim ve iman besleyen, Milletine dayanan Ordumuz, Vatan ve Millet vazifesini yerine getirmek uğrunda hiç bir fedakarlıktan çekinmeyecek ve inşallah her tarafta kazanılacak zaferleri bütün Dünyaya gösterilecek ve Millete büyük bir refah ve saadet kazandıracaktır. 31 Ekim 1920 Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir (inşallah sesleri) VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): ikinci telgrafı okuyoruz. Büyük Millet Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Milletimizin azim ve destekleri ile kazandığı kıymetli zaferden dolayı tebrik ve iltifatlarla şereflenen Ordum ile birlikte teşekkürlerimi arz ederim. Hakkın kudret ve yardımlarına dayanan Ordunun, Vatanın saadet ve selameti için uğrunda her fedakârlığı katlanmaya hazır bulunduğunu bildirir, saygılarımızın kabulü ile çalışmalarınızda muvaffakiyetler niyaz ve istirham eyleriz. 31 Ekim 1920 Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim, keza Kars'ın kurtarıldığından dolayı gönderilen iki telgraf var, onları okuyacağız. 1 TBMM Zabıt Ceridesi (30 Ekim 1920), 1.Dönem, c.5, s
15 TBMM Başkanlığına Doğu nun hürriyet ve adalet timsali Bayrağımızın, şerefli Ordumuz tarafından Kars Kalesine dikilmiş olmasından dolayı Yüce Meclisi tebrik eder, gayemizin tamamını elde etmek için muvaffak olunmasına dua ederiz. 30 Ekim 1920 Erzurum Mebusları Celalettin Arif, Mustafa Durak, Süleyman Necati, Hüseyin Avni Erzurum Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Reisi Tevfik SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat): Bunlara cevap yazılsın, Reis Bey. VEHBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Başkanlık Divanı lazım gelen cevapları yazar. 1 (9 Aralık 1922 günkü oturumda da Genel Kurmay Başkanı Albay İsmet (İnönü) Bey askeri durum hakkında yaptığı açıklamada. Kars ın Ermenilerin elinden geri alındığını belirtti.) İSMET BEY (Genel Kurmay Başkanı): Son verdiğim beyanattan sonra Garp Cephesinde esaslı bir değişiklik meydana gelmemiştir. Adana Cephesine ise Fransızlar Adana mıntıkasına yaptıkları taarruzdan netice alamayınca, Osmaniye istikametinde yeni kuvvetlerle faaliyete geçtiler. Birkaç günden beri devam eden bu harekete de mani olunmuştur. Bugün bu Cephede de Fransızların taarruzuna rağmen vaziyette bir değişiklik olmamış denilebilir. Şark Cephesinde ise lehimize askeri vaziyette büyük değişiklikler oldu. Ermeni Ordusu bizi karşı harekâta mecbur bıraktıktan sonra, bütün kuvvetini Kars'a toplamıştı. Zaten eski bir kale olan Kars'ta bütün kuvvetini topladıktan sonra Ordumuza şiddetli ama ümitsizce taarruzlar yaptı. Püskürtülen bu taarruzlardan sonra Ordumuz Kars Kalesine karşı kati hareket kararını verdi. Gerek arazi ve gerek mevki itibariyle zor şartlar içinde, gece, gündüz altı gün devam eden harekâttan sonra, Ordumuz 30 Ekim günü Ermeni Ordusunu üç saat içinde perişan etti. (şiddetli alkışlar ve bravo sesleri) Ordumuz Kars'a girdi ve sonra Ermeni Ordusunu takip ederek ilerledi. Kars ile Gümrü arasında Ermeni Ordusu tekrar kıtaatımıza taarruz etti. Yaptıkları hücumlarda hep muvaffakiyet bizim tarafımızda kaldı ve şükürler olsun ki her muharebede az zayiatla zafer kazanılmıştır. (hamdolsun sesleri) Gümrü karşısında, Ermeni Ordusu yine yeniden mevzi aldı. Ordumuz 6 Kasım günü Gümrü karşısındaki Ermeni Ordusuna yanaştı ve o akşam Ermeni Ordusu Kumandanı Vereş Şark Ordumuz Kumandanı Kazım Karabekir Paşa ya harekâtı durdurmak için müracaat etmiş ve cevap istemişti. Kasım Karabekir Paşa, bu teklifi Hükümete tebliğ ettiğini cevap olarak Vereş e bildirmiş ve bu arada Ermeni Ordusunun Gümrü'nün on beş kilometre kuzeyine çekilmesini teklif etmiştir. Ertesi 1 TBMM Zabıt Ceridesi (4 Kasım 1920), 1.Dönem, c.5, s
16 günü sabahleyin Ermeni Ordusu Gümrü yü bıraktı ve kuzeye çekildi. O andan itibaren Hükümetler arasında nota alış verişine başlandı. Bu son harekât esnasında elimize geçen bütün malzemenin miktarı henüz tespit olunamadı. Yalnız Karsta şimdiye kadar tespit olunabilen malzeme, çok miktarda cephaneyle beraber altı yüz muhtelif cins top, on iki makineli tüfek, binden fazla tüfek, beş bin sandık piyade mermisi, daha birçok bomba ve harp malzemesi Ordumuzun eline geçmiştir. Binaenaleyh bütün bu harekât hakkında anlatacaklarım bundan ibarettir. ŞEVKİ BEY (İçel): Topun miktarı altmış mıdır, altı yüz müdür? İSMET BEY (Devamla): Altı yüz toptur. Yüce Heyetinize son zaferimizle Ordumuzun ilerideki vaziyetlere cevap verecek bir halde olduğunu temin ederim. CEMİL BEY (Kütahya): Ermenilerin çekilmesi üzerine Gümrü işgal edildi mi? İSMET BEY (Devamla): Son aldığımız bilgilere göre vaziyet, Gümrü kuzeyinde bulunan Ermeni kıtalarının da kısmen muhtelif istikamette çekilmiş olduğu şeklindedir. Fakat bunun teferruatı hakkında henüz fazla bir bilgi alınamamıştır. Gerek Ermeni Ordusunun ateşkes esnasında çekilmesi lazım gelen hat hakkında ve gerek Ermeni Ordusunun bizim aleyhimize hareketini mümkün olduğu kadar mani olacak tedbirleri süratle aldık. Ateşkes teklifine henüz cevap alamadık HAMDI BEY (Canik): Şark Ordusuna teşekkürlerimizi takdim ederiz. TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Allah bu zaferleri kuzeyde, güneyde ve batıda da nasip etsin. (âmin sesleri) İSMET BEY (Devamla): Cevap vermediğim iki noktayı izah edeceğim. Gümrü işgal olunmuştur, düşman Gümrü'nün doğusuna çekildi. CEMİL BEY (Kütahya): Şahtahtı ne oldu Efendim? İSMET BEY (Devamla): Şahtahtı da işgal olunmuştur. Şahtahtı Azerbaycan ile aramızdadır. MUSTAFA LÜTFİ BEY (Siverek): Ermeni Hükümeti Erivan'da mıdır? Bir de Erivan'dan malumat var mı? İSMET BEY (Devamla): Hayır Efendim. Bir de Kars'ta eğe geçirilen malzeme hakkında tekrar edeyim. Kars bir kale idi ve burada sabit kale topları vardı. Arz ettiğim altı yüz top kale toplarıdır ve birçok cephanesiyle beraber bizim elimize geçmiştir. (Alkışlar) 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (9 Kasım 1920), 1.Dönem, c.5, s , 16
17 9 KASIM 1920: DIŞİŞLERİ BAKANI MUHTAR BEY İN ERMENİ CUMHURİYETİ İLE YAPILAN BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE DAİR BEYANATI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 96.Birleşim, Gündem: 2/3) Kars'a giren Türk ordusu, Gümrü'ye doğru ilerlemeye başlamış ve Erivan yakınlarına kadar yaklaşmıştı. Bunun üzerine Ermeniler ateşkes için başvuruda bulundular. Doğu Cephesi Komutanlığının ileri sürdüğü şartlar Ermenilerce kabul edilince, ateşkes ilan edildi. Ateşkes ilan edildikten sonra barış konferansı için iki taraf karşılıklı nota gönderdi. Ermeni Hükümeti notasında hiçbir şart ileri sürmezken, TBMM Hükümeti barış görüşmelerine oturulması için bazı şartlar ileri sürdü. AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekâleti Vekili): Hakkımızda gayet müthiş şartları bulunan Sevr Antlaşmasını Ermenilere imza ettirmekle İtilaf devletlerinin takip ettiği maksat izah edilemez. Bu haince maksadın vazifesini Ermenilere vermiş bulunuyorlardı. Mondros Ateşkesinden beri işte bu devletler, Doğu ile münasebetimizi kesmek için öne sürdükleri bu Ermeni Hükümetinin bu tecavüzlerini aralıksız Hükümetimiz tarafından ilan edilmiş olmak hasebiyle, bu hadiseleri tekrara lüzum görmüyorum. Emperyalizm fikrinin ölmek üzere bulunduğu böyle bir devirde, yalnız milli mevcudiyetini müdafaa etmek için teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin, Ermeni Hükümetine yapmış olduğu ikazlar onlar tarafından katiyen dikkate alınmamıştır. Yaz başından beri, Kafkaslardaki Müslümanların teşkil etmiş oldukları şuralara, onların mal ve canlarına taarruzdan, suikasttan geri kalmadılar. Temmuz başında artık Ankara Hükümetinin sabır ve tahammülü tükenmiş ve bir netice verilmesi lüzumuna da kani olmuştu. O sıralarda Ermeni Hükümetine layık olduğu dersi vermeye karar veren Hükümet, son bir ihtarda bulunmuştu. Ancak Rusya Sovyet Cumhuriyeti Dışişleri Nazırı Çiçerin o sırada Ankara'ya gelmiş ve Ankara Hükümetiyle Erivan Cumhuriyeti arasındaki meselenin sulh yoluyla halledilmesini rica etmesi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, bütün Dünyaya ve bilhassa komşusu olan Ermenilere karşı sulhsever maksadını göstermek için, askeri harekâtı tehir etmiştir. Fakat ne yazık ki Hükümetin bu teklifinde iyi niyeti anlamakta tereddüt eden Ermeni Taşnak Hükümeti, İngiltere tarafından devamlı gördüğü teşvik üzerine eski huyunda devam ederek taarruzlarına tekrar başladı. Malumunuz Sevr Antlaşması Ermeni Cumhuriyetine hazmedemeyeceği derecede büyük bir araziyi bizim zararımıza olmak üzere vermek esasını kabul etmiş ve bu arazinin miktarı ile nereleri olacağının tespitini Amerika Reisicumhuru Wilson a havale etmişti. İşte Ermeniler bu hülyayı bir türlü terk edemeyerek taarruzlarını devam ettiler. Nihayet Genel Kurmay Reisi İsmet Beyefendinin izah ettikleri gibi artık Ordu bunlara layık oldukları dersi vermeye karar vermiş ve neticede zaferini ilan etmiştir. Bizim maksadımız, Ermenilerin siyasi mevcudiyetini tamamen ortadan kaldırmak değildir. Asıl Maksadımız Batı emperyalizmine karşı hayatını müdafaa mecburiyetinde kalan Milletimizin doğuya doğru arkasını tehdit eden bu zararlı halli ortadan kaldırmak lazım geliyordu. Maksat bu idi. Çünkü hiç bir milleti harita 17
18 üzerinden silmenin imkânı yoktur ve biz de böyle bir şeyi tabii ki arzu etmezdik. Binaenaleyh Kars'ın kurtarılmasından sonra Ankara milli Hükümeti öteden beri Dünyaya ilân ettiği sulhseverliğini ispat etmek için Ermeniler tarafından henüz bir teklif gelmediği halde, Ermenilere sulh teklif edildi. Bu sulh teklifine dair hazırladığımız nota, Fransızca olarak yazılıp, Kazım Paşa Hazretleri kanalıyla Ermenistan Dışişleri Nazırlığına gönderildi. Şimdi bu nota metnini okuyorum. Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Nazırlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Şark Cephesindeki Ordusu tarafından kazanılan zafer sebebiyle şu anda Ermeni Milletine sulh yapma teklifinde bulunarak, Ermenistan ı yok etme, istiklalini imha etme veya her ne şekilde olursa olsun haklarını alma yolunda, ne şimdi ve ne de geçmişte bir düşüncesi olmadığını ifade ediyor. Buna karşılık Ermeni Hükümetinden de aynı şekilde hareket etmesini ve Doğuda emperyalizminin bir aleti olmaktan vazgeçmesini talep etmek mecburiyetini hissediyor. Türklerle Ermeniler arasında 1918 senesine kadar devam eden uzun ve kanlı mücadelenin asıl sebebinin, Doğu Anadolu'da hâkimiyet kurmak emelinde olan eski Rusya Çarlığının olduğuna kanaatimiz vardır. Rusya İmparatorluğunun ortadan kalkmasından sonra, Rus Orduları geri çekildikten sonra, Ermeni çetelerinin Müslüman ahali üzerine icra ettikleri müthiş katliamdan sonra, Türkiye'nin gösterdiği itidali sayesinde bir sükûnet dönemi olmuştu. Fakat daha sonra galip gelen İngiliz emperyalizmi Irak'ı elinde tutmak, İran ve Bakü'nün petrol havzalarını ele geçirmek düşüncesinde olduğu için, Ermenistan bu defa da İngiltere nin hizmetine girdi. Doğu âlemini, Batı sermayedarlarının tamah pençesi ve ihtirasına karşı yalnız başına mücadele eden Türkiye, Ermenilerin suikastlarına ve Doğu vilayetlerini istila etmek suretiyle, Irak ve İran'da bulunan İngiliz ordularıyla birlikte olarak bedbaht Asya'nın hürriyet ve istiklâlini imhaya yeltenmelerine müsaade edemezdi. Ermenilerin yeni devlet kurmalarının heyecanıyla devamlı tekrarladıkları taarruzları sebebiyle biz de Ermenistan hakkında aynı şiddette harekete mecbur kaldık. Fakat iki tarafın da kan dökmesine nihayet vermek için, bu notayı Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ateşkes yolunda yaptığı bir teklif olarak kabul etmesini Erivan Hükümetinden rica ediyoruz. Sulhun yapılabilmesi için, bundan böyle aleyhimizde hiç bir fikir beslemeyeceğine ve Doğuda İngiliz kapitalistlerinin maşası olmaktan artık vazgeçeceğine dair Ermeni Hükümetinin teminat vermesini teklif ediyoruz. Biz de aynı tarzda teminat vermeye hazır bulunduğumuzu bildirerek, en kısa zamanda sulh müzakerelerine başlamayı talep ediyoruz. Bu adalet ve sulhseverlik hislerimizin tamamen takdir edileceğini ümit ederek, isteklerimizin kabulünü hürmetle rica ederim. 1 Kasım 1920 TBMM Hükümeti Dışişleri Vekili Ahmet Muhtar 18
19 AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Bu notayı hazırladıktan sonra, harekât devam etmekte olduğu için gönderilmesi bir gün gecikti. O sıralarda Ermeni Hükümeti teklifimizden habersiz olarak bize sulh teklif eden bir nota gönderdiler ki bu iki nota yolda birbirleriyle karşılaşmıştır. Müsaade ederseniz Ermeni Hükümetinin yazdığı notayı arz edeceğim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Dışişleri Vekâletine Ermeni ve Osmanlı milletlerinin asırlarca birlikte geçen hayatı ve Osmanlı Devleti ile Ermeni Cumhuriyetinin bugünkü müşterek hudutları bulunması, aralarında karşılıklı hürmet ve her birinin komşu memleketlerle olan menfaatlerine riayet esasına dayandığı için mutlaka sulh içinde bulunmaları şarttır. Ermenistan bu yolda münasebet kurulmasına ve herkesle sulh içinde yaşamak istemektedir. Ermeni Milleti ile Ermeni Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin çeşitli beyanatlarından anlıyorlar ki her medeni millet gibi kendi mukadderatlarını tayin edebilmesi prensibini ve Ermenistan Cumhuriyetinin bağımsız bir devlet olma hakkını, Türkiye ahalisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi kabul ve tasdik etmişlerdir. Sebebi ve gayesi açıklanmadan Ordunuzun Ermenistan a yaptığı taarruzun, yukarıda ifade ettiğimiz prensiplere uymadığını Ermeni Hükümeti ve Milleti hayretle görünüyor. Osmanlı İmparatorluğunun hudutları haricine çıkılmayacağına dair Hükümetimizin verdiği beyanattan sonra, böyle bir taarruz, yok yere kan akmasına sebep oluyor. Ermeni Hükümeti, 9 Ekim 1920 tarihinde İstanbul'daki Büyükelçisi vasıtasıyla Türk makamlarına başvurarak, taarruz sebeplerinin öğrenilmesi ve aramızdaki ihtilafın sulh yolu ile halledilmesi için teşebbüs etti. Ermeni Hükümeti aynı düşüncelerle bugün de doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine ve onun Hükümetine müracaat ederek bir anlaşmazlık olmamasını teklif ediyor. Sulh yolunun bulunmasının mümkün olduğu ve hatta şart olduğu kanaatinden dolayıdır ki ihtilaf sebeplerinin ortadan kaldırılmasına ve birlikte müzakere zamanının tayin etmesini, Hükümetinizden rica ederim. 1 Kasım 1920 Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Nazırı Ahan Canyan AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Şurasını izah etmek isterim ki Osmanlı İmparatorluğunun hudutları haricine çıkılmayacağına dair Ermenilere Hükümetimiz hiçbir zaman hiçbir beyanatta bulunmamıştır. (gürültüler ve gülüşmeler) TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Yanlış kapı çalmışlar. İSMAİL SUPHİ BEY (Burdur): Hâlâ eski kafa 19
20 AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Bizim gönderdiğimiz nota henüz yolda iken, Ermeni Hükümetinin bu notadan habersiz olarak gönderdikleri bu notaya cevap olarak hazırladığımız ikinci bir notayı, dün akşam Ermenistan Dışişleri Nazırlığına gönderdik. Onu arz ediyorum. Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Nazırlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin 1 Kasım 1920 tarihli sulh teklifi notasıyla, yolda karşılaştığı anlaşılan 3 Kasım 1920 tarihli sulh talebiniz ve Şark Cephesi Kumandanlığımızın askeri harekâtın durdurulmasını kabul ettiğinize dair haber, aynı günde bize gelmiştir. Bu münasebetle aşağıda ifade ettiğimiz sulh şartlarını bildirmekten şeref duyarız. 1. Türkiye - Ermenistan hududunun tespiti yalnızca nüfus istatistiklerine göre yapılacaktır. İtilaflı mıntıkalar, gerek Bolşevikler, gerek Wilson tarafından ilan olunan, her milletin kendi mukadderatını tayin etmek hakkına sahip olması prensiplerine göre, o mıntıkanın çoğunluk ahalisinin kendi isteğine bırakılacaktır. O mıntıka halkı, arzu ettiği bir hükümeti seçme serbestliğine sahip olacaktır. Halkoylaması zamanına kadar asayiş her iki millete mensup jandarma kıtaları tarafından sağlanacaktır. Türk ve Ermeni milletlerinin, hudutların bu şekilde adalet ilkelerine göre halledecek olmalarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti pek derin ve samimi bir şekilde inanmaktadır. İngiliz emperyalistlerinin Asya ve Afrika halklarına karşı tatbik ede gelmekte oldukları siyaseti biliyoruz. Onlara hoş görünmek maksadıyla, sulh teklifimizin Erivan Hükümeti tarafından reddedilmesinden maalesef endişe ediyoruz. 2. Komşusu olan milletlerin ilerlemelerini temin için Türkiye, her türlü kolaylığı göstermeye hazırdır. Ermenistan ın gıda ihtiyacının karşılanmasına ve orada iktisadi hayatın büyümesine, elimizdeki bütün imkânlarla yardım edeceğiz. 3. Taraflar kendi demiryollarında yolcu ve eşyasının her iki tarafta tam bir serbestlikle yapılmasına müsaade edecektir. Hiç bir taraf, diğer tarafın deniz ve kara ile olan transit nakliyesine hiç bir şekilde mani olmayacaktır. 4. Türkiye, Dünya Harbinde göç eden Ermenilerin eski yerlerine kabulünü ve medeni devletlerde azınlıkların sahip oldukları hakların aynısından istifadelerini taahhüt eder. 5. Türkiye kendi emniyeti hakkında Ermenistan'dan teminat talep eder. Delegelerimiz Gümrü de sulh müzakerelerini yapma ve imzalama salahiyetine sahip Ermeni delegeleri bekleyeceklerdir. Ateşkes şartları Şark Cephesi Kumandanlığı tarafınıza tebliğ edilmiştir. TBMM Hükümeti Dışişleri Vekili Ahmet Muhtar 20
21 AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Bundan sonra teferruatı hazırlamak ve tatbik etmek Şark Cephesi Kumandanlığına ait bir vazifedir. Tabii delegelerimize de bu yolda talimatı verilmiştir. Delegelerimize Gümrü'de sulhu müzakereleri yapmak ve imzalamak için salahiyeti verilmiştir. (delegeler kimlerdir sesleri) Baş Delege Ordu Kumandanı Kazım Karabekir Paşa Hazretleri, diğer iki delege de Erzurum Mebusu Necati Bey le Trabzon Valisi Hamit Bey dir. Dün gece kendilerine salahiyeti yazıları telgrafla gönderilmiştir. (alkışlar) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey in bir teklifi var. Zaferi kazanan Şark Ordumuza selam ve teşekkürlerimizi ifade eden bir telgraf gönderilmesini teklif ediyor. (tabii sesleri) Kabul buyuranlar lütfen ellerini kaldırsın. (hay hay sesleri) Başkanlık Divanı gönderecektir. SALİH EFENDİ (Erzurum): Söz istiyorum. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Bu mesele kapandı. Oturduğunuz yerden Soru şeklinde sorunuz. SALİH EFENDİ (Erzurum): Bir söz söyleyeceğim. FERİT BEY (Çorum): Hayır, münakaşa yok. SALİH EFENDİ (Erzurum): Münakaşa etmiyorum, size arz ediyorum. Size sağlam arz ederim ki işi sağlam kazığa bağlamak isterseniz, içimizde bulunan Ermenileri derleyelim, toplayalım, Erivan a gönderelim. Onlar da istirahat etsinler, biz de istirahat edelim. Belki onlar da bunu istiyorlar. (pek uygundur sesleri) Bunu katiyen yapamazsanız, işimiz tehlikededir. Bugün bunları yapmazsak, sonra Erzurumluların başı beladadır. Ben bunun yapılmasını istiyorum. Kendilerinden rica ediyorum ki Ermenileri Erivan a gönderin. Bunun kabulünü rica ediyorum. Oradaki Müslümanları da buraya getiriniz diyorum. (pek doğru sesleri) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Efendim, Perşembe günü toplanmak üzere celseyi tatil ediyorum. 1 1 TBMM Zabıt Ceridesi (9 Kasım 1920), 1.Dönem, c.5, s
22 18 KASIM 1920: ERMENİ HÜKÜMETİ TARAFINDAN TEKLİF EDİLEN ATEŞKES HAKKINDA DIŞİŞLERİ BAKANI MUHTAR BEY İN AÇIKLAMALARI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 99.Birleşim, Gündem: 5/1) Ermeniler 9 Kasım 1920 tarihli Türk tarafının notasındaki şartlara karşı çıktılar ve bunların Gümrü'de toplanacak bir konferansta ele alınmasını istediler. Sovyetlerin arabuluculuk teklifini de kabul etmediler. Bunun üzerini Türk Doğu Ordusu yeniden yürüyüşe geçince, daha önce teklif edilen şartları kabul ederek tekrar ateşkes isteyen Ermenilerle 17 Kasım 1920 günü Ateşkes Anlaşması imzalandı. Bu Anlaşma ile her iki taraf da Gümrü'de yapılacak Barış Konferansına katılmayı kabul etmişlerdir. AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): Efendiler, daha önceki bir celsede Ermeni taarruzuna Ordumuz tarafından yapılan karşılığın mutlu bir neticeye vardığını ve bir sulh teklifiyle karşılanmış olduğunu izah etmiştim. Ondan sonra cereyan eden hadiseler hakkında Yüce Heyetinizin resmi bir malumatı olmamıştır, şimdi arz etmek istiyorum. Ondan sonra da verilen gensoru önergesi hakkında Hükümetimizin kanaatini arz edeceğim. 8 Kasım 1920 tarihinde tarafımızdan ateşkes teklif edilen notayı Ermeni Hükümeti kabul etmemiş olduğu için, Şark Cephesi Kumandanı askeri harekâta devam etmiştir. Dün akşam geç vakit Kazım Karabekir Paşa dan gelen telgrafı Yüce Heyetinize arz edeceğim. Dışişleri Vekâletine Her tarafa ilan ettikleri bir tebliğ ile bütün Millet ve Hükümetin son ana kadar harbe karar vermiş olduklarını ilan eden Ermeniler, 14 Kasım 1920 tarihinde Gümrü doğusunda büyük zayiata uğramışlardır. Ermeniler karşı harekâtımız neticesinde hezimete uğrayınca, 15 Kasım 1920 günü akşamı Erivan'dan Gümrü'ye doğru yola çıkardıkları bir Kurmay Yüzbaşı Karargâhıma gelmiş ve iki nota takdim etmiştir. Bu notalarla Ermeniler, 8 Kasım 1920 tarihli sulh şartlarımızı tamamen kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Bugün sabahleyin taarruzumuz başarılı bir şekilde devam etmekte olup, bütün cephedeki taarruzlarımızın ateşkesin imzalanmasına kadar devam edeceğini arz ederim. 17 Kasım 1920 Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Bu telgrafta sözü edilen olan iki yazıdan birisi Dışişleri Vekâletine yazılan nota ve diğeri de Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa Hazretlerine Ermeni Başkumandan Nazarbekof tarafından gönderilmiş olan yazıdır. 22
23 Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komiseri Ahmet Muhtar Bey e Türkiye ile daima iyi komşuluk münasebetleri içinde bulunmak için sulh müzakerelerine oturmak isteyen Hükümetim, 8 Kasım tarihinde tebliğ edilen ateşkes şartlarını kabul eder ve bu şekilde Ordumuzun ateşkese uyacağına dair 13 Kasım 1920 tarihli notanıza cevap olarak bildirmekten şeref duyarım. Hükümetimin samimi niyeti hakkında bir defa daha teminat vermek, kanın akmasını durdurmak ve Türkiye ahalisi ile devamlı bir sulh yapmak arzusunda bulunduğundan 8 Kasım tarihinde tarafınızdan teklif edilen ateşkes şartlarını kabul eylediğimizi tarafınıza bildiririm. Bütün cephenizde askeri harekâtı tatil ettirmenizi rica ederim. Teklif ettiğiniz ateşkes şartlarının bir kaçının kaldırılması için 'Başkumandanımızın sizin Ordu Kumandanınız ile münasebete giriştiğini bildiririm. 13 Kasım 1920 / Erivan Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Nazırı Ahan Canyan Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşaya Kumandan Paşa, sulhu arzu ettiğimizi bir kere daha göstermek, kan akmasına mani olmak ve devamlı bir sulh tesis etmek isteyen Hükümetimin 8 Kasım tarihli ateşkes şartlarını kabul ettiğini ve Ordumuzun ateşkese uyacağına dair 13 Kasım 1920 tarihli notanıza cevap olarak bildirmekten şeref duyarım. Bu sebeple askeri harekâtın durdurulmasını da rica ederim. Teklif edilen şartlardan bazılarının tatbik edilmesi zor olduğundan, bu zorlukların giderilmesi hakkında sizinle müzakere edip, anlaşmak üzere Hükümetim salahiyete sahip temsilcilerimizin hazır olduğunu ifade eder, hürmetlerimin kabulünü rica ederim. Ermenistan Ordusu Başkumandanı Nazar Bekof VEHBİ BEY (Karesi): Efendim, bendeniz bir şey soracağım. Doğu Harekâtının sulh ile karşılandığını söylediniz. Sulh teklifi bizim tarafımızdan mıdır, onlar tarafından mıdır? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Bizim tarafımızdan da onlar tarafından da olmuştu. VEHBİ BEY (Karesi): Şimdi efendim, Ermeniler ateşkesi kabul ettik dediklerine göre Hükümetin kararı nedir? 23
24 AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Biz en son notamızda demiştik ki ateşkesi kabul etmediniz. Fakat biz askeri harekâta devam ediyoruz. Gene de her vakit sizinle sulh yapmaya hazırız. Ona cevaben bu notayı gönderdiler. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Bir noktayı hatırlatmak istiyorum. Teklif ettiğimiz ateşkes şartlarını Ermeniler kabul ettiklerini söylüyorlar ki o şartlardan birisi, iki ordu arasından tarafsız bir mıntıka bırakmaktır. Hâlbuki Ermeni Ordusu askeri harekâta tekrar başladı. Bunun üzerine biz de başladık ve çok ileri geçtik. Yalnız bulunduğumuz yerden doğuya doğru değil, merkezden güneye ve Şahtahtı dan da daha ileriye geçtik. Binaenaleyh ateşkes şartlarının hudutlara ait olan kısmı tabii yeni vaziyete göre olacaktır. Bunun üzenine Genel Kurmay yeni bazı teklifler yapmıştır. 1 2 ARALIK 1920: GÜMRÜ BARIŞ ANTLAŞMASININ İMZALANDIĞINA DAİR DIŞİŞLERİ BAKANI MUHTAR BEY İN AÇIKLAMALARI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 107.Birleşim, Gündem: 3/3) TBMM Hükümeti ile Ermeni Hükümeti arasında Gümrü de yapılan barış görüşmelerinde, Ermeniler Türk tekliflerini büyük ölçüde kabul ettiler ve Barış Antlaşması iki taraf delegeleri tarafından imzalandı. Bu Antlaşma, TBMM Hükümetinin imzaladığı ilk uluslararası antlaşmadır. Bu antlaşma ile Milli Misakı kabul eden ilk devlet Ermenistan olmuştur. Ayrıca Doğu Cephesinde savaş tehlikesi büyük ölçüde ortadan kalktığı için buradaki kuvvetleri Batı Cephesine kaydırma imkânı doğmuştur. CELALETTİN ARİF BEY (BAŞKAN VEKİLİ): Ermenilerle yapılan sulh müzakereleri hakkında söz Dışişleri Vekilinin. Buyurun Efendim. AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): Muhterem efendiler, Ermenistan üzerine yapılan taarruz harekâtı neticesinde teklif etmiş olduğumuz ateşkes şartları, Ermeni Hükümeti tarafından reddedildiği zamana kadar olanları Yüce Heyetinize iki defa arz etmiştim. O zamanda arz etmiştim ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin gayesi Ermeni Milletini ortadan kaldırmak değildir. Hükümetin maksadı bunların taarruzunu uzun müddet için durdurmak ve doğudaki hudutlarımızı temin etmekti. Bu gayeye iki şekilde ulaşılacaktır. Birisi, hudutların bu maksadı temin edecek bir surette kabul ettirilmesi, diğeri de Ermenistan Hükümetinin ellerinde bulunan silah ve cephanenin tecridi meselesi idi. O vakit bu prensipler Ermeni hükümetine tebliğ edilmekle beraber Delege Heyetimize de buradan lâzım gelen talimat verilmişti. Bize ait olan mesele halloldu ve Ermeniler 1 TBMM Zabıt Ceridesi (18 Kasım 1920), 1.Dönem, c.5, s , 24
25 de bu arzularımızı kabul ettiler. Bundan başka Şahtahtı, Nahcivan mıntıkasında bağımsız bir idare kurulması istenildi. Malumunuz burada Müslümanlar vardır. Bunlar Tatar ve Karabağlılardır ve bunu kabul etmişlerdir. Ermenistan ın katiyen siyasisi tesiri altında bulunmamak üzere tamamıyla bağımsız bir idare kurulacaktır. (alkışlar) Bu müzakereler devam ederken, Sovyet Kızıl kuvvetlerinin Ermenistan a doğru bir hareket yaptığı anlaşıldı. Bu hareketin nereye kadar olduğunu, Kızıllar da müştereken bizimle beraber hareket ediyorlar, Yüce Heyetinize arz etmek isterim. Yakın zamanda resmi olmayan haberlere göre Kızılların Ermenistan üzerine bir askeri harekât yapacakları istihbaratını aldım. Rusya Sovyet Hükümeti, bu hareketi bize resmi olarak bildirmemiştir. HÜSREV BEY (Trabzon): Bir şey soracağım, şimdi bir sulh müzakeresi yapıyoruz ve bunun neticesi Kızıl Orduya yarıyor ve o Ordu Ermenilere taarruz ediyor. Hükümet niçin ve ne maksatla hareket ettiğini bilemiyor ve sormuyor. Kızıl ordu nerelere gidiyor? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Temmuz Ayında Rusya Sovyet Hükümetinin Ermenistan la olan meselelerinin halledilmesi için tavassutta bulunmamızı teklif etmiş ve biz de kabul etmiştik. Fakat bugüne kadar Rusya dan bir gelmemiştir. Rus Sovyet Hükümetine bunu sorduk. Siz mi vazgeçtiniz, yoksa bu tavassut teklifini Ermenilere kabul mü ettiremediniz? Gümrü'de sulh müzakerelerine başladığı sırada Erivan'da bulunan Rus temsilcisi, Ermenistan ı Kızıl ordu ile Bolşevik yapmak olduğunu, söylemiştir. Hüsrev Bey in sorusuna gelince, Sovyet Hükümeti coğrafi vaziyet sebebiyle Kafkasları elbette kendisine bağlamak isteğindedir. Zannederim Kızıl Orduyu bu maksatla oraya sürüyor. Diğer taraftan İngilizlere alet olan Ermeni Taşnak Hükümetini tamamen düşürüp ortadan kaldırmak istiyor olabilir. Sulh müzakerelerine gelince, müzakereler tabii ki tayin olunan ateşkes zamanında yapılacaktır. Çünkü müzakerelerde galip hükümetin maksadı sağlanmazsa, askeri harekât başlayabilir. Delege Heyetimiz 26 Kasım tarihinde müzakereleri on gün daha tehir etmek suretiyle zaman kazanmış oldu. Eğer bugün, son dakika aldığımız haber gerçekleşirse, sulh yapılmış olabilir. Fakat şayet bazı teklifler yerine getirilmezse askeri vaziyet icabı olarak olmayabilir. SITKI BEY (Malatya): Beyefendi, askeri vaziyet buyurdunuz? MEHMET SALİH EFENDİ (Erzurum): Efendim, top cephane alınmış mıdır? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Efendim, Genel Kurmaydan bir subayın söylediğine göre teslim alınmıştır. Zannediyorum ki müzakereler devam etmektedir ve bugün bitmiş olacaktır. Yalnız bir nokta vardır ki onu unuttum. Galip olduğumuz halde teklif ettiğimiz şartlar gayet hafiftir. Fakat bizi fevkalade üzen bir Sevr Antlaşması vardır. Bütün Dünyaya karşı barbar bir halde bulunuyoruz. Ankara Hükümetinin vazifelerinden biri de her ne şekilde olursa olsun bu Sevr e bir balta vurmaktır. Onun için demiştik ki ilk fırsatta Ermeni Hükümetinden Sevr 25
26 Antlaşmasını tamamen reddettiklerine dair ellerinden bir beyanname alalım ve Sulh Antlaşmasına ekleyelim. Memnuniyetle arz ederim ki bu beyanname alınmıştır. SIRRI BEY (İzmit): Bugün zorla imzalattırılan antlaşmaların hükmü yoktur. Nitekim Fransa nın yaptığı antlaşmayı zora dayandığı için kabul etmiyoruz. Bir gün gelir de Ermeni Hükümeti Milletler Cemiyetine biz bu sulhu zorla yaptık, bir taraftan Türkler boğazımıza bıçağı dayarken, diğer taraftan da Kızılların baskısı altında kabul ettik, diyecek olurlarsa, netice ne olacaktır? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Şimdi Efendim, bahsettiğiniz kaideler bugün Avrupa da kalmamıştır. Harp neticesinde imzalanan antlaşmalarda mutlaka baskı vardır. Baskı yapmadan bir sulh antlaşması imzalatmanın imkânı yoktur. SIRRI BEY (İzmit): İkinci bir soru, aldığım malumata göre Milletler Cemiyeti Ermeniler meselesi için bize müracaat edeceklerdir. Böyle bir müracaat yapıldığında size ne oluyor? Biz aramızda müzakere ettik ve anlaştık diyebilir miyiz? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Memleketin menfaatleri neyi gerektiriyorsa o yapılır. SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat): Rus kuvvetlerinin Ermenistan a girdikten sonra, sizi kurtaracağız diye söylemiş olabilirler mi? Ermenilere yardım için oraya giriyorlar olamazlar mı? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Delege Heyetimiz Gümrü ye gittiği vakit, Rusya Sovyet Hükümetinin adamlarından biri, Rusya Hükümetinin sizden arazi terk edilmesi hakkında bir arzusu yoktur, demiştir. Onlar Ermenistan ı Bolşevik yapmak için bu işi yapıyorlar. HAMDİ BEY: Efendim, Cumartesi günü devam edelim. Bugün artık geç oldu. (uygundur sesleri) CELALETTİN ARİF BEY (BAŞKAN VEKİLİ): Efendim, Cumartesi günü toplanmak üzere celseyi tatil ediyorum. 1 (Dışişleri Bakanı Ahmet Muhtar Bey Barış Görüşmeleri hakkında bilgi verirken, Antlaşma metninin belki o gün imzalanmış olabileceği ihtimali üzerinde de durdu. Öyle de oldu ve 2 Aralık 1920 günü Gümrü de iki devlet delegeleri Antlaşma metnini imzaladılar. Dışişleri Bakanı, iki gün sonra 4 Aralık 1920 tarihli oturumda Genel Kurul a Barış Antlaşması Metnini sundu.) 1 TBMM Gizli Celse Zabıtları (2 Aralık 1920), 1.Dönem, c.1, s , 26
27 AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): istiyorum. VEHBİL EFENDİ (Başkan Vekili): Buyurun Vekil Bey. 27 Müsaade buyurun, Reis Bey söz AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): Efendim, geçen perşembe günü yapılan gizli celsedeki konuşmam sırasında Ermenilerle müzakere olunan Sulhun o sıralarda imzalanabileceğini söylemiştim. Bugün Dışişleri Vekili olarak Sulh Antlaşmasının, o gün Perşembe gecesi saat on ikide taraflarca imzalanmış olduğunu Yüce Heyetinize resmen arz ediyorum. (şiddetli alkışlar) Sulhun bu şekilde yapıldığını tebliğ eden Şark Cephesi Kumandanı ve Delege Heyeti Reisi Kâzım Karabekir Paşa Hazretlerinin telgrafla göndermiş olduğu Sulh Antlaşması metnini okuyorum. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÜMETİ İLE ERMENİSTAN HÜKÜMETİ ARASINDA İMZALANAN GÜMRÜ BARIŞ ANTLAŞMASI Adı geçen hükümetlerin delegeleri, barış görüşmeleri için Gümrü'de toplanıp aşağıdaki maddeleri kararlaştırmışlardır. 1.Türkiye ile Ermenistan arasında savaş durumuna son verilmiştir. 2.Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır, ekteki krokide gösterildiği üzere, Karasu nun döküldüğü yerden başlayarak, Aras Irmağı Kekaç kuzeyine kadar Arpaçayı, daha sonra Karahan Deresi, Tiğnis batısı, Büyük Kimli doğusu, Kızıltaş, Büyük Akbaba Dağı hattından çizilmiştir. Nahçivan, Şahtahtı, Şarur bölgesinde, daha sonra bir halkoylaması yapılarak, idaresine Ermenistan ın karışmayacağı ve şimdilik Türkiye nin koruyuculuğunda bir mahalli idare kurulacaktır. 3.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, 2. Maddede sözü geçen sınır ile Osmanlı sınırı arasında bulunup bu Antlaşma uyarınca Türkiye'de kalacak olan ve üzerine Türkiye'nin tarihi, etnik ve hukuki ilişkisi inkâr edilemez toprakların hukuki durumu konusunda, Ermenistan Cumhuriyeti istediği takdirde, asıl halkının tümüyle geri dönmesinin gerçekleşebilmesi için, Antlaşmanın onaylanmasından sonra üç yıl geçince halkoylamasına başvurmayı kabul eder. 4.Emperyalist Devletlerin kışkırtmaları sonucu olarak, asayişi bozucu vaziyetlere bundan böyle imkân bırakılmaması yolundaki iyi niyeti sebebiyle, Ermenistan Cumhuriyetinin asayişini korumaya kâfi, hafif silahlı jandarma kuvveti ve ülkeyi müdafaaya ayrılan sekiz dağ ya da sahra topu ile yirmi makineli tüfeğe sahip, ücretle tutulacak bin beş yüz askerden fazla bir kuvvet bulundurmamayı kabul eder. Ermenistan'da mecburi askerlik hizmeti olmayacaktır. Ülkeyi dış düşmanlara karşı savunmak için tahkimat yapmak ve bu tahkimata istediği sayıda ağır toplar yerleştirmekte Ermenistan Cumhuriyeti hürdür. Bu ağır toplar arasında, hareket halindeki orduda kullanılabilecek on
28 beş santimetrelik obüsler ile on beş santimetrelik uzun toplar ve daha küçük çapta her türlü ağır ateşli silâhlar bulunmayacaktır. 5.Barışın yapılmasından sonra Erivan'da yerleşecek Türkiye'nin Büyükelçisinin yukarıda sözü edilen konularda her zaman denetleme ve soruşturma yapmasına Erivan Hükümeti izin vermeyi işbu Antlaşma ile kabul etmiştir. Buna karşılık, Ermenistan Cumhuriyeti isterse, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Ermenistan'a silâhlı yardımda bulunmayı kabul eder. 6.Taraflar, Dünya Harbi sırasında düşman ordularına katılarak kendi devletine karşı silah kullanmış ya da işgal altındaki topraklar üzerinde toptan katliamlara katılmış olanların dışındaki göçmenlerin, eski sınır içindeki yurtlarına dönmelerine izin verir. Böylece, ülkelerine döneceklerin en medeni ülkelerdeki azınlıkların haklardan bütünüyle faydalanmalarını karşılıklı olarak kabul ederler. 7. Altıncı Maddede sözü geçen göçmenlerden bir yıllık süre içinde yurtlarına dönmeyenler o Maddenin verdiği imkânlardan faydalanamayacaklardır 8.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, iki yıldan beri silâhaltında tutmak zorunda kaldığı Ordusunun büyük harcamaları olmasına karşılık, Ermenistan'a karşı yapmak zorunluluğunda kaldığı harp sebebiyle hakkı olan zararlarının karşılanmasından insani ve hukuki ilkelere uymak isteğiyle vazgeçmiştir. Bundan başka, taraflar Dünya Harbi sırasında ortaya çıkan zararlardan da vazgeçmişlerdir. 9.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Erivan Cumhuriyetine, 2.Maddede belirlenen sınır içinde, hâkimiyetini bütünüyle geliştirmek ve güçlendirmek üzere, içtenlikle yardımda bulunmayı kabul eder. 10.Erivan Hükümeti, Türkiye Büyük Milletince kesinlikle reddedilmiş olan Sevr Antlaşmasını hükümsüz sayıp bunu ve kimi emperyalist hükümet ve siyasi çevreler elinde bir kışkırtma aracı olan Avrupa ve Amerika'daki Temsilci Heyetlerini geri çağırmayı, bundan böyle iki ülke arasında her türlü yanlış düşünceleri ortadan kaldırmak iyi niyetiyle kabul ettiğini açıklar. Ermenistan Cumhuriyeti barış ve mutluluk içinde gelişmesini sağlama ve Türkiye'nin komşuluk haklarına saygılı olma yolundaki iyi niyetlerinin bir delili olmak üzere, emperyalist amaçlar güderek, iki milletin barış ve mutluluğunu tehlikeye sokan haris, savaşçı kişileri hükümet yönetiminden uzak tutmayı kabul eder. 11.Ermenistan Cumhuriyetinin toprakları üzerinde yaşayan Müslüman halkın haklarını korumak ve onların dini ve kültürel özellikleri içinde gelişmelerini sağlamak için, örgütlenmelerini, müftülerin doğrudan doğruya Müslümanlarca seçilmesini ve mahalli müftülerin seçecekleri Baş Müftü'nün memurluk görevinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Din İşleri Vekâletince onaylanmasını 28
29 kabul eder. 12.Taraflardan her biri, karşı tarafa ait kişi ve malların kendi demiryolları ve diğer yollar üzerinden serbestçe geçmelerini ve diğer tarafın denize ya da herhangi bir ülkeye transitini, hiç bir şekilde, mani olmaz. Türkiye Hükümeti, Şerur, Nahçivan, Şahtahtı ve Gulfa yoluyla İran, Maktu ve Ermenistan arasında transit işlerinin serbestliğini sağlar. Ermenistan Hükümeti, Azerbaycan, İran, Gürcistan ve Türkiye arasında eşya, araba, vagon ve bütün transit işlerinden vergi almamayı kabul eder. Türkiye Devleti, emperyalistler tarafından beklenen yıkıcı kışkırtmalara karşı koymak mecburiyetinde bulunduğundan, umumi sulha kadar, ulaşım serbestliğini bozmamak şartı ile 4.Maddede sözü edilen sayıdan fazla silah sokulmasını önlemek için, Erivan Cumhuriyeti içindeki demiryolları ve diğer yolları denetim ve gözetim altında bulunduracaktır. Emperyalist devletlere ait resmi olmayan heyetlerin bu ülkeye girme ve sızmalarına taraflar mani olacaklardır. 13.Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Devletin istiklali ve toprak bütünlüğünü tehdit edebilecek taarruzlara karşı, işbu Antlaşmanın Erivan Cumhuriyetine verdiği haklara zarar gelmemek şartı ile Ermenistan içinde geçici olarak askeri tedbirler alabilir. 14.Erivan Cumhuriyetince her hangi bir devletle yapılmış olan antlaşmaların Türkiye'yi ilgilendiren, ya da Türkiye'nin menfaatlerine zararlı hükümlerini geçersiz saymayı kabul eder. 15.Taraflar arasında Antlaşmanın imzasından sonra ticari münasebetler başlayacak ve taraflar büyükelçi ve konsolos tayin edebileceklerdir. 16.Telgraf, posta, telefon, konsolosluk ve ticarete çalışmalar alt komisyonlarca bu Antlaşma hükümlerine göre yapılacaktır. Bununla birlikte, komşu ülke ve işgal altındaki topraklar ile Ermenistan arasında demiryolu, telgraf ve posta ulaşımının, bu Antlaşma imza edilir edilmez, başlamasına Türkiye Hükümeti izin verilecektir. 17.Bu Antlaşma gereğince Ermenistan'ın olup Türk Ordusu işgali altında bulunan toprakların boşaltılması ve esirlerin geri verilmesi ve değiştirilmesi, Antlaşmada Ermenistan Hükümetine dair yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra gerçekleştirilecektir. Rehin alınan siviller ve devlet ileri gelenleri geri verilecektir. Esirlerin geri verilmesi işi alt komisyonca yerine getirilecektir. 18.İşbu Antlaşma, bir ay içinde iki taraf milli meclislerinde onaya sunulacaktır. Bu hükümlere olan inançla, aşağıda adları yazılı temsilciler, işbu Barış ve Dostluk Antlaşmasını imza etmişlerdir. Antlaşma iki suret olarak 2 Aralık 1920 günü Gümrü(Aleksandropol)'de düzenlenmiştir. 29
30 Şark Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa Erzurum Valisi Hamit Bey Erzurum Mebusu Süleyman Necati Bey Eski Başbakan Aleksander Hatisiyan, Eski Maliye Bakanı Avram Gülhandaniyan, İçişleri Bakan Yardımcısı İstepan Gorganiyan. (Daha sonra Barış Antlaşmasının maddeleri Dışişleri Bakanı tarafından tek tek okunmuş ve milletvekilleri maddeler hakkında görüşlerini açıklamışlardır.) 1 21 ŞUBAT 1921: GİZLİ OTURUMDA TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL PAŞA NIN VE HÜKÜMET REİSİ FEVZİ PAŞA NIN, KAFKASYA DAKİ SAVAŞ HAKKINDAKİ BEYANALARI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 154.Birleşim, Gündem: 2/1) Elviye-i Selase, Batum, Kars ve Ardahan livalarının ortak adıydı. Üç Liva anlamına gelir. Burası Rus Savaşı nın ardından yapılan antlaşmayla Çarlık Rusya sına bırakıldı de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması yla yeniden Osmanlıya katıldı ama Mondros Ateşkesi uyarınca Osmanlı Ordusu bu bölgeyi boşaltmak zorunda kaldı. Rus Kızıl Ordusu Kafkaslarda adım adım ilerlerken Ankara Hükümeti Gürcü Hükümeti ile anlaşarak biran önce bu üç livayı tekrar ele geçirmenin çarelerini arıyordu. FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): Kafkasya'da bir haftadan beri Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcüler arasında muharebe başlamıştır. Vaziyet bizim için gayet mühimdir. Şimdiye kadar Kafkasya'da kaybolan İngiliz nüfuzu tekrar tesirini göstermiş ve evvela Kafkasya'da bulunan, Rusya Sovyetleriyle düşman olan hükümetler arasında yeni yeni hareketler başlamıştır. Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada bizim Ordumuzu Kars ve Ardahan ı tahliyeyi taahhüt etmiştik. Buna dayanarak Ordumuzun çekilmesini talep ve baskı ettiler. Burada ordumuz çekildikten sonra Kars'ı Ermenilere, Ardahan'ın bir kısmını Gürcülere bir kısmını Ermenilere teslim ettiler. İngilizlerin takip etmek istedikleri siyaset bizim etrafımızda bir düşman çemberi tesis etmek ve milli hayatımızı boğmaktan ibaret idi. Bunu kuzeyden, güneye doğru şu şekilde sayabiliriz. Gürcü Hükümeti, Ermeni Hükümeti Nasturilerden yapacakları Hıristiyan bir hükümet, Musul'da İngiliz Hükümeti, Suriye kuzeyinde ve Adana'da Fransız Hükümeti, Antalya'da İtalya Hükümeti, Marmara ve sahillerinde milletlerarası bir hükümet, bir de kuzeyde 1 TBMM Zabıt Ceridesi (4 Aralık 1920), 1.Dönem, c.6, s , 30
31 Pontus hükümeti. Biz bu çemberin bir kısmını kırdık. Fakat İngilizler tekrar bunu tatbik etmek ve Müslümanların Bolşevikler aleyhinde Kafkaslarda meydana gelen husumetlerini daha fazla körükleyerek Müslümanları Rusların aleyhine ve Hıristiyanları da Rusların ve bizim aleyhimize kullanmak şartıyla orada bir Kafkas Konfederasyonu kurma emelinde uğraşmaya başlamışlardır. Bunun ilk belirtisi olarak Kuzey Kafkasya'da Dağıstan'da bir isyan çıkardılar ve Dağıstan'da Bolşeviklerin bir kısmını mağlup ettiler. Ermenistan ın muharebeden sonra Bolşevikler tarafından işgali üzerine bir kısım kuvvetler güney tarafına İran hududuna çekilmişlerdi. Bu kuvvetleri de lazım geldiği gibi takviye ettiler ve daima onların İngilizlerle irtibatını temin ederek, bu şekilde Kafkasya'yı kuzeyden ve güneyden ayrılmış bir vaziyete getirdiler. Bu vaziyette iken Gürcüler de buraya bizimle ateşkes yapmak üzere bir heyet gönderdiler. Tabii Gürcülerin en büyük düşmanı Bolşeviklerdir. Gürcüler evvela bizimle dost görünmek ve Ruslara karşı mevcudiyetleri muhafaza ediyorlar. Fakat daima Gürcülerin geriden İngilizler tarafından teşvik edildiğine dair birçok emare vardır. Mesela silah ve cephane veriyorlardı. Sonra gemileri limanda bulunuyordu ki icabında himaye edebilsin. Bundan bir hafta evvel bizim malumatımız yokken gerek Azerbaycan, gerek Ermenistan cephesinde muharebe başladı. Bu muharebenin Tiflis üzerine teveccüh eden kıtaatı muvaffak oldular. Tiflis civarında meydana gelen muharebede kısmen mağlup olarak geri çekildiler. Bu sırada güneye çekilmiş ve Bolşeviklerle uğraşmakta olan Taşnak kuvvetleri Bolşevik kuvvetlerini mağlup ederek Erivan'a geldi. Tekrar Taşnak hükümetini kurdu. Bu şekilde İtilaf devletlerinin eskiden beri aleyhimize çevirmek istedikleri husumet çemberini tekrar tesis etmek istiyorlar. Hükümet tabii bu vaziyeti gayet ciddiyetle dikkat ve ehemmiyete alıyor. Gerek Ruslardan bu muharebe sebeplerini sorduğu gibi, gerekse Gürcülerle siyasi müzakereye giriştik. Gürcüler sıkışık bir vaziyette ve çekilmek üzere idiler. Fakat vaziyetleri gittikçe lehlerinde olmaya başlayınca şüphesiz müzakere biraz daha uzamaya başladı. Müzakerenin esası, bizim eskiden beri kabul ettiğimiz Milli Misak hudutlarımızı muhafaza edeceğiz. Oradaki ahali hemen hepsi kalben bizimle beraberdir. Gerçi Bolşevikler vaziyetlerini tehlikeli görmüyorlar, bu vaziyetlerini ıslah edeceklerini ve herhalde muvaffak olacaklarını ümit ediyorlar. Fakat biz her ne olursa olsun bugünkü şartlar altında burada kuvvetli bulunmak mecburiyetindeyiz. Neticede Gürcüler Ardahan ve Artvin'in bize geri verme temayülündeler. Fakat Batum'dan katiyen vazgeçmeyeceklerini bildirdiler. Batum için halkoyuna müracaat ederek, göstereceği neticeye göre karar verilmesini teklif ettiler. Şimdi Ordumuza ileri hareket emrini vermek, Gürcü Ordusu ile muharebe ederek buralarını almak vardır. Bir de kan dökmeksizin Ordumuzu daima muntazam bir vaziyette bulundurarak duruma göre sevk etmek vardır. Şüphesiz ki biz kan dökmeksizin buralarını almak ve Ordumuzu daima kuvvetli bir vaziyette bulundurmak istedik ve bunu tercih ettik. Ancak Gürcüler bizi oyalayarak tamamıyla Bolşevikleri mağlup ve ordularını takviye ettikten sonra ve ihtimal ki İtilaf hükümetlerinden de lazım gelen yardımı gördükten sonra buralarını katiyen vermemek isteyeceklerdir. 31
32 Ordumuzun bir kısmiyle istediğimiz gibi hareket ederiz. Vakit geçtikçe onları kuvvetlendirmemek için bir tedbir almak zorundayız. O da harptir. Harp ve sulh etmek Yüce Meclisinize aittir. Meseleyi arz ediyoruz. Dışişleri Vekili de Gürcü temsilcileriyle şimdiye kadar yapılan müzakereler hakkında izahat verecektir. AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): Efendiler; Ermeni harekâtı esnasında Gürcistan'dan gelmesi muhtemel olan tehlikeyi bundan evvel arz etmiştim. Gürcülere dostane müzakere teklif etmiştik. Fakat o vakit Ermenilerin galip geleceğine inanan Gürcistan hükümeti bizim o sıkışık zamanımızda yaptığımız bu müracaatımızı dikkate almadı. Gürcistan ahalisine bir beyanname neşrederek hayatı pahasına hürriyetini elde eden Ermeni arkadaşlarımızdan sonra sıra bize geliyor, Türk ordusu gelecek bizim güzel ovalarımızı, şirin yurdumuzu istila edecek, silah başına ey ahali, diye seslendi. Fakat Hakkın yardımı ile Ordumuz galip geldi ve kendileri muvaffak olamadılar. Malumdur ki Gürcistan'ın Hıristiyan olanları öteden beri Türklere daima itimat etmedi. Kendileri için bu tatsız vaziyet meydana çıkınca bizimle sulh yapmak niyetiyle buraya delege heyeti gönderdiler. Bu heyet geldiği zaman, Gürcistan Hükümetinin Bolşevik Rusya nın Gürcistan'a karşı olabilecek harekâtına karşı bazı tedbirler aldığı görülüyordu. Mesela Bakü'den Rusya ya sevk edilen petrol sevkiyatını durdurdu. Onların birçok vagonlarına, trenlerine el koydu. Bolşeviklere ait ne kadar müessese varsa hepsini işgal ettiler. Bolşevikler ister Rus, ister Türk olsun tevkif ettiler. Onun için Hükümetiniz, onların arzularının ne olduğunun tespiti için bendenizi vazifelendirdi. Kendileriyle ilk temasımda birçok sözler söylendikten sonra, arzularının ne olduğunu sordum. Tabii sizinle bir sulh akdetmek isteriz, buna fevkalade teşekkür ederiz, fakat siz buna yanaşmak istemediniz, çünkü o vakit vaziyeti öyle görüyordunuz, şimdi de böyle görüyorsunuz, onun için sulh yapmak istiyorsanız bu arzunuza biz de katılırız, dedim. Cevaben dediler ki bizim biliyorsunuz ki İtilaf devletleri hukuki vaziyetimizi kabul ve tasdik etmiştir, biz de sizinle bunun üzerinde mutabık olursanız, biz de sulhu kabul ederiz. Sonra ben hudut meselesinde düşüncelerini dolaylı yoldan öğrenmek istedim. Dedim ki bizim Milli Misak dediğimiz bir yeminimiz var, bunu biliyor musunuz? Bizi imha etmek isteyen devletlere karşı kendimizi muhafaza etmek için bütün Dünyaya ilan ettik, bunun hakkında malumatınız var mıdır, dedim. Biz bunu bilmiyoruz, dediler. Öyle ise ben bunu Fransızcaya tercüme edeyim göndereyim, yarın tetkik ediniz dedim. Gürcü delegelerle ikinci buluşmamızda askeri harekât başladı. 11 Şubatta bir Kızıl Ordu kıtası birdenbire Şifalı İstasyonuna bir baskın yapmak suretiyle taarruz başladı. 14 Şubatta da Azerbaycan tarafından Kızıl Ordu hücum etti. Bu şekilde Bolşevik Rusya ile Gürcüler arasında harp başladı. Bu askeri harekâtın neticesini şimdiden kestirmek mümkün değildir. Bizim hudutlarımızda cereyan eden ve pek çok Müslüman ahalinin bulunduğu bir yerde askeri ve siyasi harekâta karşı yapacağımız vazifelerimiz vardır. Hükümetimiz o milli vazifenin karşısında bulunduğunu daha şiddetle hissetmiştir. Gürcülere karşı ya şiddet kullanacağız, ya da sulh yoluna gideceğiz. Ermenileri lâyık oldukları cezaya çarptıran bu Hükümet, 32
33 ne kadar haklı olursa olsun, Avrupalılar bunu iyi niyet kabul etmezler. Binaenaleyh Gürcistan üzerine yapılacak şiddetli bir hareketi de Hıristiyan olmaları itibarıyla belki yine iyi niyetle kabul etmeyeceklerdir. İşte müzakereleri bu düşünce üzerine yürütün Hükümetiniz, buradaki Gürcü Elçisiyle bir sulh imzalama teklifinde bulundu. Dedik ki siz bunu tetkik ediniz. Biliyorsunuz biz Batum u vaktiyle kurtardık. Bugün Dünyaya karşı şiddet taraftarı olmadığımızı, bir takım milletlerin haklarını iptal taraftarı olmadığımızı göstermek için halkoylamasına rıza gösterdik. Siz de sıkışık bir vaziyette bulunuyorsunuz. Biz de milli vazifelerimizi yapmak mecburiyetindeyiz. Binaenaleyh bu iki şeyi teklif edelim dedik. Siz Ardahan Livasını... Bir teklif yaptık kendilerine... Gürcistan Elçisi birçok tarihi, iktisadi meselelerden bahsederek ve katiyen Ardahan livasını ağza almayarak... Batum Livası üzerinde ısrar etti. Yirmi bir asırdır burası bizimdir, biz burada otururuz, ocağımızdır, vatanımızdır, Batum dan vazgeçmek demek Gürcistan'dan vazgeçmek demektir, dedi. İşte vaziyetiniz vahimdir, bu vaziyette sizi zorlamak istemeyiz, sizin vaktiyle Ermenistan'a yaptığınız gibi yapmayız, çünkü Türkler civanmerttirler siz de dostane olarak karar veriniz, dedim. Ertesi günü bir teklif yazmış, göndermiş. Bu teklif şundan ibarettir, Batum Livası hiçbir kayda tabi olmaksızın 1914 senesindeki hudutları dâhil olduğu halde Gürcistan'a terk edilecektir. Eğer diyor Batum Gürcistan'ın hudutları dâhilinde kalmayacak olursa biz boğulmayı tercih ederiz. Buna karşılık size Ardahan Livasını kayıtsız ve şartsız şimdiden terk ve teslim ederiz. Böyle bir teklifi kabule temayül bile etmek istemeyen Hükümetiniz bunun uygun olmadığını kendisine bildirdi. Bunun üzerine birçok müzakereden sonra Hükümet tarafından şifahi olmak üzere karşı bir teklif verilmiştir. Bunda deniyor ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Gürcistan Hükümetiyle sulh imzalamayı şiddetle arzu eder. Ardahan Livası ve Artvin kazası bugünden itibaren bize iade edilecektir. Batum liman ve şehrinin halkın serbestçe yapacağı halkoylaması ile tayin edilecektir. Ayrıca Kars için halkoyuna lüzum olmadığını kendilerine söyledik. Batum şehri ve limanından bütün Kafkasya milletleri istifade edeceklerdir. Gürcistan'da bulunan Türklerin ve Müslümanların dini ve sosyal hakları tamamen korunacaktır ve bunlar Hıristiyan Gürcülerin sahip oldukları hakların tamamına sahip olacaklardır. Henüz Gürcü Hükümeti buna cevap vermemiştir. İşte şimdi Hükümetiniz Gürcülere karşı sulh veya harp vaziyetinde bulunuyor. Vaziyetin bu safhaya geldiğini söylemekle beraber, müzakerelerin son bulduğunu ifade etmedim. Tabii müzakere burada bulunan Gürcü Elçisi ile devam edecektir. Gürcü Elçi şu anda henüz hükümetiyle telgrafla haberleşiyor. Biz Ardahan'dan başka Artvin Kazasını da istiyoruz. Anlaşacağımızı ümit ediyoruz. İHSAN BEY (Cebelibereket): Yeni vaziyet üzerine Rusya Sovyet Hükümeti, Gürcistan'a resmen harp ilan etmiş midir? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Rusya Hükümeti tarafından bir resmi tebliğ yoktur. Bizim Rusya'da bulunan... 33
34 İHSAN BEY (Cebelibereket): Rus Sovyet Hükümeti Gürcistan'a karşı askeri harekâta başladığını hangi tarihte haberdar etmiştir? AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Buna vereceğim cevap kati olamaz. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Bir hususu tamamlayayım. Azerbaycan ve Ermenistan, Gürcistan aleyhine harekâta başladığı zaman malumat vermediler. Moskova tarafından ilân edilmiş değildi... Moskova'dan resmen Gürcistan'a harp ilan edildi. Askeri harekât başka mahiyettedir. AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Malumunuz bu gibi sorulara cevap verebilmek için haberleşmenin gayet iyi olması gerekir. Hâlbuki bunun imkânı yoktur. Çünkü geçen günde okuduğum Çiçeri'nin bir beyanatı sekiz günde bize gelmiştir. Herhalde Rusya Hükümeti Komünist iken birdenbire orada bulunan kuvvetlerin çekilmesinden istifade bir hükümet yaparak... Bolşevik Rusya'nın düşmanı olan bir fırkanın meydana gelmesini memnuniyetle karşılamaz. RASİM BEY (Cebelibereket): Bendeniz bu davayı biraz karışık görüyorum. Hükümet Reisi Paşa Hazretleri İngiliz parmağı yine Kafkasya'ya girmiştir ve tesirini göstermeye başlamıştır, dedi. Binaenaleyh o tesirin neticesi olarak Azerbaycan Hükümeti Gürcistan'a hücum etmiştir ve Gürcistan ile Azerbaycan arasında... Aynı zamanda Taşnak Hükümetinin elinde bulunan... Azerbaycan'la birlikte Gürcistan'a hücum etmişler. (yok yok sesleri) Şimdi bendeniz anlamıyorum Gürcistan İngilizlerin oyuncağıdır. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): İngiliz tesir ve nüfuzu... Kafkasya'da faaliyete başlamış olduğuna dair emareler vardır. Gizli olarak bu istikamette seyahat ettirmekte olduğumuz bir kişinin vermiş olduğu bir rapora göre İtilaf devletleri, bilhassa İngilizler Kafkasya'da milletleri, Bolşeviklik aleyhinde olmak üzere bildiriyor. Bu meyanda Gürcistan'ın da ihtimaline karşı Azerbaycan ve Ermenistan Kızıl Ordu kuvvetlerinin harekete geçmiş olması muhtemeldir. Harekât Kızıl Ordu kıtalarının taarruzu ile başlamış olmakla beraber, İngilizlerin teşvikiyle hazırlanmakta olan Gürcüler... Bir taraftan Kızıl Ordu Gürcistan'a taarruz ederken, bunların aleyhine hükümet darbesi yapıyorlar. Tabii bunları birbirinden ayrı tutmak lazım gelir ve Ermenilerden Bolşevik olan, hakikaten iltihak eden diğeri yalandan... Bu hakiki Komünistler Gürcistan taarruzunu icra... Ermenistan'ı tahliye ettiler ve gittiler. İki bölük kalmıştı. Hâlbuki dağlara çekilmiş olan Taşnak Ermenileri bu vaziyetten istifade ettiler ve dört bin beş yüz kişiyi öldürdüler, esir ettiler ve ondan sonra geldiler Erivan'ı zapt ettiler. Ermeniler bir taraftan Gürcülere karşı Ruslarla beraber hareket ediyor, diğer taraftan Kızıl Ordu aleyhtarı Taşnak Ermenileri var. Kızıl orduya karşı hareket ediyorlar. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): İtilâf devletleri her yerde her türlü fesat çıkarmaya çalışırlar. İtilaf devletleri Gürcülere ciddi bir yardımda bulunmamış... Teşvik ve tahrik bu mahiyetten ziyade Bolşevikliğin yayılmasını önleme mahiyetindedir. Azerbaycan Gürcülerden bir şey istemiyor. Ermeniler de 34
35 Gürcülerden bir şey istemiyor. Gürcülerden isteyen bir kimse var ki o da Ruslardır. İlk evvela bunları pençelerine aldılar. Şimdi Ermenilere de böyle taarruz etmek fikrini besliyorlar. Ermenilere de Ruslar daha önce taarruz etmek fikrini taşıttılar. Fakat Lehistan meselesi çıkınca o vazifeyi bize yaptırdılar. Biz Müslüman ahaliyi kurtarmakla beraber, ileri giderek ne zaman ki bunu gördüler, o zaman parsayı toplamaya geldiler, karşımıza çıktılar, Ermeni sulhunu neticesiz bıraktılar. Gürcüler verilen notalara cevap vermediği surette, yapılan baskı neticesinde Gürcüler yine Bolşevik olacak, karşımıza yine Gürcü Bolşevik Hükümeti çıkacak ve bu acı fakat pek acı olacak. Rica ederim Rusların bize temin edeceği menfaat nedir? Rus Türk siyaseti istikbalde ne olur onu bugün bilmeliyiz. Biz böyle Rusların yardımına koşuyoruz. Biz muharebe ettiğimiz zaman sol kanadımızdan pek güzel vurabilirler. Zannediyorum ki biz Rusların imdadına yetişiyoruz. İleride kendi hayatımızı tehlikeye koyacaklar. Eğer fikrimiz Ruslarla birlikte yaşamak ise nereden birleşelim efendiler? Ben Azerbaycan'dan görüyorum. Azerbaycan'a gidelim, ona hayat verelim. Ruslar Azerbaycan'a hayat versin. Sağlam bir prensip takip etmeliyiz. Evet, biz Ruslarla ittifak edeceğiz. Rusların emel ve gayesi oradaki Türklük âlemi ile bizi birleştirmemek. Van'ı, Muş'u Ermenilere verin diyordu. Yakıp yıkarken benim onunla ittifak etmem mümkün değildir. Bendeniz diyorum ki Batum'u almayı sonraya bırakalım. Galip bir vaziyette başlarının ucunda bulunarak kendilerini memnun edelim. Gürcistan a taarruza geçmeyelim. Çünkü o taarruz Bolşevik Ruslara yarar. Ermenilere olduğu gibi olur. Ben Hükümetin bu siyasetini katiyen yanlış görüyorum. Buyurdular ki bugün Gürcülerin aczinden istifade edilir. Yarın Gürcüler kuvvet kazanırlarsa bize taarruz ederler. Bunu düşünüyorlarsa eğer öyle bir yerde dur ki yarın Gürcü seni... Ben büyük tehlikeyi Ruslarda görüyorum. İttihat ve Terakkinin hatasını tekrar edersiniz. Efendiler Ruslarla hâlâ bir seneden beri münasebetimiz var. Toplarsanız sıfırdır. Bilâkis Ermenistan' da gördüğümüz bir zarar var. Bolşevikliği vaziyetimize muvafık görüyorsak memleketimizde, Rusların samimiyetinden emin oluyorum. Onu ayrıca ve açıkça konuşayım. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Ruslar Kızıl Ordu ile Gürcistan'a taarruz ederken bize malumat dahi vermemişler, bizi müştereken harekete davet etmemişlerdir. Dün gece yarısı yatağından kaldırdığımız Rus sefiri Medivani'nin bana söylediği de hudutlarınız dardır, oturunuz yerinizde... Binaenaleyh herhangi bir hareket için teşvik etmemektedirler. Bize, gelin bu Elviyei Selase yi işgal edin, müştereken Gürcü Ordusunu dağıtalım, dememişlerdir. Çiçerin de vaktiyle, bize Elviyei Selase yi ağzınıza almayın, Batum Şehri bir Rus şehridir, demişti. Binaenaleyh Ruslar bizim Elviyei Selase yi işgalimize taraftar değildirler. Şimdi Efendim mesele, Milli Misakımız dâhilinde olduğunu iddia ettiğimiz Elviyei Selase de ahalinin halkoyuna müracaat etmek suretiyle Elviyei Selase yi almak istiyoruz veya herhangi bir şekilde bir fikrimizi temin etmek istiyoruz. Gürcüler, Rusların umumi taarruz karşısında ya mağlup olacaklar veya galip gelecekler. Gürcüler galip geldikleri takdirde, İngilizlerin ve bilhassa Fransızların yardım 35
36 ettikleri kuvvetli bir ordu karşısında mücadeleye mecbur kalacağız. Eğer Ruslar Gürcüleri mağlup ederlerse, Hüseyin Avni Bey in dediği gibi, Ruslar Gürcüleri derhal Komünist yapacaklardır. Binaenaleyh Elviyei Selase yi almak istiyor isek alınacak zaman bu defadır, alınacak an bu dakikadır. Sulh ile alınmazsa tabii cebren alınır. Hüseyin Avni Bey buyurdular ki Ruslar, bizim Doğu Müslümanları ile olan irtibatımızı kesmek istiyorlar. Bunu biran için kabul edelim. Fakat İngilizler de bunu yapmak istiyor. Binaenaleyh Kafkasya da İngiliz ve Rus mücadelesinden hangisi bizim için ehveni şer olabilir? Ben zannediyorum ki Rusların böyle bir maksadı olsa bile, bizi Doğu Âlemiyle irtibattan menedemeyecekler. Fakat İngilizler bizim için daha tehlikeli olabilir. Bir de buyurdular ki Hükümetin siyasetini bu noktadan kabul etmem, beğenemem. Yani harp arar gibi bir siyaset demek istediler. Arz ediyorum ki bilhassa Yüce Heyetiniz harp etmek fikrinde değildir. Harp etmemek için ne yapmak lazımsa yapacağız. Çünkü her zaman arz edildiği üzere Büyük Millet Meclisinizin takip ettiği siyaset harp siyaseti değildir. İşte bunun içindir ki mesele Yüce Heyetinize arz edilmiştir. Bugün vaziyet budur. Milli Misakımızda Elviyei Selase bizimdir, diyoruz. Vereceğiniz kararı buna düşününüz, ona karar veriniz. Hükümetiniz ona göre tatbik edecektir. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Reis Paşa Hazretlerinin son söylediklerinden anlaşılıyor ki iş harp derecesine gelmiştir. Affınıza sığınarak söylüyorum ki bugün Ruslar bulunduğu yerlerde... İngilizler Britanya'da bile barınamayacaktır. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Hükümet Reisi Fevzi Paşa Hazretlerinin söylediği, mutlaka harp ilan edeceğiz, harpten başka çaremiz kalmadı, şeklinde değil ki. Gürcüler galip gelirlerse, maneviyatları yükselirse, o zaman mı harekete geçeceğiz? (hayır, hayır sesleri) Gürcü Hükümeti, Gürcü ordusu perişan olursa, Ruslar oraları istila ederse, komünistleştirse, ondan sonra mı harekete geçelim? (hayır, olmaz sesleri) O halde bugün harekete geçmek için en uygun bir zamandır. Fakat tamamen Milli Misakı tatbik ettirmek için bu mümkün olamıyor. Gürcüler Batum u vermeyi kabul etmiyorlar, fakat birçok şeyleri kabul ediyorlar. Ardahan'ı, Artvin'i verecekler. Bir kaza daha ilave ediyoruz, Artvin. İhtimal onu da kabul edecekler. Ne kalıyor üst tarafı? (çok uygun sesleri) Yani hemen bu yerleri fiilen işgal etmeliyiz. Ardahan'ı ve Artvin'i silah patlamaksızın onların muvafakatiyle işgal edelim. Bu da iki türlü olabilir. Ya bizim tekliflerimizi ateşkes şartları olarak kabul ederler veyahut imza etmeden onlara deriz ki siz kuvvetlerinizi çekiniz, bize teslim ediniz. Fakat herif hayır bunu da kabul etmeyeceğim ve size burasını vermem derse, düşünüyoruz ve o zaman çaresiz hareket yapacağız. Böyle bir ihtimal karşısında karar vermek Yüce Heyetinize aittir. Buyurdunuz ki sizin düşüncenize göre İngilizler perişan olmaktadır. Beni mazur görünüz, ben aksini düşünüyorum. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Bolşeviklerle temas olursa, Bolşevikler bizi Batum'dan kovmaz mı? MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Böyle bir ihtimal karşısında cevap vermek... 36
37 HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Kabul ettim bendeniz... Ruslar ileri gideceklerdir, bizi de Batum' da... MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Batum'u işgal edeceğiz değil, fiilen Ardahan'ı ve Artvin'i işgal edeceğiz diyoruz. Esasen fazla olarak Batum Limanı hakkında da diyoruz ki eşit olarak faydalanacağız. Bir taraftan Fransızlar, İngilizler Batum'a cephane ve silah getiriyorlar. Belki de işgal olunur. Bunlar sonra düşünülecek şeylerdir. Bugün yapmak istediğimiz, fiilen bir Kars ve Ardahan ı işgal etmek, Batum u da sonraya bırakmak, yani halkoyuna bırakmak. (uygundur sesleri) RÜSTEM BEY (Oltu): Mademki Ardahan'ı kendi arzularıyla bırakıyorlar, kan dökülmeksizin hemen işgal etmek doğrudur. Geriye kalanlar sonra düşünülür. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Fiilen buralarını işgal edeceğiz. Batum şehri ve arazisi hakkında da bir halkoylaması kabul ediniz. Bir şart daha vardır, onlar da bize diyorlar ki Artvin'i de vereceğiz. Fakat siz de Batum üzerindeki hukukunuzdan vazgeçiniz. Bu tetkik edilmesi lazım bir tekliftir. O halde sulh yapmazsak Gürcülere diyebiliriz ki bizim maksadımız şimdilik buralarını işgal etmektedir. Sizinle de harp etmek istemiyoruz. Kuvvetinizi çekiniz biz buraları işgal edeceğiz. Eğer bunu kabul ederlerse, sulh imza edilmese dahi yine işgal ederiz. SUAT BEY (Kastamonu): Mesele belli oldu. Şimdi eğer Kafkaslarda bir karışıklık olur ve bugünkü müsait vaziyeti kaybetmek ihtimali ortaya çıkarsa, o vakit çok dikkat etmek lazımdır. Orası Bolşevik olduğu zaman buna imkân olacağını tahmin etmiyorum. Bu sebeple, bu en müsait zamandır. Fakat bu elimizdeki müsait vaziyeti tehlikeye sokmamalıyız. Sonra bir şey daha istirham edeceğim. Böyle mukadderatımızı en çok alakadar eden bir meselede ayak üzerinde derhal bir karar vermek uygun olmasa gerektir. Son kararı vermek için yarın sabah müzakere edilmesini kabul edelim. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Dün gece saat üçte Yüce Heyetinizi toplamak istedik. Yalnız ona imkân olmadığından bugüne kaldı. SUAT BEY (Kastamonu): Dün gece davet edilmiş olsaydık. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla): Saat üçte belli oldu. ZİYA HURŞİT BEY (Lazistan): Efendim, bugün ister İngiliz parmağı ile olsun isterse... Gürcülere karşı Sovyetler ve Azerbaycan kuvvetleri harbe başlamıştır. Bugün Milli Misak dâhilinde bulundurduğumuz bu meseleye biz kaygısız kalamayız. Şimdi Gürcüler Batum, Ardahan ve Artvin'i işgalde bulunduruyorlar. Malumunuz buraları o vakit İngilizler tarafından işgal edilmişti, getirdiler buraları Gürcülere işgal ettirdiler. Bu arazinin bizim olduğuna dair hepimizin kanaati var ve burayı hiçbir zaman terk etmeyeceğiz. Buna da hepimizin ayrı ayrı kanaati var. Batum ve havalisi için halkoylamasına müracaatı teklif ediyorlar. Bendeniz buna taraftar değilim. Eğer oralar, Hıristiyan Gürcülerin idaresinde iken halkoylaması 37
38 yaparsak, her yerde olduğu gibi orada da kuvvetli olan kazanacaktır. Binaenaleyh Yüce Heyetiniz buna karar vermelidir ve biz Batum ve havalisini Milli Misak gereğince tamamıyla işgal etmeliyiz. Fakat Ruslar Batum'u işgal ettikten sonra yine bizim hududumuza gelecekler ve bu Bolşeviklik propagandalarına devam edecekler. AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): Bendeniz yalnız Ziya Bey in halkoylaması tatbiki hakkındaki düşüncesine cevap vermek istiyorum. Burada mühim bir kayıt var, ahalinin tamamıyla serbest olarak oy vermesi lazımdır. Bittabi Batum şehir ve livası Gürcü askerinin işgali altında bulunduğu müddetçe orada bulunan ahali, oyunu serbestçe kullanamaz. Gürcü Hükümeti oradaki askerlerini çeker, iki devlet müşterek bir ordu gönderir ve bu şekilde ahali oyunu kullanabilir. CEMİL BEY (Kütahya): Evvelce bu mesele... HAKKI HAMİ BEY (Sinop): Doğu da başlayan bu muharebede bir vaziyet almaya mecburuz. Fakat bu vaziyetin neticesi bize arazi kazandırmayacaktır. Şunu arz etmek istiyorum ki Batum Şehri hakkında bilhassa Rusya Hükümeti tarafından bu muharebeye başlandığı hissedilmektedir. Bize tebliğiyle ve harbe iştirak hakkında kendisinin bize bir teklifi olmadıkça Batum için dökeceğimiz kan, zannederim ki Rusların menfaatinedir. O halde mademki henüz Rusya Hükümeti, yine Paşa Hazretlerinin buyurdukları gibi bizim de teşebbüsümüze lüzum olmadığını Eşçisi söylemiştir. Bizim yapacağımız şey, sulh yoluyla ve kan dökmeksizin Ardahan ve Artvin'i Gürcülerden alabilmektir. Batum meselesine gelince, burayı harp ile almalıdır. Fakat bir şartla, eğer Doğu siyasetinin, bizim için daima parlaması ve daha doğrusu Rusya'nın düşmanları ki bizim düşmanlarımızdır, onların ezilmesi... Lakin Gürcü Hükümeti buna yanaşmazsa, şüphesiz ona karşı da Hükümetin lakayt kalması doğru bir şey değildir. DR. ABİDİN BEY (Lazistan): Batum, Ardahan, Artvin, Acara, buralarda bir seneye yakın bulundum. Emin olunuz ki buradaki ahalinin hepsi Müslümandır. Bir tek Rus'a tesadüf edilemez. Birçok arkadaşlar söylediler ki Rus ihbarcılardan çok Bolşevik ihbarcılardan korkuyorlar. Binaenaleyh karşımıza yine bir Gürcistan Bolşevikliği... Buradaki Müslüman ahalinin kurtulması zamanıdır diyoruz. Ona göre ben de diyorum ki Artvin'e kadar hemen ordularımızın hareket etmesi lâzımdır. Bu yerler Lazistan la bir bütündür. İttihat ve Terakkiciler bunları güya düşünmemişler ve güya pek çok fenalıklar yapmışlar, evet olabilir. Fakat bunlar da hep bir vatan olması için çalışmışlardır. Burada beyan buyurdukları vakitte bize pek menfaatli olan Ardahan, Batum, Kars'ın bize kalmasıdır. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bugünkü şartlara göre Milli Misaka muhalif bir sulh imzalayamaz. Bunda mahzurlar vardır. Çünkü böyle ufak bir mesele için değil, istiklalimizi temin ve müdafaa için Londra'ya giden delegelerimizin gayesi de Milli Misaktır. Bundan vazgeçemeyiz. Onlar da bütün cihana karşı bunu müdafaa edeceklerdir. 38
39 Binaenaleyh diğer taraftan Gürcülerle sulh yapmak isterken bundan fedakârlık yapmak olmaz. Şimdi bizim, Gürcü Elçiliği vasıtasıyla Gürcistan Hükümetine tebliğ ettiğimiz şifahi bir nota ki bugünden Ardahan Livasını ve Artvin kazasını ihtiva eder. Buraları bize iade ve teslim edecekler. Diğer taraftan Batum Limanı ve Şehri için ahalisinin oyuna müracaatla vaziyeti tespit olunacaktır. Halkoylamasına müracaat zamanını da onlara bırakıyorum. Yani orada da Milli Misakın emrettiği kaydı ifade ediyoruz. Şimdi bu esas dairesinde bir sulh yapmak isterlerse onu imzalayabiliriz. Fakat Batum kayıtsız ve şartsız terk olunacaktır kaydını ihtiva eden bir sulhu imzalayamayız. O halde sulh yapılmadan bugün ne temin etmek istiyoruz? Ardahan Livasını, Artvin de dâhil orayı fiilen işgal etmek istiyoruz ve Batum'u da halkoylamasına bırakıyoruz. Binaenaleyh biz Gürcülere diyebiliriz ki biz hemen burasını işgal etmek istiyoruz ve aslında sizi mağlup etmek istemiyoruz. Siz çekiliniz, yalnız bu işgal muamelesini biz himaye etmek istiyoruz. Çünkü şimdi daha sulh yapmamışızdır. Bizim ordumuzu oraya sokalım, oraya gelelim işgal edelim. Bunun için Hükümeti serbest bırakırız. Bittabi sulh yapılırsa yine buraya gelecek. Harp yapılırsa belki de bugünden karar vermek lazımdır ve harp yapılacak olursa dediğim daireyi geçmez. HACI MUSTAFA EFENDİ (Ankara): Şimdi biz sulh ile Ardahan ve Artvin'i işgal edersek, sonra Ruslar Gürcistan'da galip gelecek olurlarsa ve bize de oradan hududunuza çekiliniz derlerse biz o vakit ne gibi bir vaziyet alırız? MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara): Arz edeyim, biz Kars ı işgal ettik, Gümrü'yü işgal ettik ve daha birçok yerleri işgal ettik. Ermenistan Komünist oldu ve Komünist bir Ermeni Hükümeti var. Elviyei Selase den çekiliniz demediler, yalnız Gümrü'yü tahliye ediniz dediler. Biz bu teklife riayet etmedik ve etmediğimizden dolayı da onlar bizimle harp etmediler ve edemediler. Bugün şifahi bir notamız vardır. Buna evet veya hayır cevabı gelecektir. Ondan sonra alacağımız vaziyeti üç dört gün sonra arz ederiz. Bir şey daha arz edeyim ki tabii Yüce Meclis bu işlerle alâkadardır. Bence mahzur vardır, hareket durmaz ve ihtimal ki bu gece karar verilir de askeri harekât yarın başlayabilir. (müzakere kâfi sesleri) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Burdur Mebusu Veli ve Bursa Mebusu Muhittin Baha Beylerin önergesini okutuyorum. TBMM Başkanlığına Müzakerenin yeterliliği kararıyla, Batum hakkında halkoylamasına müracaat esasından asla feragat edilmemek şartıyla, icabına göre hareket etmek üzere Hükümete salahiyet verilmesini teklif ederiz. Burdur Mebusu Veli Bursa Mebusu Muhittin Baha 39
40 HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Önergeyi kabul edenler. Kabul edildi ŞUBAT 1921: HÜKÜMET REİSİ FEVZİ PAŞA NIN, ARDAHAN VE ARTVİN İN GÜRCÜLER TARAFINDAN TAHLİYE EDİLDİĞİNE DAİR BEYANATI (1.Dönem, 1.Yasama Yılı, 156.Birleşim, Gündem: 8/1) Sovyet Kızıl Ordusunun Gürcistan ı işgale başlaması ile telaşa kapılan Hükümet, üç gün önce Ardahan ve Artvin i geri almak için Meclisten yetki almıştı. Bu yetki ile derhal Gürcü Hükümetine bir nota gönderdi ve notanın cevabı olumlu gelince Kazım Karabekir Paşa nın Doğu Ordusu birlikleri Ardahan ile Artvin e doğru harekete geçti. İki ateş arasında çaresiz kalan Gürcistan Hükümeti buradaki kuvvetlerini çekmek zorunda kaldı ve silahlı bir çatışma olmadan bu iki merkez kurtarıldı. FEVZİ PAŞA (Vekiller Heyeti Reisi): Doğudaki vaziyete dair Yüce Heyetinizden aldığımız salahiyet ile o gece Hükümetimiz toplanarak, buradaki Gürcistan Elçisine bir nota gönderdik. O notayı okuyorum. Gürcistan ın Salahiyetli Temsilcisi Medivani Hazretlerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetiyle, Gürcistan Hükümeti arasında anlaşma yapmayı ciddi ve samimi olarak arzu ettiğimizi, buraya geldiğinizden beri yapılan müzakereler sırasında size ifade ettiğim bu sulhun esaslarını da tarafınızdan yapılan teklife karşılık olarak şifahi bir nota ile tebliğ etmiştim. En son 20 Şubat 1921 gecesi yapılan müzakere neticesi üzerine bugün öğleden sonra saat dörde kadar bir cevap vereceğinizi bildirmiş olmanıza rağmen henüz bir cevabınız bize ulaşmamıştır. Bu meseleyi bugün (21 Şubat 1921) müzakere eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin verdiği karara göre, Hükümetimiz 23 Şubat 1921 tarihinden itibaren Ardahan ve Artvin i idaresine almak için tertibatını tatbik edecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Gürcistan Hükümetiyle harp etmek arzusunda olmadığından bu mıntıkanın Gürcü Hükümeti tarafından belirtilen 22 Şubat 1921 tarihinden itibaren tahliye ile tarafımıza teslim edilmesini arzu ediyoruz. Bu teklifimiz kabul edildiği takdirde, mevcut dostça münasebetimizin devam edeceğini beyan ederiz. 23 Şubat 1921 tarihi akşamına kadar tatbikini teklif eylediğimiz bu hareket için Gürcü Hükümeti tarafından münasip bir cevap alamadığımız takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hükümetimize vermiş olduğu kararı tatbik ederken mecburen askeri tedbirleri alacağımızı bildiririz. 1 TBMM Gizli Celse Zabıtları (21 Şubat 1921), 1.Dönem, c.1, s , 40
41 Eninde, sonunda pek samimi lisan ile beyan eylediğimiz gibi taraflar arasında devam edecek bir dostluğun resmen teyidine yardımcı olacak bir sulhun imzalanabilmesi için bu teklif ve harekâtımızın Gürcistan Hükümeti tarafından iyi niyetle kabul edileceğini ümit eder ve saygılarımın kabulünü rica ederim. Dışişleri Vekili Ahmet Muhtar FEVZİ PAŞA (Devamla): Bu notayı verdikten sonra Hükümetin kararıyla Gürcüler bu notaya uygun cevap vermedikleri takdirde askeri harekâta başvurulacaktı. Fakat askeri harekâta lüzum kalmadan Gürcüler uygun cevap verdiler. Ardahan ve Artvin'i tahliye ettiler. Dün Doğu Ordusu kuvvetleri ahalinin büyük sevgi gösterileri arasında Ardahan ı işgal etmiştir. Artvin'in de bugün yahut yarın işgali tamamlanacaktır. Hükümetimiz kan dökmek istemediğinden daima komşu Hükümetlerle anlaşmak ve uyuşmak istediğini pek güzel ispat etmiştir. Çünkü bugün Gürcistan Ordusuna dört taraftan taarruz edilmiştir. Gürcüler üç koldan ilerleyen Bolşevik ordularına karşı koymakta ise de peyderpey yeni kuvvetlerle takviye olunan Bolşevik kuvvetlerinin ilerlemektedirler. Bundan başka Güneye doğru inmekte olan Kızıl Ordu kuvvetleri Kağra'ya doğru hücuma başlamışlardır. Fakat bu hücumu Fransızlar denizden harp gemilerinin ateşleriyle durdurmuşlar bu şekilde Gürcülere yardım etmişlerdir. Demek ki harp, her iki taraftan artan kuvvetlerle şiddetlendiğinden, bizim zaten hazır bulunan Ordumuzun da bu harbe dâhil olması Gürcüler için içinden çıkılamayacak bir derecede iken biz komşu hükümetlerle daima dostluk yapmak istediğimizden bu harekete bir mecburiyeti görmedikçe karar vermedik. Ancak mademki Gürcistan Hükümeti bizim arzumuzu kabul etmiştir, harbe lüzum yoktur. Binaenaleyh Gürcüler Ardahan ve Artvin'i tahliye etmişler ve dünden itibaren her iki kaza Büyük Millet Meclisi idaresine dâhil olmuştur. MUSTAFA LÜTFİ BEY (Siverek): Paşa Hazretleri, notada Batum hakkında hiç bir bahis yok. FEVZİ PAŞA (Devamla): Notamızda işgal edeceğimiz mıntıkayı göstermiştik. Batum'u esasen işgal etmeyeceğiz. Yalnız imzalanacak anlaşmaya göre halkoyuna müracaat olunacaktır. Fakat henüz anlaşma imzalanmamıştır. İmzalanacak anlaşmanın şartları Yüce Heyetinize arz olunacaktır. TAHSİN BEY (Aydın): Onların işgali altında bulunan bir memlekette halkoylamasına müracaat etmek nasıl olur? FEVZİ PAŞA: Hayır Efendim, öyle olmayacaktır. Her iki tarafın kuvvetleri de çıkarak yalnız iki tarafın jandarmaları tarafından emniyet temin edilir ve bu şekilde halkoylamasına müracaat edilir. 41
42 BİR MEBUS BEY: Ateşkes imzalanmadı dediğinize göre Gürcü Hükümeti ile biz hâlâ harp halindeyiz, öyle mi? FEVZİ PAŞA: Henüz harpte değiliz. Fakat herhalde işgal ettiğimiz yerler için bir ateşkes anlaşması imzalamak lâzımdır. Şimdi henüz anlaşma imzalanmadı, ama ateşkes halindeyiz. MUHİTTİN BAHA BEY (Bursa): Bana kalırsa, Büyük Millet Meclisi kararını vermiştir. Milli Misakı yegâne rehberimizdir. Hükümet zaten o dairede hareket ediyor. FEVZİ PAŞA: Tabii Milli Misaka göre, halkoylamasına müracaatla meseleyi halledeceğiz ve bunun neticesine göre muamele yapılacaktır. ABDÜLHALİM ÇELEBİ EFENDİ (Başkan Vekili): Cumartesi günü toplanmak üzere celseyi tatil ediyorum. 1 (İki gün sonra, 26 Şubat 1921 günkü oturumda Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa dan gelen aynı konu ile ilgili bir telgraf okundu.) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşanın telgrafı okunacaktır. 2 TBMM Başkanlığına 23 Şubat 1921 sabahı Ardahan a Osmanlı Sancağı çekilmiştir. Ardahan ahalisi askerimizi uzak mesafelerden pek parlak merasimle karşılamışlar, her askeri alınlarından öperek bağırlarına basmışlar, sevinçli gözyaşları dökmüşler ve Milli Meclisimize ve Hükümetimize hayırlı dualar etmişlerdir. Milli birliğimizin neticesi olan bu yeni muvaffakiyetten dolayı, Şark Cephesi adına muhterem Meclisimizi hürmetle tebrik ederim. Milli davamızın muvaffakiyetle neticeleneceğinden emin olarak Ordumun milli iradeyi icraya heran hazır bulunduğunu da arz ederim. 23 Şubat 1921 Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir 1 TBMM Zabıt Ceridesi (24 Şubat 1921), 1.Dönem, c.8, s , 2 TBMM Zabıt Ceridesi (26 Şubat 1921), 1.Dönem, c.8, s.435, 42
43 1 MART 1921: TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL PAŞA NIN İKİNCİ YASAMA YILI AÇIŞ NUTKU (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 1.Birleşim, Gündem: 3/1) Millet Meclisin Birinci Yasama yılı, çok büyük tehlikeler ve tartışmalar arasında tamamlandı. İç isyanlar, Kuva-yı Seyyare ayaklanması, Ülkeyi ve Meclisi uçurumun kenarına getirdiği bir sırada, İnönü mevzilerinde Yunan kuvvetlerinin durdurulması ve Kütahya da Kuva-yı Seyyare isyanının bastırılması durumun ancak daha kötüye gitmesini önledi. Müttefik devletlerin, Ankara Hükümetini Barış Konferansı için Londra ya davet etmesi moralleri düzeltti. Meclis bu ortamda yeni yasama yılına başladı. MUSTAFA KEMAL PAŞA (Meclis Başkanı): Bugün her cephede üstün bir biçimde savaşan ve Vatan savunmasının ne demek olduğunu tam anlamıyla bilen ordularımız vardır. (alkışlar) Bu ordular sayesinde Doğuda Ermenistan zaferini kazandık ve Batıda Yunanlıları yendik. (alkışlar) Doğu Ordumuzun etkili durumu bize milli tutsaklığımızın önemli bir nedenini oluşturan Kars, Ardahan ve Artvin'in geri alınmasını sağladı. (alkışlar) Ordularımız ülkeyi koruma ve ülkenin tam bağımsızlığını sağlama gücünü göstermeye, ispat etmeye hazır bulunuyorlar. (yaşasın sesleri) Ermenistan ve Gürcistan ile aramızdaki ilişkilerin de yakında düzeleceğini ve milli yararlarımıza uygun bir şekle ulaşacağını ümit ederiz. Rus Bolşevik Cumhuriyetiyle mevcut ilişkilerimiz iyi bir şekilde oluşmakta ve devam etmektedir ve bu ilişkiyi halen Moskova'da bulunan yetkili heyetimizin katıldığı konferansta daha ciddi esaslara dayandırarak kuvvetlendirmeye çalışmaktayız. Bu çalışmamızın tamamen Millet arzusuna uygun olacağına şüphe yoktur TBMM Zabıt Ceridesi (1 Mart 1921), 1.Dönem, c.9, s.2-7, 43
44 10 MART 1921: DIŞİŞLERİ BAKAN VEKİLİ AHMET MUHTAR BEY İN LONDRA KONFERANSI, RUSYA VE GÜRCİSTAN İLİŞKİLERİ HAKKINDA AÇIKLAMALARI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 8.Birleşim, Gündem: 2/1) Londra Konferansı görüşmeleri ikinci haftasını tamamlamıştı. İtilaf delegeleri Sevr Antlaşmasının maddelerinde değişiklik yaparak, tekrar masaya getirmek istediler. TBMM delegeleri ise Milli Misaka dayanarak Sevr Antlaşması'nı hiçbir şekilde kabul etmediklerini dile getirdiler. Bu sırada altı ay önce başlayan ve henüz sonuçlanamayan görüşmeler Moskova da devam ediyordu. Haberleşme tam sağlanamadığı için Moskova daki Delege Heyetinden açıklayıcı haberler alınamıyordu. AHMET MUHTAR BEY (Dışişleri Vekili): Doğu ile Batı arasında gayet mühim bir mevki işgal eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin, şu sırada bir taraftan Batı da, diğer taraftan Doğu da yapılmakta olan iki konferansta geleceğini müzakere etmekte olduğunu biliyorsunuz. Binaenaleyh bugün önce Londra'daki Konferansta cereyan etmiş olan bazı hadiselere ayırdıktan sonra, sözü Moskova'da Gürcülerle yapılmakta olan müzakerelere getireceğim. Londra Konferansına malum olan şartlar dairesinde katılmış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Delege Heyetinin Konferansa kabulü hakkında lazım gelen malumat bundan evvelki celselerin birinde arz edilmişti. (söylemediniz sesleri) Söylendi Efendim. Çok iyi hatırlıyorum ki Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri bu hususta bir telgrafı burada okudukları zaman bir söz burada söylenmişti. MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Gazeteler yazdı. AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Gazetelerde değil, resmi tebliğle bildirildi. Unutulmuş olabilir. Müzakerelerin devam ettiği bir, iki mühim nokta vardır ki bunlardan birisi muhtelif ajansların verip bizim gazetelerimiz tarafından yayınlanmış olan telgraflardaki, tebliğlerdeki beyan edilen maddedir. Trakya ve İzmir'de meydana gelen hadiseler üzerine kurulmuş olan milletlerarası bir tahkikat komisyonu tarafından yerinde tetkik edilerek bir hüküm verilmesi hakkındaki bir tekliftir. Bizim Delege Heyetimiz bu teklif karşısında, bu kadar zulme karşı lehimize karar çıkacağı düşüncesiyle kabul etmiştir. Fakat bu müzakerenin neticesi hakkında bize gönderilen rapora cevaben gönderilen talimatta, Yunan askeri idaresi oralarda bulundukça, Türk Hükümeti tekrar oraları idaresine almadıkça hiçbir tahkikat komisyonunun oralarda bir netice alamayacağını kendilerine yazılmıştır. Fakat Yunan Hükümeti tabii neticeden emin olmadığı için bunu reddetmiş ve binaenaleyh bu mesele bu şekilde bizim lehimize ve Yunan Hükümetinin aleyhine bir tesir bırakmıştır. İkinci yahut üçüncü celsede Baş Delegemiz Bekir Sami Bey, Kürdistan ve Ermenistan hudutları, mali kontrol, iktisadi münasebetler ve boğazların serbestliği hakkında bazı sorulara muhatap olmuştur. Yüce Heyetiniz de bilir ki bu Memleket Kanuni Devrinde olduğu gibi, ta 44
45 Viyana'ya kadar hudutlarını ilerletse, mali istiklaline sahip olmadıkça, buna bağımsız bir hükümet ve devlet denemez. Bu sebeple biz katiyen mali bir kontrol ve teftiş kabul edemeyiz, bu şartlar altında imzalanacak sulhumuz yoktur. Düyunu Umumiye yi de kabul edemeyiz. Kürdistan meselesine gelince, böyle bir mesele bizde mevcut değildir. Çünkü Yüce Heyetiniz ve onun içinde bulunan Kürdistan Vilayeti mebuslarının da her vesilede söyledikleri gibi, biz ayrılık kabul etmez bir şekilde birbirimize bağlı olduğumuzdan, yalnız bir Türkiye meselesi vardır: Kürdistan meselesi yoktur. Bunu Avrupalılar bir defa daha öğrenmek isterlerse, Delege Heyetimiz bunu haykırarak suratlarına söylesinler, denilmiştir. (şüphesiz sesleri) Ermeni hudutları meselesine gelince, Yüce Heyetiniz pekâlâ bilir ki Gümrü'de imzalanmış, fakat malum sebeplerden dolayı bazı maddeleri tatbik ettirilememiş olan Anlaşma ile bu mesele halledilmiştir. Batı devletleriyle aramızda Ermenistan'a veya hudutlarına dair müzakere edilecek, konuşulacak hiçbir mesele yoktur. Boğazlar hakkındaki düşündüklerimiz bellidir. Bunların hepsini hülasa etmek lazım gelirse, Milli Misakta ifade edilmiş olan esaslar dairesinde bir sulh imzalamayı arzu ederiz. Sulhun taraftarıyız. Zevki için harp etmiyoruz. Bunlar kabul edildiği takdirde her vakit sulh imzalamaya hazırız. Konferansta, biz Sevr Andlaşmasını bir izzetinefis meselesi yaptık ve bu ismi katiyen değiştiremeyiz, bunu peşinen kabul ediniz, demişlerdir. Biz de dedik ki biz hakikatli insanlarız. Biz yedi, sekiz asırdan beri koca bir saltanat kurmuş bir Milletin çocuklarıyız. Onun için yeni teşekkül etmiş devletler gibi gösterişe meylimiz yoktur. Biz hakikate bakarız, ismi ne olursa olsun, yalnız maddeleri mutlaka Milli Misak esaslarına uygun olsun, biz Sevr ismini de kabul ederiz, dedik. Bu arada Fransız ve İtalyan delegelerinin bize karşı dostane bazı hareket ve ifadeleri olduğunu alınan raporlardan anlıyoruz. Fransızlar yüzümüze dostane sözler söylemekle beraber fiiliyatta bundan çekindikleri yoktur. Delege Heyetimizden aşağı yukarı sekiz günden beri bir haber alınamamıştır. Ajans Havas Konferansın müzakereleri ve umumi siyaset hakkında birçok haber verdiği halde, Delege Heyetimizden hiç bahsetmemesi ve bu kadar istişareye rağmen sekiz günden beri bir cevap alınmaması tabii dikkat çekicidir. Bunu neye yormak lazım geldiğini bendeniz de tayin edemiyorum. Yüce Heyetinizin ve kamuoyunun her halde pek büyük bir ümide düşmemesini rica ederim. Moskova Konferansına gelince, Moskova ile gayet muntazam haberleşme henüz kurulamadığı için, bu Konferansa dair tafsilatlı haberler alınamamaktadır. Bundan evvel Lenin, bütün Dünyaya yayınladığı bir beyannamede, bu Konferansa başlandığını söylediği sırada, Türklerle anlaşmanın Rusya Hükümetince çok önemli olduğunu bildirmişti. Konferans başlamazdan evvel orada bulunan Büyükelçimiz Ali Fuat Paşa ve Delege Heyetimiz, Dışişleri Komiseri Çiçerin ve Lenin ile temaslarda bulunmuşlardır. Bunlarla ilgili malumatı daha sonraki celselerde Yüce Heyetinize arz ederim. Doğuda bizi çok fazla alakadar eden meselelerden birisi de Gürcistan ile olan münasebetlerimizdir. Bundan evvel Gürcistan'ın bize ne şekilde müracaat ettiğini ve daha doğrusu bizim Ermeni askeri harekâtı sırasında nasıl kendilerine ateşkes için müracaat ettiğimizi ve binaenaleyh cevap vermediklerini, daha sonra onların bize müracaat 45
46 ettiklerini, bundan önceki celselerde tafsilatlı olarak Yüce Heyetinize arz etmiştim. Gürcistan Hükümetinin burada bir elçilik heyeti bulunuyor. Bunlarla yaptığımız müzakerelerin ilk safhasında, Artvin ve Ardahan kazaları bir tek kurşun atılmaksızın, bir tek vatandaşımızın kanı dökülmeksizin idaremiz altına girmiştir. O vakit Batum meselesini hakkında belki kalbinde, fikrinde bazı tereddütler olan arkadaşlarımıza bugün şunu müjdelerim ki bu sulh müzakereleri neticesinde, Gürcistan Hükümetinin muvafakati alınmak şartıyla Batum Liman, Şehir ve Livasının işgaline Ordu karar vermiş işgal kıtaları iki taraftan bu işgal muamelesini icra etmek üzere hareket etmiştir. (şiddetli ve sürekli alkışlar) Ağlebi, herhalde şu anda işgal edilmiştir. Eski Kars Eyaletinin içinde olan ve ahalisinin çoğunluğu Türk ve Müslüman bulunan Ağıl, Güllük, Ahısha kazalarının da bu şekilde tarafımızdan işgali için taraflar anlaşmıştır. (alkışlar) Ahısha'nın Müslümanlarla meskûn olan kısmı, orada bulunan kuvvetlerimiz tarafından işgal edilmiştir. İnşallah yarın sabaha kadar bunlar bu şekilde tamamlanmış bulunacaktır. (alkışlar) Şurasını Yüce Heyetinize arz etmek isterim ki Milli Misakta Elviyei Selase ye dair gerek Gürcülerin, gerek Avrupalıların bir şüphesi varsa, bu şüpheyi ortadan kaldırmak üzere orada halkoylaması yapılmasını kabul edeceğimizi beyan etmiştik. Artvin ve Ardahan için halkoylamasına lüzum olmadığı hususunda Gürcü hükümetiyle anlaştık. Fakat Batum üzerinde bu işgal, evvelden beri mevcut bulunan bu isteğimizin tahakkuku için kabul edilmiş bir şeydir. Yani orada biz halkoylaması neticesine göre hareket edeceğiz. ABDÜLKADİR KEMALİ BEY (Kastamonu): Öyle ise Batum da bizimdir. AHMET MUHTAR BEY (Devamla): İşte efendiler, bir aralık Batıda söner gibi görünen istikbal güneşimiz, Doğu ufuklarından yükseliyor. Bu da Yüce Heyetinizin eseridir. Hükümet adına Yüce Heyetinizi samimiyetle tebrik eder ve daha büyük muvaffakiyetler temenni ederim. (alkışlar) TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Koca Anadolu Milletini de tebrik ederiz. İSMAİL FAZIL PAŞA (Yozgat): Müsaade buyurur musunuz, Efendim? Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinden işittiğime göre, Moskova'dan gayet teferruatlı bir telgraf geldiği ve Konferanstaki müzakerelerde muvaffak olunamamış olduğunu ifade buyuruyorlardı. AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Efendim, Paşa Hazretlerinin buyurdukları gibi bir telgraf alınmıştır. Bunlardan birisi, biraz önce arz ettiğim gibi, Konferans başlamadan yapılan görüşmelere aittir. Diğeri de Çiçerin in, Gürcistan üzerine başlayan Kızıl Ordu harekâtı maksadıyla Fransızca olarak tebliğ etmiş olduğu bir nottur. Gürcistan a yapılan harekâtın ne gibi sebeplerden yapıldığı burada izah ediliyor. Zaten Yüce Heyetinize birkaç defa bazı vesilelerle bunları arz etmiştik. BESİM ATALAY BEY (Kütahya): İran'da bir hükümet darbesi olmuş. AHMET MUHTAR BEY (Devamla): Malumatım yoktur. 46
47 DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, müsaade buyurun, malumunuz Muhtar Beyefendi Cumartesi günü izahatta bulunacaklardı. Bugün istediğiniz için izahat verdiler. Şimdi konuşmak üzere söz alan arkadaşlarımız var. Buna dair müzakere açılacaksa... (hayır, sesleri) HASAN BASRİ BEY (Karesi): Bu mesele için bir gizli celse yapılmalıdır. Mesela Batum Mebusu burada birkaç söz söyler. Bunu dinlemek lazımdır. (müzakere kâfi sesleri) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): İzahatı kâfi görenler lütfen el kaldırsın. (kâfi sesleri) İzahat kâfi görülmüştür EYLÜL 1921: DIŞİŞLERİ BAKANI YUSUF KEMAL BEY İN, KARS KONFERANSI HAZIRLIKLARI HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 75.Birleşim, Gündem: 2/1) Güney Kafkasya nın üç devleti Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, Sovyet Kızıl Ordusu tarafından işgal edilmiş ve Rus Sovyet Devletinin güdümüme girmişlerdi. Ankara Hükümeti Ruslarla Moskova Andlaşmasını imzalayınca Ruslar, bu üç devletle tek bir andlaşma imzalanmasını istedi. Türk Hükümeti Konferansın önce Ankara da toplanmasını teklif etti. Bu istek kabul edilmeyince, Kars ta yapılması kararlaştırıldı. Dışişleri Bakanı hazırlıklar hakkında Meclise bilgi verdi. DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Söz Dışişleri Vekili Yusuf Kemal Bey in YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında Kars'ta toplanacak Konferans hakkında malumat vermem istenildi. Bu meselenin tarihçesinden kısaca bahsetmek lâzım gelirse, malumunuz Delege Heyeti Rusya ya gittiği sırada Rusya Dışişleri Komiserliği tarafından buraya gelen bir telgraf ile Hükümetimizle Rusya arasında cereyan edecek müzakerelerin bir konferans şekil ve halinde cereyan ettirilmesi arzu ediliyordu. Delege Heyeti buradan ilk gittiği sırada böyle bir haber yoktu, buna yolda haber aldık Dışişleri Vekâletinden talimat istedik. Biz sadece Ruslarla mı konuşacağız, yoksa diğerleriyle beraber mi konuşacağız diye sorduk. Kati bir söz almadık. Moskova ya gittiğimizde Rusların ısrarına rağmen, yani Gürcüler, Ermeniler, Azerbaycanlılar beraber bulunsun bu Konferansı beraber yapalım diye yaptıkları ısrarlarına rağmen, biz yalnız Ruslarla müzakere yapmak istedik. Müzakereler esnasında defalarca Rus Delege Heyeti Reisi Azerbaycanlıların, Gürcülerin ve Ermenilerin de bizimle beraber görüşmesini teklif 1 TBMM Zabıt Ceridesi (10 Mart 1921), 1.Dönem, c.9, s.65-68, 47
48 ettiği halde biz yine fikrimizde ısrar ettik. Biz burada evvela sizinle meselemizi hallederiz, sonra Bakü ye gider orada da Azerbaycanlılarla görüşürüz, Tiflis e gider Gürcülerle görüşürüz dedik. Ermenistan hakkında salahiyetimiz yoktur. Ermenilerle aramızda imzalanmış Gümrü Andlaşması var. Ona dair Hükümetimizden talimat isteriz ve alınacak cevaba göre hareket ederiz, dedik. Konferans müzakereleri esnasında bizim bu üç Cumhuriyetin istiklaline riayet etmemizin lüzumundan bahsedildi. Biz de dedik ki onlar müstakil hükümetlerdir. Bu Cumhuriyetlerin istiklalini Rusya ya tanıttık ve bunun neticesinde biz de bunların istiklallerine riayet edeceğiz ve istiklallerine karşı bir harekette bulunmayacağız, dedik. Rusya ya bunların istiklallerini kabul ettirerek tutanağa kaydettirdik. Rusya da bizim verdiğimiz sözü kaydettirdi. Moskova Andlaşmasını imzaladıktan sonra kalktık Bakü ye gittik. Bakü'de bulunduğumuz sırada Azerbaycan Dışişleri Komiseri bizimle derhal andlaşma imzalamak ister gibi oldular. Ama bugün söz verdiler, yarınki gün söz verdikleri yere gelmediler, diğer gün bilmem filan saatte geliriz dediler, gelmediler. Bir gün Hükümet Reisi Neriman Nerimanof geldi ve bize dedi ki sizinle imzalayacağımız ne gibi bir anlaşmamız var? Dedik ki bizim sizinle Nahcivan meselesi hakkında müzakere edeceğiz. Çünkü biz Nahcivan'ın himaye hakkını Azerbaycan a bir şart ile terk ettik. O da Azerbaycan ın bu himaye hakkını asla üçüncü bir devlete terk etmemesidir. Yani bir gün olur da aranızdaki Komünistlik münasebeti sebebiyle siz Nahcivan ı, Ermenistan a veya Rusya ya terk etmeye kalkışacak olursanız, o zaman bizim himaye hakkını geri almak için anlaşmamız lazımdır. Ayrıca bizim Azerbaycan la vatandaşlarımıza ait birtakım işler de vardı. Sonra Nerimanof bize dedi ki bizim sizinle yapacağımız şey daha başka bir şeydir. Nedir? Biz bu üç Cumhuriyet arasında bir ittifak yapmak üzereyiz. Yani Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, belki buna Dağıstan da dâhil olacaktır. Bu hükümetler arasında teşekkül edecek ittifak ile Türkiye arasında da bir ittifak yapmak istiyoruz. Biz sorduk, bu anlaşma kime karşı olacaktır? Emperyalizme karşı olacak, dedi. Nereden gelecek emperyalizme karşı? Her taraftan gelecek. Hatta Nerimanof un söylediği söz, Rusya da bu Hükümet değişirse, mutlaka yerine emperyalist bir hükümet gelecek, o emperyalist hükümete karşı da ittifak edeceğiz. Biz de kendisine cevaben, bu ittifak meselesinin yeni olduğunu ve bu hususta talimatımız olmadığını ifade ettik. Yalnız dedik ki bu zamana kadar bizim tecrübelerimiz, Ankara ile aramızda telgraf haberleşmesinin muntazaman cereyan etmemekte olduğunu gösterdi. Bu konferans daha iyisi bizim Memlekette olsun dedik. Hayır, Bakü'de olsun dediler. Biz dedik, hayır Kars'ta olsun. Üç delege, malumunuz Rıza Nur Bey, Memduh Şevket Bey ve bendeniz, üç arkadaş konuştuk. Arkadaşlardan biri yazılı teklif yapmak fikrini ileri sürdü. Peki dedim. Diğer ikisi bunun şifahen söylenmesine taraftar oldu. Memduh Şevket Bey i söylemeye memur ettik. Şifahen söylenecek söz, bu gösterdikleri hareketten şikâyet ve bize bir tren hazırlanmasını teklifi idi. Memduh Şevket Bey görüştü, Hüseyinof aynen Nerimanof un sözlerini tekrar etti. Memduh Şevket Bey geldi bunu bize bildirdi ve tren hazırlanacağı gün, tren hazırlanmadı ve Hüseyinof ertesi günü bizi saat beşte görürüm dediği halde 48
49 gelmedi. Biz ısrar ettik, bilmiyorum ne günü idi tren hazırlandı gideceksiniz dendi. O gün Dışişleri Komiseri Hüseyinof ile Azerbaycan ın Adalet Nazırı Behbud geldi, bizden ziyaret istediler. Biz yine üç arkadaş toplanarak onların ziyaretini kabule karar verdik. Ziyaretlerinde, bizim söylediklerimizi kabul ettiklerini Kars'a geleceklerini söylediler. Hatta o sırada Hüseyinof Nahcivan a gidecekmiş, Ermenistan için izin alacak olursak, Ermeni delegesini de alıp geleceğini söyledi. Bakü'den trene bindik. Yolda geliyorduk, o sırada Hükümet Reisi Neriman Nerimanof, seçim için propagandaya çıkmıştı. Biz orada trende iken meğer Nerimanof da orada imiş, bizi görmeye geldi. Rıza Nur Beyefendi ile benim kompartımana geldi. Nerimanof a bu meseleden bahsettik. Çünkü onun bu meseleden haberi yoktu. Hüseyinof ve Behbud Şahtantinski ile olan son mülakatı anlattık. Oradan Kars'a geldik. Arkadaşım benimle beraber geldi. Arkadaşım başka mütalaada idi. O da buraya arz edildi. Ben de buraya yazdım. Cevap beklerken bir gün bana derhal buraya gel diye yazıldı. Ben de kalktım geldim. Burada geçende zannederim 27 Haziran tarihinde Yüce Meclise siyasetimiz hakkında izahat verirken Güney Kafkas Hükümetleri ile münasebetimizin daha muntazam bir hale koymak üzere bulunuyoruz, diye açıklamada bulunmuştum. O ifadem Yüce Heyetiniz tarafından kabul olundu ve bu hususta bana müsaade verildi. Onun üzerine delegeleri davet ettik, böyle dedik Konferans yalnız Ankara'da toplansın dedik. Hayır, dediler. Biz hiç olmazsa Sarıkamış a geliniz dedik, Kars'a gelmeyin dedik. O hususta yine ısrar ettiler. Kazım Paşa ile haberleştik. Kars'ta olmasında mahzur yoktur dedi, biz de Kars'ı kabul ettik. Kazım Karabekir Paşa nın reisliğinde bir Delege Heyeti kurmak istedik. Arkadaşlarımızdan bu işi çok iyi bilen Rıza Nur Beyefendiden rica ettik, kendileri kabul etmediler. Onun üzerine Rıza Nur Bey in yerine Nafıa Müsteşarı Muhtar Beyi ki demiryolu işlerinde ihtisas sahibidir. Sonra hukuk ve mali mevzularda ihtisas sahibi olan Burdur Mebusu Veli Bey i aldık. Daha önceki müzakerelerde bulunan Memduh Şevket Bey i de delege yaptık. Maliye müfettişlerinden Muvaffak Beyi de Maliye Danışmanı olarak tayin ettik. Sonra arkadaşlarımızdan Batum Mebusu Edip Bey i de danışman olarak kabul ettik. Kazım Karabekir Paşa nın orada bulunan kurmay subaylarından bir ikisini de askeri danışman olarak tayin ettik. MUSTAFA DURAK BEY (Erzurum): Meclise bir iş kalmamış. YUSUF KEMAL BEY (Devamla): Şimdi Konferansın toplanma tarihini tayin ile meşgulüz. Dün bir talep daha oldu bize. Yani evvelce Moskova Elçimize şöyle söylenmiş olan bir şey, Ukrayna Hükümeti de andlaşma imzalamak istiyor ve Başkumandanı Fronze'yi delege tayin etmişler, o Ankara'ya geliyor. Şimdi Efendim bunların ikisini de bugün ilan ettirmek istiyordum, fakat anlamak istedim ki eğer Yüce Meclisin tasvibine uymayan bir harekette bulunuyorsam veya Yüce Meclisin bana vermiş olduğu salahiyetler geri alınıyorsa, ilan ettirmeyiz. 49
50 MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Bir şey öğrenmek istiyorum, müzakere meselesi hakkında, bendeniz başka mütalaada bulundum, arkadaşım başka fikirde idi dediniz. Arkadaşınız ne mütalaada bulundu? YUSUF KEMAL BEY (Devamla): Mütalaasını vekâletine yazmıştır. MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Edip Bey, danışman olarak tayin olunuyor. Bu husustaki mütalaanızı anlamak istiyorum. YUSUF KEMAL BEY (Devamla): Batum Mebusu Edip Bey i, delege olarak göndermek isterdik. Bu hukuki bir meseledir. Andlaşmaya göre Rusya Milli Misakı tanımış ve Batum'un bizim olduğunu kabul etmiştir. Sonra biz buna karşılık Acara nın muhtariyetini ve daha doğrusu o arazinin ve bizim Batum Limanından serbest olarak istifade etmemizin Gürcistan tarafından kabulü şartıyla Batum'daki hakkımızı Gürcistan Hükümetine terk etmiştik. Binaenaleyh Gürcistan Hükümeti tarafından bu şartlar kabul edilmediği takdirde Batum bizimdir. Bunu kabul ettiği takdirde ve kabul edildiği zaman tahakkuk etti. Batum da bizden çıktı. Sonra bir diğer mütalaa yürütmeye başladılar. Malumunuz Teşkilatı Esasiye Kanunu hükmünce mebuslar sadece seçildikleri yerin değil, bütün Milletin mebuslarıdır. Binaenaleyh hukuken Allah göstermesin Memleketin her hangi bir kısmı ayrılacak olursa o yerin mebusları, yeni seçime kadar bütün Milletin mebusu olarak Mecliste kalması lazım gelir. Yani hukuken arz ediyorum. Hukuken böyle olmak lâzım gelir. Zaten Batum Livasının her tarafı bizden çıkmış değildir. Batum'un bir kısmı bizden çıkmış, diğer kısmı elimizde kalmıştır. O mebusların hakkını iptal etmek, bizde kalan arazideki seçmenlerin hakkına tecavüz demek olur. DR. RIZA NUR BEY (Sinop): Efendim Moskova'da Andlaşmayı imzaladıktan sonra hukuken onu tamamlamak için Azerbaycan'Ia, Gürcistan'la ve Ermenistan'la ayrı ayrı andlaşmalar yapmak icap ediyordu. Çünkü Rusya ile bu hükümetlerin hudutlarına ait eden bazı kararlar alınmıştı. Onun için bunu da yapmamız lâzım geliyordu ve bu zaten anlattıkları gibi kararlaştırılmıştı, işimizi orada bitirdikten sonra Bakü'ye gittik. Bakü'ye gittikten sonra tabii bir resmi heyet bir yere gidince resmen kendisini o Hükümete bildirir, hatta bendeniz bunun yazılı bildirmesini Yusuf Kemal Bey den rica ettim. Bunu kabul etmediler. Üç beş gün öyle boş yere bekledik. Nihayet Memduh Şevket Bey in teşebbüsü ile oldu, gidildi, gelindi, konuşalım dendi. Fakat bu adamlar bizi daima salladılar gelmediler. Randevu verdiler gelmediler, telefonla niçin gelmediniz dedik, geleceğiz dediler. Buna da aldırmadılar gelmediler. Yani bizim heyete resmen saygısızlık ettiler. Bunun başka manası var mıdır? Sonra bir gün toplandılar geldiler. Aramızda yine mücadele başladı. Biz her hükümet ile ayrı ayrı andlaşma imzalayalım diyoruz, onlar birlikte olsun diyorlar. Biz Bakü de olsun diyoruz, onlar Tiflis te olsun diyorlar. Biz nihayet Kars'ta olsun dedik. Bunların söyledikleri şeyler de kati bir şey değil, baştan savma gibi bir şeyler. Ruslar vaktiyle bizimle müzakerede bulunurken ileriye daima bir noktayı sürerler ve her zaman ondan bahsederlerdi. Şimdi de onu şiddetle istiyorlardı. Yani o da Ermenilerle yaptığımız Gümrü Andlaşmasını 50
51 feshettirmek istiyorlardı. Biz türlü şeylerle oyaladık, atlattık, oraya yanaşmadık. Bu mesele gayet mühimdir ve ondan dolayı Konferansı istiyorlardı. Dört, beş hükümet bir kaç delegeleri ile gelecekler, yani bizi büyük bir çoğunlukla boğacaklardı. Bu Konferansın içine Rusya da giriyordu. Rusya'nın işi kalmadığı halde giriyordu. Bendemiz dedim ki niçin bunda ısrar ediyorsunuz ve bu şeyi de anlamak maksadı ile bundaki kastınız nedir? Hangi müzakereyi daha evvel yapmak istiyorsunuz? Azerbaycan meselesini mi, yoksa Ermeni meselesini mi? Nerimanof dedi ki evet ilk önce Ermeni meselesini hallettireceğiz. Yani onu himaye mi edeceksiniz, dedim. Dedi ki Ermenilerle birleşip size karşı mücadele edeceğiz ve ben bundan dolayı küplere bindim. Fakat ben Delege Heyeti Reisi olmadığım için bir şey söyleyemedim ve bir şey söylemek de hakkım değildi, Bu, zannedersem büyük bir hakaret ve büyük bir tehditti. Bundan sonra geldiğimiz vakitte aramızda, üçümüz arasında büyük bir anlaşmazlık olmuştur. Bendeniz dedim ki yazılı protesto edeceğiz. Bu olamaz dendi ve kabul edilmedi ve şifahi de yapıldığı kararımızla değildir. Ona dahi karar verilmemiştir ve Memduh Şevket Bey de bundan telefon başında müteessir olmuştur. Kendisine Dışişleri Komiseri telefon ettiği vakitte, ağzından, gidecekler diye kaçırmıştır. Hatta ben dedim ki sizi Hükümetimiz buraya temsilci olarak göndermiştir ve bu kadar aydır burada bulunuyorsunuz, hâlbuki Azerbaycan Hükümeti bize temsilci göndermemiştir. Demek ki sana soğuk davranıyorlar. Sen de durmamalısın, bizinle dönmelisin, dedim. Efendiler, Azerbaycan Milleti üç buçuk milyonluk Türk halkıdır ve bunlar bizim gibi Türkçe konuşan bir millettir ve okumuşları vardır, milliyetini hissetmiş bir millettir. Çoğunluğu Şii dir. Fakat o hale gelmişlerdir ki Şiilik, Sünnilik farkı görülemez. Hepsi İslam Dini birdir, diyorlar Binaenaleyh ayrılık kabul etmez bir millettir ve bunlar bize ellerini açıyorlar, dua ediyorlar ve ne vakit bizi kurtaracaksınız, diyorlar. İstasyonlara dahi bunu bize sormak için geliyorlardı ve bizi kurtarın diyorlardı. Hallerinden şikâyet ediyorlardı. Fakat buna rağmen bir Hükümet vardır ki o Hükümet on, on beş komiserin elindedir ve bunların da kırk, elli yardakçısı vardır. Şu ifadeyi de mazur görünüz ki bunlar Rusların en alçak aletleridir ve Rus tan daha fazla Rus turlar. Bütün emelleri Rusya ile aynıdır. Yani Azerbaycan'da Rusya'yı tutmaktır. Eğer burada Ruslar olmasalar, buranın halkı onların her birini parçalar ve her parçasını da bir dala asarlar. Bunlar o haldedirler. Ama bu adamlar memleketleri gidiyor, ona aldırmazlar ve bunların çoğu zaten milli histen, dini histen ve vatani histen mahrum insanlardır ve zaten neler yapıyorlar? Birçok şeyler getiriyorlar, Tiflis'te eşya ile altın ile bilmem ne ile mübadele edip gidiyorlar. Bir vagon kâğıt getiriyorlar, yerine kıymetli eşya götürüyorlar. Şimdi bu sınıftan olan adamların hakareti bize müthiştir. Ben Tiflis'e geldiğim vakit, bendeniz Tiflis'ten buraya bir şey yazmıştım. Bilseydim aynını burada getirir okurdum ve orada demiştim ki keşke Rıza Nur'un teklifini kabul edip yapsaydık. Ben bu devletlerle ayrı ayrı müzakere taraftarıyım, konferansı da istemiyorum ve esasen onların teklifi düşüncelerime de aykırıdır. Ben Tiflis'ten Batum a geliyorum, yerime başkasını gönderiniz dedim ve tabii usulü dairesinde emrinize hazırım, dedim. Bekledim cevap gelmedi. Sonra tekrar beni tayin etmişler. Hâlbuki ben 51
52 buna iki şekilde muhalifim. Birisi düşüncelerime aykırıdır, ikincisi biz hakaret görmüşüzdür ve aynı zamanda mukabele edememişizdir. Öyle yere tekrar gidip müzakere yapamam ve beni oraya tekrar göndermek doğru olamaz. Şimdi bu adamlar niçin konferans istiyorlar? Konferans istediklerinin birinci sebebi bize Gümrü Andlaşmasını feshettirmek, Ermenileri himaye etmek için. Elbirliğiyle bunu da bize yaptıracaklar. Gümrü Andlaşmasını biliyorsunuz, bununla biz Ermenilerin arazisini tespit ettik ve aynı zamanda onları kontrolümüz altına aldık. Bu gibi şeylere Ruslar katiyen tahammül edemiyorlar, bunu kaldıracaklar. İkincisi, bir Kafkas Konfederasyonu kurmaktır. Hâlbuki bizim için Kafkas Konfederasyonu bahis mevzu olamaz. Şimdi bu Konfederasyonu niçin yapıyorlar? Kafkas Konfederasyonu şunun içindir, Rusya'da Bolşeviklik bir gün bitecektir ve bunun devamına kimse inanamıyor. Komünizm düştüğü vakitte Rusya'daki idareciler ne yapacak? Kafkasya'da şurada, burada hükümetleri ellerine geçirmiş birtakım insanlar var ki Komünizmi eşitlik, adalet vaat ediyor ve bu idare zamanında herkes hem beyaz ekmek yiyor, havyar yiyor, şuna ve buna sahip oluyor, diyorlar. Diğerleri ise üç okka eşyasını taşıyacak kimse bulamıyorlar, herkes eşyasını sırtında taşıyor. Bizim dağarcıklı köylülerimiz yok mudur? Rusya'da bütün ahali böyledir. Onun için bunu bırakmak istemiyorlar. Kafkas Konfederasyonu teşekkülü yapılırsa Hükümet düşecek, bilmem ne yapacak? Kafkas askeri Rusya'nın içine sevk olunacak. Çar taraftarı mı gelecek, Menşevik taraftarı mı gelecek gibi Bolşeviklik cereyanı kopacak. Buna yalnız Kafkas Türkünü karıştırıyorlar. Yani Türkün kanı ile Moskova'da Bolşevikliği besleyecekler. Sonra efendiler, Rusya bizim dostumuzdur. Türkler hiç şüphesiz Komünizmin dostu değildir. Bunların ikisi de ayrı ayrı meseledir. Rusya dost, Bolşeviklik düşman olabilir. Şimdi Rusya'nın dostu oluruz, fakat Bolşevikliğin düşmanı oluruz. Onların prensiplerine nazaran bütün dünya Bolşevik olacaktır ve her Bolşevik hükümet Rusya'ya bağlı olacaktır. Moskova'nın siyaseten hükmü altındadır. Almanlara bunu teklif etmişlerdir. Almanlar kabul etmemişlerdir. Şimdi biz Kafkas Konfederasyonuna girersek Komünizm bir yer tutmuş olacağız. Bu da bir siyasettir ve hatta Ruslar bize resmen daha bu taarruzlar olmadan evvel biz Kafkasya'da iken teklif etmişlerdi. Size bir Kızıl ordu verelim, Yunanlılara taarruz ediniz diyorlardı. Hiç şüphesiz oradan buraya Kızı Ordu gelemezdi, bir noktaya kadar gelir, otururdu. Şimdi demek ki mesele iki şekildedir. Onların bu Konferansı istemesi, bu maksatlardan dolayıdır. Bundan dolayı ben bunu kabul edemem. Hâlbuki bu hükümetlerle ayrı ayrı andlaşmalar yapabilirdik. Bize Ruslar Aleksandrapol u tahliye etmek için nota verdiler. Biz söz verdik, fakat bizim sözümüzde sadık oluşumuza inanmadılar ve Gümrü'yü tahliye edin dediler. Tahliye edilmedi. Nihayet dört güne kadar Gümrü'yü tahliye etmezseniz ben ordumla yürüyeceğim diyerekten o zaman Rusların Kızıl Ordu Kumandanı Kazım Karabekir Paşa ya bir ültimatom vermiştir ve dört güne kadar Gümrü'yü tahliye edin demiştir. Nihayet Kazım Paşa ısrar etmedi ve tahliye olundu. Biz o vakitler orada idik. Ama belki bizi tevkif ederler diye huduttan öbür tarafa gittik. Nihayet orası tahliye olundu ve kan dökülmesine sebebiyet verilmedi. Ondan sonra bendeniz Batum'a indim, Batum'da o meseleleri 52
53 tetkik ettim ve orada bir hafta kaldıktan sonra Trabzon'a geçtim. Şimdi Efendim eğer biz Azerbaycan'da kalmış olsaydık bu zorluklara rağmen bunlarla ayrı ayrı müzakereler yapmaya muvaffak olurduk ve bunu orada Memduh Şevket Bey e söyledim. Azerbaycan idarecileri kukla gibidir, Rusların dediğini yapar, Ruslar ne derse onu yaparlar. Eğer biz bir şey kapısı açıp da haberleşseydik veya bizzat birimiz Moskova'ya gitseydik ve orada çalışsaydık, Ruslardan uygun bir cevap alırdık. Çünkü biz Kafkas Konfederasyonu ile müzakere yapacağımızı vaat ederdik ve bunlarla yapmamak fikrinde değiliz deriz, yalnız bir defa sizinle antlaşmayı bitirelim, ondan sonra onu da konuşuruz diye başlardık ve daha böyle bir takım şeyler söyleyebilirdik. O zaman emir verirlerdi ayrı ayrı yapardık ve bu işler de biterdi. Böyle bir günde biliyorsunuz ki diplomatların muvaffakiyeti arkalarındaki süngünün uzunluğuna tabidir ve bugün emin olunuz ki bu adamlar bize hudut değiştirmeyi teklif edecekler. Şavşat'ı ve daha bilmem neleri isteyeceklerdir. Görürsünüz, inşallah istemezler. Ruslarla yapılan müzakerelerin tehirinin sebebi bizim Fransızlarla şöyle, böyle olan müzakerelerimizdir. Bu müzakerelerden Ruslar çok şüpheleniyorlardı ve bize açık olarak söylediler, siz bizi aldatıyorsunuz. O vakit Bekir Sami Bey Fransızlarla görüşmüştü ve bu pek fena bir şey oldu. Biz Andlaşmayı böyle bir günde tasdik ettik. Ehemmiyeti kalmadı bu ne demek oluyor. Hatta siz bizim aleyhimizde ittifak ediyorsunuz dediler ve bunu Çiçerin dahi söyledi ve onlarla bir şey yapacaksınız bizimle dost oluyorsunuz, Londra'ya bir heyet gönderiyorsunuz, Fransızlarla görüşüyorsunuz. Bu ne demek oluyor diye şüpheleniyorlar. Polonya Elçisi ile Gürcistan Elçisi Tiflis'te görüşmüşlerdi. Şimdi efendim, bizim bunlarla andlaşma yapmamız hayati meselemizdir. Azerbaycan Milleti bugün tamamen milli hislerle ve büyük bir arzu ile Türkiye'ye Türk kardeşlerimize yardım edelim, para verelim, çok ihtiyaçları var, tüfek verelim, bir kısmını ihtiyaçlarına sarf etsinler, şeklinde konuşmaktadırlar. Hatta biz geldikten sonra yine seçim oluyordu, toplanan Mecliste bunu Hükümetten sormuşlardı. Biz o antlaşmayı o vakit onlarla yapsaydık benzin, gaz, mazot alacaktık ve onların bir kısmını ihtiyacımıza sarf edecektik. Sonra Efendim, diğer bir mesele var, bizim orada tüccarımızın mallarım müsadere etmişlerdi. Onların malını alacaktık, sonra Hükümetimizin depo edilmiş eşyası vardı, filan ve filan onları da alacaktık. Dediler ki yine Dünya Harbi zamanında bizim Hükümetimiz bir kaç yüz bin lira onu alabilirdik. Sonra daha mühim bir mesele var. Bolşeviklik olduğu vakitte Ruslarla birleşmiş bir de Mustafa Suphi ismimde birisi vardı. Bunlar bizim birçok esirlerimizi idam ettirmişler, milliyetçi diye idam ettirmişlerdi. Bakü'nün karşısında bir ada vardır. Bu adamların idamlarının hesabını sormak lâzımdı, tazminat almak lazımdı. Bu gibi birçok mesele vardı ki bunların bedelleri alınırdı ve onlar da verecekti. Bunları hiç kimse sormamıştır. Bu andlaşma burada basmakalıp tasdik edilmekle bitmez. Bu andlaşma öyle yapılmıştır ki müthiş bir resmi safhaları vardır, bir de içyüzü vardır, hususi komisyonlarda hazırlanmıştır. Resmi bir muahede değildir. Sonra emirler verilerek yapılmıştır ve bu türlü, türlü safhadan geçirmiştir. Yüce Heyetiniz bu safhaları mükemmel şekilde bilmeli ki Türkiye'nin Doğu siyasetini bilebilsin. Müzakere 53
54 açınız, ben de bildiklerimi söyleyeyim. Komünizm davası esasları nedir, bir ilim heyeti buraya gönderildi, bu gibi şeyleri tetkik etmek için. Bir de Türk Dünyası vardır, onu tetkik etmek lazımdır. Bendeniz de bu hususta meşgul oldum, malumatım var. Fakat kimse bana söz vermedi. Müzakere kapısı kapatıldı ve birçok tafsilat vermeye hazırım. (şimdi harp zamanı sesleri, gürültüler) MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Oradaki ilmi heyetten şimdiye kadar gelen raporlar Mecliste okunmalıydı. Arkadaşlardan İsmail Suphi Bey orada bazı tetkiklerle meşguldü. VEHBİ EFENDİ (Konya): Efendim benim anladığım bir şey varsa, bir taraftan aldanıyoruz. Hakikaten Rıza Nur Beyin söylediklerinden anlaşıldığına göre Kafkasya ile bizim birlikte müzakerelere girişmeye lüzum yoktur. Çünkü mademki ayrı ayrı cumhuriyettir, bunlarla ayrı ayrı görüşmek lazımdır. Asıl diyeceğim şudur. Daima biz adam kayırmakla meşgulüz. Kars'a görüşmek için buradan iki adam gitmesi kâfidir. Muvaffak Bey, bu Memleketle alakası yok. Nereden bulunuyor, ne oluyor, neden bunlar getiriliyor, ben anlayamıyorum. Bu milletin parası ne kadar çokmuş, sen de al, sen de al. Rica ederim bunlardan vazgeçelim. Halimizi düşünelim gelecek ay maaş alamayacaksınız, bunlar öyle bedava gitmez. Orada Kazım Karabekir Paşa nın yanına verilecek adamlarımız var, iyi bir arkadaş gider mesele biter, rica ederim bundan vazgeçmeli. CAVİT BEY (Kars): Bendeniz oraların vaziyeti, ordusu hakkında malumat vereyim. Bu hususta karar verirken bu malumatın faydası olur. Daha önce Rusya Hükümeti Azerbaycan la alakadar değildi. Biz de memleketlimizde, İngilizler Kafkasya'dan çıktıktan sonra kendi kendimize ne yapacağımızı şaşırmıştık. O vakit bugünkü Ankara Hükümetimiz yoktu. Bazı kumandanlar tüfek kaçırıyor, kimi bilmem ne yapıyor, açıktan açığa İngilizlere karşı hareket yapacak askeri kuvvetimiz yoktu. Kuva-yı Milliye tarzında bir takım kuvvetlerimiz vardı. O vakit Doğu Cephesi, Ermenistan'ın hazırlamakta olduğu kuvvetlerle İstanbul'a gidebileceklerini sanılıyordu. Ona karşı da resmi, gayrı resmi mukavemet çeteleri düşünüyordu. İstanbul Hükümeti ister versin, ister vermesin kendi kendimizi müdafaa edecek ve Ermenistan'dan gelen kuvvetlere teslim olmayacaktık. Erzurum mebusları da şahittir. (şüphesiz sesleri) Sonra İstanbul u resmen İngilizler işgal edince, biz kendi kendimize istikamet verdikten sonra açıktan açığa müştereken çalışılmaya başlanıldı. O esnada Doğu Cephesi de düşünüyordu ki Ruslarla birlikte çalışılsın. Ruslar zaten Ermenistan ve Gürcistan'ı ezmek istiyor, Ruslarla birleşilsin ki o taraftan gelecek tehdide mani olunsun. Bunu arzu ediyordu. Bir kaç casusu Van'da yakalayıp idam ettirmişimdir. Bizi zayıf zannediyorlar, silahlarımızdan tecrit edilmişiz zannediyorlardı ve bizi ufacık bir lokma halinde zannediyorlardı. Bu vakit Doğu Cephesinde bazı tetkiklerden anlaşıldı ki Ermeniler bize karşı hareket ederlerse Doğu Cephesindeki kuvvetler bize yetmeyecek. O vakit Kazım Paşa nın siyaseti, düşüncesi, Rus Sovyet Hükümetleri mümkün olduğu kadar Ermenistan hududuna yanaşsın, müştereken iki taraftan baskı yapılarak Ermenistan ve 54
55 Gürcistan baskı altına alınsın, diye düşündü. Rus Kızıl Ordusu biraz da bizim Müslüman Türk teşkilatının yardımıyla Bakü'ye girdi ve girer girmez zülüm yapmaya başladı. Biz zannediyorduk ki Rus Kızıl Ordusu bize yardım edecek, Ermenistan hududuna yanaşacak ve müştereken baskı yapacak. Bunun tam tersi Gence'de Akdam denilen mevkide bir Kızıl Ordu askerleri Müslümanlar tarafından imha edildi. Bunun üzerine Kızıl Ordu Gence havalisinde taş üstünde taş bırakmadı, bütün Müslüman evlerini yıktı, yaktı. Bugün Gence harabeden ibarettir. Sonra bizim Doğu Cephesi baktı ki Rus ordusundan hayır yok. Bunu anlayınca kendi hesabına harekete mecbur oldu. Hükümetten ve Yüce Meclisten izin aldı. Sarıkamış harekâtında Gürcü Hükümeti Ermenilere katılmadı. Bundan cesaret alarak Kars harekâtı yapılıp Gümrü'yü işgal ettiği zaman aradan iki gün geçmedi, bir Rus süvari kıtası bir kaç Ermeni Komünisti ile geldi, kolunu sallaya, sallaya Allah muhafaza etti. Biz davulu çaldık, Ruslar parsayı topladı. Mesele böyledir. Rus ordusu eski bildiğimiz Rus Ordusu değildir. Bir defa çıplaktır. Burada gördüğümüz kıyafet Rus Ordusu kıyafeti değildir. Bunu giden arkadaşlar gördü. Sonra ellerindeki tüfekleri kesmişlerdir. Hatta bir süvari alayında bir er bir subayımıza izahat vermiştir. Tüfek kısa olursa tabanca gibi kolay kullanılır. Alay dâhilinde dan, dan atıyor, nişangâh yok, arpacık da yok. Sonra makineli tüfekleri toz toprak içindedir. Makineli tüfekleri yük arabaları içinde gider. Benim askerlerim üç alay, üç taburu ile altı ay Rus Kızıl süvarisiyle mücadele etti. Türk komünist olmaz. Sonra Efendim Rusya'dan... DR. RIZA NUR BEY (Sinop): Kumandanları eski onbaşılarından, çavuşlardandır. CAVİT BEY (Devamla): Sonra Efendim Rusya'dan biz vaktiyle, kadanalar satın alırdık. Rus kadanası diye getirir, toplarımızı taşırdık. Bugün Rusya Hükümeti arabalara deve koşuyor efendiler. Rusya Hükümeti bizimle kuvvetli bir müttefik olmakla beraber, korkulu bir düşman olamaz. Azerbaycan Rusya nın tesiriyle Komünist olmuştur. REFET PAŞA (Milli Savunma Vekili): Bugün dış siyaset hakkında söz söylemenin sırası değildir. (devam, devam sesleri) CAVİT BEY (Devamla): Milli Savunma Vekili istemiyorlarsa söylemem. REFET PAŞA (Devamla): Vaziyetimizde Bolşevik olmak yoktur. Bugün bizimle Bolşeviklerin, bu mesele onların iç siyasetidir. Rusya'nın içişlerine müdahaleye hakkımız yoktur. Bunun için Hükümet adına bunun bugün tehirini rica ederim. Mesele Bolşeviklik meselesi değildir. CAVİT BEY (Devamla): O halde şimdi neticeyi arz edeyim. (gürültüler) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim rica ederim, izahat talep olunmuştur. Mesele odur. CAVİT BEY (Devamla): Bu mesele aslında hiç yoksa da hakikatte Iğdır, Sürmene havalisidir. Çünkü Iğdır Aras mevkiinden Erivan'a bir buçuk saattir. Bu Gümrü 55
56 Antlaşmasıyla bize terk edilmiş bir arazidir. Ermeniler hiç bir vakit buna razı olmayacak, bizden isteyecektir. İkincisi Nahcivan mıntıkasıdır, orada binlerce Türk şehidi vardır. Ermeniler isyan ettiler ve kendi kendilerini kurtardılar. Ondan sonra Rus Sovyet idaresi vardır. Azerbaycan Hükümeti Iğdır, Sürmene havalisinde Gümrü Antlaşmasıyla Ermenilerden aldığımız zaman, Ermeni Hükümetine hediye ettiler. Bunun üzerine bir galeyan oldu. Şimdiki halde Azerbaycan'a bağlı gibi gözüküyor. Sonra Acara ile Şavşat havalisi bilhassa Rusya Hükümeti kendisi Gürcistan'a taarruz ettikten sonra bizim Gürcü Hükümetiyle antlaşma tasdik ettirmiş olduğumuz için oraya gidecek heyetimiz İnşallah buradaki vaziyetimiz iyi netlice verir de oraya giderse o vakit kuvvetle hakkımızı müdafaa edebilir. Fakat burada netice bu şekilde devam ederken, orada bu müzakereye girerse taleplerin karşısında nasıl vaziyette kalacaktır. Mümkün ise... AHMET FERİT BEY (İstanbul): Efendim müzakereyi kâfi görürseniz vazgeçeyim. (devam, devam sesleri) Siyaset, malumunuz kuvvetlerin dengede tutulması ve menfaat sağlama meseleleridir. Taraflar siyasi kuvvetlerin esaslarını teşkil ederler. İki tarafın takip ettiği menfaat diğer tarafın menfaatini de teşkil eder. Siyaset harp değildir. Süngünüzü sokunuz ve istediğinizi yapınız. Rıza Nur Bey arkadaşımız buyurdular ki devletlerle ayrı ayrı müzakere etmek lâzımdır. Hayır, Kafkaslarda böyle yaparsak, Rusları bir tarafa bıraksak olmaz. Menfaatimize göre hududumuzu Bakü ye kadar götürecek bir ittifak yapsak, bizim için çok iyi olurdu. Fakat bunlar yalnız bir tarafın arzusu ile olacak şeyler değildir. Bir tarafın diğer tarafa olan dengesini de düşünmemiz lazımdır. Bu ancak harp ile mümkündür. Bunun mümkün olmadığı Rıza Nur Bey in ifadesinden anlaşılmıştır. Bir kere buyurdular ki Nerimanof Bolşeviklerin adamıdır. Azerbaycan halkını temsil etmiyor. Fakat bugün batıda harp ile meşgul iken Azerbaycan la uğraşmaya vaktiniz var mıdır? Yoktur. Binaenaleyh bu adamlar onların adamı olduğu için tabii bizim arzumuz dâhilinde, her şeyi istediğimiz gibi yapmanın imkân ve ihtimali mevcut değildir. İkinci bir şey daha buyurdular, Nerimanof geleceğiz diye söz verdiler, gelmediler. Çünkü Moskova'dan emir beklediler. Demek bu adamlar arzu ettiğimiz gibi, dost gibi andlaşma imzalamaya güçleri ve salahiyetleri yoktur. RIZA NUR BEY (Sinop): Moskova da nasıl muvaffak olundu, onlar da istemediler? AHMET FERİT BEY (Devamla): Binaenaleyh Azerbaycan hiç olmazsa Türktür, kardeşimizdir. Belki razı olurlar. Farz edelim Gürcüleri ne yapacağız? Hududumuzun ilerisinde bulunan bu hükümetlerle dostane münasebetler kurmak mecburiyetindeyiz. Azerbaycan kardeşimiz oldukları için azami yardım isteriz. Bütün Bolşevik hükümetler bize muhtelif şekillerde yardım etmeyi vaat etmişlerdir. Böyle elimizi kolumuzu bağlayıp, her şeyi harp etmekten bekleyip oturmak değil, bilakis teşebbüslerde bulunarak, bizim harben elde etmek istediğimiz gayeleri, sulh yoluyla almayı istemek bu en büyük vazifedir. Bugüne kadar Kafkasya meselesinde Hükümetin takip ettiği siyaset, belki arazi meselesinde gösterilmiş bazı hatalar vardır. Fakat Kafkasya siyaseti bizim için hayati meselelerden birisidir 56
57 ve Kafkasya meselesini göz önünden daima uzak bulundurmamak lazımdır. Biz Bolşevik değiliz olmayacağız. Fakat onlar Bolşevik, biz değiliz. Bu iki siyaseti birbirinden ayrı tutmak mecburiyetindeyiz. MUSTAFA DURAK BEY (Erzurum): Siz oldunuz. AHMET FERİT BEY (Devamla): Onu bana söyleyemezsiniz yanlış söylüyorsunuz, yoktur. Hükümetin telgrafları var, yanlış söylüyorsunuz, benim ne olduğumu siz bilmezsiniz, Meclis bilir. (gürültüler) Bendeniz tekrar ediyorum ki Doğu siyasetinde bugüne kadar takip edilmiş siyaseti, bilhassa hududumuzun emniyeti ve muhafazası, Bolşevizm, Memleketimizin sosyal vaziyeti... MUSTAFA DURAK BEY (Erzurum): Müsaade buyurunuz. AHMET FERİT BEY (Devamla): Memleketimizin sosyal vaziyeti ve Dinimizin lüzum gördüğü kaideler veya harp etmekten birini tercih etmek lazım. Fakat aynı zamanda bütün dünya ile harp etmeye çıkmadığımız için istiklâlimizi kazanma arzusunu takip edeceğimiz için, kararlarımızda işte bunları göz önünde bulundurmak icap etmektedir. Yusuf Kemal Bey in faaliyet ve tatbikatını, Memleketimizin saadeti bakımından her halde en emin ve en iyi adımlar olduğunu düşünüyorum ve teşekkürlerle karşılıyorum. Binaenaleyh bendeniz müzakereyi kâfi görerek Dışişleri Vekâletine salahiyet verilmesinin teklif edilmesi arz ediyorum. YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Efendim beni de dinlemenizi ve kararlarınızı ona göre vermenizi rica edeceğim. (gürültüler, dinleyeceğiz sesleri) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim, rica ederim bir birine karıştırmayalım. Bir meseleye başladık onu bitirelim. Dışişleri Vekili bir söz söyleyecektir, buyurun. YUSUF KEMÂL BEY (Dışişleri Vekili): Efendim yaptığınız itirazların bir kısmı Dışişleri Vekâletine Hükümete, bir kısmı da doğrudan doğruya benim şahsımadır. Benim şahsıma söylenilen sözler üzerinde durmayacağım. Yalnız bir kelime söyleyeceğim, müsaade ediniz. Eğer icap ederse rahat bir günümüzde size buradan Moskova ya kadar, Moskova dan buraya kadar yaptığımız seyahati ve müzakereleri, bütün olanları ben bütün tafsilatıyla anlatırım. Bunlardan misal verecek olursam biri şudur. Rusya da iken Ermenistan da tehlike var, dediler. Ben Ermenistan dan geçerken trenin içinde devamlı silahım elimde idi. Gümrü ye varınca on üç saat bekletildim. Bu ne içindi, buraya Rus Hükümetinin verdiği parayı getirmek içindi. Şimdi asıl siyasi mühim meseleye gelelim. (gürültüler) Rica ederim Reis Bey idare ediniz. Şimdi Efendim asıl meseleye gelelim. Ben Dışişleri Vekili olarak Memleketin dış siyasetini gösterdiğiniz itimat dâhilinde idareye memurum. (şüphe yok sesleri) Bu Memleketin maddi kuvvetlerini ne kadar çoğaltmak mümkün ise, o kadar çoğaltmak farzdır. Âlemle düşman olmak, âlemi darıltmak nasıl iyi değilse, devletlerle düşman olmak, devletleri kötülemek, her türlü çare kapılarını kapamak, her hangi devlet için olursa olsun felakettir. Benim vazifemden de, doğudan batıya bu Memlekete dayanak aramak benim vazifemdir. 57
58 Bu yaptıklarımın hepsi önünüze gelecektir. Hepsi ittifak meselesidir. Teşekkül edecek Kars Konferansında onlar ittifak meselesini ortaya getirirlerse, biz de bahis mevzu edeceğize. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin menfaatlerine uygun gelirse kabul edilecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arzusuna, Allah göstermesin, bilmeyerek aykırı bir harekette bulunursam, Meclisinizin daima huzurundayım ve temenni ediyorum beni o zaman mesul tutunuz. Cesaretle söylüyorum, mesuliyet yalnız... Kalmasın oralarda mesuller çıksın, başka türlü olamaz. Yani şurada, burada... Belki şaka olarak, belki dostça... (gürültüler) DR. ADNAN BEY (Başkan Vekili): Müsaade buyurun. YUSUF KEMAL BEY (Devamla): Hakiki mesulleri arayalım. Hakiki salahiyetleri verelim. İstiyorum, ben bir konferans hazırlıyorum, bu konferansa devam edeyim. Oraya delegeler göndereyim. Aksi takdirde benim işten çekilmem lâzımdır. 1 (Herhangi bir karar alınmadan, gündem gereği başka bir konunun görüşülmesine geçildi.) 24 EKİM 1921: DIŞİŞLERİ BAKANI YUSUF KEMAL BEY İN, KARS ANTLAŞMASININ İMZALANDIĞINA DAİR BEYANATI (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 99.Birleşim, Gündem: 4/1) Güney Kafkasya nın üç devleti Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, Sovyet Kızıl Ordusu tarafından işgal edilmiş ve Rus Sovyet Devletinin güdümüme girmişlerdi. Ankara Hükümeti Ruslarla Moskova Andlaşmasını imzalayınca Ruslar, bu üç devletle tek bir andlaşma imzalanmasını istedi. Konferans 26 Eylül 1921 tarihinde Kars ta toplandı. Kısa süren bir çalışma döneminden sonra 13 Ekim 1921 tarihinde beş devletin delegeleri tarafından imzalandı. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Söz Dışişleri Vekili Yusuf Kemal Bey indir. YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Efendim, 26 Eylül 1921 tarihinde toplandığını söylediğimiz Kars Konferansının çalışmaları sona ermiş ve 13 Ekim 1921 tarihinde Antlaşma metni imza edilmiştir. Birkaç gün evvel telgrafla bu metni aldım. Antlaşma metninin Türkçesini şimdi Yüce Meclisinize bilgi olarak okuyacağım. Tabii Antlaşmanın aslı gelecek, tercüme ettireceğiz ve sonra Yüce Meclisinize tasdik için arz edeceğiz. Şimdi Antlaşma metnini okuyorum. 1 TBMM Gizli Celse Zabıtları (13 Eylül 1921), 1.Dönem, c.2, s , 58
59 KARS ANTLAŞMASI Milletlerin kardeşliği ilkesini ve kavimlerin kendi geleceklerini serbestçe seçmek hakkını tanımak, için birleşmiş bulunan ve aralarında her zaman iyi münasebetlerin ve karşılıklı menfaatlere dayanan gerçek dostluk bağlarının kurulmuş olduğunu görmek özleminde olan, bir yandan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, öte yandan Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sosyalist Sovyetler Cumhuriyetleri Hükümetleri ve Rusya Sovyetleri Sosyalist Cumhuriyeti Hükümetinin de katılmasıyla, bir Dostluk Antlaşması yapılması için müzakerelere başlanmasına karar vermişlerdir. Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Edirne Milletvekili ve Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa yı, Burdur Milletvekili ve Bayındırlık Bakanlığı eski Müsteşarı Muhtar ve Türkiye nin Azerbaycan Temsilcisi Memduh Şevket beyleri, Ermenistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti Dışişleri Komiseri İskinaz Muradyan ve İçişleri Komiseri Boğuz Makizyan ı, Azerbaycan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti Devlet Denetimi Halk Komiseri Şah Tahtineski yi, Gürcistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti Kara ve Deniz Kuvvetleri Halk Komiseri Şalva İlyava ve Dışişleri Komiseri Aleksandr Sıvanidze yi, Rusya Sovyetleri Sosyalist Federal Cumhuriyeti Letonya daki Temsilcisi Jak Halski yi yetkili temsilciler olarak atamışlardır. Adı geçen yetkili Temsilciler, uygun görülen yetki belgelerini veriştikten sonra, aşağıdaki maddeleri kararlaştırmışlardır. Madde 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sosyalist Sovyetler Cumhuriyetleri Hükümetleri tarafların ülkelerinin parçalarından bulunan topraklar üzerinde daha önce hâkimiyet haklarını kullanmış olan hükümetler arasında kararlaştırılmış olup söz konusu topraklara ilişkin antlaşmalar ile üçüncü hükümetler arasında yapılmış Güney Kafkasya Cumhuriyetlerine ilişkin antlaşmaları hükümsüz sayarlar. Moskova da 16 Mart 1921 tarihinde imza edilen Türk - Rus Antlaşması bu Madde hükmünün dışında tutulmuştur. Madde 2. Taraflar, içlerinden birine zorla kabul ettirilmek istenilecek her hangi bir sulh antlaşması ya da milletlerarası bir anlaşmayı tanımamak konusunda görüş birliği içindedirler. Bu Antlaşma gereğince, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyetler cumhuriyetleri hükümetleri, Türkiye ile alakalı olup da bugün Büyük Millet Meclisince temsil edilen Türkiye Hükümetinin tanımadığı hiç bir milletlerarası anlaşmayı tanımamayı kabul ederler. İşbu Antlaşmada yazılı Türkiye terimi ile İstanbul da toplanan Osmanlı Millet Meclisince kabul edilip açıklanan ve bütün devletler ile basına bildirilen Milli Misakın kapsadığı topraklar anlaşılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti de Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile alakalı olup bu ülkelerin bugün Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyetlerince temsil olunan hükümetlerince tanınmayan hiç bir 59
60 milletlerarası anlaşmayı tanımamayı kabul eder. Madde 3. Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyetler cumhuriyetleri hükümetleri, kapitülasyonlar idaresinin her ülkenin milli gelişmesini serbestçe sürmesi ve hâkimiyet haklarının bütünüyle kullanılmasıyla bağdaşmadığını kabul ederek, Türkiye de bu usul ile herhangi bir şekilde alakalı her türlü salahiyetlerin ve hakların kullanılmasını geçersiz ve kaldırılmış sayar. Madde 4. Türkiye nin kuzeydoğu hududu Karadeniz kıyısında bulunan Sarp Köyü nden başlayarak Hedis Meta Dağı Şavşat Dağı nda suların bölündüğü çizgi, Kani Dağı ve oradan, sürekli olarak, Ardahan ve Kars sancaklarının eski idari hudutlarının kuzeyini ve Arpa Çay ile Aras ırmaklarını, Nizni-Karasu yun denize döküldüğü yere kadar devam hat ile tespit edilmiştir. Rusya Sovyetleri Sosyalist Federal Cumhuriyeti Hükümetinin bir temsilcisinin de katılmasıyla eşit sayıda üyelerden meydana gelecek bir Karma Hudut Çizme Komisyonu, topraklar üzerinde hudutları tespit etmek ve hudut işaretlerini koymakla vazifelidir. Madde 5. Türkiye Hükümeti ile Ermenistan ve Azerbaycan Sovyetler hükümetleri bu Antlaşmanın III sayılı ekinde tespit edilen hudutlar içinde olmak üzere, Nahcivan Mıntıkasının Azerbaycan ın himayesinde özerk bir ülke olması hususunda anlaşmışlardır. Madde 6. Türkiye, bu Antlaşmanın 4. Maddesinde gösterilen hudutların kuzeyinde bulunan ve Batum Livasına ait topraklar ile Batum Şehri ve Limanı üzerindeki hâkimiyet hakkını, şu şartlarda Gürcistan a bırakmaya razı olur. Birincisi, bu Maddede ifade edilen yerler halkının, her topluluğun kültürel ve dini haklarını sağlayacak ve bu halkın yukarıda sözü geçen yerlerde isteklerine uygun bir ziraat toprakları rejimi kurma imkânına sahip olacak şekilde geniş bir idari özerkliğe kavuşması. İkincisi, Batum Limanı üzerinden Türkiye ye giden ya da oradan gelen ticaret malları ve bütün nesnelerin gümrük vergisine bağlı tutulmayarak ve hiç bir engelle karşılaşmayarak, her türlü vergi ve ücretten muaf olması, serbest transit hakkı ile birlikte, Türkiye nin hususi harcamalarından da ayrı olarak, Batum Limanından faydalanmasının sağlanması. Bu Maddenin tatbik edilmesi için Antlaşmanın imzasından hemen sonra ilgili taraflar temsilcilerinden bir Komisyon kurulacaktır. Madde 7. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Gürcistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti Hükümeti, ortak hudut mıntıkaları halklarının Karma bir Komisyonca, gümrük, polis ve sağlık işleri alanlarında konulacak öncelikli kanunlara uymaları şartı ile hudutları geçmelerini kolaylaştırmayı kabul ederler. Madde 8. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Gürcistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti Hükümeti, iki ülkenin hudut mıntıkaları halklarının hudutların öteki yanında bulunan kışlık ve yazlık otlaklarından faydalanmaları ihtiyacını göz 60
61 önünde tutarak, söz konusu halkların hayvanlarını hudutlardan geçirmek ve alışıldığı üzere, otlaklardan faydalanmak hakkını vermeyi kabul ederler. Hudutlardan geçiş sırasında tatbik edilecek gümrük işlemleri ile polis, sağlık vb tedbirler Karma bir Komisyonca tespit edilecektir. Madde 9. Boğazların bütün milletlerarası ticarete açılması ve geçiş serbestliğinin sağlanması için Türkiye ile Gürcistan, Karadeniz ve boğazların bağlı olacağı rejimin kesin biçimde hazırlanması işinin, kıyı devletlerinin temsilcilerinden kurulmak üzere, daha sonra yapılacak bir konferansa bırakılmasını uygun bulurlar. Şu da var ki bu Konferansta alınacak kararların Türkiye nin salt hâkimiyetine ve Türkiye ile onun Başşehri İstanbul un emniyetine hiç bir zarar getirmemesi gerekir. Madde 10. Taraflar, toprakları üzerinde, karşı taraf ülkesinin ya da ona bağlı topraklardan birinin hükümeti rolünü üstlenmek iddiasında bulunan örgüt ve grupların kurulmasını ya da yerleşmesini ve öteki ülkeye karşı harp etmek amacında olan grupların yerleşmesini hiç bir zaman kabul etmemeyi kabul ederler. Şurası belirlidir ki işbu Maddede söz konusu olan Türkiye toprakları Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin doğrudan doğruya sivil ve askeri idaresi altında bulunan topraklardır. Madde 11. Taraflardan birinin, öteki taraf topraklarında oturan vatandaşları, yerleşmiş oldukları ülke kanunlarından doğan hak ve vazifelere uygun biçimde işlem görmekle birlikte, milli savunmayla alakalı kanunlardan muaf tutulup, onlara uymaları istenilmeyecektir. Aile, veraset hakları ile ehliyete ilişkin işlerde de tarafların vatandaşları işbu Madde hükümlerinin dışında kalacaklardır. Bu konular bir özel anlaşma yapılarak çözümlenecektir. Madde 12. Taraflar, içlerinden birinin öteki ülke topraklarında oturan vatandaşları için En Çok Gözetilen Millet tatbikine izin verirler. Bu Madde Sovyetler Cumhuriyetlerinin kendi topraklarında öteki müttefik Rus Sovyet Cumhuriyetleri vatandaşlarına tanıdıkları haklar ile Türkiye tarafından kendisinin müttefikleri olan Müslüman devletlerinin vatandaşlarına tanınan hakları hiç bir zaman kapsamaz. Madde Yılından önce Rusya ya bağlı iken, üzerinde Türkiye nin hâkimiyet hakkı tasdik edilen topraklar halkından olup Türk vatandaşlığından çıkmak isteyenler eşyasını, mallarını ve paralarını birlikte alarak Türkiye yi serbestçe terk etmek hakkına sahip olacaklardır. Bunun gibi, hâkimiyet hakkı Türkiye tarafından Gürcistan a bırakılmış olan toprakların halkından olup da Gürcistan vatandaşlığından çıkmak isteyenler, eşya ve mallarını ya da bunların karşılığı parayı birlikte alarak Gürcistan ı terk etme hakkına sahip olacaklardır. Madde 14. Taraflar, bu Antlaşmanın imzalanmasından sonra altı aylık bir süre içinde 1918 ve 1920 harplerinin mültecileri konusunda hususi bir anlaşma 61
62 yapmayı kabul ederler. Madde 15. Taraflardan her biri bu Antlaşmanın imzalanmasından hemen sonra, Kafkas cephesindeki harp sebebiyle işlenen cinayet ve suçlar için öteki taraf vatandaşlarının faydasına tam bir umumi af ilan etmeyi kabul ederler. Madde 16. Taraflar bu Antlaşmanın imzalanmasından sonra iki aylık bir süre içinde, kendi toprakları üzerinde bulunan eski asker ve sivil esirleri karşılıklı olarak yurtlarına geri yollamayı kabul ederler. Madde 17. Taraflar, ülkeleri arasındaki bağlantıların kesilmeden sürdürülmesi amacıyla, demiryolu, telgraf vb ulaşım ve iletişimi koruma ve geliştirmeyi ve zorluklarla karşılaşmaksızın, kişi ve malların serbestçe geçişini sağlamak için lüzumlu tedbirlerin aralarında anlaşarak alınmasını kabul ederler. Bununla birlikte, yolcuların ve ticaret eşyasının giriş çıkışında taraf ülkelerin her birinde yürürlükte bulunan kanunlar bütünüyle tatbik edilecektir. Madde 18. Taraf ülkeler arasındaki münasebetleri kuvvetlendirmek için lüzumlu ticaret münasebetlerinin kurulması ve ticari, mali vb işlerin çözümlenmesi amacıyla, bu Antlaşmanın imzalanmasından sonra, Tiflis te taraf ülkeler temsilcilerinden meydana gelen bir Komisyon toplanacaktır. Madde 19. Taraflar bu Antlaşmanın imzalanmasından sonra üç aylık bir süre içinde, konsolosluk sözleşmeleri yapmayı kabul ederler. Madde 20. Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan arasında yapılan bu Antlaşma tasdik muamelesi görecektir. Tasdik belgelerinin teatisi en kısa bir süre içinde Erivan da yapılacaktır. Antlaşma imzalanır imzalanmaz yürürlüğe girecek olan 6, 14, 15, 16, 18 ve 19. maddeler ayrı tutulmak üzere, işbu Antlaşma tasdik belgelerinin teatisi gününde yürürlüğe girecektir. Bu hükümlere olan inançla, yukarıda adları yazılan yetkili Temsilciler işbu Antlaşmayı imza etmişler ve mühürlemişlerdir. Bu Antlaşma 13 Ekim 1921 günü Kars ta, beş nüsha olarak tanzim edilmiştir. Kazım Karabekir Veli Muhtar Mahmut Şevket Muradyan Makenziyan Şah Tahtenski Şalva İlvaya A. Sivanizee Hanteski YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): İşte Efendim, telgrafla aldığımız Antlaşma metni budur. Tabii asıl metni oraya giden arkadaşlarımız getiriyorlar. Metnin aslı gelince tercüme ettireceğiz, Yüce Meclisinize takdim edeceğiz. Dışişleri Komisyonunda inceden inceye tetkik edilecek. DURAK BEY (Erzurum): Müsaade buyurursanız bir şey soracağım. 62
63 HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Efendim, bu mesele üzerine soru almayı arzu buyuruyor musunuz? (hayır, sesleri) DURAK BEY (Erzurum): Efendim, bendeniz birkaç maddeyi anlayamadım, lütfen onlar biraz izah buyrulsun. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Müsaade buyurunuz. Sonra müzakere edeceğiz. DURAK BEY (Erzurum): 1, 9, 10, 11. maddeleri anlayamadım. Bunlara dair bir parça tafsilat veriniz. YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Şimdi Efendim, bizim anladığımıza göre, henüz Delege Heyetimizin raporu alınmamıştır. Fakat bizim anladığımıza göre 1.Maddeden maksat şimdiye kadar bizimle Ermenistan ve Güney Kafkas Hükümetleri arasında veya bizimle Rusya arasında eğer atlaşmalar imzalanmışsa, o antlaşmaları feshediyoruz. Zannediyorum bizimle Güney Kafkas hükümetleri arasında evvelce imzalanmış Batum Antlaşması, Ermenistan Hükümeti ile imzalanmış Gümrü Antlaşması vardır. Bize ait olan, benim bildiğim noktalar bunlardır. Birinci maddeye ait arzu buyrulan izahat budur. 9.Madde malumunuz Gürcistan Karadeniz'e kıyısı olan bir memlekettir, Milli Misaka muhatap olan devletlerden birisi de Gürcistan'dır. Ne Ermenistan ve ne de Azerbaycan vardır. Yalnız Gürcistan vardır. 10.Madde, Moskova Antlaşmasında bulunan maddedir. Bunda biz diyorduk ki taraflar mütekabiliyet esasına göre bunu Güney Kafkas hükümetleri hakkında da kabul ederler. Bunun teferruatını inceden inceye Komisyonda müzakere ederiz. Arzu eden arkadaşlar da o zaman Komisyon toplantısına teşrif buyururlar. Başka Efendim, 14.Maddeyi demin arz ettim. Yani 1918 ve 1920 harpleri münasebetiyle bir diğer ülkeye iltica etmiş kimselerin mübadelesi hakkında. Bütün Dünyaya karşı diyoruz ki biz meselelerimizi kendi kendimize halledeceğiz. Çünkü taraflar aklını başına alır da iki taraf, menfaatlerinin müşterek olduğunu, kendi menfaatlerinin birbiriyle uslu yalamakla, sulhu ve huzur içinde yaşamakla mümkün olduğunu takdir ederlerse, meselelerini daha iyi hallederler ve başkalarının himayesine muhtaç olmazlar. SIRRI BEY (İzmit): Beyefendi, gazetede Fransızlarla Hükümetimiz arasında bir ihtilaftan bahsediyorlar. YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Rica ederim, hep böyle benim önümden gidiyorsunuz. Bu meseleyi izah ettikten sonra sorsaydınız daha iyi olurdu. İlk defa arz etmek şerefi bana kalsın müsaade buyurunuz, arz edeceğim. Efendim, bu arz ettiğim mesele diğerinden daha mühim olduğu için evvelce bunu arz etmeye mecburum. Bir buçuk seneden beri Yüce Meclisinizin sarf ettiği vatansever bir çalışma sayesinde bununla beşinci devletle antlaşma imzalamış oluyoruz. Yani Rusya, Afganistan, bu defa da Güney Kafkas hükümetlerinden üç bağımsız hükümetle antlaşma imzaladık. Altıncı bir devlet olmak üzere Batı devletlerinden Fransa ile anlaşma imzalandığını resmi olarak Yüce Meclisinize arz ediyorum. 63
64 Bundan beş on gün sonra anlaşma metnini ve bütün teferruatını Yüce Meclisinize arz etmekle inşallah şeref duyacağım. (inşallah sesleri) 1 (Antlaşmanın imzalanmasından beş ay sonra, 16 Mart 1922 tarihindeki oturumda...) MUSA KAZIM EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim, Kars Antlaşmasının tasdiki hakkında müzakereye başlıyoruz. (okumaya lüzum yok sesleri) Efendim tutanağa geçmesi lazımdır. MUSTAFA KEMAL BEY (Ertuğrul): Efendim, bazı arkadaşlar okunmasına lüzum yoktur, diyorlar. Hâlbuki bu bir antlaşmadır, okunması lazımdır. TBMM Başkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sosyalist Sovyet Hükümetleri arasında imza olunan Dostluk ve Kardeşlik Antlaşmasının, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul ve tasdiki hakkında olup Hükümetin 22 Ocak 1922 tarihindeki toplantısında kabul edilen Kanun Tasarısı ektedir. Lazım gelen muamelenin yapılmasını istirham eylerim, Efendim. 22 Ocak 1922 Vekiller Heyeti Reisi ve Genel Kurmay Reisi Fevzi TÜRKİYE, ERMENİSTAN, AZARBEYCAN, GÜRCİSTAN ANTLAŞMASI HAKKINDA KANUN TASARISI MADDE 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan, Sosyalist Sovyet Cumhuriyetleri hükümetleri tarafından 13 Ekim 1921 günü Kars ta imza olunan Antlaşma, Büyük Millet Meclisince kabul ve tasdik olunmuştur. MADDE 2. Bu kanunun yürütmesi Hükümete aittir. TBMM Başkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan, Sosyalist Sovyet Cumhuriyetleri hükümetleri arasında Kars ta imza olunan Antlaşma ve hakkındaki Kanun Tasarısı, Komisyonumuzda müzakere edilerek oybirliği ile kabul edilmesi uygun bulunmuş olmakla, Genel Kurulun tasvibine arz olunur, Efendim. 13 Mart 1922 Dışişleri Komisyonu Bşk. Yunus Nadi Raportör ve Kâtip Üye Ziya Hurşit Üye Abdullah Azmi 1 TBMM Zabıt Ceridesi (24 Ekim 1921), 1.Dönem, c.13, s , 64
65 MUSA KAZIM EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim Dışişleri Komisyonu adına söz isteyen var mı? Yok, söz Hüseyin Avni Bey'indir. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Efendiler tarihi karıştırdığımız zaman kanlarla dolu olduğunu görürsünüz. Efendiler evvelki antlaşmalar, hasis emeller ve birbirinin mukaddesatına hürmetsizlik ile biri diğerini ezmek, yakmak dolayısıyla doğan harplerin vesikalarıdır. Son zamanlarda kapitalistler kendi menfaatlerini temin etmek için paralarıyla milletleri birbirine çarptırdılar, öldürttüler. Efendiler, insanlık bu çirkin manzara karşısında hiç kimsenin düşünce ve hareketlerine karışılmayacağını kabul etti. Herkes vicdanına hâkim, imanına hâkim olduğu kaidesini kabul etti. Fakat kabul etmeyenler de var. İnsanlığı kendi paralarıyla, kendi servetleriyle ve baskılarıyla sürü sürü öteye beriye atarak öldürmeye çalışan, uğraşan zihniyetler var. İşte o zihniyetlere en hakiki bir şekilde isyan eden Rus Milleti oldu. İlk evvela efendiler, Rus inkılâpçı kadınları fabrikalarda çalışırken kendi toplarının barutlarını ürettiler. Yerine talaş doldurdular ve bu hareket zaman zaman Ruslara tesir yaptı. Çarın askerlerinin bize attıkları toplardan mermi gelmiyordu. Çünkü toplarının içerisinden barutları alınmış yerine talaş konmuştu. Efendiler onlar mukaddes bir fikir ortaya atıyorlardı. Herkes düşüncesinde, inancında serbest, kazancında serbest; yemesinde serbest olacaktır. Bir millet diğer milletin ad ve hesabına çalışmaz, dediler. Fakat her taraftan, tecavüze maruz kaldılar. Bu mukaddes fikri boğmak içini her taraftan sokuluyorlardı. İşte efendiler o mazlum düşünceye sahip Türk Milleti birtakım caniler, gaddarlar elinde her gün yakılıyordu. Kazandığımızı bize yedirmemek, kazandığımızdan istifade ettirmemek istediler. Memleketlerimizde biten çiçekleri koklatmadılar. Bize sadece bir şeyi layık görüyorlardı, o da amelelik. Kendilerine layık gördükleri şey de efendilik idi. Bizi esir yapmak, memleketimizi parçalamak için koşuyorlardı. O vakit efendiler, antlaşma adı altına o kendi başlarına yaptıkları Sevr paçavrasını bize gönderdiler. Burada Türk Milleti, Rusların o duygusu gibi kendisi de duydu. Hayır, benim de yaşamak hakkım var, bu Memleket benimdir, efendilik varsa bana aittir, dedi. Efendiler, bu milletlerin ikisini tabiat kavuşturdu. O sayede ve o baskının tesiriyle bu iki millet elele verdiler ve Dünyaya büyük bir inkilâp kapısı açtılar. İşte bugün o düğünü yapıyoruz efendiler. (alkışlar) Biz de hakka hürmet eden ve her milletin kendi içerisinden ilerlemesini arzu eden bir milletiz. Mukaddes sancağımızı nerelere götürdüysek, zulüm yapmadık. Hakseverliğimiz dolayısıyla yabancı milletler koşa koşa bize geldiler. Bayrağımızı milletler kendi ülkelerine diktiler. Bugün Rusların evlât gibi sinesinde büyüttüğü Azerbaycan kardeşlerimiz ve Gürcülerle cumhuriyet fikrini taşıyan ve hakiki Komünist olan, maalesef dost olmaya mecbur olduğumuz Ermeniler, Rusların evlâdı olan bu milletleri Ruslar kardeş mertebesine çıkardılar. Bugün de komşu ve kardeş olan Türklerle el ele veriyorlar, efendiler. Her milletin kendi dinini, kanaatini muhterem bilir ve herkesin düşüncelerine hürmet ederiz ve herkesten de bunu bekleriz efendiler. Biz herkese diyoruz ki şu Dünyada gelip yaşayıp gitmek için muhtaç olduğumuz maddi, manevi, insani bağlara sahibiz. Biz herkesle anlaşabiliriz. Yeter ki 65
66 mukaddesatımıza tecavüz edilmesin. Biz kimsenin mukaddesatına, tecavüz değil, hürmet ederiz. Herkesten de onu bekleriz. Efendiler, şu gördüğünüz Antlaşmada dostluk ve yardımlaşmadan başka bir şey yok. Ruslarla ve bugün üç hükümetle yaptığımız ve ebedi dostluğumuzun başlangıcı olan birlikteliğimiz Dünyaya büyük bir inkılâp kapısı açmıştır. Artık kapitalizmin zulmüne nihayet vermek için e lele vermiş bulunuyoruz. Bu birincisidir. Bundan sonra birbirimize daha güçlü yardımlaşma takip edecektir. Böyle şerefli antlaşmaları Cenabı Hak bize her zaman nasip etsin. (alkışlar, inşallah sesleri) Allah bizleri muvaffakiyetten ayırmasın. (âmin sesleri) ŞEREF BEY (Edirne): Efendiler, Anadolu'nun göbeğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetini meydana getiren muhterem arkadaşlar, sizi 16 Mart günü bütün Türk Milleti adına, büyük Türk İslam Hükümeti adına selamlarım. 16 Mart, artık Doğu nun en kahraman, en büyük, en yüksek milleti olan Türk ün hayatına yalnız kendi sinesinden kuvvet bularak metin adımlarla yürüdüğü tarihi bir gündür. Bütün Türklüğün ve bütün İslamlığın abideleri ile süslenen, ebediyen Türk ün kalbinde yaşayan ve Türk ün olan İstanbul, işte bugün işgal edilmiştir. İki yıl önce bugün oraya gönderilen sizin arkadaşlarınız, hiçbir hakka, kanuna uygun olmayarak doğrudan doğruya Millet Meclisi istila edilerek, onun sinesinden en güzide arkadaşlarımız alınarak sürgün edilmişlerdir. Siz, işte o muameleye isyan eden umumi ve sosyal vicdanın burada toplanan iftihar timsalisiniz. Tarihi yaşattınız ve ebediyen yaşatacaksınız. (inşallah sesleri) Şarkın en mazlum milletleri el ele verdikten ve bütün insaniyetin düşmanı olan yüzkarası kapitalizme karşı isyan ilan ettikten sonra, artık bütün Dünya bilmelidir ki bundan sonra her millet efendidir. Çünkü dört bin senelik insaniyetin ağır zincirlerini taşıyan insanlar onu kırmıştır, koparmış atmıştır. Çünkü hürriyet Allah'ın insanlara verdiği en mukaddes bir nimettir. Onu insanlar kanı pahasına hiçbir kimseye vermez. Türk ün al sancağı hiçbir yerde baş aşağı olmamıştır. Titremiş, belki pek çok yerde yıkılır gibi olmuştur, fakat derhal ayağa kalkmıştır. İşte bugün bu antlaşmalar tasdik edilirken dikkat ediyorum, tarihin tatlı bir cilvesi olmak üzere Türk'ün varlığına koşulan ve Türk Milletine verilen tevkif müzekkeresi gibi 16 Martta verilen paçavrayı işte bu Millet Meclisi yırttı. Türk Milletine emretti, daima ileri. (alkışlar) Efendiler, hakkını müdafaa etmeyi bilen bir millet, yaşamak hakkına haiz olan bir millettir. 16 Martta artık her şeyden mahrum edilmiş, elinden bütün müdafaa için, yaşamak için nesi varsa alınmış olan bu muazzam Millet Dünya tarihinde pek büyük ve muazzam varlık olarak işte burada toplanan Meclisi yarattı, yaşattı ve Allah'ın yardımıyla yaşatacaktır. (inşallah sesleri) Doğu nun en mazlum milletleri el ele verdikten sonra artık bütün Avrupa nın doymak bilmeyen, cehennemi bir iştiha ile daima genişleyen midesine Doğu milletleri alın teriyle çalışarak kazandığı ekmeği vermeyecektir. Asya hür olarak kalacak, hür olarak yaşayacaktır. Biz hür yaşamak istiyoruz. Kendi hürriyet ve istiklalimize herkesin hürmet etmesini istiyoruz. Başka bir şey yoktur. İki sene evvel hazin olan bugüne dikkat ediniz. Bir büyük milletin azim ve iradesiyle bir hak parlıyor, yükseliyor ve Doğu milletleri ile 66
67 el ele vererek bütün zulme karşı yürüyor. Allah bizimle, Peygamber bizimledir. Yaşasın Türkiye. (alkışlar) TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Arkadaşlar, insan tarihi günün güneşi karşısında hazin hazin düşündükten sonra eğer bugün bir bayram ise bayramına başlayalım. Bu sabah elime bir gazete geçince kendimi büyük bir müjde karşısında buldum. O da bu mübarek Ankara'da bir haftadan beri cereyan eden müzakerenin şöyle hayal, meyal neticesini bildiren bir teşebbüstür ki Doğu Darülfünunu ndan (Üniversite) bahsediliyor. 16 Mart ın hazin hatıralarını hatırlarken, bunu karşımda Doğulular için, cehaletten kurtulmuş bir Doğu için en büyük bir müjde bildim ve bayramıma bununla başladım. Zira bugün geçmişe doğru giderken önümde zaferler gördüm ve zaferleri düşünürken mübarek şehitlerimize bir Fatiha okumayı bir borç bildim ve okudum. (Allah kabul etsin sesleri) Arkadaşlar insanca alınmış bir intikam gibi geçen sene 16 Mart ta Moskova'da imza edilen Rusya Sovyetleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi arasındaki Antlaşmadır. Düşününüz ki bizim tepemize yumruğunu indirmek isteyen bu Batılıların bu hareketi 16 Mart ta biz bilmeksizin bize bir bayram olarak tecelli ediyor. Daha garip iyi bir tesadüf olmak üzere arkadaşlar, bugün ufacık bir itilaf neticesinde Batı nın beynine, kalbine hançer gibi bir Antlaşma saplamakla bir bayram geçirmiş oluyoruz. Bir ikincisi 16 Mart şerefine bugün bir Antlaşma imza edilecek diye bağıran hatibin karşısında hepimiz eğildik. Şimdi onu imza etmekle ikinci bir bayram yapıyoruz. Fakat arkadaşlar bayramın en büyüğü benim için nedir bilir misiniz? Kalbimde bütün Milletçe hissettiğim pişmanlıktır. Bu pişmanlık sayesinde ben intikam alıyorum. Atalarımızın hataları, talanları yüzünden Ruslarla daima pençeleşmiş olduğumuzu bugün göz önüne alırsak görülür ki arkadaşlar biz el ele vermiş, birbirimizle kardeş gibi tek vücut haline gelen bir kardeş halini almışızdır. Çünkü geçmişin pişmanlığını hissettikçe daima düşmanlarımızdan intikam alacağız. Zira ruhu şad olsun büyük Şair Namık Kemal'in dediği gibi, Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake, Edip tezyid-i gayret, müstefid olmak nedametten. 1 (bravo sesleri) SELAHATTİN BEY (Mersin): Reis Beyefendi, bir kelimenin düzeltilmesini rica ederim. Atalarımızın hataları ifadesi bendenizce yerinde değildir. Atalarımız bizden çok büyüklükler göstermişler ve bize pek büyük miraslar bırakmışlardır. Düzeltilmesini rica ederim. Atalarımız bizden büyüktür? Hata eden onlar değildir. TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Herkesin atası hata etmiştir. Yalnız bizimki değil. 1 Namık Kemal in Hürriyet Kasidesinden, Akıllı insanlar için çabalarını arttırmak, pişmanlıklarından ders çıkarmak, felekten intikam almak demektir. 67
68 SELAHATTİN BEY (Mersin): Atalarım benden yüksektir. Ben de onlar gibi olmaya çalışırım. TEVFİK RÜŞTÜ BEY (Menteşe): Arkadaşlar, benim teklif edeceğim doğrudan doğruya Antlaşmanın gecikmiş olan tasdiki muamelesinin ittifakla yapılmasıdır. Gerçi 16 Mart meselesini, bütün milletlerin birleşmesi gibi hisleri dinlemek tatlıdır, çok güzel şeylerdir. Fakat ben maddeten düşünüyorum, müzakereyi bitirip Antlaşmayı olduğu gibi kabul etmek istiyorum. Meclisin vakti kıymetlidir ve ciddi daha birçok işlerimiz vardır. HAMDULLAH SUPHİ BEY (Antalya): Arkadaşlar, Üçüncü Sultan Selim zamanı idi. Napolyon Tilsit te Rus Çarı ile görüşüyordu. İstanbul Sarayında bir ihtilal olmuştu. Üçüncü Sultan Selim şehit düşmüş idi. O zaman bu haberi Tilsit e yetiştiren mektubu büyük Napolyon parmakları arasında buruşturduktan sonra dedi ki Türkiye'nin son günleri gelmiştir. Doğu İmparatorluğu yıkılıyor. Biz kendi gözlerimizle bu devletin yıkıldığını göreceğiz. Avrupa üzerinde büyük bir saltanat kurmuş olan Napolyon, Saint Helen de esir olarak gözlerini kapadı. Kurduğu imparatorluk yüksekten düşen bir cam gibi hurdahaş oldu. Osmanlı İmparatorluğu da yaşamaya devam etti. (şiddetli alkışlar) La Figaro adlı Fransız gazetesi ben çocukken her gün yüz sene önceki gazetesinin en belli başlı haberini ek olarak yayınlardı. Ben bir çocuk idim, Figaro'da bir asır evvelki vaziyetleri gösteren böyle bir yazıyı okudum. Anadolu'nun her tarafında isyanlar başlamış, derebeylik her tarafta hükümetsizlik vücuda getirmiş, Tepedelenli Mehmet Ali Paşa Padişahı tanımıyor. Bir seneye kalmaz Osmanlı İmparatorluğunun parçalandığını öğreneceksiniz. Bir sene zarfında öleceği, mahvolacağı haber verilen İmparatorluk hâlâ yaşamakta devam ediyor senesinde Petersburg'da Çar Nikola, İngiliz Elçisi Lord Simur'u yanına çağırdı ve dedi ki Doğu dan aldığım haberler bize gösteriyor ki Hasta Adam ölmek üzeredir. Geliniz, Hükümetinizle ölünün birdenbire kollarımızın üstüne düşmemesi için anlaşalım dedi. Sonra biz Kırım Harbini yaptık, ölüyor mirası hakkında konuşalım denilen adam Silistre'de ve Kırım'da Çar ordularını yendi, ölü mirasçısına dayak attı. Osmanlı İmparatorluğu yaşamaya devam etti. Biz, Merhum Hakan Abdülhamit Han devri gibi çok meşum ve çok dar bir devir yaşadık. Bütün Osmanlı Memleketi baştanbaşa bir mezarlık sessizliğine dalmıştı. Uzaktan bakanlar günün birinde Hükümetin habersiz bir şekilde kendi üzerlerine yıkılacağını bekliyorlardı. Fakat arkadaşlar ölümüne bir uyanışla bütün Dünya gördü ki günün birinde Meşrutiyet Devri başladı. Bu vesile ile Nuya Friyapress Gazetesinin bir makalesini hatırlıyorum. Diyordu ki Mezarlık diye seyrettiğimiz memleketten coşkulu bir bahar fışkırdı ve meşrutiyet hareketi ölümü beklenilen Türkiye'nin bütün Dünyaya ve bütün asırlara karşı ben yaşılacağım diye haykırmasından ibaret idi. Türkiye yaşamakta devam etti. Balkan Harbini yaptık. Ne kadar kendini beğenmiş, ne kadar vahşi gözler varsa üzerimize dikildi. Kendini toplamaya vakit bırakmadan evvel üstüne çökelim diye taraf taraf memleketlerimize musallat oldular. Balkan Harbinin sonunda memleket hakikaten bitiyor manzarasını gösterdi. Biz ondan 68
69 sonra mücadelelerin en büyüğü olan Dünya Harbine girdik. Memleketin gençleri en büyük kahramanlıkla on iki mezbahada titremeksizin Vatanın mihrabı önünde kanlarını akıttılar. Türkiye yaşıyordu. Sonra Sevr'de içlerindeki ecdat sesi susmuş birkaç adam bizim idam fermanımızı imzaladılar. Fakat Türkiye yaşamakta devam etti. O şekilde yaşadı ki efendiler, Almanya gibi arzın dengesini bozacak kadar ağır ve kuvvetli görünen bir memleket bugün galiplerin önünde diz çökmüş bir vaziyet aldığı halde. Avusturya gibi bu memleketin taksimi için asırlarca çalışmış olan bir memleket, çok zengin bir memleket bütün dünyaya karşı diz çöktüğü halde. Genç Bulgar Milleti gibi Türkleri hor görmeyi bir şeref bilmiş olan bir millet, galiplerin önünde kafasını eğmiş, zavallı vaziyette durduğu halde. Anadolu'nun içinden fışkıran hayat narası, vatanperverlik, bütün Dünyaya karşı ölümü haber verilmekte olan Türkiye'nin yaşamaya devam edeceğini, hayret veren bir açıklıkla gösterdi. (alkışlar) Arkadaşlar, Dünya haritasına bakacak olursanız en uzak maziden beri birbirine karşı daima düşman olmuş kıtalar vardır. Zavallı bir Afrika kıtası vardır. Coşkun güneşinin altında gözleri kamaşmış insanlarıyla baştanbaşa esir bir kıta vaziyetindedir. Bir Amerika kıtası vardır. Batı nın yeni bir parçası gibidir. Fakat Asya kıtası, bütün dinlerin doğduğu Asya kıtası, bütün medeniyetlerin üstünde şaşaa ile doğduğu Asya kıtası, maziyi unutmayan, şerefini hiçbir vakit ayaklar altına aldırmayan ve hiçbir zaman yabancılar elinde esir olmak istemeyen, daima zulme karşı asi, daima ruhu diri, daima mazisine sadık, o koskoca engin Asya kıtası, binlerce seneden beri Avrupa ile boğuşuyor. Biz bugün onun umumi bir noktası karşısındayız. Bugün oybirliği ile tasdikini benim de arzu ettiğim Antlaşmanın manasından Asya milletlerinin uzun müddet birbirini kaybettikten sonra mesafeler arasından ve hicran arasından birbirine ellerini uzatması, birbirlerinin ellerini sıkması, zalimlere, fatihlere karşı beraber hareket edeceğiz demektir. Onun için bu Antlaşma kulsal bir fikre, kutsal bir harekete işaret eder. (bravo sesleri, şiddetli alkışlar) MUSA KAZIM EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim, konuşacak daha iki arkadaşımız var. (müzakere kâfi sesleri) Efendim müzakereyi kâfi görenler lütfen el kaldırsın. Müzakere kâfi görüldü. Önce Kanun Tasarısının maddelerini oya koyuyorum. Efendim, 1.Maddeyi kabul edenler lütfen el kaldırsın. Kabul edilmiştir. 2.Maddeyi kabul edenler lütfen el kaldırsın. Kabul edilmiştir. Tasarının tamamını ad okuyarak oya sunuyorum. Kabul edenler beyaz, etmeyenler kırmızı rey pusulası kullansınlar. (Oylar ad okunarak kullanılır. Oy pusulaları sayılır ve...) 69
70 MUSA KAZIM EFENDİ (Başkan Vekili): Efendim, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan Antlaşması hakkındaki Kanunun oylamasına iştirak eden 187, 3 çekimser, 12 ret oyuna karşı 172 oyla Antlaşma kabul edilmiştir. (alkışlar) 1 7 KASIM 1921: KARS, ARDAHAN VE ARTVİN E BİR İNCELEME HEYETİ GÖNDERİMLESİ HAKKINDAKİ ÖNERGENİN GÖRÜŞÜLMESİ (1.Dönem, 2.Yasama Yılı, 106.Birleşim, Gündem: 8/1) Kazım Karabekir komutasındaki Doğu Ordusu, Sarıkamış ı geri aldıktan sonra, Kars, Ardahan ve Artvin i Ermenilerin elinden geri alır. TBMM Hükümeti ile Ermeni Hükümeti arasında Gümrü de Antlaşma imzalanır. Bu sırada ilerleyen Rus Bolşevik Ordusu Gürcistan ı işgal eder ve Batum kurtarılamaz. Harp sonrasında kurtarılan yerlerde askeri komutanlarla halk arasında bir takım sorunlar yaşanır. Bölge milletvekilleri meydana gelen olayları Meclis kürsüsünde dile getirirler. (3 Kasım 1921 tarihindeki oturumda Batum Milletvekili Fevzi Efendi ve arkadaşlarının verdiği önerge okunarak gündeme alınmıştı.) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Elviyei Selase'ye bir tahkik heyeti gönderilmesi hakkında Kars Mebuslarının önergesi. TBMM Başkanlığına Anavatan a henüz yeni katılan Kars, Ardahan ve Artvin deki derebeylerin zorbalıklarını, memurların masum halkı himaye edip sahip çıkmadıklarını ve bu memurların derebeylerin tesirlerine kapıldıklarını Yüce Meclise bildiriyoruz. Birçok kanunsuz muameleler yapılarak, halkın memurlar aleyhine hisleri dikkate alınacak bir dereceye varmıştır. Binaenaleyh Anavatan a yeni katılmış olan Elviyei Selase de, Iğdır ve Sürmeli kazalarında Büyük Millet Meclisimizin atalık ve şefkatini göstermesi lüzumu vardır. Bilhassa Artvin Livasının Şavşat Kazasında devam ede gelen ağaların zulüm ve fesatları iyice artmıştır. Bu kanunsuz vaziyetleri tetkik edip mani olmak ve nihayet verecek hususları yerinde tatbik ve icra etmek vazife ve salahiyetiyle Yüce Meclisten üç kişilik bir Teftiş Heyetinin seçilmesini, o havali halkının muhtelif cereyanlara karşı koyabilecek adaletin tesis edilmesini arz ve teklif eyleriz. 20 Ekim 1921 Batum Mebusu Fevzi Kars Mebusu Fahrettin Kars Mebusu Ali Rıza Kars Mebusu Cavit Batum Meb. Akif 1 TBMM Zabıt Ceridesi (16 Mart 1922), 1.Dönem, c.18, s , 70
71 HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Bu bir tekliftir. Bunun acilen bugün gündeme alınmasını kabul edenler, kabul edilmiştir. Söz önerge sahibinindir, buyurun. FEVZİ EFENDİ (Batum): Mesele basit ve aşikârdır, fakat biraz fazlaca anlatmak isterim ki hakikat anlaşılsın. Bu Memleketin ahalisi iki sınıfa ayrılır, eşref ve halk. Fakat bizim oraların ahalisini taksim edecek olursak, birinci tabakayı teşkil eden derebeyi, ikincisi eşraftır. Fakat eşraf denince köy ağalarıdır ve bununla iftihar ederler. Tahsil görmüş okumuşlar da eşraf sınıfına dâhildir. Üçüncü sınıf ise halk takasıdır. Eşraf ve halk tabakası iddialarında diyorlar ki komşumuz bize civar olan ilerlemiş Ermeni ve Gürcü hükümetlerle rekabet edebilmek için evvela maarifi, sanatı ileri götürmeliyiz. Her kavim her millet zaten bunun için çalışmışlardır. İcap ederse delillerini gösterebilirim. Fakat birinci sınıfı teşkil eden derebeyleri buna muhalif geldiler. Asırlarca devam eden bu mücadelede eşraftan birçok kimseler imha edilmiştir. Geçen sene Erzurum ve Sivas kongreleri üzerine ahali dediler ki bu zamanda her kavim, her millet çalışırken, yorgun vaziyette dindaşlarımız Anadolu halkı çalışırken, bizim burada boş durmamız uygun değildir. Para topladılar, bir temsilci seçtiler. Her nerede bir İslam şurası bulursanız katılırsınız, gelirsiniz, neticeyi anlatırsınız, biz de ona göre hareketimizi tayin ederiz, dediler. Birinci sınıfı teşkil eden derebeylik tabakası tarafından faaliyet ve harekete imkân kalmadı. İkinci defa tekrar müracaat ettiler, dediler ki böyle bir zamanda biz boş duramayız, derhal çalışacağız. Biz de bir İslâm şurasıyla beraber haklarımızı arayacağız, düşman idaresine girmeyiz, dediler. Baktılar ki, Milletin galeyanı artmış ve bunun önüne geçilemeyecek, derebeyleri kendilerinden birini temsilci teklif ettiler. Millet itimat etmedi, buna karşı yemin, şart ettiler ve vekâlet kâğıdını halktan aldılar. Ankara'nın lehinde çalışacaklarına dair yemin ettikleri halde, daha sonra Tiflis'e gittiler. Gürcü askeri ile beraber gelerek memleketi işgal ettiler. Tamamlayamadığımız teşkilâtımız bunlara karşı çıkamadı ve memleketimiz onların işgalinde kaldı. Fakat okumuş tabakası ve halk tabakası dediler ki yine durmak olmaz. Mutlaka bir vekil seçerek Ankara ya göndermemiz lazımdır. Bunun üzerine derebeyleri karşı duramadılar ve seçilen mebusları Ankara'ya gönderdiler. İşte Allahın lütfüyle Ordumuz gitti, oraları işgal etti. İşgalden sonra Batum müşkül bir vaziyet içinde kaldı. Artvin ahalisi dediler ki Bolşevik istilası buraya gelirse biz buna razı değiliz. Derhal Ordu Kumandanlarıyla görüşelim ve biz de hazırlık yapalım. Devletin kuvveti kâfi ise gidelim, değilse biz de yardım edelim. Bu tarzda çalışırken, millet Bolşevik oldu, Hükümete isyan ediyor, diye Mutasarrıf Vekili Havali Kumandanına resmi yazı yazdı. Bunun üzerine Kumandan müfrezeler gönderdi, Milletin ve bizim lehimizde canını adamış kimseleri, bu adamlar idareleri altına aldılar. Namussuzları takip edecekleri yerde, namusluları takip ettiler ve bütün Livanın Müdafaa-yı Milliye heyetleri, belediye heyetleri, hükümet heyetleri yirmi beş, otuz saatlik yere gitti, süngüler arasında darp edildi. Neticede Hükümet bunların masum olduğunu gördü ve affedersiniz, diyerek bunları bıraktı. Fakat bunlar çok şiddetli bir şekilde darp edildiler. İşte bunların içinde ne gibi kimseler olduğunu arkadaşımız Ali Bey söylesin. Bunların arasında Kars Şurasına iştirak 71
72 etmiş yüksek tahsil görmüş olanlar da vardı. Sonra geçen sene Yüce Meclisin emir ve kararı neticesi olarak Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin imzasıyla verilen telgraflarda da sabittir. Diyor ki vatansever olduğunuz bizce anlaşılmıştır. Vatan hususunda lazım gelen gayretleriniz devam ediniz. İnşallah Ordu gelince sizi taltif edeceğiz, diye buradan çekilmiş telgraflar onların elinde mevcut iken o adamların peşine asker taktılar ve hayatını Sarıkamış'a kaçarak kurtardılar. Şimdi ise yine görüyoruz ki, bu kimseler kaymakamların, mutasarrıfların emriyle ve jandarma vasıtasıyla her gün hakarete maruz kalıyorlar, hapsediliyorlar, darp ettiriliyorlar, ellerinden salahiyetleri alınıyor. Bendeniz burada böyle yapın, şöyle yapın diye Yüce Meclise bir teklif yapmıyorum. Bunlar şimdiye kadar bu Hükümete, bu Millete sadakat göstermiş adamlardır. Yüce Meclisten üç kişi gitsin, bu Milletin davası mı haklıdır, yoksa derebeylerimi haklıdır, bunu takdir etsin, hükmetsin, meseleyi halletsin. Çünkü neticede vaziyet nasıl olur? Nasıl renk alır? Bunu bendeniz bilemem, bunu Yüce Meclisiniz takdir eder. Zannederim üç kişilik teftiş heyetinin gitmesi lazımdır ve bunu talep ediyorum. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Reis Bey müzakere usulü hakkında söz istiyorum. Şimdi burada halk sınıfından bahsedildi. Masum oldukları halde onlara zulüm yapıldığından bahis buyurdular. Orada Milli Hükümetimiz vardır. Rica ederim kimden şikâyet ediliyor? Meclis tarafından gönderilmiş orada temsilciler, memurlar var. Bunlar vazifelerini yapmıyorlar mı? Hangi vekâletten ne istiyorlarsa açık söylesinler. Böyle üstü kapalı şeyler üzerine Yüce Meclis heyet gönderemez. Heyet neyi tetkik için gönderilecek, suç nedir? FEVZİ EFENDİ (Devamla): Tevkif edilenler içinde bendeniz de vardım, Artvin den Kars'a kadar. HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Kim tevkif etmiş? OSMAN BEY (Lazistan): Ordu Kumandanının emriyle mebus hapsediliyor. Bu kadar şeyi anlayamadınız mı? İşte bunu demek istiyor. FEVZİ EFENDİ (Batum): Kars'ta akşam hapsedildim. (o vakit mebus muydunuz sesleri) Ben akşam hapsedildikten sonra Ordu Kumandanı meselenin yanlış olduğunu söylediler. Bendenizin tahliyesine emir verdiler. BİR MEBUS BEY: Beyefendi mebus muydunuz o zaman? FEVZİ EFENDİ (Batum): Kabahat kimin olduğunu tabi Teftiş Heyeti meydana çıkaracaktır. ALİ RIZA BEY (Kars): Sebepsiz olarak tevkif edildiğinizden dolayı o şahsa ceza verildi mi? HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Mebus olduğunuzu söylemediniz mi? 72
73 FEVZİ EFENDİ (Batum): Mebus olduğumu söylemek şöyle dursun, hüviyetimi gösterdim. Daha ne diyecektim. FAHRETTİN BEY (Kars): Efendiler, arkadaşımız Fevzi Efendinin vermiş olduğu izahat, kendisi hapiste olduğu için, yarım kalmıştır. Bir gün bendeniz çarşıda geziyordum. Mahpushane Müdürü bir Rus'a para veriyor. Baktım elinde fotoğraflı, altında Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa imzası olan hüviyet var. Sonra mahpushane müdürüne diyorum ki bunun sahibi nerededir? Dedi ki bunun sahibini üç gündür hapse attık, yatıyor. Sonra bizde de seçim var, mebus seçecekler. Bendeniz de adayım. Derhal gittim, Mutasarrıfa söyledim. Ben adaylığımı geri alacağım, bunun da bir kıymeti yokmuş, bir taraftan beni de itham edip fotoğrafımı görerek hapse sokacaklar, beni de dava ederler, bu hale koyarlar, ben istifa ediyorum, dedim. Mutasarrıf Tahir Bey kimdir o diye sordu. Fevzi Bey adında bir mebustur, Büyük Millet Meclisinden almış olduğu hüviyeti hapishane müdürünün elinde Rus'un dükkânında gördüm, hüviyetin sahibi kimdir, mebus mudur, mebusluk nedir, bilen yok, dedim. Bunun üzerine Mutasarrıf hapishaneye gitti, hapishaneden çıkardı, faytona bindirdi getirdi. Fevzi Efendi nin başına gelen felaket bundan ibarettir. Batum mebusları Doğu daki Gürcü ve Ermeni meseleleri ile alakadar olduklarından, Yüce Heyetiniz tarafından vazifelendirilerek gittiler. Askerin hareket hattını takip ederek Batum a tafsilatlı mektup yazıyorlar ve kendi seçim mıntıkalarında bulunan ahaliye ümit veriyorlar. Diyorlar ki evet yedi seneden beri çalıştınız, emin olunuz bugünkü gün Büyük Millet Meclisi sizi kurtaracaktır. Bir daha sizi Hıristiyan esaretine bırakmayacaktır. Bunlar böyle mektup yazıyorlar ve ahali de bu mektupları alıyor, bu mektuplardan ruh alıyorlar. Yoksa böyle gazel yaprağı gibi titriyorlar. Gürcülerden bazı propagandacılar gidiyor, Türklerle Gürcüler hudut kesmişler, Ardahan Artvin Gürcülere verilmiştir, ilelebet siz orada kalacaksınız. Bunu da Gürcü taraftarları propaganda ediyorlar. Ama bu arkadaşlar yine mektup yazıyorlar. Siyasi vaziyet henüz müsait değildir, birkaç gün yine orada kalacaksınız, her nasıl olsa Milletimiz sizi kurtaracaktır, diye bununla iktifa edilmedi. Fevzi Bey bir arkadaşını yanına alarak, karla kapalı dağlardan yaya olarak Batum a doğru yola koyuldu. FEVZİ EFENDİ (Batum): Bir müfreze beni takip ediyordu. FAHRETTİN BEY (Kars): Sonra Gürcü karakolları bunları tuttular, cani gibi bağladılar, dövdüler. Üzerlerinde bulunan silahları ve paraları verdiler ve kendilerini kurtardılar. Bunlar tekrar çıkıp Kars'a geldiler. Kars'a gelince Orduyu Gürcistan işgali altındaki şimdi ilhak edilen yerleri işgal etmesi emir olunduğu vakit memleketlerine gittiler ve memleketin bir kısmı yine orada kalıyor. Bunlar orayı da düşünüyorlar. Acele kendilerini Batum'daki cemiyete atmak istediler. İstedikleri vakitte Bolşevik cereyanı geliyor. Bir taraftan Bolşevikler Ahısha'dan çıkmışlar. Önce Şavşat a uğrayacaklar. Acaba Şavşat a uğradıkları vakit ahali içerisinde ne türlü şey olur? Hemen bunlar Havali Kumandanlığından emir alıyorlar. Hemen Milli Teşkilat kurmaya başladılar. Şavşat, Acara ahalisi harbin başında düşman ne 73
74 zaman ki askerlerini hazırlamış, Türk orduları Ardahan'a, Kars'a girdiği ve altı günden sonra yenilerek çekildiği vakit, Şavşatlılarla bir milli teşkilat yaptılar. Mayıs Ayına kadar Rusların doksan bin kişilik ordusunu oyaladılar. Sonra Ruslar diyorlar ki bunlar ne biçim adamlar, bizim tebaamız oldukları halde bize inatla mukavemet ediyorlar. Şimdi Efendim, bu adam milli teşkilatı orada başladığı vakitte bu ordu gelinceye kadar Bolşevik cereyanının önünü keselim diye uğraşıyor. Sonra oradaki adam, Fevzi Efendi Bolşevik olmuş, Bolşevik teşkilatını yapıyor, acele tutup hapishaneye atınız diyor. Buna haber ediyorlar, sizi tutacaklar diye. Bunun üzerine ayağına çarık giyiyor, elbisesini değiştirerek yollara düşüyor ve kendisini orada bulunan Mıntıka Kumandanı Ziya Bey in yanına atıyor. Yaver Mustafa Efendi adında bir kimse soru sormadan hapishaneye gönderiyor. Fevzi Efendi o kadar bu kişiye yalvarıyor. Orada muhafaza altında askerlerin önüne katıyorlar, Kars'a getiriyorlar. Kars'ta da dört gün tevkif olunmuş. Bendeniz Kars'ta müracaat ettim, o zaman hapishaneden çıkarttılar. Efendiler, Kars kırk beş seneden beri ayrılmış olduğu Anavatan a katıldı. İlk dört aylık müddet içinde suiistimal edenler oldu. Biz bunlara yeni kurtarılmış bir memleket olduğu için göz yumduk. Diğer memurlara gelince, adaletle vazife ederler, dedik. Memleket kırk beş seneden beri her ne kadar Rus idaresinde kalmış ise de kalpleri buraya karşı çarpıyordu ve bu Vatan ve Millet için çalışanlar vardı. Arkadaşımız Fevzi Bey hapis olduğu zaman Şavşat ve Artvin havalisinde bulunan otuz beş kadar kimse vardı, bunlar bütün mevcudiyetleriyle Millet uğrunda, İslamiyet için çalıştılar. Bunlar bu Memleketten mükâfat görecekleri yerde ne yazık ki iplere dizdiler ve bazılarını da hapse attılar. Hapishanede iken her birine kırk beşer tane sopa attılar. Bu hususta hiçbir tahkikat yapılmadı. SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat): Bunu yapanlar kimler di? FAHRETTİN BEY (Devamla): Oradaki memurlar idi. Sonra tahliye edildiği zaman, affedersiniz yanlışlık olmuş, dediler. Bizim iddiamız bundan ibarettir. Bunun için tahkikat yapılmasını istiyoruz ki hakikat meydana çıksın. Yedi senedir kendi evlatlarını bu uğurda feda eden adamlar ve çalışanlar sonunda dayak yemek suretiyle mükâfat gördüler. Bir teftiş heyeti gönderilip hakikat meydana çıkıncaya kadar tahkikat yapılmasını bendeniz de rica ve istirham ederim. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Efendim, esas mesele Kars havalisine Meclisten üç arkadaş gidip oradaki vaziyeti teftiş edip, neticesini Mecliste arz etmektir. Hâlbuki şimdi o meseleye ilaveten bir mebusun sebepsiz yere hapsedilmesi de bahis mevzuu olmuştur. Yalnız hiçbir mesele olmasa bile, yalnız o meseleyi tahkik için Yüce Meclisinizin bu meseleye el koyması lazımdır. Şimdi oylarınıza arz edeyim. Bu üç arkadaşın... (gürültüler) ALİ RIZA BEY (Kars): Reis Bey, müsaade buyurunuz, daha burada Elviyei Selase mebusları var. Konuşan arkadaşlarımız tam olarak maksadı anlatamadılar. Daha bizler de izahat vereceğiz. 74
75 HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Müzakerenin devamını arzu ediyor musunuz? ALİ RIZA BEY (Kars): Bu şahsi bir meseledir. Oraya tetkik heyeti gönderilmesine lüzum yoktur. TUNALI HİLMİ BEY (Bolu): Reis Bey, müzakere usulüne ait söz istiyorum. Rica ederim söz veriniz. VEHBİ BEY (Karesi): Efendim, bir mesele konuşuluyor. Fakat bu meseleyi alakalı vekâletlerin haberleri yok. Onlarda haberdar olsunlar ve kendileri buraya gelip bu söylenilen sözlere cevap versinler. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Vehbi Bey in teklifine göre alakalı vekillerin bulunmasıyla müzakere edilsin, diyor. Cumartesi toplantısında vekillerin huzurunda müzakeresini kabul edenler lütfen el kaldırsınlar, kabul edilmiştir. 1 (Dört gün sonra 7 Kasım 1921 tarihindeki oturumda...) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Elviyei Selase hakkında Kars mebuslarının verdikleri önergenin, İçişleri Vekili ve Genel Kurmay Reisinin bulunmalarıyla müzakeresini emir buyurmuştunuz. Kendileri gelmişlerdir. Şimdi müzakeresine geçiyoruz. Evvela önerge sahibi konuşacaktır. ALİ RIZA BEY (Kars): Efendiler hiç şüphe yok ki Milli Meclisinizin gayesi ve milli vazifesi uğrunda kaç seneden beri çabaladığının neticesi alınmaya başlamıştır. Bununla beraber bu muvaffakiyeti sağlamlaştırmak ve devam etmek için mutlaka Memlekette kanunun hâkim kılınmasına ihtiyaç vardır. Beş imza ile biz Elviyei Selase mebusları bir önerge vermiştik ve o önergede mütegallibeden de bahsetmiştik. Hâlbuki iki gün evvel zannedersem, Vehbi Bey kardeşimiz buyurmuşlardı ki Memlekette ya mütegallibe yoktur, ya kanun yoktur veya Hükümet yoktur. Bendeniz de bunu tasdik ediyorum. Bu ikisinin birisi, yani ya kanun veya Hükümet olursa mütegallibe ne olur? Bir hiçtir. Arkadaşlar, yarım asırdan beri Çarlığın istibdat pençesinde yaşamış ve pek çok kanlar, canlar feda ettikten sonra Anavatan a yeni katılmış olan Elviyei Selase'ye ait söyleyeceklerimden müsaade buyrulursa on bir maddelik bir teklifim var. Bu on bir madde üzerine becerdiğim kadar Yüce Meclisinizi haberdar edeceğim. Birincisi efendiler Elviyei Selase 1920 senesi sonunda Anavatan a katıldı. O zamandan beri bu zavallı ve felaketzede ahaliden dört defa vergi alındı. Sonra yaz geldi, ahalinin bağları, bahçeleri, çayırları ortalıkta mahvoldu. Hâlbuki yedi seneden beri çarpıştıktan sonra ve son ermeni taarruzunda varını yoğunu bırakıp kaçan ve ordumuzun muzaffer bayrağı altında Anavatan a katılan ahaliye bizler yardım edecektik. Hâlbuki çayırları, bahçeleri ve bağları mahvolduktan sonra, Ordumuz 1 TBMM Zabıt Ceridesi (3 Kasım 1921), 1.Dönem, c.14, s.36-57, 75
76 Kars kurtardıktan sonra yüz bini aşkın hayvan ganimet olarak alınmıştı. Bu ganimet, o havalideki Müslüman ahaliden Ermeniler tarafından daha önce gasp edilmiş hayvanlardı. Nitekim Şavşat, Çıldır, Akbaba, Nahçıvan gibi yerler bütün bütün Ermeniler tarafından topa tutularak tahrip edilmişti. Buraların ahalisinden kaçabilenler kaçıp kurtulmuş idi. Kaçamayanların hayvanları bütün Ermenilerin eline geçmişti. Bu elde edilen ganimetin bir miktarı hiç olmazsa bu zavallılara iade edilmeliydi. Eğer Hükümetin bunlara ihtiyacı varsa tamam, fakat öyle olmadı. Bu Millet gayesi uğrunda canını, malını feda etmiştir. Acaba Hükümet onlardan lüzumu kadar istifade etti mi, yoksa suiistimale mi uğradı? Bendeniz diyebilirim ki yalnız Cephe Karargâhında, otuz bin küsur hayvan vardı. Bunları on beş asker idare ederdi. Efendiler bu on beş askerin bunları nasıl idare edebileceğini Yüce Meclis takdir etsin. Bu suretle bunlar bütün bütün mahvedilmiştir. Kars ve havalisi Ermenilerin taarruzundan bir ay evvel bütün varlarını bırakarak kaçtılar ve nihayet memleketlerinin kurtarılması üzerine Ordumuzun peşine takılarak bu zavallılar geldiler. Fakat ne çektiler, hâlbuki kışın geriye dönemezlerdi. Boş yere gelerek mahvoldular ve bağları bahçeleri de tamamıyla mahvoldu. Hâlbuki oranın suyu Aras'tan çıkar. Belki iki metreden fazla derinliği vardır. Bu ise o köylünün, o ayağı çıplağın kuvvetiyle çıkar. Başka şekilde çıkamaz. Efendiler bu bağlar kendi kendine meyve yetiştirecektir, biz yiyeceğiz. Hâlbuki bir hafta su verilmezse bu bağlar kurur. Tabii bunlar düşünülmedi, bahçeler kurudu. Bundan ne Millet ve ne Hükümet istifade etti. Yokluğundan bu kürsüde bahsettiğimiz Hazinemiz de bunlardan istifade edemedi. Eğer bunlardan Hazinemiz istifade etseydi, bağlar bahçeler de ahaliye dağıtılsaydı, çalışırlar, üretirlerdi. Hem bizler istifade ederdik ve hem ele bunlar bu mahrumiyetten kurtulmuş olurdu. Bu da yapılmadı. Sonra Hazinemize iyi bir gelir olabilecek Kulp Tuzlası vardır. Bu Tuzlanın memurları Kağızman Tuzlasından maaşlarını alıp çalışırlardı ve o şekilde vazifelerine devam ederlerdi. Acaba bu tuzlar şimdi nereye gidiyor? Hâlbuki bu Kulp Tuzlasının da Kağızman'daki gibi aynı sistemde yapılmış tünelleri var. Yani bitmez, tükenmez nihayetsiz bir tuza sahiptir. Şimdi soracaksınız ki buradaki memurlar ve tuzlar ne oldu? Efendiler, bunlar bütün Ermenistan'a satıldı. Zannedersem, halen de satılmaktadır. Ama memurlar gelir, Kağızman Tuzlasından maaşlarını alırlar. ŞEYH SERVET EFENDİ (Bursa): Bunun ispatı mümkün müdür? ALİ RIZA BEY (Devamla): Zannedersem kürsüye çıkan arkadaşınız bunu düşünmüştür. ŞEYH SERVET EFENDİ (Bursa): Öyle ise teşekkürler ederiz. ALİ RIZA BEY (Devamla): Şimdi kaldı binalar, malumunuz güzel binalar vardır. Bu binalardan işgal olunanlar olmuştur, işgal olunmayanlar mahvolmuştur. Sonra bu işgal olunan evlerdeki ahaliye bir kere dua etmeli ki onlar o evden çıkmasınlar. Çıkarsa bütün bunları da mahvederler. 76
77 HACI AHMET HAMDİ EFENDİ (Muş): Tasdik ederiz. İşgalden kurtarılan yerlerde ne yazık ki bu binaları bakan, koruyan yok. ALİ RIZA BEY (Devamla): Sarıkamış ormanı şehir içinde olduğu halde, yine binalar kereste tedarik etmek için sökülüp mahvediliyor. Eğer bunlar siyasi bir maksatla yapılıyorsa bunları bütün bütün imha edelim. Değilse sebebi nedir rica ederim? YASİN BEY (Oltu): Siyasi bir maksatla mı yapıyorlar? (devam sesleri) ALİ RIZA BEY (Devamla): Bunların bu şekilde bahçeleri ve bağları da mahvedildikten sonra, kış kıyamet gününde İran'a ve Ermenistan'a geçenler de var. Bu mesele tabii orayı yakından görmeyenlere tuhaf gelecek. Fakat bendenizi düşündüren bir şey varsa, söyleyecek çok sözlerim var, fakat tarihe karşı söyleyemeyeceğim. Bu ahaliye yardım edilmedikten başka, bağları, bahçeleri de mahvedilmiştir. Bu gibi şeyler ancak istibdatta olabilirdi, o zaman bile bunlar yine kendi faaliyetini ileriye götürürlerdi. MUSTAFA BEY (Tokat): Şimdi ondan başka bir şey mi oldu? ALİ RIZA BEY (Devamla): Fakat Milli Hükümetimiz zamanında bu olmamalı idi. Şimdi mütegallibe kısmına gelelim ki bu her yerde vardır. Ama bunlar yalnız istibdat devrinde faaliyette olurlardı. Şimdi bendeniz çok düşündükten sonra resmi ağızlardan işittiğime göre bunlar iki kısım imiş, birisi zeki imiş diğeri hain kısmı imiş. Zeki kısmı olanlar, yani işinde mahir, zamanında kazanmış kimseler, daha doğrusu kendi fırıldağını makineli tüfek gibi tutarak icap ettiği yere döndürüyorlar ki buna zeki adı veriliyor. Bu zeki adını kazananların teşviki ile en namuslu, en fedakâr, yani malını, canını milli gaye uğrunda feda etmiş olanlar, tehdit ve tahriklere uğruyorlar, Ardahan, Artvin ahalisi gibi. Arkadaşlar Ordumuz 1918 senesinde buraları tahliye edip geri çekildikten sonra toplandık. Kendi kafalarımızla ve düşüncemizle bir Hükümet teşkilatı yaptık ve o zaman bir ay geçmezden evvel bu Hükümet teşkilatı Batum, Ardahan, Artvin, Ahiska ve Ardanuş'tan bir Meclis seçimi için emir vermiştik. O vakit onlar bizleri seçerek buraya gönderdiler. Bu düşünülürse ne büyük bir fedakârlık olduğu meydana çıkar. Bunlar derler ki orada bir İslam kütlesi var oluyor. Biz de onlarla konuşalım. İşte o kişilerden birisinin mektubu ki kendi yüreğinden doğan muhabbet ile katılmış bir arkadaşınızın mektubu. Benim burada olduğumu bildiği için buraya göndermiş. Haziranda yazmış olduğu mektubu burada aldım. (okunsun sesleri) HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Müsaade buyurun hatip sözünü bitirsin. Bu hususta umumi bir kaide vardır. Her hangi bir kâğıdı evvela Reis okur. Ondan sonra kâtibe verir, okutturur. Onun için devam buyurunuz, Efendim. ALİ RIZA BEY (Devamla): Böyle olduğu halde Artvin ve Ardanuş ahalisinin en muteberleri Ardahan'a getirilir. Ne sebeple olduğu meçhul ve bunlar mükemmel bir sopadan geçirilirler. Kanunda bir defa sopa olmadığını bendeniz iyi bilirim. 77
78 BİR MEBUS BEY: Vuran kimdir acaba? ALİ RIZA BEY (Devamla): Tabii Hükümet, eğer bizim kanunlarımızda sopa diye bir şey varsa onu bilmem. Müsaade buyurunuz da kimin tarafından sopalattırılmıştır. İşte demin arz ettiğim zeki mütegallibeler vasıtasıyla, yani 11.Tümen Kurmay Reisi Mustafa Bey tarafından sopalanıp hapiste kaldıktan sonra, bunlar nedense tahliyeleri emri verildi. Efendiler, yeni iltihak etmiş, esaretten kurtulmuş olanlara bu gibi muameleler hakarettir. Eğer suçlu olsalar bir şey diyemem. Eğer suçlu olduklarını o adamlar bilseler ona göre işlerini de bilirler. Hele şimdiye kadar bir şey denilmemiş, yalnız bir yanlışlık oldu denilmiş, beraat ettiniz diye bir şey söylenmemiş. Sonra efendiler sürgün edilenler de var. Bendeniz hayatımı Rusya Hükümetinin idaresi altında geçirdim. Kanunumuzdan haberimiz yok. Yanlış söylersem af buyurunuz. Ama Rusya kanunlarında sürgün etmek için büyük bir salahiyet lâzımdır. (bizde de öyle sesleri) Yoksa keyfi olarak bir kimsenin aleyhinde bir şey söylenirse sürgün etmek zannedersem doğru olmayacaktır. Bunlardan birisi Batumlu Cemal Paşa, Batum'dan askerimiz çekildikten sonra Bolşeviklerin korkusundan bize iltica etmiş ve yaya olarak Acara dağlarını kış gününde aşmak suretiyle Ardahan'a geldi. Tevkif edilerek Sarıkamış ve oradan Kars'ta bir iki ay kaldıktan sonra, Erzurum'a sürüldü. Sonra yüzbaşılıktan emekli Kağızman'da ticaretle uğraşan Rıza Efendi birden bire, nedense yirmi dört saat zarfında, eski Rus hududundan geriye çıkmasına emir verildi. Sürgün kararı verilerek Erzurum'a jandarma ile gönderildi. Temmuz Ayına bir süredir hasta olan ağabeyim vefat etmişti. Defnedildiğinin ikinci gününde evimizde taziyeye gelenlerle otururken ev silahlı jandarmalar tarafından sarıldı. Düşündüm, hırsızlık etmedim, kimsenin hakkına, hukukuna tecavüz etmedim. Nedir acaba bu? Kitaplardan filan bahsediyorlar iyi dedim, memnun oldum. Fakat bir de haber geldi ki mezarlığa gitmişler. Mezar, biz ulaşıncaya kadar, yarıya kadar açılmış, tekrar kapatılmıştır. Acaba bu hangi kanun, hangi usul? Anlarım cenaze mezardan çıkar, ameliyat olur, parça parça yapılır. Rusya'da görmüştüm. Ama dövüşle ölür, kolera ile ölür, muayenesiz gömülür veya şikâyet olur. Hiçbir şey olmadığı halde silahlı jandarmalarla bir memurun evi sarılarak niçin bu muamelenin yapıldığı zannedersem anlaşılıyor. Bu keyfi ve şahsi bir muameleden ibarettir. Bendeniz tabii bildirmeye borçlu idim. Doğu Ordusu Kumandan Paşamıza telgraf çekmeye karar verdim. Vatanın selameti adına bir tahkik heyetinin Kars Mutasarrıflığına gönderilmesini istedim. Hiçbir netice çıkmadı. Muhterem arkadaşlar, beş gün sonra da aynı hal ve daha mütecavizce bir hareket daha oldu. Alay Kumandanı Fazıl Beyefendi Hazretleri, arabasına eşyalarını yükleterek askerler bellerinde palaska ile evime girdiler ve evimi işgal etti. Bu tuhafınıza gidecek. Eğer ben mebus olmakla haksız olacaksam, onu bildirin. Evet, yukardan beri saydığım şeyler bana, bu şahsıma yapılmış. Neden dolayı söylemeyeyim? Çünkü Millet adına yapılmıştır. MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Hakkını müdafaa edemeyen bir mebus, Milletin hakkını da müdafaa edemez. 78
79 ALİ RIZA BEY (Devamla): Arkadaşlarıma yapılan muameleleri, Milli Hükümetimize söylediğimin belasını çektim, dilimin cezasını çektim, işte bütün bunlar onun için yapılmıştır. Ancak bendeniz burada bir suçu itiraf edeceğim. Çünkü karşıda bir Türk subayı gördüm. Acaba bir Ermeni, bir Rus veya İngiliz subayı görmüş olsaydım, evimin içerisinde onu gebertirdim. (yaşa sesleri) HACI AHMET HAMDİ EFENDİ (Muş): Keşke gebertseydin. ALİ RIZA BEY (Devamla): Aklınıza bir şey gelmesin, efendiler. Arkadaşlar, maksadım kendimi methetmek değildir. Yalnız beni yakından tanıyan arkadaşlar iyi bilir ki Rus istibdadının temel taşının bir çeyreğini söken bir adam varsa bendeniz, aciz arkadaşınızdır. Ermenistan'a da keza, İngilizlere boyun eğmeyerek Malta'ya sevk edilmeye hazır olan ve bir teşkilat ile çalışan ben idim. Fakat burada hakkımı müdafaa edemedim, çünkü karşımda bir Türk subayı vardı, düşündükten sonra ne yapacağımı bilmedim. Hırslı, hırslı dışarı çıktım, doğru telgrafhaneye, düşündüm bu kazanın da bir Kaymakamı var. Buna bir defa müracaat edeyim. Evine gittim kapısını vurdum, bir kadın çıktı. Kaymakam bey evde mi dedim. Hayır, dedi. Oradan gittim dairesine, Kaymakam Bekir Sıtkı Bey bahçede oturuyor. Ahali var, subaylar var. Selâmımı verdikten sonra Kaymakam Bey evime Alay Kumandanı girdi, cebren eşyamı zapt etti, lazım gelenin yapılmasını rica ederim, dedim. Gel, gel otur, dedi yanında bir iskemle gösterdi. Canım nasıl oturayım, dedim. Ben sana derdimi söylüyorum, ben Kazanın Kaymakamı diye sana müracaat ettim. Şimdi anlaşılıyor ki eşkıya reisi imişsin. Çünkü eşkıyayı sana şikâyet ediyorum, sen de gel otur diyorsun, dedim. Böyle dediğim zaman kalktı, üzerime hücum etti ve jandarmaya tutun, vurun diye bağırdı. OSMAN BEY (Lazistan): İşte onu orada gebertmeliydin. ALİ RIZA BEY (Devamla): Tuhafınıza gitmesin, onu da yapamazdım. Çünkü arada bir asker meselesi var ve ben Kaymakama doğru bir adım yürüseydim, emin olun ki, ahali onu ayağının altında çamur gibi ezerdi. Onun için ben yine hırsımı zapt ettim. Oradan telgrafhaneye gittim ve evime cebren Alay Kumandanı yerleşti, Kaymakam Bey den de bu muameleyi gördüm, diye Doğu Cephesi Kumandanlığına telgraf çektim. Milletin selameti adına bir tahkik heyeti gönderilmesini rica ettim. İki gün sonra tahkikat için lazım gelenlere emir verilmiştir, diye bir telgraf aldım. Alma ki hakkım yokmuş, sükût edeymişim. Erzurum dan tahkik heyeti geldi. Gelir gelmez meseleyi anladılar. Tahkikat iki gün devam etti. Alay Kumandanı Fazıl Bey halen evimde duruyor, bendeniz dışarıda selamlıkta yatıyorum. Kaza Kaymakamı Bekir Sıtkı Bey azledildi. Bu benim için pek büyük bir muvaffakiyet oldu. Tahkik Heyeti, bizdim asırlardan beri âdetimizdir diye Kumandanın evimde kalmasını istediler. Hâşâ estağfurullah dediğimde gözümü öperek ey bu da bir askerdir, dediler. Ben neyim, bana da alay kumandanlığı verdiler, zannedersem ben de Fazıl Bey den daha az hizmet etmemişimdir, dedim. Heyet evimi boşalttıramadı ve artık bundan sonrası mahkemenin işidir, bu tahkikat dosyasını mahkemeye vereceğiz dediler. Bendeniz 79
80 günler sonra mahkemeden bir hüküm kararı beklerken, Kaymakama hakaretten şüpheli olduğuma dair bir celp kâğıdı aldım. Ben şüpheli olmuşum da haberim yok. Daha çok sözlerim var fakat lüzum görmüyorum, söylemeyeceğim. Bendenize yapılan aşağılamadan hissenize ne kadar isabet ederse onu Yüce Heyetinize havale ediyorum. Elviyei Selase bu Vatandan ayrılmış sonra ve istibdattan kurtulmuş ve tekrar yeni Vatana iltihak etmiştir. MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Ye yazık ki bunları söylettiriyoruz, maalesef. ALİ RIZA BEY (Devamla): Bendeniz arz ettim. Vaktimiz olsa daha söyleyeceğim var. Birkaç gün önceki bir celsede Milli Savunma Vekili Paşa Hazretleri buyurduklar ki, e ne yapalım müfettişimiz yok da biz her işi göremiyoruz, dediler. Rica ederim görmek, göz ile görmek ise mıntıkalarda müfettiş birkaç mıntıkaya ayrılmış yerleri nasıl görür? Mesela Trabzon'da oturan bir müfettiş Kars'ı göremez. Hiç bir vakit müfettiş filan fayda etmez. Görmek bir hata ise görüp yapmamak bu nedir rica ederim? (cinayet sesleri) VEHBİ EFENDİ (Konya): Değişmese yazık olur. Bu halleri düşünsünler de Müfettişlik Kanununu ona göre yeniden tertip etsinler. ALİ RIZA BEY (Devamla): Makine bozuk diye kürsüde çıktılar izahat verdiler. Bendeniz diyorum ki makine bozuk değildir, makineyi bozan makinisttir. (bravo sesleri) Makinist iyi olursa makine da iyi olur. (bravo sesleri, alkışlar) VEHBİ BEY (Karesi): O halde Ali Rıza Bey, biz düzeltelim, çünkü makinist biziz. ALİ RIZA BEY (Devamla): Muhterem arkadaşlar rica ederim, bendeniz güldürmek maksadıyla söylemiyorum, kendim gülüyorsam o da hırsımdandır. Ben mebus olmak istemedim, birkaç defa istifa ettiğim halde ahali bunu benim boynuma yükletti ve yüklediği için ben bu yükün altından nasıl çıkacağımı düşünüyorum. Güldüğüm de hırsımdandır. MÜFİT EFENDİ (Kırşehir): Size tebliğ edilen celp kâğıdı ne vasıta ile geldi? ALİ RIZA BEY (Devamla): Onu da okuyunca anlarsınız. Şimdi yalnız bir şey unutmuştum, onu da söyleyeceğim, evvelden yapılan muameleler, o zamanki İstanbul hükümetleri adına yapılırdı. Şimdi yapılan muameleler Ankara Milli Hükümetimiz adına yapılıyor. Ahali bu muameleyi kendi aralarında mukayese ve tenkit ediyorlar. Tenkit nedir, diyeceksiniz beyler. Bir malmüdürünün aldığı vergiyi diğer malmüdürü de alıyor. Tahkik için size köylünün ve köyünün ismini vereyim de oraya da tahkikat için heyet gitsin ve orada haksızlık edenlerin cezasını versin. O ahali de görsün ki bir Milli Meclisimiz varmış de bizi müdafaa için haksızlıkların ve kanunsuzlukların önünü almaya gelmiş, desin. Kanunu Esasinin Birinci Maddesinde hâkimiyet kayıtsız, şartsız Milletindir, dediği halde, hayır mahkûmiyet kayıtsız, şartsız Milletindir, efendiler. (bravo sesleri, alkışlar) Bendeniz hiçbir vekâleti izahata davet etmedim. Çünkü maksadım Hükümeti tenkit etmek değildir, Hükümete de bizim kendi arkadaşlarımız tarafından seçilmiştir. Yalnız ne sebeple 80
81 bilmiyorum Kaymakam Bekir Sıtkı Bey, azlolunduğu halde yeniden tekrar Iğdır'a tayin olunmuştur. Bu adam, Ermenistan ile hudut olan öyle bir önemli yere ne sebebe tekrar neden tayin olundu? VEHBİ EFENDİ (Konya): Nerelidir bu herif? ALİ RIZA BEY (Devamla): Ben ne bileyim nereli. İşte efendiler, birinci teklifim bu Kaymakam için bir heyet gönderilsin. İkincisi, bu Kaymakam ve memurlar hiç olmazsa heyet gidinceye kadar muvakkaten iş başından geri alınsın. Çünkü bunların zaten ve kanunen iş başında kalmaları icap etmez. Artık icap eden tedbir Yüce Heyetinize aittir. Mahkemeden bana gönderilen celp kâğıdı okunacaktır. MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Celpname size ne vasıta ile gelmiştir? ALİ RIZA BEY (Devamla): Resmi olarak ve jandarma ile gelmiştir. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Efendim, Ali Rıza Bey bir mektuptan bahsetmişti. Ben de mektubu önce ben okuyayım ve konuşmanız bitince Yüce Heyete okurum demiştim. O mektup Ardanuş eski Hâkimi Mehmet Fevzi imzalıdır. Mektupta bir cümle var ki komşu bir devlet ile münasebetimize dairdir. Bendeniz o cümleyi atlayarak okuyacağım. Muhterem Arkadaşım Ali Rıza Bey e Çalışmalarınızın semeresini elde ettiğiniz için tebrik ederim. Kağızman tarafından Büyük Millet Meclisine mebus seçilmenizi tebrik ederek elinizi sıkarım. Ey eski arkadaş, Batum ve havalisinde yalçın kayalar etrafında titrerken, şimdiki mesut halimiz hayalimizden bile geçmezdi. Elhamdülillah muvaffak olduk, ne büyük saadet. Batum Mebusu Mehmet Edip ve Ahmet Fevzi efendileri de tebrik ediyorum. Mehmet Edip Efendiye Medrese hakkında biraz fikir beyan ettim, sizin de yardımlarınızı ümit ederim. Arkadaşlarımızın Malta da İngilizlerin esaret zincirinden kurtulduklarına dair bir haber aldım. Ankara Büyük Millet Meclisine bu havaliden giden mebuslar Vatanımızın istikbali hakkında çalışmakta birlik olacaklarına inanıyorum. Hazreti Musa ile Cenabı Allah arasında geçen hikâye hatırıma geldiğinden münasip olan ve olmayan şeyler yazdım, başka bir mecburiyet karşısında değildir. Baki dostluklarımla. 12 Haziran Ardanuş eski Hâkimi Mehmet Fevzi ALİ RIZA BEY (Kars): Bendeniz mektubun buralarının okunmasına lüzum görmezdim. Asıl okumadığınız cümle lazımdı. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Ben bu cümlenin okunmasını mahzurlu buldum. İsterseniz Meclis Divanına başvurabilirsiniz. Ali Rıza Bey e şüpheli sıfatıyla gelen celp kâğıdı, Kaymakam a hakaret suçundan dolayı Kars Bidayet Mahkemesinden gelmiştir.
82 AKİF BEY (Batum): Muhterem arkadaşlar, bendeniz bir müddet vazifeli olarak seçim bölgeme, Elviyei Selase'ye gitmiş olduğumdan dokuz aydan beri gördüklerim ve işittiklerim hakkında malumat arz edeceğim. Fakat mektepten mezun olmadığım ve yalnız medreselerde hocalardan tahsil gördüğüm için kusurum olursa affınızı istirham ederim. Seyahatimde ne görmüş ve ne işitmiş isem hepsini yazdım ve hepsini aynen okuyacağım. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Kâğıdı okumak için on beş dakika vaktiniz var. AKİF BEY (Devamla): On beş dakikaya kadar biter. Muhterem Mebus Arkadaşlar Seçim bölgemdeki vazifelerimi yerine getirmek için buradan ayrıldığım zaman, Milli Misak dairesinde bu ağır vazife beni ürkütmüştü. Fakat Büyük Meclisin azim ve iradesine sahip olduğum için vazife ne kadar zor olursa olsun, her halde Milli Misakın benden istediği bir hediye olduğu için, milli gayeye ve oradaki ahalinin fedakârlığına dayanarak çalışmaya başladım. Buradan hareketimizde bir sinema gibi geçtiğimiz Anadolu köylerinde, şehir ve kasabalarında Büyük Millet Meclisine büyük bir itimat olduğunu gördük ve hissettik. Ahali Büyük Millet Meclisinden, jandarmaların ve mültezimlerin baskılarından kendilerinin kurtarılmasını, ilim ve maarifin yayılması için mekteplerin açılmasını her uğradığımız yerlerde istiyordu. Trabzon'a geldiğimizde Doğu Cephesi kıtaları Ermenilerin üzerine hareket etmiş ve Kars'ı kurtarmıştı. Hemen Doğu Cephesi Kumandanlığı ile görüşmeye gittim. Kendileriyle Kars'ta görüştüm. Bizim faaliyet sahamız Batum ve havalisi olduğu için diğer arkadaşlardan ayrıldık. İman ve gaye ile yürüyen Ordunun yanında, biz de Batum ve havalisindeki ahalinin maddi ve manevi kuvvetini artırmaya uğraşıyorduk. Ermeni meselesi bittiği sırada düşman ikileşti. Bunun önünü almak için hareket eden siyasete biz de yardım etmek mecburiyetinde kaldık. O sırada Rusya dostlarımızla yine dostumuz Gürcüler arasında harp başladı. Batum'un işgal edilmesi hakkında Cephe Kumandanlığına çeşitli raporlar takdim edilmişti. Harbin başlangıcında Gürcülerin yardım edemeyeceğini bilemiyorduk. Fakat her halde Tiflis'e gönderilmiş olan siyasi memurlarımızın tecrübesiz olduğunu da bilmiyorduk. Gürcülerin aldatıcı ve cazip siyasetlerinin tesiriyle gönderdikleri raporlarla, Merkezi Hükümeti ve Doğu Cephesini yanlış yola sevk ettiler. Bizim tecrübemizin vermiş olluğu kuvvetli deliller bunların yanında sönüyordu. Bir taraftan Büyük Millet Meclisi kürsüsünde Dışişleri Vekilimiz Batum hakkında kati beyanatta bulunurken, Batum'un Gürcülerde kalması fikri ortalıkta yayıldı. Öyle de oldu. Fakat Hükümetin azmi sayesinde Ardahan ve Artvin kurtarılırken, Batum'la Acara'nın kurtarılamaması bir kısım ahali üzerinde çok kötü tesir ve hayal kırıklığı yarattı. Biz, derhal ahali arasına girdik. Büyük Millet Meclisi ve 82
83 Hükümetin onlardan vazgeçmediğini ve siyasetin icap ettiği şekilde sabır ve tevekkülle eşref saatini beklemeyi anlattık. Gürcüler Tiflis'i kaybetmiş ve bütün Gürcistan ı kaybedecekleri belli olmuştu. Bu esnada bizim diplomatlarımız Gürcülerin mukavemet ve muzafferiyetlerinden bahsediyorlardı. Aynı zamanda da ahali galeyana gelmiş, her gün bize müracaatla harekât için emir bekliyorlardı. Fakat biz yine sükûnet tavsiye ediyorduk. Müttefiklerimiz Bolşevikler Çoruh nehrini geçecekleri sırada Ordunun ve Müslüman ahalinin Batum a doğru harekâta geçmesi emri verildi. Ne yazık ki Artvin den hareket edildiği gün, Bolşevik Ruslar Gürcü arazisinden saydıkları Ahıska dan Batum a girmişlerdi. Yani siyasi fırsatlardan emrivaki yaratmışlardı. Batum'a yirmi beş bin mükemmel Gürcü kuvveti yığılmış iken askerlerin sevk ve idaresinde aksamalar ve irtibatsızlık oldu. Batum'a giren Kumandan teşkilatını idare edemedi. Çoruh Kumandanı Ali Rıza Bey in itimat ettiği bazı kimseler kıtalarını terk ederek yağmaya iştirak etmiş olduklarından, kumandasız kalan asker esir edilmiş, üç gün aç bırakılmış bu açlara ve siperlerde yatan şehitlere bakan olmamıştır. Bu yağma Ali Rıza Bey in dayısı Ahmet Bey tarafından tertip edilmiştir. Askeri mağlubiyetten çok siyasi bir mağlubiyet olan Batum meselesinin günahkârlarını aramak ve cezalandırmak gerekir. Batum havalisi bu sebepler yüzünden Bolşeviklerin eline geçti. O işgalden sonra Acara'ya tekrar gittim. Ahaliye lazım gelen ümit ve nasihatte bulundum. Oradan dönüşümde kurtarılmış olan Artvin, Ardanuç ve Şavşat eşrafından on kişi ile beraber büyük bir faaliyette bulunduk. İslam Cemiyeti nezdinde mühim hizmetler yaptıktan sonra Artvin'e gittik. Orada Kaymakam Vekili tayin edilmiş olan Ömer Kamil Bey ve diğer bazıları hapsedilmişti. Sokaklarda süngülü askerler devriye geziyordu. Bu hale hayret ettim. Ertesi günü hapishanede Ömer Kamil Bey i ziyaret ettim, hapsedilmesinin sebebini bilmiyordu. Hâlbuki dışarıdaki ahali hapis edilenlerin memleketin en münevver ve namuslu adamları olduklarını söylüyorlardı. Bilhassa Kaymakam Vekilinin geceli gündüzlü Vatanın selameti yolunda ahaliye yol göstermiş, Büyük Millet Meclisinin gaye ve maksadını kıymetli nutuklarıyla anlatmış ve hatta her hangi bir dost ve düşmana karşı Artvin ahalisinden üç bin kişilik fedakâr bir kuvvet hazırlamıştı. Oraları işgal eden alayları beslemiş, kışın tesiriyle irtibatsız kalmış olan kıtalara mühim yardımlarda bulunmuş. Buna rağmen Müdafaayı Milliye ve Belediye heyetleriyle Kaymakam tevkif edilmişti. Şavşat'ta ise arkadaşımız Mebus Ahmet Fevzi Efendi askeri silahlı takibata maruz kalmış ve Ardahan'a kaçmaya muvaffak olmuştu. Ardahan'a gittiğim zaman tevkif işlerini 2.Tümen Kurmay Reisi Yanya'lı Mustafa Bey in idare etmekte olduğunu öğrendim. Tevkif edilenler bin türlü zor şartlarda silahlı askerler ile Ardahan'a sevk edilmişlerdi. Mustafa Bey Mebus Ahmet Fevzi Efendi yi de tevkif ile süngülü askerlerin muhafazası altında Kars'a sevk etmiş ve orada hapsettirmişti. Mustafa Bey e yanlış hareket ettiğini, keyfi hapsettirmelerin bilhassa işgal sırasında uygun olmadığını ve Ahmet Fevzi Efendinin tevkifinin Kanunu Esasiye uygun olmadığını söylediğim zaman, beni idam etseler böyle yapacağım demiştir. Hâlbuki mesele şundan ibarettir. İşgal sonrasında Nuri adında meçhul bir şahıs 83
84 Batum'dan Artvin'e gelmiş ve İşgal Kumandanı Şükrü Bey den yollar açılıncaya kadar yardımcı olunmasını istemiş. Bunun üzere Kumandan bu adamı Kaymakam Vekiline göndermiş. Kumandan Şükrü Bey Alayı ile Batum üzerine hareketinden sonra Kaymakam Vekili bu kişinin tavır ve ifadelerinden şüphelenerek hakkında incelemede bulunmuş ve her halde şüpheli olduğunu keşfetmiş. Bu Mehmet Nuri de, ötekine berikine, Gürcü taraftarı diye tehditte bulunarak menfaat edinmeye başlamış olmakla, tahkikatı karıştırdığı sırada Şavşat'a kaçırılmış ve orada Hilmi Bey in yanında bir müddet kalmış. Sonra Ömer Kamil Bey in bunu tutup kendisine teslim edilmesi için Mebus Fevzi Efendi ve Yüzbaşı Ali Rıza Bey vasıtasıyla haber göndermesine rağmen, Ardahan'a kaçırılmış ve orada Kurmay Reisi Mustafa Bey e yakalattırılmış. Mustafa Bey Şavşat'tan aldığı talimat üzerine bu çocuğu yakalayıp Artvin'de tevkif edilenlerle Mebus Ahmet Fevzi Efendinin Gürcü Bolşevikleriyle beraber çalıştığını söyleyerek Hükümete isyan etmiş olduğu şeklinde tevkif ettirmiştir. Mesele bundan ibarettir ve Nuri'nin tahkikat dosyasında mevcuttur. Bunun sırf bir dolap ve iftira olduğu ve Hilmi Bey in oğlu Necip Bey in tavsiyesiyle Fevzi Efendiyi Mebusluktan attırmak olduğu anlaşılmıştır. Bir kişinin keyfi için Hükümete dayanarak yapılmış olan ve baştan aşağı kadar ve zulüm ve kanunsuzluk olan bu işin önüne, Muhterem Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa geçerek, Büyük Millet Meclisinin fazileti ve adaleti sayesinde ispat eyledi. Fakat henüz sebep olanlar ceza görmedi. Bu hadiselerin zararları, askerin bu yerleri fethinin faydalarını gölgelemiştir. 1.İşgal kuvvetlerine arkalarında buğday, arpa taşıyarak ve silahlarıyla hazırlanmış olan ahalinin manevi kuvvetini kökünden kırdı. 2. Büyük Millet Meclisinin fazilet ve adaletine gölge düşürdü. İslam birliğinin zayıfladığı düşüncesi, o ahalinin haysiyetini rencide etti. 4. Hiçbir tahkikat yapmadan Yüzbaşı Recep Efendi nin eline 2.Tümen Kumandanı Mehmet Ziya imzasıyla verilen vesika ile her istediğini tevkif edebilecektir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tevkif emri verilemez. 5. Kanunu Esasi çiğnenerek Mebus Ahmet Fevzi Efendi tevkif edilmiştir. 6. Adalet Vekilinden, suç olan bu darp ve tevkif hakkında tahkikat ve takibat icrasını tekrar rica ederiz. 7. Kurtarılmış olan yerlerde Hükümet idaresinin anarşi şeklinde hüküm sürmesi dikkat edilecek bir vaziyettir. Çünkü buralarda iyi bir idare olmadığı gibi dirayetli memurlar da yoktur. Keşmekeşin uzun müddet devamının iyi neticeler yermeyeceği şüphesizdir. Bu hususta uzun söz söylemektense, söylediklerimizin ispatı için oralara bir mebus heyeti gitsin, tahkikatta bulunsun. Milletin refahı ve selametini ve adaletin icrasını temin etsin. Cehalet elinde hırpalanmış fedakâr ahalimizin 84
85 adalet içinde yaşamaları temin edilsin. Yıkılan her şey tamir edilmelidir. Rus, Ermeni ve derebeyi zulmü görmüş olan ahalimiz rencide edilmeksizin kanun ve adalet dairesinde iyi idare edilmesini Yüce Heyetinizden temenni ederim. Batum Mebusu Akif EMİN BEY (Erzincan): Efendim, bu müzakere de Osman Bey arkadaşımızın yaptığı şekle benzedi. Bu ya soru önergesi yahut gensoru önergesi olmalıdır. Hâlbuki bu ne sorudur, ne de gensorudur. İkincisi, burada okunanların birçoğu şahsidir. Şahsi olan mesele için evvela alakalı makama müracaat edilsin, ondan sonra tahkikat yapılsın. (hayır sesleri) ŞEVKİ BEY (İçel): Efendim, mebus tevkif edilsin de şahsi olsun, rica ederim. ALİ FETHİ BEY (İçişleri Vekili): Efendim, Kars Mebusu Rıza Beyefendinin uzun ifadesini üzüntü içinde dinledim. Bahsettiği hadiselerin bir kısmı 1920 senesine ait ve gayet eskidir. Yani demek istiyorum ki bunları Meclise arz etmek hususunda biraz geç kalmıştır. O zaman Ermenistan la yapılan askeri harekât esnasında harp hali olması dolayısıyla belki dediği şeylerden bir kısmı olmuştur. ALİ RIZA BEY (Kars): Hakikattir Efendim. ALİ FETHİ BEY (Devamla): Bu gibi hadiseler Anavatan a katılan Elviyei Selase de meydana gelen hadiselerdir. Bundan başka, kendileri oraya vardığı zaman evi bir kaymakam tarafından işgal edilmiş ve kendisinin ifadesine göre, aralarında bir münakaşa olmuş, sonra kardeşinin cenazesinden sonra bazı şeyler olmuş, bunlar şahsi şeylerdir. Şikâyet ettikleri arasında bir de tuzların suiistimal edilmesi meselesi de vardır. Ondan başka bir mebus arkadaşımızın yine zannederim ki yanlışlıkla hapsedilmiş olması meselesi var. Bendeniz öyle zannederim, gerek o şahsi olan meseleler hakkında ve gerekse arkadaşımızın hapsedilmiş olmasının sebeplerini önergede tetkik ettim. Orada birtakım mütegallibeden bahis buyuruyorlar. Bundan anlaşılıyor ki oralarda bazı şahsi husumetler vardır. Bu tesirlerin bir kısmı ihtimal ki arkadaşlarımızın nüfuz ve tesirlerine muhalif bir şekilde hüküm sürüyordu. Kaymakam Bekir Sıtkı Bey in Iğdır'a tayin olunması meselesine gelince, Kaymakamın kendileriyle olan şahsi münakaşa neticesi olarak idareden gönderilen tahkik heyetinin raporuna göre önce azledilmiş ve yine tahkik heyetinin raporunda diğer bir yerde kaymakamlık yapmasına mani olmadığı zikredilmiş olduğundan kendisi üç ay evvel Iğdır'a tayin olunmuştur. Her halde gerek bu hususlar ve gerekse Batum Mebusu Akif Bey arkadaşımızın uzun uzadıya okuduklarından ki bir kısmını bendeniz iyice anlayamadım, bunların büyük bir kısmını ilk defa olmak üzere buradan işitiyoruz. Bunlar daha önceleri Hükümete bildirilmiş olsaydı derhal tahkikata teşebbüs edilecekti. Hakikaten buyurdukları beyanatın bir kısmı ne yazık ki çok üzücüdür. Derhal onları tahkik etmek bizim borcumuzdur. Bu önergeleri İçişleri Vekâletine veya diğer ait oldukları 85
86 vekâletlere havale buyurunuz. Tahkikat neticesini Meclise arz ederiz. Bu tahkikat sizin kanaatinize yetmeyecek olursa o zaman bir tahkik heyeti göndermek lâzım mıdır, değil midir ona göre karar verirsiniz. Yoksa Hükümetçe henüz hiçbir tahkikat yapılmadan Meclisten derhal tahkik heyeti gönderilmesi uygun değildir ve lüzum yoktur. CEMİL BEY (Kütahya): Hiçbir mebus şahsiyete tenezzül etmez. ALİ FETHİ BEY (Devamla): Hayır, şahsiyat demiyorum. Müsaade buyurursanız kendi şahıslarına dair hususlar vardır. Kars Mebusu Ali Rıza Bey in söylediği bir sözü burada düzeltmek isterim. O da kendileri Kaymakam Bekir Sıtkı Bey le münakaşa ettikleri sırada, her nasılsa ona Hükümet Reisi değilsiniz, eşkıya reisisiniz demiş. Bunu zannederim ki, Kaymakam reddetmiştir. Fakat bunu Hükümet adına ben de reddetmeye mecburum. Bizim Hükümet memurlarımız eşkıya reisi olamaz. Onlar Hükümet memurudur. Bir kaymakama eşkıya reisi demek ve onu Mecliste tekrar etmek doğru değildir. NAFİZ BEY (Canik): Eşkıyalık yaparsa ne yapacağız? Eşkıyadır ve eşkıyanın eşkıyasıdır. ALİ FETHİ BEY (Devamla): Affedersiniz eşkıya değildir, Efendim. Hükümet memuru hiçbir zaman eşkıya reisi olamaz. NAFİZ BEY (Canik): Eşkıyalık yapan memur da eşkıyadır. ALİ FETHİ BEY (Devamla): Eşkıya değildir, affedersiniz. Makamında bulunmasına hiçbir mani yoktur. Vazifelerini gören ve bu şekilde çeşitli zahmetlere katlanmış olan memurlarımızı burada müdafaa etmek mecburiyetindeyim. Çünkü henüz tahkikat yapılmamıştır. Onlara eşkıya reisi denmesini reddederim. Hiçbir zaman bir memura eşkıya diyemezsiniz. OPERATÖR EMİN B. (Bursa): Dinimize söven bari Müslüman olsa. ALİ FETHİ BEY (Devamla): Ondan sonra, kanun ve Hükümet bulunmadığından bahsedildi. Efendiler Memlekette kanun ve Hükümet vardır. Binaenaleyh bu kürsüden bu Memlekette katiyen kanun ve Hükümet yoktur demek, Vatanımızın menfaatlerine uymayan bir fikirdir. Onu düzeltmek mecburiyetindeyim. Bugün çeşitli harpler dolayısıyla belki idare makinemizde bazı aksaklıklar olabilir. Fakat hangi memleket vardır ki harp zamanında iyi bir şekilde idare edilebilsin. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Efendim, müzakerenin yeterliliği hakkında önerge var. Müzakereyi kâfi görenler lütfen ellerini kaldırsınlar. (hayır, kâfi değildir sesleri) Efendim müzakereyi kâfi görmeyenler lütfen el kaldırsın. Müzakereye devam ediyoruz. ALİ RIZA BEY (Batum): Efendim İçişleri Vekiline cevap vereceğim. (yarına kalsın sesleri) 86
87 HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Müzakereye devam kararı verilmiştir. Hükümet her zaman burada bulunamaz. Devam edeceğiz. FEVZİ EFENDİ (Batum): Efendim İçişleri Vekili Beyefendinin sözlerini tasdik etmekle beraber bir noktasına itiraz edeceğim. Meclisten tahkik heyeti gitmesine lüzum yoktur buyurdular. Meclisten bir şeyler saklamaya gayret ettiler. Hata ve yanlışlık olabilir. Buna itiraf ederiz. Sonra iftiracılar ceza görmediği gibi ve orada yaralı düşen mahalli şura üyeleri veya milis askerleri nakledilirken Çingenelere çalgı çaldırılmıştır. Büyük Millet Meclisinden oraya bir heyet gitsin ki onlara sizin için bir baba vardır, bir Meclis vardır diyebilelim. Madem siz onlara askerlik teklif ediyorsunuz, vergi teklif ediyorsunuz, başüstüne diyorlar. Kanun gösteriyoruz amenna diyorlar o halde, burada Büyük Millet Meclisi olduğunu göstermek için mebuslardan bir heyet gitsin ve bu milletin fedakârlığı ilelebet devam etsin arzusundayım. Çünkü belki oradan İngilizler çıkarken parası kaldı korkusundayım. Bendeniz Meclisten tahkik heyetinin her halde gitmesi taraftarıyım. O yolda önerge de verdik. YUSUF ZİYA BEY (Bitlis): Efendiler geçen Rus Harbinde, arkadaşlarımdan birisi Ruslara esir düşmüştü. Maceralı esaretini şöyle hikâye ediyordu. Esaretimden bir müddet sonra firar ettim. Bakü'ye çıktım, Bakü İslam Cemiyeti beni Azerbaycan içlerine kadar götürdü. Gerek geçtiğim yerlerde gerek gittiğim yerlerde Müslüman ahalinin hakkımda gösterdiği hürmet her türlü tasavvurun üstünde oluyordu. Bu aşk, bu alaka, bu hürmet Bakü'nün Rus işgaline kadar devam etti. Burada susacağım. Bu benim hikâyemi Kars mebuslarını arz ediyorum. YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Reis Beyefendi, Devletin dış siyasetini alakadar eden sözler hakkında dikkatinizi çekerim. RASİH EFENDİ (Antalya): Ya gizli celse hafiye yapalım veya sözlerimize dikkat edelim. VEHBİ BEY (Karesi): Müsaade buyurursanız burada Milletimiz ve Hükümetimiz adına bir kelime ilave edeceğim. Çarlığın zulüm ve istibdadına kendi milleti dahi tahammül edememiş ve bizzat o çarlığı yıkmıştır. (bravo sesleri, alkışlar) YUSUF ZİYA BEY (Bitlis): Fahrettin Bey in sözlerini tekrar söylüyorum. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Mesele tahkik heyetinin gidip gitmemesi meselesidir. Rica ederim bu hususta söyleyiniz. YUSUF ZİYA BEY (Bitlis): Kırk küsur sene Anavatan a kavuşmak için mücadele ettik. Allaha yalvardık, dua ettik, nihayet kavuştuk. Fakat şimdi kulaklarımızın dibinde yükselen bu ses hepimizin kalbine bir üzüntü ve elem verdi. Efendiler, keşke şikâyet edenler, feryat edenler yalnız Kars mebusları olsaydı. Daha nice gizli gizli feryat edenler, feryat edip de feryadına çare bulamayanlar var. Bir idarede kanun geçmezse, mesuliyet kelimesi boş bir şekil alır. Mesuliyet kelimesi boş, kof bir vaziyet alır. 87
88 YUSUF KEMAL BEY (Dışişleri Vekili): Reis Bey şahıslara doğru hitap olunuyor. (gürültüler, devam sesleri) YUSUF ZİYA BEY (Bitlis): Efendim, Milletin elemini ortaya çıkarıyorum, derdini söylüyorum. NAFİZ BEY (Canik): İdarenizi tanzim etmezseniz her zaman için bağıracağız. YUSUF ZİYA BEY (Bitlis): Efendiler, bir idare ki onu kayıtsız şartsız ellere verilirse, ne kendisini halka sevdirir, ne de halkı kendisine ısındırır. Bazu kuvvetiyle kendini halka ısındırır fakat halk bir gün olur coşar. Coşarsa, onun coşkusu denizleri geçer. Efendiler zannedersem, henüz bizde manası anlaşılmamış bir kelime var. O da idaredir. Zannedersem, bugüne kadar bizde idare adına bir şey yapılamamıştır. Bizde idarenin manası Ahmet in hakkını elinden almak, Hasan ı askere göndermek, Mehmet in vergisini tahsil etmektir. Eğer idareden anlaşılan bu ise, bu idare değil idareden başka bir şey olur. Efendiler, idare halkın huzur ve refahını temin etmek ve halkın hayatını emniyetli kılmaktır. Halkı sindirmek değil, ısındırmaktır. OPERATÖR EMİN BEY (Bursa): Ders aldık, istifade ettik. (tabii sesleri) HÜSEYİN AVNİ BEY (Erzurum): Herkes hissesini alır. YUSUF ZİYA BEY (Devamla): Efendiler inkâr etmeyelim. Hükümet idaremiz Kayseri'den doğuya doğru yer yer, taraf taraf kumandanların tahakkümünde hırpalanıyor. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Asıl mevzuya geliniz. Müzakere edilen mevzu Elviyei Selasiye ye bir teftiş heyeti gönderip göndermeme meselesidir. Mevzuya davet ediyorum. (devam sesleri) ŞEVKİ BEY (İçel): Hükümetin siyasetine ait meselelerdir bunlar. Rica ederim, bunları gizli celsede konuşalım. (devam sesleri) MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar): Müzakere usulü hakkında arz edeceğim müsaade buyurur musunuz? Efendim müzakere ettiğimiz şey Elviyei Selase ye heyet gönderip göndermemek meselesidir. YUSUF ZİYA BEY (Devamla): Elviyei Selase de mevzu olan şey idaresizliktir. Ben de idaresizliği anlatıyorum. YAHYA GALİP BEY (Kırşehir): Hangi zamanda idare varmış da şimdi yokmuş, bunu anlayamadık. MEHMET ŞÜKRÜ BEY (Karahisar):Eğer meseleleri böyle başka yerleşe çekecek olursak halletmek istediğimiz şeyi halletmek imkânı kalmaz. Binaenaleyh, şimdi mevzu olan mesele, Elviyei Selase ye bir heyet göndermek lâzım mıdır, değil midir? Bunun üzerinde söz söylenmelidir, bu halledilmelidir. Tabii mevzuumuz 88
89 budur, teklif budur, isteyenlerin istediği de budur. Umumi meseleleri, umumi dertleri konuşmak istiyorsak, bir gizli celse yaparız. Orada her şeyi ortaya koyarız, her şeyi söyleriz. Fakat burada söz söylerken dışarıya karşı aleyhimize propaganda teşkil edecek sözler söylememeliyiz. Bunun mesuliyeti bize aittir. Hükümetimiz Büyük Millet Meclisi Hükümetidir. Tarih hepimizi mesul kılacaktır. Binaenaleyh sözlerimize çok dikkat etmek lâzımdır. Biraz önce bir arkadaşımız bir diğerine takiben iki sakat söz söyledi. Beni çok müteessir etti. O sözler burada söylenmemeliydi. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Müzakereyi kâfi görenler el kaldırsın. Müzakere kâfi görüldü. ALİ RIZA BEY (Kars): Efendim cevap vereceğim. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Müzakere kâfi görüldü. Bir saat söz söylediniz. Efendim, şimdi bir teklif var, Yüce Meclis tarafından üç mebusun gönderilmesi, bir de İçişleri Vekili Bey in teklifi ki evvela Hükümet lâzım gelen tahkikatı yapsın, neticeyi Yüce Meclisinize arz etsin. Şimdi evvela müzakere olan önergedeki teklifi oylarınıza arz ediyorum. Kars ve havalisine Yüce Meclisten seçilecek üç mebusun teftiş vazifesini yapmak üzere gönderilmesini kabul edenler lütfen el kaldırsın. Lütfen ellerinizi indiriniz. Şimdi aksini oya koyacağım, yani İçişleri Vekili Bey in teklifini. ALİ RIZA BEY (Kars): Yüce Heyetinizden rica ederim, İçişleri Vekiline cevap vereceğim. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Rica ederim, Ali Rıza Bey, susunuz. Efendim, şimdi bir önerge aldım. Okuyoruz. TBMM Başkanlığına Elviyei Selase mebuslarının Mecliste takdim ettikleri şikâyetleri Hükümete arz ile tahkik ettirilmemiş olduğu, mebuslarla Hükümetin ifadelerinden anlaşılmıştır. Bu sebeple meselenin tahkik edilmesi için Hükümete havalesini teklif eyleriz. Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Trabzon Mebusu Hafız Mehmet Kozan Mebusu Fikret ABDULLAH AZMİ EFENDİ (Eskişehir): Hükümet tahkik etmeksizin Meclisin tahkik etmesi doğru değildir. Çünkü Meclisin tahkiki bir ankettir, yani meclis araştırmasıdır. Anketleri böyle körletmemeliyiz. Binaenaleyh, bu Meclisten mebus gitmesini, tahkik heyeti gitmesini oya koymaksızın meseleyi Hükümetin tahkikini oya koyunuz ki Meclis mebuslarının teklifini reddetmiş olmasın. Meclise gelen dilekçeler bile önce mahallinde tetkik edilmek lazım gelir. İç Tüzükte de böyledir. 89
90 Binaenaleyh... (gürültüler) Müsaade buyurunuz Efendim, Hükümetin yapacağı tahkikat üzerinde gensoru silahı elimizdedir. YUSUF ZİYA BEY (Bitlis): Hükümet teminat versin, tahkikat yapacağına dair. İçişleri Vekâletinin tahkikat yapmaya salahiyeti, gücü var mıdır? ABDULLAH AZMİ EFENDİ (Eskişehir): İçişleri Vekili benim şahsiyetini bildiğim bir Fethi Bey dir. Tahkikat yapmaya gücü vardır. Salahiyeti olmadığı takdirde o mevkide bir saat durmaz. ALİ FETHİ BEY (İçişleri Vekili): Her yerde icraya hak ve salahiyetim vardır. ABDULLAH AZMÎ EFENDİ(Devamla): Binaenaleyh önceki önergeyi oya koyup da Mecliste reddedilmiş denmemesi için bendeniz önergemin oya konulmasını teklif ve rica ediyorum. Bu şekilde Elviyei Selase mebusları arkadaşlarımızı da darıltmamış oluruz. Onun için evvela benim önergem oya konsun, reddedilirse o zaman Elviyei Selase mebuslarının önergesini oya koyalım. HASAN FEHMİ BEY (Başkan Vekili): Önerge sahibi önergesini izah etti. Şimdi bu önergedeki meseleyi evvela İçişleri Vekâletine havale etmek hususu teklif ediliyor. Abdullah Azmi Efendi ve arkadaşlarının bu önergesini kabul edenler lütfen el kaldırsın. Efendim önergeyi kabul etmeyenler lütfen el kaldırsın. Önerge kabul edilmiştir. İçişleri Vekâletine havale edilmiştir. 1 İÇİNDEKİLER 14 AĞUSTOS 1920: MUSTAFA KEMAL PAŞA NIN DOĞU CEPHESİNİN DURUMU VE SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARI EYLÜL 1920: DOĞU CEPHESİNDE ERMENİLERE KARŞI ASKERİ HAREKÂTIN BAŞLADIĞINA DAİR KAZIM KARABEKİR PAŞA NIN TELGRAFLARI EKİM 1920: GENEL KURMAY BAŞKANI ALBAY İSMET BEY İN ERMENİ KUVVETLERİNE KARŞI YAPILAN HAREKÂT HAKKINDA BEYANATI EKİM 1920: KARS IN KURTARILDIĞI HAKKINDA DOĞU CEPHESİ KOMUTANI KAZIM KAREBEKİR PAŞA NIN TELGRAFI VE GENEL KURMAY BAŞKANI İSMET BEY İN BEYANATI TBMM Zabıt Ceridesi (7 Kasım 1921), 1.Dönem, c.14, s , 90
91 9 KASIM 1920: DIŞİŞLERİ BAKANI MUHTAR BEY İN ERMENİ CUMHURİYETİ İLE YAPILAN BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE DAİR BEYANATI KASIM 1920: ERMENİ HÜKÜMETİ TARAFINDAN TEKLİF EDİLEN ATEŞKES HAKKINDA DIŞİŞLERİ BAKANI MUHTAR BEY İN AÇIKLAMALARI ARALIK 1920: GÜMRÜ BARIŞ ANTLAŞMASININ İMZALANDIĞINA DAİR DIŞİŞLERİ BAKANI MUHTAR BEY İN AÇIKLAMALARI ŞUBAT 1921: GİZLİ OTURUMDA TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL PAŞA NIN VE HÜKÜMET REİSİ FEVZİ PAŞA NIN, KAFKASYA DAKİ SAVAŞ HAKKINDAKİ BEYANALARI ŞUBAT 1921: HÜKÜMET REİSİ FEVZİ PAŞA NIN, ARDAHAN VE ARTVİN İN GÜRCÜLER TARAFINDAN TAHLİYE EDİLDİĞİNE DAİR BEYANATI MART 1921: TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL PAŞA NIN İKİNCİ YASAMA YILI AÇIŞ NUTKU MART 1921: DIŞİŞLERİ BAKAN VEKİLİ AHMET MUHTAR BEY İN LONDRA KONFERANSI, RUSYA VE GÜRCİSTAN İLİŞKİLERİ HAKKINDA AÇIKLAMALARI EYLÜL 1921: DIŞİŞLERİ BAKANI YUSUF KEMAL BEY İN, KARS KONFERANSI HAZIRLIKLARI HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARI EKİM 1921: DIŞİŞLERİ BAKANI YUSUF KEMAL BEY İN, KARS ANTLAŞMASININ İMZALANDIĞINA DAİR BEYANATI KASIM 1921: KARS, ARDAHAN VE ARTVİN E BİR İNCELEME HEYETİ GÖNDERİMLESİ HAKKINDAKİ ÖNERGENİN GÖRÜŞÜLMESİ [email protected] Bu kitabın her hakkı Cengiz Çetintaş' a aittir. Bilgiler kaynak gösterilmek koşuluyla eposta, fotokopi vb yoluyla gönderilebilinir veya çoğaltılabilinir. Ancak bilgilerin tümü dergi, kitap veya benzer şekillerde yayımlanamaz. 91
KARS, ARDAHAN VE ARTVİN' İN KURTULUŞU GÜMRÜ VE KARS ANTLAŞMALARI
CENGİZ ÇETİNTAŞ TBMM Tutanaklarında Kurtuluş Savaşı: 12 TBMM Tutanaklarında KARS, ARDAHAN VE ARTVİN' İN KURTULUŞU GÜMRÜ VE KARS ANTLAŞMALARI (1920-1921) http://www.cengizcetintas.com [email protected]
KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER
KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ KURTULUŞ SAVAŞI DOĞU VE GÜNEY CEPHESİ DOĞU CEPHESİ Ermeniler XIX. Yy`a kadar Osmanlı topraklarında huzur içinde yaşadılar, devletin çeşitli kademelerinde
BATI CEPHESİ'NDE SAVAŞ
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 3. ÜNİTE Batı cephesinde Kuvâ-yı Millîye birliklerinin faaliyetlerini ve düzenli ordunun kurulmasını değerlendirir.türk milletinin Kurtuluş Savaşı
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA
1 Kütahya- Eskişehir Savaşı nda ordumuz Sakarya Nehri nin doğusuna çekilmişti. 2 TEKÂLİF-İ MİLLİYE NİN SAKARYA SAVAŞI NA ETKİSİ Tekâlif-i Milliye kararları daha uygulamaya yeni başlandığı için Sakarya
SAYFA BELGELER NUMARASI
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... SAYFA BELGELER NUMARASI 1. 27 Ekim 1922 tarihinde İsmet Paşa nın Dışişleri Bakanlığına ve Fevzi Paşa nın Batı Cephesi Komutanlığına atanması... 1 2. İstanbul daki mevcut
9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL
9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 Güzel İzmir imizin kurtuluşu, bugün doksan birinci yılına basıyor. Bu mutlu günü anarken, harp tarihinde eşi görûlmiyen Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki geniş
SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ
SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ BAKİ SARISAKAL SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ 1880 yılının başında Samsun da açıldı. Üçüncü Ordu nun sorumluluğu altındaydı. Okulun öğretmenleri subay ve sivillerdi. Bu okula öğrenciler
İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... BELGELER III SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp Raporu... 1 2. Ali İhsan Paşa nın Güney
MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com
MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız
Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.
MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.
Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?
1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI
HAFTALAR KONULAR 1. Hafta TÜRK DEVRİMİNE KAVRAMSAL YAKLAŞIM A-) Devlet (Toprak, İnsan Egemenlik) B-) Monarşi C-) Oligarşi D-) Cumhuriyet E-) Demokrasi F-) İhtilal G-) Devrim H-) Islahat 2. Hafta DEĞİŞEN
KURTULUŞ SAVAŞI ( ) Gülsema Lüyer
KURTULUŞ SAVAŞI (1919-1922) Gülsema Lüyer KURTULUŞ SAVAŞI (1919-1922) Mondros Mütarekesi ve Mütareke Sonrası Genel Durum İşgaller ve Kurtuluş Savaşı Hazırlık Evresi T.B.M.M. nin Açılması Düzenli Ordu Hazırlıkları,
KURTULUŞ SAVAŞINDA BİR VATANDAŞIMIZIN UÇAK BAĞIŞI
KURTULUŞ SAVAŞINDA BİR VATANDAŞIMIZIN UÇAK BAĞIŞI Süreyya Hami ŞEHİDOĞLU ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 24, Cilt: VIII, Temmuz 1992 Nafiz KOTAN İsmail Habip, Kurtuluş Savaşı nı anlatırken:...
Sarıkamış. Dersleri. Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı
Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı Sarıkamış Dersleri 103 yıl önce Birinci Dünya Savaşının başlangıcında Doğu (Kafkas) Cephesinde yaşanan olaylar her düzeyde alınacak çok acı derslerle doludur. Sarıkamış
KURTULUȘ SAVAȘI - Cepheler Dönemi - Burak ÜNSAL Tarih Öğretmeni
KURTULUȘ SAVAȘI - Cepheler Dönemi - Burak ÜNSAL Tarih Öğretmeni Düzenli Ordunun Kurulması Nedenleri: Kuva-yı Milliye nin ișgalleri durduramaması Kuva-yı Milliye nin zararlı faaliyetleri Düzenli ordulara
ÜNİTE 13 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ MİLLİ MÜCADELE DE BATI CEPHESİ I İÇİNDEKİLER HEDEFLER
MİLLİ MÜCADELE DE BATI CEPHESİ I İÇİNDEKİLER Batı Cephesi I. İnönü Savaşı Londra Konferansı Moskova Antlaşması Türk-Afgan Dostluk Antlaşması II. İnönü Savaşı Kütahya-Eskişehir Savaşları BAYBURT ÜNİVERSİTESİ
http://www.cengizcetintas.com/index.html
http://www.cengizcetintas.com/index.html 1 SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ VE MOSKOVA ANTLAŞMASI Birinci Dünya Savaşı nda düşman olarak karşı ittifaklarda savaşan Türkler ile Ruslar, savaşın sonlarına doğru meydana
2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9
2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9 1. Mudanya Mütarekesi, Yunanlıların aslında Osmanlı Devleti nin paylaşımı projesinde bir alet olduğunu, arkalarındaki gücü İngiltere başta olmak üzere İtilâf devletlerinin
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ MUSTAFA KEMAL İN SAMSUN A ÇIKIŞI GENELGELER KONGRELER
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ 1919-1922 MUSTAFA KEMAL İN SAMSUN A ÇIKIŞI GENELGELER KONGRELER Milli mücadele Hazırlık Dönemi Kronoloji 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal in Samsun a Çıkışı 28 Ocak 1919 Havza Genelgesi
L 1 S E ... TURKIYE CUMHURiYETi INKILAP TARiHi VE ATATURKÇULUK KEMAL KARA ÖNDE YAYINCILIK
L 1 S E..... TURKIYE CUMHURiYETi INKILAP TARiHi VE...... ATATURKÇULUK KEMAL KARA Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 31.05.2006 tarih ve 233 sayılı karan ile 2006-2007 öğretim
OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 88 OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK A N K A R A 2 0 0 7 1 P r o j e Y ö n e t i c
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu Ağustos 21, 2017-1:53:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde
Zeki DOĞAN-Sosyal Bilgiler Öğretmeni
T.C. ĠNKILAP TARĠHĠ VE ATATÜRKÇÜLÜK AÇIK UÇLU DENEME SINAVI (I. Dünya Savaşı ndan Erzurum Kongresi ne kadar) sosyalciniz.wordpress.com 1. Gelişen sanayimiz için hem bir hammadde kaynağı hem de uygun bir
Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler
On5yirmi5.com Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler nelerdir? Yayın Tarihi : 12 Kasım 2012 Pazartesi (oluşturma : 12/22/2018) Cemiyetler-Zararlı ve Yararlı
Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı
Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
2018-Inkilap Tarihi ve - Deneme Sınavı 7
2018-Inkilap Tarihi ve - Deneme Sınavı 7 1. Çay da toplanılmıştı. Fevzi Çakmak saldırı planını açıklamıştır. İsmet Paşa saldırıya karşıdır. Yakup Şevki Paşa, milletin varını yoğunu zar gibi atmanın tarihçe
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : GK. SEÇ. I: BİLGİ TOPLUMU VE TÜRKİYE Ders No : 0310250040 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü
KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ *
ÇTTAD, X/23, (2011/Güz), s.s.187-232 Albüm KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ * Kurtuluş Savaşı nın bitmesinin hemen ardından, verilen bu büyük mücadeleyi kamuoyuna anlatmanın bir aracı
ANADOLU TOPRAKLARINDA MEHMETÇİĞİN İMZASI: SİPER HATLARI
ANADOLU TOPRAKLARINDA MEHMETÇİĞİN İMZASI: SİPER HATLARI Anadolu tarihi boyunca defalarca istilalara uğramış, toprakları üzerinde birçok savaşlar yaşanmıştır. Yapılan her savaş Anadolu topraklarında ve
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı
IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU
IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU Osmanlı Devleti nin 19. yüzyılda uyguladığı denge siyaseti bekleneni vermemiş; üç kıtada sürekli toprak kaybetmiş ve yeni yeni önem kazanan petrol Osmanlı
Zeki DOĞAN-Sosyal Bilgiler Öğretmeni
T.C. ĠNKILAP TARĠHĠ VE ATATÜRKÇÜLÜK BĠR KAHRAMAN DOĞUYOR AÇIK UÇLU DEĞERLENDĠRME SINAVI sosyalciniz.wordpress.com 1. 19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devleti parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde
Lozan Barış Antlaşması
Lozan Barış Antlaşması Anlaşmanın Nedenleri Anlaşmanın Nedenleri Görüşme için İzmir de yapılmak istenmiş fakat uluslararası antlaşmalar gereğince tarafsız bir ülkede yapılma kararı alınmıştır. Lozan görüşme
Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI
Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak
BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi
2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI
KAFKAS İSLAM ORDUSUNUN İLERİ HAREKÂTI VE BAKÜ
Tarih Bilinci Dr. Bilâl N. ŞİMŞİR E. Büyükelçi Tarihçi-yazar KAFKAS İSLAM ORDUSUNUN İLERİ HAREKÂTI VE BAKÜ SAVAŞLARI KAFKAS İSLAM ORDULARI KOMUTANLIĞINA ATANMIŞ OLAN NURİ PAŞA, 25 MAYIS TA GENCE YE VARINCA
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : A.SEÇ.ATATÜRK İLK.VE İNK.TAR.SEMİNERİ Ders No : 0310400249 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü
AVİM TARİH 24 NİSAN 1915: NELER OLMUŞTU? Tutku DİLAVER. Misafir Araştırmacı. Analiz No : 2018 /
TARİH 24 NİSAN 1915: NELER OLMUŞTU? Tutku DİLAVER Misafir Araştırmacı Analiz No : 2018 / 9 24.04.2018 24 Nisan 1915 tarihi ler tarafından özel bir anma günü olarak seçilmiş bir tarih. 24 Nisan pek çok
İÇİNDEKİLER... SUNUŞ III
SUNUŞ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... III BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 (1) Birinci Dünya Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
Cumhuriyet Halk Partisi
1 Cumhuriyet Halk Partisi 29 Ekim 1923, saat 20.30 Tarih : 28.10.2011 29 Ekim 1923, Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biriydi. TBMM de saat 20.30 u gösterirken Anayasa da gerekli değişiklikler yapıldı,
İÇİNDEKİLER İLKSÖZ... 1
İÇİNDEKİLER İLKSÖZ... 1 BÖLÜM 1: SEÇİLMİŞ KAVRAMLAR BÖLÜM 2: BÜYÜK DÖNÜŞÜM VE OSMANLILAR BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜN İZLERİ...11 DEVRİMLER ÇAĞI VE OSMANLILAR...14 a) Sanayi Devrimi... 14 b) Fransız Devrimi... 17 c)
Gazi Ahmet Muhtar Paşa
Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Cepheden Cepheye Koşan Komutan: Gazi Ahmet Muhtar Paşa O smanlı Devletinin son dönemlerinde, ordunun en önemli komutanlarından biri de, Gazi Ahmet Muhtar Paşa dır. Verilen
Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir.
Şeyh Şamil (k.s) in Sözleri Kahrolsun Sefil Esaret! Yaşasın Şanlı Ve Güzel Ölüm! Vatan istilacılarına isyan edenlerin kırık utangaç hali, benim için, ibadetle olanların sert ve dik tavırlarından iyidir.
UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ
UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ Yrd. Doç. Dr. A. Poyraz GÜRSON Atılım Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. A. Poyraz Gürson, İlk-ortaöğretim ve liseyi İzmir Karşıyaka'da tamamlamayı müteakip
Tuba ÖZDİNÇ. Örgün Eğitim
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ-I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi-I Dersin Kodu 630909 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati Zorunlu Önlisans 2 AKTS 2 (Kuramsal)
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ 1908 II. Meşrutiyete Ortam Hazırlayan Gelişmeler İç Etken Dış Etken İttihat ve Terakki Cemiyetinin faaliyetleri 1908 Reval Görüşmesi İTTİHAT ve TERAKKÎ CEMİYETİ 1908 İhtilâli ni düzenleyen
Atatürk ve Ağustos Ayı
Yılmadan Yorulmadan Dr. Sıtkı Aydınel Atatürk ve Ağustos Ayı Büyük asker ve büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk 57 yıllık ömrünün tamamını vatanı ve milletine (hatta tüm insanlığa) hizmete adamış, çok
TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME
TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih
YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI TARİH
YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI TARİH CEVAP 1: (TOPLAM 2 PUAN) Savaş 2450-50=2400 yılının başında sona ermiştir. (İşlem 1 puan) Çünkü miladi takvimde, MÖ tarihleri milat takviminin başlangıcına yaklaştıkça
SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ VE MOSKOVA ANTLAŞMASI
CENGİZ ÇETİNTAŞ TBMM Tutanaklarında Kurtuluş Savaşı: 5 TBMM Tutanaklarında SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ VE MOSKOVA ANTLAŞMASI (1920-1923) http://www.cengizcetintas.com [email protected] 1 TBMM Tutanaklarında
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I Ders No : 0020040023 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I Ders No : 0020020021 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü
Sınıf [ B-PİSA ] 1. Dönem - 1. Uygulama
4. Sınıf [ B-PİSA ] 1 2017-2018 1. Dönem - 1. Uygulama P erformans İ zleme S üreç A nalizi 4. SINIF MATEMATİK OKURYAZARLIĞI Soru 1.1 Aşağıdaki tabloda 8 kişilik bir limonlu pasta tarifi verilmiştir. MALZEME
K A N A Y A N Y A R A K A R A B A Ğ
KANAYAN YARA KARABAĞ Astana Yayınları KANAYAN YARA KARABAĞ Derleyen: Yrd. Doç. Dr. Bahadır Bumin ÖZARSLAN Bu eserin bütün hakları saklıdır. Yayınevinden izin alınmadan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz,
ÇALIŞMA SORULARI. A) Aşağıda yer alan LGS ye yönelik yayımlanan örnek MEB soruları yer almaktadır. Bu soruları yanıtla.
Adı - Soyadı: Sınıf: 8/ Ders: T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ÇALIŞMA SORULARI Sevgili Öğrencimiz, A) Aşağıda yer alan LGS ye yönelik yayımlanan örnek MEB soruları yer almaktadır. Bu soruları yanıtla.
TÜRKİYE - AFRİKA EKONOMİ FORUMU AÇILIŞ TÖRENİ KONYA 9 MAYIS İş Dünyası ve STK ların Değerli Başkan ve Temsilcileri,
TÜRKİYE - AFRİKA EKONOMİ FORUMU AÇILIŞ TÖRENİ KONYA 9 MAYIS 2018 Afrika Ülkelerinin Değerli Büyükelçileri, Sayın Valim, Belediye Başkanım, İş Dünyası ve STK ların Değerli Başkan ve Temsilcileri, Değerli
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : EĞİTİM SOSYOLOJİSİ * Ders No : 0310340040 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili
ÖRNEK SORU: 1. Buna göre Millî Mücadele nin başlamasında hangi durumlar etkili olmuştur? Yazınız. ...
ÖRNEK SORU: 1 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti açısından, 30 Ekim 1918 de, yenilgiyi kabul ettiğinin tescili niteliğinde olan Mondros Ateşkes Anlaşması yla sona erdi. Ancak anlaşmanın,
BÖLÜKYAYLA ORTAOKULU 8. SINIFLAR İNKILAP TARİHİ DENEME SINAVI
2015-2016 BÖLÜKYAYLA ORTAOKULU 8. SINIFLAR İNKILAP TARİHİ DENEME SINAVI 4- TBMM hükümetinin ilk askeri ve siyasi başarısı A) Londra Konferansı B) Moskova antlaşması 1-) Arkadaşlar kongremizde yurt genelindeki
Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal. Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü. Galiçya Cephesi ve
Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Galiçya Cephesi ve Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal altında tutarken, Türk askeri de, Avrupa sınırındaki
Sakarya Zaferi 97 Yaşında
Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı Sakarya Zaferi 97 Yaşında Hattı Müdafaa Yoktur Sathı Müdafaa Vardır. B atı cephesinde Yunan ordusuna karşı 13 Eylül 1921 de kazandığımız Sakarya zaferi kurtuluş
ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde
ATATÜRK Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Doğup büyüdüğü Selanik, o dönemde önemli bir kültürel merkezdi. XIX. yüzyılın son çeyreğinde
11. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ
KASIM EKİM. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR A. İN HAYATI. Mustafa Kemal in çocukluk dönemini ve içinde bulunduğu toplumun
Resim-2 Genelkurmay başkanlığı, Eskişehir - Afyon hattına yerleşen düşmanın savunma ve berkitme faaliyetleri ile bulunduğu bölgede daha fazla
SAD TAARRUZ PLANI 23 Ağustos 13 Eylül 1921 tarihleri arasında çok kanlı ve çetin savaşların yaşandığı Sakarya Meydan Muharebesi nde taarruz azmi ve başarı umudu kırılan Yunan ordusu daha fazla kayıp vermeden
SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ
SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi
6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması
6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 30 Ağustos 1922 - Başkumandan meydan muharebesi 2 Eylül 1922 - Yunan orduları başkomutanı
Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!
Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL
-. '. ' J ı 156 16 Şubat 1952 tarihli Türkiye Batı - Almanya Ticaret ve ödeme Anlaşmalarına Ek 21 Aralık 1954 tarihli Protokollerle Ekleri Mektupların Tasdikine dair Kanun (Resmî Gazete ile ilâm.- 2.II.
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANITLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 0 DİR. ÖNERİLEN YANITLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADIR. ) I Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu. ) Mondros Ateşkesi
Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler
Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler Açılış Tarihi Kapanış Tarihi Sona Eriş Nedeni 1 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 17.11.1924 05.06.1925
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF T.C. İNKILAPTARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ
KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF T.C. İNKILAPTARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı
MUSTAFA İPEK HALİLİYE SÜLEYMANİYE İMAM HATİP ORTAOKULU
1. Buna göre İstanbul hükümetinin tutumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) İşgallere karşı çıkılmıştır. B) Teslimiyetçi bir politika izlenmiştir. C) Bağımsızlığımızdan taviz verilmemiştir.
BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876)
BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876) I. Meşrutiyete Ortam Hazırlayan Gelişmeler İç Etken Dış Etken Genç Osmanlıların faaliyetleri İstanbul (Tersane) Konferansı BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876) Osmanlı
1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi.
ATATÜRK KRONOLOJİSİ 1881: Selanik te doğdu. 1893: Askeri Rüştiye ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. 1899: Mart 13: İstanbul Harp
29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi
29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk
Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS
DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I AI0 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze /
YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH
YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH SORU 1: MÖ 2450 yılında başlayan ve 50 yıl süren bir savaş kaç yılında sona ermiştir? İşlemi nasıl yaptığınızı gösteriniz ve gerekçesini belirtiniz. (2 PUAN) SORU 2: Uygurlar
T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU. Ekonomik Durum:
T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU Ekonomik Durum: 1. Avrupa daki gelişmelerin hiçbiri yaşanmamıştır. Avrupa da Rönesans ve Reform
Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu
Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S. 56, Bahar 2015, s KİTAP TANITIMI
Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S. 56, Bahar 2015, s. 255-259 KİTAP TANITIMI Dr. Çağla D. TAĞMAT * Ali Fuat Paşa nın Moskova Büyükelçiliği Dönemi Yazışmaları (16
Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti
Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını
İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ. Neslihan Erkan
İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ Neslihan Erkan İlan-ı Hürriyet II. Meşrutiyet, 1878 de askıya alınan Kanun-i Esasi nin yeniden yürürlüğe girmesiyle 23 Temmuz 1908 de başladı. Osmanlı coğrafyasında yeniden meşruti
Mustafa Kemal ile mükemmel
Atatürk ün Dünyası Cengiz Önal 77 İsmet Paşa nın Batı Cephesi Genel Komutanlığına Atanması Mustafa Kemal ile mükemmel sayılabilecek bir ilişki içinde bulunan Albay İsmet Bey, Birinci İnönü(6-10 Ocak 1921)
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2016-2017 8. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2016-2017 8. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
ÜÇLÜ İTTİFAK VE İTİLAF:
Yazı İçerik Birinci Dünya Savaşının Sebepleri Üçlü İttifak ve İtilaf Savaşın Başlaması ve Gelişmesi Osmanlının I.Dünya Savaşına Girmesi Osmanlının Savaştığı Cepheler I.Dünya Savaşının Sonuçları I.Dünya
ENSTİTÜ/FAKÜLTE/YÜKSEKOKUL ve PROGRAM: MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ-ELEKTRIK-ELEKTRONIK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ DERS BİLGİLERİ. Adı Kodu Dili Türü Yarıyıl
ENSTİTÜ/FAKÜLTE/YÜKSEKOKUL ve PROGRAM: MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ-ELEKTRIK-ELEKTRONIK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi I Ön Koşul leri DERS BİLGİLERİ Adı Kodu Dili Türü Yarıyıl Sorumluları
EFENDİLER! YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ.
1 ALTERNATİF AKIM Excellence and innovation built into every design. EFENDİLER! YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ. ALTERNATİF AKIM 2 1914-1918 Dünya Savaşı Bu savaş dünyada bazı şeylerin değişmesine sebep
5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI
5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ Prof. Dr. Atilla SANDIKLI Karadeniz bölgesi; doğuda Kafkasya, güneyde Anadolu, batıda Balkanlar, kuzeyde Ukrayna ve Rusya bozkırları ile çevrili geniş bir havzadır.
TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde
İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER III XI 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 2. Coğrafi Durum... 5 a. Çanakkale
Mübariz İbrahimov tek başına 45 Ermeni asker ve subayı
Mübariz İbrahimov tek başına 45 Ermeni asker ve subayı öldürdü 7 Şubat 1988 doğumlu Mübariz İbrahimov, 2005 yılında Azerbaycan İçişleri Bakanlığı na bağlı Özel Kuvvetler Bölüğünde, askerlik hizmetini yaparak
İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR
İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR TEOG Sınav Sorusu-3 ANABİLİM Ödev Testi 3. Atatürk ün çocukluk yıllarını geçirdiği Selanik şehrinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi, şehirde farklı
İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ... iii GİRİŞ A-İNKILÂP KAVRAMI 1-İnkılâp Türk İnkılâbının Özellikleri Atatürk ün İnkılâp Anlayışı...
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... iii GİRİŞ... 1 A-İNKILÂP KAVRAMI 1-İnkılâp... 1 2-Türk İnkılâbının Özellikleri... 2 3-Atatürk ün İnkılâp Anlayışı... 2 B-İNKILÂPLA ALAKALI DİĞER KAVRAMLAR 1-İhtilâl... 4 2-Darbe...
