ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
|
|
|
- Levent Taşkıran
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ Hatice BİLİR EKBİÇ TRAKYA İLKEREN VE FLAME SEEDLESS ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE Co 60 VE KOLHİSİN KULLANILARAK MUTASYON VE POLİPLOİDİ OLUŞTURMA OLANAKLARI BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI ADANA, 2010
2 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TRAKYA İLKEREN VE FLAME SEEDLESS ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE Co 60 VE KOLHİSİN KULLANILARAK MUTASYON VE POLİPLOİDİ OLUŞTURMA OLANAKLARI Hatice BİLİR EKBİÇ DOKTORA TEZİ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Bu tez 26/02/2010 Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri Tarafından Oybirliği/Oyçokluğu İle Kabul Edilmiştir Prof. Dr. Semih TANGOLAR Prof. Dr. Ahmet Can Ülger Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Danışman Üye Üye.. Prof. Dr. Sadettin GÜRSÖZ Üye. Yrd. Doç. Önder KAMİLOĞLU Üye Bu tez Enstitümüz Bahçe Bitkileri Anabilim Dalında hazırlanmıştır. Kod No: Prof. Dr. İlhami YEĞİNGİL Enstitü Müdürü Bu çalışma, Çukurova Ünv. Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje No: ZF2006D33 Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.
3 ÖZ DOKTORA TEZİ TRAKYA İLKEREN VE FLAME SEEDLESS ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE Co 60 VE KOLHİSİN KULLANILARAK MUTASYON VE POLİPLOİDİ OLUŞTURMA OLANAKLARI Hatice BİLİR EKBİÇ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Semih TANGOLAR Yıl: 2010, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. Semih TANGOLAR Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Prof. Dr. Sadettin GÜRSÖZ Yrd. Doç. Dr. Önder KAMİLOĞLU Çalışmada, Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinde, in vitro ve in vivo denemeleriyle poliploidinin oluşturulmasına neden olan en uygun kolhisin dozu, uygulama süresi ve şekli ile Co 60 ın % 50 ve daha az düzeyde fiziksel zarar ile kontrolden olumlu yönde farklılıkların oluşumuna neden olan en etkili dozu araştırılmıştır. Çalışmada Co 60 gama ışınımının 15, 25, 35 ve 45 Gy dozları denenmiştir. In vivo kolhisin uygulamasında sürgün uçları % 0.5, % 0.75 ve % 1 lik kolhisin çözeltisine batırılmış pamuklara sarılarak 1, 3 ve 5 gün; in vitro denemelerinde ise mikro çelikler % 0.3, % 0.6 ve % 0.9 dozlarındaki kolhisin çözeltilerinde 1, 3 ve 5 saat süreyle tutulmuştur. In vivo ve in vitro uygulamalarında 45 Gy Co 60 dozunun öldürücü etki gösterdiği belirlenmiştir. Gama ışınım dozlarının artışına bağlı olarak gözlerin kabarma, uyanma ve sürme süresinde kontrole göre gecikme meydana gelmiştir. Çeliklerde canlılık oranı bakımından ED 50 değeri Trakya İlkeren çeşidi için Gy; Flame Seedless çeşidi için ise Gy arasında değişmiştir. Artan gama ışınım dozları her iki çeşitte yaprak ve kök sayısının azalması ile sürgün ve kök uzunluğu kısalmasına neden olmuştur. 35 Gy Co 60 ışınım dozu yapraklarda küçülme ve dişliliğin kaybolması şeklinde anormalliklere sebep olmuştur. Denenen gama ışınım dozları stoma yoğunluğu, genişliği ve uzunluğu ile kromozom sayısı bakımdan farklılığa neden olmamıştır. In vivo kolhisin denemesinde Trakya İlkeren çeşidi için % 1; Flame Seedless çeşidinde ise % 0.75 ve % 1 dozlarının sürgün uçlarının tamamının kurumasına neden olduğu saptanmıştır. Her iki çeşitte canlı sürgün ucu oranı açısından kontrole en yakın sonuçlar % 0.5 lik kolhisin dozunun 1 ya da 3 günlük sürelerle uygulanmasından elde edilmiş; Trakya İlkeren çeşidinde % 0.75 lik dozun 3 ve 5 gün süreyle uygulanmasında ise canlılık oranının % 50 nin altına düştüğü gözlenmiştir. Kolhisin uygulama doz ve sürelerinin artışına bağlı olarak her iki çeşitte yaprak alanı ve sürgün uzunluğu değerlerinde ve stoma sayısında azalma; stoma genişliği ve uzunluğunda artış saptanmıştır. Trakya İlkeren çeşidinde % 0.9 dozundaki kolhisinde 3 ve 5 saat; Flame Seedless çeşidinde ise 5 saat süreyle tutulan mikro çeliklerin tamamının kuruduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Asma, mutasyon, gama ışınımı, kolhisin, poliploidi I
4 ABSTRACT PhD THESIS POSSIBILITIES TO GENERATE MUTATION AND POLYPLOIDY USING CO 60 AND COLCHICINE IN TRAKYA ILKEREN AND FLAME SEEDLESS GRAPE CULTIVARS. Hatice BİLİR EKBİÇ DEPARTMENT OF HORTICULTURE INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor : Prof. Dr. Semih TANGOLAR Year: 2010 Pages: 131 Jury : Prof. Dr. Semih TANGOLAR Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Prof. Dr. Sadettin GÜRSÖZ Asst.Prof.Dr. Önder KAMİLOĞLU The study was carried out in Trakya Ilkeren and Flame Seedless grape cultivars to experiment the optimum doses, duration and application method of colchicine and comparing to the control plants 50% and less damaging doses of Co 60 resulting in polyploidy by in vitro and in vivo techniques. In the study 15, 25, 35 and 45 Gy doses of Co 60 sourced gamma irradiation were investigated. In the in vivo experiments control (distilled water), 0.5%, 0.75% and 1% of colchicine doses were applied using soaked cotton by colchicine solutions to the shoot tips during 1, 3 and 5 days. In vitro colchicine experiment was carried out by staying the micro cuttings in 0.3%, 0.6% and 0.9% colchicine solutions during 1, 3 and 5 hours. In vivo and in vitro Co 60 application experiments showed that 45 Gy dose of Co 60 had lethal effect. Duration of bud break and shooting were late depending on the increasing of Co 60 doses. ED 50 values of Co 60 gamma irradiation were found and Gy in Trakya Ilkeren and Flame Seedless cultivars respectively. Increasing doses of gamma irradiation resulted in less leaf and root number and shortening in shoot and root length in both cultivar. Moreover 35 Gy dose of Co 60 caused the abnormalities by small leaf size and lose of leaf toothy. Gamma irradiation doses had no effect on the density and dimension of stomata and chromosome numbers of the cultivars. The 1% colchicine dose in Trakya Ilkeren and 0.75% and 1% doses in Flame Seedless caused the desiccation in shoot tips in the in vivo colchisine treatments. In both cultivars 1 and 3 days duration of 0.5% colchicine treatment gave the most similar results to the control in terms of alive shoot tip. Vitality rates decreased below 50% in Trakya Ilkeren by 3 and 5 days treatments of 0.75% colchicine application dose. Depending on the colchicine dose and duration leaf area, shoot length and stomata density values decreased and stomata dimension increased in both cultivars. Colchicine treatment by 0.9% during 3 and 5 days in Trakya Ilkeren and 5 day in Flame Seedless caused to the micro cuttings dry. Key Words : Grapevine, mutation, gamma irradiation, colchicine, polyploid II
5 TEŞEKKÜR Danışman hocam Sayın Prof. Dr. Semih TANGOLAR a tez konumun belirlenmesi ve yürütülmesi aşamalarında bana sağladığı olanaklardan ve her türlü yol gösterici yardımlarından dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Yine tezimin her aşamasında, özellikle laboratuvar çalışmalarında destek sağlayan ve her türlü yardımlarını gördüğüm Tez izleme komitesi üyesi Sayın hocam Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACA ya içtenlikle teşekkür ederim. Tezimin yürütülmesi sırasındaki değerli katkılarından dolayı Tez izleme komitesi üyesi Sayın hocam Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER e teşekkür ederim. Doktora tezimin sitolojik incelemeleri kapsamında bana sağladığı laboratuvar olanakları ile değerli bilgi ve düşünceleri nedeniyle Sayın Prof. Dr. Sinan ETİ ye teşekkür ederim. Tezimin kromozom sayımı kısmında göstermiş olduğu değerli yardımlarından dolayı eşim Sayın Yrd. Doç. Dr. İdris Ercan EKBİÇ e teşekkürlerimi sunarım. Araştırmamın sağlıklı koşullar altında yürütülmesi hususunda sağlamış oldukları kurum olanakları nedeniyle Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkann Sayın Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLU na teşekkürlerimi sunarım. Tezimin yürütülmesi ve tamamlanması aşamalarında verdikleri manevi destek için başta kardeşim Ar. Gör. Hacer BİLİR arkadaşlarım Dr. Ali SABIR, Ar. Gör. Songül ÇÖMLEKÇİOĞLU ve diğer tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ayrıca, her konuda en yakın destek ve yardımlarını gördüğüm başta annem, babam ve eşim ile tezimin yazım aşamasında göstermiş olduğu sabırlı davranışları için canım oğlum Emir Yasin EKBİÇ e teşekkür ederim. III
6 İÇİNDEKİLER SAYFA ÖZ... I ABSTRACT... II TEŞEKKÜR III İÇİNDEKİLER IV ÇİZELGELER DİZİNİ XI ŞEKİLLER DİZİNİ... XV 1. GİRİŞ ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fiziksel Mutagen Uygulamaları Kimyasal Mutagen Uygulamaları Ploidi Düzeyinin Belirlenmesi MATERYAL ve METOD Materyal Denemede Yer Alan Çeşitlerin Özellikleri Trakya İlkeren Flame Seedless Deneme Alanı Toprağının Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri Deneme Alanı İklim Özellikleri Metod In vivo Denemeleri Co 60 Uygulaması Yapılan Odun Çeliklerinin Perlit Ortamına Dikim Sonrası İncelemeleri (1). Odun Çeliklerinde Canlılık Oranı (%) (2). Gözlerin Kabarma Süresi (gün) (3). Gözlerin Uyanma Süresi (gün) (4). Gözlerin Sürme Süresi (gün) (5). Yaprak Sayısı (adet) (6). Sürgün Uzunluğu (cm) (7). Kök Sayısı (adet) ve Uzunluğu (cm).. 31 IV
7 (8). Yaprak Alanı (cm 2 ) (9). Morfolojik İncelemeler (10). Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) (11). Stoma Genişliği ve Uzunluğu (µm) (12). Kromozom Sayımı Co 60 Uygulaması Yapılan Odun Çeliklerinin Aşılama Sonrası İncelemeleri (1). Aşı Tutma Oranı (%) (2). Fenolojik Gözlemler (2).(a). Aşılanan Gözlerin Kabarma Süresi (gün) (2).(b). Aşılanan Gözlerin Uyanma Süresi (gün) (2).(c). Aşılanan Gözlerin Sürme Süresi (gün) (2).(d). Dallarda Uyanma Süresi (gün) (2).(e). Dallarda Tam Çiçeklenme Süresi (gün) (2).(f). Dallarda Ben Düşme Süresi (gün) (2).(g). Dallarda Olgunluk Süresi (gün) (3). Pomolojik Analizler (3).(a). Salkım Ağırlığı (g) (3).(b).Salkım Genişliği ve Uzunluğu (cm) (3).(c). Tane Ağırlığı (g) (3).(d). Tane Hacmi (ml) (3).(e). Tane Genişliği ve Uzunluğu (mm). 38 V
8 In vivo Koşullarda Sürgün Uçlarına Kolhisin Uygulaması (1). Sürgün Ucu Canlılık Oranı (%) (2). Yaprak Alanı (cm 2 ) (3). Sürgün Uzunluğu (cm) (4). Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) (5). Stoma Genişliği ve Uzunluğu (µm) (6). Flow Sitometri Yoluyla Ploidi Analizi Kolhisin Uygulaması Gören Sürgünlerden Alınan Gözlerin Yaşlı Omcalar Üzerine Aşılanması (1). Aşı Tutma Oranı (%) (2). Fenolojik Gözlemler (2).(a). Uyanma Süresi (gün) (2).(b). Tam Çiçeklenme Süresi (gün) (2).(c). Ben Düşme Süresi (gün) (2).(d). Olgunluk Süresi (gün) (3). Pomolojik Analizler (3).(a). Salkım Ağırlığı (g) (3).(b). Salkım Genişliği ve Uzunluğu (cm) (3).(c). Tane Ağırlığı (g) (3).(d). Tane Hacmi (ml) (3).(e). Tane Genişliği ve Uzunluğu (mm) In vitro Denemeleri Mikro Çeliklere Co 60 Uygulaması (1). Canlılık Oranı (%) (2). Kabarma Süresi (gün) (3). Uyanma Süresi (gün) (4). Sürme Süresi (gün).. 46 VI
9 Mikro Çeliklere Kolhisin Uygulaması (1). Canlılık Oranı (%) BULGULAR ve TARTIŞMA In vivo Denemelerine Ait Bulgular Odun Çeliklerinin Co 60 Uygulaması Sonrası Perlit Ortamına Dikimlerinden Elde Edilen Bulgular Odun Çeliklerinde Canlılık Oranı (%) (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Canlı Çelik Oranı (%) Arasındaki Regresyon Bulguları (2). Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Canlı Çelik Oranı (%) Arasındaki Regresyon Bulguları Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Gözlerin Sürme Süresi (gün) Yaprak Sayısı (adet) Sürgün Uzunluğu (cm) (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Sürgün Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Sürgün Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları Kök Uzunluğu (cm) (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Kök Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları ile Kök Uzunluğu Arasındaki Regresyon Bulguları 65 VII
10 Kök Sayısı (adet) (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Dozları (Gy) ile Kök Sayısı (adet) Arasındaki Regresyon Bulguları (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Kök Sayısı (adet) Arasındaki Regresyon Bulguları Yaprak Alanı (cm 2 ) Morfolojik İnceleme Bulguları Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) Stoma Genişliği ve Uzunluğu (µm) Kromozom Sayımı Bulguları Odun Çeliklerine Co 60 Uygulamasını Takiben Aşılama Uygulaması Bulguları Aşı Tutma Oranı (%) Fenolojik Bulgular (1). Gözlerin Kabarma Süresi (gün) (2). Gözlerin Uyanma Süresi (gün) (3). Gözlerin Sürme Süresi (gün) (4). Uyanma Süresi (gün) (5). Tam Çiçeklenme Süresi (gün) (6). Ben Düşme Süresi (gün) (7). Olgunluk Süresi (gün) Pomolojik Bulgular (1). Salkım Ağırlığı (g) (2). Salkım Genişliği (cm) (3). Salkım Uzunluğu (cm) (4). Tane Ağırlığı (g) (5). Tane Hacmi (ml) (6). Tane Genişliği (mm) (7). Tane Uzunluğu (mm).. 84 VIII
11 In vivo Koşullarda Sürgün Uçlarına Kolhisin Uygulaması Bulguları Canlı Sürgün Ucu Oranı (%) Yaprak Alanı (cm 2 ) Sürgün Uzunluğu (cm) Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) Stoma Genişliği (µm) Stoma Uzunluğu (µm) Flow Sitometri Bulguları Kolhisin Uygulaması Sonrası Aşılama Bulguları (1). Aşı Tutma Oranı (%) (2). Fenolojik Bulgular (2).(a). Uyanma Süresi (gün) (2).(b). Tam Çiçeklenme Süresi (gün) (2).(c). Ben Düşme Süresi (gün) (2).(d). Olgunluk Süresi (gün) (3). Pomolojik Bulgular (3).(a). Salkım Ağırlığı (g) (3).(b). Salkım Genişliği (cm) (3).(c). Salkım Uzunluğu (cm) (3).(d). Tane Ağırlığı (g) (3).(e). Tane Hacmi (ml) (3).(f). Tane Genişliği (mm) (3).(g). Tane Uzunluğu (mm) In vitro Denemeleri Bulguları Mikro Çeliklere Co 60 Uygulaması Mikro Çeliklerde Canlılık Oranı (%) Kabarma Süresi (gün) Patlama Süresi (gün) Sürme Süresi (gün) 113 IX
12 Kolhisin Uygulaması Bulguları Mikro Çelikleri Kolhisin Çözeltisinde Bekletme Uygulaması (1). Mikro Çeliklerde Canlılık Oranı (%) SONUÇLAR ve ÖNERİLER KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ. 131 X
13 ÇİZELGELER DİZİNİ SAYFA Çizelge 3.1. Deneme Alanı Toprağının Bazı Fiziksel Özellikleri Çizelge 3.2. Deneme Alanı Toprağının Bazı Kimyasal Özellikleri. 26 Çizelge 3.3. Araştırma Yıllarına İlişkin ve Uzun Yıllık Ortalama Aylık İklim Verileri. 27 Çizelge 3.4. MS temel besin ortamının içeriği (Murashige ve Skoog, 1962) 45 Çizelge 4.1. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren ile Flame Seedless Çeliklerinde Canlılık Oranları (%) Üzerine Etkisi Çizelge 4.2. Farklı Dozlarda Co 60 Uygulamasının Odun Çeliklerinde Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Üzerine Etkisi Çizelge 4.3. Farklı Dozlarda Co 60 Uygulamasının Odun Çeliklerinde Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Üzerine Etkisi Çizelge 4.4. Farklı Dozlarda Co 60 Uygulamasının Odun Çeliklerinde Gözlerin Sürme Süresi (gün) Üzerine Etkisi Çizelge 4.5. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren Çeşidindeki Yaprak Sayısı (adet), Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri. 60 Çizelge 4.6. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Flame Seedless Çeşidi Çeliklerinde Yaprak Sayısı (adet), Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri 60 Çizelge 4.7. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren Çeşidi Çeliklerinde Kök Uzunluğu (cm) ve Kök Sayısı (adet) Üzerine Etkileri. 67 Çizelge 4.8. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Flame Seedless Çeşidi Çeliklerinde Kök Uzunluğu (cm) ve Kök Sayısı (adet) Üzerine Etkileri Çizelge 4.9. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren ve Flame Seedless Çeşitlerinin Yaprak Alanları Üzerine Etkisi (cm 2 ) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Stoma Sayısı (adet/mm 2 ), Genişliği (µm) ve Uzunluğu (µm) Üzerine Etkisi.. 73 XI
14 Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Stoma Sayısı (adet/mm 2 ), Genişliği (µm) ve Uzunluğu (µm) Üzerine Etkisi. 74 Çizelge Farklı Dozdaki Co 60 ile Işınlamayı Takiben Gözlerdeki Aşı Tutma Oranları (%) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Salkım Ağırlığı (g), Salkım Genişliği (cm), Salkım Uzunluğu (cm), Tane Ağırlığı (g), Tane Hacmi (ml), Tane Genişliği (mm) ve Tane Uzunluğu (mm) Üzerine Etkisi Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Salkım Ağırlığı (g), Salkım Genişliği (cm), Salkım Uzunluğu (cm), Tane Ağırlığı (g), Tane Hacmi (ml), Tane Genişliği (mm) ve Tane Uzunluğu (mm) Üzerine Etkisi.. 86 Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlı Sürgün Ucu Oranı Üzerine Etkisi (%) Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlı Sürgün Ucu Oranı Üzerine Etkisi (%) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Yaprak Alanı Üzerine Etkisi (cm 2 ) Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Yaprak Alanı Üzerine Etkisi (cm 2 ) 90 Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Sürgün Uzunluğu Üzerine Etkisi (cm). 91 Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Sürgün Uzunluğu Üzerine Etkisi (cm). 92 Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) Üzerine Etkisi Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Sayısı Üzerine Etkisi (adet/mm 2 ) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Genişliği Üzerine Etkisi (µm) Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma XII
15 Genişliği Üzerine Etkisi (µm) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Uzunluğu Üzerine Etkisi (µm) Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Uzunluğu Üzerine Etkisi (µm) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Doz ve Sürelerdeki Kolhisin Uygulamasını Takiben Aşılanan Gözlerdeki Aşı Tutma Oranları (%) Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Farklı Doz ve Sürelerdeki Kolhisin Uygulamasını Takiben Aşılanan Gözlerdeki Aşı Tutma Oranları (%) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Tam Çiçeklenme Süresi Üzerine Etkisi (gün) 103 Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Ben Düşme Süresi Üzerine Etkisi (gün) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Olgunluk Süresi Üzerine Etkisi (gün) Çizelge Sürgün Uçlarına % 0.5 Dozundaki Kolhisinin 5 Gün Süreyle Uygulanmasının Salkım Ağırlığı (g), Salkım Genişliği (cm) ve Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri Çizelge Sürgün Uçlarına % 0.5 Dozundaki Kolhisinin 5 Gün Süreyle Uygulanmasının Tane Ağırlığı (g), Tane Hacmi (ml), Tane Genişliği (mm) ve Uzunluğu (mm) Üzerine Etkileri Çizelge Farklı Dozdaki Co 60 Işınım Kaynağının Trakya İlkeren Çeşidi Mikro Çeliklerinin Kabarma, Patlama, Sürme Süreleri (gün) ile Canlı Mikro Çelik Oranları (%) Üzerine Etkisi Çizelge Farklı Dozdaki Co 60 Işınım Kaynağının Flame Seedless Çeşidi Mikro Çeliklerinin Kabarma, Patlama, Sürme Süreleri (gün) ile Canlı Mikro Çelik Oranları (%) Üzerine Etkisi Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlılık Oranı (%) Üzerine Etkisi XIII
16 Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlılık Oranı (%) Üzerine Etkisi XIV
17 ŞEKİLLER DİZİNİ SAYFA Şekil 3.1. Trakya İlkeren Çeşidinin Salkımı 24 Şekil 3.2. Flame Seedless ÇeşidininSalkımı 25 Şekil 3.3. Co 60 Uygulama Cihazının Görünümü Şekil 3.4. Işınlaması Yapılan Odun Çelikleri Şekil 3.5. Co 60 Uygulaması Sonrasında Perlit Ortamına Dikilen Odun Çeliklerinin Görünümü Şekil 3.6. Işınlama Yapılan Odun Çelikleri ve Aşılanmaları Şekil 3.7. Aşı Sonrasında Gözlerde Uyanma ve Sürme Şekil 3.8. In vivo Koşullarda Sürgün Uçlarına Kolhisin Uygulaması Şekil 3.9. Işınlaması Yapılan Tek Boğumlu Mikro Çeliklerin Görünümü 44 Şekil Mikro Çeliklerden Elde Edilen Sürgünlerin Köklendirme Ortamındaki Görünümü. 44 Şekil Kolhisin Çözeltisinin Filtre Kullanılarak Soğuk Sterilizasyonu Şekil 4.1. Co 60 Uygulaması Yapılan Trakya İlkeren Çeşidi Çeliklerinin Perlit Ortamındaki Sürme Durumları Şekil 4.2. Co 60 Uygulaması Yapılan Flame Seedless Çeşidi Çeliklerinin Perlit Ortamındaki Sürme Durumları Şekil 4.3. Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Canlı Çelik Oranı Arasındaki Regresyon İlişki Grafiği (2007 ve 2008 Yılları) 52 Şekil 4.4. Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Canlı Çelik Oranı Arasındaki Regresyon Grafiği (2007 ve 2008 Yılları) 53 Şekil 4.5. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren Çeşidi Çelikleri ve Fidanlarının Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri XV
18 Şekil 4.6. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Flame Seedless Çeşidi Çelikleri ve Fidanlarının ve Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri Şekil 4.7. Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Sürgün Uzunluğu Arasındaki Regresyon İlişki Grafiği (2008 Yılı).. 62 Şekil 4.8. Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Sürgün Uzunluğu Arasındaki Regresyon İlişki Grafiği (2007 ve 2008 Yılları) 63 Şekil 4.9. Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Uzunluğu Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği Şekil Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Uzunluğu Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Sayısı Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği. 68 Şekil Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Sayısı Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği Şekil Trakya İlkeren Çeşidinin 15 Gy ve 25 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerde Kontrol Uygulamasına Göre Köklerde Oluşan Farklılık Şekil Flame Seedless Çeşidinin 15 Gy, 25 Gy ve 35 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerde Kontrol Uygulamasına Göre Köklerde Oluşan Farklılık Şekil Gy Co 60 Uygulaması Yapılan Flame Seedless Çeşidi Çeliklerindeki Yapraklardaki Morfolojik Farklılığın Görünümü XVI
19 Şekil Trakya İlkeren Çeşidi Stomalarının Mikroskobik Görünümü (Büyütme: 20x10).. 74 Şekil Şekil Flame Seedless Çeşidi Stomalarının Mikroskobik Görünümü (Büyütme: 20x10).. 75 Trakya İlkeren Çeşidinde Kontrol ile 15 Gy ve 25 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerin Kromozomları (Büyütme: 100x10) Şekil Flame Seedless Çeşidinde Kontrol ile 15 Gy, 25 Gy ve 35 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerin Kromozomlarının Görünümü (Büyütme: 100x10) Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 dozlarının Aşılama Yapılan Gözlerde Kabarma, Patlama ve Sürme Sürelerine (gün) Etkisi Şekil Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 dozlarının Aşılama Yapılan Gözlerde Kabarma, Patlama ve Sürme Sürelerine (gün) Etkisi Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Uyanma, Tam Çiçeklenme, Ben Düşme ve Olgunluk Süresi Üzerine Etkisi (gün).. 81 Şekil Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Uyanma, Tam Çiçeklenme, Ben Düşme ve Olgunluk Süresi Üzerine Etkisi (gün).. 81 Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde 15 Gy Co 60 ile Işınlamanın Salkıma Olan Etkisi.. 85 Şekil Flame Seedless Çeşidinde 15 ve 25 Gy Co 60 ile Işınlamanın Salkımlara Olan Etkisi. 86 Şekil Şekil Uygulama Sonrası Canlı Kalan (solda) ve Ölen Sürgün Uçlarına (sağda) Ait Görünüm Trakya İlkeren Çeşidi Sürgün Uçlarında Kontrol Uygulaması Stomaları (Büyütme: 20x10) Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde % 0.5 Kolhisinin 1 gün (A), 3 XVII
20 gün (B) ve 5 gün (C) Süreyle Uygulandığı Sürgün Uçlarında Stomalar (Büyütme: 20x10) Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde % 0.75 Kolhisinin 1 gün (A), 3 gün (B) ve 5 gün (C) Süreyle Uygulandığı Sürgün Uçlarında Stomalar (Büyütme: 20x10) Şekil Flame Seedless Çeşidinde Kontrol (A) ve % 0.5 Kolhisinin 1 Gün (B), 3 Gün (C) ve 5 Gün (D) Süreyle Uygulandığı Sürgün Uçlarında Stomalar (Büyütme: 20x10) Şekil Şekil Trakya İkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulaması Sonucu Elde Edilen Diploid (2x) Örnek Grafiği.. 99 Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulaması Sonucu Elde Edilen Diploid (2x) ve Mikzoploid (2x+4x) Örnek Grafikleri. 99 Şekil Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Uyanma Süresi Üzerine Etkisi (gün) 102 Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Uyanma Süresi Üzerine Etkisi (gün) Şekil Mikro Çeliklerden Oluşan Sürgünlerde Kararma Şekil Değişik Dozlarda Co 60 ile Işınlaması Yapılmış Trakya İlkeren Çeşidi Mikro Çeliklerinde Sürgün Oluşumu Şekil Değişik Dozlarda Co 60 Işınlaması Yapılmış Flame Seedless Çeşidi Mikro Çeliklerinde Sürgün Oluşumu Şekil Değişik Dozlarda Kolhisin Çözeltisinde Bekletilen Mikro Çeliklere Ait Görünüm. 115 Şekil Trakya İlkeren Çeşidinin % 0.9 Kolhisin Dozunda 1 Saat Süreyle Tutulan Mikro Çelikten Süren Sürgün Şekil Flame Seedless Çeşidinin % 0.9 Kolhisin Dozunda 3 XVIII
21 Saat Süreyle Tutulan Mikro Çelikten Süren Sürgün XIX
22 1. GİRİŞ Hatice BİLİR EKBİÇ 1. GİRİŞ Dünya üzüm endüstrisinde, verim ve kalite bakımından üstün özellikte olan ve tüketicinin beğenisini kazanan çeşitler önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle üzüm ıslahı çalışmalarında, farklı iklim ve toprak koşullarına iyi adapte olabilen, hastalık ve zararlılara dayanımı yüksek ve aynı zamanda verim ve kalite bakımından da üstün özelliklere sahip olan üzüm çeşitlerinin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Ülkemizde bu amaçla yapılan çalışmalarda da klonal seleksiyon (Kiracı ve ark., 2002; Kader, 2005; Kader ve ark., 2005; Kader ve Öztürk, 2005; Yağcı ve ark., 2005) ve melezleme ıslahı yöntemleri kullanılarak (Uslu ve ark., 1995; Atak ve ark., 2005) bir çok çeşidin elde edildiği görülmektedir. Ekonomik değeri yüksek yeni çeşitlerin elde edilmesi amacıyla melezleme ve klonal seleksiyon gibi geleneksel ıslah metotları kullanılabilmesine karşın, asmanın heterezigotik yapısı ve melezleme ıslahıyla istenilenden çok sayıda özelliğin değişime uğraması gibi olumsuz bazı yönleri bulunmaktadır. Bununla birlikte mutasyon ıslahıyla adaptasyon yeteneği yüksek olan popüler çeşitlerin bir ya da bir kaç özelliği değiştirilerek yeni çeşit elde edilebilmektedir. Mutasyon, genetik segregasyon ya da rekombinasyon olmaksızın DNA dizinindeki kalıtsal değişiklikler olarak tanımlanmaktadır (Predieri, 2001). Genetik varyasyon fiziksel (X ve gama ışınımı gibi iyonize radyasyon) ve kimyasal (Etil metan sülfanat = EMS, Dietil sülfat = DES, Etilenimin = Eİ, kolhisin (colchicine)) mutagenlerle, spesifik uygulamalar ya da doku kültürü teknikleriyle elde edilmektedir. Mutasyon yoluyla bitki ıslahı, yaklaşık yıl öncesinde oldukça yoğun olarak kullanılmış ancak sonrasında bu yönde yapılan çalışma sayısında düşüş gözlenmiştir. Son yıllarda bitki ıslahında kaydedilen gelişmelere paralel olarak yeniden güncel hale geldiği gözlenmektedir (Donini, 1998; Van Harten, 1998; Predieri, 2001). Tarımda geçen yetmiş yıl içerisinde 2252 mutant çeşidin elde edildiği resmi olarak kaydedilmiştir (Maluszynski ve ark., 2000). Bu yolla en fazla çeşit üreten ülke Çin (% 26.8) olup bu ülkeyi Hindistan, Rusya, Hollanda, Amerika ve Japonya nın takip ettiği bildirilmiştir (Kunter Marasalı ve Değirmenci, 2007). 1
23 1. GİRİŞ Hatice BİLİR EKBİÇ Elde edilen çoğu mutant, ya doğrudan ticari çeşit olarak ya da ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak kullanılmaktadır. Bu döneme kadar elde edilen 2252 mutantın % 70 i doğrudan ticari çeşit olarak kullanılmıştır. Doğal ya da değişik mutagenlerle elde edilen mutant çeşit sayısının fazlalığına rağmen meyvecilik ve bağcılıkta bugüne kadar sadece 48 mutant çeşidin elde edildiği bildirilmiştir (Ahloowalia ve ark., 2004). Mutasyon ıslahında doğrudan mutant çeşitlerin elde edilmesinde en fazla radyasyon uygulaması kullanılmakta olup günümüzde değişik amaçlarla kullanılan mutant çeşitlerin çoğu bu yolla edilmiştir. Radyasyon uygulamaları içinde ise gama ışınımının kullanım oranı % 64 düzeyindedir. Gama ışınım kaynağı olarak Cs 137 de kullanılabilmesine karşın şimdiye kadar yapılan çalışmaların çoğunluğunda Co 60 ın kullanıldığı belirlenmiştir (Ahloowalia ve ark., 2004). İyonize radyasyon grubunda olan gama ışınımı hücrede bol miktardaki su molekülünün ayrışmasına ve üç-dört atomdan meydana gelmiş oksijen içeren serbest radikallerin oluşuma neden olmaktadır. Oluşan serbest radikaller DNA zincirinin kırılması, DNA zinciri boyunca nükleotidlerin ayrışması ve hücre organellerinin parçalanması gibi hücresel düzeyde büyük hasarlar meydana getirmektedir. Hücrede meydana gelen bu hasarlar hücre bölünmesini engelleyerek büyümenin gerilemesine neden olmaktadır (Kaya, 2002). Bir gende mutasyon oluşturulması amacıyla gama ışınlarının kullanıldığı çalışmalarda (Bozhinova-Boneva, 1974; Lima da Silva ve Doazan, 1995; Marasalı ve ark., 2003; AiHong ve ark., 2005; Patil ve Patil, 2005) tane iriliği, tane dökümünün engellenmesi, hastalıklara dayanıklılık, olgunluk süresinin kısaltılması gibi özelliklerde değişimler meydana getirilmeye çalışılmıştır. Genel olarak meyve türlerinde olduğu gibi asmalarda da iki tip mutasyon tercih edilmektedir. Bunlardan biri omca ya da salkımın bazı karakterlerini etkileyen gen farklılıklarının oluşturulması, diğeri ise ploidi düzeyinin değiştirilmesidir. Poliploidi ıslahında, bir ya da daha fazla sayıda kromozom setine sahip bitkilerin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Kromozom sayılarının katlanabileceği ilk kez 1937 yılında Blankeslee nin kolhisin (Colchicine) ile yaptığı denemelerde belirlenmiş olup daha sonraları bu amaçla Chloral hydrate, Sülfanilonide, Hexachlorocyclohexan, Acenaphtene gibi değişik kimyasal maddeler ve bitki 2
24 1. GİRİŞ Hatice BİLİR EKBİÇ büyümeyi düzenleyici maddeler kullanılmıştır (Düzgüneş ve Ekingen, 1974; Blanco, 2005). Kolhisin (C 22 H 25 O 6 ) Colchicum automnale L. isimli güz çiğdem bitkisinin köklerinden elde edilen alkoloid yapısında ve kuvvetli bir zehir olup renksiz, alkol, kloroform ve soğuk suda eriyen, sıcak suda ve eterde erimeyen bir maddedir (Genç ve Yağbasanlar, 1993). Kolhisinin uygulandığı dokuların hücrelerinde mitoz bölünmenin metafaz safhasında iğ ipliklerinin oluşumu engellenir ve replikasyona uğramış kromozomların kutuplara çekilmesini önlenerek, kromozom sayısının iki katına çıkmasını sağlanır (Köksal, 1999). Asmada değişik yollarla elde edilebilen poliploid bitkilerin gövdelerinin daha kalın, yapraklarının geniş ve koyu renkli, köklerinin ise güçlü ve diploidlere göre daha geniş yayılım gösterdiği, çiçek, polen ve tohumlarının ise diploidlere göre daha iri olduğu saptanmıştır (Motosugi ve ark., 2002 b). Üzüm şıra içeriklerinin de diploidlerle karşılaştırıldığında, daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Tetraploid çeşitler, tane ve salkım iriliğinin yüksekliğinden dolayı (Luo ve ark., 1995; Notsuka ve ark., 2000) üzüm ıslahında önemli yer tutmaktadır. Tetraploid sofralık üzüm çeşitlerinin yetiştiriciliği özellikle Japonya da yoğun olarak yapılmaktadır. Bu ülkede V. vinifera x V. labruscana Bailey melezlenmesi sonucu oluşan Kyoho ve Pione çeşitleri toplam bağ alanlarının % 40 ını kaplamaktadır (Motosugi ve ark., 2002 b). Ancak mevcut tetraploid çeşitlerin verimlerinin düşüklüğü, zayıf gelişimi ve sürgünlerinin kırılgan olması nedeniyle mevcut tetraploid çeşitlerden farklı olarak yeni tetraploid çeşitlerin ıslahına yönelim bulunmaktadır. Aki Queen (Kyoho x Kyoho), Fujiminori (Ikawa 682 x Pione), çeşitleri de bu ülkede ıslah edilen diğer yeni tetraploid çeşitlerdendir (Park ve ark., 2002). Tetraploid üzüm ıslahına yönelik çalışmaların da Çin, Japonya ve Amerika da yoğunlaştığı ve daha çok uygun kolhisin dozu ve süresinin incelendiği saptanmıştır (Yamane ve Kurihara, 1980; Luo ve ark., 1995; Notsuka ve ark., 2000; Motosugi ve Motioko, 2001; Motosugi ve ark., 2002 b; Aihong ve ark., 2005). Kolhisin ve diğer mutagenlerin etkilerinin incelenmesinde daha çok aktif sürgün uçları ve odun çelikleri kullanılmaktadır. Mutasyon uygulamaları sonucunda bazen mutasyonun gelecek jenerasyona ulaştırılamadığı kimera adı verilen yapılar da 3
25 1. GİRİŞ Hatice BİLİR EKBİÇ oluşmaktadır (Bertsch ve ark., 2005). In vitro yöntemlerin kullanılması kimeraların oluşum sıklığını azaltabilmektedir (Pierik, 1989). Çalışmada, Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinde, in vitro ve in vivo denemeleriyle poliploid oluşturulmasına neden olabilecek en uygun kolhisin dozu, uygulama süresi ve şekli ile Co 60 ın % 50 ve daha az düzeyde fiziksel zarar ile kontrolden olumlu yönde farklılıklara neden olan en etkili dozunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak hem arazi hem de in vitro koşullarda farklı dozlarda gama ışınımları ile farklı doz ve sürelerde kolhisin uygulamaları gerçekleştirilmiştir. 4
26 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR 2.1. Fiziksel Mutagen Uygulamaları Bozhirova-Boneva ve Kondarev (1973), 8 üzüm çeşidi ve 2 hibritin katlanmış olan tohumlarını 40 Gy den 300 Gy e kadar gama ışınımıyla radyasyona maruz bırakarak tohum ve sürgünler üzerine farklı gama dozlarının etkisini araştırmışlardır. Araştırıcılar 40 ile 80 Gy arasında ışınım dozunun optimum, 100 Gy gama dozunun ise öldürücü doz olduğunu; tohumlardan çimlenen çöğürlerin öldüğünü saptamışlardır. Çalışmada Mavrud, Nadzhim ve Rizimat çeşitlerinin dayanıklılık gösterdiği ancak çöğürlerin çok az bir kısmının canlı kaldığı belirlenmiştir. Bu üç çeşidin sürgünleri mutasyon amacıyla ışınıma maruz bırakıldıklarında 20 Gy gama ışınım dozunun en uygun doz olduğu görülmüş ve bazı morfolojik değişikliklerin elde edilebildiği tespit edilmiştir. Bozhinova-Boneva (1975), asma polenlerine gama ışınımı uygulamış ve polen çimlenmesi açısından 5-10 Gy gama ışınım dozlarının çimlenmeyi teşvik ettiğini; Gy dozlarının ise ıslaha yönelik materyallerin elde edilmesi bakımından olumlu sonuçlar verdiğini belirlemiştir. 200 Gy in üzerindeki ışınım dozlarının ise polenler için öldürücü olduğu saptanmıştır. Costacurta ve ark. (1978), gama ışınımının dört farklı üzüm çeşidi tohumlarının çimlenmesi üzerine etkisini inceledikleri çalışmada tohumları uygulama öncesi +4 0 C deki depolarda 0, 30, 60 ya da 90 gün boyunca muhafaza etmişler ve sonrasında 4 Gy/saat dozundaki gama ışınımına yarım saatten 2 saate kadar değişen sürelerde maruz bırakmışlardır. Çalışmada, bu uygulamaları takiben tohumların 22 ya da 27 0 C deki çimlenme süreleri grafiksel olarak gösterilmiştir. Çalışma sonucunda çeşitlerin uygulamalara olan yanıtının farklılık gösterdiği; geç olgunlaşan Raboso Piave çeşidine ait katlama yapılmayan tohumlarda çimlenme düzeyinin, ışınım uygulaması ve yüksek sıcaklıkla arttığı saptanmıştır. Erkenci çeşit olarak bilinen Tocai çeşidinin ise çimlenme düzeyinin oldukça düşük düzeyde kaldığı ve yalnızca uzun süreli katlamalarla çimlenme düzeyinin artırılabildiği belirlenmiştir. Araştırıcılar, yüksek dormansiye sahip olan Verduzzo Trevigiano çeşidinin ise 5
27 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ katlamaya olan yanıtının Merlot çeşidi tohumlarına göre daha olumlu olduğunu tespit etmişlerdir. Çalışmada genel olarak tüm çeşitlerin tohumlarının ışınıma olan yanıtlarının olumlu olduğu bildirilmiştir. Ponnuswami ve ark. (1991), 25 ile 45 cm uzunluğundaki Muscat çeşidi çeliklerini dikim öncesinde 0, 5, 10, 15, 20, 25 ya da 30 Gy dozlarındaki Co 60 ışınımına maruz bırakmışlardır. Gama dozunun artışına bağlı olarak uygulama yapılan çeliklerde sürme, canlılık oranı, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu ve yaprak alanında azalmanın olduğu belirlenmiştir. Araştırıcılar, sürme oranı, canlılık oranı, sürgün uzunluğu ve kök uzunluğu açısından etkili mutasyon dozu (ED 50 ) değerinin 20 ve 25 Gy olduğunu saptamışlardır. Lima da Silva ve Doazan (1995), in vitro koşullarında kültüre alınan asma anaçlarının gama ışınımıyla mutasyonunu amaçladıkları çalışmalarında Fercal ve Gravesac Amerikan asma anaçlarının in vitro dan elde edilen tek gözlü çeliklerini kullanmışlardır. Kullanılan mikro çelikler 10 Gy den 60 Gy e kadar 10 ar birimlik aralıklarla değişen Co 60 dozlarına maruz bırakılmıştır. Deneme kapsamında incelenen parametrelerin tamamının 20 Gy ve üstündeki dozların uygulanmasıyla değiştiğini belirlemişlerdir. Çeşitlerin gama ışınımına olan hassasiyetleri farklı olmakla beraber Gravesac anacının 40 Gy dozuna kadar, Fercal anacının ise sadece 20 Gy e kadar olan ışınım dozlarına dayandığı saptanmıştır. Bu çalışmayla gama ışınım dozu artışının, in vitro da yetiştirilen bitkilerin canlılığını, köklenme ve gelişimi azalttığı tespit edilmiştir. Araştırıcılar in vitro da yetiştirilen Gravesac anacı bitkilerinin ikinci generasyonlarında büyüklük, yaprak şekli, gelişim, habitus ve klorofil II noksanlığındaki sıklık bakımından da değişiklikler gösterdiği saptanmıştır. Üçüncü generasyonda ise 30 Gy gama ışınımı sonrasında gelişim, kuru ağırlık, yaprak alanı ve stoma sayısı ile fotosentez oranı bakımından varyasyonlar elde edilmiştir. Araştırıcılar gama ışınımının in vitro da çeşitlilik oluşturmada etkili olduğunu ve daha ileriki safhada bunların serada testlemeye tabi tutulması gerektiğini bildirmişlerdir. Kuksova ve ark. (1997), in vitro yoluyla mutasyon ve somaklonal varyasyonu inceledikleri araştırmalarında Podarok Magaracha üzüm çeşidinin yaprak eksplantlarını somatik embriyogenesis yoluyla rejenere etmişlerdir. Rejenere olan 6
28 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ bitkilerde kök ucu kromozom sayımları gerçekleştirilmiş ve sonuçta 242 bitki arasında 6 bitkinin (% 2.5) tetraploid; kalanların ise diploid olduğu saptanmıştır. Rejenere olan bitkiler arasında kimerik ya da aneoploid bitki oluşumu saptanmamıştır. Gama ışınımıyla (5-100 Gy) tetraploid bitki ve embriyojenik kallus oluşumu artırılırken (% 7.6) bazı aneoploid bitkiler de elde edilmiştir. Araştırıcılar, bu çalışmada, kolhisin uygulamasının tetraploid bitki oluşumunda etkili olmadığını belirlemişlerdir. Charbaji ve Nabulsi (1999) Helwani ve Cabernet Franc üzüm çeşitleriyle 99 R ve 3309 C anaçlarının in vitro gelişimi üzerine düşük dozda verilen gama ışınımının etkisini araştırmışlardır. Çalışmalarında, sürgün uçları ve tek boğumlu çelikler, 60 gün süre ile DSD1 ortamında (Lima Da Silva ve Doazan, 1995) kültüre alınmış ve bunu takiben eksplantlara 0, 2, 5, 7 Gy dozlarında Co 60 uygulanmıştır. Uygulamalardan 5 Gy gama dozunun Helwani çeşidi ve iki anacın bitkilerinde kök sayısını artırdığı belirlenmiştir. Araştırıcılar kullanılan kültür çeşitlerinde kök uzunluğunun 2 ve 7 Gy dozlarındaki gama ışınımıyla kontrole göre artış gösterdiğini ve benzer sonuçların 99 R anacında 5 Gy dozu uygulamasında da tespit edildiğini gözlemişlerdir. Ayrıca 5 Gy ışınım dozunun 99 R anacının kuru ağırlığını artırdığı; benzer etkinin Helwani ve Cabernet Franc çeşitlerinde 2 ve 7 Gy gama dozlarından alındığı saptanmıştır. Araştırmada yaprak sayısının 5 ve 7 Gy uygulamasıyla artış gösterdiği belirlenmiştir. Çoban ve ark. (2002), Mevlana, Misket ve Pembe Gemre üzüm çeşitlerini kullanarak tek bir çelikten alınan her bir gözün gama ışınımına olan hassasiyetlerini ve canlılık oranlarını incelemiştir. Aynı çelikten olmasına rağmen her bir gözün radyasyona olan hassasiyetinin farklı olduğunu belirlemiştir. Çalışmada kullanılan 3.8 krad dozuna en hassas çeşit olarak Mevlana belirlenirken Pembe Gemre çeşidinin en dayanıklı olduğu saptanmıştır. Marasalı ve ark. (2003), Sultani Çekirdeksiz, Kalecik Karası ve Uslu üzüm çeşitlerinde mutasyon ıslahına yönelik olarak etkili mutasyon dozunun belirlenmesi amacıyla gerçekleştirdikleri çalışmalarında materyal olarak dinlenme dönemindeki tek gözlü çelikleri kullanmışlardır. Bu materyaller, 25, 30, 35, 40 ve 45 Gy dozlarında Co 60 gama kaynağında ışınlanmış ve sera koşullarında yetiştirilmişlerdir. 7
29 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ Araştırıcılar, M 1 V 1 generasyonundaki bireylerde 50. Gün sonrasında sürme oranı ve sürgün uzunluğunu incelemişlerdir. Çalışmada ölçümler regrasyon analizi yardımıyla değerlendirilerek ED 50 (Etkili Mutasyon Dozu) hesaplanmıştır. Araştırmada ED 50 değerini Kalecik Karası için Gy, Sultani Çekirdeksiz için Gy ve Uslu için Gy olarak saptamışlardır. Çalışmada ayrıca radyasyonun morfolojik etkisi de incelenmiş ve bu incelemeyle yapraklarda çatallanma, dişlilik yapısında farklılaşmanın yanı sıra klorofil mutasyonları da gözlenmiştir. Dardeniz ve Tayyar (2005), Çanakkale de gerçekleştirdikleri çalışmalarında 420 A ve 5 BB Amerikan asma anacı çeliklerinin göz uyanması ve gelişimi üzerine farklı dozdaki gama ışınlarının etkisini incelemişlerdir. Araştırıcılar her iki anaç için farklı gama ışınımlarının değişik gelişim parametreleri üzerine olan etkisini ve etkili bir mutasyon dozunu (ED 50 ) belirlemeye çalışmışlardır. Çalışma sonucunda yüksek gama dozlarının vejetatif gelişim üzerine etkisinin olumsuz olduğu saptanmıştır. Araştırıcılar, ED 50 dozunu 420 A anacı için Gy; 5 BB içinse Gy olarak tespit etmişlerdir. Patil ve Patil (2005), Anab-e Shahi üzüm çeşidinde fiziksel mutagenlerden gama ışınımı ile kimyasal mutagenlerden etil metanasülfat ın etkilerini araştırmışlardır. Denemeleri sonucunda düşük dozlarda kısa süreli mutagen uygulamalarından mutant canlılığı bakımından daha olumlu sonuçların alındığını belirlemişlerdir. Çalışmada meyve kalitesi yönünden yapılan incelemelerle salkım sayısı ve verim/omca açısından iki mutanttan en yüksek değerler elde edilmiştir. Bir mutantın belirgin olarak daha yüksek tane ağırlığı ve büyüklüğü gösterdiği; başka bir mutantın ise en yüksek düzeyde SÇKM içerdiği belirlenmiştir. Araştırıcılar uyguladıkları mutagenlerle elde ettikleri iki mutantın çekirdeksiz ya da tam gelişmemiş çekirdeklere sahip olduklarını belirlerlerken hastalıklara dayanım bakımından dört mutantın mildiyöye oldukça dayanıklı olduğunu; sekiz mutantın küllemeye oldukça hassasiyet gösterdiğini; bir mutantın da antraknoza karşı dayanıklı olduğunu belirlemişlerdir. Araştırıcılar bu çalışmayla bazı ümitvar mutantlar elde etmişler, bu mutantların Hindistan ın bağcılık yapılan değişik bölgeleri için önerilebilecek ticari özelliklere sahip olduklarını bildirmişlerdir. 8
30 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ Khawale ve ark. (2006), Pusa Seedless (Vitis vinifera L.) çeşidinde gama ışınımı kullanarak in vitro koşullarda mutasyon oluşturma ve elde edilen mutantların moleküler markörler ile belirlenmesi üzerine araştırma yürütmüşlerdir. Araştırıcılar bu amaca yönelik olarak mikro çelikleri 0, 5, 10, 20, 30, 40 ve 50 Gy dozlarında Co 60 ile ışınlamışlar ve ışınlanan bu bitkileri 200 mg/l aktif kömür ve 2.0 mg/l IBA (Indol butirik asit) içeren ½MS ortamında alt kültüre almışlardır. Çalışmada mikro çeliklerin canlılığı ve gelişimine dayalı olarak ED 50 dozu 10 Gy olarak bulunmuştur. 3 alt kültüre kadar çoğaltılan ve dışarı şaşırtılan olası mutantlar 76 RAPD primeri kullanarak incelenmiştir. Olası mutantların % 30 u morfolojik karakterlere dayalı olarak seçilmiş ve DNA ları izole edilmiştir. İncelemeye alınan mutant adaylarından 11 adeti (% 36.6), 7 adet RAPD primeri bakımından polimorfik bulunmuştur. Araştırıcılar, tanımlanan mutantları doku kültürü tekniğiyle klonlamış, dışarıya alıştırmış ve son olarak seraya transfer etmişlerdir. Bu çalışmaya dayanarak araştırıcılar özellikle çok yıllık meyve ağaçları için mutant adayların incelenmesinde moleküler markörlerin kullanılmasının süreyi kısaltma bakımından faydalı olacağını bildirmişlerdir. Kunter Marasalı ve Değirmenci (2007), Sultani Çekirdeksiz ve Kalecik Karası üzüm çeşitlerinde uyarılmış mutasyonun etkilerinin sitogenetik olarak belirlenmesi amacıyla yürüttükleri çalışmada 20, 25, 30, 40 ve 45 Gy gama ışınım uygulamasıyla elde ettikleri populasyonunu kullanmışlardır. Araştırıcılar, M 1 V 1, M 1 V 2 ve M 1 V 3 vejetasyonlarında morfolojik incelemeler sonucu seçilen mutant adaylarında sitolojik ve SSCP (Single Strand Conformation Polimorphism) markör aracılığıyla genetik polimorfizmi tanımlamaya çalışmışlardır. Araştırıcılar sitolojik incelemeler sonucunda her iki çeşitte diploid yapılı hücreler gözlemişlerdir. Sadece Sultani Çekirdeksiz çeşidinin 30 Gy uygulaması gören 34 nolu bireyde 2n diploid kromozom sayısında fazla ve ploid olduğu düşünülen hücre yapısını tespit etmişlerdir. Genetik tanımlama sonucunda ise vejetatif karakterlerden sorumlu 50 adet SSCP primeri kullanılarak ön deneme analizlerinde polimorfik olduğu belirlenen 15 adet SSCP primeri ile tamamlanan çalışmalar sonucunda mutant adayı bireylerle kontrol bitkileri arasında monomorfik band desenleri elde etmişler ancak çalışılan primerler ile polimorfizm sağlayamamışlardır. 9
31 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ 2.2. Kimyasal Mutagen Uygulamaları Yamane ve Kurihara (1980), kolhisin kullanarak poliploidinin sağlanması amacıyla yaptıkları çalışma sonucunda Neo Muscat ın 4 ve Thompson Seedless çeşidinin ise 3 tetraploid formunu elde etmişlerdir. Bu amaca yönelik olarak yan gözler % 0.2 konsantrasyonundaki kolhisin solüsyonunda bekletilmiştir. Muscat Bailey B x Muscat of Alexandria, Neo Muscat çöğürleri ve Koshu Sanzyaku çeşitlerinde kotiledon safhasında % 0.2 kolhisin uygulamasıyla çok az miktarda tetraploid oluşumu sağlanmıştır. Çalışmada, hem yan göze hem de çöğürlere kolhisin uygulamalarıyla bazı materyallerde periklinal kimeraların oluştuğu ve çok miktarda da mikzoploidlerin (2x+4x) elde edildiği bildirilmiştir. Araştırmada Neo Muscat çeşidinden elde edilen tetraploid bitkilerin yaprak morfolojisi bakımından diploidlerden farklı olduğu; stoma büyüklüğü açısından diploidlerden % 40 oranında daha iri, birim alana düşen stoma sayısı açısından ise diploidlere göre yaklaşık % 40 oranında daha düşük miktarda olduğu tespit edilmiştir. Gogiava ve ark. (1981), mutasyonun oluşturulması amacıyla Rkatsiteli ve Saperavi üzüm çeşitlerinin tohum ve sürgünlerini N-nitroso-N-ethylürea (NEU), dimetil sülfat ve kolhisin le 6 farklı konsantrasyonda 2 farklı zamanda uygulamıştır. Araştırıcı, elde edilen çeşitliliğin, çeliklere yapılan mutagen uygulamalarıyla, tohumlara yapılandan daha yüksek olduğunu saptamıştır. Çeliklere % 0.1 konsantrasyonundan daha yüksek dozlarda uygulanan NEU uygulamasının göz uyanmasını geciktirdiği belirlenmiştir. % 0.4 konsantrasyonundaki NEU uygulamasının ise tüm çeşitler için yarı letal olduğu saptanırken Rkatsiteli çeşidinin Saperavi çeşidinden daha hızlı mutasyona uğradığı bildirilmiştir. Kuliev (1991), kolhisinin tetraploid bitki eldesinde kullanımı için Malakhati çeşidinin çimlenen tohumlarını 24, 48 ve 72 saat süreyle % konsantrasyonlardaki sıvı kolhisin çözeltisinde bekletmiş ve sonuçta elde edilen 4000 çöğür içinden 280 tanesinde morfolojik olarak değişmiş formlar elde etmiştir. Araştırıcı, bu elde edilen tetraploidlerin karakterizasyonunu da gerçekleştirmiş ve elde edilen bu mutantların bazılarında, çiçek yapılarının değiştiğini görmüştür. 10
32 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ Sonrasında elde edilen bu tetraploid bitkiler diploid ve diğer tetraploidlerle melezlenmiş ve 50 adet ümitvar hibrit elde edilmiştir. Luo ve ark. (1995), Hamburg Misketi çeşidinin tetraploid mutantlarını elde etmek amacıyla sürgün uçlarını % 0.2 dozundaki kolhisin çözeltisinde 45 gün süreyle tutmuşlardır. Araştırıcılar uygulamanın etkinliğini belirlemek amacıyla yaptıkları kromozomal incelemelerde kromozom sayısını 2n=4x=76 olarak belirlemişlerdir. Elde edilen tetraploidlerin özellikleri 3 generasyon boyunca değişmeden kalmış; tane renk ve kalitesinde değişim gözlenmezken tane iriliğinde artış saptanmıştır. Sarı ve Abak (1996), karpuzda yaptıkları araştırmalarında elde ettikleri haploid bitkilere in vitro koşullarda dört farklı sürede (1, 2, 4 ve 6 saat) ve 2 farklı dozda (% 0.5 ve % 1) kolhisin uygulaması yapmışlardır. Denemelerinde Sugar Baby, Halep Karası ve Crimson Sweet çeşitlerinin 3-4 haftalık mikro çeliklerini kullanmışlardır. % 0.5 dozundaki kolhisin uygulanan bitkilerin % 64 ü yaşamış ve % 56 sı gelişerek yeni bir bitki meydana getirmiştir. Kolhisinin % 1 dozundaki uygulamasında ise yaşama ve gelişme oranı % 40 olarak belirlenmiştir. Araştırmada bitki ölümlerine en fazla 6 saat uygulamasında rastlanmıştır. Çalışmada in vitro mikro çeliklerin % 0.5 lik kolhisin çözeltisinde 4 saat veya % 1 lik kolhisin çözeltisinde 2 saat tutulmasının haploid bitkilerden dihaploid elde edilmesi açısından en uygun olduğu belirlenmiştir. Araştırmada daha yüksek doz ve sürelerin bitkilerin kuruyarak ölmesine neden olduğu belirtilirken; düşük doz ve daha kısa sürelerin ise bitkilerin diploidleştirilmesi için yeterli olmadığı bildirilmiştir. Luo ve ark. (1997), Hamburg Misketi çeşidinde sürgün uçların 45 gün süreyle % 0.2 dozundaki kolhisin çözeltisinde tutulmasıyla elde edilen autotetraploid (2n=4x=76) asmalarda yaptıkları gözlemlerde salkımların diploid olanlarına göre % 63 daha iri olduğu ve 10 gün kadar daha erken olgunlaştığını belirlemişlerdir. Kalite özellikleri açısından ise çoğu özellik bakımından diploid salkımlarla benzerlik gösterdiğini ancak daha yoğun aromaya sahip olduğunu saptamışlardır. Araştırıcılar, elde edilen autotetraploid üzüm çeşitlerinin ticari olarak da kullanıldığını bildirmişlerdir. Notsuka ve ark. (2000), 29 diploid, 3 triploid ve 1 tetraploid üzüm tipinde in vitro kromozom katlaması amacıyla yetiştirilen mikro çelikleri kullanmışlardır. 11
33 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ Araştırıcılar kolhisinin % 0.05 lik dozunun 1 ya da 2 gün süreyle uygulamasının tetraploidinin teşviki için uygun olduğunu belirlemişlerdir. Uygulama yapılan gözlerden süren sürgünlerin anormal yaprak tipi gösterdiği bunların bazılarının sitokimera (2x+4x) lara dönüştüğü saptanmıştır. Çalışmada diploid çeşitlerin kolhisine olan yanıtının farklı olduğu; tetraploid eldesi bakımından V. vinifera ların Amerikan hibritlerinden daha olumlu sonuç verdiği belirlenmiştir. Oluşturulan teraploid bitkilerin diğer formlara göre daha güçlü geliştiği, kolay köklendiği ve uzun yıllar bu yapısının değişmeden kaldığı görülürken, 3x+6x ve 4x+Sx sitokimeraların dışarı aktarma süresince kaybolduğu ve sırayla triploid ve tetraploid kaynağına dönüşüm yaptığı belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen tetraploid bitkiler diploid kaynaklı bitkilerle karşılaştırılmış ve sonuçta olgunluk zamanı, salkım ve tane şekli, tane rengi, SÇKM ve asit düzeyinde belirgin bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Buna karşın çalışmada, çeşide bağlı olarak tetraploidlerde tane iriliğindeki artış 1.1 ile 1.5 kat fazla olduğu belirlenmiştir. Rose ve ark. (2000), kelebek çalısı bitkisinde (Buddleia globosa) sarı çiçek renginin oluşumunun teşviki amacıyla yürüttükleri tetraploid eldesi çalışmalarında in vitro koşullarda boğum kültürü tekniğiyle kolhisin uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Araştırıcılar boğum ekspantlarına kolhisinin % 0.01, 0.05 ve 0.1 dozlarını 1, 2 ya da 3 er gün süreyle uygulamışlardır. Araştırmada sadece % 0.01 dozundaki kolhisinin 2 günlük uygulamasıyla 1 adet tetraploid form elde edilmiştir. Diğer dozların tümünde en az 1 adet tetraploid form elde edilmiştir. Araştırıcılar kolhisin tekniğinin oldukça etkili olduğunu belirtirken bu yolla testlemeye alınan 29 hattan 19 unun tetraploid olduğu diğer kalanlarının ise mikzoploid olduğunu saptamışlardır. Motosugi ve Motioko (2001), mikro çeliklerle mikroçoğaltılmış Vitis flexuosa Thunb, V. ficifolia var. Izu-insularis Hara, V. ficifolia var. ganebu Hatsusima, ve V. shiragai Makino çeşitlerine kolhisin uygulamasını in vitro koşullarda % 0.1 dozunda 1 hafta ve % 0.01 dozunda 3 hafta süreyle yapmışlardır. Araştırıcılar, eksplantların yetişmesini takiben yaptıkları incelemelerde kontrol olarak kullanılan eksplantlara göre, stomaların daha büyük; köklerin ise daha kalın olduğu saptanmıştır. Çalışmada flow sitometrik incelemelere dayalı DNA miktarının belirlenmesi sonucunda, 3 türün 12
34 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ (Vitis flexuosa, V. ficifolia ve V. shiragai) tetraploid formu elde edilmiştir. Araştırıcılar bu çalışmada aynı zamanda V. shiragai nın 2x+4x ve V. ficifolia var. ganebu nun ise 4x+2x periferal kimerik formunu elde etmişlerdir. Motosugi ve ark. (2002 a), kolhisin uygulamasıyla elde edilmiş autotetraploid asma anaçlarının (Riparia Gloire de Montpellier, Rupestris St. George, 3309 C ve Kober 5 BB) filokseraya dayanımlarını inceledikleri çalışmada, petri kaplarında aseptik co-kültürü tekniği kullanarak kök segmentlerinin ve filokseranın gelişimini incelemişlerdir. Elde edilen sonuçlar; orjinal diploid anaçlar ile Cabernet Franc çeşitlerinin kökleriyle kıyaslanmıştır. Diploid ve autotetraploid anaçların köklerinde ya hiç ya da çok az filoksera nimflerine rastlanmış buna karşın Cabernet Franc çeşidi köklerinde ise % 26.8 oranında filoksera yumurtasının ergine dönüştüğü belirlenmiştir. Araştırıcılar elde edilen autotetraploid anaçların arazi koşullarında filokseraya dayanımlarını ölçmek amacıyla filokseraya bulaşık bağ alanına dikim yapmışlar ve aynı alanda dikilen Kyoho çeşidi asmalarıyla karşılaştırmışlardır. Elde edilen sonuçlara göre Kyoho çeşidi kök uçlarında % 52.9 oranında gal oluşumu belirlenmesine karşın tetraploid anaçların gal oluşumunda diploidlere göre artış olmadığı belirlenmiştir. Araştırıcılar buna dayanarak tetraploid anaçların filokseraya dayanımlarının yüksek olduğunu ve orijinal diploidlerden de farklı olmadıklarını bildirmişlerdir. Motosugi ve ark. (2002 b), diploid ve kolhisin uygulamasıyla elde edilen tetraploid asma anaçlarının büyüme özelliklerini karşılaştırmışlardır. Çalışmalarında Gloire de Montpellier, Rupestris St. George ve 3309 C anaçlarının mikro çoğaltılmış bitkilerine kolhisin uygulamasıyla autotetraploidi elde etmişlerdir. Kolhisin uygulaması yapılıp seçilen bitkilerde kromozom katlanması flow sitometrik analizle de doğrulanmıştır. Araştırmada tetraploid bitki yapraklarının diploidlere göre daha geniş stomalara sahip olduğu belirlenmiştir. Köklendirme ortamına konulan tetraploid bitkilerin diploidlere göre köklerinin daha kısa; Gloire ve St George anacının tetraploid olanlarında ise sürgünlerin diploidlere göre daha kısa olduğu saptanmıştır. Dışarı şaşırtma esnasında tetraploid bitkilerin diploidlere göre daha kısa boğum aralı sürgünler oluşturduğu; kök yapılarının ise daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sera denemelerinde ise tetraploid anaç sürgünlerinin 13
35 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ diploidlere göre daha zayıf gelişim göstermesine karşın, daha kalın gövdeli ve yüksek yaprak ağırlık değerine (Yaprak kuru ağırlık/yaprak alanı) sahip olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada daha kısa köklü tetraploid anaçlarının kök sisteminin, diploidlere göre daha yoğun yapıda olduğu saptanmıştır. Shao ve ark. (2003), nar bitkisinde (Punica granatum) in vitro koşullarda tetraploidinin teşviki amacıyla kolhisin uygulaması yapmışlardır. Araştırmada sürgünler 10 mg/l kolhisin, 1.0 mg/l BA ve 0.1 mg/l NAA içeren MS ortamında 30 gün süreyle kültüre alınmıştır. Bu uygulamayla % 20 oranında tetraploid oluşumu sağlanmıştır. Buna karşın sürgünlere 5000 mg/l kolhisinin 114 saat süreyle uygulanmasıyla tetraploidi oluşumunu sağlayamamışlardır. Aynı dozun 96 saat süreyle uygulanmasından ise dar yapraklı 3 adet morfolojik mutant belirlenmiştir. Araştırıcılar bunları mikzoploid olarak tanımlamış ve sonraki alt kültürlerde bu bitkilerin diploid ve tetraploid olarak ayrım gösterdiğini saptamışlardır. Çalışmada in vitro tetraploid bitkilerin diploid olanlara göre daha kısa kök yapısına sahip olduğu belirlenirken; daha küçük ve geniş yapraklara sahip olduğu gözlenmiştir. AiHong ve ark. (2005), Jingxiu ve Red Globe üzüm çeşitlerinin in vitro da elde edilen bitki sürgünlerini tetraploid üzüm eldesi amacıyla kullanmışlardır. In vitro da yetiştirilen bitkilerin sürgünleri ya kolhisin çözeltisinde bekletilerek ya da kültür ortamına kolhisin eklenerek tetraploidinin sağlanması amaçlanmıştır. Araştırıcılar ploidi seviyelerini flow sitometrik analizlemeyle belirlemişlerdir. Çalışma sonucunda tetraploid eldesi için sürgünlerin kolhisin içeren çözeltide bekletilmesinin kültür ortamına kolhisin eklenmesine göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Tetraploid oluşum, çeşitlerin in vitro dan elde edilen sürgünlerin 2000 mg/l kolhisin dozunda 48 saat bekletilmesi sonucu 2-4. Rejenerasyonlar sonrasında elde edilmiştir. Araştırıcılar buna karşın 2000 ya da 3000 mg /l arasındaki kolhisin dozunda 3-4 gün; 4000 mg/l kolhisin dozunda ise 2-4 gün bekletme süresi uygulandığında ilk rejenerasyonda saf tetraploid elde edileceğini ortaya çıkarmışlardır. Araştırmada tetraploid eldesi için en uygun uygulamanın sürgünlerin 3000 mg/l kolhisin solüsyonunda 3-4 gün süreyle bekletilmesi olduğunu bildirmişlerdir. Bu şekildeki uygulamayla tetraploidi oranınının % 16.7 ile % 23.3 düzeylerine yükseltildiği rapor edilmiştir. 14
36 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ Gu ve ark. (2005), diploid Zizyphus jujuba Mill. cv. Zhanhua bitkisinde in vitro kolhisin uygulamasıyla tetraploid formları elde etmişlerdir. Çalışmada in vitro dan elde edilen bitkilerin sürgün uçlarına 5 farklı kolhisin konsantrasyonu (% 0.01, 0.03, 0.05, 0.1, 0.3) sıvı MS ortamına ilave edilerek uygulanmış ve 100 rpm hızındaki çalkalayıcıda 25 ο C sıcaklıkta karanlık ortamda 24, 48, 72 ya da 96 saat süre ile tutulmuştur. Araştırıcılar, % 0.05 dozundaki kolhisinin 48 ve 72 saat uygulaması ya da % 0.1 dozundaki kolhisinde 24 ve 48 saat süreyle muamele edilmesiyle % 3 ün üzerinde tetraploidi elde etmişlerdir. Bu sonuçlar sitolojik, morfolojik incelemeler ve flow sitometrik analiz sonuçlarıyla da doğrulanmıştır. Yapılan stoma incelemelerine göre diploid bitkilerin stomalarının tetraploid olanlarına göre daha küçük olduğu saptanmıştır. Tetraploid olan tiplerde bekçi hücrelerindeki kloroplast sayısının da belirgin olarak artış gösterdiği bildirilmiştir. Araştırıcılar elde edilen tetraploid bitkileri arazi koşullarında Zizyphus jujuba Mill. cv. Zhanhua nın orta yaşlı ağaçlarına aşılamış ve gövdelerinin diploid olanlarına göre daha kalın ve yuvarlak olduğunu; yapraklarının ise daha etli olduğunu saptamışlardır. Rassoulli ve Mahmoodzadeh (2005), Bidaneh çekirdeksiz üzüm çeşidinin tane iriliğinin artırılması amacıyla değişik süre ve konsantrasyonlarda kolhisin uygulaması yapmışlardır. Çalışmada sürgün uçlarına kolhisinin % 0.1, 0.3, 0.5, 0.7, 0.9 ve 1.1 dozları 24, 48, 72 ve 96 saat sürelerle pamuğa emdirme yoluyla uygulanmıştır. Uygulama sonrası sürgünler distile su ile yıkanmış ve 60 gün sonrasında uygulama yapılan her sürgün için 4 adet yaprak örneği alınmış ve bunlarda stoma incelemeleri yapılmıştır. Denemede autotetraploidinin teşviki için en üstün sonuçlar % 0.9 ve % 1.1 dozlarındaki kolhisinin 96 saat süreyle uygulanmasından elde edilmiştir. Wang ve ark. (2005), Kuaibao x Zaomeigui melezinden elde edilen tetraploid özellikteki Zaoheibao üzüm çeşidinin özelliklerini araştırmışlardır. Elde edilen bu çeşidin salkımlarının ortalama 580 g ağırlığında olduğu ancak 960 g a kadar da yükseldiği; tane ağırlıklarının ortalama 7.8 g civarında seyrettiği hatta 12 g a kadar yükseldiği, koyu mor-siyah renkli olduğu belirlenmiştir. Meyve etinin yumuşak; SÇKM değerinin % 15.8; 1-3 tohum içerdiği ve yoğun muskat aromasına sahip olduğu belirlenirken bu özelliklerinden dolayı çok iyi tüketim kapasitesine sahip 15
37 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ olduğu saptanılmıştır. Araştırıcılar çeşidin erkenci olduğunu ve hastalıklara dayanımının oldukça yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Çeşidin verim incelemelerine göre ikinci yılında 7.5 t/ha; 3.yılında ise 26.2 t/ha a kadar verim alınabildiği belirlenmiştir. Escando'n ve ark. (2006), sıcak iklimli yerlerde ilaç yapımı amacıyla kullanılan otsu yapıdaki Bacopa monnieri bitkisinde in vitro poliploidinin sağlanması amacıyla kolhisin uygulamasını yapmış ve çiçek büyüklüğünde artış elde etmişlerdir. Araştırıcılar buna yönelik olarak bitkinin boğum ekspantlarını in vitro koşullarda % ve % 0.01 dozlarında kolhisine 24 ya da 48 saat süreyle daldırıp % 1 lik DMSO sıvı ortamına dikmişlerdir. Kontrol olarak ise su içinde ya da % 1 lik DMSO ortamında aynı sürelerde daldırılan boğumlar kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bitkilerde DNA içerikleri ölçülmüş, karakterize edilmiş ve fenotipleri tanımlanmıştır. Araştırıcılar kolhisin uygulaması yapılmayan kontrol bitkilerinden yaprak ve çiçeklerinin büyüklüğü ve renkleri bakımından oldukça farklılık gösteren 2 adet tetraploid bitki elde etmişlerdir. Suzuki ve ark. (2006), Blue honeysuckle (Lonicera caerulea L. var. Emphyllocaryx Nakai) ve black chokeberry (Aronia melanocarpa Michx.) çok miktarda antosiyanin, karoten ve askorbik asit gibi yapısal elementleri içerdiğinden Japonya nın kuzeyinde oldukça talep gören meyve türleri olduğunu bildirmiş ve meyvelerin en büyük probleminin satışa sunulabilecek iri meyvelere sahip olmadığına dikkat çekmişlerdir. Meyvelerin daha iri hale getirilebilmesi amacıyla bu türün in vitro da poliploid formları elde edilmeye çalışılmıştır. Buna yönelik olarak sürgün uçları µm BA (Benzil adenin) içeren ¼ MS ortamında kültüre alınmıştır. 1. alt kültür sonunda elde edilen kardeşler 5 µm BA içeren MS ortamına transfer edilmiştir. Sürgünlerin vermikulit ortamında oldukça yüksek oranda köklendiği saptanmıştır (% 90). Araştırıcılar, bluehoneysuckle türünün eksplantlarının poliploid sürgün eldesi bakımından üç uygulama arasında kolhisin ilave edilen ortamda kültüre alınması uygulamasıyla (kültüre alınma öncesi kolhisin çözeltisine batırma, alt kültür ortamına kolhisin ilave edilmesi, kolhisin ilave edilen ortamda kültüre alınması) en üstün sonuçların alındığını saptamışlardır. Bu araştırmada flow sitometrik analizler yapılmış ve sonuç olarak diploid ve 16
38 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ tetraploidlerde kimerik dokularının oluştuğunu bunun ise birkaç alt kültüre almayla kimerik dokulardan tetraploid formların ayrılabildiğini tespit etmişlerdir. Araştırıcılar ayrıca tetraploid bitkilerin diploid olanlara göre iki katı kromozom sayısına sahip olduğunu belirtmişlerdir. Yang ve ark. (2006), asmanın diploid somatik embriyogenesislerinde kolhisin uygulamasıyla in vitro tetraploid oluşumunu amaçlamışlardır. Buna yönelik materyal olarak olgunlaşmamış zigotik embriyolar, 1.0 mg/l 2,4-D (2,4 diklorofenoksiasetik asit) içeren NN (Nitsch-Nitsch) ortamında kültüre alınmıştır. Araştırıcılar bu ortamda elde edilen kallusları 1.0 mg/l NAA (α-naftalen asetik asit) ve 0.5 mg/l BA (Benzil adenin) içeren NN ortamına somatik embriyo elde etmek için transfer etmişlerdir. Çalışmada bu ortamdan oluşan embriyolardan güçlü gelişenleri selekte edilmiş 0, 10 ya da 20 mg/l kolhisin dozunda 1, 2 ya da 3 er gün süreyle muamele edip sonrasında bitki rejenerasyonu için 0.03 mg/l NAA ve 0.5 mg/l BA ilave edilen NN ortamına aktarılmıştır. Araştırmada, kolhisinin uygulama dozu ve süresinin artışına bağlı olarak canlı kalan embriyo sayısı ile rejenere olan bitkicik sayısında azalmanın olduğu saptanılmıştır. Ayrıca kolhisin uygulaması görmüş somatik embriyolardan oluşan bitkiciklerin tesadüfi olarak seçilenlerinden 5 tanesinin kromozom sayımlarıyla tetraploid olduğu saptanırken, flow sitometrik analizlemeyle de bu durum doğrulanmıştır. Ayrıca, diploid ve tetraploid bitkiciklerin yaprak stoma özelliklerinin de belirgin şekilde farklılık gösterdiği görülmüştür. Motosugi ve ark. (2007), kolhisin uygulaması yapılarak elde edilen iki farklı asma anacı (Riparia Gloire de Montpellier, 3309 C) üzerine aşılanan Kyoho çeşidinin gelişim durumunu diploidlerle karşılaştırarak incelemeye almışlardır. Araştırıcılar bitkilerin aşılama ve köklendirme işlemini in vitro koşullarda yapmışlardır. Köklendirme ve dışarı şaşırtma safhasındaki tetraploid üzerine aşılanan Kyoho asmalarının sürgün ve boğum aralarının diploid üzerine aşılananlara göre daha kısa olduğu belirlenmiştir. Araştırıcılar fidanlıktaki incelemelerde tetraploid üzerine aşılanan asmaların diploidlerine göre daha zayıf gelişim gösterdiğini belirlemişlerdir. Tetraploid anaçlar üzerine aşılanan Kyoho asmalarında gövde çapı ve çubuk ağırlığı değerlerinin daha düşük olduğu saptanılmıştır. Buna karşın tetraploid üzerine 17
39 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ aşılanan Kyoho asmalarından elde edilen üzüm tane renginin daha koyu olduğu tespit edilmiştir Ploidi Düzeyinin Belirlenmesi Sieverse (1971), White Riesling klonları yapraklarının alt yüzeyindeki stomalarının gelişimi, dağılımı ve ksilol infiltrasyonu üzerine çalışmıştır. Bu açıdan klonlar arasında çok önemli farklar gözlemiştir. Araştırıcı, stoma yoğunluğu ile tarla kapasitesi ve yaprak yüzeyinin oranı arasında yüksek bir pozitif korelasyon olduğunu bildirmiştir. Düring (1980), Vitis tür ve çeşitlerinin yapraklarında stoma yoğunluğunu incelemiş ve bu amaçla 14 üzüm türü ve çeşidinde birim alana düşen stoma sayısını hesaplamıştır. Yapılan ölçümlerde stoma yoğunluğu adet/mm 2 ile (V. rupestris), adet/mm 2 (V. cinerea) arasında bulunmuştur. Ayrıca V. vinifera çeşitleri dışında olgun yaprakların her mm 2 sinde genç yapraklardan daha az sayıda stomaya sahip olunduğu ortaya çıkmıştır. Scienza ve Boselli (1981), stoma boyutları ile ilgili olarak yaptıkları çalışmada yaprağın sürgün üzerindeki yeri ve özellikle genotipi tarafından, bu özelliğin yüksek derecede etkilendiğini belirlemişlerdir. Genel olarak bazal yapraklardaki stomanın kapladığı alanın uç yapraklardakine göre daha büyük olduğu saptanmış; en büyük stomaların 1103 P ve 3309 C de (851.4 µm 2 ve µm 2 ) bulunduğu belirlenmiştir. Forlani ve ark. (1983), asma anaçlarının büyüme güçleri ile stoma yoğunluğu arasındaki ilişkiyi incelemişler ve bu amaçla 3. ile 10. boğum arasından çelik almışlardır. Sonuçta stoma yoğunluğu ile asmaların büyüme gücü arasında bir ilişki olmadığını tespit etmişlerdir. Dunwell (1985), in vitro da elde edilen bitkilerde ploidinin erken olarak belirlenmesiyle, haploidlerin kromozom katlanması ya da elemine edilmesi amacıyla erkenden seçilebileceğini belirtmiştir. Kromozom sayımlarına alternatif olarak tam gelişmiş ilk yapraklardan epidermisin soyularak stomaların incelenmesinin ve stoma bekçi hücrelerindeki kloroplastların iyot veya potasyum iyodür solüsyonuyla 18
40 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ boyandıktan sonra sayılabileceğini ve bu sayının da ploidi ile doğru orantılı olduğunu bildirmişlerdir. Jagannathan ve Marcotrigiano (1986), Paulownia tomentosa da elde ettikleri in vitro bitkilerde klasik kromozom sayımlarının yanı sıra olgun yaprakların orta bölgelerinden alınan yaprak örneklerinde stoma bekçi hücrelerinin uzunluklarını ve birim alandaki stoma yoğunluğunu incelemişlerdir. Araştırıcılar, bekçi hücrelerinin büyüklüğündeki önemli değişikliklerin genellikle ploidi düzeyindeki değişikliklerle ilişkili olduğunu belirtmişlerdir. Blanke (1987), ayva, elma, üzüm ve domates meyvelerinde stoma yoğunluğunu tespit etmiş ve türler arasında karşılaştırmıştır. Yapılan araştırma sonucunda en fazla stoma yoğunluğunun adet/mm 2 ile ayvada olduğu bulunmuş ve bunu sırasıyla elma ( adet/mm 2 ), üzüm ( adet/mm 2 ) domates ( adet/mm 2 ) izlediği bildirilmiştir. Düzenli ve Ergenoğlu (1991), kurak bölgelerde bitkilere en az su gereksinimini sağlayacak sistem ve kombinasyonun belirlenmesi amacıyla dar ve geniş tepeli telli goble ve Royat (sabit kordon) şekli verilmiş 41 B (Chasselas x Berlandieri ) ve 110 R (Berlandieri x Rupestris) üzerine aşılı Adana Karası, Cardinal, Italia, Muscat Rein de Vigne, Pance Precoce, Perlette, Sultani Çekirdeksiz, Tahannebi ve Tarsus Beyazı çeşitlerinde yaprakların stoma yoğunluğunu araştırmışlardır. Araştırıcılar, yaprakların ortalama stoma yoğunluğu bakımından çeşitler arasında aritmetiksel olarak önemli farklılıklar tespit etmiş ( adet/mm 2 ) ve en yüksek stoma yoğunluğunu Muscat Rein de Vigne de bulurken; en az stoma yoğunluğuna sahip çeşidi adet/mm 2 ile Pance Precoce olarak saptamışlardır. Ayrıca terbiye şekline göre de çeşitlerdeki stoma yoğunlukları arasında önemli farklılıklar bulmuşlardır. Geniş tepeli telli goble şeklindeki çeşitlerde stoma yoğunluğu kurağa direnç yönünden Royat-sabit kordon ve dar tepeli telli gobleye göre daha uygun görülmüş, genel olarak çeşitlerde 110 R anacının kullanılması da, 41 B anacına göre yapraklarda stoma yoğunluğunu önemli derecede azaltmıştır. Letchomo (1991), Chamomilla recutita (L.) Rausch. bitkisinde ploidinin belirlenmesi amacıyla alternatif metodları araştırmıştır. Araştırıcı, mm 2 deki stoma sayısı ve stoma bekçi hücrelerindeki kloroplast sayılarının, bitkinin değişik gelişme 19
41 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ dönemlerinde güvenli bir şekilde ayrılmasında iyi birer kriter olduğunu, buna karşılık stoma bekçi hücrelerinin uzunluk ve çaplarının ploidi düzeyini tahmin etmede net sonuç vermediğini belirtmişlerdir. Düzenli ve Ağaoğlu (1992), Ankara ve yöresinde yaygın olarak yetiştirilmekte olan Hasandede, Kalecik Karası, Karagevrek, Çavuş, Hamburg Misketi, Razakı ve Hafızali üzüm çeşitlerinde birim alandaki stoma sayısı üzerine yaprak yaşının ve pozisyonlarının etkisini incelemişlerdir. Sonuçta; çeşitlerin yapraklarında stoma bulunuş yerine göre Hipostomatik tip olduğunu ve yapraklar arasında stoma dağılımları bakımından istatistiksel bir fark olmadığını bulmuşlardır. Bunlara ek olarak, 6. boğumlardan alınan yapraklarda stoma yoğunlukları bakımından Hafızali ve Kalecik Karası arasında farklılık olduğu, yaprak pozisyonlarının stoma yoğunluğu üzerindeki etkisinin ise Razakı ve Karagevrek dışındaki diğer çeşitlerde önemli olduğu bulunmuştur. Mishra (1997), kahve bitkisinde ploidi seviyesinin belirlenmesinde stoma hücrelerinin uzunluğu ile epidermal hücrelerin ve stomaların yoğunluğundan yararlanmıştır. Sonuçta ploidi seviyesindeki artışla stomaların uzunluğu artarken, birim yaprak alanı başına düşen epidermal ve stoma sayısının azaldığı belirlenmiştir. Ağaoğlu (1999) nun Hegedüs (1974) ten bildirdiğine göre; stoma sayıları ve boyutları aynı bitkinin değişik yerlerinde bile farklı olabilmektedir. Üzüm çeşitlerinden Sultani Çekirdeksiz de 216; Hafızali de 194; Portugieser de 206; Pinot gris de 164; Weisse Gutedel de 183; Müller Thurgau da 158; 5C anacında 209; Rupestris du Lot da 171; Portalis de (V. riparia) 194 adet/mm 2 olduğu bildirilmiştir. Çelik (2005), Alphonse Lavallèe, Perlette, Cardinal, Ata Sarısı, Razakı, İtalya ve Sultani Çekirdeksiz çeşitlerinde yaprak alanı ve stoma yoğunluklarını belirlemiştir. Araştırıcı, yaprak örneklerini Temmuz ortasında yaz sürgünlerinin 6. boğumundan 50 şer tane olacak şekilde toplamış ve yaprak alanlarını planimetre yardımıyla ölçmüştür. Bu ölçüme ek olarak yaprak en boy ve alan katsayıları da belirlenerek ortalama birim yaprak alanının cm 2 ile cm 2 ; yaprak alan katsayısı değerlerinin ise ile arasında değiştiğini saptamışlardır. Araştırmada en büyük yaprak alanı Alphonse Lavallèe ve Perlette çeşitlerinde, en küçük yaprak alanı da Ata Sarısı çeşidinde bulunmuştur. Çalışmada stoma 20
42 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ yoğunluklarının belirlenmesinde de her çeşidin yaz sürgünlerinin 6. boğumundan Temmuz ayı ortasında 5 er adet yaprak alınmıştır. Her yaprağın beş ayrı bölgesinden tırnak cilası kullanılarak preparatlar hazırlanmış; 10 x 40 büyütmeli bir ışık mikroskobunda, mm 2 lik bir alandan stoma sayımı yapılmıştır. Araştırmada çeşitler arasında stoma sayıları 1 mm 2 de 140 ile adet arasında değişmiştir. En düşük stoma sayısı adet ile Ata Sarısı çeşidinden alınırken, en yüksek stoma değeri adet ile Razakı çeşidinden elde edilmiştir. Stoma yoğunlukları ve çeşitlerin en x boy alanları arasında ise önemli bir ilişki bulunmamıştır. 21
43 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Hatice BİLİR EKBİÇ 22
44 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ 3. MATERYAL ve METOD Bu deneme, yılları arasında Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bağcılık Araştırma alanı, Ç.Ü. Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı, Bahçe Bitkileri Bölümü Biyoteknoloji ve Sitoloji laboratuvarlarında yürütülmüştür Materyal Denemede materyal olarak Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinin tek boğum içeren mikro çelikleri, sürgün uçları ve tek gözlü odun çelikleri kullanılmış ve bu materyallerde kolhisin ve gama ışınımı uygulaması gerçekleştirilmiştir Denemede Yer Alan Çeşitlerin Özellikleri Trakya İlkeren Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde, Barış ve ark. (1993) tarafından Alphonse Lavallèe x Perlette melezi olarak elde edilmiştir. Akdeniz, Ege, İç ve Güneydoğu Anadolu da erkencilik amaçlı yetiştirilmeye uygun olan bu çeşit Cardinal çeşidinden 7-8 gün önce olgunlaşmaktadır. Dallı konik yapıda olan salkımları, 4-5 g ağırlığındaki çekirdek bulunduran taneleri içermektedir (Çelik, 2006) (Şekil 3.1). 23
45 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 3.1. Trakya İlkeren Çeşidinin Salkımı Flame Seedless California da Dr. Weinberger tarafından Cardinal x Sultani Çekirdeksiz melezi olarak elde edilmiş bir çeşittir. Salkımları konik ve seyrek yapılı olup taneleri orta irilikte, yuvarlak şekilli ve kırmızı renklidir (Tangolar ve ark., 1996; Çelik, 2006) (Şekil 3.2). 24
46 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 3.2. Flame Seedless Çeşidinin Salkımı Deneme Alanı Toprağının Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri Deneme alanının farklı noktalarından alınan toprak örneklerinin analizi sonucunda toprağın bazı fiziksel (bünye, hacim ağırlığı, su tutma kapasitesi) ve kimyasal özellikleri (tuzluluk, anyonlar ve katyonlar, ph, organik madde, kullanılabilir P 2 O 5 ve K 2 O) Çizelge 1 ve Çizelge 2 de verilmiştir. Deneme alanı topraklarının profil boyunca tınlı olduğu ve 80 cm profil derinliğindeki kullanılabilir su miktarı 124 mm olduğu saptanmıştır. Tarla kapasitesi ve solma noktası su içerikleri derinlik olarak 276 ve 152 mm olarak belirlenmiştir. 25
47 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 3.1. Deneme Alanı Toprağının Bazı Fiziksel Özellikleri Derinlik (cm) Kum % Kil % Silt % Bünye Tarla Kapasitesi (g/g) Solma Noktası (g/g) Hacim Ağırlığı (g/cm 3 ) Tınlı Tınlı Tınlı Tınlı Çizelge 3.2. Deneme Alanı Toprağının Bazı Kimyasal Özellikleri Toplam Kireç Yarayışlı Derinlik Organik Tuz ph % (cm) P 2 O 5 K 2 O Madde % CaCO 3 kg/da kg/da Deneme Alanı İklim Özellikleri Denemenin yürütüldüğü yıllarına ve uzun yıllara ilişkin ortalama aylık iklim verileri Çizelge 3 de verilmiştir. Anılan çizelgenin incelenmesinden araştırma yıllarında ortalama hava sıcaklıklarının uzun yıllar ortalamasından genel olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. Özellikle gözlerin uyanmasının gözlendiği Mart ayı ortalama sıcaklık değerlerindeki fark çok daha belirgin olmuştur. Yağış yönünden de yıllar arasında önemli farklar bulunmaktadır. Büyüme döneminde 2007 yılında Mart ve Nisan aylarında kaydedilen toplam yağış miktarı 2008 ve 2009 ve uzun yıllar ortalama değerinden daha yüksek bulunmuştur. Oransal nem bakımından araştırma yılları kıyaslandığında 2009 yılı değerlerinin genel olarak diğer iki yıla göre daha düşük olduğu görülmüştür. 26
48 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 3.3. Araştırma yıllarına ilişkin ve uzun yıllık ortalama aylık iklim verileri Yıllar Uzun Yıllık Değerler ( ) İklim Öğeleri Aylar Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos En Düşük Sıcaklık ( o C) En Yüksek Sıcaklık ( o C) Ortalama Sıcaklık( o C) Yağış (mm) Oransal nem (%) Rüzgar Hızı (m/s) Buharlaşma (mm) Ort Güneş. Sür. (h) Ort.Güneş. Şid. (cal/cm 2 ) En Düşük Sıcaklık ( o C) En Yüksek Sıcaklık ( o C) Ortalama Sıcaklık( o C) Yağış (mm) Oransal nem (%) Rüzgar Hızı (m/s) Buharlaşma (mm) Ort Güneş. Sür. (h) Ort.Güneş. Şid. (cal/cm 2 ) , En Düşük Sıcaklık ( o C) En Yüksek Sıcaklık ( o C) Ortalama Sıcaklık( o C) Yağış (mm) Oransal nem (%) Rüzgar Hızı (m/s) Buharlaşma (mm) Ort Güneş. Sür. (h) Ort.Güneş. Şid. (cal/cm 2 ) En Düşük Sıcaklık ( o C) En Yüksek Sıcaklık ( o C) Ortalama Sıcaklık( o C) Yağış (mm) Oransal nem (%) Rüzgar Hızı (m/s) Buharlaşma (mm) Ort Güneş. Sür. (h) Ort.Güneş. Şid. (cal/cm 2 )
49 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ 3.2. Metod In vivo Denemeleri Arazi çalışmaları kapsamında Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinin tek göz içeren çelikleri, Co 60 gama kaynağı kullanılarak ışınlanmış ayrıca bu çeşitlerin aktif sürgün uçlarına kolhisin uygulaması da yapılmıştır Co 60 Uygulaması Yapılan Odun Çeliklerinin Perlit Ortamına Dikim Sonrası İncelemeleri Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinin dinlenme dönemindeki çubuklarından iki göz içeren odun çelikleri budamayı takiben alınmış ve bunlar uygulama aşamasına kadar +4 0 C deki soğuk hava deposunda bekletilmiştir. Uygulamanın birkaç saat öncesinde iki göz içeren çeliklerin dip gözleri budama makası ile köreltilmiş, sonrasında Co 60 ın 15, 25, 35 ve 45 Gy lik dozlarıyla ışınlanmıştır (Şekil 3.3, Şekil 3.4). Işınlama, Ç.Ü. Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında gerçekleştirilmiştir. Belirtilen dozlarda ışınlanmış tek gözlü çelikler perlit ortamında sisleme ünitesine dikilmiştir (Şekil 3.5). Işınlanmış çeliklerin perlit ortamına dikiminde her yineleme için 15 er; her uygulama için toplam 45 adet çelik kullanılmıştır. Işınlama yapılmış çeliklerin perlit ortamına dikimleri denemenin ilk yılında ; ikinci yılında ise tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. 28
50 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 3.3. Co 60 Uygulama Cihazının Görünümü Şekil 3.4. Işınlaması Yapılan Odun Çelikleri 29
51 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 3.5. Co 60 Uygulaması Sonrasında Perlit Ortamına Dikilen Odun Çeliklerinin Görünümü Tek gözlü odun çeliklerine farklı dozdaki Co 60 belirlenmesi amacıyla aşağıda belirtilen incelemeler yapılmıştır. uygulamasının etkinliğinin (1). Odun Çeliklerinde Canlılık Oranı (%) Her çeşit için farklı dozda Co 60 uygulaması gören ve canlı kalan odun çeliği sayısının toplam odun çeliği sayısına bölümünün 100 ile çarpımıyla bulunmuş ve % ile gösterilmiştir (2). Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Işınlanmış odun çeliklerinin perlit ortamına dikimlerinden itibaren gözlerde tomurcuk pulları arasından hav tüylerinin görülmeye başladığı zamana kadar geçen gün sayısı olarak ifade edilmiştir (Anonymous, 1997). 30
52 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (3). Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Gözlerin hav tüyleri arasından yeşil organ renginin görüldüğü zaman uyanma zamanı olarak saptanmıştır. Değerlendirmede ışınlanmış odun çeliklerinin perlit ortamına dikimlerinden gözlerin uyanma zamanına kadar geçen süre, gün olarak dikkate alınmıştır (Anonymous, 1997) (4). Gözlerin Sürme Süresi (gün) Gözlerden süren yeşil organların dikimden itibaren en az bir boğum arası oluşturana kadar geçen süreleri sürme süresi (gün) olarak ifade edilmiştir (5). Yaprak sayısı (adet) Farklı dozda Co 60 uygulanan odun çeliklerinin perlit ortamında oluşturdukları sürgünlerdeki yaprak sayıları büyümenin sona ermiş olduğu ekim ayında adet olarak kaydedilmiştir (6). Sürgün Uzunluğu (cm) Bu özellik için farklı dozdaki gama ışınım dozu gören odun çeliklerinin perlit ortamında köklenmeleri sonrasında oluşturdukları sürgünlerin uzunluğu ekim ayında cetvel yardımıyla cm cinsinden ölçülmüştür (7). Kök Sayısı (adet) ve Uzunluğu (cm) Köklenen odun çeliklerinin sökülmesini takiben kök sayısı ve uzunluğu ölçümleri gerçekleştirilmiştir. 31
53 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (8). Yaprak Alanı (cm 2 ) Yaprak alanı ölçümü, köklenmiş odun çeliklerinin tüplere şaşırtılması sonrasında sisleme altında gelişen fidanlardan alınan yapraklarda yapılmıştır. Ölçümler her fidan için sürgünün 1/3 lük orta kısmından alınan 3 er yaprakta planimetre yardımıyla yapılmış ve cm 2 cinsinden verilmiştir (9). Morfolojik İncelemeler Işınlamayı takiben dikilen odun çeliklerinde sürme sonrasında yaprak şekli, dişliliği ve klorozu içeren bazı morfolojik incelemeler de yapılmıştır (10). Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) Bu ölçüm, Co 60 uygulaması yapılan odun çeliklerinin köklenmeleri sonrasında aktarıldıkları tüplerde sisleme altında gelişmesi esnasında canlılığına devam eden tüm fidanlarda gerçekleştirilmiştir. Stoma sayısının belirlenmesi amacıyla sürgünün 1/3 lük orta kısmında yer alan gelişmiş 3 er yaprak seçilmiştir. Yaprakta stoma sayımlarında oje jöntemi (Akal, 2001) kullanılmıştır. Yönteme göre yaprakların alt yüzüne mono nitro selüloz maddesi sürülmüş ve iyice kuruyuncaya kadar bekletilmiştir. Daha sonra alt epidermis bu madde ile birlikte sıyrılmış ve lamel üzerine yerleştirilerek 40 büyütmeli objektif ve 10 büyütmeli oküler mikrometre yardımıyla 1 mm 2 lik alandaki stoma sayısı Ağ Mikrometre kullanılarak yaprağın üç farklı bölgesi için 3 er sayım yapılıp kaydedilmiştir (11). Stoma Genişliği ve Uzunluğu (µm) Alt epidermisi sıyrılıp lamel üzerine yerleştirilen örneklerde stoma eni ve boyu, 100 büyütmeli objektif ve 10 büyütmeli oküler mikrometre yardımıyla üçer yaprağın üç farklı bölgesi için 3 er okuma yapılarak gerçekleştirilmiştir. 32
54 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (12). Kromozom Sayımı Farklı dozdaki Co 60 uygulamasının ploidi seviyesine olan etkisinin belirlenmesi amacıyla kromozom sayımları yapılmıştır. Kromozom incelemelerinde Topaktaş ve Rencüzoğulları (1995) nın belirttikleri yöntemler küçük değişiklikler yapılarak kullanılmıştır. Materyal olarak kök uçları seçilmiştir. Kök ucu kromozom sayımında dikkat edilmesi gerekli en önemli nokta kök ucu hücrelerinde mitoz bölünme oranının çok yüksek olmasının sağlanmasıdır. Bu amaçla kolhisin uygulaması yapılan sürgün uçlarından oluşan sürgünlerin odunlaşması sonrası alınan çelikler o C sıcaklıkta 16 saat ışık koşullarına sahip iklim odalarında, içerisinde perlit bulunan 5 l lik saksılarda yetiştirilmiştir. Saksılarda yetiştirilen bitkilerden kök örnekleri alınmıştır. Alınan kökler, önce mitoz bölünmeyi durduran yani kromozomların mitozun metafaz devresinde ekvatoral düzlemde toplanmasını engelleyip hücre içerisinde dağılmasını sağlayan ön muamele maddeleriyle muamele edilmiştir. Bu maddeler iğ iplikçiklerinin yapısını bozarak kromozomların ekvator bölgesinde toplanmasını engellemektedirler. Bu çalışmada ön muamele maddesi olarak α- monobromonaftalin (Merck) kullanılmıştır. Kökler bu çözelti içerisinde 2-3 saat oda sıcaklığında sonrasında da saat süreyle +4 ο C deki buzdolabında Carnoy tespit çözeltisi içerisinde tutulmuştur. Carnoy çözeltisinin yapısı; 1 hacim Glasiyal Asetik Asit, 3 hacim Etil Alkol (% 99 luk absolü etil alkol) den oluşmaktadır. Tespit çözeltisinden çıkartılan kökler 2 kez % 70 lik alkol ile çalkalandıktan sonra 1 N HCl içerinde 60 ο C de 20 dakika süreyle hidroliz edilmiştir. Hidroliz süresi sonunda kökler 1N HCl içerisinden çıkartılmış ve HCl kalıntıları kaba filtre kağıdı ile alınmıştır. Daha sonra kökler boyanmak üzere Feulgen içerisine konmuş ve bunlar 2-3 saat süreyle oda sıcaklığında tutulmuştur. Feulgen boyasının hazırlanması için 1 g bazik Fuchsin (Merck) 200 ml kaynamış saf su içerisinde eritilmiş ve daha sonra 50 o C ye soğutulmuştur. Karışım filtre kağıdı ile süzülmüş ve 30 ml HCl eklenerek çalkalandıktan sonra 30 o C ye soğutulmuştur. Sonrasında üzerine 3 g K 2 S 2 O 5 (Potasyum metabisülfit) eklenerek eritilmiş ve şişenin ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra 24 saat süreyle karanlıkta oda sıcaklığı koşullarında bekletilmiş ve 0.5 g aktif 33
55 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ karbon ilave edilerek 10 dakika çalkalanmış, ardından süzülmüştür. Aktif karbon ekleme işlemi iki kez yapılmıştır. Bu işlemden sonra renksiz saydam görünümlü Feulgen çözeltisi elde edilmiştir. 2-3 saat Feulgen çözeltisi içinde bekletilen kök uçlarındaki meristematik bölge tamamen erguvan rengini almıştır. Feulgen içerisinde boyanan kökler lam üzerine alınmış ve koyu renkli olan uç kısmından mm uzunluğunda parçalar kesilerek lam üzerinde jilet yardımı ile parçalanmıştır. Üzerine 1 damla Aseto orcein damlatılarak lamel ile kapatılmıştır. Lamel üzerine kurşun kalemin arka kısmıyla hafif vuruşlar yaparak hücrelerin tek düzlem halinde dağılması sağlanmış ve preparat kurutma kağıdı arasına alınarak başparmak ve işaret parmağıyla iyice sıkıştırılmış, böylece fazla olan aseto orcein alınmıştır. Hazırlanan preparatlar Olympus BX50 ışık mikroskobunda 10 x 100 büyütmede inmersion yağı damlatılarak incelenmiş ve sayılabilen kromozomları olan hücrelerin fotoğrafları Leica DFC280 kamera sistemi kullanılarak bilgisayarda dijital olarak çekilmiştir Co 60 Uygulaması Yapılan Odun Çeliklerinin Aşılama Sonrası İncelemeleri Bu bölümdeki incelemeler kapsamında odun çelikleri 2007 yılı kış budamasını takiben Şubat ayı ortasında alınmış ve Co 60 ın 0, 15, 25, 35 ve 45 Gy lik gama ışınım dozlarıyla ışınlanmıştır. Uygulama gören gözler ışınlamayı takiben yonga aşılama yöntemi ile yaşlı Vinifera omcaları üzerine tarihinde aşılanmıştır (Şekil 3.6). Aşılama sonrası elde edilen bireylerde çalışmanın amacına uygun olarak aşağıda belirtilen incelemeler yapılmıştır. 34
56 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 3.6. Işınlama Yapılan Odun Çelikleri ve Aşılanmaları (1). Aşı Tutma Oranı (%) Aşı tutma oranı, tutan aşı miktarının toplam aşı sayısına oranlanması ve bu değerin 100 ile çarpılması ile elde edilmiştir (2). Fenolojik Gözlemler (2).(a). Aşılanan Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Aşılanan gözlerin % 50 sinde, aşılama tarihinden tomurcuk pulları arasından hav tüylerinin görülmeye başladığı ana kadar geçen gün sayısı olarak ifade edilmiştir (Anonymous, 1997) (2).(b). Aşılanan Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Aşılanan gözlerin % 50 sinde, aşılama tarihinden hav tüyleri arasından yeşil organ renginin görüldüğü zamana kadar geçen gün sayısı olarak saptanmıştır (Anonymous, 1997) (2).(c). Aşılanan Gözlerin Sürme Süresi (gün) Aşılama tarihinden aşılanan gözlerden süren yeşil organların en az bir boğum arası oluşturana kadar geçen gün sayısı, sürme süresi olarak ifade edilmiştir. 35
57 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 3.7. Aşı Sonrasında Gözlerde Uyanma ve Sürme 2007 yılı aşılamalarından elde edilen bir yıllık dallarda 2008 ve 2009 yıllarında yapılan gözlemler aşağıda verilmiştir (2).(d). Dallarda Uyanma Süresi (gün) 2007 yılında aşılaması yapılan gözlerden elde 2008 ve 2009 yılı vejetasyonlarında ilk uyanma tarihinden omcalarda bulunan gözlerin % 50 sinde hav tüyleri arasından yeşil organ renginin görüldüğü zamana kadar geçen gün sayısı olarak saptanmıştır (Anonymous, 1997) (2).(e). Dallarda Tam Çiçeklenme Süresi (gün) Gözlerde en erken uyanma tarihinden çiçeklerin % ında takkelerin düştüğü döneme kadar geçen gün sayısı tam çiçeklenme süresi olarak kabul edilmiştir (Anonymous, 1983) (2).(f). Dallarda Ben Düşme Süresi (gün) Gözlerde en erken uyanma tarihinden tanelerin % ında yumuşama ve renklenmenin başladığı zamana kadar geçen gün sayısı ben düşme süresi olarak ifade edilmiştir (Anonymous, 1997). 36
58 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (2).(g). Dallarda Olgunluk Süresi (gün) Gözlerde en erken uyanma tarihinden omca üzerindeki % 50 ve daha fazla üzüm salkımında en az 20:1 olgunluk indisi değerine veya çeşide özgü renk ve aroma düzeyine ulaştığı zamana kadar geçen gün sayısı olgunluk süresi olarak kabul edilmiştir (Anonymous, 1997) (3). Pomolojik Analizler Bu kapsamdaki incelemeler tutan aşılarda elde edilen bir yıllık dallar üzerindeki yaz sürgünlerinde yapılmıştır (3).(a). Salkım Ağırlığı (g) Biten sürgünlerdeki elde edilen tüm salkımların ağırlıkları, ± 0.1 g duyarlılıktaki hassas terazide tartılmaları sonucunda saptanmıştır (3).(b). Salkım Genişliği ve Uzunluğu (cm) Salkım ağırlığı alınan tüm salkımlarda salkım genişliği ve salkım sapı olmaksızın uzunlukları bir cetvel yardımıyla cm cinsinden ölçülmüştür (3).(c). Tane Ağırlığı (g) Her uygulamayı temsil edecek şekilde seçilen 5 salkımın 1/3 lük orta kısmından 20 şer adet olmak üzere alınan toplam 100 tanenin ağırlığı hassas teraziyle g cinsinden belirlenmiş ve elde edilen değerin 100 e bölünmesiyle hesaplanmıştır. 37
59 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (3).(d). Tane Hacmi (ml) Her uygulamayı temsil edecek şekilde seçilen 5 salkımın 1/3 lük orta kısmından 20 şer adet olmak üzere alınan toplam 100 tanenin hacmi ölçü silindiri yardımıyla ml cinsinden belirlenmiştir. Elde edilen değerin 100 e bölünmesiyle bir tanenin hacmi saptanmıştır (3).(e). Tane Genişliği ve Uzunluğu (mm) Her uygulamayı temsil eden 5 salkımın 1/3 lük orta kısmından seçilen 20 şer adet tanenin genişliği ve uzunluğu kumpas yardımıyla ölçülmüş ve mm cinsinden ifade edilmiştir In vivo Koşullarda Sürgün Uçlarına Kolhisin Uygulaması Sürgün uçlarına kolhisin uygulaması % 0.5, % 0.75 ve % 1 oranında kolhisin içeren çözelti emdirilmiş pamuğun sürgün ucuna yerleştirilip alüminyum folyo ile kapatılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Sürgün uçları bu ortamda 1, 3 ve 5 er gün bekletilmiştir. 1 gün süreyle kolhisinde bekletme uygulamasında gün sonunda pamuklar çıkarılıp sürgün uçları saf su ile 3 defa yıkanmıştır. 3 ve 5 er günlük sürelerle kolhisinde bekletme uygulamalarında ise pamuklar her gün çıkarılıp sürgün uçları saf su ile yıkanmıştır. Sonrasında kolhisin çözeltisine yeniden batırılan pamuklar ile sürgün uçları sarılmış ve aliminyum folyo ile yeniden kapatılmıştır. Bu uygulamalarda kolhisin emdirilen pamuklar günlük olarak değiştirilmiştir. Kontrol uygulaması kapsamında ise saf su emdirilmiş pamuklar sürgün ucuna sarılmış ve alüminyum folyo ile kapatılmıştır. Bitkilere kolhisin uygulaması sabah veya akşam saatlerinde yapılmıştır. Uygulamayı takiben sürgün uçları saf su ile 3 er defa yıkanmıştır. Arazi koşullarında asma sürgün uçlarına kolhisin uygulaması Nisan ayı sonunda yapılmış olup bu işlem her uygulama için her tekerrürde 10 ar olmak üzere 38
60 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ toplam 30 adet sürgün ucunda gerçekleştirilmiştir. Uygulama yerinin iki boğum altında işaretleme yapılmıştır (Şekil 3.8). Şekil 3.8. In vivo Koşullarda Sürgün Uçlarına Kolhisin Uygulaması Sürgün uçlarına farklı konsantrasyon ve sürelerde kolhisin uygulama etkilerinin belirlenmesi amacıyla aşağıda belirtilen gözlemler yapılmıştır (1). Sürgün Ucu Canlılık Oranı (%) Bu oran canlılığına devam eden sürgün ucu sayısının toplam sürgün ucu sayısına oranlanması ve bu değerin 100 ile çarpılması ile elde edilmiştir (2). Yaprak Alanı (cm 2 ) Kolhisin uygulaması yapılan bitkilerde yaprak alanının tespiti için Haziran ayında sürgünlerin uygulamadan sonra büyüyen bölümünün 1/3 lük orta kısımlarından, her bitki için 3; her yinelemeden 3 er yaprak örneği olmak üzere her bitki için toplam 9 adet yaprak örneği alınmıştır. Alınan yaprak örneklerinde planimetre yardımıyla yaprak alanları cm 2 olarak belirlenmiştir. 39
61 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (3). Sürgün Uzunluğu (cm) Sürgün uzunluğunun belirlenmesi için kolhisin uygulanan sürgün uçlarında uygulama noktası işaretlenmiş ve sürgün uzunluğu aktif büyümenin sonunda şeritmetre yardımıyla işaretli yerden itibaren cm cinsinden ölçülmüştür (4). Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) In vivo koşullarında kolhisin uygulaması yapılan ve canlılığına devam eden tüm bitkilerde bu inceleme yapılmıştır. Bunun için sürgünün 1/3 lük orta kısmında yer alan yapraklar alınmıştır. Yaprakta stoma sayımlarında oje jöntemi (Akal, 2001) kullanılmıştır. Yönteme göre yaprakların alt yüzüne mono nitro selüloz maddesi sürülmüş ve iyice kuruyuncaya kadar beklenilmiştir. Daha sonra alt epidermis bu madde ile birlikte sıyrılmış ve lamel üzerine yerleştirilerek 1 mm 2 alandaki stoma sayısı 40x büyütmeli objektif ve 10x büyütmeli oküler mikro metre yardımıyla yaprağın üç farklı bölgesi için 3 er sayım yapılarak kaydedilmiştir (5). Stoma Genişliği ve Uzunluğu (µm) Alt epidermisi sıyrılıp lamel üzerine alt epidermis yerleştirilen örneklerinde stoma genişliği ve uzunluğu, 100x büyütmeli objektif ve 10x büyütmeli oküler mikro metre yardımıyla yaprağın üç farklı bölgesi için 3 er okuma yapılarak gerçekleştirilmiştir (Akal, 2001) (6). Flow Sitometri Yoluyla Ploidi Analizi Ploidi analizinin yapılabilmesi için örnekler sürgünün uç kısmına yakın olan yapraklardan seçilmiştir ve alınan yaprak örnekleri Hollanda da bulunan flow sitometrik analiz servisine gönderilmiştir. Gönderilen firmada Flow Sitometri yoluyla ploidinin belirlenmesi amacıyla Partec PAI ploidi analizleme cihazı kullanılmıştır. Testlemelerde yaklaşık olarak 0.5 cm 2 lik yaprak örnekleri 0.5 ml Partec HR-A çözeltisinde oda sıcaklığında bekletilmiş ve her bir örneğe 2 ml boya 40
62 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ maddesi (HR-B çözeltisi) eklenmiştir. Daha sonra tüpler teker teker alet elektrotuna takılarak pikler çıkartılmış ve piklerin şekline göre (DNA hücrelerinin yığışımına göre) ploidi düzeyi belirlenmiştir (De Schepper ve ark., 2001) Kolhisin Uygulaması Gören Sürgünlerden Alınan Gözlerin Yaşlı Omcalar Üzerine Aşılanması Uygulamalar arası farklılığın belirlenmesi amacıyla kolhisin uygulaması sonrası elde edilen bir yıllık dallardan alınan gözler yonga aşı yöntemi ile yaşlı Vinifera omcaları üzerine aşılanmıştır. Aşılamada her uygulama için 10 adet göz kullanılmıştır. Aşılama yapılan gözlerden süren sürgün ve salkımlarda aşağıda belirtilen incelemeler yapılmıştır (1). Aşı Tutma Oranı (%) Aşı tutma oranı, tutan aşı miktarının toplam aşı sayısına oranlanması ve bu değerin 100 ile çarpılması ile elde edilmiştir (2). Fenolojik Gözlemler (2).(a). Uyanma Süresi (gün) Aşılamadan itibaren gözlerin % 50 sinde tomurcuk pulları arasından hav tüyleri ile birlikte yeşil organ renginin görülmeye başladığı zamana kadar geçen gün sayısı gözlerin uyanma süresi olarak ifade edilmiştir (Anonymous, 1997) (2).(b). Tam Çiçeklenme Süresi (gün) Aşılamadan itibaren çiçeklerin % ında takkelerin düştüğü döneme kadar gün sayısı tam çiçeklenme süresi olarak belirtilmiştir (Anonymous, 1983). 41
63 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (2).(c). Ben Düşme Süresi (gün) Aşılamadan itibaren tanelerin % ında yumuşama ve renklenmenin başladığı zamana kadar olan geçen gün sayısı olarak belirtilmiştir (Anonymous, 1997) (2).(d). Olgunluk Süresi (gün) Aşılamadan itibaren omca üzerindeki % 50 ve daha fazla üzüm salkımında en az 20:1 olgunluk indisi değerine veya çeşide özgü renk ve aroma düzeyine ulaşıldığı zamana kadar geçen gün sayısı olarak kabul edilmiştir (Anonymous, 1997) (3). Pomolojik Analizler Bu ölçümler, sürgün uçlarına kolhisin uygulaması yapılan ve Şubat ayı ortasında yonga göz aşılama yöntemiyle yaşlı Vinifera omcaları üzerine aşılanarak elde edilen sürgünlerin salkımlarında yapılmıştır. Pomolojik analizler için her uygulamadan elde edilen tüm salkımlar kullanılmıştır (3).(a). Salkım Ağırlığı (g) Her uygulamayı temsil eden salkımların ağırlıkları, ± 0.1 g duyarlılıktaki hassas terazide tartılmaları yoluyla saptanmıştır (3).(b). Salkım Genişliği ve Uzunluğu (cm) Salkım genişliği ve salkım sapı olmaksızın uzunlukları bir cetvel yardımıyla cm cinsinden ölçülmüştür. 42
64 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ (3).(c). Tane Ağırlığı (g) Her uygulamayı temsil edecek şekilde seçilen 5 er salkımın 1/3 lük orta kısmından 20 şer adet olmak üzere alınan toplam 100 adet tanenin ±0.1 g duyarlılıktaki hassas terazide tartılması sonucunda elde edilen değerin 100 e bölünmesiyle hesaplanmıştır (3).(d). Tane Hacmi (ml) 100 tanenin hacmi bir ölçü silindiri yardımı ile belirlenmiş ve elde edilen değerin 100 e bölünmesiyle bir tanenin hacmi saptanmıştır (3).(e). Tane Genişliği ve Uzunluğu (mm) Her uygulamayı temsil eden 5 salkımın orta kısmından alınan 20 şer adet tanenin genişliği ve uzunluğu dijital kumpas yardımıyla ölçülmüş ve mm cinsinden ifade edilmiştir In vitro Denemeleri Çalışmanın in vitro denemeleri kapsamında Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinin aktif büyüme döneminde alınan ve tek boğum içeren mikro çelikleri kullanılmıştır Mikro Çeliklere Co 60 Uygulaması Bu uygulamalarda aktif vejetasyon döneminde Trakya İlkeren ve Flame Seedless omcalarından alınan tek gözlü yeşil mikro çelikler kullanılmıştır. Materyal olarak kullanılan mikro çeliklerin öncelikle yüzey sterilizasyonları yapılmıştır. Bunun için mikro çelikler % 20 sodyum hipoklorid ve 1-2 damla Tween-20 içeren çözeltide 15 dakika tutulmuş ve sonrasında steril kabin içinde 3 defa steril saf su ile 43
65 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ çalkalanmıştır. Çelikler yüzey sterilizasyonu yapıldıktan sonra 1 mg/l BA içeren MS (Murashige and Skoog, 1962) ortamında (Çizelge 3.4) 15 cm x 2.5 cm boyutlarında deney tüplerinde kültüre alınmıştır (Şekil 3.9). Kültüre alınan bu çelikler 0, 15, 25, 35 ve 45 Gy dozlarındaki Co 60 gama ışınım kaynağıyla ışınlanmıştır. Işınlama sonrasında mikro çeliklerden süren sürgünler 1 mg/l IBA bulunduran MS ortamına dikilmiştir (Şekil 3.10 ). Şekil 3.9. Işınlaması Yapılan Tek Boğumlu Mikro Çeliklerin Görünümü Şekil Mikro Çeliklerden Elde Edilen Sürgünlerin Köklendirme Ortamındaki Görünümü 44
66 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 3.4. MS temel besin ortamının içeriği (Murashige ve Skoog, 1962) Bileşik Standart ortam konsantrasyonu (mg/l) Makro Elementler (x10) CaCl 2.2H 2 O 440 KNO NH 4 NO KH 2 PO MgSO 4 7H 2 O 370 Mikro Elementler (x 100) MnSO 4.4H 2 O 22.3 H 3 BO ZnSO 4.7H 2 O 8.6 Na 2 MoO 4.2H 2 O 0.25 CuSO 4.5H 2 O KI 0.83 CoCl 2.6H 2 O Na 2 EDTA.2H 2 O 37.3 FeSO 4.7H 2 O 27.8 Vitaminler (x 100) Glycine 2.0 Nicotinic Acid 0.5 Thiamine-HCl 0.1 Pyridoxine-HCl 0.5 Büyümeyi Düzenleyiciler BA (Benzyl Adenine) 1.0 IBA (Indole Butyric Acid) 1.0 Organik Maddeler Myo-İnositol 100 Sakkaroz (g/l) 30 Agar (g/l) 8 ph
67 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ İlk yıl denemelerinde köklendirme ortamına alınan bitkilerde sulu görünümlü kararma meydana geldiğinden bunun engellenmesi amacıyla ikinci yıl ışınlama sonrası mikro çeliklerden süren sürgünlerin sürgün uçları 1 mg/l BA bulunduran MS ortamına transfer edilmiştir. Ancak sürgün uçların ortamlara transferlerini takiben de yüksek oranda kararma görülmüştür. Bundan dolayı ışınlama yapılan çeliklerde sadece aşağıda belirtilen özelliklerde inceleme yapılabilmiştir (1). Canlılık Oranı (%) Uygulama sonrası canlı kalan mikro çelik sayısı, toplam mikro çelik sayısına bölünüp 100 ile çarpımıyla bulunmuş ve % ile gösterilmiştir (2). Kabarma Süresi (gün) Mikro çeliklerin 1 mg/l BA ilave edilmiş MS besi ortamına dikimlerinden boğumda bulunan gözün uyanma öncesi şişmeye başladığı tarihe kadar geçen süre olarak belirlenmiştir (Anonymous, 1997) (3). Uyanma Süresi (gün) Mikro çeliklerin MS besi ortamına dikimini takiben boğumda bulunan gözden yeşil organın görüldüğü zamana kadar geçen süre olarak kaydedilmiştir (Anonymoys, 1997) (4). Sürme Süresi (gün) Mikro çeliğin MS besi ortamına dikimi sonrasında boğumda bulunan gözün patlayıp 1-2 boğumlu sürgün oluşturmasına kadar geçen süre olarak tespit edilmiştir. 46
68 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Mikro Çeliklere Kolhisin Uygulaması Aktif büyüme döneminde Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinden alınan tek boğum içeren mikro çeliklere üç farklı kolhisin dozu uygulaması yapılmıştır. Tüm bu uygulamalarda mikro çeliklerin öncelikle yüzey sterilizasyonları yapılmıştır. Bunun için mikro çelikler % 20 sodyum hipoklorid ve 1-2 damla Tween- 20 içeren çözeltide 15 dakika tutulmuş ve sonrasında steril kabin içinde 3 defa steril saf su ile çalkalanmıştır. Yüzey sterilizasyonu tamamlanan mikro çelikler ilk denemede % 0, % 0.1, 0.2 ve % 0.3 dozlarında kolhisin içeren çözeltilerde 1, 3 ve 5 er gün sürelerle bekletilmiş ardından 3 defa steril saf su ile çalkalanmıştır. İkinci denemede ise aynı dozdaki kolhisin çözeltilerine batırılmış pamuklara sarılıp kapalı kavanozlar içinde aynı sürelerde tutulmuş ardından 3 defa steril saf su ile yıkanmıştır. Son denemede ise mikro çelikler % 0, % 0.3, % 0.6 ve % 0.9 dozlarında kolhisin içeren çözeltilerde 1, 3 ve 5 saat sürelerle bekletilmiş ve sonrasında 3 defa steril saf su ile yıkanmıştır. Kolhisinde değişik sürelerde bekletilen bu mikro çelikler 1 mg/l BA içeren MS ortamı konulan 15 cm x 2.5 cm boyutlarındaki deney tüplerine alınmıştır. Tüm in vitro yöntemlerde kullanılan kolhisin solüsyonlarının sterilizasyonu filtreden geçirilerek yapılmıştır (Şekil 3.11). Bu işlem, kolhisin çözeltilerinin steril kabin içinde Sartarius Minisart NML marka 0.2 mikrometre çapında filtre ve şırınga kullanılarak steril bir beher içine filtre edilmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Kolhisin içeren çözeltilerde çalkalayıcıya yerleştirilerek değişik sürelerde tutulan mikro çelikler üstlerine alüminyum folyo kapatılarak karanlıkta bekletilmişlerdir. Kültüre alınan sürgünler, sıcaklığı 25±1 0 C, fotoperyodu 16 saat ve ışık yoğunluğu lüks ( watt.m -2 ) düzeyinde ayarlanan iklim odalarında tutulmuşlardır. Işıklanma Cool daylight tipi TLD 36 W/54 cool fluoresan lambalarla sağlanmıştır. 47
69 3. MATERYAL ve METOD Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Kolhisin Çözeltisinin Filtre Kullanılarak Soğuk Sterilizasyonu In vitro koşullarda mikro çeliklere kolhisin uygulamasının etkinliğinin belirlenmesi amacıyla canlılık oranı incelenmiştir (1). Canlılık Oranı (%) Uygulama yapılan ve canlı kalan mikro çelik sayısı, kullanılan mikro çelik sayısına bölünüp 100 ile çarpımıyla bulunmuş ve % ile gösterilmiştir. Denemeler gama ışınım uygulaması için 3 yinelemeli, her yinelemede 15 bitki materyali kullanılacak şekilde düzenlenmiş; kolhisin uygulamalarında ise 3 yineleme, her yinelemede 10 bitki materyali kullanılacak şekilde Tesadüf Parselleri Deneme desenine göre planlanmıştır. Uygulama ortalamalarının karşılaştırılması JMP istatistiki paket programında LSD testi kullanılarak % 5 önem seviyesinde yapılmıştır. 48
70 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ 4. BULGULAR ve TARTIŞMA 4.1. In vivo Denemelerine Ait Bulgular In vivo denemeleri ışın uygulanmış odun çeliklerinin köklendirilmesi ve sürdürülmesi, yine ışın uygulanmış çeliklerden alınan gözlerin omcalara aşılanması ile normal omcalardan süren yaz sürgünlerinin sürgün uçlarına değişik doz ve sürelerde kolhisin uygulaması denemeleriyle yürütülmüştür Odun Çeliklerinin Co 60 Uygulaması Sonrası Perlit Ortamına Dikimlerinden Elde Edilen Bulgular Tek gözlü odun çeliklerine 15, 25, 35 ve 45 Gy Co 60 uygulamaları yapıldıktan sonra perlit ortamında köklendirilmiş ve sürdürülmüş, elde edilen sürgünlerde morfolojik ve sitolojik incelemeler yapılmıştır Odun Çeliklerinde Canlılık Oranı (%) 2007 ve 2008 vejetasyon döneminde farklı dozdaki gama ışınımının Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinin canlı çelik oranları (%) üzerine etkisi Çizelge 4.1 de sunulmuştur. Gama ışınım dozlarının genel ortalamalarına göre en yüksek canlılık oranı kontrol (% 96.7) ve 15 Gy uygulamalarından (% 95.6) elde edilmiştir. 35 Gy uygulamasıyla ise en düşük canlılık oranı tespit edilmiştir (% 15.6). Genel ortalamalara göre ışınım dozlarının artışıyla canlı çelik oranında azalma saptanmıştır yılı sonuçlarına göre Çizelge 4.1 den de görülebileceği gibi denemenin her iki yılında 15 Gy lik gama ışınım dozunun uygulandığı çeliklerde en yüksek canlılık oranları elde edilmiştir. Aynı yıl denemesinde 25 Gy lik gama ışınım dozunun uygulandığı çeliklerde Trakya İlkeren çeşidinde % 31.1 i, Flame Seedless çeşidinde ise % 33.3 ü canlı kalabilmiştir yılı sonuçları değerlendirildiğinde, Trakya İlkeren çeşidinde ışınlama yapılmaksızın köklendirme ortamına dikilen kontrol çeliklerinde canlılık oranının % 49
71 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ 100 olduğu, ışınım dozunun artışına paralel olarak canlılık oranında düşüş görüldüğü tespit edilmiştir. 15 Gy dozunda % 88.9 oranında canlılık tespit edilirken bu oran 35 Gy uygulamasında % 20.0 olmuştur (Çizelge 4.1). Flame Seedless çeşidinde ise en yüksek canlılık oranı Kontrol ve 15 Gy Co 60 uygulamalarından elde edilmiştir (% 100). Bu çeşitte 25 Gy gama ışınım dozunun uygulanmasıyla % 53.3 oranında canlılık oranı elde edilmiştir. Çizelge 4.1 incelendiğinde denemenin her iki yılında da 45 Gy dozdaki Co 60 ışın uygulamasında kullanılan iki çeşidin çeliklerinin canlılıklarını sürdüremediği görülmüştür. 35 Gy lik Co 60 dozunun denemenin ilk yılında çeliklerin tamamında canlılıkların kaybına neden olduğu belirlenirken ikinci yıl denemesinde her iki çeşitte az miktarda da olsa canlı çeliğin kaldığı saptanmıştır (Trakya İlkeren de: % 20.0; Flame Seedless ta: % 11.1). Her iki çeşidin çeliklerinde farklı gama ışınım dozlarıyla ışınlanma sonrası perlit ortamına dikimlerini takiben elde edilen sürme durumu Şekil 4.1 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Çizelge 4.1. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren ile Flame Seedless Çeliklerinde Canlılık Oranları (%) Üzerine Etkisi Uygulama Çeşit Ortalama (Co 60 Dozları) Trakya İlkeren Flame Seedless Kontrol 93.3 a a 93.3 b a Gy 93.3 a 88.9 a a a Gy 31.1 b 48.9 b 33.3 c 53.3 b Gy c c Gy LSD %
72 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil 4.1. Co 60 Uygulaması Yapılan Trakya İlkeren Çeşidi Çeliklerinin Perlit Ortamındaki Sürme Durumları Şekil 4.2. Co 60 Uygulaması Yapılan Flame Seedless Çeşidi Çeliklerinin Perlit Ortamındaki Sürme Durumları 51
73 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Canlı Çelik Oranı (%) Arasındaki Regresyon Bulguları Trakya İlkeren çeşidinde gama ışınım dozları ile canlılık oranı arasındaki lineer regresyon grafiği Şekil 4.3 de verilmiştir. Şekil 4.3 den görüldüğü gibi bu iki özellik arasında 2007 yılı için % 83, 2008 yılı içinse % 86 lık oranda negatif yönde kuvvetli ilişkinin olduğu görülmüştür. Her iki yıl sonuçlarına göre canlılık oranının artan gama ışınım dozundan yüksek düzeyde etkilendiği görülmektedir. Lineer regresyon grafiğine dayalı olarak Trakya İlkeren çeşidinde canlılık oranı bakımından elde edilen etkili mutasyon (ED 50 ) denemenin ilk yılı için 23.6 Gy ikinci yılı içinse 24.5 Gy olarak saptanmıştır Canlılık Oranı (%) y= x R 2 = Co60 dozları(gy) 2007 Yılı 2008 Yılı Şekil 4.3. Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Canlı Çelik Oranı Arasındaki Regresyon İlişki Grafiği (2007 ve 2008 Yılları) (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Canlı Çelik Oranı (%) Arasındaki Regresyon Bulguları Flame Seedless çeşidinde farklı dozlarda Co 60 ile canlılık oranı arasındaki lineer regresyon grafiğine bakıldığında ilk yıl sonuçlarına göre % 81 oranında negatif yönde ilişki belirlenirken bu oran denemenin ikinci yılında % 83 olarak saptanmıştır. Her iki yıl oranlarına göre incelenen bu iki özellik arasında kuvvetli ilişkinin 52
74 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ olduğunu söylemek mümkündür. Bu çeşit için canlılık oranı bakımından elde edilen etkili mutasyon dozu (ED 50 ), 2007 yılı için 21.7 Gy, 2008 yılı içinse 24.9 Gy olarak tespit edilmiştir (Şekil 4.4). Canlılık Oranı (%) Y= x R 2 = 0.81 Canlılık Oranı (%) Y= x R 2 = Co60 dozları (Gy) Co60 Dozları (Gy) 2007 Yılı 2008 Yılı Şekil 4.4. Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Canlı Çelik Oranı Arasındaki Regresyon Grafiği (2007 ve 2008 Yılları) Gama ışınım dozunun artışına bağlı olarak gözlenen canlı çelik oranındaki azalmayı fizyolojik olarak şu şekilde açıklamak mümkündür. İyonize radyasyon grubunda olan gama ışınımı hücrede bol miktarda bulunan su molekülünün ayrışmasına ve bu yolla üç-dört atomdan meydana gelmiş oksijen içeren serbest radikallerin oluşuma neden olmaktadır. Oluşan serbest radikaller DNA zincirinin kırılması, DNA zinciri boyunca nükleotidlerin ayrışması, hücre duvarı ve stoplazmayı parçalayarak hücre bölünmesinin engellenmesi yoluyla hücre ölümüne neden olmaktadır (Kaya, 2002; Blanco, 2005). Kullanılan doz, bitki türü ya da çeşidi için yüksek olduğunda ölen hücrelerin yerine yenisi oluşmamakta ve bitkinin kurumasına ve ölümüne neden oluşturmaktadır. Etkili mutasyon dozu ve gama ışınımına olan hassasiyet çeşitlere göre değişmekle beraber aynı çelik üzerinde farklı gözlerde de farklılık göstermektedir (Çoban ve ark., 2002). Mevlana, Pembe Gemre ve Misket çeşitlerinde aynı çeliğin 10 farklı gözünde 3.8 krad dozunda gama ışınımı 53
75 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ uygulamış her bir gözün radyasyona olan hassasiyetinin farklılık gösterdiğini saptamışlardır. Daha önceki yıllarda ışınlama sonrası etkili mutasyon dozunun belirlenmesine yönelik yürütülmüş çalışmalarda da gama ışınım dozunun artışına paralel olarak canlı çelik oranında düşüşlerin olduğu bildirilmiştir (Ponnuswami ve ark., 1991; Marasalı ve ark., 2003; Dardeniz ve Tayyar, 2005). Ayrıca belirtilen bu araştırıcılar çeşitlere göre farklı etkili mutasyon dozunun (ED 50 ) olduğunu belirlemişlerdir. Ponnuswami ve ark. (1991), Muscat çeşidinde canlılık oranı bakımından ED 50 değerinin Gy arasında değişim gösterdiğini saptamışlardır. Marasalı ve ark. (2003) ise araştırmaları sonucunda ED 50 değerini Kalecik Karası çeşidi için Gy, Sultani Çekirdeksiz çeşidi için Gy ve Uslu için Gy olarak tespit etmişlerdir. Canlılık oranını ölçüt olarak alan Dardeniz ve Tayyar (2005) ın ED 50 değerini 420 A anacı için Gy, 5BB içinse Gy olarak tespit ettiği görülmüştür Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Farklı dozlardaki gama ışınımının göz kabarma süresine olan etkisi her iki yılda da istatistikî açıdan önemli bulunmuştur. Trakya İlkeren çeşidinde 25 Gy Co 60 uygulamasıyla göz kabarmasının 2007 yılında kontrole göre 4 günlük gecikmeye neden olduğu belirlenmiştir yılı sonuçlarında ise aynı çeşitte 35 Gy uygulamasıyla en geç göz kabarması gözlenmiştir (49 gün). Aynı yılın diğer ışınım dozu uygulamaları aynı istatistikî grup içinde yer almıştır. Flame Seedless çeşidi göz kabarma sonuçlarına göre, 2007 yılında yapılan denemede göz kabarma süresi açısından 15 ve 25 Gy Co 60 uygulamalarıyla kontrole göre sırasıyla 7 ve 8 günlük gecikmeye neden olmuştur. Elde edilen bu farklılık istatistikî açıdan önemli bulunmuştur. Denemenin ikinci yılında ise aynı çeşitte en erken göz kabarması Kontrol ve 15 Gy uygulamasında tespit edilirken (kontrolde dikimden 43 gün sonra, 15 Gy Co 60 dozunda dikimden 44 gün sonra), en geç göz kabarması 35 Gy uygulamasında saptanmıştır (dikimden 51 gün sonra) (Çizelge 4.2). 54
76 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 4.2. Farklı Dozlarda Co 60 Uygulamasının Odun Çeliklerinde Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Üzerine Etkisi Uygulama (Co 60 Dozları) Çeşit Trakya İlkeren Flame Seedless Kontrol 20 b 37 b 19 b 43 c 15 Gy 22 ab 41 b 26 a 44 c 25 Gy 24 a 42 b 27 a 47 b 35 Gy - 49 a - 51 a 45 Gy LSD % Dikim Tarihi (2007 yılı): Dikim Tarihi (2008 yılı): Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Artan gama ışınım dozlarının uyanma süresine (gün) olan etkisi Çizelge 4.3 de verilmiştir yılı sonuçlarına göre, denemede yer alan her iki çeşitte de en erken göz uyanması Kontrol uygulamasında gözlenmiştir (dikimden 22 gün sonra). Bu özellik açısından 25 Gy uygulamasıyla Trakya İlkeren çeşidinde kontrole göre 5 gün, Flame Seedless çeşidinde ise 7 günlük gecikme meydana gelmiştir yılı sonuçlarına göre ise Trakya İlkeren çeşidinde en geç uyanma 35 Gy uygulaması yapılan çeliklerde saptanırken (dikimden 53 gün sonra), 15 ve 25 Gy uygulamaları gören çeliklerde uyanma sırasıyla dikimden 43 ve 45 gün sonra gerçekleşmiştir. Flame Seedless çeşidinde ise en geç uyanma aynı grup içinde yer alan 25 ve 35 Gy Co 60 uygulaması çeliklerinde belirlenmiştir (25 Gy Co 60 dozunda dikimden 50 gün sonra, 35 Gy Co 60 dozunda dikimden 52 gün sonra) (Çizelge 4.3). 55
77 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 4.3. Farklı Dozlarda Co 60 Uygulamasının Odun Çeliklerinde Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Üzerine Etkisi Uygulama (Co 60 Dozları) Çeşit Trakya İlkeren Flame Seedless Kontrol 22 b 39 c 22 b 45 b 15 Gy 25 ab 43 bc 28 a 47 b 25 Gy 27 a 45 b 29 a 50 a 35 Gy - 53 a - 52 a 45 Gy LSD % Dikim Tarihi (2007 yılı): Dikim Tarihi (2008 yılı): Dardeniz ve Tayyar ın 2005 yılında bazı Amerikan asma anaçlarında çeliklerin gelişimi ile gözlerin uyanması üzerine farklı gama ışınım dozlarının etkisinin incelendiği çalışmada çeliklerin dikiminin ardından geçen gün sayısı tespit edilmiştir. 420 A anacının kontrol uygulamasında uyanma, dikimden 14 gün sonra gerçekleşmiştir. Bu süre araştırıcılar tarafından 20 Gy Co 60 uygulamasında 22.3 gün, 25 Gy Co 60 uygulamasında 28 gün, 30 Gy Co 60 uygulamasında ise 44 gün olarak saptanmıştır. Araştırıcılar çalışmalarında en yüksek doz olarak kullandıkları 35 Gy Co 60 uygulamasında çeliklerin % 40 dan daha azında uyanmanın gerçekleştiğini belirlemişlerdir. Çalışmada 5 BB anacı için dikimi takiben geçen süre kontrol için 12.5 gün olarak belirlenirken, 20 Gy Co 60 uygulamasında 22 gün, 30 Gy Co 60 için 42.8 gün ve 35 Gy Co 60 da ise 43 gün olarak saptanmıştır. Araştırıcıların çalışmalarında da çeliklerin uyanmasında doz artışına bağlı olarak gecikme gözlenmiştir. Bu konuda yapılmış diğer çalışmalarda da görüldüğü gibi uygulama yapılan çeşide ve uygulanan doza göre gözlerin uyanma sürelerinde bizim çalışmamızda da gözlendiği gibi belli sürelerde gecikmeler olmuştur Gözlerin Sürme Süresi (gün) Sürme süresi sonuçları kabarma ve patlama süreleri sonuçları ile paralellik göstermiştir. Trakya İlkeren çeşidinde en kısa sürme süresi her iki yıl denemesinde 56
78 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ de kontrol uygulamasında tespit edilmiştir (2007 yılı: dikimden 28 gün sonra, 2008 yılı: dikimden 43 gün sonra). Bu çeşitte 2007 yılı sonuçlarına göre en geç sürme 25 Gy uygulamasında (38 gün), 2008 yılı sonuçlarına göre ise 35 Gy uygulamasında gözlenmiştir (56 gün). Flame Seedless çeşidinde ise 2007 yılında en erken sürme dikimden 29 gün sonra ile kontrol uygulamasında belirlenirken 2008 yılı denemesinde sırasıyla dikimden 50 ve 51 gün sonra ile Kontrol ve 15 Gy uygulamalarında gözlenmiştir (Çizelge 4.4). Bu çeşidin her iki yıl deneme sonuçlarına göre en geç sürme 25 Gy uygulamasında (2007 yılı: dikimden 39 gün sonra, 2008 yılı: dikimden 59 gün sonra) tespit edilmiştir. Çizelge 4.4. Farklı Dozlarda Co 60 Uygulamasının Odun Çeliklerinde Gözlerin Sürme Süresi (gün) Üzerine Etkisi Uygulama (Co 60 Dozları) Çeşit Trakya İlkeren Flame Seedless Kontrol 28 c 43 c 29 c 50 c 15 Gy 33 b 49 b 35 b 51 c 25 Gy 38 a 49 b 39 a 59 a 35 Gy - 56 a - 55 b 45 Gy LSD % Dikim Tarihi (2007 yılı): Dikim Tarihi (2008 yılı): Yaprak Sayısı (adet) Yaprak sayısı üzerine ışınım dozlarının etkisi iki yıl süreyle incelenmiştir. Bu inceleme tüplere şaşırtılan fidanlarda yapılmıştır. Buna göre ilk yıl için Trakya İlkeren çeşidinde Kontrol ve 15 Gy Co 60 uygulaması yapılan fidanların canlı kaldığı görüldüğünden bunlardaki yaprak sayısı (adet) sonuçları Çizelge 4.5 de verilmiştir. İlk yıl sonuçlarına göre incelenen yaprak sayısı bakımından 15 Gy dozunun Kontrole göre farklılığa neden olduğu saptanmıştır. Kontrol uygulaması fidanlarında 30 adet yaprak belirlenirken 15 Gy uygulamasıyla bu değer 13 e kadar düşmüştür. Denemenin ikinci yılında ise 25 Gy uygulamasından da canlı fidan elde edilebildiği 57
79 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ için bu bitkilerde de incelemeler yapılmıştır. İkinci yıl bulguları yaprak sayısı bakımından ilk yıla benzerlik gösterse de 15 Gy uygulaması (15 adet) ilk yıl sonuçlarından farklı olarak kontrol uygulamasıyla (16 adet) aynı istatistiksel grup içerisinde yer almıştır. En düşük yaprak sayısı (5 adet) 25 Gy uygulamasından elde edilmiştir. Flame Seedless çeşidinin yaprak sayısı bakımından elde edilen bulguları Çizelge 4.6 da verilmiştir. İlk yıl sonuçlarına göre; 15 ve 25 Gy Co 60 uygulamalarıyla yaprak sayısı belirgin bir şekilde azalma göstermiştir. Kontrol uygulamasından elde edilen fidanlarda 30 adet yaprak saptanırken, 15 ve 25 Gy Co 60 uygulamalarıyla bu değerler sırasıyla 12 ve 6 adede kadar düşmüştür. İkinci yıl denemesinde ise tüm Co 60 ışınım dozları aynı istatistiksel grup içerisinde yer almış ve hemen hemen kontrol uygulamasının yarı miktarında yaprak sayısı elde edilmiştir. Çalışmada yaprak sayısında tespit edilen bu azalma çoğu araştırıcı tarafından da doz artışına bağlı olarak vejetatif gelişimin engellenmesi şeklinde yorumlanmıştır. Araştırıcılar yüksek gama ışınımının hücre bölünmesini engelleyerek büyümeyi olumsuz etkilediğini bildirmiştir (Kaya, 2002; Blanco, 2005). Dut bitkisinde iyonize radyasyonun etkisinin belirlendiği çalışmada ise yüksek gama ışınımının sürgün kısalmasına ve dolayısıyla yaprak sayısında da azalmaya neden olduğunu bildirilmiştir. Araştırıcı bu sonucu polisakkarit granüllerinin artışına bağlı içsel fizyolojik dengesizlikten kaynaklandığı şeklinde açıklamıştır (Katagiri, 1976). Bazı araştırıcılarda gama ışınım dozu artışına bağlı olarak yaprak sayısında azalma belirlemişlerdir (Ponnuswami ve ark., 1991; Dardeniz ve Tayyar, 2005; Kunter Marasalı ve Değirmenci, 2007) Sürgün Uzunluğu (cm) Trakya İlkeren çeşidinde sürgün uzunluğu açısından gama ışınım dozlarının etkisi incelendiğinde ilk yıl elde edilen değerlerde 15 Gy Co 60 uygulamasıyla kontrole göre belirgin bir azalmanın olduğu görülmüştür. Ortalama sürgün uzunluğu değerleri kontrol fidanlarında 56 cm olurken, 15 Gy uygulaması gören fidanlarda 24 cm olarak tespit edilmiştir. İkinci yıl sonuçları ilk yıl sonuçlarıyla benzerlik 58
80 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ göstermiş olmasına karşın denemenin ikinci yılında canlı kalan 25 Gy uygulanmış fidanların sürgün uzunluklarının (7.8 cm), Kontrol (50.9 cm) ve 15 Gy (41.0 cm) uygulanmış olanlara nazaran oldukça azaldığı dikkat çekmiştir (Çizelge 4.5) (Şekil 4.5). Flame Seedless çeşidinden elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde Trakya İlkeren çeşidi sonuçlarıyla uyum içinde olduğu dikkat çekmektedir yılı sonuçlarına göre bu özellik açısından en yüksek değer, kontrol uygulamasından (52.7 cm), en düşük değer ise 6.3 cm ile 25 Gy Co 60 uygulamasından elde edilmiştir. Denemenin 2008 yılı sonuçlarına göre ise ilk yılda olduğu gibi en uzun sürgünler kontrol uygulamasından elde edilmiştir (65.2 cm). Bu uygulamayı 15 Gy (29.9 cm) ve 25 Gy Co 60 uygulamaları (19.2 cm) izlemiştir. İlk yıl sonuçlarından farklı olarak bu çeşitte 35 Gy uygulaması gören çeliklerden elde edilen fidanlarda da bir miktar canlı kalanlar olmuştur. Bu uygulamayla en düşük sürgün uzunluğuna (11.7 cm) sahip olan fidanlar elde edilmiştir (Çizelge 4.6) (Şekil 4.6). Sürgün uzunluğunda artan ışınım dozuyla meydana gelen azalma çoğu araştırma sonuçlarıyla paralellik göstermiştir. Kunter Marasalı Değirmenci (2007), radyasyon uygulamasının ardından vejetatif gelişim açısından olumsuz bazı durumların olduğunu bildirmişlerdir. Bu durum araştırıcıların yaptığı çalışmada sürgün uzunluğu açısından da kendini göstermiştir. Dardeniz ve Tayyar (2005), 420 A ve 5 BB anaçlarında artan ışınım dozunun vejetatif gelişimi baskılayıcı bir etki gösterdiğini belirtmişlerdir. Çalışmalarında 420 A anacı için Kontrol uygulaması sürgünlerinin uzunluğunun ortalama mm olduğunu buna karşın 35 Gy uygulaması ile bu değerin mm e kadar düştüğünü saptamışlardır. Artan ışınım dozuyla sürgün uzunluğunda saptanan azalma Ponnuswami ve ark. (1991) tarafından da bildirilmiştir. 59
81 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 4.5. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren Çeşidindeki Yaprak Sayısı (adet) ve Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri Uygulama (Co 60 Dozları) Yaprak Sayısı Sürgün Uzunluğu Kontrol 30 a 16 a 56.0 a 50.9 a 15 Gy 13 b 15 a 24.0 b 41.0 a 25 Gy - 5 b b 35 Gy Gy - - LSD % Çizelge 4.6. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Flame Seedless Çeşidi Çeliklerinde Yaprak Sayısı (adet) ve Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri Uygulama (Co 60 Dozları) Yaprak Sayısı Sürgün Uzunluğu Kontrol 30 a 14 a 52.7 a 65.2 a 15 Gy 12 b 8 b 37.1 b 29.9 b 25 Gy 6 c 6 b 6.3 c 19.2 bc 35 Gy - 6 b c 45 Gy LSD %
82 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Kontrol 15 Gy 25 Gy Kontrol 15 Gy 25 Gy Şekil 4.5. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren Çeşidi Çelikleri ve Fidanlarının Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri Kontrol 15 Gy 25 Gy 35 Gy Kontrol 15 Gy 25 Gy 35 Gy Şekil 4.6. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Flame Seedless Çeşidi Çelikleri ve Fidanlarının Sürgün Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Sürgün Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları Trakya İlkeren çeşidinde gama ışınım dozları ile sürgün uzunluğu arasındaki ilişki incelendiğinde lineer regresyon analizine göre 2007 yılı sonuçlarında bu iki özelliğin birbirleri ile ilişkili olmadığı istatistiki olarak saptanmıştır. Ancak; 61
83 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ denemenin ikinci yılında bu iki özelliğin birbirleriyle negatif yönde % 77 oranında ilişki içerisinde olduğu görülmüştür (Şekil 4.7) yılı lineer regresyon analizi sonuçlarına göre sürgün uzunluğu bakımından ED 50 değeri 16.8 Gy olarak belirlenmiştir. Sürgün uzunluğu (cm) Co60 dozları (Gy) Y= x R 2 =0.77 Şekil 4.7. Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Sürgün Uzunluğu Arasındaki Regresyon İlişki Grafiği (2008 Yılı)) (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Sürgün Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları Flame Seedless çeşidinde farklı ışınım dozları ile sürgün uzunluğu arasındaki lineer regresyon grafiği her iki yıl için incelendiğinde bu iki özellik arasında negatif yönde yüksek oranda ilişkinin olduğu görülmektedir. İlk yıl için bu iki özellik negatif yönde % 60 oranında ilişkili olduğu saptanırken ikinci yılda bu oranda artış (% 85) görülmüştür (Şekil 4.8). Sürgün uzunluğu bakımından belirlenen etkili mutasyon dozu lineer regresyon grafiğine göre ilk yıl Gy olarak hesaplanırken bu değer ikinci yıl Gy olmuştur. Ponnuswami ve ark. (1991) Muscat çeşidini materyal olarak kullandıkları mutasyon ıslahı çalışmasında sürgün uzunluğunu kullanarak hesapladıkları ED 50 62
84 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ değerini 20 ve 25 Gy arasında değiştiğini bulmuşlardır. Marasalı ve ark. (2003) ise sürgün uzunluğu açısından ED 50 değerini Kalecik karası için Gy, Sultani Çekirdeksiz için Gy ve Uslu için Gy olarak saptamışlardır. Dardeniz ve Tayyar (2005), 420 A ve 5 BB anacında 20, 25, 30 ve 35 Gy gama ışınım dozlarını denedikleri çalışmalarında uygulama dozlarındaki artışa bağlı olarak sürgünlerde kısalma belirlemişlerdir. Araştırıcılar 420 A anacının kontrol bitkilerinde sürgün uzunluğunu mm, 35 Gy ışınım uygulaması bitkilerinde ise mm olarak tespit etmişlerdir. Yapılan bu çalışmaların tümünde araştırıcılar artan gama ışınım dozunun vejetatif gelişimi baskıladığını bildirmişlerdir. Sürgün Uzunluğu (cm) Y= x 70 Y= x R 2 = R 2 = 0.85 R 2 =0.85 Sürgün Uzunluğu (cm) Co60 dozları (Gy) Co60 Dozları (Gy) 2007 yılı 2008 yılı Şekil 4.8. Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Sürgün Uzunluğu Arasındaki Regresyon İlişki Grafiği (2007 ve 2008 yılları) Kök Uzunluğu (cm) Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşidi çeliklerinde tüplere şaşırtma esnasında ölçülen diğer özellikler gibi kök uzunluğunun da artan gama ışınım dozundan oldukça etkilendiği saptanmıştır. Trakya İlkeren çeşidinin her iki yıl sonuçlarına göre kontrol uygulamasıyla en uzun kök uzunluğuna sahip fidanlar elde edilmiştir (1.yıl: 25.8 cm, 2. yıl: 25.4 cm). Bu değer 15 Gy uygulaması gören fidanlarda ilk yıl için 12.5 cm, ikinci yıl içinse 21.8 cm olarak tespit edilmiştir. Denemenin ikinci yılında 63
85 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ 25 Gy uygulamasıyla en kısa köklere sahip fidanlar elde edilmiştir. (Çizelge 4.7). Tüm bu uygulamalar farklı istatistiki grup içinde yer almıştır. Flame Seedless çeşidinin kök uzunluğu bulguları Çizelge 4.8 de verilmiştir. Her iki yıl sonuçlarına göre kök uzunluğu açısından ışınım dozları aynı istatistiksel grup içerisinde yer almış ve kontrole göre daha düşük değerler göstermişlerdir. Artan ışınım dozundan kaynaklanan kök uzunluğundaki azalma bazı araştırıcılar tarafından da bildirilmiştir (Ponnuswami ve ark., 1991; Lima da Silva ve Doazan, 1995; Dardeniz Tayyar, 2005) (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Kök Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları Trakya İlkeren çeşidinde kök uzunluğu ile farklı Co 60 dozları arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik yapılan lineer regresyon analizi grafiksel olarak Şekil 4.9 da verilmiştir. Bu çeşit için kök uzunluğu ile uygulanan gama ışınım dozlarının ilgisi önemli bulunmuş, negatif yönlü olan bu ilişkide hesaplanan R 2 değeri 0.86 olmuştur. Trakya İlkeren çeşidi için bu özellik bakımından hesaplanan ED 50 değeri 39.7 Gy olarak bulunmuştur. 64
86 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Kök Uzunluğu (cm) Y= x R 2 = Co 60 dozları (Gy) Şekil 4.9. Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Uzunluğu Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Kök Uzunluğu (cm) Arasındaki Regresyon Bulguları Flame Seedless çeşidi için kök uzunluğu ile gama ışınım dozları arasındaki ilişki denemenin ilk yılı için % 5 önem seviyesinde önemli bulunmazken ikinci yılı önemli olmuştur. İkinci yıl denemesinden elde edilen lineer regresyon grafiği ise Şekil 4.10 da gösterilmiştir. Denemeye alınan bu çeşit için kök uzunluğu bakımından elde edilen etkili mutasyon dozu ise oldukça yüksek bulunmuştur (51 Gy). Kök uzunluğu açısından yapılan varyasyon analizi sonucuna göre ise her iki yıl içinde kontrole en yakın kök uzunluk değerleri 15 Gy uygulamasından elde edilmiştir. Bu bakımdan regresyon analiz sonucuna göre hesaplanan ED 50 değerinin oldukça yüksek olduğu düşünülmektedir. 65
87 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Kök Uzunluğu (cm) Y= x R 2 = Co60 dozları (Gy) Şekil Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Uzunluğu Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği Kök Sayısı (adet) Trakya İlkeren çeşidinin kök sayısı (adet) sonuçları Çizelge 4.7 de verilmiştir yılı sonuçları incelendiğinde kök sayısı açısından 15 Gy dozunun Kontrole göre istatistiksel farklılığa neden olduğu saptanmıştır. 15 Gy Co 60 uygulamasıyla kök sayısında % 50 düşüş görülmüştür. Çalışmanın ikinci yılında 15 Gy uygulamasına ek olarak 25 Gy uygulanmış çeliklerde canlılık devam ettiğinden bu özelliğin incelemesi yapılabilmiştir. İlk yıl sonuçlarına paralel olarak artan gama ışınım dozunun kök sayısında düşüşe neden olduğu belirlenmiştir. 15 ve 25 Gy uygulamalarıyla kök sayısında kontrole göre yaklaşık % oranında azalma saptanmıştır. Flame Seedless çeşidinin kök sayısı bakımından elde edilen bulguları kök uzunluğu sonuçlarıyla paralellik göstermiştir. İlk yıl denemesinde bu özellik bakımından ışınım dozları kontrole göre belirgin farklılık göstermiş ancak 15 ve 25 Gy Co 60 uygulamasından elde edilen fidanların kök sayıları birbirlerine yakın değerler göstererek aynı istatistiksel grup içerisinde yer almıştır (Kontrol uygulamasında15 adet, 15 Gy dozunda 7 adet ve 25 Gy dozunda 6 adet). Bu çeşit 66
88 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ için 2008 yılı denemesinde de bu özellik açısından 15 Gy (5 adet), 25 Gy (4 adet) ve 35 Gy (3 adet) uygulamaları aynı istatistiki grup içerisinde yer alırken en fazla kök sayısı kontrol (10 adet) uygulamasından elde edilmiştir (Çizelge 4.8). Çizelge 4.7. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren Çeşidi Çeliklerinde Kök Uzunluğu (cm) ve Kök Sayısı (adet) Üzerine Etkileri Uygulama (Co 60 Dozları) Kök Uzunluğu Kök Sayısı Kontrol 25.8 a 25.4 a 12 a 11 a 15 Gy 12.5 b 21.8 b 6 b 5 b 25 Gy c - 4 b 35 Gy Gy - - LSD % Çizelge 4.8. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Flame Seedless Çeşidi Çeliklerinde Kök Uzunluğu (cm) ve Kök Sayısı (adet) Üzerine Etkileri Uygulama (Co 60 Dozları) Kök Uzunluğu Kök Sayısı Kontrol 27.1 a 41.8 a 15 a 10 a 15 Gy 19.2 b 33.5 b 7 b 5 b 25 Gy 17.0 b 27.6 b 6 b 4 b 35 Gy b - 3 b 45 Gy LSD % (1). Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Dozları (Gy) ile Kök Sayısı (adet) Arasındaki Regresyon Bulguları Bu iki özellik açısından ilginin varlığı; 2007 yılı deneme sonucuna göre % 5 önem seviyesinde önemli bulunmazken ikinci yılda iki özellik arasında % 85 oranında negatif yönlü kuvvetli ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Bu iki özellik açısından hesaplanan etkili mutasyon dozu (ED 50 ) ise 16.3 Gy olarak belirlenmiştir (Şekil 4.11). 67
89 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Kök Sayısı (adet) Y= x R 2 = Co60 dozları (Gy) Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Sayısı Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği (2). Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulama Dozları (Gy) ile Kök Sayısı (adet) Arasındaki Regresyon Bulguları Flame Seedless çeşidinin kök sayısı açısından Co 60 dozlarının etkisi istatistiki anlamda önemli bulunmuş, bu iki özellik arasında R 2 = 0.71 değeriyle negatif yönde kuvvetli ilişkinin olduğu saptanmıştır. Bu çeşidin lineer regresyon analizi sonucuna göre hesaplanan ED 50 değeri 18 Gy olarak tespit edilmiştir (Şekil 4.12). Kök sayısı açısından Dardeniz ve Tayyar (2005) ışınım dozunun artışıyla kök sayısında belirgin düşüşün olduğunu saptamışlardır. Araştırıcılar çalışmamız sonuçlarına benzer olarak 5 BB anacı kontrol bitkilerinde kök sayısını olarak belirlemişler ancak bu değerin 20 Gy uygulamasında 4.9, 25 Gy uygulamasında ise 1.38 adete kadar düşüş gösterdiğini belirtmişlerdir. Buna karşın aynı araştırıcılar 420 A anacında artan ışınım dozlarında köklenmenin olmadığını saptamışlardır. Lima da Silva ve Doazan (1995) da artan ışınım dozlarının kök gelişimi üzerine olumsuz etki yaptığını rapor etmişlerdir. Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinde ışınım dozlarının kök üzerine etkisi Şekil 4.13 ve 4.14 de gösterilmiştir. 68
90 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Kök Sayısı (adet) 12,5 10 7,5 5 Y= x R 2 =0.71 2, Co60 dozları (Gy) Şekil Flame Seedless Çeşidinde Co 60 Uygulaması ile Kök Sayısı Arasındaki 2008 Yılı Regresyon İlişki Grafiği Şekil Trakya İlkeren Çeşidinin 15 Gy ve 25 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerde Kontrol Uygulamasına Göre Köklerde Oluşan Farklılık 69
91 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Flame Seedless Çeşidinin 15 Gy, 25 Gy ve 35 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerde Kontrol Uygulamasına Göre Köklerde Oluşan Farklılık Yaprak Alanı (cm 2 ) Yaprak alanı üzerine farklı gama ışınım dozlarının etkisi Çizelge 4.9 da gösterilmiştir. İki yıl süreyle yapılan yaprak alanı ölçümlerine göre ışınım dozlarının artışına bağlı olarak yapraklarda küçülmenin olduğu tespit edilmiştir. Trakya İlkeren çeşidinin kontrol uygulamasında ilk yıl denemesinde yaprak alanının 93.2 cm 2, ikinci yılda ise 83.0 cm 2 olduğu belirlenmiştir. Her iki yılda da 15 Gy uygulaması kontrolden farklı grup içerisinde yer almıştır (2007: 79.2 cm 2, 2008: 71.4 cm 2 ). İkinci yıl denemesinde ise canlı kalan 25 Gy ve 35 Gy uygulaması bitkilerinin yaprak alanlarında oldukça fazla düşüş saptanmıştır (sırasıyla; 43.6 cm 2, 31.4 cm 2 ). Flame Seedless çeşidinde de ışınım dozlarının artışına bağlı olarak yaprak alanında Trakya İlkeren çeşidinde olduğu gibi azalma saptanmıştır. Kontrol uygulaması fidanlarında yaprak alanı değeri ilk yılda 83.0 cm 2 ikinci yılda ise 71.0 cm 2 olmuştur. Buna karşın 15 Gy uygulaması, ilk yılda 71.4 cm 2 lik yaprak alanı değeriyle kontrolden farklı grupta yer alırken denemenin ikinci yılında kontrolle aynı istatistiki grup içinde olmuştur. 25 ve 35 Gy uygulamaları ile yaprak alanlarında hemen hemen yarı yarıya küçülme tespit edilmiştir. 70
92 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Yapılan çalışmalarda yüksek gama ışınım dozu uygulamalarının asmanın genel vejetatif gelişimini baskıladığı tespit edilmiş buna bağlı olarak artan ışınım dozlarıyla yaprak alanında da azalmanın saptandığı bildirilmiştir (Ponnuswami ve ark., 1991; Dardeniz ve Tayyar, 2005). Çizelge 4.9. Farklı Dozdaki Co 60 Uygulamasının Trakya İlkeren ve Flame Seedless Çeşitlerinin Yaprak Alanları Üzerine Etkisi (cm 2 ) Uygulama (Co 60 Dozları) Çeşit Trakya İlkeren Flame Seedless Kontrol 93.2 a 80.5 a 83.0 a 71.0 a 15 Gy 79.2 b 51.3 b 71.4 b 75.5 a 25 Gy c 43.6 c 42.3 b 35 Gy b 45 Gy LSD % Morfolojik İnceleme Bulguları Işınlamayı takiben dikilen çeliklerde sürme sonrasında morfolojik farklılıklar da incelemeye alınmıştır. Yapılan gözlemlerde 35 Gy uygulaması gören çeliklerden süren sürgünlerin daha kısa, yapraklarının daha küçük olduğu ve yaprak dişlerinin kaybolduğu gözlenmiştir (Şekil 4.15). Işınlama sonrası yapılan morfolojik gözlemlerde fizyolojik zararlanma olarak tanımlanan yaprak şeklindeki anormallikler bu çalışmaya benzer olarak bazı çalışmalarda da tespit edilmiştir (Van Harten, 1998); Marasalı ve ark., 2003); Dardeniz ve Tayyar, 2005). 71
93 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Gy Co 60 Uygulaması Yapılan Flame Seedless Çeşidi Çeliklerindeki Yapraklardaki Morfolojik Farklılığın Görünümü Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) Denemeye alınan her iki çeşitte gama ışınımının çeliklerdeki ploidi seviyelerine olan etkisinin belirlenmesi amacıyla stoma yoğunlukları da belirlenmiştir. Buna ilişkin sonuçlar Çizelge 4.10 ve Çizelge 4.11 de verilmiştir. Bunun yanında her iki çeşidin stomalarının mikroskoptan genel görünümleri Şekil 4.16 ve Şekil 4.17 de gösterilmiştir yılı sonuçlarına göre her iki çeşitte de bu özellikler bakımından istatistikî bir farklılık elde edilmemiştir. Trakya İlkeren çeşidinde stoma sayısı adet/mm 2 arasında değişirken, Flame Seedless çeşidinde bu sayı adet/mm 2 olmuştur. Denemenin ikinci yılında Trakya İlkeren çeşidinde 25 Gy uygulaması yapılan bitkilerin stoma yoğunluğunun Kontrol ve 15 Gy uygulaması yapılanlara göre oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir (124 adet/mm 2 ). Flame Seedless çeşidinin 35 Gy uygulamasında stoma yoğunluğunun kontrole oranla oldukça azaldığı belirlenmiştir (Kontrol: 146 adet/mm 2, 35 Gy dozu: 90 adet/mm 2 ). Farklı gama ışınım dozlarının stoma sayısı üzerine etkisinin yalnızca Lima da Silva ve Doazan (1995) ın çalışmalarında incelendiği tespit edilmiştir. Araştırıcılar in- vitro da gerçekleştirdikleri çalışmalarında Fercal ve Gravesac Amerikan asma anaçlarında mutasyonun sağlanması için 10, 20, 30, 40, 50 ile 60 Gy dozlarındaki Co 60 ışınım kaynağını kullanmışlardır. Değişik gelişim parametrelerinin incelendiği bu çalışmada 30 Gy Co 60 dozunun stoma sayısı bakımından varyasyona neden 72
94 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ olduğunu saptamışlardır. Bu çalışmada ise ilk yıl sonuçlarında bu özellik bakımından farklılık olmadığı görülmesine karşın ikinci yıl sonuçlarında Trakya İlkeren çeşidinde 25 Gy uygulaması ile Flame Seedless çeşidinde ise 35 Gy uygulaması ile belirgin bir farklılık elde edilmiştir Stoma Genişliği ve Uzunluğu (mm) Farklı ışınım dozlarının stoma boyutlarına olan etkisi istatistiki anlamda önemli bulunmamıştır. Her iki yıl sonuçlarına göre; Trakya İlkeren çeşidi stoma genişlik değerleri µm, stoma uzunlukları ise µm değerleri arasında saptanmıştır (Çizelge 4.10). Flame Seedless çeşidinde stoma genişlik değerleri µm, stoma uzunlukları ise µm arasında değişim göstermiştir (Çizelge 4.11). Flame Seedless çeşidinin ikinci yıl denemesinde 35 Gy uygulamasıyla stoma genişliği ve uzunluğunda belirgin artışa neden olduğu belirlenmiştir (stoma genişliği: 12.9 µm, stoma uzunluğu: 26.7 µm) Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Stoma Sayısı (adet/mm 2 ), Genişliği (µm) ve Uzunluğu (µm) Üzerine Etkisi Uygulama (Co 60 Dozları) Stoma Sayısı Stoma Genişliği Stoma Uzunluğu Kontrol ab Gy a Gy b Gy Gy LSD %5 Ö.D. 22 Ö.D Ö.D. Ö.D. Ö.D. 73
95 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Stoma Sayısı (adet/mm 2 ), Genişliği (µm) ve Uzunluğu (µm) Üzerine Etkisi Uygulama Stoma Sayısı Stoma Genişliği Stoma Uzunluğu Kontrol a b b 15 Gy a b a 25 Gy a ab b 35 Gy b a a 45 Gy LSD %5 Ö.D Ö.D 2.32 Ö.D Şekil Trakya İlkeren Çeşidi Kontrol Uygulaması Stomalarının Mikroskobik Görünümü (Büyütme: 20 x 10) 74
96 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Flame Seedless Çeşidi Kontrol Uygulaması Stomalarının Mikroskobik Görünümü (Büyütme: 20 x 10) Kromozom Sayımı Bulguları Farklı dozdaki Co 60 uygulamasının ploidi seviyesine olan etkisinin belirlenmesi amacıyla stoma sayımı ve boyutunun incelemesine ek olarak kromozom sayımları da gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, her iki çeşidin tüm ışınım dozlarının uygulandığı çeliklerin kök kromozom sayılarının kontrol çeliklerininki ile aynı olduğu (2n=2x=38) saptanmış böylelikle ışınım dozlarının kromozomal düzeyde etkisinin olmadığı belirlenmiştir (Şekil 4.18, Şekil 4.19). Çalışmadan elde edilen kromozomal bulgular Marasalı Kunter ve Değirmenci (2007) nin çalışma sonuçlarına benzerlik göstermiştir. Araştırıcılar Sultani Çekirdeksiz ve Kalecik Karası üzüm çeşitlerinde beş farklı dozda (20, 25, 30, 40 ve 45 Gy) Co 60 ışınlamaları yapmışlar ve uyarılmış mutasyonun sitolojik etkilerini incelemişlerdir. Araştırmada her iki çeşit için de diploid (2n=38) yapıda hücreler gözlemişlerdir. Sultani Çekirdeksiz çeşidinin 30 Gy uygulamasının yapıldığı yüz bireyin yalnızca bir tanesinde diploid kromozom sayısından fazla ve ploid olduğu düşünülen hücre yapısının gözlendiğini bildirmişlerdir. 75
97 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Kontrol 15 Gy 25 Gy Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Kontrol ile 15 Gy ve 25 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerin Kromozomları (Büyütme: 100 x 10) Kontrol 15 Gy 25 Gy 35 Gy Şekil Flame Seedless Çeşidinde Kontrol ile 15 Gy, 25 Gy ve 35 Gy Co 60 ile Işınlanmış Çeliklerin Kromozomlarının Görünümü (Büyütme: 100 x 10) Odun Çeliklerine Co 60 Uygulamasını Takiben Aşılama Uygulaması Bulguları Aşı Tutma Oranı (%) Işınlamayı takiben aşılamalar iki yıl süreyle yapılmış ancak ikinci yıl vejetasyon döneminde yapılan aşılamalarda tutum oranları kontrol uygulamasında dahi çok düşük olmuştur. Bu nedenle değerlendirmeye alınmamıştır. Aşılamalardan elde edilen aşı tutum oranları Çizelge 4.12 de verilmiştir. Buna göre Trakya İlkeren çeşidinde 25, 35 ve 45 Gy lik Co 60 uygulamalarında, Flame Seedless çeşidinde ise 35 76
98 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ ve 45 Gy Co 60 dozların uygulandığı aşı gözlerinde kuruma görülmüştür. Diğer uygulamalarda ise % 50 ve üzerinde aşı tutumu elde edilmiştir. Çizelge Farklı Dozdaki Co 60 ile Işınlamayı Takiben Gözlerdeki Aşı Tutma Oranları (%) Uygulama (Co 60 Dozları) Trakya İlkeren Çeşit Flame Seedless Kontrol Gy Gy Gy Gy Fenolojik Bulgular (1). Gözlerin Kabarma Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidinde farklı Co 60 dozlarının gözlerde kabarma süresine olana etkisi Şekil 4.20 de grafiksel olarak gösterilmiştir. Bu grafiğe göre 15 Gy gama ışınım uygulaması gören gözlerde kabarma kontrole göre iki gün sonra gerçekleşmiştir. Flame Seedless çeşidinde ise en geç kabarma 25 Gy Co 60 uygulanan gözlerde (32 gün) tespit edilmiştir. Kabarma kontrol omcalarında aşılamadan 27 gün sonra, 15 Gy uygulamasında ise 30 gün sonra gözlenmiştir (Şekil 4.21) (2). Gözlerin Uyanma Süresi (gün) Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitleri çeliklerinin farklı dozlarda gama ışınımı ile ışınlanması sonrası yapılan aşılamalardan elde edilen göz uyanma süresi sonuçları grafiksel olarak Şekil 4.20 ve 4.21 de verilmiştir. Trakya İlkeren çeşidi kontrol omcalarındaki aşı gözleri aşılamadan 27 gün sonra patlama gösterirken, 15 Gy uygulaması omcalarında bu süre 29 gün olmuştur. 77
99 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Bu özellik açısından Flame Seedless çeşidinde özellikle 25 Gy uygulaması kontrole göre dört gün geç uyandığı dikkat çekmiştir. 15 Gy uygulaması ise kontrolle aşılamadan hemen hemen aynı süre sonunda uyanma göstermiştir (Şekil 4.21) (3). Gözlerin Sürme Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidinde 15 Gy uygulaması yapılan omcalarda gözlerin sürmesi kontrol omcalarıyla hemen hemen aynı tarihte gerçekleşmiştir. Flame Seedless çeşidinde ise ışınım dozunun artışına bağlı olarak göz sürmesi, kabarma ve uyanma sürelerinde olduğu gibi bir miktar gecikmeye neden olmuştur. Kontrol omcalarında gözler aşılamadan 35 gün sonrasında sürme gösterirken, 15 Gy uygulamasında bu süre 37 gün, 25 Gy uygulamasında ise 41 gün olarak saptanmıştır. Gün Aşılama Zamanı: Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 dozlarının Aşılama Yapılan Gözlerde Kabarma, Patlama ve Sürme Sürelerine (Gün) Etkisi 78
100 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Gün Aşılama Zamanı: Şekil Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 dozlarının Aşılama Yapılan Gözlerde Kabarma, Patlama ve Sürme Sürelerine (Gün) Etkisi (4). Uyanma Süresi (gün) 2008 yılı sonuçlarına göre; Trakya İlkeren çeşidinde 15 Gy uygulaması uyanma bakımından kontrole göre 2 günlük bir gecikmeye neden olurken, denemenin 2009 yılında gecikme 3 gün olmuştur (Şekil 4.22). Flame Seedless çeşidinde uyanma bakımından gama ışınım uygulamalarının etkinliği Şekil 4.23 de gösterilmiştir yılı verilerine göre uyanma artan ışınım dozlarıyla gecikmiştir. 25 Gy Co 60 uygulaması gören omcalarda uyanma kontrole göre dört gün sonra meydana gelirken, 2009 yılında iki günlük gecikme olmuştur. Sisleme ünitesindeki ışınlanan çeliklerde, doz artışına bağlı uyanmada meydana gelen gecikme arazi koşullarında da kendini bir miktar göstermiştir. Bu sonuçlar bazı araştırıcıların çalışmalarında da belirtilmiştir (Dardeniz ve Tayyar, 2005; Pannuswami ve ark., 1991). 79
101 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ (5). Tam Çiçeklenme Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidinde farklı Co 60 ışınım dozlarının tam çiçeklenme tarihlerine olan etkisinin ilk yıl için belirgin olmadığı, ikinci yılda ise 15 Gy Co 60 uygulamasının tam çiçeklenmeyi kontrole göre 2 gün geciktirdiği tespit edilmiştir. (Şekil 4.22). Flame Seedless çeşidi için tam çiçeklenme tarihi gama ışınım dozlarından düşük oranda da olsa etkilenmiştir. 15 Gy Co 60 uygulama omcaları kontrolle yaklaşık aynı tarihlerde çiçeklenme göstermiştir. İlk yıl için 25 Gy uygulamasında çiçeklenme kontrol omcalarından üç gün sonra gözlenmiştir. Denemenin ikinci yılında ise 25 Gy uygulamasıyla kontrole göre beş günlük gecikmenin olduğu tespit edilmiştir (Şekil 4.23) (6). Ben Düşme Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidinin ben düşme tarihi üzerine farklı ışınım dozunun etkisi Şekil 4.22 de gösterilmiştir. Bu özellik bakımından ışınım dozlarının etkisi çok belirgin olmamıştır. İlk yıl sonucuna göre 15 Gy lik gama dozu ben düşmede 2 gün, ikinci yılda ise sadece bir günlük gecikmeye neden olmuştur. Flame Seedless çeşidinde artan gama ışınım dozlarının ben düşmeyi geciktirdiği görülmüştür yılı sonuçlarına göre ben düşme 15 Gy uygulamasında kontrole göre üç gün sonra gerçekleşirken, 25 Gy Co 60 uygulamasında 6 gün sonra kaydedilmiştir yılı vejetasyonunda 15 Gy uygulamasında ben düşme kontrol omcalarından 2 gün sonra saptanmış, 25 Gy uygulamasında ise 4 gün sonra not edilmiştir (Şekil 4.23) (7). Olgunluk Süresi (gün) Olgunluk tarihi açısından Trakya İlkeren çeşidinde farklı ışınım dozlarının etkisi belirgin olmamıştır. Denemenin ilk yılı 15 Gy uygulaması kontrole göre bir gün geç olgunlaşırken diğer yıl iki gün sonra olgunlaşmıştır (Şekil 4.22). 80
102 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Olgunluk bakımından Flame Seedless çeşidi incelendiğinde ilk yıl sonuçlarına göre 15 Gy uygulamasıyla kontrole göre 5 gün gecikme meydana gelirken 25 Gy uygulamasında bu süre 9 gün olmuştur. Ancak denemenin ikinci yılında iklimsel koşullardan dolayı olgunluk ileri tarihlere kaymıştır. Kontrol uygulaması omcalarında olgunluk 13 Ağustos da belirlenmiş 15 ve 25 Gy Co 60 uygulamasında 14 Ağustos da saptanmıştır (Şekil 4.23). Gün 2008 yılı 2009 yılı Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Yıllara Göre Farklı Co 60 Dozlarının Uyanma, Tam Çiçeklenme, Ben Düşme ve Olgunluk Süresi Üzerine Etkisi (gün) Gün Gün Gün 2008 yılı 2009 yılı Şekil Flame Seedless Çeşidinde Yıllara Göre Farklı Co 60 Dozlarının Uyanma, Tam Çiçeklenme, Ben Düşme ve Olgunluk Süresi Üzerine Etkisi (gün) 81
103 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Pomolojik Bulgular Işınlama sonrası yaşlı Vinifera omcaları üzerine aşılanan gözlerden elde edilen salkım ve tane özelliklerine ait veriler çeşitlere göre Çizelge 4.13 ve Çizelge 4.14 de verilmiştir. Denemenin ilk ve ikinci yılında elde edilen salkım sayısının azlığı ve kalitesinin düşüklüğünden dolayı uygulamaları temsil etmediği düşünülmüştür. Bu yüzden verilen pomolojik sonuçlar üçüncü yıl (2009 yılı) salkımlarına aittir. Bununla birlikte Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitleri salkımlarının uygulamalara olan tepkisi fotoğraflandırılmış ve sırasıyla Şekil 4.24 ve Şekil 4.25 de gösterilmiştir (1). Salkım Ağırlığı (g) Trakya ilkeren çeşidinde salkım ağırlığı üzerine 15 Gy ışınım dozunun etkisi istatistiki olarak önemli bulunmamıştır. (Kontrol: g, 15 Gy Co 60 : g (Çizelge 4.13) Flame Seedless çeşidinde de ışınım dozları salkım ağırlığında önemli değişikliğe neden olmamıştır. Kontrol omcalarından elde edilen salkımların ağırlığı g olurken, 25 Gy uygulamasında bu değer g olarak tespit edilmiştir (Çizelge 4.14) (2). Salkım Genişliği (cm) Trakya İlkeren çeşidi salkımlarının genişliği incelendiğinde bu açıdan Kontrol (9.1 cm) ve 15 Gy uygulamasının (10.2 cm) aynı istatistiksel grup içerisinde yer aldığı görülmektedir (Çizelge 4.13). Flame Seedless çeşidinde ise gama ışınım dozlarının artışıyla salkım genişliği değerinde bir miktar düşüş saptanmış ancak bu açıdan tüm uygulamalar aynı grup içerisinde yer almıştır. Salkım genişlik değerleri ise cm arasında değişim göstermiştir (Çizelge 4.14). 82
104 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ (3). Salkım Uzunluğu (cm) Trakya İlkeren çeşidinde 15 Gy dozundaki gama ışınımının salkım uzunluğu üzerine etkisi Çizelge 4.13 de gösterilmiştir. Bu özellik bakımından elde edilen sonuçlara göre 15 Gy uygulaması, salkım genişliği sonuçlarına benzerlik göstererek önemli bir farklılık oluşturmamıştır. Flame Seedless çeşidinde ise salkım uzunluğu bakımından en yüksek değerler Kontrol ve 15 Gy uygulamalarında saptanmıştır (21.7 cm). Bu açıdan 25 Gy uygulaması diğer iki uygulamaya göre daha düşük salkım uzunluk değeri göstererek farklı grupta yer almıştır (18.9 cm) (Çizelge 4.14) (4). Tane Ağırlığı (g) Trakya İlkeren çeşidinde tane ağırlığı açısından 15 Gy uygulaması, kontrole göre önemli farklılık oluşturmuştur. Kontrol uygulamasının tane ağırlığı değeri 2.33 g olarak belirlenirken, 15 Gy uygulamasında bu değer 2.92 g olarak saptanmıştır (Çizelge 4.13). Flame Seedless çeşidinde ise uygulama dozlarının artışına bağlı olarak tane ağırlığında düşüş saptanmıştır. Kontrol uygulaması tanelerinin ağırlığı 2.41 g, 15 Gy uygulaması taneleri ise 1.86 g olmuştur. En düşük tane ağırlık değeri ise 1.25 g ile 25 Gy uygulamasında saptanmıştır (Çizelge 4.14) (5). Tane Hacmi (ml) Trakya İlkeren çeşidi tane hacim bulguları tane ağırlığı sonuçlarıyla paralellik göstermiştir. 15 Gy Co 60 uygulaması tanelerinin hacim değeri 2.90 ml olurken kontrol uygulamasında bu değer 2.20 ml olarak saptanmıştır (Çizelge 4.13). Flame Seedless çeşidi tanelerinin hacim bakımından uygulamalara olan yanıtı da tane ağırlığı bulguları ile uyum içinde olmuştur. Bu açıdan Kontrol (2.0 ml) ve 15 Gy Co 60 uygulaması (1.95 ml) aynı istatistiki grup içerisinde yer almış, 25 Gy 83
105 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ uygulamasında (1.08 ml) ise tane ağırlığında belirgin düşüş tespit edilmiştir (Çizelge 4.14) (6). Tane Genişliği (mm) Tane genişliği bakımından Trakya İlkeren çeşidinde 15 Gy Co 60 uygulamasıyla (16.8 mm) kontrole (16.0 mm) göre bir miktar artış elde edilmiştir. Ancak elde edilen bu artış istatistiksel anlamda önemli bulunmamıştır (Çizelge 4.13). Flame Seedless çeşidinde ise tane genişliği bakımından en yüksek değer kontrol uygulamasıyla elde edilirken uygulama dozlarının artışına bağlı olarak bu değerde düşüşler gözlenmiştir. Bu özellik açısından her üç uygulamada farklı grup içerisinde yer almıştır (Çizelge 4.14) (7). Tane Uzunluğu (mm) Trakya İlkeren çeşidi tane uzunluğu bulguları Çizelge 4.13 de verilmiştir. Bu çizelgeye göre 15 Gy uygulaması (15.2 mm) bu özellik bakımından kontrol uygulamasıyla aynı istatistiki grup içerisinde yer almıştır. Flame Seedless çeşidinin 25 Gy uygulamasıyla ise kontrole göre tane uzunluğunda azalma belirlenmiştir (Kontrol: 13.5 mm; 25 Gy: 12.4 mm). 15 Gy uygulaması ise bu açıdan kontrolle aynı grup içerisinde yer almıştır (Çizelge 4.14). 84
106 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Salkım Ağırlığı (g), Salkım Genişliği (cm), Salkım Uzunluğu (cm), Tane Ağırlığı (g), Tane Hacmi (ml), Tane Genişliği (mm) ve Tane Uzunluğu (mm) Üzerine Etkisi Uygulama (Co 60 Dozları) Salkım Ağırlığı Sakım Genişliği Salkım Uzunluğu Tane Ağırlığı Tane Hacmi Tane Genişliği Tane Uzunluğu Kontrol b 2.20 b Gy a 2.90 a Gy Gy Gy LSD %5 Ö.D. Ö.D. Ö.D Ö.D. Ö.D. Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde 15 Gy Co 60 ile Işınlamanın Salkıma Olan Etkisi 85
107 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Farklı Co 60 Dozlarının Salkım Ağırlığı (g), Salkım Genişliği (cm), Salkım Uzunluğu (cm), Tane Ağırlığı (g), Tane Hacmi (ml), Tane Genişliği (mm) ve Tane Uzunluğu (mm) Üzerine Etkisi Uygulama (Co 60 Dozları) Salkım Ağırlığı Salkım Genişliği Salkım Uzunluğu Tane Ağırlığı Tane Hacmi Tane Genişliğ Tane Uzunluğu Kontrol a 2.41 a 2.00 a 13.6 a 13.5 a 15 Gy a 1.86 b 1.95 a 12.4 b 13.3 a 25 Gy b 1.25 c 1.08 b 11.2 c 12.4 b 35 Gy Gy LSD %5 Ö.D. Ö.D Şekil Flame Seedless Çeşidinde 15 ve 25 Gy Co 60 ile Işınlamanın Salkımlara Olan Etkisi In vivo Koşullarda Sürgün Uçlarına Kolhisin Uygulaması Bulguları Canlı Sürgün Ucu Oranı (%) Trakya İlkeren çeşidinde kolhisin uygulamasının canlı sürgün ucu oranı üzerine etkisi Çizelge 4.15 de gösterilmiştir. Genel ortalamalar değerlendirildiğinde kontrol uygulaması dışında kolhisin dozları arasında en yüksek canlılık oranı % 0.5 dozundan elde edilmiştir (% 88.9). % 1 lik kolhisin dozunun tüm uygulama 86
108 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ sürelerinde sürgün uçlarının kuruması görülmüştür. Uygulama sürelerinin artışıyla canlılık oranında düşüş saptanmıştır. En yüksek canlılık oranı 1 gün uygulamasından alınmış olup (% 69.2), bu uygulamayı 3 gün (% 60) ve 5 gün (% 47.5) uygulamaları izlemiştir. Kolhisin doz ve süreleri arasındaki interaksiyon canlılık oranı bakımından önemli olmuş ve bu bakımdan en yüksek canlılık oranı % 0.5 lik kolhisin dozunun 1 ya da 3 günlük sürelerle uygulanmasından elde edilmiştir (% 100). % 0.75 lik dozun 3 ve 5 gün süreyle uygulanmasında ise canlılık oranının % 50 nin altına düştüğü gözlenmiştir. Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlı Sürgün Ucu Oranı Üzerine Etkisi (%) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol a a a a % a a 66.7 c 88.9 b % b 40.0 d 23.3 e 46.7 c % 1 0.0f 0.0 f 0.0 f 0.0 d Ortalama 69.2 a 60 b 47.5 c LSD % 5 (Doz): 4.0 LSD % 5 (Süre): 3.4 LSD % 5 (Doz x Süre): 6.9 Flame Seedless çeşidinde ise canlı sürgün ucu oranı bakımından % 0.75 ve % 1 lik dozların uygulanmasıyla sürgün uçlarının tümünde kuruma görülmüştür. % 0.5 lik kolhisin dozunda ise % 86.7 oranında canlılık oranı saptanmıştır. Süreler arasında genel ortalamalara göre en yüksek canlılık oranı % 50.0 ile 1 günlük kolhisin uygulamasında belirlenmiştir. Canlılık oranındaki yükseklik bakımından en uygun uygulamalar % 0.5 lik kolhisin dozunun 1 ve 3 er gün süreyle uygulanması olmuştur (sırasıyla; % 100, % 93.3) (Çizelge 4.16). Uygulama sonrası canlı kalan ve kuruyan sürgün uçları Şekil 4.26 da gösterilmiştir. 87
109 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlı Sürgün Ucu Oranı Üzerine Etkisi (%) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol a a a a % a 93.3 a 66.7 b 86.7 b % c 0.0 c 0.0 c 0.0 c % c 0.0 c 0.0 c 0.0 c Ortalama 50.0 a 48.3 a 41.7 b LSD % 5 (Doz): 4.3 LSD % 5 (Süre): 3.8 LSD % 5 (Doz x Süre): 7.4 Şekil Uygulama Sonrası Canlı Kalan (Solda) ve Ölen Sürgün Uçlarına (Sağda) Ait Görünüm Arazide sürgün uçlarına uygulanan kolhisin uygulama sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde % 1 kolhisin dozunun denenen her iki çeşitin tüm uygulama süreleri için öldürücü olduğu görülmüştür. Ancak Rassoulli ve Mahmoodzadeh (2005) in yaptıkları çalışmadan elde edilen sonuçlar canlılık oranı bakımından bu çalışma sonuçlarıyla paralellik göstermemiştir. Araştırıcılar, Bidaneh çekirdeksiz üzüm çeşidinin tane iriliğinin artırılması amacıyla değişik süre (24, 48, 72 ve 96 saat) ve konsantrasyonlardaki (% 0.1, % 0.3, % 0.5, % 0.7, % 0.9 ve % 1.1 dozları) kolhisini pamuğa emdirme yoluyla uygulamışlar ve autotetraploidinin teşviki için en üstün sonuçları % 0.9 ve % 1.1 dozlarındaki kolhisinin 96 saat süreyle 88
110 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ uygulanmasından elde etmişlerdir. Araştırıcıların denedikleri bu dozlar bu çalışmada öldürücü etkiye neden olmuştur. Luo ve ark. (1995) ise Hamburg Misketi çeşidinin tetraploid mutantlarını, % 0.2 dozundaki kolhisin çözeltisinde 45 gün gibi uzun sürelerde muamele ile elde etmişlerdir Yaprak Alanı (cm 2 ) Farklı dozlarda kolhisin uygulamasının Trakya İlkeren çeşidi yaprak alanı üzerine etkisi Çizelge 4.17 de verilmiştir. Uygulamalarda % 1 lik kolhisin dozu sürgün uçlarında kurumaya neden olduğundan istatistiksel değerlendirmede göz ardı edilmiştir. Bu özellik için kolhisin dozu ile uygulama süresi arasındaki interaksiyon önemli bulunmuştur. Tüm uygulamalar için en yüksek yaprak alan değerleri 1 gün süreyle kolhisin uygulamasından alınırken özellikle % 0.75 lik dozun 1 gün süreyle uygulanması bu bakımdan dikkat çekmiştir (240.3 cm 2 ). Yaprak alanı değerinin fazlalığı açısından bu uygulamayı % 0.5 kolhisin dozunun 1 gün süreyle uygulanması takip etmiştir. Çizelge 4.17 den de görüldüğü gibi uygulama süresinin artışıyla yapraklarda küçülme tespit edilmiştir. Bu yaprak küçülmesinin kolhisin dozunun yüksekliğinin hücre bölünmesini engelleyerek büyümeyi kısıtlamasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Genel ortalamalar bakımından en düşük yaprak alanı değeri 87.3 cm 2 ile 5 gün süreli kolhisin uygulamasında saptanmıştır. Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Yaprak Alanı Üzerine Etkisi (cm 2 ) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol c d de ab % b d 91.5 f a % a 93.4 ef 57.7 g b % Ortalama a b 87.3 c LSD % 5 (Doz): 11.5 LSD % 5 (Süre): 11.5 LSD % 5 (Doz*Süre):
111 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge 4.18 incelendiğinde Flame Seedless çeşidinde % 0.75 ile % 1 lik kolhisin dozların sürgün uçlarında kurumaya neden olduğu için değerlendirmede göz ardı edilmiştir. Bu çeşit için % 0.5 lik kolhisin dozu yaprak alanının küçülmesine neden olmuştur (% 0.5: cm 2 ). Trakya İlkeren çeşidinde gözlendiği gibi bu çeşitte de uygulama süresinin artışı yaprak alanında bir miktar azalmaya neden olmuş ancak, azalmanın istatistiki olarak önemli olmadığı belirlenmiştir. Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Yaprak Alanı Üzerine Etkisi (cm 2 ) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol a % b % % Ortalama LSD % 5 (Doz): 14.8 LSD % 5 (Süre): Ö.D. LSD % 5 (Doz*Süre): Ö.D. Daha önce gerçekleştirilen çalışmalarda tetraploid bitkilerin diploid bitkilere kıyasla daha iri yapraklara sahip olduğu bildirilmiştir (Rose ve ark., 2000; Motosugi ve ark., 2002 b; Yang ve ark., 2006). Araştırıcıların belirttiği yaprak alanı ile ploidi seviyesi arasındaki bu ilişki çalışmamıza uyarlandığında Trakya İlkeren çeşidi için % 0.5 ve % 0.75 lik dozlardaki kolhisinin 1 gün süreyle sürgün uçlarına uygulanmasıyla kontrole göre daha iri yaprak oluşumu poliploidi oluşumunun gerçekleştiğini düşündürmüştür. Ancak yapılan ploidi analizi sonucunda Trakya İlkeren çeşidinin tüm bitkilerinin diploid olduğu belirlenmiştir. Bu açıdan yapılan uygulamalardan bir kısmının yaprak alanını artırdığı ancak bu artışın ploidi düzeyinin artışında etkili olmadığı tespit edilmiştir Sürgün Uzunluğu (cm) Kolhisin doz ve sürelerinin Trakya İlkeren çeşidi sürgün uzunluğuna olan etkisi Çizelge 4.19 da verilmiştir. Genel ortalamalara göre sürgün uzunluğu bakımından en yüksek değer kontrol uygulamasından alınırken (126.1 cm), bu uygulamayı %
112 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ kolhisin uygulaması (71.8 cm) izlemiştir. Buna karşın en düşük sürgün uzunluğu değeri % 0.75 kolhisin dozunda belirlenmiştir (34.2 cm). Uygulama süresi bakımından genel ortalamalar değerlendirildiğinde süre artışıyla sürgün uzunluğu değerlerinde belirgin azalmanın olduğu görülebilmektedir. Bu özellik bakımından kolhisin dozları ile süreleri arasındaki ilişki istatistiki olarak önemli görülmüş olup en düşük sürgün uzunluğu, % 0.75 lik kolhisin dozunun 5 gün süreyle uygulamasından elde edilmiştir (10.8 cm). Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Sürgün Uzunluğu Üzerine Etkisi (cm) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol a a 93.3 b a % c 81.7 c 60.3 d 71.8 b % d 35.0 e 10.8 f 34.2 c % Ortalama 91.3 a 85.9 a 54.8 b LSD % 5 (Doz): 6.2 LSD % 5 (Süre): 6.2 LSD % 5 (Doz*Süre): 10.7 Flame Seedless çeşidi için bu özellik üzerine kolhisin doz ve sürelerinin etkisi incelendiğinde; genel ortalamalar açısından % 0.5 lik kolhisin dozunun kontrol uygulamasına göre belirgin bir azalmaya neden olduğu görülmektedir (86.5 cm). Sürelerin etkinliği bu özellik açısından önemli olmamıştır. Ancak kolhisin dozları ve süreleri arasındaki interaksiyon önemli bulunmuş olup % 0.5 lik kolhisin dozunun 5 gün süreyle sürgün uçlarına uygulanmasından en kısa sürgünler elde edilmiştir (76.7 cm) (Çizelge 4.20). 91
113 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Sürgün Uzunluğu Üzerine Etkisi (cm) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol (% 0) ab a b a % c 80.0 cd 76.7 d 86.5 b % % Ortalama LSD % 5 (Doz): 23.0 LSD % 5 (Süre): Ö.D. LSD % 5 (Doz*Süre): 24.0 Asma ve değişik bitki türlerinin diploid ve tetraploid bireylerinde morfolojik farklılığın incelendiği çalışmalarda tetraploid bitkilerin sürgün uzunluğunun diploid olanlara göre daha kısa; boğum aralarının ise daha dar olduğu bildirilmiştir (Rose ve ark., 2000; Motosugi ve ark., 2002 b). Sürgün uzunluğu bakımından kontrol uygulamasına kıyasla en düşük sürgün uzunluk değeri Trakya İlkeren çeşidinde % 0.75 lik kolhisin dozunun 5 gün süreyle uygulanmasından (10.8 cm) elde edilirken Flame Seedless çeşidinde % 0.5 kolhisin dozunun 5 gün süreyle uygulanmasından (76.7 cm) sağlanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar yukarıda belirtilen araştırıcıların yorumlarıyla ilişkilendirildiğinde sürgün uzunluğu bakımından bu uygulamaların tetraploid eldesini sağladığını düşündürmüştür. Ancak flow sitometrik analiz sonuçlarına göre bu bitkilerin diploid yapıda olduğu saptanmıştır. Buna göre sürgün uzunluğunda görülen bu azalmanın tetraploidinin belirlenmesinde yeterli bir ölçü olmadığı belirlenmiştir Stoma Sayısı (adet/mm 2 ) Stoma sayısı bakımından Trakya İlkeren çeşidinde en yüksek değer kontrol uygulamasından (189 adet/mm 2 ); en düşük değer ise % 0.75 lik kolhisin dozundan elde edilmiştir (108 adet/mm 2 ). Uygulama süreleri arasındaki farklılık değerlendirildiğinde ise 3 ve 5 günlük kolhisin uygulamalarının 1 günlük uygulama süresine göre daha düşük stoma sayısına neden olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.21). Bu özellik açısından kolhisin doz ve süreleri arasındaki interaksiyon ise önemli bulunmuştur. Kontrol dışındaki uygulamalar arasında en yüksek stoma sayısı 1 gün 92
114 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ süreyle % 0.5 dozu uygulamasından; en düşük stoma sayısı ise 3 günlük süreyle % 0.75 kolhisin dozu uygulamasından elde edilmiştir (95 adet/mm 2 ) (Çizelge 4.21). Trakya İlkeren çeşidinde farklı kolhisin doz ve sürelerinin uygulandığı bitkilerdeki stomaların mikroskoptan görünümleri Şekil 4.27, 4.28 ve 4.29 da gösterilmiştir. Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Sayısı Üzerine Etkisi (adet/mm 2 ) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol (%) 179 a 202 a 185 a 189 a % a 135 b 123 bc 153 b % cd 95 d 123 bc 108 c % Ortalama 163 a b b LSD % 5 (Doz): 15.3 LSD %5 (Süre): 15.3 LSD %5 (Doz*Süre): 26.0 Şekil Trakya İlkeren Çeşidi Sürgün Uçlarında Kontrol Uygulaması Stomaları (Büyütme: 20 x 10) 93
115 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ A B C Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde % 0.5 Kolhisinin 1 gün (A), 3 gün (B) ve 5 gün (C) Süreyle Uygulandığı Sürgün Uçlarında Stomalar (Büyütme: 20 x 10) A B C Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde % 0.75 Kolhisinin 1 gün (A), 3 gün (B) ve 5 gün (C) Süreyle Uygulandığı Sürgün Uçlarında Stomalar (Büyütme: 20 x 10) Flame Seedless çeşidinde ise % 0.5 lik kolhisin dozunun uygulanmasıyla kontrole göre stoma sayısında belirgin bir azalma tespit edilmiştir (Kontrol: 179 adet/mm 2 ; % 0.5: 148 adet/mm 2 ). Süreler arasında ise en düşük stoma sayısı 155 adet/mm 2 değeri ile 5 günlük kolhisin uygulamasından elde edilmiştir (Çizelge 4.22) (Şekil 4.30). 94
116 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Sayısı Üzerine Etkisi (adet/mm 2 ) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol (% 0) a % b % % Ortalama 160 ab 177 a 155 b LSD % 5 (Doz): 15.0 LSD %5 (Süre): 18.0 LSD %5 (Doz*Süre): Ö.D. A B C D Şekil Flame Seedless Çeşidinde Kontrol (A) ve % 0.5 Kolhisinin 1 Gün (B), 3 Gün (C) ve 5 Gün (D) Süreyle Uygulandığı Sürgün Uçlarında Stomalar (Büyütme: 20 x 10) Stoma sayısı sonuçları değerlendirildiğinde kolhisin uygulamasının Trakya İlkeren çeşidinde etkili olduğu düşünülmüştür. Kolhisin uygulamasıyla yapraklardaki stoma sayısında düşüş göstermiştir. Diploid ve tetraploid bitkilerin stoma sayılarının karşılaştırıldığı çalışmalarda ploidi seviyesinin artışıyla yapraktaki stoma yoğunluğunun azaldığı bildirilmiştir (Motosugi ve Motioka 2000; Motosugi ve ark., 2002 b; Yamane ve Kurihara, 1980; Yang ve ark., 2006). Değişik araştırmalarda stoma sayısı ve ploidi düzeyi arasındaki bildirilen bu ilişki dikkate alındığında Trakya İlkeren çeşidinde % 0.75 dozundaki 1 ve 3 er günlük kolhisin uygulamalarının; Flame Seedless çeşidinde ise % 0.5 dozunun tüm sürelerinde ploidi düzeyinin değiştiği düşünülmüştür. Ancak flow sitometrik analiz sonuçlarına göre böyle bir kromozom katlanmasının olmadığı tespit edilmiştir. Flame Seedless çeşidi örneklerinden sadece bir bitkinin mikzoploid (2x+4x) olduğu yani hücrelerinin % 95
117 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ 46 sında tetraploid ploidi seviyesi elde edilmiştir. Bu yönüyle ploidi analizinin stoma sayımı sonuçlarını desteklemediği görülmüştür Stoma Genişliği (mm) Trakya İlkeren çeşidinde farklı kolhisin dozlarının stoma genişliğine olan etkisi Çizelge 4.23 de verilmiştir. Buna göre % 0.75 kolhisin dozu uygulamasıyla en yüksek stoma genişlik değeri elde edilmiştir (16.9 µm). Uygulama süresi bakımından en yüksek stoma genişlik değerleri aynı istatistiki grup içinde yer alan 1 ve 3 günlük kolhisin uygulamalarından alınmıştır (sırasıyla; µm). Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Genişliği Üzerine Etkisi (µm) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol c % b % a % Ortalama 14.0 a 14.6 a 11.4 b LSD % 5 (Doz): 1.4 LSD %5 (Süre): 1.4 LSD %5 (Doz * Süre): Ö.D. Flame Seedless çeşidinde ise % 0.5 lik dozun uygulanmasıyla stoma genişliğinde kontrole göre önemli düzeyde bir artış sağlanmıştır (Kontrol: 8.2 µm; % 0.5: 11.9 µm). Stoma genişliği açısından ise süreler arası farklılığın önemli olmadığı görülmüştür (Çizelge 4.24). Ploidi ve stoma büyüklüğünün ilişkilendirildiği çalışmalarda ploidi düzeyinin artışına bağlı olarak stoma yoğunluğunun azaldığı buna karşın büyüklüğünün arttığı bildirilmektedir (Motosugi ve Motioka 2000; Motosugi ve ark., 2002; Yamane ve Kurihara, 1980; Yang ve ark., 2006). Stoma genişliği bulgularına göre Trakya İlkeren çeşidinde % 0.75 lik kolhisin dozunun 1 ve 3 er günlük uygulanmasıyla stoma genişliğinde artışın olduğu saptanmıştr. Bu artış Flame Seedless çeşidinde % 0.5 dozunun uygulanmasından elde edilmiştir. Ancak kolhisin uygulaması yapılan 96
118 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ bitkilerin flow sitometrik incelemeleri sonucunda hemen hemen tamamının diploid olduğu saptanmıştır. Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Genişliği Üzerine Etkisi (µm) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol (% 0) b % a % % Ortalama LSD % 5 (Doz): 2.5 LSD %5 (Süre): Ö.D. LSD %5 (Doz Süre): Ö.D Stoma Uzunluğu (mm) Stoma uzunluğu, Trakya İlkeren çeşidi için stoma genişliği sonuçlarına paralellik göstermiştir. Genel ortalamalar değerlendirildiğinde en yüksek stoma uzunluğu % 0.75 lik kolhisin dozundan alınmıştır (28.4 µm). Süreler açısından en yüksek değer ise 3 günlük kolhisin uygulamasından elde edilmiştir (27.6 µm). Stoma uzunluğu bakımından doz ile süre arasındaki interaksiyon önemli olmuştur. Buna dayalı olarak en yüksek stoma uzunluk değerlerinin aynı grup içerisinde yer alan % 0.75 lik kolhisin dozunun 1 ve 3 er günlük sürelerle uygulanmasından elde edildiği belirtilebilmektedir (sırasıyla; 31.3 µm 30.0 µm) (Çizelge 4.25). Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Uzunluğu Üzerine Etkisi (µm) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol (% 0) 24.0 bc 25.0 bc 24.0 bc 24.3 b % c 27.7 ab 25.0 bc 25.2 b % a 30.0 a 24.0 bc 28.4 a % Ortalama 26.1 ab 27.6 a 24.3 b LSD % 5 (Doz): 2.5 LSD %5 (Süre): 2.5 LSD %5 (Doz Süre):
119 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Flame Seedless çeşidinde stoma genişliği sonuçlarında olduğu gibi stoma uzunluğu açısından da % 0.5 lik dozun uygulanmasıyla kontrole göre belirgin bir artış elde edilmiştir (Kontrol: 19.6 µm; % 0.5: 23.5 µm) (Çizelge 4.26). Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Stoma Uzunluğu Üzerine Etkisi (µm) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Ortalama Kontrol (% 0) b % a % % Ortalama LSD % 5 (Doz): 2.1 LSD %5 (Süre): Ö.D. LSD %5 (Doz Süre): Ö.D. Değişik araştırıcılar tarafından ploidi düzeyinin artmasıyla stoma genişliğinde olduğu gibi stoma uzunluğunda da artışın olduğu bildirilmiştir (Motosugi ve Motioka 2000; Motosugi ve ark., 2002; Yamane ve Kurihara, 1980; Yang ve ark., 2006). Ancak % 0.75 lik kolhisin dozunun 1 ve 3 er günlük kolhisin uygulamasının Trakya İlkeren çeşidi; % 0.5 kolhisin dozunun ise Flame Seedless çeşidinde daha uzun stomalara neden olmasına karşın flow sitometrik incelemelerde ploidi düzeyini değiştirmediği görülmüştür Flow Sitometri Bulguları Flow Sitometri analizi sonucuna göre Trakya İlkeren çeşidinde gerçekleştirilen kolhisin uygulamalarından hiç birinin ploidi seviyesini değiştirmediği belirlenmiştir. Flame Seedless çeşidinden elde edilen ploidi bulgularının ise Trakya İlkeren çeşidi sonuçlarına benzerlik gösterdiği; 1 gün süreyle % 0.5 kolhisin uygulamasının yapıldığı örneklerden yalnızca birinde mikzoploid (2x+4x) ploidi seviyesinin olduğu (yaklaşık % 45 hücresi tetraploid (4x)) saptanmıştır. Ancak ploidi analiz sonuçlarına dayalı olarak genel anlamda kolhisin uygulama doz, süre veya yönteminin etkili olmadığı düşünülmüştür. Trakya İlkeren çeşidi örneklerinden elde edilen ploidi 98
120 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ grafiği (Şekil 4.31) ile Flame Seedless çeşidinden elde edilen 2x ve 2x+4x ploidi düzeyini ifade eden grafik (Şekil 4.32) aşağıda gösterilmiştir. Şekil Trakya İkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulaması Sonucu Elde Edilen Diploid (2x) Örnek Grafiği DNA miktarı DNA miktarı DNA miktarı Şekil Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulaması Sonucu Elde Edilen Diploid (2x) (Solda) ve Mikzoploid (2x+4x) (Sağda) Örnek Grafikleri Kolhisin Uygulaması Sonrası Aşılama Bulguları Kolhisin doz ve süreleri uygulamalarının fenolojik ve pomolojik özelliklere olan etkilerinin belirlenmesi amacıyla yaşlı Vinifera omcaları üzerine yapılan 99
121 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ aşılamalardan elde edilen sürgünler çok fazla miktarda salkım oluşturmamışlardır. Bu yüzden denemede yer alan bu iki çeşitte uyanma tarihi gözlemleri alınmasına karşın diğer fenolojik ve pomolojik incelemelerin tamamı yapılamamıştır. Bu incelemeler için sadece Trakya İlkeren çeşidinde Kontrol (% 0) kolhisin dozu - 1 gün uygulaması ile % 0.5 kolhisin dozu 5 gün uygulaması değerlendirmeye alınmıştır. Flame Seedless çeşidinde ise hiçbir uygulama sürgününde salkım oluşumu gözlenmediğinden dolayı uyanma dışında hiçbir fenolojik gözlem ve pomolojik analiz yapılamamıştır. Belirlenen aşı tutum oranı, incelemesi yapılan fenolojik gözlemler ile pomolojik analizler aşağıda yer almaktadır (1). Aşı Tutma Oranı (%) Yapılan aşılamalarda her iki çeşitte de aşı tutma oranı oldukça düşük seviyede kalmıştır. Trakya İlkeren çeşidi kontrol uygulaması aşılarında tutum oranı % arasında; Flame Seedless çeşidinde ise % arasında belirlenmiştir. Trakya İlkeren çeşidinde diğer uygulama aşılarının hepsinde tutum % 50 nin altında olmuştur (Çizelge 4.27, Çizelge 4.28). Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Farklı Doz ve Sürelerdeki Kolhisin Uygulamasını Takiben Aşılanan Gözlerdeki Aşı Tutma Oranları (%) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Kontrol (% 0) % % % Aşılama Zamanı:
122 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Farklı Doz ve Sürelerdeki Kolhisin Uygulamasını Takiben Aşılanan Gözlerdeki Aşı Tutma Oranları (%) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Kontrol (% 0) % % % Aşılama Zamanı: (2). Fenolojik Bulgular Kolhisin uygulaması sonrası yaşlı omcalara aşılama uygulamasında süren sürgünlerden elde edilen fenolojik bulgular aşağıda yer almıştır. Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinde çiçek salkımı oluşturmayan uygulamaların tam çiçeklenme, ben düşme ve olgunluk süreleri sonuçları yer almamıştır (2).(a). Uyanma Süresi (gün) Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinde kolhisin uygulamasının uyanma sürelerine olan etkisi Şekil 4.33 ve Şekil 4.34 de grafiksel olarak gösterilmiştir. Trakya İlkeren çeşidine ait grafiğe dayalı olarak en erken uyanma 1 er gün süreyle % 0 ve % 0.5 kolhisin dozlarını uygulamalarında tespit edilmiştir. Genel anlamda uygulamalar arası çok fazla farklılık gözlenmemiştir. Ancak kolhisin uygulama süresinin artışıyla uyanmada bir miktar gecikme olmuştur. Uyanma süreleri bu çeşit için gün arasında gerçekleşmiştir. Flame Seedless çeşidinde ise uyanma sürelerine üzerine uygulamaların etkisi Trakya İlkeren çeşidinde olduğu gibi çok belirgin olmamıştır. Uyanma süreleri gün arasında kaydedilmiştir. 101
123 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Gün Gün Aşılama Zamanı: Şekil Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Uyanma Süresi Üzerine Etkisi (gün) *Aşılama Zamanı: Dozlar Dozlar Aşılama Zamanı: Şekil Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Uyanma Süresi Üzerine Etkisi (gün) 102
124 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ (2).(b). Tam Çiçeklenme Süresi (gün) Tam çiçeklenme süresi üzerine kolhisin uygulamalarının etkisi Çizelge 4.29 da gösterilmiştir. Her iki uygulamada da çiçeklenme birbirine yakın sürelerde gözlenmiştir (Kontrol-1 gün: Aşılamadan 94 gün sonra, % gün: Aşılamadan 97 gün sonra). Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Tam Çiçeklenme Süresi Üzerine Etkisi (gün) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Kontrol (% 0) % % % Aşılama Zamanı: (2).(c). Ben Düşme Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidinde salkımlara ben düşme 1 gün süreyle % 0 dozunun uygulanmasında aşılamadan 135 gün sonrasında; 5 gün süreyle % 0.5 kolhisin dozunun uygulanmasında ise 138 gün sonrasında kaydedilmiştir (Çizelge 4.30). 103
125 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Ben Düşme Süresi Üzerine Etkisi (gün) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Kontrol (% 0) % % % Aşılama Zamanı: (2).(d). Olgunluk Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidi kontrol uygulamasında olgunluk aşılamadan 137 gün sonrasında, % 0.5 dozu-5 gün uygulamasında ise 139 gün sonunda belirlenmiştir. Bu iki uygulama arasında da özellik açısından farklılık belirgin olmamıştır (Çizelge 4.31). Olgunluk açısından Luo ve ark. (1997) kolhisin uygulaması sonucu elde ettikleri tetraploid bitkilerden elde edilen salkımların diploid olanlarına göre 10 gün öncesinde olgunlaştığını bildirmişlerdir. Bu çalışmada uygulanan kolhisin dozlarından çok fazla salkım oluşumu olmadığından çok kesin sonuç vermek yanlış olacaktır. Ancak mevcut uygulamanın bu yönde farklılığa neden olmaması bu araştırıcının sonucuyla uyum içinde olmamıştır. Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Olgunluk Süresi Üzerine Etkisi (gün) Dozlar Uygulama Süresi 1 Gün 3 Gün 5 Gün Kontrol (% 0) % % % Aşılama Zamanı:
126 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Genel olarak fenelojik tarihler üzerine kolhisin uygulama dozları ile süreleri belirgin farklılığa neden olmamıştır (3). Pomolojik Bulgular Aşağıda incelemesi yapılan özellikler yalnızca Trakya İlkeren çeşidine ait sonuçları içermektedir. Flame Seedless çeşidinde pomolojik analizin yapılmasına yetecek kadar salkım oluşumu saptanmamıştır (3).(a). Salkım Ağırlığı (g) Trakya İlkeren çeşidinde gerçekleştirilen pomolojik analiz sonucunda salkım ağırlığı açısından bu iki uygulamanın farklı iki istatistikî grup içerisinde yer aldığı belirlenmiştir. 5 gün süreyle % 0.5 dozundaki kolhisinin uygulanması sonucu elde edilen salkım ağırlığının (122.3 g) kontrol uygulaması salkım ağırlığından (184.0 g) daha düşük olduğu tespit edilmiştir (Çizelge 4.32). Tetraploid bitkilerin salkımlarının diploid olanlara göre daha iri olduğu çoğu araştırıcı tarafından bildirilmiştir (Luo ve ark., 1997; Notsuka ve ark., 2000; Wang ve ark., 2005; Yang ve ark., 2006). Bu çalışmada salkım ağırlığında artış görülmemiştir. Ploidi analiz sonuçlarında da tüm bitkilerin diploid yapıda olduğu sonucuna dayalı olarak elde edilen sonuçlar ploidi analizi sonuçlarıyla uyum içinde olduğu belirtilebilmektedir (3).(b). Salkım Genişliği (cm) Sürgün uçlarına % 0.5 kolhisin dozunun 5 gün süreyle muamele edilmesinin salkım genişliği açısından kontrole göre farklılığa neden olmadığı saptanmıştır (Çizelge 4.32). 105
127 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ (3).(c). Salkım Uzunluğu (cm) Sürgün uçlarına 5 gün süreyle % 0.5 kolhisin uygulamasının kontrole göre oluşturduğu salkım uzunluğu farklılığı Çizelge 4.32 de gösterilmiştir. Sürgün uçlarına % 0.5 dozundaki kolhisinin 5 gün süreyle uygulanmasıyla salkımlarda bir miktar kısalma meydana gelmiştir. Ancak oluşan bu salkım kısalığı istatistiki anlamda önemli bulunmamıştır. Çizelge Sürgün Uçlarına % 0.5 Dozundaki Kolhisinin 5 Gün Süreyle Uygulanmasının Salkım Ağırlığı (g), Salkım Genişliği (cm) ve Uzunluğu (cm) Üzerine Etkileri Dozlar Uygulama Süresi Salkım Ağırlığı Salkım Genişliği Salkım Uzunluğu Kontrol (% 0) 1 gün a % gün b LSD % Ö.D Ö.D (3).(d). Tane Ağırlığı (g) Yapılan pomolojik analiz sonucuna göre tane ağırlığı özelliğinin uygulanan bu kolhisin dozundan etkilenmediği belirlenmiştir. Tane ağırlık değerleri Kontrol uygulamasında 1.96 g, % gün uygulamasında ise 1.76 g olarak saptanmıştır (Çizelge 4.33). % 0.5 dozundaki kolhisinin sürgün ucunda 5 gün süreyle tutulması uygulamasının tane ağırlığı açısından kontrol uygulamasına göre önemli farklılığa neden olmadığı saptanmıştır. Uygulanan kolhisin doz ve süresinin tetraploid eldesine yönelik olan bu çalışmada etkili olmadığı tane ağırlığı bulgularında görülmüştür. Tetraploid üzüm eldesi amacıyla farklı doz ve sürelerin denendiği kolhisin çalışmalarında elde edilen tetraploid bireylerin tanelerinin diploidlere göre daha iri olduğu bildirilmiştir. Bunlara örnek olarak Luo ve ark. (1995) nın Muscat Hamburg çeşidinde sürgün uçlarına 45 gün süreyle % 0.2 dozunda kolhisin uygulanması 106
128 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ sonucu tetraploid mutantların elde edilmesi çalışması verilebilir. Belirtilen çalışmada diğer renk, kalite özellikleri açısından Muscat Hamburg özelliği taşıyan, bununla birlikte daha iri tanelere sahip tetraploid yapıda mutantlar elde edilmiştir. Notsuko ve ark. (2000) ise aynı amaca yönelik yaptıkları çalışma sonucu elde ettikleri tetraploid mutantlarda diploidlere göre kat daha fazla tane iriliğini saptamışlardır (3).(e). Tane Hacmi (ml) Pomolojik analizlemesi yapılan iki uygulamadan elde edilen salkımlardaki tane hacim değerleri tane ağırlıklarına yakın değerler vermiştir. Ancak uygulamalar arası tane hacmi bakımından elde edilen bu değerler arasındaki farklılık istatistiki açıdan önemli bulunmuştur (Çizelge 4.33) (3).(f). Tane Genişliği (mm) Tane genişliği üzerine sürgün uçlarına 5 gün süreyle % 0.5 dozundaki kolhisin uygulanmasının etkisi Çizelge 4.33 de sunulmuştur. Çizelge 4.33 incelendiğinde % 0.5 dozundaki kolhisinin uygulanmasıyla tane genişlik değerinde bir miktar azalmanın olduğu görülmüştür. Kontrol uygulaması tanelerinin genişlik değeri 14.3 mm olurken 5 gün süreli % 0.5 dozundaki kolhisin uygulamasıyla bu değer 12.9 mm olmuştur. Bu açıdan bu iki uygulama farklı iki grup içinde yer almıştır (3).(g). Tane Uzunluğu (mm) Tane uzunluk sonuçları tane ağırlık sonuçlarıyla uyum içinde olmuştur. Kontrol uygulaması tanelerinin hacmi (14.3 mm) % gün uygulaması tanelerinden (12.8 mm) daha uzun bulunmuş ve bu farklılık istatiski olarak önemli görülmüştür (Çizelge 4.33). 107
129 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Sürgün Uçlarına % 0.5 Dozundaki Kolhisinin 5 Gün Süreyle Uygulanmasının Tane Ağırlığı (g), Tane Hacmi (ml), Tane Genişliği (mm) ve Uzunluğu (mm) Üzerine Etkileri Dozlar Uygulama Süresi Tane Ağırlığı Tane Hacmi Tane Genişliği Tane Uzunluğu Kontrol (% 0) 1 gün a 14.3 a 14.3 a % gün b 12.9 b 12.8 b LSD % 5 Ö.D In vitro Denemeleri Bulguları Çalışmanın in vitro denemeleri kapsamında Trakya İlkeren ile Flame Seedless çeşidinin aktif büyüme döneminde alınan ve tek boğum içeren mikro çelikleri kullanılmıştır Mikro Çeliklere Co 60 Uygulaması Mikro çeliklere in vitro koşullarda Co 60 uygulaması aktif vejetasyon döneminde Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinden alınan tek göz içeren mikro çeliklerin yüzey sterilizasyonu yapıldıktan sonra 1 mg/l BA içeren MS (Murashige and Skoog, 1962) ortamında kültüre alınması ile gerçekleştirilmiştir. 15 cm x 2.5 cm boyutlarında deney tüplerinde kültüre alınan mikro çelikler 0, 15, 25, 35 ve 45 Gy dozlarındaki Co 60 gama kaynağıyla ışınlanmıştır. Işınlama sonrası mikro çeliklerden süren sürgünler 1 mg/l IBA bulunduran MS ortamına transfer edilmiştir. İlk yıl denemelerinde köklendirme ortamına alınan bitkilerde sulu görünümlü kararma (Şekil 4.35) meydana geldiğinden bunun engellenmesi amacıyla ikinci yıl ışınlama sonrası mikro çeliklerden süren sürgünlerin sürgün uçları 1 mg/l BA bulunduran MS ortamına transfer edilmiştir. Ancak sürgün uçların ortamlara transferlerini takiben de yüksek oranda kararma görülmüştür. Meydana gelen kararma, mikro çelikte kök oluşumu olmadığından dolayı bünyesinde bulunan besin maddesi içeriğini sürme için kullandığı ve sürme sonrasında besin maddesi yetersizliğinden dolayı kararmanın oluştuğu düşünülmektedir. Bundan dolayı 108
130 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ ışınlama yapılan çeliklerde sadece kabarma, patlama ve sürme süreleri (gün) ile canlı mikro çelik oranları (%) belirlenmiştir. Şekil Mikro Çeliklerden Oluşan Sürgünlerde Kararma Mikro Çeliklerde Canlılık Oranı (%) Trakya İlkeren çeşidinde Canlılık Oranına ilişkin sonuçlar Çizelge 4.34 de verilmiştir. Çizelge genel olarak değerlendirildiğinde 45 Gy Co 60 dozunun, uygulandığı bütün mikro çeliklerinde kurumaya neden olduğu saptanmıştır. Trakya İlkeren çeşidinde uygulamalar canlı mikro çelik oranı bakımından karşılaştırıldığında ışınım dozları arasında kontrole en yakın canlılık oranı 15 Gy uygulamasından elde edilmiştir (% 66.7). Bu uygulamayı 25 Gy (% 46.7) ve 35 Gy Co 60 (% 15.3) uygulamaları takip etmiştir (Çizelge 4.34). Bu çeşidin mikro çeliklerinin ışınlama sonrası besin ortamına dikimlerinden sonraki görünümü Şekil 4.36 de gösterilmiştir. 109
131 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Değişik Dozlarda Co 60 ile Işınlaması Yapılmış Trakya İlkeren Çeşidi Mikro Çeliklerinde Sürgün Oluşumu Flame Seedless çeşidinin ilk yıl canlılık oranı sonuçlarına göre; Kontrol uygulamasında % 100 lere varan bir canlılık oranı belirlenirken 35 Gy ışınım dozunun uygulanmasıyla canlılık oranı % 15 lere kadar düşmüştür. 15 Gy uygulamasından kontrolle aynı değerler elde edilmiş; 25 Gy uygulamasında ise % 68.9 oranında canlılık tespit edilmiştir (Çizelge 4.35). Flame Seedless çeşidinin ikinci yıl denemelerinde canlılık oranı bakımından en yüksek değer kontrolden sonra 15 Gy uygulamasından elde edilmiştir (% 60). 25 Gy uygulamasında bu oran % 49 olurken 35 Gy uygulaması için bu değer % 25 e kadar düşmüştür Bu çeşit için de 45 Gy uygulamasının öldürücü olduğu saptanmıştır (Çizelge 4.35). Flame Seedless çeşidi mikro çeliklerinin ışınlama sonrası besin ortamına dikimlerinden sonraki genel görünümü Şekil 4.37 de verilmiştir. 110
132 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Değişik Dozlarda Co 60 Işınlaması Yapılmış Flame Seedless Çeşidi Mikro Çeliklerinde Sürgün Oluşumu In vitro da mutasyon konusunda çalışan araştırıcılardan Lima da Silva ve Doazan (1995), Fercal ve Gravesac anacını kullandıkları çalışmalarında Gravesac anacının 40 Gy, Fercal anacının ise 20 Gy e kadar olan gama ışınım dozlarına dayandığını bildirmişlerdir. Elde edilen bu sonuçlar ile literatür sonuçları dikkate alındığında etkili mutasyon dozunun genotiplere bağlı olarak değişim gösterdiği söylenebilmektedir. Elde edilen sonuçlarda da denemenin ilk yılında Flame Seedless çeşidi dışında her iki çeşit için 45 Gy dozunun öldürücü olduğu ve 35 Gy ışınım dozunun ise canlılık oranını oldukça düşürdüğü belirlenmiştir Kabarma Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidi mikro çeliklerinde gama ışınım dozunun artışıyla kabarma süresinin etkilendiği saptanmıştır. Dozların artışıyla kontrole göre kabarma süresinde artış belirlenirken istatistiksel olarak bu artışın 25 Gy (7 gün) ve 35 Gy uygulamaları (8 gün) için önemli olduğu saptanmıştır. Kontrol uygulaması mikro çelikleri dikimin 3 gün sonrasında kabarma göstermişlerdir (Çizelge 4.34). İlk yıl sonuçlarına göre Flame Seedless çeşidinin mikro çeliklerinde en erken kabarma, dikimi takiben 7 gün sonra ile ışınlamanın yapılmadığı kontrol uygulamasından elde edilmiştir. 35 Gy ışınım dozunun uygulanmasıyla kabarmada kontrole göre yaklaşık bir haftalık gecikme belirlenmiştir. (Çizelge 4.35). Denemenin 111
133 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ ikinci yılında da Co 60 dozlarının kabarma sürelerine etkisi ilk yılda olduğu gibi belirgin olmuştur. 35 Gy uygulamasıyla dikimden sonra geçen süre kontrole göre artmıştır (Kontrol: 7 gün; 35 Gy: 11 gün) (Çizelge 4.35). Bu özellik bakımından denemenin her iki yılı içinde kontrole en yakın süreler 15 Gy Co 60 uygulamasından elde edilmiştir. Dardeniz ve Tayyar (2005) da sisleme ünitesinde 420 A ve 5 BB anaçlarının çeliklerinde farklı Co 60 dozlarını kullanarak mutasyon oluşturma amaçlı çalışmalarında dozların artışına bağlı olarak gözlerin uyanma süresinde gecikmenin meydana geldiğini belirlemişlerdir Patlama Süresi (gün) Trakya İlkeren çeşidinde patlama sürelerine ait sonuçlar Çizelge 4.34 de verilmiştir. Buna göre 45 Gy Co 60 dozunun uygulamaya alınan bütün mikro çeliklerde kurumaya neden olduğu saptanmıştır. Uygulama dozlarının artışıyla kontrole (5 gün) göre patlama sürelerinin arttığı ve bu artışın önemli olduğu saptanmıştır. Patlama Süresi 25 Gy de 9 gün, 35 Gy de ise 10 gün sonra gerçekleşmiştir. Flame Seedless çeşidinin mikro çeliklerinde en erken patlama Trakya İlkeren çeşidinde olduğu gibi denemenin her iki yılında da ışınlamanın yapılmadığı kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Kontrole en yakın patlama süresi 15 ve 25 Gy uygulanmış mikro çeliklerde belirlenmiştir. Patlama açısından 35 Gy ışınım dozunun uygulanmasıyla kontrol uygulamasına göre denemenin ilk yılında 8 gün, ikinci yılında ise 4 günlük gecikme belirlenmiştir (Çizelge 4.35). Doz artışına bağlı olarak patlamada meydana gelen gecikme Dardeniz ve Tayyar (2005) ın çalışmasında da bildirilmiştir. 112
134 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Sürme Süresi (gün) Sürme süresi açısından Trakya İlkeren çeşidinde artan gama ışınım dozlarının etkili olduğu Çizelge 4.34 de görülmektedir. En erken sürme, kabarma ve patlamada olduğu gibi kontrol uygulamasında saptanırken daha sonra sırayla 15 Gy, 25 Gy ve 35 Gy uygulamalarında belirlenmiştir. Uygulamalar arası tespit edilen bu farklılığın istatistikî anlamda önemli olduğu görülmüştür. Uygulamaların Flame Seedless çeşidinde sürme oranı bakımından etkisi Trakya İlkeren çeşidi sonuçları ile uyum içerisinde olmuştur. Bu çeşidin her iki yıl deneme sonuçlarına göre en erken sürme dikimi takiben gün sonra kontrol uygulamasında gözlenmiştir. Aynı çeşitte uygulanan 35 Gy dozu kontrole göre sürmede 7-10 gün gecikmeye neden olmuştur (Çizelge 4.35). Çizelge Farklı Dozdaki Co 60 Işınım Kaynağının Trakya İlkeren Çeşidi Mikro Çeliklerinin Kabarma, Patlama, Sürme Süreleri (gün) ile Canlı Mikro Çelik Oranları (%) Üzerine Etkisi Co 60 Dozları Kabarma Süresi Patlama Süresi Sürme Süresi Canlı Mikro Çelik Oranı Kontrol 3 b 5 b 7 c a 15 Gy 4 b 6 b 9 bc 66.7 b 25 Gy 7 a 9 a 11 ab 46.7 c 35 Gy 8 a 10 a 13 a 15.3 d 45 Gy Kuru Kuru Kuru Kuru LSD % Dikim tarihi:
135 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Çizelge Farklı Dozdaki Co 60 Işınım Kaynağının Flame Seedless Çeşidi Mikro Çeliklerinin Kabarma, Patlama, Sürme Süreleri (gün) ile Canlı Mikro Çelik Oranları (%) Üzerine Etkisi Co 60 Dozları Kabarma Süresi Patlama Süresi Sürme Süresi Canlı Mikro Çelik Oranı Kontrol 7 d 7 c 9 c 8 b 12 c 11 c 97.8 a 100 a 15 Gy 10 c 8 bc 12 b 9 b 16 b 13 bc 88.9 a 60 b 25 Gy 11 bc 9 b 13 b 10 ab 16 b 14 b 68.9 b 49 c 35 Gy 15 a 11 a 17 a 12 a 22 a 18 a 15.5 c 25 d 45 Gy 12 b - 13 b - 15 b c - LSD % ** ** ** ** 8 Dikim tarihi: Kolhisin Uygulaması Bulguları Kolhisin uygulaması kapsamında ilk yıl denemesinde mikro çelikler % 0, 0.1, 0.2 ve 0.3 kolhisin içeren çözeltilerde 1, 3 ve 5 gün sürelerde bekletilmiştir. Bu uygulamada mikro çelikler % 0 kolhisin uygulamasının 1 gün süreyle uygulanmasında dahi kararma göstermiştir. Aynı yıl gerçekleştirilen ikinci denemede ise aynı dozlar pamuğa emdirilmek suretiyle mikro çeliklere uygulanmıştır. Bu uygulamada da ilk denemeyle benzer şekilde mikro çeliklerin tamamı kararmıştır. Bu yüzden ikinci yıl denemesinde aşağıda belirtilen uygulama gerçekleştirilmiştir Mikro Çelikleri Kolhisin Çözeltisinde Bekletme Uygulaması (1). Mikro Çeliklerde Canlılık Oranı (%) Trakya İlkeren çeşidi mikro çeliklerinin farklı dozlarda (% 0, % 0.3, % 0.6 ve % 0.9) ve sürelerde (1, 3 ve 5 saat) kolhisinde bekletilmesi (Şekil 4.38) ve sonrasında 1 mg/l BA içeren MS besi ortamına dikilmesi sonucu elde edilen canlı mikro çelik oranı sonuçları Çizelge 4.36 da gösterilmiştir. Çizelge 4.36 genel olarak incelendiğinde dozların ve uygulama süresinin artışına bağlı olarak canlılık oranında düşme saptanmıştır. Bu açıdan kolhisin doz ve uygulama süreleri arasındaki interaksiyon ise istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Mikro çeliklerde en yüksek canlılık oranı Kontrol uygulamasından elde edilirken (% 100); kolhisin uygulamaları 114
136 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ arasında % 0.3 dozunun 1 saat süreyle uygulanmasında saptanmıştır (% 100). Mikro çeliklerin % 0.9 dozundaki kolhisin çözeltisinde 3 ve 5 er saat süreyle muamelesinden canlı çelik elde edilememiştir. Trakya İlkeren çeşidinde % 0.9 kolhisin dozunda 1 saat süreyle tutulan mikro çeliklerinden süren sürgünleri ise Şekil 4.39 da gösterilmiştir. Çizelge Trakya İlkeren Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlılık Oranı (%) Üzerine Etkisi Dozlar Uygulama Süresi 1 saat 3 saat 5 saat Ortalama Kontrol (% 0) a a a a % a 73.3 c 63.3 d 78.9 b % b 73.3 c 63.3 d 73.3 c % e 0.0 f 0.0 f 11.1 d Ortalama 79.2 a 61.7 b 56.7 c LSD % 5 (Doz): 3.97 LSD % 5 (Süre): 3.45 LSD % 5 (Doz*Süre): 6.87 Şekil Değişik Dozlarda Kolhisin Çözeltisinde Bekletilen Mikro Çeliklere Ait Görünüm 115
137 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Trakya İlkeren Çeşidinin % 0.9 Kolhisin Dozunda 1 Saat Süreyle Tutulan Mikro Çelikten Süren Sürgün Canlılık oranı açısından Flame Seedless çeşidi mikro çeliklerine farklı dozdaki kolhisin uygulamasıyla elde edilen sonuçlar Çizelge 4.37 de verilmiştir. Kullanılan diğer çeşitte olduğu gibi bu çeşit için de en yüksek canlılık oranı mikro çeliklerin kontrol uygulamasından alınmıştır. Doz ve sürelerin artışına bağlı olarak bu çeşitte de canlılık oranında düşüş meydana gelmiştir. Bu çeşitte % 0.9 kolhisin dozunda 5 saat süreyle bekletilen mikro çeliklerden hiç biri canlılığına devam etmemiştir. Flame Seedless çeşidinin % 0.9 kolhisin dozunda 3 saat süreyle tutulan mikro çeliklerin sürmesine ait fotoğraf Şekil 4.40 da gösterilmiştir. Çizelge Flame Seedless Çeşidinde Kolhisin Uygulamasının Canlılık Oranı (%) Üzerine Etkisi Dozlar Uygulama Süresi 1 saat 3 saat 5 saat Ortalama Kontrol (% 0) a a 96.7 a 98.9 a % b 43.3 c 10.0 d 40.0 b % b 33.3 c 10.0 d 40.0 b % d 3.3 d 0.0 d 3.3 c Ortalama 62.5 a 45.0 b 29.2 c LSD % 5 (Doz): 9.87 LSD % 5 (Süre): 8.54 LSD % 5 (Doz Süre):
138 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ Şekil Flame Seedless Çeşidinde % 0.9 Kolhisin Dozunda 3 Saat Süreyle Tutulan Mikro Çelikten Süren Sürgün Çalışmada boğumların kolhisin dozunun artırılarak kısa sürelerde çözelti içinde tutulması uygulamasının canlılık oranı açısından daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara benzer olarak AiHong ve ark. (2005) da, Jinxiu ve Red Globe üzüm çeşitlerinde in vitro koşullarda gerçekleştirdikleri deneme sonucunda sürgünlerin kolhisin içeren solüsyonlarda bekletilmesinin kültür ortamına kolhisin ekleyerek dikiminden daha etkili olduğunu belirtmişlerdir. Buna karşın aynı araştırıcılar tetraploidinin teşviki için en uygun uygulamanın sürgünlerin % 0.3 kolhisin içeren çözeltide 3-4 gün süreyle bekletilmesi olduğunu bildirmişlerdir. Araştırıcılar bu uygulamayla % 16.7-% 23.3 düzeylerinde tetraploid bitki oranı elde etmişlerdir. Notsuka ve ark. (2000) nın yürüttükleri çalışmada ise bu çalışmada kullanılan dozlardan daha düşük dozlar kullanılmış (% 0.05 kolhisin dozu ve 1 ya da 2 gün süre ile muamele) ve tetraploidinin teşviki için uygun olduğunu belirtmişlerdir. Ancak bu araştırıcılar belirtilen kolhisin dozlarını doğrudan besi ortamına ilave etmişlerdir. Diğer bir çalışmada da in vitro koşullarda % 0.1 dozunda 1 hafta ve % 0.01 dozunda 3 hafta süre denemeye alınmış mikro çeliklerin her iki uygulamasından da bir miktar tetraploid bitkinin elde edilmesi sağlanmıştır (Motosugi ve Motioko, 2001). Tüm bu uygulamalarda düşük dozda kolhisin ve uzun uygulama süreleri 117
139 4. BULGULAR ve TARTIŞMA Hatice BİLİR EKBİÇ kullanılmıştır. Bu çalışma yüksek dozlarda kısa süreli kolhisin uygulamasının etkili olabileceğini göstermektedir. Bu açıdan yapılan uygulamalar ve sonuçları yukarıda belirtilen araştırıcılarla uyum içinde olmamıştır. 118
140 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Hatice BİLİR EKBİÇ 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Bu çalışmada, Trakya İlkeren ve Flame Seedless çeşitlerinde, in vitro ve in vivo denemeleriyle poliploidinin oluşturulmasına neden olacak en uygun kolhisin dozu, uygulama süresi ve şekli ile Co 60 ın % 50 ve daha az düzeyde fiziksel zarar ile kontrolden olumlu yönde farklılıkların oluşumuna neden olan en etkili dozu araştırılmıştır. Araştırmada uygulamaların etkinliğinin belirlenmesine yönelik olarak değişik morfolojik, sitolojik ve pomolojik incelemeler yapılmıştır. Çalışmada, Co 60 ışınımı ile kolhisin uygulamasından elde edilen sonuçlar iki alt bölümde maddeler halinde verilmiştir. Co 60 Işınım Uygulamasından Elde Edilen Sonuçlar; 1. Arazi koşullarında odun çeliklerine farklı dozlarda uygulanan Co 60 gama ışınımının canlı çelik oranı üzerine etkisinin farklılık gösterdiği görülmüştür. Her iki yılda materyal olarak kullanılan her iki çeşitte de 45 Gy Co 60 dozunun öldürücü etki gösterdiği belirlenmiştir. 35 Gy gama ışınım dozunun ise iki çeşitte de ya çeliklerin tamamının kurumasına neden olduğu ya da canlılık oranını % 20 ve daha altına düşürdüğü saptanmıştır. Çalışmada canlı çelik oranı açısından kontrole en yakın sonuçlar 15 Gy gama ışınım uygulamasından elde edilmiştir. 2. Lineer regresyon grafiğine dayalı olarak hesaplanan etkili mutasyon dozlarının (ED 50 ) Trakya İlkeren çeşidinde denemenin ilk yılı için 23.6 Gy; ikinci yılı için 24.5 Gy olduğu saptanmıştır. Flame Seedless çeşidinde bu dozlar denemenin ilk yılı için 21.7 Gy; ikinci yılında ise 24.9 Gy olarak tespit edilmiştir. 3. Çalışmada yer alan gama ışınım uygulama dozlarının artışına bağlı olarak gözlerin kabarma, uyanma ve sürme sürelerinde kontrole göre artış meydana geldiği tespit edilmiştir. Kabarma süresindeki gecikmenin 15 Gy uygulamasında 3-4 gün olduğu 35 Gy uygulamasıyla bu sürenin 10 güne kadar uzayabildiği gözlenmiştir. 4. Artan gama ışınımının vejetatif gelişim açısından baskılayıcı bir etki gösterdiği tespit edilmiştir. Bu durum yaprak ve kök sayısının azalması ile sürgün ve kök uzunluğu kısalması şeklinde görülmüştür. 5. Gama ışınım uygulaması sonrasında sisleme ünitesine dikilen odun çeliklerinde morfolojik bazı anormallikler belirlenmiştir. Bu durum özellikle 35 Gy 119
141 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Hatice BİLİR EKBİÇ uygulaması gören çeliklerde gözlenmiştir. Çeliklerden süren sürgünlerde boy kısalması, yapraklarda küçülme ve dişliliğin kaybolması şeklinde anormallikler ortaya çıkmıştır. 6. Işınımın çelik üzerine etkisi açısından yapılan sitolojik ve kromozomal incelemeler sonucunda denenen gama ışınım dozlarının stoma yoğunluğu, stoma genişliği ve uzunluğu ile kromozom sayısı bakımından farklılığa neden olmadığı saptanmıştır. 7. Çalışmada ışınlamayı takiben doğrudan aşılama yoluyla salkım karakterleri üzerine ışınım dozlarının etkisinin daha kısa sürede belirlenmesine de çalışılmıştır. Işınım dozlarının artışıyla olgunlukta bir miktar gecikmenin meydana geldiği görülmüştür. Bunun yanında Flame Seedless çeşidinde pomolojik karakterler açısından da bazı küçük farklılıklar elde edilmiştir. 8. Araştırmanın Co 60 ışınım kaynağının mikro çeliklere etkisinin doku kültürü koşullarında denendiği kısmında, odun çeliklerine paralel sonuçların alındığı görülmüştür. Artan ışınım dozlarının mikro çelik canlılığını oldukça düşürdüğü belirlenirken özellikle 45 Gy gama ışınım dozunun Trakya İlkeren çeşidi sonuçları ile Flame Seedless çeşidinin ikinci yıl sonuçlarına göre öldürücü etkiye neden olduğu belirlenmiştir. Flame Seedless çeşidinin ilk yıl sonuçlarında % 5 düzeyinde çok düşük canlılık oranı elde edilmiştir. 9. Gama ışınım dozlarının artışına bağlı olarak mikro çeliklerde de göz kabarma, uyanma ve sürme süreleri açısından kontrole göre gecikmelerin olduğu tespit edilmiştir. Kolhisin Uygulamalarından elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir. 1. Trakya İlkeren çeşidi için % 1; Flame Seedless çeşidi için ise % 0.75 ve % 1 dozlarının sürgün uçlarının tamamının kurumasına neden olduğu saptanmıştır. Her iki çeşit için de canlı sürgün ucu oranı açısından kontrole en yakın sonuçlar % 0.5 lik kolhisin dozunun 1 ya da 3 günlük sürelerle uygulanmasından elde edilmiştir. Trakya İlkeren çeşidinde % 0.75 lik dozun 3 ve 5 gün süreyle uygulanmasında ise canlılık oranının % 50 nin altına düştüğü gözlenmiştir. 2. Kolhisin uygulama doz ve sürelerinin artışına bağlı olarak her iki çeşitte de yaprak alanı ve sürgün uzunluğu değerlerinde azalma dikkati çekmiştir. 120
142 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Hatice BİLİR EKBİÇ 3. Kolhisin uygulamasının stoma özellikleri üzerine etkisi açısından değişiklikler tespit edilmiştir. Dozların artışına bağlı olarak stoma sayısında azalma; stoma genişliği ve uzunluğunda artış saptanmıştır. 4. Bitkilerden alınan yaprak örneklerinin flow sitometrik incelemeleri sonucunda bir örneğin % 50 hücresinde 2x+4x yapısı görülmüş; bunun dışındaki tüm örneklerde diploid yapının devam ettiği tespit edilmiştir. 5. Araştırmanın mikro çeliklerin % 0, 0.3, 0.6 ve 0.9 dozlarında kolhisinde 1, 3 ve 5 er saat süreyle tutulması bölümünde; Kontrol uygulamasında % 100 ve buna yakın canlılık oranları belirlenmiştir. Trakya İlkeren çeşidinde mikro çeliklerin % 0.9 dozundaki kolhisinde 3 ve 5, Flame Seedless çeşidinde ise 5 saat süreyle tutulmasının mikro çeliklerin tamamının kurumasına neden olduğu saptanmıştır. Çalışmanın hem arazi hem de doku kültürü koşullarından elde edilen gama ışınım uygulama sonuçları değerlendirildiğinde denemeyle her iki çeşitte de mutasyon eldesine yönelik etkili dozun belirlendiği açıklanabilmektedir. Daha sonra gerçekleştirilecek çalışmalarda bu dozların kullanılarak mutasyon oluşum frekansının artışının sağlanması için daha fazla bireyin kullanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Çalışmada morfolojik, sitolojik, fenolojik ve pomolojik incelemeler yapılmıştır. Ancak sonraki çalışmalarda ışınlama yapılan her bir bireyde mutasyon olup olmadığının netleştirilmesi amacıyla moleküler incelemelerin de yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. 121
143 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Hatice BİLİR EKBİÇ 122
144 KAYNAKLAR AĞAOĞLU, Y.S., Bilimsel ve Uygulamalı Bağcılık (Asma Biyolojisi). Ankara Üniv. Ziraat Fak. Bahçe Bitkileri Bölümü Ders Kitabı Cilt:1. Kavaklıdere Eğitim Yayınları: 1, 205 s. AHLOOWALIA, B.S., MALUSZYNSKI, M AND NICTERLEIN, K., Global Impact of Mutation-Derived Varieties. Euphytica, 135: AIHONG, M., PARGA, F., JLARSHE, S. AND SHAOHUA, L., Study on The Induction of Tetraploid Grapes. Scientia Agricultura Sinica, 38(8): AKAL, N., Değişik Vitis Türleri ve Melezlerinin Vejetatif Organları Arasındaki Bazı Anatomik Farklılıkların Belirlenmesi. Çukurova Üniv. Fen Bil. Enst. Yüksek Lisans Tezi, 71 s. ANONYMOUS, Descriptors for Grape. International Board for Plant Genetic Resources, Rome, 93 p. ANONYMOUS, Descriptors for Grape (Vitis spp). International Plant Genetic Resources Institute, Rome, 62 p. ATAK, A., YALÇIN, T., USLU, İ. VE SAMANCI, H Melezleme Yolu ile Yeni Üzüm Çeşitlerinin Elde Edilmesi. Bildiriler-Cilt-2: Türkiye Bağcılık Sempozyumu., Eylül 2005, Tekirdağ. BERTSCH, C., KIEFFER, F., MOILLOT, P., FARINE, S., BUTTERLIN, G., MERDINOĞLU D. AND WALTER, B., Genetic Chimerism of Vitis Vinifera cv. Chardonnay is Maintained Through Organogenesis But Not Somatic Embryogenesis. BMC Plant Biology, 5:20. BLANCO, C.A., Mutagenesis en la Mejora Genetica Vegetal. Curso Notas de Especializacion Postuniversitaria del Programa Master en Mejora Genetica Vegetal, 204 p. BLANKE, M. M., Comparative SEM Study of Stomata on Developing Quince, Apple, Grape And Tomato Fruit. Hort. Abstr., 57(10): 782. BOZHINOVA-BONEVA, I., Gamma Irradiation of Grapevine Polen. Gradinarska I Lozarska Nauka, 11(5):
145 BOZHINOVA-BONEVA, I., The Effect of X Rays on The Growth and Development of Vine Seedlings. Genetika I Selektsiya, 8(2): BOZHINOVA-BONEVA, L. AND KONDAREV, M., The Effect of Gamma- Rays on The Seeds and Shoots of Certain Grapevine Cultivars. Gradinarska I Lozarska Nauka, 10(6): CHARBAJI, T. AND NABULSI, I., Effect of Low Doses of Gamma Irradiation on In Vitro Growth of Grapevine. Plant Cell, Tissue and Organ Culture, 57: COSTACURTA, A., CANCELLIER, L., DONINI, B. AND MANNINO, P., The Germination of Irradiated Seeds Belonging to Several Grapevines Cultivars. Rivista Di Viticoltura E Di Enologia, 31(10): ÇELİK, H., Üzüm Çeşit Kataloğu. Sunfidan A.Ş. Mesleki Kitaplar Serisi-3, Ankara, 165 s. ÇELİK, M., Bazı Sofralık Üzüm Çeşitlerinin Yaprak Alanlarının ve Stoma Yoğunluklarının Belirlenmesi. Cilt: 26: Türkiye VI. Bağcılık Sempozyumu Eylül 2005, Tekirdağ, ÇOBAN, H., Vejetatif Olarak Üretilen Bitkilerde Mutasyon Islahı. Süleyman Demirel Üniv., Ziraat Fak. Derg., 17(31): ÇOBAN, H., KARA, S. VE İLTER, E., Investigations on Raidiosensitivity of Some Grape Varieties. Pakistan Journal of Biological Sciences, 5(5): DARDENİZ, A. VE TAYYAR, S., An Investigation on The Bud Break and Growth of Cuttings of 420 A and 5 BB American Vine Rootstocks Irradiated with Different Gamma Doses. Journal Central European Agric., 6(2): DE SCHEPPER, S., LEUS, L., MERTENS, M., VAN BOCKSTAELE AND E., DELOOSE, M., Flow Cytometric Analysis of Ploidy in Rhodendron (Subgenus tsutsusi). Hortscience, 36(1): DONINI, S., Induced Mutation in Plant Breeding: Current Status and Future Outlook. Kluwer Academic Publishers, Dordrecht,
146 DUNWEL, J.M., Haploid Cell Cultures (R.A. Dixon). Plant Cell Culture-A Practical Approach, IRL Pres Ltd., 2: DURING, H., Stomatal Frequency in Leaves Of Vitis Species and Varieties. Vitis, 19(2): DÜZGÜNEŞ, O. AND EKİNGEN, H.R., Genetik, Ankara Üniv., Ziraat Fak. Yay. No: 555, Ankara, 329 s. DÜZENLİ, S. VE AĞAOĞLU, Y.S., Vitis vinifera L nin Bazı Çeşitlerinde Stoma Yoğunluğu Üzerine Yaprak Yaşının ve Yaprak Pozisyonlarının Etkisi. Türk Tarım ve Orman Derg.,16(1): DÜZENLİ, S. VE ERGENOĞLU, F., Yüksek Terbiye Sisteminde Değişik Şekiller Verilmiş Ve Farklı Anaçlar Üzerine Aşılı Bazı Vitis vinifera L. Çeşitlerinde Stoma Yoğunluklarının Araştırılması. Türk Tar. ve Orman Derg. 15(2): ESCANDÒN, A. S.,HAGIWARA, J. C. AND ALDERETE, L. M., A New Variety of Bacopa Monnieri Obtained by In Vitro Polyploidization. Electronic Journal of Biotechnology ISSN: , 9(3): FORLANI, M., PASQUARELLA, C. AND COPPOLA, V., The Relationship Between Stomatal Density and Vigour in Grapevine Rootstocks. Hort. Abstr. 53(7): GENÇ, İ. VE YAĞBASANLAR, T., Bitki Islahı. Çukurova Üniv., Ziraat. Fak. Yay., Adana, 150 s. GOGIAVA, B., VAZHAKDZE, L.K. AND MOSASHVILL, V.A., Induced Mutagenesis in Grapevine. Material 4-90 S ezda Gruz.O-Va Genetikov İ Selektsionerov, Tbilisi, Royab, GU, X.F., YANG, A.F., MENG, H. AND ZHANG, J.R., In Vitro Induction of Tetraploid Plants From Diploid Zizyphus Jujuba Mill. Cv. Zhanhua. Plant Cell Rep., 24: ILGIN, C., KADER, S., ÖZTÜRK, H. VE YILMAZ, N., Pembe Gemre Üzüm Çeşidinde Klon Seleksiyonu Çalışmaları. Türkiye IV. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi, Eylül 2003, Antalya
147 JAGANNATHAN, L. AND MARCOTRIGIANO, M., Phenotypic and Ploidy Status of Paulownia Tomentosa Tree Regenerated From Cultured Hypocotyls. Plant Cell, Tissue and Organ Culture, 7: KADER, S., Osmanca Üzüm Çeşidindeki Klon Seleksiyonu Çalışması Sonucunda Seçilen Klonlar ile Osmanca Çeşidinin Ampelografik Özelliklerinin Karşılaştırılması. Cilt-2: Türkiye Bağcılık Sempozyumu Eylül 2005, Tekirdağ. KADER, S. VE ÖZTÜRK, H., Razakı Üzüm Çeşidinde Klon Seleksiyonu Çalışması Sonucunda Seçilen Klonların Ampelografik Özellikleri İle Göz Verimliliklerinin Belirlenmesi. Cilt-2: Türkiye Bağcılık Sempozyumu Eylül 2005., Tekirdağ. KADER, S., ÖZTÜRK, H., YILMAZ, N. VE ILGIN, C., İpek Üzüm Çeşidinde Klon Seleksiyonu. Türkiye IV. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi, Eylül 2003, Antalya, KADER, S., YILMAZ, N., ILGIN, C. VE İLHAN, İ., Çalkarası Üzüm Çeşidinde Klon Seleksiyonu Çalışmaları. Cilt-2: Türkiye Bağcılık Sempozyumu Eylül KARATAŞ, H. VE AĞAOĞLU, Y.S., Kalecik Karası Klonlarında Büyüme ve Gelişme Devreleri ile Olgunlaşma Arasındaki İlişkiler. Türkiye IV. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi, Eylül 2003, Antalya, KATAGIRI, K., Radiation Damage and Induced Tetraploidy in Mullberry (Morus alba L.). Environmental And Experimental Botany, 16: KAYA, A., İyonize Radyasyonun Biyolojik Etkileri. Dicle Tıp Dergisi. 29 (3): KHAWALE, R.N., SINGH, S.K. AND VIMALA, Y., Gamma Rays Induced In Vıtro Mutagenesıs And Molecular Marker-Assısted Selectıon of Mutants In Grapevıne. Acta Horticulturae, 725 (2): KİRACI, M.A., BAYRAKTAR, H., USTA, K., ÖZIŞIK, S. VE GÜRNİL, K., Bozcaada Çavuşu, Kozak Beyazı, Karasakız ve Amasya Beyazı Üzüm Çeşitlerinde Klon Seleksiyonu Çalışmaları. Türkiye V. Bağcılık ve Şarapçılık Sempozyumu, 5-9 Ekim 2002, Nevşehir s. 126
148 KÖKSAL, N., Haploid Kavun Bitkilerinde In Vivo ve In Vitro Yöntemlerle Dihaploidizasyon. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi., 116 s. KUKSOVA, V.B., PIVEN, N.M. AND GLEBA, Y.Y., Somaclonal Variation and In Vitro Induced Mutagenesis in Grapevine. Plant Cell, Tissue and Organ Culture, 49: KULIEV, V. M., Use of Induced Tetraploid Forms in Breeding Grape. Vestnik Sel skokhozyaistvennoi Nauki, 2: KUNTER MARASALI, B. VE DEĞİRMENCİ, D., Sultani Çekirdeksiz ve Kalecik Karası Üzüm Çeşitlerinde Uyarılmış Mutasyon Etkilerinin Sitogenetik Tanımlanması. TÜBİTAK TOGTAG 3091, 114 s. LETCHOMO, W., Alternative Methods of Ploidy Determination in Camomille. Acta Horticulturae, 289: LIMA DA SILVA, A. AND DOAZAN, J.P., Gamma-Ray Mutagenesis on Grapevine Rootstocks Cultivated In Vitro. Journal International Des Sciences De La Vigne Et Du Vin, 29(1): 1-9. LUO, Y. W., QIAO, Z., ZHU, Z., HUANGPU, Z. AND CHANG, J., Study on Autotetraploid Grape cv. Muscat Hamburg with Good Quality. Acta Horticulturae Sinica. 24 (2): LUO, Y.W., QACO, Z.J., ZHU, Z.Y., HUANGPU, Z.S. AND CHENG, J.H., Study on The Induction of A Tetraploid Mutant From Diploid Grape Cultivar Muscat Hamburg By Treatment With Colchicine. China Fruits. 2: 5-7. MALUSZYNSKI, M., NICTERLEIN, K., VAN ZANTEN, L. AND AHLOOWALIA, B.S., Officially Released Mutant Varieties, The FAO/IAEA Database, Mut. Breed. Rev., 12: MARASALI, B., KUNTER, B., DEĞİRMENCİ, D., KESKİ, N., TANER, Y., ÇELİK, H., TUTLUER, İ., USLU, N. VE SAĞEL, Z., Yerli Üzüm Çeşitlerinde Mutasyon Islahına Yönelik Olarak Etkili Mutasyon Dozunun Belirlenmesi ve M 1 V 1 Generasyonunda Görülen İlk Etkiler. Türkiye IV. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi, Eylül 2003, Antalya,
149 MISHRA, M.K., Stomatal Characteristics and Different Ploidy Levels in Coffea. Annals of Botany, 80 (5): MOTOSUGI, H. AND MOTIOKO, R., Tetraploid Breeding of Wild Grapes Native to Japan. American. Journal of Enology and Viticulture. 52:3: MOTOSUGI, H., NARUO, T., KOMAZAKI, S. AND YAMADA, M., A. Resistance of Autotetraploids of Grapevine Rootstock Cultivars to Phylloxera (Dactulosphaira Vitifoliae Fitch. Vitis. 41(2): MOTOSUGI, H., OKUDO, K., KATAOKA, D. AND NARUO, T., B. Comparison of Growth Characteristics Between Diploid and Colchicine- Induced Tetraploid Grape Rootstocks. Journal of The Japanese Society for Horticultural Science.71(3): MOTOSUGI, H., YAMAMOTO, Y., NARUO, T. AND YAMAGUCHI, D., Growth and Fruit Quality of Kyoho Grapevines Grafted on Autotetraploid Rootstocks. Journal of The Japanese Society for Horticultural Science, 76 (4): MURASHIGE, T. AND SKOOG, F., A Revised Medium For Rapid Growth and Biossays with Tobacco Tissue Cultures. Physiol. Plant., 15: NOTSUKA, K., TSURU, T. AND SHIRAISHI, M., Induced Polyploid Grapes Via In Vitro Chromosome Doubling. Journal of The Japanese Society for Horticultural Science. 69(5): PARK, S., WAKANA, A., HIRAMATSU, M. AND URESINO, K., A Tetraploid Hybrid Plant From 4x X 2x Crosses in Vitis and its Origin. Euphytica, 126: PATIL, S.G. AND PATIL, V.P., Mutation Studies in Anab-e-Shahi Grape (Vitis vinifera L.). Indian Journal of Horticulture, 62(3): PIERIK, R.L.M., In Vitro Culture of Higher Plants. Martinus Nijhoff Publ., Dordrecht, 344 p. PONNUSWAMI, V., IRALAPPON, I. AND ANOMUGAM, R., Sensitivity of Muscat Grape Cuttings to Gamma Irradiation. South Indian Horticulture, 39(5):
150 PREDIERI, S., Mutation Induction and Tissue Culture in Improving Fruits. Plant Cell Tissue and Organ Culture, 64: QUARTO, R., NATI, D. AND PAOLONI, F.M., Strawberry Anther Culture. Acta Horticulturae, RASSOULLI, V.A. AND MAHMOODZADEH, H., Induced Mutation in Grape (Vitis vinifera var. Bidaneh) by Using Colchicine. International Workshop on Advances in Grapevine And Wine Research, September, Venosa (Italy). 26 p. ROSE, J.B., KUBBA, J. AND TOBUTT, K.R., Induction of Tetraploidy in Buuleia Globosa. Plant Cell Tissue and Organ Culture, 63: SARI, N. VE ABAK, K., Haploid Karpuzda In Vitro Kromozom Katlanması Amacıyla Değişik Doz ve Sürelerde Uygulanan Kolhisinin Etkisi. Turkish. J. of Agriculture and Forestry. 20: SCIENZA, A. AND BOSELLI, M., Frequence et Caracteristiques Biometrique des Stımates de Cetains Porte-Graffes De Vigne. Vitis, 20(4): SHAO, J., CHEN, C. AND DENG, X., In Vitro Induction of Tetraploid in Pomegranate (Punica Granatum). Plant Cell Tissue and Organ Culture. 75: s. SIEVERSE, E., Anatomical Differences Between Clones Of Vine Variety White Riesling. Hort. Abstr. 41 (4): SUZUKI, T., UENOHATA, M. AND OOSAWA, K., 2006, Polyploidy Breeding of Blue Honeysuckle and Black Chokeberry by Utilizing In Vitro Cultures Treated with Colchicine. Acta Horticulturae, 760:XXVII International Horticultural Congress-IHC2006:II International Symposium on Plant Genetic Resecorces of Horticultural Crops. TANGOLAR, S., ERGENOĞLU, F. VE GÖK, S., Ç.Ü. Ziraat Fak. Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma Bağı Üzüm Çeşitleri Kataloğu, Çukurova Üniv. Yayınları:29, Ziraat Fak. Ofset Atölyesi, Adana, 94 s. TOPAKTAŞ, M. VE RENCÜZOĞULLARI, E Sitogenetik. Çukurova Üniv. Fen Edebiyat Fakültesi. Adana, s. 129
151 USLU, İ., SAMANCI, H., DEMİRAY, T. VE GÖKÇAY, E., Melezleme Yoluyla Sofralık Yeni Üzüm Çeşitlerinin Elde Edilmesi. T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar Genel Müd. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araşt. Enst. (Yalova), Bilimsel Araşt. İncel. Yayın No: 56, 25 s. VAN HARTEN, A.M., Mutation Breeding: Theory and Practical Applications. Cambridge Univ. Pres, Cambridge. 367 p. WANG, C.P., ZHANG, X.C. AND BIAN, X.H., High Quality Production Techniques for Grape Cultivar Zaoheibao. China Fruits, 6: s. YAĞCI, A., ILGIN, C., ATEŞ, F., DİLLİ, Y. VE KADER, S., Ege Geçit Bölgesinde Yetiştirilen Burdur Dimriti, Razakı, Siyah Dimrit. ve Siyah Gemre Üzüm Çeşitlerinde Klon Seleksiyonu Çalışmaları. Cilt 2: Türkiye Bağcılık Sempozyumu Eylül 2005, Tekirdağ. YAMANE, H. AND KURIHARA, A., Studies on Polyploidy Breeding in Grapes. II. Polyploid Induction by Colchicine Application. Bulletin of The Fruit Tree Research Station, E (Kaju Shikenjo Hokoku, E). 3: 1-13 s. YANG, X.M., CAO, Z.Y., AN, L.Z., WANG, Y.M. AND FANG, X.W., In Vitro Tetraploid Induction via Colchicine Treatment From Diploid Somatic Embryos In Grapevine (Vitis vinifera L.). Euphytica. 152:
152 ÖZGEÇMİŞ 1977 yılında Balıkesir ilinin Edremit ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimimi Afyon Karahisar da, liseyi ise Adana da tamamladı yılında girmiş olduğu Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünden Ziraat Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı yıl Bahçe Bitkileri Bölümünde Yüksek Lisans Eğitimine başladı yılında Çukurova Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. Yüksek lisans tezini 2003 yılında bağcılık konusunda tamamladı. Aynı yıl yine aynı bölümde doktora öğrenimine başladı. Halen aynı bölümde doktora çalışmalarına devam etmektedir. Yrd. Doç. Dr. İdris Ercan EKBİÇ ile evli olup Emir Yasin adında bir erkek çocuğu annesidir. 131
Trakya İlkeren ve Flame Seedless üzüm çeşitlerinde farklı kolhisin dozları kullanılarak poliploidi oluşturma olanakları*
Akademik Ziraat Dergisi 5(2):69-76 (2016) ISSN: 2147-6403 http://azd.odu.edu.tr Araştırma (Research) ve üzüm çeşitlerinde farklı kolhisin dozları kullanılarak poliploidi oluşturma olanakları* Hatice BİLİR
Doğal koşullarda poliploid bitkilerin ortaya çıkması mümkündür, ancak bunların oluşum frekansı düşüktür.
POLİPLOİDİ ISLAHI Bir canlı türünde genom olarak bilenen temel kromozom sayısı x ile gösterilir. Gamet hücrelerinde kromozom sayısı n=x tir. Bu kromozom sayısı seviyesine haploid veya monoploid adı verilmektedir.
Bazı Ceviz (Juglans regia L.) Çeşitlerinin Çimlenme ve Çöğür (Anaçlık) Gelişme Performanslarının Belirlenmesi
Bazı Ceviz (Juglans regia L.) Çeşitlerinin Çimlenme ve Çöğür (Anaçlık) Gelişme Performanslarının Belirlenmesi Akide ÖZCAN 1 Mehmet SÜTYEMEZ 2 1 Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniv., Afşin Meslek Yüksekokulu,
SOMATİK EMBRİYOGENESİS
4.DERS EMBRİYO KÜLTÜRÜ Bitkilerin tohumlarından ya da tohum taslaklarından embriyoların aseptik koşullarda izole edilerek yapay besin ortamları üzerinde kültüre alındığı in vitro tekniktir. Embriyo kültürü
BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI
BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI Tür ve çeşitlerin devamını sağlamak Ticari üretimin ve bahçelerin devamını sağlamak 1. Generatif (Eşeyli=tohum ile) çoğaltma 2. Vejetatif (Eşeysiz) çoğaltma GENERATİF ÇOĞALTMA
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇEKİRDEKSİZ KARPUZ (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum ve Nakai) ÇEŞİTLERİ GELİŞTİRMEYE YÖNELİK TETRAPLOİD HATLARIN ELDE EDİLMESİ BAHÇE BİTKİLERİ
Asmada Tozlanma ve Döllenme Biyolojisi I- Megasporogenez ve Mikrosporogenez
Asmada Tozlanma ve Döllenme Biyolojisi I- Megasporogenez ve Mikrosporogenez Asma polenleri 25-15 µm boyutlarında Çiçek tozu verimi: ort. 3500 adet/anter Birhan KUNTER Birhan KUNTER Çiçeklenme Sürme ile
ÖZET OTOMATİK KÖKLENDİRME SİSTEMİNDE ORTAM NEMİNİN SENSÖRLERLE HASSAS KONTROLÜ. Murat ÇAĞLAR
vii ÖZET OTOMATİK KÖKLENDİRME SİSTEMİNDE ORTAM NEMİNİN SENSÖRLERLE HASSAS KONTROLÜ Murat ÇAĞLAR Yüksek Lisans Tezi, Tarım Makinaları Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Saadettin YILDIRIM 2014, 65 sayfa
ADIM ADIM YGS LYS. 91. Adım KALITIM -17 GENETİK VARYASYON MUTASYON MODİFİKASYON ADAPTASYON - REKOMBİNASYON
ADIM ADIM YGS LYS 91. Adım KALITIM -17 GENETİK VARYASYON MUTASYON MODİFİKASYON ADAPTASYON - REKOMBİNASYON GENETİK VARYASYON Aynı türün bireyleri arasındaki farklılığa VARYASYON denir. Varyasyonların hepsi
ZBB306 KODLU SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ DERSİ NOTLARI. Doç.Dr. Soner KAZAZ
ZBB306 KODLU SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ DERSİ NOTLARI Doç.Dr. Soner KAZAZ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü 06110-Ankara [email protected] GERBERA YETİŞTİRİCİLİĞİ-2 GERBERANIN
ASMANIN ÇOĞALTILMASI
ASMANIN ÇOĞALTILMASI Asmalar başlıca iki yolla çoğaltılır; Eşeyli (tohumla) Eşeysiz TOHUMLA (EŞEYLİ) ÇOĞALTMA Asmalar biyolojik olarak yabancı döllenmeleri nedeniyle, tohumdan elde edilen bitkiler çok
Sultani Çekirdeksiz ve Kalecik Karası Üzüm Çeşitlerinde Uyarılmış Mutasyon Etkilerinin Sitolojik İncelenmesi
U. Ü. ZİRAAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2012, Cilt 26, Sayı 2, 59-64 (Journal of Agricultural Faculty of Uludag University) Sultani Çekirdeksiz ve Kalecik Karası Üzüm Çeşitlerinde Uyarılmış Mutasyon Etkilerinin
Bazı Üzüm Çeşitlerinin Döl Verimleri Üzerine Tozlayıcı Kalecik Karası Çeşidinin Etkileri
TARIM BİLİMLERİ DERGİSİ 2007, 13 (3) 261-264 ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ Bazı Üzüm Çeşitlerinin Döl Verimleri Üzerine Tozlayıcı Kalecik Karası Çeşidinin Etkileri Hüseyin KARATAŞ 1 Y. Sabit AĞAOĞLU
BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU
Adı Soyadı Ünvanı Birimi Doğum Yeri/Yılı E-Posta BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU KİŞİSEL BİLGİLER Özlem ÇALKAN SAĞLAM Yrd. Doç. Dr. Tarım Bilimleri ve Teknolojikleri Fakültesi
TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİYE GİRİŞ
TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİYE GİRİŞ Bitki Doku Kültürü Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TB101 Çiğdem Yamaner (Yrd. Doç. Dr.) 4. Hafta (08.10.2013) ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü
YARASA VE ÇİFTLİK GÜBRESİNİN BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ ve BUĞDAY BİTKİSİNİN VERİM PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİSİ
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ YARASA VE ÇİFTLİK GÜBRESİNİN BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ ve BUĞDAY BİTKİSİNİN VERİM PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİSİ TARIMSAL YAPILAR VE SULAMA ANABİLİM
TRAKYA İLKEREN, USLU VE YALOVA İNCİSİ ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE HİDROJEN SİYANAMİD (H 2 CN 2 ) UYGULAMASININ ERKENCİLİK, VERİM VE KALİTE ÜZERİNE ETKİSİ
TRAKYA İLKEREN, USLU VE YALOVA İNCİSİ ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE HİDROJEN SİYANAMİD (H 2 CN 2 ) UYGULAMASININ ERKENCİLİK, VERİM VE KALİTE ÜZERİNE ETKİSİ İlknur POLAT¹ Hakan ESKݹ ¹Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma
Hindistan Çay Plantasyonlarında Yürütülmekte Olan Dört Farklı Bitki Islah Programı
Hindistan Çay Plantasyonlarında Yürütülmekte Olan Dört Farklı Bitki Islah Programı Bitki Islahı UPASI Çay Araştırma Kurumu 1 Ocak 31 Aralık 2005 Periyodu, 79. Yıllık Raporu. ISSN : 0972-3129 Botanist Dr.R.Victor
T.C ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ
T.C ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ HAŞHAŞ (Papaver somniferum L.) BİTKİSİNİN VERİMİ VE BAZI ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE GİBBERELLİK ASİDİN (GA 3 ) FARKLI DOZ VE UYGULAMA ZAMANLARININ
Bazı Tritikale Çeşitlerine Uygulanan Farklı Gama Dozlarının Fide Gelişimi Üzerine Etkileri
TARIM BİLİMLERİ DERGİSİ 2006, 12 (3) 233-238 ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ Bazı Tritikale Çeşitlerine Uygulanan Farklı Gama Dozlarının Fide Gelişimi Üzerine Etkileri Mehmet ATAK 1 M. Demir KAYA
SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME. Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012
SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012 Sera nedir? Bitki büyüme ve gelişmesi için gerekli iklim etmenlerinin
GENETİK LABORATUVARI
GENETİK LABORATUVARI Laboratuvar sorumluları: Prof. Dr. Mehmet TOPAKTAŞ Prof. Dr. Hasan Basri İLA Temel Araştırma Alanımız: Genetik, Sitogenetik, Genotoksikoloji Genetik laboratuvarında günlük hayatta
Tohum Bahçeleri. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER
Tohum Bahçeleri Tohum bahçeleri irsel (genetik) bakımdan daha yüksek nitelikli tohum elde etmek üzere, bir anlamda damızlık olarak seçilen üstün ağaçlardan alınan aşı kalemleriyle aşılanan fidanlardan
İpek 607 Pamuk (G. hirsitum L.) Çeşidinde Farklı Gama Işını (Cobalt 60) Dozlarının M2 Popülasyonunda Lif Kalite Özellikleri Üzerine Etkisi
Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Dergisi, 2016, 25 (Özel sayı-2):106-111 Araştırma Makalesi (Research Article) İpek 607 Pamuk (G. hirsitum L.) Çeşidinde Farklı Gama Işını (Cobalt 60) Dozlarının
Bornova Misketi Ve Cabernet Sauvignon Üzüm Çeşitlerinde Organik Ve Konvansiyonel Yetiştiriciliğin Asmanın Gelişimine, Üzüm Ve Şarap Kalitesine Etkisi
Türkiye IV. Organik Tarım Sempozyumu, 28 Haziran - 1 Temmuz 2010, Erzurum, (Sunulu Bildiri) Bornova Misketi Ve Cabernet Sauvignon Üzüm Çeşitlerinde Organik Ve Konvansiyonel Yetiştiriciliğin Asmanın Gelişimine,
YAZILIYA HAZIRLIK TEST SORULARI. 10. Sınıf
YAZILIYA HAZIRLIK TEST SORULARI 10. Sınıf 1) Hücre döngüsünün interfaz evresini yeni tamamlamış bir hücre ile bu hücrenin döngü sonunda oluşturduğu yeni hücrelerde; I. DNA miktarı II. Gen Sayısı III. Gen
Bağ Tesisinde Dikkat Edilmesi Gereken Ekolojik Faktörler
Bağ Tesisinde Dikkat Edilmesi Gereken Ekolojik Faktörler Turcan TEKER Ziraat Yüksek Mühendisi Yetiştirme Tekniği Bölüm Başkanlığı 06.04.2017 Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü MANİSA Amacımız? Bağ
1. MEYVECİLİK ARAŞTIRMALARI
İçindekiler Tablosu 1. MEYVECİLİK ARAŞTIRMALARI...2 1.1 Türkiye Badem Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi...2 1.2. Bazı Yabancı Badem Çeşitleri İle Yerli Badem Tiplerinin Diyarbakır İlindeki Gelişme,
ÇOK YILLIK ÇAVDAR (Secale montanum Guss.) DA POLİPLOİD BİTKİ ELDE ETME OLANAKLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA. İlknur AKGÜN (1)
Atatürk Ü.Zir.Fak.Der. 28 (3), 464-471, 1997 ÇOK YILLIK ÇAVDAR (Secale montanum Guss.) DA POLİPLOİD BİTKİ ELDE ETME OLANAKLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA İlknur AKGÜN (1) ÖZET: Bu çalışma, çok yıllık çavdar
ZBB306 KODLU SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ DERSİ NOTLARI. Doç.Dr. Soner KAZAZ
ZBB306 KODLU SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ DERSİ NOTLARI Doç.Dr. Soner KAZAZ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü 06110-Ankara [email protected] KASIMPATI (KRZANTEM) YETİŞTİRİCİLİĞİ-1
YURTİÇİ DENEME RAPORU
YURTİÇİ DENEME RAPORU PERLA VİTA A+ UYGULAMASININ MARUL VERİM VE KALİTE ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ GİRİŞ Marul ve marul grubu sebzeler ülkemizde olduğu gibi dünyada geniş alanlarda üretilmekte ve tüketilmektedir.
Doç.Dr. Yıldız AKA KAÇAR
Doç.Dr. Yıldız AKA KAÇAR Selülozik yapıdaki hücre çeperleri, mekanik ya da enzimatik yollarla çıkarılmış olan hücrelere protoplast denilmektedir. Protoplast kültürü ise, izole edilen Protoplast kültürü
Stres Koşulları ve Bitkilerin Tepkisi
Stres Koşulları ve Bitkilerin Tepkisi Stres nedir? Olumsuz koşullara karşı canlıların vermiş oldukları tepkiye stres denir. Olumsuz çevre koşulları bitkilerde strese neden olur. «Biyolojik Stres»: Yetişme
ÖZET. Yüksek Lisans Tezi. Đmge Đ. TOKBAY. Adnan Menderes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Bitkileri Anabilim Dalı
iii ÖZET Yüksek Lisans Tezi AYDIN EKOLOJĐK KOŞULLARINDA FARKLI EKĐM ZAMANI VE SIRA ARALIĞININ ÇEMEN (Trigonella foenum-graecum L.) ĐN VERĐM VE KALĐTE ÖZELLĐKLERĐNE ETKĐSĐ Đmge Đ. TOKBAY Adnan Menderes
Fidanlık Parsellerindeki Aşı Noktası Dikim Yüksekliğinin Açık Köklü Aşılı Fidan Randıman ve Gelişimi Üzerine Etkileri
Fidanlık Parsellerindeki Aşı Noktası Dikim Yüksekliğinin Açık Köklü Aşılı Fidan Randıman ve Gelişimi Üzerine Etkileri Alper Dardeniz 1* Arda Akçal 1 Tolga Sarıyer 1 1 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi,
MEYVE ISLAHININ ÖZELLİKLERİ
MEYVE ISLAHININ ÖZELLİKLERİ - Meyveler binlerce yıl, besleyici özelliğinden çok lezzet ve keyf verici ürün olarak görülmüştür - Bu nedenle ıslah çalışmaları tek yılık bahçe bitkilerine göre oldukça geç
belirlenmiştir. En iyi meyve tutumu 22 nolu tozlayıcının %5 lik çiçek tozu un karışımından elde edilmiştir. 3. Denemede kullanılan tozlayıcı
ÖZET 1. Denemenin yürütüldüğü yıllarda tozlayıcı tip ve dişi çeşitlerde çiçeklenmenin Nisan ayında olduğu gözlenmiştir. 1998 yılında tozlayıcı tip ve dişi çeşitlerin çiçeklenmesi 6 Nisan (çiçeklenme başlangıcı)
Budama, seyreltme, gübreleme gibi bahçe işleri daha kolay ve ekonomik olarak yapılabilir.
Son yıllarda ekonomik şartlar ve Pazar isteklerinin değişmesi nedeniyle modern meyveciliğin yapılması gerekmektedir. Bu ise anacak bodur elma bahçesi tesisi veya yarı bodur elma bahçesi tesisi ile olmaktadır.modern
In vitro KOLHİSİN UYGULAMASI İLE POLİPLOİD NANE (Mentha longifolia L.) BİTKİLERİNİN ELDE EDİLMESİ
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2002, 15(2),63-69 In vitro KOLHİSİN UYGULAMASI İLE POLİPLOİD NANE (Mentha longifolia L.) BİTKİLERİNİN ELDE EDİLMESİ Şenay TEPE Şebnem ELLİALTIOĞLU Ankara
BİTKİLERDE DOKU KÜLTÜRÜ DERSİ SOMAKLONAL VARYASYON KONUSU İLE İLGİLİ SORULAR Gizem TERZİ
BİTKİLERDE DOKU KÜLTÜRÜ DERSİ SOMAKLONAL VARYASYON KONUSU İLE İLGİLİ SORULAR Gizem TERZİ 1) İn vitro kültür sırasında ortaya çıkan ve rejenere olan bitkilerde gözlenen değişiklikler Somaklonal Varyasyon
BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU
Adı Soyadı Ünvanı Birimi Doğum Yeri/Yılı E-Posta BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU KİŞİSEL BİLGİLER Hayri SAĞLAM Yrd. Doç. Dr. Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bahçe Bitkileri
2007 ÖSS BİYOLOJİ SORULARI VE CEVAPLARI
2007 ÖSS BİYOLOJİ SORULARI VE CEVAPLARI 1. BÖLÜM 1. Aşağıdaki tabloda bazı canlı türlerinin kromozom sayıları verilmiştir. Bu tablodaki bilgilere göre, I. İki canlı türünün kromozom sayılarına bakılarak
KAPLAN86 CEVİZİ. Kaplan 86 Cevizi
Kaplan 86 Cevizi Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. 5 yaşındaki bir ağacın ortalama verimi 4-5 kg'dır. Meyve salkımı 2-3'lü olur. Meyveler elips şeklinde olup, kabuktan kolay ayrılır. Taze ceviz olarak
DNA ve Özellikleri. Şeker;
DNA ve Özellikleri Hücrelerdeki hayatsal olayların yönetimini çekirdek sağlar. Çekirdek içinde, hücrenin beslenme, solunum, üreme gibi canlılık faaliyetlerin yönetilmesini sağlayan genetik madde bulunur.
TRAKYA İLKEREN, USLU VE YALOVA İNCİSİ ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE HİDROJEN SİYANAMİD (H2CN2) UYGULAMASININ ERKENCİLİK, VERİM VE KALİTE ÜZERİNE ETKİSİ
TRAKYA İLKEREN, USLU VE YALOVA İNCİSİ ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE HİDROJEN SİYANAMİD (H2CN2) UYGULAMASININ ERKENCİLİK, VERİM VE KALİTE ÜZERİNE ETKİSİ İlknur POLAT¹ Hakan ESKݹ ¹Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü
Ceviz Fidanı-Ağacı İklim ve Toprak İstekleri
Yavuz-1 CEVİZ (KR-2) Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. Özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Verimsiz bir çeşittir. Nisbi Periyodisite görülür. Meyvesi oval şekilli
Bu doküman Kâtip Çelebi tarafından 1632 de yazılan ve İbrahim Müteferrika nın eklemeleri ile Matbaa-ı Amire de basılan Kitabı-ı Cihannüma nın
Sofralık Üzüm Çeşitlerinde Farklı Boğumlardaki Yaprakların Farklı Dönemlerdeki Stoma Yoğunluk ve Büyüklüklerinin Belirlenmesi
Sofralık Üzüm Çeşitlerinde Farklı daki Yaprakların Farklı Dönemlerdeki Stoma Yoğunluk ve Büyüklüklerinin Belirlenmesi Çağla Tetik 1 Alper Dardeniz 2* 1 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kırklareli İl
Çizelge 1.1. İyonize radyasyon uygulamaları ile elde edilen mutant bitki türlerinin ülkelere göre dağılımı
1. AMAÇ Mutasyonlar, kalıtım materyalinin (DNA ve RNA) fiziksel ve kimyasal yapısının değişmesi sonucu DNA dizininde, genetik açılım veya rekombinasyon kökenli olmayan, kalıtsal değişimler olarak tanımlanmaktadır
Bazı Klon Meyve Türlerinde Klon Anaçlarının Yeşil Çeliklerinin Sisleme Ünitesinde Köklendirilmeleri Üzerine Bir Çalışma(*)
GOÜ. Ziraat Fakültesi Dergisi, 2012, 29 (2), 1-8 Bazı Klon Meyve Türlerinde Klon Anaçlarının Yeşil Çeliklerinin Sisleme Ünitesinde Köklendirilmeleri Üzerine Bir Çalışma(*) Yemliha EDİZER* Mehmet Akif DEMİREL
YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #8
YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #8 1) Arkebakteriler sıra dışı koşullarda bile yapısı bozulmadan kalabilen enzimlere sahiptir. Arkelere ait bu enzimler, I. Kalitesi düşük metal cevherlerinin işlenmesi, II. Zehirli
ORMAN AĞACI ISLAHI. Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY ( GÜZ DÖNEMİ)
ORMAN AĞACI ISLAHI Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY (2015-2016 GÜZ DÖNEMİ) POPULASYON GENETİĞİ Genetik anlamda populasyon, doğal koşullar altında aralarında gen alışverişi olabilen bireyler topluluğudur. Bu gen
Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur.
Elma Tarihçe İklim İstekleri Elma ılıman, özellikle soğuk ılıman iklim bitkisidir. Akdeniz Bölgesinde 800 m. den yukarı yerlerde yetişir. Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma
VEJETATİF ÇOĞALTMA (EŞEYSİZ)
VEJETATİF ÇOĞALTMA (EŞEYSİZ) Çelikle Çoğaltma Yeni bir bitki elde etmek amacıyla, bitkilerin gövde, dal, kök ve yapraklarından kesilerek hazırlanan parçalara 'çelik' adı verilir. Böyle beden parçalarıyla
2)Subatomik parçacıklardan oluşan radyasyon. α, β ışınları
B) RADYASYON UYGULAMALARI Radyasyon = enerji yayılması 1)Elektromanyetik radyasyon. UV, X ve γ ışınları 2)Subatomik parçacıklardan oluşan radyasyon. α, β ışınları İyonizan ışınların canlı hücreler üzerine
Bağcılıkta Yeşil (Yaz) Budaması Uygulamaları
Bağcılıkta Yeşil (Yaz) Budaması Uygulamaları Turcan TEKER Ziraat Yüksek Mühendisi Yetiştirme Tekniği Bölüm Başkanlığı 06.04.2017 Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü MANİSA Yeşil Budama Gözlerin uyanmasından
2009 TÜBİTAK TÜSSİDE BİLİM DANIŞMANLIĞI ÇALIŞTAYI 1
GRUP SENTEZ DOĞAL FABRİKALARIMIZIN PENCERELERİ OLAN STOMALARIN İNCELENMESİ GRUP ÜYELERİ MURAT UYSAL RAMAZAN ÇAKIRDIM ERDAL GÜLER GRUP DANIŞMANLARI Prof.Dr.GÜRCAN GÜLERYÜZ Doç.Dr.TİJEN OĞRAŞ 2009 TÜBİTAK
4. Bağcılık Sempozyumu Ekim 1998 Yalova, Bildiriler BAZI ÇEKİRDEKSİZ ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE ÇİÇEK TOZU CANLILIĞI VE ÇİMLENME GÜCÜ
4. Bağcılık Sempozyumu 20-23 Ekim 1998 Yalova, Bildiriler 243-247. BAZI ÇEKİRDEKSİZ ÜZÜM ÇEŞİTLERİNDE ÇİÇEK TOZU CANLILIĞI VE ÇİMLENME GÜCÜ Salih ÇELİK İlknur KORKUTAL (DOĞAN) Trakya Üniversitesi, Tekirdağ
MELEZLEME (HİBRİDİZASYON) NEDİR?
MELEZLEME (HİBRİDİZASYON) NEDİR? Genotipleri farklı iki bireyin doğal veya yapay olarak tozlanması ve döllenmesi olayına verilen isimdir. İnterspesifik : Türlerarası melezler: İntraspesifik melezler: Tür
Kış Dinlenmesi Döneminde Uygulanan Düşük Sıcaklıkların Bazı Üzüm Çeşitlerinin Gelişimi Üzerine Etkileri
Nevşehir Bilim ve Teknoloji Dergisi TARGİD Özel Sayı 208-213 2016 DOI: 10.17100/nevbiltek.55390 URL: http://dx.doi.org/10.17100/nevbiltek.55390 Kış Dinlenmesi Döneminde Uygulanan Düşük Sıcaklıkların Bazı
GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları
GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları GİRİŞ Sulamanın amacı kültür bitkilerinin ihtiyacı olan suyun, normal yağışlarla karşılanmadığı hallerde insan eliyle toprağa verilmesidir. Tarımsal
Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 8 (1):78-83, 2013
Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 8 (1):78-83, 2013 ISSN 1304-9984, Araştırma Makalesi D. KATAR, H. YAMAN, İ. SUBAŞI, Y. ARSLAN Meryemana Dikeni (Silybum marianum (L.) Gaertn.) Bitkisi
İnce çeperli parankima hücrelerinin kitlesel yapısı. Kallus
İnce çeperli parankima hücrelerinin kitlesel yapısı Kallus Kallus oluşumu Köklerde ve gövdede yaralı bölgede kallus oluşur.. Kallus oluşumu: Erythrina ağacı Yapraktan kallus oluşumu Vaskular dokudan kallus
Bahçıvanlık kursu 2015
Bahçıvanlık kursu 2015 FİDAN ÜRETİM TEKNİKLERİ ÜRETİM ÜRETİM EŞEYLİ ÜRETİM EŞEYSİZ ÜRETİM TOHUMLA ÜRETİM ÇELİKLE ÜRETİM AŞI İLE ÜRETİM DALDIRMA İLE ÜRETİM ÇELİKTEN ÜRETİM ÇELİKTEN ÜRETİM GÖVDE ÇELİKLERİ
ORGANİK K BAĞCILIKTA TAÇ YÖNETİMİ
ORGANİK K BAĞCILIKTA TAÇ YÖNETİMİ Doç.. Dr. Ahmet Altı li Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe e Bitkileri Bölümü, B 35100 Bornova İzmir / Türkiye [email protected] Ekolojik Tarım m Organizasyonu
BAHÇE BİTKİLERİNDE MUTASYON ISLAHI - II
BAHÇE BİTKİLERİNDE MUTASYON ISLAHI - II Genetik varyasyon kaynağı olarak Mutasyon terimini ilk defa 1901 yılında Hugo De Vries kullanmıştır. Muller (1927) Drosphylla (sirke sineği) nde ve Stadler (1928)
Ilıman iklim kuşağında Dinlenme
Ilıman iklim kuşağında Dinlenme - Meristem dokuları düşük sıcaklık ve gün uzunluğunun azalması ile uyarılarak tomurcuklar dinlenmeye girer. - Yaprak dökümü olur. Bitki soğuğa ve dona karşı dayanım geliştirir.
Türler arası melezleme ile elde edilen anaçlar başlıca 3 grupta toplanmaktadır. 1- Amerikan x Amerikan melezleri
Türler arası melezleme ile elde edilen anaçlar başlıca 3 grupta toplanmaktadır. 1- Amerikan x Amerikan melezleri Riparia x Rupestris melezleri 3309C, 101-14 MG, 3306C, Schwarzman Berlandieri x Riparia
6. Seçilmiş 24 erkek tipte ağacın büyüme biçimi, ağacın büyüme gücü (cm), çiçeklenmenin çakışma süresi, bir salkımdaki çiçek tozu üretim miktarı,
ÖZET Bu çalışmada, Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde bulunan antepfıstığı parsellerinde yer alan bazı erkek tiplerin morfolojik ve biyolojik özelikleri araştırılmıştır. Çalışma, 1995 ve 1996 yıllarında hem
Key Words : American Vine Rootstock, Vine Cutting Stems, Auxiliary Shoots, Çanakkale.
Ege Üni. Ziraat Fak. Derg., 2001, 38(2-3): 1-8 ISSN 1018-8851 140 Rugeri ve 1103 Poulsen Amerikan Asma larının Çanakkale-Umurbey Koşullarındaki Çelik Verimleri ile Bazı Morfolojik Özelliklerinin Belirlenmesi
TÜBİTAK-BİDEB Lise Öğretmenleri (Fizik, Kimya, Biyoloji ve Matematik) Proje Danışmanlığı Eğitimi Çalıştayı LİSE-2 (ÇALIŞTAY 2012) SUYUN DANSI
TÜBİTAK-BİDEB Lise Öğretmenleri (Fizik, Kimya, Biyoloji ve Matematik) Proje Danışmanlığı Eğitimi Çalıştayı LİSE-2 (ÇALIŞTAY 2012) SUYUN DANSI Ali EKRİKAYA Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi KAYSERİ Ömer
ASMALARDA ÇİÇEK ve ÇİÇEKLENME MORFOLOJİSİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BAHÇE BİTKİLERİ BÖLÜMÜ ÖZEL BAĞCILIK DERSİ ASMALARDA ÇİÇEK ve ÇİÇEKLENME MORFOLOJİSİ Dersin sorumluları: Prof. Dr.Birhan Kunter Araş.Gör. Hande Tahmaz Hazırlayanlar:
Genetik materyal olarak tohum depolamanın üstünlükleri
Genetik materyal olarak tohum depolamanın üstünlükleri 1. Pratik açıdan tohum depolama bitkinin vejatatif kısımlarını depolanmaktan daha kolaydır. 2. Tohumlar oldukça küçük, oldukça fazla depolanabilir
BAZI LİMON ÇEŞİTLERİNİN YILLARI ARASINDA ANTALYA EKOLOJİK KOŞULLARINDA GÖSTERDİKLERİ VERİM VE POMOLOJİK ÖZELLİKLER
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2004, 17(2), 115-119 BAZI LİMON ÇEŞİTLERİNİN 1997-2000 YILLARI ARASINDA ANTALYA EKOLOJİK KOŞULLARINDA GÖSTERDİKLERİ VERİM VE POMOLOJİK ÖZELLİKLER Ebru CÜCÜ-AÇIKALIN
axia tohum Axia Tohum
axia tohum HAKKIMIZDA Axia Tohum A.Ş. olarak misyonumuz yüksek performanslı çeşitler geliştirerek üreticilerimiz için değer yaratmaktır. Bu nedenle, moleküler marker yöntemi ve diğer ıslah teknolojilerini
UYGULAMA KONUSU SÜRESİ BAŞLAMA TARİHİ BİTİŞ TARİHİ EĞTĞİMİN YAPILACAĞI YER 1 Doubled Haploid Çalışmaları
TARLA BİTKİLERİ MERKEZ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ BİTKİ ISLAHI KURSU UYGULAMALI EĞİTİM PROGRAMI (2017) Sıra No UYGULAMA KONUSU SÜRESİ BAŞLAMA TARİHİ BİTİŞ TARİHİ EĞTĞİMİN YAPILACAĞI YER 1 Doubled Haploid Çalışmaları
VEJETATİF ÇOĞALTMA (EŞEYSİZ)
VEJETATİF ÇOĞALTMA (EŞEYSİZ) VEJETATİF (EŞEYSİZ) ÇOĞALTMA Bitkilerin değişik yaşlarda gövde ve dal parçaları, büyüme uçlarındaki meristematik dokuları, kökleri, yaprakları ya da özelleşmiş veya değişikliğe
Uygun koşullar altında gelişen bir bitkinin ilk çiçek taslaklarının görüldüğü zamana kadar geçen dönemi gençlik (juvenile) olarak isimlendirilir.
GENERATİF BÜYÜME VE GELİŞME Uygun koşullar altında gelişen bir bitkinin ilk çiçek taslaklarının görüldüğü zamana kadar geçen dönemi gençlik (juvenile) olarak isimlendirilir. Çiçek tohum ve meyve gelişiminden
Şeker Kamışı Sugarcane (Saccharum officinarum L.)
Şeker Kamışı Sugarcane (Saccharum officinarum L.) 1 Önemi, Kökeni ve Tarihçesi 1850 li yılara kadar dünya şeker üretiminin tamamı şeker kamışından elde edilmekteydi. Günümüzde ise (2010 yılı istatistiklerine
Adnan YAVİÇ, Adnan DOĞAN*, Ahmet KAZANKAYA, Tarık ENCÜ
YYÜ TAR BİL DERG (YYU J AGR SCI) 2016, 26(4): 621-631 Geliş Tarihi (Received): 05.08.2016 Kabul Tarihi (Accepted): 30.11.2016 Araştırma Makalesi/Research Article (Original Paper) Van Gölü Havzası Farklı
Seleksiyon Islahı. Toplu seleksiyon Teksel seleksiyon Klon seleksiyonu
Seleksiyon Islahı Toplu seleksiyon Teksel seleksiyon Klon seleksiyonu Seleksiyon Doğal olarak meydana gelmiş bir varyabiliteye sahip populasyonlardan ıslah amaçlarına uygun bitkileri seçip, bunlara daha
KESME GÜL VE GÜL FİDANI YETİŞTİRİCİLİĞİ
KESME GÜL VE GÜL FİDANI YETİŞTİRİCİLİĞİ Gül Gül, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rosa cinsindendir ve dünyada yaklaşık 1.350 Rosa türü tanımlanmıştır. Gül 1-2 metre arasında uzayabilen, çok yıllık dikenli
BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI
BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI Çoğaltma Nedir? Yeni bağ, meyve bahçesi, sebze bahçesi kurmak ya da iç ve dış mekan süs bitkileri elde etmek amacı ile tohum, fide ve fidan üretmek üzere yapılan çalışmalardır.
Sofralık Üzüm Çeşitlerinde Omca Tacının Farklı Yöneyleri ile Günün Farklı Saatlerinin Yaprakların Stoma Yoğunluk ve Büyüklüklerine Etkileri
Sofralık Üzüm Çeşitlerinde Omca Tacının Farklı Yöneyleri ile Günün Farklı Saatlerinin Yaprakların Stoma Yoğunluk ve Büyüklüklerine Etkileri Çağla Tetik 1 Alper Dardeniz 1* 1 ÇOMÜ Ziraat Fakültesi, Bahçe
Comparation of Different Scion/Rootstock Combinations in the Production of Grafted Grapevines in Isparta Condition
Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 9-3(2005), Isparta Koşullarında Aşılı Asma Fidanı Üretiminde Farklı Çeşit/Anaç Kombinasyonlarının Karşılaştırılması N.G. BAYDAR, M. ECE Süleyman
BAHÇE BİTKİLERİNDE BUDAMA TEKNİKLERİ
BAHÇE BİTKİLERİNDE BUDAMA TEKNİKLERİ MEYVE AĞAÇLARINDA TERBİYE SİSTEMİ VE BUDAMA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAHÇIVANLIK EĞİTİMİ KURSU Ankara MEYVE AĞACININ KISIMLARI 1- KÖK Toprak altı organıdır Meyve ağacının
Kasım Külek ÖZ Özaltın Tarım İşletmeleri San. Ve Tic. A.Ş. 21. Yüzyılda Pamuk Çalıştayı Mart 2016-Kahramanmaraş
Kasım Külek ÖZ Özaltın Tarım İşletmeleri San. Ve Tic. A.Ş. 21. Yüzyılda Pamuk Çalıştayı 23-24 Mart 2016-Kahramanmaraş Dünya nın ve Ülkemizin önde gelen ürünlerinden olan pamuk: çiftçi, tohum firmaları,
ŞEFKAT KOLEJİ İMFO SINIF FEN SORULARI
ŞEFKAT KOLEJİ İMFO-20 8.SINIF FEN SORULARI.. Aşağıdaki şema bazı canlılarda gözlenen döl almasını göstermektedir. Sporofit (2n) M P A T G 2 G S Replikasyon Sitokinez 6 0 0 0 0 spor (n) İnterfaz Yukarıdaki
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 21 (42): (2007) 11-15
www.ziraat.selcuk.edu.tr/dergi Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 21 (42): (2007) 11-15 UMURBEY ÇANAKKALE KOŞULLARINDA YETİŞTİRİLEN MÜŞKÜLE ÜZÜM ÇEŞİDİNDE (Vitis vinifera L.) FARKLI TERBİYE SİSTEMLERİNİN
Vegetatif (eşeysiz) çoğaltma
Vegetatif (eşeysiz) çoğaltma Genel anlamda, bitkilerin değişik yaşlarda gövde ve dal parçaları, büyüme uçlarındaki meristematik dokuları, kökleri, yaprakları yada özelleşmiş veya değişikliğe uğramış gövde
T.C. ORDU ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ. KOKULU ÜZÜMÜN (Vitis labrusca L.) TEK BOĞUMLU MİKRO ÇELİK KÜLTÜRÜ İLE IN VITRO ÇOĞALTIMI GÜL YILMAZ
T.C. ORDU ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KOKULU ÜZÜMÜN (Vitis labrusca L.) TEK BOĞUMLU MİKRO ÇELİK KÜLTÜRÜ İLE IN VITRO ÇOĞALTIMI GÜL YILMAZ YÜKSEK LİSANS TEZİ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI ORDU
4. Hafta Bahçe bitkilerinin ekolojik istekleri: İklim ve toprak faktörleri, yer ve yöney
4. Hafta Bahçe bitkilerinin ekolojik istekleri: İklim ve toprak faktörleri, yer ve yöney BAHÇE BİTKİLERİNİN EKOLOJİK İSTEKLERİ Bitkide büyüme ve gelişme, bitkisel üretimde çeşitlilik Bitkinin genetik yapısı
GENEL. Zaman Konu Eğitimci(ler)
GENEL Zaman Konu Eğitimci(ler) 6.02.2017 9:30-10:00 Kayıt/AÇILIŞ 10:00-10:45 Tarla Bitkileri Islahında Güncel Durum ve Gelecek Hedefleri Doç. Dr. Taner AKAR 1 11:00-11:45 Sebze Islahında Güncel Durum ve
MAHMUT ASLAN - FEN BİLİMLERİ ÖĞRETMENİ
1. Mayoz bölünme aşağıda verilenlerden hangisinde gerçekleşebilir? A) B) Yumurta Polen ana C) D) Mide Deri 4. Üreme ana hücrelerinde, biri anneden, biri babadan gelen iki takım (2n) kromozom bulunur. Aşağıda
Konu: Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme
Konu: Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme Hücre bölünmesi tüm canlılarda görülen ortak bir özelliktir. Hücre büyüyüp gelişirken madde ve enerji gereksinimleri artar. Sitoplâzma hücre zarına oranla daha hızlı
Docto Serisi Topraktan ve yapraktan uygulama preparatı
Docto Serisi Topraktan ve yapraktan uygulama preparatı Docto-Zinc 15 Çinkonun Bitkilerdeki Fonksiyonu Çinko bitkilerde bulunan çoğu enzim sisteminde katalist olarak rol alır. Çinko içeren enzimler nişasta
DİPLOİD VE TETRAPLOİD KARPUZ BİTKİLERİNDE MORFOLOJİK VE SİTOLOJİK FARKLILIKLARIN BELİRLENMESİ
DİPLOİD VE TETRAPLOİD KARPUZ BİTKİLERİNDE MORFOLOJİK VE SİTOLOJİK FARKLILIKLARIN BELİRLENMESİ İsmail ŞİMŞEK 1 Münevver GÖÇMEN 1 Nebahat SARI 2 1 Antalya Tarım A.Ş, Antalya 2 Çukurova Üniversitesi, Ziraat
