Yarýna bir deðer býrak
|
|
|
- Gül Tunç
- 11 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Yarýna bir deðer býrak TURÝZM SEKTÖRÜ ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ
2 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme GÜNEYDOÐU ANADOLU BÖLGESÝ NDE TURÝZMÝN GELÝÞTÝRÝLMESÝ & GÜNEYDOÐU ANADOLU PROJESÝ NÝN VE YEREL KAYNAKLARIN BÖLGE TURÝZMÝNE ETKÝLERÝ HAZIRLAYANLAR ALÝ SERHAN EREL PROF. DR. HURÝYE ÞULE KARAASLAN 2004
3 İÇİNDEKİLER TABLOLAR DİZİNİ... 3 HARİTALAR DİZİNİ... 4 GİRİŞ... 5 AMAÇ VE YÖNTEM... 6 A- MEVCUT DURUM... 7 I- GÜNEY DOĞU ANADOLU PROJESİ GAP BÖLGESİNİN TANIMI GAP DAHİLİNDE TURİZM PROJELERİ GAP BÖLGESİ TURİZM ÇALIŞMALARI... 8 II-ÇALIŞMA ALANININ TANIMI... 8 III - TURİZM POTANSİYELİ ENVANTERİ IV -TURİZM SEKTÖRÜNDE ARZ VE TALEP YAPISI GENEL YAKLAŞIM GAP'TA YATAK ARZI GAP'TA TURİZM TALEBİ IV -TURİZM ÖRGÜTLERİ VE TURİZM FAALİYETLERİ KAMU KURULUŞLARI TURİZM BAKANLIĞI BÖLGE TEŞKİLATI VALİLİK VE KAYMAKAMLIKLAR-YEREL YÖNETİMLER DİĞER KAMU KURULUŞLARI VAKIFLAR - SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VAKIFLAR SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ ÖZEL SEKTÖR KURULUŞLARI SEYAHAT ACENTELERİ TUR ORGANİZASYONLARI VE TUR GÜZERGAHLARI MEVCUT TUR ORGANİZASYONLARI VE TURİZM FAALİYETLERİ MEVCUT TUR GÜZERGAHLARI B. SENTEZ I. TURİZM SEKTÖRÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ TURİZM ARZ VE TALEP DEĞERLENDİRİLMESİ BÖLGE TURİZM VE REKREASYON POTANSİYELİNİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ TURİZM POTANSİYELİ REKREASYON POTANSİYELİ TURİZM VE REKREASYON FAALİYETLERİ ALTYAPI OLANAKLARI TURİZM SEKTÖRÜNDEKİ DARBOĞAZLAR
4 C. PROJEKSİYONLAR VE PLANLAMA HEDEFLERİ I. PLANLAMA DÖNEMİ II. GELECEĞE DÖNÜK GELİŞME EĞİLİMLERİ UZUN VADELİ KAMU KARARLARI ETKİSİ GAP ETKİSİ MEVCUT DURUMUN DEVAMI HALİNDE TURİST SAYISINDAKİ GELİŞME EĞİLİMLERİ İRANLI TURİSTLER SÜRYANİ TURİSTLER BATI SAHİLLERİNDEN KISA TURLARLA GELEBİLECEK YABANCI TURİSTLER YURTDIŞINDAN ÖZEL TURLARLA BÖLGEYE GELEBİLECEK YABANCI TURİSTLER YURT İÇİNDEN KAYNAKLANACAK İŞ MAKSATLI GECELEMELER YURT VE BÖLGE İÇİNDEN KAYNAKLANACAK SAĞLIK MAKSATLI GECELEMELER TOPLAM GECELEMELER III. PLANLAMA STRATEJİLERİ IV. PLANLAMA HEDEFLERİ D - PLANLAMA KARARLARI I. PLANLAMA YAKLAŞIMI II. TEMEL PLANLAMA PRENSİPLERİ GECELEME MERKEZLERİ KONUMLANMASI EYLEM BÖLGELERİ KAVRAMI III. PLANLAMA İLE GELİŞTİRİLEN TURİZM TÜRLERİ IV. PLANA DAHİL EDİLEN KAYNAKLAR V. ULAŞIM PLANLAMASI VII. MEKANSAL OLMAYAN PLANLAMA KARARLARI TUR GÜZERGAHLARI TUR GÜZERGAHI TUR GÜZERGAHI TUR GÜZERGAHI TANITIM İŞGÜCÜ EĞİTİM E - UYGULAMA ÖNERİLERİ I. ORGANİZASYON II. UYGULAMA ETAPLAMASI VE YATIRIM SORUMLULARI
5 TABLOLAR Tablo 1: GAP Bütününde Turizm Ve Belediye İşletme Belgeli Tesisler Toplamında Tesis ve Yatak Sayıları Tablo 2: GAP Bütününde Belediye Belgeli Konaklama Tesislerinin Gelişimi Tablo 3: GAP Bütününde Turizm İşletme Belgeli Tesislerin Gelişimi Tablo 4: GAP Bütünündeki Yatak Kapasitesinin İllere Dağılımı (2003) Tablo 5: GAP İllerinde Belgeli Konaklama Tesisleri ( ) Tablo 6: GAP Bütününde Turizm ve Belediye İşletme Belgeli Tesisler Toplamında Konaklayan Kişi ve Geceleme Sayıları Tablo 7: GAP Bütününde Belediye Belgeli Tesislerde Konaklayan Kişi ve Geceleme Sayıları Tablo 8: GAP Bütününde Turizm İşletme Belgeli Tesislerde Konaklayan Kişi Ve Geceleme Sayıları Tablo 9: GAP Bütünündeki Turizm Belgeli Tesislerde Ortalama Geceleme Sayısı (Gün) Tablo 10: GAP Bütünündeki Belediye Belgeli Tesislerde Ortalama Geceleme Sayısı (Gün) Tablo 11: İl Bazındaki Gecelemelerin GAP Bütünündeki Payı Tablo 12: GAP Bölgesinde İl Bazında Gecelemelerin Yıllara Göre Oransal Dağılımı Tablo 13: GAP Bütünündeki Turizm ve Belediye İşletme Belgeli Tesisler Toplamında Ortalama Geceleme Sayılarının İller Bazında Dağılımı Tablo 14: Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve Bağlı Ören Yerleri Ziyaretçi Sayıları Tablo 15: GAP Bölgesi İllerinin Sınır Kapılarından Giriş Yapan Yabancıların Yıllara Göre Dağılımı Tablo 16: Seyahat Acenteleri Gruplarının İllere Göre Dağılımı ( ) Tablo 17: GAP Bölgesinde Gezilen Yerlerin Tur Güzergahlarında Yer Alma Oranları Tablo 18: İller İtibariyle Halen Kullanılan ve Değerlendirilebilecek Turizm ve Rekreasyon Kaynaklan Tablo 19: GAP İl Merkezlen Nüfus Tahminleri Tablo 20: Yılları İl Merkezlerinde İş Maksatlı Yıllık Geceleme Tahminleri Tablo 21: 2020 Yılı Toplam Geceleme Tahminleri Tablo 22: 2020 Yılı Turistik Yatak Talebi Tablo 23: 2020 Yatak Talebi ve 2003 Yılı Belgeli Yatak Sayısı Tablo 24: 2020 Yılı Yatak Sayılarının Yerleşmelere Dağılımı Tablo 25: Yılına Kadar Yapılacak Acil Uygulamalar Tablo 26: Yılları Arasında Yapılacak Uygulamalar
6 HARİTALAR Harita 1: 2004 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı Harita 2: 2004 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı Harita 3: 2005 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı Harita 4: 2005 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı Harita 5: 2010 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı Harita 6: 2010 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı Harita 7: 2020 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı Harita 8: 2020 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı Harita 9: 2020 Yılı GAP Bölgesi Gelişme Şeması
7 GİRİŞ Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde yer alan 9 ili kapsayan GAP, ülkenin bugüne kadar başlatmış olduğu en büyük yatırım projesidir. Fırat - Dicle ve bu nehirlerin diğer kolları üzerinde sulama ve enerji temini maksadıyla başlatılmış olan tek yönlü proje zamanla gelişerek sosyal ve ekonomik boyutları da olan bir projeler demeti haline dönüşmüştür. Sulama ve enerji temini için yapılmakta olan toplam 32 milyar dolarlık temel altyapı yatırımı bölgenin en büyük yatırımı niteliğindedir. Daha sonra bölge ölçeğinde üretilmiş projeler genelde bu yatırıma endeksli olarak geliştirilmektedir. Bölgedeki Turizm ve Rekreasyon yatırımlarının da bu ana yatırımdan etkilenmemesi mümkün değildir. Bu nedenle bölgede sağlıklı bir turizm politikası üretilebilmesi için GAP'ın genel hatlarının tanımlanması ve belirli girdilerinin Turizm sektörüne yönelik değerlendirilmesi gereklidir. Bu maksatla çalışmanın ilk kesimine GAP projesinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde turizm sektörüne yönelik olarak muhtelif envanter ve planlama çalışmaları özetlenmiş bulunmaktadır. Genelde Kültür ve Turizm Bakanlıkları bu envanterin derlenmesinde öncü olmuş ancak yapılan çalışmalar il veya kaynak bazında kaldığı için Turizm sektörü açısından bölgeyi bir bütün olarak algılamak bugüne kadar mümkün olmamıştır. Çalışma temel olarak bölgeyi bir bütün olarak tanımlayacak bir düzenleme içinde ele alınmış, gerekli konularda iller arası farklılıkların tanımlanabilmesi için ayrıca il bazında veri tabanı temini veya değerlendirme yoluna gidilmiştir. 5
8 AMAÇ VE YÖNTEM Bu çalışma, temel olarak bölgenin turizm ve rekreasyon faaliyetleri açısından kalkındırılmasını hedeflemektedir. Bölge ülkenin diğer kesimlerine oranla turizm sektörü dahil pek çok sektörde geri kalmış bir durumdadır. GAP ile bölgenin ana kalkınma hamlesi başlatılmış bulunmaktadır. Sulama ve enerji üretimine dayalı bu kalkınma girişimi uzun ve orta vadede şüphesiz ki diğer sektörlerde de gelişmeye yol açacaktır. Çalışmanın temel stratejilerinden biri de bu kalkınma ortamında turizm gelişimi için gerekli olan çok sektörlü ortamı dikkatle izleyerek diğer sektörlerdeki gelişmelerin turizm sektörüne olası katkılarını tespit etmek ve bundan olabildiğince yararlanmaktır. Çalışma bölgede turizm sektörünün gelişimi yanı sıra getirdiği rekreasyon ve sağlık, inanç ve çiftlik turizmi kararları ile belirli sosyal hedefler de taşımaktadır. Bu hedeflere varabilmek için getirilen somut önerilerin kısa vadede toplumu doğrudan etkilemesi beklenmelidir. Bölgede turizmin gelişmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek sosyo-kültürel yapıdaki olumlu gelişmelerin ise orta vadeye yayılması muhtemeldir. Çalışma tatbikata yönelik olarak çok aşamalı bir biçimde ele alınmış ve öncelikle mevcut durum analizi yapılarak bir sentez oluşturulmuş ve genel kararlardan kademeli olarak detay kararlara inilmiştir. İlk etapta üst çerçeve kararlarının bir özeti yapılmış ve bölgenin mevcut verileri incelenmiştir. Bölgedeki tüm gelişmelerin GAP'a endeksli olması nedeniyle ilk aşamada bu projenin ana proje kapsamına entegre edilmiş turizm sektörünü ilgilendiren çalışmalar özetlenmektedir. Bölge verilerinin incelenmesi ise üç ana konuda yapılmıştır. Bu konular: a) Bölgenin genel verileri b) Mevcut turizm kaynakları c) Mevcut turizm hareketleri olarak özetlenebilir. Bölgenin mevcut turizm ve rekreasyon kaynakları, halen kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmaksızın il bazında ve kategorize bir şekilde incelenmiş ve bölgenin tüm kaynakları tek bir dokümanda bir araya getirilmiştir. Mevcut durum çalışmasının son bölümünde bölgedeki turizm sektörü yatak arzı ve talep yapısı açısından tarihsel bir perspektif içinde incelenmiş sektörün gelişme eğilimleri saptanmıştır. Çalışmanın sentez bölümünde bölgede mevcut turizm kaynakları, bu kaynakların kullanılış biçimi ve turist eğilimleri dikkate alınarak sektörün genel trendi üzerinde görüşler geliştirilmiş ve darboğaz tespitleri yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünü planlama kararlan oluşturmaktadır. Kararlar bir yandan mevcut durum incelemesi sonucu tespit edilen ve uygulama önerileri darboğazlara çözüm getirici diğer yandan belirli hedeflere ulaştırıcı nitelikte oluşturulmuştur. GAP'ın genel gelişimi ve varacağı sonuçlar turizmi yönlendirecek kararların hiç değilse ve etaplama açısından temel yönlendiricisi olmuştur. GAP etkisi dışında sektörün geleceğini yönlendirebilecek diğer verilerin sağlıksız olması nedeniyle eğilimlere dayalı tahminler yerine hedeflere dayalı yaklaşımlar üretilmiş, ancak bu senaryo hedefsizlik senaryosu ile mukayese edilerek kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda planlama kararları kadar önemli diğer bir konunun uygulama yönetimi olduğu saptanmış ve bu konuya ilişkin bazı öneriler getirilmiştir. 6
9 I - GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ A. MEVCUT DURUM 1. GAP BÖLGESİNİN TANIMI Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Sımak İllerinin kapsadığı alan "GAP Bölgesi" olarak tanımlanmaktadır. Güneyde Suriye, güneydoğuda ise Irak'la sınırı bulunan bu bölgenin yüzölçümü km 2 olup, Türkiye'nin toplam yüzölçümünün % 9.7'sini oluşturmaktadır. Türkiye'de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin % 20'si, Aşağı Fırat ve Dicle Havzaları'ndaki geniş ovalardan oluşan GAP Bölgesi'nde yer almaktadır. (GAP Bölge Kalkınma Planı, s:4) Verimli Hilal veya Yukarı Mezopotamya olarak adlandırılan bu bölge, yaklaşık yıllık geçmişiyle dünyanın en eski yerleşim alanlarındandır ve insanlık tarihinde medeniyetin beşiği olarak bilinmektedir. Dünya üzerinde her dönemde yerleşime sahne olmuş ender bölgelerdendir. Ancak, doğal tahribat bölgeyi giderek fakirleştirmiştir. Evliya Çelebi bölgenin yoğun ormanlarla kaplı olduğunu ifade etmektedir. Bugün, yörede bu yoğunlukta ormanlar görülmediği gibi, Fırat ve Dicle yatakları, erozyon etkileri sonucu, çevrelerindeki toprakların düzeyinden yer yer m. daha derinden akar duruma gelmişlerdir. (GAP Bölge Kalkınma Planı, s:8) Yeraltı sularının bu derinlikteki nehir yataklarına drene olması nedeni ve yağışların, çok azalan ormanlar tarafından regüle edilememesi sonunda, bölge gittikçe kuraklaşarak fakirleşmiştir. Cumhuriyet Dönemi'nde ülkenin diğer bölgelerinde başta tarım ve sanayi sektörlerinde kalkınma ve modernleşme eğilimleri sonucu gelişmişlik düzeyi artarken, gerek doğal koşulların elverişsizliği gerekse bölgenin ülke içindeki ana ulaşım akslarından uzaklığı, bölgede kalkınmayı engellemiş, uzun yıllar boyunca tüm bölge ülkenin diğer kesimlerinden çok geri kalmıştır. Bu olumsuzluklara karşın, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, su ve toprak kaynakları yönünden zengin, iklim koşulları uygun ve arazi kullanım şekilleri değiştirildiği takdirde tarımsal üretimin arttırılabilmesi olanaklarına sahip bir bölgedir. (GAP Bölge Kalkınma Planı, s:8) Bu açıdan, bölgenin doğal kaynak potansiyeli göz önünde tutularak bundan yararlanmak suretiyle, tüm bölgenin kalkındırılması amacıyla Güneydoğu Anadolu Projesi planlanmıştır. 7
10 2. GAP DAHİLİNDE TURİZM PROJELERİ 2.1. GAP BÖLGESİ TURİZM ÇALIŞMALARI Gerek geniş kapsamlı projelerde gerekse münferit olarak bölge genelinde çeşitli turizm etüt ve projeleri gerçekleşmiştir GAP Master Planı GAP Master Plan çalışması turizm sektörüne yönelik olarak darboğazları tespit etmiş ve genel gelişme stratejisini belirlemiştir. Bölge Kültür Varlıkları ve Turizm Sektöründe belirlenen darboğazlar şunlardır: Bölge'de bulunan kültür varlıklarına yönelik koruma, restorasyon ve diğer çalışmalar gerektiği ölçüde yapılamamakta ve tarihi eserlere gereken önem verilememektedir. Müze kent konumunda olan şehirlerde, düzensiz ve kontrolsüz kentleşme özgün dokuyu bozmaktadır. Kültür varlıklarının korunması ve turizm konusunda yöre halkı yeterli bilinç düzeyine sahip değildir. Finans kaynakları sınırlıdır. Kültür birikimi gerektiği ölçüde ve biçimde değerlendirilememektedir. El sanatları, yöre mutfağı, halk oyunları gibi etmenlerin oluşturduğu "Halk Kültürü" yaşatılamamaktadır. Bölge'ye gelecek turistlerin kalabilecekleri, bölge kültürünü ve sanatını toplu halde gezip görebilecekleri ve alışveriş yapabilecekleri geleneksel kent merkezleri hiçbir GAP kentinde oluşmamıştır. Konaklama tesisleri hem kalite hem de miktar bakımından yetersizdir. Bölge kültür varlıkları açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu halde, sınırlı bir şekilde kullanılmaktadır. Master Plan'da Bölge'de turizmin gelişmesi için uzun vadeli stratejiler belirlenmiştir: Kısa ve orta vadede yerli turistler ile komşu ülkelerden gelecek turistlerin sayısını arttırmak; uzun vadede uluslararası turizmi geliştirmek; Tanıtım, tarihi eserlerin restorasyonu, konaklama tesislerinin ve diğer destek hizmetlerinin geliştirilmesi için ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarının faaliyetleri arasında koordinasyonu sağlamak. Master Plan'ın turizm sektörü için bu stratejiler doğrultusunda öngördüğü ana kararlar aşağıda özetlenmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlıkları ve yerel ve yabancı turizm şirketlerinin işbirliğiyle, bir turizm kaynakları envanteri hazırlanmalıdır. Bu kaynakların kapsamlı bir incelemesi gerçekleştirilmeli, tarihi kalıntıların restorasyonu için bir eylem programını da içeren, geniş bir yol gösterici çerçeve oluşturulmalıdır. Otel işletmeciliği ve servisi, tur düzenleyicileri ve seyahat acenteleri için gerekli turizm personeli, Kültür ve Turizm Bakanlıkları ile TURSAB tarafından eğitilmelidir. 8
11 Master Plan'ın strateji ve ana kararları doğrultusunda GAP İdaresi Başkanlığı'nın kültür ve turizme yönelik stratejileri ise aşağıda özetlenmiştir; Baraj gölleri altında kalacak kültür varlıklarına ilişkin kazı, kurtarma ve belgeleme çalışmaları. GAP'ın getirdiği değişimden etkilenen kültür varlıklarının kurtarılması, İlgili kurum ve kuruluşlar ile birlikte tarihi eserlerin restorasyonu, konaklama tesislerinin ve diğer destek hizmetlerinin geliştirilmesi ve tanıtım için ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarının faaliyetleri arasında koordinasyonun sağlanması, Kültür varlıklarının koruma-kullanma dengesi içinde değerlendirilmesi ve turizm amaçlı kullanılması, Kısa ve orta vadede kültür varlıkları ve müze kent olma özelliğine sahip kentlerde yapılacak olan sağlamlaştırma ve sağlıklaştırma çalışmalarıyla birlikte yerli turistler ile komşu ülkelerden gelecek turistlerin sayısını arttırmak, uzun vadede uluslararası turizmi geliştirmek. (GAP Bölge Kalkınma Planı, s:145) GAP Bölgesel Ulaşım ve Altyapı Projesi Proje çerçevesinde Turizm Sektörü Çalışma Raporu ayrıca düzenlenmiştir. Bu rapor 2005 yılında GAP toplamında yatak ve turizm sektörü işgücü öngörmüştür. Projede, 2005 yılında bölgede turizm sektörü katma değeri USD. olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma raporu bölge geneline yaygın bir turizm olgusu önermiş olup, 21 adet turizm potansiyeli yoğun olabilecek alan saptamış ve tümünü tur güzergahlarına dahil etmiştir. Proje 2005 yılına kadar tüm GAP Bölgesi'nde turizm açısından altyapı ve üstyapı yatırımlarının tamamlanması ve tüm bölgenin ülkenin ana turizm güzergahlarına dahil edilmesini öngörmektedir. (GAP Bölgesel Ulaşım ve Altyapı Geliştirme Çalışması, s: 32) İl Turizm Envanterleri ve Turizmi Geliştirme Planları 1990 yılında Turizm Bakanlığı o tarihte 6 adet olan GAP Bölgesi illeri Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planlarını ihale etmiştir. Bu iller Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Siirt, Mardin ve Şanlıurfa illeridir. Projelerin yapımı sırasında i! bölünmelerinin değişmesi sonucu bu illerden ayrılan Batman ve Şırnak illeri de projelere dahil edilmiştir. Bir yıl içinde tamamlanan bu projeler tüm illerin doğal ve tarihi değerlerinin envanterlerini ve il bazında turizm sektörü kararlarını içermektedir. ( 26/05/2004) Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Turizm Kalkınma Planı, turizm sektöründe temel olarak rekabet gücü yüksek ve verimli bir turizm ekonomisinin geliştirilmesi, yerel halkın ve turistlerin beklentilerinin karşılanması ve doğal ve kültürel değerlerin zenginleştirilerek sürekliliğin sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda, turizmin mevsimlik ve coğrafi dağılımını iyileştirmek ve pazarda değişen tüketici tercihleri de dikkate alınarak yeni potansiyel alanlar yaratmak amacı ile golf, kış, dağ, yayla, termal, sağlık, yat, karavan, kruvaziyer, kongre ve eğlence turizmini geliştirme faaliyetlerine devam edilecektir. Yukarıda belirtilen ana hedefler dışında kalkınma planı bölgeye ilişkin bir karar içermemektedir. Genelde mevcutta turizm açısından kalkınmış yörelere ve sorunlarına ağırlık verilmiştir. ( 28/07/2004) 9
12 Turizmle İlgili Diğer Projeler Çeşitli kuruluşlar GAP Bölgesi dahilinde projeler gerçekleştirmektedir. Bir Kanada firmasının yabancı krediyle GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı için başlattığı "Atatürk Barajı Çevresi Alt-Bölge Gelişme Çalışması" ilk etabının yapılması ardından tamamlanmamıştır. Çevre Bakanlığı tarafından ihale edilen "İçme Suyu Kaynağı Olarak Atatürk Barajı'nın Korunması Projesi" halen yapım aşamasındadır. Bu proje ilk paragrafta adı geçen projenin devamı niteliğindedir. GAP Çevre Araştırma Projesi ise Çevre Bakanlığı ve GAP İdaresi işbirliği ile hazırlanacaktır. Adıyaman Eko Kent Planlama Yaklaşımı Projesi Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu tarafından ihale edilecektir. Nemrut Dağı Çevre Düzenleme Projesi Kültür Bakanlığı tarafından ihale edilmiş bulunmaktadır. Birecik, Halfeti, Suruç İlçelerinin taşınmaz Kültür Varlıklarının Belgelenmesi projesi tamamlanmıştır (GAP İdaresi-Kültür Bakanlığı). Acırlı (Midyat-Mardin) Sit Alanı Çevre Düzenleme Projesi, uygulama aşamasındadır (GAP İdaresi-Kültür Bakanlığı). Hasankeyf Tarihi ve Arkeolojik Sit Alanı Araştırma, Kazı ve Kurtarma Çalışması devam etmektedir (GAP İdaresi-Kültür Bakanlığı). Birecik ve Karkamış Baraj Gölleri Altında Kalacak Yerlerde Araştırma, Kazı ve Kurtarma Çalışması devam etmektedir (GAP İdaresi-Kültür Bakanlığı). Mardin Kasımiye Medresesi Restorasyonu projelendirme çalışmaları devam etmektedir (GAP İdaresi). Cizre Abdaliye Medresesi ve Mem u Zin Türbesi Restorasyonu projelendirme çalışmalarına başlanacaktır (GAP İdaresi-Şırnak Valiliği). ( 26/05/2004) II - ÇALIŞMA ALANININ TANIMI Çalışma alanının tanımı bölümü çalışma alanının ülkedeki yeri ve GAP Bölgesi illerinin tarihi ile ilgili bölümleri içermektedir. GAP Bölgesi'nin idari bölünüşü, Ulaşım ve Haberleşme ve GAP Bölgesini oluşturan iller konuları çalışma alanının ülke içindeki yeri başlığı altında yer alırken GAP Bölgesini oluşturan illerin tarihi gelişimleri Bölge Tarihi başlığını oluşturmuştur. (Bkz. EK 1) III - TURİZM POTANSİYELİ ENVANTERİ Bölge Turizminin temelini oluşturan doğal değerler ile tarihi ve arkeolojik değerlerin GAP kapsamında yer alan 9 il için detaylı olarak incelemesi yapılmış ve Bölge'nin sahip olduğu turizm potansiyelini içeren bir envanter hazırlanmıştır. Her il sahip olduğu su kaynakları, mağaralar, orman alanları, yaban hayatı ve avcılık, termal kaynaklar, dağ turizmi ile tarihi ve arkeolojik değerleri açısından incelenmiştir (Bkz. EK 2). Yukarıda belirtilen turizm potansiyelleri haricinde Bölge Turizmi açısından önem arzeden Kültürel ve Folklorik Değerler konusu Halk Oyunları ve Halk Müziği, Yöre Mutfağı, Festival ve Özel Günler, Geleneksel Giyim ve Geleneksel El Sanatları başlığı altında incelenmiştir. (Bkz. EK 3) IV- TURİZM SEKTÖRÜNDE ARZ VE TALEP YAPISI 1. GENEL YAKLAŞIM GAP bütününde sektörün arz ve talep yapısı mümkün olan her ortamda zaman perspektifi içinde incelenmiştir. Belediye işletme belgeli tesislerin Turizm Bakanlığınca kayıtları ancak 1992 sonrası tutulmaya başlandığı için bu tesislerdeki inceleme başlangıç yılı 1992 olarak 10
13 alınmıştır. Turizm belgeli tesislerde ise inceleme başlangıç yılı 1990 olarak ele alınmıştır. Bu tarih GAP'ın topluma yoğun şekilde tanıtılması. GAP Master Planı'nın bitip ulaşım altyapı projelerinin başlatılması yılıdır. Ayrıca aynı yılda patlak veren Körfez Krizi bölgedeki turizm faaliyetlerini de geçici olarak durdurmuştur. Sektördeki arz ve talep yapısının incelenmesi iki ayrı bölümde yapılmış mevcut veri tabanının bağımsız tablolar bazında tek tek değerlendirilmesinden mümkün olduğunca imtina edilerek, genel değerlendirme tablolar arası ilişkiler de kurularak sentez bölümünde yapılmıştır. 2- GAP'TA YATAK ARZI GAP bütününde 2003 itibariyle 202 adet konaklama tesisi ve bu tesislerde yatak mevcuttur. Yatak gelişimine ilişkin veriler ekler bölümünde EK 4'de Tablo 1'de sunulmuştur. Bölge'de yer alan Belediye ve Turizm Bakanlığı işletme belgeli tesislerin zaman içindeki gelişimi ekler bölümünde EK 4'de Tablo 2 ve Tablo 3'de sunulmaktadır. Mevcut yatak kapasitesinin illere göre dağılımı ise Tablo 4'de sunulmaktadır nüfus sayımı verileri kullanılarak yapılan bir incelemede illerin nüfus büyüklük sıralaması ile yatak kapasitesi sıralaması arasında büyük bir benzerlik olduğu tespit edilmiştir. En önemli sapma nüfus büyüklüğü açısından ilk sırada yer alan Şanlıurfa'nın yatak sayısı açısından 3.sırada yer alması, buna karşılık nüfusu 7. büyüklükte olan Şırnak'ın yatak sayısı açısından 4.sırayı almasıdır. Turizm ve Kültür Bakanlığı'nın yayınladığı son resmi istatistiklere göre itibariyle GAP İllerinde Turizm Yatırımı ve Turizm İşletme Belgeli tesislerin dağılımı Tablo: 5'de verilmiştir. Tablolarda verilen sayısal değerler Bölge'deki yatak arzının niteliklerini anlatmaktan uzaktır. Bölgedeki mevcut yatak arzının yaklaşık yarısı belediye belgeli tesislerdedir. Bu tesisler ise gerek yerli gerekse yabancı turizm için gerekli asgari niteliklere sahip değildir. Turizm İşletme Belgeli tesisler ise genelde yıldız sayılarının çok altında bir hizmet düzeyindedir. Gerçekte, Bölge'de sorun yatak sayısının az olması değildir. Sorun işletme niteliklerinin, tesislerin mevcut yıldız durumlarıyla çakışmaması ve denetimin olmamasıdır. 3. GAP'TA TURİZM TALEBİ GAP bütününde turizm talebinin yapısını ortaya koyabilmek için konaklayan kişi, geceleme, doluluk oranı, müze ve ören yerleri ziyaretçi sayısı, sınır kapısı girişleri gibi istatistik verileri zaman perspektifi içinde derlenerek ekler bölümünde EK 4'de sunulmuştur. Bölge'de konaklayan yerli ve yabancı kişiler ve geceleme sayıları ile tesislerin yıllık ortalama doluluk oranları ekler bölümü EK 4'de Tablo 6'da sunulmuştur. Tablo 6'nın işletme belgesi türlerine göre dağılımı ise Tablo 7 ve Tablo 8'de verilmektedir. GAP'taki gecelemelerin yerli ve yabancı dağılımları ise belge türlerine göre Tablo 9 ve Tablo 10'da sunulmaktadır. 11
14 GAP'ta planlama açısından talebin temel girdilerinden biri de mevcut talebin mekansal dağılımıdır. Bu maksatla farklı iki tablo hazırlanmıştır. Tablo 11'de il bazındaki gecelemelerin GAP bütünündeki payı araştırılarak farklı yıllarda farklı illerin yerli ve yabancı turist açısından göreceli önemleri tespit edilmiştir. Tablo 12'de ise farklı yıllarda her ilin kendi içinde yerli ve yabancı gecelemeye dönüklüğü araştırılmıştır. Talebin mekana dağılımında bölgede uzun süreli kalış gerektiren talep olup olmadığını tespit maksadıyla toplam tesislerdeki ortalama gecelemelerinin il bazında bir dökümü yapılmış ve sonuçlar Tablo13'de sunulmuştur. Talebin boyutlarının en belirgin olarak tespit edilebileceği diğer bir gözlem konusu müze ve ören yeri ziyaretleridir. Bu maksatla yapılan çalışmada Kültür İl Müdürlükleri'nden yeterli bilgi temin edilememiştir. Ancak Gaziantep Müze Müdürlüğü'nden Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve Bağlı Ören Yerlerinin Ziyaretçi Sayıları alınabilmiş ve ekler bölümü EK 4'de Tablo 14'de sunulmuştur. Talep yapısının incelenebilmesi için derlenmiş olan son tablo bölgedeki sınır kapılarından giren yabancı sayılarına ilişkindir. Tablo 15'deki verilerde sınır kapılarından giriş yapanların milliyetlere göre bir dökümü mevcut değildir. Yerel gözlemlere dayanarak bu girişlerin çoğunun sınır ticareti veya akraba ziyaretine dayalı olduğu düşünülmektedir. Yerinde yapılan incelemede, her yıl İranlının otobüslerle Van-Bitlis karayolundan, Veysel Karani, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis yoluyla Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan Suriye'ye geçtiği ve Sitti Zeynep Türbesi'ni ziyaret ettikten sonra aynı yolla ülkelerine geri döndüğü tespit edilmiştir. Tabloda belirtilen Öncüpınar Sınır Kapısı girişlerinin bu denli yüksek olması bu nedene bağlıdır: Tüm bu tablolara bakıldığında beliren en önemli hususlar şunlardır: yılları arasında konaklayan kişi sayısında toplamda yıllık % 11.2'lik bir artış görülürken, yabancılarda % 10.3'lük bir düşüş söz konusudur yılları arasında ise konaklayan kişi sayısında % 6.6'lık bir düşme yaşanmıştır. Toplam konaklayan kişi sayısındaki düşüşe rağmen Bölge'de konaklayan yabancıların sayısında aynı dönemde % 138'lik artış yaşanmıştır yılı itibariyle yabancılar % 67 oranında turizm işletme belgeli tesisleri tercih ederken, bu değer yerlilerde % 34'dür. Belediye belgeli tesislerde kalan yabancılar Suriyeli ve İranlılardır. Turizm İşletme Belgeli tesisler ise başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri, ABD ve Kanada vatandaşları tarafından tercih edilmektedir yılında ise Bölge'ye gelen yabancı turistin % 66'sı turizm işletme belgeli tesisleri tercih ederken bu oran yerli turistte % 51'de kalmıştır. Ortalama geceleme sayılarına bakıldığında, Türk talebin belediye veya turizm belgeli tesislerde fazla bir sapma göstermediği, buna karşılık yabancı talebin tesisin niteliğine daha hassas olduğu görülmektedir. Her iki tür tesiste de geceleme sayıları birbirine yakındır ancak bu durum biraz da talebin niteliklerinden kaynaklanmaktadır. Suriye ve İranlılar genelde transit olarak bölgeden geçmektedir, konaklama yaptıklarında tercihlerini belediye belgeli tesislerden yana kullandıkları görülmektedir. Batı kökenli turistler ise gerçekte gezmek ve turizm amaçlı olarak bölgeye gelmekte ve konaklama tercihlerini turizm işletme belgeli tesislerden yana kullanmaktadır. 12
15 Bölge'de yabancı gecelemelerin 1992 yılında % 95.32'si dört ilde yoğunlaşmıştır. (Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır ve Şanlıurfa) 1997'de bu değer daha da artarak % 96.15'e ulaşmıştır yılında ise bu dört ildeki yabancı gecelemeler azalarak Bölge'deki yabancı gecelemelerin % 90.92'sini oluşturmaktadır. İller arası dengelerde ise önemli değişiklikler söz konusudur: Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar 1992'de dört il dağılımda birbirlerine yakın oranlarda iken, 1997'de Gaziantep'te önemli bir artış görülmektedir. Bunun nedeni ise Gaziantep'e gelenlerin ağırlıkla iş gelişleri olması ve turizmdeki olumsuzluklardan etkilenmemesidir. Kentteki ekonomik gelişim bu gelişleri yoğunlaştırmıştır yılında ise Bölge'de turizmi etkileyen faktörlerin ortadan kalkması sonucu yabancı gecelemede Adıyaman'da yaklaşık % 25'lik bir artış olmuş ancak diğer 3 ilde azalma olmuştur. Ortalama kalış sürelerine bakıldığında, toplamda gerek yerli gerekse yabancılarda döneminde kalış sürelerinde artış olduğu görülmektedir. Genelde diğer illerde bölge paralelinde artış olurken, Adıyaman'da ise aynı dönemde kalış süresi yaklaşık % 30 oranında azalmıştır döneminde ise kalış sürelerinde artış devam etmiştir. Bölge illerinde artışlar birbirine yakın oranlarda iken Adıyaman, Diyarbakır ve Siirt'de % arasında artışlar görülmüş, ancak Mardin ilinde ortalama kalış süresinde azalma görülmüştür. Tüm bu değerlerin gösterdiği önemli bir husus vardır öncesi dönemde turizmin en gelişmiş olduğu il Adıyaman'dır. Körfez krizi ve GAP Bölgesi genelinde güvenlik sorunları nedeniyle turizm sektörü gelişmesi en çok etkilenen il de Adıyaman olmuştur. Diğer illere geliş-gidişler turizme bağlı olmayan nedenlerle de artış göstermiştir. Ancak, turizm gelişlerinin azalması yoğun şekilde Adıyaman'ı etkilemiştir. Sorunların azalması ve Bölge'de turizm sektörünün canlanmasıyla birlikte Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa'da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bölgede en yüksek talep dönemini belirlemek için yeterli bilgi bulunmamaktadır. Talebin içindeki çeşitliliğin fazla olması ve Akdeniz ve Ege sahilleri gibi kitle turizm hareketlerinin olmaması elde edilen verilerde tutarsızlıklara neden olmaktadır. Yerinde yapılan araştırmalarda ise, yerli turistlerin Bölge gezileri için Nisan, Mayıs, Haziran ve Eylül, Ekim aylarını tercih ettikleri, yabancıların ise yaz aylarında da geldikleri tespit edilmiştir. 13
16 IV - TURİZM ÖRGÜTLERİ VE TURİZM FAALİYETLERİ 1. KAMU KURULUŞLARI 1.1. TURİZM BAKANLIĞI BÖLGE TEŞKİLATI Turizm Bakanlığı'nın bölge bazında bir teşkilatı bulunmamaktadır. Her il merkezinde Turizm İl Müdürlükleri ve bazı özel yerlerde Turizm Danışma Büroları bulunmaktadır. Gaziantep Turizm Danışma Bürosu, İl Müdürlüğü içinde hizmet vermektedir. Faaliyette olan diğer Danışma Bürosu Kahta ve Şanlıurfa'dadır. Nemrut Dağı ve Harran gibi yerlerde danışma bürosu bulunmamaktadır. Donanım eksikliği nedeniyle kuruluşların beklenen çalışmayı yapmaları ve gerekli hizmeti vermeleri mümkün olmamaktadır. En büyük sorun harita, broşür gibi basılı tanıtıcı malzemenin teminidir. Gaziantep ve Diyarbakır İl Müdürlükleri diğer kamu kuruluşlarından ve yerel kuruluşlardan aldıkları desteklerle ili tanıtıcı broşür, rehber ve harita gibi dokümanları gelen turistlere dağıtabilmektedir. Diğer illerde ise tanıtım dokümanları fotokopi veya bilgisayarla çoğaltılmakta veya hiç bulunmamaktadır. Merkezi teşkilat tarafından bölgeye gönderilen tanıtıcı dokümanlar arasında, bölgeyi tanıtıcı yalnız bir broşür yer almaktadır. (Bireysel Çalışma) 1.2. VALİLİK VE KAYMAKAMLIKLAR - YEREL YÖNETİMLER İl ve ilçelerin tanıtımı konusunda, Bölge'de bazı Valilik ve Kaymakamlıkların önemli katkıları olmaktadır. Şanlıurfa ve Şırnak Valilikleri kurdukları vakıflarla, eski eserlerin restorasyonu, çevre düzenleme çalışmaları ve tanıtıcı yayınların hazırlanması ve dağıtılması konusunda çalışmalar gerçekleştirmektedir, Midyat ve Cizre Kaymakamlıkları da kendi ilçeleri çerçevesinde bu tür çalışmaları yapmaktadır. Bu kuruluşlar tarafından; kentleri tanıtıcı kitaplar, tarihi ve turistik yerlerinin anlatıldığı broşürler ve tanıtıcı videolar hazırlanıp dağıtımı sağlanmaktadır. (Bireysel Çalışma) Bölge genelinde yerel yönetimlerin turizm konusunda bir katkısı olmamaktadır. Ancak, bazı belediyelerin kentlerin rekreasyon yatırımları konusunda ciddi yatırımları bulunmaktadır. Bölge'de bu konuda en ciddi yatırımlar Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilmektedir. (Bireysel Çalışma) 1.3. DİĞER KAMU KURULUŞLARI Bölge dahilinde turizm ve rekreasyon faaliyetlerini etkileyecek çalışmalar yapan kuruluşlar başında GAP İdaresi gelmektedir. İdare, çeşitli yerlerde kent rekreasyon yatırımları için planlama ve yatırım faaliyetlerinin yanısıra özellikleri tarihi ve arkeolojik değerlerin araştırma ve korunması korusunda projeler yürütmekte, Kültür Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen projelerin koordinasyonunu sağlamaktadır. Özellikle, baraj gölleri altında kalacak yerleşme ve tarihi eserlerin kurtarılması, halkın turizme katkısını sağlamak ve ÇATOM'lar kanalıyla Bölge'deki el sanatlarını geliştirmek konusunda önemli çalışmalar yürütülmektedir. ( 26/05/2004) D.S.İ.'nin Bölge'de önemi büyüktür. Baraj gölleri GAP Bölgesi'nin en başta gelen rekreasyon kaynaklarıdır. Baraj gölleri etrafında ağaçlandırılan alanlar düzenlenerek rekreasyon alanı olarak hizmet vermektedir. (Bireysel Çalışma) 14
17 Kültür İl Müdürlükleri, aynı Turizm Müdürlükleri gibi, kaynak yetersizliğinden yeterli faaliyet gösterememektedir. Bölgede çok kıymetli eserlerin sergilendiği müzeler olmasına karşın. Gaziantep Arkeoloji Müzesi haricinde Bölge'deki Müzelerin ziyaretçi sayısı oldukça düşüktür. Tanıtım ve diğer faaliyetler açısından Diyarbakır Müzesi'nin önemli çabaları olmaktadır. (Bireysel Çalışma) 2. VAKIFLAR - SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ 2.1. VAKIFLAR Tüm Bölge'de turizm konularında en çok yatırım yapan vakıf Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfıdır (ŞURKAV). Vakıf yaptığı çalışmalarla 1997 yılında en başarılı üç vakıftan biri olmuştur. Eski Şanlıurfa evlerinin restorasyonu, Balıklıgöl Projesi, bedesten ve eski çarşıların restorasyonu gibi projelerin yanısıra, Vakıf el sanatları, halk müziği gibi kültür konularında da eğitim ve tanıtım faaliyetlerini sürdürmektedir. ( 22/05/2004) Aynı nitelikli bir vakıf olan Şırnak ve İlçelerini Geliştirme Vakfı (ŞIRGEV) Şırnak Valiliği öncülüğünde kurulmuştur. Bu vakıf da eski eserlerin restorasyonu ve rehabilitasyonu konularında çalışmalar gerçekleştirmektedir. ( 22/05/2004) Yukarıda adı geçen vakıflar kamu yöneticileri öncülüğünde kurulmakla birlikte, yerel halkın katılımıyla da görev yapmakta ve destek almaktadır. Bölgede yoğun faaliyet gösteren diğer bir Vakıf ise ÇEKÜL Vakfı'dır. Vakfın halen, Diyarbakır Merkez, Midyat ve Cizre'de çeşitli projeleri sürdürülmektedir. ( 02/07/2004) Daha önceki bölümlerde belirtildiği gibi Nemrud Dağı Projesi üç vakfın ortak çabası ile gerçekleştirilecektir. Bu projenin ilerlemesiyle vakıf modelinin örgütlenme ve kaynak oluşturma konusunda getirecekleri daha bariz olarak ortaya çıkacak ve diğer yatırımlar için örnek oluşturabilecektir. (Bireysel Çalışma) 2.2. SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ GAP Bölgesi'nde sivil toplum örgütlerinin, turizm faaliyetleri konusunda önemli bir katılımı veya faaliyeti saptanamamıştır. Adıyaman Sanayi ve Ticaret Odası, Dünya Bankası nın katkılarıyla Nemrud Dağı Master Plan Çalışması yaptırmıştır. Bunun dışında tüm bölgede herhangi bir çalışma olmamıştır. (Bireysel Çalışma) 3. ÖZEL SEKTÖR KURULUŞLARI 3.1. SEYAHAT ACENTALARI GAP Bölgesi'nde tarihi itibariyle seyahat acentelerinin illere göre dağılımı ekler bölümünde EK 4 Tablo 16'da sunulmuştur. Bölgede A ve Geçici A Grubu seyahat acentelerinin daha fazla olduğu görülmektedir. Seyahat acentelerinin yoğunlaştığı ilin de Gaziantep olduğu tartışılmazdır. Ancak, yapılan tespitlerde seyahat acentelerinin büyük çoğunluğunun yalnız bilet ve otel rezervasyonu yapan şirketler 15
18 olduğu görülmüştür. Gerçek anlamda seyahat acentesi gibi çalışan, tur düzenleyen ve turizm faaliyetlerinde yardımcı olan Gaziantep'te on üç, Şanlıurfa'da üç ve Diyarbakır'da bir acente tespit edilebilmiştir. Bu acenteler büyük şehirlerdeki tur operatörleri ile irtibatlı olarak, onların Bölge'deki şubeleri gibi çalışmakta, aynı zamanda Bölge dışına da turlar düzenlemekte ve rezervasyonlar yapmaktadır. (Bireysel Çalışma) GAP Bölgesi'nde yetişmiş ve yabancı dil bilen ve gerçekten koşullarını yerine getiren turist rehberi yok denecek kadar azdır. Yeterli turizm faaliyeti olmadığı için bu konuda önemli bir talep de doğmamıştır. Son bir-iki yıldır yerli turist sayısının belirgin artış gösterdiği Şanlıurfa'da bu talep doğmuş ve tam koşullan sağlamamakla birlikte yerel rehberler yetişmiştir. Ancak bu kişiler genelde yabancı dil bilmemekte ve yeterli eğitim seviyesini sağlayamamaktadır. Bölge dışından gelen turların kendi rehberlerini tercih ettikleri gözlemlenmiştir. (Bireysel Çalışma) 4. TUR ORGANİZASYONLARI VE TUR GÜZERGAHLARI 4.1. MEVCUT TUR ORGANİZASYONLAR! VE TURİZM FAALİYETLERİ 1990 yılından önce Batı illerinden özellikle Adıyaman-Nemrud Dağı'na sürekli ve düzenli turlar düzenlenirken, ilk önce Körfez Krizi daha sonraki yıllarda ise Bölge içindeki olaylar ve özellikle bu olayların aşırı propagandasının yapılması yabana ve yerli turların hemen hemen tamamen kesilmesine neden olmuştur. Ancak 1997 yılından itibaren Bölge'de yabancı ve yerli turist sayısında belirgin bir gelişme göze çarpmaktadır. (Bireysel Çalışma) Bölge'de turizm faaliyetleri 1990'lı yıllarda Nemrud Dağı - Şanlıurfa - Harran üçgeninde yoğunlaşmaktaydı. Giriş yerlerine göre kısmen Diyarbakır, Mardin ve Gaziantep'in de ziyaret edildiği görülmekteydi. 2000'li yıllarla bölgede turizm faaliyetleri değişiklik göstermeye başlamıştır. Geçmişte kısmen ziyaret edilen Diyarbakır, Mardin ve Gaziantep Bölgede düzenlenen turların vazgeçilmez duraklarından olmuştur lı yıllarda güvenlik nedeniyle talebi fazla olmayan Batman - Hasankeyf ise GAP dahilinde yapılacak Ilısu Barajı suları altında kalma tehdidi ile karşı karşıya olması nedeniyle büyük bir talep görmüş ve bölgeye düzenlenen turların güzergahında yerini almıştır. (Bireysel Çalışma) Mevcut tur organizasyonları iki şekilde olmaktadır. Özellikle az sayıdaki yabancı turlar tüm organizasyonları bölge dışından hallederek bölgeye gelmektedir. Bölge içinde seyahat acenteleri veya rehber hizmeti almamaktadır. Buna karşılık, yerli turistler için Ankara -İstanbul - İzmir gibi büyük şehirlerdeki seyahat acenteleri tüm organizasyonları Bölge dışında gerçekleştirerek Bölge'ye giriş yapmakta iken, diğer şehirlerdeki seyahat acenteleri genellikle yerel acenteler ile çalışmakta ve Bölge içindeki organizasyonlarını bu acenteler kanalıyla yapmaktadır. Yerli turizmde münferit turizm amaçlı gelişler kısıtlı olup, ağırlık iş, dini ve ailevi nedenler ile düzenlenen turlarda bulunmaktadır. (Bireysel Çalışma) Tur sayıları ve içerikleri konularında sayısal bilgilere Ankara ve İstanbul deparlı turlar için ulaşılmıştır. Seyahat acenteleri tarafından düzenlenen turlar ağırlıklı olarak bölgenin iklimi nedeniyle Mayıs - Haziran ve Eylül - Ekim aylarında gerçekleşmekte olup, güzergah bakımından Bölge'ye giriş - çıkışlarında görülen farklılıklar haricinde tur güzergahlarında büyük farklılıklar görülmemektedir. (Bireysel Çalışma) 16
19 4.2. MEVCUT TUR GÜZERGAHLARI Bölge genelinde belirgin tur güzergahları bulunmakta olup tur güzergahını Bölge'ye giriş noktası ve tur süresi etkilemektedir. Küçük turlar 2-4 gece konaklamalı. (Bkz. Harita 2) büyük turlar ise 5-7 gece konaklamalı (Bkz. Harita 1) olmaktadır. Ancak her iki turda da ortak olan noktalar Nemrud, Şanlıurfa, Harran ve Gaziantep'tir. (Bireysel Çalışma) Yapılan araştırmada yurt dışından Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne turist getiren iki şirket saptanmıştır. Bunların ikisi de ABD'den turist getirmektedirler. Saptanabilen turlar ve özellikleri EK 5'de verilmiştir. Bölge dışından düzenlenen turlar dışında yerel acenteler tarafından Bölge içinden düzenlenen turlarda bulunmaktadır. Gaziantep'ten Birecik - Belkıs, Yesemek, Rumkale, Sof Dağı, Nemrud, Birecik-Şanlıurfa-Atatürk Barajı'na günlük turlar düzenlenmektedir. Kahta'dan ise Nemrud Dağı Milli Parkı'nı gezdiren günübirlik turlar düzenlenmektedir. Şanlıurfa'da çevreyi gezmek için Balıklıgöl çevresinde günlük rehber bulmak mümkün olmaktadır. Ancak bunlar eğitimli ve dil bilen rehberler değil Şanlıurfa Valiliği tarafından eğitilen yerel rehberler olmaktadır. (Bireysel Çalışma) Turlara genel olarak bakıldığında, gezilen yerlerin tur güzergahına alınma oranları Tablo 17'de verilmiştir. Tur güzergahları geniş bir tarama sonucu bölgeye tur düzenleyen acentelerden alınmıştır ve bir örnekleme niteliğindedir. EK 5'de de görüldüğü gibi Bölge belirginleşmiş güzergahlarda, düzenli turların ve kitle turizminin (yerli ve / veya yabancı) yapıldığı bir bölge statüsüne ulaşmıştır. Bölge'de ülkenin dışından kaynaklanan ve tamamen Türkiye'den bağımsız süregelen bir tur güzergahı oluşmuştur. Her yıl 'den fazla İran'lı, otobüslerle Van'dan giriş yaparak Bölge'ye gelmekte, Siirt - Veysel Karani, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis -Öncüpınar Sınır Kapısı güzergahını takip etmek suretiyle Suriye'ye geçmekte, Suriye'de Sıtti Zeynep Türbesi'ni ziyaret ettikten sonra aynı güzergahı izleyerek iran'a dönmektedir. (Bireysel Çalışma) İran'lı turistlerin Bölge içerisinde konakladıkları ana merkez Gaziantep'tir. Kentte bu topluluğa hitap eden oteller gelişmiş ve kent merkezinin yakınında bir alanda yine İranlı lara hitap edecek ticaret üniteleri çoğalmıştır. Türkiye'de ve Bölge'de masraflarını karşılamak amacıyla yanlarında her türlü satılabilen mal, özellikle halı ve kilim getirip satmakta veya takas etmektedirler. Alışverişlerinin büyük çoğunluğunu ise Gaziantep'te yapmaktadırlar. (Bireysel Çalışma) 17
20 B.SENTEZ I. TURİZM SEKTÖRÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ 1. TURİZM ARZ VE TALEP DEĞERLENDİRİLMESİ GAP Bölgesi ülke topraklarının % 9.7'sini, nüfusunun ise % 9.8'ini temsil ederken ( 09/05/2004), turizm sektöründe toplam gecelemenin turizm belgeli tesislerde ancak % 0.99'unu, belediye belgeli tesislerde ise % 2.48'ini temsil edebilmektedir. (Kültür ve Turizm Bak. İstatistikleri, 2002) İstatistiklere bakıldığında, en yalın ifade ile bölge, diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de gelişme sürecine girmiştir. Sektörün son yıllardaki gelişme eğilimleri de genelde artış göstermektedir. Bölgedeki tesis sayısı, yatak adedi ve yabancı turist sayısı artma eğilimindedir. Yerli geceleme sayısındaki artışın bölgeye iş maksatlı ve gezip görmek amaçlı gezilerden kaynaklandığı görülmektedir yılında bölgeyi ziyaret eden bütün yabancı turistlerin yaptığı geceleme, ülkenin batısında yüzlerce örneği olan 400 yataklı bir adet tesisi yıl boyu ancak % 78 dolulukla çalıştıracak düzeydedir. Yine aynı yılda bölgedeki tüm yerli gecelemeler ise 3543 yatak ve % 80 dolulukla karşılanabilmektedir. Özet olarak 9 ilden oluşan GAP Bölgesi'nde turizm faaliyetlerinin tümü batı kıyılarında yer alan en küçük sahil kasabasından daha küçüktür. Bölgedeki ortalama tesis büyüklüğünün 100 yataktan daha aşağıda olması da mevcut tesislerin kalite ve karlılık oranlarına ilişkin diğer bir olumsuz göstergedir. Bu değerlere bakıldığında, mevcut durumu ile GAP Bölgesi'nin özel sektörden yatırım çekme şansı çok zayıftır. Özel sektörce yapılacak turizm yatırımlarının sağlıklı çalışabilmesi için kamunun bir seri temel altyapı sorunlarını çözmesi gereklidir. Yatırımlardan elde edilecek faydanın kısa vadede çok kısıtlı olabileceği gerek mevcut durumun gerekse eğilimlerin incelenmesi ile kolayca görülebilmektedir. Bölge'ye ilişkin istatistiklerine bakıldığında Bölge turizmi için beliren resim hiç iç açıcı değildir. Ancak, 2004 yılında yerinde yapılan incelemede durumun gerçekte farklılıklar arz ettiği, sayısal verilerin gerçeği yansıtmadığı gözlemlenmiştir. Tüm büyük kentlerde yeni oteller hizmete girmiştir. Gaziantep, Diyarbakır ve Şanlıurfa başta olmak üzere nitelikli otellerde yer bulmak oldukça zordur ve bu oteller yüksek doluluk oranlarıyla çalışmaktadır. Otel fiyatlarının (özellikle kaliteli otellerde) Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerdekini aratmayacak düzeyde olması bunun en iyi göstergesidir. Ören yerlerinde ise yerli turist sayısının azımsanmayacak sayıda olduğu gözlemlenmiştir. Örneğin, Mayıs Ayı'nda, Şanlıurfa'ya gelen günlük ortalama tur otobüsü sayısı kadardır. Aynı sayı, Harran'da da tespit edilmiştir. Zeugma, Birecik Kelaynak Üretim Merkezi, Mardin, Midyat, Hasankeyf gibi merkezlerin tümünde yerli ve az sayıda yabancı turiste rastlanmıştır. (Bireysel Çalışma) Bu gözlemler Bölgede turizm konusunda önemli sayılabilecek gelişmeler olduğunu veya istatistiklerin sağlıklı verilere dayanmadığını göstermektedir ki bu ikinci durum daha olasıdır. 18
21 Bunun en belirgin kanıtı İran'dan gelen İnanç Turizmidir. İranlılar kısmen otobüslerinde gecelemektedir. Ancak büyük bir kısmı da Gaziantep ve Diyarbakır'da otellerde gecelemektedir. Bu kentlerde sırf bu talebe yönelik oteller ve çeşitli satış üniteleri gelişmiştir. Her biri gidişte ve dönüşte ikişer gecelemeyi Bölge içinde yapmaktadır. Tümünün otelde kalması halinde geceleme olmaktadır. Halen yalnız Gaziantep'te bu talebe yönelik sekiz otel tespit edilmiştir. Bu oteller ortalama yataklı otellerdir. Ortalama 75 yatak kapasiteyle ve bu otellerin yıl boyu % 50 doluluk oranıyla geceleme yapmaktadır, bu sayı da yaklaşık Gaziantep'te İranlılar tarafından yapılan gecelemelerin yaklaşık % 50'sini oluşturmaktadır. Diğerleri ise otobüslerde konaklamaktadır. Bu değerlerle her yıl ortalama Bölge genelinde sadece İranlıların (otelde) konaklama yaptığı ortaya çıkmaktadır. İstatistikler, özellikle belediye belgeli tesislerde gerçeği yansıtmaktan çok uzak kalmaktadır. (Bireysel Çalışma) Yapılan değerlendirmeye göre Bölge'ye halen yaklaşık 120 Bin kişinin sırf turizm amaçlı geldiği tespit edilmiştir. Bu kişiler daha çok turizm işletme belgeli tesislerde konaklamakta ve geceleme sayısı 4-5'dir. Bu durumda turizm amaçlı geceleme sayısı yıllık yaklaşık Bin olarak değerlendirilmelidir. Yerinde yapılan çalışmalarda bu turist akımının son yıllarda hızlandığı tespit edilmiştir. (Bireysel Çalışma) 2. BÖLGE TURİZM VE REKREASYON POTANSİYELİNİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ 2.1. TURİZM POTANSİYELİ GAP Turizm potansiyelinin temelinde Bölge'de yer alan tarihi ve arkeolojik eserler yer almaktadır. Bölgenin insanlık tarihinin en eski yerleşim merkezlerinden biri olması farklı kültür, din ve medeniyetlerin günümüze zengin bir miras bırakmasına sebep olmuştur. Genel olarak yakın geçmişin izleri kentler içinde, uzak geçmişin izleri ise kırsal alanda yer almaktadır. Tarihi ve arkeolojik eserler açısından Bölgenin sunduğu önemli çekim kaynakları Yesemek Açıkhava Heykel Atölyesi, Belkıs - Zeugma, Nemrud, Harran, Balıklıgöl, Halfeti ve Hasankeyf ve tarihi kent merkezleri ile Şanlıurfa, Mardin ve Midyat'dır. Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun ikinci suru olan Diyarbakır Surları ise gerek kısmen kentsel doku içinde kalması, gerekse bakımsızlık nedeniyle gereken ilgiyi görmemektedir. Diğer eserler tur tamamlayıcısı nitelikte olup günümüzde yoğun bir ziyaret kaynağı olamamaktadır. Bölge'nin günümüzde turizm sektöründe geri kalmış görünümü, mevcut kaynakların günümüze kadar geliştirilememiş ve tanıtılamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Nemrud zirvesinde yer alan mezarın açılması ve bu alanın Milli Park içinde yer alan diğer kaynaklarla bütünleştirilerek tanıtılması, Bölge'de turizmin gelişimi için çok önemli bir çıkış noktası oluşturabilecektir. Diğer yandan Nuh'un Gemisi'nin Cudi Dağı'nda olduğuna ilişkin çok kuvvetli kanıtlar mevcuttur. Sefine Bölgesi'nde yapılacak kazılar sonucu geminin varlığının tespiti, GAP Bölgesi'nin ötesinde tüm ülke turizmini etkileyecek bir potansiyeldir. Atatürk ve Birecik Baraj Gölleri'nin çevresinde oluşacak doğal çevrenin, Belkıs başta olmak üzere çevredeki arkeolojik kaynaklarla bütünleştirilerek değerlendirilmesi Bölge turizmin gelişimi için diğer bir potansiyeldir. Bölgenin birden fazla dine hitap eden kaynakları olan Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır ve Siirt inanç turizminin gelişimi için diğer bir potansiyeldir. Karaali ve Çermik Kaplıcaları geliştirilmeleri halinde sağlık turizmi için, Atatürk Baraj Gölü ise yapılacak tesislerle su sporları turizmi için önemli birer kaynak oluşturacaklardır. 19
22 Yukarıda özetlenen temel kaynakların günümüze kadar aktif bir şekilde geliştirilememiş olması Bölge'nin turizmde geri kalmasının önemli sebeplerinden biridir. ŞURKAV'ın uygulamasını gerçekleştirdiği Balıklı Göl Projesi'nin 2004 yılında günde ortalama otobüs dolusu turist cezbeder hale gelmesi, Bölge kaynaklarına yatırım yapılması halinde elde edilebilecek sonucun çarpıcı bir örneğidir REKREASYON POTANSİYELİ GAP Bölgesi'nde rekreasyon olanağı sunabilecek doğal kaynaklar oldukça kısıtlıdır. Baraj göllerinin çevresi ve Birecik Barajı dışında ağaçsız ve kuru görünümdedir. Atatürk ve Devegeçidi Barajları ile Çağ-Çağ Santrali nin yanında D.Sİ. tarafından kurulmuş olan rekreasyon alanları Bölge ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Bölge'de en yoğun olarak kullanılan rekreasyon alanları Gaziantep'in Dülük ve Burç Ormanları olup, bu alanlar da yetersiz kalmaktadır. Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Viranşehir, Cizre, Kızıltepe gibi Bölge'nin büyük yerleşmelerinde veya yakın çevrelerinde düzenli rekreasyon alanları bulunmadığı gibi,"kaynaklar da kısıtlıdır. D.S.İ.'nin baraj gölü sahalarını ancak maksimum su kotuna kadar istimlak etmiş olması uzun vadede baraj çevresinde gelişebilecek turizm ve rekreasyon alanlarının maliyetini arttıracaktır. 3. TURİZM VE REKREASYON FAALİYETLERİ 2004 Mayıs ayında yapılan yerel gözlemler ve görüşmeler sonucu turist hareketleri açısından aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Bölge dışından kaynaklanan turizm talebi büyük ağırlıkla ülkenin diğer kesimlerinden kaynaklanan üst-orta gelir grubundan oluşmaktadır. Bu talep İstanbul kalkışlı birkaç tur organizasyonunun havayolu ile düzenlediği turlar haricinde Bölge'ye otobüsle gelmekte ve gezmektedir. Yabancı turist talebi yerli turist talebinin onda biri civarındadır. Bölgeye düzenli turlar tertip eden firmalar mevcuttur. Tur programı ve güzergahlarının incelenmesi sonucu, bu konuda turlar arasında Bölge'ye giriş ve çıkış noktalarının farklılaşması haricinde ortak bir güzergah olduğu görülmüştür. Turlarla gelenler genellikle arkadaş grupları, aynı işyeri veya meslek grubu veya dernekler ile öğrenci gruplarından oluşmaktadır. Bölgenin en çok ziyaret edilen kesimleri Şanlıurfa Merkez, Harran ve Nemrud Dağıdır. İkinci öneme sahip ziyaret merkezleri Mardin, Midyat, Hasankeyf ve Belkıs Zeugma'dır. Gaziantep ve Diyarbakır ağırlıkla geçiş sırasında geceleme maksadıyla ziyaret edilmekte ve şehir merkezleri yarım günlük turlarla gezilmektedir. Bölge içerisinde şehir merkezleri yemek ve alışveriş ağırlıklı olarak işlevlendirilmiştir. Nemrud Dağı ziyaretlerinde geceleme merkezi olarak Adıyaman yerine Kahta tercih edilmektedir. Kilis, Silvan, Savur, Siirt, Şırnak ve Cizre gibi turizm açısından belirli kaynaklara sahip yerleşmelere bölge dışından kaynaklanan turizm talebi çok düşük düzeydedir. Bölge'nin en önemli kaplıca kaynakları olan Çermik ve Karaali Kaplıcaları'na Bölge içinden ve çevre illerden çok yoğun bir talep vardır. Bölge'nin sahip olduğu en belirgin talep yılda yaklaşık kişilik İranlı Şii nüfusun Bölge'yi karayoluyla geçerek Suriye'de Hazreti Ali'nin kız kardeşinin mezarını ziyaret etmesi aynı güzergahtan ülkelerine dönmesiyle oluşan taleptir. Bu kişilerin takip ettikleri 20
23 güzergah daima Öncüpınar - Kilis - Gaziantep - Şanlıurfa - Diyarbakır - Veysel Karanı (Ziyaret) - Bitlis - Van güzergahı olup, Bölge içindeki konaklama merkezleri Gaziantep ve Diyarbakır'dır. Şanlıurfa - Balıklı Göl haricindeki Dini merkezler ağırlıkla Bölge içi veya yakın illerden gelen nüfus tarafından ziyaret edilmektedir. Mardin ve Midyat çevresinde yurt dışında ikamet eden yaklaşık kişilik bir Süryani nüfusun dini maksatlarla ziyaret edebileceği dini kaynaklar mevcut olmakla beraber yeterli sayıda ve nitelikte konaklama yeri olmaması nedeniyle bu potansiyel kullanılamamaktadır. Bölge genelinde turizm ve rekreasyon amaçlı kullanılan ve kullanılabilecek kaynaklar ekler bölümünde EK 4 Tablo 18'de sunulmuştur. 4. ALTYAPI OLANAKLARI Turizm için en önemli altyapı konusu ulaşım altyapısıdır. Ulaşım altyapısı GAP Bölgesi genelinde oldukça gelişmiştir. Halen Gaziantep şehrine kadar gelen otoyol, kısa sürede Şanlıurfa'ya ulaşacaktır. Karayolları Bölge genelinde gerek profil, gerekse kaplama açısından oldukça iyi durumdadır. Karayolu açısından tek sorun büyük kentler dışında yer alan tarihi eserlere ulaşımın her zaman sağlıklı olmaması ve il içindeki kılcal yolların ulaşımının oldukça zor olmasıdır. Hava ulaşımı açısından GAP Bölgesi belki de ülkenin en gelişmiş altyapısına sahiptir. Halen dokuz ilin altısında bulunan havaalanlarına düzenli uçak seferleri yapılmaktadır. Şanlıurfa Uluslararası Havaalanı inşaatı ise sürdürülmektedir. Demiryolu ulaşımı açısından Bölge kuzeyde ve güneyde demiryolu hattına sahip olmasına rağmen kullanılırlığı Ankara ve İstanbul'a yapılan sınırlı sayıdaki seferler ve yük taşımacılığı dışında oldukça düşüktür. Demiryolu hattı Bölge'ye kuzeyden Elazığ -Diyarbakır karayoluna paralel olarak Diyarbakır'a ulaşmakta ve Batman üzerinden hat sonu olan Siirt in Kurtalan ilçesine ulaşmaktadır. Güneyde ise Adana ve Kahramanmaraş üzerinden gelen iki ayrı hat birleşerek Gaziantep'e gelmekte, devamında Birecik ve Karkamış güzergahını takiple ülke sınırına paralel olarak Akçakale ve Ceylanpınar'ı geçerek Nusaybin'den Suriye topraklarına girmektedir. Yapılacak düzenlemeler ve oluşturulacak güzergahlar ile demiryolu Bölge içi ulaşıma ve Turizme hizmet edecek duruma gelecek potansiyele sahiptir. Telekomünikasyon açısından da Bölge diğer bölgelerdeki olanakların hepsinden aynı oranda yararlanmaktadır. Genel telefon sistemi, cep telefonu kullanımı her yerde (kentsel yerleşmelerden uzak kırsal alanlar hariç) mümkündür. GAP Bölgesi genelinde turizmi etkileyebilecek veya aşılması zor bir altyapı sorunu bulunmamaktadır. 5. TURİZM SEKTÖRÜNDEKİ DARBOĞAZLAR GAP Bölgesi'ndeki en önemli darboğaz bölgenin konumudur. Türkiye'deki temel turizm türü güneş ve denize dayalı olarak gelişmiştir. Diğer turizm türlerinin gelişmesi incelendiğinde bu türlerin büyük bir ağırlıkla deniz turizminin bir uzantısı olarak geliştiği görülmektedir. Bu konuda temel istisna henüz sağlıklı bir şekilde dış turizme açılmamış kayak ve dağcılık turizmidir. 21
24 GAP'ın denize yönelik turizm gelişimlerinden oldukça uzak bir konumda olması, deniz turizmi için ülkeye gelenlerin günübirlik veya birkaç günlük turlarla bölgeye gelerek sektörü canlandırmasını engellemektedir. Bölgeye en yakın ve yabancı turistlerin yoğun olarak geldiği yerleşme Alanya olup, aradaki mesafenin kısa süreli otobüs turlarıyla geçilmesi imkansızdır. Bölgeye daha yakın olan İçel, Adana ve Hatay sahilleri ise dış turizme açılmamış durumdadır. GAP Bölgesi'nde ikinci önemli darboğaz mevcut haliyle bölgenin hiçbir doğal kaynağının uzun süreli tatil imkanı vermemesidir. Bölge'nin özel durumu turizm sektörünün gelişimini engelleyen diğer bir darboğazdır. Bölgeye yerli gelişlerin bir kısmı iş gelişli olduğu için sosyal çalkantıların bu gelişler üzerindeki etkisini istatistiklerden saptama imkanı yoktur. Ancak çoğu turizm amaçlı olduğu bilinen yabancı gelişler arasında düşüş göstermiştir. Bölgedeki özel durum lokal nitelikli ve yalnız belirli dağlık kesimlerle sınırlı olmasına karşın, olayların hiç olmadığı ve turizm sektörünün yoğun olduğu kesimlere gelen turist sayısında negatif etki yaratabilmektedir. GAP Bölgesi'nde turizm sektörünün bir diğer darboğazı bölgenin sahip olduğu çok sayıda tarihi ve arkeolojik değerlerin pek çoğunun turistlerin ilgisini çekecek şekilde düzenlenmemiş veya tanıtılmamış olmasıdır. Bölgenin bilinen ve en çok ziyaret edilen arkeolojik ve tarihi kaynakları Nemrud, Belkıs - Zeugma, Harran ve Hasankeyf'dir. Bunların dışındakiler yeterli tanıtımı yapılmadığı için bilinmemekte veya turistlerin ilgisini çekmediği için ziyaret edilmemektedir. Tesislerin genelde 100 yatağın altında olması bir sermaye darboğazından çok talep yetersizliğinin bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Sektörde günümüzde sermaye, karlılığı görmesi halinde ülke sınırlarını dahi aşacak bir gelişim göstermiştir. Bölgede eğitilmiş işgücü yetersizliği, ülkenin diğer kesimlerine oranla daha farklılaşmış bir kültür ve değer anlayışı, daha düşük bir çevre bilinci, temizlik anlayışında farklılıklar gibi darboğazlar varsa da bunlar sektörün gelişimini engelleyecek temel sorunlar olmaktan çok bölgenin kendine has nitelikleri şeklinde yorumlanmalıdır. 22
25 C. PROJEKSİYONLAR VE PLANLAMA HEDEFLERİ I. PLANLAMA DÖNEMİ GAP'nin temelini oluşturan sulama sisteminin tamamlanma tarihi 2010 olarak saptanmış bulunmaktadır. Proje uygulaması sonucu beklenen tarıma dayalı sanayinin tümünün bölgede gerçekleşmesi, buna bağlı kentleşmenin ve ihtisaslaşmanın oluşması, toplumun kırsal değer sisteminden kentsel değer sistemine geçmesi şüphesiz ki sulamanın tamamlanmasından sonra belirli bir süre daha gerektirecektir. Yukarıdaki nedenler dikkate alınarak planlama dönemi sonu 2020 olarak saptanmıştır. Bu yıl aynı zamanda GAP Ulaşım Altyapı projesinin kentsel teknik altyapı geliştirilmesinde kullandığı hedef yıldır. II. GELECEĞE DÖNÜK GELİŞME EĞİLİMLERİ GAP turizm ve rekreasyon faaliyetlerinin gelecekteki şekillenmesi belirli plan hedef ve kararlarının yanısıra şüphesiz ki bölgede ve ülkede beklenen olası gelişmelerden de etkilenecektir. Bu nedenle plan hedef ve kararlarının belirlenmesinden önce, bölgede sektörün gelişimini etkileyebilecek diğer karar ve gelişmelerin incelenmesi gereklidir. 1. UZUN VADELİ KAMU KARARLARI ETKİSİ Uzun vadeli idari kararlar açısından GAP turizm gelişimini etkileyebilecek en üst düzey kararlar dizisi Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'dır. Bu planın gerek GAP gerekse turizm sektörüne ilişkin kararlar dizisinde GAP turizm ve rekreasyon gelişimine ilişkin bir atıf yoktur. 2. GAP ETKİSİ Sektörü uzun vadeli kararlar dizisi içinde en fazla etkileyecek uygulama şüphesiz ki GAP yatırımları olacaktır. Temel olarak 2010 yılında tamamlanması öngörülen proje uygulamasında belirli gecikmeler mevcuttur, ancak projenin gecikmeli de olsa tamamlanması halinde bölgede genel bir değişim olacaktır. (GAP Bölge Kalkınma Planı, s:5) Yapımı öngörülen barajların tamamlanması ve Şanlıurfa tünelinden alınan suyun Kızıltepe'ye kadar getirilmesi sonucu bölge genel olarak kalkınacağı gibi bölge içinde yer alan gelişmişlik düzeyindeki farklılıklarda azalacaktır. (GAP Bölge Kalkınma Planı, s:5) GAP Ulaşım ve Altyapı Projesi'nde genel olarak tarıma bağlı sanayi gelişimleri toprakları sulanan il ve ilçe merkezine konumlanmıştır. Bu durum uzun vadede Fırat nehrinin doğusunda yer alan yerleşim merkezlerinin de nüfuslarının artışına neden olacaktır. GAP İdaresi tarafından il merkezlerinin 2010 yılı nüfus tahminleri yapılmıştır logaritmik artışı sabit tutularak, 2005 ve 2020 yılları için yapılan nüfus tahminleri ekler bölümünde EK 4, Tablo 19'da sunulmuştur. EK 4, Tablo 19'da da görüldüğü gibi GAP'ta 2020 yılında nüfusu bir milyonun üzerinde 2 adet metropol yerleşimi yer alacaktır. Bu yerleşimlerin önemli boyutta rekreasyon talebi yaratacağı şüphesizdir. Bünyesinde Turizm çekim unsuru bulunmadan sadece nüfus büyüklüğünün bir yerleşime turist çekmediği günümüzdeki Adana, Mersin, Malatya, Elazığ gibi çevre yerleşmelerdeki turizm eğilimlerinden kolayca görülebilmektedir. Ancak nüfus büyüklüğü daima aktif bir iş ortamının göstergesi olduğu için kentlerdeki yatak kapasitelerinin iş amaçlı gelişmelere bağlı olarak artacağı söylenebilir. Bu bölgede iş amaçlı gelişlere bağlı olarak gelişecek yatak kapasitesinin turizm sektörüne de bir alt yapı sağlayacağı görülmektedir. 23
26 GAP'nin bölgedeki turizm sektörünün gelişmesi için sağlayabileceği ikinci önemli katkı Gaziantep - Şanlıurfa otoyolu inşaatının tamamlanması olacaktır. Bu suretle bölgeye Adana- Şanlıurfa arası otoyol hizmeti verilebilecek ve otobüsle tur şansı artacaktır. Teknik altyapısı açısından bölgede ana hatlarıyla bir darboğaz mevcut değildir. GAP Ulaşım ve Altyapı Projesi çerçevesinde Hilvan yakınlarında önerilen Şanlıurfa uluslararası hava alanı bu konuda ilave bir destek sunacaktır. Büyük merkezleri bağlayan karayolu güzergahı oldukça gelişmiştir. Ancak, Bölge genelinde tarihi eserlere ulaşım kolay olmamaktadır. Köy yolları büyük çoğunlukla toprak olup, özellikle dağlık kesimlerde ulaşım son derece zordur. Mevcutta turizme açılmış olan yerler öncelikli olmak üzere, tali yol şebekesinin iyileştirilmesine özen gösterilmelidir. GAP'ın gelecekteki turizm gelişimine diğer bir olası katkısı kentsel teknik altyapıların güçlendirilmesi olacaktır. Bu konuda GAP İdaresi'nin büyük bir yol kat etmiş olmasıyla birlikte henüz sorunlar tümüyle çözülmüş olmaktan uzaktır. Projenin bölgeye en önemli katkısı turizm açısından çok rekreasyon açısından beklenmelidir. Çok sayıda baraj gölünün oluşturulması bölgede önemli bir rekreasyon potansiyeli yaratabilecektir. GAP projesinin sağlayacağı daha yüksek bir refah seviyesi, kentleşme oranı ve kırsal değer sisteminden kentsel değer sistemine geçişte bölgedeki rekreasyon faaliyetlerini artıracak diğer etmenler olacaktır. 3. MEVCUT DURUMUN DEVAMI HALİNDE TURİST SAYISINDAKİ GELİŞME EĞİLİMLERİ GAP Bölgesinde yeni destinasyonlar yaratılması çalışmasında Bölge'nin turizm faaliyetlerini geliştirmek için bütüncül ve özel tedbirler alınmadığı, bölgeye özel tanıtım ve pazarlama stratejisinin uygulanmadığı, kaynak geliştirme faaliyetlerinin günümüzdeki anlayışla ve münferit olarak yapıldığı bir gelişme dönemi olarak yorumlanması kaydı ile, farklı turist türlerinin planlama dönemi içinde Bölge'ye talep tahminleri aşağıda özetlenmiştir İRANLI TURİSTLER Sitti Zeynep Türbesi'ni ziyaret etmek maksadıyla İran - Suriye arasını GAP Bölgesi üzerinden otobüsle çift yönlü geçen yıllık kişilik turist sayısında bir değişme beklenmemelidir. Bu turun plan dönemi içinde tümünün otel konaklaması yapacağı varsayımıyla, Bölge'de yaratacağı toplam geceleme 'dir. Bu turlara katılanlar Bölge'de genellikle sadece Şanlıurfa Balıklı Göl ve Veysel Karani Türbesini ziyaret etmektedir. Bölge için önemli bir konaklama ve alışveriş potansiyeline sahip İranlıların Bölge içerisinde daha çok süre geçirebilecekleri imkanlar araştırılmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır SÜRYANİ TURİSTLER Yeterli yatak arzı olmadığı için Bölge'yi turizm amaçlı ziyaret edemeyen yurt dışında oturan Süryani topluluğunun müdahalesiz ortamda Bölge'de yapacağı yıllık gecelemenin civarında olacağı tahmin edilmiştir BATI SAHİLLERİNDEN KISA TURLARLA GELEBİLECEK YABANCI TURİSTLER Güney sahillerine gelen yabancı turistlerin Kapadokya ve Pamukkale ziyaretleri 2002 yılında ve civarındadır. Gelişlerin tüme yakın bir kesimi otobüsle olup, geceleme 24
27 ortalaması Kapadokya için 2.0, Pamukkale için 1.5'dir. Bu noktalara en yakın doğurgan merkez olan Alanya'dan bir gecelik tur fiyatı Pamukkale'ye 100, iki gecelik tur fiyatı Kapadokya'ya 150 dolar civarındadır. Bölgeden GAP Bölgesi'ne tertip edilen düzenli tur yoktur. Ankara ve İstanbul'dan GAP Bölgesi'ne düzenlenen uçakla iki gecelik turlar ise 285 dolardır. Gerek otobüsle ulaşım süresinin uzunluğu (Alanya - Gaziantep saattir), gerekse uçakla ulaşımı kapsayabilecek turların Kapadokya ve Pamukkale'ye oranla pahalı olması ve Antalya, Dalaman ve Milas-Bodrum Havaalanlarından Bölge'ye düzenli uçuşların olmaması nedenlerinden dolayı özel bir tedbirler dizisi alınmadan planlama dönemi sonunda bölgeye yıllık gecelemelik bir talep olabileceği tahmin edilmektedir YURT DIŞINDAN ÖZEL TURLARLA BÖLGEYE GELEBİLECEK YABANCI TURİSTLER Bölge'ye tümü ABD kaynaklı olmak üzere gelen turlar sadece Adıyaman - Nemrud, Şanlıurfa ve Harran'ı ziyaret etmekte, Gaziantep'ten ise yalnız bölgeden çıkış noktası olduğu için geçmektedir. Bu kitlenin yaratacağı geceleme talebinin, 'e yükseleceği tahmin edilmektedir. Sonuç olarak müdahalesiz ortamda planlama dönemi sonunda Bölge'de 2020 yılı sonunda civarında yabancı geceleme beklemek kabul edilebilir bir tahmindir YURT İÇİNDEN KAYNAKLANACAK YERLİ TURİSTLER Eldeki istatistiklerin aksine 2004 yılı Mayıs ayında yapılan yerel gözlemlerde yerli turist sayısında patlama şeklinde bir artış tespit edilmiştir. Yerel işletmecilerle yapılan görüşmelerde bölgeye kabaca günde otobüs ve özel oto ile gelişlerin olduğu, gelişlerin Nisan, Mayıs, Haziran aylarında yoğunlaştığı, rezervasyonların incelenmesi ile Eylül, Ekim aylarında benzer bir talebin yaşanacağı görülmüştür. Yıllık beş ay süreli bu talebin 2004 yılında kabaca geceleme yaratabileceği görülmektedir. Planlama dönemi sonu bu talebin ülke nüfus artışına paralel olarak civarında olabileceği hesaplanmaktadır YURT İÇİNDEN KAYNAKLANACAK İŞ MAKSATLI GECELEMELER İş maksatlı gelişlerin nüfusun bir fonksiyonu olduğu ve gelecekte de bu gelişlerin nüfusa paralel aratacağı varsayımı yapılmıştır yılında iç turizmin olmadığı, gelişlerin tümüyle iş gelişlerinden oluştuğu varsayımıyla, 2000 değerleri nüfus artışları oranında arttırılarak 2005, 2010 ve 2020 yılları için iş maksatlı konaklama değerleri elde edilmiştir. (Bkz. EK 4, Tablo 20) İş maksatlı gecelemeler Bölge bütününde planlama dönemi sonunda yaklaşık olarak kabul edilmiştir YURT VE BÖLGE İÇİNDEN KAYNAKLANACAK SAĞLIK MAKSATLI GECELEMELER Bölgede özel tedbirler alınmadığı sürece Çermik ve Karaali Kaplıcalarının yıllık yaratabileceği toplam geceleme sayısı olarak hesaplanmaktadır. Planlama dönemi sonunda ek tedbirler alınmadan bu sayıda bir gelişme beklenmemektedir. 25
28 3.8. TOPLAM GECELEMELER Sonuç olarak bölgedeki gelişmenin kendi haline bırakılması halinde 2020 yılı sonunda yabancı, yerli olmak üzere toplam geceleme yapılabileceği tahmin edilmektedir. Bu gecelemenin büyük bir kısmının Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa ve Diyarbakır illerine dağılması muhtemel görülmektedir yılında Bölge genelinde ortalama geceleme sayısı 1.45'tir. İş maksatlı gecelemelerde bu değerin aynen devam edeceği, turizm maksatlı gelişlerde ise ortalama geceleme sayısının 4'e yükseleceği varsayılmıştır. Bu değerlerle planlama dönemi sonunda hiçbir tedbir alınmaksızın, Bölge'ye yaklaşık kişinin geleceği hesaplanmaktadır. III. PLANLAMA STRATEJİLERİ Bölge'de plan hedeflerini ve kararlarını belirlemeden önce turizm sektörü için genel stratejiler saptanmıştır. Bölge içinde, turizm açısından iller ve alt bölgeler arasında gelişmişlik farklılıkları bulunmaktadır. Yatırımların gelişmiş kesimlerde yoğunlaşması ve daha az ziyaret edilen ve turizm açısından gelişmemiş bölgelerin sonraki etaplara bırakılması bu farklılığı daha da arttıracaktır. Önerilen yatırımların mekana yayılması ise her yerde turizm faaliyetlerinin aynı anda filizlenmesine neden olacaktır. GAP Bölgesi'nde gelişecek turizm faaliyetlerinden beklenen ana sonuç bölge gelir düzeyi ve istihdamın artmasıdır. Yukarıda belirtilen nedenlerle iki temel strateji saptanmıştır: Yatırım etaplamasının mekana göre yapılmaması, tüm bölgede yatırımların ilk etapta başlatılıp, proje bazında etaplamalara gidilmesi Halkın benimseyebileceği ve istihdam sağlayacak bir turizmin geliştirilerek, sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla halkın katılımının sağlanması. IV. PLANLAMA HEDEFLERİ GAP Bölgesi'nde alınacak belirli tedbirler sonucu müdahalesiz ortamda belirtilen geceleme sayılarını yükseltmek için aşağıda özetlenen temel hedefler dizisi oluşturulmuştur. Bölge'deki turizm türleri ve kaynaklarının çeşitlendirilmesi, Bölge'de uzun süreli tatil imkanı sağlayabilecek kaynakların değerlendirilmesi, Halen Bölge'nin batısında yoğunlaşmış turizm faaliyetlerinin mekana dengeli dağıtılması, Bölge'de yabancı gelişlerin özellikle arttırılması. Belirli planlama yaklaşımları ile yukarıdaki hedeflere ulaşılması sonucu yukarıda açıklanan turist gecelemelerinde beklenebilecek artışlar aşağıda özetlenmiştir. Bölge'nin turizm faaliyetleri halen kültürel ve arkeolojik değerlere bağlıdır. Bölge'de geliştirilebilecek diğer temel turizm türleri sağlık turizmi, eko-turizm, su sporları turizmi, çiftlik turizmi ve inanç turizmidir. 26
29 Sağlık turizminin geliştirilerek Çermik'te 1000, Karaali'de ise 4000 yatak kapasitesi yaratılması, yıl boyu % 80 doluluk oranıyla bu sektörde gecelemeyi 'e yükseltecektir. Su sporları ve kanoculuğun geliştirilmesi halinde Atatürk ve Birecik Barajları'nda sadece bu konuda hizmet verecek Atatürk Barajı için 350 ve Birecik Barajı içinse 150 yatağın üretilmesi ve gerekli yatırımın yapılması % 60 doluluk oranıyla Bölge'ye yaklaşık ek geceleme kazandırılması mümkündür. Bölge'de eko-turizmin geliştirilmesi amacıyla yapılacak düzenlemeler neticesinde Adıyaman'da Nemrud Dağı Milli Parkı içerisinde. Şanlıurfa - Bozova'da Atatürk Baraj Gölü ve Şanlıurfa - Ceylanpınar'da Devlet Tarım İşletmesi Genel Müdürlüğü (TİGEM) Sahası'nda Eko-Turizm Merkezleri oluşturulacaktır. Oluşturulacak Eko-Turizm Merkezlerinden Adıyaman - Nemrud Dağı Milli Parkı Eko-Turizm Merkezinde yılda yaklaşık geceleme, Bozova Atatürk Baraj Gölü Eko-Turizm Merkezlerinde yılda yaklaşık toplam geceleme ve kırsal turizm uygulaması olan Çiftlik Turizmi alt sektöründe ihtisaslaşacak Ceylanpınar TİGEM Sahası Eko-Turizm Merkezinde ise yılda yaklaşık geceleme sayısı ile Bölge içerisinde eko turizme bağlı gecelemelerin civarında olacağı tahmin edilmektedir. Yurt dışında ikamet eden Süryani'nin her yıl kişilik bir kesiminin birer haftalık bir turla Bölge'ye çekilmesi için gereken tedbirlerin alınması Bölge'de ek gecelemeye neden olacaktır. Bölge'nin inanç turizmine yönelik diğer kaynaklarının bir bütünlük içinde geliştirilmesi ve tanıtılmasının da ayrıca geceleme yaratması beklenmelidir. Türkiye'nin batı kıyılarına gelen yabancı turistlerin uçakla Bölge'ye getirilmesi ve tur fiyatlarının belirli sübvansiyonlarla 175 dolara indirilerek Kapadokya ile rekabet edebilir hale gelmesi halinde planlama dönemi sonuna kadar batı kıyıları kaynaklı yabancı turist geceleme sayısının 'e yükseleceği düşünülmektedir. Günümüzde çoğunlukla Şanlıurfa ve Adıyaman'ı ziyaret eden ve Bölge'de ancak iki geceleme yapan kültür amaçlı gelişlerin Fırat'ın doğusunda geliştirilecek kaynakların devreye girmesi ile Bölge'de minimum 5 gün kalması gecelemeyi arttıracak diğer bir unsurdur. Yukarıda açıklanan hedefler ve bu hedeflere varılması halinde planlama dönemi sonunda Bölge'de oluşabilecek toplam geceleme tahminleri ekler bölümünde EK 4, Tablo 21'de sunulmaktadır. Yapılacak düzenlemeler sonucunda Bölge'de gerekli yatak talebi iller ve turizm türleri açısından belirlenmiştir. Tablo 22'nin oluşturulmasında önceki bölümlerde belirtilen sağlık turizmi, eko turizm ve su sporları dışındaki faaliyetler için Bölge genelinde yıl boyu % 70 doluluk temel alınmış ve yine yatak sayıları planlama kararı olarak belirtilen konular dışında yatak sayıları bu oranla hesaplanmıştır. Bölge'de 2020 yılında turizm talebinin tümüyle belgeli tesislerde oluşacağı düşünülmektedir. 27
30 Bu nedenle, 2003 yılı belgeli tesislerde mevcut yatak sayıları ile önerilen yatak sayıları ekler bölümünde EK 4, Tablo 23'de karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Tablolarda belirtilen değerler tamamen hesaplamalar sonucu elde edilmiştir. Ancak mevcut tesislerin mekanda dağılımı ve nitelikleri ile il içinde dağılımda özel durumlar nedeniyle, tesis bazında değerlendirme yapılarak mevcut durum saptanmış ve il için toplam yatak önerileri, il içinde yerleşmeler bazından gidilerek hesaplanmış ve ekler bölümünde EK 4, Tablo 24'de sunulmuştur. Tablodaki değerler yuvarlatılarak alınmıştır. Yatırım belgeli tesisler İl Müdürlüklerinden ve Turizm ve Kültür Bakanlığı'ndan irdelenerek yalnız gerçekten yapılmakta olan veya yapılabilecek tesisler değerlendirmeye alınmış ve mevcut tesis olarak kabul edilmiştir. Bugün için Bölge genelinde ortalama geceleme sayısı 1.45'tir. Gerekli yatırımların yapılması durumunda, iş maksatlı gecelemelerde bu değerin 1.50'ye, turizm maksatlı gelişlerde ise ortalama geceleme sayısının 4.00'e yükseleceği varsayılmıştır. Bu değerlerle, Bölge'ye yaklaşık kişinin geleceği ve bu turistlerin yaklaşık 1/3'ünün yabancı turistlerden oluşacağı hesaplanmaktadır. 28
31 D PLANLAMA KARARLARI I. PLANLAMA YAKLAŞIMI GAP Bölgesi'nde yeni destinasyonlar yaratma ve kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasına yönelik bu çalışma 2020 yılı için olabilir son gelişme sınırlarını saptayan ve bunu mekanda şekillendiren bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bu yaklaşım eğilimlerden uzak, uzun vadeli üst politika kararlarının bilinmediği, bölgedeki özel durumun ne zaman sona ereceğinin tahmin edilemediği bir ortamda oluşturulmak mecburiyetindedir. Bu nedenle, çalışmanın yaklaşımında, bölgede turizm sektörünün gelişimini engelleyen her türlü darboğazın (altyapı, işgücü, özel durum) 2020 yılına kadar aşıldığı ideal bir ortamın planlanması yapılmıştır. II. TEMEL PLANLAMA PRENSİPLERİ Ülkenin tüm sektörlerinde olduğu gibi turizm sektöründe de yapılan yatırımların rantabl olması esastır. Geliştirilecek yatırımlar dizisinde yatırım kararlarının sonuç verici ve gerçekçi olması, olabilir en kısa sürede kendini amorti edebilmesi çalışmanın temel prensiplerinden biri olmuştur. Bu prensipten hareketle mevcut altyapıdan ve GAP potansiyelinden maksimum faydalanılması ve gereksiz yatırımlara yönelinmemesi esastır. Bu prensipler çerçevesinde öne çıkan ve planı yönlendirici iki ana karar aşağıda belirtilmektedir. 1. GECELEME MERKEZLERİ KONUMLANMASI 2020 yılında, bugün de olduğu gibi GAP'taki temel talep, iş amaçlı gelişlerden oluşacaktır. Bu talebin nüfusa paralel olarak kent merkezlerinde yoğunlaşması çok muhtemeldir. Bu nedenle iş amaçlı gelişler dışında, salt turizm amacıyla gelecek turistlerin de aynı yatak kapasitelerinden faydalanmasını temin edecek bir yaklaşım konaklama tesislerinin doluluk oranlarını ve karlılığını arttıracaktır. 2. EYLEM BÖLGELERİ KAVRAMI GAP'ta kırsal alana dağılmış çok sayıda turizm ve rekreasyon potansiyeli mevcuttur. Bu potansiyelin tümünün değerlendirilmesi yerine, sadece sentez bölümünde önemli görülenler arasından bir seçim yapılmış ve mekanda yakın konumlanmış kaynaklar bir eylem bölgesi bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım gerek kullanıcı gerekse yatırımcı açısından önemli avantajlar yaratabilecektir. Birbirlerine yakın konumlanmış kaynakların bir bütünlük anlayışı içinde geliştirilmesi ortak ulaşım altyapısından maksimum fayda temin etmenin yanı sıra, bir eylem bölgesinde geçirilecek süre içerisinde turistlere gerekecek dinlenme, yeme içme, alışveriş imkanlarının mekana dengeli bir şekilde dağıtılmasına da olanak verebilecektir. Eylem bölgelerinin geceleme merkezlerinden günübirlik turlarla bir gün içinde ziyaret edilebilmesi mümkündür. Bu yaklaşımın uzun vadede münferit gelişlere bağlı olarak kent merkezlerinde gecelemeyi yükseltebileceği düşünülmektedir. 29
32 III. PLANLAMA İLE GELİŞTİRİLEN TURİZM TÜRLERİ GAP turizmi temel olarak tarihi ve arkeolojik eserlerin ziyaretinden kaynaklanan bir kültür turizmi görünümündedir. Hazırlanan çalışmada bu kaynakların yanı sıra Bölge'nin sunduğu diğer turizm olanaklarını da devreye sokmak amaçlanmıştır. Kültür turizminin yanı sıra sağlık turizmi, gençlik turizmi, eko-turizm, yamaç paraşütü, trekking, su sporları, kanoculuk, kuş gözleme ve fuarcılık faaliyetleri Bölge'de devreye girebilecek turizm türleri olarak tespit edilmiştir. Çalışmada geliştirilen diğer bir turizm türü özel konumları nedeniyle birden fazla yerleşim birimine ve Bölge'ye gelecek turistlere hizmet verebilecek bölge parkları olmuştur (Bkz. Harita 9). Karacadağ'da mevcut 250 metrelik kayak pistinin geliştirilme şansı çok düşük olup, bu kaynak, Bölge'de kayak turizminin sağlıklı çalışabilmesi için mevsim kısalığı da dikkate alınarak geliştirilmemiştir. Bölge'de fuarcılık önerilen üç yerleşmenin ikisinde (Gaziantep ve Diyarbakır) halen fuar kurulmaktadır. Bu üç merkezde yapılan gözlemler bu kentlerde bağımsız çalışabilecek bir kongre sarayı talebi olabileceği görüşü oluşturmuştur. Böyle bir talebin ortaya çıkması durumunda Gaziantep'te gerekli yatırımın yapılması suretiyle gerçekleştirilmesi mümkündür. IV. PLANA DAHİL EDİLEN KAYNAKLAR 2020 yılı için hazırlanan çalışmaya GAP Bölgesi'nde bulunan tüm kaynaklar dahil edilmemiştir. Kaynakların seçimi için yapılan yerel araştırma ve gözlem çalışmasında kaynağın konumu, kullanılabilir hale gelmesi için gerekecek altyapı yatırımı, turist için çekim unsuru olma özelliği, diğer kaynaklara mesafesi, tur güzergahına veya geceleme merkezine yakınlığı, günümüzdeki veya gelecekteki kullanış biçimi gibi hususlar dikkate alınmıştır. Büyük yerleşimlerin rekreasyon alanı ihtiyaçlarının giderilmesi için öncelikle doğal potansiyel sunan kaynaklara yönelinmiş, bunun olmadığı yerlerde ağaçlandırma ve diğer düzenlemelerle kullanılabilecek alanlara öncelik verilmiştir. V. ULAŞIM PLANLAMASI Daha önce de belirtildiği gibi GAP'ta gerek bölge içi gerekse bölgeler arası ulaşımın sağlanması açısından önemli herhangi bir ulaşım sorunu yoktur. Turizm sektörü temelde diğer sektörler için geliştirilmiş ulaşım altyapısını kullanacaktır. VII. MEKANSAL OLMAYAN PLANLAMA KARARLARI 1. TUR GÜZERGAHLARI Yapılan değerlendirmede seyahat acentelerinin GAP Bölgesi'nin kaynaklara dayalı ve neredeyse sabitleşmiş bir tur güzergahı üzerinden Bölge'ye tur düzenledikleri görülmektedir. Bölge'ye yapılan düzenli turlar toplam turların çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Genellikle Bölge'ye düzenlenen turlar arkadaş grupları, okullar, kulüpler vb kuruluşlar tarafından bir defaya mahsus olarak düzenlenmektedir. Uzun vadede bu durumdan önemli bir sapma beklenmemelidir. Bu belirsizlikler çerçevesinde hazırlanmış yılı olası tur güzergahlarının karakterleri aşağıda sunulmuştur. 30
33 TUR GÜZERGAHI Bu dönemde küçük turun Şanlıurfa, Harran, Nemrud ve Gaziantep Merkez'i kapsayacağı (Bkz. Harita 4) ve bölgeye uçakla giriş çıkış yapacağı beklenmektedir. Otobüsle yapılan büyük turun ise bölgeye Adıyaman veya Gaziantep'ten giriş çıkış yapacağı ve Tümen - Yesemek - Gaziantep Merkez - Halfeti - Rumkale - Belkıs - Şanlıurfa - Harran - Mardin - Nusaybin - Cizre - Midyat - Hasankeyf - Malabadi Köprüsü - Hassuni Mağaraları -Diyarbakır Merkez - Nemrud -Adıyaman'ı kapsaması (Bkz. Harita 3) beklenmektedir TUR GÜZERGAHI Bu dönemde uçakla yapılması beklenen küçük tura Gaziantep Yesemek ve Belkıs -Zeugma ile Şanlıurfa - Soğmatar ve Şuayb Kenti'nin de katılması mümkün görülmektedir (Bkz. Harita 6). Otobüsle yapılması beklenen büyük tur güzergahına ise Siirt'te Veysel Karani ve İbrahim Hakkı Türbeleri ve Botan Vadisi bakı noktasının da dahil edilerek turun genişlemesi mümkündür (Bkz. Harita 5) TUR GÜZERGAHI 2020 yılında Bölge'ye uçakla giriş çıkış yapan küçük tur güzergahının aynı kalacağı tahmin edilmektedir (Bkz. Harita 8). Büyük tura ise Diyarbakır'ın Birkleyn - Dakyanus - Atak Bölgeleri ve Çayönü Antik Yerleşmesi ile Şırnak'ın Cudi Dağı bölgesinin eklenmesi muhtemel görülmektedir (Bkz. Harita 7). Yıllar geçtikçe tur güzergahlarının genişlemesinin yanı sıra kaynakların geliştirilmesine bağlı olarak kaynakta harcanan sürenin artacağı dolayısıyla toplam tur süresinin uzayacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca yukarıda belirtilen düzenli tur güzergahlarının haricinde Bölge'de eko turizm, çiftlik turizmi, su sporları turizmi, sağlık turizmi gibi geliştirilecek turizm faaliyetlerine yönelik turlarda önemli bir yer tutacaktır. Farklı dönemlerdeki tur güzergahları ve olası konaklama merkezleri ekli paftalarda sunulmuştur. 2. TANITIM GAP Bölgesi'nin tanıtımının 3 ayrı ortama yapılması önerilmektedir. Bu tanıtımlar Tur operatörleri, bölgeye gelmiş turistler ve bölgeye çekilecek adaylara hitap edecek şekilde düzenlenmelidir. Tur operatörleri genelde bölgedeki tüm kaynakları tanımamakta ve turları kısa tutmaktadırlar yıllarında sadece tur operatörlerine hitap eden kaynakları, konaklama potansiyellerini ve mola noktalarını tanıtan video filmlerin Turizm ve Kültür Bakanlığı'nca hazırlanarak bölgede iş yapmayı düşünen tüm yerli ve yabancı tur operatörlerine gönderilmesi ve uluslararası fuarlarda dağıtılması, bölgenin pazarlanmasının en ucuz ve kestirme yolu olacaktır. Bölge'ye gerek turla gerek münferit olarak gelen turistlerin kalış sürelerini uzatmanın veya tekrar gelmelerini temin etmenin en ucuz ve pratik yolu olarak Bölge'nin çok ziyaret edilen noktalarında video gösterileri yapmak olduğu düşünülmüştür. Bu maksatla; Nemrud Milli Parkı girişini oluşturan Karakuş Tümülüsü yakınlarında Nemrud Milli Parkı'nı tümden tanıtan 31
34 ve özellikle eko turizm potansiyelini vurgulayan, Cizre Nuh Peygamber çevre düzenlemesi içinde Cudi dağındaki kaynakları tanıtan, Belkıs Höyük çevre düzenlemesi içinde Birecik Baraj Gölü boyunca yer alan kaynakları tanıtan, eko turizm ve kanoculuğu özendiren, Harran'da Harran'ı ve Ceylanpınar'da yer alacak Çiftlik Turizm amaçlı TİGEM Eko - Turizm Merkezini tanıtan ve nihayet Atatürk Barajı Turizm Merkezi'nde tüm GAP kaynaklarını tanıtan video filmlerin gösterilmesi önerilmektedir. Bölge'nin henüz bölgeye gelmemiş olan turist adaylarına tanıtımında mümkün olduğunca çok sayıda ve türde kaynağı gösterilmelidir. Bu yaklaşım farklı maksatlarla tatil düşünen daha geniş bir kitleye hitap etmesi açısından faydalı görülmektedir. Farklı GAP kaynaklarını tanıtan böyle bir dokümanın lokomotif unsuru Nemrud olmalı, görsel dokümanlarda Nemrut Dağı'nın uçaktan çekilmiş fotoğraflarına ağırlık verilerek dünyanın en büyük 3.Piramidi ile eşdeğer ölçülerde olduğu vurgulanmalıdır. Nemrud Dağı restorasyon çalışmalarının tamamlanması veya Harran projesinin kullanıma açılmasına kadar geçecek süre içinde yerel festivallere sağlanacak merkezi yardımların kesilmesi, bu kaynakların yatırımlara yönlendirilmesi özellikle önerilmektedir. 3. İŞGÜCÜ Bölge bütününde, planlama dönemi sonunda yaklaşık yatağın yer alacağı planlanmaktadır. Gelişen turizm faaliyetlerinin toplam yatak kapasitesinin % 50'si kadar bir istihdam (her iki yatak için bir kişi) yaratacağı düşünülmektedir. Bu orana dolaylı istihdam da dahildir. Böylece, Bölge genelinde yapılacak turizm yatırımlarının yaklaşık kişi için istihdam olanağı sağlaması planlanmaktadır. 4. EĞİTİM Bölge'de turizm işletme eğitimine yönelik Gaziantep'te konumlanmış bir okul mevcut olup planlama dönemi içinde ek bir yatırım önerilmemiştir. Gelişecek tesislerin çok geniş bir alana yayılmış olması nedeniyle Gaziantep'teki Okul personelinin okulun kapalı olduğu tatil dönemlerinde 10'ar günlük sürelerle talep edilen bölgelere gönderilerek kısa kurslar vermesi planlama dönemi için düşük yatırımlı bir çözüm olarak görülmektedir. 32
35 E - UYGULAMA ÖNERİLERİ I. ORGANİZASYON Türkiye'de son yıllara kadar turizm ve rekreasyona dönük kaynakların geliştirilmesi çok büyük bir ağırlıkla kamu kuruluşlarınca gerçekleştirilmiştir. Ancak son yıllarda, batı ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de sponsorluk yoluyla kaynak geliştirmeye katkıda bulunduğu görülmektedir. Bu durum belirli hizmetlerin gerçekleştirilmesi görevini kuruluş kanunlarında belirtilen görev ve yetkilerle sadece belirli kamu kuruluşlarına veren Türk devlet yapısına ilk bakışta ters düşer gibi görünse de, sponsorluk olayı gerçekte finansman sağlamanın ötesinde bir olay değildir. Bu modelde temel uygulama organizasyonu ve denetim kamu tarafından sağlanmaktadır. Son yıllarda görülen ikinci bir model batı ülkelerinin birkaç yüzyıldan beri uyguladıkları vakıf modeli olup, bu örnekte gerek finansman gerekse uygulamalar vakıf tarafından yapılmaktadır. Kamu ancak denetleyici sıfatındadır. GAP Bölgesi'nde günümüze kadar gerçekleştirilmiş uygulamalar incelendiği zaman her üç modelin de (kamu - sponsorluk - vakıf) uygulanmış olduğu başarılı örnekler görülmektedir. Bölge'de baraj inşa eden konsorsiyumların ve D.S.İ. nin baraj altında kalacak arkeolojik eserleri kurtarma çalışmalarına mali kaynak sağlaması ve Gaziantep Etnografya Müzesi'nin mülk sahibi tarafından restore edilip Kültür Bakanlığı'na bağışlanması Bölge'deki iki önemli sponsorluk olayı olarak saptanmıştır. Salt kamunun gerçekleştirdiği örnek uygulamalar olarak Müzeler, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Alleben Deresi uygulamaları, İbrahim Hakkı Türbesi çevre düzenlemesi öne çıkan örnekler olmuştur. Vakıf çalışmalarına en iyi örnekler ise Şanlıurfa'da ŞURKAV, Cizre'de ŞIRGEV uygulamalarıdır. GAP Bölgesi'ne bir bütün olarak bakıldığı zaman turizm açısından en büyük ve başarılı uygulamaların ŞURKAV tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu nedenle bu vakfın kuruluşu ve çalışma şekli üzerinde özel bir araştırma yapılmış ve aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Vakıf Vali başkanlığında, muhtelif kamu kuruluşlarının il temsilcileri ve konuya gönül vermiş özel şahıslardan oluşmuştur. Vakfın üst düzey yönlendirmeyi yapan bir yönetim organı ve uygulamayı gerçekleştiren ayrı bir görevli kadrosu vardır. Vakıf kurucuları arasında halkla ilişkileri temin maksadıyla yerel basın mensupları ile teknik eğitim almış kişilere yer verilmiştir. Vakıfta Valiliğin temsil edilmesi, il bazındaki muhtelif kamu kuruluşlarının belirli bir gaye çerçevesinde yönlendirilmesine büyük katkı sağlamıştır. Vali'nin vakıf başkanı olması, bugüne kadar 223 parça gayrimenkulun kamulaştırma yoluna gidilmeden rızaen satış yoluyla elde edilmesinde son derece önemli olmuştur. Vakıf kendini halka tanıtabilmek maksadıyla restorasyon ve yatırım çalışmalarının yanısıra kültür çalışmaları da yapmıştır. Bu çalışmalar vakıf gelirlerinin arttırılmasına yardımcı olmuştur. Vakıf ilk yıllarda, gelirlerini bağış ve kültür organizasyonları ile sağlamış, restorasyon işlerinde ilk önce dirençle karşılaşmasına rağmen daha sonra restore edilen yapı sahiplerinin giderlere daha büyük oranda katkı sağladığı görülmüştür. 33
36 Vakfın başarı düzeyi arttıkça yerel siyasilerin desteği çoğalmış ve muhtelif kamu kuruluş kaynaklarından da katkı almak mümkün olmuştur. Vakıf çalışmalarında bürokratik engellerin kamu uygulamalarına oranla çok daha az olması başarının temel unsurlarından biri olmuştur. Vakfın belki de en büyük başarısı proje uygulama maliyetlerini kamuya oranla son derece düşük tutabilmiş olmasıdır. ( 22/05/2004) ŞURKAV'ın yaşadığı tecrübelerden faydalanmak maksadıyla iki komşu ilin Valiliği bu vakıfla görüşmüş ve bilgi almıştır. Planla geliştirilecek kaynakların Ankara'dan farklı kamu kuruluşları tarafından merkezi kararlarla geliştirilmesi son derece güçtür. Kaynakların detay planlaması, altyapı götürülmesi, planlama kararlarına dönük uygulamalar yapılması ve nihai olarak işletilmesi muhtelif kamu kuruluşlarında dağılmış görev ve yetki kapsamında olup, bunların bölgeden uzakta merkezi bir anlayışla gerçekleştirilmesi ve bu çalışmalar sırasında eş zamanlamanın temini son derece zordur. Diğer yandan özellikle kentsel sit koruma ve geliştirme gibi projelerin uygulanması sırasında çok sayıda yerel mülk sahibi ile yüz yüze görüşmek ve mutabakat sağlamak gibi önemli bir aşamanın merkezi bir yaklaşımla çözülmesi istimlak uygulaması dışında neredeyse imkansızdır. Merkeziyetçi uygulamanın diğer bir sorunu bürokrasi nedeniyle yatırımların yavaş ve yüksek maliyetli olmasıdır. Gerek ŞURKAV'ın büyük başarısı, gerekse yukarıda belirtilen nedenler dolayısıyla GAP Bölgesi'nde turizm ve rekreasyon gelişimi için her ilde, Vali başkanlığında kültür, rekreasyon ve turizmi geliştirmeye yönelik özel bir vakıf kurulması önerilmektedir. Uygulamaların merkeziyetçi bir anlayış yerine bu tür vakıflar kanalıyla yapılması, uygulamalardan elde edilecek gelirlerin de merkezi bütçeye dönmek yerine vakıf döner sermayelerinde kalması ve yeniden bölge içi yatırıma yönlenmesine neden olacaktır. Bu yaklaşım uzun vadede gerekecek tüm geliştirme yatırımlarının bölge içinden finanse edilmesine imkan verecektir. Bu tür vakıfların kurulması, faydaları ve işleyiş biçimlerinin anlatılması için Bölge içindeki tüm Valilerin GAP İdaresi ve Turizm ve Kültür Bakanlığı koordinasyonunda Şanlıurfa'da toplanması ve ŞURKAV yetkililerinden brifing alarak vakıf kuruluş çalışmalarına başlaması sağlıklı bir başlangıç olacaktır. Projenin bir bütün olarak merkezi koordinasyonunun sağlanması maksadıyla Turizm ve Kültür Bakanlığı ile GAP İdaresi temsilcisinden oluşan bir GAP Turizm Koordinasyon Kurulu kurulması ve bu kurulun yapacağı düzenli toplantılar ile; Projenin üst düzey yönlendirilmesi Yatırımlarda eş zamanlılığın temini Her yatırım için gereken görev bölümünün saptanması Bu üç kuruluş dışında kalan kuruluşlarla koordinasyonun temini gibi çözüm getirilmesi temin edilmelidir. Bu kurulun genel müdür yardımcıları seviyesinde olması, teknik ve idari konuların beraberce değerlendirilmesi açısından faydalı görülmektedir. 34
37 GAP Bölgesi'nde yapılan gözlemlerde yerel sivil toplum örgütlerinin kaynak geliştirme çalışmalarına önemli bir ilgi göstermediği veya katkı sağlamadığı tespit edilmiştir. Bu örgütlerin geliştirme çalışmalarına daha aktif bir şekilde katılması için Valilik başkanlığında kurulması önerilmiş olan vakıfların bünyesinde özel girişimlerin de bulunması önerilmektedir. Belirli projelere bölgenin veya ülkenin büyük kuruluşlarının sponsorluk yapması için gerek il vakıfları gerekse GAP Turizm Koordinasyon Kurulu'nca gerekli girişimlerin yapılması proje uygulama süresini kısaltacak ve kamu maliyetlerini düşürebilecektir. Kamu harcamalarını düşürebilecek diğer bir yaklaşım proje çalışmalarında Çekül, ağaçlandırma çalışmalarında ise Tema vakıfları ile işbirliği temin etmek olacaktır. Bu noktaya kadar belirtilen yaklaşımlar çerçevesinde hazırlanan uygulama organizasyon şeması aşağıda sunulmaktadır. II. UYGULAMA ETAPLAMASI VE YATIRIM SORUMLULARI GAP Bölgesi'ni turizm ve rekreasyon gelişmeleri için 2020 yılına hazırlayan bu çalışma hedef yılına kadar Bölge'de turizm sektörünü olumsuz etkileyen darboğazların aşılacağını varsaymakta olup, maksimum gelişme senaryosuna oturtulmuştur. Bu süre içinde bölgede mevcut ana darboğazların nasıl bir gelişme göstereceğine ilişkin üst düzey kararların bir kısmı mevcut olmadığı gibi, bu konuda tahmin yürütebilecek ipuçları da mevcut değildir. 35
38 Bu nedenle önerilen uygulama etaplaması takvime bağlı olmasına rağmen, güncel gelişmeler dikkate alınarak, bu planda önerilmiş olan, GAP Turizm Koordinasyon Kurulu tarafından değiştirilmesi mümkündür. Bu kararların alınmasında organizasyon şemasında verilmiş olan, yapılan uygulama sonuçlarını yerinde değerlendirip Turizm Koordinasyon Kurulu'na bildirecek Uygulama Denetleme Görevlileri'nin sağlayacağı veri tabanı son derece önem kazanacaktır. Plan uygulama aşamaları: arası uygulamalar arası uygulamalar olarak saptanmıştır. Prensip olarak bütün uygulamaların aynı anda başlaması düşünülmüştür. Ancak, kaynağın turizm açısından çekim değeri, projelendirme süreleri, olası tur güzergahlarının geliştirilmesi için güzergah üzerindeki kaynakların birbirlerini tamamlama prensibi, belirli barajların inşaat ve dolma süreleri, sosyal çalkantılar nedeniyle kısa sürede yatırıma açılamayacak kaynaklar, yapılacak yatırımın muhtemel geri dönme süresi, özellikle kazı gerektiren bazı arkeolojik kaynakların kazı öncesi turizm açısından değerlendirilme şansı olmaması, vb nedenlerle uygulamaların zamana yayılması kaçınılmazdır. Yukarıda açıklanan prensipler çerçevesinde hazırlanan uygulama etaplaması ekler bölümünde EK 4 Tablo 25 ve Tablo 26'da sunulmaktadır. Takip kolaylığı açısından uygulama kalemleri öneri uygulayıcı kuruluşlar ile birlikte verilmiştir. Burada önerilen kuruluş uygulamayı bizzat yapabileceği gibi, il bazında geliştirilmesi önerilmiş vakıfların yapması da mümkündür. Uygulamayı kesin olarak hangi kuruluşun yapacağı yerel güncel şartlar ve kurulması önerilen vakıfların başarı düzeyi dikkate alınarak GAP Turizm Koordinasyon Kurulu tarafından revize edilebilir. 36
39 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme 37
40 EK 1. ÇALIŞMA ALANININ ÜLKEDEKİ YERİ 1.1. İDARİ BÖLÜNÜŞ GAP Bölgesi, Türkiye'nin güneydoğusunda yer almakta ve Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa ve Mardin illerini kapsamaktadır km 2l lik yüzölçümüne sahip olan bölge, kuzeyde Doğu Anadolu Bölgesi'nin Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis, Van ve Hakkari İlleri, batıda Akdeniz Bölgesi'nin Adana ve Hatay İlleri; güneyde Suriye ve güneydoğuda Irak ile çevrilidir. ( 26/05/2004) Bölge, toplam 9 il, 65 ilçe ve 73 bucaktan oluşmaktadır genel nüfus sayımı sonuçlarına göre Bölge'nin ortalama nüfus yoğunluğu kişi/km 2, toplam nüfusu ise kişidir. ( 09/05/2004) 1.2. ULAŞIM - HABERLEŞME Karayolu Ulaşımı GAP Bölgesi'nde bölge içi ve bölge dışı ulaşımın büyük bir bölümü karayoluyla yapılmaktadır. Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak İlleri Edirne - Kapıkule sınır kapısından başlayarak İstanbul ve Ankara üzerinden Adana'ya ulaşan E-5 Karayolunun, Adana'dan itibaren Gaziantep, Şanlıurfa, Nusaybin ve Cizre üzerinden Irak'a devam eden E-90 Karayolu üzerindedir. Bu yol aynı zamanda Avrupa ile Ortadoğu ülkeleri arasındaki TIR taşımacılığının yapıldığı ana akstır. Çok önemli bir ticaret yolu olan bu güzergahın Adana-Gaziantep kesimi otoyol olup, Gaziantep'ten sonra mevcut Nizip- E-90 Karayolu'na bağlanmaktadır. Yol kaliteleri açısından bölgedeki devlet yolları sert yüzeyli asfalt olup, il yolları ise stabilizedir. Merkezden uzaklaştıkça özellikle dağlık kesimlerde ulaşım güçleşmekte ve yol kaliteleri düşmektedir. ( 08/07/2004, GAP 2000 Yılı Faaliyet Raporu s:38-39) Adıyaman'da ulaşım hemen hemen bütün köylere sağlanabiliyorsa da bazı kesimlerde yol kaliteleri çok bozuk olduğundan köy ulaşımı bir hayli zor olmaktadır. İlin ana bağlantısı Gaziantep-Malatya karayolundan Gölbaşı üzerinden doğuya sapan karayoluyla gerçekleşmektedir. Bu yol güneyden Şanlıurfa dan gelen karayoluyla Adıyaman kentinin 13 km. batısında birleşmektedir. Adıyaman-Çelikhan-Malatya yolu ikinci dereceli bir yoldur, ancak asfalt kaplamalıdır. Aynı şekilde ilçeleri birbirine bağlayan il yolları genelde asfalttır. Eski Adıyaman-Siverek yolu Atatürk Barajı ile kesilmiştir. Ancak bu bağlantı feribot seferleriyle tekrar kurulmuştur ve halen işlemektedir. ( 08/07/2004) Batman ilinde, Diyarbakır - Bitlis Karayolu Malabadi Köprüsü'yle birlikte il sınırlarına girmekte ve İl'in doğu - batı bağlantısını sağlayan en önemli karayolu olmaktadır. Batman - Midyat - Nusaybin bağlantısı tali nitelikli bir karayolu olup, İl'i E-90 karayoluna bağlamaktadır. Demiryoluna paralel olarak gerçekleştirilen Çınar-Bismil-Batman bağlantısı ise Diyarbakır- Batman ulaşımını büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. İl'deki devlet yolları sert yüzeyli asfalt, il yollarının önemli bir bölümü ise stabilizedir. Ancak merkezlerden uzaklaştıkça, özellikle dağlık kesimlerde, köy yollarında araç ulaşımı sağlanamamakta ve kış aylarında da bu yollar kapanmaktadır. ( 08/07/2004) 38
41 Diyarbakır, Bölge'de ulaşım açısından kavşak noktası üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle, il içi ulaşımda ağırlıklı olarak karayolu kullanılmaktadır. Elazığ, Bitlis, Batman, Bingöl ve Şanlıurfa karayolları aynı zamanda il içi ulaşımının büyük bir kısmını sağlamaktadır. İlçeler arası diğer bağlantılar ise genel olarak orta ve iyi kalitede asfalt yollarla sağlanmaktadır. Ancak, köy ulaşımları özellikle dağlık kesimlerde oldukça sağlıksızdır. ( 08/07/2004) Gaziantep ilinde çevre il ve ilçelere kuvvetli bir karayolu bağlantısı vardır. Batı illerini Gaziantep'e bağlayan uluslararası yol otoyol olarak hizmete girmiştir ve bu yolun Şanlıurfa'ya devamı kısa sürede gerçekleşecektir. İl içindeki yollar yaz ve kış ulaşımına elverişli olup asfalttır. İl sınırlarındaki en uzak köylere kadar düzgün bir ulaşım ağı bulunmaktadır. ( 08/07/2004) Kilis ilinin ana bağlantısı Gaziantep yoludur. Hatay, Elbeyli-Karkamış yolları ikincil nitelikte, ancak asfalt yollardır. Bu yollar Suriye sınırı boyunca uzanmaktadır. ( 08/07/2004) Mardin İli uluslararası ulaşım bağlantılarının üzerinde olması nedeniyle karayolu ağı, birçok Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerine göre daha gelişmiş durumdadır. Bu ulaşım akslarının en önemlisi E-24 karayoludur. Bu yol aynı zamanda Avrupa ile Ortadoğu ülkeleri arasındaki TIR taşımacılığının yapıldığı ana bağlantıdır. Mardin Kenti bu yolun yaklaşık 20 km. kuzeyinde kalmaktadır. İlin ikinci önemli ulaşım bağlantısı Elazığ ve Diyarbakır üzerinden gelerek kuzeyden il topraklarına giren devlet yoludur. Bu yol Mardin Kenti'nde ikiye ayrılmaktadır. Bir kolu güneye inerek Kızıltepe'de E-90'ü kesmekte ve Şenyurt'tan sonra Suriye topraklarına girmekte, diğer kol ise doğuya yönelerek Ömerli, Midyat'tan geçerek Sarıköy civarında il sınırlarından çıkmakta ve İdil'den geçip Cizre'de E-90 ile birleşmektedir. Bir diğer önemli bağlantı ise Batman-Hasankeyf-Gercüş-Midyat aksıdır. ( 08/07/2004) Siirt İli karayolu ulaşım ağının bölgedeki son noktası durumundadır. Bu durum, ilin ekonomik ve sosyal yapısını olumsuz yönde etkilemektedir. Diyarbakır - Siirt karayolu, en önemli bağlantıdır. Batman'dan geçen bu bağlantı, ilin güney ve batıyla ilişkisini kurmaktadır. Siirt - Şırnak yolu ilin doğu bağlantısını, Siirt - Bitlis yolu ise kuzey bağlantısını sağlamaktadır. Tüm bu yollar asfalt kaplamalıdır. Siirt'ten Pervari ve doğuya bağlanan yollar ise özellikle kış aylarında ulaşımın oldukça zor olduğu yollardır. ( 08/07/2004) Şanlıurfa İli'nde E-90 Karayolundan sonra ikinci önemli karayolu, Adıyaman ve Diyarbakır üzerinden gelerek, Şanlıurfa'ya bağlanan devlet yollarıdır. Şanlıurfa'dan sonra güneye, Akçakale sınır kapısına kadar uzanan bu yol, dış ticaret ve transit taşımacılığı açısından önemlidir. İl içinde engebeli alanların azlığı ulaşımı oldukça kolaylaştırmaktadır. Tüm ilçe bağlantıları asfalttır. Ancak, kırsal alanlarda ulaşım genelde toprak veya stabilize yollardan oldukça zor sağlanmaktadır. ( 08/07/2004) Şırnak'ın bölge içi ulaşım akslarına bağlantısı birinci derecede E-90 yoludur. Bu yol Gürkaynak yakınlarında il sınırlarına girmekte, Cizre ve Silopi üzerinden geçerek Habur sınır kapısında Irak topraklarına geçmektedir. İkinci derecede ise Elazığ-Diyarbakır üzerinden geçerek Mardin'de doğuya yönelen Cizre E-90 karayolu ile birleşen yol, Cizre'den sonra Şırnak merkez ve Uludere üzerinden Hakkari ye bağlanarak ilin, Doğu Anadolu ile bağlantısını sağlamaktadır. Eruh-Siirt Karayolu da ikinci derecede önem taşıyan ve Şırnak'ın kuzey bağlantısını sağlayan bir devlet yoludur. Bu yollar, çevredeki yerleşmelerin de dış bağlantısını sağladığından Şırnak aynı zamanda, çevre kentlerle civar yerleşmelerin ulaşım ilişkisinde bir 'ara durak' niteliği taşımaktadır. ( 08/07/2004) 39
42 Demiryolu Ulaşımı GAP Bölgesi'nin güneyinde yer alan 1914'de yapılan ve Şanlıurfa İli'nin güney sınırını izleyerek Nusaybin'den Suriye'ye giren demiryolunun 1950'lerden sonra karayolu taşımacılığının öncelik kazanması ile önemi azalmasına rağmen, yük taşımacılığında özellikle Ortadoğu ülkeleri ile olan ticarette hala önemli bir yer tutmaktadır. ( 08/07/2004, GAP 2000 Yılı Faaliyet Raporu s:40) Güney ve Orta Anadolu'dan gelerek Kahramanmaraş'ın Pazarcık İlçesi yakınında birleşip Gaziantep üzerinden güneydoğuya uzanan demiryolu ile Adana ve İskenderun'dan gelen ve güneydoğuya devam eden demiryolu, Barak İstasyonu nda birleşmektedir. Bundan sonra tek hat olarak Şanlıurfa ve Mardin İlleri'nin güney sınırı boyunca Nusaybin'e dek uzanan bu hat, buradan Suriye'ye geçmektedir. Demiryolu, doğuda Şanlıurfa'dan Suriye sınırı boyunca gelerek Karkamış'a ulaşmaktadır. Burada bir kol kuzeye ayrılıp Nizip üzerinden Gaziantep'e ulaşırken, diğer bir kol da Karkamış'tan yine sınır boyunca batı istikametinde devam etmekte, Çobanbey istasyonundan sonra Suriye'ye geçmektedir. ( 08/07/2004) Şanlıurfa Kenti'nden geçecek yeni demiryolu projesine göre Adana -Kahramanmaraş - Gaziantep yönünden gelen mevcut demiryolu, Birecik'ten ayrılan yeni bir hatla Şanlıurfa'ya gelecektir. Projeye göre Sırrın Köyü yakınında yükleme -boşaltmaya imkan veren büyük bir istasyon bulunmaktadır. Demiryolu daha sonra güneye yönelerek Akçakale'de mevcut hat ile birleşecektir. ( 16/08/2004) Bunun dışında Elazığ dan gelen bir demiryolu hattı da, Diyarbakır ı geçtikten sonra Bismil ilçesi ve Batman İli'nden geçerek Siirt'in Kurtalan ilçesinde son bulmaktadır. Doğu Anadolu ile Çukurova'yı birbirine bağlayan Kurtalan Demiryolu 1944'te açılmıştır. ( 08/07/2004) Adıyaman İli'nde ise demiryolu ulaşımı Gölbaşı ilçesinden yapılmakta olup, Malatya -Fevzipaşa demiryolu buradan geçmektedir. ( 08/07/2004) Havayolu Ulaşımı Güneydoğu Anadolu Bölge sınırları içerisinde havaalanları Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt ve Şanlıurfa illerinde bulunmaktadır. Gaziantep havaalanı kente yaklaşık 20 km. mesafede ve Oğuzeli yolu üzerinde olup, her türlü uçağın iniş kalkışına uygun standartlara sahiptir. Gaziantep'ten Ankara ve İstanbul a haftanın yedi günü tarifeli sefer yapılmaktadır. Türk Hava Yolları'nın haftalık 22 sefer sayısının yanısıra ( 11/07/2004) Onur Air de İstanbul'a 12 uçuş gerçekleştirmektedir ( 11/07/2004). Havaalanının toplam kapasitesi kişidir. Gaziantep'ten 3 dış merkeze uçuş yapılmaktadır. ( 11/07/2004) Bölge'deki havaalanları içerisinde en çok uçuş Diyarbakır'a yapılmaktadır. Yurtdışına uçuşlar da en çok Diyarbakır'dan olmakta, yazın yurtdışına 12 kente uçuş yapılmaktadır. Diyarbakır havaalanı yılda 8760 uçak ve yolcu kapasitesine sahiptir. ( 11/07/2004). Türk Hava Yolları Diyarbakır ile iç hatta İzmir, Ankara ve İstanbul, dış hatta ise Dubai ile karşılıklı sefer yapmaktadır. Türk Hava Yolları haftada 21 ( 11/07/2004), Onur Air ise 12 uçuş yapmaktadır ( 11/07/2004). Batman havaalanı yıllık kişi kapasiteli olup ( 11/07/2004), Türk Hava Yolları bu merkeze haftada 7 uçuş yapmaktadır. ( 11/07/2004) 40
43 Askeri nitelikli olan Siirt havaalanı aynı zamanda THY uçuşları için de kullanılmaktadır. ( 11/07/2004). Siirt'e Ankara'dan her gün uçuş yapılmaktadır. ( 11/07/2004) Şanlıurfa'nın güneyinde Akçakale yolu üzerinde ve kente 7-8 km. mesafedeki eski pist geliştirilerek, yörenin acil ihtiyacına cevap verecek hale getirilmiştir kapasiteli bu havaalanına ( 11/07/2004) Türk Hava Yolları haftada 7 uçuş yapmaktadır ( 11/07/2004). Ancak her tür uçağın iniş kalkışına uygun yeni uluslararası havaalanı çalışmaları Şanlıurfa'nın kuzeyinde, Hilvan yolunun doğusunda devam etmektedir. ( 11/07/2004) Adıyaman havaalanı ise kişi kapasitelidir ( 11/07/2004). Bu merkeze Türk Hava Yolları haftada iki sefer yapmaktadır. ( 11/07/2004) Haberleşme Türkiye'de son yıllarda haberleşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Buna paralel olarak Güney Doğu Anadolu Bölgesi de bu gelişmelerden payını almıştır. Tüm Bölge illeri uluslararası otomatik telefon santrallerine sahiptir. Küçük mezralar dışında bölge içinde tüm yerleşmelerde telefon bulunmaktadır. Bölge genelinde, mevcut santral kapasiteleri, oluşan talebi karşılayamamaktadır. Bu nedenle Bölge'deki mevcut santral kapasitelerinin arttırılması gerekmektedir. ( 12/07/2004, GAP 2000 Yılı Faaliyet Raporu s:41) 1.3. GAP BÖLGESİ İLLERİ Adıyaman Adıyaman, doğuda Diyarbakır, batıda Kahramanmaraş, güneyde Gaziantep ve Şanlıurfa, kuzeyde ise Malatya illeri ile çevrilidir. Merkez ve Kahta ilçelerinin kuzey kısımları ile Gölbaşı, Çelikhan, Tut, Sincik ve Gerger ilçelerinin tamamına yakını dağlıktır. Merkez ve Kahta ilçelerinin güneyi ile Samsat ve Besni, bir kısmı engebeli, bir kısmı ise ovalıktır. Güney Torosların uzantısı olan Akdağ, Ulubaba Dağı ve Nemrut Dağı ilin en yüksek dağlarıdır. Dünyanın sekizinci harikası sayılan ve dev Tanrı heykellerinin yer aldığı Nemrut Dağı, 2150 m. yüksekliktedir. İlin en büyük nehri Fırat'tır. Fırat üzerinde kurulmuş olan Atatürk Barajı yalnız Türkiye'nin en büyük barajı olmakla kalmamakta, Dünya'nın sayılı barajlarındandır. ( 22/05/2004) Batman Batman 1990 yılında Türkiye idari düzenlemesindeki değişiklikle, Siirt'in Batman, Sason, Kozluk, Beşiri, Mardin'in Hasankeyf ve Gercüş ilçelerini alarak il olmuştur. Doğuda Bitlis ve Siirt, batıda Diyarbakır, güneyde Mardin, kuzeyde Muş ve Bitlis illeriyle çevrilidir. Batman Çayı vadisi ve Mardin dağları ilin sırasıyla doğudan ve güneyden doğal sınırlarını oluşturmaktadır. İlin büyük bir kısmını Güneydoğu Toroslar ın uzantıları kaplamakta, güneyden kuzeye gidildikçe yükseklik artmaktadır. İlin en yüksek tepesi 2973 m. ile Aydınlık Dağı (Sason Dağı)'dır. Batman'da büyük bir kısım dağlarla kaplı olduğundan vadiler önemli yer tutmaktadır. Dicle vadisinin ilde ve bölgede önemli bir yeri vardır. 1940'larda yörede petrol bulunmasıyla önem kazanan Batman bu tarihlerde bir kaç yüz nüfuslu İluh kasabasıyken, yapılan yatırımlarla büyük bir kent görünümü kazanmıştır. ( 22/05/2004) 41
44 Diyarbakır Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin orta kesiminde bulunmaktadır. Doğudan Siirt ve Batman, güneyden Mardin, batıdan Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya, kuzeyden Elazığ, Bingöl ve Muş illeri ile çevrelenmiştir. İl toprakları doğudan kuzey Dicle Havzasının doğu kesimi, kuzeyden Güneydoğu Toroslar'ın dış sıraları, batıdan Karacadağ volkanik kütlesi ve güneyden Mardin Eşiği gibi doğal sınırlara sahiptir. Diyarbakır, yeryüzü şekilleri açısından genelde dağlarla çevrili ortası hafif çukurlaşmış görünümdedir. En yüksek noktası 2531 m. ile Beklik Tepe'dir. İl'deki en önemli akarsu Dicle nehridir. Diyarbakır tarihinin önceleri M.Ö yılına kadar uzandığı bilinirken son zamanlarda Çayönü kazıları ile yapılan araştırmalar sonucunda uygarlık geçmişinin M.Ö yıllarına kadar uzandığı belirlenmiştir. ( 22/05/2004) Gaziantep Gaziantep, Akdeniz Bölgesi'nden Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne geçiş alanında yer alan, Suriye ile komşu bir sınır ilimizdir. Doğuda Şanlıurfa ili ve Fırat nehri, batıda Adana ili ve Amanos dağları, kuzeyde Kahramanmaraş ve Adıyaman illeri, güneyde ise Suriye sınırı ve Hatay ile çevrilidir. İl ve çevresinde yapılan araştırmalara göre yöre, Anadolu'nun ilk yerleşim alanlarından biridir. Yüzey şekilleri bakımından il toprakları, doğuda Fırat Irmağı nın geniş vadisiyle Şanlıurfa yaylasından ayrılan ve batıdaki dağlık bir kenarla sona eren dalgalı düzlükler görünüşündedir. Son dönemlerdeki ekonomik ve sosyal gelişmelerle özellikle il merkezi batı illerini aratmayacak bir gelişmişlik düzeyine erişmiştir. ( 22/05/2004) Kilis Kilis, Gaziantep ilinden ayrılarak il olmuştur. Doğu, batı ve kuzeyde Gaziantep İli sınırları ile çevrelenen Kilis, güneyde Suriye ile komşudur. ( 22/05/2004) Mardin Mardin, doğuda Şırnak ve Siirt, batıda Şanlıurfa, kuzeyde Diyarbakır ve Batman, güneyde ise Suriye toprakları ile çevrilidir. Bölge'nin Dicle ve Fırat Havzalarında yer alan Mardin İli'nde çok çeşitli yeryüzü şekillerine rastlanmaktadır. İl'in yeryüzü şekilleri, III. Zaman'da Toros kıvrımları oluşurken ortaya çıkmıştır. Oluşum sırasında Hakkari yöresi çok geniş bir kütle halinde yükselmiştir. İl alanının, Dicle Vadisi'nin batısında kalan kesimi, bu kütlenin devamıdır. Mardin Dağları adıyla anılan bu kütle, il topraklarını ortadan bölmekte ve Diyarbakır Havzası ile Suriye Çölü arasında bir eşik oluşturmaktadır. İlin büyük bir bölümü dağlarla kaplı olduğundan vadi alanları önemli bir yer tutmaktadır. Mezopotamya ve Anadolu uygarlıkları Mardin'in kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Ele geçirme ya da yerleşme amacıyla yöreye gelen topluluklar bir yandan yerli halkın kültüründen etkilenmiş, bir yandan da yöre kültürünü etkilemişlerdir. ( 22/05/2004) Siirt Siirt, doğuda Van, kuzeyde Bitlis, batıda Batman, güneyde Mardin ve Şırnak illeriyle çevrilidir. İl topraklarının büyük bir bölümü dağlarla kaplıdır. Kuzeyde Muş Güneyi Dağları, doğuda Siirt Doğusu Dağları ilin doğal sınırlarını oluşturan sıradağlardır. Siirt Doğusu Dağları'nın ana gövdesini, Pervari, Siirt Merkez, Eruh ve Şırnak arasını dolduran Yazlıca Dağı (Herkul Dağı) oluşturmaktadır. Doğuda çok geniş bir kütle oluşturan Yazlıca Dağı 2953 m.'lik yükseltisiyle ilin en yüksek noktasıdır. Dağlardan sonra en ağırlıklı yeryüzü şekli ise platolardır. Siirt, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. ( 22/05/2004) 42
45 Şanlıurfa Şanlıurfa, doğuda Mardin, batıda Gaziantep, kuzeybatıda Adıyaman, kuzeydoğuda ise Diyarbakır illeri ile çevrilmiş olup, güneyinde Suriye sınırı uzanmaktadır. İlin geniş bir bölümü, büyük Arabistan masifinin düzleşmiş kuzey bölümü ile Güneydoğu Toroslar ın orta kısmının güney etekleri üzerinde yer almaktadır. İlin kuzeyinde bulunan dağların yüksekliği düşüktür. Dağlar arasında geniş düzlükler yer almaktadır. Dağların yüksekliği güneye doğru gidildikçe düşmekte ve ilin güney kısmı geniş ovalardan oluşmaktadır. Şanlıurfa yapı itibarıyla düz bir alanda kurulmuştur. İl'de birçok ova bulunmaktadır. Bu ovaların en önemlileri; Suruç, Harran ve Viranşehir ovalarıdır. Şanlıurfa, kurulan en eski şehirlerdendir. İlin tarihi bir anlamda Mezopotamya'ya bağlı sayılabilir. Tarih boyunca il, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'da kurulan devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. ( 22/05/2004) Şırnak Şırnak, 16 Mayıs 1990 tarihinde Siirt'in Şırnak ve Güçlükonak; Mardin'in İdil, Cizre ve Silopi; Hakkari'nin Uludere ve Beytüşşebap ilçelerini alarak il olmuştur. İl kuzeyde, Siirt ve Van, güneyde Suriye ve Irak, doğuda Hakkari ili, batıda Mardin ili ile sınır komşusudur. Şırnak, Mazıdağı'nın güneybatı yamaçlarında yer almaktadır. Yerleşme çevresinde önemli akarsu bulunmamaktadır. Şırnak'ta ilk yerleşimin hangi tarihsel devre rastladığını kesin olarak belirleyen bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Şırnak ve çevresinin çok eski devirlerden beri yerleşim alanı olduğu bulunan eski yapıtlardan ortaya çıkmaktadır. ( 22/05/2004) 2. BÖLGE TARİHİ 2.1. ADIYAMAN Adıyaman, Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Yöre'nin tarihine ilişkin yazılı belgeler İ.Ö yılına kadar uzanmaktadır. Hititler, Hurriler, Mitanniler, Kummuh Krallığı, Asurlar, Saka-İskit imparatorluğu, Babilliler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Kommageneler, Romalılar ve Bizanslılar dönemini yaşamış olan Adıyaman Kenti, ilk kez Hz. Ömer zamanında Müslümanların eline geçmiştir. Daha sonra sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Bizanslılar ve Selçuklu Türklerinin eline geçen yöre sık sık el değiştirmiştir, Artuklu Türkleri. Haçlılar, Zengiler, Moğollar, Memluklar, Dulkadiroğulları ve Timur imparatorluğu yörede egemenlik kurmuşlardır. Kent daha sonra Dulkadiroğullarından Osmanlı İmparatorluğu na geçmiştir. Adıyaman'ın çok eski bir yerleşim yeri olması nedeniyle yörede tarih öncesi buluntuların yanısıra özellikle Kommagene Krallığı'na ve İslami döneme ait çok sayıda antik kalıntılar ve tarihi yapılar bulunmaktadır. 25 m. yüksekliğinde yığma bir höyük üzerine kurulu Hısn-ı Siirt Doğusu Dağları ilin doğal sınırlarını oluşturan sıradağlardır. Siirt Doğusu Dağları'nın ana gövdesini, Pervari, Siirt Merkez, Eruh ve Şırnak arasını dolduran Yazlıca Dağı (Herkul Dağı) 2.2. BATMAN İ.S. 700 yılında Araplarca işgal edilen Batman ili daha sonraları Selçuklular, Moğollar, Akkoyunlular ve Safevilerin etkisinde kalmış ve Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Beşiri ve Sason yöreleri sırasıyla Hurriler, Asurlular, Med, Pers, Part, Makedonya, Roma, Bizans, Moğol ve Osmanlı egemenliklerine girmişlerdir. Gercüş ve Hasankeyf yöreleri ise sırasıyla Abbasi, Hamdani, Mervaniler ve Artukoğullarının yönetimine girmiştir. 43
46 Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında yürütülen çalışmalarda Batman, Siirt, Kozluk, Garzan Vadisi, Kurtalan, Pervari ve Şırnak'ta yüzey araştırmaları yapılmış, 46 buluntu yeri saptanmış ve incelenmiştir. Bu bağlamda birçok höyük ve kaya sığınağında yapılan çalışmalarda Neolitik, Kalkolitik, Tunç çağları ve Hellenistik, Roma, Bizans, İslam ve Yakın Çağ'ı kapsayan dönemlere ait buluntular saptanmıştır. Batman'da Bizans Dönemi'ne tarihlenen ve oldukça sarp tepelerde yer alan birçok kale kalıntısı vardır. ( 22/05/2004) 2.3. DİYARBAKIR Son zamanlarda Çayönü kazıları ile yapılan araştırmalar sonucunda uygarlık geçmişinin yaklaşık M.Ö yıllarına kadar uzandığı belirlenmiştir. Yörede yaşayan ilk uygarlık Hurri ve Mitanni'lerdir. Yazılı tarih döneminden bu yana Diyarbakır; Hurriler, Mitanniler, Etiler, Persler, Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Medler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Partlar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Ak Hunlar, Emeviler, Abbasiler, Mervaniler, Oğuzlar, Selçuklular, Artuklular, Eyyubiler, Moğollar, Türkmenler, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar gibi birçok kavim ve devletin idaresinde yaşamış, her dönemde yapılan birçok eserin izleri günümüze kadar gelmiştir. Diyarbakır Kenti, 1515'te Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı İmparatorluğuma katılmıştır. Günümüze kadar ulaşabilen İslamiyet öncesi eserlerle, bugün oldukça iyi durumda bulunan İslamiyet dönemi eserlerine rastlanmaktadır. ( 22/05/2004) 2.4. GAZİANTEP Gaziantep ve çevresinde yapılan araştırmalara göre, yöre Anadolu'nun ilk yerleşim alanlarından biridir. Taş Çağı, Kalkolitik Çağ, Bakır Çağı, Hitit, Hurri-Mitanni, Asur, Roma, Bizans dönemlerine ilişkin kalıntılara bölgenin her yerinde rastlanmaktadır. M.Ö yıllarında Gaziantep, Hitit devletinin önemli bir kenti durumundadır. İl ve çevresi M.Ö. 700 ile 546 yılları arasında sırası ile Asur, Med ve Pers İmparatorlukları yönetiminde kalmıştır. Büyük İskender'in Pers devletini yıkmasından sonra Roma İmparatorluğu'na bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu nun bölünmesinden sonra da, M.S. 636 yılına kadar Bizans İmparatorluğu'nun bir kenti olmuştur. Özellikle Hitit, Asur ve Klasik Dönem boyunca Anadolu ve Batı ile Doğu kültürlerini bağlayan ana yol üzerinde bulunması nedeniyle önemini sürdürmüştür. Bölge'ye gelen Türkler, Oğuz soyundandır Malazgirt Savaşı'ndan sonra Bölge'de Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı bir Türk Devleti kurulmuş, 1084'den sonra Gaziantep'e Türk boy ve oymakları yerleşmişlerdir. Gaziantep 1516'da Yavuz Sultan Selim tarafından alınmış ve 1918 yılına kadar Osmanlı Devleti yönetiminde kalmıştır. Osmanlılar'ın yükselme devrinde yapılmış çok sayıda cami, mescit, medrese, han, hamam bulunmaktadır. 1918'de önce İngilizlerin, daha sonra Fransızların yönetimine giren kent, 1921'de Ankara Antlaşması ile kurtulmuş ve 6 Şubat 1921 tarih ve 93 sayılı yasa ile Gazi unvanını almıştır. Gaziantep, tarihi eserler bakımından oldukça zengindir. Bugünkü görsel yapısı Bizans devrine ait, olan Antep Kalesi dışında diğer eserler Türk Memlükleri ile Osmanlılardan kalmadır. Türkiye'deki kalelerin en güzel örneklerinden biri olan Gaziantep Kalesi'nin Hitit'lerden kaldığı 44
47 ileri sürülmektedir. Bugün Gaziantep'teki eserlerin en eskisi Türk Memlükleri devrine ait olan 1357 tarihli Boyacı Camii'dir. Osmanlılardan kalan Ömeriye, Aliyünnacar ve Eyüboğlu Camileri'nin orijinal şekilleri Memlükler Devri'ne aittir. ( 22/05/2004) 2.5. KİLİS Bölge'deki ticaret yollarının en önemlilerinden biri Halep'ten kuzeye çıkan ve Kilis üzerinden Gaziantep'e ulaşan yoldur. Bu nedenle, çok eski dönemlerden beri kullanılmış olan bu ticaret yolu üzerinde sürekli yerleşime konu olmuş birçok höyüğe rastlanmaktadır. Gaziantep'in her kesiminde rastlanan Taş Çağı, Khalkolitik Çağ, Bakır Çağı, Hitit, Asur, Roma, Bizans dönemlerine ilişkin kalıntılar yer yer Kilis'te de görülmektedir. Kilis'in 7 km. kuzeybatısında bulunan antik Kuzeyne kentinin; Hitit, Roma, Bizans Dönemleri ve İslam Halifeleri devrine kadar uzandığı söylenmektedir. ( 22/05/2004) 2.6. MARDİN Mardin tarihinin, İ.Ö. 3000'lerde İl'e Hurrilerin yerleşmesiyle başladığı varsayılmaktadır. Nusaybin'in 4 km. kuzeyinde Girnavaz Tepesi kazılarında bir kült vazosu bulunmuştur. Hurrili sanatçılarca yapıldığı saptanan bu vazo, yerleşmenin önemli bir Hurri - Mitanni merkezi olduğunu göstermektedir. İl daha sonra Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Sasaniler arasında el değiştirmiştir. VII. yy. ortalarında yeni bir güç olarak ortaya çıkan İslamlığın ilk etkilediği yörelerden biri de Mardin'dir. Müslüman Araplar 640 yılında Mardin'i ele geçirmişlerdir. Dolayısıyla buralara Arap - İslam uygarlığı yayılmaya başlamıştır. Zamanla Arapça Bölge'ye egemen bir dil durumuna gelmiştir. Arap - İslam kültürünün etkisi Türk Dönemi'nde de sürmüştür. XII. yy başlarında Artukoğulları Mardin'de egemenlik kurmuşlardır. Mardin Kızıltepe Ulu Camii, Artuklu dönemi mimarisinin önemli örnekleri arasındadır. XIII. yy. başlarında yapılan Kızıltepe Ulu Camii, mihrap önündeki kubbenin büyüyerek öbür bölümlere egemen olduğu cami tipinin önemli örneklerindendir. Mardin'deki Sultan İsa (Zinciriye) Medresesi, Artukluların denediği değişik mimarisi ile önemlidir. İl'de Artuklu egemenliğini Akkoyunlu ve Safavi egemenlikleri izlemiş, daha sonra ise Mardin İli Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır. İl sınırları içinde Roma, Bizans ve Artuklu dönemlerine ait çok sayıda kale bulunmaktadır. ( 22/05/2004) 2.7. SİİRT Siirt, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Yukarıda söz edilen çalışmalar sonucunda Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları ve Hellenistik, Roma, Bizans, İslam ve Yakın Çağ dönemlerine ait buluntular saptanmıştır. İ.Ö. 3000'lerde yörede Hurriler yaşamıştır. İ.Ö. IX. yy.da Urartu Devleti kurulmuştur. Urartular'ın çeşitli Hurri boylarından oluştuğu kabul edilmektedir. Urartular özellikle mimarlık ve maden işçiliği alanında özgün yapıtlar vermişlerdir. İ.Ö. VI. yy. ortalarında Siirt, tüm Anadolu yla birlikte Pers egemenliğine girmiştir. İ.Ö.150'lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrılarının ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. VII. yy. da Müslümanlığın ilk etkilediği yerlerden biri de Siirt'tir. 45
48 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Siirt'e sırasıyla Artuklular, Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur. Türk dönemi yapıtlarının en önemlisi olan Siirt Ulu Camii Anadolu'daki çini mozaik süslemeli yapıtların ilk örneğidir. İl'de Bizans dönemine ait pek çok kale kalıntısı vardır. ( 22/05/2004) 2.8. ŞANLIURFA Tarih boyunca il, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'da kurulan devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Şanlıurfa, kurulan en eski şehirlerdendir. M.Ö yıllarında Mitanni Devletinin egemenliğinden sonra Hititler, Asurlular, Medler, Persler'in hakimiyeti altına girmiştir. M.Ö. 332 de İskender in Anadolu da hakimiyet sağlamasıyla bölge Makedonya İmparatorluğu'na bağlanmıştır. Bu dönemde Şanlıurfa zengin ticaret yolları (İpek Yolu) üzerinde önemli bir yerleşme durumundadır. Daha sonra, Roma, Sasaniler, Bizanslılar, Selçuklular ve Moğollar arasında el değiştiren Şanlıurfa, 1517'de Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Şanlıurfa Kenti'nde Paleolitik, Neolitik, Khalkolitik, Eski Tunç Çağları ve Hitit Dönemi'ne ait kalıntılar bulunmaktadır. Şanlıurfa merkezinde yer alan Ulu Cami, İl'in en eski camilerinden biridir. ( 22/05/2004) 2.9. ŞIRNAK Şırnak'ta ilk yerleşimin hangi tarihsel devre rastladığı kesin olarak bilinmemektedir. Kardukların Cudi Dağı eteklerinde yerleştikleri ve buradan dağıldıkları söylenmektedir. Çeşitli araştırmalar Sımak ve çevresinde Orta Paleolitik Çağ'da kısa süreli yerleşmelerin bulunduğunu göstermekte, il sınırları içinde bulunan kaya resimleri ise yerleşmenin Neolitik Çağ'da da sürdüğünü açığa çıkarmaktadır. Bunun yanında toprak m. kazıldığında yer yer altın parçaları, temel kalıntıları ve madeni ok uçlarına rastlanmaktadır. Çevrede Mezopotamya devrinden kalma ve devri bilinmeyen birçok kalıntının bulunduğu belirtilmiştir. Bunlardan biri Yoğurtçular Köyü'ndeki Eti devrine ait kent kalıntılarıdır. Yukarıda iller bazında yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, GAP Bölgesi'nin kapsadığı alan, tarihin hemen hemen bütün evrelerini yaşamış olmasından dolayı tarihi ve arkeolojik değerler bakımından oldukça zengindir. İ.Ö. 3000'li yıllarda Hurriler'in yurdu durumundadır. Daha sonra Bölge geneline Hurri boylarının oluşturduğu Mittaniler yerleşmiştir. Bölge'de ağırlıklı olarak Hitit, Asur, Med, Pers, Part, Bizans, Sasani, Roma, islam dönemleri ile, Taş, Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları ve Helenistik Dönem etkileri görülmektedir. ( 22/05/2004) 46
49 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme 47
50 EK 2. TURİZM POTANSİYELLERİ ENVANTERİ & İLLER İTİBARİYLE DOĞAL VE TARİHİ - ARKEOLOJİK DEĞERLER 2.1. DOĞAL DEĞERLER Eski dönemlerde Bölge'nin sulak ve verimli olmasına karşın, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin son dönemlerde en büyük sıkıntısı su olmuştur. Mevcut su kaynaklarının rantabl bir şekilde kullanılamaması bölgenin gelişmesini engellemiştir. Son on yıl içinde bölgenin girdiği gelişme süreci de su sayesinde olmuştur. Güney Doğu Anadolu Projesi'nin büyük ölçüde devreye girmesi bölgenin ekonomik ve sosyal yaşamını etkilemiştir. Su, Bölge için en önemli çekim unsurlarından biridir. Su öğelerinin başında ise nehir ve göl kenarları gelmektedir. Bölgede başta Atatürk Barajı olmak üzere irili ufaklı birçok baraj gölü faaliyettedir veya inşa halindedir. Genelde DSİ, baraj çevrelerinde ağaçlandırma çalışmaları yapmaktadır. Bu alanlar su öğeleri ile birleşince güzel mesire yerleri olmaktadır. Bu bölümde diğer doğal değerler iller itibariyle incelenirken, Fırat ve Dicle nehirleri ayrı bölüm olarak ele alınmıştır. Genelde nehirlerin birçok ilden geçmesi bunun başlıca nedenidir FIRAT VE DİCLE NEHİRLERİNİN TURİZM POTANSİYELİ Fırat: GAP Bölgesi akarsularının büyük kısmında, yaz mevsiminin kurak aylarında, yağışların azlığı ve buharlaşmanın fazla oluşu sebebiyle sular kurumaya başlamakta, tamamen kurumakta veya suları oldukça azalmaktadır. Fırat Nehri ise alansal büyüklüğü ve doluluğu sebebiyle devamlı bir akış göstermektedir. Dolayısıyla Fırat Nehri devamlı ve geniş bir su kaynağı olması nedeniyle Bölge'de önemli bir yer teşkil etmektedir. Türkiye'nin en uzun köprülerinden birisi olan Birecik Köprüsü bu nehir üzerinde yer almaktadır, ( 26/05/2004, 26/05/2004) Şanlıurfa'nın Adıyaman ve Gaziantep ile sınırını oluşturan Fırat Nehri kıyılarında doğal sit nitelikli alanlar, plajlar ve piknik alanları mevcuttur. Birecik çevresinde arazinin düzleşmesi ile Fırat Nehri yaygınlaşmakta ve doğal kumsallar oluşturmaktadır. Geniş piknik olanakları veren bu alanlar özellikle Birecik ve Nizip'in mesire yeri olup, buralara Şanlıurfa ve Gaziantep'ten de gelinmektedir. Nizip ve Birecik'te nehir civarında çay bahçeleri, lokantalar, motel ve yüzme havuzu bulunmaktadır. Adıyaman-Şanlıurfa kesiminde Fırat Nehri, Atatürk Baraj Gölü'ne dönüşmüştür. (Bireysel Çalışma) Gaziantep-Şanlıurfa sınırında ise Birecik Barajı bulunmaktadır. Ancak bu kesimde daha dik yamaçlar ve daha dar vadiler olması nedeniyle, Birecik Baraj Gölü daha derin ve dar olup, çevrede daha fazla rekreasyon olanakları yaratılabilecektir. (Bireysel Çalışma) Dicle: Bölge'nin Fırat Nehri'nden sonra en önemli akarsuyu Dicle Nehri'dir. Nehir, Elazığ'ın güneybatısında Mastar ve Sarımeşe Dağları arasındaki Gölcük çevresinde doğmaktadır. Dicle'nin yatağı Diyarbakır Kenti önünde genişlemektedir. Kavun ve karpuz ekilen, adacıkların oluştuğu bu alanda yazın 'hülle' denilen kamıştan çardaklar kurulmakta ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Bu genişlik Dicle köprüsü çevresinde daralmaktadır. Mesire yeri olarak kullanılan bu alanlar, Bölge'nin rekreasyon ihtiyacının karşılanabilmesi açısından önemlidir. Ancak, yerleşmelerin kanalizasyonunun bir kısmının Dicle'ye verilmesi sonucu, Cizre'de olduğu gibi sular önemli ölçüde kirlenmekte ve özellikle yaz aylarında sorun yaratmaktadır. ( 26/05/2004, 26/05/2004) 48
51 2.2. TARİHİ VE ARKEOLOJİK DEĞERLER GAP Bölgesi, insanlık tarihinin bütün evrelerine tanık olmuş, bunu sahip olduğu arkeolojik ve tarihsel kalıntılarla belgeleyen bir alandır. Bu tanıklık insan topluluklarının avcılık - toplayıcılıktan yerleşik hayata geçiş dönemi olan Neolitik dönemden de önce başlamıştır. Bu döneme ait Hilar, Hasuni, Birkleyn, Kulp ve Eğil'deki 3600'e yakın mağara bu tanıklık tarihinin başlangıcını göstermektedir. Anadolu'da gelişen uygarlıklarla, Mezopotamya'daki uygarlıkların ortak ilgi alanı olan Güneydoğu Anadolu, bir yandan Asur kolonilerini bir yandan da Hitit yerleşmelerini barındırmakta, Yesemek gibi yazın tarihin bir çok ilginç belgesini, sanatsal zenginliğini sunmaktadır. Bölge aynı zamanda üç semavi din için Kutsal sayılan mekanların yoğunlaştığı bir alandır. Kutsal kitaplarda yer alan bir çok peygamberin yaşadıkları yerler ve türbeleri bölgede yer almaktadır. Hıristiyanlığı ilk kez kabul eden topluluklardan (M.S.38) Kadim Süryanilerden Mor Şemun eliyle Antakya'da, Mor Torna ve Mor Aday eliyle Şanlıurfa ve Diyarbakır'da, Hıristiyanlığın yeryüzündeki en eski kiliseleri kurulmuştur. Mardin'de ve Midyat'daki kilise ve manastırların pek çoğu, bugün bile kullanılmakta ve Hıristiyanlığın ilk günlerine ait izler taşımaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kentleri, İslamiyet in Anadolu'ya ilk girişinin, İslamiyet in ilk dönemlerinin de izlerini taşımaktadır. Hz. Ömer devrinde (M.S. 639) Diyarbakır ve çevresine kadar fethedilen yöre, Anadolu'nun İslamiyet'i en erken tanıyan bölgesidir. Daha sonra Bizans İmparatorluğu ile Müslüman Araplar arasında, el değiştiren ve pek çok savaşa neden olan bölge kentleri zamanla İslam Orta Çağı'nı en iyi yansıtan yerleşmeler olmuşlardır. Bugün Anadolu İslam Ortaçağ tarihinin en çok ayakta kalmış, en zengin belgeleri Güneydoğu Anadolu Kentleri'ndedir. Anadolu Ortaçağı'nın Beylikler Dönemi'nde Diyarbakır-Mardin yöresinde egemen olan Artukoğulları'nın geliştirdiği kent uygarlığı ve bu kentlerin İslam ortaçağında gerek bilim ve teknolojik buluşlar bakımından şaşırtıcı üstünlükleri, gerek sanat, özellikle mimarlık bakımından geliştirdikleri estetiğin özgün üslubu ile taşıdıkları ayırt edici özellikler Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bugünkü kişiliğine katkıda bulunmuşlardır. Osmanlı Dönemi'nde ise bölge kentleri, kendine özgü kimliklerini korumuş ve aynı zamanda geliştirmişlerdir, ( 26/05/2004, 26/05/2004) Yukarıda bahsedildiği gibi insanlık tarihinin bilinen en eski dönemlerinden başlayarak, birçok uygarlığın geliştiği, zengin çeşitliliklerin bir arada bulunduğu bu bölgede, sahip olduğu tarihi ve arkeolojik değerler ile turizm açısından gerçek bir potansiyel bulunmaktadır. Önemli olan sahip olunan kültürel mirasın yok olmaması, bu değerlerin korunması ve turizm açısından uygun bir biçimde değerlendirilebilmesidir. Bu bölümde, bölgedeki tüm değerlerin ele alınması mümkün değildir. Tarihi ve doğal değerlerin bir kısmı ancak çok uzun vadede, büyük yatırımlarla veya ancak belirli koşullar altında değerlenebilecek niteliktedir. Bir kısmının mevcutta ulaşılması mümkün değildir, veya özellikle arkeolojik alanlarda henüz kazılar yapılmamış ve genel nitelikleri veya turizm açısından değerlendirilebilirliği saptanamamıştır. Bu nedenle, bu bölümde ancak, mevcut nitelikleri bilinen ve çok uzun vadede bile olsa değerlendirilebilme olanağı bulunan değerlere yer verilmiştir. 49
52 ADIYAMAN Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Göksu: Gölbaşı - Malatya Karayolu üzerinde Göksu Irmağı boyunca çok güzel mesire yerleri bulunmaktadır. Irmak boyunca akarsuyun yer yer çağlayanlar oluşturduğu Değirmenli, ağaçlık bir alandır. Herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:8) Değirmen Çayı (Su Gözü): Eski Besni'nin yaklaşık 10 km. güneyinde Sofraz Çayı'nın doğduğu yer olup, akarsu, ağaçlar ve sarp kayalıklardan oluşan güzel bir yerdir. Kayalıklar üzerinde ilk çağlarda konut olarak kullanıldığı zannedilen doğal mağaralar bulunmaktadır. Yerel halk mesire amaçlı kullanmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:8) Gölbaşı Gölleri: Adıyaman'da yer alan Gölbaşı, Azaplı ve İnekli gölleri kıyıları genelde çoraktır. Yalnız Gölbaşı Gölü kıyısında kısmen ağaçlık alanlar vardır. Gölün kente yakın kesiminde, 1995 yılında Özel idare tarafından kurulan 20 bungalovluk tesis, talep yetersizliği nedeniyle bir yıl sonra kapatılmıştır. Tesis halen Antalya Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından kullanılmaktadır. Yine sahilde yer alan tek özel sektöre ait lokanta genelde hafta sonlarında Gölbaşı, Besni ve nadiren Adıyaman'dan gelen talebe cevap vermektedir. Azaplı gölü kıyısı sazlık olup, avcılığa da uygundur. (Adıyaman İli Turizm Envanteri. s:8) Abdülharap Gölü: Adıyaman'ın Çelikhan İlçesi'nin kuzeybatısında yer almaktadır. Göl kıyısı sazlık ve bataklık olup bazı av hayvanları bulunmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:8) İçmeler: Kotur İçmesi (Dağ İçmesi): Adıyaman'ın 25 km. kuzeybatısında Akçalı Köyü'ne 5 km. mesafede şifalı bir soğuk su içmesidir. Bazı mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s: 11) Besni İçmesi (Çörmük içmesi): Besni'nin 6 km. kuzeydoğusundadır. Su eligometalik nitelikte olup; bikarbonat, magnezyum ve kalsiyum içermektedir. Böbrek taşlarında, kronik kabızlık, bağırsak ve midenin çeşitli iltihaplarında kür yapıldığında yararlı olmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:11) Çelikhan İçmesi: Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinin 23 km. kuzeydoğusundadır. Hipotermal, karbondioksitli, bikarbonatlı, sülfatlı, magnezyum ve sodyumlu olan bu kaynak mide, bağırsak, karaciğer, safrakesesi hastalıkları ile böbrek, gut, şişmanlık ve diabette yararlıdır. Konaklama tesisi olmadığından çadırlarda kalınmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:8) Bu içmeler genelde yalnız yakın çevredeki halk tarafından kullanılmaktadır. Çevrelerinde turizm yaratacak başka bir öge bulunmadığı için turizm değerleri bulunmamaktadır. B) MAĞARALAR Göksu Mağaraları: Göksu ırmağı boyunca yer alan m. yükseklikteki sarp kayalıklar üzerinde doğal mağaralar bulunmaktadır. Besni tarafında Kızılın ve Sarıkaya köyleri ile Adıyaman tarafında Gümüşkaya ve Malpınarı civarında yoğunlaşmıştır. Bu mağaralar aynı zamanda tarihi nitelik taşımaktadır. Halen mağaraların karayolu ulaşımları oldukça zordur. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:40) 50
53 C) ORMAN ALANLARI Adıyaman'da doğal ormanlık alanlara pek rastlanmamaktadır. Kahta Yolu üzerinde Ziyaret Çayı kıyıları ve çevresi ağaçlandırılmıştır. Köprü başında günübirlik tesis alanı ve çevresi mesire amaçlı kullanılmaktadır. Adıyaman kentinin kuzeyinde yer alan Karadağ Ormanı yetiştirilmiş bir çamlık alan olup, Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından günübirlik ve piknik alanı olarak düzenlenmiştir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s: 10) D) YABAN HAYATI VE AVCILIK Doğan, şahin ve baykuş gibi kuş türlerine daha çok Göksu ve Fırat vadisinde rastlanmaktadır. Keklikler ise koruma altına alınmıştır. Av hayvanları içerisinde tavşan ve tilki çoğunlukta olup, Gerger tarafında çakal, Gerger ilçesinin Dallarca Köyü'nde ise sınırlı sayıda ayı bulunmaktadır. Adıyaman Merkez, Bahçeköy ve Kaşköy arasında rastlanan dağ keçileri yeterli sayıya ulaşıldığında Nemrut Dağı Milli Park alanına nakledilmek üzere Orman İl Müdürlüğü'nce koruma altına alınmıştır. Tarım İl Müdürlüğü'nce balık üretimini arttırma çalışmaları başlatılmış olup, Azaplı, Gölbaşı, İnekli Gölleri ile Çataltepe ve Dot Ödot göletlerinde sazan, aynalı sazan ve yayın balıklarında önemli artışlar sağlanmıştır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:21) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Adıyaman çok eski bir yerleşim bölgesidir. Yörede özellikle Kommagene Krallığına ve İslami döneme ait çok sayıda tarihi kalıntılar ve tarihi yapılar bulunmaktadır. İlde tescili yapılmış 9 cami, 5 kale, 11 köprü, 4 hamam, 5 anıt, 3 kaya mezarı, 1 okul, 1 manastır, 1 han, 30 türbe, 1 konut, Pirin Köyü'nde yer alan Pirin Mağaraları, 1 mabet (I.Hereon, II.Hereon, Yukarı Karşkün Köyü ve yapı grubu), eski askerlik şubesi, Merkez İlçe'ye bağlı Burç Köyü'nde yer alan askeri burç. Fırat Vadisi ile Samsat arasındaki Samsa; Su yolu ve Samsat'ın Tepeönü (Gevrik) Köyü'nde bir köy mezarlığı yer almaktadır. (Tescil Fişleri, 2004) ADIYAMAN KENTİ VE ÇEVRESİ : Adıyaman Kent Merkezi, büyük ölçüde tarihi niteliklerini ve dokusunu kaybetmiştir. Mevcut haliyle kent merkezinde turizm açısından değerlendirilebilir bir öge kalmamıştır. Halen kent içinde doku oluşturmayan yalnız bir kaç Osmanlı Dönemi yapısı bulunmaktadır. Bunların biri kamu mülkiyetinde bulunan eski Askerlik Şubesi binasıdır. (Bireysel Çalışma) Camiler : Adıyaman'daki en önemli camiler Ulu Cami, Çarşı Camii ve Eski Saray Camii'dir. Ulu Camii, Adıyaman'ın en merkezi yeri olan çarşı içinde yer almaktadır. Kentin en büyük camiidir. Bazı belgelere göre Dulkadiroğlularından Alaüddevle tarafından yaptırılmıştır. Bugünkü yapı 1863'te eski camiin yıkılması ile yeniden inşa edilmiş olup, 1902'de büyük bir onarım görmüştür. Çarşı içinde yer alan Çarşı Camii, Abdülgani Camii olarak da adlandırılmaktadır. Cami
54 yılında inşa edilmiş, 1640 ve 1957 yıllarında onarım görmüştür. Tam bir dikdörtgen olan ibadet yerinin ortasında dört payenin taşıdığı ahşap bir kubbe ve bu kubbenin çevresindeki bölümler düz ahşap örtü sistemiyle örtülmüştür. Eskisaray (İbrahim Bey) Camii 1638 yılında inşa edilmiştir. Bugünkü yapının doğu cephesinin bir bölümü ile güney cephe bu ilk yapıya aittir. Diğer cepheler zaman içinde yapılan onarımlarla değişmiştir. Camiin mihrabı kentin en zengin görünüşlü mihrabıdır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:23) Adıyaman Müzesi: Adıyaman ve çevresinden elde edilen buluntularla 1982 yılında hizmete açılan Müze, 1988 yılında kapanmıştır. Müzede Gritille Höyük, Hayaz Höyük, Horiskale, Tila Höyük, Samsat kazı buluntuları ile Roma ve Selçuklu sikkeleri bulunmaktadır. Müzede ayrıca etnografya bölümü yer almaktadır. Müze,1999 yılında tekrar açılmıştır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:25) Adıyaman Kalesi: Şehir merkezinin en önemli tarihi yapısı olan Hısn-ı Mansur Kalesi 25 m. yüksekliğindeki yığma bir höyük üzerine kurulmuştur. Emevi Komutanı Mansur İbni Caneve tarafından yaptırılması nedeniyle "Mansur'un Kalesi" anlamında Hısn-ı Mansur Kalesi olarak adlandırılmıştır. Kale sonradan Abbasi Hükümdarı Harun Reşid tarafından onartılmıştır. Kale tamamen yıkılmış olup, kale alanı belediye çay bahçesi olarak kullanılmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:26) Çarşı: Adıyaman kent merkezinde yer alan "Oturakçı Pazarı" adlı çarşıda ise yöreye özgü halı, kilim, heybe gibi el sanatları ürünleriyle turistik eşyalar satılmaktadır. (Bireysel Çalışma) Pirin ( Perre ) Şehri Ve Kaya Mezarları: Adıyaman'ın 5 km. kadar kuzeyinde, Örenli (Pirin) Mahallesi'nde yer alan Antik Perre Kentinin kuruluşu çeşitli kaynaklara göre Helenistik döneme kadar uzanmaktadır. Kommagene Krallığı döneminde yerleşim yeri ve bu dönemin beş büyük şehrinden biri olduğu bilinmektedir. Yine Roma Dönemi'nde de Bölge'nin en büyük şehirleri arasında yer almıştır. Büyük ölçüde tahrip olan şehirde Roma Dönemi'nden kalma çeşme hala kullanılmakta olup, surların bir kısmı da görülmektedir. Karadağ'ın yamaçları üzerine yayılan nekropol alanında 203 adet kaya mezarı bulunmaktadır ve 1938 yıllarında yapılan arkeolojik araştırmalar sonunda burada Prehistorik çağda ilk insanların yaşadığı anlaşılmıştır. Pirin Mağaraları denilen bu mezarlar kayalara oyularak yapılmıştır. Bazılarının girişleri kabartmalarla süslü, üstlen tonozludur. İçlerinde ise ölülerin konulması için yapılmış sekiler vardır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:26) Palanlı Mağarası : Adıyaman'ın 10 km. kuzeyinde Adıyaman-Çelikhan-Malatya Karayolu'nun üzerinde, Palanlı Köyü'nde yer almaktadır. M.Ö yıllarında kullanılmış, doğal bir mağaradır. Duvarında bulunan ve halen farkedilen geyik figürü yalın kontur çizgilerle vadi ise ender bulunur bir doğa parçası olup, sık bir vejetasyona sahiptir. Köye toprak yolla ulaşılmaktadır. Mağaraya ulaşım yayadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:31) 52
55 Haydaran Kaya Mezarları : Adıyaman'ın kuzeyinde, Taşgedik (Haydaran) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Burada, Kommagene Krallığı Dönemi'nden kalma kaya mezarları bulunmaktadır. Kaya üzerinde Güneş Tanrısı Helios ile Kral I. Antiochos'un tokalaşmaları kabartma olarak resimlendirilmiştir. Köye ulaşım Adıyaman-Çelikhan karayolundan ayrılan stabilize yolla olmaktadır. Ancak sit alanına yaya ulaşmak mümkündür. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:31) Zey : Adıyaman'a 7 km. mesafedeki köy yakınında, "Kitap Mağarası" ve kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş "Demirkale 1" adıyla anılan, ikişer katlı, Erken Dönem Hıristiyanlarının yaşadığı yerleşim birimleri bulunmaktadır. Mağaralara köy içinden yaya olarak gidilmektedir. Dere kenarında yer alan mağaraların içine ulaşmak zordur. Yine aynı köyde Şeyh Abdurrahman Erzincani'ye ait bir türbe ile cami yer almaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:26) NEMRUT DAĞI MİLLİ PARKI VE ÇEVRESİ: Temel olarak Nemrut Dağı ve çevresindeki tarihi eserlerin yer aldığı, Adıyaman'ın Kahta İlçesi ve Malatya İli Pötürge İlçesi sınırları içinde kalan toplam hektarlık alan tarih ve No'lu Resmi Gazete'de yayınlanarak Milli Park olarak ilan edilmiştir. Nemrut Dağı ve çevresi tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin turizm açısından en önemli eserlerini barındırmakta ve aynı zamanda bölgede turizm faaliyetlerinin ilk başladığı yerdir. Halen bu çerçevede bu bölgede birçok proje yürütülmektedir. Orman Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı tarihinde, Nemrut Dağı Milli Parkı'nda Yapılacak Plan ve Uygulamalara ilişkin ortak bir protokol imzalamıştır. Protokol süresi üç yıl olup, bitmesine birkaç ay kalmış olmasına karşın bu konuda öngörülen çalışmalar gerçekleşmemiştir. Orman Bakanlığı 1998 yılı sonlarında Nemrut Dağı Milli Parkı Master Plan çalışmasını Çukurova Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü'ne ihale etmiştir. Bu proje halen devam etmektedir. Çalışmanın ilk etabı tamamlanmış olup, yerel etüdleri sürdürülmektedir. Nemrut Dağı'nın UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınmasından sonra merkezi Hollanda'da bulunan The International Nemrut Foundation (Uluslararası Nemrut Vakfı) kurulmuştur. Bu vakıf ile Kültür Bakanlığı nca kurulan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Değerlendirme ve Geliştirme Vakfı ve Türk Demokrasi Vakfı tarihinde bir protokol imzalayarak Nemrut Dağı çevresi ve ören yerindeki tarihi eserlerin restorasyonu ile ilgili çalışmalara başlamıştır. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü projenin ilk etabı olarak tarihinde Nemrut Dağı ve Çevresi Çevre Düzenleme Projesi işini ihale etmiştir. Tüm projenin beş yıllık bir süre içinde tamamlanması beklenmektedir. ( 22/05/2004) Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Dünya Bankası katkısıyla yaptırılan Nemrut Dağı Master Plan Çalışması bilgi niteliğinde bir yapıt olup, resmi hüviyeti bulunmamaktadır. (Adıyaman Nemrud Dağı Turizm Master Plan Çalışması, s:16) Nemrut Dağı : Adıyaman'ın 103 km. doğusunda Kahta İlçesi'nin Karadut Köyü'nde yer almaktadır. Doğu Toros sıradağları üzerinde yer alan dağın tümülüsle birlikte deniz seviyesinden yüksekliği 2150 m. dir. Fırat nehri geçitlerine ve ovalarına hakim bir tepe üzerinde Kommagene Kralı 53
56 I. Antiochos'a ait tümülüs, ateş sunağı ve tanrı heykelleri bulunmaktadır. Tümülüs ana kaya üzerine kesme, kırma, ve çakıl taşlarının yığılmasıyla oluşturulmuştur. Tümülüs ve kutsal alanlar M.Ö. I. YY'a tarihlenmektedir. Tümülüsün doğu, batı ve kuzey kesimlerinde ana kaya düzleştirilerek teraslar oluşturulmuş, doğu ve batı teraslarda Greko - Pers üslubunda heykel ve kabartmalar yapılmıştır. Doğu Terası: Taht üzerine sıralar halinde oturmuş dev tanrı heykelleri vardır. Sırasıyla Antichos, Fortuna, Kommagene, Zeus - Oromasdes, Apollon Mithras, Herakles Artagnes, kartal ve alsan yer almaktadır. Ayrıca terasın kuzey ve güney kesimlerinde Kommagene kraliyeti ailesinin atalarına ait kabartma steller olup, bu gün bu steller kayıptır. Terasta dikdörtgen şeklinde basamaklı ateş sunağı ve aslan heykeli yer almaktadır. Batı Terası: Doğu terasta olduğu gibi tahtlarında oturan dev tanrı heykelleri ile bunların yanında Antiochos'un tanrılarla tokalaşmasını gösteren kabartmalar ve aslan horoskopu yer almaktadır. Diğer teraslara oranla batı terası büyük ölçüde tahribat görmüştür. Kuzey Terası: Bu teras batı ve doğu teraslarını birbirine bağlayan 180 m. uzunluğundaki tören yoludur. Ayrıca 80 m. uzunluğunda stel kaideleri de bulunmaktadır. Doğal, tarihi ve arkeolojik yönden uluslararası düzeyde zenginliğe sahip olan bu alan I.Derece Arkeolojik Sit Alanıdır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:30) Eski Kahta (Yeni Kale): Eski Kahta (Kocahisar) kent dokusu yeni yapılarla oldukça tahrip olmuştur. Ancak yöreye özgün taş yapılar hala turizm açısından bir potansiyel oluşturmaktadır. Köyde bir kale bulunmaktadır (Yeni Kale). Kalede Ortaçağ etkileri görülmekle birlikte daha önceki dönemlerde iskan edildiği tahmin edilmektedir. Memluklar döneminde (M.S.13.yy) imar ve onarım görmüştür. Kale içinde su depoları, hamam, cami ve dükkan kalıntıları bulunmaktadır. Kalenin gerek konumu, haberleşme amacıyla güvercinler için yaptırılan kayalara oyulmuş Güvercinlik, Yeni Kale ile Eski Kale arasındaki yeraltı yolu oldukça dikkat çekicidir. Kale yapıları oldukça sağlamdır. Kale içinde ve çevresinde geziyi kolaylaştıracak düzenlemeler gereklidir. Kale'nin yer aldığı kayalığın güneydoğusunda antik devirlerden kalma ve demir elde etmek için kullanılan hazneli fırınlar yer almaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:29) Kahta Çayı Eski Kahta yerleşimine yakın kesimlerde çok güzel doğa parçaları oluşturmaktadır. Bu alanların tarihi öğelerle birlikte turizm amaçlı değerlendirilmeleri mümkündür. Eski Kale ( Nymphaios Arsameia'sı ): Yeni Kale ve Kahta Çayı'nın doğusunda olup, Eski Kahta'ya yaklaşık 3 km. uzaklıkta yer almaktadır. Güneyindeki tören yolunda Mithras'ın kabartma heykeli, yine aynı alanda Antiochos - Heracles tokalaşma steli ve bu stelin önünde Antiochos tarafından yazdırılmış ve Anadolu'nun bilinen en büyük Grekçe Kitabesi yer almaktadır. Kitabenin bulunduğu yerden başlayan ve bugüne kadar en fazla 158 m. derine inilebilmiş olan tünelin kesin olarak hangi amaçla yapıldığı bilinmemektedir. Mabetin kuzey tarafında ise bu tünel ile benzerlik gösteren yaklaşık 10 m. derinliğinde bir başka tünel daha bulunmaktadır. Alanın yukarısında yer alan bir tepe üzerinde de Mithridates Callinichos'un mezarı, tapınağı 54
57 ve sarayı yer almaktadır. Sarayda yapılan kazı çalışmalarında çok sayıda heykel parçası, bir kraliçe ve Antiochos başı bulunmuştur. Kitabeye göre burasının Antiochos'un atalarından Arsemes tarafından kurulduğu, babası Mithridates Callinichos tarafından kutsal son istirahat yeri olarak seçildiği, Kommagene Krallığı döneminde ise yazlık başkent olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:28) Arsameia'ya ana yoldan yaklaşık 2 km'lik bir stabilize yol ile ulaşılmaktadır. Bilet gişesi ve büfe bulunmaktadır. Gezi yolları kısmen tanzim edilmiştir. Karakuş Tepesi: Kahta Çayı'nın açtığı geniş dere yatağının batısındaki tepe üzerine kırma taşlar ve çakılların yığılmasıyla oluşturulmuş, 21 m. yüksekliğinde olan tümülüs mezar Arkeolojik Sit Alanıdır. M.Ö. I. YY. sonlarına tarihlenmektedir. Karakuş adını ise yüksekliği 2.54 m.'yi bulan bir kartal figüründen almıştır. Tümülüsün güney ve batı yönlerinde 4 adet sütun bulunmaktadır. Sütunlar üzerinde çeşitli hayvan figürleri ve bir de tokalaşma sahnesinin bulunduğu kabartma yer almaktadır. Doğudaki sütun başlığı altında yer alan kitabeden, burada Kommagene Kralı II. Mithradates'in annesi İsias, kızkardeşi Anthiochis ile onun kızının mezarları olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, yapılan kazılarda mezarların Roma döneminde açıldığı ve tahrip edildiği, hatta buradan alınan taşlarla Cendere Köprüsünün inşa edilmiş olacağı ortaya çıkmıştır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s 30) Kahta Nemrut yoluna 1 km. stabilize yolla bağlı olan tümülüs çevresinde herhangi bir koruma ve düzenleme yapılmamıştır. Cendere Köprüsü : Karakuş Tepesi'nin kuzeydoğusunda, karayolu üzerinde yer almaktadır. Kahta Çayı'nın en çok daraldığı kesimde iri kesme taşlardan yapılmış köprü, Roma devrinden kalma olup bugün hala kullanılmaktadır. Bir büyük bir de küçük tali kemerden oluşmaktadır. Üzerindeki kitabelerden anlaşıldığına göre; M.S Septimus Severus zamanında Samsat'ta karargah kuran XVI. Lejyon tarafından yaptırılmış, Korint başlıklı sütunlar İmparator Septimus Severus, karısı ve iki oğluna adanmış; Caracalla'nın imparator olması ile S. Severus'un oğullarından Geta adına diktirilen sütun yıkılmıştır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:30) Köprü restore edilmiştir. Cendere Çayının köprüden sonra içine girdiği derin kanyon Doğal Sit Alanı'dır. Köprü önemli bir çekim noktasıdır. Cendere Köprü'sünün her iki yakasında otopark ihtiyacı bulunmaktadır. Derik Kalesi : Cendere Köprüsü'nün 10 km. kadar kuzeyinde Yukarı Karşgün Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Hereon ve Dor düzeninde yapılmış iki büyük antik tapınak kalıntısı ile bölgenin en kutsal şehridir. M.S. II.YY.'da yapılan, kutsal alan içindeki mezar odasının bulunduğu tapınak, anıtsal Roma mimarisinin örneklerindendir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:34) Gerger Kalesi: Adıyaman'ın Kahta İlçesi'ne 85 km. uzaklıkta bulunan Gerger Kalesi, Gerger İlçesi'nin Oymaklı Köyü'nün doğusunda yer almaktadır. Tarihi Geç Hitit dönemine dayanan kale, sarp kayalıklar üzerinde olup, sağlam sur duvarlarıyla çevrilidir. M.Ö. II. yy.'da burası Fırat Arsemeia'sı olarak adlandırılmış olup, sarp kaya yüzünde Mithridates Callinichos'un babası Samos'un M.Ö yıllarına ait dev ölçülerdeki bir kabartması yer almaktadır. İslami dönemde de kullanılan kale içerisinde cami, dükkanlar ve su sarnıçları da bulunmaktadır. Bugün için kaleye kara 55
58 yoluyla ulaşmak mümkün olmamaktadır. Ancak, yaya ulaşım mümkündür. (Adıyaman ili Turizm Envanteri, s:34) BESNİ ÇEVRESİ: Eski Besni Kent Kalıntısı: Adıyaman'ın Besni İlçesi'nin 4-5 km. kadar güneyinde Besni Kalesi'nin bulunduğu yerdedir. Tarih içinde Eski Besni Kenti, başta Besni Kalesi'nin içi ve çevresi olmak üzere geniş bir alana yayılmış bir kent durumundadır. Bugün bu ketten geriye Besni Kalesi ile bir bütünlük oluşturan birkaç cami, minare, hamam, çeşme ve köprü kalıntıları kalmıştır. Bu tarihi kalıntılar kale ile birlikte ilgi çekici bir görünüme sahiptir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:37) Besni Kalesi : Besni ilçesinin 4 km. güneyinde sivri ve yüksek bir dağın üzerinde yer almaktadır. Dağın büyük bir kısmının sarp ve dik kayalarla çevrili olmasından dolayı dağa, sadece dik bir yamaçtan çıkılmaktadır. Kalenin ilk yapılışının Hititler zamanına rastladığı söylenmekte, üzerindeki yazılar ise mevcut yapıların Memlükler dönemine ait olduğunu göstermektedir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:37) Kül Şehri Harabeleri: Besni İlçesi'nin yaklaşık 15 km. güneydoğusunda Sofraz Köyü bulunmaktadır. Bu köy ve çevresinde eskiden Kül Şehri adında bir kentin yer aldığı bilinmektedir. Bugün köyde bu dönemden kalma geniş harabeler, minare ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır. Bu yapılar arasında Hasanpaşa Camii, Ulu Cami ve Öksüz Minare en önemli olanlarıdır. Köy'de bulunan Kommagene devrine ait bazalttan yapılmış dexiosis kabartması halen Gaziantep Müzesi'nde bulunmaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:37) Sofraz Tümülüsü: Sofraz Köyü'nün 3 km. güneyinde, tarlalar içinde bulunan tümülüs yaklaşık 15 m. yüksekliğindedir. Mezarın üzeri taş ve molozla örtülüdür. Güneyde bulunan mezar girişi zeminden 5 m. aşağıda yer almaktadır. İçerde içice iki oda ve mezar odasında 2 lahit bulunmaktadır. Mezar M.S.II.yy'da Roma Dönemi'nde yapılmıştır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:38) Göksu- Kızılın Köprüsü: Adıyaman'ın Besni ilçesinin güneydoğusunda, Kızılin Köyü yakınında, Göksu çayının daraldığı bir yerde kayalık bir zemin üzerine kurulmuştur. Kahta ilçesinde yer alan Cendere Köprüsü ile benzerlik göstermektedir. Köprünün Romalılar zamanında yapıldığı tahmin edilmektedir. Köprüde kesme taşlardan yapılma üç kemer bulunmaktadır. Bu gün orta kemer çökmüş, diğer kısımlar ise sağlamdır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:38) Dikilitaş (Sesönk): Besni ilçesinin 33 km. güneydoğusunda, Yeniköy'de, Kızıldağ'ın tepesinde bir anıt mezar yer almaktadır. Bu anıt mezarın M.Ö 69 - M.S. 72 Kommagene Krallığı Dönemi'ne ait olduğu ve kral ya da kraliyet ailesinden birinin mezarı olabileceği tahmin edilmektedir. Höyük, iri taşların yığılmasıyla yapılmış olup, güneyinde iki, kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde üç sütun bulunmaktadır. Sütunların her birinin yüksekliği yaklaşık m.'dir. Sütunların yapılış tarzı Göksu Nehri üzerindeki Göksu Köprüsü ve Kahta Çayı üzerindeki Cendere Köprüsü ile benzerlik göstermektedir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:38) 56
59 Ayrıca anıt mezarın girişi olduğu sanılan bir mağara girişi ve sarnıcı andıran 7-8 m. derinlikte dikdörtgen şeklinde kayadan kesilmiş büyük bir kuyu bulunmaktadır. Dolmenler: Dikilitaşın kuzeyindeki kayalık alanlarda, Aşağıhozişi Köyü yakınlarında Dolmen tipi mezarlar bulunmaktadır. Sala benzeyen iki büyük kayanın birbirine çatılması ile yapılan bu mezarların Taş Devri insanlarından kaldığı tahmin edilmektedir. Bu mezarlar görünümleri itibariyle ilgi çekicidir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:39) Gümüşkaya (Palaş) Mağaraları: Adıyaman ilinin 40 km. güneybatısında, Göksu Nehri kenarında aynı adla anılan Köyün batısında kayalardan oyma tünel şeklinde birbirleri ile bağlantılı çok sayıda mağaralar yer almaktadır. Tarih içerisinde konut olarak kullanılmış bu mağaraların M.Ö. 150 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Balkonlara, bölmeli odalara ve kuyulara sahip olan bu mağaralara sadece bir insanın geçebileceği bir yolla ulaşılabilmektedir. (Adıyaman ili Turizm Envanteri, s:33) Malpınarı: Adıyaman'ın Akpınar Bucağı'na bağlı Durak Köyü Malpınarı mezrasında, doğal kaya yüzeyinin düzleştirilmesiyle dikdörtgen şeklinde oluşturulmuş M.Ö yıllarına tarihlenen dokuz satırlık hiyeroglifli bir kitabe yer almaktadır. Bunun yanında Malpınar'ında, Göksu Nehri'nin karşı yakasında Erken Hıristiyanlık Dönemi'ne ait, kayalara oyulmuş, 2-3 katlı pencereleri de bulunan yerleşim birimleri bulunmaktadır. Ayrıca, Malpınarı'na 3 km. uzaklıkta bulunan Burç Köyü'nde, kare şeklindeki bir alan üzerine iri kesme taşlar kullanılarak yaklaşık 10 m. yüksekliğinde yapılmış Burç adı verilen bir yapı bulunmaktadır. İnşa tekniği bakımından Cendere ve Kızılin Köprüleri ile benzerlik gösteren bu yapının iki katlı olduğu anlaşılmakta, hangi amaçla kullanıldığına ait kesin bir bilgi bulunmamaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:33) Beştepeler: Adıyaman'ın yaklaşık 25 km. güneybatısındaki Fırlaz (Ilıcak) Köyü sınırları içerisinde yığma taşlardan yapılmış, 6 adet tümülüs bulunmaktadır. Mezarların, Kommagene Kraliyet ailesine ait soylu kişiler için yapıldığı tahmin edilmektedir. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:35) Turuş Kaya Mezarları ve Taş Ocağı: Adıyaman-Şanlıurfa karayolundan Akpınar'da ayrılan 1 km'lik bir stabilize yolla ulaşılan kaya mezarları geniş bir alana yayılmıştır. Bazı mezarların girişlerinde kabartma figürler yer almaktadır. (Adıyaman İli Turizm Envanteri, s:35) BATMAN Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Batman İli sınırları içinde rekreatif amaçlı değerlendirilebilecek akarsular Dicle Nehri ile Batman ve Garzan Çaylarıdır. Sulama amaçlı iki gölet Gercüş-Kırkat Göleti ile Kozluk-Ceffan Göleti halen faaliyette, Batman Barajı ise inşa halindedir. Bu baraj göl ve göletleri yerel rekreasyon faaliyetleri için değerlendirilebilir unsurlardır. (Batman İli Turizm Envanteri, s:17) 57
60 B) MAĞARALAR Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kalkerli oluşumların ağırlıklı olarak bulunduğu kesimlerde hem doğal, hem de insan eliyle oluşturulmuş çok sayıda mağara yer almaktadır. Suya karşı direnci az olan kalkerlerin erimesiyle ortaya çıkan doğal mağaralara genellikle vadi boylarında rastlanmaktadır. Bu mağaralar, eski dönemlerde konut olarak kullanıldığını gösteren izler taşımaktadır. Bugün bu mağaraların bazılarının hala konut olarak kullanıldığı görülmektedir. Bir bölümü ise hayvan barınağı veya soğuk hava deposu olarak kullanılmaktadır. Batman İli'nde eski dönemlerde Hasankeyf yerleşme nüfusunun tamamı bu mağaralarda yaşamıştır yılından sonra, yeni inşa edilen evlere taşınılarak mağara evleri terkedilmiştir. Bunun yanısıra hala bu mağaralarda yaşayan veya hayvan barınağı olarak kullanan aileler bulunmaktadır. Hasankeyf Mağaraları Dicle Irmağı üzerinde planlanan Ilısu Baraj Gölü suları altında kalacaktır. Böylece yüzyılların oluşturduğu görkemli bir tabiat ve kültür varlığı zaman içerisinde kaybolacaktır. (Batman İli Turizm Envanteri, s:39) C) YABAN HAYATI VE AVCILIK İlin yüksek ve sarp kesimlerinde dağ keçisi, geyik, kartal, doğan, atmaca, baykuş gibi yaban hayvanları yaşamaktadır. Sayıları hızla artmakta olan dağ keçisi ve geyik türleri koruma altına alınmıştır. Yöredeki diğer yaban hayvanlarının da avlanması yasaklanmıştır. (Batman İli Turizm Envanteri, s:22) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Batman İli'nde tescilli eserlerin ilçelere dağılım tablosu EK:I'de verilmiştir. İl'de tescili yapılmış bir kilise, 4 köprü. 6 cami, 1 resmi yapı, 1 kale ve Hasankeyf de yer alan tarihi eserler bulunmaktadır. (Tescil Fişleri. 2004) HASANKEYF: İl sınırları içerisindeki en önemli eserler Hasankeyf İlçesi'nde bulunmaktadır. Hasankeyf in Geç Asur ve Urartu devirlerine (M.Ö. 7. yy) kadar inen bir geçmişi olduğu bilinmektedir. Romalılar için bir ileri karakol olan kent, M.S. 5. yüzyılda Süryani Piskoposluğu'nun başkenti olmuş, M.S. 6. ve 7. yüzyıllarda doğu ülkelerine özgü Hıristiyan Kiliseleri'nin ilk merkezlerinden biri haline gelmiştir. İslamiyet Dönemi'nde Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler ve Mervaniler'in eline geçen kent yılları arasında Artukoğullan'nın başkenti olmuş ve en görkemli çağını bu dönemde yaşamıştır yılında Eyyubiler'in hakimiyetine giren kent, 1260 yılında Moğol istilasında tahrip edilmiştir. Sonraki dönemlerde Beylikler idaresinde olan Hasankeyf, 1516 yılında Osmanlı Topraklarına katılmıştır. (Batman İli Turizm Envanteri, s:39) Bugün Hasankeyf'te ayakta kalan tarihi eserlerin çoğu Eyyübiler zamanından kalma cami ve zaviyelerdir. Kent, 1978 ve 1981 yıllarında Arkeolojik Sit Alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak önlem alınmazsa, yerleşmenin tamamı, Dicle Nehri üzerinde yapılacak olan Ilısu Baraj Gölü altında kalacaktır. Baraj yapımına geçilmeden önce, barajın getireceği ve götüreceklerinin tekrar ele alınması gereklidir. Yerleşme, mağara evleri, saray kalıntısı, kale, sarnıç, erzak ambarlan, Ulu Cami ve Hasankeyf Köprüsü ile tarihi zenginliğe sahiptir. Yerleşmede tarihi yapıların bazıları büyük ölçüde tahrip olmuş olmasına rağmen günümüze kadar gelebilmişlerdir. 58
61 Mimari eserlerin yanısıra, Hasankeyf'te doğal jeolojik formasyon, yarık ve mağaralarıyla da dikkat çekicidir. Birinci Derece Arkeolojik Sit olan ve bütünselliğini koruyabilmiş tek Ortaçağ kenti olarak Hasankeyf in gerekli tanıtımı yapılarak olduğu gibi korunması önemli bir hedef olmalıdır. Hasankeyf'te konaklama olanağı bulunmamaktadır. Ancak, turizme yönelik birkaç tesis (kafe, lokanta) kaleye çıkış yolunda ve köprü başında yer almaktadır. (Bireysel Çalışma) Hasankeyf Kalesi: Dicle Nehri'nin güneyinde bulunan 100 m. yüksekliğindeki tepede kaya üzerinde yer alan Hasankeyf Kalesi, il sınırları içerisinde yer alan en önemli kaledir. Kale'nin 451 yılında Süryani Piskoposluğu döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Dicle'ye inen bir merdiven mevcuttur. Ayrıca kaleye doğuda taş döşemeli zigzaglı bir yoldan çıkılmaktadır. Bu yolun üzerinde bulunan bir dizi kapıdan yalnız üçü bugün ayaktadır. İkinci kale kapısı Artuklu Dönemi'ne aittir. Kale içinde Ulu Cami, Küçük Saray ve Büyük Saray yer almaktadır. Artuklu Dönemi'ne ait bir yapı olan Büyük Saray'ın halen yalnız su basmanları mevcuttur. Duvarları ya yıkılmış veya kısmen göçükler altında kalmıştır. Ulu Camii, kalenin en yüksek noktasında inşa edilmiştir. Cami, 1325 yılında Eyyubiler Dönemi'nde, bir kilisenin yerine yapılmıştır. İlk plan birçok değişikliğe uğramıştır. Ulu Cami oldukça tahrip olmasına karşın, hala ayaktadır. Eyyubiler Dönemi'nde inşa edilen Küçük Saray, kalenin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Saray büyük ölçüde tahrip olmuştur. (Batman İli Turizm Envanteri, s:40) Hasankeyf Köprüsü : Dicle Nehri üzerinde yer alan köprüye ait yazıt bulunmamaktadır. Yapım özelliklerinden anlaşıldığına göre köprü, XII. yy. Artuklu Dönemi'ne tarihlenmektedir. Kesme ve moloz taşla, çok az tuğla ve ahşap kullanılarak yapılan köprüden günümüze kadar gelen kalıntılar; Dicle Nehri'nin sol yakasında küçük bir kemer ile ortada ve sağ yakada yer alan ayaklardır. Ne zaman yapılmış olduğu kesin olarak bilinemeyen köprünün ortasında 40 m. açıklıklı ana gözü, yanlarda ise 22 m. açıklıklı iki yan gözü bulunmaktadır. (Batman İli Turizm Envanteri, s:40) Şehir Kesimindeki Camiler: Kalenin doğusunda yer alan yerleşik alan içinde birçok tarihi eser yer almaktadır. Kentin kuzeybatısında bulunan el-rızk Camii, Eyyubi Dönemi eseridir. Caminin yalnız minaresi ve bir duvarı ayaktadır. Aynı dönemde inşa edilen Sultan Süleyman Camii de büyük ölçüde tahrip olmuştur. Minaresi şerefeden yukarı yıkılmıştır. Eyyubi Dönemi'ne ait diğer üç cami, Koç Camii, Kızlar Camii ve Küçük Cami de büyük tahribat görmüştür. (Batman İli Turizm Envanteri, s:41) 1998 yılında başlatılan kazılarda. Süleyman Camii nin yanında medrese olabilecek bir yapının temelleri kazılarak ortaya çıkarılmıştır. Ancak, eski kayıtlara göre kent içinde olduğu belirtilen hamam ve kervansarayın yerleri tahmin edilmekle birlikte hiçbir kalıntı mevcut değildir. (Bireysel Çalışma) Dicle'nin Sol Kıyısındaki Eserler : Eyyubi Sultanı el-melik el-muvahhid Takyeddin döneminde inşa edilen İmam Abdullah Zaviyesi bir tepeciğin zirvesinde inşa edilmiştir. Dikdörtgen duvarın içinde bir avlunun etrafında dört yapı kolu gruplanmıştır. Türbe Akkoyunlular tarafından tamir edilmiştir. Zaviyenin türbe dışındaki kesimleri bugün harap durumdadır. Hasankeyf de mevcut tek Akkoyunlu eseri Zeynel Bey Türbesi'dir. Türbe oldukça tahrip olmakla birlikte, çini süslemeleri ve yazılarıyla yerleşmenin en iyi durumda olan eski eserlerinden biridir. (Batman İli Turizm Envanteri, s:41) 59
62 DİYARBAKIR Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Devegeçidi Barajı: Diyarbakır ilinin kuzeybatısında Diyarbakır - Elazığ yolu üzerindedir. Kaya dolgu türündeki baraj, Dicle Irmağının bir kolu olan Devegeçidi Deresi üzerinde kurulmuştur. Barajın yanında bulunan ve DSİ kontrolünde bulunan alan, günübirlik rekreatif faaliyetlere yönelik düzenlenmiş mesire ve piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Bu alan Diyarbakır halkı tarafından özellikle hafta sonlarında çok yoğun olarak kullanılmakta olup, genişleme olanağı da bulunmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:7) Baraj Gölleri: Diyarbakır'ın batısında Çüngüş İlçesi sınırında bulunan Karakaya Barajı, Çınar ilçesine bağlı Ortaviran Köyü'nün 1.5 km. batısındaki Ortaviran Göleti, Diyarbakır'ın batısında 25 km. uzaklıktaki Gözegöl Göleti, Kurtkaya Göleti, Beşpınar, Halilan, Kunreş ve Kabaklı gibi bazı küçük göletlerin çevrelerinde günübirlik mesire alanları düzenlenmektedir. (Diyarbakır ili Turizm Envanteri, s:7) Silvan Mesire Alanı : Silvan kent merkezinde belediye tarafından düzenlenen ve kaynak suyu bulunan ağaçlık mesire alanı halen yalnız kente hizmet eder niteliktedir. Ancak, bu alanın devamında, vadide bölgenin en sık ağaçlık alanı yer almaktadır. Büyük kısmı meyva bahçelerinden oluşan bu geniş alan düzenlendiğinde bölgesel park niteliği taşıyacak özelliktedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:25) B) TERMAL KAYNAKLAR Çermik Kaplıcası: Diyarbakır - Çermik yolu üzerinde, Çermik merkezine 3 km. mesafede yer almaktadır. Türkiye'nin en önemli kaynakları arasında sayılmaktadır. İstanbul Tıp Fakültesi tarafından yapılan analizlere göre iltihaplı romatizmalar ile üst solunum yolu enfeksiyonları ve kadın hastalıklarında olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Kaynağın banyo şeklinde kullanılması uygun görülmüştür. Sıcaklığı 52.5 C, akım değeri 10 It./sn. dir. Su kükürtlüdür. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:26) Çermik Kaplıcaları tarih ve sayılı Resmi Gazete'de Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Yerleşmenin imar planı dışında Turizm Merkezi olarak yapılmış bir planlaması bulunmamaktadır. Termal su ve kaplıca alanı Belediye'ye aittir. Kaplıca çevresinde şahıslara ait birçok vasıfsız motel ve pansiyon yer almaktadır. Tek düzenli tesis Dicle Üniversitesi Fizik Tedavi Ana Bilim Dalı Çermik Hastanesi'dir. Hastane 56 yataklı olup, tesisin ayrıca 60 yataklı bir oteli bulunmaktadır. Hastane Haziran-Eylül ayları arasında hizmet vermektedir ve iyileşme oranı yaklaşık % 80'dir. ( 22/05/2004) Çermik Kaplıcaları'na yılda yaklaşık kişi gelmektedir. Gerekli düzeyde tesis ve çevre düzenlemesi yapıldığı takdirde hasta sayısının 'e çıkması mümkündür. Ankaris Şifalı Suyu: Diyarbakır İli'nin Hani ilçesine 3 km. uzaklıkta ve Diyarbakır -Hani eski karayolu üzerinde yer almaktadır. Kaynak suyunun içildiğinde sarılık ve böbrek taşı rahatsızlıklarına karşı etkili olduğuna inanılmaktadır. Kaynak ile ilgili tıbbi analizler ve çevresinde herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Yıllık ziyaretçi sayısı tümü yerli kişi dolayındadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:26) 60
63 C) YABAN HAYATI VE AVCILIK İl, av hayvanları açısından oldukça zengin olup, bunların başlıcaları yaban domuzu, ayı, kurt, çakal, tilki, benekli pars, sansar, dağ keçisi, tavşan ve sincaptır. Kuş türleri arasında kartal, şahin, akbaba, atmaca, beyaz kartal, leylek, kırlangıç, karga, saksağan, baykuş, çavuşkuşu, sığırcık, karatavuk, yaban ördeği, bıldırcın, güvercin, turna, çulluk, sarıasma, arıkuşu ve ağaçkakan sayılabilir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:26) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Geçmişte birçok medeniyetin hüküm sürdüğü Diyarbakır İli'nde hemen her dönemden kalma bir çok tarihi eser, antik yerleşmeler mevcuttur. Bu eserlerin izleri doğanın ve insanın tahribatına rağmen günümüze kadar ulaşabilmiştir. İl içinde tescili yapılmış 15 hamam, 47 cami ve mescit, 20 çeşme, 30 türbe, 2 tekke, 5 konak, 2 mezar, 163 konut, 7 medrese, 10 han, 13 kilise, 3 şadırvan, 1 çarşı, 3 minare, 14 hazire, 15 köprü, 6 köşk, 2 müze, 16 idari yapı, 2 otel, 3 okul, 1 saray, 1 manastır ve çeşitli taşınmazlar yer almaktadır. (Tescil Fişleri, 2004) DİYARBAKIR KENT MERKEZİ VE ÇEVRESİ : Diyarbakır kent merkezinde özgün mimari özelliklere sahip kent dokusu oldukça tahrip edilmiştir. Tescilli, Artuklu, Akkoyunlu, Selçuk ve Osmanlı Dönemlerinden kalma 80 cami, türbe ve medrese, 11 hamam, 17 çeşme, 5 köprü ve su kemerleri bulunmaktadır. Bunların yanında Hıristiyan döneminden kalma 9 kilise, kent içinde 99 tescilli bina bulunmaktadır. Yine kentte Cumhuriyet Dönemi'ne ait müzeler ve çeşitli dönemlere ait höyükler yer almaktadır. Ancak, kentin önemli ölçüde göç alması ve hızlı gelişmesi sonucu başta surlar olmak üzere, kentsel doku ve yapılarda büyük tahribat olmuştur. Surlar içindeki eski doku yok olma sürecine girmiştir. Eski yapılar teker teker yok olmaktadır. Koruma imar Planı 1990 yılında yürürlüğe girmesine karşın, çok az uygulanmıştır. Halen Diyarbakır Müzesi ve Çekül Vakfının katkılarıyla Cemil Paşa Konağı ve çevre sokak cephelerinin onarımı gerçekleşmektedir. Sen Gregoriyen Kilisesi'nin onarımı için projeler hazırlanmıştır. Ancak bu çalışmalar korunması ve onarılması gerekli yapılar içinde çok küçük örnekler oluşturmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:11) Diyarbakır Kalesi : Çin Seddi'nden sonra dünyada ikinci sırada gelen Diyarbakır Surları, bugün Sur içi denilen eski Diyarbakır'ı kuşatmış durumdadır. Surların üzerinde oniki medeniyete ait, oyma ve kabartma motiflerle dolu, her yanı çeşitli devir ve medeniyetleri yansıtan kitabeler bulunmaktadır. İç ve dış olmak üzere ikiye ayrılan Diyarbakır Kalesi yontma bazalt taşlardan yapılmıştır. M.Ö yılında şehre hakim olan Hurriler zamanında kurulduğu sanılan surların uzunluğu 5 km., duvar yüksekliği 12 m., genişliği ise 3-5 m. arasında değişmektedir. Surların kuşattığı alan doğudan batıya 1700, kuzeyden güneye 1300 m.'yi bulmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:11) Kalede Dağ Kapı, Şanlıurfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı olmak üzere dört ana kapı ile 82 adet burç vardır. Bugün hala özelliğini yitirmemiş olan önemli burçlar; Yedi Kardeş Burcu, Evli Beden Burcu, Keçi Burcu ve Nur Burcu'dur. Halen surlar iki taraftan kentsel doku tarafından kuşatılmıştır. Gerek dıştan gerekse surların içinden surların algılanabildiği yerler çok azdır. Kültür Bakanlığı, Diyarbakır Surları Master Planı çalışmasını başlatacaktır. 61
64 İçkale : Diyarbakır surları içinde en iyi korunmuş bölüm İçkale'dir. İçkale'nin bugüne kadar iyi korunmasının nedeni ise tümüyle askeri alan olmasından kaynaklanmaktadır. Halen İçkale'de kapalı cezaevi ve bu tesislerin korunmasıyla ilgili askeri birlikler yer almaktadır. Cezaevi için başka bir yer satın alındığından tüm bu tesislerin bu alanları boşaltması mümkün olabilecektir. İçkale'de askeri alan içinde kalması nedeniyle halen kapalı bulunan Komutan Atatürk Müzesi ve askeri kurumlar tarafından kullanılan tarihi yapılar dışında bir höyük, bir hamam kalıntısı, tescilli tarihi ağaçlar ve Artuklu Sarayı Kalıntısı yer almaktadır. İçkale'de bulunan Virantepe Höyüğü'nde Prof. Dr. Oktay Aslanapa yönetiminde yapılan kazılarda Artuklu Dönemi'nden kalma saray duvarları, sekiz köşeli bir havuz, altı yaldızlı ve motifli mozaikler ortaya çıkarılmıştır. Bulunan bu mozaikler en eski Türk mozaikleridir. Saraydan çıkarılan eserler müzeye kaldırılmıştır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:11) Camiler: Kentteki en büyük ve görkemli yapılardan olan Mar - Toma Kilisesi, ilin İslam ordularınca fethedilmesinden sonra camiye çevrilerek Ulu Cami adını almıştır. Zaman içerisinde onarılan ve bazı ilaveler yapılan, Anadolu'nun en eski camilerinden olan Ulu Cami, çevresindeki iki medrese ve diğer yapılarla anıtsal yapılar topluluğu olarak günümüzde de dikkat çekicidir. Ulu Camii'nin yanısıra kentte Osmanlı öncesi dönemlere ait Kale Camii, Nebi Camii, Safa Camii, Hoca Ahmet Camii, Şeyh Mutahhar Camii, Merveni Mescidi, Zinciriye Medresesi, Mesudiye Medresesi, Osmanlı Dönemi'ne ait Kurşunlu Camii, Hüsrev Paşa Camii, Arap Şeyh Camii, İskender Paşa Camii gibi birçok tarihi yapı bulunmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:15) Müzeler: Diyarbakır merkezinde beş müze bulunmaktadır. Diyarbakır Arkeoloji ve Etnografya Müzesi 1934 yılında Diyarbakır Ulu Camii Külliyesi içinde bulunan Zinciriye Medresesi'nde Arkeoloji Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Yapı, 1198 yılında inşa edilmiş, kesme taştan bir Artuklu yapısıdır. Ancak sergilenecek eserlerin çoğalmasıyla, yeni Müze inşa edilmiş ve 1993 yılında hizmete açılmıştır. Müze'de halen, Paleolitik, Neolitik, Khalkolitik dönemlere, Asur, Urartu, Roma, Bizans, Erken Hıristiyan, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı çağlarına ait eserler sergilenmektedir. Ziya Gökalp'in doğduğu ev 1956 yılında müze haline getirilmiştir. Ev, kentin kendine özgü mimari tarzıyla 1808 yılında inşa edilmiştir. Müzede Ziya Gökalp'in özel eşyaları, kütüphanesindeki kitaplar ve yöresel etnografik eserler sergilenmektedir. Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi de, yazarın doğduğu evin 1973 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın alınıp Müze haline getirilmesiyle hizmete açılmıştır. Müzede 19. Yüzyıl Diyarbakır yaşantısını canlandıracak etnografik malzemeler ile Cahit Sıtkı Tarancı'ya ait özel eşyalar, fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir. İçkale'de Mustafa Kemal Paşa'nın 1916 yılında Kolordu Komutanlığı Karargahı olarak kullandığı bina Komutan Atatürk Müzesi'dir. Bu müzede Atatürk'e ait bazı eşyalar, çeşitli fotoğraflar ve yazılar ile hatıra defteri bulunmaktadır. Ancak askeri alan içinde kalan Müze halen ziyarete açık değildir. 62
65 Atatürk'ün aynı dönemde konut olarak kullandığı eski adıyla Seman Köşkü, 1937 yılında belediye tarafından kendisine hediye edilmiştir. 1981'de yapı, yeniden onarılarak düzenlenmiş ve müze haline getirilmiştir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:22) Hanlar: Kentte tarihi hanların en önemlileri Deliller Hanı, Çifte Han ve Hasan Paşa Hanı'dır. Osmanlı Dönemi'ne ait Deliller Hanı restore edilerek otel ve eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır. Çifte Han'ın bir kısmı yıkılmış durumdadır. Diğer kısmı depo ve ticarethane olarak kullanılmaktadır. Hasan Paşa Hanı ise genelde turistik satış ünitelerinin yoğunlaştığı bir çarşıdır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:20) Kiliseler: Diyarbakır'da olduğu bilinen 16 adet kilise vardır. Ancak, bugün birçoğu tarih içinde tahrip olup, yıkılmış, bazıları ise fonksiyon değiştirmiştir. Halen yalnız Mar Pityon ve Meryem Ana kiliseleri kilise olarak kullanılmakta, Mar Thoma Kilisesi Cami'ye çevrilmiş, iki kilise cezaevi olarak kullanılmakta ve diğer tümü yıkılmıştır. Eski bir mabet olan Meryem Ana Kilisesi pek çok onarım geçirmiş olup, hala kullanılan bir Süryani Kadim Kilisesi'dir. Yıkılan kiliselere ait mozaik ve eserlerin bir kısmı bu kilisede toplanmıştır. Mar Pityon Kilisesi yine eski bir tapınak olup, hala kullanılmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:20) Dicle Köprüsü : Kentin 3 km güneyinde, eski Silvan Yolu üzerinde yer almaktadır. On gözlü köprü olarak ta anılan bu eser, 1065 yılında inşa edilmiştir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) Devegeçidi Köprüsü: Diyarbakır'ın kuzeyinde 20 km. mesafede Artuklu Salih Mahmut zamanında yapıldığı bilinmektedir. Yedi gözlü olan köprüde iki kitabe ve Kur'an'dan bir ayet bulunmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) Üçtepe Höyüğü: Diyarbakır'ın 40 km. güneydoğusunda Üçtepe Köyü'nün Üçtepe Mevkii'nde, Göksu Çayı'nın kıyısında, konglomera bir taban üzerinde bulunan höyük 44 m. yüksekliğindedir. Höyük I. ve II. derece Arkeolojik Sit Alanıdır. Höyük, 1865 yılında burada bulunan ve bugün British Museum'da sergilenen, Asur İmparatorlarından II. Aşşur-nasir-apli ve oğlu III.Şulmanuaşerid'e ait yazıtlı ve kabartmalı iki stel sayesinde önem kazanmıştır. Yazılı belgelere göre Üçtepe yöresinin Asurlular döneminde stratejik bir önem taşıdığı ve hatta Mitanni Devleti'nin merkez bölgesi olarak kabul edildiği bilinmektedir yılından bu yana Prof. Dr. Veli Sevin tarafından kazı çalışmaları sonucunda Üçtepe Höyüğü'nün Erken Khalkolitik Çağ'dan Roma İmparatorluk dönemine kadar yerleşim gördüğü belirlenmiştir. Kazılarda bulunan çeşitli dönemlere ait eserler Diyarbakır Arkeoloji Müzesi'nde segilenmektedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:21) LİCE Zülkarneyn Kalesi Harabeleri : Lice - Hani arasında, Diyarbakır'a yaklaşık 95 km. mesafedeki Çeper Köyü yakınında yer almaktadır. Büyük İskender Dönemi'nde kurulduğu söylenmektedir. Günümüzde doğa ve insan tahribatı nedeniyle; kent surlarının bazı kapı ve burçlarına ait temeller zorlukla 63
66 seçilmektedir. Ören yerinin 9-10 km uzağında, Birkleyn mağaralarının yanında, Zülkarneyn mağaraları vardır. Mağaralar ve ören yerinin tarihinin Büyük iskender veya Perslere dayandığı söylenmektedir, ancak, henüz bilimsel bir kazı veya araştırma yapılmamıştır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:21) Atak ( Antak ) Şehri Kalıntıları : Diyarbakır'ın Lice İlçesi Kayacık (Hezan) Bucağının 15 km. doğusunda yer almaktadır. X, XI, XII ve XIII. yy.'larda şehrin Mervaniler ve Artukoğulları Dönemi'nde önemli kalelerden biri olduğu bilinmektedir. Osmanlı Dönemi'nde Yavuz Sultan Selim zamanında ise sekiz sancaktan biri olan Atak Sancağı zamanla önemini yitirerek bir köy durumuna düşmüştür. Çok fazla tahribata uğramış olması nedeniyle bugün kent surları ve yapıların temel duvarlarının çok küçük bir bölümüne rastlanmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:21) Dakyanus Harabeleri: Diyarbakır - Lice yolunun üzerinde, Lice'nin 18 km. batısında 1110 m. yükseklikteki bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kesin bir bilgi bulunmamakla beraber Selökidler veya Romalılar Dönemi'nden kaldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde Dakyanus'un sarayı olduğu sanılan büyük bir duvar ve kemerleri, döşeme taşlarından düzgün planlı olduğu anlaşılan bazı sokaklar izlenmektedir. Fis Ovası'ndaki Dakyanus Şehri kalıntılarında zaman zaman köylüler tarafından yapılan kazılarda eski paralar, heykeller, işlemeli taş ve sütunlar bulunmaktadır. Köylüler tarafından büyük ölçüde tahrip edilmektedir. Dakyanus Şehri yakınında bulunan Eshab - ül Kehf Mağaraları oldukça dik bir kayaya oyulmuştur. Bu mağaraların Roma Dönemi'nden kaldığı tahmin edilmektedir. Mağaraların yakınında Derkam Köyü'nde, Der-i Rakım Kilisesi'nin kalıntıları bulunmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:20) Birkleyn Mağaraları : Diyarbakır - Bingöl yolunun 104.'km.'sinde ve doğu kesimindeki kayalık tepelerde yer almaktadır. Bu iki mağaranın girişlerinde Asur kralları I. Tiglatpleser ile III. Salmanasar'a ait çivi yazılı kitabe steller bulunmaktadır. Asurlulardan kalma kitabe ve kabartmaların bulunduğu mağaranın aynı zamanda astım hastalığına çok iyi geldiği saptanmıştır. Mağaralar tarihi değerinin yanında sağlık turizmi açısından da önemlidir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) ERGANİ : Çayönü Arkeolojik Alanı : Diyarbakır'ın Ergani ilçesinin 8 km. güneybatısında Hilar Köyü (Sesveren) yakınındadır. Prof. Dr Halet Çambel ve Chicago Üniversitesi nden Prof. Dr. Robert Braidwood tarafından yapılan kazılarda yaklaşık M.Ö e tarihlendirilen bir köy yerleşim bölgesi bulunmuştur. Burasının insanların göçebelikten yerleşik düzene geçtikleri ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu belirtilmekte ve bu açıdan önem taşımaktadır. Yapılan kazı sonuçlarına göre Çayönü'nde üç kültürel evre belirlenmiştir. Bu evreler: - I. M.Ö yılları arasındaki dönemi kapsamaktadır. Bu dönem, üretimsiz bir ekonomiden besin üretimine dayalı ekonomiye geçiş sürecidir. - II. M.Ö yılları arasındaki evre, koyu renkli çanak çömlek ve basit kaplarla tanınmaktadır. - III. M.Ö yılına ait evrede çanak çömleğin yanısıra mezar buluntularına da rastlanmıştır. 64
67 Yerleşme bilim dünyasındaki ününü "Esas Çayönü Evresi" olarak bilinen MÖ yılları arasındaki bin yıllık döneme ait buluntuları ve kalıntıları ile sağlamıştır. Günümüzdeki kent uygarlığının ilk temellerinin atıldığı bu dönem, insanların göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcı - toplayıcılıktan besin üretimine geçtikleri "Neolitik Devir" olarak da bilinmektedir. Çayönü, tahıl ve evcilleştirmeye dayalı köy hayatı, madencilik, mimarlık tarihi ve ilk mimarinin başlangıcı açısından da oldukça önemlidir. Ergani bakır madeni dünyada bilinen en eski maden ocağıdır ve tarihin tüm evrelerinde önemini korumuştur. Uzun yıllardan beri sürdürülen kazı çalışmalarında yontma taş aletler, mikrolitler, bazalt öğütme ve ezgi taşları, hayvan elleri, perdahlı ve perdahsız baltacıklar, kemik aletler, sert kütlelerden yapılmış kap parçaları, bilezikler, boncuklar, kilden yapılmış hayvan ve kadın figürleri gibi çok sayıda eserler bulunmuştur. Bu eserler ve Çayönü mimarisinden bir kesit, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:21) Dünya'nın en eski yerleşim merkezi olan Çayönü, turizm açısından uluslararası bir öneme sahiptir. Yerleşmede kazı çalışmaları aralıklı bir şekilde günümüzde de devam etmektedir. Çayönü'nde kurulması planlanan Tarım Müzesi projesi ise kaynak yetersizliğinden dolayı henüz gerçekleşmemiştir. Son yapılan kazı sonuçlan ise çitlerin kırılması sonucu kazı alanına giren hayvanlar tarafından tahrip edilmiştir. Grikihaciyan Höyüğü : Diyarbakır-Ergani yolu üzerinde, Ekinciler Köyü'nün 1 km. güneyinde yer almaktadır. Grikihaciyan, 250 m. çapında, 3 m. yüksekliğinde küçük bir höyüktür ve 1970 yıllarında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortak projesi kapsamında kazılan höyükte M.Ö yıllarında, "Gelişkin Köy Evresi" ya da "İlk Khalkolitik Çağ" olarak adlandırılan Halaf Kültürü'nün sonlarına tarihlenen bir kültür evresi bulunmaktadır. Dolayısıyla Türkiye'de Halaf Kültürü ile ilgili ender kazı yerlerinden biri olan höyükte bu kültürün tipik buluntuları ortaya çıkmıştır. Bunların arasında yuvarlak planlı evlere ait taş temeller, boya bezemeli çanak, çömlek ve kilden yapılma heykelcikler sayılabilir. Bunun dışında höyükte yapılan kazı çalışmaları sonucunda M.Ö yıllarına ait köy yerleşmesinden kalma moloz taş duvar kalıntıları, çakmak taşı, doğal cam ve kemikten yapılma araçlar, çanak - çömlekler bulunmuştur. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:22) Çayönü ve Grikihaciyan kazıları, yazılı tarih öncesinde Diyarbakır İli'nin M.Ö. 7500'lerden başlayarak Tunç Çağı'na kadar aralıklarla gelen bir yerleşme olduğunu göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Ancak, kazı alanlarında görsel olarak değerlendirilebilecek unsur kalmamıştır. Hilar Mağaraları : Ergani İlçesi'ndeki Hilar (Sesveren) Köyü'nde bulunan mağaralarda antik çağlardan kalma kabartmalar yer almaktadır. Hilar Kayalıklarında en kapsamlı kazı çalışmaları yılları arasında Çayönü kazı ekibi tarafından gerçekleştirilmiş, kayalıklarda son antik dönemden kalma oyulmuş hücre mezarlar bulunmuştur. Bunların dış yüzeylerinde kadın, erkek, kabartma ay, güneş motifleri ve yazıtlar görülmektedir. Mağaralardaki belli başlı kalıntılar; kayalığın güneydoğu kesimindeki en yüksek alanda Akrapol, Sevseren Köyü'nün hemen güneyindeki dik kayalıkta bulunan kale, içinde doğal 65
68 kayayı yontarak yapılan hayvan bağlamak için kullanılmış 7 sütunun bulunduğu kaya kervansarayı, kervansarayın girişinin kuzeyinde eski bir mezar odası, güneyinde ise mescit olarak kullanılmış bir mezar odasıdır. Kaçak kazılar, yapılaşma ve taş alımları sonucu uğradığı tahribat sebebi ile koruma altına alınması gerekli görülen kayalıklar, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun tarih ve 390 sayılı kararı ile 'Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı' olarak tescil edilmiştir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) Zülkifil Dağı : Ergani İlçesi'nde bulunan bu dağda, Zülfikil Peygamber'in makamı ile Meryemana kilisesinin kalıntıları yer almaktadır. Zülküfil Peygamber tüm din kitaplarında adı geçen bir peygamberdir. Hıristiyanlar ve Müslümanlarca ziyaret edilen alan dini turizm açısından önemlidir. Dağa çıkan yol araçların zorlukla çıkabildikleri toprak bir yoldur. Türbe ve çevresi çok bakımsızdır. Ancak, Perşembe ve Cuma günleri özellikle halkın yoğunlukla ziyaret ettiği bir yerdir. Halkın bir kısmı oldukça zahmetli olan bu yolu yaya olarak kat etmektedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:20) EĞİL: Asur Kalesi : Eğil ilçesinde, Dicle Irmağı'nın sarp yamaçları üzerindeki sarp kayaların oyulmasıyla Asurlular tarafından yapılmıştır. Kale'de Dicle Nehri'ne değişik yönlerden giden gizli yollar ve geçitler bulunmaktadır. Kalenin çevresinde Asur Kral mezarları yer almaktadır. Kaledeki en önemli kalıntı, kalenin büyük bir bölümünü oluşturan sarp bir kayanın batıya dönük yüzüne kazılmış, bir Asur kralına ait kitabeti steldir. Stel mevcutta oldukça siliktir. Kalede, üzerinde yazılı taşlar ve kitabelerin bulunduğu türbenin Harun Peygamber'e ait olduğu ifade edilmektedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s: 15) SİLVAN : Asurlular Dönemi'nde kurulan kentte birçok medeniyete ait yapıtlar bulunmaktadır. Roma döneminde (M.Ö.I.yy) inşa edildiği düşünülen kale büyük ölçüde tahrip olmuştur. Arkeolojik Sit Alanı olan surların bir kısmi ile kent kapılarının kalıntıları hala mevcuttur. Surların restorasyon çalışmalar; devam etmektedir. Kent içinde Üstün Ailesi'ne ait konak, yerleşmede ayakta kalmış ve yöre mimarisini yansıtan önemli bir yapıdır. Yapının sahipleri tarafından restorasyonu yapılacaktır. Kent içinde bu nitelikte bazı eski evler de halen kullanılmaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s: 15) Ulu Cami (Selahaddin-i Eyyubi Camii): Kent içinde bulunan en önemli yapı bir Artuklu eseri olan Selahaddin-i Eyyubi Camii'dir. Eyyubiler zamanında onarılmış olan yapıda Bizans Bazilikası sütunları da kullanılmıştır. Caminin çevre düzenlemesi ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s: 18) Atatürk Müzesi : Kentin içinde yer alan ve Atatürk'ün Karargah olarak kullandığı ev restore edilmiş ve Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir. Yapının çevresinin de kısmen istimlaki yapılmıştır. Bu yapının çevresinde eski evler ve tescilli bir okul yer almaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) Hassuni Mağaraları : Silvan-Malabadi karayolunun 7.km'sinde yolun sol tarafındaki tepeler üzerinde kayaların oyulması ile yapılmış, birbirine koridorlarla bağlı odalardan oluşan ve Yontma Taş Devri'nden 66
69 kalma 300 adet mağara dar bir alanda toplanmış durumdadır. Mağaralar Orta Çağ'da da kullanılmıştır. Mağaraların yakınında bir kilise yer almaktadır. I. derecede Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı olan mağaralar Türkiye'deki tek örnektir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) Mağaralar Silvan-Batman karayoluna 1 km'lik bir stabilize yolla bağlanmaktadır. Bu yolun her iki tarafı halen Silvan kent çöplüğü olarak kullanılmaktadır. Bu durum mağaralara ulaşımı zorlaştırmaktadır. Malabadi Köprüsü : Diyarbakır - Batman karayolu üzerinde, iki ilin sınırında, Batman Çayı üzerinde yer alan muhteşem bir Artuklu eseridir. Yazıtından 1147 yılında Artukoğullarından Timurtaş Bin İlgazi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Her biri farklı uzunluklarda kırık hatlar halinde üç bölümden oluşan köprünün orta bölümü, kayalıklar üzerine oturtulmuş bir kütle halindedir, (Diyarbakır İli Turizm Envanteri s:23) Dünyadaki taş köprüler arasında kemeri en geniş köprü olması nedeniyle önem taşımaktadır. Kemerin her iki yanında kervan ve yolcular için iki barınak odası bulunmakta, köprünün üzerinden kemerin içindeki bu odalara inilmektedir. Malabadi Köprüsü'nden hemen sonra Batman Barajı'nın yapımı devam etmektedir. Ancak baraj suları köprüyü etkilemeyecektir. ÇERMİK : Orta Çağ döneminden kalma Çermik Kalesi bugün büyük ölçüde tahrip olmuştur. Yerleşmedeki en önemli tarihi eser 12.yüzyılda yapılan Artuklu Dönemi'ne ait Ulu Cami'dir. Fırat Nehri üzerinde, Haburman Köyü yakınında yer alan aynı adlı köprü 1179 yılında yapılmış olup, Artuklu Dönemi'ne aittir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:15) ÇINAR : Çınar ilçe sınırları içinde arkeolojik sit alanı olarak Murattaşı Höyüğü, Yuvacık Höyüğü, Pir İbrahim Mağarası, Şikeftan Mağaraları ve Süleyman Ağa Mağaraları bulunmaktadır. Aşağı Konak Köyündeki kilise, Altınakar Köyü'ndeki türbe ilçedeki diğer eserler arasında yer almaktadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:25) Süleyman Ağa Mağaraları : Çınar ilçesi'nde Aksu ile Göksu'nun birleştiği yerde kayalar arasındaki eski yerleşim alanlarıdır yıllık geçmişi bulunmaktadır. Taşların düz zeminlerinin pencere gibi oyularak giriş yeri açılmasından ve içinin büyük odalar halinde düzenlenmesinden meydana gelmiştir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) Bağacık Köprüsü : Aşağı Konak Köyü yakınında yer alan köprü, geleneksel Artuklu mimarisi özellikleri taşımaktadır. Osmanlı Dönemi'nde onarım görmüştür. Tek gözlü köprüler tipindedir ve uzantıları ile birlikte 90 m. boyundadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:23) ÇÜNGÜŞ Çüngüş Kalesi : 150 m. yükseklikte tek bir kaya parçasından oluşturulmuş bir kaledir. Kalenin üstünde büyük su sarnıçları vardır. Kalenin çevre ile bağlantısının eskiden asma köprü ile sağlandığı bilinmektedir. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s: 15) 67
70 Kilise ve Manastır: Manastırdan günümüze yıkıntı halinde bir ana bina ile eklentileri kalmıştır. Kilise de oldukça tahrip olmuştur. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:25) Köprü : İpek Yolu üzerinde olması nedeniyle ulaşım konusunda çeşitli yapıların bulunduğu Çüngüş'te kalan tek köprüdür yılında yapılan köprü yakın zamana kadar ulaşım amacıyla kullanılmıştır. Bu köprü Artuklulardan kalan tek gözlü köprüler tarzındadır. (Diyarbakır İli Turizm Envanteri, s:25) GAZİANTEP Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Karpuzatan: Gaziantep'in yaklaşık 20 km. güneydoğusunda Nizip İlçesi'nde yer alan Karpuzatan Mevkii'nde yüksek debili bir su kaynağı ve mesire alanı bulunmaktadır. Bu ağaçlık alanda Özel İdare tarafından yaptırılmış modern bir restoran, standart bir yüzme havuzu ve alabalık üretim tesisi bulunmaktadır. Çevresindeki meyve bahçeleri ise piknik amacı ile kullanılabilecek bir potansiyel oluşturmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:10) Tahtaköprü Barajı: Gaziantep ilinin güneybatı ucunda, Asi Nehri'nin Karasu kolu üzerinde yer almaktadır. Günübirlik Turizm olanağı sunan bir mesire yeri durumundadır. Sulamanın yanısıra barajda balıkçılık da geliştirilmektedir. Baraj gölü güneyindeki ağaçlandırılmış alan halen halka kapalıdır. Barajın doğusunda yer alan Güneşli Vadisi de bu alanların devamı olarak piknik ve mesire amaçlı değerlendirilen bir alandır. Vadide ayrıca içme nitelikli bir su kaynağı da bulunmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s: 10) Hancağız Barajı: Nizip İlçesi'nde, Suriye sınırı boyunca uzanan sulama projesinin ilk etabını oluşturan ve tamamlanmış olan Hancağız Barajı sulama amaçlıdır. 1988'de su tutmaya başlayan Hancağız rezervuarının etrafında DSİ tarafından 138 dekar arazinin ağaçlandırma ve çevre tanzimi yapılmıştır. Ancak halen göl çevresinde rekreasyon alanları bulunmamaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:10) Burç Göleti: Gaziantep'in 12 km. batısında yer alan Burç Kasabası'nın 3 km. kuzeyinde yer almaktadır. Halkın hafta sonları balık tutmak, yüzmek, piknik yapmak amacı ile gittiği bir dinlenme yeridir. Orman İşletme Müdürlüğü tarafından gölet çevresinde kısıtlı bir alanda ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s: 10) Gaziantep - Çatırgan Mevkii: Dülük Köyü'nün 1 km. kadar güneydoğusunda ve Gaziantep - Araban yolundan yaklaşık 4 km. içeride, köylülerce bir kaynağın önüne sulama amacı ile yapılan mini göl şeklinde bir havuz başıdır. Etrafı yoğun ağaçlık ve yeşilliklerden oluşan bu alan güzel bir piknik yeri niteliğindedir. Dülük ile Araban arasında yüzlerce hektar düz çayırlık alan, gerek konumu gerekse fiziki özellikleri nedeni ile yöre parkı olarak değerlendirilmeye çok elverişlidir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:11) Körkün Mesire Yeri: Gaziantep'in 18 km. güneyindeki Büyükşahinbey Kasabası'nın Höyük Mevkii'nde yer almaktadır. Havuzu, dinlenme tesisi, yeşil alanları ve soğuk suyu ile halkın piknik yapmak için gittiği bir mesire alanıdır. Mesire alanının olimpik ölçülere sahip havuzu 35x15 m. ebadında 6 kulvarlı, içilebilir nitelikte su ile günlük olarak doldurulmaktadır. Ulaşım 68
71 karayolu ile sağlanmakta olup, Büyükşahinbey Belediyesi'nin belediye otobüsleri ve özel halk otobüsleri ile ulaşım mümkündür. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:11) Karapınar Gölcüğü: Gaziantep-Araban yolu üzerinde yer alan, sazlık ve derinliği çok fazla olmayan tatlı su balıklarının bulunduğu bir göldür. Gölün çevresindeki ağaçlık özellikle Araban halkının sıkça kullandığı bir piknik alanıdır. Çevrede balık lokantaları yer almaktadır. Göl çevresi kısmen Yavuzeli Belediyesi'nin mülkiyetindedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:11) B) ORMAN KAYNAKLARI Gaziantep çevresinde mesire alanı olarak kullanılan birçok su kenarı yeşillik alanlar bulunmaktadır. Bu alanlar genelde bahçelik alanlar olup, özel bir düzenleme yapılmamıştır. Nafak Pınarı: Gaziantep-Oğuzeli yolu üzerinde yer alan yeşillik ve bol sulu bir alandır. Çoğunlukla erik ağaçlarından oluşan bahçeler ve kavaklıklardan meydana gelen bölge mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Yer yer lokantalar bulunmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s: 17) Dutluk: Gaziantep'in 4 km. kadar güneyinde, dut ve kayısı ağaçları ile kaplı sulak bir dinlenme ve piknik alanıdır. Bugün kentle birleşmiş olan bu alan hala günübirlik alan olarak kullanılmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s: 17) Dülüktepe Ormanı: 40 yıl süren bir ağaçlama çalışması sonucu, karaçam ve sedir ağaçlarıyla kaplı Dülük Tepe, Orman Genel Müdürlüğü'nce piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Dülük Ormanı kente 10 km uzaklıktadır. Dülükbaba Koruluğu Gaziantep'in kuzey ve kuzeybatısını çevreleyen 40 km. 2 'lik alanı ile ülkemizdeki en büyük koruluklardan birisidir. Su, WC, elektrik, oturma bankları, ocaklar ve satış büfeleri gibi günübirlik altyapısı düzenlenmiş alan 200 hektardır. Orman sahası içerisinde 16 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Mezarların bir kısmı Müze tarafından ortaya çıkartılmış, ancak düzenli kazı yapılmamıştır. Açık olan mezarlar ise çöplük içindedir.tepenin olduğu kesim ve mezarlar Arkeolojik Sit Alanı'dır ve antik Dülük Kenti'nin uzantısıdır. Bu nedenle bu bağlantının kurulması önemli görülmektedir. Orman Genel Müdürlüğü tarafından dağın tepesinde modern bir lokanta ve dinlence tesisi yapılmıştır Buradan şehir ve çevresinin görünümü oldukça güzeldir. Bu piknik alanı hafta sonları çok yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Piknik alanında çeşme, WC, sabit masa ve bank gibi hizmetler bulunmasına karşın çevre temizliğine dikkat edilmemektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:21) Burç Ormanları: Gaziantep İli'nin 2 km. batısında yer alan 350 hektarlık bir çam ormanıdır. Alanın kent merkezinden kolay ulaşılabilir konumda olması, günübirlik ve haftasonu piknik amaçlı olarak sıkça kullanımına imkan vermektedir. Halkın dinlenme, spor yapma gibi ihtiyaçlarını gidermek için gittiği bir piknik alanıdır. Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan "Burç Ormanları Rekreasyon Tesisleri Planlaması" ile piknik alanları, kamping alanları, izcilik ve arboretum, idari birimler, taşıt, bisiklet ve yaya yolları, binicilik parkuru ve spor tesisleri yapımına başlanmıştır. Halen Burç Ormanı Doğal Hayatı Koruma ve Rekreasyon Projesi çerçevesinde orman içinde 50 hektarlık bir alanda hayvanat bahçesi bulunmaktadır. Piknik alanıyla birlikte 69
72 projenin 1999 yılı sonunda hizmete girmiştir. Ormanlık alanın girişinde Turizm Eğitim Oteli yapımı sürdürülmektedir. (Gaziantep İl Yıllığı 2002, s:84) Nurgana - Çağdın - Oğuzeli Bahçeleri: Kurtuluş, Aşağı Kilisecik, Çağdın, Gürsu köyleri ve Oğuzeli ilçe merkezine kadar devam eden yaklaşık 45 km 2, alanda bahçeler ve bostanlar yer almaktadır. Alan, meyve ve sebze ihtiyacının yanısıra orta ve alt gelir grubundan insanların çoğunun mesire yeri ihtiyacını da karşılamaktadır. Ancak, bu alanlarda herhangi bir düzenleme yoktur. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:22) Kavaklık ve 100. Yıl Atatürk Kültür Parkı: Geleneksel olarak Gaziantep'in en önemli kent içi rekreasyon alanı olan Alleben Deresi çevresinde, Battal Höyük'ten Alleben Köprüsü'ne kadar uzanan yeşil bir alandır. Bugün tamamı ile şehir içerisinde kalan alan mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Bu yeşil alan, Belediye Fidanlığı, Alleben, Kavaklık, Kırkayak, Yeşilsu, Çınarlı Gazinosu, Halkevi Bahçesi, Alleben Parkı, Turizm Parkı, Çay Bahçeleri gibi parçalara bölünmüştür. Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan uygulamayla bu alanlar tümüyle yeniden projelendirilmiş ve kent içinde her türlü rekreatif faaliyetlerin yer aldığı mekanlar oluşturulmuştur. Bu düzenleme çerçevesinde Kavaklık mesire alanı yeniden tanzim edilmiş ve yürüme yollan, oturma grupları ile daha çağdaş bir piknik alanı oluşturulmuştur. Yukarıda adı geçen tüm projenin 220 ha'dan 300 ha 'a çıkartılarak Burç Göletini de içine alması planlanmaktadır. Gölet çevresinde yol yapılarak günübirlik kullanışlar, su sporları ve kayık gezintileri düzenlenecektir. (Gaziantep İli Yıllığı 2002, s:86) Sof Dağı Yaylası: Güneydoğu Torosların uzantısı olan Sof Dağları'nın üzerinde, Gaziantep'e yaklaşık 32 km. uzaklıkta yer almaktadır. Dımışıklı ve Sofalıcı köylerine giden yollar asfalttır. Ancak, yayla kısmına giden yollar stabilizedir. Yaylada elektrik mevcut olup, su doğal pınarlardan veya garaf adı verilen geniş su kuyularından su motoru ile çekilerek sağlanmaktadır. Yaylada hızlı ve düzensiz bir yapılaşma dikkati çekmektedir. İkinci konut kooperatifleri hızla yayılmaktadır. Özellikle düzlük kesimlerde yer alan ve yaylaya özelliğini kazandıran meyvalık alanlarda bu yapılaşmanın kontrol altına alınması gereklidir. Bölge'nin arazi yapısına bağlı olarak sürekli oksijen ve ozon gazı ürettiği, insan sağlığı açısından çok yararlı olduğu söylenmektedir. Bilhassa Sof Dağlan'nın en yüksek tepesi olan, "Kepekçi Tepesi" olarak adlandırılan yerde oksijen miktarı oldukça yüksektir. Sof Dağı ve çevresinde 20'nin üzerinde tatlı su kaynağı ve pınar bulunmaktadır. Kayalar arasında rastlanan midye fosilleri ise geçmiş zamanlarda yörede büyük bir gölün bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca bu bölgede bir de yeraltı gölü bulunduğu söylenmektedir. Yaylanın 4 km. uzağında bulunan ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği söylenen içmenin henüz analizi yapılmamıştır ve çevrede bir düzenleme bulunmamaktadır. (Gaziantep İli Yıllığı 2002, s:87) Hızır Yaylası: Gaziantep in İslahiye İlçesi'nde Altınüzüm beldesinin 20 km. batısındaki Amanos Dağları'nın tepesinde bulunan yeşilin her tonunun görülebileceği bir yaylalar topluluğudur. Tabiatın insan eliyle bozulmadan doğal olarak kaldığı ender yerlerden birisidir. Hızır yaylası, geniş bir alana yayılan çam, köknar, çınar, kızılağaç, ardıç ve hasırlık ağaçlarından oluşmaktadır. Kaynak suları ve kar sularının oluşturduğu dereler ile sulanan kesimlerde her çeşit sebze ve meyve yetiştirilebilmektedir. 70
73 Hızır Yaylası'nda hiçbir altyapı yoktur. Hem İslahiye-Altınüzüm beldesinden hem de Osmaniye'den giden yollarla ulaşılmaktadır. Yayla sahip olduğu ender özelliklerinden dolayı tarih ve 94/ 6345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiş ve 1/1000 ölçekli imar planı yapılmıştır. (Gaziantep İli Yıllığı 2002, s:90) Taşbaşı : Nizip'in batısında yer alan Taşbaşı Tepesi tamamen ağaçlandırılmış çam ve meşe ormanı, belediye mülkünde 60 ha'lık bir alandır. Alan, yapılmakta olan Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu'na çok yakın mesafede konumlanmıştır. Tepeden manzara Birecik Barajı ve Hancağız Barajı'na hakimdir. Belediye bu alanda her türlü rekreasyon faaliyetlerinin yer alacağı tesisler yapmayı planlamaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:23) C) YABAN HAYATI VE AVCILIK İl, yaban hayvanları bakımından oldukça zengindir. İl'de bulunan yaban hayvanlarının en önemlileri keklik, bıldırcın, üveyik, şakalak, titiz, kozkavuk, turaç, turna, kırkıvrak, yabanıl ördek, kaz, körbakkal, karatavuk, sığırcık gibi kuş türleri ile geyik, dağ keçisi, sansar, kunduz, porsuk, tilki, çakal ve domuzdur. Bunlardan turaç, İslahiye ve Pazarcık'ta, turna Fırat kıyılarında, geyik ve dağ keçisi ise Araban ve Yavuzeli ilçeleri çevrelerinde yer almaktadır. İl'de yer alan akarsularda ise fak ve şaput adı verilen değişik türdeki balıklar avlanabilmektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:44) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Gaziantep İli tarihi eserler bakımından oldukça zengindir. Bugünkü görsel yapısı Bizans devrine ait olan Antep Kalesi dışındaki eserler Memlükler ile Osmanlılardan kalmadır. İlde tescili yapılmış toplam 35 cami, 8 çeşme, 8 türbe, 14 hamam, 17 han, 3 mescit, 2 pazar, 4 bedesten, 3 kilise, 2 anıt, 4 kale, 2 kabaltı, 3 okul, anıt mezarlar ve kaya mezarları, 8 köprü, 12 taşınmaz, 1 dükkan, tekel binası, eski belediye binası, banka, Halk Eğitim Binası, 1 idari bina, 1 kahvehane, 1 otel, 4 işyeri, 2 askeri mezarlık, Harp Müzesi, islahiye ilçesinin 22 km. güneydoğusunda bulunan Yesemek Köyü'nün 500 m. güneyindeki Taşocağı veya 'Aslanlar Tepesi' olarak bilinen bir tepe, Nizip İlçesi'nin Uluyatır Beldesi nde tarihi mezarlık alanları ve minare, Merkez ilçede Amerikan Hastanesi ve lojman binası, Dülük Köyü'nde saray kalıntısı ve antik su yolu, Araban Ilçesi'nde Öksüz Minare ve kapı, Sakçagözü'nde Hurşit Ağa Konağı ile 332 tescilli konut bulunmaktadır. (Tescil Fişleri, 2004) GAZİANTEP KENT MERKEZİ : Gaziantep merkezi, Gaziantep Kalesi, çeşitli dönemlerin mimari özelliklerini gösteren camileri, medreseleri, hanları, bedestenleri, Memlûk ve Osmanlı dönemlerinden kalma çarşıları ile önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak, son yıllardaki aşırı göçler ve hızlı yapılaşma kentin eski dokusunu büyük ölçüde tahrip etmiştir yılında tarihi kent dokusunu kapsayan koruma planı onaylanmıştır. Ancak bugüne kadar önemli bir uygulama yapılamamıştır. Belediye, Bakırcılar Çarşısı ve Kale çevresindeki dükkanların restorasyon ve yenileme çalışmalarını başlatmak için faaliyete geçmiştir. Ayrıca, Şıra Han, Tuz Hanı, Yemiş Hanı ve Mecidiye Hanları ile eski Şahinbey Belediye Binasını kapsayan kentsel tasarım projesinin uygulamasına başlanmıştır yılında yapılan Pişirici Mescidi ve Kasteli'nin temizlenme çalışmaları tamamlanmış olup, en kısa zamanda restorasyona başlanılacaktır. Gaziantep'te bulunan özgün sivil mimari örnekleri giderek yok olmaktadır. Bu açıdan gerek 71
74 Hızır Yaylası'nda hiçbir altyapı yoktur. Hem İslahiye-Altınüzüm beldesinden hem de Osmaniye'den giden yollarla ulaşılmaktadır. Yayla sahip olduğu ender özelliklerinden dolayı tarih ve 94/ 6345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiş ve 1/1000 ölçekli imar planı yapılmıştır. (Gaziantep İli Yıllığı 2002, s:90) Taşbaşı : Nizip'in batısında yer alan Taşbaşı Tepesi tamamen ağaçlandırılmış çam ve meşe ormanı, belediye mülkünde 60 ha'lık bir alandır. Alan, yapılmakta olan Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu'na çok yakın mesafede konumlanmıştır. Tepeden manzara Birecik Barajı ve Hancağız Barajı'na hakimdir. Belediye bu alanda her türlü rekreasyon faaliyetlerinin yer alacağı tesisler yapmayı planlamaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:23) C) YABAN HAYATI VE AVCILIK İl, yaban hayvanları bakımından oldukça zengindir. İl'de bulunan yaban hayvanlarının en önemlileri keklik, bıldırcın, üveyik, şakalak, titiz, kozkavuk, turaç, turna, kırkıvrak, yabanıl ördek, kaz, körbakkal, karatavuk, sığırcık gibi kuş türleri ile geyik, dağ keçisi, sansar, kunduz, porsuk, tilki, çakal ve domuzdur. Bunlardan turaç, İslahiye ve Pazarcık'ta, turna Fırat kıyılarında, geyik ve dağ keçisi ise Araban ve Yavuzeli ilçeleri çevrelerinde yer almaktadır. İl'de yer alan akarsularda ise fak ve şaput adı verilen değişik türdeki balıklar avlanabilmektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:44) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Gaziantep İli tarihi eserler bakımından oldukça zengindir. Bugünkü görsel yapısı Bizans devrine ait olan Antep Kalesi dışındaki eserler Memlükler ile Osmanlılardan kalmadır. İlde tescili yapılmış toplam 35 cami, 8 çeşme, 8 türbe, 14 hamam, 17 han, 3 mescit, 2 pazar, 4 bedesten, 3 kilise, 2 anıt, 4 kale, 2 kabaltı, 3 okul, anıt mezarlar ve kaya mezarları, 8 köprü, 12 taşınmaz, 1 dükkan, tekel binası, eski belediye binası, banka, Halk Eğitim Binası, 1 idari bina, 1 kahvehane, 1 otel, 4 işyeri, 2 askeri mezarlık, Harp Müzesi, islahiye ilçesinin 22 km. güneydoğusunda bulunan Yesemek Köyü'nün 500 m. güneyindeki Taşocağı veya 'Aslanlar Tepesi' olarak bilinen bir tepe, Nizip İlçesi'nin Uluyatır Beldesi nde tarihi mezarlık alanları ve minare, Merkez ilçede Amerikan Hastanesi ve lojman binası, Dülük Köyü'nde saray kalıntısı ve antik su yolu, Araban Ilçesi'nde Öksüz Minare ve kapı, Sakçagözü'nde Hurşit Ağa Konağı ile 332 tescilli konut bulunmaktadır. (Tescil Fişleri, 2004) GAZİANTEP KENT MERKEZİ : Gaziantep merkezi, Gaziantep Kalesi, çeşitli dönemlerin mimari özelliklerini gösteren camileri, medreseleri, hanları, bedestenleri, Memlûk ve Osmanlı dönemlerinden kalma çarşıları ile önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak, son yıllardaki aşırı göçler ve hızlı yapılaşma kentin eski dokusunu büyük ölçüde tahrip etmiştir yılında tarihi kent dokusunu kapsayan koruma planı onaylanmıştır. Ancak bugüne kadar önemli bir uygulama yapılamamıştır. Belediye, Bakırcılar Çarşısı ve Kale çevresindeki dükkanların restorasyon ve yenileme çalışmalarını başlatmak için faaliyete geçmiştir. Ayrıca, Şıra Han, Tuz Hanı, Yemiş Hanı ve Mecidiye Hanları ile eski Şahinbey Belediye Binasını kapsayan kentsel tasarım projesinin uygulamasına başlanmıştır yılında yapılan Pişirici Mescidi ve Kasteli'nin temizlenme çalışmaları tamamlanmış olup, en kısa zamanda restorasyona başlanılacaktır. Gaziantep'te bulunan özgün sivil mimari örnekleri giderek yok olmaktadır. Bu açıdan gerek 72
75 eski konut ve kastellerin, gerekse hemen hemen yalnız Eyyübiye Mahallesi'nde (eski Ermeni Mahallesi) eski dokunun korunup fonksiyon kazandırılması için acil önlemlerin alınması gereklidir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:26) Gaziantep Kalesi : Türkiye'de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisi olan Gaziantep Kalesi'nin Hitit'lerden kaldığı ileri sürülmektedir. Bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus Dönemi'nde M.S. VI. YY'da almıştır. Bizans İmparatoru Justinyanus tarafından onarılan ve 26 kulesi olduğu bilinen Gaziantep Kalesi, Memlükler Devri'nde Sultan Kayıtbay ve Osmanlı Devrinde de Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamir ettirilmiştir. Kale, Gaziantep kentindeki en yüksek tepe üzerine kurulmuş olup, daire planlı ve çevre uzunluğu 1200 m.dir. Büyük taşlardan örülmüş duvarlar 12 kule ve burçla desteklenmiştir. Kale köprüsünün iki yanındaki iki kule Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılmıştır. Burçların altında kaleyi çepeçevre dolaşan tonozlu bir koridor vardır. Bu koridorda kalenin iç bölümlerine açıldığı sanılan kapılar yer almaktadır. Kalenin üzerinde cami, sarnıç ve yapı kalıntıları bulunmaktadır. Alt bölümlerde üst yapıya destek sağlamak üzere büyük odalar, galeriler ve dehlizler, ana kütle altında ise bir su kaynağı bulunmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:27) Gaziantep Kalesi'nin restorasyonu ve çevre düzenleme çalışmaları devam etmektedir. Camiler: Gaziantep'de günümüze kadar korunarak gelebilmiş eski eserlerin başında camiler gelmektedir. Hemen hemen hepsinin yapımında kesme taş kullanılan tarihi Gaziantep camileri, plan ve süsleme bakımından birbirinden farklıdırlar. Genellikle dikdörtgen planlı ve son cemaat yeri de bulunan iki nefli yapılar grubunda, duvarlarda kademeler yapan nişler kullanılmış ve bu nişlerin içine pencereler yerleştirilmiştir. Örtü şekli çapraz tonozlardır. Bu tip yapıların en eski örneği Ahmet Çelebi Camii'dir. Hacı Nasır Camii'nin burmalı minaresi, Handaniye, Eyüpoğlu ve Esenbek Camilerinin portal süslemeleri önemlidir. Handaniye Camii minaresinin şerefesi altında XVI. YY İznik çinileri bulunmaktadır. Gaziantep'teki eserlerin en eskisi Memlükler devrine ait olan Boyacı Camii'dir. Cami, Kadı Kemalettin tarafından 1357'de yaptırılmıştır. Boyacı Camii, minberinin Gaziantep'te ahşap işçiliğinin en eski örneği olması bakımından önemlidir. Şeyh Fethullah Camii ise kendine özgü mimarisi açısından oldukça önemlidir. Cephesi beyaz, siyah ve kırmızı mermer plaka mozaiklerle süslüdür. Avlusunda da mermer mozaik döşeme vardır. Diğer önemli camiler Ömeriye, Şirvani ve Tahtani camileridir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:35) Hanlar : Dış görünüşleri ile bir kaleyi andıran hanların içine girildiğinde bir kervanın her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir sosyal tesisle karşılaşılmaktadır. İl'deki en önemli hanlar; Tuz Hanı, Tütün 73
76 Hanı, Belediye Hanı, Kürkçü Hanı, Emiralı Hanı, İki Kapulu Han, Lala Mustafa Paşa Hanı, Mecidiye Hanı, Anadolu Hanı, Elbeyli Hanı, Yeni Yüzükçü Hanı, Hacı Ömer Hanı, Millet Hanı dır. Bunların dışında binlerce yıldır ticaretle uğraşan kentte tarihi özellikler yansıtan birçok bedesten ve çarşı bulunmaktadır. Bunların arasında 1781 tarihinde yaptırılan Zencirli Bedesten halen hal olarak kullanılmaktadır. Restore edilip kullanılması mümkün olan diğer bir yapı halen Kasaplar Çarşısı olarak kullanılan handır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:28) Müzeler : Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde Neolitik Çağ'a ait keramik parçalar, Kalkholitik ve Bronz çağlarına ait çeşitli parçalar ile Urartu, Hitit, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli eserler sergilenmektedir. Ayrıca, Belkıs (Zeugma) Salonu'nda Belkıs Ören Yeri'nden elde edilen buluntular sergilenmektedir. Müzede ayrıca teknoloji seksiyonu ve nostalji vitrinleri yer almaktadır. Gaziantep'teki ikinci müze eski bir konağın restore edilmesiyle oluşturulan Hasan Süzer Etnografya Müzesi'dir. Bu müzede genelde yörenin gündelik hayatından kesitler, giysiler ve el sanatları sergilenmektedir. Müzenin en büyük özelliği yapının Gaziantep sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olmasıdır. Ancak, Kültür Bakanlığı'na devredilen yapı son yıllarda gerekli onarımlardan geçmediği için tahrip olmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:29) Türbeler: Gaziantep'te yerel halk tarafından kutsal sayılan ve ziyaret edilen birçok türbe bulunmaktadır Bunlar genelde yerel halk tarafından tanınan ve kutsal sayılan kişilerin türbeleridir. Kent içinde inanç turizmi açısından önemli olabilecek türbe ise Yuşa Peygamber Türbesi'dir. İsrailoğulları ndan olan Yuşa Peygamber Hz. Musa'nın yeğenidir ve kutsal kitaplarda adı geçmektedir. Diğer önemli türbeler Hz.Ömer döneminde burada şehit düşen beş kişiden olan Ökkeşiye ve Dülük Baba (Davud-u Ejder) ve Pirsefa Türbeleridir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:34) Dülük Köyü ( Antik Dolichenos Kenti) : Gaziantep'in 12 km. kuzeyindeki Dülük Köyü, Belediye Mücavir Alan sınırları içinde yer alan arkeolojik sit alanıdır. Burası tarihin en eski çağlarından beri kullanılan bir yol şebekesinin düğüm noktasında yer almakta olup, İlk Çağda Germanikopolis (K. Maraş), Samosata (Samsat), Nikopolis (İslahiye), Doğu Kilikya (Çukurova), Zeugma (Nizip/ Belkıs) ve Kyrhos (Kilis civarı) arasındaki anayolların kesiştiği yerdedir. Günümüzden yaklaşık yıl önce, buradaki kaliteli çakmak taşı yataklarının da etkisiyle bazı insan grupları Fırat Vadisi'nden buraya göçerek büyük bir mağarada (Şarklı Mağara) barınmışlar, çakmaktaşlarını işleyip o günün modem aletlerini imal ederek kullanmış ve muhtemelen Fırat Vadisi'ndeki diğer insan topluluklarına ihraç etmişlerdir. Dülük'teki Şarklı Mağara Anadolu'daki bilinen en eski insan yerleşimlerinden birisidir. Üç büyük bölümden oluşan mağaranın tamamının 4000 m. 2 'lik bir alanı kapladığı tahmin edilmektedir. Antik Dolichenos Kenti'nin geçmişi tarih öncesi dönemlere uzanmaktadır. Antik Kent, Eski Taş, Paleolitik, Orta Taş ve Neolitik Yeni Taş Çağları'nı yaşamıştır. Türkiye'de alt taş devrine ait buluntular ilk kez burada ele geçmiş olup, bunlar fosil ve ok uçlarıdır. Prof. Dr. Enver 74
77 Bostancı tarafından yıllardır Dülük'te kazı yapılmaktadır. Bu bilim adamına göre, tarih öncesi dönemde bölgenin ismi Kal-si-ta-nan olup, Anadolu sınırları içerisinde ilk insan bu civarda yaşamıştır. Yine aynı bilim adamı, Şarklı Mağara olarak adlandırılan mağara duvarlarında ilk kez sayı sisteminin kullanılmış olduğunu belirtmektedir. Bugün için Dülük Köyü'nde, demiryolunun doğusunda kalan ve birinci derece arkeolojik sit alanı olan Keber Tepesi üzerinde bir zamanların büyük kenti Dolichenos'un kalıntıları bulunmaktadır. Ancak, üzüm bağlan ve fıstık ağaçlarının altında kalan harabeleri görmek mümkün olmamaktadır. Tepenin bati yamaçlarında Eski Taş Çağında kullanılmış olan mağara ve Geç Roma Çağı'nda yeraltı tapınağı olarak kullanılan kilise izlenebilmektedir. Demiryolunun batısında kalan ve kayalık yamaçlar üzerine kurulmuş olan Dülük Köyü'nün hemen içinde ve kenarlarında antik kentin mezarlığı (Nekropolü) yer almakta olup, yeraltına oyulmuş çok miktarda mezar odaları görülmektedir. Buradaki nekropol, büyük bir kaya mezarlığıdır. Genelde tonoz tipi mezarlar mevcuttur. İçlerindeki kabartmalar ve işlemeler köylülerce büyük ölçüde tahrip edilmiş ve insan başı süslemeler oyularak çıkarılmış, tavanı tutan işlemeli başlı sütunlar yerlerinden kesilerek alınmışlardır. Bu mezar mağaralardan birçoğu ise köylülerce ahır olarak kullanılmaktadır. Dülük Köyü'ndeki taş ocağının içinden giden ve antik çağda da kutsal bir anlam taşıyan patika bir yol kıvrılarak tepelere doğru çıkmakta ve bugünkü Dülükbaba tepesine ulaşmaktadır. Bu tepede ise bir zamanlar meşhur Jüpiter Dolichenos tapınağına ait çok az mimari parçanın görülebildiği tepedeki bazı modern tesisler tarihin tahribine neden olmuştur. Antik tapınağın kutsal alanı içerisinde rahip ve ruhban sınıfından kimselere ait olduğu anlaşılan kayaya oyulmuş oda mezarlarından 16 tanesi Gaziantep Müze Müdürlüğü'nce kazılıp temizlenerek halkın ziyaretine açılmıştır. Ancak, bu mezarlar halen çöplerle doludur. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:29) Dülük Köyü, yapılacak kazılar ve düzenlemeler sonucunda turizm açısından değerlendirilebilecek niteliğe sahip önemli bir yerleşmedir. İSLAHİYE : Yesemek Heykel Atölyesi : Gaziantep Müze Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyet gösteren Yesemek Açık Hava Müzesi, Yesemek taş ocağı ve heykel atölyesi olarak anılan yer arkeolojik sit alanı olup, islahiye İlçesinin 22 km. güneydoğusundaki Yesemek Köyü'nün 500 m. güneyinde yer almaktadır. Yol asfalttır. Ulaşım, İslahiye İlçesi'nden olduğu gibi Hataya bağlı Akbez yol ayrımından Kilis İli'ne giden yolla da sağlanmaktadır. Bu arazi, III. Jeolojik Devre ait menekşemsi gri renkte ve son derece kaliteli volkanik bir bazalt damarına sahiptir. Bazalt taşlar gayet sert ve çok ince gözenekli olup, son derece kalitelidir. Dolarit adıyla da tanımlanan bu kaliteli bazalt damarından yararlanmak amacı ile burada bir taş ocağı açılmış ve çıkarılan taş blokların işlendiği oldukça büyük bir heykel atölyesi kurulmuştur. Yesemek ilk defa 1890 yılında Zincirli'de ( Sam'al ) kazı yapan Felix Von Luschan tarafından keşfedilmiş olup, daha sonra bir çok yerli ve yabancı bilim adamının ilgisini çekmiştir. Buradaki 75
78 sistemli araştırma ve kazı çalışmaları yılları arasında Prof. Dr. Bahadır Alkım başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülmüş ve 200'e yakın heykel taslağı çıkarılmıştır. Geçtiğimiz yıllar da ise arkeolog İlhan Temizsoy tarafından toprak altında kalan heykellerin gün ışığına çıkarılması ile 300 adet yontu ve heykel taslağına ulaşılmış ve sözkonusu alan Gaziantep Müzesi Müdürlüğü tarafından çevre düzenlemesi yapılarak Açık Hava Müzesi haline getirilmiştir. Yesemek Köyü'nün yaklaşık 1 km. batısında bulunan Yesemek Höyüğünde de aynı anlamda çalışmalar yapılmış ve ortaya çıkan buluntulardan Yesemek Höyüğünün, taş ocağı ve atölyede çalışanlarca iskan edildiği sonucuna varılmıştır. Yapılan araştırmalar atölyenin bölgenin Hitit hakimiyetine girdiği M.Ö tarihleri arasında işletmeye açıldığını ve yörenin yerli halkı Hur'ların çalıştırıldığını göstermektedir. Hitit İmparatorluğu, şehirlerinin tek tek deniz kavimlerince ele geçirilmesiyle yıkılmaya yüz tutmuş ve Güneydoğu Anadolu'ya çekilerek feodal krallıklar haline gelmiştir. Hititlerin bu dönemine "Geç Hitit Dönemi" adı verilmektedir. Kurulan bu krallıklardan biri olan Sam'al (Zincirli) Krallığı, M.Ö. IX. YY.'da Yesemek'in de içinde bulunduğu bu bölgeye hakim bir krallıktır. Bu dönemde Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi yeniden faaliyete geçmiştir. Bu dönemde yapılan heykellerde bölgenin siyasi durumu nedeni ile Asur, Hitit ve Suriye unsurları görülmektedir. Daha sonra bu bölgeye gelen Aramiler de heykellere kendi izlerini bırakmışlardır. Bir çok devletin çeşitli özelliklerini taşıyan bu bölge sanatsal acıdan daha da önemli bir yer konumuna gelmiştir Sam'al Krallığının Asurlular tarafından yıkılması ile bölge Asurluların hakimiyetine girmiş ve bundan sonra 1890 yılına kadar Yesemek Taş ocağı Heykel Atölyesi işlerliğini kaybetmiş ve çalışan halk burayı terk etmiştir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:30) Yaklaşık m 2 alan kaplayan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi'nin nasıl işletildiği ve bu çalışmalarda hangi teknik ve malzemelerin kullanıldığı yerinde örnekleri ile adım adım izlenebilmektedir. Taşın çıkartılmasından eserin son rötuşlarına kadar tüm evrelere ait yontu taslaklarını bugün Açık Hava Müzesi'nde yerinde izlemek mümkündür. Yesemek Açık Hava Müzesi'nde 300'ün üzerinde yontu taslağı mevcuttur. Bunlar sfenksler, arslanlar, dağ tanrıları ve çeşitli mimari parçalardan oluşan zengin bir koleksiyondur. Sonuç olarak büyük bir organizasyonla işletildiği anlaşılan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi; taşların ocaktan kesilmesi, yontu taslaklarının hazırlanması ve tamamlanmasına kadarki evrelerin teker teker örnekleri ile görülebileceği dünyada başka bir benzeri olmayan heykel okulu niteliğinde olup, önemli bir kültürel potansiyele sahiptir. Alan, iyi bir düzenleme ve tanıtımla bölgeye uluslararası bir kültürel aktivite kazandırabilecek özelliktedir. Zincirli (Sam'al): Tarihi Zincirli yerleşmesi İslahiye İlçesi sınırları içerisinde ve Gaziantep'e 90 km. mesafede yer almaktadır. Höyükte yapılan kazılardan buranın ilk Tunç Çağı'ndan Roma Dönemi'ne kadar bir yerleşme yeri olduğu belirlenmiştir. Sam'al Krallığı döneminde yerleşme alanı, dünyada başka bir benzeri olmayan daire biçimli, çift duvarlı güçlü bir surla çevrilidir. Bu devirde halkın oturduğu; etrafı surlarla çevrili müstahkem şehirlerin içlerinde sıkışık tarzda yapılan evler, yörenin en eski mimari örneklerini teşkil etmektedir. Zincirli'de yıllarında bir grup Alman kazı heyeti tarafından saray kalıntıları ortaya çıkartılmıştır. Zincirli Höyük kazılarından çıkarılan en önemli eserler, tapınak ve saraya ait 76
79 kabartmalı taş kalıntılarıdır. Geç Hitit Dönemi'nin en önemli yerleşme merkezlerinden biri olan Zincirli den çıkartılan bol miktarda değerli sanat eseri Ankara, İstanbul ve Berlin müzelerinde sergilenmektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:31) Zincirli Köyü'nde toprak üzerinde halihazırda görülebilecek hemen hiç bir şey yoktur. Daha önce yapılan kazıların da izleri örtülmüştür. Sarayın bulunduğu tepede konut inşa edilmiştir. Köydeki inşaatlarda tarihi eser kalıntılarının kullanıldığı tespit edilmiştir. Tümen Höyük : Tümen Höyük İslahiye ve civarında sayıları 50'yi geçen eski iskan yerlerinden biri olup, İslahiye ilçesinin 10 km. doğusunda yer almaktadır. 24 m. yüksekliği ile bölgenin en büyük höyüklerindendir. Höyük ilk olarak 1958 yılında Prof. Bahadır Alkım ve Asistanı Refik Duru tarafından tespit edilmiş ve arkeolojik kazılar yapılmıştır. Yapılan kazı çalışmalarından M.Ö yıllarının son dönemlerinde burada büyük bir şehrin olduğu ortaya çıkmıştır. Kazılarda, iç içe iki surun çevirdiği saray kalıntıları ortaya çıkartılmıştır. Surlar yer yer dörtgen şeklindeki kulelerle takviye edilmiştir. Sarayın kesme taştan yapılmış temel kalıntıları günümüze kadar ulaşmış bulunmaktadır. Ayrıca sarayın banyo bölümü ilgi çekicidir. Halen yoldan yaklaşık m. içeride kalan Tümen Höyüğün taş döşeli yolu M.Ö yılına tarihlenmektedir. Höyüğün kuzeydoğusunda 8 m. yüksekliğinde, 17 basamaklı ve rampayla çıkılan yuvarlak kuleler bulunmaktadır. Höyüğe ait buluntular eski Mezopotamya ve Suriye kültürleri ile eski Anadolu kültürleri arasındaki bağı ve karşılıklı ilişkiyi göstermektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:31) Tümen Höyüğü, Zincirli'ye 39 km., Yesemek Köyü'ne ise 14 km. mesafede bulunan önemli bir yerleşme merkezidir. Dolayısıyla yöredeki diğer tarihi merkezlere yakınlığı ve toprak üstü eserlerin varlığı nedeni ile, yapılacak düzenlemelerden sonra turistik ziyarete açılabilecek niteliktedir. Mevcut durumda harabelere ulaşmak çok zordur. Derenin akışının yüksek olduğu dönemlerde ise, köprü olmadığı için tepeye ulaşmak mümkün olamamaktadır. Sakçagözü : Sakçagözü, Gaziantep - Adana karayolunun yaklaşık 50. km.'sinde yer alan Geç Hitit Dönemi'nin önemli merkezlerinden birisidir. Mevcut yerleşme, tarihi yerleşme ile içiçedir. Buradaki ilk iskanın M.Ö yılları arasında Keramik öncesi Neolitik Devre dayandığı tahmin edilmektedir. Sakçagözü'nde kazı çalışmaları yılları arasında İngilizler tarafından yapılmıştır. Kazılarda Hitit dönemine ait yapılar, şehri çevreleyen surlar, saray kalıntıları, yapıları süsleyen ortostatlar ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca Hitit üslubundaki eserler, süslü kabartmalar ve heykelcikler de bulunmuştur. Bunların bir çoğu Ankara, İstanbul müzelerinde ve yurtdışındaki müzelerde sergilenmektedir. Sakçagözü yöresinde iskanın yoğun olduğu, hemen yakın çevresindeki höyüklerin sıklığından anlaşılmaktadır. Bu höyüklerin arasında Caba, Keferdiz, Güzbaba, Sonruz, Yalangoz, Kuskun höyükleri sayılabilir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:32) Sakçagözü'nde halen köy merası olarak kullanılan çayırlık sahanın altında çok sayıda mezar olduğu görülmektedir. Bunlardan bazılarının girişleri açıktır. Ayrıca yerleşmenin doğu tarafında, karayolunun alt kesimindeki yamaçta mağaralar şeklinde kaya mezarları bulunmaktadır. Mezarlığın bulunduğu kesimde, yer altında odalar ve koridorlar ile büyük bir yapının yer aldığı 77
80 ancak, girişinin bilinmediği köylüler tarafından ifade edilmektedir. Köy ile mezarlık arasında, yüksekten süzülerek dökülen mini şelale görsel açıdan çekicilik yaratmaktadır. Ayrıca bölgede 1900'lü yılların özelliklerini taşıyan 'Hurşit Ağa Konağı' adıyla bilinen tarihi bir bina da bulunmaktadır. Restore edilerek turizm amacıyla kullanılabilecek nitelikte bir yapıdır. NİZİP : Gaziantep İli'ne bağlı bir ilçe merkezidir. Eski bir tarihi geçmişi olmasına karşın, tarih boyunca hiçbir dönemde büyük sivil veya askeri yapıların inşa edileceği kadar önemli bir merkez olmamıştır. İlçenin Karşıyaka (Fevkani) Mahallesi'nde tarihi bir kilise yer almaktadır. Kilise 1991 yılından beri tahıl deposu olarak kullanılmakta olup, zamanla harap olmaktadır. Ayrıca kent merkezinde belediyenin yanında bulunan ve halen iyi durumda olan Çarşı Camii ve bu caminin arkasında yer alan Eski Bedesten ile çevresi son yıllarda Belediye tarafından restore edilmiş ve düzenlenmiştir. Bunun yanında Hacıleylek Camii, Şıhlar Camii, Eski Külliye ve Han Bölgesi korunması gerekli tarihi değerlerdir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:33) Belkıs Höyük : Belkıs Höyük olarak bilinen tarihi "Zeugma" Kenti Gaziantep'in Nizip İlçesi'nin Kavunlu Köyü'nde yer alan birinci derece arkeolojik sit alanıdır. Kavunlu Köyü, höyüğün eteklerinde ve Fırat kenarında kurulmuştur. Höyük oldukça yüksek olup geniş bir alanı kaplamaktadır. Çevredeki mezar girişleri ve mağaralardan, eski yerleşmenin geniş bir alana yayılmış olduğu anlaşılmaktadır. Belkıs şehri kalıntıları, Akropolden Fırat Nehri'ne doğru inen yamaçlarda yer almakta olup, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine aittir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:33) Gaziantep Müze Müdürü, Arkeolog Dr. Rıfat Ergeç tarafından yapılan kazılarda Romalı bir zengine ait bir villa bulunmuş ve bu villanın misafir odasının tabanına Dionysos'un düğün sahnesi işlenmiş, sanat değeri yüksek mozaikler bulunmuştur. Nekropolden elde edilen heykeller ve kabartmalar Gaziantep Müzesi'nin Belkıs (Zeugma) salonunda sergilenmektedir. Sergilenen heykellerin hemen hepsi mezarlardan elde edilmiş olup, oda mezarlarda gömülü kişileri simgelemektedir. Roma Dönemi'nde geniş bir iskan gören ve önemli bir merkez olan Zeugma Kenti, kendi adına para basmıştır. Halen yer üstünde önemli bir kalıntı göze çarpmamakla birlikte, yer altında Roma Dönemi mezarları ve kalıntıları bulunmaktadır. Yapılan kazı çalışmalarında ele geçen sikkelerin bir kısmı ise Gaziantep Müzesi'nde sergilenmektedir. Bugün Belkıs'da toprak üzerinde göze çarpan fazla bir şey bulunmamaktadır. Asıl önemli kalıntılar, bütün tahribata rağmen toprak altındadır. Yerleşmenin yapımı devam eden Birecik Barajı'nın suları altında kalacak olan kısımlarında Gaziantep Müzesi'nce yapılmakta olan kurtarma kazıları ile araştırmalara devam edilmektedir. Su altında kalacak yerlerin kazılarının süratle tamamlanması gerekmektedir. Su üstünde kasacak kesim için de kazı çalışmalarının devam ettirilmesi bölge turizmi açısından önemli görülmektedir. KARKAMIŞ : Karkamış, İstanbul - Bağdat demiryolu ile Fırat nehrinin kesiştiği yerde Fırat nehrinin batısında yer almaktadır. Mezopotamya, Mısır ve Anadolu yollarının kavşak noktasında bulunması dolayısıyla, ilk çağlardan günümüze kadar kesintisiz bir yerleşim noktası olmuş ve bu nedenle 78
81 bir çok medeniyeti bünyesinde barındırmıştır. Günümüzde aynı adı taşıyan ilçe merkezinin güneyine düşen antik kent, bir sınır kenti durumundadır. Suriye sınırında bulunan Karkamış harabelerinden batıdaki iç kale ve şehir Türkiye topraklarında, dış kale ve şehir ise Suriye topraklarında bulunmaktadır. Kent'in önemi antik dönemlerindeki stratejik konumundan kaynaklanmaktadır. Karkamış harabelerinde bir çok ilim adamı tarafından yapılan kazı çalışmalarının ilki 1878 yılında İngilizler tarafından gerçekleştirilmiştir. Kazılarda hiyeroglif yazılı tabletler bulunması bir anda ilim camiasının ve araştırmacıların ilgisini Karkamış'a çekmiştir. Yapılan kazılar sonucunda, kentin neolitik dönemden günümüze kadar daima iskan gördüğü ayrıca, geçmiş dönemlerde çok önemli bir kültür ve sanat merkezi olduğu anlaşılmıştır. Burada yapılan bir çok araştırmanın detaylı sonuçları yayınlanmış olup, ele geçirilen bir çok kıymetli ve nadide eserler dünya müzelerinde bulunmaktadır. Gılgamış Destanı Geç Hitit döneminde Karkamış şehrinin ortostatları üzerinde tasvir edilmiştir. Bu ortostatların bir kısmı yerlerinden sökülerek Ankara -Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne götürülmüştür. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:36) Karkamış'ta bugün iç ve dış şehir surları, tapınak ve Hilani evlerin kalıntıları göze çarpmaktadır. Dış surun anıtsal girişi batı taraftadır. Buradan iç kaleye, biri batıdan biri de güneyden olmak üzere iki giriş ile geçilmektedir. Günümüzde iç ve dış şehir surları harap vaziyettedir. Bugün tam Suriye sınırında askeri bölgede mayınlarla kaplı alanda bulunan Karkamış, ziyaretçiler tarafından gezilememektedir. Kentin bir kısmı ise Suriye'de kalmıştır. Karkamış Barajı'nın yapılmasıyla ilçe içinde yer alan çok sayıda tarihi eser ve höyük sular altında kalacaktır. Bu konuda araştırma, kazı ve kurtarma çalışmaları Kültür Bakanlığı nın izni ve denetiminde, D.S.İ.'nin finans katkısıyla O.D.T.Ü. tarafından yürütülmektedir. YAVUZELİ - ARABAN: Rumkale (Hromgla) : Rumkale, Yavuzeli İlçesi'ne bağlı Kasaba Köyü'nde, Fırat Nehri ile Merziman Çayı'nın birleştiği, Fırat'ın batı sahilinde yüksek ve sarp kayalarla örtülü çevreye hakim bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kalenin tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte M.Ö. 840 yılında Geç Hitit Dönemi'nde yapıldığı tahmin edilmektedir. Rumkale, çok eski tarihlerden beri Fırat boyuna hakim olmasıyla stratejik bir kale olma özelliğine sahiptir. Kale zaman içerisinde sırasıyla Asur, Med, Pers, Roma ve Arap hakimiyetinde kalmış daha sonra Hıristiyanların kontrolüne girmiştir. Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan Johannes (Yohenna)'in Roma Dönemi'nde Rumkale'yi merkez yaparak Hıristiyanlığı Rumkale ve civarında yaymaya çalıştığı ve kayadan oyma bir odada Yohenna'nın İncil müsvettelerini sakladığı, daha sonra İncil'in Beyrut'a kaçırıldığı rivayet edilmekte ve Yohenna'nın mezarının da kalede bulunmasından dolayı Hıristiyanlarca kutsal sayılmaktadır. Rumkale, haçlı seferleri sırasında, Haçlıların M.S yılında kurmuş oldukları merkezi Şanlıurfa'da bulunan Şanlıurfa Haçlı Kontluğu'nun başlıca kalelerinden birisi olmuş, daha sonra ise müslümanlar tarafından ele geçirilmiştir. Türk - İslam sanatının özelliklerinin de görülebileceği kalede, kullanılamayacak kadar harabe olan bir de mescit bulunmaktadır. Kale'nin toplam sekiz burcu vardır. Güneydeki kayalık uzantısı yarık şeklinde kesilmiş, böylece kale girişi tek yöne aktarılmıştır. Giriş yolu üzerinde m. aralıklarla 51 adet kule ile 79
82 korunan bir geçit inşa edilmiştir. Kale iki sıra halinde olup, yarıya kadar toprağa gömülüdür. Kale'nin altından geçen ve Merzimen Çayı ile Fırat'ı birleştiren bir kanal olduğu ve kalenin su ihtiyacının buradan karşılandığı söylenmektedir. Yine söylentilere göre kalede bulunan ve Satra' olarak adlandırılan kuyunun içerisinde yer alan bir koridordan geçilerek, bir merdiven vasıtası ile kayadan oyma olan, Yohenna'nın gizli odasına ulaşılmaktadır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:37) Rumkale bölgedeki kalelerin en büyüklerinden olup, üzerinde değişik dönemlerde yapılmış bir çok yapı kalıntısı bulunmaktadır. Birecik Barajı'nda su tutulmasından sonra, Kale'nin alt kotları (takriben girişe kadar) su altında kalacaktır. Anıt Mezarlar: Roma devri eserlerinden olan bu anıt mezarlardan Gaziantep İli'nde Araban ve Yavuzeli ilçeleri arasında sınır oluşturan Karadağ üzerinde üç adet bulunmaktadır. Hisar Anıt Mezarı: Gaziantep İli Araban İlçesi Hisar Köyü'nde bulunan anıt mezar, diğer iki örnekten daha eski olmasına rağmen günümüze kadar gelebilmiş orijinal bir yapıdır. M.S. II. YY başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Hisar Anıt Mezarı kesme taştan inşa edilmiş olup, m. yüksekliktedir. Süsleme yönünden oldukça sade bir özelliğe sahiptir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:38) Elif Anıt Mezarı: Araban İlçesi'nin Elif Köyü'nde yer almakta ve M.S. II. YY.'a tarihlenmektedir. Aynen Hisar Anıt Mezar'da olduğu gibi kesme taştan inşa edilmiş olup, yüksek bir kaide üzerine oturan gövde ve gövde üzerini örten tonozlu bir örtü sisteminden oluşmaktadır. Örtü sistemi kesin belli olmamakla birlikte kalıntılardan tonoz olabileceği anlaşılmaktadır. Estetik bir görünüm sergilemektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:38) Hasanoğlu Anıt Mezarı: Araban İlçesi Hasanoğlu Köyü'nde bulunmakta ve bu mezarın da M.S. II. YY başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Hasanoğlu Anıt Mezarı, kare planlı bir kaide üzerine kesme taştan inşa edilmiştir. Diğer anıt mezarlardan sonra yapılmış olmasına rağmen daha büyük tahribat görmüştür. Kuzey ve doğu cephelerindeki duvarların tamamen, kaidenin ise yarıya kadar yıkılmış olduğu görülmektedir. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:38) Dolmenler: Yavuzeli-Araban karayolu üzerinde insanlığın en eski dönemlerine ait dolmenler (Taş Çağı Mezarı) yer almaktadır. Arazide birçok dolmenin yıkılmış olduğu ve yalnız bir tanesinin hala ayakta kaldığı tesbit edilmiştir. Bu dolmen Karayolları Genel Müdürlüğü (T.C.K) tarafından çit altına alınmış ve tanıtıcı levha konmuş olmasına rağmen çit yıkılmıştır. (Gaziantep İli Turizm Envanteri, s:38) KİLİS Doğal Değerler Kilis'te turizm açısından önem arzeden bir doğal değer bulunmamaktadır. Çevre yolunun batısında bulunan Atatürk Ormanı'nın ağaçlandırması devam etmektedir. Kentin doğusunda bulunan Akpınar (Söğütlüdere) mevkii mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Su kaynağı bulunan ağaçlık alan düzensiz bir dere kenarı niteliğindedir. Ancak, bu alanda iki hektarlık hazine mülkü üzerinde Turizm Bakanlığı'nın da katkılarıyla, Özel İdare ve Belediye tarafından rekreasyon-günübirlik tesislerin yapılması amacıyla bir proje hazırlanmaktadır. Dere, Gaziantep 80
83 girişinde suni bir göl oluşturularak değerlendirilmiş, çevre düzenlemesi yapılmıştır. Belediye bu alan içinde bir lokanta ve sosyal tesis işletmektedir. Kent içinde, Hükümet alanının karşısında bulunan ağaçlık alan (Karataş Parkı) ise halk tarafından günlük mesire alanı olarak yoğunlukla kullanılmaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:13) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Kilis'in Merkez ilçesinde Osmanlı Dönemi'nden kalma tescili yapılmış 18 camii, 2 konak, 7 çeşme, 7 hamam, 2 minare, 1 Tekke Mevlevihanesi, Hükümet Konağı, Nakşibendi Tekkesi, 3 konut, 2 türbe, 2 anıt, 2 okul, 5 taşınmaz, 1 külliye, 3 köprü bulunmaktadır. Kentin en önemli merkezi olan Cumhuriyet Meydanı çevresindeki eski tarihi doku büyük ölçüde tahrip olmuştur. Ancak, sokak aralarında hala turizm açısından değerlendirilebilecek mekan ve yapılar bulunmaktadır. Bunların arasında tescilsiz olmakla birlikte, eski sabunhane binası rahatlıkla konaklama veya günübirlik tesise çevrilebilecek niteliktedir. İl'deki tarihi öneme sahip yapılar ve alanlar EK:1'de tabloda gösterilmiş, önemlileri ise detaylı olarak açıklanmıştır. Kent içinde yeni tesciller de Kültür Bakanlığı tarafından tasdik aşamasındadır, ancak bu çalışmada da kentsel sit belirlenmemiştir. (Tescil Fişleri. 2004) Ulu Cami : Kilis Merkezi'nin Şıhlar Mahallesi'nde yer alan caminin yazıtında 1334'te Memluklar Dönemi'nde Abdullah oğlu Hacı Halil tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır ve 1905 yıllarında onarım görmüştür. Düz kesme taştan dikdörtgen planlı olarak inşa edilen caminin kuzey yönünde dokuz kapı bulunmaktadır. İki sahınlı ana mekan derin bir kubbe ile örtülü olup, yanlarda sivri kemerli derin nişler bulunmaktadır. İnce uzun minaresi çok köşeli, şerefe altı ise mukarnas dolguludur. Kuzeydeki avlunun yine kuzey yönünde hafif sivri kemerlere oturan çapraz tonozla örtülü revak yer almaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:19) Tekke Mevlevihanesi : Cumhuriyet Meydanı'nda Tekke Mahallesi'nde yer almaktadır. 1525'te Abdül Hamit Murtaza tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Ak kesme taştan yapılan mevlevihane, halk arasında 'Aktekke' olarak adlandırılmaktadır. Orta mekan dört kalın payeye oturan bir kubbe ile örtülü olup, Semahane ortada büyük, yanlarda dört küçük kubbeyle örtülüdür. Yapı 1876 yılında onarım görmüştür. Yapı halen mescit olarak kullanılmaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s: 19) Paşa Hamamı: Kilis Merkezi'nin Tekke Mahallesi'nde yer almaktadır. Kilis hamamlarının en büyük ve süslemelisi olan Paşa Hamamı, Canbolat Bey tarafından Kilis'te yaptırılan üçüncü hamamdır yılına tarihlenen hamamın ön yüzünün tamamı yöreye özgü sarı ve kara taşlarla örülmüştür ve 11 kubbesi vardır. İldeki diğer hamamlardan ayrı olarak burada soğukluk bölümü de üç kollu haç planındadır. Taban, ak-pembe mermerden olup, ortası baklava motiflidir. Sekiz köşeli göbek taşı ise al-ak mermer dizilerinden oluşmuştur. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:22) Şurabil Türbesi: Kent içinde bir tepede yer alan Şurabil Türbesi yerel halk tarafından yoğunlukla ziyaret edilmektedir. Hz. Muhammed'in vahi katibi olan Şurabil hazretlerini ziyaret etmek için kent dışından da otobüslerle gelenler bulunmaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s: 19) Mercidabık: Kilis- Gaziantep yolundan ayrılan asfalt bir yolla ulaşılan Yavuzlu Köyü Mercidabık Savaşı'nın 81
84 yapıldığı ovada yer almaktadır. Her yıl burada şenlikler yapılmaktadır. Ayrıca, köyün içinde ilk ezanı okuyan Bilal-i Habeş'in Türbesi yer almaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:20) Oylum Höyük : Gaziantep - Kilis karayolunda, Kilis'e 2 km. uzaklıkta ve aynı adı taşıyan Köyün yanında yer alan arkeolojik sit alanıdır. Kuzeyde 22 m. ve güneyde 37 m.'lik iki yükselti ile, bunları bağlayan bir boyundan oluşan höyük, yaklaşık 460 m. uzunluğunda ve 370 m. genişliğindedir. Höyüğün kuzey ve batı yamaçları daha dik olup, güney yamaç ve eteği ile, güneydoğu yamacının bir kısmı bugün köy yerleşim sahasının altında kalmaktadır. Geç Khalkolitik Dönem özelliklerini yansıtan höyük, stratejik bir konumdadır. Höyüğün güney yükseltisi üzerinde Hz. Muhammed'in katibi olduğu söylenen Yusuf izzeddin'in özellikle Nisan-Mayıs aylarında kurban kesilerek ziyaret edilen bir ziyaretgahı vardır. Höyüğün batısında, yamaç önünde ve höyük üzerinde duvar ve temel kalıntıları bulunmaktadır. Çeşitli inşaatlar ve tuğla yapımı için kamyonlarla toprak alınması sonucunda yamaç ve eteklerinde önemli tahribata uğrayan höyük üzerinde bulunan çanak çömlek parçaları arasında bulunan muhtemelen M.Ö ve 2000 yıllarına ait olanların yanısıra; Hellenistik, Roma ve daha geç dönemlere ait parçalar da yer almaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:25) Ravanda Kalesi: Kilis'in 24 km. kuzeybatısında, Polateli Bucağı'na bağlı Ravanda Köyü yanında, çevreye hakim bir dağın üzerinde yer almaktadır. Dağın tepesi oyulmak suretiyle inşa edilmiştir. Kalenin Haçlılar zamanında müstahkem mevki olarak kullanıldığı bilinmektedir. Tepenin üzerinden, tabanda batı yönünde akan Afrin suyuna inen 300 basamaklı bir merdivenin bulunduğu söylenmektedir. Tepeye tırmanılması oldukça zordur. Büyük ölçüde tahribat görmesine rağmen bazı duvar ve burçlar sağlam kalmıştır. Bugün ayakta kalan kısmı "Ahmedek" diye adlandırılan bir çeşit iç kaledir. Dış kale duvarlarından bazı yerlerde döküntüler ve temeller kalmıştır. Kale gerek Gaziantep, gerekse Kilis'e oldukça uzaktır ve büyük ölçüde tahrip olmuştur. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:25) Kuzeyne Yerleşmesi (Kuzuini Köyü) : Kilis'in yaklaşık 7 km. kuzeybatısında yer alan bugünkü Kuzuini Köyü, antik Kuzeyne kenti üzerinde kurulmuştur. Yerleşmenin Hitit, Roma, Bizans ve İslam halifeleri devrine uzandığı tarihi kalıntılarından anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklarda bugünkü bazı evlerin ahırlarının eski çağ mozaikleri ile döşeli olduğu belirtilmektedir. Köyün arkasındaki sırtlarda kaya mezarlığı olduğu anlaşılan mağaralar bulunmaktadır. Bu mağaralar oldukça tahrip görmüş durumdadır. İç ve Dış kale kalıntılarına rastlanmaktadır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:24) Bugün için tarihi kalıntılar hemen tümüyle kaybolmuştur. Ancak kazı yapılması halinde bu alanın turizm açısından kullanılması mümkündür. Korus - Kiriş Ölü Şehri : Kilis ilçe merkezinin 20 km. batısında ve bugünkü Süngütepe (Bavuk) Köyü'nün güneyinde Romalıların ve Büyük İskender'in meşhur Korus Şehri harabeleri yer almaktadır. Korus Şehri, İskender ve Roma Dönemlerinin eski merkezlerindendir. Antik kentte tiyatro, kilise, kale kalıntıları, büyük sütunlar ve Roma sikkeleri dikkati çeken kalıntılardır. (Kilis İli Turizm Envanteri, s:26) Kent içinde tarihi değeri olan eski taş binalar, halen konut olarak kullanılmaktadır. Eski doku içinde sokaklarda kemerli geçişler yer almaktadır. 82
85 MARDİN Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Çağ Çağ Çağlayanı: Nusaybin'e 4 km. uzaklıkta olup, mülkiyeti DSİ ye ait olan bu alan, ağaçlık ve serindir. DSİ ye ait bir regülatörün bulunduğu yöre özellikle yaz aylarında rağbet görmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:2) Beyazsu: Midyat - Nusaybin yolu üzerinde Midyat'a 18 km. uzaklıktaki Aksu Köyü'nde yer almaktadır. Bu alan, Aksu Çayı boyunca Nusaybin'e kadar uzanan, genelde kavak ağaçları ve yer yer meyveliklerle kaplı vadi boyunca devam etmektedir. Köylüler su çevresinde küçük gölcükler ve bunların kenarında sazdan çardaklar yapmışlardır. Bu alana hafta sonları Batman civarından bile gelenler olmaktadır. Gelen aileler az bir ücret karşılığında bu çardakları günboyu kiralayabilmektedir. Arazinin tümü özel mülkiyete aittir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:2) Savur Suyu : İlçe içinde akan bu çayın çevresindeki bahçeler yerel halkın başlıca mesire yerleridir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:2) Sultanköy Kavaklığı : Mardin-Diyarbakır Yolu 17.km'sinde, 3 km. uzunluğunda dere kenarı, sık kavaklık ve ağaçlık olan alan mesire için kullanılmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:2) B) TERMAL KAYNAKLAR Gurm-i Ab Kaplıcası: Mardin'in Dargeçit ilçesine 18 km. uzaklıkta ve Dicle Irmağı kenarında yer almaktadır. Mülkiyeti aynı adla anılan köye aittir. Kaplıcaya ait tesis bulunmamaktadır. Kaynak suyu 40 C sıcaklıkta olup, kükürt içermekte; deri hastalıkları ve romatizma tedavisinde yararlı olmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:4) C) ORMAN KAYNAKLARI Zinnar Bağları: Mardin'den 10 km uzaklıkta yer almaktadır. Meyva ve sebzeleriyle ünlü bağlık, bahçelik sulak alanlardır. Çevre halkın mesire yeri olarak kullandığı bir alandır. Burada halk kendi bağ ve bahçeleri içinde piknik yaptığı için herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. (Mardin ili Turizm Envanteri, s:4) Mardin Kent Parkı: Mardin kenti bölgede yeşil alanların en kısıtlı olduğu alanlardır. Bu nedenle, GAP İdaresi ve Mardin Belediyesi 7 ha.'lık hazine ve belediye mülkiyetinde, Diyarbakır yolu kuzeyindeki bir alanı kent parkı ve rekreasyon alanı olarak düzenlemek için proje çalışmalarına başlamıştır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:4) D) YABAN HAYATI VE AVCILIK İl'in doğal yapısı, yabanıl yaşam koşullarını kısıtladığından çok çeşitli hayvan türlerine rastlanmamaktadır. Sadece tilki, tavşan, mevsimine göre karabatak, yaban ördeği, çulluk, keklik vb. kanatlılar avlanabilmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:4) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Mardin İli'nde, tescili yapılmış 269 konut, 1 han, 32 cami, 1 köşk, 11 kilise, 8 çeşme, kaya mezarları, 4 hamam, 1 ziyaretgah, 5 sivil yapı, 9 türbe, 5 medrese, 4 okul, 3 zaviye, 4 mescit, 1 tekke, 5 idari yapı, 1 müze, 1 bedesten, 2 çarşı, çınar ağaçları, 1 külliye, 2 sur, 4 köprü, 83
86 14 ticari yapı, 3 kaya mezarı ve 1 Atatürk Evi bulunmaktadır. İl merkezi kentsel sit alanıdır. (Tescil Fişleri, 2004) MARDİN MERKEZ: Mardin Merkez ilçe ve çevresinde Roma, Bizans ve Artuklu Dönemlerine ait çok sayıda kale ve özgün mimari örnekleri bulunmaktadır. Ancak, "Müze Kent" niteliğindeki Mardin büyük bir hızla özgünlüğünü yitirmektedir. Kent merkezinde üç kez koruma imar planı yapılmasına karşın uygulama düzeyi son derece yetersizdir. Yeni yapılaşmalar kentin özgün mimarisi hızla yok etmektedir. Çeşitli kültürlerin özellikleri kent yapısına yansımıştır. Halen GAP İdaresi Mardin için çeşitli projeler yürütmektedir. Kent içinde yürütülen en önemli çalışma "Mardin Kentsel Tasarım ve Restorasyon Projesi"dir. Proje alanı, Cumhuriyet Meydanı, İstiklal Sineması, Kayseriye Pasajı, Tellallar, Bakırcılar çarşılarıyla, Kırmızı Kilise ve Metropolitin yapılarını kapsamaktadır. Bu kapsamda, altyapının sağlıklaştırması, çevre düzenleme projesinin hazırlanması, seçilmiş olan dinsel, anıtsal, sivil mimarlık örneklerinin restore edilerek işlevsellik kazandırılması, eski ticaret merkezinin özgün dokusuna kavuşturulması ve turizm amaçlı kullanımının sağlanması öngörülmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:4) Kilise ve Manastırlar: Bölge, Hıristiyanlığın en eski kiliselerinin olduğu bölgelerdendir. M.S. I yy'dan başlayarak, bölgede kiliseler ve manastırlar inşa edilmiştir yılına kadar Süryaniler'in patriklik merkezi olan Mardin'in mezra ve köylerinden merkezlere değin her yerleşmede ve yerleşmeler arasında çok sayıda manastır ve kilise yapılmıştır. Kent içinde yer alan Mar Behnam (Kırklar) Kilisesi en eski kiliselerden olup, II. yy.'da yapıldığı tahmin edilmektedir. Mar Mihail, Behirmiz, Meryem Ana, Mar Yusuf, Mar Bitris, Surp Kevork (Kırmızı Kilise) ise hala işlevlerini sürdürebilen diğer kiliselerdir. Kiliselerin bir bölümü terkedilmiş ve harap durumdadır. Buna rağmen her yıl gerek yurt içi gerekse yurt dışından bölgedeki manastır ve kiliseleri, çok sayıda Süryani ve Hıristiyanlar ziyaret etmektedir. Birçok kilisenin bakım ve restorasyon çalışmaları Kültür Bakanlığı ve GAP Idaresi'nin de katkılarıyla Süryani Cemaatı tarafından gerçekleştirilmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:9) Camiler: Kentte yer alan en önemli camilerden biri Ulu Cami'dir. XII. yy.'a ait bir Artuklu eseri olan cami, çarşı içinde yer almaktadır. Batı ve doğusundaki eyvan girişlerinden küçük çapraz tonozlu mekanlara ve dikdörtgen planlı avluya girilmektedir. Batısında bulunan tek katlı beşik tonozlu bölüm sonradan eklenmiştir. Yapıdaki süsleme sanatı oldukça ilgi çekicidir. Emineddin Külliyesi 1123 yılında Artuklu Sultanı tarafından inşa ettirilmiş olup, cami, medrese, ve hamamdan oluşmaktadır. Necmeddin Külliyesi yine 12 yy'da inşa edilmiştir. Diğer önemli camiler arasında Melik Mahmud (Babü's-Sur) Camii (14.yy), Molla Hari Camii (14.yy), Şeyh Çabuk Camii, Hamid Camii (15.yy), Şeyh Ali Camii, bir Bizans şapelinin üzerine yapılan Pamuk Camii, Reyhaniye, Azap (Arap) Camii, Zairi Camii, Hacı Ömer Camii sayılmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:11) Medreseler: Yerleşmede yer alan medreseler Hatuniye (Sıtti Radaviye), Kasımiye, Zinciriye (Sultan İsa), Altınboğa, Hüsamiye, Marufiye, Muzafferiye, Şah Sultan Hatun ve Çehidiye medreseleridir. Hatuniye Medresesi 12.yy'da Artuklu döneminde inşa edilmiştir. Dikdörtgen bir alanı kaplayan 84
87 yapı, iki eyvanlı, revaklı, avlulu, iki katlı bir medresedir. Zinciriye Medresesi 1385'de Melik Mecdeddin İsa tarafından yaptırılan bir Artuklu eseridir. Kabaca dikdörtgen planlı, kesme taştan inşa edilmiş olup üç bölümden oluşmaktadır. Kasımiye Medresesi 15.yy'da inşa edilmiş bir Akkoyunlu eseridir. Yapımına Artuklu döneminde başlandığı düşünülmektedir. Kasımiye Medresesi Restorasyonu projelendirme çalışmalarına GAP İdaresi tarafından devam edilmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:8) Türbeler: Kentte yer alan türbeler arasında en önemlileri Cihangirbey Türbesi ve zaviyesi, Sultanhamza Türbesi ve Şeyh Hamid Türbesidir yılları arasında yaptırılan Akkoyunlu Cihangir İbni Ali Bin Karayülük Osman Türbesi, Sultan Kasım Medresesi yanında yer alan, dikdörtgen planlı iki katlı, kesme taş bir yapıdır. Yine aynı dönemde yapılan Sultan Hamza Türbesi dört yana taşkın haçvari planlı taş bir yapıdır yıllarında yaptırılan Şeyh Hamid Türbesi, dört türbe mekanı ve bir mescid kısmından oluşan bir yapı topluluğudur. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:8) Çarşılar: İl merkezinde yer alan en önemli çarşı yapıları Kayseriye ve Revaklı Çarşıdır. Kayseriye (Bezestan), yılları arasında Akkoyunlu Sultanı Kasım devrinde inşa edilmiştir. Osmanlı bedesdenlerine benzer bir planı bulunmaktadır. Güneyde çarşı içine açılan bir sıra tonozlu dükkan içinde, iki bölümlü, tonozlu derin nişler yer almaktadır. Revaklı Çarşının yapım tarihi bilinmemektedir. Ortada bir yolun iki yanında revaklar ve revakların arasında birer sıra derin dükkanlardan oluşan bir düzene sahiptir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s: 17) Hamamlar: Kentte yer alan en önemli hamamlar Hatuniye (Sıtti Radaviye) Külliyesi içinde bulunan Hatuniye Hamamı, Emir Hamamı, Ulu Cami Hamamı, Yeni Kapı Hamamı ve Maristan (Emineddin Külliyesi) Hamami'dır. Bu hamamların tümü YY'larda, Artuklu döneminde inşa edilmiştir, (Mardin İH Turizm Envanteri. s:9) Mardin Kalesi : Kalenin X. YY'da Hamdaniler tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Bugün izlenebilen bazı temel kalıntılarından kentin, kale dışında da surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Mardin Kalesi'nin güney burcu, duvar parçaları ve bir girişi günümüze kadar gelebilmiştir. Güneyde yer alan beşgen planlı, kesme taş ve tuğla örgülü burç, ileriye doğru çıkık bir görünümdedir. Burada ocak ve nişler mevcuttur. Kale bugün askeri alandır ve ziyarete açık değildir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:4) Mardin Müzesi : Mardin Müzesi, 1895 yılında Patrikhane binası olarak yapılmış, 1988 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak restore edilmiş ve binada 1995 yılında müze olarak düzenlenmiştir. Müzede M.Ö. 4000'den itibaren çeşitli medeniyetlere ait eserler ile yörenin özgün etnografik eserleri bulunmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:4) Deyr-Ul Zafaran Manastırı : En eski Hıristiyan Kiliselerinden olan Deyr-ul Zafaran, Mardin'nin 5 km. doğusunda yer almaktadır. Manastır Muaftan önceye tarihlenen bir Sin Mabedi'nin üzerinde kurulmuş olup, 85
88 Manastır'a dönüşmesi IV. yy.'a tarihlenmektedir. Mezopotamya'nın en önemli tarihi yapılarından olup, Süryani Kadim Cemaati'nin dini merkezlerindendir. Dini turizm açısından önemli olan manastırda IV. yy.'dan kalma mozaiklere bugün hala rastlanılmaktadır. Manastırın içerisinde tarihi bir İncil ile birlikte kutsal taş bulunmakta, ayrıca manastırda 52 Süryani Patriği'nin de mezarları yer almaktadır. Meryem Ana Kilisesi Bizans Dönemi'ne aittir. Manastır her kesim turist tarafından ziyaret edilmektedir. Deyr-ul Zafaran Manastırı yolu üzerinde yer alan Eski Kale (Kal'ıt-Mara) Köyü'nde Muaftan önceki devirlere tarihlenen bir kale ve biri ziyaret ve ibadete açık üç kilise yer almaktadır. Manastırın çevresindeki tepelerde Erdemeşt ve Ârur Kaleleri yer almaktadır. Arur Kalesi üzerinde M.S.I ve ll.yy'da kayalara oyularak Mor Yakup Manastırı inşa edilmiştir. İki katlı manastırın üst katında bir küçük oda ve küçük kilise, alt katında ise büyük kilise yer almaktadır. Deyr-ul Zafaran Manastırı ile yaklaşık 1 km. kuzeyindeki Meryem Ana Kilisesi (Theodoros Tapınağı) ve Mor Yakup Manastırı bir üçlü oluşturmaktadır. Yörenin en eski manastırlarından olan Mor İzozoil Manastırı artık kullanılmamaktadır. Kayıtlara göre 18. yüzyılın sonuna kadar manastırda rahiplerin olduğu bilinmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:9) Dara Ören Yeri: Mardin'in güneydoğusundaki Oğuz Köyü'nde yer almaktadır. Bugün küçük bir köy yerleşmesi halinde olan ören yeri, eski Mezopotamya'nın en önemli kentlerindendir. Kent, İran Hükümdarı Darayuvaşi tarafından kurulmuş, çeşitli dönemlerde İranlılarla Romalılar arasında el değiştirmiş, Emevi ve Abbasilerden sonra da XV. YY.'da Türklerin eline geçmiştir. Kentin çevresi 4 km.lik bir surla çevrilidir. Güneye ve kuzeye açılan iki kapısı vardır. İç Kale 50 m. yüksekliğindeki bir tepe üzerine kurulmuştur. Bugün bu tepe üzerine evler yapılmış, kent kalıntıları önemli ölçüde tahrip olmuştur. Kent kalıntıları içerisinde kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi günümüze kadar gelmiştir. Su bendi, köyün kuzeyinde, güneye doğru inen kayaların oyulmasıyla oluşturulmuştur. Ayrıca köyün etrafında kayadan oyma mağara evlere de rastlanmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:6) DERİK Rabat Kalesi: Derik İlçesi'nin 15 km. batısında, Hisaraltı Köyü'nde yer alan Rabat Kalesi, Artuklu Dönemi'nin en büyük yapıtlarından olup, köyün kuzeyindeki dar vadinin doğusunda bulunan 150 m. yüksekliğindeki bir tepenin düzlük kesiminde kurulmuştur. Kale, 1500 m. uzunluğunda 10 m. yüksekliğinde surlarla çevrilidir. Bu surların köşelerinde 4 gözetleme kulesi ve çevresinde de 15 burç vardır. Doğu ve Batı kesimlerinden girilen kaledeki barınaklar yeraltındadır. Düzlük meydanda ise sütun başlıkları ve aslan kabartmaları yer almaktadır. Kale içerisinde bulunan yer altındaki saray kalıntıları, bina kalıntıları, erzak ambarları ve sarnıçlar günümüze kadar gelebilmiş kalıntılar arasındadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:5) Telbisim: Derik'in bir kilometre güneyinde Tepebağ köyünde bulunan kent ve kale kalıntılarının Bizans Dönemi'ne ait olduğu sanılmaktadır. Köyde Roma Devri'nden kalma mozaikler bulunmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:5) 86
89 Fitvar: İlçe merkezinin 13 km batısında, kuzeyden güneye doğru uzanan bir vadi içinde 500 m. genişliğinde, 1 km. uzunluğunda Roma Devri bir kent kalıntısı bulunmuştur. Harabeler arasında saray, kilise ve birçok yapı kalıntısı mevcuttur. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:5) KIZILTEPE : Kızıltepe, Artukoğulları Dönemi'nin önemli kentlerinden birisidir. İlçedeki yapılardan günümüze gelmiş olan yalnız Ulu Camii'dir. İlçenin kuzeybatısında yer alan ve 1204 yılına tarihlenen Ulu Camii kesme taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Üç sahınlı ve dikdörtgen planlı olan caminin ana mekanında bulunan zengin taşlarla işlenmiş mihrap nişi ilgi çekicidir. Eserin restorasyonu tamamlanmıştır. Bu cami sanat tarihinde adı geçen bir eserdir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:11) MAZIDAĞI : Dermetinan Kalesi: Mazıdağı'nın 20 km. kuzeybatısında, Gümüşyuva Köyü yakınlarında bulunan Dermetinan Kalesi kervanyoluna hakim, 150 m. yükseklikte bir tepede Bizanslılar tarafından inşa edilmiştir. Kale 8 burçlu olup, 20 gözetleme kulesi ile içinde su sarnıçları ve erzak depoları bulunmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:5) MİDYAT : Midyat tarihi kent dokusu, yeni kentin eski kent dokusundan kopuk olarak gelişmesi sonucu, oldukça iyi korunmuştur. Yerleşmede henüz kentsel sit alanı belirlenmemiş ve koruma imar planı yapılmamıştır. Kaymakamlık ve Çekül Vakfı işbirliği ile iki eski konutun restorasyonuna başlanacaktır. Gerek geleneksel taş işçiliğini yaşatmak, gerekse eski eser restorasyonlarında kullanılmak amacıyla, Kaymakamlık tarafından Taş Kesme ve İşleme Atölyesi açılmıştır. Kentin içinde özgün taş konutların yanısıra yine aynı mimari uslubla inşa edilmiş kilise ve camiler mevcuttur. (Mardin İli Turizm Envanteri, s: 16) Deyrul Umur Manastırı : Turabdin Bölgesi'nin Metropolitliğin Merkezi Midyat Deyrul Umur (Mor Gabriel) Manastın'dır. İlçenin yaklaşık 18 km. doğusunda yüksek bir tepede yapılmış olan manastır, Süryani Kadim Cemaati'nin büyük ve ünlü yapıtlarından birisidir. Mabet değişik dönemlerde ek olarak yapılmış, rahipler için barınma ve ibadet yerleri, lahitlerin konacağı abide evi, günümüzde kullanılan Meryem Ana Kilisesi, Resullar Kilisesi, Kırk Şehitler Kilisesi, Mor Şumuel'in gömülü olduğu mabet, Kartminli Mor Şemun Mabeti, sekiz kemerli Theodora Kubbesi, Mısırlılar tarafından yaptırılmış bir kubbe; zengin motif ve mozaikleri ile ünlü büyük bir yapıdır. Ayrıca manastırın 4'er yataklı 7 odası bulunan bir misafirhanesi vardır. Manastırın yakınında, Günyurdu-Dibek köyleri arasında, Bagok Dağı'nın doğusunda M.S. 351 yılında Romalılar tarafından inşa edilen Haytam Kalesi yer almaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s: 10) Selman-ı Pak Camii : Artukoğullan Dönemi'ne ait bir yapıdır. Bugün caminin sadece minaresi orijinaldir. Geri kalan kısımları tümüyle yenilenmiştir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:7) Hah Harabeleri : Büyük bir kent olduğu belirtilen harabeler halen tamamiyle toprak altındadır. Herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:6) 87
90 Hah Köyü Kiliseleri : Midyat'a 40 km uzaklıkta Hah (Anıtlı) Köyünde Hıristiyanlığın ilk dönemlerine ait Meryem Ana, Mor Soba, Mor Sarkis-Bahos, Mecdelli Meryem Sen Mari, Mor Mihayel ve Mor Keşiş kiliseleri bulunmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:11) Acırlı : Midyat'ın 6 km. batısında yer almaktadır. Acırlı'nın güneybatısında Elet Mevkiinde 3 adet türbe, kayalık kesimde kireçtaşı kayaya oyulmuş çok sayıda mağara, su sarnıçları, islam mezarlığı ve yaklaşık yıllık anıtsal nitelikli ağaçlar bulunmaktadır. Mağaraların; üzüm suyu üretim ve depolama yerleri, depo ve konut olarak kullanıldığı tesbit edilmiştir. Bir kısmı ise mezar odalarıdır. Bu alanın M.Ö. 3000'e dayandığı düşünülmektedir. Alan I. Derece Arkeolojik Sit Alanıdır ve Çevre Düzenleme Proje çalışmaları tamamlanmıştır. Çalışma GAP İdaresi ve Kültür Bakanlığı işbirliği ile sürdürülmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:6) NUSAYBİN : Zeynel Âbidin Türbeleri ve Camii: Nusaybin'de yer alan Zeynel Abidin Camii, 1956 yılında tümüyle yenilenmiştir. Hz. Muhammed'in torunları Zeynel Abidin ile kızkardeşi Zeynep Hanım'ın türbeleri burada yer almaktadır. Mezarların kimlere ait olduğunu gösteren bir taş kitabenin bulunduğu türbeler, dini turizm açısından önemlidir. Aynı yerde, Hz. Muhammed'in berberliğini yapmış Selman-ı Pak ziyaretgâhı bulunmaktadır. Türbelerin çevre düzenlemesi yapılmıştır ve gerek yurt içinden, gerek yurt dışından (Suriye) yılda yaklaşık ziyaretçi çekmektedir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:11) Mor Yakup Kilisesi : Nusaybin'de Zeynel Abidin Camii'ne bitişik olan Mor Yakup Kilisesi, yörenin en eski yapıtlarından olup, 1900 yıllık kilisenin bodrumunda Mor Yakup'un granit taştan yapılmış mezan yer almaktadır. Kilise halen ibadet amaçlı sürekli kullanılmamakla birlikte ziyarete açıktır. Kilisenin onarımı gereklidir. (Mardin İli Turizm Envanteri, s: 10) Mor Evgin Manastırı : Yörenin eski yapıtlarından olan Deyr Maruk ve Mor Evgin manastırlar! Nusaybin'in Girmeli Köyü'nde yer almaktadır. Bölgenin en önemli misyonerlerinden sayılan Mor Evgin tarafından IV.yy'da kurulan manastır Turabdin Dağı yamacında, 500 m. yükseklikte mağara ve yapılardan oluşmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:10) Günyurdu Kiliseleri : Köyde kayalara oyularak yapılmış Mor Bobo (Yeraltı), Mor Aho ve Mor Şemun Kiliseleri yer almaktadır. Kiliseler Hıristiyanlığın ilk dönemlerine aittir. Köy ve kilise halen kullanılmamaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:10) Gırnavuz Höyük : Nusaybin İlçesi'nin 4 km. kadar kuzeyinde yer almaktadır. Girnavuz kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkan ve Hurrili sanatçılar tarafından yapıldığı anlaşılan kült vazo, bu yerleşim yerinin önemli bir Hurri-Mitanni Merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. Önemli bir arkeolojik değer olmasına karşın, mevcut durumda höyükte görsel bir çekim unsuru bulunmamaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:6) 88
91 Aznavur Kalesi : Nusaybin'in 14 km. kuzeydoğusunda geniş bir vadi üzerindeki tepelerde kurulmuştur. 970 yılında Hamdani Dönemi'nde Abdullah Bin Hamdan tarafından yaptırılmıştır. Güneye açılan ve direk kale meydanına girilen tek kapısı, 14 burç ve iki gözetleme kulesi bulunmaktadır. Güneyde yer alan Suriye Ovası'na hakim kule ile birlikte bir çok kalıntı da hala ayaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:6) Marin Kalesi ve Harabeleri : Nusaybin'in 15 km kuzeydoğusunda Eskihisar Köyü'ndedir. Marin Kenti Mezopotamya'nın en eski kentlerindendir. Kentin kalıntıları arasında Roma, Bizans ve Süryani eserleri bulunmaktadır. Kale'nin oniki kulesi ve güneye açılan bir kapısı bulunmaktadır. Yapım tarzından Bizans eseri olduğu anlaşılan kalenin kuzeyinde saraylar ve kiliseler, mağara girişinde çivi ve strangila yazılar ve çeşitli kabartma resimler yer almaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:5) Hafemtay Kalesi : Nusaybin'in 20 km. kuzeydoğusunda, Suriye sınırına yakın bir tepe üzerinde Romalılar tarafından inşa edilmiştir, 14 burcu, 2 aözetleme kulesi olan kalenin surları 1500 uzunlukta ve 10 m. yüksekliktedir. Tek kapıdan girilen kale içinde su sarnıçları, erzak ambarları ve mahzenler bulunmaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:5) SAVUR : Romalılar tarafından yaptırılan Savur Kalesi yığma taştan inşa edilmiştir. Bir bölümü harabe halindedir. Kent M.S. 1.yy'da Episkoposluk merkezi olmuştur. Ancak, şu anda kentte cami olarak kullanılan yalnız bir kilise bilinmektedir. Kentin eski dokusu sit olarak tescil edilmiş olup, çok güzel taş işçiliği olan özgün konut dokusu bulunmaktadır. Savur'un 5 km. doğusunda yer alan Dereiçi (Kıllıt) Köyü'nde Süryani Ortodoks (Mor Yuhanon), Süryani Katolik ve Süryani Protestan Kiliseleri ile 370 yılında kurulan Mor Abay, Mor Theoduto ve Mor Şabay Manastırları yer almaktadır. (Mardin İli Turizm Envanteri, s:1) SİİRT Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Botan Çayı: Siirt, Hakkari ve Van sınırlarını oluşturan yüksek dağlardan kaynaklanan bu akarsu, dar ve derin bir vadi oluşturmuştur. Kollarıyla birlikte Siirt in dağlık kesimlerinin sularını toplayan Botan Çayı, düzenli yağışlar ve kar sularıyla beslendiğinden yaz - kış mevsimleri boyunca suyu boldur. Çayın yaya olarak geçilmesi çok zordur. Bu nedenle üzerindeki köprüler önem kazanmaktadır. Botan Suyu'nun aktığı kesimde yükselti hızla düştüğünden, akışı çok hızlıdır. Vadide meyva bahçeleri ve ağaçlık alanlar bulunmaktadır. Yaz mevsimlerinin kurak geçmesi sebebi ile su olgusunun önem kazandığı GAP Bölgesi'nde Botan Çayının bu anlamda önemi büyüktür. Yazın sıcak günlerinde yöre halkı Botan Vadisi'ni rekreasyon amaçlı kullanmaktadır. (Siirt İli Turizm Envanteri, s; 13) 89
92 B) TERMAL KAYNAKLAR Sağlarca (Billoris) Kaplıcası: Siirt e 15 km. uzaklıkta, Eruh yolu üzerinde yer almaktadır. Botan kıyısındaki kaplıcanın suyu 35 C sıcaklıktadır. Suyun yüzeye çıktığı doğal mağaranın genişletilmesi ve düzenlenmesi ile kaplıca yararlanılabilir duruma getirilmiştir. Havuzu besleyen bu kaynağın yakınında bir kaynak daha bulunmakta ancak düzenlenmemiş olması sebebi ile doğrudan Botan Suyu'na karışmaktadır. İl Özel idaresi'nce Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstütüsü tarafından hazırlanan rapora göre Büyük ve Küçük Sağlarca kaplıcalarının suları, kalsiyum bikarbonatlı sular grubuna girmektedir. Tortulanması nedeni ile yalnızca kaynakta içilebilmektedir. Kükürtlü hidrojen içermesinden dolayı dikkatli davranılması gerekmektedir. Banyo uygulaması ile deri hastalıkları, romatizma ve kadın hastalıklarında yararlı olmaktadır. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:29) Halen kaplıca yalnız günübirlik olarak kullanılmaktadır. Kaplıca, Ilısu Barajı suları altında kalacaktır. Lif Kaplıcası: Siirt İli, Kışlacık Köyü yakınında yer almaktadır. Kimyasal özellikleri açısından Sağlarca Kaplıcası ile benzerlik göstermektedir. Özel mülkiyete ait olan kaplıcanın küçük bir havuzu olup, suyun verimi saniyede 30 litre, sıcaklığı ise 41 C.'dir. Kaplıca yalnız yerel halk tarafından kullanılmaktadır. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:29) C) ORMAN KAYNAKLARI Siirt ili, doğa! güzellikleri açısından Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en zengin ili olmasına rağmen, rekreasyon alanı olabilecek nitelikteki yerlere ulaşım olanakları ve tesis yokluğu sebebiyle bu alanlar yeterince değerlendirilememektedir. Baykan'daki Kikan Mezrası, Çamtaşı ve Günbuldu Köyleri yükseltisi 1000 m. yi aşan dinlenme alanlarıdır. Yine Süitin Sason İlçesi de dağlık kesimlerinde yer alan doğa! Güzellikleri ile potansiyel taşıyan bir yöredir, (Siirt ili Turizm Envanteri, s: 13) D) YABAN HAYATI VE AVCILIK İl'de yabanıl hayat bir hayli çeşitlidir. İl'in büyük bir bölümünün dağlarla kaplı oluşu ve bu dağların Doğu Anadolu orman kuşağı içinde kalışı, yabanıl yaşam için çok elverişli bir ortam yaratmaktadır. Dağlardan inen ve batı, güneybatı yönünde uzanan vadiler, bol su kaynaklarıyla özellikle kanatlı yaban hayvanları için elverişli barınaklar durumundadır. Keklik, bıldırcın, tahtalı, tavşan ve tilki rastlanan av hayvanlarıdır. İl'in yüksek ve sarp kesimlerinde dağ keçisi, geyik, kartal, doğan, atmaca ve baykuş gibi yaban hayvanları yaşamaktadır. Bunlar içerisinde dağ keçisi ve geyiklerin sayısı hızla azalmakta olduğundan koruma altına alınmış, Ülkemizde de soyları giderek azalmaya başlayan baykuş, doğan, atmaca ve kartalların avlanmaları da yasaklanmıştır. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:28) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Siirt İli'nde çoğu merkez ilçede olmak üzere 22 türbe, 1 şehitlik, 2 han, 3 kilise, 1 saat kulesi, 10 köprü, 5 cami, 1 çeşme, 4 hazire, 3 mezar, 1 mezarlık, 2 medrese, 1 konut tescil edilmiştir. (Tescil Fişleri, 2004) 90
93 Siirt Ulu Cami dışında il merkezinde yer alan eserler mimari açıdan önemsizdir. Bunun yanında Siirt'te çok sayıda türbe ve ziyaret bulunmaktadır. Ancak, bunların bir çoğu büyük bir özellik taşımamaktadır. Aşağıda il içinde önem taşıyan tarihi değerler anlatılmıştır. Siirt Ulu Cami: Merkez ilçedeki Ulu Cami en önemli Türk yapısıdır. Ulu Cami, 1129 yılında Muğiseddin Mahmut adlı Selçuklu Sultanı döneminde yaptırılmıştır. Dıştan kesme taş, içten ise moloz taşlarla inşa edilmiş olan caminin Ankara Etnografya Müzesi'ndeki ceviz ağacından minberi, Selçuklu ağaç oymacılığının güzel örneklerindendir. Cami'nin minaresi ise geometrik çini motiflerle bezeli silindirik gövdesi ile ilgi çekicidir. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:18) Cas Evler: Yapı malzemesi ve iklim koşullarına bağlı olarak Siirt'te karakteristik bir konut mimarisi gelişmiştir. Kentin eski kesimlerinde iki-üç katlı, yukarıya doğru daralan, küçük pencereli, düz damlı konutlar "cas" adı verilen harçla sıvanmıştır. Kent çevresinde bulunan alçı taşının yakılıp öğütülmesiyle elde edilen cas, çabuk sertleşmesi sonucu, kalıpsız kubbe yapımına olanak vermektedir. Cas konutların kapı ve pencerelerinin çevrelerinde güzel taş oymacılık örnekleri yer almaktadır. Kent merkezinde birkaç örneği kalmış bu evlerin acilen korunması gerekmektedir. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:38) İbrahim Hakkı Türbesi: Aydınlar İlçe Merkezi'nde bulunan türbe, din ve astronomi bilgini olan İbrahim Hakkı tarafından hocası İsmail Fakirullah için yaptırılmıştır. Türbenin asıl özelliği Tillo'nun 3 km. doğusundaki bir tepe üzerine yapılmış duvarda yer alan 40 x 40 cm. boyutlarındaki bir pencereden, her yıl 21 Mart gününün belli bir anında geçen güneş ışınlarının kuledeki prizmadan yansıtılarak İsmail Fakirullah'a ait sandukanın baş tarafını aydınlatmasının sağlanmasıydı. Ancak 1963 yılındaki bir onarımla yapının bu özelliği ortadan kalkmış ve bir daha aynı düzen oluşturulamamıştır. Yapı ekler ve yenileme çalışmalarıyla özgünlüğünü yitirmiş durumdadır. Işık, Türbeye yaklaşık 3 km. uzaklıktaki tepeden, Kale-t-ül Üstad diye anılan mevkiiden geçerek yansıtılmıştır. Tepede İbrahim Hakkı tarafından yapılan duvar ve ortasındaki oyuk hala durmaktadır. Bu oyuktan bakıldığında türbe görülmektedir. Bu alan aynı zamanda Botan Vadisine dik inen bir yamacın üzerinde yer almaktadır. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:23) Veysel Karani Türbesi: Baykan İlçesi'nin Ziyaret Beldesi'nde, Diyarbakır-Bitlis karayolu üzerinde yer almaktadır. Türbe, 1901 yılında, cami ise 1887 yılında inşa edilmiştir. Yöreye özgü "Cas" harcıyla yapılmış olan kubbe örtülü türbe 1967 yılında yıktırılmış, 1974 yılında ise Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmiştir. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:19) Günümüzde yapının tarihsel bir değeri bulunmamakla birlikte, her yıl Mayıs tarihleri Veysel Karani'yi Anma Günü olarak kutlanmaktadır. Türbe, karayolundan geçen bütün araçların uğrak yeri olduğu gibi, bahar mevsiminde özellikle Mayıs ayında yurdun dört bir yanından gelen ziyaretçilerin akınına uğramaktadır. Veysel Karanı Türbesi Bölge'de dini turizm açısından önemli bir merkezdir. Ancak çevre düzenlemesi ve temizliği yeterli değildir. Türbe niteliksiz günübirlik ve ticaret tesisleriyle çevrelenmiştir. Derzin Kalesi: Baykan İlçe Merkezi'nin 8 km. doğusunda, Adakale Köyü'nün yakınında yer almaktadır. 91
94 Derzin Kalesi, Siirt İli'ndeki Bizans Dönemi'ne tarihlenen kaleler içerisinde en önemli olanıdır. Kalenin gözetleme kuleleri bugün hala özgün şeklini korumuş durumdadır. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:27) Erzen Ören Yeri: Kurtalan İlçesi'nde Bozhöyük Köyü ile Gökdoğan Köyü arasında geniş bir alana yayılan Erzen Ören yerinin Siirt'teki ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu tahmin edilmektedir. (Siirt İli Turizm Envanteri, s:16) ŞANLIURFA Doğal Değerler A) SU KAYNAKLARI Atatürk Barajı: Türkiye'nin en büyük barajıdır. Fırat Nehri üzerinde yer almaktadır. Şanlıurfa'ya 52 km. mesafede bulunan Atatürk Barajı mevcut tesisleri ile Bölge'nin en önemli rekreasyon kaynaklarındandır. D.S.İ.'nin ağaçlandırıp, mesire alanı olarak düzenlediği Bakı Terası hafta sonlarında yoğunlukla kullanılmaktadır. Bu alanda seyyar büfeler dışında tesis bulunmamaktadır. Baraj Gölünde yılda bir kere Su Sporları Şenliği düzenlenmektedir. Ancak, Atatürk Baraj Gölü çevresinde mevcut durumda rekreasyon amaçlı kullanımlar son derece azdır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s: 12) Bölgenin en büyük su sathı olması nedeniyle uygun planlama ve yatırımlarla baraj gölü Güneydoğu Anadolu bölgesi için bir iç deniz niteliği taşıyacaktır. Halilürrahman Gölü: Şanlıurfa Kenti'nde halkça kutsal sayılan bir göldür. Uzunluğu 150 m. eni ise 30 m. olan gölde karakteristik özellikleriyle Urfa'yı temsil eden sazan türünden balıklar yaşamaktadır. Bu balıklar dini efsanelere göre, kutsal sayıldığından avlanmazlar. Gölün suyu tatlıdır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:18) Aynzeliha Gölü: Halilürrahman Gölünün yanındadır. 50 m. uzunluğunda, 30 m. eninde olan Aynzeliha Gölü'nde de kutsal sayılan balıklar yaşamakta olup, gölün suyu tatlıdır. Aynzeliha Gölü'nün çevresinde oldukça yaşlı ağaçlar bulunmaktadır. Aynzeliha Parkı kent içinde bir mesire yeri olarak yer almaktadır. Göl çevresinde çay bahçeleri, lokanta ve çocuk bahçesi mevcuttur. Herkesin rahatlıkla ulaşabildiği bu yer sınırlı alanına rağmen çok yoğun kullanılmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s: 18) Küçük Göl: Şanlıurfa'nın Bozova İlçesi'nin güneydoğusunda yer almaktadır. Tepeler arasında kalan bir çanak içinde oluşmuştur. Uzunluğu 250 m., genişliği 50 m., derinliği ise 1.5 m. dolayındadır. Gölün çevresi kavak ve söğüt ağaçlarıyla çevrili olup, mesire yeri durumundadır. Gölde yaşayan tatlı su balıkları avlanmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:18) Karaali Kaplıcası: Şanlıurfa Valiliğinin yaptırdığı jeolojik raporlara göre, kaplıca m 3 /saat sıcak su kapasitelidir. (Her Yönüyle Şanlıurfa'97, Şanlıurfa Valiliği). Suyun sıcaklığı C arasında değişmektedir. Yüksek sıcaklıktan dolayı su, kaplıca tesislerinde ısısı düşürülerek kullanılmaktadır. Kaplıca tesislerinin yanında bulunan seralar bu suyla ısıtılmaktadır. Yapılan araştırmalar ha. sera alanının ısıtılabileceğini ortaya koymuştur. Sıcak su eşanjör sistemiyle ısıtmada kullanılıp kaplıcaya verilmektedir. 92
95 Kaplıca suyu özellikle romatizmal hastalıklar, deri hastalıkları ve iltihabı hastalıklar ve böbrek taşlarında etkili olmaktadır. Özel İdare tarafından yaptırılan tesislerde 32 oda ve 100 yatak bulunmaktadır. Halen yapımı sürdürülen ek tesisler 54 odalık apart otel olarak düzenlenmiştir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri. s:43) B) ORMAN KAYNAKLARI Atatürk Ormanı (Gölpınar Mesire Yeri): Şanlıurfa'ya 10 km. uzaklıkta bulunan orman, çam ağaçları ile çevrili güzel bir mesire yeridir. Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen ormanda 500 masa ve oturma yeri, su, ve WC bulunmaktadır. Hafta sonları yoğun olarak kullanılmaktadır. (Yaklaşık 1000 otomobil) Kent içinde bulunan Halepli Bahçe toplam 12 ha'lık bir alanı kapsayacak şekilde fuar, lunapark ve diğer açık hava kullanışları için Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından projelendirilmiştir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s: 13) C) DAĞ TURİZMİ Tüm Bölge içinde kar tutan ender yerlerden olan Karacadağ'da Valilik tarafından kayak pistleri düzenlenmiştir m. uzunluğunda pistler için 250 m.'lik bir lift yapılmıştır. Kasım ayından itibaren dört aylık kayma sezonu olmaktadır. Yakınlığı nedeniyle Siverek ve Diyarbakır talebine cevap vermektedir. Hafta sonu talebi yaklaşık 150 kişi olmaktadır. D) YABAN HAYATI VE AVCILIK İl hayvan türlerinin çok olduğu bir bölgedir. Yaşayan hayvan türlerinin başlıcaları; kelaynak, keklik, tavşan, üveyik, ceylan, tilki ve bir çok kuş türleridir. Sayıları giderek azalmakta olan ceylanlar, Tektek dağlarında yaşamaktadırlar. Soyu günden güne tükenmekte olan kelaynak kuşları göç etmeyerek kışı da Birecik'te geçirmektedirler. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında yayılmış bulunan kelaynakların giderek nesilleri tükenmiştir. Dünya'da yalnız Fas'da ve ülkemizde küçük bir koloni olarak bulunan kelaynaklar koruma altına alınmışlardır. Birecik kentinin 3 km. kuzeyinde yer alan "Kelaynak Üretme İstasyonu"nda halen yalnızca 46 kuş kalmıştır. Son iki yıl içinde kuşlar hiç çoğalmamıştir. Tarım ilaçlan ve çevre şartlarının giderek ağırlaması sonucu, yavrularda deformasyonlar oluşmaktadır. Şanlıurfa iline 140 km. uzaklıkta "Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği" bulunmaktadır. Bu çiftlikte, doğal ortamda yaşayan ceylanlar korunmakta ve üretilmektedir. Tektek Dağları ve Karacadağ'da ördek, kaz, keklik, tilki bulunmaktadır. Fırat nehri kıyılarında ise ördek, kuş ve tavşan avlanabilmektedir. Şanlıurfa'da çeşitli balık türleri de yaşamaktadır. Fırat nehrinde bol miktarda tatlı su balıkları bulunmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:46) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Şanlıurfa ilinde başta 329 konut, 39 cami, 12 han, 15 köprü olmak üzere birçok tescilli tarihi eser bulunmaktadır. 93
96 İlk insanların yerleşme merkezlerinden biri olan, bir çok efsane ve hikayelere konu edilen Şanlıurfa kenti, sahip olduğu eski kent dokusu, sivil mimari örnekleri, kent içinde yer alan 41 cami, medrese ve mescit, 9 çeşme, Osmanlı Dönemi'nden kalma 2 sebil, M.S. 38 yıllarına tarihlenen 4 Süryani Kilisesi, 12 han, 7 hamam, 12 çarşı yapısı ile yaşamış olduğu tarihi sürecin günümüzdeki yansımasıdır. (Tescil Fişleri, 2004) Kentte İnanç Turizmi için belirlenen islam eserleri ise Ulu Cami, Hz.İbrahim Mağarası ve Mevlid-i Halil Camii, Balıklı Göl, Hz. Eyyüp Peygamber Makamı, Hz. Ömeriye Camii, Halilür Rahman Camii, Rızvaniye Camii, Eyyüb Nebi Köyü (Hz.Eyyüb, Hz.Elyasa, Rahime Hatun Türbeleri), Şuayb Şehri ve Harran Ulu Camii'dir. Harran aynı zamanda Hz. İbrahim'in yaşadığı ve babasının öldüğü yer olarak Musevilik için önemli bir merkez sayılmaktadır. Harran'dan sonra Hz. İbrahim Kenan Ülkesi'ne göç etmiştir. Şanlıurfa Kent Merkezinde. Dergah ve Balıklıgöl Çevresi ŞURKAV tarafından gerçekleştirilmiştir. Eski ve bozulmuş doku temizlenerek, m 2 Tık alanda yeni doku oluşturulmuş, tarihi mekanların çevre düzenlemeleri gerçekleştirilmiştir. Bunun paralelinde çevrede yer alan özgün konutlar restore edilmiş ve fonksiyonlandırılmıştır. Projenin ikinci safhasında tarihi çarşıların restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarına başlanmıştır. Üçüncü etap olarak Halepli Bahçe çevre düzenleme projesi hazırlanmıştır. Şanlıurfa'nın tarihi çarşıları tüm bölgede işlevselliğini yitirmemiş ve geleneksel dokuları bozulmamış ender çarşılardandır. Sipahi Pazarı, Bedesten, Gümrük Hanı gibi mekanlar turistlerin ilgisini çekmektedir. Yine ŞURKAV tarafından restore edilip düzenlenen Şanlıurfa Evi, eski bir Şanlıurfa evinin özelliklerini ziyaretçilere sunmanın yanısıra, tüm yöre mutfağının sunulduğu bir mekan olarak da hizmet vermektedir. Şanlıurfa Kalesi : İç Kale: Kale'nin Roma İmparatorluğu zamanında M.Ö. IV. YY.'da Şanlıurfa'da hüküm süren Abgarlar (Osrhoene) döneminde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kentin kuzeyine düşen Damlacık Dağı'nın kuzey eteğindeki yüksek bir düzlük üzerinde yer alan yuvarlak planlı bir yapıdır. Düzgün kesilmiş kalker taşından yapılmış olan kalenin doğu-batı ve güney tarafları kayadan oyma derin hendeklerle çevrili olup, kuzey tarafı sarp kayalıktır. Kale içine batıya açılan kapıdan girilmektedir. Dağın içinden kayaya oyulmuş basamaklı kaleye çıkan yol son yıllarda bulunmuş ve temizlenerek hizmete açılmıştır. Kale içinde bugün sadece iki sütun ayakta kalmıştır. Kale üzerindeki korint başlıklı bu iki sütundan doğuda olanının kente bakan kuzey cephesindeki Süryanice olan kitabede, "Ben Eftuhayım, güneşin oğluyum. Bu sütunlar ve üzerindeki heykeli Kral Mano'nun kızı Shalmet için yaptırdım." yazılıdır. Kitabede belirtilen heykel bugün yerinde bulunmamaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri; s:23) Kale'de Roma devrinden başlamak üzere Bizans ve İslami devirlere ait temel halinde çok sayıda yapı kalıntısı bulunmaktadır. Burada yapılacak Arkeolojik kazı çalışmaları kalenin tarihi geçmişini aydınlatma bakımından yarar sağlayacaktır. Kale arkasında bulunan derin hendek ise büyük ölçüde çöp dolmuştur. Kalede bir kıl çadırda günübirlik tesis oluşturulmuştur. Ancak hiçbir çevre düzenlemesi bulunmamaktadır. 94
97 Dış Kale (Surlar): Kale'nin dış surları dörtgen şeklinde olup çevresi 4 km. kadardır. Surların M.S. 812 yılında Hıristiyanların Arap akınlarına karşı kenti korumak amacıyla yaptırıldığı bilinmektedir. Şanlıurfa surlarından Harran Kapısı, Bey Kapısına ait Mahmutoğlu Kulesi, yer yer bazı duvar ve burç kalıntıları günümüze kadar ulaşabilmiştir. Ancak, büyük ölçüde yıkıntı halindedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:23) Şanlıurfa Ulu Camii : Şanlıurfa'da bulunan en eski dini yapıdır. Eski bir sinagog iken M.S. 457 yıllarında inşa edilen ve kırmızı renkteki mermer sütunlarının ağırlıklı olması sebebiyle Kızıl Kilise diye adlandırılan yapı 12. yy'da camiye dönüştürülmüştür. Cami avlusundaki sütun parçaları, sütun başlıkları, avlu duvarları ve bugün minare olarak kullanılan Çan Kulesi Kızıl Kilise'den kalmadır. On dört sivri kemerle avluya açılan ve payeler üzerine oturan çapraz tonozlarla örtülü son cemaat yerinin, Anadolu'da ilk kez Şanlıurfa Ulu Camii'nde ortaya çıkmış olması sanat tarihi açısından önem taşımaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:26) MEVÜD-İ HALİL (Hz. İbrahim Peygamber'in Doğduğu Mağara, Dergah) Şanlıurfa Kalesi'nin kuzey kesiminde iki mağara bulunmaktadır. Bunlardan biri Hz. İbrahim'in doğduğu mağaradır. Şanlıurfa'nın en çok turist çeken ve Dergah da denilen bu mağaranın yakınında mescit, hücre ve havuzlarla birlikte küçük bir cami ve önünde havuzlu avlusu yer almaktadır. Burada Hz. Muhammed'in sakalının bir teli saklanmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:24) Ayrıca Hz. İbrahim'in doğduğu mağara içerisinde bulunan su, ziyaretçiler tarafından ve bilhassa yerli halk tarafından şifalı olduğu düşüncesi ile içilmekte hatta, şişelere doldurularak götürülmektedir. Dergah, dini turizm potansiyeli açısından önemlidir. Mağara, yapılan düzenlemeyle, Mevlid-i Halil Camii avlusu içine alınmıştır. Balıklı Göl : Balıklı Göl adı altında Şanlıurfa Kent Merkezi'nde yer alan Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha gölleri yaz aylarında içindeki balıklar, etrafındaki asırlık çınar ve söğüt ağaçları ile dinlenilebilecek yerlerdir. Efsaneye göre Hz. İbrahim Peygamber'in, devrin hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele ederek tek Tanrı fikrini savunmaya başlaması üzerine Nemrut tarafından bugünkü Şanlıurfa Kalesi üzerinden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından " Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri üzerine ateş su, odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim'in düştüğü yere Halil-ür Rahman Gölü adı verilmektedir. Gölün kenarında yer alan Halil-ür Rahman Camii, Hz. İbrahim'in düştüğü makam, medrese, hazire ve türbelerden meydana gelmiş bir külliye halindedir. Nemrut'un evlatlığı Zeliha da Hz. İbrahim'e aşık olduğu ve ona inandığı için kendisini ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yere de Ayn-ı Zeliha Gölü denmektedir. Her iki göl de kutsal sayılmakta ve buradaki balıklar avlanmamaktadır. Halil-ür Rahman Camii ve Rızvaniye Camii Halil-ür Rahman Gölü'nün iki tarafında yer almaktadır. Halil-ür Rahman Camii Bizans Dönemi'ne ait Meryem Ana Kilisesi yerine inşa edilmiştir. Rızvaniye Camii ise 18.yy'a ait bir Osmanlı yapısıdır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:24) 95
98 Hz. Eyyüb Mağarası: Şanlıurfa'nın 2 km. güneyinde Eyyübiye Mahallesi'nde yer almaktadır. Hz. İbrahim'in soyundan gelen ve bu mağarada yaşadığı bilinen Hz. Eyyüb sabrı ile tanınmış bir peygamberdir. Şanlıurfa'ya Şam dolaylarından gelmiş ve bu mağarada 7 yıl hasta yatmıştır. Mağaraya dört basamakla inilmektedir. Mağaranın önünde bulunan kuyu suyunun iyileştirici etkisi bilinmektedir. M.S. 460 yılında Piskopos Nona tarafından buraya cüzzamh hastaları iyileştirmek amacıyla bir hastane inşa ettirilmiştir. Viranşehir'e 12 km. uzaklıktaki Eyyüb Nebi Köyü'nde ise Hz. Eyyüb'ün yanısıra eşi ve Hz. Elyasa'nın da mezarları bulunmaktadır. (Şanlıurfa İH Turizm Envanteri, s:25) Gerek yaşadığı mağara, gerekse türbesinin bulunduğu köy yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir. Bölge içinde yer alan mağara ve türbe inanç turizmi açısından büyük önem taşımaktadır. Her iki mekanda da çevre düzenleme projeleri yaptırılmış ve uygulamalar başlamıştır. Eyyüb Nebi Köyü'ndeki düzenleme ŞURKAV, Turizm Bakanlığı ve Eyyüb Nebi Belediyesi katkılarıyla gerçekleştirilmektedir. Hz. Eyyüb mekanındaki düzenlemeye ise ŞURKAV tarafından başlanmıştır. Karakoyun Deresi Su Bendi: Romalılar Devri'nde Dessan diye adlandırılan ve ilin ortasından geçen Karakoyun Deresi, M.S. 201, 413 ve 525 yıllarında taşarak kenti tahrip etmiş, son selden en çok Balıklı Göl civarındaki Krallık Sarayı zarar görmüştür. Bunun üzerine 525 yılında Bizans İmparatoru Justinyanus kendi adı ile anılan ve bugün dahi ayakta kalabilmiş su bendini yaptırmıştır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:20) Hızmalı Köprü : Karakoyun Deresi üzerindeki köprülerin en büyüğüdür. Efsaneye göre Karakoyun Türk Beyliği Hükümdarı'nın kızı Sakine Sultan tarafından yaptırılmış, yıkıldığında tekrar yaptırılabilmesi için köprünün temeline altın hızmasını koymuştur. VI. YY.'da inşa edilmiş olan köprüye bu yüzden Hızmalı Köprü adı verilmiştir. Sakine Sultan'ın mezarı dere üzerindeki su kemerinin kuzeyindedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:20) Nemrud Tahtı (Der Yakub Kilisesi) : Hıristiyanlık Dini'nin doğuşundan sonra yaptırılan ilk kiliselerden olduğu bilinen Der-Yakup Kilisesi Şanlıurfa Kalesi'nin batısında, Damlacık sırtlarında yer almaktadır. M.S. 38 yılında Hıristiyan olan Süryaniler tarafından bir putperest tapınağı üzerine kurulduğu tahmin edilmektedir. Buraya Nemrut Tahtı ya da Nemrut'un Mezarı diyenler olduğu gibi, halk arasında Apgar'ın Dağı da denilmektedir. Süryaniler ise buraya Deyro D'Nafşotho (Ruhların Manastırı) adını vermişlerdir. Bu manastır, Türklerin eline geçtikten sonra bir süre karakol ve gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Araç yolu yeni açılmış olup, henüz düzenlemesi ve kaplaması yapılmamıştır. Kaya mezarları, sarnıçlar ve bir anıt mezar bulunmaktadır. M.Ö.i.yy.'a ait bu anıt mezarın kitabesinde, Abgar Manu oğlu Aryo'nun karısı Ameşşemes adına yaptırıldığı yazılıdır, (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:28) Çamlık Parkı: Şanlıurfa Kent Merkezi içerisinde yer alan Çamlık Parkı (Şehitlik)'nda 1979 yılında Müze 96
99 Müdürü Osman Öçmen tarafından yapılan arkeolojik kazılar sonucunda alanın Roma Dönemi Nekropolü olduğu tespit edilmiştir. Yapılan kazı çalışmaları sonucunda 7 adet kaya mezarı bulunmuş, bunlardan birinde bulunan döşeme mozaiğinden ise Osrhoene krallarından Mano oğlu Abgar Ukomo ailesine ait olduğu anlaşılmıştır. Sanat değeri oldukça yüksek olan çok renkli ve kitabeli bu mozayikte, ortada sırtında pelerini ile VIII. Abgar ve etrafında bir kadın üç erkek olmak üzere ailesinden dört kişi tasvir edilmiştir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:20) Müzeler: Şanlıurfa İli'nde, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ve Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olmak üzere tarihi ve kültürel buluntuların sergilendiği iki adet müze bulunmaktadır. 1988'de hizmete giren Şanlıurfa Müzesi arkeolojik ve etnografik eserler seksiyonlarından oluşmaktadır. Halen müzede arkeolojik eser, etnografik eser, sikke ve diğer eserler olmak üzere toplam eser sergilenmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s: 17) HARRAN Şanlıurfa - Akçakale yolunun 35. Km.'sinin yaklaşık 10 km. doğusunda bulunan Harran Antik Kenti, kendi adıyla anılan büyük bir ovanın merkezinde yer almaktadır. Çeşitli kaynaklara göre Harran adı, "Yolların kesiştiği yer" anlamına gelmektedir. Gerçekten de bu antik kent, Güney Mezopotamya'dan gelen iki önemli ticaret yolunun kesiştiği noktadadır. Harran tarihi zenginliği ile zamanının kültür ve din merkezlerinden biri olarak önemini daima korumuştur. Kent'in kuruluşunun M.Ö yıllarına dayandığı tahmin edilmektedir. Ancak, Harran hakkında ilk yazılı bilgi M.Ö yıllarına dayanmaktadır. Kentin adı yaklaşık 4000 yıidan beri değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Harran kenti M.Ö 5000 yıllarından, M.S. 13. yüzyıla kadar kesintisiz iskan edilmiştir. Harran, Sümerlerden, Asurlulardan Romanlara, Bizanslılardan Osmanlılara dek bir çok uygarlığın hakimiyeti altına girmiştir. Bu nedenle pek çok uygarlığın izlerini taşımaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:32) Günümüzde Harran antik çağ kalıntılarının yanısıra kendine özgü sivil mimarlık örnekleri de büyük ilgi toplamaktadır. Tuğladan yapılmış, konik kubbeli Harran Evleri ilgi çekicidir. Harran'da 1983 yılından beri arkeolojik kazı çalışmaları aralıklı olarak sürdürülmektedir. Harran Kalesi Harran Kalesi, İç Kale ve Aşağı Sur ( Dış Kale ) olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İç Kale: Harran şehrinin güneydoğusunda şehir suruna bitişik olarak inşa edilen iç kale, dikdörtgen planlı olup, köşelerinde onikigen kuleleri mevcuttur. İç kale Hititlerden başlamak üzere dört yapı katına sahiptir. Araştırmacılar tarafından kale içerisinde 50 koridor, 150 odanın bulunduğu ileri sürülmekte, ancak yer yer çökmeler olduğundan oda ve koridorlar günümüzde gözlenememektedir yılında Türk -İngiliz ortak kazıları neticesinde ortaya çıkarılan doğu cephesindeki iki yanı aslan kabartmalı kapı üzerindeki Arapça kitabeden, kalenin H. 451 (M. 1059) yılında Fatimiler tarafından yenilenmiş olduğu anlaşılmaktadır. İçkale'de kısmi restorasyonlar yapılmıştır. Dış Kale: Kenti çevreleyen, daire planlı olan bu surların uzunluğu 4 km., yüksekliği 5 m.'dir. Burçların yüksekliği ise m. arasındadır. Kale Halep, Rakka, Aslanlı, Musul, Bağdat 97
100 ve Anadolu adında altı kapı ile dışa açılmaktadır. Ancak, günümüzde yalnız Halep Kapısı ayaktadır. Surlar yer yer yıkılmış olmasına karşın çepeçevre izlenebilmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:33) Harran Ulu Camii : Harran Höyüğü'nün kuzey-doğu eteğinde yer alan Ulu Cami, Anadolu'nun ilk anıtsal camii, ilk revaklı avlulu ve şadırvanlı camii oima özelliğine sahiptir. Ünlü medresesi, hamamı, hastanesi olan bu külliyeden caminin kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Caminin Selçuklu Dönemi'ndeki onarımlarından kalma mimari parçaları, taş süsleme sanatının son derece güzel örneklerindendir. Dört sahınlı Harran Ulu Camii, Bölge'deki Diyarbakır, Mardin, Silvan, Kızıltepe Ulu Camilerini büyük ölçüde etkilemiştir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:33) Harran Höyük : Harran kentinin ortasında yer alan höyük, 22 m. yüksekliğinde olup, geniş bir yayılma alanına sahiptir. Yapılan kazılarda üst tabakada 13. yüzyıl İslami devir bir şehir kalıntısı ortaya çıkmıştır. Bu şehir, içlerinde su kuyularının bulunduğu avlulara açılan odalardan oluşan kare ve dikdörtgen planlı bitişik düzendeki evleri, bu evlerin oluşturduğu dar sokakları ve ortasında büyük bir kuyunun yer aldığı meydanlarıyla o dönemin mimarisini yansıtmaktadır. Kazı çalışmaları sırasında çeşitli devirlere ait eserlerin bulunduğu höyükte, ayrıca yeni Babil Dönemi'ne ait, Kral Nabonitten ve Sin Mabedi'nden bahseden çivi yazılı pişmiş toprak tablet ve adak kitabeleri bulunmuştur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:34) Babil Dönemi'ne ait Sin Mabedi ile İlk Çağ'dan beri varlığı bilinen Harran Üniversitesi'nin yerlerinin göreli olarak belirlenmesine karşın bugüne kadar kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılamamıştır. Şeyh Yahya Hayat el-harrani Türbesi 12. yüzyılda yaşamış bir islam alimi olan Şeyh Hayat'ın türbesi güneyinde bitişik cami ile bir külliye oluşturmaktadır. Türbe ve cami asırlar boyu değişikliğe uğramıştır. Halen restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları devam etmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:34) Geleneksel Harran Evleri : Kentin özelliklerinden biri bindirme tekniğiyle yapılmış külah biçimindeki konik kubbeli evlerdir. Diğer yörelerdeki kerpiç kubbeli evlerin aksine Harran evlerinin kubbeleri tuğladan yapılmıştır. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, çevrede ağaç bulunmaması, ikincisi ise harabelerdeki bol miktarda bulunan tuğla malzemedir, ilginç bir doku oluşturan ve yerleşmenin güney kesiminde yoğunlaşan bu evler, ören yerinden toplanan tuğlalarla eski kentin kalıntıları üzerine son yıllık dönemde inşa edilmişlerdir yılında arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak tescil edilen ve kubbe evleri korumaya alınan Harran'da, ören yerinden malzeme toplanması, her çeşit inşaat yapılması, kanal açılması yasaklanmıştır. O tarihte 960 adet kubbe sayılan yerleşmede bu sayı dondurulmuştur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:35) Biri kalenin içinde, biri yerleşmede olmak üzere iki Harran evi restore edilerek kullanışa açılmış olup, günübirlik tesis olarak kullanılmaktadır. Tescilli evlerin çoğu boş olup, yalnız birkaçında hala ikamet edenler bulunmaktadır. 98
101 İmam Bakır ve Cabir el- Ensar Türbeleri : Harran'ın 3 km. kuzey doğusunda İmam Bakır köyünde 12 imamdan beşincisi olan Ebu Cafer İmam Muhammed Bakır'a atfedilen bir türbe ve cami yer almaktadır. Türbenin çevre düzenlemesi yapılmıştır. Harran'ın 20 km. kuzeyinde Yardımcı köyünde ise Cabir El Ansar'a atfedilen türbe ve cami bulunmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:36) Han-EI Ba'rür Kervansarayı : Şuayb Şehri yolu üzerinde, Harran Şehri'nin 20 km. güneydoğusunda Göktaş Köyü'nde yer almaktadır. Kuzey cephesinde bulunan kitabede, H.626 (M ) yıllarında El Hac Hüsameddin Ali Bey İmad Bin İsa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Eski Halep, Bağdat ve Şanlıurfa kervanyolu güzergahında bulunan, Selçuklu Mimarisi tarzında kare planlı Kervansaray, kesme taşlardan inşa edilmiş olup, geniş bir kare avlusu, mescidi, ahırları, kışlık ve yazlık odaları ile hamamı vardır. Giriş kapısı üzerinde Selçuklu ve Arap stili ile yazılmış kitabeler yer almaktadır. Kervansarayın giriş kapısında restorasyon yapılmıştır. Ancak çevrede tanıtıcı levha ve hiçbir koruma tedbiri bulunmamaktadır. Köydeki evlerin yapımında Kervansaray'ın taşlarının kullanıldığı dikkat çekmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:37) Bazda Mağaraları: Harran - Han El Ba'rür Kervansarayı yolunun 15. ve 16. km.'lerinde yolun sağı ve solunda tarihi taş ocakları bulunmaktadır. Her iki mağarada da çok sayıda tünel ve galeriler meydana gelmiştir. Bunların dağın çeşitli yönlerine çıkışları bulunmaktadır. Taş ocağının belli bölümlerinde kayalara oyulmuş Arapça kitabeler mevcuttur. En büyük mağara yer yer iki katlı olup, uzun galeriler ve tünellerden meydana gelmektedir. Mağaraların alt bölümlerine stabilize yolla ulaşılmaktadır, ancak tepelerde kalan mağaralara ancak yaya olarak ulaşılabilmektedir. Hiçbir düzenleme yoktur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:36) Şuayb Şehri : Bugün Harran Bucağı'na bağlı Özkent Köyü adıyla anılan Şuayb Şehri harabelerinde yer alan mevcut kalıntıların tümü Roma Dönemi'ne ait olduğu tahmin edilmektedir. Henüz arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Şehir, geniş bir alana yayılmış çok sayıda mağaradan oluşmaktadır. Kent merkezinde yer alan bu kayadan oyma mezarlar üzerine kesme taşlardan oluşan yapılar inşa edilmiştir. Kalıntılar arasında Şuayb Peygamber Makamı olarak ziyaret edilen bir mağara bulunmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:37) Günümüze kadar büyük ölçüde tahrip olan bu mekan son yıllarda hiçbir koruma tedbiri alınmadığı için iyice harap olmuştur. Tarihi yapı kalıntılarının taşları hemen tümüyle köylüler tarafından tarla duvar ve konut yapımında kullanılmış ve köy tarihi eserleri istila etmiştir. Soğmatar : Şanlıurfa'ya 73 km. mesafede Tek Tek Dağları üzerinde yer almaktadır. Kent bugün Merkez Yardımcı (Sumatar) Nahiyesi'ne bağlı Yağmurlu Köyü adıyla anılmaktadır. M.S. I. ve II. YY.'da Süryaniler tarafından iskan gören Soğmatar'da bir höyük ve bunun üzerinde M.S. II. YY.'a ait kalenin duvar ve burç kalıntıları ile, köy içerisinde dini yapı kalıntıları bulunmaktadır. Belgelere dayanmayan kaynaklara göre Hz. Musa'nın burada çiftçilik yaptığı ifade edilmektedir. 99
102 Köy içindeki bir kuyu "Hz. Musa Kuyusu" olarak ziyaret edilmektedir. Soğmatar Ören Yeri'nin kökü Harran Sin Kültüne dayanmakta; baştanrıya (Marilaha) ve mukaddes gezegenlere (Güneş, Ay, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs, Merkür) ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi (Kutsal Tepe) en önemli kalıntısını teşkil etmektedir. Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan röliyefleri işlenmiştir. Kalenin batısındaki tepe üzerindeki kayalarda ise tanrıları tasvir eden röliyefler ile Süryanice yazılar görülmektedir. "Kutsal Tepe"nin batısında ve kuzeybatısındaki tepelerde Güneş (Şamas), Ay (Sin), Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs ve Merkür tanrılarını temsil eden 7 adet tapınak yer almaktadır. Kare ya da silindirik gövdeli bu tapınakların altında yer alan arkolosiumlu odaların kapıları Kutsal Tepe'ye bakmaktadır. Kutsal Tepe'nin hemen kuzeyinde bir vadi ile ayrılan höyük (kale) bulunmaktadır. Kalenin 250 m. kuzeybatısında Pagnon Mağarası yer almaktadır. Mağaranın duvarlarında tam boy insan rölyefleri ve Süryanice yazılar bulunmaktadır. Mağara halen köylüler tarafından tezek deposu olarak kullanılmaktadır. Soğmatar'da bulunan Roma Devri'ne ait çok sayıda kaya mezar içerisinde anıt mezar özelliği taşıyan ve turizm açısından önemli olan üç tanesi köyün kuzeybatı kesimindeki tepeler üzerinde yer almaktadır. Bu mezarlar da köylüler tarafından tezek deposu ve hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır. Aynı Şuayb Kentinde olduğu gibi Soğmatar'da da hiçbir koruma tedbiri alınmadığı için köy tarihi eserleri istila etmiş ve tahrip etmiştir. Üzeri yazılı taşlar ve heykel parçaları bahçe duvarı yapımında kullanılmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:38) Çimdinli Kale : Viranşehir - Şanlıurfa yolunun 19. km.'sinde, soldan 8 km. içerideki Kalehisar Köyü'nde sert kalkerli alçak bir tepenin üzerinde inşa edilmiştir. Çeşitli dönemlerde tamir görmüş ve ilaveler yapılmış olan kale, Roma Dönemi'ne aittir. Kalenin içinde kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş odalar bulunmaktadır. Bugün mevcut bulunan yapılar İslam Dönemi'ne aittir, ancak kale büyük ölçüde tahrip olmuştur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:39) Birecik Kalesi : Kale Fırat'ın kuzey yamaçlarında, sert kalkerli bir kaya üzerinde inşa edilmiş, tarihi yollar üzerinde kurulmuştur. Etiler zamanından beri mevcudiyetini koruyan kale, Asurlular Dönemi'nde müstahkem bir hale getirilmiş, çeşitli dönemlerde de yenilenmiş ve onarım görmüştür. En büyük yenilemeyi Memluklar zamanında yaşamış, Yavuz Sultan Selim zamanında da tamir edilmiştir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:39) Kale'nin büyük kısmı tahrip olmuştur. Halen bir kısmında restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Çarmelik Kervansarayı: Şanlıurfa'nın Bozova ilçesinin 50 km. güneybatısında Büyükhan Köyü'nde yer almaktadır. Şanlıurfa-Gaziantep yolundan 11 Nisan Kasabası'ndan ayrılan 8 km'lik bir asfalt yolla ulaşılmaktadır. Köklü bir Türk ailesinin elinde uzun süre kalmış olmasından dolayı ailenin adını almıştır. Kervansarayın Selçuklu yapısı olduğu tahmin edilmektedir. İç kısımları küçük, dış 100
103 kısımları ise büyük kesme taşlarla inşa edilmiştir. Kırk odası bulunan kervansaray, görülmeye değer zengin bir mimariye sahiptir. Kuzey yönünde kubbeli bir mescid bulunan kervansaray bugün harap durumdadır. Mescid hala kullanılmaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:40) Sultantepe Höyüğü : Şanlıurfa'nın güneydoğusunda yer alan höyükte yıllarında yapılan kazı çalışmalarında Asur Döneminde önemli bir kent olduğu anlaşılmıştır. Yapılan kazıların üst tabakalarında Helenistik ve Roma kalıntılarına rastlanmış, alt tabakalarda ise Asurca çivi yazılı tabletlerden höyüğün Asur İmparatorluğu zamanında büyük bir kütüphaneye sahip olduğu anlaşılmıştır. Sultantepe Höyüğü, barındırdığı düşünülen çok sayıdaki tablet ile Anadolu Arkeolojisi içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Aşağı Yardımcı Höyüğü'nde de aynı yıllarda Sultantepe Höyüğü ile birlikte yapılan kazı çalışmaları sonucunda Asur ve Babil Devrine ait çivi vazıh tabletler ve steller bulunmuştur. Bu buluntular, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:30) Titris Höyüğü : Bozova ilçesine bağlı höyükte yılları arasında yapılan kazılar sonucunda taştan yapılmış idoller, çeşitli mutfak araçları, pişmiş topraktan yapılma hayvan figürleri, bronz bilezik ve iğneler, çakmaktaşı, kesici aletler bulunmuştur. Buluntular arasında en önemlileri; kireç taşından yapılmış silindir mühür ile keçi figürlü vazodur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:30) Nevaliçori Höyüğü : Hilvan ilçesine bağlı Argaç (Kantara) Köyü yakınında yer almaktadır yılları arasında yapılan kazı çalışmalarında Neolitik Çağ'dan kalma çakmaktaşından yapılmış bıçak ve kesici aletler ile mızrak uçları, pişmiş topraktan yapılma idoller ve taş boncuklar bulunmuştur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:30) Şaşkan Höyük : Bozova İlçesi'ne bağlı Şaşkan Köyü yakınında küçük ve büyük Şaşkan olmak üzere iki höyük bulunmaktadır. Bu iki höyük arasında yer alan tarlada yapılan kazılar sonucunda Neolitik Dönem'e ait yerleşmeler tespit edilmiştir. Toprağın 1-2 m. altında Geç Neolitik Devre ait mimari kalıntılar bulunmuştur. Şanlıurfa'daki Neolitik yerleşmeye ilk kez burada rastlanılmıştır. Aynı devre ait cilalı taş baltalar, çakmaktaşı dilgi çekirdekleri, deliciler, mızrak ve ok uçları, pişmiş topraktan yapılma kaseler ve mermerden yapılmış bir adet kadın figürü bulunmuştur. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:31) Lidar Höyük : Şanlıurfa'nın Bozova ilçesine bağlı Lidar (Dikili) Köyü'nde yer alan höyük, bölgenin en büyük höyüklerinden birisidir. Höyükte M.Ö yıllarında Kalkolitik Çağdan başlamak üzere çeşitli devirlere ait değerli buluntulara rastlanmıştır. Eteklerinde ise ilk Tunç Çağı'na ait mezarlar, mühürler; Asur Devri'ne ait oturan keçi heykeli, son demir çağına ait bronz küvet, Eski Babil Çağı'na ait silindir mühür önemli 101
104 buluntular arasında yer almaktadır. Bu değerli eserlerin yanında bir çok devre ait çeşitli mutfak eşyaları, sikkeler, takılar, kesici aletler, topraktan yapılmış hayvan ve insan figürleri, kemik iğneler gibi buluntular Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:31) Söğüt Höyüğü: Bozova ilçe merkezinin 2 km. güneybatısında yer almaktadır. Yapılan kazılarda Paleolitik ve Mezolitik dönemlere ait, yaklaşık 1.5 m. derinlikte çakmaktaşından yapılmış minik aletler bulunmuştur. Bozova ilçesinin göller mevkiinde yer alan Biris Mezarlığı'nda yapılan kazı ve araştırmalarda Paleolitik ve Mezolitik Dönem kalıntıları saptanmıştır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:31) Hasek Höyüğü: Şanlıurfa'nın Siverek İlçesi'ne bağlı Tillakin Köyü'nde yer almaktadır. Hasek Höyük ve çevresinde yıllan arasında yapılan kazılar sonucunda, M.Ö Kalkolitik Dönem ve İlk Tunç Çağları'na (M.Ö ) ait temel kalıntıları; yukarıda adı geçen diğer höyüklerde olduğu gibi topraktan yapılmış çeşitli mutfak eşyaları, takı parçaları, mühürler ve kesici aletler bulunmuştur. Bunlarla birlikte İlk Tunç Çağı'na ait bir insan iskeleti de Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:31) Çavi Tarlası: Siverek İlçesi, Çaylarbaşı Nisibin Köyü yakınındaki Çavi Tarlası'nda yılları arasında yapılan yüzey araştırmalarında İlk ve Orta Kalkolitik Çağlar'a tarihlenen buluntulara rastlanmıştır. Kazılarda ortaya çıkarılan yarı yuvarlak tipteki ev temelleri Kalkolitik Çağ mimarisinin özelliklerini yansıtması açısından önemlidir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:31) Kurban Höyük: Bozova İlçesi'ne bağlı Cümcüme Köyü sınırları içerisindedir yılları arasında yapılan kazılarda Tunç Çağı'nın çeşitli devirlerine ait mimari kalıntılar ve buluntular Şanlıurfa Müzesi'nde teşhir edilmektedir. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:32) Göbeklitepe - Gürcütepe Höyüğü Şanlıurfa'nın batısında Göbeklitepe Mevkii'nde Prof.Dr.Harald Hauptmann tarafından yürütülen kazılarda M.Ö yıllarına dayanan buluntulara rastlanmıştır. 9 ha'lık bir alanda yapılan kazılarda yekpare taştan yapılmış tapınak kalıntıları ve taş yontma bereket tanrıçası heykeli ve kerpiç kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Kazı çalışmaları devam etmektedir. Göbeklitepe buluntuları bugüne kadar insanlık tarihine ait en eski buluntularıdır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:32) Tilmusa- Tilbeş Höyükleri: Prof.Dr. Jesus Gil Fuensanta tarafından her iki höyükte yürütülen kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Şanlıurfa ilinde höyüklerde birçok arkeolojik çalışma ve kazı devam etmektedir. Bilimsel ve tarih açısından çok önemli olmasına karşın, kazılardan elde edilen tüm eserlerin müzelere gönderilmesi ve kazı alanlarının koruma amacıyla tekrar kapatılması sonucu bu alanların bir görsel değeri olmamakta ve turizm açısından kullanılmaları mümkün olamamaktadır. (Şanlıurfa İli Turizm Envanteri, s:32) 102
105 ŞIRNAK Doğal Değerler A) TERMAL KAYNAKLAR Hista Kaplıcası: Hz. Süleyman'a dayanan bir tarihi geçmişi olduğu söylenen kaplıca, Düğünyurdu Köyü'nde Dicle kıyısında yer almaktadır. Şifalı su kaya yarığından çıktıktan sonra üstü sonradan açılan bir kanalla 15 m. aşağıdaki kaplıca havuzuna dökülmektedir. Suyunun sıcaklığı 67 C ile yörenin en yüksek ısılı sıcak su kaynağıdır. Yapılan araştırmalara göre kaplıca suyu kalsiyum ve sülfit içermekte, romatizmal hastalıklar ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıcada mevcut olan tek tesis 4 x 8 m. boyutlarındaki talebi karşılayamayan üstü kapalı havuzdur. Son yılllarda bölgenin özel koşulları nedeniyle yoğun olarak kullanılamamaktadır. (Sımak Turizm Envanteri, s:29) Zümrüt Kaplıcası: Şırnak İli'nin Ilıcak Köyü'nde yer almaktadır. Kükürt içeren kaplıca suyu, romatizmal hastalıklar ile kalp yetmezliği hastalıklarına yararlı olmaktadır. 36 C sıcaklıktaki kaynağın yanında ikisi açık biri kapalı üç havuzu bulunan bir motel yer almaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:29) B) ORMAN KAYNAKLARI Neolitik döneme tarihlenen ve kayalara kazınmış resim kompozisyonlarının da bulunduğu Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi, tarihi açıdan olduğu kadar civarındaki dağlık alanların sahip olduğu doğa güzellikleri ve dağ turizmi potansiyeli açısından da önemli bir yerleşmedir. Ancak günümüzde bölgenin dağlık kesimlerindeki güvenlik sorunu, bu alanı da kapsamaktadır. Şırnak'ta ise Cudi Dağı ve dağın eteklerinde yer alan Şahköy Çağlayanı, İdil-Cizre arasında bulunan Baf Köyü, Şırnak Kenti yakınlarındaki Herekül Dağı; yöredeki güvenlik sorununun çözülmesi ile kullanılabilecek doğal güzelliklere sahip mesire alanlarıdır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:17) Tarihi ve Arkeolojik Değerler Şırnak İli'nde tarihi yapılar Cizre ilçesinde yoğunlaşmıştır. İl'de tescilli 3 köprü, 1 kale kapısı, 1 medrese, kent surları, 3 sivil yapı, 3 cami, 1 kaya kabartması, 2 harabe, 1 kasır, 1 türbe, 1 yatır bulunmaktadır. (Tescil Fişleri, 2004) CİZRE Kent merkezinde tarihi önemi bulunan eserler Ulu Cami (1160), Mir Abdal Camii (1437), Selçuklu tarzında inşa edilmiş Kırmızı Medrese (16.yy), Şeyh Ahmet El Gezeri Türbesi, eskiden kilise olan Nuh Peygamber Camii, Hamidiye Kışlası'dır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:23) Cizre Kalesi: Cizre'yi çevreleyen, gemi biçiminde bazalt taştan yapılmış olan surların büyük bir kısmı günümüzde yıkılmış durumdadır. Surların Asurlular veya Guti'ler döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Surların etrafındaki geniş hendekten Dicle Nehri'nin akıtıldığı, dolayısıyla kentin adının Arap kaynaklarında ada anlamına gelen "Cezire" olarak geçtiği bilinmektedir. Kent'in; 103
106 Bağdat Kapısı, Diyarbakır-Mardin Kapısı ve Sarayburnu Kapısı olmak üzere üç kapısı vardır. Sarayburnu kapısında karşılıklı iki aslan kabartması bulunmaktadır. Cizre Kalesi ise surların kuzeyinde ve Dicle kıyısında yer almaktadır. Develer Hanı, saray ve zindan binası bulunan kalenin tümü bugün Sınır Jandarma Tabur Komutanlığı'nca kullanılmakta olup, yapılan yeni ekleme ve onarımlarla özgünlüğünü yitirmektedir. Kale içinde yer alan Hamidiye Kışlası Jandarma Alay Komutanlık binası olarak kullanılmaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:23) Cizre Kalesi tümüyle siyah bazalt taştan, Belek Burcu ise siyah ve beyaz taşlardan inşa edilmiştir. Kale askeri alan olmasına karşın özel izin ile gezmek mümkün olmaktadır. Ulu Cami : 639 yılında kiliseden camiye çevrilen yapının inşa tarihi çok öncelere dayanmaktadır. Ancak, sonraki dönemlerde çok sayıda onarım görmüştür. Dörtgen minare 1156 yılında inşa edilmiştir. Ebul-İz tarafından yaptırılan çift ejder figürlerinden biri Kopenhag, diğeri İstanbul'da bulunmaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:24) Nuh Peygamber Türbesi ve Camii : Nuh Peygamber'in mezarı olan mekan tarih boyunca bir ibadet yeri olmuştur. Daha önceleri üzerinde bulunan kilisenin yerine cami inşa edilmiştir. Şırnak Valiliği ise bu eski caminin yerine yeni bir cami inşa ettirmiştir. Bodrum katında bulunan Nuh Peygamber'in mezarı üzerine özel ahşap oyma lahdi ile bir türbe inşa edilmiştir. Aynı külliye içinde Ebul-iz Türbesi de yer almaktadır. 12 yy'da yaşayan İsmail Ebul İz el-cezeri robot ve bilgisayarın ana temellerini keşfetmiş bir bilim adamıdır. Kitapları bulunmaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:24) Abdaliye Medresesi ve Mem-u Zin Türbeleri ; 1437 yılında inşa ediîen medrese ile efsanelere ve şiirlere konu olan Mem ve Zin'in Türbeleri oldukça bakımsız durumdadır. Halkın yoğunlukla ziyaret ettiği bir yerdir. Bu alanın restorasyon projeleri GAP İdaresi'nin katkılarıyla Çekül Vakfı tarafından gerçekleştirilmiş olup, uygulamanın finansmanını Kaymakamlık sağlayacaktır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:26) Kırmızı Medrese ve Ahmed el Cezeri Türbesi: Kırmızı Medrese 15.yy.'da Azizan Beyi II.Şeref tarafından yaptırılmıştır. Kırmızı tuğlalardan yapılmış olup, mescit, idare, öğrenci ve öğretmen bölümlerinden oluşmaktadır. Medrese'nin içinde ayrıca şair Ahmed el Cezeri ve bazı yakınlarının türbeleri yer almaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:26) Cizre Müzesi: Özel müze olarak tescil edilmiştir. Eski belediye binası olan müzenin yapısı özgün bir Cizre evidir. Şahıs gayretiyle gerçekleştirilen müzede yöreden toplanan arkeolojik ve etnografik eserler sergilenmektedir. Bunların arasında en ilgi çekici parçalar Nuh Peygamber'in kıble taşı ve az bilinen bir medeniyet olan Guti döneminden kalmış eserlerdir. (Şırnak Turizm Envanteri, s:23) Finik Ören Yeri : Cizre yakınındaki Damlarca ve Eskiyapı köyleri arasında yer alan Finik Ören Yeri, İ.Ö yıllarına tarihlenmektedir. Dağlık bir bölgede yer alan kentte saray, zindan, sarnıç yerleri ile 104
107 çok sayıda mağara evleri bulunmaktadır. Finik Kalesi'nin kuzeyinde 'Borzana Sitiya' adı verilen alanda kaya üzerine işlenmiş bir kaya kabartması ile Köyün kuzeydoğusunda yanyana duran bir kadın ve bir erkek kabartması bulunmaktadır. Dicle Nehri'ne inen gizli su yolu ve su sarnıcı bugün hala mevcudiyetini korumaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:27) Şah Ören Yeri : Cizre'nin kuzeydoğusunda, Cudi Dağı'nın en sivri noktası olan Çeko'nun eteğinde, tamamen dağlık bir kesimde Çağlayan Köyü'nde yer almaktadır. Köyde bir şelale ve içinde sarkıt ve dikikler bulunan mağaralar bulunmaktadır. Köye varmadan bir adet eski kilise ve bir antik köprü yer almaktadır. Dağlık kesimlerde Düşe, Çeko, Keçi, Kayzer, Kırd ve Hırabe kaleleri yer almaktadır. Kentin etrafı surlarla çevrilidir. Kayzer Kalesi'ne çıkan yolda ise aynı kişiye ait olduğu söylenen altı adet heykel bulunmaktadır. Köyün kuzeyinde güneye doğru inen kayaların oyulmasıyla yapılmış olan görkemli su bendi bugün de kullanılmaktadır. Yörede çok sayıda tarihi eşya, paralar ve heykeller bulunmuştur. Ayrıca köyün etrafında kayadan oyma bir kaç mağara ev de bulunmaktadır. (Sımak Turizm Envanteri, s:27) Babil Ören Yeri : Cizre'nin 20 km. güneybatısında Suriye sınırı üzerindeki «ebeli Köyü'nde bulunan ören yerinin çevresi dikdörtgen biçiminde surlarla çevrilidir. Dış kaleyi oluşturan bu surlarda yaklaşık 30 adet burç vardır. İç kale ise daire biçimindedir. Yerleşmede 1992 yılında yapılan bir kazı çalışmasında bulunan Asur hükümdarına ait heykel bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Alanda yapılan kaçak kazılarda ise bir çok tarihi para, heykel ve tablet bulunmuştur. Daha detaylı kazı çalışmaları ile önemli buluntulara rastlanabileceği düşünülmektedir. (Şırnak Turizm Envanteri, s:28) Kasrik Ören Yeri: Cizre'nin 6 km. kuzeyinde, Şırnak yolu üzerinde bir boğaz içerisinde yer alan yerleşmede tarihi su bentleri, heykeller ve kent kalıntıları bulunmaktadır. Cizre ve Finik beylerinin yerleşmeyi yazlık olarak kullandıkları bilinmektedir. Tarihi eserlerin büyük ölçüde tahrip olmasına karşın, yöre yerel halk tarafından yoğun olarak kullanılan bir mesire yeridir. İl sınırları içerisinde yukarıda adı geçen ören yerleri dışında Cizre'nin 2 km. doğusunda Dicle Nehri kıyısında yer alan ve nehrin yatak değiştirmesi nedeniyle zamanla Suriye topraklarında kalan Bezabde Ören Yeri'nde de ilk çağlara tarihlenen kent kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca Cizre'nin 15 km. kuzeyinde Aşağıdere Köyü'nde yer alan Dere Ören Yeri kalıntılarından bir kaç kilise, geniş bir kent kalıntısı ve Melekler Suru olarak adlandırılan uzunca bir sur bulunmaktadır. (Şırnak Turizm Envanteri, s:28) Dirheler (Dev Evleri) : Beytüşşebap Fargoşin yaylasında rastlanan Dirheler, üçü dördü bir arada birbirini koruyabilecek yakınlıkta yol üstünde kayalara oyulmuş dev boyutlu yapılardır. Dirhelerin Asur saldırılarına karşı haber alma kuleleri, ya da yaylaya çıkarılan sürüleri korumak ve yayla güvenliğini sağlamak için yapılmış küçük savunma kuleleri olduğu tahmin edilmektedir. (Şırnak Turizm Envanteri, s:25) 105
108 Cudi Dağı : Şırnak İli'nin güneyinde yer almaktadır. Söylentilere göre Cudi Dağı Nuh'un Gemisi'nin karaya oturduğu yerdir. Kuran-ı Kerim'de, Tevrat'ın Aremi dilindeki eski tevsirlerinde, pek çok gezgin ve tarihçinin yapıtlarında Nuh'un Gemisi'nin Cudi Dağı üzerinde durduğu anlatılmaktadır. Nuh'un mezarının Cizre'de bulunması, Şırnak'a bir zamanlar Şehr-i Nuh denmesi ve Cizre surlarının gemi biçiminde olması da buna kanıt olarak gösterilmektedir. Dağın zirvesinin altında Sefine (Gemi) adıyla anılan 500 m 2.Tık bir düzlük bulunmakta ve Nuh'un gemisinin burada olduğuna inanılmaktadır. Bu düzlük 1-2 m. lik taş bir duvarla çevrilidir. Çeşitli kaynaklarda bu alanın Nuh'un yaptırdığı bir ibadet yeri olduğu ve daha sonra Hıristiyanlığın yayılmasıyla Deyr-el Cudi diye anılan bir kilisenin bulunduğu belirtilmektedir. Sefine'nin batısında iki taş örgü sarnıç ve doğal kuyular bulunmaktadır. Güneydoğusunda bulunan ve Çılmire adı verilen yerde çeşitli kabartmalar, taş heykeller ve Asur Kralı Sanherib'e ait bir kitabe yer almaktadır. Doruğa yakın noktadaki büyük mağarada at ve hayvan kabartmalarıyla yerli ve yabancıların ilgisini çekmektedir. (Şırnak Turizm Envanteri, s:21) Gerek yerli gerekse yabancı turizm açısından kendine özgü öneme sahip Cudi Dağı'na araç ulaşımı olanaksızdır. Bir kaç noktadan uzun bir tırmanışla ulaşılabilmektedir. Her yıl Cizre, İdil, Şırnak, Silopi, Uludere ve Eruh ile civar köylerden gelenler özellikle Haziran ve Temmuz aylarında Cudi Dağı'na çıkıp ibadet etmektedir. Günümüzde güvenlik açısından yöredeki hassas konum ve can güvenliği sorunu turizm talebini olumsuz yönde etkilemektedir. 106
109 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme 107
110 EK 3. KÜLTÜREL VE FOLKLORİK DEĞERLER Güneydoğu Anadolu Bölgesi, kapalı bir toplum yapısına sahiptir. İlk yerleşik hayata geçiş döneminden bu yana bir çok uygarlığın etkisi altında kalmış ve bu uygarlıkların bazıları bölgedeki varlıklarını uzun süre devam ettirmişlerdir. Bu nedenle, bölge folklorik değerlerinde de bu uygarlıkların etkisi görülmektedir HALKOYUNLARI VE HALK MÜZİĞİ GAP Bölgesi'nde halk oyunları içinde en yaygın olan türü 'Halay' olarak adlandırılan oyundur. Bölge'nin tüm illerinde çeşitlilik gösteren halay, oldukça önemli bir halkoyunudur. Halay türündeki oyunlar her ilde değişik adlar ve ezgilerle oynanmaktadır. Halay, sadece erkekler ve sadece kadınlar olarak oynanabildiği gibi, karışık olarak da oynanmaktadır. Bunun dışında bölge genelinde seyirlik oyunlara pek fazla rastlanmamaktadır. Bölge'de halk müziği toplumsal yapıya özgü çeşitlilik göstermektedir. Bölge müziğinde uzun havalar, türküler ve ağıtlar önemli yer tutmaktadır. Tezeneli sazlardan bağlama, saz, divan, cura, nefesli sazlardan zurna, kaval, vurmalı sazlardan davul ve darbuka yörenin yaygın olan halk müziği sazlarıdır. Bunların dışında farklı olarak Şanlıurfa İli'nde geleneksel sıra geceleri düzenlenmektedir. Kış gecelerinde erkekler arasında yapılan sıra gecelerinde çalıp söylenen ezgiler "fasıl" denilen bir düzen takip etmektedir. Ağır havalar ile başlayan sıra gecelerinde divanlar ve hoyratlar okunmakta, daha sonra oynak havalara geçilmektedir. Geleneksel sıra geceleri yörenin halk müziği, halk oyunları ve geleneksel mutfağını yansıtması açısından bölge turizminde önemli bir yer tutmaktadır. Halen ŞURKAV Kültür Merkezi'nde ve Urfa Evi'nde geleneğe uygun sıra gecelerinin düzenlenmesinin yanısıra, turistik nitelikli otellerde de bu düzenlemeler yapılmaktadır. ( 22/05/2004) 3.2. YÖRE MUTFAĞI Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde hayvancılığın ön planda olması sebebi ile halkın temel beslenme kaynaklarım genellikle et ve süt ürünleri oluşturmaktadır. Bunun yanında bölgedeki yemek çeşitlerinin hazırlanmasında çoğunlukla teme! Malzeme olması açısından buğdaygiller de önemli bir yer tutmaktadır. Zengin bir mutfağa sahip olan Bölge genelinde baharatlı ve yağlı yemekler, kebaplar, pideler ve tatlı çeşitleri başlıca yemek türlerini oluşturmaktadır. Mırra adı verilen süzme kahve bölgeye özgü içecek türüdür. Genelde benzerlik gösteren il mutfaklarının kendilerine özgü yemek çeşitleri aşağıda verilmiştir. Adıyaman'da yerleşik halkın temel gıdasını tarım ürünleri oluşturmaktadır. Hayvancılıkla uğraşan göçebe yörükler ise kendi gereksinimleri dışında iç pazarın gereksinimini de karşılamaktadır. Yörede üzüm önemli bir üründür. Üzümden pekmez, pestil, pekmezli sucuk hazırlanmaktadır. Zengin bir mutfağa sahip olan ilde dolmalı köfte, ekşili köfte, yoğurtlu köfte, külah dolması, çiğ köfte, kuymak, mahluta, kulak çorbası ve sütlü çorba gibi çeşitli yemekler ile çok çeşitli tatlılar yapılmaktadır. Yöreye özgü olarak un, pekmez ve yağ ile yapılan 'şıllık' adında bir tatlı çeşidi bulunmaktadır. Bunların dışında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne özgü kebap ve lahmacun çeşitleri ile baklava türü hamur tatlıları lokantaların temel yemeklerindendir. ( 22/05/2004) 108
111 Batman'da hayvancılığın yaygın olmasına paralel olarak halkın temel besin kaynaklarını et ve süt ürünleri oluşturmaktadır. İl geleneksel mutfağında bol yağlı et yemekleri, hamur işleri ve yöreye özgü çorbalar yer almaktadır, ( 22/05/2004) Diyarbakır'da halkın temel besin kaynağı olarak et, önemli bir yere sahiptir. Yöre mutfağında genellikle domates ve patlıcanla yapılan etli yemekler bol acılı ve yağlıdır. Üzümden yapılan pestil ve sucuk, otlu peynir, sumak yaygın, büyük oranda tüketilen diğer yiyecek maddeleridir. İl'de meyankökü şerbeti de büyük ölçüde tüketilmektedir. Özgün yemeklerin başlıcaları; içli köfte, çiğ köfte, meftune, lebeni, kibebumbar; tatlılardan ise burma kadayıf ve nuriye tatlısıdır. Kibebumbar Diyarbakır'ın en ağır yemeklerinden olup, işkembe ve bağırsaklara et, pirinç, nane, biber ve tuz karışımı doldurularak pişirilmektedir. Düğünlerde en çok sevilen ve yenilen yemek ise meftunedir. ( 22/05/2004) Gaziantep'te mahalli yemek çeşitleri ile zengin bir halk mutfağı oluşmuştur. Çiğ köfte, lahmacun, yuvarlama ve çeşitli kebaplar yemek çeşitlerinin başlıcalarıdır. Ayrıca mezeler ile bazı özel kahvaltılıklar da önemli yemek çeşitleri arasında yer almaktadır. Değişik lezzetteki bol çeşitli baklavalar ve antep fıstığı ezmeleri ise yöre tatlılarının başlıcalarıdır. Aynı zamanda Gaziantep yöresi bağları ile de ünlü olup, yörede üzümden kaliteli şaraplar yapıldığı gibi, üzüm şırasından bastık, sucuk, muska gibi diğer yiyecekler de yapılmaktadır. Ayrıca yörede helva yapımı da oldukça meşhur olup, meyan köklerinin ezilip suda ıslatılması ile elde edilen "Meyan Şerbeti" özellikle yaz aylarında en çok içilen şerbet türünü oluşturmaktadır, ( 22/05/2004) Mardin İli'nde de gıda maddeleri arasında et ve süt ürünleri başta gelmektedir. Yemekler genellikle baharatlı ve bol yağlıdır. Yörede "Harire" denen üzüm sucuğu, azda olsa pekmez ve pestil de yapılmaktadır. Köfte ve dolmalar yaygın yemek türleridir. "Bellok" adı verilen mercimekli köfte, haşlanmış içli köfte (ikbebet), içli köftenin kızartılması ile yapılan Irok, işkembe dolması (kibe), kaburga dolması, sembusek denen kapalı lahmacun özgün yiyecekler arasındadır. "Acin" denen çiğ köfte ise en yaygın köfte türüdür. Bunların dışında 'Mırra' adı verilen süzme kahve Mardin'de de önemli bir içecek türüdür. ( 22/05/2004) Siirt'te beslenmenin ana kaynağı hayvancılıktır. Et yanında ayran, incene, otlu peynir gibi süt ürünleri de yöreye özgü yemeklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Perde pilavı, "Kitel" adı verilen Siirt köftesi, " Rayoş Meketip", ayranlı yarma, ayranın yaz aylarında damda bekletilmesi sonucunda oluşan tortudan yapılan keşk yaprak, kemiksiz etin fırınlanması ile yapılan birvan kebabı, yoğurtlu köfte, il mutfağının özgün yemekleri arasında yer almaktadır. Tatlı yerine genellikle pekmez kullanılmaktadır. Yörenin özgün tatlısı olan "Humbar" da kızartılmış hamurun üzerine pekmez gezdirilerek yapılmaktadır, ( 22/05/2004) Şanlıurfa İli nde genellikle etli. yağlı, bulgurlu, baharatlı ve tatlı yiyecekler önemli bir yer tutmaktadır. Yemeklerin hazırlanmasında genellikle Şanlıurfa'ya has Şanlıurfa yağı (Eritilmiş tereyağ) kullanılmaktadır. İlde hemen hemen her ev kullanacağı salçayı, biber salçasını ve pul biberini (Kuru İsot) kendisi hazırlamaktadır. Hemen hemen her yemekten sonra tatlı yenilmektedir. 109
112 Şanlıurfa'ya özgü yemekler arasında başta çiğ köfte olmak üzere zengin köfte çeşitleri, kebap çeşitleri, sebze yemekleri; kızartma, kavurma, saç kavurması, tirit yemeği, kuzu dolması gibi et yemekleri, pilavlar, çorbalar; Semsek, ağzı açık, peynirli ekmek, hamurlu su böreği, saç katmeri ve lahmacun gibi hamur yemekleri; başta künefe olmak üzere zengin tatlı çeşitleri; bostana, patates, yumurta, zeytin, bakla ve arap bostanaları ile koruktu hıyar salatası, ayrıca Borani, dömeç, iki parmak adları verilen özel yemekler yer almaktadır. ( 22/05/2004) Şırnak ilinde et ve süt ürünleri ile buğdaygiller beslenmenin temel kaynaklarını oluşturmaktadır. Ayrıca Şırnak iline özel bir pilav çeşidi bulunmaktadır. ( 22/05/2004) 3.3. FESTİVAL VE ÖZEL GÜNLER Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bazı yörelerinde belli günlerde uluslararası nitelikte yerel etkinlikler düzenlenmektedir. Günümüzde bu etkinlikler yerel turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Bölge'de düzenlenen bu etkinlikleri aşağıda özetlenmiştir. Aşağıda belirtilen özel günler dışında illere özel kurtuluş günleri ve çeşitli yerel etkinlinler yer almaktadır ancak bunların turizm için önemleri bulunmamaktadır. Adıyaman İli'nde Uluslar arası Kommagene Festivali düzenlenmektedir. ( 22/05/2004) Diyarbakır'da kutlanan özel günler ise İl doğumlu Ziya Gökalp ve Cahit Sıtkı Tarancı'yı anma günleri ile Diyarbakır Kültür Festivalidir. Bu festivalin içinde daha önce ayrı olarak düzenlenen Karpuz Festivali de yer almaktadır. Ayrıca, Uluslararası GAP Kültür ve Sanat Şöleni de Diyarbakır'da yapılmaktadır, ( 22/05/2004) Gaziantep'te 1-15 Eylül tarihleri arasında Uluslararası Altın Fıstık Festivali ve Nisan tarihleri arasında Turizm Fuarı yapılmaktadır. (wwwt.qaziantep.gov.tr, 22/05/2004) Siirt'te Uluslararası Fıstık Festivali ve Belediye ile Valiliğin işbirliği ile Eylül tarihleri arasında Siirt İli, Kültür ve Sanat Haftası kutlamaları düzenlenmektedir. Siirt'te ayrıca Şubat ayının ilk pazartesi günü başlayan ve üç gün süren Cigor (çıkgör) şenlikleri, Mayıs ayında kutlanan yumurta bayramı ve sergi - panayır anlamına gelen, Mayıs'ın 13'ünde başlayıp bir ay devam eden Sihirler gibi yöresel - geleneksel şenliklere de rastlanmaktadır, ( 22/05/2004) Şanlıurfa İli'nde ise her yıl 12 Nisan tarihinde Birecik'te Kelaynak Festivali yapılmaktadır. Bu festival hem yurt içinden hem de yurt dışından ilgi görmekte ve önemli bir turizm aktivitesi yaratmaktadır. ( 22/05/2004) 3.4. GELENEKSEL GİYİM Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde günümüz giysilerinin yöresel giysilerin yerini almasına rağmen, hala özellikle kırsal yörelerde geleneksel giyim biçimi korunmakta; geleneksel giysiler turistlerin büyük ölçüde ilgisini çekmektedir. Bölge illerinin yöresel giyim biçimlerini şu şekilde özetleyebiliriz. Adıyaman'da erkekler şalvar ve ceketten oluşan sako diye adlandırılan kıyafeti kullanmakta, kadınlar ise entarilerinin üzerine çarşaf giymektedirler. Kuzeydeki dağlık kesimde kadınlar 110
113 entari üzerine ceket giymekte, başlarına altın veya gümüşle işlenmiş tunç - tepelik takarak, üzerine fes giyip, fese ipek pusu sarmaktadırlar. Güneyde yer alan ova kesimde ise, kadınlar başlarına bir metre genişliğinde keten, kızlar ise yazma bağlamaktadırlar. Süs eşyası olarak genellikle altın ve gümüş takılar kullanılmaktadır. ( 22/05/2004) Batman'da, el tezgahlarında tiftikten dokunan kumaşlar, el örgüsü başlık, kuşak ve çoraplar yöresel motiflerden oluşan özgün giysileri oluşturmaktadır. İl'de çarşaf ve peçe hala kullanılmaktadır. Giysilerde gösterişe önem verildiğinden parlak ipekli kumaşlar kullanılmaktadır, ( 22/05/2004) Diyarbakır yöresinde halk giysileri oldukça renklidir. Geleneksel erkek giyiminde başa takılan fes üzerine ağabani sarık, pusu sarılmakta başa pusu sanlı külah da takılmaktadır. Pantolon yerine şalvar veya önü yırtmaçlı entariler giyilmektedir. Şalvarın üstüne işlik veya yelek giyilmekte, bele yazın ağbani, kışın şal kuşak bağlanmaktadır. Yine kışın kürk, hırka, aba giyilmektedir. Ayakkabı türleri ise kalıçfotin, poçikli kundura yaşlılarda ise mestir. Kadın giyiminde başa giyilen kofi üzerine çeşitli renkte ipek pusular sarılmakta, üste fistan, entari giyilmektedir. Başlığın üzerine gümüş tepelik, yanaklara gümüş zülküf bastırılmaktadır. Fistan üzerine işlemeli hırkalar giyilmekte, bele ise çeşitli renklerde acem kuşağı sarılmaktadır. Saç bağları, kişniş gerdanlık ve hasır bilezik başlıca takıları oluşturmaktadır. ( 22/05/2004) Gaziantep'te erkeklerin kullandığı fes, tunus, hasırlı fes, hasırsız fes şeklinde mavi püsküllü olarak başa giyilmektedir. Fes yerine keçeden yapılmış sivri külahlar veya terlik adı verilen patiskadan yapılan bir başlık ta giyilmektedir. Beden kısmından dize kadar uzanan geniş cübbe ile aba da eski giysiler arasında yöresel cinsleri ile kullanılmaktadır. Cepken sırma işleme olarak kullanılmakta, şalvar ise uzun ve bol olarak siyah ve mavi kumaştan dikilmektedir. Yörenin asıl şalvarı kıldan yapılanıdır. Belde şal kuşak kullanılmaktadır. Köylerde kuşakların üzerinde palaska adı verilen meşin kemer kullanılmaktadır. Ayaklarda yün çoraplar kullanılmakta, çarık papuç, lapçın, karcın ve keklik adı verilen ayakkabı türlerine rastlanmaktadır. Yer yer lastik papuçlara da rastlanmaktadır. Kadınlar ise iç çamaşır olarak ciyer deldi, muşbak, gömlek giymektedirler. Üzerine içlik, şalvar, hırka giyilmektedir. Entari ayrıca kullanılmakta, cepken ve bulüzü andıran gömlekler de giyilmektedir. Entarilerin biçimi genellikle üç eteklidir. Entarilerin üzerine belden kemer yada kuşak bağlama geleneği bulunmaktadır. Ayaklara elde işlenmiş yün çoraplar ile yemeni, habbap, nede, lapçın, papuç, karcın ve postal adı verilen ayakkabılar giyilmektedir. Gümüş ve altından yapılmış bilezik ve yüzükler önemli takıları oluşturmaktadır. Başlığın üzerinde gümüşten bir tepelik bulunmakta, tepeliğin uçlarından gümüş pırpırlar sarkmaktadır. ( 22/05/2004) Mardin'de erkekler giyiminde yaygın olarak kullanılan ak ketenden entariler, bol şalvarlar görülmektedir. Dağ köylerinde maşlah adı verilen dokuma başlıklar kullanılmaktadır. Kadınlarda başa pusu bağlanmakta, bazı kesimlerde ise namazlık denilen büyük başörtüler kullanılmaktadır. Dağ köylerinde ise denge adi verilen bir tür fes giyilmekte, üzerine pusu bağlanmaktadır. Ayakkabı türlerinden kara lastik kırsa! kesimde sıkça kullanılmakta, yaşlılar ise mes giymektedir. Takı ve süsler kadın giyiminin tamamlayıcı unsurlarıdır, ( 22/05/2004) Siirt'te geleneksel erkek giyimi "Şal - Şepik" dir. Tiftikten dokunan şalvar benzeri bol pantolona şal, kol ağızları yırtmaçlı yakasız cekete de şepik adı verilmektedir. Yöreye özgü uzun kollu, 111
114 bileklikti, etek uçları püsküllü gömleklere "Celahü" adı verilmekte, üzerine cepken yada yelek giyilmektedir. Pervari'de çarık ve kundura yanında "Reşşik" adı verilen bir ayakkabı türüne de rastlanmaktadır. Kadın giyiminde yaşlılarda çarşaf, gençlerde ise peçe günümüzde de kullanılmaktadır. Parlak renkli ipek, yandan yırtmaçlı entariler giyilmektedir. Boncuk ve pul işlemeli yelek ile bol şalvarlar yöre giyiminin tamamlayıcısıdır. Başlık olarak fes benzeri el örgüsü takke kullanılmakta, üstüne yazma ya da tülbent bağlanmaktadır. Çarık, lastik ayakkabı ve iskarpin yaygın ayakkabı türlerini oluşturmaktadır. Yün çoraplar ise canlı, renkli motiflerle süslenmiştir, ( 22/05/2004) Şanlıurfa'da erkek giyiminde sırmalı pusu başlık, yerli dokuma olan kol ağzı saat kapaklı köynek, gömleğin üzerine giyilen ve genellikle gabardin kumaştan yapılan kırkdüğme yelek, bele sarılan şal ile gabardin kumaş şalvarlar görülmektedir. Genellikle kırmızısı kullanılan postal (yemeni) türü ayakkabılar ile el örgüsü yün çoraplar kullanılmaktadır. Mendiller, kırmızı beyaz yerli dokuma ipekten yapılmıştır. Kola boncukla işlenmiş pazubent bağlanmakta, boyuna ise hamaylı takılmaktadır. Kadın giyiminde ise kırmızı fes üzerine pusu bağlanarak oluşturulan başlık, üç etek, yerli dokuma olan bol şalvar, beyaz yünden yapılma elle işlenmiş çoraplar, postal (yemeni) türü ayakkabılar, gümüş kemer ya da elle örülen yünden yapılmış bel bağları ile fistanın bel kısmından bağlanan önlük görülmektedir, mendiller genellikle siyah olup, yöresel motiflerle işlenen nakışlarla doludur. Kına ve sürme makyajda önemli bir yere sahiptir. ( 22/05/2004) Şırnak'ta erkek giyiminde genellikle kırsal kesimde görülen şal-şepik (Sımak şalı) ve rençberi denilen dokumadan elbiselere rastlanmaktadır. Kadın giyiminde ise çarşaf ve peçe hala kullanılmaktadır. Giysilerde parlak renkli, ipekli kumaşlar kullanılmaktadır. Yöresel motiflerle süslenmiş el örgüsü yün çoraplar, tozluklar ve kuşaklar yöre giyimini tamamlayan unsurlardır. ( 22/05/2004) 3.5. GELENEKSEL EL SANATLARI Adıyaman'da halıcılık ve bakırcılık gibi el sanatları oldukça yaygındır. Yörede halı, kilim ve keçe genellikle köylerde dokunmaktadır. Bazı köylerde doğal kök boyalarla, bazı köylerde ise sentetik boyalarla boyanan halılar yün dokumadır yılından itibaren halıcılığı geliştirmek amacı ile yörede açılan halıcılık kursları sonucunda kullanılan yer tezgahlarının yerini zamanla dik tezgahlar almaktadır. Bu tezgahlarda üretilen halılar başta A.B.D olmak üzere yurtdışına ihraç edilmektedir. Gerger'de yer alan 25 tezgahlı halı imalathanesinde dokuma ipliklerinin A.B.D'den getirtildiği ve ısmarlama olarak üretilip bu ülkeye gönderildiği belirtilmektedir. Gerger dışında diğer yörelerde de çeşitli imalathaneler yer almaktadır Ancak Gerger'de ki imalathane yörenin en büyük ve örgütlü imalathanesidir. Dokunan halılarda zemin genellikle bordo ve siyah gibi koyu renklerden oluşmakta, genellikle geometrik desenli bitki ve hayvan motifleri yer almaktadır. Bunun yanında yörede keçe işçiliği de oldukça gelişmiştir. Yer örtüsü olarak kullanılan keçeler turistler için ilginç bir el sanatı türüdür. Köylerde kilim dokumacılığı devam etmektedir. Heybe, eldiven, çorap, pusu ve yemeni işçiliği yörenin özelliğini yansıtan el sanatlarındandır. İldeki diğer el sanatları bakırcılık, dericilik ve ağaç işçiliği olup, giderek önemini kaybetmektedir. ( 22/05/2004) Batman İli'nde el sanatları fazla gelişmemiştir. Geçmişte yöre halkının gereksinimlerini karşılamak amacı ile sürdürülen dokumacılık ve özellikle bakırcılık günümüzde önemini 112
115 kaybetmiş el sanatlarıdır. Yöre hayvancılığına bağlı olarak yün ve tiftikten el örgüsü çorap, kuşak, başlık, heybe, keçe ile el tezgâhlarında tiftikten dokunan kumaşlar Batman'ın günümüzde rastlanan el ürünlerini oluşturmaktadır. ( 22/05/2004) Diyarbakır'ın geleneksel el sanatları arasında kuyumculuk, ipekçilik ve bakırcılık en önemlilerini oluşturmaktadır. İl'de uzun bir geçmişi olan kuyumculuk, günümüzde de önemini korumaktadır. Gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler, kişniş gerdanlık ve hasır bilezik Diyarbakır kuyumculuğunun kendine özgü ürünleridir. İpek böcekçiliği Merkez, Kulp, Silvan ve Lice ilçelerinde yapılmakta olup, ipekli kumaşlar, mendiller ve pusuları ile ünlü olan il üretimi zamanla azalmaktadır. Diyarbakır'da ipek böcekçiliği 1940 yıllarında büyük öneme sahipken günümüzde az sayıdaki tezgahlarda dokunan puşular kalmıştır. İl'deki diğer el sanatları arasında eski önemini yitirmiş olan bakırcılık, toprak işleri, saraçlık, keçecilik; kilim, cicim, heybe dokumacılığı; işlemeli peşkir, peştemal ve namaz örtüsü yapımı yer almaktadır. Bunların dışında son zamanlarda el dokuması halıcılığa da önem verilmektedir. ( 22/05/2004) Gaziantep'in zengin el sanatları, Türkiye'de olduğu kadar yurtdışında da büyük öneme sahiptir. Turistik eşya olarak üretilen el sanatları sadece yöre içinde kalmamakta; İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara gibi büyük şehirlerde satılmakta ve yurtdışına pazarlanmaktadır. İldeki el sanatları içerisinde; bakır işlemeciliği, sedef kakmacılık, yemenicilik (ayakkabı), kilim dokumacılığı, kutnuculuk, yorgancılık, abacılık, altın ve gümüş işlemeciliğinin yapıldığı kuyumculuk başta gelmektedir. Bakır ve bakır işlemeciliğinin tarihi insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. Gaziantep bakır işlemesinin en önemli özelliği, lehim yada benzeri bir yolla birleştirme yapılmadan tek parça olarak imal edilmesidir. İlde bakır işlemeciliği ile mutfak eşyaları ve süs eşyaları yapılmaktadır. Ancak, bakırcılık sanatı giderek azalmaktadır. Bakırcılar Çarşısı'ndaki işletmeler yerlerini giderek sanayi ürünleri pazarlayan işletmelere bırakmaktadır. Türkiye'de tarihi değeri olan kutnu bezi dokumacılığının yapıldığı tek il Gaziantep'tir. Kutnu kumaşı yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi çeşitli aksesuarlar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik ve halk oyunları kıyafeti olarak da kullanılmaktadır. Antep'te üretilen sedef kakma el sanatları ürünleri içerisinde mescit süslemeleri, koltuk takımı, Kur'an rahlesi, çeyiz sandığı, tüfek ve tabanca kabzası kaplamaları örnek olarak gösterilebilir. Gaziantep'te yer alan Karkamış, Dülük, Belkıs antik kentleri ve höyüklerden çıkarılan gümüşlerin bolluğu ve bu gümüşlerin eski dönemleri simgelemesi gümüş işçiliğinin ve kullanımının Gaziantep ve yöresinde çok yaygın olduğunu göstermektedir. Son yıllarda Türkiye'nin dışa açılması, turizm hareketlerinin artması ve teknolojinin de yardımıyla hızlı bir gelişme göstermektedir. Ülke turizmi içinde önemli bir payı olan Gaziantep gümüş işçiliği, bugün sayısı 200'ün üzerinde olan dükkan ve atölye ile gümüş takı potansiyeline sahip önemli bir elsanatıdır. ( 22/05/2004) Mardin'deki kumaş dokumacılığı günümüzde tamamı ile ortadan kalkmış, kuyumculuk özellikle Midyat ve Merkez İlçe'de gelişmiştir. Midyat telkari gümüş sanatı azalma göstermiştir. Halen 10 işletme üretimi sürdürmekte ve toplam 30 kişi bu sanatla uğraşmaktadır. Halk Eğitim Merkezi gümüşçülük kursları açmaktadır. Yine aynı yörede dantel ve oya işlemeciliği de gelişmekte, perde, yastık kenarı, masa örtüsü gibi ürünler yapılmaktadır. Bakırcılık ve kalaycılık ise eski önemini yitirmiştir. Tüm Mardin'de yapıların en önemli özelliği zengin taş işçiliğidir. Son yıllarda giderek azalma gösteren bu sanatı öğretmek amacıyla Midyat Kaymakamlığı Taş Kesme ve İşleme Atölyesi açmıştır. Bu atölyede eski ustalar öğrencilere bu sanatı öğretmektedir. Bu atölye bölgede yapılan restorasyon çalışmaları için iyi bir kaynak teşkil etmektedir. ( 22/05/2004) 113
116 Siirt'te başlıca geçim kaynağı hayvancılık olduğundan en önemli dokuma hammaddeleri yün ve tiftiktir. Battaniye ve şal başlıca dokuma türlerini oluşturmaktadır. Merkez İlçe'de dokunan battaniyelerde motif olarak çoğunlukla doğa görüntüleri veya geometrik biçimler kullanılmaktadır. Siirt battaniyesi dokuyan tezgah sayısı yaklaşık 200'dür. Günümüzde kilim dokumacılığı da organize bir biçimde geliştirilmeye çalışılmaktadır. Siirt Merkez'e 12 km. mesafede yer alan Çınarlısu Köyü'nde kurulan Kalkınma Kooperatifi binasında bulunan az sayıdaki tezgahta "Jirkan Kilimleri" dokunmaktadır. Bununla birlikte köyün hemen her evinde tezgah bulunmaktadır. Dokunan kilimler İstanbullu tüccarlar tarafından alınmakta ve özellikle yurtdışına pazarlanmaktadır. ( 22/05/2004) Şanlıurfa'da yer alan başlıca el sanatı dokumacılıktır. Çulha Tezgahı denilen küçük dokuma tezgahlarında yerli bezler, aba, şallar, kuşaklar ve yerli kilimler ile erkek baş örtüleri dokunmaktadır. Eski Mezopotamya medeniyetlerinden Sümer ve Asurlulardan kalma bir el sanatı olan keçecilik tamamen makinalaşmış ve el sanatı olma özelliğini yitirmiştir. Şanlıurfa'ya özgü keçeler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmekte olup, yörede halı kadar kıymetlidir. İlin en eski el sanatlarından olan kuyumculuk, bilhassa oymalı, savatlama tekniğiyle yapılmış, örme ve telkari bilezikler, ince bir sanat eseri olan kordonlar ve akıtmalar Şanlıurfa kuyumculuğunu tanıtan ürünlerdir. Ayrıca gümüş işçiliği de oldukça önemlidir. İldeki diğer el sanatian arasında kürkçülük, dericilik ve dabakçılık, saraçlık, bakırcılık, kazaklık, tarakçılık ve taşçılık yer almaktadır. İlde bakırcılık ve bakır dövme sanatı ve buna bağlı olarak kalaycılık sanatı da gelişmiştir. ( 22/05/2004) Şımak'ta şal- şepik (Şırnak Şalı) ve rençberi denilen dokuma türleri yer almaktadır. Ancak son yıllarda dokuma tezgahları giderek azalmıştır. Halı, kilim dokumacılığı, keçecilik ildeki el sanatlarının başında gelmektedir. ( 22/05/2004) 114
117 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme 115
118 Tablo 1: GAP Bütününde Turizm ve Belediye İşletme Belgeli Tesisler Toplamında Tesis ve Yatak Sayıları Tablo 2: GAP Bütününde Belediye Belgeli Konaklama Tesislerinin Gelişimi Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar Tablo 3: GAP Bütününde Turizm İşletme Belgeli Tesislerin Gelişimi Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar 116
119 Tablo 4: GAP Bütünündeki Yatak Kapasitesinin İllere Dağılımı (2003) Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri (2003), Bireysel Çalışmalar Tablo 5: GAP İllerinde Belgeli Konaklama Tesisleri ( ) Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri (2003), Bireysel Çalışmalar 117
120 Tablo 6: GAP Bütününde Turizm ve Belediye İşletme Belgeli Tesisler Toplamında Konaklayan Kişi ve Geceleme Sayıları Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar Tablo 7: GAP Bütününde Belediye Belgeli Tesislerde Konaklayan Kişi ve Geceleme Sayıları Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar 118
121 Tablo 8: GAP Bütününde Turizm İşletme Belgeli Tesislerde Konaklayan Kişi Ve Geceleme Sayıları Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar Tablo 9: GAP Bütünündeki Turizm Belgeli Tesislerde Ortalama Geceleme Sayısı (Gün) Tablo 10: GAP Bütünündeki Belediye Belgeli Tesislerde Ortalama Geceleme Sayısı (Gün) Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar 119
122 120
123 121
124 122
125 Tablo 14: Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve Bağlı Ören Yerleri Ziyaretçi Sayıları Kaynak: Gaziantep Müze Müdürlüğü Ziyaretçi İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışma Tablo 15: GAP Bölgesi İllerinin Sınır Kapılarından Giriş Yapan Yabancıların Yıllara Göre Dağılımı Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri ( ), Bireysel Çalışmalar Not: Adıyaman, Batman ve Siirt illerinde sınır kapısı olmaması nedeniyle tabloda yer almamıştır. (K) Karayolu (H) Havayolu (T) Demiryolu 123
126 Tablo 16: Seyahat Acenteleri Gruplarının İllere Göre Dağılımı ( ) Kaynak: Bireysel Çalışmalar Tablo 17: GAP Bölgesinde Gezilen Yerlerin Tur Güzergahlarında Yer Alma Oranları Kaynak: Bireysel Çalışmalar 124
127 Tablo 18: İller İtibariyle Halen Kullanılan ve Değerlendirilebilecek Turizm ve Rekreasyon Kaynakları 125
128 Kaynak: (Yerel ve Bireysel Çalışmalar) 126
129 TABLO 19: GAP İl Merkezleri Nüfus Tahminleri Kaynak: (24/06/2004) Tablo 20: Yılları İl Merkezlerinde İş Maksatlı Yıllık Geceleme Tahminleri Tablo 21: 2020 Yılı Toplam Geceleme Tahminleri Kaynak: Bireysel Çalışmalar Kaynak: Bireysel Çalışmalar 127
130 128
131 Tablo 23: 2020 Yatak Talebi ve 2003 Yılı Belgeli Yatak Sayısı Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı İstatistikleri (2003), Bireysel Çalışmalar Tablo 24: 2020 Yılı Yatak Sayılarının Yerleşmelere Dağılımı (*) Turizm Merkezlerinde önerilen kamping alanları ve gençlik kampında yer alan yatak sayıları toplamlara dahil değildir. Kaynak: Bireysel Çalışmalar 129
132 TABLO 25: Yılına Kadar Yapılacak Acil Uygulamalar 130
133 131
134 132
135 133
136 TABLO 25: Yılına Kadar Yapılacak Acil Uygulamalar 134
137 135
138 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme 136
139 EK 5. GAP BOLGESI'NE DÜZENLENEN TURLAR 1. ABD - İstanbul - Van - Malatya - GAP - Antakya - Kız Kalesi - Anamur - Alanya -Antalya - Pamukkale - İzmir - İstanbul - ABD 2. ABD - Ankara - Hattuşaş - Amasya - Trabzon - Erzurum - Van - Malatya - GAP Antakya - Kız Kalesi - Anamur - Alanya - Antalya - İstanbul - ABD 3. ABD - Kapadokya - GAP - isteğe bağlı 4. ABD - İstanbul - Kapadokya - GAP - Tatvan - Van - Doğu Beyazıt - Kars - Artvin - Çamlıhemşin - Trabzon - ABD 5. ABD - İstanbul - Kapadokya - GAP - Antakya - Adana - ABD 6. İstanbul - GAP - İstanbul (Diyarbakır,Gaziantep ve Şanlıurfa'dan Havayolu Girişli / Adana, Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa'dan Havayolu çıkışlı) 7. İstanbul - GAP - İstanbul (Adıyaman ve Gaziantep karayolu girişli / Adıyaman ve Gaziantep Karayolu çıkışlı) 8. Ankara - Antakya - Kahramanmaraş - GAP - Ankara 9. Ankara - GAP - Ankara 10.Ankara - GAP - Ankara (Adıyaman ve Gaziantep karayolu girişli / Adıyaman ve Gaziantep Karayolu çıkışlı) 11.Ankara - GAP - Ankara (Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa'dan Havayolu Girişli / Adana, Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa'dan Havayolu çıkışlı) 12. Gaziantep - Şanlıurfa - Gaziantep 13. Gaziantep - Yesemek - Nemrud - Şanlıurfa - Gaziantep 14. İstanbul - Mersin - Antakya - GAP - Kapadokya - İstanbul 15.İstanbul - Mersin -Antakya - GAP - Mersin - İstanbul 16.İstanbul - Mersin - Antakya - GAP - İstanbul Yapılan bireysel çalışmalarda Nisan-Ekim sezonu arasında GAP Bölgesi'ne düzenli tur düzenleyen seyahat acentelerinin İstanbul kalkışlı 151, Ankara kalkışlı ise 31 tur düzenledikleri tespit edilmiştir. 137
140 Mehmet Kemal Dedeman Araþtýrma ve Geliþtirme 138
141 EK 6. MEKANA İLİŞKİN PLANLAMA KARARLAR GAP'ın turizm ve rekreasyon planı esas olarak kent merkezlerini konaklama merkezi olarak gören ve bu merkezlerden günübirlik olarak ulaşılabilecek önemli kaynakları gruplandırarak eylem bölgesi haline getiren bir mekan yapısı üzerine oturtulmuştur. Planda önerilen ana konaklama merkezleri ile bunlar çevresinde geliştirilen eylem bölgelerine dahil kaynaklar aşağıda sunulmaktadır. Mekansal planlama kararları aşağıda iller itibariyle yer almaktadır. İllerin sıralamasında coğrafi devamlılık dikkate alınmış olup, alfabetik sıra takip edilmemiştir. 1. ADIYAMAN İLİ Adıyaman İli Bölge'nin en önemli çekim kaynaklarından biri olan Nemrud Milli Parkı'nı bünyesinde bulundurması nedeniyle, Bölge'ye gelen tüm turistlerin gittiği bir ildir. Geçmiş yıllarda il merkezi olmanın verdiği avantajla Adıyaman Nemrud ziyaretlerinin temel konaklama noktası iken, Milli Park'a yakınlığı nedeniyle günümüzde temel konaklama Kahta'ya kaymıştır. Bölge'de gecelemeyi arttırmak için Adıyaman-Çelikhan karayolu çevresinde yer alan Zey, Pirin ve Palanlı Mağaraları ile Haydaran Kaya kabartması da Nemrud Eylem Bölgesi'ne katılmış, bu suretle Adıyaman'ın turizm girdilerini kaybetmemesi amaçlanmıştır. Bu eylem bölgesinde yer alan alt bölgeler için öneriler aşağıda sunulmuştur. Nemrud Milli Parkı: Milli Park'ın Master Planı (1/ ölçekte) halen Çukurova Üniversitesi'nce yapılmaktadır. Ayrıca Nemrud Tümülüsü için alınacak tedbirlerin saptanması için Kültür Bakanlığı 1998 yılında Nemrud Dağı Çevre Düzenleme Projesi'nin ihalesini yapmıştır. Ancak her iki projenin tamamlanması için uzun süre gerekmektedir. Kahta Turizm Merkezi: Uzun vadede bölgeye gelmesi beklenen yıllık kişilik bir turist kitlesinin tümünün Milli Park sınırları içinde konaklayamayacağı yapılan yerel çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, bölgeye en vakıa aynı zamanda Atatürk Baraj Gölü kıyısında yer alan ve ağırlıkla kitle turizmine hitap eden otellerin yer alabileceği bir turizm merkezi Kahta'nın doğusunda mevcut feribot iskelesinin olduğu kıyı kesiminde önerilmiştir. Öneri çevre düzeni planında halen feribot iskelesi kıyısında günübirlik tesislerin yer aldığı alanlar yine günübirlik tesis alanı olarak ve büyültülerek planlanmıştır. Bu alanda toplam 15 günübirlik tesisin yer alması önerilmektedir. İki ayrı tür konaklama ise bu tesislerle birbirinden ayrılarak, kuzeyde kamping, güneyde ise turistik tesis alanları düzenlenmiştir. Kamping alanı 400 çadır ve 50 karavan kapasiteli olarak düzenlenmiş, turistik tesis alanlarında ikisi 100'er, biri 250 yataklı olmak üzere üç tesis planlanmıştır. Doğal çevreyi yaratmak amacıyla ise tüm kullanış alanları ağaçlandırılacak alanlarla çevrilmiştir. Ayrıca Milli Park sınırları içerisinde 400 yatak kapasiteli bir Eko Köy oluşturulacaktır. Atatürk Barajı kamulaştırması maksimum su kotuna kadar yapıldığı için öneri turizm merkezi alanı tümüyle özel mülkiyettedir. Karakuş Tümülüsü Milli Park içinde ziyaret edilen ilk noktadır. Bu alanda özel bir proje ile geniş bir çevre düzenlemesinin yapılması önerilmektedir. Bu düzenleme günübirlik bir tesis ile birlikte Milli Park aktivitelerini tanıtıcı bir merkezi de içerecektir. Merkezde 139
142 Milli Park kapsamında yer alan eserlerin mevcut ve eski durumlarını, bölgede yer alan medeniyetleri tanıtıcı videolar gösterilerek bilgi verilecek ve basılı dokümanlar bulundurulacaktır. Cendere Köprüsü çevresinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, çevre düzenlemesi ve mimari projelerle birlikte yapılması önerilmektedir. Bu plan çerçevesinde bu alandagünübirlik tesislerin gelişmesinin sağlanması, mevcut tüm yapıların yıkılması, yeni yapıların mimari projelerinin köprü ve çevre ile uyum içinde olması gerekmektedir. Eski Kahta ve Arsameia kazı ve restorasyon çalışmalarına hız verilip çevre düzenlemeleri tamamlanmalıdır. Cendere Çayı taşkın yatağında bir proje çerçevesinde doğa parkı tesisi önerilmektedir. Yeni Kale'nin kuzeyinden başlayıp, Cendere Doğa Parkı'nda biten trekking parkuru ve rekreasyon alanı oluşturulması önerilmektedir. Milli Park sınırları içinde mevcut konaklama tesisleri yetersiz kalmaktadır. Yeni yapılacak tesislerin ise çevreyi bozmaması ve belirli alanlarda yoğunlaşması kontrol altına alınmalıdır. Bu anlamda kısıtlı sayıda otel yapımı için uygun görülen alanlar Damlacık Köyü ile Karadut Köyü ile Nemrud dağı yolu üzerindeki alanlardır. Ayrıca, Damlacık Köyünde kamping alanı planlanması ve Kocahisar, Karadut ve Damlacık köylerinde pansiyonculuğu destekleyici tedbirlerin alınması öngörülmektedir. Gerger- Nemrud Dağı yol kavşağında yer alan ve özellikle yerli turistlerin ziyaret ettiği Üzeyir Peygamber Türbesi'nin yeni bir mimari proje ile yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Adıyaman Kent Merkezi Çevresi : Kentin güneyinde Atatürk Barajı Gölü kıyısında, Adıyaman kenti günübirlik talebine cevap verecek günübirlik alanın Lokman Köyü sahilinde düzenlenmesi önerilmektedir. Halen rekreasyon amaçlı kullanılan Kuruçay sahili de rekreasyon alanı olarak gösterilmiştir. Zey Mağaraları'na halen köyün içinden yaya olarak ulaşılabilmektedir ve ulaşımı oldukça zahmetlidir. Köy içinden, dere boyunca yaya yolunun ve mağaralara çıkan merdivenlerin sağlıklaştırması gerekmektedir. Palanlı Vadisi Bölge Parkı Adıyaman'ın kuzeyinde önerilen en önemli yatırımdır. Burada oluşturulacak aktivite ve yamaç paraşütü uygulaması gerek kent talebi gerekse turizm talebine cevap verecek ve Haydaran ve Palanlı Mağaralarına olduğu kadar, paraşüt iniş noktası olarak düzenlenen ve önemine karşın oldukça az ziyaret edilen Pirin antik kentine olan talebi de arttıracaktır. Bölge Parkı doğa parkı ağırlıklı olarak düzenlenecektir. Ancak doğa parkı uygulaması için Palanlı Vadisinde özel bir uygulama projesinin yapılması gerekmektedir. Adıyaman İli'nde eylem bölgesi dışında kalan münferit kararlar aşağıda sunulmaktadır. Gerger Kalesi: Halen karayoluyla ulaşılamayan bu kalenin, yapılması planlanan Atatürk Baraj Gölü turları sırasında ziyaret edilmesi önerilmektedir. 140
143 Gölbaşı: Gölbaşı Gölü çevresinde mevcut günübirlik alan, coğrafi konumu itibariyle sadece bu yerleşmeye hitap etmektedir. Bu çalışma çerçevesinde bu alana ayrı bir karar getirilmemiştir. Sofraz Tümülüsü GAP Bölgesi içinde kazısı tamamlanmış olup, ziyarete açık olan tek tümülüstür. Yolunun yapılması halinde Adıyaman kaynaklı günübirlik turlarda ziyaret edilebilecektir. Ancak eylem bölgelerinden uzak olduğu için ayrı bir karar getirilmemiştir. Eski Besni kent kalıntıları aşırı derecede tahrip edilmiş olup, bu bölgede herhangi bir restorasyon ve düzenleme önerilmemiş, olduğu haliyle Sofraz turunun tamamlayıcısı olarak yorumlanmıştır. Turuş Kaya Mezarları ve Tümülüsü Adıyaman-Şanlıurfa karayoluna 1 km. uzaklıkta yer almaktadır. Bu itibarla ana tur güzergahlarına bir ziyaret noktası olarak dahil edilmesi önerilmektedir. 2. BATMAN ILI Batman İli'nde turizm açısından değerlendirilen tek kaynak Hasankeyf'tir. Yaklaşık 2700 yıllık bir tarihe sahip kent, 1978 ve 1981 yıllarında arkeolojik sit alanı olarak tescillenmiş olup, önemli bir kesiminin Ilısu Baraj Gölü altında kalması söz konusudur.2004mayıs ayında yapılan yerel gözlemlerde Hasankeyf'in tüm GAP turizm kaynakları arasında, Şanlıurfa, Harran ve Nemrud Milli Parkı'ndan sonra üçüncü sırada ziyaret edildiği tespit edilmiştir. Bu tespit Bölge'ye yapılan organize tur güzergâhlarının incelenmesinden elde edilen sonuçlarla da çakışmaktadır. Diyarbakır Müze Müdürlüğü'nden alınan bilgilere göre Dicle boyunca Hasankeyf-llısu Barajı arasında henüz araştırması ve tescili yapılmamış çok sayıda höyük bulunmaktadır. Ilısu Barajının yapımı Hasankeyf'in yanısıra bu kaynakların kaybedilmesine neden olacaktır. Hasankeyf'in su altında kalmasının yaratacağı en önemli sorun uzun vadede GAP içinde oluşacak büyük tur güzergâhının kesilmesi olacaktır. Gaziantep - Nemrud -Şanlıurfa - Diyarbakır - Malabadi ve Batman'dan geçmesi planlanan büyük tur güzergâhı Hasankeyf - Midyat - Mardin - Nusaybin - Cizre - Şanlıurfa - Gaziantep'ten devam ederek Bölge'yi terk edecektir. Hasankeyf'in tur güzergahından çıkması turun kısa devre yapmasına ve Mardin, Nusaybin ve Cizre'nin turizm gelirlerinden mahrum kalmasına neden olacaktır. D.S.İ. yetkililerini Ilısu Barajı yapım kararının Ç.E.D. Yönetmeliği yayınından önce alındığını, dolayısıyla Ç.E.D. çalışmasına gerek olmadığını bildirmişlerdir. Turizm sektörü açısından Hasankeyf için verilebilecek temel karar Hasankeyfin sular altında kalmaktan kurtarılmasıdır. Hasankeyfin planlanması ve yatırıma açılması için Turizm Bakanlığının D.S.İ. ve Kültür Bakanlığı nezdinde yapacağı girişimler sonucu elde edilecek neticeye göre hareket edilmelidir. Ilısu Barajı'nın yapılması halinde baraj işletme kotunun oturmasından sonra Hasankeyf için özel bir planlama çalışması yapılmalıdır. Diğer yandan Hasankeyf'in kurtarılması söz konusu olacaksa, Dicle'nin sol yakasını da kapsayan çok geniş bir alanda koruma imar planı yapılması gerekmektedir. Böyle bir durumda 141
144 boşaltılmış yapıların fonksiyonlandırılması ve arkeolojik alan içinde turizmi destekleyecek yeni yapılaşmaya gidilmesi kaçınılmazdır. Arkeolojik ve tarihi eserlerin çok geniş bir sahaya yayılmış olması ve kentin temel çekim unsuru olan kalenin merkezde yer alması, sit alanı içinde turist kullanımını kolaylaştıracak yeni yapılaşmayı şart koşmaktadır. Hazırlanacak koruma planında yeni konaklama birimlerinin sınırlı tutulması, buna karşılık mevcut yapılarda pansiyonculuğun desteklenmesi tercih edilmelidir. Bunun nedeni ise Hasankeyfte konaklamanın aşın desteklenmesinin Midyat'ta önerilen koruma-geliştirme projesine olan talebi olumsuz etkileyebilmesidir. 3. DİYARBAKIR İLİ Diyarbakır İli içinde eylem bölgelerinden çok özel kararlar üretilmiştir. Bu kararlar aşağıda sunulmuştur. Diyarbakır Kenti : Diyarbakır kenti bölgenin en eski yerleşimlerinden olmasına karşın, kentteki tarihi doku çoğunlukla tahrip edilmiş ve çekiciliğini yitirmiştir. Kentin koruma imar planı bulunmasına karşın uygulama yapılmamasının sonucu surlar içindeki tarihi dokudan pek azı günümüze ulaşabilmiştir. Halen Çekül Vakfı ve Müze'nin girişimi ile kale içindeki Cemil Paşa Konağı ve çevresi (Bir Konak Dört Sokak Projesi) onarılmaktadır. Onarım sonrası yapının geleneksel el sanatları merkezi olarak kullanımı amaçlanmaktadır. Diyarbakır surları çevresindeki yoğun yapılaşma ve bakımsızlık nedeniyle çekiciliğini yitirmiştir. Kültür Bakanlığı yakın gelecekte surların korunması amaçlı bir Master Plan çalışması başlatacaktır. Surların Dicle'ye bakan kuzey kesiminde yer alan İçkale, askeri alan olduğu için tahribattan korunmuştur. Burada yer alan cezaevi ve askeri tesislerin başka bölgelere taşınıp İçkale içinde el sanatları üretim ve satış merkezleri ve günübirlik tesislerin oluşturulması ve Diyarbakır'ın Dicle'ye bakan kesimi ile Dicle'nin doğu yakasında kent ihtiyacına cevap verebilecek park ve rekreasyon alanlarının yapılması gerekmektedir. Kentin diğer bir rekreasyon ve mesire yeri Devegeçidi Barajıdır. Baraj çevresinde D.S.İ. tarafından geliştirilmiş olan mesire alanı, giriş ücretli olmasına rağmen aşırı yoğunlukta kullanılmaktadır. Bu alanın yine D.S.İ. mülkiyetinde olan alanda baraj gövdesi boyunca bir misli büyütülmesi talebe cevap verebilecektir. Silvan : İl içinde Diyarbakır'dan sonra en önemli turizm kaynaklarına sahip yerleşim Silvan'dır. Kent içindeki değerlerin yanısıra yakın çevrede de önemli kaynakların yer alması Silvan'ın bir eylem bölgesi şeklinde değerlendirilmesini gerektirmiştir. Bu eylem bölgesi içinde gerçekleştirilmesi önerilen ana unsurlar aşağıda özetlenmiştir. 142
145 Kentin batısında surlara bitişik yoğun ağaçlık alanın kent parkına dönüştürülmesi Kent içinde devam eden surlar, Ulu Cami ve Atatürk Müzesi'nin restorasyon ve düzenleme çalışmalarının tamamlanması Hassuni Mağaraları'na giriş temin eden yolun iyileştirilmesi ve yol üzerinde bulunan şehir çöplüğünün kaldırılması Malabadi Köprüsü'nün güneyinde, Batman Çayı'nın batısında kalan ve hazineye ait bölgede günübirlik, spor, mesire, festival ve gençlik turizmi olanakları verecek bir bölge parkı kurulması önerilmektedir. Lice : Diyarbakır İli'nde önerilen ikinci eylem bölgesi Lice çevresinde yer alan Birkleyn Mağaraları, Zülkarneyn Kalesi ve Mağaraları, Dakyanus ve Atak harabelerini kapsayan bölgedir. Kayıtlarda bulunan bu eserlere bölgedeki özel durum nedeniyle ulaşım zorlukla gerçekleştirilmektedir. Bölgede alınacak gerekli tedbirlerden sonra yerel çalışma yapılarak değerlendirilebilecek bir alandır. İl içinde önerilen münferit gelişim noktaları ve yapılacak müdahaleler aşağıda sunulmuştur. Çermik Kaplıcaları : Ülkenin en önemli kaplıca kaynaklarından biri olmasına rağmen son derece vasıfsız konaklama tesisleri ile çevrilmiş durumdadır. Bölge turizm merkezi statüsündedir. Bölgede yer alan Dicle Üniversitesi'ne bağlı hastane ve otelin dışında kalan yapıların yıkılıp yeni bir planlama ve işletme anlayışıyla, turizm merkezinin yeniden planlanarak düzenlenmesi önerilmektedir. Böyle bir düzenlemeyle ve kaliteli tesislerin oluşmasıyla talep profilinin daha kaliteli bir düzeye oturmasının yanısıra büyük ölçüde artması da beklenmelidir. Zülkifil Dağı : Ergani kuzeyindeki Zülkifil Dağı'nda yer alan Zülkifil Peygamber Türbesi'nin yıkılarak yenilenmesi, burada bulunan kilise kalıntısının çevresinin temizlenmesi, dağa çıkan yolun iyileştirilmesi ve çevre düzenlemesinin yapılması bölge inanç turizmi bütünlüğüne katkıda bulunacaktır. 4. GAZİANTEP İLİ Gaziantep İli Bölge'nin ekonomik açıdan en gelişmiş ilidir ve turizm ve rekreasyon potansiyeli yüksektir. Bu potansiyelin bir bütün olarak geliştirilmesi için ildeki değerler eylem bölgeleri olarak plana dahil edilmiş ve bu eylem bölgeleri için aşağıdaki kararlar üretilmiştir. Gaziantep Kent Merkezi : İl merkezi bünyesinde bulundurduğu tarihi doku, düzenli rekreasyon alanları ve el sanatları kaynakları ile turizm açısından önemli bir potansiyeldir. Bölgenin en büyük kenti olması kent çevresinde rekreasyon faaliyetlerinin önemini arttırmaktadır. Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuda önemli yatırımları devam etmektedir. Kent içinde yer alan kalenin yakın çevresinde bulunan tarihi dokunun ve hanlarıngeliştirilerek, bölge el sanatları üretim ve satış birimlerinin bu bölgeye toplanması vebubölgedeki var olan koruma planının hayata geçirilmesi bu konuda atılacak ilk adımdır. 143
146 Tarihi yapılarını ve dokusunu günümüze kadar muhafaza etmiş olan Tepebaşı ve Eyüboğlu Mahallelerini kısmen kapsayan bölgede yer alan yapıların pansiyonculuğa açılması önerilmektedir. Bu alanlarda Koruma İmar Planı kapsamındadır. Alleben Deresi çevresinde geliştirilen rekreasyon düzenlemelerinin Burç Ormanları'na bağlanması önerilmektedir. Kentin çevre düzeni planı son yapılan imar uygulamalarıyla büyük ölçekte değişikliğe uğramıştır. Belediye yeni bir plan yapmayı düşünmektedir. Bu itibarla, bu kesimde yalnız şematik bir anlatıma gidilmiştir. Kentin en önemli rekreasyon alanlarından biri olan Dülük Ormanı aynı zamanda Dülük Baba Türbesi ve yeni tescillenmiş olan kaya mezarlarını bünyesinde barındırmaktadır. Dülük Arkeolojik Sit Alanı ile Dülük Ormanı mekanda çok yakın olmakla birlikte ayrı yollardan ulaşılabilmektedir. Oysa Dülük Baba Tepesi'ndeki antik kalıntılar ile antik kent kalıntıları birbirinin devamı olup, bunları birbirine bağlayan antik bir yolun varlığı da bilinmektedir. Bu itibarla adı geçen bağlantı yolunun açılması, oldukça az ziyaret edilen antik kente talebin arttırılması açısından da önemligörülmektedir. Antik kent içinde yer alan ve kaya mezarlarını işgal eden konutların tahliyesi ve çevre düzenlemesinin yapnması önerilmektedir. Hızla yapılaşmaya başlamış olan Sof Yaylası ile bu bölgeyi Burç Göleti'ne bağlayan alanın 1/ Ölçekli Çevre Düzeni Planıyla kontrol altına alınması ve Sof Yaylası ve BurçGöleti arasında yamaç paraşütü aktivitesinin oluşturulması önerilmektedir. Bölge'de yaylaalanı olarak gösterilen alanlar halen bahçelik alanlar olup, çok kısıtlı (bahçe kenarlarında) yapılaşma olan ve halkın mesire alanı olarak kullandığı alanlardır. Bu alanlarda mevcutdokunun devamı önerilmektedir. Yamaçlarda halen kooperatiflerin çoğalmaya başladığı alanlarda ise yapılaşmanın kısıtlanarak kontrol altına alınması gerekmektedir. Yesemek : İl içindeki ikinci eylem bölgesi ilin en önemli arkeolojik kaynağı olan Yesemek çevresine önerilmiştir. Bu alanın çevre düzenlemesinin yapılması ve yaklaşık 3 km uzaklıktaki Güneşli Vadisi'nin rekreasyona açılması ile Yesemek sadece kültür maksatlı ziyaretlerin yanısıra rekreasyon maksatlı gelenlerin ziyaretine de açılmış olacaktır. Tahtaköprü baraj gövdesi ve çevresindeki doğa bölgenin genel çekimini arttırıcı diğer bir unsurdur. Rekreasyon önerilen bölge orman arazisidir. Baraj Gölü'nün doğu kıyısı tamamen özel mülkiyette tarım arazileri olup, bu kesime bir öneri getirilmemiştir. Birecik Barajı: Birecik Barajı ile oluşacak baraj gölü ve çevresindeki diğer kaynakları bütünleştiren Birecik Barajı eylem bölgesi GAP Bölgesi'nde uzun vadede en çekici bölgelerden birini oluşturacaktır. Yaklaşık 100 km. uzunluğundaki bu bölgenin işletme kotunun oturmasından sonra bu bölgede turizm ve rekreasyon amaçlı bir işletme planı yapılması gereklidir. Baraj içerisinde turizm amaçlı gezilerin sağlanabilmesi amacıyla iskele yerleri, ve turizm faaliyetlerini etkileyecek kullanışlara yer verilmesi gerekmektedir. Halen gerek Adıyaman İli'nin güney kesiminde Fırat ve Göksu kıyılarında ve Fırat'ın Gaziantep ve Şanlıurfa kıyılarında yer alan bazı tarihi eserlere karayoluyla ulaşım oldukça zahmetli olmaktadır. 144
147 Tekneyle ise tüm eserleri toplu olarak görmek mümkün olabilecektir. 1/ Çevre Düzeni Planı, turizm alanları için ayrıca aşağıdaki önemli hükümleri içermelidir: Ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar çerçevesinde ve ilgili kurumların onayı dahilinde, bu plansınırları içinde rekreasyon, günübirlik tesis, turizm tesisi ve kamping kullanımları yeralabilecektir. Turizm tesisleri planda sadece konut, bağ ve sayfiye evleri yapılaşmasına izin verilen alanlarda yer alabilecektir. Bu kullanımlar için, koruma alanları hariç, bulunduğu alanın arazi kullanım kararlarında belirlenen en küçük parsel büyüklüğü; konut kullanımı için verilen en fazla yapılaşma emsalinin ve en fazla yüksekliğin iki katı geçerlidir. "Planlama ile Korunması Önerilen Sit Koruma Alanlarında ve diğer yapılaşmış alanlarda mevcut yapılar turizm amaçlı kullanılabilecektir. İskeleler turizm yerleşme alanı olarak belirlenen alanlarda kendi parselleri hizasına gelen kıyıda kamuya açık olmak şartıyla turizm tesisi sahiplerince gerçekleştirilebilir. Yapılan plan bir çevre düzeni planı olmanın ötesinde, bir alt-bölge gelişme planı olduğu için ekonomik boyut da içermektedir Plan sınırları içinde mevcut tescilli yapı ve sit alanlarının dışında planla önerilen koruma alanları bulunmaktadır. Bu alanlarda mevcut yapılar, doğal oluşumlar ve eko-sistem korunarak, mevcut yapıyı değiştirecek uygulamalar yasaklanmış, ancak turizm amaçlı kullanıma izin verilmiştir. Büyük bir alanı kaplayan Nizip-Taşbaşı ağaçlığı Hancağız ve Birecik Barajları ile Nizip Ovası'na bakı noktası oluşturmaktadır. Tümüyle Nizip Belediyesi'nin mülkiyetinde olan bu alanda Taşbaşı Parkı ve Rekreasyon Alanı'nın gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Belkıs Höyük'ün bir kısmı Birecik Barajı suları altında kalacaktır. Ancak su üzerinde kalan kesimin de çok önemli bir potansiyel oluşturduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, Baraj Gölü'nün su tutmasından sonra, arkeolojik sit alanının kazısının tamamlanarak, Birecik Barajı bakı noktasını oluşturan Nizip içmesuyu arıtma tesislerinin yakın çevresindeki yeşil alanla birlikte çevre düzenlemesinin özel bir proje alanı çerçevesinde yapılması öngörülmektedir. Birecik Barajı inşaatının yarattığı çevre tahribi ve tarım ilaçları nedeniyle hızla yok olan kelaynak kuşları bakım ve üretim tesislerinin, gerekli incelemeler yapılarak yerlerinin değiştirilmesi gerekli görülmektedir. Belkıs- Atatürk Barajı arasındaki 100 km'lik bantta, yukarıda belirtildiği gibi yapılacak işletme planıyla motorlu teknelerle günübirlik veya uzun süreli turlar düzenlenmesi, bu gezi turları için konaklama merkezlerinin saptanması ve su sporları merkezi ve kanoculuk faaliyetlerinin oluşturulması bu kıyılarda yaratılması düşünülen turizm ve rekreasyon faaliyetleri için önemlidir. Rumkale gerek kültür gerekse inanç turizmi açısından önemli bir noktadır. Bu nedenle, sit alanını çevresi ile değerlendirecek özel bir uygulama projesinin yapılması gerekli görülmektedir. Gaziantep İli içinde, eylem bölgeleri dışında kalan noktasal kararlar aşağıda özetlenmiştir. 145
148 Hızır Yaylası: Yayla'nın 1/ Çevre Düzeni Planı Turizm Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Ancak, halen güvenlik nedeniyle yaylaya ulaşım her zaman mümkün olmamaktadır. Bu itibarla kısa dönemde yatırım yapılması önerilmemektedir. Uzun vadede ise ilk yapılacak yatırım yaylaya giden yolun asfaltlanması ve altyapının sağlanmasıdır. Bölgede tek ağaçlık yayla Hızır Yaylası'dır. Bu itibarla tahribatı önlemek amacıyla plan hükümlerinin titizlikle uygulanması ve yapılaşmanın kontrol edilmesi gereklidir. Tilmen Höyük: İl içinde en önemli arkeolojik kalıntılardan biridir ve Yesemek'e yakın olması dolayısıyla bu eylem bölgesi ile değerlendirilebilmesi mümkün olacaktır. Halen sit alanına ulaşım oldukça zordur. Kent surları, Kral yolu ancak aşina gözler tarafından ayırdedilebilmektedir. Höyük'e ise ulaşmak derenin kuru olup olmamasına bağlıdır. Bu alanda kazı çalışmalarının hızlandırılmasının yanısıra mevcut kalıntıların düzenlenmesi, koruma altına alınması levhalandırılması ve gerek karayoluyla gerek arkeolojik alan içinde yol bağlantılarının sağlıklaştırması gereklidir. Karadağ Dolmenleri: Yavuzeli-Araban karayolu üzerinde yer alan ve T.C.K Dinlenme Parkı alanı içinde kalan dolmenlerin yıkılmış olanlarının yeniden ayağa kaldırılarak bölgenin çit içine alınması önerilmektedir. Dolmenler Gaziantep'ten Birecik Barajı eylem bölgesine kuzeyden ulaşımda veya Gaziantep-Besni-Adıyaman güzergâhı üzerinde ziyaret edilebilecek bir noktadadır. KİLİS İLİ Kilis İli'nde turizmi geliştirebilmek için mevcut kaynaklar son derece zayıftır. Ayrıca, il mevcut tur güzergahlarından da uzak bir konumdadır. Halen Kilis'te turizm faaliyetleri münferit gelişlerden ve alış-veriş amaçlı az miktarda düzensiz turlardan oluşmaktadır. Ravanda Kalesi'nin Valilik tarafından restorasyonu düşünülmektedir. Ancak, kale tek başına turizm açısından çekici bir unsur oluşturmamaktadır. Kuzeyne ve Oylumpınar gibi höyük ve sit alanları ise mevcut halleriyle turizm çekim unsuru oluşturmamaktadır. Planlama dönemi içinde arkeolojik sit alanlarında ancak gerekli kazı ve araştırmalardan sonra bir değerlendirme yapılması mümkün olabilecektir. Kent içinde ise başta henüz tescili yapılmamış eski sabunhane olmak üzere eski yapıların restorasyonu ve fonksiyon verilmesi eski dokunun korunması için yararlı olacaktır. İl merkezinin rekreasyon ihtiyacını karşılamak amacıyla Akpınar Mesire Alanı halen Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla projelendirilip düzenlenme aşamasındadır. 6. MARDİN İLİ Mardin İli tek bir eylem bölgesi olarak değerlendirilmiştir. Alt bölgelere ilişkin kararlar aşağıda sunulmuştur. Kent Merkezi ve Çevresi: Mardin il merkezi yakın geçmişe kadar bir müze kent görünümünde iken son yıllarda kentin önemli bir kesimi bu karakterini kaybetmiştir. Uzun vadede kentin kale çevresini terk ederek Kızıltepe ovasına doğru büyüyeceği günümüzdeki gelişmelerden izlenmektedir. Bu durumda kentin en önemli çekim noktalarından birini oluşturan geleneksel merkez ve 146
149 çevresindeki dini ve kamu yapıları zamanla konumsal avantajlarını kaybedecektir. GAP İdaresi halen bu bölgede "Mardin Kentsel Tasarım ve Restorasyon Projesi"ni yürütmektedir. Projenin ilk etabı Bakırcılar Çarşısı ve Kırmızı Kilise'nin restorasyonunu kapsamaktadır. Turizmin gelişmesi için en etkileyici kaynak Vakıflar mülkiyetinde Kasımiye Medresesi olup, buranın restorasyon projesi de GAP İdaresi tarafından yürütülmektedir. Medresenin restorasyonu sonucu yapının yataklık özel bir konaklama tesisi olarak değerlendirilmesi mümkündür. Ancak sağlıklı bir tesis elde etmek amacıyla, yakın çevrede bu tesisi tamamlayıcı ve aynı bütünlük içinde çalıştırılacak ek tesisler yapılmalıdır. Mardin'in güneydoğusunda yer alan Dara Ören Yeri ilin en önemli arkeolojik kaynağıdır. Bu kaynak üzerine yerleşmiş olan Oğuz köyünün yapılacak arkeolojik değerlendirme çerçevesinde kısmen veya tamamen başka bir bölgeye kaydırılması ve kazıların tamamlanarak çevre düzenlemesinin yapılması Mardin turizmi üzerinde çok olumlu etkiler yaratacağı gibi Şanlıurfa - Kızıltepe güzergâhı ile bölgeye gelen turistlerin Cizre istikametine devam etmeleri için önemli bir sebep oluşturacaktır. Adı geçen yol üzerinde yer alan Mardin çöplüğünün buradan kaldırılması gerekmektedir. Midyat ve Çevresi: Ağırlıkla Mardin ilinde yaşayan Süryani Cemaati bölgede en eskisi 1900 yıllık olan önemli sayıda dini yapı inşa etmiş bulunmaktadır. Mor Gabriel Metropoliti ve Mardin'deki diğer kilise yetkilileri ile yapılan görüşmelerde yurt dışında türk kökenli yaklaşık Süryani olduğu ve bu nüfusun gerekli yatak kapasitesi yaratılması halinde bölge kiliselerini gezme ve ibadet maksadıyla birer haftalık turlarla bölgeye çekilebileceği anlaşılmıştır. Böyle bir yatak kapasitesi yaratılabilmesi için bölgede en uygun yer olarak Midyat ilçe merkezi seçilmiştir. Eski Midyat'ın tarihi dokusunun restore edilerek bu bölgede pansiyonculuğun ve küçük otellerin desteklenmesi önemli bir kaynağın fonksiyon verilerek kolaylıkla korunmasına neden olacağı gibi, bölgede turizme hizmet vermek için yaratılacak yatak kapasitesinin daha ucuza temin edilmesine neden olacaktır, Midyat kentsel sit alanının içinde yaklaşık 500 yatağın oluşturulması planlanmıştır. Midyat'ta önemli bir Süryani nüfusu olması, uygulamayı kolaylaştırıcı diğer bir unsurdur. Midyat'ın günümüze kadar yapılmış bir koruma planı olmadığı gibi kentsel sit sınırları dahi tespit edilmemiştir. Midyat projesinin sağlıklı yürümesi için bölgedeki ziyaret edilebilecek nitelikte olan ve muhtelif köylere dağılmış kiliselerin tespiti ve restorasyonlarının yapılması gereklidir. Bu nedenle Midyat projesi bölge ile bir bütünlük içinde düşünülmüş ve çalışmaların bir eylem bölgesi anlayışı içinde yürütülmesi önerilmiştir. Diğer önemli nokta projenin gerçekleşmesinde mutlaka Süryani Cemaati ve kilise yetkilileriyle işbirliği yapılmasıdır. Bu çalışmalar içinde Nusaybin ilçe merkezinde bulunan Mor Yakup Kilisesi'nin restorasyonu ilk olarak ele alınabilecek durumdadır. Restorasyon projesinin temini halinde Nusaybin Belediyesi restorasyon işlemlerini tamamlamayı düşünmektedir. Rekreasyon Alanları: Mardin İli'nde doğal rekreasyon kaynakları son derece kısıtlıdır. Bölge rekreasyon talebinin karşılanması amacıyla; Çağ-Çağ rekreasyon alanının Beyaz Su Mevkii'ne kadar uzatılması ve düzenlenmesi, 147
150 Mardin çevresinde 6 ha.'lık bir alanın ağaçlandırılarak park ve mesire alanı haline getirilmesi, Mardin-Diyarbakır yolu üzerinde Sultanköy ağaçlık alnının mesire alanı şeklinde düzenlenmesi, önerilmiştir. 7. SİİRT İLİ Siirt ilinde günümüzde en yüksek sayıda turist çeken unsur Ziyaret belediye sınırlan içinde kalan Veysel Karanı Türbesi'dir. Türbe Güneydoğu Anadolu'nun pek çok yerinden ziyaretçi çekmesinin yanısıra, GAP Bölgesi dışındaki çevre illerden gelen ziyaretçiler ve yıllık İranlıdan oluşan bir kitle tarafından ziyaret edilmektedir. Türbe çevresinde yaklaşık 25 dükkandan oluşan ve sadece turizme dönük bir ticaret merkezi ile standart dışı birkaç otel işletmesi mevcuttur. Yerleşmenin imar planı 1995 yılında tasdik edilmiş olup, hazırlanan plan salt dini maksatlarla tüm GAP Bölgesi'nde en yüksek sayıda turist çeken böyle bir yerleşme için son derece yetersiz kalmaktadır. Ziyaret yerleşmesi imar planının ivedilikle ve tümüyle yenilenmesi ve yeni hazırlanacak imar planı esasları çerçevesinde uygulamaların yapılması gerekli görülmektedir. Aydınlar İlçe merkezinde yer alan İbrahim Hakkı ve Fakirullah Türbesi, genellikle bölge halkı tarafından ziyaret edilmektedir. Türbenin çevre düzenlemesi yapılmış olup, İbrahim Hakkı ailesi elinde bulunan kitapları, şahsi eşyaları ve bilim araçlarından oluşan malzemelerin, mülkiyeti ailede kalmak üzere türbe çevresinde yapılacak küçük bir yapıda teşhir edilmesi türbenin çekiciliğini arttıracaktır. Aydınlar'ın 3 km. doğusunda bulunan Kale-i Üstad mevkii Botan Vadisi'nin son derece önemli bir bakı noktasını oluşturmaktadır. Bu nokta aynı zamanda kartal, akbaba gibi büyük yırtıcı kuşların yakından izlenebileceği bir kuş gözleme noktası olarak kullanılabilecektir. Bu alanın yolunun iyileştirilmesi, İbrahim Hakkı'nın gözleme duvarının korumaya alınması ve bakı noktasının bir günübirlik tesisle desteklenmesi önerilmektedir. Diğer yandan Aydınlar-Şirvan-Pervari yolunun iyileştirilmesi halinde bu yolun Botan Çayı'nı kestiği noktadan başlamak ve Billoris Kaplıcası'nda sona ermek üzere Botan Çayı vadisinde yaklaşık 30 km.'lik bir kanoculuk parkuru elde edilebilecektir. Bu parkurun çevresindeki alanın ise doğal haliyle korunması amacıyla doğal karakteri korunacak alan olarak planlanması önerilmektedir. Billoris Kaplıcaları, Siirt'in en önemli kaplıca kaynağı olup, Ilısu barajının yapılması halinde bu kaynaklar da su altında kalacaktır. Barajın yapılmaması halinde kaplıca tesislerinin bir plan çerçevesinde yenilenmesi önerilmektedir. 8. ŞANLIURFA İLİ Şanlıurfa İli'nde öngörülen yatırımlar genel olarak tek bir eylem bölgesinde toplanmıştır. Bu kararların alt bölgeler itibariyle dağılımları aşağıda verilmiştir. 148
151 Şanlıurfa Kent Merkezi : Günümüzde Şanlıurfa kent merkezi tüm GAP Bölgesi yerleşmeleri içinde otantik dokusunu ve yaşantısını en fazla muhafaza edebilmiş yerleşmedir. Yerleşmenin bu özelliği bölgeye gelen turistlerin tüme yakın bir kesiminin kente uğramasına neden olmaktadır. ŞURKAV'ın Balıklı Göl çevresi, Şanlıurfa Kalesi ve tarihi kent merkezinde tamamladığı ve devam ettirdiği restorasyon ve çevre düzenleme projeleri ve işletme modelleri 1999 yılından itibaren kente gelen yerli turist sayısını patlama şeklinde arttırmıştır. Bu çalışmaların devam ettirilmesi halinde Şanlıurfa, sadece diğer GAP Bölgesi illerinin ötesinde, turizm gelişimi açısından pek çok ilimize örnek olacaktır. Bu nedenle, Şanlıurfa kent merkezine yapılacak ek yatırımlar ile yürütülen çalışmaların bir an önce tamamlanması önerilmektedir. Şanlıurfa'da Balıklı Göl çevre düzenlemesinin çok başarılı olması üzerine kent nüfusu bu bölgeyi rekreasyon maksatlı olarak yoğun bir şekilde kullanmaya başlamış ve turistlerin bu alanlardan yararlanma şansı azalmıştır. Bölgeye bitişik Halepli Bahçe'nin düzenlenerek rekreatif kullanıma açılması bu baskıyı hafifletmiştir. Tünel Ağzı Projesi : Kent için ikinci bir rekreasyon alanı Şanlıurfa Tünel Ağzı'nda ve Harran ana sulama kanalı boyunca D.S.İ.'nin kamulaştırmış olduğu arazilerdir. Bu arazilerin 1/500 ölçekli (haritası mevcut) kentsel tasarım anlayışı ile planlanarak kuzey kesimde (Tünel Ağzı) çok maksatlı bir bölge parkı, güneyde ise bir kent parkı ve rekreasyon alanı haline getirilmesi ve D.S.İ. tarafından Yap-Işlet-Devret modeliyle yatırımcılara tahsisi önerilmektedir. Nemrud Tahtı :Kentte diğer bir çekim unsuru, kentin güneyinde kalan Nemrud Tahtı harabeleridir. Bu bölgede kazı ve rekreasyon çalışmalarının yapılması, bölgenin kente yakınlığı nedeniyle gereklidir. Harabelere giden ve henüz yeni açılmış olan yolun en kısa sürede yapılması önerilmektedir. Harran Alt Bölgesi : Harran : Tüm bölgenin en önemli çekim unsurlarından biri olmakla birlikte, günümüze kadar geliştirilememiştir. Yerleşmenin koruma imar planı bulunmasına rağmen, işletme planı olmaması nedeniyle herhangi bir uygulama yapılamamıştır. Bu alanda kısıtlı miktarda konaklama ve günübirlik kullanış içeren plan revizyonu, çevre düzenlemesi, işletme ve geliştirme unsurlarını da bünyesinde bulunduran özel bir planlama yapılması önerilmektedir. Han el Bar-ür - Bazda Mağaraları - Şuayb Kenti - Soğmatar : Harran'ın doğusunda yer alan Şuayb Kenti ve Soğmatar harabeleri mevcut halleri ile turist çekim unsuru taşımamaktadır. Buna karşılık bu bölgede yer alan Bazda Mağaraları (antik taş ocakları) son derece ilgi çekicidir. Bazda Mağaraları ile Han el Bar-ür yolu boyunca yoğun bir yabani kuş popülasyonu bölgenin çekiciliğine ayrı bir katkı sağlamaktadır. Soğmatar ve Şuayb Kenti'nde yapılacak kazı ve restorasyon çalışmaları sonucunda bu harabelerin turizm açısından daha atraktif bir duruma gelmeleri halinde çevre düzenlemeleriyle birlikte, bu eserleri bağlayan yolun asfaltlanması önerilmektedir. Yine bu koşulla Han el Bar-ür'ün günübirlik amaçlı kullanıma açılması ve değerlendirilmesi önerilmektedir. Ancak, bu haliyle bu güzergah üzerinde kalan kaynakların tanıtımı için Harran'da düzenlenecek bir tanıtım merkezinde eserlerin bugünkü durumu ile ilk durumları (bilgisayar simulasyonlarıyla) ve tarihi bilgilerin derlendiği video gösterilerinin yapılması önerilmektedir. 149
152 Karaali Kaplıcası : Kaplıca suyu dönümlük serayı ısıtabilecek kapasitededir. Burası için hazırlanan 1/1000 ölçekli imar planı sadece mevcut ve inşaatı sürdürülen iki kaplıca tesisinin imarını içermekte olup, talep dikkate alınınca son derece yetersizdir. Bu planın bir kaplıca yerleşmesi için gerekli tüm kullanış alanlarını ve sera alanlarını içerecek şekilde revize edilmesi önerilmektedir. Şanlıurfa ilinde eylem alanı dışında kalan münferit kararlar aşağıda sunulmuştur. Atatürk Barajı Bakı Noktası : Mevcut durumuyla son derece yoğun bir günübirlik kullanımı bulunmaktadır. Bu nedenle, bu alanın genişletilmesi önerilmektedir. Atatürk Barajı - Bozova Rekreasyon Alanı : Bozova sahilinde yer alan bu bölge halen Bozova ve Şanlıurfa halkı tarafından günübirlik olarak kullanılmaktadır. Hiçbir düzenleme yoktur. Bu bölgenin gelişen talebe cevap verecek şekilde doğu yönünde genişletilerek, uygulama planının yapılması önerilmektedir. Atatürk Barajı Turizm Merkezi: Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman rekreasyon talebine cevap verecek bu alan aynı zamanda Şanlıurfa-Adıyaman güzergahında bulunması nedeniyle turistik turların da uğrak noktası olabilecektir. Bu nedenle bu parkın Turizm Merkezi statüsüne alınarak bu bölgede çok maksatlı bir proje geliştirilmesi önerilmektedir. Bu alanda yapılacak proje kapsamında, su sporları merkezi, günübirlik tesis alanı (3 tesis) rekreasyon, fuar ve festival alanları, kampingler (400 çadır, 50 karavan), gençlik kampları (400 çadır) ve turistik tesisler (eko turizme yönelik 400'er yataklı 2 eko köy, toplam 800 yatak) yer alacaktır. Ayrıca fuar alanı bünyesinde GAP Bölgesi illerindeki evlerin mimarisini yansıtan yapılarda, yöre yemeklerini, el sanatlarını, otantik bir ortamda, yöre giysileri ve müzikleriyle tanıtan ve pazarlayan bir mekan düzenlemesine gidilmesi önerilmektedir. Bölge Parkından hareket edecek günübirlik teknelerle Atatürk Baraj Gölü içinde Adıyaman, Kahta ve Bozova rekreasyon alanları ile Gerger Kalesi'ne turlar planlanmıştır. Eyüp Nebi Türbesi : Eyüp Nebi Köyünde yer alan üç türbeyi kapsayan çevre düzenlemesi ilgili proje uyarınca ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla devam etmektedir. İnanç turizmi açısından önemi nedeniyle düzenlemenin tamamlanması önerilmektedir. Karacadağ Kayak Merkezi için gelişme olanağı olmaması ve mevsimin çok kısa olması nedeniyle herhangi bir karar getirilmemiş, mevcut haliyle kullanımına devam etmesi önerilmiştir. TİGEM Sahası : Ceylanpınar ilçesinde bulunan Devlet Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğüne ait üretme çiftliğinin sulama projeleri ile birlikte ürün deseninde görülecek farklılaşmalarla sahanın turizme açılması sağlanacaktır. Sahanın eko turizm uygulaması olan çiftlik turizmine açılması hem bölgedeki kırsal toplumun kalkındırılmasına, hem sahanın amacına uygun bir şekilde doğal kaynaklara zarar vermeden kullanılmasına hem de Şanlıurfa ve Bölge turizmine katkıda bulunması sağlanacaktır. Bu amaçla TİGEM Sahası içerisinde 400'er yataklı 3 Eko Köy oluşturulması önerilmektedir. 9. ŞIRNAK İLİ Şırnak İli'nin sunduğu turizm kaynaklarının tüme yakın bir bölümü Cizre ve Cudi Dağı'nda konumlanmıştır. Cizre'de başlıca değerler Nuh Peygamber Türbesi ve Camii, Abdaliye Medresesi, Mem u Zin Türbeleri, Kırmızı Medrese ve Ahmet el Gezeri Türbesi'dir. 150
153 Nuh Peygamber Türbesi ŞIRGEV tarafından yeniden yapılmış, cami ve Ebul iz el Cezeri Türbesi ile bütüncül bir çevre düzenlemesi ile külliye haline getirilmiştir. Uygulamanın başarılı olması nedeniyle bu külliye tek başına bir çekim unsurudur. Bölge halkı tarafından efsaneleştirilmiş olan Mem u Zin Türbeleri ve Abdaliye Medresesi'nin restorasyon projeleri GAP İdaresi'nin katkılarıyla Çekül Vakfı tarafından tamamlanmış olup, uygulama Kaymakamlık tarafından gerçekleştirilecektir. Kırmızı Medrese halen bakımlı bir cami olarak kullanılmaktadır. Medresenin altında yer alan Ahmet el Cezeri Türbesi'nin tavanı bir mühendislik harikası olup, ters kubbe şeklinde örülmüştür. Cizre'de koruma imar planı yapılmamış olduğu için birbirine yakın olarak konumlanmış bu üç kaynak görsel bir bütünlük içinde değildir. Bu kaynaklan görsel ve fiziksel bir bütünlük içinde ele alacak bir imar planı revizyonu ve uygulamasının yapılması kaynakların değerini çok daha arttıracaktır. Cizre doğumlu Ebul-iz el Cezen 12. yy'da su ite çalışan muhtelif robot projeleri üretmiş ve uygulamıştır. Bu projelerden bir tanesi Alman akademisyenleri, dtgen ise İstanbul Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından inşa edilmiş ve çalıştırılmıştır. Ebul-iz'in toplamı 16 kopya olan "El Camiu beyn el İlim vel Amen-en Nafi Fis Sanaat il Hiyet " isimli kitabının 5'i Topkapı, biri Süleymaniye Kitaplığı, diğerleri ise dünyanın muhtelif müzelerinde bulunmaktadır. Kitabın Türkçe'ye çevrilmesi ve bu projelerin uygulanarak yukarıda belirtilen kentsel düzenleme içinde yer alacak özel bir yapıda teşhir edilmesi Cizre'nin çekiciliğine ek bir katkı sağlayacaktır. Yine aynı düzenleme alanı içinde halen eski Cizre Belediye binası içinde yer alan özel müzedeki etnografik ve arkeolojik eserlerin teşhiri de (en önemli eser Nuh Peygamber'e ait Kıble taşı) mümkündür. Bu bölgede yapılacak video gösterileriyle de henüz girilemeyen Cudi Dağı'nın tanıtımı yapılmalıdır. Nuh'un Gemisi'nin Cudi Dağı'nda olduğuna ilişkin bölgede pek çok kanıt vardır. Geminin bulunduğu yerin (Sefine) geçmişi bilinmeyen bir tarihten beri taş duvarla çevrilmiş olması, burada yapılan basit kazılarda zift izlerine rastlanması, bölge halkının yılın belirli dönemlerinde, Sefine'de Nuh'un gemide son yemeği olan aşure törenleri yapması, Hıristiyanlığın ilk dönemlerine ait Süryani kaynaklarında Cudi Dağı'nın Nuh'un Gemisi'nin olduğu yer olarak belirtilmesi ve burada kilise yapılması, Cizre surlarının gemi şeklinde olması, bölgede Nuh'u hatırlatan isimlerin çok olması (Yafes Köprüsü), Şırnak isminin anlamının Nuh'un Şehri olması ve nihayet Kur'an'ın Hud Suresi'nde geminin Cudi Dağı'nda ilk defa karayla temas ettiğinin zikredilmesi, önemli kanıtlardır. Ayrıca Cudi Dağı ve çevresinde pek çok eser bulunmasına rağmen özel durum nedeniyle günümüzde bu eserler değerlendirilememektedir. Daha sonra Cudi Dağı ve Cizre çevresinin bir eylem bölgesi anlayışı ile ele alınarak geliştirilmesi önerilmektedir. 151
154 KAYNAKLAR Adıyaman İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1991 Batman İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1993 Diyarbakır İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1994 Gaziantep İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1991 Kilis İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1994 Mardin İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1992 Siirt İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1991 Şanlıurfa İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. KüJtür ve Turizm Bakanlığı, 1991 Şırnak İli Turizm Envanteri ve Turizm Gelişme Planı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1991 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1990 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1991 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1992 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1993 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1994 Turizm işletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1995 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1996 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1997 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni,.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1998 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1999 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2000 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2001 Turizm İşletme Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2002 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1992 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1993 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1994 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1995 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1996 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1997 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1998 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1999 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2000 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2001 Belediye Belgeli Konaklama İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2002 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1992 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı,
155 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1994 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1995 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1996 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1997 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1998 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1999 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2000 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2001 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2002 Turizm İstatistikleri Bülteni, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2003 Gaziantep İl Yıllığı 2002, T.C. Gaziantep Valiliği, sayfa: 84-86, 2003 GAP 2000 Yılı Faaliyet Raporu, T.C. Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, sayfa: 38-41, Ankara, 2001 GAP Bölgesel Ulaşım ve Altyapı Geliştirme Nihai Raporu, T.C. Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, sayfa: 32, Ankara, 2001 GAP Bölge Kalkınma Planı Ana Raporu Cilt 2, T.C. Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, sayfa: 4-160, Ankara, /07/ /07/ /07/ /07/ /07/ /08/ /07/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /07/ /07/ /05/
156 T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tescil Listeleri, 2004 Adıyaman Nemrut Dağı Turizm Master Plan Çalışması, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası, sayfa: 16, /07/ /07/ /07/ /07/ /07/ /08/ /07/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /05/ /07/ /07/ /05/2004 T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tescil Listeleri, 2004 Adıyaman Nemrut Dağı Turizm Master Plan Çalışması, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası, sayfa: 16,
157 HARİTALAR Harita 1: 2004 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı 155
158 Harita 2: 2004 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı 156
159 Harita 3: 2005 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı 157
160 Harita 4: 2005 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı 158
161 Harita 5: 2010 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı 159
162 Harita 6: 2010 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı 160
163 Harita 7: 2020 Yılı GAP Bölgesi Büyük Tur Güzergahı 161
164 Harita 8: 2020 Yılı GAP Bölgesi Küçük Tur Güzergahı 162
165 Harita 9: 2020 Yılı GAP Bölgesi Gelişme Şeması 163
166 TURÝZM SEKTÖRÜ ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ
OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI
OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 1 2 OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI ÖNSÖZ Turizm sektörü son yıllarda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için giderek daha büyük bir önem kazanmaktadır.
BALIKESİR DE TURİZMİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ:
BALIKESİR DE TURİZMİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ: BALIKESİR TURİZM ÇALIŞTAYI RAPORU 19 NİSAN 2011 (Son Güncelleme: Ağustos 2012) 1 SUNUŞ Günümüzde tüm dünyada iktisadi kalkınma anlayışı değişmekte ve yerel aktörlerin
BULDAN STRATEJİK YOL HARİTASI
BULDAN STRATEJİK YOL HARİTASI Mayıs, 2010 Hazırlayan: Denizli ABİGEM AB Türkiye İş Merkezlerinin Yaygınlaştırılması Projesi AB tarafından finanse edilen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından
KAHRAMANMARAŞ İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI
KAHRAMANMARAŞ İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 2012-2015 KAHRAMANMARAŞ İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 1 ÖNSÖZ Turizm sektörü son yıllarda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için giderek daha büyük
ÖZEL İLGİ TURİZMİ: KAPSAMI, ÇEŞİTLERİ VE TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ
T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ KOORDİNASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI ÖZEL İLGİ TURİZMİ: KAPSAMI, ÇEŞİTLERİ VE TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ UZMANLIK TEZİ TOLGA HAN ULUÇEÇEN MAYIS
T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ
T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ İÇİNDEKİLER TABLOLAR DİZİNİ... iii GRAFİKLER DİZİNİ...iv HARİTALAR DİZİNİ...v AMAÇ KAPSAM ve YÖNTEM... 1 1. MADENCİLİK SEKTÖR VE
VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz.
VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ Temmuz. 2003 Ankara İÇİNDEKİLER: ÖNSÖZ PANEL ÜYELERİ PANELİN YAPISI, ÇALIŞMA PROGRAMI ve YÖNETİCİ ÖZETİ 1 ULAŞTIRMA: 1. GİRİŞ 5 1.1.
BİLGİ TOPLUMU İSTATİSTİKLERİ
BİLGİ TOPLUMU İSTATİSTİKLERİ Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Bilgi Toplumu Dairesi Başkanlığı DPT Yayın No: 2826 BİLGİ TOPLUMU İSTATİSTİKLERİ 2011 Haziran 2011 ISBN: 978-975-19-5171-7 Devlet Planlama
Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu
Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu -2012- Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir
TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ
TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ HEDEF 2023 HEDEF 2023 Çalışmadan, üretmeden rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikbâllerini
T.C. Sayıştay Başkanlığı. Türkiye'de Atık Yönetimi. Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi. Performans Denetimi Raporu
T.C. Sayıştay Başkanlığı Türkiye'de Atık Yönetimi Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi Performans Denetimi Raporu Ocak 2007 Türkiye'de Atık Yönetimi Ulusal Düzenlemeler ve Uygulama
Çalışmanın birinci bölümünde turizmin tanımı, kapsamı, başlıca turizm türleriyle turizmin ekonomik boyutundan söz edilmiştir. İkinci bölümde dinlenme
1 GİRİŞ Turizm, insanların kendi yaşadıkları ve çalıştıkları yerlerden başka bir yere; tatil, eğlence, ziyaret, sağlık, spor, eğitim, toplantı, gezinti ve benzeri bir nedenle belirli bir süre için gitmeleriyle
SURİYE YE KOMŞU ÜLKELERDE SURİYELİ MÜLTECİLERİN DURUMU: BULGULAR, SONUÇLAR VE ÖNERİLER
SURİYE YE KOMŞU ÜLKELERDE SURİYELİ MÜLTECİLERİN DURUMU: BULGULAR, SONUÇLAR VE ÖNERİLER Rapor No: 189 Nisan 2014 ISBN: 978-605-4615-87-2 Ankara - TÜRKİYE 2014 Bu raporun içeriğinin telif hakları a ait olup,
YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI
YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI SOSYAL SEKTÖRLER VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 ISBN 978 975 19-4115 - 5 (basılı nüsha) Bu Çalışma Devlet Planlama Teşkilatının
C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 2, 2009 93 2000'Lİ YILLARDA TÜRKİYE'YE GELEN YABANCI ZİYARETÇİ PROFİLİ.
C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 2, 2009 93 2000'Lİ YILLARDA TÜRKİYE'YE GELEN YABANCI ZİYARETÇİ PROFİLİ Onur GÜLBAHAR * Özet Dünya turizmi, 20. yüzyılın ortalarından itibaren hızlı
Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği-Türkiye Birlemiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Doğa Koruma Merkezi Yaşama Dair Vakıf Yazarlar: Çağrı B. Muluk Bahtiyar Kurt Ayşe Turak Arda Türker Mehmet
2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak)
2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (Taslak) Mayıs 2014 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1 ŞEKİLLER LİSTESİ...2 TABLOLAR LİSTESİ...2 KUTULAR LİSTESİ...3 KISALTMALAR...4 I. GİRİŞ...9 II. BİLGİ TOPLUMU
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI EKİM 2008 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 4 1. GİRİŞ... 6 2. KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ... 7 3. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ... 9 3.1.
2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI
2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI BİLGİ TOPLUMU DAİRESİ BAŞKANLIĞI Aralık 2014 T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015-2018 BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI Aralık 2014 Ankara İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1
MEKÂNSAL PLANLAR YAPIM YÖNETMELİĞİ İKİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam ve Dayanak
MEKÂNSAL PLANLAR YAPIM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; fiziki, doğal, tarihi ve kültürel değerleri korumak ve geliştirmek, koruma ve kullanma dengesini
TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM
TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM Yıldız Ecevit Uluslararası Çalışma Ofisi - ANKARA Copyright Uluslararası Çalışma Örgütü 2007 Birinci baskı 2007 Uluslararası Çalışma Ofisi yayınları,
ORTA DOĞU DURUM RAPORU
ORTA DOĞU DURUM RAPORU Ocak, 2011 ORTADOĞU HARİTASI 1 BÖLGE VİZYONUMUZ Bölgenin üretken faktörlerini ve dinamiklerini bir araya getirerek; üretim ve istihdamı artırmak, sahip olduğu kültürel miras ile
KÜLTÜR VE TURİZM TANITIMINDA BİR ARAÇ OLARAK İNTERNET KULLANIMI. Hazırlayanlar: Mustafa ÇAKIR Ali Erdem YALÇİN
KÜLTÜR VE TURİZM TANITIMINDA BİR ARAÇ OLARAK İNTERNET KULLANIMI Hazırlayanlar: Mustafa ÇAKIR Ali Erdem YALÇİN Kültür ve Turizm Tanıtımında Bir Araç Olarak Internet Kullanımı ÖNSÖZ... II ÖZET... III GİRİŞ...
SURİYELİ SIĞINMACILARIN TÜRKİYE YE ETKİLERİ
SURİYELİ SIĞINMACILARIN TÜRKİYE YE ETKİLERİ ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı SURİYELİ SIĞINMACILARIN TÜRKİYE
2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu. Interim Report Summary page 155. Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar
Ajansa ilişkin Bilgiler Kurumsal Kabiliyet ve Kapasite Mali Tablolar Performans Göstergeleri İstatistikler 2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu Interim Report Summary page 155 2014 Yılı Ara Faaliyet Raporu Doküman
T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI Devlet Denetleme Kurulu ARAŞTIRMA VE İNCELEME RAPORU RAPORUN KONUSU
T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI Devlet Denetleme Kurulu ARAŞTIRMA VE İNCELEME RAPORU RAPORUN KONUSU Türkiye de Sosyal Yardımlar ve Sosyal Hizmetler Alanındaki Yasal ve Kurumsal Yapının İncelenmesi, Aile, Çocuk,
İZMİR DE TURİZM ÇEŞİTLERİ VE TURİZM YATIRIMLARI İHTİYAÇ ANALİZİ
İZMİR DE TURİZM ÇEŞİTLERİ VE TURİZM YATIRIMLARI İHTİYAÇ ANALİZİ MAYIS 2009 Yrd. Doç. Dr. Aslıhan AYKAÇ YANARDAĞ Arş. Gör. Muzaffer Özgür YANARDAĞ İÇİNDEKİLER 1. İzmir Turizminin Mevcut Durumu 1.1 İzmir
Türkiye ve İsveç te İnsan Kaynakları Yönetimi - El Kitabı
Türkiye ve İsveç te İnsan Kaynakları Yönetimi - El Kitabı Türkçe versiyon Altındağ Nilüfer Osmangazi Tepebaşı Umeå Yıldırım Elif Karadenizli Bostancıoğlu Süleyman Yavuz Yiğit Bağdaş Ali Gülbay Süleyman
KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi
KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi ÖNSÖZ Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Plan, küresel düzeyde geleceğe
