DÜNYA KONJONKTÜRÜ ÜZER NE KISA NOTLAR* Perry Anderson gh
|
|
|
- Bariş Bilgin
- 11 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 DÜNYA KONJONKTÜRÜ ÜZER NE KISA NOTLAR* Perry Anderson gh 1980 lerle birlikte Bat da yaflanan büyük çapl ekonomik ve siyasal dönüflümler ve on y l sonra Sovyet blo unun çözülüflü, içinde bulundu umuz dönemi flekillendiren en önemli unsurlard r. Fakat bir yandan, uluslararas meseleler aç s ndan derin yap sal dönüflümler yaflanmaya devam ediyor. Bu dönüflümlerin ne oldu u ve sonuçlar n n nas l flekillenece i hâlâ belirsizli ini koruyor. Ayr ca bu dönüflümü sadece bugünkü olaylar penceresinden okumaya çal flmak kaç n lmaz biçimde yan lt c bir etki do uracakt r den bu yana siyaset sahnesinde meydana gelen dönüflümlerle s n rlayabilece imiz daha konjonktürel bir yolda ilerlemek, do rusu daha az risk tafl maktad r. Ayr ca, bu sayede basitlefltirme ve kestirmelerden kaç n labilir. fiüphesiz *) NLR (II) 48, Kas m-aral k
2 afla daki yorumlar bu risklerden azade de ildir. Dolay s yla, tezlerden ziyade k sa notlar olarak öne sürdü üm bu düflünceler de ifltirilebilece i gibi, pekâlâ üstü çizilip es de geçilebilir. I. UYUM ORTAMI Ortado u, 2001 deki suikast giriflimlerinden beri dünya siyaset sahnesinin en önünde yer almaktad r. Afganistan a düzenlenen y ld r m sald r, Bat fieria n n temizlenmesi, Irak n iflgali, ran etraf nda kurulan çember, Lübnan n yeniden iflgali ve Somali ye müdahale, bu noktada önde gelen olaylar aras nda say labilir. Bölgedeki ABD sald rganl medyada en önde yer alm fl ve hem yerel hem de uluslararas kamuoyunu kutuplaflt rm flt r. Amerikan gücünün rotas ve dünya tarihinin So uk Savafl tan bu yana izledi i yol hakk nda genifl bir literatür ortaya ç km flt r. ABD deki düzen taraftarlar bile, Irak taki felaketin Vietnam dakinden daha büyük olmas ndan korkar hale gelmifllerdir. Yine de böyle bir benzetme yaparken dikkatli olunmal d r. Hindiçin ndeki utanç verici askeri yenilgi, Amerika n n dünya çap ndaki konumunda siyasal bir zaafiyete yol açmam flt. Aksine, Amerika lehine köklü bir dönüflüm imkân do urmufltu ve SSCB sonu y k ma varacak bir çöküfle geçerken, Çin de Amerika n n fiili müttefiki haline gelmiflti. Amerikan elçisi Saygon dan ayr ld ktan on y l kadar sonra Amerika baflkan, Moskova ya muzaffer olarak inecekti. Bugün Vietnam da Amerikan flirketleri, en az Pentagon dan gelen görevliler kadar memnuniyetle karfl lan yor. Tarihsel benzetmeler her zaman yol gösterici olmaz, hatta ço u zaman yan lt c d r. Fakat bu benzetme bile suyun yüzeyi ile derinlikleri aras nda ne kadar büyük çeliflkiler olabilece ini ortaya koymaktad r. 1 Yedi-sekiz y l, yaflananlar önemleri bak m ndan bir s raya koymak için k sa bir zaman dilimidir. Ama yine de bir s ralama yapmaya çal flsak, acaba dünya çap ndaki büyük dönüflümler neye benzer? fiüphesiz, Çin in dünyan n yeni üretim merkezi olarak ortaya ç kmas, her aç dan uzak ara birinci gelir. Çin in büyümesi, sadece ulusal bir ekonominin afl r derecede büyümesi demek de ildir, ayn zamanda dünya piyasas n n yap sal bir flekilde dönüflmesi anlam na 4
3 gelmektedir. Bu dönüflüm kinci Dünya Savafl sonras Amerika s yla de il, ancak dünya çap nda etkili olmufl Viktorya ngiltere siyle k yaslanabilir. Çin in afl r h zl büyümesinin üç sonucu vard r. Bu büyüme, artan eflitsizli e ra men ülke içinde statükoya ba l, kayda de er bir orta s n f yaratm flt r. Bunun yan nda, orta s n f n s n rlar - n aflan ve özel sermayenin ç karlar na hizmet eden bir ideolojik uzlaflma ortam oluflmufltur. Uluslararas düzlemde Çin Halk Cumhuriyeti ni Amerika yla yak n bir iliflki içine sokmufl, hatta iki ülkeyi birbirine kilitlemifltir. Çin ekonomik ba ml l k alan nda Japonya y dahi geride b rakm flt r. Küresel ölçekteyse, dünya ekonomisinin geçti imiz dört y lda, 1960 lardan bu yana görülmeyen oranlarda büyümesini -ya da zincirlerinden kurtulmas n - sa lam flt r. 2 Peki, ya hâlâ dünyan n ikinci büyük ekonomisi olan Japonya n n durumu nedir? Deflasyon ve durgunlukla geçen on y l n ard ndan Japonya, nihayet biraz ivme yakalam fl ve Avrupa n n son dönemlerde yakalad büyüme performans n n üstüne ç km flt r. Bu büyüme büyük ölçüde Çin den gelen talebe ba l olarak gerçekleflmifltir. Siyasal düzlemdeyse, iktidardaki parti kendisini yenimuhafazakâr çizgide yeniden flekillendirme aray fl na girmifltir. Ülke içinde aç kça daha sa c bir yol izlenirken, ülke d fl nda -Washington a paralel olarak- daha flahin bir d fl politikaya do ru sald rgan bir geçifl yaflanm flt r. Irak a askeri birlik sevk edilmifltir, Kuzey Kore ye yap lan bask artt r lm flt r ve halen anayasadaki bar flç l ifadeleri ç karma yönünde haz rl klar yap lmaktad r. Bu siyasal çizgi seçmen deste ini kaybetmiflse de, büyük ölçüde ayn denklemden hareket eden muhalefet taraf da bu çizgiye karfl tutarl bir alternatif sunamamaktad r. 3 Avrupa içinde di er bütün geliflmeleri geride b rakan olay, Avrupa Birli i nin do uya do ru genifllemesidir. Varflova Pakt ülkelerinin baflar l bir flekilde Birli e dahil edilmesi sürecinin neredeyse sonuna gelinmifltir. Bu, Avrupa sermayesi ad na etkileyici bir baflar d r. Eski komünist ülkeler ekonomilerindeki özellefltirme süreçleri Brüksel taraf ndan idare edilmektedir. Ayr ca, yerel hükümetlerin kendilerini 5
4 Bat Avrupa normlar na getirmeleri sa lanm flt r. Fakat Birli in genifllemesi siyasal aç dan Birli i güçlendirmek yerine zay flatm flt r. Amerika n n Irak savafl için hem eski hem de yeni üyeler aras nda kendine müttefikler bulabilmesi, Birlik içinde sürekli bölünmelere yol açm flt r. AB art k, Amerikan ve Japon hükümetlerine k yasla daha genifl perspektiflere sahip hükümetlerin oluflturdu u büyük bir serbest ticaret bölgesi haline gelmifltir. Fakat bu hükümetlerin ülke d fl ndaki ç karlar ya da ülke içindeki yönelimleri pek kesiflmez. Birli in önde gelen üç k ta temsilcisi (Almanya da Schroeder in Ajanda 2010 u, Fransa da Raffarin in reformlar ve onu izleyen Sarkozy ile talya da Prodi nin reform paketleri) biraz hantal da olsa neo-liberal yolda ilerlemektedirler. Ne var ki, bu ülkelerin üçü de halihaz rda ngiltere deki Yeni flçi Partisi nin vard noktada de illerdir. 4 Dünya meta piyasas ndaki patlama sayesinde finanse edilen yeniotoriter bir rejim Rusya ya istikrar getirmifltir. Yeltsin yönetimine k - yasla Bat ya daha az ba ml olan Putin in sistemi, diplomatik hoflgörüden uzak durmakta ve demokratik incelikler yapmaya pek ihtiyaç duymamaktad r. Rusya, Bat l medyan n bu konuda elefltiriye daha az istekli olmas ile Amerika ve AB nin daha l ml ortaklar olmas n n tad n ç karan bir konumdad r. Fakat Rusya n n yak n çevresindeki etkinli ini eski seviyesine getirmeye çal flan yeni rejim, flimdiye kadar çok ihtiyatl davranm fl ve uluslararas arenada önemli hiçbir konuda Amerika n n karfl s na engel ç karmam flt r. Ayr ca, Yeltsin inkine k - yasla daha baflar l bir kapitalist geliflme ortam yaratm flt r. Ülkede siyasal muhalefetten eser b rakmam fl, ancak ekonomik düzelmeyle birlikte çok genifl bir sosyal destek bulmufltur. Putin, ülke içinde bir süredir dünyan n hiçbir büyük devletinde görmedi imiz derecede kabul ve destek gören bir lider haline gelmifltir. Ülkenin demografik bak mdan çöküflü ve nüfusun büyük k sm n n sefalet içinde yaflad göz önüne al nd nda, bu baflar son derece etkileyicidir. 5 Hindistan ekonomisi Çin kadar h zl olmasa da istikrarl biçimde büyüyor. Devasa nüfus kitlelerinin müdahale edilmeyen yoksullu u ve oya dayal seçim sistemi, kesintisiz bir neo-liberal dönüflümü 6
5 flimdiye kadar engellemiflti. Fakat bugün Hindistan da Bat l tüketim al flkanl klar n özümsemifl büyük bir orta s n f ve sosyete kültürü vard r, hatta Hindistan bu aç dan Çin i bile geçmifl durumdalar. Üstelik bu s n f, BJP nin ve Kongre nin politikalar n n temel yönelimlerini kendi istedi i gibi belirliyor. Fakat s n f-alt kesimlerin blok olarak oylar hâlâ ço unlukta ve bu blok, Hindistan n tarafs zl a dayal d fl politikas n terk edip, ideolojik, askeri ve diplomatik aç lardan Amerika ya yak nlaflma yönündeki dönüflümünü frenliyor. Bu hamleye parlamentodaki gösterilen direnifl, dönüflümü yavafllatma etkisine sahip olsa da engelleyici bir güce sahip de il. 6 Brezilya da ülkenin seçimle bafla gelmifl ilk flçi Parti yönetimi, t pk Rusya gibi dünya piyasalar ndaki genifllemeden faydalanm fl ve yarat lan ifl imkânlar ve yoksullar için gelir deste i gibi önlemlerle kendi taban n güçlendirmifltir. Fakat bir yandan da kendi selefinin giriflti i IMF destekli neo-liberal politikalarda pek bir de iflikli e gitmemifltir. Geleneksel yolsuzluk ayn ölçüde devam etmifl ve bunun seçim oranlar na hiçbir etkisi olmam flt r. Uluslararas arenada en dikkat çekici d fl politika hamlesi, Haiti ye müdahale eden Frans z- Amerikan ortakl na verilen destek olmufltur. Brezilya n n Haiti müdahalesine verdi i deste in sebebi, Japonya, Almanya ve Hindistan la birlikte Güvenlik Konseyi nde daimi üye olabilme hayalini kuruyor olmas yd, ne var ki bu beklenti gerçekleflmedi. Yönetim, bölgesel olarak Latin Amerika ülkeleriyle ticari entegrasyonu derinlefltirme çabalar na pek önem vermezken, daha çok DTÖ kurallar n kendi ç karlar çerçevesinde dönüfltürmeye çal flm flt r. 7 Peki, ya Amerika Birleflik Devletleri? 2000 y l nda seçilen Cumhuriyetçi yönetim, Reagan döneminden bu yana süren ve zaten dengesiz olan zenginlik ve gelir da l m n iyice bozan vergi kesintilerine devam ediyor. flas hukuku kredi verenler lehine yeniden düzenlendi, düzenleme sistemi iyice zay flad. Yüksek Mahkeme bir ad m daha muhafazakâr yöne kayd. Zaten bu yönelifl olmasayd, her zaman son derece radikal sa bir söyleme sahip olsa da sosyal güvenlik, sa l k, e itim, bankac l k ve çevre konusundaki iç düzenlemelerde bu 7
6 kadar rahat ad m at lamazd. Bu do rultuda, ekonomik büyüme ve ifl yaratma aç s ndan eskisine yak n bir performans sergilenmifltir. Glass-Steagall yasas n n ilgas ve Clinton yönetiminin baflard geleneksel refah düzenlemeleriyle karfl laflt r labilir hiçbir yap sal dönüflüm baflar lamam fl, dahas bunlar gündeme bile getirilmemifltir. Buna karfl n, Medicare ve Sarbanes-Oxley yasalar çizginin öbür taraf n temsil etmektedir. Temel özgürlükler Yurtseverlik Yasas yla s n rland r lm fl, fakat bu s n rlamalar Wilson dönemine k yasla daha partizanl ktan uzak ve küçük ölçekte gerçekleflmifltir. Kurumsal dengeler ve seçim pragmatizmi Beyaz Saray n ülke içinde elini zay flatmakta, çünkü oy kullanan bloklar n gündemini, adil bir flekilde paylaflt r lacak de erler belirlemektedir. Bush döneminde, 2006 daki yenilgiden sonra Amerikan siyasetinin a rl k merkezinde daha sa a do ru, kayda de er bir dönüflüm gözlenmemifltir ten bu yana Amerikan baflkanlar n n izledi i standart modele göre, yönetimin etkinli i yurtd fl nda yo unlaflt r lm flt r. Ülkenin Ortado u daki performans ysa uluslararas boyutta tepkiye yol açm flt r ya Amerikan imparatorlu- unun gizlenmeden ortaya ç k fl na iliflkin bilinen karfl t ifadeler ço- alm flt r, ya da benzer yorumlardan birisinde gerileme görülmüfltür. 8 Bir arada düflünülü ünde Çin, Japonya, AB, Rusya, Hindistan, Brezilya ve ABD, dünya nüfusunun yar s ndan fazla bir büyüklü e sahiptir ve ekonomik olarak da küresel gayri safi has lan n yüzde 80 ini üreten bir grubu oluflturmaktad rlar. E er Amerikan d fl politikas n n, 2. Dünya Savafl ndan bu yana izledi i gibi, kapitalizmi dünyan n en ücra köflelerine kadar yaymak ve Amerika n n devletler aras sistemdeki baflat konumunu korumak gibi iki temel amac (genel olarak ikincisi, birinciyi gerçeklefltirmenin koflulu olarak görülmüfltür) hâlâ yürürlükteyse, o zaman 21. yüzy l n ilk y llar n nas l yorumlayaca z? Sermayenin etki alan geniflleyip derinleflti ine göre, yorumumuz büyük ölçüde olumlu olacakt r. Finans piyasalar, yerleflik toplumsal ve ekonomik iliflki biçimlerini yok etme pahas - na geniflleme kaydetmektedir. ster komünist, liberal-demokrat ya da Gaulist parti, ister Yeni flçi Partisi, Birleflik Rusya Partisi, Kongre Partisi, flçi Partisi veya Cumhuriyetçi Parti olsun, iktidardaki partilerden ba ms z olarak her yerde ayn temel mülkiyet haklar paket- 8
7 leriyle politikalar n n uygulamaya sokuldu unu görüyoruz. H z ya da aflamas ne olursa olsun, herhangi bir ciddi siyasal muhalefet olmaks z n her yerde bu politikalar uygulamaya sokuluyor. Dünyadaki büyümenin motor gücünü oluflturan dünya ticareti, istikrarl bir flekilde büyüyor ve dünyan n bütün büyük kapitalist ekonomilerini birbirine ba ml hale getiriyor. 9 Siyasal aç dan bilanço nedir? Asl nda, oluflmakta olan ve bizim tan kl k etti imiz fley, Frans z Devrimi ve Napolyon Savafllar sonras nda ortaya ç kan Büyük Devletler Uyumu yap s n n henüz emekleme aflamas nda olan modern muadilidir. Yani, mevcut düzenin istikrar n n sa lanmas için artan seviyelerde formel ve enformel koordinasyon yap s na, sistemin parametreleri içinde efllik eden geleneksel ak fla tan kl k ediyoruz. Bu uyum radikal bir bozuk sese izin vermemektedir. Güvenlik Konseyi nin kararlar bu sürecin temel sahnesidir; flu anki mizansen, ran konusunda aranan kolektif çözüm aray fllar d r. Fakat Viyana Kongresi ard ndan gelen Büyük Devletler Uyumu dönemi ile Nixon n Çin ve Frans z Meclisi ziyaretlerinin ard ndan gelen dönem aras nda bir büyük fark var. Bu defa sistemi bir arada tutan fley, afl r güçlü tek bir devlettir ve bu devlet di erleriyle k yaslanamayacak kadar merkezi bir konum iflgal etmektedir. Metternich ve Castlereagh zaman nda Amerika yla k yaslanabilir bir egemen devlet yoktu. Finans piyasalar, rezervleri, silahl gücü, dünyan n dört bir yan na yay lm fl üsleri, kültür endüstrisi ve uluslararas diliyle birlikte dünyan n en büyük ekonomisine sahip olan Amerika ya denk baflka hiçbir devlet yoktur. Di er güçler Amerika n n asimetrik gücünü kabul eder ve stratejik önemi haiz hiçbir konuda onu rahats z etmemeye özen gösterirler. Çat flmalar n Airbus ve Doha gibi düflük seviyeli ticari meselelerden ibaret olmas hiç flafl rt c de ildir. Meseleler bu kadar küçük olunca t kanmalar da olabilir. Bunun yan nda jeo-politik ihtiraslar n kesiflti i yerlerde -örne in Kafkaslar, Balt k bölgesi ya da Türkistan gibi- uzlaflmaya gidilebilir. Di er büyük güçler Amerika ya karfl denge unsuru haline gelme konusunda geleneksel tarzda pek çaba sarf etmiyorlar. Bunun sebebi hem ekonomik ç karlar aç s ndan karfl l kl ba ml l n çok artm fl olmas d r -ki bu 19. yüzy lda düflünülemezdi-, hem de Washington n dünya- 9
8 n n görece daha istikrars z bölgelerinde siyaset yapabilme kapasitesine duyulan ihtiyac n ve bu konudaki ortak ç karlar n varl d r. Bu bölgelerde aktif olmak, Amerika d fl ndaki ülkeler aç s ndan oldukça maliyetli ve bazen de risklidir ve ülkeler bu iflleri kendi omuzlar ndan atmaktan pek rahats z olmazlar. Dolay s yla, Amerika n n dünya ekonomisi içindeki göreli a rl alternatif kapitalist güç odaklar na karfl aç kça geriliyorsa da, kâr ve ayr cal klar evrenini daha yo un bir flekilde birbirine ba lama konusundaki siyasal gücü herhangi baflka bir devletle k yaslanamayacak kadar yerindedir. Art k önde gelen devletlerin elitleri, kendilerini uluslararas toplum un kardefl üyeleri olarak görüyorlar. 10 Bu yap lanma sürtüflmelerin ve sorunlar n olmad anlam na gelmez. Rusya ve Çin, Amerika n n Orta Asya ya derinlemesine nüfuz etmesini ya da ran a bu kadar sald rganca yaklaflmas n istemiyorlar. Hindistan, Amerika n n Pakistan a hamilik yapma politikas - na karfl gard n alm fl durumda. AB, h zla kendi müdahale gücünü oluflturmaya çal fl yor. Amerika n n üstünlü ü, ortaklar üstünde pek bitmeyecek gibi görünen bir dizi faux frais. flte, tam da Amerika n n tikel ç karlar ile sistemin genel ç karlar aras nda otomatik bir kesiflme olmad ndan, yükselen gerilimi düflürmek ve idare etmek ad na bilinçli bir flekilde idare edilen Büyük Devletler Uyumu na ihtiyaç duyuluyor. Bu düzenleme hiçbir zaman mükemmel olmayacak, baflar için gereken mekanizmalar da tam anlam yla flekillenmifl de il. Bask ve karfl -bask dinamikleri, eflitsiz ama gerçekçi bir pazarl k sürecinde iç içe giriyor. Fakat sistemin boflluklar ve keskin uçlar bugüne kadar, küresel sermaye düzeninin seslendirdi- i bir senfoni olarak uluslararas toplum un meflruiyetine yanl fll kla da olsa hiçbir ciddi tehdit yöneltmedi. Bu tür bir uyum ortam nda devletler aras iliflkilerin, klasik çat flma teorilerinde belirtildi i gibi çat flma efli inin alt nda kalaca- n bekleyebiliriz. Çünkü finans ve meta piyasalar post-nükleer ça da evrensel ölçekte birbirlerine kilitlenmifltir. Bu, büyük güçlerin hepsinin eflit derecede kapitalist olduklar anlam na gelmez. Çin ve Rusya n n ekonomik ve siyasal aç dan Bat l normlara göre sahip olduklar eksikler, sistemin sorunsuz iflleyiflinin önündeki 10
9 pürüzleri teflkil etmektedir. Bat n n burada oynad kumar fludur: O ülkeler de dünya güçleri olarak en üst seviyeye erifltiklerinde, Bat yla ayn flekle bürünmüfl olacaklard r. O zaman, bir gün Çin için olmas tahmin edilebilecek bir fley olan en üst düzey gücün hakk zarif bir flekilde teslim edilebilir. Amerikan emperyalizminin en parlak teorisyenleri, Amerika n n üstünlü ü ile dünya çap nda bir liberal uygarl n mant ksal olarak birbirine ba ml fleyler olmad n n tamamen fark ndalar. Bu konu hakk nda sakin ve aç k bir flekilde kafa patlat yorlar. Buna göre, Amerika n n üstünlü ü, küresel liberal uygarl gerçeklefltirme misyonunu yerine getirir getirmez yok olacak. En so ukkanl öngörüye göre, bu bir nesil sonra bile gerçekleflebilir. 11 Bu koflullar alt nda ABD de Cumhuriyetçi yönetimin genel duruflu selefleriyle tamamen uyumludur. En önemli politika, Amerika n n So- uk Savafl dönemindeki en büyük iki rakibi Çin ve Rusya politikalar - n n gelifltirilmesidir. Bu iki ülke de herhangi bir zor kullan lmadan Büyük Devletler Uyumu çizgisine çekilebilmifltir. Piyasa odakl ekonominin geliflimi genelde Amerika da e itim alm fl devlet görevlileri taraf ndan desteklenmifltir. Tayvan ve Çeçenistan gibi ülke içi meselelerde sorun ç kar lmam fl, bölgesel hassasiyetlere sayg gösterilmifltir. Son olarak, küresel sahnenin oyunlar na (St. Petersburg zirvesi, Pekin Olimpiyatlar gibi) kat l mlar sa lanm flt r. Moskova yak nlar na füze konuflland rmak, Pekin i yuan politikas konusunda s k flt rmak gibi sorunlu konular var olmaya devam ediyor gerçi, fakat bugüne kadar bu sorunlar n kontrolden ç kmas na izin verilmedi. Ayn dönemde Japonya yla iliflkiler gelifltirildi. Hindistan yeni bir ittifaka zorland ve Brezilya yla ticaret duvarlar ve kotalar d fl nda çok az sorun yafland. Bunlar n hiçbirinin üst seviye politikaya sonuçlar de ifltirecek derecede bir etkisi olmad. Avrupa da, içerikten ziyade flekle önem veren bir kamuoyu, Bush un Kyoto yu ya da ICC yi (Uluslararas Ceza Mahkemesi ç.n.) kaba bir flekilde do rudan reddetmesinden rahats z oldu. Halbuki Clinton yönetimi de ayn çizgide hareket ediyordu, ama el alt ndan. Ancak içerik konusunda Bush yönetimi büyük kazan mlar sa lad. Birincisi, AB nin genifllemesini NATO nun büyüme sürecinin yan nda ikincil konuma itti ve Türkiye nin Avrupa ya kabul edil- 11
10 mesini Brüksel in en büyük hedefi haline getirdi. Amerikan stratejisi Japonya, Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya dakine benzer biçimde Avrupa da da, belki retorik olarak de il ama yap sal olarak 2. Dünya Savafl ndan bu yana süreklilik arz etmektedir. II. SAVAfiIN YURDU Ortado u daki askeri oyun iflte böylesi koflullarda bir ö e olarak karfl m zda duruyor. Cumhuriyetçi yönetim sadece ve sadece Ortado u da, 2. Dünya Savafl ndan beri de ilse de en az ndan So uk Savafl tan bu yana izledi i geleneksel çizgiyi çi nemifl gibi görünüyor. Dahas, Avrupal müttefiklerini sadece tavr yla de il, yapt klar yla da telaflland rm fl durumda. Irak savafl AB de sadece bofluna bir hamle olarak de il, ayn zamanda Bat ad na afl r derecede tehlikeli bir giriflim olarak görülüyor. Avrupal lar bu müdahaleden en az Amerika kadar, hatta ondan daha fazla etkilenecekleri kan s ndalar. Avrupa daki hemen her yorumcu -Amerika dakilerin öyle oldu unu söylemek pek mümkün de ildir- savafl n tamamen irrasyonel ve baflar s z oldu unu, tek tarafl özel ç karlar n (petrol flirketleri ya da daha genifl ölçekte büyük flirket ç karlar n n) veya Washington daki yerleflik olmayan ideolojik fanatiklerin (yeni-muhafazakâr bir grup) ç kard bir sorun oldu unu düflünmekte. Oysa Cumhuriyetçi yönetim, dünyan n di er bölgelerindeki giriflimlerinde amaçlarla araçlar iyi ya da kötü, rasyonel biçimde kesifltirebildi ine göre, mant k olarak sorun Amerika olmaktan ç kmakta ve Ortado u olmaktad r. Sormam z gereken temel soru fludur: Ortado u nun hangi kendine özgü özellikleri, bu bölge üzerine üretilen politikalar n bu kadar çaprafl k bir hal almas na yol açmaktad r? 1 Aç kt r ki bölgenin devasa petrol rezervleri, bölgenin uzun süredir Amerikan stratejik yaklafl m n n oda nda yer almas na sebep oluyor. Fakat Amerika, Irak a müdahale etti i s ralarda petrol arz aç s ndan acil bir sorun yaflam yordu. Uydu devletler petrol zengini Arap yar madas n n tamam n kontrol etmektedir -tabii ki iflgale dair hesaplardan birisi budur- ve Irak taki petrol bölgelerinin ele geçirilmesi Amerika n n enerji pozisyonunun yaln zca az bir k sm n karfl lar- 12
11 d ye gelindi inde OPEC teki rolüne bak ld nda Baas rejimi, ran ya da Venezüella ya göre Washington a daha az sorun ç kart yordu. Irak n daha önce Kuveyt i iflgal etmeye kalk flmas gerçek bir alarm durumuna geçifle yol açm flt. Çünkü böylece Irak, Suudi Arabistan dan daha büyük bir petrol üreticisi ve daha kayda de er bir askeri güç haline gelebilirdi. Amerikan politikas, Avrupa n n deste ini de alarak Clinton döneminden bu yana ambargo, bomba, darbe ya da suikast giriflimleriyle Saddam yok etmeye çal flmaktayd. Bu konudaki süregen baflar s zl k, Amerika y kaç n lmaz olarak daha güçlü önlemlere, bir çeflit iflgal öncesi zemin haz rlamaya sevk etti. Amerika n n esas yöneticilerine göre Irak bitirilememifl bir ifl, rejimiyse hiçbir yönetimin kabul etmeyece i bir hakaretten ibaretti. Düzenin bütün mensuplar bu rejimi farkl araçlarla olsa da y kmaya çal flt lar. 2 Dolay s yla, sonuçta karfl laflt m z müdahale flafl rt c de ildi. Irak 1991 den bu yana neredeyse kesintisiz biçimde savafl sahneleriyle karfl karfl ya kal yordu. Bu aç dan bak ld nda müdahale, tarihçilerin genelde anlad anlamda bir kopufl de il, uluslararas hukuk standartlar aç s ndan on y l aflk n süredir devam eden düflmanl n doru a ulaflmas yd. Kopufl tezlerini savunabilmek için, Baba Bush ve Clinton dönemlerinde Irak a ve Irak halk na yöneltilen fliddetin seviyesini küçümsemek gerekir ten bu yana verilen kay plar 2003 öncesine göre daha yüksektir ama, tablo afla yukar birbirine benzer: yüz binlerce ölü. Birinci aflamadaki zarar -klasik askeri terminolojiye göre Ermattungsstrategie seviyesindedir-, bir dengeleyici güç olarak Sovyetler in bölgeden silinmesiyle mümkün olmufltur. kinci aflamadaki zararsa -vitesin büyütülmesi ve Niederwerfungsstrategie aflamas na geçifl- askeri meselelerdeki devrim e ya da elektronik savafl ve hedef tutturma konusundaki kesinli e dayan yor olabilir. 2 Clinton n Yugoslavya y fazla çaba sarf etmeden yenmesi 1) Greenspan e göre, Irak n ülkedeki toplam üretimin hâlâ belirli olmayan katlar na eflit, keflfedilmemifl kaynaklar n n büyüklü ü, savafla iliflkin uzun vadeli bir perspektifin oluflmas nda son derece önemlidir. 2) Ermattungsstrategie, y pratma stratejisi ; Niederwerfungsstrategie, yok etme stratejisi. Bu terimler Alman askerlik tarihçisi Hans Delbrück taraf ndan, Frans z-prusya savafl ndan on y l sonra türetilmifltir. Siyasal anlamda nas l kullan ld n görmek için bkz. Perry Anderson, The Antinomies of Antonio Gramsci, NLR 1/100, Kas m-aral k 1976, s
12 ve Rumsfeld in Afganistan a hiç masraf etmeden diz çöktürmesi, askeri alanda yaflanan devrimin her fleyi yapabilece i hissini uyand rm fl olabilir. Bu tav r Cumhuriyetçi flahinler aras nda en çok dile getirilen yaklafl md r ama sadece onlara özgü de ildir. Kullanmad kça dünyan n en güçlü ordusuna sahip olman n ne anlam var? sorusunu soran kifli, Albright t r. 3 Ancak bu tür veriler, Irak n on y l aflk n süredir neden Washington nezdinde daimi bir endifle kayna oldu u ve Irak a yap lacak bir sald r n n nas l sorunsuz bir proje gibi alg land konular nda pek bir aç l m sunmamaktad r. Bush yönetiminin yanl fl hesapla da olsa neden önde gelen iki Avrupal müttefikine ve Amerikan eliti içinde önde gelen bir az nl a karfl ç k p, böylesi bir savafla giriflti ini, dahas, dünyan n di er bölgelerindeki geleneksel duruflundan belirgin biçimde neden koptu unu aç klamamaktad r. Bunu ancak 11 Eylül ün yaratt psikolojiyle anlayabiliriz. kiz Kuleler e düzenlenen sald r yla birlikte Pentagon, Ortado u ya karfl tak nd sald rgan tavr n arkas nda milliyetçi bir güç buldu. Bu güç Afganistan n y ld - r m h z yla iflgal edilmesine dönüfltürüldü. flgal hem içeride hem de d flar da büyük alk fl toplad. Fakat, genel kan ya göre, Kâbil düflünce Ba dat üzerine yürümenin bir gerekçesi kalmayacakt. Çünkü El Kaide ile Baas rejimi aras nda bir ba lant kurulam yordu. Dolay s yla, bu ak l d fl müdahaleyi meflrulaflt rmak için kitle imha silahlar gibi bir bahane uydurulmal yd. 4 Tarihsel olarak anl k irrasyonellikler, genelde daha genifl ölçekli yap sal irrasyonelliklerin ürünüdür. Hitler in 1941 de Amerika ya savafl ilan etmesi buna iyi bir örnektir. Irak Özgürlefltirme Operasyonu da ayn flekilde bafllad. Daha basit ifade edersek, gerçeklik buydu ve hâlâ da böyle. Ortado u, Amerikan siyasal sisteminin, ulusal ç - karlar n n rasyonel hesap cetveline göre hareket edemeyece i bir yerdedir, çünkü baflka, daha önemli bir ç kar söz konusudur. Amerika n n Arap dünyas ndaki -ve onun uzant s olarak Müslüman dünyas ndaki- genel konumu, srail e sa lad devasa ve bariz deste in gölgesindedir. Bölgenin yok edici devleti oldu u herkesçe kabul edi- 14
13 len srail, Amerika n n genifl çapl ekonomik ve silah deste i olmaks z n bölgede k rk y ld r hiçbir zarar görmeden varl n sürdüremezdi. BM de Amerika taraf ndan koflulsuz biçimde desteklenen srail, Filistinlileri yerlerinden etti i ve katletti i için halk n nefretinin hedefi haline gelmifltir. Bunun mant ksal sonucu olarak Amerika dan da ayn gerekçeyle nefret edilmektedir. El Kaide nin Amerika ya yönelmesinin temel sebebi budur. Amerika n n gücünü göz önüne ald - m zda, bantustan and ran bir Filistin devletinin geçti imiz elli y l boyunca Amerikan dolar, silah ve vetolar yla semirmifl olan srail devleti ad na herhangi bir tehdit oluflturmas söz konusu de ildir. Neden bir türlü Filistin devletinin kurulmad da gayet aç kt r: Amerika daki güçlü Yahudi cemaatinden faydalanan srail lobisi, Amerikan siyaseti ve medya sistemi üzerinde muazzam bir etkiye sahiptir. Bu lobi Ortado u yla ilgili normal karar alma süreçlerini her aflamada bozmakla kalm yor. Ortado u, yak n zamana kadar -hatta bugün bile- ana ak m tart flma kanallar n n hiçbirinde konuflulamazd. Bu tabu Amerika n n bölge politikalar n n flekillenmesinde rol oynayan irrasyonelli in daha da büyümesine yol aç yor. 3 5 Irak a müdahalenin iflte bu ba lamda ele al nmas gerekir. Önde gelen Cumhuriyetçiler, Irak üzerinde 1990 lar n sonundan itibaren uygulanmakta olan bask y giderek daha da artt r yorlard. Fakat yeni seçilen Bush yönetimi, Clinton n ülke d fl ndaki müdahalelerindeki ayr ms z tavr n elefltiriyor ve insan haklar doktrinlerine s n rl bir ilgi gösteriyordu. ktidara geldikten sonraki ilk aylar nda d fl politikada çok ciddi dönüflümler yaflanmad. Amerikan d fl politikas n aniden ve köklü bir flekilde dönüfltüren geliflme, 11 Eylül sald r lar oldu. Sald r lar, seçmenlere kolay kolay yutturulamayacak bu politi- 3) John Mearsheimer ve Stephen Walt ilk olarak 23 Mart 2006 da London Review of Books ta yay nlad klar The Israel Lobby adl makaleleri, ard ndan da 2007 y l nda New York ta yay nlad klar The Israel Lobby and US Foreign Policy adl s ra d fl eserleriyle en sonunda bu sessizli i bozdular. Ayr ca Michael Massing in belgelerle zenginlefltirilmifl flu çal flmas na da bak labilir: The Storm over the Israel Lobby, New York Review of Books, 8 Haziran Bir o kadar flafl rt c olansa, daha kabul edilebilir bir suçlu olarak bafl a r s H ristiyan sa n rolünü vurgulamaya meyilli Amerikan solunun genel ödlekli idir ki H ristiyan sa n n ifllevi asl nda force d appoint tir. srailli politikac lar daha da kabad rlar, örne in Olmert aç kça flöyle demektedir: Yahudi örgütleri Amerika daki üssümüzdür, Financial Times, 30 Kas m
14 ka de iflimine ve Saddam Hüseyin e savafl aç lmas na izin verdi. Savafl, kongrenin görülmemifl deste iyle aç ld. Fakat ne 11 Eylül ne de ard ndan gelen Irak iflgali gökten inmifltir Eylül le birlikte Amerika n n Ortado u daki rolünün yap sal irrasyonelli i tekrar ortaya ç km flt r. Amerika n n srail yay lmac l n y llarca desteklemesinin, genel olarak Amerikan sermayesinin mant ksal ç karlar na hiçbir faydas olmam flt r. Buna karfl n, srail lobisinin Washington n bölgesel politikas n etkilemesi anlam nda önemli etkileri olmufltur. Lobi faaliyetleri sonradan H ristiyan fundamentalizmine destek olmufltur. Tarihsel olarak Amerika, srail e hamilik yapmas n n karfl l nda ülke içinde hiçbir bedel ödemek zorunda kalmad. 11 Eylül bu anlamda bir ilkti. Sadece El Kaide nin sald r motivasyonu anlam nda de il, böyle bir fleyin yap lmas n n tahayyül edilmesi anlam nda da. Bin Ladin in yedi y l önceki ilk konuflmas, Filistin meselesine Arabistan daki Amerikan birliklerinin durumu gibi di er bütün meselelere k yasla çok daha fazla yer ay rmaktayd. 5 Sald r n n gerçekleflmesinin hemen ard ndan, zaten var olan irrasyonelli i daha da derinlefltirecek büyük bir intikam arzusu belirdi. Kin, Afganistan zaferinin hemen ard ndan Amerikan yönetimince kolayca Irak a kanalize edildi. 6 srail deki müesses düzen ve onun Amerika içindeki kolu, Irak iflgalini do al olarak destekledi. Çünkü Irak, srail in Körfez Savafl ndan bu yana bombalamaya çal flt eski bir düflman yd. Ancak kendi bafl na bu etkenin, Ba dat a karfl düzenlenecek bir harekât n temel motivasyonu olmas mümkün de ildir; srail savafla karfl ç ksayd bile Amerika Irak a müdahale ederdi. Bu tür do rudan bir nedenselli e gerek yok. Mesele flu ki, Ortado u da araçlarla amaçlar n ayarlanmas, Amerikan d fl politikas n n görünen ve as l belirleyici etkenleri aras ndaki tutars zl k yüzünden o kadar yozlaflm fl durumda ki, bir tür keyfi maceraya at lma ihtimali her zaman kozlar aras ndayd. Washington, Tel Aviv e ba l kald sürece, Amerikan ik- 4) Sald r dan birkaç gün sonra Fredric Jameson bu noktaya dikkat çekiyordu: Tarihsel olaylar aniden meydana gelmez, öncesi ve sonras vard r ve yavafl yavafl kendilerini gösterirler, London Review of Books, 4 Ekim Sav n geri kalan için bkz. The Dialectics of Disaster, South Atlantic Quarterly, Bahar 2002, s ) Bkz. ed. Bruce Lawrence, Messages to the World: The Statements of Osama Bin Laden, Londra ve New York, 2005, s
15 tidar n n rasyonel olarak kullan lmas na dair s radan kurallar n ifllemesinin kelimenin tam anlam yla hiçbir yolu yok. Bu vakada Baas rejiminin hayatta kalmas -bir ölçüde srail den ba- ms z sebeplerle- bir bütün olarak Amerikan düzenine do rudan bir baflkald r yd ve Amerika n n yüksek teknolojisi bu baflkald r y ortadan kald rmak için haz r bekliyordu. Bu koflullar içindeki harekât girifliminin psikolojik motivasyonu fluydu: Neden olmas n? Harekât, 11 Eylül sonras atmosferde çift tarafl bir meseleye dönüfltü ve -Kongre yi ortadan ikiye bölen Körfez Savafl n n aksine- peflinen onayland. 7 srail lobisinin Amerika n n Ortado u politikas üzerindeki etkisinin bir di er sonucu, Washington da karar mercilerinde yer alan siyasetçilerle bölge halk aras na büyük bir set çekmesi, Arap kitleleri Amerikan kültürel gücünün normal etki alan n n d fl na ç karmas d r. Bölgedeki hiçbir ülke liberal demokrasi ülkesi de ildir, yani hiçbirinde Washington n en kolay nüfuz edebilece i ve en rahat kitlesel destek bulabilece i bir siyasal sistem yoktur. Yine de baz rejimler, bölgenin afliret monarflilerine veya M s r diktatörlü üne göre Amerika ya karfl daha itaatkâr bir tav r içindedirler. Ama bu devletlerin hepsi de ayn ikilemi yaflamaktad r: Bir yanda Amerika taraf ndan finanse edilen, silah yard m yap lan ve korunan srail rejiminin afl r l klar dururken, Amerika ya olan ba l l k nas l ifade edilebilir? Yapt klar fley oldukça tipiktir: devlet kontrolündeki medyan n, Amerikan karfl t bir söylem kullanmas n sa layarak halk kitlelerinin nefretinden korunmaya çal flmak. Dolay - s yla, Amerikan kültürel ve ideolojik güçlerinin özgürce dolafl m - n olabildi ince zorlaflt racak ya da Amerikan istihbarat n n bu toplumlar n temelinde ne olup bitti ini do ru bir flekilde kavramalar n engelleyecek bir atmosfer yarat yorlar. Washington n 11 Eylül de sald ran hava korsanlar n n ço unun Suudi oldu unu ö rendi inde yaflad flok bundand r. Bölgede normal dozda yumuflak güç kullanamayan Amerika, Ba dat ta oldu u gibi bir meydan okumayla karfl laflt nda do rudan ve körlemesine sert güce baflvurmaktad r. Bu harekâtla bugüne kadar Bat n n sunduklar na kapal olan toplumlar açmay umuyorlar. Irak n iflgaline götüren h rs yuma n n içindeki bir baflka etken de budur. 17
16 8 Sadece petrol ve srail de il elbette, bir de din meselesi vard r, Ortado u yla çevresini Amerikan hegemonyas n n istikrarl ve evrensel olarak baflar l oldu u di er bölgelerden ay ran. Suudi krall n n gösterdi i gibi, Amerika ya rejim seviyesinde sorun ç karan fley, ne kadar kaba bir flekilde olursa olsun, slam n kendisi de ildir. Yine de slam, toplumsal ve kültürel düzeyde Amerikan tarz ideolojinin zaferi önündeki yegâne engel olarak kalm flt r. Üstelik, H ristiyanl k ile Ümmet aras ndaki uzun süreli düflmanl k göz önüne al nd nda, bir inanç olarak slam n belirli bir siyasal hedefi bulundu unu söyleyebiliriz. Zaten bu tür çat flmalar n önemli izlerinin halk kitlelerinin haf zalar nda yer etmemifl olmas oldukça flafl rt c olurdu, özellikle de ayn hat ralar n Anglo-Frans z sömürgeci düzenin modern deneyimiyle keskin bir flekilde güçlendirildi i düflünülürse. Arap milliyetçili inin 1970 lerden bu yana süren baflar s zl klar, bu sorunlara yeniden hayat vermifl ve anti-emperyalist duygular daha yo un dini bir inanca çevirmifltir. Hedef Haçl lar ve Yahudilerdir, yani Amerikal lar ve sraillilerdir. slam dünyas n n sadece bugüne kadar orijinal yaz l eserleri aç klamaya odaklanm fl zay f bir gelene i oldu u, H ristiyan ve Yahudilerinse bu konuda daha uzun süreli adetlere sahip olduklar düflünülürse, Kuran n do rudan okunmas n n ncil veya Tevrat a k yasla çok daha moral verici oldu u söylenebilir. Hz. Muhammed kutsal topraklarda inançs zlara karfl cihat ça r s yapt ndan beri modern Salefizm (Bat l ya da Bat yanl s yorumcular n peygamberin sözlerini daha uygun bir flekilde söyleme çabalar na ra men) kutsal kitaba göre temellendirilmifl sa lam noktalar üzerindedir. Fakat bu flüphesiz ki l ml Müslümanlar n ço unlu u aç s ndan utanç verici bir durumdur. Sonuçta karfl m za, yenilmez olmasa da küresel inançs zl a karfl savaflmaya gönüllü, genç ve fanatik savaflç lar ç kmaktad r. Bu kitle, medeniyetler çat flmas n Ortado u da gerçe e büründürmektedir ve onlar n dünya görüflüyle Bat l davetsiz misafirlerinki aras nda hiçbir kontak noktas yoktur. 9 Dolay s yla, Irak iflgalinin gerginli inin t rmanmas, Amerikal planc lar n normal hesaplamalar na uygun olmayan bir bölgede kaç - n lmaz hata riskleriyle birlikte bafllad. Fakat süreç Washington için 18
17 ani ve s k bir darbeyle tersine dönmedi. Baflar s zl k, Ortado u da uzun süredir varl n sürdüren ve bozulmufl emperyal güç alan n n bir sonucuydu. Amerikan kapitalizminin bölgedeki irrasyonelli i 11 Eylül le birlikte dönüp dolafl p kendisini vurdu ve bir baflka irrasyonellik döngüsünün oluflmas na yol açt. Çünkü Amerikan siyasal sisteminde 11 Eylül ü ortaya ç karan sebepler, kamuoyu önünde aç kça ortaya konamad ve bu sebeplerin pek az ortadan kald r ld. Pentagon un bafllang çta Ba dat n iflgal edilebilece i ve rejimin birkaç gün içinde asgari ABD zayiat yla alafla edilece i yönündeki inanc yanl fl de ildi. Pentagon un hesaba katmad fley, ilk müdahalenin ard ndan meydana gelecek olan direnifl hareketinin gücü ve h z yd. Savafl elefltiren ve Baas rejiminin toplumsal taban n göz ard eden ço u insan da Pentagon kadar hatal yd (ben de bunlardan biriydim). 6 Ba dat n düflmesinin iki ay sonras nda, Baasç askerlerin liderli indeki milliyetçi gerilla gruplar, Salefizmden etkilenen dini fanatiklerle birlefltiler ve iflgalcilere karfl bir direnifl hareketi örgütlediler. Bu direnifl dört y l aflk n süredir savafl sürdürüyor ve iflgalci ordular ile iflbirlikçilerinin moral düzeyini paramparça etmifl durumdalar. Bugün Irak, dünyan n merkezi tiyatro sahnesi durumundad r. Amerikan gücü elinde silah yla karfl koyuyor ve Amerika n n kendi içinden destek bekliyor. 10 Washington, düzenin içindeki pek çok kiflinin inand üzere Irak ta batakl a saplanm flsa da, ABD nin Ortado u da katastrofik bir çöküflü hâlâ ihtimal dahilinde de ildir. Bunun sebebi k smen, Suudi ve fiii cemaatler aras nda mevcut olan ve daha önce hiç olmad kadar derinleflen ayr md r. Bu ayr m, iflgali sonland racak vatansever bir iradeyi imkâns z k lmakta, hatta iç savafl körüklemektedir. Dolay s yla, iflgalci gücün d flar at lmas na engel olmaktad r. Üstelik ne 6) Bkz. Amerikan iflgali s ras nda maliye bakan olan ve kimsenin rejimin tiranca yanlar - n azaltmak gibi bir çaba içerisine girmedi ini belirten Ali Allavi nin görüflleri: Baas Partisi nin rejim y k ld nda 2 milyondan fazla üyesi vard. Ama bu parti hiçbir flekilde d fllay c de ildi. çinde a rl kl olarak Sünni Araplar olsa da fiiiler ve hatta Türkmen ve bir miktar Kürt bile bulunuyordu ve bu unsurlar Parti yap s içerisinde gayet iyi bir flekilde temsil ediliyorlard. fiüphesiz Parti nin üst mevkileriyle anahtar örgütleri ve güvenlik birimleri Sünni Araplar n elindeydi. Allavi flu sonuca varmaktad r: Parti nin iktidardaki y llar n Irak taki felaket dönemleriyle karfl laflt rmak yetersizdir. Baas Partisi baflka bir fleye dönüflmüfltür. Daha karmafl k düzeyde devlete ba l olan kesimlerden oluflan sembolik bir yap halini alm flt r (Allawi, The Occupation of Iraq, New Haven 2007, s ). 19
18 kadar büyük bir güçle savaflsalar da direniflçilerin, bugünkü koflullara uygun hiçbir alternatif toplumsal ya da siyasal konumlar yoktur. Amerikan gücünün bölgedeki di er kalelerinin hiçbiri bu çat flmadan etkilenmemektedir. Bütün uydu devletler eskiden olduklar kadar Amerika ya ba l d rlar. Bir tarafta Fas tan M s r a uzanan uzun hat, di er tarafta bütün Arap yar madas devletleri ve do uda Amerika n n en büyük müttefiki olarak Pakistan. Bu temel noktalarda bir de iflim olmad kça kaotik ve bölünmüfl bir Irak a ancak kendi kendini tüketmek kal r. Ülke çap nda infla edilmekte olan onlarca askeri üs ile Katar ve Kuveyt teki CENTCOM (ABD Ana Kumanda Merkezi) güçlerinden bahsetmeye gerek bile yoktur. Bu kaotik ve bölünmüfl Irak, bir süre daha elde edilen petrolü boru hatlar yla d flar ya ak tmaya devam edecektir. 7 fiüphesiz, Pakistan da meydana gelebilecek herhangi bir de iflim bölgedeki bütün dengeleri alt üst edebilir. De iflim, yerel gerilla kuvvetlerinin Irak a k yasla daha yavafl ortaya ç kt ama sonradan ivme kazand Afganistan la s n rl kalmaz. Fakat sözde sivil hükümetin çatlaklar ve krizlerine karfl ba fl kl a sahip Pakistan ordusunun uzun erimli kurumsal birli i ve ülke içindeki gücü, flafl rt c bir sürprizi imkâns z k lmaktad r. 11 ran n bu bölgesel paketin jokeri oldu u aç kt r. Amerika n n Taliban ve Baas rejimlerini devirmede önemli bir müttefiki olan din adamlar, Amerika Irak n içlerini kontrol etmeye bafllad nda Washington a iki taraf aras ndaki önemli meselelerin kapsaml bir flekilde çözülmesini önerdiler. Tahran n Büyük fieytan la anlaflmaya niyetli etkili güç odaklar -milyoner mollalar, tüccarlar, Bat l laflm fl profesyoneller, blogçu ö renciler- henüz umutlar n kaybetmifl de- ildirler. Hâlâ Nixon ziyaretinin bir benzerinin ran a da yap lmas - n bekliyorlar. Fakat koflullar 2003 ten bu yana tamamen tersine dönmese de epey de iflmifl durumda. Maddi aç dan daha müreffeh s n flara karfl gelen halk hareketi, daha az uzlaflmac bir baflkan seçmifltir. Yeni baflkan rejimin eski söylemine hem içeride hem d flar - da daha çok önem atfetmektedir. Nükleer güç sahibi olma yönünde- 7) Böylesi bir sonucun Amerika aç s ndan en makul düzenleme olaca n iddia eden ironik ve ikna edici bir yaz için bkz. Jim Holt, It s the Oil!, London Review of Books, 18 Ekim
19 ki milliyetçi dalga h zlanm flt r ve bu, Bat yanl lar n n kolayca üstesinden gelebilecekleri bir dalga de ildir. Kald ki bu geliflmelerin hiçbiri Amerika aç s ndan önemli bir tehdit teflkil etmez. Fakat ran söz konusu oldu unda Amerika n n bölge politikas üzerindeki srail etkisi, Irak takine k yasla daha yo undur. Tel Aviv, ran n nükleer program n durdurmas konusunda srarc d r. Amerika, ran da flimdiye kadar Avrupal müttefiklerinin tam deste iyle Irak üzerindeki bask politikas n n ilk aflamas n, yani Ermattung politikas n takip etti. Tahran n bu önlemlerle hizaya gelece i ümit edilmekte. Gerçi bu politikan n Irak ta s n fta kald biliniyor, ama ran da bu politikalara cevap verebilecek istekli kesimler vard r; bu kesimler mevcut baflkan alafla etme ve Ayetullah dize getirme konusunda Amerika dan daha az hevesli de illerdir. 12 srail kâbusu devam edecektir. K sa vadede Washington IDF nin ( srail Savunma Gücü) Hizbullah, Türk ve Frans z birliklerinin srail in s n r korumalar olarak Lübnan n güneyine yerleflecek kadar h rpalamas n arzu edebilir. Ayr ca, Hamas n yeterince y prat lmas ve böylece Abbas a hapishane duvarlar aras nda bölünmüfl mini-devlet kurmak için nihai teslimiyet anlaflmas n imzalama ortam n n yarat lmas n tercih edebilir. Amerika n n bu noktadaki dayana AB olabilir. Çünkü Irak politikas konusunda kendi içinde bölünmüfl ama iflgale kesinlikle karfl olan Avrupa, her zaman srail le esasta bir dayan flma içindedir. Bunun sebebi, Amerika daki gibi yerel Yahudi cemaatinin gücü de il, Yahudi soyk r m d r. AB, srail ordusunun afl r l klar n söylemde reddetmeye haz r olsa da her zaman için hedeflerde Amerika yla uzlaflm flt r: Hamas a oy verdi i için Filistin halk na verilen yard mlar kesmifl ve srail in Lübnan yeniden iflgaline destek vermifltir. Avrupa ve Amerika, uluslararas toplum un onay verece i ve Tel Aviv in Filistinlilerle olan müzakereler sonucunda varaca bir kararla ilgili hiçbir sorun yaflamaz. Çin, Rusya, Japonya, Hindistan ve Brezilya gibi di er güçler Ortado u ya pek az ilgi duyuyorlar, hatta petrol piyasas nda bir rahats zl a yol açmad kça ilgilenmiyorlar dahi. Tabii böylesi bir sonucun Arap halklar n n nefretini uzun vadede yat flt r p yat flt ramayaca baflka bir sorundur. 21
20 III. MUHALEFETLER Günümüzün iki bölgeli güç haritas böyleyse, muhalefet -tabii varsa- bu haritan n neresinde durmaktad r? Böylesi bir ortamda, muhalefetin dünyan n hegemonik gücü olan Amerika n n süregiden rolüyle çat flma içerisinde olmas, yani anti-amerikan bir karakter tafl mas zorunludur. Fakat bu, Amerika n n zar zor kontrol etmekle birlikte s k ca savundu u sistemin reddini tan mlamak için kendi bafl na yeterli de ildir. Güç merkezinde olmay arzulayan herhangi bir odak, ikincil bir konuma hiçbir flekilde yönelmeden do rudan birincil bir konumu hedeflemeli ve iki hedefe birden odaklanmal - d r. Sadece bu iki duruflun bir araya gelmesiyle gerçek bir direnifl mümkündür. Bu ikili reddiyeyi k stas olarak al rsak, önümüzdeki tablo bize ne göstermektedir? Üzerinde düflünmemiz gereken en önemli iki bölge, flüphesiz Avrupa ile Latin Amerika d r. Birincisi ( ngiltere, Fransa, Almanya, talya, skandinavya ve di erleri) modern bir olgu olarak emek hareketlerinin anavatan iken, di eri 20. yüzy l n tamam nda sürekli olarak (1. Dünya Savafl öncesindeki Meksika Devrimi nden 2. Dünya Savafl sonras ndaki Küba Devrimi ne ve So uk Savafl sonras nda günümüzün Venezüella ve Bolivya deneyimlerine kadar) radikal isyanlara sahne olan tek k tad r. 1 fiu ana kadar küresel statükoya karfl tek uluslararas hareket olan Dünya Sosyal Forumu nu oluflturan yerlerin bu iki bölge olmas rastlant de ildir. DSF, etkileyici ölçüde genifl tabanl ve h zl bir bafllang c n ard ndan, bugün biraz durulmufl görünüyor. Arkas nda güçlü bir devletin kaynaklar (ve yolsuzluklar ) bulunan Komintern in örgütlülü ü ve disiplininden yoksun olan Forum, önünde bir anda alt k taya yay lm fl amorf muhalefet örüntülerini canl tutma misyonunu buldu. Bu görevin alt ndan kalkmak do as gere i çok zordur. Irak n iflgaline karfl oluflan büyük gösteri dalgas ikinci bir do uma yol açmad. Bunun sebebi, k smen muhalefetin büyük k sm n n son derece yüzeysel olmas yd. flgal bafllad ktan sonra eylemlerin arkas birden kesildi. Bunda Dünya Sosyal Forumu nun kaba anti-emperyalizme kaymama düflüncesiyle kendi STK kültürünü aflmakta yaflad iç çeliflkilerin de rolü bulunuyor elbette. Bu k s tlamalar göz önüne al nd nda hareketin uzun süre var- 22
21 l n sürdürmesi beklenemezdi zaten. Ama bu miras kolay kolay yok olaca a da benzemiyor. 2 Fransa da son bir y l içinde yaflanan ve toplumu sarsan üç ana geliflme, bu ruhun süreklili ine dair bir veri say labilir: AB Anayasas n engelleyen kitlesel kampanya, banliyölerdeki gençlerin isyanlar ve CPE yi (Fransa da büyük gösterilere neden olan contrat première embauche -ilk ifl sözleflmesi) yok eden kitlesel eylemler. Bunlar n her biri endifle verici kolektif protesto hareketleriydi ve birincisi, do rudan DSF nin mimarlar ndan olan ATTAC taraf ndan örgütlenmiflti. Avrupa n n baflka hiçbir ülkesi Fransa kadar isyan edecek raddeye gelmedi. Fakat bu ayaklanmalar n kal c bir harekete dönüfltü ü söylenemez. Frans z seçmeni Sarkozy yi baflkanl a seçmifl ve onu De Gaulle den bu yana en güçlü lider haline getirmifl bulunuyor. Üstelik Fransa y iyice neo-liberal çizgiye sokmas için eline ciddi bir koz verdi i söylenebilir ten bu yana en radikal hareket gelene ine sahip olan talya daysa pek bir hareketlilik gözlenmiyor. Berlusconi yi k l pay geride b rakan Prodi ve koalisyonu talyan solunun iyice zay flamas na tan kl k ettiler. Komünizmin tekrardan inflas n hedefleyen ve kendini Rifondazione olarak tan mlayan hareket, oylar n mali kesintilerden, Afganistan ve Lübnan a asker göndermekten yana kulland. Bir zamanlar Gramsci nin partisindeki sosyalizm kelimesinden bile, son dönüflümle birlikte kurtulmaya çal fl yorlar. Almanya da Schroeder hükümetinin refah kesintilerinden rahats z olan sendikal hareket SDP den l ml bir flekilde kopmaya ve seçimlerde nispeten iyi bir performans sergileyen Sol Parti içindeki PDS yle birlikte olmaya bafllad. Bu, sosyal demokratlar n biraz geri ad m atmas n sa lad gerçi, ancak ülke çap nda bütün partiler taraf ndan halen protesto ediliyorlar. Bütün Bat Avrupa ya yay lm fl toplumsal bir huzursuzluk oldu una dair say s z kan ta, Almanya ve Fransa da önemli grevlerin tekrar yaflan r hale gelmesine ve talya daki gösterilere ra men, siyasal elitin gündemi her yerde afla yukar ayn : ücretlerin düflürülmesi. Bir yanda artan emek esnekli i (Fransa da sadece Sarkozy de il Royal de haftal k 35 saatlik çal flma zaman n n artt r lmas gerekti ini söylemektedir); ayr ca, refah devleti harcamalar n n k - s lmas (Almanya da Merkel sa l k sistemini hedef alm flt r); daha fazla özellefltirme ( talya da Prodi yerel hizmetleri gözüne kestirmiflti). 23
22 Irak savafl n bafllatanlardan biri olan Brüksel deki AB yönetimi, bildi imiz en neo-liberal Komisyon taraf ndan yönetilmekte. 3 Latin Amerika daki tabloysa dramatik biçimde daha karmafl k. Lula n n Brezilya daki rejimi, içinde yaflad m z dönemde sol ad - na dünya çap ndaki en büyük hayal k r kl say labilir. flçi Partisi 20. yüzy lda ortaya ç km fl son kitlesel iflçi partisiydi, hatta 2. Dünya Savafl ndan bu yana en gerçekçi ç k fl olarak bile görülebilirdi. Köken itibariyle militanl k derecesinde radikaldi ve hiçbir flekilde sosyal demokrat bir yap tafl m yordu. Askeri cuntaya karfl ülke çap nda yürütülen halk hareketi sayesinde do mufltu. K tan n en büyük gücü olarak iktidara gelen parti, sekiz y ll k neo-liberal yönetiminin ard ndan eski ortodoksilerle ba n koparmay baflaramad. Lula yönetiminde en çok kazananlar bankalar ve finans kurulufllar oldu. Dünya üzerinde baflka hiçbir borsa, Sao Paulo borsas kadar büyük bir ç k fl yapmad. Borsa geride kalan befl y lda bir roket gibi yukar f rlad ve yüzde 900 lere varan bir kazanç sa land. Öte yandan flçi Partisi, selefinin basit bir replikas haline geldi. Di erleri gibi Brezilya da dünya meta piyasalar ndaki uygun ortamdan faydaland ve bu rüzgârla yarat lan ifl imkânlar en muhtaç ailelere bile marjinal de olsa baz faydalar sa lad. Afl r yoksulluk düzeyi azalm flsa da Brezilya halen kocaman bir eflitsizlik ülkesidir. Bu tür geliflmeler yoksullar biraz sakinlefltirdi, ama harekete geçmekten al koymad. Brezilya daki model 1990 larda Kuzey ülkelerinde hakim olan neo-liberalizm türünün en çarp c Güneyli varyant d r: Disiplin edici olmaktan ziyade dengeleyici bir neo-liberalizmdir bu; yani, Brezilya da benimsenen yol, Thatcher ve Reagan nki de il, onlar n ard ndan gelen Clinton ve Blair in yaklafl mlar d r. 8 Belki de aradaki farklar k tasal ba lamda aramak gerekir. Perón, savafl sonras ortamda hiçbir sosyal demokrat Avrupa ülkesinin yapamad denli, gelir da l m nda eme i gözeten bir yap kurmufltu. Lula da Üçüncü Yol un metropoliten yorumlar na k - yasla daha dengeleyici yaklafl mlara s rt n dayamaktad r. 8) Ayr m için Stephen Gill in flu önemli çal flmas na bak labilir: A Neo-Gramscian Approach to European Integration, ed. Alan Cafruny ve Magnus Ryner, A Ruined Fortress? Neo-Liberal Hegemony and Transformation in Europe içinde, Lanham
23 4 Mevcut karmaflan n Güney ucundaki hükümetler bekleme halindeler. Uruguay ve fiili rejimleri Brezilya dan daha temkinliler. Arjantin ise ekonomik manevra yapmak için çok daha k s tl imkânlara sahiptir. Artan hammadde fiyatlar bütün bu ülkelere l ml bir sosyal reform ortam sa l yor. Kuzeydeyse daha fazla kutuplaflma var. Antiemperyalist bir rejim olan Chávez in Venezüella daki yönetimi, radikal bir biçimde bölüflüm yanl s halk hareketlerine dayan yor. Kendisini alafla etmeye çal flan say s z giriflime ra men ayakta kalan bu yönetim, kendisini seçim sistemiyle abart l bir flekilde ortaya koymadan önce Latin Amerika ya ve dünyan n di er bölgelerine fl k veriyordu. Fakat Venezüella daki yönetimin halk deste i büyük ölçüde petrol piyasas na dayan yor. Bir önceki oligarfli zaman nda yaflanan fiyat çöküntüsü önce Chávez i iktidara getirdi, ard ndan yeni yüzy lda bu çöküntünün giderilmesi Chávez in iktidar n sa lamlaflt rd. Bolivya da da kendine özgü radikal bir idare var. Malum, Bolivya flok tedavisinin esas olarak test edildi i bir yerdi. Baflar s zl n ard ndan kitlesel hareketler ve bölgeye özgü uyan fl eylemlerine tan k olduk. Ekvador daki süreç de bundan çok farkl de ildir. Küba aç s ndan bakt m zda rejimin 1960 lardan bu yana ilk kez izolasyondan kurtuldu unu ve Küba n n hem Andlar daki isyanlardan destek gördü ünü hem de onlara destek verdi ini izliyoruz. Ancak flu an için herhangi bir siyasal ad m atma imkan söz konusu de ildir. Peru da Humala n n yenilgisi, Kolombiya da ikinci Uribe mandas ve Meksika da Calderón iktidar - n n pekiflmesi ilerlemenin önünü t kamaktad r. Siyasal aç dan Latin Amerika, hâlâ en ak flkan ve en umut dolu k tad r. Avrupa da oldu u gibi siyasal ufku kapatacak bir engel yoktur, ancak flu an için mevcut durumun ötesine ancak istisnai koflullarda -büyük petrol zenginli i ve yerli nüfus yo unlaflmas - geçilebilecek gibi de görünmektedir. 5 Peki, ya dünyan n geri kalan nda durum nas ld r? 2. Dünya Savafl sonras tesis edilen düzenin tersine döndü ü ABD de partizanca çat flmalar ve ideolojik gerilim Avrupa dakinden bile daha yo undur. Bu büyük ölçüde Amerika n n flizofrenik de erler sisteminden kaynaklanmaktad r. Öyle bir kültürdür ki bu, en s n r tan mayan ticarileflme hevesi en dinci yaklafl mlarla bir aradad r, liberal ve muhafazakâr 25
24 görüfller iki uç noktay temsil etmektedirler, ama ikisinin de sermayeyle pek bir derdi yoktur. Irak savafl Demokratlar aras ndaki huzursuzlu u artt rm flt r ve bu, sorunsuz Clinton restorasyonu dönemine l ml bir dönüfle ve gidiflat n bir nebze sembolik bir yön izlemesine yol açabilir. Bu ortamla kesiflen küçük Amerikan solunda Bush yönetiminin gayet aç k etkileri olmufltur. Bir yandan onu siyasal bak mdan güçlendirirken, öte yandan Demokratlar n karfl s nda zay flamamak için solun yerleflik fakat k r lgan gard n zay flatm flt r. Çünkü Demokratlar n önde gelen adaylar, Irak tan çekilme konusunda son derece gönülsüz olduklar n ve ran a yap lacak muhtemel bir sald r y enine boyuna düflüneceklerini çoktan belli etmifllerdir. Kredi ve emlak piyasas ndaki kriz derinleflir, yirmi y ld r derinleflen toplumsal eflitsizlik büyürse, uzun süredir dile getirilen sorunlar muhalefeti artt rabilir ve dahas, ülke içinde baz düzenlemeleri zorunlu k labilir. 6 Rusya da yak n gelecekte rejim karfl s nda herhangi bir muhalefet ortaya ç kmayacak gibi görünüyor. Yeni seçim yasalar s k liberallerle komünistleri devre d fl b rakmak için tasarlanm fl halde. Yeltsin döneminde nüfusun sefalet içinde yaflayan büyük kesimleri herhangi bir toplumsal muhalefet üretememifltir. Bugün hâlâ genifl kesimler yoksulluk içinde yafl yorlarsa da Putin döneminde hayat standartlar nda genel bir art fl sa lanm flt r ve bu da beraberinde Putin in iktidar n n onaylanmas n getirmifltir. Rejim karfl s ndaki tek görünür tehlike, Çeçenistan d r. Bölgedeki direnifl azalm fl olmakla birlikte, iflbirlikçi ve Rusya yanl s hain yönetim mekanizmas Rusya n n elinde patlayabilir. Ulusal kimlik kolay kolay yok olmayacakt r. Japonya daki Liberal Demokrat Parti yse hâlâ ipleri elinde tutmaktad r. ktidar mücadelesi veren iki parti aras ndaki fark Amerika dakinden bile daha azd r. Japonya Sosyalist Partisi nin soyu tükenmifl durumdad r, Komünist Parti yse gettolarda büyüyor. Siyasal sistemin bu denli tafllaflt baflka bir ileri kapitalist ülke yoktur. 7 Hindistan bunun tam aksi yönde bir örnektir. Hindistan da sürekli hükümetler de iflir, seçim alan nda bir istikrars zl k vard r, kitlesel gösteriler, k rsal bölgelerde huzursuzluk gözlenir -dini pog- 26
25 romlardan bahsetmeye bile gerek yoktur. fiu an Delhi deki Kongre iktidar parlamentodaki komünistlerin tolerans yla ayaktad r. Onlar da neo-liberal manevralar n önünü t kamaktad rlar. CPM (Hindistan Komünist Partisi) Bat Bengal de alt nc kez yeniden seçilerek, sadece Hindistan ölçe inde de il, bütün dünyada etkileyici bir baflar ya imza atm flt r. Fakat k rsal kesimde giriflti i toprak reformunun ard ndan Hindistan n di er bölgelerinin aksine, yeni liderleriyle ifl dünyas na yak n bir çizgide partiyi yeniden flekillendirmektedirler. Bu do rultuda vergi yasalar n de ifltiriyor, yabanc yat r m çekmek için köylüleri ve sendikalar eziyorlar. Hâlâ gidecek çok yollar varsa da So uk Savafl boyunca, kapitalist bir toplumda hayatta kalmaya baflaran di er Komünist Parti olan SACP a (Güney Afrika Komünist Partisi) k yasla, Brezilya dakine daha yak n, trajik bir ANC (Afrika Ulusal Kongresi) rejimini yerlefltiriyorlar. Büyük ve canl Hindistan entelijensiyas hâlâ büyük ölçüde Marksist e ilimli olsa da, solun yönetim kademelerine herhangi bir flekilde ba ml de iller. Fakat feodal monarflinin Maocu isyanla alafla edildi i Nepal den dikey bir flekilde uzanan, hatta yeniden canlanan Naxal gerillalar, k rsal kesimde kontrolü ellerinde tutuyorlar. Hindistan o kadar büyük ki bütün bu direnifl hareketleri yine de istikrarl ve giderek daha da neo-liberalleflen bir devlet yap s içinde bir arada durabiliyor. Ne var ki bu tablo, Latin Amerika d fl ndaki bölgelerden çok daha aç k bir siyasal ortama iflaret etmektedir. 8 Kolektif eylem söz konusu oldu unda Çin, ac mas z ve bask c bir rejim olarak karfl m za ç kmaktad r. Topraklar n istimlak edilmesine, gangsterden fark kalmayan devlet memurlar na, çevresel y k - ma karfl yürütülen köy isyanlar, y llardan beri sert bir biçimde eziliyor. K rsal huzursuzlu un artmas yöneticileri alarma geçirdi ve köylülere baz mali tavizler verdiler, bir yandan da polisin gücünü artt rd lar. zole edilmifl kömür kasabalar d fl ndaki flehirler köylere nazaran çok daha sessiz. Devlet memurlar ya da yöneticiler taraf ndan do rudan ezilmedi i müddetçe iflçi anlaflmazl klar genelde mahkemelere gidiyor. H zl büyüme ve milli gurur söylemiyle ortaya ç kan halk deste ini arkas na alan hükümete genel olarak pek güven duyulmuyor ve ço u zaman pasif bir meflruiyet anlay fl na sahip 27
26 oldu u düflünülüyor. Geleneksel olarak Çin de önemli bir güç oda- olan entelijensiyan n ço u etkisizlefltirilmifl durumda; ya siyasal özgürlüklerden bahseden liberal elefltirmenler ya da ekonomik sistemin giderek toplumu kutuplaflt rd n söyleyen toplumsal elefltirmenler var. Çin de Yeni Sol un ortaya ç kmas 21. yüzy l n ilk y llar n n en umut verici geliflmelerinden biriydi, ama bu kesim flu an için rejimin yak n takibi alt nda bulunuyor. 9 Özetle flunlar söyleyebiliriz. Geçti imiz dönemde halk iradesinin ortaya kondu u çarp c eylemler yap ld ( deki Dünya Sosyal Forumu, Venezüella, 2004 Bolivya, 2005 Fransa). Bunun d fl nda dünyan n her yerinde bölük pörçük direnifl hareketleri boy gösteriyor. Ama genel itibariyle, sa a kay lan bir dönemde yaflad m z söylemekten kaç nmamal y z. Yeni bir Büyük Devletler Uyumu giderek daha da somutlafl yor, Arap ülkelerinde sokaklar hâlâ felç halinde ve finans piyasalar n n flart kofltu u koflullar, Avrupa dan Do u Asya ya, Latin Amerika dan Güney Afrika ya, Avustralya dan en ücra köfledeki Mikronezya ya kadar giderek daha fazla insan taraf ndan toplumsal varoluflun asgari paydas olarak görülüyor. Art k hepimiz bir flekilde toplumsal kayg lar ad alt nda sürdürülen neo-liberal oyunlarla kand r l yoruz. Cumhuriyetçiler bile asgari ücretin biraz yükseltilmesine onay verdiler, Putin emeklilik maafllar n artt rd, Çin Komünist Partisi köylerde angaryay kald rd. Neo-liberal doktrin, neredeyse her yerde yönetme iflinin temel kural haline geldi. Neo-liberal uygulamalardan baflka bir alternatif bulunmad na dair inanç, halk kitlelerinin bilincinde giderek daha derin bir yer kapl yor. Fransa da bu düflünceleri yerlefltirenler düzenli olarak seçmenler taraf ndan reddediliyorlar ve seçimlerde yeni yöneticilere oy veriliyor, ama gelenlerin icraat da öncekilerden pek farkl olmuyor. De iflimin olmad bu dünyada, Baflka Bir Dünya Mümkün slogan giderek daha umutsuz bir slogana dönüflme riski tafl yor. Roemer in ak lc seçim sosyalizmi gibi normatif soyutlamalar ya da Tobin vergisi ve Jübile hareketi gibi yerel anestetik hareketleri bir kenara b rak rsak, bu noktada nas l bir stratejik alternatif önerebiliriz? En makul adaylar Robin Blackburn ün küresel emeklilik ya da Philippe Schmitter in eurostipen- 28
27 dium önerileri gibi görünüyor. 9 Bunlar düzenin bafl a r lar n - emeklilik krizi, CAP (Ortak Tar m Politikas )- beklenmedik biçimde radikal ve uzun vadeli bir yönelimle ortadan kald racak fleylerdi. Fakat bu tür zekice fikirler oldukça azd r. Baflka ne vard r? Daha yüksekten uçan bir model olan ve özünde sistemin radikal ve devrimci hareketlere yol açan nesnel krizlere hiçbir ihtiyac olmad - n -ya da giderek daha az ihtiyaç duydu unu- varsayan Roberto Unger in deneysel yaklafl mlar, öznel kuvveti artt rma ba lam nda bize bir dizi yol sunmaktad r Ancak bu varsay m n ekonomik, toplumsal ve ekolojik geçerlili- i, gelecek aç s ndan oynayaca rolün kilit noktas n oluflturuyor. Küresel Türbülans Ekonomisi, Gecekondu Gezegeni ya da Kufl Gribi: Kap m zdaki Canavar gibi kitaplar okuyanlar bu söylediklerimize o kadar kolay ikna olmayabilirler. Sistemin nihai k r lganl klar, Polanyi nin bundan altm fl y l önce gösterdi i üç noktada yatmaktad r: emek, do a ve para. Ona göre bunlar, sermaye taraf ndan yarat lm fl üç fiktif meta yd. Piyasada de ifl tokufl edilmelerine ra men hiçbiri sat lmak için üretilmemektedir. Emek, hayat boyu devam eden insan etkinli inin farkl bir ad ndan baflka bir fley de ildir. Satmak için de il tamamen farkl amaçlar için üretilir; toprak, do an n bir baflka ad d r, insan taraf ndan üretilmez; para ise sat n alma gücünün basit bir ifadesidir ve kural gere i zaten hiç üretilmez, sadece bankac l k ya da devletin finans mekanizmalar arac l yla var olur. Fakat bu kurgular bir kez yerleflti inde, mevcut bütün sürdürülebilir toplumsal varoluflu ortadan kald rabilecek güce eriflirler. Herhangi bir koruma çemberinden yoksun, ç plak metalara indirgenen insan türü toplumsal patlaman n etkileriyle ortadan kalkacak; akut toplumsal konumsuzlu un kurbanlar olarak öleceklerdir ; do a elementlerine indirgenecek, yaflanan yerler ve manzaralar berbat olacak, nehirler kirlenecek, askeri güvenlik tehlikeye girecek, g da ve hammadde üretme gücü mahvolacak; sel ve kurakl k ilkel toplum ad na ne ka- 9) Bkz. Plan for a Global Pension, NLR 47, Eylül-Ekim 2007, s , ve How to Democratize the European Union... and Why Bother?, Lanham 2000, s ) Unger in k sa süre önce ç kan flu eserine bak labilir: What Should the Left Propose?, Londra ve New York Kriz meselesi için de flu eserine bak labilir: False Necessity, Londra ve New York 2004, s
28 dar tehlikeliyse para k tl ve çoklu u da iflletmeler ad na o kadar tehlikeli olacakt r. 11 nsani ve do al özü ve mesleki örgütlenmesi, bu fleytani durumun vahfletine karfl korunakl olmad kça hiçbir toplumun böylesi bir sisteme k sa bir süre bile dayanamayaca na inanan Polanyi, 19. yüzy lda engellendi ini düflündü ü reforma iliflkin eski dürtülerin yenilenmesini dört gözle bekliyordu lerden bu yana yaflanan büyük dönüflüm ise aksi istikamette ilerliyor. Sermayenin yönetimi alt ndaki emek gücü, daha önce görülmemifl oranlarda artt de küresel kapitalist ekonomilerdeki ifl gücü 1 milyar n biraz alt ndayd y l ndaysa 1.5 milyar n biraz alt nda. Bu tarih itibariyle Çin, eski Sovyetler Birli i ve Hindistan, sermaye taraf ndan istihdam edilen toplam iflçi say s na bir o kadar daha katk - da bulundu. Bu çifte etkiyle beraber dünya iflçi s n f n n say s birkaç y l içinde 3 milyar aflt. Koflullar ne yaz k ki 19. yüzy ldaki denli ac mas z ve bu, içinde geçmekte oldu umuz dönemin en büyük yap sal dönüflümü. Etkilerini uzun vadede do al olarak görece iz. K sa vadedeyse sermaye aç s ndan bir tehdit olmaktan ziyade bir avantaj teflkil ediyor. Eme in pazarl k gücünü düflürüyor en güvenilir tahminlere göre, küresel sermaye/emek oran n yüzde civar nda düflürüyor. 12 Bu cepheden bak ld nda sistem güvende gibi görünmekte. Do a, öngörülemez niteli ini korumaya devam ediyor. Sistemin istikrar na yönelik muhtemel tehdidin çap art k genel kapsamda kabul ediliyor ve farkl tehlikelerin yak nl daha çok belirgin olmasa da, bunlardan sak nmaya yönelik önlemler de tart fl lmaya devam ediliyor. Sistem genelinde bütün gelecek hesaplar n alt üst edebilecek bir flok yaflanmas muhtemel. Çernobil, insan elinden ç kan bir felaketin boyutlar n ortaya koyan küçük bir örnekti. Gün geçtikçe gezegen ölçe indeki ekolojik y k mlardan daha fazla korkuyoruz. Bugüne de in devletleri herhangi bir önlem paketi etraf nda bir araya getirmek mümkün olmam flt. Yeteri kadar birleflmifl ve emek 11) The Great Transformation, Londra, 1944, s ) Bu tahminler için bkz. Richard Freeman, What Really Ails Europe (and America): the Doubling of the Global Workforce, The Globalist, 3 Haziran Önde gelen Harvardl iktisatç lardan olan Freeman, National Bureau of Economic Research teki Emek Çal flmalar Merkezi ni yönetmektedir. 30
29 karfl s nda her türlü savunmas olan sermaye, do a söz konusu oldu- unda bölünmüfl durumda; rakip iflkollar ndaki flirketler ve hükümetler sürekli olarak sorumlulu u baflkalar na atmaya çal fl yorlar. Sonuç olarak, mevcut mant k kal c gibi görünüyor. Bu aç dan bak ld nda, sistem en az ndan ilkesel düzeyde karbon sal n mlar n n ayarlanmas, deniz seviyesinin yükselmesi, ormans zlaflma, su s k nt s, yeni salg n hastal klara mücadele etmek amac yla çeflitli düzenlemeleri hayata geçirebilir. Uygulamadaysa gerekli zaman s n r içinde bir fleyler yapaca n n bir garantisi yok. Bu aç dan de erlendirildi inde, gönül rahatl içinde yaflamaya devam etmemiz pek mümkün de ildir. Dünyay temizleme iflinin faturas n n kime ç kaca konusundaki çat flmalar, eski emperyalistler aras çat flmalar n bir benzeriyle karfl karfl ya oldu umuzu ortaya koymakta. Vaktiyle sistemin dengesini bozan da yine onlard. Bütün bu ihtimaller aras nda, öngörülebilir bir gelecek ad na en zay f halka, para. Amerika n n h zla artan cari aç, Çin ve Japonya n n biriktirdi i devasa dolar rezervleri, Avrupa n n ucuz Çin mallar ithalat ve zay f Amerikan dolar denkleminden zarar görmesi gibi sebeplerle ortaya ç kan küresel finans düzenindeki dengesizlikler, art k dünya ifl bas n nda alarm yorumlar n n ço almas sonucunu do uruyor. Körlemesine verilen büyük miktarlarda krediler, birbiri ard ndan Amerika, ngiltere, spanya, rlanda ve Avustralya gibi dünyan n önde gelen ekonomilerinde emlak balonlar oluflturdu. Almanya ise bu süreçte kendi labirentleriyle u rafl - yordu lerden bu yana G-8 nin bafl n çekti i ve merkez bankalar aras ndaki gayri resmi anlaflmalarla yönetilen devletler aras koordinasyon mekanizmas, sermaye piyasalar ndaki çöküflü önlemek için birtak m tedbirler ald. Fakat günümüz mali kriz risklerinin h z ve ölçe i onlar da afl yor. Para krizinin ard nda yatan fley, reel ekonomideki devasa de iflimler ve bu yaflananlar da bu de iflimin en ak flkan ifadesi. Henüz çözülmemifl olan sorun apaç k ortada. Çin ve Hindistan n dahil olmas ndan önce birçok kilit sektördeki afl r -üretimin yakas n b rakmad dünya piyasalar nda yaflanan küresel talep art fl, bu arz fazlas n karfl layabilecek mi, yoksa bir bütün olarak sistemdeki ipler gerilecek mi? Cevap ne olursa olsun, k sa vadede para konusu mevcut dengesizlikleri daha da tetikleyecek en önemli konu olmaya aday görünmektedir. 31
30 IV. AKLIN Y MSERL Bu sorunlar fl nda yukar da k saca üzerinden geçti imiz tablo, yedi y l gibi oldukça k sa bir süreyi kaps yor ve ço u meseleye sadece yüzeysel olarak de iniyor. Fakat daha genifl bir bak fl aç s benimsendi i takdirde, bizi farkl siyasal sonuçlara götürebilecek daha derin dönüflümler tespit edebilir miyiz? En az dört alternatif okuma, dünyan n genel gidiflat ndaki sorunlara dair çok daha iyimser teflhisler sunmaktad r. Bu alternatif okumalardan üçü 1990 lar n ortas nda ortaya ç kt, ancak esas olarak 11 Eylül den sonra gelifltirildi. fiüphesiz, en bilineni Hardt ve Negri nin mparatorluk kitab nda sundu- u vizyondur. Di er yaklafl mlar n üçü de bu vizyona olumlu ya da olumsuz referans vermektedir. Tom Nairn in Milliyetçili in Yüzleri ve yak nda ç kacak olan Küresel Uluslar adl çal flmalar, ikinci perspektifi sunmaktad r. Giovanni Arrighi nin Uzun Yirminci Yüzy l ve Adam Smith Pekin de adl çal flmalar üçüncü perspektifi olufltururken, Malcolm Bull un Baflar s zl k Durumlar adl makalesinde doruk noktas na eriflen son çal flmalar da dördüncü perspektifi temsil etmektedir. Günümüz hakk nda yap lacak her türlü yorumda, bu eserler ve iddialar üzerinde dikkatlice durulmal d r. 1 Tom Nairn in argüman n n izle i temel olarak flöyledir. Marxizm, her zaman için Marx n 1840 larda Rhineland daki demokratik mücadeleler içinde flekillenen kendi düflüncesinin çarp t lmas na dayanmaktayd. Marx, sosyalizmin uzun vadede ancak kapitalizmin dünya piyasalar na katk lar bitti i ve kapitalizm misyonunu tamamlad zaman gerçeklefltirilebilir bir fley oldu unu söylerken, Lenin ve Mao gibi önderlerin liderlik etti i entelektüeller ve sab rs z kitleler, ölümcül bir flekilde kestirmeden gittiler ve sonuçta devlet gücünü, demokrasinin ve ekonomik büyümenin yerine ikame ettiler. Sonuç olarak, dünya tarihi nehri modern Orta Ça batakl na sapland. Fakat Sovyet komünizminin 1989 da y k l fl, ak fl n eskisi gibi normal akar na dönmesini sa lad ve küreselleflme ortaya ç kt. Küreselleflmenin en temel anlam, demokrasinin bütün dünyada genelleflmesi ve 1848 de dile getirilen hayallerin, yani Marx n kendi hayat boyunca u runa çaba sarf etti i amaçlar n gerçekleflmesidir. An- 32
31 cak Marx n kendisi de, s n f n tarihsel proletarya formuna bürünerek özgürleflme hareketinin tafl y c s oldu unu düflünerek temel bir hata yapt. Asl nda, Avrupa n n 1848 deki halinin zaten gösterdi i ve bütün bir 20. yüzy l n ortaya koydu u üzere, tarihi tafl yan ve demokratik devrim mücadelesine veren güç s n flar de il, uluslard. Fakat t pk Marx-izmin kurmak istedi i taklit demokrasi gibi milliyet de milliyet-çilik taraf ndan yoldan ç kar ld, yani Amerikan ç Savafl ve Fransa-Prusya Savafl n n ard ndan ortaya ç kan emperyalist büyük güçler ak fl bozdu. Yine de 20. yüzy l n ikinci yar s nda Üçüncü Dünya ülkelerinin ba ms zl k hareketleri ile kinci Dünya n n komünizmden uzaklaflmas, uluslara potansiyel olarak milliyetçilik çeperinin d fl na ç kma ve kendilerine gelme imkân tan yacakt. Geriye kalan tek akla gelen çerçeve, demokrasinin muhtemel bütün toplumsal formlar ad na genelleflmesi ve derinleflmesidir Eylül den sonra Amerikan süper-güç milliyetçili i canlan rken, neo-liberal ekonominin ç lg nl n n geçici olarak küreselleflmenin sa lad ilerlemeci ivmeyi t rpanlad görüldü. Yine de bu süreç bizi tek tip piyasa çizgisine getiremeyecektir. Bu düflünme tarz n n alt nda yatan mant a göre, demokratik uluslar n farkl l insani aç dan mümkün olmal d r, bu antropolojik bir zorunluluktur. S n rlar n kayb yla yaflanacak bir sorun herhangi bir kimlikle karfl laflt r lamaz. Tarihin sonunda bizi bekleyen hiçbir toplumsal veya kültürel homojenlik yoktur. Hâlâ modernli in yürüyüflünün ortalar nday z. 2 Hardt ve Negri küreselleflmenin esas itibariyle bir özgürleflme süreci oldu una kat l yorlar, ama uluslar n rolü konusunda tamamen aksi düflüncelere sahipler. Onlar n hikâyesi 16. yüzy l gibi çok daha erken bir tarihte Barok karfl -devriminin kucaklad özgürlefltirici Rönesans ruhunun inflas yla bafllamaktad r. Mutlak yetçili i modern egemenli in temel biçimi olarak kabul etmektedirler. Sanayi ça n n ulus-devletlerce pek de iflmeden miras al nan bu yap, ulus-devletlerin çözülmesiyle birlikte tek tip bir imparatorluk formuna dönüflmektedir. Ayr ca bu, özgürlük ve eflitli in hakim oldu u yeni bir dö- 13) History s Postman, London Review of Books, 26 Ocak Di er anahtar metinler flunlard r: Out of the Cage, Make for the Boondocks, Democratic Warming ve The Enabling Boundary : LRB, 24 Haziran 2004, 5 May s 2005, 4 A ustos 2005, 18 Ekim 2007, ve America: Enemy of Globalization, opendemocracy,
32 nemin do ufluna iflarettir. Buradaki dönüm noktas, 1989 y l nda komünizmin çökmesi de il, 1968 ile 1978 aras ndaki on y ll k dönemdir. Bu dönemde Vietnam da kazan lan anti-emperyalist zafer ile iflçi, iflsiz ve ö rencilerin Bat ülkelerindeki isyanlar, kapitalizmin günümüzde karfl karfl ya oldu umuz evrensel fliarla yeniden flekillenmesini zorunlu k lm flt r. Evrensel imparatorlu un yükselmesiyle s n flar da t pk uluslar gibi silinip yok olacakt r. Sermaye en az kendisi kadar evrensel olan çoklu un maddi olmayan eme ini kullanmaya bafllayacakt r. Ulusal kurtulufl günleri, iflçi s n f ve devrimci öncülerin zaman geçmifltir. mparatorlu u yaratan fley nas l tabandan gelen bir direniflse, onu y kacak olan da ayn flekilde bütün dünyada eflzamanl olarak gerçekleflecek ve tabandan gelecek bir muhalefettir. Bar fl ve demokrasi peflinde koflan ortak biyo-politik arzunun harekete geçirdi i çoklu un eylemleri -gösteriler, göçler ve isyan- post-liberal ve post-sosyalist bir dünya yaratacakt r. Egemenlik ya da temsil gibi mistifikasyonlar olmaks z n herkes tarihte ilk defa kendini özgürlük ve eflitlik içinde bulacakt r. Bu her an gerçekleflebilir. Bugün zaman, çoktan ölmüfl bir flimdi ile çoktan do mufl olan bir gelecek aras nda bölünmüfl durumda. kisi aras ndaki dipsiz kuyu kocaman hale geldi. Zaman içinde bir olay bize isabet edecek ve bizi o gelece in içine sürükleyecek Arrighi nin anlat s da Rönesans la bafllar, ama 16. yüzy lda ortaya ç kan spanyol mutlak yetçili iyle de il, Cenevizli bankac lar n 14. yüzy ldaki yükselifliyle birlikte. Dolay s yla, döngüsel bir forma sahiptir. Kapitalist yay lma bafllang çta hep maddi olmufltur; meta üretimine yap lan yat r m ve pazarlar n fethedilmesiyle ilerlemifltir. Fakat afl r rekabet kâr hadlerini düflürmeye bafllay nca, bir kaç fl yolu olarak finansal yay lmaya do ru bir geçifl yaflanm fl, spekülasyon ve arac l k ifllerine yat r m yap lm flt r. Bu dönüfl raydan ç kmaya bafllay nca bir süre sistemik bir kaos yaflan r. Bu süreçte rakip teritoryal sermaye gruplar kendi aralar nda savafl rlar. Savafllardan zaferle ç - kan devlet, kendi sistemik hegemonyas n kurar ve yeni bir maddi geniflleme döngüsü yarat r. Bu tür bir hegemonya, do al olarak yeni bir üretim modeli içerir ve kapitalizmle teritoryalizmi daha önce gö- 14) Multitude, New York 2005, s
33 rülmemifl bir flekilde kesifltirir. Bütün di er devletleri kendisinin hegemonik devlet oldu una ve sistemin genel yay lma e iliminin yegâne itici gücü oldu u na ikna eder ve genifl bir toplumsal blo a dayan r. Otuz Y l Savafllar n n ard ndan Hollanda-Belçika hegemonyas (küresel finans, art, ticaret tekeli), Napolyon Savafllar n n ard ndan ngiliz hegemonyas (küresel finans, serbest ticaret hakimiyeti, erken fabrika sistemi), iki dünya savafl n n ard ndan Amerikan hegemonyas (küresel finans, serbest ticaret, endüstriyel flirket) gelmifltir. Ya bugün? Hardt ve Negri gibi Arrighi de, 1960 lar ve 1970 lerin anti-emperyalist hareketleri ve iflçi isyanlar n, savafl sonras döngünün yaratt maddi genifllemenin art k sonuna gelindi ine iflaret eden ve kapitalizmi pervas zca bir finansal yay lmaya zorlayan modern dönüm noktas olarak görmektedir. Amerikan hegemonyas n n Irak ta girdi- i ölümcül krizle birlikte bu döngü art k bitiyor. Peki, s rada ne var? Dünya emekçileri giderek güçlenmektedirler, 15 fakat esas geliflme Do- u Asya n n yükseliflidir lar n bafl nda Japonya ya odaklanan Arrighi, insanl k için üç muhtemel gelecek tablosu çizmekteydi: 1) Amerikan emperyal kontrolünün bütün küreye yay ld bir dünya imparatorlu u, 2) Japonya n n Amerika y dengeleyece i ve hiçbir devletin tek bafl na hegemonya kuramayaca dünya çap nda bir piyasa toplumu, 3) Bütün gezegeni yok edebilecek güçte sistemik bir kaos ve savafl. On y l sonra, Çin in yükselifliyle birlikte birinci senaryodan vazgeçer Arrighi. Geriye de umut dolu ikinci senaryo, ya da felaket anlam na gelen üçüncü senaryo kal r. 16 Adam Smith taraf ndan çok önceden öngörülen dünya piyasa toplumunun oluflumu, kapitalizmin sonu anlam na gelmektedir, zira devletle finans aras nda, devletler aras rekabet dolay s yla kurulmufl olan rab ta ortadan kalkm fl olacakt r. Onun yerine, zenginli in bütün insanlar aras nda eflit bir flekilde paylafl laca bir dönem gelecektir. 4 Bull n hikâyesiyse 17. yüzy lda Spinoza n n siyasal felsefesinde geliflen bir fikir ile bilinçli kolektif iradeden farkl olarak ortaya ç - kan irade d fl kolektif ak l düflüncesiyle bafllar. Mandeville den piya- 15) Bkz. Beverly Silver, Forces of Labor: Workers Movements and Globalization since 1870, Cambridge, ) Bkz. Adam Smith in Beijing: Lineages of the Twenty-First Century, Londra ve New York 2007, s
34 san n görünmez eli olan Smith e, oradan devletin do al kökeni olarak Stewart a uzanan bu gelenek, en sonunda Hayek in kendili indenci düzen teorisine kadar gelir. Bu teori belki de bugüne kadar kapitalizme meflruiyet sa lama giriflimlerinin en güçlüsüdür. Bugün bu düflünce Hardt ve Negri nin çoklu unun çoklu (swarm) ak l düflüncesiyle karfl m za ç kmaktad r. Bu ak l, egemenli in kayna olan devlete, Rousseau ya dayanarak karfl ç kmaktad r. 17 Fakat Hardt ve Negri nin geri döndü ü ikilik, ça dafl öznelli in ç kmaz n n etkin biçimde ifade edilmesidir. Bugün küresel piyasa ile savunmac popülist reaksiyonlar n bask lar aras nda bir açmaza dönüflmüfltür. Bull a göre Hegel, kendi zaman nda bu tezata bir çözüm önermiflti. Çünkü Hukuk Felsefesi kitab nda sivil toplumun kendili indenci akl ndan -yani, skoç siyasal iktisatç lar taraf ndan gelifltirildi i flekliyle piyasa- liberal devletin düzenli iradesine bir geçifl öngörmüfltür. 20. yüzy l n bafl nda sa dan sola geçiflle birlikte yok olan bu miras için bir metamorfoz gerekmektedir. Çünkü bu ara dönemde küresel devlet Avrupa, Amerika ve Sovyet imparatorluklar aras nda parçalanm flt r. Önce dekolonizasyon, sonra komünizmin çökmesi ve flimdi de Amerikan hegemonyas n n gözle görülür flekilde gerilemesi, bu metamorfoza imkân sa lamaktad r. Peki, buradan küresel piyasa toplumunun durdurulamaz bir flekilde geliflti i anlam n ç karabilir miyiz? fiart de il. Daha çok küresel devletin entropisi, Hegelci formülde çözülmeye yüz tutmufl yap lar serbest b rakacakt r, diyebiliriz. Mevzu bahis olan sivil toplumun devlet taraf ndan içerilmesi de il, daha çok z t yönde bir hareket ve sivil toplumun potansiyel olarak piyasa temelli olmayan bir temelde yeniden inflas ve Marx ile Gramsci nin bir zamanlar hayalini kurdu u gibi devletin sönümlenmesidir. 5 Bütün bunlar tahayyül gücü yüksek zihinlerin, dönemin epifenomenal bafll klar n ötesine dünya-tarihsel dönüflümlerin uzun erimli mant yla bakmaya çal flan kurgulard r. Her biri mevcut olaylar n yüzeysel görünümünden son derece uzak olsa da, kendi hakl l na kan t olmas bak m ndan dönemin ampirik özelliklerine iflaret eder- 17) The Limits of Multitude, NLR 35, Eylül-Ekim 2005, s ; devam için bkz. States of Failure, NLR 40, Temmuz-A ustos Müteakip metinler flunlard r: Vectors of the Biopolitical, NLR 45, May s Haziran 2007, ve The Catastrophist, London Review of Books, 1 Kas m
35 ler. Temsili demokrasi 1980 lerden bu yana Do u Avrupa dan Do u Asya ve Güney Afrika ya kadar bütün dünyaya yay ld. Görünüflte bu süreçten geri ad m at lmayacak. Kafkaslar dan Pasifik e kadar yeni ulus-devletler olufluyor ve henüz bunlar aflacak bir demokrasi formu geliflmedi. Kitleler, Seattle dan Cenova ya merkezi bir yönlendirme olmaks z n iletiflim kurabiliyorlar. Amerika n n dünya ticareti ve üretimi içindeki pay düfltü. Özelde Çin, genelde Do u Asya yirmi-otuz y l içinde dünya ekonomisinin a rl k merkezi haline gelecek gibi. Bugüne kadar küreselleflen piyasan n yay lmas na karfl verilen yegâne tepkiyse popülist reaksiyonlard. 6 Düflünce olarak dört düflünür de kendilerine modern sosyalizm-öncesi düflünürleri temel al rlar. Negri Spinoza y, Arrighi Smith i, Bull Hegel i, Nairn ise Marx tan önceki Marx, yani Manifesto öncesi Rhineland n genç demokrat n örnek al r. Hepsi de talyan kökenli, ama hepsi de Negri gibi, Ben elbiselerimi Sen nehrinde y kad m, diyebilirler. Bunu en aç k Hardt ve Negri de görebiliyoruz, çünkü kulland klar terimlerin ço u (örne in, iki bafll mparatorluk, göçebe, biyo-iktidar) Foucault ya ve Deleuze e aittir. Kapitalizm alg s Braudel e dayanan Arrighi için de ayn fley söylenebilir. Nairn için kimi zaman cesur, kimi zaman da delice bir üslûpla modernli in antropolojik öncüllerini sa layan kifli Emmanuel Todd dur. Bull taraf ndan zikredilen ve fleklen Bull a en yak n düflünceleri savunan son düflünürse Sartre d r. Siyasal olarak dört versiyon da küreselleflmenin memnuniyetle karfl lanaca ve küreselleflmeyle birlikte Amerikan hegemonyas n n son zamanlar - n yaflad m z konular nda hemfikirdirler Bu düflünürleri ayr flt ran yan, devlet hakk ndaki görüflleridir. Hardt/Negri, Arrighi ve Bull a göre, sermayeyi gölgede b rakacak olan fley devletin (Hardt ve Negri ye göre ulusal, Arrighi ye göre hegemonik, Bull a göre küresel devletin) sönümlenmesidir. Nairn e göreyse tam tersidir. Ancak ve ancak ulus-devletin tam anlam yla özgürlefl- 18) mparatorluk ile Çokluk aras ndaki en büyük fark, Amerikan Cumhuriyeti idolünün ikinci kitapta gözden düflmesidir. 37
36 mesiyle evrensel demokrasiye ulafl labilir ve kültürel farklar güvence alt na al nabilir. Sadece bu flekilde neo-liberal düzenin ötesinde, henüz hayal bile edilememifl yeni toplumsal formlar icat edilebilir. Söz konusu düflünürlerin her birine nas l sorular yöneltebilece imiz aç kt r san r m. Nairn e flunu sorabiliriz: Demokrasi dünya geneline yay l yor olabilir, ancak bugüne kadar hiç olmad denli zay ft r ve bu, rastlant olmaktan ziyade, onun yay labilmesinin koflulu de il midir? Yeni ulus-devletler ortaya ç k yor, ama yeni beliren bütün ulus-devletler zay f ve marjinal. Bu tür bir s n r antropolojik olarak zorunlu olabilir, ama neden ulusal temelde olmak zorundalar, genel olarak uygarl k, bölge ya da kanton temelinde devletler kurulamaz m? Hardt ve Negri ye flunlar sorabiliriz: Çokluk sadece teolojik bir figür de il midir, özellikle vaat edilmifl cennet böylesi bir ça r fl ma sahip de il midir? Ayr ca, imparatorlu un yerine evrensel demokrasiyi kuracak olan olay düflüncesi mucizecilik de il midir? Arrighi: Dünya imparatorlu u ya da dünya piyasa toplumu kapitalizmin sonunu ilan edebilir önermesi, e er Braudel in dünya piyasa toplumu tan m devletler aras rekabetin yaratt yüksek finans alan ndan baflka bir fleyi -üretim ve ticareti- kastetmiyorsa anlaml olabilir. Peki, gerçekten öyle midir? Kald ki, 1980 lerden bu yana dünyada eme in isyan n n artt gerçekten do ru mudur? Bull: Küreselleflen piyasa ile popülist reaksiyonlar aras nda bir açmaz ifadesi, her ikisinin eflit ve bir di eri olmadan ilerleyemez oldu u görüflünü içermektedir. Son yirmi y l gerçekten böyle mi söylüyor? E er küresel devletin mevcut formu (Amerikan hegemonyas ) çözülüyorsa, neden sivil toplum ya da piyasa gibi küresel fleylere yöneliyorlar da, s n rlar uygarl kla belirlenen Huntington n bölgesel piyasa güçleri ad n verdi- i yamal bohçan n içine do ru yönelmiyorlar? Yine de bu düflünürler günümüzün kilometre tafllar n oluflturmaktalar. Dolay s yla, muhtemel karfl -argümanlar n, onlara denk savlarla ortaya ç kmas gerekmektedir. (Türkçesi: Mehmet Evren Dinçer) 38
TÜRK SANAY C LER VE fiadamlari DERNE TÜS AD. ÇALIfiMALARI
TÜRK SANAY C LER VE fiadamlari DERNE TÜS AD 2001 YILI ÇALIfiMALARI TÜRK SANAY C LER VE fiadamlari DERNE TÜS AD 2001 YILI ÇALIfiMALARI TÜS AD, Anayasa n n ve Dernekler Kanunu nun ilgili hükümlerine uygun
Bugün, Orta Asya n n gelece inde söz sahibi olmas
Praksis 11 Sayfa: 191-220 Kazakistan da Bir Ulus-Devlet Kurmak Y. Emre Gürbüz Bugün, Orta Asya n n gelece inde söz sahibi olmas beklenen iki ülke var: Özbekistan ve Kazakistan. Her iki ülke de Orta Asya
E itim K lavuzu 1. Kültürleraras Ö renme
1 Kültürleraras Ö renme E itim K lavuzlar dizisine hofl geldiniz Gençlere ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik kapasite geliştirmeyi hedefleyen eğitim programları ve kılavuz yayınlar konusunda ülkemizde
ÜÇ AYLIK UNICEF TÜRK YE BÜLTEN 60. YIL KUTLAMA SAYISI ÇOCUKLARLA B RL KTE 60YIL
ÜÇ AYLIK UNICEF TÜRK YE BÜLTEN 60. YIL KUTLAMA SAYISI ÇOCUKLARLA B RL KTE 60YIL UNICEF:ÇOCUKLARA GELECEK SA LAMA ÇABASINDA 60 YIL Konuk Baflyazar Prof. Dr. hsan Do ramac York taki UNICEF binas nda bir
MEDYA VE TOPLUM L fik S N ANLAMAK ÜZERE B R ÇERÇEVE
MEDYA VE TOPLUM L fik S N ANLAMAK ÜZERE B R ÇERÇEVE Halil Nalçao lu * Medya kavram üzerine Bizim Türkçede medya olarak kulland m z, ngilizcedeki media sözcü ü, araç, orta, ortam, arac anlamlar na gelen
T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 3035 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1985 ORTA DO UDA S YASET
T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 3035 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1985 ORTA DO UDA S YASET Yazarlar Prof.Dr. Davut DURSUN (Ünite 1) Prof.Dr. Tayyar ARI (Ünite 2, 5) Yrd.Doç.Dr. Ferhat P R NÇÇ (Ünite
Mesle imize, Haklar m za Sahip Ç k yoruz!
Bas n Aç klamas Mesle imize, Haklar m za Sahip Ç k yoruz! De erli Meslektafl m z; Merkezi idare taraf ndan gündeme getirilen yasa taslaklar ile yürürlü e konulan yasalar ve yönetmelikler; bir yandan ülkemizdeki
SEÇK NLER VE SOSYAL MESAFE
SEÇK NLER VE SOSYAL MESAFE Prof. Dr. Füsun Üstel Doç. Dr. Birol Caymaz N SAN 2009 stanbul Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Çal flmalar Merkezi Füsun Üstel Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü
Yönetiflim: Tüm ktidar Sermayeye
Praksis 9 Sayfa: xxx-xxx Yönetiflim: Tüm ktidar Sermayeye Birgül Ayman Güler 1990'l y llar, toplumbilimi yaz n na yeni bir terimin girifline tan k oldu. Gerçekte toplumbilimi 1980'li y llardan bu yana,
flünde ve gidiflinde arzu edilen bir de iflikli i yapmaya çal flmakt r fleklindeki tarifin yan s ra, 2 bir inanç, bir ideal veya bir ifl ve
53 PROPAGANDANIN SEÇMEN DAVRANIfiLARI ÜZER NDEK ETK S P rof. Dr. Osman ÖZSOY Girifl Propaganda; bir fikrin her çeflit araçtan yararlan larak hedef kitleye ulaflt r lmas d r. Propagandan n tarihi insano
ÇEVRE SORUNLARI VE POL T KALARI
T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 2554 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1524 ÇEVRE NLARI VE POL T KALARI Yazarlar Dr.Çev.Müh. Ethem TORUNO LU (Ünite 1, 5-8) Prof.Dr. A.Savafl KOPARAL (Ünite 2) Doç.Dr.
BA DAT TA 68 GÜN. BA DAT ta 68 GÜN. Canl Kalkanlar. Anlat yor. Tavır. Cihan Keflkek - Eylül flcan. Tavır
ACIMAK YOK! Havaland ölüm makineleri Bir gece ans z n uykunun En kör saatinde gelerek çald lar hayatlar yaflamdan Bombalar, bombalar, bombalar... Gece ile gündüz içiçe yaflan yor fiimdi buradaki zamanda
DO U VE GÜNEYDO U ANADOLU DA SOSYAL VE EKONOM K ÖNCEL KLER DO U VE GÜNEYDO U ANADOLU DA SOSYAL VE EKONOM K ÖNCEL KLER
DO U VE GÜNEYDO U ANADOLU DA SOSYAL VE EKONOM K ÖNCEL KLER DO U VE GÜNEYDO U ANADOLU DA Ülkemiz için önemli bir sorun olan Do u ve Güneydo u Anadolu'daki durumun normalleflmesi ve kalk nmaya katk da bulunacak
E itim Hakk : Kendi Dilini Bulamam fl Bir Söylem
E itim Hakk : Kendi Dilini Bulamam fl Bir Söylem Seçkin ÖZSOY (*) ÖZET Bu makaledeki amac m, e itime iliflkin bütün tikel durumlara uygulanabilir bir e itim hakk kuram tasla sunmak ya da dört bafl mamur
TÜRK YE N N TOPLUMSAL YAPISI
T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 2665 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1631 TÜRK YE N N TOPLUMSAL YAPISI Yazarlar Doç.Dr. Zerrin SUNGUR (Ünite 1, 2) Yrd.Doç.Dr. Nadide KARKINER (Ünite 3) Yrd.Doç.Dr.
GAZZE DRAMINDA TEK YÜREK OLDUK...
Mersin Tabip Odas Bülteni GAZZE DRAMINDA TEK YÜREK OLDUK... server tan ll mers n de Aile Hekimli i Nereye? hek ml k mesle nde türk kad n Mersin ve Çevresinin Arkeolojik Zenginli i L KYA YOLU Evliya Çelebi
fiubemizin 11.Dönem Ola an Genel Kurulu Yap ld Gerçek demokrasi ve özgürlük için... BAfiYAZI
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas zmir fiubesi Haber Bülteni Ocak-fiubat 2008 Say : 80 fiubemizin 11.Dönem Ola an Genel Kurulu Yap ld Yaz s 6. sayfada BAfiYAZI Gerçek demokrasi ve özgürlük için... Merhaba
Kad nlar n Eme ini Görünür K lmak: Marx dan Delphy ye Bir Ufuk Taramas *
Praksis 10 Sayfa: 159-210 Kad nlar n Eme ini Görünür K lmak: Marx dan Delphy ye Bir Ufuk Taramas * Gülnur Acar-Savran kinci dalga feminizmin 1960 lar n sonu ile 1970 lerin bafllar nda ilk tart flmaya bafllad
Ana hatlar ile ABD DEVLET YAPISI
Ana hatlar ile ABD DEVLET YAPISI Ana hatlar ile ABD DEVLET YAPISI Ç NDEK LER Bölüm I Anayasa: Kal c Bir Belge.................................... 4 Bölüm II Anayasan n aç klanmas : Federalist Yaz lar......................
BEYO LU ÜZER NE. ZEYNEP MEREY ENL L * LE SÖYLEfi EFE KORKUT KURT* *
BEYO LU ÜZER NE ZEYNEP MEREY ENL L * LE SÖYLEfi EFE KORKUT KURT* * EFE KORKUT KURT: Beyo lu Bölgesi yüzy llard r stanbul un en dinamik, hareketli ve sürekli de iflim geçirmifl bir bölgesi. Son 100-150
Bir kez daha tekrarlamakta ÖRGÜTLÜLÜK ÜZER NE
ÖRGÜTLÜLÜK ÜZER NE Bir kez daha tekrarlamakta yarar var. Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birli i (TMMOB) 7303 say l Yasa, 66 ve 85 say l Kanun Hükmünde Kararnamelerle de iflik 6235 say l Yasayla 1954 y l
Mimarlar Odas zmir fiubesi 42. Ola an Genel Kurulu ve Seçimler Gerçekleflti
Genel Kurul 42. Ola an Genel Kurulu ve Seçimler Gerçekleflti 42. Ola an Genel Kurulu ve Seçimler Gerçekleflti 42. Ola- an Genel Kurulu 15 flubat 2014 Cumartesi günü Mimarlar Odas zmir fiubesi Mimarl k
YEN fi GEL fit RME KILAVUZU. YEN fi GEL fit RME Ç N STRATEJ K KAVRAMLAR fi PLANI YATIRIMLA LG L PROJE YÖNET M
YEN fi GEL fit RME 4 KILAVUZU YEN fi GEL fit RME Ç N STRATEJ K KAVRAMLAR fi PLANI YATIRIMLA LG L PROJE YÖNET M stanbul Sanayi Odas Kalite ve Teknoloji htisas Kurulu ( SO-KATEK) Yeni fl Gelifltirme K lavuzu
NSAN KAYNAKLARI YÖNET M
T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 2900 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1857 NSAN KAYNAKLARI YÖNET M Yazarlar Prof.Dr. Ramazan GEYLAN (Ünite 7) Doç.Dr. H. Zümrüt TONUS (Ünite 2, 3) Doç.Dr. Deniz KA NICIO
KIZ ÇOCUKLARININ OKULLAfiMASI Ç N YAPAB LECEKLER M Z VAR!
KIZ ÇOCUKLARININ OKULLAfiMASI Ç N YAPAB LECEKLER M Z VAR! Her Çocuk çin Sa l k, E itim, Eflitlik, Koruma NSANLI IN GEL fimes KIZ ÇOCUKLARININ OKULLAfiMASI Ç N YAPAB LECEKLER M Z VAR! Bu yay n K z Çocuklar
E itim Kurumlar nda Teknoloji Kullan m ve Etkilerine liflkin Bir Çözümleme
E itim Kurumlar nda Teknoloji Kullan m ve Etkilerine liflkin Bir Çözümleme Hasan Hüseyin AKSOY (*) ÖZET Bu çal flmada toplum ve teknoloji iliflkilerinden hareketle e itim kurumlar n n teknoloji ile iliflkilerini
RAPOR 2012. çindekiler. 1. Girifl 5
Türk Matematik Derne i 2012 y l raporu, dünyada ve ülkemizdeki matematiksel araflt rmalar n genel durumu ile ilgili tespitler ve Türkiye de yürütülmekte olan araflt rmalar n daha gelifltirilmesi için öneriler
Prof. Dr. Yahya AKYÜZ. Doç. Dr. Selahattin TURAN. Prof. Dr. Alipafla AYAS. Yrd. Doç. Dr. lhan AKAR. Prof. Dr. Necmeddin TOZLU
Ça dafl Anlamda Türkiye de Ö retmenin Sayg nl Kavram n n Do ufluna Elefltirel Bir Bak fl Prof. Dr. Yahya AKYÜZ E itim ve Ö retmen Yetifltirmede Yeni E ilimler Doç. Dr. Selahattin TURAN E itim Fakültelerinin
Mevcut yay nc lar ma dur edilmeyecek
Ayfle Kulin den RTÜK üyelerine flikâyet var sayfa 14 te BU GECEN N KORSAN I YOK! RATEM N korsana karfl düzenledi i Akl ma Bir Fikir Geldi iletiflim fikirleri yar flmas nda muhteflem final. Kültür ve Turizm
NASIL B R BÜTÇE POL T KASI? Ara. Gör. Burcu GED Z Celal Bayar Üniversitesi..B.F. ktisat Bölümü, Manisa
YÖNET M VE EKONOM Y l:2001 Cilt:7 Say :1 Celal Bayar Üniversitesi..B.F. MAN SA NASIL B R BÜTÇE POL T KASI? Ara. Gör. Burcu GED Z Celal Bayar Üniversitesi..B.F. ktisat Bölümü, Manisa Ara. Gör. M. Hakan
