BİLDİRİ ÖZETLERİ ABSTRACTS
|
|
|
- Deniz Şanlı
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ULUSLARARASI GENÇ BİLİMCİLER BULUŞMASI II: ANADOLU AKDENİZİ SEMPOZYUMU KASIM 2015 INTERNATIONAL YOUNG SCHOLARS CONFERENCE II: MEDITERRANEAN ANATOLIA NOVEMBER 2015 BİLDİRİ ÖZETLERİ ABSTRACTS Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Suna & İnan Kıraç Research Institute on Mediterranean Civilizations
2 Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Suna & İnan Kıraç Research Institute on Mediterranean Civilizations Uluslararası Genç Bilimciler Buluşması II: Anadolu Akdenizi Sempozyumu Bildiri Özetleri International Young Scholars Conference II: Mediterranean Anatolia Abstracts Editörler / Editors Kayhan DÖRTLÜK Tarkan KAHYA Remziye BOYRAZ SEYHAN Tuba ERTEKİN Emrullah CAN Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü, 2015 Bu kitapta yayımlanan bildiri özetlerinin yayım hakkı saklıdır. AKMED ve yazarlarının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz, basılamaz, yayımlanamaz. Özet metinleriyle ilgili her türlü sorumluluk yazarlarına aittir. All rigts reserved. No part of this book may be used for reproduced in any manner without written permission from the AKMED and the authors. All responsibility arising from the content of the abstracts published here rest upon their authors. Yazışma Adresi / Mailing Address Barbaros Mah. Kocatepe Sok. No: 25 Kaleiçi ANTALYA TÜRKİYE Tel: +90 (0) Fax: +90 (0) [email protected]
3 Şeref Kurulu / Honorary Board Suna Kıraç İnan Kıraç Bilim Kurulu / Academic Board (Alfabetik isim sırasına göre / Names in alphabetical order) Prof. Dr. Halûk Abbasoğlu Prof. Dr. Mustafa Adak Prof. Dr. Engin Akyürek Prof. Dr. Murat Arslan Prof. Dr. Thomas Corsten Prof. Dr. Nevzat Çevik Prof. Dr. İnci Delemen Prof. Dr. Francesco D Andria Prof. Dr. Refik Duru Prof. Dr. Serra Durugönül Doç. Dr. Bilge Hürmüzlü Kortholt Prof. Dr. Johannes Nollé Prof. Dr. Mehmet Özdoğan Prof. Dr. Mehmet Özhanlı Prof. Dr. Jeroen Poblome Prof. Dr. Mustafa H. Sayar Prof. Dr. Oğuz Tekin Prof. Dr. Billur Tekkök Prof. Dr. Gülsün Umurtak Prof. Dr. Burhan Varkıvanç Düzenleme Kurulu / Organizing Board Kayhan Dörtlük Tarkan Kahya Remziye Boyraz Seyhan Tuba Ertekin Mustafa İncebacak Emrullah Can
4
5 İÇİNDEKİLER / CONTENTS (Alfabetik isim sırasına göre / Names in alphabetical order) ACAR Gülnaz AĞGÜL Mustafa AKÇAY GÜVEN Buket AKGÜN KAYA Elif AKIN Yasemin Likya Bölgesi nde Attika Siyah Figür Seramiği Sağır Kalesi Işığında Pisidia Bölgesi Kaleleri Pamphylia Bölgesi Portre Heykeltıraşlığında Atölyeler Antik Kaynaklar ve Yazıtlar Işığında Lykia, Pisidia, Pamphylia ve Kilikia - Isauria Bölgelerinin Filozofları, Sofistleri ve Retorları Yazıtlar Işığında Roma İmparatorluk Dönemi Lykia, Pamphylia ve Pisidia da Curator rei publicae Olgusu ALPASLAN Hakan ALTIN Recep AVCU Fatma Isparta-Yalvaç İlçesi nde Bulunan Kaya Mezarları Yazıtlar Işığında Pisidia Bölgesi nde Düzenlenen Agonistik Festivaller Lykia Bölgesi Mezar Yazıtlarında Cezalar ve Ceza Tahsil Kurumları
6 AYGÜN Çakır Afşin BAŞAĞAÇ Özge BAYSAL Eyşan BAYTAK İsmail BİLGİÇ KAVAK Emine BİLGİN Sevingül BULUT Hande BÜLBÜL KANBUR Serap Myra nın Limanı Andriake: Yerleşim Planı Denizcilik Kültür Mirasının Korunması: Türkiye Deniz Fenerleri Işığında Akdeniz ve Ege Kıyıları Ancient Plate Fragments in the Lycia Region Pisidya Bölgesi nde Topoğrafyanın Yerleşimlerin Biçimlenmesi Üzerinde Etkisi Geç Roma İmparatorluk Çağı nda Sasani Akınlarının Doğu Akdeniz Kentlerine Etkisi Perge de Bulunmuş Geç Roma Dönemi Damgalı Unguentariumları Karain, Suluin ve Öküzini Mağaraları Kemik Alet İşçiliğinde Tekno-Tipolojik Özellikler ve Karşılaştırmalı Değerlendirmeler Bademağacı Kazılarında Bulunmuş Olan İlk Tunç Çağı Çanak Çömleği Üzerine Bir Araştırma
7 CASAGRANDE CICCI Emanuele ÇAKIR Aylin DAĞLI İpek DEDE Fatma DİKMEN Ebru DOĞAN Yadigar DOLĞUN Filiz DÖNMEZ Aytaç Computational Methods in Archaeology: Reconstructing the Past. The Case of the so-called Little Baths of Elaiussa Sebaste (Cilicia Tracheia) Alanya - Kadıpaşa Roma Dönemi Kase ve Tabakları Perge deki Hellenistik ve Roma Dönemi Kültleri Pisidia Antiokheia Bizans Nekropolü İmparator Diocletianus Tavan Fiyatlar Fermanındaki Laodikeia Tekstilleri ile Hierapolis ve Antalya Müzesi ndeki Yontuların Giysileri Üzerine Görsel Bir Değerlendirme Dynastik Lykia: Sikkeler Işığında İdari Örgütlenme ve Tarihi Coğrafya Amik Ovası Erken Tunç Çağı Kültürel Yapısı Yeni Bulgular Işığında Ksanthos Kenti Batı Agorası
8 DÖNMEZ Günay DURMUŞ Çağrı ELİÜŞÜK Mevlüt ERHAN Fatih FINDIK Ebru Fatma FOCHETTI Beatrice FORNACE Chiara GARAN Hasret Amphorae Found during the Underwater Research in Alanya Gazipaşa, 2014 Kültürel Bir Mekân Olarak Tiyatro Kilikya Bölgesi Roma Dönemi Baldaken Tipli Mezar Anıtları Kent Sikkeleri Işığında Antik Çağ Kilikia sında İnanç Evrimi Aziz Nikolaos Kilisesi Kazıları: Ortaçağ Seramikleri The Evolution and Use of the Doric Order in Lycia et Pamphylia during the Roman Period Building Techniques in Rough Cilicia from the Hellenistic Period to the Byzantine Age: New Research Perspectives Perge Kazılarında Bulunmuş Kemik Eserler ve Atölyesi Üzerine
9 GERÇEK Hakan GÖÇMEN İlkay GREBIEN Matthias Arykanda Antik Kenti Podyumlu Tapınağı Ankhiale The City Walls of Side: Are They Hellenistic Fortifications? GSCHWENDTNER Kathrin GÜNGÖR Tuçe A Pottery Workshop in the Kibyratis Minyatür Kaplar Işığında Pisidia Antiokheiası nda Seramik Üretimi HARMANDAR Celil Samet 74 Ptolemais Antik Kenti Limanı Sualtı Arkeolojik Yüzey Araştırması KAHYA Tarkan KALINBAYRAK ERCAN Aygün Burdur Müzesi nden Arkaik Dönem e Ait Bir Grup Pişmiş Toprak Mimari Kaplama Levhası Likya Antik Kentlerinin Mimari ve Kentsel Gelişimi
10 KARA Onur KART Erkan KAYA Fatih Hakan KAYMAZ Saadet Kumyeri Nekropolü Erken Tunç Çağı Seramik Sanatı Kaunos Andronu Üzerine Yeni Gözlemler Soli/Pompeiopolis Sütunlu Caddesi Korinth Başlıkları Side Tiyatrosu Duvar Resmi Örnekleri Üzerine Arkeometrik Çalışmalar KIZILARSLANOĞLU H. Asena KURUL Erkan Elaiussa Sebaste: Güney Anadolu Sahilinde Antik Çağ Liman ve Ticaret Kenti Rhodos Denizcilik Yasaları - Tarihsel Süreç ve Kapsam KURTULUŞ KIVANÇ Şebnem 88 Antalya Bölgesinin Klasik Çağlar Öncesi Arkeolojik Sit Alanlarında Kültür Turizmi Amaçlı Düzenlemeler: Sorunlar ve Çözüm Önerileri KÜRKÇÜ Mehmet 89 Yeni Bulgular Işığında Termessos Şehirciliği
11 MACCHIONE Vincenzo Elio Jr. MÖREL Ahmet NOVAKOVA Lucia The Chora of Elaiussa Sebaste in the Early Byzantine Period: The Changing Landscape and Evolution of Urban and Rural Settlements Dağlık Kilikia Bölgesi nde Bir Kırsal Yerleşimin Gelişimi: Çatıören Örneği Lycian Tradition in the Funeral Rites of Adjacent Regions: Some Remarks on Iconography of Above-ground Burials ONUR Canan ÖZ Cüneyt ÖZDEN GERÇEKER Görkem Senem ÖZKAN Ali Erken ve Orta Bizans Dönemlerinde Myra Hinterlandında Kilise ve Yol Ağı Silifke Müzesi nde Bulunan Pişmiş Toprak Kandiller Perge Batı Nekropolisi Dolgu Tabakasında Bulunan (Parsel 159) Sagalassos Kırmızı Astarlı Keramikleri Kilikya Koyu Yüzlü Mal Kültürü
12 ÖZTAŞKIN Gökçen Kurtuluş PICHLER Matthias C. PİLEVNELİ Ceren SAMITZ Christoph SARILAR-ÖZDEMİR Merve Olympos Episkopeionu Tuğla Süslemeleri Large Estates in Roman Kibyratis: The Archeological Evidence M.S Yüzyıllar Arasında Myra ve Egemenlik Alanında Hıristiyanlık Merkezi Likya Epigrafik Araştırması: TAM II,4 Corpusunun Tarihi ve Geleceği Pisidia, Pamphylia ve Kilikia Bölgelerindeki Seleukos Kolonileri SCARDINA Audrey SEVİÇ Fulya The Churches of Byzantine Aperlae: A Reappraisal Geç Antik Dönem de Arykanda daki VI. Hamam SEWING Katinka 113 Historical Building Research at the South Baths in Limyra (former Episcopeion)
13 TANRIVER Öznur TARKAN Düzgün TERAMAN Özel UZUNOĞLU Hüseyin ÜSTÜN TÜRKTEKİ Sinem Pisidia da Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Phryg ve Lyd Kimliği: Tymandos Kibyra Lahitleri İmparator Salonlarının İşlev ve Adlandırılmaları Üzerine Öneriler Epigrafik ve Edebi Kaynaklar Işığında Likya Bölgesi nde Su ve Su Yapılarına İlişkin Bazı Gözlemler İlk Tunç Çağı nda Pisidya/Göller Bölgesi nin Çömlekçilik Gelenekleri VAN DER LINDE Dies VANDAM Ralf VARMAZ Şeniz Funerary Stelai and Representation of the Self in Roman Pisidia Reconstructing the Late Prehistoric Cultural Landscape (6500 to 2400 B.C.) in the Burdur Plain, South-West Turkey: An Insight into Settlement Patterns, Preferences and Interaction Patara da Bulunan Bir Grup Mangal Atacı
14 WATSON George 125 Civic Networks in Roman Pamphylia: Coinage as a Marker of City to City Interaction YAVUZ Gülistan YENİ Selda YILDIRIM Nazlı YILDIZ Volkan YILMAZ Fatih YILMAZ ERKOVAN Nisa YURTSEVER Adem Anamur Müzesi Heykeltıraşlık Eserleri ΛΥΚIΑΚΩΝ ΣΥΣΤΗΜΑ DAN ΛΥΚΙΩΝ ΤΟ ΚΟIΝΟΝ A: Hellenistik Önceller Işığında Lykia Birliği nin Görevleri, İdari Yapısı ve Finansmanı Lyrbe Agorası Kilikya Bölgesi nde Görülen Attika Seramikleri Üzerine Bir Değerlendirme Phaselis Kenti Pantheonu ve Doğu Akdeniz deki Etkileşimi Rhodiapolis Antik Kenti Agora ve Stoaları: Arkeolojisi, Rölöve ve Restitüsyonu Side de Yeni Araştırmalar Işığında M Binası
15
16
17 Gülnaz Acar Likya Bölgesi nde Attika Siyah Figür Seramiği Attika Siyah Figür Seramiği nin Anadolu daki yayılımı, farklı bölgelerde benzer zaman dilimleri içerisinde gerçekleşir. En erken Attik siyah figür seramikleri M.Ö. 6. yy. ın ilk çeyreği ile Batı Anadolu kıyılarında varlığını gösterir. Daha sonra giderek artan bir ivme ile yüzyılın sonlarında doruk noktasına ulaşır. Likya ise bu grup seramiğin Batı Anadolu kıyılarında az bilindiği bölgelerden biridir. En yoğun buluntu grubu Ksanthos olmakla birlikte Letoon, Kyaneai ve Limyra ele geçmiştir. Likya daki bu seramik dağılımının nitelik ve niceliğine önemli katkılarda bulunabilecek kentlerden biri de Patara dır yıllarında antik limanın kuzeydoğusunda konumlanan Tepecik Akropolü ndeki kazılarda ortaya çıkarılmış mimari bütünlükten yoğun miktarda siyah figür seramik grubu ele geçmiştir. M.Ö. 6. yy. ın ikinci çeyreğinde birkaç örnek ile temsil edilen bu grup, yüzyılın ortalarından sonra özellikle kyliks ve lekythos formları ile yoğunlaşmaya başlar ve M.Ö. 5. yy. ın başlarına kadar devam eder. Form çeşitliliğini oluşturan diğer parçalar amphora, krater, olpe, lekane ve pyksis dir. Rhodos 12264, Yapraksız ve Atina 581 grubu gibi çeşitli stil grupları ve ressam atıfları yapılabilen bu seramik grubu içerisinde özellikle Ksanthos seramikleri ile karşılaştırılabilecek örnekler bulunur. Siyah figürlü seramiklerin ticaretteki popülaritesinin artması ile neredeyse endüstriyel bir ürüne dönüşmüş, belli atölyeler, gruplar ya da ressamlar belli form ve konuda çalışmışlardır. Ksanthos ile komşu Patara seramiklerinde aynı stil gruplarının ürünlerini görmek form ve sahne anlatımlarında birliktelik bulmak şaşırtıcı değildir. Ancak siyah figür seramik buluntuları dışında Tepecik 17
18 yapı kompleksi M.Ö gibi bir tarih aralığında çok çeşitli ithal örnekler sunar. Ksanthos ve Patara seramikleri arasında özellikle Rhodos grubu örneklerinin benzerliği Rhodos-Likya arası ticari bağın değerlendirilmesi anlamında iyi bir örnek teşkil eder. Aynı zamanda bu kadar yoğun ve form çeşitliliği fazla olan grubun bir yapı bütünlüğünden ele geçmesi bölge tarihi açısından da besleyicidir. Bu bildiride amaçlanan Likya Bölgesi nde siyah figür seramiklerinin dağılımını, bölgedeki yeni veriler ile değerlendirmek ve ticari faaliyetleri irdelemektir. Gülnaz Acar Akdeniz Üniversitesi SBE Arkeoloji Anabilim Dalı Kampüs - Antalya [email protected] 18
19 Mustafa Ağgül Sağır Kalesi Işığında Pisidia Bölgesi Kaleleri Isparta ili Yalvaç ilçesinin 25 km. batısında yüksekçe bir tepenin üzerinde topoğrafyanın izin verdiği şartlara göre yerleştirilmiş Sağır Kalesi yer almaktadır. Kalenin Sağır tepesi olarak bilinen yerde kurulmasında coğrafi olarak korunaklı olması, dağlık arazi koşulları etken olmuştur. Kale Yalvaç Ovası nı çok rahatlıkla görebilecek bir yükseklikte yer alır. Sadece Yalvaç Ovası değil aynı zamanda Hoyran Gölü çanağına ve Beyşehir Gölü ne de hakimdir Kalenin en düşük noktası olan batı surunun güneyde sonlanan kısmı 1683 rakımdan başlayarak, kuzeyde en yüksek noktası 1725 m. yüksekliğe erişmektedir. Tespit edilen Sur uzunluğu 860 m. olup temel düzeyde korunmuştur. Sur kalenin batısını, kuzeyini ve doğusunu kuşatmaktadır. Kalenin batısını ve kuzeyini kuşatan Karakuş ile Sultan Dağları Sağır Kalesi nin çevresinde ikinci bir sur etkisi oluşturmaktadır. Kale kendi içinde daha küçük bir iç kale ile güvenliğini arttırmaktadır. Kalenin sur yapısı temel alındığında birbirine en uzak noktalardan doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 420 m., kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 380 m. lik bir alanı kapsamaktadır. Tahkimli Kalenin 4 km. güney batısında, 30x35 m. ölçülerinde, 1700 m. yükseklikte, kuru duvar tekniğiyle örülmüş tamamen yıkık bir gözcü kulesine sahiptir. Tepenin yüzeyi güneye doğru eğimli bir yapıdadır. Eğimin yok edilmesi için tepenin üst katmanı tıraşlanarak teraslandırılmıştır ve güneyinden başlayarak kuzeye yani iç kaleye doğru alanı daralmaktadır. Bu haliyle kabaca armut formundadır. Kalenin içerisinde bir tapınağa ait temel düzeyinde koruna gelmiş mimari oluşumun dışında başka hiçbir iz bulunmamaktadır. 19
20 Küçük bir gözcü kulesiyle Pisidia ve Phrygia sınırlarını ve bu hat üzerindeki yol veya yollarının kontrol edilmesinde, oluşabilecek herhangi bir tehdit karşısında daha önceden önlem alınmasında destek olduğu kesindir. Sultan Dağları nın Kuzey Pisidia nın sınırı olarak kabul edilmesi, jeopolitik olarak kaleye birçok nitelik yüklemektedir. Bunun ile birlikte Sağır Kalesi Pisidia Bölgesi kaleleri ve özellikle Pisidia Antiokheia teritoryumu ile olan sosyal, siyasal, dinsel ve askeri bir ilişkisinin olduğu da düşünülmelidir. Mustafa Ağgül Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Teknik Bilimler MYO Mimari Restorasyon Bölümü Yalvaç - Isparta [email protected] 20
21 Buket Akçay Güven Pamphylia Bölgesi Portre Heykeltıraşlığında Atölyeler Pamphylia Bölgesi Roma Dönemi portrelerinin büyük bölümünü Perge ve Side buluntuları oluşturmaktadır. Bu buluntular içerisinde, üslup analizi ve teknik analiz başta olmak üzere çeşitli çalışma yöntemleriyle, birbirinden ayrılan gruplar saptanmıştır. Belirgin üslup farklılıkları yanı sıra teknik ve tipolojik farklar gösteren bu gruplar, en az dört ayrı atölyeye işaret etmektedir. Bu atölyelerden üçünün teşhisine yönelik önemli kanıtlar elde edilmiştir. Buluntuların atölyelere göre dağılımında, Dokimeion atölyesi olduğu düşünülen atölyenin eserlerinin en çok sayıda olduğu görülür. Bunu Perge yerel atölyesi takip eder. Bir diğer atölye ise şimdilik tek bir buluntu ile temsil edilen Atina atölyesidir. Bölgede, olası Dokimeion atölyesinin eserleri Perge, Side ve Aspendos ta saptanmışken, Atina atölyesi ile Perge yerel atölyesinin işlerine sadece Perge de, henüz hangi atölye olduğu teşhis edilemeyen bir başka atölyenin yapıtlarına ise sadece Side de rastlanmıştır. Bu çalışmada Pamphylia Bölgesi portrelerinde adı geçen farklı atölyelere atfedilen gruplar ile söz konusu atölyelerin üslup ve teknik özellikleri ve gelenekleri incelenecektir. Atölyelerin aktif oldukları dönemler, eser sattıkları diğer kentler, eserlerin nakliyatının üretimin hangi safhasında gerçekleştirildikleri gibi konular değerlendirilecektir Dr. Buket Akçay Güven Gazi Evrenos Cad. Zümrüt Sok. No: 2 D: 9 Yeşilköy - İstanbul [email protected] 21
22 Elif Akgün Kaya Antik Kaynaklar ve Yazıtlar Işığında Lykia, Pisidia, Pamphylia ve Kilikia - Isauria Bölgelerinin Filozofları, Sofistleri ve Retorları Roma yönetimi altındaki Anadolu topraklarında Eski Hellen kültürünün yeniden uyanışına, Philostratos un adlandırmasıyla II. Sofistik Hareket denmektedir. Anadolu menşeli bu harekette sofistler, retorlar ve filozoflar sosyal kişilikleri bakımından ön plana çıkmışlardır. Özellikle de sofistler ve retorlar üstlendikleri resmi görevlerle, zenginlikleriyle ve açtıkları okullarda verdikleri derslerle kentlerine hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli ölçüde fayda sağlayabildikleri için ayrı bir üne ve itibara kavuşmuşlardır. Bu çalışmada, Lykia, Pisidia, Kilikia Isauria ve Pamphylia Bölgesi nden bilinen sofistlerin, retorların ve filozofların toplumsal ve siyasal rolleri, resmi görevleri, kentlerine sağladıkları faydalar tanıtılacaktır. Elif Akgün Kaya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 22
23 Yasemin Akın Yazıtlar Işığında Roma İmparatorluk Dönemi Lykia, Pamphylia ve Pisidia da Curator rei publicae Olgusu Eski Yunanca λογιστής (hesap uzmanı, hesapları denetleyen kişi) kavramı, Roma İmparatorluk Dönemi idari yapısında curator rei publicae ya da curator civitatis ifadeleriyle M.S. 1. yy. dan itibaren karşımıza çıkmaktadır. Aslında Roma devleti yeni bir kurum kurmak yerine, Yunanlılar ın kurdukları hali hazırda var olan logistes kent memuriyetini kendi çıkarları doğrultusunda yeniden uyarlamıştır. Bu bağlamda, curator rei publicae ler, logistes lerden farklı olarak bizzat Roma merkezi yönetimi tarafından bir ya da birkaç kent için özel olarak atanan üst düzey görevlilerdir ve her yıl düzenli olarak değil ihtiyaç duyulduğunda atanmaktadırlar. Esasen curator rei publicae lerin özel olarak imparator tarafından atanmaları ve görev tanımları 2. yy da procurator ların görevleri ile benzerlik göstermektedir. Curator rei publicae kurumu, Pax Romana sayesinde sermaye birikiminin doruğa çıkmasına bağlı olarak kentlerin kendi mali kaynaklarını çok kötü kullanmalarından dolayı meydana gelen ihtiyaç doğrultusunda ortaya çıkmış olmalıdır. Zira bu birimin temel görevi, eyalet kentlerinin kendi kendine çözümleyemediği mali bir sorun karşısında söz konusu kentin ekonomik durumunu incelemek ve uygun gördüğü finansal düzenlemeleri oluşturarak kenti bu mali sıkıntıdan kurtarmaktır. Zira Ephesos tan ele geçen Antoninus Pius dönemine tarihlenen bir imparator mektubu da asıl görevlerinin bu olduğunu kanıtlamaktadır. Bu mektupta yer alan ifadelere göre, İmparator bizzat logistes ten; kentin kamu hesaplarını kontrol etmesini ve bu teftişinin sonuçlarını yine imparatora bildirmesini talep etmektedir. Lykia, Pamphylia ve Pisidia Bölgelerinde konu ile bağlantılı olarak ele geçen yazıtlar 23
24 genel olarak kısa olduğundan curator rei publicae lerin görevleri hakkında çok fazla bilgi elde edilememektedir. Dolayısıyla Asia ile Biyhnia et Pontus eyaletlerinden ele geçen epigrafik belgeler aracılığıyla konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olunabilmektedir. Bu yüzden curator rei publicae lerin görevlerinin ve yetki alanlarının daha iyi anlaşılabilmesi için Asia ve Bithynia et Pontus eyaletlerindeki örnekler de değerlendirilecektir. Bu bildiride, Lykia, Pamphylia ve Pisidia Bölgelerinden ele geçen epigrafik belgeler ışığında curator rei publicae adlı üst düzey memurların temel görevleri ve bu memuriyeti kimlerin icra ettiğine değinilecektir. Ayrıca atamaların özellikle hangi yüzyıllarda yoğunluk gösterdiği ve nedenleri ele alınacaktır. Bunun için de söz konusu bölgeler ile Asia ve Bithynia et Pontus eyaletlerindeki durum karşılaştırılmaya çalışılacaktır. Yasemin Akın Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 24
25 Hakan Alpaslan Isparta-Yalvaç İlçesi nde Bulunan Kaya Mezarları Göller Bölgesi nin kuzey en uç noktasında yer alan Yalvaç, Antik Dönem de Pisidia Bölgesi ile Phrygia, Lykaonia ve Isauria bölgeleri arasında sınır oluşturan stratejik öneme sahip bir konumda bulunmaktaydı. Bölgede kayalık alanların yoğunluğu bölge içerisinde nekropol halinde ya da tekil örnekler olarak kaya mezarı mimarisinin oluşmasına temel dayanak olmuştur. Yalvaç ilçe sınırları dahilinde bugün tespit edilmiş 12 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Bu alanların başında bölgenin Phrygia ile olan sınırını çizen ve Eğirdir Gölü nün kuzey kısmını oluşturan Hoyran Gölü olarak adlandırılan mevki gelir. Burada gölün sonlandığı yerde göle doğru çıkıntı oluşturan kayalık üzerinde Hoyran nekropolünü oluşturan 6 adet kaya mezarı yer almaktadır. Bunlardan üçgen alınlıklı olan kaya mezarı, cephe kabartmaları, içerisindeki duvar resimleri ve ikonografisiyle; bunun batısında ve doğusunda yer alan diğer 6 mezar ise konumlarıyla Pisidia Bölgesi kaya mezarlarına göre farklılıklar göstermektedir. Akçaşar/Göynücek, Kumdanlı, Sağır, Yukarı Kaşıkara ve Sücüllü ilçedeki tekil kaya mezarı örneklerinin görüldüğü yerleşimlerdir. 25
26 Bu çalışma ile Yalvaç kaya mezarlarının, kayayı işleme konusunda oldukça usta olan komşu bölge Phrygia ile aralarında herhangi bir etkileşimin olup olmadığı; Pisidia Bölgesi nin kendine özgü kaya mezarı geleneğinin varlığı yönündeki bilinmezlere ışık tutulmaya çalışılacaktır. Hakan Alpaslan Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Çünür - Isparta [email protected] 26
27 Recep Altın Yazıtlar Işığında Pisidia Bölgesi nde Düzenlenen Agonistik Festivaller Yunanca kökenli olan agon (ἀγών) sözcüğü, Antik Dönem de kullanım alanına göre çok farklı anlamlar ifade etmiştir. Agonistik literatürde ise agon, kökeni itibariyle tanrılara ve/veya kahramanlara ithafen kurulmuş, düzen ve programları bizzat kurucu kentler tarafından belirlenmiş olan festivaller kapsamında -ki bu festivaller de agon olarak değerlendirilmektedir- yapılan atletik, atlı ve müzikal yarışmaların tümüne verilen genel bir addır. Ayrıca themis, panegyris ve certamen sözcükleri de agon ile aynı anlamı (yarışma) taşımaktadır. Yunan-Roma dünyasının en önemli dini ve kültürel aktivitesi olan agonistik festivaller düzenlenmeye başladığı ilk günden sona erdiği tarihe kadar popülaritesini korumuş ve Grek-Roma kültür tarihine damga vurmuş bir fenomendir. Başlangıçta tamamen dini nedenlerle ortaya çıktığı bilinen ve ilk kez M.Ö. 776 yılında tanrı Zeus onuruna düzenlenen Olympia şenlikleri Yunan-Roma dünyasındaki bütün oyunlara her açıdan örnek olmuştur. Hellenistik Dönem öncesinde Yunanlar tarafından başlatılan koloni hareketleri, bir yandan Küçük Asya da yeni Yunan kentlerin oluşmasına zemin hazırlarken, diğer yandan Hellen kültür öğelerinin ve dininin Küçük Asya kentlerinde yayılmasını sağlamıştır. Büyük İskender in Asya seferiyle beraber geniş coğrafyalara yayılan Hellen kültürü Anadolu da giderek kök salmıştır. Bu süreci takiben, önce Yunan halkının yoğunlukta olduğu kentlerde, ardından neredeyse tüm Küçük Asya kentlerinde devrin en önemli dini, kültürel ve sosyal aktivitesi olan agonistik festivaller düzenlemeye başlamıştır. 27
28 Küçük Asya nın diğer kentlerine nazaran daha geç dönemlerde agonistik festival organize etmeye başlayan Pisidia kentleri, Roma İmparatorluk Çağı na gelindiğinde potansiyelini ortaya koyarak diğer bölge kentleri ile yarışır hale gelmiştir. Pisidia da düzenlenen agonistik festivallerin büyük çoğunluğunu kurucusunun ismiyle anılan, para ödüllü yarışmalar (themis) oluşturmaktadır. Bölgede düzenlenen agonistik festivaller kapsamında tüm yarışma çeşitleri düzenleniyor ise de en çok kutlanan festival türü, bölge halkının karakteriyle örtüşen, gymnik (atletik) festivallerdir. Bölgedeki yarışmaların tamamına yakını iki yaş kategorisinde (çocuk-yetişkin) yapılıyordu. Festivallerin kutlanma aralığına bakıldığında genellikle dört yılda bir kutlanan agonlar ile karşılaşılır. Sonuç olarak tipik bir Pisidia agonu denildiğinde: gymnik türde, iki yaş kategorisinde ve dört yılda bir kutlanan festival akla gelmelidir. Recep Altın Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Çünür - Isparta [email protected] 28
29 Fatma Avcu Lykia Bölgesi Mezar Yazıtlarında Cezalar ve Ceza Tahsil Kurumları Mezar yazıtları epigrafik metinlerin önemli bir kısmını oluşturmaktadırlar. Genellikle belli ve birbirine benzer bir şekilde formüle edilmekle birlikte, mezar yazıtlarından çıkarılabilen sosyo-kültürel, ekonomik ve dini özelliklerin yanı sıra bulunduğu yere ilişkin idari ve coğrafi bilgiler de elde edilebilmektedir. Ayrıca onomastik ve beşeri yapı hakkındaki çalışmaların da en temel malzemelerinden birisi yine mezar yazıtlarıdır. Bunların dışında, genelde metinlerin sonunda yer alıp, mezar yapısının kendisine, içerisinde yatanlara ya da mezarın kullanımına karşı işlenebilecek suçlara yönelik ifadeler bulunmaktadır. Bu ifadelerde zaman zaman beddua ya da lanetleme gibi koruma cümleleri bulunmakla birlikte, çoğunlukla belirli kasalara ödenebilecek resmi para cezası ifadelerini içermektedir. Bu ceza kasaları çeşitlilik göstermekle birlikte, genel olarak demos, fiscus, polis, hierotaton tameion, gerousia gibi resmi kurumlar ön plana çıkmaktadır. Ayrıca ödemelerin önemli bir kısım da dini kurumlara, genellikle ilgili yerleşimin tanrı ya da tanrılarına yapılmaktadır. Bu kasaların hangisinin hangi koşullara göre ceza mercii olarak belirlendiği ya da bu seçimi kimin ne şartlarda yaptığına ilişkin maalesef yeteri kadar veri bulunmamaktadır. Bu çalışmada, Lykia Bölgesi nde ele geçen ve bu ceza ödeme kurumlarını içeren tüm mezar yazıtları incelenmiş, bu epigrafik kaynaklar aracılığıyla Lykia Bölgesi ceza tahsilat kurumlarının bölge içerisindeki dağılımı ortaya konulmuştur. Çalışmada 2013 yılına kadar Lykia Bölgesi nde ele geçen ve yayını yapılan bahsi geçen tahsilat kurumlarını içeren mezar yazıtları incelenmiştir. 29
30 Yapılan istatistiklere göre, kasaların kullanım yoğunluğunun temel sıralaması, 1. Demos, 2. Tapınak (tanrılar), 3. Polis, 4. Fiscus, 5. Hierotaton Tameion, 6. Gerousia şeklindedir. Bunların yanı sıra, çok az sayıda olmakla birlikte, cezaların ödenmesi için, Patris, Lykia Birliği, Peripolion, Kome ve özel kişiler dahi gösterilmiştir. Kurumlara ödenecek olan cezalar ise çeşitlilik göstermektedir. Bunun yanı sıra para birimi çoğunlukla Roma Dönemi örneklerinin çokluğundan kaynaklı olarak denarius olmakla birlikte, erken örneklerde drakhme ve kitharaphoros kullanılmakta olup, nadir olarak bazı örneklerde altın uncia, İskender drahmisi, argurion (gümüş) ve attika cinsinden para birimleri de karşımıza çıkmaktadır. Fatma Avcu Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 30
31 Çakır Afşin Aygün Myra nın Limanı Andriake: Yerleşim Planı Bu bildiride yılları arasındaki Myra ve Andriake kazıları ile topoğrafik yüzey araştırmalarımız sonucunda elde edilen verilerle Andriake liman yerleşimi değerlendirilecektir. Mevcut verilere göre yerleşim erken Hellenistik Dönem de batı tarafta limana bakan tepe üzerinde gelişmeye başlamıştır. Hellenistik ve ardından Roma Dönemi nde Akdeniz limanlarının stratejik önemlerinin artmasıyla liman yatağı çevresinde sivil mimarlık gelişmiş, Hadrianus döneminde bugün de ayakta olan Horrea ve yanındaki Agora yapılarının yapılması ile yerleşim bir imparatorluk limanı görüntüsüne gelmiştir. Geç Roma Dönemi nde de bu düzenleme sürdürülmüş olup arkeolojik buluntuların çok büyük kısmı M.S. 4. yy. a tarihlenmektedir. M.S. 5. yy. ile yerleşimin farklı yerlerinde kimisi çevre yapılarla birlikte birer kompleks şeklinde toplam 6 kilise ve bir sinagog ile sanki dini bir görünüme kavuşmuştur. Özellikle M.S. 6. yy. da artık oldukça ün kazanmış olduğu bilinen Myra daki Aziz Nikolaos kültü için bir hac limanı haline gelmiştir. Roma donanmasının İslam donanması tarafından yok edilmesinin ardından M.S. 7. yy. sonunda arkeolojik verilerin aniden bitmesi, limanın bu dönemlerde alüvyon ile dolmaya başladığı da düşünüldüğünde artık bir terk ediliş sürecine girildiğini gösterir. Yaklaşık iki yüz yıllık bir kesintinin ardından 9. yy. da limanın daha doğuda sahilde bulunan Taşdibi mevkisine kaydığı anlaşılmaktadır. 31
32 Yukarıda özetlenen kapsamda tarihi gelişimin arkeolojik verilerle nasıl temellendiği ve bunun farklı dönemlerin yerleşim planlarına nasıl yansıdığı irdelenmeye çalışılacaktır. Bu doğrultuda, çalışmanın öncelikle tamamlanan kısımları sunulacak olup üzerinde çalışma devam eden bölümler ve aşamalar da tartışılmaya çalışılacaktır. Çakır Afşin Aygün Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 32
33 Özge Başağaç Denizcilik Kültür Mirasının Korunması: Türkiye Deniz Fenerleri Işığında Akdeniz ve Ege Kıyıları Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye Antik Dönem den bugüne zengin bir denizcilik kültür mirasını oluşturmuştur. Mirasa dahil olan ögeler somut ve soyut değerlere sahiptir. Ancak özgün bağlamların değişmesi bu değerler için bir tehdit kaynağıdır lerden itibaren denizcilik kültür mirasının korunması ve yönetimi için uluslararası çevrelerde yasal ve teknik düzenlemeler başlamış, 1980 lerde de akademik çalışmalar yoğunlaşmıştır. Türkiye de yasal düzenlemeler ise, mimari koruma ve kıyı alanlarının yönetimi olarak iki farklı koldan gelişmiştir lardan itibaren kıyı kullanımlarında turizm ve inşaat sektörünün gelişimine ağırlık verilmiştir. Ancak mimari koruma ve planlama yasaları bütünleşik hale gelememiştir. Bu durum denizcilik kültür mirasını planlama, karar alma ve yönetim sürecinden dışlamıştır. Mirası belgeleyen tamamlanmış bir envanter yoktur. Kıyılarda artan yapılaşmanın miras üzerindeki etkileri saptanmamıştır. Başka bir deyişle denizcilik mirasının korunması ve yönetimi Türkiye de göreceli olarak yenidir ve halen tartışmaya açıktır. Akdeniz de önemli bir noktada bulunması ve deniz seyrine uygunluğu nedeniyle Türkiye kıyıları Antik Dönem den itibaren pek çok deniz fenerine sahip olmuştur. Roma ve Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde inşa edilen bu fenerlerin bugünkü sayısı 442 dir. Fenerlerden 22 tanesi tescillenerek korumaya alınmıştır. Diğerleri için kapsamlı bir değerlendirme bulunmamaktadır. Buna karşın 2006 yılından bu yana deniz fenerleri kiralanarak farklı işlevler yüklenmekte ve ciddi müdahaleler görmektedir. 33
34 Bu çalışma, Türkiye denizcilik kültür mirası ve özellikle deniz fenerlerinin anlam ve değerlerini tartışmaktadır. Koruma ve yönetim politikalarına dair prensipler geliştirmek araştırmanın temel amacıdır. Bildiride sırasıyla; denizcilik kültür mirasının tanımı ile gelişimi, mirasın ve deniz fenerlerinin korunması ile yönetimi için yapılan uluslararası ve ulusal çalışmalar, Türkiye denizcilik kültür mirasının belgelenmesi için araştırma kapsamında hazırlanan envanter irdelenmektedir. Deniz fenerlerinin mimari, bölgesel, sosyal ve kültürel özellikleri ile değerlerinin belirlenmesi, güncel bağlam ve uygulamalardan kaynaklanan sorunların saptanması bir sonraki bölümde ele alınmaktadır. Akdeniz ve Ege kıyıları deniz fenerleri ile fenercileri üzerine yürütülen çalışmalar bu bölümün temelini oluşturmaktadır. Bildirinin son bölümünde koruma ve yönetim prensipleri üzerine öneriler tartışılacaktır. Özge Başağaç Orta Doğu Teknik Üniversitesi FBE Mimarlık/Restorasyon Anabilim Dalı Ankara 34
35 Eyşan Baysal Ancient Plate Fragments in the Lycia Region Plate fragments of the Byzantine period were found during underwater research and underwater projects in the Lycia Region. Plate production was one of the important objects for the trade during antiquity. Some regions which have soil types suitable to produce ceramic kitchen goods and amphora gained importance, and the produced ceramic goods, especially plates, spread to all The Mediterranean Sea Region. In this paper we will discuss the Antalya Coastal Archeological Underwater Research conducted for the Lycia Region during or before Eyşan Baysal Selçuk Üniversitesi SBE Sualtı Arkeolojisi Anabilim Dalı Selçuklu - Konya [email protected] 35
36 İsmail Baytak Pisidya Bölgesi nde Topoğrafyanın Yerleşimlerin Biçimlenmesi Üzerinde Etkisi Gerek kır yerleşimlerinin, gerekse şehirlerin kuruluş ve gelişmelerinde jeolojik ve jeomorfolojik yapı büyük ölçüde etkili olmuştur. Bu yapı özellikleri aynı zamanda jeopolitik konumun da en önemli belirleyici unsurlarıdır. Pisidya Bölgesi nin jeolojik ve jeomorfolojik olarak incelenmesi, Akdeniz, Göller Bölgesi ve iç kesimler ile bütünlük teşkil etmesi açısından önemli olmakla beraber, bölgenin hinterlandını düşündüğümüzde coğrafi yapı temellerinin sınırlarını oluşturmuşlar ve bundan dolayı da belirleyici olmuşlardır. Büyük bir bölümü Toros dağ kuşağı içerisine de giren Pisidya Bölgesi nde tüm jeolojik zamanlara ait izler bulunur. Topoğrafyajeopolitik ilişkisi göz önüne alındığında başlıca birçok belirleyici etkenler sözkonusudur. Jeomorfolojik süreç zaman zaman kesintilere uğramış ve bunun sonucu olarak bölgede polisiklik (çoklu) bir topoğrafya ortaya çıkmıştır. Bölgenin paleocoğrafyası hakkında önemli ipuçları veren vadiler ise günümüzde bazı ulaşım hatlarının takip ettiği geçit noktaları durumuna gelmişlerdir. Bölgenin fiziki coğrafya özellikleri ortaya konarak, meydana gelmiş olan tarihsel olayların gelişiminde coğrafi faktörlerin dikkate değer önemde oldukları rahatlıkla vurgulanabilir. Dr. İsmail Baytak Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Diyarbakır 36
37 Emine Bilgiç Kavak Geç Roma İmparatorluk Çağı nda Sasani Akınlarının Doğu Akdeniz Kentlerine Etkisi M.S. 224 yılında Sasani İmparatorluğu nun kuruluşuna kadar yaklaşık iki yüz elli yıl Küçük Asya daki hâkimiyetini ve çıkarlarını korumak için doğuda Partlar ile mücadele etmek zorunda kalan Roma, sınır olarak Euphrates i (Fırat) belirlemiştir; ancak Sasanilerin tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte Roma ve sonraki dönemlerde Doğu Roma ya da modern literatürdeki adıyla Bizans İmparatorluğu doğu sınırlarını kontrol altında tutmakta zorlanmıştır. Romalılar doğu sınırları boyunca yeniden biçimlenmiş bir Pers gücüyle çatışmışlar: Bunları sırasıyla Part ve Sasani imparatorlukları takip etmiştir. Geç Antik Çağ ın geri kalan yüzyıllarında Roma ve İran imparatorlukları Karadeniz in doğu ucundan Basra Körfezi ne kadar uzanan çizgide karşı karşıya gelmişlerdir. Bu sınırın her iki yakasında kalan topraklar bu süper güçler arasında çekişme konusu, sürekli olarak savaş ve sefer alanı olmuştur. Sasani İmparatorluğu nun kurulması ve varlığını yaklaşık 400 yıl kadar sürdürmesi Romalıları askeri, idari, sosyal ve kültürel alanlarda tümüyle etkisi altına almıştır. Bu bildiri, M.S yılları arası Anadolu da cereyan eden Roma-Sasani ihtilaflarını, Sasanilerin Doğu Akdeniz politikasını ve bu ideolojinin Roma dünyasında meydana getirdiği sarsıntıyı göz önüne alarak incelemeyi amaçlamaktadır. Öncelikle Anadolu nun Geç Roma Tarihi nde kilit bir noktada bulunması nedeniyle konunun önemi ve konu hakkında yapılmış olan çalışmalar değerlendirilecek ardında Sasani İmparatorluğu nun fetih politikası irdelenerek söz konusu akınlar kronolojik bir çerçevede sunulacak, özellikle Anadolu Akdenizi kentlerine etkisi üzerinde durulacaktır. 37
38 Sonuç olarak Antik Çağ ın en büyük iki gücünden birisi olan Sasani İmparatorluğu nun fetih ve yayılma politikasının Doğu Akdeniz kentleri üzerindeki sosyal, kültürel ve dini etkisine dikkat çekilerek kaynaklarının çoğunu doğu sınırını savunmak için seferber eden Roma İmparatorluğu nun gerileyişine ve çöküşüne tanıklık edilerek imparatorluğun ikiye ayrılmasının nedenleri üzerinde çıkarımlarda bulunulacaktır. Emine Bilgiç Kavak Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 38
39 Sevingül Bilgin Perge de Bulunmuş Geç Roma Dönemi Damgalı Unguentariumları İlk kez M.Ö. 3. yy. da ortaya çıkan unguentariumlar, başta Doğu Akdeniz olmak üzere tüm Akdeniz havzasına yayılarak M.S. 7. yy. ın sonlarına dek kullanımda kalmıştır. Erken dönemde özellikle mezarlarda rastlanan bu kaplar, yüzyıllar içinde form ve işlev açısından değişime uğramıştır. Unguentariumlar, gerek Antik Çağ ticaretindeki yeri gerekse dönem insanının ölü gömme gelenekleri ile ibadet biçimlerini yansıtması açısından arkeoloji biliminin çok yönlülüğü ile örtüşmektedir. Bu bildirinin konusunu ise unguentariumların M.S. 5. ve 7. yy. lar arasındaki özel bir tipi oluşturmaktadır. Bildiriye kaynaklık eden tezin öncelikli amacı, sadece M.S. 5. ve 7. yy. lar arasında görülen damgalı unguentariumların hangi amaçlara yönelik olarak kullanıldıklarını ve kapların üzerinde görülen damgaların ne ifade ettiğini saptamaktır. Ayrıca, bu kapların üretim yeri/yerleri konusundaki görüşler incelenerek Pamphylia Bölgesi başta olmak üzere Anadolu da yerel üretimin varlığı araştırılmış, böylece olası bir ticaret ağının tespiti amaçlanmıştır. Bu bağlamda ilk olarak kaplar üzerindeki damgalar incelenmiş, bunların içerdiği yazı ve tasvirlerin benzerleri, Geç Roma- Erken Bizans dönemlerinde üretilen kurşun mühürler ile diğer küçük buluntuların üzerinde aranmıştır. Perge kentinin yanı sıra, Akdeniz havzasında damgalı unguentariumların görüldüğü yerleşmelerdeki buluntular da değerlendirmeye alınmıştır. Böylece Perge özelinde damga biçimlerinin dairesel, kare, dikdörtgen ve üçgen olabildiği; bunların içinde ise monogram, figür ve yazıt gibi çeşitlemelerin bulunduğu saptanmıştır. Bahsedilen tüm tipler için yorumlar sunulmuş, bazı örnekler ise ilk kez literatüre alınmıştır. 39
40 Bildirinin ana hatlarını sırasıyla söz konusu formun tarihsel süreci, damga tipolojisi ve yayılım alanları oluşturacak, Perge nin bu dağılımdaki yeri ve önemi tartışılacaktır. Perge içindeki buluntu alanları ve 1970 lerden günümüze kabul gören yayılım haritasına, Akdeniz in kıyıları başta olmak üzere yeni kazılar ışığında yapılan eklemeler sayesinde kullanım alanı kesin saptanamamış olan bu kapların işlevine ilişkin teoriler sunulmaya çalışılacaktır. Sevingül Bilgin Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Gülümbe Kampüsü Gülümbe - Bilecik [email protected] 40
41 Hande Bulut Karain, Suluin ve Öküzini Mağaraları Kemik Alet İşçiliğinde Tekno-Tipolojik Özellikler ve Karşılaştırmalı Değerlendirmeler İnsan elinden çıkan ilk aletlerin günümüze ulaşma olasılığı çok az olan, kolay şekillendirilebilecek ve doğadan kolaylıkla elde edilebilecek organik malzemeden yapıldığı, dolayısıyla zaman içinde çürüyerek yok olduğu günümüzde kabul görmektedir. Buna ek olarak selektif kazı yöntemleri benimsenerek kazılan merkezler, ne yazık ki kullanılan endüstri ve teknik özellikler hakkında doğru ve yeterli bilgi verememektedir. Özellikle kemik aletler, bu anlamda göz ardı edilmiş ve kemik alet teknolojisine ilişkin bir ilerleme kaydedilememiştir. Batı Toroslar da yer alan ve Katran Dağı na lokalize edilmiş olan Karain, Suluin ve Öküzini mağaralarında yapılmış olan kazılar sonucunda ele geçen kemik aletlerin incelenmesi, tekno-tipolojik sınıflandırmalarının ve değerlendirmelerinin yapılması kaçınılmaz bir zorunluluk halini almıştır. Karain, Suluin ve Öküzini mağaraları arasındaki benzerlik, farklılık ve bağlantıların ortaya konulması, Prehistorik Dönem de söz konusu bölgenin kültürel gelişimini ortaya koymak açısından da son derece önem taşımaktadır. Bu veriler, Batı Toroslar a özgü bir kemik alet üretim veya kullanım geleneğinin de varlığını gözler önüne sermektedir. Gerek dönemsel bağlantı ve ilişkiler gerek kullanılan teknikler gerekse yapılan tipolojik sınıflandırmalar, Anadolu nun güney kesimlerinin kemik alet endüstrisi için son derece önemli veriler ortaya koymuştur. Karain, Suluin ve Öküzini mağara kazılarından ele geçen kemik aletlerin tanımlamaları, tipolojik sınıflandırmaları, hayvan ve kemik tür tayinleri, üretim teknikleri gibi konular Anadolu nun özellikle Pamphylia Bölgesi nin Prehistorik Dönem kemik endüstrisini gün ışığına çıkaracaktır. 41
42 Prehistorik insanın verdiği yaşam mücadelesi, sahip olduğu kaynaklar ve yaşadığı çevrenin bir resminin çizilebilmesi için tek tip bir arkeolojik verinin temel alınması yeterli olmayacaktır. Bunun için yontmataş, kemik alet, fauna, seramik, mimari kalıntı ya da ölü gömme gibi verilerin başlı başına değerlendirilmesi eksiklik yaratacağı gibi yanıltıcı da olacaktır. Tek veri kaynağı ile sonuca ulaşmaya çalışmak yerine geniş tabanlı bir sistem oluşturmaya çalışmak daha akılcı bir yaklaşımdır. Aksi halde durum, arkeolojik buluntuların arkeolojik olmayan verilere dayandırılarak açıklanmasından ileri gidemeyecektir. Bu nedenledir ki bugüne kadar genellikle göz ardı edilmiş olan kemik alet endüstrisine gereken önem verilmeli ve bir topluluğu anlamlandırmada başvurulacak en temel unsurlardan biri olduğu kabul edilmelidir. Karain, Suluin ve Öküzini mağaraları, gerek dönemsel olarak gerek stratigrafik olarak tatmin edici sonuçlar ortaya koyan sistemli kazıların yürütüldüğü mağaralardır. Suluin Mağarası ve Öküzini Mağarası stratigrafik yapılaşması bakımından tek bir dönem ile temsil edilirken Karain Mağarası dolguları Pleistosen ve Holosen serilerden oluşmaktadır. Holosen Dönem yine kendi içerisinde çok sayıdaki çağı içinde barındıran bir stratigrafik yapı sergilemektedir. Böylelikle tamamı stratigrafiye bağlı olan söz konusu arkeolojik materyal, Batı Toroslar kemik alet endüstrisi konusunda biz bilim insanları için bir tür cevap anahtarı niteliği taşımaktadır. Hande Bulut Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Tarih Öncesi Arkeolojisi Anabilim Dalı Sıhhiye - Ankara [email protected] 42
43 Serap Bülbül Kanbur Bademağacı Kazılarında Bulunmuş Olan İlk Tunç Çağı Çanak Çömleği Üzerine Bir Araştırma Bademağacı Höyüğü, kuzey-güney yönündeki uzun çapı 210 m., doğu-batı yönündeki kısa çapı da 110 m. kadar olan, oval biçimli bir tepedir. Yerleşmede Erken Neolitik, Erken Kalkolitik, Geç Kalkolitik, İlk Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı na ait kültür tabakaları görülmektedir. Ayrıca höyüğün tepesinde Erken Hıristiyanlık Dönemi ne ait küçük bir de kilise bulunmaktadır. Bademağacı kazıları yılları arasında, Prof. Dr. R. Duru başkanlığında, Prof. Dr. G. Umurtak ile birlikte yönetilmiştir. Höyükte gerçekleştirilen kazılar sonucunda, Neolitik Dönem yapılarının hemen üzerine kurulmuş, İlk Tunç Çağı II dönemine ait yerleşme ele geçirilmiştir. İlk Tunç Çağı II boyunca höyükte oturan topluluklar, deprem, yangın, savaş vb. olası nedenlerle en az üç kez yıkılan evlerini ve kasabalarını yeniden inşa etmek durumunda kalmışlardır. İlk Tunç Çağı II dönemine ait 200x100 m. boyutlarındaki yerleşmenin, üç giriş kapısı, dış çizgisinde taş döşeli bir yamaç ve ona bitişik 54 megarondan oluşan bir dizi ile orta kesimde özel nitelikli yapılar (17 odalı Saray ve Depo binaları) ortaya çıkartılmıştır. Söz konusu yerleşmede ele geçen ve İlk Tunç Çağı na tarihlenen çanak çömlek tarafımdan doktora tezi olarak Prof. Dr. G. Umurtak ın danışmanlığında çalışılmaktadır. Malzeme ilk aşamada 8 adet mal grubuna ayrılmıştır. Bu ayrımda, hamur ve yüzey işlemlerine göre bir değerlendirme yapılmış ve gruplar Mal 1, Mal 2... şeklinde isimlendirilmiştir. 43
44 Daha sonraki aşamada her mal grubunu oluşturan çanak çömlek, tiplerine göre sınıflandırılarak değerlendirilecektir. Ayrıca, malzemenin önce bölgedeki komşu merkezlerde ele geçen çağdaş çanak çömlek grupları ile karşılaştırmaları yapılmakta, daha sonra Batı Anadolu, giderek Ege Dünyası ve Orta Anadolu İlk Tunç Çağı çanak çömleği içindeki yeri; bölgelerarası karşılıklı ilişkilerin çanak çömlek üretimine etkileri gibi konular da bu çalışma kapsamında irdelenmektedir. Serap Bülbül Kanbur İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Bölümü Ordu Cad. No: 196 Beyazıt - İstanbul [email protected] 44
45 Emanuele Casagrande Cicci Computational Methods in Archaeology: Reconstructing the Past. The Case of the so-called Little Baths of Elaiussa Sebaste (Cilicia Tracheia) The aim of the present paper is to present the preliminary results coming from the excavation of a new bath building, the so-called Little Baths, located within the ancient city of Elaiussa Sebaste (Cilicia Tracheia). The complex has been investigated using two different approaches. The first, more traditional, approach is based on the analysis of the stratigraphic sequence and the study of the materials coming from the excavation. The second one used computational archaeology with GIS technology, the most recent 3D modelling and rendering software. The use of new technologies for archaeological tasks has been pursued in recent decades because of the search for low-budget methods for effective research. Pioneering studies with a reconstructive approach will be taken into account in order to establish new investigation perspectives for one of the most neglected regions of the Roman Empire. The ongoing excavation activities of the complex, started in 2012 by archaeologists of Sapienza University of Rome, allowed cleaning and better understanding of the layout and general plan of the building. This primary information allowed the possibility to create a general 3D model of the complex and dedicated meshes of the most significant rooms and elements of the building. This particular study was made possible using photogrammetric software that allowed us to collect several and specific data. Together with a thorough presentation of the architecture, layout, and chronology of the building, this paper displays the steps and the methodology used for the elaboration of the 3D models, and 45
46 the subsequent inquiry of measurements, volumes and areas of the constitutive elements. The last part of the research will export the textured 3D models and their insertion into gaming software, allowing for the fruition and the presentation of the results to the scientific community, as well as for touristic purposes. Dr. Emanuele Casagrande Cicci Sapienza University of Rome Via val di Chienti 79, Rome - Italy [email protected] 46
47 Aylin Çakır Alanya - Kadıpaşa Roma Dönemi Kase ve Tabakları Alanya Müzesi tarafından yılları arasında Kadıpaşa Mahallesi nde yapılan kurtarma kazılarında mimari kalıntılara, mozaik döşemelere, sikkelere ve çok sayıda seramiklere rastlanmıştır. Açığa çıkarılan bu kalıntı ve buluntular, buradaki yerleşimin özellikle Geç Roma Dönemi nde yoğun iskan gördüğünü göstermektedir. Korakesion (Alanya) antik kenti içerisinde mi yoksa Korakesion a bağlı küçük çaplı bir yerleşim mi olduğu henüz bilinmeyen bu alanda ele geçen çok sayıda eser, bölgenin ticari potansiyeli, üretim ve geçim kaynakları, sanatı vb. hakkında detaylı bilgi verebilecek niteliktedir. Kurtarma kazılarınde ele geçen bulgular arasında en yoğun ve nitelikli grubu seramikler oluşturur. Müze deposunda korunan 81 kasa seramik, halen tarafımızca sürdürülmekte olan yüksek lisans tezi kapsamında değerlendirilmektedir. Tamamına yakını kırık parçalar halinde ele geçen bu seramikler, ilk etapta formlarına göre gruplandırılmıştır. Bu form grupları arasında, amphoralar, kaseler ve tabaklar en yoğun ve en nitelikli grubu oluşturur. Burada ele alınan kaseler ve tabaklar genellikle kırmızı renkli hamura sahiptir ve astar rengi hamur rengine oldukça yakındır. Bölgenin diğer yakın merkezlerinin seramiklerine form ve hamur rengi açısından benzerlik gösteren Kadıpaşa seramikleri, genellikle Kıbrıs sigillatalarına benzemektedir. Katkı maddesi olarak ince kum, mika ve taşçıkları barındırmaktadır. Formlar genellikle bezemesizdir. Ancak kazıma çizgilerle yapılmış yivlere veya çiçek rozetlere de rastlamak mümkündür. 47
48 Kadıpaşa kase ve tabak formlu seramikleri, bu çalışma kapsamında teknik ve stilistik değerlendirmeye tabi tutularak bunların içindeki yerel üretimler ve ithal formlar ayırt edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda, formlara yönelik istatistiksel değerlendirmeyle hangi bölgelerle yakın ilişki ve ticaret ağı içerisinde bulunduğu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Seramiklerin tarihini belirlemeye yönelik çalışmalar ise yerleşim ve üretim yoğunluğunun hangi dönemlerde arttığını göstermiştir. Seramikler incelenirken analoji için başta yakın bölgeden ele geçenler olmak üzere, Kadıpaşa seramikleriyle benzer unsurlar içeren başka merkezlerin buluntuları da değerlendirme kapsamı içinde tutulmuştur. Büyük çoğunluğunun Geç Roma Dönemi ne ait olduğu formlar içerisinde Erken Bizans Dönemi ne tarihlenebilen formlar da mevcuttur. Aylin Çakır Atatürk Üniversitesi SBE Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Erzurum 48
49 İpek Dağlı Perge deki Hellenistik ve Roma Dönemi Kültleri Bu bildiri Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünde halen sürdürülmekte olan doktora tezinin bir bölümü olup Pamphylia Bölgesi nin önemli kentlerinden biri olan Perge deki Hellenistik ve Roma dönemi kültlerine dair bazı öne çıkan noktaların tartışılmasını hedeflenmektedir. Kent denizden içeride olmasına rağmen, doğusunda yer alan Kestros Nehri sayesinde deniz ile bağlantısını sürdürmüştür. Böylelikle denizden gelebilecek tehlikelerden uzak kalırken bir liman kenti karakteri de kazanmıştır. Arkaik ve Klasik dönem yerleşim izleri daha çok kentin ilk kurulduğu yer olan Akropolis tepesinde görülmektedir. Hellenistik ve özellikle Roma Dönemi nde Akropolis aşağısındaki ovaya yayılmıştır. Perge de uzun yıllar boyunca sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılmış, hem akropolis hem de aşağı şehirdeki kült uygulamaları hakkında bilgi veren arkeolojik (mimari kalıntılar, heykeltıraşlık buluntuları, mezarlar, sikkeler ve keramikler) epigrafik veriler ve antik kaynaklar incelenecektir. Kentte Hellenistik ve Roma dönemi boyunca tapım gören tanrı ve tanrıçalara, bu tanrı/ tanrıçaların niteliklerine, zaman içinde kült uygulamalarında görülen değişikliklere, yerel ile dışarıdan gelen kültler ile İmparator Kültü ne dair ön sonuçlar bu bildiri kapsamında değerlendirilecektir. İpek Dağlı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ordu Cad. No: Beyazıt - İstanbul [email protected] 49
50 Fatma Dede Pisidia Antiokheia Bizans Nekropolü 2008 yılından beri yapılan araştırma ve kazı çalışmalarında kent territoryumu içerisinde tespit edilen dört farklı nekropol bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Nekropol alanları günümüzde Nohutlu Baba, Düzkır Mevkisi, Kızılca Mahallesi ve Görgü Bayram Mahallesi nde yer almaktadır. Bu nekropollerin içerisinde Roma ve Bizans dönemine ait mezar mimarisine rastlanılmıştır. Kentin 900 m. batısında, günümüzde Görgü Bayram Mahallesi nde yer alan kısmında 2013/2014 yılında çalışmalar yapılmıştır. Nekropol alanında ki çalışmalar sonucunda 4 farklı tipte mezar mimarisi ortaya çıkarılmıştır. Üzeri bir tür kayaç taşı olan şist plakalar ile örtülmüş basit toprağa gömü, devşirme kireç taşı malzeme kullanılarak yapılan lahit mezar, yan destek duvarları tuğla ile örülü basit tekne tipli mezar ve ahşap sanduka ile gömü yapılan mezarlar olarak belirlenmiştir. Kazısı tamamlanan mezarların çok azında buluntu ele geçmiştir. Ele geçen mezar hediyelerinin niteliğini pişmiş toprak malzemeden tam kâse, unguanterium, kadeh, işlenmiş kemikten krem kabı, bronz küpeler, sikkeler ve tıp aleti oluşturmaktadır. Mezar hediyeleri yoğunlukla defin esnasında baş çevresine bırakılmıştır. Mezar hediyelerinin ışığında en erken 5. yy. a ve mezarların çoğunda buluntu olmaması nedeniyle mezar tipolojisine göre en geç 11. yy. a tarihlendirilmektedir. Fatma Dede Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Çünür - Isparta [email protected] 50
51 Ebru Dikmen İmparator Diocletianus Tavan Fiyatlar Fermanındaki Laodikeia Tekstilleri ile Hierapolis ve Antalya Müzesi ndeki Yontuların Giysileri Üzerine Görsel Bir Değerlendirme Antik Dönem de Lykos Vadisi kentleri ürettikleri tekstil ürünleri ile ün kazanır. Özellikle Laodikeia, imal ettiği yünlü dokumaları sayesinde zenginleşir ve büyür. Burada dokunan yünlü kumaşlar, Roma dahil Akdeniz Havzası nın büyük bölümüne ihraç edilir ve dönemin marka tekstilleri olur. M.S. 301 e tarihlenen İmparator Diocletianus un Tavan Fiyatlar Fermanı, döneminde Roma nın sosyo-ekonomik yapısı hakkında fikirler verdiği gibi o süreçte üretilen ve ticareti yapılan ürünler konusunda ayrıntılı bilgi verir. Ekonominin kötüye gidişiyle ilgili önlem almak amacıyla çıkarılan fermanda, işgücü, gıda, hayvancılık, askeri malzeme, ulaşım ve giyim-kuşam gibi kalemlerde verilmesi gereken en yüksek fiyatlar belirtilir. Giyimkuşam bölümünde, tunik, manto, pelerin gibi bir çok giysi türünün ücretlendirildiği bu listede Laodikeia dan başlıklı manto fiyatı diğerlerine göre belirgin bir şekilde pahalıdır. Bu da Laodikeia da üretilen yünün kalitesinin ve bu yünlü kumaştan dikilen giysilerin dönemin marka tekstilleri olduğunun önemli bir göstergesidir. Günümüzde bölge ve çevresinin tekstil üretiminde önemli bir yere sahip olması da süregelen bir dokumacılık kültürünün olduğuna işarettir. Bölgedeki kazı çalışmalarında elde edilen heykel ve kabartma buluntularının bir kısmı Hierapolis Müzesi nde teşhir edilmektedir. Buluntuların üzerindeki giysi kullanım biçim tasvirleri, fermanda bahsi geçen giyim-kuşam ve tekstiller açısından görsel olarak önemli veri kaynaklarıdır. Ayrıca Antalya Müzesi ndeki Perge 51
52 Kazısı nda ele geçen yontuları giysi kullanım biçimleri açısından incelenir ve çalışmayı destekler bağlantılar kurulur. Dönemin yontuculuğuna ve yontma stillerine örnekler teşkil eden bu heykellerdeki giysilerde kullanılan kumaş kalitelerinin tasvirlerini yorumlamak; yakın tarihe kadar yaygın olan el dokumacılığıyla üretilen tekstiller ile karşılaştırmalar yapmak gereklidir. Ayrıca 2014 yılı yazında Laodikeia da ele geçen tekstil buluntunun tasarım açısından görsel ve yapısal analizlerinin çalışılması ile elde edilen öngörü ve çözümlemeler, günümüzde bölgede ve güneyi Akdeniz de üretilen, pazarlarda ticareti yapılan tekstillerle somut bir bağlantı kurarak çalışmayı güçlendirir. Böylelikle bildiri kapsamında seçilip incelenen, özellikle Hierapolis ve Antalya Müzesi ndeki dokuma tanrıçası Athena nın yontularındaki giysi biçimlerinin yorumlanması ve karşılaştırılması önemli veriler sağlar. Giysiler birebir ölçülerde artistik ve teknik olarak çizilir, kalıpları hazırlanır, ilgili tekstil buluntusu yeniden üretilerek, deneysel bir çalışmaya gidilmesi hedeflenir. Bu, arkeoloji bilim dalı ile tekstil tasarımı alanında önemli bir işbirliği yapılmasını sağlar. Organik yapısı nedeniyle günümüze ulaşması ve korunması güç olan arkeolojik tekstillerin, bu tip çalışma yöntemleriyle gündeme getirilmesi ve tekstil tasarımı boyutuyla da ele alınması, Anadolu Akdenizi nin tekstil kültürüne ve tarihine doğrudan katkı sağlar. Ebru Dikmen Akdeniz Üniversitesi Serik Gülsüm Süleyman MYO Merkez Mah Sok. No: 2 Serik - Antalya [email protected] 52
53 Yadigar Doğan Dynastik Lykia: Sikkeler Işığında İdari Örgütlenme ve Tarihi Coğrafya Lykia, M.Ö. 540 yılında Harpagos un bölgeyi işgali ile birlikte Pers hâkimiyeti altına girmiştir. Bölgedeki sikke darbının başlamasının ise, bu tarihten kısa bir süre sonra, Pers kralı I. Dareios un yeni bir düzenleme ile hâkimiyeti altındaki tüm ülkeyi 20 satraplığa ayırarak vergilendirmesiyle başlamış olduğu düşünülmektedir. Lykia nın bu yeni sistemde birinci satraplık dâhilinde beraber yıllık 400 talanta vergi ödemekle yükümlü olduğu bilinmektedir. Lykia nın bu tarih itibari ile başladığı sikke basımına Karia egemenliğine dâhil edildiği M.Ö. 360 yılına kadar devam ettiği görülmektedir. Klasik Dönem de Lykia nın idari yapısının modern literatür tarafından dynastik olarak adlandırılan beylik sistemi olduğu görülmektedir. Bu sisteme göre, beyler müstahkem kale yerleşimlerinde oturmakta ve çevrelerindeki bölgeye hükmetmekteydiler. Klasik Dönem boyunca Lykia sikkelerindeki lejantlardan bölgede 40 a yakın dynast ve 20 kadar ise yerleşim yeri olduğu tespit edilmiştir. Ancak söz konusu sikke lejantlarından bilinen beylerin hangi kentlerde hâkimiyet kurduğu çoğunlukla bilinmemektedir. Yine aynı şekilde lejantlar ile tespit edilen sikke basım merkezlerinin hangi dynastlar tarafından yönetildiği tam olarak çözülememiştir. Bu gibi sorunların yanı sıra, bölgede Batı ve Orta Doğu Lykia da, ağır ve hafif olmak üzere iki farklı standartta sikke basımı daha önceden tespit edilmiş olmasına rağmen, bu ayrımın bölgedeki iki farklı politik veya ekonomik bir organizasyona işaret edip etmediği sorunu hala devam etmektedir. 53
54 Bununla birlikte sikkeler üzerinde çizgisel ve motifsel semboller bulunduğu görülmektedir. Bu sembollerin belirli hanedanları sembolize ettiği açıktır, fakat hangi sembolün hangi hanedana ait olduğu hususları bugün itibari ile çözüme kavuşmamış gözükmektedir. Bu çalışmada, yayınlanmış kataloglar aracılığı ile tüm Klasik Dönem Lykia sikkeleri listelenerek basılan sikkelerde görülen dynast ve kent isimleri belirlenmekte ve bu isimler modern literatür ve epigrafik veriler de incelenerek detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca tespit edilen dynast ve kent darpları üzerinde görülen motifler ve semboller tablolara dökülerek, dynastlar ve kentler arasındaki politik bağlantılar tespit edilmeye çalışılmaktadır. Yadigar Doğan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 54
55 Filiz Dolğun Amik Ovası Erken Tunç Çağı Kültürel Yapısı Amik Ovası nda ilk arkeolojik araştırmalar R. J. Braidwood başkanlığında yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar sırasında 200 e yakın höyük tespit edilmiş, Amik Ovası höyüklerinde yerleşimin Neolitik Dönem den İslami Dönem e kadar aralıksız devam ettiği belirlenerek ovanın kronolojisi ana hatlarıyla ortaya çıkarılmıştır. R. J. Braidwood belirlenen bu höyükler içinde yaptığı kazılarda Erken Tunç Çağ tabakaları kazılmış olanlar, Çatal Höyük, Tell Ta yinat, Tell Cüdeyde ve Tell Dhahab dır. Sir L. Woolley Amik Ovası ndaki diğer höyüklerde de kazı yaparak kronolojik süreci tamamlamaya çalışmıştır. Bunların içinde Tabara El-Akrad Höyüğü nde yılları arasında yaptığı kazılarda Erken Tunç Çağı süresince aralıksız yerleşildiğini tespit etmiştir. A. Yener başkanlığında 1995 yılından beri yapılan çalışmalarda höyük sayısının 400 kadar olduğu belirlenmiştir. Amik Ovası nın Erken Tunç Çağı tabakalarındaki mimari doku ve genel özellikler, ölü gömme gelenekleri, seramik grupları, metal, kemik ve taş buluntular, pişmiş toprak ve metal figürünler, mühürler gibi bulgular ışığında dönemin kültürel yapısının araştırılması ve bu kültürlerin Önasya arkeolojisi ve kültürel yapısı içindeki yerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Filiz Dolğun Mustafa Kemal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Tayfur Sökmen Kampüsü Alahan Antakya - Hatay [email protected] 55
56 Aytaç Dönmez Yeni Bulgular Işığında Ksanthos Kenti Batı Agorası Ksanthos da tanımlanmış üç agora yapısından biri olan Batı Agora, kentin batısında, güneyindeki Likya Akropolü ile kuzeyindeki Roma Akropolü nün arasında kalan alanda tiyatro ve dikme mezarlar ile birlikte konumlanan önemli anıtsal mimari yapılardan biridir. Yapı ve çevresinde ilk defa 1950 lerde başlayan araştırmalar aralıklı olarak sürdürülmüş, 2011 yılında tekrar başlatılan çalışmalar yapının mimarisi ve kullanım evreleri hakkında önemli veriler sunmuştur. Dikdörtgen formu ile Geç Hellenistik Dönem de hippodamik kent planlamacılığının uygulandığı Batı Anadolu kentlerinde ortaya çıkan İyon Agorası nın tipik özelliklerini taşıyan yapının dört tarafı portiklerle çevrilidir. Arkeolojik ve epigrafik veriler doğrultusunda ilk inşasının İ.S yılları arasında gerçekleşmiş olduğu tespit edilen yapıda farklı dönemlere ait mimari düzenlemeler gözlemlenmektedir. Roma Dönemi nde politik ve kültürel işleve sahip Batı Agora, bu yapısını kültürel değerler farklılaşmış olsa da Erken Bizans Dönemi ne kadar korumuştur. Bu dönemde daha çok dini ve ticari bir mekan olarak kullanılan agorada, birisi agora meydanında olmak üzere toplamda iki kilise ve bir küçük şapel eklenmiş, Orta Bizans Dönemi nde dini işlevini de yitiren yapı İ.S. 11. yy. da terk edilmiştir. Aytaç Dönmez Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 56
57 Günay Dönmez Amphorae Found during the Underwater Research in Alanya Gazipaşa, 2014 Amphorae are defined as large ceramic containers with numerous characteristic shapes and varying sizes. They have a wide range of usage in transporting mostly liquids. Amphorae have been used in commerce of the Mediterranean Sea since the Bronze Age and are one of the most valuable components of sea trade. Our study includes the amphorae discovered in the region of Alanya Gazipaşa in the Antalya Archaeological Underwater Research in 2014: the places they have been found and the possible wreckages around them. The typology (production places and classification) and the dating of the amphorae, detailed drawings and in situ photographs of the examples discovered are presented. Günay Dönmez Selçuk Üniversitesi Sualtı Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Akdeniz Cad. No: 25 Kemer - Antalya [email protected] 57
58 Çağrı Durmuş Kültürel Bir Mekân Olarak Tiyatro Anadolu coğrafyası özellikle Akdeniz Bölgesi ndeki zengin tiyatro kültürüyle Antik Dönem den itibaren kendisine köklü bir yer edinmiştir. Bu tiyatro kültürü mimari yansımalarıyla, günümüze dek Akdeniz in yaşayan sanat ruhunun birer sonucu olmuşlardır. Bu çalışma Akdeniz özelinden dünyaya açılan evrensel tiyatro anlayışının kültürel etkileşimlerini ve bölge insanlarına yansıyan somut olmayan kültürel mirası tarih, din, politika ve mimari altyapıdan sosyolojiye ulaşan geniş bir çerçeve ile sunmayı hedeflemektedir. Aspendos tan Antalya Altın Portakal Film Festivali ne kadar kesintisiz bir sahne sanatları kültürüne sahip Anadolu Akdeniz i Dünya nın başka bir köşesindeki tiyatro imgesi bakımından günümüzde nasıl bir konumda bulunmaktadır ve gelecekte bu kültür kendisini nasıl sunacaktır? sorularının da yanıtı aranacağı bu çalışma kapsamında tiyatro özelinde coğrafi farklılıkların benzer sahne kültürü oluşumları örnekleriyle anlatılacaktır. Bu bağlamda kültürel altyapının varsa inanç etkileriyle bir mekan tümlemesi dolayısıyla da taklit etme sanatının düşünsel gücü ve yönlendirmelerinin hangi boyutlara ulaşabileceği tarihten günümüze ve hatta geleceğe vereceği yön irdelenecektir. Çağrı Durmuş Çamlaraltı Mah Sok. No: 23/B Kınıklı - Denizli [email protected] 58
59 Mevlüt Eliüşük Kilikya Bölgesi Roma Dönemi Baldaken Tipli Mezar Anıtları Baldaken, temelde korkuluk ya da gölgelik olarak kullanılmış ve birçok kültürde kutsal kabul edilmiştir. İlk örnekleri M.Ö de Mısırda görülen baldaken; tanrı, tanrı-kral ve ölü gömme gelenekleri içerisinde kendine yer bulmuştur. Yine Ön Asya Uygarlıkları, Pers ve Yunan kültürlerinde benzer şekilde kullanım görmüş ve kutsal kabul edilmiştir. Bu tip, mezar mimarisine özellikle Roma Dönemi nde geçmiştir. Çok yaygın kullanımı olmamakla birlikte, dikkat çekici bir mezar grubu olarak karşımıza çıkmıştır. Kilikya Bölgesi ndeki mezar yapıları, farklı tiplerde ve kısmen iyi korunmuş oldukları için, araştırmacıların hep ilgisini çeken konulardan biri olmuştur. Ancak, bugüne kadar yapılan çalışmalarda kısmen ilgilenilen bir mezar grubu daha bulunmaktadır. Bunlar, yüksek bir podyum üzerinde, podyumu bazen mezar odası olarak kullanılmış, podyumun üzerinde ise üç ya da dört cephesi açık, üst örtüsü piramidal, kubbe ya da düz olan baldaken tipli mezar anıtlarıdır. Kilikya Bölgesi ndeki baldaken tipli mezar anıtları, nekropol alanları içerisinde inşa edilmiştir. Bölgede, bu mezar grubu içerisinde değerlendirebildiğimiz Anemurium da iki, Kelenderis te bir ve Elaiussa Sebaste de bir adet olmak üzere, dört örnek bulunmaktadır. Elaiussa Sebaste örneğinin sadece podyum seviyesine kadar olan bölümünden yola çıkarak Machatschek tarafından bir rekonstrüksiyonu yapılmıştır. Ancak, Machatschek in üzerinde çalıştığı podyum bölümü günümüze ulaşmamıştır. Diğer üç örnek ise günümüze kısmen sağlam ulaşmıştır. Kelenderis örneği kentte çok iyi bilinen, Dörtayak adıyla da anılan anıt mezardır. 59
60 Düzgün kesme taş kullanılarak inşa edilen anıt M.S. 2. yy. ın sonu ve 3. yy. ın başlarına tarihlendirilmektedir. Anemurium örnekleri ise, moloz taş kullanılarak inşa edilmiş olmakla birlikte, mezarlar yine M.S. 3. yy. da kullanım görmüştür. Baldaken tipli mezarların yakın benzerleri Karya, Kommagene ve Suriye bölgelerinde görülmektedir. Kilikya Bölgesi nin zengin mezar mimarisi içerisinde yer alan ve bugüne kadar çok değinilmeyen bu tipin incelenmesi, bölgenin ölü gömme geleneği ve mezar tipolojisi bakımından oldukça önemli sonuçlar ortaya koymuştur. Mevlüt Eliüşük Batman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Kampüs - Batman [email protected] 60
61 Fatih Erhan Kent Sikkeleri Işığında Antik Çağ Kilikia sında İnanç Evrimi Antik Çağ da Kilikia Bölgesi nde (M.Ö. yak. 450 ile M.S. yak. 260) 48 kent tarafından bağımsız ve yarı bağımsız olarak sikke basmıştır. Bunlardan 17 tanesi Kilikia Pedias, 31 tanesi Kilikia Trakheia da yer alır. Her ne kadar Kilikia kent sikkeleri hakkında sayısız kitap, katalog, makale yayımlanmış olsa da, günümüze kadar dinsel tasvirlerin bütününü sistematik bir şekilde inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Buradan yola çıkarak, çalışmada, herhangi bir alan, zaman ve kent sınırlaması olmaksızın, Kilikia kent sikkeleri kronolojik ve ikonografik olarak incelenmiştir. Buna göre, Antik Çağ Kilikia sının ağırlıklı olarak M.Ö yy. larda Yunan, Pers ve Mezopotamya; M.Ö yy. larda Yunan ve M.S yy. larda Yunan-Roma kültürleri etkisi altında olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışında Anadolu, Doğu Akdeniz ve yerel kültürler daha az etkili olarak karşımıza çıkmaktadır. Sikke tiplerinde görülen çeşitlilikten dolayı, Kilikia Pedias ın, Trakheia ya göre daha çok sayıda kültürün etkisi altında kaldığı tespit edilmiştir. Dr. Fatih Erhan Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Balcalı Kampüsü Sarıçam - Adana [email protected] 61
62 Ebru Fatma Fındık Aziz Nikolaos Kilisesi Kazıları: Ortaçağ Seramikleri Bu bildiride yılları arasında Myra Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında bulunan Ortaçağ sırlı seramikleri tanıtılacaktır. Sırlı seramikler kilisenin dini ve sivil işlevli olduğu düşünülen ek yapıları ile onları çevreleyen alanlarda ortaya çıkarılmıştır yılında tamamlanan doktora çalışmamızda seramikler ait oldukları kültür çevresi, üzerlerindeki bezeme tekniği ve formlarına göre gruplandırılmıştır. Bildirimizde sırlı seramik grupları tanıtılacak; köken ve kronolojileri ile gerçekleştirilen analiz sonuçları tartışılacak; kilisenin ve Myra nın tarihi ile seramik araştırmalarına yeni sonuçlar sunulacaktır. İncelenen seramiklerin büyük bir bölümünü Bizans İmparatorluğu sınırları içinde üretilmiş olduğu düşünülen sırlı seramikler oluşturur. Bizans sırlı seramikleri Orta ve Geç Bizans sırlı seramikleri olarak iki grupta incelenmiştir. Bununla birlikte Haçlı ve İslam yerleşimleri ile Kıbrıs tan ithal olduğu düşünülen sırlı seramik mal grupları da değerlendirilmiştir. Kilisede bulunan Ortaçağ seramikleri yy. lar arasına tarihlenirken, buluntuların büyük bir çoğunluğunu 11. yy. ın ikinci çeyreği ile yy. lara ait Bizans malları oluşturur. Sırlı seramikler, Ortaçağ da belli yüzyıllar arasında kilisede kullanılan kap türleri ve tipleri konusunda bilgiler verir. Ayrıca bu yüzyıllarda kentin kurmuş olduğu ticari, ekonomik ve kültürel ilişkilerin saptanmasında belirleyici rol oynayarak, kilisenin ve yerleşimin tarihinin aydınlatılmasına katkıda bulunur. Yrd. Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık Mustafa Kemal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Antakya - Hatay [email protected] 62
63 Beatrice Fochetti The Evolution and Use of the Doric Order in Lycia et Pamphylia during the Roman Period The aim of this paper is to investigate the evolution of the formal characteristics of the Doric order in the Province of Lycia et Pamphylia during the Imperial time, from the late 1st century B.C. to the 2nd century A.D. This topic has not been hitherto adequately explored in Asia Minor. The paper will focus on the most important published monuments, with particular regard to the evidence dated on an epigraphic basis, providing a formal analysis of the architectural elements realized in Doric order as well as the urban contextualization of these monuments. The principal aim of this work is a thorough and diachronic reexamination of the characteristics of the Doric Order in the main monuments where it was adopted (such as the Demetrios -Apollonios Arch at Perge in Pamphylia; the Forum-Basilica at Kremna in Pisidia; the Arch of Vespasian at Xanthos in Lycia; the Fountain of Sagalassos in Pisidia, etc.) so as to try to outline its distinctives during the Roman period. The final purpose is an attempt to understand what was the role played by this quite conservative order in the complex and multifaceted process of Romanisation in Asia Minor during the Imperial period. Dr. Beatrice Fochetti Università degli Studi della Tuscia, Viterbo Via dei Castagneti Fabrica di Roma (Vt) - Italy [email protected] 63
64 Chiara Fornace Building Techniques in Rough Cilicia from the Hellenistic Period to the Byzantine Age: New Research Perspectives The study of building techniques is a powerful tool to achieve the historical reconstruction of an archaeological site. This can shed light on the building procedures adopted as well as on the technical knowledge underlying the construction of different structures. Furthermore, the thorough analysis of building techniques can be very revealing to understand the cultural, social, financial and environmental context. Previous studies concerning building techniques in Rough Cilicia are mainly related to single building types or particular masonry techniques, thus leaving a gap for what concerns a general overview the matter. The aim of this study is to analyse the evolution of ancient construction processes through the diachronic analysis of the overlapping of local and imported building techniques, so as to understand how autochthonous people acted and were influenced by the wide phenomenon of Roman provincialisation. An attempt will be made to reconstruct, through the study of building techniques, the development of ancient construction sites, the identification of ancient projects, the finding and procurement of materials, the study of the formal aspects of the works, and, wherever possible, the tentative identification of patrons, architects, craftsmen, artisans and other people involved in construction activities. A case-study area will be chosen, the region between the Kalykadnos and Lamos Rivers within Rough Cilicia, during the 64
65 historical period ranging from the Hellenistic period to the early Byzantine age. This area promises to be particularly significant for what concerns numerous and varied evidences of local, Hellenistic and Roman building traditions. The search method is based on the direct analysis of monuments and architectural evidence, and intends to achieve a careful typological description of building techniques, through the analysis of the stone material employed for wall facing as well as for mortar when present. The proposed investigation may be, in some cases, indicative of a transfer of powers and knowledge from the centre of the empire to the provinces, through the intervention of the emperor or through the effect of patronage networks connected to the figure of the emperor, or caused by the influence of local aristocracy. Chiara Fornace University of Rome La Sapienza Luigi Petroselli, 43 Genazzano (Rm), Italy [email protected] 65
66 Hasret Garan Perge Kazılarında Bulunmuş Kemik Eserler ve Atölyesi Üzerine Bildiri, hakkında fazlaca bilgi bulunmayan antik dünyada sayılı bildiğimiz kemik eser üreten atölyeler ve eserleri hakkındadır. Bu bağlamda yılları arasında Perge antik kentinde yapılan kazı çalışmaları sırasında, kentin çoğunluk ve işlevlerine göre incelenen kemik eserler anlatılacaktır. Yoğun miktarda kemik atölyesi üretim atıkları ve yarı işli kemik malzeme bulunmuştur. Söz konusu malzemenin değerlendirilmesi ve osteoarkeolojik araştırmasının yapılması sonucunda başta Pamphylia Bölgesi olmak üzere Akdeniz Havzası içerisindeki kemik işliklerini göz önünde bulundurarak Perge deki kemik atölyesinin varlığına ilişkin kanıtlar sunulacaktır. Ayrıca yılları arasında kent kazılarında bulunmuş kemik malzemenin işlevine göre sınıflandırılarak, tipolojik ayrımı yapılmış ve kataloğu hazırlanmıştır. Hasret Garan İstanbul Üniversitesi SBE Arkeoloji Anabilim Dalı Ordu Cad. No: 196 Beyazıt - İstanbul [email protected] 66
67 Hakan Gerçek Arykanda Antik Kenti Podyumlu Tapınağı Antik Dönem den itibaren insanlar inançlarını kendi ellerinden çıkmış tapınaklar çerçevesinde yaşamışlardır. Toplumdan topluma çağdan çağa değişim gösteren bu yapılar ait oldukları toplumdaki sosyal hayatın, dini inancın ve ekonomik gücün etkisi ile şekillenmişlerdir. Lykia coğrafyasında da bu dinsel yapılar Roma İmparatorluk Dönemi nde hem kendi kültürünün hem egemen siyasi gücün izlerini bir arada barındırmaktadır. Arykanda da yılları arasındaki çalışmalarda ortaya çıkarılan Podyumlu Tapınak da gerek mimarisi gerekse dizaynı açısından Lykia Bölgesi içerisinde oldukça ilginç bir konumdadır. Onun bu ilginçliğine neden, genel görünüşte tipik bir Roma Tapınağı özelliği gösterse de ayrıntıda kendine özgü bölgenin tapınaklarından da farklı detaylara sahip olmasıdır. Bildiride Arykanda daki podyumlu tapınağın kentin kendi yapısı içerisinde değerlendirilmesinin yanında; bölgenin mimari ve sosyal özellikleri ile ilişkisi de ele alınacak ve Lykia Bölgesi ndeki tapınaklar hakkında söyleneceklere katkı sağlanmaya çalışılacaktır. Hakan Gerçek Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Karacaoğlan Yerleşkesi Osmaniye [email protected] 67
68 İlkay Göçmen Ankhiale Antik kaynaklarda Kilikia Bölgesi kentleri arasında sıralanan Ankhiale antik kentinin lokalizasyonu sorun oluşturmaktadır. Söz konusu kaynaklar, Ankhiale nin batısında Soloi ya da Zephyrion ile doğusunda Tarsus kentlerinin bulunduğunu ifade etmektedirler. Antik metinlerden yola çıkan pek çok modern araştırmacı tarafından Ankhiale nin nerede olabileceğine dair çalışmalar yapılmış ve farklı öneriler geliştirilmiştir. Kentin yerinin tespitine ilişkin Kazanlı, Karaduvar, Karacailyas, Yumuktepe, Tırmıl Tepe ve Soloi gibi çeşitli merkezler Ankhiale olarak önerilse de, bu öneriler tam anlamıyla desteklenememiştir. Tüm bu nedenlerden dolayı, Ankhiale nin lokalizasyon sorunu bu çalışmada ele alınacak temel problemi oluştururken, buna ek olarak kent ile ilgili belirsizlik içeren başka konular da çalışma içerisinde tartışılacaktır. Bu doğrultuda ele alacağımız ikinci problem, bu kentin orijinal isminin ne olduğudur. Modern araştırmacılardan bazıları, Assur yıllıklarında Ingira olarak adı geçen kenti, Ankhiale ile eşitlemeye çalışmaktadır. Ancak bu konuda tıpkı kentin lokalizasyon sorunu gibi tartışma içermekte ve hala belirsizliğini korumaktadır. Bu bilimsel problemler doğrultusunda çalışma kapsamında antik ve modern kaynaklarla birlikte yeni arkeolojik verilerden de yola çıkılarak, Ankhiale kentinin nerede kurulduğu ve orijinal isminin ne olduğu sorularının yanıtlanması amaçlanmaktadır. İlkay Göçmen Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Çiftlikköy Kampüsü - Mersin [email protected] 68
69 Matthias Grebien The City Walls of Side: Are They Hellenistic Fortifications? The main focus of this paper are the fortifications of Side, Turkey, in particular the so-called land wall. This wall is generally dated to the beginning of the 2nd century B.C. However, most of the proposed dates are premised on aesthetic features like the double fascia on the outer facade of the city wall and the weapon frieze from the so -called East Gate of Side respectively. Initially, the scenes from the frieze were interpreted as a tropaion for the victory of the Sidetans over the Attalids shortly after 188 B.C., thence suggesting a more or less concurrent construction of the frieze and the gate, with the land wall, in the first half of the 2nd century B.C. Results of archaeological investigation conducted from at the East Gate, and under the direction of Prof. P. Scherrer and Dr. U. Lohner Urban from the University of Graz, Austria, suggest the 1st century B.C. as the earliest date of construction for the gate. However, the weapon frieze seems to have been relocated to the East Gate at some point in Late Antiquity. For that reason, the frieze cannot be used as an initial source of dating for the whole of the fortification complex. Because the city wall of Perge shows strong similarities to that in Side, both constructions are frequently associated with each other. The wall of Perge is generally dated to the end of the 3rd century to the beginning of the 2nd century B.C. by military-historical features, and this dating is often tranferred to the land wall of Side. 69
70 New theories proposed by Wolfram Martini suggest that the fortification system of the lower city of Perge did not originate from the 3rd/2nd century B.C. but rather the 1st century B.C. or even later. According to these theories, a new dating of the fortifications of Side shall be considered. Matthias Grebien Institut für Klassische Archäologie Karl-Franzens Universität Graz Universitätsplatz 3, 8010 Graz - Austria [email protected] 70
71 Kathrin Gschwendtner A Pottery Workshop in the Kibyratis Even though known as a small region in Asia Minor, the Kibyratis evidently took part in long-distance trade during the Hellenistic and Roman periods. Within our survey-project in this region, we found trading evidence related to some large pottery production centers, for instance, Ephesos and Pergamon. We were able to prove, that products like ESA or ESB were imported to the settlements in the Kibyratis, or at least imitations of these were used. In 2013 and 2014 we conducted some research at a place called Sazak, nearby Tefenni. On the slope of a hill, which is called Asar Tepe and lies west of the modern village, we believe that we located the villa of administrators who managed the estate for their absentee landlords. The estate was owned by a Roman family named Calpurnii and later of the Umimidii, as can be deduced from numerous inscriptions. Therefore, the ceramic material, which dates mostly to the Hellenistic and Roman periods, coincides with the located Roman inscriptions and archaeological corpus of finds, which are the subjects of M. Pichler s paper. The ceramic malfired is composed of simple, handmade pottery and both common-wares and fine-wares. Reliefs and paintings mostly show typical local and supra-regional decoration. The categories of shapes coincides with the common spectrum that turns up in the whole region and includes some shapes used nationwide as well as some forms produced exclusively in the Kibyratis, whose origin can be found in the ancient city of Kibyra itself. Slag, misfired pottery and moulds enable us to assume that there was a production of pottery, not only of common wares, but also a production of finer wares. This would be the first find of a pottery 71
72 workshop in the Kibyratis beside Kibyra itself and enables us to look at local manufacturing structures. So, the Kibyratis evidently was not only a region with a big production of wine and oil, but also pottery for everyday use was manufactured there, maybe not just for the residents of the manor but also for the local market. Kathrin Gschwendtner Am Wasen 8, Wolfratshausen - Germany [email protected] 72
73 Tuçe Güngör Minyatür Kaplar Işığında Pisidia Antiokheiası nda Seramik Üretimi Pisidia Antiokheiası, Isparta ili, Yalvaç ilçesinde yer almaktadır. Kent, Hellenistik Dönem de, Seleukos hanedanlığının, Magnesia ad Maendrum dan getirdiği kolonistler tarafından yeniden düzenlenmiştir. Roma İmparatorluğu nun Pisidia Bölgesi nde kurduğu beş koloninin başkenti olan Antiokheia, Augustus zamanında Colonia Caesarea adıyla anılmış ve kente Ius Italicum ayrıcalığı verilmiştir. Roma Dönemi nde emekli askerlerin yerleştirildiği Antiokheia, Roma uygarlığının siyasi, sosyal, sanatsal ve dinsel propagandasının yapıldığı bir merkez konumuna gelmiştir. Roma nın mimari örnekleri dışında, dönem modasını yansıtan seramikler kent sanatında önemli bir yere sahiptir. Kentte, farklı kurum ve kişilerce gerçekleştirilen kazı çalışmalarında açığa çıkarılan seramiklerin kil özellikleri, üretim şekilleri, hamur yapısı ve dekoratif düzenlemeleri dikkate alındığında Antiokheia da yerel üretimi destekleyen veriler elde edilmiştir. Kentin kuzey-güney caddesi (Cardo Maximus) ve portikolarında, Tiyatro da, Hamam (?) denilen yapıda yapılan çalışmalarda ele geçen minyatür kaplar da yerel üretimi kanıtlayan örnekler içerisindedir. Söz konusu araştırma, Pisidia Antiokheia sının seramik üretimine ve formlarına yönelik bilgi vermekle birlikte, kentin minyatür kapları bilim dünyasına ilk kez tanıtılacaktır. Tuçe Güngör Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Çünür - Isparta [email protected] 73
74 Celil Samet Harmandar Ptolemais Antik Kenti Limanı Sualtı Arkeolojik Yüzey Araştırması Pamphylia da bulunan Ptolemais kenti olarak değerlendirilen yerleşimdeki antik liman üzerinde yoğunlaşılan çalışma; sualtı ve kara yüzey araştırmalarında çeşitli zamanlarda farklı araştırmacılar tarafından edinilen veriler doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Antik dönemden günümüze gelinen süreçte büyük oranda tahrip olan liman yapıları in situ bloklar dikkate alınarak belgelenmiştir. Kuruluş tarihi II. Ptolemaios Philadelphos dönemi olarak saptanan limanın stratejik ve ticari potansiyeli arkeolojik anlamda karşılaştırmalı bir değerlendirmeye alınmıştır. Liman çevresinde tespit edilen amphora formları, bilinen üretim yerlerinden hareketle Ptolemais antik liman kentinin ticari hareketliliğini tam olarak yansıtmak için yeterli olmamakla beraber ticari ilişkide bulunmuş olabileceği önerilen antik dönem yerleşimleri hakkında veri sunmaktadırlar. Hellenistik Dönem de stratejik önemi nedeniyle Fığla Burnu Yarımadası üzerine kurulduğu düşünülen liman kenti; Roma İmparatorluk Dönemi nde talep edilen zeytinyağı ya da şarap ihtiyacını karşılamaya yönelik ürünlerin ihraç edildiği bir liman konumuna gelmiş olmalıdır. Bizans Dönemi nde deniz seviyesi değişimi ile ilgili olarak yükseltilme ve yenilenme ihtiyacı duyulan kent limanı akarsuların biriktirdiği alüvyon ve deniz yoluyla biriken kumların günümüzde Aynalıgöl olarak isimlendirilen koya dolması ile birlikte ticari liman özelliğini yitirmiştir. Araştırma sahasına oldukça yakın olan Alarahan ve Şarapsahan gibi Selçuklu Dönemi ne tarihlendirilen mimari yapılarda devşirme 74
75 blokların kullanıldığı bilinmektedir. Kent makroformunun günümüzde görülebilir düzeyde olmaması, turizm amaçlı modern yerleşimlerin antik kent üzerine inşa edilmiş olmasının yanı sıra bölgeden devşirilen mimari öğelerin yoğunluğu ile açıklanabilir. Celil Samet Harmandar Ege Üniversitesi SBE Arkeoloji Bölümü Sualtı Arkeolojisi Anabilim Dalı - İzmir [email protected] 75
76 Tarkan Kahya Burdur Müzesi nden Arkaik Dönem e Ait Bir Grup Pişmiş Toprak Mimari Kaplama Levhası Bildirinin konusunu Burdur Müzesi deposunda yer alan 30 adet pişmiş toprak mimari kaplama levhası parçası oluşturmaktadır. Şimdiye dek bir çalışmaya konu edinilmediklerinden bilim dünyasına ilk kez tanıtılacaklardır. Parçalar halindeki bu eserler hakkında müze envanter defterlerinde çok kısıtlı bilgiler haricinde önemli bilgilere rastlanmaz. Örneğin hiçbirinin geliş yeri dahi il ya da bölge bazında bilinmemektedir. Buna rağmen bu parçaları dikkatli incelemeye değer kılan Pisidia Bölgesi mimari terrakotta merkezlerinden gelen örneklerle herhangi bir benzerliklerinin olmayışı ve içlerinden bir kaçının Anadolu mimari terrakottaları arasında ünik örnekler oluşlarıdır. Mimari ve sanatsal açıdan ideal arkeolojik nesneler olsalar da mimari terrakottaları kontekstleri olmadan tarihlendirmek ve kültürel açıdan kimliklendirmek hayli güçtür. Çalışmayı daha da zorlaştıran bir diğer husus ise eserlerin bazılarının küçük parçalar halinde olması nedeniyle mimari formlarının tespit edilememesidir. Bu nedenle tüm parçalar levha tiplerine göre değil öncelikle bezek ve bezeme stillerine göre iki ana başlık altında ele alınacaktır. Bu ana başlıklarda levhalar süsleme tercihlerine göre alt başlıklara ayrılacaklardır. Benzer örnekler ışığında tarihlendirme önerilerinin ardından ait oldukları olası üretim bölgeleri tartışılacaktır. Pisidia Bölgesi mimari terrakottalarının kaçak kazılarla günyüzüne çıktığı 1960 lı yıllardan bu yana bölgede pişmiş toprak mimari çatı elemanları ve kaplama levhaları üzerine yürütülen bilimsel çalışmaların sayısı henüz istenilen safhaya ulaşmamıştır. 76
77 Burdur Müzesi nden bir grup Arkaik mimari terrakottayı ele alan bu çalışmamızın konuya katkı sunması umulmaktadır. Dr. Tarkan Kahya Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Kocatepe Sok. No: 25 Kaleiçi Antalya [email protected] 77
78 Aygün Kalınbayrak Ercan Likya Antik Kentlerinin Mimari ve Kentsel Gelişimi Likya Bölgesi nde yer alan antik kentlerin Roma İmparatorluk Dönemi sonuna kadar olan mimari ve kentsel gelişim süreçleri bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Güncel çalışmalar ışığında en eski buluntuları Bronz Çağ a tarihlenen Likya Bölgesi yaklaşık olarak M.Ö. 8. ve 4. yy. lar arasında Anadolu yerlisi olan ve kendilerine has ölü gömme gelenekleri ve dilleriyle komşu topluluklardan farklılaşan Likyalılar tarafından iskân edilmiştir. Bu dönemde Yunan kolonizasyon hareketlerinden neredeyse hiç etkilenmeyen Likya, doğunun ve batının kültürel ve sanatsal etkisinde kalsa da, Anadolulu kimliğini uzunca bir süre korumayı sürdürmüştür. Bu süreçten geriye bazı mimari yapılar, bölgeye özgü çeşitli mezar tipleri ve Likçe yazıtlar kalmıştır. Hellenistik Dönem e ait çok sayıda küçük buluntu ve Likçe nin yerini alan Yunanca yazıtlar, Likya nın M.Ö. 4. yy. dan itibaren Hellenistik kültür ile yoğun bir etkileşimde olduğunu göstermektedir. Dönemin sur duvarları, konut ve atölye gibi yapılarında Hellenistik Dönem mimarisi ve yapım teknikleri görülmekte iken, bu döneme ait anıtsal mimari örneklerinin az oluşu göze çarpmaktadır. M.S. 43 yılında Likya nın Roma eyaletine dönüştürülmesinin ardından, Roma kültürü bölgede etkisini güçlü bir şekilde göstermiştir. Küçük Asya nın geri kalanında olduğu gibi Likya kentlerinde de Roma Barışı sırasında bir refah dönemi yaşanmış, bu refah kentsel ölçeğe yansımış ve kentler Roma mimarlığı ve kentsel planlama ilkelerine göre yenilenmiştir. Bu yenilenme süreci sırasında Likya kentleri, yeni bina tipleri, yapım teknikleri ve malzemelerin yanı sıra ana arteri sütunlu cadde olan bir sokak 78
79 ağı (armature) ile donatılmıştır. Öte yandan Roma Dönemi öncesi Likyası na ait bazı özelliklerin korunması, sanatsal ve kültürel üretimi zenginleştirerek her Likya kentine kendine özgü bir karakter kazandırmıştır. Sonuç olarak halen Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi Bölümü nde sürdürülmekte olan doktora tezi çerçevesinde ele alınan bu bildiride, Likya kentlerinin mimari ve kentsel gelişimi hakkında yapılan tez çalışmalarının ön sonuçları sunulacaktır. Aygün Kalınbayrak Ercan Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Yerleşkesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mimarlık Bölümü - Tokat [email protected] 79
80 Onur Kara Kumyeri Nekropolü Erken Tunç Çağı Seramik Sanatı Anadolu nun güneybatısında yer alan Karia Bölgesi, öteden beri prehistorik birikimi en az tanınan bölgelerdendir. Bölgenin tarihöncesi geçmişine yeni bir açılım getiren Kumyeri nde 2009 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında Erken Tunç Çağı na tarihlendirdiğimiz büyük bir gömü alanı açığa çıkarılmıştır. Yaklaşık 5000 yıllık bir sosyal yaşama tanıklık eden, bahse konu dönemin her üç evresinde de kullanım görmüş olan bu mezarlık gömü gelenekleri özelinde getirmiş olduğu yeniliklerin yanı sıra kolektif bir üretim sürecinin göstergesi niteliğindeki seramik sanatı ile de göz doldurmaktadır. Nekropol; bezemeli pithosları, aile mezarlıklarına işaret eden mimari düzenlemeleri, sosyal statünün ve prestijin sembolü altından, gümüşten, bronzdan yapılmış objeleri, Erken Tunç Çağı II dönemine tarihlendirilen kremasyon uygulaması ve nekropol alanında tespit edilen fırınlarıyla Anadolu Prehistoryası nda kendisine güzide bir yer edinmiştir. Öte yandan yoğun bir üretim sürecine referans sunan zengin seramik repertuarı dahilindeki çanaklar, yüksek kaideli çanaklar, çömlekler, üç ayaklı küçük çömlekler, maşrapalar, gaga ağızlı testiler ve tankartlar, Karia nın; Yortan Mezarlık Kültürü, Kuzeybatı Anadolu, Likya ve Pisidia kültürleriyle olan dinamik ilişkilerine ışık tutmaktadır. Özellikle Likya Bölgesi ndeki Semayük-Karataş ve Bademağacı gibi prehistorik merkezlerle Pisidia Bölgesi nin önde gelen mezarlıklarından Kuruçay ve Harmanören Höyük buluntularıyla olan yakın benzerlikler göz doldurmaktadır. Dr. Onur Kara Antalya Müzesi Müdürlüğü - Antalya [email protected] 80
81 Erkan Kart Kaunos Andronu Üzerine Yeni Gözlemler Kaunos Liman Agorası Stoası nın hemen arkasındaki geniş alan, arkeolojik belgelere göre Tanrı Apollon a adanmış bir kutsal alandır. Üzerinde birbirine komşu Aphrodite Euploia ve Artemis gibi önemli iki tanrıçanın kutsal mekânlarının yer aldığı bu alan kuzey yönden dikdörtgen bir yapıyla sınırlanmaktadır. Kutsal alanın iç avlusuna cepheli olan yapı, iki mekândan oluşmaktadır: Arka mekân ve önünde ona paralel uzanan bir koridor. Binanın orijinal yapısından bugün için yalnızca alt sıra blok taş duvar kalmıştır. Tek sıra ve iki cepheli olarak örülen bu taş duvar, öyle anlaşılıyor ki, içte ve dışta sıva payı bırakılarak toplama taşlar kullanılarak yükseltilmiş ve sıvanmıştır. Yalnızca arka duvarın dış cephesi farklı bir özellik taşımaktadır: Örgüsünde dikdörtgen bloklar kullanılmıştır. Blokların kenarlarını dönen çizikle bezenmiş çerçeve ortasında kaba yontulmuş bosajlı bir ayna yüz bırakmıştır. Bugün için Stoa nın cephe ve üst yapısının mimarisi hakkında kesin bir şey söyleyemiyoruz. Yapının ana mekânı toplam 5 odaya bölünmüştür. İçteki 3 oda plan ve ölçü olarak aynı tasarlanmışken, dışta kalan daha küçük odalar bu defa farklı ölçüdedirler. İç odaların planında dikkati çeken, kapılarının giriş yönündeki duvarın orta aksında değil, yana kayık olmasıdır. Bu, özellikle iç mekânda her bir duvarın önüne yerleştirilen klineler için tipik bir Andron özelliğidir. Salt bu plan özelliği ile bu odalarının birer Andron olduğunu ve de genel anlamda yapının, önündeki sütunlu galerisi ile birlikte zamanında bir Ziyafet Binası olarak tasarlandığını ortaya koymaktadır. Yanlardaki daha küçük mekânların hangi amaçla kullanıldığına dair kesin bir belge yoktur. Bunların binanın genel anlamdaki kullanımına hizmet verecek birer fonksiyonları 81
82 olduğundan şüphe duyulamaz. Binanın gerek bütün odaları ve gerekse önündeki Stoa, fonksiyonunu kaybettiği geç dönem içinde devşirme malzemeden örülen duvarlarla küçük mekânlara bölünerek konut olarak kullanılmıştır. Buna rağmen ama özellikle yerinde bırakılmış eşik taşlarının üzerindeki teknik yapıya yönelik ve de kullanımdan kaynaklanan izler ile her bir girişin sağlı-sollu korunan orijinal alt sıra blok taşları üzerindeki yapısal teknik özellikleri, binanın orijinal durumu anlamak adına bizler için birer belgedirler. Kutsal Alan içinde yer alan andron lu bu özel binanın Hestiaterion olup olmadığı sorusunun cevabı bugün için açıktır. Erkan Kart Philipps Universität Marburg Klassische Archäologie Biegenstraße 11 D Marburg - Germany [email protected] 82
83 Fatih Hakan Kaya Soli/Pompeiopolis Sütunlu Caddesi Korinth Başlıkları Soli/Pompeiopolis antik kentinin orijinalde 200 sütuna sahip Sütunlu Caddesi toprak üzerinde görülebilen en önemli anıtsal yapısıdır. Rodos-Lindos kolonisi olarak kurulan kentin Roma egemenliğine girmesinin ardından yaşadığı değişimi tüm Anadolu kentlerinde görmek mümkündür. Sütunlu Caddeler; şehir planlaması içerisinde sadece kamusal yapılar, yollar ve bunlara bağlı portikolar olarak işlev görmüyorlardı. Şehrin ana arterine yapılan ve şehir halkını coğrafyanın çetin iklim şartlarından korumasının yanı sıra şehrin sosyal ve ticari hayatının da yaşandığı özel mekânlar haline gelmişlerdi. Hellenistik ve Roma dönemlerinde kamusal alanların düzenlemesinde önemli bir unsur haline gelen sütunlu galeriler meydanları sınırlayan bir yapı olarak karşımıza çıkar. Sütunlu caddelerin esin kaynağı stoalar olmalıdır. Günlük hayatın her aşamasının yaşandığı, zaman zaman ünlü felsefecilerin öğretilerini halkla paylaştığı ve şairlerin şiirlerinin korolar tarafından okunduğu bu sütunlu galerilerin sanatla iç içe olduğunu söylemek mümkündür. Bir doğu geleneği olarak ortaya çıkan sütun konsollarının taşıdığı, dönemin yüksek sanat zevkini yansıtan heykeller ile süslenen bu portikolar döneminin sanat galerisi gibiydiler. Bu kadar yüksek bir zevkle dekore edilen galerilerin mimari dekorasyonu da görkemli olmalıydı. M.Ö. 5. yy. da Yunanistan da ortaya çıkan ve Roma da en sevilen mimari tarz olarak benimsenen Korinth düzeni bu gereksinimi fazlası ile karşılıyordu. İşte tam da bu nedenle M.S yy. larda tüm Roma dünyasında birbiri ardına girişilen imar faaliyetlerinde tercih edilen Korinth düzeni Soli/Pompeiopolis in de mimari düzeni olarak ortaya çıkmaktaydı. 83
84 Çalışmalarımızda Soli/Pompeiopolis Korinth başlıklarının stil kritiği ile tarihlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. M.S. 2. yy. ın ortalarından itibaren Anadolu da yürütülmekte olan önemli imar faaliyetlerinde mimari dekorasyonu ile ön plana çıkan Aphrodisias Dekorasyon Okulu nun M.S. 3. yy. da etkinlik alanının bir hayli genişlediği düşünülmektedir. Bu kapsamda Severuslar döneminde yürütülmekte olan imar faaliyetlerinde Aphrodisiaslı ustaların çeşitli merkezlerde taş ustası olarak çalıştıklarını ya da Aphrodisias Okulu ndan etkilenmiş taş ustalarının bu imar faaliyetlerinde çalıştığını düşünmek gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Yine bu çalışmada stil kritiği yolu ile atölye ve ekol sorunlarına da çözüm getirilmeye çalışılmıştır. Fatih Hakan Kaya Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Kaynaklar Yerleşkesi Tınaztepe - Buca - İzmir [email protected] 84
85 Saadet Kaymaz Side Tiyatrosu Duvar Resmi Örnekleri Üzerine Arkeometrik Çalışmalar Side de yapılan arkeolojik kazılarda antik duvar resimleri ele geçmiştir. Yapılan literatür çalışmalarında, Side duvar resimleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla ilk kez Side duvar resimleri üzerinde arkeometrik bir çalışma gerçekleştirilecektir. Bu çalışmada duvar resmini oluşturan sıva tabakalarının üzerinde yer alan pigment tabakasını tanımlamak üzere kimyasal ve petrografik analizleri içeren arkeometrik incelemeler yer alacaktır. Elde edilen sonuçlar daha önce yapılan çalışmalarla (örneğin Zeugma ve Efes duvar resimleri gibi) karşılaştırılacaktır. Detaylı bir karşılaştırmanın, Anadolu daki duvar resimlerinin malzeme ve teknik yönünden çeşitliliği hakkında bilgi vereceği düşünülmektedir. Saadet Kaymaz Ortadoğu Teknik Üniversitesi FBE Arkeometri Anabilim Dalı Çankaya - Ankara [email protected] 85
86 H. Asena Kızılarslanoğlu Elaiussa Sebaste: Güney Anadolu Sahilinde Antik Çağ Liman ve Ticaret Kenti Akdeniz in doğu kıyısındaki konumuyla, Anadolu yu Suriye ye bağlayan önemli sahil ticaret yolu üzerinde olması, zengin doğal, tarımsal kaynakları ile M.Ö. 1. yy. dan M.S. 7. yy. a kadar Doğu Akdeniz deki yoğun ticaretin aktif bir parçası olmuştur. Roma İmparatorluk Dönemi nde bölgede şarap üretiminin başlamasıyla kentin ticari faaliyetleri artmış, M.S. 4. yy. ın sonlarından başlayarak bir dizi ticaret yolunun önem kazanmasıyla Elaiussa aydınlanma dönemi yaşamıştır. Kent merkezi ve çevresinde amphora üretimi yapan fırınlar inşa edilmiş, Geç Roma 1 olarak bilinen, Geç Antik Dönem den başlayarak kentin çöküşüne dek Elaiussa endüstrisinin tipik ürünü haline gelen amphoralar üretilmiştir. M.S. 5. ve 7. yy. lar arasında, yerli üretimlerle birlikte Suriye-Filistin, Afrika, Ege den gelen amphoralar Elaiussa da sürekli dolaşıma girmiştir. Amphoraların yanında Afrika, Foça, Ege Bölgesi ve Kıbrıs tan gelen kırmızı astarlı sofra kapları da ticaret hayatının dinamikleri arasında yer almıştır. Araştırma konusunu oluşturan M.S. 4. ve 7. yy. malzemesi aracılığıyla Sebaste antik kentinin ve bununla bağlantılı olarak ta Kilikya Bölgesi nin Antik Çağ daki ticari ilişkilerini belgeleyen somut veriler elde edilmiş, bölge arkeolojisi için de karşılaştırmalı veri bankası oluşturulmaya başlanmıştır. H. Asena Kızılarslanoğlu Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü - Kırşehir [email protected] 86
87 Erkan Kurul Rhodos Denizcilik Yasaları - Tarihsel Süreç ve Kapsam Rhodoslu denizciler, Antik Çağ boyunca, özellikle Arkaik Dönem den Hellenistik Dönem in sonlarına kadar, yürütmüş oldukları Thallassokrasi rejimine paralel olarak, yaklaşık beş yüz yılık bir zaman dilimi boyunca, özelde Anadolu nun Akdeniz e bakan kıyı şeridindeki ve genelde de Doğu Akdeniz hinterlandındaki denizcilik faaliyetlerine yön vermişlerdir. Bu doğrultuda, Rhodos un antikçağ denizciliği ve denizcilik tarihi açısından en önemli bilgi külliyatı olarak sayılabilecek ve Ortaçağ da da kullanım görmeye devam eden denizcilik kanunları sözlü gelenekten (thesmos=jargon, denizcilik gelenekritüelleri) yazılı geleneğe (nomos=kanun, yasa) geçirilerek M.Ö. 1. yy. dan M.S. 8. yy. a kadar devam eden geniş bir zaman dilimi boyunca kullanım görmüştür. Söz konusu bu kanunlara ait temel düzenlemeler özellikle Doğu Roma Hukuku kaynaklarında Lex Rhodia de Iactu=Müşterek Avaryaya ilişkin Rhodos Yasası başlığıyla takip edilebilmektedir. Doğu Roma İmparatorluğu hukukçularının nitelikli bir düzenlemeyle derledikleri söz konusu denizcilik kanunları (mal üreticilerinden meydana gelen bir toplumun ilk ve tek evrensel hukuku, yani en basit anlamıyla mal sahibi-müşteri arasındaki alım-satım, aidiyet, borç, sözleşme ve diğer yükümlülükler gibi ilişkileri ortaya koyan Roma Hukuku) özel denizcilik hukukuna ilişkin en kusursuz hukuksal sistem olma özelliğine sahiptir. Erkan Kurul Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Dumlupınar Bulvarı Kampüs - Antalya [email protected] 87
88 Şebnem Kurtuluş Kıvanç Antalya Bölgesinin Klasik Çağlar Öncesi Arkeolojik Sit Alanlarında Kültür Turizmi Amaçlı Düzenlemeler: Sorunlar ve Çözüm Önerileri Bu çalışmada Antalya bölgesindeki Klasik Çağlar arkeolojik sit alanlarında koruma ile ilgili yapılan düzenlenmelerde yaşanan sorunların incelenmesi konusu ele alınacaktır. Buna ek olarak özellikle son dönemde Kültür Turizmi Türkiye nin başlıca turizm stratejisi konumuna getirilmeye çalışılmaktadır. Bu kapsamda bazen arkeoloji biliminden turizme destek olan bir bilim dalı gibi bahsedilmesi söz konusu olabilmektedir. Arkeoloji bilimine bu bakış açısı ile yaklaşılması kültür varlıkları üzerinde olumsuz bir etkinin oluşması sonucunu doğurabilir. Dolayısıyla turizmin hem ülke ekonomisi hem de kültürel varlıkların korunması açısından olumlu olup olmadığı tartışılmalıdır. Antalya daki Klasik Çağlar öncesi arkeolojik yerleşmelerde var olan kültür turizmi ile ilgili düzenlemelerin ve uygulamaların yerlerinde ziyaret edilerek incelenmesi, bu incelemeler çerçevesinde Venedik Tüzüğü ve UNESCO nun Dünya Kültür Mirası kriterleri göz önünde bulundurularak sorunların belirlenmesi ve çözüm önerileri sunulması hedeflenmektedir. Şebnem Kurtuluş Kıvanç İstanbul Üniversitesi SBE Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Anabilim Dalı Ordu Cad. No: 196 Beyazıt - İstanbul [email protected] 88
89 Mehmet Kürkçü Yeni Bulgular Işığında Termessos Şehirciliği Bu bildiride Termessos ve hinterlandında yılları arasında hidrografya, su sistemleri ve hidrolik strüktürlerin bulunması amacına yönelik altı farklı dönemde gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sürecinde kentte ilk defa gözlemlenerek envanterlenen diğer önemli yapılar ve arkeolojik veriler bulundukları kontekst içerisinde mimari özelliklerine ve sosyoekonomik işlevlerine göre ele alınmaktadır. Buradan varılan çıkarımlara dayanarak eserlerin mekân-çevre bağlamı ile kentsel gelişim üzerindeki rolleri belirlenirken aynı zamanda tarihsel coğrafya ve yerleşim arkeolojisi üzerine gelecekte düzenlenecek çalışmalar için veri tabanı oluşturulması amaçlanmaktadır. Söz konusu bulgular başlıca aşağı kent olarak adlandırdığımız sektörde yer alan Termessos un ikinci tiyatrosu, kentin güneydoğusunda bulunan Pan temenosu, sütunlu cadde ve güneyindeki hamam kompleksi olarak tanımlanan yapı ile batısındaki Efes yamaç evlere benzer özelliklere sahip ikamet bölgesini kapsamaktadır. Dr. Mehmet Kürkçü Uluç Mah. Altınkum Konakları 1. Etap D Blok D Antalya [email protected] 89
90 Vincenzo Elio Jr. Macchione The Chora of Elaiussa Sebaste in the Early Byzantine Period: The Changing Landscape and Evolution of Urban and Rural Settlements The purpose of this paper is to establish and, where possible, to reconstruct settlement dynamics, in particular through the 5th to the 7th centuries A.D., that existed between the city of Elaiussa Sebaste and its territory, from the point of view of mobility of groups of people, workers, materials, and building techniques. İn particular, it will seek to define the role of the city, its accessibility, and all the qualitative and economic aspects that only the presence of a city can offer to its territory (services, manufactured quality / value / prestige). The epigraphic contexts, sources and archaeological evidence indicate a strong process of economic growth and constructive activities between the 5th and 6th centuries A.D. This prosperity is probably due to the presence of an emperor of Isaurian origin, precisely Zeno. During this period the rural landscape was filled with houses, small villages, farms, and extensive structures for the production of oil and wine, as well as numerous churches with innovative architectural solutions. In this paper, after taking account of all production matters and of all domestic and ecclesiastical complexes, I have reinterpreted with a new and unified point of view the changes that occurred during the fifth century. These were the result of a rapid renewal of territorial policy, with some radical transformations concerning the use of spaces and buildings, accompanied by a process of 90
91 continuous strengthening of the rural economy and agricultural production.this phenomenon was influenced by the spread of Christianity and the renewed role of ecclesiastical and civil authorities as well as by the presence of a new group of specialized builders. The first result of this research was to expand the data already published by establishing and updating them, where possible, to point out the boundaries of the Chora of Elaiussa Sebaste with the creation of a detailed cartography, and to define a coherent picture of the evolution of the city, its rural settlements and their relationship during the Early Byzantine period. Dr. Vincenzo Elio Jr. Macchione Sapienza University of Rome Via L. da Vinci, 1, Casaluce (Caserta) Italy [email protected] 91
92 Ahmet Mörel Dağlık Kilikia Bölgesi nde Bir Kırsal Yerleşimin Gelişimi: Çatıören Örneği Çatıören yerleşimi Elaiussa Sebaste antik kentinin 8 km. kuzeyinde yer almaktadır. Hellenistik Dönem de Olba rahip krallığının hakimiyet alanı içerisinde, vadi içi yolların savunulması amacıyla, küçük çaplı tepe üzerinde kurulmuş yerleşimlerden birisidir. Yerleşimin kurulduğu tepelik alanı çevreleyen bir sur yapılanması bulunmaktadır. Bu sur yapılanması ile içinde yer alan ve güneydoğu konumunda bulunan kule polygonal duvar tekniği ile inşa edilmiştir ve oldukça güçlü bir duvar işçiliğine sahiptir. Yerleşimde aynı zamanda Hermes e adanan bir tapınak ve sivil yaşama yönelik yapılanmaların olduğu da gözlemlenir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda yerleşime Roma Dönemi nde eklendiği anlaşılan anıt mezarlar, yuvarlak sütunlar ve çok sayıda zeytinyağı atölyesi ve şarap işliği tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra yerleşimin Geç Antik Dönem de varlığını sürdürdüğünü gösteren bir kilise de ayrıca dikkat çeker. Ahmet Mörel Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Çiftlikköy Kampüsü Yenişehir - Mersin [email protected] 92
93 Lucia Novakova Lycian Tradition in the Funeral Rites of Adjacent Regions: Some Remarks on Iconography of Above-ground Burials Funeral iconography of south-western Anatolia includes a mixture of real life events and mythological or epic narrations. The occurence of Greek mythology was not occasional. These images were introduced into Anatolian funerary art through the decoration of dynastic tombs. Battle scenes or funeral banquet depictions are understood as additions to Anatolian realistic art. How far they manifest the social status of dead and how far they symbolized expected afterlife, and thus cult sphere, is still open to discussion. On Lycian and Carian funeral monuments belonging to local, Greek or mixed inhabitants, clear cult scenes or depiction of deities are mostly missing. The most common iconographic scenes are funeral banquet, hunting and battle scenes. Sometimes they are seen as symbols of real-life activities reflecting social status. The traditional view connected with the cult is contrary to the combination of local and foreign tradition, or seeking inspiration of new ideas in Anatolia. Iconographic elements may be seen as a combination of the Anatolian concept of divinized nobility and the Greek idea of heroes. Since the High Classical period, the term heros in the sense of the deceased, was in use by Greek-speaking societies in western Anatolia. Whether such nomenclature was in the following period seen formally as an appellation of the dead or as a recipient of cult activities is a matter of discussion. Local elites adapted cultural stimuli from the West and East according their own need much earlier. Anatolian tradition certainly contributed to changes in burial rites within mixed communities. The coexistence of poleis, mixed cities or numerous communities was crucial. Above-ground 93
94 burials can be explained by the tradition of pillar tombs from western Lycia. Because of close coexistence and connections between communities, identifying the owners of a tomb and their ethnicity is sometimes complicated. The elevated surface of a tomb is sometimes seen as resemblance of older peak sanctuaries. It corresponds to above-ground burials in south-western Anatolia, which cannot be explained only by the influence of foreign burial rites but mainly by local tradition. Many hilltop burial places of various dates are known also from the neigbouring regions of Lycia and Caria. The presence of underground burial still appears, either by periboloi or tumuli, but certain features designed for cult purpose (altars) rise from ground level. Lucia Novakova Trnava University in Trnava Faculty of Philosophy and Arts Department of Classical Archaeology Slovak Republic [email protected] 94
95 Canan Onur Erken ve Orta Bizans Dönemlerinde Myra Hinterlandında Kilise ve Yol Ağı Bizans Dönemi nde Lykia Eyaleti nin idari ve dini başkenti olan Myra nın hinterlandı genel hatlarıyla Myros Çayı, Kasaba Vadisi ve Alacadağ arasında kalan ve denizden 1200 m. ye kadar yüksekliğe varan dağlık arazide yer almaktadır. Engebeli topoğrafyasıyla hem kente hâkim konumda hem de kentten uzakta, korunaklı bir yapıya sahip bu alan, yüksek kalitede mimari özellikleriyle dikkat çeken çok sayıda kilise ve manastır yapılarına da ev sahipliği yapmıştır. Prof. Dr. S. Şahin başkanlığında yürütülmüş olan Likya/Pamfilya Ulaşım Sistemlerinin Epigrafik ve Tarihi Coğrafik Açıdan Araştırılması başlıklı yüzey araştırması sırasında Myra kentinin hinterlandındaki antik yollar da incelenmiştir. Bununla birlikte, araştırılan yol ağıyla birbirine bağlı olduğu bilinen kilise yapılarına yeni keşifler de eklenmiştir. Bu bildiride, Myra nın dağlık kesiminde bulunan yerel yol ağı, elde edilen yeni veriler örneğinde ve bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilecektir. Çalışmada ayrıca, Myra nın dağlık kesimindeki kilise ve yol ağı arasındaki ilişkinin yanı sıra Bizans Dönemi nde kent-kırsal ilişkisi de arkeolojik, epigrafik ve edebi kaynaklar göz önünde bulundurularak tartışılacaktır. Canan Onur Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Rumelifeneri Köyü Sarıyer - İstanbul [email protected] 95
96 Cüneyt Öz Silifke Müzesi nde Bulunan Pişmiş Toprak Kandiller Bu çalışmada Silifke Müzesi koleksiyonunda bulunan 43 adet pişmiş toprak kandil incelenmiştir. Söz konusu kandillerin tamamı satın alma yoluyla müzeye kazandırılmış olduğundan geliş yerleri bilinmemektedir. Geç Klasik-Erken Hellenistik, Hellenistik ve Roma Dönemi ne tarihlenen 23 ana tip ve bunların alt tiplerine ait eserler oluşturmaktadır. Müzedeki kandil zenginliğini 33 adet ile Roma Dönemi kandilleri oluşturmaktadır. Hellenistik Dönem kandilleri 9 adetle ikinci yoğun grubu oluştururken, 1 adet kandille en az grubu Geç Klasik-Erken Hellenistik Dönem kandilleri oluşturur. En erken tarihlisi Silifke Tip 1 olarak ele alınan tip olup M.Ö. 4. yy. sonları ile 3. yy. ın ilk çeyreğine tarihlendirilmektedir. Silifke Tip 23 olarak ele alınan ve M.S. 6. yy. a tarihlenen örnek ise bu çalışmada ele alınan kandillerin son örneği ve tipidir. İncelenen kandillerden 11 tanesinin Kıbrıs, 4 tanesinin Efes, 2 tanesinin Tarsus, birer örneğinde Knidos ve Bergama kökenli oldukları tespit edilmiştir. Değerlendirilen kandillerden 11 adedinde herhangi bir bezeme bulunmazken diğer 32 örneğin diskus ve omuzunda başta bitkisel motifler olmak üzere figürlü, sembol ve damga baskılardan oluşan süsleme unsurları görülmektedir. Cüneyt Öz Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Sur - Diyarbakır [email protected] 96
97 Görkem Senem Özden Gerçeker Perge Batı Nekropolisi Dolgu Tabakasında Bulunan (Parsel 159) Sagalassos Kırmızı Astarlı Keramikleri Pisidia Bölgesi nin önemli kentlerinden Sagalassos, fırın kalıntıları sayesinde üretimi kesin olarak saptanabilen kırmızı astarlı keramikleri ile tanınmaktadır. Sagalassos Kırmızı Astarlı Keramikleri (SRSW) olarak bilinen bu üretim grubuna ait fırınlar kentin kuzeyinde, tiyatronun doğusundaki 600 m²lik bir alanı kaplayan Çömlekçiler Mahallesi nde açığa çıkarılmıştır yılından itibaren Belçika Leuven Katholike Üniversitesi, Sagalassos Arkeolojik Araştırmalar Projesi çerçevesinde yürütülen kazı çalışmaları, SRSW grubunun belli standartlara ulaşarak, M.Ö. 25-M.S. 25 yıllarında seri üretimine başlandığını ve M.S. 6. yy. ın ortasına kadar kesintisiz devam ettiğini göstermiştir. Pisidia Bölgesi nin sofra kabı ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan SRSW nin, bölge dışına çıkıldığında giderek azalan bir kullanım alanına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Sagalassos un, bu şekilde sınırlı tuttuğu dış ticaretini via Sebaste ve Kestros Nehri (Aksu) vasıtasıyla Pamphylia limanları üzerinden gerçekleştirdiği tahmin edilmektedir. Bugünkü Antalya-Aksu beldesinin yaklaşık 2 km. kuzeydoğusunda bulunan Perge, 4 km. doğusunda yer alan Kestros limanıyla büyük olasılıkla Sagalassos un dış ticaret hayatında rol alan Pamphylia kentlerinden biri olmuştur. Perge Batı Kapısı nın yaklaşık 500 m. güneyinde Batı Nekropolis in 159 nolu parsele denk düşen kısmında yıllarında yürütülen kazı çalışmalarında 1,60 m. de rastlanan bir dolgu tabakası ( cm.), içerdiği 5 bini aşkın SRSW parçası ile Perge ve Sagalassos arasındaki ilişkinin boyutunu gözler önüne sermektedir. Dikkat çeken bu yoğunluğunun yanı sıra SRSW buluntuları içerisinde Sagalassos örneklerinden farklı 97
98 birtakım formlara ve hamur-astar özelliklerine de rastlanmıştır. Gerçekleştirilen arkeometrik analizler sonucu dolgu kontekstinde Sagalassos üretimi SRSW lerin yanı sıra SRSW benzeri-1 ve SRSW benzeri-2 olarak adlandırdığımız iki üretim grubunun daha varlığı saptanmıştır. Söz konusu keramik gruplarının SRSW, Kıbrıs Sigillataları ve Kırmızı Astarlı Keramikleri ile taşıdıkları benzerlikler, Poblome ve Fırat tarafından olası görülen Erken Bizans Dönemi LRD koinesinin Erken ve Orta Roma İmparatorluk dönemlerine dayanan bir üretim geçmişi olabileceğinin düşündürmektedir. Görkem Senem Özden Gerçeker Sadberk Hanım Müzesi Büyükdere Piyasa Cad. No: Sarıyer - İstanbul [email protected] 98
99 Ali Özkan Kilikya Koyu Yüzlü Mal Kültürü Amik Ovası ve Suriye düzlükleri ile Kilikya Bölgesi; Neolitik süreçte, Koyu Yüzlü Mal Kültürü çatısı altında birleşmektedir. Kilikya Bölgesi yerleşimlerinden başta Yümüktepe olmak üzere, ele geçirilmiş yüzeyi koyu tonlarda açkılı yahut açkısız keramikler, bahsi geçen döneme damgasını vuran materyallerdir. Yiyecek maddelerinin üretiminin nasıl evcilleştirilerek başladığı kadar bunların taşınması, saklanması ve kullanımı sürecindeki eylemler beslenme ve yiyecek konusunu kültür kavramı kapsamında değerlendirmemizi zorunlu kılmaktadır. Yiyecek alışkanlıkları küçük yaşta öğrenilir ve öğrenildikten sonra uzun süre değişmez. Yiyecekler ve buna bağlı yeme-içme seremonileri kültürün bütünleyici parçaları olurlar. Bir toplumu ve topluma ait bireylerin kimliğini ifade etmekte yararlı veri tabanları sunar. Bu doğrultuda ele alınacak olan Kilikya Bölgesi KYM Kültürü; çalışmada evvela kültüre adını vermiş keramiklerin üretim detayları ve form özellikleri aktarılacaktır. Ardından bu keramikleri üreten toplumun gıda üretimi, dağıtımı, tüketimi gibi deneyimlerinin tümü; ideolojik, politik ve ekonomik açıdan sorgulanarak keramiklerin bize verdiği yanıtları aktarılacaktır. Neolitik süreçte, KYM üreticilerinin, kültürel kimliği böylece inşa edilmeye gayret edilecektir. Sembolik davranışların yoğun olduğu Neolitik Dönem de haliyle Kilikya KYM Kültürü nde de varlığı kabul edilebilir. Sosyal açıdan ilişkili olan ayrımlar kimin ne kadar ve ne çeşit gıda alması, bireylere servis edilen besin ürünleri, kullanılan kaplar ve eşyalar veya yemek yerken oluşturulan oturma düzenleri gibi detaylar, KYM Kültürü toplumunda bireyler ve yerleşim birimleri yelpazesinde kültüre dair ipuçları sunmaktadır. 99
100 Bahsi geçen keramiklerin, önemli buluşmalarda ya da aile grupları arasındaki özel temaslarda sembolik aktarımların yaşandığı akşam yemeklerinde daha özenli tipleri kullanıldığı anlaşılmış; kişiye özel küçük hacimli olarak üretilmiştir. Buna karşın açkısız daha sade olan tiplerinin ise sıradan yemeklerde, daha geniş hacimli toplu yemeklerde kullanımlar için üretildiği anlaşılmaktadır. Koyu Yüzlü Mal Kültürü ne dair Kilikya merkezli yerleşim verilerinden yola çıkılarak sunulan bu çalışma, diğer yerleşim birimlerinden sağlanan verilerle desteklenerek s onuçlandırılacaktır. Ali Özkan Dokuz Eylül Üniversitesi SBE Arkeoloji Anabilim Dalı - İzmir [email protected] 100
101 Gökçen Kurtuluş Öztaşkın Olympos Episkopeionu Tuğla Süslemeleri Olympos antik kenti, Antalya İli nin Kumluca İlçesi sınırları içerisinde, Çıralı Sahili nin güney batısında yer alır. Bu çalışmanın konusunu oluşturan Episkopeion (Piskoposluk Sarayı) kentin genel fiziki dokusunda önemli bir yer teşkil eden iki caddenin kesiştiği alanda konumlanmıştır. Episkopeion, doğu-batı aksında yaklaşık 128x62 m. ölçülerinde dikdörtgen bir plâna sahiptir. Episkopeionun merkezi yapısı konumundaki transeptli kilisenin hemen doğusundan geçen kuzey-güney doğrultulu duvar, kompleksi iki parçaya bölmektedir. Bu duvarın batısında kalan alanda kilise, vaftizhane gibi cemaat kullanımına ait dini yapılar ile triclinium (yemek/toplantı salonu), peristyl (sütunlu avlu) ve çok sayıda mekân yer alır. Doğu bölümde ise bir avlu etrafında sıralanmış mekânlardan oluşan piskopos konutu bulunmaktadır. Kompleksi oluşturan yapılardan vaftizhane, triclinium ve peristyl duvarlarında görülen tuğla süslemeler dikkat çekicidir. Niş yarım kubbelerinde ve duvar yüzeylerinde balık pulu motifi, yatay bantlar, yatay bantlar arasında çapraz hatlar, sepet örgüsü, haç motifleri ve dairesel rozetler oluşturacak şekilde yerleştirilmiş tuğla süslemeler görülür. Ayrıca kapı, pencere ve sütunlar arasındaki kemerlerin bazıları taş-tuğla almaşıklığındadır. Almaşık teknikteki kemerleri, az sayıda örnekle de olsa Erken Bizans Dönemi yapılarında örneklemek mümkündür. Tuğla dekorasyonların benzerleriyle ise genellikle Orta ve Geç Bizans Dönemi yapılarında rastlanmaktadır. Olympos Episkopeionu nda yapılan kazı ve sondaj çalışmalarında ele geçirilen seramik, cam ve maden buluntular ile liturjik ve mimari taş elemanların tümü M.S yy. lar arasına tarihlenmektedir. Malzeme-teknik kullanımındaki tüm detaylar kompleksin beraber 101
102 plânlandığını ve aynı dönemde inşa edildiğini göstermektedir. Bu sebeplerle Olympos Episkopeionu nda görülen tuğla süslemelerin de Erken Bizans Dönemi içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durum malzeme-teknik özelliklere göre yapılan değerlendirmenin Olympos ve çevresinde farklı öğelerle birlikte yorumlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Gökçen Kurtuluş Öztaşkın Pamukkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Kınıklı Kampüsü - Denizli [email protected] 102
103 Matthias C. Pichler Large Estates in Roman Kibyratis: The Archeological Evidence With the exception of well-documented settlement areas such as central Lycia or the chora of Sagalassos, we know little about the structure of rural estates and their involvement in the trade and food supply in Anatolia during Roman Imperial times, especially compared to other parts of the Roman Empire like the African provinces or Italy itself. In the case of the just-mentioned Anatolian examples, the land was structured and cultivated by a dense network of different-sized farmsteads. However, there is evidence of large land holdings in the Kibyratis (Burdur province). During a field survey in which I participated, two large estates, whose owners are known from numerous inscriptions, could be localized. The estate of the family of the Claudii Polemones, whose members belonged to the local aristocracy, is situated on a slope southwest of modern Yusufça near Kibyra. Widely spread pieces of architecture, high-quality press weights and, for example, the findings of bricks belonging to a hypocaust show the representative as well as functional character of the estate. Aside from that, several sepulchral stelae and parts of funerary monuments must have belonged to the estate s necropolis. Honorary and funeral inscriptions show the presence of the family at their domain. The other estate found belonged to one of the Calpurnii and later the Ummidii, the latter relatives to the emperor Marcus Aurelius, in or near the village of Sazak north of Tefenni. Unlike the Claudii Polemones, those families were not residents of their estate which was run by numerous administrators. Their estate obviously not only contained large domains for cultivating crops, most likely 103
104 grain and wine, but also a local pottery production centre, which is the subject of K. Gschwendtner s paper. The centre of the estate may be located on the top of Asar Tepesi west of Sazak, which today mainly shows the relics from a fortification that was built or still used in Late Antiquity. Both estates must have been centres of large latifundia whose surplus of crops was most likely sold at local and regional markets such as Kibyra. Matthias C. Pichler LMU München Zennerstraße 19, München - Germany [email protected] 104
105 Ceren Pilevneli M.S Yüzyıllar Arasında Myra ve Egemenlik Alanında Hıristiyanlık Myra kenti, Likçe yazıtlı kaya mezarları ve en erken sikkeleriyle, tarihi M.Ö. 5. yy. a kadar geriye giden büyük bir kenttir. Geç Hellenistik Dönem den itibaren egemenlik alanını sürekli genişleten Myra, Lykia nın en önemli iki limanından biri olan Andriake limanına sahip olması nedeniyle Lykia Bölgesi ticareti bakımından olduğu gibi Roma İmparatorluğu nun ekonomik hayatı için de oldukça önemli bir kentti. Myra nın bu ticari ve ekonomik önemine İmparatorluğun Hırıstiyanlığı resmi din olarak kabul etmesinden sonra metropolitlik haline getirilmesiyle dini önemi de eklenmiştir. Yine, kentin ve egemenlik alanının Hıristiyan dünyasının saygın azizlerinden Myralı Aziz Nikolaos ve Sionlu Aziz Nikolaos un yaşadığı bölge olması canlı bir dini merkez olmasının da önünü açmıştır. Bu çalışmada Myra nın M.S yy. lar arasında girmiş olduğu yeni dini ve kültürel çevrenin bölge hayatında yarattığı değişiklikler, arkeolojik veriler ve özellikle de bahsedilen zaman diliminde bölgede yaşamış olan azizlerin yaşam hikayeleri ışığında incelenecektir. Ceren Pilevneli Sakarya Üniversitesi SBE Tarih Anabilim Dalı Esentepe Kampüsü Serdivan - Sakarya [email protected] 105
106 Christoph Samitz Merkezi Likya Epigrafik Araştırması: TAM II,4 Corpusunun Tarihi ve Geleceği Avusturyalı bilim adamlarının Likya da yaptığı epigrafik araştırmalar 19. yy. da başladı. Söz konusu çalışmaları yürüten bilim adamlarının 1881 ile 1908 yılları arasında gerçekleştirdikleri çeşitli keşif gezileri esnasında buldukları metinler, çizgi ve estampaj ile kopyalanarak Viyana ya götürüldüler. Bu araştırmaların amacı Likya yazıtlarının corpusunun hazırlanmasıydı. Yayımın hazırlanması, 1890 yılında Avusturya Bilimler Akademisi bünyesinde kurulan Kleinasiatische Kommission himayesinde, özellikle ülkenin para kaynaklarındaki kısıtlılık sonucu bilimsel çalışmaların yavaşladığı Birinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda yürütüldü. E. Kalinka tarafından, Likya dili yazıtlarının corpusu (TAM I, 1901) ile Latince ve Yunanca yazıtların corpuslarının ilk üç fasikülü (TAM II, 1920, 1930 ve 1944) yayınlanırken, Patara ile Gagai arasındaki Merkezi Likya nın kıyısını kapsayacak dördüncü fasikül tamamlanamadı. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde G. Maresch çalışmalara yeniden başladı. Maresch, Viyana daki seyahat defterleri ve araştırma dosyaları ile Kalinka nın çalışmalarına dayanarak ve ayrıca G. E. Bean in 1955, 1957 ve 1960 yıllarında bölgeye yaptığı gezilerin sonuçlarını da ekleyerek 1965 yılında eksik olan dördüncü fasikülün bir müsveddesini hazırladı. Ancak bu cilt hiçbir zaman baskıya verilmedi. Öte yandan bu gecikmenin faydaları da oldu. Geçen zaman zarfında, Likya genelinde, birçok farklı ülkeden gelen araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen arkeolojik ve epigrafik çalışmalar sırasında pek çok yeni yazıt ortaya çıktı. Böylece dördüncü fasikülün içereceği metinlerin sayısı Maresch in müsveddesine kıyasla oldukça arttı. Ayrıca eski gezginlerin 106
107 defterlerinden tanınan birkaç yazıt yeniden bulunduğu için yapılan okumalar kontrol edilerek düzeltmeler de yapılmış oldu. Viyana daki dosyaları, Maresch in müsveddesini ve yeni araştırma sonuçlarını kullanarak önümüzdeki yıllar içerisinde, bir asırdan uzun süren, Merkezi Likya Yazıtları corpusu (TAM II,4) projesini sona erdirmek istiyoruz. O zaman corpus hem kitap olarak hem de dijital formatta yayınlanacak. Bu bildiri ile söz konusu proje çerçevesinde devam eden çalışmaların geldiği son durum ve birkaç yazıt örneğini sunulacaktır. Dr. Christoph Samitz Österreichische Akademie der Wissenschaften Institut für Kulturgeschichte der Antike Documenta Antiqua Arbeitsgruppe Epigraphik Fleischmarkt 20/1/ Wien - Austria [email protected] 107
108 Merve Sarılar-Özdemir Pisidia, Pamphylia ve Kilikia Bölgelerindeki Seleukos Kolonileri Hellenistik Krallıklar arasında merkezi Suriye olan Seleukoslar, Büyük İskender den sonra en geniş sınırlara ulaşmış krallıklardan biridir. Küçükasya da M.Ö arası etkin olan krallık, bu konumu korumak adına bir dizi stratejiler geliştirmiştir. Bunların başında ise koloni oluşturma gelmektedir. Seleukoslar topraklarının güvenliğini sağlayabilmek ve merkezleri Susa ile olan iletişimi devamlı kılmak adına Küçükasya da koloniler oluşturmuşlardır. Bunun yanı sıra Hellenistik krallıklar arasında prestij elde edebilmek adına birbiriyleriyle yarıştıkları bu devirde koloniler krallıkların teritoryumları içindeki geniş sınırlarına vurgu yapabilmek, güçlerini gösterebilmek adına en etkili propaganda aracı olarak görülmüştür. Bu konuda da Seleukoslar çok önemli bir konumda yer almışlardır. Seleukosların Pisidia, Pamphylia ve Kilikia bölgelerindeki kolonilerini konu alan bu çalışmada, bu bölgelerde Seleukosların koloni oluşturma nedenleri, bu kolonilerin özellikleri ve tipleri incelenmiştir. Bununla birlikte çalışmada bölgeler arasında farklı politikalar izleyen Seleukosların bu bölgelerde izlemiş oldukları stratejilere ve koloni oluşturacakları kenti seçerken nelere dikkat etmiş oldukları üzerinde de ayrıca durulmuştur. Seleukosların özellikle Akdeniz havzasında en etkili olduğu bölge Kilikia Bölgesi dir. Bu bölge ana merkeze olan yakınlığı ve Küçükasya ile Syria Bölgesi arasında tampon bir bölge olması nedeniyle Seleukoslar için önem arz etmekteydi. Seleukosların aksine denizlerde güçlü bir mevkiye sahip olan Ptolemaiosların özellikle Lykia, Pamphylia ve Kilikia kıyılarında uygulamış olduğu etkili stratejilerle Seleukoslar karşı karşıya kalmış ve özellikle Kilikia Bölgesi için iki krallık devamlı mücadele içerisinde olmuşlardır. 108
109 Seleukosların iç kesimlerde hâkim olduğu bölgelerden biri olan Pisidia Bölgesi ise Suriye ile Küçükasya daki yolları güneydeki Lykia ve Pamphylia ya bağlaması açısından önemliydi. Bu nedenle Seleukosların kıyı kesim ile iç kesimler arasındaki bağlantı ağını sağlayan en önemli bölgesi olarak bilinmektedir. Pamphylia Bölgesi nde ise, Seleukosların Ptolemaioslardan dolayı çok etkili bir konumda yer almamalarına rağmen burada koloni oluşturmayı başarmışlar ve III. Antiokhos Megas ın bazı kentleri Ptolemaioslardan geri almasıyla bu bölgede de M.Ö. 190 yılına kadar etkili olmuşlardır. Merve Sarılar-Özdemir Gevher Hatun Mah Sok. Dilpet Apt. No: 44 D: 4 Doğukışla - Karaman [email protected] 109
110 Audrey Scardina The Churches of Byzantine Aperlae: A Reappraisal The ancient site of Aperlae is located along the south-western coast of Lykia. Though it is on an unsheltered bay without any natural sources of water, the site was likely chosen because it was a prime spot to collect murex trunculus - the sea snails used to make Imperial purple dye. Though evidence suggests it was inhabited from at least the Hellenistic period, most of the surviving buildings date to the Early Byzantine period, with modifications being made until the end of the Middle Byzantine period. The site has been studied previously by the survey team from the University of Maryland and the University of Colorado ( ), as well as Hellenkemper and Hild, authors of the Tabula Imperii Byzantini: Lykien und Pamphylien. This paper focuses on the dating and phases of the four churches in Aperlae (Upper Church, Lower Church, Submerged Church I & II). It will analyse the chronologies set out by the previous survey teams with reference to personal observations made on a research trip in August/September 2014, which was funded by the AKMED Research Grants It will also address some of the major claims made by the survey team, such as their suggestion that the site was abandoned in the seventh century. Through this analysis, it is possible to suggest with working chronologies for both the Upper and Lower churches, which can then be tentatively dated based on architectural styles and techniques. The analysis of the Upper and Lower churches also aids in the reassessment of the dating and phases of Submerged Churches I and II, where less archaeological evidence is present. As the church would have been the social and 110
111 political centre of the town during the Byzantine period, a detailed study of the four churches at Aperlae can help to tell the story of Aperlae - not only how the people living there used their churches, but also how they lived in and viewed their town throughout its long history. Audrey Scardina School of History, Classics & Archaeology William Robertson Wing Old Medical School Teviot Place Edinburgh EH8 9AG - United Kingdom [email protected] 111
112 Fulya Seviç Geç Antik Dönem de Arykanda daki VI. Hamam M.S. 3. yy. ın sonunda Ticaret Agorası nın kuzeyindeki konut alanın büyük bir yangınla tahrip olmasının ardından M.S. 4. yy ın başından itibaren kentin en alt terasında yeni bir yapılaşmaya gidilmiştir. Merkezinde peristilli iki konut, iki kilise ve işliklerin yanı sıra dört hamamın yer aldığı Geç Antik Dönem yerleşimi yaklaşık 10 dönümlük alanı kaplamaktadır. Söz konusu mahallede 2002 yılından itibaren sürdürülen kazılar büyük oranda tamamlanmıştır. Bu çalışmada Geç Antik Dönem Mahallesi içerisinde yer alan dört hamamdan en büyüğü olan ve VI. Hamam olarak adlandırılan yapı; mimari özellikleri, geçirdiği onarımlar, inşa tarihi, kazıda ele geçen seramik ve sikkeler dikkate alınarak değerlendirilecektir. Genel tipoloji içerisinde sıra tipi nin bir örneği olan VI. Hamam Likya Bölgesi nde inşa edilen Roma Dönemi hamam mimarisi içerisindeki yeri tartışılacaktır. Aynı zamanda VI. Hamam ın, boyutları ve kent içerisindeki konumu, Geç Roma Dönemi nin sosyo-ekonomik yapısı göz önünde bulundurularak arkeolojik veriler ve dönem kaynakları kullanılarak açıklanmaya çalışılacaktır. Fulya Seviç Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Beytepe Kampüsü Çankaya - Ankara [email protected] 112
113 Katinka Sewing Historical Building Research at the South Baths in Limyra (former Episcopeion) The South Baths of Limyra represent an urgent research project since their discovery in the early 1970s. Their interpretation as an episcopeion has always been a controversial discussion, although comprehensive studies have never occurred. There has been a lack of interrelated considerations of historical building research, archaeology and urbanistics with regard to this building complex. It is obvious that a well-founded identification and therefore an appellation of this structure was still absent. Within the focus of research Urbanistics in Limyra during the 2013 and 2014 campaigns, an extensive architectural study was undertaken. At the beginning, the work started with the assumption that this building should be understood as an episcopeion. However, this interpretation had to be revised during the work. Many open questions could be answered, although it should be taken into account that the complex never has been excavated completely. Only a few sondages could be carried out. Despite that, the new results of the documentation of the building are striking. Already the mere description delivered first results in view of the function of the structure as baths. Preserved fragments of spacer pins in the masonry indicate this interpretation. This type of wall covering is quite typical for Lycian thermal facilities. Moreover, after the preparation of the manually created floor plan, the first phase of the building can be categorized as the so-called row-type, which is very common for Lycian baths. In later phases the baths were doubled in size. Also, for this construction phase most of the functions of the added rooms could be determined. 113
114 Furthermore, the relative chronology can be almost completely understood. The absolute chronology, however, is quite difficult to follow. In summary, there can be found some typical and some atypical elements of Lycian baths in this building complex. The most interesting aspects might be its surprisingly large size and dating in Late Antiquity. This result suggests the ongoing importance of the late Roman city of Limyra. Katinka Sewing Forschungsstelle Asia Minor Georgskommende 25 D Münster - Germany [email protected] 114
115 Öznur Tanrıver Pisidia da Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Phryg ve Lyd Kimliği: Tymandos Tymandos teritoryumunda yapılan yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları sonucunda çeşitli kültürlere ait mezar tipleri (Delipınar Tümülüsleri) ve mezar stelleri (anthemion başlıklı ve kapı tipi mezar stelleri) karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında kentte ele geçmiş yazıtlarda karşılaştığımız özel isimler bize kentin kültürel kimliği hakkında bilgiler vermektedir. Zira ele geçen bu bilgilerden hareketle kentin demografik yapısında Phryg ve Lyd etkisi görülmektedir. Özel isimler ve yazıtlardaki harf karakterleri, Eski Yunanca ve Pisidia yerel dialektinin bağdaşmış olduğunu göstermektedir. Kentte kullanılmış olan mezar tipleri ve buna ilişkin olan gömü gelenekleri, toplumun inançları, coğrafi konumları veya farklı kültürlerle etkileşimleri ile çeşitlilik göstererek değişikliğe uğramıştır. Arkeolojik ve epigrafik veriler bölgede ve kentte dönemler boyunca mezar tiplerinde, stellerinde ve özel isimler üzerinde kültür kimliğine ilişkin farklılıkların olduğuna işaret etmektedir. Öznur Tanrıver Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Çünür - Isparta [email protected] 115
116 Düzgün Tarkan Kibyra Lahitleri Kibyra, Hellenistik ve Roma dönemlerine ilişkin farklı tiplerde mezar anıtlarını barındıran oldukça zengin bir nekropole sahiptir. Bu bildiride kentin ölü gömme gelenekleri içinde önemli bir yer tutan lahit mezarlar irdelenecektir. Dört farklı kültür bölgesinin merkezinde yer alan kentin bu konumunun lahitlere olan etkisinin irdelenmesi bildirinin temel tartışması olacaktır. Kentte bezemesiz, yarı hazır, girlandlı, yivli ve frizli olmak üzere beş farklı lahit tipi tespit edilmiştir. Söz konusu lahitlerin -frizli olanı dışındatamamı yerel kireç taşından imal edilmiştir. Yarı hazır, girlandlı ve yivli lahitler Aphrodisias atölyesi etkilidir. Yalnızca birkaç parçası günümüze ulaşan Frizli Lahdin ise köşelerindeki Nike ler ve profil düzenlemeleri ile Anadolu nun firizli lahit şemasının genel özelliklerini sergilediği anlaşılmaktadır. Kibyra lahitleri M.S. 2 ve 3. yy. da yoğun olarak üretilmiş ve kullanılmışlardır. Düzgün Tarkan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü - Burdur [email protected] 116
117 Özel Teraman İmparator Salonlarının İşlev ve Adlandırılmaları Üzerine Öneriler 1920 li yıllarda Ephesos ta çalışan araştırmacılar tarafından kent hamamlarının palaestra bölümlerinde karşılaşılan, zengin cephe mimarisine sahip özel mekânlar ilk önce kullanılan malzeme dolayısıyla marmorsaal olarak adlandırılmıştır. Ancak bu mekânlar daha sonra, özellikle Vedius Hamam-gymnasionu buluntuları dolayısıyla, J. Keil ın önerisiyle kaisersaal olarak adlandırılmaya başlanmış ve doğrudan imparatorlar kültü ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle Vedius örneği buluntularıyla somutlaşan aediculalı cephe mimarisi, sunak, hanedana ait heykel, adak yazıtı gibi adlandırma kriterleri ki bunlar söz konusu yapıda da eksiksiz değildir ise Batı ve Güney Anadolu nun bazı kentlerinde 1980 ve 2000 li yıllarda kazısı yapılan hamam/hamam-gymnasion örneklerine ait sözde kaisersaal mekânlarında da hiçbir zaman eksiksiz ve bir arada ele geçmemiştir. Peki öyleyse bu mekânları, birçok araştırmacı tarafından benimsenen ya da reddedilen bir şekilde kaisersaal olarak adlandırıp, imparatorlar kültüyle ilişkilendirmek ne kadar doğrudur? Bu bildiride, Ephesos, Sardes, Sagalassos ve Perge örnekleri üzerinden, söz konusu özel mekânlar ın işlevleri ve adlandırılmalarına dair öneriler ortaya konmaya çalışılacaktır. Yrd. Doç. Dr. Özel Teraman Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Bomonti Yerleşkesi Cumhuriyet Mah. Şişli - İstanbul [email protected] 117
118 Hüseyin Uzunoğlu Epigrafik ve Edebi Kaynaklar Işığında Likya Bölgesi nde Su ve Su Yapılarına İlişkin Bazı Gözlemler Günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan Likya Bölgesi, ortalama yükseklikleri 2000 m. den oluşan, bazı zirveleri 3000 m. yi aşan aşırı dağlık bir yapıya sahiptir. Bölgede tipik Akdeniz iklimi hâkim olup, kışlar aşırı yağışlı, yazlar ise aşırı kuraktır. Gerek bu iklimsel özellik gerekse dağların denizden ani yükselişleri ve arazinin aşırı geçirgen karstik yapısı Likya Bölgesi su sistemini de negatif yönde etkilemiştir. Akarsuların boyları kısa, taşıdıkları su miktarı ise azdır. Bu nedenle Likya da hiçbir akarsu nehir ya da ırmak ismini taşımaz; hepsi ya çay dır ya da dere. Bölgenin en büyük akarsuyu olan Ksanthos Potamos dahi Türkçe de Çay olarak anılmaktadır (Eşen Çayı). Bu durum Likyalıların, yaşamın her alanında vazgeçilmez bir unsur olan suyu tedarik etmeleri için ellerindeki bütün imkânları zorlamalarına yol açmıştır. Birçok Likya kenti temiz su ihtiyacını sarnıçlardan karşılamak durumunda kalmış, Myra, Patara, Ksanthos gibi metropoller ise büyük masraflar yaparak uzak mesafelerden aquaduktler aracılığıyla kentlerine su getirebilmişlerdir. Gerek arkeolojik kalıntılar gerekse de yazıtlar Likya da hamam kültürünün önemli bir yer tuttuğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla su, Likyalıları hayatlarında geniş ve önemli bir yer tutarak, onların mitolojilerini, kehanetlerini, mimarilerini biçimlendirmiştir. Bu düşüncüler doğrultusunda bildirimizde Likya Bölgesi için antik kaynaklarda ve epigrafik belgelerde geçen su ve su yapılarına (pınarlar, sarnıçlar, su künkleri, su yolları, hamamlar vs.) ilişkin bütün metinler analiz edilerek Likya hidrografyası yorumlanacaktır. Bu bağlamda Likya özelinde antikçağ su terminolojisi ile ilgili henüz aydınlatılmamış ya da kafa karıştırıcı bazı hususlara da 118
119 dikkat çekilecek ve bazı çözüm önerileri getirilmeye çalışılacaktır. Bunların başında ise κρήνη ve πήγη sözcükleri gelmektedir. Tölle-Kastenbein ın 1985 yılında yaptığı ve bilimsel çevrelerde communis opinio olarak hala kabul edilen bir çalışmasına göre πήγη doğal ve insan eli değmemiş bir kaynağı işaret ederken (örneğin nehirlerin kaynakları vs.), κρήνη kaynak suyunu ortaya çıkarmak ve ondan faydalanmak için çeşme vs. gibi bir yapının da var olduğunu göstermektedir. Buna karşın Likya dan verdiğimiz bazı örnekler (örneğin Sura ve Kyaneai daki kaynaklar ya da Patara yakınlarındaki Telephos Krene) vasıtasıyla bildiride söz konusu araştırmacının bu tezi detaylı olarak masaya yatırılacaktır. Hüseyin Uzunoğlu Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Kampüs - Antalya [email protected] 119
120 Sinem Üstün Türkteki İlk Tunç Çağı nda Pisidya/Göller Bölgesi nin Çömlekçilik Gelenekleri Pisidia Bölgesi nde M. Özsait başkanlığında yılları arasında bölgede gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında tespit edilmiş İlk Tunç Çağı na ait çanak çömlek parçaları doktora tezimiz kapsamında incelenmiş olup bildirinin de esasını oluşturmaktadır. Yüzey araştırmaları ile ele geçirilen söz konusu bu çanak çömlek değerlendirilirken, öncelikle, Pisidya/Göller Bölgesi nin İlk Tunç Çağı na tarihlenen çanak çömlek verilerinin elde edildiği yerleşmelerden faydalanılmıştır. Bununla birlikte, Pisidya/Göller Bölgesi ne komşu olan bölgelerde yer alan Karataş-Semayük ve Beycesultan kazılarından edinilen İlk Tunç Çağı çömlekçilik gelenekleri hakkındaki sonuçlar, bölgenin çanak çömlek ve kültür grubu sınırlarının çizilmesinde önemli rol oynamıştır. Sonuç olarak bölgenin İlk Tunç Çağı çanak çömleğinin özellikleri, gelişimi ve yakın çevresinin çanak çömlek grupları ile olan ilişkileri, ayrıca Batı Anadolu genelinde taşıdığı anlam ve önem eldeki veriler doğrultusunda ortaya konulmaktadır. Yrd. Doç. Dr. Sinem Üstün Türkteki Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Gülümbe Kampüsü - Bilecik [email protected] 120
121 Dies van der Linde Funerary Stelai and Representation of the Self in Roman Pisidia Self-representation generally involves a certain degree of selection, a deliberate choice to present oneself in one way rather than in another. Though these representations of self might be considered ideal, they still reveal valuable information about real society and real individuals. Turning to my subject, in the Roman Imperial period we find the omnipresent imperial image in the form of statuary and on coinage. The names of emperors were widespread on numerous inscriptions all over the Roman Empire, most notably in the urbanised areas of the Empire. Also, individual euergetai are wellrepresented in public inscriptions and by statuary. In addition, elite tombs and grave monuments provided a suitable instrument for self-representation and self-promotion for high-class citizens in their urban context. Funerary monuments in regions such as Pisidia are abundant. They pertain to many groups within society and, therefore, form an interesting category of evidence to study individuals and the way they represented themselves in a more rural context. Grave markers display daily attributes such as combs and mirrors, ploughs and axes, or animals like oxen or fish. Grave inscriptions provide insightful information on the individual itself. Even more revealing in light of the issue of selfrepresentation is the emergence, and increasingly more common, habit of displaying human figures in a funerary context. So we can ask the question: who represented him- or herself where, when and in what manner? Who and what was included in the imagery and texts, and similarly important, what was excluded? An analysis of these representations of the self uncovers the lives of the individuals in Pisidian society and their self-perception in 121
122 a dynamic and diverse Roman world. It also sheds light onto the extent of individualisation in this part of the Roman Empire. This paper positions my study of self-representation in Roman Pisidia in the context of previous studies of self-representation in Roman Asia Minor. Based on my study of funerary material in the Isparta Museum in the summer of 2014 ( a first selection of funerary evidence from northern Pisidia exemplifies the way in which I propose to extend our understanding of selfrepresentation and individual identities in Pisidia beyond rulers and elite. Dies van der Linde Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Rumelifeneri Köyü Sarıyer - İstanbul [email protected] 122
123 Ralf Vandam Reconstructing the Late Prehistoric Cultural Landscape (6500 to 2400 B.C.) in the Burdur Plain, South-West Turkey: An Insight into Settlement Patterns, Preferences and Interaction In terms of the Late Prehistoric archaeological perspective, the Burdur Plain in south-western Turkey is unique as it is one of the few regions in Anatolia which has been systematically investigated by archaeologists. Excavations conducted at Hacılar, Kuruçay Höyük and Hacılar Büyük Höyük have greatly contributed to our knowledge of the Late Neolithic ( B.C.) until Early Bronze Age I ( B.C.). In order to understand the relationship between these sites and their surrounding landscapes, an intensive archaeological survey was conducted in the Burdur Plain from 2010 to In addition, provenance analyses (petrology and p-xrf) were carried out on the collected artefacts to shed a light on the connectivity and interaction of the Late Prehistoric communities. Furthermore, the applied GIS spatial analysis informed us on settlement preferences and patterns. All these data provide not only the opportunity to evaluate the character of the different Late Prehistoric communities but also to reconstruct diachronic patterns within this period and to contextualize the Burdur Plain within a larger area. The overall picture that can be shown from the Burdur Plain suggests that the Late Prehistoric communities in this area were not so different from other communities in Western Anatolia. Dr. Ralf Vandam University at Buffalo - Sagalassos Archaeological Research Project 380 MFAC Ellicott Complex Buffalo, NY USA [email protected] 123
124 Şeniz Varmaz Patara da Bulunan Bir Grup Mangal Atacı Pişmiş topraktan yapılan bu form, altta silindirik kaide üzerine yükselen silindirik gövde, kazan ve ataçlardan oluşur. Yanma işleminin gerçekleştiği kazan ile üzerindeki kabın ateşe direkt temasını engelleyerek sabit bir şekilde taşınmasını sağlayan ataçlara sahip dekoratif ocaklar olarak da tanımlanmaktadır. Kalıpta şekillendirilmiş mangal ataçlarına ait çok sayıdaki örnek başta Anadolu olmak üzere, Kıta Yunanistan, Ege Adaları, İtalya, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika nın kıyı kentlerinde bulunmuştur. Çalışmada, Patara kazılarında ele geçen bir grup mangal atacı stratigrafik ve tipolojik olarak değerlendirilmeye alınarak süregelen kronoloji sorunlarının yanı sıra üretim merkezi ve buna bağlı olarak Akdeniz deki ticari ilişkiler tartışılacaktır. Patara da bugüne kadar değişik sektörlerden toplam 21 adet ataç ele geçmiştir. Masklarla dekore edildiği bilinen mangal ataçlarının kentte ele geçen örneklerinde de bu geleneğin bozulmadığı ve ataçlarda bezeme amaçlı maskların kullanıldığı görülür. Şeniz Varmaz Pamukkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Kınıklı Kampüsü - Denizli [email protected] 124
125 George Watson Civic Networks in Roman Pamphylia: Coinage as a Marker of City to City Interaction The coinage of cities in the Greek East of the Roman Empire is often studied in isolation and taken as evidence for that city s history. This is supported by a historiographical narrative that suggests cities were in constant competition with each other as seen, for example, in Dio Chrysostom s speech (Or. 38) to the Nicomedians regarding their relationship with Nicaea. However, the evidence for shared dies and similar engraving styles suggests some form of collaboration between various cities. This paper uses Pamphylia and its surrounding regions during the 3rd century A.D. as a case study to examine these networks of collaboration. It traces how these networks evolved, developed and changed over time, and suggests how these changes might be indicative of social and cultural change in this region during a period of political and economic turmoil. An additional examination of archaeological and epigraphic material suggests that the connections between cities revealed by the coinage are mirrored in other areas. In this way, the numismatic material is truly integrated with other types of sources to build a more nuanced picture of how cities interacted with one another during the Roman Imperial period. George Watson University of Cambridge Christ s College Cambridge CB2 3BU - United Kingdom [email protected] 125
126 Gülistan Yavuz Anamur Müzesi Heykeltıraşlık Eserleri Bu bildirinin ana konusunu Anamur Müzesi ndeki heykeltıraşlık eserleri oluşturmaktadır. Dağlık Kilikia Bölgesi yerleşimlerinden başta Anemurium olmak üzere bu kapsamda Kilikia nın çeşitli bölgelerinden ele geçmiş Roma Dönemi heykelleri konu edilmiş ve 26 eser değerlendirilmiştir. Müzede bulunan heykeltıraşlık eserler M.Ö. 1. yy. daki Roma hâkimiyetinin ilk dönemlerinden, Roma İmparatorluğu nun M.S. 3. yy. ına kadarki sürece aittir. Eserler gerek portreciliği gerekse ideal betimlemeler bakımından bölgenin ne kadar zengin olduğunu göstermektedir. Değerlendirilen eserlerin buluntu yerlerinin farklı olması, mermer olanların farklı atölyelerden ithal edilmesi ve kireçtaşı olanların ise yerel ustalarca yapılmış olması bir atölye tespitini imkânsız kılmaktadır. Kilikia Bölgesi nde birçok mermer türünün kullanıldığını bu da Kilikia Bölgesi nin bölge içi ve bölge dışı ticaretinin geliştiğinin göstergesidir. Çalışmada özellikle üzerinde durulacak konu, Kilikia Bölgesi ndeki taş yontu sanatındaki gelişimdir. Ayrıca eserler üzerinde yapılan incelemelerle genel kompozisyon anlayışını irdelemek, ayrıca heykeltıraşlık buluntularına dayanarak bölgedeki sanatsal açıdan farklılık ve benzerliklerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. İncelenen eserlerin işçiliğine bakıldığında yörede kaliteli üretim veren bir atölyeden söz edilemez. Ayrıca bugün için bir mermer ocağı ya da heykeltıraşlık atölyesinin varlığını da belirlemek mümkün değildir. Tüm bu nedenler değerlendirme bölümünde 126
127 yapım yerlerinin belirlenmesi üzerinde ağırlıklı durmak yerine, Anamur Müzesi ndeki heykeltıraşlık eserleri ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Toplanan verilerden yola çıkılarak stil kritiği için orjinal tiplerden sağlanan verilerle sonuca gidilecektir. Gülistan Yavuz Dokuz Eylül Üniversitesi SBE Arkeoloji Anabilim Dalı Tınaztepe Yerleşkesi Buca - İzmir [email protected] 127
128 Selda Yeni ΛΥΚIΑΚΩΝ ΣΥΣΤΗΜΑ DAN ΛΥΚΙΩΝ ΤΟ ΚΟIΝΟΝ A: Hellenistik Önceller Işığında Lykia Birliği nin Görevleri, İdari Yapısı ve Finansmanı Artemidoros tan alıntı yapan Augustus dönemi yazarı Strabon Birlik yapısı ve işleyişi hakkında genel bilgiler sunmaktadır. Strabon Birlik in 23 üye kenti olduğunu belirtmektedir. Lykia Birliği nin adlandırılması Strabon un eserinde Lykiakon systema iken yazıtlarda Birlik ten çoğunlukla koinon, ethnos ya da sadece Lykioi ethnikonu olarak bahsedilmektedir. Strabon büyüklüklerine göre 23 kentin oy oranlarına göre temsil hakkı bulunduğu synedrion dan bahsederek sadece bir meclisin varlığına işaret etmektedir. Roma Dönemi nde bule ve ekklesia olmak üzere iki meclisin yer aldığı sistemin Hellenistik Dönem deki durumu hakkında fikir edinmek zordur. Lykia Birliği nin bağımsızlık döneminde idari, askeri, adli, dini, mali alanlarda son derece aktif olduğu yazıtlarda söz konusu olan sahalarda Birlik adına hizmette bulunmuş kişilerin varlığından anlaşılmaktadır. Askeri alanda savaş ve barış kararı alma, dini alanda kült kurma ve bayram tertibi, politik ve siyasi alanlarda yeni üye kabulü, elçilikte bulunma ve onurlar verme gibi işlerde söz sahibi olan Birlik in yetki sahasının oldukça geniş olduğu görülmektedir. Bu denli önem teşkil eden Birlik in bünyesinde yararlı işler yapmış seçkin kişiler ve ailelerin yer alması beklenilen bir durumdur. Bu seçkin tabaka icraatlar, hayırhahlıklar, üstlendikleri görev ve memuriyetler ile ön plana çıkmıştır. Selda Yeni Akdeniz Üniversitesi SBE Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Anabilim Dalı Kampüs - Antalya [email protected] 128
129 Nazlı Yıldırım Lyrbe Agorası Lyrbe Agorası hem konumu hem de mimarisi ile kentin en önemli yapısı durumundadır. Erken Roma Dönemi nden başlayarak Bizans Dönemi sonlarına kadar kesintisiz biçimde kullanıldığı anlaşılan agora söz konusu dönemlerde aralıklarla onarımlar ve eklemeler geçirmiş bu nedenle günümüze iyi durumda korunarak gelmiştir. Düzenli dörtgen planlı ve çok katlı olan Lyrbe Agorası mimari açıdan çok güçlü bir Hellenistik etkiye sahiptir. Figürlü mozaikler, bosajlı bloklar, kalp sütunlar, aksial aralığa 3 metop yerleştirilmesi, 3 tamburdan oluşan ve yüzeysel olarak işlenmiş 20 yivli Dor sütunları ile Dor ve Ion mimari elemanlarının birlikte kullanılması gibi uygulamalarla söz konusu Hellenistik etkiler rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Hellenistik özelliklerin yanı sıra agora genelinde gözlemlenen Ion kymationlarında kullanılan ok uçları, S profilli konsollu geisonlar, dikdörtgen destekli yarım sütunlar, dolu yivler, rozetli metoplar ve kemer kullanımının fazlalığı gibi mimari uygulamalar ise yapım tarihi konusunda Erken Roma Dönemi ni işaret etmektedir. Tüm bu mimari özellikler birlikte değerlendirildiğinde tek bir inşa evresine sahip olduğu anlaşılan agorayı genel olarak Hellenistik Dönem in gelenekselci özelliklerini içinde barındıran İmparatorluğun erken dönemlerine tarihlemek mümkündür. Yrd. Doç. Dr. Nazlı Yıldırım Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Yenisey Kampüsü Merkez - Ardahan [email protected] 129
130 Volkan Yıldız Kilikya Bölgesi nde Görülen Attika Seramikleri Üzerine Bir Değerlendirme Bu çalışmada Alanya, Anamur, Silifke, Mersin müzeleri ile Kelenderis, Soli-Pompeipolis, Gözlükule ve Yumuktepe kazılarında bulunan Attika seramikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca daha önce yayınlanmış olan Nagidos ve Meydancıkkale kazısı ile Tarsus ve Silifke müzelerine ait sonuçlar yayınlardan alınmıştır. Bölge genelindeki Attika seramiklerinin yoğunlukları oldukça farklıdır; Nagidos, Kelenderis ve Soli-Pompeiopolis en fazla Attika seramiğinin bulunduğu antik kentler arasında yer alırken, Yumuktepe, Gözlükule ve Meydancıkkale bu kentlere göre daha az sayıda buluntu vermektedir. Bölgedeki Attika seramiklerinin gruplara göre dağılımında en yoğun buluntu grubunu siyah firnisli Attika seramikleri oluştururken, figürlü seramik grubunda ise kırmızı figürlü seramikler siyah figürlü seramiklere göre daha yoğundur. İncelenen Attika seramiklerinde 18 adet farklı form saptanmış olup bunlar içerisinde en yoğun örneğe sahip olan formları kaseler ve lekythoslar oluşturmaktadır. Kilikya da M.Ö. 6. yy. ın 2. yarısından itibaren sayıca az da olsa üretimde bulunan ressam, atölye/gruplara ait vazolar mevcuttur. Söz konusu seramikler Gözlükule, Soli-Pompeiopolis ve Kelenderis te ele geçmişlerdir. M.Ö aralığında seramiklerin sayısında az da olsa bir artış mevcuttur. M.Ö. 5. ve 4. yy. içinde faaliyette bulunan ressam, atölye/gruplardan özellikle Haimon Ressamı veya atölyesi, Athena Ressamı, Pithos Ressamı, Beldam Ressamı veya atölyesi, Tymbos Ressamı, Klügmann Ressamı, Bowdoin Ressamı veya atölyesi, Mina Ressamı, Karlsruhe 280 grubu, Şişman Çocuk Ressamı ve Otchet Grubu na ait örnekler 130
131 mevcuttur. Bölge genelinde en yoğun buluntu grubunu geç Siyah Figür ressamlarından birisi olan Beldam Ressamı ya da atölyesine ait bezekli lekythoslar oluştururken, en az örnek ise Pithos Ressamı, Karlsruhe 280 Grubu ve Tymbos Ressamı na aittir. Yrd. Doç. Dr. Volkan Yıldız Celal Bayar Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Muradiye Yağcılar Kampüsü - Manisa [email protected] 131
132 Fatih Yılmaz Phaselis Kenti Pantheonu ve Doğu Akdeniz deki Etkileşimi Phaselis kenti efsanelere göre oikistes Lakios önderliğindeki Lindos lu bir grup kolonist tarafından M.Ö. 691/690 yılında kurulmuş ve M.S deki Selçuklular ın fethine kadarki yaklaşık 1900 yıl boyunca da varlığını sürdürmüştür. Bu süreç içerisinde özellikle Arkaik ve Klasik dönemlerde sahip olduğu üç doğal limanıyla Doğu Akdeniz ticareti ve politik olaylarında aktif rol oynamıştır. Phaselis in bu karakteri öncelikli olarak kolonist Lindos la, akabinde kurulduğu coğrafya içerisindeki Lykia ve Pamphylia bölgeleriyle ve genelde ise Doğu Akdeniz Hellen dünyasıyla inanç alanında etkileşim içerisinde olmasını sağlamıştır. Söz konusu etkileşim ilk olarak kuruluş efsanelerinde ön plana çıkar: Yerel bir figür olan çoban Kylabras ın tuzlu balık karşılığında Phaselis in kurulacağı toprakları oikistes Lakios a satmasının üzerine, bu olayın anısını yaşatmak ve onu kutsallaştırmak için Kylabras a yıllık olarak tütsülenmiş/isli balık sunuları gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan ise kolonist Lindos un baş tanrıçası Athena Lindia ya ait kült buraya Polias epithetonu ile taşınmış ve kentin baş tanrıçası olmuştur. Pers Seferi sırasında Büyük İskender in Troya kahramanı Akhilleus a ait kargıyı Phaselis akropolisindeki Athena Polias Tapınağı na bırakmasıyla, söz konusu tapınak Doğu Akdeniz de farklı bir önem kazanmıştır. Bunun yanında yine kolonist kentin etkisiyle Phaselis te tapınımı olduğu düşünülen Helios ve Zeus Boulaios un kültleriyle birlikte, özellikle Karadeniz in batı ve kuzey kıyılarındaki Ionia kolonilerinde görülen Apollon Ietros ve çok nadir olarak karşılaşılan Hestia-Hermes kült birlikteliği de kentte tapınım görmekteydi. 132
133 Roma İmparatorluk Dönemi ne gelindiğinde ise imparatorluk kültü Phaselis e yerleşmiş ve baş tanrıça Athena Polias la birlikte kentteki en önemli kült haline gelmiştir. Buradaki sunumda öncelikle Phaselis pantheonundaki tanrıların akropolisteki konumları tespit edilerek, kolonist Lindos ile bağlantıları değerlendirilecek; sonrasında Phaselis in tam sınırında bulunduğu Lykia ve Pamphylia bölgelerindeki tanrılar içerisindeki yerel kökenleriyle ilintiler kurulmaya çalışılacaktır. En son kısımda ise bu tanrıların Doğu Akdeniz deki konumları ve yayılımları genel bir bakış açısıyla değerlendirilmeye çalışılacaktır. Fatih Yılmaz Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Dumlupınar Bulvarı Kampüs - Antalya [email protected] 133
134 Nisa Yılmaz Erkovan Rhodiapolis Antik Kenti Agora ve Stoaları: Arkeolojisi, Rölöve ve Restitüsyonu Likya Birliği üyesi olan, Rhodos kolonizasyonunda kurulduğu için adını buradan alan Rhodiapolis, Likya nın doğu sınırındaki bir Likya kentidir. Kentte şimdilik bilinen en erken kalıntıları Klasik Çağ kaya mezarlarıdır. Yüzeydeki kalıntılar yoğunlukla Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Kentteki çalışmalarımızın amacı, zorlu arazi koşullarında kurulmuş kentin agora ve stoalarını inceleyerek Likya Bölgesi nde bulunan agora ve stoalar hakkında bilgi edinmek olmuştur. Rhodiapolis i diğer yerleşimlerden ayıran en önemli özelliği şehirciliğidir. Arazinin eğimli olması nedeniyle oluşturulan küçük teras düzlüklerinde yapılar birbirleriyle ortak tasarlanmıştır. Rhodiapolis te 3 adet stoa ve tek agora bulunmaktadır. Rhodiapolis agorası diğer agoralardan farklı olarak, kentin konumu ve teraslı yapısı nedeniyle kuzeyde dar, güneyde ise daha geniştir. Agoraya dört adet sarnıç yerleştirilerek geniş bir teras elde edilmiş ve buraya iki katlı stoa yerleştirilmiştir. Stoanın doğu karşısında yer alan eksedranın üç oturma sırası günümüze ulaşmıştır. Stoanın ortasında in situ düşmüş bloklardan burada iki katlı bir stoa olduğu anlaşılmıştır. Bu kalıntılara göre stylobata altlıksız oturan dor sütunları, onların üstünde yalın 3 silmeli arşitrav, üstünde sütun üstlerine denk gelen eşit aralıklarla yerleştirilmiş postamentler, Ion başlıklı sütunlar ve çatıyla stoanın yapısallığı tamamlanmaktadır. Zemininin tamamen mozaik döşendiği anlaşılmıştır. 134
135 Diğer bir stoa olan Opramoas Stoası, tiyatronun sahne binası arkasında bulunan Opramaos Anıtı için tasarlanmıştır. Stoanın ön tarafı iki katlı agora stoasının ikinci katından oluşur. Yan kolu ise Opramoas terasının güney köşesinden tiyatronun batı köşesine kadar uzanıp analemma duvarıyla birleşir. Stoa duvarı boyunca çok standart olmayan ölçülerde 8 adet niş açılıdır. Buluntular, Attik-ion tarzı sütun kaideli ve eğimli bir çatıya sahip olduğunu göstermektedir. Stoa zemini sıkıştırılmış toprak gibi görünse de diğer stoalar mozaikli zemine sahip olduğu için bu stoanın zeminin de mozaikli olması beklenmektedir. Diğer stoa ise, Asklepieion-Hadrianeum önü stoasıdır. Caddeye paralel tasarlanan ve üstünün örtülü olduğu bulunmuş olan çatı kiremitlerinden anlaşılan stoa, doğudan batıya yükselen topoğrafya nedeniyle Asklepieion un girişlerine doğu yönden ulaşmak isteyenler üç basamaklı bir podyuma kemerli bir girişle geçmekte, doğuda düz, eğim nedeniyle basamaklı bir yapıya dönüşerek daha sonra merdivenli bir sokakla sonlanmaktadır. Sütun başlıkları üzerinde soffitli arşitrav blokları, friz blokları ile geison ve simanın birlikte işlendiği bloklar yapı cephesini süslemektedir. Zeminde mozaik kalıntıları tespit edilmiştir. Nisa Yılmaz Erkovan Akdeniz Üniversitesi SBE Arkeoloji Anabilim Dalı Kampüs - Antalya [email protected] 135
136 Adem Yurtsever Side de Yeni Araştırmalar Işığında M Binası Doğu Pamphylia nın önemli bir liman kenti olan Side de kazılar Mansel başkanlığında 1947 yılında başlamış ve bu tarihten itibaren yaklaşık yirmi yıl boyunca aralıksız devam etmiştir. Mansel başkanlığında sürdürülen kazı çalışmaları döneminde pek çok anıtsal yapı ortaya çıkarılmış, antik Side ve yapıları üzerine araştırmalar yapılmıştır. Ortaya çıkarılan söz konusu anıtsal yapılardan birisi de mimarisi ile dikkat çeken, literatüre M Binası olarak geçmiş yapı kompleksidir. M Binası Mansel tarafından Devlet Agorası (?) olarak isimlendirilmiştir. Burada üzerine daha çok yoğunlaşacağımız alan peristyl in doğu köşesinde, dikdörtgen bir forma sahip, yan yana sıralı üç mekândan oluşmaktadır. Mekânlar içerisinde ilk kazı çalışmaları 1949 yılında başlamış, kazılar sırasında özellikle orta/ana mekândan ele geçen heykeltraşi ve mimari elemanların ihtişamı dikkat çekmiş, çalışmalar ağırlıklı olarak bu alanda sürdürülmüştür. Ele geçen imparator, tanrı-tanrıça, atlet heykelleri üçlü mekânın orta salonunun bir imparator (onurlandırma) salonu [Kaisersaal] olduğunu düşündürmüştür. Mansel, orta salonun imparator kültüne tahsis edilmiş olabileceğini, sağ ve sol mekânları ise birer kitaplık olarak değerlendirerek yapıyı M.S. 2. yy. ın son yarısına tarihlendirmiştir. Buluntuları ve cephe mimarisi ile dikkat çeken orta salon mimar A.M. gözetiminde 1965 yılında kısmen restore edilmiştir. Yayınlarda M Binası bir imparator salonu olarak değerlendirilmiş, genel itibari ile yapının bağlı bulunduğu peristyl göz ardı edilmiştir. Mansel in ortaya koyduğu veriler ağırlıklı olarak kabul görmüş ancak M Yapısı olarak isimlendirilen yapı grubu günümüz arkeoloji 136
137 ve mimari anlayışı ile bir bütün olarak değerlendirilmemiştir. Bu çalışmamızın amacı, son araştırmalar ışığında M Binasının bağlı bulunduğu yapı kompleksi içerisindeki yerini tartışmak, buna bağlı olarak yapının mimarisi, işlevi ve kültsel özellikleri üzerine yoğunlaşarak Antik Çağ Side si içerisindeki yerini araştırmaktır. Adem Yurtsever Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Tepebaşı - Eskişehir [email protected]
138
Prof.Dr. ASLI SARAÇOĞLU
Prof.Dr. ASLI SARAÇOĞLU Arkeoloji Bölümü Klasik Eğitim Bilgileri 1985-1989 Lisans Atatürk Üniversitesi 1989-1991 Yüksek Lisans Atatürk Üniversitesi 1992-1997 Doktora Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü
Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları
Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları Yrd. Doç. Dr. Yiğit H. Erbil, Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı
GÜZ DÖNEMİ SEÇMELİ DERS LİSTESİ
V. Bilgi Kitapçığı (Program Katalogu Bilgileri) Program Tanıtımı Programı farklı yönlerden ( misyon, amaçlar, hedefler, programın gücü, mezunlar için fırsatlar vb. açılarından), akademik bir bakış açısıyla
Dr. Öğr. Üyesi Volkan YILDIZ Y. Lisans Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Doktora Selçuk Üniversitesi. Arkeoloji
Dr. Öğr. Üyesi Volkan YILDIZ ÖĞRENİM DURUMU Derece Üniversite Bölüm / Program Selçuk Fen- Edebiyat Fakültesi, Klasik 998-00 Y. Selçuk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klasik 00-006 Doktora Selçuk Sosyal Bilimler
Yrd.Doç.Dr. MURAT ÇEKİLMEZ
Yrd.Doç.Dr. MURAT ÇEKİLMEZ Arkeoloji Bölümü Klasik Eğitim Bilgileri Arkeoloji Bölümü 2001-2005 Lisans Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji Pr. 2005-2008 Yüksek Lisans Adnan Menderes ÜniversitesiSosyal
15. MÜZE ÇALIŞMALARI ve KURTARMA KAZILARI SEMPOZYUMU
T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 15. MÜZE ÇALIŞMALARI ve KURTARMA KAZILARI SEMPOZYUMU 24-26 NİSAN 2006 ALANYA T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın No : 3082
HİERAPOLİS KAZISI Hierapolis - Pamukkale Missione Archeologica Italiana
HİERAPOLİS KAZISI Hierapolis - Pamukkale Missione Archeologica Italiana Menderes Caddesi No.23- Pamukkale (Denizli) Türkiye 0090 258 272 2789 HİERAPOLİS. 8 TEMMUZ 25 TEMMUZ ÇALIŞMALARI. Ploutonion Eskharonların
MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI
TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. 58.01.0.02 ÇİMENYENİCE KÖYÜ, KÖROĞLU TEPELERİ, I39-a4 MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI İL SİVAS İLÇE HAFİK MAH.-KÖY VE MEVKİİ Çimenyenice Köyü GENEL
HABERLER ÖZBEKİSTAN-TÜRKİYE ULUSLARARASI ARKEOLOJİK ÇALIŞMALAR PROJESİ: ÖZBEKİSTAN DA YERKURGAN MERKEZ TAPINAĞI 2013 YILI ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMASI
HABERLER ÖZBEKİSTAN-TÜRKİYE ULUSLARARASI ARKEOLOJİK ÇALIŞMALAR PROJESİ: ÖZBEKİSTAN DA YERKURGAN MERKEZ TAPINAĞI 2013 YILI ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMASI İlk Özbekistan-Türkiye uluslararası arkeolojik çalışmalar
ÖZGEÇMİŞ Doktora İstanbul İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
ÖZGEÇMİŞ GENEL Adı-Soyadı : BUKET AKÇAY GÜVEN Unvanı : Klasik Arkeolog, Dr. Doğum tarihi ve yeri : 09.12.1982 İstanbul E-posta : [email protected] EĞİTİM 2007-2015 Doktora İstanbul İstanbul Üniversitesi,
The Byzantine-Era Daily Use Pottery Found in the Thermal Spring in Allianoi
ALLIANOI ANTİK ILICASI NDA ÜRETİLEN ERKEN BİZANS DÖNEMİ GÜNLÜK KULLANIM KAPLARI* **Hande YEŞİLOVA Öz Allianoi antik ılıcası içersinde, Geç Roma Erken Bizans Dönemi yerleşiminde bulunan, seramik fırınlarında
AKSARAY ÜNİVERSİTESİ SABİRE YAZICI FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS KATALOĞU I.SINIF 1.YARIYIL ZORUNLU DERSLER (1.
AKSARAY ÜNİVERSİTESİ SABİRE YAZICI FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS KATALOĞU I.SINIF 1.YARIYIL ZORUNLU DERSLER (1.DÖNEM) ARK 101 Prehistorik Arkeoloji Terminolojisi I 2 0 2 3 ARK 103
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ DERS KATALOĞU
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ DERS KATALOĞU 23.9.2017 Arkeoloji Bölümü Düzey Teori Uyg. Lab. AKTS ARK101 - Arkeolojiye Giriş I L 2 0 0 4 Arkeoloji bilimine alt yapı
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Anadolu Üniversitesi Yılı Side Kazısı Çalışmaları. (12 Temmuz-8 Eylül 2010)
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Anadolu Üniversitesi 2010 Yılı Side Kazısı Çalışmaları (12 Temmuz-8 Eylül 2010) Doç. Dr. Hüseyin Sabri Alanyalı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Anadolu Üniversitesi RAPOR
Lisans : Ankara Üniversitesi, DTCF Yüksek Lisans : Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
CV Adı Soyadı: :Fatma ŞAHİN Doğum tarihi : 02.02.1972, Adana Gsm: 0532 5549877 E-mail: [email protected] Bilim Alanı : Arkeoloji Akademik Gelişim Lisans : Ankara Üniversitesi, DTCF 1992-1998 Yüksek
Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............
MUGLA LETOON ANTİK KENTİ ÖZDİRENÇ UYGULAMALARI
Özel Bölüm MUGLA LETOON ANTİK KENTİ ÖZDİRENÇ UYGULAMALARI İsmail Ergüder*, Ezel Babayiğit*, Doç. Dr. Sema Atik Korkmaz** * TKİ Kurumu Genel Müdürlüğü 06330, Ankara. ** Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler
Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.
Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ DERS KATALOĞU
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ DERS KATALOĞU 27.2.2017 Arkeoloji Bölümü Düzey Teori Uyg. Lab. AKTS ARK101 - Arkeolojiye Giriş I L 2 0 0 4 Arkeoloji bilimine alt yapı
ŞANLIURFA YI GEZELİM
ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım
ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KAZI DESTEĞİ: POLEMAİOS ONUR ANITININ KAZI, RESTİTÜSYON VE RESTORASYON RAPORU
ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KAZI DESTEĞİ: POLEMAİOS ONUR ANITININ KAZI, RESTİTÜSYON VE RESTORASYON RAPORU Kutsal alanlardaki Onur Anıtları, kente ya da kentin kutsal alanlarına maddi ve
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 1 632-1258 HALİFELER DÖNEMİ (632-661) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, her biri İslam ın yayılması için çalışmıştır. Hz. Muhammed in 632 deki vefatından sonra Arap
HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti
HALFETİ İLÇEMİZ Halfeti Şanlıurfa merkez ilçesine 112 km mesafede olan ilçenin yüzölçümü 646 km² dir. İlçe; 3 belediye, 1 bucak, 36 köy ve 23 mezradan oluşmaktadır. Batısında Gaziantep iline bağlı Araban,
ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1
ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1 Frigler Frigler Troya VII-a nın tahribinden (M.Ö. 1190) hemen sonra Anadolu ya Balkanlar üzerinden gelen Hint Avupa kökenli kavimlerden biridir.
Urla / Klazomenai Kazıları
Urla / Klazomenai Kazıları Oniki İon kenti arasında anılan Klazomenai, Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında, İzmir Körfezi'nin ortalarında yer almaktadır. Klazomenai arazisinin (khora) doğuda Smyrna
02 Nisan 2012. MĠMARLIK BÖLÜM BAġKANLIĞINA,
02 Nisan 2012 MĠMARLIK BÖLÜM BAġKANLIĞINA, Amasra Teknik Gezisi 12-13 Mart 2012 tarihleri arasında, ARCH 222 - Arhitectural Design 4 dersi için Bir Sanatçı İçin Konut, ARCH 221 - Arhitectural Design 3
Prof.Dr. ENGİN AKDENİZ
Prof.Dr. ENGİN AKDENİZ Fen-edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya Ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Eğitim Bilgileri 1987-1991 Lisans Ege Üniversitesi 1991-1993 Yüksek Lisans Ege Üniversitesi
HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI
HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI 1- Aziz Philippus Kilisesi ait mermerlerin üzerindeki restorasyon uygulamaları. Aziz Philippus Kilisesi nin mermer levhalarının
Aphrodite nin Kenti Aphrodisias
Aphrodite nin Kenti Aphrodisias Kenan Eren Yrd. Doç. Dr., Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Aphrodisias antik kenti ve Aphrodisias Müzesi, antik kentte son 50 yılda yoğunlaşan kazı
COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI
COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü 4. Sınıf öğrencilerine yönelik olarak Arazi Uygulamaları VII dersi kapsamında Yrd. Doç. Dr.
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü lisans programında yer alan Arch 471 - Analysis of Historic Buildings dersi kapsamında Düzce nin Konuralp Belediyesi ne 8-14 Ekim 2012 tarihleri
COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ:
TARİHİ : Batı Toroslar ın zirvesinde 1288 yılında kurulan Akseki İlçesi nin tarihi, Roma İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanmaktadır. O devirlerde Marla ( Marulya) gibi isimlerle adlandırılan İlçe, 1872
Turizmde Arz (Tarihsel Çekicilikler)
Turizmde Arz (Tarihsel Çekicilikler) TARİH Miras ilişkileri T O P L U M MİRAS K Ü L T Ü R DOĞA ÇEVRE MİRASIN KAPSAMI MİRAS ÇEKİCİLİKLERİ ÇEVRE MEKAN YER İNSAN PEYZAJLAR YAPISAL UNSURLAR ÇALIŞMA ALANLARI
ARK433 Güz S - 3. Doç. Dr. Haluk Çetinkaya
T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS TANITIM FORMU Dersin Adı Bizans Sanatı I Kodu Dönemi Zorunlu/Seçmeli MSGSÜ Kredi AKTS ARK433 Güz S - 3 Ön
2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları
2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Menderes İlçesi: Menderes ilçesine bağlı Oğlananası Köyü ne yakın, köyün 3-4 km kuzeydoğusunda, Kısık mobilyacılar sitesinin arkasında yer alan büyük
Teos Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulanması İle İlgili Çalışmalar:
Teos Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulanması İle İlgili Çalışmalar: Teos antik kentinde 25 Temmuz 2010 tarihinde başlayan yeni dönem kazı çalışmalarının öncelikli amacı, kazı evi ve deposunun yapımı için
KÜLTÜR VARLIKLARI, ANITSAL YAPILAR, SİTLER vb. ÇEVRE VE PEYZAJ TASARIMI
KÜLTÜR VARLIKLARI, ANITSAL YAPILAR, SİTLER vb. ÇEVRE VE PEYZAJ TASARIMI Kültür varlıkları ; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi
5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.
1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla
B.Ü. TUYGAR Merkezi ve Turizm İşletmeciliği Bölümü
B.Ü. TUYGAR Merkezi ve Turizm İşletmeciliği Bölümü Türkiye de Toplum için Arkeoloji ve Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi Seminer Salonu-1 2 Nisan 2015 Perşembe Saat 13.30-17.30 Bursa Aktopraklık
Bayraklı Höyüğü - Smyrna
Bayraklı Höyüğü - Smyrna Meral AKURGAL Smyrna, İzmir Bayraklı daki höyük üzerinde yer alır. Antik dönemde batısı ve güneyi denizle çevrili küçük bir yarımadacıktır. Yüz ölçümü yaklaşık yüz dönüm olan Bayraklı
ARKEOJEOFİZİKSEL ÇALIŞMA RAPORU
PATARA LİMANI ARKEOJEOFİZİKSEL ÇALIŞMA RAPORU DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DENİZ BİLİMLERİ VE TEKNOLOJİSİ ENSTİTÜSÜ Bakü Bulvarı No: 100 35340 İnciraltı, İZMİR Özet Patara Kazısı nda, iç liman ve haliç çevresinde
DASKYLEİON 2011 KAZI SEZONU ÇALIŞMALARI
DASKYLEİON 2011 KAZI SEZONU ÇALIŞMALARI Daskyleion da 2011 sezonu kazıları Hisartepe Höyüğü nün doğu yamacında, yerleşimin ana girişinin aşağısında, Hellenistik Dönem yolunun iki yakasında; Akropolis te
BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ
Malzeme Çalışması : Çanak Çömlek Öğretim Üyesi: Yrd. Doç. Dr. Murat Türkteki Ders Planı ve Okuma Listesi I.Ders Bu dersin amacı arkeolojide prehistorik dönemler süresince karşılaştırmalı tarihlemenin oluşturulmasında
Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (ÇSED): Ekler
Teslim Edilen: Hazırlayan: IC-Astaldi JV AECOM Ankara, Türkiye Turkey AECOM-TR-R599-01-00 2 Ağustos 2013 Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi
ANTALYA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ
ANTALYA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ BİLGİLERİ AİT OLDUĞU AY : OCAK 2014 vb ANTALYA MÜZESİ 15 2.058 355 30.870 9.930 1.803 444 824 5.129 ALANYA MÜZESİ 3 328 984 60 99 487 SİDE MÜZESİ 10 437 56 4.370 1.415
II. İSTANBUL ARKEOLOJİ VE SANAT TARİHİ ÖĞRENCİ SEMPOZYUMU PROGRAMI 11. ARALIK 1. GÜN
II. İSTANBUL ARKEOLOJİ VE SANAT TARİHİ ÖĞRENCİ SEMPOZYUMU PROGRAMI 11. ARALIK 1. GÜN 10:30 Açılış Konuşması: Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren 11:00-11:20 Ulaş Arslan Yaşamını Arkeolojiye Adamış Bir Bilim Kadını:
Tercih yaparken mutlaka ÖSYM Kılavuzunu esas alınız.
4 ANKARA ÜNİVERSİTESİ Devlet ANKARA Dil ve Tarih Coğrafya Fak. Antropoloji TM-3 325,416 283,745 57 218.000 4 MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ Devlet BURDUR Fen-Edebiyat Fak. Antropoloji TM-3 289,322 243,240
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI DERS KATALOĞU
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI DERS KATALOĞU 20.9.2017 Arkeoloji Programı Düzey Teori Uyg. Lab. AKTS ARKE501 - Antik Çağ Yontu Sanatı I YL 3 0 0 5 Understanding
ASSOS KAZISI 2015 YILI SONUÇ RAPORU. 2015 yılı çalışmaları kapsamında aşağıda listelenen alanlarda kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Resim 1).
ASSOS KAZISI 2015 YILI SONUÇ RAPORU Çanakkale ili Ayvacık ilçesine bağlı Behram Köy'de bulunan Assos antik kentindeki 2015 yılı kazı çalışmaları 6 Temmuz'da başlamış ve 31 Ekim'de tamamlanmıştır. Kazı
HİERAPOLİS, ÇALIŞMALARIN RAPORU
HİERAPOLİS KAZISI H i e r a p o l i s - P a m u k k a l e Missione Archeologica Italiana Menderes Caddesi No.23- Pamukkale (Denizli) Türkiye 0090 258 272 2789 HİERAPOLİS, 21. 08-06. 09 2014 ÇALIŞMALARIN
8-9 HERA PATRAS SARA ANATOLIA ARTEMİS ASPENDOS ASSOS BERGAMA EFES HİTİT MYRA OLYMPOS
2017 KATALOĞU Birçok kadim uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu, atalarımızdan bize kalan en değerli hediye... Daha ilk çağlardan itibaren stratejik olarak tüm coğrafyanın en göz alıcı değeri olarak ön
TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA ENVANTERİ ENV. NO. SİT ADI
TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. ZARA ŞEHİTLİĞİ İL SİVAS İLÇE ZARA MAH.-KÖY VE MEVKİİ GENEL TANIM: Sivas ili, Zara ilçe merkezinde bulunan ve Milli Savunma Bakanlığı, Zara Askerlik
TEOS ARKEOLOJĠ KAZISI 2010 YILI KAZI RAPORU (ĠLK SEZON) Kazı ve Bilimsel AraĢtırmaların Dünü, Bugünü ve Beklentileri
TEOS ARKEOLOJĠ KAZISI 2010 YILI KAZI RAPORU (ĠLK SEZON) Kazı ve Bilimsel AraĢtırmaların Dünü, Bugünü ve Beklentileri T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Üniversitesi TEOS ARKEOLOJİ KAZISI Dil ve Tarih-Coğrafya
ŞANLIURFA İLİ MERKEZ İLÇESİ NEOLİTİK ÇAĞ VE ÖNCESİ 2015 YILI YÜZEY ARAŞTIRMASI RAPORU
ŞANLIURFA İLİ MERKEZ İLÇESİ NEOLİTİK ÇAĞ VE ÖNCESİ 2015 YILI YÜZEY ARAŞTIRMASI RAPORU Şanlıurfa İli, Merkez İlçesi, Neolitik Çağ ve Öncesi adlı yüzey araştırması projesi, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı ve
Yüksek Lisans Ankara Üniv. Sos. bil. Enst. - Arkeoloji (Klasik Arkeoloji)-28.11.2001
Adı Soyadı: Yrd. Doç. Dr. AYÇA GERÇEK E-Posta: [email protected] Birimi: Fen Edebiyat Fakültesi Bölüm: Arkeoloji Ana Bilim Dalı: Klasik Arkeoloji Öğrenim Bilgileri Lisans A.Ü.Dil-Tarih-Coğ.Fak.-08.06.1998
ÖZGEÇMİŞ Kasım, 2017
ÖZGEÇMİŞ Kasım, 2017 KİŞİSEL BİLGİLER Adı: Güzel Soyadı: ÖZTÜRK Doğum Yeri ve Tarihi: Aralık, 05.01.1985 Mesleği: Araştırma Görevlisi/Arkeolog. Adres: Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi,
Yrd.Doç.Dr. Müjde PEKER
Yrd.Doç.Dr. Müjde PEKER ÖZGEÇMİŞ DOSYASI KİŞİSEL BİLGİLER Doğum Yılı : Doğum Yeri : Sabit Telefon : Faks : E-Posta Adresi : Web Adresi : Posta Adresi : 1975 İSTANBUL T: 212455570015872 F: [email protected]
PRT 303 KIBRIS ARKEOLOJİSİ. Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu
00052812/25 PRT 303 KIBRIS ARKEOLOJİSİ Ders 10: Geç Kalkolitik Dönem Kissonerga Mosphilia & Lamba Lakkous Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı
ESKİ İRAN DA DİN VE TOPLUM (MS ) Yrd. Doç. Dr. Ahmet ALTUNGÖK
ESKİ İRAN DA DİN VE TOPLUM (MS. 226 652) Yrd. Doç. Dr. Ahmet ALTUNGÖK Eski İran da Din ve Toplum (M.S. 226-652) Yazar: Yrd. Doç. Dr. Ahmet Altungök Yayınevi Editörü: Prof. Dr. Mustafa Demirci HİKMETEVİ
2015-2016 ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ KESİNLEŞMİŞ HAFTALIK DERS PROGRAMI GÜN SAAT
CUMA PERŞEMBE ÇARŞAMBA SALI PAZARTESİ 2015-2016 ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ KESİNLEŞMİŞ HAFTALIK DERS PROGRAMI GÜN SAAT 1.SINIF 2.SINIF 3.SINIF 4.SINIF 08.00-09.00 ARK437 Arkeoloji Uygulamaları
PROTOHİSTORYA VE ÖNASYA ARKEOLOJİSİ ANABİLİM DALI 2015-2016 LİSANS EĞİTİM PROGRAMI
ANADAL EĞİTİM PROGRAMI ZORUNLU DERSLERİ 1. SINIF 1. YARIYIL 1 2 YDİ 101 YDA 101 YDF 101 GUS 101 GUS 103 HYK 101 BED 101 3 ATA 101 Temel Yabancı Dil İngilizce/ Basic English Temel Yabancı Dil Almanca/ Basic
ÖZGEÇMİŞ. ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ DOKTOR Gizem KARTAL ARKEOLOJİ TARİH ÖNCESİ ARKEOLOJİSİ.
ÖZGEÇMİŞ AKADEMİK UNVAN AD/SOYAD BÖLÜM ANABİLİM DALI İLETİŞİM BİLGİLERİ ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ DOKTOR Gizem KARTAL ARKEOLOJİ TARİH ÖNCESİ ARKEOLOJİSİ Cep Tel. 0 535 818 47 08 İş Tel. 0312 310 32 80/1700 Fax
BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU
BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU Prof. Dr. Kadir PEKTAŞ* Muğla İli, Milas İlçesi, Beçin Kalesi nde 20.05.2013 tarihinde başlatılan kazı çalışmaları 24.12.2013 tarihinde tamamlanmıştır. Kazı
RESULOĞLU YERLEŞİMİ VE MEZARLIK ALANI 2013 YILI KAZI RAPORU
RESULOĞLU YERLEŞİMİ VE MEZARLIK ALANI 2013 YILI KAZI RAPORU Resuloğlu yerleşimi ve mezarlık alanı Çorum / Uğurludağ sınırları içinde, Resuloğlu (Kaleboynu) Köyü nün kuş uçumu 900 m kuzeybatısındadır. Yerleşim
2013 YILI TRİPOLİS ANTİK KENTİ KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI
1 2013 YILI TRİPOLİS ANTİK KENTİ KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI Tripolis Antik Kenti, Denizli nin Buldan İlçesi ne bağlı Yenicekent kasabası sınırları içerisinde yer almaktadır. Büyük Menderes (Maiandros)
2500 YILLIK YERLEŞİM YERİ: AVŞAR AVŞAR DA ÖREN YERLERİ
2500 YILLIK YERLEŞİM YERİ: AVŞAR AVŞAR DA ÖREN YERLERİ Avşar, Gerede Yazı ovasının en verimli ve düz alanına yerleşmiştir. Sulamanın en yapılabildiği araziler Avşar a aittir. Bu bakımdan çok eskilerden
Sema DOĞAN* HacettepeÜniversitesi. EdebiyatFakültesi. SanatTarihiBölümü. Beytepe - Ankara. e-mail: [email protected]. semamail@gmail.
ÖZGEÇMİŞ VE YAYINLAR Sema DOĞAN* HacettepeÜniversitesi EdebiyatFakültesi SanatTarihiBölümü Beytepe - Ankara e-mail: [email protected] [email protected] Tel: +90 (312) 2978275-76 Faks: +90 (312) 2992005
İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu
İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : [email protected]
PANAZTEPE KAZISI. Armağan ERKANAL-ÖKTÜ
PANAZTEPE KAZISI Armağan ERKANAL-ÖKTÜ 1985 yılından itibaren yürütülmekte olan Panaztepe Kazıları, Erken Tunç Çağı ndan Osmanlı Dönemine kadar uzanan süreç boyunca kronolojik bir gelişimin varlığını ortaya
Kültür ve Turizm Bakanlığından: ANTALYA KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU KARAR Toplantı Tarihi ve No : Karar Tarihi ve No :
Kültür ve Turizm Bakanlığından: ANTALYA KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU KARAR Toplantı Tarihi ve No : 12.07.2017-183 TOPLANTI YERİ Karar Tarihi ve No : 12.07.2017-6497 ANTALYA Antalya İli, Manavgat
BURGAZ KAZILARI 2008 YILI ÇALIŞMALARI
BURGAZ KAZILARI 2008 YILI ÇALIŞMALARI Numan Tuna, Nadire Atıcı, İlham Sakarya Burgaz örenyerindeki 2008 yılı kazı, belgeleme ve restorasyon-konservasyon çalışmaları Prof.Dr. Numan Tuna başkanlığındaki
Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 5, Sayı: 58, Kasım 2017, s. 1-9
Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 5, Sayı: 58, Kasım 2017, s. 1-9 Yayın Geliş Tarihi / Article Arrival Date Yayınlanma Tarihi / The Publication Date 08.09.2017 20.11.2017 Prof. Dr. Erol ALTINSAPAN
S. ŞAHİN, F. BAZ, N. GÖKALP ÖZDİL, F. ONUR, M. ALKAN, C. AR]KAN, S. UYAR, B. TAKMER, H. UZUNOĞLU ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI
E S Kİ ÇAĞ YAZ ILARI 3 S. ŞAHİN, F. BAZ, N. GÖKALP ÖZDİL, F. ONUR, M. ALKAN, C. AR]KAN, S. UYAR, B. TAKMER, H. UZUNOĞLU ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI AKRON ESKİÇAĞ ARAŞTIRMALARI AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ AKDENİZ
ARKEOLOJİ ENSTİTÜSÜ
PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ ARKEOLOJİ ENSTİTÜSÜ www.pau.edu.tr 16.02.2015 tarihinde kurularak Pamukkale Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçen Arkeoloji Enstitüsü, Türkiye de bu alanda hizmet veren ilk ve
MED SANATI: Arkeolojik kaynaklar ise çok sınırlıdır. Iran arkeolojisinde Demir Devri I I I. safhasıdır (Orta Batı İran da: ).
MED SANATI: Arkeolojik kaynaklar ise çok sınırlıdır. Iran arkeolojisinde Demir Devri I I I. safhasıdır (Orta Batı İran da: 850-500). Ö n e m l i M e d merkezleri: Nush-i Jan, Godin II Safha, ve Baba Jan
YEŞİLOVA HÖYÜĞÜ- İZMİR İN PREHİSTORİK YERLEŞİM ALANI
YEŞİLOVA HÖYÜĞÜ- İZMİR İN PREHİSTORİK YERLEŞİM ALANI Yeşilova Höyüğü İzmir in Prehistorik Yerleşim Alanı içinde 2005 yılından beri kazısı süren bir yerleşim merkezidir. Kazı çalışmaları, Ege Üniversitesi,
SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS
SELÇUKLU MİMARİSİ Selçuklular Orta Asya dan Anadolu ve Ön Asya ya yolculuklarında Afganistan, İran, Irak, Suriye topraklarındaki kültürlerden ve mimari yapılardan etkilenmiş, İslam dinini kabul ederek
UNESCO DÜNYA MİRAS ALANLARI - TÜRKİYE
UNESCO DÜNYA MİRAS ALANLARI - TÜRKİYE İÇERİK Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme Dünya Miras Listesi Türkiye nin Dünya Miras Listesi ndeki Yeri Geçici Liste Dünya Miras Listesine
[email protected] Tel: (224) 294 02 47-294 02 48 Tel iç hat: 402 47 Faks: (224) 294 09 29 Faks iç hat: 409 29 temel terim, kavramlar.
ARKEOLOJİ 1 Ders Adi: ARKEOLOJİ 2 Ders Kodu: MRES215 3 Ders Türü: Seçmeli 4 Ders Seviyesi Önlisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 2 6 Dersin Verildiği Yarıyıl 3 7 Dersin AKTS Kredisi: 3.00 8 Teorik Ders Saati
DEĞİŞİMİ OKUMAK ANTİK DÖNEM DE KUZEY ve ORTA KARADENİZ BÖLGESİ (M.Ö. 4./3. YY. M.S. 4./5. YY.)
DEĞİŞİMİ OKUMAK ANTİK DÖNEM DE KUZEY ve ORTA KARADENİZ BÖLGESİ (M.Ö. 4./3. YY. M.S. 4./5. YY.) UNDERSTANDING TRANSFORMATIONS EXPLORING THE MIDDLE BLACK SEA REGION AND NORTHERN CENTRAL ANATOLIA IN ANTIQUITY
Myra ve Andriake nin sırları aydınlanıyor... Myra ve Andriake, Saint Nicholas, Antalya Arkeoloji Müzesi. 8-9 Aralık 2012 / 1 Gece 2 Gün
NEVZAT ÇEVİK ANLATIYOR Myra ve Andriake nin sırları aydınlanıyor... Myra ve Andriake, Saint Nicholas, Antalya Arkeoloji Müzesi 8-9 Aralık 2012 / 1 Gece 2 Gün Tanrı ve insan bir olup Likya yı yaratmış.
PANAZTEPE- MENEMEN KAZISI
PANAZTEPE- MENEMEN KAZISI 1982 yılında Manisa Müzesine satılan bir grup eser bilim dünyasının dikkatini çekti. Bu eserler bir mezarlık soygununa işaret ediyordu. Soyulan mezarlar açıkça M.Ö. 2. binyılın
AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir
Kültür Turizmi ve İzmir Ümit ÇİÇEK Ege Bölgesi, Anadolu nun batısında, tarihin akışı içerisinde birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, suyun hayat verdiği nehirleri ile bereketli ovalara sahip bir
Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor?
ADIYAMAN Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor? Rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi,
içindekiler Bölüm I Planlama Sürecine İlişkin Öneriler... 15
içindekiler GEÇMİŞİMİZ İÇİN BİR GELECEK...VII GİRİŞ...IX Bölüm I KÜLTÜREL MİRAS KAVRAMI VE TARİHSEL ÇEVRE KORUMASININ ÖNEMİ Kültürel Miras Kavram ve Tanımları...4 Kültürel Mirasın Korunmasının Önemi...5
Aynı Duvarda Düzlenmiş ve Düzlenmemiş Yüzeyler
Aynı Duvarda Düzlenmiş ve Düzlenmemiş Yüzeyler PRİENE NİN KONUTLARI BERGAMA ANTİK KENTİ YUNAN DÖNEMİ ŞEHİR YAPISI MÖ 1050 yıllarından sonra ise genelde Polis adı verilen ilk kent devletleri kurulmaya
YAKIN DOĞU ARKEOLOJİSİ / GEÇ-HİTİT KRALLIĞI
YAKIN DOĞU ARKEOLOJİSİ / GEÇ-HİTİT KRALLIĞI Timothy P. Harrison PATİNA KRALLIĞI NIN BAŞKENTİ TELL TAYINAT Kazı çalışmaları, bit hilani olarak adlandırılan birkaç büyük saray kompleksini ve zarif bir şekilde
PRT 303 KIBRIS ARKEOLOJİSİ Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu
PRT 303 KIBRIS ARKEOLOJİSİ Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu Ders 11: Philia Kültürü ve Anadolu Bağlantıları Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi
BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011
Birecik Turizm Envanteri Projesi Bu kitabın içeriğinden sadece Birecik İlçesi ve Köylerine Hizmet Götürme Birliği sorumludur ve bu içeriğin herhangi bir şekilde DPT'nin veya Karacadağ kalkınma Ajansı'nın
T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ
T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI SASANİLER (226-651) Sasaniler daha sonra Emevi ve Abbasi Devletlerinin hüküm sürdüğü bölgenin doğudaki (çoğunlukla Irak) bölümüne hükmetmiştir.
ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ. 1- Genel Bilgi ve Kısa Tarihçe
1- Genel Bilgi ve Kısa Tarihçe Uludağ Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 2005 yılında kurulmuştur. 2005 yılında ilk yüksek lisans öğrencilerini alan bölüm, 2008 yılında lisans öğrencilerini
Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.
Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,
CAM ESKİÇAĞ DA CEREN BAYKAN DANİŞ BAYKAN TÜRK ESKİÇAĞ BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YAYINLARI
TÜRK ESKİÇAĞ BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YAYINLARI Bu çalışma, camın ortaya çıkışından Antik Çağ sonuna dek kullanımına ilişkin üretim ve bezeme tekniklerinin derlendiği bir el kitabıdır. İçeriğinin başlıca amaçlarından
Arş. Gör. Muhammet ARSLAN
Arş. Gör. Muhammet ARSLAN E-Mail Adres : [email protected] : Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü 1. Adı Soyadı : Muhammet ARSLAN 2. Doğum Tarihi : 02.11.1984 3. Unvanı
- 61 - Muhteşem Pullu
Asaf Bey Çıkmazı Kabaltısı Sancak Mahallesindedir. Örtüsü sivri tonozludur. Sivri kemerle güneye ve ahşap-beton sundurmalı sivri kemerle kuzeye açılır. Üzerinde kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir ev
2012 ÖSYS TAVAN VE TABAN PUANLARI
ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ (BOLU) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık TM-3 52 52 416,64 463,57 412,35 412,42 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ (BOLU) Psikoloji TM-3 62 62 415,67 454,89 408,47 410,20
KVK101 KORUMA-ONARIM KAVRAM ve İLKELERİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA VE ONARIM BÖLÜMÜ KVK101 KORUMA-ONARIM KAVRAM ve İLKELERİ Doç. Dr. Cengiz ÇETİN Dersin Amacı Öğrencinin koruma ve onarımın temel ilkelerini
