A K İ S A.FTALİK AKTÜAIITE MECMUASI
|
|
|
- Su Ayral
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 A K İ S A.FTALİK AKTÜAIITE MECMUASI
2
3 Kendi Aramızda AKİS Haftalık Aktiialite Mecmuası Y ıl: 6, CUt: X V I, Sa.vı : 268 Y azı tşleri : Rnıroftrlt Snknk O i'fhan Kat S Daire 7 Tel : lt>992 P K Ankara 1d»m : Caddr*i M /B RilagttrU M atbaa Tel 1Ö221 Fiyatı 125 Kuruş Müessiri Metin Toker A K İS N eşriyat Ltd. Ş irkatl adına rmfıya." tab ib i ve yazt iğlerini fiilen idare edrn mes'ul m üdür Kurtul ALTI (İ K arik atür : TURHAN F otoğraf: Hüseyin EZER Ege AJA N SI Associated Press Türk Haberler Ajansı Klişe : Doğan Klişe Mü09ae99 M üdürü : Mübin TOK ER ir Abone ş a rtla n : 5 avlık (12 nilsha) : 12,50 lira 6 aylık (25 nüsha1 : lira 1 senelik (52 nüsha) : Ura tlan şartlan : S antim i : 8 Ura S renkli arka kapak: 750 lir» tlin mönd*tfcatındrın mes uli;et k.ıbııl edilmez llan işleri : Tel : k ve Batnldığt ver : R üzg ârlı M atbaa A N K A R A Tel : Basıldığı tarih : Kapak resmimiz Nikita Krutçef Fiizeli sulh meleği Se\gili AKİS okuyuculan l nıerikava ayak basışının arifesinde bir füzeyi A ya göndererek btlthn * dünya efkârının dikkatini üzerinde toplayan Sovyet Rusyanın 1 num aralı adaııu K utçef, sırf bu hareketi Ue, H ollyvood reklâm cılarıyla boy ölçüşebileceğini ispat etm iştir. Bıı h afta vuku bulacak olan K rut çef Eisenhower görüşmesi, devrimizin en m ühlıu siyasi hâdisesidir. Bu selıeple A K ts. bu sayısında kapağına K rutçefin resmini alm ış ve D Ü N Y A D A O U / P B İT E N İ.E R kısm ında geniş bir veri Sovyet Basyanın 1 num aralı adam ının Yeni Dünyayı ziyaretine ayırm ıştır. I"). P. nin yiiksek idarecilerinin fiklrle'inl en biiyiik bir sadakatla ak * settiren Radyo Gazetesi, Cum huriyet Başyazarı Ue giriştiği m üna kaşada N adir Nadlnln çarşaf aleyhindeki sözlerini do cevaplandırmış ve bunun bir hürriyet anlayışı meselesi olduğunu, vatandaş dl'edlği kıyafeti seçebileceğini idd;a etmiştir. F ak at tam bu sırada. Sayın Cum hurbaşkanı Celâl Kayarın doğum yeri olan l'm urbey köyünde Radyo Gazetesinin değil, am a N adir N adinin fikirlerine tıpatıp uygun bir karaçarşafla mücadele tatbikatı yapılın ştır. tşln hoş tarafı, hareketin Sayın Cum hurbaşkanının arzularından alınan bir İlham la yapılmış olm asıdır. 11 inci sayfam ızda Devrim ci l'm u rb e y ' b a ş lk lı röportajda. Radyo Gazetesini fiilen tekzip eden UruurbeydeM kıyafet reformu hakkın d ak i tafsilâtı bulacaksınız. O l.ln ve projrram kelimelerini lügatçelerlnde ancak İstihza ve alay vesilesi olarak bulunduran D. P. propagandacıları, son bü.viik d'ş yardım ın bir şartı olarak mecburen kabul edilen istikrar politikası tatbik mevkiine konulduktan sonra, bu iki kelimeyi dillerinden düşürmez oldu lar. Beş yıllık plânlar h a k k n d a daha dün söylediklerini çabucak u nuttular ve adına Uç yıllık y atırını plânı" denilen ve alelâcele derlenmiş bir projeler kokteyil nin methiyesinde yarışa kovuldular. Bıı arada bir değişiklik de. raporlarını yıllarca dosyalarda uyuttukları m illetlerarası mütehassısların ağızlarından c-kan lâfların, propagandalarında bir İç İstihlâk m alı hâline getirilmesidir Şüphesiz, mütehassısların her sözü. n. P. propagandasına uysun düşmemektedir. (Takat Keçen hafta Anadolu A jansının yaptığı gribi, bâzı tercüme m arifetleriyle İki söz.lerln bile dem okratlaştırılarak propaganda için kullanıldığı ıröriilinektedir. D'Ş Y ardım haslıklı yazım ızda O. K. C. E. ve Para Konu heyet'erinin memleketimizdeki tem aslarından başka. D. P. nin propaganda malzemesi bakım ından çektiği sıkıntı da anlatılm aktadır. D atılı m ütehassısların sözlerini' bu d e ri'# ehemmiyet verildiği bir sıraıla, B atılı İktisatçıların ellerinden düşürm edikleri ciddi The Eeonom ist te Türklyenln iktisadi durum uyla alâk alı bir m akale çıkm ıştır. Türklyenin E n Berbat Meselesi' başlığını taşıyan bu alâk a çekici yazının tercümesini tk T ÎS A D Î V E M A L İ S A H A D A olup bitenlere ayırdığım ız sayfalarda bulacaksınız. p 1 eçen hafta Basın âleminde bir yüzü sevinç, diğer yüzü elem verici 7 bir hâdise cereyan etti. Bu iki cepheli hâdise. Başbakan Menderesin m uvafakatini geri alm asıyla D ünya gazetesi aleyhine açılan Pulliam dâvasının düşıııesiydi. tşin sevinç veren tarafı, yetmişini asmış F allh Rıfkı A tayın hapisten kurtulm ası, elem verici tarafı İse bunun, kokusunu Ispanyol nezlesine tutulm uş burunların bile duyduğu D iny e v t bir pazarlık sayesinde m üm kün olmasıydı. Basın ballık lı yazım ızda hâdisenin her iki cephesi de aksettirilm ektedir. C oihık H arb yayını örnekleri olarak okuyucularım ız tarafından gön- derilen yazıiarın en eğlendiricilerini neşre başlam am ız. Radyo Gazetesini yürütenler tarafından her halde bir rekabet şeklinde anlaşılm ış «İmalı ki gülünçlükte, ham le üzerine ham le yapılm aktadır. Bilhassa Devlet Operası sanatkârlarına -Vatan Cephesine giren sanatkârlar- oynatılan skeçten sonra, ak la M uam m er K araca veya Aziz Basmacının da Rad vo Gazetesinde vazifelendirilmeleri İhtim alinin takılm ası, Soğuk H arb Yayını Örnekleri sütunum uza m ektup gönderen okuyucularım ızın şevkini arttırm ıştır. F ak at hu mecmuanın kanaati şudur ki, okuyucularım ız gülün* numuneler vermekte ne kadar kendilerini zorlarlarsa zorlasınlar, Radyo Gazetesini gcccmlyeceklerdlr. G ülünçlükte Radyo Gazetesini yenmek m üm kün değildir. F r 1 Saygılarım tzla AKİS \ 3
4 Millı-t Bir seçim olsa... T") ehjetengiz Radyo Gazetesi, gecen haftanın sonunda Cumartesi Keçesi. berm ûtad Muhalefete yüklenirken "1961 den ör.ce secim yok haberini de verdi. Haber kimseyi şaşırtm adı. Z ira Radyo Gazetesinin D. P. nin resmi ağzı haline geldiği ve D. P. de de değil seçimlere gitm enin, bundan söz açm anın bile ne büyük bir sinirlilik*, sebep olduğunu bilmeyen yoktur, önüm üzdeki seçim, hiç şüphe yok. r>. P. Genel Baskanına 'Allah öyle bir geceyi bir daha göstermesin dedirten 1957 seçimlerinden çok daha am ansız olacaktır. Geçen zam an ve bilhassa D. P. idarecilerinin tutumu. İktidarın aleyhine ve M uhalefetin lehine çalışm aktadır. M illetin üm idi haline gelen C. H. P. nin kuvveti günden güne çoğalm aktadır. Bir erken seçim yapılsa. İktidarın el değiştirm esi mukadderdir. M ahallî seçimlerle ara seçimlerinin geri bırakılm ası, C. H. P. yi kudretini ispat fırsatından m ahrum etmiştir. Memleketimizde G allup tarzında anketler yapan müesseselerin mevcut olm am ası da, muhtemel bir seçimde ibrenin hangi partinin kefesine doğru ağır basacağının rakam la ifadesine im kân vermemektedir. A- m a gecen hafta Dem okrat İzm ir gazetesinde çıkan bir haber, bu bahsi aydınlatıcı işaretler taşım aktadır. Demokrat İzm irin Konya mahreçli haberi aynen şudur: "D ün Konyadan Adanaya gitm ekte olan Mehmet K artal idaresindeki bir otobüste gayet enteresan bir h â dise olmuştur. 28 yolcusu bulunan otobüste, şoför m ahallindeki iki kişi arasında başlayan politik bir tartışma. bütün otobüs yolcularına sirayet etmiş ve neticede otobüste seçim yapılması kararlaştırılm ıştır. Yapılan seçimde' bir çocuk hariç bırakılm ış. 27 yolcu gizli oy kullanm ıştır. Bunda 23 C. H. P 3 D. P.. 1 de m üstenk if oy çıkmışttr. Böylece tartışm a kendiliğinden son bulm uştur. YURTTA OLUP BİTENLER Bu seçim, şehirden şehire yolcu taşıyan blitün otobüslerde yapılsa, a- lınacak netice, üç aşağı beş yukarı Konya - A dana otobüsündekinin ayni olacaktır. Anketin hududu otobüslerden kahvehanelere, sinemalara, stadyum lara. velhasıl halkın toplu bulunduğu diğer yerlere kadar genişletilse oyların pek büyük bir kısm ının C. H. P. ye doğru ak tığı görülecektir. C. H. P.'nin seçim kazanm a şansısın Adeta bir çığ gibi büyümekte olduğu, artık İnkârı güç bir hakikattir. V a tandaşlar en ufak bir vesilede bile üm itlerini C. H. P. ye bağladıklarım belirtmek fırsatm ı kaçırm am aktadır. Meselâ geçen h afta İzmirde, siyasi partilerin geçit resmine katılm ası yasak edilen 9 Evlili K urtuluş Bayramında. Ç. H. P. ye bağlanan üm itler elle tutu lur dereceds açık bir sekill Ur. Lebit Yurdoğlu Çelenk taşıyan başkan de ortaya çıkm ıştır. Protokolda siyasi partiler temsilci ve mensuplarına yer ayrılm adığını, fakat çelenklerin geçit resmine dahil edildiğini gören C. H. P. İl Başkanı Dr. Lebit xurdoğlu, büyük bir çelenk yaptırm ış ve bunu İzm irde bulunan C. H. P. milletvekilleri ile birlikte bizzat ta şıyarak geçit resmine katılm ıştır. İzmirliler, çelenk taşıyıcısı Dr. Lebit Yıırdoğlu, Bülent Ecevit, Suphi Baykam ve arkadaşlarının şahsında m ü cadele ve tutum u ile m illetin üm idi haline gelen C. H. P. yi doya doya alkışlam ışlar ve büyük tezahürat yapmışlardır. Bunlar küçük işaretlerdir ve ancak biraraya toplandıkları zam an hakikati -C. H. P. nin İktidara ne k a dar yakın olduğu hakikatini- ifade etmektedirler. D. P. Yangın söndürme T î ahçelievlerde. Dikm en Yapı Kooperatifi evlerinden birinde oturan Yozgat Milletvekili Öm er Lütfi Erzurum luoğlu. kendine gelen telgrafı alınca kısa bir tereddüt geçirdi. Telgraf D. P. Genel İdare K urulundan treliyor ve Genel Başkan Menderesin im zasını taşıyordu. Telgraf takip li idi. Y ani Öm er L ütfi Erzurıım luoğlu nerede olursa olsun kendisini bulacaktı. M ahrem kaydını taşıyan telgrafta. nazikâne bir lisanla Erzıırumluoğlundar. Mas vilâyetine hareket et *~ mesi ve orada parti içindeki ih tilâfları halletmesi isteniyordu. Bir an için tereddüt geçiren Yozgat Milletvekili, kendisinin ne diye bu vazifeye tâyin edildiğini düştlndü Öyle ya. kendisi Yozgat Milletvekl* liydi ve Muşu hiç bilmezdi. Orada ne yapacaktı? P artililerin her biri hâdiseleri diledikleri şekilde anlatacaklar, hiziplerin elebaşıları birbirlerini itham edeceklerdi. Hiç bilmediği bir bölgedeki hizipleşmeleri çözmek, bunların iç yüzlerine nüfuz etmek çok zordu. F ak at her şeye r» Tnen Yozgatm genç ve ateşli m illetvekili partinin kendisine verdiği bu vazifevi İfa etm ek m aksadıyla Esenboğa hava meydanına koştu ve M uşa gitm ek ü- zere Doğuya hareket eden bir uça a bindi. Aynı gün D. P. nin mutem et bir m üfettişi de E dim e kongresinde bulunm ak ve oradaki hizipleşmeleri önlemek m aksadıyla Istanbula hareket ediyordu Oradan Edim eye geçecekti. Bu m üfettiş talihsiz A nkara adayı Seyfi Kurtbekti. D. P. Genel Merkezinin ezelî endişesi teşkilâttaki hizipleşmeleri önlemek. partiye bir çekidüzen vermekti. B unun için de en güvenilir a- dam lar, yurdun dört bucağına gönderiliyordu. Y angın söndürücülerin tesir altında kalm alarını önlemek maksadıyla, her yangın m ahalline o- rayı hiç tanım ayan insanlar gönderiliyordu. Y angın söndürücülerin yangına körükle gitm elerini önlemek için başka care bulunam am ıştı. Tarafsız merkez temsilcileri, tanım a dıkları, bilmedikleri insanlar h akkında, herhalde kaşına gözüne, yoğurt yiyişine bakarak h üküm vereceklerdi! K öprü başıları T Jizip le ri susturma veya sindirme gayretleri işin m üdafaa tarafıydı. D. P. Genel İdare K u m lunun bir de sosyolojik araştırm alara dayanan taarruz kararı vardı. Kurul, vatan sathında ardından adam sürükleyebilecek kimseleri ne pahasına olursa olsun partiye alm ak azmindedir. Genel Kurul, baş sayısına dayanan demokraside her başın değerinin sadece bir oydan ibaret olm adığını öğrenmiştir. Bâzı başlar 100, bâzı başlar 500 oya bedeldir. Gelişi güzel baş toplam a faaliyetinden ibaret olan V atan Cephesi denemesinden sonra, D. P. şimdi seçme baş toplam a gayreti peşindedir. "Siyasî sim sarlar vatan sathında bir. 2 hin ova bedel "seçme başlar aram aktadırlar. Bu denemelerden biri, geçen h aftanın ortasında "başkentte seçimleri m utlaka kazanm a" hayaliyle Keskinde yapıldı. Keskinde ov değerinin yüksek olduğu sanılan 8-10 kişi D. P. saflarına kaydedilm işti. Novzuhur D. P. lilerin değeri, oy m iyarına vuruldu ve 5287 rakam ı bulundu. Bu 5287 rakam ının şerefine Genel 4 A.Kİ3, 15 E Y L Ü L 1959
5 YURTTA OLUP BİTENUKB B^şkaıı Menderes A nkara Palas bahçesinde. nevzuhıır dem okratlarla rakı içti. Seçme baş toplam a politikası D. P. nin son zam anlardaki birçok gemi kurlarına teşebbüsü gibi sadece eğlendiriciydi. "Benim başım bin tas öder, ilin basın da fiyatı budur d.yen k e m m.ti ve f.yatı, ya kendinden, ya gayıetke^ siyasi sim sarlardan m enkul nevzulıur dem okratlar çoğalm adıkça i^ın eğlencesi aıtacaktır. Seçme baş politikası aslında doğru b.r müşahedeye dayanm aktadır. H akikaten her başuı ev defteri ayni değildir. Yüzlerce, binlerce oyu a r dından sürükleyecek adam lar vardır. Fakat Dokudaki b'tzı aileler hariç, bu adam lar ytiksek oy değerine, kendilerine hürm et edildiği itimat, edildiği. parayla, mevkiyle. tehd.tle satın alınam ıyacağı bilindiği için sahiptirler. Bu adam ların b:r fiyatı olduğu öğrenildiği gün -19S9'da D. P. ye giriş bütün milletçe bir çıkar meselesi sayılmaktadır- peşindeki reyler herhalde D. P. den başka tarafa uçup gidecektir. M am afih D. P. "seçme baş toplam a politikasına önüm üzdeki günlerde hız verecek, seçme başlar Genel Başkan ile kadeh tokuşturm ak şerefine erişeceklbrdir. Radyoyu dinleyiniz! C eçme başlar tofclıyan D. P. Genel İdare Kurulu, M uhalefetin kazandığı 20 seçme ile gidecek 200 m illetvekilini h âlâ toplıyam am ıştır. H albuki ete et, dişe diş politikasının icabı olarak. M uhalefetin kazandığı illere doğru, D. P. ekiplerinin en geç 1 Eylülde yola çıkacağı ilân edilmişti. E ylülün yansına varılm asına rağmen. D. P. içinde h â lâ bir kıpırdam a yoktur! Muhalefet hatiplerinin yurt İçine fazlasıyla yayılm aları ve D. P. sözcülerinin bunlarla başa çıkamamala-, rj karşısında D. P. nin yüksek kademeleri başka bir çareye başvurdular: Burhan Belgeyi radyoda konuşturm ak! Aslında karar yeni değildi. D a ha evvel Menderesin her hafta radyoda konuşm ası kararlaştırılm ış. Menderes radyoda M uhaliflerinin iddialarım bizzat cevaplandırm ayı üzeli ne alm ıştı. D. P.'yi tutan gazeteler bunu ilân etmişlerdi. A m a nedense t>u karardan cayıldı. Şim di Menderes y«nne Burhan Belgenin Kadyo G a zetesinde konuşma ıi ve konuşm aların A nkara, İstanbul ve İzm ir radyolarından vatandaşlara duyurulm ası kararlaştırılm ıştır. Burhan Belge halen Başbakanlıkta Menderesin yanında bir odaya yerleşmiştir. Bu oda evvelce Devlet Bakanlarından M uzaffer Kurbanoğlunıın oturduğu ouadır. Bu odanın hatta içinde m efruşatı da değiştirilmiş, D. P. propagandacısının zevkine g ö re yenilenmiştir. Sim di num a ralı telefon çevir.ldiği zam an Devlet Bakanları yerine ü u ıh a n Belgenin tok sesi cevap vermektedir. Üstad. bilhassa çok kuvvetli olduğu iktisadi meselelerde. Menderese bizzat tavsiye ettiği Doçent Memduh Yaşat ta rafından takviye edilmektedir. Burhan Eelge her gün bu odadan H üküm etin sesini radyoda ayarlam akta, Belgenin sesi H üküm etin sesi olm aktadır. Ü nvanı Başbakanlık Basın M üşaviri olan Burhan Belgenin ilk defa Devlet Bakanı ve H ük ü met Sözcüsü olması düşünülm üş, fa kat m ukavem etin fazlalığı karşısında şim dilik bu ünvan m ünasip görülm üştür. F ak at selâhiyetleri bir Devlet B akanının selâhiyeti kadardır. Radyoya ve radyodaki propagandaya hâkim dir. N itekim V atan Cephesine geçtikleri â lâ ve v âlâ ile ilân edilen opera sanatkârlarının radyoda okunan skeçlerini de Burhan Belge kaleme alm ıştır. O kadar ki okunan metinler burcu burcu Burhan Belge kokm uştur ve üstadın Zafer gazetesindeki üslûbunu, radyodaki konuşm asını bilenler V atan Cephesine geçen artistlerin ne çabuk da Burhan Belgeyi tak lit eder olduklarına şaşm ışlardır. Üstad Belgenin, «esinin tonunu "bakanlaştırarak" yaptığı konuşasalar. Soğuk H arb y ay ınlanm a kalitesini değiştirmemişse de eğlencesini arttırm ıştır. Meselâ geçen haftanın ortasında yaptığı Muhalefet niçin sayri meşrudur ternlı konuşm a pek beğenilmiş, kahkahalarla dinlenm iştir. D. P.'ıı.n gayri resmi propaganda nâzırına göre. Muhalefet -daha doğrusu C. H. P.- Uç sebepten gayri m eşıuydu: Bir defa bu parti önümüzdeki seçürılerde m utlaka İk tidara geleceğiz diyordu. Gerçi İngiliz tşçi Partisi liderleri de, Moskovada kom ünist Pravda gazetesine beyanat vererek M utlaka İktid ara geleceğiz dem.glerdi. A m a bir cins dem okratların zihninde M uhalefetin İktidara geliyoruz demesi dünyanın en büyük k üfrü idi. Bereket kanunlar nazanııd a bir Muhalefet partisinin 'İk tidar benim demesi suç değildi. M uhalefetin gayri meşru oluşunun ikinci delili, hesap soracağız" demesiydi. Bir cins dem okrat zih n i yete' göre, bir cins dem okratların hesabım kanunen bugün sorm aları lâ zım geldiği halde sorm adıkları meselelerin, yârın ayni kanunlara dayanarak hesabının aranm ası "anti p arti bir davranıştı. K an u nlan n geç de olsa işlemesini, kanunsuzlukların cezalanmasını istemek üstad Belge dem okrasilinde bir p?rt'.nin aforoz edilmesi iç'n k lîiy C i. İşin daha tu h a fı, he6ap 8o-~nr\ p m r : ı halktan idarecilere doğnı yükselen bir istektir. Üstad Belge, şimdi aynı lıalka hesap- soracaklar, o halde gayri meşnıdurlar demektedir! Meşruiyeti, gayri m eşruluktan ayıran bu ölçüler ta biî ki halkı son derece eğlendirm ekte, biraz da düşündürmektedir... Başbakanlık Basın M üşavirinin bakanlaştm lm ış" ses tonuyla ortaya attığı üçüncü delil, ilk bakışta çok daha ciddiydi: Muhalefet gayrı meşru idi. çünkü İktidarın gayri meşru olduğunu söylüyordu. Böyle bir sey kanun nazannda hakikaten suçtu. Savcılann harekete geçmesi lâ-
6 TTRTTA O I.IT BİTENLER Cepten ne çtkonak t Bimdı. Y alnız üstad Bölgenin iddiaları hilâfına savcıların hiçbir şey yaptığı yoktu. Zira hiçbir m uhalif 1961 yılına kadar hiçbir kimseye gayri meşrusunuz demiyordu. A m a üst ad Belge söylüyordu. G ülünç olduğunun farkına varm adıktan sonra, insan daha neleri söyliyemezdi k i! Y alm z Radyo Gazetesi m illeti eğlendirir, gülünçlük ise bir partiyi öldürürdü... Radyonun Soğuk H arb y ay ınlan eğlendirici olduğu kadar, öğreticidir de... Zira Başbakanlık Basın M üşaviri Üstad Belge, Menderesin yanında bir odada oturm aktadır ve M üşavirin en büyük meziyeti, duyduklarını bir fotoğraf objektifi sadakatıyla k âğ ıt üzerine geçirmesidir. Bu bakım dan Muhalefetin Üstad Belge yayınlarını çok büyük bir dikkatle ta kip etmesi lâzım dır! C. H. P. Gazetecinin kaderi Q eyikli hâdiselerinin vuku bulduğ u günün gecesi, İstanbul gazetelerinin telefonları çınladı ve Genel Sekreter Kasım G ülekin beraberindeki arkadaşlarıyla birlikte ertesi gün saat te Yeşilköy hava alanında olacağı haber verildi. Gülek m a kösen ayakkabısının tozuyla C. 6 H. P. İstanbul tl Merkezinin Sultanahmette hiyeroglifti D ikilitaş karşısındaki ahşap binasına gidecek ve saat 12 de bir Basın toplantısı yapacaktı. Ertesi gün, güneş tam tepede iken gazeteciler C. H. P. Î1 Merkezindeydiler. F ak at Genel Sekreter ortada yoktu. Gazetecilere, C. H. P. heyetini Çanakkaleden gctirecek uçağın geç hareket ettiği söylendi. U çak ancak 13'te Yeşilköye vardı. C. H. P. nin kuruluş yıldönüm ü kutlandığı gün Gem lik vapuruyla Gelibolu istikametinde yola çıkan heyetten iki kişi noksandı. Noksanlardan biri, fazla kan zayi ettiği için uçakla seyahati doktorlarca m ahzurlu görülen Ulus m uhabiri Ayhan \etkiner, diğeri de arkadaşını yalnfz bırakm ak istemiyen bir gazeteciydi. Gülek. K arakurt, Tekeli, Coşkun ve T aııkuttan m üteşekkil Heyet, u- çaktan iner inmez doğru İl Merkezine geldi. Genel Sekreter etrafındakiler) n ellerini teker teker sıktıktan sonra, yanında Orhan ö z tr a k olduğu halde, sekreter odasına girdi. Seyahat arkadaşları da başkan odasında gazetecilerle sohbete daldılar. Gülek ve ö z tra k kapalı kapının arkasında mahiyeti bilinmeyen bir konuşma yaparlarken hemen yanıbaşındaki odada romancı Esat M ahm ut Karakurt. bir gün evvelki hâdiselerin dehşetini tekrar yaşıyormuş gibi gözlerini açıyor, elini kolunu sallıyordu. Bu arada bir kahvecinin elinde çay dolu bir tepsi olduğu halde M nayı dolduran gazeteci ve partililer arasında dolaştığı, Gülekin uza"yan gizli konuşm a sından sıkılm aya başlayan bekleyiclleri avutm aya çalıştığı dikkati çekti. Biraz sonra da C. H. P. Şişli Kongresinde "tem ayüz eden Yaşar Keçelinin önderliği ile kalabalığın, acıkm ış mideleri bastırm ak üzere, m ı sır kebaplan atıştırm aya başladığı görüldü. Ilh am i Sancar ve A tıf ö- dül ise, fasla katılm ayarak Sultanahm et parkı karşısındaki köftecide ızgara köfte ve piyaz ile öğle yemeğini geçiştirmeyi tercih etmişlerdi. Saat 13.30'a doğru Ö ztrak ile gizli konuşmasını bitiren Gülek bu defa da seyahate katılan arkadaşlannı aynı odaya çağırarak Basın toplantısında söylenecek olan sözleri derleyip toplam aya koyuldu. Bu gayretin neticesi olarak, iskam bil kartı ebadında bir tom ar k âğıt dolduran Genel Sekreter toplantının yapılacağı odaya girdikten sonra T şeklindeki bir masanın baş ucuna, sağında K arakurt. solunda ise Adana m illetvekili Tekeli olduğu halde yerleşti. Tabii bu arada odada bulunanlann elleri de teker teker sıkılmıştı. Gülek ko- <*/ /,,ı.. tr. :.Ci. t»':.»
7 YURTTA OLUP BÎTENLFR n u p n u ın» b a la m a d a n evvel ayağa kalktı ve gazeteciler arasında A n a dolu A jansı m uhabirinin bulunup bulunm adığım sordu. Y akasında T ürk Basın B irliğinin rozeti bulunan koyu renk elbiseli bir genç elini kaldırarak Gülekin sualim cevaplandırdı. B arbaros Baykara isimli gazetecinin A- nadolu Ajansı m uhabiri benim deyisine Genel Sekreterin mukabelesi pek zarif olmadı. İk tid ara yaklaşmış. A na Muhalefet partisinin Genel Sekreteri söyliyeceklerini, ne niyetle o- lursa olsun, not etmeye gelm iş gazeteciyi, toplantı odasından çıkm aya dâvet etti. Ö zürlü terk dâvetinin hemen peşinden işi pişkinliğe vuran m uhabir Şehir gazetesinin de m uhabiri olduğunu hatırlattı ise de, bu defa aynı zam anda gazeteci olan bir C H. P. li Gülekin yardım ına yetişti ve Şehirin bir akşam gazetesi olduğunu, G ülekin basın toplantısına ait m alûm atı gerekirse ertesi g ü n kü sabah gazetelerine bir makas a t m ak suretiyle tem in edebileceğini söyledi. Anadolu A jansı m uhabiri de çaresiz kalarak odayı terketti. Hâdise hiç hoş karşılanm adı. Hftfızası kuvvetli olan bâzı gazetecilere, yıllarında D. P. kurucularının hoşlanm adıkları gazeteleri avnı şekilde yanlarından uzaklaştırm alarını hatırlattı. H ikâyenin 19.r>0 den sonrası cüm lenin m alûm u idi. Muhtemel bir neşir yasağını önlemek m aksadıyla yapılan bu hareket Gülekin gazetecilere anlatacağı çok haklı dâvayı biraz gölgeledi. Geyikli hâdiseleri 1 1 âdise, C. H. P. Heyeti Cum a günü * * erken saatlerde İm rozda, Bozcaadaya geçmek için motor aradıkları sırada hazırlanm aya başladı. Bir telgraf, Geyiklide hazırlanan oyunu Genel Sekreter Kasım Güleke duyurdu. M am afih o anda bir m otor tem ini işi çok daha m ühim di. C. H. P. liler şiddetli bir poyraz fırtınasının karıştırdığı denize açılacak bir vâsıta bulm akta güçlük çektiler.nihayet saat 10 a gelirken Reşit adında bir süngerci Denizkızı İsimli m otoruyla C. H. P. heyetini ve beraberlerindeki gazetecileri Bozcaadaya götürm e yi göze aldı. Fındık kabuğu kadar küçük Denizkızı, denize açıldıktan ancak beş saat sonra m otordakiler Bozcaadayı görebildiler. K üçük tekne hele İm roz fenerini döndükten sonra adam akıllı deniz yemeye başlamış K arakurt ile Coşkunu İyiye deniz tutm uştu. iyiden Genel Sekreterin tâbiriyle azgın bir deniz ve maceralı bir y o lc u lu k tan sonra C. H. P. ekipi Boczaadada gayet sıkı emniyet tedbirleri, bir yıldırım telgrafı ve C. H. P. liler tarafından karşılandı. Y ıldırım telgrafını Çanakkale C. H. P. teşkilâtı çekm işti. Teşkilât. GUlek ve beraberindeki arkadaşlarına, kendileri aleyhinde bir tertip hazırladığının haber alındığım bildiriyor, D. P. lilerln kam yonlarla 500 kadar köyluyü top- 1adı ki arını ve Geyiklide hâdise çıkacağım belirtiyordu. C- H. P- heyetine mensup m illetvekilleri vakit geçirmeden Ç anakkale valisi Fahrettin A kkutluya bir telgraf çektiler ve müessif hâdiselerin öniine geçilmesi İçin gerekil tedbirlerin alınm asını talep ettiler. C. H. P. Çanakkale teşkilâtı da daha evvel V alinin nazan dikkatim çekmişti. Genel Sekreter ve beraberindekiler Bozcaadaya gelmeden evvel şaraplarıyla meşhur bu adanın K aym a kam ı etrafına topladığı motor sahiplerini teker teker ikaz ederek. C. H.P. Uiere vasıta verilmemesi İçin sıkı tenbihatta bulunm uştu. Buna rağmen Heyet, Denizkızı motorüyle hâdiselere sahne olm aya hazırlanm ış Geyikli nahiyesine, Bozcaadaya ayak basışından 2 saat 15 dakika sonra hareket etti. G eyikli C. H. P. lileri Genel Sekreteri ve beraberindekileri sahilde karşılıyarak yapılan hazırlık hak k ın da bilgi verdiler. Nahiyede 500 kadar insan içkili ve yakalarında D. P. rozetleri olduğu halde Genel Sekreter ile arkadaşlarını pek hoş olmayan bir şekilde karşılam ak üzere hazır bekliyordu. Otobüs geyikliye girdikten sonra, e v v e l c e verilmiş olan rakam ı teyid eder bir kalabalık, C. H. P. lileri ve gazetecileri getirm iş olan vasıtanın etrafını sardı. Hemen akabinde bir yaylım ateş başladı. YivU nam lulardan birbiri peşinden m erm i ler çıkmıyordu. F akat galiz küfürler savruluyor, nâralar atılıyor ve kendinden geçmiş halde bağıran insanlar bizim oylarım ızla tktidara geldiler. biz piç değiliz diye gırtlakları u u ı t 'H v e ı v a ı u h U i i M accranın başında yırtılırcasm a haykırıyorlardı. Verilen taktik gereğince Heyet. C. H. P. bucak binasına sokulm ayacak ve hattâ hemen Geyikliyi terke m ecbur e- dilecekti. Otobüsten henüz inm iş olan Gülek ve m illetvekilleri kendilerini karşılam ak için# sopalar, taşlar ve toprağa karıştırılm ış cam k ırık lan hazırlanm ış olduğunu an lam ak U gecikmediler. Cam tozuyla karıştırılm ış toprak avuç avuç, insafsızcasına, otobüsten inen C. H. P. lilerin gözlerine doğru savruluyordu. Aynı anda gazeteciler de otobüsteki yerlerini terk ederek aşağıya in mişler, h attâ içlerinden ikisi, Ulus m uhabiri Ayhan Yetkiner ile Dünya m uhabiri O rhan Peksayar. hâdiseyi fotoğrafla tesbit edebilmek için makinalarm ın kılıflan nı açmışlardı F a k at resim çekmek hiçbirine kısmet olmadı. A ralarında U şak hâdiseleri sırasında ismi işitilen Reşit Özçoban tle Çanakkale D. P. İl İdare heyeti âzalan, Çanakkale Belediye Başkanı, Çanakkale Şehir Meclisi üyeleri ve D. P.*m illetveklli Ahm et Sezen de bulunan "m eşrûlar gazetecilere saldırm akta gecikmediler. Geyiklinin inzibatını tem in İle vazifeli 4 jan darm a erinin ve bir çavuşun gözleri ö- niinde ilk hedef Ulus m uhabiri Yetkinerin fotoğraf m akinası, sonra da kendisi oldu. Çok geçmeden sıra Dünya m uhabirinin fotoğraf makinasına ve elbiselerine geldi. Genç gazeteci Peksayar canım kurtarm aya m uvaffak olduğu zaman, Cum hurbaşkanı Bayar ve Başbakan Menderesi karşılam ak üzere köylerinden toplanan ve aralannda Çanakkale Şehitler Abidesi inşaatının jeep i de bulunan vasıtalarla Geyikliye getirilen yakalan D. P. rozetli adam lar sıkılmış yum ruklan. gerilm iş tekmeleri ile Ulus m uhabiri Ayhan Yetkinerin yüzünü kan revan içinde bırakm ışlardı. B ütün bu hâdiseler cereyan ederken, polisin bulunm adığı yerde inzibatı temin ile m ükellef dört jandarm a da çekildiklen bir köşeden olup bitenleri seyrediyorlardı. C H. P Genel Sekreterinin tâbiri ile toprak ve cam kırığı karışım ından yapılm ış "D. P. kokteylleri»avuruiurken, etraftan Vurun, öldürün feryatları yükseliyordu. C H P. Heyeti zorlu bir mücadeleden sonra Geyikli C. H. P. bucak binasına gırmeye m uvaffak oldu. Bu esnada, sahilden heri Heyetle beraber olan t*ey kli C. H. P Hicrinden bir kısmının içkili D. P rozetliler arasında kaldığı ve bunlardan bir güzel meydan dayağı yedikleri farkedildi. E kipin en cüsseli mensubu K arakurt derhal k a labalığın içine dalarak İsm ail Sevinç isimli C. H. P. liyi meydancıların elinden kurtararak bucak binasından içeri soktu. Arbede esnasında yaralanm ış olan gazeteci Yetkiner ve kadar vatandaş da ilk tedavileri yapılm ak üzere Ezineye, hastahaneye gönderildiler. K urm ay başkanlığı, Çanakkale İl Genel Meclisi Reisi A rif Erensoya A B İ3, 15 E Y L Ü L 1959
8 YURTTA OLUP BİTEN LER- verilmiş olan tertip m uvaffakiyetle neticelenirken, olup tütenler yurdun hemen her tarafında derhal duyulmuştu. C.H.P. Heyeti hâdiseleri m ü teakip Çanakkaleye dönnıüş ve İl Merkezinde bir toplantı tertiplenerek hâdisenin m ahiyeti alâkalı bir beyanat verilmişti. E u beyanatta dalla vahim neticelerin C. H. P. tilerin soğukkanlılığı sayesinde önlendiği, fakat bu gibi hâdiselerin tevalisi karşısında meşrû m üdafaa yollarına başvurulacağı bildiriliyor, gerekirse hürriyet mücadelesi uğrunda can feda e< i ileceği hatırlatılıyordu. Genel Sekreter ve 4 m illetvekili arkadaşından m üteşekkil C. H. P. heyeti Çanakkaleye geldiği zaman, 48»aat evvel hazırlanm ış olan Geyikli hâdiselerini bir o kadar zam an evvel haber almış, fakat en basit bir tedbire dahi ihtiyaç duym am ış olan Ç a nakkale Valisinin şehri bir sıkı yönetim havasına soktuğu dikkati çekti. Geyiklide her şeyi sadece seyreden İnzibat kuvvetleri Çanakkalede sokakları doldurmuş, kol gaz.yarlardı. C. H. P. İl Merkezi ile C. H. P. m illetvekillerinin kaldıkları yerlerin etrafı polisle çevrilmişti. H alk buralara yaklaştırılm ıyordu. Geyikli hâdisesi çoktan başlayan hâdiseler zincirinin bir halkasıydı. D. P. teşkilâtı kanunların ve idare cihazının üstünde tutulduğu m üddetçe bâzı gayretkeş Dem okratlar, Geyikli hâdiselerini devam ettireceklerdi. Meselâ, Bursa seyahatmda da Genel Sekreter Gülek, belki h â lâ haberi olm adığı bir tertiple karşı karşıyaydı. Tertibi, Sayın C um hurbaşkanı Celâl B ayarm Bursaya k a zandırdığı genç milletvekillerinden Hüseyin B ayn idare ediyordu. K a rargâhını D ağcılık K lübü gazinosunda kuran genç milletvekili, köylerden bindiı İmiş k ıtalar getirm işti. E ğe r Genel Sekreter hududu aşarsa", G ü lekin "Am erikan gazetelerine T ürkiye aleyhine verdiği iddia olunan beyanatlar dolayısıyla dokunulm azlığının kaldırılm ası Icin kurulan komisyon raportörlüğünü yapan B avn. onu 'hıyareti vstaniye ve hıyaneti diniye" suçlan ile teşhir edeceğini söylüyordu Bereket Gülek "usluluk hudutlarını düşmemişti. aşm am ış ve B aynya iş Basın toplantısı İsmet JLnonü Gözler onda... ri C. H. P. İl Merkezinde gazetelere gönderilen bültenlerde yapılan bu g a fın ferkm a vanlarak, bültenin 17,18 ve 19 ncu satırlarının-ki bu satırlar Ferit Sözen hakkındaki cümleyi ih tiva ediyorlardı- silindiği görüldü. İl Merkezinin Basın Bürosu bu gaftan doğabilecek bütün neticeleri hesaba k atarak gazeteleri telefonla tekrar ikaz etti. F erit Sözenin hâdiseler esnasında Geyiklide bulunm adığının, karalam alardan sonra bir de telefon muhaberesiyle teyidi lüzum lu sayılmıştı. Dar kapr R a ^ ı n P eçen haftanın s o n lu m d a bir gün. İstanbulda Diinya a/.ctesine bir telgraf geldi. Telgrafın altındaki im za şuydu: A nkara Cezaevinden Beyhan Cenkçi Beyhan Cenkçi henüz yırmibeşlne basm am ış bir gazeteciydi. Ulus gazetesinde mesul m üdürlük vazifesini, candan arkadaşı Ü lk ü Arm&nın hapsedilmesi üzerine cesaretle ve gururla yüklenmiş, suç sayılm asına im k ân olm adığına yürekten inandığı y azılan neşretmekten çekinmemişti. F akat yazılar bâzı kimselerin -meselâ, Tevfik İlerinin- hic hoşuna gitm em iş-ve ta raflan n karşı r ar.akkale dönüşü Istanbula v a n r V varm az yaptığı Basın toplantısında, Gülek sözlerine, hâdiselerden duyduğu teessürü belirterek başladı. İdare adam lannın sayısız ikazlara rağmen, olup bitenlere seyirci kaldığım anlattı. Gülek Geyiklide, m ütecavizler arasında, T ürk Sağanı Suzan Sözenin kocası İstanbul Em niyet M üdür M uavini Ferit Sözeni de görd üğün ü söyledi. H albuki Sözen h â dise günü saat sularında g a zeteciler tarafından görülm üş, hattâ buvılardan birkaçı ile bir ayaküstü sohbeti bile yapmıştı. Hâdiselerin cerejran ettiği saatte Geyiklide bulunması mlcânsudı. N itekim akşam üze- için m anevralara girişm eyi dan bile geçirmeksizin... 8 sına çık tık tan A nkara Toplu Basın Mahkemesi Heyeti Beyhan Cenkçi gibi düşünmem işti. Beyhan Cençki tam 22 aylık cezasının Temyiz tarafından tasdiki üzerine de kılını kıpırdatm *m ış ve sadece bir ay evvel evlendiği genç kansım bırakarak Cezaevine girm işti. Cezaevine girm em ek hatınn- Telgraf D ünya gazetesi sahibi Falih Rı ıkı A taya çekilmişti. Genç gazeteci yaştı m eslektaşına söyle diyordu: Binler nâm ına fedakârlık yaparak gririşmiş olduğunuz pazarlığın tek meyvasını basarıyla aldığınızdan dolayı tarifsiz sevinçler içindeyim. Bu kabiliyetinizden dolayı sizi tebrik c- derim. Telgrafın çekildiği Perşembe g ü nü A nkara Cezaevine gelen gazetelerde F alih R ıfk ı A tay aleyhindeki meşhur "P um anı dâvası nm, ş ik â yetçi Menderes m uvafakatnam esini geri aldığından, d ü ştüğü yazılıyordu. Bir manevra T) undan dört ay kadar evvel. Ulus gazetesi aleyhindeki Pullıam d â vasının Ankarada yıldırım hızıyla neticelenip cezaların Temyizce tasdiki üzerine -ki o tarihte, meşhur yazıyı ilk neşreden V atan gazetesinin d u ruşması henüz iddia safhasına dahi gelmemişti- D ünya gazetesi sahiplerini bir telâş alm ıştı. A ynı yazıyı kendileri da neşretmişlerdi ve kendi aleyhierlne de dâva açılm ıştı. Temyizin kararm ı belli etm iş olması istikbal için üm it bırakmıyordu. Bu sıralarda İstanbul gazetelerine İnönün ün Ege seyahatiyle alâkalı neşir yasak lan yağıyor ve tehdit savurm aktan pek hoşlanan D. P. li borazanlar şiddetlendirilmiş şiddet tedbirleri nin Meclisten geçirileceğine herkesi inandırm aya çalışıyorlardı İşte F alih R ıfk ı Atay, insıyatifi.ele alarak, artık Basınımızda, Pazarlık adı altında m aruf olan hareketine o sırada girişti. (Bak. Akis - Sayı 255) Pazarlıkçılar, bu harekete girişme sebebi olarak derhal asil gayeler ortaya attı'ar. Efendim, hapishaneler gazeteciyle doluydu, onlar kurtanlacaktı. Basın K anunu sertti, o yum uşatılacaktı. Sonra da. eh sonra da, daha az asil, fak at b.lhaısa az tira j lı gazeteleri pek alâkadar eden resm i ilân fiyatları, gazete sayfalan meselesi g bi mese elcr vnrdı Tabii, başta, hakikaten hapis*'' fc-ılunan g a zeteciler, buna sadece gülündü. Ilele "Dünyevi pazarlıkcılcr'a. başında aynı d c ıt bulunan Y alm anın s'lratle katılm ası ve bu trionun abesi m üdafaada rekorlar kırm ası tebessümleri arttırdı. Hemen herkes pekâlâ an lam ıştı ki Dünyevi pazarlıkçılar gene zora gelmişlerdir ve Sarolun h ışm ından Bediî F aik in kurtarılm ası sahnesi bu sefer F alih R ıfk ı A tay i- çin tekrarlanm aktadır. Tabiî herkes dilediği «'.bi harekette serbestti, ö- zür dilemenin fazileti de pekâlâ kolaylıkla ileri sürülebilir. A m a böyle bir m anevra başkalan nam ına da tezgâha konulm uş gibi gösterilirse, o zam an mesele değişmektedir. D ün yevi pazarlıkçılar, "arkadaşlar, biz hapis yatm ak istemiyoruz, o kadar dem iş olsalardı, bin dereden su getirip herkesi beş yaşında çocuk yerine koym aya çalışmasatardı. kimse sesini dahi çıkarm azdı., N itekim hapisteki gazeteciler g«- A K İ8, 16 E Y L Ü L IVİH
9 P alih R ıfk ı Atay, Adnan Menderes tarafından affe- * dilm iş bulunuyor. Geçen haftanın ortasında İstanbul Toplu Basın Mahkemesinde okunan feragatnanıe ile resmiyet kazanan bu husus hiç kimseyi -hele A K İS okuyucularını- şaşırtm am ıştır. Dünyevi pazarlıkçıl a r ı n P u llia n ın meşhur m akalesi dolayısiyle Ulusa ve 25 yaşındaki Kene Ü lk ü A rm ana verilen cezalar, Temyizce tasdik edilir edilmez giriştikleri manevra böylece mey vasim vermiş oluyor. Meyvasını vermiş oluyor ve m anevranın üzerine iki Dünyevi pazarlıkç ı n ı n aylardan beri sürmeye çalıştıkları cilanın son k ırıntıları da hazin bir şekilde dökülüyor. Zira aynı m akaleyi neşreden genç Ü lk ü Arm an, bir manevrayı hatırına dalü getirmemenin şerefli cezasını şu anda A nkara H iltonun demir parm aklıktan arkasında ödemektedir. İhtim al ki Inınun kendisi için tek m ükâfatı, yarın Falih K ıfkı A tay ile karşılaştığında D ün yevî pazarlıkçı nın gözlerinin İçine diaıdik bakabilmesi olacaktır. ne hapistedirler. Basın K anunu aynı eertlıgi İle İslemektedir, eğilmeyi reddeden her yastan gazeteci evde bavulunu hazırlam aktadır, fakat Falih* Kırkı Atay hapis olm anın ıstırabını çekmiyecektir. Gecen haftamın orta Bir Falih Rıfkı Atay vardı YURTTA OLUP BÎTE>XER sında genç Beyhan Cenkçiye tebriklerini bildirten bilânço İşte bundan i- barettir. de pahalıya ödetllm iştlr. B ir pazarlık ki, meselâ IHİn- D. P. zannediyor ki bu topraklar üzerin ila herkesin ya gazetesinin sütunlarım bol bol dolduran resmi ilân kafasına iyilerin -suyuna gidenlerin- m ükâfat, kö tülerin -suyuna gitmeyenlerin- ceza göreceği fik ri bir kere yerleştirilirse, ortalık süt lim an olacaktır. Hesap, yanlış bir hesaptır. Böyle fikirlere kafasında asla ların santim inin 10 liraya çıkarılm asından ve aynı yazıdan dolayı, tâviz vermeyi şiddetle reddedenler har pis yatarken, F alih K ıfkı A tayın viskisini yudumlayabilme hürriyetini sağlam aktan başka netice verme yer olm ayan koca hlr neslin yetişmiş bulunduğu a- m iştir! Yetm işine yaklaşm ış bu adanı, 25 yaşındaki çık bir hakikattir. Bu nesle birkaç kişinin verecekleri Ü lk ü A rm anı hiç hatırına getirmlyecek ve hiç. yirmibeş ters misaller suyun akışını değiştirmeyecektir. Su, onları yaşındaki Ü lk ü A rm anın yetmişine yaklaşm ış bu a- bir kenarda bırakarak, varacağı yere m utlaka va dam dan bam başka şeyler beklediğini düşiinmlyeeek racaktır ve o nesle aradığı misalleri başkalan, kendi m id ir? Düşünürse İçinde huzur duyabilecek m id ir î lerine çektirilen insafsız eziyetleri dudaklarında bir tebessümle karşılıyarak vermekten geri kalm ayacaklardır. B ütün gayretler bu tebessümü o dudaklardan asla silemlyecektir ve işte bu tebessüm, son zaferin başlıca âm ili olacaktır. Dünyevî p a z a rlık ç ın ın badireden haşarıyla sıyrılahllip sıyrılam ıyacağı hususunda hiçbir endişe gönüllerde yer alm am ıştır ve meselâ A K İS bugünkü neticeyi haftalarca evvel okuyucularına budlrrojfltlr. Z i ra tarafları iyi tanıyanlar ve bundan evvel cereyan etmiş bijyle v akalan hatırlayanlar işin niçin başladığını ve nasıl biteceğini kolayca görmüşlerdir. Tecrül>euin gözü kör değildir. Gerçi Dünyevi p a za rlık çıla rın bütün İstanbul Basınını arkalarım la sürükleme gayretleri netice vermemiştir. D eğişiklik sadece kendi gazetelerine ve kendi kıym etli makalelerine inhisar etm iştir. A m a bu bile bir m ük âfata lâyık görülm üş, M araştaki gazetecinin yaptığı gibi V a tan Cephesine geçmek veya öteki Dünyevi pazarlık ç ın ın Sarol vakasında olduğu gibi özür düeıııe m ektupları yazm ak talep edilmeksizin mesele kapatılm ıştır. F alih R ıfk ı A tay gibi yetmişine y aklaşm ış şöhret sahibi olmuş bir edebi şahsiyetin hapislerde yatm asını arzulam ak hiç kim senin h atınndan geçmez. Bu bakım dan hâdisenin pratik neticesi pek sevindiricidir. F akat A taya bu, aslında, İnanılm ayacak derec«>- E ğer genç ortağına, her şeye rağmen, Sarol vakasından bu yana huzur duym akta ne derece ıııüşkilâ t çektiğini bir ara sorarsa ve genç ortağının, bu yüzden, kaç geceler uykusunun kaçtığını, bir tak ım k im seleri görmeye, isim lerini duym aya artık taham m ül edemediğini öğrenirse kendisine ödetilen bedelin, asımda, ne kadar ağır olduğunu anlayacaktır. - i-' A > Falilı Kıfkı Atay t Ülkü Arman Bag kesilir, eğilmez Ahmet Knıin Y? A K İS, 15 E Y L Ü L 195ü 9
10 YURTTA OLTT BİTENLER A t yok A tayır. bu yoldan kurtarılm ası D. * P. Genel İdare Kurulunda, Basınla alâkalı olarak son haftalarda yapılan görüşmelerin bir neticesidir. H akikaten D. P. büyükleri Basın 1- çin af çıkarılm am asını karar altına alm alardır. Buna m ukabil şahısların açacakları hakaret davalarının Türk Ceza K anunundaki maddeler gereğince görülm esini. Basın K anunuyla sadece Devletin, H üküm etin ve resm î şahsiyetlerin him ayesini sağlayan bir değişikliğin kanunlaştırılm ası düşünülmektedir. Böylece D. P.'li gazetelerin ve gazetecilerin (meselâ. Necip Fazıl K ısakürckin) ulvî vazifeleri kolaylaşacaktır. Basına karşı D. P. de bir yum uşam a olmayacak, bilâkis satır satır ve kelime kelime" her yazı cevaplandırılacaktır. B una m ukabil dâva açılm ası yoluna daha az sık gidilecek, ancak pek inatçılara kaışı o silâh kullanılacaktır. Böylece Basın affı, buna taraftar D. P. Meclis Grupu, D. P. büyüklerine kendi arzularını kabul ettirebilecek bir kudrete erişirse, bu büyüklere rağmen gerçekleşebilecektir. V alm an ıiı kaderi C imdi m erak uyandıran sual, Yal- V m anın kaderinin ne olacağı sualidir. Y alm an da, gayretlerinde Ataydan aşağı kalm am ıştır. H a ttâ Beynelmilel Basın Enstitüsünün toplantısında gülümsemelerle takip edilen bir.de konuşm a yapmıştır. F akat V a tan Başyazarı, İktidarın başı nezdinde sem patik olm ayı becerememlştir. Buna ilâveten Y alm an ın yabancı dostlan tarafından Başbakan M enderese çekilen, b âzılan hakikaten şım arık üslûp taşıyan ve bir kısm ı V atanda gururla neşredilen telgraflar vaziyeti karıştırm ıştır. Yalm anın uğradığı -herkese üzüntü veren- iki m ahkûm iyetten biri P ulliam ın yazısıyla alâkalıdır. A m a Menderes, m u vafakatini geri alırsa, bunu, gelen telgrafların zoruyla yaptığı hissinin herkeste uyanacağını bilmekte ve bundan çekinmektedir. Gerçi Vatan! pazarlıkçı şimdi büyük gayretler 1- çlndedlr, Menderese çekilen telgraflarla alâkası bulunm adığına inanılması için çırpınm aktadır. A taya gösterilen lütu f kendisine karşı da gösterilirse kalem inin ucuna Yüreğinin iyiliğini bildiğim Menderes, cesur Devlet adam ı", akıncı ruh gibi kelimeler inci gibi takılacaktır. Başka meslektaşları, sa<iece suyuna gitm e y i reddettiklerinden hapiste yatarken, kendisinin kurtarılm asını hir iyilik alâm eti gibi göstermeye de hazırdır. N:tekim yazılarında hep bir fik ir ed nmek için vakit henüz" erken. D aha Temyiz var, af ihtim ali var döverek ve Temyizce cezası tasdik e- dılip hapsedilmiş meslektaşlarını ka- ale alam ayarak kendisini ölçü diye göstermektedir. A m a bütün bunlar -Fatin B üstü Zorlu hakkm daki nıetih k âr y an ların a ilâveten- kendisine, hidayetinin m ükâfatı olan inayeti sağlayacak m ıdır? Muhtemelen sağlam ayacaktır. A- n:a sağlanm am ası, bugünkü şartlar altında, Ahm et E m in Yalm anın eski bir gazeteci olarak edindiği şöhret va itibar bakınyndan kend.si için çok daha iyi olmayacak m ıdır? Yol açacağı bütün üzüntülere, eziyetlere, ıstıraplara rağmen... Zira ancak o tak dirde Yalm an, mecburen dahi olsa, dar kapı 'dan geçmenin şeref ve g u rurunu duyacaktır. Hükümet Ziraatçılık! eride bıraktığım ız haftanın son günleri Bakanlar K uruiu üstüste saat 2 ye kadar süren sabah toplantıları yaptı. Toplantılar çok iyimser bir hava içinde geçti. Z ira Başbakan Menderes, A nkara Palas bahçesindek i Keskin Heyeti toplantısında veya Barajdaki Bailey ailesi ziyafetinde olduğu gibi, Kabine toplantısında da son dercce neşeliydi. Sahahın erken saatlerinde İmar gören m ıntık alarda yaptığı gezintiler dahi. Menderesin bir h aftalık neşesini kaçırnıanııştı. Menderes, im ar işinin gecikmekte olduğunu, hattâ A tatürk Bulvarını yapan işçilerin sabahın erken saatlerinde hiçbir iş yapm adan aylak o- tunduklannı görm üştü. İşçilerin başmdakilerine aylaklığın sebebini sorunca, Menderes, Belediyenin para ö- demedigi için işlerin yavaşladığı cevabını alm ıştı. Cevap Bâşbakanı çok kızdırdı ve İm ar işlerini Istaııbuldan çok daha hızlı yürüttüğü İçin bir hafta evvel çok takdir ettiği Vali ve Belediye Başkam D ilâver A rgunun neşesini kaçıracak bir eda ile paranın ödenmesini emretti. A m a İmar Burhan Kolge K ulağı nerdef işinin aksaması bile Menderesin neşesini bozmadı. Zira. Tuııe ın tâbiriyle ım arcı Menderes'in zihninde halen başka bir mevzu vardı. Bakanlar Kurulu toplantılarında, gündem i hemen hemen tek başına dolduran bu mevzuu ziraatçılıktı. Erhard gelmiş ziraatten konuşmuştu, yatırım program ı denmiş ecnebi mütehassıslar. ziraatten ne haber buyurmuşlardı. Ortada esasen, büyilk akisler uyandıran ve Zorlunun ifadesiyle bâzı hakikatleri ihtiva etmekle beraber fazla karam sar Baade Raporu vardı. Gerçi Baade Raporu karam sardı, fakat açlık tehlikesinden söz eden bu karam sar rapor, dış yardım temini için en kıymetli hazîneydi. B atılılann tetkikine sunulan Uç yıllık yatırım program ı" Baadc Raporunun ışığı altında hazırlandığı, yani zirai y atırım lara en yüksek prioriteyi verdiği takdirde dolar getirme bakım ından bir m âna ifade edecekti. Menderes 9 senelik bir rötardan sonra bu hakikati anlam ış göründü ve bir zam anlar Başbakan adayı diye zalim ce takıldığı Z iraat Bakanı Nedim Ökm en ile uzun görüşmeler yaptı. Kabine yaz başlannda yapılan Z iraatçılar Kongresinde bahis mevzuu e- dilen zirai kalkınm a ve Türkiyenin zirai bölgelere bölünmesi meselesi üzerinde durdu. Batılı dostlara, Türk H üküm etinin zirai meseleler üzerinde İstanbul ve A nkaram n im anndan çok daha büyük bir ciddiyetle eğılit- ğini m utlaka ispat etmek lâzımdı. Başbakan Menderes bu ziraî faaliyetlerin. hic değilse dış yardım temini bakım ından son derece m üsm ir olduğundan emindi ve hu yüzden İ- talyan Başbakanı Segni yi karşılam ak üzere Istanbula hareket ettiği s ıa tc kadar neşeliydi. Segnl nln ziyareti büyük bir iht maile uzun mandan beri biribirlerinden ay n duran Cum hurbaşkanı Bayar ile Başbakan Menderesi de karşı getirecekti... K ş hazırl.kjarı karşıya l y»bine, ziraat kadar Meclis içinde ve dışında Muhalefete karşı takınılacak tu tu m üzerinde de durdu. E n m ühim meselelerden biri M uhalefete karşı tatbik olunacak sertlik dozajının tâyiniydi. Tevfik İleri, M u zaffer Kurbanoğlu, Medenî Berk ve m üşahit Sarnet Aagaoğlu sertlik dozajının arttırılm asına taraftardılar. Esat Budakoğlu, Nedim ö k m e n ve tzzet Akçal dozajın hafifletilm esini daha münasip bulm aktaydılar. Dozajın tâyini hususunda kati bir karara varılam adı ve bu İş hâdiselerin gelişmesine bırakıldı. Falcat Başbakan Menderes her halükârda "ete et, dişe diş prensipinin icabı olarak tam kadrolu bir Kabineyle müca ieleye hasırlanm aktadır. Geçen hafta B aşbakanlıkta sık sık görülen Samet A ğaoğlu ve Ş e m l E rgin tam kadrolu kabinenin tabii adayları sayılm aktadır. Maliye, Koordinasyon ve Ticaret B akanlan koltu k lannda değiş tokuşlar olacağı da söylenmektedir. JLKtS, 15 E Y L Ü L 1969
11 « % r Devrimci Umurbey L C»Tın Cumhurbaşkanı Celâl I V ziyaretiyle başlamıştı. rime! hareketin başlamasının İlk l-.varın dııg^uın yeri olan Gemlik C m uryatı ile Gemliğe gelen Sayın Cum hurbaşkanım karşılam ak Sayın Bayarın doğduğu köyde şajctl oldu. k a m ın ın Um urbey köyii, geçen hafta, A tatürk devrimlerlnden birinin ihyasına sahne oldu. Kıyafet yük hazırlık yapılmış, m erhum Suk- runa gitmeyen diğer bir hâdise dn İçin bu şirin sahil kasabasında bü geçirdiği İki istirahat gününde, ho inkılâbının Üzerinden 11/ un yıllar rü Ka aııın evi önünde inşa edilen köylülerin h âlâ İnşası çoktan biten geçmesine rağmen, hâlâ ferace ve yeni İskele baştanbaşa halılarla döşenmişti. lla ik, kendi aralarından İıâlin sebebi kendisine sorulan U» yeni evlere taşınm am aları oldu. Bu ve. karaçarşafla gezen Umurbeyli kadınlar, geçen hafta, yüksek bir ilham la Rüyıik A tatürk ün devrlmle- karşılam ak İçin sabırsızlanıyordu. ği cevan tatn ıinkâr değildi. Sayın yetişen Devlet Reisini hararetle murbey Belediye Başkan verdi rinl hatırladılar ve ferace İle kara- F akat Sayın Bayar, bu hazırlıkları Cum hurbaşkanı, köylülerin vakit çarşaf yerine medenî bir kıyafet boşa çıkardı ve Gemlik iskelesine kaybetmeden yeni evlerine taşınm alarını ar/.u ettiğini belirtti. I a- olan mantoyu seçtiler. Doğrusu U- değil, taın karşısındaki Suni tııek murbeyli kivilini anıt eski kıyafetleri, Ziraat Bankasının Sayın Cum Cum hurbaşkanının bu hareketi. hakikati Sayın Cum hurbaşkanına Fabrikasının iskelesine çıktı. Sayın kat. Gemlikte herkesin bildiği bir hurbaşkanının köylüleri için inşa Gemlikteki D. P. İller arasındaki anlatm ak cesaretini kimse gösteremedi. Umurbeyliler, yeni evlerine ettirdiği tam konforlu villâlara hiç ihtilâflara m uttali olunca duyduğu m i hiç yakışm ıyacaktı. (Bak: kırgınlığın bir ifadesi şeklinde tefsir olundu. F ilhakika Gemlikte ayda C. H. P. İktidara gelince, bu ev taşınmıyorlardı. Çünkü halk arasın A K ts, Sayı: 255, Kalkm an Köy: Umurbey röportajı). lardan beri D. P. Başkanı, Belediye lerin parasını derhal tahsil etmeye İrticaın sırtımı okşam akta asi» Başkanı ve K aym akam arasındaki başlıyacnğı yolunda kuvvetli bir kusurlu sayılmayacak olan D. I*, organı gazetelerde geniş akisler yara çekişmelerden bahsediliyordu. Sa rivayet dolaşıyordu. Hepsi D. P. II tan Umurbeydekl devrim hareketi, geçen haftan'n ortasında Çarşamba günü vuku buldu. Seçim bölgelerini dolaşmak cesaretini kendinde bu!an nâdir D. P. milletvekillerinden Ililâ l tornan ve Hüseyin B ayn, Çarşamba günü U- murbeve geldiklerinde kadınlı erkekli köylüleri, Vapı ve Kredi Bankası şubesinin önündeki meydanda toplanmış buldular. Köylüler heyecan İçinde idiler: zira az evvel köyluderln medenî görünüşüne hiç yakışmıvan ferace ve karaçarşafı artık ortadan kaldırm aya ve bundan sonra kadınların manto giymelerim karar vermişlerdi. Bu devrimci tu tu m Bursanın ltad n milletvekili H ilâl ü lm a n ı gözyaşlarını zapt ede mlyecek derecede mütehassis etti Genç Bursa milletvekili Hüseyin Bayrı da, arkadaşından farklı hisler İçinde değildi. Bu heyecanla derhal Yaoı ve Kredi Bankası Şubesine koştular ve telefonla Sayın Cıımhıırbaskan nı arayıp m üjdeyi bildirdiler. Haber. Florya köşkünde de Ah yu C. B P t.. Umurbeydekl yeni koy evlerinden biri memnuniyet uyandırdı. Umurbeyli kadınlar, bityiik kıyafet devrimi kararını verdiklerinin ertesi günü, yın Cum hurbaşkanının Suni l iek tstanbııldan bir mesaj aldılar. >1**- sajda karardan dolayı duyulan memnuniyetten başka takdir ve tebrikler" de bildiriliyordu, tıııza. Sayın Cum hurbaşkanının refikaları Reşide Bayara aitti. Hâdiselerin V 'ra t'1 İnkişafı. ITI- ül Ülnıan ve H i sevin Bayrı tarafından (InjTim'sn heveeanlı m üjdenin, l'l^ bak sta farkedilemiven ehemmiyetini ortav^\ ckarıvordu. Milletvekilleri, U m ır V v köyü mevdaııııııl.ık* heveeıınb tni'lıınt ıla, hııll vakti derhal bir mnnto edinmeye müsait «'"'iıv an Umtırbevli kadınlara I 1 î,,f,vac'ar n> giderebilmeleri için tak*iit'e al'«veri» im kânını tem in etıııevl düşünmeleri, şüphesiz, devrimci bir davranış İdi. F akat işin şeref payı. İlk işareti veren Sayın Bavara aitti ve her şey bu yaz. Cum hurbaşkanının doğduğu köyü Fabrikasına çıktıktan sonra Gemlikte hiç kabnayıp doğruca Cmurbeve geçinesi kırgınlığının pek ciddî olduğu şeklinde anlaşıldı. Umur- beylller Savın Cum hurbaşkanım candan tezahüratla karşıladılar. Yollara dökülen kadın erkek yüzler.-e Umurbeyli, aralarından çıkan b ı.viık adam ı alk şlaıııakta yarış ettiler. Ancak kadınların hemen beı>sinin fera«-e ve çarşaflı olması, A tatilrkiiıı yanında çalışmış devrimci Ba> arın mem nuniyetini derin şekilde gölgelendirdi. N itekim Sayvn Cumhurbaşkanı, yanındakilere lu»>at seviyeni eskisine nazaran kat kat yükselen UmurbeylUerln niçin hâlâ manto yerine ferace ve karaçarşuf giydiklerini sonııaktaıı kendini alamadı, İşte bu sual, Uınurheyde geçen hafta vuku bulan devolan Umurbey İller. C. II. P. nin yakında İktidara geleceğine inanıyor olm alılar ki, bu rivayetler karşısında yeni evlere yerleşmeye c«*aret edemiyorlardı.. Çarşaf ve ev meselelerinin dışında. Sayın Cum hurbaşkanının doğduğu evde geçirdiği iki gün, taınamile sükûnet ve huzur doluydu Y a pı ve Kredi Bankasının teşebbüsüyle restore edilen baba ocağında Sayın Bayar, sâdece bir değişiklik gördü: Bu eski biçimde, kesme cam lı ve petrol yakan bir fpnerdi. Köyün ihtiyarları bu fenerin Sayın Cum hurbaşkanının annesi taraf.ndan» eceleri komşu ziyaretine giderken kullanıldığı hususunda itti fak edince, taııılr edilip parlatılm ış ve Say m Bayarın ailesine alt «ski eşyaların toplu bir halde bulunduğu tarihi eve konulmuştu. A K t S. ts E Y L Ü L 19S9
12 YURTTA O IJ T B tt EV LER Dış Yardım Madalyonun öbür yüzü Q W n haftanın sonuna doftru Cu ma «Unu firiikselde Müşterek Pazar BakanİHr Konseyi. Türklyenın t>h/uru katılm a teklifini "m ıısait" kar^ıjadı^ıuı bddırdı Bunun başka türlü olmasına da zaten im kân yoktu. Altılar. Türklyeyi aralarına alm am a ya akımlı bile olsalar, aleniyete vurulan Türk talebine politik bakım dan "evet" demek zorundaydılar. A ltıların hakiki niyetleri. Müşterek P a zar Komisyonunun, Ttlrk H üküm e tiyle yapacağı hazırlık m ahiyetindeki konuşmalarda belh olacaktır A l tılar. Türkıyeyi aileye katm ak niyetinde delillerse. bu konulm alarda ileri sürecekleri ağır şartlarla, açıkça söylıyeııu'dıkleri bir "hayır"! dolam baçlı yoldan söyliyecek)erdir. Aftır şartlarla prestiji kurtarm ak için veva "hele b;r girelim, sonra»artları hafifletiriz düşüncesiyle Müşterek Pazara gnrmek de her halde faydadan çok zarar getirecektir. Y atırım programı rhard'ın ziyareti sira.si.ida 60n milyon dolarlık bir şala sarılarak ortaya atılan esrarengiz yatırım program ını örten sis perdesi, gün seçtikçe dağılm aktadır. A K İS in üç hafta evvel yazdıtfı gibi, ortada y a tırım plânı diye bir şey yoktur. Sadece dosyalarda uyuyan, üzerlerinde "ig- finansm anı şu kadar, dış finansmanı bu kadar, şu kadar döviz tasarruf ettiril-' yazılı bîr proje kokteyli mevcuttur. Bu tarz bir kokteyl, B atılı iktisatçıların elbette başım dön- Jürm em iştir. E rh a rd a yakın b iz i ecnebi çevreler. «h irtıaz iktisatçının yatırım program ını facia kelımes.vle vasıflandırdığını ve böyle bir programı İncelemeye dahi lüzum görmediğini söylemektedirler. Parıste O E. C. E çevrelerinden naklen A. P. ajansının verdifci haber de bu görüşü teyid etmektedir. A. P. Türkiyenin çeşitli y atın m projelerinin priorite sırasını tespit etm ediğini" bildirmektedir Yani çeşitli projeler arasında bir irtibat kurulm amış, bunlar ehemmiyetlerine göre sıralandırılm am ış! ır. O E. C. E Ankaradan kati bir plân alınm adıkça kesenin afzın ı açmıyacaktır. O E.C.E. esasen. Türkiyeye 50 milyon dolar kredi açan Italyam n tek taraflı hareketini de tasvip etmemiştir. Mesele O E. C. E. çevrelerinde konuşulmuş. İtaly a şiddetle tenkid olunm uştur. B atılılann istediği manada bir yatın m program ının mevcut olm a yışı. O E. C. E Heyeti Başkanı Von Mangoldt'un Türkiyeden avrıîırkcn hava m eydanında verdi*! beyanatta yatırım program ına dair tek kelime sftylememes nln sebebini izah etmekt^ lir 12 Von Mangoldt'un kendisiyle ayak üzen konuşmaya m uvaffak olan bir muhabire, "yatırım program ı hak k ın da b lgım yok dedikten sonra. İstikrar Program ı hakkında söyledikleri son derece m ânalıdır. Heyet Başkanı: istikrar Program ının tatbikatında m utabıksınız. Yani onu biçendiniz" sualine, "Ben İstikrar Programının tatbikatında m utabıkız demedim İstikrar Program ı hakkındakl konuşm alarda m utabıkım dedim" cevabını vermiştir. Bu sözlerle A l man Baron, tatbikatla verilen»özler arasında fark olduğunu. İstikrar Program ınıh inhiraflar kaydettiğini belirtmiştir. Nalı/.a süre terclinıe! aromın geçen haftanın başında A nkaradan ayrılm adan önce verdbeyanat da. efter Anadolu A ja n sının tercümesi yerine. İngilizce aslından okunursa, oldukça aydınlatıcıdır Meselâ An.-ıdolu Ajansının tercümesindeki "T ürk ekonomisinin iktisadi.istikrar yolunda kaydettiği İlerleme ibaresi yerine, ası) metinde ' malı istikrara erişmeye doğru l^av. det: ilerleme ottmimi vardır Ilerlem.-.ıı n başına bir da goo4" sıfatı eklenn...ştir id. bu sıfat, fevkalade veya cok iyi kelimelerimle vaisıflan- rtın Im ıyacık bir, ilerlemeyi belirtmektedir. En m ühim i "m ali istikrara erişmeye doğru ibaresiyle, Heyet balkanının "m ali istikrara henüz erişilememiştir demek isteroesidtr A- nadoiu Ajansının tercümesinde bu nüans kaybolm uştur.. Anadolu Ajansı ufacık bir h a tâ da Von M angoldt un sondan bir evvelki cümlesinde yapm ıştır. İngilizce metinde "Heyet, program ının gayelerine erişmek için Türk halkının ve H ü küm etinin gösterdikleri gayreti desteklemeyi ve y anlım etmeyi arzu eder denrtifci halde," tercümede H e yet, Tiirk H üküm etinin ve Tiırk halkının bu program ın gayelerine ulaşması için gösterdikleri gayreti destekliyecejini ve onlara yardım a devam edecefcinı bildirir cümlesi yer alm aktadır. "Y ardım ı ar7«ı eder :1e "yardım yapacağını bildirir" sözleri arasında her halde Anadolu A jansının ehemmiyet vermediği ufacık bir f-ırk vardır! O. E. C, E. Heyeti Başkanı bilhassa arzu eder tâb i rini kullanıyor. Bununla arzu eder, am a istenilen şartlar yerine getirilmezse yardım edemez yordu. demek isti Her ecnebinin ziyaretini görülm emiş bir zafer şeklinde ilân eden P Propafran<las,na malzeme tem ini için, Anadolu Ajansı, metnin Türkçe tercümesinde bu ufak tefek rötuş' la ıı yapm akta bir m ahzur görmüyordu.' Herkes bizi beğeniyor diyebilmek için yapılan bu gayretkeşlik, sayretkeşlicin nerelere kadar uzanabileceğin; görmesi bakım ından ibret vericidir. P a r a F o rm («m a lla r ı 0 K J? R H *>'etl ayrıldıktan»unr*. Para Fonu Heyeti, geçen hafta boyunca Malıv# B akanlığındaki "doküm an toplam a faaliyetin» devam etti. Heyet Maliye Bakanlığı Kurm ay Heyetinin dahi bâ/.an İçinden çıkam adı*! "Kam biyo K ırşılık Konu". "İktisadi Devlet Tevekküllerinin mail durum u" 'hakkında izatn t istedi. İk i ay evvel Cahan heyetinin yırtamadı/ti bu sır perdesini. Cochran heyetinin aralam aya m uvaffak olduğu çok şüphelidir. Durum u, b r yıl once Cahan * "iktisadi durum hakkında çok iyimser bir tablo çizme tavsiyesinde bulunan Sturc - Cochran ın muavinidir-, raporunu h a zırladığı zam an belli olacaktır. Bir yıldır malî istikrar yolunda» iım la r atıldığı m uhakkaktır, am a nvr,i hesaplarda foktur. h â li bir istikrar Kıbrıs lirle bir asker gelsin! eçen haftanın sonuna doğru. Ttlrk bayrağı taşıyan bir otomobil Lefkoşenin dar sokaklarından geçerek. Başpiskoposluk binası önüne geldi' Otomobilden iki adam içıdi ve k apıda bekleyen gazetecilere hiç bir şey söylemeden süratle içeri girdi. B unlar D. P. İktidarının mutem et adam ı Prof. E rim ve Dr. Fazıl K üçük idi. K ıbns Anayasasının meşhur beşinci maddesi üzerinde Makarios la m üzakereye geliyorlardı. Erim, A nkaradan yeni dönm üştü. D. P. İktidarının mutemet adam ının her A nkara döl rof. Nibat Erim D. P /tnn mutemet odum» * Z t S, H E Y L Ü L I* î»
13 Toplantı 2 saat 15 dakika sürdü. Saat de toplantı salonunun k a pılan açıldı, müzakereciler güler yüzle fotoğrafçılara poz verdiler. Federasyonun Kıbrıs Türklerine empoze ettiği K um lardan alışveriş etme yas a ğ ın a rağmen, R um dükkân ların dan alışveriş yaparak R u m la n n sempatisini kazanan Nıhad Erim, gazetecilere gülerek Her zam an olduğu Kibı. bugün de iyim serim dedi. Ank.ırada Dışişleri Bakanı Zorlu ve A- tina Büyilk Elçisi N urettin Vergin i-!* görüşmeler yaptıfcı sırada da E- m n. Anayasa çalışm alarının m untazam devam ettiğini, beşinci madde ihtilâfının da halledildiğini Zafer gazetesi m uhabirine söylemişti. E rim in sözleri pek haksız değildi. H akikaten tâviz yolu seçildikten sonra bir m ü zakere masası başında iyimser olm a mak. her ihtilâfın halledileceğine i- nanm am ak için sebep yoktu. N itekim Rum Cum hurbaşkanı ile Türk M uavininin eşit haklara sahip olması mevzuunda çıkan ihtilâf. Erim in kendi tâbiriyle "m ûtad A nkara temaslarından sonra çabucak halledilivermişti. T ürk delegasyonu, C um hurbaşkanı He M uavini eşit haklara sahiptir tezini bırakıp eşit olm adıkları hakkında ki Makarios tezini benim seyince, kördüğüm kendiliğinden çözülüvermisti. Ar.ıa M akarios ilk merhaleyi aştıktan»onra İkinci bir talep listesiyle ortaya çıktı: R um ekserikıbrısın FVlhi! Makam*» Verdikçe uttiyorl ntlşünden sonra Anayasa Komisyonu (. alışmaları, buytlk bir ehemmiyet kazanıyordu. Bilhassa K um lar bu A nkara seyahatlerine son derece e- hemmıyet veriyorlardı. N itekim Cum a günü de öyle oldu. Cum a sabahı çıkan R um gazeteleri. M akarios - E rim m ülakatının ehemmiyetini belirtiyorlardı. I I alırlardadır: Ya tak»ini. ya ölüm " teılnl tam oıftnaslyle lıenlınseyip. ' 'm i t i n * M otaııı ynnhran O I* İktidarı /.tırlıhde Kıbrıs ( ıımhııri- >t. i r lı«ıl %.ıtmhinra. DışUttert luıkıını li M M. Kursu.Ünde»Mİ İki Uıltuı* a n d ın d aki t.ııyok mesafeyi ortm.r vazifesi düşmüş vı* Kakan I* I" pvimkasıu' şu»özlerle açıklam ıştı: l tr > ı-re varm ak kin. bâ/.an başka >old.vn gidilir. B iz Z ü ric h - d>-kl büyük a\aııtujlar tanıyan»tatttvd elde edebilmek maksadım la ta k sim fikrin» İleri sürm üştük Bu bir taktikti \e gaye tâviz koparm aktı. Aırift IV P.nlU bu "sörlllıııenliy' taktiği de m ûtadı veçhile ters te p ti. İ li/ bin Kı'<rıslı inandıkları -yahut İnandırıldıkları- taksini hax aşınıla n Zorlu Kİbi laktik üstadı olmadıklarından-»ıyrılanıadıl«r Zorlunun \ve ru fla l»r K llç ü k U» M akarios'l* el»ıkınıp hemhal olm aları bili- nn- İara te sir etmedi. \ 'K ıhnslı Hum kardeşlerinin boyunlarına sarılalı. adılar Zaten Kumların da dostluk ellerini uzatm ağa hiç m i h iç tilavetleri >nlitu. Başka türlü d>- olamazdı. Hu^ıırı Yeşil Ada. ııcftbe cumhuriyet daha durm adan İm zorlu ta k tik 'V rin ıstırabını çekmektedir: Ana karnındaki cenin, aileyi şimdiden büyük ihtilaflara sürüklemiştir. Kıbrıslı liderler İmlâdan gelen K um larla dost olacaksınız eınrl -evet, emri- \e Kıbrıs Türklerinin ar/.uları arasında binam a/ kalm ış lardır. K üçük ve l>f-nkta.ş Ud şıktan birini seçmek durum undadırlar: Ya Ankaram n arzularına u>arak K ibns Türklerinin atmosferini laban tab a m zıt bir durum a ı;lr»n'ekler. n a hu t A da Türklerinin dllel nrlni ıtöırnıünde tutarak D. 1*. Iktldarunn gözünden düşeceklerdir. Kıbrıslı lid e r leri Ankaraya çağırıp, zorla istenen yoi a sokmak belki m inıkündür. F ak at bu bizzat geçmiş pobtlkal:u-ın yarattığı dilemi or:.ı<: uı kaldırm am aktadır. Problem köklüdür ve Zorlnnun 'İyi niyet esast ı- g ib i yuvarlak lâfları ile halledilecek çapta değildir. Grfvas baş k a k b ıa ı ıktır, Makarios a komple hazırlanacaktır, K EM gl/.ll teşkilâtının sanıldığından çok kuvvetli olduğu meydana çıkacaktır. Sonra da. A tiııam n ricası üzerine, Kıbrıs Türkleri iyi nlyetler Uıln delillerini vermeye çağırılacaklardır... Bu şartlar altında İyi niyet gösterileri, her gün karşılıksız yeni tâvizler vermekten başka mâna.va gelmemektedir. I cube cumhuriyet daha doğmadan, an atık Türkiyenin yeni tâvizleriyle yaşıyabilmektedir. tik tâv iz K um Cum hurbaşkanının T ürk M uavini ile eşit haklara sahip olııııyacağ] kabul edilerek verilm iştir. H albuki Zorlu ÎH Sşulıat 1959 tarihinde B. M. M. kürsüsünden aynen şu sözleri söylüyordu: A danın Reisicum hurluğnnn bir Yunanlıya. M uavinliğin Lse bir Tilrke verilmesi sırf şekil hakııııından eheınmiyetu olm akta, ancak esaz* bakım dan Keisicumhuriuk m akam ı İle M uavinlik m akam ı arasında hiçbir fark bulunm am aktadır. l/>ndra ve Ziirlch Anlaşm alarında Cum hurbaşkanı ile Muavininin»elâhiyetleri arasında eşitlik ya vardır, ya yoktur!» Eğer eşitlik yoksa hakikatler tahrif edilerek Zürich ve I-ondra Anlaşm aları B.»İ. M. na olduğundan farklı aksettirilm iş demektir. E ğer eşitlik yoksa hakikatler tahrif edilerek Zürich ve I» n d ra bik ettireceğim T âviz yok açık ve kesin taahhüdüne giren H üküm et, tâviz yoluna sapm ıştır. M am afih " Y a taksim, ya ölürü tezinden K ıbrıs Cum huriyeti hal çaresine düşenlerin bu tâviz politikasına devanı etmelerinde de hayret uyandıran bir taraf yoktur. İlk tâviz şimdi ikinci bir tâvizle beslenmek üzeredir: M a k a r io s. R u m ekseriyetinin hâkim iyeti altında bulunan H üküm etin selâlûyetlerinl, Zürich ve l» n d r a Anlaşm alarını zorlayarak genişletmek istemektedir. Bu pürüzü halletmek İçin O. P.'niıı mutemet adam ı N ih at E rim. A ukaradan aldığı yeni emirlerle Adaya dönm üştür. Yeni bir tâviz kimseyi şaşırtnuyacaktır. H ayret uyandıran taraf. Kıbrıs fethi nin diiştüğii acınacak durumdur. Ç ünkü tarik, bir fatih *in devamlı surette gerlliycrek fetihlerde bulunduğunu İlk defa kaydetmektedir!..... A K ÎB, 1* B Y I.Ü L ta $» 13
14 y u r t t a o i.ü p b İt e n l e r yetîi kabine Özerinde CumhurbaşVan: M uavininin tesirini sıfıra indirmeye ve kabinenin selâhiyetlerinl arttırm aya m atuf yeni bir talepte bulundu. Elinde kuvvetli bir koz da vardı: Ben Zürich ve V*>ndra anlatm alarını kabul ettim diye öldürülm e tehlikesiyle karşı kargıyayım Benden sonra Grivas gelecektir" tarzındaki hatırlatm a hakikaten f kuvvetli bir kozdu. Fakat K ıb n slı liderler M akarios - un teklifini reddettiler. B u nun üzerine E rim, Ankara- ya m ûtad seyahatlerinden birini yaptı. Dönüşte de. A nkarada söz dinleyeceğini mecburen vaadeden D r. Küçükle birlikte Makarios ile görüşmeye gitti. Bu son görüşm enin neticesi henüz meçhuldür. B ilinen tek şey. Ucube A nayasanın -ki hazırlıkları Eylül başında bitecekti- tam am lanm ası İçin yeni tâvizlere İhtiyaç olduğu ve Makarl- os un tâviz dir. A dadaki (itinim veremiyeceği- ıbns Türklerl son dere- * ce* endişeli günler yaşam aktadırlar. B una sebep G rivas m A tinada ve Lefkoşede kazan kaldırm ası değildir. K E M gizli teşkilâtının K aram anlis ve Averof K ıbnsa geldikleri zam an öldürülecek ve Enosis gerçekleşecektir" tarzında beyannameler neşretmesi, M akarios a karşı suikast teşebbüslerine girişilm esi de fazla, endişe yaratm a m aktadır. Endişeye sebep. Şimdiye kadar T ürk H ü küm eti arkam ızda garantisiyle m aneviyatı yüksek tutulan T ürk cemaatinin bu garantiden şüpheye düşmeye başlamasıdır. Yeni bulunan Türk - Yunan dostluğunun. T ürk cemaatinin meselelerini ikinci plâna düşürmesinden ciddiyetle korkulm aktadır. Adada. Fazıl K üçük ve Penktaşın A n k a rada "A n ayasa Kıbrıs T ürkleri ister beğensinler. İster beğenmesinler y ürürlüğe girecektir cevabını aldıkları ısrarla söylenmektedir. 9 Eylülde îzm ire g i decek heyete vize verilmemesi, gençlik k o llan faaliyetinin frenlenmesi. E rim tarafından Y unan m allarına yapılan boykotun kırıl- ^ m ası ve T ürk kooperatiflerine vaadedilen y a n m m ilyon sterling tutarındaki yardım ın 6 aydır h â lâ gelmemesi T ürk cem aatinin m o ralini iyice bozmuştur. Morali yükseltmek İçin Adada son günlerde sık sık İşitilen Hele bir T ürk askerleri geldin" sözleri. Adada esen "terkedılme" haleti ruhiyesinl değistirmeye yetmemektedir. Cento Eski hamam, eski tas ' eçen haftanın ortasınla. Birie«mU ^ Milletler toplantısına katılm ak U- Soğuk Harb Yayını Örn«kleri T î ir zam anlar bu memlekette vıldız, burun gibi kelimeler dahi telâffuz edilemez gazeteler sansür c- dilirdi. Dehşetle h atırlad ığım ız o günlerin yanında bir diğer devre vardır- kı kulaktan kulaklıktan bahsedilemez olmuştur. İşte bu devre tek parti istibdadının taaffiln etmiş havasının koyulaştığı ıstırap ve sefalet devresidir. Gerçi şimdi de vatan sathında m illi menfaatlerimizi ve büyük kalkınm a ham lem izi baltalayacak m illi birliğim izi ve akıncı ruhum uzu ze- deliyecek tezvir ve nifak tohum larının saçılm asını önleyecek tedbirlerimiz -elhamdülillah- mevcuttur. A m a bunlar D. P. nin nurundan körleşmiş haset sahiplerinin topyekûn şahlanan m illetim izi kandırm a m aları için büyüklerim iz tarafından vâzadilmig asgari müeyyidelerdir. Esasen hürriyet hiçbir zam an kayıtsız şartsız olm am ıştır. A m a bugünkü hürriyet dünkil İle m u kayese ed.lemiyecek kadar büyük ölçüler İçindadir. A rtık dün yasak olan yıldız, burun, kulak, kulaklık kelimelerini vatandaş göğsünü gere gere, nefesini tükete tükete söyllyeblliyor, haykırabiliyor. Bu ne saadet, bu ne ham iyettir!.. Bu ham iyetin feyizli kaynaklarını D. P. nin bitmeyen, tükenm iyen gayret ve çalışması teşkil etmektedir. M ücahit O k u r - İstanbul * T 1 ezvirci ve nifakçı basın doym ak bilmez iştihası ile bu sefer de aç bir kurt gibi Devlet Tiyatrosu sanatkârları üzerine saldırm ış m em leketin bu hassas ve asil evlâtlarını politika gayyasının karanlığında yok etmeğe çalışm ıştır. Bu kalemler bilm iyorlar m ı k i bu büyük sanatkârları V atan Cephesine iten kuvvet memleketin büyük kalkınm asından aldıkları ilham ın rüzgârıdır. Elbette biliyorlar. F ak at bizatihi bu hâdisen n göz yaşartıcı tablosu ve memleketin sanatkâr ruhlarında m âkes bulan D. P. İktidarının haşmeti, kıskançlıktan gözlerini döndürm üş, güzel vatanım ızın sathında özene bezene yetiştirilen ince ve duygulu artistlerim izin, o üzerinde şefkatle durulması gereken sanatkârlarım ızın şahsiyetlerinde kör olası İhtiraslarını tatm ine koşmuşlardır. Elbette memleketin bu en m üm taz sim aları V a tan Cephesine koşacaklardır. Elbette asil rıh la rın ın kendilerine vazeylediği birlik vazifesine tehalükle atılacaklardır. D. P. İktidarından gördükleri alâk a yı, yakınlığı, muhabbeti hangi tktidardan görm üşlerdir. Her ne kadar Dahiliye Vekâletinin emriyle g a zinolarda ve tiyatrolarda rol yapan artistlerin siyasetten bahsetmeleri yasak edilmiş ve dinlemeyenler karakola bile celbedilnıiş ise de bu onların hassas ve çabuk tesir altında kalan benliklerini korum ak içindi. Şim di de bir ikinci himaye m ülâhazasıyla Vatan Cephesinin şefkat kanatlarım üzerinde titrediğim iz sanatkârlarım ızın om uzlarına germ iş bulunuyoruz. F u at Sağıroğlu - Bursa zere New Y ork a giden, Pakistan D ı şişleri Bakam M anzur Kadir. Tahran ve A nkaraya uğram ayı ihm al etmedi. Tahranda Şah ile, A nkarada Menderes ile görüştü. Türklyeden aynlrrken bir de basın toplantısı yaparak, Ankarada eski ismiyle Bağdat P aktı. yeni İsmi Ue CENT O'ya m üteallik meselelerin gözden açıkladı. geçirildiğini Pakistan Dışişleri B akanının söylediğine göre, C E N T O nun 8 E k im de VV&shmgton da yapılacak m ûtat Bakanlar Konseyi toplantısında P ak tı daha müessir bir h&le sokm ak 1- çin, m üzakereler yapılacak, bu hususta hazırlanan bir takım projeler ele alınacaktır". M anzur Kadir, projeler h akkında izahat vermedi. A m a T ahrandaki basın toplantısında hâlâ eski ism iyle anılan B ağdat P aktı h akkında yaptığı şikâyetler gözönunde tutulursa, M anzur K adirin projelerini tahm in etmek güç değildir. P aklatan Dışişleri Bakanı T ahranda C E N T O nun gerektiği gibi işlemediğini, W ashington da teşkilâtı kuv vetundirmek için bir teklifte bulunacağını, teklifini 1- ran Şahm ın pek beğendiğini söylemiştir. C E N T O nun iyi işlemediği İran ve Pakistam n yıllardır ileri sürdükleri bir iddiadır. Aslında yanlış da değildir. Y alnız İran ve P a kistan komünizme karşı kurulan P aktın iy i işlemen jesini, Am erikanın dolar kesesini ardına kadar açm a ması. m ahalli ihtilâflarda tarafsız kalm ası, Hindistana yardım etmesi gibi sebeplere bağlam aktadır. P a kistan Dışişleri Bakanının VVashington da açıklıvacağı teklif, her halde yıllardır her Bağdat P ak tı toplantısında tekrarlanan ve A m e rika tarafından bir teselli m ükâfatıy la geçiştirilen bu tarz şikâyetlerden İbaret kalacaktır. P ak tın B akanlar Konseyini W asjıington - da toplıyarak. P akta verdiği ehemmiyeti gösteren bdr jest yapm ak isteyen Am erika, ihtim al ayni şekilde bu fırtınayı da geçişürecektlr. Türkiye sonu gelmeyen bu ihtilâflard a arabulucu rolünü oynam aktadır. İran ve Pakistan -evvelce Irak da vardı- kom ünist tehlikesini, Am erikaya da Pakistan ve İranın taleplerini yerine getirmezse, bundan do- J ğacak tehlikeleri hatırlatm aktadır. A yni sahneler şimdi Washington da tekrarlanacak. İran ve Pakistan, P akt işlemiyor diyeceklerdir. A m a P aktın asıl onlar tarafından m ahalli dertlerin halli İçin bir vaeuts ve dolar makinesi olarak düşünülmesi yüzünden işlemediğini hatırlarına bile getirmiyeceklerdir. 1 1 AKts. i f z r ıf ı m»
15 Dayak Yiyen Amerikalı Döviz Kaçakçıları D q hafta/un bağında Pazart***) u günü, A K İS 'in bu sayısı baskıya girdiği sırada tzıııir t'^ in c ü Asliye Ceza Mahkemesinde»on derece alaka çekici bir dâvanın Uk duruşması yapılacaktır. Aslında mescit- basit ve olağan bir k arakulda dayak" hâdltnildlr. A nıa bu defa dayak yediklerini iddia edenlerin döviz kaçakçılığından sanık, NA TO'ya mensup Am erikalı çavuşlar olması ve gerek yerli, gerek yabancı basında bu mevzu ile ilgili derin akisler '-aralan yazıların çıkmış olmasıdır, Bilhassa, bir yabancı tahkik heyeti nin İzm ir* gelmesi Vali, Savcı ve E m niyet M üdürüyle konuşması. dayak atıldığı iddia edilen karakolda incelemeler yapm a sı, dâva dosyalarını okuması hassas halk efkârının alâkasını uyandırdı. A m erikalı general ve albaylardan m üteşekkil tahkik heyetinin İzmirdrki faaliyeti dikkatle takip edildi. B u sırada A m erikanın Türkiyedeki B üyük Elçisi F.kselâns Fletcher VVarreıı ın sırf bu 1$ için Washington a kadar uçup dönmssl Adalet Bakanı Sayın E sat Budakoğlunun beklenmedik bir Kirada tzm ire gidip tetkik ve tem aslarda bulunm ası gözden kaçm adı. Bilâhare Ankarada Barbakan Adnan Menderesin, A m erikan Büyük E lçiliğinin talebi üzerine F.kselâns H'arren ı m akam ında kabul etmesi ve bu mesele hakkım la onunla görülm esi, meselenin fiilen diplom atik safhaya girm iş olduğunu gösteriyordu. N itek im bu ziyaret, m ünferit bir hâdise olarak kalm adı. Am erikan Büyük Elçisinin T ürk resmî şahsiyetleriyle bu mevzudaki tem asları tevali etti. Dışişleri B akam F atin K üstü Zorlu yurt dışında olduğu için ona vekâlet eden Dr. N am ık Gedik, A- merikan Elçisi \Varren tarafındım Dışişleri B akanlığında ziyaret edildi. İşin dik kat çeken tarafı bu görüşmede, dâvet üzerine Dışişleri B akanlığına gelen A dalet Bakanı E sat Budakoğlunun da hazır bulunm a s ın ı. Gerçi halk efkârının»on derece hassasiyetle karşılandığa blı mesele üzerine her yerde fikirler yürütüldüğü bir sırada^ Adalet B a kanının m akam ında Am erikan E l çisini kabul etmesi elbette m il* bet akisler yaratan bir hâdise teşkl] edemezdi. A m a bir Adalet B akanının bir yabancı devlet elçisiyle görüşmek için kalkıp Dışişleri B akan A K I S, İS E Y L Ü L m» lığına gitmesi de halk efkârının kolaylıkla kabul edeceği bir jest değildi. Budako^iundan beklenen, böyle bir talebi katt şekilde reddetm eliydi. Z ira o sıralarda yağm ur gibi yağan, sandık cinayeti nden MUli Türk Talebe B irliği Sekreterinin beyanatına, M ardin şosesindtv k i gasıp hadisesinden İstanbul civarında bir ecnebi ailenin tecavüze uğram asına kadar çeşit çeşit neşir yasağı k a ra n arasında İzmirdekl Am erikalı çavuşların döviz kaç akçılığı" dâvası hakkında konulan neşir yasağı bilhassa ehemmiyet arzediyordu. N itekim nesir yasağı kararının verildiği gün, İzm ir A ğır Ceza Mahkemesi salonunun kapısı önünde iki A m erikalı gazeteci, duruş ıııada iddia m akam ını işgal eden Savcı Yardım cısı Süreyya Tarlana sâdece ııe-slr yasağı kararının sebebini sordular. Am erikalı gazeteciler meşhur Time ile, A. P. nin mu kabirleriydiler ve yasak kararının niçin aluıd.ğm ı aıılıyanlam ışlardı: Acaba neşir yasağı, basında çıkan yazıların T ürk - Am erikan dostlu ğunu zedeiiyebiieeeği nıülâzahasıyla mı konulm uştu? Savcı Y ardım cısı bu düşünceyi şiddetle reddediyordu. O na göre, Basın hâdiseyi yalan yanlış ve kanaat katarak aksettiriyordu. Bu yazılar iy i netice vermediğinden ve tahkikata tesir,** edici olduğundan ııeşlr yasağı talep; etm iş" idi! F ilhakika duruşm adan bir giinj sonra okuyucular gazetelerde İz-: m irdeki kaçakçılık hâdisesinin du-j ruşm a safahatı yerine şu yasak ka-j rarım okudular: D öviz kaçakçılığından sanıklar:'- Jdc Cuistion, Jam es K ink, Jozef Pb.\ Proetti, Jack, Resevite, Jioktymo,; M arino, D avit Knhetı, Refael Ben-] cuyn, SoU Bencuya, Salavador Kck-i nka, Süreyya Eslek, Turhan Vlkülii', ve Zeki Çırpıcı haklarında S <ıtarihinde tam ir 1. A ğ ır ceza Mahke-i «leşince yapılan duruşm ada mahke-' m enin karar ve m uam eleleri üzerinde tesir yapabilecek bu dâr-aya ait her türlü neşriyatın menine Ba tnn K anununun 30/% nci madde.s mucibince karar verildiğh aynı malı kemeden alm an gün ve 14 sayılı müzekkere ile İzm ir C. M. L liğinden bildirildiği hokkandaki Ar. kara C. M. U. liğinden S ta rih ve 6/S'j 55 sayılı yasak karart ta rafım a tebliğ edildi. İm za ederini S Hâdisenin, neşir yasağının çu nıulü İçine girmeyen tarafları şuu j kırdı: Sabah saat ft'da Bııcadaki yen cezaevinden otomobille Adliyey* getirilen Am erikalı sanıkların bi ; s leklerinde kelepçe yoktu. Kendilerini görmeye gelenlerle rahatça konuşuyorlardı. Cünkii diğer m evkufların m uhafaza edildiği merdiven altına sokuuuamışlardı. D uruşm a ya saat tam 9.30'da başlandığı zaman, mahkeme heyetinin şu şekilde teşekkül ettiği görüldü: Başkan Celâl Varol, üyeler de Reşat Soysal ve M eliha Y alazdı. İddia m akam ında Süreyya Tarlan vardı. D âvanın 13 sanığından l i ' i duruşm ada hazırdı. Duruşm a açıldığında... Kita nm bacakları Am erica t love you!. Coca -Cola içiniz ffita niyetinle!. Maneıı m jsauuıı Kuput^cn Sıhhatler olsun.... duruşm a başka bir güne talik edilerek celse kapandı. Sanıklar geldikleri gibi gene otomobille Bucadaki cezaevine gönderildiler. Savcı Yardım cısı S llru v ja Tarlan, A- ıtıerikalı gazetecilerle kısaca konuştuktan sonra telâşlı adım larla odasına gitti. Kapısı bir müddet ka-i palı kaklı ve bu sırada telefonu, hepi m eşgul" işareti verdi. 1 15
16 Kalkınma Gerileme rekoru İKTİSADÎ VE MALÎ SAHADA I J IrSeşnıış Milletlerin geçenleri!» yayınlanan 195» ıats u;*tlk yıllıfiı. 1953'ten itibaren dünya m emleketlerinin kalkınm a yolunda aldıkları mesafenin en yaşmaz ı^ulesi olan b>r tablo ihtiva etmektedir.' Tablo, m uhtelif memleketlerde 1953 yılı 100 sav.larak. adam basma düven reci m illi gelirde artışları göstermektedir. Tablodaki memleketlerde. 19S3 - İPSÎ a- r asında geçen 4 yıllık devrede, adanı baş na düşen reel m illi gelirde yüzde 15 ilâ 36 nisbetmde bir artış vuku bulmuştur. Y âni bâ memleketlerdeki halkın lıayat seviyesi yılda yüzde 4 tiâ 9 nispetinde yükselmiştir. Tabloda bir tek istisna vardır, o da Türkiyedir. H er tarafta hayat seviyesi yükselirken, memleketimizde gerileme vuku bulmuş, 1957 yılında 1953 eviyesine dahi erişilememiştir. / Bu acı gerçeği. ziraattaki hava şartlarıyla m azur göstormeye de im kân yoktur. Zira tablodaki m em leketlerden ne Güney Kore, ne Y unanistan, ne Birm anya sanayi m em leketidir. A m a buna rafrmen bu memleketlerde hayat sev-lyesi her yıl m untazam an ve hızla yükselm iştir. Aşağıdaki tablo. görülm em iş kalkınm anın hazin bılânçosunu göetermekted r artıç hızında bir yavaşlam a vardır. Bu yav aşlaıtıa eon derece m ühim dir- zira 1959 bütçesi, devlet gelirlerinin bir yıl evveline nazaran yüzde 33 nispetinde artacağı tarazıyesine dayanılarak >apılmıştı. F iilî artış ytu'jt 16 nispetinde o ld u rm a, yânı tahminlerde yll/de 50 yi aşan b:r hatâ yaoıkiıgrına göre, ilk bakışta durum nâzik görünmektedir. Durum un nezaketinin Maliye B a kanı H aşan Polatkan da farkına varj^nıış olacak ki. verpi tahsilâtı hakkında iistüste ik. beyanat yapm ak lüzu munu dııydu. F akat Polatkanın A- gustos sonundaki ilk beyanatı, du yulan endişelen arttırm aktan başka bir şeye yaram adı. Z ira P o latkan beş aylık fult tahsilat m ik tarı olan 2 m ilyar 216 m ilyon rakam ını, 2 m ilyar 781 m ilyon lira olarak Zaferin manşetine geçirebilmek için. M art - Temmuz devresi neticesine, Eyltll ayı içinde tah sil olunacak gelir vergisi taksitini do katm ıştı! Polatkan ayrıca, lkt:.sa<il De\ let Teşekkülleri ve benzeri müesseseler tarafından, m al ve hizmet satışları dolayısıyla müstehlikten ta h sil ed ld ig i halde. Temmuz ayı sonuna kadar Hâzineye ödenmiyen 435 nulyon liralık vergi borcunu da hesaba katm ıştır. Vergi borcunu ftdemlyen bu şirketlerin başında. Merkez Bankası kapılarının ardına kadar açık oldu- A D A M B A Ş I N A D Ü Ş E N R E E L M İ 1.U G K l j R Memleketler * l» « Avusturya l Belçika Birm anya » 110 ı ı s Finlandiya IU Fransa Almanya İZİ 128 Yunaniıttan lfın 102 iıo İtalya İ l i 122 Japonya Gllney Kor» 100 1/# H ollanda «112 ııs 117 Rodezya * lavee 100 3» T ürkiye 100 M»2 9t> SR V e r g i t a h s ila t ı Maliye r eçen haftanın ortasında, Maliye ^ Tetkik K urulu tarafından hazırlanan "M aliye Bültenl nde Mart- Temmıız devresine ait beş aylık vergi tahsilâtı yayınlandı. Buna göre, beş aylık tahsilât 2 m ilyar 216 m ilyon liradır. Geçen yıl aynı devrede tahsilâ t 1 m ilyar 914 m ilyon idi. Demekki geçen yıla nazaran tahsilâtta yüzde 16 nispetinde bir artış vardır. H albuk i 1957 ye nazaran 1958 yılının ilk beş aylık devresinde artış yünle 19 elmuatu. O halde devlet gelirlerinin 16 u devrede <jok açılan Şeker Şirketi gelmektedir. Şekere büyük bir zam yapıldığı halde. geçen m alt yılın ilk be? ayında m üstehlikten tahsil ettiği 115 m ilyon liralık vergisini Hazîneye intikal ettiren Şeker Şirketi, bu yıl aynı devrede ancak 58 m ilyon Ura istihsal vergisi borcu ödemeiştir. Y a ni h u kuki bakım dan alelâde bir a- nonim ortaklık olan Şeker Şirketi Devlet nam ına tahsil ettiği vergileri, kendi ihtiyaçları için sarf etmektedir! "Başbakanın' emirleriyle yapılan bu muameleler hakkında hukukçuların her halde çok löyliyeoekleri vardır. H ukukçular kadar. Maliye B a kanlığının teklifsiz m isafiri haline R a k a m la r e m rinde!. gelen Para Fonu m ütehassislan da. tahsil edilen vergilerin, başka ellerde kalm asıyla ilgilenmektedirler. Bu ilginin bir neticesi olacaktır kı Po- (atkanın bildirdiği üzere. Ağustos ayında bu borçlardan 227 m ilyon lirası Hâzineye ödenmiştir Maliye Bakanının 6 E ylül tarh- 11 ikinei beyanatı daha az tafs.lâtlıdır Polatkan bu beyanatında rhall yılın ilk altı aylık neticelerini açık lamıştır. F akat bu sefer. Hazine ta rafından fiilen tahsil olunan m iktarı bildirmekten kaçınm ıştır. "Hazine veya Hazine nâm ına amme müesseseleri tarafından tahsil olunan devlet gelirleri tâbirini kullanarak, verdiği 3 m ilyar 113 m ilyon rakam ı İçine. İktisadî Devlet Teşekkülleri ve benzeri müesseselerin ödemedikleri vergileri de katm ıştır. Polatkana göre, önüm üzdeki İkinci altı aylık devrede, vergi tahsilâtı daha da artacak ve 1959 bütçesi a- çık vermek şöyle dursun, fazla ile k a panacaktır. Y alnız P olatkanın bu tahm ininin gerçekleşmesi için, «n ü müzdeki altı aylık devre zarfında: 1) İktisadî Devlet Teşekkülleri ve benzeri müesseselerin ödenmemiş vergi borçlarım ödeyecek durum a gelmeleri ve bundan sonra vergi borçlarım m untazam an ödiyebilmeleri; 2) İthalâtın hızlanm ası lâzım dır. İth a lâtın hızlanm ası norm al sayılabilirse de, İktisadi Devlet Teşekkülleri ve benzeri müesseselerin h a len içinde bulunduktan malt krizi nasıl atlatabileceklerini kestirmek güçtür. İktisadi hayattaki durgunluğun da buhranın hallini kolay!a«tırmadıgı m uhakkaktır. A.K JS, U M Y L Ü L IB 6 İ
17 Ucuzluk fjeutriu ucuzlamıyor S anayi B a k a n lıt' V«kıli Seball Atartvanmn 11 Temmuz lt*5i> ta rihli Zafer gazeteyind* yıkan beyanatında bildirdiği elektriğin ucuzluyacağı haberi gerçekleşmedi. F ilhakika fazla m iktarda elektrik kullanan müteşebbislerin Baçbakan Men-, deres nezdınde yaptıkları teşebbüsün ve biraz da imarzede belediyelerin feryatlarının neticesi olarak Etibank yukarıdan gelen em ir üzerine ceryan verdiği belediyelere yüzde 30, müesscselere yüzde 20 nispetinde bir tenzilât yaptı. E:tibank bu yüzden 3G milyon lira tutarında bir kayba u ğ ram aktadır. M al! durum u pek parlak olm ayan E tibaııkın kaybı, yukarıdan gelen vaade göre, bütçeden, y&ni vatandaşlardan alınan vergilerden k arşılanacaktır. E lektrik fiyatlarının indirildiği haberi -ki büyük bir zam dalgasından sonra geliyordu- vatandaşa büyük bir m üjde olarak manşette verildi. Zafer, A tam ana atfen "Belediyeler Sanayi Vekâletinin yantufı bu tenzilâta muvâzi olm ak üzere tarifelerini yeniden tespit edecek ve elektrik ücretlerini aynı nispette düşüreceklerdir m üjdesini veriyordu. Aradan ik i ay geçmesine rağmen daha evvelki elektrik zam m ını sineye çeken vatandaşlar hu indirmeden tek bir kuruş faydalanm adılar ve faydalanm ıyacaklardır. Y alnız bu İndirme dolayısıyla İstanbul Belediyesi 10 m ilyon lira civarında açılctan bir gelir tem in etm iştir. Bu geliri hiç şüphe yok. im ar adı vsnlen meşhur yıkım faaliyetlerinde kullanacaklardır. Sebatı Ataman Beyanatla am pul yanm ıyor! Türkiyenin En Berbat Meselesi k i oğol Fatih» Timur, HOS tarihinde A nkara Muharebesinde Vsmanl» M Sultatıt Bayazuiı m ağlûp etmeden evvel, huerim muharebe meyda nı,1in civarındaki bir orm anın içine gizlem iştir. Bu tarihi nokt>ıdan, buj i istikamete bakılırsa baktlstn, uzayıp giden cole donmuş ağaç- «i» arucı kelimelerin yapacağından daha büyük bir belâgatla m ühim b>r hikâyeyi anlatm aktadır: Bir zam anlar m ünbit Anadolu yarım adasında asırlar boyunca orm anlar hızla tahııp id ilm iş, bunun nttıcesııtde toprak erozyonu başlam ıştır Birlermiş M illetler mütehassısları tarafmdun bu tneızuda yapılan son bir niceleme -Baade. raporu-, eğer dt.'len koklu tedbirler alınm azsa, Anadolu yaylasının büyük bir kısm ının çöle döneceğini göstermektedir. D urum Türkıyede her yıl nüfusun yüzde 3 artm asına -yeryüsimdeki en hızlı artış- sebep olan, yüksek doğum nısbetı yüzünden ilaha çok ciddiyet, kapanm aktadır den l»-n 1 urk nüfusu iki misline, çıkmıştır. N üfûs halen 2İ milyondur. 1975'te W m ilyona erişecektir. Nüfus artışının hızlanması, doğum larda «lum nispetinin anı dilşüşunun t-e Türkiyenin sıtm a mücadelecindeki yayam dikkat m ui'affaknjetınin neticesidir. Nufus artışı nisbctırun iuvruukı yıllarda dusnu.sı çok z a n ] bir ihtim aldir. Çocuk yapm asını onhyectk tedbirlerin ulutması - kı B üyük A ta türk tarafından hoş karşılanm am ıştır - fiilen bir taba dur. Türkiye bu nüfusu nasıl besliyecektır f E kim sanasım genişletmek im kansızdır. F ilh akik a ekime rnusaıt toprakların hududu çoktun aşılm ıştır. Türkiyenin 77 milyon hektarlık arazisinin, memleket dağlık olduğu için ancak 16,i milyonu ekime m ü saittir F akat halen H mdyon hektar sürülm ektedir. Bu dem ektir to, Turkler orm an toprağını ve m arjinal topraklan ekmişlerdir. A etıeede tehlikeli toptuk erozyonu artm ıştır. Türkiye kurak bir mem lekettir, bu yüzden daha da kurak bir hale yelmektetlir.... RüzgAr, su ve keçiler erozyon faciasının Amilleridir. Anadolu toprağını sürükleyip götüren Türk nehirleri kırm ızı renkte aknuıktadır. A,ıkaranm Ballısındaki Sakarya nehri üzerinde yeni kurulan S an yar barajının löo yıl kadar sonra sürüklenen topraklarla dolacağı tahm in edilm iştir F akat şim diki toprak dolma ırspetine dayanarak, müiıha-stslartn son yap tığı tahm inler, barajın İ6 yılda dolacağını göstermektedir. Yerinde çok kıym etli, yanlış yerde çok zararlı olan toprak dus Orta A nadolu yaylasında son birkaç yıl içinde, m untazam an sık sık san toz bulu tla n halinde rüzg âr tarafından götürülm ektedir. B una seb^p ksçılırrdir. Halen Türkıyede 24 milyon keçi vardır, i'n kalabalık keçi sürülen O rta Anadoluda dolaşm aktadır. Keçiler, bozkır çayırlarım a ş ın otlam akla ve çay ın otsuz bırakm akla kalm am akta, toprağı gerçek bir pudra haline getirerek M art ve N isan rüzgârları tarafından kolayca suruku-nm esine sebep olm aktadırlar. Birleşmiş M dletler raporu, m evcut keçi stokunun yüzde SO inın yok edilmesini tavsiye etmektedir.' F akat bu nasıl gerçekleştirilecektir t OUlukçu gariptir ki, terakki ryarefi sayılan traktör de Anadolu yaylasının zauıf bünyeli, tozlu toprağının istikranın azaltarak, rüzgâr erozyonuna sebi a o lm a k t a,b ir le ş m iş M illetler raporunun isabetle belirttiyi ffrbi, Türkiyenin son 10 yıl içimle ithal ettiği \5 Inn traktörle grum, toprağı sünneye mahsus çelik demirler ve diskler, Batının toz fırtınalar» kopan bölgelerindi çoktandır kullanılm am aktadır Bunun yerine toprağı ters çevirmeden çukur açan Aletlerden istifade edilmektedir. Eski Türk kara sapan"t, bu bakım dan çok daha az zarar yapm ıştır. Mühim meselelerden biri de gübre kulla nüm am asuhr. Türkiyenin gübre istihlâki son derece azdır ve döviz kıtlığı yüzünden çok cuz'i miktarda ithal edilmektedir. Son zam anlarda K ütahvada bir nitrat fabrikası faaiiynte geçm iştir, fakat bu fabrikanın yıllık istihsali ancak 100 bin ton civarındadır. Ar.adolu köylüsü tezeği, odun temin ederek orman kalm adığından. gübre yerine. ısınm a vasıtası olarak kullanm aktadır. B irleşmiş Milletler raporu. Türkiyenin her yıl asgari 1 milyon ton nitrojene, 2 milyon ton foafafa ihtiyacı olduğunu belirtmektedir. Yakacak ağaç kalm am ası, Ir. şlangıçta köylünün kabahatidir. Birleşmiş Milletler raporu. Tiırk köylüsünün "orm anları istediği şekilde kullanm ayı. harayı teneffüs gibi hudutsuz bir hak saydığını belirtmektedir. Henüz tahrip edilmemiş onnanlartn yanlınla yasayan köylüler, toprak ihtiyacını a ğ açlan keserek karşılam akta ve çıplak hale getirdikleri yam açlarda ziraat ua,t makta,urlar. Netiee. erozyondur. Y ağm urlar topram nehirlere, nehirler denize götürür. Orm anların kullanılm ası kanunen sıkı tahditler altındadır, fakat fiiliyatta kanton hemen hemen hiç tatbik edilmemektedir... Bu son derece vahim meselenin hallinde bir başlangıç olm ak üzere, mütehassıslar A ntalya civarında örnek teşkil cdec< k bir >(ulama projesinin tatbikini istemektedirler. Bu projeye göre, 200 bin hektar sulanacak ve dağ köylerindeki çok fakir 32 bin aile, sulanacak olan m unbit o ralara yerleştirilecektir. Türk H üküm etinin projeyi tasvip ettiği ye projenin finansm anı için Birleşmiş Milletlerin Hususi Fon una vıüra*aatta bulunduğu anlaşılm aktadır. Birleşmiş M illetler raporu, dörtıuıla gıdtn hastalığın durdurulm ası için sulama, orm anlandırm a ve erozyon kontrolü mevzuunda her yıl asgari SSO m ilyon dolar harcanması gerektiğini açıklam aktadır - The Eoonomtot -
18 Mucize! Doğu -Batı (K apaktaki Başbakan) ecen haftanın ortasında esmer, düz siyah saçlı bir adam, "Ruslar, K rutçefin uça ı kalkar kalkm az fezaya bir adam fırlatırlarsa şaşm am " dedi. Genç ve oldukça yakışıklı adam, bu şaşırtıcı cümleyi söyledikten sonra hemen ilâve etti: Rusların bu tarz d ıa m a tık jestlere m üthiş m erakı vardır. Moskovadan büyük bir sürpriz bekleyen esmer adam, Rusların Sputnik l fırlatm asından biraz sonra fezaya K â ş if i yollıyarak A m erikanın prestijini kurtaran A lm an asıllı atom âlim i Von Braun idi. Krutçefin styahati arifesinde, Rusyam n bütün dilnyayı hayrete düşürecek bir sürpriz yapacağına inam yordu. Von B raun ın falcılığı, gazetecileri şaşırttı. M illetlerarası Astronomi Kongresi dolayısivle Londrada bulu- *nan Sputnik program ının Başmübaviri Dr. Leonid Sedor u soreuva çektiler. Dr. Sedor, blriblri ardısıra y a ta n Sputnikvari suallere uzun ve gevrek bir kahkaha ile cevap verdi, sonra hemen mevzuu değiştirdi. Böylece bu alâk a çekici mevzu hakkında faz!a bir şey öğrenmek m üm k ün.o l madı. Von Braun ın falcılığının tu tu» tutnuyacagım öğrenmek için, 15 E ylül Salı günü. Rus Başbakanı ve K om ünist Partisi Genel Sekreteri Krutcefı Anıerikaya götürecek olan TU jet yolcu uçanının havalanm asını beklemek lâzım dır. Ruslar a- ya bir insan fırlatm azlarsa bile, A K İS baskıya girerken «<ya varılacağı sanılan bir füze atm ışlardır. Başka bir mucize V öpekler ve m aym unlardan sonra, ilk defa bir insanın feza yolunu tutm ası -bu şeref kime ait olursa olsun- ilm t bir mucize teşkil edecekti. A m a Rusyam n 1 num aralı adamı Krutçef n Eiscnho\ver tarafından Am erikaya çağırılm ası da, hiç şüphe yok. politik bir mucizeydi. Bu politik m ucizenin vuku bulacağı hakkında İlk falcılığı d a Fransız Dışişleri Bakanı Couve de Mourville yaptı. Y az başında Cenevrede, Fransız delegasyonunun ikam et ettifti Vcrsoix villâsında, beraber yemek yediği Am erikan ve İngiliz dışişleri bakanların.. Couve de Mourville. dam dan düşercesine Gromyko ile Zirve K onferansı için anlaşam ıyacagız. Bu hikâye K rutçefin Eisenhower'i Amerikada ziyaretiyle son bulacak... O tarihlerde böyle b-r İddia, hakikaten falcılıkft. A m a Cenevrt»de bu işi falcılık saym ıyan tek bir adam vardı: Dulles ın yerini alan Am erika Dışişleri Bakanı Herter... Herter. patronu Eisenhower ile birlikte Cenevre Konferansı hikâyesinin Krutçefin A- m erikaya dâvetiyle biteceğini cok iyi biliyordu Softuk görünüşlü, fakat zeki Couve de Mourville, hakikatan isabetli bir falcılık yapmıştı. T ürk D ışişleri Bakanı F atin R üştü Zorlu da. Krutçefin seyahati ilân edilince, bir beyanat vererek, bu, tabii bir neticeydi dedi. Eisenhower ve Herter bir m üddetten beri Krutçefi A m erikaya dâveti ciddi olarak düşünüyorlardı. A- m a Am erikan halk efkârını buna hazırlam ak lâzundı. Herter, İşe bir deneme balonu uçurtm akla başladı. Beyaz Saraya yakın birkaç gazeteciyi toplıyarak. onlara E ger Krutçef, Am erikadaki Rus Sergisini açm aya gelirce. bir şey diyemeyiz dedi. Krutçef Birleşmiş Milletlerdeki Rus delegasyonunun başı olarak ta Am e rika yplunu tutsa, yapacak bir şey yoktu. Haber, gazetecileri ve Am erika halk efkârım pek şaşırtmadı. A m a İyi bir atlet olan Krutçef, A tlan tiki aşm ak için Herter tarafından uzatılan bu sırığı yakalam adı. Am erikaya DOÖU VE BATI KABŞIKARŞIYA JAPONYA1 RllPlNLER OKINAVA FO R M O ZA KOMİNİST BLOK Nv<ui 940 W'l Sovyet Ru*y* A*y8 MemieV 20 "»! Avfupadafc» Peyfcleı B a h a m a BERMUDA İZLANDA FINLANÇMYA: AfOANÛıAN: tfl PAKIŞTA^ BATILI MÜTTEFİKLER D^er A^erılıa N.,lus 40 mj t t- 1 Pafı Avrupa.B.AIN.İRLANDA^ I H Bat* ittifaktan BS8 Komini»! Btob (& Batı üslen AZORIAR Sovyat üslen FRANSA- ISPANYA YUNAN. TUNUS lis S Ü l TARAFSIZLAR Nu<u» 960 m.! Avrupa A K İS, 16 S Y L Ü L 195»
19 kanamak gelmek niyetinde değildi. Sırlını Supıtnık'e dayayan Kusyanın 1 num aralı adamı, Aıııerikayı çapına layık bir şekilde ziyaret etmek İstiyordu. K açam ak bir ziyareti, kendine yakıştı ram lyacak kadar gururluydu. Krutçef Am erikaya ille de büyük k a pıdan girecekti. N itekim dâvet haberini ösreııir' öğrenmez, eşıthgı temin m aksadıyla Eisenhovver in de Rusyayı derhal ziyaretini şart koştu. E senhovver ve Herter in dâvet hususunda lıâlâ biraz tereddiidleri vardı. F akat Moskovada Rus Başbakanı İle görüşen 9 Am erikan vaüsin.n seyahat dönüşü "K rutçefin ancak E.seııhower'in kulağına fısıldıyacagı bir sır var" demeleri üzerine, bu «on tereddüdler zail oldu. Krutçefin mutem et adam larından Kozlov un Rus Sergisi dolayısiyle Am erikaya yaptığı seyahat sırasında, Herter, d â vet haberini onun kulacına fısıldadı. Dâvetten bir Eisenhower in, bir de Herter'in haberi vardı. H a ttâ gelecek seçimlerde Dogu - B atı arasındaki buzları çözmek suretiyle. Cum huriyetçi P artinin B aşkanlık adaylığım garantilem ek için insanüstü bir gayret gösteren Eisenhower'in m uavini Nixon un. Temmuz sonunda Moskovada K rutçefi yum uşatm aya çalışırken bu dâvetten haberi yoktu. A m erika dâveti yaptıktan ancak bir m üddet sonra, fikirlerini anlam a ya lüzum görm ediği B atılı dostlarına em rivakiyi açıkladı. Zirve Konferansını hazırlam ak için Cenevrede ik in ci defa toplandıkları zaman, dört * dışişleri bakanı durum dan haberdardılar. A m a bir falso yapm am ak için, b rinci sınıf aktörler gibi hareket ettiler ve artık ikinci plâna düşen Z irve Konferansının şartlan hakkında rol icabı çekişin durdular. Bu komedi, konferansın bitmesine yakın, A- m erlkanın dâvet haberini açıklam a sıyla son buldu. D âvet haberi dünya İçin bir sürpriz oldu. Dâveti "tabii bir netice sayan T ürk Dışişleri B akam "haberim iz vardı diverek sürprizi küçüm sedi. B atılı devlet adam ları da, başta Eisenhovver olm ak üzere, dâveti k ü çümsemeye çalıştılar. A m a A vrupa ha)k efkârı yanılmadı. Soğuk H arpta bir dönüm noktası teşkil eden dâvetin mânasını anladı: H er İki tarafın da m uazzam tahrip im kânlarına sahip olduğu tr.r devrede, iki blokun liderlerinin masa başına oturup çetrefil meselelere bir çare bulm a sından başka bir yol yoktu. Dâvet, aklı selimin inatçılığa karşı bir zaferiydi. Am erikanın reaksiyonu T? er bir yıl önce, bir kimse ortaya çıkıp ta "K rutçef Am erikaya ge- Iv o r desevdl muhtemelen kıyamet kopardı. Basın, kilise, D oğu Avrupa ve Rusvadan gelen m uhacirler şeytan görm üş gibi feryadı koparırlardı H albuki dâvet haberi Am erikada büyük ölçüde m em nuniyet uyandırdı. Am erikalıların çoğu ziyareti tahtı karşıladılar. Bunda. Ik e a olan son- A K İ 9, 15 g Y L Ü L 1969 S talinden sonra Krutçef İfşa ediyorum!" suz itim adın büytik payı vardı. Birçok Am erikalı "M adem ki Ike onun gelmesini istiyor, o halde bu iyi bir iştir kanaatına sahipti. A m a buna rağm en tek tük m uhalefet sesleri çıktı. M uhaliflerin en heybetlisi K ardinal Soellm an idi. Kürsüden Yeni bir Pearl-Harbour ihaneti ile karşı karşıya iniyiz çığlığını koparan Kar- >un ı>rauu FalctJ. DÜNYADA OLUP BİTENLER ı1i nal. New York un 1,5 milyon k a inliğini. Krutçefin Am erikaya varışının arifesinde bir saat duaya ç&gır- <lı. L>ogıı Avrupa menşeli mülteciler "Krutçefi dâvet ederek Ike. şeytanın elini sıkm aya razı oldu tem ini yaymaya çalıştılar. F akat bu gayretler tesirli olmadı. Rus çizmesini tanım ış mülteci gruplarında dahi şiddetli bir reaksiyon yoktu. Krutçefin Am erikan toprağına ayak basarsa öldürüleceğine dair, - -eçen haftanın oriasına kadar ancak 20 m ektup ve telefon alınm ası da bunun deliliydi. H albuki M ıkoyam n turist olarak O- cak ayında yaptığı ziyarette dahi 60 tan fazla tehdit m ektubu alınm ıştı! M ıkoyana çürük yum urta atan m ü l teciler, pasif mukavem et gösterisiyle yetinmeye râzı olmuş gibidirler. G ürültüsü boyundan büyük Laos hâdisesi bile bu teslimiyet havasını değiştirmedi. Meşhur gazeteci Alsop - un "Yeni bir Kore feryadı tutm adı. M am afih ne olur ne olm az endişesiyle. İngiltere la o s 'ta yangının başlam asını önlemek için Sir Robert Scott u derhal Laos a gönderdi. Seçim kampanyası sırasında Ingilterenin Laos a asker göndermek zorunda kalması her şeyi altüst edebilirdi! Rusya da Eisenhower-Krutçef millâkatı arifesinde bu meseleyi küllendirmeyi tercih etti. N itekim geçen haftanın ortasında Tass A jansı "âsilerin müzakereye hazır olduklarım bildirdi. K rutçefin Am erika seyahati önünde. artık hiçbir m ania yoktur. Gecen hafta ' azın son uzun week-end l olan İs g ü n ü tatilinden dönen A- m erikalılar artık m erakla N ikita Am ca mn gelişini beklemektedirler. Çobanlıktan Zirveye A m erikalıların İngiliz Krallçeelnden çok daha büyük bir alâkayla karşılam aya hazırlandıkları bu pehlivan yaoılı, babacan tavırlı adam bundan 63 yıl evvel K alinarka köyünde çam urdan ve taştan yapılm ış bir kulübede doğdu. Ailesi son derece fakirdi. U fak arazisi ailenin boğazını doyurm aya kâfi gelm ediği için Sergey Krutçef, kışın madenlerde çalışırdı. Ailenin değişmez gıdası o- lan lahana çorbasına yeni katılan a- fcıza Nikolas -Çarın ismi- adı verildi. Nikolas cılız ve tembel bir çocuktu te kilisede din dersleri alırken dört İncili ezberleyip su gibi o- ktıması. köy papazı dahil, herkes 1- çin bir sürpriz oldu. Papaz bunun U- zerine Krutçefi köy okuluna yazdırdıysa da N ikita okum aya karşı heves göstermedi. Çobanlığı tercih etti. Çobanlığı da çok kötü yaptığı, sürüyü başıboş bıraktığı icln köy ih tiy ar heyeti tarafından 1905 baharında vazifesinden affedildi. K üçük çoban artık delikanlı ç»- finna geliyordu. Heybetli, yakışıklı, zapturapta gelmez bir delikanlı olarak şöhret yaptı. 15 yaşm a geldiği zam an köyde flört etmediği kadın, sırtını yere eretlrmedisi pehlivan k alm am ıştı Y alnız artık bir baltaya sap olmak lâzımdı. K rutçef 1909 yılında 19
20 DÜNYADA OLUP BİTENLER Ur m akine tamircisinin yanına orak girdi. Daha sonra vinç yapan bir fabrikada çalıştı. Fabrika bolşevık isçilerin bulunduğu bir karargâh halindeydi. Krutçef bolşeviklik stajını burada yaptı. Pravda'yı okum aya ve dağıtm aya başladı. StalinI ilk defa orada gördil ve hayran kaldığı bu a- dam ın Ç ar tarafından sürgüne gönderildiğini öğrenince. Partiye girdi. Çeşitli işlerde çalıştı. Son derece gayretli bir propagandacıydı. Bu sırada harb geldi çattı. 22 yaşındaki genç bolşevik. Kızıl m uhafız kıtalarında çarpıştı. Brest-Litovsk anlaşması im zalandıktan sonra köyüne döndü. F ak at A lm anlarla harbin durması, harbin bitmesine k âfi gelmedi. İç harb başladı. K apitalist memleketlerin açık yardım ıyla her tarafta beyaz ihtilaller başladı. B u nun üzerine Krutçef köy tinde eli silâh tutan kimseleri toplayarak. St. Petersburg yolunu tuttıı. Orada K ı zıl Ordu birliklerinden birinde bölük kum andanlığına g-<tirildi. Bitmez tü kenmez enerjisi, cesareti ve insanları sürükleme kabiliyeti sâyesinde tem a yüz ederek 1920'de mensup olduğu alayın siyasî subaylar kum andanlığına getirildi. Siyasi subayın vazifesi, ordunun maneviyatını kuvvetli tu t m ak, ona ihtilal prensiplerini aşılam aktı. İç harb 1921 de bitti ve bolşevikler Rusvanın h âk im i oldu. Krutçefe artık orduda yapacak bir iş kalm a m ıştı. Ordudan ayrılarak Don vâdibî madenlerinde işletme m üdürü m u avini olarak çalışm aya başladı. E nerjileri orduda savaş için seferber eden genç bolşevik, aynı enerjileri maden ocaklarında daha fazla istihsal u ğ runda seferber etmeye m uvaffak oldu. İstihsal hayatının harb ve ihtilâl dolayısile tam bir felce uğradığı Rusyada, Moskovaya ulaşan ilk köm ür vüklü vagonların üzerinde "Don vâdisi İm ar Komitesi Sekreteri K rutç e f yazılıydı. Gclçelelim bölük kumandanı, siyasi subay, işletme m ü dür m uavini, im ar komitesi sekreteri N ik ta Krutçef 28 yaşına gelmesine rağm en h âlâ doğru dürüst okuma yazm a bilmeyen bir kara cahildi! M utlaka bilgisini arttırm ası lâzım dı. Krutçefin durum unda, parti içinde sivrilm iş daha birçok kara cahil vardı. B unları yetiştirm ek maksadıyla Lenin. R ab F ak isim li bir mektep kurm uştu. Mektente M arksizm ile Leninlzm in elifbası ve okuyup yazma öğretiliyordu. K rutçef bu mektebe gönderildi. Mektebi 1294 te birincilikle bitirtil. Kom ünist P artisin.n faal üyesi artık okum a yazm a bilen bir adamdı. Mektebi bitirdikten sonra, K rutçef, ücretli olarak m ahallî parti teşkilâtında vazife aldı. B ir zam anlar çıraklık ettiği Y uzarka da Bölge Kom itesi Başkam oldu. M ikoyanla burada tnnıştı ve onun üzerinde son derece müsbet intiba bıraktı. Mikoyan onun hakkında Bu genç m utlaka tekrar karşım a çıkacak. Tepeye u- laştı ı zam an kendisini karşılam ayı 20 t -'Mi i m M Eiseııhtmer Sulh p e jınd«3 pek isterdim" diyecek kadar ileri gitti. M ikoyan ve K rutçefin ikinci k arşılaşması 1929 yılında, K rutçef Sanayi Akademisine girdiği sırada vuku buldu. Sanayi Akademisi bir cins siyasi mühendis mektebiydi. B urada m uvaffak partililere işçileri, m ühendisleri, idarecileri istihsali arttırm ak Krutçef K alın muteli adam yolunda gayrete getirmek, onlar* liderlik etmek irin gerekli eğitim varılıyordu Mikoyan mektebin açılı* günü kalabalık talebe grubu arasında. Krutçefl kalın ensesinden tam dı v«1924 yılındaki falcılığını hatırladı. Mikoyana göre, otuzunu aşan Sanayi Akademisi talebe tepeye doğru çok avaş ilerliyordu. Sanayi Akademisinden çıktıktan sonra. Krutçef, parti içindeki kademeleri süratle tırm anm aya başladı yıllarında Moskova Kom ü nist Partisinin Başkanı oldu den 1949 a kadar U krayna Komünist Partisinin Birinci Sekreteriydi. Ayni zamanda 1934 ten itibaren Komünist Partisinin Merkez Komitesi üyesiydi de Politbüro adayı, 1939 da da Politbüro üyesi oldu yıllarında A lm anlara karşı dövüştü ve bâ/.ı cephelerde büyük m uvaffakiyetler gösterdi. M üthiş enerjisi ve insan sevketme kabiliyeti sâyesinde Stalingrat m üdafaasında ve Alm an ordularının püskürtülınesinde büyük bir rol ovnadı. Işcal altındaki Ukraynada cetecillk faaliyetlerini yürüttü. H arpten sonra TTkraynada istihsal faaliyetini tanzim de başlıca âm il oldu. Stalin devrinin ateşli kom ünisti, insafsız, merhametsiz, kanlı m etodlarla Ukraynayı birinci sınıf sanayi merkezi hâline getirdi. F ak at aynı zam and gayeye erişmek İçin hiçbir şeyden çekinmiyecek bir insan olduğunu İspat etti. Stalinin gözüne girdi ten 1953 e kadar K rutçef yine Moskova vilâyeti Kom ünist P artisi teşkilâtı birinci sekreteri ve Merkez Komitesi birinci sekreteriydi. Krutçef, Rusyada parti her şeyin üstünde olduğuna göre, bu suretle zirveye v arm am bile tepedeki adam lardan biri hâline gelmişti. Stalinin ölümünden sonra da Staline Rusyanın tek adam ı olm ak için gerekli m anivelayı veren Kom ünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreterliği mevkiine yerleşti. M am afih 1953 y ı lında Krutçef tek başına Stalinin halefi olacak durum da değildi. Malenkof'un başbakanlık yaptığı kolejiyal bir idare mevcuttu. Krutçef. Malenkof, BulganJn ve orduyla işbirliği yaparak evvela en tehlikeli rakip olarak ettzilken Beria yı ortadan k aldırdı. Krutçef, Stalin m etodlannın artık demode olduğu kanaatm daydı: A ğır sanayie ehemmiyet vermekten vazgeçmemekle beraber hayat seviyesini yükseltmek lâam ıdı. Plânlam a metodlarında aşırı m erkeziyetçilikten vazgeçip ademi merkeziyetçiliğe gidilmeliydi. T otalitarizm in demir mengeneleri Rusyada ve peyklerde bir parçacık gevsetilmeliydi. Peyk memleketleri de içine alan geniş bir bölge plânlam ası yapılm alı, yani Kom ünist blok m üşterek p aza n kurulm alıydı. Dışarıda da Sovyet R usya. Stalinin deftişmez prensip edindiği kabuğundan çıkm am a" politikasını bırakıp dünyaya açılmalıydı. Krutçefin bu politikası. Malenkof. Kagonovtc. Molotof gibi Stalîncilerln muhalefetine uğradı. Stalinciler. yeni fikirlerin m lidafuiğini yapan P arti AKİS, IS K TLÜL 191»
21 i Genel Sekreterin) devirmeye karar j verdiler. Yugoslavyayla uziajkia politikasının netle*! vermemesi. Macarta tanda kanla bastırılan hürriyet lnfllâki. kolonyadaki ayaklanm alar Krutçefin durum unu sarsmıştı. M u halifleri bu fırsatı kaçırm ak istemiyorlardı yılı yazında P arti Prezidiyumu, Kı-utçefln, akıbetini konuşm ak üzere toplandı. Parti Genel Sekreterine "biraz bahçede dolaşm ası söylendi. Kagonoviç beş saat m üddetle Krutçef aleyhinde konuştu. Ekseriyet Krutçefin aleyhindeydi. Krut.cef I tepelerden paraşütsüz yuvarlanm ak üzerevdi. D urum u Mikoyan kurtardı, ^arti tlizügllne dayanarak Genel Sekj»«.eri ancak Parti Merkez Komitesinin azledebileceğim kabul ettirdi. Krutçef kurtulm uştu. Zira Genel Sekreter. P arti Merkez Komitesine sâdık adamlarım çoktan yerleştirmişti. N i tekim 22 H aziranda toplanan Parti Merkez Komitesi. N ik ita Sergeviç Krutçefe olan "m utlak itim ad"ını izhar etti Malenkof, Kagonoviç, Molotof, Şepilof, Suslov ve Prezidiyırmdakı toplantıda m üstenkif kalan Başbakan Bulganin partiyi kaybettiler. Krutçefe artık zirve yolu açılm ıştı. Oniinde belki tek m ania olarak prestiji fazla artan ve sesi fazla çıkm aya başlayan Mareşal Ztıkov vardı. KrtıJçef bu mar.iayı da kolayca aştı n luıd a Başbakanım ı da üzenne alarak fiilen ve şeklen Ş o s e tle r B irliğinin tek adam ı h& ine seldi. Muazzam hazırlıklar İR us>'arı,n tek adam ı bu haftanın I başında, 15 E ylül günü öfcle üzeri Wasfcington'da Andrevvs Field hava meydanında bizzat Başkan E.senhower tarafından karşılanacaktır. Knıtcef. 108 klfflyle btrllkt«geinaektedir U U S, İ t B Y L Ü L î a t l Macmillan Motskovada Krutçef le tik adtm Tek adam a karısı. kızı ve îzvestlanın başyazarı olan dam adı refakat etmektedir. Stalıain son grflnlerjıde doktorlar kom plosu" dolayıaile tevkif edilen ve Stalinin ölümüyle ölüm den kurtulan 77 yaşındaki Dr. Vlnogradof, K rutçefin hususi hekim i sıfatıyla kafileye dahildir. Stalin 1952 Ocağında, Sovyet liderlerine suikast yaptıkları iddiasıyla ekseriyeti yahudi olan birçok m eşhur doktoru tevkif ettirmişti. Stalin zam anındaki sayısız kanlı tasfiye hareketlerinden birinin daha vuku bulması bekleniyordu. Jltalinin ölüm üyle suikast iddiasının bir m asaldan ibaret olduğu anlaşıldı. D oktorların tevkifinin s"icu Berıa ya yüklenerek. Beria öldürüldü. 108 yolcu atasındaki digpr meşhur bir sim a da meşhur yazar Şololıofdur. 1Ö30 yıllarının merhametsiz tasfiye günlerini tasvir eden ve kahram anı Davidof'un intiharıyla biten son eseri. Kom ünist Partisi tarafından son derece kötüm ser bulunan Sotohof, bizzat K rutçef tarafından ayanına ksular gidilerek çağrılm ıştır. D a ha evvel Şolohof a sosyalist realizm i nin icabı olarak bir eserin asla kötümser bitemiyecefi-i, kitabının sonuna iyimser bir pasaj ilâve etmesi söylenmişti. A m a Şolohof inat etti ve sonunda partiyi kazandı. Bay ve Bayan Krutçef, Andrevvs Fleld de 101 pare top atışıyla selamlanacaklardır. Am erikan donanm a sının, kara ve hava kuvvetlerinin en güzide m uhafız birlikleri Krutçefe resmi tazimde bulunacaktır. M illi m arşları Am erikan K ara Kuvvetleri bandom çalacaktır. K rutçef ve beraberindekiler 125 ayak uzunluğundaki kırm ızı halının üzerinde yürüyeceklerdir. Kırm ızı halı, ancak son derece «Uzld* anaafirler İçin nâdirea DÜNYADA O M P ItlIKNI.KK yayılmaktadır. Eisenhower v* N:xo :«r Krut refi hava meydanında lu ulayacak lardır. H ava meydan»nrjö'y W h* kı in*?- ton da resmi devlet mısaı Irlerinin ılgarlandık Blaır House a ;.'.den k'- lometrelik yol Ü2erınde ik taıar.. a> kerî birlikler bulıınacakt r Kafileye yüzlerce atlı ve m otorlu indisler ı r askeri birlikler refakat edecektır. Em niyet tedbirleri ütün dünyanın gözlerini üstüne Çeken bu ziyaret dolavı.sile gdriıl memiş emniyet tedbirler, alınm ıştn Sovyet Başbakanı Krutçeî muhteme len nümayişçilerden ve s likastçileıden korum ak maksadıyla 15 bin polis seferber edilmiştir. H ;./a meydanından B lair House a giden yolda 25w polis bekliyecektir. Em niyet «eft Ntkolay /iaharov un emri n o 'k i 12 Sovyet gizli polisi bu faaliyet, katılacaktır. A m erikaya dalva örn eden eeiı-n 5 Sovyet gizli polisi K ru tç ıiın Rurj. tük ziyareti esnasında gececeg-. ya ları şimdiden İncelemişle: ve ahnan emniyet tertibatını tatlı..nkâr bulmuşlardır. Eısenhouc-r ve Nıxon hs:- kı nazik davranm aya»».'yetmektedirler. - VVa.hington şimdiden 2 bin yabancı gazeteci tarafından.jtila edilm iştir Bu. gazetecilik tu -iıindv b r rekordur. K rutçef İngiliz Kraliçesitıe ait olan gazeteci toplıvab ime rekorunu kırm ıştır. Kraliçe i:!izabeth II peşinden ancak 1400 jra^teci «lirtiklıyebilmişti. Şimdiye kadar Am erikan Dışişleri B akanlığına 30 m em leket mensup gazeteciler mürn- ant elnustır. Bu memleketler arasında İspanya. Yunanistan. Birleşik Arap C um huriyeti, İsrail. Yugoslavya. V)«t- Nam bulunduğu halde TUrkiy* yoktur. Bu. So uk Harpte bir dönüm noktası teşkil eden Eisenb >wer-kr.,tçef m ülakatına memleketimizde olim piyatlardan, dışardakı bir fııtbo! veya (direş m üsabaka.iindar r-ot< dahi az ehemmiyet verildiğine b'.r işarettir. Am erikada 13 gün ovyet Başbakanı Am erikada İS gün kalacak ve 6 şehri dolaşacaktır. Krutçef âdeti üzere, emniyet kuvvetlerinin tertibatım altüst ederek halkın arasına karışacak, -ayışız el sıkacak, sırt okşıyaeak ve kendine has m üthiş nükteler savuracaktır K rutçefin m üthiş nükte»rine ayn- «ilâhla mukabele edebilmek için. Dış işlen Bakanlığının yüksek personel, ve bâzı politikacılar bir iki avdır ta Şi gediğine koyan Hur atasözleri ezberlemektedirler. M am afih Krutçefle çene yarıştıracak çapta bir politikacı bulm ak eniy güç olmuştur. E isenhovıer. bir cins Karajroz-HacJvat çekişmesini andıran Krotcefvâri söz düellolarına alışık defcildl- İnatçı ve yırtıcı Nixon, Moskova,1a bu sahada bir hayli ihtisas sahibi f>briıı$*ur F a kat henüz k âfi tecrübeyr sahip de- Sildir S<ia düellosunda en usta adam olarak Birleşmiş M illetlerle P.ııslurla yıllardır çetin söz»ava«lan varw» XI
22 DÜNYADA OLUP BİTEN LER. tecrübeli Birleşmiş Milletler Delegesi Henry Cabot Lodge seçilmiştir. Cabot Lodge, Krutçefe 13 gün m üddetle refakat edecektir. Lodge şimdiye kadar Vişinski, Gromyko, Zorin v.s. gribi ikinci sınıf adam larla m uvaffakiyetle çene yarıştırm aya alışıktır. Krutçef çapında, neredeyse Nasreddln Hocayla çene yanştırabılecek bir hazırcevap karşısında Lodge'un ne dereceye kadar başan göstereceği m erak mevzuudur. K rutçef 13 gün zarfında sayısız ziyafetlerde bulunacak, politikacılarla, işadam lanyla görüşecektir. Demokraside işçilerin durum unu anlaması için, Sovyet Başbakanına Pittsburgh'da sürüp giden çe!;k grevinin gösterilmesi düşünülm ektedir. Yalnız sendika l.derleri, Rusyada mecburi çalışana bulunduğu için, Krutçefi resmen görm e"! reddetmişlerdir. M am afih bâzı İççi liderleriyle hususi konuşm aların vuku bulması muhtemeldir. Sendika liderleri gibi. Kongre üyeleri de Krutçeften kaçanlar arasındadır. A m erikan Kongresi, K ru t ç e f İn Kongrede konuşması ihtim alini en kibar şekilde önlemek m aksadıyla m ûtat hilâfına erken tatile girm iştir. Bu suretle Kongrede konuşm aktan m ahrum kalan Krutçef. Televizyonda ve M illi Basm Kulübünde konuşabilecektir. K rutçefin ziyareti M ilî! Basın K ulübünün tarihinde bir ihtilale vesile teşkil etm iştir: Kulübe ilk defa olarak kadın gazeteciler de alınabilecektir. Mend s-france ın ziyareti sırasında. M illi Basın K ulübüne girm ek isteyen bir gazeteci K a dınlara yasak cevabıyla karşılaşmış, Ben kadın değilim, gazeteciyim demesine rağm en barajı aşam a mıştır. Bu hâdiseyi hatırlayan kadın gazeteciler, yasağın kalkm ası haberine çok sevinmişlerdir. Sovyet Başbakanının basm toolantısm da, en in safsız, en güç sualler sormava hazırlanan gazeteciler arasında, hiç değilse kadın gazeteciler, M illî Basm K u lübünün kapışım kendilerine aran a- dam a karşı insaflı davranacaklardır. Ne konuşulacak? İT rutçefin Am erikayı ziyareti haberi, duyulduğu andan itibaren çen til tefsirlere yol açtı. Avrupa gazeteleri İki devin k üçük memleketlerin sırtından pazarlık yapacağım yuauııar. Aj.ıerika bu «rörüşün doğru olm adığını göstermeye çalıştı. Eisenhower in Avrupa seyahati, N A T O Bakanlar Konseyine Kerterim izahat vermesi büyiik ölçüde bu pazarlık endişesini silmek için yapılm ıştır. Geçen haftanın ortasında A vrupa dönüşü radyoda konuşan Eisenhower, dâvet sebebini bir defa daha açıklam ıştır. Am erikan Cum hurbaşkanına göre, Birinci sebep, Krutçefe A m erika ile A m erikalıların ne olduğunu görmek fırsatını vermek, ona büyük ve hak ikî bir hürriyet içinde bulunan frr m illeti yakından göstermektir, tkinei sebep te, Krutçefe Batı Berlin dahil olm ak üzere günün belli baş- It meseleleri hakkında halkım ızın e- sas görüşlerini bildirmek ve bu ine- 82 Kraliçe Elizabeth 11 Rekoru kırıldı seleler hakkm daki görüşlerini bizzat ondan dinlemektir. Y an i bir pazarlık bahis mevzuu değildir. E ğer K rutçef yapıcı görüşler ortaya atarsa, b:r Zirve Konferansı yapılarak ihtilâf mevzuu meseleler üzerinde m üzakere açılacaktır. VVashington da bir diplomat, P azarlık tabii ki yok. K rutçef görüşünü açıklıyacak, Ike görüp fp k -, J r İ iv Henry Cabot Lodge Vazife**: (JeıuıUuUkt. günü açıklıyacak. sonra usanmadan ayni fikirleri tekrarlayacaklardır diyerek resmi izah tarzını nükteli btr şekilde ifade etm iştir. Aslında Was«hington da ciddî müzakereler yapılmasa dahi, B atı halk efkârının çoktan hissettiği gibi, ziyaret Doğu-Batı münasebetlerinde bir dönüm noktasıdır. VVashirgton görüşmeleri, dünyayı mahvedecek silâhlara her ikisinin de sahip bulunduğu hasım tarafların. ihtilâfların ı m asa başında karşılıklı konuşarak halletmekten başka çare kalm adığım resmen tanım a larının ifadesidir. Krutçeften sonra Eisenhower Rusyaya gidecektir. Bu suretle başlayan yüksek kademe temasları. hiç şüphe yok, daim i bir m a hiyet alacaktır. İk i blok arasındaki ihtilâflar derindir. Am erika m üttefiklerinin tasvip etmiyeceği hal çarelerini empozeye kalkışm ıyacak bir memlekettir. Bu sebeple ihtilâfların bugünden yarına halli beklenmemelidir. A lm anyanın birleştirilmesi, Berlin meselesinin halli, Avrupam n emniyeti dâvası kolayca çözülecek kördüğüm ler değildir. Belki Soğuk harb yıllarında dünyayı in filâk ettirebilecek anorm alliklerin üstüste yığıldığı U zak D oğuda ufak tefek rötuşlar yapm a yoluna gidilebilir. O rta D oğuda İsrail - A rap ih tilâfın a»on verme çareleri düşünülebilir. F akat bütün bu meseleler çok vakit alacaktır ve bu meselelerin hallinde de en m ühim ıınsur karşılıklı emniyet ve İtim attır. Bu bakım dan silâhsızlanm a ve az gelişmiş memleketlere müşterek y ardım ik i ana mesele olarak ortaya çıkm aktadır. Gerekli emniyet, silâhsızlanm a meselesine bir hal çaresi bulunursa, hakikaten, teessüs edecektir. Bloklar şimdiden, beş Batı ve beş kom ünist m em leketin temsilcilerini toplayan bir silâhsızlanm a komitesinin teşkilini kararlaştırm ışlardır. Silâhsızlanm a yolunda önüm üzdeki bir iki yıl İçinde müsbet bâzı adım lar a- tılırsa, kötüm serliğin ve şüpheciliğin yerini iyim serlik alacaktır. A z gelişmiş memleketlere m üşterek yardım, dünyayı fakirler ve zenginler arasında bölünm ek tehlikesinden kurtarm akla kalm ıyacak, 1,5 m ilyar insanı barındıran hu memleketlerdeki karşılıklı rekabet ve entrikaların son bulmasını, bir işbirliği h a vasının yaratılm asını sağlayacaktır. Eisenhower, Krutçefe Berlin. Laos v.s. gibi âcil meselelerin yanında, en çok silâhsızlanm a ve müşterek iktisadi yardım m evzularını anlatacaktır. ' İngiltere Erken seçimler P eçen haftanın başında İngiliz Başbakam MacmiHan m, Kraliçe ile görüşm ek üzere Iskoçyadaki Balmoral Köşküne gitmesi, gazetecilere T am am! Seçimler kapıda dedirtti. F ilhakika M acm illan ertefrj gün. seçim lerin 8 Ekim de yapılacağım ilân e tti A & lb, 16 E Y L Ü L IS fs
23 % DÜNYADA ÖLÜP BİTENLER iîajtskcll tk ile rin lideri M Başbakan, seçimleri altı ay»ne alm asının sebeplerini önümüzde m ü him m illetlerarası m üzakereler var cümlesiyle açıkladı. H alk, bu m üzakerelerde kim ler tarafından temsil edilmek istendiğini söylemeliydi. MacmiKan haklıydı. H akikaten Eisenhower - K rutçef görüşmeleri dörtlü bir Zirve Konferansına müncer olacaktı. îngiiterenin m üddetini doldurmuş ve seçimlerde değişmesi muhtemel bir hüküm etle bu konferansta ağır basabilmesi beklenemezdi. Tâze kuvvete ihtiyaç vardı. Bu sebeple seçimlerin erkene alınm ası normaldi. M a m afih M acm illan ın Sonbaharı, partisi için "en m ünasip zam an olduğu İçin seçtiği herkesin ıjjalûrmıydu. M u hafazakâr Partinin lideri çoktanberi bu "en m ünasip zam anı bekliyordu. Ingllterede 1956 dakl Süveyş bozgunundan beri seçim lâfı vardı. A ra seçimlerinin çoğunu kazanan İşçi P artisi erken seçim istiyordu. M acm illan da partisinin bozulan m oralini takviye için seçime taraftardı. B ütün mesele m üsait anın yaratılm alıydı. Zirve Konferansı temi, M acm lllan'a m ü sait anı yaratm a im kânını verdi. Doğu-Batı blokları arasındaki çetrefil meselelerin m asa başında halli için, Moskova yolunu tutan Başbakan, İn giliz halkının büyük ekseriyetinin sempatisini kazandı. Soğuk Harpte dönüm noktası teşkil eden Eisenhower-Krutçef m ülâk atı büyük ölçüde onun eseri sayılm aktadır. Eisenho- \ver in İngiltere ziyareti sırasında 1 m-lyon Londralının alk ışlan "Ik e kadar M ac e de gitm iştir. M acm illan ve partisinin prestiji yükselirken, SUveyşten sonra yıldızı parlıyan İşçi Partisi. Hidrojen bombası hakkında P arti Körüğünün tâyl- 15 B Y L t'i. 19SS ninde çıkan ih tilâf yüzünden, seçim kaderini tâyin edecek kararsız seçmenler nezdindeki itibarını az çok kaybetm iştir. Velhâsıl politik hava M uhafazakâr Parti için m üsaittir. N i tekim nabız yoklam alarındaki isâbeti dolayısiyle dünya çapında şöhret yapan Gallup, M uhafazakârların üçüncü defa kazanacaklarını bildirmiştir. Bu, yirminci asırda İngilterede hiçbir partiye nasip olm ıyan bir başarıdır. Ancak S74 yıllarında Liberal Parti 4 devre iktidarda kalabilm iştir. Gallup un Ingilteredeki temsilcisi Dr. Henry D urant a seçimlerin M u hafazakârların zaferiyle biteceğini i- lân fırsatı veren anketin neticesi şöyledir: Sorguya çekilen şahısların yüzde 41,5 u M uhafazakârlar lehinde rey kullanm ıştır. Yüzde 36 İşçi Partisine taraftardır. Yüzde 8 Liberallere gitmektedir. Yüzde 14 henüz kararsızdır. Bu neticeye göre. M uhafazakârlar rakiplerinden yüzde 5,5 ileridedirler. Borsada çelik tahvillerinin, seçim haberi üzerine yükselmesi de. M uhafazakâr zaferine itim adın bir işareti sayılm aktadır. Zira İşçilerin çelik sanayiini millileştireceklerini I- lân etmelerine rağmen, çelik tah v illerinin yükselmesi, aşın bir itim adın delilidir. 26 M ayıs 1955 te yapılan seçimlerin neticesi şöyle İdi: K nltuk sayısı M uhafazakâr Parti S44 İççi Partisi 278 Liberaller seçimlerinde rakiplerinden yüzde 3.5 fazla rey alan M uhafazakârlar, 344 koltuk kazanm ışlardır. İşçi Partisi ancak 278 koltuk alabilmiştir. Hâlen M uhafazakârlar, rakiplerinden 58 koltuk ileridedirler. Eğe* reyler yüzde 1,6 nisbetinde İşçi P artisi lehine bir kaym a gösterirse, İşçiler Parlâm entoda çok hafif bir ekseriyet elde edebileceklerdir. F akat bu ekseriyetle memleketi idare etmek im kansız olacağından, yeni seçimlere gideceklerdir. Eğer reylerde, yüzde 3 bir kaym a vukubulıırsa, İşçi P artisi rahat bir ekseriyet elde edecektir. Buna m ukabil M uhafazakâr Parti lehine yüzde 2 kaym a. M acm illan m partisinin koltuk fazlasını 58 den 160'ye çıkaracaktır. Seçimin neticesini Gallup anketinin bildirdiği yüzde 14 nisbetindeki kararsızlar tâyin e- decektir. Kam panya acm illan ın seçim haberi m uhalif parti liderlerini Moskovada yakaladı. Parti liderleri Gaitskell ve Aneurin Bevan. Rusyadan sonra Polonyava gitm ek kararı ndaydılar. F a kat M acm illan m sürprizini öğrenince acele Londraya döndüler. Dönmeden evvel, Bevan. m eşhur Pravda'ya "M utlaka kazanacağız diye bir beyanat vermeyi unutm adı. Loîi.lraya döner dönmez İşçi Partisi Sekreteri, Cum a günü kam panya m ütehassıslarım topladı ve seçim kam panyasını hazırladı, önüm üzdeki günler çetin bir mücadeleye sahne olacaktır. Gaıtskell. Perşembe günü Blackpool'daki sendika kongresinde İşçilerin Zaferinin sâdece İngiltere için değil, bütün dünya için ehemmiyetli olduğunu söylemiştir. GaitskeU e göre Doğu - B atı tansiyonunu azaltacak her türlü im kânı, ancak İşçi P artisi en iyi şekilde arayıp bulabilir. İşçi Partisi Genel Kurm ayı, Tori dolandırıcılığı, ism ini taşıyan bir broşürü piyasaya çıkarm ıştır. Broşürde M acm illan kabinesindeki 13 bakanın, ancak çok nüfuzlu asilzadelerin gidebildiği E ton dan m ezun olduğu anlatılm akta, bununla İngiliz demokrasisini m ahdut bir asilzade grupunun idare ettiği gösterilmek istenmektedir. Buna m ukabil M uhafazakâr P arti Başkanı I^ord H ailsham -başkan, partinin idari işleriyle uğraşan teknik adamdır- parti teşkilâtına n a sıl olsa kazanacağız havasına kapılmam ayı tavsiye etmiştir. Lord Haiîaham. m uhalif partinin çam ur a ttığ ım, kendi partisinin bu seviyeye düşmiveceğıni söylemiştir. Mücadele serttir. Önüm üzdeki günlerde, muhteme- Kev sayısı Ntsbet % len 17 Eylülde Parlâm ento toplantıya çağırılacak, 18 Eylülde kendi ken- U e v a o Kampanyam» beyni 23
24 DÜNYADA OIAÎP BİTENLER işbaşına getireceğinden haklı olarak şüphe etmektedirler Milliyetçilerin talebi. F r a k ız ve Cezayir H üküm eti arasında reler yapılması ve Cezay:rin statüsünün bu müzakerelerde kararlaştırılması merkezindedir. General de G h- ulu- Ce/.aylrlı m ili :.elçileri < ımlhatap Kaynam akta İsrar etmektedir. Bu Mîb-ple G. nerııl de OııUİle Un me-akia beu- -n n;.tk-mun. ' ezayır meselesinde yeni bir durum varatmasj beklenmemektedir. JapoiiN a Kral Suud ve Earakediyt dini fesih k aran verecektir. 28 E y lülde adaylık için m üracaatlar yapılacaktır. S E kim seçim günüdür. K a ranan milletvekilleri U Ekim de yemin edecekler, 20 Ekim de yeni parlâmento toplanacaktır. A n ıp Itırlı n Fas \ tp Birli i bayrağının üzerinde.-.allandığı K azablanka şehri Be-!<xJ1>v binasında yapılan Arap mem- 'ek.<:«.-ı üı.n bakanlar kademesindeki toplantını çeçen haftanın başında sona erdi. İsrarlara rağmen Tunus ve Irakın katılm adığı K azablanka toplantını. b î lik gösterisi mahiyetindeydi Bu sebeple. Kilislin ve Cezayir meseleleri gibi, birliği temin edici dâvalar konferansın başlıca mevzuu oldu A m a zihinlerdeki asıl i;*ı v>le hiç s iphe yok Arap Birliği te k liflim i Mısırın Aleti olm aktan kurtarm aktı. Kuliste en çok bu me- Hole üzerinde duruldu. Pazartesi «ün ü kabul edilen k a rarda Filistin meselesinin siyasi, askerî ve iktisadi veçhelerinin incelenbildirilm ektedir Filistin mevzu*, unun» iz i tarafları Ocak basında yeniden görüşülecektir. Tebliğ bu "bâzı tar&flari ın ne ol* dujtfumi ^dyleıoemektedlr F akat bâ. zı tara fla r' lâfıyla. Kral Suud ve 24 Albay Nasır yen diler Başkan Nâaırvn Kahire toplantısında kararlaştırdıkları 'bir Filistin ordusu ve hüküm eti kurm a fikrinin kastedildiği aşikârdır. Tebliğin ele aldığı ikinci mevzu, Cezayir meselesidir. Cezayir milliyetçilerinin de katıldığı konferansta. M illiyetçilerin görüşü kolay tasvip bulmuş. Birleşm iş Milletlerde "Fransa m ezalim i nin ele alınması kararlaştırılm ıştır. Bu arada General de Gaulle. Cezayirin kaderini tâyin edeceği söylenen ve büyük bir m erakla beklenen bir beyanat yapmaya hasırlanm aktadır. General de Gaulle, Cezayir m e selesinin biran evvel hallini isteyen Eisenhovver e Paris ziyareti sırasında plânını açıklam ıştır. F akat plfln hâleıı son derece gizli tutulm akta, psikolojik bir şok yaratılm ak istenmektedir M am afih General de Gaulle Un zihninden. Cezayıre m uhtariyet ta nıma düşüncesi geçtiği sanılm aktadır General, büyük bir ihtim alle, 15 Eylül konuşmasında, "dahili işlerde m uhtar bir Cezayir H üküm eti k u rulması için seçim yapılacağını ilân edecektir. Böyle bir teklifin. 5 yıldır Cezayirin istiklâli için dövüşen ve bir Cezayir H üküm eti kuran M illiyetçiler tarafından kabulü çok zayıf bir İhtim aldir Milliyettiler. Fraıvsız idaresinde yayılan seçimlerin, kuklaları A n a y a s a ve üsl< r f ' e'or. haftanın oltasında. J«pon yüksek Mahkemesi, Am er.kan ve jap-ın H üküm etlerin.n yüreklerini ağızlarına getlruh çok a lâ la ce c bir dâvanın durulm asına badadı. Hikâye " Japon talebesinin Tokyo civarındaki bir Ameri Kan üssüne hücum uyla baş.adı. Alt mahkeme talebeleri beraat ettirdi. Beraata sebep olarak da. Am erikanın himmetiyle yapılan harb sonrası Japon sının 9 uncu maddesin, ilen sürdü. Bu madde. Japonyanın harb etn^k-. ten vazgeçtiğini, bu sebeple hava kara, deniz kuvvetlen ve d.gerjm Jrf vasıtaları bulundurm ıyacagm ı bililir. mektedir. Bu hükilm üzerine, dâva Am erikalıların Japon toprak!-i. -» asker bulundurm asının ve üaler tes:s etme sinm Anayasaya uygun ı gibi çetin bir mesela haluk. eıaı. Yüksek Mahkemede Japon ^ avukatları. Am erikan ha\ üslerinin Jnponyayı. is t e m e d i hal de harbe sürüklenme tehlikesine m â ruz bıraktığını ve Anayasayı M U ettisini ileri sürmüşlerdir. -6 avu kat. Am erikan askerlerinin Japonya* vı terketmesini ve A lt mahkeme k a rarının tasdikini istemektedirler. Alt mahkeme kararını tem yiz e- den hüküm etin temsilcilerine Köre, Am er,kan askerlerinin Japon topraklarında bulunması, Anaya-sanın 9 uncu maddesine aykırı değildir. Zira Japonya, harbi reddetmekle, nefsini m üdafaadan vazgeçmemiştir. Am erikan askerleri Japonyada. U zak Doğunun sulh ve emniyetini m uhafaza ieln bulunm aktadırlar. Bu dunun bölge anlaşm alarına cevaz veren.birleşmiş M illetler Andlaşmasına u y gundur Sonra milletlerarası andlasmalar. Yüksek M ahkem enin selfthıyeti dışında kalm aktadır. Yüksek Mahkeme, henüz karan m vermemiştir. Görünüşe göre. Yüksek Mahkemenin 15 üyesi. Anayasanın hükm üne uyarak U zak Doftudaki Batı savunm a sistemini altüst etmek veya realist davranarak Anayasayı çifitıemek gibi çetin bir durum la kartı karsıyadır. A S ls, i t B Y L Ü L 19SS
25 B A 5 I i\ Tanıtma "Biz bufüı inanıyoruz «I Buna İnanıyoruz" New York Lak. Türk Haberler BUroauııun yayınladığı bir kitapçığın adıdır. M uhteviyatına bir göz geidırınee hayrı iler iğinde kalm&mıya im kân yoktur. Türkler neye inanıyorlar? Bu.naııç A m erikalılara nasıl tanıtılıyor? Türk Haberler Bürosunun m üdorii N u n Eren, bu 15 için Turk karik ıtüristierin eserlerine başvurmuş, derlediği karikatürlerden bu, teiniz baskılı, güler yüzlü kitapçığı m eydana getirm iştir. İrkiltici olan, Türkiyenin yabancı m emleketlere tanıtılm ası bahsinde. Basın-Yayın U m um M üdürlüğünün A nkara merkeziyle New York şubesi arasındaki zihniyet ayrılığıdır. Merkezde, gerçeklerin gizlenmesi ana prensiptir; zülftiyare dokunm am a kaygısı, müsbet propaganda kaygısını yok et^ ntektedir. New Y ork'ta ise tanıtm a anlayısn tnmuıı tam tersidir. Am erikalılar TUı kleri glinden güne daha sempatik görüyorlarsa, bunda Nuri Erenin çalışm alarının büyük bir rolü olduğu şüphesizdir. İşte Türkivede Biz buna İnanıyoruz adlı kitapçıktan bâzı örnekler: "P olitikacılar D aim a Memlekete Yol gösterir" başlıklı sayfada iki k a rikatür.. Birincisi Sulh Zam anı başlığını taşıyor. Politikacı m illetin önüne geçmiş, ona yol gösteriyor. İk in cisinin adı H arb Zam anı... Bu sefer m illet asker olmuş, öndeki politikacı bu kere arkaya geçmiş, yol gösterme işini arkadan yapıyor. Seçim K am panyası Sırasında Yapılan V aatlerin Tutulm ası Gerektiğine İnanıyoruz başlıklı sayfadaki ik i k arik atüre gelince, birincisinde politikacı, vaat yüklü bir torbayla seçmenin a- ya m a gelm iştir: İkincisinde, seçimler bitmiş, vatandaş, vaat y üklü torba bu sefer kendi sırtına yüklenm iş olarak, ortada kaîakalnııştır. Bir başka sayfada P arti Politikası.. GUnlUk H ayattan U zak K alm alıdır. başlığı altındaki karikatürde bir sandal. Denizde bir edam boğulm akta. Sandaldaki soruyor: Demokrat mısın? H alk Partili m i? Bir başkası Eski A lışkanlıklar Çabııc/ı'". U nutulur diyor. Birinci karikatürde köylü eşeğini ağaca bağlam ış. İkincisinde trak törün ü.. Y alnız iç politika bahsinde değil, Amerikayla, K ıbnsla. günlük hayatla. aile ve aşk hayatıyla, meslek ha vatıyla alâkalı bahislerde. Türklerin ne düsündügiinü aksettirmek için seçilen karikatürler, bir yandan Türk m izahının, T ürk karikatürcülüğünün seviyesini uygun bir zaviyeden Am e rikalılara tanıtm akta, öte yandan da. bütun insanların anlayabileceği bir mizah görü--îti kitapçığın düzenlenmesine h âk im olduğu için. Am erikalı T ilrkü eninde sonunda kendinden ayrı olmıyan. kendi gibi düşünebilen bir İnsan olarak görebilmekte, bunun AKtS, İt E Y L Ü L V A 'I I N onunda da p*-k tabii olarak Türke olan yakınlığı, sempatisi, alakası artma ktadır. Türkıyede Biz Buna İn a nıyoruz kitapçığı, N u n Erenin propavania İşlerinde <Osterdıgı başarıların ı»rı UMirlı vt «o hoz* tfoılınürle n n < l*n b in d ir. (,'ık n m /»» k a k t a \ am afih Aııver kalılar kendi memleketlerinde Türkiyeyle ancak, posta yoluyla temasa seçebilme im kânına salıintırlcr. Tiırk Haberler Bürosuna m ektup yay.ıp neşnyat isteme arzusu da yalnız, ya Türkıyeyi görm üş, ya da Tüvkiyeyi bir dostlarından Işıtmış Am erikalılarda uyanm aktadır. Bunun sebebi de Türk H a berler Bürosunun, gözden uzak bir semtte bulunmasıdır. 52 ncı sokağın doğu ucundaki bir binanın onuncu k a tında bir apartm an dairesine sığınmış olan Türk Haberler Bürosu gerçi şehrin muteber m uhitlerinden binndedir -yandaki apartm anda Greta Garbo oturur-: fakat onbeş m ilyonluk New York ta T ürk Haberler B ü rosunun nerede bulunduğunu bilenlerin sayısı 500'ü geçmez. Halbuki, diğer memleketlerden hemen hemen hepsinin tanıtm a ve turizm büroları, şehrin merkezi yerlerindedir; iş matıallerindedir. Hem de onuncu katta değil, fakat cadde üstünde.. Çoğunun bir d ü k kân ı ve vitrini vardır. Hergtin yüzbinlerce Ne\v Y ork lu, yabancı tanıtm a bürolarının vitrinlerinde, o memleketlerin câzip taraflarından birer parça bulur; o m emleketleri gezme görm e isteği içinde uyanır. İstediği zam an dükkânın k a pışım açıp içeri girer; enformasyon m em urundan istediği bilgileri, istediği broşürleri alır. T ürk Haberler B ü rosunun bu çeşit ziyaretçisi ise yok denecek kadar azdır. Büronun yerini bilenler bile, otobüs ve metroların u ğ rağı olm ıyan bir sokağa gitm eyi göze alm am aktadırlar. Büro, propaganda isini daha cok posta yoluyla yapm aktadır. Büronun günlük m ektup hacm i oldukça yüksektir. Gene de New York nüfusuyla kıyaslanınca, günde 100 kadar bilgi talebi m ektubunun V- O K U T O H ne kadar ehemmiyetsiz bir rakam utıluğu anlatılır. Türkiyenin Arııenkada 1^1 tanınm asının sebeplerinden t>aşlıcası. N uri Erenin tnj sahadaki bütün bilgisine, m uhitiyle tamas kaabıllyetıne, müsbet zihniyetine ra ğ men, büronun rasyonel denebileeek bir propaganda çalışm asına yıllardır girememiş olmasıdır. Bundan beş vıl önce büroyu merkezi oır yerde, dükkanlı ve vıtrlnli bir ofise taşım a tasavvuru bugüne kadar henüz gerçekleşmemiştir. Türkiye adını çoğunlukla This Is Turkey - İşte T ürkiye" adı aitında Am erican Broadcastlog Conıpany radyosunda yayınlanan ve Türk llab^rlar Bürosu tarafından hazırlanan t)rogram lardan duyan Ne w Yorklular. istedikleri M i m len ancak posta yoluyla elde edebilmekledirler. Türk Haberler Bürosunun hazırladığı broşürler nevse ki. gerek baskı ve gerek m uhtevivat bakımından, üstün kalitededir; hatta bu kalitenin, başka yabancı büroların broştlrlerininkine kıyaca, çok daha üstün olduğu söylenebilir. Aııkarada, Basın-Yayın U m um M üdürlüğünün hazırladığı tanıtm a ve turizm broşürleriyle, New York bürosunun hazırladığı broşürlerin kıvası, aradaki farkın kıvas ölçülerini aştığını ve merkezdeki neşriyat bürosunun bosuna çalıştığını ortaya koyar. Okullardan başlıyarak R ugünkü şartlar içinde doğrudan doğruya halka inm ek im kânsız olduğuna göre, büro m üdürü N u ri Eren bu işi, bâzı teşekküllerle ve bilhassa okullar ve üniversitelerle teması temin etmek suretiyle yapmayı tercih etmektedir. Hele okul ve üniversiteler, Türk Haberler Bürosunun başlıca m üşterileri arasındadır. Türk hayatı, T ürk k ültürü mevzularında hazırlanm ış çeşitli büroşürler, okullara Türkiyenin coğrafyası, tarihi, ıdar sistemi hakkında bilgi veren, vazıh ve alâka çekici surette hazırlanm ış eğitim malzemesi, Türkiyenin fark ı na varmış bir Am erikan neslinin yetişmesinde, gerçi kifayetsiz, fakat gene de ehemmiyetli bir rol oynam aktadır. Erenin kayda değer işlerden biri de, Adnan Saygunun Y unus E m re" oratoryosunu p lâk halinde yayınlatm asıdır. Geçen yılın Kasım ayında, Leopold Stokovski idaresinde Symphony of the A ir ve Crane Korosu tarafından Birleşmiş Milletlerde icra edilen Yunus Em re oratoryosunun bu icra sırasında kaydedilmiş şeritleri. T ürk Haberler Bürosunca, m ahdut baskılı, 33 devirli bir uzun çalan plâk haline getirilm iştir. Bir yandan Amerlkada m usikişinaslar sendikasının şartlan, öte yandan Tilrk Haberler Bürosunun ticari işe girişmesine İm kân olmaması, Yunus Em re nin ticari plâk halinde çıkm asına engel olm uştur. Fakat, görünüşü bakım ından tıpkı bir ticarî uzunçalan p lâğa benziven "Yunus Em re plâğı. Üniversitelerin m usiki bölümlerine, m usiki tenkitçilerine, manacerlere. gazetecilere ücretsiz olarak dağıtılm akta, böylece bu tesirli kişiler vasıtasıyla eserin tanıtılm ası sağlanm aktadır. 25
26 S Istirahat şart A K A D 1 N.,, r u ıın n K ın h a f if t u t u lıııa jı i&jtıın selj,*, koluyla unlatılır. D in le n d i' 1*1 lıjler adm veya ertıek. her insanın gün K vrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtı Genel Sekreteri Mr. Cahan. bize "24 saatte 23 saat çalışm a tavsiye ededursun, iktisatta degril anıa hıfzıssıhada ondan k at kat selâtıiyetli ilim adam larının fik ri şudur: İyi çahşm ak, verimli çalışm ak için iyi istirahat etmek şarttır. Tabiat, bu kaideden insan vücudunun hiçbir uzvunu müstesna tu t m am ıştır. H attâ durm adan çalıştığını zannettiğim iz kalb bile iki darbe arasındaki bir anlık duraklam alar sayesinde çalışm a kudretini m uhafaza e- debılmektedir. Mide ik i hazım arasında dinlenir, -tabii oburlarınki değil- Toksinlerin yıprattığı sinir hücreleri ise, ancak İstirahat anlarında bundan k urtulur ve yeni bir enerjiye sahip olur. Şu halde, sağlam sinirlere sahip olm anın çaresi iyi istirahattir. Y alnız, çalışm ayı durdurm ak istirahat etmek değildir Meselâ ev işlerinden fazlasıyla yorulan bir kadın süpürgeyi «ünden atıp oturduğu ve h a ttâ y attığı yerde m ütem adiyen yetiştiremediği işleri, kocasının ve çocuklarının eve döndüklerinde yemeği hazır bulam ıyacaklannı düşünürse, ya da kendisini üzecek diğer şeyleri kurm aya, hesaplamaya başlarsa k a f iyen istirahat etmiş sayılmaz. Zihnî yorgunluklar, bedenî yorgunluklardan daha yıpratıcıdır. İstirahat anı dediğim iz dakikalarda elimizi kolum uzu nasıl dinlendiriyorsak, düşünce m ekanizm am ızı durdurup zihnim izi de dinlendirmemiz şarttır. F a k at kafam ızı bir saat gibi kurm ak veya kurm am ak, her zam an elimizde olm adığı İçin, tam am iyle İstirahat etmek istediğim iz zam an bir yere uzanıp zihni meşgalemizi bir m ecmuanın sayfalarını karıştırm ak, yaptırm ayı düşündüğüm üz yeni elbiseyi düşünmek, odanın şeklini nasıl değiştirebileceğim izi tasarlam ak g bi şeyler kafam ızı dinlendirmekte çok faydalıdır. Çalışırken iş değiştirm ek de insanı dinlendirir. Meselâ iki saat durm adan m utfakta yemekle uğraşm aktansa bir saat yemek pişirmek, yarım saat odayı tanzim etmek, yarım saat dolap yerleştirmek daha az yorucudur. İyi dinlenmekten başka, çalışırken de dikkat edilecek bâzı hususlar vardır: ağır bir yemek yedikten sonra, bedenî veya zihnî faaliyette bulunm ak doğru değildir. H azm ı saatlan nd a istirahat şarttır. Akşam yemeklerini h a fif yemek iyidir diye söylenirse de, bu öğle yemekleri m utlaka ağır yenmeli demek değildir. Yemekten sonra hemen yatm a m ak ve biraz yürüm ek şartiyle en kuvvetli yemek akşam sağlanm alıdır. Öğle yemeğini takip eden saatlan n çalışm a saatlan olduğu ve hazıtn faaliyetinin çalışma randım anım düşüreceği düşünülürse, öğle yemekle- lük vazifeleri haricinde zevk duydugu başka meşgaleleri de olm alıdır. Birçok meşhur iş veya siyaset adam ının tatil günlerinde balık tutarak, resim, yaparak, kem an çalarak dinlendikleri m alûm dur. Pul veya kitap merakı, m arangozluk, bahçe işleriyle uğraşm ak v. s. gibi meşgaleler işinden dönen erkeği yormaz. B ilâkis işinin en sıkıntılı bir anında yeni elde ettiği pulları. alacağı bir kitabı, yeni yaptığı bir etajeri, tarhın ortasına diktiği gül fidanım hatırlıyarak ferahlar. K adınlar asırlardan beri dantel ve yün örerek, kanaviçe işliyerek ağır ev işlerinin yükünü hafifletm esini bilmişlerdir. Bugün, her ev kadınının sepetinde arada sırada eline alabileceği bir iş bulunm alıdır. Boş zam anlarında evlerine abajurlar yapan, tahtadan bir tabağı resimle süsleyen bir kadın bu suretle hem zevk duyar, hem de hakikaten dinlenmiş olur. Dinlendirici meşgale, m utlaka insanın esas İşinden farklı olm alıdır. Meselâ bir edebiyat profesörü için iyi bir ikinci meşgale, eve geljp resim yapm ak veya şiir yazm ak değil, bahçede çiçek yetiştirmek, atölyeye gidip m arangozluk yapm aktır. Anneler çocuklarını k üçük yaştan ikinci meşgalelere alıştırırlarsa, onlara büyük iyilik etmiş olurlar. Açık hava > ürolarda ve diğer kapalı yerlerde çalışm aların iyi dinlenebilmeleri için tatil günlerinden istifade ederek açık havaya çıkm aları şarttır Evleri. işyerlerinden uzakça olan insanlar biraz yürümeye mecbur oldukian İçin, bu, oniann farkında olm adıkları bir şekilde fayda verir D k k n t edilecek d ğer bir nokta da çalışırken telftsa kapıln;am akur. İşini yetiştirememek, fena yapm ak veya bir an önce Bitirmek telâşı insanı iki m isli yorar. Şu halde yorulm adan iş görmek için, telâşsız çalınm ak, zam an zam an İş değiştirm ek ve istirahat ederken zihni üzücü ve yorucu m evzulardan uzak tutm ak lâzımdır. T atil (dinleri Spor yapaıı hır kadın Bu da bir dınlenm&ur I ) aşta hafta tatili olm ak üzere, iş * yerlerinin kapalı bulunduğu diğer günlerde İnsan daha iyi dinlenme fırsatı bulabilir. Ancak bu günlerin tam bir istirahat halinde geçmesini ev kadını tanzim eder. Pazar günleri erkek evde diye ona bütün sıkıcı işleri yüklem ek haksızlık olur. Pazar günü ev kadını da m üm kün mertebe ev işi yapm am alıdır. Ailenin en çok sevdiği yemeğin malzemesi bir gün evvelden alın.p her şey önceden hazırlanm alıdır. Tatil günü ikinci yemek de kaldırılm alı, hazır bir tatlı ve salatayla ik tifa edilm elidir A kşam yemeği yerine de iyi bir kahvaltı tercih edilmelidir. Bu sâyededir ki tatil günü hakiki bir istirahat günü olabilir ve insan hem vücudunu, hem kafasını tam mânasiyle dinlendirebilir. Cüz'lltk Ağız temizliği iyim i, gözleri, saçlan, kısaca yüzü son derece güzel olan bir ka C dında ihm al edilmiş ağız tem izliği bütlin güzelliği gölgelemez m*? A ğı* bakım ı ve tem izliği hiç ihm ale gelmıyen bir iştir. Nice güzel kadınlar görürüz, sararm ış dişleri, biçimsiz boyanmış dudakları, sarım sak veya soğan kokan ağızlarıyla sadece tik- AKİS, 18 BYLPL 19Ut
27 «indiricidirler. Sarım saklı, soğanlı, yiyecekler yenmez m ı? Şüphesiz yenir. Kakat bu k okulan yok etmek çok kolaydır. Ç ün k ü ağızdaki arızi kokulan giderecek pastiller yahut suya dam latılıp gargara yapılacak dezenfektan maddeler vardır. A n z i kokulardan başka devamlı ağız kok u la n vardır ki, bunların başlıca sebebi bakım sız diş, bademcik iltihabı veya mide rahatsızlıklarıdır. E n iyi çare doktora başvurup sebebinin ortaya çıkanlm asıdır. Mide, bademcik ve diş tedaviyi icap ettiriyorsa tabii ki bu, doktoru ilgilendiren bir bahistir. Bir de dişin bakım sızlığından ileri gelen ağız kokusu olabiljr ki, bunun halii pek kolay ve basittir. Dışleri fırçalam ak, çocuklukta elde edilen bir alışkanlık olm alıdır. A m a böyle bir alışkanlık edinilnıemişse bilhassa ihm al etmemiye dik kat edilmelidir. K ullanılan diş fırçalarının ne çok sert, ne de yum uşak olması lâzım dır. Günde en az bir defa yatm adan önce m utlaka dişler fırçalanm alıdır. Bundan başka iki üç günde bir balm um u sürülm üş ibrişimle diş aralarını temizlemek faydalıdır. H aftada bir defa dişleri m acun yerine çok ince sofra tuzuyla ovm ak beyazlatm ak için en iyi usûldür. Diş etlerinin kuvvetlenmesine ihtiyaç varsa b,r m iktar dereotu suda kaynatılıp süzüldükten sonra bir iki dam la tentürdiyot ilâve edilerek elde edilecek suya yum uşak bir fırça batınlm ak suretiyle diş etleri hafif hafif ovulm alıdır. A ğız kokusunu gidermek için en tabiî ve en güzel çareyi, eski Y unanlılar bulm uşlardır: Bir portakal veya elm a yemek, sonra da sevgiliye aynı ır.eyvadan yedirmek Yunan delik anlılannda âdetmiş. Diş ve ağız içi tem izli*' temin edildikten sonra dudak sıhhati ve güzelli*! düşünülebilir. Bâzı dudaklar çatlar, kurur ve küçük kabarcıklar yapar. Çoğu zam an bu gibi du dak sılıhatsizligine ru jla n n sebep old ü ^ ı sanılırsa da daha ziyade içten gelen rahatsızlıklar yükünden olduğu b linmelidir. M am afih böyle hallerde rul kullanm am ak daha doğru olur D udakların çatlam am ası için limon veya kolonya ile ovm a y ı kalkm ak hatalı bir iştir. En iyisi k ıy nam ış yağm ur suyu İle sık sık y.kayıp tuzsuz tereyağı sürm ektir. Renksiz ve cansız dudaklar vardır. iste, m asala ihtiyacı olan dudaklar böyle görünür. Sadece konuşmak dudak için lüzum lu hareketi tcnrn e'-nez. Cok konuşan kadınlarda b le r^tksl* dudaklar pek çok görülür. Kam harekete geçirmek ve dola.vıjry e renkli bir görünü? temin etmek f'in m asaj lâzımdır. E n kolay duliuiıalan Gendik 1 I arb hakikaten sosyal bir felâkettir. İkinci Dıuıya H arbi biteli şuuca.yıl olduğu halde açtığı yaralar h âlâ kapanm ak bilmiyor. Liderlerin peşinden sürüklenm ek torunda olan halk kütleleri İstenileni yaptı, öldu ve öldürdü. D ün yayı saran ateş İçerisinde yıllarca yaşanmaya çabaladı. A rtık her şey bitti. Üiüier unutuldu, düşm an o- laıı devletler barıştı, yıkılan şehirler onatıldı, belki de eskisinden daha guzel oldu. A m a bombardım an altında dünyaya Kelen, babasının cephede şehit dııştiığ.ıııü duyan, anasının hayatını idame ettirebilmek için gayri meşru yollara sapt.ğıııı goreıı, geceleri bir harabede gözünü kapayıp gün ışığın a orada gözletin! açan, nihayet bayatını aynı çetin şartlar altında kazanm aya çabalayan dünün çocuku, bugünün genç nesli neye i- nansın? Kim e bel bağlasın? Işte- bu sual harb felâketini görm üş bütün memleketlerde âdeta gençliğin parolasıdır. Gençlik inançsızlık içindedir. Mesuliyet bilmiyen âsi ruhlar bunalm aktadır. Dinî, ahlâki, siy asi hiçbir görüşü ve anlayışı seçmiyen bu geı.çler, ne yapm ak, nereye gitm ek istediklerini bilmiyorlar, tnançlannın kaybıyla pusulasız hale gelenler, karşı koydukları şeyi şuurlu bir şekilde ortaya koyam ıyorlar. Am erika, Ingiltere, Fransa, A b n a ııja, D anim arka, İtalya. Rusya ve.taoonyanm yann-n* tehdit eden bu âsi gençler, eğitimei- dak miasa.1i P harfiyle başlayan kelimeleri sıralam ak suretiyle her gün beş dakika içinde yap labilir. Biltün mnsele P harfini kuvvetli söylemektedir Patlıcan, pırasa, mınc. pelte, portakal mıdra nüâv v s. sr b1 kelimeler bu tem rinler için en uygun o- lanjandır. R ak m lı ve saf -'ıfh yerinde olan dudaklar biraz d ikkatle boyanırsa cazip bir afi-i7a sahip olm am ak için h<^ srhen kalmam Eskiden moda olg h i kil^npov b'r T ve gül dudak devri çoktan fp^tim ne göre l«ter büvük. stivr Mlciik olsun. 'bakım lı asız p ü^ I bovanrvt.ıs dudaklar daim a h " «e der P ^vap^ken de t"- m i^ ve t'tit olm ^k sn-ttır Evvelki bt> a ts m» m!v n eıkorıld'ktnn ve dııbfirîr v«?lı hjr Vrem'e v «v j kakao yağı ile ovulduktan, yağ tu F atm a G ZCAN leri acı acı düşündüren karıcık bir problem olarak görünüyor. Bunun nasıl halledileceği m erak edilııılyecek şey değildir. A ncak gazetelerde okuduğum uz bâzı küçılk haberler bu problemin halli u ğruna m uhafazakâr kilise çevrelerinde bile nıülâyim bir davranışın mevcut olduğuna dikkatim izi çekiyor. Meselâ bâzı dinciler, gençleri kendilerine çekebilmek için kilisede Kock and Roil çalınm asına bile rıza gösteriyorlar! İşte, dünyayı saran bu bunaltıl!. âsi gençler modası, bir gün de bizim eıııleketimlze uğrıyabilir. ( erci birlin genç, nesil fiilen harb felâketi görmedi, bu yüzden m â nevi değerleri ölm üş değil. F akat Am erikadakl Beat Generation, tngiltejedetd 'Teddy Boys ", Alnıanyadakl H albstarken ve Japonyadaki Tokyo Jo k u adlarım alan âsi gençlerin davranışları bir moda olarak memleketimize girerse, em inim ki kolayca yer eder. Ç ünkü bizde dışardan gelen her şeyi çabuk kabul etme tem ayülü vardır. Bundan başka hu moda, delikanlılık cağı dediğimiz, heyecanlı ve mesuliyet duygusunun hafiflediği yaştakiler arasında yayılacağı İçin tesiri daha süratli ve kuvvetli oia<»ktır. En çıkar yol, gençlerimizi böyle bir m odaya kapılm aktan uzaklast'rm a çarelerinin aranm asıdır. Y avem hale yelirse, eğitim cilerim izin bu meseleyi ne seklide halledebilecekleri meçhuldür. valet kâğıdına iclrildikten sonra k a lemle dudağın şekli belirtilmelidir. în<\ bir tabaka hai nde pudra sürütebil r Bu n ılu n sab'tîiğini tem in e- der. Eğer ağız genişse ve nispeten RAUF AKALTAN SAÇ. profil ve demir işleri» İyesi sayın AnkaralIların emirlerine amadedir. Demir ve saç konstriiksnrnolanm ız için en emin ve ru garantili müessese RA CİF AKALTAN İmalâthanesidir. Adres: Soğukkuyu açık»ok. No. 9 Ankara 4 8 Ay Taksitle «Faizsiz» Bostancı - K artal arasında A nkara asfaltından Deniz kenarına kadar olan sahada satılık, parsellenmiş her keseye uyının arsalar. M üracaat : E m lâk ve Ticaret A. Ş. Bostancı Fırın Y anı No: 538 İS T A N B U L S İR K Ü L E R İ İS T E Y İN İZ A K İS, İS B Y L Ü L
28 küçük görünmesi isteniyorsa alt v«üst dudağın tam orta yeri yanlara nazaran daha koyu boyamnalıdır. B âzı kimselerde de ya üst yahut da alt dudak diğerine nazaran daha ince olur. O zam an da ince olanı koyu boyamak icap eder. D udak uçlarının aşağıya doğru sarkık olması yüzü yaslı gösterir. Onun için dudak k a lemle çizilirken m üm kün olduğu k a dar u çla n kaldım ııya gayret edilmelidir. Bu yılın modasında dudaklar solgundur. D udak boyalarını bu sebeple açık renklerden seçmek icap edecektir. Terbiye Zekâca geri çocuklar V I emleketimizde ele alınm ıyan mcselelerden biri de, doğuştan zekâca geri olan çocukların tahsilleri ve yarınlarının hazırlanm asının ne şekilde olacağıdır. Esefle belirtmek icap eder ki bu yolda hiçbir ciddî çalışm a mevcut değildir. B ütün medenî memleketlerde bu bedbaht çocuklara ve şanssız ailelerine h ük ü m et ve hususî teşekküller tarafından tatb ik edilen eğitim sistemleri, ailenin yükünü hafifletm ekte ve çocukların hayata hazırlanm ası, aile i- le okulun yapacağı işbirliği sayesinde nispeten kolay hale gelmektedir. B atı memleketlerinde zekâca geri çocukların yüzde 3-4 nispetinde olduğu söylenmektedir. Bizim m em leketimizde ise bu nispetin yüzde 2 olduğu ve 500 bin çocuğun zekâca geri bulunduğu tahm in edilmektedir. Şu halde. 500 btn çocuğun eğitim v«öğretim meselesi kısa zam anda halledilmelidlr. Zira rakam küçumsenec«?k gibi değildir. A m erika Birleşik Devletlerinde 1958 yılı istatistiklerine göre devlet veya hususî müesseselerin idaresindeki, m uhtelif kapasitedeki okul sayısının üç binin üzerinde olduğu söylenmektedir. Geri zekâlı çocukların ilerde işe yaram az b.r ir.san olacağım düşünmek pek yanlıştır. Yalnız bizim m em leketli. lizde bu hususta, yardımcı olacak hiçbir ciddî müessese olm adığı yeni kurulm uş, m ahdut im k ân lı bir dernek vardır-, h attâ teferruatlı yazılmış, kılavuzluk edecek bir kitap dahi bulunm adığı için, çaresizlik i- ç;nde kalan aile böyle düşünebilir. F akat bu, asla kesin bir hüküm değildir. Böyle çocuklarda, çocuğun ta k vim yaşı esas kabul edilmeyip, zekâ yaşm a göre hareket edilmelidir. Zek â yaşını bir takım testlere göre ölçtürm ek m üm kündür. Zekâ yaşı esas kabul edildikten sonra meselâ, on yaşm a geldiği halde, zekâ yaşı dört yaşında normal bir çocuğunki gibi olabilir. O zam an aile çevresindekilerin çocuğa karşı davranışları on yaşındaki çocuğa göre değil de dört yaşındakine göre olm alıdır. Böyle çocuklar bir şey öğrenirken dikkatlerini devamlı olarak uyanık tutam azlar. S ıkıldığı zam an ısrar etmek hiç doğru değildir. Ögrenemiyeceği gibi, o şeye karşı nefret de duyabilir. E n iyi3i zorlam adan hemen vazgeçmek ve başka bir zam an aynı şeyi öğretm ek için denemeye girişm ektir. Yeni bir yere gitm ek, yeni bir şeyle i m Aynı yaşta iki çocuk A kıllar ayım değü RA D IN karşılaşm ak, geri çocukları normal çocuklardan daha çok şaşırtır. O k a dar ki, aklı karışıp, hiçbir şey anlayam az hale gelir. Böyle durum larda daha evvel hazırlam ak uygun olur. Meselâ ilk defa tünele binecek yahut sinemaya gidecek çocuğa daha evdeyken tünel veya sinema hakkında bilgi verilmeli, karşılaşacakları anlatılm alıdır. G ördüğü zam an daha kolay ve çabuk kavrayıp anlıyabilir. Aynı usûl, yani anlatabilm ek İçin t- tina gösterme usûlü, terbiye ederken de düşünülm elidir. Böyle bir çocuk kabahat yaptığı zam an bağıra bağıra paylam ak faydasızdır. Ç ünkü o anda söylepilendon hiçbir şey 'anlamaz. Zam anla, bağın lara k yapılan ihtara alışır, bunun da bir tesiri k aimsiz. K abahatini sükûnetle anlatm ak, suçlu olduğunu kabul ettirmek icap eder. Süreli ceza vermek, meselft, sabahleyin yaptığı bir kabahat için Akşam üzeri seni parka götürm em " demek ve bunu tatbik etm ek yanlıştır. Çünkü, hafızası dar olan çocuk, akşam a kadar yaptığı kabahati unutacak ve parktan m ahrum kalış sebebini anlayam ıyacaktır. Amıc ve kıza iş başuula Zekti derecemne göre, eğitim Zekâca geri çocukların âzam i derecede ruhî sükûnete ihtiyaçları vardır. D aim a sevildiğini bilmek; h attâ kabahatli olsa bile sevildiğine in an m ak onlar için başlıca «ifadır. 28 A K İS, İS B Y L Ü L t. ^ V.. ;
29 C E M İ Y E T l^ a p r is le r l ve skandallan İle meşiıur soprano M aria Callas ile m ilyarder arm atör Onassis arasındaki gizli bir a?km geçen hafta aleniyete çıkması, bütün dünya gazetelerinin dedikodu yazarlarım seferber etti. Italyada çıkan I I Messafero gazetesinin m uhabirleri hemen B attista MeneghJni yi yakaladılar ve sıkıştırm aya banladılar. M aria Callas ın kocası olan bu adam, önce konuşm ak istemedi. Gazetecileri "Söylenecek sözüm yok diye başından savm aya kalkıştı. LAkin m uhabirler yaşlı a- danıın can dam arına basmasını bildiler: "B akın onlar -Callas ve Onassi3 den bahsediyorlardı- rahat rahat konuşuyorlar. Kendilerini m üdafaa ediyorlar. Susmakla, um um i efkâr önünde partiyi kaybetm iş olacaksınız. Sözleriniz bir hücum değil, bir uetis m üdafaası olacaktır.. İşte bu "Yaranın üzerine parm ak basış" y a.iı adam ı konuşturm aya k.u'ı geldi. B ir au düşündü ve sonra silkin anlatm aya başladı, ilk sözü şıı oldu: Ah.. Ah.. O y at yok m u?.. Ne oldu ise, işte o yatta oldu. B attista M eneghini nin bahsettiği yat, Milyoner Oııassis'in Christina isim li yizen sarayı idi. B ilindiği üzere bu yat. geçen ay içinde Akdeniz içinde büyük bir dinlenme sezisine çıkmış, bu arada Türkiyeye de gelmişti. Y a ta halk arasında "M eşhurlar Y a tı da deniliyordu. Zira taşıdığı m isafirler arasında dünyaca m eşhur bir siyaset adam ı -Sir W iston Churchill-, beynelmilel bir sanatçı -Soprano M a ria Callas- Tıp âlem inin m eşhur bir duktoıu -Dr. Alphonso Castelinni-, Aristotales Onassis K ırkından sonra azan A K İS, 16 E Y L Ü L İ M İ ün lü bir fransız yazan, şöhret yapm ış bir ressam da bulunuyordu. N i hayet y atın sahibi de milyonların, petrol tankerlerinin ve Monte Carlo gazinosunun sahibi Aristotales Onasis idi. Christina Izm irde bir, Istanbulda iki gün kalm ıştı. Motorcular dolmuş yapmış, gazeteciler ve foto m uhabirleri seferber olm uştu. Başbakan ve Dışişleri B akanı yatı ziyaret etmişler, Churchill ile görüşmüşler, C h ıistina da yemek yemişlerdi. A m a hiç kim senin aklına da bir Callas - Onassis macerası gelmemişti. H albuki işte tanınm ış sopranonun kocası keyfiyeti gayet açık bir şekilde açıklıyor Ne oldu ise, o seyahatte, o y atta oldu diyordu... A nlaşılan Y unanlı M ilyoner için meşhurlar, misafirler, seyahat, ziyaret ve gezintiler, hepsi hepsi bir bahane, bir teferruattan ibaretti. Churchill de dahil olm ak üzere herkes kendisinin M aria Callas ile olan m acerasında birer figüran rolüne sahiptirler. Doğrusu bu, iyi sahneye konm uş bir temsildi! Ne çare k i M argaret ten, Süreyyadan, Btrgm an dan sonra dedikodu sütunlannı dolduran bu gönül hikâyesi fazla gizlenememiş, M ilano daki bir gece kulübünde ba^başa geçirilen saatlerden, yanak yanağa edilen danslardan. İçilen şaraplardan sonra ortaya çıkıvermişti. Boşuna dememişler "A şk bir, sefalet iki... işte bu iki şey asla gizlenemez diye... Callas = Pygm allon? t talyan gazetecilerin seri sualleri karşısında M aria ile ayrılacağım ız katidir diyen Meneghini, daha sonra onunla tanıştığı, evlendiği günleri şöyle hikâye etti: Çocukluğum dan beri lirik musikiye karşı derin bir alâk a ve yakınlık duyanın. B ütün arzum, dünyanın hayranlığım çekccek bir kadın opera san atk ân yetiştirm ek ve lânse etmekti. İdealim deki yıldızı ararken. bir gün Verone de karşım da M a ria Callas ı buldum. M ükem m el bir sesi iie üzerindeki eskimiş basit elbiselinden başka bir şeyi yoktu. O ra lazım gelen bütün ihtim am ı gösteriyor ve bütün zam anım ı ona hasrediyordum. Maria, dünya çapında bir şöhrete ulaşacak meziyetlere sahipti. Mesele, kendisini hazırlam aktan ibaretti. Böyle yaptım. H er geçen gün şöhreti arttı. Neticede ona âşık oldum ve evlendim. T anıdığım zam an kültürsjlzdü, 110 kiloydu. Bu gün okumuş, aydın bir kim sedir ve 62 kilo gelmektedir. F akat bütün bunlan anlatm ak niye?... Y arattığım insan ile aram da artık her şey bitm iştir. Talihsiz koca sustu, am a II Messafero m uhabirleri bir tü rlü susmak bilmiyorlardı. O nlar ve temsil ettikleri okuyucu kütlesi için, belki de en m ühim nokta Maria, kocası ve Onas- Maria Callas Ekandallar kraliçesi sis arasında geçen hâdiseler şeridiydi. Y atta ne oldu, neler cereyan ett i? suali yaşlı erkfi i pek düşündürdü. A m a nefis m üdafaası olan konuşn asına gene de devarn etti: Fazla bir şey olmadı, yahut her şey oldu dedi. "A risto kudretini, kuvvetini M aria ya daha yakından göstermek im kânını buldu. Hâdise ilk defa Ajans haberleri arasına 8 E ylül günü geçmişti. H albuki M eneghini nin sözlerine b akılırsa M aria Callas ile bir hafta öncesinden aynlnıak k aran nı alm ışlardı. H ç ttâ hâdiselerin başlangıç tâ rihi daha da eskiye gidiyordu. 17 Ağustos gecesi Callas lann Sirınione'dpki v ilia a rı önünde ere e- nm geç saatir.de m uhteşem bir otomobil durm uştu. Arabayı kullanan Onassis'd i ve ne o'u-\ ne olmafe!;a- n iri y an şoförünü de yanın* da getirmeyi ıiın;ai e memişti. Hava 6'çaktı, M aria ve kocası terasta bulunuyorlardı. H ayli iı,ki nlm ış olduğ u halinden belli olan Onassis. Me-!! :,,n ni'ye zerrece ehemmiyet ver- meden M aria'ya yaldızlı aşk sözleri söylemiş, kendisi için dünyayı yerinden oynatabileceğim iddia etm işti. Onassis işi o derece ileri götürm üştü ki. B attista polise haber vermek zaruretini hissetmişti. Bereket polislik olm am ışlar, Onassis, M aria mn ricası üzerine, gelmiş olduğu gibi, muhteşem arabasının direksiyonuna geçmiş, çekip gitm işti... B a ttista b u hâdiseyi unutm aya çalıştığı bir sırada, bir akşam eve döndüğünde M aria m n kendisine hitaben yazılm ış kısa bir notunu buldu. Soprano Onassıs in bir dâvetine İcabet ettiğini, M ilâno ya gittiğini. 28
30 8 cala operası için Milyonerle birlikte bâzı temaslarda bulunacağını yatıyordu.. Anla.51 lan artık modern Pygmalioa'un yaratıcısından daha ziyade, m uktedir âşığına ihtiyacı vardı.. İtalyan Sanayicisi B attista Meneghini bir taraftan hikâyesini an latırken bir taraftan d a aşk ve evlilikte m innet ve vefa hissiniz k ifayetsizliğini ortaya koyuyordu. B undan bir yıl önce Londrada Covent Garden de C henıblni nin Medea Operasını bilyük bir başarıyla oynayan M arla Callas, işte şim di i- kinci bir Medea yı da kendi hususî hayatı içinde canlandırm aktaydı. B i lindiği gibi Medea, Y unan M itolojisinin kahram anlarından (biridir ve ağır bir dram ın kahram anıdır. Clıerubini'nin operasında, kadın âşığını kocasına tercih ederse de, bu ona beklediği saadeti getirmez. Vefasızlık kadına pahalıya m al olur. M eneghini basm a k a ti k a r a n a- çıkladıgı sıralarda, Callas Milânoda Onassis'in refakatinde ve muhteşem bir salonda L a Giocondo operasının plâklarım doldurm akla meşgul bulunuyordu. B u arada ortada bir de öbür k a dın" vardır, ö b ü r kadın, yani Tiııa OnasNİ», hâlen Venedikte çocukları ile birlikte dinlenmektedir. M ilyarderin güzel ve sevimli eşi, sanki hiç bir şeyden halıeri -yokmuş gibi günlük hayatını yaşam aktadır. Gazetecilerin suallerine cevap olarak gayet nazik bir tarzd a kocası ile görüşmelerini tavsiye etm iştir. M ilânoda fcaşbaşa geçen saatlerden sonra Onassis - M aria Callas hikâyesi çeşitli haber ve tahminlere yol açm ıştır. M aria m n kocası Onassis için: B u adam gerçek ve büyük bir sanatkârın isminden faydalanarak, tankerlerini yaldızlam ak hevesi içindedir.. A m a günün birinde bu heves geçecek. M aria ne kadar büyük bir hatâya düşm üş olduğunu anlayacaktır derken, B attista nın annesi Çok şükür, oğlum, bu dişi kaplandan k urtuldu! A rtık kimse onu Mösyö M aria Callas diye çağırm ayacak şeklinde m em nuniyetini ifade etm iştir. B irkaç gündür gazete sayfalarında Callas - Onassis isimlerine, rastlanm aktadır. Çıkan haberler arasında Onassis in sevgilisi için Napolide îtalyam n en m uazzam opera binasını inşa ettireceği. Birlikte A m erikaya gidecekleri, Metrepolitan Operasını içinde bulunduğu m ail krizden faydalanarak Onassis'in satın alacağı ve M aria Callas'm bu operanın Prim adonna! ıgı m ifa edeceği de vardır... Bilinmeyen tek nokta -Îtalyada boşanm a kanunen yasak olduğuna göre- M aria ile M eneghinfnin ayrılışlarının nasıl m üm kün olacağıdır. Keza bu arada B attista'nın Onassis'e karşı bir dâva açıp açm ıyacağı da m alûm değildir. r 'J ' Oyun oynanm ıştır Minnet hissinin ve vefanın yetersizliği bir kere daha kendini belli etmiştir. Filmcilik A. B. D. : T) irkaç yıl öncesine kadar, kovboy filmlerinde sık sık rastlanan terkedilmiş şehir m anzarasındaki Hollyvvood yeniden canlanm aya başlam ıştır. A m a 1959 yılındaki Hollyvvood un canlılığını sağlayan, artık sinemacılar değildir. Yarısı bomboş bırakılm ış yabani otlar bitm iş sütüdyo arazilerindeki tek tük petrol k u yuları gittikçe çoğalm aktadır. F a aliyette bulunan sütdyolarda ise h a n i harıl televizyon film leri çevrilmektedir. Hollvvvood un asıl sâkinleri Am e rikan sinem acılan Hollywood tan çok. yabancı ülkelerde çalışıyorlar. Kom ada Zinnem ann The N u n s Story- Bır rahibenin hikâyesi ni, W yler Ben-Hur ü, Koster The Naked Maja - Ç ıplak model i, K ing Vidor Solomon and Sheba - Hazreti S ü leyman ve Saba melikesi ni, Charles Vidor A Farewell to Arm s - Silâhlara veda ı... meydana getirmişlerdir. O tto Prem inger R iviera da ' Bonjour Tristesse - Merhaba hiizün ü, Huston ile Zanuck Paris yakınındaki Fontaineblau orm anında k u rd u k lan Zanuckville de The Roots of He- aven - Cennetin kökleri ni, Minelli Pariste G igi yi, Aldrich Beriinde Ten second to Hell - Cehenneme on saniye. Yunanistan da Angry H ills - K ızgın tepeleri i, Robson İngiltere de. The In n of Sixth S î N E M A " A a n e F r a n k ın h â t ır a d e f t e r i" J/evrimi» en iyisi Happiness * A ltıncı saadet hanı"- m, Fleischer İskandinavya da The V ikings - V ikingler i... çevirmişlerdir. A m erikan sinem acılannın durum u, ilk dünya harbinden sonra herbiri bir Avrupa başkentine dağılan kayıp nesil yazarlarını hatırlatıyor. A m a Îtalyada, Fransada, Alm anyada "gönüllü sürgün hayatı yaşıyan bu kayıp nesil, iki dünya harbi arasındaki Am erikan yazarlarının en iyilerinden bâzılannı, Hem ingw ay leri Jo h n Dos Passos'lan, Faulkner leri vermişti. F akat sinem acılar, yazarlar kadar talihli çıkamadılar. Bunun sebebi de açıktır: Yazar nereye giderse gitsin, düşüncelerini. m evzularını beraberinde götürüyor, gezdiği yerler ancak tecrübesini, görgüsünü arttırıyordu. K itabın şu veya bu başkentte yazılması, şu veya bu başkentte basılması fark etmezidi. A m ç sinemacılar için durum aynı değildi. Sinemacı tek başına değil ekip halinde çalışm ak zorundaydı; düşünceler, m evzular tek kafanın değil birçok kafanın m ahsülüydil. Bu düşünceleri, m evzulan gerçekleştirmek birçok kimselerin elbirliğiyle çalışm asına bağrlıydı. Bir Am erikan rejisörü eski k ıta ya g ittiğ i vakit iki şıkla karşı karşıya bulunuyordu: Y a tam am iyle A m erikaya has bir mevzu ele alacak veya g ittiğ i yere has bir mevzu işliyecekti. Birinci durumda, bam başka bir çevrede, değişik m izaçta ve düşünüşte insanların varlığı, Am erikan rejisörünün ça A.KİS, 15 E Y L Ü L 1959
31 tışmasına t&mamiyle ' yabancı" darrv Kası vuruyordu îktnct durumda, birkaç aylık bir müşahede ve çalışma, bu yepyeni çevreyi tanım ayı, meselelerini anlam ayı im kânsız kılıyordu. Bundan dolayı her iki halde de eski kıta daki Am erikan sinemacıları, m aruf tâbiriyle "sudan çıkmış balığı andırm aktaydılar. Bir efsanenin sona F akat m ühim olan, sinemacıların Hollywood'tan uzaklaşmasıydı. Hollyvcood un terkedilmiş şehir haline gelmesi, bilhassa Hollyvvood mitalojisi nin vok olmasıydı. Gerçi sinem alarm reklâm şubeleri vazifelerini yapm ıya aynı hızla devam ediyorlar. dünya başkentlerini reklâm malzemesiyle beslemekten geri durm uyorlardı. Hollyvvood un dedikodu yazarları yine sütunlar dolusu yazılar dolduruyorlardı. Modern Screen lerin, Photoplay lerin, Screen- Story lerin kaybettiği okuyucu sayıyısı, televizyon dolayısiyle sinema salonlarının kaybettiği seyirciden daha azdı. A m a artık yolunda g itmeyen birşey olduğu her an, her satırda seziliyordu ve eski zenginliğini kaybetm işti. A rtık yerli ve yabancı turistler hususi otobüslere dolarak, hususi m ihm andarların verdiği izahatı dinliyerek sinema başkentinde dolaşm ak zahm etini göze alm ıyorlardı. Zaten böyle bir zahm eti göze alsalar görebilecekleri hemen hiçbir şey kalm am ıştı. Eğer Hollywood m i tolojisinin sona erm ediğini iddia e- den tek bir kimse varsa, geçen h aftanın başında çok acıklı bir törenden haberdar olması fikrini değiştirmeye yeterdi. Bizzat Hollyvvood hılar, Hollyvvood m itolojisinin sona erdiğini hazin merasimle resmen ilân ettiler Hollywood'la ilgili herşeyin, rezaletlerin aşklann. çılgınlıkların. dedikoduların kaynaştığı "A llahın bahçesi - The Garden of Allah-, 32 yıl her gece hiç ara vermeksizin çılgınca bir neşe ile dolup taşarken geçen haftanın başında ilk defa ciddi yüzlü, hüzünlü tavırlı, b ir cenaze m erasimindeki insanları andıran Hollywood lularla doldu. B ir ay sonra, A llahın bahçesi ve etrafında bütün binalar yerle bir edilip bir petrol Şirketinin yeni işhanına acılacaktı. A llahın bahçesi nin bir zam anlar cıvıl cıvıl yakışıklı erkek, güzel k a dınla dolup taşan yüzme havuzu. Hollyvvood lu lann m atem işareti olarak yerleştirdikleri boş içki şişeleriyle dolmuştu. Mack Sennett in m a yolu güzeller i k: lığında servis yapan &enç kızlar, Kesytone polisleri kılığındaki garsonlar artık tarihe karışıyordu. Jean Harlow, P ola Negri, Charlie Chaplin, G loria Svvanson v.s. m akyajıha hürünm üş tanınm ış yıldızlara artık rastlanmayacaktı. Postacı bir gün Beverly H ills teki bir kapıyı çaldığı vakit, karşısında çırılçıplak, om uzunda m aym un taşıyan zam anın ünlü yıldızını görüp, telgrafı şaşkınlıkla m aym una uzatmıya çaktı. Faydasız dlm nıne A slında bu son. İkinci Dünya H arbi bittiği vakit kendini hissettirmişti. A m a bir İm paratorluğun yıkılm ıyacağına inanan bütün eski kafalılar bu gerçeği İnkâr etmişler, günü gününe alınm ış tedbirler.vücudu daha zayıf düşüren gençlik aşılariyk karşı koym ağa başlamışlardı. Savaştan sonra Hollyvvood'u saran karanlık havadan sıyrılm a çaresi ancak yum urta kapıya geldikten sonra a- ranm ıya başlanmış, fakat geç kalınmıştı. K ara liste siyasetinden vazgeçilmesi. senaryocuların iadei itibar etmeleri, sansürün gevşetilmesi, geniş perde ve üçbuutlu usullerin denenmesi, Hollyvvood m itolojisinin yıkılmasını geciktirdi am a önliyemedi. Louis B. M ayer in M.G.M.'den uzaklaştırılm ası, Hollyvvood için. O rta Doğuda K ral F aru k lann, N uri Saitlerin devrilmesi kadar ehemmiyetliydi. Yıldızların, film lerin k ârla n üzerinden yüzde istemeleri, bizzat film çevirmeğe girişmeleri, uzun yıllardan beri ilk defa esası Üzerin: den petrolünü satm aktan vazgeçen bâzı O rta Doğu memleketlerinin hareketi kadar stüdyo başk anlannı şaşırtmıştı. Hollyvvood buna ayak uydurm ağa çalıştı, am a geç kalınm ıştı. "M ohik anlan n sonuncusu, Columbia nın başkanı H arry Cohn un ölüm ü ile stüdyo başkanlanm n hâk im i yeti tam am iyle sona ermiş, fakat rejisörlerin, oyuncuların veya senaryocuların ik tıd a n ele geçirmeleri de sadece anarşiye yol açmıştı. D aha fenası: Eskiler gitgide kötülüyor, yeniler ortaya çıkmıyordu. Eskilerin tflânı 1? skiler, yâni W illam W yler ler, J John Ford lar, Alfred Hitohcock - lar, Levvis Mileston lar W illa m Dieterle'ler, W a lt Disney ler... W illiam W yler da "The Big Country - B üyük ülke ile Stevens in G iant modeli üzerinden buram buram sunilik kokan bir eser vermekten öteye geçemiyor, geri kalan bütün gücünü Cinecitta da çevirdiği Ben-Hurda de savaş arabaları yarıştırm akta harcıyordu. Ford. The Last H urrah - Son alkış ta ancak Spencer Tracy ve iyi seçilmiş bir oyuncu takım ı ile durum u kurtarabiliyor, hemen arkasından Scotland Y ard m em urlarının övgüsüne - "Gideon s D ay - Gideon un günü - veya kabak tadı vermiş iç savaş hikâyelerine - "The Horse Soldiers - Süvariler - el atıyordu Hitchcock "Vertigo. Milestone "Pork Chop H ill ile kendi kendilerini en can sıkıcı yoldan tekrarlam akla meşguldüler. W illiam Dieterle bir "O m ar K hayyam bayağılığına kadar düşüyor. W a lt Disney, "P am uk prenses ten beri en tesirli uyku hapını "Sleeping Beauty - U- yuyan prenses ile veriyordu. Hollywood un en bağım sız en serbest düşünllşlü, en şahsiyet sahibi rejisörlerinden biri olan Hııston bile. "The Barbarlan and the Geisha - B arbar ve geyşa. "The Roots of Hea- "jtteyuan okuyanlar K ara listeye paydos! SİNEMA ven - Cennetin kökleri ile birbiri ar» dından hayâl kırıklığına yol açıyordu. En büyük hususiyeti bütün film lerinin bir görüş bütünlüğüne erişmesi olan Nicholas K ay bile, birbiri ardından W ind Icross the Everglades - Everglades rüzgârı ve P arty Girl - eğlence kızı nda tam nm ıyacak ve tanınm ası hiç arzu edilmeyen bir h ü viyete bürünüyordu. B ir göbek daha gençlerden Robert Aldrich, zaten pam uk ipliğine bağlı üm itleri Angry H ills - K ızgın tepeleri de bayağı bir casusluk hikâyesiyle, "Ten Seconds to Hell - Cehenneme on saniye 'de Clouzot nun Dehşet yolculart m n zayıf bir kopyasıyla hemen taınamiyle suya düşürüyordu. A! ' İ P, 15 f S Y I.V l.! ' S B ütün bunlan, her sanatçının zam an zam an uğradığı başarısızlıklardan sayacak olanlar ve bu kadar başarısızlığın bir araya gelişini tesadüfe hamledecekler çıkarsa, bir de Hollyvvood t j ı kendi ölçülerine göre hatâ etnn j ' sayılan, hiç olm azsa hiç bir vak J ticari başarısızlığa uğram adıklarım iddia edebilecek o* lan büyiik, kendi başına buyruk prodüktörlerin son m aceralarına göz atm ak yeter. Selznick, şu on yıldan beri film yapm adığı için göz alıcı bir başarıyla perdeye dönm ek isteyen, emrindeki rejisörlerine herhangi bir Sovyet liderinden daha bol, daha sert m em orandum lar gönderen, Huston'la anlaşam adığı için Charles Vidor u kullanan Selznick. A Farewell to Arm s - Silâhlara veda ite tam bir fiyasyoka uğruyordu. Zanuck, The Roots of Heaven - Cennetin kökleri ile belki de bütün meslek hayatında zararla biten İlk film ini veriyordu. E lli yıllık tecrübesin»» rs w Sİ
32 SİNEMA vjru.-v^ kitap ve UandiT den bir sahne men Samuel GoMv/yn, Porgy and Bess"le, hem do yan dan çoğu yanan film i yeniden çevirmekte İsrar ederek, bayatında karşılaşm adığı zarara giriyordu. Eski "büyükler den ancak Capra, o da her halde yedi yıllık bir uzak kalışın verdiyi tazelik ve zindelikle, A Hole in the Hcad - K afada bir delik ile üm. t verici bir yeniden başlayışa erişebilmişti. A yakta kalanlar? u çöküntüden uzak kalanlar. A- meri k ın sinemasının oldukça eski ve sağlam bir geleneğe dayanan m üzikli komedi veya h a fif komedi ile kovboy film i çeşidinde çalışan sayılı birkaç s.nemccıydı. Vince jıte Minelli, "The R eluctant Debutante - İsteksiz kız'' ve en çok da G ig i ile, kendine has dekor, kostüm, ltoroografi ve m üzik çerçevesi içinde seyircilerini peşinden sürü kliye biliyordu. Stanley Donen, tek başına Indıscreet - P atavatsız, George Abbot la "D am n Yankces ile biri hafif komedi, difteri m.üzikli komedi çerçevesinde vasatın üstüne yükselebiliyordu. C apra nın beyazperdeden uzak kalışı. Preston Sturges un ölüm ü ve George Cukor un gerilemesi karşısında onlardan boşalan yeri doldurm ağa namzet görünen Richard Quine de That Jane fronı Maine - Maine li Jane de ve bilhassa tatlı bir büyücülük masalı olan Bell, Book and Candale- Çan, kitap ve kandil de sey rcinin Am erikan komedisine olan güvenini h aklı çıkarabiliyordu. Brood.vay de sahneye Koyduğu Auntie Mame - Mame Teyze yi Hollywoçd a getiren M ırtnrj Do Costa. bu talihliler kafilerine katılan sun rejisördü. Mevsimin en iyi komedisi Anthony Mann, Erskine Caldvvell - in vaktiyle sansürle dağdağalı maceralar geçiren God s Little Acre - T annya adanan toprak m a el attığı vakit, rom anın sadece iç gıcıklıyan sayfalarını perdede seyretmek üm idine düşen seyircileri avlam ak ister bir şekilde davranm aktan ileriye geçmiyor, fakat ihtisas sahibi olduğu kovboy film leri sahasında M an of the W est - Batı adam ı nı verdiği vakit. daha sağlam bir zeminde çalıştığı belli oluyordu. Yine kovboy film lerinde tecrübeli olan How ard Hawks Rio Bravo ile, bu sahadaki tecrübesi her zam an iyi netice vermiyen Edward D m ytryk ise W arlock ile belirli bir seviyeyi tutturabiliyorlardı. A kıntının dışındakiler DİKKAT! endisine ağır, emin bir çalışma temposu seçen ve her adım ım hesaplı atan, George Stevens in belki de en güç tecrübesi olan The Diary of Anne F rank - Anne F rank'ın hatıra deftcri''nden yüzüm ln akıyla çıkışı bir yana bırakılırsa mevsiminde Hollyvvood'lu sinemacıların diğer başarılan daha çok m e sut tesadüflere borçlu olarak meydana gelmişe benzemektedir. VVollcs, yıllardan sonra Hollywood da rejisörlüğe yeniden dfiııdüçii vakit çev r- diği Touoh of E vil i daha çok teknik ustalığı, dinam ik sinema anlayışıyla kurtarabilm ektedir., Stanley Kram er in The Def-ant Oncs - K a der bağlayınca, bir yandan Lıttle Rock olaylarının bir yandan s^ımryocularla M accartyst'lerin mücadelesinin gelişmeleri yüzünden olduğundan fazla bir ehemmiyet kazanm aktadır. Aynı şekilde. Deibert M ann m Separate Ta.ıles - Ayrı m a salar!, all-star rol dağılışı ve Terence R attigan 'ın çizdiği bflzı tiplerin başarılı oyuncular tarafından canlandırılması alaka çekicidir. R ichard Fleischer in Compulsîon - Zorlam a sı seyredilebilir olm a hususiyetini Orson NVelîes in yıllardan, beri yeniden bir solo oyun çıkarm a sına borçludur... A ncak şifa bulm az bir Hollywood hastası olanlar, son yıllarda Hollywood un geçirdiği sarsıntının ciddî olm adığını ileri sürebilir, ancak bunlar Hollyvvood tablosu nun olduğundan <'ok karanlık resmedildiğini ileri sürebilir ve Ho"yvvood un ölm ezliğini iddia edebilir. F akat bunlar için -yapacak birşey yoktur. Üstelik Hollywqod hem bizzat kendisini hem de sadık taraftarlarını, sağlam lığına, gençliğine inandırm ak için, normal insanlar için gülünç de gözükse bâzı suni usullere de başvurm aktadır. N itekim geçen ay, Hollywood un son buluşu, perdede bir korku film inin cn heyecanlı görüntüleri gösterilirken, her seyircinin koltuğu altına yerleştirilen m o torlarla seyircilerin sunî olarak titretilmesi idi. Hollyv/ood komedi film lerfni gösterirken seyircinin koltuk altına dokunan çubuklar, melodram lar gösterirken seyircinin gözyaşı dökmesine sebep olan gazlara da başvurabilir. Z ira kendi kurduğu sistemin kurbanı olan bir sinema şim di bu kadar zavallı çarelerden medet um acak durum a düşm üştür. AKIS'uı 115 ve 123. sayısı mahkeme karam!* topl'utı- rümıştı. Gene mahkeme karariyle iade mecmualar şimdi satışa arzedildi. edilen bu fevkaiâde Merakla ve katıla katıla gülerek okuyacağınız bu iki mecmuayı AKİS mecmuası P. K. 582 Ankara adresine göndereceğiniz 2 adet altmış kuruşluk posta pulu ile temin edebilirsiniz. \ * A K İS, İS E Y L Ü L 1959
33 Ş_ P O R Futbol Şanssız Fenerbahçe J atanbulun M ;thatpaşa Stadı. kurulmuş olduğu»ründen beri geçen haftaki kadar büyük bir kalabalığa şahit olm am ıştır. Tribünlerde bos yer değil, sahayı görebilecek, bir çift gözlük bir aralık dahi yoktu. Y apılan ilâve tribünler her dakika çökmek tehlikesi gösteriyordu. Nihayet kalabalık seyirci topluluğu sahanın içine de -bunlar daha ziyade dâvetiyelilerdi- sızm aya m uvaffak olm uştu. A vrupa Şampiyon Kulüpler Turnuvasının bu müsabakasında, karşılaşan takım lar Macaristan lig birincisi Csepel Vasas ile Türkiye Şam piyonu Fenerbahçe takım larıydı. İk i takım on gün sonra Budapeştede Nep stadında karşı karşıya gelecekler ve ik i m üsabakanın neticesinde skoru lehine çeviren taraf, ayni turnuvanın ikinci turunu oynam ak h akkını -Muhtemelen İspanyol Barcelona takım ı ile- kazanacaktı. Fenerbahçe İçin Csepel m açının ehemmiyet arz eden çeşitli tarafları vardı. Bu maçın, Budapeşte handi- kapı hesaba katılarak, Sarı - Lâciverttiler lehine açık ve net bir skorla bitmesi, Türkiye şam piyonuna en azından 500 bin lira m enfaat tem in ederdi. İdareciler kazanılacak zaferin gan ve şerefi kadar, işin bu ta rafı ile de ilgiliydiler. N itekim Başkan A g âh Erozan, keyfiyeti y an kapalı bir şekilde, Fenerbahçe kam pında oyunculara izah etmeye çalışmış, sonunda da: "M açı kazanın, a- çık şekilde kazanın, Budapcştede vaziyeti idare edip gelin, sonra benden ne isterseniz dileyin.. deyivermişti. Fenerbahçe bu güne kadar yabancı takım lar karşısm da daim a en İyi neticeleri alm akla şöhret yapmış bir ekipti. Bu sebeple sahayı dold-uran otuz bine yakın kalabalık, İstanbul şam piyonundan parlak bir maç beklemekteydi. Csepel Vasas bir fabrika takım ıydı. Elem anlar arasında yıldız futbolcular. m illi takım oyuncuları yoktu. Sadece futbolün onbir kişi ile oynandığinı iyi biliyorlardı. Bu yıl oynamış oldukları lig m açlarında parlak neticeler alm am ışlardı am a "anlaşm ış bir futbolün Istanbuldan kendilerini en azından bir beraberlikle döndüreceğini üm it ediyorlardı. Hir Q.nlık gaflet \.f açtan önce ileri sürülen tahm in ve görüşler, oyunun seyrine zerrece uygun düşmedi. Netice olarak b.rçok kişi m uhtemel bir beraberlikten bahsetmişti. A m a gerçekte bu beraberliğin, m açın böyle bir seyir takip ettikten sonra vuku bulacağını önceden düşünen yoktu. Bir anlık gaflet. Sarı - Lâcivert renkli T ürk takım ın a fazla pahalıya m al oldu. Oyuna başlanalı henüz o- A K 13, 16 E Y L Ü L 196* tuzbeş saniye geçmişti. İlk vuruşu M acariar yapmışlardı. Santrfor topu so! içe. sol ıç sağ hata, sağ haf sağ açığa gönderdi. Sağ açık süratle Fenerbahçe kalesine indi, Bahrinin üzerine çıktığı bir sırada da topu sağ için önüne yuvarladı. Fenerbahçe defansı uyum akla meşgulken, Macar sağ iç çok yakından sert bir şutla topu Fenerbahçe kalesine gönder- Ynekte güçlük çekmedi. Oyunun birinci dakikamı henüz tam am lanm a mıştı. Mac âdeta ikinci defa ve Fe- nerbahçenin 1-0 m ağlûbiyeti ile tekrar başlıyordu. Oyundan berabere çıksak iyi o- lur diyen Cscpel liler için m üsabaka böylelikle tatlı bir sürpriz içinde a- çılmıştı. Sarı - Lâciverttiler bundan sonra olanca kuvvetleriyle Macar rakiplerinin üzerine çullandılar. Birinci devrenin hemen hemen tam am ını, i- kinci devrenin de büyük bir kısmını tek kale oynadılar. L âkin neye yarar? Şuursuz ve telâşlı bir hücum sistemi, sol içlerini de geri çekerek kapalı bir m üdafaa yapan rakiplerin oyunu karşısında erimeye, kırılm aya âdeta m ahkûm du. Bu arada Fenerbahçe takım ının Taktm kurtaran kaleci: Bülent gol kabiliyetine direkt olarak tesir etmeye m uktedir iki lnsayt oyuncunu da -Can ve Lefter- inatla ayaklarında top tutup, çalım üzerine çaltrn yapınca, Csepel m üdafaasının lşj büsbütün kolaylaşıyordu. Fenerbahçe forveti klâsik bir beceriksizlik nünıunesi halindeydi. Bu arada Yüksel, Can, E rgun en rahat pozisyonları bi- 1-3 hovardaca harcadılar. Oyunun g i dişatı da S a n - Lâcivertler için "şanalı kelimesini kullanm aya im k ân verecek gib: değildi. Z ira atılan üç şut da kaleciyi geçmesine rağm en d.rekten dönüverm işti. Her geçen dakika, Fenerbahçeyi büsbütün sinirlendiriyor, takım ın gol çıkartm a kudretinden bir şeyler alıp g ötürüyordu.. M acarların sert, lâk in kasti faullerden uzak bir futbolleri vardı. Oyunu m üm kün mertebe ağırlaştırm ak gayreti içindeydiler. İlk saniyeda a ttık la n gol, onları böyle bir maç çıkartm aya âdeta zorluyordu. Maç devam ediyor, Fenerbahçe bastınyor, gol atam ıyor ve bir anlık gafletin kefaretini ödüyordu. İşte ilk devre böylece 1-0 Fenerbahçenin m ağlûbiyeti ile bitivermişti. A kın üzerine akın, baskı üzerine baskı para etmemişti. D üzgün şut atm ak tan m ahrum bir forvetin, kapalı bir m üdafaa tatbik eden rakibi karşısında nasıl bir ikinci devre çıkaracağı düşünülecek noktaydı. N itekim haf- ss
34 SPOR tayım da takım lar soyunma odasına giderlerken tribünlerde bir endişe kendini hissettirmeye başlamıştı. Oyunun gidi») iy i acar takım ı btltün maç boyunca Fenerbahçe kalesine parm ak ile gösterilecek kadar az akın yapmıştı. Bunlardan ikisini Özcan kurtarm ış, üçünü de rakip forvet akıl almıyacak kadar kötü vuruşlarla dışarı a t mış. biri de golle neticelenmişti. H albuki Fenerbahçe, sayısız fırsat heba etmişti. Sağdan ve soldan atılan kornerlerin sayısı hatırda tutulam ıyacak kadar çoktu. E n kolay pozisyonlar ya ayakta top bekletmek, ya topa iyi vuram am ak yahut isabetsiz atışlar yüzünden peşpeşi sıra heba olup g itmişti.. Ü m itlerin kırılm aya yüz tuttuğu bir sırada, oyunun başından beri sayısız gol fırsatını öldüren Can. bir avut vuruşundan dönen topu yakalalattı. Top Csepel kalesine girerken dı. sürdü, kontrol etti ve şutunu pat-»aat, oyunun 78 inci dakikasını gösteriyordu. H albuki aynı Can. bir dak ik a evvel çok daha m üsait bir durum da topu dışarıya göndermişti. M açın son on dakikası, ik i taraf için de çetin bir mücadele halinde geçti. Sert çıkışlar, itişmeler, topu taça atm alar, kaçırılan fırsatlar biribirini takip etti. Bu arada Macar aol açığı son derece m üsait bir pozisyondan istifade edemedi. 89 uncu dakikada da Lefterin Naciden aldığı bir pasla onsekiz içinden savurduğu köşelemesine bir şut stadı dolduran 30 bin kişinin A h!. la n arasında kıl payı fark la dışarıya çıktı. Netice belli olm uştu: Çekişmeli, heyecanlı am a kalitesiz maç. böylelikle 1-1 berabere sona eriyordu. Budapeşte yolunda p enerbahçe 90 dakikalık oyunun * en azından 70 dakikasında oyuna hâkim di. A m a böylesine oynayan bir forvetle gol atm ak, daha ziyade tesadüfe kalıyordu. Yoksa, vasat bir kuvvete sahip görünen Csepel yenilmeyecek bir takım değildi. Bol depl&sman yapıyorlar, topu en m üsait durum da olan arkadaşlarına geçirmeye gayret ediyorlardı. Birkaç m ü him fırsatı pek cömert ve rahatça harcam ışlardı. Ne var ki bu kaçırılan fırsatlar Fenerbahçeninkiler yanında, devede kulaktı. Fenerbahçe, aynı takım la bir defa da Budapeştede Nep»tadında karşı karşıya gelecektir. O m aç da berabere bittiği tak dirde bitaraf bir sahada ücüncü bir karşılaşm a yapılacaktır. Ü m it edilir ki. S a n - Lâciverttiler rakiplerinin kuvvetli ve zayıf taraflarım iyice görüp anlam ışlardır. Bu takdirde Peşte m açını bir başka düzen ve hesap içinde oynam ak zorunda kalacaklardır. Bu kere avantajın çoğu Csepel indlr. Fenerbahçenin silâhı "iyi futbol olacaktır. B unu da gösterdikleri zam an Peşteden iyi bir neticeyle dönmeleri pekâlâ kabil olur.?,\ Maraton Millî Lig ediyor \ ıhayet 19 Mayıs Stadının maçla- * ra hazır hale getirilmesiyle geçen h afta M illi Lig karşılaşm aları Ank aıad a da başlıyabıidı. Cumartesi ve Pazar günieri başşehirde yapılan m açlar az seyirciye rağm en iyi hasılat yaptı. Zira A nkara Bölgesi de Istaııbula uym uş, m aç biletlerinin Ücretlerini kabarık tutm uştu. Kapalı tribün için 10 lira vermek lâzımdı. Yani bir aylık maç tahsisatı olarak bu- m eraklının ayda seksen liraya iht.yacı olacaktı. P ahalı sözüne içerleyen Boige M üdürü ve Futbol A janı iddiayı politik bir cevapla savuşturdular: Bu g ü n k ü devire göre ucuz bile sayılır dediler. Cumartesi günü ilk m açta Hacettepe biraz ofsayt kokan bir golle genç rakibi Şeker H ilâ l takım ım 1-0 yendi. G ünün ikinci m açı iki ezeli rak:p olan Gencierbırliği ile Anka- ragücü arasında oynandı. Bu maçı da AnkaragUcü hâkim bir oyundan sonra 2-0 kazandı. Pazar m açlarında garip bir tesadüf ilk günün m ağlupları ile galipleri karşı karşıya geldiler. Şeker H ilâl - Gençlerbirliği m açı Şeker H ilâlin 1-0 zaferi ile son buldu. Hacettepe - A nkaragücü karşılaşm ası zam an zam an hırçın ve çekişmeli geçti ve 1-1 beraberlikle son buldu. İstanbulda yapılan m üsabakalara gelince, haftanın maçı Perşembe g ü nü oynandı. Fenerbahçe beraberliğinden sonra K asım paşam n şöhretli ve kudretli Galatasaray karşısında ne yapacağı m erakla bekleniyordu. Mac miitevazi Kasım paşam n sıkı bir.m ü dafaa taktiği içinde oynandı ve Ga- latasarayın gol m akinesi Metin çepçevre sarılınca m aç golsüz ve beraberlikle sona erdi. Böylelikle Kasımpaşa, Fenerbahçe ve G alatasaray m açlarından iki puan kazançla çıkıyordu ki, bu kendisi için büyük başarıydı. Cumartesi m açlarında Vefa, gayretsiz ve gayesiz görülen Adaleti bir de penaltı kaçırdıktan sonra 1-0 yeniverdi. G ünün ikinci m açında genç Beşiktaş, gene genç oyunculardan kurulu Beykoz ile 1-1 berabere kaldı. Beykoz bu m açta Vefa gibi hareket etmedi ve verilen penaltıyı golle neticelendirmesini bildi. Pazar günü tehir edilen M illî Lig m açlan yerine Fenerbahçe ile Csepel T urnu Avrupa Şampiyon Kulüpler vası için karşılaştılar. JtN E K O IX X Î. O P E R A T Ö B Dr. N İHAL StLtEB Kadın H astalıkları. D u tu m Mütehassısı Moavwıehanp : Kaman tvaran BUlfir Ban B at 2 No: K T«i ı * F 11 Mecmuayı 4 K i <i Okursa Her hafta 150 bin den fazla insan AKİS i böyle merakla okuyor BU N LA R S lz ÎN IL Â N L A R IN 1 * d a n f a y d a l a n a b î i -b c b m. llv B T A & B B L H Ü 8T B R İLBBJ- REKLAMINIZI AKi S' t e YAPTIRINIZ
35
36 . - * ı.
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar
Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar la da gi di le mez. Çün kü uçak lar çok ya kın dan geçi
Gü ven ce He sa b Mü dü rü
Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.
İKİNCİ Savaş Bakanına yaptığı ziyaretten sonra, Komünist milletvekili' ve Partinin Merkez Komitesi üyesi
-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di
-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di ne: Sen gü neş li so kak lar da do laşı yor sun, is
Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi
Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Erdoğan, "OHAL uygulaması kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir" dedi. 21.07.2016 / 09:56 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından
BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK OLU
BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK OLU Kasım 29, 2006-12:00:00 BAŞBAKAN ERDOĞAN: KOPENHAG SİYASİ KRİTERLERİ NOKTASINDA EĞER HERHANGİ BİR SIKINTI DOĞACAK
mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi
mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi al mak için ka fası nı sok tu. Ama içer de ki za rif
ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu
ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI
Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu
Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Ocak 05, 2017-4:11:00 Başbakan Binali Yıldırım, Keçiören Belediyesi önünde düzenlenen metro açılış töreninde yaptığı konuşmada, nüfusu
Baki olan Rabbimiz ve davamızdır
Baki olan Rabbimiz ve davamızdır Eylül 26, 2014-2:33:00 Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yine böyle bir şölenle inşallah, bir gün biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın bana tevdi ettiği bu görevi bir başka kardeşimize
Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular
Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil
Şehit yakınları ve gaziler için iş kurası
Şehit yakınları ve gaziler için iş kurası Temmuz 15, 2015-4:50:00 Başbakan Ahmet Davutoğlu, salonda bulunanlara, "Bayrama ulaşmadan önce bir bayramı daha sizlerle yapabilmek için bu atama merasimi gerçekleştirme
10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ
10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,
HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR
BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı
/ 77 TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
10.04.2006 / 77 TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun (TPKK) 1 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden
T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8
T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması
M Ü FE TT Ġġ Y A R D IM C ILIĞ I S IN A V I B A ġ V U R U FO R M U
M Ü FE TT Ġġ Y A R D IM C ILIĞ I S IN A V I B A ġ V U R U FO R M U S ınava girm ek istediğiniz ili seçiniz İstanbul Ankara 4,5*6 eb ad ın dakifoto ğrafın ızı yap ıştırın ız İzm ir B ilim sınavına girm
Özal'dan şok açıklama
Özal'dan şok açıklama Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal şok bir fotoğrafı basın mensuplarıyla paylaştı. Ahmet Özal meclise seslenerek ölümü şüpheli kişilerin ve faili meçhullerin şüpheli ölümlerde
Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e?
Seçelim ve yerleştireli. erelisi iz? e i adı e u oldu erha a Türk ü sizi adı ız erelisi iz? Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu.... e? Sophie : Be i adı Sophie. Kutlu : Memnun oldum. Sophie : Be de..
Türkiye'de ilan edilen olağanüstü hal uygulaması dünya basınında geniş yer buldu / 11:14
Dünya Basınında OHAL Türkiye'de ilan edilen olağanüstü hal uygulaması dünya basınında geniş yer buldu. 21.07.2016 / 11:14 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 3 ay süreli OHAL kararı dünya
7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ 1. I. ( 15) ( 1) 5. ( 125) : ( 25) 5 6. (+ 9) = (+ 14)
7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ TEST 1 1. I. (15) (1) II. (1) (6) III. (+8) (1) IV. (10) (1) Yukarıda verilen işlemlerden kaç tanesinin sonucu pozitiftir? A) 4 B) 3 C) 2 D) 1
Başbakan Binali Yıldırım, başbakan olarak ilk kez memleketi Erzincan'a geldi.
Başbakan Binali Yıldırım, başbakan olarak ilk kez memleketi Erzincan'a geldi. 1/5 Başbakan Yıldırım'ı Erzincan Havalimanı'nda İçişleri Bakanı Efkan Ala, Erzincan Valisi Süleyman Kahraman, Erzurum Valisi
TEST 1. Hareketlilerin yere göre hızları; V L. = 4 m/s olarak veriliyor. K koşucusunun X aracına göre hızı; = 6 m/s V X.
TEST 1 ÇÖZÜER BAĞI HAREET 1 40m a =3m/s 4m/s 3 1m/s 6m/s 4m/s ere göre yüzücünün hızı: = 5 m/s olur I yargı doğrudur a =3m/s y =4m/s + Hareketlilerin yere göre hızları; = 1 m/s = 6 m/s = 4 m/s olarak veriliyor
MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ
5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III
STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI
22 STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 406 A GRUBU STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 22 A GRU BU STAJ ARA DÖ NEM DE ER LEN D R ME S AY RIN TI LI SI NAV KO NU LA
Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.
BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu
Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu
Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu Şubat 03, 2017-5:56:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi'nin ve yapımı tamamlanan
BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU, BATI TRAKYALI GENÇLERLE YTB DE BULUŞTU Cuma, 13 Nisan :47
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneğinin girişimleriyle Yunanistan'dan gelen Batı Trakyalı öğrencilerle
T.C. VAN VALİLİĞİ Van Halk Sağlığı Müdürlüğü
T.C. VAN VALİLİĞİ Sayı : 37.811.563-934/ 19/01/2015 Konu : Teklife Davet Sayın :... T e l: F ak s: Kurumumuzun ihtiyacı olan (4) kalem AFİŞ, BROŞÜR VE PLASTİK M ÜHÜR ALIMI işi satın alınacaktır. İlgilendiğiniz
İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012
15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene
Türkçe Dil Bilgisi B R N C BÖ LÜM SES B L G S. a b c ç d e f g h i j k l m n o ö p r s t u ü v y z TÖMER. Gazi Üniversitesi 17
B R N C BÖ LÜM SES B L G S a b c ç d e f g h i j k l m n o ö p r s t u ü v y z TÖMER Gazi Üniversitesi 17 1-ALFABE Tür ki ye Türk çe sinin alfabesinde 29 harf var d r. A a (a) ayakkab B b (be) bebek C
Cumhuriyet Halk Partisi
1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini
œ œ œ. œ œ œ œ œ œ œ œ
A RI DA I NDAN UÇTUM & b 4 2 & b Ağ rı Da ğı'n Kış la nın ö Dağda hay la danuç tum nü pı r kurdu Ça yır çi me Hep kuşlatım r le o A Yöre: Ağrı ne di düştüko r durdu Ça yır çi Hep küş lar A tım r me o le
KANUNEN OLMAYAN, AMA İLİMİZDE UYGULANAN HAYAT STANDARDI.? Yeni bir haftada yine beraberiz.geçen haftaki
KANUNEN OLMAYAN, AMA İLİMİZDE UYGULANAN HAYAT STANDARDI.? Yeni bir haftada yine beraberiz.geçen haftaki yazımda Siirt Ticaret Sanayi odası Başkan Vekili Sayın Nedim KUZU Dostumun davetine icabet etmiş
29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34
Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir
AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te
AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te Mart 25, 2008-12:00:00 AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan Bosna-Hersek te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bölücü terör örgütüne yönelik
ATAM MARŞI ... œ. œ. œ. œ. œ. -œ. œ œ bœ. œ œ nœ ... œ œ œ Œ œ œ. & b 1- &b œ j œ j œ j œ œ œ nœ œ. . œœ œ œ œ œ. œ Œ. œ œ. œ œ j œ.
q=100 ATAM MARŞI Söz ve Müzik: Ziya AYDINTAN Eşlik Düzenleme:Ercan BAŞ 2 &b4 { Piano q=100.......... 2 & b - 4 œ œ œ œ œ œ œ œ œ œ œ intro...? 2 b 4 œ œ œ œ œ œ œ. œ. œ. œ. œ. -œ œ. œ. œ. œ. œ. œ. œ..
Biz yeni anayasa diyoruz
Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak
Bodrumlu seçmenden yoğun katılım
Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP
BAĞIL HAREKET. 4. kuzey. Şekilde görüldüğü gibi, K aracındaki gözlemci L yi doğuya, M yi güneye, N yi güneybatıya doğru gidiyormuş gibi görür.
AIŞTIRAAR BÖÜ BAĞI HAREET ÇÖZÜER BAĞI HAREET 1 4 N N =v =0 Şekilde görüldüğü gibi, aracındaki gözlemci yi doğuya, yi e, N yi batıya doğru gidiyormuş gibi görür = = = 0 olur ( aracı duruyor) =v = aracı
AĞUSTOS / 2017 AYI İTİBARİYLE K TÜRÜ YETKİ BELGESİ SÜRESİ BİTECEK FİRMALAR
AĞUSTOS / 2017 AYI İTİBARİYLE K TÜRÜ YETKİ BELGESİ SÜRESİ BİTECEK FİRMALAR SIR A NO U -N ET NO FİRM A Ü N VANI BELGE TÜ RÜ BELG E G E Ç ER LİLİK TA R İH İ 1 47894 E R H A LLA R D.Ç SA N. T İC.A.Ş K İ 2
DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ
DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili
yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde
otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur
13. ASKERLİK GÖREVİ Ordu Hayatı Savaş Yönetimi ve Siyaset Ordu Okuldur SEÇİM
İÇİNDEKİLER SUNUŞ...1 GENELGE... 5 GİRİŞ... 9 AÇIKLAMA... 23 VATANDAŞ İÇİN MEDENÎ BİLGİLER NEDEN BAHSEDER?25 L MİLLET... 28 1.1. Türk Milletinin İncelenmesi... 28 2. DEVLET...37 2.1. Devlet Şekilleri...
MESLEK HUKUKU. Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
MESLEK HUKUKU Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir İSMMMO Mevzuat Yayınları 1 Grafik ve Uygulama: Evren Günay Bask ve Cilt TOR OFSET SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Hadımköy Yolu Akçaburgaz Mah.
BAĞIL HAREKET BÖLÜM 2. Alıştırmalar. Bağıl Hareket ÇÖZÜMLER. 4. kuzey
BAĞI HAREET BÖÜ Alıştırmalar ÇÖZÜER Bağıl Hareket 1 4 batı =v =0 doğu Şekilde görüldüğü gibi, aracındaki gözlemci yi doğuya, yi e, yi batıya doğru gidiyormuş gibi görür = = = 0 olur ( aracı duruyor) aracı
22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi
22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.
DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI. Açış Konuşması. Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı. 26 Mart 2016, İstanbul
DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI Açış Konuşması Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı 26 Mart 2016, İstanbul Sayın Başbakan Yardımcılarım; Bakanlarım; Saygıdeğer Protokol; Çok Değerli Başkanlar; Dünyanın dört
Genel Müdürümüz Sayın İsmail GÜNEŞ Isparta ve Burdur da Toplu Temel Atma ve Açılış Merasimine İştirak Etti
1 Genel Müdürümüz Sayın İsmail GÜNEŞ Isparta ve Burdur da Toplu Temel Atma ve Açılış Merasimine İştirak Etti Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Isparta ve Burdur da açılış ve temel
KOBİ ler Nefes alacak / Ankara. TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata
02.12.2016 / Ankara TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata 1/6 geçirilecek olan KOBİ lere Nefes Kredisi için imzalar, Başbakanlık Çankaya Köşkü nde düzenlenen lansman
Altın Ayarlı İslâmi Finans
Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden
DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25
DÜZE AAAR BÖÜ 5 DE SRU 1 DE SRUAR ÇÖZÜER 4 1 A B C D E F ışık ışını B noktasından geçer ışık ışını E noktasından geçer 5 ESE AAR ışını ve düzlem aynalarında yansıdığında, n = 3 ve n = 1 olur Bu durumda
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Karacan Düzce'de
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Karacan Düzce'de 22.11.2017-22:35 Son Güncelleme: 22.11.2017-22:35 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan, 2019 a giden yolda dava uğruna daha fazla mücadele edeceğiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu Ağustos 21, 2017-1:53:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde
TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ
LÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ Amaç ve Kapsam GİRİŞ Madde 1-Bu Yönetmelik, Toprak Mahsulleri Ofisini ziyaret eden Devlet Başkanı ve Devlet Büyüklerine; Ofise katkıda bulunan yerli ve
DİĞER NOKTALAMA İŞARETLERİ
DİĞER NOKTALAMA İŞARETLERİ 1. ÜÇ NOKTA 1. A latı olarak ta a la a ış ü leleri so u a ko ur: okaklarda kadı lar, eşeyle orada oraya koşuştura ço uklar, keyifli ge çler e i ir yakalarsa 2. Açık yazıl ak
AKM restorasyonu için protokol imzalandı
AKM restorasyonu için protokol imzalandı Şubat 15, 2012-1:25:01 Atlas Pasajı'ndaki İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğünde düzenlenen imza töreninde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile Sabancı Holding
BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;
1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu
İstanbul 13. Müebbet çıktı
19 MART 2013 www.reisgida.com.tr Müebbet çıktı ERGENEKON davasında Savcı Pekgüzel, mütalaasını mahkemeye sundu. İlker Başbuğ dahil 64 sanık için ağırlaştırılmış müebbet istendi. İstanbul 13. Ağır Ceza
Türkiye Siyasi Gündem Araştırması
I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına
KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN
3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun
Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.
Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim
BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu
BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu 3.Klinik Farmakoloji Sempozyumu-TRABZON 24.10.2007 Klinik ilaç araştırmalarına
34 NOLU SÖZLEŞME ÜCRETLİ İŞ BULMA BÜROLARININ KAPATILMASI HAKKINDA SÖZLEŞME
34 NOLU SÖZLEŞME ÜCRETLİ İŞ BULMA BÜROLARININ KAPATILMASI HAKKINDA SÖZLEŞME Aynı konudaki 96 sayılı sözleşmenin onaylanması sonucu yürürlükten kalkmıştır ILO Kabul Tarihi: 8 Haziran 1933 Kanun Tarih ve
İslam da İhya ve Reform, çev: Fehrullah Terkan, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2006.
Faz lur Rah man: 21 Ey lül 1919 da Pa kis tan n Ha za ra şeh rin de doğ du. İlk öğ re ni mi ni Pa kis tan da Ders-i Niza mî ola rak bi li nen ge le nek sel med re se eği ti mi şek lin de biz zat ken di
MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ
3. BÖÜ GAZ BASINCI ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖZÜERİ 3. ı ı Z ı 1. I II III,, muslukları açıldığında: I düzeneğinde: aptaki yüksekliği arttığından, kabın tabanına yapılan toplam basınç artar. Borudaki
GELECEĞİ DÜŞÜNEN ÇEVREYE SAYGILI % 70. tasarruf. Sokak, Park ve Bahçelerinizi Daha Az Ödeyerek Daha İyi Aydınlatmak Mümkün
www.urlsolar.com S L D-S K -6 0 W ile 1 5 0 W St an d art S o kak L a m ba sı F iya t K arşılaşt ırm a sı kw h Ü c reti Yıllık Tü ke tim Ü cre ti Y ıllık T ü ketim Fa rkı kw Sa at G ü n A y Stan d art
Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı na
1 Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı na Suç Duyurusunda Bulunan : (Avukat) Serdar ÖZTÜRK TCKN :18689107606 5 No lu L Tipi C. İ.K. C Blok No:9 SİLİVRİ/ İSTANBUL Şüpheliler Suç :1- Hüseyin ÇAPKIN- Suç Tarihinde
Kumbahçe de otel inşaatında göçük meydana geldi
Kumbahçe de otel inşaatında göçük meydana geldi Bodrum Belediyesi önlemler alınıncaya kadar inşaatı durdurdu Bodrum un en işlek yerleşim yerlerinden biri olan Kumbahçe Plajı yakınında Cumhuriyet Caddesi
MART 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili
MART 2016 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Akdeniz/Karaduvar Mahallesinde saha çalışması
Yaz l Bas n n Gelece i
Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda
Siirt'te Örf ve Adetler
Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini
Cumhuriyet Halk Partisi
1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.
alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.
HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir
SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00
Türkiye de siyaset yalnızca oy kaygısı ile yapılıyor Siyasete popülizm hakimdir. Bunun adı ucuz politika dır ve toplumun geleceğine maliyet yüklemektedir. Siyaset Demokrasilerde yapılır. Totaliter rejimler
Macit Gündoğdu:2019 Yerel Seçimleri ne hep beraber emin adımlarla yürüyeceğiz
Macit Gündoğdu:2019 Yerel Seçimleri ne hep beraber emin adımlarla yürüyeceğiz Adalet ve Kalkınma Partisi Bodrum İlçe Başkanlığı, Aralık ayı danışma toplantını gerçekleştirdi. Toplantıya katılan Ak Parti
KRONİK 1957 YILI MEVZUATI [*]
KRONİK! 1957 yılı mevzuatı; II. Mahkeme içtihatları; m. Eser tahlil ve tenkitleri. 1 1957 YILI MEVZUATI [*] (l/vti/1957 31/XII/1957) A) Kanunlar; B) T.B.M.M. kararları; C) Tefsirler; D) Nizamnameler; E)
MUĞLA GAZETECİLER CEMİYETİNDE GÖREV GENÇLERİN
MUĞLA GAZETECİLER CEMİYETİNDE GÖREV GENÇLERİN Muğla Gazeteciler Cemiyeti 12. Seçimli Genel Kurulu Konakaltı İskender Alper Kültür Merkezinde gerçekleşti. 23 yıldır cemiyet başkanlığını yürüten duayen gazeteci
3- Hareketimizin; Ankara'da Musab bin Umeyr Derneği dışında hiçbir grup, dernek, cemaat ya da örgütle bir bağlantısı bulunmamaktadır.
Downloaded from: justpaste.it/11pk4 MEDYA'DA YER ALAN HABERLERLE ALAKALI KURTUBA GENÇLİK HAREKETİ AÇIKLAMASI 19 Aralık 2016 tarihinde, Rus Büyükelçi Karlov'un öldürülmesi üzerine, medyada Hareketimiz ile
MEDYA'DA YER ALAN HABERLERLE ALAKALI KURTUBA GENÇLİK HAREKETİ AÇIKLAMASI
Downloaded from: justpaste.it/11pk4 MEDYA'DA YER ALAN HABERLERLE ALAKALI KURTUBA GENÇLİK HAREKETİ AÇIKLAMASI 19 Aralık 2016 tarihinde, Rus Büyükelçi Karlov'un öldürülmesi üzerine, medyada Hareketimiz ile
MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM
MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE 10-16 ZAM Milas Belediyesi ile DİSK arasında devam eden toplu iş sözleşmesi sonuçlandı. Buna göre işçilere yüzde 10 ila 16 arasında zam verildi. Milas Belediyesi ile
Yer altı şehrine açılan kapı, Kayıp İncil, cinayet ve MİT : Tarsus taki gizemli evde ne oluyor?
Yer altı şehrine açılan kapı, Kayıp İncil, cinayet ve MİT : Tarsus taki gizemli evde ne oluyor? HABER MERKEZİ- Mersin in Tarsus ilçesinde yaklaşık 1 yıldır devam eden kazı ile ilgili gizem her geçen gün
YAŞ ta bedelliye olumlu bakıldı
YAŞ ta bedelliye olumlu bakıldı Aralık 05, 2014-3:06:00 Başbakan Davutoğlu, bedelli askerlik konusunun Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) görüşüldüğünü ve olumlu kanaatlerin ifade edildiğini söyledi. Başbakan
TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR
Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.
OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav
Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek!
Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek! Cezayir'de 1990'lı yıllardaki duvar yazıları, İslamcılığın yükseldiği döneme yönelik yakın bir tanıklık niteliğinde. 10.07.2017 / 18:00 Doksanlı
ÖĞRETİM) PROGRAMI, (ÖRGÜN ÖĞRETİM) (ÖRGÜN ÖĞRETİM) 9 A Na*** Va*** PAZARLAMA ,000 88,0350 Kazandı
İŞLETME YÖNETİCİLİĞİ, TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI, (İKİNCİ 1-19 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ YARIYILI YERLEŞTİRME RAPORU 1 A71 *******9 İKTİSAT, LİSANS PROGRAMI, (ÖRGÜN EC*** EK*** 9.9 1, 95,5 Kazandı A139
T.C. ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı REKTÖRLÜK MAKAMINA
Evrak Tarih ve Sayısı: 28/10/2015-6400 A t ERZURUM Tf K-NİK UN İVERSI I ISI T.C. ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı B E K A Sayı :78096178-100/ Konu :Eğitim REKTÖRLÜK
4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı
4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*
YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin
YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,
ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.
Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:
OKUL ÖNCESİ DİN VE AHLÂK EĞİTİMİ
OKUL ÖNCESİ DİN VE AHLÂK EĞİTİMİ Değerler Eğitimi Merkezi Eserin her türlü basım hakkı anlaşmalı olarak Değerler Eğitimi Merkezi Yayınları na aittir. Değerler Eğitimi Merkezi Yayınları bir Ensar Neşriyat
"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"
"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri
AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK
AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK 2014 0 İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2014 EKİM / AFYONKARAHİSAR İHRACATI İlimizin Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 artışla
ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ
SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer
Karşılıksız Çek için Para ve Hapis Cezası Var
Çek Kanunu; 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun 19.03.1985 tarihlide kabul edilmiş, 03.04.1985 tarihli, 18714 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe
Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız!
Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız! Havacılık sektörüne grev yasağı getiren yasa tasarısı mecliste onaylandı. Hava-İş Sendikası, yasa mecliste görüşülmeye başlanmadan
